Stereognozi Yokluğu
Astereognosis
Tanım
Görsel veya işitsel ipuçları olmaksızın, yalnızca dokunma ve nesneyi manipüle etme yoluyla bir objenin formunu ve doğasını tanımlayamama durumu.
Örnek Vaka / Uygulama
Nöroloji kliniğinde muayene edilen 58 yaşındaki bir hasta, gözleri kapalıyken sağ avucuna bırakılan metal bir anahtarı parmaklarıyla yoklamasına rağmen bunun ne olduğunu söyleyemez; anahtarın sert ve soğuk olduğunu fark eder ancak formunu zihinsel olarak nesneyle eşleştiremez.
Derin Analiz
Astereognozi, somatosensoriyel sistemin primer algısal girdileri (dokunma, ısı, propriosepsiyon) intact (sağlam) olmasına rağmen, parietal lobdaki sekonder somatosensoriyel korteks ve assosiasyon alanlarının bu bilgileri bütünleştirip anlamlı bir nesne formuna dönüştürememesi sonucu ortaya çıkar. Hastanın parmak uçlarıyla hissettiği doku, ağırlık ve sıcaklık gibi temel duyusal veriler beyne ulaşır; ancak bu veriler 'anahtar' veya 'kalem' gibi bütüncül bir nesne kimliğine entegre edilemez. Genellikle kontrlateral parietal lezyonlar, serebrovasküler olaylar veya posterior kord lezyonlarıyla ilişkilendirilir.
Etimoloji
Yunanca 'a-' (olumsuzluk eki) + 'stereos' (katı, üç boyutlu) + 'gnosis' (bilme, tanıma) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir. Kelime anlamı itibarıyla üç boyutlu formları dokunarak tanıma yetisinin kaybını ifade eder.
Karıştırmayın
Primer anestezi veya hipoestezi ile karıştırılır; ancak astereognozi hastasında dokunma duyusu kayıp değildir, sadece dokunulan nesnenin bilişsel olarak tanınması (agnozi) bozulmuştur.