Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

İnanç

Belief

Tanım

Somut bir kanıt veya ampirik dayanak olmaksızın bir önermenin, olgunun veya ifadenin doğruluğunun, gerçekliğinin ya da geçerliliğinin zihinsel olarak kabul edilmesi.

Örnek Vaka / Uygulama

Bir hastanın tıbbi tahlil sonuçlarında herhangi bir bulgu olmamasına rağmen, 'Kesiden ötürü kesinlikle kanser oldum' yönündeki sarsılmaz kabulü ve bu doğrultuda bedensel duyumlarını yanlış yorumlaması, inancın ampirik kanıtı nasıl domine ettiğinin klinik bir örneğidir.

Derin Analiz

Bilişsel bilimler ve epistemolojik psikoloji bağlamında inanç, bireyin dış dünyadan edindiği bilgileri zihinsel şemalarında organize etme biçimidir. Amigdala ve prefrontal korteks arasındaki dinamik etkileşimler, inançların duygusal pekiştirilmesinde ve bilişsel esneklikte kritik rol oynar. Kanıta dayalı doğrulama mekanizmalarından bağımsız olarak, inançlar tutumların (attitude) temel yapı taşını oluşturur. Bireyin bilişsel tutarlılığını korumak adına doğrulama yanlılığı (confirmation bias) gibi savunma mekanizmalarıyla desteklenebilir. Klinik psikolojide, işlevsel olmayan inançlar (dysfunctional beliefs) kognitif terapininincelenenincelendiği başlıca hedefler arasındadır.

Etimoloji

Eski İngilizce 'gelēfa' (güven, inanç, itimat) kelimesinden türemiş olup, Germen kökenli 'ga-*laubjan' (değerli bulmak, onaylamak, inanmak) kökene dayanır.

Karıştırmayın

Tutum (attitude) ve bilgi (knowledge) kavramlarıyla sıklıkla karıştırılır. Bilgi ampirik doğrulama ve geçerlilik gerektirirken, inanç kanıt yokluğunda dahi var olabilir; tutum ise inancın duygusal ve değerlendirici bileşenini barındıran daha geniş bir yönelimidir.