Ait Olma İlkesi
Belongingness Principle
Tanım
Öğrenme ve klasik koşullanma süreçlerinde, belirli uyarıcıların veya davranışların birbiriyle doğal ve evrimsel olarak 'ait' (uyumlu) görünmesi durumunda daha hızlı ve kalıcı bir bağ kurmasını açıklayan ilke.
Örnek Vaka / Uygulama
Laboratuvar ortamında bir fareye şekerli su içirildikten hemen sonra radyasyona maruz bırakılarak mide bulantısı (zehirlenme) hissettirildiğinde, fare şekerli suyu bir daha asla tüketmez. Ancak aynı fareye aynı şekerli su içirilirken dışarıdan yüksek bir ses ve ışık çakması (çevresel uyarıcılar) verilirse, fare sesten veya ışıktan kaçınmayı öğrenmez; mide bulantısını yalnızca tat ile ilişkilendirir. Benzer şekilde, ses ile ağrı (şok) kolayca koşullanırken, tat ile şok arasında aynı hızlı bağ kurulamaz.
Derin Analiz
John Garcia'nın tat kaçınması deneyleriyle psikoloji literatürüne kazandırdığı bu ilke, Thorndike'ın 'ait olma' (belongingness) kavramının modern öğrenme teorileriyle harmanlanmış halidir. Bilişsel ve davranışsal düzeyde, her uyarıcı her tepkiyle rastgele eşleşmez. Evrimsel seçilim, organizmaların çevrelerindeki belirli uyarıcı çiftlerini (örneğin tat ile mide bulantısı veya ses ile ağrı) biyolojik hazırlıksızlık veya hazırlıklılık yasaları çerçevesinde eşleştirmeye programlamıştır. İstatistiksel olarak bu durum, eşleşme olasılıklarının eşit olmayan ağırlıklara sahip olduğunu, dolayısıyla nöral devrelerin filogenetik olarak belirli korelasyonları işleme konusunda öncelik kazandığını gösterir.
Etimoloji
Eski İngilizce 'belongingan' (ait olmak, bir yere bağlanmak) fiil kökünden türetilmiş olup, Latince 'principium' (başlangıç, temel kural) kavramıyla birleşerek bilişsel ve davranışsal süreçlerdeki ilişkilendirme eğilimini ifade eder.
Karıştırmayın
Klasik koşullanmadaki 'bitişiklik ilkesi' (contiguity) ile sıklıkla karıştırılır. Bitişiklik, uyarıcı ile tepkinin zaman ve mekanda yakın olmasını şart koşarken; ait olma ilkesi, bu yakınlığın ötesinde uyarıcıların birbirine mantıksal veya evrimsel olarak 'ait' olması gerektiğini vurgular.