Bilişsel Çelişki Kuramı
Cognitive Dissonance Theory
Tanım
Bireylerin bilişsel sistemlerindeki unsurlar arasında tutarlılığı sağlama yönünde evrensel bir güdüye sahip olduğunu ve bu uyumsuzluğun yarattığı psikolojik rahatsızlığı azaltmaya çalıştıklarını öne süren sosyal psikoloji kuramı.
Örnek Vaka / Uygulama
Sigaranın ölümcül zararlarını bilmesine rağmen günde bir paket sigara içmeye devam eden bir birey, 'Hayat zaten kısa, keyif almak lazım' veya 'İstatistikler abartıyor' diyerek rasyonalizasyon yapar ve yaşadığı bilişsel çelişkiyi hafifleterek içsel huzursuzluğunu bastırır.
Derin Analiz
Leon Festinger tarafından 1957 yılında geliştirilen bu paradigma, insan zihninin mantıksal tutarlılıktan ziyade psikolojik konfora odaklandığını gösterir. Birey, birbiriyle çelişen iki inanca veya inançla eylem arasında uyumsuzluğa (dissonance) düştüğünde, homeostatik bir gerilim yaşar. Bu gerilimi azaltmak için ya davranışı değiştirir, ya yeni bir biliş ekleyerek durumu rasyonalize eder ya da çelişen bilişlerden birinin önemini azaltır. Nörobilimsel çalışmalar, bilişsel çelişki çözme sürecinde anterior singulat korteks ve insula gibi beyin bölgelerinin aktive olduğunu, bu durumun fiziksel acı işleme mekanizmalarıyla nöral devreleri paylaştığını ortaya koymuştur.
Etimoloji
Latince 'cognitio' [bilme, idrak etme] + 'dissonantia' [uyumsuzluk, uyum süzcesi] + Yunanca 'theoria' [bakış açısı, gözlem]
Karıştırmayın
Rasyonelleştirme (savunma mekanizması olarak daha dar kapsamlı bir tepkidir, kuram ise genel bir bilişsel motivasyon sistemini açıklar). Self-perception theory (bireyin tutumlarını dış gözlemle çıkarsadığını söyler, çelişki kaynaklı gerilimi reddeder).