Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

Anoreksi

Anorexia

Tanım

Genellikle kronik seyirli olan, yiyeceğe veya daha nadiren diğer biyolojik arzulara (örneğin cinsel dürtülere) yönelik iştahın veya isteğin yok olması ya da azalması durumu.

Örnek Vaka / Uygulama

42 yaşında kadın hasta, son altı ay içinde belirgin bir iştah kaybı, kilo kaybı ve hiçbir gıdayı tüketememe şikayetleriyle başvurmuştur. Yapılan detaylı nöroendokrinolojik tetkiklerde, hastanın bulgularının psikiyatrik bir yeme bozukluğundan ziyade hipofiz bezindeki bir lezyona bağlı hipopitüatör tablo (ikincil adrenal yetmezlik ve tiroid fonksiyon baskılanması) sonucu gelişen sekonder bir anoreksi tablosu olduğu saptanmıştır.

Derin Analiz

Anoreksi, salt psikiyatrik bir sendrom olarak değil, aynı zamanda hipopitüatör, endokrinolojik veya malign süreçler gibi birincil fizyolojik patolojilerin sekonder bir belirtisi olarak da ortaya çıkabilen karmaşık bir klinik tablodur. Nörobiyolojik düzeyde, hipotalamusun ventromedial ve lateral çekirdekleri arasındaki homeostatik enerji dengesi regülasyonunun bozulması, açlık ve tokluk sinyallerinin (ghrelin, leptin gibi peptidlerin) merkezi sinir sistemindeki entegrasyon kusurları bu fenomenin alt yapısını şekillendirir. Klinik değerlendirmede, durumun etiyolojisinin psikojenik mi (örneğin anoreksiya nervoza bağlamında bedensel algı bozukluğu ve kısıtlayıcı örüntüler) yoksa somatik bir endokrinopatiye mi bağlı olduğunun ayırt edilmesi kritik öneme sahiptir.

Etimoloji

Yunanca 'an-' (olumsuzluk eki, yokluk) + 'orexis' (iştah, arzu) sözcüklerinin birleşiminden türetilmiştir. Kelime anlamı itibarıyla iştahsızlık veya beslenme arzusunun ortadan kalkmasını ifade eder.

Karıştırmayın

Anoreksiya nervoza ile sıklıkla karıştırılır. Anoreksi, altta yatan herhangi bir sebebe bağlı iştah kaybı semptomuyken; anoreksiya nervoza, yoğun kilo alma korkusu, beden imajı bozukluğu ve kısıtlayıcı davranışlarla karakterize spesifik bir psikiyatrik bozukluktur.