Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

İşitme Kaybı

Hearing Loss

Tanım

Normal bir ton frekans aralığının, normal algılanan bir ses şiddeti seviyesinin veya her ikisinin birden algılanamaması durumu.

Örnek Vaka / Uygulama

68 yaşındaki bir bireyin, kalabalık ve gürültülü bir restoranda karşısındaki kişinin konuşmalarını anlamakta zorlanması, özellikle yüksek frekanslı ünsüz sesleri ('s', 'sh', 'f') ayırt edememesi ve seslerin şiddeti normalde yeterli olmasına rağmen konuşmaları gürültüden izole edememesi durumudur.

Derin Analiz

İşitme kaybı; iletim tipi, duyusal-sinirsel (sensorinöral) veya miks (karışık) tip olarak sınıflandırılan nörolojik ve otolojik bir bozukluktur. Kokleadaki tüy hücrelerinin (organ of Corti) hasar görmesi, işitme sinirinin (n. vestibulocochlearish) harabiyeti veya ses dalgalarının dış/orta kulaktan kulağa iletimindeki mekanik engeller nedeniyle ortaya çıkar. Bilişsel psikoloji ve nörobilim perspektifinden bakıldığında, uzun süreli işitme yoksunluğu, akustik korteksteki gri madde hacminde azalmaya ve çevresel seslerin işlenmesi için harcanan bilişsel yükün (effortful listening) artmasıyla birlikte erken evre demans riskinin tetiklenmesine zemin hazırlayabilir.

Etimoloji

İngilizce 'hear' (duymak, işitmek) fiili ile Eski İngilizce 'lēos' veya kökensel olarak kayıp bildiren 'losian' kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir; klinik literatürde duyusal girdinin eksikliğini tanımlar.

Karıştırmayın

İşitsel işleme bozukluğu (auditory processing disorder), kulağın sesleri fiziksel olarak duyabildiği ancak beyinde merkezi olarak çözümlenemediği bir durumdur; işitme kaybı ise doğrudan periferik veya merkezi işitsel eşiklerin yükselmesiyle ilgilidir.