Bilişsel Geçirmezlik
Cognitive İmpenetrability
Tanım
Önceki kavramsal bilgiden, inançlardan veya üst düzey entelektüel süreçlerden etkilenmeyen, dolayısıyla bilinçli kontrolün asgari düzeyde olduğu zihinsel işlemlerin durumu.
Örnek Vaka / Uygulama
Bir psikolog, laboratuvar ortamında deneklere iki eşit uzunluktaki çizginin uçlarına içe ve dışa bakan ok uçları ekler (Müller-Lyer yanılsaması). Deneklere çizgilerin aslında tamamen eşit olduğu önceden söylenmesine ve onların da bunu akli olarak bilmesine rağmen, görsel sistem çizgileri farklı uzunluklarda algılamaktan vazgeçmez. Bu direnç, erken görsel işleme mekanizmalarının bilişsel geçirmezliğinin somut bir tezahürüdür.
Derin Analiz
Bilişsel Bilim ve felsefe düzleminde, zihnin modüler yapısının sınırlarını belirleyen kritik bir kavramdır. Zenon Pylyshyn tarafından literatüre kazandırılan bu olgu, erken evre algısal süreçlerin (örneğin Müller-Lyer yanılması gibi görsel illüzyonlar) ne kadar inançla değiştirilemez olduğunu gösterir. Bir birey çizginin uzunluklarını yanlış bildiğini ve bunun bir illüzyon olduğunu bilse dahi, görsel sistem veriyi aynı şekilde işlemeye devam eder. Bu durum, bilgi işlemleme mimarisinin alt modüllerinin üst düzey bilişten izole (informational encapsulation) çalıştığının ampirik bir kanıtıdır.
Etimoloji
Latince 'cognitio' [bilgi/anlama] kökünden türetilen 'cognitive' ile Latince 'impenetrare' [delip geçememek, nüfuz edememek] fiilinden türetilen 'impenetrability' kelimelerinin birleşiminden oluşur.
Karıştırmayın
Bilişsel geçirgenlik (cognitive penetrability) ile karıştırılır; geçirgenlikte üst düzey inançlar alt düzey algıyı etkilerken, geçirmezlikte bu etkileşim imkansızdır veya son derece sınırlıdır.