Bilişsel-güdüsel-ilişkisel Teori
Cognitive–motivational–relational Theory
Tanım
Richard S. Lazarus tarafından geliştirilen bu teori, duygu üretiminin bilişsel değerlendirme, bireysel amaçlar (güdülenme) ve dış dünya ile kurulan bağın (ilişki) dinamik etkileşimiyle gerçekleştiğini savunur.
Örnek Vaka / Uygulama
Bir akademik personelin işten çıkarılma riskiyle karşılaşması (dışsal olay). Bireyin durumu 'benim kariyer hedefime doğrudan bir saldırı' şeklinde değerlendirmesi (bilişsel süreç ve güdüsel amaçlar çatışması). Bu değerlendirme sonucunda ortaya çıkan öfke veya kaygı duygusu (ilişkisel süreç ve duygusal çıktı).
Derin Analiz
Richard S. Lazarus'un öncülük ettiği bilişsel-güdüsel-ilişkisel teori, duyguların salt reaktif fizyolojik tepkiler veya soyut bilişsel çıktılar olmadığını, aksine bireyin çevreyle olan sürekli alışverişinin anlamlandırılması süreci olduğunu öne sürer. Model üç temel ayağa dayanır: Birincil ve ikincil değerlendirmeleri kapsayan 'bilişsel süreç' (olayın tehdit veya kazanç olarak algılanması), bireyin hayatta kalma motivasyonları, niyetleri ve hedeflerinden oluşan 'güdüsel süreç', ve son olarak dışsal uyarıcıların bu hedeflerle olan kişisel alakasını tanımlayan 'ilişkisel süreç'. Bu yaklaşım, stres ve duygu araştırmalarında birey-çevre uyumunun fenomenolojik ve işlevsel analizine olanak tanır.
Etimoloji
Latince 'cognitio' [bilme/anlama] + 'motivus' [harekete geçiren] + 'relatio' [bağlantı/ilişki] + Yunanca 'theoria' [gözlem/inceleme alanından türetilmiştir.
Karıştırmayın
James-Lange Teorisi (duyguyu fizyolojik uyarılmanın bir sonucu olarak görür) ve Cannon-Bard Teorisi (duygu ve fizyolojik tepkinin eş zamanlı oluştuğunu savunur). Bilişsel-Güdüsel-İlişkisel Teori ise bu yaklaşımlardan farklı olarak anlamlandırma ve kişisel hedeflerin rolünü merkeze alır.