Kemofinite Hipotezi
Chemoaffinity Hypothesis
Tanım
Nöronların gelişim sürecinde doğru hedef hücreyle sinaps kurmasını sağlayan spesifik kimyasal kimliklere sahip olduğunu öne süren nörogelişimsel model.
Örnek Vaka / Uygulama
Gelişmekte olan bir embriyoda retinadan çıkan retinal ganglion hücrelerinin aksonları, beyindeki optik tekte (tectum) belirli noktalara ulaşmak zorundadır. Sperry'nin klasik deneyinde, kurbağanın gözü 180 derece döndürüldüğünde, rejenere olan optik sinir aksonları orijinal rotalarını takip etmek yerine eski hedef hücrelerindeki kimyasal imzalara ('kimyasal etiketlere') sadık kalarak yanlış hedef hücrelerle sinaps kurmuş, bu da hayvanın görme alanında ters dönme (baş aşağı ve sağdan sola) algısına yol açmıştır.
Derin Analiz
Roger Sperry tarafından 1940'lı yıllarda mermer balıkları (Amphibia) üzerinde yaptığı optik sinir rejenerasyonu deneyleriyle temelleri atılan bu hipotez, nöronal bağlantıların rastgele değil, hücresel düzeyde genetik olarak kodlanmış kimyasal belirteçler aracılığıyla yönlendirildiğini savunur. Aksonal rehberlik sürecinde, büyüme konisinin (growth cone) çevredeki kimyasal gradyanları (kemotaktik ipuçları ve hücre yüzeyi moleküllerini) tanıması esastır. Bu mekanizma, santral sinir sisteminin karmaşık topografik haritalarının oluşumunda ve hedef özgüllüğünün kazanılmasında kritik birincil rol oynar. Modern nörobiyolojide moleküler biyoloji bulgularıyla desteklenerek nöronal devre oluşumunun temel taşlarından biri haline gelmiştir.
Etimoloji
Neo-latince 'chemo-' (kimya/kimyasal) + Latince 'affinitas' (akrabalık, yakınlık, çekim) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Aktiviteye Bağımlı Plastisite (activity-dependent plasticity) ile karıştırılır; kemofinite hipotezi ilk bağlantıların kimyasal genetik kodlarla kurulmasını hedeflerken, aktiviteye bağımlı mekanizmalar bu bağlantıların sonradan deneyimle ince ayar almasını ve güçlenmesini açıklar.