İnfrasonik İletişim
İnfrasonic Communication
Tanım
İnsan işitme eşiğinin altında kalan (20 Hz'in altındaki) düşük frekanslı ses dalgalarının tür içi veya türler arası bilgi aktarımı amacıyla kullanılması.
Örnek Vaka / Uygulama
Doğal yaşam ortamında araştırmacılar, kilometrelerce arayla seyahat eden iki dişi fil grubunun, birbirlerini görsel olarak görememelerine rağmen infrasonik sesler aracılığıyla hareket hızlarını senkronize ettiğini ve ortak bir su kaynağına doğru eş zamanlı yöneldiklerini gözlemlemiştir.
Derin Analiz
İnfrasonik iletişim, biyolojik akustik ve biyoakustik alanında incelenen, özellikle filgiller (Elephantidae) ve balinalar (Mysticeti) gibi büyük memelilerde gelişmiş bir adaptasyondur. Düşük frekanslı dalgaların dalga boyları son derece uzundur; bu fiziksel özellik, sinyallerin yoğun bitki örtüsü, yer şekilleri veya okyanus katmanları gibi engelleri aşarak kilometrelerce uzaklıktaki bireylere ulaşmasını sağlar. 1980'lerde Katharine Boynton Payne tarafından keşfedilen bu mekanizma, geniş coğrafi alanlara yayılmış sosyal grupların koordinasyonunu, göç rotalarının düzenlenmesini ve üreme dönemindeki eş bulma çağrılarını sağlar. Nörobiyolojik düzeyde, bu düşük frekanslı titreşimler, hayvanların yalnızca kulak zarlarıyla değil, aynı zamanda ayak tabanlarında ve bacak kemiklerindeki Pacini cisimcikleri gibi mekanoreseptörler aracılığıyla yer altından gelen sismik dalgalar (bone conduction) yoluyla da algılanmasına olanak tanır.
Etimoloji
Latince 'infra-' [altında, aşağıda] + 'sonare' [ses çıkarmak, çınlamak] kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Ultrasonik iletişim ile karıştırılır; ultrasonik iletişim insan işitme eşiğinin üzerindeki (20 kHz üstü) yüksek frekansları (örneğin yarasaların ekolokasyonunu) kapsarken, infrasonik iletişim bunun tam tersi olarak alt sınırda yer alır.

