-logy (-ology)
Bilim dalını, inceleme alanını veya uzmanlık branşını bildiren son ek.
-oid
Bir nesnenin, yapının veya organizmanın belirli bir temele veya kategoriye benzerlik gösterdiğini belirten morfemorfolojik son ek.
A Prime
Sinyal tespit kuramında, yanıt dağılımlarına katı varsayımlar dayandırmayan, parametrik olmayan bir uyarıcıyı doğru tanıma veya hatırlama duyarlılık ölçüsüdür.
A* Search
Başlangıç durumundan hedefe giden en kısa ve en az maliyetli yolu bulmak için maliyet fonksiyonu ile sezgisel tahmini birleştiren en iyi-ilk arama algoritmasıdır.
Abney’s Effect
Tek renkli (monokromatik) bir ışığa beyaz ışık eklendiğinde, rengin tonunda (hue) algısal bir kayma meydana gelmesini tanımlayan psikofiziksel olgudur.
ABX Paradigm
İki farklı uyarıcının ardından sunulan üçüncü bir uyarıcının öncekilerden hangisiyle eşleştiğini belirlemeye dayanan psikofiziksel test yöntemi.
Overt
Gizlenmemiş, doğrudan gözlemlenebilir, dışarıdan algılanabilir veya herkesçe bilinen durum ve davranışları nitelendiren sıfat.
Open Skill
Her defasında değişen ve öngörülemeyen çevresel koşullar altında gerçekleştirilen motor beceri.
Explicit Memory Test
Bireylerin geçmişte deneyimledikleri olayları bilinçli olarak hatırlamasını gerektiren ve doğrudan yönergeler içeren değerlendirme yöntemidir.
Open-loop System
Geri bildirim mekanizmasından yoksun olan, çevresel değişiklikleri veya olumsuz sonuçları izleyemediği için başlangıçtaki komutları körü körüne uygulamaya devam eden sistem.
Open Call System
Yaşam boyu yeni seslemelerin ve akustik kalıpların repertuara eklenebildiği vokal iletişim sistemidir.
Open-class Words
Yeni üyelerin ödünç alma, sözcük türetme veya teknolojik yenilikler yoluyla kolayca katılabildiği, dilbilgisel işlevden ziyade anlamsal içerik taşıyan sözcük kategorisidir.
Open System
Çevresiyle bilgi, enerji veya madde alışverişine izin veren geçirgen sınırlara sahip dinamik yapı.
Explicit Process
Bireyin tam bir bilinçli farkındalıkla yürüttüğü, sözlü olarak ifade edilebilen ve iç gözlemle erişilebilen bilişsel işlemler bütünü.
Explanation
Bir olgu, olay veya fenomeni nedensel koşullar, varsayımlar veya metaforlar aracılığıyla anlamlandıran ve kavranmasını sağlayan bilişsel bildirimler bütünü.
Explanatory Style
Bireylerin yaşamlarında deneyimledikleri olumlu veya olumsuz olayların nedenlerini kendilerine nasıl açıkladıklarını belirleyen bilişsel bir özelliktir.
Aperture, Draw, Syntax Model (ADS Model)
Dikkat süreçlerini açıklık, çekim ve sözdizimi olmak üzere üç ana karakteristik özellik üzerinden ele alan kapsamlı bir bilişsel mimari modelidir.
Adaptation Time
Bir duyusal uyaranın başlangıcından itibaren, uyarılan duyu organının tamamen adapte olarak uyarana yanıt vermeyi durdurduğu ana kadar geçen süre.
Adaptive İntelligence
Bilgiyi yeni durumlara uygulama, problem çözme ve çevreden öğrenerek etkili bir şekilde etkileşim kurma yeteneği.
ADS Model
Görsel algı, motor çıktı ve dilbilgisel yapı süreçlerinin entegrasyonunu açıklamak amacıyla bilişsel psikolojide kullanılan çok bileşenli bir modeldir.
African American Vernacular English (AAVE)
ABD'deki pek çok Afrikalı Amerikan tarafından konuşulan, kendine has kuralcı dilbilgisi, fonoloji ve sözdizimi yapılarına sahip köklü bir İngilizce varyetesidir.
Agglutination
Dilbilimde, birden fazla biçimbirimin (morfemin) kök yapısı değişmeksizin, yan yana gelerek yeni kelimeler oluşturması sürecidir.
Agnosticism
Belirli metafizik iddiaların veya önermelerin doğruluğunun ya da yanlışlığının bilinemeyeceğini savunan felsefi ve epistemolojik bir şüphecilik konumudur.
Network
Birbirine bağlı birim veya elementlerden oluşan herhangi bir sistem.
Network-memory Model
Uzun süreli bellek yapısının, deneyim ve tekrarlarla güçlenen bağlantılarla birbirine düğümlenmiş bilgi temsillerinden oluştuğunu savunan bilişsel model.
Tree
Herhangi bir düğüm çifti arasında yalnızca tek bir yol bulunan, yönlendirilmemiş ve döngüsüz veri grafiği yapısı.
Tree Diagram
Bir olasılık dağılımını türetmek ve resmetmek için kullanılan, bir olayın tüm olası sonuçlarını ve iç içe geçmiş ihtimalleri dallanan bir yapıda gösteren şematik gösterim.
Aha Experience
Bir probleme veya karmaşık bir meseleye ani kavrayış anında tipik olarak ortaya çıkan duygusal tepki.
Morality
Davranışların doğru veya yanlış, kabul edilebilir veya kabul edilemez olarak değerlendirilmesinde temel alınan inançlar, normlar ve değerler sistemi.
Morals
Bireylerin davranışlarına rehberlik etmek amacıyla benimsedikleri etik değerler ve prensipler bütünü.
Moral Relativism
Bir eylemin ahlaki değerinin evrensel ve sabit doğrularla değil, toplumsal gelenekler, kültür veya bireysel bağlamla belirlendiğini savunan felsefi ve psikolojik görüş.
AIO
Bireylerin yaşam tarzını, tüketici davranışlarını ve psikografik profillerini belirlemede kullanılan aktiviteler, ilgi alanları ve görüşler bütünü.
Family Resemblance
Bir kategorideki nesne veya olguların tümünde ortak olan tek bir özellik bulunmasa bile, birbirleriyle örtüşen ve zincirleme bağlar oluşturan ortak özellikler ağı sayesinde aynı kategori altında gruplanabilmesi durumu.
Belongingness Principle
Öğrenme ve klasik koşullanma süreçlerinde, belirli uyarıcıların veya davranışların birbiriyle doğal ve evrimsel olarak 'ait' (uyumlu) görünmesi durumunda daha hızlı ve kalıcı bir bağ kurmasını açıklayan ilke.
Appurtenance
Gestalt psikolojisinde, algısal bir alanın parçaları arasındaki etkileşim veya karşılıklı etkiyi ifade eder; bu süreç sonucunda parçalar birbiriyle bütünleşmiş ve ait görünür.
Principle Of Belongingness
Uyarıcılar veya öğeler arasındaki bağların, mekansal ya da zamansal yakınlıktan ziyade, mantıksal veya anlamsal bir ilişki barındırdıklarında ('birbirine ait olduklarında') çok daha hızlı ve güçlü bir şekilde öğrenildiğini öne süren öğrenme ilkesidir.
Academic
Örgün öğrenme süreçlerine, geleneksel veya teorik eğitim kurumlarındaki bilimsel çalışmalara ilişkin olan.
Academic Aptitude
Disiplinli çalışmalarda hızlı öğrenme becerisi dahil olmak üzere, skolastik bir zihinsel eylemi gerçekleştirme yetkinliği veya kapasitesi.
Academic İntelligence
Öğrenme ortamlarında ve akademik başarıda belirleyici rol oynayan analiz, değerlendirme, yargılama ve kavram tanıma gibi bilişsel yetenekler bütünü.
Academic İntelligence Task
Aritmetik problemlerin çözümü veya sözel analojilerin kurulması gibi akademik beceri ve bilgilerin aktif kullanımını gerektiren bilişsel görev.
Liquid
Yumuşak damağın kalktığı ve hava akımının yalnızca kısmen engellendiği, sürtünmesiz bir şekilde üretilen ses birimi.
Fluency
Fikirleri, kelimeleri, zihinsel çağrışımları veya potansiyel problemleri kolaylık ve hızla üretebilme kapasitesidir.
Reason
Yeni veya mevcut bilgilerden geçerli sonuçlar çıkarma, mantık ilkelerini bilinçli bir şekilde uygulama ve hakikati arama kapasitesi.
Nonrational
Akıl veya mantıksal gerekçelendirme ile doğrulanamayan ya da rasyonel çıkarımlarla açıklanamayan durum, inanç veya davranış.
Reasoning
Olgu, veri veya önermelerden mantıksal süreçler aracılığıyla sonuçlar çıkarılmasını sağlayan temel bilişsel düşünme biçimi.
Reasoning Test
Bireylerin tümevarımsal ve tümdengelimsel düşünme becerilerini nesnel ve sistematik biçimde ölçen bilişsel değerlendirme aracıdır.
Rational
Duygusal dürtülerden ziyade mantıksal çıkarsamalara, kanıta ve kabul görmüş akıl yürütme ilkelerine dayanan bilişsel durum veya süreç.
Retention
Öğrenilen davranışın, deneyimin veya bilginin, icra edilmediği veya pratik yapılmadığı bir dönem boyunca sürdürülmesi ve hafızada depolanması süreci.
Retention Measure
Bilginin ilk sunumundan veya edinilmesinden sonra belleği değerlendirmek için kullanılan herhangi bir yöntem.
İntelligent Design
Evrenin ve biyolojik organizmaların karmaşıklığının doğal seçilimle açıklanamayacak kadar kusursuz olduğu ve bilinçli bir üst akıl tarafından tasarlandığını öne süren teolojik argüman.
Stream Olfactometer
Koku verici maddelerin kontrollü bir şekilde dahil edilebildiği, sürekli bir hava akışı sağlayan koku ölçüm cihazıdır.
Accommodation
Bilişsel gelişimde mevcut şemaların yeni bilgileri kapsayacak şekilde dönüştürülmesi, gözün odaklanma mekanizması veya kişilerarası müzakerelerde uzlaşma amacıyla taleplerin düzenlenmesi.
Achromatic
Ton ve doygunluk barındırmayan; siyah, beyaz veya gri tonlarından oluşan görsel nitelik.
Achromatic–chromatic Scale
Siyah, gri ve beyaz tonlarındaki renksiz (akromatik) gölgeleri, tam renk spektrumunun (kromatik) tonlarıyla birleştiren görsel değerler sürekliliği.
Accent
Bir bireyin konuşmasında coğrafi bölge veya sosyal sınıf ile ilişkili fonetik özellikler bütünü ve kelime hecelerine konulan vurgu.
Axiom
Mantık ve felsefede, kanıtlanmaya gerek duyulmaksızın doğru kabul edilen ve tüm tümdengelimsel akıl yürütmelerin temel dayanağını oluşturan evrensel önerme.
Actional Verb
Bir fail tarafından gerçekleştirilen ve bir nesne veya hasta üzerinde etki yaratan fiziksel hareketleri bildiren dilbilimsel eylemdir.
Transfer-appropriate Processing
Bellek performansının, kodlama (öğrenme) sırasında kullanılan bilişsel işlemler ile geri çağırma (test) sırasında kullanılan işlemlerin uyuştuğu durumlarda en üst düzeye çıktığını savunan kuramsal yaklaşım.
Active
Sürekli ya da aralıklı olarak bir eylem gerçekleştiren, bir süreç veya nesne üzerinde etki ya da güç icra eden dinamik durum.
Active Noise Cancellation
İstenmeyen ses dalgalarının fazını tersine çevirerek akustik girişim yoluyla yok eden dinamik sinyal işleme yöntemi.
Active Performance
Bir davranışın zihinsel olarak prova edilmesinin veya hayal edilmesinin aksine, fiilen gerçekleştirilmesi veya bir fikrin eyleme dökülmesi.
Active Rehearsal
Bilgiyi kısa süreli bellekte tutmak veya uzun süreli belleğe kodlamak amacıyla, içeriğin zihinsel olarak yinelendiği veya yapılandırılarak işlendiği bilinçli bir bilişsel süreçtir.
Activation
Bellek birimlerinin işleme sürecini kontrol etmek üzere zayıftan güçlüye doğru değişen bir Uyarılmışlık derecesine ulaşması veya bir organ ya da sistemin eylem için hazırlanması süreci.
Activation–elaboration
Bellekte depolanan kavramların aktivasyon düzeyleri ile elaborasyon (detaylandırma ve işleme) derecelerine göre çeşitlilik gösterdiğini savunan ikili-süreç bellek teorisidir.
Activity Theory
Sovyet psikolojisinde köklenen, insan zihnini ve davranışını soyut bilişsel süreçler yerine kültürel olarak aracılanmış toplumsal 'aktivite' birimi üzerinden inceleyen eklektik kuramsal yaklaşım.
Acoustic Filter
Çalışma belleği modelinin belirli versiyonlarında, yalnızca konuşma benzeri uyarıcıların fonolojik depoya erişmesine izin veren işlevsel bir bileşendir.
Acoustic Phonetics
İnsan konuşma seslerinin fiziksel özelliklerini, dalga formlarını ve işitsel algı mekanizmalarını inceleyen fonetik alt dalıdır.
Acoustic Cue
Fonolojide, bir konuşma sesinin kimliğini belirleyen dalga frekansı, ses başlangıç zamanı ve yoğunluk gibi fiziksel özelliklerin bütünü.
Acoustic Environments
Fiziksel bir mekanın ses dalgalarını yayma, yansıtma ve sönümleme özelliklerinin tamamıdır.
Field
Psikolojik bir olayın gerçekleştiği kişisel, fiziksel ve sosyal faktörlerin bütünü veya gözlem ile deneylerin laboratuvar dışındaki doğal ortamda yürütüldüğü bölge.
Field İndependence
Bireyin çevresel uyaranların baskısından ziyade, kendi içsel referanslarına ve beden duyumlarına dayanarak algılama ve problem çözme eğilimi gösterdiği bilişsel bir stil.
Field Memory
Bireyin otobiyografik bir olayı, kendi gözleriyle gördüğü gibi birinci şahıs perspektifinden hatırladığı bellek türü.
Domain-general Ability
Genel zeka veya bilgi işleme hızı gibi, çok çeşitli durumlarda ve görevlerde performansı etkileyen bilişsel kapasite.
Domain-specific Knowledge
Satranç, beyzbol veya müzik gibi belirli bir konu veya disipline ait dar kapsamlı, uzmanlaşmış bilgi birikimi.
Domain-specific Ability
Yüz tanıma gibi, belirli bir göreve özgü olan ve zihnin veya beynin belirli bir işlevinin kontrolü altında bulunan bilişsel kapasitedir.
Domain-free Problem
Matematik veya fen bilimleri gibi spesifik bir içerik alanına ait ön bilgi gerektirmeksizin çözülebilen problem türüdür.
Specious Present
Zamanın sürekliliği içinde yaşanan, psikolojik olarak güçlü bir şekilde 'şimdi' olarak hissedilen ancak fiziksel olarak sonsuz derecede kısa ve aldatıcı olan zaman dilimi algısı.
Tool-using Behavior
İnsan dışı canlıların, çevrelerindeki nesneleri belirli bir amaca ulaşmak, besin elde etmek veya çevresel engelleri aşmak amacıyla birer araç olarak kullanma yeteneğidir.
İnstrumental
Dilbilimde ve bilişsel gramerde, bir eylemin gerçekleştirilmesinde failin kullandığı aracı veya nesneyi belirten durum (hâl) kategorisidir.
Alexander Technique
Kas ve zihinsel gerginliği azaltmak, duruşu, konforu ve hareketliliği iyileştirmek amacıyla geliştirilen, farkındalık temelli bir hareket terapisidir.
Alpha Movement
Farklı boyutlardaki nesne tasvirlerinin ardışık ve hızlı bir şekilde sunulmasıyla, nesnenin gerçekte boyut değiştirmemesine rağmen genişliyor veya daralıyor gibi algılanması biçimindeki görünür hareket türü.
Alphabet
Bir dilin temel konuşma seslerini (fonemleri) yazılı olarak temsil etmek için kullanılan, genellikle sabit bir sırada listelenen harf veya işaretler kümesidir.
Percept
Algılama sürecinin nihai ürünü; duysal girdilerin zihinsel olarak anlamlandırılmış ve deneyimlenmiş nesnel veya olaysal karşılığı.
Fluctuation Of Perception
Bütünleştirilemeyen veya sentezlenemeyen rekabetçi uyarıcılar arasında algının ardışık olarak gidip gelme eğilimi.
Selective Perception
Bireyin duyusal organlarına aynı anda gelen sayısız uyarıcı arasından, yalnızca kendi içsel dinamikleri, inançları ve motivasyonlarıyla uyumlu olanları bilince çağırma ve diğerlerini filtreleme süreci.
Perception
Duyu organları aracılığıyla edinilen fiziksel uyarıcıların, merkezi sinir sisteminde anlamlı birer bilgi bütünlüğüne dönüştürülme sürecidir.
Perceive
Duyusal organlar aracılığıyla çevresel uyarıları fark etme ve bu uyarıları anlamlandırma süreci.
İmperceptible
Bir uyarıcının eşik değerinin altında kalması nedeniyle duyusal olarak fark edilememesi durumu.
Perceived Behavioral Control
Bir bireyin belirli bir davranışı gerçekleştirmenin ne kadar kolay veya zor olduğuna dair öznel inancı ve kendi eylemleri üzerindeki hakimiyet algısı.
Perceived Simultaneity
Farklı duyu organlarına ulaşan uyaranların gerçek varış zamanlarındaki tutarsızlıklara rağmen tek ve tutarlı bir bilinçsel algıda bütünleştirilerek aynı anda gerçekleşiyor gibi algılanması.
Perceived Reality
Bir bireyin, nesnel ve dışsal gerçeklikten bağımsız olarak deneyimlediği tamamen öznel gerçeklik algısıdır.
Perceived Competence
Bireyin belirli becerileri öğrenme ve uygulama kapasitesine dair öz-inancı.
Percipient
Algılama yeteneğine sahip olan varlık veya parapsikoloji bağlamında telepati ve duyusal dışı algı mesajlarını alan birey.
Perceptron
Giriş ve çıkış düğümleri arasında ağırlıklı bağlantılar kurarak sinyalleri işleyen ve ilişkisel sinir ağlarını modelleyen temel bir yapay sinir ağı birimidir.
Constructive Theory Of Perception
Algılayıcıların, bir uyarıcıdan elde edilen ham duyusal bilgiyi geçmiş deneyimler, beklentiler ve bağlamsal ipuçlarıyla bilinçsizce birleştirerek bir algı inşa ettiğini öne süren teorik yaklaşım.
Perceptual Fluency
Görsel bir uyarıcının zihin tarafından ne kadar kolay ve zahmetsiz bir şekilde işlendiğini belirten bilişsel bir metrik.
Perceptual Field
Gestalt psikolojisinde, bireyin belirli bir anda farkında olduğu ve deneyimlediği çevresel uyaranların ve unsurların tamamı.
Perceptual Segregation
Algısal alanın bir bütün içindeki belirli bir parçasının, fiziksel sınırlar ya da dikkati yönlendiren yöntemler aracılığıyla geri kalan kısımdan ayrıştırılarak nesneleştirilmesi süreci.
Perceptual Anchoring
Bir uyaranın niteliklerinin, önceden deneyimlenen veya eşzamanlı sunulan referans niteliğindeki başka bir uyaranla kıyaslanarak algılanması süreci.
Constancy
Duyusal girdilerdeki sürekli değişime rağmen, çevredeki nesne ve uyarıcıların boyut, şekil, renk gibi özelliklerinin zihinsel olarak aynı algılanmaya devam etmesi.
Perceptual Cycle Hypothesis
Bilişsel süreçlerin algısal keşfi yönlendirdiğini, ancak bunun da gerçek dünya deneyimleriyle sürekli değiştirilerek karşılıklı bir döngü oluşturduğunu öne süren teori.
Perceptual Transformation
Fiziksel uyarıcılardaki değişiklikler, yeni bilgilerin entegrasyonu veya ani kavrayışlar yoluyla bir algının içeriğinde, yapısında veya yorumlanma biçiminde meydana gelen köklü değişiklik.
Perceptual Training
Bireyin algılanan nesneleri veya olayları somut terimlerle yorumlama becerisini geliştirmeyi amaçlayan sistematik yöntem.
Perceptual Cues
Bir organizmanın, çevredeki uyaranları tanımlamak ve bu uyaranların nitelikleri hakkında yargıya varmak amacıyla algılayıp kullandığı uyarıcı özellikler.
Perceptual Closure
Eksik veya kesintiye uğramış uyarıcıların, zihinsel süreçler aracılığıyla bütünsel ve tamamlanmış bir biçimde algılanması eğilimidir.
Apperceptive Mass
Yeni bir algının veya fikrin anlaşılabilmesi için zihnin süzgecinden geçip bütünleştiği, daha önceden edinilmiş tüm bilgi ve deneyimlerin toplam kümesidir.
Perceptual User İnterface
Bilgisayar sistemlerinin, kullanıcıların yüz ifadeleri, konuşma, jestler ve hareketler gibi doğal iletişim kalıplarını algılayıp yorumlayarak yanıt vermesini sağlayan gelişmiş insan-bilgisayar etkileşimi mimarisi.
Perceptual Organization
Görsel ve diğer duyusal bilgilerin dağınık unsurlarının, tutumlu ve anlamlı bir bütün halinde yapılandırılma zihinsel süreci.
Perceptual Learning
Çevredeki uyaranlar ile nesneler arasındaki ilişkileri veya uyaranlar arasındaki ince farkları algılama yeteneğinin deneyim ve tekrar yoluyla gelişmesi sürecidir.
Perceptual Measure
Uyarıcılara verilen duyusal ve algısal tepkileri sistematik olarak değerlendiren her türlü test veya değerlendirme yöntemidir.
Perceptual Rivalry
Aynı uyarıcının iki farklı şekilde yorumlanabildiği durumlarda, zihnin aynı anda yalnızca tek bir algıyı üretebilmesi ve bu algıların istemsiz biçimde birbiriyle yer değiştirmesidir.
Perceptual Defense
Bireyin kaygı uyandıran veya tehdit edici uyaranları bilinçdışı bir mekanizmayla çarpıtarak veya yanlış algılayarak psikolojik konforunu koruma süreci.
Perceptual Synthesis
Dış dünyanın ve bireyin bu dünyayla etkileşimlerinin tutarlı bir bilgisini oluşturmak amacıyla, tüm duyulardan gelen deneyimlerin entegre edilmesi ve gereksiz bilginin elimine edilmesi süreci.
Perceptual Set
Bireyin geçmiş deneyimleri, beklentileri ve anlık motivasyonları doğrultusunda, çevresel uyaranları belirli bir yönde algılamaya yönelik geçici bilişsel hazırlık durumu.
Perceptual Classification
Sınıflandırma görevlerinde, uyarıcıların renk, şekil, doku veya boyut gibi duyusal ve fiziksel özellikleri temel alınarak gruplandırılması sürecidir.
Perceptual Style
Bireyin duyusal uyarıcıları dikkatle seçme, dönüştürme ve yorumlama sürecindeki kalıplaşmış ve tutarlı eğilimi.
Perceptual Filtering
Bilişsel ve fiziksel bilgi işleme kapasitesinin sınırlılığı nedeniyle, bireyin aynı anda maruz kaldığı çok sayıda uyarıcı içerisinden yalnızca belirli bir alt kümeye dikkatini odaklamasını sağlayan seçici mekanizma.
Perceptual Schema
Duyu organlarından gelen bilgileri anlamlandırmak ve çevresel uyarıcılara dair beklentiler oluşturmak için zihnin kullandığı organize bilişsel model.
Perceptual Test
Bir uyarıcının yalnızca biçimsel veyüzey özelliklerinin işlenmesini gerektiren, özellikle örtük ve açık bellek süreçlerini ölçmek için tasarlanmış deneysel değerlendirme aracı.
Perceptual Restructuring
Yeni bilgileri barındırmak veya entegre etmek amacıyla mevcut bir algıyı değiştirme ve dönüştürme süreci.
Algorithm
Bir problemi çözmek, bir görevi yerine getirmek veya bir hesaplama dizisini yürütmek için tasarlanmış kesin tanımlı kurallar veya prosedürler kümesidir.
Receptive Vocabulary
Bir bireyin aktif olarak konuşma veya yazma sırasında kullanmasa bile, işittiğinde veya okuduğunda anlamını kavrayabildiği kelimelerin tamamı.
Receiver-operating Characteristic Curve (ROC Curve)
Sinyal deteksiyonu ve karar verme süreçlerinde, doğru alarm (hit rate) oranının yanlış alarm (false-alarm rate) oranına kıyasla grafiksel olarak temsil edildiği ve performans hassasiyetini gösteren istatistiksel bir eğridir.
Unusual Uses Test
Bireylerin sıradan nesneler için yaratıcı ve sıra dışı işlevler üretmesini isteyerek ıraksak düşünce becerilerini ölçen standart bir psikometrik araçtır.
Habit Family Hierarchy
Aynı hedefe ulaşmak veya aynı uyarıcıya tepki vermek için mevcut olan farklı davranışsal alternatiflerin, tercih sıralarını ve ortaya çıkış potansiyellerini belirleyen güç derecelerine göre düzenlenmesi.
Habit Regression
Duygusal sıkıntı, stres veya çevresel tetikleyiciler nedeniyle bireyin önceden bırakmış olduğu eski bir alışkanlığa ya da otomatik davranış kalıbına geri dönmesi.
Habit Strength
Clark L. Hull tarafından 1943 yılında ortaya atılan; pekiştireç sayısı, miktarı ve zamanlaması gibi değişkenlere bağlı olarak öğrenmenin derecesini yansıtan varsayımsal yapı.
Habit Formation
Tekrar veya koşullanma yoluyla bir davranışın otomatize edilerek düzenli ve zahmetsiz bir şekilde gerçekleştirilir hale gelmesi süreci.
Habituation
Aynı uyarıcının tekrar tekrar sunulması sonucunda, o uyarıcıya verilen fizyolojik veya davranışsal tepkinin kademeli olarak azalması veya sönümlenmesi.
Drill
Öğrenmeyi, hafızada kalıcılığı veya davranışsal otomasyonu sağlamak amacıyla fiziksel ya da zihinsel bir tepkinin metodik ve tekrarlı bir şekilde icra edilmesidir.
Practice Trial
Deney veya test prosedürlerinin katılımcılar tarafından anlaşılmasını sağlamak amacıyla, asıl veri toplama aşamasından önce uygulanan ve puanlamaya dâhil edilmeyen ilk deneme serisi.
Alcohol Myopia
Alkolün, bireyin algı ve bilişsel kapasitesini daraltarak yalnızca o an en belirgin olan çevresel ipuçlarına odaklanmasını, daha uzak veya soyut sonuçları ise göz ardı etmesini tetikleyen durum.
Allophone
Bir fonemin, bulunduğu bağlama ve fonetik çevreye bağlı olarak değişen ancak anlam ayırt edici özelliği bulunmayan akustik varyantları.
Allocentric
Bireyin dikkatini, ilgisini veya hedeflerini kendi benliğinden ziyade diğer insanlara veya dış nesnelere yönlendirmesini ifade eden yönelim.
Allomorph
Bir biçimbirimin (morfemin) anlamı değişmeksizin, bağlama bağlı olarak sesbilimsel veya yazılımsal açıdan büründüğü farklı biçimlerin her biri.
ALT
Pekiştirme tarifelerinde iki veya daha fazla bağımsız tarifenin eş zamanlı veya ardışık olarak sunulduğu, organizmanın birine yanıt vererek pekiştireç elde ettiği alternatif pekiştirme programı kısaltması.
Subgoal
Nihai bir amaca ulaşma sürecinde katedilen stratejik ve ara basamak niteliğindeki ikincil hedef.
Subordinate Category
Temel düzeydeki bir kategorinin, daha spesifik ve daraltılmış özellikler barındıran alt bölümlenmesidir.
Alternate-uses Test
Katılımcıların sıradan bir nesne (örneğin bir gazete kağıdı) için bilinen işlevleri dışında olabildiğince çok sayıda yaratıcı kullanım alanı üretmesini gerektiren bir ıraksak düşünce testidir.
Alternation Method
Katılımcıların bir hedefe ulaşmak veya ödül almak için giderek karmaşıklaşan bir etkinlik dizisini takip etmesini gerektiren düşünce, dil ve problem çözme araştırma tekniği.
Golden Section
Bir doğrunun veya alanın, küçük parçanın büyük parçaya oranının, büyük parçanın bütün ebadına oranına eşit olacağı şekilde bölünmesidir.
Sixth Sense
Beş klasik duyu organının veya bilinçli bilişsel süreçlerin aktif kullanımı olmaksızın doğru yargıya varmayı sağlayan sezgi veya içgüdü.
Captioning
Konuşulan sözcüklerin metin olarak ekranda gösterilmesi; işitme kaybı olan bireylerin sözel sunumları ve diyalogları takip edebilmesini sağlayan erişilebilirlik teknolojisi.
Purposeful Behavior
Rastgele veya hedefsiz hareketlerin aksine, belirli ve bilinçli bir hedefe ulaşmak üzere organize edilmiş eylemler bütünü.
Aim / Purpose
🔹 1. (aim): Davranışı motive eden ve belirli bir hedefe yönlendiren simgesel veya içsel temsil; niyet ya da maksat. 🔹 2. (purpose): Bireyin eylemlerine yön veren, zihinsel bir hedef oluşturan ve bu hedefe ulaşmada sebat etmesini sağlayan bilinçli yönelim.
Goal Gradient
Bir pekiştirece olan uzaysal veya zamansal mesafe azaldıkça, organizmanın gösterdiği davranışın yoğunluğunun ve hızının sistematik olarak artması durumu.
Goal-directed Behavior
Bir organizmanın belirli bir sonuca veya hedefe ulaşmak amacıyla sergilediği, engeller karşısında esneklik ve rota değiştirme (detour) kapasitesi barındıran bilinçli eylem dizisidir.
Means–ends Analysis
Mevcut durum ile hedeflenen nihai durum arasındaki mesafeyi değerlendirerek bu farkı kapatacak ara hedefler (alt amaçlar) belirleme stratejisidir.
Purposive Behaviorism
Davranışların rastgele uyarıcı-tepki zincirlerinden ibaret olmayıp, belirli bir hedefe yönelik olduğunu ve bilişsel haritalar aracılığıyla yönlendirildiğini savunan öğrenme kuramıdır.
Purposive Psychology
Organizmaların davranışlarının temelinde bilinçli amaçların yattığını ve bu amaçların davranışı motive edip organize ettiğini savunan psikolojik yaklaşım.
Purposivism
Eylemleri ve davranışları açıklarken nihai hedeflere veya amaçlara odaklanan her türlü teorik yaklaşım.
APS
Psikoloji biliminin akademik, bilimsel ve profesyonel gelişimini uluslararası düzeyde destekleyen, öncelikli olarak deneysel ve bilişsel araştırmalara odaklanan prestijli bilimsel kuruluş.
Ames Room
Derinlik algısı ipuçlarını manipüle ederek nesnelerin boyutlarının olduğundan farklı algılanmasına yol açan trapezoid biçimli özel bir gözlem odasıdır.
Ameslan
Amerikan İşaret Dili'nin (American Sign Language - ASL) kısaltılmış ve gayri resmi literatürde sıkça tercih edilen adıdır.
Empirical Self
William James'in benlik kuramında, öznenin (bilen ben'in) nesnesi olarak ele aldığı; gözlemlenebilir, deneyimlenebilir ve bilinen tüm yönleriyle benlik ('beni').
Empirical Reality
Sistematik gözlem, deney ve kanıta dayalı yöntemlerle incelenebilen, dünyanın gözlemlenebilir ve ölçülebilir yönlerini ifade eden kavram.
Empirical Psychology
Psikolojik olguların incelenmesinde nesnel gözleme ve deneysel yönteme dayanan, bilgi kaynağı olarak tecrübeyi ve ölçümü esas alan bilimsel yaklaşım.
Amplification Effect
Bilişsel veya istatistiksel bir uyaranın, bağlamsal faktörler nedeniyle ilk etkisinin veya öngörülen boyutunun katlanarak artması durumu.
Empirical Knowledge
Doğuştan gelen fikirlerden veya tümdengelimsel akıl yürütmeden ziyade, doğrudan deneyim, gözlem ve deneye dayalı olarak elde edilen bilgi türü.
Primary Colors
Farklı kombinasyonlarda karıştırılarak diğer tüm renk tonlarını üretebilen temel renkler.
Native Speaker
Bir dili ikinci veya yabancı bir dil olarak sonradan öğrenmeyip, doğduğu andan itibaren edinerek ilk dili (ana dili) olarak konuşan birey.
Anaphora
Metin içindeki yinelemeleri önlemek amacıyla, daha önce geçen bir ifadeye (öncüle) gönderme yapmak için zamir veya benzeri dilbilgisel unsurların kullanılması.
Anaglyph
Renkleri ayrıştırılmış ve yatay düzlemde hafifçe kaydırılmış iki özdeş görüntünün üst üste bindirilmesiyle oluşturulan ve özel renk filtreli gözlükler aracılığıyla üç boyutlu algılanan tekli resim.
Anaglyptoscope
Nesneler üzerindeki ışık ve gölge alanlarını tersine çevirerek derinlik algısını manipüle eden optik bir aygıttır.
Anagram
Harfleri karıştırılmış bir sözcüğün orijinal hâlini bulmaya dayanan bulmaca türü ve bilişsel psikoloji test materyali.
Key-word Method
Yabancı dil kelime dağarcığını geliştirmek amacıyla akustik ve görsel kodlamaları birleştiren işlevsel bir bellek destekleyici tekniktir.
Analytic Philosophy
Felsefi problemlerin dilin mantıksal analizi ve kavramsal netleştirme yoluyla çözülebileceğini savunan, 20. yüzyılın başlarında Bertrand Russell ve Ludwig Wittgenstein öncülüğünde şekillenen felsefe geleneği.
Analytic Approach
Karmaşık bir olguyu, bütünü daha iyi kavramak amacıyla daha küçük, yönetilebilir bileşenlerine ve alt süreçlerine ayırarak inceleyen metodolojik strateji.
Analytical İntelligence
Robert Sternberg'ün üçlü zeka kuramında yer alan; soyut düşünme, problem çözme, analiz etme, kıyaslama, değerlendirme ve eleştirel yargılama becerilerini kapsayan bilişsel yetenekler bütünü.
Analysis
Herhangi bir karmaşık bütünün, inceleme ve anlama amacıyla daha küçük bileşenlerine ayrılması süreci.
Analog / Analogue
🔹 1. (analog): Bilginin, kesikli (diskret) rakamlar yerine voltaj gibi sürekli değişen fiziksel nicelikler aracılığıyla temsil edilmesi durumu. 🔹 2. (analogue): Başka bir nesneye, yapıya veya sürece herhangi bir yönüyle benzerlik gösteren ancak kökensel ya da yapısal olarak farklı olabilen olgu, yapı veya sinyal.
Analog Computer
Matematiksel problemleri çözmek için elektrik voltajı, mil rotasyonu veya hidrolik basınç gibi sürekli fiziksel nicelikleri kullanan hesaplama makinesi.
Analogy
İki veya daha fazla varlık, olay ya da kavram arasındaki belirli sınırlı benzerliklerden hareket edilerek, birindeki diğer özelliklerin de diğersinde bulunabileceğine dair yapılan bilişsel çıkarım ve akıl yürütme süreci.
Android
İnsan özelliklerine sahip olan veya insan formunu taklit eden otomat, robot veya insansı varlık.
İmmediate Gratification / İnstant Gratification
🔹 1. (immediate gratification): Bir davranışın veya tepkinin hemen ardından elde edilen tatmin veya ödül deneyimi. 🔹 2. (instant gratification): Bireyin istek, ihtiyaç veya arzularını herhangi bir gecikme yaşamaksızın derhal karşılama ve tatmin etme eğilimi.
Sudden İnsight
Bir problemin veya karmaşık durumun özünün, doğruluğunun veya çözümünün uzun bir mantıksal çıkarsama sürecine gerek kalmaksızın aniden bilinç yüzeyine çıkması durumu.
Animatism / Animism
🔹 1. (animatism): Tüm canlı ve cansız varlıkların bünyesinde doğaüstü güçler veya enerjiler barındırdığına dair evrensel inanç biçimi. 🔹 2. (animism): Doğal olguların ve cansız nesnelerin canlı olduğuna ya da niyet, arzu ve duygu gibi canlı benzeri özellikler taşıdığına dair inanç.
Meaning
Bir sözcüğün, kavramın, işaretin veya sembolik eylemin bilişsel ya da duygusal önemi.
Effort After Meaning
Bireyin, belirsiz veya yabancı bilgileri kavramak amacıyla bu materyalleri daha tanıdık kavramlara dönüştürmek için gösterdiği sürekli ve aktif bilişsel gayret.
Comprehension / Understanding
🔹 1. (comprehension): Bir nesneyi, olayı veya herhangi bir iletişimin anlamını zihinsel olarak kavrama eylemi ya da bu yetiye sahip olma durumudur. 🔹 2. (understanding): Bir kişinin kendisinin ya da başkalarının içgörüsünü kazanması, bir durumun veya nesnenin anlamını, önemini kavraması sürecidir.
Semantic
Sözcüklerin, tümcelerin ve diğer simgesel yapıların anlamını, bunların birbirleriyle olan ilişkilerini inceleyen dilbilimsel ve bilişsel alan.
Morpheme
Dilbilimsel analizde daha küçük anlamlı parçalara bölünemeyen en küçük anlam birimi.
Context Theory Of Meaning
Bir kelimenin veya kavramın anlamının, o kelimeyle ilişkili spesifik duyusal deneyimler ve bunlara eşlik eden zihinsel imgeler bütününe dayandığını savunan erken dönem psikolojik teoridir.
Semantic Priming
Anlamca ilişkili bir uyarıcının önceden sunulmasının, ardından gelen hedef uyarıcının işlenmesini hızlandırması ve kolaylaştırması durumu.
Meaningful Learning
Yeni edinilen bilgi veya materyalin, bireyin geçmiş yaşantıları ve mevcut bilişsel şemalarıyla ilişkilendirilerek zihne entegre edilmesi süreci.
Semantic Network
Kavramlar arası ilişkileri ve anlamsal bağları düğümler ve kenarlar vasıtasıyla temsil eden bilişsel ve bilişimsel model.
Semantic Memory
Dünyaya dair genel olguların, kavramların, dil kurallarının ve nesne anlamlarının depolandığı, kişisel deneyimlerden bağımsız uzun süreli açık bellek sistemi.
Semantic Knowledge
Herhangi bir nesne, olay ya da deneyim anına bağlı olmaksızın edinilen; dünya, kelimeler ve öz benlik hakkındaki genel olgusal bilgileri kapsayan uzun süreli bellek deposudur.
Semantic Generalization
Klasik koşullanmada, bir uyarıcının anlamsal olarak ilişkili olduğu önceden koşullanmış başka bir uyarıcı nedeniyle aynı tepkiyi tetiklemesi sürecidir.
Semantic Primitive
Dilde anlamın inşasında görev aldığı düşünülen en temel, indirgenemez yapı taşlarıdır.
Semantic Code
Nesnelerin, fikirlerin veya izlenimlerin kavramsal ve soyut bileşenlerinin bellekte depolanmasını sağlayan zihinsel temsil biçimi.
Semantic Encoding
Yeni bilginin yüzeysel algısal özelliklerinden ziyade anlamlı yönlerine odaklanılarak bilişsel olarak işlenmesi ve belleğe kaydedilmesi süreci.
Semanticity
Dilin ve iletişim sistemlerinin, nesneleri, olayları ve soyut fikirleri simgesel işaretler aracılığıyla temsil etme ve anlam taşıma kapasitesi.
Nonsense Figure
Herhangi yaygın bir nesneye benzemeyen, çember veya üçgen gibi tanınabilir geometrik formlar içermeyen ve bu nedenle ilk bakışta anlamsız görünen görsel uyarıcı.
Nonsense Syllable
Önceden var olan bir anlamı, semantik bağı veya bellek çağrışımı bulunmayan, öğrenme ve bellek süreçlerini yalıtarak incelemek amacıyla kullanılan üç harfli diziler.
Analogies Test
Katılımcının iki nesne veya kavram arasındaki ilişkiyi kavrama ve bu bağı farklı bir duruma uyarlama becerisini ölçen bilişsel değerlendirme aracıdır.
Analogical Thinking
Biçimsel mantık veya ardışık akıl yürütme yerine, aşina olunandan bilinmeyene doğru yapılan çıkarımlarla karakterize edilen bilişsel süreç.
Anorthoscope
Boşluklu ve opak ön disk ile arkasındaki deforme görseli zıt yönlerde döndürerek insan zihninde normal bir görüntü oluşturan tarihi optik cihaz.
Anorthoscopic Perception
Dar bir yarıktan zaman içinde geçen bir nesnenin parçalı görsel uyaranlarının, retinada aynı bölge üzerindeki zamansal entegrasyonu sayesinde bütünsel bir form olarak algılanması süreci.
Anschauung
Kavramsal aracılığa gerek duymaksızın, nesnelerin doğrudan ve dolaysız bir şekilde bilince verilmesi durumu.
Anticonfirmationism
Bilimsel hipotezler dahil olmak üzere genel önermelerin doğruluğunun, olumlu örneklerin birikimi veya olasılık tahminleriyle doğrulanamayacağını savunan epistemolojik ve metodolojik duruş.
Antithesis
Bir tezle çelişen veya onun doğrudan zıttını oluşturan önerme ya da fikir.
Anthropological Linguistics
Dilin yapısal özellikleri ile o dili konuşan toplumun kültürel pratikleri, sosyal yapıları ve dünya görüşü arasındaki dinamik bağları inceleyen dilbilim alt dalıdır.
Anthropomorphism
İnsan dışı varlıklara, nesnelere, doğaüstü güçlere veya hayvanlara insani özellikler, duygular ve zihinsel süreçler atfetme eğilimidir.
Apollonian
İyi düzenlenmiş, akılcı, ölçülü ve uyumlu bir zihin durumunu veya insan doğasındaki rasyonel yönü tanımlayan kavram.
Apriorism
Deneyimden bağımsız olarak, zihnin doğuştan gelen tasarımlar ve akıl yürütme yoluyla gerçek bilgiye ulaşabileceğini savunan epistemolojik ve bilişsel konum.
İnterlanguage
İkinci dil öğrenen bireyin, ana dili ile hedef dilin özelliklerini harmanlayarak zihninde oluşturduğu, kendine özgü ve tutarlı geçici dilsel sistem.
İntermediate Processing
Duyusal girdinin ilk algılanması ile davranışsal tepkinin üretilmesi arasında gerçekleşen, örüntü tanıma ve kategorizasyon gibi bilişsel operasyonlar bütünü.
Buffer
Deneysel düzenlerde dikkat dağıtıcı veya ayırt edici olmayan uyarıcı öğe ya da bilişsel sistemlerde bilginin geçici olarak tutulduğu bellek katmanı.
Mediating Behavior
Hedeflenen bir davranışın pekiştirilme oranını veya olasılığını artıran işlevsel ara etkinlik.
Mediational Deficiency
Problem çözme sürecinde, kişiye açıkça öğretilmiş olmasına rağmen, belirli bir stratejiyi görev performansını artırmak için kullanma becerisinden yoksun olma durumu.
Mediational Learning
Uzay veya zamansal olarak doğrudan bitişik olmayan iki ya da daha fazla olay arasındaki bağı kurmak için aracıların (mediator) kullanıldığı bir öğrenme biçimidir.
Mediated Generalization
Koşullu tepkinin, orijinal uyarıcıdan belirgin şekilde farklı olan ancak onunla dolaylı birbağlantı veya ortak payda taşıyan yeni bir uyarıcı tarafından tetiklendiği uyarıcı genellemesi türü.
Mediated Response
Bir uyarıcı tarafından tetiklenen ve ardından gözlemlenebilir bir davranışın başlatılmasından doğrudan sorumlu olan ara süreç veya tepki.
Mediation Process
Bir uyarıcının alınması ile bir tepkinin başlatılması arasında zihinde gerçekleştiği varsayılan bilişsel işlemlerin bütünü.
Mediation Theory
Uyarıcı ile davranış arasındaki ilişkinin, doğrudan değil, aracı bilişsel veya fizyolojik süreçler üzerinden dolaylı olarak gerçekleştiğini savunan teorik model.
Means Object
Amaca yönelik davranışçılıkta, bir organizmanın hedefine ulaşma sürecine katkı sağlayan her türlü nesne, tepki, olay veya durum.
İnstrumental Conditioning
Organizmanın hedefe ulaşabilmesi veya pekiştirece kavuşabilmesi için belirli ve doğru bir tepkiyi gerçekleştirmesini zorunlu kılan öğrenme biçimi.
İnstrumental Response
Bir organizmanın belirli bir amaca ulaşmasını sağlayan, ödül elde etme veya cezadan kaçınmada işlevsel olan her türlü davranışsal tepki.
İnstrumentalism
Bilimsel kuramların ve kavramların gerçekliği yansıtan mutlak doğrular olarak değil, gözlemleri düzenlemek ve tahmin yürütmek için işlevsel araçlar olarak görülmesi gerektiği epistemolojik yaklaşım.
Range Effect
Görsel takip görevlerinde, hedef hareket aralığı küçük olduğunda aşırı büyük, büyük olduğunda ise yetersiz derecede küçük hareketler yapma eğilimi.
Spacing Effect
Öğrenilecek bilgilerin zamana yayılarak aralıklı çalış seanslarıyla çalışılmasının, tek oturumda yapılan yoğun çalışmaya kıyasla uzun süreli bellekte kalıcılığı artırması bilişsel olgusu.
İntermittent Reinforcement / İnterval Reinforcement
🔹 1. (intermittent reinforcement): Edimsel koşullamada, hedeflenen davranışın her defasında değil, yalnızca bazı durumlarda pekiştirilmesi süreci. 🔹 2. (interval reinforcement): Önceden belirlenmiş bir zaman aralığının geçmesinden sonra verilen ilk tepkinin ödüllendirildiği edimsel koşullama prosedürü.
Distributed Practice
Öğrenme seanslarının araya uzun dinlenme aralıkları veya farklı etkinlikler sokularak zamana yayılması stratejisidir.
Distributed-practice Effect
Öğrenme veya çalışma oturumlarının aralarına zaman aralıkları konularak bölüştürülmesinin, bilgiyi tek seferde yoğun olarak ezberlemeye kıyasla uzun süreli bellekte kalıcılığı ve geri çağrılmayı belirgin şekilde artırdığını gösteren bilişsel olgu.
Search
Bilişsel temsiller, bellek izleri veya uyarıcı dizileri içinde belirli bir hedef öğenin varlığını ya da yokluğunu saptamak amacıyla yürütülen zihinsel veya görsel tarama süreci.
Search Asymmetry
Görsel arama görevlerinde, bir özelliğin varlığını tespit etmenin yokluğunu tespit etmekten farklı ve genellikle çok daha hızlı olması durumu.
Search İmage
Bir predatörün, sık karşılaştığı bir av türünü görsel veya koku temelli olarak zihninde kodlaması ve bu sayede çevredeki diğer alternatif avlara rağmen spesifik olarak o avı hedeflemesini sağlayan bilişsel şemadır.
Research Sport Psychology
İnsan hareketinin spor bağlamındaki klinik dışı yönlerini inceleyen, teorik gelişim ve uygulama stratejilerinin etkinliğine odaklanan alt disiplin.
İnstrumental Behavior
Organizmanın içgüdüsel olmayan, pozitif ya da negatif pekiştireçler aracılığıyla öğrenilmiş ve biçimlendirilmiş eylemleri.
İntrusion Error
Bir bellek veya hatırlama testinde, önceden sunulan öğrenme listesinde veya materyalde yer almayan bir unsurun yanlışlıkla hatırlanması ya da üretilmesi durumu.
İnterpolated Task
Deneysel süreçte iki kritik görevin arasına zaman doldurmak veya deneklerin iki görev arasındaki mantıksal bağı kurmasını engellemek amacıyla yerleştirilen ikincil etkinlik.
Consequent
Öncül bir koşulun gerçekleşmesini takiben ortaya çıkan olay, durum veya mantıksal önermenin ikinci bileşeni.
Successive Discrimination
Edimsel ve klasik koşullama süreçlerinde, uyarıcıların arka arkaya (ardışık olarak) sunulması suretiyle bu uyarıcılar arasındaki fiziksel veya bağlamsal farkların öğrenilmesi.
Sequential Effect
Seçmeli-tepki görevlerinde, hemen önceki deneme veya denemelerin mevcut denemedeki bilişsel performansı ve tepki süresini etkileme olgusudur.
Argot
Belirli bir sosyal grubun, mesleğin veya alt kültürün kendi üyeleri arasında iletişim kurmak ve dış dünyaya karşı gizliliği sağlamak amacıyla kullandığı, resmi dilin kuralları dışındaki geleneksel olmayan sözcük veya deyimler bütünü.
Argument
Bir sonucu mantıksal olarak desteklemek ve doğrulamak amacıyla sunulan, öncüller ve bu öncüllerden türetilen sonuç zincirinden oluşan önermeler dizisi.
Argument Framing
İkna edici bir mesajın, savunulan görüşün benimsenmesinden doğacak olumlu sonuçları mı yoksa bu görüşün reddedilmesinden kaynaklanacak olumsuz sonuçları mı vurguladığının belirlenme derecesidir.
Argument Quantity
İkna edici bir mesajın içinde yer alan toplam argüman veya kanıt sayısı.
Accidental Property
Bir nesnenin veya fikrin varlığı ya da doğası için zorunlu olmayan, değişebilir niteliktir.
Aristotelian
Antik Yunan filozofu Aristoteles'in felsefi geleneğine, biçimsel mantık sistemine veya tümevarımsal ampirisizm anlayışına dayanan yaklaşım.
ARP Tests
Güney Kaliforniya Yetenek Araştırma Projesi kapsamında geliştirilen ve ıraksal düşünce ile yaratıcılık kapasitesini ölçmeyi amaçlayan bir dizi psikometrik test.
Archimedes Spiral
Teğeti sabit bir açıyla korunan bir eğri tarafından oluşturulan basit sarmal form.
Diachronic Linguistics
Dillerin ve dilsel yapıların tarihsel süreç içerisindeki evrimini ve değişimini inceleyen dilbilim alt dalıdır.
Escalating Commitment
Bireylerin veya organizasyonların, başarısızlıkla sonuçlanan bir eylem planına harcanan geçmiş yatırımları (zaman, para, emek) kurtarma umucuyla daha fazla kaynak aktarmaya devam etmesi.
Ascending–descending Series
Psikofizikte sınırlar yönteminde kullanılan; uyarıcı büyüklüğünün kademeli olarak artırıldığı (artan) veya azaltıldığı (azalan) iki uyarıcı setidir.
Augmentative Communication
İletişim kuranın kendi doğal kaynakları dışındaki araç, yöntem veya dışsal kaynaklarla desteklenen, kolaylaştırılan ya da genişletilen iletişim biçimi.
Articulatory Suppression
Bellek testlerindeki akıldan tekrar (subvokal prova) sürecini, katılımcıya tutma süresi boyunca sesli sayma veya kelime söyleme gibi çeldirici bir sözel görev vererek bloke etme yöntemi.
Minimal Pair
Yalnızca tek bir fonolojik özelliğin farklı olmasıyla ayrılan ve bu sayede iki ayrı fonemin ayırt edici rolünü kanıtlayan iki kelimelik veya ifadelik dilsel çift.
ASL
Kuzey Amerika'daki işitme engelli bireylerin ve sağır toplumunun birincil iletişim aracı olan, kendine özgü gramer yapısına ve morfolojiye sahip görsel-uzamsal bir doğal dildir.
Assonance
İki veya daha fazla sözcüğün içerdiği ünlü seslerin benzerliği veya tekrarı üzerine kurulmuş fonetik bir uyum biçimidir.
ASPR
1884 yılında kurulan ve paranormal ile parapsikolojik fenomenlerin bilimsel yöntemlerle incelenmesini amaçlayan öncü kuruluş.
Astrology
Gezegenlerin ve yıldızların konumlarının insan karakterini ve geleceği biçimlendirdiği iddiasına dayanan, ampirik temeli bulunmayan bir sözdebilim.
Up-and-down Method
Bir uyaranın yoğunluğunun, katılımcının bir önceki uyarana verdiği yanıta bağlı olarak bir üst düzeye çıkarıldığı, bir alt düzeye indirildiği veya aynı bırakıldığı uyarlanabilir deneysel strateji.
Bottom-up Processing
Duyusal reseptörlerden gelen ham verilerin, üst düzey bilişsel süreçleri tetiklemesi ve yönlendirmesiyle gerçekleşen veri odaklı bilgi işleme biçimi.
Bottom-up Design
Bir sistem veya ürünün, önceden belirlenmiş soyut modeller yerine, temel kullanıcı gereksinimlerinin tümevarımsal bir yaklaşımla tespit edilip sürece yön vermesi sağlanarak tasarlanmasıdır.
Overexpectation
Klasik koşullanmada, ayrı ayrı koşullanmış iki uyarıcının bileşik bir uyarıcı haline getirilip aynı koulsuz uyarıcıyla eşlenmesinden sonra, bu uyarıcılara verilen bireysel tepkilerde görülen belirgin azalma.
İnformation Overload
Çevreden gelen bilgi miktar veya yoğunluğunun bireyin bilişsel işlem kapasitesini aşması sonucu ortaya çıkan; anksiyete, karar verme bozuklukları ve işlevsellik kaybıyla karakterize durum.
Overjustification Effect
Doğal olarak içsel bir motivasyonla yapılan bir aktiviteye dışsal ödüller (para, ödül vb.) eklendiğinde, bireyin o aktiviteye duyduğu içsel ilgililiğin ve motivasyonun paradoksal biçimde azalması durumu.
Overregularization
Çocukların dil edinim sürecinde, dilin düzensiz kurallarını düzenli kurallara uyarlama eğilimi gösterdiği geçici bir dilbilgisi hatasıdır.
Overlearning
Bir becerinin veya bilginin ilk kez hatasız bir şekilde öğrenildiği noktanın ötesinde de pratik edilmeye devam edilmesidir.
Hyperspecificity
Öğrenilmiş bir uyarıcı-tepki bağının, uyarıcılar yeni ve farklı bir kombinasyonla sunulduğunda genelleşememesi durumu.
Overintensity
Bireyin performansını optimize eden optimal eşiğin aşılmasıyla ortaya çıkan; uyarılmışlık, bağlılık, çaba, atılganlık ve dikkat odaklanmasında gözlenen aşırılık durumu.
Overload
Durumların ve deneyimlerin, bireyin gelen bilgiyi işleme kapasitesini zorlaması veya aşmasıyla ortaya çıkan psikolojik durum.
Familiarity
Bir durum, olay, yer veya kişinin spesifik detayları hatırlanmaksızın, öznel bir tanıma hissi uyandırması ve bellekte yer aldığının sezgisel olarak bilinmesi durumu.
Attensity
Bir duyumun duyuşsal netliği ya da bireyde dikkat uyandırma ve odaklanma sağlama gücü.
Beat
Benzer frekansa sahip iki ses dalgasının üst üste binmesiyle ortaya çıkan periyodik gürültsü veya ses yüksekliği dalgalanması.
Atmosphere Effect
Bireyin mantıksal muhakemesinin, içinde bulunduğu durumun genel tonu ya da problemin sunuluş biçimi tarafından mantık dışı bir şekilde etkilenme eğilimi.
Atmospheric Perspective
Nesnelerin havadaki partiküller nedeniyle netlik kaybederek, renk doygunluğu azalarak ve maviye kayarak daha uzakta algılanmasını sağlayan görsel derinlik ipucu.
Atomism
Psikolojik olguların, duyumlar veya koşullu tepkiler gibi en temel yapı taşlarına ayrılarak ve bu birimlerin bir araya gelerek karmaşık zihinsel süreçleri nasıl oluşturduğunu inceleyerek anlaşılabileceğini savunan epistemolojik ve metodolojik yaklaşım.
Aufgabe
Belli bir görevin doğasından ya da verilen yönergelerden kaynaklanan, belirli zihinsel operasyonlara yönelik bilişsel bir eğilim veya yönelimlilik.
Austrian School
19. yüzyılın sonlarında Viyana ve Graz üniversitelerinde gelişen, zihinsel süreçlerin bütünsel ve organize algılar ürettiğini savunan ve Gestalt psikolojisine öncülük eden teorik yaklaşım.
Adjustment Method
Deney sahibinin veya katılımcının, bir uyaranı hedef uyaranla eşleşene veya algılanabilir eşiğe ulaşana kadar sürekli olarak manuel biçimde değiştirdiği psikofiziksel ölçüm prosedürü.
İllumination Unit
Geçmişte foot-candle cinsinden ifade edilen, günümüzde ise lux birimiyle ikame edilmiş olan ışık akısı yoğunluğu ölçüsüdür.
Discriminated Avoidance
Organizmanın, cezalandırıcı veya itici bir uyarıcının gelişini önceden haber veren bir uyarıcıya tepki vererek olumsuz durumu engellediği klasik ve edimsel koşullanma süreci.
Discriminative Learning
Organizmanın veya bir algoritmanın, belirli uyarıcılar arasındaki ince farkları algılayarak farklı uyarıcılara farklı tepkiler vermesini sağlayan temel öğrenme süreci.
Discriminative Response
Ayrım öğrenme sürecini takiben, belirli bir ödülü elde etmek amacıyla farklı uyaranlar arasından belirli bir uyarana yönelik gösterilen seçici tepki.
Distinctiveness Effect
Bireylerin olağandışı, tuhaf veya bağlamından ayrışan bilgileri, sıradan bilgilere kıyasla anlamlı ölçüde daha iyi hatırlama eğilimi.
Discriminated Operant
Uyarıcı kontrolü altında olan, yani belirli bir ayırt edici uyarıcının varlığında ortaya çıkma olasılığı yokluğuna kıyasla çok daha yüksek olan koşullu edimsel davranış.
Discrimination
Birbirinden nicel veya nitel olarak farklı uyarıcıları ayırt etme becerisi ya da bireylere kimlikleri temelinde adaletsiz ve farklı muamele etme durumu.
Discriminal Dispersion
Uyarıcıların ayrıştırılmasını içeren bir deneyde, belirli bir ortalama değer etrafındaki tepkilerin istatistiksel dağılımıdır.
Discrimination Learning
Bireyin birbirine benzer birden fazla uyarıcı arasından belirli bir hedefe veya pekiştirece götüreni seçmeyi deneyim yoluyla öğrendiği koşullama süreci.
Discrimination Reaction Time
Bir bireyin, sunulan birden fazla uyaran arasından belirli bir hedef uyaranı seçip ayırt ederek buna uygun motor tepkiyi verene kadar geçen bilişsel işlem süresi.
Privileged Access
Bir bireyin kendi özel, subjektif ve bilinçli deneyimleriyle kurduğu, yalnızca kendisine açık ve gözlemlenebilir olan benzersiz erişim ilişkisi.
Separated Display
Ergonomide, kritik bilgileri ikincil verilerden fiziksel veya görsel olarak ayıran makale veya cihaz arayüzü tasarımıdır.
Disjunctive Concept
Bir dizi nitelikten herhangi birine veya birkaçına sahip olma temelinde tanımlanan kategorik yapı.
Elaborated Code
Resmi söylem ve akademik ortamlarda kullanılan; zengin bir kelime hazinesine, karmaşık sentaks yapılarına ve öngörülemez kelime birlikteliklerine sahip gelişkin dilsel kayıt.
Decomposition
Karmaşık bir bütünün, yapısal veya kavramsal olarak daha basit ve yönetilebilir alt bileşenlerine ayrılma süreci.
Parse
Karmaşık bir uyarıcıyı veya girdiyi, görsel, işitsel ya da dilsel bileşenlerine ve özniteliklerine zihinsel olarak dekonstrükte etme süreci.
Less-is-more Hypothesis
Bebeklerin ve küçük çocukların sahip olduğu sınırlı bilişsel kapasitenin, karmaşık dil girdilerini basitleştirerek sözdizimi öğrenimini kolaylaştırdığını öne süren gelişimsel bilişsel bilim hipotezi.
Baconian Method
Kontrollü gözlemlerden elde edilen özel örneklerden genel yasalara veya ilkelere varmayı amaçlayan tümevarımsal bilimsel araştırma yöntemi.
Dependent-part Quality
Gestalt psikolojisinde, bir bütünün parçası olan ögenin, parça-bütün ilişkisi nedeniyle kazandığı ikincil ve bağlamsal nitelik.
İndependent Phenomena
İnsan failin doğrudan etkisi veya müdahalesi olmaksızın gerçekleştiği gözlenen her türlü olay veya tezahür.
Conjunction
Dilbilimde cümle içi unsurları ya da bağımsız cümleleri birbirine bağlayan işlevsel sözcük sınıfı.
Context
Belirli bir olgunun, uyarıcının veya ifadenin meydana geldiği, anlamını ve işlevini doğrudan şekillendiren çevresel, durumsal ve bilişsel koşulların bütünü.
Context Clues
Bir okuyucunun, doğrudan tanımadığı veya aşina olmadığı bir kelimenin anlamını hemen yakınındaki cümle ya da paragraf yapısından yola çıkarak çözmesini sağlayan metinsel ipuçları.
Context-specific Learning
Bilginin veya becerinin, edinildiği fiziksel, fizyolojik veya çevresel koşullarla sıkı bir şekilde kodlanması ve yalnızca aynı bağlam tekrar sağlandığında en yüksek düzeyde hatırlanması durumu.
Contextualism
Bellek, öğrenme ve algının yalnızca olaylar arası mekanik bağlarla değil, deneyimi çevreleyen bağlamın atfettiği anlamla şekillendiğini savunan epistemolojik ve psikolojik dünya görüşü.
Context-independent Learning
Bir beceri veya stratejinin, onun uygulanacağı özgül çevresel koşullardan bağımsız olarak edinilmesi süreci.
Context Reinstatement
Anıların geri çağrılmasını kolaylaştırmak amacıyla, olayın gerçekleştiği orijinal çevresel ve zihinsel koşulların zihinde yeniden canlandırılması yöntemi.
Contextual Subtheory
Sternberg'in üçlü zeka kuramının bir parçası olup, bireylerin çevrelerine uyum sağlama, çevrelerini şekillendirme ve çevre seçme becerilerinin zekayı belirlediğini savunan alt teoridir.
Contextual İnterference Effect
Antrenman veya öğrenme sürecinde bağlamın değiştirilmesi ya da farklı görevlerin birbirine karıştırılması yoluyla edinimin başlangıçta yavaşlatılması, ancak kalıcılığın ve transfer yeteneğinin belirgin şekilde artırılması olgusu.
Contextual Association
Bir organizmanın maruz kaldığı uyarıcılar ile bu maruz kalma eyleminin gerçekleştiği çevresel ya da durumsal koşullar arasında kurulan öğrenilmiş bağlantıdır.
Contextualize
Yeni bir olayı veya veriyi, bireyin sahip olduğu önceden var olan zihinsel şemalar ve çerçeveler aracılığıyla yorumlama ve anlamlandırma süreci.
Association Psychology
Öğrenme ve bilginin, fikirler ile uyarıcı-tepki temsilleri arasında kurulan bağlar (asosyasyonlar) yoluyla türediğini savunan psikolojik yaklaşım.
Associationist
Öğrenme sürecini, zihinsel imgelerin veya yaşantıların birbiriyle ilişkilendirilmesi, edinilmesi veya değiştirilmesi olarak açıklayan kuramcı.
Connectionist Model
Bilginin beyindeki temsillerin kendisinde değil, bu temsiller arasındaki bağlantı ağlarında kodlandığını savunan bilişsel ve nöral kuramlar sınıfı.
Connectionism
İnsan bilişsel süreçlerini ve öğrenmeyi, çok sayıda basit, nöron benzeri işlemsel birimin paralel, kooperatif ve rekabetçi etkileşimleri yoluyla açıklayan teorik yaklaşım.
Connected Discourse
Yazılı bir argüman veya sözlü diyalog gibi, dilin nispeten uzun ve kendi içinde bütünleşik birimlerini ifade eden iletişimsel yapı.
Bound Morpheme
Yalnız başına bağımsız bir sözcük olarak yapı oluşturamayan, anlamlı olabilmesi için mutlaka diğer biçimbirimlere eklenmesi gereken en küçük dilsel birim.
Nonassociative Learning
Bir canlının herhangi bir pekiştireç veya başka bir uyarıcıyla açık bir bağlantı olmaksızın, tek bir uyarıcıya verdiği tepkinin zamanla frekansa bağlı olarak değişmesi sürecidir.
Associative Learning
Yeni ve kalıcı bilgilerin, uyarıcılar, tepkiler veya zihinsel temsiller arasında kurulan bağlar yoluyla edinilme sürecidir.
Garden-path Sentence
Okuyucuyu veya dinleyiciyi ilk başta yanlış bir yapısal ya da sözlüksel yoruma yönlendiren, ancak cümlenin ilerleyen kısımlarındaki ipuçlarıyla bu hatayı fark ettiren karmaşık cümle yapısı.
Gaze
Gözlerin belirli bir sabitleme noktasında tutulması eylemi ve yüz içindeki yöneliminin başkaları tarafından niyet veya dikkat odağını yorumlamak üzere kullanılmasıdır.
View İnvariance
Nesnelerin farklı açılardan veya konumlardan gözlemlenmesine rağmen aynı nesne olarak algılanmasını ve tanınmasını sağlayan bilişsel mekanizma.
Field Of Regard
Hareketli bir gözün veya algılayıcının bir anda görebildiği veya tarayabildiği tüm alan ve nesnelerin toplamıdır.
Line Of Regard
İncelenen nesne ile gözün dönme merkezi arasında uzanan hayali düz çizgi.
Baldwin’s Figure
Uçlarında kareler bulunan yatay bir çizginin algılanan uzunluğunun, uçlardaki karelerin boyutuna bağlı olarak değiştiğini gösteren bir görsel illüzyon.
Banner Advertisement
Bir web sayfasında genellikle grafik biçiminde yer alan, kullanıcıların tıklayarak ilgili ürün veya hizmetin detaylarına ulaşmasını sağlayan dijital tanıtım alanı.
Bandwidth
Bir iletişim kanalının birim zamanda iletebildiği maksimum veri miktarını veya bilişsel sistemlerin aynı anda işleyebileceği zihinsel kaynak kapasitesini ifade eden ölçüm birimi.
Barnum Effect
Bireylerin, aslında geniş kitlelere uyacak kadar belirsiz ve genel kişilik tanımlamalarını, sanki yalnızca kendilerine özelmiş gibi yüksek bir doğruluk payıyla kabul etme eğilimidir.
Bartlett Technique
Katılımcıların karmaşık materyalleri belirli zaman aralıklarıyla defalarca yeniden üretmesinin istendiği ve bellek rekonstruksiyonundaki kültürel/bireysel değişimlerin incelendiği klasik bellek araştırma yöntemi.
Simple İdeas
Farklı duyular aracılığıyla elde edilen, daha fazla bölünemeyen ve tüm insan bilgisinin temelini oluşturan ham, organize edilmemiş duyusal birimlerdir.
Simple Causation
Tek bir tanımlanabilir öncül olayın, araya başka süreçler veya çoklu nedenler girmeden tek bir sonucu tetiklediği nedensellik örneği.
Simple Reaction Time (SRT)
Tek bir uyarıcıya karşı, önceden belirlenmiş tek bir motor yanıtı üretmek için geçen toplam milisaniyelik gecikme süresi.
Choking Under Pressure
Yüksek performans gerektiren durumlardaki yoğun arzunun yol açtığı kaygı nedeniyle, bireyin mevcut kapasitesinin çok altında bir başarı sergilemesi durumu.
Prepotent Stimulus
Birden fazla uyarıcının bulunduğu bir ortamda dikkati çekme veya tepki uyandırma olasılığı diğerlerinden katbekat yüksek olan baskın uyarıcı.
Coping Potential
Bireyin, çevresel talepleri veya kişisel yükümlülükleri başarıyla yönetebilme ihtimaline yönelik Bilişsel değerlendirmesi.
Achievement
Belirli bir hedefe ulaşılması veya bireyin çabaları sonucu edindiği bilgi, yetkinlik ve beceri düzeyi.
Achievement Motivation
Yüksek performans sergileme, zorlukların üstesinden gelme ve yüksek standartlara ulaşma yönündeki içsel yönelim ve arzudur.
Achievement Potential
Bir bireyin, eğitim ve pratik süreçleri aracılığıyla gelecekte belirli bir yetkinlik düzeyine ulaşabilme ve akademik beceriler geliştirme kapasitesi.
Successful İntelligence
Üçlü zeka kuramında, bireyin kendi başarı tanımına göre yaşamda başarıya ulaşma kapasitesi; analitik, yaratıcı ve pratik becerileri kullanarak çevreye uyum sağlama, çevreyi şekillendirme ve ortam seçme süreci.
Sensitive Dependence
Karmaşık ve dinamik sistemlerin başlangıç koşullarındaki infinitesimal (uç derecede küçük) farklılıkların, zamanla devasa ve öngörülemez sapmalara yol açması durumu.
Seduction / Temptation
🔹 1. (seduction): Kuvvet veya zorlama olmaksızın, cazibe, iletişim stratejileri ve psikolojik etkileşim yoluyla bir bireyin cinsel ilişkiye girmesini sağlama veya genel anlamda çekme süreci. 🔹 2. (temptation): Bireyin kişisel değerlerine veya toplumsal normlara aykırı davranışlarda bulunma yönündeki anlık arzusu ya da bu arzuyu tetikleyen uyarıcı.
Superstitious Behavior
Bir eylemin tesadüfi olarak pekiştirilmesi sonucunda, organizmanın bu eylemi mantıksal bir nedensellik bağı olmaksızın tekrarlamasına yol açan edimsel tepki.
Superstition
Nesnelerin, olayların veya eylemlerin nedensel bir bağı olmaksızın büyüsel ya da kaderci bir etkiye sahip olduğuna duyulan mantıksız inanç.
Superstitious Control
Bireyin, kendisini korumak, çevresini değiştirmek veya belirsiz durumları yönetmek amacıyla mantıksal nedensellik bağı içermeyen eylemlerle olayların akışını etkileyebileceğine dair yanılsaması.
Superstitious Ritual
Mantıksal bir nedensellik bağı olmaksızın, belirli bir performansın sonucunu ve başarısını kontrol ettiğine inanılan katı davranış kalıbıdır.
Bayes Theorem
Yeni elde edilen kanıtlar ışığında, bir olayın gerçekleşme olasılığını (prior probability) güncelleyerek sonçul olasılığa (posterior probability) ulaşmayı sağlayan matematiksel formülasyondur.
Bayesian
Popülasyon özelliklerine dair önsel bilgilerin (a priori) ampirik gözlem verileriyle güncellenmesini sağlayan istatistiksel çıkarsama ve olasılık yaklaşımı.
Skill
Eğitim ve pratik süreçleri sonucunda elde edilen, karmaşık görevleri veya hareketleri hızla, akıcı bir şekilde ve hassasiyetle yerine getirme yeteneği.
Body Language
Duygu ve düşüncelerin postür, jest, mimik ve somatik hareketler aracılığıyla sözsüz olarak dışavurumu.
Body Concept
Bireyin kendi fiziksel özelliklerine yönelik sahip olduğu düşünsel ve duygusal kavrayış, yani bedenin zihinsel tasarısal imgesidir.
Body Positioning
Beden duruşunun ve pozisyonunun hafıza performansını etkilediği, kinestetik ve proprioseptif geri bildirimin öğrenme ile hatırlama süreçlerini güçlendiren bağlamsal ipuçları sunduğu varsayımı.
Body–mind Problem
Fiziksel bir töz olan beden ile imaddi olmayan veya zihinsel süreçlerin birbirleriyle nasıl etkileştiğini ve aralarındaki ontolojik ilişkinin doğasını inceleyen temel felsefi ve bilişsel bilim sorunudur.
Bodily-kinesthetic İntelligence
Howard Gardner'ın çoklu zeka kuramında, bedeni ve fiziksel nesneleri ustalıkla kullanabilme, beceri gerektiren ince ve kaba motor hareketleri koordine edebilme kapasitesi.
E / Expected Value
🔹 1. (E): Olasılık kuramında ve istatistikte, bir rastgele değişkenin uzun vadeli ortalama sonucunu veya teorik ortalamasını gösteren matematiksel sembol. 🔹 2. (expected value): Rastgele bir değişkenin olası tüm değerlerinin kendi olasılık ağırlıklarıyla çarpılarak toplandığı matematiksel ortalama.
Anticipatory Error / Error Of Anticipation
🔹 1. (anticipatory error): Bir eylemin, uyarıcının sunuluş zamanından veya sırasından önce gerçekleştirilmesi ya da bir listedeki öğenin aslında olduğundan daha erken bir sırada hatırlanması hatası. 🔹 2. (error of anticipation): Sınırlar yönteminde, uyarıcıların artan sırada sunulduğunu bilen katılımcının, hedef uyarıcı henüz fiilen algılanmadan var olduğunu bildirmesiyle ortaya çıkan metodolojik yanılgı.
Violation-of-expectation Method
Bebeklerin alışma (habituation) ve alışkanlık bozulması (dishabituation) süreçlerine dayanarak, fiziksel veya mantıksal bir kuralın ihlal edildiği durumlarda daha uzun süre bakma eğilimlerini inceleyen bilişsel gelişim araştırma tekniği.
Anticipatory Schema
Algısal döngü hipotezinde, bir organizmanın belirli bir durumdaki beklentilerini şekillendiren, algısını yönlendiren ve nihayetinde keşif ve eylemini organize eden yapılandırılmış bilgi kalıbıdır.
Expectancy Theory / Prospect Theory
🔹 1. (expectancy theory): Bireylerin belirli bir davranışı sergileme motivasyonunun, o davranışın sonucunda elde edecekleri çıktının cazibesine ve bu sonucun gerçekleşeceğine dair inançlarına bağlı olduğunu savunan bilişsel model. 🔹 2. (prospect theory): Bireylerin risk, belirsizlik, kazanç ve kayıp durumlarında olasılıkları rasyonel olmayan bir biçimde değerlendirdiğini ve kaybetme korkusunun aynı miktardaki kazanç sevincinden psikolojik olarak çok daha baskın olduğunu savunan karar alma teorisidir.
Expectancy-value Model
Bireyin belirli bir sonuca ulaşma olasılığına dair inancı ile o sonucun kendisi için taşıdığı önemin çarpımıyla motivasyonun belirlendiğini öne süren kuramsal çerçeve.
Anticipatory Regret
Bir kararın potansiyel olumsuz sonuçlarının öngörülerek hissedilmesi ve bu durumun anlık karar alma süreçlerini doğrudan yönlendirmesi.
Bel
Ses gücü seviyelerinin veya oranlarının logaritmik olarak ifade edilmesinde kullanılan temel birim; genellikle onda biri olan desibel (dB) şeklinde akustik ve odyolojik ölçümlerde yer bulur.
İndefinite Article
Dilbilimde, bir ad öbeği ile birlikte kullanılarak belirli olmayan, daha önce tanımlanmamış veya genel bir varlığı ya da kavramı bildiren edat.
Emergent Feature / Emergent Property
🔹 1. (emergent feature): Basit elementlerin etkileşimiyle oluşan ve insan algısında bu elementlerin kendisinden çok daha baskın ve bütüncül bir şekilde beliren yapı. 🔹 2. (emergent property): Karmaşık bir sistemin, bileşenlerinin tek başına incelenmesiyle öngörülemeyen ve alt birimlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan nitel özellik.
Conspicuity / Distinctness
🔹 1. (conspicuity): Bir nesnenin çevresel uyaranlar arasından sıyrılarak görsel dikkati derhal üzerine çekme kapasitesi. 🔹 2. (distinctness): Bir nesnenin veya uyarıcının, odaklanılan dikkat alanında diğer uyarıcılardan net bir şekilde ayrı ve fark edilebilir olarak algılanma niteliği.
Salience Hypothesis
Motivasyonel açıdan önemli uyaranların, düşük motivasyonel değere sahip olanlara kıyasla algısal süreçlerde çok daha hızlı ve baskın bir şekilde işlendiğini öne süren algı teorisi.
Emergentism
Karmaşık olgu ve süreçlerin, alt düzeydeki temel süreçlerin etkileşiminden doğan ancak bu alt düzeylerin mantığından indirgenemeyen ya da önceden çıkarılamayan yepyeni niteliklere sahip olduğunu savunan felsefi ve bilimsel görüş.
Determinism
Tüm fiziksel, zihinsel ve davranışsal olayların, kendilerinden önceki nedenlerin zorunlu ve kaçınılmaz sonuçları olduğunu savunan felsefi ve bilimsel görüş.
Determiner
Dil biliminde ve bilişsel dil bilimin alt dallarında, bir ismin veya zamirin önüne gelerek onun kapsamını, miktarını veya işaret ettiği nesneyi bağlamsal olarak sınırlayan işlevsel sözcük sınıfı.
Determining Tendency
Bilişsel süreçleri belirli bir hedefe veya niyet edilen sonuca doğru yönlendiren zihinsel eğilim ve kurucu yönelim.
Definite Article
Dilbilimde, bir isim öbeğiyle birlikte kullanılarak dinleyici veya okuyucu tarafından bilinen, daha önce tanımlanmış ya da bağlamdan çıkarılabilen spesifik bir varlığa veya nesneye atıfta bulunan işlevsel sözcük.
Emergence
Alt düzey bileşenlerin basit etkileşimlerinden, bu bileşenlerin özelliklerine indirgenemeyen ve önceden öngörülemeyen üst düzey niteliklerin ortaya çıkması durumu.
Ambiguous Figure
Birden fazla algısal yolla yorumlanabilen, gömülü ya da tersinir nitelik taşıyan her türlü görsel veya duyusal uyarıcı.
Ambiguity / İndeterminacy / Uncertainty
🔹 1. (ambiguity): Bir davranışın, durumun, ifadenin veya uyarıcının birden fazla anlama gelebilecek şekilde yorumlanabilme potansiyeli. 🔹 2. (indeterminacy): Bir ilişkinin formunun ya da büyüklüğünün benzersiz şekilde belirlenememesi veya matematiksel/analitik bir probleme tekil bir çözüm bulunamaması durumu. 🔹 3. (uncertainty): Gelecekteki sonuçların veya mevcut durumların olasılıklarının tam olarak bilinmediği, bilgi eksikliğinden kaynaklanan bilişsel ve durumsal netlik yoksunluğu.
İnterval Of Uncertainty
Fark eşiği ölçümlerinde, üst eşik (tam fark edilebilir uyarıcı) ile alt eşik (tam fark edilemez uyarıcı) arasında kalan psikofiziksel aralıktır.
Uncertainty Factor
Psikolojik estetikte, sanatsal üslupların karmaşıklık, belirsizlik ve düzensizlik eksenindeki algısal boyutunu niteleyen yapı.
Uncertainty Principle
Bir parçacığın konumunun ve momentumunun aynı anda tam bir kesinlikle ölçülemeyeceğini, ölçüm eyleminin sistemin kendisini öngörülemez biçimde bozduğunu öne süren kuantum mekaniği kuralı.
Uncertainty-arousal Factor
Psikolojik estetikte, izleyicinin bir sanat eserine karşı kortikal uyarılmadan ziyade otonom sinir sistemi tepkilerini yansıtan öznel belirsizlik yanıtıdır.
Accusative
Dilbilimde, bir fiilin doğrudan nesnesini üstlenen isim, zamir veya ad öbeğinin girmiş olduğu morfosemantik durum.
Multistore Model Of Memory
Bilginin duyusal bellek, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek olmak üzere birbirini izleyen farklı aşamalardan geçerek işlendiğini ve saklandığını savunan yapısal bilişsel kuram.
Modal Model Of Memory
Bilişsel psikolojide, bilginin çevresel girdiden duyusal kayda, oradan kısa süreli ve nihayetinde uzun süreli belleğe doğru doğrusal bir akış izlediğini savunan, Atkinson ve Shiffrin (1968) öncülüğündeki yapısal bellek kuramı.
Memory
Geçmiş deneyimlerin ve edinilen bilgilerin öğrenme, kodlama, depolama ve geri çağırma süreçleri aracılığıyla zihinde tutulması ve işlevsel kılınması yetisi.
Memory Attribution
Bir anının kaynağını (örn. yaşanmış bir olay, başkasından duyulan bir bilgi veya hayal gücü) zihinsel detaylara dayanarak belirleme ve etiketleme süreci.
Memory Distortion
Geçmişteki olayların, deneyimlerin veya kazanılan bilgilerin, zihinsel süreçler ve dış etkenler nedeniyle yanlış, kusurlu ya da tamamen hayali olarak hatırlandığı veya tanındığı bilişsel durum.
Memory İnhibition
İlgisiz, istenmeyen veya rekabet eden bilgilerin etkin bir şekilde bastırılmasını ve hedef bilgiye erişilmesini sağlayan bilişsel kontrol mekanizmasıdır.
Memory-operating Characteristic Curve (MOCC)
Doğru hatırlanan öğe oranının, yanlışlıkla hatırlanan (yanlış pozitif) öğe oranına karşı grafiksel olarak temsil edildiği istatistiksel eğridir.
Memory Color
Herhangi bir nesnenin renginin bellek izinde modifiye edilmiş halidir; hatırlanan rengin kalitesi genellikle gerçek tondan büyük ölçüde sapma gösterir.
Memory System
Beynin farklı bölgelerinde yer aldığı ve işlevsel olarak farklı bellek görevlerinde kullanıldığı varsayılan çoklu bilişsel alt depolama yapılarıdır.
Memory Span
Bir uyarıcı dizisinin sunumunu takiben, herhangi bir gecikme olmaksızın doğru sırada yeniden üretilebilen maksimum öge sayısı.
Memory İllusion
Algısal yanılsamalara benzer şekilde, bireyin hiç gerçekleşmemiş olayları olmuş gibi hatırlaması veya geçmişteki bir olayı yanlış, çarpıtılmış detaylarla zihninde yeniden kurgulaması durumu.
Memory Abilities
Bilginin kodlanması, saklanması ve geri çağrılması süreçlerini yöneten; serbest hatırlama, seri hatırlama, eşleştirilmiş-ilişkili öğrenme ve tanıma testleriyle ölçülen bilişsel kapasiteler.
I / Me
🔹 1. (I): Benlik bilincinin özne konumundaki fail yönünü ifade eden ve William James'in benlik kuramında deneyimleyen, düşünen özneyi tanımlayan birinci tekil şahıs zamiri. 🔹 2. (me): William James'in benlik kuramında öznenin deneyimleyen 'ben'ine karşılık, gözlemlenen, nesneleşmiş ve ampirik benliği ifade eden nesne zamiri.
Benham’s Top
Siyah-beyaz desenli bir diskin, belirli bir hızda döndürüldüğünde algısal olarak hayalet renkler üretmesine neden olan optik illüzyon aracı.
Ego Depletion
Bireyin irade, karar verme ve öz-kontrol kapasitesinin, bu kaynakları yoğun şekilde gerektiren önceki aktiviteler nedeniyle geçici olarak azalması durumu.
Egocentric Predicament
Her bireyin deneyiminin öznel ve özel olduğu varsayımından hareketle, dış dünya ve diğer zihinler hakkında nesnel bilgi edinmenin mantıksal imkansızlığını savunan epistemolojik çıkmaz.
Similarity
Bireylerin benzer niteliklere sahip uyaranları algısal bir grup altında toplayarak bir bütün olarak yorumlamasını öngören temel Gestalt örgütleme ilkesidir.
Law Of Similarity
İnsan zihninin benzer özellikler taşıyan uyarıcıları bir arada gruplama ve bir nesne ya da düşüncenin akla bir diğer benzerini getirmesi eğilimini açıklayan temel çağrışım ilkesi.
Response-by-analogy Principle
Bir organizmanın, daha önce deneyimlemediği yabancı bir durumla karşılaştığında, kısmen tanıdık ve benzer bir duruma verdiği tepkiye benzer bir davranış sergileyeceğini öngören genelleme ilkesidir.
Simile
İki farklı kavram veya nesne arasında 'gibi' veya 'kadar' edatları aracılığıyla kurulan doğrudan karşılaştırma figürü.
Barber’s-pole Effect
Sarmal çizgilerle kaplı dönen dikey bir silindirin, ekseni etrafında dönmek yerine yukarı veya aşağı doğru doğrusal bir hareketle kayıyormuş gibi algılanması.
Foraging
Canlıların beslenme, yavrularını besleme veya enerji sağlama amacıyla yiyecek arama, bulma, yakalama ve işleme süreçlerinin tamamı.
Beta Movement
Farklı konumlarda arka arkaya sunulan durağan görsel uyaranların, insan zihni tarafından akıcı tek bir hareketmiş gibi algılanmasına yol açan optik illüzyondur.
Descriptive Grammar
Bir dilin kurallarını empoze etmek yerine, konuşurların dili gerçekte nasıl kullandığını nesnel ve ampirik yöntemlerle inceleyen dilbilgisi yaklaşımı.
Whiteness Constancy
Aydınlatma koşullarındaki değişimlere rağmen beyaz yüzeylerin parlaklığının aynı algılanma eğilimi.
Brainstorming
Bireylerin veya grupların, anında eleştirel değerlendirme yapmaksızın, potansiyel değerlerinden bağımsız olarak spontane ve engelsiz bir şekilde fikir ürettiği problem çözme stratejisi.
Bezold–brücke Phenomenon
Parlak ışık seviyelerinin artmasının, bazı renk uyarıcılarının (özellikle sarımsı ve mavimsi tonların) spektral konumlarında algısal bir kaymaya neden olarak daha saf sarı veya mavi görünmesini sağlayan psikofiziksel bir algı olgusudur.
Bin-
Bilimsel terminolojide 'iki' veya 'çift' anlamını taşıyan, kelimelerin önüne gelerek ikili yapıları niteleyen ön ek.
Form Perception
Bir nesnenin bileşen öğelerinin bütünleştirilerek arka plandan ve diğer nesnelerden ayrışan tutarlı bir bütün olarak algılanması süreci.
Form Distortion
Gözün optik nitelikleri veya yapay bir mercek sebebiyle retinal ya da görsel projeksiyonda meydana gelen, uyarıcının aslını yansıtmayan geometrik ve biçimsel sapma.
Formalism
Sanat ve edebiyat eserlerinin içeriğinden veya anlamından ziyade dışsal biçimsel özelliklerinin incelenmesini savunan eleştirel yaklaşım.
Formal Reasoning
Kesin kurallara ve tümdengelim ilkelerine dayanan, içerikten bağımsız olarak mantıksal formun geçerliliğini test eden zihinsel süreç.
Formal Grammar
Dilin işlevinden ve anlamından bağımsız olarak, yalnızca biçim ve yapı açısından betimlenmesi.
Bidwell’s Ghost
Uyaranın tamamlayıcı bir tonunda ortaya çıkan ikincil görsel art-görüntü.
Bigram
Ardışık iki karakterden veya harften oluşan herhangi bir ikili dizi.
Annunciator
Ergonomi ve insan faktörleri mühendisliğinde, sistem parametrelerindeki sapmaları algılayarak operatörü erken aşamada uyaran duyusal ikaz sistemidir.
Declarative
Soru sorma, rica etme veya emir verme amacı taşımaksızın doğrudan bir durumu, olguyu ya da bilgiyi ifade eden cümle veya önermeleri nitelendiren sıfattır.
İndicative
Dilbilimde ve bilişsel edimbilimde, emir, soru veya dilek bildirmeksizin doğrudan düz cümleler kurmaya yarayan fiil kipi.
Componential Subtheory
Sternberg'in üçlü zeka kuramının insan zekasındaki bilgi işleme süreçlerini açıklayan; üst-bileşenler, performans bileşenleri ve bilgi edinme bileşenlerinden oluşan alt teorisidir.
Componential Analysis
Karmaşık bir süreci veya sistemi daha küçük alt süreçlere ve temel bileşenlere ayıran bilgi işlemleme ve matematiksel teknikler bütünü.
Compound Bilingual
İki dilini de aynı bağlamda ve ortak bir kavramsal temel üzerinden öğrenen, her iki dil için tek bir anlamsal sisteme sahip olan iki dilli birey.
Compound Reaction Time
Birden fazla uyarıcının varlığında ve her birine farklı bir yanıt verilmesi gerektiğinde harcanan toplam işlem süresidir.
Compound Stimulus
Aynı anda ortaya çıkan iki veya daha fazla basit uyarıcının birleşmesiyle oluşan bütüncül uyarıcı yapı.
Wisdom
Bireyin karmaşık yaşam problemleri karşısında sağduyulu kararlar alma, bilgiyi ortak iyilik için uygulama ve deneyimi derin bir içgörüyle harmanlama kapasitesi.
İnformation / Knowledge
🔹 1. (information): Araştırma, deneyim veya pratik yoluyla elde edilen olgu ve fikirler bütünü; bilgi teorisinde ise belirsizliği azaltan mesaj. 🔹 2. (knowledge): Deneyim, eğitim veya çalışma yoluyla elde edilen, bir olgunun farkında olma durumu ve anlama kapasitesinin kapsamı.
İslands Of Knowledge
Son derece özelleşmiş, birbirinden soyutlanmış küçük bilgi ve uzmanlık alanları.
İnformation Science
Bilginin temsili, depolanması, erişimi ve iletilmesi süreçlerini inceleyen, bilgisayar bilimi ve iletişim bilimini kapsayan disiplinler arası alan.
Knowledge Elicitation
Kullanıcıların veya uzmanların bir sistem ya da süreç hakkındaki zihinsel modellerini, mantık yürütme biçimlerini ve örtük bilgilerini sistematik yöntemlerle gün yüzüne çıkarma süreci.
Reminiscence Theory Of Knowledge
Antik Yunan filozofu Platon'un, doğuştan gelen bilgilerin doğum öncesi varoluşta deneyimlenen idealar dünyasından kalma anıların hatırlanmasıyla (anamnesis) açığa çıktığını savunan epistemolojik ve bilişsel kuramı.
İnformation Processing (IP)
Verinin algısal sistemler, bellek depoları ve karar mekanizmaları aracılığıyla insan sinir sistemi içinde akışını ve manipülasyonunu inceleyen bilişsel süreç.
İnformation-processing Model
İnsan belleğini, girdileri kodlayan, depolayan ve geri çağıran bir bilgisayar sistemi gibi aşamalı olarak işleyen mekanik bir süreç şeklinde ele alan bilişsel yaklaşım.
İnformation Theory
Belirsizliği azaltan her türlü mesajın iletimini, kodlanmasını, işlenmesini ve nicelikselleştirilmesini inceleyen uygulamalı matematik ve bilişsel modelleme çerçevesidir.
Knowledge Base
Bir bireyin veya yapay bir sistemin bilişsel görevlerdeki performansını doğrudan yönlendiren olgusal, sezgisel ve biriktirilmiş genel arka plan bilgisi deposu.
KBS
İnsan uzmanlığına dayalı veri tabanlarını ve çıkarım mekanizmalarını kullanarak karmaşık problemleri çözen yapay zeka tabanlı bilgisayar sistemi.
İntelligence Knowledge-based System (IKBS)
Birleşik Krallık'ta geliştirilen, karmaşık problemlere çözüm üretmek veya karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla sembolik, nicel veya hibrit bilgi temsili kullanan yapay zeka tabanlı akıl yürütme sistemidir.
İnformation Technology (IT)
Bilgi bilimi ilkelerinin pratik amaçlar doğrultusunda uygulanması olup, bilgisayar ve iletişim teknolojilerini bünyesinde barındırır.
Knowledge Representation / Representation Of Knowledge
🔹 1. (knowledge representation): Yapay zeka programlarında semantik bilginin ve enformasyonun kodlanması, sistematik olarak yapılandırılması ve işlenmesi için kullanılan yöntemler bütünü. 🔹 2. (representation of knowledge): Dünyaya, benliğe ve deneyimlere dair bilginin zihinsel olarak kodlanması, örgütlenmesi ve saklanması sürecidir.
Computer Network
İletişim hatları aracılığıyla birbirine bağlanmış, bilgi ve kaynak paylaşımı ile veri aktarımını mümkün kılan bağımsız bilgisayarlar ve düğümler topluluğu.
Computer-assisted İnstruction (CAI)
Bilgisayarların bellek ve veri işleme kapasitelerini kullanarak alıştırma, problem çözme, simülasyon ve oyun temelli öğrenme süreçleri sağlayan bireyselleştirilmiş öğretim yöntemi.
Computer-managed İnstruction
Öğretmenin bireyselleştirilmiş eğitim planını uygulamasına yardımcı olmak amacıyla bilgisayarın öğrenci performans verilerini işleyip bir sonraki öğretim adımını önerdiği sistem.
Computer Model
Psikolojik bir işlev gibi dışsal bir varlığın, bileşenlerini anlamayı kolaylaştırmak amacıyla tasarlanmış bilgisayar tabanlı simülasyonu.
Computer Literacy
Bilgisayarların ve bilgisayar ağlarının işleyişini kavrama, bu teknolojileri temel ve ileri düzeyde etkin bir şekilde kullanabilme becerisidir.
Computer Programming
Bir bilgisayara belirli bir dizi işlemi gerçekleştirmesini yönlendiren, biçimsel bir dilde kodlanmış talimatların verilmesi süreci.
Computer Simulation
Bilişsel psikolojide, zihinsel süreçlerin işleyişini incelemek amacıyla bilişsel modellerin bilgisayar programları aracılığıyla yürütülmesi ve test edilmesi tekniğidir.
-ology
Herhangi bir konuyu, olguyu veya disiplini sistematik ve akademik olarak inceleyen bilim dalını veya uzmanlık alanını belirten son ek.
Philosophy Of Science
Bilimin doğasını, yöntemlerini, epistemolojik temellerini ve bilimsel girişimin anlamını inceleyen felsefe alt dalıdır.
Scientism
Bilimsel yöntemin ve doğa bilimlerinin kapsamını aşırı genişleterek, diğer tüm bilgi ve yaklaşım biçimlerini geçersiz veya değersiz sayan dogmatik epistemolojik tutum.
Unity Of Science
Tüm bilim dallarının temel ilkelerinin, nihayetinde fiziğin yasa ve prensiplerine indirgenebileceğini veya bunlardan türetilebileceğini savunan epistemolojik ve ontolojik görüş.
Scientific Explanation
Bir olayın, davranışın veya düşüncenin, kabul görmüş bilimsel ilkeler, olgular ve varsayımlar bütünü çerçevesinde temellendirilerek açıklanması.
Scientific Reasoning
Hipotez üretimi ve bu hipotezlerin sistematik olarak test edilmesi süreçlerini kapsayan üst düzey bilişsel akıl yürütme biçimi.
Scientific Revolution
Thomas Kuhn'un tanımladığı çerçevede, bir bilim dalının hâkim teorik yapısının ve temel paradigmalarının kökten değiştiği dönüm noktası.
Scientific Psychology
Bilimsel yöntemin sistematik kullanımıyla geliştirilmiş ve doğrulanmış psikolojik olgular, teoriler ve teknikler bütünü.
Scientific Rationality
Bilimsel araştırmaları karakterize eden; mantık kurallarına, ampirik kanıtlara, nesnelliğe ve hipotezlerin sistematik sınanmasına dayanan akıl yürütme kalitesidir.
Preconscious (pcs)
Şu anda odak olunmayan ancak dikkat yöneltildiğinde veya bir ipucuyla kolayca bilinç düzeyine çağrılabilen zihinsel içerikleri barındıran bilişsel alan.
Stream Of Consciousness
Subjektif bilinç içeriğinin, durağan ve yalıtılmış parçalardan ziyade kesintisiz, dinamik ve akışkan bir düşünce, duygu ve duyu silsilesi olduğu yönündeki psikolojik ve felsefi kavrayış.
Field Of Consciousness
Bir bireyin belirli bir anda deneyimlediği tüm algı, düşünce ve duyumların entegre olmuş bütünsel farkındalığıdır.
Unity Of Consciousness
Herhangi bir anda çok sayıda farklı algı, düşünce ve duygunun tek ve entegre bir bilinç durumu halinde deneyimlenmesi olgusu.
Consciousness Studies
Bilişsel bilim, nörofizyoloji ve zihin felsefesini bir araya getirerek bilincin doğasını, öznel deneyimleri ve zihin-beden ilişkisini inceleyen çok disiplinli araştırma alanı.
Bewusstseinslage
Görüntü veya duyusal temelli çağrışım zincirlerine indirgelenemeyen, zihinsel deneyimlerin ve örtük farkındalık hallerinin bütüncül halini ifade eden Alman deneysel psikoloji terimi.
Threshold Of Consciousness
Uyarıcıların şiddet, süre ve alaka düzeyleri bakımından farkındalık alanına girmesini sağlayan minimum alt sınır.
Contents Of Consciousness
Herhangi bir anda öznenin zihinsel olarak deneyimlediği algılar, düşünceler, duygular, imgeler ve anıların tamamı.
Object Of Consciousness
Algılayan öznenin dışında kalan veya zihnin farkındalık alanına giren algılar, zihinsel imgeler, duygular ve hatta gözlemleyen benlik dahil her türlü içeriktir.
Subject Of Consciousness
Deneyimi gözlemleyen 'ben' konumundaki özne veya bilinçli yaşantının temel taşıyıcısı ve içeriği.
Theater Of Consciousness
Bilinçli deneyimlerin nesnelerini sahnedeki spot ışığı altındaki aktörlere, bilinçdışı işlevleri ise karanlık seyirci salonuna ve görünmeyen sahne arkası ekibine benzeten bilişsel metafor.
Temporal Aspects Of Consciousness
Bilinç durumunun, aldatıcı şimdiki zaman (specious present), duyusal girdilerin farkındalığa ulaşma süresi ve öznel zaman aralığı algısı dahil olmak üzere zamansal özellikleridir.
Subliminal Consciousness
Bir uyarıcının, bireyin açık farkındalığı olmaksızın davranışlarını etkileyebildiği eşik altı bilinç düzeyidir.
Subliminal Priming
Bireyin bilinçli farkındalık eşiğinin altında kalan uyaranların, daha sonraki bilişsel görevleri veya davranışsal tepkileri istatistiksel olarak değiştirmesi süreci.
Subliminal Persuasion
Bireylerin maruz kaldıkları bilginin içeriğine dair bilinçli bir farkındalık olmaksızın tutumlarının değiştirilmesini amaçlayan uyarıcı sunumu.
Subliminal Learning
Bireyin bilinçli farkındalık eşiğinin altında kalan uyaranlara maruz kalması yoluyla bilgi, alışkanlık veya tutum edinmesi.
Subliminal Propaganda
Bilinçli algı eşiğinin altında kalan görsel veya işitsel uyaranlar aracılığıyla bireylerin tutum, inanç ve davranışlarını bilinç dışı düzeyde yönlendirmeyi amaçlayan manipülasyon tekniği.
Unconscious Perception
Bireyin açık farkındalık eşiğinin altında kalan bir uyaranı, bilinçli bir yaşantı olmaksızın zihinsel olarak işlemlemesi.
Unconscious Context
Farkındalığı doğrudan meşgul etmeksizin algı, düşünce ve davranışı şekillendiren örtük zihinsel yapılar ve süreçler bütünü.
Unconscious Cognition
Düşünme, hafıza ve dil işleme gibi bilişsel süreçlerin, bireyin doğrudan farkındalığına ve sözlü raporlamasına yansımadan gerçekleşmesi durumu.
Unconscious İnference Theory
Algının, bireyin dünyaya dair bilgileri ve geçmiş deneyimlerini kullanarak, duyusal girdileri bilinçli bir çaba harcamadan dolaylı yoldan yorumlaması hipotezi.
Unconscious İntention
Bireyin açıkça seçmediği, farkında olmadığı ancak düşünce ve davranışlarını doğrudan etkileyen motivasyonel yapı veya hedef.
Unconscious Process
Bireyin açıksal farkındalığı olmaksızın ve istemli kontrolün ötesinde gerçekleşen zihinsel operasyonlar.
Nonconscious Processes
Kişinin öznel farkındalığına ulaşmaksızın, bilişsel ve davranışsal çıktıları etkileyen zihinsel işlemler bütünü.
Conscious Moment
Duyusal girdilerin uzun süreli belleğe aktarılmaksızın zihinsel olarak yankılandığı, yaklaşık 2 ila 4 saniye süren mevcut deneyim aralığı.
Conscious Memory
Bireyin geçmişteki bir olayı veya bilgiyi bilinçli ve kasıtlı olarak zihne çağırma sürecini ifade eden bilişsel bellek türüdür.
Conscious Access Hypothesis
Bincin temel işlevinin, normalde birbirinden bağımsız ve yalıtılmış çalışan beyin ağlarını harekete geçirmek ve entegre etmek olduğunu öne süren teorik model.
Conscious Mentalism
Düşünce, duygu ve niyet gibi saf zihinsel olguların gerçekliğini savunan ve insan davranışının temel belirleyicisinin bu bilinçli zihinsel süreçler olduğunu öne süren teorik yaklaşım.
Conscious İntention
Bireyin açıkça seçip takip etmeyi amaçladığı, farkındalık süzgecinden geçmiş bir amaç veya hedeftir.
Conscious Automatism
İnsan zihninin karmaşık kararlar ve eylemler üretebilen, ancak bilincin bu süreçler üzerinde nedensel bir gücü olmayıp yalnızca eşlik eden bir epifenomen olduğu felsefi ve bilişsel pozisyon.
Conscious Process
Bireyin açıkça farkında olduğu ve çoğunlukla iradi olarak kontrol edebildiği zihinsel operasyon.
Operationist View Of Consciousness
Bilinçli deneyimlerin, öznel iç gözlem yerine herkesçe gözlemlenebilir ve ölçülebilir edimsel tepkilere indirgenebileceğini öne süren epistemolojik yaklaşım.
Cognitive Walkthrough Method
Hedef kullanıcı grubunu temsil eden değerlendiricilerin, kusursuz olmayan tasarımlardan kaynaklanan olası problemleri belirlemek amacıyla bir ürünün işlevlerini adım adım simüle ettiği ergonomik bir değerlendirme yöntemidir.
Cognitive Domain
Bireyin bilgi işleme, akıl yürütme, hatırlama, problem çözme ve karar verme gibi zihinsel süreçlerinin ve kapasitelerinin tamamını kapsayan psikolojik kategori.
Cognitive Overload
Bir bireyin zihinsel görevin gereksinimlerini karşılamak için sahip olduğu bilişsel kapasiteyi aşan durumlarda ortaya çıkan işlevsel tükenme halidir.
Cognitive Discrimination
Kavramlar arasında ayrımlar yapabilme ve belirli bir kavramın örnekleri ile örnek olmayanlarını birbirine karıştırmadan ayırt edebilme kapasitesi.
Cognitive Coping
Bireyin stresli bir olay veya durumla başa çıkmak için zihinsel aktiviteleri ve stratejileri kullanma süreci.
Cognitive Science
Zihnin, zekanın ve mental süreçlerin doğasını anlamak amacıyla bilişsel psikoloji, yapay zekâ, sinirbilim, felsefe, dilbilim ve antropolojiyi bir araya getiren disiplinler arası alan.
Cognitive Unconscious
Bireyin doğrudan bildirimde bulunamadığı; örtük algılar, bellek izleri ve otomatik düşünce süreçlerini içeren zihinsel mekanizmalar bütünü.
FOK
Bir bilginin hafızada yer aldığından emin olma ancak o an tam olarak geri çağrılamama durumu.
Cognitive Miser
İnsan zihninin karmaşık ve zahmetli zihinsel süreçler yerine, hızlı, pratik ve az enerji gerektiren zihinsel kestirmeleri tercih etme eğilimidir.
Cognitive Dissonance Theory
Bireylerin bilişsel sistemlerindeki unsurlar arasında tutarlılığı sağlama yönünde evrensel bir güdüye sahip olduğunu ve bu uyumsuzluğun yarattığı psikolojik rahatsızlığı azaltmaya çalıştıklarını öne süren sosyal psikoloji kuramı.
Cognitive Narrowing
Bireyin karmaşık bir durumun bütününe odaklanmak yerine, tek bir unsura veya detaya aşırı derecede odaklanması durumu.
Cognitive Appraisal Theory / Cognitive Evaluation Theory
🔹 1. (cognitive appraisal theory): Her bir duygunun ortaya çıkışında bilişsel değerlendirmenin rol oynadığını ve bu sürecin birincil ve ikincil değerlendirme aşamalarını içerdiğini savunan kuram. 🔹 2. (cognitive evaluation theory): Bireylerin performansları karşılığında aldıkları ödülleri nasıl algıladıklarının (özerklik sağlayan bir geri bildirim mi yoksa kontrol aracı mı olduğu), içsel motivasyonlarını ve edim kalitelerini doğrudan belirlediğini öne süren teorik çerçeve.
Cognitive Aid
Kritik görevlerin unutulmasını önlemek ve zihinsel süreçleri desteklemek amacıyla tasarlanan hatırlatıcılar, kontrol listeleri ve diğer dışsal temsillerin tümüdür.
Cognitive Distraction
Rekabet halindeki düşünceler veya zihinsel etkinlikler nedeniyle dikkat bilerek ya da bilmeyerek birincil görevden, hedeften veya içsel durumdan uzaklaşması sürecidir.
Cognitive Grammar
Dilbilgisi kurallarının bağımsız bir dilsel modülden ziyade; kategorizasyon, belleksel çağrışım ve imgeleme gibi genel bilişsel ilkelerden türediğini savunan teorik yaklaşım.
Brain Exercise
Bilişsel işlevleri, hafızayı ve nöral esnekliği artırmayı amaçlayan sistematik mental aktiviteler bütünü.
Cognitive Ergonomics
İnsan performansında rol oynayan bilişsel süreçleri, bilgi işleme kapasitelerini ve bunların iş sistemleriyle etkileşimini inceleyen ve tasarlayan uzmanlık alanıdır.
Cognitive Flexibility / Cognitive Plasticity
🔹 1. (cognitive flexibility): Bireyin değişen çevresel koşullara, beklenmeyen durumlara ve yeni kural setlerine uyum sağlayabilmek amacıyla düşünce içeriklerini ve davranışsal tepkilerini akışkan bir şekilde değiştirebilme kapasitesidir. 🔹 2. (cognitive plasticity): Öğrenme ve hafıza gibi zihinsel süreçlerin, deneyim ve pratikler yoluyla değişme ve gelişme kapasitesi.
Cognitive Penetrability
Zihinsel bir sürecin, bireyin mevcut bilgileri, inançları veya hedefleri tarafından etkilenebilme kapasitesidir.
Cognitive İmpenetrability
Önceki kavramsal bilgiden, inançlardan veya üst düzey entelektüel süreçlerden etkilenmeyen, dolayısıyla bilinçli kontrolün asgari düzeyde olduğu zihinsel işlemlerin durumu.
Cognitive Generalization
Bir bağlamda edinilen bilgi, kavram veya becerilerin, benzer yapılara sahip farklı bir alan veya probleme aktarılabilmesi kapasitesidir.
Cognitive Task Analysis
Bir görevi ustalıkla yerine getirmek için gereken zihinsel süreçlerin, bilginin ve karar verme mekanizmalarının tanımlanmasında kullanılan betimsel ve analitik teknikler.
Cognitive İnterview
Kriminal soruşturmalarda tanık ve mağdurların bellek erişimini, bağlamsal ve bilişsel ilkeler kullanarak maksimum düzeyde artıran yapılandırılmış mülakat tekniği.
Cognitive Map
Bireyin çevresel ilişkileri ve mekansal ipuçlarını zihinsel olarak kodlayarak oluşturduğu, yön bulma ve çevreye uyum sağlamayı mümkün kılan içsel temsil.
Cognitive Hypothesis Testing
Bireyin bir problemi çözmek amacıyla bir dizi kural veya hipotez türettiği, ardından tutarlı bir şekilde doğru çözüme ulaşana kadar bu varsayımları örnekleyip test ettiği problem çözme davranışıdır.
Cognitive Sign Principle
Organizmanın öğrenme süreci yoluyla çevresel uyarıcıları belirli sonuçların veya olayların öncülü olarak kodlaması ve anlamlandırması gerektiğini savunan öğrenme ilkesi.
Cognitive Operation
Zihinsel temsillerin tanımlanması, organize edilmesi, detaylandırılması veya bellekten çağrılması suretiyle gerçekleştirilen manipülasyon süreçleri bütünü.
Homogeneity Of Cognitive Function
Jean Piaget gibi bilişsel gelişim kuramcılarının evre kuramlarında, bir çocuğun zihinsel süreçlerinin (örneğin problem çözme yetisinin) farklı görevler ve bağlamlar boyunca nispeten benzer ve tutarlı olduğu varsayımı.
Cognitive Closure
Bireyin bir durum, olay veya bilgi kümesi karşısında belirsizliği ortadan kaldırarak kesin bir sonuca ve tam bir kavrayışa ulaşma arzusu ya da bu duruma erişmiş olma hali.
Cognitive Complexity
Çok sayıda yapı ve bunlar arasındaki karmaşık ilişkileri barındıran düşünce süreçlerinin durumu veya kalitesi.
Cognitive Vulnerability
Bireyi depresyon ve anksiyete gibi duygusal bozukluklara açık hale getiren kalıcı inanç, tutum ve hatalı düşünce kalıpları bütünü.
Cognitive Control
Zihinsel işlemleri organize eden, planlayan ve zamanlayan üst düzey bilişsel süreçler bütünü.
Cognitive Theory
Algılama, dikkat, bellek, düşünme ve problem çözme gibi zihinsel etkinlikleri ve bu süreçlerin altında yatan bilgi işleme modellerini inceleyen geniş kapsamlı kuramsal yaklaşımdır.
Cognitive Set
Bireyin benlik ve dış dünya ile ilgili kavram kümelenmelerine dayalı olarak, bir durumu önceden belirlenmiş bir biçimde anlamlandırma ve yorumlama eğilimi.
Cognitive Architecture
İnsan problem çözme süreçlerinin ve zihinsel işlevlerin yapısını açıklayan ve genellikle bilgisayar programları olarak modellenen hipotez temelli sistemler.
Cognitive Model
Düşünce ve zihinsel operasyonların teorik görünümünü sunan; gözlemlenen olguları açıklayan ve gelecekteki davranışlar için öngörülerde bulunan içsel temsil sistemidir.
Cognitively Guided İnstruction
Öğretmenlerin yönergelerini öğrencilerin mevcut bilgi ve performans düzeylerine göre şekillendirdiği, çocukların hazır bulunuşluklarına dayalı bir eğitim yaklaşımıdır.
Cognitive Learning Theory
Öğrenmenin, dışsal uyarıcılara verilen mekanik tepkilerden ziyade zihinsel süreçler, algı değişiklikleri ve merkezi bilişsel yapılar aracılığıyla gerçekleştiğini savunan kuramsal yaklaşım.
Cognitive Self-guidance System
Problem çözme davranışını yapılandırmak ve denetlemek amacıyla bireyin kendi kendine dış veya iç ses yoluyla yönlendirici konuşmalar yapması süreci.
Cognitive Self-management
Bireyin talepkar veya stresli durumlarda kendi davranışlarını yönlendirmek amacıyla iç konuşma, zihinsel canlandırma (imgeleme) ya da her ikisini birden bilinçli olarak kullanması.
Cognitive Perspective
Davranışları ve zihinsel süreçleri algı, bellek, dil ve problem çözme gibi içsel mekanizmalar üzerinden inceleyen kuramsal yaklaşım.
Cognitive Psychology
Algı, bellek, dil, düşünme ve problem çözme gibi zihinsel süreçleri, gözlenebilir davranışlardan yola çıkarak inceleyen temel psikoloji dalıdır.
Cognitive Heuristic
Karmaşık problemleri çözmek ve hızlı kararlar almak için zihnin kullandığı, bilişsel yükü azaltan pratik zihinsel kestirmeler ve kural setleridir.
Cognitive System
Aralarındaki örtük veya açık ilişkilerle anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde örgütlenmiş bilişsel ögeler bütünü.
Cognitive-social Learning Theory
Bireylerin davranışlarını, çevresel uyarıcılar, dolaylı pekiştireçler ve içsel bilişsel süreçlerin karşılıklı etkileşimi yoluyla öğrendiğini savunan psikolojik kuram.
Cognitive Style
Bireyin bilgiyi algılama, düşünme, hatırlama ve problem çözme süreçlerinde sergilediği tutarlı ve karakteristik eğilimi.
Cognitive Strategy
Düşünce sürecini ve içeriğini kontrol etmek amacıyla bilinçli olarak devreye sokulan önceden tasarlanmış her türlü plan veya zihinsel yöntem.
Cognitive Process
Bilginin edinilmesi, saklanması, yorumlanması, işlenmesi ve kullanılmasında rol oynayan tüm zihinsel işlevlerin genel adıdır.
Cognitive Schema
Bireyin dünyayı, kendini ve diğerlerini anlamlandırmasını, kategorize etmesini ve yeni bilgileri filtrelemesini sağlayan, geçmiş deneyimlerle şekillenmiş soyut bilgi yapıları ve zihinsel kalıplardır.
Cognitive Consistency
Bir bireyin sahip olduğu farklı bilişsel öğelerin (inançlar, tutumlar, değerler ve algılar) birbirleriyle mantıksal uyum ve tutarlılık içinde olma derecesidir.
Cognitive Consistency Theory
Bireylerin bilişsel sistemlerindeki unsurlar arasında uyum ve tutarlılık sağlama arzusuyla tutum değiştirdiklerini öne süren geniş kapsamlı teoriler sınıfıdır.
Cognitive Tunneling
Yüksek stres veya yoğun odaklanma koşullarında, bireyin dikkatini dar bir bilgi alanına sabitleyip çevresel ve ikincil uyarıcıları tamamen dışarıda bırakması durumu.
Cognitive Consonance
Bilişsel uyumsuzluk teorisinde, iki veya daha fazla bilişsel unsurun (inanç, tutum, davranış) mantıksal ve psikolojik olarak birbiriyle tutarlı ve uyumlu olduğu durum.
Cognitive Construct / Cognitive Structure
🔹 1. (cognitive construct): Bireyin dış dünyadan edindiği bilgileri organize etmek, yorumlamak ve anlamlandırmak için zihninde oluşturduğu soyut şemalar, kavramlar ve modeller bütünü. 🔹 2. (cognitive structure): Bireyin çevresel dünyayı anlamlandırmasını, bilgiyi organize etmesini ve depolamasını sağlayan zihinsel çerçeve, şema veya kalıp.
Cognitive Ability
Algılama, öğrenme, bellek, kavrama, farkındalık, akıl yürütme, yargılama, sezgi ve dil ile ilişkili görevleri yerine getirme becerilerinin tamamıdır.
Cognitive Faculty
Dil, nesne tanıma veya yüz algılama gibi zihinsel işlevlerin belirli bir alanını veya yönünü ifade eden bilişsel kapasite.
Cognitive Fatigue
Yoğun ve sürekli zihinsel çaba gerektiren görevler sırasında ortaya çıkan; motivasyon kaybı, dikkat azalması ve bilişsel verimlilikte düşüşle karakterize psikobiyolojik bir tükenmişlik durumudur.
Cognitive Load
Belirli bir görevin yerine getirilmesi sırasında çalışma belleğinin maruz kaldığı zihinsel kaynak talebinin göreceli miktarı.
Cognitive İntelligence
Bireyin öğrenme, bellekte tutma, akıl yürütme, problem çözme ve rasyonel yargılarda bulunma kapasitesidir.
Cognitive–motivational–relational Theory
Richard S. Lazarus tarafından geliştirilen bu teori, duygu üretiminin bilişsel değerlendirme, bireysel amaçlar (güdülenme) ve dış dünya ile kurulan bağın (ilişki) dinamik etkileşimiyle gerçekleştiğini savunur.
Cognitivist
Zihinsel gelişimi, bilgi işlemleme süreçlerini veya dil edinimini davranışın ötesinde içsel bilişsel yapılar aracılığıyla açıklayan kuramcı veya bu bakış açısını benimseyen yaklaşım.
Cognitivism
Zihinsel süreçlerin (algı, bellek, akıl yürütme, problem çözme) içsel bilgi işlemleme mekanizmalarıyla gerçekleştiğini savunan psikolojik ve felsefi paradigma.
Knowing
Bireyin bir bilgiyi geçmiş deneyimlerine veya bağlamsal detaylara erişmeksizin, yalnızca aşinalık hissiyle mutlak bir gerçeklik olarak hafızasında barındırdığını bildirdiği bilişsel durum.
Feeling Of Knowing (FOK)
Bir bilgiyi o an bellekten geri çağıramamıza rağmen, o bilgiye sahip olduğumuza dair yaşanan güçlü ve isabetli inanç durumu.
Binocular Parallax
İki gözün arasındaki fiziksel mesafe nedeniyle, her iki retinanın aynı görsel sahneden aldığı projeksiyonlar arasındaki kaçınılmaz geometrik fark.
Binocular Rivalry
Her iki göze aynı anda birbirinden tamamen farklı iki uyaran sunulduğunda, beyinde tek bir birleşik görüntü oluşması yerine, algının bu iki görüntü arasında istikrarsız ve dalgalı bir şekilde gidip gelmesi olgusudur.
Binocular Disparity
Sağ ve sol retinanın aynı görsel sahneyi hafifçe farklı açılardan ve konumlardan algılaması sonucu oluşan görüntü farkıdır.
İntraindividual Differences
Tek bir bireyin farklı özellikler, davranışlar veya yetenekler arasındaki içsel varyasyonları.
İndividual Program
Öğrencilerin kendi öğrenme programlarını tasarlamaktan ve uygulamaktan bizzat sorumlu olduğu, yüksek motivasyon ve bilişsel gelişim gerektiren yapılandırılmış bir öğretim yöntemidir.
İndividualized İnstruction
Bire bir öğretimi ve öğrencinin kendi hızında ilerlemesini merkeze alan, müfredat hedefleri doğrultusunda yapılandırılmış pedagojik bir yöntemdir.
İndividualized Reading
Çocuğun içsel motivasyonunu, ilgi alanlarını ve bilişsel beceri düzeyini merkeze alarak özelleştirilmiş materyallerle gerçekleştirilen okuma öğretimi yöntemi.
Accretion
Tekrarlanan ilişkilendirmelerin ve pekiştirmelerin kümülatif etkisiyle ortaya çıkan öğrenme biçimi veya çevrede nesne ve materyallerin zamanla toplanıp yığılması.
First-person Perspective
Bireyin kendi öznel içsel deneyimini, algı alanını ve bilinç akışını doğrudan kendi gözünden deneyimlediği bakış açısıdır.
Primary Memory (PM)
İkincil belleğin aksine, az sayıda bilgiyi yalnızca birkaç saniye boyunca bilinçte tutan geçici bellek deposudur.
Primary Appraisal
Bireyin karşılaştığı bir uyaranın veya durumun kendi refahı, hedefleri ve değerleri açısından taşıdığı önemi ve tehdit potansiyelini anlık olarak saptadığı ilk bilişsel değerlendirme aşamasıdır.
Primary Attention
Yoğun, ani veya vurucu uyaranlar karşısında bilinçli bir çaba gerektirmeden kendiliğinden ortaya çıkan temel dikkat türüdür.
Primary Task
Birden fazla görevin aynı anda yürütülmesini gerektiren durumlarda, operatörün bilişsel kaynaklarının en büyük kısmını tahsis ettiği öncelikli iş veya aktivite.
Primary Odor
Koku algı teorilerinde, karmaşık koku algılarını oluşturmak üzere bir araya geldiği varsayılan temel koku niteliklerinden her biri.
Primary Quality
John Locke'un epistemoloji felsefesinde, nesnelerin zihinden bağımsız olarak sahip olduğu; ağırlık, boyut ve hareket gibi fiziksel ve nesnel nitelikler.
Primary Reinforcement
Edimsel koşullamada, organizmanın biyolojik hayatta kalmasını doğrudan destekleyen ve herhangi bir öğrenme geçmişine ihtiyaç duymadan doğuştan pekiştirici özellik taşıyan uyarıcıların sunulması süreci.
Compound
Dilbilim ve bilişsel süreçlerde, iki veya daha fazla bağımsız sözcük ya da dilsel birimin birleşerek yeni ve tekil bir yapı oluşturması.
Unified Theory Of Cognition
İnsanlarda, diğer canlılarda ve yapay zeka sistemlerinde gerçekleşen tüm bilişsel faaliyetleri tek bir mimari altında açıklamayı amaçlayan kapsamlı teorik çerçeve.
Compound Sentence
En az iki bağımsız cümlenin (ana tümcenin) uygun bağlaçlar veya noktalama işaretleriyle birbirine bağlandığı dilbilimsel ve bilişsel yapı.
Aggregate İdea
Karmaşık bir uyarıcının bileşenlerinin yeniden kombinasyonuyla, öğelerin kendisinde bulunmayan yepyeni birleşik bir uyarıcı olarak ortaya çıkan zihinsel yapı.
Conjunctive Concept
Bir kategoriye ya da kavrama dahil olabilmek için birden fazla özelliğin (nitelik setinin) eş zamanlı olarak bulunmasını zorunlu kılan bilişsel yapı.
Compound Schedule Of Reinforcement / Conjoint Schedule
🔹 1. (compound schedule of reinforcement): Tek bir davranışın incelenmesi amacıyla, iki ya da daha fazla temel pekiştirme tarifesinin ardışık, alternatifli veya eş zamanlı olarak bir arada uygulanması prosedürü. 🔹 2. (conjoint schedule): Tek bir yanıta karşı iki veya daha fazla pekiştirme tarifesinin aynı anda işlediği bir bileşik pekiştirme türüdür.
İllusory Conjunction
Kısa süreli sunulan çoklu uyarıcıların özelliklerinin birbirine karıştırılarak, yanlış bir kombinasyon halinde algılanması durumu.
Coexistence Hypothesis
Yanıltıcı bilginin, tanık olunan olayın orijinal belleğiyle rekabet halinde hafızada eş zamanlı olarak barındığını öne süren bellek modeli.
Bit
Bilişimde ve bilgi kuramında, yalnızca sıfır veya bir değerini alabilen en küçük temel bilgi birimidir.
End Spurt
Bir görevin, seri denemelerin veya günlük çalışmanın sonuna yaklaşırken üretkenlikte veya performans çıktısında görülen ani ve belirgin artış.
Contiguity
Uyarıcıların zaman veya mekân içinde eş zamanlı ya da ardışık olarak birlikte bulunması durumu.
Contiguity Of Association
İki uyarıcının ya da olayın zaman veya mekân olarak birbirine yakın (bitişik) deneyimlenmesi durumunda, zihinde birbiriyle ilişkilendirilerek çağrıştırılmasını ifade eden temel öğrenme ilkesi.
Contiguity Principle
İki uyarıcının ya da bir uyarıcı ile bir tepkinin zaman ve mekân olarak birbirine yakın veya eşzamanlı gerçekleşmesi durumunda aralarında bir öğrenme bağı kurulacağını savunan ilke.
Contiguity Learning Theory
Bir uyarıcı kalıbı ile bir tepkinin zaman ve mekanda eş zamanlı olarak gerçekleşmesi durumunda, aralarında doğrudan bir bağ kurularak öğrenmenin gerçekleştiğini savunan davranışçı kuram.
Association By Contiguity
İki ayrı uyarıcının veya olayın zaman veya mekân içinde birbirine yakın olarak deneyimlenmesi sonucunda zihinsel bir bağ kurulması süreci.
Bioinformational Theory
Duygusal ve motivasyonel organizasyonu bilişsel ile psikofizyolojik analiz düzeylerinde bütünleştiren genel bir teoridir.
Biological Motion
Canlı bir organizma tarafından gerçekleştirilen ve algısal sistemin en küçük ipuçlarıyla bile (örneğin hareketli ışık noktaları) anında ayırt edebildiği hareket örüntüsü.
Biologically Primary Ability
Evrimsel süreçte doğal seçilimle şekillenen, özel bir çaba gerektirmeden evrensel olarak kazanılan ve çocukların doğuştan motive olduğu temel yetenek.
Biologically Secondary Ability
Okuma ve yazma gibi, evrimsel süreçte doğrudan hayatta kalma baskısıyla şekillenmemiş, aksine biyolojik olarak birincil yeteneklerin kültürel araçlarla genişletilmesiyle sonradan kazanılan beceriler.
Bionics
Canlı sistemlerin yapısal ve işlevsel özelliklerinin, yapay elektronik veya mühendislik sistemlerine uyarlanmasını inceleyen disiplinler arası alan.
Biorhythm
Doğum anından itibaren kişinin fiziksel, duygusal ve zihinsel kapasitelerini sinüs dalgası formunda yönettiği öne sürülen sözdebilimsel döngü kuramı.
Blending
Bir kelimenin başı ile başka bir kelimenin sonunun birleştirilerek tamamen yeni bir terim (portmanteau) oluşturulması dilbilimsel süreç.
Bloch’s Law
Görsel sistemin ışık şiddeti ile uyarı süresini ters orantılı olarak çarpıp sabitlediği, yaklaşık 100 milisaniyeden kısa süreli uyarıcılarda geçerli olan zamansal toplulaştırma kuralı.
Bloom’s Taxonomy
Eğitimsel hedeflere ulaşmada kullanılan bilişsel, duyuşsal ve psikomotor olmak üzere üç ana alanın en basitten en karmaşığa doğru hiyerarşik olarak sınıflandırıldığı ilk sistematik modeldir.
Blur
Görsel uyaranların sınırlarının belirginliğini yitirdiği, konturların dağıldığı ve netlikten uzaklaştığı algısal nitelik.
Boolean Algebra
Değişken değerlerinin sayısal nicelikler yerine yalnızca doğru (1) veya yanlış (0) gibi ikili mantıksal doğruluk değerlerini aldığı, bilişsel mantık ve dijital hesaplama sistemlerinin temelini oluşturan cebir alt koludur.
Borg Scale
Fiziksel efor, ağrı, ses yüksekliği veya parlaklık gibi duyusal ve deneysel yoğunlukları ölçmek ve bireyler arası kıyaslama yapmayı sağlayan psikofiziksel derecelendirme ölçekleridir.
Blank Trial
Katılımcının otomatik yanıt vermesini veya hipotezi tahmin etmesini engellemek amacıyla, deney içinde düzensiz ya da anlamsız uyarıcı koşullarının kullanıldığı deneysel aşama.
Empty Set
Matematik ve mantıkta hiçbir ögesi veya elemanı bulunmayan eşsiz topluluk.
Fill-in Questions
Öğrencilerin kavramlar veya terimlerle ilgili eksik bırakılan cümleleri, eksik kelime veya ifadeleri tamamlayarak yanıtlamasını gerektiren bir test yöntemidir.
Cloze Procedure
Metinden belirli sözcüklerin çıkarılarak boşluklar bırakıldığı ve bireylerin eksik kısımları bağlama göre tamamlamasının istendiği bir değerlendirme ve öğretim tekniğidir.
Size Constancy
Bir nesnenin gözlemciden olan uzaklığına bağlı olarak retinadaki izdüşüm boyutu değişmesine rağmen, nesnenin fiziksel boyutunun sabit olarak algılanmasını sağlayan algısal değişmezlik türü.
Size Cue
Görsel sistemin bir uyaranın görünen boyutunu yorumlamak için kullandığı retinal görüntü, derinlik ve bağlamsal ipuçlarının bütünü.
Size–weight İllusion
Aynı ağırlıktaki iki nesneden hacim olarak daha büyük olanın, daha küçük olana kıyasla algısal olarak daha hafif hissedilmesi durumu.
Within-dimension Attitude Consistency
Tek bir altta yatan bilgi boyutuna ait tutumla ilgili bilgi parçalarının birbirleriyle değerlendirme açısından ne derece tutarlı olduğu durumu.
Size–distance Paradox
Bir nesnenin mesafesinin yanlış algılanmasına bağlı olarak, gerçek boyutundan daha büyük veya küçük görünmesine yol açan optik ve algısal yanılsama.
Between-dimension Consistency
Farklı değerlendirme boyutları veya psikolojik kategoriler boyunca bireyin verdiği tepkilerin veya tutumların istikrarlı ve uyumlu olma derecesidir.
İnterference
Öğrenilen yeni materyallerin eski bilgileri, ya da geçmişte edinilmiş bilgilerin yeni bilgilerin hatırlanmasını veya öğrenilmesini engellemesi durumu.
İnterference Theory
Unutmanın, yeni öğrenilen bilgilerin eskileri ya da eski bilgilerin yeni bilgileri engellemesi ve zihinsel bellekte rekabet yaratması sonucu ortaya çıktığını savunan bellek kuramı.
Degraded Stimulus
Algılanmasını zorlaştırmak amacıyla görsel veya işitsel gürültü eklenerek manipüle edilmiş uyarıcı.
Decay Theory
Öğrenilen bilginin, pratik edilmediği ve kullanılmadığı takdirde beyindeki nöral izinin zamanın akışıyla özerk bir şekilde zayıflayarak yok olacağını öne süren unutma teorisi.
Quotient Hypothesis
Belirli bir duyusal seride art arda gelen iki fark eşiğinin oranlarının eşit olduğunu öne süren, Weber yasasının psikofiziksel bir uyarlamasıdır.
Divided Consciousness
Ernest R. Hilgard'ın neodissosiasyon teorisine göre, zihinsel faaliyetin bir akışının fenomenal farkındalığın ve istemli kontrolün dışında eşzamanlı olarak işlev gördüğü dissosiyatif durum.
Divided Attention
Bireyin aynı anda iki veya daha fazla bilgi kanalına odaklanarak birden fazla görevi eşzamanlı olarak yürütme kapasitesidir.
Split-span Test
Her iki kulağa aynı anda farklı işitsel uyaranların verildiği ve katılımcıdan bu uyaranları hatвırlamasının istendiği bir dikotik dinleme ve bellek testidir.
Bril Scale
Uyarıcıların algılanan parlaklığını desibel cinsinden ölçmek ve doğrudan ölçekleme yöntemleriyle nicelleştirmek için kullanılan psikofiziksel ölçektir.
British Associationism
Zihinsel süreçlerin ve karmaşık fikirlerin, duyusal deneyimlerin temel zihinsel bağlar (çağrışımlar) yoluyla birleşmesiyle oluştuğunu savunan felsefi ve psikolojik ekol.
British Museum Algorithm
Olası tüm çözümlerin, en az adım gerektirenlerden başlanarak sırayla denendiği bir problem çözme stratejisidir.
Brown–peterson Distractor Technique
Kısa süreli bellekte ket vurma ve unutma süreçlerini ölçmek amacıyla, kodlanan bilginin sesli veya zihinsel yinelemesini (rehearsal) engellemek için kullanılan bir deneysel paradigmadır.
Brunswik Ratio
Çevresel koşullar değiştikçe algısal değişmezliğin derecesini matematiksel olarak ifade eden nicel bir formülasyondur.
Brunswik Faces
Göz mesafesi, burun uzunluğu ve ağız yüksekliği gibi parametrelerin sistematik olarak değiştirilebildiği basit çizgi yüz çizimleridir.
Brute Force
Bir probleme ait olası tüm çözümlerin hiçbir eleme yapılmaksızın sırayla üretilip test edildiği, bilişsel veya hesaplamalı bir problem çözme stratejisidir.
Buddhism
Sidertha Gautama tarafından Hindistan'da kurulan, arzu ve ıstırabın ortadan kaldırılmasıyla bilinç dönüşümünü ve nirvanaya ulaşmayı amaçlayan tanrısız din ve felsefi sistem.
Fuzzy Trace Theory
Bilginin, kesin ve kelimesi kelimesine olan bellek izleri (verbatim) ile özü yakalayan bulanık izler (gist) arasında değişen bir süreklilik boyunca kodlandığını savunan bilişsel gelişim kuramı.
Fuzzy Set Theory
Klasik mantığın keskin sınırlarını reddeden, elemanların kümelere ait olma derecelerini 0 ile 1 arasındaki sürekli bir aralıkta değerlendiren matematiksel ve bilişsel modelleme yaklaşımı.
Fuzzy Logic
Klasik ikili (0 veya 1) mantık sisteminin aksine, küme üyeliklerinin 0 ile 1 arasında değişen olasılık veya derecelere dayandığı çok değerlikli bir bilgi temsil şemasıdır.
Puzzle Box
Deney hayvanlarının kaçmak veya ödül elde etmek için mandal gibi bir mekanizmayı manipüle etmesini gerektiren deneysel düzenek.
Availability Heuristic
Bireylerin bir olayın gerçekleşme olasılığını değerlendirirken zihinlerinde en kolay ve en hızlı şekilde canlanan bilgilerin salikliğine ve erişilebilirliğine dayanarak karar vermesini sağlayan zihinsel kestirme yoldur.
Heuristic
Karmaşık problemlerde hızlı ve verimli kararlar almayı sağlayan, ancak kesin doğru bir sonuç garanti etmeyen deneyim temelli bilişsel strateji.
Buridan’s Ass
İki cazip alternatif arasında eşit derecede sıkışıp kalan bir bireyin, rasyonel bir karar verememesi nedeniyle eylemsizlik felci yaşaması durumu.
Fusional Language
Biçimbirimlerin (morfemlerin) ayrı ayrı tutulmak yerine eritilerek ve kaynaştırılarak kelimeler oluşturduğu, her bir ekin birden fazla dilbilgisel işlevi aynı anda barındırdığı sentetik dil türü.
Whole Report
İkonik bellek çalışmalarında, katılımcının sunulan tüm uyarıcı bilgilerinin tamamını hatırlamaya çalıştığı deneysel yöntem.
Whole-language Approach
Okuma öğretiminde fonetiği (sesbirim bilgisini) büyük ölçüde dışarıda bırakarak, okurun anlamı aktif olarak yapılandırmasına odaklanan yukarıdan aşağıya (top-down) bir eğitim yaklaşımıdır.
İntegrative Learning
Birden fazla algısal veya işlevsel modalitenin eş zamanlı ya da ardışık olarak çalışmasını gerektiren karmaşık görevlerin öğrenilme süreci.
Whole Method Of Learning
Öğrenilecek materyalin parçalara bölünmeden, tüm bloğun tek bir seferde ezberlenmesi veya çalışılması esasına dayanan öğrenme tekniği.
Great Chain Of Being
Evrendeki tüm varlıkların Tanrı'dan cansız maddeye doğru uzanan, eksiksiz, kesintisiz ve katı bir hiyerarşik düzende sıralandığını öne süren ontolojik model.
Big Lie
Halkı manipüle etmek amacıyla aşırı büyüklükteki bir yanlışın sürekli tekrarlanarak sorgulanamaz bir gerçek gibi kabul ettirilmesini hedefleyen psikolojik propaganda tekniği.
Level-of-aspiration Theory
Bireylerin ya da grupların başlangıçtaki hedef ve ihtiras düzeylerinin, performanslarını, karar alma süreçlerini ve bu süreçlerin duygusal ile güdüsel sonuçlarını doğrudan şekillendirdiğini öne süren kavramsal çerçeve.
Magnitude Estimation
Katılımcıların fiziksel uyarıcıların şiddetini öznel olarak değerlendirip belirli sayısal değerler atadığı psikofiziksel bir ölçüm yöntemidir.
Magnitude Production
Gözlemcinin, kendisine verilen sayısal bir değere karşılık gelen duyusal uyararı, standart bir uyarana referansla bizzat ayarladığı doğrudan ölçekleme yöntemidir.
Magical Thinking
Bireyin kendi düşüncelerinin, arzularının veya niyetlerinin, fiziksel bir neden-sonuç ilişkisi olmaksızın dış dünyayı veya başkalarının davranışlarını doğrudan etkileyebileceğine dair inancıdır.
Growth Curve
Bir organizmanın büyüme hızının veya bir birey ya da grubun öğrenme düzeyindeki kademeli artışın grafiksel temsilidir.
CAL
Bilgisayar teknolojilerinin ve yazılım tabanlı araçların öğrenme süreçlerini optimize etmek, bireyselleştirmek ve desteklemek amacıyla kullanıldığı pedagojik yaklaşım.
Animate Noun
Bir eylemin faili veya öznesi olma kapasitesine sahip yaşayan bir varlığı belirten dilbilimsel ve bilişsel kategori.
CAR
Organizmanın, önceden nötr olan ancak tehlike sinyali haline gelmiş bir uyarıcıya karşı, aversif (itici) bir durumdan kaçınmak amacıyla sergilediği öğrendiği davranışsal tepki.
Cattell–horn Theory Of İntelligence
Genel zekanın (g) iki temel bileşene ayrıldığını savunan bir bilişsel kuramdır: kültürel birikime dayalı kristalize zeka ve yeni durumlara uyum sağlama kapasitesi olan akışkan zeka.
CEFT
Çocuklarda alan bağımlılığı ve alan bağımsızlığı bilişsel stillerini ölçmek için tasarlanmış standartlaştırılmış bir algısal testtir.
Centering
Dikkati ve enerjiyi artırıp odaklayarak stres ve kaygıyı hafifletmeyi amaçlayan, nefes regülasyonu ve zihinsel denge tekniklerinin bütünü.
Charpentier’s Bands
Karanlık bir ortamda hareket eden dar bir ışık yarığını takip eden, geçici ve illüzyon niteliğindeki aydınlık ve karanlık kuşaklar.
Charpentier’s İllusion
Aynı ağırlıktaki iki nesneden hacim olarak daha küçük olanın, daha büyük olandan daha ağır algılanmasına neden olan duyusal bir algı yanılgısıdır.
Check Reading
Bir operatörün, karmaşık bir sistemin normal sınırlar içinde çalışıp çalışmadığını hızlıca değerlendirmek için kullandığı makine göstergesi takibi.
Chiaroscuro
Resim ve görsel sanatlarda, ışık ve gölgenin güçlü kontrastlar oluşturularak kullanılmasıyla nesnelerde derinlik, hacim ve uzaklık illüzyonu yaratılması.
Chiromancy (cheiromancy)
Kişinin avu içindeki çizgilerin ve şekillerin analizi yoluyla karakter özelliklerini ve geleceğini okuma iddiasında bulunan sözdebilimsel kehanet yöntemi.
Chirosophy
İnsan avucundaki çizgilerin, şekillerin ve yapısal özelliklerin analizi yoluyla kişilik özelliklerini ve gelecekteki olayları yorumlama iddiasında bulunan sözdebilimsel sistem.
CIE XYZ Color Space
İnsan görsel sisteminin renk algısını ve spektral hassasiyetini matematiksel olarak modellemek amacıyla Uluslararası Aydınlatma Komisyonu (CIE) tarafından 1931 yılında standartlaştırılan üç boyutlu temel renk uzayı.
Pun
Sözcüklerin eş sesliliğinden (homofoni) veya çok anlamlılığından (polisemi) yararlanarak kasti bir sözel belirsizlik üreten ve genellikle mizahi bir etki yaratan söz oyunudur.
CLES
Yapılandırmacı öğrenme ilkelerine dayalı eğitim ortamlarının niteliğini ve öğrenci algılarını ölçmek için geliştirilmiş standartlaştırılmış öz-bildirim ölçeğidir.
Cogito Ergo Sum
"Düşünüyorum, o halde varım" anlamına gelen bu önerme, şüphe edilemeyecek tek mutlak gerçeğin düşünen öznenin kendi bilinçsel varlığı olduğunu savunan kartezyen felsefi temeldir.
Cognize
Bir nesneyi, olguyu veya durumu zihinsel olarak kavramak, anlamlandırmak ya da bilincine varmak eylemidir.
Areal Linguistics
Belirli bir coğrafi bölge içindeki dil ve lehçelerin bölgesel etkileşimlerini inceleyen dilbilim dalıdır.
College Level Examination Program (CLEP)
Bireylerin daha önceden edindikleri akademik bilgileri ve yaşam boyu öğrenme çıktılarını belgelendirerek üniversite kredisine dönüştürmelerini sağlayan standartlaştırılmış sınav programı.
Comte’s Paradox
Rasyonel zihnin, hem araştırma aracı hem de araştırma nesnesi olması durumundan kaynaklanan epistemolojik zorluk.
CSS
Normale dönen veya otomatikleşmiş rutinlerin bozulduğu durumlarda devreye giren ve planlı eylemlerin seçimini yöneten bilişsel kontrol mekanizması.
Cooper–harper Handling Qualities Rating Scale
Pilotların bir uçuş görevi sonrasında hava aracının uçuş dinamiklerini ve üzerlerindeki bilişsel yükü kademeli bir karar ağacı kullanarak değerlendirdiği standartlaştırılmış bir ölçektir.
Enthusiasm
Bir aktiviteye, amaca veya nesneye yönelik duyulan yoğun heyecan, tutku ve coşkulu katılım hali.
CR10 Scale
Bireylerin egzersiz, ağrı veya diğer duyusal uyaranlar sırasındaki öznel zorlanma ve algı şiddetini doğrusal olmayan oransal aralıklarla ölçen psikofiziksel derecelendirme aracı.
Crespi Effect
Pekiştireç miktarındaki ani değişimlerin, davranışsal performans düzeyinde pekiştirecin mutlak değeriyle açıklanamayacak kadar büyük veya küçük bir tepki değişimine yol açması durumu.
Cross-talk
Eşzamanlı yürütülen birden fazla görevin bileşenlerinin birbirine müdahale etmesi ve performans hataları üretmesi durumu.
Sentence-verification Task
Katılımcıların sunulan basit cümlelerin doğruluğu veya yanlışlığı hakkında hızla karar vermesini gerektiren standart bir bilişsel psikoloji prosedürü.
Economy Of Effort
Bir organizmanın, gereksiz hareketlerden ve eylemlerden kaçınarak enerji harcamasını en aza indirme ve verimli hareket etme eğilimi.
Effortful Processing
Bilinçli dikkati, iradi kontrolü ve bilişsel kaynakların aktif tahsisini zorunlu kılan zihinsel işlemleme biçimidir.
Association
İki veya daha fazla uyaran, fikir ya da yaşantı arasında kurulan ve birinin deneyimlenmesinin diğerinin zihinsel temsilini tetiklediği bilişsel bağ.
Association Value
Bir uyarıcının bireyin zihnindeki diğer fikir, anı veya değerlerle bağlantı kurma derecesi ya da anlamsız gibi görünen bir uyarıcıya anlam yükleyebilme kapasitesidir.
Associative Law
Zihinsel temsiller ile uyarıcılar arasındaki bağların edinildiği ve pekiştirildiği temel ilkelerin bütünü.
Association-reaction Time
Kelime çağrışım testinde, uyarıcı kelimenin verilmesi ile bireyin verdiği tepki kelimesi arasında geçen milisaniye cinsinden süre.
Associationism
Düşünce, öğrenme ve bellek gibi karmaşık zihinsel süreçlerin, fikirler arasında belirli yasalara göre kurulan çağrışımsal bağlarla açıklanabileceğini savunan epistemolojik ve psikolojik teori.
Connotative Meaning
Bir sözcüğün temel sözlük tanımının ötesinde, bireylerin zihninde uyandırdığı duygusal, kültürel ve öznel çağrışımlar bütünü.
Working Memory Training
Uyarlanabilir ve tekrarlayıcı bilişsel görevler aracılığıyla çalışan belleğin kapasitesini ve işleme verimliliğini artırmayı hedefleyen özel bir bellek antrenmanı türüdür.
Workspace Design
İnsan mühendisliği ve ergonomi prensipleri doğrultusunda, görevlerin etkin, konforlu ve güvenli bir şekilde yürütülmesini sağlayacak sabit çalışma istasyonlarının planlanması.
Study Skill
Materyal öğrenme sürecini kolaylaştırmak amacıyla kullanılan taslak çıkarma, not alma, altını çizme veya sessiz tekrar etme gibi stratejilerin tümü.
Working Memory
Bilgiyi zihinde geçici olarak tutma ve karmaşık bilişsel görevleri yerine getirmek için bu bilgi üzerinde işlem yapma kapasitesi sunan sınırlı kapasiteli bilişsel sistem.
Anchor
Öznel yargılarda ve tahmin yürütme süreçlerinde kullanılan başlangıç referans noktası.
Anchoring Bias
Belirsizlik altında karar verirken veya sayısal tahminler yürütürken, ilk edinilen bilgiye (çapa) aşırı ağırlık verilmesi ve sonraki bilgilerin bu çapaya göre yetersiz düzeyde düzeltilmesi eğilimi.
Cross-modal Perception
Farklı duyusal modalitelerden (örneğin görme ve işitme) gelen bilgilerin entegre edilerek tutarlı bir algısal deneyim oluşturulması süreci.
Cross-correspondence
Birbiriyle iletişim kurmayan iki ya da daha fazla medyumun, aynı ruhsal kaynaktan geldiğini iddia ederek benzer veya birbirini tamamlayan mesajlar üretmesi durumu.
Cross-modal Matching
Bir duyu modalitesi (örneğin dokunma) aracılığıyla algılanan bir nesnenin, başka bir duyu modalitesi (örneğin görme) kullanılarak tanınması ve eşleştirilmesi yeteneği.
Cross-modality Matching
Farklı duyusal sistemlere ait uyarıcıların şiddetlerinin (örneğin bir sesin gürültüsü ile bir ışığın parlaklığı) kişi tarafından doğrudan birbirine eşitlenmesini sağlayan psikofiziksel ölçekleme yöntemidir.
Antinomy
Her ikisi de eşit derecede geçerli kanıtlarla desteklenebilen iki a priori önerme arasındaki uzlaşmaz çelişki durumu.
Attractor Dynamics
Tekrarlayan hareketler sırasında hedeflerin, geri bildirimin ve çevresel etmenlerin zaman içindeki değişimini ve etkileşimini inceleyen analitik yaklaşım.
İnflection
Dilbilimde, bir kelimenin kök anlamı değişmeksizin zaman, kişi, sayı veya durum gibi gramatik kategorileri bildirmek üzere ekler veya biçimsel değişikliklerle modifiye edilmesidir.
Core Knowledge
İnsan bilişinin temelini oluşturan; etki alanı özgü, görev odaklı, bilgi süzgeci sınırlı ve açık inançlardan bağımsız çalışan evrensel zihinsel mekanizmalar bütünü.
Contention Scheduling System (CSS)
Alışılmış ve rutin durumlarda, bilinçli yürütücü işlevlere gerek kalmaksızın, daha önceden öğrenilmiş şemaların algısal tetikleyiciler aracılığıyla seçilip yürütülmesini sağlayan bilişsel mekanizma.
Distractor / Lure
🔹 1. (distractor): Yürütülen bir görev ya da odaklanılan ana uyaranla ilgisi olmayan, dikkat dağıtıcı veya süreci kesintiye uğratıcı uyarıcı. 🔹 2. (lure): Bellek testlerinde, doğru öğelerin arasına bilinçli olarak yerleştirilen ve bireylerin yanlış tanıma hatası yapmasına yol açan çeldirici uyarıcı.
Distractor Task
Bilişsel psikoloji ve bellek araştırmalarında, katılımcıların birincil uyarıcıyı zihinsel olarak tekrar etmesini veya prova etmesini (rehearsal) engellemek amacıyla uygulanan ikincil ve genellikle alakasız görev.
Contradictory Representation
İki zihinsel imge arasındaki uyuşmazlık nedeniyle, birinin diğerinin belirmesini engellediği ve ilgili bilişsel süreci durdurduğu durum.
Fringe Consciousness
Odaksal netlikten ve ayırt edilebilirlikten yoksun olmasına rağmen yüksek bir kesinlik hissiyle deneyimlenen bilinç alanı.
Frame
Bireyin dünyayı algılamasını ve değerlendirmesini sağlayan zihinsel şemaları veya daha geniş bilişsel yapıları tanımlayan parametreler bütünü.
Frame Problem
Yapay zeka sistemlerinin ve bilişsel modellerin, bir eylem gerçekleştirildiğinde çevrede nelerin değişmediğini ve nelerin aynı kaldığını verimli bir şekilde hesaplamakta yaşadığı mantıksal zorluk.
Framing
Bir sorunun, olayın veya bağlamın, bireylerin algı ve değerlendirmelerini etkileyecek belirli bir perspektiften sunulması süreci.
Cookies
Kullanıcıların internet sitelerindeki gezinti alışkanlıklarını, tercihlerini ve çevrim içi etkinliklerini takip etmek amacıyla tarayıcılara otomatik olarak kaydedilen küçük veri dosyaları.
Diversive Exploration
Bireyin uyarılma düzeyini artırmak ve yenilik aramak amacıyla gerçekleştirdiği, belirli bir amaca yönelik olmayan genel keşif davranışıdır.
Unity İn Variety
Maksimum birlik ve maksimum çeşitliliğe sahip uyarıcıların insan zihni tarafından en yüksek düzeyde tercih edildiğini öne süren estetik ve bilişsel ilke.
Translation
Bir dildeki sözel veya yazılı içeriğin, hedef dilin kuralları ve bağlamı gözetilerek başka bir dile aktarılması süreci ve bu sürecin ürünü.
Fringe–focus Structure
Bilinç deneyimlerinin, anlık olarak net ve ayırt edilebilir bir odak bileşeni ile bunun etrafını sarmalayan belirsiz bir çevre bileşeninden oluşan ikili modeli.
Environmental Field
Gestalt psikolojisinde, bir olayın gerçekleştiği ve olayı oluşturan unsurların etkileşim kurduğu bütünsel bağlam.
Environmental Cognition
Gerçek dünya ortamlarında coğrafi konum belleği ve yön bulma süreçlerini içeren bilgi işleme mekanizması.
Ambient Awareness
Görsel ve işitsel sahnelerin dikkat edilmeyen unsurlarının, dikkat başka bir yere odaklanmış olsa bile arka planda işlenmeye devam etmesi durumu.
Ambient Optic Array
Bir gözlemcinin herhangi bir anda etrafını saran yansıtılmış ışığın taşıdığı, dış çevrenin görsel bilgilerini barıtan yapılandırılmış ışık ışınları bütünü.
İnference
Önceden kabul edilen öncüllerden geçerli mantıksal kurallar aracılığıyla yeni bir sonuç veya yargıya varma süreci.
Rules Of İnference
Hangi öncüllerden ne tür sonuçların geçerli bir şekilde çıkarılabileceğini belirleyen mantıksal argüman inşa ilkeleridir.
Subtractive Principle
Işığın belirli dalga boylarını emen bir hedefin algılanan renginin, emilen dalga boylarının tamamlayıcısı olacağını belirten renk karışımı kuralı.
Color Subtraction / Subtractive Mixture
🔹 1. (color subtraction): Aydınlatıcı ışık kaynağındaki bazı dalga boylarının nesnelerdeki pigmentler tarafından emilmesi (absorbe edilmesi) ve geriye kalan dalga boylarının yansıtılması sürecidir. 🔹 2. (subtractive mixture): Pigmentlerin veya boyaların bir araya getirilerek ışık dalga boylarının emilmesi (absorbe edilmesi) ve karışımdan çıkarılması yoluyla gerçekleşen renk birleşimi.
Output
Bir sistem, algoritma, bilişim süreci veya bilişsel eylem sonucunda üretilen ve dışarıya aktarılan veri veya ürün.
Output İnterference
Öğrenilmiş materyallerin hatırlanması sürecinde, daha önce hatırlanan bir öğenin gruptaki diğer öğelerin çağrılmasını geçici olarak engellemesi durumu.
Apprenticeship
Bir aceminin, deneyimli bir uygulayıcı veya mentorun gözetiminde, resmi bir eğitim programı ve pratik deneyim yoluyla bir zanaat veya mesleği öğrenme süreci.
Flowery
Hans Henning'in koku prizması modelinde yer alan altı temel koku kalitesinden biri olan çiçeksi koku niteliğini belirten sıfat.
Dual Coding Theory
Dilsel girdilerin bellekte hem sözel hem de görsel formatlarda temsil edilebileceğini ve çift kanallı depolamanın hatırlamayı güçlendirdiğini öne süren bilişsel kuram.
Bidialectism
Bir bireyin veya konuşma topluluğunun, aynı dilin iki veya daha fazla farklı lehçesini düzenli olarak kullanma kapasitesi ve durumu.
Double-approach Conflict
Bireyin, her ikisi de eş zamanlı olarak hem çekici hem de olumlu sonuçlar barındıran ancak birbirini dışlayan iki farklı hedef veya seçenek arasında kalmasıyla yaşanan motivasyonel çatışma türüdür.
Double Approach–avoidance Conflict
Bireyin her ikisinin de hem cazip hem de itici yönleri bulunan iki farklı seçenek veya hedef arasında kalmasıyla ortaya çıkan karmaşık karar verme ikilemidir.
Double-avoidance Conflict
Bireyin eşit derecede çekici olmayan iki olumsuz seçenek veya tehdit arasında kalmasıyla ortaya çıkan motivasyonel açmaz.
Paired-associates Learning
Katılımcıların ikili gruplar halinde sunulan uyarıcıları öğrenmesi ve daha sonra bu çiftlerden birinin gösterilmesiyle diğerini hatırlamasının istendiği deneysel bir öğrenme paradigmasıdır.
Chinese Room Argument
Bilgisayarların ve sembol işleme sistemlerinin bilgiyi yalnızca sentaktik (biçimsel) olarak işleyebildiğini, semantik (anlamsal) bir kavrayışa veya bilinçli bir anlama kapasitesine sahip olmadığını savunan felsefi düşünce deneyi.
Peg-word Mnemonic System
Sıralı listeleri hatırlamak amacıyla, öğrenilecek her bir öğenin hayal gücünde daha önceden ezberlenmiş sayı-kelime çiftleriyle (çivilerle) eşleştirilmesini sağlayan bir bellek stratejisidir.
Multiskilled (multiskill)
Birden fazla uzmanlık alanında yetkinlik sergileme ve eşzamanlı olarak birden fazla görevi yerine getirme kapasitesi.
Multisensory Learning
Öğrenme materyalinin tek bir duyu yerine görme, işitme, dokunma gibi birden fazla duyusal kanal aracılığıyla sunulduğu bilişsel süreç.
Multilingualism
Bir bireyin veya topluluğun birden fazla dili iletişim, düşünme ve sosyal etkileşim amacıyla etkin bir şekilde kullanabilme durumu.
Multiple-task Performance
Bir bireyin iki veya daha fazla görevi eşzamanlı ya da ardışık olarak yerine getirme kapasitesi ve bu süreçteki başarısı.
Multiple-resource Model
Dikkat kapasitesinin tek bir merkezi havuzdan ziyade, farklı uyarıcı modalitelerine ve tepki türlerine özgü birden fazla bağımsız kaynaktan oluştuğunu savunan bilişsel model.
Multiple Classification
Nesneleri veya uyarıcıları aynı anda birden fazla boyuta (örneğin hem renk hem de şekil) göre gruplayabilme bilişsel becerisi.
Multiple Drafts Hypothesis
Bilinçli algının beyinde merkezi tek bir noktada (Kartezyen tiyatro) toplanmadığını, bunun yerine duyusal korteks genelinde sürekli yarışan ve revize edilen çok sayıda paralel işlenmiş taslak üzerinden yayıldığını öne süren bilişsel model.
Multiple-intelligences Theory
Zekanın tek bir genel faktörle (g) açıklanamayacağını, aksine dilsel, müziksel, kinestetik ve sosyal dahil olmak üzere sekiz bağımsız kategoriden meydana geldiğini öne süren bilişsel model.
Multiplicity-versus-unity Dimension
Bir sanat eserinin veya uyarıcının karmaşıklık (çokluk) ile uyum (birlik) arasındaki derecesini inceleyen estetik psikoloji boyutudur.
Multiple-choice Experiment
Katılımcının, öğrenilmesi gereken belirli bir ipucuna dayanarak sunulan olası seçenekler arasından doğru olanı seçtiği deneysel paradigma.
Presolution Variability
Zor bir probleme başarılı bir çözüm yoluna ulaşılmadan hemen önceki evrede davranışta gözlenen dalgalanma ve çeşitlilik halidir.
Decoding
Kodlanmış verinin veya bilginin, anlamlı kaynak terimlere ya da sembollere dönüştürülmesi süreci.
Resolution
Gözün veya optik bir sistemin, birbirine çok yakın iki nesneyi ayrı bağımsız varlıklar olarak ayırt edebilme yeteneğinin ölçüsüdür.
Bar Display
Ergonomide, bir sistem özniteliğinin dalgalanan değerlerinin eşit genişlikteki dikdörtgen çubukların uzunluğu ile temsil edildiği makine göstergesi.
Rod-and-frame Test (RFT)
Görsel ve yerçekimsel ipuçlarının dikey algısındaki rolünü incelemek ve bireylerin alan bağımlılığı ile alan bağımsızlığı düzeylerini ölçmek için kullanılan klasik bir algı testidir.
Refutation
Bir önermenin, teorinin veya iddianın mantıksal kanıtlar ve karşı delillerle yanlış veya geçersiz olduğunu gösterme süreci.
D Prime
Sinyal saptama kuramında, bireyin yanıt eğilimlerinden bağımsız olarak bir sinyali gürültüden ayırma hassasiyetini ölçen standartlaştırılmış istatistiksel bir göstergedir.
D′
Sinyal Saptama Kuramı'nda (Signal Detection Theory) bir gözlemcinin sinyali gürültüden ayırt etme hassasiyetini ve duyarlılığını nicel olarak ölçen parametre.
Distributional Redundancy
Psikolojik estetikte, bir sanatsal örüntü içindeki bazı öğelerin diğerlerine göre istatistiksel olarak daha sık tekrar etmesiyle belirsizliğin azalması durumu.
Distributed Knowledge
Çoklu ajan sistemlerinde veya sosyal ağlarda, tek bir bireyin sahip olmadığı ancak topluluktaki üyelerin bilgi birikimlerinin ortaklaşa kümelenmesiyle ortaya çıkan bütüncül malumat.
Distributed Cognition
Bilişsel süreçlerin yalnızca bireysel bir zihne hapsolmadığı, aksine bireyler, çevre, nesneler ve teknolojik araçlar arasında paylaşıldığını ve ortaklaşa yürütüldüğünü savunan bilişsel bilim yaklaşımı.
Distributed Representation
Bilgi işleme sistemlerinde, belirli bir bilgi birimine ait verinin tek bir bütünlük halinde değil, sistemin çok sayıda ayrı bileşeni üzerine yayılarak temsil edilmesi durumu.
Distributed Attention
Bilişsel kapasitenin tek bir uyarıcı yerine çevredeki birden fazla konuma veya uyarıcıya eşzamanlı olarak bölünmesi durumu.
İnclusion/exclusion Model
Bağlamsal özelliklerin hedefin geçici zihinsel temsiline dahil edilmesinin asimilasyon etkilerine, aşırı bağlamsal özelliklerin ise bu temsilden hariç tutulmasının kontrast etkilerine yol açtığını öne süren yargı teorisi.
DAISY
Görme engelli veya basılı materyalleri okumakta zorlanan bireyler için geliştirilmiş, navigasyon ve senkronizasyon yeteneklerine sahip uluslararası bir dijital sesli kitap ve multimedya standardıdır.
Dactylology
Parmak ve ellerin belirli şekiller almasıyla harflerin, kelimelerin ve fikirlerin ifade edildiği manuel bir iletişim sistemidir.
Wavelength Thresholds
Canlıların duyusal sistemleri aracılığıyla algılayabildiği minimum ve maximum fiziksel uyarıcı dalga boyu sınırları.
Wave-interference Patterns
Farklı açılardan gelen ışık dalgalarının kesişmesiyle oluşan ve holografik kayıtta kullanılan karmaşık girişim desenleri; zihinsel bellek ve uzamsal bilginin saklanması bağlamında bir analoji olarak bilişsel kuramlarda ele alınır.
Absent-mindedness
Kişinin dış çevredeki uyaranlara karşı bariz bir dikkatsizlik sergileyerek kendi içsel düşünceleriyle meşgul olduğu zihinsel durum.
Branching
Öğrencinin veya sistemin performansına bağlı olarak farklı ardışık yolların izlenmesini sağlayan programlı öğretim yöntemi veya dilbilimde cümle yapısını hiyerarşik bir ağaç diyagramıyla çözümleme süreci.
Bottleneck Model
İnsan bilgi işlem süreçlerinde, aynı anda yalnızca tek bir verinin işlenmesine izin veren sınırlı kapasiteli bir kanalın (darboğazın) varlığını savunan dikkat modellerinin genel adı.
Darwinian Algorithm
Evrimsel psikolojide, belirli adaptif işlevleri yerine getirmek üzere doğal seçilim yoluyla evrimleşmiş, doğuştan gelen ve alana özgü bilişsel program.
Behavior
Bir organizmanın içsel ya da dışsal uyarıcılara karşı sergilediği, nesnel olarak gözlemlenebilen veya dolaylı olarak ölçülebilen her türlü eylem, tepki ve sürecin genelidir.
Behavior Field
Belirli bir davranışsal etkiyi tetikleyen uyarıcılar, koşullar ve kümülatif faktörlerin tamamını kapsayan bütüncül çevresel ve bağlamsal matris.
Behavior Determinant
Herhangi bir organizmada doğrudan ya da dolaylı olarak gözlenebilir veya ölçülebilir bir davranışsal etki üreten etkenlerin bütünü.
Behavioral Science
İnsanların ve diğer hayvanların eylem ile tepkilerini sistematik gözlem ve deney yöntemleriyle inceleyen disiplinler arası bilim dalı.
Behavior Hierarchy / Behavioral Hierarchy
🔹 1. (behavior hierarchy): Olası tepkilerin ortaya çıkma olasılıklarına göre sıralandığı, yüksek olasılıklı davranışların üst sıralarda yer aldığı düzen. 🔹 2. (behavioral hierarchy): Organizmanın sergilediği veya öğrenme süreçlerinde edindiği davranışların, öncelik sırasına, karmaşıklık derecesine veya işlevsel değerine göre sıralandığı organizasyonel düzen.
Behavior Pattern / Behavioral Pattern
🔹 1. (behavior pattern): Belirli bir sırada ve birbirini takip eden iki veya daha fazla tepkinin oluşturduğu karmaşık davranışsal dizi. 🔹 2. (behavioral pattern): Bir organizmanın belirli durumlarda veya zaman dilimlerinde tutarlı ve öngörülebilir biçimde sergilediği, nörobiyolojik ve çevresel faktörlerle şekillenmiş eylem dizisidir.
Behavioral Engineering
İnsan davranışlarını sistematik olarak şekillendirmek veya değiştirmek amacıyla çevresel araçların, teknolojilerin ve operant koşullama ilkelerinin uygulanması.
Behavior System
Aynı amaca ulaşmak veya aynı işlevi yerine getirmek için gerçekleştirilebilen farklı etkinliklerin organizasyonu.
Behavior Theory
Davranışın kazanılması, gelişimi ve sürdürülmesinin uyarıcı ve tepki temelli öğrenme ilkeleriyle açıklanabileceğini savunan teorik çerçeve.
Behaviorism
Psikolojinin konusunun öznel zihinsel süreçler değil, yalnızca nesnel olarak gözlemlenebilir ve ölçülebilir davranışlar olması gerektiğini savunan bilimsel ekol.
Behavioral Geography
İnsanların çevrelerini nasıl algıladığını, zihinsel haritalar oluşturduğunu ve bu bilişsel süreçlerin mekansal davranışları ile karar alma mekanizmalarını nasıl yönlendirdiğini inceleyen beşeri coğrafya ve bilişsel bilimler alt dalıdır.
Behavioral Dynamics
Gözlemlenebilir davranışların temelinde yer alan içsel motivasyon kalıpları ve nedensel süreçler.
Behavior Episode / Behavioral Sequence
🔹 1. (behavior episode): Bir organizmanın çevresel uyaranlara yanıt olarak gerçekleştirdiği, net bir başlangıcı ve bitişi olan, zamansal olarak bütüncül davranışsal eylemler dizisi. 🔹 2. (behavioral sequence): Belirli bir amaca veya sonuca yönelmiş ardışık davranışsal olayların kombinasyonudur.
Behavior İntegration / Behavioral İntegration
🔹 1. (behavior integration): Farklı bilişsel, duyuşsal ve motor süreçlerin uyumlu ve organize bir bütün oluşturacak şekilde bir araya gelmesi durumu. 🔹 2. (behavioral integration): Ayrı bireysel davranışların senkronize ve koordine edilmiş tek bir işlevsel davranışsal birim halinde birleştirilmesi süreci.
Behavioral Finance
Duyguların, bilişsel önyargıların ve psikolojik faktörlerin finansal karar alma süreçleri ile piyasa dalgalanmaları üzerindeki etkisini inceleyen disiplinler arası alan.
Behavioral Economics
Bilişsel önyargıların, sezgisel karar alma süreçlerinin ve psikolojik değişkenlerin ekonomik davranışları nasıl şekillendirdiğini inceleyen disiplinler arası alan.
Behavioral Momentum
Bir davranışın, onu bozmaya veya değiştirmeye yönelik müdahaleler karşısında zamana direnme gücü ve kararlılığı.
Behavioral Segment
Bireylerin eylemleri, kullanım alışkanlıkları ve karar alma süreçlerindeki ortak özelliklerine göre gruplandırıldığı analitik bir kesittir.
Behavior Baseline / Behavioral Baseline
🔹 1. (behavior baseline): Herhangi bir müdahale, deneysel manipülasyon veya terapi süreci uygulanmadan önce bir organizmanın hedef davranışının doğal frekansını, süresini veya yoğunluğunu ölçen başlangıç verisidir. 🔹 2. (behavioral baseline): Bağımsız bir değişkenin etkilerini değerlendirmek amacıyla, herhangi bir müdahale uygulanmadan önceki davranışın istikrarlı durumunu gösteren ölçüm referansıdır.
Behavioral Contrast
Pekiştireç oranındaki veya değerindeki değişimin, başka bir bağlamdaki yanıtta yarattığı zıt yönlü değişim olgusudur.
Deese–roediger–mcdermott Paradigm
Bilişsel psikolojide, katılımcıların sunulmayan ancak listedeki kelimelerle güçlü bir anlamsal bağı olan kritik bir tuzağı hatırlama eğilimini ölçen yanlış bellek prosedürü.
Evaluative Reasoning
Herhangi bir eylemin, fikrin, duygunun, tekniğin veya nesnenin etkililiğini, geçerliliğini, anlamını ya da alakasını eleştirel bir süzgeçten geçirerek tartma biçimi.
Evaluative Ratings
Bireylerin bir nesne grubunun estetik, hedonik veya yapısal niteliklerine dair yargılarını yansıtan sayısal skorlar.
Evaluative Priming Measure
Hedef bir uyarıcının değerlendirilme hızının, daha önce sunulan ve duygusal olarak tutarlı veya tutarsız olan bir ön uyarıcı (prime) tarafından kolaylaştırılması veya engellenmesi esasına dayanan örtük tutum ölçüm yöntemidir.
Appraisal Dimension
Bireyin çevreyle etkileşimini değerlendirmesini ve buna uygun bir duygu tepkisi üretmesini sağlayan bilişsel kriterlerin her biri.
Appraisal Theory
Bireylerin bir durumu bilişsel olarak nasıl değerlendirdiklerinin, o duruma verdikleri duygusal tepkileri doğrudan belirlediğini öne süren kuramsal yaklaşımlar bütünü.
Negation
Jean Piaget'nin bilişsel gelişim kuramında, herhangi bir zihinsel işlemin tersine çevrilebileceğini ve iptal edilebileceğini kavrama yeteneği.
Alternating Perspective
Belirsiz bir figür incelenirken iki farklı bakış açısı arasında ani ve istemsiz geçişin yaşandığı algısal olgu.
Change Effect
Parapsikolojide, paranormal yollarla bir nesnenin fiziksel yapısının değiştirildiği iddia edilen fenomen.
Alteration Hypothesis
Yanlış bilgi etkisini açıklayan; tanık olunan bir olaydan sonra sunulan yanıltıcı bilginin, orijinal hafıza izini tamamen değiştirdiğini, dönüştürdüğünü veya bozduğunu savunan teorik model.
Change Blindness
Görsel alan içerisindeki iki ardışık sahnede meydana gelen değişikliklerin, kısa süreli bir kesinti veya dikkat dağıtıcı bir unsur nedeniyle fark edilememesi durumu.
Resistance To Change
Mevcut bir davranışsal kalıbın, onu bozmaya veya kesintiye uğratmaya yönelik müdahaleler karşısında ne kadar dirençle sürdürüldüğünü gösteren davranışsal momentum ölçütü.
Alternation Learning
Bireyin, aynı tepkiyi arka arkaya vermekten kaçınarak farklı davranışsal yanıtlar arasında dönüşümlü olarak geçiş yapmayı öğrendiği bir öğrenme görevidir.
Varied Mapping
Bir arama görevinde hedef ve çeldirici uyarıcıların denemeler boyunca rastgele roller değiştirdiği, böylece bir denemede hedef olan bir uyarıcının bir sonrakinde çeldirici olabildiği deneysel koşuldur.
Variable Stimulus
Psikofizik araştırmalarda, sabit bir uyarıcı ile sistematik olarak karşılaştırılmak üzere kullanılan bir dizi deneysel uyarıcıdan her biri.
İnvariant Feature
Bir nesnenin farklı koşullar, açılar veya bağlamlar altında incelendiğinde dahi değişmeden kalan temel karakteristik niteliğidir.
Constancy Scaling
Uyarıcı koşullarındaki değişimlere rağmen, bir uyarıcının özelliklerinin (özellikle boyutunun) zihinsel olarak sabit algılanması için yapılan adaptif yeniden ayarlama sürecidir.
Law Of Constancy
Görsel uyaranların aydınlatma düzeyi veya retina üzerindeki açısı gibi koşullar değişmesine rağmen, nesnelerin algısal olarak sabit görünümünü korumasını sağlayan ilkedir.
Genius
Entelektüel kapasite veya yaratıcı üretkenlikte standart popülasyon dağılımının en üst yüzdelik diliminde yer alan olağanüstü yetenek düzeyi.
Deixis
Anlamı, kullanıldığı bağlama, konuşmacının konumuna ve zamana göre değişen sözcük veya ifadelerin kullanımı.
Deictic
Bağlama bağımlı olarak anlam kazanan, konuşmacının konumu, zamanı ve uzamsal çerçevesine göre gönderge değiştiren dilsel ve bilişsel terimleri tanımlar.
Décalage
Jean Piaget'nin gelişim kuramında, benzer bilişsel yapıların veya kazanımların farklı gelişim alanlarında eş zamanlı değil, farklı yaşlarda ortaya çıkması durumu.
Decreolization
Bir kreol dilinin, temas ettiği standart dilin ve diğer baskın dillerin etkisiyle gramer ve yapısal karmaşıklığını yitirerek standart dile yaklaşması süreci.
Delboeuf İllusion
İç içe veya yan yana bulunan nesnelerin boyut algısının, çevreleyen çemberin büyüklüğüne bağlı olarak yanıltıcı biçimde değişmesi durumu.
Delta Movement
Daha parlak bir uyaranın, belirli boyut, mesafe ve zaman koşulları sağlandığında daha karanlık bir uyarana doğru hareket ediyor gibi göründüğü bir görünür hareket biçimi.
Delta Rule
Öğrenme sırasında iki uyarıcı veya kavram arasındaki bağın güçlenme miktarının, ulaşılabilecek maksimum güç ile mevcut güç arasındaki farkın bir fonksiyonu olarak değiştiğini savunan associasyonist öğrenme ilkesidir.
Bundle Hypothesis
Duysal özelliklerin bilinçli deneyimde bir araya getirilerek tek bir bütün halinde 'demetlendiğini' veya bağlandığını öne süren algısal kuramsal yaklaşım.
Anchoring
Bireylerin karar alma, yargılama veya tahmin süreçlerinde, ellerine geçen ilk bilgiyi (çapa) baz alarak sonraki tüm değerlendirmelerini bu ilk bilgiye göre şekillendirmesi eğilimidir.
Trial
Deneysel bir süreçte, koşullandırma testlerinde veya psikometrik değerlendirmelerde bir görevin veya uyaran sunumunun tek bir kez gerçekleştirilmesi.
Run
Bir deney bağlamında, bir dizi uyaranın veya görevin kesintisiz olarak tek bir oturumda sunulması.
Trial-and-error Learning
Bir organizmanın hedefe ulaşana kadar çeşitli tepkileri ardışık olarak ve rastlantısal görünümlerde sergilediği, başarılı tepkinin pekiştirilerek sonraki denemelerde daha erken ortaya çıktığı bir öğrenme türüdür.
Supervisory Control
Yüksek düzeyde otomatize edilmiş sistemlerde insan operatörün sistem takibi, yorumlama, karar verme ve gerektiğinde müdahale etme rolünü üstlendiği ergonomik ve bilişsel kontrol düzeyi.
Supervisory Attentional System (SAS)
Alışılmış tepkilerin yetersiz kaldığı, alışılmadık ya da yeni durumlarda devreye girerek problem çözme ve karar vermeyi yöneten üst düzey bilişsel kontrol mekanizması.
İnspective Exploration
Yeni uyaranların yarattığı belirsizlik, korku veya kaygıyı azaltarak uyarılma düzeyini düşürmek amacıyla gerçekleştirilen güdümlü inceleme davranışı.
Experience
Bireyin bizzat yaşayarak, algılayarak veya maruz kalarak bilinç süzgecinden geçirdiği olaylar bütünü ve bu süreç sonucunda edinilen işlevsel bilgi birikimi.
Experiencer
Cümle içindeki eylemin, durumun veya sürecin etkisini bilişsel, duyusal ya da duygusal olarak yaşayan canlı varlık.
Experiential Subtheory
Sternberg'in üçlü zeka kuramının, bireylerin yeniliklerle başa çıkma ve bilgiyi otomatikleştirme kapasitesini inceleyen alt bileşenidir.
Experiential Knowledge
Biçimsel eğitim veya profesyonel eğitimden ziyade, doğrudan yaşam deneyimleri ve pratik süreçler yoluyla edinilen içgörü ve uzmanlık.
Experiential Learning
Bireyin doğrudan yaşantılar yoluyla, aktif katılım ve eylem esasına dayalı olarak gerçekleştirdiği öğrenme süreci.
Experimental Aesthetics
Doğal nesnelere ve sanat formlarına verilen duygusal ve algısal tepkilerin deneysel psikoloji teknikleriyle incelenmesidir.
Experimental Philosophy
Felsefi soruları yanıtlamak ve sezgileri test etmek amacıyla ampirik verilerden ve deneysel yöntemlerden yararlanan disiplinlerarası yaklaşım.
Society Of Experimental Psychologists
Deneysel psikoloji alanındaki araştırmaları ilerletmek ve bilim insanları arasında iş birliğini teşkil etmek amacıyla 1904 yılında kurulan seçkin akademik kuruluş.
Experimental Psychology
Davranış, motivasyon ve bilişsel süreçleri laboratuvar veya kontrollü ortamlarda nicel yöntemler ve deneysel tasarımlarla inceleyen temel psikoloji dalı.
Disequilibrium
Fiziksel postür, duygusal regülasyon veya bilişsel şemalar düzeyinde denge halinin yitirilmesi durumu.
Balanced Bilingual
Her iki dilde de, aynı yaştaki ana dili konuşan bir bireyin sahip olduğu yetkinlik düzeyine ve akıcılığa eşit derecede sahip olan kişi.
Unbalanced Bilingual
İki dili de konuşabilen ancak dillerden birinde diğerine kıyasla önemli ölçüde daha yüksek yetkinlik ve akıcılık düzeyine sahip olan birey.
Denotative Meaning
Bir sözcüğün veya ifadenin, kültürel veya duygusal yan anlamlarından arındırılmış, nesnel, sözlüksel ve somut karşılığı.
Deautomatization Hypothesis
Mistik deneyimlerin ve derin meditasyon hallerinin, algısal uyaranları otomatik olarak organize eden ve sınırlayan alışılmış süreçlerin bilinçli ve iradi olarak çözülmesiyle ortaya çıktığını öne süren psikolojik model.
Storage
Kodlama aşamasından geçen ve geri getirme evresine kadar geçen süreçte, bilginin bellekte kalıcı veya geçici olarak muhafaza edilme durumu.
Storage Capacity
Bellek sistemlerinin kodlanan bilgiyi muhafaza edebileceği maksimum miktar veya hacim.
Rating Scale Judgment Task
Katılımcıların evet veya hayır yanıtlarına güven derecelerini atayarak sinyal saptama performanslarını ölçmelerine ve Alıcı İşletim Karakteristiği (ROC) eğrisinin verimli bir şekilde oluşturulmasına olanak tanıyan psikofiziksel bir görevdir.
Gradation Method
Psikofizikte, duyusal uyaranlardaki değişimleri küçük ve eşit birimler aracılığıyla ölçmeyi amaçlayan teknik.
Deep Processing
Bir uyarıcının sadece duyusal ve fiziksel niteliklerine değil, anlamsal ve bağlamsal katmanlarına odaklanılarak bilişsel olarak çözümlenmesi süreci.
Depth-first Search
Bir çizge veya ağaç veri yapısında, olası yolların en uç noktasına kadar inerek ilerleyen ve çıkmaz sokaklarda geri sarma (backtracking) prensibiyle çalışan yinelemeli arama stratejisi.
Deep Structure
Dönüşümsel üretken dilbilgisinde, bir cümlenin mantıksal ve gramer ilişkilerini açıkça gösteren soyut taban biçimidir.
Depth Perception
Görsel sistemin, nesnelerin katılığı ve üç boyutluluğu ile gözlemci arasındaki mesafeyi eş zamanlı olarak hesaplama yeteneği.
Depth Cue
Görsel sistemin, bir nesnenin üç boyutlu uzaydaki konumunu, derinliğini ve gözlemciye olan mesafesini hesaplamak için kullandığı monoküler ve binoküler uyarıcı işaretlerin tümü.
Dermo-optical Perception (DOP)
Derinin doğrudan görme organı olmaksızın, genellikle dokunma yoluyla nesnelerin renklerini veya özelliklerini algılayabildiği öne sürülen iddia edilen yetenek.
Confirmation
Amaçlı davranışçılıkta, bir beklentinin gerçekleşerek o beklentiye yol açan davranışın pekişmesi durumu.
Assistive Software
Engelli bireylerin bilgisayar uygulamalarını ve dijital arayüzleri bağımsız bir şekilde kullanabilmesini sağlayan özel tasarım bilgisayar programları.
Detail Perspective
Yüzeylerdeki doku ve ayrıntıların sıklığının değişmesiyle nesnelerin mesafesini algılamamızı sağlayan monoküler derinlik ipucu.
Deterministic Psychology
İnsan davranışının, düşüncesinin ve duygularının rastlantısal olmadığını, önsel genetik, çevresel veya nörolojik etkenler zinciri tarafından katı bir nedensellik ilkesiyle belirlendiğini savunan psikoloji yaklaşımı.
İdiom
Anlamı bireysel sözcüklerinin anlam toplamından çıkarılamayan, kalıplaşmış ve sözdizimsel esnekliği bulunmayan sabit dilsel ifade.
Disinformation
Kitleleri yanıltmak, manipüle etmek veya aldatmak amacıyla kasıtlı olarak üretilen ve medya yoluyla yayılan yanlış veya çarpıtılmış bilgi.
DICE Model
Dilsel ve algısal bilgilerin bağımsız bellek modülleri tarafından işlendiğini, bilincin ise yürütücü sisteme açılan bir farkındalık kapısı işlevi gördüğünü öne süren bilişsel model.
DIN Color System
Renkleri ton, parlaklık ve doygunluk niteliklerine göre sınıflandıran ve Alman Endüstri Standardı (DIN 6164) tarafından tanımlanan Avrupa menşeli renk uzayı sistemi.
External World
İnsan bilinç ve algısından bağımsız olarak var olan gerçek nesneler ve olgular evreni.
Outer Psychophysics
Duyusal uyaranların fiziksel yoğunluğu ile bunlara karşılık gelen öznel zihinsel deneyimin yoğunluğu arasındaki doğrudan ilişkiyi kurma girişimi.
Exclusion Design
İnsan hatası olasılığını sıfıra indirmek veya pratik olarak imkansız kılmak amacıyla ergonomik tuzakların önceden tespit edilerek sistemden tamamen arındırıldığı mühendislik ve tasarım yaklaşımıdır.
Extrinsic Motivation
Bireyin belirli bir davranışı, içsel tatmin veya merak yerine ödül kazanmak ya da ceza ve yaptırımlardan kaçınmak gibi dışsal pekiştireçlerin etkisiyle sergilemesi durumu.
Extrinsic Reward
Bir eylemin veya davranışın doğal bir sonucu olmayan, dışarıdan sağlanan maddi veya manevi pekiştireç.
Extrinsic Reinforcement
Bir eylemin gerçekleştirilmesi karşılığında dış kaynaklı bir ödül veya pekiştireç sağlanması durumu.
Exteroceptive Stimulus
Organizmanın dış dünyasından kaynaklanan ve beş duyu organı aracılığıyla algılanan her türlü fiziksel uyarıcı.
Diacritical Marking System (DMS)
Fonetik sesleri ve artikülasyon özelliklerini belirlemek amacıyla harfler üzerine konulan birleşik semboller dizisi.
Dianoia
Duyu algıları ve deneyimlere dayanan, varsayımlardan hareketle tümdengelimsel sonuçlara varan söylemsel akıl yürütme yetisi.
Diatonic
Bir oktavlık aralık içinde beş tam ve iki yarım sesten oluşan geleneksel müzikal dizileri tanımlayan sıfat.
Differential İnhibition
Orijinal koşullu uyarıcıya benzeyen ancak onunla aynı olmayan uyarıcılara karşı zamanla tepki verme eğiliminin azalması süreci.
Differential Conditioning
İki veya daha fazla uyarıcının farklı sonuçlarla (biri pekiştireçle, diğeri pekiştireçsiz veya farklı bir sonuçla) eşleştirildiği klasik koşullanma prosedürüdür.
Diphthong
Tek bir hece içerisinde bir ünlü sesin (vokal) fark edilemeyecek kadar akıcı bir biçimde bir diğerine kaymasıyla oluşan ikili ses birimi.
Diffusion Model
Bireylerin bir karar verme sürecinde, ayrık adımlar yerine sürekli olarak kanıt biriktirdiğini ve önceden belirlenmiş bir eşiğe ulaştığında tepki verdiğini öne süren matematiksel ve bilişsel model.
Digital Accessible Information System (DAISY)
Görme engelli veya basılı materyalleri okumakta güçlük çeken bireyler için geliştirilmiş, gelişmiş navigasyon özelliklerine sahip uluslararası bir dijital sesli kitap ve multimedya standardıdır.
Diglossia
Bir dil topluluğunda aynı dilin iki farklı lehçe veya çeşidinin, resmi (yüksek) ve günlük (alçak) olmak üzere farklı sosyal işlevlerle bir arada bulunması durumu.
Digital
Bilginin kesikli (discrete) veya sayısal biçimde, tipik olarak ikili (binary) sistemle temsil edilmesi durumu.
Digital Computer
Sayısal verileri işlemek, saklamak ve mantıksal karşılaştırmalar yapmak üzere tasarlanmış elektronik bilgi işlem sistemi.
Attention
Bilişsel kaynakların belirli çevresel unsurlara odaklandığı, merkezi sinir sisteminin uyarıcılara yanıt vermeye hazır durumda bulunduğu seçici bir modülatör süreçtir.
Range Of Attention
Bireyin aynı anda üzerinde odaklanabildiği veya bilinç süzgecinden geçirebildiği uyarıcıların toplam kapsamı ve genişliğidir.
Attention Decrement
Ardışık sunulan uyarıcılarda, zaman ilerledikçe dikkatin azalması ve buna bağlı olarak sonraki uyarıcıların hafızada daha zayıf kodlanması eğilimi.
Attention Fluctuation / Fluctuation Of Attention
🔹 1. (attention fluctuation): Bireyin belirli bir uyarıcıya veya göreve yönelik odaklanma kapasitesinin, zaman içinde istemsiz ve periyodik olarak azalması ya da artması durumudur. 🔹 2. (fluctuation of attention): Sabit ve değişmeyen duyusal uyarana rağmen, nesne veya uyarıcıların dikkat odağından sürekli olarak girip çıkma eğilimi göstermesi.
Attentional Narrowing
Yüksek stresli durumlarda bireyin dikkat alanını daraltarak sınırlı sayıda bilgi kaynağına odaklanması ve bu durumun kritik, göreve ilişkin bilgilerin gözden kaçmasına yol açması.
Attention Training
Bireyin bilişsel kaynaklarını belirli uyarıcılara odaklama, sürdürme ve çeldiricileri inhibe etme kapasitesini artırmayı amaçlayan sistematik müdahale yaklaşımı.
İnattention
Bireyin belirli bir uyarıcıya odaklanma kapasitesindeki yetersizlik veya dikkatin sürekli olarak farklı uyarıcılara kayması durumu.
Scope Of Attention
Bir bireyin aynı anda odaklanabildiği ve işleyebildiği farklı uyaranların veya kavramların niceliksel ve niteliksel sınırları.
Attention Shifting
Odaklanılan dikkatin bir uyarıcıdan veya konumdan diğerine kasıtlı ya da otomatik olarak aktarılması.
Attention-control Training (ACT)
Bireylerin çevresel ve kişisel baskı altında uygun dikkat odaklarını korumalarını ve göreve ilişkin ipuçlarına odaklanıp alakasız uyaranları elemelerini sağlayan sistematik müdahale programı.
Focus Of Attention
Bireyin bilişsel kaynaklarını yönlendirdiği içsel veya dışsal herhangi bir uyaranın ya da deneyim alanının spesifik bileşeni.
Attentional Focus
Bireyin belirli bir anda bilişsel kaynaklarını içsel (duygular, bilişler, bedensel duyumlar) ya da dışsal (çevresel uyaranlar) unsurlara yönlendirme derecesi ve yönüdür.
Attentional Strategy
Bir görevin verimli bir şekilde yürütülmesi amacıyla bilinçli olarak öğrenilmiş veya alışkanlık haline getirilmiş dikkat odaklanma kalıbıdır.
Attention Span
Bir bireyin, dikkati dağılmadan veya başka bir uyaranın güdümüne girmeden tek bir göreve veya ilgi odağına odaklanabildiği zaman aralığı.
Attentional Capture
Uyarıcılardaki ani bir değişimin, diğer bilişsel süreçleri kesintiye uğratarak dikkati istem dışı biçimde kendi üzerine çekmesi.
Attention Overload
Bilişsel sistemin dikkat kaynaklarına binen aşırı talepler neticesinde, geçici kapasite tükenmesi ve odak gerektiren görevlerle başa çıkamama durumu.
Attention Load Measure
Bireyin bilişsel kaynaklarının eş zamanlı yürütülen görevler tarafından ne ölçüde tüketildiğini, görev performansındaki bozulmayı baz alarak hesaplayan deneysel yöntemdir.
Zoom-lens Model Of Attention
Görsel dikkatin, tıpkı bir fotoğraf makinesinin objektifi gibi, görev talepleri doğrultusunda daralıp genişleyebilen esnek bir kaynak olduğunu savunan bilişsel model.
Preattentive Processing
Bir uyarıcıya bilinçli bir dikkat yöneltilmeden önce, çevredeki verilerin zihin tarafından eşzamanlı ve yüksek kapasiteyle otomatize biçimde taranması sürecidir.
Attentional Blink
Hızlı seri görsel sunumda, ilk hedef uyaranın işlenmesini takiben 200 ila 500 milisaniye içinde sunulan ikinci bir hedefi fark etme becerisindeki geçici yetersizlik.
Attentional Blindness
Duyusal sistemlerin kusursuz çalışmasına rağmen, dikkatin farklı bir uyarıcıya veya göreve odaklanması nedeniyle göz önündeki görsel uyarıcıların fark edilememesi durumu.
Attentional Bias
Bireyin duygusal durumları, içsel ihtiyaçları veya geçmiş deneyimleri doğrultusunda belirli uyarıcıların işlenmesine diğerlerine kıyasla öncelik verme eğilimidir.
Spotlight Model Of Attention
Görsel dikkatin hareketli bir sahne ışığı gibi işlev gördüğünü, bu ışığın düştüğü alanın ayrıntılı bilişsel işlemeden yararlanırken, dışarıda kalan alanın ihmal edildiğini öne süren bilişsel model.
Dichotic Listening
Her iki kulağa aynı anda farklı işitsel uyaranların sunulması ve bireyin bu uyaranlardan birine odaklanırken diğerini bastırma becerisini ölçen deneysel bir yöntemdir.
Language Transfer
İkinci dil ediniminde, ana dilin fonolojik, sözdizimsel ve semantik özelliklerinin yeni öğrenilen dile taşınma eğilimi.
Language-experience Approach
Çocuğun kendi sözlü anlatımlarını ve kişisel deneyimlerini okuma yazma öğretiminin merkezine alan pedagojik bir yöntemdir.
LAD
Noam Chomsky'nin evrensel dilbilgisi teorisinde, insan zihninde doğuştan var olduğu varsayılan ve çocukların çevredeki dil girdilerini işleyerek gramer kurallarını çözmesini sağlayan varsayımsal nörobiyolojik mekanizma.
Language Acquisition
Çocukların doğuştan gelen dilsel donanımlarını ve aktif öğrenme rollerini kullanarak dili algılama, kavrama ve üretme süreci.
Language Acquisition Device (LAD)
Çocukların çevresel dil girdilerinden yola çıkarak karmaşık dilbilgisi yapılarını evrensel bir temelde hızla kazanmasını sağlayan doğuştan gelen varsayımsal zihinsel mekanizma.
Language Arts
Bir eğitim müfredatında dinleme, konuşma, okuma, yazma, imla ve el yazısı gibi temel dil becerilerinin öğretilmesini kapsayan akademik alan.
Language Contact
İki veya daha fazla dil topluluğunun coğrafi yakınlık, ticaret veya siyasi nedenlerle etkileşime girerek birbirlerinin leksiksal ve yapısal özelliklerini karşılıklı olarak etkilemesi durumu.
Grammaticality
Bir tümcenin zihinsel dilbilgisi kurallarına ve yapısal normlara uygun olma durumu.
Linguistics
İnsan dilinin fiziksel, yapısal, işlevsel, psikolojik ve toplumsal özelliklerini inceleyen bilim dalıdır.
Linguist
Dilbilim veya alt dallarında uzmanlaşmış, insan dilinin yapısal, tarihsel ve bilişsel özelliklerini inceleyen bilim insanı.
Linguistic Typology
Dillerin tarihi kökenlerine veya coğrafi dağılımlarına bakılmaksızın, yapısal ve biçimsel özelliklerine göre sınıflandırılması ve incelenmesi.
Linguistic Approach
Çocuğun konuşarak edindiği mevcut dil bilgisini okuma öğretimine entegre eden, harf-ses uyumlarını anlamlı ve düzenli yazım kalıpları üzerinden aktaran pedagojik ve bilişsel bir yöntem.
Subjunctive
Dil biliminde ve bilişsel süreçlerde, kesin bir olgudan ziyade hipotezleri, arzuları, olasılıkları veya henüz gerçekleşmemiş durumları ifade eden fiil kipidir.
Tip-of-the-tongue Phenomenon (TOT Phenomenon)
Bireyin hafızasındaki belirli bir sözcüğü veya ismi bilmesine ve hatırlamak üzere olmasına rağmen, o an için erişim sağlayamaması durumu.
Task Specificity Of Language
Dil kullanımının, diğer bilişsel işlevlerden niteliksel olarak ayrıldığını ve bu amaca özel olarak evrilmiş bilişsel bileşenler barındırdığını savunan kuramsal yaklaşım.
Duality Of Language
Dilin aynı anda iki farklı düzeyde, yani sesletim (fonoloji) ve anlam (sözdizimi ve anlambilim) düzleminde temsil edilmesi ve işlenmesi prensibidir.
Language Maintenance
Göçmen veya azınlık topluluklarının etnik dillerini ardışık kuşaklar boyunca kullanmaya devam etmesi süreci.
Language-origin Theory
İnsan türünde dilin evrimsel başlangıcını ve erken dönem gelişimini inceleyen antropolojik, biyolojik ve bilişsel spekülasyonlar ile ampirik hipotezler bütünü.
Species Specificity Of Language
Dilin, yalnızca Homo sapiens türüne özgü, genetik olarak kodlanmış doğuştan gelen evrimsel bir özellik olduğunu savunan teorik çerçeve.
TOT Phenomenon
Bildginden emin olunan bir kelimenin, adın veya terimin bellekten anlık olarak çağrılamaması ancak dilin ucundaymış gibi hissedilmesi durumu.
Linguistic Determinism
Bir dili konuşanların zihinsel kategorilerini ve düşünce dünyasını, o dilin anlamsal yapısının doğrudan belirlediğini savunan bilişsel dilbilim hipotezi.
Language Universal
Bilinen tüm insan dillerinde ortak olarak bulunan ve türümüzün biyolojik dil kapasitesinin doğasından kaynaklanan dilbilimsel özellik.
Linguistic Relativity
Dillerin anlamsal uzayı kategorize etme biçimlerinin birbirinden farklı olduğunu ve bu farklılıkların dünya algısını etkileyebileceğini öne süren bilişsel dilbilim kavramı.
Psychology Of Religion
Dinsel deneyimlerin ve organize dinin, psikolojik perspektiften deneysel ve akademik olarak incelenmesidir.
Dynamic Anthropometry
Kullanıcıların hareket halindeyken sergiledikleri eylemleri ve vücut kinetiğini hesaba katarak ürün ve sistem tasarımı yapma disiplini.
Dynamic Assessment
Bireyin yalnızca mevcut başarı düzeyini ölçmekle kalmayıp, rehberlik ve ipuçlarıyla (iskele kurma) öğrenebilme potansiyelini ve gelişim alanını inceleyen interaktif değerlendirme süreci.
Dynamic Equilibrium
Farklı ve zıt yönlü süreçlerin eşit hızda gerçekleşmesi sayesinde, toplam sistemde net bir değişim yaratmaksızın korunan kararlı durum.
Dynamic Touch
Bir nesnenin fiziksel özelliklerinin, onunla etkileşime girilerek, yani sallama, kaldırma ve manipüle etme eylemleri yoluyla algılanması sürecidir.
Dynamic Visual Display
Ergonomide, sıcaklık, hız veya ses seviyesi gibi dalgalanan ve sürekli değişen bilgileri sunmak üzere tasarlanmış görsel arayüz.
Dynamic Kinesthetic İmagery
Bir bireyin, herhangi bir fiziksel hareket gerçekleştirmeden, kas gerginliğini, eklem hareketlerini ve uzaysal konumu zihinsel olarak birinci şahıs perspektifinden deneyimlemesidir.
Dynamic Self-distribution
Gestalt psikolojisinde, bütünün bileşenlerinin, bütünün yapısı ve her bir parçanın o bütün içindeki işlevi doğrultusunda kendiliğinden bir düzenlenme eğilimi göstermesi.
Dynamic System
Bir parçasındaki değişimin, zaman içinde birbiriyle ilişkili tüm diğer kısımları eş zamanlı ve sürekli olarak etkilediği, nicel değişkenler ağıyla tanımlanan bütüncül yapı.
Dynamic Systems Theory
Davranış ve kişiliği, organizma ile çevrenin çoklu zaman dilimlerinde ve düzeylerinde etkileşime giren, sürekli değişen ve kendini organize eden doğrusal olmayan süreçleri yoluyla açıklayan teorik çerçeve.
Dynamic Testing
Bireyin mevcut bilgi düzeyini sabitlemek yerine, artan zorluk derecelerindeki görevler aracılığıyla öğrenme potansiyelini ve gizli kapasitesini ölçmeyi amaçlayan psikometrik yaklaşım.
Listening Strategy
Dinleyicilerin bir konuşmanın veya sunumun ortasına kıyasla başlangıç ve bitiş kısımlarına daha fazla dikkat etme eğilimi.
Rest Period
Aşırı yorgunluğu veya sıkıntıyı önlemek, zihinsel ve fiziksel tazelenmeyi sağlamak amacıyla iş veya zorlayıcı aktiviteler sırasında düzenli veya isteğe bağlı olarak verilen kısa ara.
Discriminanda
Birbirinden algısal veya kavramsal olarak kolayca ayırt edilebilen uyarıcıların tamamı.
Discipline
İstenilen zihin ve davranış alışkanlıklarını kazandırmak amacıyla uygulanan eğitim, ödül veya cezalandırma yoluyla davranış kontrolü ve akademik bir çalışma alanı.
Distal Effect
Bir organizmanın belirli tepkilerinin çevresi üzerinde yarattığı, zamansal veya mekansal olarak uzak konumdaki her türlü tesir veya sonuç.
Distal Response
Bir organizmanın çevresinde fiziksel veya işlevsel bir etki yaratan eylemlerinin bütünüdür.
Distal Stimulus
Algı süreçlerinde, duyu organını uyaran ve çevrede fiziksel olarak var olan gerçek nesne veya olgu.
Divination
Gelecekteki olayları veya gizli bilgileri doğaüstü yöntemler, ritüeller veya standartlaştırılmış araçlar aracılığıyla ortaya çıkarma iddiası taşıyan uygulama.
Dialectical Teaching
Öğrencilerin akıl yürütme süreçlerini eleştirel bir gözle incelemelerini sağlamak amacıyla, Platon'un diyaloglarındaki Sokratik yönteme benzer şekilde, verilen yanıtların tekrarlayan sorularla irdelendiği bir öğretim yöntemidir.
Dialectology
Dilbilimin coğrafi ve sosyokültürel temelli dil varyasyonlarını, lehçe ve ağızları inceleyen alt dalıdır.
Dietary Neophobia
Bireylerin daha önce hiç tatmadığı, tanıdık olmayan gıdaları tüketmekten kaçınma eğilimi; sıklıkla erken çocukluk döneminde fizyolojik bir adaptasyon olarak ortaya çıkan tedirginlik durumu.
Array / String
🔹 1. (array): Verilerin, özellikle satırlar ve sütunlar halinde iki boyutlu bir yapıda olmak üzere, belirli bir mantıksal düzene göre sıralanmış düzenlemesi. 🔹 2. (string): Dilbilimde, biçimsel analize tabi tutulabilen doğrusal bir kelime veya kelime ögeleri dizisi.
Serial Position Effect
Bir listedeki öğelerin konumunun, o öğelerin hatırlanma olasılığını doğrudan belirleyen bilişsel bir eğilimdir.
DMS
Fonetik transkripsiyon ve sesbilimsel analizlerde seslerin ayırt edici özelliklerini belirtmek için kullanılan standartlaştırılmış diakritik işaretleme sistemidir.
Naturalist İntelligence
Howard Gardner'ın çoklu zeka kuramında, doğadaki kalıpları, düzenlilikleri ve canlı çeşitliliğini ayırt etme ve sınıflandırma kapasitesi.
Natural Language
İnsanlar arasında bilinçli bir planlama veya mühendislik ürünü olmaksızın, nesiller boyu sosyal ve evrimsel süreçler sonucu kendiliğinden gelişmiş olan konuşma ve iletişim dizgesi.
Natural Language Category
Nesne, kişi veya olguların, bilimsel veya mantıksal sistemler yerine belirli bir doğal dilin semantik yapısı aracılığıyla sınıflandırıldığı bilişsel kategoriler.
Natural Monism
Zihinsel ve fiziksel tüm olguların temelinde tek bir gerçekliğin yattığını ve bu gerçekliğin tamamen maddesel olduğunu savunan felsefi ve bilimsel konum.
Naturalistic Fallacy
Olgusal durumlardan ('ne olduğu') ahlaki veya normatif sonuçlar ('ne olması gerektiği') çıkarma yönündeki mantıksal hata.
Preternatural
Fiziksel evrenin bilinen yasaları çerçevesinde açıklanamayan ancak doğaüstü kavramından farklı olarak ontolojik bir yaratıcıya doğrudan bağlanmayan olguları tanımlayan sıfat.
Supernatural
Fiziksel evrenin yasalılıklarını ve ampirik sınırlarını aştığı iddia edilen olayları, varlıkları veya güçleri tanımlayan kavram.
Non-veridical Perception
Dış gerçekliği veya fiziksel uyaranları doğru bir şekilde yansıtmayan, yanılsama veya halüsinasyonlar şeklinde ortaya çıkan algısal deneyim.
Correct Detection
Sinyal saptama kuramında, bir uyarıcının gerçekten mevcut olduğu denemelerde katılımcının bu uyarıcının varlığını doğru bir şekilde bildirmesi durumu.
Direct Perception
Algısal bilginin dış dünyadaki uyarıcılarda tam olarak bulunduğu, zihinsel çıkarımlara veya bilişsel aracılara ihtiyaç duyulmaksızın çevrenin doğrudan kavrandığını öne süren ekolojik yaklaşım.
Direct Memory Test
Bireylerin geçmişte edinilmiş bilgileri veya yaşantıları bilinçli ve kasıtlı olarak geri getirmesini (hatırlamasını) gerektiren deneysel ölçüm yöntemi.
Direct Object
Cümle içinde eylemden doğrudan etkilenen ve yüklemin bildirdiği işi üzerine alan öğedir.
Direct Scaling
Gözlemcinin uyarıcıların büyüklüğünü veya şiddetini doğrudan sayısal değerlerle ifade ettiği psikofiziksel ölçek geliştirme prosedürüdür.
Direct Realism
Zihnin fiziksel dünyaya aracı zihinsel temsiller olmaksızın doğrudan eriştiğini savunan felsefi ve bilişsel epistemoloji görüşüdür.
Verification Time
Bilişsel psikoloji çalışmalarında, bir önermenin doğruluğunu değerlendirmek veya bir uyarıcının önceden belirlenmiş bir koşulu karşılayıp karşılamadığını katılımcının belirtmesi için geçen milisaniye cinsinden süre.
Confirmation Bias
Bireyin önceden var olan inançlarını, hipotezlerini veya beklentilerini destekleyen bilgileri seçici olarak arama, hatırlama ve bu yönüyle doğrulayan kanıtlara aşırı değer atfederken çelişkili verileri görmezden gelme eğilimidir.
Confirmable Proposition
Deneysel prosedürlerle doğrulanabilen veya yanlışlanabilen, mantıksal pozitivizm çerçevesinde anlamlı kabul edilen ifade veya sonu.
Truth Value
Mantık ve felsefede bir önermenin doğru veya yanlış olma durumunu belirleyen temel niteliktir.
Linear Causation
Olaylar arasındaki en basit nedensellik ilişkisi olup, genellikle tek bir nedenin tek bir etkiyi veya doğrudan bir neden-sonuç zincirini tetiklediği modeli ifade eder.
Linear Perspective
Paralel çizgilerin uzaklaştıkça ufukta tek bir noktada birleşiyormuş gibi görünmesine dayanan, derinlik algısını sağlayan monoküler bir görsel ipucudur.
Linear Program
Öğrencinin bağımsız olarak küçük, kademeli ve artan karmaşıklıkta adımlarla ilerlediği, anında geri bildirim ve sürekli pekiştirme sağlayan programlı öğretim biçimi.
Linear System
Karmaşık bir girdiye verilen yanıtın, girdinin ayrı bileşenlerine verilen yanıtların toplamına eşit olduğu ve girdi belirli bir faktörle arttığında çıktının da aynı faktörle arttığı matematiksel model.
İnnate İdeas
Herhangi bir duyusal deneyimden bağımsız olarak zihinde önceden var olduğu kabul edilen, sezgisel olarak aşikâr kavramlar ve akıl yürütme kapasiteleri.
Nativistic Theory
İnsanların, dili yapılandırma ve edinme kapasitesini doğuştan gelen genetik bir donanımla getirdiğini savunan dilbilim ve bilişsel bilim teorisidir.
Nativism
Zihinsel yapıların, bilişsel kapasitelerin ve davranışsal eğilimlerin deneyimden ziyade kalıtım yoluyla doğuştan kaztıldığını savunan felsefi ve psikolojik felsefe.
Doctrine
Belirli bir inanç, felsefe, siyaset veya bilim sistemini oluşturan temel ilkeler, kurallar ve dogmalar bütünü.
Texture Segregation Task
Hedef figürün farklı dokusal ögelerle tanımlandığı ve arka plan örüntüsünden bu doku farkı sayesinde ayırt edilmesini gerektiren herhangi bir algısal saptama görevi.
Gradient Of Texture / Texture Gradient
🔹 1. (gradient of texture): Gözlemci nesneden uzaklaştıkça, nesnelerin yüzey dokularının ve taneciklerinin kademeli olarak daha ince ve sık görünmesi durumu. 🔹 2. (texture gradient): Gözlemci uzaktakilerden uzaklaştıkça yüzey dokularının detay çözünürlüğündeki ve görsel yoğunluğundaki aşamalı azalmadır.
Touch Blends
Sertlik, yumuşaklık, pürüzsüzlük, ıslaklık ve yapışkanlık gibi farklı nitelikleri deneyimlemek için aktif dokunma eylemiyle elde edilen karmaşık somatosaslanal duyumlar.
Detour Problem
En doğrudan çözümün engelli veya etkisiz olması nedeniyle, hedefe ulaşmak için dolaylı bir yolun izlenmesini gerektiren problem çözme görevidir.
Vicarious
Doğrudan deneyimlenmeyen, bunun yerine başkalarının gözlemlenmesi, yaşantıları veya eylemleri aracılığıyla dolaylı yoldan elde edilen deneyim, tatmin veya öğrenme biçimidir.
Mediate Experience
Dışsal olayların ve uyaranların, bilinçli farkındalık, yorumlama ve bilişsel süzgeçten geçirilerek anlamlandırılmış halidir.
Vicarious Reinforcement
Bir bireyin, başka bir kişinin gerçekleştirdiği bir davranışın ödüllendirildiğini gözlemlemesi sonucunda, aynı davranışı sergileme olasılığının artması durumu.
İndirect Speech Act
Bir söylemin amacının, biçiminden veya içeriğinden doğrudan anlaşılmayıp, bağlam ve çıkarım yoluyla anlaşılması durumunu ifade eden pragmatik dilbilim kavramı.
Filled-space İllusion
Araya giren uyarıcıların veya noktaların sayısı arttıkça iki nokta arasındaki mesafenin olduğundan daha uzun algılanmasına yol açan algısal bir bozulmadır.
Domain
Bir bilim dalının, disiplinin veya matematiksel bir fonksiyonun çalışma alanını, kapsamını ve sınırlarını belirleyen temel kategori.
Hardware
Bir bilgi işleme programının üzerinde çalıştığı, bilgisayar sisteminin veya beynin fiziksel ve somut bileşenlerinin tamamı.
Donders’s Method
Zihinsel işlem evrelerinin süresini, ardışık reaksiyon zamanı görevleri arasındaki zaman farkını çıkararak hesaplamayı amaçlayan kronometrik analiz yaklaşımı.
Frozen Noise
Bilgisayar algoritması yardımıyla rastgele üretilen ve tekrar oynatılmak üzere bir belleğe veya dosyaya sabitlenen işitsel gürültü örneği.
Double Entendre
Bir sözcüğün, ifadenin veya cümlenin, biri genellikle ilk anda bariz, diğeri ise ikincil (çoğunlukla müstehcen veya ima yoluyla gizlenmiş) olmak üzere eş zamanlı olarak iki farklı şekilde yorumlanmasına imkan tanıyan retorik ve bilişsel bir araçtır.
Dowsing
Yeraltındaki su veya mineralleri çatalsı bir çubuk ya da sarkaç yardımıyla bulduğunu iddia eden, ampirik temeli bulunmayan psödobilimsel kehanet yöntemi.
Saturation Scale
Bir rengin saflık derecesini gri tonlarından en saf haline kadar ölçen ve psikofizikte dalga boyu oranı ile ilişkilendiren derecelendirme indeksi.
Satiation
Fizyolojik ya da psikolojik bir gereksinimin tam olarak giderilmesi ve bu süreç sonucunda ilgili dürtü veya pekiştirecin geçici olarak etkisini yitirmesi durumu.
Circular Reasoning
Sonucun, kanıtlanması gereken öncülün zaten kendisi olduğu ve argümanın kendi kuyruğunu ısırdığı gayriresmi bir mantık safsatasıdır.
Transformational Generative Grammar
Cümlelerin sözel veya yazılı yüzey yapısının arkasında, evrensel ve doğuştan gelen soyut bir derin yapı bulunduğunu ve bu iki katmanın belirli kurallarla birbirine bağlandığını savunan dilbilgisi yaklaşımı.
Stop-signal Task
Bireyin devam eden bir motor tepkiyi aniden baskılama ve durdurma yeteneğini ölçen laboratuvar tabanlı bir bilişsel kontrol paradigmasıdır.
Pause
Konuşma akışında meydana gelen, dilbilimsel sınırları belirleyen ya da bilişsel ve psikolojik süreçleri yansıtan bilinçli veya istemsiz ses kesintisi.
Clairvoyant Dream
Parapsikoloji literatüründe, gelecekte gerçekleşecek olayları veya henüz bilinmeyen durumları uyanık yaşamda doğrulanacak şekilde önceden betimlediği öne sürülen rüya türü.
Occasion Setting
Bir uyarıcının ne zaman pekiştirileceğini sinyalleyen ipuçlarının eşleşmesi süreci; diğer bir deyişle, uyarıcılar arası ilişkinin geçerli olduğu bağlamı belirleyen modülasyon işlevi.
Occasion Setter
Klasik koşullanmada, başka bir uyarıcı-uyarıcı ilişkisinin geçerli olup olmadığını modüle eden ve sinyal veren ikincil uyarıcı.
Case Grammar
Cümle yapısını sözdizimsel (sentaktik) ögeler yerine kelimeler arasındaki anlamsal (semantik) ilişkileri merkeze alarak inceleyen dilbilgisi yaklaşımı.
Case-based Reasoning
Geçmişte yaşanmış benzer durumlara ait bilgilerin, mevcut bir problemi çözmek veya karar vermek amacıyla yeni duruma uyarlanması sürecidir.
State Space
Oyun oynama ve arama tabanlı problem çözme süreçlerini karakterize etmek için kullanılan, düğümler ile bu düğümleri birbirine bağlayan yaylardan oluşan grafiksel temsil.
State Orientation
İkilemler veya çatışmalar karşısında hızlı ve kararlı bir eylem almak yerine, alternatiflerin uzun süreli analizi ve değerlendirilmesiyle karakterize edilen bir tepki stili.
Dissociated Learning / State-dependent Learning
🔹 1. (dissociated learning): Bilginin edinildiği fiziksel veya fizyolojik içsel durum ile hatırlandığı durumun aynı olmasını gerektiren, durumlar arası geçişte hatırlama performansının düştüğü bellek olgusudur. 🔹 2. (state-dependent learning): Bireyin belirli bir biyolojik veya psikolojik durumda edindiği bilgilerin, yalnızca sonradan aynı duruma tekrar girildiğinde en iyi şekilde hatırlanması ve farklı bir durumdayken anımsama performansının düşmesi olgusudur.
State-dependent Behavior
Bireyin anlık duygu, uyarılma veya fizyolojik halinden doğrudan etkilenen ve bu bağlam şekillenmeden ortaya çıkmayan eylemsel tepkiler.
State-specific Science
Bilimsel gözlem ve teorilerin, gözlemcinin içinde bulunduğu bilinç durumuna bağımlı olduğunu ve bilinçteki değişmelerin farklı bir bilimsel bilgi türü üretebileceğini öne süren epistemolojik kavram.
State-dependent Memory
Kodlama anındaki içsel biyolojik veya psikolojik durum ile geri çağırma anındaki durumun örtüşmesi durumunda bellek performansının artması olgusu.
States Versus Transformations
Piagetci gelişim kuramında, çocuğun bilişsel gelişim evrelerine bağlı olarak dikkatini nesnenin statik görünümüne (durum) ya da nesnenin bir formdan diğerine geçiş sürecine (dönüşüm) odaklaması eğilimi.
Situational Semantics
Söylemlerin anlamının ve doğruluk değerinin, yalnızca dış dünya ile olan uygunluğuna değil, aynı zamanda o söylemin üretildiği somut bağlama ve duruma dayandığını savunan anlambilim alt dalıdır.
Situated Cognition
Bilişin, içinde gerçekleştiği fiziksel ve sosyal bağlamdan ayrı düşünülemeyeceğini savunan bilişsel bilim yaklaşımı.
Mood-as-information Theory
Bireylerin sosyal yargılarda bulunurken o anki duygu durumlarını bir veri kaynağı olarak kullanmalarını ve bu durumun karar alma stratejilerini doğrudan şekillendirdiğini öne süren bilişsel-duygusal model.
Situation Awareness
Bireyin anlık çevresindeki unsurları algılaması, bunların anlamını kavraması ve gelecekteki durumlarını öngörebilmesi yetisidir.
Mood-as-resource Model
Olumlu ruh hallerinin bireylere hedef odaklı bilgiyi işleme, olumsuz uyaranlarla başa çıkma ve durumsal taleplere esnek yaklaşma konusunda işlevsel araçlar sunduğunu savunan bilişsel teorik yaklaşım.
Situated Learning
Bilginin ve becerinin soyut bir vakumda değil, bizzat ortaya çıktığı fiziksel ve sosyal bağlamın içinde deneyimlenerek edinilmesi süreci.
Emotion
Bireyin kişisel açıdan anlamlı bir olay veya duruma tepki olarak geliştirdiği; deneyimsel, davranışsal ve fizyolojik unsurları barındıran karmaşık reaksiyon örüntüsüdür.
Attribution Of Emotion
Bireylerin yaşadıkları fizyolojik uyarılmayı belirli bir duruma veya nedene bağlayarak spesifik bir duygu olarak etiketleme bilişsel süreci.
Mood-dependent Memory
Bir olaya veya bilgiye ait anıların, kodlama anındaki duygudurum ile geri getirme anındaki duygudurumun eşleşmesi durumunda daha kolay hatırlanması olgusudur.
Affective Forecasting
Bireylerin, gelecekteki belirli olaylar veya sonuçlar karşısında yaşayacakları duygusal durumları öngörme kapasitesidir.
Acoustics As Emotions
Konuşma sinyalindeki formant analizi, spektral dağılım, intonasyon skorlaması ve ters filtreleme yöntemleriyle ölçülen ve belirli duyguların tanınmasını sağlayan spesifik akustik örüntülerdir.
Rationality Of Emotions
Duyguların, bireyin olayları değerlendirme biçiminden (appraisal) mantıksal önermelerin sonuçları gibi kaçınılmaz bir tutarlılıkla doğduğunu savunan felsefi ve psikolojik önerme.
Cognitive Arousal Theory Of Emotion
Duygusal deneyimin, fizyolojik uyarılmanın ardından gelen bilişsel etiketleme süreciyle şekillendiğini savunan iki faktörlü kuram.
Dimensional Theory Of Emotion
Duyguların belirli temel boyutlar (genellikle değerlik ve uyarılma) üzerinde sürekli spektrumlar olarak konumlandığını savunan kuramsal model.
Affective Meaning
Bir uyarıcının bireyde uyandırdığı tutum veya duygu; kelimeler, çizimler veya müzik parçaları gibi uyaranların çağrıştırdığı öznel değer.
Emotional Unconscious
Bireyin bilincinde raporlayamadığı, bilişsel süreçlerden farklı olarak örtük duygusal veya motivasyonel durumları barındıran zihinsel katman.
Affective Equilibrium
Bir dizi uyarıcı için verilen tekil duygusal yargının, o setteki bireysel uyarıcılar için yapılan yargıların medyanı (ortancası) etrafında şekillendiği varsayımı.
Emotional Content
Çeşitli iletişim araçlarında veya yaşam durumlarında belirgin şekilde güçlü duygusal tepkiler uyandırma potansiyeline sahip tematik ve duyusal özelliklerin bütünü.
Affective Logic
Duyguların, diğer zihinsel süreçlerden bağımsız olarak işleyen kendine özgü bir zihinsel operasyonlar ve akıl yürütme sistemine sahip olduğunu öne süren hipotez.
Affective Engineering
Tasarım, ürün geliştirme ve teknolojik sistemlerin kullanıcıların öznel duygusal tepkilerini ve deneyimlerini optimize edecek şekilde yapılandırılmasını inceleyen çok disiplinli mühendislik alanı.
Emotional Valence
Bir uyarıcının veya deneyimin hoş (pozitif) ile nahoş (negatif) veya çekici ile kaçınılası arasındaki süreklilik ekseninde sahip olduğu öznel değer.
Emotional İntelligence
Duygusal bilgiyi algılama, anlama, akıl yürütme sürecine entegre etme ve hem bireysel hem delararası düzeyde duyguları düzenleme kapasitesidir.
Affective–cognitive Structure
Duygusal bir yaşantının düşünce veya zihinsel imgeyle bütünleşerek kalıcı bir psikolojik şema oluşturması.
Sensation Unit
Farklılaştırılabilir, en küçük ayırt edilebilir duyusal deneyim.
Extrasensory Perception (ESP)
Bilinen duyu kanallarının hiçbirini kullanmaksızın dışsal olayların farkında olunduğu iddia edilen paranormal algı biçimidir.
Sense Distance
Belirli bir boyutta yer alan iki farklı duyum arasındaki algısal aralık veya niceliksel farktır.
Sense-ratios Method
Duyusal büyüklüklerin, bir referans uyarıcı çiftiyle aynı yoğunluk oranına sahip olduğu algılanana kadar uyarıcı çiftlerinin ayarlanması suretiyle derecelendirilmesi sistemi.
ESP
Bilinen beş duyu organının doğrudan katılımı olmaksızın, çevreden veya başka bir zihinden bilgi edinme iddiasını içeren paranormal bir algı türü.
Sensation
Duyu reseptörlerinin uyarılması ve ilgili beyin merkezlerinin aktivasyonuyla ortaya çıkan, uyarıcılara dair temel farkındalık ve indirgenemez deneyim birimi.
Sensory Discrimination
Uyarıcıların, özellikle birbirine son derece yakın ve benzer olanların (örneğin ton olarak neredeyse aynı iki mavi renk) algısal düzeyde birbirinden ayrıştırılması yetisidir.
Sensory Memory
Çevreden gelen ham duyusal bilgilerin, duyu organlarında çok kısa bir süre (milisaniyelerle ifade edilen sürelerde) işlenmeden tutulduğu ilk bellek aşamasıdır.
Sensory Cue
Bir yanıtı veya davranış kalıbını tetikleyen görsel, dokunsal, koku alıcı, tat alıcı veya işitsel uyarıcı.
Sensory Acuity
En küçük, en düşük şiddetli veya en kısa süreli uyarıcıları bile saptayabilme kapasitesi.
Sensory Preconditioning
İki nötr uyarıcının önceden eşleştirilmesi ve ardından bunlardan birinin koşulsuz uyarıcıyla ilişkilendirilmesi sonucu, diğer nötr uyarıcının da benzer bir tepki açığa çıkarması süreci.
Sensory İntensity
Fiziksel bir uyarıcının algılanan gücü veya büyüklüğü olup, psikofizik yasalar aracılığıyla uyarıcının gerçek fiziksel büyüklüğüyle öngörülebilir bir ilişki sergiler.
Dualism
Gerçekliğin ya da zihin-beden ilişkisinin birbirinden bağımsız iki temel töz veya alandan oluştuğunu savunan felsefi ve bilimsel görüş.
Node
Grafiksel diyagramlarda çizgilerin kesiştiği veya dallandığı noktaları; bellek ve yapay sinir ağları modellerinde ise anlamsal birimi veya kavramı temsil eden temel bilgi birimini ifade eder.
Worldview
Bireyin çevresini, gerçekliği ve insan doğasını anlamlandırmasını sağlayan, örtük veya açık kabuller bütünü.
Drive Discrimination
Bir organizmanın, açlık veya susuzluk gibi farklı psikolojik, duygusal ve fizyolojik ihtiyaçları birbirinden ayırt etme ve tepkilerini buna göre yönlendirme kapasitesi.
Drive-reduction Theory
Motive edilmiş davranışların temel amacının, homeostatik bozulmadan kaynaklanan bir dürtü durumunu azaltmak ve organizmada dengeyi yeniden kurmak olduğunu savunan öğrenme kuramı.
Drive-induction Theory
Pekiştirmenin, dürtü durumunun azalmasından ziyade, bir pekiştireç tarafından tetiklenen uyarılma veya heyecan derecesine bağlı olduğunu savunan öğrenme teorisi.
Drive Stimulus
Clark Hull'ın öğrenme kuramında, bir dürtü durumu tarafından üretilen ve davranışları yönlendiren varsayımsal sinirsel uyarımlar.
Drive Displacement
Birincil bir dürtünün engellenmesi veya ketlenmesi durumunda, tatmin edilmemiş enerjinin alternatif ve genellikle daha erişilebilir başka bir dürtüyü aktive etmesi süreci.
Thought
Zihinsel süreçlerin ürünü olan; fikir, imge, kavram veya inançları biçimlendiren bilişsel aktivite.
Thought Experiment
Fiziksel olarak gerçekleştirilmesi imkansız veya pratik olmayan hipotezlerin, mantıksal sonuçlarını test etmek amacıyla zihinsel düzlemde kurgulandığı analitik bir egzersizdir.
Laws Of Thought
Rasyonel düşüncenin ve mantıksal tutarlılığın temelini oluşturan, özdeşlik ve çelişmezlik gibi zorunlu akıl yürütme ilkeleri.
Categories Of Thought
İmmanuel Kant'ın felsefi sisteminde, ampirik deneyimin anlamlandırılması ve yorumlanması için zorunlu olan, deneyimden bağımsız (a priori) on iki temel zihinsel anlama formu.
Thought Sampling
Bireylerin bilinç akışındaki düşünce, duygu ve algıların terapötik ya da bilimsel amaçlarla belirli zaman aralıklarında ses kaydı veya yazılı notlar yoluyla kaydedilmesi yöntemidir.
Thought Process
Mantık yürütme, anımsama, hayal kurma, sorun çözme ve yargılama gibi zihinsel etkinlikleri kapsayan bilişsel işlemlerin bütünü.
Thinking
Fikirlerin, imgelerin, zihinsel temsillerin veya hipotetik düşünce öğelerinin deneyimlendiği ya da manipüle edildiği bilişsel davranış biçimidir.
Decline Effect
Parapsikoloji deneylerinde, katılımcıların tahmin doğruluğunun başlangıçta şans seviyesinin üzerine çıkması, ancak deney tekrarlandıkça kademeli olarak şans seviyesine düşmesi durumu.
Correction Procedure
Ayırt etme eğitiminde, organizmanın hatalı yanıtları sonrasında ya da belirli yanıtları veremediği durumlarda, aynı uyarı koşullarının doğru yanıt alınana dek yinelenmesi veya sürdürülmesi süreci.
Regular
Dilbilimde, bir dilin genel çekim veya yapım kurallarına uyan sözcük veya formları tanımlayan sıfat.
İrregular
Dilbilimde, bir dilin genel çekim veya türetme kurallarına uymayan sözcükleri veya yapıları ifade eden terim.
Dvorak Keyboard
İngiliz alfabesindeki harflerin kullanım sıklığı baz alınarak, en çok kullanılan harflerin parmakların dinlenme (orta) sırasında yer aldığı ergonomik tuş dizilimi.
Easterbrook Hypothesis
Fizyolojik veya psikolojik uyarılma düzeyi arttıkça, bireyin çevresel uyaranları işleme kapasitesinin daraldığını ve dikkat alanının küçüldüğünü öne süren bilişsel model.
Ebbinghaus İllusion
Merkezi bir nesnenin algılanan boyutunun, çevresindeki nesnelerin büyüklüğüne bağlı olarak sistematik biçimde yanılmasına yol açan bir görsel boyut kontrastı illüzyonudur.
Ebbinghaus Curve
Yeni edinilen bilginin zaman içinde üstel bir azalışla nasıl unutulduğunu gösteren ampirik model.
Parental İnvestment
Bir ebeveynin, yavrusunun hayatta kalma ve üreme başarısını artırmak amacıyla harcadığı enerji, zaman ve kaynak miktarı.
Ebonics
Afrikalı-Amerikalıların kullandığı özgün dil ve konuşma tarzını tanımlamak, bu gruba yönelik olumsuz etiketlemeleri ortadan kaldırmak amacıyla geliştirilen sosyolingvistik bir terim.
Passive Voice
Dilbilimde, eylemi gerçekleştirenin (fail) değil, eylemden etkilenenin (nesne/hasta) cümlenin gramatik öznesi olduğu çatı yapısı.
Operant
Çevrede ortak bir etki üreten ve bu etkileriyle tanımlanan davranış sınıfı.
Pragmatics
Dilin biçimsel ve yapısal özelliklerinden ziyade, bağlam içindeki işlevsel iletişim özelliklerini ve kullanıcıların niyet ile perspektiflerini inceleyen dilbilim ve bilişsel bilim dalıdır.
Performative
Söylendiği anda fiilen yeni bir gerçeklik yaratan ve sadece durumu bildirmekle kalmayıp aynı zamanda eylemin kendisini gerçekleştiren dilsel ifadeler.
Operant Behavior
Çevre üzerinde bir etki yaratan ve gelecekteki yinelenme olasılığı bu etkilerin sonuçları tarafından şekillendirilen istemli davranış.
İllocutionary Act
Söylenen şeyin mekanik ediminin ötesinde, sözün içinde barındırdığı niyetle (örneğin emretmek, uyarmak veya söz vermek) gerçekleştirilen iletişimsel eylem.
Operant Chamber / Operant Conditioning Chamber
🔹 1. (operant chamber): Edimsel davranışın laboratuvar ortamında incelenmesini sağlayan, uyarıcıların otomatik sunulduğu ve tepkilerin hassasiyetle kaydedildiği kontrollü deney düzeneğidir. 🔹 2. (operant conditioning chamber): Hayvan deneklerde serbest edimsel davranışları ve pekiştirme süreçlerini incelemek amacıyla dış uyaranlardan yalıtılmış olarak tasarlanmış standart deney düzeneğidir.
Operant Paradigm
Bir davranış ile bu davranışın ardından gelen çevresel sonuç (pekiştireç veya ceza) arasındaki nedensel ve deneysel bağıklığı inceleyen temel davranışçı model.
Adventitious Reinforcement
Bir organizmanın sergilediği davranış ile bu davranışı izleyen ödül arasında gerçek bir nedensellik bağı bulunmadığı halde, zamansal yakınlık nedeniyle ödülün davranışı pekiştirmesi durumu.
Acquired Drive
Doğuştan gelmeyen, bireyin yaşam boyu deneyimleri, öğrenme süreçleri ve klasik ya da edimsel koşullanma yoluyla sonradan kazandığı motivasyonel güç.
Acquired Response
Organizmanın doğuştan getirdiği refleksif repertuara dahil olmayan, deneyim, klasik koşullanma veya edimsel pekiştirme süreçleri sonucunda sonradan kazandığı davranışsal çıktıdır.
Acquisition
Yeni bir davranış, bilgi veya becerinin birey tarafından kazanılması veya bu durumun gerçekleştiği ilerleyici süreç.
Acquisition Trial
Yeni bir davranışın, becerinin veya koşullu tepkinin ilk kez öğrenildiği veya pekiştirildiği deneysel öğrenme denemesi.
Acquisition Curve
Yeni bir davranışın, becerinin veya bilginin kazanılma sürecindeki ilerlemeyi zamanın veya deneme sayısının bir fonksiyonu olarak grafiksel gösteren eğridir.
Eduction
Charles Spearman tarafından tanımlanan, analojilerde ilişkilerin veya ilişkili öğelerin (korelatların) zihinsel olarak kavranması ve çıkarılması süreci.
Ephemeral
Çok kısa süren, geçici, hızla kaybolan veya anlık olan durumları ve yaşantıları tanımlayan sıfat.
Ego Orientation
Bireyin başarıyı başkalarını geçmek, üstün statü elde etmek veya rekabette kazanmak gibi dışsal ve kıyaslayıcı ölçütlere dayandırdığı motivasyonel odaktır.
Egocentrism
Bireyin kendi gereksinimlerini, bakış açısını ve deneyimlerini, başkalarınınki yerine mutlak ölçüt olarak alma eğilimi.
Law Of Exercise
Bir davranışın tekrar edilmesinin, o davranışın gelecekte gerçekleşme olasılığını artırdığını öne süren öğrenme ilkesi.
TAE
Görsel sistemin belirli bir açıyla eğik çizgileri uzun süre inceledikten sonra, dikey veya yatay çizgileri zıt yönde eğik algılamasına neden olan algısal bir yanılsamadır.
Trainability
Bir bireyin, sistematik eğitim süreçlerinden faydalanma ve belirli bir beceride ustalaşma kapasitesi.
Education / Training
🔹 1. (education): Bireylerin bilgi, beceri, değer ve tutumları edinmesini sağlayan, yaşam boyu süren sistematik öğretim ve öğrenme süreci. 🔹 2. (training): Bir bireyin belirli bir disiplin, beceri veya mesleki faaliyette yetkinlik kazanmasını sağlayan sistematik talimat ve pratik süreci.
Training Study
Katılımcılara belirli bir stratejinin kullanımına yönelik yönerge verildikten sonra görev performanslarının değerlendirildiği deneysel araştırma tasarımıdır.
Educational Linguistics
Eğitim bağlamındaki dil süreçlerini, özellikle dilbilimsel teorilerin öğretim yöntemleri ve eğitim politikalarının geliştirilmesinde uygulanmasını inceleyen geniş çalışma alanı.
Educational Attainment Level
Bir bireyin veya grubun başarıyla tamamladığı en yüksek okul derecesi ve edinilen akademik yeterlilikler bütünü.
Educational Program
Tamamlandığında akademik derece, sertifikasyon veya lisans sağlayan, belirli denetim ve akreditasyon standartlarına tabi müfredat veya eğitim kursu bütünü.
Educational Psychology
Psikolojik ilke ve teorilerin; eğitim ortamlarındaki öğrenme, öğretme süreçlerine ve bu sistemlerde ortaya çıkan problemlere uygulanmasını inceleyen uygulamalı psikoloji alt dalıdır.
Training Systems Design
Bilişsel ergonomi ve eğitim teorisi ilkelerini kullanarak bilgi ve beceri transferini optimize eden sistemlerin yapılandırılması ve değerlendirilmesiyle ilgilenen uzmanlık alanı.
Educational Pacing
Öğrenme sürecinin, materyalin veya müfredatın aktarım hızının, öğrenci yetkinlikleri ve sınıf dinamikleri göz önüne alınarak ayarlanması ve denetlenmesi sürecidir.
Fun
Bir aktiviteden elde edilen arzuların gerçekleştirilmesiyle ortaya çıkan haz ve mutluluk algısı.
Fun-seeking
Bireyin yeni, ödüllendirici ve heyecan verici deneyimleri aktif olarak isteme, bu doğrultuda fevri ve haz odaklı eylemlerde bulunma eğilimidir.
Eidetic İmage
Görsel bir uyaran ortadan kalktıktan sonra bile saniyeler veya dakikalar boyunca zihinde yüksek çözünürlükte ve canlı kalmaya devam eden optik kopya.
Einstellung
Belirli uyarıcılara karşı gelişen, bireyin benzer durumlara kalıplaşmış ve esnek olmayan bir biçimde tepki vermesine yol açan zihinsel hazırlık veya beklenti durumu.
Ecphory
Kodlanmış bir anının, uygun bir hatıra ipucu (retrieval cue) aracılığıyla zihinde yeniden canlandırılması ve erişilebilir kılınması süreci.
Equipment Design
İş aletlerinin, ev aletlerinin ve her tür makinenin, insan faktörleri (güvenlik, konfor, verimlilik) gözetilerek tasarlanmasını inceleyen mühendislik psikolojisi alt alanı.
Articulatory Rehearsal System
Baddeley'nin çalışma belleği modelindeki fonolojik döngünün alt bileşeni olup, ses temelli bilgilerin içsel seslendirme yoluyla taze tutulmasını sağlayan mekanizmadır.
Articulatory Store
Kısa süreli belleğin fonolojik döngü bileşeninde yer alan; işitsel bilgiyi, akustik özelliklerinden ziyade telaffuz sürecinde devreye giren motor sistemlere dayalı olarak saklayan alt sistem.
Agglutinative Language
Dil tipolojisinde, çok sayıda belirgin biçimbirimin (morfemin) kök sözcüklere eklenmesiyle karmaşık sözcükler ve gramer yapıları oluşturan dil türü.
Articulation İndex
Operasyonel bir ortamda konuşma anlaşılırlığını ölçmek ve konuşma sinyali ile arka plan gürültüsü arasındaki ayrışma derecesini belirlemek için kullanılan matematiksel gösterge.
Juncture
Sözcüklerin veya sözcük öğelerinin sınırlarını belirleyen duraklama, vurgu ve tonlama gibi fonolojik özellikler kümesidir.
Affixation
Sözcüklere ön ek, son ek veya iç eklerin getirilmesiyle yeni çekimlenmiş ya da türetilmiş formların oluşturulması dilbilimsel süreci.
Echoic Memory
İşitsel bilgilerin, uyarıcının sona ermesinden sonra yaklaşık 2 ila 3 saniye boyunca duyusal düzeyde saklanmasını sağlayan kısa süreli bellek sistemi.
Ecological Perception
Bir organizmanın, laboratuvar ortamından bağımsız olarak, doğal ve gerçek dünyasındaki ekolojisi içinde hareket ederken çevresel olanakları (affordances) ve değişmezlikleri (invariances) doğrudan tespit etme süreci.
Ecological Validity
Bir araştırmada elde edilen bulguların, laboratuvar ortamının yapay sınırlarını aşarak gerçek dünya koşullarını ve doğal yaşamı ne derece temsil edebildiğini gösteren ölçüttür.
Economy
Verimliliği en üst düzeye çıkarmak, kaynakları optimize etmek ve israfı önlemek amacıyla geliştirilen kural, düzenleme ve yönetim sistemlerinin bütünü.
Screen Reader
Görme engelli bireylerin bilgisayar ekranındaki metinsel ve grafiksel bilgileri ses sentezleyici veya yenilenebilir Braille ekranı aracılığıyla algılayabilmesini sağlayan yardımcı yazılım programı.
Display Design
Ergonomi ve insan faktörleri alanında, farklı durumlarda bilgi akışını en etkin şekilde sağlamak amacıyla görsel, işitsel veya dokunsal göstergelerin tasarlanması süreci.
Expressionism Factor
Psikolojik estetik bağlamında, sanatçının yoğun duygusal deneyimlerini ve gerilim-huzur gibi eksenlerdeki yüksek dereceli stilleri önceleyen sanatsal ifade boyutu.
Ecstatic Trance
Yoğun neşe, mutluluk ve aşkınlık hissiyle karakterize, bilinçli farkındalığın ve benlik algısının değiştiği alternatif bir bilinç halidir.
Extra- (extr-)
Belirli bir sınırın, alanın veya sistemin dışını ya da ötesini ifade eden dilbilimsel ve terminolojik bir önektir.
Extraspective Perspective
Bireyin içsel deneyimlerine dayanan öznel raporlar yerine, eylemlerin ve tepkilerin nesnel ve ampirik gözlemine dayanan metodolojik yaklaşım.
Exogenous Cue
Çevresel görsel alandaki ani bir uyaranın başlangıcı gibi, dikkati o uyaranın konumuna otomatik ve istemsiz olarak çeken dış kaynaklı işaret.
Palmistry
El ayasındaki çizgilerin ve fiziksel özelliklerin incelenmesiyle kişilik özelliklerinin analiz edildiği veya geleceğin tahmin edildiği bilimsel dayanaktan yoksun uygulama.
Elementarism
Karmaşık olguları, duyumlar veya refleksler gibi daha basit ve temel birimlere indirgeyerek açıklama prosedürü ve bu yöntemin bilime uygun olduğunu öne süren yaklaşım.
Critical Thinking
Bireyin fikirleri, hipotezleri veya olası çözümleri hata ve eksiklikler açısından sistematik olarak test ettiği, ampirik kanıta dayalı, problem odaklı yönlendirilmiş bir bilişsel süreçtir.
Elicitation
Belirli bir uyaran aracılığıyla hedeflenen bir tepkinin güvenilir ve gözlenebilir bir şekilde ortaya çıkarılması süreci.
Eliminativism
İnanç, arzu ve niyet gibi zihinsel durumların bilimsel insan davranışı tanımında yeri olmadığını, aksine bu kavramların halk psikolojisinin demode ürünleri olduğunu savunan felsefi ve bilişsel bilim görüşü.
Elision
Konuşma sırasında, belirli fonolojik ortamlarda bazı seslerin, hecelerin veya ünlülerin akıcılığı sağlamak amacıyla düşürülmesi veya yutulması olayıdır.
Absorption
Bir maddenin, nesnenin veya fikrin başka bir sistem tarafından içine alınması; psikolojide ise tek bir uyarıcıya veya düşünceye zihinsel olarak aşırı odaklanma durumu.
Emmert’s Law
Ardıl görüntünün (afterimage) algılanan büyüklüğünün, üzerine yansıtıldığı yüzeyin mesafesiyle doğru orantılı olduğunu belirten görsel algı ilkesidir.
Extensional Meaning
Bir kelime veya ifadenin, işaret ettiği somut nesne veya örneklerin listelenmesi suretiyle belirlenen kapsamlı anlamı.
Commodity Theory
Bir ürün veya hizmetin değerinin onun kıtlığı ve arz-talep dengesiyle doğrudan ilişkili olduğunu öne süren bilişsel ve iktisadi psikoloji teorisidir.
Emulation
Bir modelin nihai hedefini kavrayarak, modelin spesifik hareketlerini birebir kopyalamadan aynı amaca ulaşmak için benzer bir davranış sergileme yeteneği.
Principle Of Least Effort
Bir organizmanın, belirli bir amaca ulaşmak için kognitif veya fiziksel olarak en az enerji harcamasını gerektiren eylem yolunu otomatik olarak seçtiğini öne süren temel davranışsal hipotez.
Best-first Search
Olası çözüm yollarının başarı olasılıklarına göre değerlendirildiği ve en umut vadeden yolun öncelikli olarak denendiği bir problem çözme stratejisidir.
Peak Performance
Bir bireyin fiziksel yeteneklerinin, zihinsel kapasitelerinin veya her ikisinin de optimum düzeyinde bir görevi kusursuzca icra etmesi durumu.
Enactive Representation
Nesnelerin ve olayların zihinsel olarak, doğrudan fiziksel eylem ve hareket kalıpları aracılığıyla kodlanması ve hatırlanması süreci.
Endophasia
Sözlü dilin zihinsel düzlemde, dışsal bir ses üretilmeksizin yeniden üretilmesi süreci; diğer bir deyişle iç konuşmadır.
Endogenous Cue
Merkezi olarak sunulan ve katılımcının dikkatini belirli bir konuma istemli olarak yönlendirmesini gerektiren, otomatik olmayan uyarıcı.
Endomusia
Bir melodi veya müzik eserinin, herhangi bir harici işitsel uyarıcı olmaksızın zihinsel olarak yeniden üretilmesi ve deneyimlenmesi durumu.
İndustrial Ergonomics
İnsan fiziksel kapasite ve sınırlarının endüstriyel iş sistemlerinin ve süreçlerinin tasarımına uygulanmasını inceleyen uzmanlık alanı.
Energization Theory
Jack W. Brehm ve meslektaşları tarafından öne sürülen; bir hedefin öznel değerinin veya ulaşılabilirliğinin, o hedefe ulaşmak için harcanan enerji düzeyiyle doğrudan ilişkili olduğunu savunan kuram.
İnformation Hypothesis
Bilinçli duyusal süreçlerin, bilgi teorisinin formal kavramları referans alınarak modellenebileceğini ve açıklanabileceğini öne süren teorik yaklaşımdır.
IT
Psikometrik ve bilişsel literatürde hem bilgi teknolojilerini hem de bir uyarıcının algılanması için gereken minimum süreyi (inspection time) ifade eden kısaltma.
İnformational Cascade
Bireylerin kendi özel bilgilerini yok sayarak, başkalarının daha üstün bilgiye sahip olduğu varsayımıyla onların eylemlerini taklit etmesi ve bunun sonucunda toplumsal davranış tekdüzeliğinin doğması durumu.
İnformatics
Veri ve bilginin toplanması, işlenmesi, analizi, depolanması ve yönetilmesi süreçlerini inceleyen bilim dalıdır.
İntegration
Farklı parça, işlev veya sistemlerin uyumlu bir bütün oluşturacak şekilde koordine edilmesi ve birleştirilmesi.
İntegrative Complexity
Bir bireyin bir tutum nesnesini veya durumu hem olumlu hem olumsuz yönleriyle ele alabilme ve bu zıt özellikleri mantıksal bir bağlamda sentezleyebilme kapasitesidir.
İntegrated Display
Ergonomide, benzer bilgi kategorilerinin tek bir görsel alanda gruplandırılması ilkesine dayanarak tasarlanmış makine veya arayüz göstergesi.
İntellect
Zihnin soyut, nesnel akıl yürütme, kavramsallaştırma ve yargılama kapasitelerini toplu olarak ifade eden üst düzey bilişsel yetidir.
SOI
J.P. Guilford tarafından geliştirilen, insan zihninin tek bir genel faktörden ziyade zihinsel işlemler, içerikler ve ürünler olmak üzere üç boyutlu kübik bir matris üzerinden yüzlerce farklı bileşene ayrıldığını savunan zeka modeli.
İntellectualism
Bilişsel işlevlerin duygusal ve motivasyonel süreçlere üstün olduğunu savunan ve zihinsel süreçleri merkeze alan epistemolojik ve psikolojik yaklaşım.
İntellectual Function
Fikirleri, kavramları ve hipotezleri edinme, geliştirme ve ilişkilendirme süreçlerini kapsayan zihinsel işlevlerin bütünü.
İntellectual Plasticity
Bir bireyin zihinsel yeteneklerinin değiştirilebilir olma derecesi ve buna bağlı olarak çeşitli değişim biçimlerine açık bulunması durumu.
İntellectual Stimulation
Yeni, karmaşık veya ilgi çekici fikirlerle karşılaşmanın doğurduğu, zihinsel olarak meydan okunma ve kışkırtılma hazzı ile kişilerarası etkileşimler yoluyla bilişsel süreçlerin güçlenmesi.
İntonation
Konuşma sırasında ses perdesinin (pitch) yükselip alçalmasıyla oluşan melodi yapısıdır; sözlü iletişimin duygusal ve pratiksel bağlamını belirler.
Entropy
Kapalı bir sistemdeki düzensizliğin, rastgeleliğin ve iş yapamayan enerjinin miktarını nicelleştiren termodinamik, istatistiksel ve bilişsel bir ölçüttür.
Environmental Load Theory
İnsanların merkezi sinir sisteminin işleme kapasitesiyle sınırlı olan, çevresel uyarıcılara karşı gösterdiği seçici dikkat ve filtreleme mekanizmalarını inceleyen kuram.
Epiphany
Bireyin kendisinin, başkalarının veya nesnel gerçekliğin özsel doğasına dair ani, çarpıcı bir kavrayış ve aydınlanma yaşaması.
Epiphenomenon
Bir sürecin ikincil ürünü olan ve temel sürece hiçbir nedensel etkisi ya da geri bildirimi bulunmayan ikincil olgu.
Epigenetic Theory
Zihin ve bilincin, canlı organizmaların biyolojik karmaşıklıkta belirli bir eşiği aşmasıyla kademeli olarak ortaya çıktığını savunan kavram.
Epistemic
Bilgiye, bilme sürecine veya epistemolojiye ilişkin olanı tanımlayan sıfat; bireyin anlama ve öğrenme yönündeki doğuştan gelen eğilimlerini nitelendirir.
Epistemic Value
Bir teori, model veya bilişsel sürecin doğru ve güvenilir bilgi üretme kapasitesini belirleyen temel niteliklerin tümü.
Epistemology
Bilginin doğasını, kaynağını, kapsamını, sınırlarını ve doğruluğun gerekçelendirilmesini inceleyen felsefe ve bilişsel bilimler dalıdır.
Episodic Buffer
Baddeley ve Hitch'in işleyen bellek modeline 2000 yılında eklenen; farklı modalitelerdeki bilgileri zaman ve sıra unsurlarıyla bütünleştirerek uzun süreli belleğe aktaran sınırlı kapasiteli geçici depolama bileşenidir.
Epsilon Movement
Siyah zemin üzerindeki beyaz bir çizginin, beyaz zemin üzerindeki siyah bir çizgiye dönüştürülmesiyle oluşan görünür hareket algısıdır.
EQ
Eğitimsel veya duygusal gelişmişlik düzeyini ölçmek amacıyla kullanılan standartlaştırılmış zeka veya gelişim oranı.
Equilibration
Jean Piaget'nin gelişim kuramında, bireyin özümseme ve uyumsama süreçlerini kullanarak çelişkili şemalardan arınmış zihinsel dengeyi sağlama ve sürdürme mekanizması.
Ergative
Geçişli veya geçişsiz olarak kullanılabilen ve aynı nesneyi aynı eylemin hem öznesi hem de nesnesi konuma getirebilen fiil türü.
Ergonomic Traps
İnsan davranışlarını, bilişsel eğilimlerini ve zihinsel süreçlerini göz ardı ederek tasarlanan sistemlerin insan hatasını tetikleme ve kaza olasılığını artırma durumu.
Availability
Bilginin uzun süreli bellek depolarında fiziksel veya yapısal olarak mevcut bulunma durumu.
Access
Bellekteki bilgiyi geri getirme yeteneği veya sistemlere, gruplara ve fırsatlara katılımı engelleyen bariyerlerin ortadan kaldırılması durumu.
Early Memory
Yetişkinlerin genellikle en erken üç yaşına kadar uzanan çocukluk olaylarına dair anılarını ifade eden kavramdır.
Early İmmersion
Bireyin, özellikle dil ediniminin kritik dönemlerinde, hedef dile veya yeni bir kültürel/bilişsel çevreye yoğun ve kesintisiz biçimde maruz bırakılması süreci.
Early-selection Theory
Duygusal girdilerin kimlik kazanmadan ve anlamlandırılmadan çok daha önce, bilgi işleme sürecinin erken aşamalarında filtrelendiğini savunan dikkat kuramıdır.
ESL
Anadili İngilizce olmayan bireylere İngilizce öğretme sürecini ve bu alandaki akademik/pedagojik programları tanımlayan uluslararası kısaltma.
ESP Free-response Test
Parapsikoloji deneylerinde, katılımcının tahminlerinin önceden belirlenmiş bir hedef kümesiyle sınırlanmayıp daha sonra tercihli eşleştirme yöntemiyle değerlendirildiği bir teknik.
ESP Forced-choice Test
Parapsikoloji deneylerinde, katılımcıların tahminlerinin önceden belirlenmiş sınırlı bir hedef kümesiyle kısıtlandığı ve olasılıksal beklentilerle karşılaştırılarak istatistiksel ölçüme olanak tanıyan deneysel teknik.
Wit
Bir konuya veya kişiye ışık tutan, eğlenceli ve keskin gözlemlere dayalı yorumlar yapabilme zihinsel işlevi.
Aesthetics
Güzelliğin, sanatın, zevkin doğasını ve bunlara ilişkin yargı ve deneyimlerin değerini inceleyen felsefi ve psikolojik disiplin.
Aesthetic Appreciation
Bir uyarıcının güzelliği veya estetik tercihlerle ilişkili diğer faktörler nedeniyle zihinsel haz ve memnuniyet uyandırma derecesi.
Aesthetic Value
Bir sanat eserine ya da doğa unsuruna, barındırdığı güzellik veya estetik tercihlerle ilişkili diğer etkenler dolayısıyla atfedilen duygusal ve tinsel nitelik.
Aesthetic Evolution
Sanatın ve sanatsal biçimlerin dışsal etkenlerden bağımsız olarak, içsel dinamikler ve yenilik arayışlarıyla düzenli bir biçimde değişmesi süreci.
Aesthetic Overshadowing
Bir uyarıcının göze çarpan tek bir belirgin özelliğinin, diğer tüm niteliklerini gölgede bırakarak genel beğeniyi neredeyse tamamen belirlemesi durumu.
Aesthetic Preference
Belirli bir uyarıcının, güzellik veya zevk temelli gerekçelerle diğerlerine kıyasla daha fazla beğenilmesi ve seçilmesi durumu.
Aesthetic Taste
Bir bireyin sanat eserlerini veya uyarıcıları daha az ya da çok güzel veya hoş olarak nitelendirdiği öznel değerlendirme ve yargı kapasitesi.
Homograph
Yazılışları tamamen aynı olmasına rağmen anlamları ve genellikle kökenleri farklı olan iki veya daha fazla sözcükten her biri.
Concurrent Schedules Of Reinforcement
İki veya daha fazla bağımsız pekiştirme tarifesinin aynı anda yürürlükte olduğu ve bireyin bu alternatifler arasında seçim yapmasını gerektiren edimsel koşullanma prosedürü.
Equivalence Class
Koşullu ayrımcılık bağlamında refleksiflik, simetri ve geçişlilik özellikleri sergileyen ve birbirlerinin yerini alabilen uyarıcı grubu.
Limen / Threshold
🔹 1. (limen): Bir duyusal uyaranın fark edilebilmesi veya bir sinirsel tepkinin tetiklenebilmesi için gereken minimum şiddet düzeyi. 🔹 2. (threshold): Bir uyarıcının algılanabilmesi veya fizyolojik bir tepki (aksiyon potansiyeli vb.) tetikleyebilmesi için gereken minimum şiddet veya büyüklük.
Threshold Effect
Bağımlı değişkendeki bir değişimin, bağımsız değişken belirli bir kritik değere (eşik) ulaşana kadar ortaya çıkmaması durumu.
Subliminal
Mutlak veya fark edilebilirlik eşiğinin altında kaldığı için bilinçli farkındalık uyandırmayan duyusal uyarımları tanımlayan sıfat.
Subliminal Perception
Bireyin bilinçli farkındalık eşiğinin altında kalan, oldukça zayıf veya hızlı uyarıcıların duyusal sistem tarafından kaydedilmesi sürecidir.
Equal Loudness Contour
Farklı frekanstaki saf seslerin insan kulağı tarafından aynı gürlükte (loudness) algılanması için gereken ses basınç seviyelerini gösteren frekans-desibel ilişkisidir.
Law Of Equality
Algısal olarak birbirine benzer veya eşit nitelikteki unsurların, zihin tarafından tek bir bütün veya grup olarak gruplandırılma eğilimini açıklayan temel Gestalt ilkesidir.
Pairing Hypothesis
Klasik koşullanmanın temel belirleyicisinin, koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının zamansal olarak bitişikliği (eşleşmesi) olduğunu öne süren teorik yaklaşım.
Matching Familiar Figures Test (MFF)
Bireylerin karmaşık karar alma süreçlerindeki hızlarını ve hata eğilimlerini (kavramsal tempo) ölçmek için kullanılan görsel bir performans testidir.
Matching Law
Edimsel koşullanmada, birden fazla pekiştireç seçeneği mevcut olduğunda, organizmanın verdiği tepkilerin oranının bu seçeneklerden elde edilen pekiştirme oranına doğrudan uyum sağladığını belirten nicel yasa.
Homonym
Yazılışları veya okunuşları aynı, ancak anlamları tamamen farklı olan iki veya daha fazla sözcüktür.
Simultaneous Discrimination
Koşullama süreçlerinde, aynı anda erişilebilir veya sunulan iki uyaran arasındaki farkı algılama ve bunlara farklı tepkiler verme kapasitesi.
Simultaneous Conditioning
Koşullu uyarıcının ve koşulsuz uyarıcının tam olarak aynı anda sunulduğu klasik koşullanma prosedürüdür.
Concurrent-chains Procedure
Organizmanın iki veya daha fazla alternatif pekiştirme programı arasından seçim yapmasını ve ardından seçilen programın gerekliliklerini yerine getirerek birincil pekiştirece ulaşmasını sağlayan operant koşullama prosedürü.
Cost Of Concurrence
İki görevin aynı anda (ikili görev bağlamında) yürütülmesi durumunda, öncelik verilmesi talep edilmesine rağmen birincil görevin performansında ve doğruluğunda gözlenen düşüş.
Ethical Determinism
İyi olanı bilen bir bireyin, zorunlu olarak iyi olanı eyleme geçireceğini savunan felsefi ve psikolojik konum.
Ethical Judgment
Bireyin, gerçek veya varsayımsal bir ahlaki ikilem bağlamında doğru ile yanlışı ayırt etmek amacıyla temel inançlarını ve tutumlarını devreye sokarak verdiği karar süreci.
Etymology
Sözcüklerin ve biçimbirimlerin kökenini, tarihsel gelişim süreçlerini ve anlam değişimlerini inceleyen dilbilim ve filoloji dalıdır.
Active Voice
Cümlenin gramatik öznesinin fiilde bildirilen eylemi gerçekleştiren (etken) konumda olduğu, nesnenin ise eylemden etkilendiği fiil çatısı kategorisi.
Efficient Cause
Aristoteles'in dört neden kuramında, maddesel, biçimsel ve ereksel nedenleri bir araya getirerek nedensel süreci başlatan ve bir etki üreten faal güç veya maddedir.
Affect Misattribution Procedure (AMP)
Bireylerin ilk uyarıcıya karşı geliştirdikleri duygusal tepkileri, hemen ardından gelen belirsiz bir uyarıcıya yanlışlıkla transfer etme eğilimini ölçen örtük tutum değerlendirme yöntemidir.
AMP
Bireylerin örtük (gizli) tutumlarını ve ön yargılarını ölçmek amacıyla kullanılan, duygusal uyarıcıların nötr uyarıcılara yanlış atfedilmesi prensibine dayanan örtük ölçüm tekniğidir.
Effect Law / Law Of Effect
🔹 1. (effect law): Tatmin edici sonuçlarla izlenen davranışların tekrarlanma olasılığının arttığını, rahatsız edici sonuçlarla izlenenlerin ise azaldığını öne süren temel öğrenme ilkesi. 🔹 2. (law of effect): Bir davranışın ardından gelen sonuçların, o davranışın gelecekte tekrarlanma olasılığını belirlediğini savunan temel öğrenme ilkesi.
Active Avoidance
Bireyin, açık ve gözlenebilir bir eylem gerçekleştirerek olumsuz veya cezalandırıcı bir uyaranın ortaya çıkmasını engellediği ya da ertelediği edimsel koşullanma türü.
İnteraction Analysis
Bireyler arası, insan-sistem veya grup içi etkileşim örneklerini betimlemek, kategorize etmek ve değerlendirmek amacıyla kullanılan çok yönlü araştırma ve değerlendirme yöntemleri bütünü.
İnteractionism
Zihin ve beden gibi ayrı tözlerin birbirini nedensel olarak etkilediğini savunan felsefi görüş ile davranışın hem içsel özelliklerin hem de dışsal durumların karşılıklı etkileşimiyle açıklandığı psikolojik yaklaşım.
İnteractive Advertising
Tüketicilerin pasif birer alıcı olmaktan çıkıp bilgi girişi, soru yanıtlama veya yönlendirmeler yoluyla reklam materyaliyle çift yönlü iletişim kurmasını sağlayan pazarlama tekniğidir.
İnterbehavioral Psychology
Bir organizma ile çevresi arasındaki karşılıklı ve dinamik etkileşimleri merkeze alan, uyarıcı ve tepki işlevlerinin bağlam ve deneyimle şekillendiğini savunan bütüncül bir psikoloji sistemi.
Active Memory
Şu anda bilinç odağında bulunan ya da kısa süre önce farkındalıkta yer almış, geri çağrılma süreciyle aktif hale getirilmiş bellek içeriği.
Active Vocabulary
Bir bireyin hem konuşma hem de yazı üretiminde (üretici dil becerilerinde) aktif olarak kullandığı kelime hazinesi.
Active Attention
Bireyin bilişsel kaynaklarını bilinçli ve istemli bir çabayla belirli bir uyarıcıya, göreve veya duruma yöneltmesi ve sürdürmesi süreci.
Active Learning
Bireyin pasif bir alıcı olmak yerine, yeni bilgileri bizzat eyleme dökerek, davranış sergileyerek ve bilişsel hedefler belirleyerek yapılandırdığı öğrenme biçimi.
Activity System
Bireylerin veya grupların belirli bir nesneye yönelen, araçlar aracılığıyla aracılanmış kolektif faaliyetlerini ve bu faaliyetin yapısal bileşenlerini inceleyen teorik çerçeve.
Ethnolinguistics
Dilin insan kültürü ve toplumsal bağlam içindeki işleyişini, antropoloji ve etnografi ilkelerini entegre ederek inceleyen disiplinler arası alan.
Causative Verb
Bir eylemin başka bir özne tarafından gerçekleştirilmesine veya bir durumun ortaya çıkmasına neden olunduğunu bildiren fiil türü.
Eureka Task
Bir problemin çözümüne ani kavrayışla ulaşma fenomenini incelemek için tasarlanmış, genellikle bariz olmayan ve alışılmışın dışında zihinsel sıçramalar gerektiren problem çözme görevidir.
Yes–no Task
Psikofizikte ve sinyal tespit kuramında katılımcıların bir uyarıcının varlığını (evet) veya yokluğunu (hayır) yargılamasını gerektiren deneysel bir paradigma.
Universal Grammar (UG)
Tüm doğal dillerin temelinde yatan ve insanlarda doğuştan var olan evrensel dilbilgisi kuralları dizgesini savunan teorik dilbilimsel yapı.
Universalism
İnsan zihninin, davranışının ve ahlakının belirli yönlerinin kültürel ve tarihsel bağlamdan bağımsız olarak tüm insanlıkta ortak ve özsel olduğunu savunan felsefi ve psikolojik konum.
Universalizability
Özel bir ahlaki yargının, benzer tüm durumlarda herkes için geçerli olması gereken genel bir kuralı ima ettiği etik ilke.
Evolved Mechanism
Doğal seçilim süreciyle ortaya çıkmış, bir türün evrimsel tarihi boyunca hayatta kalma veya üreme sorunlarını çözme başarısı nedeniyle şekillenmiş beyin veya zihin alt sistemi.
Evolutionary Epistemology
İnsan bilgisinin kökenini ve gelişimini biyolojik ve Darwinci evrim ilkeleri temelinde açıklayan epistemolojik yaklaşım.
Evolutionary Aesthetics
Sanatın ve estetik yargıların, dışsal kültürel etkenleri yansıtmak yerine içsel, evrimsel dinamikler ve adaptasyon süreçleri sonucunda şekillendiğini öne süren teorik yaklaşım.
ACT / Action
🔹 1. (ACT): Basit bir kas hareketinden farklı olarak, belirli bir amaca, nedenselliğe veya bilişsel sürece dayanan karmaşık davranış biçimidir. 🔹 2. (action): Genellikle belirli bir amaca yönelik, bireyin kendi inisiyatifiyle başlattığı ve entegre bileşen davranışlardan oluşan hareket dizisi.
Action Tendency
Belirli bir duygu durumuna eşlik eden, o duygunun doğasına uygun araçsal veya ifade edici davranışları gerçekleştirme yönündeki içsel dürtü.
Control Of Action Model
Eylem seçimi ve yönetiminin, otomatik rutinleri yürüten Çatışma Zamanlama Sistemi ile yürütücü işlevleri gerektiren Denetimsel Dikkat Sistemi olmak üzere iki farklı süreç tarafından kontrol edildiğini öne süren bilişsel model.
Action Theory
İnsan davranışını, çevresel bağlam ve mevcut durum referansıyla, bireyin bilinçli niyetleri ve hedefe yönelik iradi süreçleri aracılığıyla açıklayan kuramsal yaklaşımlar bütünüdür.
Act Psychology
Zihinsel süreçlerin içeriğinden ziyade, zihnin ediminin (görme, yargılama, tasarlama) psikolojinin asıl inceleme konusu olması gerektiğini savunan felsefi ve psikolojik yaklaşım.
Action Slip
Bilişsel bir dikkat kaybı veya otomasyon hatası nedeniyle, niyet edilen eylemin sapmaya uğrayarak farklı ve istenmeyen bir davranışla sonuçlanması.
Action İdentification
Bireylerin kendi davranışlarını, alt düzey mekanik kas hareketlerinden üst düzey soyut amaçlara kadar değişen yelpazede hangi bilişsel düzeyde yorumladığını ve anlamlandırdığını inceleyen kuramsal çerçevedir.
İllusion Of Agency
Aslında kişinin kendi kontrolünde olmayan bir olayı veya çıktıyı kontrol ettiği yönündeki bilişsel yanılgı.
Action Orientation
İkilemler veya çatışmalar karşısında zihinsel ve davranışsal değişimi hızla gerçekleştirmek amacıyla hızlı, kararlı ve net eyleme geçme eğilimidir.
Action-based Model
Bilişsel çelişkinin, olumsuz sonuçların yokluğunda bile tutarsızlığın tek başına yeterli olduğu ve çevredeki nesnelere yönelik net eylem eğilimlerinin adaptif doğasından kaynaklandığını öne süren kuramsal model.
Enaction
Bir sürecin veya modelin mekanik bir otomasyonla değil, rehberlik ve destek eşliğinde hayata geçirilmesi süreci.
Attentional Control Of Action Model
Bilişsel süreçlerin ve niyetlerin, çevresel çeldiriciler varlığında hedefe yönelik davranışa nasıl dönüştürüldüğünü açıklayan bilişsel mimari modeli.
Affordance
Fiziksel çevrenin ya da nesnelerin bir organizmaya sunduğu eylem ve kullanım potansiyellerinin tamamıdır.
Agent
Etki etme kapasitesine sahip, bir eylemi başlatan veya bir sürecin gerçekleşmesini sağlayan kişi, organizma, yapı ya da etken.
Rote Recall
Bilgiyi derinlemesine anlamlandırmaksızın, öğrenildiği biçimiyle eksiksiz ve hassas bir şekilde bellekten geri çağırma süreci.
Rote Learning
Materyalin anlamlandırılması veya derinlemesine işlenmesi olmaksızın, yalnızca tekrara dayalı olarak gerçekleştirilen ezberleme ve hatırlama süreci.
Memorize
Bilgiyi tekrar veya mekanik alıştırmalar yoluyla hafızaya kaydetme ve kodlama süreci.
FABBS
Beyin, zihin ve davranış bilimleri alanındaki bilimsel kuruluşları temsil eden ve federal düzeyde savunuculuk yapan çatı federasyon.
Fail-safe
Bir sistemin bileşenlerinde veya alt sistemlerinde arıza meydana geldiğinde, sistemi otomatik olarak güvenli bir moda geçiren veya tamamen durdıran tasarım özelliği.
Just Noticeable Duration
Standart bir uyaranın süresine kıyasla, algısal olarak daha kısa veya daha uzun olduğu fark edilebilen iki zaman aralığı arasındaki minimum eşik farkıdır.
JND (jnd)
Bir uyarıcının şiddetinde, iki uyarıcı arasındaki farkın bir gözlemci tarafından ilk kez tutarlı bir şekilde fark edilebildiği minimum miktar.
Method Of Just Noticeable Differences
Algılanabilen en küçük uyarıcı değişimini saptamak için kullanılan, sabit ve değişken uyarıcıların sistematik olarak karşılaştırıldığı bir psikofizik ölçüm prosedürüdür.
Difference Threshold / DL
🔹 1. (difference threshold): İki uyaran arasındaki, denemelerin yüzde ellisinde tutarlı ve doğru bir şekilde tespit edilebilen en küçük miktar farkıdır. 🔹 2. (DL): İki uyarıcı arasındaki fiziksel farkın, bir denek tarafından tutarlı bir şekilde fark edilebildiği minimum miktar.
Difference Judgment
İki benzer uyarıcının aynı olmadığına dair verilen bilişsel ve algısal karar süreci.
Awareness
Bir nesnenin, olayın veya içsel durumun algılanması, bilinmesi ve raporlanabilmesi durumu.
Learning Without Awareness
Bireyin maruz kaldığı koşulların, bu koşullarla davranışı arasındaki ilişkinin veya davranışındaki değişimin farkında olmaksızın davranışının etkilendiği olgu.
Differentiation
Uyarıcılar arasındaki ince farkların algılanması, davranışların seçici pekiştireçle daraltılması veya embriyonik hücrelerin özelleşmesi süreci.
Differentiation Theory
Algının, çevresel gürültünün filtrelenerek duyusal örüntülerin temel özelliklerinin ayırt edilmesini sağlayan aşamalı bir süzme süreci olduğunu savunan kuram.
Differentiation–dedifferentiation Hypothesis
Zekânın çocuklukta genel bir faktörden özel yeteneklere doğru farklılaştığını, ileri yaşlarda (65 yaş üstü) ise akışkan zekânın azalmasıyla yeniden tek bir genel faktör altında farklılaşmama eğilimi gösterdiğini öne süren gelişimsel model.
Differential-organization Theory
Bilişsel işlevlerin ve öğrenme süreçlerinin yapısal farklılıklar temelinde organize olduğunu öne süren teorik yaklaşım.
Differential Psychology
Bireyler ve topluluklar arasındaki psikolojik niteliklerin doğasını, boyutlarını, kökenlerini ve sonuçlarını inceleyen, aynı zamanda bu varyasyonların ölçüm yöntemlerini geliştiren disiplindir.
Fascination
Bir kişiye, nesneye, aktiviteye veya fenomene karşı duyulan derin ilgi, çekim ya da büyülenme hali.
Phatic Communication
Bilgi iletmekten ziyade sosyal bağları kurmak, sürdürmek veya iletişim kanalını açık tutmak amacıyla gerçekleştirilen sözlü ya da yazılı etkileşim.
Utility Theory
Karar verme süreçlerinde, bireylerin rasyonel ve optimal seçim yapma davranışlarını açıklamayı amaçlayan normatif kuramsal çerçeve.
Fechner’s Law
Öznel duyum deneyiminin, fiziksel uyaran yoğunluğundaki logaritmik değişimle doğru orantılı olduğunu savunan psikofiziksel formül.
Fechner’s Paradox
Her iki gözle bakılan bir nesnenin, gözlerden birinin kapatılmasından sonra optik olarak daha parlak görünmesi durumu.
Federation Of Associations İn Brain And Behavioral Sciences (FABBS)
Zihin, beyin ve davranış bilimlerini ilerleterek insan potansiyelini ve refahını artırmayı misyon edinen bilimsel dernekler federasyonudur.
Catastrophe Theory
Sürekli değişen bazı değişkenlerin fonksiyonu olarak bir değişkende meydana gelen kesikli ve ani değişimleri inceleyen matematiksel modelleme yaklaşımıdır.
Philosophy
Gerçeğin, bilginin, varlığın ve ahlakın doğasını mantıksal argümanlar yoluyla inceleyen ve psikoloji dahil tüm bilim dallarının entelektüel temelini oluşturan disiplin.
Philosophical Psychology
Psikoloji disiplininin temellerini oluşturan felsefi varsayımları, metodolojik yaklaşımları ve epistemolojik sorunları inceleyen alt disiplin.
P-zombie
Fiziksel olarak sıradan bir insanla birebir aynı olan ancak bilinçli deneyim, nitel duyum (qualia) veya öznel farkındalıktan tamamen yoksun hipotetik varlık.
Phenomenal Motion
Fiziksel olarak var olmayan veya gerçek dışı olan bir hareketin, duyu sistemimiz tarafından tamamen gerçekmiş gibi algılanması durumu.
Phenomenal Self
Bireyin belirli bir zaman kesitinde, anlık olarak deneyimlediği öz-algısı ve bilinçteki benlik tasavvuru.
Phenomenalism
Dış dünya hakkındaki bilginin yalnızca duyusal deneyimler aracılığıyla elde edilebileceğini ve fiziksel nesnelerin gerçekte duyu verilerinden ibaret olduğunu öne süren felsefi ve bilişsel yaklaşım.
Phenomena
Duyularla algılanabilen veya bilinç tarafından deneyimlenen olgu ve olayların çoğul ifade biçimi.
Phenomenological Analysis
Zihinsel deneyimlerin, nedensel veya kuramsal ön kabuller olmaksızın, doğrudan betimlenmesini ve bireyin öznel bakış açısıyla anlaşılmasını savunan nitel araştırma yaklaşımı.
FINST Theory
Görsel alan içerisindeki sınırlı sayıda nesnenin (yaklaşık dört adet) kavramsal öncesi bir mekanizmayla 'indekslenerek' üst düzey bilişsel süreçlerin erişimine sunulduğunu savunan görsel dikkat teorisidir.
Opportunism
Değişen çevresel koşullar veya yeni konumlarda ortaya çıkan çeşitli kaynakları, ilkeleri veya başkalarının haklarını göz ardı ederek kendi çıkarı doğrultusunda hızlıca sömürme ve kullanma yeteneği.
Phi Phenomenon
Aralarında belirli bir mesafe bulunan iki sabit ışık kaynağının uygun zaman aralıklarıyla ardışık olarak yanıp sönmesiyle ortaya çıkan saf hareket illüzyonudur.
Fiat
İdeomotor teoride, bir eylemin gerçekleşmeye hazır hissedildiği anda onun icrasına izin verilmesine dair sezgisel his.
Figural Aftereffect
Bir nesnenin uzun süreli incelenmesinin, aynı ya da farklı bir nesnenin algılanan konumunu veya biçimsel özelliklerini değiştirdiği Gestalt kökenli algısal olgu.
Figural Cohesion
Ayrık ve kesintili unsurların, algısal sistem tarafından tek ve bütünsel bir form olarak algılanma eğilimi.
Figural Synthesis
Gelen duyusal girdilerin belirli parçalarının seçilerek zihinsel süreçler aracılığıyla anlamlı bir bütün veya şekil haline getirilmesi süreci.
Figurative Knowledge
Jean Piaget tarafından tanımlanan; özgül olgusal bilgilerin, kelime dağarcığının, tarihlerin ve algısal ayrıntıların dikkatle incelenmesi ve hatırlanması yoluyla edinilen statik bilgi türüdür.
Verb
Bir eylemi, oluşu veya durumu zaman, kip ve kişi ekleriyle niteleyerek cümlenin yüklemini oluşturan temel dilbilimsel birim.
Association Of İdeas
Basit algı ve düşüncelerin, deneyimler yoluyla birleşerek daha karmaşık ve soyut zihinsel bütünlükler oluşturması süreci.
Fixation Pause
Gözlerin görsel bir uyaran veya nesne üzerinde odaklanarak hareketsiz kaldığı ve görsel bilginin aktif olarak işlendiği kısa süreli duraklama evresidir.
Fixation Point
Gözlerin odaklandığı uzaysal konumdur ve görsel algı deneylerinde katılımcının bakışlarını sabitlemesi için kullanılır.
Film Color
Nesnelerin fiziksel yüzeylerine bağlanmamış, lokalizasyondan yoksun, dokusuz ve yumuşak bir sis perdesini andıran optik renk deneyimidir.
Philology
Dillerin yapısını, tarihsel gelişimini, karşılıklı ilişkilerini ve yazılı metinler üzerindeki analizleri inceleyen bilim dalıdır.
Filter
Bir karışımın veya bilgi akışının belirli unsurlarının geçişine izin verirken diğerlerini engelleyen mekanizma, aygıt veya varsayımsal bilişsel yapı.
Fission
Biyolojide bir hücrenin iki bağımsız parçaya bölünmesi, işitsel algıda ise eş zamanlı iki sesin ayrı algısal akışlara ayrılması süreci.
Fitts’s Law
Bir hedefe yönelik fiziksel hareketin süresinin, hedefe olan mesafeye ve hedefin boyutuna bağlı olarak değiştiğini ve hız ile doğruluk arasında ters bir ilişki bulunduğunu belirten motor kontrol ilkesi.
Price–quality Relationship
Bir ürün ya da deneyimin fiyatı ile kalitesi arasında kurulan gerçek veya algılanan ilişki olup, genellikle tüketicilerin yüksek fiyatı yüksek kaliteyle özdeşleştirmesine yol açar.
Physicalism
Gerçekliğin tamamen maddeden ibaret olduğunu ve zihinsel süreçlerin nihayetinde fiziksel olana indirgenebileceğini savunan felsefi ve ontolojik görüş.
Physical Symbol System Hypothesis
Genel zeka sergileyen herhangi bir bilişsel ya da yapay sistemin fiziksel sembollerden oluşmasının zorunlu ve yeterli bir koşul olduğunu öne süren bilişsel bilim önermesidir.
Flanker Task
Bireyin dikkatini çeldiriciler arasında odaklama ve çatışma çözme becerisini ölçmek için kullanılan standart bir bilişsel işlev testidir.
Flash Card
Ön yüzünde bir soru, tanım veya uyarıcı, arka yüzünde ise doğru yanıtın bulunduğu küçük bilgi kartlarından oluşan hafıza ve öğrenme aracı.
Flashbulb Memory
Kişinin kendisi veya toplum için büyük bir öneme ve yoğun duygusal yüke sahip olayları, sanki zihinsel bir fotoğraf karesi gibi son derece canlı ve kalıcı şekilde hatırlaması olgusudur.
Flesch İndex
Bir metnin okunabilirliğini ve okunma seviyesini, sözcük ile cümle uzunluğunu, kelime hazinesini ve ifade yapılarını inceleyerek değerlendiren nicel bir formül sistemidir.
Floral
Stereokimyasal koku teorisinde yer alan yedi temel koku sınıfından birini nitelendiren terim.
Flow
Bireyin gerçekleştirdiği eyleme tamamen odaklandığı, yüksek içsel motivasyonla birlikte zaman algısını ve benlik bilincini yitirdiği optimal deneyim durumu.
Fluttering Hearts
Aynı parlaklıkta fakat farklı renklerdeki uyarıcıların eşzamanlı hareket ettirilmesinde, renklerin retino-kortikal iletim hızındaki farklılıklar yüzünden ortaya çıkan optik yanılsama.
Flynn Effect
Nesiller boyunca genel zeka ölçümlerinde (IQ) gözlenen kademeli ve evrensel ham puan artışıdır.
Phoneme–grapheme Correspondence
Konuşma dilindeki ses birimlerinin (fonem) yazılı dildeki harf veya harf kümeleriyle (grafem) kurduğu ilişki ve eşleşme düzenidir.
Phonemics
Bir dildeki ses birimlerinin (fonemlerin) sınıflandırılması ve işlevsel analizini inceleyen dilbilim alt dalıdır.
Phonemic Awareness
Konuşulan kelimelerdeki farklı fonemleri (en küçük ses birimlerini) tanıma ve ayırt etme yeteneğidir; daha geniş kapsamlı olan fonolojik farkındalığın bir alt kategorisidir.
Phonemic Restoration Effect
Beynin, konuşma akışında gürültüyle örtülmüş veya eksik olan ses birimlerini (fonemleri) zihinsel olarak tamamlayarak kesintiyi fark etmemesini sağlayan psikodilbilimsel bir algı olgusudur.
Phonetics
Konuşma seslerinin fiziksel özelliklerini, akustik yapısını ve bu seslerin fizyolojik olarak nasıl üretilip algılandığını inceleyen dilbilim dalı.
Phonetic Symbolism
Kelimelerin ses yapıları ile ifade ettikleri nesneler veya anlamlar arasında keyfi olmayan, doğal bir ilişki bulunduğunu öne süren dilbilimsel hipotez.
Phonics
Okuma öğretiminde harf ile ses birimlerinin (graphem-phoneme) eşleştirilmesine odaklanan, kelimenin bütün olarak ezberlenmesi yerine sesletilerek çözülmesini amaçlayan pedagojik yöntem.
Phonogram
Bir fonemin, hecenin veya kelimenin grafik ya da sembolik temsilidir.
Articulatory Loop / Phonological Loop
🔹 1. (articulatory loop): Baddeley ve Hitch'in çalışma belleği modelinde, sözlü ve işitsel bilgilerin geçici olarak depolanmasını ve seslendirilerek taze tutulmasını sağlayan alt bileşendir. 🔹 2. (phonological loop): Çalışma belleği modelinde işitsel ve sözel bilgilerin kısa süreli depolanmasını ve zihinsel olarak tekrarlanmasını sağlayan alt sistem.
Phonological Awareness
Konuşulan dilin heceler, kafiyeler ve fonemler gibi ses yapılarını tanıma ve bu sesler arasında ayrım yapabilme bilişsel yeteneği.
Phonological Recoding
Yazılı sembollerin ve harf dizilerinin, bilişsel süreçler aracılığıyla işitsel seslere ve sözcüklere dönüştürülme becerisi.
Foreshortening
Bir çizginin veya nesnenin, uzunlamasına yönde görüntülendiğinde gerçekte olduğundan daha kısa algılanmasına neden olan görsel yanılsama.
Form Quality
Bir bütünün ya da gestalt yapısının, algısal dönüşümlere uğrasa bile tanınabilir olmasını sağlayan bütüncül ve değişmez niteliği.
Form–function Distinction
Dilin yapısal özelliklerinin (form) iletişimsel amaçlarından ve bağlamsal rollerinden (işlev) analitik olarak ayrılması.
Formal Theory
Çeşitli davranışları matematiksel terimler, kesin kurallar ve varsayımlar seti aracılığıyla modelleyip açıklayan soyut yapı.
Formants
Konuşma seslerinin akustik spektrumunda, vokal kıvrımlar ve vokal traktın fiziksel özellikleri nedeniyle belirli frekanslarda görülen enerji yoğunluğu bantlarıdır.
Formal Logic
Başlangıçtaki aksiyomatik varsayımlardan veya bilgilerden geçerli sonuçlar ve öngörüler üretmek için belirlenmiş kurallar sistemi.
FORTRAN
Hâlâ kullanımda olan en eski yüksek seviyeli bilgisayar programlama dilidir ve özellikle yoğun matematiksel modelleme gerektiren bilimsel hesaplamalarda kullanılır.
Fossilization
İkinci dil ediniminde, öğrenenin dil gelişiminin anadile benzer tam yetkinliğe ulaşamadan kalıcı bir ara aşamada durması durumu.
Photographic Memory
Bilgilerin veya görsel deneyimlerin olağanüstü düzeyde ayrıntılı ve yüksek doğrulukla hatırlanmasını sağlayan popüler bellek biçimi.
Photometer
İnsan görsel sisteminin farklı dalga boylarındaki ışığa duyarlılığını hesaba katarak ışık şiddetini ölçen cihaz.
Photometry
Işık şiddetinin ve optik radyasyonun insan gözünün spectral duyarlılığına göre ölçülmesini sağlayan kantitatif yöntem.
Photopic-sensitivity Curve
Işık adaptasyonu koşullarında, görsel eşiğin dalga boyunun bir fonksiyonu olarak değişimini gösteren grafiksel temsil.
Photopic Luminosity
Işığa adapte olmuş koşullar altında, farklı ışık dalga boylarının görsel keskinlik üzerindeki göreceli etkililiğidir.
Fourier Spectrum
Bir görselin veya sinyalin Fourier analizi sonucunu oluşturan tüm sinüs dalgalarının frekanslarına karşılık gelen genliklerini gösteren grafiksel dağılım.
Fractionation
Bir gözlemcinin, standart bir uyarıcının tam olarak yarısı şiddetinde olacak şekilde değişken bir uyarıcıyı ayarlamasını içeren psikofiziksel derecelendirme prosedürü.
Fractal
Her bir parçası bütünün küçültülmüş bir kopyasına benzeyen, kendine benzerlik (self-similarity) niteliğine sahip karmaşık geometrik yapıdır.
Frequency Judgment
Bir katılımcının, belirli bir uyarıcının test süreci boyunca kaç kez sunulduğuna dair yaptığı miktar değerlendirmesi.
Law Of Frequency
Fikirlerin, uyarıcıların veya olayların bir arada gerçekleşme sıklığı arttıkça, aralarındaki zihinsel bağın gücünün de doğru orantılı olarak arttığını öne süren çağrışımcılık ilkesidir.
Fullerton–cattell Law
Algısal gözlem hatalarının, uyarıcının büyüklüğünün kareköküyle orantılı olduğunu savunan 1892 tarihli psikofizik yasası.
Fusion
İki veya daha fazla bileşen ya da unsurun bir araya gelerek bütünleşmiş tek bir yapı oluşturması süreci.
Galton Bar
Görsel doğrusal mesafeler için fark eşiğini (fark edilebilir en küçük farkı) ölçmeye yarayan klasik bir psikofiziksel ölçüm aracıdır.
Ganzfeld
Retinanın yayılan ve tekdüze bir ışıkla uyarılması sonucu oluşan homojen görsel alan.
Bizarreness Effect
Sıradan veya olağan bilgilerin aksine, tuhaf, absürt veya aşırı sıra dışı uyarıcıların bellekte daha kalıcı bir şekilde kodlanıp hatırlanma eğilimidir.
İmmaterialism
Maddenin bağımsız bir töz olarak var olmadığını, duyusal nesnelerin yalnızca algılayan zihindeki niteliklerin toplamından ibaret olduğunu savunan felsefi ve epistemolojik konum.
Lag
Bir uyaran ile buna verilen tepki veya bir reseptörün uyarılması ile bu duygunun bilinçli olarak fark edilmesi arasındaki zamansal gecikmedir.
Lag Effect
Öğrenilecek bilgilerin tekrarlanan sunumları arasındaki zaman aralığı (gecikme) arttıkça, uzun süreli bellekte kalıcılığın ve hatırlama performansının artmasını ifade eden bilişsel olgu.
İnhibition Of Delay
Gecikmeli klasik koşullama süreçlerinde, koşullu uyaranın sunumu ile koşulsuz uyaranın gelmesi arasındaki süre uzadıkça, koşullu tepkinin uyaranın hemen başında değil, ödülün yaklaştığı son anlarda ortaya çıkması durumu.
Delay Conditioning / Delayed Conditioning
🔹 1. (delay conditioning): Klasik koşullama süreçlerinde, koşullu uyaranın koşulsuz uyaran verilinceye kadar kesintisiz bir süre boyunca sunulduğu temel öğrenme prosedürüdür. 🔹 2. (delayed conditioning): Koşulsuz uyarıcının sunumundan kısa süre önce koşullu uyarıcının verilmeye başlandığı ve bu iki uyarıcının sürenin bir kısmında birlikte (örtüşerek) bulunduğu klasik koşullama prosedürü.
Delayed Matching To Sample (DMTS)
Katılımcının, kısa bir süre önce gösterilen örnek uyaranı, araya giren değişen süreli bir gecikmenin ardından gelen seçenekler arasından doğru hatırlayıp eşleştirmesini gerektiren standart bilişsel paradigma.
Delayed Reinforcement
Bir davranış ile bu davranışı izleyen pekiştirecin sunumu arasında zaman aralığının bulunduğu koşullandırma sürecidir.
Delayed Response
Ayırt edici uyarıcının ortadan kaldırılmasından bir süre sonra ortaya çıkan davranışsal veya bilişsel yanıt.
Delay Of Gratification
Gelecekte elde edilecek daha büyük veya daha değerli bir ödüle ulaşmak amacıyla, anlık ve küçük bir ödülden bilinçli olarak vazgeçme kapasitesidir.
Late-selection Theory
Dikkatin, duyusal girdilerin kimliklendirilmesi ve anlamlandırılması aşamasından sonra, yani işlemlemenin ileri evrelerinde gerçekleştiğini savunan bilişsel kuram.
Switch Cost
Bireyin dikkatini bir görevden diğerine yönlendirmesi durumunda ortaya çıkan performans düşüşü ve zaman kaybı.
T
Psikofizikte, iki farklı uyarıcıJudgment (yargı) kategorisi arasında geçişin gerçekleştiği kritik noktayı ifade eden kısaltma.
Transitive İnference Task
Bireyin, daha önce edinilen ikili ilişkiler hakkındaki bilgilerden yola çıkarak, daha önce hiç doğrudan karşılaştırılmamış iki nesne veya kavram arasındaki mantıksal ilişkiyi kurma kapasitesini ölçen bilişsel görev.
Transitivity
Elementler arasındaki bir ilişkinin, bir sonraki elemente aktarılabilmesi durumu.
İntransitivity
Elementler arasındaki bir ilişkinin, bir sonraki aşamaya mantıksal olarak aktarılamaması durumu; geçişlilik kuralının ihlal edilmesi.
Future-mindedness
Gelecekte nelerin olabileceğini ve bunların nasıl gerçekleşebileceğini öngörme, araç-amaç ilişkisi kurarak ileriye dönük düşünebilme yeteneği.
Arbitrary Symbol
İşaret ettiği nesne veya kavramla arasında hiçbir mantıksal, fiziksel veya içkin benzerlik ya da zorunluluk bulunmayan dilsel işaret.
Developmental Teaching Model
Jean Piaget ve çağdaşlarının çalışmalarına dayanan, mantıksal akıl yürütmeyi ve entelektüel gelişimi merkeze alan genel eğitim yaklaşımı.
Enhancement
Genetik teknolojiler yoluyla üstün yavrular üretme süreci veya daha genel anlamda bir varlığın doğasındaki ya da değerindeki her türlü iyileştirme.
Development Cycle
Ergonomi ve bilişsel sistem mühendisliğinde, bir ürün ya da sistemin ilk biçimlendirici fikirden nihai sürüme kadar geçirdiği araştırma, tasarım, test ve iyileştirme evrelerinin bütünü.
Gematria
Harflerin sayısal değerleri üzerinden kutsal metinlerde veya özel isimlerde gizli anlamlar arama esasına dayanan okült nümeroloji pratiği.
General Transfer
Bir bağlamda edinilen genel beceri veya ilkelerin, tamamen farklı bir alandaki problemlere uygulanması süreci.
General Knowledge Test
Daha önceden çalışılmış ve çalışılmamış materyallere dair olgusal soruların yanıtlanma oranlarını kıyaslayarak örtük belleğin performansını değerlendiren bir test türüdür.
General Extrasensory Perception (GESP)
Parapsikolojide, belirli bir duyu dışı algı mekanizmasıyla (telepati, durugörü veya prekognisyon) açıklanamayan ancak paranormal olduğu iddia edilen genel bir sonuç durumu.
General Factor
Charles Spearman tarafından 1904 yılında öne sürülen; bireylerin ilişkileri algılama ve bunlardan sonuç çıkarma kapasitesini temsil eden, tüm zihinsel görevlerin performansını destekleyen varsayımsal ortak zeka bileşeni.
General Problem Solver (GPS)
Allen Newell ve Herbert A. Simon tarafından 1961 yılında geliştirilen, araç-amaç analizi (means-ends analysis) kullanarak farklı problem türlerini çözmeyi amaçlayan erken dönem bir bilişsel simülasyon ve yapay zeka programıdır.
General Psychology
İnsan davranışının ve zihinsel süreçlerinin temel ilkelerini, yöntemlerini ve kuramsal yaklaşımlarını inceleyen kapsamlı bilim dalı.
General Semantics
Dilin yapısı ile insan bilişi ve gerçeklik arasındaki ilişkiyi ampirik ve bilimsel temellere oturtmayı amaçlayan erken dönem dil felsefesi akımı.
General Ability
Tüm entelektüel görevlerin üstesinden gelme becerisinin temelinde yattığı varsayılan, ölçülebilir genel zihinsel kapasite.
General Ability Tests
Genel zeka faktörünü ölçmek amacıyla geliştirilen; özellikle geometrik biçimler gibi görece soyut uyarıcılar arasındaki ilişkilerin kavranmasını ve uygulanmasını gerektiren psikometrik araçlardır.
Generalization
Sınırlı sayıda spesifik gözlem veya vakadan yola çıkarak ortak özellikleri soyutlama ve bunları daha geniş bir kategoriye veya popülasyona uygulama bilişsel süreci.
Generalization Gradient
Organizmanın koşullu uyarıcıya gösterdiği tepkinin, bu uyarıcıya benzer diğer uyarıcılara ne derece aktarıldığını gösteren grafiksel temsil.
Generalized Motor Program
Farklı hız, büyüce veya kas gruplarıyla esnek biçimde uygulanabilen, hareketin temel özelliklerini barındıran soyut sinirsel plan.
GPS
Allen Newell, J. Clifford Shaw ve Herbert A. Simon tarafından 1957 yılında geliştirilen, insan düşünce süreçlerini taklit ederek geniş bir problem yelpazesini çözmeyi amaçlayan erken dönem bilgisayar programı ve bilişsel model.
Genetic Algorithm
Doğal seçilim ve evrimsel süreçlerin mekanizmalarından esinlenerek karmaşık optimizasyon problemlerine en iyi çözümleri arayan sezgisel bir arama prosedürüdür.
Genetic Linguistics
Dünya dillerinin tarihi köken akrabalıklarına ve ortak bir ata proto-dilden evrilme süreçlerine göre sınıflandırılmasını inceleyen diyakronik dilbilim alt dalı.
Genetic Epistemology
Jean Piaget tarafından geliştirilen, insan bilgisinin yapısının ve kökeninin çocuk gelişim evreleri üzerinden incelendiği teorik ve deneysel yaklaşım.
Genetic Programming
Bilgisayar kodlarından oluşan çözüm kümelerinin, evrimsel süreçler ve genetik operatörler aracılığıyla en uygun çözümü bulmak üzere iteratif olarak evrimleştirildiği bir yapay zeka arama tekniğidir.
Breadth-first Search
Bir çizgedeki düğümleri, başlangıç noktasına en yakın olanlardan başlayarak katman katman ve yatay bir düzlemde inceleyen sistematik arama stratejisi.
Expanded Consciousness
Bireyin zihninin sıradan algı eşiklerini aşarak daha büyük, derin ve kapsayıcı bir farkındalık boyutuna ulaştığı öznel deneyim durumu.
Genitive
İsimlerin, zamirlerin ve isim tamlamalarının sahiplik veya aidiyet ilişkisini ifade eden dilbilgisi hâlidir.
Amplitude Spectrum
Karmaşık bir sinyalin veya dalga biçiminin içerdiği farklı frekans bileşenlerinin genlik dağılımını gösteren matematiksel grafiksel gösterimdir.
Geometric İllusion
Görsel sistemin düz veya kavisli çizgilerden oluşan uyarıcıları hatalı veya çarpıtılmış şekilde yorumlamasıyla ortaya çıkan algısal yanılgı.
Geon
Daha karmaşık nesnelerin algılanmasında temel yapı taşları olarak kabul edilen silindir, küre ve küp gibi basit üç boyutlu bileşenler.
Fact Retrieval
Uzun süreli bellekten, yoğun bir zihinsel çaba harcamaksızın doğrudan bilgi çekme süreci.
Realistic Thinking
Farklı durumlara ait nesnel nitelikleri ve gereklilikleri temel alan, düşünce ve davranışların mevcut koşulların taleplerine göre uyarlanmasını sağlayan bilişsel süreç.
Realism Factor
Psikolojik estezide, sanat eserlerinin ve uyarıcıların nesneleri görsel gerçekliğe sadık kalarak temsil etme derecesini belirleyen boyut.
Reality Monitoring
Bireyin bir olayın dışsal bir gerçeklikten mi yoksa zihinsel bir içsel süreçten (hayal, düşünce) mi kaynaklandığını ayırt etme yeteneğidir.
Need
Bir organizmada hayatta kalma, iyilik hali veya kişisel doyum için gerekli olan bir unsurun eksikliğinden kaynaklanan gerilim durumu.
Feedback Device
Bir çevresel kontrol cihazını kullanan kişiye, gerçekleştirilen eylemlerin durumunu görsel, işitsel veya dokunsal bir sinyalle ileten aygıt.
Feedback Loop
Bir sistemin mevcut durumunu bir hedef veya standartla karşılaştırarak çıktıyı denetleyen ve gerekli düzenlemeleri yapan öz-düzenleyici mekanizma.
Backtrack Search
Bir çizge veya karar ağacında olası durumları özyinelemeli olarak inceleyen, bir çıkmazla veya hedef dışı durumla karşılaşıldığında bir önceki adıma geri dönerek farklı bir alt kolu test eden arama stratejisi.
Back-formation
Mevcut bir sözcüğün yanlış bir varsayımla başka bir kökten türediği sanılarak yeni bir kelime oluşturulması süreç ve sonucu.
Backward Search
Çözüm arayan kişinin, problemin nihai hedefinden başlangıç noktasına doğru tersten ilerlediği bir problem çözme stratejisidir.
Working Backward
Bilişsel bir problem çözme stratejisi olup, bireyin hedeflenen sonuç durumundan başlayarak başlangıç koşullarına giden yolu tersine mühendislikle bulmaya çalışmasını ifade eder.
Backward Pairing
Klasik koşullama prosedüründe, koşulsuz uyarıcının (US) koşullu uyarıcıdan (CS) önce sunulduğu temporal eşleştirme dizisidir.
Backward Masking
Kısa süreyle sunulan bir hedef uyarıcının, hemen ardından gelen ikinci bir uyarıcı (maske) tarafından bilinçli algısının bozulması veya engellenmesi olgusudur.
Backward Association
Bir dizi veya sıra içerisinde, bir öğenin kendisinden önce gelen başka bir öğeyle zihinsel bir bağ kurma süreci.
Retrospective Falsification
Geçmişteki deneyimlere ait anıların, anlatıldıkça olumlu yönleri öne çıkarılacak veya hikaye daha ilgi çekici kılınacak şekilde istemli ya da istemsiz olarak değiştirilmesidir.
Retroactive İnterference
Yeni öğrenilen bilgilerin, daha önceden edinilmiş bilgilerin hatırlanmasını veya geri çağrılmasını olumsuz yönde bozması durumu.
Retrospective Confidence Judgment
Bireyin, öğrendiği bilgilerin hatırlanmasını içeren bir testteki performansını, test bittikten sonra ne kadar iyi yaptığına dair değerlendirmesidir.
Retrospection
Geçmişte yaşanmış bir deneyimi, öğrenme araştırmalarındaki gibi güdümlü şekilde ya da bir durumu değerlendirirken kendiliğinden zihinsel olarak gözden geçirme ve değerlendirme süreci.
Hindsight Bias
Bir olay gerçekleştikten sonra, bireyin o sonucun önceden tahmin edilebilir olduğuna dair aşırı güven duyması ve yanılması eğilimi.
Retrieval
Bellekte uzun süreli depolarda saklanan bilginin yeniden aranıp bulunarak bilinç alanına taşındığı bilişsel sürecin son evresi.
Retrieval Cue
Uzun süreli bellekte depolanan bilgilerin bilinç düzlemine çıkarılmasını ve hatırlanmasını kolaylaştıran dışsal ya da içsel uyarıcı.
Back-propagation Algorithms (backprop Algorithms)
Yapay sinir ağlarında, ağın tahmin hatasını minimize etmek amacıyla ağırlıkların optimize edilmesini sağlayan temel türev tabanlı öğrenme algoritmasıdır.
Gesamtvorstellung
Bir cümlenin ilk sözcüğü söylenmeden önce, tüm içeriğinin zihinde bir bütün olarak tasavvur edilmesi ve tutulması eylemi.
GESP
Genel duyu dışı algı anlamına gelen ve telepati ile durugörü yeteneklerini aynı deneysel paradigma içinde inceleyen parapsikolojik bir kısaltmadır.
Gestalt
Bireysel öğelerin bir araya gelerek, her bir parçanın tek başına sahip olmadığı yepyeni nitelikler ve bir bütünlük kazandırdığı algısal konfigürasyon.
Gestalt Grouping Factor
Bireylerin görsel uyaranları dağınık parçalar yerine anlamlı birer bütün olarak algılamasını sağlayan yakınlık, benzerlik ve devamlılık gibi algısal organizasyon ilkeleridir.
Gestalt Homology
Gestalt psikolojisinde, farklı iki yapının bileşenlerinin kendi bütünleri içinde aynı işlevsel rolü üstlenmesi ve bu roller aracılığıyla tanımlanması durumu.
Gestalt Principles Of Organization
Bilişsel sistemin, duyusal girdileri parçalarına ayırmak yerine, onları anlamlı, bütüncül ve organize yapılar olarak algılama eğilimini açıklayan algısal yasalar bütünü.
Gestalt Psychology
Deneyimin ve algının parçaların toplamından ibaret olmadığını, aksine zihnin uyarıcıları dinamik, organize ve anlamlı bütünler ('bütünsel formlar') halinde yapılandırdığını savunan psikoloji yaklaşımı.
Traveling Salesperson Problem (TSP)
Bir dizi nokta arasında en kısa ve verimli rotayı bulmayı amaçlayan, hem insan hem de hayvanlarda problem çözme becerilerinin incelenmesinde kullanılan klasik bir rota optimizasyon bulmacası.
Trajectory
Bir nesnenin veya organizmanın zaman içinde uzayda kat ettiği pozisyonlar dizisi ve izlediği yol.
GIGO
Veri analizi, bilişsel modelleme ve istatistiki süreçlerde, hatalı veya kalitesiz verilerin işlenmesi sonucunda elde edilen çıktının da aynı derecede güvenilmez ve geçersiz olacağını ifade eden temel metodolojik ilke.
Glottal Stop
Ses tellerinin (glottis) tamamen kapanması ve ardından nefes akışının ani bir patlamayla serbest bırakılmasıyla üretilen ünsüz bir konuşma sesidir.
As-if Hypothesis
Doğruluğu henüz kanıtlanmamış olmasına rağmen, açıklayıcı bir model veya araştırma temeli olarak sağladığı pratik fayda nedeniyle doğruymuş gibi kabul edilen varsayım.
İnput
Bir iletişim kanalına, sisteme veya organizmaya aktarılan sinyaller, veri ya da enerji bütünü.
İnput–output Mechanism
Belirli bir girdinin, önceden belirlenmiş sabit işlemler dizisinden geçerek otomatik olarak belirli bir çıktı ürettiği kapalı bilgi işleme modeli.
İnput-process-output Model (IPO Model)
Hammaddelerin veya girdilerin, iç sistem süreçleri aracılığıyla dönüştürülerek belirli sonuçlar (çıktılar) üretmesini inceleyen temel sistemik analiz çerçevesi.
Resistance To İnterference
İlgisiz bilgilerin görev performansını engellemesini önlemek amacıyla bu uyaranları yok sayma ve filtreleme kapasitesi.
Go/no-go Association Task (GNAT)
Bireylerin belirli bir hedef kategori ile olumlu veya olumsuz değerlendirici sıfatlar arasındaki örtük tutumlarını, yanıt verme (git) veya yanıt vermeme (gitme) hızına dayalı olarak ölçen bilişsel bir görevdir.
Latent İnhibition
Bir organizmanın daha önceden sıkça maruz kaldığı ve anlam yüklemediği bir uyarıcıyı, yeni bir koşullanma sürecinde uyaran olarak öğrenmesinin gecikmesi durumu.
Latent Learning
Bilinçli bir çaba, niyet veya pekiştireç olmaksızın gerçekleşen ve ancak belirli bir motivasyon veya ihtiyaç ortaya çıktığında performansa dönüşen bilgi edinim sürecidir.
Hidden Observer
Bireyin bilinçli farkındalığının dışındaki uyaranları kaydedebilen ve hipnotik dissosiyasyon durumlarında ortaya çıkan intrapsişik yapı.
Latent Need
Bireyin bilinçli farkındalığında bulunmayan ancak davranışlarını yönlendirdiği varsayılan örtük gereksinim.
Conditioned Stimulus Preexposure Effect
Bir uyarıcının, herhangi bir pekiştireçle eşleştirilmeden önce defalarca tek başına verilmesinin, daha sonra bu uyarıcıyla klasik koşullanma kurulmasını geciktirmesi veya zayıflatması durumu.
Hidden-clue Test
Katılımcının, bir ödül elde etmenin anahtarı olan uyarıcı durumun belirli bir özelliğini keşfetmesini gerektiren deneysel sınama yöntemi.
Concealed Figures Test
Karmaşık görsel uyaranlar içerisine gizlenmiş temel geometrik şekillerin ayırt edilmesini gerektiren bir algısal kapanış esnekliği ölçüm aracı.
Global Perception
Bir nesnenin veya durumun parçalarından ziyade bütünlüğüne odaklanan bütüncül algı süreci.
Global Memory Model
Çeşitli deneysel görev ve manipülasyonlardan elde edilen verileri tekil fenomenler yerine bütüncül bir yapıda açıklamayı amaçlayan matematiksel bellek organizasyonu kuramıdır.
Global İntelligence
Bireyin bilişsel kapasitesinin sözel ve sözel olmayan (performans) alanlardaki işlevselliğini, özellikle Wechsler ölçekleri gibi standartlaştırılmış testler aracılığıyla bir bütün olarak ölçen genel zeka bileşenidir.
GNAT
Bireylerin otomatik bilişsel önyargılarını ve dolaylı tutumlarını ölçmek için tasarlanmış bir bilgisayarlı reaksiyon süresi görevidir.
Gödel’s Proof
Aritmetik kadar güçlü herhangi bir mantık sisteminde, o sistemin kendi kurallarıyla ne doğru ne de yanlış olduğu kanıtlanamayacak önermelerin var olduğunu gösteren çığır açıcı matematiksel teoremler bütünü.
Overshadowing / Shadowing
🔹 1. (overshadowing): Klasik koşullama sürecinde, iki koşullu uyarıcının eş zamanlı olarak sunulduğu durumlarda, daha baskın veya güçlü olan uyarıcının zayıf olanın öğrenilmesini engellemesi veya zayıflatması. 🔹 2. (shadowing): Bilişsel testlerde katılımcının, kulaklıktan verilen bir mesajı arka plandaki diğer seslere rağmen kelimesi kelimesine ve eş zamanlı olarak yüksek sesle tekrarlaması görevidir.
Shading
Gerçek bir nesnenin yüzeyindeki veya bir tasvirdeki karanlık kademelerinin, derinlik ipucu sağlayacak şekilde düzenlenmesi.
Depth From Shading
Aydınlatılmış katı bir nesnenin üzerindeki ışık ve gölge örüntülerinden elde edilen, nesnenin dış hatları olmasa bile üç boyutlu derinlik algısı yaratan bir görsel ipucu.
Embodied Cognition
İnsan zihninin soyut bir bilgi işlem merkezinden ziyade, bedensel yapı, duyusal-motor sistemler ve fiziksel çevreyle olan kesintisiz etkileşimler tarafından şekillendirildiğini savunan bilişsel bilim paradigması.
Embedded Sentence
Dönüşümsel üretici dilbilgisi kuramında, daha büyük bir cümlenin (ana cümlenin) yapısı içine yerleştirilmiş olan yan cümle.
Embedded Figure
Daha büyük bir görsel örüntünün içine ustaca gizlenmiş, ilk bakışta fark edilmeyen ancak dikkatli veya tekrarlayan incelemelerle açığa çıkan belirsiz görsel yapı.
Referent
Dilsel bir ifadenin veya simgenin dış fiziksel dünyada karşılık geldiği nesne, süreç veya durum.
Referential Signal
İnsan dışı hayvanların, çevredeki belirli nesnelere veya olaylara (örneğin yırtıcılara veya besin kaynaklarına) ilişkin spesifik bilgi ileten iletişim sinyali.
Sender
Telepati deneylerinde, bilgiyi alıcıya aktarmaya çalışan katılımcıdır.
Relative Pitch
Bir sesin yüksekliğini, bilinen bir referans sese zihinsel olarak kıyaslayarak doğru bir şekilde tanımlama yeteneği.
Relativism
Mutlak hakikat, bilgi veya değer standartlarının varlığını reddeden; doğruluk ve ahlak ölçütlerinin bireysel, kültürel veya bağlamsal koşullara göre değiştiğini savunan felsefi ve epistemolojik konum.
Relative Sensitivity
Bir uyarıcının bir diğerine kıyasla değerlendirildiği durumlarda, uyarıcılar arasındaki yoğunluk veya nitelik farklarını ayırt etme kapasitesi.
Task
Birey veya grup tarafından üstlenilen, belirli bir hedefe yönelik her türlü aktivite; deneysel ortamlarda davranışsal uyumları incelemek üzere manipüle edilen standartlaştırılmış uygulama.
Task Analysis
Karmaşık bir iş veya eylemin, doğru bir şekilde tamamlanabilmesi için gereken alt bileşenlere, bilişsel süreçlere ve becerilere sistematik olarak ayrılması.
Task Switching
Bireyin bilişsel sistemini bir görevden diğerine odaklama ve uyarlama sürecidir; genellikle görev değişim anlarında performansın yavaşlaması ve hata payının artmasıyla karakterizedir.
Off-task Behavior
Bireyin yapılandırılmış bir ortamda, mevcut beklentilerden veya hedeflerden aktif ya da pasif olarak kopmasıyla ortaya çıkan gözlenebilir eylemler veya zihinsel durumlar.
Task Complexity
Bir görevin zihinsel ve fiziksel bileşenleri arasındaki karmaşık etkileşimlerin entegre edilmesini gerektiren derece.
Task Demands
Bir görevin bölünebilirliği ve zorluğu dahil olmak üzere karakteristik özelliklerinin, bir bireyin veya grubun o görevi tamamlamak için kullanabileceği prosedürler üzerindeki etkisi.
Task Orientation
Bireyin performansını dışsal kıyaslamalardan ziyade bir görevi öğrenme, tamamlama ve kişisel ustalık kazanma süreçlerine odaklayan motivasyonel yönelimdir.
Tuts
Yürütülmekte olan birincil görevden bağımsız olarak aniden ortaya çıkan ve dikkati dışsal hedeflerden içsel zihinsel süreçlere yönlendiren kendiliğinden düşünce akışları.
Eyewitness Testimony
Bir bireyin, hukuki bir uyuşmazlık veya dava kapsamında, bizzat gözlemlediğini iddia ettiği olaylara dair mahkemede yemin altında verdiği sözlü beyan.
Empiricism
Tüm bilginin ve olgusal gerçekliğin temelinin duyusal deneyime dayandığını, doğuştan gelen zihinsel fikirlerin bulunmadığını savunan epistemolojik ve bilimsel yaklaşım.
Visual Angle
Gözün nodal noktasında, bir görsel hedef tarafından oluşturulan ve genellikle yay derecesi cinsinden ifade edilen açı.
Visual Adaptation
Sürekli görsel uyarıma maruz kalındığında görsel sistemin duyarlılığında veya algısında meydana gelen geçici değişimlerdir.
Visual Perception
Görsel sistemin fizyolojisi ile gözlemcinin içsel ve dışsal çevreleri arasındaki etkileşim sonucunda ortaya çıkan görsel duyumların bilinçli farkındalığıdır.
Visual Search
Dikkat gerektiren çevresel uyaranlar arasından belirli bir hedef uyaranın saptanması ve tespit edilmesi sürecidir.
Visual Discrimination
Şekilleri, desenleri, gizli figürleri veya diğer görüntüleri benzerlerinden ince ayrıntılarla ayırt edebilme yeteneği.
Visual Dominance
Görsel uyaranların, eş zamanlı sunulan işitsel veya diğer duyusal uyaranlara kıyasla bilinçli farkındalıkta üstünlük kurması olgusu.
Visual Memory
Daha önce deneyimlenen görsel uyaranların, zihinsel imajlar biçiminde kodlanması, depolanması ve geri çağrılması kapasitesi.
Visual Consciousness
Görsel kökene sahip olan ve bireyin rapor edebildiği, birbirinden ayırt edebildiği ve talep edildiğinde üzerine hareket edebildiği bilinç içerikleridir.
Visual Environment
Bir organizmayı çevreleyen, nesneler ve ışık gibi dışsal özellik ile koşulların bütünü olup, organizmanın görsel olarak yönlendirilen davranışlarını doğrudan etkiler.
Visual Attention
Birden fazla uyarıcı arasından bir hedefin (hedef öğe) çelendiriciler arasından seçilerek detaylı analize tabi tutulmasını sağlayan bilişsel süreçtir.
Visual Texture
İki boyutlu bir düzlemde nesnelerin yüzey özelliklerini tanımlayan ve derinlik algısında kritik rol oynayan görsel niteliktir.
Visual Threshold
Görsel bir uyaranın retinada fark edilebilir bir sinirsel yanıt oluşturabilmesi için gereken minimum uyarıcılık düzeyi.
Visual Fixation
Gözlerin odaklanılan nesnenin görüntüsü retinanın merkezindeki her bir fovea üzerine düşecek şekilde yönlendirilmesi süreci.
Visual İnduction
Bir görsel uyarıcının veya görüş alanının belirli bir kısmının, bitişik bir uyarıcının ya da görüş alanının geri kalanının algısını etkilemesi durumu.
Visual Persistence
Görsel uyaran ortadan kalktıktan sonra bile duyumun kısa bir süre daha devam etmesi durumu; sinyal entegrasyonundaki gecikmeyle tetiklenir.
Sight Words
Bireyin okuma sırasında fonolojik kodlama yapmaksızın, görsel olarak anında tanıdığı ve sözlük dağarcığına bütünsel olarak kaydettiği kelimeler.
İmagery Code
Bir nesnenin, fikrin veya izlenimin zihinsel bir görsel tasvir olarak kodlanması ve hafızada bu formda saklanması süreci.
Visual Masking
Bir görsel uyarıcının, zamansal olarak çok yakın sunulan ikinci bir uyarıcının algılanmasını veya görünürlüğünü engellemesi ya da zayıflatması olgusu.
Visual Organization
Gestalt algı ilkeleri çerçevesinde, karmaşık uyarıcı dizilimlerinin zihinsel olarak yapılandırılıp anlamlı bütünler haline getirilmesi sürecidir.
Visual Learning
Bilginin öncelikle görsel ipuçları, grafikler, şemalar ve diyagramlar aracılığıyla alındığı ve işlendiği bir koşullanma ve öğrenme biçimidir.
Visual Projection
Üç boyutlu bir nesnenin iki boyutlu bir düzleme aktarılarak silüetinin oluşturulması veya her türlü görsel uyaranın sunulması için kullanılan tekniklerin bütünü.
Visual Space
Görsel alanın, bilinçli bir gözlemci tarafından algılanan üç boyutlu perspektifidir.
Visual Capture
Çoklu duysal uyarım durumunda görsel sistemin diğer duyulara üstün gelerek algıyı domine etme eğilimi.
Visual İllusion
Dışsal görsel uyarıcıların beyin tarafından hatalı yorumlanması sonucunda ortaya çıkan algısal yanılgı türüdür.
Audiovisual İnstruction
Akademik eğitim, teknik ve personel gelişim süreçlerinde film, slayt, video, ses kaydı ve dijital medya gibi işitsel ve görsel araçların ortak kullanımı.
Visuospatial Sketchpad
Baddeley ve Hitch'in işleyen bellek modelinde, nesnelerin görsel özelliklerini ve uzamsal konumlarını geçici olarak depolayan ve manipüle eden bilişsel alt sistem.
Visual–spatial Ability
Görsel temsilleri ve nesneler arasındaki uzamsal ilişkileri kavrama, zihinsel olarak manipüle etme ve bu bilgiyi karmaşık görevlerde kullanma becerisi.
Visualization
Bireyin zihninde görsel imajlar oluşturması veya planlanan motor hareketleri zihinsel olarak prova etmesi süreci.
İmagery Effect
Bir kelimenin referansını zihinde canlandırmanın (örneğin 'uçak' kelimesini okurken bir uçak hayal etmenin), kelimenin salt kendisini okumaya kıyasla çok daha üstün bir bellek performansı sağlaması bulgusu.
Apparent Size
Bir uyarıcının retinadaki fiziksel izdüşümünden bağımsız olarak, gözlemci tarafından algılanan öznel boyutudur.
Apparent Distance
Bir gözlemci ile nesne arasında zihinsel olarak algılanan, fiziksel mesafeden farklı olabilen öznel uzaklık tahmini.
Phenomenon
Duyularla algılanabilen, gözlemlenebilir her türlü olay veya olgu.
Apparent
Fiziksel veya olgusal gerçeklikle birebir örtüşmeyen, nesnenin kendi gerçek durumundan ziyade gözlemcinin algısal çerçevesine veya konumuna bağlı olarak ortaya çıkan illüzyonel veya gözlemsel durum.
Apparent Magnitude
Bir gök cisminin Dünya'dan gözlemlenen parlaklığının, onun mutlak ışınım gücüne ve gözlemciye olan mesafesine bağlı olarak nicelendirilmesi.
Coefficient Of Visibility
Belirli bir dalga boyundaki ışığın insan gözü tarafından algılanabilirliğinin derecesini nicelendiren fotometrik ölçüt.
Aspect
Dilbilimde ve bilişsel bilimlerde, bir eylemin, olayın veya durumun zaman içindeki akışını, tamamlanma durumunu veya süresini ifade eden gramer kategorisidir.
Appearance–reality Distinction
Bir nesnenin duyusal görünümünün, onun gerçek doğasıyla her zaman aynı olmayabileceğini kavrama yeteneği.
Apparent Movement
Fiziksel bir yer değiştirme veya boyut değişimi olmamasına rağmen, görsel uyarıcıların ardışık sunumuyla ortaya çıkan hareket ya da değişim yanılsaması.
Opinion
Bireyin belirli bir konu, olay veya nesne hakkında sahip olduğu tutum, inanç veya yargı.
Signifier
Dilbilimde ve göstergebilimde, bir işaretin zihinsel kavramla (gösterilen) eşleşen maddi, işitsel veya yazılı biçimi.
Display–control Compatibility
Kontrollerin ve bunlara karşılık gelen göstergelerin hareket yönü, renk, konum ve hizalama gibi boyutlarda birbiriyle uyumlu olması gerektiğini savunan ergonomik tasarım ilkesidir.
Semiotics
Sözel ve sözel olmayan göstergelerin, belirli işaret sistemleri içerisinde anlam üretme ve iletişim kurma süreçlerini inceleyen disiplinler arası bilim dalı.
Demonstration Experiment
Genellikle bir eğitim ortamında, önceden kanıtlanmış bilimsel bir olgunun veya prensibin doğruluğunu izleyicilere aktarmak amacıyla yapılan görsel sunum.
Eye-movement Camera
Algısal, bilişsel veya sosyal bilgi işleme süreçleri sırasında hızlı foveal sabitlemeleri incelemek üzere göz hareketlerini video kaydına alan laboratuvar aygıtı.
Eye Tracker
Bireylerin görsel uyaranları incelerken nereye baktıklarını, fiksasyon noktalarını ve göz hareketlerinin sırasını hassas bir şekilde ölçen optik cihaz.
Mind’s Eye
Bireyin görsel deneyimlere dayanarak zihinsel görüntüler hatırlama, canlandırma veya baştan yaratma yeteneği.
Eye–voice Span
Sesli okuma esnasında, bireyin o an seslendirdiği kelime ile foveal odaklanmanın üzerinde bulunduğu ilerideki kelime arasındaki karakter veya kelime bazındaki mesafedir.
Salient
Çok öğeli bir uyarıcı dizisinde dikkat çeken, diğerleri arasından belirgin bir şekilde sıyrılarak hızla fark edilen özellik veya uyarıcı.
Observer Memory
Otobiyografik bir anının, dışarıdaki bir gözlemcinin perspektifinden, kişinin kendisini olayda bir aktör olarak dışarıdan izliyormuş gibi hatırlaması durumu.
Self As Observer
Bilinçli deneyimlere ve öz-bilgiye erişimi olan, William James'in kuramındaki 'ben' (I) özne konumuna denk düşen aktif farkındalık odağı.
Observational Learning
Bireyin, başka bir canlının sergilediği davranışları, becerileri veya bunların sonuçlarını doğrudan ya da dolaylı yoldan izleyerek yeni davranışlar edinmesi süreci.
Gradient
Bir fiziksel niceliğin veya psikolojik dürtünün uzay, zaman ya da mesafe boyunca sürekli ve dereceli değişim oranını ifade eden matematiksel ve davranışsal eğim ölçüsü.
Graph-
Yazma, kaydetme veya çizme eylemini belirten, bileşik kelimelerin üretiminde kullanılan kök biçim.
Graphical User İnterface (GUI)
Kullanıcıların bilgisayar sistemlerini pencereler, simgeler ve açılır menüler gibi görsel ögeler aracılığıyla yönetmesini sağlayan arayüz.
Grammar
Bir dilin nasıl çalıştığını betimleyen, sözdizimi, biçimbilim, sesbilim ve anlambilimi kapsayan soyut kurallar sistemi.
Gray
Renk tonu (hue) veya doygunluğu (saturation) bulunmayan, siyah ile beyaz arasında değişen görsel duyu.
Groupware
Birden fazla bireyin aynı proje üzerinde eş zamanlı veya eş zamansız olarak ortak çalışmasını, iletişim kurmasını ve karar vermesini sağlayan bilgisayar yazılımı sistemleridir.
Group Decision Support Systems (GDSS)
Grup karar alma süreçlerinin kalitesini, hızını ve verimliliğini artırmak, ayrıca uyum baskısı gibi yaygın hataları önlemek amacıyla tasarlanan bilgisayar tabanlı teknolojiler.
Group Abilities
Sözel kavrama, uzamsal algı ve bellek gibi, zeka testlerinin belirli alt gruplarında bireysel farklılıkların temelini oluşturan yetenek kümeleridir.
Chunking / Grouping
🔹 1. (chunking): Zihnin büyük bilgi öbeklerini kısa süreli bellekte daha kolay tutulabilen anlamlı alt birimlere (kümelere) dönüştürme süreci. 🔹 2. (grouping): Eğitimde öğrencilerin sınıflara veya alt gruplara ayrılması, istatistikte ise puanların kategorilere, aralıklara veya sınıflara düzenlenme süreci.
GUI
Kullanıcıların komut satırı yerine görsel simgeler, pencereler ve açılır menüler aracılığıyla elektronik cihazlarla etkileşime girmesini sağlayan arayüz sistemi.
Guilford Dimensions Of İntelligence
Joy Paul Guilford tarafından ortaya atılan; zekanın içerikler, işlemler ve ürünler olmak üzere üç temel boyuttan oluştuğunu savunan çok boyutlu zeka kuramı.
Strong Methods
Belirli bir alan veya uygulamaya özgü, o alanın derinlemesine bilgisini ve kurallarını kullanan problem çözme teknikleri.
Motive
Organizmada fizyolojik veya psikolojik bir uyarılma yaratarak enerjiyi belirli bir hedefe yönlendiren içsel veya dışsal itici güç.
Drive Strength
Clark Hull'ın matematiksel-tümevarımsal öğrenme teorisinde, birincil bir ihtiyacın yoksunluk süresiyle nicelleştirilen dürtünün yoğunluk derecesi.
İncentive Value
Bir birey için motive edici bir uyarıcının veya durumun algılanan değeri; bu değer kişiden kişiye ve bağlama göre değişiklik gösterir.
Motivational Selectivity
Bireysel güdülerin bilişsel süreçleri etkileyerek, aynı olay veya nesnenin farklı insanlar tarafından farklı biçimlerde algılanmasına neden olduğunu öne süren açıklama.
Motivated Forgetting
Hoş olmayan, rahatsız edici veya acı veren anılardan kaçınma arzusuyla tetiklenen bir hafıza kaybı veya ketlenme sürecidir.
Everyday İntelligence
Bireylerin fiyat karşılaştırması veya harita okuma gibi sıradan yaşam aktivitelerinde kullandıkları, psikometrik olarak valide edilmemiş pratik beceri bütünü.
Daydream
Kişinin uyanık durumdayken dış dünyadan koparak arzu, beklenti ve potansiyellerini hayal gücü aracılığıyla deneyimlediği istemsiz veya istemli zihinsel süreçtir.
Sunburst Maze
Edward C. Tolman'ın bilişsel haritalama süreçlerini incelemek amacıyla geliştirdiği, merkezdeki bir odaktan güneş ışınları gibi dışa doğru uzanan 20 koldan oluşan radyal labirent varyasyonu.
Everyday Creativity
Bireylerin sıradan yaşam aktivitelerinde ıraksak düşünce sergileme, esneklik ve özgünlük gösterme kapasitesidir.
Noise
İletilen bir sinyali bozan, istenmeyen her türlü işitsel, elektriksel veya istatistiksel sapma ve kesinti.
Safe Compartment
İki bölmeli bir koşullama düzeneğinde, aversive (kaçınılan/itici) bir uyarıcıyla ilişkilendirilmemiş olan ve deneysel organizmanın kaçış veya kaçınma davranışı sergileyerek sığındığı bölme.
Line Of Beauty
İngiliz ressam William Hogarth tarafından ortaya atılan, maksimum estetik çekiciliğe ve zarafete sahip olduğuna inanılan S şeklindeki kıvrımlı çizgi.
Bulky Color
Renkli bir sıvının veya şeffaf bir katının içindeki tüm hacme yayılan, yalnızca yüzeyle sınırlı kalmayan renk niteliği.
Dominant Wavelength
Beyaz ışıkla karıştırıldığında belirli bir renk tonunu (hue) eşleştiren tek bir spektral dalga boyudur.
Folk Bilingualism
Genellikle işçi sınıfı göçmen topluluklarında görülen, anadil kullanımının yalnızca sözlü aktarıma dayandığı ve resmi eğitimle desteklenmediği iki dillilik biçimidir.
Folk Psychology
Bireylerin inanç, arzu ve niyet gibi zihinsel durumları referans alarak başkalarının ve kendilerinin davranışlarını öngörmesini ve açıklamasını sağlayan sezgisel ve örtük bilgi sistemi.
Haptic İllusion
Bir nesneyle istemli ve yönlendirilmiş temas sonucunda ortaya çıkan her türlü yanlış algı.
Haptic Müller-lyer İllusion
Dokunma duyusu aracılığıyla algılanan, uçları birbirine bakan ok başlarına sahip somut çizgilerin, uçları dışarı bakanlara kıyasla daha uzun algılandığı somatosasensoriyel yanılsama.
Hard Problem
Fiziksel beyin süreçlerinin, bilinçli öznel deneyimlerin ve qualianın niteliksel doğasını tam olarak nasıl ürettiğini açıklamanın zorluğu.
Motion Detection
Görsel sistemin nesnelerin uzaydaki yer değiştirmesini ve bu değişimin yönünü saptama yeteneğidir.
Motion Aftereffect (MAE)
Hareketli bir uyarıcıya uzun süre odaklandıktan sonra, durağan nesne veya sahnelerin zıt yönde hareket ediyormuş gibi algılanmasıyla ortaya çıkan görsel yanılsama.
Motion Parallax
Gözlemcinin hareketi sırasında yakın nesnelerin uzaktakilere kıyasla retina üzerinde daha hızlı yer değiştirmesine dayanan monoküler bir derinlik ipucudur.
Movement Perspective
Hareketli nesnelerin göreceli mesafelerine bağlı olarak hızlarının algılanmasında ortaya çıkan görsel yanılsama.
Depth From Motion
Retina üzerindeki görüntünün kayma mesafesinden elde edilen, nesnelerin uzaktaki konumunu veya üç boyutlu yapısını çözmeye yarayan temel bir görsel derinlik ipucudur.
Case Alternation
Okuma araştırmalarında, uyarıcı kelimelerin harflerinin büyük ve küçük formlar arasında sistematik olarak değiştirilerek sunulduğu deneysel prosedür.
Survey Knowledge
Bir mekansal çevrenin, belirli bir rotaya bağlı kalmaksızın, yukarıdan bakan bir bakış açısıyla (kuşbakışı) zihinsel olarak temsil edilmesidir.
Harmonic / Overtone
🔹 1. (harmonic): Temel frekansın tam katı olan saf ton bileşenlerini ifade eden akustik ve matematiksel kavram. 🔹 2. (overtone): Temel bir frekansın veya tonun üzerinde yer alan, müzikal sesin tınısal zenginliğini ve rengini belirleyen daha yüksek frekanslı bileşen.
Sensitive
Uyaranlara, çevresel değişimlere veya duygusal fenomenlere karşı yüksek düzeyde tepki verme kapasitesi ve gelişmiş duyuşsal duyarlılık durumu.
Sensitive Soul
Aristotelesçi felsefe ve erken dönem psikoloji tarihinde, insan dışındaki hayvanların sahip olduğu; duyusal izlenimleri alma ve bunlara tepki verme kapasitesine sahip ancak rasyonel düşünme yetisi barındırmayan ruh türü.
Fault Tree Analysis (FTA)
Bir kazanın veya tehlikeli sistem durumunun olası nedenlerini mantıksal semboller ve hiyerarşik bir ağaç yapısı kullanarak inceleyen nitel veya nicel güvenlik analizi yöntemidir.
Error Analysis
İnsan-makine etkileşimindeki operasyonel hataların veya dil edinim süreçlerindeki sistematik sapmaların kökenini inceleyen metodolojik araştırma yaklaşımı.
Remember–know Procedure
Bireylerin geçmişteki olayları bilinçli epizodik hatırlama ile mi yoksa sadece anlamsal aşinalık (bilme) temelinde mi geri çağırdığını ayırt etmek için kullanılan bilişsel bir ölçüm yöntemidir.
Retrieval Block
Belirli bir bilgi parçasının geri çağrılmasında yaşanan anlık yetersizlik ve bu duruma eşlik eden zihinsel bir engel hissi.
Retention Curve
Bir bireyin öğrenilen bilgiyi zaman içinde ne ölçüde hatırlayabildiğini ve akılda tutabildiğini grafiksel olarak temsil eden işlevsel model.
Recall Method
Öğrenilen materyalin, harici bir ipucu olmaksızın veya minimum ipucuyla hafızadan doğru bir şekilde yeniden üretilmesini değerlendiren deneysel bir ölçüm tekniğidir.
Two-process Model Of Recall
Bellekten geri çağırmanın, bellekteki materyali bulan bir arama aşaması ve ardından aranan bilginin doğru olup olmadığını değerlendiren bir karar aşamasından oluşan iki aşamalı bir süreç olduğunu savunan hipotez.
To-be-remembered İtems (TBR İtems)
Bellek deneylerinde katılımcıya daha sonra geri çağrılması veya tanınması amacıyla sunulan spesifik uyarıcı listesi.
Reminder
Bir anıyı, davranışı, alışkanlığı veya hedefi yeniden canlandırmaya ya da başlatmaya yardımcı olan her türlü uyarıcı veya ipucu.
Aerial Perspective
Uzak nesnelerin atmosferik koşullar nedeniyle daha az net görünmesi ve mavimsi bir ton alması durumunu açıklayan monoküler derinlik ipucudur.
Air Traffic Control
Hava araçlarının uçuş rotalarını ve yer manevralarını bilgi, iletişim, gözlem yoluyla koordine ederek güvenli ve düzenli akışını sağlayan sistemler bütünü.
İmagination İnflation
Bir olayın gerçekleşmediği halde sadece zihinde canlı bir şekilde hayal edilmesinin, o olayın gerçekten yaşandığına dair inancı ve güveni yapay olarak artırması durumu.
İmagination
Doğrudan duyusal verilerin yokluğunda fikir ve imgeler üretebilme, geçmiş deneyimlerin parçalarını yeni sentezlerde birleştirme yetisi.
Frustrative Nonreward Hypothesis
Edimsel koşullanmada daha önce sunulan pekiştirecin kesilmesinin, organizmada paradoksal bir motivasyon artışı yaratabilen içsel bir hayal kırıklığı durumu doğurduğunu savunan davranışçı model.
Phantom Color
Siyah-beyaz geometrik veya dairesel desenlerin (Benham topu gibi) belirli hızlarda döndürülmesiyle, retinada fiziksel bir renk uyarımı olmaksızın zihinsel olarak deneyimlenen öznel renk algısı.
Awe
Fiziksel güzellik, olağanüstü yetenekler veya ahlaki üstünlük karşısında hissedilen; bireyin zihinsel şemalarını zorlayacak kadar büyük ve kavranması güç bir uyarıcıya verilen hayranlık, yücelik ve saygı karışımı karmaşık duygu.
Animal Cognition
İnsan dışındaki canlıların çevresel ve sosyal problemleri çözerken kullandığı, doğrudan gözlemlenemeyen ancak zihinsel süreçler yoluyla çıkarılan kapasiteler bütünüdür.
Animal İntelligence
İnsan dışı hayvanların, öğrenme ve bilişsel mekanizmalar aracılığıyla çevrelerindeki problemleri çözme konusundaki çeşitli yetenekleri.
Readiness
Bir organizmanın belirli bir uyarıcıya yanıt vermeye veya yeni bir davranışı, deneyimi gerçekleştirmeye yönelik hazırlık ve alıcılık durumu.
Priming
Yakın geçmişte deneyimlenen bir uyarıcının, aynı ya da benzer bir uyarıcının daha sonraki işlenmesini kolaylaştırması veya engellemesi olgusu.
Preparatory Set
Beklenen bir uyarıcıya, eyleme veya olaya belirli bir biçimde yanıt vermek üzere geliştirilen özel uyanıklık ve hazırlık durumu.
Preparatory Response
Bir hedefe veya pekiştirece ulaştıran davranış zincirindeki, nihai olan dışındaki herhangi bir ara tepkidir.
Preparation
Bilişsel psikolojide, belirli bir eylemi gerçekleştirmeden önce planlama veya hareketin zihinsel provası yoluyla hazırlık düzeyini artırma süreci.
Head-up Display (HUD)
Kritik verilerin operatörün ön görüş alanına, örneğin bir taşıtın ön camına, yansıtılarak sunulduğu ve göz hareket yükünü azaltan makine gösterge türüdür.
Syllable
Dil biliminde ve psikolinguistikte, tek bir ses dalgası hareketiyle veya soluk hamlesiyle çıkarılan, ünlü bir ses veya ünlü ile ünsüzlerin birleşiminden oluşan temel ses birimidir.
Syllabary
Her bir sembolün bağımsız bir fonemi değil, bir bütün olarak bir heceyi temsil ettiği logografik olmayan yazı sistemi.
Goal / Target
🔹 1. (goal): İnsan veya diğer organizmaların yöneldiği, bu amaca ulaşıldığında davranışın sonlandığı veya yön değiştirdiği nihai durum. 🔹 2. (target): Bir sürecin, sorgulamanın, bilişsel aramanın veya farmakolojik müdahalenin odak noktasını oluşturan nesne, alan, hücre grubu ya da amaç.
Goal Specificity
Bir hedefin ne kadar net, somut ve ölçülebilir bir şekilde tanımlandığının derecesidir.
Target Language
Ana dili olmayan bir kişinin öğrenmeye veya kullanmaya çalıştığı ikinci ya da ek dil.
Goal Object
Bir bireyin, bir dizi ara hedefi (subgoal) tamamladıktan sonra ulaşmayı amaçladığı nihai ödül veya son nokta.
Goal Response
Hull'un matematiksel-tümevarımsal öğrenme kuramında, bir hedef uyarıcı tarafından tetiklenen koulsuz tepki veya amaca yönelik davranış zincirindeki son eylem.
Goal Stimulus
Hull'un tümevarımsal-matematiksel öğrenme kuramında organizmayı çeken arzulanan nesneyi veya hedef odaklı davranıştan doğan proprioseptif ve interoseptif uyarıları tanımlayan kavram.
Target Stimulus
Bir deney veya test prosedüründe katılımcıların dikkat etmesi, odaklanması veya belirli bir motor/bilişsel tepki vermesi beklenen spesifik uyarıcı.
Goal Orientation
Bireyin fiziksel veya zihinsel olarak kendini belirli bir amaca, özellikle de uzun vadeli hedeflere ulaşmak üzere konumlandırma eğilimi.
Hedge
Konuşmacının bir ifadenin kesinliğini azaltmak, sorumluluktan kaçınmak veya olası eleştirilerden korunmak için kullandığı dilbilimsel dolambaçlı ifadeler veya niteleyiciler.
Hedonic Level
Bir etkileşim, uyarıcı veya düşünce sonucunda bireyde ortaya çıkan hoşluk ya da hoşnutsuzluk derecesi.
Hedonic Theory
İnsan ve insan dışı canlılardaki temel motivasyon ilkesinin, bir etkileşim veya düşünce sonucunda ortaya çıkan hoşluk ya da nahoşluk düzeyi olduğunu savunan kuramsal yaklaşım.
Hedonic Relevance
Bir durumun veya eylemin bireyin olumlu bir ruh halini sürdürmesi ya da bu ruh haline ulaşması üzerindeki doğrudan etkisi ve derecesidir.
Hedonic Psychology
İnsan deneyimlerinin hazdan acıya kadar uzanan spektrumunu, bunların motivasyon ve eylemle olan ilişkisini biyolojik, sosyal ve fenomenolojik perspektiflerden inceleyen psikoloji dalıdır.
Hedonic Tone
Bir duyusal ya da bilişsel deneyimin birey için taşıdığı hoşluk veya nahoşluk niteliği.
Hedonic Time-order Error
İki özdeş uyarıcının sunumları arasındaki zaman aralığına bağlı olarak, bireyin bu uyarıcılardan birini diğerine sistematik olarak daha fazla tercih etmesi durumu.
Hedonic Contrast
İyi bir uyarıcının cazibesinin, kendisinden önce gelen veya aynı anda sunulan daha az hoş bir uyarıcı tarafından artırılması olgusu.
Helmholtz Square İllusion
Paralel çizgilerle doldurulmuş gerçek bir karenin, çizgilerin yönüne bağlı olarak dikey veya yatay bir dikdörtgen gibi algılanmasına neden olan optik-geometrik bir görsel yanılsamadır.
Helmholtz Color Mixer
İki ayrı ışık kaynağının dalga boyu ve yoğunluğunun bağımsız olarak ayarlanıp bir prizma aracılığıyla homojen bir alan olarak gözlemciye sunulmasını sağlayan optik cihaz.
Heliocentric Theory
Güneş'in güneş sisteminin merkezinde yer aldığını, Dünya ve diğer gök cisimlerinin ise onun etrafında yörünge izlediğini savunan kozmolojik kuram.
Henning’s Odor Prism
Altı temel koku niteliğini ve bu nitelikler arasındaki ilişkileri üç boyutlu geometrik bir prizma üzerinde görselleştiren erken dönem koku sınıflandırma modeli.
Henning’s Taste Tetrahedron
Tatlı, tuzlu, ekşi ve acı olmak üzere dört temel tat algısının uzaysal dağılımını üç boyutlu bir dört yüzlü (tetrahedron) formunda modelleyen psikofiziksel şema.
All-or-none Learning
Herhangi bir öğrenme denemesinde, bilginin ya eksiksiz ve tam olarak kazanıldığını ya da hiç öğrenilmediğini savunan kuramsal model.
Hering’s Afterimage
Orijinal uyarıcı ile aynı renk tonuna ve doygunluğa sahip pozitif artduyu veya artık görüntü deneyimi.
Hering Grays
Aşırı beyazdan aşırı siyaha doğru öznel olarak eşit adımlarla sıralanmış 50 adet gri kağıttan oluşan standartlaştırılmış bir settir.
Hering İllusion
Merkezi bir noktadan dışarıya doğru yayılan çizgi desenleri üzerine yerleştirilen iki paralel düz doğrunun, merkezden dışarıya doğru bükülmüş gibi algılanmasına neden olan optik yanılsama.
Computational Linguistics
Doğal dillerin bilgisayar bilimleri ve yapay zeka teknikleriyle istatistiksel veya kural tabanlı olarak modellenmesini ve analiz edilmesini amaçlayan disiplinler arası alan.
Computational Epistemology
İdeal ve hesaplama açısından sınırlı ajanlar için tümevarımsal problemlerin içsel karmaşıklığını inceleyen biçimsel epistemolojinin alt disiplinidir.
Computational Metaphor
Zihnin, tıpkı bir bilgisayar gibi semboller üzerinde işlemler gerçekleştiren bir bilgi işleme aygıtı olarak modellenmesini öngören bilişsel paradigma.
Computational Model
İnsan zihninin dijital bir bilgisayar gibi işlev gördüğünü, olayları ve nesneleri temsil etme ile bu temsiller üzerinde karmaşık işlemler yürütme kapasitesine sahip olduğunu varsayan bilişsel veya psikobiyolojik süreç açıklaması.
Heterostasis
Bir organizmanın homeostazın aksine sabitliği değil, aksine maksimum uyarılmayı ve yeni uyarıcılar aramayı amaçlayan fizyolojik ve davranışsal eğilimi.
Heuristic Search
Olası tüm çözüm yollarını tek tek denemek yerine, stratejik kestirmeler kullanarak problem uzayındaki arama alanını daraltan ve optimum çözüme daha hızlı ulaşmayı sağlayan bilişsel süreç.
Heymans’s Law
Bir uyarıcının eşzamanlı olarak var olan ikinci bir uyarıcının şiddetindeki artışla birlikte duyarlılıkta azalma yarattığını öne süren psikofiziksel genellemedir.
Speed Test
Katılımcının önceden belirlenmiş kısa bir zaman diliminde çözebildiği veya gerçekleştirebildiği problem ya da görev sayısını ölçen psikometrik test türüdür.
Speed–accuracy Tradeoff
Bir görevi yerine getirirken, öncelik verilen boyuta (hız veya doğruluk) bağlı olarak diğerinin feda edilmesi eğilimi.
Rapid Sequential Visual Presentation (RSVP)
Psikofizik testlerde, görsel uyaranların (şekiller veya kelimelerin) milisaniyeler mertebesinde çok kısa zaman aralıklarıyla ard arda ekrana getirildiği deneysel bir metodolojidir.
Lightning Calculator
Ekstrem düzeyde hızlı zihinsel hesaplamalar yapabilme yeteneğine sahip birey.
RSVP
Görsel uyarıcıların tek bir mekansal konumda yüksek hızla (saniyede birden fazla öğe olacak şekilde) ardışık olarak sunulduğu deneysel bir psikofizik paradigmasıdır.
Hick’s Law
Bireyin bir uyarıcıyı sınıflandırmak veya karar vermek için harcadığı sürenin, mevcut seçeneklerin (uyarıcıların) sayısıyla logaritmik olarak arttığını belirten bilişsel yasa.
Hylozoism
Tüm maddesel nesnelerin ve doğanın belirli bir derece veya kalitede yaşama sahip olduğu görüşünü savunan felsefi ve ontolojik yaklaşım.
Hypermnesia
Normal insan sınırlarını aşan derecede güçlü bir hafıza tutma ve olağanüstü netlikte anı geri getirme kapasitesidir.
Nonstate Theories Of Hypnosis
Hipnozu bilinçte farklılaşmış, kendine özgü değiştirilmiş bir durum olarak değil; sıradan uyanıklık bilincinin psikolojik, fizyolojik ve davranışsal veçheleri üzerinden açıklayan kuramsal yaklaşımlar.
Hypothetical İmperative
Belli bir amaca ulaşmak için hangi eylemin gerçekleştirilmesi gerektiğini koullu bir şekilde bildiren pratik akıl kuralıdır.
Feeling
Onları tetikleyen duyum, düşünce veya imgelerden bağımsız olan, öznel ve değerlendirici nitelikteki kendine yeterli fenomenal deneyim.
Felt Need
Bireyin yoksunluk duygusu ya da duygusal bir ideal ile mevcut durumu arasındaki tutarsızlık sonucunda bilinçli olarak deneyimlediği gereksinim.
Hysteresis
Bir sistemin veya algısal sürecin güncel durumunun, maruz kaldığı geçmiş uyarıcı diziliminden ve tarihçesinden doğrudan etkilenmesi durumu.
Hierarchical Theory Of İntelligence
Zeka yeteneklerinin genelden ozele dogru dereceli seviyeler halinde siralandigini savunan psikometrik kuramlar butunu.
Hierarchization
Piagetci gelişim kuramında, daha gelişmiş bir bilişsel yapının kendisinden önceki daha ilkel yapılara dayandırılması ve onlardan türetilmesi süreci.
Hol-
Bütünlük, tamlık veya eksiksizlik bildiren; psikoloji, tıp ve felsefede karmaşık yapıların parçalarına indirgenemez bütüncül doğasını vurgulayan önek.
Holo- (hol-)
Bütünsel, eksiksiz veya tam bir yapıyı, olguyu ya da organizmayı ifade etmek amacıyla kullanılan Yunanca kökenli bir birleşik kelime önekidir.
Holography
Işık dalgalarının girişim desenlerini kullanarak üç boyutlu görüntüler oluşturma ve kaydetme yöntemi.
Hom-
Bileşik kelimelerde 'aynı' veya 'özdeş' anlamını veren, genellikle 'homo-' önekinin türevi olan bir kök bileşenidir.
Homophone
Söylenişleri aynı, ancak anlamları ve genellikle yazılışları farklı olan iki veya daha fazla sözcük.
Horoscope
Bireyin doğum anındaki göksel cisimlerin konumlarını baz alarak kişilik özelliklerini çıkarsayan ve geleceğe yönelik öngörülerde bulunan astrolojik şema.
Fragrant
Zwaardemaker koku sisteminde çiçek ve vanilya benzeri koku kalitelerini tanımlayan ve Crocker-Henderson sistemindeki dört temel koku kalitesinden biri olan sıfat.
Pleasantness
Bir olayın bireyin hedefleriyle uyuşması veya hazla ilişkilendirilmesi sonucu deneyimlenen, genellikle son derece arzu edilebilir bulunan hedonik durum.
Unpleasantness
Bir olayın bireyin amaçlarıyla uyuşmaması veya acı ile ilişkilendirilmesi durumunda deneyimlenen duygusal durum.
HUD
Kullanıcının bakış açısını değiştirmeden, doğrudan görüş alanı içine kritik verileri yansıtan şeffaf ekran teknolojisi.
Jurisprudential Teaching Model
Sosyal etkileşimin rolünü vurgulayan, bilgi işleme süreci ve toplumsal meselelerin değerlendirilmesi için vaka çalışmalarını bir paradigma olarak kullanan pedagojik bir model.
Hull’s Mathematico-deductive Theory Of Learning
Clark L. Hull tarafından geliştirilen; klasik ve araçsal koşullanmayı postülatlar, corollaries (sonuççular) ve matematiksel denklemlerle açıklayan, temelinde dürtü azalması ve alışkanlık gücünün yattığı tümdengelimli bir öğrenme sistemidir.
Humanoid
İnsan anatomisine, formuna veya hareket kabiliyetine fiziksel olarak benzeyen ancak insan olmayan canlı ya da cansız varlıkları tanımlayan sıfat ve isim.
Hostile Attribution Bias
Bireylerin diğer insanlara ait belirsiz veya nötr niyetli davranışları, açık bir zarar verme veya kötü niyet barındırıyormuş gibi algılama eğilimi.
Cellular Automata
Yapay yaşam çalışmalarında kullanılan, ızgara tabanlı hücrelerin yerel kurallara göre durum değiştirdiği hesaplamalı bilgisayar programlarıdır.
Wishful Thinking
Gerçekliği ve olguları, nesnel kanıtlara dayanarak değil, yalnızca kişinin olmasını arzuladığı yönde yorumlamasıyla beliren bilişsel süreç.
Somber–bright Dimension
Psikolojik estezide bir sanat eserinin veya görsel uyarıcının koyu ile parlak renkler arasındaki derecesini ifade eden algısal boyut.
IOR
Dikkatin daha önce yönlendirildiği ve uyarıcı alan bir konuma tekrar yöneltilmesini geciktiren, görsel aramayı optimize eden bilişsel bir mekanizmadır.
İnhibition Of Return (IOR)
Daha önce dikkat çekmiş veya görsel olarak taranmış bir konuma yeniden dikkat yöneltmede yaşanan geçici gecikme ve zorlanma durumu.
INRC Group
Jean Piaget'nin bilişsel gelişim kuramında ve yapısalcılığında, ergenlik dönemi formal işlemler evresinde mantıksal düşüncenin temelini oluşturan dört dönüşüm işleminden (özdeşlik, değilleme, karşılıklılık, bağıntılılık) oluşan zihinsel sistem.
İdentity, Negation, Reciprocal, And Correlative Operations (INRC Group)
Piaget'nin bilişsel gelişim kuramında, soyut işlemler döneminde ortaya çıkan ve yeni bilginin zihinsel olarak manipüle edilmesini sağlayan dört mantıksal işlem grubu.
ISI
İki ardışık uyaranın başlangıç noktaları veya bir uyaranın sonu ile bir sonrakinin başlangıcı arasındaki zaman aralığıdır.
İnversion
Psikoloji, görme fizyolojisi ve gelişim kuramlarında bir yapının, algının veya tarihsel cinsel yönelim modelinin tersine dönmesi veya yer değiştirmesi durumu.
IPO Model
Bilgi işleme sistemlerinin ve bilişsel süreçlerin girdi, işlem ve çıktı aşamalarını tanımlamakta kullanılan temel sistem analizi çerçevesi.
Divergent Thinking
Tek bir doğru yanıta odaklanmak yerine, bir sorun karşısında çok sayıda özgün ve alternatif çözüm üretmeyi sağlayan yaratıcı bilişsel süreç.
Divergent Production
Tek bir doğru yanıta odaklanmak yerine, belirli bir probleme yönelik çok sayıda özgün, yaratıcı ve farklı çözüm yolu üretebilme bilişsel kapasitesidir.
Warm-up Effect
Bireylerin tanıdık oldukları bir motor veya öğrenme görevine başlarken yavaş ve hatalı performans göstermesine rağmen, kısa süre içinde hızla yüksek bir yeterlilik düzeyine ulaşması olgusu.
Amplitude Of Light Wave
Bir ışık dalgasının orta yoğunluğundan sapabileceği maksimum miktar olup, doğrudan algılanan parlaklık derecesini belirler.
Light İnduction
Görsel alanın bir bölgesindeki uyarımın, komşu bölgedeki algıyı veya duyumu üretmesi ya da değiştirmesidir.
Luminous İntensity
Bir ışık kaynağından belirli bir yönde ve birim katı açı başına yayılan, insan gözünün fotopik görüş eğrisine göre kalibre edilmiş ışık akısı miktarıdır.
Luminosity Curve
İnsan gözünün farklı ışık dalga boylarına karşı gösterdiği görsel duyarlılığın dalga boyu fonksiyonu olarak grafiksel ifadesi.
ITA
Okuma yazma becerilerini kazandırmak amacıyla fonetik tutarlılığı artırmak için geliştirilmiş, geleneksel İngiliz alfabesinin değiştirilmiş bir versiyonudur.
Grating
Görme biliminde, paralel açık ve koyu şeritlerden oluşan görsel uyarıcı.
İnfix
Kelimenin anlamını değiştirmek veya pekiştirmek amacıyla sözcük gövdesinin tam ortasına eklenen biçimbirimdir.
Self-talk
Bireyin kendi kendine içinden veya sesli olarak yönelttiği, bilişsel süreçleri, duygulanımı ve davranışı doğrudan etkileyen içsel diyalog.
İnner Psychophysics
Zihinsel deneyim ile duyusal aparatın içindeki uyarılma durumları arasındaki sistematik ilişkiyi inceleyen alt alan.
Subvocal Speech
Konuşma hareketlerini taklit eden ancak işitilebilir olmayan; dudak, dil ve gırtlak kaslarının hafif hareketleriyle ilişkili örtük konuşma biçimidir.
İntrospection
Bireyin kendi içsel psikolojik süreçlerine, yargılarına, algılarına ve zihinsel durumlarına doğrudan erişme ve bunları inceleme girişimidir.
İntrospective Method
Katılımcıların kendi bilinçli deneyimlerini, duyumlarını ve algılarını ayrıntılı biçimde raporlamasına dayanan erken dönem araştırma yaklaşımı.
Content
Bilinçli deneyim sırasında ortaya çıkan gerçek düşünceler, imgeler ve duygular bütünü.
Content-addressable Store
Bilgilerin rastgele etiketler yerine, içeriğin kendisini oluşturan niteliklerin ve boyutların temsiline dayanarak depolandığı ve geri çağrıldığı bellek modeli.
Content Psychology
Bilinçli deneyimin rolüne ve bu deneyimin içeriğine odaklanan, özellikle erken dönem yapısalcılık akımıyla ilişkilendirilen tarihsel bir psikoloji yaklaşımıdır.
Content Word
Fiziksel dünya veya soyut kavramlara referansla bağımsız bir anlamsal içeriğe sahip olan, cümle içindeki diğer ögelerden bağımsız olarak tanımlanabilen sözcük türü.
Contentual Objectivism Versus Contentual Subjectivism
Psikolojinin asıl inceleme konusunun gözlemlenebilir nesnel davranışlar mı yoksa zihinsel süreçlerin öznel dünyası mı olması gerektiğine dair tarihsel epistemolojik ikilem.
İnstinctive Drift
Edimsel koşullanma yoluyla kazanılmış ve pekiştirilmiş davranışların, zamanla organizmanın tür özgü doğuştan gelen (içgüdüsel) kalıplarına geri dönme eğilimi.
İntensional Meaning
Bir sözcüğün ya da ifadenin, atıfta bulunduğu nesne veya kavramın temel ve ayırt edici niteliklerinin listelenmesi suretiyle tanımlanan anlamıdır.
İnner Language
Sözlü hale getirilmeden, zihinsel düzeyde kelimelerin ve kavramların görsel, işitsel ve kinestetik imgelerle işlenmesi süreci.
İnternal-state Ratings
Bir bireyin, belirli bir sanat eserine veya görsel desene maruz kaldığı esnadaki ruh halini ve duygulanımını öz bildirim yoluyla derecelendirdiği değerlendirme yöntemi.
İntrinsic Motivation
Bireyin dışsal bir ödül, baskı veya onay olmaksızın, yalnızca eylemin verdiği haz, merak ve tatmin duygusuyla harekete geçmesi durumu.
İntrinsic Reward
Bir aktivitenin bizzat kendisinden, dışsal bir müdahaleye gerek kalmaksızın elde edilen olumlu pekiştireç ve tatmin durumu.
İntrinsic Reinforcement
Bir eylemin gerçekleştirilmesinden doğan ve doğrudan aktivitenin kendi doğasında içkin olan olumlu bir sonuçla pekişmesi durumu.
İntrapersonal İntelligence
Bireyin kendi iç dünyasını, duygularını, motivasyonlarını ve becerilerini anlamlandırma ve bunlara dayalı olarak kendini yönlendirme kapasitesi.
İnternalized Speech
Bireyin tehdit altında hissettiğinde kendini güvenceye almak, bir eylem planı üzerinde kendi kendine tartışmak veya yapılacakları zihnen prova etmek amacıyla kullandığı sessiz konuşma biçimi.
IDEA
Doğrudan duyu girdisine ihtiyaç duymadan, deneyimlere dayanan ancak algıdan bağımsız olarak zihinde beliren bilişsel imge veya düşünce.
İdeal Observer
Duyu ve algı sistemleri hiçbir hata veya yanlılık içermeden çalışan hipotetik model insan.
Theory Of Forms
Nesnel duyusal dünyanın ötesinde, değişmez, kusursuz ve akılla kavranabilir tümel formların (ideaların) gerçek varlık alanı olduğunu öne süren felsefi ve epistemolojik doktrin.
İdealistic Monism
Tüm gerçekliğin zihin veya töz niteliğindeki tek bir maddeden ibaret olduğunu savunan felsefi ve ontolojik görüş.
İdealism
Gerçekliğin zihinden bağımsız olmadığını, maddi dünyanın temelinde zihinsel, tinsel veya kavramsal bir öz bulunduğunu savunan felsefi ve ontolojik duruş.
İdeogram
Herhangi bir fonetik sese veya dile bağlı kalmaksızın, doğrudan bir nesneyi, olguyu veya soyut bir fikri temsil eden grafik semboldür.
İdeomotor Suggestion
Hipnoz altındaki bireyde, telkin edilen bir düşüncenin görünüşte istem dışı ve otomatik bir kas tepkisine yol açması durumu.
İdeomotor Theory
Eylemlerin, dışsal bir irade müdahalesine gerek kalmaksızın, zihinsel temsiller tarafından dürtüsel olarak tetiklendiğini ve inhibisyonun yokluğunda spontan biçimde gerçekleştirildiğini öne süren teorik çerçeve.
İdeomotor Compatibility
Uyarıcıların, kendilerine atanan tepkilerden elde edilen duyusal geri bildirimlerle örtüşme derecesidir.
İdiolalia
Yalnızca konuşucusunun veya çok dar bir grubun (örneğin ikizlerin) anlayabildiği, dış dünya için anlaşılmaz seslerden ve kurallardan oluşan kişisel dil formu.
İdiolect
Bireyin sözcük dağarcığı, sentaks tercihleri, sesletim özellikleri ve idiosinkratik dil kullanım kalıplarının tamamını kapsayan, kişiye özgü dil değişkesidir.
İdiosyncratic Classification
Sınıflandırma görevlerinde, nesnelerin fiziksel ya da kavramsal ortak özellikler taşımadıkları halde öznel ölçütlerle gruplandırılmasıdır.
İneffability
Bazı deneyimlerin, özellikle mistik, estetik veya yoğun duygusal durumların dilin sınırlarını aşarak aktarılamaz olma niteliği.
Aversion
Bir uyarıcıya karşı duyulan hoşnutsuzluğu belirten fizyolojik veya duygusal tepki olup, genellikle o uyarıcıdan kaçınma ya da uzaklaşma davranışıyla kendini gösterir.
Error Of Omission
Bir operatörün karmaşık bir süreç veya görev sırasında gerekli olan bir adımı ya da eylemi gerçekleştirmeyi unutması sonucu ortaya çıkan insan hatası türü.
Omission Bias
Bireylerin, aktif bir müdahalenin (eylemin) yol açabileceği zararları, eylemsizliğin (ihmalin) yol açabileceği aynı veya daha büyük zararlardan daha kabul edilebilir veya daha az kötü olarak değerlendirme eğilimi.
Need Arousal
Tüketicide, belirli bir ürünün statü, sağlık, güzellik veya güvenlik gibi arzu edilen bir niteliği temsil ettiği ve bu nedenle o ürüne mutlak bir gereksinim duyulduğu hissini uyandıran motivasyonel teknik.
Prudence
Bireyin eylemlerinin ve kararlarının uzun vadeli sonuçlarını öngören, kısa vadeli haz dürtülerini nihai hedefler lehine bastıran pratik akıl yürütme ve öz yönetim kapasitesi.
Two-stage Memory Theory
Öğrenilen bilginin kalıcı belleğe aktarılmadan önce ilk olarak anlık veya geçici bir bellekte saklandığını öne süren bilişsel model.
Biliteracy
İki veya daha fazla dilde okuma ve yazma yeterliliğine sahip olma durumu.
Bilingualism
Bir bireyin ya da konuşma topluluğunun iki veya daha fazla dili düzenli olarak kullanma kapasitesi ve durumu.
Two-factor Theory
O. Hobart Mowrer tarafından kaçınma davranışının klasik ve edimsel koşullanmanın birleşimiyle açıklandığı, veya Charles Spearman tarafından zekanın genel ve özel faktörlerden oluştuğunu öne süren teorik çerçeve.
Two-plus-two Phenomenon
Gözlemlenen verilerin bir sonucu o kadar aşikar kıldığı varsayımıyla, sonuca varmak için gereken titiz mantıksal analizin ihmal edildiği bir akıl yürütme yanılgısıdır.
Bicameralism
İnsan bilincinin evrimleşmesinden önce, bilişsel işlevlerin beyin yarı küreleri arasında bölünerek bir yarım kürenin işitsel hallüsinasyonlar yoluyla 'konuştuğu' ve diğer yarım kürenin ise bu komutlara 'itaat ettiği' hipotetik zihinsel yapı.
Dual-aspect Physicalism
Zihin-beden problemine felsefi bir yaklaşım olup, gerçekliğin hem fiziksel hem de deneyimsel olmak üzere iki yönü bulunduğunu ancak daha temel olan yönün fiziksel olduğunu savunan görüş.
Bivalence
Mantıkta, her önermenin zorunlu olarak yalnızca ve sadece iki doğruluk değerinden (doğru ya da yanlış) birine sahip olduğunu savunan temel ilke.
Bilingual Education
Öğrencilere ana ellerindeki dille birlikte dominant veya hedef bir ikinci dilde akademik içerik aktarımını içeren pedagojik vebilişsel yaklaşım.
Dilemma
Bireyi eşit derecede cazip veya itici iki alternatiften birini seçmeye zorlayan, karar verme süreçlerini sekteye uğratan bilişsel ve durumsal bir çıkmazdır.
Dual Memory Theory
İnsan belleğinin, biri anlık algısal verileri işleyen diğeri ise uzun süreli kalıcı bilgileri depolayan iki farklı alt sistemin etkileşimiyle çalıştığını öne süren bilişsel model.
Dual-store Model Of Memory
Belleğin, bilginin saniyeler düzeyinde tutulduğu kısa süreli bellek ile saatler ila yıllar boyunca saklanmasını sağlayan uzun süreli bellek olmak üzere iki ayrı süreçten oluştuğunu öne süren model.
Either–or Thinking
Dünyayı, olayları ve insanları yalnızca iki zıt kutup (iyi-kötü, başarılı-başarısız) üzerinden değerlendiren, gri alanları tamamen reddeden katı bir bilişsel çarpıtma biçimidir.
Dual Thresholds
Gözlemcinin bir uyarıcının varlığı konusunda önce belirsizlik, ardından kesinlik yaşadığı iki farklı duyusal eşik seviyesini varsayan uyarıcı eşik teorisi.
Dual-task Performance
Bireyin iki farklı görevi eş zamanlı olarak yerine getirme kapasitesi ve bu süreçteki performans düzeyi.
Dual-task Competition
Bireylerin aynı anda iki farklı görevi yerine getirmeye çalışırken bilişsel kaynakların yetersiz kalması nedeniyle performans düşüşü, hata artışı ve tepki süresinin uzaması durumu.
Digraph
Tek bir konuşma sesini temsil etmek üzere birlikte kullanılan iki harf veya sembol kombinasyonu.
Dual Encoding
Bilginin bellekte hem sözel hem de görsel formatlarda eş zamanlı olarak işlenmesi ve saklanması süreci.
Binary Feature
Dil sistemlerinde, fonemleri birbirinden ayırmaya yarayan ve sesletim açısından 'var/yok' veya 'açık/kapalı' gibi birbirini dışlayan iki zıt durumdan birini alan ayırt edici nitelik.
Binary Hue
İki benzersiz (unique) rengin karışımı olarak algılanan herhangi bir renk tonudur.
Binary Choice
Karar verme süreçlerinde yalnızca iki alternatif seçeneğin bulunduğu durum.
Binary System
Tam olarak iki bileşenden veya iki zıt kategoriden oluşan mantıksal, yapısal veya bilişsel organizasyon.
Dual Process Model Of Persuasion
Tutum değişiminin, bilgi işleme sürecine harcanan bilişsel çabanın derecesine bağlı olarak iki farklı yol üzerinden gerçekleştiğini öne süren teorik çerçeveler bütünü.
Dual Process Theory
İnsan zihninin ve karar verme mekanizmalarının iki farklı bilişsel süreç üzerinden işlediğini savunan teorik çerçeve: Hızlı, sezgisel ve otomatik işlemler ile yavaş, analitik ve kontrollü işlemler.
Dual Representation
Bir nesnenin ya da sembolün, hem fiziksel nesnenin kendisi hem de başka bir şeyi temsil eden bir simge olarak aynı anda algılanabilme ve kavranabilme bilişsel kapasitesi.
Dual Orientation
Bir nesnenin veya sembolün hem kendi fiziksel gerçekliğiyle hem de temsil ettiği soyut anlamla aynı anda eşleşebilme ve bu iki boyutu zihinsel olarak manipüle edebilme yeteneği.
Second-order Conditioning
Nötr bir uyarıcının, daha önceden bir koulsuz uyarıcıyla eşleşerek güç kazanmış bir koşullu uyarıcıyla eşlenmesi yoluyla yeni bir koşullu tepki oluşturması süreci.
Second-person Perspective
Bir bireyin, karşısındaki ötekinin özne statüsünü ve içsel deneyimini doğrudan tanıdığı ve hesaba kattığı karşılıklı bakış açısı.
Secondary Memory (SM)
Birincil belleğin aksine, çok sayıda bilgiyi nispeten kalıcı ve uzun süreli olarak saklayan bilişsel bellek sistemi.
Secondary Appraisal
Bireyin, birincil değerlendirme sonucunda stresli veya tehdit edici olarak algıladığı bir çevresel durumla başa çıkma kaynaklarını ve kapasitesini değerlendirdiği zihinsel süreç.
Secondary Attention
Bir sanat eserini analiz etmek gibi bilinçli çaba ve aktif irade gerektiren üst düzey dikkat süreci.
Secondary Drive
Birincil dürtülerle kurulan klasik veya edimsel koşullanma temelli ilişki ya da genelleme yoluyla sonradan kazanılan öğrenilmiş motivasyonel güç.
Secondary Task
Çoklu görev performansını test etmek veya iş yükünü ölçmek amacıyla, birincil görevin yanında yürütülen çevresel nitelikteki ikincil eylem.
Secondary Task Methodology
Katılımcıların bir ana görevi en üst düzeyde performansla yürütürken eş zamanlı olarak bir ikincil görevle meşgul olmalarını sağlayarak dikkat kapasitesini ve Bilişsel yükü ölçen deneysel bir araştırma tasarımıdır.
Derived Need / Secondary Need
🔹 1. (derived need): Birincil ve biyolojik gereksinimlerin doğrudan doyurulmasından ziyade, sosyal çevre, deneyim ve öğrenme süreçleri aracılığıyla sonradan kazanılan psikolojik veya kültürel gereksinimler. 🔹 2. (secondary need): Birincil biyolojik ihtiyaçlarla ilişkilendirme veya genelleme yoluyla sonradan kazanılan, doğrudan hayati kalıtım taşımayan psikolojik veya sosyal gereksinim.
Secondary Motivation
Yeme veya içme gibi birincil, fizyolojik gereksinimlerden ziyade kişisel veya sosyal teşviklerle ortaya çıkan güdülenme biçimi.
Secondary Quality
John Locke'un epistemolojisinde, nesnenin kendisinde mutlak olarak bulunmayan, aksine nesne ile algılayıcının etkileşimi sonucu zihinde oluşan duyusal özellikler.
Secondary Reward
Asıl (birincil) bir ödüle ulaşmayı sağlayan ve klasik ya da edimsel koşullanma yoluyla sonradan değer kazanmış uyarıcı.
Conditioned Reinforcement
Nötr bir uyarıcının, birincil bir pekiştireçle defalarca eşleşmesi sonucunda kendi başına pekiştirici özellik kazanması süreci.
Secondary Suggestibility
Doğrudan veya açık yönlendirmeler yerine dolaylı ya da gizli etkilere yanıt verme eğilimi olarak tanımlanan bir telkine edilebilirlik biçimidir.
Bisection
Bir nesnenin veya uyarıcının tam iki eşit parçaya ayrılması işlemi; psikofizikte ise bir uyarıcının iki farklı uyarıcı arasındaki tam orta noktaya (eşit mesafe veya değere) gelecek şekilde ayarlandığı ölçekleme yöntemi.
Unimodel Of Persuasion
Tutum oluşumu ve değişiminin, bağlamdaki tüm bilgilerin 'eğer-o halde' mantıksal çıkarımlarıyla kanıt olarak işlendiği tek bir süreçle gerçekleştiğini savunan model.
İcon (ikon)
Bir nesnenin, olgunun ya da deneyimin görsel temsilini veya daha önce algılanmış bir uyaranın ardıl duyusal izini ifade eden sembolik görsel form.
İconic Memory
Görsel bir uyarıcının ortadan kalkmasından sonra bile görüntüsünün milisaniyeler düzeyinde zihinde tutulmasını sağlayan kısa süreli duyusal bellek türüdür.
İconic Content
Jerome Bruner’in bilişsel gelişim kuramında, gerçeğin belirli yönlerinin zihinsel imgeler veya resimler aracılığıyla temsil edildiği ikinci aşama kodlama biçimi.
İconic Gesture
Temsil ettiği anlam veya nesne ile fiziksel bir benzerlik taşıyan, genellikle konuşmaya eşlik eden spontane el ve kol hareketleridir.
İconic Symbol
Gösterge ile nesnesi arasında rastlantısal bir bağ değil, fiziksel veya yapıtsal bir benzerlik barındıran dilsel veya görsel işaret.
İconic Representation
Görsel uyaranların işlenmemiş,ham biçimde zihinsel olarak depolanması ve Jerome Bruner'in bilişsel gelişim kuramında deneyimlerin duyusal izlenimlere dayalı imajlar olarak temsil edilmesi.
İconicity
İşitsel veya görsel bir form ile bu formun taşıdığı anlam arasında algısal bir benzerlik veya analoji bulunması durumu.
Working Forward
Problemi çözen kişinin, mevcut başlangıç koşullarından hareketle, istenen hedef duruma ulaşmak için adım adım ilerlediği bilişsel bir problem çözme stratejisidir.
Forward Conditioning
Klasik koşullamada, koşullu uyarıcının koşulsuz uyarıcıdan hemen önce sunulduğu eşleştirme yöntemidir.
Forward Displacement
Parapsikoloji deneylerinde katılımcının tahmininin, mevcut hedef yerine serideki bir sonraki hedefle eşleşmesi durumu.
Forward Association
Bir dizide veya sekkansta yer alan bir öğenin, kendisinden hemen sonra gelen sonraki öğeyle kurduğu zihinsel ve bağlamsal bağlantı.
Progressive Education
John Dewey'nin felsefi temellerine dayanan, ezberci ve dogmatik öğretim modellerine karşı çıkan, deneyim yoluyla öğrenmeyi, bireysel hızları ve sınıf dışı dünya ile kurulan pratik bağı savunan pedagojik yaklaşım.
Advanced Organizers
Yeni öğrenilecek bilgilerin zihinsel olarak kodlanmasını ve yapılandırılmasını kolaylaştırmak amacıyla ders veya eğitim oturumu öncesinde sunulan sözel ya da yazılı materyallerdir.
Communication Overload
Bir bireyin ya da sistemin işleyebileceğinden veya etkin bir şekilde kullanamayacağından daha fazla bilgiye maruz kalması durumu.
Communication Skills
Etkili alışverişi sağlamak için gereken dilsel yeterlilik, anlama, ifade etme, empati kurma ve mesajın alıcı üzerindeki etkisini öngörme yetkinlikleri bütünü.
Communication Ergonomics
Ortak görevlerde iletişimi destekleyen ya da zayıflatan bilgi sistemlerini, teknik ağları ve protokolleri inceleyen ergonomi uzmanlık alanıdır.
Communication Engineering
Telefon, radyo, televizyon ve bilgisayar ağları gibi teknik iletişim sistemlerinin geliştirilmesi için bilimsel ilkelerin sistematik olarak uygulanması.
Communication System
Bilginin iletilmesi ve alınması amacıyla organize edilmiş, kişiler arası, makineler arası veya insan-makine etkileşimini sağlayan yapılandırılmış şema veya mekanizma.
Communication Theory
İşaretlerin ve sinyallerin alışverişini, bilginin depolanması ile iletilmesinin teknik, fizyolojik, psikolojik ve sosyal tüm yönlerini inceleyen teorik çerçeve.
Communicative Act
Bir tarafın diğer tarafa kasıtlı veya istemsiz bir biçimde bilgi aktardığı her türlü sözel ya da sözel olmayan davranış.
Communicative Competence
Bir bireyin yalnızca dilbilgisel kuralları bilmesi değil, dili farklı sosyal bağlamlarda ve çeşitli muhataplarla etkili ve duruma uygun bir şekilde kullanabilme becerisidir.
İnterest
Bireyin kendisi için anlamlı olan bir nesneye, aktiviteye veya hedefe seçici dikkat yöneltme ihtiyacı ya da arzusuyla karakterize edilen psikolojik yönelim.
Pertinence Model
Çeşitli uyarıcıların veya bilgi kaynaklarının alakalılık derecelerine göre ağırlıklandırıldığı ve yüksek düzeyde ilgili zayıf uyarıcıların bile dikkat çekebildiğini savunan bir algı ve dikkat modelidir.
İnterestingness
Psikolojik estetikte, bir sanat eserinin veya uyarıcının saf haz üretmekten ziyade bilişsel merak ve ilgi uyandırma kapasitesi.
İnspiration
Bireyin ani bir kavrayışla yeni, yaratıcı fikirlere ulaşması ya da bir problem çözme sürecinde zihinsel bir sıçrama yaşayarak eyleme geçmesi.
Associate
Fikirler, olaylar veya nesneler arasında zihinsel süreçler aracılığıyla bir bağlantı kurma eylemi veya bu süreç sonucunda eşlik eden nesne, kişi ya da uyarıcı.
Associative Fluency
Bir nesne, olay, sözcük veya kavramla karşılaşıldığında çok geniş bir yelpazede bağlantılar kurabilme bilişsel yeteneğidir.
Relational Discrimination
Koşullanma süreçlerinde, uyarıcıların mutlak fiziksel özelliklerinden ziyade, aralarındaki ilişkiye dayalı olarak gerçekleştirilen ayırt etme yetisidir.
Search Of Associative Memory (SAM)
Laboratuvar ortamında hatırlama ve tanıma süreçlerini açıklamak amacıyla geliştirilen, kısa süreli ve uzun süreli bellek depoları ile bağlamsal etkenleri matematiksel olarak modelleyen küresel bellek yaklaşımı.
Relational Frame
Geçmiş deneyimlere dayanarak yeni nesneler veya durumlar arasında mantıksal ve bağlamsal ilişkiler kurmayı sağlayan varsayımsal zihinsel birim.
Associative Thinking
Zihnin belirli bir hedef veya yön olmaksızın, öğeler arasındaki bağlantılar temelinde serbestçe gezindiği, rüya görme ve serbest çağrışım gibi durumlarda görülen görece kontrolsüz bilişsel etkinlik.
Relational Mapping
Bireyin, bir grup öğe hakkındaki bilgisini yapısal benzerlikler kurarak tamamen farklı bir öğe grubuna aktarabilme bilişsel yeteneğidir.
Associative Strength
İki veya daha fazla uyarıcı, tepki ya da bellek unsuru arasındaki bağlantının, bir unsurun diğerini tetikleme kapasitesiyle ölçülen niceliksel kuvveti.
Relational Shift
Çocuğun problem çözme sürecinde algısal benzerliklerden soyut ilişkisel benzerliklere odaklanma yönünde gösterdiği gelişimsel değişim.
Associative Clustering
Önceden var olan semantik veya kavramsal bağlara sahip bilgilerin, bellekten geri çağrılma sürecinde zihinsel olarak gruplandırılarak bir arada hatırlanma eğilimidir.
Relational Learning
Organizmanın uyarıcıların mutlak fiziksel özelliklerinden ziyade, aralarındaki bağıntısal ve göreceli özelliklere (örneğin daha büyük, daha koyu) dayanarak ayırt etmeyi öğrenmesi.
Associationistic Learning Theory
Zihinsel süreçlerin ve davranışların, uyarıcılar ile tepkiler ya da farklı fikirler arasındaki bağların kurulması ve güçlendirilmesi yoluyla gerçekleştiğini savunan öğrenme kuramıdır.
Relational Primacy Hypothesis
Analojik düşüncenin yaşamın çok erken evrelerinde, bebeklik döneminde mevcut olduğunu ve bebeklerin bir olaydaki problemi başka bir olayla karşılaştırarak anlayabildiğini savunan hipotez.
Associative İllusion
Bir tasarımın ya da uyarıcının parçaları arasındaki etkileşim sonucunda ortaya çıkan görsel aldanma.
Associative-chain Theory
Karmaşık davranışların ve dilsel edimlerin, basit uyarıcı-tepki bağlantılarının ardışık kombinasyonlarıyla oluştuğunu savunan öğrenme ve davranışçılık teorisi.
Principle
Bireysel davranışları, ahlaki yargıları veya ampirik bilimlerdeki düzenlilikleri yönlendiren temel yasa, standart veya varsayım.
Primacy Effect
Bir bilgi dizisinin veya etkileşimin başında sunulan uyarıcıların, sonrakilere kıyasla daha kalıcı şekilde öğrenilmesi ve hatırlanması eğilimi.
İllumination
Fiziksel olarak bir nesnenin ışıkla aydınlatılması durumu, psikolojik ve bilişsel düzeyde ise karmaşık bir problemin ani bir kavrayışla çözüldüğü aydınlanma anını ifade eder.
İmplicature
Bir sözce içerisinde açıkça ifade edilmeyen ancak edimbilimsel bağlam ve mantıksal çıkarsamalar yoluyla alıcı tarafından anlaşılan örtük önerme.
İmage
Dışsal bir uyarıcı olmaksızın, daha önceki duyusal deneyimlerin zihinsel olarak yeniden üretilmesi veya bir optik sistem tarafından üretilen nesnel temsil.
İmagery Training
Beş duyuya ait zihinsel imajların berraklığını, canlılığını ve kontrol edilebilirliğini artırmak amacıyla uygulanan sistematik egzersizler dizisi.
İmagery Cue
Bilişsel olarak üretilen ve belirli bir davranışı yönlendirmek ya da zihinsel süreci değiştirmek amacıyla kullanılan içsel işaret.
İmageless Thought
Görsel imgelem veya duyusal içerik barındırmaksızın gerçekleşen soyut zihinsel işlev ve akıl yürütme biçimidir.
İmpossible Figure
Farklı bileşenlerinin birbiriyle çelişen ve karşılıklı olarak dışlayıcı görsel yorumlar ürettiği iki boyutlu çizim veya biçim.
Belief / Faith
🔹 1. (belief): Somut bir kanıt veya ampirik dayanak olmaksızın bir önermenin, olgunun veya ifadenin doğruluğunun, gerçekliğinin ya da geçerliliğinin zihinsel olarak kabul edilmesi. 🔹 2. (faith): Herhangi bir ampirik kanıta dayanmaksızın bir olguya, kişiye veya öğretiye duyulan sarsılmaz sadakat, bağlılık ve güven hali.
Belief System
Bellekte birbiriyle ilişkili şekilde kodlanmış iki veya daha fazla inanç, tutum ya da bunların kombinasyonundan oluşan yapı.
Belief Bias
Bireyin bir argümanın mantıksal geçerliliğini değerlendirirken, soncun kendi inançlarına ve dünya hakkındaki ön bilgisine ne kadar uyumlu olduğuna odaklanarak mantık kurallarını ard plana itme eğilimidir.
Belief–desire Reasoning
Bir bireyin, başkalarının davranışlarını onların sahip olduğu inançlar ve arzular temelinde açıklama ve öngörme süreci.
Belief Perseverance
Bireylerin, temelini oluşturan kanıtlar çürütülmesine veya yanlışlığı kanıtlanmasına rağmen inançlarını sürdürme eğilimi.
İnspection Time (IT)
Bireyin, iki çizginin uzunluğu gibi basit görsel uyarıcıları ayırt etmek için ihtiyaç duyduğu minimum görsel işlemleme süresi.
İndeterminism
İnsanların özgür iradeye sahip olduğunu ve davranışlarının önceki ya da mevcut durumların zorunlu neden-sonuç zincirinden bağımsız olarak gerçekleşebileceğini savunan felsefi ve psikolojik doktrin.
Reductionism
Karmaşık olgu, sistem veya kuruntuların; daha basit, temel ya da daha alt düzeydeki unsurlara ve yasalara indirgenerek açıklanması stratejisi.
İnduced Movement
Küçük ve hareketsiz bir uyarıcının büyük ve hareketli bir çevrenin etkisiyle hareket ediyormuş gibi algılanmasıyla ortaya çıkan görsel algı yanılması.
İnfrahuman
İnsan türünün evrimsel veya ontolojik olarak altında yer alan diğer tüm canlı türlerini tanımlamak için kullanılan, günümüzde geçerliliğini yitirmiş eski bir terim.
Failure-to-inhibit Hypothesis
Yaşlı yetişkinlerdeki dikkat ve bellek gerilemelerini, bilişsel görevler sırasında alakasız bilgileri baskılama ve ayırt etme kapasitesindeki azalmayla açıklayan bilişsel yaşlanma teorisidir.
İnhibitory Cue
Beklenen bir sonucun yokluğunu, azalmasını veya engellendiğini sinyalleyerek koşullu tepkinin olasılığını düşüren uyarıcı.
İnhibitory Conditioning
Bir koşullu uyarıcının, daha önceden var olan uyarıcı bağlamında koşulsuz uyarıcının yokluğunu sinyallemesiyle gerçekleşen klasik koşullanma türü.
İnhibitory Potential
Clark L. Hull'ın öğrenme kuramında, bir uyarıcıya verilen tepki sonucunda ortaya çıkan reaktif ve koşullu inhibisyonların birikmesiyle, o tepkinin tekrarlanma olasılığını geçici olarak düşüren varsayımsal durum.
Human İnformation Storage
Zihnin, dış dünyadan gelen uyarıcıları tıpkı bir bilgisayar mantığıyla kodlayarak hatırlanabilir, işlenebilir ve geri çağrılabilir bir formata dönüştürüp muhafaza etme süreci.
Human Nature
İnsan türünün tamamını karakterize eden, büyük ölçüde içgüdüsel ve biyolojik temelli ancak esnek davranış, tutum ve eğilimler kümesidir.
Human Factors
İnsanların fiziksel ve zihinsel sınırları ile yeteneklerinin, güvenli ve verimli bir sistem işleyişi için tasarıma, değerlendirmeye ve optimizasyona dahil edilmesi.
Human Factors Engineering
İnsanların makineler, araçlar ve sistemlerle etkileşimini optimize etmek amacıyla mühendislik prensiplerini psikolojik verilerle harmanlayan disiplinlerarası bilim dalıdır.
Human Factors Psychology
İnsan yeteneklerini ve sınırlılıklarını merkeze alarak sistemleri, araçları ve çalışma ortamlarını optimize etmeyi amaçlayan uygulamalı psikoloji dalı.
Human Error
İnsan-makine sistemlerinde, mekanik veya tasarım kusurlarından bağımsız olarak, bireysel eylem ya da eylemsizlik sonucunda ortaya çıkan işlevsel sapma.
Human Channel Capacity
İnsan bilgi işleme sisteminin aynı anda eşzamanlı olarak işleyebileceği maksimum bilgi miktarı üzerindeki üst sınır.
Human Engineering
İnsan yeteneklerinin en verimli, güvenli ve konforlu şekilde kullanılmasını sağlayan çevre ve ekipman tasarımı disiplinidir.
Human Operator Modeling
İnsan operatörlerin görevleri yerine getirirken sergiledikleri davranışları ve zihinsel süreçleri betimlemek, açıklamak ya da öngörmek amacıyla nicel veya nitel araçların kullanılması uygulamasıdır.
HSI
Karmaşık teknolojik ve örgütsel sistemlerin tasarım sürecinde insan bileşenini (bilişsel, fizyolojik ve sosyal kapasiteleri) donanım ve yazılımla eş zamanlı olarak optimize etme yaklaşımı.
Human–machine System
İnsan operatörlerin, makinelerin ve süreçlerin birbirine bağımlı olduğu ve ortak bir amaç için entegre çalıştığı ergonomik yapı.
Human–system Coupling
Ergonomide, bir operatör ile yönettiği veya etkileşime girdiği sistemin birbirine ne ölçüde bağımlı olduğunu ifade eden karşılıklı etkileşim derecesi.
Human–vehicle İnterface
İnsan operatör ile bir taşıtın işlevleri arasındaki etkileşimi sağlayan, kontrol paneli bileşenlerini ve bilgi akış sistemlerini kapsayan kritik ara kesittir.
Anthropocentrism
İnsan deneyiminin merkezi gerçeklik olduğu ve tüm olguların insanla ilişkileri bağlamında değerlendirilmesi gerektiği yönündeki açık veya örtük varsayım.
İncidental Memory
Hatırlama niyeti veya bilinçli bir çaba olmaksızın, deneyim yoluyla istemsizce edinilen bellek izidir.
İnterdental
Dilin üst ve alt ön dişlerin arasına yerleştirilmesiyle üretilen konuşma seslerini veya bu anatomik konumu nitelendiren terim.
İntermodal Perception
İki veya daha fazla farklı duyu modalitesinden (örneğin dokunma ve görme) gelen bilgilerin merkezi sinir sisteminde koordine edilmesi ve bütünleştirilmesi sürecidir.
İmpression
Duyusal uyaranların beyin üzerindeki varsayılan etkisi ve henüz analitik süzgeçten geçmemiş belirsiz, sezgisel yargı ya da tepki.
İntradimensional Discrimination
Boyut, renk veya ses yüksekliği gibi tek bir özellik dışında tamamen aynı olan uyarıcıları birbirinden ayırt edebilme becerisidir.
İntraverbal
Öncesinde gelen sözel bir uyarıcıya yanıt olarak ortaya çıkan, ancak uyarıcı ile yanıt arasında doğrudan bir nokta-atışı benzerlik (point-to-point correspondence) barındırmayan sözel tepki.
İntroception
Bir bireyin, hem kendi hem de başkalarının içsel ihtiyaçlarını, motivasyonlarını ve yaşantılarını anlamaya yönelik gösterdiği dikkat ve duyarlılık derecesini yansıtan kişilik özelliği.
İntrospectionism
Zihinsel süreçlerin incelenmesinde temel yöntemin bireyin kendi bilinç deneyimlerini gözlemlemesi ve rapor etmesi olduğunu savunan tarihi psikoloji ekolü ve yöntemi.
İnvariance
Bir nesnenin gözlem koşullarındaki veya bir veri setinin matematiksel dönüşümlerdeki değişimlere rağmen temel özelliklerini koruma durumu.
İmpressionism Factor
Sanat psikolojisinde, yüzey kaliteleri, renk ve ışık oyunlarına odaklanan, buna karşın çizgi, hayal gücü ve kavramsal inançları dışlayan sanatsal stil boyutu.
Cue
Davranışı yönlendiren, bir hatıranın çağrılmasını sağlayan veya başka bir uyarıcının geleceğini haber veren uyarıcı, olay veya nesne.
Cue Reversal
Bir uyarıcının öngördüğü sonucun, daha önce öğrenilenin tam tersi olacak şekilde değiştirilmesi süreci.
Cue-overload Principle
Tek bir hatırlatma ipucunun ilişkili olduğu bilgi miktarı arttıkça, o ipucunun herhangi bir spesifik veriyi geri getirme etkinliğinin azalmasını ifade eden bellek ilkesidir.
Cue-dependent Forgetting
Öğrenme anında mevcut olan bir uyarıcının (ipucunun) hatırlama anında bulunmamasından kaynaklanan erişim başarısızlığıdır.
Cued Recall
Bireyin, öğrenme aşamasında hedef öğeyle birlikte sunulan spesifik bir uyarıcının (ipucunun) rehberliğinde bilgiyi bellekten geri çağırma süreci.
Volition / Willpower
🔹 1. (volition): Bireyin dışsal baskılardan bağımsız olarak bir eylem planına karar vermesi, kendini yönlendirmesi ve niyetini kasıtlı davranışa dönüştürme yetisi. 🔹 2. (willpower): Bireyin niyetlerini, hedeflerini ve kararlarını eyleme dökme, anlık dürtüleri bastırma ve uzun vadeli amaçlar uğruna kısa vadeli hazları erteleme kapasitesi.
İronic Mental Control
İstenmeyen düşünceleri bastırma girişiminin, tam aksine bu düşüncelerin bilinçte beklenmedik derecede yüksek bir farkındalıkla belirmesi olgusu.
İrrationality
Bireyin mantıksal akıl yürütme ilkelerinden saparak, ampirik kanıtlara veya tutarlı çıkarımlara dayanmayan bilişsel süreçler, inançlar veya kararlar sergileme durumu.
Hit
Sinyal saptama görevlerinde, çevresel bir uyarıcının mevcut olduğu durumda bireyin bu uyarıcıyı doğru bir şekilde fark edip rapor etmesi.
Hit Rate
Sinyal saptama görevlerinde, uyarıcının mevcut olduğu denemelerde katılımcının doğru bir şekilde 'uyarıcı var' yanıtı verme oranını ifade eder.
Statistical Learning Theory
Öğrenme süreçlerini betimlemek ve veriye dayalı yordayıcı işlevler geliştirmek amacıyla matematiksel modellerin kullanıldığı kuramsal yaklaşımdır.
İnattentional Blindness
Bir bireyin dikkati belirli bir nesneye veya göreve odaklandığında, görsel sahnede açıkça görünen ancak beklenmeyen uyaranları fark edememesi durumudur.
Postvoluntary Attention
Bireyin içine daldığı, anlamlı ve sürükleyici bir aktivite tarafından ele geçirilen; zorlanma hissettirmeden keyifli ve üretken bir şekilde uzun süre devam ettirilebilen dikkat türüdür.
Voluntary Behavior
Refleksif tepkilerden farklı olarak, bireyin niyetine dayalı ve bilinçli bir yönelimle gerçekleştirilen kas hareketleri ve eylemlerdir.
Voluntary Attention
Bireyin dışarıdaki çevresel uyaranların istemsiz çekim gücüne karşı koyarak, bilinçli ve iradi bir çabayla zihinsel odaklanmasını belirli bir hedef doğrultusunda yönlendirmesi süreci.
İnvoluntary Retrieval
Bilinçli bir niyet veya çaba olmaksızın, bir anının aniden ve kendiliğinden bilinç düzeyine gelmesi süreci.
Locus Of Stability
Bir olayın nedenlerinin zaman içinde sabit ve kalıcı mı, yoksa değişken ve dinamik mi olduğuna dair yapılan bilişsel atıf.
Bistable Perceptual Events
Duyusal uyarıcıların, birbirini dışlayan iki farklı perspektif veya anlam arasında sürekli olarak salınım yaptığı algısal durumlar.
Exceptional Creativity
Bireylerin topluma özgün, çığır açıcı ve kalıcı katkılar sunmasını sağlayan üst düzey üretkenlik kapasitesi.
Landmark
Bilişsel bir haritanın temel bileşeni olan, yön bulma ve mekânsal farkındalık süreçlerini optimize eden dışsal referans noktası.
Sign Tracking
Birincil pekiştireçle güvenilir bir şekilde eşleşen nötr bir uyarıcının kendisine yöneltilen, edimsel olmaktan ziyade klasik koşullanma kökenli, otomatik ve uyarılmış davranış biçimi.
Cooperation
İki veya daha fazla bireyin, ortak ya da birbirini tamamlayan hedeflere ulaşmak amacıyla eşgüdümlü olarak çalışması süreci.
Collaborative Filtering
Benzer tercihlere sahip bireylerin geçmiş davranış kalıplarını analiz ederek, mevcut kullanıcıya otomatik öneriler sunan kısmi otomatize karar verme prosedürü.
Cooperative Learning
Öğrencilerin küçük gruplar halinde, ortak bir akademik hedefe ulaşmak için sosyal becerilerini ve yüz yüze etkileşimi kullanarak birlikte çalıştığı yapılandırılmış öğrenme modeli.
Collaborative Learning
İki veya daha fazla bireyin ortak bir görevi başarmak veya problemi çözmek amacıyla etkileşim kurarak bireysel çabadan daha yüksek düzeyde bilişsel kazanım elde etmesi süreci.
Streaming
Bir dizi sesin tek bir bütünsel olgu olarak algılanması süreci; eğitim bağlamında ise öğrencilerin akademik yeteneklerine göre kategorize edilerek ayrıştırılması.
Auditory Perception
Kulak yoluyla alınan duyusal bilgilerin organizasyonu ve merkezi sinir sisteminde anlamlandırılması sürecidir.
Auditory Discrimination
Farklı ses uyarıcıları arasındaki frekans, şiddet veya tını gibi akustik değişiklikleri doğru bir şekilde algılama ve birbirinden ayırma yeteneği.
Auditory Memory
İşitsel yolla elde edilen sözel veya sözel olmayan bilgilerin kodlanması, saklanması ve geri çağrılması süreçlerini kapsayan bilişsel sistemdir.
Auditory Memory Span / Auditory Span
🔹 1. (auditory memory span): Bir bireyin, işitsel yolla bir kez duyduğu sözcük veya sayı gibi basit öğeleri, sunuldukları sırayı bozmadan aynen tekrarlayabilme kapasitesi. 🔹 2. (auditory span): Bireyin işitsel yolla sunulan sayı, harf veya sözcük dizilerini anında hatırlayabilme ve kısa süreli bellek havuzunda tutabilme kapasitesidir.
Acoustic Store
İşitsel bilgileri fonetik özelliklerine dayanarak kısa süreliğine muhafaza eden bilişsel bellek bileşeni.
Auditory Sensory Memory
İşitsel uyaranların çevresel algıdan sonra çok kısa bir süre boyunca (yaklaşık birkaç saniye) orijinal biçimiyle zihinsel depoda tutulmasını sağlayan duyusal kayıt sistemidir.
Auditory Display
Bilgisayar tabanlı sistemlerde verilerin ve bilgilerin ses sinyalleri, akustik uyarıcılar veya simüle edilmiş ses manzaraları aracılığıyla kullanıcıya sunulması yöntemidir.
Auditory Blending
Bir kelimenin ayrı ayrı ses birimlerini (fonemlerini) zihinsel olarak sentezleyerek bütün kelimeyi tanıma ve kavrama yeteneği.
Auditory İnduction
Uygun spektral bileşime sahip daha yüksek sesli bir uyaran tarafından maskelenen veya yer değiştiren kısa süreli (300 milisaniyeye kadar) bir ses segmentinin algısal olarak zihinsel restorasyonu.
Acoustic Encoding
İşitsel uyarıcıların, özellikle seslerin ve kelimelerin duyusal bellekten kısa süreli belleğe aktarılabilmesi için zihinsel temsil biçimlerine dönüştürülme sürecidir.
Auditory Distance Perception
Yalnızca akustik ipuçlarına dayanarak bir ses kaynağının uzaklığını değerlendirme yeteneğidir.
Auditory Distance Cue
Dinleyicinin, ses dalgalarının fiziksel özelliklerindeki değişimleri (şiddet, frekans dağılımı ve yansıma oranları) kullanarak ses kaynağının uzamsal uzaklığını algılamasını sağlayan akustik ipuçları.
Auditory Object
İşitsel sistemin, karmaşık ses dalgalarını birbirinden ayırt ederek anlamlı ve tutarlı bir bütünlük içinde algıladığı ses kaynağı.
Auditory Attributes
Seslerin yükseklik, frekans (perde) ve tını gibi algısal niteliklerini tanımlayan temel psikoakustik özellikler bütünü.
Auditory Flicker
İşitsel uyaranın kesintisiz bir akış yerine kısa aralıklarla ayrık birimler halinde sunulması durumu.
Auditory Consonant Trigram (ACT)
Katılımcının işitsel olarak sunulan üç ünsüz harfi farklı sürelerdeki çeldirici görevlerin ardından hatırlamasını isteyerek kısa süreli belleğin ve unutma hızının ölçüldüğü nöropsikolojik test yöntemidir.
Auditory Abilities
Farklı sesleri ve tonları kodlama, ayırt etme ve işleme kapasitesi; zekanın üç katmanlı modeli ve Cattell-Horn teorisinde görsel yeteneklerden ayrılan temel bilişsel bileşen.
Ospan
Bireyin eşzamanlı olarak hem karmaşık bilişsel işlemleri yürütmesini hem de sınırlı miktarda bilgiyi kısa süreli bellekte tutmasını gerektiren çalışma belleği kapasitesi ölçüm aracı.
Processor
Uygun formatta sunulan veriler üzerinde belirli operasyonları gerçekleştirebilen herhangi bir sistem, cihaz veya bilgisayarın ana operating bileşeni.
Depth-of-processing Hypothesis
Bellek izinin kalıcılığının ve gücünün, bilginin maruz kaldığı bilişsel analiz ve işleme derinliğinin derecesine bağlı olduğunu öne süren kuramsal model.
Levels-of-processing Model Of Memory
Belleğe kaydamanın ve sonraki hatırlamanın, bilginin maruz kaldığı bilişsel detaylandırmanın derinliğine bağlı olduğunu savunan bellek kuramı.
Processing-efficiency Theory
Kaygının bilişsel performans üzerindeki yıkıcı etkilerini, işleyen bellek kapasitesinin endişe (worry) nedeniyle azalması ve buna karşı bireyin harcadığı ekstra çaba ile telafi edilmeye çalışılması bağlamında açıklayan kuram.
Function
Bir organizmanın, organın veya matematiksel girdinin belirli bir amaca yönelik olarak yerine getirdiği faaliyet veya dönüştürme süreci.
Function Allocation
Karmaşık bir sistem içerisindeki görevlerin hangilerinin insan operatörler tarafından yürütüleceğini, hangilerinin otomasyona devredileceğini veya ortaklaşa yapılacağını belirleyen sistematik süreç.
Function Word
Tek başına çok az leksikal anlamı olan veya hiç anlamı bulunmayan ancak cümle içi yapısal ve gramatik ilişkileri düzenleyen yüksek frekanslı sözcük grubu.
Functional Skills
Mekanik yetenek, sanatsal kabiliyet ve yazma gibi doğuştan gelen veya potansiyel yatkınlıkların (aptitudes) pratik eylemlere ve somut yetkinliklere dönüştürülmüş hâlidir.
Functional Grammar
Dilbilgisini biçimsel kurallardan ziyade niyet, iletişimsel bağlam ve sosyal etkileşim gibi dil dışı etkenler aracılığıyla inceleyen yaklaşım.
Functional Measurement
Farklı bağlamlarda uyarıcıların kombinasyonuna verilen öznel tepkilerin, matematiksel ve aritmetik yasalar çerçevesinde derecelendirilerek ölçüldüğü psikofiziksel prosedür.
Functional Fixedness
Bir bireyin nesneleri yalnızca en yaygın bilinen ve alışılagelmiş işlevleriyle algılama eğilimi göstererek, yaratıcı veya alternatif kullanım alanlarını fark etmesini engelleyen bilişsel bir önyargıdır.
Functional Selection
Birey için daha işlevsel olan kapasitelerin zamanla hayatta kalması, daha az kullanışlı olanların ise ortadan kalkması süreci.
Functionalism
Zihinsel yaşamı ve davranışı, organizmanın çevresel zorluklara ve fırsatlara gösterdiği aktif bir uyum süreci olarak ele alan psikolojik yaklaşım.
Appetitive Stimulus
Organizmanın yöneldiği, yaklaşma davranışı sergilediği ve yoksunluk durumuna bağlı olarak pekiştireç etkisi modifiye edilebilen pozitif pekiştirici veya koşulsuz uyarıcı.
Appetitive Conditioning
Koşulsuz uyarıcının yiyecek gibi pozitif bir pekiştireç olduğu klasik koşullanma türüdür.
İteration
Belirli bir hesaplama adımının, önceden tanımlanmış bir kritere ulaşılıncaya veya çıktı değişmez hale gelinceye kadar ardışık olarak tekrarlanması.
İterative Design
Önceki test ve biçimlendirici değerlendirme sonuçlarını kullanarak bir ürünün geliştirme döngüsü boyunca sürekli iyileştirme ve değişiklik yapma süreci.
Acceleration
Bir hareketin, sürecin veya değişkenin değişim hızındaki artışı ifade eden vektörel niceliktir.
Good Continuation
Bireylerin, kesişen veya bükülen çizgiler ile şekilleri ani ve sert açılar yerine pürüzsüz, kesintisiz doğrultular ve akıcı eğriler halinde algılama eğilimini tanımlayan temel bir Gestalt örgütlenme ilkesidir.
Good Gestalt
Uyaran dizilimlerinin eksiksiz, düzenli ve net bir yapıya sahip olmasıyla karakterize edilen biçimsel nitelik.
Good Shape
İnsan zihninin görsel uyaranları en basit, kararlı, düzenli ve simetrik biçimlerde algılama eğilimini tanımlayan temel Gestalt organizasyon ilkesidir.
Law Of Good Figure
Görsel algının, karmaşık veya belirsiz uyarıcıları olabilecek en basit, düzenli ve simetrik biçimde yorumlama eğilimini açıklayan Gestalt ilkesidir.
Remedial Education
Bir konunun veya becerinin ilk temel öğretiminden sonra, belirli bir alanda eksik veya yetersiz görülen becerileri geliştirmek amacıyla uygulanan yapılandırılmış öğrenme süreci.
Beneffectance
Bireylerin geçmişteki eylemlerine dair anılarını, kendilerini hem ahlaki açıdan iyi niyetli hem de işlevsel olarak yetkin ve başarılı gösterecek biçimde sistematik olarak çarpıtma eğilimidir.
Optimism
İyi şeylerin gerçekleşeceğine ve amaçların nihayetinde yerine getirileceğine dair umut dolu tutum ve bilişsel eğilim.
Trace Conditioning
Klasik koşullama paradigmasında, koşullu uyarıcının verilip sonlandırıldığı, araya boş bir zaman aralığının girdiği ve ardından koşulsuz uyarıcının sunulduğu öğrenme prosedürüdür.
Unattended İnput
Bireyin bilinçli dikkat odağında yer almayan, buna rağmen duyusal sistemler tarafından çevreden alınan her türlü uyarıcı akışı.
İso-
Biyolojik, kimyasal ve psikometrik sistemlerde eşitliği, özdeşliği veya benzerliği ifade eden birleştirici ön ek.
İsohedonic Trap
Daniel E. Berlyne'ın estetik tercih kuramındaki, eşit düzeyde uyarılma yaratan uyarıcıların eşit derecede tercih edileceği varsayımının mantıksal hatası.
İsochrony
Süreklilik arz eden karmaşık motor veya dilsel hareketlerin, dışsal bir zorunluluk olmaksızın eşit zaman aralıklarında üretilme eğilimi.
İsomorphism
İki veya daha fazla farklı varlık ya da yapısal bileşenleri arasında kurulan birebir yapısal karşılıklılık.
İsotonic Control
Ergonomide, uygulanan kuvvetin şiddetine değil, tarafsız bir noktadan uzaklaştırılma (yer değiştirme) miktarına göre aktive edilen buton veya anahtar gibi kontrol cihazı.
J Curve
Bir grafikte J harfine benzeyen, başlangıçta kısa süreli bir düşüş gösteren ancak ardından sürekli ve keskin bir yükselişle devam eden performans veya değer deseni.
Jabberwocky
Anlamsız ancak sentaktik ve gramatik açıdan tamamen kusursuz olan yazılı veya sözlü dil üretimi.
James–lange Theory
Duyguların, iç organlardan ve istemli kaslardan beyne gelen fizyolojik geri bildirimler sonucunda ortaya çıktığını öne süren erken dönem duygu kuramı.
Jargon
Belirli bir meslek, disiplin veya sosyal grubun üyeleri tarafından paylaşılan, dışarıdakiler için anlaşılması güç, teknik ve özel bir terminoloji.
Gesture
Bireyin duygusal durumunu, niyetini veya tutumunu aktarmak ya da sözlü iletişimi güçlendirmek amacıyla eller, kollar veya beden kısımlarıyla yaptığı bilinçli ya da istemsiz sözel olmayan hareket.
Gestural Communication
Beden hareketleri, el ve kol kol hareketleri aracılığıyla mesajların, fikirlerin ve duyguların sözel olmayan yolla iletilmesi ve alınması.
JOL
Bir bireyin, öğrendiği bilgiyi gelecekteki bir testte ne kadar iyi hatırlayacağına dair yaptığı ileriye dönük öz-değerlendirme tahmini.
Jost’s Law
Eşit güçteki iki çağrışımdan daha yeni olanının, daha eski olana kıyasla zamanla daha fazla zayıflayacağını ve unutulacağını savunan bellek ilkesidir.
Capability
Bir bireyin yapıcı bir şekilde kullanabileceği, işlevsel amaçlar doğrultusunda geliştirilebilir yetenek, yetkinlik veya nitelikler bütünü.
Wireless
İletişim kuran noktalar arasında fiziksel tel veya kablo bağlantısı olmaksızın radyo dalgaları ve elektromanyetik spektrum aracılığıyla gerçekleştirilen veri ve bilgi aktarımı.
Aversive Stimulus
Organizmanın kaçınma veya kaçış davranışını tetikleyen, doğası gereği nahoş veya cezalandırıcı her türlü uyarıcı ya da olay.
Avoidance Response
Bir organizmanın rahatsız edici veya zarar verici bir uyarıcıyı önceden tahmin ederek onunla temas etmeyi engellemeye yönelik sergilediği davranışsal tepki.
Escape Titration
Şiddeti zamanla artan caydırıcı bir uyarıcının etkisini, denemeden kaçınma tepkisi vererek belirli bir düzeyde tutma veya azaltma prosedürüdür.
Avoidance–avoidance Conflict
Bireyin her ikisi de olumsuz veya cezbedici olmayan iki seçenekten birini seçmek zorunda kaldığı stresli karar verme durumu.
Miss
Sinyal saptama kuramında, ortamda gerçekten var olan bir sinyalin katılımcı tarafından yok olarak rapor edildiği hatalı algısal tepki.
Escape Behavior
Halihazırda mevcut olan rahatsız edici veya itici (aversiv) bir uyaranı sonlandırma ya da uzaklaşma amacıyla sergilenen zihinsel veya davranışsal tepkidir.
Laddering
Görüşmelerde sistematik 'neden?' sorgulamalarıyla bireylerin tercihlerini, değerlerini ve karmaşık bilişsel yapılarını ortaya çıkaran bir bilgi edinme tekniğidir.
Progressive-ratio Schedule (PR Schedule)
Edimsel koşullanmada, her pekiştireç sunumunun ardından gereken tepki sayısının belirli bir kurala göre kademeli olarak artırıldığı tarife.
Head-slaved
Kullanıcının baş hareketlerinin, sanal gerçeklik ortamındaki görsel sahneyi eş zamanlı olarak değiştirdiği etkileşim sistemini tanımlayan terim.
Kamin Effect
Önceden gerçekleşen öğrenmenin, yeni bir uyarıcının koşullanmasını kısıtlaması veya engellemesi olgusudur.
Channel Capacity
Bilişim kuramında, belirli bir iletişim kanalının güvenilir bir şekilde iletebileceği maksimum bilgi veya mesaj hızı sınırı.
Kanizsa Figure
Fiziksel bir sınır olmamasına rağmen, beyin tarafından algısal tamamlama süreçleriyle oluşturulan illüzyonel konturlara ve şekillere sahip görsel uyarıcılardır.
Kansei Engineering
Kullanıcıların bir ürüne yönelik öznel duygularını ve hislerini sistematik olarak analiz ederek tasarım süreçlerine entegre eden mühendislik yaklaşımıdır.
Kantianism
Bilinemez gerçekliklerin (numen) ancak zihnin içsel kategori ve biçimleri aracılığıyla deneyimlenen fenomenler yoluyla bilinebileceğini savunan felsefi ve bilişsel pozisyon.
Chaos Theory
Başlangıç koşullarındaki çok küçük değişimlerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurduğu, doğrusal olmayan dinamik sistemleri inceleyen matematiksel ve kuramsal çerçevedir.
Closed-captioned Television
İşitme kaybı olan bireylerin ses kanalındaki konuşmaları görsel olarak takip edebilmesi için ekranın alt kısmına yerleştirilen basılı metinlerle desteklenen televizyon yayıncılığı sistemi.
Closed Skill
Her defasında tamamen aynı, öngörülebilir ve sabit koşullar altında gerçekleştirilen motor beceri türü.
Closed-loop System
Sensörlerden gelen geri bildirimin bir kontrol mekanizmasını yönlendirerek çalışma koşullarını harici müdahaleye gerek kalmadan sabitlediği, kendi kendini tanzim eden bir sistemdir.
Closed Scenario
Katılımcının, kendisine atfedilen bir problemi çözmek üzere önceden sınırlandırılmış ve daraltılmış seçenekler arasından seçim yapmaya zorlandığı deneysel düzenek.
Closed-class Words
Dile yeni üyelerin nadiren katıldığı, zamirler, edatlar ve belirteçler gibi temel dilbilgisel işlevlere hizmet eden sözcük kategorisidir.
Closed System
Çevresiyle madde veya bilgi alışverişinde bulunmayan, dış etkenlere karşı yalıtılmış ve yalnızca kendi iç dinamikleriyle işleyen yalıtık yapı.
Entrapment
Bireyin, daha önce harcanan zaman, emek veya finansal kaynakları haklı çıkarma çabasıyla, başarısızlığı kesinleşen bir sürece veya hedefe giderek daha fazla yatırım yapması ve bu döngüden çıkamayacak kadar çaresiz hissetmesi.
Closure Flexibility Test
Bireyin karmaşık görsel uyarıcılar içerisindeki basit geometrik şekilleri ayırt etme ve algısal setini değiştirme kapasitesini ölçen performans testidir.
Need For Closure
Kararlarda, yargılarda ve seçimlerde belirsizliğe tahammül edemeyerek kesinliğe ve sonuca erken ulaşma motivasyonudur.
Capacity
Bir bireyin bilgi alma, saklama, zihinsel veya fiziksel görevleri yerine getirme konusundaki azami potansiyeli ve entelektüel gelişim kapasitesi.
Capacity Model
Dikkat süreçlerini sınırlı işleme gücüne ve sonlu kaynaklara sahip merkezi bir havuz olarak ele alan bilişsel çerçevedir.
Capacity Sharing
İkili görev performansında, sınırlı dikkate dayalı bilişsel kaynakların iki veya daha fazla görev arasında paylaştırılarak paralel olarak işlenmesi süreci.
Closure
Eksik uyaranları bütünleştirme eğilimi veya çözüme kavuşturulmamış psikolojik meseleleri tamamlama ve nihayete erdirme hissi.
Kappa Effect
Uyarıcının kapladığı fiziksel veya uzamsal mesafenin, o uyarıcının süresine ilişkin algımızı sistematik olarak manipüle etmesiyle ortaya çıkan bilişsel bir yanılsamadır.
Black Box
Girdileri ve çıktıları gözlemlenebilen ancak içsel işleyiş süreçleri bilinmeyen veya doğrudan gözlenemeyen sistem veya mekanizma.
Blackboard
Bağımsız bilgi kaynaklarının ortak bir küresel veritabanı üzerinden etkileşime girerek karmaşık problemleri çözmesini sağlayan modüler bir yazılım mimarisi ve bilişsel model.
Decision Theory
Nicel, sosyal ve davranış bilimlerinde, belirsizlik koşulları altında en uygun ve optimal karara varma süreçlerini inceleyen matematiksel ve kuramsal modellemeler bütünüdür.
Decision Making
İki veya daha fazla alternatif arasından en uygun olanını seçmeyi içeren temel bilişsel süreç.
Dimming Effect
Parlak bir ışık kaynağının, aynı sahnede yer alan daha sönük unsurların algılanan parlaklığını, ışık kaynağının yokluğundaki durumuna kıyasla baskılayarak daha soluk görünmesine neden olan görsel algı olgusudur.
Cardinality
Bir kümedeki eleman sayısını ifade eden matematiksel ve bilişsel terim; çocuk gelişiminde sayılan son sayının tüm kümenin niceliğini belirttiğini kavrama yeteneği.
Mixed Emotions
Aynı olay veya uyarıcı tarafından tetiklenen, duygu kalitesi ve eylem eğilimi açısından birbirinden farklı iki veya daha fazla duygunun aynı anda yaşanması durumu.
Confusability İndex
Ergonomi ve insan-bilgisayar etkileşiminde, bir görselin, sembolün veya ekran öğesinin kullanıcı tarafından yanlış anlaşılma veya amaçlanan dışında bir anlam yüklenme derecesini sayısal olarak ifade eden nicel ölçüttür.
Mixed-motive Game
Bireylerin hem iş birliği yapma hem de rekabet etme yönünde çelişkili arzular barındırdığı, ortak hedefler ile antagonistik motivasyonları harmanlayan stratejik etkileşim simülasyonu.
Complex Sentence
Bir temel cümle (ana cümle) ile buna bağımlı olan bir veya daha fazla yan cümlecikten oluşan dilbilimsel yapı.
Complex Emotion
İki veya daha fazla temel duygunun birleşmesiyle oluşan, bilişsel değerlendirme ve sosyal bağlam gerektiren üst düzey duygusal durum.
Complex Motives
Tek veya birden fazla hedefe ulaşmak için eş zamanlı olarak var olan, birbiriyle uyumlu ya da çatışma halindeki çoklu arzular bütünü.
Complex Schedule Of Reinforcement
Basit pekiştirme tarifelerinin (örneğin sabit oran veya değişken aralık) mantıksal veya ardışık kombinasyonlarıyla oluşan gelişmiş edimsel kontrol mekanizması.
Complexity Factor
Psikolojik estetikte, bir sanat eserinin çok yönlülüğünü ve görsel zenginliğini belirleyen, izleyicide gerginlik veya öfke gibi duygusal tepkiler uyandırabilen yapısal boyut.
Counterargument
Biçimsel bir argümandaki belirli iddiaların, ikna edici bir mesajdaki bilgilerin veya zihinsel içerikteki bir varsayımın tutarsızlıkları ortaya konularak çürütülmesi süreci.
Comparison Stimulus (co)
Psikofizik testlerde, standart bir uyaranla kıyaslanması amacıyla sunulan uyaranlar setinden herhangi biri.
Comparative Analysis / Contrastive Analysis
🔹 1. (comparative analysis): İki veya daha fazla olgu, veri seti, sistem ya da değişkenin aralarındaki ortak ve farklı yönleri sistematik olarak inceleme yöntemi. 🔹 2. (contrastive analysis): İki farklı dilin yapısal özelliklerinin sistematik olarak karşılaştırılarak benzerlik ve farklılıklarının incelenmesi süreci.
Comparative Cognition
İnsanlar dahil olmak üzere çeşitli türlerdeki bilişsel süreçlerin kökenlerini, mekanizmalarını, benzerliklerini ve farklılıklarını inceleyen karşılaştırmalı psikoloji alt dalıdır.
Comparative Linguistics
Diller arasındaki biçimsel ve yapısal benzerlik ile farklılıkları inceleyerek bu dillerin tarihsel akrabalık bağı ve köken ilişkilerini ortaya koyan dilbilim dalı.
Contrastive Rhetoric
Farklı dillerin ve kültürlerin, argüman yapılandırma ve metin sunumu süreçlerindeki kendine özgü söylem kalıplarını inceleyen uygulamalı dilbilim teorisidir.
Comparative Judgment
İki veya daha fazla uyarıcının birbiriyle ya da belirli bir standart referansla kıyaslanarak değerlendirildiği psikofiziksel karar verme süreci.
Reciprocal Determinism
Bireyin, davranışın ve çevrenin sürekli ve karşılıklı olarak birbirini etkilediğini ve şekillendirdiğini savunan sosyal öğrenme teorisi kavramıdır.
Mutual Exclusivity Assumption
Çocukların, bir nesnenin yalnızca tek bir kategori etiketine sahip olduğu varsayımıyla, yeni bir etiket duyduklarında bunu bildikleri nesnenin tamamı yerine henüz bilmedikleri bir parçasına veya özelliğine atfetme eğilimidir.
Reciprocal-teaching Procedure
Öğretmen ve öğrencilerin ya da öğrencilerin kendi aralarında metin kavrayışını artırmak amacıyla dört temel bilişsel stratejiyi dönüşümlü olarak uyguladığı yapılandırılmış bir diyalog sürecidir.
Reciprocity Law
Duyu büyüklüğünün, uyarıcının süresi ile yoğunluğunun çarpımına eşit olduğunu belirten genel psikofiziksel ilke.
Counterfactual Thinking
Bireylerin geçmişteki olayların gerçekleştiğinden farklı şekillerde sonuçlanmış olabileceğine dair zihinsel simülasyonlar üretme bilişsel süreci.
Cartesian Self
René Descartes'ın felsefi sisteminde, düşünme eylemi sayesinde varlığı kesin olarak kanıtlanan bilen özne veya ego.
Cartesian Dualism
René Descartes tarafından öne sürülen; evrenin uzam sahibi fiziksel madde (res extensa) ile düşünsel ve mekansal uzamı olmayan zihinsel tözden (res cogitans) oluşan iki ayrı kategoriye ayrıldığı felsefi ve ontolojik görüş.
Cartesian Theater
Zihinde deneyimlerin birleştiği, merkezi bir gözlemcinin (egonun) tüm algıları perde arkasından izlediğini varsayan eleştirel bilinç metaforudur.
Cartesianism
René Descartes tarafından geliştirilen; bilginin birliğini, doğaya hakimiyet kurma amacını ve sezgisel olarak bilinen sarsılmaz ilkeler üzerine kurulmasını savunan felsefi ve epistemolojik sistem.
İntentional Behavior
Bireyin belirli bir sonuca ulaşmak veya çeşitli etki yaratmak amacıyla stratejiler kullandığı, hedefe yönelik eylem biçimi.
İntentional Learning
Bireyin belirli bir hedefe ulaşmak amacıyla önceden planladığı, bilinçli çaba sarf ettiği ve mnemonik gibi stratejileri aktif olarak kullandığı öğrenme türüdür.
İntentional Forgetting
Bastırma veya bilinçsiz bir unutma arzusuna bağlı olarak, bir anının zihinsel erişilemezlik durumuna gelmesi.
İntentional Stance
Organizmaların davranışlarını, akıl yürüten varlıklar oldukları varsayımıyla inanç ve arzularına dayandırarak yorumlama ve tahmin etme soyutlama düzeyidir.
İntentional İnexistence
Algı, düşünce veya tasavvur edilen nesnenin, dışsal bir gerçeklik olarak değil, doğrudan zihinsel eylemin (noesis) immanent bir içeriği olarak zihnin içinde var olması durumu.
Category Production Test
Katılımcılara belirli bir üst kategori verilerek bu gruba ait örnekleri zihinsel sözlükten çağırmalarının istendiği bir sözel kavramsal bellek testidir.
Categorical Perception
Sürekli ve dereceli bir fiziksel uyarıcının, insan zihni tarafından keskin sınırlarla ayrılmış kesikli kategoriler halinde algılanması olgusu.
Categorical Thought
Jean Piaget'nin bilişsel gelişim kuramında, genel kavramların ve sınıflandırmaların kullanımını içeren, somut algının ötesine geçen soyut düşünme biçimidir.
Categorical İntrusion
Bellek geri getirme testlerinde, katılımcının öğrenme listesinde yer almayan ancak sunulan uyarıcılarla aynı anlamsal kategoriden olan yanlış öğeleri hatırlaması veya listeye katması durumu.
Categorical Attitude
Bireyin çevresel uyaranları veya deneyimleri esnek bir şekilde değerlendirmek yerine, katı ve önceden belirlenmiş kategoriler altında sınıflandırma eğilimi.
Categorization
Nesnelerin, olayların, bireylerin veya deneyimlerin ortak özellikler temelinde sınıflara ayrılması ve farklı sınıflardan ayırt edilmesi bilişsel süreci.
Precategorical Acoustic Storage (PAS)
İşitsel bilgilerin, herhangi bir anlamsal veya kategorik yoruma tabi tutulmadan hemen önce duyusal düzeyde çok kısa süreyle muhafaza edildiği teorik bellek sistemidir.
Categorized List
Bellek deneylerinde, üyeleri belirli anlamsal kategorilerden (örneğin hayvanlar, yiyecekler) seçilen uyarıcı öğeler dizisi.
Hard Determinism
İnsan eylemlerinin ve seçimlerinin, bireyin üzerinde hiçbir anlamlı kontrol sahibi olmadığı nedensel güçler tarafından tamamen belirlendiğini ve özgür iradenin bir illüzyon olduğunu savunan felsefi ve psikolojik görüş.
Participatory Design
Ergonomi ve insan-bilgisayar etkileşiminde, son kullanıcıların geliştirme döngüsüne doğrudan girdiler sağlayarak aktif katılımını destekleyen tasarım yaklaşımıdır.
Additive Color Mixture
Farklı dalga boylarındaki ışık kaynaklarının üst üste bindirilmesiyle yeni bileşik renklerin ortaya çıkması sürecidir.
Additive Bilingualism
İkinci bir dilin, bireyin ana dilinin statüsüne ve kullanımına herhangi bir tehdit oluşturmaksızın, toplumsal veya bireysel repertuara eklenmesi durumudur.
Additive-factors Method
İki bağımsız değişkenin aynı ya da farklı bilişsel işlem aşamalarını etkileyip etkilemediğini tepki süresi verileri üzerinden inceleyen analitik bir prosedür.
Catoptrics
Işığın yansıma olgusunu ve aynalar aracılığıyla görüntü oluşturan optik sistemleri inceleyen alt bilim dalı.
Concept
Nesnelerin, olayların veya soyut özelliklerin ortak niteliklerini temsil eden ve onları zihinsel bir kategoride birleştiren temel bilişsel tasarımdır.
Concept Acquisition
Bireyin duyusal verileri, deneyimleri ve soyutlama süreçlerini kullanarak yeni bir nesne, olay ya da duruma ait zihinsel kategoriler ve şemalar oluşturma süreci.
Concept Hierarchy
Ortak özellikler paylaşan nesne, olay veya olguların çok katmanlı bir yapıda, genelden özele doğru sıralandığı zihinsel organizasyon şeması.
Concept-discovery Task
Katılımcının, bir kategorinin üyelerini ve üye olmayanlarını belirleyen kuralı deneme-yanılma ve tümevarımsal akıl yürütme yoluyla ortaya çıkarmasını gerektiren deneysel görev.
Concept Formation
Bireyin bir ya da daha fazla somut örnekten yola çıkarak ortak özellikleri soyutlaması ve bir sınıfa ait olma koşullarını öğrenmesi sürecidir.
Concept Learning
Organizmanın veya yapay bir sistemin, belirli bir uyaran kümesini ortak özelliklerine göre kategorize ederek soyut bir kategori kuralı çıkarması süreci.
Concept-identification Task
Katılımcıların, belirli bir kurala veya hipoteze dayanarak önceden belirlenmiş bir kavramın örneklerini örnek olmayanlardan ayırmasını gerektiren deneysel bir bilişsel görev.
Apprehension Span
Bir bireyin, çok kısa süreli tek bir uyaran sunumu sonrasında görsel veya işitsel örüntüden hatasız olarak rapor edebildiği maksimum öğe sayısıdır.
Apprehension-span Test
Katılımcıların çok kısa süreyle sunulan görsel uyarıcı dizilerinin ne kadarını algılayıp rapor edebildiğini ölçen bilişsel bir değerlendirme yöntemidir.
İnsight Learning
Bir problemin unsurlarının zihinsel olarak yeniden yapılandırılmasıyla aniden anlaşılarak çözüme ulaşılmasını sağlayan bilişsel öğrenme biçimi.
Comprehension Test
Bireylerin okudukları metinleri anlama kapasitesini veya pratik yaşam senaryolarında sergileyecekleri muhakeme ve problem çözme becerilerini değerlendiren psikometrik ölçüm aracı.
Conceptual Dependency
Doğal dildeki cümlelerin anlam yapılarını ve kavramsal ilişkilerini bilgisayar programlarının anlayabileceği şekilde biçimselleştiren bir anlamsal ağ kuramı.
Conceptually Driven Processing
Duyusal girdilerin bireyin ön bilgileri, beklentileri, bağlamı ve geçmiş deneyimleri tarafından şekillendirilerek algılandığı üstten alta (top-down) bilgi işleme mekanizmasıdır.
Conceptual İmagery
Soyut kavramların veya kavramlar arası ilişkilerin zihinsel düzlemde görsel ya da uzamsal formlar olarak temsil edilmesidir.
Conceptual Complexity
Bir fikir ya da argümanın, içerdiği soyut kavramların çokluğu ve bu kavramlar arasındaki girift bağlar nedeniyle anlaşılmasının güçlük derecesidir.
Conceptual Model
Kavramlar arasındaki ilişkileri veya kavramların özelliklerini görsel olarak temsil etmek için kullanılan şematik diyagram veya düzenleyici yapı.
Conceptually Guided Control
Üst düzey zihinsel yapılar ve kavramsal sistemler tarafından yönetilen, düşünce süreçlerini belirli hedeflere yönlendiren insan bilgi işleme aşaması.
Conceptual Classification
Sınıflandırma görevlerinde, nesnelerin veya uyarıcıların ortak işlevlerine ya da benzer bir kategoriye üyeliklerine dayanarak gruplandırılması.
Conceptual System
Bir bireyin bilişsel yeteneklerini, duygusal farkındalığını, deneyimlerini ve dünya görüşünü, dış dünyadaki verileri anlamlandırmak üzere yapılandıran bütüncül zihinsel organizasyon.
Conceptual Tempo
Bireyin bilişsel görevleri yerine getirirken sergilediği tipik hız profili olup, özellikle gözlem, düşünme ve problem çözme süreçlerinde aceleci veya ihtiyatlı bir yaklaşım benimsemesini ifade eden bir bilişsel stil boyutudur.
Conceptual Test
Bir uyarıcının anlamsal özelliklerinin işlenmesini gerektiren ve hem örtük hem de açık bellek süreçlerini değerlendirmek için kullanılan deneysel ölçüm aracı.
Conjunction Search
Hedef nesnenin iki veya daha fazla ayırt edici özelliğe (örneğin hem renk hem şekil) sahip olduğu ve bu özelliklerin kombinasyonunun arandığı görsel arama görevidir.
Moving-window Technique
Okuma çalışmalarında, metindeki kelimelerin belirli bir hızda ilerleyen sınırlı bir görüş alanı (pencere) dışında maskelendiği deneysel bir Paradigma.
Source Memory
Bir bilginin veya anının nereden, ne zaman ve nasıl edinildiğini hatırlama yeteneğidir.
Resource Allocation
Bir programın, projenin veya bilişsel sistemin çabalarının ve mevcut imkanlarının farklı bileşenler ya da katılımcılar arasında paylaştırılması sürecidir.
Source Language
Bir bireyin öğrenme, edinme veya çeviri sürecinde hareket noktası olarak kullandığı, genellikle anadili olan birincil dil.
Source Monitoring
Kişinin anılarının, bilgilerinin veya inançlarının kökenini (bizzat yaşanmış bir olay mı, yoksa rüya, film veya başkasının anlatımı mı olduğunu) ayırt etme bilişsel süreci.
Source Confusion
Bir anının edinildiği kaynağın yanlış hatırlanması veya başka bir kaynakla karıştırılması durumu.
Nonaccidental Properties
Gözlemcinin bakış açısına göre değişmeyen ve nesne tanımında kritik ipuçları sunan görsel özelliklerdir.
Win–stay, Lose–shift Strategy
Ayırt etme öğrenmesinde organizmanın ödüllendirildiği davranışı sürdürmesi, ödüllendirilmediği veya ceza aldığı durumlarda ise davranış kalıbını değiştirmesi ilkesine dayanan zihinsel ve davranışsal strateji.
Payoff Matrix
Bir bireyin veya karar vericinin olası tüm eylem seçeneklerinin maliyetlerini ve faydalarını listeleyen analitik bir tablo.
Augury
Gelecekteki olayları kehanetler, alametler veya doğa olayları temelinde tahmin etme ve yorumlama uygulaması.
Cheiromancy
İnsanın avuç içindeki çizgileri, şekilleri ve tepecikleri inceleyerek karakter analiz etme veya geleceği tahmin etme iddia eden psödobilimsel uygulama.
Butterfly Effect
Kompleks ve dinamik sistemlerde başlangıç koşullarındaki ufak değişimlerin, zamanla büyük, doğrusal olmayan ve öngörülemez sonuçlar doğurması eğilimi.
Word-length Effect
Bellek kapasitesi testlerinde, kısa kelimelerin uzun kelimelere kıyasla çok daha yüksek oranda hatırlanması olgusudur.
Word-frequency Study
Hatırlanması istenen kelimelerin kullanım sıklığının manipüle edilerek bunların sonraki bellek performansı üzerindeki etkilerini inceleyen deneysel çalışma.
Word-recognition Skills
Okuma sürecinde yazılı sözcükleri anında tanımak, bağlam ipuçlarını yorumlamak, ses birim bilgisi (phonics) ve yapısal analizi kullanmak için devreye sokulan bilişsel stratejiler kümesidir.
WSE
Bireylerin, tek başına sunulan harflere kıyasla, anlamlı bir kelime bağlamı içinde yer alan harfleri çok daha hızlı ve doğru algılaması ve tanıması.
Word-fragment Completion Task
Önceden sunulmuş bir kelimenin eksik harflerle bırakılan boşluklarının katılımcı tarafından tamamlanması esasına dayanan, dolaylı bir bellek testidir.
Word-superiority Effect (WSE)
Bireysel harflerin, tek başlarına gösterildiklerinde kıyasla anlamlı bir kelime bağlamı içinde sunulduklarında çok daha hızlı ve doğru bir şekilde algılanması olgusu.
Verbatim Recall
Sözel materyallerin (örneğin bir konuşma, şiir veya alıntı) tam olarak orijinal kelime dizilimiyle hafızadan geri çağrılması süreci.
Word-span Test
Bireyin işleyen belleğinin kapasitesini ve sözel bilgileri ardışık bir sırada tutma becerisini ölçen standartlaştırılmış bir bilişsel değerlendirme testidir.
Word-recognition Threshold
Bir kelimenin doğru bir şekilde tanınabilmesi için görsel veya işitsel uyaran olarak sunulması gereken minimum süre miktarı.
Edge
Bir nesnenin sınırını veya bir görseldeki iki farklı eleman arasındaki geçiş çizgisini tanımlayan topolojik terim.
Edge Detector
Görsel sistemdeki karanlık-aydınlık geçişlerine ve kontür sınırlarına en yüksek yanıtı veren retinal ganglion hücreleri veya teorik görsel işlemciler.
Self-administration
Bir bireyin tıbbi bir ilacı veya bağımlılık yapıcı bir maddesini kendi rızası ve fiziksel eylemiyle vücuduna alması süreci.
Self-instructional İmagery
Bireyin bir beceriyi öğrenmek veya mükemmelleştirmek amacıyla zihninde oluşturduğu, geçmiş performans hatalarını düzeltmeye ya da gelecekteki hareketleri biçimlendirmeye yarayan görselleştirme süreci.
Self-organizing System
Bileşenlerinin içsel özellikleri sayesinde dışsal bir müdahaleye gerek duymaksızın kendiliğinden etkileşime girerek daha üst düzey bir yapı oluşturduğu dinamik bütün.
Self-terminating Search
Aranan hedef nesne veya bilgi tespit edildiği anda tarama sürecinin derhal durdurulduğu Bilişsel bir arama stratejisidir.
Spontaneous Recovery
Klasik veya edimsel koşullanma süreçlerinde sönmeye uğramış olan koşullu tepkinin, herhangi bir ek pekiştirme olmaksızın aradan geçen bir süre sonunda yeniden ortaya çıkması.
Self-evident
Ek bir kanıta, ampirik veriye veya destekleyici argümana ihtiyaç duyulmaksızın zihin tarafından derhal doğru olduğu algılanan önerme veya durum.
Discrete Movement Task
Tanımlanabilir bir başlangıç ve bitiş noktasına sahip olan, amaca yönelik kas aktivitesi veya motor beceri.
Law Of Precision
Gestalt psikolojisinde, tüm algısal uyarıcıların düzenli, simetrik ve net sınırlara sahip formlar halinde örgütlenme eğiliminde olduğunu belirten ilke.
Discontinuity Hypothesis
Gestalt psikolojisinde, ayrımcı öğrenme ve problem çözme süreçlerinin kademeli bir birikimle değil, ani kavrayış ve algısal yeniden yapılandırma yoluyla kesintili bir sıçramayla gerçekleştiğini savunan görüş.
Fractional Antedating Goal Response
Bir dizi koşullu tepki zincirinde, hedefe yaklaştıkça giderek daha erken ortaya çıkan ve sonraki davranışlar için birer koşullu uyarıcı işlevi gören parçacıl tepki öncülü.
Sharpening
Orijinal deneyimle kıyaslandığında, bir anının bazı detaylarının zaman içinde daha net, belirgin ve hatta abartılı hale gelmesi olgusu.
Discovery Learning
Bireyin pasif bir alıcı olmaktan ziyade, problem çözme, hipotez kurma ve bizzat deneyimleme süreçleri yoluyla bilgiyi kendi yapılandırmasını sağlayan bilişsel öğrenme yaklaşımı.
Exploratory Drive
Organizmayı çevresini incelemeye, yeni alanlar ve uyaranlar aramaya yönlendiren temel motivasyonel itki.
Discovery Method
Öğrencilerin tümevarımsal akıl yürütme ve aktif deneyim yoluyla, öğretmen rehberliğinin asgari düzeyde tutulduğu bir süreçle bilgiyi bizzat yapılandırmasını amaçlayan bilişsel öğretim stratejisidir.
Exploratory Procedure
Bireylerin dokunma duyusunu optimize ederek nesnelerin fiziksel özelliklerini (sertlik, doku, sıcaklık vb.) algılamak amacıyla ellerini ve parmaklarını istemsiz veya bilinçli olarak hareket ettirme stratejileridir.
Refractive İndex
Işığın bir saydam ortamdan diğerine geçerken ne ölçüde büküldüğünü ve boşluktaki hızının o ortamdaki hızına oranını gösteren optik katsayıdır.
Diffraction
Dalgaların bir engelin kenarından geçerken veya dar bir açıklıktan yayılırken bükülmesi veya saçılması olayı.
Short-term Memory (STM)
Yaklaşık 10 ila 30 saniyelik bir zaman dilimi içinde sınırlı miktardaki bilginin yeniden üretilmesi, tanınması veya hatırlanması sürecidir.
Tit-for-tat Strategy (TFT Strategy)
Bir tarafın iş birliğiyle başlayıp, sonrasında rakibinin önceki hamlesini birebir taklit ettiği, oyun teorisi temelli stratejik bir pazarlık ve etkileşim yöntemidir.
Shortcut Key
Ergonomide, sık kullanılan işlevleri tek bir adımda veya tuş kombinasyonuyla etkinleştirerek daha karmaşık menü seçimlerine olan ihtiyacı azaltan mekanizma.
Vicious Circularity
Öncüllerin kanıtlanması gereken sonucu doğrudan ya da dolaylı olarak varsaydığı, kaçınılmaz bir mantıksal çıkmaz yaratan öz-göndergesel paradoks.
Constrained Association
Bireyin zihinsel arama alanının belirli kategoriler, kurallar veya yönergeler doğrultusunda sınırlandırıldığı, kontrollü bir bellek ve kelime çağrışım görevidir.
Contingency Awareness
İki olay veya değişken arasındaki nedensel ya da ilişkisel bağımlılığın bilişsel düzeyde fark edilmesi durumu.
Partial
Kompleks bir ses tonu içerisindeki herhangi bir frekans bileşenidir ve her zaman bir armonik olmak zorunda değildir.
Partial Reinforcement Effect (PRE)
Sürekli pekiştirmeye kıyasla, aralıklı veya kısmi pekiştirme tarifelerine maruz kalan davranışların sönmeye karşı çok daha yüksek direnç göstermesi durumu.
Partial Report
Sunulan toplam bilginin yalnızca belirli bir kısmının hatırlanmasını gerektiren deneysel bellek test yöntemidir.
Continental Philosophy
20. yüzyılın ortalarından itibaren Kıta Avrupası'nda gelişen ve analitik felsefe geleneğinden ayrılan fenomenoloji, varoluşçuluk, yapısalcılık ve yapısöküm gibi felsefi akımların genel adıdır.
Scarcity
Bireylerin sınırlı ya da nadir olduğunu algıladıkları kaynaklara, fırsatlara veya bilgilere daha yüksek değer biçmesini ve bu durumun aciliyet hissi yaratarak karar alma süreçlerini manipüle etmesini açıklayan psikolojik ilke.
Comparator Hypothesis
Klasik koşullanmada tepki gücünün, koşullu uyarıcının ardından koşulsuz uyarıcının gelme olasılığının, bu uyarıcının olmadığı durumlardaki gelme olasılığıyla kıyaslanarak belirlendiğini öne süren ilişkisel öğrenme modeli.
Kilner Screen
İnsan vücudundan yayıldığı iddia edilen görünmez auraları gözlemlemek amacıyla tasarlanmış özel bir ışık filtresi ve inceleme aygıtıdır.
Kinesthetic İmagery
Hareketlerin ve proprioseptörlerden gelen duyusal girdilerin zihinsel olarak yeniden yaratılması sürecidir.
Kinesthetic Aftereffect (KAE)
Önceki yoğun kas aktivitesinin veya ağırlık algısının ardından ortaya çıkan, hareket algısındaki geçici yanılsama ve bozulmadır.
Kinetic Anamorphosis
Hareket eden bir uyaranın görünümünde, bu uyaranın görsel erişiminin periyodik olarak kesintiye uğramasıyla ortaya çıkan optik ve algısal bozulma.
Kinetic Depth Effect
İki boyutlu bir görsel uyaranın hareket halindeyken beyin tarafından üç boyutlu bir form olarak algılanması olgusu.
Kirton Adaption–ınnovation Inventory (KAI)
Bireylerin problem çözme yaklaşımlarındaki yaratıcılık, bilişsel tarz ve adaptif ile inovatif olma derecelerini ölçen 33 maddelik psikometrik bir envanterdir.
İnterpersonal İntelligence
Çoklu zeka kuramında, diğer insanların duygularını, niyetlerini, motivasyonlarını ve arzularını anlama ve bu doğrultuda etkili iletişim kurma kapasitesi.
Personal Equation
Farklı gözlemcilerin ölçüm ve tepki süreçlerinde sergilediği sistematik bireysel farkların, elde edilen veriler üzerindeki kaçınılmaz sapma etkisi.
Theory Of Personal İnvestment
Bireylerin belirli bir faaliyete zaman ve çaba gibi kişisel kaynaklarını yatırma derecesini; kişisel teşvikler, benlik algısı ve algılanan seçenekler bağlamında açıklayan motivasyon modelidir.
Personalized İnstruction
Müfredat veya sınıf düzeyinden bağımsız olarak, öğrencilerin spesifik akademik ihtiyaçlarına birebir odaklanan öğretim yaklaşımı.
Personalized Implicit Association Test
Kişi dışı çağrışımların yanıtlar üzerindeki potansiyel etkisini ortadan kaldırmak ve öznel tutumları hassasiyetle ölçmek amacıyla geliştirilmiş örtük tutum ölçüm yöntemidir.
Wisdom Of Crowds
Çok sayıda bireyin bağımsız tahminlerinin ortalamasının alındığında, tekil uzman tahminlerinden genellikle daha yüksek bir doğruluk oranına ulaşması olgusu.
Classical
Geçmişteki standart veya tipik bir işlev, yöntem ya da ekolü belirten; psikoloji literatüründe genellikle yeni yaklaşımlardan ayırt edilmek üzere kullanılan niteleyici sıfat.
Classical Conditioning
Başlangıçta nötr olan bir uyarıcının, refleksif bir tepki uyandıran doğal bir uyarıcıyla defalarca eşleşmesi sonucunda, tek başına o refleksif tepkiyi tetikler hale gelmesini sağlayan temel bir öğrenme mekanizmasıdır.
Classicism Factor
Psikolojik estetikte; antik Yunan ve Roma sanatının geleneksel değerlerini, biçimsel kusursuzluğunu ve düzenini vurgulayan sanatsal stil boyutu.
Keyboard
Kullanıcının harf, sayı, sembol veya fonksiyon tuşlarına basarak bir bilgisayara veri girmesini sağlayan giriş aygıtıdır.
Coarticulation
Bir dizi eylem veya konuşma sesinin (fonemin), hemen öncesindeki veya sonrasındaki diğer öğelerden etkilenerek fiziksel üretim biçiminin değişmesi olgusu.
Code Switching
İki veya daha fazla dil, diyalekt ya da kayıt (register) bilen bireylerin, iletişim kurdukları bağlama, sosyal ortama veya gruba göre diller arası geçiş yapması durumu.
Codification
Verilerin, bilgilerin veya maddelerin organize bir biçimde sistematik olarak düzenlenmesi ve belirli kategorilere sınıflandırılması süreci.
Coding / Encoding
🔹 1. (coding): Verilerin, bilgilerin veya nitel metinlerin analiz edilebilmesi, depolanabilmesi veya işlenebilmesi için belirli kurallara göre sembolik kategorilere dönüştürülmesi süreci. 🔹 2. (encoding): Duyusal girdilerin, bellekte işlenebilecek ve depolanabilecek bir forma dönüştürülmesini sağlayan bellek sürecinin ilk aşaması.
Encoding Specificity
Anıların hatırlanma performansının, kodlama (öğrenme) anındaki bağlamsal koşullarla geri çağırma anındaki koşulların örtüştüğü ölçüde artacağını savunan bellek ilkesidir.
Encoding Strategy
Yeni edinilen bilginin kalıcı belleğe aktarılmasını ve daha sonra hatırlanmasını garantilemek amacıyla kullanılan zihinsel veya davranışsal yöntemler bütünü.
Codability
Bir dilin konuşucularının, çevredeki bir uyarıcıyı (örneğin bir renk tonunu) adlandırma konusunda fikir birliğine varma derecesidir.
Coherence
Farklı psikolojik veya fiziksel bileşenler arasında anlamlı ve mantıksal bir tutarlılığın, bağlantının var olma durumu.
Cocktail-party Effect
Bireyin gürültülü ve çok sesli bir ortamda, arka plandaki uyarıcıları bastırarak dikkatini tek bir ses kanalına veya konuşmacıya odaklayabilme becerisi.
Focus Of Convenience
George A. Kelly'nin kişisel yapı kuramında, belirli bir yapının veya teorinin en yüksek öngörü gücüyle açıkladığı olgular kümesi.
Collective İnduction
Bir grup bireyin, belirli somut olgu, veri veya kanıtlardan hareketle ortak akıl yürüterek genel ilke, kural veya çözümlere ulaşma süreci.
Collative Properties
Sanat formlarındaki uyarıcı örüntülerinin karmaşıklık, yenilik ve belirsizlik gibi yapısal nitelikleridir.
Colorimeter
Monokromatik ve beyaz ışık karışımlarının veya üç ana rengin bilinen oranlarıyla karşılaştırma yaparak renkleri tanımlayan, eşleyen veya üreten optik ölçüm cihazı.
Armchair Psychology
Deneysel gözlem ve ampirik kanıtlara başvurmaksızın, yalnızca içgözlem, varsayım ve rasyonel süreçlere dayanan gayriresmi psikolojik çıkarım biçimi.
Combination Law / Law Of Combination
🔹 1. (combination law): Farklı olasılıkların veya mantıksal önermelerin bir arada değerlendirilmesini yöneten matematiksel ve istatistiksel yasa. 🔹 2. (law of combination): Birden fazla uyarıcının eş zamanlı veya yakın zamanlı olarak ortak bir tepki üretebilmesi ya da herhangi birini tetikleyen bir uyarıcının sunulmasıyla iki tepkinin birlikte ortaya çıkabilmesi ilkesidir.
Combinatorial Operation
Belirli kural setlerini takip ederek yapı taşlarını birleştiren ve bu sayede yeni zihinsel temsiller üreten bilişsel süreç.
Error Of Commission
Bireyin gerçekleştirmemesi gereken yanlış veya fazladan bir eylemde bulunmasıyla ortaya çıkan insan hatası türüdür.
Complex İdeas
Assosiasyonizmde (çağrışımcılık), basit duyu verilerinin zihinsel işlemlerle bir araya gelmesiyle oluşan soyut ve çok katmanlı zihinsel tasarımlar.
Complex Reaction Time
Birden fazla uyarıcı arasından belirli olanın seçilmesi ve buna karşılık gelen farklı hareketlerin eşleştirilmesi sürecinde geçen bilişsel işlem süresidir.
Complex Tone
Farklı frekanslara sahip iki veya daha fazla bileşenden oluşan işitsel uyarıcı.
Complication Experiment
İki veya daha fazla olayın aynı anda gerçekleştiği ancak bunlardan yalnızca birinin dikkat odağında olduğu, dikkat dışı kalan olayların ise zaman içinde yer değiştirdiğini (kaydığını) gösteren deneysel paradigma.
Conation
Bilgi, duygu ve güdüleri eyleme dönüştüren proaktif irade ve çaba bileşenidir.
Conative
Bir amaca yönelik istemli eylemi, iradi çabayı ve kişisel motivasyonu karakterize eden psikolojik süreç.
Configural Display
Bireylerin karmaşık verileri ve ilişkileri tek bir bütünsel form veya örüntü (gestalt) olarak algılamasını sağlayan görsel bilgi sunum sistemi.
Configural-cue Approach
Bileşik bir uyarıcıya verilen tepkinin, uyarıcının tekil parçalarından ziyade bütünsel formuna odaklandığını savunan deneysel öğrenme modeli.
Configuration
Öğe veya bileşenlerin belirli bir düzen, örüntü veya form içinde bir araya gelme biçimi.
Goodness Of Configuration
Bir şekil veya formun yüksek düzeyde basitlik, düzenlilik, simetri ya da süreklilik barındırma niteliğidir.
Configural Superiority Effect
Görsel algıda, bir grup öğenin veya özelliğin oluşturduğu bütünsel konfigürasyonun, tek başına bir öğeye kıyasla çok daha hızlı ve kolay algılanması olgusu.
Configural Learning
İki veya daha fazla uyarıcının tek başlarına değil, yalnızca bir araya geldiklerinde oluşturdukları bütüncül kombinasyona karşı verilen tepkilerin öğrenilmesi süreci.
Confluence
Farklı kaynaklardan gelen güdülerin, algısal ögelerin veya bilişsel süreçlerin tek bir akışta veya yapıda birleşmesi durumu.
Concentration
Bilişsel süreçlerin veya zihinsel enerjinin, dikkat dağıtıcı unsurlar elimine edilerek belirli bir uyarıcıya veya probleme bilinçli olarak yönlendirilmesi ve sürdürülmesi.
Concentrative Meditation
Bireyin dikkatini tek bir nesneye, sese, mantraya veya düşünceye sabitleyerek bilinç akışını diğer uyaranlara karşı kapattığı zihinsel disiplin biçimidir.
Consentience
İnsan dışı canlılara atfedilen, üst düzey öz-farkındalık içermeyen daha alt düzey bir bilinç ve duyumsama biçimi.
Conservation
Fiziksel nesnelerin şekil veya konum değiştirmelerine rağmen kütle, hacim ve sayı gibi temel niteliklerinin değişmediğini kavrama bilişsel yetisi.
Consilience
Farklı disiplinlerden ve bağımsız kaynaklardan gelen kanıtların ortak bir noktada buluşarak güçlü ve tutarlı bir bilgi bütünü oluşturması ilkesidir.
Concinnity
Sanatsal veya kavramsal bir tasarımın çeşitli unsurlarının hem kendi aralarında hem de bütünle kurduğu kusursuz ve uyumlu düzenleme niteliği.
Consonant
Ses yolunun kısmen veya tamamen daraltılması ya da kapatılmasıyla üretilen ve ünlülerle birleşerek hece oluşturan konuşma sesi.
Constellation
Bilişsel psikolojide, ortak bir tema veya çağrışım etrafında kümelenmiş bir fikirler ve temsiller grubu.
Constructionism
Bireylerin bilgiyi ve gerçekliği dış dünyadan pasif bir şekilde almak yerine, kendi deneyimleri, sosyal etkileşimleri ve zihinsel süreçleri aracılığıyla aktif olarak inşa ettiğini savunan epistemolojik ve öğrenme teorisi yaklaşımı.
Contingency
İki olay arasındaki, olasılığa dayalı koşullu ilişki; bir olayın gerçekleşmesinin diğerinin ortaya çıkışını öngördüğü durum.
Counterfactual
Gerçekleşmemiş geçmiş olayları veya durumları temel alarak 'Eğer şöyle olmasaydı, böyle olurdu' biçiminde alternatif senaryolar kurma zihinsel süreci.
Contrast
İki veya daha fazla algı, nesne, olay ya da fikrin niteliklerinin kıyaslama yoluyla aralarındaki farkların belirginleştirilmesi durumu.
Contrast-sensitivity Function (CSF)
Görsel sistemin farklı mekansal frekanslardaki kontrastı ayırt etme yeteneğini grafiksel olarak temsil eden işlevsel ölçüm.
Contrast Effect
İki uyaranın aynı anda veya art arda sunulması durumunda, aralarındaki farkın olduğundan daha yoğun veya baskın algılanması eğilimidir.
Contrast Polarity
İki görsel unsur, özellikle figür ve arka plan arasındaki aydınlık veya karanlık zıtlık derecesidir.
Contrast İllusion
Algılanan bir uyarıcı niteliğinin (boyut, renk, parlaklık veya açı), aynı nitelikte farklı özellikler taşıyan çevreleyici uyarıcıların varlığından etkilenerek sapma göstermesi durumu.
Catch Trial / Control Experiment
🔹 1. (catch trial): Bir deney sırasında uyarıcının kasten verilmediği ancak katılımcının tepkisinin yine de kaydedildiği özel test aşaması. 🔹 2. (control experiment): Bir araştırmanın bulgularının, araştırılan faktörden mi yoksa kontrol edilemeyen dış değişkenlerden mi kaynaklandığını doğrulamak amacıyla tasarlanan ikincil deney.
Control Order
Ergonomide, bir kontrol veya girdi aygıtının çalıştırılması ile ekranda ortaya çıkan sonuç arasındaki işlevsel ilişki türü.
Control Discriminability
Ergonomide bir arayüzdeki denetim mekanizmalarının diğerlerinden kolayca ayrılması ve işlevleriyle doğru eşleştirilmesidir.
Control Function Logic
Ergonomi ve insan-bilgisayar etkileşiminde, bir kontrol veya giriş aygıtının hareketi ile ekranda ya da sistemde meydana gelen sonuç arasındaki mantıksal, sezgisel ve beklendik uyum.
Checklist
Gözlemlenmesi, kaydedilmesi, düzeltilmesi veya belirli bir şekilde değerlendirilmesi gereken öğelerin sistematik dökümü.
Control Processes
Bilgi işleme sisteminde verinin akışını, kodlanmasını, depolanmasını ve geri çağrılmasını organize eden bilişsel mekanizmalar.
Control Theory
Bireylerin mevcut durumlarını belirli bir standartla sürekli olarak kıyaslayıp aradaki farkı kapatmak üzere davranışlarını ayarlamasını inceleyen ve köklerini mühendislik ile matematiğe dayandıran öz-düzenleme modeli.
İllusion Of Control
Bireylerin, dışsal olayların kendi eylemleri veya seçimleri tarafından yönetildiği ya da etkilendiğine dair sahip oldukları asılsız inançtır.
Control–display Ratio
Bir girdi cihazının hareket mesafesi ile ekranda ya da göstergede oluşturduğu karşılık gelen hareket mesafesi arasındaki oransal ilişki.
Controlled Association
Katılımcının yanıtlarının belirli yönergelere veya kısıtlamalara göre uyarıcıyla ilişkilendirilmesini zorunlu kılan deneysel teknik.
Controlled Attention
Bireyin bilişsel kaynaklarını bilinçli ve istemli bir şekilde belirli bir uyarıcıya yöneltmesi ve bu esnada çeldiricileri aktif olarak inhibe etme kapasitesidir.
Controlled Processing
Bilinçli farkındalık, niyet, çaba ve sınırlı bilişsel kapasite gerektiren bilgi işlemleme türüdür.
Controlled-exposure Technique
Reklamların etkinliğini piyasaya sürülmeden önce sınırlı bir kitle üzerinde test etmek ve tüketici tepkilerini fizyolojik ile anket tabanlı yöntemlerle ölçmek amacıyla kullanılan deneysel bir araştırma yöntemidir.
Location Constancy
Gözlemcinin hareket etmesine ve görsel çevreyle olan ilişkisinin değişmesine rağmen, durağan bir nesnenin ve bulunduğu ortamın konumunun sabit algılanması eğilimidir.
Speech Perception
Dinleyicinin akustik ses dalgalarını anlamlı fonolojik birimlere ve sözcüksel temsile dönüştürme nörobilişsel süreci.
Motor Theory Of Speech Perception
Konuşma algısının, dinleyicinin işittiği sesleri kendi konuşma aparatıyla nasıl üreteceğini bilinçdışı olarak hesaplamasına dayandığını savunan bilişsel model.
Conversation Analysis
İki veya daha fazla konuşmacı arasındaki resmi veya günlük sözel alışverişlerin, yapılandırılmış etkileşim kalıplarını ortaya çıkarmak amacıyla incelenmesidir.
Speech Functions
Sözlü dilin, temel olarak fikir iletimi, sosyal ilişkilerin sürdürülmesi ve duyguların ifade edilmesi amacıyla yerine getirdiği çeşitli işlevler bütünü.
Conversational Maxims
H. Paul Grice tarafından formüle edilen; kişilerarası etkili ve işbirlikçi iletişimi yönlendiren doğruluk, miktar, ilgililik ve tarz ilkelerinden oluşan dört temel kural.
Conversational Repair
İletişim sırasında ortaya çıkan işitme, anlama veya ifade etme sorunlarını gidermek amacıyla konuşmacı veya dinleyici tarafından devreye sokulan düzeltme mekanizmasıdır.
Speech Synthesizer
Metinsel girdileri veya klavye/dokunmatik panel komutlarını yapay insan konuşmasına dönüştüren bilgisayar tabanlı sistem.
Speech Recognition System
İnsan konuşmasını algılayıp işleyerek dijital komutlara veya metne dönüştüren bilgisayar yazılımı.
Speech Community
Ortak bir dili veya dil çeşitliliğini (lehçe, ağız) konuşan ve dilin kullanımına dair ortak normlar ile beklentileri paylaşan insan grubu.
Conversational İnference
Bireylerin bir sohbet sırasında, söylenenlerin ötesine geçerek açıkça ifade edilmeyen niyetleri, bağlamsal ipuçlarını ve kültürel normları kullanarak anlamlandırma sürecidir.
Convolutional Neural Network
Girdi verilerindeki uzamsal örüntüleri, kenarları ve dokuları filtreler aracılığıyla tarayarak öznitelik çıkaran, özellikle bilgisayarlı görü ve görüntü tanıma görevlerinde kullanılan derin öğrenme mimarisi.
Coordinate Bilingual
İki dili birbirine bağlı olmaksızın, tamamen farklı bağlamsal ortamlarda ve ayrı zaman dilimlerinde edinmiş olan bireylerin dilsel yetkinlik durumudur.
Copernican Theory
Güneş'i evrenin veya Güneş sisteminin merkezine koyan, Dünya dahil diğer gezegenlerin onun etrafında dairesel yörüngelerde döndüğünü savunan heliosentrik model.
Kopfermann Cubes
Üç boyutlu bir küp yerine iki boyutlu düzlemsel figürler olarak algılanan çizgi çizimleri.
Copula
Dilbilimde ve bilişsel bilimlerde, cümlenin öznesi ile tümleci arasında eşdeğerlik kurarak anlamsal köprü oluşturan bağ fiil.
Chord Keyboard
Sınırlı sayıdaki tuşun farklı kombinasyonlarla eşzamanlı basılması yoluyla geniş bir alfa-nümerik veri girişine olanak tanıyan özel veri giriş aygıtı.
Corridor İllusion
İki özdeş nesnenin, arka plandaki derinlik ipuçları nedeniyle farklı boyutlarda algılanmasına neden olan bir boyut sabitliği yanılsaması.
Corneal Reflection Technique
Korneadan yansıyan ışık ışınlarını analiz ederek göz hareketlerini ve bakış yönünü yüksek hassasiyetle incelemeye yarayan deneysel yöntem.
Korte’s Laws
Ardışık olarak sunulan iki veya daha fazla sabit uyaranın görünür hareket (apparent motion) üretmesi için gereken optimum koşulları açıklayan ilkeler bütünü.
Cortical-arousal Factor
Psikolojik estetik bağlamında, bir sanat eserine verilen ve bireyin merkezi sinir sistemindeki uyarılma düzeyini (özellikle uykulu-uyanık ve zayıf-güçlü eksenlerinde) artıran tepki boyutu.
Maintenance Rehearsal
Bilginin işleyen bellekte ya da kısa süreli bellekte kaybolmasını önlemek amacıyla aynı formda ardışık olarak tekrar edilmesi süreci.
Conditioning
Belirli deneyimlerin, organizmanın belirli eylemlerde bulunma olasılığını artırması veya azaltmasıyla sonuçlanan temel öğrenme süreci.
Conditioning Apparatus
İnsan dışı canlılar üzerinde yürütülen deneysel araştırmalarda, davranışsal koşullandırma prosedürlerini uygulamak amacıyla kullanılan her türlü laboratuvar donanımı ve mekanik düzenektir.
Conditional Reasoning
"Eğer X ise, o halde Y" formatındaki önermelere dayalı formal mantık ve çıkarım yapma bilişsel süreci.
Contingent Aftereffect
Bir uyarıcı boyutunun (örneğin renk) algısının, farklı ve bağımsız başka bir uyarıcı boyutuna (örneğin yönelim) bağlı olarak değiştiği görsel algı olgusudur.
Conditional Discrimination
Bir uyarıcının varlığında gösterilen tepkinin pekiştirilmesinin, başka uyarıcıların da eşzamanlı veya ardışık olarak varlığına bağlı olduğu karmaşık bir öğrenme sürecidir.
Conditional Clause
Bir hipotezi, olasılığı veya şartı ifade eden, tipik olarak 'eğer' veya 'mademki' gibi bağlayıcılarla kurulan bağımlı yancümlecik.
Conditioned Emotional Response (CER)
Klasik koşullanma süreci sonucunda, başlangıçta nötr olan bir uyarıcının tipik olarak korku veya kaygı gibi olumsuz bir duygusal tepkiyle eşleşmesi durumu.
CER
Nötr bir uyarıcının klasik koşullanma yoluyla korku, kaygı veya sevinç gibi duygusal bir tepki uyandırması durumu.
Conditioned İnhibition
Daha önce farklı bağlamlarda deneyimlenmiş bir uyarıcının sunulmasıyla, halihazırda var olan koşullu tepkinin zayıflaması veya baskılanması durumu.
Conditional Probability / Contingent Probability
🔹 1. (conditional probability): Bir olayın gerçekleşme olasılığının, başka bir olayın halihazırda gerçekleştiği veya bilindiği varsayımı altında hesaplanan değeridir. 🔹 2. (contingent probability): Bir olayın veya kategorik sonucun, başka bir olay gerçekleştiği takdirde ortaya çıkma olasılığını 0 ile 1 arasında bir değer olarak ifade eden istatistiksel ölçüttür.
Conditioned Reflex
Doğuştan var olmayan, nötr bir uyarıcının, koordine edilmiş eşleşmeler yoluyla biyolojik olarak anlamlı bir uyarıcıyla ilişkilendirilmesi sonucu kazanılan otomatize davranışsal yanıt.
Conditioned Taste Aversion
Bir yiyeceğin veya sıvının tadının mide bulantısı gibi olumsuz bir uyarıcıyla eşleşmesi sonucu, o tada karşı hızla gelişen ve sönmeye karşı dirençli olan kalıcı kaçınma tepkisi.
Conditioned Response (CR)
Klasik koşullanma sürecinde, daha önceden yansız olan bir uyarıcının eşleşmeler sonucu tetiklediği öğrenilmiş ve edinilmiş davranışsal ya da fizyolojik yanıt.
Conditioned Stimulus (CS)
Başlangıçta nötr olan ancak koşullanma süreci sonucunda doğal bir tepkiyi tetikleme kapasitesi kazanan uyarıcı.
Conditioned Stimulus–unconditioned Stimulus İnterval (CS–US İnterval)
Klasik koşullanma süreçlerinde, önceden eşik eğitimi verilmiş koşullu uyarıcının (CS) sunumu ile henüz eğitim almamış koşulsuz uyarıcının (US) sunumu arasında geçen zaman dilimi.
Circumstantial Bilingualism
Bireyin kişisel tercihi veya akademik meraktan bağımsız olarak, göç, azınlık statüsü veya hayatta kalma zorunluluğu gibi dışsal çevresel baskılar nedeniyle ikinci bir dili edinmek zorunda kalması durumudur.
Unconditioned Response (UCR; UR)
Herhangi bir öğrenme veya koşullandırma süreci gerektirmeksizin, belirli bir uyarıcıya karşı doğal ve istemsiz olarak ortaya çıkan otomatize fizyolojik veya davranışsal tepki.
Unconditioned Stimulus (UCS; US)
Herhangi bir öğrenme veya ön koşullanma süreci olmaksızın, organizmada doğuştan ve otomatik olarak biyolojik bir tepki (koşulsuz tepki) ortaya çıkaran uyarıcı.
Unconditioned Stimulus Devaluation (US Devaluation)
Organizmanın doğal olarak bir tepki uyandıran koşulsuz uyarıcısının değerinin, doyum veya kaçınma koşullanması yoluyla bilinçli olarak düşürülmesi işlemidir.
Unconditioned Stimulus Preexposure Effect (US Preexposure Effect)
Bir organizmanın, klasik koşullandırma süreci başlamadan önce koşulsuz uyarıcıya maruz kalması ve buna aşina olması durumunda, sonradan koşullu tepki geliştirme hızının yavaşlaması olgusudur.
US Preexposure Effect
Bir organizmanın, klasik koşullama sürecinden hemen önce koşulsuz uyarıcıya tek başına maruz kalması durumunda, sonradan koşullu uyarıcı ile bu uyarıcı arasında bağ kurma yeteneğinin zayıflaması olgusu.
Sheep–goat Effect
Parapsikolojik deneylerde, görevin başarılabilirliğine inanan bireylerin ('koyunlar') inanmayanlara ('keçiler') kıyasla istatistiksel olarak farklı ve genellikle daha yüksek başarı oranları sergilemesi durumu.
Cosmic Consciousness
İnsanın evrenin bütünlüğü, düzeni ve canlı mevcudiyetiyle derin bir birlik hissettiği; entelektüel aydınlanma ve ölümsüzlük algısıyla karakterize edilen en üst düzey bilinç hâlidir.
Word-stem Completion
Katılımcılara belirli harf dizileri (kökler) verilerek bunları anlamlı tam sözcüklere dönüştürmelerinin istendiği deneysel bir prosedürdür.
Cognate
Farklı dillerde yer almasına karşın ortak bir etimolojik kökenden türeyen ve benzer biçim ile anlam taşıyan sözcükler.
Cul-de-sac
Bilişsel veya davranışsal süreçlerde ilerlemenin durduğu, herhangi bir çıkış veya alternatif çözüm barındırmayan tıkanıklık durumu.
Blind Alley
Tek çıkışı aynı zamanda girişi olan, başka bir bağlantısı bulunmayan labirent yolu veya geçit.
Cryptarithmetic
Rakamların harflerle değiştirildiği ve katılımcının her harfin hangi sayıyı temsil ettiğini mantıksal çıkarım yoluyla bulmasının istendiği bir problem çözme bulmacasıdır.
Cryptesthesia (cryptaesthesia)
Bilinen hiçbir duyusal uyaranla açıklanamayan durugörü, duruişiti, telepati veya diğer duyularötesi algı biçimlerini tanımlayan tarihi bir klinik ve parapsikolojik terim.
Cryptogram
Harflerin birbirinin yerini alacak şekilde rastgele atandığı ve katılımcının ikame kurallarını çözerek orijinal mesajı ortaya çıkardığı problem çözme bulmacası.
Cryptomnesia
Bireyin daha önceden karşılaşıp unuttuğu bir bilgiyi veya fikri, kendi orijinal yaratımı zannetmesiyle ortaya çıkan örtük hafıza hatası.
Crystallized İntelligence (crystallized Ability)
Bireyin yaşam boyu edindiği bilgileri, kültürel birikimi ve öğrenilmiş becerileri kullanarak problem çözme yeteneğidir.
Chroma–brightness Coefficient
Munsell renk sisteminde, rengin doygunluğu (kroma) ile ışık yoğunluğu (parlaklık) arasındaki matematiksel ve algısal ilişkiyi tanımlayan katsayı.
Chromatic / Chromatics
🔹 1. (chromatic): Görme fizyolojisinde ton ve doygunluk özelliklerinin her ikisini de barındıran; siyah, beyaz ve gri dışındaki tüm renkleri niteleyen sıfat. 🔹 2. (chromatics): Optik alanında renklerin fiziksel doğasını ve insan gözü ile beynindeki renk duyumunu inceleyen disiplin.
Chromatic Aberration
Basit bir cam merceğin farklı dalga boylarındaki ışıkları farklı açılarda kırması sonucu, görüntü kenarlarında renk saçaklanmaları ve odak uyuşmazlığı oluşması.
Chromatic Adaptation
Renkli bir uyarana uzun süre maruz kalındığında, o belirli renge karşı duyarlılığın azalması ve görsel sistemin aydınlatma değişikliklerine uyum sağlama yeteneği.
Chromaticity
Bir renk uyarıcısının parlaklığından bağımsız olarak, dalga boyu ve saflık derecesiyle belirlenen objektif niteliği.
Chronesthesia
İnsanın evrimsel süreçte kazandığı; geçmişin farkında olmasını ve geçmiş deneyimlerini kullanarak geleceği öngörmesini sağlayan zihinsel zaman yolculuğu kapasitesi.
Chronically Accessible Constructs
Bireyin geçmiş deneyimleri, kişilik özellikleri veya mesleki yönelimleri doğrultusunda sıkça aktive ettiği ve bu nedenle yeni uyarıcıları yorumlarken zihne en hızlı gelen bilişsel kategoriler veya fikirler.
Chronograph
Zaman dizilerini grafiksel veya sayısal olarak hassas bir şekilde kaydeden ve ölçen enstrüman.
Chronometer
Sıcaklık, basınç ve çevresel dalgalanmalardan etkilenmeden yüksek hassasiyetle zamanı sürekli ölçmek ve sürdürmek üzere tasarlanmış ileri düzey zaman ölçüm cihazı.
Chronometry
Zamanın ve zamansal süreçlerin hassas bir şekilde ölçülmesi bilimi.
Chronometric Analysis
Uyaran koşullarındaki değişimlerin katılımcıların tepki süreleri üzerindeki etkilerini inceleyerek altta yatan zihinsel süreçler hakkında çıkarım yapma yöntemidir.
Overlapping Psychological Tasks
Bilişsel test bağlamında, bireyin zamansal olarak birbirine çok yakın sunulan iki farklı uyarıcıya yanıt vermesini gerektiren örtüşen görevler bütünü.
Kruskal–shepard Scaling
Nesne çiftleri arasındaki benzerlik veya farklılık yargılarını, çok boyutlu bir uzayda mesafeler olarak temsil eden bir çok boyutlu ölçekleme türüdür.
CS–US İnterval
Klasik koşullanma sürecinde, koşullu uyarıcının (KS) başlangıcı ile koşulsuz uyarıcının (KUS) başlangıcı veya sunumu arasında geçen zaman dilimi.
User-friendly
Bir ürünün, sistemin veya arayüzün minimum düzeyde bilişsel yük oluşturacak ve zahmetsiz bir etkileşim sağlayacak şekilde tasarlanmış olduğunu belirten niteleme.
User-centered Design
Hedef kitlenin bilişsel, fiziksel ve psikolojik özelliklerini merkeze alarak kullanılabilir ürün ve sistemler geliştirme ergonomi ve tasarım yaklaşımı.
Usability Engineering
İnsan yetenekleri ve sınırlarına dair bilişsel verileri sistem tasarımı süreçlerine entegre ederek kullanım kolaylığını optimize eden profesyonel disiplindir.
Law Of Use
Bir uyarıcı ile tepki arasındaki bağın, bu bağ tekrarlandıkça güçlendiğini savunan erken dönem öğrenme ilkesi.
Utilization Deficiency
Bireyin daha önceden edinip kanıtladığı bilişsel stratejileri, bellek kapasitesinin yetersizliği nedeniyle görev performansını artırmak için işlevsel olarak kullanamaması durumu.
Usable
Ergonomide bir ürün veya sistemin, minimum hata, hayal kırıklığı ve zorlukla etkili bir şekilde kullanılabilme derecesini ifade eden sıfat.
Cusp Catastrophe Model
Doğrusal olmayan dinamik sistemlerde, küçük ve sürekli girdilerin ani, büyük ve kesikli davranışsal değişimlere yol açabileceğini açıklayan matematiksel model.
İncubation
Bilinçli çabaların sonuç vermediği durumlarda, bir problemin çözümünün bilinçdışı veya yarı bilinçli düzeyde kademeli olarak üretilmesi süreci.
Gambler’s Fallacy
Bağımsız rastgele olayların geçmişteki sonuçlardan etkileneceği yönündeki bilişsel yanılgı.
Kundt’s Rules
Görsel algıda derecelendirilmiş çizgilerle bölünmüş mesafelerin bölünmemiş olanlardan daha büyük algılanmasını ve tek gözle yatay çizgi ortalama testinde orta noktanın burun tarafına kaydırılmasını açıklayan optik prensipler.
Rule
Davranışları, tepkileri yönlendiren veya durumsal normları ileten kılavuz, standart ya da dilbilimsel öğeler arası ilişkileri açıklayan biçimsel mekanizma.
Rule Learning
Psikolojik deneylerde katılımcıların, bir yanıtın kabul edilebilirliğini veya kategori üyeliğini belirleyen ancak önceden açıkça belirtilmeyen sabit bir standardı kademeli olarak edinme süreci.
Rule-based System
İnsan bilgisinin 'eğer-o zaman' (if-then) ilişkileri dizisi şeklinde depolandığı ve mantıksal çıkarımlar yapmak için kullanıldığı bilgisayar programı.
Rule-governed Behavior
Sözel öncüller, talimatlar veya kişinin kendi içsel dilsel formülasyonları tarafından kontrol edilen ve şekillendirilen her türlü davranış.
Prescriptive Grammar
Dilin nasıl kullanılması gerektiğini belirleyen, doğru ve yanlış kuralları dayatan kuralcı dilbilgisi yaklaşımı.
Prescriptivism
Dilin nasıl kullanılması gerektiğine dair katı kurallar dayatan ve belirli dil formlarını üstün tutup diğerlerini stigmatize eden normatif dilbilim yaklaşımı.
Theory
Birbirleriyle ilişkili olguları, gözlemleri ve hipotezleri mantıksal bir bütünlük içinde açıklayan ve yeni öngörülerde bulunmayı sağlayan kapsamlı ilkeler sistemi.
Theory Theory
Çocukların fiziksel ve sosyal dünyayı anlamlandırmak için tıpkı birer bilim insanı gibi zihinsel kuramlar üretip bunları test ederek bilişsel gelişim sağladığını öne süren gelişimsel model.
Hypothetico-deductive Reasoning
Erken ergenlik döneminde ortaya çıkan, soyut hipotezler kurma ve bunları mantıksal çıkarımlarla test etme yeteneğidir.
Construct / Fiction
🔹 1. (construct): Daha basit fikirlerin sentezlenmesiyle oluşan, doğrudan gözlenemeyen ancak gözlenebilir göstergeler aracılığıyla çıkarımlanan soyut kavramsal model. 🔹 2. (fiction): Bireyin pragmatik nedenlerle gerçekmiş gibi kabul ettiği, kanıtlanmamış veya hayali kavram.
Set
Bir organizmanın belirli bir uyarıcıya veya duruma, geçmiş deneyimleri ve beklentileri doğrultusunda önceden hazırlanmış bir tepki verme eğilimi.
Cutaneous Perception Of Color
Gözlerin yardımı olmaksızın, yalnızca derideki mekanoreseptörler veya fotoreseptör benzeri duyusal mekanizmalar aracılığıyla renklerin algılanabildiğini öne süren, deneysel psikolojide tartışmalı bir fenomendir.
Musty
Stereokimyasal koku teorisinde yer alan yedi temel koku sınıfından birini nitelendiren sıfat.
Cultural Ergonomics
İnsan performansını, iş sistemlerinin tasarımını ve değerlendirilmesini etkileyen ulusal kültür, etnisite, cinsiyet ve sınıf gibi kültürel bileşenleri inceleyen uzmanlık alanı.
Cultural Learning
Edinilmiş bilgi ve davranışların nesiller içi ve nesiller arası yüksek doğruluk derecesiyle aktarılması süreci.
Cultural Parallelism
Coğrafi olarak tamamen yalıtılmış ve aralarında hiçbir iletişim bulunmayan farklı insan topluluklarının, benzer çevresel koşullar ve psikolojik evrimsel süreçler neticesinde benzer kültürel kalıplar geliştirmesidir.
Clustering
Bilişsel süreçlerde bilgilerin hatırlama sırasında benzerlik veya anlamsal bağlara göre kendiliğinden veya stratejik olarak gruplandırılması eğilimi.
Set Theory
Nesnelerin koleksiyonlarını ve bu koleksiyonlar arasındaki mantıksal ilişkileri inceleyen matematiksel mantık ve soyut yapı dalıdır.
Cumulative Rehearsal
Kısa süreli bellekte bilgi tutma stratejisi olarak, yeni sunulan her bir öğenin kendinden öncekilerle birlikte sistematik olarak tekrar edilmesi sürecidir.
Global Workspace Theory
Bilinçli deneyimin, beynin özelleşmiş ve bilinç dışı modüllerinde işlenen bilgilerin merkezi bir ağ üzerinden tüm sisteme küresel olarak yayılmasıyla ortaya çıktığını öne süren bilişsel model.
Spherical Aberration
Küresel yüzeyli mercek veya aynaların, eksene farklı uzaklıklardan gelen ışık ışınlarını aynı odak noktasında birleştirememesinden kaynaklanan optik bozulma.
Labial
Dudaklarla ilgili olan veya dudakların katılımıyla üretilen konuşma seslerini ifade eden anatomik ve fonetik terim.
Labiodental
Alt dudağın üst dişlere temas etmesi veya yaklaşmasıyla üretilen ses birimlerini ifade eden fonetik terim.
Maze Learning
Bir organizmanın, başlangıç noktasından hedef nesneye ulaşmak için çeşitli yolları deneyerek, hataları eleyip en doğrudan rotayı bulma sürecidir.
Lambert’s Law
Noktasal bir ışık kaynağından dikey olarak düşen ışığın aydınlattığı bir yüzeyin aydınlanma şiddetinin, kaynak ile yüzey arasındaki mesafenin karesiyle ters orantılı olduğunu belirten prensip.
LAMP
Bireylerin öğrenme kapasitelerini ve bilişsel yeteneklerini sistematik olarak değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş psikometrik ölçüm programıdır.
Land Effect
Retinex renk görme teorisini kanıtlamak amacıyla geliştirilen; siyah-beyaz filtreli fotoğrafların zıt filtrelerle projeksiyonu sonucunda orijinal çok renkli sahnenin algılanmasını sağlayan görsel yanılsama.
LASS
Çocukların anadilini edinme süreçlerinde çevresel ve sosyal etkileşim yoluyla aldıkları yapılandırılmış yetişkin desteğini tanımlayan bilişsel ve gelişimsel bir kavramdır.
Dialect
Belirli bir coğrafi bölge, sosyal sınıf veya etnik gruba özgü, kendine has sözcük dağarcığı, dilbilgisi yapıları ve telaffuzu barındıran dil çeşidi.
Lecanomancy
Bir kabın içindeki suyun yüzeyine bakarak, suya düşürülen nesnelerin oluşturduğu desenleri, dalgalanmaları veya eklenen yağın yayılımını yorumlama temeline dayanan antik bir kehanet sistemidir.
Lexicology
Sözcüklerin anlamlarını, yapısal ilişkilerini ve dildeki işlevlerini inceleyen dilbilim alt dalıdır.
Lexicon
Bir dilin söz varlığının tamamını ve bireyin zihinsel belleğinde depolanan kelime dağarcığı envanterini barındıran yapı.
Lemma
Mantıkta bir teoremin kanıtlanmasında kullanılan ara önerme; psikolingvistik ve bilişsel bilimlerde ise bir kelimenin çekimlenmemiş temel sözlük biçimi ve onunla ilişkili tüm çekim eklerini içeren yapı.
Lens Model
Organizmaların çevreyi doğrudan ve nesnel olarak algılamak yerine, mevcut ipuçlarını kullanarak çıkarımlar, yargılar ve yorumlar oluşturduğunu savunan bilişsel ve algısal model.
Leonardo’s Paradox
Doğrusal perspektif içeren geniş açılı görsel sahnelerin kenar kısımlarındaki düz çizgilerin, insan gözüne veya optik kayıtlara kavisli görünmesi olgusudur.
Flavor
Koku, tat, doku ve sıcaklık bileşenlerinin kombinasyonuyla oluşan ve olfaktör, gustatuar ile dokunma duyu organlarını içeren duyusal algı.
Liebmann Effect
Yalnızca renk tonu (hue) farkıyla tanımlanan sınırlara sahip farklı görsel uyarıcıların, algısal olarak birbirinin içinde erimesi ve sınırların silikleşmesi durumu.
Lickometer
Laboratuvar hayvanlarının bir sıvı dağıtıcı tüpü yalama sıklığını ve süresini elektronik olarak kaydeden deneysel ölçüm cihazıdır.
Liminal
Bir algı eşiğine ilişkin olan veya iki farklı durum ya da mekan arasındaki geçiş evresini tanımlayan durum.
Lipps İllusion Theory
Görsel yanılsamaların algılanmasını, gözlemcinin o anki duygusal durumunun neden olduğu içsel görsel çarpıtmalarla açıklayan klasik psikolojik kuram.
İntramaze Cue
Bir labirentin sınırları içerisinde, organizmanın mekansal yönelimini sağlamak için kullandığı zemin dokusu, duvar rengi veya koku gibi duyusal ipuçları.
Literalism
Gözlenebilir olgulara, metinlerin açık anlamına veya hipnotik süreçlerdeki yalın 'evet/hayır' yanıtlarına bilişsel detaylandırma olmaksızın katı bir şekilde bağlı kalma durumu.
Loci
Bilişsel psikolojide ve hafıza tekniklerinde, bilgilerin zihinsel olarak konumlandırıldığı mekansal odak noktalarını ifade eden çoğul terim.
Logo- (log-)
Konuşma, söz veya kelime anlamlarına gelen ve bileşik kelimelerin oluşturulmasında kullanılan bir ön ek (birleştirici form).
Logogen
İngiliz psikolog John Morton tarafından önerilen; kelimeleri, harfleri veya sayıları temsil eden ve yeterli eşik değerine ulaşıldığında tanıma ile anımsamayı tetikleyen varsayımsal bellek birimidir.
Logographic
Her bir sözcüğü veya biçimbirimi (morfemi) temsil etmek için ayrı bir sembol veya karakter kullanan yazı sistemlerini ifade eden terim.
Looming
Nesnenin göze yaklaşmasıyla birlikte retina üzerindeki görüntüsünün büyümesi ve bunun tetiklediği otomatik savunma veya kaçınma algısıdır.
Luminance
Metrekare başına candela cinsinden ölçülen, bir nesneden yansıyan veya yayılan ışık miktarını belirten fotometrik büyüklük.
Luminosity
Işık kaynağının yaydığı güce ve insan gözünün farklı dalga boylarına duyarlılığına bağlı olarak ortaya çıkan görsel parlaklık hissi.
Adventure-recreation Model
Açık hava rekreasyonel etkinliklerinde risk arayan bireylerin katılım dinamiklerini; katılım düzeyi, risk türü ve seviyesi, sosyal yönelim, karar verme odağı ve tercih edilen çevre gibi değişkenler üzerinden inceleyen teorik çerçevedir.
Mach Bands
Farklı gri tonlarındaki yan yana şeritlerin sınırlarında, insan gözünün kontrastı abartarak açık bölgeyi daha açık, koyu bölgeyi ise daha koyu algılamasına neden olan bir optik yanılma.
Mach Card
Yüzey parlaklığı algısını etkileyen faktörleri ve parlaklık değişmezliğini göstermek amacıyla ortadan kitap gibi katlanarak kullanılan gri kart.
Mach–dvorak Stereoillusion
Sadece iki boyutlu düzlemde hareket eden bir uyaranın, iki gözün görüntüyü zamansal gecikmeyle alması sonucu üç boyutlu derinlik algısı yaratması.
Machian Positivism
Ernst Mach tarafından geliştirilen ve duyusal deneyimi bilginin temeli kabul ederken, bu duyuların dış dünya gerçekliğini sadakatle temsil ettiğini reddeden sübjektivist pozitivizm biçimi.
İnteritem İnterval
Bir dizi veya uyaran dizisi içerisindeki ardışık iki madde ya da öge arasında geçen zaman aralığı.
Analogy Of The Cave
Platon'un insan algısının sınırlılıklarını ve duyusal dünyanın yanıltıcı doğasını açıklamak için kullandığı, insanları mağaradaki zincirlenmiş mahkûmlara benzettiği felsefi metafor.
Prisoner’s Dilemma
Bireylerin rasyonel kararlarının kolektif olarak en kötü sonuca yol açtığı, rekabet ile iş birliği arasındaki çatışmayı inceleyen karma güdümlü oyun teorisi senaryosu.
Machine Consciousness
Bilgisayarlar veya robotlar aracılığıyla insan bilincinin davranışsal, bilişsel ve nöral bileşenlerini modellemek ve incelemek amacıyla simüle edilen işlevler bütünü.
Ghost İn The Machine
Descartescı zihin-beden düalizminin eleştirisi olarak, fiziksel olmayan zihnin fiziksel beden içinde nasıl var olup etkileşime girdiğini açıklayamayan varsayımı betimleyen felsefi ve psikolojik metafor.
Macroergonomics
Herhangi bir çalışma sistemini fiziksel, örgütsel, çevresel ve bilişsel tüm unsurlarıyla geniş bir bütünsel perspektiften ele alan ergonomi yaklaşımı.
Maximin Strategy
Oyun teorisinde ve karar vermede, olası en kötü sonuçların en iyisini seçmeye dayalı risk minimizasyon taktiği.
Maximizer
Mevcut tüm seçenekleri titizlikle inceleyerek her zaman en kusursuz, en ideal kararı vermeye çalışan bireylerin oluşturduğu karar verme profili.
Malapropism
Benzer ses yapısına sahip ancak tamamen farklı anlamdaki bir sözcüğün, yanlışlıkla veya komik bir etki yaratmak amacıyla asıl sözcüğün yerine kullanıldığı dilsel hata.
Malcolm Horizon
Kokpit göstergelerindeki yer temsilinin yatay düzlemde genişletilerek küçük açısal hareketlerin pilot tarafından algılanmasını kolaylaştıran ergonomik bir uçuş aleti iyileştirmesidir.
Malfunction
Bir sistemin, mekanizmanın veya organel yapının amaçlanan işlevini düzgün bir şekilde yerine getirememesi durumu.
Cost–benefit Analysis
Farklı program veya stratejilerin ekonomik verimliliğini belirlemek amacıyla tüm maliyetlerin ve kazanımların ortak bir para birimine indirgenerek oranlandığı analitik prosedür.
Manipulandum
Deneysel psikoloji ve davranış analizinde, deneklerin (özellikle hayvanların) bir davranışta bulunmak veya ödül elde etmek üzere fiziksel olarak etkileşime girdiği nesne.
Logic
Kabul edilen öncüllerden geçerli bir sonuç çıkarılmasını sağlayan argüman biçimlerini ve doğru akıl yürütmeyi hatalı olandan ayıran epistemoloji alt dalıdır.
Logical Thinking
Biçimsel mantık ilkeleriyle tutarlılık gösteren, çıkarımsal ve tutarlı zihinsel işlemler bütünü.
Logical Positivism
Tüm anlamlı önermelerin mantıksal veya matematiksel doğrulamaya ya da ampirik gözleme dayanması gerektiğini savunan 20. yüzyıl felsefi ve bilimsel yaklaşımıdır.
Logical Necessity
Biçimsel bir mantık sisteminin kurallarına ve belirli öncüllere dayandığında, aksi iddia edilemez veya tersi düşünülemez olan kesin geçerli sonuç.
Logical-mathematical İntelligence
Çoklu zeka kuramında tümevarımsal ve tümdengelimsel akıl yürütme, soyutlama, sayısal analiz ve hesaplama becerilerini kapsayan bilişsel kapasite.
Mantra
Hinduizm ve Budizm'de zihni dış uyaranlardan arındırmak, odaklanmayı artırmak ve derin bir bilinç hali tetiklemek amacıyla tekrarlanan kutsal hece, kelime veya ifadeler bütünü.
Marbe’s Law
Kelime çağrışım testlerinde, bir çağrışımı yapma hızının o çağrışımı yapan insan sayısı ile doğru orantılı olduğunu belirten psikolojik yasa.
Marginal Consciousness
Dikkatin odak noktasında yer almayan, zihinsel alanın periferisinde bulunan bilinç içerikleridir.
Marginal Value Theorem
Bir organizmanın, tükenmekte olan mevcut bir kaynak yamasını terk edip yeni ve bilinmeyen bir kaynağa yönelme zamanını, maliyet-fayda analizi üzerinden öngören optimal arayış modeli.
Table-tilting
Spiritüalist seanslarda ruhların iletişim kurma çabasını yansıttığı iddia edilen, parapsikolojide ise psikokineziye bağlanan masa hareketleri olgusu.
Masking
Algıda bir uyarıcının başka bir uyarıcı tarafından kısmen veya tamamen görünmez ya da duyulmaz kılınması; istatistikte ise bir değişkenin etkisinin diğer bir değişken tarafından gizlenmesi durumu.
Masson Disk
Parlaklık görme eşiğini ölçmek için tasarlanmış, döndürüldüğünde merkezde en koyu olacak şekilde değişen gri tonları oluşturan beyaz zemin üzerine siyah segmentli çizgi içeren laboratuvar aracı.
Mathematics Anxiety
Aritmetik ve matematiksel görevlerin icrası sırasında ortaya çıkan, bireyde huzursuzluk, endişe ve fizyolojik gerginlik yaratan duygusal durum.
Mathematical Biology
Biyolojik olgu ve süreçlerin matematiksel modeller ve nicel yöntemler aracılığıyla incelenmesini ve simüle edilmesini amaçlayan disiplinler arası bilim dalı.
Mathematical Model
Psikolojik veya fizyolojik işlevlerin ya da diğer süreçlerin formüller veya denklemler gibi matematiksel terimlerle soyut ve nicel temsili.
Mathematical Learning Theory
Bireylerin veya grupların öğrenme süreçlerini ve deneme sonuçlarını nicel terimler ve matematiksel modellerle açıklayan kuramsal yaklaşımların bütünü.
Mathematical Psychology
Psikolojik süreçlerin altında yatan mekanizmaları modellemek ve davranışsal sonuçları öngörmek amacıyla matematiksel teknikler ve formal kuramlar kullanan disiplinler arası yaklaşım.
Mathematical Ability
Sözel matematik problemleri, hesaplama işlemleri ve sayı-kavram problemleri gibi çeşitli nicel problemleri çözme kapasitesini barındıran çok boyutlu bilişsel beceri kümesi.
Materialism
Zihin ve bilinç dâhil olmak üzere evrendeki her şeyin fiziksel maddeden oluştuğunu ve fizik yasalarına tabi olduğunu savunan felsefi ve ontolojik konum.
Maxwell Disks
Renk karıştırıcı olarak kullanılan, dönen bir mil üzerine yerleştirilmiş yarıklı renkli diskler serisi.
Maxwellian View
Görsel bir uyaranın ışığının göz bebeğinin tam merkezine odaklanmasını sağlayan özel optik düzenleme.
Figurative Language
Kelime veya ifadelerin, gerçek anlamlarının ötesinde analoji, metafor, kişiselleştirme veya zıtlık gibi edebi araçlarla anlam genişlemesine uğratılarak kullanıldığı dilsel yapıdır.
Media Psychology
İnsan davranışı, bilişsel süreçleri ve duygusal tepkileri ile her türlü medya teknolojisi arasındaki etkileşimleri inceleyen uygulamalı psikoloji alt disiplini.
Mechanical Causality
Olayların ve davranışların, bir makinenin parçaları arasındaki nedensel ilişkilerle ve çizgisel bir zorunlulukla açıkladığı katı determinist yapı.
Mechanical İntelligence
Somut nesneleri, mekanik sistemleri ve fiziksel araçları kavrama, yönetme ve bu nesnelerle etkili bir şekilde pratik problemler çözme kapasitesi.
Mechanistic Theory
Psikolojik süreçlerin ve davranışların, tıpkı fiziksel makineler gibi mekanik ve fizyolojik yasalarla açıklanabileceğini öne süren epistemolojik ve metodolojik yaklaşım.
Spatial Cognition
Bireyin çevresindeki mekansal bilgileri toplama, organize etme, kullanma ve güncelleme süreçlerinin bütünüdür.
Spatial Ability
Bireyin bedenini uzayda yönlendirme, algılama ve nesnelerin kendi aralarındaki ya da çevreleriyle olan uzaysal ilişkilerini muhakeme etme becerisidir.
Melioration
Bireyin, elde ettiği yerel pekiştireç oranlarını eşitlemek amacıyla zamanını ve çabasını birden fazla etkinlik arasında dağıtması süreci.
Meme
Toplumların kültürel evrimini sağlayan, bir bireyden diğerine taklit, öğrenme veya iletişim yoluyla aktarılan fikir, davranış veya pratik birimi.
Memory Drum
Geçmişte bellek deneylerinde uyarıcıları belirli bir hızda ve sırayla göstermek için kullanılan mekanik silindir cihazıdır.
Mensa
Yalnızca standardize edilmiş zekâ testlerinden toplumun en üst %2'lik dilimine ait skorları elde eden bireylerin kabul edildiği uluslararası üstün zekâlılar topluluğu.
Mental Balance
Bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçlerin dinamik bir uyum içinde bütünleşmesi ve kişinin içsel süreçleriyle dış çevre arasındaki adaptif homeostazı koruma kapasitesi.
Mental Model
Bireyin dış dünyadaki olayların, nesnelerin veya sistemlerin işleyişini zihninde yapılandırdığı içsel temsil ve simülasyon mekanizması.
Mental Practice
Fiziksel bir hareket veya becerinin, kas aktivitesi olmaksızın zihinsel imgeleme yoluyla provalarının yapılması süreci.
Mental Shift
Bireyin bilişsel setini bir görevden veya kuraldan bir diğerine ani olarak uyarlaması ve odak değiştirmesidir.
Mentalese
Bilişsel ve semantik sistemleri birleştiren, kavramlar ve önermeler üzerinde işlem yapan hipoteze dayalı evrensel düşünce dili.
Mentality
Bireyin veya grubun düşünme kapasitesi, bilişsel eğilimleri ve olayları ele alırken sergilediği kalıplaşmış tutum biçimi.
Mentalism
Düşünce ve duygu gibi zihinsel olguların gerçekliğini ve özerkliğini savunan, bunların tamamen fiziksel ya da fizyolojik süreçlere indirgersenemeyeceğini öne süren epistemolojik ve ontolojik duruş.
Mentation
Genel anlamda zihinsel faaliyetlerin ve düşünme süreçlerinin tamamı.
Curiosity
Yabancı, yeni veya ilgi çekici uyarıcıları araştırmak, gözlemlemek ve bilgi toplamak amacıyla beliren içsel dürtü.
Staircase İllusion
Bir merdiven setinin sonsuza kadar yükseliyor veya alçalıyor gibi göründüğü üç boyutlu imkansız nesne illüzyonudur.
Staircase Method
Uyarıcıların artan ve azalan sırayla sunulduğu, gözlemcinin yanıtı değiştikçe dizi yönünün tersine çevrildiği verimli bir psikofiziksel eşik ölçüm prosedürüdür.
Merkel’s Law
Eşik değerin üzerindeki duyusal farkların, uyaran şiddetindeki eşit farklarla doğrusal bir korelasyon gösterdiğini savunan psikofizik prensibi.
Centralist Psychology
Davranışı çevresel organların değil, üst beyin merkezlerinin işlevi olarak ele alan psikolojik yaklaşım.
Central-tendency Bias
Bireylerin derecelendirme ölçeklerinde uç değerleri (çok düşük veya çok yüksek) kullanmaktan kaçınarak değerlendirmelerini ölçeğin orta noktasına doğru yığma eğilimi.
Central Processor
Bilgi işleme kuramlarında bilgisayar analojisine dayanılarak, depolanan temsiller üzerinde mantıksal ve aritmetik işlemleri yürüten zihinsel sistem bileşeni.
Central Limited Capacity
Bilişsel sistemin belirli bir anda işleyebileceği, dikkat edebileceği veya farkında olabileceği bilgi miktarının doğası gereği kısıtlı olması durumu.
Central Coherence Theory
İnsan zihninin parçaları bütünleştirerek anlamlı bütünler oluşturma eğilimini inceleyen; otizm spektrum bozukluğunda ise bu bütünleştirme kapasitesinin zayıf olduğunu ve detay odaklı işlemeye ağırlık verildiğini savunan bilişsel kuram.
Central Executive
Baddeley ve Hitch'in işleyen bellek modelinde, alt sistemlerin aktivitelerini koordine eden, dikkati yönlendiren ve bilişsel kaynakları paylaştıran sınırlı kapasiteli kontrol bileşeni.
Distance Perception
Bir gözlemcinin kendisi ile görsel bir hedef arasındaki fiziksel uzaklığı doğru bir şekilde tahmin etme yeteneğidir.
Distance Cue
Bir uyarıcının kaynağına olan mesafeyi değerlendirmeyi sağlayan işitsel veya görsel ipuçlarının bütünü.
Distance Paradox
Algılanan nesne büyüklüğü ile mesafe arasındaki ilişkinin, standart görsel ipuçlarının yanıltıcı veya çelişkili olduğu durumlarda insan algısını manipüle etmesi durumu.
Occupational Ergonomics
İş sistemlerini ve süreçlerini çalışanların fiziksel, bilişsel ve psikososyal özelliklerine uyumlu hale getirmeyi amaçlayan ergonomi uzmanlık alanıdır.
Meta- (met-)
Bilimsel ve akademik terminolojide bir sistemin veya sürecin bir üst düzeyini, ötesini ya da kendi üzerine dönüşlü halini ifade eden önek.
Meta-attention
Bireyin kendi dikkat süreçlerini, dikkatini etkileyen etkenleri ve odaklanma mekanizmalarını yönlendirme ve izleme becerisi.
Metaethics
Ahlaki terimlerin, yargıların ve olguların doğasını, anlamını ve epistemolojik statüsünü sorgulayan felsefi ve bilişsel bilimler alt dalıdır.
Metaphysics
Nihai gerçeğin doğasını ve varlığın temel ilkelerini ampirik gözlemin ötesinde, tamamen soyut ve spekülatif bir düzlemde inceleyen felsefe dalıdır.
Metaphor
Bir sözcük veya ifadenin, kelime anlamının ötesine geçerek benzerlik temelinde başka bir nesneye, kişiye veya duruma, güçlü bir analoji kurmak amacıyla aktarılmasıdır.
Metagnomy
Beş duyu organının kullanımına dayanmaksızın, duyusal-ötesi algı benzeri yollarla geçmiş veya şimdiki zamana ait bilgiye erişme iddiasını tanımlayan parapsikolojik bir terimdir.
Metacontrast
Görsel bir hedef uyarıcının algısının, kendisinden hemen sonra farklı bir uzamsal konumda sunulan ikinci bir uyarıcı (maske) tarafından zayıflatılması veya ortadan kaldırılması olgusudur.
Metempirical
Deneysel gözlem ve doğrulama yöntemleriyle test edilemeyen, bilimsel metodolojinin sınırları dışındaki bilgi alanını tanımlayan terim.
Metathetic
Uyarandaki niceliksel bir artışın, duyusal deneyimde niteliksel bir değişime yol açtığı uyarıcı boyutunu ifade eden psikofiziksel terim.
Methodological Behaviorism
Bilinçli yaşantıların varlığını reddetmeyen, ancak bunların bilimsel olarak incelenmesinin tek yolunun dışsal davranışsal ifadelerin analizi olduğunu savunan epistemolojik yaklaşım.
Metonymy
Bir kavramın, kendi adı yerine onunla sıkı bir bağ veya bitişiklik ilişkisi olan başka bir sözcükle ifade edildiği edebi sanat ve konuşma bozukluğu biçimi.
Challenge
Bir engelin tehdit yerine fırsat olarak algılanması ve bireyin başa çıkma kaynaklarının bu engeli aşarak durumu iyileştireceğine inanması durumu.
MFF
Matching Familiar Figures Test'in kısaltması olup, bireylerin bilişsel tempo stillerini—özellikle dürtüsellik ve yansıtıcılık (impulsivity vs. reflectivity) boyutunu—değerlendirmede kullanılan standartlaştırılmış bir performans testidir.
MINERVA 2
Bireysel epizodik deneyimlerin ve soyut semantik bilgilerin ayrı ayrı hafıza izleri bıraktığını, tekrarın ise tek bir izi güçlendirmek yerine çok sayıda kopya oluşturduğunu savunan küresel matematiksel bellek modeli.
Microergonomics
Bireysel insan-makine arayüzlerinin ve bunların kombinasyonlarının detaylı incelemesine odaklanan ergonomi yaklaşımı.
Microgenetic Development
Saniyeler, dakikalar veya günler gibi oldukça kısa zaman dilimleri içinde gerçekleşen bilişsel veya davranıssal değişim dizisidir.
Action Unit
Yüz İfadesi Kodlama Sistemi'nde (FACS) bir kodu oluşturan en basit yüz hareketi olup, tek bir yüz kasının çalışmasının görünür dışavurumudur.
Min Strategy
Çocukların bir toplama işleminde sonuç bulmak için en küçük sayıdan başlamak yerine, verilen toplananlardan en büyüğünden başlayıp üzerine sayma esasına dayanan bilişsel stratejisi.
Mindsight
Tam bilinçli görsel algının yokluğunda dahi görsel karar vermeyi sağlayan, bilinçdışı veya yarı bilinçdışı görsel işleme modu.
Minimax Strategy
Oyun teorisi ve karar verme süreçlerinde, bireylerin kendi maksimum olası kayıplarını en aza indirmeyi veya rakibin kazancını en düşük seviyede tutmayı hedeflediği stratejik yaklaşım.
Minimum Separable
Birbirine bitişik iki yüksek kontrastlı görsel uyaranın ayrı iki nesne olarak algılanabildiği en küçük mesafe sınırı.
Minimum Visible
Görsel alan içinde tek başına belirdiğinde tespit edilebilen en dar görsel uyarıcıdır.
Miniature System
Sınırlı bir çalışma alanına ait olgu, varsayım, teori ve hipotezleri içeren organize ve entegre bilgi bütünü.
Misocainia (misocainea)
Yeni fikirlere, değişimlere, yenilikçi düşüncelere ve alışılmamış kavramlara karşı duyulan yoğun ve irasyonel antipati, köktenci bir direnç durumu.
Missionaries And Cannibals Problem
Belli kısıtlamalar altında bir nehrin karşı kıyısına geçişi planlamayı gerektiren klasik bir mantık bulmacası ve yapay zeka problem temsili testidir.
Humor
Bir durumun eğlenceli yönlerini algılama veya ifade etme kapasitesi; genellikle gülme veya gülümseme tepkisiyle kendini gösteren, bilişsel ve duygusal bir işlevdir.
İncongruity Theory Of Humor
Mizahın ve gülmenin, mantıksal olarak birbiriyle bağdaşmayan veya çelişen unsurların ani bir şekilde yan yana getirilmesiyle ortaya çıktığını savunan bilişsel kuram.
Mnemonic
Yeni edinilen bilgileri önceden kodlanmış verilerle bağdaştırarak bellek süreçlerini ve hatırlamayı kolaylaştıran her türlü bilişsel araç veya teknik.
Mnemonist
Bilgiyi kodlama ve geri çağırmada olağanüstüüstü kapasiteye sahip, çok uzun veri listelerini veya karmaşık metinleri kusursuz bir şekilde hatırlayabilen birey.
MOCC
Bellek sistemlerindeki tanıma ve hatırlama performansını, sinyal tespit teorisi çerçevesinde isabet ve yanlış alarm oranlarını grafiğe döken bir analitik modelleme eğrisidir.
Modal
Belirli bir yönteme, modele, işleme veya kipsel (modal) özelliklere ait olma durumunu ifade eden sıfat.
Modality Effect
Bir listedeki son öğelerin, görsel yerine işitsel yolla sunulduğunda çok daha üstün bir düzeyde hatırlanma eğilimi göstermesi.
Model
Bir kavramın, zihinsel sürecin veya biyolojik mekanizmanın işleyişini açıklamak, hipotez türetmek ve ampirik araştırmalara yön vermek amacıyla oluşturulan teorik, grafiksel ya da matematiksel temsil.
Model Human Processor
İnsan bilgi işlem süreçlerini algısal, bilişsel ve motor alt sistemler olarak ele alarak sistem kullanılabilirliğini nicel olarak değerlendiren ampirik bir bilişsel modeldir.
Modeling Theory
Davranış, biliş veya duygusal durum değişikliklerinin, başka bir bireyin davranışını veya bu davranışın sonuçlarını gözlemlemek suretiyle gerçekleştiğini öne süren kuramsal çerçevedir.
MRT
İşitsel algı, konuşma anlaşılırlığı ve sesli iletişim sistemlerinin kalitesini ölçmek amacıyla kullanılan kapalı uçlu bir kelime tanıma testidir.
Cross-modal Transfer
Bir duyusal modalite aracılığıyla deneyimlenen veya öğrenilen bir nesnenin, daha sonra farklı bir duyusal modalite yoluyla tanınması veya algılanması süreci.
Module / Modulus
🔹 1. (module): Bilişsel kuramda nispeten bağımsız ve özelleşmiş bilgi işleme merkezi, nörobilimde ise merkezi sinir sisteminin yapısal birimi. 🔹 2. (modulus): Matematikte ve istatistikte bir sayının işaretinden bağımsız olan sayısal değerini veya mutlak değerini ifade eden terim.
Modularity
İnsan zihninin, her biri kendine özgü alan spesifikliğine sahip, bağımsız ve bilgi sızdırmaz alt bileşenlerden (modüllerden) oluştuğunu savunan bilişsel kuram.
Molar
Birimleri, kitleleri ve sistemleri kendi bütünlükleri içinde ele alan, davranışsal süreçleri zamana yayılan bütünsel birimler olarak inceleyen yaklaşım.
Molecularism
Karmaşık sistemlerin veya davranışların, en küçük yapı taşlarına indirgenerek açıklanabileceğini savunan indirgemeci felsefi ve bilimsel yaklaşım.
Molecular
Bir olayın, sürecin ya da sistemin en temel bileşenlerini veya alt birimlerini inceleyen yaklaşım.
Molyneux’s Question
Doğuştan kör olan bir kişinin, dokunarak ayırt edebildiği iki farklı şekli, görme yetisini ani bir şekilde kazanması durumunda, yalnızca görme duyusunu kullanarak hemen ayırt edip edemeyeceğini sorgulayan klasik bir felsefi ve psikolojik problem.
Monad
Gottfried Wilhelm Leibniz'in felsefi sisteminde, evrenin yapı taşını oluşturan, başka hiçbir şeyle etkileşmeyen ancak tanrısal bir uyum içinde var olan bölünemez töz birimi.
Monism
Gerçekliğin zihin, madde veya ilahi olan gibi yalnızca tek bir temel tözden veya ilkeden oluştuğunu savunan felsefi ve ontolojik konum.
Monochromatic Light
Tek bir dalga boyundan oluşan elektromanyetik radyasyon veya ışık türüdür.
Nonmonotonic Logic
Yeni elde edilen kanıtlar doğrultusunda daha önceden doğru kabul edilen bilgilerin geçersiz kılınabildiği ve çıkarımların geri alınabildiği matematiksel akıl yürütme sistemidir.
Purple
Kısa ve uzun dalga boylu ışıkların karışımı sonucu ortaya çıkan, görünür tayfın sınırlarında yer alan renk algısı.
Morphophoneme
Tek bir biçimbirimin (morfemin) tümomorfik varyasyonlarını temsil eden soyut sesbilimsel birim.
Morphology
Canlıların fiziksel yapısını inceleyen biyoloji dalı veya kelimelerin iç yapısını ve türetilme kurallarını inceleyen dilbilim alt disiplini.
Morphophonemics
Morfoloji (şekilbilim) ile fonoloji (sesbilim) arasındaki etkileşimi, özellikle aynı morfemin farklı sesbilimsel bağlamlardaki allofonik veya allomorfik değişimlerini inceleyen dilbilim dalıdır.
Motivational Style
Bir bireyin bir görevi yerine getirmek için gereksinim duyduğu itici gücü arama veya bulma biçimini belirleyen karakteristik yönelim.
Mozart Effect
Wolfgang Amadeus Mozart'ın müziğini dinlemenin, özellikle uzaysal-zamansal akıl yürütme gerektiren görevlerde geçici bir performans artışı sağladığına dair bilişsel gözlem.
Multiplex
İki veya daha fazla bilgi akışının veya mesajın, tek bir iletişim kanalı üzerinden eşzamanlı olarak iletilmesini sağlayan kodlama ve iletim yöntemi.
Munsell Color System
Renkleri ton, parlaklık (değer) ve saflık (kroma) olmak üzere üç boyutta sayısal olarak sınıflandıran uluslararası renk tanımlama standardı.
Proofreader’s İllusion
Yukarıdan aşağıya (top-down) bilişsel süreçlerin etkisiyle, bir metindeki imla hatalarının, harf eksikliklerinin veya yer değiştirmelerinin beyin tarafından fark edilememesi durumu.
Absolute
Herhangi bir koşula, sınırlamaya veya başka bir değişkene bağlı olmaksızın var olan, bağımsız ve nihai durum.
Absolute Limen (AL)
Bir duyusal sistemin (görme, işitme vb.) dışarıdan gelen bir uyarıcıyı fark edebilmesi için gereken en düşük fiziksel enerji veya şiddet seviyesidir.
Absolute Reality
İnsan deneyiminin ve algısal fenomenlerin ötesinde, insan zihninden bağımsız olarak var olan tüm varoluşların birliği.
Absolute İmpression
Herhangi bir açık referans noktası veya sayısal kıyaslama olmaksızın, örtük veya belirsiz standartlara dayanarak gerçekleştirilen psikofiziksel yargılama süreci.
Absolute Judgment
Tek bir uyaranın, diğer uyaranlarla veya bir standartla kıyaslanmaksızın, doğrudan belirli bir kategoriye (örneğin parlak, yüksek sesli) yerleştirildiği psikofiziksel değerlendirme süreci.
Absolute-judgment Method / Method Of Absolute Judgment
🔹 1. (absolute-judgment method): Uyarıcıların diğer uyarıcılarla doğrudan karşılaştırılmaksızın, önceden belirlenmiş bir derecelendirme skalasına göre bireysel olarak değerlendirildiği psikofiziksel ölçüm prosedürü. 🔹 2. (method of absolute judgment): Katılımcının, rastgele sırayla sunulan uyarıcıları bir referans nesnesiyle doğrudan karşılaştırmadan, önceden belirlenmiş belirli kategorilere yerleştirdiği psikofiziksel bir değerlendirme prosedürüdür.
Absolutism
Değerlerin, gerçeğin veya ahlaki yargıların evrensel, sabit ve değişmez bir gerçekliğe sahip olduğunu savunan felsefi ve bilişsel konum.
Engineering Anthropometry
İnsan bedeninin statik ve dinamik özelliklerinin (boyutlar, hareket aralıkları ve ağırlık merkezi) ölçülmesi ve bu verilerin insan kullanımına yönelik ekipman ile sistem tasarımlarında uygulanmasıdır.
Engineering Model
İnsanlar dahil canlı organizmaların mekanik birer makine olarak ele alınabileceğini savunan inanç veya varsayım.
Engineering Psychology
İnsan ile çevresel sistemler, ürünler ve teknolojiler arasındaki etkileşimi yöneten psikolojik ilkeleri inceleyen ve bu bilgiyi ergonomik tasarıma entegre eden uygulamalı bir alt disiplindir.
Müller-lyer İllusion
Uçlarındaki ok başlarının yönüne bağlı olarak, fiziksel olarak eşit uzunluktaki iki çizginin farklı uzunluklarda algılanmasına neden olan klasik bir görsel yanılsamadır.
Negotiation
İki veya daha fazla tarafın bir anlaşmazlığı çözmek veya ortak bir sonuca varmak amacıyla karşılıklı iletişim kurarak teklif ve karşı teklif alışverişinde bulunduğu süreç.
Deliberative Mind-set
Bireyin belirli bir eylem planı yapmadan veya karar almadan önce, olası alternatifleri, amaçları ve bunların gerçekleşme olasılıklarını tarafsız bir şekilde tartıştığı açık uçlu bilişsel durum.
Musical İnterval
İki ses arasındaki perde veya frekans mesafesi; işitsel bilişin tonsal ilişkileri ayırt etme ve yapılandırma temel birimi.
Musical İntelligence
Çoklu zeka kuramında, müziği yaratma, icra etme, hatırlama, ritim ve tonları ayırt edip anlamlandırma kapasitesidir.
Minty
Stereokimyasal koku teorisinde yer alan yedi temel koku sınıfından birini tanımlayan duyusal niteleyici.
NASA Task Load Index (NASA TLX)
İnsan-makine sistemlerinde görev yürüten bireylerin öznel toplam iş yükünü; zihinsel, fiziksel, zamansal talepler, performans, çaba ve hayal kırıklığı olmak üzere altı alt boyutta değerlendiren standart öz bildirim ölçeğidir.
Naturwissenschaftliche Psychologie
19. yüzyılın sonlarında Alman psikologlar tarafından öne sürülen, algısal fenomenler gibi belirli olgu sınıfları için deneysel yöntemi ve laboratuvar tekniklerini benimseyen iki psikolojik yaklaşımdan biridir.
Naturalism
Gerçekliğin yalnızca doğal nesne ve süreçlerden ibaret olduğunu, bilgiye ulaşmanın tek geçerli yolunun ise doğa bilimlerinin yöntemleri olduğunu savunan felsefi görüş.
Nautilus Eye
Nautilus yumuşakçasının, canlı dokudan oluşan ve optik mercek olmaksızın çalışan iğne deliği kamera prensibine dayanan evrimsel açıdan ilkel fotoreseptif görme organıdır.
Necker Cube
İki boyutlu düzlemde çizilmiş, üç boyutlu derinliği ve ön-arka yönelimi uzun süre bakıldığında istemsizce yer değiştiren belirsiz bir görsel uyarıcıdır.
Cause
Başka bir olayın (etkinin) gerçekleşmesini sağlayan olay, durum veya koşul.
Doctrine Of Causes
Aristoteles'in, bir nesnenin veya olgunun varlık kazanmasını ve açıklanmasını dört farklı nedensellik kipiyle (maddi, formel, etken ve ereksel) ele alan felsefi ve bilimsel temelli açıklama modeli.
Causal Texture
Gerçekliğin dokusunu oluşturan, zamanla değişen ve olasılıksal temelde birbirine bağlı çok sayıdaki karşılıklı bağımlı olaylar ağı.
Causality / Causation
🔹 1. (causality): Her olayın kendinden önceki olaylar zincirinin bir sonucu olduğu ve öncül koşulların belirli neticeler doğurduğu temel felsefi ve bilimsel sayıltı. 🔹 2. (causation): İki olay, durum veya değişken arasındaki, birinin diğerindeki değişimi tetiklediği ampirik ve mantıksal ilişki.
Locus Of Causality
Bir olayın veya davranışın nedenlerinin, bireyin kendi içsel özelliklerine mi yoksa çevresel ve dışsal faktörlere mi atfedildiğini belirleyen bilişsel yönelim.
Precausal Thinking
Küçük çocukların doğa olaylarını mekanik yasalarla değil; niyetler, bilinçli eylemler ve insan özellikleri atfederek (antropomorfik) algılama eğilimi.
Cause-and-effect Test
Farklı nedenler için alternatif sonuçlar ve farklı sonuçlar için alternatif nedenler sunarak bireyin mantıksal nedensellik akıl yürütme becerisini ölçen bir zeka testi alt bileşenidir.
Negative Adaptation
Uzun süreli uyarılmaya maruz kalma sonucunda duyarlılığın dereceli olarak kaybolması veya yanıtta zayıflama görülmesi durumudur.
Negative Emotion
Bireyin hedeflerine ulaşmasını engelleyen, hoş olmayan ve olumsuz bir duyulanım sergilemek amacıyla ortaya çıkan yıkıcı duygusal tepki.
Negative İnduction
Şartlı uyaranların değiştiği bir deney sürecinde, diğer bir uyarıma verilen yanıttaki azalmaya bağlı olarak, koşulların sabit kaldığı durumlarda bir uyarıma gösterilen yanıtta meydana gelen düşüş.
Negative Acceleration
Pratik veya eğitim sürdükçe belirli bir etkinlik ya da işlevdeki artış hızının yavaşlaması durumu.
Negative Conditioned Stimulus
Klasik koşullanma sürecinde, uyarıcı eşleşmelerinin bağlamında sunulan ancak ardından koştursuz (koşulsuz) uyarıcının gelmediği uyarıcı türü.
Negative Recency
Bir liste hatırlama görevinde, listenin en sonundaki öğelerin, orta ve başındaki öğelere kıyasla daha az oranda hatırlandığı bilişsel eğilimdir.
Nelson–denny Reading Test
Lise, üniversite öğrencileri ve yetişkinler için kelime hazinesi, okuma hızı ve okuduğunu anlama becerilerini çoktan seçmeli formatta değerlendiren standartlaştırılmış bir psikometrik ölçektir.
Neophilia
Yeni olan her şeye, farklı deneyimlere ve değişime duyulan aşırı ve sürekli istek.
Neonativism
Nesne sürekliliği ve dil gibi temel bilişsel bilgilerin büyük ölçüde doğuştan geldiğini, ortaya çıkmak için çok az spesifik deneyime ihtiyaç duyduğunu savunan gelişimsel kuram.
Object Language
Süreçlerden ziyade veri yapılarına ve veri nesnelerinin durum değişikliklerine odaklanan bilgisayar programlama dili türü.
Object Display
Farklı türdeki bilgileri eş zamanlı olarak sunmak amacıyla anlamlı bir geometrik form kullanan entegre görsel veri gösterimidir.
Self As Known
Bireyin üzerine düşündüğü, gözlemlediği ve hakkında bilgi sahibi olduğu, William James'in 'Me' (Beni) olarak kavramsallaştırdığı benlik boyutu.
Object Learning
Bir nesnenin bir özelliği ile (örneğin bitter çikolatanın rengi) diğer bir özelliği (örneğin bitter çikolatanın tadı) arasında bağ veya ilişki kurma süreci.
Object Color
Herhangi bir fiziksel katı nesneye atfedilen, yüzey özellikleriyle ilişkili renk algısıdır.
Object-based Attention
Görsel dikkatin, belirli mekansal koordinatlardan ziyade doğrudan bütünleşik görsel nesneler üzerine odaklanmasını sağlayan seçici bilişsel mekanizma.
Object-superiority Effect
Görsel algı görevlerinde, kısa süreli sunulan bir çizginin iki boyutlu bir figürün parçası olduğundansa, üç boyutlu bir nesne çiziminin parçası olduğunda çok daha hızlı ve verimli bir şekilde algılanması bulgusu.
Objective
Kişisel görüş, önyargı veya duygulardan bağımsız olarak, dış dünyada doğrulanabilir bir varoluşa sahip olma durumu veya tarafsızlık.
Objective Reality
Gözlemlenebilen, ölçülebilen ve test edilebilen fiziksel nesnelerin, olayların ve kuvvetlerin oluşturduğu dış dünya.
Objective Self-awareness
Bireyin kendi dikkatini içsel bir odakla dışsal ve toplumsal bir nesne gibi üzerine çevirerek inanç, tutum ve davranışlarını ideal benlik standartlarına göre değerlendirdiği yansıtıcı bilişsel durum.
Objective Reference
Bir kavramın, terimin ya da zihinsel içeriğin dış dünyadaki somut bir nesneye, olguya ya da algısal uyarıcıya bağlanması durumu.
Newton’s Law Of Color Mixture
Birbirine görsel olarak özdeş görünen renk karışımlarının, başka renklerle karıştırıldıklarında da aynı algılanan rengi üreteceğini belirten optik ve psikofiziksel ilke.
Nexus
Bir grup, dizi veya değişkenler arasındaki karşılıklı bağımlılık, nedensellik ya da yapısal bağlantı noktası.
Kindness / Politeness
🔹 1. (kindness): Bir bireyin, herhangi bir dışsal ödül beklentisi olmaksızın veya cezadan kaçınma motivasyonu taşımaksızın, başka bir insana bilinçli ve yardımsever bir şekilde yönelme davranışı. 🔹 2. (politeness): Bir konuşmacının, karşısındakinin kamusal imajına veya benlik algısına gelebilecek zararları önlemek amacıyla tehdit içermeyen, yüz kurtarıcı ve onurlandırıcı dil formlarını kullanma süreci.
Quantifier
Dilbilimde ve mantıkta, bir kümenin veya nesne grubunun miktarını (çoğu, hepsi, bazı gibi) belirten belirleyici öğedir.
Nisus
Gottfried Wilhelm Leibniz'in monadoloji sisteminde, tüm monadların kendi içsel ve uygun amaçlarını mükemmel bir şekilde gerçekleştirme yönündeki doğuştan gelen yönelimi ve çabası.
Quality
Bir nesnenin, olgunun veya deneyimin fiziksel ya da soyut ayırt edici temel özelliği ve özsel karakteri.
Attribute
Bir nesnenin, kişinin veya algının ayırt edici özelliği ya da gözlenen bir etkiyi belirli bir nedensel faktörle ilişkilendirme süreci.
İntention
Bir davranışı gerçekleştirmeye yönelik önsel bilinçli karar veya düşünce ve eylemlerin yöneldiği hedef odaklı zihinsel durum.
İntent Analysis
Sözel içeriğin; destek sağlama, onay arama gibi temel niyetlere göre sınıflandırıldığı sosyal etkileşim çözümleme yöntemidir.
İntention Movement
Daha büyük veya karmaşık bir fiziksel eylemin hemen öncesinde beliren, temel bir davranışsal yanıtı veya sonraki eylemi haber veren öncül bedensel hareket.
Nm
Metrenin milyarda birine ($10^{-9}$ metre) eşit olan uzunluk ölçü birimi olan nanometrenin evrensel sembolü.
NNAT
Sözel olmayan akıl yürütme becerilerini ve soyut problem çözme yeteneğini ölçmek amacıyla geliştirilmiş, kültürel ve dilsel önyargıları en aza indiren standardize edilmiş bir zeka ve yetenek testidir.
Noesis
Entelektüel veya bilişsel süreçlerin işleyişini ve deneyimle türetilemeyen aşkın gerçeklerin kavranmasını ifade eden felsefi ve psikolojik kavram.
Noetic
Bireyin kişisel özyaşantısal bağından bağımsız olarak, saf olgu, kavram, sözcük ve anlamların bilincinde olma halini tanımlayan bilişsel durum.
Dot Figure
Zaman içinde, hangi noktaların gruplandırıldığına bağlı olarak biçim değiştiren bir yapı oluşturan nokta dizilimidir.
Point-light Display
Biyolojik hareket algısını incelemek amacıyla, karanlık bir ortamda insan vücudunun eklem yerlerine yerleştirilen ışık kaynaklarının hareketini, vücudun kendisi görünmeksizin yansıtan görsel uyarıcı sistemidir.
Nominalism
Tümellerin (genel kavramlar, kategoriler) nesnel bir gerçekliğe sahip olmadığını, yalnızca zihinsel birer addan ibaret olduğunu savunan felsefi ve bilişsel yaklaşım.
Nominative Self
William James'in benlik kuramında, bilinen nesne olarak benlikten (me) ayrı şekilde, bilen özne konumundaki saf bilinç ve deneyimleyen benliği (I) tanımlayan kavram.
Non Sequitur
Mantıksal çıkarımda, öncüllerden zorunlu veya mantıksal olarak türetilemeyen, öncüllerle bağdaşmayan sonuç.
Nonreversal Shift
Ayırt etme öğrenmesinde, eğitim aşamasında daha önce ilgisiz olan uyarıcı boyutunun sonraki aşamada ayırt edici temel kriter haline gelmesi durumu.
Noëgenesis
Duyusal veya bilişsel deneyimlerden yeni bilgi ve anlam üretme süreci.
Normal Science
Thomas Kuhn'un bilim felsefesinde, kabul görmüş mevcut bir paradigmaya ve kuramsal çerçeveye dayalı olarak sürdürülen rutin araştırma ve bulmaca çözme faaliyeti.
North American Society For The Psychology Of Sport And Physical Activity (NASPSPA)
Spor ve fiziksel aktivite bağlamında insan davranışlarının bilimsel incelenmesini teşvik eden, motor öğrenme, kontrol ve gelişim alanlarında akademik bilgi paylaşımını ve araştırmaları koordine eden çok disiplinli profesyonel dernektir.
Nous
Klasik felsefe ve bilişsel tarihte, evrenin rasyonel düzenini kavramayı sağlayan en yüksek akıl, tin ve sezgisel zeka formu.
Neural Quantum Theory
Duyusal değişimlerin bir süreklilik izlemek yerine, nöral aktivitenin 'ya hep ya hiç' yasasına dayanarak kesikli basamaklar halinde gerçekleştiğini öne süren psikofizik kuram.
Brain-based Learning / Neuroeducation
🔹 1. (brain-based learning): Öğrenme süreçlerini ve pedagogik stratejileri, beynin nörobiyolojik yapısı ve işlevsel mekanizmalarıyla uyumlu hale getirmeyi amaçlayan disiplinler arası yaklaşım. 🔹 2. (neuroeducation): Bireylerin öğrenme sürecinde beyinde gerçekleşen nörobiyolojik aktivitelerin incelenmesini ve bu bilginin sınıf içi öğretim pratikleri ile müfredat tasarımını optimize etmek amacıyla kullanılmasını inceleyen disiplinler arası alan.
Neutral Color
Renk tonu barındırmayan, dolayısıyla akromatik renk olarak da bilinen siyah, beyaz ve bu ikisinin tonlarındaki gri renklerin genel adıdır.
Neutral Stimulus
Klasik koşullanma sürecinde, ölçülen hedef yanıta (örneğin salivasyon) kendiliğinden hiçbir etki orospu etmeyen ve koşullanma için aday olan uyarıcı.
Neutral Monism
Gerçekliğin tek bir temel tözden oluştuğunu, ancak bu tözün ne saf fiziksel (beden) ne de saf zihinsel (zihin) nitelik taşıdığını savunan felsefi ve bilişsel bilim yaklaşımı.
Noumenon
Immanuel Kant felsefesinde, duyusal deneyimin ve insan idrakinin ötesinde yer alan, nesnelerin kendilerindeki gerçek halidir.
Numerosity Perception
Görsel, işitsel veya diğer duyusal sistemler aracılığıyla çevredeki nesne veya unsurların sayısını doğrudan algılama yeteneği.
Numerology
Sayıların nicel değerlerinin ötesinde, mistik, ezoterik ve occult anlamlar taşıdığı iddiasına dayanan ezoterik inanç sistemi.
Objective Set
Gestalt psikolojisinde, bir görsel uyarıcı dizisindeki nesnelerin başlangıçtaki nesnel özelliklerine (örneğin konumsal yakınlık) dayalı gruplama modelinin, uyarıcı değişse ve belirsizleşse bile algısal olarak sürdürülme eğilimi.
Objective Psychology
Zihinsel süreçlerin ve içsel deneyimlerin soyut yorumları yerine, davranışsal süreçlerin ve gözlemlenebilir fenomenlerin ölçümüne odaklanan psikolojik yaklaşım.
Objectivity İllusion
Bireylerin kendilerini başkalarına kıyasla daha tarafsız, öngörülü ve önyargısız olarak algılama eğilimidir.
Objectivism
Dış dünya hakkındaki yargıların ve etik önermelerin kişisel duygulardan, inançlardan bağımsız olarak doğru veya yanlış kabul edilebileceğini savunan felsefi ve psikolojik konum.
Obscurantism
Bilimsel araştırmalara, akılcı argümanlara ve bilginin ilerlemesine karşı gösterilen bilinçli direniş; ifade ve düşüncede kasıtlı bir anlaşılmazlık politikası.
Obstruent
Konuşma sırasında ses yolundaki havanın tamamen veya kısmen engellenmesiyle üretilen ünsüz sesleri tanımlayan fonetik ve psikolinguistik terim.
Occam’s Razor
İki eşit derecede geçerli hipotez arasında seçim yapılması gerektiğinde, daha az varsayım veya karmaşık önerme içeren açıklamanın tercih edilmesi gerektiğini savunan ilke.
Focal Length
Bir merceğin yüzeyi ile içerisinden geçen ışığı odakladığı nokta arasındaki mesafe.
Focusing Power
Yakınsak bir merceğin paralel ışık ışınlarını kırma derecesi olup dioptri cinsinden ölçülür.
Focusing Effect
Hedef uyaranın özel bir dikkatsel odağın nesnesi olduğu durumlarda performansın daha iyi olması durumu.
Focal Attention
Diğer uyaranları dışarıda bırakarak belirli bir uyaran kümesine aktif ve bilinçli bir şekilde konsantre olma bilişsel kapasitesidir.
Focus Gambling
Kavram keşfi görevlerinde, katılımcının bir hipotezden diğerine geçerken birden fazla özelliği aynı anda değiştirdiği yüksek riskli ve keşif odaklı bilişsel strateji.
Focal Consciousness
Herhangi bir anda dikkatin merkezinde yer alan, zihinsel deneyimin net, ayırt edilebilir ve ayrıntılı içerikleridir.
Oddity Problem
Denek hayvanının, bir dizi benzer uyaran arasından diğerlerinden farklı olan tek nesneyi seçmesinin istendiği bir öğrenme ve algı görevdir.
Ohm’s Law
Kulağın, karmaşık sesleri bireysel olarak algılanabilen bir dizi saf tona (sinüs dalgasına) ayrıştırma yeteneğini ifade eden işitsel ilke.
Arrowhead İllusion
Çizgi uçlarındaki ok başlarının zıt yönlere bakması nedeniyle eşit uzunluktaki iki çizginin farklı uzunluklarda algılanmasına neden olan optik-geometrik yanılsama.
Occasionalism
Madde ve zihin arasında doğrudan bir nedensellik olmadığını, tüm değişimlerin Tanrı'nın iradi müdahalesiyle gerçekleştiğini savunan felsefi ve teolojik doktrin.
Octave
Frekans oranları 2:1 olan iki ses arasındaki akustik aralıktır.
Octave Effect
Hayvanın belirli bir frekansta pekiştireç aldıktan sonra, tam bir oktav uzaktaki yeni bir frekansa, oktav içindeki ara frekanslara kıyasla daha güçlü tepki vermesi olgusu.
School
Bireylere sistematik eğitim ve öğretim veren kurumların yanı sıra, belirli bir teorik çerçeveyi ve literatürü paylaşan düşünce akımlarını ifade eder.
Reading Span
Bireyin okuma eylemi sırasında gözün tek bir sabitlemesinde (fiksasyon) algılayabildiği yazılı veya basılı materyal miktarı ve hafıza testlerindeki kelime tutma kapasitesi.
Reading Ladder
Öğrencilerin okuma becerilerini kademeli olarak geliştirmek amacıyla, en kolaydan en zora doğru belirli bir hiyerarşiyle sıralanmış metin veya kitap listesi.
Reading Quotient
Bir çocuğun okuma yaşı test skorlarının kronolojik yaşına bölünmesiyle elde edilen akademik ve bilişsel yetenek oranını ifade eden psikometrik indeks.
Readability Level
Bir metnin sözcük karmaşıklığı, cümle uzunluğu ve yapısal özellikleri temel alınarak ne kadar kolay okunup anlaşıl襄abileceğini gösteren göreceli ölçüt.
Literacy
Bir dildeki yazılı sembolleri okuma ve yazma, bu verileri bilişsel olarak işleme ve anlamlandırma yeteneğidir.
Literacy Test
Bir bireyin okuma ve yazma becerilerini ya da edebi metinleri anlama kapasitesini değerlendiren standart veya gayriresmi ölçüm aracı.
Likelihood Principle
Gözlenen veriler elde edildiğinde, model parametreleri hakkındaki tüm kanıtların yalnızca olabilirlik fonksiyonunda saklı olduğunu savunan temel çıkarım ilkesi.
Probabilistic Functionalism
Çevresel ipuçlarının nesnelerin kesin değil yalnızca yaklaşık göstergeleri olduğunu ve algısal doğruluğun kesinlik değil olasılık temelinde ele alınması gerektiğini savunan algı ve davranış kuramı.
Probabilogical Model
Tutum ve inanç yapılarını, önermelerin birbirine mantıksal ağlar şeklinde bağlandığı silogistik bir sistem olarak ele alan kuramsal yaklaşım.
Probability Learning
Bireylerin, farklı seçeneklerin pekiştirilme olasılıklarına orantılı olarak seçim yapma davranışını öğrenmesi süreci.
Event
Belirli bir başlangıcı ve sonu olan, değişim yaratan her türlü oluşum ya da olasılık kuramında bir denemenin olası sonuçlar kümesi.
Event Memory
Günlük yaşamda gerçekleşen sıradan olayların ve deneyimlerin hatırasını barındıran, epizodik belleğin alt türü olan bilişsel süreç.
Olfactie
Erken dönem olfaktometreleri kalibre etmekte kullanılan ve mutlak eşik değerini çok az aşan bir koku etkeninin yoğunluğuna eşit olan koku şiddeti ölçü birimi.
Fact Memory
Dünyaya dair özel olgusal bilgi birikimini ve nesnel gerçekleri saklayan uzun süreli bellek alt sistemidir.
Reductio Ad Absurdum
Bir önermenin yanlışlığını kanıtlamak için, doğru olduğu varsayıldığında çelişkili veya mantıksal olarak imkansız bir sonuca yol açtığını gösterme biçimindeki argüman yöntemi.
Factual Knowledge
Edinildiği zaman ve bağlamdan bağımsız olarak, dünyevi gerçekler ve spesifik bilgiler hakkında sahip olunan zihinsel dağarcık.
Positive Transfer
Geçmişte edinilen bilgilerin veya becerilerin, yeni bir konunun öğrenilmesini veya mevcut bir görevin performansını kolaylaştırması ve geliştirmesi durumu.
Affirmative
Dilbilimde ve psikolinguistikte, bir ifadenin olumsuzluk eki veya edatı içermeksizin, durumun varlığını veya gerçekliğini bildiren olumlu cümle yapısı.
Positive Emotion
Bireyin amaçlarına ulaşması, tehlikelerden kaçınması veya mevcut durumundan memnuniyet duyması halinde ortaya çıkan olumlu duyulanım tepkisi.
Negative
Dilbilimde ve bilişsel süreçlerde, bir ifadenin doğruluğunu reddeden, olumlu bir önermenin veya durumun aksini bildiren dilsel ve mantıksal yapı.
Negative Transfer
Geçmişte edinilmiş bilgi, beceri veya alışkanlıkların, yeni bir becerinin öğrenilmesini veya performansını engellemesi ya da zorlaştırması süreci.
Negative Priming
Daha önce bilinçli veya yarı-bilinçli olarak görmezden gelinmesi (ihmal edilmesi) istenen bir uyarıcının, sonradan hedef uyarıcı olarak sunulduğunda tepki süresini yavaşlatması ve hata payını artırması durumu.
Omen
Rasyonel olsun ya da olmasın, gelecekteki iyi veya kötü olayların habercisi olarak kabul edilen olay veya işaret.
Repair
Dil kullanımında, iletişimsel bir hatayı veya yanlış anlamayı düzeltmek amacıyla konuşma akışı sırasında kendiliğinden yapılan anlık revizyon.
Ontology
Varlığın, varoluşun ve bu kavramların temel kategorilerinin doğasını inceleyen felsefi ve bilişsel disiplin.
Opaque
Işığı geçirme yeteneği olmayan, ne şeffaf ne de yarı saydam olan madde veya durum.
Operation
Piaget'nin gelişim kuramında, tersine çevrilebilirlik kuralına uyan, sembolik gereksinim duyan ve eylemden türeyen organize zihinsel şema türüdür.
Operational Analysis
Karmaşık görevlerin icrasını sağlayan karar alma süreçlerinin, girdilerin izlenmesi ve çıktıların takibi yoluyla incelenmesidir.
Operation Span (ospan)
Bireylerin eşzamanlı olarak çeldirici matematiksel işlemleri çözerken seri halindeki uyaranları akılda tutma kapasitesini ölçen yaygın bir çalışan bellek değerlendirme aracıdır.
Operators
Farklı manipülasyonların nicelik üzerindeki etkisini kavramayı sağlayan ve nicel değişim ile mekansal yeniden düzenleme arasındaki farkı ayırt eden zihinsel süreçler.
Optics
Işığın fiziksel özelliklerini ve bu özelliklerin görme mekanizmalarıyla olan ilişkilerini inceleyen bilim dalı.
Optic Flow
Göz retinasındaki görsel uyaranların, gözlemcinin ve çevredeki nesnelerin bağıl hareketine bağlı olarak oluşturduğu değişim kalıbı ve hızı.
Optic Array
Işık örüntülerinin göze ulaşarak çevresel dünya hakkında görsel bilgi sağladığı yapılandırılmış ışık düzeni.
Optical İllusion
Fiziksel veya psikolojik etmenler nedeniyle, duyusal veriler ile nesnel gerçeklik arasında çelişki yaratan yanlış görsel algı biçimidir.
Optimal Foraging Theory
Doğal seçilimin, canlıların yiyecek arama ve elde etme süreçlerinde maliyet-fayda dengesini en üst düzeye çıkaran stratejiler geliştirdiğini savunan evrimsel kuram.
Optimal Apparent Motion
Sabit uyarıcıların zamanlama ve aralık parametrelerinin ideal şekilde manipüle edilmesiyle algılanan en kusursuz ve akıcı hareket illüzyonu.
Principle Of Optimal Stimulation
Canlıların, ne aşırı uyarılmanın yarattığı kaygıdan ne de duyusal yoksunluğun getirdiği monotonluktan kaçınarak, kendileri için en ideal ve konforlu uyarılma seviyesini korumaya yöneldiğini savunan güdülenme ve öğrenme kuramıdır.
Optimize
Mevcut kısıtlılıklar ve sınırlandırıcı koşullar altında, bir sürecin veya sistemin en yüksek verimlilikte ve en iyi sonucu üretecek şekilde düzenlenmesi.
ZOF
Sporcunun veya bireyin en yüksek performans düzeyine ulaşmasını sağlayan spesifik uyarılma (arousal) ve kaygı düzeyleri aralığı.
Oral Sound
Yumuşak damağın yukarı kalkarak nazofarenks yolunu kapattığı ve hava akımının yalnızca ağız boşluğundan geçerek üretildiği konuşma sesi.
Method Of Ratio Estimation
Farklı yoğunluklardaki iki uyarıcının sunulduğu ve gözlemcinin bu iki uyarıcı arasındaki algılanan yoğunluk oranını sayısal olarak tahmin ettiği temel bir psikofizik prosedürüdür.
Ratio Reinforcement
Edimsel koşullanmada, pekiştirecin belirli bir zamanın geçmesine değil, önceden belirlenmiş sayıda tepkinin üretilmesine bağlı olarak sunulduğu pekiştirme tarifesidir.
Orbison İllusion
Düz kenarlı şekillerin veya dairelerin, ardışık çizgilerden oluşan bir arka plan deseni nedeniyle bozulmuş görünmesine neden olan geometrik bir optik yanılsamadır.
Ordinality
Nesnelerin veya miktarların 'daha fazla' ile 'daha az' arasındaki hiyerarşik büyüklük ilişkilerini kavrama yeteneği.
Army Tests
I. Dünya Savaşı'ndan itibaren ABD Ordusu tarafından askeri personeli sınıflandırmak ve zeka düzeylerini ölçmek amacıyla Lewis M. Terman ve Robert M. Yerkes öncülüğünde geliştirilen grup zeka testleridir.
Orexis
Bir eylem veya davranışın bilişsel yönlerinin karşısında yer alan duygusal ve iştahsal (appetitive) karakteri.
Organization
Ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere etkileşen bileşenlerden oluşan yapılandırılmış bütün veya bilişsel ve biyolojik sistemlerdeki bütünleşme süreci.
Organismic Psychology
Zihin ve beden ayrımını reddederek tüm organizmayı ve onun çevresiyle olan etkileşimini merkeze alan bütünsel bir psikolojik yaklaşımdır.
Originality
Yaratılmış veya icat edilmiş bir eserin kopya, klon veya taklitlerden ayırt edilmesini sağlayan benzersizlik ve özgünlük niteliği.
Common Region
Aynı sınırlandırılmış alan içinde yer alan nesnelerin, aralarındaki fiziksel mesafeden bağımsız olarak tek bir grup veya bütün olarak algılanmasını öngören Gestalt ilkesidir.
Common Fate
Gestalt algısal örgütlenme ilkelerinden biri olup, aynı yönde hareket eden veya benzer bir işlevsel örüntü sergileyen nesnelerin tek bir bütün veya grup olarak algılanması eğilimidir.
Collaborative Memory
Bir grup bireyin, paylaşılan bilgileri veya geçmiş olayları hatırlamak amacıyla birlikte çalışarak ortaya koyduğu ortak hatıra çıkarma süreci.
Design For The Average
İnsan kullanımına yönelik araç ve gereçlerin, uç değerler (ilk %5 ve son %95 persentiller) göz ardı edilerek yalnızca popülasyonun istatistiksel ortalama ölçü другому göre tasarlanması prensibi.
Ortho-rater
Görsel keskinlik, renkli görme ve derinlik algısının hızlı bir şekilde değerlendirilmesini sağlayan taşınabilir görme test cihazıdır.
Orthography
Bir dilin resmî yazı sistemi ve yazım kuralları bütünü; bu kuralların incelenmesiyle ilgilenen dil bilimi alt dalı.
Oscillator Circuit
Tekrarlayan bir çıkış sinyali deseni üreten elektronik devre.
Ostwald Color System
Kromatik ve akromatik renk örneklerini, dairesel bir düzlemde tamamlayıcı renk zıtlıkları ve ton kombinasyonları temelinde organize eden sınıflandırma sistemi.
Highway Hypnosis
Tekdüze yollarda uzun mesafeler araç kullanırken ortaya çıkan, sürücünün yolu ve dış uyaranları otomatik olarak işlerken bilinçli bir farkındalık veya hatırda tutma yaşamadığı değişmiş bir zihinsel durumdur.
Autokinetic Effect
Karanlık bir odada sabit duran tek bir ışık noktasının, görsel referans çerçevenin yokluğu nedeniyle hareket ediyor gibi algılandığı optik ve algısal bir yanılsamadır.
Autochthonous Gestalt
Dışsal uyaranların fiziksel özelliklerinden ziyade tamamen içsel faktörler ve organizmanın zihinsel dinamikleri tarafından tetiklenen algısal örüntü.
Automated Reasoning
Bilgisayar sistemlerinin ve yapay zeka programlarının matematiksel teoremleri kanıtlama, denklemleri çözme ve mantıksal çıkarım yapma süreçlerini otonom olarak gerçekleştirmesini inceleyen alt disiplin.
Automatic Activation
Uyarıcıların irade dışı işlenmesi ve bunlara karşılık gelen tepkilerin bilinçli bir çaba olmaksızın hızla hazırlanması süreci.
Automated Natural Language Understanding
Bilgisayar tabanlı süreçler aracılığıyla insan konuşmasının veya yazısının çözümlenmesi, anlamlandırılması ve komutlara uygun yanıt üretilmesidir.
Automatic Action
Bireyin dikkatini ya da bilinçli farkındalığını gerektirmeksizin, dışsal veya içsel uyarıcılara karşı istemsizce ve akıcı bir şekilde gerçekleştirilen motor veya bilişsel eylemdir.
Automated Speech Recognition (ASR)
Bilgisayar tabanlı bir süreç aracılığıyla, söylenen kelimelerin anlamı çözümlenmeksizin yazılı metne dönüştürülmesi.
Automatic Speaker Recognition
Bir konuşmacının ses özelliklerinin genellikle bilgisayar tabanlı yöntemlerle analiz edilerek kimliğinin tespit edilmesi süreci.
Automatic Process
Bilinçli kontrol, çaba veya niyet gerektirmeksizin, dış uyarıcılar tarafından tetiklenerek hızlı ve akıcı bir şekilde gerçekleşen zihinsel işlem.
Autoshaping
Canlının verdiği yanıttan bağımsız olarak pekiştireç aldığı durumlarda, uyarıcı ile ödül arasındaki eşleşme sonucunda kendiliğinden ilgisiz bir davranışı öğrenmesi ve tekrarlaması.
Automatization
Bir beceri veya alışkanlığın, bilinçli çaba gerektirmeyecek ve rutinleşecek düzeyde otomatikleşme süreci.
Automotive Telematics
Hareket halindeki kara taşıtlarına uzaktan bilgi akışı sağlayan; rota optimizasyonu, trafik durumu, güvenlik uyarıları ve eğlence verilerini entegre eden iletişim teknolojisidir.
Autonomous Activity
Genel sistem teorisinde, dışsal tetikleyici uyaranların yokluğunda kendiliğinden ortaya çıkan süreçler veya davranışlar.
Autonoetic
Bireyin yalnızca bilgiyi veya geçmişteki bir olayı hatırlamakla kalmayıp, o olayla ve bilgiyle olan öznel, zamansal ilişkisinin ve kendi varoluşunun bilincinde olma durumu.
Autopoesis
Bileşenlerinin birbirini karşılıklı olarak desteklediği, beslediği ve sürekli olarak yeniden ürettiği kendi kendini organize eden ve sürdüren sistem.
Autocentric
Algı, motivasyon, yönelim veya bilişsel süreçlerin bireyin kendi içsel durumuna, ihtiyaçlarına ve benliğine odaklandığı durumu tanımlayan sıfat.
Autostereogram
İki boyutlu tekrarlayan örüntülerin, doğru odaklanma stratejisiyle insan beyninde üç boyutlu bir derinlik algısı oluşturmasını sağlayan görsel illüzyon.
Autosuggestibility
Bireyin kendi düşüncelerinden, inançlarından veya içsel telkinlerinden dışsal bir müdahale olmaksızın etkilenme ve bu doğrultuda fizyolojik ya da psikolojik tepki üretme yatkınlığı.
Ouija Board
Katılımcıların parmak uçlarıyla dokundukları hareketli bir imleç (planchette) aracılığıyla harf ve sayıları birleştirerek ruhsal rehberlik altında mesajlar oluşturduğu iddia edilen işaretli tahta.
Game Theory
Karar vericilerin (oyuncuların) seçimlerinin birbirini karşılıklı olarak etkilediği stratejik durumları ve rasyonel karar alma süreçlerini inceleyen matematiksel ve davranışsal modelleme dalı.
Phrase
Bir cümlede sözcükten büyük, yancümleden (yan cümlecikten) küçük olan ve bütüncül bir işlev üstlenen dilbilgisel yapı birimi.
Phrase-structure Grammar (PSG)
Cümleleri gramatik biçimlerini oluşturan ve geçerli kılan hiyerarşik öbek kuralları (yeniden yazma kuralları) aracılığıyla betimleyen bir üretken dilbilgisi türüdür.
Reward Expectancy
Bir organizmanın, daha önce pekiştirgeçle karşılaşmış olduğu bir duruma maruz kaldığında geliştirdiği varsayımsal hazırlık ve öngörü durumu.
Delay-of-reward Gradient
Pekiştirmenin gecikmesi ile bu pekiştirmenin davranış üzerindeki etkinliğinin azalması arasındaki ters orantılı ilişkiyi tanımlayan öğrenme psikolojisi ilkesidir.
Reward Theory
Tatmin edici veya zevk verici uyarıcıların öğrenme, yaklaşma davranışı ve karar alma süreçlerindeki işlevini inceleyen hipotezler bütünü.
Learning
Pratik, gözlem veya deneyimler sonucunda yeni bilgilerin, davranışların ya da yeteneklerin edinilmesi ve bu durumun davranış, bilgi veya beyin fonksiyonlarında kalıcı değişikliklerle kanıtlanması sürecidir.
Learning Skills
Bireyin bilgi toplama, anlama düzeyini artırma ve bu süreçleri eğitim ortamlarında veya yapılandırılmış çalışmalar yoluyla uygulama kapasitesi.
Learning Types / Modes Of Learning
🔹 1. (learning types): Bireylerin bilgiyi organize ederken ve işlerken tercih ettikleri, işitsel, görsel veya sözel kodlama gibi kendine özgü bilişsel eğilimleridir. 🔹 2. (modes of learning): Bilginin öğrenme amacıyla sunulduğu ve belleğe kodlandığı farklı duyusal modalitelerdir.
Learning Trial
Bir öğrenme deneyinde, edinilmesi amaçlanan bilginin veya uyarıcının deneğe sunulduğu tekil sunum birimidir.
Learning Curve
Bireyin veya grubun yeni bir beceri kazanma sürecindeki performans değişimini zamana veya deneme sayısına bağlı olarak görselleştiren grafiksel gösterim.
Learning Goal
Carol S. Dweck'in motivasyon ve kişilik kuramında, bir görevi veya konu bütünlüğünü tam olarak kavramaya ve uzmanlaşmaya odaklanan güdüleyici hedef.
Ease-of-learning Judgment
Bir bireyin, herhangi bir bilgi parçasını henüz öğrenmeye çalışmadan önce, o bilgiyi ne kadar kolay edinebileceğine ve akılda tutabileceğine dair yaptığı öngörüdür.
Learning Theory
Öğrenme sürecini; klasik koşullanma, edimsel koşullanma ve sözel öğrenme ilkeleri üzerinden açıklayan kavram ve ilkeler bütünü.
Learning Set
Benzer ardışık görevlerin tekrarı sonucunda bireyin geliştirdiği bilişsel strateji ve kurallar sayesinde yeni problemleri giderek daha hızlı çözme becerisi.
Learning Paradigm
İstemsiz öğrenmeyi ve bilişsel süreçleri incelemek amacıyla katılımcılara aynı uyarıcıların sunulduğu ancak farklı zihinsel görevlerin atandığı deneysel araştırma tasarımı.
Learning Strategy
Bireyin yeni bilgiyi kodlama, depolama ve geri getirme süreçlerini optimize etmek amacıyla bilinçli olarak kullandığı zihinsel veya davranışsal yöntemler bütünü.
Learning Technologies
Bilişsel süreçleri, bilgi edinimi ve beceri kazanımını desteklemek amacıyla kullanılan elektronik araçlar, dijital platformlar ve gelişmiş makineler bütünü.
Judgment Of Learning (JOL)
Bireyin henüz çalışmakta olduğu bilginin hafızaya ne derece başarıyla kaydedildiğini ve gelecekte ne kadar hatırlandığını tahmin ettiği bir üst-bellek (metamemory) değerlendirmesidir.
Laws Of Learning
Öğrenmenin hangi koşullar altında gerçekleştiğini açıklayan, tarihsel süreçte felsefeden deneysel psikolojiye evrilmiş temel ampirik ilkeler bütünü.
Transfer Of Training
Önceden edinilmiş bilgi, beceri veya stratejilerin, yeni bir öğrenme sürecini veya performans çıktısını olumlu ya da olumsuz yönde etkileme durumu.
Learning To Learn
Farklı materyallerle tekrarlayan görev deneyimleri yoluyla bireyin yeni bilgileri edinme kapasitesini ve hızını artırma becerisi.
Mastery Learning
Öğrencilerin bir konuyu veya beceriyi, yalnızca temel düzeyde hatırlamakla kalmayıp kavramsal olarak tam entegrasyona ulaşana ve başkalarına öğretebilecek düzeye gelene kadar öğrenme sürecini sürdürmesini savunan eğitim felsefesi ve stratejisidir.
Teaching Machine
Öğrenciye programlanmış materyalleri otomatik olarak sunan, her adımda anlamayı test eden ve anında dönüt veren mekanik veya elektronik cihaz.
Temperance
Duyguların, motivasyonların ve davranışların izlenip yönetilmesinde kendini düzenleme ve uyumsal hedeflere ulaşmada öz-denetim olarak kendini gösteren elverişli bir nefis kontrolü biçimi.
Prefix
Türetilmiş bir form oluşturmak üzere bir kelimenin başına eklenen biçimbirim.
Precue
Yaklaşacak bir hareket veya bilişsel süreç için planlamayı daraltmaya yarayan ve çevreden gelen kısmi ön bilgi.
Foreground–background
Algısal süreçlerde dikkatin odaklandığı nesnenin (ön plan) ile daha az dikkat çeken, belirsiz çevre dokusunun (arka plan) birbirinden ayırt edilmesini sağlayan temel organizasyonel ilkedir.
Foregrounding
Kompleks bir uyarıcının belirli unsurlarını, dikkat odağı haline getirmek amacıyla vurgulama süreci veya tekniği.
Preaversive Stimulus
Koşullanma süreçlerinde, asıl itici (aversif) uyarıcının sunulmasından hemen önce ortaya çıkan ve gelecekteki olumsuz durumu haber veren öncül uyarıcı.
Preestablished Harmony
Gottfried Wilhelm Leibniz tarafından öne sürülen; birbirine bağımsız monadların ya da zihin ile bedenin, doğrudan bir nedensel etkileşim olmaksızın tanrısal bir tasarımla kusursuz bir senkronizasyon içinde çalıştığını savunan felsefi ve teorik ilke.
Precedence Effect
İşitsel sistemin, aynı sesin art arda gelen yansımalarından ilk ulaşılanı baz alarak sesin kaynağını tek bir yön olarak algılaması fenomeni.
Law Of Prior Entry
Aynı anda sunulan iki uyarıcıdan dikkat edililenin, edilmeyene kıyasla daha önce gerçekleşmiş gibi algılanmasını sağlayan algısal yasa.
Proposition
Doğru ya da yanlış olma potansiyeli taşıyan, bir yargı bildiren ve her türlü iddia veya inkârın temelini oluşturan mantıksal ve dilbilimsel içerik.
Propositional Network
Bir önermenin terimlerinin ve bunlar arasındaki mantıksal ilişkilerin, bir ağ oluşturacak şekilde düğümlerle temsil edildiği grafiksel şemadır.
Propositional Analysis
Bireysel önermelerin iç yapısal öğelerinden ziyade, önermelerin bir bütün olarak aralarındaki mantıksal ilişkileri inceleyen sembolik mantık sistemi.
Propositional Knowledge
Bilginin, sözcüklerin veya imgelerin soyut temsiller biçiminde, anlamlı düşüncenin en küçük birimleri olan önermeler ağı şeklinde zihinde kodlanması.
Forethought
Bir bireyin kendi eylemlerinin ve başkalarının davranışlarının olası sonuçlarını önceden tahmin edebilme yeteneği.
Anticipatory İmage
Bireyin daha önce doğrudan deneyimlemediği dönüşümleri ve hareketleri zihinsel olarak tasavvur etmesine ve canlandırmasına olanak tanıyan bir zihinsel temsil biçimidir.
Prevention Design
Ergonomide, insan hatası olasılığını en aza indirmek amacıyla araç, gereç veya sistemlerin yapılandırılması.
A Priori
Deneysel kanıta veya gözleme dayanmaksızın, saf mantık, tümdengelim veya önceki varsayımlar yoluyla elde edilen bilgi veya çıkarımları ifade eden epistemolojik ve metodolojik kavram.
Premonitory Dream
Gelecekte gerçekleşecek belirli bir olaya dair önceden haber veya uyarı niteliği taşıdığına inanılan rüya türü.
Presupposition
Dilbilim ve bilişsel bilimlerde, bir sözceye temel oluşturan ancak açıkça ifade edilmeyen, taraflarca doğru kabul edilen arka plan bilgisi.
Bias Blind Spot
Bireylerin, kendi kararlarındaki bilişsel ve bilinçdışı önyargıları fark edemezken, aynı önyargıları başkalarının davranışlarında rahatlıkla görebilme eğilimidir.
Biased Elaboration
Bireylerin tutumlarıyla ilgili bilgileri işlerken, önceden sahip oldukları inançları destekleyecek yönde belirli bir değerlikte değerlendirme tepkileri üretme eğilimi.
Preconception
Bir nesne, kişi veya durum hakkında yeterli ve somut bilgi edinilmeden önce zihinde oluşturulan inanç ya da beklenti.
Biased Scanning
Bireylerin, önceden belirlenmiş bir benlik algısını desteklemek veya korumak amacıyla bellek içeriklerini seçici bir şekilde tarayarak uygun anılarını öne çıkardığı varsayımsal bilişsel süreç.
Matching To Sample
Organizmanın, sunulan bir örnek uyarıcı ile daha sonra beliren çoklu seçenekler arasından o örnekle eşleşen hedef uyarıcısını seçmesinin beklendiği koşullu bir ayrım etme prosedürü.
Exemplar Theory
Kategorizasyonun, soyut prototipler veya kural tabanlı yapılar yerine, bellekte saklanan somut ve spesifik örneklerle (exemplar) yapılan kıyaslamalara dayandığını savunan bilişsel kuram.
Oddity From Sample
Örnek uyarıcıyla eşleşmeyen bir uyarıcıya yanıt verilmesinin pekiştirildiği, eşik altı uyarı kontrolü ve ayırt etme prosedürü.
İmplicit Memory Test
Bireylerin bilinçli bir hatırlama çabası olmaksızın, geçmişteki deneyimlerinin davranışsal tepki hızı veya içerik üzerindeki etkilerini ortaya çıkaran deneysel ölçüm yöntemi.
Tacit Knowledge
Doğrudan öğretilmeyen, deneyim yoluyla sezgisel olarak edinilen ve farkındalık olmaksızın depolandığı için sözel olarak ifade edilmesi son derece güç olan pratik bilgi türü.
İmplicit Cognition
Bireyin bilinçli farkındalığı olmaksızın gerçekleşen her türlü bilgi işleme süreci ve zihinsel temsil.
Implicit Association Test (IAT)
Bireylerin bilinçli olarak ifade edemedikleri ya da sakındıkları gizli tutum, önyargı ve inançlarını, kategorizasyon görevlerindeki tepki süreleri üzerinden ölçen bilgisayar tabanlı bir bilişsel paradigma.
Covert Behavior / İmplicit Behavior
🔹 1. (covert behavior): Dışarıdan doğrudan gözlemlenemeyen, yalnızca özne tarafından rapor edilebilen veya dolaylı olarak çıkarılabilen zihinsel ve fizyolojik süreçler. 🔹 2. (implicit behavior): Doğrudan gözlemlenemeyen, ancak özel enstrümanlar aracılığıyla ölçülebilen veya bilişsel süreçler ile fizyolojik tepkiler yoluyla dolaylı olarak çıkarılabilen davranış biçimi.
Covert Attention
Göz hareketleri eşlik etmeksizin, bakışın odaklandığı noktanın dışındaki bir konuma zihinsel dikkatin yönlendirilmesi süreci.
Covert Speech
Bireyin sesli bir şekilde dışa vurmadan, kendi iç sesini veya düşünce akışını zihinsel olarak yapılandırma sürecidir.
İmplicit Causality
Bazı fiillerin, cümlenin öznesi ya da nesnesi (hastası) üzerinde otomatik olarak bir nedensellik atfetme eğilimi.
İmplicit Learning / İncidental Learning / Unconscious Learning
🔹 1. (implicit learning): Bireyin öğrenme niyeti taşımaksızın ve ne öğrendiğinin bilincinde olmaksızın, karmaşık bilişsel veya davranışsal örüntüleri edinmesi süreci. 🔹 2. (incidental learning): Bireyin bilinçli bir niyet veya çaba göstermeksizin, başka bir zihinsel işlemin yan ürünü olarak edindiği istemsiz öğrenme biçimi. 🔹 3. (unconscious learning): Bireyin maruz kaldığı örüntüleri veya bilgiyi, farkındalık veya bilinçli niyet olmaksızın zihinsel süreçlere kaydetmesi ve edinmesidir.
İmplicit Measure
Bireyin, psikolojik bir yapının ölçüldüğünün farkında olmadığı, genellikle sosyal biliş araştırmalarında tutum, kalıpyargı ve duygu değerlendirmek için kullanılan deneysel ölçüm yöntemi.
İmplicit Bias / İmplicit Prejudice
🔹 1. (implicit bias): Bireylerin bilinçli farkındalığı veya kasıtlı onayı olmaksızın, algı, yargı ve davranışlarını etkileyen otomatik olarak tetiklenen bilinçsiz ilişkilendirmeler veya değerlendirmeler. 🔹 2. (implicit prejudice): Bireyin bilinçli farkındalığında olmaksızın, belirli bir sosyal gruba karşı sergilediği olumsuz tutum ve eğilim.
Covert Rehearsal
Bireyin kelimeleri veya davranışları dışsal bir ifadeye dökmeden, zihinsel olarak tekrarlamasıyla bellek performansını artırması veya gelecekteki eylemlere hazırlanması süreci.
İmplicit Process
İç gözleme kapalı olan, optimal koşullar altında bile bilinçli olarak doğrulanamayan ve tanımlanamayan bilişsel mekanizma.
Covert Response
Düşünce, imge, duygu veya içsel fizyolojik reaksiyonlar gibi genellikle dışarıdan doğrudan gözlemlenemeyen, varlığı dolaylı olarak çıkarılan veya ölçülen her türlü tepki.
İmplicit Attitude Measure
Bireyin, tutumlarının değerlendirildiğinin bilinçli olarak farkında olmadığı, dolaylı yollarla psikolojik eğilimleri ölçen prosedürlerin bütünü.
Covert Orienting
Göz hareketlerinden bağımsız olarak, bakış yönü değiştirilmeksizin dikkat odağının zihinsel olarak kaydırılması.
İnterposition
İki nesnenin aynı görme hattında bulunduğu durumlarda, tamamen görünür olan daha yakın nesnenin daha uzaktaki nesnenin bir kısmını kapatmasıyla ortaya çıkan monoküler derinlik ipucu.
Correspondence Problem
Görsel sistemin, iki farklı görüntü veya bakış açısındaki aynı öğeleri birbiriyle eşleştirerek derinlik, hareket ve nesne tanıma süreçlerini gerçekleştirmesini sağlayan temel hesaplama zorluğudur.
Pattern
Karmaşık bir bütün oluşturmak amacıyla ayrı unsurların uzaysal veya zamansal olarak belirli bir düzende bir araya gelmesi.
Pattern Discrimination
İnsanların ve diğer canlıların görsel, işitsel veya diğer duyusal uyaran dizgeleri arasındaki ince farklılıkları ayırt edebilme yeteneğidir.
Pattern Recognition
Bireyin veya yapay bir sistemin, çok sayıda bağımsız ve dağınık unsuru anlamlı bir bütün veya yapı olarak organize edip sınıflandırma kapasitesi.
Patterning
Uyaranlara karşı bir yanıt sistemi veya örüntüsü oluşturulması ya da yeni bir yanıt seti uyandıracak uyaranların düzenlenmesi sürecidir.
Voiced
Ses tellerinin titreşimiyle boğumlanan konuşma seslerini nitelendiren fonetik terim.
Unvoiced
Ses tellerinin titreşimi olmaksızın, yalnızca hava akımı yardımıyla boğumlanan konuşma seslerini (ünsüzleri) ifade eden sıfat.
Self-perception
Bir bireyin kendi zihinsel veya fiziksel nitelikleri dahil olmak üzere kendi benliğine ilişkin sahip olduğu öznel görüş ve değerlendirmedir.
Self-discipline
Bireyin anlık arzularını bastırarak uzun vadeli hedeflere ulaşmak amacıyla dürtülerini ve davranışlarını iradi olarak kontrol etme becerisidir.
Self-regulated Learning
Bireyin kendi öğrenme sürecini aktif olarak izlemesi, denetlemesi ve bilişsel, motivasyonel ile stratejik çabalarını hedefleri doğrultusunda yönlendirmesi süreci.
Core Relational Themes
Bilişsel değerlendirme kuramında, bireyin belirli olayların kendi iyilik hali üzerindeki özgül anlamını yargılayarak spesifik duygusal durumlar tetiklemesi süreci.
Self-guide
Bireyin öz-düzenleme süreçlerini yönlendirmek için kullandığı, ideal benlik veya olması gereken benlik tasarımlarını içeren zihinsel standartlar.
Self-activity
Dışsal uyarıcılara bağımlı olmaksızın veya bu uyarıcılara dayanarak, bireyin tamamen kendi iradesi ve kararıyla gerçekleştirdiği eylemsel performans.
Self-conscious Emotion
Bireyin kendi değerinin veya kimliğinin, kendisinin ya da başkalarının gözündeki durumunu değerlendirmesiyle ortaya çıkan karmaşık duygusal tepki.
Self-contradiction
Bir bireyin inançları, niyetleri, arzuları veya davranışları arasında mantıksal olarak aynı anda doğru olması imkansız olan derin tutarsızlık.
Self-interest
Bireyin kişisel avantajını, kazancını gözetmesi; ödülleri ararken maliyetlerden, tehlikelerden ve zararlardan kaçınma eğilimi.
Self-correction
Bir bireyin yaptığı bir hatayı dışarıdan herhangi bir yönlendirme, ipucu veya müdahale olmaksızın tamamen kendi içsel denetimiyle spontane bir şekilde fark edip düzeltmesi durumu.
Self-regulatory Resources Theory
Öz-düzenlemenin, durumsal taleplerle geçici olarak tükenebilen küresel ancak sınırlı bir kaynak havuzuna dayandığını öne süren model.
Self-awareness
Bireyin kendi içsel durumlarını, düşüncelerini, duygularını, güdülerini ve bedensel varlığını nesnel bir nesne olarak algılayıp değerlendirebilme kapasitesidir.
Self-reference
Bireyin çevresel uyaranları, olayları veya bilgileri kendi benliğiyle ilişkilendirme, tartışmaları ve algıları kişisel kaygılara yönlendirme eğilimi.
Self-statement
Bireyin kendi davranışlarını, duygularını veya düşüncelerini yönlendirmek, düzenlemek ya da değerlendirmek amacıyla içsel olarak veya sesli biçimde sarf ettiği bilinçli cümlelerdir.
Self-relevance
Bir uyarıcının, bilginin veya olayın bireyin kendi benlik yapısıyla, kişisel hedefleriyle ya da kimliğiyle ne derece ilişkili olduğunun algılanması.
Self-complexity
Bireyin benlik kavramını oluşturan farklı, bağımsız ve kendine özgü bilişsel yapıların veya benlik veçhelerinin (roller, ilişkiler, etkinlikler) sayısı ve çeşitliliğidir.
Self-reward
Bireyin istenen bir davranışı veya hedefi gerçekleştirmesinin ardından kendi kendine somut veya soyut bir pekiştireç sunması süreci.
Self-reference Effect
Bireylerin kendileriyle veya benlik kavramlarıyla ilişkilendirdikleri uyarıcıları, diğer tarafsız veya dışsal bilgilere kıyasla anlamlı ölçüde daha iyi hatırlama eğilimi.
Self-synchrony
Bir bireyin kendi içsel fizyolojik, motor veya davranışsal ritimlerini kendi içinde uyumlu hale getirmesi ya da bu süreç.
Self-schema
Bireyin kendisi hakkında sahip olduğu organize bilgi, inanç ve değerleri içeren, dünya algısını ve bilgi işlemleme süreçlerini yönlendiren bilişsel bir çerçevedir.
Self-reflection
Bireyin kendi düşünce, duygu ve eylemlerini bilinçli bir şekilde incelemesi, değerlendirmesi ve analiz etmesi süreci.
Essentialism
Nesnelerin veya canlıların kendilerini var eden, değiştirilemez ve zorunlu nitelikler setine sahip olduğunu savunan felsefi ve bilişsel yaklaşım.
Self-control
Kişinin dışsal ya da içsel uyarıcılara, dürtülere ve anlık arzulara karşı davranışlarını, duygularını ve fiziksel tepkilerini baskılama veya yönlendirme kapasitesidir.
İdentical Elements Theory
Yeni öğrenilen bir görevin kazanımının, daha önceden ustalaşılmış görevlerle ortak bileşenler barındırdığı ölçüde kolaylaştığını savunan bilişsel öğrenme kuramı.
İdentity Principle
Bir nesnenin ya da önermenin kendisiyle aynı olduğunu, X ile Y özdeş olduğunda ikisi hakkında kurulan ifadelerin aynı doğruluk değerine sahip olacağını savunan mantık ve gelişim psikolojisi ilkesi.
İdentity Theory
Zihinsel durumların beyin durumlarıyla birebir aynı olduğunu savunan felsefi ve bilişsel bilim teorisi.
Reduction To Essence Rule
Bulanık iz kuramında, her yaştan bireyin bir mesajdan asıl anlamı (özü) çıkarma yönünde doğuştan gelen bir eğilime sahip olduğunu öne süren varsayım.
Specific Transfer
Bir görevde edinilen beceri ve bilgilerin, bunlarla doğrudan ilgili ve benzer yapıdaki başka bir göreve aktarılması süreci.
Ad Hoc Category
Önceden var olan bilişsel şemalardan bağımsız olarak, belirli bir anlık gereksinimi veya özel bir kriteri karşılamak üzere dinamik biçimde oluşturulan geçici kategoridir.
Specific Factor (s Factor)
Charles Spearman'ın iki faktörlü zeka kuramında, yalnızca belirli ve dar kapsamlı bilişsel görevlerde devreye giren uzmanlaşmış yetenek alanı.
Private Event
Yalnızca onu deneyimleyen veya gerçekleştiren birey tarafından gözlemlenebilen, dışarıdan doğrudan ölçülemeyen her türlü uyarıcı veya davranış.
Specific Ability
Yalnızca belirli bir zihinsel görev veya bir test bataryasındaki tek bir test için kullanılan, diğer yeteneklerle korelasyon göstermeyen dar kapsamlı beceri.
Particularism
Genel ilke veya kuralların reddedilerek, her durumun, bilginin veya ahlaki ikilemin kendi benzersiz bağlamı içinde değerlendirilmesi gerektiğini savunan felsefi ve metodolojik yaklaşım.
Feature / Trait
🔹 1. (feature): Bir nesnenin, olayın veya uyarıcının diğerlerinden ayırt edilmesini sağlayan ve kategori yargılarının oluşumunda rol oynayan temel ayırt edici nitelik. 🔹 2. (trait): Farklı durumlarda bireyin davranışlarını betimleyen, zamansal olarak kalıcı ve tutarlı kişilik karakteristiği veya genetik yatkınlık.
Feature-integration Theory (FIT)
Görsel dikkatin, uyarıcıların temel özelliklerini otomatik ve paralel işleyen bir ön-dikkat aşaması ile bu özellikleri bilinçli algı için tek bir nesnede birleştiren seri bir dikkat aşamasından oluştuğunu savunan iki aşamalı kuram.
Feature Attention
Seçici dikkatin, belirli bir nesnenin bütününden ziyade rengi, yönü veya şekli gibi ayırt edici tekil bir özelliğine odaklanmasını sağlayan bilişsel mekanizma.
Feature İndicator
Görsel korteksteki özellik dedektörlerine görsel ipuçları sağlayan, bir nesnenin sınır, kenar veya yüzey gibi herhangi bir yapısal unsuru.
Feature Model
Genel bilginin veya anlamsal belleğin, bilginin bir dizi ayırt edici özellik kümesi olarak tanımlanabileceğini öne süren bilişsel modeli.
Feature Abstraction
Bireylerin farklı kategorilere ait örneklerle olan deneyimlerinden yola çıkarak, bu kategorilere üyelik koşullarını belirleyen temel özellikleri çıkarma yönündeki varsayımsal bilişsel süreç.
Feature Detection Theory
Tüm karmaşık duyusal uyarıcıların, her biri spesifik nöronal dedektörler tarafından analiz edilen bireysel bileşenlere ve özelliklere ayrılabileceğini öne süren algısal kuram.
Feature-negative Discrimination
İki benzer uyarıcıdan birinin ayırt edici özelliğinin olumsuz (sönme ile ilişkili) uyarıcının yapısında yer aldığı bir git/gitme (go/no-go) ayırt etme prosedürüdür.
Feature-positive Discrimination
İki benzer uyarıcıdan birinin ayırt edici niteliğinin pekiştirçle ilişkilendirilen olumlu (go) uyarıcının parçası olduğu bir git/gitme (go/no-go) ayırt etme prosedürüdür.
İncentive Theory
Güdülenmenin, organizmanın içsel fizyolojik dürtüleriyle dış çevrede yer alan pozitif veya negatif uyarıcıların etkileşimi sonucunda şekillendiğini savunan kuram.
Autonomous Syntax
Sözdiziminin, anlam (semantik) ve işlevden (pragmatik) bağımsız, kendine has kurallarla çalışan özerk bir dilbilimsel bileşen olduğunu savunan teori.
Kernel Sentence
Üretken dilbilgisinin erken dönemlerinde, olumsuzlama ve soru yapma gibi dönüşümsel işlemlerin uygulanarak türev cümleler elde edildiği temel, çekirdek cümle yapısı.
Free Will
İnsanın dış etkenlerden bağımsız olarak kendi kararlarını verme, eylemlerini yönlendirme ve ahlaki sorumluluk üstlenme kapasitesi.
Consciousness Of Freedom
Açık bir baskının bulunmadığı durumlarda, bireylerin karar verme ve eylemleri kontrol etme sürecinde deneyimledikleri öznel seçim hissi.
Paradox Of Freedom
İnsan davranışlarının nedensellik yasalarıyla belirlenmiş olmasına karşın, bireyin eylem anında mutlak bir özgürlük hissi deneyimlemesi arasındaki temel çelişkidir.
Underconfidence
Bireyin bir görevi başarıyla tamamlama kapasitesini veya kendi performansını başkalarınınkine kıyasla sistematik olarak düşük değerlendirmesiyle karakterize bilişsel bir önyargıdır.
Overconfidence
Bireyin kendi bilgi, beceri veya performans düzeyini gerçekte olduğundan çok daha yüksek değerlendirmesiyle ve yargılarındaki doğruluk derecesine aşırı bir kesinlikle inanmasıyla karakterize bilişsel bir önyargıdır.
Aspiration
Bireysel çaba ile ulaşılabilecek bir hedef, amaç veya arzu edilen sonuç durumu.
Subjective Expected Value
Karar verme süreçlerinde, bir sonucun birey için taşıdığı kişisel değer ile o sonucun gerçekleşme olasılığı hakkındaki öznel inancın çarpımı.
Subjective Expected Utility (SEU)
Bireylerin rasyonel karar alma süreçlerinde, alternatiflerin arzu edilen sonuçlarına atfettikleri öznel olasılıklar ile bu sonuçların değerlerinin çarpımlarını (çoğunlukla bilinç dışı olarak) maksimize etme eğilimini açıklayan karar kuramı.
Point Of Subjective Equality (PSE)
Bir gözlemci için standart bir uyarıcı ile karşılaştırma uyarıcısının eşit derecede yüksek veya alçak algılandığı psikofiziksel değerdir.
Subjective Contour
Fiziksel bir uyarıcı veya kesikli çizgi bulunmamasına rağmen, gözlemcinin zihinsel çıkarımları yoluyla algıladığı hayali kenar veya sınırdır.
Subjective Probability
Bir bireyin, nesnel frekans verilerinden ziyade kendi içsel deneyimlerine, sezgilerine ve inançlarına dayanarak belirli bir olayın gerçekleşme olasılığına biçtiği kişisel tahmin.
Subjective Organization
Bireyin, hafızada kalıcılığı artırmak amacıyla öğrenilecek materyaller arasında kendine has, idiosinkratik çağrışımlar ve gruplamalar oluşturma süreci.
Subjective Attribute
Deneyimi yaşayan bireye münhasıran bağlı olan ve dışsal nesnelliği bulunmayan algısal nitelik.
Subjectivity
Verilerin ve olayların kişisel duygu, inanç veya deneyimler süzgecinden geçirilerek yorumlanması ve ampirik araştırmalarda nesnellik standartlarının karşılanamaması durumu.
Essential Property
Bir nesnenin, fikrin veya varlığın doğası ya da varoluşu için zorunlu ve vazgeçilmez olan karakteristik özellik.
Assimilation
Dışarıdan gelen yeni bilgilerin, algıların veya kültürel unsurların, bireyin mevcut zihinsel şemaları ya da sosyal yapısı tarafından içine alınarak bütünleştirilmesi.
Assimilation Effect
Psikolojik deneylerde, katılımcıların yargılarının belirli bir referans noktasının (çapa) sunulmasının ardından bu noktaya doğru kayması durumu.
Law Of Assimilation
Organizmaların yeni ve yabancı durumşara, daha önceden aşina oldukları benzer durumlarda sergiledikleri tepki kalıplarıyla yaklaşma eğilimini tanımlayan ilke.
Self-efficacy
Bireyin, belirli bir görevi başarıyla yerine getirme veya istenen sonuçları elde etme kapasitesine duyduğu öznel inanç ve bilişsel değerlendirmedir.
Recursion
Üretken dilbilgisinde ve bilişsel süreçlerde, belirli bir kuralın veya yapının çıktısının, kuralın kendisi için bir sonraki girdi olarak süresiz biçimde yeniden uygulanması süreci.
Recursive
Çıktısı bir sonraki adımın girdisi olacak şekilde, sonlu sayıda kez art arda uygulanan kural veya prosedürleri tanımlayan sıfat.
Bundling
Birden fazla bireysel ürün, politika ya da unsurun, çekiciliği veya işlevselliği maksimize edecek şekilde tek bir bütün halinde birleştirilmesi stratejisi.
Panpsychism
Doğal dünyadaki tüm unsurların, kökensel düzeyde bir tür zihinselliğe veya bilinç niteliğine sahip olduğunu savunan felsefi ve ontolojik görüş.
Panum Phenomenon
Sol ve sağ gözlere sunulan farklı iki görüntünün binoküler füzyonla birleşerek, uyarıcılardan daha yakın algılanan tek bir görsel illüzyon üretmesi.
Paradigm
Bir bilim dalının veya topluluğun üyelerini bir arada tutan, evrensel olarak kabul görmüş kuramsal çerçeve, varsayımlar bütünü ve model.
Paradigm Clash
Gerçekliğe veya insan bilgisine dair yeni ve köktenci varsayımların, kurulu ve kabul görmüş varsayımlar sistemiyle uyuşmaması durumunda ortaya çıkan epistemolojik çatışmadır.
Paradigm Shift
Bir bilim dalının veya disiplinin temel kavramlarını, varsayımlarını, yöntemlerini ve doğasını tanımlayan çerçevenin köklü ve ani bir dönüşümle yenilenmesi.
Preparadigmatic Science
Thomas Kuhn'un bilim felsefesinde, temel bir paradigma ve metodolojik fikir birliğinden yoksun, rakip ekollerin ve teorilerin bir arada bulunduğu ilkel gelişim evresi.
Paralanguage
Konuşmanın sözlü ancak sözel olmayan, ses tonu, vurgu, hız ve iç çekme gibi vokal unsurlarını içeren iletişim katmanıdır.
Paradox
İlk bakışta doğru görünen öncüllerin mantıksal olarak çelişkili ya da absürt bir sonuca yol açması durumu.
Paradoxical Thinking
Tipik mantıksal süreçlerin çelişkiyle karakterize olduğu, hem patolojik düşünce bozukluklarıyla ilişkilendirilebilen hem de yaratıcılığı ve bilişsel yeniden çerçevelemeyi teşvik etmek için kullanılan bilişsel bir süreçtir.
Paracontrast
Görsel bir uyaranın (hedef), kendisinden farklı bir konumsal alanda daha önce sunulan başka bir uyaran (maske) nedeniyle algısal olarak değişime uğradığı ileri maskeleme biçimidir.
Parallax
Başın yana hareket ettirilmesiyle görsel alandaki nesnelerin farklı hız ve yönlerde yer değiştiriyor gibi görünmesini sağlayan monoküler derinlik ipucu.
Parallel Search
Görsel veya bilişsel bir arama görevinde, birden fazla uyaranın veya öğenin etkinlikte hiçbir düşüş olmaksızın aynı anda taranması süreci.
Parallel Distributed Processing (PDP)
Bilginin, birbirine yoğun şekilde bağlı varsayımsal sinirsel birimler ağı üzerinde, etkileşimli ve eş zamanlı (paralel) aktivasyon kalıpları olarak temsil edildiği bilişsel model.
Parallel Processing
İki veya daha fazla operasyon dizisinin bağımsız işlemciler aracılığıyla eşzamanlı olarak yürütüldüğü bilgi işleme türü.
Parallelism
Yapısal benzerlik, karşılıklı özelliklerin eşleşmesi veya felsefede zihin ile bedenin birbirine indirgenemez fakat eş zamanlı işleyişini tanımlayan ontolojik kavram.
Paralogism
Mantık kurallarına aykırı olan, ancak genellikle bilinçsizce yapıldığı ve fark edilmesi güç olduğu için geçerliymiş gibi görünen hatalı çıkarım veya safsata.
Paraphrase
Bir metnin veya konuşmanın orijinal anlamını koruyarak, genellikle netlik veya kısalık sağlamak amacıyla farklı kelimelerle yeniden ifade edilmesidir.
Paraworld
Gerçek dünyadaki bir sistemin veya sürecin modellenmesi için temel oluşturan, ideal koşulların varsayıldığı hipotezsel evren.
Part-list Cuing İnhibition
Çalışılan bir listedeki bazı öğelerin geri getirme ipucu olarak verilmesinin, aynı listedeki diğer öğelerin hatırlanmasını zorlaştıran bellek bozulması.
Part–whole Problem
Psikolojik bir olgunun veya öğrenme materyalinin, indirgemeci bir yaklaşımla bileşenlerine ayrılarak mı yoksa eksiksiz bir bütün olarak mı ele alınması gerektiğine dair metodolojik tartışmadır.
Recognition By Components Theory (RBC Theory)
Nesnelerin algılanması ve tanınmasının, onların 'geon' adı verilen basit üç boyutlu geometrik bileşenlere ve bu bileşenleri birbirine bağlayan iskeletsel yapıya ayrıştırılmasıyla gerçekleştiğini savunan bilişsel model.
Part Method Of Learning
Öğrenilecek materyalin küçük bölümlere ayrılarak, her bir bölümün sırayla ve ayrı ayrı ustalaşılıncaya kadar çalışıldığı bilişsel edinissin stratejisi.
80:20 Rule / Pareto Principle
🔹 1. (80:20 rule): Genel olarak olayların yüzde 80'lik sonucunun, etkenlerin yüzde 20'lik kısmından kaynaklandığını savunan ampirik gözlem kuralı. 🔹 2. (Pareto principle): Herhangi bir sistemde olayların veya sonuçların yaklaşık %80'inin, girdilerin veya etkenlerin %20'sinden kaynaklandığını öne süren ampirik kural.
Brightness / Brilliance
🔹 1. (brightness): Işık yoğunluğunun öznel ve algısal karşılığı; saf beyaz ile saf siyah arasında değişen görsel deneyim. 🔹 2. (brilliance): Görsel uyarıcılarda salt aydınlık düzeyini aşan, dikkat çekicilik ve etki boyutu eklenmiş yoğun ışıma niteliği.
Brightness Perception
Bir uyarıcının ışık yoğunluğu hakkında zihinsel izlenimler oluşturma yeteneği.
Brightness Discrimination
İki veya daha fazla görsel uyarıcının parlaklık düzeyleri arasındaki farkları algılama ve ayırt etme kapasitesidir.
Brightness Constancy
Tanıdık nesnelerin, üzerlerine düşen ışık miktarındaki değişimlere rağmen aynı parlaklık derecesinde algılanmasını sağlayan algısal değişmezlik mekanizması.
Brightness Threshold
Belirli bir arka plan alanına karşı, belirli bir dalga boyundaki ışığın algılanabildiği en düşük ışık yoğunluğudur.
Brightness Contrast
Farklı parlaklıktaki iki uyarıcının eş zamanlı olarak algılanması sonucunda, aralarındaki parlaklık farkının zihinsel olarak abartılarak algılanması olgusu.
Economy Principle
Bilimsel araştırmalarda ve bilişsel süreçlerde, aynı olguyu açıklayan birden fazla hipotez olduğunda en az varsayım içeren en basit seçeneğin tercih edilmesi gerekti epistemolojik ilke.
Pascal
Metrekare başına bir newtona eşit olan türetilmiş Uluslararası Birimler Sistemi (SI) basınç veya gerilme birimi.
Passive-avoidance Learning
Bireyin belirli bir uyarıcıdan kaçınmak için önceden gerçekleştirdiği bir eylemi durdurmayı veya yapmamayı öğrendiği edimsel koşullanma prosedürü.
Passive Learning
Bireyin bilinçli bir niyet veya aktif bellek katılımı olmaksızın, yalnızca uyarıcılara maruz kalarak gerçekleştirdiği öğrenme biçimi.
Passive Rehearsal
Kısa süreli bellekte bilgi tutma stratejisi olup, bireyin her yineleme setine yalnızca tek veya çok az sayıda benzersiz öge dahil etmesi durumudur.
Burst
Nöronal ateşlemede veya davranışsal tepkilerde nispeten yüksek bir hızla art arda ortaya çıkan ani aktivite dizisi.
Plosive
Ses yolundaki hava akımının kısmen veya tamamen engellenip ardından aniden serbest bırakılmasıyla üretilen ünsüz ses.
Affricate
Önce bir patlamalı (durak) ünsüz olarak başlayıp hemen ardından aynı boğumlanma bölgesinde bir sürtünmeli ünsüz olarak serbest kalan karmaşık bir konuşma sesidir.
Pathological Fallacy
Bireysel veya küçük bir gruba ait patolojik ve anormal özelliklerin, hiçbir ampirik dayanak olmaksızın genel popülasyona mal edilmesiyle oluşan bilişsel aşırı genelleme hatası.
Reinforcer
Bir davranışın ardından gelerek o davranışın ileride tekrarlanma sıklığını veya olasılığını artıran herhangi bir uyarıcı veya koşul.
Delay Of Reinforcement / Reinforcement Delay
🔹 1. (delay of reinforcement): Bir davranışın gerçekleşmesi ile bu davranışı takip eden pekiştirecin sunulması arasında geçen zaman aralığı. 🔹 2. (reinforcement delay): Bir davranışın gerçekleşmesi ile bu davranışı takip eden pekiştirecin ortaya çıkması arasında geçen süre.
Gradient Of Reinforcement
Bir davranışın sergilenmesi ile bu davranışa verilen pekiştireç arasındaki zaman aralığı kısalldıkça, pekiştirmenin etkisinin ve öğrenme oranının o oranda artacağını öne süren ilke.
Consolidation Theory
Kısa süreli bellekteki anıların, nöral devreler düzeyinde fiziksel ve kimyasal değişikliklerle kalıcı uzun süreli belleğe aktarılma ve stabilize edilme sürecini açıklayan kuram.
Schedule Of Reinforcement
Edimsel koşullamada, bir davranışın hangi sıklıkla veya hangi koşullarda pekiştireçle ödüllendirileceğini belirleyen kural sistemi.
Consummatory Response Theory Of Reinforcement
Pekiştirmenin, organizmanın temel bir dürtüyü azaltan tüketimsel bir davranışı (örneğin yemek yeme veya su içme) gerçekleştirmesiyle sağlandığını öne süren öğrenme teorisi.
Penrose Triangle / Tribar
🔹 1. (Penrose triangle): Üç boyutlu Öklid uzayında fiziksel olarak var olması imkansız olan, birbirine 90 derecelik açılarla bağlanan üç çubuktan oluşan optik illüzyon nesnesi. 🔹 2. (tribar): Fiziksel olarak var olması imkansız olan, iki boyutlu düzlemde çizilmiş ancak üç boyutlu nesne algısı yaratan optik ve geometrik bir imkansız nesne illüzyonudur.
Pitch
Seslerin müzikal bir ölçek üzerinde tizlik ve peslik ekseninde sıralanmasına imkan tanıyan öznel işitsel nitelik.
Performance Enhancement
Fiziksel ve zihinsel kapasiteyi egzersiz, öz-konuşma, imgeleme ve benzeri yöntemlerle geliştirerek bir görevdeki başarı seviyesini artırma süreci.
Knowledge Of Performance (KP)
Bir amaca ulaşmak için kullanılan hareket kalıbının niteliği hakkında bireye sunulan sözlü veya sözel olarak ifade edilebilir geri bildirim.
Performance İmagery
Bir eylemin veya performansın tüm duyusal ve bilişsel bileşenlerinin zihinsel olarak yeniden yaratılması süreci.
Performance-operating Characteristic (POC)
Eşzamanlı yürütülen iki farklı görevin performans ölçütlerinin birbirine karşı grafiğe dökülmesiyle elde edilen ve kapasite sınırlılıkları ile ödünleşimleri (trade-off) gösteren analitik yöntem.
Peripheralism
Organizmanın merkezi sinir sistemi süreçlerinden ziyade, iskelet kasları, gırtlak ve cinsel organlar gibi bedenin çevresel (periferal) bölgelerindeki tepkilerini vurgulayan davranışçı ekol ve görüş.
Periodicity
Olayların veya olguların belirli ve düzenli aralıklarla tekrarlanma durumu veya özelliği.
Perky Effect
Zihinsel olarak hayal edilen bir uyarıcının, aynı formdaki gerçek bir görsel uyarıcının algılanmasını engelleme eğilimi.
Permastore
Kapsamlı öğrenme, yoğun eğitim veya uzun süreli deneyimler sonucunda oluşan ve zamanla neredeyse hiç silinmeyen çok uzun vadeli kalıcı bellek deposudur.
Perspective
Olayları, nesneleri ve fikirleri gerçekçi oranlar, ilişkiler ve mekânsal bağlam içinde görebilme, ayrıca bireyin hem kendi hem de başkalarının zihinsel durumlarını kavrayabilme yetisi.
Perspective Taking
Bir durumu kişinin kendi alışılagelmiş bakış açısının dışında, başka bir bireyin veya sosyal rolün penceresinden değerlendirme yeteneğidir.
Perspectivism
Nesnel, bağlamdan bağımsız mutlak bir gerçeğin olmadığını ve tüm bilgi ile algının gözlemcinin yorumlayıcı bakış açısına bağımlı olduğunu savunan epistemolojik ilke.
Philo- (phil-)
Bir şeye duyulan özel ilgiyi, sevgiyi veya eğilimi belirten birleştirici ön ek.
Pidgin
Farklı ana dillere sahip toplulukların temel ticaret ve iletişim ihtiyaçlarını karşılamak üzere geliştirdiği, basitleştirilmiş dilbilgisi kurallarına ve sınırlı dağarcığa sahip temas dilidir.
Regret
Geçmişteki bir eylemin ya da eylemsizliğin sonucundan duyulan hoşnutsuzluk ve durumun farklı olmasını isteme yönündeki duygusal tepki.
Regret Theory
Bireylerin karar verme süreçlerinde, olası bir kötü seçimin doğuracağı pişmanlık korkusunu ve geçmiş pişmanlık deneyimlerini hesaba katarak hareket etmesini ya da riskten kaçınmasını inceleyen davranışsal ekonomi modelidir.
Pivot Grammar
Çocukların dil gelişiminin iki kelimelik evresinde gözlenen; sınırlı sayıdaki sabit işlev sözcüklerinin (pivot sözcük) geniş bir içerik sözcüğü dağarcığıyla (açık sözcük) kuralcı bir konumda birleştiği erken dönem dil bilgisi yapısıdır.
PLAN
Bilişsel psikolojide, belirli bir amaca ulaşmak amacıyla gerçekleştirilecek eylemlerin zihinsel temsili ve yürütme işlevlerini yönlendiren taslağıdır.
Planck’s Principle
Yeni bilimsel teorilerin muhaliflerini rasyonel kanıtlarla ikna ederek değil, yaşlı kuşak bilim insanlarının yerini bu fikirlere erken yaşta adapte olmuş yeni neslin almasıyla kabul görmesini savunan sosyolojik ve epistemolojik önerme.
Plan-continuation Bias
Bireylerin, değişen koşullar nedeniyle artık geçerliliğini yitirmiş veya tehlikeli hale gelmiş orijinal bir eylem planında ısrar etme eğilimi.
Planning Fallacy
Bireylerin gelecekteki bir görevi tamamlamak için gereken süreyi, aşırı iyimser senaryolara dayanarak sistematik olarak eksik tahmin etme eğilimidir.
Plateau’s Spiral
Merkezi etrafında döndürüldüğünde canlı bir hareket artarduyusu yaratan, zıt renkli sarmal formundaki görsel uyarıcı.
Plateau
Öğrenme eğrisinde, performansın veya edinimin geçici olarak durakladığı, artış hızının sıfırlandığı yatay evre.
Platonic İdealism
Dünyadaki olguların, duyularla değil, akılla kavranan aşkın ve kusursuz ideal formların gölgeleri veya yansımaları olduğunu savunan felsefi ve bilişsel konum.
Pleonasm
Bir fikri ifade etmek için gerekenden çok daha fazla sözcüğün kullanıldığı sözlü veya yazılı bir artıklama biçimidir.
PM
Bilginin bilinçli farkındalıkta kısa süreli tutulduğu ve işlendiği birincil bellek sistemini ifade eden bilişsel kısaltma.
Poggendorf İllusion
Düz bir diagonal çizginin, paralel dikey kenarlara sahip aradaki bir engelin arkasından geçerken uç noktalarının birbirinden kopuk ve kaymış gibi algılanmasına neden olan optik ve geometrik bir yanılsamadır.
Polysemy
Tek bir sözcüğün kökensel olarak birbiriyle ilişkili birden fazla anlam barındırma durumu.
Ponzo İllusion
Birbirine eşit uzunluktaki iki yatay çizgiden üsttekinin, yakınsak çizgiler arasına yerleştirildiğinde daha uzun algılanmasına yol açan geometrik-optik görsel yanılma.
Pop-out
Görsel arama görevlerinde, arka plandaki çeldiricilerden temel bir özelliğiyle (renk, yönelim vb.) hemen ayrışan ve dikkat çaba gerektirmeden fark edilen hedef uyarıcı.
Population Stereotype
Ergonomide, belirli bir kullanıcı grubunun algısal, bilişsel veya fiziksel özelliklerine dair genellemeler olup sistem ve ürün tasarımında kritik rol oynar.
Popular Psychology
Akademik süzgeceden geçmemiş, genellikle aşırı basitleştirilmiş, yanlış yorumlanmış veya modası geçmiş psikolojik bilgilerin genel kamuoyu tarafından benimsenmiş halidir.
Porter’s Law
Kritik titreşim frekansının, uyaran dalga boyundan bağımsız olarak, uyaran parlaklığının logaritmasıyla doğru orantılı biçimde arttığını belirten psikofiziksel ilke.
Portmanteau Neologism
Mevcut iki veya daha fazla sözcüğün ses ve anlam parçalarının kaynaştırılmasıyla oluşturulan yeni ve hibrit yapıdaki sözcük.
Postformal Thought
Yetişkin yaşamının karmaşık, çelişkili ve göreceli doğasına uyum sağlayan; mantığı sezgi, duygu ve diyalektik akıl yürütmeyle harmanlayan ileri düzey bilişsel yapı.
Postmodernism
20. yüzyılın sonlarında klasik modernizme ve Aydınlanma düşüncesine bir tepki olarak doğan; nesnel gerçeklik, mutlak bilgi ve evrensel meta-anlatıları reddeden felsefi ve kültürel akım.
Postpositivism
20. yüzyılın ortalarından itibaren mantıkçı pozitivizmin mutlakçı ve indirgemeci varsayımlarını reddederek bilimi daha kapsayıcı, sosyal ve insani bir bağlama oturtan meta-teorik yönelim.
Postulate
Daha ileri bir kanıta gerek duyulmaksızın, bir sistemin veya teorinin temeli olarak doğru kabul edilen öncül.
Poststructuralism
1960'ların sonu ve 1970'lerde Fransa'da ortaya çıkan; yapısalcılığın katı ikiliklerini ve evrensel iddialarını reddeden, metinlerin ve dilin çok anlamlılığını savunan geniş entelektüel akım.
Positive Discriminative Stimulus
Pozitif pekiştirme kontingensisi ile ilişkilendirilmiş ve belirli bir davranışın ödüllendirileceğini sinyalleyen uyarıcı.
Positive Feedback
Bir sistemdeki çıktıların, girdi sinyallerinin veya başlangıçtaki değişimin etkisini artırarak sistemi hedeflenen yönde büyümesi veya ivme kazanması için beslemesi süreci.
Positive Acceleration
Öğrenme veya pratik süreçlerinde, denemeler ilerledikçe elde edilen ardışık kazançların ve performans artış hızının katlanarak yükseldiği durum.
Positive Motivation
Bireyi, arzu edilen ödülleri veya olumlu sonuçları elde etmeye yönlendiren içsel ya da dışsal dürtülerin bütünüdür.
Positive Reinforcement
Bir davranışın ardından olumlu bir uyarıcının (ödülün) sunulmasıyla o davranışın gelecekteki yinelenme olasılığının artması süreci.
Positive İncentive
Bireyin arzuladığı ve amaca yönelik davranışları tetikleyen bir nesne, durum veya çevresel uyarıcı.
Positive–negative Asymmetry
Bireylerin karar alma ve algı süreçlerinde olumsuz bilgiye ve olaylara, olumlu olanlara kıyasla tutarsız bir şekilde daha fazla ağırlık ve önem vermesi eğilimi.
Positivity Effect
Yaşlı yetişkinlerin, gençlere kıyasla olumsuz bilgiden ziyade olumlu bilgiye odaklanma, bu bilgiyi hatırlama ve işleme eğiliminin yaşla birlikte artması durumu.
PQ4R
Bilişsel psikoloji araştırmalarına dayanan, bilgiyi kalıcı belleğe kodlamak ve metin kavrama performansını maksimize etmek için tasarlanmış altı adımlı sistematik çalışma yöntemidir.
Pragmatic Reasoning Schema Theory
Bireylerin mantıksal problemleri çözerken soyut mantık kuralları yerine, geçmiş deneyimlerden soyutlanmış, bağlama özgü ve amaca dayalı genelleştirilmiş kurallar setini (şemaları) kullandığını savunan bilişsel model.
Pragmatism
Bir önermenin ya da teorinin doğruluk değerinin, onun pratik sonuçlarında ve işlevselliğinde yattığını savunan felsefi ve bilişsel yönelim.
Prägnanz
İnsan zihninin karmaşık, belirsiz veya eksik uyaranları her zaman en basit, en düzenli, kararlı ve anlamlı bütünler olarak algılama eğilimini tanımlayan temel Gestalt yasası.
Praxiology
İnsan davranışlarının, özellikle de bilinç ve metafizik kavramlar dışarıda bırakılarak verimli eylemlerin incelenmesini savunan bilim dalı.
Practice
Performansı artırmak veya yeni bir beceri kazanmak amacıyla bir eylemin, davranışın veya etkinlik dizisinin sistematik ve tekrarı.
Practical İntelligence
Bireyin zihinsel kapasitesini günlük yaşamın somut, karmaşık ve değişken koşullarına uyarlama, bu koşulları şekillendirme ve gerektiğinde yeni ortamlara yönelme becerisi.
Practical İntelligence Task
Bir konumu bulmak için harita okumak veya bilet fiyatlarını hesaplamak gibi gündelik yaşam becerileri ve örtük bilgi gerektiren görevdir.
Underconfidence-with-practice Effect
Öğrenme görevlerinin ilk denemesinde hafif bir aşırı özgüven sergileyen bireylerin, aynı görevin sonraki tekrarlarında bellek performanslarını belirgin şekilde az tahmin etme eğilimi.
Precognition
Gelecekte gerçekleşecek olayların, duyu organlarının bilinen sınırları dışındaki yollarla (duyu ötesi algı) önceden algılandığı iddia edilen parapsikolojik bir fenomendir.
Prepotent Response
Organizmanın hiyerarşik olarak diğer potansiyel alternatiflerden öncelik kazanan ve ilk sırada icra ettiği baskın tepki eğilimidir.
Presentist
Geçmişteki olayların bugünkü davranışlar üzerindeki etkisini, bu olayların geçmişteki nesnel gerçekliğinden ziyade günümüzdeki zihinsel temsilleri üzerinden açıklayan bakış açısı.
Prima Facie
Aksi ispatlanana kadar geçerli kabul edilen ilk izlenim, ilk bakıştaki kanıt veya olgu.
Proactive İnterference (PI)
Geçmişte öğrenilen bilgilerin, benzer veya ilişkili yeni bilgilerin öğrenilmesini ve hatırlanmasını olumsuz yönde bozması durumu.
Release From Proactive İnterference
Önceden öğrenilen benzer bilgilerin yeni bilgilerin hatırlanmasını engellemesi durumunun (proaktif girişim), uyarıcı kategorisinin değiştirilmesiyle ortadan kalkması ve hatırlama performansının yeniden yükselmesi.
Problem Finding
Çözülmeye değer problemleri tespit etme, formüle etme ve kavramsallaştırma becerisi.
Problem Solving
Bireylerin başlangıç durumundan istenen hedefe ulaşmasını engelleyen engelleri aşmak, planları gerçekleştirmek veya akıl yürütme ve yaratıcı düşünme gibi üst düzey zihinsel işlevler aracılığıyla sonuçlara varma süreci.
Problem İsomorphs
Temel mantıksal yapıları ve çözüm yolları aynı olmasına rağmen, yüzey özellikleri ve içerikleri farklılık gösteren problem çiftleridir.
Problem Box
Katılımcının kutunun içine erişmek veya dışarı çıkmak için kilitleri, ipleri ve mekanizmaları çözmesini gerektiren deneysel bir problem çözme aracıdır.
Problem Representation
Bir problemin unsurları ve bu unsurlar arasındaki ilişkilerin, zihinsel bir şema, tablo veya akış şeması gibi araçlarla dışlaştırılması ve organize edilmesidir.
Problem Space
Bir problemin zihinsel temsili ile o probleme giden tüm olası çözüm yollarının ve durumlarının bütünü.
Programming
Sosyal organizasyon veya deneysel araştırma gibi alanlarda ardışık bir dizi işlemin planlanması.
Programmed İnstruction
Öğrenme materyalinin birbirini izleyen mantıksal adımlar halinde sunulduğu ve bireyin aktif katılımıyla ilerlemesini sağlayan sistematik bir öz-öğretim tekniğidir.
PR
Bir pekiştireç elde etmek için gereken yanıt sayısının her başarılı denemeden sonra kademeli olarak artırıldığı operant koşullama tarifesidir.
Proximal Stimulus
Duyu organları veya reseptörler üzerinde doğrudan fiziksel etki yaratan enerji formudur; çevredeki asıl nesneden (distal uyarıcı) farklıdır.
PROLOG
Yapay zeka araştırmalarında ve bilişsel modellemede kullanılan, mantıksal çıkarım ve birleştirme (unification) temelli yüksek seviyeli bir programlama dilidir.
Prompt
Bilişsel süreçlerde belirli bir yanıtı, davranışı veya anıyı tetiklemek amacıyla sunulan uyarıcı veya ipucu.
Prototype Model
Bireylerin bir kategorideki üyelerin ortalama bir temsilini zihinsel olarak oluşturarak, yeni uyarıcıların o kategoriye ait olup olmadığını bu prototip üzerinden değerlendirdiğini savunan sınıflandırma teorisi.
Propensity
Bir organizmanın belirli bir davranışı, tutumu veya eylemi sergileme yönündeki doğuştan gelen veya sonradan kazanılmış güçlü eğilimi.
Propaedeutic
Karmaşık bir teorinin veya disiplinin bütününe geçilmeden önce öğrenciye sunulan hazırlayıcı, temel nitelikteki başlangıç eğitimi.
Procedural Rationality
Bir kararın kendi nesnel sonucundan ziyade, o karara ulaşmak için kullanılan bilişsel süreçlerin ve yöntemlerin rasyonelliği.
Prospective Memory
Gelecekte belirli bir eylemi gerçekleştirmeyi veya planlanan bir niyeti zamanı geldiğinde hatırlama yeteneğidir.
Protensity
Zihinsel bir sürecin zamansal niteliği; tüm bilinçli deneyimlerin temel ve ayrılmaz bir veçhesi olarak sürenin yayılımı.
Prothetic
Uyarıcıların niteliksel olarak değil, niceliksel veya büyüklük olarak değişim gösterdiği duyusal boyutu tanımlayan terim.
Proto- (prot-)
Biyolojik, dilbilimsel veya kavramsal evrimde daha sonraki gelişmiş formların temelini oluşturan en eski, ilkel ya da kökensel aşamayı belirten birleşik kelime eki.
Protocol Analysis
Bireylerin bir görevi yerine getirirken sesli düşünmeye teşvik edilmesi ve elde edilen dökümlerin alt yatan bilişsel süreçleri incelemek üzere analiz edilmesi metodolojisidir.
Protolanguage
Genetik dilbilimde, bir dil ailesinin üyelerinin ortak bir atadan türediği varsayılan ve genellikle karşılaştırmalı yöntemlerle kısmen yeniden oluşturulan tarih öncesi ana dil.
Prototype
Kavram oluşturmada bir kategorinin en tipik, ortalama veya temsil edici örneği.
Rehearsal
Gelecekteki kaygı yaratıcı bir duruma hazırlık veya bilgiyi bellekte tutma amacıyla gerçekleştirilen zihinsel ya da davranışsal tekrar süreci.
PSG
Cümlelerin hiyerarşik bileşenlerine ve dilbilgisel öbeklerine ayrılarak nasıl oluşturulduğunu açıklayan bir üreteçli dilbilgisi biçimidir.
Psi-hitting
Parapsikoloji deneylerinde, test performansının istatistiksel şans beklentisinin anlamlı düzeyde üzerinde gerçekleşmesi durumudur.
Psycho-
Zihin, ruh, bilinç ve psikolojik süreçleri belirten birleşik kelime oluşturma eki.
Psychoacoustics
Fiziksel ses dalgalarının insan işitme sistemi ve bilişsel süreçler üzerindeki etkilerini inceleyen disiplinler arası psikofizik dalı.
Psycholinguistics
Dil kullanımı ile buna eşlik eden bilişsel süreçleri incelemek için biçimsel dilbilim modellerini kullanan disiplin.
Psychophysical / Psychophysics
🔹 1. (psychophysical): Fiziksel uyarıcıların niceliği ile bunların yarattığı öznel zihinsel deneyimler ve algısal tepkiler arasındaki niceliksel ilişkileri inceleyen bilimsel alan veya bu alanla ilgili olan. 🔹 2. (psychophysics): Fiziksel bir uyarıcının nesnel nitelikleri ile bu uyarıcılara karşı oluşan öznel duyusal algı arasındaki matematiksel ve deneysel ilişkileri inceleyen bilim dalıdır.
Psychophysical Law
Fiziksel bir uyaranın fiziksel gücü ile bireyin deneyimlediği duyu yoğunluğu arasındaki matematiksel ilişkiyi tanımlayan yasa.
Psychophysical Method
Fiziksel uyaranların özellikleri ile bu uyaranlara verilen öznel psikolojik tepkiler arasındaki kantitatif ilişkileri incelemek için kullanılan standartlaştırılmış deneysel teknikler bütünü.
Psychophysical Research
Fiziksel bir uyaranın nesnel özellikleri ile bu uyarana verilen öznel duyusal tepki arasındaki kantitatif ilişkiyi inceleyen deneysel çalışmalar bütünü.
Psychophysical Function
Fiziksel bir uyaranın niceliği ile bu uyarıma verilen öznel yargılar veya algısal tepkiler arasındaki matematiksel ve psikometrik ilişki.
Psychophysical Scaling
Fiziksel uyarıcıların özellikleri ile bireylerin bu uyarıcılara atfettiği algısal büyüklük arasındaki ilişkiyi matematiksel olarak formülleştirmek için kullanılan teknikler bütünü.
Psychophysical Properties
Daniel E. Berlyne'in estetik tercih kuramında, bir uyarıcının yoğunluk, ton veya doygunluk gibi doğasında var olan fiziksel nitelikleridir.
Psychographics
Nüfus gruplarını değerleri, tutumları, ilgi alanları ve yaşam tarzları gibi psikolojik değişkenlere göre sınıflandıran pazar araştırması ve analitik yöntem.
Psychokinesis (PK)
Herhangi bir fiziksel müdahale olmaksızın, yalnızca zihinsel niyet ve düşünce gücüyle dış dünyadaki nesneleri, olayları veya sistemleri etkileme veya yönlendirme iddiası.
Psychological Moment
Bireyler arası etkileşimde belirli bir etkiyi en üst düzeye çıkaran en uygun zaman dilimi ve öznel olarak deneyimlenen 'yaşanan şimdi' algısı.
Psychological Atomism
Zihinsel içeriğin, daha fazla alt birime bölünemeyen, ayrık ve bağımsız en temel düşünce birimlerinden oluştuğunu savunan felsefi ve psikolojik görüş.
Psychological Determinism
Davranışlar dahil tüm psikolojik olguların, bireyin iradesinden bağımsız fiziksel, çevresel ve biyolojik etkenler tarafından önceden belirlenmiş olduğu felsefi ve bilimsel yaklaşım.
Psychological Aesthetics
Güzel olanın algılanması, sanat eserlerine, müziğe ve doğaya verilen bilişsel, duygusal tepkiler ile bu deneyimleri şekillendiren altta yatan psikolojik süreçleri inceleyen bilim dalıdır.
Cocktail-party Universal / Psychological Universal
🔹 1. (cocktail-party universal): Farklı kültürlerde, coğrafyalarda ve demografik gruplarda istisnasız tüm insanlarda gözlemlenen temel psikolojik özellik veya süreç. 🔹 2. (psychological universal): Farklı kültürlerde ortak olarak görülen ve tanınan, ancak kültürel bağlama göre biçim değiştirebilen psikolojik özellikler.
Psychological Model
Psikolojik süreçleri açıklamak, tahmin etmek ve somutlaştırmak amacıyla geliştirilen teorik veya bilişsel temsiller bütünü.
Psychological Refractory Period (PRP)
Birinci uyarıcıya verilen tepkinin hemen ardından sunulan ikinci bir uyarıcıya yanıt vermede, merkezi sinir sistemindeki işlem darboğazı nedeniyle yaşanan gecikme süreci.
Psychological Time
Bireyin zamanın akışını öznel olarak algılama, tahmin etme ve deneyimleme biçimidir.
Psychologism
Mantıksal, epistemolojik ve anlamsal ilkelerin, zihinsel süreçlere veya psikolojik yasalara indirgenebileceğini ya da bunlarla temellendirilebileceğini savunan felsefi ve kuramsal yaklaşım.
Psychonomics
Zihinsel süreçleri yöneten yasalılıkları ve davranışı şekillendiren çevresel faktörleri deneysel yöntemler ile matematiksel modellemeler aracılığıyla inceleyen bilim dalıdır.
Psychonomic
Nicel ölçüme, deneysel kontrole ve operasyonel tanımlara ağırlık veren deneysel psikoloji yaklaşımını tanımlayan sıfat.
Psychotechnology
Psikolojik olgu ve ilkelerin pratik alanlara uygulanması ile bu bilgi birikiminin sistematik kullanımını içeren uygulamalı bilim dalı.
Pseudoscope
Sol ve sağ gözün retinasına düşen görüntüleri tersine çevirerek derinlik algısını manipüle eden ve çıkıntılı nesneleri çukur, çukur nesneleri ise çıkıntılı gösteren optik bir aygıttır.
Psychonomic Society
Deneysel psikoloji ve bilişsel bilimler alanında temel araştırmaların ilerletilmesini ve bilimsel iletişimi desteklemek amacıyla 1959 yılında kurulmuş uluslararası mesleki kuruluş.
Pulfrich Effect
Gözlerden birinin önüne nötr yoğunluklu filtre konulduğunda, düzlemsel bir salınım hareketinin beyin tarafından derinlik algısı eklenerek eliptik bir yörünge şeklinde algılanmasına neden olan psikofiziksel bir yanılsamadır.
Pupillometry
Göz bebeği çapındaki değişimlerin ve ışık reflekslerinin özel cihazlar (pupillometre) aracılığıyla bilimsel olarak ölçülmesi yöntemidir.
Roughness
Dokunma duyusunda zımpara kağıdı gibi kaba yüzey özelliklerini, işitsel algıda ise yaklaşık 40 Hz ve üzeri genlik modülasyonlarının oluşturduğu nitel duyusal algıyı ifade eder.
Qualia
Bilinçli bir deneyimin, bir rengi görmek veya bir acıyı hissetmek gibi, öznel ve niteliksel karakterini oluşturan bireysel duyum halleridir.
Quinian Bootstrapping (quinean Bootstrapping)
İnsan zihninin, halihazırda var olan ilkel ve bağımsız kavramsal birimleri birleştirerek, dışarıdan ek bir girdiye ihtiyaç duymadan kendi iç süreçleriyle daha karmaşık ve soyut kavramlar inşa etme süreci.
R–S İnterval
Edimsel koşullama deneylerinde, bir davranışın (tepkinin) gerçekleşmesi ile cezalandırıcı uyaranın (şokun) verilmesi arasındaki zaman aralığı.
Radical Empiricism
William James tarafından ortaya atılan; gerçekliğin zihin ve madde gibi iki ayrı tözden değil, doğrudan 'saf deneyim'den oluştuğunu ve tüm insan deneyiminin psikolojik incelemenin meşru alanı olduğunu savunan felsefi ve metodolojik konum.
Radical Behaviorism
Zihinsel süreçlerin ya da bilinç içeriklerinin değil, gözlenebilir davranışların ve bunları şekillendiren çevresel tetikleyicilerin psikolojinin yegane inceleme alanı olduğunu savunan bilimsel felsefe.
Radicalism
Bir sorunun en temel ve kök yönlerine inen, mevcut varsayımları ve yapıları kökten sorgulayan ya da değiştirmeyi savunan düşünce ve tutum.
Reportability
Psikolojik deneyimlerin, bireyin sözlü bildirimleri aracılığıyla betimlenebilir ve aktarılabilir olma niteliği.
RI
Edimsel koşullanmada, pekiştirecin belirli bir ortalama zaman etrafında değişen, önceden kestirilemeyen sürelerin sonunda verildiği tarif programı.
Random Control
Klasik koşullama deneylerinde, koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının eşit olasılıkla fakat birbirlerinden tamamen bağımsız olarak sunulduğu kontrol koşuludur.
REG
Fiziksel veya kuantum temelli gürültü kaynaklarını kullanarak öngörülemez ve istatistiksel olarak rastgele veri dizileri üreten elektronik cihaz.
Random Walk Model
Bilişsel kararların, kanıtların zaman içinde ardışık ve kesikli adımlarla birikmesi ve bu birikimin önceden belirlenmiş eşiklerden birine ulaşmasıyla verilmesini açıklayan matematiksel model.
Arbitrary Matching To Sample
Seçim aşamasındaki doğru alternatifin, örnek olarak sunulan uyarıcıyla fiziksel veya mantıksal bir benzerlik taşımak yerine keyfi (sembolik) bir ilişki kurduğu uyarıcı eşleme prosedürüdür.
Rationalism
Gerçekliğe ilişkin bilginin, duyusal deneyime gerek duyulmaksızın yalnızca akıl yoluyla elde edilebileceğini savunan epistemolojik görüş.
Rational Knowledge
Duyusal deneyimlere dayanmaksızın, saf akıl yürütme, mantıksal çıkarsama ve tümdengelim süreçleri yoluyla ulaşılan bilgi türüdür.
Rational Thinking
Mantıksal kurallara ve tutarlı çıkarımlara dayalı zihinsel süreç; birçok kuramcı tarafından entelektüel kapasitenin merkezinde konumlandırılır.
Rational Learning
Öğrenilen materyalin ve bileşenleri arasındaki mantıksal ilişkilerin berrak bir kavrayışını içeren anlamlı öğrenme biçimidir.
Rational Problem Solving
Genelde doğru, optimal veya mantıksal kabul edilen uslamlama süreçlerine dayanan problem çözme yaklaşımı.
Rational Psychology
Zihinsel olguları ve deneyimin temellerini açıklarken deneysel yöntemler yerine felsefe, mantık ve tümdengelimsel akıl yürütmeyi merkeze alan tarihsel yaklaşım.
Rational Soul
Aristoteles'in felsefi psikolojisinde, yalnızca insanlarda bulunduğu kabul edilen; soyut düşünme, akıl yürütme ve mantıksal kapasiteye sahip en üst düzey ruh formu.
Rational-economic Man
Bireylerin potansiyel sonuçları rasyonel bir süzgeçten geçirerek tamamen kendi çıkarları doğrultusunda kusursuz ve mantıksal kararlar aldığını varsayan klasik ekonomik ve psikolojik model.
Rationality
Bireyin inançlarını, arzularını ve eylemlerini elde edilebilir kanıtlara, mantıksal tutarlılığa ve en uygun sonuçlara göre şekillendirme kapasitesidir.
Rayleigh Scattering
Güneş ışığının atmosferdeki moleküller tarafından dalga boyuna bağlı olarak saçılması olayıdır.
RBC Theory
Biederman tarafından geliştirilen ve nesnelerin görsel sistem tarafından temel 3 boyutlu geometrik şekillere (geons) ayrıştırılarak tanındığını savunan bilişsel model.
RT
Bir duyusal uyaranın sunulması ile buna karşı motor veya bilişsel bir tepkinin başlatılması arasında geçen milisaniye cinsinden gecikme süresi.
Reactive İnhibition
Clark Hull'ın matematiksel-tümevarımsal öğrenme teorisinde, artan pratik veya yorgunluğa bağlı olarak davranışsal tepki büyüklüğünün azalış eğilimi göstermesi.
Realism
Nesnelerin ve dış dünyanın, gözlemcinin zihninden veya algısından bağımsız bir varoluşa sahip olduğunu savunan felsefi ve epistemolojik doktrin.
Rebus Writing
Dilin fonetik seslerini temsil etmek için piktografik veya ideografik sembollerin kullanıldığı, böylece yazım sisteminde gereken toplam sembol sayısını büyük ölçüde azaltan erken dönem yazı tekniği.
Resinous
Henning'in koku prizmasında yer alan altı temel koku niteliğinden birini, reçine ve benzeri bitkisel salgıların karakteristik koku profilini ifade eden terim.
Redintegration
Kısmi uyarıcıların veya ipuçlarının, zihinsel süreçleri ya da bütünlüklü anıları eksiksiz bir şekilde yeniden tetiklemesi süreci.
Reference Memory
Birden fazla deneme seansı boyunca sabit kalan ve organizmanın çevresel uyaranlar ile ödüller arasındaki kural ve ilişkileri uzun vadede saklamasını sağlayan kalıcı bellek sistemidir.
Reflective
Kapsamlı bir öngörüye dayanan ve mevcut seçeneklerin yavaş, kasıtlı bir şekilde incelenmesiyle karakterize edilen davranış biçimi.
RL
Duyusal bir uyaranın, bir organizma tarafından fark edilebilmesi için gereken minimum şiddet düzeyini ifade eden eşik değeri.
Advertisement
Bireylerin dikkatini belirli bir ürün, hizmet veya fikre çekerek tüketimi teşvik etmek amacıyla basılı, yayın veya elektronik medyada yayımlanan kamusal duyuru.
Advertising Research
Spesifik ürün veya markalar için etkili reklam cazibelerinin seçimi, ürün imajı ile paket tasarımlarının oluşturulması ve reklam kampanyalarının etkinlik ölçüm yöntemlerinin geliştirilmesini sistematik olarak inceleyen uygulamalı bilimsel alandır.
Advertising Psychology
Çeşitli mecralardaki reklamların potansiyel alıcılar üzerindeki psikolojik etkilerini ve sunum tekniklerinin etkinliğini inceleyen uygulamalı alt disiplin.
ARM
Tüketicilerin belirli reklam uyarıcılarına karşı gösterdiği tutum ve davranışsal tepkileri istatistiksel ve matematiksel denklemlerle tahmin etmeyi amaçlayan analitik yaklaşım.
Reminiscence
Geçmiş yaşantıların, özellikle de olumlu nitelikte olanların, canlı ve ayrıntılı bir anı çağrıştırma zorunluluğu olmaksızın zihne gelmesi ve hatırlandıkça paylaşılması süreci.
Color
Işığın elektromanyetik spektrumdaki farklı dalga boylarının retinal reseptörler tarafından uyarılmasıyla ortaya çıkan öznel görsel algı deneyimi.
Color Adaptation
Görsel sistemin, değişen aydınlatma koşullarına ve renk dağılımlarına maruz kaldığında duyarlılığını ayarlayarak nesnelerin renklerini tutarlı algılamasını sağlayan fizyolojik süreçtir.
Color Perception
Işığın dalga boylarının fotoreseptörler tarafından yakalanıp beyin tarafından işlenmesiyle oluşan ton (hue) farkındalığı.
Color Wheel
Farklı renk tonlarının dairesel bir düzlemde ana, ara ve ikincil ilişkileriyle organize edildiği ya da renk karışımlarını incelemek üzere sektörlere bölünmüş dairesel disk.
Color Circle
Kromatik renklerin spektral sırayla bir çember çevresine dizildiği, Isaac Newton tarafından geliştirilmiş görsel ve algısal şemadır.
Color Value
Renkli bir uyarıcının parlaklığı veya içerdiği gri miktarı ile ilişkili olan görsel algı boyutu.
Color Constancy
Tanıdık nesnelerin, üzerlerine düşen ışığın dalga boyu ve şiddeti değişse bile aynı renkte algılanmasını sağlayan algısal kararlılık mekanizması.
Color Balance
Farklı renklerin bir arada en yüksek estetik uyumu ve görsel doygunluğu sağlayacak şekilde orantılanması süreci.
Color Saturation
Bir rengin grilikten uzaklık derecesini, yoğunluğunu ve saflığını belirten görsel algı boyutu.
Color İnduction
Bir rengin, çevresindeki veya ardındaki diğer renklerin dalga boyu ve luminans özelliklerinden ötürü algılanan ton, doygunluk veya parlaklık açısından değişime uğraması olayı.
Color Mixture
Pigmentlerin birleştirilmesi, ışıkların eş zamanlı projeksiyonu veya retinanın uyarıları hızla entegre etmesi yoluyla elde edilen duyusal füzyon etkisi.
Color Mixer
Farklı dalga boylarındaki ışıkların retinaya aynı anda veya hızlı bir ardışıklıkla sunulmasını sağlayan deneysel cihaz.
Color Solid
Renk tonu, ışık yoğunluğu ve doygunluk derecelerinin tamamını içeren üç boyutlu renk uzayı temsili.
Color Cone
Renk tonu, doygunluk ve ışık yoğunluğu parametrelerini üç boyutlu bir koordinat sisteminde modelleyen geometrik renk uzayı gösterimidir.
Color Contrast
Bir rengin mekansal veya zamansal olarak yakınında bulunan başka bir renk algısını değiştirme ve şiddetlendirme etkisi.
Color Theory
Renk olgusunu, ışığın algılanmasını ve renklerin birbiriyle olan görsel, psikolojik etkileşimlerini açıklayan kuramsal çerçevelerin bütünü.
Color Attribute
Rengin temel niteliklerini oluşturan ton, doygunluk ve ışık yoğunluğu gibi karakteristik özelliklerin bütünü.
Color Pyramid
Renklerin üç boyutlu uzayda ton, doygunluk ve parlaklık eksenlerinde piramitsel bir geometriyle düzenlendiği görsel algı modelidir.
Color Purity
Bir rengin beyaz, gri veya siyah gibi akromatik tonlardan arınmışlık derecesini ve doygunluğunu ifade eden psikofiziksel ölçüt.
Color System
Ton, doygunluk ve ışık yoğunluğu niteliklerini hesaba katarak renkli uyarıcıları organize etmek için tasarlanmış herhangi bir sınıflandırma ve düzenleme modeli.
Hue
Renk tayfında bir rengin kırmızı, yeşil veya mavi gibi ayırt edici niteliğini belirleyen ve temel olarak ışık dalga boyuyla ilişkili olan öznel algısal boyut.
Color Harmony
Renklerin bir araya geldiklerinde görsel olarak estetik bir memnuniyet yaratma derecesidir.
Color Triangle
Ton, ışık yoğunluğu ve doygunluk arasındaki ilişkileri iki boyutlu düzlemde gösteren üçgensel grafik modelidir.
Color Surface
Işıklı yoğunluk seviyesi sabit tutularak, tüm olası renk tonlarını ve doygunluk derecelerini göstermek amacıyla renk katısının kesilmesiyle elde edilen düzlem.
Res Cogitans
René Descartes'ın kartezyen düalizminde fiziksel maddeden tamamen ayrı olan zihinsel ve ruhsal alanı tanımlamak için kullandığı kavram.
Res Extensa
René Descartes'ın felsefi düalizminde fiziksel madde alemini ve uzayda yer kaplayan nesneler boyutunu tanımlayan terim.
Rescorla–wagner Theory
Klasik koşullanmada öğrenmenin, koşulsuz uyaranın beklenmedikliği (şaşırtıcılık derecesi) oranında ve her eşleşmede azalan bir eğriyle gerçekleştiğini savunan matematiksel model.
Picture Superiority Effect
Görsel imgelerin ve çizimlerin, aynı nesnenin yazılı veya sözel formuna kıyasla bellekte çok daha kalıcı bir şekilde kodlanması ve hatırlanması eğilimi.
Pictorial Realism
Görsel bir ekran üzerindeki tasarımların, izleyicinin zihinsel modeliyle birebir örtüşmesini zorunlu kılan bir insan-bilgisayar etkileşimi ve tasarım ilkesidir.
Formal Discipline
Matematik ve yabancı dil gibi belirli akademik konuların, temel amacının zihni çalıştırmak ve zihinsel yetileri geliştirmek olduğu varsayımına dayanan eğitim felsefesi kavramı.
Doctrine Of Formal Discipline
Zihnin kaslar gibi egzersizle güçlendirilebilecek genel yeteneklere ayrıldığını ve bir alandaki eğitimin tüm zihinsel kapasiteyi artıracağını savunan, günümüzde geçerliliğini yitirmiş pedagojik teori.
Restoration Effect
Zihnin, eksik veya bozulmuş uyarıcılardaki bilgileri bilinçsizce tamamlayarak bütünsel bir algı oluşturduğu bilişsel bir fenomendir.
Retinal Size
Retina üzerinde oluşan görüntünün fiziksel boyutlarıdır; bu boyut nesnenin gözden uzaklığıyla ters orantılı olarak küçülür.
Retinex Theory
Renk algısının yalnızca retina üzerine düşen dalga boylarıyla değil, beynin farklı dalga boyu bantlarının ortalamalarını oranlayarak rengi sabitlediğini savunan nöropsikolojik model.
Retrocognition
Geçmişte gerçekleşmiş bir olayı, normal duyusal kanıtlar, çıkarımlar veya öğrenme yolları olmaksızın sanki şu anda yaşanıyormuş gibi deneyimleme veya bu olaya dair gizli bilgilere erişme iddia edilen paranormal yetenek.
Postcognition
Geçmişte meydana gelmiş ve normal duyusal yollarla bilinmesi imkansız olan olayların zihinsel olarak algılandığı iddia edilen paranormal bir fenomendir.
Reverie
Hoş bir dalgınlık, zihinsel gevşeme ve serbest hayal kurma durumu.
Reserve Capacity
Bir bireyin psikolojik bir görevdeki mevcut performans düzeyi ile o görevdeki maksimum potansiyel kapasitesi arasındaki farktır.
Rhabdomancy
Bir çubuk, değnek veya benzeri nesnelerin kullanımıyla gerçekleştirilen geleneksel kehanet ve kehanet yoluyla bilgi edinme uygulaması.
Ricco’s Law
Görsel eşiğin, uyarıcının ışık şiddeti ile fovea üzerindeki alanının bir fonksiyonu olduğunu belirten psikofiziksel ilke.
Risk Perception
Bireylerin herhangi bir tehlikenin veya tehdidin barındırdığı risk seviyesine ve ciddiyetine ilişkin öznel değerlendirmesidir.
Risk Proneness
Potansiyel olarak yüksek kayıp riski barındıran seçeneklere karşı duyulan çekim veya bu tür riskleri göze alma istekliliği.
Risk Tolerance
Bir bireyin bir eylem gerçekleştirirken veya bir hedefe ulaşmaya çalışırken maruz kalmayı göze aldığı belirsizlik ve tehlike düzeyi.
Risk-as-feelings Theory
Risk içeren kararların, olasılık ve sonuçların rasyonel bir analiziyle değil; endişe, korku veya heyecan gibi anlık duygusal tepkilerle yönlendirildiğini savunan karar verme modeli.
Risk Aversion
Karar verme süreçlerinde, potansiyel kazançların büyüklüğüne bakılmaksızın, küçük dahi olsa her türlü kayıp ihtimali barındıran seçeneklerden sistematik olarak kaçınma eğilimi.
Robotics
İnsan benzeri işlevleri yerine getirebilen otomatların ve makinelerin tasarım, yapım ve işletim süreçlerini inceleyen disiplinler arası bilim dalı.
Roelofs Effect
Doğrudan karşıda yer alan bir noktanın öznel konumunun, asimetrik konumlandırılmış büyük bir çerçevenin etkisiyle bu çerçevenin yönüne doğru kaymasıyla oluşan uzay algısı yanılsamasıdır.
Role Taking
Bir bireyin, kendi bakış biriminden çıkarak başka bir kişinin zihinsel durumunu, duygularını ve niyetlerini anlamak amacıyla durumu onun gözünden değerlendirmesi süreci.
Rhetorical-question Message
Alıcının iletilen mesajı daha derinlemesine ve eleştirel bir süzgeçten geçirmesini tetiklemek amacıyla tasarlanmış, doğrudan cevap gerektirmeyen ikna edici iletişim stratejisidir.
Route Learning
Spesifik yönler, mesafeler ve işaret noktalarına dair bilgi edinerek, mekânsal bir çevrede gezinme becerisi kazanma süreci.
Rotational Aftereffect (RAE)
Dönen bir uyarıcıya uzun süre odaklanmanın ardından bu hareket durdurulduğunda, sabit uyarıcının zıt yönde dönüyormuş gibi algılanmasına neden olan bir hareket artetkisidir.
Rubin’s Figure
Aynı görsel uyarıcının hem bir kadeh hem de iki yüz yüze insan profili olarak algılanmasına olanak tanıyan, figür-zemin ilişkisini inceleyen klasik bir belirsiz algı testidir.
Mood İnduction
Bireylerin yaşamlarındaki hoş veya nahoş olayların seçici olarak hatırlatılması gibi yöntemlerle, ruh hallerinde geçici bir olumlu ya da olumsuz değişim yaratma prosedürü.
Mood-congruent Memory
Bireyin mevcut duygusal durumu ile geri çağrılan anıların duygu tonu arasındaki tutarlılık ve bu durumun bellek erişimini doğrudan yönlendirmesi olgusu.
Rule Of Thumb
Bir problemi çözerken ya da karar alırken kullanılan, genel olarak işlevsel fakat kesinlik veya kusursuzluk iddia etmeyen pratik kılavuz ilke.
Routinized Behavior
O kadar iyi öğrenilmiş ve sık tekrarlanmış bir eylemdir ki, yürümek gibi, artık yürütülmesi için bilinçli kontrol gerektirmez.
Dream İncorporation
Uyanıklık veya uyku esnasında algılanan dışsal ya da içsel uyaranların (telefon sesi, kas krampı, sıcaklık değişimi gibi) rüya içeriğine dahil edilmesi olayı.
S–O–R Psychology
Klasik uyarıcı-tepki (S-R) zincirine organizmanın içsel biyolojik ve psikolojik değişkenlerini dahil ederek bilişsel sürecin temellerini atan psikolojik yaklaşım.
S–
Edimsel koşullanmada, belirli bir davranışın ardından pekiştireç gelmeyeceğini veya ceza olasılığının yüksek olduğunu bildiren uyarıcı.
S–(R–O) Model
Edimsel koşullanmada, bir uyaranın doğrudan tepkiyi değil, tepki ile pekiştireç veya ceza arasındaki bağı (R–O) tetiklediğini öne süren bilişsel-davranışsal model.
S–S Learning Model
Uyarıcı ile tepki arasındaki bağları reddederek, iki uyarıcı veya uyarıcı ile sonuç arasındaki zihinsel ilişki kurma süreçlerini vurgulayan bilişsel öğrenme modelidir.
S/N
Anlamlı bilginin (sinyal), aradaki rastgele dalgalanmalardan ve bilgi kirliliğinden (gürültü) ayırt edilme derecesini gösteren oran.
FI
Edimsel koşullamada, belirli ve değişmez bir zaman süresi geçtikten sonra gelen ilk doğru tepkinin pekiştirildiği pekiştirme tarifesidir.
Fixed-interval Schedule (FI Schedule)
Edimsel koşullanmada, belirlenen belirli bir zaman aralığının ardından gerçekleşen ilk doğru yanıtın ödüllendirildiği pekiştirme tarifesidir.
Fixed-ratio Schedule (FR Schedule)
Edimsel koşullanmada, pekiştirecin belirli ve değişmeyen sayıda doğru tepkinin ardından verildiği pekiştirme tarifesidir.
Constant Stimulus Method
Psikofizikte, duyusal eşikleri belirlemek üzere önceden saptanmış rastgele sırada sunulan sabit yoğunluktaki uyaranların katılımcı tarafından ne sıklıkla algılandığının ölçüldüğü klasik bir deneysel yöntemdir.
Method Of Constant Stimuli
Duyusal eşiği saptamak amacıyla, eşik değerine yakın önceden belirlenmiş birkaç uyarıcının seçkisiz ve ardışık olarak denneklere sunulduğu klasik bir psikofizik yöntemdir.
Pure Consciousness
Herhangi bir zihinsel içerik, düşünce, algı veya nesne barındırmayan, yalnızca kendisinin farkında olan temel farkındalık durumu.
Naive Personality Theories
Sıradan insanların belirli kişilik özelliklerinin bir bireyde nasıl kümelendiğine dair sahip olduğu, genellikle örtük kalan sezgisel inançlar seti.
Pure Color
Tek bir dalga boyuna sahip monokromatik ışığın uyardığı duyusal renk algısı.
Fallacy
İlk bakışta geçerli ve ikna edici görünen, ancak mantıksal yapı veya içerik bakımından geçersiz olan akıl yürütme hatası.
Common Sense
Genel kabul gören, özel bir uzmanlık gerektirmeyen, isabetli muhakeme ve günlük yaşam pratiklerine dayanan inançlar ve önermeler bütünü.
Commonsense Psychology
Empirik laboratuvar veya klinik araştırmalardan ziyade, sıradan günlük deneyimlerden ve halk bilincinden türetilen psikolojik meselelere dair sezgisel fikirler bütünü.
Field Dependence
Bireyin algısal ve bilişsel süreçlerinde içsel ipuçlarından ziyade dış çevresel referanslara öncelik vermesiyle karakterize edilen bilişsel stil.
Endowment Effect
Bireylerin sahip oldukları nesnelere, sırf kendilerine ait oldukları için sahip olmadıkları duruma nazaran rasyonel olmayan bir biçimde daha yüksek ekonomik veya öznel değer atfetme eğilimi.
False Memory
Gerçekleşmemiş bir olayın yaşandığına dair zihinsel olarak canlı, ancak nesnel gerçeklikle bağdaşmayan inanç veya anımsama biçimi.
False Authority
Tanınmış bir uzmanın kendi alanı dışındaki konularda da yetkin kabul edilerek görüşlerine başvurulmasını içeren informal mantık hatası.
Clumsy Automation
Ergonomide, insanlardan makinelere işlev aktarımının (otomasyon), iş yükünü azaltmak yerine aksine artırarak güvenlik ve verimlilik kazançlarını düşürmesi durumu.
Retention İnterval
Bir bireyin bilgiye maruz kalması ile bu bilginin hatırlanmasının test edilmesi arasında geçen süre.
Aggressive Cue
Bireyin çevresinde bulunan ve saldırganlık olarak yorumlanan ya da tipik olarak saldırgan davranışlarla ilişkilendirilen her türlü uyarıcı veya sinyal.
Emitted Behavior
Herhangi bir belirgin dış uyarıcıya bağımlı olmaksızın, organizmanın kendi içsel dinamikleriyle ortaya koyduğu doğal tepki veya edim.
Haunted Swing İllusion
Sabit bir salıncakta oturan bir bireyin, çevreleyen oda veya görsel cümlenin hareket ettirilmesiyle kendisinin hareket ettiği yönündeki yanıltıcı algısı.
Virtual Pitch
Karmaşık bir sesin temel frekansı fiziksel olarak bulunmasa bile, işitsel sistemin bu eksik frekansı algılayarak oluşturduğu düşük perdedir.
Art Test
Güzel sanatlar alanındaki özel yetenekleri belirlemek, sanatsal yaratıcılığı değerlendirmek veya sanatsal üretimleri analiz etmek amacıyla kullanılan psikometrik ve performans tabanlı ölçüm aracı.
Detection Task
Bireyin belirli bir uyarıcının (sinyalin) varlığını gürültü veya arka plan uyaranları arasında fark edip edemediğini ölçmek için tasarlanmış deneysel prosedür.
Pendulum Problem
Jean Piaget'nin bilişsel gelişim kuramında, ergenlerin hipotez-tümevarım/tümdengelim akıl yürütme becerilerini test etmek için kullanılan klasik bir Piagetçi görevdir.
Buying Behavior
Bireylerin ürün veya hizmet edinim süreçlerinde sergilediği zihinsel süreçlerin ve fiziksel eylemlerin toplamıdır.
Satisficer
Mükemmel olanı aramak yerine, önceden belirlenmiş kabul edilebilir kriterleri karşılayan ilk seçeneği tercih eden karar verme stratejisi.
Satori
Zen Budizminde, gerçekliğin dolaysız ve filtresiz olarak kavrandığı ani tinsel uyanış veya aydınlanma anı.
Chessboard İllusion
Helmholtz satranç tahtası olarak bilinen sistematik olarak bozulmuş bir desenin retinaya yakın incelenmesiyle ortaya çıkan derinlik algısı yanılsaması.
Number
Dilbilimde adların, zamirlerin ve bunlarla uyumlu sözcüklerin tekillik veya çoğulluk durumuna göre gramersel sınıflandırması.
Number-completion Test
Bireyin sayısal dizilimlerdeki kuralı keşfederek eksik öğeyi bulmasını veya diziyi devam ettirmesini gerektiren bir zeka testi veya alt test bileşenidir.
Numerical Ability (N)
Louis L. Thurstone'un yedi temel zihinsel yeteneğinden biri olup, aritmetik hesaplama ve temel sözel mantık problemlerini çözme kapasitesini ifade eder.
Numerical Competence
İnsan dışı bazı hayvan türlerinin, nesne gruplarındaki farklı miktarları temsil eden kardinal sayıları belirleme ve bu sayıları mantıksal bir sırada düzenleme bilişsel kapasitesi.
Digitized Speech
Bilgisayar depolaması veya ağ üzerinden iletim amacıyla ikili (binary) koda dönüştürülmüş insan konuşması.
Schachter–singer Theory
Duygusal durumların deneyimlenmesi ve tanımlanmasının, hem fizyolojik uyarılmaya hem de bu fiziksel durumun bilişsel olarak yorumlanmasına bağlı olduğunu savunan kuram.
Schröder Staircase
Gözlemcinin bakış açısına bağlı olarak yukarıdan ya da altından bakılıyormuş gibi algılanabilen, iki yönlü tersinir perspektife sahip belirsiz bir figür.
Schwa
Uluslararası Fonetik Alfabe'de yer alan, vurgusuz hecelerde en az kas spazmıyla üretilen nötr ve belirsiz bir ünlü sesidir.
Sciosophy
Bilimsel yöntemler ve ampirik kanıtlarla desteklenmeyen, buna rağmen doğaüstü veya doğal olaylar hakkında bilgi iddiasında bulunan her türlü inanç veya düşünce sistemi.
Scrying
Su, kristal küre veya ayna gibi yansıtıcı yüzeylere odaklanarak geleceğe dair vizyonlar veya içgörüler elde etme iddiasına dayanan antik bir kehanet uygulamasıdır.
Seashore Measures Of Musical Talent
Tonal bellek, zaman, ritim, perdelik, tını ve gürültü ayrımı gibi müzikal yeteneğin temel bileşenlerini değerlendiren standardize edilmiş alt testler serisi.
Perseverance Effect
Bireylerin kendileri veya başkaları hakkındaki inançlarının, bu inançları destekleyen kanıtların yokluğunda ya da aksini kanıtlayan güçlü verilere rağmen varlığını sürdürmesi olgusu.
Selective Adaptation
Algısal uyarlanmanın belirli uyarıcı özelliklerine yanıt olarak gerçekleşirken, diğer özelliklerden etkilenmeme durumu.
Method Of Selective Adaptation
Tekrarlanan uyarıcı maruziyetinin duyusal adaptasyon yaratarak sonraki uyarıcıların algısını seçici olarak değiştirdiği psikofiziksel prosedür.
Selective İnformation Processing
Tutumla ilgili bilgilerin, mevcut inançları doğrulama eğilimiyle ve önyargılı bir biçimde işlenmesi sürecidir.
Selective Attention
Çevredeki zengin ve rekabetçi uyarıcı dizgesi arasından hedefe yönelik olanların filtrelenerek öne çıkarılması, iradesiz veya çevresel uyarıcıların ise bastırılması yetisidir.
Selective Listening
İki veya daha fazla işitsel uyaran akışı aynı anda sunulduğunda, bireyin yalnızca tek bir akışa odaklanma ve diğerlerini filtreleme bilişsel kapasitesidir.
Selective Retention
Bireylerin ilgi alanlarına, değerlerine, motivasyonlarına ve inançlarına uygun bilgileri, bunlarla çelişenlere kıyasla daha canlı, doğru ve kalıcı şekilde hatırlama eğilimi.
Selective Learning
Birden fazla olası uyaran veya tepki arasından yalnızca birine odaklanarak gerçekleştirilen edinim süreci.
Selective Response
Olası alternatif yanıtlar kümesinden ayrılarak özel olarak üretilmiş ve farklılaştırılmış davranışsal ya da bilişsel tepki.
Selection
Bireylerin veya nesnelerin hayatta kalma, üreme ya da belirli bir amaç doğrultusunda diğerlerine kıyasla farklılaşarak tercih edilmesi süreci.
Choice Axiom
Birden fazla alternatif arasından yapılan tercihlerde, belirli bir seçeneğin seçilme olasılığının karar dizisinden bağımsız olduğunu varsayan matematiksel karar alma modeli.
Choice Behavior
Mevcut çok sayıda seçenek veya alternatif arasından birinin bilinçli veya örtük olarak tercih edilme süreci.
Choice Stimuli
Reaksiyon süresi görevlerinde, belirli bir denemede ortaya çıkabilecek ve her biri farklı bir motor yanıtla eşleştirilmiş olası uyaran dizisi.
Elective Bilingualism
Bireyin zorunluluktan ötürü değil, kişisel, akademik veya profesyonel gelişim amacıyla kendi ana dili dışında ikinci bir dili bilinçli olarak öğrenmesi durumu.
Choice Reaction Time
Birbirinden farklı birden fazla uyarıcıdan hangisinin sunulduğuna bağlı olarak, olası çeşitli tepkilerden yalnızca birinin seçilip gerçekleştirilmesi için geçen toplam süre.
Segment
Dilbilimde, ardışık bir dizinin parçası olarak yer alan ünsüz veya ünlü fonem.
Segmentation
Bir bütünün işlevsel, yapısal veya algısal olarak belirgin alt parçalara bölünmesi süreci.
Secular Humanism
İnsan sorunlarının çözümünde dinî dogma veya doğaüstü inançlar yerine bilim, akıl ve ampirik sorgulamayı merkeze alan felsefi bir yaşam duruşudur.
Semantics
Dilbilimde ve bilişsel bilimlerde, dilin ve dilsel işaretlerin anlamını inceleyen alt disiplindir.
Semantic Satiation
Bir kelimenin veya ifadenin çok hızlı bir şekilde arka arkaya tekrarlanması sonucunda geçici olarak anlamını yitirmesi ve sadece anlamsız sesler bütünü olarak algılanması psikolojik fenomeni.
Semasiology
Kelimelerin anlamlarının zaman içindeki gelişimini, evrimini ve değişim süreçlerini inceleyen dilbilim alt dalıdır.
Symbol Grounding
Sembolik temsiller ile bu temsillerin dış gerçeklikteki fiziksel karşılıkları arasında bağ kurma ve bu bağı sürdürme süreci.
Symbolic Thinking
Anında çevrede bulunmayan nesne, olay ve soyut ilişkileri zihinsel olarak temsil etme ve bunlar üzerinde işlem yapabilme yeteneğidir.
Symbolic Function
Bireyin, göz önünde bulunmayan nesneleri, olayları veya durumları zihinsel olarak temsil etme ve bunlara anlam yükleme bilişsel yeteneği.
Symbolic Logic
Argümanların geçerlilik koşullarını kesin olarak incelemek amacıyla, doğal dilin öznel ve yan anlamlarından arındırılmış matematiksel ve küme teorik sembollerin sistematik kullanım biçimi.
Symbolic Reward
Kendi içinde fiziksel veya nesnel bir karşılığı bulunmayan ancak temsil ettiği statü, başarı veya onay nedeniyle yüksek değer atfedilen pekiştirici uyarıcı.
Symbolic Learning Theory
İmgelemenin performans artışındaki işlevini açıklayan; zihinsel imgelerin bireyler için birer kodlama sistemi geliştirerek eylemlerin gerçekleştirilmesi adına bilişsel bir plan (zihinsel taslak) oluşturduğunu savunan kuram.
Symbolic Process
Fikirlerin, imgelerin veya diğer zihinsel temsillerin düşüncenin aracıları olarak işlev gördüğü her türlü üst düzey bilişsel etkinlik.
Symbolic Representation
Nesnelerin ve deneyimlerin dilsel simgeler de dahil olmak üzere semboller aracılığıyla zihinsel olarak modellenmesi ve ifade edilmesi süreci.
Seminal
Biyolojik olarak semen ile ilgili olan veya entelektüel düzeyde yeni fikirlerin, akımların doğuşuna öncülük eden, geliştirici ve çığır açıcı nitelik taşıyan durum.
Semiotic Movement
Standart alfabenin dışındaki işaret veya sembolleri kullanarak görsel iletişim sistemlerini resmileştirme ve dil benzeri bir gramer yapısına kavuşturma eğilimidir.
Semiosis (semeiosis)
Nesnelerin, kelimelerin ve jestlerin belirli anlamlarla ilişkilendirilerek bir işaret sistemi içinde işlev görmesini sağlayan zihinsel ve iletişimsel süreç.
Script
Karmaşık bir eylemi oluşturan temel eylemleri, bunların zamansal ve nedensel sıralamasını içeren bilişsel şematik yapı ya da zihinsel yol haritası.
Scenario-based Design
Ergonomi ve insan-bilgisayar etkileşiminde, bir sistemin olası kullanım biçimlerini öngören senaryolar kurgulayarak tasarım kusurlarını önceden tespit etmeyi amaçlayan sistematik bir yaklaşımdır.
Synchronism
Farklı olgu veya olayların tam olarak aynı anda meydana gelmesi ya da var olması durumu.
Sensationalism
Tüm insan bilgisinin ve karmaşık soyut fikirlerin temel duyusal izlenimlerden türediğini savunan felsefi epistemolojik yaklaşım.
Sensibilia
Duyusal olarak algılanma potansiyeline sahip olan, zihinsel veya fiziksel varlıklar ya da nesneler bütünü.
Sensibility
Duygusal durumlara rafine veya yoğun bir duyguyla tepki verme ve duyusal girdileri alma kapasitesi.
Sensible
Mantıklı, sağduyulu yargılarda bulunma kapasitesi olan veya dış uyaranları alıp hissedebilme yetisine sahip durumu ifade eden kavram.
Sensual
Duyulara hitap eden, özellikle fiziksel zevklerin tatmini veya uyarılmasıyla ilgili olan durum.
Sensum
Dış dünya uyaranlarının duyusal organlar aracılığıyla zihinde yarattığı saf, işlenmemiş ham deneyim birimidir.
Sensus Communis
Beş temel duyu organından gelen ham verileri tekil ve bütüncül bir algıya dönüştüren zihinsel entegrasyon kapasitesi.
Cent
Akustikte, frekans oranlarını ifade etmek için kullanılan logaritmik bir birimdir.
Syntactics
Dilin semantikten (anlamdan) ayrı olarak, kelimelerin ve cümle ögelerinin yapısal ve dilbilgisel kurallara göre dizilişini inceleyen dalı.
Synthetic Speech
Genellikle bir bilgisayar veya makine tarafından, ses sentezleme algoritmaları kullanılarak yapay olarak üretilen konuşma.
Synthetic Approach
Çeşitli süreçlerin, sistemlerin veya becerilerin daha karmaşık bir bütünü anlamak veya öğrenmek amacıyla birleştirilme yöntemi.
Synthesis
Fiziksel ya da kavramsal olarak farklı unsurların bir araya getirilerek tutarlı bir bütün oluşturulması süreci.
Analysis By Synthesis
Duyusal girdilerin tanınması ve yorumlanmasında veri-sürücülü (bottom-up) ile kavram-sürücülü (top-down) süreçlerin etkileşimini savunan bilgi işlemleme modeli.
Sentient
Dış ve iç uyaranları algılama, duyumsama ve bunlara öznel bir farkındalıkla yanıt verme kapasitesine sahip olma durumu.
Free Field
Akustikte, yansıtıcı sınırların veya engellerin bulunmadığı, ses dalgalarının engelsiz bir şekilde yayıldığı ideal ses alanı.
Free Morpheme
Başka bir ek veya biçimbirime gereksinim duymaksızın, tek başına anlamlı bir sözcük olarak var olabilen en küçük dilsel birim.
Free Variation
Aynı dilbilimsel birimin farklı biçimlerinin, fonetik veya morfolojik bir bağlam kısıtı olmaksızın rastgele ve rastlantısal olarak birbirinin yerine kullanılabilmesi durumu.
Free Operant
Edimsel koşullama süreçlerinde, organizmanın çevresel kısıtlamalara veya deneysel müdahalelere maruz kalmaksızın, dilediği herhangi bir zaman diliminde özgürce gerçekleştirebildiği tepki türüdür.
Free Recall
Bireylerin önceden öğrenilmiş bilgileri herhangi bir sıra kısıtlaması olmaksızın ve dışsal bir ipucuna dayanmaksızın bellekten geri getirdiği temel bir bellek test etme paradigmasıdır.
Cerebration
Derinlemesine düşünme, muhakeme yürütme veya problem çözme gibi her türlü bilinçli zihinsel aktivite.
Serendipity
Aranmayan veya hedeflenmeyen bir şeyin, tesadüfen ve şans eseri son derece değerli veya faydalı bir şekilde keşfedilmesi.
Serial Search
Bilişsel bir arama görevinde, birden fazla uyaranın aynı anda değil, hedef veya unsurların birer birer ve sırayla incelendiği bilişsel süreç.
Anticipation Learning Method / Serial Anticipation Method
🔹 1. (anticipation learning method): Öğrenenin bir sonraki uyarıcıyı veya yanıtı tahmin etmeye (beklentide bulunmaya) teşvik edildiği deneysel bir bellek ve öğrenme prosedürüdür. 🔹 2. (serial anticipation method): Bir listedeki veya dizideki herhangi bir uyarıcının, hemen ardından gelen uyarıcı ya da tepkiyle ilişkilendirilerek öğrenilmesini sağlayan deneysel bir bellek yöntemidir.
Serial Memory
Bir dizi öğeyi, uyarıcıyı veya olayı belirli bir zamansal veya mekansal sırada hatırlama yeteneği.
Serial Behavior
Sabit bir sırada birbirini tetikleyen ve entegre bir bütün oluşturan ardışık tepkiler dizisi.
Serial-memory Search
Kısa süreli bellekte tutulan bilgilerin, sisteme giriş sırasına göre tek tek ve ardışık olarak taranması süreci.
Serial Recall
Uyaranların sunulduğu kesin sıralamaya sadık kalarak, öğeleri ardışık bir düzende bellekten geri çağırma yeteneği.
Serial Processing
Bilişsel operasyonların veya bilgi işleme adımlarının aynı anda değil, yalnızca tek bir dizi halinde sırayla gerçekleştirildiği bilgi işleme modelidir.
Serial Position Curve
Bir listedeki öğelerin sunuluş sırasına bağlı olarak hatırlanma oranlarını gösteren ve tipik olarak U harfi şeklini alan grafiksel bellek gösterimidir.
Serial Learning
Belirli bir öğe dizisinin veya tepki zincirinin kesin ve değişmez bir sırada öğrenilmesi süreci.
Serial Exhaustive Search
Kısa süreli bellekte saklanan öğeler arasında hedef bir uyarıcının bulunup bulunmadığını saptamak amacıyla, eşleşme sağlansa bile tüm listenin sonuna kadar taranmasını gerektiren varsayımsal bilişsel süreç.
Serial Reproduction
Bir bilgi setinin ilk kişiden sonrakine, ardından bir başkasına zincirleme aktarılmasıyla belleğin ve sosyal iletimin incelendiği deneysel bir yöntemdir.
Hard Psychology
Daha subjektif yaklaşımlarla karakterize edilen 'yumuşak psikoloji'nin aksine, deneysel yöntemleri, nicel verileri ve sıkı ampirik kontrolleri savunan deneysel psikolojinin kolokyal (günlük dil) karşılığıdır.
Servomechanism
Belirlenmiş bir hedef değere göre sistem performansını otomatik olarak ayarlayan, hata tespiti ve geri bildirim döngüsüyle çalışan mekanik veya bilişsel kontrol cihazıdır.
Voice Key
Mikrofon ile bilgisayar arayüzü oluşturarak dil üretimi görevlerinde sesli yanıt sürelerini milimetrik hassasiyetle kaydeden elektronik düzenek.
Voice-onset Time (VOT)
Konuşma organlarının harekete geçmesi ile ses tellerinin titreşmeye başlaması arasında geçen milisaniyelik kritik zaman aralığıdır.
Voice-output System
Görsel engelli bireyler için bilgisayar tabanlı işitsel geri bildirim sağlamak amacıyla metinleri veya arayüz öğelerini sesli söze dönüştüren elektronik sistem.
Sound Change
Bir dilin fonolojik yapısının zaman içinde, yüzyıllar boyunca doğal süreçlerle evrilerek başkalaşması.
Sound Spectrography
Bir ses kaynağının, özellikle insan konuşmasının, frekans ve şiddet değişimlerinin zamanla ilişkisini görselleştiren analitik prosedür.
Sound Spectrum
Bir sesin frekans bileşenleri cinsinden matematiksel ve görsel temsili; genlik ve faz spektrumlarının birleşimidir.
Loudness
Ses dalgalarının fiziksel yoğunluğunun, işitsel sistem tarafından algılanan öznel büyüklük ve şiddet derecesidir.
Phonology
Bir dildeki ya da diller genelindeki konuşma seslerinin sistemini, işlevsel organizasyonunu ve kurallarını inceleyen dilbilim dalıdır.
Phoneme
Bir dilde anlamı ayırt etme işlevine sahip, daha küçük anlamlı parçalara ayrılamayan en küçük soyut ses birimidir.
Speech-activated Control
Bir cihaza işlev komutları vermek veya veri girişi yapmak amacıyla insan sesinin ve konuşma komutlarının kullanılması.
Voicing
Konuşma seslerinin üretimi sırasında ses tellerinin (vokal kordların) titreşime katılması süreci ve düşüncelerin sözlü iletişim yoluyla dışa vurulması.
Think-aloud Protocol
Bireylerin bir görevi yerine getirirken zihinsel süreçlerini anlık olarak seslendirmeleriyle elde edilen ve bilişsel işlemlerin çözümlenmesine olanak tanıyan sözel döküm yöntemi.
Consonant Trigram
Sözel öğrenme ve bellek deneyimlerinde kullanılmak üzere tasarlanan, anlamlı bir sözcük oluşturmayan üç ardışık sessiz harften oluşan dizilimdir.
Set/reset Model
Bireylerin yargı oluştururken varsayılan olarak bağlamsal unsurları hedefe entegre ettiğini (set), ancak bilinçli ve çaba gerektiren durumlarda bu bağlamı ayıklamaya çalışırken yanıltıcı bir şekilde hedefin kendi unsurlarını da dışarıda bıraktığını (reset) öne süren bilişsel süreç modelidir.
Level I–level II Theory
Bilişsel yetilerin, ezberleme ve kısa süreli bellek gibi asosyatif işlemleri kapsayan Seviye I ile kategorizasyon ve soyutlama gibi kavramsal işlemleri kapsayan Seviye II olmak üzere iki hiyerarşik düzeyde düzenlendiğini öne süren kuram.
Dilution Effect
Bir grubun büyüklüğü veya alakasız bilgilerin eklenmesi yoluyla, belirli bir uyarıcının, riskin ya da stereotipin birey üzerindeki etkisinin oransal olarak azalması durumu.
İntuition
Bilinçli akıl yürütme veya yansıtma süreçlerine başvurmaksızın, ani kavrayış veya algı elde etme yetisi.
İntuitionism
Bilginin öncelikli olarak mantıksal çıkarımlardan ziyade sezgisel süreçler aracılığıyla elde edildiğini savunan epistemolojik ve bilişsel eğilim.
İntuitive Knowledge
Özel bir öğrenme sürecinden ziyade, sözel farkındalık gerektirmeyen örtük veya prosedürel belleğe dayalı olarak öznel yargılara veya içgüdülere dayanan bilgi türüdür.
Heuristic Value
Bir teorinin, modelin veya kavramın yeni araştırmaları, hipotezleri ve düşünce süreçlerini tetikleme potansiyelidir.
İntuitive Judgment
Açıkça ifade edilemeyen ve tam olarak bilinç düzeyinde gerçekleşmeyen öznel duygular temelinde varılan karar.
Hard Colors
Görsel algıda sarı ve kırmızı tonlarını içeren, dalga boyu yüksek ve fizyolojik uyarılmayı tetikleyen renk spektrumu kategorisi.
Non-zero-sum Game
Oyun teorisinde, oyuncuların kazanç ve kayıplarının cebirsel toplamının sıfıra eşit olmadığı; bir tarafın kazancının diğer tarafın mutlak kaybı anlamına gelmediği etkileşim durumudur.
Zero-sum Game
Oyun teorisinde, bir tarafın kazancının kesin olarak diğer tarafın kaybına eşit olduğu, toplam kaynakların sabit kaldığı matematiksel ve stratejik durum.
Shallow Processing
Bir uyarıcının anlamsal içeriğinden ziyade fiziksel, sessel veya yüzeysel algısal özelliklerine odaklanan bilişsel işleme düzeyi.
Boredom
Çevresel uyarıcılarla etkileşimin yetersiz kalmasından kaynaklanan, bireyin ilgi ve merak yoksunluğu yaşadığı yorgunluk ve ennui hâlidir.
Compressed Speech
Orijinal üretilme hızından daha yüksek bir dakikadaki kelime oranında, anlaşılırlığını kaybetmeyecek şekilde dijital olarak hızlandırılmış kayıtlı konuşma biçimidir.
Class
Ortak özellikler, kurallar veya ölçütler temelinde organize edilmiş bir grup, kategori veya hiyerarşik alt bölüm.
Class İnclusion
Alt kümenin (örneğin köpekler), içinde yer aldığı üst kümeden (örneğin hayvanlar) her zaman daha küçük veya az sayıda olması gerektiğini kavrama yeteneğidir.
Classifier System
"Eğer $\rightarrow$ o halde" koşullu kurallarına dayanan, çevreyle etkileşime girerek zamanla öğrenme yoluyla kendini modifiye eden hesaplamalı bir bilişsel mimaridir.
Classification Test
Katılımcıların nesneleri, kişileri, olayları veya uyarıcıları belirli kategorilere ayırmasını ya da verdikleri yanıtlara göre belirli kategorilere yerleştirilmesini gerektiren psikometrik ve deneysel değerlendirme yöntemi.
Method Of Limits
Duyusal eşikleri belirlemek amacıyla uyarıcı şiddetinin kademeli olarak artırıldığı veya azaltıldığı klasik bir psikofizik ölçüm yöntemidir.
Bounded Rationality
Bireylerin karar verme sürecinde bilgi eksikliği, bilişsel kapasite sınırları ve çevresel karmaşıklıklar nedeniyle ideal olarak en rasyonel olanı değil, mevcut kısıtlar altında 'yeterince iyi' olanı seçmesini ifade eden karar alma modeli.
Limited Hold
Pekiştirme tarifelerine eklenen ve organizmanın pekiştirece ulaşabileceği zaman penceresini belirli bir süreyle kısıtlayan operant koşullama prosedürü.
Limited-capacity System
Bilişsel kaynakların kısıtlılığı nedeniyle bilginin işlenmesini, depolanmasını ve manipüle edilmesini sınırlayan zihinsel mimari.
Seriation
Nesnelerin belirli bir boyuta (örneğin uzunluk, ağırlık veya hacim) göre mantıksal bir sıraya dizilmesi becerisidir.
Ranking Experiment
Araştırmacıların katılımcılardan uyarıcıları belirli bir boyuta göre sıraya dizmelerini ya da ikili karşılaştırmalar yapmalarını isteyerek elde ettikleri verileri derecelendirdiği deneysel yöntem.
Sort-recall Task
Katılımcıların, özellikle çocukların, daha sonra hatırlama performanslarını ölçmek amacıyla uyarıcıları belirli gruplara ayırmalarına olanak tanıyan bir bellek araştırma yöntemidir.
Sıtuts
Dış çevresel uyarıcılardan ve o an yapılan zihinsel ya da fiziksel görevden bağımsız olarak kendiliğinden ortaya çıkan düşünce akışını tanımlayan akronim.
Cybernetics
Canlı organizmalar ile makinelerde iletişim, kontrol ve öz-düzenleme mekanizmalarını inceleyen disiplinler arası bilim dalıdır.
Cybernetic Epistemology
Bilginin doğasını ve edinilme süreçlerini sibernetik sistemler, hesaplamalı bilgi temsili ve yapay zeka teknikleri aracılığıyla inceleyen disiplinler arası felsefi ve bilişsel çalışma alanı.
Cybernetic Theory
Canlı organizmalar ile makinelerin kontrol, iletişim ve öz-düzenleme mekanizmalarını inceleyen disiplinler arası teorik çerçeve.
Sibilant
Dil ile damak arasındaki dar aralıktan hava akışının zorlanmasıyla üretilen ve [s], [z], [ş] gibi yüksek frekanslı tıslama niteliği taşıyan ses veya ünsüz.
Cyclopean Eye
İki gerçek gözün orta noktasında yer aldığı varsayılan, her iki gözün işlevlerine erişimi olan ve uzay algısı ile göz hareketlerini açıklamada kullanılan teorik bir yapı.
Weapon-focus Effect
Görgü tanıklarının bir suç mahallindeki silaha aşırı odaklanması nedeniyle failin yüzü dahil diğer çevresel detayları hatırlama kapasitesinin ciddi ölçüde düşmesi.
Symmetry
Bir merkezin veya eksenin karşıt taraflarındaki unsurların ayna görüntüsü niteliğinde karşılıklı uyum ve denge sergilemesi.
Simon Effect
Uyarıcının mekânsal konumu görevle tamamen ilgisiz olsa dahi, uyarıcının yeri ile tepki mekanizmasının yeri aynı yönde olduğunda reaksiyon süresinin hızlanması ve doğruluğun artması durumu.
Simulation Training
Stajyerlerin karmaşık veya tehlikeli becerileri, gerçek durumun bir kopyası, modeli veya sanal senaryosu üzerinde pratik yaparak öğrendikleri deneysel eğitim tekniği.
Simulator
Gerçek bir operasyonel ortamın veya koşulların fiziksel ya da bilişsel olarak taklidini sağlayarak kontrollü bir eğitim deneyimi sunan cihaz veya sistem.
Synecdoche
Bir bütünün parçasını kullanarak bütünü ya da bütünün kendisini kullanarak parçayı ifade eden bilişsel ve figüratif bir anlatım mekanizmasıdır.
Synectics Model
Metaforik düşünceyi ve alışılmadık bağlamlar kurmayı teşvik ederek yaratıcı problem çözme becerilerini geliştirmeyi amaçlayan eğitimsel vebilişsel bir yaklaşımdır.
Synergy
İki veya daha fazla unsurun, sistemin ya da değişkenin ortak etkileşim sonucunda, bireysel etkilerinin toplamından daha büyük bir etki veya çıktı üretmesi durumu.
Synonym
Aynı dilde bir başka sözcükle birebir ya da çok yakın anlama sahip olan ve bağlama göre genellikle birbirinin yerine kullanılabilen sözcük veya morfem.
Sinusoid
Genel olarak, tek bir frekansı ve harmonik bileşeni temsil eden herhangi bir sinüs dalgası formu.
Signal
Bir birey veya elektromanyetik cihaz tarafından iletilen, genellikle bir eylem ya da yanıt uyandıran anlaşılabilir işaret veya bilgi sunumu.
Signal Word Panel
Ergonomi ve risk iletişiminde, maksimum netlik ve etki sağlamak amacıyla özel renk, tipografi ve sembollerle tasarlanmış resmi uyarı levhası.
Signal Detection Task
Gözlemcinin, hedef bir uyaranın (sinyal) var olduğu denemeleri, yalnızca gürültünün bulunduğu denemelerden ayırt etmesini gerektiren psikofiziksel ölçüm prosedürü.
Signal Detection Theory (SDT)
Gürültülü veya belirsiz bir ortamda, bir uyarıcının varlığını veya yokluğunu ayırt etme sürecini, duyarlılık ve karar verme kriteri olmak üzere iki bağımsız bileşene ayırarak inceleyen matematiksel ve psikofiziksel çerçeve.
Signal Word
Ergonomi ve risk iletişiminde, tehlikeli bir durumla ilişkili risk düzeyini belirtmek için uyarı levhalarında kullanılan standartlaştırılmış ifadedir.
SDT
Belirsizlik altında karar verme süreçlerini, duyusal hassasiyet ile karar verme eğilimini (yanlılık) matematiksel olarak modelleyen psikofiziksel çerçeve.
System 1
İkili süreç teorisinde hızlı, örtük, otomatik ve sezgisel zihinsel işlemleri tanımlayan bilişsel mod.
System Flow Diagram
Ergonomi ve iş sistemlerinde malzeme, insan veya bilgi hareketinin yönünü ve akışını grafiksel olarak temsil eden şema.
Systems Engineering
İş sistemlerinin tasarımını ve analizini bütüncül ve çok disiplinli bir yaklaşımla ele alarak bileşenler, insanlar ve süreçler arasındaki karmaşık karşılıklı bağımlılıkları yöneten disiplin.
Systemic Thinking
Analitik ve sentetik bilişsel süreçleri birleştirerek bir sistemin ve tüm bileşenlerinin etkileşimlerini bütünsel bir perspektifle ele alma kapasitesi.
BEV
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki birçok Afrika kökenli Amerikalı tarafından konuşulan, kendine has kural ve yapıları olan köklü bir İngilizce lehçesidir.
Skepticism
Her türlü bilgi iddiasını, inancı veya dogmayı sorgulama, kanıt talep etme ve mutlak bilginin imkansızlığını savunan zihinsel tutum.
Skimming
Metnin içeriği hakkında genel bir fikir edinmek amacıyla yapılan hızlı ve nispeten yüzeysel okuma süreci.
Scholasticism
Orta Çağ Avrupa üniversitelerinde temellenen; Aristoteles mantığı ile Hristiyan teolojisini uzlaştırmayı amaçlayan mantık, felsefe ve teoloji sistemi.
Smalltalk
1970'lerde Xerox PARC'ta geliştirilen, nesne yönelimli programlama paradigmasının öncüsü ve modern grafik arayüzlerin temellerini atan erken dönem bilgisayar dili.
Soar
İnsan ve makine bilgi işlem süreçlerinin tamamını modellemeyi amaçlayan, problem çözme ve öğrenme odaklı kapsamlı bir bilişsel mimari.
Sophistry
Gerçeğe ulaşmaktan ziyade, stratejik dil kullanımı ve safsatalar aracılığıyla muhatabı kendi pozisyonunun doğruluğuna ikna etmeyi amaçlayan argüman stili.
Cold Cognition
Duygusal motivasyon, arzu veya hislerin barınmadığı, tamamen mantıksal, nesnel ve olgusal bilgi işlemleme süreçlerini ifade eden bilişsel kavram.
Alley Problem
Gözlemciden uzaklaşan iki paralel yapının (örneğin demiryolu rayları veya bina duvarları) ufukta birleşiyormuş gibi görünmesinin yarattığı algısal ikilemdir.
Street İntelligence
Bireylerin akademik veya yapay test ortamlarında gösterdikleri performansın aksine, günlük yaşamın dinamik, karmaşık ve öngörülemez koşullarında sergiledikleri pratik problem çözme becerisidir.
Socratic Effect
Bireylerin inançlarını sadece dile getirmelerinin bile, bu inanç yapıları arasında daha yüksek bir mantıksal tutarlılık üretme eğiliminde olduğunu gösteren bilişsel olgu.
Worm
Kendi kendini kopyalayabilen ve bu kodu bilgisayardan bilgisayara aktarabilen kötü amaçlı bilgisayar programı.
Somatography
Mühendislik antropometrisi ve ekipman tasarımında insan bedeninin boyutlarını, oranlarını ve hareket sınırlarını görselleştirmek için kullanılan çeşitli tekniklerin bütünü.
Concrete İmage
Özel duyusal nitelikler (tat, koku, ses vb.) bağlamında zihinde canlandırılan veya hatırlanan spesifik duyusal temsil.
Tangible User İnterface (TUI)
Dijital verilerin ve ekran içi bilgilerin, fiziksel nesneler ve doğrudan dokunsal manipülasyon araçları aracılığıyla kontrol edilmesini sağlayan deneysel arayüz türü.
Concrete Picture
Fiziksel dünyadaki belirli bir nesne veya olaya dayanan, çok az soyutlama barındıran veya hiç barındırmayan zihinsel temsil.
Concrete Word
Fiziksel olarak gerçek ve duyu organlarıyla algılanabilen varlıkları, nesneleri veya kişileri temsil eden dilbilimsel birim.
Concrete İntelligence
Fiziksel nesneleri anlama, kavrama ve bu nesneler üzerinde manipülasyon yapabilme becerisi.
Concreteness Effect
Somut isimlerin (örn. sandalye), soyut isimlere (örn. sevgi) kıyasla insan belleğinde çok daha üstün bir hatırlanma oranına sahip olmasını ifade eden bilişsel olgu.
Suffix
Dil biliminde, çekimli veya türetilmiş bir biçim oluşturmak için bir kelimenin veya kelime kökünün sonuna eklenen biçimbirimdir.
Sonant
Bir hecenin çekirdeğini oluşturabilen veya belirli bir hecede sesli harf işlevi gören ünlü veya sesli ünsüz.
Back-clipping
Bir kelimenin sondaki ses birimlerinin veya hecelerinin atılarak daha kısa yeni bir kelime türetilmesi süreci.
Sone
Ses basıncının öznel algılanışı olan yüksekliğin (loudness) doğrusal ölçekte ölçülmesini sağlayan psikofiziksel birim.
Suffix Effect
İşitsel olarak sunulan bir liste, hatırlanması gerekmeyen anlamsız bir ek uyaranla (sonek) bittiğinde, listenin son öğelerinin hatırlanma performansının belirgin şekilde düşmesi.
Finite-state Grammar
Cümleleri soldan sağa doğru katı ve doğrusal bir sırayla, bir seferde tek bir birim üreten basit bir üretken dilbilgisi modelidir.
Recency Effect
Bir dizi halinde sunulan uyarıcılardan en son sunulanların, öncekilere kıyasla daha iyi hatırlanması bellek olgusu.
Sonorant
Ses yolunda türbülansa yol açmayan, sürekli ve kesintisiz hava akışıyla üretilen ses birimi.
A Posteriori
Gözlemlere, ampirik verilere ve somut olgulara dayanılarak türetilen akıl yürütme ve bilgi edinme biçimi.
İnfinite-valued Logic
Önermelere sadece iki kesin değer (doğru veya yanlış) atayan klasik mantığın aksine, doğruluk payının sürekli bir aralıkta sonsuz sayıda dereceye sahip olabileceğini savunan mantık sistemi.
Surd
Kesin bir rasyonel kesir olarak ifade edilemeyen ve kök içinde kalan irrasyonel sayıları veya fonetik olarak ses tellerinin titreşimi olmaksızın üretilen sessiz ünsüzleri tanımlayan terim.
Conclusion
Mantıksal bir argümanın, analizin veya deneysel kanıt tümevarım sürecinin ulaştığı ve geçerliliğini kanıtlamaya çalıştığı nihai önerme.
Outcome Expectancies
Bireylerin gelecekteki belirli davranışlarının (örneğin egzersiz yapmak veya madde kullanımı) ne tür bilişsel, duygusal ve davranışsal sonuçlar doğuracağına dair inançları.
Knowledge Of Results (KR; KOR)
Bir eylemin sonucunun, hedefe kıyasla ne kadar başarılı olduğuna dair bireye sunulan sözel veya söze dökülebilir geri bildirim.
İnterrogative
Bildirimde bulunmak veya emir vermek yerine soru sormak amacıyla kullanılan cümle yapısı veya eylem kipi.
Social-inquiry Model
Toplumsal etkileşimin öğrenme ve problem çözmedeki merkezi rolünü vurgulayan, akademik sorgulama ile mantıksal akıl yürütmeyi birleştiren bir pedagojik ve yapılandırmacı öğretim modeli.
Social İnformation Processing
Sosyal ipuçlarının kodlandığı, geçmiş deneyimlerle karşılaştırılarak yorumlandığı ve kişilerarası etkileşimleri yönlendirmek üzere geri çağrıldığı bilişsel süreç.
Social Cognition
Bireylerin sosyal dünyadaki diğer insanları, kendilerini ve aralarındaki etkileşimleri algılama, yorumlama, kategorize etme ve bu süreçleri davranışlarına rehberlik edecek şekilde işleme koyma becerilerinin tamamıdır.
Sociocognitive Bias
Değerlerden veya etik duruşlardan bağımsız olarak, insan bilişsel işleyişindeki mekanik kusurlar ve sınırlılıklar nedeniyle ortaya çıkan evrensel ve sistematik hatalı yargı eğilimidir.
Social-cognitive Theory
Bireylerin öğrenme süreçlerini pasif birer çevresel uyarıcı alıcısı olmaktan çıkarıp, bilişsel süreçler, davranışlar ve çevresel faktörler arasındaki karşılıklı belirleyicilik ilkesiyle ele alan kapsamlı psikolojik yaklaşım.
Social İnstinct
Bireyin toplumsal temas kurma, bir gruba ait olma ve ortak fayda temelinde iş birliği yapma yönündeki doğuştan gelen eğilimi.
Social Learning
Bireylerin diğer insanlarla kurdukları sosyal etkileşimler aracılığıyla kolaylaştırılan ve edinilen öğrenme biçimi.
Social Schema
Toplumsal normlar ve kolektif davranış kalıpları hakkında bireyin zihninde barındırdığı, organize olmuş bilgi ve temsillerden oluşan bilişsel yapı.
Social Tunneling
Bireyin yüksek stresli veya aşırı talepkar bir görev sırasında çevresindeki sosyal ipuçlarını, sözlü komutları ve uyarı sinyallerini görmezden gelme eğilimiyle karakterize psikolojik durum.
Social Presence
Bireylerin dijital veya fiziksel ortamlarda başkalarının gerçek anlamda varlığını ve kendileriyle etkileşimde olduğunu hissetme derecesidir.
Social İntelligence
Bireylerin başkalarını anlama ve onlarla etkili bir biçimde ilişki kurma kapasitesi.
Sociolect
Belirli bir sosyal sınıfın, meslek grubunun, yaş kümesinin veya demografik topluluğun kendine özgü dil kullanımı ve diyalekt biçimi.
Abstract Thinking
Genel fikirlerin, kavramların ve sembollerin kullanımıyla karakterize edilen; doğrudan duyusal algının ötesine geçebilen üst düzey bilişsel süreç.
Abstract İdea
Somut ve fiziksel bir maddi karşılığı bulunmayan veya çok sayıda farklı tikel örneği ortak bir kategori altında toplayan kavramsal yapı.
Abstract Conceptualization
Somut gözlemlerden ve tikel örneklerden yola çıkarak genel, tümel kavramlar üretme veya nesnel karşılığı olmayan soyut düşünsel yapılar formüle etme zihinsel süreci.
Abstract Learning
Kavramların ve önermelerin anlamları ile bunlar arasındaki mantıksal ve sistematik ilişkiler gibi genel veya somut olmayan materyallerin bilgisini edinme süreci.
Abstract Word
Doğrudan duyusal organlarla algılanamayan, somut bir fiziksel karşılığı bulunmayan kavram, durum veya fikirleri temsil eden dilsel birim.
Abstract Representation
Bilişsel kuramda, bir uyarıcının değişken yüzey özelliklerinden bağımsız olarak, özsel veya soyut biçimde zihinsel olarak kodlanması.
Abstract Ability
Somut detaylardan bağımsız olarak kavramlar, semboller ve soyut ilişkiler arasında mantıksal bağ kurabilme ve bunları manipüle edebilme bilişsel kapasitesi.
Abstract-versus-representational Dimension
Bir sanat eserinin gerçekliği ne ölçüde betimlediği ile ondan ne kadar uzaklaşıp soyutlaştığı arasındaki derecelendirme eksenidir.
Abstraction
Belirli örneklerden ortak benzerlikleri ayıklayarak genel kavramlar, fikirler veya kurallar oluşturma bilişsel süreci.
Abstraction Experiment
Bireylerin belirli örneklerden veya örnek olmayan unsurlardan yola çıkarak bir kategorinin ya da kavramın genel niteliklerini tümevarımsal olarak çıkarma becerisini inceleyen deneysel çalışmalardır.
Pseudophone
İşitsel yer tespiti ve uzamsal işitme mekanizmalarını incelemek amacıyla seslerin kulaklar arası varış zamanını ve şiddetini yapay olarak değiştiren akustik bir düzenektir.
Reinstatement Following Extinction
Sönmüş olan koşullu tepkinin, araya koşulsuz uyarıcının tek başına sunulmasıyla beklenmedik bir şekilde yeniden ortaya çıkması süreci.
Renewal Following Extinction
Sönmenin gerçekleştiği bağlamın dışına çıkıldığında, sönmüş olan koşullu tepkinin yeniden ortaya çıkması.
Resistance To Extinction
Pekiştirmenin tamamen ortadan kalkmasına rağmen, klasik veya edimsel koşullama yoluyla kazanılmış bir tepkinin sürmesi ve sönme sürecine direnç göstermesi durumu.
Discourse
Yazılı, sözlü veya işaret diline dayalı, biçimsel ya da günlük bağlamlarda üretilen ve sosyal etkileşimleri anlamlandıran üst düzey iletişim bütünü.
Discourse Analysis
Tek bir cümlenin ötesine geçen konuşma, anlatı ve yazılı metin yapılarını inceleyen, dilin bağlam içindeki işlevini ve toplumsal anlam üretimini araştıran nitel bir araştırma yöntemidir.
Universe Of Discourse
Belirli bir konunun analiz edilip anlaşlabileceği tüm fikir, kavram, terim ve ifade sistemini tanımlayan epistemolojik çerçeve.
Discourse Routine
Katılımcıların sıra alma ve katılım konusunda önceden belirlenmiş beklentilere sahip olduğu, yüksek düzeyde yapılandırılmış ve ritüelleşmiş konuşma eylemidir.
Mean Length Of Utterance (MLU)
Küçük çocukların spontan konuşmalarındaki ifadelerin morfem temelinde hesaplanan ortalama uzunluğu olup, erken dil gelişim aşamalarını incelemede kullanılan temel bir gelişimsel ölçüttür.
Utterance
Konuşma akışı içerisindeki net duraklarla veya karşılıklı konuşma nöbetleşmesiyle (turn-taking) belirlenen, herhangi bir uzunluktaki sözlü dil birimidir.
Word Attack
Bilinmeyen bir kelimeyi temel ses birimlerine ve yapı taşlarına ayırarak okuma ve telaffuz etme yöntemi.
Vocabulary Test
Bir bireyin aktif olarak üretebildiği veya pasif olarak anlayabildiği kelime miktarını ve dilsel yetkinlik düzeyini ölçmek amacıyla geliştirilmiş psikometrik değerlendirme.
Lexical Decision
Katılımcılara harf dizilerinin sunulduğu ve bu dizilerin anlamlı bir sözcük oluşturup oluşturmadığına karar vermelerinin istendiği, genellikle reaksiyon süresinin ölçüldüğü deneysel bir bilişsel psikoloji paradigması.
Word Count
Belirli bir sözlü veya yazılı metin örneklemindeki belirli kelimelerin görülme sıklığını ya da toplam kelime miktarını hesaplama yöntemi.
Lexical Ambiguity
Tek bir sözcüğün bağlama bağlı olarak birden fazla anlam barındırma özelliği.
Lexical Access
Bireyin zihinsel sözlüğünden belirli bir kelimeyi üretmesi veya başka biri tarafından kullanıldığında onu tanık olması süreci.
Lexical-selection Rules
Hangi sözcüklerin hangi cümle yapıları içinde yer alabileceğini belirleyen dilbilgisel ve sözdizimsel kısıtlamalar bütünü.
Pseudorandom
Tamamen rastgele olmayan ancak istatistiksel testlerde rastgelelik özelliği gösteren deterministik süreçleri veya sayı dizilerini tanımlayan sıfat.
Pseudoscience
Gerçek bir bilim dalı gibi görünen ancak bilimsel yöntem, ampirik test edilebilirlik ve yanlışlanabilirlik ölçütlerini karşılamayan teori ve yöntemler sistemi.
Syntax
Kelimelerin ve deyimlerin dilbilgisel açıdan anlamlı cümleler oluşturacak biçimde hangi kurallarla dizildiğini inceleyen dilbilim ve bilişsel bilim dalı.
Verbal Thought
Dil ve düşüncenin entegrasyonunu temsil eden, akıl yürütme sürecinin dilsel formlar aracılığıyla gerçekleştiği bilişsel mekanizma.
Verbal Overshadowing
Bir uyarıcının sözel tanımını yapmanın, o uyarıcıya ait daha sonraki doğru hatırlama veya tanıma performansını olumsuz yönde bozma eğilimi.
Verbal Comprehension
Bir bireyin, alıcı dağarcığı ve alıcı dil becerileri aracılığıyla başkaları tarafından kullanılan dili anlama kapasitesi.
Nonverbal Learning
Resimler, çizimler, koku uyaranları veya dil dışı sesler gibi sözel olmayan materyallerin algılanması ve işlenmesi süreci.
Nonverbal İntelligence
Bireyin dil becerilerini ve sözel materyalleri kullanmaksızın soyut akıl yürütme, görsel-uzamsal ilişkileri kavrama ve problem çözme kapasitesi.
Nonverbal Ability
Renkler, desenler ve şekiller gibi sözel olmayan uyarıcıları anlama ve zihinsel olarak manipüle etme kapasitesidir.
Verbal Learning
Harfler, sayılar, kelimeler veya anlamsız heceler gibi sözel uyarıcıların ve bunlara verilen yanıtların edinilmesi, kodlanması ve hatırlanması süreci.
Verbal Protocol
Bireylerin belirli bir görevi yerine getirirken zihinsel süreçlerini ve anlık düşüncelerini eş zamanlı olarak sesli bir şekilde rapor etmelerini sağlayan araştırma yöntemi.
Verbal Ability (V)
Kelimeleri etkili bir şekilde kavrama ve iletişim kurma becerisi olup alıcı (anlama) ve üretici (akıcılık) yetenekler olarak ikiye ayrılır.
Verbal Deprivation Hypothesis
Çocukların karmaşık dil yapıları ve biçimsel kodlardan yoksun bir çevrede büyümesinin, eğitim hayatında ve bilişsel gelişimde geriliğe yol açabileceğini öne süren ancak sosyolinguistik açıdan tartışmalı olan hipotez.
Articulatory Control Process
Çalışma belleğinin fonolojik döngü bileşenine ait, fonolojik deponun içsel sesli yineleme (rehearsal) yoluyla tazelenmesini sağlayan alt sistem.
Verbal İntelligence
Kelimeleri ve kelime kombinasyonlarını iletişim ile problem çözme süreçlerinde etkili bir şekilde kullanabilme yeteneğidir.
Self-verbalization
Bireyin kendi kendine yönelttiği özel konuşması veya sesli düşünme biçimi olup, davranışı sözel olarak kontrol ederek içsel öz-düzenlemeyi destekleyen bir bilişsel stratejidir.
Speech Act
Konuşmacının yalnızca bilgi aktarmakla kalmayıp bir niyet ortaya koyduğu ve dinleyici üzerinde belirli bir etki yarattığı dilsel eylem birimi.
Spectral Scale
Farklı dalga boylarındaki ışığın renklerini, algılanabilir en küçük fark eşiklerine dayanarak derecelendiren psikofiziksel bir tayf ölççeğidir.
Spectrogram
Bir sinyalin frekans spektrumunun zamana bağlı değişimini görsel olarak temsil eden iki veya üç boyutlu grafik.
Extraspectral Hue
Tek bir dalga boyuna karşılık gelmeyen, aksine birden fazla ışık dalga boyunun karışımıyla algılanan ve bu nedenle görünür ışık tayfında yer almayan renk tonudur.
Speculation
Bilimsel olarak kanıtlanmamış kanıta dayalı olmayan varsayımsal düşünce; finansal bağlamda ise gelecekteki fiyat hareketlerine dair beklentilerle yapılan riskli varlık alım satımı.
Speculative Psychology
Deneysel kanıta veya ampirik araştırmaya dayanmaksızın, tamamen varsayım ve desteklenmeyen teorilere dayanan psikolojik yaklaşım.
Spicy
Güçlü aromalı gıdaların duyusal niteliğini tanımlayan ve tat sisteminden ziyade trigeminal sinir aktivitesiyle iletilen duyusal algı.
Spiritism / Spiritualism
🔹 1. (spiritism): Bedensiz ruhların varlığını kabul eden ve medyumlar aracılığıyla bu ruhlarla iletişim kurulabileceğini savunan inanç ve felsefi akım. 🔹 2. (spiritualism): Evrenin temel gerçeğinin madde dışı, tinsel bir özden oluştuğunu ve ölen kişilerin ruhlarıyla iletişim kurulabileceğini savunan felsefi ve inançsal sistem.
Spoonerism
İki kelimenin karşılık gelen ses öğelerinin (genellikle ilk ünsüzlerin) istemsizce yer değiştirmesiyle oluşan ve genellikle farklı, mizahi bir anlam ortaya çıkaran dil sürçmesi türü.
SQ3R
Bilişsel psikoloji araştırmalarına dayanan, metin kavrama ve kalıcı öğrenmeyi maksimize etmek için tasarlanmış beş aşamalı yapılandırılmış bir çalışma yöntemidir.
SS İnterval
Ardışık iki kaçınma veya cezalandırma şoku arasındaki zaman aralığını ifade eden deneysel psikoloji terimi.
Standard Language
Resmi ve formal bağlamlarda kullanılan, toplumsal olarak yüksek statüyle ilişkilendirilen ve dilbilgisi kuralları kodifiye edilmiş kabul gören dil çeşididir.
Standard Observer
Renk görme araştırmalarında, insan görsel sisteminin niceliksel ışık tepkilerini fiziksel uyaran özellikleriyle ilişkilendiren hipotetik ve matematiksel olarak modellenmiş tipik görsel sistem.
Standard Stimulus
Fiziksel uyaranların ve bunların yarattığı duyusal algıların nicel araştırmalarında karşılaştırma temeli olarak kullanılan referans öğe.
STAT
Sternberg'in Üçlü Zeka Kuramı'nı temel alarak analitik, yaratıcı ve pratik zeka bileşenlerini ölçmek için geliştirilmiş standartlaştırılmış bir yetenek testidir.
Stereogram
Yatay düzlemde hafifçe kaydırılmış iki ayrı iki boyutlu görselin binoküler toplamlanmasıyla, zihinde derinlik algısı yaratan iki boyutlu düzlem.
Stereoscope
Her iki göze aynı sahnenin hafifçe farklı açılardan çekilmiş iki ayrı fotoğrafını sunarak tek bir üç boyutlu derinlik algısı yaratan optik cihaz.
Stereoscopic Motion Picture
Derinlik boyutunun iki farklı kamerayla eşzamanlı kaydedilerek her iki göze ayrı ayrı sunulmasıyla üç boyutlu algı yaratan hareketli film türü.
Sternberg Triarchic Abilities Test (STAT)
Robert J. Sternberg'in triarşik zeka kuramına dayanarak analitik, yaratıcı ve pratik zeka bileşenlerini çok yönlü formtlarla ölçmek için tasarlanmış grup zeka testidir.
Stevens Law
Algılanan duyusal büyüklüğün, uyarıcının fiziksel yoğunluğunun bir üssü ile doğru orantılı olduğunu savunan psikofiziksel ilişki.
Stylistic Ratings
Sanat eserlerinin izleyicinin öznel tepkilerinden bağımsız olarak, teknik nitelikleri temelinde sistematik bir şekilde değerlendirilmesi süreci.
Stochastic
Rastlantısal veya belirlenemez nitelikte olan; kesin bir öngörüden ziyade olasılık kalıplarını izleyen sistem veya süreçleri tanımlayan sıfat.
Stochastic Model
Girdi değişkenlerinden en az birinin rastgele değişim gösterdiği ve bu nedenle tek bir kesin sonuç yerine bir olasılık aralığı üreten matematiksel model.
Stop
Konuşma sırasında ses yolundaki havanın tamamen durdurulup ardından ani bir patlamayla serbest bırakılmasıyla üretilen ünsüz ses türüdür.
Strategy
Belirli bir amaca ulaşmak veya bir görevi tamamlamak üzere tasarlanmış kapsamlı eylem programı ve bilişsel plan.
Streaming Media
Kullanıcının verinin tamamının indirilmesini beklemeksizin, eş zamanlı olarak ses ve video içeriğini tüketmesini sağlayan veri iletim teknolojisi.
Stroboscope
Çok hızlı ardışık görüntü sunumu veya ışık yanıp sönmeleri sağlayarak hareket algısı yaratan ya da döngüsel hareket eden nesneleri duruyor gibi gösteren optik cihaz.
Stroboscopic İllusion
Yakın ardışıklıkla sunulan ayrı ayrı hareketsiz uyarıcıların, beyin tarafından sürekli bir hareket olarak algılanması durumu.
Stroop Effect
Bir kelimenin yazıldığı mürekkep rengi ile kelimenin semantik anlamı arasında çelişki olduğunda, renk adlandırma süresinin uzaması ve hata oranının artması durumu.
Water-jug Problem
Katılımcıların, belirli hacimlere sahip birkaç testiyi kullanarak hedef miktarda suyu ölçmeyi amaçladığı bilişsel bir problem çözme görevidir.
Subitize
Tek tek sayma işlemine gerek duyulmaksızın, görsel bir uyarıcı kümesindeki nesne sayısının anlık ve doğru bir şekilde algılanması.
Subliminal Stimulation
Bilinçli farkındalık eşiğinin altında kalan, duyusal sistemler tarafından algılanmasına rağmen üst düzey bilişsel süzgece takılmayan duyusal uyarımdır.
Substantive Rationality
Bir kararın elde ediliş süreçlerinin mantığından bağımsız olarak, bizzat kararın kendisinin barındırdığı özsel akılcılık ve amaca uygunluk derecesi.
Presentation
Materyallerin öğrenme veya anlamlandırma amacıyla bir bireye sunulması, bir deney sırasında uyaranların verilmesi ya da psikanalizde dürtülerin ifade aracı.
Supraliminal
Mutlak veya fark eşiğinin üzerinde yer alan, bireyin bilinçli olarak fark edebildiği her türlü duyusal uyarıcılık durumunu tanımlayan sıfattır.
Supraliminal Perception
Mutlak eşiğin üzerinde yer alan, yani bilinçli olarak fark edilebilecek düzeyde olmasına rağmen dikkat edilmediği için arka planda kalan uyarıcıların işlenmesi sürecidir.
Suprasegmental
Dilbilimde, bireysel fonemlerin ötesine geçerek bir dizi ses segmentini kapsayan ton, vurgu ve eklemleme gibi fonolojik özellikleri belirten terim.
Subjective İdealism
Normalde dış dünya olarak kabul edilen gerçekliğin, kısmen veya tamamen bireysel algılayan zihinler tarafından inşa edildiğini savunan metafiziksel felsefi pozisyon.
Subjective Psychology
Bireyin iç gözlemsel verilerine ve fenomenolojik deneyimlerine odaklanan, dışsal ve gözlemlenebilir davranışlardan ziyade kişinin içsel gerçekliğini inceleyen psikolojik yaklaşım.
Subjectivism
Olgu veya değer yargılarının nesnel bir gerçeği yansıtmak yerine, bireysel zihinsel durumlara ve kişisel yorumlara dayandığını savunan felsefi ve psikolojik konum.
Superposition
Birden fazla bağımsız durumun, dalganın veya sistemin doğrusal olarak birleşerek yeni bir net durum oluşturması ilkesi.
Supervenience
Alt düzeydeki fiziksel bileşenlerde bir değişim olmadıkça üst düzey özelliklerin değişemeyeceğini savunan felsefi ve bilişsel bilimler kavramı.
SUSOPS
Personelin uyku yoksunluğu ve fiziksel tükenmişlik altında dahi bilişsel performansını ve görevi sürdürme kapasitesini korumasını amaçlayan operasyonel süreçlerdir.
Process-dissociation Procedure (PDP)
Bellek performansında bilinçli (istemli) ve bilinç dışı (otomatik) süreçlerin bağımsız katkılarını matematiksel olarak izole etmeye yarayan deneysel yöntem.
Continuous Distractor Task
Bellek tutma kapasitesini ölçmek amacıyla, katılımcıya öğrenilmesi gereken uyaranların arasına sürekli çeldiriciler serpiştirilerek uygulanan dinamik bir bellek testidir.
Continuous Movement Task
Tanımlanabilir bir başlangıç veya bitiş noktası olmayan, dışarıdan keyfi olarak durdurulana kadar akış halinde devam eden amaca yönelik motor beceri.
Continuous Control
Ekran üzerindeki bir imleci hareket ettiren bilgisayar faresi gibi, kesintisiz ve akışkan fiziksel hareketlerle işletilen denetim mekanizması.
Continuous Reinforcement (CRF)
Edimsel ve araçsal koşullamada, sergilenen her doğru ya da istenen tepkinin istisnasız olarak pekiştirilmesi süreci.
Continuous Recognition Task
Katılımcıların bir dizi halindeki uyaranları sırayla incelediği ve her bir öğenin daha önce gösterilip gösterilmediğini ('eski' veya 'yeni' olarak) anında bildirdiği bir bellek testidir.
Continuity Hypothesis
Öğrenme, problem çözme ve gelişim gibi psikolojik süreçlerin anlık sıçramalarla değil, kademeli, aşamalı ve kümülatif bir artışla gerçekleştiğini savunan varsayım.
Fricative
Vokal kanalın dar bir açıklığından hava akımının zorla geçirilmesiyle yüksek frekanslı titreşimler yaratarak üretilen ünsüz ses.
Drift Diffusion Model
İki seçenekli karar verme süreçlerinde, gürültülü kanıtların bir eşik değerine ulaşana dek zamanla nasıl biriktiğini ve hem seçimi hem de reaksiyon süresini aynı anda açıklayan hesaplamalı bir bilişsel çerçevedir.
SAS
Norman ve Shallice'ın yürütücü işlevler modelinde, tanıdık olmayan veya otomatik süreçlerin yetersiz kaldığı durumlarda bilinçli kontrol sağlayan bilişsel mekanizma.
Filter Theory
Donald E. Broadbent tarafından 1958 yılında öne sürülen; dikkat edilmeyen bilgi kanallarının, içerikleri henüz tanımlanmadan ve anlamlandırılmadan önce erken bir aşamada filtrelendiğini savunan dikkat kuramı.
Template-matching Theory
Duyusal girdilerin, bellekte önceden depolanmış kesin kalıp ve görüntülerle (şablonlarla) birebir kıyaslanarak tanımlandığını öne süren bilişsel model.
Joke
İnsanları güldürmek, şaşırtmak veya eğlendirmek amacıyla söylenen söz veya yapılan hareket.
Surprisingness
Psikolojik estetik bağlamında, bir sanat eserinin bireyin beklentilerini ne ölçüde boşa çıkardığının veya doğruluk oranını ne kadar sarstığının ölçüsüdür.
Surprise
Beklentilerin ihlal edilmesi veya çevrede beklenmedik bir yeniliğin algılanmasıyla ortaya çıkan, evrensel yüz ifadesi kalıplarına sahip temel bir duygudur.
Urban Legend
Genellikle korku ve mizah unsurları barındıran, 'bir tanıdığın tanıdığı' formülüyle yayılan, somut kanıtı bulunmayan ancak doğru olduğuna inanılan modern folklorik anlatıdır.
Shape
Bir nesnenin zemininden ayırt edilmesini sağlayan uzamsal formu ve dış sınırları.
Shape Constancy
Farklı açılardan ve perspektiflerden gözlemlenmesine rağmen, bir nesnenin fiziksel formunun zihinsel olarak sabit ve değişmez biçimde algılanmasını sağlayan temel algısal süreç.
Shape Coding
Ergonomide, kontrol elemanlarının veya göstergelerin işlevlerini fiziksel formları aracılığıyla ayırt edilebilir kılmak için biçimlendirilmesi.
Figure–ground
Algısal süreçlerin, dikkatin odaklandığı belirgin bir nesne (şekil) ile bu nesnenin gerisinde kalan belirsiz ve homojen alandan (zemin) oluşan iki temel bileşene ayrılması ilkesidir.
Scheme / Schema
🔹 1. (scheme): Bireyin dış dünyayı algılamasını, organize etmesini ve yorumlamasını sağlayan, deneyimler yoluyla biçimlenen temel bilişsel yapı. 🔹 2. (schema): Bir kavram, nesne veya durum hakkındaki bilgileri organize eden, algı, yorum ve problem çözme süreçlerine rehberlik eden soyut zihinsel yapı.
Schematic Representation
Bireylerin, nesnelerin, olayların veya süreçlerin birbirleriyle olan gerçek veya potansiyel etkileşimleri bağlamında betimlenmesi ve zihinsel olarak modellenmesidir.
Schematic İmage
Bir nesnenin en belirgin özelliklerinden oluşan zihinsel resmi veya temsili; yeni algısal yapıların karşılaştırıldığı birincil bilişsel model.
Reification
Soyut bir kavramın, formülasyonun veya fikrin, somut, maddi bir nesne ya da gerçeklikmiş gibi ele alınması hatası.
Chicago School
20. yüzyılın başlarında Chicago Üniversitesi'nde doğan ve zihinsel aktivitelerin evrimsel süreçteki adaptif işlevlerine odaklanan işlevselci psikoloji ekolü.
Skeptical Postmodernism
Anlam, ahlak ve hakikat temellerini kökten reddeden; hiçbir siyasi sistemin veya ideolojinin diğerinden üstün olduğunu kabul etmeyen felsefi ve eleştirel duruş.
T Maze
Hayvanlarda uzamsal öğrenme, karar verme süreçleri ve bellek testlerinde kullanılan, başlangıç kolundan sonra sola veya sağa doğru ikili seçim imkanı sunan T harfi biçimindeki deneysel düzenek.
T-unit
Yazılı veya sözlü dilin bölünebileceği en kısa, dilbilgisel açıdan tam ve bağımsız cümle yapılarıdır.
Tabula Rasa
İnsan zihninin doğuştan hiçbir bilgi, fikir veya içerik barındırmadığını, tüm bilginin yalnızca duyusal deneyimler yoluyla sonradan kazanıldığını savunan felsefi ve psikolojik ilke.
Tag Question
Bir ifadenin sonuna eklenen ve dinleyicinin onayını veya katılımını talep eden kısa soru kalıbıdır.
Estimators
Verilen bir kümedeki miktar veya sayısal büyüklüğü, nesne sayma ve oranlama yoluyla zihinsel olarak yargılama süreçleridir.
Allocator
Pazarlık ve oyun teorisinde, karşı tarafa (kabul edene) ilk teklifi sunan birey veya grup.
Allocation Decision
Sınırlı kaynakların belirli birimler veya bireyler arasında nasıl dağıtılacağına dair karar verme süreci.
TAIS
Bireylerin dikkat odaklarını ve kişilerarası ilişki tarzlarını stres altında nasıl yönlendirdiklerini ölçen çok boyutlu envanter.
Tracking
Hareket eden bir nesneyi gözlerle akıcı biçimde izleme süreci veya sürekli yer değiştiren bir hedefi motor hareketlerle takip etme görevi.
Pursuit Rotor
Değişen hızlarda dönen bir disk üzerindeki küçük bir hedefi, bir kaleme benzer çubukla (stylus) sürekli takip etmeyi gerektiren görsel-motor koordinasyon ve beceri öğrenme test aracı.
T-scope / Tachistoscope
🔹 1. (T-scope): Görsel uyarıcıları çok kısa ve hassas sürelerle (milisaniye mertebesinde) katılımcıya sunmak için kullanılan deneysel psikoloji aygıtıdır. 🔹 2. (tachistoscope): Görsel uyaranları çok kısa ve kontrollü sürelerle bir ekranda veya alanda göstermeye yarayan deneysel psikoloji cihazıdır.
Taxonomic Assumption
Çocukların yeni bir sözcüğün yalnızca tek bir nesneyi değil, tematik olarak ilişkili nesneler yerine aynı kategorideki benzer nesneleri de kapsadığını varsayma eğilimi.
Tactic
Belli bir stratejik amaca ulaşmak amacıyla izlenen planlı davranışlar ve anlık hamleler bütünü.
Talbot–plateau Law
Hızlı bir şekilde yanıp sönen bir ışık kaynağının sürekli olarak algılandığı durumlarda, görünen parlaklığın açık ve kapalı kalma sürelerinin oranına göre belirlendiğini savunan psikofizik ilkesidir.
Apperception
Yeni bir algının veya fikrin, bireyin önceden var olan bilgi yapısı ve deneyim süzgecinden geçirilerek bilinçli bir şekilde anlamlandırılması ve özümsenmesi süreci.
Completion Test
Katılımcının yazılı bir metindeki eksik kelimeyi, ifadeyi veya harfi; sözel olmayan formlarda ise eksik sayı, sembol ya da görsel temsil kalıbını tamamlamasının istendiği psikometrik ölçüm aracı.
Complementary Distribution
İki veya daha fazla ses biriminin (allofonun) birbirinin bulunduğu fonetik ortamlarda asla yer almayıp, tamamen dışlayıcı ve birbirini tamamlayan farklı çevrelerde ortaya çıkması durumu.
Complementary Classification
Bireyin geçmiş yaşam deneyimlerine ve zihinsel çağrışımlarına dayanarak, kavramsal olarak farklı kategorilerdeki öğeleri üst düzey tek bir sınıfta gruplaması.
Definition
Optikte bir fotoğraf veya optik sistem tarafından üretilen görüntünün netliği; genel anlamda ise bir terimin, kavramın veya olgunun semantik olarak sınırlandırılması ve anlamının ifadesi.
Recognition Threshold
Bir uyarıcının, birey tarafından bilinçli olarak tanınabilmesi için gereken en kısa maruz kalma süresidir.
Recognition Technique
Tüketicilerin daha önce maruz kaldıkları reklamlara ilişkin bilgileri hatırlayıp hatırlamadıklarını ölçen ve sahte tanıma düzeyini saptamak için yanıltıcı uyarıcılar da içeren bir pazar araştırması ve bellek değerlendirme yöntemidir.
Recognition Method
Bir bireyin daha önce öğrenilmiş veya karşılaşılmış materyali, yeni eklenen çeldiriciler arasından ayırt edip seçme becerisini ölçen bellek değerlendirme tekniği.
İdentification–production Distinction
Örtük bellek testlerinde geleneksel algısal-kavramsal ikiliğini reddederek, görevlerin yanıt üretme mi yoksa bir uyarıcının özelliğini tanımlama/doğrulama mı gerektirdiğine odaklanan bellek hazırlama hipotezi.
Descriptive Behaviorism
B. F. Skinner tarafından savunulan; psikolojinin kapsamını organizmanın gözlemlenebilir davranışlarının, bu davranışların ortaya çıkış koşullarının ve çevresel etkilerinin tasviriyle sınırlayan, varsayımsal içsel süreçleri reddeden yaklaşım.
Article
Dilbilgisinde bir adın belirli veya belirsiz olduğunu, sayısını ve bazı dillerde cinsiyetini belirten işlevsel belirteç.
Recognition
Daha önce deneyimlenmiş bir uyarıcıyla karşılaşıldığında yaşanan aşinalık ve farkındalık durumu.
Historical Linguistics
Dillerin zaman içerisindeki evrimini, yapısal değişim süreçlerini ve birbirleriyle olan soy bağı ilişkilerini inceleyen dilbilim alt dalıdır.
Historical Fallacy
Bir sürecin sonucunda ortaya çıkan durumun, sanki o sürecin başından beri varmış veya sürece neden olmuş gibi yorumlanması hatasıdır.
Tartini’s Tone
İki farklı saf ton aynı anda çalındığında, kulak içinde veya işitsel sistemde algılanan üçüncü bir hayali ton (fark tonu).
Design Trade-off
Bir sistem veya ürünün belirli bir özelliğine öncelik verilirken, diğer bir özelliğinin kullanılabilirliğinden veya performansından kısmen vazgeçilmesi durumudur.
Law Of Parsimony
Bir olgu veya gözlemi açıklarken en az sayıda varsayımda bulunan ve en basit olan teorinin, diğer karmaşık alternatiflere tercih edilmesi gerektiğini savunan epistemolojik ilke.
Savings Method
Bireyin bilinçli hatırlama yetisine güvenmeksizin, önceden öğrenilmiş materyalin ne kadarının zihinde kaldığını yeniden öğrenme sürecindeki kazançla ölçen nicel bellek değerlendirme prosedürü.
Syllogism
İki veya daha fazla kategorik öncülden zorunlu bir sonuç çıkaran tümdengelimsel akıl yürütme biçimidir.
Carrier Wave
Bilgi sinyalini (modülasyon sinyali) iletmek amacıyla genliği, frekansı veya fazı değiştirilen periyodik ve genellikle sinüzoidal dalga formudur.
Taste Aversion
Bireyin belirli bir yiyeceğin tadına karşı geliştirdiği ani ve kalıcı kaçınma tepkisidir.
Fulfillment / Gratification
🔹 1. (fulfillment): İhtiyaçların, arzuların veya hedeflerin fiili ya da hissedilen düzeyde karşılanması ve buna eşlik eden psikolojik doyum. 🔹 2. (gratification): Bir arzunun yerine getirilmesi veya bir ihtiyacın karşılanmasını takip eden memnuniyet ve hoşnutluk hali.
Satisfice
Mutlak optimal çözümü aramak yerine, belirli bir durumun asgari gereksinimlerini karşılayan ilk seçeneği tercih etme bilişsel stratejisidir.
Tau Effect
Ardışık uyarıcılar arasındaki zaman aralıklarının, bu uyarıcılar arasındaki uzamsal mesafelerin algılanışını manipüle ettiği bir algısal yanılsamadır.
Rabbit–duck Figure
Aynı anda hem tavşan hem de ördek başı olarak algılanamayan, iki farklı yoruma imkan tanıyan iki anlamlı (ambiguous) görsel illüzyon.
Chicken Game
Tarafların rekabetçi stratejiyi seçerek kazanç elde etmeye çalıştığı, ancak her iki tarafın da işbirliğinden kaçınarak rekabeti sürdürmesi durumunda felaketle sonuçlanan deneysel pazarlık ve rekabet oyunu.
TBR İtems
Bilişsel psikoloji ve bellek araştırmalarında, katılımcıdan ilerleyen bir aşamada hatırlaması veya tanınması istenen uyarıcı dizileri ya da materyallerdir.
Threat
Bireyin veya bir grubun öz benliğine, refahına ya da fiziksel bütünlüğüne yönelen bir tehlike algısı veya zorlama aracı.
Threat Appraisal
Potansiyel bir tehlikenin varlığını ve oluşturduğu zarar olasılığını belirlemeyi içeren bilişsel ve duygusal süreçlerin bütünü.
One-trial Learning
Bir becerinin veya bilginin ilk deneme veya yaşantı sonrasında kalıcı olarak kazanılması.
Single-channel Model
İnsan bilgi işlemlemesinde, aynı anda yalnızca tek bir seri işlemin gerçekleştirilebileceğini ve zihinsel süreçlerin ardışık aşamalardan oluştuğunu öne süren bilişsel model.
Single-event Learning
Organizmanın yalnızca tek bir yaşantı veya maruziyet sonrasında uyarıcılar arasında kalıcı ilişkiler kurması sürecidir.
Unitary-resource Model
Dikkat süreçlerini, farklı işlemler arasında paylaştırılabilen bölünmemiş tek bir genel kapasite havuzu olarak ele alan kuramsal model.
Method Of Single Stimuli
Dizi halindeki uyaranların katılımcıya herhangi bir karşılaştırma standardı olmaksızın tek tek sunulduğu ve her birine ayrı ayrı yanıt verilmesinin istendiği psikofiziksel prosedür.
Technical
Özel uzmanlık gerektiren beceri, yetenek veya yöntemlerle ilgili olan ya da bilimsel/endüstriyel uzmanlığı belirten durum.
Technical Term
Özelleşmiş bir disiplinde, günlük dilin yetersiz kaldığı nesne veya kavramları kesin bir biçimde ifade etmek için kullanılan mesleki sözcük veya ifade.
Repetition Effect
Bilgi veya uyarıcıların ardışık ya da aralıklı olarak yinelenmesinin, söz konusu materyalin bellekte kalıcılığını ve hatırlanma olasılığını artırması durumu.
Repetition Blindness
Hızlı seri görsel sunum sırasında, aynı görsel uyaranın veya harfin arka arkaya iki kez sunulduğunda ikinci kez fark edilememe eğilimi.
Repetition Priming
Bir uyarıcıya daha önce maruz kalınmış olmasının, aynı veya ilişkili uyarıcıya verilecek sonraki tepkinin hızını ve doğruluğunu artırması olgusu.
Repetition
Öğrenilecek veya hatırlanacak materyalin ardışık olarak yeniden sunulması süreci.
Repeated Acquisition
Katılımcının her gözlem veya test seansında değişen yeni bir yanıt dizisini öğrenmesinin istendiği deneysel bir prosedürdür.
Repeated Reproduction
Katılımcıların aynı bilgiyi veya olayı zaman içinde defalarca hatırlamasının istendiği, belleğin yapılandırıcı ve yeniden kurucu doğasını inceleyen deneysel bir yöntemdir.
Textons
Görsel sahnelerin odaklı dikkat yöneltilmeden hemen önce, dikkatsel öncül segmentasyonuna temel oluşturan temel görsel uyarıcı unsurlarıdır.
Compensatory Tracking
Bir operatörün, ekrandaki bir göstergenin veya imlecin dışsal etkenlerle hedeften sapmasını engellemek amacıyla bir kontrol mekanizması (örneğin joystick) kullanarak sürekli düzeltme yapmasını gerektiren görev türü.
Compensatory Mechanism
Bireyin zayıf veya yetersiz olduğu bilişsel, fiziksel ya da işlevsel bir alanı dengelemek veya aşmak için farklı becerilerini devreye soktuğu bilişsel süreç.
Telepresence
Modern iletişim teknolojileri ve duyusal geri bildirimler aracılığıyla, kişinin fiziksel olarak bulunmadığı uzak bir konumda var olduğu öznel algısını deneyimlemesidir.
Telegnosis
Duyusal organların veya doğrudan iletişim kanallarının herhangi bir katılımı olmaksızın, uzak mesafedeki olaylar hakkında bilgi sahibi olunduğu iddia edilen parapsikolojik bir fenomendir.
Telekinesis
Katı maddelerin fiziksel bir temas olmaksızın, yalnızca zihinsel güçle hareket ettirildiği veya manipüle edildiği iddia edilen psikokinezi biçimidir.
Teleology
Olguların, olayların veya zihinsel süreçlerin mekanik nedenlerden ziyade nihai amaçları ve hedefleri doğrultusunda açıklanması gerektiği savunan felsefi ve psikolojik yaklaşım.
Teleoperator
Operatörün fiziksel yeteneklerini artıran, uzaktan kumanda edilen ve tam otomatize robotik sistemlerin aksine insan kontrolüne anında yanıt veren cihaz veya sistem.
Telepathy
Bilinen herhangi bir duyusal iletim mekanizması olmaksızın, bir zihinden diğerine doğrudan bilgi aktarıldığı iddiasını içeren duyular-dışı algı biçimidir.
Telergy
Parapsikoloji literatüründe, hassas bir bireyin telepati yoluyla başka bir kişiye paranormal yetenekler aktarabilmesi veya o kişinin düşüncelerini etkileyebilmesi iddiasıdır.
Telesis
Belirli bir amaca ulaşmak için yönlendirilen maksatlı, planlı ve stratejik insan çabası.
Telesthesia (telaesthesia)
Duyusal organların bilinen fiziksel sınırlarının ötesindeki nesneleri veya olayları, herhangi bir aracılık olmaksızın algılama iddiasını içeren parapsikolojik bir terimdir.
Telic
Bireyin belirli bir sonuca, amaca veya hedefe ulaşmak amacıyla yönlendirdiği bilinçli eylem ve davranış biçimidir.
Telic Continuum
Amaca yönelik insan davranışlarını betimleyen, tipik olarak J biçimli bir eğri ile modellenen teorik süreklilik.
Suggestibility
Bireylerin diğer kişilerin fikirlerini, inançlarını, tutumlarını veya eylemlerini eleştirel bir süzgeçten geçirmeksizin ve kolayca benimseme eğilimi.
Contact Language
Farklı dilleri konuşan toplulukların düzenli etkileşimi sonucu doğaçlama olarak geliştirdikleri, genellikle kısıtlı bir kelime dağarcığına ve basitleştirilmiş dilbilgisine sahip geçici iletişim sistemidir.
Base
Bir nesnenin veya kavramın en alt, en derin ve en yapısal dayanağını oluşturan temel bileşen.
Basic Research
Herhangi bir dolaysız pratik uygulama amacı gütmeden, bir olguyu daha iyi kavrama, teorileri test etme veya bilimsel bilgi dağarcığını genişletme maksadıyla yürütülen sistematik araştırma.
Fundamental Skill
Bir görevi yerine getirmek veya karmaşık bir fikri kavramak için mutlak surette gereken, diğer becerilerin üzerine inşa edildiği temel yetkinliktir.
Basic Science
Doğal olguların temel yasalarını ve işleyiş mekanizmalarını, anlık pratik fayda gözetmeksizin açıklama amacı güden araştırmalar bütünü.
Elementary Cognitive Task (ECT)
Bireylerin çok basit işlemleri yerine getirirken ve en temel kararları alırken harcadıkları reaksiyon sürelerini ölçmek amacıyla tasarlanmış laboratuvar testidir.
Basic Category / Basic-level Category
🔹 1. (basic category): İnsanların bilişsel süreçlerde, öğrenme ve bellek görevlerinde en çok tercih ettiği, kategorizasyon hiyerarşisinin orta ve en işlevsel düzeyidir. 🔹 2. (basic-level category): Bireylerin günlük yaşam deneyimlerinde nesneleri sınıflandırırken en doğal ve işlevsel buldukları, ne çok dar ne de aşırı soyut olan kategorizasyon basamağıdır.
Baseline Performance
Herhangi bir müdahale veya deneysel manipülasyon uygulanmadan önce bir davranışın ya da becerinin ölçülen mevcut frekansı veya düzeyi.
Base-rate Fallacy
Bireylerin bir popülasyondaki istatistiksel genel olasılıkları (temel oranları) göz ardı ederek, spesifik ve anlık bilgilere aşırı ağırlık vermesiyle oluşan karar verme hatasıdır.
Base Rate
Bir olayın veya özelliğin popülasyon içindeki doğal, müdahalesiz ve koşulsuz genel görülme sıklığı.
Basic Technique (BT)
Parapsikoloji deneylerinde Zener kartları kullanılırken, her kartın katılımcı tarafından tahmin edildikten sonra desteden ayrılarak bir kenara konulduğu ve kontrolün tüm destenin bitiminden sonra yapıldığı temel prosedür.
Representation
Bir nesnenin, olayın, kavramın veya durumun fiziksel veya zihinsel dünyada başka bir şeyin yerine geçmesi ve onu imlemesi durumu.
Representativeness Heuristic
Bireylerin bir nesne, olay veya kişinin hangi kategoriye ait olduğuna karar verirken, onun zihindeki tipik protomödeye benzerliğine bakarak olasılık hesaplaması yapma eğilimidir.
Representative Factors
Primatlarda orijinal uyarıcı ortadan kalktıktan sonra dahi tepkinin sürdürülmesine olanak tanıyan varsayımsal zihinsel işlevler.
Representationalism
Algı sürecinde zihnin dış dünyadaki nesnelere doğrudan değil, yalnızca bu nesnelerin zihinsel temsillerine (tasarımlarına) erişebildiğini savunan felsefi ve bilişsel görüş.
Representational Skills
Bireylerin nesneleri, kişileri ve olayları zihinsel tasarımlar, imajlar ve kelimeler aracılığıyla kavrama ve manipüle etme Bilişsel yetkinliğidir.
Representational Thought
Dil ve imgeler dahil olmak üzere, sembollerin kullanımına dayanan gelişmiş bilişsel işlev.
Representational Validity
Bir simülasyonun amaçlanan gerçek dünya durumunu ne kadar doğru kopyaladığının ve öngörülen biçimde işlev gördüğünün derecesidir.
Representational İnsight
Bir nesnenin, simgenin veya sözcüğün kendisinden başka bir şeyi temsil edebileceğini, onun yerini tutabileceğini zihinsel olarak idrak etme kapasitesi.
Representational Constraints
Beynin zihinsel yapıların biçim ve içeriğine getirdiği, bazı bilgi türlerinin doğuştan gelmesini de kapsayan bilişsel sınırlamalar.
Representational Redescription
Çocuğun zihinsel temsillerini daha üst düzey ve esnek kod biçimlerine dönüştürerek bilgiye erişimini ve kullanımını soyutlaştıran bilişsel gelişim sürecidir.
Theorem
Matematik ve mantıkta, daha önceden kabul edilmiş aksiyom veya önermelerden mantıksal çıkarımlarla ispatlanmış doğruluğu kanıtlanmış ifade.
Theory Begging
Bir teorinin doğruluğunu kanıtlamak için, zaten o teorinin varsayımlarını, terminolojisini veya perspektifini peşinen kabul eden döngüsel bir mantıksal yanılgı biçimi.
Theory-laden
Bir terimin, önermenin veya gözlemin, yalnızca onu üreten belirli bir kuramsal çerçevenin bağlamında anlam kazanması ve gözlemcinin teorik ön kabullerini kaçınılmaz olarak barındırması durumudur.
Theoretical Probability
Belirli bir olayın gerçekleşme olasılığının, istenen olası sonuçların sayısının tüm olası sonuçların sayısına matematiksel olarak bölünmesiyle elde edilen sayısal değer.
Peak Shift
Uyarıcı genellemesinde, ayırt etme eğitiminden sonra maksimum tepki eğrisinin, pekiştirilmeyen uyarıcıdan uzaklaşarak pekiştirilen uyarıcının ötesindeki bir noktaya kayması olgusu.
Peak Procedure
Pekiştirme zaman aralığının uzatıldığı ve ödüllerin kasıtlı olarak kesildiği dönemlerin araya serpiştirildiği, organizmaların zamanı ne kadar hassas tahmin ettiğini ölçen bir davranışsal test prosedürü.
Reaction
Bir uyarıcıya karşı verilen her türlü fiziksel, fizyolojik veya davranışsal karşılık.
Response Suppression
Deneysel bir müdahale veya cezalandırma gibi operasyonel koşullar sonucunda, belirli bir davranışsal tepkinin görülme sıklığında veya olasılığında meydana gelen azalma.
Response Conflict
Seçmeli reaksiyon görevlerinde, iradesel yanıt süresini yavaşlatan ve uygun olmayan bir uyarıcı özelliğinin yarattığı bilişsel müdahale durumu.
Response Strength
Bir davranış sınıfının ortaya çıkma olasılığını, büyüklüğünü ve dış etkenlere karşı direncini özetleyen hipotetik yapı.
Response Hierarchy
Belirli bir uyarıcı karşısında organizmanın sergileyebileceği davranışların, ortaya çıkma olasılıklarına ve sıklıklarına göre sıralandığı kademeli düzen.
Response Learning
Bireyin çevresel bir uyarıcıya karşı belirli bir hareket dizisi veya motor yanıt serisi gerçekleştirmesini sağlayan davranışçı öğrenme biçimidir.
Reaction Potential
Clark Hull'ın matematiksel-tümevarımsal öğrenme teorisinde, belirli bir uyarıcının belirli bir tepkiyi ortaya çıkarma olasılığını ve gücünü ifade eden yapı.
Response Scenario
Bireyin belirli bir uyaranla karşılaştığında sergileyebileceği alternatif davranış kalıplarından oluşan olası eylem dizilerinden her biri.
Response Class
Farklı topografyalara sahip olmasına rağmen aynı veya benzer çevresel sonuçları doğuran, işlevsel olarak eşdeğer davranışlar kategorisidir.
Reaction Time (RT)
Bir uyaranın sunulması ile bu uyarana karşı belirli bir davranışsal veya motor tepkinin ortaya çıkması arasında geçen milisaniyelik süre.
Response Deprivation
Edimsel koşullanmada bir aktiviteye erişimin normal düzeyinin altında kısıtlanmasının, o aktivitenin diğer davranışlar için bir pekiştireç olarak işlev görmesini sağladığını öne süren yaklaşım.
Response Chain
İlk uyarıcının ardından gelen, her bir tepkinin bir sonraki uyarıcıyı tetiklediği ve böylece ardışık olarak devam eden uyarıcı-tepki halkaları dizisi.
Preference
Eş zamanlı erişilebilir iki veya daha fazla alternatif arasından birinin seçilme olasılığı veya eylemi.
Method Of Choice / Preference Method
🔹 1. (method of choice): Katılımcıya hedef uyarıcının da bulunduğu birden fazla uyarıcı dizisinin sunulduğu ve katılımcıdan hedefi içeren diziyi seçmesinin istendiği psikofiziksel prosedür. 🔹 2. (preference method): Bir organizmaya aynı anda birden fazla uyaranın sunulduğu ve bunlardan birini seçmesinin istendiği deneysel araştırma tekniği.
Terminal Behavior
Edimsel veya araçsal koşullama süreçlerinde, pekiştirecin sunulmasından hemen önceki zaman diliminde baskın hâle gelen ve görece az değişkenlik gösteren davranış.
Terminal Threshold
Duyusal algıda daha fazla artışın veya değişimin meydana gelmediği maksimum uyarıcı yoğunluğu sınırı.
İnverse-square Law
Herhangi bir fiziksel miktar veya şiddetin, kaynağa olan uzaklığın karesiyle ters orantılı olarak azaldığını belirten matematiksel ve fiziki yasa.
Backward Conditioning
Koşulsuz uyarıcının, nötr uyarıcıdan hemen önce sunulduğu deneysel bir klasik koşullama prosedürüdür.
İnverted-u Hypothesis
Uyarılma veya motivasyon düzeyi ile performans arasındaki doğrusal olmayan ilişkiyi açıklayan; çok düşük ya da çok yüksek uyarılma durumlarının performansı olumsuz etkilediğini, optimal bir orta düzeyin ise en yüksek başarıyı sağladığını öne süren model.
Reversibility
Piaget'nin bilişsel gelişim kuramında, bir eylemin ya da zihinsel işlemin tersine çevrilerek başlangıçtaki durumuna döndürülebileceğini kavrama yeteneği.
Reversal Shift
İki seçenekli ayrım öğrenmelerinde, başlangıçta pekiştirilen uyarıcının yanlış, cezalandırılan veya sönmeye bırakılan uyarıcının ise doğru kabul edilecek şekilde koşulların tersine çevrildiği deneysel bir Paradigmadır.
Converse Accident
Istisnai veya sınırlı bir durumdan yola çıkarak, haksız bir şekilde genel ve koşulsuz bir kural çıkarma biçiminde gerçekleşen gayri resmi mantık hatasıdır.
Reversible Figure
Aynı fiziksel uyarıcının, gözlemcinin zihinsel perspektifinde ani ve istemsiz değişimlerle farklı nesne veya zemin algılarına yol açtığı belirsiz görsel uyarıcı.
Detection Threshold
Bir duyusal uyaranın organizma tarafından istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde fark edilebilmesi için gereken minimum fiziksel şiddet seviyesidir.
Testing Effect
Önceden çalışılmış materyalin pasif olarak yeniden okunması yerine, bir test veya hatırlama provası yoluyla bilgiyi zihinden geri çağrmanın uzun süreli bellekte kalıcılığı ve kodlamayı belirgin şekilde artırdığı bulgusu.
Test–study–test Method
Öğrencinin mevcut bilgisini önceleyen bir ön test, ardından bilinmeyen materyale odaklanılan çalışma evresi ve kalıcılığı ölçen son testten oluşan yapılandırılmış edinim yaklaşımı.
İncentive Motivation
Hull'un öğrenme kuramında ödül veya ceza beklentisiyle ortaya çıkan, tepki gücünü aracı bir değişken olarak etkileyen motivasyon türü.
Vigilance
Çevredeki potansiyel tehditleri veya kritik uyarıcıları saptamak amacıyla sürdürülen üst düzey fizyolojik ve psikolojik farkındalık durumu.
Thesis
Mantıksal analiz, kanıtlama veya çürütme amacıyla öne sürülen önerme ya da özgün araştırmalara dayanan akademik makale ve rapor.
Thinking Through
Bireyin kendi tepkilerini, düşünce süreçlerini veya davranışlarını derinlemesine inceleyerek neden-sonuç ilişkileri kurma ve içgörü kazanma amacıyla gerçekleştirdiği çok aşamalı zihinsel analiz süreci.
Thorndike–lorge List
1944 yılında Edward L. Thorndike ve Irving D. Lorge tarafından derlenen, İngiliz dildeki kelime sıklıklarının erken dönem ve en etkili ampirik listesidir.
Click-thru Rate
Bir dijital reklama veya bağlantıya tıklayan kullanıcı sayısının, o içeriği gören toplam kullanıcı sayısına oranını gösteren nicel performans metriği.
Timbre
İki sesin perdesi ve gürlüğü aynı olmasına rağmen, işitsel algıda birbirinden ayırt edilmesini sağlayan nitelik veya ses rengi.
Trademark
Üretici veya satıcıların ürünlerini tanımlamak ve diğerininkilerden ayırt etmek için kullandıkları her türlü sözcük, ifade, isim, sembol veya tasarım.
Type–token Distinction
Anlam bilimi ve göstergebilimde, soyut bir kategori veya sınıf (tip) ile bu kategorinin somut birer somutlaştırması veya örneği (token) arasındaki temel mantıksal ayrım.
Prototypicality
Bir nesnenin, olayın veya kavramın ait olduğu kategorinin temel özelliklerini ne derece temsil ettiğinin derecesidir.
Typicality Effect
Bireylerin, bir kategorinin tipik üyeleri hakkında, atipik (tipik olmayan) üyelerine kıyasla çok daha hızlı kategori yargıları ve sınıflandırmalar yapabilmesi bulgusu.
Vibration
Bir nesnenin, genellikle hertz cinsinden ölçülen bir frekansla bir denge noktası etrafında gerçekleştirdiği periyodik veya rastgele mekanik salınım hareketi.
Tonal Sensation
Belirli bir ses yüksekliği (pitch) üreten temel işitsel duyum biçimidir.
Tonal Fusion
İki veya daha fazla bağımsız ses frekansının, insan işitsel sistemi tarafından tek bir işitsel deneyim veya karmaşık ses olarak algılanacak şekilde kaynaşması olgusu.
Tonal Volume
Bir sesin uzaysal yayılım kalitesi veya kapladığı akustik hacim hissi.
Tonal Attribute
Bir sesin zihinsel olarak algılanmasını sağlayan temel duyusal niteliklerin genel adı.
Tonality
Bir sesin müzikal frekansını veya işitsel uyaranın tonsal perdesini ifade eden psikoakustik özellik.
Sum Strategy
Küçük çocukların iki toplananı bir araya getirerek sayma yoluyla toplama işlemi yaptığı temel bir aritmetik gelişim stratejisidir.
Addition Test
Bireylerin aritmetik toplama problemlerini çözmesini gerektiren, tarihsel olarak erken dönem zeka ve bilişsel yetenek testlerinde kullanılan bir performans görevidir.
Summation Time
İki ardışık uyaranın tek ve sürekli bir uyaran olarak algılanabilmesi için aralarındaki maksimum zaman aralığı.
Massed Practice
Öğrenme denemelerinin veya çalışma oturumlarının aralarında zaman bırakılmaksızın, tek ve kesintisiz bir blok halinde arka arkaya yapıldığı öğrenme prosedürü.
Sociolinguistics
Dil ile toplum arasındaki karmaşık etkileşimi, sosyal yapıların dili ve dil kullanımının da sosyal dinamikleri nasıl şekillendirdiğini inceleyen bilim dalı.
Topology
Uzaydaki geometrik formların ve sürekli dönüşümlerin incelenmesi olup, gelişimsel ve davranışsal psikolojide uzaysal düşünce ile yaşam alanı dinamiklerini açıklamakta kullanılır.
Topological Psychology
Bireyin davranışını, içsel ihtiyaçlarını ve çevresel hedeflerini uzamsal ilişkiler, çekimler ve itmeler ağı olarak geometriche modelleyen bir psikoloji sistemidir.
Torrance Tests Of Creative Thinking (TTCT)
Çocuklarda ve yetişkinlerde akıcılık, esneklik, özgünlük ve zenginleştirme gibi özellikler üzerinden yaratıcı potansiyeli değerlendiren sözel ve figüratif iki bataryadan oluşan kağıt-kalem testidir.
Total İmmersion
Bireyin ana dilinin kullanımını en aza indirerek, öğrenilmek istenen yeni dili tüm akademik ve sosyal etkileşimlerin yegane aracı haline getiren yoğun edinim programı.
Total Recall
Geçmişte yaşanmış bir olayı veya öğrenilmiş bilgiyi, hiçbir kayıp veya çarpıtma olmaksızın eksiksiz ve tam bir doğrulukla zihne getirme yeteneği.
Tautology
Mantıksal yapısı gereği bileşenlerinin anlamından ötürü her koşulda ve zorunlu olarak doğru olan, bu nedenle de yeni bir önermesin bilgisi veya ampirik içerik barındırmayan ifade.
Response
Bir uyarıcıya karşı glandular, musküler, nöral veya organizmanın herhangi bir sistemi tarafından verilen ölçülebilir reaksiyon.
Trance Logic
Hipnotize olmuş bireylerin, mantıksal olarak çelişkili veya paradoksal düşünce ve algıları aynı anda barındırması ve aralarındaki tutarsızlığı fark edememesi durumu.
Transactive Memory System
Bireylerin kendi zihinlerinde tutmak yerine, grup üyelerinin uzmanlık alanlarına göre bilgiyi paylaştığı ve ihtiyaç duyulduğunda birbirine güvendiği kolektif bir bilgi depolama ve erişim ağıdır.
Transcendence
Normal algı ve deneyim sınırlarının ötesine geçerek sıradan anlamlandırma kalıplarını aşan bir varoluş veya idrak halidir.
Transcendental State
Uyanıklık, uyku ve hipnotik hallerin ötesine geçtiğine inanılan, metabolik hızın ve adrenerjik fonksiyonların düştüğü, derin bir sükûnet halidir.
Transcendentalism
Nihai gerçeğin, duyusal görünümlerin veya ampirik araştırmaların ötesinde, sezgi ve aşkın akıl yoluyla kavranabileceğini savunan felsefi ve ruhsal konum.
Transfer
Bir konumun, formun, durumun veya öğrenilen bir becerinin başka bir bağlama aktarılması ya da kaydırılması sürecidir.
Transposition
Öğrenilmiş bir ilişkinin, daha önce pekiştirilmemiş yepyeni uyaran setlerine transfer edilerek genellenmesi süreci.
Trigram
Öğrenme, bellek ve dil işleme çalışmalarında kullanılan, üç harften, heceden veya kelimeden oluşan ardışık dizilim.
Trigraph
Tek bir fonemi, sesi veya birimi temsil etmek için ardışık olarak kullanılan üç harfli kombinasyon.
Tuıts
Bireyin yürütmekte olduğu ana görevden bağımsız olarak zihnine gelen, amaca hizmet etmeyen imgeler ve düşünceler bütünüdür.
Turing Machine
1936 yılında Alan Turing tarafından geliştirilen ve herhangi bir algoritmanın mantıksal adımlarını simüle edebilen hipotetik hesaplama modeli.
Turing Test
Bir makalenin veya bilgisayar programının, insan benzeri etkileşimli diyalog kurma ve akıllı davranış sergileme yeteneğini değerlendirmek amacıyla Alan Turing tarafından 1950 yılında önerilen sınama yöntemi.
Consistent Mapping
Dikkat testlerinde veya görsel arama görevlerinde, belirli bir uyarıcının ya her zaman hedef ya da her zaman çeldirici olarak konumlandırıldığı deneysel koşuldur.
Consistent Missing
Parapsikoloji deneylerinde, katılımcının tahminlerinin şans beklentisinin anlamlı düzeyde altında veya sürekli yanlış olması durumu.
Attitude-congeniality Effect
Bireylerin, mevcut tutumlarıyla değerlendirme açısından tutarlı olan bilgileri, tutarsız olanlara kıyasla daha iyi hatırlama eğilimi.
Attitude-relevant Knowledge
Belirli bir tutum nesnesiyle doğrudan ilişkili olan ve bu nesneyle karşılaşıldığında bellekte aktif hale gelen bilişsel bilgi kümesidir.
Magnitude Scaling Of Attitudes
Tutumların ve soyut psikolojik yapıların, ışık parlaklığı veya çizgi uzunluğu gibi fiziksel uyarıcıların algısal özellikleri aracılığıyla nicel olarak ölçülmesi prosedürü.
Automatic Activation Of Attitudes
Bir tutum nesnesiyle karşılaşıldığında, hafızadaki ilgili tutumun bilinçli bir çaba olmaksızın, kendiliğinden ve anında tetiklenmesi süreci.
Metacognitive Model Of Attitudes (MCM)
Bireylerin tutum nesnelerini yalnızca olumlu veya olumsuz değerlendirmelerle değil, aynı zamanda 'geçerlilik etiketleri' adı verilen doğru veya yanlış yargılarıyla birlikte kodladığını öne süren bilişsel model.
Embeddedness Of An Attitude
Bir tutumun hafızadaki diğer bilişselyapılar, inançlar ve değerlerle ne derece güçlü bağlar kurduğu ve bu ağın içinde ne kadar derin konumlandığı.
Bolstering Of An Attitude
Bireyin, tutumuyla çelişen bilişsel unsurların yarattığı rahatsızlığı azaltmak amacıyla, mevcut tutumunu destekleyen yeni bilişsel argümanlar üretmesi süreci.
Exhaustive Search
Bir hedef öğenin varlığını veya yokluğunu belirlemek amacıyla, karar verilmeden önce bir kümedeki tüm öğelerin tek tek incelendiği bilişsel ve algoritmik arama süreci.
Consumer Research
Tüketici davranışlarını incelemek amacıyla klinik, bilimsel ve istatistiksel araştırma tekniklerinin sistematik olarak uygulanmasıdır.
Consumer Behavior
Bireylerin veya grupların, ekonomik mal ve hizmetleri elde etme, tüketme ve elden çıkarma süreçleri ile bu eylemleri önceleyen ve takip eden karar alma mekanizmaları.
Consumer Education
Bireyleri karmaşık ürün ve hizmetleri değerlendirme, eleştirel karar verme, piyasa mekanizmalarını anlamave rasyonel harcama stratejileri geliştirme konularında donanımlı hâle getiren yapılandırılmış programlar bütünü.
Consumer Characteristics
Reklam kampanyalarının stratejik planlamasını doğrudan yönlendiren ve bireylerin satın alma kararlarının arkasındaki gizil motivasyonları belirleyen psikolojik ve demografik nitelikler.
Consumer Psychology
Bireylerin tüketici rolündeki davranışlarını, karar alma süreçlerini ve bu süreçleri yönlendiren pazarlama ile iletişim tekniklerini inceleyen uygulamalı psikoloji alt dalıdır.
Consumer İnnovator
Yeni bir ürünü veya hizmeti piyasaya sürülmesinin hemen ardından ilk benimseyen, risk alma eğilimi yüksek birey.
Whole-channel
Bilginin mümkün olan tüm duyusal modaliteler aynı anda devreye sokularak öğretilmesini veya aktarılmasını ifade eden yaklaşım.
Look-say
Çocukların okuma yazma öğrenirken harfleri ve sesbirimleri tek tek birleştirmek yerine, kelimeleri bütünsel bir görsel imge olarak tanımasını ve seslendirmesini savunan öğretim yaklaşımı.
Deduction
Genel bir kural veya öncülden, mantıksal geçerlilik kurallarına bağlı olarak özel bir sonuç çıkarma süreci.
Deductive Reasoning
Genel geçer öncüllerden hareketle zorunlu ve mantıksal olarak kesin özel sonuçlar çıkarma bilişsel sürecidir.
Deductive-nomological Model
Doğasal düzenlilikleri belirten genel yasaların başlangıç önermesi olarak kullanıldığı ve bir olgunun açıklamasının mantıksal tümdengelimle yapıldığı bilimsel açıklama modeli.
Universals
Felsefede ve bilişsel bilimlerde, bireysel nesnelerin ve olayların paylaştığı, mavilik ya da cesaret gibi genel nitelikler ve kavramlar bütünü.
İnduction
Özel gözlemlerden ve ampirik kanıtlardan hareketle genel bir ilkeye, kurala veya sonuca varma süreci.
İnduction Test
Katılımcının, birkaç spesifik olgu veya veriden yola çıkarak genel bir kural, yasa veya ilke türetmek için tümevarımsal akıl yürütme becerilerini kullanmasını gerektiren bir dizi test maddesidir.
İnductive Reasoning
Özel gözlem ve vakalardan hareketle genel prensiplere, kural ve çıkarımlara ulaşma biçimi.
İnductive Teaching Model
Bilişsel gelişim süreçlerinde tümevarımsal akıl yürütme ve problem çözme becerilerinin rolünü merkeze alan yapılandırmacı bir eğitim yaklaşımı.
İnductive Problem Solving
Bireyin belirli olgular ve veriler arasındaki ilişkileri inceleyerek bunların temelindeki genel ilkeleri ve kuralılıkları keşfetmesini gerektiren bir bilişsel öğrenme stratejisidir.
Complement
Dilbilimde, bir yüklemin anlamını tamamlamak üzere fiile veya bağ fiile eklenen sözcük, öbek veya yancümledir.
Complementary Class
Kümeler kuramında, belirli bir sınıfa ait olmayan bütün elemanların tamamını ifade eden mantıksal kapsam.
Derived İdeas
Zihnin dışında kökenlenen, duyu izlenimleri gibi dışsal kaynaklardan elde edilen ve Descartes epistemolojisinde doğuştan olmayan düşünceler.
Derived Property
Gestalt psikolojisinde, bir bütünün parçası olan öğenin, içinde bulunduğu spesifik konfigürasyon veya bağlam dolayısıyla kazandığı ikincil nitelik.
S–R
Organizmanın çevresel bir uyarıcıya karşı sergilediği gözlenebilir davranışsal tepki arasındaki temel bağı ifade eden davranışçı yaklaşım kavramı.
S–R Learning Model
Öğrenmenin, bir uyaran ile buna verilen tepki arasında doğrudan sinirsel ve davranışsal bağların kurulmasıyla gerçekleştiğini savunan hipotez.
S–R Psychology
Davranışı yalnızca uyarıcı ve tepki arasındaki gözlenebilir işlevsel ilişkilerle açıklayan, zihinsel süreçleri inceleme dışı bırakan erken dönem davranışçı yaklaşım.
S–R–O Learning Model
Edimsel koşullanmada, ayırt edici bir uyaran, araçsal tepki ve pekiştirme ya da cezalandırma sonucu arasında kurulan üçlü bağları inceleyen hipotez.
International Phonetic Alphabet (IPA)
Dünya dillerindeki tüm konuşma seslerini evrensel ve standart bir şekilde kağıda aktarmak amacıyla Uluslararası Fonetik Derneği tarafından geliştirilmiş yazılı simgeler sistemi.
Unlearning
Daha önce kazanılmış davranışların, bilişsel şemaların veya tepkilerin ortadan kaldırılması veya işlevsiz hale getirilmesi süreci.
Forgetting
Önceden kodlanmış ve belleğe depolanmış bilgilere erişememe veya bu bilgileri geri getirememe durumu.
Forgetting Curve
Öğrenme gerçekleştikten sonra zaman içinde bilginin akılda kalma oranındaki azalışı ve bu azalışın grafiksel temsilini ifade eden bilişsel model.
Mastery Orientation
Bireylerin zorluklardan keyif aldığı, engeller karşısında sebat ettiği ve başarısızlıkları yetersizlikten ziyade strateji eksikliğine bağladığı adaptif bir başarı davranışı örüntüsüdür.
Vigilance Decrement
Uzun süreli ve monoton görevler sırasında, bireyin hedef uyarıcıları fark etme ve tespit etme performansının kısa bir süre sonra belirgin şekilde azalması durumu.
Attentiveness
Bireyin çevresel uyaranlara karşı uyanık olma hali ve aktif olarak dikkatini bir öznε, göreve ya da başkalarının gereksinimlerine yöneltme kalitesi.
Stimulus Evaluation Checks (secs)
Bireyin bir olayın etkisini, duygusal yoğunluğunu ve niteliğini belirlemek üzere birden fazla boyutta gerçekleştirdiği bilişsel değerlendirme süreçleridir.
Warning Overload
Bir operatörün iş yerinde veya karmaşık sistemlerde, görsel, işitsel veya diğer duyusal uyarıları işleme ve bunlara uygun tepki verme kapasitesini aşacak düzeyde yoğun uyarı alması durumu.
Stimulus Overload
Bireyin çevresinden gelen aşırı miktardaki duyusal ve bilişsel girdiyi işleme kapasitesini aşması ve bunun sonucundahomeostazın bozulması.
Discrimination Of Cues
İki veya daha fazla benzer uyarıcı arasındaki ince farkları algılama ve bunlara farklı tepkiler verme kapasitesi.
Stimulus Differentiation / Stimulus Discrimination
🔹 1. (stimulus differentiation): Bir organizmanın iki veya daha fazla uyarıcıdan yalnızca birine tepki vererek aralarındaki farkı ayırt etmeyi öğrenmesi süreci. 🔹 2. (stimulus discrimination): Organizmanın farklı uyarıcılar arasındaki fiziksel veya algısal farkları algılayarak yalnızca belirli bir uyarıcıya tepki verme yeteneği.
Stimulus Onset Asynchrony (SOA)
Birinci uyarıcının başlangıç anı ile onu takip eden ikinci uyarıcının başlangıç anı arasındaki zaman aralığıdır.
Stimulus Salience
Bir uyarıcının çevresel bağlamında ne kadar dikkat çekici, yoğun ve kolay fark edilebilir olduğunu belirten duyusal öne çıkış derecesidir.
Secs
Klaus Scherer'in Bileşen Duygu Modeli'nde, bireyin çevresel uyarıcıları hayatta kalma, amaçlar ve sosyal normlar açısından otomatik olarak süzgeçten geçirdiği ardışık bilişsel değerlendirme süreçleridir.
Stimulus Situation
Bir organizmanın tepki verdiği, bir bütün olarak ele alınan ve bir olayın veya deneyimin tüm bileşenlerini içeren karmaşık uyarıcılar kümesi.
Stimulus Equivalence
Fiziksel olarak birbirinden farklı iki veya daha fazla uyarıcının, doğrudan eğitim verilmeksizin aynı işlevsel tepkiyi uyandırması ve matematiksel olarak yansıma, simetri ve geçişlilik koşullarını sağlaması durumu.
Stimulus Gradient
Belirli bir boyutta (örneğin ses yüksekliği veya renk tonu) bir uyarıcının gösterdiği kademeli değişim ve bu değişimin algısal ya da davranışsal düzlemdeki izdüşümüdür.
Stimulus Substitution
Klasik koşullanmada, koşullu uyarıcının koşulsuz uyarıcının işlevlerini devralarak onunla aynı tepkiyi tetikler hale gelmesini açıklayan erken dönem kuramsal model.
Stimulus Function
Bir uyarıcının bir tepkiyi tetiklemedeki rolü veya bir uyarıcının büyüklüğü ile tepkinin boyutu arasındaki matematiksel ilişkidir.
Stimulus Coding
Çevreden gelen duyusal girdilerin, bilişsel haritalar veya anı izleri gibi zihinsel temsil biçimlerine dönüştürülme süreci.
Excitatory Conditioning
Koşullu uyarıcının, belirli bir koşulsuz uyarıcının geleceğini haber veren bir sinyal işlevi gördüğü doğrudan klasik koşullanma biçimidir.
Stimulus Element
Karmaşık bir uyarıcının biçim, renk veya doku gibi ayırt edilebilir bireysel özelliklerinden her biri.
Stimulus Proposition
Zihinsel imgeleme sırasında performans geliştirme süreçlerini açıklayan biyo-bilgi kuramının bir parçası olarak, zihinsel görüntü olarak ortaya konan bir durumun içeriğidir.
Stimulus Sampling Theory (SST)
Uyarıcıların varsayımsal elementlerden oluştuğunu ve herhangi bir öğrenme denemesinde yalnızca bu elementlerin rastgele bir örnekleminin öğrenildiğini öne süren matematiksel öğrenme kuramıdır.
Stimulus Set
Reaksiyon zamanı deneylerinde, belirli bir uyarıcıya odaklanma ile ilişkili olan beklenti ve hazırlık durumu.
Stimulus Continuum
Belirli bir fiziksel veya algısal boyut boyunca birbirleriyle ilişkili olan ve kesintisiz bir sıra oluşturan uyarıcılar dizisidir.
Stimulus Strength
Bir uyarıcının fiziksel yoğunluğu ya da istenen bir fizyolojik veya davranışsal tepkiyi tetikleme kapasitesi.
Stimulus-intensity Dynamism
Hull'un matematiksel-tümevarımsal öğrenme teorisinde, uyarıcının fiziksel şiddeti arttıkça organizmanın tepki gücünün de doğru orantılı olarak artacağını savunan kavram.
Stimulus–response Compatibility
Bir uyarıcı ile bu uyarıcıya verilen tepki arasındaki ilişkinin, yanıt süresi ve doğruluğunu ne ölçüde kolaylaştırdığını inceleyen bilişsel ilke.
İnterstimulus İnterval (ISI)
Ardışık iki uyarıcının sunumu arasında geçen, tipik olarak bir uyarıcının bitiş anından sonrakinin başlangıç anına kadar ölçülen zaman aralığıdır.
Acquired Distinctiveness Of Cues
Bireyin belirli uyarıcı özelliklerine yönelik geçmiş öğrenme deneyimlerinin, aynı özelliklere başka bir bağlamda tepki vermeyi kolaylaştırma süreci.
Stimulus-bound
Algı, davranış veya dikkat süreçlerinin anlık çevresel uyarıcıların baskısı altında olması, bilişsel esneklikten yoksun bir şekilde doğrudan tetikleyiciye göre şekillenmesi durumu.
Arousal Potential
Bir uyarıcının bireyde fizyolojik ve psikolojik düzeyde uyarılma hali (arousal) yaratma kapasitesi.
Arousal-boost Mechanism
Bir uyaranla temas sonucunda ortaya çıkan ve kademeli olarak artarak ölçülebilir bir haz (hedonik) etkisi yaratan genel uyarılma hali.
SOA
İki ardışık uyaranın başlangıç anları arasındaki zaman farkını ifade eden kronometrik deneysel parametre.
Adaptive Control Of Thought Theory
İnsan bilişini bilgi işleme süreçleri, bellek sistemleri ve üretim kuralları üzerinden modelleyen, John R. Anderson tarafından geliştirilmiş kapsamlı bir bilişsel mimari kuramıdır.
Adaptive Task Allocation
Ergonomi ve insan-bilgisayar etkileşiminde, sistemin, operatörün (örneğin yorgunluk durumu) veya çevresel koşulların anlık durumuna göre görevlerin insan ile makine arasında dinamik olarak paylaştırılması.
Adaptive System
Kullanıcının özelliklerine, sistemin durumuna veya çevresel koşullara göre bilgi sunumunu, arayüz tasarımını ya da çıktısını dinamik olarak değiştirebilen etkileşimli yapı.
Adaptive Strategy Choice Model (ASCM)
Çocukların bilişsel dağarcığında birden fazla problem çözme stratejisinin bulunduğunu ve bu stratejilerin zamanla deneyim yoluyla rekabet ederek kullanım sıklıklarının değiştiğini savunan kuramsal model.
Adaptive Testing
Katılımcının önceki maddelere verdiği yanıtlara dayanarak sonraki soruların zorluk derecesini dinamik olarak ayarlayan ve yetenek düzeyini en az madde sayısı ile en yüksek güvenirlikle ölçen psikometrik test tekniğidir.
Adaptive Production System
Çevresel etkileşimler sonucunda üretim belleğindeki kuralları değiştirebilen veya güncelleyebilen bilişsel bir üretim sistemidir.
Applied Linguistics
Dilbilimsel teori, yöntem ve bulguların dil öğretimi, dil bozukluklarının tedavisi ve yapay zeka gibi pratik alanlardaki sorunların çözümüne aktarıldığı disiplinlerarası bilim dalı.
Sleep Learning
Bireyin uykudayken dışarıdan sunulan bilgileri veya materyalleri kalıcı olarak öğrenebilme kapasitesini inceleyen, deneysel statüsü hâlâ tartışmalı olan bilişsel süreç.
Adaptation Level (AL)
Yeni uyarıcıların değerlendirildiği teorik bir referans noktası veya sıfır noktası standardı.
Adjustive Behavior
Bir organizmanın çevresel veya durumsal talepleri başarılı bir şekilde bünyesine entegre eden her türlü tepkisi.
Discrepant Stimulus
Bilinen bir uyarıcıdan veya şematik temsilden orta düzeyde farklılık gösteren, bireyin zihinsel şemalarıyla çelişen her türlü duyusal girdidir.
Remote Association
Bir listede veya seri içinde birbirine bitişik olmayan, aralarında mesafe bulunan iki öğe veya uyarıcı arasında kurulan zihinsel bağ.
Remote-association Test
Bireyin görünüşte hiçbir ilişkisi olmayan üç farklı kelimeyi ortak bir dördüncü kelimeyle bağlama yeteneğini ölçen standart bir yaratıcılık testidir.
Remote Perception
Bireyin fiziksel olarak bulunmadığı bir mekandaki olayları, nesneleri veya atmosferi, bilinen duyusal organların yardımı olmaksızın algılama iddiasını içeren parapsikolojik bir kavram.
Spatial Attention
Bireyin görsel bir sahne üzerinde dikkatini belirli bir uzaysal konuma dağıtma ve odaklama biçimi.
Spatial Frequency
Bir örüntü veya görsel uyarıcı içinde birim mesafe ya da görsel açı başına tekrar eden elementlerin sayısıdır.
Spatial Updating
Hareket halindeki bir bireyin, farklı bir gözlem noktasından algıladığı nesnelerin konumlarını zihinsel olarak sürekli yenileme yeteneğidir.
Spatial Relationships
Nesnelerin uzaydaki üç boyutlu konumlarını, aralarındaki mesafeleri ve birbirlerine göre yönelimlerini algılama ve işleme kapasitesi.
Spatial İntelligence
Nesneleri zihinsel olarak uzayda döndürme, farklı konum ve pozisyonlarda hayal etme yeteneğidir.
Spatial-temporal Reasoning
Nesnelerin uzaydaki üç boyutlu ilişkilerini kavramsal hale getirme ve bunları zaman içinde bir dizi dönüşüm olarak zihinsel olarak manipüle etme becerisidir.
Space-based Attention
Görsel dikkatin, belirli nesnelerden bağımsız olarak çevredeki coğrafi veya retinotopik konumlara ve koordinatlara odaklandığı bilişsel mekanizma.
Space Factor
Louis L. Thurstone tarafından 1938 yılında öne sürülen ve bireylerin uzaysal ilişkileri algılama ile bu ilişkiler üzerine akıl yürütme kapasitelerindeki bireysel farkları açıklayan varsayımsal zihinsel yetenek.
Expert Performance
Bireyin belirli bir alan veya uyarıcı kümesinde, binlerce saatlik kasıtlı pratik (deliberate practice) sonucunda ulaştığı üst düzey ayırt etme ve icra kapasitesi.
Expert System
İnsan uzmanların problem çözme performansını taklit eden, 'eğer -> o halde' (if-then) kuralları ve kesinlik faktörü cebiri kullanarak belirsiz durumlarda akıl yürüten bilgisayar programıdır.
Expert–novice Differences
Belirli bir alanda ileri düzeyde beceri ve bilgiye sahip kişilerin performansının, aynı alanda deneyimi olmayanların performansından yapısal olarak ayrışma biçimleri.
Expertise
Yaş, eğitim veya uzun süreli deneyim yoluyla belirli bir alan ve disiplinde birikmiş olan üst düzey bilgi ve beceri düzeyi.
Long-delay Conditioning
Koşullu uyarıcının (CS), koştullumsuz uyarıcının (US) başlangıcına kadar uzun bir süre boyunca (genellikle birkaç dakika) sunulduğu klasik koşullama prosedürüdür.
Long-term Memory (LTM)
Bilgiyi saatler, haftalar hatta yıllar boyunca saklama, geri çağırma ve kullanma kapasitesi sunan nispeten kalıcı bilgi depolama sistemidir.
Three-stage Theory
Beceri ediniminin, dikkat gereksinimini kademeli olarak azaltarak otomatikleşmeye doğru ilerleyen bilişsel, ilişkisel ve özerk olmak üzere üç evreden geçtiğini savunan motor öğrenme modelidir.
Tridimensional Theory Of Feeling
Wilhelm Wundt tarafından öne sürülen; duyguların hoşnutluk-hoşnutsuzluk, heyecan-sakinlik ve uyarılma-rahatlama olmak üzere üç bağımsız eksen boyunca değişiklik gösterdiğini savunan kuram.
Three-stratum Model Of İntelligence
John B. Carroll tarafından 1990'larda yüzlerce veri setinin faktöriyel yeniden analiziyle geliştirilen; zekayı dar, geniş ve genel faktörler olmak üzere üç hiyerarşik katmanda ele alan psikometrik model.
Trichromatic Theory
İnsan gözündeki renk görme fizyolojisinin, retinitisdeki üç farklı koni fotopigmentinin (mavi, yeşil ve kırmızı) farklı dalga boylarına verdiği tepkilerle açıklandığı model.
Three-term Contingency
Edimsel koşullanmanın temel mekanizmasını oluşturan; çevresel tetikleyici, sergilenen davranış ve bu davranışın ardılı arasındaki ilişkiler zinciridir.
Triarchic Theory Of İntelligence
Zekayı analitik, yaratıcı ve pratik olmak üzere üç temel boyutta inceleyen ve bilgi işleme süreçlerinin çevreye uyum sağlama biçimini ele alan bilişsel kuram.
Method Of Triads
Gözlemcinin belirli bir özelliğe (örneğin diğer ikisinden farklılığa) dayanarak üç uyarıcıdan birini seçmek zorunda olduğu psikofiziksel prosedür.
Third-person Effect
Bireylerin, kitle iletişim araçlarının kendileri üzerindeki ikna edici etkisini düşük, başkaları üzerindeki etkisini ise aşırı yüksek tahmin etme eğilimi.
Third-person Perspective
İnsan davranışının ve öznel deneyimlerin, dışarıdan gözlemleyen tarafsız ve nesnel bir bakış açısıyla ele alınması.
Vowel
Ses tellerinin titreşimiyle oluşan ve ses yolunda herhangi bir engelle karşılaşmadan dışarı çıkan temel konuşma sesi.
Reproduction
Canlı organizmaların türlerini devam ettirmek amacıyla yeni bireyler üretmesi veya bilişsel bağlamda bilgilerin hafızadan yeniden üretilmesi süreci.
Generative Grammar
Sınırlı sayıda kural ve ilke kullanarak bir dildeki sonsuz sayıda gramatik cümleyi türetmeyi amaçlayan bilişsel dilbilim yaklaşımıdır.
Generation Effect / Production Effect
🔹 1. (generation effect): Bilginin, dışarıdan pasif bir şekilde okunmak yerine zihinsel olarak bizzat üretilmesi durumunda hafızada daha kalıcı hale gelmesi olgusudur. 🔹 2. (production effect): Bireylerin çalışma aşamasında bir kelimeyi sesli olarak okumalarının, onu yalnızca sessizce okumalarına kıyasla daha iyi hatırlamalarını sağlayan hafıza olgusu.
Production Task
Katılımcının belirli kriterlere uyan mümkün olduğunca çok sayıda öğe, kelime veya cümle üretmesini gerektiren bilişsel ve dilbilimsel bir testtir.
Production Rules
Bilişsel becerilerin uygulanacağı koşulları ve gerçekleştirilecek eylemleri tanımlayan 'eğer... o halde...' (if-then) formundaki mantıksal önermeler.
Production System
Belirli bir durum-eylem (if-then) mantığına dayanan, kural tabanlı bilişsel mimari ve problem çözme bilgisayar programı.
Production Deficiency
Bireyin, bir görevi tamamlamak veya problemi çözmek için gerekli stratejiyi, başarılı bir yönlendirme veya öğretime rağmen kendiliğinden üretememesi durumu.
Reproductive Memory
Bilginin herhangi bir bozulmaya uğramadan, daha önce depolandığı haliyle eksiksiz ve doğru bir şekilde geri çağrılması varsayılan bellek türüdür.
Productive Vocabulary
Bir bireyin yazılı veya sözlü iletişimde aktif olarak üretebildiği ve düzenli olarak kullandığı kelimelerin tamamı.
Reproductive İmage
Piagetyen gelişim kuramında, bireyin daha önce deneyimlediği görsel uyarıcıları ve nesneleri statik bir biçimde zihinde yeniden canlandırmasıyla sınırlı zihinsel temsil.
Reproductive İmagination
Geçmişte deneyimlenmiş ve aşina olunmuş nesnelerin veya görsel uyarıcıların zihinde birebir yeniden canlandırılması süreci.
Productivity
Harcanan girdiler ile elde edilen çıktılar arasındaki niceliksel veya niteliksel oran; dil bilimi bağlamında ise sınırlı sayıda birimle sınırsız sayıda özgün ifade üretebilme kapasitesi.
Higher Level Skill
Tek bir özel göreve özgü olmaktan ziyade, çok çeşitli alanlara ve bağlamlara transfer edilebilen genel bir çalışma yöntemi veya yetkinlik.
Higher Order Thought
Bireyin açıkça farkında olduğu, kasıtlı eylemleri, kavramlaştırmayı, iç gözlemi ve öz-bilgi manipülasyonunu içeren bilinçli bilişsel süreçlerin bütünü.
Superordinate Category
Çok sayıda temel düzey kategoriyi kendi altında toplayan, üyeleri arasında soyut benzerlikler barındıran üst sınıflandırma basamağı.
Higher Order Conditioning
Klasik koşullanmada, önceden koşullanmış bir uyarıcının, daha önce hiç eşleşmemiş yeni bir nötr uyarıcıya koşullu tepki kazandırmak amacıyla koşulsuz uyarıcı işlevi görmesi süreci.
Higher Response Unit
Birden fazla basit yanıt veya eylemin bir araya gelmesiyle oluşan karmaşık davranışsal bütün veya eylem zinciri.
Upper Threshold
Ağrıya neden olmaksızın algılanabilen bir uyaranın ulaşabileceği maksimum yoğunluk seviyesidir.
Metacriterion
Macar filozof Imre Lakatos tarafından bilim felsefesindeki rakip teorileri değerlendirmek ve karşılaştırmak amacıyla öne sürülen üst düzey değerlendirme ölçütü.
Metamemory
Bireyin kendi bellek süreçlerinin ve kapasitesinin farkında olması, bunları izleme ve yönlendirme yeteneğidir.
Metacognition
Bireyin kendi bilişsel süreçlerinin farkında olması ve bu süreçleri aktif olarak izleyip kontrol edebilme kapasitesi.
Metalinguistic Awareness
Bireyin dilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını kavrayarak, biçimsel, işlevsel ve anlamsal özelliklerini bilinçli bir nesne olarak ele alabilme yetisidir.
Metalanguage
Başka bir dili, dil sistemini veya semboller kümesini tanımlamak, analiz etmek veya açıklamak için kullanılan üst düzey dil veya semboller bütünü.
Metatheory
Kuramların kuramı niteliğinde olan; mevcut bilimsel önermelerin, paradigmaların ve varsayımların geçerliliğini, mantıksal tutarlılığını ve epistemolojik temellerini inceleyen üst düzey soyutlama çerçevesi.
Sense Of Presence
Bireyin belirli bir mekanda veya zaman diliminde bulunduğuna dair öznel farkındalığı ve simüle edilmiş ya da görünmez varlıkların yakınlığını hissetme durumu.
Existential Judgment
Bir nesnenin anlamı, değeri veya öneminden ziyade, onun varlığını, kökenini veya olgusal statüsünü konu alan bilişsel değerlendirme.
Existential İntelligence
Howard Gardner'ın çoklu zeka kuramında 'aday' zeka türü olarak öne sürülen; bireyin yaşamın nihai anlamını, evrendeki insan konumunu ve temel varoluşsal meseleleri kavrama kapasitesi.
Default Bias
Karar verme sürecinde, alternatif seçenekler mevcut olmasına rağmen önceden belirlenmiş ya da sunulmuş öntanımlı seçeneğe bağlı kalma eğilimi.
Vedanta
M.Ö. 6. yüzyılda Hindistan'da ortaya çıkan, Upanişad metinlerine dayanan ve zihinsel disiplinler ile metafizik teorileri barındıran Hindu felsefi geleneğidir.
Vection
Gerçekte hareketsiz duran bir gözlemcinin, çevresindeki büyük görsel uyaranların hareket etmesi nedeniyle kendisini hareket ediyor gibi hissetmesi illusionı.
Venn Diagram
Farklı kümeler arasındaki mantıksal ilişkileri, kesişimleri ve birleşimleri geometrik şekiller (genellikle daireler) aracılığıyla görselleştiren bir diyagram türüdür.
Ventriloquism Effect
İşitsel uyaranların gerçek kaynağı ne olursa olsun, seslerin mantıklı ve eş zamanlı görsel nesnelerden geliyormuş gibi algılanması eğilimi.
Data-driven Processing
Algısal girdilerin duyu organlarından başlayarak daha yüksek bilişsel merkezlere doğru, önsel beklentilerden bağımsız bir şekilde ilerlediği süreçtir.
Veridical
Anıların, algıların veya inançların dışsal fiziksel gerçeklikle tam bir uyum ve doğruluk göstermesi durumu.
Veridical Perception
Duyusal girdilerin dış dünyadaki fiziksel gerçeklikle tam bir uyum içinde, yanılsama veya distorsiyona uğramaksızın doğru şekilde algılanması durumu.
Given–new Distinction
Bir cümle veya sözel yapıda, dinleyicinin zaten bildiği ya da bağlamdan çıkarabileceği bilgiler ile ilk kez aktarılan yeni bilgiler arasında yapılan dilbilimsel ayrım.
Verisimilitude
Bir önermenin, teorinin veya modelin ampirik olarak doğrulanmış olgularla tutarlılık göstererek gerçek veya geçerli görünme derecesi.
Vernacular
Belirli bir toplumsal grubun veya coğrafyanın günlük yaşamda rutin olarak kullandığı yerel dil veya ağız.
Occasional Cause
Kartezyen felsefede ve vesilecilik doktrininde, iki farklı töz (zihin ve beden) arasındaki etkileşimin gerçek failin ilahi irade olduğu varsayımıyla, sadece görünürde bir neden-sonuç ilişkisi gibi duran zemin.
Conscientiousness
Beş Faktör Kişilik Modelinin temel boyutlarından biri; düzenli, sorumlu, çalışkan ve amaca yönelik hareket etme eğilimi.
Video-recall Technique
Katılımcıların geçmişteki bir duruma ait video kaydını izleyerek o anki düşünce, duygu ve deneyimlerini bildirdikleri deneysel bir araştırma prosedürüdür.
Vienna Circle
1920'ler ve 1930'larda Viyana'da toplanan, modern sembolik mantık aracılığıyla ampirist ve pozitivist geleneği sistemleştirmeyi amaçlayan filozof, mantıkçı ve matematikçilerden oluşan entelektüel grup.
VOT
Patlayıcı ünsüzlerin telaffuzu sırasında ses tellerinin titreşmeye başladığı an ile havanın patlamalı çıkış anı arasındaki milisaniye cinsinden zaman aralığıdır.
Vocal Reaction Time
Bilişsel çalışmalarda, bir katılımcının işitsel veya görsel bir uyarıcıya karşı sözlü bir yanıt başlatana kadar geçen milisaniye cinsinden ölçülen gecikme süresidir.
Voluntarism
İnsan davranışlarının, en azından kısmen, iradi eylemlerin ve bilinçli seçimlerin bir ürünü olduğunu savunan psikolojik ve felsefi görüş.
Wanderlust
Dünyayı keşfetme, seyahat etme ve bilinmeyene doğru yola çıkma yönündeki yoğun, bastırılamaz dürtü veya eğilim.
Wason Selection Task
Tümdengelimli akıl yürütmeyi ve doğrulama yanlılığını test etmek amacıyla dört kart üzerinde kural sınaması yapılmasını gerektiren klasik bir mantık bulmacasıdır.
Watson–glaser Critical Thinking Appraisal
Bireylerin argümanları, varsayımları, türetilen sonuçları ve problemleri mantıksal bir süzgeçten geçirerek değerlendirme becerilerini ölçen standartlaştırılmış bir psikometrik testtir.
Weber’s Law
Fiziksel bir uyarıcının şiddetindeki değişimin fark edilebilmesi için gereken minimum eşik miktarının, orijinal uyarıcının mutlak büyüklüğüyle doğru orantılı olduğunu savunan psikofiziksel model.
Weber Fraction
Fark eşiğinin (just noticeable difference) uyaran yoğunluğuna oranını ifade eden sabit matematiksel oran.
Wh- Question
Kim, ne, nerede, ne zaman veya nasıl kelimeleriyle başlayan, 'evet' veya 'hayır' yanıtlarından ziyade açıklayıcı ve detaylı bilgi gerektiren soru türü.
Wisconsin General Test Apparatus (WGTA)
Primatlarda öğrenme, hafıza ve problem çözme süreçlerini incelemek amacıyla Harry Harlow tarafından geliştirilen deneysel test düzeneği.
Writer’s Block
Yazılı bir esere başlama veya devam etme yeteneğinin, temelinde psikolojik faktörlerin yattığı geçici bir inhibisyonla kesintiye uğraması.
Wundt Curve
Düşükten orta düzeye kadar artan uyarıcı şiddetinin haz verici olduğunu, ancak aşırı yüksek seviyelerde nahoş ve acı verici hale geldiğini gösteren çan şeklindeki psikofiziksel eğridir.
Wundt İllusion
Wilhelm Wundt tarafından 1896 yılında tanımlanan; birbirine paralel iki düz çizginin, arka plandaki ışınsal veya eğrisel çizgilerin etkisiyle bükülmüş gibi algılanmasına yol açan klasik bir görsel illüzyondur.
Würzburg School
19. yüzyılın sonlarında Oswald Külpe öncülüğünde kurulan, bilinçli deneyimin görüntüsüz (imajsız) düşünce gibi soyut unsurlarını inceleyen psikoloji ekolü.
XYZ System
İnsan renk algısının Üç Renk Teorisi temelinde matematiksel olarak modellendiği ve CIE tarafından standardize edilmiş uluslararası renk uzayı.
Either–or Fallacy
Karmaşık bir durumu veya argümanı sadece iki uç seçeneğe indirgeyerek diğer tüm makul alternatifleri ve ara olasılıkları yok sayan mantıksal bir safsatadır.
Foreigner Talk
Anadili konuşulan dili bilmeyen veya yetersiz düzeyde bilen kişilere karşı istemsiz veya bilinçli olarak benimsenen; basitleştirilmiş dilbilgisi, kısa cümleler ve abartılı bir telaffuzla karakterize edilen konuşma biçimidir.
Proximity
Gestalt organizasyon ilkelerinden biri olup, birbirine fiziksel olarak yakın olan uyarıcıların zihin tarafından otomatik olarak bir grup veya bütün olarak algılanma eğilimini ifade eder.
Proximity Compatibility
Ergonomide, bir kontrol mekanizmasının, o mekanizma tarafından tetiklenen ekran veya sistem bölgesinin hemen yanına veya yakınına yerleştirilmesi gerektiğini savunan tasarım ilkesidir.
Convergent Thinking
Bir probleme yönelik önceden belirlenmiş birden fazla seçenek arasından en doğru veya en işlevsel olanı, mantıksal ve doğrusal adımlarla bulma odaklı eleştirel düşünme süreci.
Convergent Production
Bir soruya tek ve en doğru yanıtı verme ya da belirli bir problem için en optimal çözümü seçme kapasitesi.
Approach
Bir uyarıcıya veya hedefe yönelme eylemi ya da bir amaca ulaşmak için benimsenen belirli yöntem ve stratejilerin bütünü.
Approach–avoidance Conflict
Tek bir hedefin veya seçeneğin hem arzu edilen olumlu yönleri hem de istenmeyen olumsuz sonuçları barındırdığı durumlarda yaşanan motivasyonel ikilemdir.
Approach–approach Conflict
Bireyin, aynı anda çekici gelen ancak birbirini dışlayan iki seçenekten yalnızca birini seçmek zorunda kaldığı motivasyonel ikilem.
Lie
Gerçek dışı olduğu bilinen bir ifadenin, başkalarını kasıtlı olarak yanıltma veya aldatma niyetiyle sunulması.
Pseudomemory
Hiç gerçekleşmemiş olayların, basit bir yanlış hatırlamadan farklı olarak, zihinde sahte birer gerçeklik olarak üretilmesi ve deneyimlenmesi durumu.
False Cause
İki olay arasındaki zamansal ardışıklığın, zorunlu bir nedensellik ilişkisi olduğu varsayımına dayanan gayriresmi mantık hatasıdır.
Pseudoword
Bir dilin fonolojik ve ortografik kurallarına tam olarak uyan ancak sözlükte gerçek bir anlamı bulunmayan telaffuz edilebilir karakter dizisi.
Nominative
Bir cümlecikte veya tümcede yüklemin öznesini oluşturan bir adın, zamirin veya ad öbeğinin hâl durumu.
İsolating Language
Her bir biçimbirimin (morfemin) tipik olarak ayrı bir sözcük olarak bulunduğu, çekim eklerinin bulunmadığı veya yok denecek kadar az olduğu dil tipolojisi.
Clause
Özne ve çekimli bir fiil barındıran, cümleden küçük ancak kelime grubundan büyük olan temel dilbilimsel ve psiko-dilbilimsel işleme birimi.
Lateral Thinking
Temel varsayımları bilinçli olarak yeniden inceleyerek ve bakış açısını değiştirerek, bir probleme taze ve alışılagelmişin dışında bir yaklaşım getiren yaratıcı düşünce biçimi.
İllusion
Duyusal bir uyarıcının yanlış yorumlanması veya hatalı değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkan yanlış algı.
İllusory Covariation
Aslında aralarında hiçbir gerçek nedensel ya da istatistiksel bağ bulunmayan iki olay veya nesne arasında, sistematik bir ilişki varmış gibi hatalı bir algı geliştirilmesi durumu.
İllusory Correlation
Gerçekte var olmayan iki değişken arasında bir ilişki varmış gibi algılanması veya iki değişken arasındaki ilişkinin derecesinin sistematik olarak abartılması eğilimi.
Deceptive Advertising
Tüketicilerde yanlış çıkarımlara yol açarak ürün veya hizmetlerin niteliği, etkisi ya da faydası konusunda gerçeği yansıtmayan izlenimler uyandıran ticari iletişim biçimidir.
Response Probability
Belirli bir koşul veya uyarıcı varlığında, bir organizmanın belirli bir davranışı veya tepkiyi sergileme ihtimalinin matematiksel ya da gözlemsel karşılığıdır.
Response Proposition
Hayali bir durumsal uyarıcıya karşı zihinde canlandırılan tepkinin içeriğini ifade eden bilişsel bileşen.
Response Selection
Tanımlanan bir uyarıcıya verilecek hareketin, insan bilgi işleme sisteminin ara aşamasında belirlendiği bilişsel evre.
İnterresponse Time (IRT)
Ardışık iki tepki arasındaki, özellikle de aynı türden ardışık yanıtlar arasındaki geçen zaman aralığıdır.
Echo
Doğrudan kaynaktan yayılan sesten belirgin bir zaman aralığıyla ayrılan yansıtılmış ses dalgası.
Anechoic Chamber
Ses yansımalarını ve yankıları tamamen ortadan kaldırmak üzere tasarlanmış, dışarıdaki ses ve elektromanyetik enerjiden izole edilmiş özel oda.
False Alarm
Sinyal saptama görevlerinde, gerçekte herhangi bir sinyal bulunmadığı halde katılımcının hatalı bir şekilde sinyalin mevcut olduğunu bildirmesi.
False Analogy
İki nesne veya olgunun yalnızca tek bir ortak özelliğine dayanarak, diğer tüm yönleriyle de aynı oldukları yönünde kurulan geçersiz tümevarımsal çıkarımdır.
Miseducation
Kasıtlı olarak veya iyi niyetle yanlış, hatalı ve manipüle edilmiş bilgilerin aktarıldığı eğitim süreçleridir.
Misinformation Effect
Bireylerin, orijinal olayın ardından maruz kaldıkları yanlış bilgileri, kendi anılarına entegre ederek olayları hatalı hatırlaması olgusudur.
False Rejection
Sinyal Tespit Teorisi'nde, arka plan gürültüsü içinde sunulan gerçek bir uyarıcının veya sinyalin tespit edilememesi durumu.
False Detection
Gürültülü bir arka plan veya ortam içerisinde, gerçekte var olmayan bir sinyalin hatalı bir şekilde var olarak algılanması durumudur.
Theory Of Misapplied Constancy
Algısal sabitlik ipuçlarının, derinlik veya uzaklık bildirmeyen iki boyutlu görsellere yanlış uygulanması sonucu ortaya çıkan optik yanılsamaları açıklayan kuram.
Falsificationism
Bilimsel ilerlemenin hipotezleri doğrulamakla değil, onları yanlışlamakla gerçekleştiğini savunan epistemolojik yaklaşım.
Disconfirmability / Falsifiability / Refutability
🔹 1. (disconfirmability): Bir önermenin, teorinin veya hipotezin deneysel veya mantıksal olarak yanlışlanabilme, yani çürütülebilme potansiyeli. 🔹 2. (falsifiability): Bir önerme, hipotez veya teorinin, gözlem ya da deney yoluyla yanlış olduğunun gösterilebilmesine yönelik mantıksal olasılıktır. 🔹 3. (refutability): Bir önermenin, hipotezin veya teorinin ampirik gözlem veya deneyler yoluyla yanlışlanabilme, çürütülebilme mantıksal kapasitesi.
Onomatopoeia
Doğadaki işitsel uyaranların akustik özelliklerini taklit ederek fonetik düzlemde yeniden üreten sözcüklerin oluşum süreci.
Reflective Consciousness
Bireyin kendi zihinsel süreçlerini, deneyimlerini ve eylemlerini bir nesne gibi ele alarak onları gözlemleyebilmesini ve değerlendirebilmesini sağlayan üst düzey bilişsel kapasite.
Reflective Abstraction
Bireyin, halihazırda sahip olduğu bilgileri zihinsel olarak süzerek dışarıdan ek veriye ihtiyaç duymadan yeni bilgiye ulaşma kapasitesidir.
Reflection–impulsivity / Reflectivity–impulsivity
🔹 1. (reflection–impulsivity): Bireylerin problem çözme süreçlerinde ve karar alma mekanizmalarında sergiledikleri, ilk izlenimle hızlıca harekete geçme (dürtüsellik) veya alternatifleri tartarak yavaşça karar verme (yansıtıcılık) eğilimlerini tanımlayan bilişsel stil boyutu. 🔹 2. (reflectivity–impulsivity): Bireylerin problem çözme ve karar verme süreçlerinde alternatifleri tartma hızı ile doğruluk derecesi arasındaki bilişsel stil boyutu.
Yantra
Konsantratif meditasyon esnasında dikkatin odaklandığı görsel geometrik örüntü veya şema.
Artificial Language
Doğal evrim süreçleriyle ortaya çıkmamış, insan eliyle bilinçli olarak tasarlanmış dil veya dil benzeri sistemlerin tamamıdır.
Neural Network
Biyolojik sinir sistemlerinin çalışma prensiplerinden esinlenen, birbirine bağlı yapay işlem birimlerinin (düğümlerin) oluşturduğu ve veriden öğrenme kapasitesine sahip hesaplamalı model.
Artificial Life
Bilgisayar tabanlı sistemlerin yaşayan organizmaların davranışsal özelliklerini sergilediği bir yapay zeka araştırma alanıdır.
Artificial İntelligence (AI)
İnsan zihninin bilişsel işlevlerini (öğrenme, akıl yürütme, problem çözme ve algılama) simüle etmeyi amaçlayan bilgisayar bilimi alt disiplinidir.
Artificialism
Doğal olgu ve nesnelerin, tanrı veya insan gibi bilinçli bir varlık tarafından özel olarak üretildiğine ve tasarlandığına dair çocuksu bilişsel varsayım.
Structure
Entegre bir bütün oluşturmak üzere organize edilmiş, birbirine bağlı unsurların nispeten kararlı düzenlenişidir.
Constituent
Daha büyük ve karmaşık bir bütünün bileşeni olan dilsel veya yapısal birim.
Constructive Memory
Bireyin bir olayı veya deneyimi hatırda tutarken, zihinsel şemaları ve genel bilgileri kullanarak eksik kısımları doldurması veya detayları dönüştürmesi suretiyle anıyı yeniden inşa etme süreci.
Constructive Thinking
Günlük yaşamdaki problemleri minimum stres ve maksimum adaptasyonla çözme becerisi.
Elaboration
Bilginin mevcut bilişsel şemalarla ilişkilendirilerek zenginleştirilmesi, derinlemesine işlenmesi ve anlamlandırılması süreçlerinin bütünü.
Elaborative Rehearsal
Yeni edinilen bilgiyi hâlihazırdauzun süreli bellekte bulunan mevcut bilgi ağlarıyla ilişkilendirerek kodlama kalitesini artıran ve anı oluşumunu kolaylaştıran bir Bilişsel Psikoloji stratejisi.
Carpentered Environment
Dik açılar, doğrusal çizgiler ve dikdörtgen formların baskın olduğu insan yapımı mimari ve nesnel çevre.
Structured Stimulus
Algılayanın öznel özelliklerinden ziyade, kendi fiziksel ve yapısal niteliklerinin algıyı belirlediği, iyi tanımlanmış ve organize edilmiş çevresel uyarıcı.
Constructivist Theory Of Emotion
Duyguların doğuştan gelen ve sabit evrensel programlar olmadığını, aksine bireyin sosyal deneyimleri, kültürel bağlamı ve bilişsel kategorizasyonu yoluyla anlık olarak inşa edildiğini öne süren teorik yaklaşım.
Constructivism
Bireylerin dünyaya ilişkin algılarını, nesneleri ve olayları halihazırdaki bilgi birikimleriyle aktif bir şekilde anlamlandırarak zihinsel olarak inşa ettiğini savunan kuramsal yaklaşım.
Structural Analysis
Zihnin, kişiliğin veya dilsel bir verinin bileşen parçalarını ve bu parçaların birbirleriyle ile bütünle olan ilişkilerini inceleyen analitik yaklaşım.
Structuralism
Zihinsel deneyimin en temel ögelerini sistematik içebakış yöntemiyle inceleyen, psikolojinin felsefeden bağımsız ilk bilimsel ekolüdür.
Deconstruction
Dilin ve metinlerin sabit bir anlama ya da mutlak bir hakikate sahip olmadığını savunarak, geleneksel ikili karşıtlıkları ve iç çelişkileri açığa çıkaran eleştirel bir analiz yöntemidir.
Creative Genius
Alışılmışın dışında bağlamlar kurarak hem radikal düzeyde özgün hem de alanında işlevsel, paradigmalar dönüştürücü eserler veya çözümler ortaya koyma kapasitesidir.
Creative Thinking
Herhangi bir alanda yeni bir buluş, çözüm veya sentez ortaya çıkaran zihinsel süreçlerin tamamıdır.
Creative İmagination
Mevcut bilgilerin basit birer kombinasyonuyla açıklanamayan, tamamen yeni ve sıra dışı fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayan zihinsel yetidir.
Creative Synthesis
Birkaç farklı fikir, imge veya çağrışımın, bileşenlerinin hiçbirine benzemeyen yepyeni ve özgün bir bütün oluşturacak şekilde birleştirilmesi sürecidir.
Creative İntelligence / İngenuity
🔹 1. (creative intelligence): Sternberg'in üçlü zeka kuramında bireyin yeni durumlarla karşılaşma, soyutlama yapma, icat etme, keşfetme ve hayal gücünü kullanarak alışılmışın dışında problem çözme becerilerini kapsayan zihinsel kapasite. 🔹 2. (ingenuity): Günlük yaşamın ve iş ortamının rutin problemlerini çözmede sergilenen pratik zeka ve sıradışı yaratıcılık kapasitesi.
Creativity
Özgün işler, kuramlar, teknikler veya fikirler üretme ve geliştirme kapasitesi; bireyin özgünlük, imgeleme ve dışavurum sergilediği kalıcı bir bilişsel özelliktir.
Creativity Measurement
Bireylerin yaratıcı potansiyelini, fikir akıcılığını ve ıraksak (divergent) düşünce becerilerini sistematik olarak değerlendiren psikolojik test süreçleridir.
Creationism
Evrenin, yaşamın ve türlerin doğal süreçlerle değil, aşkın bir iradenin ya da ilahi bir gücün müdahalesiyle var olduğunu savunan epistemolojik ve teolojik inanç sistemi.
Adjunctive Behavior
Edimsel koşullamada bir pekiştirecin düzenli sunumunu takiben ortaya çıkan, ancak doğrudan bu pekiştireçle işlevsel bir bağı bulunmayan göreceli olarak kalıplaşmış ve tekrarsı davranış.
Auxiliary Verb
Başka bir fiilin zamanını, kipini veya çatı özelliklerini belirtmek üzere kullanılan işlevsel fiil türü.
Auxiliary İnversion
Bildirme cümlelerinde özne ile yardımcı fiilin yer değiştirerek bir soru cümlesi oluşturması dilbilimsel mekanizmasıdır.
Aided Recall
Bireyin belleğindeki bilgileri geri çağırabilmesi için çeşitli ipuçlarının, tetikleyicilerin veya yönlendirici uyarıcıların sağlandığı bellek test etme ve anımsama süreci.
Semivowel
Fonetik olarak ünlü sesine benzeyen ancak hece çekirdeği olmak yerine ünsüz işlevi görerek hece sınırını belirleyen konuşma sesi.
Quasigroup
Tam bir grubun tüm tanımlayıcı özelliklerine sahip olmayan, ancak temel işlem özdeşliklerini ve bölünebilirlik koşullarını kısmen sağlayan soyut cebirsel yapı.
Semitone
Kromatik bir dizideki bitişik iki nota arasındaki en küçük perde farkı veya frekans oranının logaritması.
Law
Doğal ya da sosyal dünyadaki istisnasız düzenlilikleri betimleyen resmi ifade veya bilimsel kuram.
Life Space
Kurt Lewin'in alan teorisinde, belirli bir anda bir bireyin davranışını etkileyen psikolojik çevrenin ve kişinin içsel durumlarının tamamı.
Disuse Theory Of Aging
Yaşlanmaya bağlı bilişsel ve psikolojik gerilemenin, bu yeteneklerin zamanla yeterince kullanılmamasından kaynaklandığını öne süren kuram.
Horizontal–vertical İllusion
Fiziksel olarak birebir aynı uzunluğa sahip olmalarına rağmen dikey çizgilerin yatay çizgilerden daha uzun algılanması biçimindeki optik ve bilişsel yanılsamadır.
İnvestment
Maddi ya da psişik kaynakların, ilerleyen dönemlerde getiri, doyum veya verimlilik elde etmek amacıyla kalıcı olarak tahsis edilmesi.
Aptitude Measure
Bireylerin eğitim veya özel bir yönlendirme yoluyla belirli bir beceri ya da yetkinlik edinme kapasitesini akran normlarıyla kıyaslayarak hesaplayan standart araç, birim veya sistem.
Deceleration
Hareketin, değişimin veya bir sürecin hızında meydana gelen azalma; ivmenin ters yöndeki bileşeni.
Spreading Activation
Bellekteki bir kavramın veya sinir hücresinin uyarılmasının, ilişkili diğer düğümleri de zincirleme bir şekilde tetikleyerek hatırlama olasılığını artırmasını açıklayan bilişsel ve nörolojik model.
Register
Dilin, belirli sosyal işlevlere, durumlara veya konu alanlarına göre şekillenen biçimsel ve işlevsel varyasyonudur.
Grapheme
Bir dilin yazı sistemindeki anlam ayırt edici en küçük işlevsel birimdir; genellikle fonemlere karşılık gelen harf veya harf kombinasyonlarını ifade eder.
Software
Bilgisayarların ve diğer elektronik sistemlerin işlevsellik kazanmasını, veri işlemesini ve belirli görevleri yerine getirmesini sağlayan her türlü bilgi-işlem programı ve yönerge bütünü.
Soft Key
Sistemin anlık durumuna bağlı olarak birden fazla farklı işlevi yerine getirebilen, ekran üzerindeki etiketlerle eşleştirilmiş esnek kontrol tuşudur.
Redundant Coding
Ergonomide bir gösterge veya kontrolün, hem şekil ve renk gibi iki ya da daha fazla fiziksel boyutla aynı anda temsil edilerek algısal ayırt edilebilirliğin artırılması süreci.
Seven Plus Or Minus Two
Kısa süreli belleğin bilgi işleme kapasitesinin üst sınırını ifade eden, ortalama bir bireyin bir defada aklında tutabileceği 5 ila 9 arası öğe miktarı.
Windmill İllusion
Yel değirmenleri ve otomobil tekerlekleri gibi dönen nesnelerin hareket yönünün aralıklı olarak tersine dönüyormuş gibi algılanmasına neden olan bir görsel yanılsamadır.
Fan Effect
Bir kavramla ilişkili bilgi miktarı arttıkça, o kavramla ilgili bir bağı doğrulamak için gereken karar süresinin de uzamasını ifade eden bilişsel fenomen.
Bait Shyness
Canlıların daha önce tükettikleri ve sonrasında zehirlenme veya gastrointestinal rahatsızlık yaşadıkları bir gıdanın tadına veya kokusuna karşı geliştirdikleri kalıcı kaçınma tepkisidir.
Neobehaviorism
Mantıksal pozitivizmin etkisiyle, gözlemlenemeyen zihinsel ve bilişsel süreçleri davranışın açıklayıcı unsurları olarak sisteme dahil eden 20. yüzyıl psikoloji ekolü.
Neoplatonism
Platon'un öğretilerinin MS 3. yüzyılda Plotinos öncülüğünde mistik ve teolojik unsurlarla yeniden yorumlandığı felsefi akımdır.
Resurgence
Edimsel koşullama süreçlerinde, daha önce pekiştirilen, ardından sönmeye maruz bırakılan bir tepkinin, sonradan öğrenilen alternatif bir tepkinin de sönme sürecine girmesiyle birlikte geçici olarak yeniden ortaya çıkması.
Reorganization Principle
Yeni öğrenme veya algının eski bilişsel yapıları bozarak yepyeni bir bütünlük içinde yeniden organize edilmesini zorunlu kılan Gestalt ilkesi.
Recoding
Bilişsel kapasiteyi artırmak veya istatistiksel analizleri optimize etmek amacıyla, verilerin veya uyarıcıların bir formattan diğerine dönüştürülmesi süreci.
Reconstructive Memory
Geçmiş bir olayın tam olarak kaydedilmediği durumlarda, zihinsel şemalar ve genel bilgiler kullanılarak deneyimin yeniden inşa edilmesi süreci.
Novelty
Bir uyaranın yeni, alışılmamış ve olağan dışı olma niteliği olup, dikkat süreçlerini yönlendiren en temel belirleyicilerden biridir.
Novelty Preference Task
Bebeklerin aşina oldukları bir uyarıcı yerine yeni bir uyarıcıyı daha uzun süre inceleme eğilimini temel alarak bilişsel süreçleri ölçen deneysel yöntem.
Local–global Distinction
Bütün bir formun algılanması ile o formu oluşturan alt bileşenlerin (detayların) algılanması arasındaki bilişsel ve görsel işlemleme farkıdır.
Yerkes–dodson Law
Fizyolojik veya zihinsel uyarılma düzeyi ile performans arasındaki ilişkinin ters çevrilmiş bir 'U' eğrisi şeklinde olduğunu öne süren ampirik yasa.
Yerkish
İnsan dışı primatların dil edinimi ve kullanımını incelemek amacıyla geometrik şekiller ve leksigramlar temelinde geliştirilmiş yapay bir iletişim sistemi.
Method Of Loci
Hatırlanması gereken bilgilerin zihinsel imajlara dönüştürülerek, son derece iyi bilinen fiziksel bir güzergah üzerindeki belirli konumlarla ilişkilendirilmesini sağlayan kadim mnemonik teknik.
İmplanted Memory
Asla yaşanmamış bir olayın, dışsal telkinler, sosyal baskı veya manipülatif sorgulama teknikleri yoluyla kişinin zihnine gerçek bir anı olarak kazınması durumu.
Geocentric Theory
Dünyanın evrenin durağan merkezi olduğunu ve tüm gök cisimlerinin onun etrafında döndüğünü öne süren antik kozmolojik model.
Ability / Talent
🔹 1. (ability): Belirli bir fiziksel veya zihinsel eylemi gerçekleştirmek için mevcut olan yetkinlik ya da beceri. 🔹 2. (talent): Bireyin bir veya birden fazla alanda olağan gelişim kalıplarının ötesinde bir başarı sergilemesini sağlayan doğuştan yatkınlık ve potansiyel.
Aptitude Research Project Tests
J. P. Guilford'un zekânın yapısı (Structure of Intellect) modelini ampirik olarak test etmek ve ölçmek amacıyla geliştirilmiş bir batarya psikometrik ölçektir.
Aptitude
Eğitim ve yaşantı yoluyla belirli bir beceri ya da yeterlilik kazanabilme potansiyelidir; mevcut bir yetkinlikten farklı olarak gelecekteki kapasiteyi işaret eder.
Aptitude–treatment İnteraction (ATI)
Bireysel özelliklerin (bilişsel stiller, kişilik özellikleri veya yetenekler) bir müdahale veya öğretim yönteminin etkinliğini belirleme derecesidir.
Law Of Sufficient Reason
Herhangi bir şeyin var olması, gerçekleşmesi veya doğru olması için mantıksal olarak yeterli bir sebebin bulunması gerektiğini savunan felsefi ve mantıksal önerme.
Deficient Processing Theory
Aralıklı öğrenme etkisini açıklamak amacıyla geliştirilen ve ardışık öğrenme seanslarında ikinci sunumdaki dikkat ve bilişsel çabanın azalmasını savunan kuram.
Faculty Psychology
Zihinsel süreçlerin, kasların fiziksel egzersizlerle güçlendirilmesine benzer şekilde zihinsel idmanlarla geliştirilebilen ayrı ve özelleşmiş yetilere bölünebileceğini savunan tarihsel yaklaşım.
Adult Education
Yetişkin bireylerin mesleki performanslarını artırmak veya kişisel ilgi alanlarını geliştirmek amacıyla genellikle akşam saatlerinde katıldıkları formal eğitim süreçleri.
Faculty
Genel anlamda akıl, görme veya irade gibi doğuştan gelen herhangi bir zihinsel ya da fiziksel güç.
Competence Motivation
Bireyin çevresiyle etkin bir şekilde etkileşime girme, problem çözme ve görevleri yerine getirmede kişisel beceri ve kapasitesini geliştirme yönündeki içsel yönelimi.
Push-down Stack
Kafeterya tepsisi modeline dayanan, yeni bilgilerin en üste eklendiği ve eski bilgilerin aşağı itildiği, yalnızca en üstteki öğeye erişilebilen insan kısa süreli belleği modeli.
Density / İntensity
🔹 1. (density): Bir alan içerisindeki yapısal unsurların sıkışıklık derecesini ve birey başına düşen fiziksel hacim miktarını ifade eden çevresel psikoloji kavramıdır. 🔹 2. (intensity): Bir uyarıcının, duyunun, duygunun, dürtünün veya bireysel performansın niceliksel derecesi ve gücü.
Probe Technique
Katılımcının, sunulan bir uyaran dizisinde belirli bir öğenin yer alıp almadığını hatırlamasının istendiği bir bellek testi yöntemidir.
Path Constraint
Bir problemi çözerken izlenebilecek yöntemleri veya hamleleri sınırlayan her türlü kural veya kısıtlama.
Fatigue Studies
İş stresi, bakım verme yükü, kronik hastalıklar ve ergonomik tasarım gibi hem zihinsel hem de fiziksel yorgunluğa yol açan faktörlerin incelendiği multidisipliner araştırma alanı.
İnterpretivism
Bilginin yorum eylemiyle iç içe olduğunu ve tek bir nesnel gerçeklik yerine çok sayıda geçerli gerçekliğin bulunduğunu savunan epistemolojik yaklaşım.
Misorientation Effect
Bir nesnenin ilk öğrenildiği ya da kodlandığı açıdan farklı bir yönelimle sunulduğunda tanınmasında yaşanan güçlük, zaman kaybı ve doğruluk düşüşü.
İntentionality
Bir bireyin eylemlerini belirli bir amaca, arzuya veya gelecekteki bir duruma göre organize etme ve zihinsel olarak bir nesneyi temsil etme kapasitesi.
Dative
Bir fiilin dolaylı nesnesini belirten; isimlerin, zamirlerin ve isim tamlamalarının üstlendiği dilbilgisel hâl.
Attend
Dikketi belirli bir konuma, nesneye, özelliğe veya olaya odaklayarak o bilginin bilişsel işlemlemesini artırma ve bilinçli farkındalıkta öne çıkma süreci.
İnstructional Set
Araştırmacının katılımcılara bir göreve veya teste nasıl yaklaşmaları gerektiğini bilinçli ya da bilinçsiz şekilde aktaran zihinsel hazırlık ve tutum kümesidir.
Management İnformation Systems (MIS)
Yöneticilerin bilinçli ve stratejik kararlar almasını sağlamak amacıyla bilgi teknolojilerini, verileri, veri işleme prosedürlerini ve insan unsurunu entegre eden yapılar bütünü.
Government And Binding Theory
İnsan dilindeki Evrensel Dilbilgisi'ni çok katmanlı soyutlamalarla açıklamayı amaçlayan, Chomskyen dönüşümsel dilbilgisinin 1980'lerdeki temel sözdizim kuramıdır.
Navigation
Bir organizmanın çevresinde yolunu bulmasını, rotasını tayin etmesini ve hedef noktasına ulaşmasını sağlayan bilişsel ve duyusal mekanizmaların bütünü.
Tendentious Apperception
Bireyin bir olayı veya durumu, gerçekliğinden bağımsız olarak, yalnızca kendi arzuları, niyetleri ve beklentileri doğrultusunda algılama eğilimi.
Guided-search Theory
Görsel dikkatin ilk aşamada paralel, ikinci aşamada ise seri mekanizmalarla yürütüldüğünü savunan iki aşamalı bir görsel işleme modelidir.
Directed Attention
Bireyin belirli bir uyarıcıya bilinçli ve istemli bir şekilde odaklanırken, çevredeki dikkat dağıtıcı diğer uyaranları aktif olarak bloke etme kapasitesidir.
Directed Thinking
Belirli bir hedefe ulaşmak veya bir problemi çözmek amacıyla dışsal ya da içsel kısıtlamalarla denetlenen, amaç odaklı bilişsel süreç.
Directed Movement
Belirli bir amaca ulaşmak amacıyla planlanan ve hedefe odaklanan motor eylem.
Guided Performance
Öğrenme sürecindeki bir bireyin hata oranını en aza indirmek ve doğru beceri edinimini hızlandırmak amacıyla dışsal ipuçları, yönergeler veya fiziksel destekle desteklendiği yapılandırılmış uygulama süreci.
Directed Forgetting
Bireylerin, belirli bir uyarıcının ardından gelen yönergelere dayanarak, yakın geçmişte kodladıkları bilgileri kasıtlı olarak bellekten uzaklaştırma veya erişimi engelleme kapasitesidir.
Elimination By Aspects
Karar vericinin, seçenekleri sahip oldukları nitelikler üzerinden adım adım eleyerek tek bir alternatife ulaştığı bilişsel karar verme modeli.
Directed Graph
Düğümlerin ve bu düğümleri belirli bir yönü olan kenarlarla (yaylarla) birbirine bağlayan matematiksel ve bilişsel modelleme yapısı.
Methodological Solipsism
Başka hiçbir felsefi ya da epistemolojik konumun savunulabilir olmadığı inancıyla, solipsizmin bir araştırma veya akıl yürütme yöntemi olarak benimsenmesidir.
Up Through
Katılımcının ters çevrilmiş bir deste Zener kartının sıralamasını en alttan en üste doğru tahmin etmesini gerektiren durugörü test tekniği.
Top-down Design
Bir sistemin veya ürünün tasarımının, ampirik verilerden ziyade genel kavramsal yönergeler ve tümdengelimsel yaklaşımla şekillendirildiği yöntemdir.
Top-down Processing
Bireyin geçmiş bilgi birikimi, beklentileri ve kavramsal şemalarının, duyusal organlardan gelen ham verilerin algılanmasını ve yorumlanmasını doğrudan etkilediği bilişsel işlemleme biçimidir.
Soft Determinism
Tüm olayların ve insan eylemlerinin nedenleri bulunduğunu, buna karşın özgür irade ile sorumluluğun bu nedensel düzenle çelişmediğini savunan felsefi ve psikolojik görüş.
Predicate
Dilbilimde öznenin yaptığı eylemi, durumu ya da niteliği bildiren cümle unsuru; mantıkta ise özneye atfedilen özellik veya nitelik.
Predicate Analysis
Bireysel önermelerin içindeki öğelerin birbirleriyle olan ilişkilerini ve önermelerin bir bütün olarak birbirleriyle olan bağlarını inceleyen sembolik mantık sistemi.
Predicate Thinking
Nesnelerin veya durumların, paylaştıkları tek bir ortak özellik nedeniyle birbirleriyle benzer hatta özdeş kabul edildiği bilişsel bir süreçtir.
High Resolution
Birboyutta birbirine çok yakın iki uyaranı ayrı varlıklar olarak ayırt edebilme yeteneği.
High Threshold
Yalnızca gerçek bir uyarıcının varlığında aşılabilen, rastgele gürültü tarafından geçilemeyen klasik psikofiziksel sınır.
Loudness Summation
Birlikte sunulan farklı seslerin algılanan toplam yüksekliğinin, bireysel yüksekliklerinin aritmetik toplamına ulaştığı işitsel algı olgusudur.
Higher Mental Process
Düşünme, yargılama, imgeleme, bellek ve dil gibi en karmaşık bilişsel işlevlerin bütünü.
Executive
Bilişsel bilimlerde ve nöropsikolojide bilgi işlem faaliyetlerini ve zihinsel operasyonları organize eden, başlatan ve denetleyen üst düzey teorik kontrol mekanizması.
Executive Control Structure
Farklı bilişsel stratejilerin kullanımını yöneten ve problem çözme süreçlerinde içsel bir taslak görevi gören teorik zihinsel sistem.
Surface Color
Bir nesnenin sınırları içinde, onun yüzeyine lokalize olmuş şekilde algılanan renk.
Surface Structure (s-structure)
Noam Chomsky'nin dönüştürücü üretici dilbilgisi kuramında, bir cümlenin konuşmada veya yazıda fiilen ortaya çıktığı, sesletildiği ya da yazıldığı biçimsel organizasyonudur.
Base Structure / S-structure
🔹 1. (base structure): Noam Chomsky'nin evrensel dilbilgisi teorisinde, bir cümlenin fonetik olarak seslendirilen veya yazılan dışsal biçimsel düzenlemesini ifade eden terim. 🔹 2. (s-structure): Chomskyen üretken dilbilgisinde, bir tümümlüğün fonetik olarak seslendirilen ve yüzeysel biçimsel özelliklerini taşıyan sentaktik düzlemi.
Effortless Attention
Öznel bir çaba hissi barındırmayan; ancak aktif, odaklanmış ve amaca yönelik seyreden yüksek bilişsel angajman durumu.
Time
Olayların geçmiş, şimdi ve gelecek şeklinde sıralandığı, yinelenen olguların gözlemiyle bölümlere ayrılan temel süreklilik kavramı.
Time Sense
Bireyin, herhangi bir mekanik veya dijital saat yardımı olmaksızın, zaman aralıklarını ve günün saatini tahmin etme yeteneği.
Time Distortion
Zamanın normalden çok daha hızlı ya da aşırı yavaş akıyormuş gibi algılandığı, geçmiş ve gelecek projeksiyonlarının değiştiği bir algısal dönüşüm türüdür.
Time Error
Psikofizikte, uyaranların zamansal olarak ardışık konumlarından kaynaklanan sistematik algılama ve değerlendirme yanılgısı.
Time Discounting
Bireylerin gelecekteki olaylara veya ödüllere, anlık ya da yakın gelecekteki eşdeğerlerine kıyasla daha az değer atfetme eğilimi.
Time Sharing
İki veya daha fazla görev aynı anda yürütülürken dikkatin bu görevler arasında hızla değiştirilmesi sürecidir.
Time Estimation
Geçen süreyi izleme, zihinsel olarak ölçme ve aralıklı olaylar arasındaki süreyi hesaplama yeteneği.
Temporal Discrimination
Koşullanma süreçlerinde, bir uyaranın ya da durumun süresine bağlı olarak farklı tepkilerin üretilmesi durumu.
Temporal Frequency
Tekrarlayan bir olayın birim zaman başına düşen gerçekleşme sayısıdır; algısal psikolojide ve nörobilimde uyarıcıların zaman içindeki yineleme hızını ifade eder.
Temporal-frequency Discrimination
Görsel, işitsel veya somatosaslan uyarıcılardaki farklı zamansal örüntüleri ve atım hızlarını birbirinden ayırt etme kapasitesidir.
Temporal Conditioning
Şartsız uyarıcının herhangi bir ek şartlı uyarıcı olmaksızın düzenli zaman aralıklarıyla sunulduğu klasik koşullama prosedürüdür.
Temporal Construal Theory
Bireylerin gelecekteki olayları zamansal mesafeye bağlı olarak uzak gelecekte soyut, yakın gelecekte ise somut temsillerle zihinsel olarak yapılandırdığını öne süren bilişsel model.
Pronoun
Dilbilim ve bilişsel süreçlerde, tekrarı önlemek ve söylemi ekonomik kılmak amacıyla adların, ad öbeklerinin veya nominal birimlerin yerini alan sözcük sınıflaması.
Envelope
Akustikte, ses dalgalarının genliğindeki yavaş ve yumuşatılmış zamansal, spektral veya uzamsal değişimlerin genel şeklini ve sınır hatlarını ifade eden terim.
Elegant Solution
Minimum çaba, malzeme veya adım kullanarak maksimum tatmin edici etkiyi sağlayan problem çözme yaklaşımıdır.
Weak Methods
Belirli bir alanın uzmanlık bilgisine dayanmak yerine genel ilkelere dayanan, çok çeşitli problemlere uygulanabilen ancak çoğu durumda verimsiz kalan problem çözme teknikleri.
Attenuation Theory
Seçici dikkat süreçlerinde, odaklanılmayan uyarıcıların tamamen engellenmek yerine sinyal gücünün zayıflatılarak işlemden geçirildiğini öne süren bilişsel kuram.
Zeigarnik Effect
Yarıda kalmış veya bölünmüş görevlerin, tamamlanmış olanlara kıyasla insan belleğinde daha kalıcı bir şekilde kodlanması eğilimi.
İntelligence
Bilgi edinme, deneyimlerden öğrenme, çevreye uyum sağlama, soyut düşünme ve akıl yürütme kapasitelerini içeren çok yönlü bilişsel yetenek.
Levels Of İntelligence
Zekanın hiyerarşik bir yapı içinde, en genel bilişsel kapasiteden en dar spesifik yeteneklere doğru katmanlar halinde organize edildiğini savunan kuramsal yaklaşım.
Measures Of İntelligence
Bir bireyin öğrenme, akıl yürütme, soyut kavramları kavrama ve bilgi edinme kapasitesini normlara dayalı olarak değerlendiren standartlaştırılmış testler serisidir.
IKBS
İnsan uzmanlığının karar verme süreçlerini taklit etmek ve karmaşık problemleri çözmek için yapay zeka ilkelerini veritabanı mimarisiyle birleştiren bilgisayar tabanlı bilişsel sistemlerin genel kısaltması.
Structure Of İntellect Model (SOI)
Joy Paul Guilford tarafından geliştirilen; zekânın beş operasyon, altı ürün ve beş içeriğin matrisel etkileşimiyle toplam 150 ayrı faktörden oluştuğunu savunan çok boyutlu zeka modeli.
Bioecological Theory Of İntelligence
Zekanın, doğuştan gelen biyolojik eğilimler ile bu eğilimlerin içinde olgunlaştığı çevresel bağlamın sürekli ve dinamik etkileşimi sonucunda geliştiğini savunan teorik çerçeve.
Psychometric Theories Of İntelligence
İnsan zekasını sayısal test skorları ve faktör analizi gibi ampirik yöntemler aracılığıyla ölçmeyi ve modellemeyi amaçlayan kuramsal yaklaşımlar.
Radex Theory Of İntelligence
Zihinsel yeteneklerin Kartezyen koordinatlar yerine kutupsal (polar) koordinatlar ve dairesel bir hiyerarşi içinde organize olduğunu savunan psikometrik zeka modeli.
Background / Ground
🔹 1. (background): Algıda birincil uyarıcıya bağlam oluşturan çevresel unsurların tümü veya bir bireyin yetiştirilme, eğitim, eğitim ve deneyimlerinin toplamı. 🔹 2. (ground): Şekil-zemin algısında, dikkatin odaklandığı ana nesnenin (şeklin) gerisinde kalan, görece homojen ve belirsiz arka plan.
Zen Buddhism
Aydınlanmanın kutsal metinlerin entelektüel analiziyle değil, doğrudan ve sezgisel deneyimle elde edildiğini savunan Japon Budist ekolü.
Zener Cards
Duyu dışı algı (ESP) ve parapsikolojik fenomenleri test etmek amacıyla tasarlanmış, beş farklı sembolden oluşan 25 kartlık standart bir uyarıcı destesidir.
Enrichment
İstenilen özelliklerin, niteliklerin veya bileşenlerin eklenmesiyle sağlanan gelişim, iyileştirme ve uyarıcı kapasitesini artırma süreci.
Zeno’s Paradoxes
Elealı filozof Zenon tarafından öne sürülen; çokluğun ve özellikle hareketin mantıksal olarak imkansız olduğunu, sonsuz bölünebilirlik varsayımının yarattığı çıkmazları savunan bir dizi felsefi argümandır.
Antonym
Aynı dilde bir kelimenin tam tersi anlamsal karşılığı olan sözcük.
Law Of Contrast
Zıt kavramların birbirini zihinsel olarak tetiklediğini öne süren klasik bir çağrışım ilkesidir.
Mind
Bir organizmanın motivasyonel, affektif, davranışsal, algısal ve bilişsel sistemlerini kapsayan tüm entelektüel ve ruhsal süreçlerinin organize bütünlüğü.
Philosophy Of Mind
Zihnin doğasını, bilinç olgusunu, zihinsel aktivitelerin beyin ve bedenle ilişkisini inceleyen felsefe ve bilişsel bilimler alt dalıdır.
Mind Wandering
Düşüncelerin eldeki görevden uzaklaşarak başka konular üzerinde istemsiz ve geniş bir yelpazede gezinmesi durumu.
Theory Of Mind
Bireyin, kendisinden bağımsız bir zihne sahip olduğunu; başkalarının niyet, arzu, inanç ve duygularının kendi içsel dünyasından farklı olabileceğini kavrama ve bu doğrultuda davranışlarına anlam verme bilişsel kapasitesidir.
Mind Stuff
Gerçekliğin temelini oluşturan, içsel olarak bilinç (zihin) niteliği taşıyan ancak dışsal olarak madde formunda tezahür eden tekil töz.
Mind–body Problem
Ruhsal veya zihinsel süreçler (psişe) ile fiziksel beden (soma) arasındaki ilişkinin doğasını ve bu iki farklı alanın birbirini nasıl etkilediğini açıklamaya çalışan temel felsefi ve bilimsel sorundur.
Mental
Düşünme, hissetme, algılama gibi zihinsel süreçleri ve nesnel fizyolojik olaylardan farklı olarak öznel deneyimleri ifade eden kavram.
Effortfulness / Mental Effort
🔹 1. (effortfulness): Dikkatsel ve diğer bilişsel kaynakların tahsisini gerektiren, bireyler tarafından güvenilir bir şekilde derecelendirilebilen efor düzeyi. 🔹 2. (mental effort): Belirli bir görevin yerine getirilmesi için işleyen belleğin ve dikkat sistemlerinin devreye soktuğu bilişsel iş yükü miktarı.
Mental Rotation
İki veya üç boyutlu nesnelerin zihinsel temsillerini uzayda saat yönünde veya saat yönünün tersine döndürme ve manipüle etme becerisidir.
Mental Map
Bireyin nesnel coğrafi gerçeklikten ziyade öznel algılarına, deneyimlerine ve duygusal yatırımlarına dayanan içsel dünya temsili.
Mental Function
Düşünme, algılama veya akıl yürütme gibi her türlü bilişsel süreç veya aktivite.
Mental Paper-folding Test
Katlanma yönergelerine sahip iki boyutlu kağıt yapraklarının, üç boyutlu bir şekil oluşturmak üzere katlandığında nasıl görüneceğini tahmin etmeyi gerektiren ve mekansal görselleştirme yeteneğini ölçen bilişsel testtir.
Mental Chemistry
Basit fikirlerin birleşerek bileşenlerinin hiçbirinde bulunmayan yepyeni niteliklere sahip karmaşık fikirler oluşturduğu savını savunan John Stuart Mill kökenli kavram.
Mental Set
Bir bireyin, geçmiş deneyimlerde işe yaramış stratejileri yeni problemlere otomatik olarak uygulama veya belirli bir uyarıcıya geçici olarak bilişsel olarak hazır olma eğilimidir.
Mental Mechanics
James Mill tarafından kavramsallaştırılan; tüm karmaşık fikirlerin, çağrışım yasalarına göre birleşen daha basit fikirlerin bir araya gelmesinden ibaret olduğunu savunan asosiye ekol yaklaşımı.
Mental Accounting
Bireylerin gelir ve giderlerini zihinsel olarak kategorilere ayırarak, ekonomik kararlarını rasyonel olmayan bir biçimde göreceli değerler üzerinden değerlendirdikleri bilişsel bir süreçtir.
Mental Maturity
Ortalama bir yetişkinin tam olarak gelişmiş, bilişsel ve duygusal işlevsellik düzeyine ulaşmış olma durumudur.
Theory Of Mental Self-government
Bireylerin bilişsel yeteneklerini kullanırken ve düşüncelerini ifade ederken tercih ettikleri farklı boyutları ve stilleri açıklayan bir bilişsel stil modelidir.
Mental Synthesis
Fikirlerin ve imgelerin birleştirilerek yeni düşünce nesnelerine dönüştürülmesi veya bilinç içeriklerinin anlamlı bütünler halinde bir araya getirilmesi sürecidir.
Mental Lexicon
Bir bireyin hafızasında yer alan, kelimelerin anlamlarını, fonolojik özelliklerini, morfolojik yapılarını ve sözdizimsel kategorilerini depolayan zihinsel veritabanı.
Mental Process
Zihinde gerçekleşen, algı, bellek, akıl yürütme ve problem çözme gibi her türlü bilişsel ve duygusal faaliyetin genel tanımıdır.
Mental Representation
Dış gerçekliğin, algıların, düşüncelerin veya anıların bilişsel işlemler sırasında yerini alan varsayımsal içsel sembol veya varlıktır.
Mental Abilities
Bireyin uzamsal görselleştirme, algısal hız, sözel kavrama ve bellek gibi çeşitli bilişsel alanlardaki performansını standart testler aracılığıyla ölçen kapasiteler bütünü.
Mindset
Bireylerin düşünce biçimlerini şekillendiren, hedefe yönelik eylemlerini sistemli bir şekilde kolaylaştıran veya engelleyen bilişsel yönelimler bütünü.
Mindset Theory
Bireylerin zeka ve yeteneklerinin değiştirilebilirliğine dair örtük inançlarının, motivasyonlarını, öğrenme davranışlarını ve başarılarını nasıl yönlendirdiğini inceleyen psikolojik çerçeve.
Zimbo
Davranışsal olarak insanlardan ayırt edilemeyen, karmaşık zihinsel operasyonları yürütebilen ancak geleneksel anlamda hiçbir içsel yaşantıya veya qualia deneyimine sahip olmayan varsayımsal varlık sınıfı.
Zipf’s Law
Herhangi bir dilde kelime kullanım sıklığı ile kelimenin uzunluğu veya sıralamadaki yeri arasında ters orantı bulunduğunu öne süren ampirik yasa.
Zombie Argument
Bilinçli insan varlıkları ile dışarıdan tamamen aynı işlevleri yerine getirebilen ancak öznel yaşantıdan (qualia) yoksun hipotezsel varlıkları birbirinden ayırmayı amaçlayan felsefi düşünce deneyi.
Zoomorphism
İnsanlara, tanrılara veya cansız nesnelere insan dışı hayvani özelliklerin yüklenmesi ya da insan davranışlarını açıklamak için hayvan psikolojisi ile fizyolojisinin kullanılması eğilimidir.
Zöllner İllusion
Paralel çizgilerin, üzerlerini zıt açılarla kesen kısa diagonal çizgiler nedeniyle birbirine yaklaşıyor veya birbirinden uzaklaşıyormuş gibi algılanmasına yol açan klasik bir görsel yanılsamadır.
Zwaardemaker Smell System
Koku niteliklerini sınıflandırmak için Carolus Linnaeus'un botanik temelli şemasını genişleterek dokuz birincil koku kategorisi oluşturan tarihi bir koku sınıflandırma sistemidir.