-asis
Tıpta ve biyolojide patolojik bir durumu, anormal bir süreci veya belirli bir bozukluğu ifade etmek için kullanılan son ek.
-ectomy
Vücudun belirli bir kısmının veya organının cerrahi olarak tamamen kesilip çıkarılması işlemine verilen tıbbi ve anatomik son ek.
-philia
Tıp, psikiyatri ve psikoloji literatüründe belirli bir nesneye, duruma veya canlıya yönelik yoğun yönelimi, aşırı düşkünlüğü veya patolojik çekimi belirten sonek.
-genic
Bir şey tarafından üretilen veya bir şeyin üretimini, ortaya çıkışını tetikleyen anlamına gelen bilimsel yapım eki.
-iasis (-asis)
Tıpta ve psikopatolojide belirli bir hastalığı, patolojik durumu veya bozukluğu belirten yaygın son ek.
-lalia
Anormal veya bozulmuş konuşma örüntülerini ifade eden tıbbi ve psikiyatrik son ek.
-stomy (-ostomy)
Vücut içindeki içi boş bir organın dış ortama veya başka bir anatomik yapıya cerrahi olarak bağlanmasıyla yeni bir açıklık (stoma) oluşturulmasını belirten tıbbi son ek.
-otomy
Cerrahi olarak bir organın, dokunun veya anatomik yapının kesilmesi, açılması veya yarılarak ayrılması işlemini belirten tıbbi sone.
-osis
Tıp ve psikolojide genellikle anormal bir durumu, patolojik süreci, dejenerasyonu veya artışı bildiren son ek.
-pathy
Tıp, psikoloji ve biyoloji terminolojisinde hastalık, tedavi yöntemi veya duygu durumlarını belirtmek için kullanılan bir sonek.
-rrhagia
Tıbbi terminolojide vücudun herhangi bir bölgesinden aşırı veya şiddetli akıntı ya da kanama durumunu belirten son ek.
-rrhea
Tıbbi ve klinik terminolojide aşırı veya anormal sıvı akıntısını ya da salgılanmasını belirten bir son ek.
-cide
Bir canlıyı, türü veya yapıyı öldürme ya da yok etme eylemini bildiren morfolojik son ek.
-tomy (-otomy)
Cerrahi olarak kesme, bölme veya insizyon yapma işlemine işaret eden tıbbi ve cerrahi sone.
22q11.2 Deletion Syndrome
22 numaralı kromozomun uzun kolundaki küçük bir segmentin mikrodelesyonu sonucunda ortaya çıkan; kardiyak defektler, kraniyofasiyal anomaliler, immün yetmezlikler ve geniş bir nöropsikiyatrik bozukluk yelpazesi ile karakterize genetik bir sendromdur.
5-HIAA
Serotoninin (5-HT) ana yıkım ürünü ve metabolitidir; biyolojik sistemlerde serotonin dönerliğini ve tükenme hızını ölçmek için kullanılan birincil biyobelirteçtir.
Type A Personality
Kronik rekabetçilik, yüksek başarı motivasyonu, aşırı zaman aciliyeti ve düşmanlık eğilimleriyle karakterize edilen bir davranış kalıbıdır.
An-
Terminolojik kökenli bir ön ek olup, takip ettiği kelime kökünün ifade ettiği niteliğin, durumun veya işlevin tamamen yokluğunu veya eksikliğini belirtir.
A- (an-)
Psikoloji, nöroloji ve tıp terminolojisinde bir özelliğin, işlevin veya durumun yokluğunu ya da yoksunluğunu belirten yaygın ön ek.
A-B Design
Tek denekli araştırmalarda, müdahale öncesi temel çizgi (A fazı) ile müdahale sonrasındaki dönemi (B fazı) kıyaslayan en temel deneysel olmayan araştırma desenidir.
A-B-A Design
Bir bağımsız değişkenin etkisini test etmek için sırasıyla başlangıç (A), müdahale (B) ve başlangıca dönüş (A) aşamalarından oluşan tek vaka araştırma desenidir.
A-B-A-C-A Design
Tek denekli araştırmalarda, başlangıç, birinci müdahale, başlangıca dönüş, ikinci müdahale ve tekrar başlangıca dönüş olmak üzere beş ardışık aşamadan oluşan deneysel desen.
Exaggeration
Bir durumun, özelliğin veya nesnenin gerçeğinden daha aşırı, dramatik veya büyük bir şekilde temsil edilmesi ya da ifade edilmesidir.
Abasia
Motor koordinasyondaki işlev bozukluklarına bağlı olarak yürüme yeteneğinin ciddi düzeyde kısıtlanması veya tamamen ortadan kalkması durumu.
ABC Theory
Albert Ellis tarafından geliştirilen Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi'nin temelini oluşturan; dışsal olayların değil, bireylerin bu olaylara yüklediği irrasyonel inançların duygusal ve davranışsal sonuçları belirlediğini savunan kavramsal çerçeve.
ABCDE Technique
Albert Ellis'in Akılcı Duygusal Davranışçı Terapisi kapsamında, irrasyonel inançların aktif olarak sorgulanması ve işlevsel sonuçlarla değiştirilmesi sürecini içeren bilişsel yeniden yapılandırma prosedürü.
U.S. Department Of Veterans Affairs (VA)
Amerika Birleşik Devletleri'nde askeri gazilere ve ailelerine tıbbi bakım, sosyal destek ve yasal haklar sunan federal hükümet kurumu.
Abdominal Migraine
Genellikle çocukluk çağında görülen, bulantı ve kusmanın eşlik edebildiği, 1 ile 72 saat süren tekrarlayıcı ve şiddetli karın ağrısı atakları ile karakterize fonksiyonel bir bozukluktur.
Aberrant Response
Bireyin gelişimsel, bağlamsal veya durumsal normlardan sapma gösteren, genellikle davranışsal müdahalelerin hedefi haline gelen anormal ya da atipik tepkisidir.
Aberration
Normale veya tipik olana kıyasla gözlenen her türlü belirgin ve genellikle arzu edilmeyen sapma.
Abilify
Aripiprazol etken maddesinin tescilli ticari adı olup, parsiyel dopamin ve serotonin agonisti mekanizmasıyla çalışan atipik bir antipsikotik ajandır.
Ablution
Tarihsel psikiyatride ajite hastaları yatıştırmak için kullanılan su bazlı terapi tekniği veya bedensel ve nesnesel arınmayı amaçlayan sembolik temizlenme eylemi.
ABMS
Amerika Birleşik Devletleri'nde yirmi dört ana tıp uzmanlık alanını temsil eden ve hekim sertifikasyonunu denetleyen kar amacı gütmeyen kuruluş.
Aboiement
İstem dışı ve kontrol edilemeyen bir şekilde hayvani seslerin (özellikle havlama benzeri seslerin) üretilmesi durumu.
Abortifacient
Gebeliğin sonlandırılmasını (kürtaj veya düşük) indükleyen her türlü farmakolojik ajan, bitkisel özüt veya madde.
Abreaction
Bastırılmış veya unutulmuş travmatik anıların bilinçdışından bilinç düzeyine çıkarılması ve buna eşlik eden yoğun duygusal yükün boşaltılması süreci.
Absence
Kişinin kısa süreli bilinç kaybı veya zihinsel dikkatsizlik yaşaması ve olay sonrasında bu döneme dair herhangi bir hafıza izi bulundurmaması durumu.
Absence Seizure
Bireyin ani olarak aktivitesini durdurduğu, boşluğa bakarak hareketsiz ve yanıtsız kaldığı, genellikle 5 ila 15 saniye süren ve sonrasında olayın hatırlanmadığı jeneralize nöbet türü.
Emergency Call System
Hastalık veya fiziksel yetersizlik nedeniyle telefona ulaşamayacak bireylerin anında yardım çağırabilmesini sağlayan taşınabilir elektronik cihaz veya iletişim ağı.
Emergency İntervention
Ani ve öngörülemeyen olayların yol açtığı zararları en aza indirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla derhal hayata geçirilen yapılandırılmış eylem.
Emergency Psychotherapy
Trafik kazası gibi travmatik olaylar sonrasında akut anksiyete, panik, şok veya intihar eğilimi gösteren bireylere uygulanan acil psikolojik müdahale süreci.
Emergency Services
Bireylerin acil tıbbi veya psikolojik müdahale gerektiren algılanan ihtiyaçlarına yanıt olarak sağlanan ivedi sağlık hizmetleridir.
Emergency Medical Treatment And Active Labor Act (EMTALA)
Medicare fonlarını kabul eden ABD hastanelerinin, ödeme gücüne bakılmaksızın acil durumdaki tüm bireylere tıbbi tarama ve stabilizasyon hizmeti sunmasını zorunlu kılan 1986 tarihli federal yasa.
ACSW
Klinik sosyal hizmet uzmanlarının mesleki yeterliliğini, etik standartlarını ve üst düzey uygulama yetkisini belgeleyen prestijli bir unvan ve bu unvanı veren kuruluştur.
Actiq
Fentanil etkin maddesini içeren, özellikle kanser ağrısı tedavisinde kullanılan transmukozal bir opioid preparatının ticari adıdır.
Revealed-differences Technique
İki kişilik grupların veya aile bireylerinin çatışma çözme ve uzlaşı sağlama süreçlerini incelemek amacıyla kullanılan laboratuvar tabanlı bir gözlemsel araştırma yöntemidir.
Overt Homosexuality
Aynı cinsiyete duyulan çekimin birey tarafından bilinçli olarak fark edilmiş ve dış dünyaya açıkça ifade edilmiş hali.
Open Marriage
Eşlerin, geleneksel tek eşlilik (monogami) normunu karşılıklı rızayla esneterek, dışarıda cinsel veya romantik ilişkiler kurmasına izin veren evlilik biçimi.
Open Group
Yeni üyelerin sürecin herhangi bir aşamasında katılmasına izin veren danışmanlık veya terapi grubu.
Open Hospital
Kilitli kapıların veya fiziksel kısıtlamaların bulunmadığı, hastaların serbestçe hareket edebildiği psikiyatri hastanesi modeli.
Manifest Content
Herhangi bir iletişimde, özellikle rüya ve fantezilerde, bireyin bilinçli olarak farkında olduğu ve ifade ettiği yüzeysel imge ve olaylar dizisi.
Open Ward
Kapıları kilitli tutulmayan, hastaların özgürce giriş çıkış yapabildiği psikiyatri veya hastane birimi.
Open-label Study
Araştırmacının ve katılımcının, uygulanan müdahale veya tedavinin ne olduğunu tam olarak bildiği klinik araştırma tasarımı.
Explanatory Model
Hastaların ve sağlık profesyonellerinin bir tıbbi durumu, onun nedenlerini, seyrini ve tedavi seçeneklerini anlamlandırma ve açıklama biçimi.
Opening Technique
Bir terapistin, danışanla kurduğu profesyonel ilişkinin veya seansın başında güven ve ilk uyumu tesis etmek amacıyla kullandığı stratejik yöntemler bütünü.
Hunger / Starvation
🔹 1. (hunger): Besin alımını tetikleyen, homeostatik dengesizlikler veya önceki öğünün inhibitör etkilerinin azalmasıyla ortaya çıkan temel duyum. 🔹 2. (starvation): Kronik ve şiddetli besin yetersizliği durumu olup, bedensel fonksiyonların ve psikolojik süreçlerin ciddi oranda çökmesiyle karakterizedir.
Adam
MDMA maddesinin 20. yüzyılın sonlarında sokak dilindeki alternatif ve geçici adlandırmalarından biridir.
Mandrake
İnsan formunu andıran köklere sahip, antik çağlardan beri anestezik, afrodizyak ve halüsinojenik etkileri nedeniyle kullanılan, Solanaceae familyasından toksik bir bitki cinsi.
Adapin
Trisiklik antidepresan sınıfından doksepin hidroklorürün en bilinen ticari müstahzar adlarından biri.
Adaptive Behavior
Bir bireyin toplumsal rolleri yerine getirmesini, bağımsızlığını korumasını ve çevresel taleplere etkili bir şekilde uyum sağlamasını sağlayan günlük yaşam becerileri düzeyi.
Adaptive Behavior Scale
Bireyin kişisel bağımsızlık ve sosyal sorumluluk gerektiren günlük yaşam becerilerini, kültürel normlar çerçevesinde standardize edilmiş psikometrik yöntemlerle belgeleyen ve nicelendiren değerlendirme protokolü.
Adderall
Dekstroamfetamin ve amfetamin tuzları kombinasyonunu içeren, başta Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ve narkolepsi olmak üzere çeşitli klinik tabloların tedavisinde reçete edilen merkezi sinir sistemi uyarıcısı ticari bir ilaç markasıdır.
Addison’s Disease
Böbreküstü bezlerinin korteks tabakasının kronik yetmezliği sonucu yeterli kortizol ve aldesteron üretememesiyle karakterize endokrinolojik bozukluk.
Decentralization
Kronik ruhsal hastaların büyük devlet hastanelerinden taburcu edilerek toplum temelli konutlarda ve ayaktan bakım tesislerinde izlenmesi eğilimi.
Adenocarcinoma
Vücudun epitel doku döşeyen bez yapısındaki veya salgı üreten hücrelerinde gelişen bir malign (kötü huylu) neoplazm türüdür.
Adipex
Obezitenin kısa süreli yönetiminde kullanılan, merkezi sinir sistemini uyarıcı etkiye sahip fentermin hidroklorürün en yaygın ticari müstahzarı.
Naming
Şizofrenide gözlenen, bireyin dış dünya ile bağını yalnızca nesneleri ve eylemleri yüksek sesle isimlendirerek kurduğu bir çağrışım bozukluğu.
Adlerian Psychology
Bireyin bölünmez bir bütün olarak ele alındığı, sosyal ilgi, aşağılık kompleksi ve teleolojik (amaç yönelimli) motivasyonu merkeze alan psikoterapi ve kişilik teorisi.
Adlerian Therapy
Alfred Adler'in bireysel psikolojisine dayanan, bireyin toplumsal yönelimini, başarı çabasını ve sosyal aidiyetini güçlendirerek semptomları azaltmayı hedefleyen kısa süreli psiko-eğitsel bir tedavi yaklaşımıdır.
Forensic Assessment
Mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla bir sanık, tanık veya suçlunun ruh sağlığı uzmanı tarafından yapılan sistematik değerlendirmesidir.
Forensic Psychiatry
Psikiyatri bilimi ile hukuk sisteminin kesişim kümesinde yer alan; mental bozuklukların yasal süreçler, mahkemeler ve suç sorumluluğu bağlamındaki izdüşümlerini inceleyen psikiyatri alt dalı.
Forensic Psychology
Psikolojik ilke ve tekniklerin, medeni ve ceza hukuku sistemlerinin ihtiyaçları doğrultusunda uygulanmasını sağlayan disiplinlerarası uygulamalı bilim dalı.
Forensic Social Work
Sosyal hizmet ilkeleri ve müdahale tekniklerinin, hem ceza hem de hukuk davalarını kapsayan yasal sistemler ve süreçlerle entegre biçimde uygulanması.
Adolescent Gynecomastia
Ergenlik dönemindeki erkeklerde hormonal dalgalanmalara bağlı olarak genellikle geçici ve hafif seyreden meme dokusu büyümesidir.
Adrenal Virilism
Böbrek üstü bezlerinin aşırı androjen üretmesi sonucu kadınlarda erkekleşme bulgularının ortaya çıkmasıyla karakterize klinik tablo.
Adrenergic Drug
Sempatik sinir sisteminin ana nörotransmitterleri olan adrenalin (epinefrin) ve noradrenalin (norepinefrin) reseptörlerini taklit ederek veya bunların salınımını artırarak etki gösteren farmakolojik ajanlar.
Adrenocortical İnsufficiency
Böbrek üstü bezlerinin kabuk bölgesinin normal metabolik işlevler için gereken hormonları yeterli düzeyde üretememesiyle ortaya çıkan, potansiyel olarak hayati tehlike taşıyan klinik durum.
Alcoholics Anonymous (AA)
Alkol bağımlılığından kurtulmak ve ayık kalmak isteyen bireylerin on iki basamaklı bir program etrafında bir araya geldiği, üyelerin birbirine destek olduğu uluslararası gönüllü öz yardım kuruluşudur.
Aphagia
Yutma veya yemek yeme yetisinin tamamen kaybı.
Aphanisis
Britanyalı psikanalist Ernest Jones tarafından cinsel arzunun tamamen sönmesi; sonrasında Jacques Lacan tarafından ise öznenin benliğinin veya varoluşsal parlaklığının mutlak silinmesi olarak tanımlanan tarihi bir psikanalitik kavram.
Discharge Of Affect
Yoğun bir duygu yükünün, ağlama veya öfkeyi dışa vurma gibi aktif bir ifade yoluyla azaltılması veya boşaltılması süreci.
Affect Theory
Duygu ve afektlerin insan davranışının birincil motivasyon kaynağı olduğunu, bireylerin pozitif duyguları maksimize edip negatif olanları minimize etmeye yöneldiğini savunan psikolojik model.
Affective Psychosis
Sanrı veya halüsinasyon gibi psikotik özelliklerin eşlik ettiği, duygu durum bozukluklarının öncülük ettiği klinik tablo.
Affectivity
Bir bireyin haz, acı ve diğer duygusal uyarıcılara karşı verdiği tepki verme veya bunlara duyarlı olma derecesidir.
Disaster
Doğa, teknoloji veya insan kaynaklı ortaya çıkan, toplulukların mevcut başa çıkma kaynaklarını ve kapasitesini tamamen aşarak kitlesel kayıplara yol açan yıkıcı ani olay.
Disaster Counseling
Felaket anında veya hemen sonrasında mağdurlara, ailelerine ve acil durum ekiplerine uygulanan, travmatik stresi azaltmayı ve psikolojik ilk yardımı içeren özel kriz müdahale sürecidir.
Disaster Psychology
Afetlere maruz kalan bireylerin ve toplulukların akut stresini azaltmayı ve uzun vadeli uyum işlevselliğini desteklemeyi amaçlayan uzmanlaşmış klinik ve uygulamalı psikoloji alanı.
Forgiveness
Haksızlığa uğrayan bireyin, failine yönelik öfke, kin ve intikam arzularını bilinçli ve iradi bir çabayla bir kenara bırakarak duygusal, tutumsal ve davranışsal bir dönüşüm yaşaması sürecidir.
Aphonia
Gırtlak veya vokal traktüsün hastalıkları ya da hasarları sonucunda sesin tamamen veya kısmen kaybolması durumu.
Opium
Haşhaş bitkisinin olgunlaşmamış kapsüllerinden elde edilen, morfin ve kodein gibi yirmiden fazla alkaloid içeren kurutulmuş reçine.
Aguesia
Tat alma duyusunun tamamen kaybı veya tat uyaranlarını algılama yeteneğinin ortadan kalkması durumu.
Agonadal
Birincil cinsiyet organlarının (testisler veya yumurtalıklar) yokluğunu veya bu eksiklikten kaynaklanan durumu tanımlayan sıfat.
Agoraphobia
Kaçmanın zor veya utanç verici olabileceği açık alanlarda, kalabalık ortamlarda ya da ev dışında tek başına kalmaktan duyulan aşırı, irrasyonel korku ve bu durumların belirgin şekilde kaçınılmasıyla karakterize anksiyete bozukluğu.
Agranulocytosis
Bağışıklık sisteminin kilit savunma hücreleri olan granülositlerin (özellikle nötrofillerin) sayısının kritik eşiklerin altına düşmesiyle karakterize, fırsatçı enfeksiyonlara karşı savunmasızlık yaratan ciddi bir hematolojik durumdur.
Aggressive Character
Başkalarına karşı düşmanca veya rekabetçi bir tutum sergileyen, güç, prestij ve maddi varlık edinme odaklı bir kişilik yönelimi.
Aggressiveness
Sosyal baskınlık kurma, tehditkar davranışlar sergileme ve düşmanlık besleme eğilimi; durumsal olarak tetiklenebileceği gibi kalıcı bir kişilik özelliği olarak da ortaya çıkabilir.
Network-analysis Evaluation
Hizmet ağlarının yapısını, kurumlar arası ilişkileri veya hizmet alıcıların sistem içindeki akışını incelemek ve optimize etmek amacıyla kullanılan nicel ve nitel değerlendirme yöntemi.
Aggravating Factor
Bir suçun ya da suçlunun sorumluluğunu ve eylemin ciddiyetini artıran, dolayısıyla daha ağır bir cezai yaptırımı haklı kılan olgu veya durum.
Aggravated Damages
Hukuki bir davada davalının kasıtlı ve kötü niyetli eylemleri nedeniyle davacının yaşadığı yoğun duygusal tahribat, utanç ve ıstırabı telafi etmek hükmedilen tazminat türü.
Pain
Gerçek veya potansiyel doku hasarıyla ilişkili, duyusal ve duygusal bileşenleri barındıran nahoş bir deneyimdir.
Pain Disorder
Tıbbi bir durumla tam olarak açıklanamayan, kişinin işlevselliğini ciddi ölçüde düşüren ve başlangıcında psikolojik faktörlerin belirleyici olduğu şiddetli, kronik ağrı durumu.
Pain Drawing
Bireylerin yaşadığı ağrının lokalizasyonunu, şiddetini ve kalitatif tipini anatomik insan figürleri üzerinde belirli sembollerle işaretlemesini sağlayan projeksiyonel tanı aracı.
Pain Diary
Bireylerin ağrı deneyimlerini, şiddetini, süresini ve tetikleyicilerini sistematik olarak kaydettikleri elektronik veya yazılı günlük.
Pain Scale
Ağrının şiddetini ve öznel algısını nicel veya nitel olarak derecelendirmek için kullanılan standartlaştırılmış ölçüm aracı.
Pain Management
Fiziksel veya zihinsel acı ile rahatsızlığın önlenmesi, azaltılması veya ortadan kaldırılması amacıyla farmakolojik, psikolojik ve nörolojik yöntemlerin entegre biçimde kullanılması.
Ahypnia
Uykunun yokluğu veya uykusuzluk durumunu tanımlayan, günümüzde klinik literatürde daha yaygın olarak 'insomnia' terimiyle karşılanan tarihsel ve alternatif bir kavramdır.
Ahistoric Therapy
Geçmişteki olaylar ve koşullar yerine, bireyin 'şimdi ve burada' (here-and-now) yaşanan anındaki durumlarına ve davranışlarına odaklanan psikoterapi yaklaşımıdır.
Moral
Doğru ile yanlış davranış arasındaki ayrımı belirleyen, etik kurallara veya değerler sistemine bağlı olan durum.
Moral İntegrity
Kişisel risklere veya dış baskılara rağmen, bireyin ahlaki değerleri, ilkeleri, inançları ve eylemleri arasındaki tutarlılık.
Moral Masochism
Psikanalitik kuramda, bastırılmış Oidipal karmaşadan kaynaklanan bilinçdışı suçluluk duygusunu hafifletmek amacıyla otorite figürlerinden ceza arama ve buna katlanma eğilimi.
Moral Nihilism
Hiçbir geçerli ahlaki ilkenin veya değerin var olmadığını savunan meta-etik konum.
Moral Therapy
19. yüzyılda akıl hastalarının şefkat, insani koşullar ve mesleki aktivitelerle tedavi edilebileceğini savunan tarihsel psikoterapi yaklaşımı.
Family
Kan bağı, evlilik, evlat edinme veya yakın ilişkilerle bir araya gelen temel akrabalık birimi.
Family Mediation
Tarafsız bir üçüncü tarafın rehberliğinde, aile bireylerinin çatışmaları çözmek ve boşanma veya velayet gibi konularda uzlaşmaya varmak için yürüttüğü yapılandırılmış müzakere sürecidir.
Family Counseling
Psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve lisanslı danışmanlar tarafından, aile içi krizler, engelli birey bakımı veya madde bağımlılığı gibi konularda aile bireylerine sağlanan yapılandırılmış rehberlik ve destek sürecidir.
Family Support Services
Engelli veya kronik hastalığı olan bireylerin ailelerine, bakım kapasitelerini artırmak ve tükenmişliği önlemek amacıyla sağlanan periyodik profesyonel destek sistemleridir.
Family İnteraction Method
Aile üyelerinin klinik veya laboratuvar gibi kontrollü bir ortamdaki davranışsal etkileşimlerini inceleyerek aile dinamiklerini değerlendirmeye yarayan gözlemsel araştırma tekniğidir.
Family Group Psychotherapy
Bireysel üyeler yerine tüm aileyi tek bir dinamik sistem olarak ele alarak uygulanan psikoterapötik müdahale yöntemidir.
Family Medicine
Her yaştan bireye ve hane halkı üyelerine kapsamlı, sürekli ve birinci basamak sağlık hizmeti sunan klinik tıp disiplini.
Sculpting
Bireylerin aile üyeleri arasındaki ilişkileri, güç dengelerini ve duygusal mesafeleri fiziksel olarak konumlandırarak uzamsal bir heykeltıraş gibi temsil ettiği deneyimsel bir teknik.
Family Sculpting
Aile terapistinin, bir aile üyesinden diğer bireyleri fiziksel duruş, mesafe ve tutum açısından konumlandırarak aile içi dinamikleri görselleştirmesini istemesi.
İntrafamily Dynamics
Aile üyelerinin birbirlerinin düşünce, duygu ve davranışlarını karşılıklı olarak etkileme süreçleri ile bu süreçlerin ilişkisel yapıda yarattığı dönüşümler.
Domestic Violence
Bir hane içerisindeki bireylerden birinin, diğer aile üyelerine yönelik olarak fiziksel, psikolojik, cinsel veya ekonomik zarar ve tahakküm oluşturan her türlü eylemi.
Family Pattern
Belirli bir ailenin üyeleri arasındaki ilişkileri karakterize eden, duygusal ton ve tutumlar bakımından çeşitlilik gösteren yapısal etkileşim biçimidir.
Family Constellation
Bir bireyin ailesi içerisindeki konumunu, doğum sırasını, yaşını, rollerini ve karşılıklı etkileşim örüntülerini kapsayan ilişkisel dinamikler bütünüdür.
Family Mythology
Bir aile sistemi içinde paylaşılan, nesilden nesile aktarılan ve genellikle travmaları ya da patolojileri maskeleme işlevi gören ortak hikayeler, normlar ve inançlar bütünüdür.
Family İntervention
Bir terapist tarafından ailenin belirli bir üyesine öğretilen ve bu bireyin ev ortamında diğer aile üyesine uyguladığı erken müdahale stratejisidir.
Family History
Bireyin kan bağı olan akrabalarındaki kalıtsal veya ailesel hastalıkların varlığını ya da yokluğunu belirten tıbbi ve psikiyatrik kayıt.
Family Planning
Bireylerin veya çiftlerin istedikleri zamanda, istedikleri sayıda çocuk sahibi olmalarını ve doğum aralıklarını kendi iradeleriyle belirlemelerini sağlayan sağlık ve sosyal müdahaleler bütünü.
Family Psychology
Aile içindeki dinamiklerin, bireyler arası etkileşimlerin ve gelişimsel bağlamların (okul, mahalle gibi) incelenmesini ve klinik müdahaleyi konu edinen uygulamalı psikoloji uzmanlık dalıdır.
Family Romance
Çocuğun, biyolojik ebeveynlerinin aslında kendi gerçek anne-babası olmadığını, daha soylu veya üstün statülü kişilerin çocuğu olduğu yönündeki yaygın çocukluk fantezisidir.
Family Systems Theory
Aileyi, bireylerin toplamından öte, kendi içinde dinamik geri bildirim döngüleri ve alt sistemleri olan sibernetik bir bütün olarak inceleyen çatı kuramsal model.
Family Therapy
Bireysel semptomları izole etmek yerine, hane halkı içindeki ilişkisel dinamikleri, iletişim kalıplarını ve sistemik etkileşimleri dönüştürmeyi amaçlayan bir psikoterapi dalıdır.
Family Life Cycle
Bir ailenin kuruluşundan emekliliğine kadar geçen süreçte deneyimlediği, evlilik, çocuk yetiştirme ve bağımsızlaşma gibi öngörülebilir gelişimsel aşamaların ardışık dizisidir.
Family Life Education
Aile içindeki sağlıklı ilişkileri güçlendirerek ve önleyici müdahaleler sağlayarak toplumsal sorunları hafifletmeyi amaçlayan eğitim girişimidir.
Agitation
Genellikle psikolojik gerilim, kaygı veya nörolojik uyarılmadan kaynaklanan, artmış ancak çoğunlukla amaca yönelik olmayan ve yineleyici motor aktivite durumu.
Agitated Depression
Majör depresif epizodun, aşırı ancak amaca yönelik olmayan motor aktivite, huzursuzluk ve irritabilite ile karakterize, psikomotor ajitasyonun baskın olduğu klinik tablosudur.
Academic Failure
Bir öğrencinin bilişsel kapasitesine ve gelişim düzeyine rağmen, öğrenim alanında beklenen yetkinlik veya başarı düzeyinin altında kalma durumu.
Academic Underachievement
Norm referanslı standart zeka veya yetenek testlerinin öngördüğü potansiyel kapasitenin belirgin şekilde altında akademik performans sergileme durumu.
Academic İntervention
Okul yetkilileri ve öğretmenlerin, öğrencilerin akademik güçlüklerini gidermek veya uyumsuz davranışlarını önlemek amacıyla yapılandırdığı aktif ve bireyselleştirilmiş planlama süreci.
Academic Problem
Bir öğrencinin sınıf seviyesine uygun bilgi edinme veya görevleri yerine getirme becerisinde, herhangi bir nörolojik ya da psikolojik bozukluğa bağlanamayan akademik beceri veya performans eksikliğidir.
Acamprosate
Alkol bağımlılığının tedavisinde kullanılan, GABAerjik sistemi modüle eden ve glutamaterjik aktiviteyi baskılayan sentetik bir nörokimyasal ajandır.
Acarophobia
Geçmişte parazit veya akar istilasına uğrama korkusunu tanımlamak için kullanılan, günümüzde ise delüzyonel parazitoz durumunu ifade etmek üzere terkedilmiş tarihsel bir terimdir.
Acataphasia (akataphasia)
Uygunsuz ya da gramer açısından yanlış kelime ve ifadelerin kullanımıyla karakterize edilen, sıklıkla şizofreni veya afazi vakalarında görülen bir konuşma bozukluğudur.
Akathisia (acathisia)
Bireyin oturma veya ayakta hareketsiz durma yetersizliği ile kendini gösteren, yoğun fiziksel kıpırdanma ve içeride tarifsiz bir huzursuzluk hissiyle karakterize ekstrapiramidal bir durumdur.
Acathisia
Hareketsiz duramama dürtüsüyle karakterize, genellikle bacaklarda yoğunlaşan şiddetli bir öznel iç huzursuzluk ve motor ajitasyon durumu.
Maple-syrup Urine Disease (MSUD)
Lösin, izolösin ve valin amino asitlerinin metabolize edilememesi sonucu ortaya çıkan, idrarın ve terin karakteristik olarak akçaağaç şurubu koktuğu otozomal resesif bir metabolik bozukluk.
MSUD
Dallı zincirli amino asitlerin (lösin, izolösin ve valin) metabolizmasındaki konjenital bir defekt sonucu ortaya çıkan otozomal resesif kalıtımlı nadir bir metabolik bozukluk.
Mediterranean Diet
Güney Avrupa'nın geleneksel beslenme alışkanlıklarını temel alan; taze sebze, meyve, zeytinyağı ve tam tahıl ağırlıklı, kardiyovasküler ve bilişsel sağlığı koruyucu bir beslenme modelidir.
Not Guilty By Reason Of İnsanity (NGRI)
Sanığın, işlediği suç sırasında eyleminin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıran ciddi bir zihinsel bozukluğa sahip olduğu gerekçesiyle cezai sorumluluğunun bulunmadığına hükmedilen adli karar.
Insanity Defense Reform Act (IDRA)
1984 yılında ABD Kongresi tarafından yürürlüğe konulan; ceza davalarında akıl sağlığı savunmasının kapsamını daraltan, ispat yükünü savurmaya devreden ve iradi kontrol testini kaldıran federal yasadır.
Mental İnstitution
Şiddetli psikolojik bozuklukları olan ve psikoaktif ilaç desteğiyle dahi bağımsız yaşam sürdüremeyen bireylere gözetimli bakım ve tedavi sunan, tedavi odaklı sağlık tesisi.
Sanity
Bireyin eylemlerini kavrama, muhakeme etme ve hukuksal veya toplumsal normlara uyum sağlama yetisini koruyan bilişsel ve ruhsal sağlamlık durumu.
Mental Health Support Organization
Ruhsal rahatsızlıklarla yaşayan bireylere destek sağlamak, hak savunuculuğu yapmak ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla kurulan yapılandırılmış sivil veya kurumsal oluşum.
Rational Emotive Behavior Therapy (REBT)
Bireylerin kendine zarar veren katı inançlarını, zorlantılarını ve irrasyonel düşünce kalıplarını hedef alarak bunları işlevsel ve rasyonel süreçlerle değiştirmeyi amaçlayan bir bilişsel-davranışçı terapi yaklaşımıdır.
Akinetic Seizure
İskelet kası tonusunun ani ve kısa süreli kaybına bağlı olarak, bireyin yere yığılmasına veya başını öne düşürmesine yol açan bir epileptik nöbet türüdür.
Akineton
Biyperiden etken maddesinin ticaret unvanı olup, özellikle ekstrapiramidal yan etkilerin tedavisinde kullanılan bir antikolinerjik ajandır.
Akinesia Algera
Herhangi bir bedensel hareketin şiddetli ağrı tetiklemesiyle karakterize edilen ve genellikle psikojenik etkenlerle ilişkilendirilen nadir klinik tablo.
Exculpatory Evidence
Sanığın suçsuzluğunu destekleyen veya suçluluk derecesini hafifleten her türlü hukuki ve adli kanıt.
İnsanity
Hukuk bağlamında, bir bireyin işlediği suç fiilinin hukuki sorumluluğunu idrak etmesini veya eylemlerini kontrol etmesini engelleyen zihinsel durum.
Acoria (akoria)
Aşırı yeme dürtüsü ve tokluk hissinin tamamen kaybolmasıyla karakterize bir polifaji (aşırı iştah) biçimidir.
Cocounseling / Peer Counseling
🔹 1. (cocounseling): Benzer yaşam deneyimlerini paylaşan bireylerin, profesyonel bir hiyerarşi olmaksızın karşılıklı olarak birbirlerine psikolojik destek ve rehberlik sağlaması. 🔹 2. (peer counseling): Benzer sosyal statüye, yaş grubuna veya deneyim düzeyine sahip bir bireyin, aynı koşulları paylaşan bir diğer kişiye rehberlik ve destek sağlaması.
Accreditation
Bir kurumun ya da eğitim programının, yetkili ve bağımsız bir ajans tarafından önceden belirlenmiş kalite standartlarını karşıladığının resmi olarak değerlendirilip onaylanması süreci.
Acro-
Vücudun en uç noktalarını, ekstremitelerini veya yükseklik/zirve durumlarını niteleyen birleşik kelime unsuru.
Acrodysostosis / Peripheral Dysostosis With Nasal Hypoplasia
🔹 1. (acrodysostosis): El ve ayak parmak eklemlerinin kısalması, karakteristik yüz anomalileri ve sıklıkla zihinsel yetersizlikle karakterize nadir görülen konjenital bir malformasyon sendromudur. 🔹 2. (peripheral dysostosis with nasal hypoplasia): Kısa ve geniş eller-ayaklar ile öne dönük burun deliklerine sahip kısa, basık burunla karakterize, sıklıkla entelektüel gelişim bozukluklarına eşlik eden konjenital bir iskelet anomalisi.
Acrophobia
Yüksekliklere karşı duyulan aşırı ve irrasyonel korku olup, yüksek yerlerden kaçınma davranışına veya bu tür durumlarda yoğun sıkıntı hissine yol açar.
Acrotomophilia / Amputation Fetish
🔹 1. (acrotomophilia): Bireylerin uzuvları ampute edilmiş kişilere veya bu amputasyon bölgelerine karşı yoğun cinsel uyarılma ve ilgi duymasıyla karakterize bir parafilidir. 🔹 2. (amputation fetish): Ampute edilmiş bireylere duyulan yoğun ve cinsel içerikli çekim halini tanımlayan bir parafilidir.
Accessory
Birincil bir yapıya, sürece veya işleve destek sağlayan, ikincil veya yardımcı nitelikteki nesne, durum ya da kişi.
Action Painting
Sanatçının tuval üzerine önceden planlama yapmaksızın boyayı sıçratma, damlatma veya sürme gibi spontane fiziksel hareketleriyle soyut eserler ürettiği ve klinik pratikte dışavurumcu bir araç olarak kullanılan teknik.
Hangover
Aşırı alkol tüketiminin kesilmesini takip eden saatlerde ortaya çıkan ve bir güne kadar sürebilen; halsizlik, baş ağrısı, dehidrasyon ve bulantı gibi fizyolojik belirtiler kümesidir.
Transference
Bireyin çocukluk dönemindeki figürlere karşı duyduğu bilinçdışı duygu, arzu ve çatışmaları güncel ilişkilerindeki figürlere, özellikle de terapiste yönlendirmesi süreci.
Analysis Of Transference
Psikanalizde, hastanın erken dönem ilişkisel yaşantılarının analistle olan güncel ilişki üzerindeki yansımalarının yorumlanması sürecidir.
Transference Resistance
Psikanalizde, hastanın geçmiş ilişkilerinden kaynaklanan sevgi veya nefret gibi duyguları analiste yöneltmesi veya sessizliğe gömülmesi yoluyla bilinçdışı materyallerin açığa çıkmasına karşı koyması.
Transference Neurosis
Psikanalitik süreçte hastanın erken dönem çatışma ve travmalarını analiste yöneltmesiyle ortaya çıkan, orijinal nevrozun yerini alan yapay ve çözümlenmesi zorunlu klinik durum.
Active Listening
Terapistin danışanın mesajının içeriğini ve duygusal derinliğini tam olarak anlamak amacıyla yakından dinlediği, gerektiğinde sorular sorduğu ve doğru anladığından emin olmak için söylenenleri yeniden ifade ettiği psikoterapötik teknik.
Active Control Trial
Bir grubun incelenen tedaviyi, ikinci grubun ise halihazırda kabul görmüş standart bir tedaviyi aldığı iki gruplu deneysel araştırma tasarımı.
Active Negativism
Bireyin kendisine verilen talimat veya yönlendirmelerin tam tersini, bilinçli veya dürtüsel bir dirençle yapma hali.
Active Euthanasia
İyileşme umudu olmayan ve şiddetli acı çeken bir bireyin yaşamına son vermek amacıyla doğrudan müdahalede bulunulması eylemidir.
Active Placebo
Çift kör kontrollü ilaç çalışmalarında, terapötik etkisi olmamasına karşın incelenen ilacın karakteristik yan etkilerini taklit eden farmakolojik olarak aktif olmayan madde.
Active Recreation
Bireyin fiziksel veya zihinsel çaba gerektiren dans, strateji oyunları gibi etkinliklere bizzat iştirak ettiği bir rekreasyon terapisi biçimidir.
Active Concretization
Şizofreni spektrumunda, soyut kavramların ve içsel tehdit algılarının somut, gerçek ve algısal formlara dönüştürülme süreci.
Active Therapy
Terapistin pasif ve yansıtıcı bir duruş sergilemek yerine yönlendirici, müdahaleci ve aktif bir rol üstlendiği her türlü psikoterapi biçimi.
Activity Analysis
Bir bireyin belirli bir süre içindeki davranışlarının, yemek yeme, çalışma, dinlenme gibi daha küçük alt bileşenlere ayrılarak nesnel bir şekilde değerlendirilmesidir.
Pressure Of Activity
Manik ataklar bağlamında ortaya çıkan, genellikle kontrol edilemeyen, kompulsif ve yoğun psikomotor ajitasyon durumu.
Activity Therapy
Sanat, el sanatları, egzersiz, müzik ve drama gibi çeşitli uğraşları iyileştirici bir araç olarak kullanan klinik müdahale biçimidir.
Actual
Felsefi ve olgusal bağlamda, yalnızca görünürde olanla karşıtlık içinde, somut ve halihazırda var olan gerçekliği ifade eden sıfat.
Current Material
Danışanın güncel duygularını, kişilerarası ilişkilerini ve yaşam olaylarını kapsayan ve psikodinamik örüntülerini anlamak için kullanılan bilgi bütünü.
Actual Neurosis
Klasik psikanalitik teoride, çocukluk çağı psişik çatışmalarından ziyade mevcut biyolojik ve cinsel doyumsuzluklardan kaynaklanan nevroz türü.
Actuarial
Önceden toplanmış nicel verilere ve istatistiksel olasılıklara dayanan karar verme ve risk değerlendirme süreçlerini ifade eden sıfat.
Actuarial Risk Assessment
Bir bireyin belirli bir süre zarfında şiddet veya suç gibi belirli bir davranışı sergileme olasılığını, doğrulanmış istatistiksel değişkenler ve matematiksel formüller aracılığıyla hesaplayan öngörü yöntemidir.
Actuarial Table
Belirli bir popülasyonda yer alan bireylerin, belirli bir yaşta olma durumuna göre kalan yaşam beklentilerini ve ölüm olasılıklarını gösteren istatistiksel tablodur.
Actuarial Prediction
İnsan yargısının önyargılarını dışarıda bırakarak, geçmiş ampirik verilere ve istatistiksel formüllere dayanan sistematik öngörü yöntemi.
Acupressure
Vücuttaki belirli noktalara parmak veya başparmak aracılığıyla mekanik baskı uygulanarak ağrıyı hafifletmeyi ve fizyolojik dengeyi sağlamayı amaçlayan tamamlayıcı tıp yöntemi.
Acute
Ani başlangıçlı, kısa süreli ancak sıklıkla yüksek yoğunluklu seyreden durum veya belirtileri ifade eden nitelendirici terim.
Acute Alcoholic Myopathy
Aşırı alkol kullanım döneminin ardından gelişen; kaslarda şiddetli ağrı, hassasiyet, şişlik, kramp, zayıflık ve bazen hücre nekrozu ile karakterize klinik tablo.
Acute Alcoholism
Ağır alkol intoksikasyonuna bağlı olarak ortaya çıkan, motor kontrol kaybı, solunum depresyonu ve stupor gibi kısa süreli semptomlar kompleksidir.
Acute Anxiety
Tehdit edici bir durumun tetiklediği, bedensel gerilim belirtilerinin eşlik ettiği ani dehşet ve huzursuzluk hissi.
Acute Onset
Bir hastalığın, durumun veya ilişkili semptomların ani, hızlı ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkması durumu.
Acute Brain Disorder
Beyin fonksiyonlarında geçici ve geri dönüşümlü bozulmadan kaynaklanan her türlü belirti modeli.
Acute Delirium
Metabolik bozukluklar veya toksik ajanlar nedeniyle ortaya çıkan; ani başlangıçlı, dalgalı seyirli bilinç, dikkat ve bilişsel işlev bozukluğudur.
Acute Depression
Ani başlangıçlı ve majör depresif atak için gereken tanı kriterlerinin çok ötesinde, yoğun ve şiddetli semptom kümesiyle seyreden akut duygu durum epizodu.
Acute Dystonia
İstem dışı kas kasılmaları, postür bozuklukları ve ani spazmlarla karakterize akut nörolojik hareket bozukluğu.
Acute Chest Syndrome
Orak hücre anemisinde akciğer hasarına yol açabilen, zatürre benzeri ve yaşamı tehdit eden pulmoner komplikasyon.
Acute Confusional State
Ajitasyon, bellek bozukluğu, yönelim kaybı ve deliryum belirtilerini içerebilen, sıklıkla şiddetli fiziksel veya ruhsal hastalıklar sonucunda ani olarak ortaya çıkan ağır bilinç bulanıklığı.
Acute Coronary Syndrome (ACS)
Koroner arterlerdeki ani tıkanıklık veya daralma sonucunda miyokarda yeterli kan akışının sağlanamamasıyla ortaya çıkan, miyokard enfarktüsü ve kararsız anjinayı kapsayan klinik tablolar bütünü.
Acute Mania
Bipolar I bozukluğunun, aşırı coşkulu veya huzursuz duygu durumu, hiperaktivite, hızlı düşünce ve konuşma, dürtüsel davranışlar ve fikir uçuşmaları ile karakterize olan şiddetli evresi.
Acute Psychotic Episode
Halüsinasyonlar, sanrılar ve dezorganize konuşma gibi bariz psikotik belirtilerin ani başlangıçlı ve genellikle kısa süreli olarak ortaya çıkması durumu.
Acute Delusional Psychosis
Stresli bir yaşam olayının tetiklediği, ani başlangıçlı, üç aydan kısa süren, genetik yükü bulunmayan ve olumlu seyir gösteren geçici psikotik durum.
Acute Stress Disorder (ASD)
Travmatik bir olay sonrasında ani olarak ortaya çıkan, istemsiz anı kalıntıları, aşırı uyarılmışlık ve dissosiyatif belirtilerle karakterize olan ancak dört haftadan uzun sürmeyen ruhsal bozukluk.
Acute Schizophrenic Episode
Düşünce bozuklukları, duygusal tepkisizlik ve davranışsal sapmalar gibi belirgin şizofrenik semptomların ani bir başlangıçla ortaya çıkması durumu.
Fishbowl Technique
Katılımcıların iç içe iki halka oluşturduğu; iç halkadakilerin tartışma yürüttüğü, dış halkadakilerin ise bu süreci sessizce gözlemleyerek sonrasında geri bildirim verdiği deneysel bir grup etkileşim prosedürüdür.
Al-anon
Alkol bağımlısı bir aile bireyinin veya yakın arkadaşının sorunlu alkol kullanımından etkilenen kişiler için kurulmuş uluslararası bir karşılıklı yardım ve dayanışma organizasyonudur.
Twilight State
Bireyin çevresindekilerden geçici olarak habersiz olduğu, işitsel veya görsel varsanıların etkisiyle irrasyonel eylemlerde bulunduğu ve sonrasında bu süreci rüya gibi hatırladığı veya tamamen unuttuğu bulutlu bilinç durumu.
İrrelevant Language
Genellikle şizofreni veya otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde gözlenen, ağırlıklı olarak yalnızca konuşan kişi tarafından anlaşılan ses, ifade veya sözcüklerden oluşan dil kullanımı.
Leaving The Field
Bireyin, aşılması imkansız engellerle, çözülemeyen çatışmalarla veya yoğun hayal kırıklığı yaratan problemlerle karşılaştığında mevcut durumdan fiziksel veya psikolojik olarak uzaklaşması.
Alateen
Alkol bağımlısı bireylerin aile üyeleri olan ergenler için tasarlanmış, akran desteğine dayalı karşılıklı yardım ve iyileşme programıdır.
Albright’s Disease
Hipofiz bezi ve hipotalamus disfonksiyonuna bağlı olarak gelişen; pigment anomalileri, iskelet psödokistleri ve kız çocuklarında erken ergenlikle karakterize endokrin ve iskelet sistemi bozukluğu.
Albright’s Hereditary Osteodystrophy
Paratiroid hormon eksikliğinden değil, hormonun hedef dokulardaki yanıtsızlığından kaynaklanan; kısa boy, obezite, kısa metakarplar ve ektopik kalsifikasyonla karakterize kalıtımsal durum.
Humility
Bireyin kendi başarısını ve değerini abartmadan, sınırlılıklarını ve hatalarını kabullenerek benmerkezci odakları minimuma indirmesiyle karakterize edilen psikolojik erdem.
Deception
Başkalarını yanıltmak amacıyla gerçeğin çarpıtılması veya kasıtlı olarak gizlenmesi durumu.
Deception Clue
Bir bireyin gerçeği söylemediğini gösteren istemsiz davranışsal, fizyolojik veya ifadeye dayalı belirtilerdir.
Aldomet
Metildopanın ticari adı olan Aldomet, hipertansiyon tedavisinde kullanılan merkezi etkili bir adrenerjik agonistir.
Alexithymia
Kişinin kendi duygularını tanıma, tanımlama, ifade etme ve ayırt etme becerisinde yaşadığı yapısal veya durumsal yetersizlik.
Allergic Asthma
Bağışıklık sisteminin çevresel alerjenlere aşırı duyarlılık göstermesi sonucu ortaya çıkan, bronşiyal daralma ve inflamasyonla karakterize kronik bir solunum yolu patolojisidir.
Exacerbation
Bir hastalığın, bozukluğun veya buna eşlik eden semptomların şiddetinde ve ağırlığında gözlenen ani ya da ilerleyici artış.
Adverse Witness
Mahkemede ifade vermesi için kendi tarafınca çağrıldığı halde, o tarafa karşı açık bir önyargı veya düşmanlık sergileyen tanık.
Alpha Alcoholism
Psikolojik bağımlılığın baskın olduğu, fiziksel yoksunluk veya kontrol kaybı olmaksızın stresle başa çıkmak için alkolün sürekli bir çare olarak kullanıldığı alkolizm türüdür.
Alpha-adrenoreceptor Blocking Agent
Sempatik sinir sistemindeki alfa-adrenerjik reseptörlere bağlanarak katekolaminlerin bu reseptörleri aktive etmesini engelleyen farmakolojik ajan.
Alpha-mannosidosis
Alfa-D-mannosidaz enziminin eksikliğine yol açan MAN2B1 gen mutasyonu kaynaklı, mannoz şekerinin metabolize edilememesiyle seyreden nadir ve ilerleyici bir otozomal resesif lizozomal depolama hastalığıdır.
Alfenta
Alfentanil hidroklorürün ticari adı olup, cerrahi prosedürlerde kullanılan güçlü, kısa etki süreli sentetik bir opioid anestezik ajandır.
Perceived Self
Bireyin kendi kişisel niteliklerine, yeteneklerine ve özelliklerine atfettiği öznel değerlendirme ve algı bütünü.
PFS
Bireylerin kendi başarılarını içselleştiremeyip bunları dışsal etkenlere bağlama ve kendilerini birer sahtekar olarak algılama eğilimlerini ölçen öz-bildirim ölçeğidir.
Perceptual Distortion
Gerçek dışı uyaranlar olmadan, mevcut duyusal girdinin nesnel gerçeklikten saparak çarpıtılmış bir şekilde deneyimlenmesi durumu.
Perceptual Sensitization
Duygusal açıdan hassas veya tehdit edici uyarıcılara karşı bireyin duyusal eşiklerinin düşmesi ve bu uyarıcılara karşı aşırı derecede tetikte olması durumu.
Perceptual Expansion
Bireyin entelektüel, duygusal ve duyusal verileri anlamlı bir bütünlük içinde tanıma, yorumlama ve organize etme kapasitesinin gelişmesidir.
Perceptual Organizational Deficit
Bireylerin görsel unsurları bütünsel bir nesne olarak birleştirmede yaşadığı, özellikle şizofreni vakalarında görülen bilişsel ve nöropsikolojik yetersizlik.
Perceptualization
Şizofrenide soyut kavramların ve düşüncelerin spesifik duyusal algılara (örneğin halüsinasyonlara) dönüştürülmesi sürecidir.
Algo- (alg-)
Tıbbi, psikolojik ve nörolojik terminolojide ağrı veya acı durumlarını ifade eden kelimelerin oluşturulmasında kullanılan birleştirici ön ek.
Algophilia
Acı deneyimlemekten ya da başkalarına acı vermekten haz alma durumu.
Algolagnia
Cinsel uyarılmanın ve hazzın, fiziksel veya psikolojik acı deneyimleme ya da acı çektirme yoluyla elde edildiği parafilik yönelim.
Algopsychalia
Hastanın, bedensel kökenden ziyade zihinsel kökenli olduğunu fark ettiği ve sıklıkla anksiyete, depresyon veya şizofreni gibi psikiyatrik tablolara eşlik eden fiziksel acı deneyimi.
ALI Guidelines
Amerikan Hukuk Enstitüsü'nün ceza ehliyeti ve akıl hastalığı savunmalarında standart belirlemek amacıyla oluşturduğu hukuki ve psikiyatrik değerlendirme ilkeleridir.
Receptive Character
Erich Fromm'un psikanalitik kuramında, dış dünyadan sürekli olarak sevgi, bilgi, onay ve maddi kaynak almayı bekleyen, pasif, bağımlı ve uyum sağlayıcı kişilik yönelimi.
Habit Disorder
Sosyal, akademik veya mesleki işlevselliği sekteye uğratan, yineleyici ve uyum bozucu her türlü davranış kalıbıdır.
Habit Reversal
Bireyin istenmeyen ve otomatikleşmiş motor davranışları (saç koparma, tırnak yeme gibi) ortadan kaldırmak için yeni ve uyumlu bir tepki öğrenmesini esas alan davranış terapisi tekniği.
Habit Tic
Nörolojik kökenli tiklerden farklı olarak, psikojenik nitelik taşıyan kısa süreli ve yineliyici hareket kalıbıdır.
Alcohol-amnestic Disorder
Kronik ve ağır alkol kullanımına bağlı olarak gelişen, yakın bellek kaybı ve konfabülasyon ile karakterize kalıcı amnestik durum.
Drinking Episode
Genellikle kısa süreli olmakla birlikte, aralıksız bir şekilde devam eden alkol tüketim dönemi.
Alcohol Dependence
Bireyin, davranışsal, fizyolojik ve psikososyal sorunlara rağmen alkolü tekrarlayıcı veya zorlantılı şekilde kullanması durumu.
Alcohol Hallucinosis
Ağır ve uzun süreli alkol kullanımının ani olarak kesilmesi veya azaltılması sonrasında ortaya çıkan, genellikle işitsel nitelikteki canlı ve ısrarcı halüsinasyonlarla karakterize klinik durum.
Alcohol İntoxication Delirium
Yoğun alkol tüketimini takiben kısa süre içinde ortaya çıkan, bilinç bulanıklığı, dikkat bozukluğu ve belirgin bilişsel yetersizliklerle karakterize, geri döndürülebilir organik beyin sendromu.
Alcohol İntoxication
Etanol alımını takiben ortaya çıkan, geri dönüşümlü; merkezi sinir sisteminin depresyonuna bağlı belirgin davranışsal, psikolojik ve fizyolojik bozukluklarla karakterize klinik durum.
Alcohol-induced Persisting Amnestic Disorder
Alkolün kalıcı nörotoksik etkilerine bağlı olarak ortaya çıkan, yeni bilgi öğrenme ve geçmişteki bilgileri geri çağırma yetilerinde belirgin ve işlevselliği bozacak düzeyde yıkımla karakterize bellek bozukluğudur.
Alcoholic Dementia
Uzun süreli ve aşırı alkol kullanımının yol açtığı, beyin dokusunda kalıcı hasar ile karakterize, bilişsel işlevlerde ilerleyici ve kalıcı bozulma durumu.
Alcohol-induced Psychotic Disorder
Alkol kullanımının doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı olarak ortaya çıkan, halüsinasyon veya sanrılarla karakterize klinik tablo.
Alcohol Abuse
Kişisel, sosyal ve mesleki işlevsellikte belirgin yıkıcı sonuçlara ve zorluklara rağmen alkol tüketiminin ısrarcı bir örüntü halinde sürdürülmesi durumu.
Alcohol Use Disorder
Alkolün bilişsel, davranışsal ve fizyolojik düzeyde yarattığı tahribata rağmen kullanımın kontrol edilememesi ve kompulsif bir şekilde sürdürülmesi durumu.
Alcohol Rehabilitation
Alkol bağımlılığı bulunan bireylerin tamamen perhize (abstinence) ulaşmasını veya kontrollü, sorunsuz bir içme düzeni kurmasını hedefleyen kapsamlı klinik müdahaleler bütünü.
Alcohol Derivative
Terapötik amaçlarla alkolün sedatif ve hipnotik etkilerinden yararlanan, merkezi sinir sistemi üzerinde baskılayıcı etki gösteren farmakolojik bileşikler.
Alcohol Withdrawal
Kronik ve yoğun alkol kullanımının birden kesilmesi veya azaltılması sonrasında ortaya çıkan; otonomik hiperaktivite, nörolojik bulgular ve psikiyatrik semptomlarla karakterize klinik tablo.
Alcohol Withdrawal Delirium
Uzun süreli ve ağır alkol kullanımının ani kesilmesini takiben ortaya çıkan; bilinç bulanıklığı, kognitif bozulmalar ve otonomik instabilite ile karakterize, tıbbi acil durum niteliğindeki geri dönüşümlü sendrom.
Alcohol, Drug Abuse And Mental Health Administration (ADAMHA)
Amerika Birleşik Devletleri Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı bünyesinde 1992 yılında yeniden yapılandırılarak yerini SAMHSA ve NIH'e bırakan federal araştırma ve hizmet ajansıdır.
Alcoholic
Olumsuz sonuçlara, işlevsellikte bozulmaya ve kişisel sıkıntılara rağmen düzenli olarak alkol kötüye kullanımı sergileyen, alkol kullanım bozukluğuna sahip birey.
Alcoholic Blackout
Yüksek miktarda alkol tüketimine bağlı olarak, kişinin bilinci açıkken ve çevresiyle etkileşimdeyken gerçekleşen olayların hipokampal işlev bozukluğu nedeniyle sonradan hatırlanamaması durumu.
Alcoholic Brain Syndrome
Alkolün akut veya kronik etkileri sonucunda beyin fonksiyonlarında ortaya çıkan; deliryum, kalıcı demans, amnestik bozukluk ve psikotik tabloları içeren klinik sendromlar kümesi.
Adult Children Of Alcoholics (ACOA)
Alkolizm veya benzeri aile içi işlev bozuklukları barındıran ortamlarda büyümüş bireylerin yetişkinlik dönemindeki psikolojik dinamiklerini ele alan on iki basamaklı destek programı ve klinik olgudur.
Alcoholic Hallucinosis
Kronik alkol kullanımının kesilmesi veya akut zehirlenme döneminde ortaya çıkan, bireyin genellikle lucid (bilinci açık) kaldıktan sonra gerçek dışı algıları gerçek zannettiği, çoğunlukla işitsel karakterli psikotik bir tablodur.
Alcoholism
Kompulsif ve bağımlı alkol kullanımını, tolerans gelişimini ve yoksunluk belirtilerini içeren klinik bir sendrom.
Alcohol
Etanol içeren psikoaktif maddelerin tüketimine bağlı olarak gelişen, beyin işlevlerinde ve davranış repertuarında klinik açıdan belirgin bozulmalara yol açan durumların genel sınıflandırması.
Alcohol-induced Persisting Dementia
Uzun süreli ve aşırı alkol kullanımının kalıcı nörotoksik etkileri sonucunda ortaya çıkan, özellikle bellek, yürütücü işlevler ve dil becerilerinde belirgin ve kalıcı bozulmalarla karakterize bir nörokognitif bozukluktur.
Alloeroticism
Cinsel dürtü ve doyumun kişinin kendi bedeninden ziyade ötekine yöneltilmesi durumu.
Allopathy
Bir hastalığı veya bozukluğu, o durumun yarattığı etkilerden farklı ya da bağdaşmayan etki mekanizmalarıyla tedavi eden konvansiyonel tıbbi sistem.
Alloplasty
Bireyin çevresini kendi içsel ihtiyaçlarına veya uyum gereksinimlerine göre değiştirme yönündeki adaptif tepki süreci.
Allopsychic Delusion
Bireyin kendi iç dünyasından ziyade, dış dünyaya, dış çevreye veya diğer insanlara yönelik geliştirdiği, gerçeği değerlendirme yetisinin bozulduğu sabit ve yanlış inanç.
Allotriophagy
Besin değeri olmayan maddeleri veya yenmemesi gereken nesneleri yeme yönünde aşırı ve kalıcı bir istek duyma durumu.
Allport–vernon–lindzey Study Of Values (SOV)
Bireylerin yaşamlarındaki teorik, ekonomik, estetik, sosyal, politik ve dini olmak üzere altı temel değerin göreceli önemini ölçen iki bölümlü bir kişilik ve yönelim envanteridir.
Allport’s Personality Trait Theory
Bireyin kişiliğini ve davranışlarındaki tutarlılık ile benzersizliği anlamada kişilik özelliklerinin ya da kişisel eğilimlerin temel olduğunu öne süren kuramsal yaklaşım.
Allophasis
Düşünce süreçlerindeki çözülmeyi yansıtan, mantıksal bağlardan yoksun, dağınık ve anlaşılmaz konuşma biçimi.
Alogia
Merkezi sinir sistemindeki işlev bozukluğuna veya psikopatolojik süreçlere bağlı olarak konuşma yetisinin ya da düşünce içeriğinin belirgin şekilde fakirleşmesi.
Alopecia
Saçlı deride veya vücudun diğer bölgelerinde kısmi veya tam, geçici ya da kalıcı kıl kaybı.
Alprazolam
Yaygın anksiyete bozukluğu ve panik bozukluk tedavisinde kullanılan, hızlı emilime ve kısa etki süresine sahip güçlü bir benzodiazepin türevidir.
Als Ob
Alman filozof Hans Vaihinger'in felsefi kurguculuk yaklaşımında, insan sağlığı ve adaptasyonu için bilimsel olarak gerçek olmasalar dahi doğruymuş gibi yaşanması gereken kurguları ifade eden kavram.
Alström–hallgren Syndrome
Obezite, işitme kaybı, görsel bozukluklar ve diyabet ile karakterize, nadiren ziyatsel bozukluklarla ilişkilendirilen kalıtsal bir sendromdur.
İnferior Function
Carl Jung'un analitik psikolojisinde, baskın (superior) işlevin tam zıt kutbunda yer alan ve kişiliğin en az gelişmiş, çoğunlukla bilinçdışı ve gölge arketipleriyle bağlantılı olan zihinsel işlevidir.
Subtest
Kapsamlı bir psikolojik, nöropsikolojik veya eğitsel test bataryasının, belirli bir içeriği veya bilişsel işlevi izole ederek ölçen bağımsız bölümü.
Subtype
Tanısal sınıflandırmalarda, daha geniş bir bozukluk kategorisi altında yer alan ve kendine özgü niteliklerle ayrılan ikincil alt kategori.
Alter Ego / Avatar
🔹 1. (alter ego): Bir bireyin ana kişiliğinden farklı özellikler barındıran, metaforik veya işlevsel bir alternatif benlik görünümü. 🔹 2. (avatar): Bireyin dijital veya mecazi düzlemde büründüğü, asıl kişiliğinden farklı olabilen alternatif kimlik veya temsil biçimi.
Alternative Sentencing
Suçluların tekrar suç işleme oranını düşürmek ve topluma kazandırılmasını sağlamak amacıyla geleneksel hapis cezası yerine uygulanan yaptırımlar.
Alternative Behavior Completion
İstenmeyen alışkanlıkları söndürmek amacıyla, hedeflenen istenmeyen davranışla bağdaşmayan ve eş zamanlı yapılamayan alternatif bir eylemin devreye sokulduğu davranış terapisi tekniği.
DRA
Problem davranışın görmezden gelinirken, aynı amaca hizmet eden ancak uyumlu ve alternatif bir davranışın sistematik olarak pekiştirildiği uygulamalı davranış analizi tekniği.
Differential Reinforcement Of Alternative Behavior (DRA)
Hedeflenen uyumsuz ya da problemli davranışı ortadan kaldırmak amacıyla, bu davranışın yerine konabilecek işlevsel ve alternatif bir davranışı sistematik olarak pekiştirirken, hedeflenen davranışı sönmeye bırakma prosedürü.
Reinforcement Of Alternative Behavior
İstenmeyen bir davranışın pekiştireçten mahrum bırakılarak söndürülmesi ve bunun yerine adaptif, hedef odaklı bir alternatif davranışın ödüllendirilmesi süreci.
Alternative Psychology
Kabul görmüş akademik, bilimsel ve ana akım psikolojik yaklaşımları reddeden veya göz ardı eden; genellikle metafizik, tinsel ve mistik temellere dayanan her türlü anlama çabasıdır.
Alternative Psychotherapy
Ana akım psikoterapi ekollerinin ve ampirik olarak doğrulanmış standart yöntemlerin dışındakileri kapsayan geniş bir tedavi yaklaşımları kategorisidir.
Alternative Medicine
Bilimsel kanıta dayalı tıp uygulamalarının yerine geçen, ampirik doğrulama ve kontrollü klinik deneylerden yoksun tedavi yöntemleri bütünü.
Alternative Dispute Resolution
Taraflar arasındaki anlaşmazlıkların, bir dava sürecine girmeksizin tarafsız hakem veya arabulucular aracılığıyla çözüme kavuşturulması yöntemidir.
Alzheimer’s Association
Alzheimer hastalığı ve ilgili demans türleriyle yaşayan bireylere, hasta yakınlarına destek sağlayan ve erken teşhis, önleme ile tedavi odaklı araştırmaları finanse eden uluslararası öneme sahip sivil toplum kuruluşu.
Quality Of Life İn Alzheimer’s Disease Scale (qol-ad)
Alzheimer hastalarının fiziksel sağlığı, ruh hali, sosyal ilişkileri ve günlük işlevselliği dahil olmak üzere yaşam kalitesini 13 maddede değerlendiren, hem hasta hem de bakım veren tarafından doldurulabilen öz bildirim ölçeği.
Dementia Of The Alzheimer’s Type (DAT)
Nörodejeneratif süreçler sonucunda ortaya çıkan, ilerleyici hafıza kaybı, bilişsel işlev bozuklukları ve günlük yaşam aktivitelerini sürdürme yetisinin yitirilmesiyle karakterize yaygın bir demans türüdür.
SDAT
65 yaş ve sonrasında ortaya çıkan, ilerleyici hafıza kaybı, bilişsel gerileme ve nörodejeneratif yıkımla karakterize primer demans türü.
Senile Dementia Of The Alzheimer’s Type (SDAT)
65 yaş ve sonrasında ortaya çıkan, günümüzde Alzheimer tipi demans olarak bilinen yaşlılık dönemi bunama tablosunun tarihsel ve klinik terimidir.
Aim-inhibited
Psikanalitik teoride, temel dürtülerin orijinal nesnesinden uzaklaştırılarak bilinçdışında kaldığı ve dolaylı yoldan tatmin edildiği kişilerarası davranış biçimi.
Purposive Accident
Dışarıdan tamamen tesadüfi gibi görünen, ancak aslında bastırılmış psikolojik arzuların veya bilinçdışı ihtiyaçların güdülediği kasıtlı eylemdir.
Purposeless Hyperactivity
Belli bir hedefe veya işlevsel sonuca yönelmeksizin ortaya çıkan, uzun süreli aşırı fiziksel ve psikomotor hareketlilik hali.
Lay Analysis
Tıp doktoru unvanına sahip olmayan, ancak psikanalitik teori ve pratik konusunda özel bir enstitü eğitimi almış uygulayıcılar tarafından gerçekleştirilen psikanalitik tedavi.
Ambien
Etken maddesi zolpidem tartarat olan, özellikle uykuya dalma güçlüğü çeken insomni olgularının tedavisinde kullanılan sedatif-hipnotik bir ilaç ticari adıdır.
Ambisexual
Herhangi bir cinsiyet ya da toplumsal cinsiyet baskınlığı göstermeyen bireyleri veya özellikleri tanımlamak için kullanılan, günümüzde ise nadiren tercih edilen tarihsel bir terim.
Ambitendency
Çatışan davranışsal motivasyonlar nedeniyle bireyin zıt yönlerde hareket etme eğilimi göstermesi veya iradi bir eylem beklentisiyle eksik motor yanıtlar sergilemesidir.
Ambivalence
Aynı kişiye, nesneye veya duruma yönelik olarak, hoşnutluk ve hoşnutsuzluk ya da sevgi ve düşmanlık gibi birbiriyle çelişen duygu, tutum ve düşüncelerin eş zamanlı varlığı.
Ambulatory Schizophrenia
Şiddetli semptomlar nedeniyle geçmişte hastaneye yatırılmış ancak akut tablosu gerilediği için taburcu edilmiş, buna rağmen sosyal beklentilere uygun işlevsellik gösteremeyen ve eksantrik davranışlar sergilemeye devam eden bireylerin durumunu tanımlayan tarihsel bir klinik kategori.
Amenorrhea
Üreme çağındaki bireylerde menstruasyon (adet kanaması) döngüsünün patolojik veya fizyolojik olarak bulunmaması durumudur.
ACA
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki profesyonel danışmanların mesleki gelişimini, etik standartlarını ve uygulama alanlarını düzenleyen en büyük meslek örgütüdür.
American Law Institute Model Penal Code İnsanity Test
Suç ehliyetini belirlemede M'Naghten kuralı ile durdurulamaz dürtü testini birleştiren, sanığın ruhsal bozukluk nedeniyle fiilin hukuki anlamını kavrayamaması veya davranışlarını yasaya uygun şekilde yönlendirememesini esas alan yasal standarttır.
Planned Parenthood Federation Of America (PPFA)
Kapsamlı üreme sağlığı hizmetleri sunan, bu alanda kamu politikalarını savunan ve insan cinselliği üzerine eğitim veren köklü bir sivil toplum ve sağlık kuruluşudur.
AAIDD
Zihinsel ve gelişimsel yetersizlikler alanında bilimsel araştırmaları, standartları ve politikaları belirleyen en eski uluslararası disiplinler arası mesleki kuruluştur.
Americans With Disabilities Act (ADA)
Fiziksel veya zihinsel yetersizlikleri bulunan bireylerin istihdam, kamu hizmetleri, kamusal alanlar ve telekomünikasyon gibi temel alanlarda ayrımcılığa uğramasını yasaklayan ABD federal yasası.
ADA
Engelli bireylerin kamusal alanda, istihdamda ve toplumsal yaşamda ayrımcılığa uğramasını önleyen kapsamlı federal yasal düzenleme.
ACEP
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki acil tıp uzmanlarını temsil eden ve alanın akademik standartlarını belirleyen profesyonel meslek kuruluşudur.
American Pain Society (APS)
Ağrı ile ilgili araştırmaları, eğitimi, tedaviyi ve mesleki uygulamaları ilerletmeyi amaçlayan çok disiplinli profesyonel bir kuruluştur.
American Anorexia/bulimia Association
Yeme bozuklukları konusunda kamusal farkındalık yaratmak, tedavi kaynaklarına erişimi kolaylaştırmak ve önleme çalışmaları yürütmek amacıyla kurulmuş olan ve günümüzde Ulusal Yeme Bozuklukları Derneği (NEDA) bünyesine katılmış tarihi sivil toplum kuruluşu.
American Association Of Sexuality Educators, Counselors And Therapists (AASECT)
1967 yılında kurulan, cinsellik eğitimi, danışmanlığı ve terapisi alanlarında profesyonel akreditasyon sağlayan ve sağlıklı cinsel davranışları savunan kâr amacı gütmeyen disiplinlerarası meslek kuruluşudur.
AASECT
Cinsellik eğitimi, danışmanlığı ve terapisi alanlarında profesyonel standartları belirleyen, uygulayıcıları sertifikalandıran ve etik ilkeleri denetleyen uluslararası mesleki kuruluş.
American Birth Control League (ABCL)
Günümüzde Amerikan Planlı Ebeveynlik Federasyonu (Planned Parenthood) olarak bilinen yapının tarihi öncülü olan eski kuruluş.
American Association On Intellectual And Developmental Disabilities (AAIDD)
Entelektüel ve gelişimsel yetersizlikleri olan bireyler için ilerici politikalar, bilimsel araştırmalar ve evrensel insan haklarını savunan, 1876 yılında kurulmuş en eski ve en büyük disiplinler arası mesleki kuruluştur.
American Association Of Clinical Psychologists (AACP)
Klinik psikologların mesleki eğitim ve sertifikasyon standartlarını güvence altına almak amacıyla 1917 yılında kurulan, 1919'da Amerikan Psikoloji Derneği'nin (APA) ilk özel ilgi grubu olarak yeniden entegre olan profesyonel kuruluş.
American Academy Of Clinical Sexologists, Inc. (AACS)
Lisanslı ruh sağlığı profesyonellerine bağımsız sekso terapi pratiği yapabilmeleri için klinik seksoloji alanında doktora derecesi sunan özel ve bağımsız bir lisansüstü eğitim kurumudur.
AACS
Klinik seksoloji alanında uzmanlaşmış profesyonelleri sertifikalandıran ve mesleki standartları belirleyen Amerikan kuruluşu.
American Orthopsychiatric Association
Ruh sağlığında önleyici, tedavi edici ve hak savunuculuğu yaklaşımlarını benimseyen disiplinlerarası profesyonel kuruluş.
American Board Of Professional Psychology (ABPP)
Amerika Birleşik Devletleri'nde psikolojinin farklı uzmanlık alanlarında standartları belirleyen, sınavları yürüten ve mesleki yeterliliği tescil eden 14 psikolojik uzmanlık kurulunun çatı örgütüdür.
American Psychoanalytic Association (apsaa)
Eğitim, araştırma ve mesleki gelişim odaklı en eski ulusal Amerikan psikanaliz meslek örgütüdür.
American Psychiatric Association (APA)
Ruhsal bozuklukların tanı, tedavi ve önlenmesi alanında uzmanlaşmış hekimleri bünyesinde barındıran, ulusal ve uluslararası düzeyde psikiyatri politikasını ve sınıflandırma sistemlerini belirleyen ana tıp ve meslek kuruluşudur.
American Psychological Association (APA)
1892 yılında kurulan, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki psikolojiyi temsil eden ve dünya genelindeki en büyük psikologlar birliği olan bilimsel ve mesleki kuruluş.
American Psychological Association Of Graduate Students (APAGS)
1988 yılında kurulan ve dünya genelindeki en büyük organize psikoloji lisansüstü öğrencileri topluluğudur.
American Psychological Foundation (APF)
1953 yılında kurulan; psikoloji alanındaki yenilikçi araştırmaları, bursları ve programları finansal olarak destekleyen kâr amacı gütmeyen hayır kurumudur.
American Counseling Association (ACA)
Psikolojik danışmanlık mesleğinin gelişimini desteklemeyi, mesleki ve etik standartları belirlemeyi amaçlayan dünyanın en büyük profesyonel danışmanlar birliğidir.
American Psychological Society (APS)
Günümüzde 'Association for Psychological Science' adını taşıyan, deneysel ve bilimsel psikolojinin akademik çıkarlarını temsil etmek üzere 1988 yılında kurulan uluslararası mesleki kuruluşun eski unvanı.
American Board Of Psychological Hypnosis (ABPH)
Amerikan Psikolojik Uyarlanmalı Hipnoz Kurulu, klinik ve deneysel hipnoz alanında uzmanlaşmış psikologları sertifikalandıran ve Amerikan Psikolojik Derneği (APA) tarafından tanınan mesleki bir otoritedir.
American Board Of Medical Specialties (ABMS)
Amerika Birleşik Devletleri'nde 24 onaylı tıp uzmanlık kurulunu çatısı altında toplayan ve hekim sertifikasyon standartlarını belirleyen üst kuruluş.
AAAP
Amerikan Uygulamalı Psikoloji Derneği'nin (AAAP) resmi kısaltması olup, psikolojinin klinik, danışmanlık, endüstri ve eğitim alanlarındaki pratik uygulamalarını temsil eden tarihsel bir mesleki kuruluştur.
American Association Of Applied And Preventive Psychology (AAAPP)
Klinik ve önleyici psikolojinin çıkarlarını savunmayı, bilimsel araştırmaları teşvik etmeyi ve kamusal yararı mesleki çıkarların üstünde tutmayı amaçlayan profesyonel kuruluş.
American Association Of Mental Retardation (AAMR)
Amerikan Zihinsel ve Gelişimsel Engellilik Derneği'nin (AAIDD) tarihsel olarak kullandığı eski adı.
AAMR
Geçmişte 'American Association on Mental Retardation' olarak bilinen, günümüzde ise American Association on Intellectual and Developmental Disabilities (AAIDD) adını alan köklü mesleki ve bilimsel kuruluş.
Amphetamine Dependence
Fizyolojik ve psikososyal sorunlara rağmen amfetamin veya benzeri maddelerin tekrarlayan ve zorlantılı kullanımı.
Benny
Amfetamin türü uyarıcı maddeler için kullanılan yaygın argo terim.
Amphetamine İntoxication Delirium
Yoğun amfetamin veya amfetamin benzeri maddelerin alımından kısa süre sonra gelişen; bilinç bozukluğu, dikkat eksikliği ve bilişsel işlevlerde ani bozulmayla karakterize geri dönüşümlü klinik sendrom.
Amphetamine-induced Psychotic Disorder
Amfetamin veya benzeri maddelerin doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı olarak ortaya çıkan, özellikle paranoid sanrılarla karakterize klinik tablo.
Amphetamine Abuse
Amfetamin veya benzeri uyarıcı maddelerin tekrar tekrar alımına bağlı olarak ortaya çıkan, yineleyici olumsuz sosyal, mesleki ve yasal sonuçlarla karakterize maladaptif kullanım örüntüsü.
Amphetamine Psychosis
Yüksek dozda veya kronik amfetamin kullanımı sonucunda ortaya çıkan, şizofreniyi taklit eden paranoid sanrılar, işitsel ve görsel hallüsinasyonlarla karakterize tablodur.
Amphetamine Withdrawal
Uzun süreli ve yüksek doz amfetamin veya benzeri maddelerin kullanımının ani olarak kesilmesi veya azaltılması sonrasında ortaya çıkan, baskın olarak depresif duygu durum ve nöromotor yavaşlama ile karakterize klinik sendrom.
Amphetamine İntoxication
Amfetamin veya benzeri maddelerin yakın zamanda alımına bağlı olarak ortaya çıkan, davranışsal, psikolojik ve fizyolojik bulgularla karakterize geri dönüşümlü klinik sendrom.
Amphetamines
Beyindeki retiküler formasyonu uyaran ve norepinefrin salınımını tetikleyerek uzun süreli uyanıklık ve yorgunlukta azalma sağlayan sentetik uyarıcı ilaç grubu.
AMI
Psikolojide ve spor bilimlerinde yaygın olarak kullanılan iki farklı standardize psikometrik aracın (Athletic Motivation Inventory ve Autobiographical Memory Interview) ortak kısaltması.
Amyl Nitrite
Nazal inhalasyon yoluyla uygulanan, arter duvarlarındaki düz kasları gevşeterek vazodilatasyon (damar genişlemesi) yaratan organik bir nitrit bileşiğidir.
Aminotransferase
Bir verici molekülden alıcı moleküle amino grubunun transferini katalize eden transferaz sınıfı enzimlerin genel adıdır.
Amitriptyline
1961'de klinik kullanıma giren; serotonin ve norepinefrin geri alımını inhibe eden, aynı zamanda antikolinerjik ve antihistaminik özellikler gösteren birinci nesil trisiklik antidepresan.
Amyotrophic Lateral Sclerosis (ALS)
Üst ve alt motor nöronların ilerleyici dejenerasyonu ile karakterize, kas atrofileri, paralizi ve genellikle tanı sonrası 5 yıl içinde solunum yetmezliği nedeniyle ölümle sonuçlanan yetişkin başlangıçlı nörodejeneratif bir hastalıktır.
Amnestic Disorder
Yeni bilgileri öğrenme veya geçmişte edinilmiş bilgileri ve anıları geri getirme becerisinde, toplumsal ya da mesleki işlevselliği bariz biçimde bozacak düzeyde bellek bozukluğu ile karakterize klinik durum.
Amobarbital
Orta etki süresine ve hızlı atılım profiline sahip, geçmişte sedatif ve hipnotik amaçlı kullanılan, günümüzde ise yüksek toksisite ve bağımlılık riskleri nedeniyle klinik kullanımı neredeyse tamamen terk edilmiş bir barbitürat türevidir.
Amytal İnterview
Amobarbital sodyumun intravenöz yolla uygulanarak hastanın ketatonik, dilsizlik (mutizm) veya disosiyatif durumlardan çıkarılıp iletişim kurmasının sağlandığı psikiyatrik bir klinik prosedürdür.
Amok (amuck)
Güneydoğu Asya kültürlerinde gözlenen, bireyin ani ve aşırı bir şiddet nöbeti geçirmeden önce sosyal içe çekilme ve ilgisizlik dönemi yaşadığı kültüre özgü bir sendromdur.
Amoxapine
Norepinefrin ve serotonin geri alımını engelleyen, antipsikotik aktivite potansiyeline de sahip ikincil amin yapısındaki bir trisiklik antidepresandır.
Amotivational Syndrome
Dürtü ve inisiyatif kaybıyla karakterize, özellikle şizofreni kliniğinde gözlenen bir davranış örüntüsüdür.
Amsterdam Criteria
Herediter nonpolipozis kolorektal kanser (HNPCC) veya diğer adıyla Lynch sendromu riski taşıyan aileleri belirlemekte kullanılan klasik tanısal kriterler seti.
Amurakh
Sibirya'daki kadınlarda gözlenen, diğer insanların sözlerinin veya davranışlarının zorlantılı ve istemsiz bir şekilde taklit edilmesiyle karakterize kültüre özgü bir sendromdur.
Amytal
Amobarbital sodyum için kullanılan tescilli ticari marka adı; sedatif, hipnotik ve anksiyolitik etkilere sahip bir barbitürat türevi.
Anabolic-androgenic Steroid
Testosteronun, kas gelişimini (anabolik) ve erkeksi ikincil cinsiyet karakterlerini (androjenik) teşvik etmek amacıyla kullanılan sentetik türevleridir.
Anaphylaxis
Vücut dokularına yabancı bir maddenin girmesiyle tetiklenen, ani başlangıçlı, şiddetli ve potansiyel olarak ölümcül olabilen sistemik aşırı duyarlılık reaksiyonudur.
Anafranil
Klomipramin hidroklorür etkin maddesinin uluslararası farmasötik pazardaki en yaygın tescilli ticari adı.
Anaphrodisiac
Cinsel isteği azaltan veya baskılayan, cinsel sedatif görevi gören farmakolojik veya kimyasal ajan.
Anaclisis
Bir bireyin, duygusal veya fiziksel gereksinimlerinin karşılanması için bir başka kişiye aşırı düzeyde ve bebeklik dönemindeki ebeveyn bağına benzer biçimde bağımlı olması durumu.
Anaclitic Depression
Yoğun terk edilme korkuları, çaresizlik ve yetersizlik duygularıyla kendini gösteren, kişilerarası bağımlılığın tetiklediği bir depresyon türüdür.
Anaclitic Personality
Kişilerarası ilişkilerde aşırı güçsüzlük hissi ve terk edilme korkusuyla karakterize, gelişimsel sapmalar neticesinde psikopatolojik bağımlılığa yol açabilen bir kişilik yönelimi.
Anaclitic İdentification
Çocuğun temel gereksinimleri için bağımlı olduğu bakım veren figürün özelliklerini, kendi pekiştireci ve konfor kaynağı haline gelmek amacıyla içselleştirdiği ilk özdeşim evresi.
Coitus Analis
Anüs ve rektumun cinsel amaçlı uyarılması ve penetrasyonunu içeren cinsel davranış biçimidir.
Anal Stage
Klasik psikanalitik kurama göre, yaşamın ikinci yılında cinsel haz ve ilginin dışkılama ile dışkıyı tutma işlevlerine odaklandığı ikinci psikoseksüel gelişim evresi.
Anal Eroticism
Psikanalitik kuramda, dışkının tutulması, atılması, gözlemlenmesi ya da anüs bölgesinin uyarılması yoluyla elde edilen haz ve duyusal doyum.
Anal Phase
Psikanalitik kurama göre, 1 ila 3 yaşları arasında çocuğun cinsel ve psikolojik zevk odağının anüs ve dışkılama kontrolü üzerine yoğunlaştığı gelişim evresi.
Anal İntercourse / Coitus İn Ano
🔹 1. (anal intercourse): Penisin anüse penetrasyonu yoluyla cinsel haz elde edilmesini içeren bir cinsel aktivite biçimi. 🔹 2. (coitus in ano): Cinsel birleşmenin rektal kanal yoluyla gerçekleştirilmesini ifade eden klinik ve anatomik terim.
Anal Character / Anal Personality
🔹 1. (anal character): Aşırı düzenlilik, inatçılık, cimrilik ve kontrolcülük gibi karakter özellikleriyle tanımlanan, psikanalitik kökenli bir kişilik yönelimi. 🔹 2. (anal personality): Klasik psikanalitik kurama göre, psikoseksüel gelişimin anal dönemindeki saplanmalardan kaynaklanan; aşırı düzenlilik, inatçılık veya dağınıklık gibi özelliklerle karakterize bir kişilik örüntüsüdür.
Anal Masturbation
Anüs ve rektum bölgesindeki erojen bölgelerin, özellikle sinir uçları açısından zengin bu alanın manuel veya mekanik araçlarla uyarılmasıyla cinsel uyarılma ve doyum sağlanması sürecidir.
Anal-aggressive Personality
Klasik psikanalitik kuramda inatçılık, direniş, otoriteye meydan okuma ve pasif agresif tutumlarla karakterize edilen kişilik yapılanması.
Anal-retentive Phase
Klasik psikanalitik kuramda, dışkıyı tutarak haz alma ve ebeveyne direnç gösterme dinamikleriyle karakterize edilen anal evre alt aşaması.
Anal-sadistic Phase
Klasik psikanalitik kuramda, anal evrenin çocuğun saldırgan ve yıkıcı eğilimler sergilediği, özellikle dışkıyı tutarak ebeveyn denetimine direndiği alt evresi.
Analeptic
Merkezi sinir sistemini uyarak uyanıklık, enerji artışı ve öforik durumlar yaratan, amfetamin dışındaki uyarıcı ajanların genel sınıflandırması.
Analyst
Genel anlamda psikanaliz uygulayan profesyonel; özelde ise Sigmund Freud geleneğini veya neoanalitik kuramcıların yöntemlerini benimseyen terapist.
Analytic Group Psychotherapy
Aktarım, yorumlama, katarsis ve içgörü gibi psikanalitik teorinin temel ilkelerine dayanan ve bireylerde intrapsikik yapıyı kökten değiştirmeden kişilik dönüşümü sağlamayı amaçlayan bir grup terapisi türüdür.
Couch
Psikanalizde hastanın uzanarak serbest çağrışım yapmasını, iç dünyasına odaklanmasını ve bilinçdışı materyale erişmesini kolaylaştıran özel oturma ve uzanma mobilyası.
Analytic Couch
Psikanalitik seanslarda danışanın uzanarak serbest çağrışım yapmasını kolaylaştıran, terapistin ise genellikle danışanın görüş alanının dışında konumlandığı özel divan.
Analytic Rules
Sigmund Freud tarafından psikanalitik terapinin yürütülmesi için belirlenen; serbest çağrışım, perhiz ve eyleme dökmeme ilkelerinden oluşan üç temel kural.
Analytic Psychology
Carl Jung tarafından geliştirilen; psişenin felsefi değerler, arketipler, kolektif bilinçdışı ve bireyselleşme süreci üzerinden ele alındığı derinlik psikolojisi ekolü.
Analytical Psychotherapy
Klasik psikanalize kıyasla daha az derinlemesine inceleme içeren, terapistin daha aktif müdahalede bulunduğu ve seans sıklığının daha düşük olduğu psikoterapi yaklaşımı.
Analytic Third
Nesne ilişkileri kuramında, analist ile danışanın ortaklaşa yarattığı ve her iki zihnin etkileşiminden doğan yeni, paylaşılan öznelerarası gerçeklik alanı.
Analysand
Psikanalitik süreçten geçmekte olan ve serbest çağrışım yöntemiyle kendi bilinçdışı süreçlerini inceleyen danışan veya hasta.
Analgesic
Bilinç kaybına yol açmaksızın ağrı duyusunu hafifleten veya ortadan kaldıran farmakolojik ajan veya ilaç.
Analogue Study
İncelenen hedef duruma benzer ancak birebir aynı olmayan prosedürlerin veya katılımcıların kullanıldığı deneysel araştırma tasarımı.
Analogue Observation
Kontrollü bir laboratuvar veya klinik ortamında, belirli bir davranışı tetiklemek amacıyla tasarlanmış bir çalışmada katılımcıdan kaydedilen tepki veya ölçüm.
Anamnesis
Bir hastanın ruhsal veya fiziksel bir bozukluğun başlangıcından önceki gelişimsel, ailesel ve tıbbi geçmişine ilişkin kendi anlatımıdır.
Anandria
Erkek bireylerde ikincil cinsiyet karakterlerinin veya maskülen fiziksel ve davranışsal özelliklerin yokluğu ya da belirgin eksikliği.
Anancastic Personality (anankastic Personality)
Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğunun eski ve tarihsel literatürdeki karşılığı olup, aşırı düzenlilik, mükemmeliyetçilik ve kontrol ihtiyacı ile karakterizedir.
Maternal Reverie
Bir annenin, bebeğinin duygusal durumlarını sezme, içselleştirme ve bu süreçte bebeğin kaygı ile huzursuzluğunu yatıştırıp hafifletme kapasitesi.
Anatomically Detailed Doll
Çocuklarda cinsel istismar iddialarının değerlendirilmesinde bir değerlendirme aracı olarak kullanılan, anatomik olarak doğru genital bölgelere sahip oyuncak bebek.
Andersen’s Disease
Karaciğer, kalp, böbrekler, kaslar ve sinir sistemini tutan, glikojen sentezinden sorumlu enzim eksikliğine bağlı ilerleyici ailesel bozukluk.
Andersen’s Syndrome
Pankreasın kistik fibrozisi, çölyak hastalığı ve A vitamini eksikliğinden oluşan üçlü patolojik durumu içeren, depresyon, kas erimesi ve hipotoni ile karakterize nadir bir sendromdur.
Androgynous Personality
Bir bireyin hem kalıplaşmış erkeksilik (ör. atılganlık, kararlılık) hem de kalıplaşmış kadınsılık (ör. duyarlılık, şefkat) psikolojik özelliklerini aynı anda yüksek düzeyde sergilediği kişilik yönelimidir.
Androgen Deprivation Therapy (ADT)
Hormona duyarlı tümör hücrelerinin büyümesini yavaşlatmak amacıyla androjen seviyelerini düşüren veya etkilerini bloke eden standart medikal ve cerrahi tedavi yaklaşımıdır.
Androgyny
Bir bireyin cinsiyet kimliği, ifadesi veya fiziksel özelliklerinde hem erkeksel hem de kadınsal nitelikleri aynı anda barındırması durumu.
Androgynophilia
Hem maskülen hem de feminen nitelikleri, davranışları veya görünüşleri bir arada barındıran ya da androjin yapıda olan bireylere yönelik fiziksel, cinsel veya duygusal çekim biçimi.
Anergia
Fiziksel ve psikolojik düzeyde tam bir enerji yokluğu, eylemsizlik ve pasiflik hali.
Anethopath
Etik veya ahlaki engellemelerden yoksun olan, toplumsal normları ve vicdani sınırları içselleştiremeyen bireyleri tanımlamakta kullanılan klinik kökenli terim.
Angakok
İnuit kültüründe hava tahmininden hastalıkların tedavisine ve ruhsal rehberliğe kadar pek çok toplumsal işlevi üstlenen geleneksel şaman veya ruhsal rehber.
Angst
Varoluşsal belirsizliğin, radikal özgürlüğün ve kişisel sorumluluğun farkına varılmasıyla ortaya çıkan derin bir ıstırap, kaygı ve içsel sıkıntı durumu.
Anhedonia
Normal koşullarda bireye zevk vermesi beklenen deneyimlerden ve etkinliklerden keyif alamama, haz duyma kapasitesinin yitimi.
Congenital Sensory Neuropathy With Anhidrosis
Doğuştan ağrı algısının tamamen yokluğu ve terleme bozukluğu (anhidroz) ile karakterize, nadir görülen otozomal resesif bir nörolojik bozukluktur.
Anhypnia
Uykunun yokluğu veya sürdürülememesi durumunu tanımlayan, günümüzde daha yaygın olarak insomni terimiyle karşılık bulan klinik bir durumdur.
Sudden İnfant Death Syndrome (SIDS)
Görünürde tamamen sağlıklı bir bebeğin, uyku sırasında herhangi tıbbi bir neden saptanamaksızın ani ve beklenmedik şekilde hayatını kaybetmesi.
Anilingus
Anüsün ağız veya dil yardımıyla uyarılmasını içeren bir cinsel aktivite biçimidir.
Anima
Carl Jung'un analitik psikolojisinde, erkek psişesinin bilinçdışında yer alan evrensel kadınsı yönü ve bu arketipi temsil eden yapı.
Angina
Miyokardın yetersiz oksijenlenmesi (iskemi) sonucunda ortaya çıkan, genellikle göğüste baskı ve sıkışma hissiyle karakterize klinik bir semptomdur.
Angioedema
Cildin derin tabakaları, mukoza zarları ve viseral dokularda ani gelişen, inflamatuar olmayan ödem ataklarıyla karakterize klinik tablo.
Ankylosis
Eklem içi zarların harabiyeti veya kemik yapısındaki kusurlar nedeniyle eklemin hareket kabiliyetini yitirmesi ve kemikleşerek katılaşması durumu.
Anxiety Disorder
Merkezi düzenleyici teması aşırı korku, endişe ve kaygı olan, bireyin işlevselliğini kronik ve dalgalı bir seyirle bozan ruhsal bozukluklar grubudur.
Anxiety Discharge
Anksiyeteyi baskılamak yerine, günlük yaşam aktiviteleri (egzersiz, örgü örmek, bahçe işleri) yoluyla azaltan veya dışavuran her türlü eylemsel tepki.
Anxiety Sensitivity
Anksiyetenin bedensel belirtilerinin felaketle sonuçlanacağı inancından kaynaklanan, bu duyumlara karşı duyulan yoğun korku.
Anxiety Fixation
Psikanalitik kuramda, erken bir gelişim evresine ait anksiyete tepkisinin daha ileriki gelişim dönemlerine taşınması ve bu evrede sabitlenmesi durumudur.
Anxiety-relief Response
Davranış terapisinde, anksiyete tetikleyen durumlarda rahatlatıcı veya sakinleştirici kelimelerin (örneğin 'sakin ol') tekrarlanmasıyla elde edilen koşullu yanıt.
Anxiety Hysteria
Psikanalitik kuramda, bilinçdışı cinsel çatışmalardan kaynaklanan kaygının fobik semptomlar ve konversiyon bozuklukları yoluyla bedenselleştirildiği nevrotik durum.
Anxiety Hierarchy
Belirli bir bireyin odaklandığı kaygı kaynağı etrafında oluşturulan, en az tehdit ediciden en çok tehdit ediciye doğru derecelendirilmiş uyarıcılar dizisidir.
Anxiety Neurosis
Kalıcı kaygı, yaklaşan felaket hissi ve buna eşlik eden uykusuzluk, iştah kaybı, Çarpıntı gibi somatik belirtilerle karakterize, günümüzde yaygın anksiyete bozukluğu olarak sınıflandırılan tarihi psikodinamik yapı.
Anxiety Scale
Anksiyete semptomlarının şiddetini ve yaygınlığını nicel olarak değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş standart psikometrik ölçüm aracı.
Anxiety Reaction
Belirgin bir endişe hissiyle karakterize olan ve buna eşlik eden somatik gerginlik belirtileriyle kendini gösteren duygusal tepki.
Anxiety Management
Bireyin kaygı düzeyini düşürmek ve fizyolojik uyarılmışlığı kontrol altına almak amacıyla uygulanan bilişsel-davranışsal, davranışsal veya farmakolojik teknikler bütünü.
İncubation Of Anxiety
Koşullu uyarıcının travmatik bir pekiştireç olmaksızın tekrar tekrar sunulmasıyla birlikte, koşullu anksiyete tepkisinin zamanla artması süreci.
Antianxiety Medication / Anxiolytic
🔹 1. (antianxiety medication): Kaygı ve gerginlik belirtilerini hafifletmek, azaltmak veya ortadan kaldırmak amacıyla kullanılan farmakolojik ajanların genel adı. 🔹 2. (anxiolytic): Anksiyeteyi, hafif davranışsal ajitasyonu ve uykusuzluğu azaltmak veya ortadan kaldırmak amacıyla kullanılan farmakolojik ajan.
Will To Meaning
Bireyin yaşamında uygun bir anlam ve amaç bulma yönündeki en temel ve doğuştan gelen motivasyonel güdüsü.
Semantic Dissociation
Kelimeler ile bu kelimelerin kültürel olarak kabul gören anlamları arasındaki bağın çözülmesi ve bozulması durumu.
Semantic Counseling
Bireylerin yaşam olaylarına yükledikleri anlamların yorumlanmasına ve bu anlamların uyum ile uyumsuzluk süreçlerindeki etkisine odaklanan psikolojik danışmanlık türü.
Semantic Therapy
Danışanların istenmeyen dil alışkanlıklarını, çarpık fikirleri ve sözcüklerin ardındaki gizli varsayımları inceleyerek daha berrak ve eleştirel düşünmelerini amaçlayan bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Meaninglessness
Bireyin yaşamında veya genel olarak varoluşta her türlü önem, yönelim veya amaç eksikliğini derinden ve sürekli hissetmesi durumudur.
Narrative Analysis
Bireylerin yaşam deneyimlerini anlamlandırmak ve tutarlı diziler halinde yapılandırmak üzere anlattıkları öyküleri inceleyen nitel bir araştırma yöntemidir.
Narrative Psychology
Bireylerin yaşam deneyimlerini anlamlandırmada, geçmişi hatırlamada ve geleceği kurgulamada hikâyelerin rolünü inceleyen psikoloji alt disiplinidir.
Narrative Theory
Bireylerin yaşam deneyimlerini anlamlandırmak ve kimliklerini yapılandırmak için kullandıkları hikâye yapılarını inceleyen teorik yaklaşım.
Narrative Therapy
Bireylerin yaşam olaylarını yeniden yorumlayarak daha işlevsel ve yapıcı hikayelerle yeniden yazmalarını hedefleyen postmodern psikoterapi yaklaşımıdır.
Narrative Method
Olay tanıklıklarını veya hukuki argümanları, bilinen olgularla kişisel deneyimleri kronolojik bir sırayla ve canlı detaylar içeren bir hikâye formunda yapılandıran sorgulama ve sunum tekniği.
Anna O.
Josef Breuer tarafından tedavi edilen ve psikanalizin doğuşunda, özellikle 'konuşma tedavisi' (talking cure) ile aktarım kavramlarının gelişiminde temel teşkil eden tarihi bir klinik vaka.
Mother Figure
Bir çocuğun yaşamında biyolojik annenin yerini alan veya bakım verme rolünü üstlenen, psikanalitik kuramda ise bireyin erken dönem birincil nesnesine yönelik duygularını aktardığı ikame özne.
Rooming-in
Yenidoğan bebeğin ve lohusa annenin hastanede aynı odada, kesintisiz bir şekilde birlikte kalmasını sağlayan klinik bakım uygulaması.
Maternal Attitudes
Bir annenin çocuklarına karşı sergilediği, onların fiziksel sağlığını, kişilik gelişimini, duygusal uyumunu ve benlik algısını doğrudan etkileyen bilişsel ve duygusal yönelimler bütünü.
Anodyne
Ağrıyı hafifleten, dindiren her türlü farmakolojik ajan, analjezik, anestezik madde veya tedavi prosedürü.
Anomaly
Normdan, standarttan veya beklentiden sapma gösteren her türlü düzensizlik, yapısal bozukluk veya ampirik çelişki.
Anomia / Anomie
🔹 1. (anomia): Nesneleri, kişileri veya kavramları adlandırma yeteneğinin kısmi ya da tam kaybı. 🔹 2. (anomie): Toplumsal kargaşa, kural erozyonu veya değerler sisteminin çökmesi sonucunda bireylerin deneyimlediği derin yabancılaşma, umutsuzluk ve rehbersizlik durumu.
Anomic Suicide
Émile Durkheim tarafından tanımlanan ve bireyin toplumla olan bağlarının kopması, norm ve değerlerin anlamını yitirmesi sonucu ortaya çıkan intihar türü.
AA
Alkol bağımlılığından kurtulmayı ve bu durumu sürdürmeyi amaçlayan, üyelerin karşılıklı destek ve deneyim paylaşımına dayandığı küresel bir öz-yardım kuruluşudur.
Anonymity
Araştırma katılımcılarının kimliklerinin ne araştırmacılar ne de başkaları tarafından bilinmesini veya toplanan verilerle ilişkilendirilmesini garanti eden temel araştırma etiği ilkesidir.
Anorexia
Genellikle kronik seyirli olan, yiyeceğe veya daha nadiren diğer biyolojik arzulara (örneğin cinsel dürtülere) yönelik iştahın veya isteğin yok olması ya da azalması durumu.
Anorexia Nervosa
Kilo alımına karşı yoğun korku, beden imgesinde çarpık algı ve yaşa/cinsiyete göre beklenen minimal normal ağırlığın sürdürülmesini şiddetle reddetmeyle karakterize, kısıtlayıcı beslenme alışkanlıkları ve belirgin zayıflıkla seyreden bir yeme bozukluğudur.
Anorectant
İştahı baskılayan ve açlık hissini azaltan farmakolojik ajan veya madde.
Anorgasmia
Yeterli düzeyde cinsel uyarım ve isteğe rağmen orgazm yaşayamama durumuyla karakterize cinsel işlev bozukluğu.
Abnormal
Tipik, olağan, istatistiksel veya sağlıklı kabul edilen aralıktan, özellikle işlevselliği bozacak veya zarar verecek düzeyde sapma gösteren durum.
Abnormal Behavior
Belirli bir kültürde istatistiksel olarak nadir görülen, bireyin işlevselliğini bozan veya uyumunu engelleyen, sıklıkla ruhsal bir bozukluğun göstergesi kabul edilen davranış kalıbıdır.
Abnormal Psychology
Uyum bozucu davranışların, bilişsel süreçlerin ve duygusal örüntülerin incelenmesini, değerlendirilmesini, tedavisini ve önlenmesini ele alan psikoloji alt dalıdır.
Abnormality
Yapısal, işlevsel veya istatistiksel olarak kabul edilen normdan veya ortalamadan belirgin sapma gösteren durum veya kusur.
Anorchism
Bir veya her iki testisin konjenital (doğuştan) olarak bulunmaması durumu. Anorchia olarak da adlandırılır.
Anovulatory Menstrual Cycle
Yumurtlama (ovulasyon) gerçekleşmeksizin ortaya çıkan, hipofiz bezi ile yumurtalıklar arasındaki hormon üretim dengesizliğinden kaynaklanan ve düzensiz kanamalarla karakterize adet döngüsü.
Antabuse
Alkol bağımlılığının tedavisinde kullanılan, etken maddesi disülfiram olan, alkol alındığında şiddetli fizyolojik rahatsızlık yaratarak caydırıcılık sağlayan bir farmakolojik ajandır.
Anti-inflammatory Therapy
Nonsteroid anti-inflamatuar ilaçlar (NSAİİ) ve glukokortikoidler gibi farmakolojik ajanlar aracılığıyla inflamasyonu azaltma veya düzenleme protokolüdür.
Anticathexis
Egonun, bilinçdışı dürtülerin veya arzuların bilince çıkmasını engellemek amacıyla libidinal enerjiyi bu arzuların karşısına diktiği savunma odaklı bir enerji çekme ve yönlendirme sürecidir.
Antimanic Drug
Bipolar bozukluğun manik evrelerini tedavi etmek ve akut mani belirtilerini baskılamak amacıyla kullanılan farmakolojik ajan.
Antibiotic
Patojenik veya zararlı mikroorganizmaları, özellikle bakterileri yok etmek ya da üremelerini durdurmak amacıyla kullanılan antimikrobiyal ajan.
Antidepressant
Majör depresif bozukluk, anksiyete bozuklukları ve çeşitli kronik ağrı durumlarının tedavisinde kullanılan, temelinde monoaminerjik nörotransmisyonu modüle eden farmakolojik ajan sınıfı.
Antihormone Therapy
Belirli hormonların sentezini, salınımını veya reseptör düzeyindeki etkilerini baskılayarak, özellikle hormon duyarlı kanser hücrelerinin çoğaltıcı sinyallerini kesen tıbbi tedavi yöntemidir.
Countercathexis
Egonun, kabul edilemeyen dürtülerin, arzuların veya anıların bilinç yüzeyine çıkmasını engellemek amacıyla libidinal enerjiye karşı konumlandırdığı psikolojik direnç ve savunma mekanizması.
Anticholinergic Effects
Asetilkolin nörotransmitterinin muskarinik ve nikotinik reseptörlerdeki etkisini bloke eden ajanların yol açtığı fizyolojik yan etkiler bütünüdür.
Anticholinergic Syndrome
Asetilkolin reseptörlerindeki antagonist etkiler nedeniyle hem periferik hem de merkezi sinir sistemini etkileyen, kuruluuk, ataksi ve konfüzyon gibi bulgularla karakterize bir tablodur.
Anticonvulsant
Epileptik nöbetlerin sıklığını veya şiddetini azaltmak ya da devam eden bir nöbeti durdurmak için kullanılan farmakolojik ajan.
Antilibidinal Ego
Fairbairn'in nesne ilişkileri kuramında, hazzı reddeden, öz-yıkıcı ve ebeveyn reddini içselleştirerek kendine düşmanlık besleyen ego alt yapısıdır.
Antilirium
Fizostigmin etkin maddesinin ticari adı olup, antikolinesteraz özellik gösteren bir parasempatomimetiktir.
Antiandrogen
Erkek cinsiyet hormonları olan androjenlerin hedef dokulardaki fizyolojik etkilerini azaltan veya tamamen bloke eden farmakolojik maddeler sınıfıdır.
Antiestrogen
Kadın cinsiyet hormonları olan östrojenlerin hedef dokulardaki fizyolojik etkilerini azaltan veya bloke eden maddelerdir.
Antipathy
Güçlü bir kaçınma davranışı eşlik eden, kökleşmiş ve derin bir hoşnutsuzluk veya nefret hali.
Antipsychiatry
1960'larda ortaya çıkan; psikiyatrinin bilimsel ve pratik geçerliliğini reddeden, ruhsal bozuklukların birer hastalık olmadığını savunan radikal entelektüel ve politik hareket.
Antipsychotic
Gerçeklik testinin bozulduğu şizofreni ve benzeri psikotik bozuklukların belirtilerini baskılamak ve kontrol altına almak için kullanılan farmakolojik ajan.
Antiretroviral Therapy (ART)
İnsan immün yetmezlik virüsünün (HIV) replikasyonunu baskılayarak viral yükü azaltan ve bağışıklık fonksiyonlarını koruyan kombine farmakolojik tedavi protokolü.
Antisocial
Toplumsal normlardan keskin bir şekilde sapan ve diğer bireylerin temel haklarını ihlal eden davranış biçimlerini nitelendiren sıfat.
Antisocial Personality Disorder / Dyssocial Personality
🔹 1. (antisocial personality disorder): Başkalarının haklarını kronik olarak hiçe sayma, ihlal etme ve suçluluk, pişmanlık veya empati yoksunluğu ile karakterize, on sekiz yaşından sonra tanısı konulabilen yaygın bir kişilik bozukluğudur. 🔹 2. (dyssocial personality): Toplumsal kurallara ve başkalarının haklarına sürekli bir biçimde uymama, bunları ihlal etme ve empati yoksunluğu ile karakterize edilen kişilik bozukluğudur.
Antisocial Aggression
Tecavüz veya cinayet gibi, toplumsal açıdan yıkıcı ve istenmeyen sonuçlar doğuran her türlü araçsal saldırganlık eylemidir.
Antispasmodic Drug
Düz kasların istemsiz kasılmalarını ve spazmlarını baskılamak amacıyla kullanılan farmakolojik ajan.
Cough Suppressant
Merkezi sinir sistemini veya periferik öksürük reseptörlerini hedef alarak öksürük refleksini baskılayan farmakolojik ajan.
Antiviral Drug
Virüslerin normal işleyişini ve hücre içi çoğalma mekanizmalarını kesintiye uğratan farmakolojik ajanlar.
APA
Psikoloji ve psikiyatri disiplinlerinin standartlarını belirleyen, alanın en yetkin iki büyük mesleki ve bilimsel kuruluşunun ortak kısaltması.
APAGS
Amerikan Psikoloji Derneği'ne bağlı olan ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki lisansüstü psikoloji öğrencilerinin akademik, mesleki ve idari haklarını savunan resmi yapılanma.
Apareunia
Cinsel birleşmeyi fiziksel olarak gerçekleştirememe durumu. Genellikle anatomik, fizyolojik veya psikojenik engellerden kaynaklanan bir işlev bozukluğudur.
Apastia
Gıdadan bilinçli veya istemsiz olarak kaçınma, tam oruç tutma ya da besin alımını ciddi düzeyde kısıtlama durumu.
Apathy
Motivasyon veya amaca yönelik davranış eksikliği ile çevresel uyaranlara karşı sergilenen derin bir kayıtsızlık hali.
Apgar Score
Yenidoğan bebeklerin doğumdan hemen sonra fiziksel durumunu hızlıca değerlendiren ve acil tıbbi müdahale ihtiyacını belirleyen 5 faktörlü derecelendirme sistemi.
Apotemnophilia
Bir bireyin kendi uzuvlarından birinin oratadan kaldırılması, ampute edilmesi düşüncesiyle cinsel uyarılma yaşaması durumunu tanımlayan parafilik bir bozukluktur.
Appersonation
Bireyin kendisini başka bir insan olduğuna inandığı ve o kişinin karakteristik özelliklerini üstlendiği sistematik bir sanrı türüdür.
Apsaa
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en eski ve köklü psikanalitik meslek ve eğitim kuruluşunun resmi kısaltması.
İntermediate Care Facility (ICF)
Hastanelerin veya uzmanlaşmış hemşirelik tesislerinin sağladığı yoğun tıbbi müdahaleye ihtiyaç duymayan, ancak yalnızca barınma ve yemekten fazlasına gereksinim duyan bireylere uygun düzeyde hemşirelik ve tıbbi bakım sunan sağlık kuruluşu.
İntermediate Need
Maslow'un motivasyon hiyerarşisinde, öz saygı, sevgi veya güven gibi psikolojik temelli eksiklik ihtiyaçlarını tanımlayan kavram.
Mediation
Tarafsız bir üçüncü kişinin yardımıyla, çatışan tarafların iletişim kurmasını ve uzlaşmaya varmasını sağlayan alternatif uyuşmazlık çözüm süreci.
İnstrumental Dependence
Bireyin günlük görevleri yerine getirirken veya problemleri çözerken başkalarının yardımına aşırı düzeyde ve sürekli bel bağlama eğilimidir.
Arachnophobia / Spider Phobia
🔹 1. (arachnophobia): Örümceklere ve diğer eklembacaklılara karşı duyulan, işlevselliği belirgin şekilde kısıtlayan aşırı ve irrasyonel spesifik fobi. 🔹 2. (spider phobia): Örümceklere karşı duyulan, kişinin işlevselliğini ve günlük yaşamını kısıtlayacak düzeyde yoğun, kalıcı ve irrasyonel korku durumu.
İntermission / İnterval
🔹 1. (intermission): Kronik bir bozukluğun seyri sırasında ortaya çıkan semptomsuz dönem. 🔹 2. (interval): Psikometri ve istatistikte, belirli sınırları olan iki değer arasındaki skor, ölçüm veya olasılık yelpazesidir.
İntermittent Explosive Disorder
Bireyin öfke ve saldırganlık dürtülerini kontrol edememesiyle beliren, tetikleyici olayla orantısız, tekrarlayıcı fiziksel veya sözel şiddet nöbetleri içeren bir dürtü denetim bozukluğudur.
Research Ethics
Bilimsel araştırmaların planlanmasından raporlanmasına kadar tüm aşamalarına rehberlik eden değer, ilke ve standartlar bütünü.
Research Diagnostic Criteria (RDC)
Psikiyatrik bozuklukların tanılanmasında güvenilirliği artırmak amacıyla Feighner kriterlerinin genişletilmesiyle 1978'de geliştirilen ve DSM-III'ün temelini oluşturan yapılandırılmış kılavuzlar bütünü.
Method Of Successive Approximations
İstenen davranış elde edilene kadar, bu davranışa giderek daha çok benzeyen ara basamaklardaki tepkilerin pekiştirilmesi suretiyle edimsel koşullanmanın şekillendirilmesi süreci.
Wash-out Period
Uygulanan bir ilacın veya müdahalenin vücuttan tamamen atılması ya da etkisini yitirmesi için bırakılan bekide süresidir.
Aripiprazole
Dopamin D2 ve serotonin 5-HT1A reseptörlerinde kısmi agonist, serotonin 5-HT2A reseptöründe ise antagonist olarak görev yapan atipik antipsikotik ilaç.
Arizona V. Fulminante
Zorla elde edilen bir itirafın mahkemede delil olarak kullanılmasının, kalan kanıtların mahkumiyet için yeterli görülmesi durumunda 'zararsız hata' (harmless error) sayılabileceğine hükmeden 1991 tarihli ABD Yüksek Mahkemesi kararı.
Argininosuccinic Aciduria
Üre döngüsündeki genetik bir kusur nedeniyle idrarda, kanda ve beyin omurilik sıvısında arjininosüksinik asit birikimiyle karakterize, otozomal resesif kalıtılan kalıtsal bir metabolizma hatası.
Armamentarium
Bir kurumun, özellikle bir sağlık veya araştırma kuruluşunun, eğitim, araştırma veya klinik uygulama yürütmek için gereksinim duyduğu tüm araç, gereç, donanım ve materyal birikimi.
Aromatase İnhibitor
Androjenlerin östrojenlere dönüşümünü katalize eden aromataz enzimini bloke ederek östrojen sentezini baskılayan farmakolojik ajan sınıfı.
Arteritis
Atardamar duvarlarının enflamasyonu ile karakterize, sıklıkla otoimmün süreçler veya enfeksiyonlar sonucu gelişen vasküler bir bozukluk.
Articulation Test
Hatalı ses üretimleri bulunan bireylerin konuşmasının gelişimsel sıra, artikülatörlerin doğru konumu ve anlaşılabilirlik kriterlerine göre fonetik analizi ve kaydıdır.
Arthritis
Bir veya daha fazla eklemde ağrı, şişlik ve sertliğe yol açan inflamatuar durumların genel adı.
Arugamama
Morita terapisi ekolünde, bireyin duygularını, düşüncelerini ve beden duyumlarını bastırmadan veya değiştirmeye çalışmadan, oldukları gibi kabul etme tutumudur.
Wish
Klasik psikanalitik teoride biyolojik bir içgüdünün bilinçli veya bilinçdışı düzeydeki psikolojik tezahürü; genel dilde ise güçlü bir isteme veya özlem halidir.
Wish Fulfillment
Psikanalitik kuramda, bilinçdışı arzuların ve dürtülerin fantezi, rüya veya belirtiler yoluyla simgesel olarak tatmin edilmesidir.
ASA
Asetilsalisilik asidin (aspirin) uluslararası yaygın kısaltması veya Acoustical Society of America'nın resmi kısaltması.
Asapholalia
Mırıldanarak, anlaşılmaz veya boğuk bir şekilde konuşma durumunu tanımlayan klinik bir terimdir.
Asana
Yogada bedensel ve zihinsel dengeyi sağlamak amacıyla uygulanan, terapötik ve katartik etkileri olabilen her bir fiziksel duruş veya pozisyon.
Elevator Phobia
Asansörlere karşı gelişen, işlevselliği kısıtlayan kalıcı ve mantıksız korku durumu.
Asexual
Herhangi bir cinsel yönelime ya da cinsel çekime sahip olmama durumu veya döllenme olmaksızın üreme kapasitesi.
Asexuality
Bireyin başkalarına karşı çok az cinsel çekim hissettiği veya hiç hissetmediği, geniş bir spektruma sahip bir cinsel yönelim.
Asymptomatic
Herhangi bir tıbbi, nölojik veya psikiyatrik duruma ait klinik belirtilerin veya semptomların dışarıdan gözlemlenemez veya rapor edilemez oluşunu ifade eden sıfat.
Asymptomatic Neurosyphilis
BOS analizinde patolojik bulguların saptanmasına rağmen, hastada কোনো nörolojik ya da psikiyatrik semptomun görülmediği preklinik frengi evresi.
Asenapine
Dibenzo-oksepino pirol sınıfına ait, dopamin D2 ve serotonin 5-HT2A reseptör antagonisti olarak işlev gören atipik bir antipsikotik ajandır.
Asendin
Amoksapin etken maddesini içeren, özellikle majör depresif bozukluk ve psikotik özellikli depresyon tedavisinde kullanılan bir dibenzoksazepin türevi trisiklik antidepresan ilaçtır.
Acetaminophen
Aspirine benzer analjezik ve antipiretik etkilere sahip, ancak anti-inflamatuar özelliği bulunmayan yaygın bir ilaç etken maddesidir.
Acetylsalicylic Acid (ASA)
Analjezik, antipiretik, antiinflamatuar ve antitrombotik özellikler gösteren nonsteroid antiinflamatuar ilaç sınıfının (NSAID) prototipik bileşiğidir.
Asphyxophilia
Cinsel aktivite esnasında nefessiz kalmaktan veya boğulma hissinden duyulan uyarılma ve haz durumu.
Repression Proper
Psikanalitik kuramda, bireyin halihazırda bilinç düzeyinde deneyimlediği yaşantı ve arzuların, anksiyete yaratıcı potansiyelleri nedeniyle bilinç dışına itilmesi sürecidir.
Acidosis
Kan ve dokulardaki hidrojen iyonu konsantrasyonunun anormal derecede yükselerek vücudun asit-baz dengesini bozduğu patofizyolojik durum.
Asylum
Tarihsel olarak suçluların veya ruh sağlığı hastalarının barındığı kurumları ifade eden, günümüzde ise baskı ve savaş mağdurlarının uluslararası koruma hakkını tanımlayan kavram.
Acid Flashback
Geçmişte LSD kullanmış bireylerin, madde etkisinde değilken bile liserjik deneyimin belirli unsurlarını aniden yeniden yaşaması durumu.
Asitia
Yiyecek düşüncesi ya da görüntüsü karşısında ortaya çıkan yoğun kaçınma, tiksinme veya iğrenme durumu.
Air Force Medical Evaluation Test (AFMET)
Daha sonra Askeri Personel Biyografik Değerlendirme ve Tarama Programı (BEST) adını alan, askeri personelin psikolojik ve tıbbi uygunluğunu ölçmek amacıyla geliştirilmiş eski bir değerlendirme protokolüdür.
Military Psychology
Psikolojik ilke ve yöntemlerin askerî personelin değerlendirilmesi, seçimi, eğitimi ile ekipman tasarımı ve moral yönetimine uygulanmasını inceleyen uygulamalı psikoloji alt dalıdır.
Military Stress Factors
Askeri personelin ruhsal ve fiziksel dayanıklılığını zorlayan, operasyonel nitelikten çatışma yoğunluğuna kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan çevresel ve koşullu baskı unsurlarıdır.
Original Sin
İnsanlığın ilk atalarının işlediği kusurun kalıtsal bir miras olarak tüm nesillere aktarıldığını ve insan doğasının temelinde ontolojik bir kusur bulunduğu kabul eden teolojik ve psikolojik kavram.
Assimilative Coping
Bireyin, çevresel koşulları kendi amaç ve beklentilerine uyumlu hale getirmek için aktif olarak dönüştürmeye çalıştığı bir stres yönetimi stratejisidir.
Asocial
Sosyal etkileşimlere girmekten kaçınma veya bu etkileşimleri gerçekleştirememe durumu; toplumsal değerlere ve normlara karşı duyarsızlık veya kayıtsızlık hali.
Aspartate Aminotransferase
Karaciğer, kalp ve iskelet kası dokularında yoğun olarak bulunan; hücre hasarı durumunda kan dolaşımına salınan temel bir hücre içi transaminaz enzimidir.
Asperger’s Disorder
Bilişsel ve dil gelişiminde genel bir gecikme olmaksızın, sosyal etkileşimde belirgin yetersizlikler, sınırlı ilgi alanları ve yineleyici davranış kalıplarıyla karakterize nörogelişimsel durum.
Aspermia
Erkek üreme organlarının hiç semen üretmeme veya dışarı salgılayamama durumu.
Aspirin
Analjezik, antipiretik, antiinflamatuar ve antitrombotik özellikler gösteren yaygın bir nonsteroid antiinflamatuar ilaçtır (NSAİİ).
Aspirin Combinations
Asetilsalisilik asidin analjezikler, kafein, barbitüratlar veya kas gevşeticiler gibi diğer farmakolojik ajanlarla formüle edildiği çok bileşenli ilaç karışımları.
Astasia–abasia
Kişinin yatar pozisyonda bacaklarını normal hareket ettirebilmesine rağmen, ayakta durma ve yürüme yetisini belirgin bir organik nörolojik kayıp olmaksızın yitirmesi durumudur.
Asthenia
Genel yorgunluk veya belirli tıbbi durumlarla sıklıkla ilişkilendirilen şiddetli halsizlik veya güç kaybı durumu.
Asthenic Type
Zayıf, uzun uzuvlu ve dar göğüslü fiziksel yapı ile bu yapıya eşlik eden çekingen, hassas ve içe dönük mizaç özelliklerini tanımlayan yapısal sınıflandırma.
Asthma
Bronş yollarının aralıklı enflamasyonu ve daralması sonucu hırıltı, nefes darlığı, öksürük ve göğüs sıkışmasıyla karakterize kronik solunum yolu bozukluğu.
Asian İnfluenza
1957 yılında Kuzey Çin'de ortaya çıkan ve H2N2 influenza virüsü suşunun yol açtığı viral bir solunum yolu enfeksiyonudur.
Downward Drift Hypothesis
Şiddetli akıl sağlığı sorunları yaşayan bireylerin, işlevsellik kaybı ve ekonomik dezavantajlar nedeniyle zaman içinde toplumun daha düşük sosyoekonomik katmanlarına doğru gerilemesini savunan sosyolojik ve psikiyatrik model.
Contempt
Bir kişinin veya nesnenin aşağılık, iğrenç veya değersiz olduğu inancıyla beslenen, olumsuz tutum ve duygu durumu.
Humiliation
Bireyin onurunun, sosyal statüsünün veya özsaygısının hiçe sayılarak utanç ve düşkünlük yaratacak şekilde kamusal ya da özel bir zeminde hırpalanması duygusu.
İnferiority
Bireyin kendisini diğer insanlardan yetersiz, kusurlu veya değersiz hissetmesiyle karakterize edilen öz-değer algısı.
İnferiority Complex
Gerçek veya hayali fiziksel ya da psikolojik yetersizliklerden kaynaklanan, felç edici bir içe çekilmeden aşırı rekabet ve saldırganlığa kadar değişen davranışsal tepkilere yol açan temel yetersizlik ve güvensizlik duygusu.
Craving
Bireyin belirli bir maddeye, besine ya da uyarana karşı gösterdiği, direnç göstermesi son derece güç olan, yoğun ve zihni meşgul edici arzu hali.
Overactivity
Hiperaktiviteden klinik olarak daha hafif düzeyde seyreden, bireyin günlük işlevselliğini etkileyebilen aşırı ve huzursuz hareketlilik hali.
Overvalued İdea
Bireyin gerçeklikle bağını tamamen koparmamış olmakla birlikte, yaşamının merkezine koyduğu ve aşırı derecede önemsediği, sanrı düzeyinde katı olmayan yanlış veya abartılı inanç.
Hypercorrection / Overcorrection
🔹 1. (hypercorrection): Bireyin, daha biçimsel veya doğru olduğunu yanlışlıkla varsaydığı kuralı aşırı genelleyerek hatalı bir dilbilgisel form veya telaffuz üretmesi. 🔹 2. (overcorrection): Uygunsuz davranış sergileyen bir bireyin, bu davranışın yıkıcı etkilerini telafi etmek ve yenisini öğrenmek amacıyla, söz konusu davranışı doğru ve abartılı bir biçimde tekrar etmesini zorunlu kılan davranışçı terapi tekniği.
Overextension / Overgeneralization
🔹 1. (overextension): Çok küçük çocukların bir kelimenin anlamını, belirli kapsamının ötesine taşıyarak benzer özellikler gösteren farklı nesne veya canlıları tanımlamak için kullanma eğilimi. 🔹 2. (overgeneralization): Tekil ve izole bir olumsuz deneyimi, gelecekteki tüm benzer durumlar için kaçınılmaz ve değişmez bir kural olarak kabul etme biçimindeki bilişsel çarpıtma.
Overmedication
Bir bireye klinik gereksinimin ötesinde, aşırı sayıda veya yüksek dozlarda reçeteli ya da reçetesiz ilaç verilmesi durumu.
Overinclusion
Bireyin, belirli bir uyarıcıya eşlik eden etkisiz veya uygunsuz yanıtları eleme mekanizmasındaki işlev bozukluğu ve kavramsal sınırların aşırı derecede genişlemesi.
Overcontrolled
Utangaçlık veya reddedilme korkusuyla tetiklenen, davranışsal esneklikten yoksun, aşırı derecede ketlenmiş ve kısıtlanmış davranış örüntüsü.
Overcompensation
Bireyin gerçek veya hayali bir yetersizliğini, eksikliğini gizlemek veya baş etmek amacıyla o alanda veya başka bir alanda aşırı düzeyde başarı ya da güç sergileme çabasıdır.
Overreaction
Uyaranın objektif şiddetiyle orantısız, genellikle duygusal ağırlıklı aşırı yanıt verme durumu.
Hyperexcitability
Uyaranlara karşı eşik altı veya olağan dışı şiddette, aşırı tepki verme eğilimi.
Disorders Of Excessive Somnolence (DOES) / DOES
🔹 1. (disorders of excessive somnolence (DOES)): En az bir ay boyunca süregelen, kalitatif veya kantitatif olarak günlük işlevselliği bozan aşırı uyku hali ile karakterize temel uyku bozuklukları kategorisi. 🔹 2. (DOES): Gün içi aşırı uyku hali ve uyuklama nöbetleriyle karakterize, çoklu etiyolojiye sahip klinik uyku bozuklukları grubu.
Overeaters Anonymous (OA)
Kompulsif yeme bozukluklarını anlamak ve aşmak amacıyla on iki basamaklı programı uygulayan gönüllü bireylerin oluşturduğu karşılıklı destek topluluğu.
Lovemap
Bir bireyin zihninde yer eden; ideal aşık, kusursuz ilişki dinamikleri ve cinsel pratiklere dair fantezileri ile gerçek davranışlarını biçimlendiren nöropsikolojik şema.
Transcendence Need
Erich Fromm'un psikanalitik kuramında, insanın pasifliğin ötesine geçerek geçici ve rastlantısal evrende anlam ve amaç üretme yönündeki temel varoluşsal dürtüsüdür.
EFP / Equine-assisted Psychotherapy (EAP)
🔹 1. (EFP): Atların etkileşimli bir katalizör olarak kullanıldığı, deneyimsel temelli bir psikoterapi modalitesidir. 🔹 2. (equine-assisted psychotherapy (EAP)): Ruh sağlığı uzmanı ve at uzmanı eşliğinde, özel eğitilmiş atlarla yapılan bakım ve etkileşim temelli deneyimsel psikoterapi yaklaşımı.
Ataxic Feeling
İstemli kas hareketlerini koordine etme yeteneğinin kaybolduğuna dair öznel his.
Assignment Therapy
Grup terapisi katılımcıları arasındaki bağları güçlendirmek ve maksimum sağaltıcı etki elde etmek amacıyla sosyometrik test sonuçlarına göre alt grupların oluşturulması tekniğidir.
Atarax
Hidroksizin, antihistaminik ve anksiyolitik özelliklere sahip, özellikle kaygı bozuklukları ve kaşıntı tedavisinde kullanılan bir Piperazin türevidir.
Ataraxy
Bilişsel yetilerde herhangi bir kayıp veya bilinç bulanıklığı yaşanmaksızın, mükemmel bir huzur ve mesafeli bir sükûnetle karakterize edilen zihinsel durum.
Ataractic
Zihinsel dinginlik ve sarsılmazlık hali (ataraksi) yaratan, yatıştırıcı veya sakinleştirici etkiye sahip farmakolojik ajan.
Ateliosis
Vücudun tamamının veya herhangi bir kısmının gelişimini tamamlayamaması durumu olup, genellikle infantilizm veya cücelik formlarında görülür.
Assigned Sex
Bir bireyin doğum anında dış genital organlarının görsel incelemesine dayanılarak tıbbi otorite tarafından belirlenen ve resmi kayıtlarına geçirilen cinsiyetidir.
Ascriptive Responsibility
Yasadışı bir eylem gerçekleştirmiş bir bireyin cezai sorumluluk taşıdığına ve dolayısıyla cezalandırılması gerektiğine varılan hukuki ve ahlaki yargı.
Attribution Therapy
Terapistin, danışanın olayların ve kendi davranışlarının nedenlerine ilişkin yükleme ve açıklamalarını değiştirmeyi amaçladığı bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Assertiveness / Boldness
🔹 1. (assertiveness): Bireyin başkalarının haklarını ihlal etmeden, duygu, düşünce ve gereksinimlerini doğrudan ve net bir şekilde ifade etmesini sağlayan uyumlu bir iletişim biçimidir. 🔹 2. (boldness): Risk alma eğilimi ve yeni ya da belirsiz durumlara karşı doğuştan gelen bir yönelimle karakterize edilen mizaç boyutu.
Assertiveness Training
Bireylerin olumlu ve olumsuz duygu, düşünce ve tercihlerini net, doğrudan ve uygun bir biçimde ifade etmelerini sağlamak amacıyla sözel, sözel olmayan ve davranışsal kalıplarını geliştirmeye yönelik yapılandırılmış bir müdahale yöntemidir.
Athymia
Duygu veya duygulanımın tam yokluğu durumu; klinik olarak afektif ifadenin ve duygusal deneyimin ortadan kalkması hali.
Atypical
Normdan, standart olandan veya genel geçer örneklerden sapma gösteren, alışılagelmemiş durumları tanımlayan sıfat.
Atypical Antipsychotic
Şizofreni ve bipolar mani gibi psikotik bozuklukların tedavisinde kullanılan, birinci nesil antipsikotiklere kıyasla daha düşük ekstrapiramidal yan etki profiline sahip ikinci nesil psikotrop ilaç sınıfı.
Atypical Depression
Majör depresif epizod veya distiminin klasik özelliklerinden farklı olarak, reaktif duygu durum iyileşmesi, vejetatif belirtiler ve kişilerarası duyarlılıkla seyreden bir duygudurum bozukluğu alt tipidir.
Atypical Features
Bir psikiyatrik bozukluğun standart klinik görünümünden sapma gösteren, belirli alternatif semptom kümesini tanımlayan niteleyici.
Atypical Psychosis
Belirli bir psikotik bozukluğun tanı kriterlerini tam olarak karşılamayan, çeşitli psikotik semptomları içeren klinik durumların genel adıdır.
Ativan
Lorazepam etken maddesinin ticarî adı olup, anksiyete bozukluklarının kısa süreli tedavisinde, sedasyonda ve epileptik nöbetlerin yönetiminde kullanılan güçlü bir benzodiazepin türevidir.
Athletic Triad
Özellikle estetik ve dayanıklılık sporlarıyla uğraşan kadın sporcularda görülen amenore, yeme bozukluğu ve osteoporozun eşzamanlı varlığı.
Atonic Seizure
İskelet kası tonusunun ani bir şekilde kaybolmasıyla bireyin aniden yere yığılmasına yol açan nadir bir jeneralize nöbet türü.
Atopic Dermatitis
Genellikle bebeklik veya erken çocukluk döneminde başlayan, şiddetli kaşıntı, kronik inflamasyon ve deri bariyer fonksiyon bozukluğu ile karakterize bulaşıcı olmayan bir deri hastalığıdır.
Atrial Fibrillation
Kalbin üst odacıklarının (atriyumlar) elektriksel olarak kaotik bir süreçle hızla ve düzensiz kasılmasına yol açan en yaygın supraventriküler taşikardi türüdür.
Atropine-coma Therapy (ACT)
Geçmişte psikotik bozuklukları, ajitasyonu ve şiddetli kaygıyı tedavi etmek amacıyla atropin sülfat verilerek yapay koma halinin oluşturulduğu, günümüzde ise tamamen terk edilmiş tarihi bir somatik tedavi yöntemidir.
Augmentation Strategy
Mevcut bir farmakolojik ajanın etkinliğini artırmak amacıyla tedaviye ikincil bir ajan veya bileşik ekleme stratejisidir.
Aversive Conditioning
İstenmeyen bir davranışın, bireyde rahatsızlık ya da kaçınma yaratan hoş olmayan bir uyarıcıyla (aversif uyarıcı) eşzamanlı olarak sunulması suretiyle ortadan kaldırılmasını hedefleyen davranışçı öğrenme yöntemidir.
Deterrent Therapy
İstenmeyen bir davranışın sıklığını azaltmak amacıyla, bu davranışın ardından hoş olmayan bir uyaranın (aversif uyaran) verilmesini içeren klasik koşullanma temelli bir davranış değiştirme yöntemidir.
Aversion Therapy
İstenmeyen bir davranışın, bu davranışla eşzamanlı olarak sunulan rahatsız edici ve hoş olmayan bir uyarıcıyla eşleştirilmesi yoluyla ortadan kaldırılmasını hedefleyen davranışsal bir tedavi yöntemidir.
Avolition
Bireyin amaca yönelik davranışları başlatma ve sürdürme kapasitesinde ortaya çıkan belirgin yetersizlik.
European Federation Of Professional Psychologists’ Associations (EFPPA)
Akademik eğitim, psikolojik uygulama ve araştırma alanlarında Avrupa çapında iş birliği sağlamak amacıyla 1981 yılında kurulan ulusal psikoloji dernekleri federasyonudur.
Axenfeld–rieger Syndrome
Kornea, iris ve göz içi basınç artışına bağlı glokom gibi göz kusurlarının yanı sıra diş ve yüz kemiği anomalileriyle karakterize, otozomal dominant geçişli nadir bir gelişimsel spektrum bozukluğudur.
Moon-phase Studies
Ay'ın evreleri ile insanlardaki şiddet eylemleri veya ruhsal bozukluk epizotları arasındaki olası nedensel ya da korelasyonel ilişkileri inceleyen ampirik araştırmalar.
Foot Fetishism / Retifism
🔹 1. (foot fetishism): Cinsel uyarılma ve doyumun öncelikli olarak ayaklar, ayak parmakları veya ayakkabı ve çorap gibi ayakla ilişkili nesnelerle temas yoluyla elde edildiği bir parafili biçimi. 🔹 2. (retifism): Cinsel uyarılma ve doyum için ayaklara veya ayakkabı gibi ayakla ilgili nesnelere aşırı odaklanma ve bağımlılık durumu.
Ambulatory Care
Bireylere yatılı yatış gerektirmeyen, acil olmayan durumlarda sunulan gözlem, tanı, tedavi ve rehabilitasyon odaklı tıbbi veya psikolojik hizmetlerin tamamıdır.
Outpatient
Yatılı yatış yapılmaksızın bir hastane, klinik veya sağlık merkezinde teşhis, tedavi ya da hizmet alan birey.
Ambulatory Services
Bireylerin hastane veya klinik gibi sağlık tesislerinde yatarak kalmaksızın, günlük yaşamlarına devam ederken aldıkları psikolojik danışmanlık, ruh sağlığı veya tıbbi destek hizmetleridir.
Ambulatory Treatment
Hastanın yataklı bir klinik kuruma yatırılmaksızın, klinik veya muayenehane ortamında aldığı tıbbi veya psikolojik müdahale süreci.
Outpatient Services
Hastaların hastanede yatış yapmaksızın, klinik, muayenehane veya hastane ünitelerinde aldıkları tanı, tedavi ve takip hizmetleridir.
Differential Diagnosis
Benzer semptomlar gösteren iki veya daha fazla olası bozukluk ya da hastalığın, kritik bulguların karşılaştırılmasıyla birbirinden ayırt edilerek doğru tanının saptanması sürecidir.
Undifferentiated Somatoform Disorder
En az 6 ay süren, bilinen tıbbi bir durumla açıklanamayan ve bilerek uydurulmayan bir veya daha fazla fiziksel şikayetle karakterize, DSM-5'te kaldırılmış eski bir klinik tanı kategorisi.
Mirror Transference
Heinz Kohut'un öz benlik psikolojisinde, hastanın erken dönemdeki grandiyöz benliğini canlandırarak dışavurumcu davranışlarının terapist tarafından onaylanması veya onaylanmaması yoluyla sağlıklı benlik saygısı geliştirmesini hedefleyen bir aktarım türüdür.
Mirror Phase
Bebeğin 6 ila 18 aylık süreçte aynadaki yansımasını tanıması ve kendini özerk bir benlik olarak algılamaya başlamasını sağlayan gelişimsel aşama.
Mirror Technique
Psikoterapide danışanın duygulanım ve beden dilinin terapist tarafından yansıtılması ya da psikodramada yardımcı egonun danışanı taklit etmesiyle içgörü kazandıran müdahale.
Mirroring
Bir bireyin, karşısındakinin sözel, bedensel veya duygusal kalıplarını bilinçli veya bilinçdışı bir şekilde taklit ederek bağ kurma ve empati sağlama süreci.
Privilege
Bireylerin veya grupların belirli sosyal kimlik aidiyetleri nedeniyle sahip oldukları, kazanılmamış toplumsal avantajlar, dokunulmazlıklar ve gizlilik hakları bütünü.
Disjunctive Motivation
Kalıcı ve gerçek bir doyum aramak yerine, geçici veya ikame nitelikteki tatminlere yönelme eğilimi.
Separation Distress
Birincil bağlanma figürüyle temasın yitirilmesi veya bu olasılığın belirmesi durumunda bireyin deneyimlediği yoğun anksiyete, huzursuzluk ve psikolojik ıstırap.
Separation Anxiety Disorder
Bağlanma figürlerinden veya evden ayrılma durumunda ortaya çıkan, gelişimsel düzeyle uyuşmayan aşırı ve işlevsellik bozucu korku veya kaygı durumu.
Freedom To Withdraw
Araştırma katılımcılarının, herhangi bir cezai yaptırıma, dezavantaja veya baskıya maruz kalmaksızın çalışmadan istedikleri an çekilme hakkıdır.
İceberg Principle
Bir davranış ya da görüşün yalnızca yüzeye yansıyan kısmının, arkasındaki bütünsel motivasyonu açıklamaya asla yetmediğini; asıl dinamiklerin bilinçdışı veya gizil katmanlarda saklı olduğunu savunan analitik ilke.
Ayurveda
Hint alt kıtasında doğan, beden, zihin ve ruh bütünlüğünü hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde merkeze alan holistik geleneksel şifa sistemi.
Diminished Capacity
Sanığın, işlediği suçun gerektirdiği kasıt ve niyet (mens rea) oluşturma yeteneğinin zihinsel bir bozukluk ya da intoksikasyon nedeniyle sınırlandığını savunan hukuki ve psikolojik savunma mekanizması.
Diminished Responsibility
Suç failinin eylem sırasındaki zihinsel anomalileri nedeniyle tam cezai ehliyete sahip olmadığını savunan ve cezai sorumluluğu hafifleten bir hukuki savunma biçimi.
Azapirone
Prototipi buspiron olan, benzodiazepin yapısında olmayan ve serotonin 5-HT1A reseptörleri üzerinden anksiyolitik etki gösteren bir ilaç sınıfı.
Azathioprine
Bağışıklık sisteminin humoral ve hücresel yanıtlarını baskılayarak otoimmün süreçleri ve greft reddini durduran immünosüpresan farmakolojik ajan.
Minority Stress
Damgalanmış sosyal grupların üyelerinin maruz kaldığı olumsuz sosyal koşulların, önyargıların ve ayrımcılığın tetiklediği kronik fizyolojik ve psikolojik yük.
Saint Vitus’s Dance
Sydenham koresinin tarihsel adı olup, genellikle akut romatizmal ateşin komplikasyonu olarak ortaya çıkan, ani, istemsiz ve amaca yönelik olmayan kas spazmlarıyla karakterize nörolojik bir tablodur.
Azoospermia
Meni sıvısında canlı veya hareketli sperm hücrelerinin tamamen bulunmaması durumu.
Type B Personality
Düşük rekabetçilik düzeyi, düşük hayal kırıklığı reaktivitesi, sakin yaşam yaklaşımı ve saldırganlık ile düşmanlıktan yoksunlukla karakterize edilen kişilik örüntüsüdür.
B-motivation
Abraham Maslow'un hiyerarşisinde eksiklik gidermeye değil, bireyin potansiyelini gerçekleştirmesine ve kendini aşmasına dayanan üst düzey motivasyon türü.
Baah-ji
Amerikan Psikoloji Derneği (APA) sözlüğünde doğrudan kendi tanımı bulunmayıp, 'bah-tschi' maddesine yönlendirilen çapraz referans terimi.
Father Fixation
Psikanalitik kuramda bireyin psikoseksüel gelişim evrelerinde babaya karşı duyduğu anormal derecede güçlü ve çözümlenmemiş duygusal bağlanma durumu.
Father-ideal
Psikanalitik teoride, ebeveynlerle özdeşim yoluyla biçimlenen ego-idealinin baba bileşenidir.
Name-of-the-father
Jacques Lacan kuramında, bebeğin ilk kez Simgesel Düzene (Symbolic Order) adım attığı, anne ile çocuk arasındaki ikili hayali bağın kesintiye uğratıldığı evreyi temsil eden yapısal işlev.
Babor’s Type A–type B Distinction
Madde ve alkol bağımlılarını çocukluk risk faktörleri, başlama yaşı, psikopatolojik şiddet ve stres düzeylerine göre iki alt tipe ayıran ampirik bir sınıflandırma tipolojisidir.
Bad Trip
Klasik halüsinojenik maddelerin kullanımı sonrasında ortaya çıkan; yoğun anksiyete, panik, paranoid düşünceler ve algısal bozulmalarla karakterize akut disforik durum.
Bond
İki veya daha fazla birey arasında güven, ittifak ve karşılıklı çekim temeline dayanan, ilişkinin süreceğine dair beklenti barındıran sosyal ve duygulama dayalı bağlantı.
Addict
Madde kullanım bozukluğu, madde bağımlılığı veya kumar bozukluğu gibi kompulsif davranış örüntüleri geliştiren birey.
Dependent Personality Disorder
Bireyin erken yetişkinlik döneminde başlayan, kendi kararlarını alma kapasitesinden yoksunluk, başkalarının onay ve desteğine aşırı bağımlılık ve terk edilme korkusuyla karakterize küme C kişilik bozukluğu.
Addicted Athlete
Sportif performansı artırmak amacıyla madde kullanan ya da sportif aktiviteden yoksun bırakıldığında yoksunluk belirtileri gösteren bireydir.
Dependence
Bir nesnenin, değişkenin veya kişinin varlığını, işlevselliğini ya da kararlarını sürdürmek için başka bir unsura kaçınılmaz bir şekilde dayandığı durum.
Dependency Need
Şefkat, sevgi, barınma, fiziksel bakım ve güvenlik gibi, bireyin hayatta kalması ve gelişebilmesi için başkaları tarafından karşılanması zorunlu olan evrensel gereksinimlerdir.
Addictive Behavior
Bir maddenin kötüye kullanımına veya bağımlılılığına bağlı olan, bireyin yaşamını domine eden, sıklıkla saplantılı ve yıkıcı nitelikteki eylemlerdir.
Habit-forming Drug
Kötüye kullanım potansiyeli yüksek olan ve tekrarlayan kullanım sonucunda tolerans ile yoksunluk sendromuna yol açabilen farmakolojik ajan.
Addictive Personality
Bireylerin bir ya da birden fazla maddeye veya davranışa bağımlı olma olasılığını artırdığı öne sürülen, ancak ampirik olarak tekil bir yapı şeklinde desteklenmeyen hipoteze dayalı kişilik örüntüsü.
Addictive Drug
Madde bağımlılığı veya madde kullanım bozukluğu geliştirme olasılığı yüksek olan her türlü psikoaktif maddedir.
İndependent Practice Association (IPA)
Özel muayenehe hekimlerinin ön ödemeli sağlık planlarına toplu halde hizmet sunmak amacıyla oluşturduğu yasal ortaklık yapısı.
İndependent Living
Bir bireyin, başkalarının yardımına ihtiyaç duymaksızın kişisel bakım, ev idaresi ve mesleki görevler dahil olmak üzere günlük yaşam aktivitelerini kendi kendine yürütebilme becerisi ve bu felsefeyi savunan toplumsal hareket.
Center For Independent Living (CIL)
Engelli bireylerin toplumsal hayata tam katılımını, kendi kendine yeterliliğini ve hak temelli savunuculuğunu destekleyen, engelli yönetimli sivil toplum kuruluşları.
İndependent-living Program
Engelli bireylerin veya koruyucu aile sistemindeki gençlerin başkalarına bağımlı olmadan en yüksek kişisel işlevsellik düzeyine ulaşmalarını sağlayan topluluk temelli destek sistemidir.
Context Shifting
Konuşma veya terapi seansları sırasında, bireyin kaygı uyandıran veya tehdit edici konulardan kaçınmak için ani ve mantıksız bir şekilde konu değiştirmesi eğilimidir.
Decontextualization
Bir unsurun normal veya beklendik bağlamından, fiziksel ya da zihinsel çerçevesinden soyutlanması süreci.
Attachment Disorder
Bebeklik veya erken çocukluk döneminde bakım verenle kurulan ilişkideki ağır patolojileri ve sosyal etkileşim bozukluklarını tanımlayan klinik şemsiye terim.
Fear Of Commitment
Bireyin uzun süreli bir ilişkiye ya da eyleme taahhüt etme kararından duyduğu yoğun kaygı ve belirsizlik durumu.
Attachment Style
Bireylerin yakın ilişkiler bağlamında diğerleriyle ilişki kurarken sergiledikleri, öz-değer ve kişerarası güven tarafından güçlü biçimde şekillendirilen karakteristik kalıp.
Attachment-based İntervention
Ebeveynlerin çocuklarının bağlanma sinyallerini doğru algılama ve bu sinyallere zamanında ve uygun şekilde yanıt verme kapasitelerini artırarak güvenli bağlanma ilişkileri geliştirmeyi amaçlayan erken dönem klinik müdahale yaklaşımı.
Attachment And Biobehavioral Catch-up İntervention
Koruyucu aile yanındaki bebeklerin öngörülebilir kişilerarası çevreler aracılığıyla bağlanma ve öz-dügeleme kapasitelerini geliştirmeyi amaçlayan kanıta dayalı erken müdahale yaklaşımı.
B And D
Kapsamlı bir rızaya dayalı erotik uygulamalarda, fiziksel kısıtlayıcılık ile iktidar dinamiklerinin yönetilmesini ifade eden kısalık.
Liquidation Of Attachment
Pierre Janet tarafından tanımlanan, hastayı bağlandığı acı verici durumdan veya patolojik bağlardan coşkusal ve bilişsel olarak çözerek özgürleştirme süreci.
Bound Energy
Psikanalitik kuramda, egosentrik süreçlerin denetiminde dış gerçekliğe yönlendirilmiş ve ikincil süreçlerle ilişkili olan psikşik enerji türüdür.
Bah-tschi (bah-tsi; Baah-ji)
Tayland kültürüne özgü, latah sendromuna benzer klinik ve davranışsal belirtiler gösteren kültüre bağlı bir sendrom.
Horticultural Therapy
Fiziksel, zihinsel veya ruhsal rehabilitasyon amacıyla bahçecilik faaliyetlerinin ikincil bir müdahale olarak kullanılması.
Boarding Home
Kendi başına yaşam sürdüremeyen veya desteğe ihtiyaç duyan bireylere barınma, yemek ve gözetim sağlayan yatılı bakım tesisi.
Quality Of Care
Sağlık hizmetlerinin mesleki standartlara uygunluk derecesi ve arzu edilen klinik sonuçların elde edilme olasılığını artırma kapasitesi.
Continuum Of Care
Bireyin sağlık, ruh sağlığı ve sosyal hizmet ihtiyaçlarını ev, klinik veya toplum ortamında, değişen yoğunluk düzeylerine göre zaman içinde kesintisiz, kapsamlı ve entegre bir biçimde sunan yönetim modeli.
Caregiver
Bebekler, yaşlılar veya kronik rahatsızlığı olan bağımsızlığını yitirmiş bireylerin fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılayan profesyonel veyainformel destek sağlayıcı.
Caregiver Support
Bağımsız yaşam süremeyen bir bireye bakım veren kişilerin yükünü hafifletmek ve tükenmişliği önlemek amacıyla sunulan profesyonel ve toplumsal yardım ağlarının bütünü.
Caregiver Burden
Fiziksel veya zihinsel engelli bireylere bakan profesyonel olmayan kişilerin maruz kaldığı kronik stres ve psikolojik yıpranma durumu.
Continuity Of Care
Bir hastanın sağlık hizmeti süresince, farklı sağlayıcılar arasında ve zaman içinde aldığı bakımın kesintisiz, koordineli ve tutarlı bir şekilde yürütülmesini ifade eden klinik süreç.
Bacterial Endocarditis
Bakteriyel bir enfeksiyon nedeniyle kalbin iç zarının (endokardiyum) iltihaplanması ve kalp kapakçıklarının hasar görmesiyle karakterize klinik tablo.
Bacteremia
Kan dolaşımında canlı bakterilerin bulunması durumu.
Ballet Technique
Yapılandırılmış bir dans terapisi formu olarak kullanılan, bedensel farkındalığı, postüral hizalanmayı ve propriosepsiyonu geliştiren sistematik hareket disiplini.
Phlegmatic Type
Hipokrat ve Galen'in hümoral teorisine dayanan, vücutta balgam sıvısının baskın olduğu, genellikle sakin, ağırkanlı ve duygusal olarak mesafeli karakter yapısını tanımlayan orijinal anayasal tipoloji.
Bangungut
Genellikle genç ve sağlıklı Filipinli erkeklerde görülen, uykuda korkunç bir kabus esnasında çığlık atma veya inleme ile karakterize ve ani ölümle sonuçlanan kültüre özgü bir sendromdur.
Bath Therapy
Tedavisel amaçlı su içine daldırma yöntemlerinin tamamını kapsayan fiziksel müdahale biçimi.
Baquet
Franz Anton Mesmer'in hayvansal mıknatısılık teorisi kapsamında histerik semptomları tedavi etmek için kullandığı, içinde su, demir tozu ve şişeler bulunan metal çubuklu tarihi tedavi küveti.
Bar Reflex
Yatar pozisyondaki bir bireyin bir bacağının yanal veya dikey hareketini, diğer bacağın istemsiz ve benzer bir hareketle takip etmesiyle karakterize patolojik bir bulgudur.
Barbiturate
Merkezi sinir sistemini baskılayarak anksiyolitik, sedatif ve hipnotik etkiler yaratan, barbitürik asit türevi ilaç sınıfıdır.
Bardet–biedl Syndrome (BBS)
Retinal dejenerasyon, obezite, polidaktili, hipogonadizm ve zihinsel gelişim geriliği ile karakterize otozomal resesif geçişli genetik bir bozukluktur.
Barefoot V. Estelle
ABD Yüksek Mahkemesi'nin, bir sanığın gelecekte suç işleme tehlikesinin (future dangerousness) muayene edilmeksizin psikiyatristler tarafından mahkemede öngörülebileceğini ve bu ifadelerin delil olarak kabul edilebileceğini onayladığı 1983 tarihli dönüm noktası niteliğindeki dava.
Shelter Care
Soruşturma ve yerleştirme süreçleri bekletilen çocukların geçici bakımı için fiziksel kısıtlamalar barındırmayan alternatif bakım tesislerinin sağlanması.
Bariatrics
Obezitenin etiyolojisini, önlenmesini, medikal ve cerrahi tedavisini inceleyen tıp dalıdır.
Baryphony
Kalın, ağır ve boğuk ses kalitesiyle karakterize edilen konuşma bozukluğu.
Bariatric Surgery
Şiddetli obeziteyi yönetmek ve buna eşlik eden sağlık sorunlarını iyileştirmek amacıyla mide kapasitesini sınırlayan ve/veya emilimi değiştiren cerrahi prosedürlerin bütünü.
Bowel Disorder
İnce veya kalın bağırsağın işlevselliğini etkileyen, sıklıkla stres ve kaygı yanıtı olarak ortaya çıkan her türlü klinik rahatsızlık.
Barthel Index
Bireylerin günlük yaşam aktivitelerini bağımsız olarak gerçekleştirme becerisini değerlendiren 10 maddelik standart bir işlevsel durum ölçüm aracıdır.
Bartley V. Kremens
Anne ve babaları tarafından ruh sağlığı tesislerine yatırılan çocuklara hukuki temsil ve yasal süreç güvencesi sağlayan 1976 tarihli dönüm noktası niteliğindeki mahkeme kararı.
Decubitus Ulcer
Uzun süreli basınca maruz kalan cilt ve cilt altı dokularda, özellikle kemik çıkıntısı üzerindeki bölgelerde gelişen iskemi tabanlı doku nekrozudur.
BASIC ID
Multimodal terapinin temelini oluşturan ve bireyin insan deneyimini yedi farklı boyutta ele alan kapsamlı bir klinik değerlendirme ve müdahale çerçevesidir.
Bedsore / Pressure Ulcer
🔹 1. (bedsore): Uzun süreli basınç altında kalan cilt ve cilt altı dokularda, özellikle kemik çıkıntısı üzerindeki bölgelerde gelişen iskemi kaynaklı doku harabiyeti. 🔹 2. (pressure ulcer): Sınırlı hareket kabiliyetine sahip bireylerde, uzun süreli mekanik basınç nedeniyle cildin ve altındaki dokuların hasar görmesiyle oluşan lokalize nekroz alanı.
BNSQ
İskandinav ülkelerinde geliştirilen ve uyku kalitesi, uyku alışkanlıkları ile uykusuzluk semptomlarını değerlendirmede kullanılan standartlaştırılmış öz-bildirim ölçeğidir.
Simple Schizophrenia
Sanrılar veya halüsinasyonlar gibi belirgin psikotik belirtiler olmaksızın, sinsi bir başlangıçla gelişen sosyal geri çekilme, irade kaybı ve duygusal küntlükle karakterize klinik tablo.
Simple Stepfamily
Ebeveynlerden yalnızca birinin önceki evliliğinden veya ilişkisinden olan bir ya da birden fazla çocuğu yeni aile birimine getirdiği üvey aile türüdür.
Duress / Pressure
🔹 1. (duress): Bireyleri kendi iradelerine aykırı davranmaya veya konuşmaya zorlayan fiziksel ya da psikolojik tehdit ve eylemler bütünü. 🔹 2. (pressure): Bir yüzeye uygulanan fiziksel kuvvet veya bireyin düşünmesi, hissetmesi ya da davranması yönünde maruz kaldığı aşırı veya stresli talepler bütünü.
Coercive Behavior
Bireylerin iradesini kırmak ve kendi isteklerini zorla kabul ettirmek amacıyla uygulanan, sıklıkla ailevi bağlılık veya ebeveynlik gibi masum kisveler altında gizlenen psikolojik veya davranışsal manipülasyon.
Suppressive Therapy
Danışanın sıkıntı veren deneyimlerini ve duygularını ifade etmek yerine, mevcut savunma mekanizmalarını güçlendirmeyi amaçlayan bir psikoterapi yaklaşımı.
Pressured Speech
Hipomanik veya manik ataklar bağlamında ortaya çıkan, hızlanmış, genellikle durdurulması güç ve kontrol edilemeyen konuşma örüntüsüdür.
Repressive Coping Style
Bireylerin yaşamdaki zorlukları ve talihsizlikleri küçümseyerek yapay derecede olumlu bir benlik algısı sürdürmesiyle karakterize edilen savunmacı bir başa çıkma örüntüsüdür.
Repression
Acı veren deneyimlerin, kabul edilemeyen dürtülerin ve tehdit edici anıların bilinçten uzaklaştırılarak bilinçdışında tutulmasını sağlayan temel psikodinamik savunma mekanizması.
Repression Resistance
Psikanalizde, kabul edilemeyen dürtülerin bilince çıkmasını engellemek amacıyla hastanın sergilediği ego savunma mekanizması direnci.
Repression–sensitization
Tehdit edici uyarıcılara karşı geliştirilen yaklaşma ve kaçınma tepkilerini içeren savunma mekanizmaları sürekliliği.
Headache
Kranial bölgede, kafa derisinde, meninkslerde veya boyun kaslarında ortaya çıkan, farklı etiyolojik kökenlere sahip yaygın bir algsal rahatsızlık.
Headache Diary
Bireyin baş ağrısı ataklarının tarihini, süresini, şiddetini, olası tetikleyicilerini ve kullanılan tedavilerin etkinliğini sistematik olarak kaydettiği elektronik veya yazılı form.
Head Rolling
Çocukların genellikle uykuya dalmadan önce başlarını bir yandan diğer yana tekrarlayıcı ve ritmik bir şekilde hareket ettirmesiyle karakterize motor bir davranıştır.
Coping
Bireyin kapasitesini zorlayan veya aşan stres faktörleriyle baş etmek, çevresel talepleri yönetmek ve duygusal yükü hafifletmek amacıyla devreye soktuğu bilinçli ya da istemsiz bilişsel ve davranışsal stratejiler bütünü.
Coping-skills Training
Bireylerin stresli, kaygı verici veya travmatik durumlarla başa çıkma kapasitesini artırmak amacıyla tasarlanan bilişsel, davranışsal ve duyuşsal müdahale programıdır.
Coping Behavior
Stresli veya tehditkar durumlarla başa çıkmak için sergilenen, karakteristik ve sıklıkla otomatikleşmiş eylemler bütünü.
Coping İmagery
Kaygı uyandıran durumların kontrolünde başarıyla kullanılmış zihinsel sahnelerin, derin gevşeme eşliğinde sistematik olarak canlandırıldığı bir duyarsızlaştırma tekniğidir.
Coping Mechanism
Stresli bir deneyim veya durum sırasında gerilimi ve kaygıyı azaltan her türlü bilinçli veya bilinçdışı uyum sağlama ya da adaptasyon süreci.
Coping Style
Bireyin stres, kaygı uyandıran durumlar veya krizler karşısında sergilediği tutarlı ve karakteristik tepki biçimi.
Coping Strategy
Stresli veya nahoş durumlarla başa çıkmak ya da bu durumlara verilen tepkileri değiştirmek için devreye sokulan bilinçli eylemler dizisi veya düşünce süreçleridir.
Ways Of Coping Questionnaire (WAYS)
Yetişkinlerin günlük yaşamdaki stresli durumlarla başa çıkmak için başvurdukları bilişsel ve davranışsal stratejileri belirlemek amacıyla geliştirilmiş 66 maddelik öz-bildirim ölçeği.
Achievement Ethic
Hem mesleki hem de boş zaman etkinliklerinde yüksek düzeyde başarı ve yetkinlik talep eden bireysel veya kültürel norm.
Fear Of Success
Bireyin hedeflerine ulaşmaktan, yeteneklerini tam anlamıyla ortaya koymaktan veya toplumsal başarı elde etmekten kaçınmasıyla karakterize edilen psikolojik direnç durumu.
Fear Of Failure
Kişinin gerek kendi koyduğu gerekse başkaları tarafından dayatılan standartları karşılayamayacağına dair deneyimlediği sürekli ve irrasyonel kaygı durumu.
Not Otherwise Specified (NOS)
DSM-IV-TR döneminde, bir hastanın semptomları belirli bir bozukluk kategorisinin genel çerçevesine uysa da tam tanı kriterlerini karşılamadığı durumlarda kullanılan geniş kapsamlı tanı kategorisi.
Baseline Assessment
Bir müdahale, tedavi veya deneysel manipülasyon öncesinde bireyin durumunu (yetenek düzeyi, psikolojik iyilik hali vb.) saptamak amacıyla gerçekleştirilen ilk ölçüm süreci.
İnitial İnsomnia
Uykuya dalmada yaşanan kronik veya akut güçlük; bireyin yatakta uykuya geçiş süresinin normatif sınırların çok üzerine çıkması durumu.
Age Of Onset
Bir bireyde bir hastalığın, bozukluğun veya ilgili semptomların ilk kez ortaya çıktığı kronolojik yaş dönemi.
Presenting Symptom
Danışan veya hastanın profesyonel yardım aramasının ana gerekçesi olarak klinisyene bildirdiği ilk ve en belirgin belirti ya da sorundur.
Non-western Therapies
Bireyciliği ve katı özerkliği ikinci plana iterek bedeni ve varlıklar arası karşılıklı bağımlılığı vurgulayan, geleneksel Batı tedavi biçimlerine alternatif veya tamamlayıcı yaklaşımlar.
Batson V. Kentucky
Jüri seçimi sırasında savcıların ırksal temelde jüri üyesi elemesini anayasaya aykırı bularak yasaklayan dönüm noktası niteliğindeki ABD Yüksek Mahkemesi kararı.
BWS
Uzun süreli fiziksel, cinsel veya psikolojik şiddete maruz kalan kadınlarda gelişen, çaresizlik, travma sonrası stres ve özsavunma tepkilerini içeren klinik bir örüntüdür.
Faintness
İşitsel uyaranlarda ses yüksekliği, netlik veya yoğunluk eksikliği ile ani baş dönmesi ve güçsüzlük hissi.
Knockout Drops
Kloral hidrat ve alkol karışımını tanımlayan halk arasındaki isim olup, gizlice verilerek ani bilinç kaybı yaratmak amacıyla kullanılan erken dönem bir kimyasal maddedir.
Bayley Scales Of Infant And Toddler Development
1 ila 42 aylık bebeklerin ve küçük çocukların gelişimsel durumunu standardize edilmiş uyaranlar ve görevler aracılığıyla değerlendiren kapsamlı klinik batarya.
BDSM
Bağlama-disiplin, egemenlik-boyun eğme ve sadizm-mazoşizm unsurlarını içeren, müzakere edilmiş rızaya, güvenliğe ve karşılıklı anlaşmaya dayalı erotik uygulamalar ve kimlikler bütünü.
Doll Play
Oyun terapisinde çocukların duygularını dışa vurması, duygusal ihtiyaçlarını yansıtan hikayeler canlandırması ve aile ilişkilerini ortaya koyması için bebeklerin ve figürlerin kullanıldığı projektif teknik.
İnfant And Preschool Tests
Yeni doğan bebeklerin ve okul öncesi dönemdeki çocukların gelişimsel süreçlerini bireysel olarak değerlendirmek amacıyla tasarlanmış standartlaştırılmış psikometrik araçlar.
Feeding Disorder Of İnfancy Or Early Childhood
Genellikle yaşamın ilk yılında ortaya çıkan, en az 1 ay süresince yeterli beslenememe ve buna bağlı olarak anlamlı kilo kaybı veya kilo alımında duraksama ile karakterize gelişimsel bir durum.
Feeding And Eating Disorders Of İnfancy Or Early Childhood
Genellikle bebeklik, çocukluk veya ergenlik döneminde ilk kez teşhis edilen patolojik beslenme ve yeme davranışlarını kapsayan eski tanı kategorisi.
BAI
Bireylerin yaşadığı anksiyete belirtilerinin şiddetini ve fiziksel uyarılmışlık düzeyini belirlemek amacıyla kullanılan, 21 maddeden oluşan öz-bildirim ölçeğidir.
Beck Anxiety Inventory (BAI)
Yetişkinlerde kaygı şiddetini değerlendiren ve anksiyete belirtilerini depresyondan ayırt etmek amacıyla Aaron T. Beck tarafından geliştirilen 21 maddelik öz-bildirim ölçüm aracıdır.
Beck Depression Inventory (BDI)
Ergenlerde ve yetişkinlerde depresif belirtilerin şiddetini değerlendirmek için geliştirilmiş, 21 maddeden oluşan öz bildirim ölçeği.
Beck Scale For Suicide Ideation (BSS)
İntihar riski taşıyan bireylerde, kişinin intihar niyetinin derinliğini, ciddiyetini ve ayrıntılı değerlendirme gereksinimini ölçmek amacıyla geliştirilmiş klinik öz-bildirim ve derecelendirme aracı.
Beck Therapy
Bireylerin işlevsel olmayan düşünce kalıplarını ve inançlarını değiştirmeyi amaçlayan, bilişsel model üzerine kurulu kanıta dayalı bir psikoterapi yaklaşımı.
Beck Hopelessness Scale (BHS)
Bireyin geleceğe yönelik tutumlarını, motivasyon kaybını ve beklentilerini değerlendirerek intihar riskini öngörmek amacıyla geliştirilmiş, 20 maddelik doğru-yanlış formatındaki öz-bildirim ölçeğidir.
Beckwith–wiedemann Syndrome
Makroglossi, omfalosel, visseromegali ve hipoglisemi ile karakterize, kromozom 11p15 bölgesindeki epigenetik ve genetik bozukluklardan kaynaklanan konjenital bir aşırı büyüme sendromudur.
Body Distortion
Bireyin kendi beden boyutlarını, şeklini veya yapısal bütünlüğünü nesnel gerçeklikten tamamen kopuk, çarpıtılmış bir biçimde algılaması durumu.
BIA
Bireyin kendi bedenini zihinsel olarak nasıl algıladığını, boyutlandırdığını ve bu bedensel görünüme karşı geliştirdiği duygusal tepkileri ölçmeye yarayan sistematik yöntemler bütünü.
Size Discrimination
Bireylerin fiziksel boyutları veya kiloları nedeniyle eşitsiz, önyargılı ve dezavantajlı muamele görmesi durumu.
Body Cognitions
Bireyin kendi dış görünüşünün özelliklerine yönelik sahip olduğu inanç, tutum ve zihinsel değerlendirmelerdir.
Amputee İdentity Disorder / BIID
🔹 1. (amputee identity disorder): Bireyin sağlıklı bir uzvunu, genellikle bir bacağı veya kolu, yabancı bir nesne olarak algılaması ve bu uzuvdan cerrahi yolla kurtulma yönünde karşı konulamaz bir arzu duyduğu nadir bir psikiyatrik durumdur. 🔹 2. (BIID): Bireyin sağlıklı bir uzvunu veya duyusunu yabancı bir unsur olarak algılaması ve bu uzuvdan cerrahi yolla kurtulma konusunda karşı konulamaz, yoğun bir istek duyduğu nadir bir psikopatolojik durumdur.
Body İntegrity İdentity Disorder (BIID)
Sağlıklı bir uzvun yabancı bir unsur olarak algılanması ve kişinin o uzvun kesilmesi veya işlevsiz hale getirilmesi yönünde yoğun, karşı konulamaz bir arzu duyduğu nadir bir durumdur.
Bodywork
Psikoterapiyi desteklemek amacıyla önerilen; masaj, hareket ve dokunma temelli egzersizleri içeren tamamlayıcı bir müdahale yöntemidir.
Disfigurement
Yüzün veya bedenin görünümünü ciddi şekilde zedeleyen; yanıklar, yaralanmalar, ameliyatlar ya da konjenital anomalilerden kaynaklanan kalıcı kusur.
Body Dysmorphic Disorder (BDD)
Bireyin fiziksel görünümündeki hayali bir kusurla aşırı zihinsel meşguliyet yaşaması veya hafif bir bedensel anomalisiyle ilgili orantısız düzeyde kaygı duymasıyla karakterize ruhsal bozukluk.
Body Dysmorphia
Kişinin dış görünüşündeki hayali veya çok hafif bir kusuru abartılı bir şekilde zihnine takıntı haline getirmesi ve bu durumun nesnel gerçeklikle bağdaşmaması durumu.
Body Ego
Klasik psikoanalitik kurama göre egonun, bedenin öz-algısından türeyen ve benliğin tüm algı, duyum ve tasarımlarının etrafında kümelendiği ilk çekirdeğidir.
Body Memory
Travmanın kelimeler veya görsel imgeler olmaksızın; ağrı, uyarılma, gerginlik veya fiziksel rahatsızlık şeklinde duyusal ve bedensel olarak yeniden deneyimlenmesidir.
Body İdeal
Bir kültürün ve medya mecralarının, yaş, cinsiyet ve ırk faktörlerine göre en çekici veya en uygun olarak lanse ettiği kültürel beden formudur.
Body-image Distortion
Bireyin kendi fiziksel görünümüne, beden büyüklüğüne veya hareketine dair öznel zihinsel temsilinde ve algısında meydana gelen ciddi sapma.
Body Image Assessment (BIA)
Bireylerin kendi beden yapılarını algılayış biçimini ve idealize ettikleri form arasındaki uyumsuzluğu, kademeli olarak artan silüetler aracılığıyla ölçümleyen klinik değerlendirme aracı.
Body-image İdeals
Bireyin çeşitli beden özellikleri için belirlediği optimal görünüm standartları; mevcut fiziksel özellikler ile zihinsel olarak içselleştirilmiş kusursuzlaştırılmış kalıplar arasındaki sapmayı ifade eder.
Body-image Avoidance
Bireyin kendi dış görünüşüne duyduğu aşırı hoşnutsuzluğu gizlemek amacıyla sergilediği sosyal ortamlardan kaçınma ve bol giysilerle vücudu örtme gibi davranışsal tepkileridir.
Body İmage
Bireyin kendi bedeni bütününe dair oluşturduğu zihinsel resim; fiziksel özelliklerin algısı ile bu özelliklere karşı geliştirilen tutum ve duyguların bütünü.
BMI
Bir bireyin vücut ağırlığının boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle hesaplanan ve vücuttaki yağ oranı hakkında dolaylı bir fikir veren antropometrik ölçüm.
Body Mass İndex (BMI)
Vücut ağırlığının boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle elde edilen ve bireyin adipozite (yağ dokusu) oranını dolaylı olarak değerlendirmede kullanılan yaygın bir antropometrik ölçüttür.
Body Narcissism
Bireyin kendi bedenine ve erojen bölgelerine aşırı düzeyde odaklanması, hayranlık duyması ya da takıntılı bir biçimde meşgul olması durumu.
Body-size Overestimation
Bireyin bel, kalça veya uyluk gibi belirli vücut özelliklerinin boyutlarını, nesnel ölçüm değerleriyle uyuşmayacak şekilde aşırı büyük algılama eğilimidir.
Body Esteem
Bireyin vücudunun farklı bölümlerine ve bu bölümlerin görünümüne yönelik sahip olduğu olumlu değerlendirme ve tutum derecesidir.
Body Boundaries
Bir bireyin kendi fiziksel bedeninin hatlarını, dış dünya ile arasındaki ayrımı ve sınırları algılama biçiminin kesinliği veya belirsizliği.
Body Therapies
Beden manipülasyonu, gevşeme, masaj, solunum egzersizleri ve postür düzenlemeleri yoluyla psikolojik gerilimleri hafifletmeyi amaçlayan fiziksel terapi grubu.
Corporeal / Corporal
🔹 1. (corporeal): Rölatif veya tinsel olandan farklı olarak, maddeye dayalı, somut ve fiziksel nitelik taşıyan durum. 🔹 2. (corporal): Doğrudan bedene ait olan, fiziksel veya bedensel varlıkla ilişkili durumları ifade eden sıfat.
Corporal Punishment
Bir bireyin davranışını düzeltmek veya kontrol etmek amacıyla, yaralanmaya yol açmaksızın acı veren fiziksel gücün kasıtlı olarak uygulanması.
Body Disfigurement
Konjenital malformasyonlar, fiziksel yaralanmalar veya bireyin bütünlüğünü bozan hastalık süreçleri sonucunda ortaya çıkan nesnel görünüm bozukluğu.
Bedlam
Tarihsel olarak Londra'daki bir akıl hastanesine atfedilen, günümüzde ise kontrol edilemez vahşi karışıklık, kargaşa ve taşkınlık durumlarını tanımlamak için kullanılan terim.
Celibacy / Virginity
🔹 1. (celibacy): Evlenmemiş olma durumu ve özellikle dini veya tinsel bir adak gereği cinsel etkinlikten kaçınma hali. 🔹 2. (virginity): Bir bireyin henüz cinsel ilişkiye girmemiş olma durumu.
Fornication
Evli olmayan iki birey arasında gerçekleşen rızaya dayalı cinsel ilişkiyi tanımlayan sosyolojik ve hukuki terim.
Waiting-list Phenomenon
Psikoterapi veya danışmanlık için bekleme listesinde yer alan bir bireyde, henüz herhangi bir aktif tedavi müdahalesi almamış olmasına rağmen semptomlarında gözlenen ani ve olağan dışı iyileşme durumu.
Wait-list Control Group
Araştırma süresince müdahale almayan ancak deney grubunun tedavisi tamamlandıktan sonra aynı müdahaleyi almak üzere sıraya konulan katılımcılardan oluşan kontrol grubudur.
Anticipatory Anxiety
Olası olumsuz sonuçlar, tehlikeler veya sosyal değerlendirmeler barındıran gelecekteki bir durum ya da olay nedeniyle yaşanan yoğun endişe, kaygı ve buna eşlik eden somatik gerginlik durumudur.
Anticipatory Nausea
Kemoterapi seansından hemen önce veya tedavi odasının kokusu ve görüntüsü gibi çevresel tetikleyicilerle karşılaşılması sonucunda ortaya çıkan, henüz ilaçlar vücuda verilmeden tetiklenen bulantı durumu.
Anticipatory Pleasure
Amaca yönelik davranışlarda, istenen sonuçlara ulaşılacağına ve yakında ödüllendirileceğine dair bilincin yarattığı motivasyonel ve duygusal tatmin.
Anticipatory Grief
Sevilen bir kişinin yakın zamanda öleceği beklentisiyle yaşanan yoğun keder ve kaygı durumu.
Slipped Disk
Omurgalar arası disklerin lifli dış tabakasının zayıflayarak jelatinimsi merkezinin dışarı taşması ve çevredeki sinir köklerine baskı yapması durumudur.
İdentified Patient
İşlevsiz bir aile sisteminde, tüm grubun patolojisini ve bastırılmış çatışmalarını kendi üzerindeki semptomlarla dışa vuran ve genellikle ailenin geri kalanı tarafından tedaviye yönlendirilen aile bireyi.
Ambiguous Genitalia
Dış üreme organlarının erkek veya dişi olarak tam olarak farklılaşmamış olduğu, iç cinsiyet organları veya genetik cinsiyet ile uyumsuzluk gösterebildiği konjenital durum.
İndeterminate Sentencing
Hakimin mahkuma sabit bir süre yerine belirli bir zaman aralığı (örneğin 5 ila 10 yıl arası) hapis cezası vermesini öngören yasal uygulamadır.
Ambiguity Scale
Bireylerin belirsizliğe, muğlaklığa ve net olmayış durumlarına karşı gösterdikleri tolerans veya intolerans düzeylerini değerlendirmek amacıyla kullanılan psikometrik soru formu.
Ambiguity Tolerance
Bireyin çelişkili, muğlak veya birden fazla yoruma açık durumları psikolojik sıkıntı yaşamadan kabullenme ve bu koşullar altında işlevselliğini sürdürebilme kapasitesi.
Marker
Belirli bir durumun, patolojinin, genetik varyasyonun veya biyolojik sürecin varlığını saptamaya yarayan saptanabilir gösterge.
Manifestation
Fiziksel veya psikolojik bir durumun gözlemlenebilir dışavurumu, belirtisi ya da göstergesi.
Symptom Substitution
Psikanalitik kuramda, tedavi sonucunda ortadan kalkan bir belirtinin yerine, temel bilinçdışı çatışma çözülmediği için yeni bir belirtinin ortaya çıkması durumu.
Manifest Anxiety
Psikanalitik kuramda, bastırılmış duygusal çatışmaların veya bilinçdışı tasarımların dış dünyada açıkça gözlemlenebilen fiziksel ve davranışsal belirtilerle kendini göstermesi durumu.
Unspecified Mental Retardation
Bireyin entelektüel gelişim bozukluğuna sahip olduğu varsayıldığı ancak aşırı düzeyde işlevsellik kaybı veya değerlendirme sürecine katılamama nedeniyle standart testlerle ölçülemediği durumlarda kullanılan tarihsel ve dışlayıcı klinik tanı kategorisi.
Bell’s Mania
Yüksek ateş, deliryum ve ölümcül olabilen aşırı bitkinlikle karakterize, şiddetli ve akut bir katatoni / mani varyantıdır.
Belladonna Delirium
Atropin ve skopolamin gibi belladonna alkaloidlerinin merkezi sinir sistemi üzerindeki antikolinerjik etkilerine bağlı olarak gelişen akut konfüzyonel durum.
Belladonna Poisoning
Ölümcül yabancı ot (Atropa belladonna) meyvelerinin yutulmasıyla ortaya çıkan; parasempatik sinir sisteminin felç olması, görsel hallüsinasyonlar ve ağır dezoryantasyonla karakterize akut toksik klinik tablo.
Memory İmpairment / Memory Disorder
🔹 1. (memory impairment): Bir bellek bozukluğuyla ilişkili olarak ortaya çıkan, bilginin kodlanması, depolanması veya hatırlanması süreçlerindeki işlev kaybı. 🔹 2. (memory disorder): Bilgiyi kodlama, saklama veya geri çağırma yeteneğindeki her türlü işlevsel bozulma.
I Statement
Bireyin karşısındaki kişiyi suçlamak yerine, kendi duygularına, düşüncelerine ve yaşanan durumun üzerindeki etkilerine odaklanarak iletişim kurmasını sağlayan bir stratejidir.
I–ıt
Bir öznenin, diğer bir insanı veya nesneyi karşılıklı insani bağdan yoksun, yalnızca araçsal bir amaç için kullanılan kişiselleştirilmemiş bir nesne ('O') olarak konumlandırdığı ilişki biçimidir.
I–thou
Bir bireyin karşısındaki özneden bağımsız bir nesne olarak değil, eşsiz, bütünsel ve özerk bir varlık (Sen) olarak bağ kurduğu, tam empati ve dönüştürücü karşılaşma içeren ilişkisel durum.
Egoistic Suicide
Émile Durkheim'ın sosyolojik intihar tipolojisinde yer alan; bireyin toplumsal gruplardan soyutlandığı, aidiyet hissinin zayıfladığı ve aşırı bireyselleşme nedeniyle yaşamın anlamını yitirdiği durumlarda gerçekleşen intihar türü.
Selfishness
Başkalarının dezavantajına veya hak kayıplarına yol açma pahasına, aşırı veya yalnızca kendi çıkarlarını gözeterek hareket etme eğilimi.
Disorders Of The Self
Heinz Kohut'un öz psikolojisi kuramında, ötekilerin (özellikle ebeveynlerin) bireyin gelişimsel ihtiyaçlarına yetersiz empatik yanıt vermesi sonucu ortaya çıkan narsistik patolojiler bütünü.
İntegrity Versus Despair
Erik Erikson'un psikososyal gelişim kuramının ileri yaş dönemini kapsayan sekizinci ve son evresidir; bireyin geçmiş yaşamının muhasebesini yaparak ya tatmin ve huzura (benlik bütünlüğü) ya da pişmanlık ve korkuya (umutsuzluk) ulaşmasını ifade eder.
Self-discrepancy
Bireyin benlik kavramının farklı boyutları, özellikle de gerçek benliği ile ideal ya da olması gereken benliği arasındaki bilişsel uyumsuzluk ve çatışma halidir.
Sense Of Self
Bir bireyin kimlik, benzersizlik ve öz-yönelim hissinin bütüncül öznesi olma durumu.
Self-extension
Gordon Allport'un kişilik gelişim kuramında, çocuğun yaklaşık 4 yaşından itibaren nesneleri, kişileri ve soyut kavramları kendi benlik kavramına dahil etme yeteneğini kazandığı erken dönem evresi.
Self-ideal
Bireyin sahip olmak istediği, ulaşmayı arzuladığı ve kendine örnek aldigi nihai kişilik ve karakter özelliklerinin zihinsel modeli.
Self-concept Test
Bireylerin kendi tutumlarını, değerlerini, hedeflerini, beden algılarını ve kişisel yetkinliklerini nasıl değerlendirdiklerini ölçen yapılandırılmış kişilik değerlendirme aracı.
Self-esteem Stability
Benlik saygısının tipik veya temel düzey etrafında gösterdiği kısa vadeli dalgalanmaların büyüklüğünü ifade eden psikolojik yapı.
Egotism
Aşırı kibir, kendini beğenmişlik ve kişinin kendi önemine aşırı derecede odaklanması durumu.
Benzedrine
Levoamfetamin ve dekstroamfetamin karışımı olan rasemik amfetaminin tescilli ticari adı.
Gasoline İntoxication
Benzin buharının solunmasıyla tetiklenen; öforik bir tepki, merkezi sinir sistemi baskılanması ve çeşitli somatik bozukluklarla karakterize klinik tablo.
Benzodiazepine
Merkezi sinir sistemi aktivitesini baskılayan, anksiyolitik, sedatif ve miyorelaksan etki gösteren psikoaktif ilaç sınıfıdır.
Benzodiazepine Antagonist
GABAA reseptör kompleksindeki benzodiazepin bağlanma bölgesine etki ederek bu maddelerin bağlanmasını ve etkilerini önleyen farmakolojik ajan.
Benztropine
Konvansiyonel antipsikotik ilaçların yol açtığı ekstrapiramidal yan etkilerin tedavisinde ve Parkinson hastalığında destekleyici olarak kullanılan antikolinerjik bir ajandır.
Clear Sensorium
Bireyin bilinç durumunun tam yerinde, uyanık, oryante ve duyusal uyaranları eksiksiz işleyebilir durumda olduğunu belirten klinik durum.
Berserk
Yıkıcı, kontrol edilemez bir şiddet eylemi içinde olma veya aşırı ve fevri bir öfke nöbeti geçirme durumunu tanımlayan arkaik bir sıfat ve isim.
Food Allergy
Bağışıklık sisteminin belirli bir besin proteinine karşı aşırı antikor üretmesiyle tetiklenen, hafif deri döküntülerinden ölümcül anafilaksiye kadar varabilen immünolojik aşırı duyarlılık.
Food Faddism
Yiyeceklerin ve beslenmenin sağlık üzerindeki etkilerine dair abartılı, bilimsel temelden yoksun ve genellikle hatalı inançlara dayanan, katı beslenme pratikleridir.
Dietary Supplement
Bireyin günlük diyetindeki besin içeriğini zenginleştirmek amacıyla oral yoldan alınan vitamin, mineral, bitkisel özler ve biyoaktif maddeler içeren ürünlerdir.
Nutritional Disorder
Yetersiz, dengesiz veya aşırı beslenme (malnütrisyon) sonucunda ortaya çıkan fiziksel veya psikolojik tıbbi durumların genel adıdır.
Feeding Problem
Çocukluk çağında görülen, yemek yemeyi reddetme, yetersiz veya tek tip beslenme ya da alınan gıdayı bünyede tutamama ile karakterize davranışsal bozukluk.
Nutritional Rehabilitation
Yetersiz beslenme, malnütrisyon veya yeme bozukluklarının yol açtığı fizyolojik yıkımı tersine çevirmeyi amaçlayan, yaşam bulgularının ve elektrolit seviyelerinin titizlikle izlendiği klinik müdahale programı.
Zooerasty (zooerastia)
İnsanın bir hayvanla cinsel ilişkiye girmesi ya da cinsel uyarılma için hayvanları tercih etmesi durumu.
Beta Alcoholism
E.M. Jellinek'in alkolizm türolojisinde, fiziksel ve psikolojik bağımlılık gelişmeksizin, kültürel alışkanlıklar ve aşırı tüketim nedeniyle poliklinik komplikasyonların (örn. siroz, gastrit) görüldüğü alkolizm alt tipidir.
Beta Blocker
Sempatik sinir sistemindeki beta-adrenerjik reseptörleri rekabetçi bir şekilde bloke ederek adrenalin ve noradrenalin etkilerini baskılayan farmakolojik ajan sınıfı.
Beta-glucuronidase Deficiency
Kompleks karbonhidratların yıkımında görev alan beta-glukuronidaz enziminin yetersizliği ile karakterize, iskelet malformasyonları ve entelektüel gelişim bozukluğuna yol açan nadir bir lizozomal depolama hastalığıdır.
Bethanechol
Alt motor nöron hastalıkları ve cerrahi/doğum sonrası idrar retansiyonunda işeme fonksiyonunu uyarmak için kullanılan seçici bir kolinerjik ilaç.
Descriptive Responsibility
Bir sanığın yasadışı bir eylemi fiilen gerçekleştirdiğine dair nesnel yargı; cezai sorumluluktan hukuki veya olgusal temelde ayrılır.
Descriptive Approach
Psikolojik olguları, yapıları veya klinik belirtileri altta yatan nedenleri varsaymaksızın, yalnızca gözlemlenebilir ve ölçülebilir nitelikleriyle ayrıntılı biçimde tasvir eden bilimsel yönelim.
Whiteout Syndrome
Kutup kaşifleri veya dağcilar gibi, uzun süre monoton, uyarıcıdan yoksun ve tamamen beyaz bir çevrede kalan bireylerde gelişen geçici psikotik durum.
White-collar Crime
Yüksek sosyal statüye ve saygınlığa sahip bireylerin, mesleki faaliyetleri sırasında işledikleri şiddet içermeyen ve fırsatçı mali suçlar.
Brain Disease
Beyin dokusunda hasara yol açan her türlü dejeneratif, metabolik ve bulaşıcı nitelikteki patolojik durum.
Brain Death / Cerebral Death
🔹 1. (brain death): Beyin ve beyin sapı fonksiyonlarının tamamının, travma veya hipoksi gibi nedenlerle kalıcı ve geri dönüşsüz olarak durması durumu. 🔹 2. (cerebral death): Beyin sapı fonksiyonları dahil olmak üzere tüm serebral ve serebellar işlevlerin geri dönüşsüz olarak durması durumu.
Concussion
Mekanik travma veya ivmelenme-yavaşlanma kuvvetleri nedeniyle beyin fonksiyonlarında geçici aksamalara yol açan, genellikle kısa süreli bilinç kaybı ve kendiliğinden iyileşmeyle karakterize hafif şiddetli beyin hasarı.
Brainwashing
Bireyin tutum, inanç ve duygularında köklü ve zorlayıcı taktiklerle derinlemesine değişiklikler yaratma süreci.
Beyondism
Raymond B. Cattell tarafından evrim teorisine dayanılarak geliştirilen ve evrimsel süreçlerin insanlığın ilerlemesini yönlendirmesi gerektiğini savunan seküler bir felsefi sistem.
Bi- (bin-)
Bilimsel terminolojide iki, iki kat veya çift olma durumunu belirten ön ektir.
Biastophilia
Yabancı bireylere cinsel saldırıda bulunma veya onları hazırlıksız yakalayıp şaşırtarak cinsel uyarılma ve doyum elde etme ile karakterize bir parafilidir.
Bibliotherapy
Bireylerin psikolojik, duygusal ve sosyal süreçlerini desteklemek amacıyla yapılandırılmış edebi metinlerin ve yazılı materyallerin terapötik bir araç olarak kullanılması.
Formative Tendency
Carl Rogers'ın danışan merkezli terapisinde öne sürdüğü, tüm organizmaların daha yüksek karmaşıklığa, gelişime ve potansiyellerini tam gerçekleştirmeye doğru yönelen evrensel yönelimi.
Formal Thought Disorder
Düşüncenin içeriğinden bağımsız olarak, mantıksal akışında, organizasyonunda ve dilsel yapısında ortaya çıkan biçimsel bozulmalardır.
Biemond Syndrome
Entelektüel gelişim bozukluğu, obezite, hipogonadizm, iris anomalileri ve polidaktili bulgularının bir arada görüldüğü nadir genetik sendrom.
Bicalutamide
Prostat kanseri tedavisinde kullanılan, androjen reseptörlerini rekabetçi bir şekilde bloke eden steroidal olmayan potent bir antiandrojen ilaç.
İnformation Feedback
Bir bireyin davranışının ya da düşüncesinin doğruluğunu, fiziksel etkisini veya sosyal ve duygusal yankısını kendisine bildiren çevresel ya da ilişkisel yanıtlardır.
İnformation Systems
Verileri toplamak, yönetmek, depolamak ve raporlamak için tasarlanmış entegre teknolojik altyapı ve süreçler bütünü.
İnformed Consent
Bir bireyin, tıbbi bir müdahalenin veya araştırmanın doğasını, risklerini, faydalarını ve alternatiflerini tam olarak kavradıktan sonra, hiçbir baskı altında kalmaksızın verdiği özgür ve iradi onay süreci.
Computer Addiction
Kişisel, sosyal ve mesleki işlevsellikte ciddi olumsuz sonuçlar doğurmasına rağmen aşırı ve kompulsif düzeyde bilgisayar kullanımının sürdürülmesiyle karakterize bir davranışsal bağımlılık türüdür.
Computer-assisted Psychotherapy
Geleneksel psikoterapi süreçlerinin dijital teknolojiler ve yazılımlar aracılığıyla desteklendiği veya kısmen otomatikleştirildiği müdahale biçimidir.
Computer Anxiety / Computer Phobia
🔹 1. (computer anxiety): Bireylerin bilgisayarlara ve dijital teknolojilerin kullanımına karşı, bu makinelerin oluşturduğu gerçek tehditle orantısız olan yoğun korku ve endişe durumu. 🔹 2. (computer phobia): Bireylerin bilgisayar teknolojisiyle etkileşime girmekten veya bunu öğrenmekten kaçınmasına neden olan aşırı düzeyde endişe ve korku durumu.
Automated Assessment / Computerized Assessment
🔹 1. (automated assessment): Psikolojik, bilişsel veya akademik ölçümlerin insan müdahalesi olmaksızın bilgisayar algoritmaları ve yazılımlar aracılığıyla gerçekleştirilmesi süreci. 🔹 2. (computerized assessment): Bireylerin psikolojik bilgilerini toplamak, değerlendirmek, tanı ve prognoz koymak amacıyla bilgisayar tabanlı sistemlerin ve veri tabanlarının kullanılması sürecidir.
Computerized Diagnosis
Klinik tanılara yardımcı olmak amacıyla psikolojik ve tıbbi verilerin kategorize edilmesi, saklanması, karşılaştırılması ve değerlendirilmesinde bilgisayar programlarının kullanılması sürecidir.
Computerized Therapy
Eğitimli bir terapistin gözetiminde, psikoterapi sağlamak amacıyla özel olarak programlanmış bilgisayar sistemlerinin kullanılması.
Scientist-practitioner Model
Klinik psikologların hem akademik araştırma yürüten birer bilim insanı hem de sahada psikoterapi ve müdahale sunan uygulayıcılar olarak çift yönlü eğitilmesini savunan mesleki model.
Scientific Jury Selection
Yasal bir uyuşmazlıkta taraf lehine önyargılı olabilecek potansiyel jüri üyelerini belirlemek için sosyal bilim yöntemlerinin kullanılması.
Clouding Of Consciousness
Çevresel uyaranlara karşı azşalmış farkındalık, odaklanma güçlüğü ve zihinsel konfüzyon ile karakterize altere zihin durumu.
Regulation Of Consciousness
Bireyin acıdan kaçınma, haz arama veya çeşitlilik arzusuyla kendi bilincinin durumunu ve içeriğini yönetme veya değiştirme amacıyla gerçekleştirdiği her türlü etkinlik.
Consciousness Raising
Bireylerin kendi içsel durumları, değerleri ve ihtiyaçları ya da toplumsal meseleler hakkındaki farkındalıklarını artırmayı hedefleyen psikososyal süreç.
Subconscious
Güncel odaklanmış farkındalığın dışında kalan ancak zihinsel süreçleri etkileyebilen zihin katmanını tanımlamakta kullanılan, akademik literatürde kesinlikten uzak olması nedeniyle büyük ölçüde terk edilmiş popüler terim.
İntraconscious Personality
Çözülme (dissosiyatif) kimlik bozukluğunda, bilinç düzeyinde işlev gören bir başka kişiliğin düşünce ve deneyimlerinden bilinç dışı düzeyde haberdar olan alter kişiliğin durumu.
Unconscious (ucs)
Doğrudan farkındalığa erişilemeyen ancak düşünce, duygu ve davranışlar üzerinde dinamik etkilere sahip anıların, duygusal çatışmaların ve bastırılmış dürtülerin barındığı psişik bölge.
Unconscious Resistance
Psikanalitik kuramda, bireyin farkında olmaksızın bastırılmış materyallerin bilinç yüzeyine çıkmasına karşı koyduğu psikolojik direnç mekanizması.
Conscious Resistance
Psikanalizde, hastanın yeni bilinç düzeyine çıkmış olan bilinçdışı materyali utanç, korku veya güvensizlik nedeniyle kasıtlı olarak saklaması veya paylaşmaktan kaçınması durumu.
Mindfulness-based Cognitive Therapy
Bilinçli farkındalık meditasyon uygulamalarını bilişsel terapi teknikleriyle birleştirerek ruminatif düşünce süreçlerini kesintiye uğratan ve özellikle depresyon nüksünü önlemede kullanılan yapılandırılmış, kanıta dayalı bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Unconscious Transfer
Hatırlanan bir bilginin kaynağının karıştırılması sonucu ortaya çıkan ve sıklıkla adli süreçlerde yanlış teşhislere yol açan bir hafıza bozulmasıdır.
Expert Witness
Mahkemelerde veya hukuki süreçlerde bilimsel, teknik ya da mesleki konularda uzmanlık görüşü bildiren yetkili kişi.
Opinion Testimony
Mahkemede, doğrudan gözlemlenen olgulardan ziyade çıkarımları, yorumları ve uzmanlık gerektiren sonuçları içeren hukuki tanıklık biçimi.
Expert Testimony
Mahkemede, belirli bir alandaki uzmanlık, bilgi veya beceri sahibi bir kişinin, olguları aydınlatmak amacıyla hukuki merciye sunduğu profesyonel görüş ve değerlendirmeler.
Bilis
Latin kökenli kültüre özgü sendromlardan biri olup, yoğun öfke veya gazap sonrasında ortaya çıkan somatik ve psikolojik belirtiler bütünüdür.
Cognitive Analytic Therapy
Psikodinamik ve bilişsel davranışçı teknikleri entegre eden, şemalara odaklanan ve belirli bir süreyle sınırlı işbirlikçi psikoterapi yaklaşımıdır.
Cognitive Disorder
Yürütücü işlevlerin, bilgi işleme hızının, belleğin ve algısal süreçlerin kalıcı veya geçici olarak bozulmasıyla karakterize klinik durum.
Cognitive Distortion
Bireyin gerçekliği hatalı, abartılı veya irrasyonel biçimde algılamasına yol açan kusurlu düşünce kalıplarıdır.
Cognitive Click
Danışanın psikoterapi seansında, düşünce kalıplarının hatalı olduğunu ani bir netlikle fark ederek tutum ve inançlarını değiştirmesi gerektiği kavrayışına ulaştığı kritik eşiktir.
Cognitive Behavioral Couples Therapy
Partnerlerin birbirleri hakkındaki özgün bilişsel kalıplarının ve inançlarının karşılıklı etkileşimini inceleyerek ilişki kalitesini artırmayı amaçlayan bilişsel davranışçı terapi yöntemidir.
Cognitive Behavioral Group Therapy
Bilişsel davranışçı terapi yöntemlerinin modelleme, düşünce yeniden yapılandırma ve beceri eğitimi gibi tekniklerle grup dinamikleri içinde uygulandığı yapılandırılmış bir psikoterapi türüdür.
Cognitive Behavior Theory
Bireylerin dışsal çevresel olaylara doğrudan değil, bu olaylara yükledikleri bilişsel anlamlar ve temsiller aracılığıyla tepki verdiğini savunan kapsamlı teorik çerçeve.
Cognitive Behavior Modification
Bireyin işlevsel olmayan düşünce kalıplarını ve davranışlarını sistematik tekniklerle yeniden yapılandırmayı amaçlayan müdahale yaklaşımıdır.
Cognitive Behavioral Play Therapy
Erken çocukluk dönemindeki bireylerin gelişimsel düzeyine uyarlanmış; bilişsel ve davranışsal tekniklerin oyun çerçevesinde yapılandırıldığı, işbirlikçi ve yönlendirici bir müdahale yaklaşımıdır.
Cognitive Behavioral Stress Management (CBSM)
Bireylerin strese karşı geliştirdikleri maladaptif yanıtları tanımlamayı ve değiştirmeyi hedefleyen, kısa süreli yapılandırılmış bir psikoterapi müdahalesidir.
Cognitive Behavior Therapy (CBT)
Biliş ve öğrenme teorilerini entegre ederek uyumsuz düşünce süreçlerini ve sorunlu davranışları yeniden yapılandırmayı hedefleyen kanıta dayalı bir psikoterapi ekolü.
CERQ
Tehdit edici veya stresli yaşam olayları ile karşılaşıldığında bireylerin başvurduğu bilişsel başa çıkma stratejilerini ölçen, 36 maddelik çok boyutlu öz-bildirim ölçeğidir.
Cognitive Emotion Regulation Questionnaire (CERQ)
Yetişkinlerin ve ergenlerin olumsuz yaşam olayları karşısında bilinçli olarak başvurduğu dokuz farklı bilişsel başa çıkma stratejisini değerlendiren 36 maddelik öz-bildirim ölçeği.
Cognitive Processing Therapy (CPT)
Travmatik olaylar sonrası gelişen hatalı inançları ve çarpık düşünce kalıplarını yeniden yapılandırmayı hedefleyen özel bir bilişsel davranışçı terapi türüdür.
Cognitive Slippage
Düşünce süreçlerinde hafif düzeyde kopukluk veya çağrışımların gevşemesi durumu olup, bireyin fikirler arasında mantıksız teğetler kurmasıyla karakterizedir.
Cognitive Conditioning
Bir uyarıcının, imgesel veya zihinsel olarak öngörülen bir tepki ya da davranışla ardışık şekilde eşleştirilmesi süreci.
Cognitive Specificity Hypothesis
Depresyon ve anksiyete gibi farklı duygulanım durumlarının, kendine has ve ayırt edici otomatik düşünce içerikleriyle doğrudan ilişkili olduğunu öne süren teorik model.
Cognitive Problem-solving Skills Training
Bireylerin karşılaştıkları yaşam zorluklarını aşmak için sistematik stratejiler geliştirmesini, alternatif çözümler üretmesini ve karar verme süreçlerini optimize etmesini amaçlayan yapılandırılmış bir psikoterapi müdahalesidir.
Cognitive Rehearsal
Bireyin anksiyete üreten veya uyumsuz davranışlara yol açan durumları zihninde canlandırarak alternatif başa çıkma stratejilerini ve uygun davranış kalıplarını önceden deneyimlemesi.
Cognitive Derailment
Düşüncelerin veya kavramsal çağrışımların mantıksal bir sırayı takip etmeyecek şekilde ani ve genellikle belirgin bir biçimde yön değiştirmesidir.
Cognitive Rehabilitation
Kronik rahatsızlıklar, travmatik beyin yaralanmaları veya inme gibi nedenlerle ortaya çıkan zihinsel işlemleme bozukluklarını iyileştirmeyi, telafi etmeyi veya yeniden yapılandırmayı hedefleyen özgül müdahale programları.
Cognitive Flooding
Danışanın korkulan bir nesne veya durum karşısında yaşadığına benzer duygusal durumlar tetiklemek amacıyla, olumsuz ya da kaçınılan zihinsel imajlara kasıtlı olarak odaklanmasını teşvik eden psikoterapi yöntemidir.
Cognitive Therapy (CT)
Bireylerin duygu ve davranış sorunlarının uyumsuz düşünce kalıpları ve çarpık tutumlardan kaynaklandığı varsayımına dayanan ve bu bilişleri yeniden yapılandırmayı amaçlayan bir psikoterapi ekolüdür.
Cognitive Adaptation Model
Kronik hastalıklar gibi tehdit edici yaşam olaylarıyla başa çıkmada anlam bulma, kontrol sağlama ve benlik saygısını koruma süreçlerini inceleyen teorik çerçeve.
Cognitive Triad
Major depresif epizodları karakterize eden, kişinin kendisine, dünyaya ve geleceğe yönelik sistematik olumsuz inançlar kümesidir.
Cognitive Deconstruction
Bireyin duygusal sancılardan ve acı verici benlik algısından kaçmak için zihinsel karmaşıklığı, gelecek projeksiyonunu ve soyut düşünceyi askıya alarak anlık somut duyumlara odaklandığı daralmış bilinç durumudur.
Cognitive Restructuring
Bireylerin işlevselliği bozan otomatik düşüncelerini ve bilişsel çarpıtmalarını fark edip bunları daha adaptif ve gerçekçi alternatifleriyle değiştirmesini amaçlayan psikoterapötik müdahale.
Cognitive–affective Crossfire
Bireyin benlik hakkındaki geri bildirimlere yönelik bilişsel değerlendirmeleri ile duyuşsal tepkileri arasında yaşanan çatışma durumu.
Cognitive-transactional Theory
Stresin çevresel uyaranlar ile bireyin bu uyaranları değerlendirme ve başa çıkma kapasitesi arasındaki dinamik, karşılıklı etkileşim süreci olduğunu savunan teoridir.
Unconscious Motivation
Bireyin farkında olmadığı ancak davranışlarını, arzularını ve dürtülerini yönlendiren psikodinamik kökenli gizli istek ve amaçlar.
Binswanger’s Disease
Hipertansiyon ve arteriyoskleroza bağlı olarak subkortikal beyaz maddede miyelin kaybı ve çoklu enfarktüslerle seyreden ilerleyici bir vasküler demans türüdür.
Biperiden
Parkinson hastalığı semptomlarını ve antipsikotik ilaçların yol açtığı ekstrapiramidal yan etkileri tedavi etmekte kullanılan sentetik bir antikolinerjik ajan.
Bipolar
Birbirine zıt iki kutup, uç veya yönelim barındıran durumları, yapıları veya klinik tabloları tanımlayan sıfat.
İndividual Psychology
Alfred Adler tarafından geliştirilen; insanın yaşam boyu yetersizlik hissini yenme, üstünlük ve bütünlük kazanma ile toplumsal aidiyet kurma yönündeki bilinçli çabalarını esas alan psikoterapi ve kişilik kuramı.
İndividuation
Bir bireyin, hem biyolojik-sosyokültürel gelişim dinamikleri hem de Carl Jung'un analitik psikolojisinde bilincin ve bilinçdışının entegrasyonu yoluyla kendi özgün kimliğini kazanması sürecidir.
IFSP
Doğumdan üç yaşına kadar gelişimsel gecikme riski taşıyan veya engelli bebekler ile çocukların ailelerine sunulan erken müdahale hizmetlerini koordine eden yasal belgedir.
ISP
Bireylerin (özellikle özel gereksinimli veya ruh sağlığı desteği alan kişilerin) gelişimsel, eğitsel veya klinik ihtiyaçlarını karşılamak üzere çok disiplinli ekiplerce hazırlanan resmi ve dinamik yol haritasıdır.
Individual Service Plan (ISP)
Engelli veya psikiyatrik rahatsızlığı bulunan bireylerin gereksinim duyduğu destek, tedavi ve hizmetlerin profesyoneller ile yakın çevre işbirliğinde yapılandırıldığı kapsamlı müdahale belgesidir.
İndividual Therapy
Bir terapist ile bir danışanın bire bir yürüttüğü, psikolojik sorunların çözümünü ve semptomların hafifletilmesini hedefleyen kişiselleştirilmiş tedavi süreci.
Individual Family Service Plan (IFSP)
0-3 yaş arası gelişimsel geriliği veya riski bulunan bebekleri ve ailelerini desteklemek amacıyla hazırlanan, çok disiplinli erken müdahale hizmet planıdır.
İndividualized Education Program (IEP)
Engelli bir öğrencinin benzersiz eğitim gereksinimlerini karşılamak üzere özel olarak tasarlanmış, yazılı olarak belgelendirilmiş ve yasal gerekliliklere göre uygulanan bireysel eğitim planı.
First-line Medication
Belirli bir klinik durumun tedavisinde, en yüksek etkinlik ve en düşük yan etki profili kombinasyonunu sunduğu için kanıt temelli kılavuzlarca önerilen ilk tercih müdahale ilacı.
Primary Care Psychology
Sağlık, klinik ve danışmanlık psikolojisinin alt dalı olup, tıp profesyonelleri gözetiminde klinik ve hastanelerde psikolojik önleme ve tedavi hizmetleri sunan uzmanlık alanıdır.
Primary Care
Bireylerin sağlık sistemine ilk başvurduğu, genel sağlık gereksinimlerinin karşılandığı ve sürekli bakımın koordine edildiği temel sağlık hizmetidir.
Primary Care Provider (PCP)
Bireylerin sağlık sistemine ilk başvuru noktasını oluşturan, genel tıbbi bakım sağlayan ve hastaların uzman hekimlere yönlendirilmesini koordine eden birinci basamak hekimidir.
First-degree Relative
Genetik materyalin yaklaşık yüzde ellisini doğrudan paylaştığı bireyler olan ebeveyn, kardeş veya çocukları kapsayan yakın akrabalık derecesidir.
Primal Anxiety
Psikanalitik kuramda, bebeğin doğumla birlikte anneden ayrılması ve ani bir dış uyaran taarruzuyla baş etmek zorunda kalması anında deneyimlediği en temel kaygı biçimidir.
Primary Maternal Preoccupation
Donald Winnicott'ın nesne ilişkileri kuramında, doğumdan hemen sonra annenin bebeğine karşı geliştirdiği, dış dünyadaki diğer her şeyi geçici olarak dışarıda bırakan yoğun bir duyarlılaşma ve odaklanma hali.
Primary Caretaker Standard
Çocuk velayeti uyuşmazlıklarında, çocuğun günlük bakımını ve sorumluluğunu en çok üstlenen ebeveyne velayetin verilmesini öngören hukuki değerlendirme ölçütü.
Primary Repression
Psikanalitik kuramda, içgüdüsel dürtülerle ilişkili fikirlerin bilinç alanına girmesini ve ilk etapta fark edilmesini engelleyen en temel savunma mekanizması evresi.
Primary Coping
Bireyin dışsal koşulları, çevresel olayları ve diğer insanların davranışlarını kendi istek ve arzularına uyarlamak amacıyla aktif olarak değiştirmeye çalıştığı stres yönetimi stratejisidir.
Primary Environment
Bireyin yaşamının merkezinde yer alan, ev gibi kişisel ve ailevi etkileşimlerin sürdürüldüğü temel çevresel bağlam.
Primary Behavior Disorder
Çocukluk ve ergenlik döneminde görülen; tırnak yeme, alt ıslatma, öfke nöbetleri, okul fobisi, yıkıcı davranışlar ve uyum sorunlarını kapsayan çeşitli davranışsal problemler bütünü.
First-rank Symptoms
Alman psikiyatrist Kurt Schneider tarafından şizofreninin ayırıcı tanısında kullanılmak üzere öne sürülen; işitsel hallüsinasyonlar, düşünce çekilmesi, sanrılı algılar ve somatik pasivite gibi ayırt edici klinik bulgular.
Primary Mood Disorder
Başka bir tıbbi, nörolojik veya psikiyatrik duruma ikincil olarak gelişmeyen, kendi başına bağımsız bir tanı teşkil eden uzun süreli ve yaygın duygulanım bozukluğu.
Primary Thought Disorder
Başlıca şizofrenide gözlenen, tutarsız ve ilgisiz entelektüel işlevler ile tuhaf dil kalıplarıyla karakterize edilmiş bir Bilişsel bozukluktur.
Primary Empathy
Danışan merkezli terapide, terapistin danışanın yaşadığı durumu ve duygusal konumunu onun bakış açısıyla deneyimleyip doğru şekilde yansıtması sürecidir.
Primary Hypersomnia
Genel bir tıbbi duruma veya başka bir uyku bozukluğuna bağlanamayan, günlük işlevselliği belirgin şekilde bozan aşırı gündüz uykululuğu ve uzun süreli uyku atakları ile karakterize uyku bozukluğu.
Primary Gain
Nevrotik semptomlara sahip olmaktan elde edilen temel psikolojik yarar; çatışan veya ifade edilmemiş dürtülerin yarattığı kaygıdan bilinçdışı bir şekilde kurtulma durumu.
Primary Personality
Disosiyatif kimlik bozukluğu olan bir bireyde, ikincil veya alternatif kişiliklerin ortaya çıkışından önceki orijinal kişilik yapısı.
Primary Masochism
Psikanalitik kuramda, ölüm ya da yıkım dürtüsünün dış dünyaya yönlendirilemeyip libidoyla sarmalanarak özneye, yani benliğe çevrilmesiyle ortaya çıkan kökensel yönelim.
Primary Narcissism
Klasik psikanalitik kurama göre, bebeğin libidinal enerjisinin dış dünyaya veya nesnelere değil, tamamen kendi bedenine ve öz-doyumuna yönelttiği en erken gelişim evresi.
Primary Cause
Belli bir bozukluğun veya durumun ortaya çıkmasında zemin hazırlayan ve bu durumun söz konusu olay olmaksızın büyük olasılıkla gerçekleşmeyeceği temel etken.
Primary Prevention
Klinik tanı almamış veya risk altındaki popülasyonlarda psikolojik, davranışsal ve fiziksel bozuklukların ortaya çıkmasını engellemek amacıyla tasarlanan müdahale ve programlar bütünü.
Primal Scene
Çocuğun ebeveynleri arasındaki cinsel ilişkiyi veya baştan çıkarma anını gerçekte ya da fantezi düzeyinde ilk kez gözlemlemesi ve bunu bir şiddet eylemi olarak yorumlaması.
Primary Process
Psikanalitik teoride, psişik enerjinin mantık ve gerçeklik ilkelerini hiçe sayarak bir fikirden diğerine engelsizce aktığı, tamamen haz ilkesine dayalı bilinçdışı zihinsel etkinlik.
Primary Suggestibility
Bireyin, hipnoz gibi özel bir trans durumuna girmeksizin, açık ve doğrudan dış etkilere (ideomotor yönlendirmeler gibi) verdiği yanıtsallık düzeyi.
İnterlocking Pathologies
Bir çift, yakın ikili, aile veya diğer yakın sosyal birim içinde ortaya çıkan, bireylerin farkında olmadan sergiledikleri işlevsiz ve örtük etkileşim kalıpları.
Composite Figure
Psikanalitik kuramda, rüya çalışmasının yoğunlaştırma mekanizması aracılığıyla, iki ya da daha fazla gerçek veya fantezi kökenli nesne/kişinin özelliklerinin birleştirilmesiyle oluşan tekil rüya imgesi.
Conjoint Behavioral Consultation
Ev, okul ve diğer doğal çevrelerdeki yetişkinlerin (ebeveynler ve öğretmenler), çocuğun davranışsal ve akademik sorunlarını çözmek için birlikte çalıştıkları yapılandırılmış bir danışmanlık modelidir.
Bisexuality
Birden fazla cinsiyete karşı romantik, duygusal ve/eller cinsel çekim duyma veya bu yönelimle ilişki kurma kapasitesi.
Herbal Remedy
Hastalıkları veya semptomları hafifletmek amacıyla bitkilerin çiçekten köke kadar herhangi bir kısmının tıbbi olarak kullanılması.
Botanical Medicine
Hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde bitkilerin, bitkisel özlerin ve ham bitkisel materyallerin farmakolojik amaçlarla kullanıldığı tamamlayıcı tıp disiplini.
Biobehavioral Assessment
Bir bireyin bir uyaran karşısındaki fizyolojik ve davranışsal tepkilerinin, bunların ortaya çıktığı çevresel veya psikososyal koşullarla birlikte sistematik olarak incelenmesi.
Bioenergetics
Beden ve zihnin işlevsel olarak bir bütün olduğu varsayımına dayanan, kronik kas gerginliklerini ve duygusal çatışmaları çözmeyi amaçlayan alternatif psikoterapi ekolü.
Bioequivalence
İki farklı ilaç formülasyonunun veya müstahzarının, aynı molar dozda uygulandıklarında etken maddenin sistemik dolaşıma geçiş hızı ve miktarının istatistiksel olarak aynı olduğunu gösteren farmakokinetik ölçüttür.
Bioethics
Tıp, sağlık bilimleri ve yaşam bilimlerindeki klinik uygulamalar ile araştırmaların doğurduğu ahlaki değerlerin ve sorunların sistematik incelemesi.
Biofeedback
Bireyin otonom sinir sistemi fonksiyonları hakkında elektronik izleme cihazları aracılığıyla eşzamanlı veri alarak bu fizyolojik süreçler üzerinde istemli kontrol geliştirmesini sağlayan psikofizyolojik bir düzenleme tekniğidir.
Biographical Method
Bireylerin yaşam öykülerini, anlatılarını ve kişisel geçmişlerini mülakatlar ve gözlemler yoluyla sistematik olarak inceleyen nitel araştırma yaklaşımı.
Biogenic Amine Hypothesis
Ruhsal bozuklukların etiyolojisinde biyojenik aminlerin fizyoloji ve metabolizmasındaki anormalliklerin temel rol oynadığını öne süren çeşitli hipotezlerin genel çatı tanımıdır.
Biological Warfare
İnsanları, hayvanları veya bitkileri etkisiz hale getirmek ya da yok etmek amacıyla bakteri, virüs ve toksin gibi patojenik ajanların askeri amaçlarla kullanılması.
Biological Therapy
Ruhsal bozuklukların tedavisinde, beyin ve vücut fizyolojisini doğrudan değiştirmeyi amaçlayan farmakolojik, cerrahi veya elektriksel müdahalelerin bütünü.
Biological Fallacy
Mantıksallık, kültür ve etik gibi tüm karmaşık insani olguların yalnızca katı biyolojik süreçlerle açıklanabileceğine dair şüpheli varsayım.
Biological Response Modifier Therapy (BRM Therapy)
Vücudun doğal bağışıklık sistemini kanser veya diğer hastalıklarla savaşmak üzere uyaran, baskılayan veya yönlendiren immünoterapi alt türü.
Biologism
Davranışları ve psikolojik olguları açıklarken psikolojik kavramları devre dışı bırakarak tamamen biyolojik determinizme ve biyoloji kavramlarına dayanma eğilimi.
Biomedical Model
Sağlık durumlarını yalnızca biyolojik faktörler çerçevesinde ele alan, psikolojik ve sosyal değişkenleri dışarıda bırakan teorik perspektif ve klinik yaklaşım.
Biomedical Therapy
Fizyolojik süreçleri ve nörobiyolojik sistemleri doğrudan hedef alarak psikolojik rahatsızlıkları tedavi etmeyi amaçlayan tıbbi ve somatik müdahaleler bütünü.
Biopsy
Hastalık şüphesi taşıyan dokudan mikroskobik inceleme amacıyla örnek alınması ve patolojik olarak değerlendirilmesi sürecidir.
Biopsychosocial
Sağlık, hastalık ve insan davranışı süreçlerinde biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin karşılıklı etkileşimini savunan bütüncül paradigma.
Biosocial Theory
Kişiliğin ve insan davranışının gelişimini, biyolojik yatkınlıklar ile çevresel ve sosyal etkenlerin sürekli etkileşimi üzerinden açıklayan teorik çerçeve.
Bioterrorism
Hastalık ve ölüm yaratmak amacıyla virüs ve bakteri gibi patojenik biyolojik ajanların hava, su veya gıdaya kasıtlı olarak salınmasını içeren bir terörizm biçimi.
Bioavailability
Uygulanan bir maddenin veya ilacın, emilim sonrasında sistemik dolaşıma ve hedef organa değişmemiş formda ulaşabilen miktarının oranı.
Bizarre Behavior
Bir bireyin olağan sosyal normlarından belirgin şekilde sapan, garip, tuhaf ve beklenmedik eylemlerde bulunma hali.
Bizarre Delusion
Mantık dışı, fiziksel gerçeklik yasalarına tamamen aykırı ve kültürel bağlamla açıklanamayacak kadar absürt olmasına rağmen bireyin mutlak bir inançla savunduğu katı sanrıdır.
Blacking Out
Şiddetli alkol alımı veya nörolojik travmalar neticesinde, bireyin çevreyle etkileşimde olduğu esnada yaşadığı olayları sonradan hatırlayamamasıyla karakterize, amnezik bir bilinç kapanması durumudur.
Blackout
Beyne giden kan veya oksijen akışının ani düşüşüyle ya da alkol zehirlenmesi nedeniyle oluşan tam bilinç kaybı ve amnezi durumu.
Blessed Dementia Scale (BDS)
Demansın şiddetini ve hastanın günlük işlevsellik ile kişilik özelliklerindeki değişimleri değerlendirmek için kullanılan klinik davranışsal derecelendirme ölçeği.
Bleuler’s Theory
Şizofreninin temelinde yatan ve tanı için şart koşulan dört temel belirtiyi (4A) savunan, belirgin sanrı ve halüsinasyonları ise ikincil (aksesuar) kabul eden klinik psikiyatri teorisi.
BLM (BLMS)
Yanak, dil ve çene kaslarının istemsiz, tekrarlayıcı ve stereotipik hareketleriyle karakterize edilen ekstrapiramidal bir hareket bozukluğu sendromudur.
Blocq’s Disease
Organik bir motor defisit, paralizi veya serebellar lezyon saptanamamasına rağmen, hastanın desteksiz ayakta durma (astazi) ve yürüme (abazi) yetisini yitirmesini ifade eden tarihsel bir klinik sendromdur.
Block
Düşünce veya konuşma akışında aniden beliren istemsiz kesinti; psikoterapi ve deneysel tasarımlarda ise işlevsel bir engel veya homojen katılımcı grubu.
Blocking
Düşünce veya konuşma akışının ani bir şekilde kesintiye uğraması veya deneysel araştırmalarda varyansı kontrol etmek amacıyla katılımcıların homojen alt gruplara ayrılması.
Blow
Madde bağımlılığı literatüründe ve sokak argosunda kokain maddesini veya bu maddenin burun yoluyla tüketilmesini ifade eden yaygın terim.
Blues
Hafif şiddetteki veya geçici seyirli depresif belirtileri, özellikle üzüntü ve anhedoni halini tanımlayan kolokyal terim.
Pertussis / Whooping Cough
🔹 1. (pertussis): Bordetella pertussis bakterisinin neden olduğu, şiddetli öksürük nöbetleri ve karakteristik 'whoop' (ötme) sesiyle karakterize son derece bulaşıcı akut solunum yolu enfeksiyonu. 🔹 2. (whooping cough): Nazofarenjiyerden bronşiyollere kadar olan solunum yolunu etkileyen, spazmodik öksürük nöbetleri ve karakteristik tiz ötümsü nefes alma sesiyle karakterize son derece bulaşıcı bakteriyel enfeksiyon.
Strangulated Affect
Psikanalitik kuramda, normal duygu deşarjının engellenmesi veya tutulması neticesinde, bu enerjinin bedensel semptomlar biçiminde ikincil bir yolla dışa vurulması durumu.
Bondage
Bir bireyin cinsel uyarılma amacıyla başka bir kişi tarafından fiziksel olarak kısıtlanması veya bağlanması durumu.
Bondage And Discipline (B And D)
Partnerlerin rızaya dayalı olarak fiziksel kısıtlanma, kırbaçlama ve hafif şiddet içeren erotik pratikler gerçekleştirdiği, sınırların ve güvenliğin özel işaret kelimeleriyle korunduğu cinsellik alt kültürüdür.
Booster Session
Ana psikoterapi süreci resmen tamamlandıktan sonra, kazanılan ilerlemeyi pekiştirmek ve olası nüksleri önlemek amacıyla belirli aralıklarla düzenlenen takip ve takviye seansıdır.
Debt Counseling
Bireylerin bütçe yönetimi, kredi kartı kullanımı, borç konsolidasyonu ve finansal planlama konularında yaşadığı sorunları çözmeyi amaçlayan profesyonel rehberlik süreci.
Borderline
İki farklı kategori veya durum arasında kalan, tam olarak sınıflandırılamayan sınır durumları ya da Borderline Kişilik Bozukluğu'nu ifade eden klinik terim.
Borderline Psychosis
Nevrotik ve psikotik organizasyonlar arasındaki geçiş sınırında konumlanan, stres altında kısa süreli psikotik epizodlar ve gerçeği değerlendirme yetisinde dalgalanmalarla karakterize klinik durum.
Borna Disease
Memelilerde, özellikle atlarda görülen, Borna virüsünün yol açtığı ve insanlara intranasal yolla bulaşabilen, ensefalopati ile karakterize nörolojik bir enfeksiyondur.
Borstal System
Genç suçluların topluma yeniden kazandırılmasını amaçlayan; sıkı disiplinli çalışma, eğitsel faaliyetler, rekreasyon ve salıverilme sonrası denetim süreçlerini içeren tarihsel bir ıslahat yaklaşımı.
Blank Screen
Psikanalizde analistin, hastanın aktarım süreçlerini ve içsel fantezilerini üzerine yansıtabilmesi için koruması gereken tarafsız, kişisel özelliklerden arındırılmış duruşu.
Empty-chair Technique
Danışanın, seans sırasında karşısında hayali olarak oturan önemli bir figür veya kendisinin bastırılmış bir yönüyle duygusal diyalog kurmasını sağlayan Gestalt terapisi uygulaması.
Leisure Lifestyle
Boş zaman ve serbest etkinliklerin zorunlu görevlerin yerini büyük ölçüde aldığı, hobilerin ve rekreasyonun başat rol oynadığı bir yaşam biçimi.
Divorce
Evlilik birliğinin yetkili mahkeme kararıyla yasal olarak feshedilmesi ve eşlerin yeniden evlenme ehliyeti kazanması durumu.
Divorce Mediation
Boşanma veya ayrılık aşamasındaki çiftlerin; mal paylaşımı, çocuk velayeti ve nafaka gibi hukuki ve mali anlaşmazlıklarını mahkeme dışı yöntemlerle çözmek amacıyla tarafsız bir uzman eşliğinde yürüttükleri yapılandırılmış müzakere sürecidir.
Divorce Counseling
Boşanma sürecindeki bireylerin ve aile üyelerinin, bu geçişin yarattığı psikolojik ve ilişkisel zorluklarla başa çıkmasını sağlayan profesyonel ruh sağlığı müdahalesidir.
Botulinum Toxin
Clostridium botulinum bakterisi tarafından üretilen, nöromüsküler kavşakta asetilkolin salınımını engelleyerek flaks paraliziye (gevşek felç) yol açan en güçlü biyolojik nörotoksindir.
Bouffée Délirante
Genellikle birkaç gün veya hafta içinde ani olarak ortaya çıkan, belirgin sanrı, işitsel veya görsel hallüsinasyonlar ve duygusal dalgalanmalarla karakterize, kısa süreli akut psikotik bozukluk.
Boulder Model
Klinik psikoloji eğitiminde bilim insanı ve uygulayıcı rollerinin eş zamanlı olarak geliştirilmesini savuyan mesleki eğitim modelidir.
Bowen Family Systems Theory
Ailenin, bireylerin davranış ve duygusal tepkilerini yönlendiren, birbirine bağımlı ve kendi kendini düzenleyen bir duygusal birim olarak ele alındığı bütüncül psikoterapi teorisi.
Paint Sniffing
Boya incelticilerin ve diğer uçucu çözücülerin buharlarının bilinçli olarak solunması yoluyla gerçekleşen bir madde kötüye kullanım biçimidir.
Longitudinal Stability
Bir bireyin psikolojik bir özelliğe sahip olma veya bunu ifade etme derecesinin, diğer insanlarla karşılaştırıldığında belirli bir zaman zarfında tutarlı kalma eğilimi.
Submissiveness
Bireyin kendi istek, hak ve özerkliğinden feragat ederek başkalarının arzularına ve emirlerine uymaya yönelik kronikleşmiş eğilimi.
Acquiescence / Submission
🔹 1. (acquiescence): Bireyin herhangi bir itiraz, protesto veya direnç göstermeksizin bir talep, durum ya da otoriteyi pasif olarak kabul etmesi durumu. 🔹 2. (submission): Başkalarının isteklerine, taleplerine veya iradesine uyum sağlama ya da bunlara teslim olma durumu.
Disorder
Anormal davranışları, fizyolojik durumları, kalıcı veya şiddetli sıkıntıyı ya da fizyolojik işleyişin aksamasını içeren semptomlar grubu.
Profile Of A Disorder
Bir bozukluğun belirtilerini ve karakteristik özelliklerini grafiksel veya çizgesel olarak temsil eden görsellaştırılmış veri şeması.
İmpaired Judgment
Mevcut kanıtlar doğrultusunda değerlendirme yapma, sonuç çıkarma ve buna bağlı olarak rasyonel kararlar alma kapasitesindeki klinik düzeyde düşüş.
Splitting
Kaygı ve ambivalansı (kararsızlığı) yönetmek amacıyla benliğin veya dış nesnelerin 'tamamen iyi' ya da 'tamamen kötü' şeklinde kutuplaştırılarak algılanmasını sağlayan ilkel bir savunma mekanizması.
Split Recovery
Sivil hukuk davalarında hükmedilen cezai tazminatların (punitive damages), davacı ile kamu yararına çalışan fonlar arasında paylaştırılmasını zorunlu kılan yasal düzenleme.
Börjeson–forssman–lehmann Syndrome
Mikrosefali, ağır entelektüel yetersizlik, obezite, epileptik nöbetler ve hipogonadizm ile karakterize, X kromozomuna bağlı resesif geçişli nadir bir genetik bozukluktur.
BPS
Birleşik Krallık'ta psikoloji disiplinini temsil eden, mesleki standartları, etik kuralları ve akademik akreditasyonu denetleyen yasal yetkili kuruluş.
Brachmann–de Lange Syndrome
Genellikle Cornelia de Lange sendromu olarak bilinen; karakteristik yüz anomalileri, büyüme geriliği, uzuv kusurları ve entelektüel yetersizlikle karakterize nadir bir genetik bozukluk.
Bradylogia
Düşünsel süreçlerdeki yavaşlamaya ikincil olarak ortaya çıkan, konuşma hızında ve akıcılığında gözlenen belirgin yavaşlama durumu.
Brahmacharya
Düşünce, söz ve eylemde mutlak kontrolü, öz disiplini ve özellikle Vedik ve Budist geleneklerde bekâret/cinsel perhizi ifade eden erdem.
Brain Fag
Genellikle lise ve üniversite öğrencilerinde aşırı zihinsel çaba, akademik baskı ve yoğun çalışma sonucu ortaya çıkan; baş ağrısı, odaklanma güçlüğü ve duyusal yorgunlukla karakterize kültüre özgü bir sendromdur.
Brandeis Brief
Hukuki argümanları saf yasal emsaller yerine kapsamlı sosyal bilim verileri ve ampirik araştırmalarla destekleyen öncü hukuki özet.
Brawner Rule
Amerikan hukukunda cezai ehliyetsizlik ve akıl hastalığı savunmasını belirlemek amacıyla geliştirilmiş, Amerikan Hukuk Enstitüsü (ALI) Model Ceza Kanunu testini temel alan yasal standart.
BRCA1 And BRCA2
Meme ve yumurtalık kanserine yatkınlıkla ilişkilendirilen ilk ve en kritik iki majör tümör baskılayıcı gen.
Bridging
Çok modlu terapide, danışanın öncelikli olarak odaklandığı alan ile terapistin klinik olarak öncelikli gördüğü diğer bir alan arasında bağ kurma yöntemi.
Briquet’s Syndrome
Somatizasyon bozukluğunun, 19. yüzyıldaki ilk sistematik tanımlarına dayanan tarihi ve eskimiş nomenklatürdeki karşılığı.
Brissaud’s İnfantilism
Ergenlik dönemini geçmesine rağmen infantil fiziksel ve zihinsel özelliklerin kalıcı olmasıyla karakterize edilen, tiroid bezinin işlev bozukluğuna bağlı gelişimsel bir anomalidir.
Society For Psychical Research
Paranormal ve parapsikolojik fenomenleri ampirik ve akademik yöntemlerle incelemek üzere 1882 yılında Birleşik Krallık'ta kurulan öncü akademik dernek.
British Psychological Society (BPS)
1901 yılında kurulan ve Birleşik Krallık'ta psikoloji mesleğini temsil eden, kraliyet tüzüğü ile kamu yararına psikolojik bilimin geliştirilmesi ve uygulanmasından sorumlu mesleki ve akademik kuruluş.
Brofaromine
Monoamin oksidaz A (MAO-A) enziminin geri dönüşümlü (reversible) ve nispeten seçici bir inhibitörü olan, ayrıca serotonin geri alımını da bloke eden bir antidepresan ajandır.
Bromazepam
Anksiyete bozukluklarının tedavisinde kullanılan, orta etki süresine ve düşük lipid çözünürlüğüne sahip bir benzodiazepin türevidir.
Bromocriptine
Parkinson hastalığı, hiperprolaktinemi ve hipofiz adenomlarının tedavisinde kullanılan, ergolin türevi güçlü bir dopamin reseptör agonistidir.
Bromosis
Vücuttan yayılan kötü kokulara dair aşırı, patolojik bir odaklanma ve takıntı durumunu tanımlayan klinik bir terimdir.
Bromide
Geçmişte anksiyete tedavisinde sedatif ve epilepside antikonvülzan olarak yaygın biçimde kullanılan, toksisite riski nedeniyle yerini modern farmakolojiye bırakmış tuz bileşikleri sınıfı.
Bronchodilator
Astım, bronşit ve benzeri solunum yolu bozukluklarının tedavisinde hava yollarını genişletmek amacıyla kullanılan ilaç sınıfı.
Bruininks–oseretsky Test Of Motor Proficiency (BOT)
4 ila 21 yaş arasındaki çocuklarda ince ve kaba motor becerilerini değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş standartlaştırılmış test bataryası.
Brujeria
Latin Amerika ve Karayip kökenli halk kültürlerinde, geleneksel şifa, kehanet ve büyü pratiklerini içeren kültürel bir inanç ve uygulama sistemi.
Bruxism
Genellikle uyku sırasında veya uyanıkken istemsiz olarak dişlerin gıcırdatılması, sıkılması ya da birbirine sürtülmesi ile karakterize oral parafonksiyonel bir durumdur.
Brushfield–wyatt Syndrome
Zihinsel gelişim bozukluğu, yüzde port rengi doğum lekesi (nevüs flammeus), lezyonun karşı tarafında paralizi ve serebral tümör varlığı ile karakterize nadir görülen kalıtsal bir bozukluk.
CT
Bağlama göre bilişsel terapiyi, bilgisayarlı tomografiyi ya da nörofizyolojide iletim zamanını ifade eden standart kısaltma.
NOS
Klinik tabloların belirli bir tanı kriterleri kümesine tam olarak uymadığı, ancak yine de belirgin bir psikopatoloji sergilediği durumlar için kullanılan tanısal çatı kategorisidir.
Buphthalmos
Bebeklerde ve küçük çocuklarda göz içi basıncının artışına bağlı olarak göz küresinin anormal derecede büyemesi durumu.
Buggery
Anal cinsel birleşmeyi veya sodomiyi ifade eden, tarihsel ve adli tıp literatüründe yer alan yasal ve tıbbi bir terim.
Buccal
Yanaklar veya ağız boşluğu ile ilgili olan anatomik ve klinik durumları tanımlayan sıfat.
Buccal İntercourse
Oral yolla gerçekleştirilen cinsel temas biçimini tanımlayan klinik ve adli tıp terminolojisindeki teknik ifade.
Buccolingual Masticatory Syndrome (BLM; BLMS)
Konvansiyonel antipsikotik ajanların uzun süreli kullanımıyla ilişkili, dil, ağız ve yüz kaslarında istem dışı çiğneme, yalama ve mimik hareketleriyle karakterize bir hareket bozukluğudur.
Contamination Obsession
Dünyanın çürüdüğü, kirlendiği ve tehlikeli mikroplarla dolu olduğu inancına dayanan; hastalandırıcı maddelere, kir ve pisliğe karşı gelişen yoğun ve işlevselliği bozucu zihinsel meşguliyettir.
Bulbi Xanthomatosis
Genellikle lipid metabolizması bozukluklarına bağlı olarak deride veya mukozada sarımsı, nodüler lipit birikimlerinin oluşumunu karakterize eden nadir bir ksantomatozis formudur.
Bulimia
Fizyolojik veya psikolojik kökenli olabilen, durdurulamaz ve aşırı açlık hissi ile doymak bilmeme durumu.
Bulimia Nervosa
Tekrarlayan tıkınma nöbetleri ile bu nöbetlerin yarattığı suçluluk ve kilo alma korkusunu telafi etmek amacıyla başvurulan uygunsuz arınma davranışlarını içeren, özsaygının büyük ölçüde beden şekli ve ağırlığına endeksli olduğu bir yeme bozukluğudur.
Clouded Sensorium
Bireyin çevresine, zamana, mekana ve kişilere yönelik farkındalığının belirgin şekilde azaldığı, bilinç bulanıklığı ile karakterize nöropsikiyatrik durum.
Buprenorphine
Mü-opioid reseptörlerinde kısmi agonist olarak etki gösteren, hem orta-şiddetli ağrı yönetiminde hem de opioid kullanım bozukluğunun tedavisinde kullanılan sentetik bir opioid analjezik.
Bupropion
Dopamin ve norepinefrin geri alımını inhibe eden, majör depresyon ve sigara bırakma tedavisinde kullanılan atipik bir aminoketon antidepresandır.
Here And Now
Şu anki duruma, seans esnasında ortaya çıkan bilişsel, duyuşsal ve davranışsal materyallere odaklanan psikoterapi yaklaşımı.
Burkitt’s Lymphoma
Hızlı tümör büyümesi ve MYC gen translokasyonlarıyla karakterize, son derece agresif bir non-Hodgkin B hücreli lenfoma türüdür.
Buspirone
Benzodiazepin dışı anksiyolitik sınıfında yer alan, özellikle 5-HT1A serotonerjik reseptörleri üzerinde parsiyel agonist olarak görev yapan psikotrop maddedir.
Butabarbital
Uykusuzluk, gündüz sedasyonu ve ameliyat öncesi hazırlık amacıyla kullanılan, orta etki süresine sahip bir barbitürat türevidir.
Buteyko Method
Hiperventilasyonun solunum yolu rahatsızlıklarındaki rolünü azaltmayı amaçlayan, burun solunumunu ve nefes tutma egzersizlerini merkeze alan bir nefes yeniden eğitim terapisi.
Butyrophenone
Şizofreni, mani ve şiddetli ajitasyon tedavisinde kullanılan, yüksek potentli antipsikotik ilaç sınıfı; prototipi haloperidoldür.
Butorphanol
Kappa opioid reseptörlerinde agonist, mu opioid reseptörlerinde ise parsiyel agonist-antagonist etki gösteren sentetik bir opioid analjeziktir.
İceberg Metaphor
Bilinçli zihinsel süreçlerin, tıpkı bir buzdağının su üstündeki küçük kısmı gibi, çok daha büyük ve görünmez bir bilinçaltı alanın yalnızca yüzeydeki uzantısı olduğunu öne süren kavramsal model.
Holism
Bir sistemin veya organizmanın, onu oluşturan bireysel parçaların basit bir toplamından ibaret olmadığını, bütünü makro düzeyde tanımlayan kendine has niteliklere sahip bulunduğunu savunan epistemolojik ve metodolojik yaklaşım.
Holistic Psychology
Psikolojik olguların yalnızca indirgemeci yaklaşımlarla değil; biyolojik, psikolojik ve sosyokültürel boyutların birleştiği bütüncül bir toplam olarak ele alınması gerektiğini savunan perspektif.
Magic
İnsanların ritüeller, büyülü sözler ve tılsımlar aracılığıyla doğal veya doğaüstü güçleri manipüle etme girişimi.
Delusion Of Grandeur
Kişinin aksini gösteren somut ve mantıksal kanıtlara rağmen; olağanüstü yeteneklere, güce, bilgiye, zenginliğe, statüye veya ilahi bir kimliğe sahip olduğuna dair taşıdığı sarsılmaz, gerçeği değerlendirme yetisini bozan yanlış inanç.
C-reactive Protein (CRP)
Karaciğer tarafından proinflamatuar sitokinlerin uyarımıyla sentezlenen ve sistemik inflamasyonun göstergesi olarak kullanılan bir akut faz zulası proteinidir.
Cacoethes
Kişinin karşı koyamadığı, zaman zaman mantık dışı boyutlara ulaşan karşı konulmaz dürtü veya zorlantı hali.
Witchcraft
Başkalarına veya mülklerine zarar vermek amacıyla doğaüstü güçlerin ve büyü pratiklerinin kullanıldığına inanılan tarihsel ve kültürel fenomen.
Cafard / Cathard
🔹 1. (cafard): Polinezya kültürüne özgü, amok sendromuna benzer semptomlar gösteren, kültüre özgü bir psikiyatrik bozukluktur. 🔹 2. (cathard): Klinik psikoloji ve psikiyatride, derin bir melankoli, nedensiz sıkıntı, çökkünlük ve can sıkıntısı halini tanımlayan tarihsel bir terimdir.
Cafergot
Ergotamin tartarat ve kafein içeren, özellikle migren ve küme baş ağrılarının akut ataklarını durdurmak için kullanılan vazokonstriktör ajan.
CAGE
Alkol bağımlılığını saptamak amacıyla kullanılan, dört sorudan oluşan hızlı ve yaygın bir tarama aracıdır.
California Psychological Inventory (CPI)
Yetişkin ve ergenlerde kişilik özelliklerini, kişilerarası davranışları ve sosyal etkileşim dinamiklerini değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş, çok boyutlu bir öz-bildirim envanteridir.
Call Boy
Genellikle erkek müşterilere cinsel hizmet sunan erkek seks işçilerini tanımlamak için kullanılan sosyolojik ve klinik bir terimdir.
Call Girl
Müşterileriyle telefon, internet veya çeşitli iletişim ağları üzerinden önceden randevulaşarak buluşan, sabit bir mekana bağlı olmaksızın çalışan kadın seks işçilerini tanımlamak için kullanılan gayri resmi ifade.
CAM
Bağlamına göre konvansiyonel tıbbın dışındaki tedavi yaklaşımlarını veya hücreler arası yapışmayı sağlayan protein moleküllerini ifade eden çok anlamlı bir kısaltma.
Campral
Alkol bağımlılığının tedavisinde nüksü önlemek ve sürdürülebilir abstinansı (perhizi) desteklemek amacıyla kullanılan bir farmakolojik ajan olan akamprosatın tescilli ticari adı.
Enactment / Revivification
🔹 1. (enactment): Önemli bir yaşam olayının veya çatışmanın, kelimelerle ifade edilmek yerine doğrudan davranışa dökülerek yaşanması. 🔹 2. (revivification): Unutulmuş veya bastırılmış anıların, hipnotik telkinler aracılığıyla birey tarafından sanki o an yeniden yaşanıyormuş gibi gün yüzüne çıkarılması tekniğidir.
DNR
Hastanın kalp durması veya solunum durması yaşaması durumunda kardiyopulmoner resüsitasyon (CPR) uygulanmamasını belirten yasal ve tıbbi talimat.
İn Vivo Desensitization
Fobi ve kaygı bozukluklarının tedavisinde, danışanın korku uyandıran uyaranlarla zihinsel imgeleme yoluyla değil, gerçek hayatta doğrudan ve kademeli olarak yüzleştirildiği davranışsal terapi tekniğidir.
CARE
Psikoterapide iletilen samimiyet, olumlu saygı ve empatinin entegre bileşenlerini temsil eden klinik bir akronimdir.
Communicated Authenticity, Regard, Empathy (CARE)
Danışan merkezli terapinin etkinliği ve başarısı için kimi kuramcılara göre bir psikoterapistin sahip olması ve danışana aktarması zorunlu nitelikler bütünü.
Carezza (karezza)
Erkeğin orgazma ulaşmadığı, şefkatli dokunma ve uzatılmış cinsel birleşme esasına dayanan bir cinsellik ve doğum kontrolü yöntemidir.
Carisoprodol
Başlangıçta anksiyolitik olarak geliştirilen, günümüzde kas gevşetici olarak reçete edilen ve kötüye kullanım potansiyeli barındıran bir propanediol türevidir.
Carpenter’s Syndrome
Konik kafatası (akrosefali), parmaklarda ve ayak parmaklarında dericiklerle birleşme (sindaktili), ek parmak varlığı (polisindaktili), sıklıkla obezite ve değişen derecelerde zihinsel gerilik ile karakterize otozomal resesif geçişli kalıtsal bir bozukluktur.
Carus Typology
Bireyleri fiziksel ve morfolojik yapılarına göre atletik, balgamcı, veremli, serebral ve steril olmak üzere beş ana bedensel tipe ayıran tarihi bir sınıflandırma sistemidir.
Carve Out
Bir sağlık sigortası planından belirli sağlık hizmetlerinin (ruh sağlığı veya madde kullanımı gibi) kapsam dışı bırakılarak, bu hizmetlerin ayrı bir sağlayıcıyla yapılan sözleşmeyle yürütülmesi.
Carver And White’s BIS/BAS Scales
Bireylerin davranışsal çekinme (BIS) ve davranışsal yaklaşma (BAS) sistemlerindeki eğilimsel duyarlılıklarını ölçmek için geliştirilmiş, öz-bildirime dayalı psikometrik bir değerlendirme aracıdır.
CAS
Bilişsel Değerlendirme Sistemi, bireylerin bilişsel işlevlerini planlama, dikkat, eşzamanlı ve ardışık işlem bileşenleri üzerinden ölçen standartlaştırılmış nöropsikolojik bataryadır.
Casanova Complex
Bir erkeğin, duygusal bağ kurmaktan kaçınarak ve herhangi bir taahhütte bulunmaksızın, çok sayıda kadınla cinsel ilişki kurma ve baştan çıkarma yönündeki kompülsif dürtüsü.
Catapres
Klonidin etken maddesinin hipertansiyon, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve opiyat yoksunluğu tedavisinde kullanılan ticari müstahzar adı.
Deterrence
İstenmeyen veya suç teşkil eden bir eylemi gerçekleştiren kişiyi cezalandırmanın, hem o bireyin hem de genel olarak toplumun benzer eylemleri gelecekte tekrarlamasını önleyeceği varsayımı.
CCRC
Yaşlı bireylerin bağımsız yaşamdan tam süreli hemşirelik bakımına kadar değişen ihtiyaçlarını tek bir yerleşke içinde karşılayan entegre konut ve bakım modeli.
CCRT
Psikanalitik psikoterapide hastaların kişilerarası ilişkilerindeki yinelenen çatışma kalıplarını sistematik olarak kodlamak ve analiz etmek için Lester Luborsky tarafından geliştirilmiş klinik bir değerlendirme yöntemidir.
CDC
Amerika Birleşik Devletleri'nde halk sağlığı, epidemiyoloji, hastalık kontrolü ve önlenmesi alanlarında federal düzeyde otorite olan ana kurumun resmi kısaltması.
Celexa
Major depresif bozukluk ve ilişkili duygu durum bozukluklarının tedavisinde kullanılan, seçici serotonin geri alım inhibitörü (SSRI) sınıfına ait etken maddenin tescilli ticari adı.
Centers For Medicare And Medicaid Services (CMS)
Amerika Birleşik Devletleri Sağlık ve İnsan Hizmetleri Departmanı bünyesinde yer alan; Medicare, Medicaid ve Çocuk Sağlığı Sigortası programlarının yönetiminden sorumlu federal devlet kurumu.
Certiorari
Üst mahkemenin, alt mahkemenin kararını incelemek üzere dosyanın kendisine gönderilmesini talep ettiği resmî bir yargısal denetim emridir.
CES-D
Genel popülasyonda ve klinik dışı örneklemlerde son bir hafta içindeki depresif belirti yaygınlığını ve şiddetini ölçmek için geliştirilmiş, 20 maddeden oluşan öz-bildirim ölçeği.
Cesamet
Sentetik bir kannabinoid analoğu olan nabilone etken maddesinin ticari tescilli markası.
Bravery / Courage / Valor
🔹 1. (bravery): Korku, risk veya belirsizlik karşısında amaca yönelik hareket etme ve bu süreçte rasyonel veya ahlaki duruşu koruma kapasitesi. 🔹 2. (courage): Fiziksel, psikolojik veya ahlaki riskler barındıran zorluklar ve tehditler karşısında, korkuyu deneyimlemesine rağmen eylemi sürdürme iradesi ve kapasitesidir. 🔹 3. (valor): Korku, risk veya belirsizlik karşısında ahlaki veya fiziksel açıdan doğru olanı sürdürme kararlılığı.
Criminal Conviction
Bir mahkemenin, bir kişinin işlediği suçtan ötürü yasal olarak suçlu ve sorumlu olduğuna dair resmi yargı kararı.
Criminal Commitment
Sanığın suç ehliyetini değerlendirmek ya da akıl hastalığı nedeniyle cezai ehliyeti bulunmadığı kararına varıldığı için ruh sağlığı kurumlarına zorunlu olarak kapatılması süreci.
Prison Psychologist
Islah ve ceza infaz kurumlarında yatan bireylerin psikolojik değerlendirmesini, tedavisini ve risk analizini yürüten uzman.
Criminal Responsibility
Bir sanığın, üzerine atılı suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiile göre davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olması durumu.
İnsanity Defense
Ceza hukukunda, sanığın işlediği fiil sırasında ciddi bir akıl hastalığı nedeniyle eyleminin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde etkilendiği gerekçesiyle cezai sorumluluğunun olmadığını öne süren yasal savunma stratejisidir.
Criminally İnsane
Sanıkların, işledikleri iddia edilen suçlardan hukuki olarak sorumlu tutulmalarını engelleyen bir akıl hastalığı veya kusur durumunu tanımlayan hukuki ve psikiyatrik terim.
İncompetency Plea
Sanığın ruhsal hastalık, zihinsel gelişim bozukluğu veya bilişsel yıkım nedeniyle yargılama sürecini algılayamayacak, kendi durumunu kavrayamayacak ya da avukatına savunmasında yardım edemeyecek durumda olduğunu ileri süren hukuki savunmadır.
Punitive Parenting
Ebeveynlerin çocuklarını yönlendirmek veya kontrol etmek amacıyla sürekli olarak cezalandırıcı, sert ve zorlayıcı yöntemlere başvurmasıdır.
Punitive Damages / Vindicatory Damages
🔹 1. (punitive damages): Hukuki bir davada davalının kasıtlı, kötü niyetli veya aşırı ihmalkar eylemlerini cezalandırmak ve benzer suçların işlenmesini caydırmak amacıyla, telafi edici tazminata ek olarak hükmedilen para cezasıdır. 🔹 2. (vindicatory damages): Bir bireyin anayasal veya yasal haklarının ihlal edilmesi durumunda, zararın telafisinden ziyade ihlal edilen hakkın değerini onaylamak ve teyit etmek amacıyla hükmedilen parasal tazminat.
Punishment
Edimsel koşullanmada, bir davranışın ardından nahoş bir uyarıcının eklenmesi veya istenen bir uyarıcının uzaklaştırılması yoluyla o davranışın gelecekteki olasılığını azaltma süreci.
Challenged
Tarihsel süreçte dezavantajlı veya engelli bireyleri tanımlamak için kullanılan, günümüzde ise akademik ve klinik literatürde eskimiş (outdated) kabul edilen etiketleyici sıfat.
CHAMPUS
Askeri personel ve emeklilerinin sivil sağlık hizmetlerine erişimini finanse etmek amacıyla oluşturulmuş tarihsel bir sağlık sigortası ve bakım programı.
Che
Kolinesteraz enzimini ifade eden, özellikle nörotransmitter metabolizmasında kritik rol oynayan biyokimyasal kısaltma.
Cheilophagia (chilophagia)
Bireyin kendi dudaklarını tekrarlayıcı ve kompulsif bir şekilde ısırmasıyla karakterize, bedensel odaklı yineleyici bir davranıştır.
Cheyne–stokes Breathing
Solunum hızının ve derinliğinin kademeli olarak artıp ardından azalarak geçici solunum durmalarıyla (apne) periyodik bir döngü izlediği anormal solunum paternidir.
CHINS
Suç işlememiş ancak suç işlemeye yatkın, evden kaçan, okula devam etmeyen veya ebeveyn kontrolünden çıkan reşit olmayanları tanımlayan yasal ve klinik kategori.
CBCL
Çocuk ve ergenlerde duygusal ve davranışsal uyum problemlerini değerlendirmek amacıyla kullanılan, çoklu bilgi kaynağına dayanan standartlaştırılmış bir psikometrik ölçektir.
Child Find
ABD eğitim sisteminde, özel eğitime veya erken müdahaleye ihtiyaç duyan gelişimsel risk altındaki çocukların erken yaşta sistematik olarak taranmasını ve tespit edilmesini amaçlayan yasal zorunluluk programı.
China White
Fentanilin yasadışı laboratuvarlarda üretilen ve eroine benzetilerek pazarlanan potent bir analogudur.
Chipper
Tütün veya opiyat gibi maddeleri, kullanım bozukluğu belirtisi veya yoksunluk semptomları göstermeksizin yalnızca ara sıra ve kontrollü biçimde kullanan birey.
SED
Çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkan, akademik, sosyal veya kişisel işlevselliği belirgin şekilde bozan uzun süreli ve şiddetli duygusal/davranışsal sorunları tanımlayan klinik kısaltmadır.
Murder
Bir bireyin, hukuki bir mazeret veya haklı kılınan bir gerekçe olmaksızın, çoğunlukla tasarlayarak bir başka insanı hukuka aykırı şekilde öldürmesi.
Murder–suicide
Bir failin, başka bir bireyi kasten öldürmesinin hemen ardından kendi yaşamına son vermesiyle sonuçlanan trajik şiddet eylemidir.
Sexual Pain Disorder
Cinsel etkinlik sırasında veya sonrasında ortaya çıkan, kalıcı ya da yineleyici fiziksel ağrı ile karakterize edilen bir cinsel işlev bozukluğu sınıfıdır.
Sexual Anomaly
Üreme sisteminin doğumsal veya gelişimsel bir bozukluğu olup, bireyin anatomik ya da fizyolojik cinsiyet özelliklerinde normatif yapıdan sapma göstermesi durumudur.
Sexual Apathy
Cinsel aktiviteye karşı ilgi, istek veya motivasyonun belirgin biçimde azalması veya tamamen kaybolması durumu.
Sexual Addiction
Olumsuz sonuçlara ve bırakma isteklerine rağmen kontrol edilemeyen, kompulsif bir nitelik taşıyan ve madde bağımlılığına benzer süreçler izleyen sorunlu cinsel davranış örüntüsü.
Sexual Metamorphosis
Bireyin biyolojik cinsiyetinin karşı cinsiyete dönüştüğüne dair sarsılmaz, gerçeği değerlendirme yetisini bozan nadir bir somatik sanrı türüdür.
İntercourse
İki veya daha fazla bireyin cinsel organlarının teması ve birleşmesiyle karakterize olan biyolojik ve psikolojik eylem; coitus.
Afterplay
Cinsel orgazmın ardından gerçekleşen, çiftler arasındaki bağın korunmasını ve sürdürülmesini sağlayan şefkatli ve duyusal etkileşim.
Sexual Disorder
Cinsel işlevin veya cinsel davranışın her türlü bozulması ya da işlev görmemesi durumu.
Sex Counseling
Cinsel partnerlere doğum kontrolü, kısırlık, cinsel işlev veya uyarılma sorunları gibi konularda terapistler tarafından sağlanan yapılandırılmış rehberlik sürecidir.
Sexual Behavior
İnsan dışı türlerde doğrudan üreme süreçlerini kapsarken, insanlarda fiziki pratiklerin ötesinde arzu, tutum, deneyim ve sosyal dinamikleri de içeren geniş kapsamlı eylemler bütünü.
Sexual Value System
Bir bireyin hangi cinsel davranış ve aktivitelerin normal, ahlaki ve kabul edilebilir olup olmadığına dair inançlarının tamamıdır.
Sexual Revolution
Batı toplumlarında 20. yüzyıl boyunca, özellikle 1960'larda, geleneksel cinsel değerlerin, normların ve davranış kalıplarının köklü bir biçimde dönüşerek bireysel özgürlük ekseninde yeniden tanımlandığı sosyokültürel ve tarihi dönem.
Sex Education
İnsan üreme süreçleri, cinsel anatomi, psikolojik ve ilişkisel dinamikler hakkında bireylere yetkili ve nesnel bilgi sunan resmi öğretim süreci.
Sexual Fantasy
Gerçek dünyanın kısıtlamalarından bağımsız olarak zihinde kurgulanan cinsel içerikli imge, düşünce ve senaryoların bütünü.
Sexual Tension
Cinsel dürtü ve enerjinin boşalma arzusuyla tetiklenen, anksiyete ve huzursuzluk haliyle karakterize fizyolojik ve psikolojik durum.
Sex Hygiene
Cinsel aktivite sırasında ve sonrasında sağlığı korumak, bulaşıcı enfeksiyonları önlemek ve üreme sağlığını sürdürmek amacıyla uygulanan koruyucu sağlık prosedürlerinin bütünü.
Sexual İnstinct
Türün devamını sağlamaya yönelik biyolojik dürtü olup klasik psikoanalizde genital alanın ötesine geçerek tüm erotik ve libidinal enerjiyi kapsar.
Sexual Aversion Disorder
Cinsel aktiviteye karşı duyulan aşırı ve irrasyonel korku, kaygı veya iğrenme gibi olumsuz duygusal tepkiler nedeniyle cinsel temasın aktif olarak kaçınılması durumu.
Sexual İnterest
Bireyin cinsel temasla ilgili veya bu temasa yol açabilecek tartışmalara, görsel içeriklere ya da aktivitelere katılmaya veya bunlara yönelmeye hazır olma durumu.
Sexual İnhibition
Cinsel dürtülerin bastırılması, cinsel arzu duyma, cinsel performansı gerçekleştirme veya cinsel tatmin yaşama yeteneğinin kısıtlanması durumu.
Sexual Desire Disorder
Bireyin cinsel aktiviteye yönelik kronik ilgi eksikliği veya olumsuz reaksiyonlar göstermesiyle karakterize, ilişkisel zorluklara ve klinik düzeyde sıkıntıya yol açan bir cinsel işlev bozukluğu sınıfı.
Sexual Abuse
Bir bireyin rızası olmaksızın maruz kaldığı her türlü rıza dışı ya da sömürüye dayalı cinsel davranış veya etkinlik.
Sexual Functioning
Bireyin cinsel birleşme veya diğer cinsel aktiviteleri gerçekleştirme performansı ya da bu kapasiteye sahip olma durumu.
Sexual Dysfunction
Cinsel tepki döngüsünün arzu, uyarılma veya orgazm evrelerinden birinde veya birden fazlasında yaşanan, bireyin işlevselliğini ve yaşam kalitesini düşüren klinik düzeydeki aksaklıklardır.
Gender Dysphoria
Kişinin biyolojik cinsiyeti ile deneyimlediği cinsiyet kimliği arasındaki uyumsuzluğun yarattığı klinik düzeydeki huzursuzluk ve psikolojik distress durumu.
Sexual Masochism
Cinsel uyarılma ve doyumun, fiziksel veya psikolojik acı çekme, aşağılanma, bağlenme ya da zarar görme eylemleriyle, yineleyici ve dışlayıcı biçimde ilişkilendirilmesiyle karakterize парафили.
Sexual Curiosity
Cinsellik ve cinsel işlevler hakkında bilgi edinme, deneyimleme ve anlama arzusu.
Sex-negativity
Üreme amaçlı evlilik içi cinsel birleşim dışındaki tüm cinsel davranışlara karşı takınılan olumsuz tutum veya duruş.
Sexual Object
Genel dilde yalnızca cinsel çekiciliğiyle değerlendirilen kişiyi; psikanalitik kuramda ise bireyin cinsel enerjisinin yöneldiği hedefi ifade eder.
Genito-pelvic Pain/penetration Disorder
Vajinal penetrasyon sırasında yaşanan fiziksel ağrı, bu ağrıya yönelik yoğun korku veya kaygı ve pelvis tabanı kaslarının istemsiz gerilmesiyle karakterize DSM-5 bozukluğudur.
Sexual Liberation
Bireylerin geleneksel cinsel normlardan, tabuları ve kısıtlayıcı toplumsal ahlak kurallarından bağımsızlaşarak özerklik kazanma süreci.
Sexual Sadism
Cinsel uyarılmanın ve hazzın, bir başkasına kasıtlı olarak fiziksel veya psikolojik acı, ıstırap ya da hümilasyon (aşağılanma) verilmesiyle elde edildiği parafili türü.
Sexual Aggression
Bir bireyin, genellikle çiftleşme veya güç dinamikleri bağlamında, bir diğerine karşı sergilediği cinsel içerikli zorlama ve şiddet eylemleridir.
Sexual Assault
Bir bireyin özgür iradesiyle verdiği açık rızası olmaksızın maruz kaldığı her türlü cinsel eylem.
Deviant Sexuality / Sexual Deviance / Sexual Perversion
🔹 1. (deviant sexuality): Toplumsal ve kültürel normların dışına çıkan, istatistiksel olarak nadir görülen ve genellikle klinik literatürde parafilyalar ile ilişkilendirilen cinsel yönelim veya davranış örüntülerini tanımlayan üst kavram. 🔹 2. (sexual deviance): Bir kültürün veya alt kültürün belirlediği normatif standartlardan önemli ölçüde farklılık gösteren her türlü cinsel davranış. 🔹 3. (sexual perversion): Bir topluluk veya kültür tarafından orgazm ya da cinsel uyarılma sağlamanın anormal bir yolu olarak kabul edilen herhangi bir cinsel pratik.
Sexual Socialization
Çocuk ve ergenlerin cinselliğe dair toplumsal ve kültürel normları, inançları, değerleri ve tutumları içselleştirme süreci.
Sex Offense
Yasalara göre yasaklanmış olan her türlü cinsel eylem veya davranış ihlali.
Molestation / Sexual Harassment
🔹 1. (molestation): Rızası olmayan bir bireye yönelik istenmeyen cinsel yaklaşımlarda bulunma, dokunma veya fiziksel istismar eylemidir. 🔹 2. (sexual harassment): İstenmeyen, saldırgan veya rahatsız edici nitelikteki her türlü cinsel içerikli davranış, söz veya ima.
Sexual Contact
Bireyler arasında genital veya erojen deri/mukozal yüzeylerin dokunması ya da bağlanmasıyla gerçekleşen fiziksel etkileşim.
Sexual Response
Cinsel uyarıma karşı fizyolojik ve psikolojik olarak verilen tepkilerin bütünü.
Sexual-response Cycle
Erkeklerde ve kadınlarda görülen, uyarılma, plato, orgazm ve çözülme olmak üzere dört ardışık aşamadan oluşan evrensel cinsel tepki modeli.
Sex Therapy
Cinsel işlev bozukluklarını gidermek ve cinsel işlevselliği artırmak amacıyla uygulanan çok modlu bir psikoterapötik yaklaşım.
Sexual Preference
Bireyin belirli cinsel ilgi ve uyarılma kalıplarını ifade eden; modern psikoloji ve seksolojide ise cinsel yönelimin doğasını hafife aldığı ve basit bir iradi seçim gibi gösterdiği için büyük ölçüde terk edilmiş, eski ve hassasiyet yaratan bir kavram.
Sexual Trauma
Tecavüz, ensest, taciz, saldırı ve istismar gibi istenmeyen ya da zorlayıcı cinsel etkinliklerle ilişkili her türlü rahatsız edici deneyim.
Sexual Attitude Reassessment Workshop (SAR Workshop)
Katılımcıların cinsel yönelim, yaşlılıkta cinsellik, cinsel değerler ve mitler gibi konuları içeren filmler izleyerek grup tartışmaları ve kişisel içgörü geliştirdikleri yapılandırılmış bir eğitim deneyimidir.
Sexual Attitudes
Bireyin cinselliğe yüklediği değerler, inançlar ve bunların cinsel davranış kalıplarına yansıyan bilişsel ve duygusal yönelimi.
Sexual Burnout
Aşırı sık veya zorlayıcı cinsel aktivite dönemleri sonucunda cinsel işlevin veya cinsel isteğin kaybolması durumu.
Sexual Arousal Disorder
Cinsel tepki döngüsünün uyarılma evresinde yeterli bir fizyolojik yanıtın elde edilememesi veya bunun sürdürülememesi ile karakterize işlev bozukluğu.
Sexual Stimulation
Cinsel uyarılmayı tetikleyen genital, mamarian veya erojen bölgelerin dokunma, öpüşme ya da diğer duyusal girdiler yoluyla manipülasyonudur.
Sexual Adjustment
Bireyin bir veya birden fazla cinsel partnerle tatmin edici ve işlevsel bir ilişki kurma süreci.
Sexual And Gender İdentity Disorders
DSM-IV-TR'de yer alan ve cinsel işlev bozuklukları, parafililer ve cinsiyet kimliği sorunlarını tek bir çatı altında toplayan, DSM-5 ile yürürlükten kalkarak ayrıştırılmış kategorilere bırakılan eski bir tanı kategorisidir.
Sexual And Gender Minorities
Cinsel yönelimleri, kimlikleri veya gelişim özellikleri toplumsal normlardan farklılık gösteren LGBTQ+ ve çeşitlilik içeren popülasyonları kapsayan geniş bir çatı kavramdır.
Sexual Lifestyle
Bireyin cinsel yönelimi, partner sayısı ve tercih ettiği cinsel etkinlik türleri bağlamında sergilediği tutarlı cinsel davranış kalıbıdır.
STI
Cinsel temas yoluyla kişiden kişiye bulaşan patojenlerin (bakteri, virüs veya parazit) neden olduğu enfeksiyonların genel tıbbi kısaltmasıdır.
Sexually Transmitted Disease (STD)
Cinsel aktivite yoluyla bir bireyden diğerine bulaşan viral, bakteriyel veya paraziter etkenlerin neden olduğu enfeksiyonlar bütünü.
Sexual Orientation
Bir bireyin başka bir bireye duyduğu sürekli duygusal ve cinsel çekim kalıbı ile bu çekimden doğan davranışsal ve sosyal aidiyet eğilimi.
SOCE
Eşcinsel, lezbiyen veya biseksüel bireylerin cinsel yönelimlerini heteroseksüel yönde değiştirmeyi veya cinsiyet kimliklerini uyumlu hale getirmeyi amaçlayan bilimsel dayanaktan yoksun psikolojik, dini ya da müdahaleci uygulamaların bütünü.
Sexual Orientation Grid
Cinsel yönelimi yedi farklı psikoseksüel faktör ve üç farklı zaman dilimi üzerinden değerlendiren çok boyutlu bir sınıflandırma modelidir.
Sexualization
Cinsel anlamı veya içeriği bulunmayan bir nesnenin, olayın ya da kişinin cinsel bir bağlamda ele alınması veya yorumlanması süreci.
Sexuality
Bireyin cinsel etkinliklerden ve davranış biçimlerinden zevk alma kapasitesi ile cinsiyete dair kimlik, yönelim, tutum ve eylemlerinin tamamı.
Gender Research
Feminizm, maskülenlik, cinsellik ve LGBTQ+ dinamiklerini hem nitel hem de nicel yöntemlerle inceleyen çok disiplinli araştırma alanı.
Gender Assignment
Bir bebeğin doğumunda birincil ve ikincil cinsiyet karakteristikleri, genetik ve fizyolojik nitelikleri baz alınarak erkek, kadın veya interseks olarak sınıflandırılması.
Gender Discrimination / Sex Discrimination
🔹 1. (gender discrimination): Bir bireye veya gruba yalnızca cinsiyetleri temel alınarak adaletsiz, eşitsiz veya olumsuz muamele edilmesi. 🔹 2. (sex discrimination): Bireylere biyolojik cinsiyetleri temel alınarak adaletsiz ve farklı muamele edilmesi.
Gender-affirming Surgery
Bir bireyin fiziksel bedenini ve anatomik özelliklerini, deneyimledikleri ve tanımladıkları cinsiyet kimliğiyle uyumlu hale getirmek amacıyla uygulanan rekonstrüktif ve işlevsel cerrahi prosedürler dizisidir.
Differences Of Sex Development
Kromozomal, gonadal veya anatomik cinsiyet gelişiminin tipik ikili (binary) kalıplardan farklı seyrettiği konjenital durumları tanımlayan klinik şemsiye terim.
Gender Expression
Bir bireyin cinsiyet kimliğini davranış, giyim, ses tonu, beden dili ve dış görünüş gibi fiziksel ve davranışsal yollarla dış dünyaya yansıtma biçimi.
Sex İdentity / Sexual İdentity
🔹 1. (sex identity): Bir bireyin erkek, dişi veya interseks olarak tamamen biyolojik temellere dayanan cinsiyet statüsüdür. 🔹 2. (sexual identity): Bir bireyin kendi cinsel yönelimini ve cinselliğini içselleştirme, kavrama ve bu doğrultuda kendini tanımlama biçimidir.
Gender İdentity Disorder
Bireyin biyolojik cinsiyeti ile deneyimlediği cinsiyet kimliği arasındaki derin ve klinik düzeyde sıkıntı yaratan uyumsuzluğu tanımlayan, DSM-5 ile birlikte yerini 'cinsiyet hoşnutsuzluğu' kavramına bırakan tarihi psikiyatrik tanı kategorisi.
Gender İdentity Discordance
Bir bireyin deneyimlediği cinsiyet kimliği ile doğumda atanan cinsiyeti arasında kalıcı ve belirgin bir uyuşmazlık hissi.
Sex-chromosomal Aberration
Bir cinsiyet kromozomunun tamamen veya kısmen eksik olması ya da fazladan cinsiyet kromozomları içermesiyle ilişkilendirilen yapısal veya işlevsel bozuklukların tümü.
Gender-affirming Care
Transgender, non-binary ve cinsiyet çeşitliliği gösteren bireylerin cinsiyet kimliklerini desteklemek amacıyla sunulan kapsamlı, bireyselleştirilmiş ve multidisipliner sağlık ve refah yaklaşımıdır.
Sex Preselection
Gelecek neslin cinsiyetini döllenme öncesinde veya gebeliğin erken evrelerinde bilinçli olarak belirleme veya etkileme süreci.
Gender Reassignment / Sex Reassignment
🔹 1. (gender reassignment): Bir bireyin fiziksel görünümünü ve birincil veya ikincil cinsiyet özelliklerini kendi cinsiyet kimliğiyle uyumlu hale getirme süreci. 🔹 2. (sex reassignment): Bireyin fiziksel görünümünü cinsiyet kimliğiyle uyumlu hale getirmek amacıyla birincil ve/veya ikincil cinsiyet özelliklerinin tıbbi, cerrahi veya hormonal müdahalelerle değiştirilmesi sürecidir.
Gender-affirming Hormone Therapy
Transseksüel, non-binary veya cinsiyet çeşitliliği gösteren bireylerin fiziksel ikincil cinsiyet özelliklerini kendi cinsiyet kimlikleriyle uyumlu hale getirmek amacıyla uygulanan tıbbi bir hormon tedavisidir.
Gender Nonconforming
Bireylerin cinsiyet ifadelerinin veya kimliklerinin, toplumsal olarak atfedilen geleneksel cinsiyet kalıp yargılarını ve normlarını takip etmediği veya bunların ötesine geçtiği durumları tanımlayan geniş kapsamlı bir kavram.
Cross-gender Behavior
Bireyin, toplumun karşı cinsiyete atfettiği kıyafet, saç stili, konuşma tarzı ve jestleri benimseme süreci veya alışkanlığı.
Engendering Psychology
Psikolojik süreçlerin ve teorilerin toplumsal cinsiyet dinamiklerine duyarlı bir yaklaşımla yeniden ele alınmasını savunan akademik ve klinik yönelim.
Cisgender
Doğumda atanan biyolojik cinsiyeti ile içsel cinsiyet kimliği ve toplumsal rollerin birbiriyle uyumlu olduğu bireyleri tanımlayan çatı kavram.
Citalopram
Sinaptik aralıktaki serotonin konsantrasyonunu seçici olarak artıran, SSRI sınıfına ait bir antidepresan ajandır.
Cittosis
Besin değeri olmayan maddelere veya sıra dışı yiyeceklere karşı duyulan anormal istek ve yeme bozukluğu.
Civilian Health And Medical Program Of The Uniformed Services (CHAMPUS)
1967'den bu yana ABD askeri emeklilerine, ailelerine ve vefat eden askeri personelin bakmakla yükümlü olduğu kişilere sağlık hizmeti finansmanı sağlayan ve günümüzde TRICARE adını alan tıbbi sigorta programıdır.
CL
Farmakokinetikte bir ilacın vücuttan uzaklaştırılma hızını ya da sosyal psikolojide bireylerin ilişkilerindeki doyum eşiğini ifade eden standart kısaltmadır.
Clance Impostor Phenomenon Scale (CIPS)
Bireylerin elde ettikleri başarıları kendi becerilerine bağlayamaması ve sahtekar olarak açığa çıkma korkusu yaşamasını ölçen standart psikometrik araç.
Clavus
Kafaya sanki bir çivi çakılıyormuş gibi hissedilen, klasik olarak konversiyon bozukluğu veya eski psikiyatrik nosolojide 'histeri' ile ilişkilendirilen keskin ve batıcı nitelikteki somatize ağrı duyumudur.
Clérambault’s Syndrome
Bireyin, genellikle kendisinden daha yaşlı ve üst sosyal statüdeki bir başka kişinin kendisine aşık olduğuna dair sarsılmaz ve gerçekle bağdaşmayan bir inanca sahip olduğu erotik bir paranoya biçimidir.
Cloninger’s Alcoholism Typology
Alkol bağımlılığını başlangıç yaşı, genetik yatkınlık, psikolojik özellikler ve davranışsal sorunlar temelinde Tip 1 ve Tip 2 olarak ayıran iki bileşenli sınıflandırma modeli.
Clopixol
Zuclopenthixol etken maddesinin uluslararası piyasadaki en yaygın ticari marka adıdır ve tipik antipsikotikler sınıfına (tioksanten grubu) dahildir.
Closeted
Cinsel yönelimini veya cinsiyet kimliğini başkalarına açıkça beyan etmeyen bireylerin durumunu tanımlayan klinik ve sosyolojik kavram.
Closing
Psikoterapi veya danışmanlık seansının planlı bir şekilde sonlandırılması ve toparlanması süreci.
CME
Hekimlerin mezuniyet sonrası mesleki bilgi, beceri ve yetkinliklerini güncel tutmak ve geliştirmek amacıyla katıldıkları resmi eğitim faaliyetlerinin bütünü.
Co-dependents Anonymous
Problemli ve işlevsel olmayan karşılıklı bağımlılık ilişkilerini onarmak ve sağlıklı ilişki dinamikleri geliştirmek amacıyla on iki basamaklı programı uygulayan küresel bir öz-yardım destek topluluğudur.
Cocaine Anonymous (CA)
Kokain kullanım bozukluğundan kurtulmayı hedefleyen bireylerin on iki basamaklı programı uygulayarak iyileşme aradığı gönüllü bir dayanışma ve kendi kendine yardım kuruluşudur.
Coercion
Bir bireyin iradesini kırmak veya rızasını hükümsüz kılmak amacıyla tehdit, ceza, güç kullanımı ya da doğrudan baskı araçlarının devreye sokulduğu etki mekanizması.
Coffelt Decision
Gelişimsel engelli bireylerin en kısıtlayıcı olmayan ortamlarda, topluluk temelli yaşama ve hizmet alma hakkını yasal güvenceye alan dönüm noktası niteliğindeki bir mahkeme kararıdır.
Cogan’s Syndrome
İnterstisyel keratit tablosuna Ménière benzeri vertigo, tinnitus ve işitme kaybı ataklarının eşlik ettiği, otoimmün kökenli nadir bir klinik sendrom.
Cogentin
Benztropin etken maddesinin tescilli ticari adı olup, parkinsonizm ve antipsikotik ilaçların yol açtığı ekstrapiramidal yan etkilerin tedavisinde kullanılan antikolinerjik bir ajandır.
Cognex
Hafif ve orta dereceli Alzheimer hastalığının tedavisinde kullanılan ilk asetilkolinesteraz inhibitörlerinden biri olan takrinin (tacrine) tescilli ticari adı.
Coitus A Tergo
Cinsel birleşmenin partnerlerin arkadan yanaşma pozisyonuyla gerçekleştirildiği anatomik ve davranışsal bir pozisyon tanımlamasıdır.
Coitus İnter Femora
Penetrasyonun gerçekleşmediği, partnerlerin uylukları arasında sağlanan sürtünme temelli bir cinsel aktivite biçimidir.
Coitus İnterruptus
Orgazm öncesinde penisin vajinadan çıkarılarak boşalmanın dışarıda gerçekleştirildiği geleneksel bir doğum kontrol yöntemidir.
Coitus Prolongatus
Orgazmı veya boşalmayı bilinçli olarak geciktirmeyi amaçlayan cinsel birleşme yöntemi; 'carezza' kavramıyla eş anlamlı olarak klinik literatürde yer alır.
Coitus Reservatus
Erkeğin cinsel birleşme sırasında boşalmayı (ejakülasyonu) bilinçli olarak bastırması ve semen salınımından kaçınması durumu.
Coke
Kokain alkaloidinin sokak dilindeki en yaygın karşılığı olan gayriresmi terim.
Cold Turkey
Madde bağımlılığında, herhangi bir tıbbi destek veya kademeli azaltma süreci olmaksızın, kullanımın aniden ve tamamen kesilmesi.
Coming Out
LGBTİ+ bireylerin kendi cinsel yönelimlerini veya cinsiyet kimliklerini kabul etme ve bu gerçeği çevreleriyle paylaşma yönündeki yaşam boyu süren psikolojik ve sosyal süreci.
Compassionate Friends
Bir çocuğun ölümünün ardından yas tutan ebeveynlere ve ailelere destek, dostluk ve anlayış sunan uluslararası bir akran destek organizasyonu ve öz yardım ağıdır.
Compos Mentis
Yasal ve zihinsel olarak ehil olma, kişinin kendi eylemlerinden hukuki ve akli olarak sorumlu tutulabilecek düzeyde bilişsel kapasiteye sahip bulunması durumu.
Comrey Personality Scales (CPS)
Faktör analizi yöntemiyle geliştirilen ve sekiz temel kişilik boyutunu yedi noktalı Likert tipi derecelendirme ile ölçen 180 maddelik bireysel farklar envanteri.
Concerta
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tedavisinde kullanılan, metilfenidat içeren merkezi sinir sistemi uyarıcısı ticari ilaç formülasyonu.
Conn’s Syndrome
Adrenal bezlerin aşırı aldosteron üretmesiyle karakterize edilen, hipertansiyon ve hipokalemiye yol açan bir primer aldosteronizm durumudur.
Conners’ Rating Scales (CRS)
6-18 yaş aralığındaki bireylerde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve sık görülen komorbid bozuklukları değerlendirmek için kullanılan çok kaynaklı psikometrik bir soru formudur.
Conners’ Comprehensive Behavior Rating Scales (conners CBRS)
6 ila 18 yaş arasındaki çocuk ve ergenlerde duygusal, davranışsal ve akademik sorunları çok boyutlu değerlendiren ve çeşitli bozuklukların tanılanmasına yardımcı olan kapsamlı bir psikometrik envanterdir.
Consonar
Brofaromin etken maddesinin uluslararası pazarda kullanılan tescilli ticari adı.
Coolidge Assessment Battery (CAB)
DSM-IV-TR eksen I ve eksen II bozuklukları ile yürütücü işlevleri aynı anda değerlendiren, 225 maddeden oluşan ve 4'lü Likert tipi ölçekle derecelendirilen kapsamlı bir öz-bildirim bataryasıdır.
Coricidin
Özellikle öksürük baskılayıcı etken madde olan dekstrometorfan (DXM) içeren popüler bir reçetesiz soğuk algınlığı ilaç markasıdır.
Cornelia De Lange Syndrome
Doğum öncesi ve sonrası büyüme geriliği, karakteristik yüz hatları, iskelet anomalileri ve entelektüel gelişim bozukluğu ile kendini gösteren nadir bir genetik gelişimsel sendromdur.
Cornell Medical Index (CMI)
II. Dünya Savaşı sırasında askeri personelin psikiyatrik ve somatik taranması amacıyla geliştirilmiş, bireyin bedensel ve ruhsal semptomlarını öz bildirim yoluyla değerlendiren tarihi bir tarama testidir.
CMI
Fiziksel ve psikolojik belirtileri sistematik olarak taramak amacıyla bireylerin kendi kendilerine doldurduğu geniş kapsamlı bir sağlık anketi.
Coryza
Genellikle burun akıntısı ve nazal konjesyon ile karakterize olan üst solunum yolu enfeksiyonu, yaygın adıyla soğuk algınlığı.
Cotard’s Syndrome / Délire De Négation
🔹 1. (Cotard’s syndrome): Şiddetli depresyon ve yoğun nihilistik sanrılarla karakterize, bireyin öldüğünü, organlarının veya tüm gerçekliğin var olmadığını iddia ettiği psikotik bir durumdur. 🔹 2. (délire de négation): Hastanın kendi bedeninin, organlarının veya ruhunun var olmadığını, hatta öldüğünü ya da çürüdüğünü iddia ettiği, nadir görülen ağır bir nihilistik sanrı bozukluğudur.
Countermeasure
Yalan dedektörü testlerinde, bireyin aldatıcı veya dürüst olmayan şeklinde sınıflandırılmaktan kaçınmak amacıyla sergilediği her türlü kasıtlı müdahale girişimi.
Countershock
Elektrokonvülsif terapi (EKT) sırasında ana konvülsif şoktan yaklaşık 1 dakika sonra hastaya uygulanan hafif şiddetli ikincil elektrik akımı.
Couvade
Gebelik sürecindeki eşlerin, psikojenik kökenli olduğu düşünülen doğum sancısı, bulantı ve kilo alımı gibi somatik gebelik belirtilerini deneyimlemesi durumu.
Covert İncest
Bir ebeveynin, eşinden alması gereken duygusal ve psikolojik desteği çocuğundan talep etmesi ve çocuğu duygusal bir eş (surrogate partner) konumuna getirmesiyle oluşan örtülü bir duygusal istismar biçimidir.
COVID-19
SARS-CoV-2 virüsünün neden olduğu, dünya çapında ağır solunum yolu enfeksiyonlarına ve epidemiyolojik krizlere yol açan bulaşıcı hastalık tablosudur.
CPA
Kanada'daki psikologları, araştırmacıları ve öğrencileri temsil eden ulusal mesleki ve bilimsel kuruluş.
CPI
Bireylerin normal kişilik özelliklerini, kişilerarası davranışlarını ve sosyal etkileşim tarzlarını ölçmek için geliştirilmiş, norm temelli kendini değerlendirme envanteri.
CPQ
8 ila 12 yaş arasındaki çocukların kişilik özelliklerini ve davranışsal eğilimlerini değerlendirmek için geliştirilmiş standartlaştırılmış bir psikometrik envanterdir.
CPR Fees
Sağlık hizmetlerinde ve klinik psikoloji uygulamalarında sigorta geri ödemeleri ile maliyet düzenlemelerinde kullanılan standartlaştırılmış ücretlendirme ölçütü.
Crack
Kokain hidroklorürün sodyum bikarbonat (kabartma tozu) ile işlenerek kaya formuna dönüştürülmüş ve sigara yoluyla içilebilen, hızla etki eden güçlü ve bağımlılık yapıcı bir uyarıcı formu.
Crank
İçilebilir formdaki metamfetamin için kullanılan yaygın bir sokak adı.
Crash
Psikoaktif madde kullanımının ardından ortaya çıkan; şiddetli depresyon, tükenmişlik, iritabilite ve yoğun yoksunluk belirtileriyle karakterize ani psikolojik ve fizyolojik çöküş dönemi.
Creutzfeldt–jakob Disease (CJD)
Anormal prion proteinlerinin neden olduğu, hızla ilerleyen, beyin dokusunda süngerimsi (spongiform) dejenerasyonla karakterize ve ölümcül nörodejeneratif bir hastalıktır.
Cat-cry Syndrome / Cri Du Chat Syndrome / Crying-cat Syndrome
🔹 1. (cat-cry syndrome): Beşinci kromozomun kısa kolunun (5p-) kısmi delesyonundan kaynaklanan, bebeklik döneminde kedinin miyavlamasına benzer tipte tizde ağlama sesi, mikroensefali, ağır zihinsel yetersizlik ve karakteristik yüz anoreksisiyle kendini gösteren nadir bir genetik bozukluktur. 🔹 2. (cri du chat syndrome): 5. kromozomun kısa kolunun (5p) silinmesiyle karakterize edilen; bebeklerde kedi miyavlamasına benzer yüksek tonlu ağlama, zihinsel gelişim geriliği ve mikroensefali ile kendini gösteren nadir bir genetik bozukluk. 🔹 3. (crying-cat syndrome): Beşinci kromozomun kısa kolunun (5p-) kısmi delesyonu ile karakterize, yenidoğanlarda kedi miyavlamasına benzer tiz ağlama sesleriyle kendini gösteren nadir bir genetik bozukluk.
Cross-dressing
Bireyin, geleneksel olarak karşı cinsiyetle özdeşleştirilen kıyafetleri ve aksesuarları giyme eylemidir.
CRS
Özellikle Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ve ilişkili davranışsal sorunların değerlendirilmesinde kullanılan, ebeveynler, öğretmenler ve ergenlerin kendileri tarafından doldurulan standartlaştırılmış psikometrik derecelendirme ölçekleri serisi.
CSA
Amerika Birleşik Devletleri'nde federal düzeyde uyuşturucu ve psikoaktif maddelerin üretimini, ithalatını, dağıtımını ve kullanımını düzenleyen temel yasal çerçeve.
CSI Effect
Popüler suç ve adli tıp dizilerinin, jüri üyelerinin mahkemede sunulan bilimsel kanıttan beklentilerini gerçek dışı düzeyde yükseltmesi ve kararlarını bu çarpık beklentiler doğrultusunda vermesi durumu.
Cunnilingus
Kadın dış genital organlarının (klitoris, vulva ve labiaların) ağız, dudaklar ve dil yardımıyla uyarılmasını içeren bir orogenital aktivite biçimi.
Cushing’s Syndrome
Böbrek üstü bezlerinin kabuk bölgesinden aşırı miktarda kortizol hormonunun salgılanmasıyla ortaya çıkan kronik endokrin tablo.
Dwarfism
Gelişimsel kusurlar, kalıtım, hormonal veya besin eksiklikleri yahut hastalıklar sonucunda ortaya çıkan, normalin altındaki beden yapısı ve boy uzunluğudur.
Sentence-completion Test
Katılımcının eksik bırakılmış cümleleri kendi kelimeleriyle tamamlamasını sağlayarak bilinçdışı süreçleri, kişilik özelliklerini ve çatışmaları ortaya çıkarmayı amaçlayan projektif bir değerlendirme aracıdır.
CV
Bireyin akademik ve profesyonel geçmişini, yetkinliklerini ve kariyer yörüngesini özetleyen resmi belge veya 'cardiovascular' (kardiyovasküler) teriminin Tıp dilindeki yaygın kısaltması.
Cylert
Merkezi sinir sistemini uyarıcı etkisinden ötürü geçmişte Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tedavisinde reçete edilen pemoline adlı molekülün eski ticari adı.
CYP
Genellikle karaciğerde yoğunlaşan ve ilaçlar ile endobiyotiklerin metabolizmasında kritik rol oynayan hemoprotein enzim süperfamilisi olan sitokrom P450'nin standart kısaltması.
Contemporaneity
Psikoterapide, geçmişin veya geleceğin kaygılarından ziyade bireyin o anki deneyimine odaklanma ilkesidir.
Association Disturbance / Disturbance Of Association
🔹 1. (association disturbance): Düşünce akışındaki mantıksal bağların ve kavramlar arası geçişlerin kopmasıyla karakterize edilen biçimsel düşünce bozukluğu. 🔹 2. (disturbance of association): Kültürel olarak kabul gören mantıksal düşünce zincirinin kesintiye uğraması ve bireyin başkaları tarafından anlaşılması güç, dağınık ve düzensiz bir düşünce akışı sergilemesi.
Loosening Of Associations
Bireyin konuşmasında düşüncelerin mantıksal bir bağdan yoksun, kopuk ve parçalı şekilde bir fikirden diğeriyle ilişkisiz veya dolaylı ilişkili başka bir fikre sıçramasıyla karakterize düşünce bozukluğu.
EAP
Bağlama göre iş yerinde çalışanların psikolojik refahını artıran destek programını ya da atların dahil olduğu deneyimsel bir psikoterapi yaklaşımını ifade eden kısaltma.
Cross-addiction / Cross-dependence
🔹 1. (cross-addiction): Bir bireyin halihazırda bağımlı olduğu bir maddenin veya davranışın yerine, beynin benzer ödül devrelerini tetikleyen yeni bir madde veya davranış koyması durumu. 🔹 2. (cross-dependence): Bir maddenin, aynı sınıftaki veya benzer etkiye sahip farklı bir maddenin yoksunluk belirtilerini önleyebilme farmakolojik kapasitesi.
Helplessness
Ortaya çıkan olumsuz bir durumu iyileştirmek için bireyin elinden hiçbir şey gelmeyeceği algısıyla ilişkili kapasite eksikliği, savunmasızlık ve güçsüzlük durumu.
Clubfoot
Ayağın normal anatomik pozisyonundan saparak içe, dışa veya aşağı doğru bükülmesiyle karakterize edilen konjenital veya edinilmiş yapısal deformite.
Wednesday Evening Society
Sigmund Freud'un Viyana'daki evinde 1902 yılında başlayan, psikanalizin kuramsal temellerinin ilk kez sistematik olarak tartışıldığı gayriresmî mürritler ve hekimler toplantı grubu.
Conflict
Karşılıklı olarak birbirini dışlayan ya da zıt yönlü güçlerin, arzuların, tutumların veya davranışların eş zamanlı olarak ortaya çıkması durumu.
Conflict Resolution
Bireyler veya gruplar arasındaki uyumsuzluk, sürtüşme ve anlaşmazlıkların uzlaşı, müzakere ve pazarlık gibi aktif stratejilerle azaltılması veya ortadan kaldırılması süreci.
Conflict-free Sphere
Ego psikolojisinde, içsel çatışmaların veya nevrotik savunmaların müdahalesi olmaksızın gelişen ve işlev gören özerk ego alanı.
Shyness / Timidity
🔹 1. (shyness): Sosyal durumlarda ortaya çıkan; fizyolojik uyarılma, yoğun öz-bilinç, olumsuz değerlendirilme korkusu ve davranışsal kaçınma ile karakterize kaygı ve ketlenme durumu. 🔹 2. (timidity): Algılanan bir riske yaklaşırken aşırı tedbir alma veya riskten tamamen kaçınma eğilimi.
Core Conflictual Relationship Theme (CCRT)
Danışanların kişilerarası ilişkilerinde tekrar eden merkezi kalıplarını; istekler, ötekinin tepkileri ve danışanın bu tepkilere verdiği duygusal veya davranışsal tepkiler ekseninde inceleyen klinik araştırma ve psikoterapi yöntemidir.
Adversarial System
Tarafların kendi iddialarını bağımsız bir hakem veya jüri önünde savunduğu, delil sunumunun taraflarca gerçekleştirildiği temel hukuk sistemi.
Translation And Back-translation
Kültürlerarası araştırmalarda kullanılan psikolojik ölçüm araçlarının başka bir dile eşdeğer ve güvenilir bir şekilde uyarlanmasını sağlayan doğrulama yöntemi.
Translational Research
Temel bilim bulgularını klinik uygulamalara dönüştüren ve aynı zamanda klinik sahadaki gözlemleri temel bilim laboratuvarına geri taşıyan çift yönlü interdisipliner araştırma paradigması.
Pollution
Çevrenin doğal dengesini bozan toksik maddelerin veya kirleticilerin ekosisteme karışması durumu.
Environmentalism
Çevrenin ve deneyimsel öğrenmenin insan davranışı, yetenekleri ve uyumu üzerindeki en baskın belirleyiciler olduğunu savunan teorik yaklaşım ve ekosistemi korumayı amaçlayan toplumsal hareket.
Environmental Press–competence Model
Bireyin çevresinden gelen uyarıcı talepleri (baskı) ile bu talepleri karşılayabilme kapasitesi (yeterlilik) arasındaki etkileşimin uyum ve adaptasyon düzeyini belirlediğini savunan geropsikolojik model.
Environmental Determinism
Psikolojik ve davranışsal özelliklerin büyük ölçüde veya tamamen dış çevresel koşulların bir ürünü olduğunu, biyolojik ve kalıtsal faktörlerin ise yok sayılacak kadar az öneme sahip bulunduğunu savunan epistemolojik yaklaşım.
Environmental Assessment
Bireyin işlevselliğindeki bozulmaların yalnızca kişisel özelliklere değil, içinde bulunduğu sosyal sistem ve çevresel değişkenlere de dayandığı varsayımıyla yapılan durum ve bağlam analizi.
Environmental Manipulation
Bireylerin yaşam koşullarını ve fiziksel/sosyal çevrelerini değiştirerek psikolojik iyilik hallerini ve işlevselliklerini artırmayı amaçlayan müdahale stratejisidir.
Environmental Therapy
Bireyin bilişsel, duygusal ve davranışsal sağlığını geliştirmek amacıyla fiziksel veya sosyal çevresiyle olan etkileşimini merkeze alan psikoterapi yaklaşımı.
Environmental Approach
Duygusal zorluklara yol açan dışsal baskıları azaltmak veya bireyin yaşam ve çalışma alanlarını işlevselliği artıracak şekilde düzenlemek amacıyla uygulanan terapötik yaklaşım.
Online Self-help Group
Ortak bir yaşam problemiyle başa çıkmak amacıyla bireylerin internet üzerinden düzenli olarak iletişim kurduğu ve karşılıklı destek sağladığı dijital topluluk.
Conflict Of İnterest
Bir bireyin ya da grubun profesyonel sorumlulukları ile kişisel çıkarlarının birbiriyle çelişmesi ve tarafsız karar verme yetisini tehlikeye atması durumudur.
Purging
Yeni tüketilmiş besinlerin kusma yoluyla veya laksatif, diüretik gibi maddelerin suiistimaliyle bedenden kasıtlı olarak uzaklaştırılması eylemidir.
Purging Disorder
Küçük miktarlarda gıda tüketiminin ardından bireyin kontrol kaybı yaşayarak yineleyici şekilde kusma veya diğer yöntemlerle yediklerini dışarı atmak suretiyle bedeninden uzaklaştırdığı, tıkınma nöbetlerinin eşlik etmediği klinik bir tablodur.
Double Depression
Kalıcı depresif bozukluğun (distimi) zemininde akut bir majör depresif epizodun eş zamanlı olarak gelişmesiyle karakterize klinik tablo.
DDE
Meşru bir eylemin, amaçlanan olumlu sonucun yanı sıra öngörülen ancak istenmeyen kötü bir etki de doğurabileceği durumlarda ahlaki geçerliliği değerlendiren etik ve felsefi ilke.
Dual İnstinct Theory
Klasik psikoanalitik kuramda insan davranışlarının ve zihinsel yaşamın, Eros (yaşam içgüdüsü) ve Thanatos (ölüm içgüdüsü) adı verilen iki zıt kuvvetin çatışması ve etkileşimiyle şekillendiğini öne süren teorik formülasyon.
Dual Careers
Bir evlilik veya ortak yaşam birimindeki her iki eşin de geleneksel tek kazanan/ev kadını rolü yerine, kendi profesyonel kariyerlerine aktif olarak bağlı olduğu yaşam düzenlemesidir.
Double Personality
Bir bireyin benliğinde, her biri diğerinin anılarından ve varlığından habersiz ya da kısmen haberdar olan iki farklı kimlik veya kişilik durumunun eşzamanlı veya ardışık olarak ortaya çıkması.
Double Blind
Araştırma önyargılarını ve plasebo etkisini minimize etmek amacıyla hem katılımcıların hem de veriyi toplayan araştırmacıların hangi grubun müdahale (ilaç/tedavi) aldığını bilmediği deneysel kontrol prosedürü.
Couples Therapy / Couples Counseling
🔹 1. (couples therapy): Kararlı bir ilişkideki her iki ortağın da aynı terapist veya terapistler tarafından eş zamanlı olarak tedavi edildiği, hem bireysel dinamiklerin hem de kişilerarası etkileşimlerin ele alındığı psikoterapi modalitesi. 🔹 2. (couples counseling): Partnerler arasındaki ilişki dinamiklerine odaklanan, genellikle kısa süreli ve problem yönelimli profesyonel psikolojik müdahale süreci.
Double Bind
Bir bireyin aynı kaynaktan birbirini dışlayan ve çelişen mesajlar alması, bu durumdan kaçamaması ve hangi yolu seçerse seçsin başarısızlığa ya da suçluluğa mahkûm olduğu iletişimsel ikilem.
Doctrine Of Double Effect (DDE) / PDE
🔹 1. (doctrine of double effect (DDE)): İyi bir amaç güden bir eylemin, kaçınılmaz olarak öngörülen ancak istenmeyen kötü yan etkilere yol açabileceği durumlarda ahlaki meşruiyetini inceleyen felsefi ve etik ilke. 🔹 2. (PDE): İyi bir amaç güden bir eylemin, önceden öngörülen ancak istenmeyen kötü sonuçlar doğurması durumunda eylemin ahlaki meşruiyetini değerlendiren etik ilke.
Asceticism
Fiziksel zevklerden, maddi varlıklardan ve dünyevi konforlardan bilinçli bir şekilde feragat etmeyi, aşırı öz disiplini ve sadeliği merkeze alan kişilik özelliği veya yaşam tarzı.
Scheduled Drug
ABD Uyuşturucu Enforcement Administration (DEA) tarafından Kontrollü Maddeler Yasası uyarınca reçetelendirilmesi ve kullanımı kısıtlanmış yasal statüdeki maddeler.
Best İnterests Of The Child
Çocuk velayeti ve bakımına ilişkin kararlarda, ebeveynlerin haklarından bağımsız olarak çocuğun psikolojik, fiziksel ve sosyal esenliğinin mutlak öncelik verilerek değerlendirilmesini öngören standart.
Juvenile Justice System
Genellikle 18 yaşın altındaki reşit olmayan bireylerin suç sayılan eylemlerini yargılayan ve cezalandırmaktan ziyade rehabilitasyona odaklanan devlet kurumları ve mahkemeler bütünüdür.
İnfantile Sexuality
Psikoanalitik kurama göre, yaşamın ilk yıllarından itibaren bedenin farklı bölgelerindeki duyusal uyarım ve libidinal doyum yoluyla ortaya çıkan erotik haz süreci.
Child Behavior Checklist (CBCL)
4-18 yaş arası çocukların davranışsal sorunlarını ve yetkinliklerini ebeveyn bildirimine dayalı olarak değerlendiren standartlaştırılmış psikometrik enstrümandır.
CDI
7-17 yaş aralığındaki çocuk ve ergenlerde depresif belirtilerin şiddetini ve varlığını değerlendiren, öz bildirime dayalı standart psikometrik ölçek.
Child Visitation
Boşanma veya yasal koruma altındaki durumlarda, velayeti almayan ebeveyn veya akrabalara çocuğun üstün yararı gözetilerek mahkeme tarafından tanınan yasal görüşme iznidir.
Child Advocacy
Çocukların haklarını, refahını ve korunmasını sağlamak amacıyla profesyoneller veya kurumlar tarafından yürütülen organize ve yapılandırılmış müdahaleler bütünü.
Child Neglect
Bir çocuğun fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal gelişimi için zorunlu olan temel bakım, ilgi ve gereksinimlerin, bakıcıların ilgisizliği, ihmalkarlığı veya yetersizliği nedeniyle karşılanmaması durumu.
Child Abuse
Bir ebeveyn veya bakım veren tarafından çocuğa yönelik uygulanan fiziksel, cinsel, psikolojik zarar veya ihmal durumudur.
Child-focused Family
Bir veya birden fazla çocuğun ihtiyaçlarının, ebeveynlerin gereksinimlerini gölgede bırakacak ve aile sisteminin merkezine yerleşecek kadar baskın olduğu aile yapısı.
Child Pornography
Reşit olmayan kişilerin cinsel içerikli eylemlerini veya çıplaklıklarını tasvir eden her türlü yazılı, görsel veya dijital materyal.
Child Analysis
Klasik psikanaliz ilkelerinin çocukların gelişimsel düzeyine uyarlanarak uygulandığı, oyun ve pedagojik araçların kullanıldığı klinik tedavi yaklaşımı.
Child Psychotherapy
Ergenlik dönemine kadarki çocukların duygusal, bilişsel veya davranışsal sorunlarını ele alan, gelişimsel düzeye uygun teknikler ve değişen oranlarda ebeveyn katılımı içeren psikolojik müdahale süreci.
Child Welfare
Çocukların duygusal ve fiziksel iyilik hallerini güvence altına almayı hedefleyen yasal, sosyal ve kurumsal müdahaleler bütünü.
Child Guidance
Çocuklarda ruh sağlığı sorunlarını yalnızca tedavi etmekle kalmayıp, çocuk ve ailesine eğitim, bilgilendirme ve terapötik destek sunarak olası gelecekteki bozuklukları önlemeye odaklanan bütüncül bir ruh sağlığı yaklaşımıdır.
Children’s Health Insurance Program (CHIP)
Gelir düzeyi Medicaid kriterlerini karşılamayacak kadar yüksek, ancak özel sağlık sigortası alamayacak kadar düşük olan ailelerin çocuklarına sağlık güvencesi sağlayan federal-eyalet ortak finansmanlı bir kamu programıdır.
Child Custody
Bir çocuğun bakımı, korunması ve gözetimi; özellikle boşanma veya ayrılık gibi yasal süreçlerde mahkeme kararıyla ebeveynlerden birine veya her ikisine verilen yasal yetki.
Child Custody Evaluation
Klinik psikologlar tarafından yürütülen; ebeveynlik davranışlarının incelenmesini, çocuğun ihtiyaçlarını karşılayabilme kapasitesinin analiz edilmesini ve mahkemeye velayet düzenlemelerine ilişkin profesyonel tavsiye sunulmasını içeren kapsamlı yasal-klinik prosedür.
CPRT
Ebeveynlerin, çocuklarının duygusal ve davranışsal sorunlarını çözmede birer terapist gibi davranmalarını sağlamak amacıyla geliştirilmiş, filial terapi ilkelerine dayanan kanıta dayalı bir erken müdahale yaklaşımıdır.
Children’s Apperception Test (CAT)
3 ila 10 yaş arası çocukların kişilik özelliklerini, tutumlarını ve psikodinamik süreçlerini değerlendirmek amacıyla uygulanan, hayvan figürlü kartların kullanıldığı projektif bir kişilik testidir.
Children’s Depression Inventory (CDI)
Beck Depresyon Envanteri'ni temel alan ve 7 ile 17 yaş arasındaki çocuklarda depresif semptomların şiddetini değerlendiren, Maria Kovacs tarafından geliştirilmiş 27 maddelik öz-bildirim ölçeğidir.
Children’s Personality Questionnaire (CPQ)
Raymond Cattell ve Rutherford Burchard Porter tarafından 1959 yılında geliştirilen; 8-12 yaş arası çocukların 14 temel kişilik boyutunu değerlendiren 140 maddelik öz-bildirim ölçeğidir.
Children’s Manifest Anxiety Scale (CMAS)
Çocuk ve ergenlerde gözlenebilir kaygı düzeyini ve niteliğini değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş, öz-bildirime dayalı psikometrik bir değerlendirme aracıdır.
Childhood Disintegrative Disorder
Yaşamın ilk yıllarında tamamen tipik bir gelişim gösteren çocuklarda, 2 ila 10 yaşları arasında kazanılmış dil, motor ve sosyal becerilerde dramatik ve kalıcı bir gerilemeyle karakterize, günümüzde otizm spektrum bozukluğu altında sınıflandırılan nadir bir durumdur.
Childhood-onset Fluency Disorder
Bireyin yaşına ve dil becerilerine uygun olmayan, ses/hece tekrarları, uzatmalar ve bloklarla karakterize, konuşma akışının ve zamanlama örüntülerinin bozulması durumudur.
Childhood Absence Epilepsy
Genellikle 4-10 yaşları arasında başlayan, saniyeler süren ani bilinç kaybı ve dalma epizodlarıyla (absans nöbetleri) karakterize, idiyopatik yaygın bir epilepsi sendromudur.
Childhood Disorder
Çocukluk döneminde ortaya çıkan; sosyal, duygusal, davranışsal veya eğitsel işlevselliği belirgin şekilde bozan her türlü gelişimsel veya psikopatolojik durum.
Childhood Depression
Ergenlik öncesi çocukluk döneminde ortaya çıkan, yetişkin depresyonundan farklı olarak çökkün duygu durumundan ziyade irritabilite ve gelişimsel duraklamalarla kendini gösteren majör depresif durum.
Childhood Obesity
Bir çocukta, aynı yaş ve cinsiyetteki akranlarının vücut kitle indeksinin (VKİ) yüzde 95'lik diliminde veya üzerinde yer almasıyla tanımlanan aşırı vücut yağı durumu.
Childhood Adversity
Çocukluk döneminde yaşanan, bireyin fiziksel, duygusal, bilişsel ve sosyal gelişimini kronik olarak tehdit eden stresli, travmatik veya zararlı deneyimler.
Childhood Psychosis
Çocukluk döneminde ortaya çıkan ve yetişkin psikozlarındaki halüsinasyonlar ile sanrılar gibi temel özellikleri barındıran nadir ruhsal bozukluk.
Childhood Schizophrenia
12 yaşından önce, genellikle yetişkinlikteki şizofreni ile aynı çekirdek semptomlarla ortaya çıkan ancak gelişimsel olarak daha ağır seyreden nadir ve şiddetli bir nörogelişimsel psikotik bozukluk.
Childhood Neurosis
Freudyen teoride, çocuğun içsel çatışmalara karşı geliştirdiği savunma mekanizmalarının başarısızlığı veya aşırılığı sonucunda ortaya çıkan psikolojik belirtiler.
Childhood Autism
Erken gelişim döneminde ortaya çıkan, sosyal iletişimde kalıcı yetersizlikler ve sınırlı, yinelenen davranış kalıplarıyla karakterize nörogelişimsel bozukluk.
Behavior Disorders Of Childhood And Adolescence
Genç bireylerde gözlenen ve akran normlarından belirgin şekilde sapma gösteren, özel eğitim ve okul yerleştirme süreçlerinde sıklıkla referans alınan gözlemlenebilir davranış örüntüleri.
Childhood
Konuşmanın olağan akışında ve zamansal örüntüsünde, bireyin yaşına ve dil gelişim düzeyine uygun olmayan, kalıcı bozulmaları tanımlayan nörogelişimsel bir tablodur.
Dissociative İdentity Disorder (DID)
Bir bireyin davranışlarının dönüşümlü olarak kontrolünü ele geçiren, iki veya daha fazla belirgin kimlik ya da kişilik durumunun varlığıyla karakterize disosiyatif bozukluk.
Multiaxial Classification
Ruhsal bozuklukları klinik belirtilerin yanı sıra sosyal, kültürel ve işlevsel etkenler gibi birden fazla kategoride sınıflandıran tanısal yaklaşım.
Plural Marriage
Bir bireyin aynı anda birden fazla eşe sahip olduğu evlilik biçimi, özellikle Mormon topluluklarındaki tarihsel ve dini uygulamalar bağlamında ele alınan bir evlilik sistemi.
Multifactorial
Bir olgunun, durumun veya patolojinin tek bir nedene değil, birbirleriyle etkileşim halindeki birden fazla değişken, etken veya nedene bağlı olarak ortaya çıkması durumu.
Multicultural Therapy
Danışanın ırksal, etnik, cinsel yönelim, manevi ve sosyoekonomik bağlamlarını ve terapistin olası önyargılarını gözeten bütüncül bir psikoterapi yaklaşımı.
Multiple Family Therapy
İki veya daha fazla ailenin, aynı anda birden fazla terapistle bir araya gelerek ortak dinamikler üzerinden yürüttüğü yapılandırılmış grup terapisi formu.
Multiple Baseline Design
İki veya daha fazla hedef davranış, birey ya da ortama müdahalenin zaman içinde kademeli ve sırayla uygulandığı, geleneksel deneme-kontrol grubu tasarımlarına alternatif tek denekli bir deneysel araştırma yaklaşımıdır.
Multidetermination
Bir psikolojik bozukluğun ya da davranışın ortaya çıkışında tek bir nedenin değil, biyolojik, psikolojik ve çevresel gibi birden fazla faktörün etkileşim içinde bulunması durumu.
Multidetermined Behavior
İnsan davranışının tek bir nedene indirgersenemez olduğu; genetik, çevresel, fizyolojik ve psikolojik birçok faktörün karmaşık etkileşimiyle şekillendiğini savunan temel ilke.
Multiple Selves
Bireyin benliğini, farklı duyuşsal, algısal ve bilişsel özelliklere sahip birden fazla benlik durumunun birleşimi olarak ele alan psikanalitik kavram.
Multistate İnformation System (MSIS)
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ruh sağlığı hastaneleri ve toplum ruh sağlığı merkezlerindeki tedavi programlarının etkinliğini değerlendirmek amacıyla karşılaştırmalı istatistikler sunan otomatikleştirilmiş kayıt tutma sistemi.
Multiple-impact Therapy
Birden fazla ruh sağlığı uzmanının, yoğun ve sınırlı bir zaman dilimi içinde bir danışan aileyle birlikte çalıştığı entegratif bir müdahale yöntemidir.
Multiple Marital Therapy
Evli çiftin her bir partnerinin ayrı terapistler tarafından bağımsız olarak tedavi edildiği, bu arada terapistlerin ve çiftin farklı kombinasyonlarla seanslar düzenleyebildiği bir aile ve evlilik terapisi modu.
Multiple Monitored Electroconvulsive Treatment (MMECT)
Tek bir seans içerisinde birden fazla nöbet indüklenerek toplam tedavi süresini kısaltmayı amaçlayan elektrokonvülsif tedavi yöntemi.
Split Personality
Disosiyatif kimlik bozukluğu için kullanılan, aynı bireyde iki veya daha fazla distinct kimliğin varlığını ifade eden popüler terim.
Multiple Causation
Olayların ve davranışların tek bir nedenden ziyade, karmaşık kombinasyonlar halinde işleyen birden fazla faktörün etkileşimi sonucunda ortaya çıktığını savunan epistemolojik ve metodolojik görüş.
Multiple Orgasm
Cinsel yanıt döngüsündeki çözülme evresine girmeksizin, ardışık olarak birden fazla orgazm yaşama durumu.
Multiple Delusions
Birbiriyle zorunlu olarak bağlantılı olmayan, eş zamanlı olarak varlık gösteren birden fazla inanç sistemi veya sanrısal içerik.
MSLT
Gün içi aşırı uykululuk halini ve uyku başlangıç sürelerini objektif olarak ölçmek amacıyla uygulanan standardize edilmiş bir polisomnografik laboratuvar prosedürüdür.
Stocking Anesthesia
Ayağı ve baldırın bir kısmını kapsayan, geleneksel anatomik sinir dağılımıyla uyuşmayan ve organik bir nedene bağlanamayan duyusal konversiyon belirtisi.
Junk Science
Geçersiz, sahte veya metodolojik olarak kusurlu araştırma bulgularının, özellikle yasal süreçlerde bilimsel gerçeklik gibi sunulması durumu.
Solution-focused Brief Therapy
Danışanın geçmişteki travma ve patolojilerine odaklanmak yerine, 'burada ve şimdi' prensibiyle geleceğe yönelik pratik çözümler ve spesifik hedefler inşa etmeyi amaçlayan kısa süreli psikoterapi yaklaşımı.
Unresolved
Psikoterapide, henüz yeterince ele alınmamış, bütünleştirilmemiş veya anlamlandırılamamış duygusal ya da ruhsal çatışmaları ifade eden sıfat.
Vitamin D Toxicity
Aşırı miktarda D vitamini alımına bağlı olarak kanda kalsiyum birikimiyle karakterize edilen ve kardiyovasküler sistem ile böbreklerde kalıcı hasar riski taşıyan toksik durum.
D.A.R.E.
Anaokulundan lise son sınıfa kadar olan öğrencilere polis memurları tarafından madde kullanımını reddetme ve akran baskısıyla başa çıkma stratejilerinin öğretildiği önleyici bir eğitim programıdır.
DA
Literatürde hem gelişimsel yaşı hem de katekolamin sınıfından ana nörotransmiter olan dopamini ifade etmekte kullanılan standart klinik ve biyolojik kısaltma.
Da Costa’s Syndrome
Amerikan İç Savaşı'nda askerlerde tanımlanan; kalp çarpıntısı, göğüs ağrısı ve nefes darlığı ile karakterize, günümüzde panik bozukluk veya savaş stresi tepkisi olarak kabul edilen anksiyete durumu.
DABS
Amerikan Zihinsel ve Gelişimsel Engellilik Dergisi (AAIDD) tarafından geliştirilen, entelektüel yetersizlik tanılama sürecinde bireylerin uyumsal davranış eksikliklerini ölçmeyi amaçlayan standardize edilmiş klinik değerlendirme ölçeğidir.
Disoriented Attachment
Bireyin bakım veren kişiyi hem bir güvenlik üssü hem de bir korku kaynağı olarak algılaması sonucu ortaya çıkan, organize olamamış çelişkili bağlanma modeli.
Disorganized Speech
Düşünce akışındaki yapısal bozulmaların dil ve söylem yoluyla dışa vurumu; fikirlerin mantıksal bir bağ olmaksızın yer değiştirmesi veya anlamsızlaşması durumu.
Distributive Analysis And Synthesis
Adolf Meyer'in psikobiyoloji yaklaşımı çerçevesinde geliştirdiği; bireyin geçmiş ve mevcut deneyimlerini sistematik olarak kategorize edip analiz eden ve ardından bu verileri hastanın kendi güçlü yönleri üzerine inşa eden iki aşamalı bir psikoterapi yöntemidir.
DAH Test
Bireyin bir ev çizmesinin istendiği, kişilik özelliklerini ve bilinçdışı dinamikleri değerlendirmeyi amaçlayan projektif bir psikolojik testtir.
Circular Questioning
Aile terapilerinde, aile üyelerinin birbirlerinin ilişkileri, algıları ve dinamikleri hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmak amacıyla kullanılan sistematik bir mülakat tekniğidir.
Dalmane
Flurazepam hidroklorür etken maddeli, benzodiazepin sınıfına ait, özellikle uykusuzluk tedavisinde kullanılan sedatif-hipnotik bir farmasötik müstahzardır.
Cleft Palate
Prenatal gelişim sürecinde damak kemiklerinin düzgün bir şekilde birleşememesi sonucu ortaya çıkan konjenital bir yapısal bozukluktur.
Stigma Impact Scale (SIS)
Hastaların ve ailelerinin, sağlık veya ruh sağlığı durumlarına yönelik olumsuz toplumsal tutumların yaşam kalitesi, sosyal ilişkiler ve benlik saygısı üzerindeki etkisini ölçen öz-bildirim ölçeği.
Client
Psikolojik danışma, psikoterapi, rehberlik veya sosyal hizmet bağlamında profesyonel yardım ve hizmet alan birey.
Client Education
Bireylerin bilişlerini, inançlarını, duygulanımlarını ve davranışlarını dönüştürmeyi amaçlayan, psikoterapi sürecinin başında veya yapılandırılmış gruplar aracılığıyla sunulan bilinçlendirme müdahalesi.
Client Rights
Bireylerin psikoterapi veya danışmanlık sürecinde uygulanacak müdahalelerin risk ve faydaları konusunda tam bilgilendirilme ve sürece rıza gösterme ya da reddetme özerkliğidir.
Client Abuse
Profesyonel bir psikoterapi veya danışmanlık ilişkisinde, ruh sağlığı uzmanının güç asimetrisini kötüye kullanarak danışana fiziksel, duygusal, cinsel veya ekonomik zarar vermesi durumu.
Client Satisfaction
Ruh sağlığı hizmeti alan bir bireyin, aldığı müdahale veya terapötik süreçlerin sonuçlarından duyduğu hoşnutluk ve yeterlilik derecesi.
Client-centered Consultation / Consultee-centered Consultation
🔹 1. (client-centered consultation): Bir konsültanın, belirli bir danışanın veya hastanın yaşadığı sorunu çözmek amacıyla konsültan uzmandan doğrudan uzmanlık desteği ve değerlendirme talep ettiği psikolojik yardım süreci. 🔹 2. (consultee-centered consultation): Bir uzmanın, doğrudan danışana (hasta/öğrenci) müdahale etmek yerine, vakayla başa çıkmada zorlanan diğer bir profesyonelin (danışanın) mesleki yeterliliğini, bilincini ve nesnelliğini artırmayı amaçlayan dolaylı psikolojik danışmanlık modeli.
Client-centered Therapy
Carl Rogers tarafından geliştirilen; terapistin koşulsuz kabul, empati ve bağdaşım sunduğu, danışanın kendi potansiyelini keşfetmesini ve iyileştirmesini hedefleyen hümanist bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Client Self-monitoring
Danışanın terapi seansları arasında kendi davranışlarını, düşüncelerini, duygularını ve fizyolojik tepkilerini sistematik olarak gözlemleyip kaydetmesi sürecidir.
Client Characteristics
Danışanın terapi sürecine getirdiği fiziksel, kişiliksel özellikler ile çözüme kavuşturulması amaçlanan sorun ve semptomların tamamı.
Consumer-run Drop-in Center
Ruhsal hastalıklardan iyileşme sürecindeki bireylerin, klinik olmayan bir ortamda akran desteği bulduğu, programların bizzat katılımcılar tarafından yönetildiği özerk topluluk merkezi.
Client Obligations
Psikoterapi veya danışmanlık sürecinde, danışanın seanslara katılım, ücret ödeme, terapötik çerçeveye uyum ve süreç boyunca aktif rol alma sorumlulukları.
Client–patient İssue
Psikolojik yardım alan bireylerin 'danışan' veya 'hasta' olarak adlandırılmasına dair profesyonel terminoloji ve rol karmaşası tartışması.
Client–treatment Matching
Danışanın özgün ihtiyaçlarının, demografik özelliklerinin ve kişilik yapısının, en uygun terapötik yöntemler ve uzman profiliyle sistematik olarak bir araya getirilmesi sürecidir.
Collusional Marriage
Eşlerden birinin aşırı, düzensiz veya yasadışı davranışlarda bulunduğu, diğer eşin ise dışarıdan pasif bir kurban veya şehit rolü oynarken bu durumu örtülü bir şekilde onayladığı veya kapattığı dysfunctional evlilik biçimi.
Collusion
Psikoterapide, terapistin danışanla veya üçüncü bir tarafla bilinçli ya da bilinçdışı bir şekilde iş birliği yaparak ele alınması gereken hassas bir konudan kaçınması süreci.
Counseling Relationship
Danışman ile danışan arasında kurulan; profesyonel sınırları korurken empatik sıcaklık ve özgünlük barındıran, değişim ve iyileşmenin temel taşı niteliğindeki terapötik etkileşim.
Counseling Process
Danışan ile danışmanın, yüz yüze görüşmeler aracılığıyla danışanın spesifik sorunlarını tanımlamak, ele almak ve çözmek için yürüttükleri kişilerarası etkileşim süreci.
Consultant / Counselor
🔹 1. (consultant): Tanı, tedavi, rehabilitasyon veya çeşitli sektörel süreçlerde uzmanlık görüşü ve profesyonel rehberlik sunan kıdemli uzman. 🔹 2. (counselor): Psikoloji, sosyal hizmet veya ilgili disiplinlerde profesyonel eğitim almış; bireylerin problem çözme, karar verme ve davranış değiştirme süreçlerine rehberlik eden uzman.
Consulting / Counseling
🔹 1. (consulting): Bir bireyin, grubun veya organizasyonun belirli beceri, deneyim ve uzmanlığından yararlanarak rehberlik ve tavsiye sağlama süreci. 🔹 2. (counseling): Bireylerin duygusal, davranışsal, mesleki ve gelişimsel yaşam zorluklarıyla başa çıkmalarını desteklemek amacıyla sunulan profesyonel psikolojik yardım süreci.
Counseling Services
Bireylerin, ailelerin ve grupların psikolojik, sosyal ve işlevsel sorunlarıyla baş etmelerini sağlamak amacıyla ruh sağlığı profesyonelleri tarafından sunulan sistematik yardım süreçleridir.
Consulting Psychology / Counseling Psychology
🔹 1. (consulting psychology): İşletmelerden kamu kurumlarına kadar geniş bir yelpazede birey, grup ve organizasyon düzeyinde uzman psikolojik rehberlik ve müdahale sağlayan uygulamalı psikoloji alt dalı. 🔹 2. (counseling psychology): Bireylerin yaşam boyu kişisel ve kişilerarası işlevselliğini artıran, esenliği destekleyen ve günlük krizler ile gelişimsel zorluklarla başa çıkma becerilerini güçlendiren uygulamalı psikoloji dalıdır.
Decision-making Model Of Counseling
Danışmanlık sürecini problem tanımı, çalışma ve eylem olmak üzere üç ardışık aşamada ele alan yapılandırılmış bir müdahale yaklaşımıdır.
Dance Therapy
Bireylerin beden farkındalığını, sosyal etkileşimini ve psikofiziksel işlevselliğini artırmak amacıyla ritmik ve yaratıcı hareket formlarının terapötik bir teknik olarak kullanılmasıdır.
Dantrolene
İskelet kasları üzerinde doğrudan etkili olan, kas hücrelerindeki kalsiyum salınımını engelleyerek kasılmayı azaltan postsinaptik bir kas gevşeticidir.
DAP Test
Karen Machover tarafından geliştirilen ve bireyin bir insan figürü çizmesi yoluyla kişisel özelliklerini, dürtülerini ve çatışmalarını yansıtmasını amaçlayan projektif bir kişilik testidir.
Darvocet
Propoksifen ve asetaminofen kombinasyonunu içeren, geçmişte orta şiddetli ağrıların tedavisinde yaygın olarak reçete edilmiş analjezik bir farmasötik ürün.
Darvon
Geçmişte orta şiddetli ağrıların tedavisinde yaygın olarak reçete edilen sentetik bir opioid analjezik olan propoksifenin eski ticari adı.
Dasein
Martin Heidegger'in felsefesinde ve varoluşçu psikolojide, insanın dünyayla kurduğu somut, bilinçli ve anlamlandırılmış varoluş biçimini ifade eden kavram.
Dasein Analysis
Bireyin yalnızca mevcut dünyadaki varoluşunu (being-in-the-world) değil, aynı zamanda potansiyel gelecekteki olası hallerini kabul etmesini amaçlayan varoluşsal psikoterapi yöntemi.
Dietary Approaches To Stop Hypertension (DASH)
Hipertansiyonu düşürmek ve kardiyovasküler sağlığı optimize etmek amacıyla geliştirilen; sodyum, doymuş yağ ve ilave şeker alımını kısıtlarken potasyum, kalsiyum, magnezyum ve lif açısından zengin gıdaların tüketimini teşvik eden kanıta dayalı beslenme modelidir.
Jimsonweed
Patlıcangiller familyasından, güçlü antikorinerjik alkaloidler içeren ve yüksek dozlarda delirium, halüsinasyon ve amneziye yol açan zehirli bir yıllık bitki türü.
Daubert Test
ABD Federal Mahkemelerinde uzman bilimsel tanıklığın kabul edilebilirliğini belirlemek amacıyla yargıçların uyguladığı güvenilirlik ve geçerlilik kriterleri bütünü.
Dauerschlaf
Barbitüratlar gibi farmakolojik ajanlar aracılığıyla hastada uzun süreli yapay uyku halinin indüklenmesini içeren tartışmalı bir geçmişe sahip tedavi yöntemidir.
Ad Litem
Yalnızca belirli bir yasal davanın sürdürülebilmesi ve yürütülmesi amacıyla geçici olarak atanan hukuki yetki veya statüyü ifade eden terim.
Conduct Disorder (CD)
Çocukluk ve ergenlik döneminde başkalarının temel haklarının ve yaşa uygun toplumsal normların sürekli olarak ihlal edildiği kalıcı bir davranış örüntüsüdür.
Behavior Disorder / Behavioral Disorder / CD
🔹 1. (behavior disorder): Toplumsal normları ihlal eden, bireyin işlevselliğini ciddi ölçüde zedeleyen veya başkalarında sıkıntı yaratan kalıcı ve yineleyici davranış örüntülerini tanımlayan üst kategori. 🔹 2. (behavioral disorder): Bireyin gelişimsel dönemine uygun sosyal normları, kuralları ve başkalarının haklarını sürekli olarak ihlal eden, yineleyici ve kalıcı yıkıcı eylemler bütünü. 🔹 3. (CD): Çocukluk veya ergenlik döneminde ortaya çıkan, başkalarının temel haklarının ya da yaşa uygun ana toplumsal normların/kuralların sürekli olarak ihlal edildiği yıkıcı davranış örüntüsü.
Behavior Rating Scale
Bireylerin gözlemlenebilir davranışlarını, belirli gözlem, derecelendirme veya standart kriterler seti aracılığıyla nicel olarak değerlendirmeye yarayan psikometrik araç.
Behavior Change
Bireyin işlevselliğini etkileyen davranışların, edimsel koşullama teknikleri, psikoterapötik müdahaleler veya spontan süreçler aracılığıyla sistematik olarak dönüştürülmesi.
Behavior Modification
Edimsel koşullama, model alma ve biyogeri bildirim gibi ampirik öğrenme teknikleri aracılığıyla insan davranışlarını istenilen yönde şekillendirme ve uyumu artırma süreci.
Behavior Rating
Bir bireyin belirli bir durumda bir veya birden fazla davranışı sergileme derecesini değerlendirmek amacıyla standart bir ölçeğin kullanılması.
BOS
Bireylerin belirli bir zaman dilimindeki gözlenebilir davranışlarını nesnel, sistematik ve nicel olarak kaydetmek üzere yapılandırılmış standart psikometrik değerlendirme aracıdır.
Behavior Diary
Bireyin belirli bir zaman dilimindeki etkinliklerini, tepkilerini veya semptomlarını sistematik ve düzenli olarak kaydettiği yapılandırılmış öz-izlem aracı.
Behavior Dysfunctions Classification
Kişisel sorunların varsayımsal yapılar veya soyut semptomlar yerine doğrudan gözlenebilir ve ölçülebilir davranışlar temelinde sınıflandırılması yaklaşımı.
Behavior Record
Belirli bir zaman dilimi içinde bir organizmanın gözlemlenen tüm eylemlerinin ve davranış kalıplarının sistematik olarak belgelenmesi.
Behavior Checklist
Araştırmacılar, klinisyenler veya katılımcılar tarafından belirli eylemlerin, tepkilerin veya davranışların gözlemlendikçe kaydedilmesini sağlayan yapılandırılmış envanter.
Behavior Control
Bireysel veya grup davranışlarını istenen bir yöne yönlendirmek amacıyla koşullama, terapötik teknikler veya diğer müdahale yöntemlerinin uygulanması.
Behavior Problem
Genellikle toplumsal normlar çerçevesinde kalan ve bireyin işlevselliğini ciddi düzeyde bozmayan yıkıcı davranış kalıbıdır.
Behavior Contract
Terapist ile danışan arasında, danışanın seanslar arasında veya seans esnasında belirli davranışları gerçekleştirmesini taahhüt ettiği yazılı veya sözlü mutabakat.
Behavior Therapy
Uyumsuz davranış örüntülerini değiştirmek ve semptomları ortadan kaldırmak amacıyla klasik ve edimsel koşullama ilkelerini kullanan yapılandırılmış psikoterapi yaklaşımı.
Conditioning Therapy
Klasik ve edimsel koşullama ilkelerini kullanarak uyumsuz davranışları değiştirmeyi ve işlevsel davranışları kazandırmayı amaçlayan ampirik temelli bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Behavior Management
İnsan davranışında anlamlı değişimler yaratmak amacıyla uygulamalı davranış analizi ilkelerinin sistematik olarak kullanılması süreci.
Behaviorist
Davranışçılık akımının ilkelerini benimseyen ve bilimsel faaliyetlerini bu felsefi ve metodolojik çerçevede yürüten araştırmacı, klinisyen veya uygulayıcı.
Behavioral Family Therapy
Sunulan aile içi sorunların işlevsel bir davranış analizine tabi tutulduğu ve öğrenme ilkelerine dayalı tekniklerle açık davranış değişiminin hedeflendiği ampirik temelli bir aile tedavisi yaklaşımıdır.
Behavioral Activation
Bireylerin değer verdikleri yaşam aktivitelerine katılımlarını artırarak duygu durumunu, düşünce kalıplarını ve yaşam kalitesini iyileştirmeyi hedefleyen yapılandırılmış bir psikoterapi müdahalesidir.
Behavioral Coping
Stresli bir olayı ya da durumu, kişinin kendi eylemlerini fiziksel veya işlevsel olarak değiştirerek yönetmesini sağlayan stratejilerin bütünü.
Behavioral Sex Therapy
Sağlıklı cinsel işlevselliği engelleyen davranış kalıplarını değiştirmek için davranış terapisi tekniklerini kullanan yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Behavioral Couples Therapy / Behavioral Marital Therapy
🔹 1. (behavioral couples therapy): Çiftler arasındaki olumsuz etkileşim kalıplarını; yönerge, modelleme, prova ve yapılandırılmış problem çözme gibi operant koşullama ilkeleriyle kesintiye uğratmayı hedefleyen kanıta dayalı bir psikoterapi yaklaşımıdır. 🔹 2. (behavioral marital therapy): Evlilik ve ilişki problemlerini çözmek, olumlu etkileşimi artırmak ve iletişim becerilerini geliştirmek amacıyla operant koşullanma ve sosyal öğrenme ilkelerini uygulayan kanıta dayalı bir psikoterapi yaklaşımı.
Behavioral Consultation / Behavioral Counseling
🔹 1. (behavioral consultation): Uzman bir danışmanın, davranış teorilerini kullanarak bir danışana (örneğin öğretmene) dolaylı yoldan problem çözme hizmeti sunması ve bu sayede hedeflenen bireyin akademik ya da davranışsal sorunlarını yapılandırılmış müdahalelerle çözmeyi amaçlayan süreç. 🔹 2. (behavioral counseling): Danışanın öz-yönetim, edimsel koşullama ve ilişkili müdahaleler yoluyla hedef davranışlarını değiştirmeyi ve çevresel koşulları yeniden düzenlemeyi amaçlayan yapılandırılmış bir danışmanlık sistemidir.
Behavioral Assessment
Doğrudan gözlem, görüşme ve öz-izleme gibi çeşitli teknikler kullanılarak bireyin davranışlarının sistematik olarak incelenmesi ve değerlendirilmesidir.
Behavior Deficit
Bir bireyin repertuvarında bulunması beklenen uyumsal veya işlevsel davranışların yokluğu ya da normalin çok altında gözlenmesi durumu.
Behavioral Relaxation Training
Fiziksel duyumların etiketlenmesi, modelleme, pekiştirme ve terapist geri bildirimine odaklanan yapılandırılmış bir gevşeme terapisi ve davranışçı müdahale yöntemi.
Behavioral İnterview
Sorunlu bir davranışı, kendisinden önce gelen uyarıcılar ve pekiştireç sonuçlarıyla ilişkilendirmeye odaklanan klinik görüşme yaklaşımı.
Behavioral Group Therapy
Öğrenme kuramına dayalı davranışsal ilkelerin ve tekniklerin, modelleme, provalama ve pekiştireç gibi yöntemler eşliğinde bir grup dinamiği içinde uygulandığı psikoterapi biçimi.
Behavioral Avoidance Test
Danışanın korkulan uyaranlarla veya durumlarla kademeli olarak yüzleştirildiği, kaçınma davranışlarının doğrudan gözlemlenerek nicel olarak ölçüldüğü yapılandırılmış bir klinik değerlendirme yöntemidir.
Behavioral Cardiology
Psikolojik faktörlerin, davranışsal kalıpların ve sosyal değişkenlerin kardiyovasküler sağlık ve hastalıklar üzerindeki etkisini inceleyen disiplinler arası alan.
Behavioral Weight Control Therapy
Bireylerin sağlıklı bir kiloya ulaşması ve bunu koruması amacıyla beslenme ve egzersiz alışkanlıklarını değiştirmek için davranış terapisi ilkelerini kullanan müdahale.
Behavioral Coaching
Bireyin bilişsel veya fiziksel davranışlarını; gösterim, gözlem ve dönüt aracılığıyla değiştirmesine destek olma sürecidir.
Behavioral Model
Psikolojik bozuklukları, öğrenme ilkeleri ve pekiştirme kontingensleri temelinde şekillenen gözlenebilir davranış örüntüleri olarak ele alan kavramsal çerçeve.
Behavioral İntervention
Bireylerin sağlık davranışlarını iyileştirmek, hastalık riskini azaltmak veya mevcut tıbbi durumları yönetmek amacıyla tasarlanmış sistematik yaklaşımların bütünü.
Behavioral Oncology
Kanser tanısı alan bireylerin hastalık süreçlerindeki davranışsal, psikolojik ve sosyal faktörleri inceleyen ve müdahaleler geliştiren disiplin arası bir sağlık psikolojisi alt dalıdır.
Behavior Criterion / Behavioral Criterion
🔹 1. (behavior criterion): Bir bireyin performansını, niteliğini veya psikolojik durumunu değerlendirmek amacıyla gözlemlenebilir ve ölçülebilir eylemlerin temel alındığı standart koşul. 🔹 2. (behavioral criterion): Doğru bir tanı konulabilmesi için bireyde öz bildirime dayalı ifadelerden ziyade, doğrudan gözlemlenebilir fiili eylemlerin varlığını zorunlu kılan klinik değerlendirme standardı.
Behavioral Self-control Training
Danışanların aktif başa çıkma stratejileri geliştirmesini, ustalık duygusunu artırmasını ve istenmeyen alışkanlıklarını azaltmasını sağlayan bir davranış terapisi tekniğidir.
Behavioral Pediatrics
Çocukluk dönemi gelişimsel, davranışsal ve psikolojik sorunların tanısı, tedavisi ve önlenmesiyle ilgilenen çok disiplinli tıp ve psikoloji alt uzmanlık dalı.
Behavioral Procedure
Davranış kuramının ilke ve tekniklerine dayanan, temel araştırmalarda veya uygulamalı ortamlarda kullanılan her türlü psikolojik prosedür.
Behavior Rehearsal / Behavioral Rehearsal
🔹 1. (behavior rehearsal): Danışanın gerçek hayatta karşılaşacağı sosyal veya kişilerarası zorluklarla başa çıkabilmesi için yeni becerileri güvenli bir klinik ortamda deneyip pratik yaptığı bilişsel-davranışçı bir müdahale tekniğidir. 🔹 2. (behavioral rehearsal): Bireyin belirli sosyal, duygusal veya kişilerarası durumlarla başa çıkabilme becerilerini artırmak amacıyla yeni davranış kalıplarını kontrollü bir ortamda defalarca pratik etmesi süreci.
Behavioral Psychotherapy
Gözlenebilir insan davranışlarını değiştirmeyi ve uyumsuz öğrenme kalıplarını ortadan kaldırmayı hedefleyen kanıta dayalı psikoterapi yaklaşımı.
Behavioral Risk Factor
Bir bireyin herhangi bir bozukluk, hastalık veya sendrom geliştirme olasılığını artıran spesifik eylem ya da davranış örüntüleridir.
Behavioral Health Care
Bireylerin mental refahı, yaşam alışkanlıkları ve psikolojik durumlarının, fiziksel sağlık süreçleriyle bütünleşik bir yaklaşımla değerlendirildiği ve tedavi edildiği sağlık hizmetleri bütünü.
Behavioral Contract
Bir terapist ve danışan (veya ilgili taraflar) arasında, belirli davranış değişikliklerini ve bunların karşılıklı sonuçlarını yazılı olarak sabitleyen operant koşullanma temelli bir müdahale anlaşması.
Behavioral Diagnosis
Bireyin gözlenebilir davranış kalıplarını, çevresel tetikleyicilerini ve pekiştireçlerini sistematik olarak değerlendirerek problemli alanları belirleme süreci.
Behavior Reversal
Danışanın, terapist gözetiminde, genellikle alışılagelmiş tepkilerinin zıttı olan ve kişilerarası çatışmalarda işlevsel nitelik taşıyan arzu edilir yanıtları pratik ettiği bir davranış değiştirme yöntemidir.
Behavioral Medicine
Tıbbi ve psikolojik bozuklukların önlenmesi ve tedavisinde davranışsal kuram ve yöntemleri uygulayan disiplinler arası alan.
Behavioral Toxicity
Psikotrop ilaçların neden olduğu; uykusuzluk, sedasyon, psikomotor beceri kaybı veya zihinsel durum değişiklikleri gibi olumsuz davranışsal yan etkiler bütünü.
BSM
Uyku bozukluklarının tedavisinde farmakolojik olmayan, bilişsel ve davranışsal müdahalelere odaklanan multidisipliner bir sağlık bilimi dalı.
Behavioral Sleep Medicine (BSM)
Sağlık psikolojisi ile uyku bozuklukları tıbbını birleştiren, uyku sorunlarının tedavisinde ampirik olarak doğrulanmış farmakolojik olmayan müdahaleler uygulayan klinik uzmanlık alanıdır.
BAT
Özellikle anksiyete bozuklukları ve fobilerin değerlendirilmesinde kullanılan, bireyin korkulan uyaranla kademeli olarak yüzleşmesini sağlayan yapılandırılmış klinik davranış ölçüm aracı.
Behavioral Approach Task (BAT)
Bireyin fobik nesne veya durumla kademeli olarak yüzleştirildiği, kaçınma davranışlarının ve fizyolojik korku tepkilerinin doğrudan gözlemlenerek ölçüldüğü klinik değerlendirme yöntemidir.
Hardiness
Beklenmedik değişimlere uyum sağlama, yaşamda bir amaç duygusu taşıma ve kişinin kendi kaderi üzerinde kontrol sahibi olduğu inancını birleştiren bir kişilik özelliğidir.
Daymare
Uyanıkluk halindeyken, bilinçli fanteziler veya intrüzif düşünceler tarafından tetiklenen; kabusa benzer yoğun anksiyete, sıkıntı ve dehşet atakları.
DBT
Duygu düzenleme güçlükleri, dürtüsellik ve kronik intihar eğilimleriyle karakterize borderline kişilik bozukluğu tedavisinde geliştirilmiş, bilişsel davranışçı yaklaşımın zıtlıkların senteziyle genişletilmiş formudur.
Dc (d/c)
Farmakolojide bir ilacın veya tedavinin kullanımının sonlandırıldığını belirten standart tıbbi kısaltma.
DDAVP
Vazopressin hormonunun sentetik bir analogu olan desmopressinin en bilinen ticarî adı.
De Clérambault’s Syndrome
Hastanın, genellikle kendisinden sosyal veya statü olarak üstün olan bir kişinin kendisine aşık olduğuna dair sarsılmaz ve patolojik bir inanç beslediği nadir bir sanrılı bozukluk türüdür.
DEA
Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı'na bağlı olarak uyuşturucu kaçakçılığı ve kullanımını federal düzeyde denetleyen ve soruşturan kolluk kuvveti ajansıdır.
Debriefing
Tamamlanan bir araştırma veya operasyon sonrasında katılımcılara sürecin gerçek amaçlarının ve olası aldatmacaların eksiksiz olarak aktarıldığı yapılandırılmış bilgilendirme prosedürü.
Decadron
Deksametazon adlı sentetik glukokortikoid (kortikosteroid) ilaç için kullanılan yaygın ticari isim.
Dedifferentiation
Hücresel, örgütsel veya bilişsel düzeyde kazanılmış ileri düzey uzmanlaşma ve karmaşık organizasyon yeteneklerinin kaybolarak daha basit, ilkel bir duruma gerilemesi süreci.
Defectology
Duyusal, fiziksel, bilişsel veya nörolojik bozuklukları olan çocukların eğitimi ve gelişimini inceleyen; kökenleri Lev Vygotsky'ye dayanan özel eğitim ve okul psikolojisinin Doğu Bloku'ndaki tarihi karşılığı.
Deformity
Vücudun herhangi bir kısmının normal anatomik yapısından sapması, bozulması veya şekil bozukluğuna uğraması durumu.
Value
Matematiksel bir değişkenin niceliksel büyüklüğü, bir nesnenin taşıdığı işlevsel önem veya bir bireyin davranışlarına rehberlik eden ahlaki ve sosyal ilke.
Value-driven Care
Sağlık hizmetlerinde hasta çıktılarının kalitesini artırırken maliyetleri düşürmeyi amaçlayan, sistem şeffaflığına ve bilinçli tüketici tercihlerine dayalı finansal ve klinik model.
Value System
Bir bireyin veya toplumun açık ya da örtük olarak benimsediği ahlaki, sosyal, estetik, ekonomik ve dini kavramlar bütünü.
Value Judgment
Gözlemcinin nesnel özelliklerini dikkate almak yerine, kendi sahip olduğu değer sistemine dayanarak bireyleri, nesneleri veya olayları değerlendirmesi.
Evaluator
Bir terapi grubunun, projenin, kurumun veya bireyin gelişimini ve işleyişini inceleyerek geri bildirim sunan uzman.
Evaluator Credibility
Bir program değerlendiricisinin, paydaşlar tarafından ne derece güvenilir, teknik açıdan yetkin ve adil algılandığını ifade eden psikometrik ve metodolojik güvenilirlik göstergesi.
Appraisal / Assessment / Evaluation
🔹 1. (appraisal): Bir olayın ya da olgunun doğasının ve birey için taşıdığı anlamın zihinsel olarak değerlendirilmesi sürecidir. 🔹 2. (assessment): Bir bireyin, durumun veya nesnenin niteliğini, değerini veya özelliklerini sistematik veri toplama yöntemleriyle yargılama ve çıkarım yapma süreci. 🔹 3. (evaluation): Bir olgunun, nesnenin, müdahalenin ya da performansın belirlenmiş ölçütler ve standartlar çerçevesinde dikkatle incelenmesi ve değerinin saptanması süreci.
Assessment İnstrument
Bireylerin yeteneklerini, başarılarını, ilgi alanlarını, kişilik özelliklerini veya psikopatolojilerini incelemek ve ölçmek amacıyla kullanılan her türlü test, görüşme, anket ya da benzeri sistematik araç.
Values And Preferences Scale (VPS)
Bilişsel bozukluğu olan bireylerin günlük yaşamlarına atfettikleri önemi, hem kendi perspektiflerinden hem de bakım verenlerinin gözünden değerlendiren 24 maddelik standart bir anket aracıdır.
Values Clarification
Bireyin ahlaki ilkelerini, etik önceliklerini ve bunların günlük yaşamdaki davranışlarıyla ilişkisini fark etmesini ve anlamlandırmasını amaçlayan psikoterapötik süreç.
Conditions Of Worth
Bireyin, sevilme ve saygı görme hakkını yalnızca başkalarının onayını ve beklentilerini karşıladığı durumlarda elde edebileceğine inandığı psikolojik durum.
Alternating Personality
Bireyin davranış havuzunun ve bilinç durumunun, birbirinin yerini alan ve belirli zaman dilimlerinde baskın hale gelen farklı bileşenler veya alt kimlikler sergilemesi durumu.
Changing-criterion Design
Hedef davranışın miktarında aşamalı ve kademeli değişiklikler yapmayı amaçlayan, müdahalenin geri çekilmesini gerektirmeyen tek denekli bir deneysel araştırma modelidir.
Stages Of Change
Transteknolojik model çerçevesinde, bireylerin sağlık davranışlarını dönüştürürken izledikleri beş aşamalı (ön-düşünme, düşünme, hazırlık, eylem ve sürdürme) bilişsel ve davranışsal süreçtir.
Change Agent
Bireysel, sosyal veya kurumsal düzeyde iyileşme ve adaptasyon sağlayan belirli bir nedensel faktör, süreç ya da bu süreci başlatan aktif uygulayıcı.
Chokes
Dekompresyon hastalığının en şiddetli ve hayati tehlike arz eden, pulmoner emboli ve solunum yetmezliği ile karakterize klinik tablosu.
Fright / Terror
🔹 1. (fright): Ani, somut ve ezici bir tehlike karşısında ortaya çıkan, titreme ve gözlerin irileşmesi gibi belirgin fizyolojik tepkilerle karakterize ani duygusal reaksiyon. 🔹 2. (terror): Bireyin başa çıkma mekanizmalarını tamamen felç eden, yoğun ve ezici korku durumu.
Dread
Yoğun korku veya korku dolu bir geleceğe hazırlık durumu; psikanalizde ise nesnesi belli olan spesifik tehdit kaygısı.
Deification
Canlı veya ölü bir kişinin, hatta nesnenin ilahi bir statüye yükseltilmesi, aşırı yüceltilmesi ve tanrısal niteliklerle donatılması süreci.
Disintegration
Herhangi bir sistemin, yapının ya da işlevselliğin bütünlüğünü kaybederek parçalanması veya ciddi düzeyde organizasyon bozukluğuna uğraması.
Degeneracy / Degeneration
🔹 1. (degeneracy): Bir organizmanın, yapının ya da işlevselliğin fiziksel, zihinsel veya ahlaki nitelikler bakımından daha ilkel, karmaşık olmayan veya bozulmuş bir evreye gerilemesi durumu. 🔹 2. (degeneration): Organların, dokuların veya özellikle sinir hücrelerinin yapısal ve işlevsel olarak daha ilkel, zayıf ya da bozulmuş bir forma gerilemesi.
Decadence
Toplumsal veya kültürel değerlerin ve ahlaki karakterin çöküşüyle ortaya çıkan gerileme hali ya da 19. yüzyılın sonlarında aşırı estetik inceliği ve yapaylığı doğanın üstünde tutan sanat akımı.
Decathexis
Psikanalitik kuramda, bireyin dış dünyadaki nesnelere, fikirlere veya diğer insanlara yatırmış olduğu libidinal (duygusal ve zihinsel) enerjiyi geri çekmesi süreci.
Decompensation
Bireyin savunma mekanizmalarının çökmesi sonucunda normal işlevsellikteki ilerleyici kaybı veya psikiyatrik semptomların belirginleşmesi.
Dexamethasone
Kortizolün sentetik bir analogu olan, güçlü anti-inflamatuar ve immünosüpresif özellikler gösteren florlu bir glukokortikoiddir.
Dexamphetamine / Dextroamphetamine
🔹 1. (dexamphetamine): Merkezi sinir sistemini güçlü bir şekilde uyaran, dopamin ve norepinefrin salınımını artırarak dikkat ve uyanıklığı regüle eden sentetik bir psikostimülan. 🔹 2. (dextroamphetamine): Amfetamin molekülünün dekstrorotatuvar (sağa döndüren) enantiyomeri olan, merkezi sinir sistemini uyarıcı ve sempatomimetik etki gösteren farmakolojik ajan.
Dextromethorphan
Reçetesiz satılan öksürük ilaçlarında yaygın olarak bulunan, NMDA reseptör antagonistliği ve sigma reseptör agonisti özellikleri sergileyen sentetik morfinan türevi.
Madness
Tarihsel ve hukuki bağlamda akıl hastalığı ya da cezai ehliyetin yokluğunu ifade eden eskimiş bir terim.
Délire Du Toucher
Nesnelere dokunma yönünde karşı konulamaz bir kompülsiyon olup, obsesif-kompulsif bozukluk veya Tourette sendromunun karmaşık bir tiki olarak kendini gösterir.
Deliriant
Gerçeklik algısında bozulma, karmaşa ve ajitasyonla karakterize akut deliryum tablosu tetikleyen psikoaktif maddelerin bir alt sınıfı.
Delirium Tremens (dts)
Ağır alkol bırakımını takip eden, otomatizm bozuklukları, otonomik instabilite ve florid halüsinasyonlarla karakterize, acil tıbbi müdahale gerektiren potansiyel olarak ölümcül yoksunluk sendromu.
Delirium
Dikkat, bilinç ve bilişsel işlevlerde ani bir başlangıç gösteren, gün içinde dalgalanmalarla seyreden akut nörobilişsel bozukluk tablosu.
Delta Alcoholism
E. M. Jellinek'in klasik alkolizm tipolojisinde yer alan, kişinin sarhoşluk yaşamadığı halde sürekli alkol tüketimine karşı biyolojik bir direnç veya tolerans geliştiremediği, özellikle Akdeniz kuşağı ülkelerinde görülen kontrol kaybı ve yoksunluk odaklı alkol bağımcılığı türü.
Dementia
Bellek başta olmak üzere en az bir başka bilişsel işlevin, bireyin günlük yaşam aktivitelerini, mesleki ve sosyal işlevselliğini bağımsız olarak sürdürmesini engeyecek düzeyde ilerleyici ve yaygın yıkımı ile karakterize klinik sendrom.
Symptoms Of Dementia Screener (SDS)
Demans şüphesi taşıyan bireylerin yakınları tarafından doldurulan, hafıza ve işlevsellik kaybına yönelik 11 maddelik evet-hayır formundaki informal tarama aracıdır.
Dementia Paralytica
Geç dönem sifiliz (frengi) enfeksiyonunun merkezi sinir sistemini istila etmesiyle ortaya çıkan, ilerleyici demans ve paralizi ile karakterize organik bir nöropsikiyatrik bozukluktur.
Démence Précoce / Dementia Praecox
🔹 1. (démence précoce): Genç yaşlarda ortaya çıkan, bilişsel ve duygusal işlevlerde kademeli bir yıkımla karakterize edilen ve günümüzde şemsiye terim olarak şizofreniyle özdeşleştirilen tarihi psikiyatri kavramı. 🔹 2. (dementia praecox): Genç erişkinlik döneminde başlayan, ilerleyici ve geri dönüşsüz ağır bilişsel ve ruhsal çözülmeyle karakterize, günümüzde işlevini yitirmiş tarihi psikiyatrik tanı.
Demerol
Meperidin hidroklorürün en bilinen ticari adı olan, merkezi sinir sistemine etki eden sentetik bir opioid analjeziktir.
Erichsen’s Disease
19. yüzyılda demiryolu kazalarının ardından ortaya çıktığına inanılan, günümüzde ise somatik kökenli olmayan, psikojenik veya simülasyon temelli bir omurga ağrısı tablosudur.
Authoritative Parenting / Democratic Parenting
🔹 1. (authoritative parenting): Yüksek düzeyde duyarlılık ve sıcaklık ile net, tutarlı beklentileri ve kuralları birleştiren, çocuk özerkliğini destekleyen optimal ebeveynlik tarzıdır. 🔹 2. (democratic parenting): Alfred Adler’in kuramsal temellerine dayanan; kabul edici ancak kararlı bir rehberlikle birlikte iş birliği, adalet, eşitlik ve karşılıklı saygıyı önceleyen ebeveynlik tarzıdır.
Demonolatry
Şeytanlara veya iblislere tapınma ve dini ritüellerle onlara saygı gösterme uygulaması.
Demonology
Demonların, kötü ruhların ve bunların insan zihni ile davranışı üzerindeki varsayılan etkilerinin sistematik olarak incelenmesi.
Demonomania
Bireyin kötü ruhlar veya iblisler tarafından ele geçirildiğine dair sarsılmaz bir inanç taşıdığı ve bu durumla patolojik bir meşguliyet sergilediği kültürel ve tarihsel bir psikopatolojik durumdur.
Demoralization
Bireyin veya grubun değer sistemlerinin, standartlarının çökmesiyle ortaya çıkan; çaresizlik, yönelim bozukluğu ve derin güvensizlik hissiyle karakterize ruhsal durum.
Demoralization Hypothesis
Etkili psikoterapinin temel başarısının, terapistin danışanın umutsuzluk ve çaresizlik durumunu aşmasını sağlamasına dayandığını öne süren ortak faktörler modeli hipotezi.
Denasality
Nazal (genizcil) seslerin (m, n, ŋ) çıkarılması esnasında burun boşluğunun katılımının yetersiz kalmasıyla ortaya çıkan ses bozukluğudur.
Dendrophilia
Bireylerin ağaçlara karşı yoğun cinsel ilgi ve çekim duymasıyla karakterize edilen nadir bir parafili türü.
Respondent / Subject
🔹 1. (respondent): Bir araştırmada veri toplamak amacıyla anket dolduran, mülakata katılan birey veya klasik koşullanma süreçleriyle bir uyarıcıya tepki veren organizma. 🔹 2. (subject): Bir deney veya araştırma sürecinde tepkileri gözlemlenen, ölçülen ve değerlendirilen insan dışı canlı veya metodolojik nesne.
Trial Therapy
Danışanın uzun süreli psikoterapiye uygunluğunu ve terapistin yöneliminin danışanın ihtiyaçlarıyla uyumunu sınamak amacıyla sürecin başında uygulanan planlı geçici tedavi evresi.
Denervation
Vücudun belirli bir bölgesine veya organına sinir sağlayan sinir liflerinin cerrahi olarak kesilmesi, travmatik olarak hasar görmesi veya kimyasal yollarla işlevsiz hale getirilmesi süreci.
Audit
Bir hizmetin, müdahalenin, klinik uygulamanın veya araştırma bulgusunun sistematik ve nesnel olarak değerlendirilmesi süreci.
Probation
Suç işleyen bir bireyin ceza infaz kurumuna gönderilmek yerine, toplum içinde belirli koşullar ve bir memur denetiminde tutulduğu yasal ve ıslah edici bir ceza statüsüdür.
Experience-sampling Method (ESM)
Araştırma katılımcılarının düşünce, duygu ve davranışlarını doğal ortamlarında, önceden belirlenmiş ya da rastgele zaman dilimlerinde anlık olarak değerlendiren ekolojik bir veri toplama prosedürüdür.
Experiential Family Therapy
Aile terapisinde teorik çerçeveleri ve entelektüelleştirmeyi ikinci plana iterek sezgiye, anlık duygulara ve terapistin kendini açmasına odaklanan müdahale yaklaşımıdır.
Experiential History
Bir bireyin doğumundan ölümüne kadar olan yaşam döngüsü boyunca maruz kaldığı sosyal, çevresel ve davranışsal geçmiş bileşenlerinin tamamı.
Experiential Psychotherapy
Danışanın sadece bilişsel düzeyde anlamlandırma yapmasını değil, terapötik süreçte yaşantıyı doğrudan ve aktif bir şekilde hissetmesini ve deneyimlemesini amaçlayan varoluşsal-hümanistik yönelimli terapiler bütünü.
Experimental Treatment
Araştırmalarda bağımlı değişken üzerinde değişim yaratması beklenen müdahale koşulu veya bir hastalığın tedavisinde etkililiği, güvenliği henüz tam olarak kanıtlanma aşamasında olan yenilikçi klinik girişim.
Dental
Dişlerle ilgili olan veya dilin üst ön dişlere temasıyla üretilen sesleri niteleyen terim.
Dental Phobia
Diş hekimlerine veya diş tedavisine karşı gelişen, bireyin diş bakımından kaçınmasına ya da muayene sırasında yoğun bir sıkıntı ve kaygı yaşamasına neden olan kalıcı ve irrasyonel korku.
Dental Lisp
Sibilant seslerin üretimi sırasında dilin kesici dişlere fazla temas etmesi veya dişler arasına girmesiyle ortaya çıkan bir artikülasyon bozukluğudur.
Disorganization
Düzenli veya sistematik bir yapının ya da işlevin kaybı veya bozulması durumu.
Depacon
Valproat sodyumun intravenöz (damar içi) uygulamaları için kullanılan ticari müstahzar adı.
Depakene
Valproik asidin etken madde olarak bulunduğu, başta epilepsi olmak üzere bipolar bozukluk ve migren profilaksisinde kullanılan antikonvülzan ve duygu durum dengeleyici ilaç markası.
Depakote
Divalsodyum sodyum formülasyonlu valproik asit içeren, bipolar bozukluk, epilepsi ve migren profilaksisinde reçete edilen antikonvülzan ve duygu durum dengeleyici farmasötik ajan.
Depersonalization
Bireyin kendi benliğinden, zihninden veya bedeninden yabancılaşması, kendini dışarıdan izleyen bir gözlemci gibi hissetmesi durumu.
Depersonalization Syndrome
Kişinin kendi bedeninden, zihinsel süreçlerinden veya benliğinden kopuk hissettiği, dış bir gözlemci konumundaymış gibi deneyimlediği birdissosiyatif bozukluk.
Depersonalization/derealization Disorder
Gerçeği değerlendirme yetisi tamamen korunduğu hâlde, kişinin kendi bedeninden, zihinsel süreçlerinden veya çevresinden sürekli ya da yineleyici bir şekilde kopukluk ve yabancılık hissetmesiyle karakterize dissosiyatif bir bozukluktur.
Depersonification
Bir başka bireyin kendine özgü kimliğini, özerkliğini ve bireyselliğini yok sayarak onu nesneleştirme veya ebeveyn ego-ideallerinin bir uzantısı olarak konumlandırma süreci.
Deplin
L-metilfolat etkin maddesinin ticari adı olup, özellikle tedaviye dirençli majör depresif bozukluk vakalarında nörotransmitter sentezini desteklemek amacıyla kullanılan tıbbi bir takviyedir.
Depo-provera
Kadınlar için uzun etkili bir kontraseptif ve cinsel suçluların tedavisinde antiandrojen olarak kullanılan medroxyprogesterone acetate etken maddesinin tescilli ticari adı.
Depressive Anxiety
Psikanalitik kuramda, bireyin başkalarına yönelik kendi düşmanca duygularından duyduğu korkunun tetiklediği endişe durumu.
Depressive Disorder
Üzüntü, boşluk hissi veya huzursuzluğun baskın semptomlar olduğu, duygudurum düzenlenmesinin bozulduğu psikiyatrik bozukluklar kategorisi.
Depressive Personality Disorder
Süreklilik arz eden karamsarlık, neşe yoksunluğu, anhedoni ve kronik bir keder örüntüsüyle karakterize, DSM-IV-TR ekinde önerilmiş ancak güncel nosolojilerde yer bulamamış bir kişilik yapılanmasıdır.
Depressive Neurosis
Günümüzde distimik bozukluk (kalıcı depresif bozukluk) olarak bilinen, kronik ve düşük yoğunluklu depresif belirtilerle karakterize eski psikiyatrik terim.
Depressive Episode
En az iki hafta süreyle hemen her gün mevcut olan, çökkün duygu durum veya ilgi/zevk kaybı ile birlikte bilişsel, vejetatif ve psikomotor belirtilerin eşlik ettiği klinik tablodur.
Depressive Position
Melanie Klein'ın nesne ilişkileri teorisinde, bebeğin iyi ve kötü nesneyi tek bir bütün olarak algılamaya başladığı, suçluluk ve onarım dürtülerinin belirdiği kritik gelişim evresi.
Depressive Spectrum
Depresif bozuklukları tekil ve izole bir tanı kategorisi olarak değil, hafif duygudurum dalgalanmalarından şiddetli majör depresyona kadar uzanan bir süreklilik olarak ele alan klinik model.
Depression
Günlük işlevselliği sekteye uğratan; mutsuzluk, keder, karamsarlık, ilgi ve haz kaybı (anedoni) ile somatik ve bilişsel değişimlerle karakterize negatif duygudurum durumu.
Depression Stage
Elisabeth Kübler-Ross'un yas kuramının beş aşamasından dördüncüsü olup, yaklaşan ya da gerçekleşen büyük bir kayıp karşısında ortaya çıkan derin üzüntü, pişmanlık ve kabullenme arifesindeki çaresizlik halidir.
Dementia Syndrome Of Depression
Major depresif bozukluk geçiren yaşlı bireylerde bilişsel yetilerde görülen, nörodejeneratif bir yıkımı taklit eden ancak tedaviyle düzelebilen yalancı demans tablosu.
Deprogramming
Bireylerin yoğun baskı içeren sosyal gruplar veya tarikatlar içinde edindikleri yeni tutum, inanç ve değer sistemlerinden arındırılarak eski değerlerine döndürülmesini amaçlayan tartışmalı müdahale süreci.
Deracyn
Triazolobenzodiazepin sınıfına ait anksiyolitik, sedatif ve antidepresan özellikler gösteren adinazolam etken maddesinin tescilli ticari adı.
Derangement
Düzenli işleyişin veya olağan yapının bozulması durumu; klinik bağlamda ise genel bir zihinsel bozukluk veya ruhsal sarsıntı.
Dereflection
Bireyin aşırı öz-odaklanmasını ve kendine yönelik kaygısını kırmak için dikkatini başka bir konuya veya dış dünyaya yönlendirmesini amaçlayan klinik teknik.
Dereism
Bireyin zihinsel etkinliklerinin, mantık, deneyim ve dış gerçeklik ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde işleyişini tanımlayan psikolojik durum.
Skin Graft
Yaraların iyileşmesini hızlandırmak amacıyla, tam veya parsiyel kalınlıkta bir deri parçasının cerrahi olarak yaralı bölgeye nakledilmesi işlemidir.
Deep-pockets Effect
Jürilerin veya karar vericilerin, davalının finansal açıdan zengin ('derin cepli') olması durumunda, davacı lehine karar verme ve tazminat miktarını, kusur oranından bağımsız olarak artırma eğilimi.
Deep Depression
Psikomotor retardasyon, suçluluk, intihar düşünceleri ve psikotik özelliklerin eşlik ettiği şiddetli majör depresif nöbet.
Deep Trance
Hipnoz ve şamanik pratiklerde, bireyin çevresel uyaranlara karşı minimal düzeyde yanıt verdiği, son derece derinleşmiş bir bilinç değişikliği halidir.
DVT
Vücudun derin toplardamarlarında, genellikle alt ekstremitelerde, kanın pıhtılaşması sonucu oluşan damar tıkanıklığıdır.
Deep Vein Thrombosis (DVT)
Genellikle bacak veya uyluk bölgesindeki derin toplardamarlarda bir trombüsün (kan pıhtısı) gelişmesi durumu.
Profound Mental Retardation
IQ skorunun 20'nin altında olduğu, uyumsal işlevsellikte en üst düzeyde kısıtlılık barındıran ve yaşam boyu yoğun bakım gerektiren tarihsel bir klinik tanı kategorisidir.
Depth İnterview
Bireylerin derinlerde yatan duygu, tutum, fikir ve motivasyonlarını, onaylanmama korkusu duymaksızın özgürce ifade etmelerini teşvik eden yapılandırılmamış, uzun soluklu nitel araştırma mülakatı.
Depth Psychology
Duygusal bozuklukların, kişiliğin ve yaratıcılığın kaynağı olarak bilinçdışı zihinsel süreçleri inceleyen kapsamlı psikoloji ve psikoterapi yaklaşımı.
Depth Therapy
Davranış ve uyumu olumsuz etkileyen bilinçdışı çatışma ile deneyimleri belirleyip işlemlemeyi amaçlayan her türlü psikoterapi biçimi.
Depth-oriented Brief Therapy
Yapılandırmacı psikoterapi ilkelerini zaman sınırlı bir formatta uygulayan, bilinçdışı süreçler ile kısa süreli müdahaleleri entegre eden dinamik bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Dermatitis
Cilt bariyerini ve bağışıklık fonksiyonunu bozan, kızarıklık, kaşıntı ve döküntü ile karakterize geniş bir inflamatuar deri rahatsızlıkları grubu.
Dermato- (dermo-)
Cilt veya deriyi ifade eden birleştirici ön ek; dermatoloji ve deriyle ilgili klinik yapıların adlandırılmasında temel oluşturur.
Autographism / Dermographia
🔹 1. (autographism): Cilt üzerine hafif bir sürtünme veya çizilme uygulandığında, hat boyunca kabarma ve kızarıklık (ürtikeryal yanıt) oluşmasıyla karakterize fiziksel ürtiker türü. 🔹 2. (dermographia): Hafif bir sürtünme veya kaşıma sonrasında deride kabarıklık, kızarıklık ve ödem oluşmasıyla karakterize, fiziksel bir ürtiker alt türüdür.
Dermatographism
Cildin hafifçe çizilmesi veya sürtünmesi sonucunda, kabarıklık ve kızarıklıkla (urtikeryal kabartı) karakterize olan fiziksel bir aşırı duyarlılık ve ürtiker türüdür.
Dermatological Disorder
Cildin yapısını, bütünlüğünü veya işlevini etkileyen her türlü patolojik durum, hastalık veya bozukluk.
Desexualization
Psikanalitik kuramda, bir dürtünün veya nesnenin orijinal cinsel amacından arındırılarak nötralize edilmesi süreci.
Desymbolization
Sembollerin ve özellikle kelimelerin kabul görmüş ortak anlamlarından arındırılarak yerlerine bozulmuş, neolojistik, otistik veya aşırı somut fikirlerin ikame edilmesi sürecidir.
Designer Children
Genetik yapıları, cinsiyetleri, fiziksel özellikleri veya zihinsel kapasiteleri in vitro fertilizasyon ve gen düzenleme teknolojileriyle ebeveyn tercihleri doğrultusunda özellikle belirlenmiş çocukları ifade eder.
Desipramine
İmipraminin karaciğerdeki metabolik ürünü olan, özellikle norepinefrin geri alımını inhibe eden bir trisiklik antidepresandır.
Desmopressin
Vazopresin hormonunun sentetik bir analogu olup, özellikle böbreklerde su tutulumunu artırarak antidiüretik etki gösteren farmakolojik bir ajandır.
Desocialization
Bireyin sosyal temaslardan ve kişilerarası iletişimden aşamalı olarak geri çekilmesi, toplumsal bağlarını zayıflatması durumu.
Desoxyn
Metamfetamin hidroklorürün tıbbi reçeteli formülasyonu için kullanılan tescilli ticari marka adıdır.
Despondency
Yoğun ümitsizlik, çaresizlik ve derin bir tükenmişlik hissiyle belirginleşen, bireyin eylemsizlik sarmalına girdiği duygusal durum.
Succorance Need
Henry A. Murray'in personoloji kuramında, bireyin başkalarından korunma, yardım, sempati ve sürekli destek görme yönündeki baskın psikolojik gereksinimi.
Circle Of Support
Gelişimsel engelli veya desteğe ihtiyaç duyan bir bireyin kişisel hedeflerine ulaşmasını sağlamak amacıyla düzenli olarak bir araya gelen aile, arkadaş, iş arkadaşı ve profesyonellerden oluşan sosyal ağ.
Support Group
Ortak bir sorunu veya yaşam olayını paylaşan bireylerin, genellikle kurum tabanlı veya profesyonel bir kolaylaştırıcı liderliğinde bir araya geldiği psikososyal müdahale ve dayanışma topluluğu.
Systems Of Support
Entelektüel gelişim bozukluğu olan bireylerin gereksinim duyduğu hizmet ve desteklerin niteliğini ve profilini belirlemeye yarayan çok boyutlu çerçeve.
Supportive Services
Hastalık veya engellilik durumundaki bireylerin tedavi, rehabilitasyon süreçlerini ve toplumsal işlevselliklerini sürdürmelerini sağlayan ikincil sosyal hizmet programlarıdır.
Brace
Vücudun bir uzuv, eklem veya omurga gibi belirli bir bölgesinin doğru pozisyonunu korumasını ve desteklemesini sağlayan, genellikle uzun süreli kullanım için tasarlanmış ortopedik cihaz.
Supportive Psychotherapy
Kişilik yapısını değiştirmeyi veya bilinçdışı çatışmaları derinlemesine incelemeyi hedeflemeksizin; duygusal sıkıntıları hafifletmeyi, egonun savunma mekanizmalarını güçlendirmeyi ve işlevselliği korumayı amaçlayan psikoterapi yaklaşımıdır.
Adjunctive Therapy
Birincil mücadelenin etkinliğini artırmak amacıyla, ana tedaviyle eş zamanlı olarak uygulanan bir veya daha fazla ikincil müdahaledir.
Adjunctive Therapist
Multidisipliner tedavi ekibinde ana terapötik programı ikincil düzeyde destekleyen, günlük yaşam becerileri, davranış yönetimi ve rehabilitasyon odaklı klinik hizmetler sunan uzman.
Supportive-expressive Psychotherapy
Lester Luborsky ve Paul Crits-Christoph tarafından geliştirilen; terapist-danışan ilişkisi ile dış dünya ilişkilerini merkeze alarak 'Merkezi İlişki Örüntüsü'nü (CCRT) ortaya çıkarmayı hedefleyen kısa süreli bir psikodinamik terapi ekolüdür.
Supportiveness
Psikoterapi ve danışmanlık süreçlerinde terapistin danışana yönelik sergilediği kabul, teşvik ve güven veren tutum veya tepki bütünü.
Supported Retirement
Entelektüel gelişim bozukluğu olan yaşlı bireylerin mesleki rehabilitasyondan ziyade sosyalleşme ve rekreatif aktivitelere odaklanan günlük düzenli programı.
Supported Employment
Engelli bireylerin rekabetçi ve ücretli iş piyasasında, bireyselleştirilmiş sürekli destek ve eğitim eşliğinde doğrudan istihdam edilmesini sağlayan mesleki rehabilitasyon programıdır.
Supported Housing
Evsiz bireylere toplum içinde kalıcı konut sağlarken, bağımsız yaşam becerilerini ve toplumsal entegrasyonu maksimize etmeyi amaçlayan kapsamlı tedavi ve destek hizmetleri programı.
Assisted Death
Bir bireyin açık talebi üzerine, genellikle bir hekim tarafından yaşamını sonlandırmak amacıyla gerçekleştirilen aktif ya da pasif tıbbi müdahaledir.
ART
İnfertilite tedavisinde kullanılan, hem erkek hem de kadın üreme hücrelerinin laboratuvar ortamında manipülasyonunu içeren tıbbi prosedürlerin bütünü.
Assisted Living / Supported Living
🔹 1. (assisted living): Yaşlı veya engelli bireylerin bağımsızlıklarını korurken günlük yaşam aktiviteleri ve sağlık ihtiyaçları için destek alabildikleri toplu konut düzenlemesidir. 🔹 2. (supported living): Entelektüel veya gelişimsel yetersizlikleri olan bireylerin, günlük yaşam aktivitelerinde ve bağımsız yaşam becerilerinde profesyonel destek alarak kendi evlerinde veya küçük gruplar halinde ikamet etmelerini sağlayan bakım modeli.
Desyrel
Trazodon hidroklorür bileşiğinin en yaygın bilinen ticari marka adı olup, özellikle majör depresif bozukluk ve ilişkili uyku bozukluklarının tedavisinde kullanılan atipik bir antidepresandır.
Detailed İnquiry
Klinik görüşmecinin, hastanın gündelik yaşamından spesifik olaylara verdiði tepkilere kadar geniş bir yelpazede doğrudan sorular sorarak derinlemesine bir içgörü kazandığı değerlendirme evresidir.
Detoxification
Vücuttaki toksik maddelerin veya kimyasalların farmakolojik, metabolik ya da tıbbi müdahalelerle azaltılması veya ortadan kaldırılması süreci.
Detussin
Hidrokodon ve psödoefedrin kombinasyonunu içeren, öksürük baskılayıcı ve dekonjestan etkili bir farmasötik ticari isimdir.
Detumescence
Cinsel uyarılma veya orgazm sonrasında genital organlardaki şişliğin, dolgunluğun ve ereksiyonun azalarak normal dinlenme (flasit) durumuna dönmesi süreci.
Devaluation
Bir bireyin, nesnenin veya bizzat benliğin önemini, değerini veya anlamını bilinçdışı bir süreçle reddetmesi ya da küçümsemesiyle karakterize edilen ilkel bir savunma mekanizması.
Continuing Care Unit (CCU)
Akut hastane yatış süreci tamamlandıktan sonra, felaket niteliğinde sağlık sorunları veya kronik rahatsızlıkları bulunan hastaların ek bakım ve rehabilitasyon amacıyla nakledildiği uzmanlaşmış hastane birimidir.
Attendance / Continuity
🔹 1. (attendance): Bir bireyin veya grubun önceden planlanmış bir etkinlikte veya eğitim ortamında fiziksel ya da işlevsel olarak bulunma durumu ve bunun tutulan kaydı. 🔹 2. (continuity): Olayların, süreçlerin veya bakım hizmetlerinin kesintisiz, bağlantılı ve bir bütün halinde akışını ifade eden nitelik veya durum.
Dexedrine
Dekstroamfetamin sülfat içeren, merkezi sinir sistemini uyarıcı etkili bir farmakolojik ajan ve ticari müstahzardır.
Disadvantaged
Sosyoekonomik, yapısal, çevresel veya sistemik engeller nedeniyle temel kaynaklara, fırsatlara ve toplumsal katılım mekanizmalarına erişimde eşitsizlik yaşayan birey veya gruplar.
Disidentification
Bireyin, anksiyete veya başarısızlık tehdidi oluşturan olumsuz özellikleri ya da kalıp yargı tehditlerini benlik kimliğinden uzaklaştırarak koruyucu bir mesafe koyması veya meditasyonda öz-bilgi edinmek amacıyla benlik algısından bilinçli olarak ayrışması.
Disorganized Schizophrenia
Konuşma, düşünce ve davranışlarda belirgin dağınıklık, parçalanmışlık, düzensiz duygu dışavurumu ve erken sinsi başlangıçla karakterize, güncel tanı kılavuzlarında alt tip olarak kaldırılmış klinik tablo.
Dhat
Özellikle Hint alt kıtasında görülen, sperm kaybı, idrarda beyazlaşma ve buna eşlik eden şiddetli anksiyete, hipokondriyazis ve tükenmişlik hissi ile karakterize kültüre özgü bir sendromdur.
DHE 45
Migren ve küme baş ağrılarının akut tedavisinde kullanılan, damar daraltıcı (vazokonstriktör) etkili ergotamin türevi bir ilacın ticari markasıdır.
DIMS
Bireyin uykuya dalmakta veya uykuyu kesintisiz şekilde devam ettirmekte yaşadı̆̆ı kronik güçlükleri tanımlayan üst düzey klinik şemsiye terim.
DIS
Epidemiyolojik çalışmalarda ve klinik araştırmalarda DSM kriterlerine göre psikiyatrik bozuklukları taramak ve tanılamak amacıyla geliştirilmiş yarı yapılandırılmış bir görüşme aracı.
External Boundary
Psikanalitik kuramda egoyu dış gerçeklikten ayıran, benlik ile çevresel dünya arasındaki psikolojik ve yapısal hat.
Excrement / Feces
🔹 1. (excrement): Gastrointestinal sistemin sindirim ve emilim süreçleri sonucunda vücuttan dışarı attığı katı veya yarı katı atık maddeler bütünü. 🔹 2. (feces): Gastrointestinal sistemde sindirim ve emilim süreçlerinin ardından geriye kalan, bağırsak florası ve metabolik atıklar içeren katı veya yarı katı formdaki metabolik atık madde.
Elimination Disorder
Genellikle çocukluk veya ergenlik döneminde görülen, tıbbi bir duruma veya madde kullanımına bağlı olmaksızın dışkı veya idrar kontrolünün sağlanamamasıyla karakterize klinik bozukluklar grubu.
Shunning
Bir bireyin, bir grup tarafından sistematik olarak dışlanması, en aza indirilmiş fiziksel veya sosyal temasla yalnızlaştırılması süreci.
Method Of Exclusion
Ampirik gözlem yoluyla bir olgunun olası nedenlerini sistematik olarak eleyerek gerçek nedene ulaşmayı amaçlayan tümevarımsal mantık ilkesidir.
Exteriorization / Externalization
🔹 1. (exteriorization): Bireyin içsel duygu, tutum ve kişisel düşüncelerini dışsal, nesnel gerçekliğe aktarma ve dış dünyada ifade etme süreci. 🔹 2. (externalization): Bireyin kendi içsel düşüncelerini, duygularını veya algılarını dış dünyaya atfederek bunları kendi deneyimlerinden bağımsız algılamasına dayanan bir savunma mekanizmasıdır.
Externalizing–internalizing
Çocuk ve ergenlerin stresörlere verdikleri tepkileri, davranışları dış dünyaya yöneltme (dışsallaştırma) veya içsel süreçlerde tutma (içselleştirme) ekseninde sınıflandıran geniş bir psikometrik ve klinik yapıdır.
Diabetes İnsipidus
Vazopressin (antidiüretik hormon) eksikliği veya direnci nedeniyle böbreklerin suyu tutamaması, sonuç olarak aşırı susuzluk ve yoğun olmayan büyük hacimli idrar üretimiyle karakterize metabolik bozukluk.
Diabetes Mellitus
İnsülin hormonunun yetersiz üretimi veya etkisiz kullanımı sonucu ortaya çıkan, karbonhidrat ve yağ metabolizmasının bozulmasıyla karakterize metabolik bir hastalıktır.
Diabetic Gastropathy
Diabetes mellitusun otonom sinir sistemi üzerindeki yıkıcı etkilerine ikincil olarak gelişen, midenin motor ve duyusal bozukluklarıyla karakterize klinik tablo.
Dianetics
Kurucusu tarafından tüm inorganik akıl ve psikosomatika rahatsızlıklarını tamamen iyileştirdiği iddia edilen, psikoloji ve psikiyatri dünyasınca büyük ölçüde itibarsızlaştırılmış tartışmalı bir sözdebilimsel terapi tekniğidir.
Diacetylmorphine
Heroin olarak bilinen, morfin molekülünün iki konumuna asetil gruplarının eklenmesiyle sentezlenen ve güçlü bir saf opioid agonisti olan kimyasal bileşik.
Diathesis
Bir bireyin belirli bir hastalığa, bozukluğa veya psikopatolojiye karşı sahip olduğu kalıtımsal ya da edinilmiş anatomik ve psikolojik yatkınlık.
Diathesis–stress Model
Ruhsal ve bedensel bozuklukların, genetik veya biyolojik bir yatkınlığın (diatez) tetikleyici ve kolaylaştırıcı yaşam olaylarıyla (stres) etkileşime girmesi sonucu ortaya çıktığını savunan psikolojik teoridir.
Diazepam
Alkol yoksunluğu yönetimi, anksiyete, kas spazmı ve nöbetlerin tedavisinde kullanılan, uzun etkili bir benzodiazepin türevi.
Didactic Group Therapy
Kurumsal bireylerin profesyonel bir liderin aktif yönlendirmesine en etkili şekilde yanıt vereceği varsayımına dayanan, erken dönem bir grup psikoterapisi biçimi.
Didactic Teaching
Davranışsal ve terapötik kavramların danışanlara sözlü ve yazılı formlarda açıklandığı, talimatların doğrudan aktarıldığı yapılandırılmış bir öğretim tekniğidir.
Diethylpropion / Tenuate
🔹 1. (diethylpropion): Obezite tedavisinde iştah baskılayıcı olarak kullanılan merkezi sinir sistemi uyarıcısı. 🔹 2. (Tenuate): Obezite tedavisinde kısa süreli olarak kullanılan, sempatomimetik amin sınıfından bir iştah kesici ve anorektik ajan olan dietilpropionun tescilli ticari adı.
Benadryl / Diphenhydramine
🔹 1. (Benadryl): Birinci nesil antihistaminik, antikolinerjik ve sedatif özellikleriyle bilinen, alerjik reaksiyonların tedavisinde ve kısa süreli uykusuzluk yönetiminde kullanılan farmakolojik ajan. 🔹 2. (diphenhydramine): H1 reseptörlerinde sedatif etki gösteren, antikolinerjik özelliklere sahip, alerjik yanıtları baskılayan ve klinik pratikte sedatif/hipnotik ile ekstrapiramidal yan etkileri azaltmak amacıyla kullanılan bir antihistamindir.
Differential Relaxation
Bir aktiviteyi başarıyla gerçekleştirmek için gerekenin ötesindeki kas gerginliğini ve enerjiyi bilinçli olarak azaltma ve sadece işlevsel kasları aktif tutma tekniği.
Differential Reinforcement Of Other Behavior (DRO)
Hedeflenen uygunsuz davranışın belirli bir zaman aralığı boyunca hiç sergilenmemesi durumunda pekiştireç sunulmasını içeren edimsel koşullama prosedürüdür.
Dihydroergotamine
Akut migren ataklarının tedavisinde kullanılan, kan damarlarını daraltıcı (vazokonstriktör) etkili yarı sentetik bir ergot alkaloid türevidir.
Dihydrocodeine
Orta ila şiddetli ağrıların tedavisinde ve öksürük baskılayıcı olarak kullanılan yarı sentetik bir opioid analjeziktir.
Digital Subtraction Angiography
Damar içine verilen kontrast maddenin net bir şekilde izlenebilmesi amacıyla, bilgisayar yardımıyla kemik ve yumuşak doku gibi arka plan yapıların görüntülerden çıkarıldığı floroskopi tabanlı anjiyografi tekniği.
Attention Disorder
Bir aktiviteye odaklanmayı sürdürmekte zorlanma veya dışsal uyaranlara, çevresel taleplere ve sosyal yönergelere yanıt vermede yetersizlikle karakterize eski tarihli psikiyatrik niteleme.
Distractible Speech
Bireyin dışsal veya içsel uyaranlara bağlı olarak konuşma esnasında konudan konuya hızla ve ani biçimde geçiş yapmasıyla karakterize edilen patolojik iletişim örüntüsü.
Distractibility / Distraction
🔹 1. (distractibility): Dikkati belirli bir uyarıcı veya görev üzerinde sürdürmede güçlük çekme ve zihinsel odaklanmanın dış veya iç uyarıcılar tarafından kolayca başka yöne çekilme eğilimi. 🔹 2. (distraction): Bireyin veya grubun odaklanmak istediği alandan dikkatini başka yöne çevirmesi ve bu sayede hedeflenen bilginin işlenmesini engellemesi veya zayıflatması süreci.
ADHD
Yaş ve gelişim düzeyine uygun olmayan dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve dürtüsellikle karakterize, nörogelişimsel bir bozukluktur.
Attention-deficit/hyperactivity Disorder (ADHD)
Süreğen bir şekilde gözlenen, işlevselliği düşüren dikkatsizlik, dürtüsellik ve/veya aşırı hareketlilik belirtileriyle karakterize nörogelişimsel bir sendromdur.
Dichotomous Thinking
Bilişsel süreçlerin siyah-beyaz ekseninde, iki uç nokta arasındaki tüm ara tonları ve olasılıkları reddederek gerçekleştiği katı bir değerlendirme biçimi.
Sl
Farmakolojide ve tıp pratiklerinde ilaçların dil altına uygulanarak mukoza yoluyla doğrudan sistemik dolaşıma verilmesini ifade eden kısaltma.
Language Delay / Language Retardation
🔹 1. (language delay): Konuşulan dilin edinilmesinin, tipik gelişim takvimine kıyasla belirgin bir şekilde geriden gelmesi durumu. 🔹 2. (language retardation): Nörolojik etkenlere bağlı olarak dil becerilerinin edinilmesinde gözlenen, tek sözcüklü ifadeler veya anlaşılmaz seslerle karakterize gecikme durumu.
Slip / Slip Of The Tongue
🔹 1. (slip): Bireyin hata olduğunu bildiği halde, kasıtsız olarak gerçekleştirdiği dil sürçmesi veya benzeri anlık kontrol kaybı hatası. 🔹 2. (slip of the tongue): Konuşma akışı sırasında ortaya çıkan, organik bir konuşma bozukluğuna veya ikinci dil edinimi aşamasına bağlı olmayan epizodik ve minör nitelikteki telaffuz veya kelime seçimi hatası.
Dilantin
Fenitoin etken maddesinin en bilinen ticari adı olup, özellikle epilepsi tedavisinde kullanılan bir antikonvülsan ve antiaritmik ilaçtır.
Dildo
Genellikle plastik, silikon veya benzeri materyallerden üretilen, otoerotik pratiklerde ve cinsel aktivitelerde penetrasyon amacıyla kullanılan fallik biçimli seks oyuncağı.
Linguistic–kinesic Method
Bireyler arası etkileşimlerde ortaya çıkan bozulmuş davranışların, dilsel ve bedensel hareket unsurları üzerinden nesnel olarak incelenmesini sağlayan araştırma yöntemidir.
Dimethoxymethylamphetamine
Amfetamin türevi olan ve güçlü halüsinojenik ile uyarıcı etkiler sergileyen sentetik bir psikoaktif maddedir.
Religion
Doğaüstü bir güç veya tanrılara inancı, kolektif ritüelleri, ahlaki düzenlemeleri ve kutsal sayılan metin, yer ile nesneleri kapsayan sosyo-duyuşsal sistem.
Dynamic / Dynamics
🔹 1. (dynamic): Sürekli bir değişim, hareket halinde olma veya güç, motivasyon ve zihinsel süreçler arasındaki etkileşimleri barındırma durumu. 🔹 2. (dynamics): Fiziksel veya psikolojik sistemlerde harekete neden olan güçlerin ve bu güçlerin etkisiyle ortaya çıkan değişim süreçlerinin incelenmesi.
Dynamic Unconscious
Bireyin farkında olmadığı, ancak sürekli bir psişik enerjiyle bastırılarak bilinçli zihni etkilemeye ve davranışları yönlendirmeye devam eden zihinsel süreçler bütünü.
Dynamic Formulation
Danışanın davranışlarını, kişilik özelliklerini ve semptomlarını anlamlandırmak ve tedavi planını yapılandırmak amacıyla klinik verilerin sürekli olarak organize edilmesi süreci.
Dynamic Model
Psikanalitik kuramda kişiliğin, davranıştaki motivasyonun ve duygusal bozuklukların temelinde yatan bilinçdışı dürtülerin ve içgüdülerin etkileşimini savunan metapsikolojik yaklaşım.
Dynamic Psychology
İnsan davranışını, duygu ve düşüncelerini biçimlendiren temel motivasyonları, dürtüleri ve içsel psikolojik güçleri merkeze alan psikolojik yaklaşım.
Religiosity / Religiousness
🔹 1. (religiosity): Bireyin dinsel deneyimlerinin niteliği ve kapsamı ya da abartılı/yapay dinsel coşkusu. 🔹 2. (religiousness): Dini inançlara bağlı kalma ve dini ibadet ile pratikleri sürdürme eğilimi.
Religious Delusion
Çelişkili kanıtlara rağmen değişmeyen, dini temalar ve grandiyöz fikirler barındıran sabit yanlış inanç.
Religious Mania
Dini nitelikli halüsinasyonların eşlik ettiği akut hiperaktivite, ajitasyon ve huzursuzluk durumu.
Religious Therapy
Pastoral danışmanlık, kutsal metin çalışmaları ve kilise destekli topluluk etkinlikleri gibi yaklaşımlar aracılığıyla yürütülen terapötik müdahale.
Listening
Terapi ve danışmanlıkta danışanın sözlerine, eylemlerine ve bu sözlerle aktarılan niyetlere odaklanmayı içeren temel bir süreçtir.
Listening Attitude
Terapi bağlamında terapistin danışanın deneyimine, ya da danışanın kendi içsel yaşantısına karşı sergilediği açık, alıcı yönelim ve mesaj almaya yönelik davranışsal hazırlık durumu.
Respite Care
Kronik hasta, engelli veya yaşlı bireylerin aile üyelerine ve birincil bakıcılarına geçici bir mola sağlamak amacıyla sunulan kısa süreli bakım ve gözetim hizmeti.
Rest Home
Sürekli tıbbi veya hemşirelik bakımına ihtiyaç duymayan yaşlı bireyler veya iyileşme sürecindeki hastalar için konaklama ve destek sağlayan bakım tesisi.
Rest Cure
19. yüzyılda, demiryolu çağının yarattığı yoğun yaşam temposu nedeniyle sinirsel bozukluklar geliştiren bireylere (özellikle kadınlara) uygulanan; uzun süreli zorunlu dinlenme, çevre değişikliği, fizik tedavi, masaj ve düzenli diyetten oluşan tarihi bir tedavi yaklaşımıdır.
Diplomate
Tanınmış bir mesleki kuruluş veya kurul (board) tarafından uzmanlık alanı tescillenmiş ve sertifikalandırılmış profesyonel unvan.
Dipsomania
Ani ve karşı konulamaz dürtülerle ortaya çıkan, özellikle epizodik tıkın tarzı alkol kullanımıyla karakterize, günümüzde tarihsel nitelik kazanmış klinik bir terim.
Analysis Of Resistance
Psikanalizde, hastanın serbest çağrışımı engelleyen bilinçdışı dürtü ve yaşantıların üzerindeki baskıyı koruma eğiliminin analitik incelemeye tabi tutulması temel prosedürüdür.
Resistance
Genel anlamda bir etkiye, baskıya veya değişime karşı koyma durumu; psikoterapide ise hastanın psişik materyallerin açığa çıkmasını engelleme yönündeki bilinçli ya da bilinçdışı engellemeleri.
Dirt Phobia
Kire karşı duyulan, sıklıkla kontaminasyon (bulaşma) korkusu ve el yıkama kompulsiyonlarıyla eşlik eden kalıcı ve irrasyonel korku.
Dysphonia
Ses üretiminde, özellikle konuşma seslerinde ton, şiddet veya rezonans kalitesini etkileyen her türlü işlev bozukluğudur.
Dysphoria
Genelleştirilmiş bir hoşnutsuzluk, içsel huzursuzluk ve ajitasyonla karakterize edilen, öforinin zıttı olan duygulanım durumu.
Dysgraphia
Kronolojik yaş, zeka düzeyi ve alınan eğitim göz önüne alındığında, yazma becerilerinin beklenenin önemli ölçüde altında kalmasıyla karakterize nörogelişimsel bir öğrenme bozukluğudur.
Dysgeusia
Tat alma duyusunda meydana gelen bozulma veya çarpılma durumu.
Disinhibition
Serebral korteksin sağladığı normal denetim mekanizmalarının azalması veya kaybolması neticesinde, duygu ve davranışların yetersiz kontrol edilmesi durumu.
İnterdisciplinary Pain Rehabilitation Program (IPRP)
Kronik ağrıyı biyopsikososyal bir modelle ele alan, fiziksel ve psikolojik faktörleri eş zamanlı hedefleyen çok bileşenli kapsamlı tedavi yaklaşımı.
İnterdisciplinary Approach
Farklı disiplinlerden uzmanların, karmaşık olgu ve sorunları daha kapsamlı bir şekilde incelemek ve çözmek amacıyla ortaklaşa çalışması.
Dyskinesia
İstem dışı, amaçsız kas hareketlerinin varlığı veya istemli hareketlerin akıcılığının ve koordinasyonunun bozulmasıyla karakterize motor bozukluk kategorisi.
Discordance
İki veya daha fazla değişken, durum ya da ifadenin birbiriyle çelişmesi, uyumsuzluk göstermesi durumu.
Dyslogia
Düşünce içeriğindeki bozukluklara ikincil olarak ortaya çıkan, konuşma akışında ve mantıksal tutarlılığında gözlenen bozukluk.
Dysmenorrhea
Günlük aktiviteleri kısıtlayacak düzeyde şiddetli ve ağrılı adet görme durumu.
Dysmorphophobia
Bireyin dış görünüşünde hayali veya son derece abartılı kusurlar algılamasıyla karakterize edilen, günümüz psikiyatri literatüründe Beden Algı Bozukluğu olarak adlandırılan eski klinik terim.
Dysorexia
Normal iştah mekanizmasının her türlü bozulması veya yeme davranışındaki sapmaları ifade eden geniş kapsamlı klinik şemsiye terim.
Dissociative Fugue
Bireyin evinden veya rutin çevresinden ani ve beklenmedik şekilde uzaklaşması, geçmişini hatırlamaması ve sıklıkla yeni bir kimlik edinmesiyle karakterize disosiyatif durum.
DID
Bireyin kimliğinde belirgin bir şekilde iki veya daha fazla ayrı kişilik durumunun veya kimlik özelliğinin bulunmasıyla karakterize edilen, bellek ve bilinç bütünlüğünün bozulduğu bir ruhsal bozukluk.
Dissociative Trance Disorder
Bilinç, kimlik, farkındalık veya motor işlevlerde istemsiz değişimlerle karakterize edilen ve belirgin işlevsellik kaybına yol açan disosiyatif bir bozukluktur.
Dyssocial Behavior
Toplumsal normlara, yasalara ve ahlaki değerlere aykırı düşen; çete faaliyetleri, yasadışı kumar veya suç ortaklığı gibi eylemleri kapsayan eski psikiyatrik tanımlama.
Dyspareunia
Cinsel birleşme sırasında veya sonrasında yaşanan, sürekli ya da tekrarlayıcı nitelikteki fiziksel ağrı veya rahatsızlık durumu.
Dyspepsia
Üst karın bölgesinde hissedilen, ülser, reflü, safra taşı gibi fiziksel nedenlere bağlı olabileceği gibi hiçbir organik patoloji saptanamayan (fonksiyonel) durumlarda da ortaya çıkan ağrı veya rahatsızlık hissi.
Dysplastic Type
Ernst Kretschmer'in yapısal (konstitüsyonel) tipolojisinde, diğer temel somatotiplerin belirgin özelliklerine uymayan, vücut oranlarında uyumsuzluk ve gelişimsel bozukluklar gösteren fiziksel yapı.
Dyspnea
Nefes darlığı veya solunum güçlüğü çekme durumu; bireyin soluk alıp vermede zorlanma veya hava yetersizliği hissetmesi.
Dysregulation
Herhangi bir biyolojik, fizyolojik veya psikolojik mekanizmanın aşırı ya da yetersiz düzeyde yönetilmesi, homeostazis veya işlevselliğin bozulması durumu.
Dyssemia
Sözel olmayan ipuçlarını alım (resepsiyon) ve iletim (ifade) süreçlerinde yaşanan nörogelişimsel veya edinilmiş işlev bozukluğudur.
Dyssomnia
Uykunun miktarında, kalitesinde veya zamanlamasında görülen bozuklukları kapsayan geniş bir uyku bozuklukları kategorisidir.
Dissociation
Bireyin bilinç, hafıza, kimlik veya çevre algısının olağan entegrasyonundan koparak bağımsızlaşmasıyla karakterize olan bir savunma mekanizması ve bilişsel süreç.
Dissociative Amnesia
Travmatik veya aşırı stresli yaşam olaylarına bağlı olarak gelişen, sıradan unutkanlıkla açıklanamayacak kadar geniş kapsamlı ve kişisel otobiyografik bilgilerin hatırlanamamasıyla karakterize dissosiyatif bozukluk.
Dissociative Disorders
Bilinç, bellek, kimlik ve çevre algısının normal entegre işlevlerinde ani veya dereceli olarak ortaya çıkan çözülme ve kopma durumlarıyla karakterize ruhsal bozukluklar grubudur.
Dissociated State
Bireyin travmatik bir olayın bileşenlerini, bugün yüzleşilebilir olanlar ve işlenemeyecek kadar zararlı olanlar şeklinde zihinsel olarak bölmesine yol açan savunma tepkisi.
Dissociative Barriers
Bireyin travmatik bir olayı eksiksiz hatırlamasını engelleyen ve dehşet verici yaşam olaylarının bilinçten uzak tutularak korunma işlevi gördüğü varsörülen psikolojik mekanizmalardır.
Dissociative Hysteria
Geçmişte dissosiyatif bozuklukları tanımlamak için kullanılan, bilinç, bellek ve kimlik bütünlüğünün geçici olarak bozulmasını ifade eden tarihi bir klinik terim.
Dissociative Pattern
Bilinç, bellek, kimlik veya çevrenin algılanmasındaki normal entegratif işlevlerin kesintiye uğramasıyla kendini gösteren tutarlı davranışsal ve yaşantısal örüntü.
Dissociative Psychosis
Gerçeklik algısının geçici olarak kaybı ve benlik bütünlüğünün parçalanmasıyla karakterize, dissosiyatif süreçlerin psikotik nitelikteki belirtilerle kendini gösterdiği klinik durum.
Dissociative Stupor
Akut strese ikincil olarak ortaya çıkan, istemli hareketlerde derin azalma veya tam yokluk ile dış uyaranlara karşı duyarsızlıkla karakterize dissosiyatif durum.
Dysspermia
Spermatozoonun yapısında veya işlevinde ortaya çıkan her türlü biyolojik bozukluk veya yetersizlik durumu.
Distal 18q-
18 numaralı kromozomun uzun kolunun (q kolu) uç bölgesindeki genetik materyalin kaybıyla karakterize nadir bir sitogenetik bozukluktur.
Dysthymia
Major depresyona kıyasla daha hafif şiddette seyreden ancak en az iki yıl boyunca kalıcılık gösteren kronik depresif ruh hali bozukluğudur.
Dysthymic Disorder
Major depresif bozukluğa kıyasla daha hafif şiddette seyreden ancak en az iki yıl süren kronik bir duygudurum bozukluğudur.
Dystonia
Normal kas tonusunun bozulması sonucu ortaya çıkan, uzun süreli kas kasılmalarına, anormal duruşlara, bükülme hareketlerine ve tekrarlayıcı hareketlere yol açan nörolojik bir hareket bozukluğudur.
Distortion
Algı, biliş, bellek veya psikanalitik süreçlerde, kabul edilemeyen dürtü ve düşüncelerin bilinçdışı ya da bilinçli mekanizmalarla tahrif edilmesi ve gerçeğin çarpıtılması.
Dystocia
Anormal veya zorlu doğum eylemini ifade eden obstetrik ve klinik bir terimdir.
Distress
Bireyin başa çıkma kaynaklarını aşan talepler, kayıplar veya tehditler karşısında verdiği, olumsuz duygu durumu ve fizyolojik aşırı tepkisellikle karakterize yıkıcı stres yanıtı.
Disulfiram
Alkol kullanım bozukluğunun tedavisinde aversif (nefret ettirici) ajan olarak kullanılan, etanole karşı akut fizyolojik duyarlılık oluşturan bir ilaç.
Diurnal Enuresis
Gündüz saatlerinde veya uyanık olunan zaman diliminde istemsiz idrar kaçırma durumu.
Divagation
Konuşma, yazı veya düşünce akışında ana eksenden saparak amaçsızca dallanıp budaklanma ve konu dışına çıkma durumu.
Diabetes Self-management Education (DSME)
Diabetes mellitus tanısı alan bireylere tıbbi tedaviye uyum, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve kan şekeri takibi konularında öz-bakım becerileri kazandıran yapılandırılmış müdahaleler bütünü.
Diabetic Retinopathy
Diabetes mellitusun bir komplikasyonu olarak retinal kılcal damarların bozulmasıyla karakterize edilen ve görme kaybına yol açabilen ilerleyici bir göz patolojisidir.
Dialectic
Karşıt veya çelişen görüşlerin karşılıklı tartışılması ve çatıştırılması yoluyla hakikate veya daha üstün bir senteze ulaşma yöntemi.
Dialectical Behavior Therapy (DBT)
Bilişsel davranışçı ilkeleri mindfulness ve diyalektik felsefeyle harmanlayan; özellikle sınırda kişilik bozukluğu gibi tedaviye dirençli vakalarda duygu düzenleme ve kriz toleransını hedefleyen evreli bir psikoterapidir.
Dialogue (dialog)
Genel anlamda iki veya daha fazla kişi arasında fikir alışverişini ifade eden iletişim süreci; Gestalt terapisinde ise danışanın yabancılaştığı beden kısımları, nesneler veya hayali figürlerle kurduğu imgesel etkileşim tekniği.
Diet
Bir organizmanın alışkanlık olarak tüketdiği katı ve sıvı maddelerin bütünü veya belirli bir fizyolojik ya da klinik amaç doğrultusunda reçete edilen beslenme düzeni.
Dietary Modification
Sağlık gerekçeleriyle veya tedavi protokolleri kapsamında, bireyin beslenme düzeninde belirli gıdaların ya da besin öğelerinin eklenmesi veya çıkarılması amacıyla yapılan her türlü uyarlamadır.
Dieting
Kilo verme veya sağlığı iyileştirme amacıyla tüketilen yiyecek türlerinin ve miktarlarının bilinçli olarak kısıtlanması.
Dysarthria
Merkezi veya periferik sinir sistemindeki hasara bağlı olarak konuşma kaslarının kontrol edilememesiyle ortaya çıkan bir motor konuşma bozukluğudur.
Dysaesthesia
Genellikle dışsal bir uyaran olmaksızın ortaya çıkan veya normal uyaranların rahatsız edici, ağrılı ya da olağandışı şekilde algılanmasıyla karakterize duyusal bozukluk.
Dysosmia
Koku alma duyusunun herhangi bir bozukluk veya yetersizlik durumu.
Dysuria
İdrar yapma sırasında hissedilen ağrılı, sancılı veya rahatsız edici yanma hissi.
Doctor Shopping
Bireyin kötüye kullandığı veya bağımlısı olduğu reçeteli maddeleri temin etmek amacıyla birden fazla hekime başvurarak mükerrer reçete yazdırma davranışı.
Dogmatism
Güçlü bir şekilde benimsenen inanç setlerine dayanarak körü körüne kesin, iddialı ve otoriter bir biçimde hareket etme eğilimi gösteren kişilik özelliği.
Wilderness Experience
Öz-yeterlik, motivasyon ve sosyal becerileri geliştirmek amacıyla katılımcıların zorlu açık hava koşullarında uzun süreli keşif etkinliklerine katıldığı grup temelli müdahale programı.
İmprovisation
Psikodramada, önceden hazırlık yapmaksızın problem ve durumların spontane bir şekilde canlandırılması süreci.
Natural Family Planning
Gebeliği önlemek veya sağlamak amacıyla, kimyasal ya da bariyer yöntemler kullanılmaksızın yalnızca fizyolojik döngü ve bazal vücut ısısı gibi doğal göstergelerin izlendiği doğum kontrol yaklaşımı.
Natural Child
Biyolojik soybağına dayanan çocuk veya Transaksiyonel Analiz kuramında kaygısız, yaratıcı, dürtüsel ve oyunbaz ego durumu.
Natural Childbirth
Anestezikler gibi rutin tıbbi müdahalelerin minimuma indirildiği veya ortadan kaldırıldığı, annenin solunum, gevşeme ve postural eğitimle bilinçli katılım sağladığı doğum yöntemi.
Natural Law
İnsan yapımı yasalardan bağımsız olarak evrensel akıl, doğa düzeni veya ilahi irade yoluyla var olduğu kabul edilen temel etik ve hukuki normlar sistemi.
Direct Coping
Stresli veya problemli durumlarla aktif, odaklanmış bir şekilde yüzleşme ve bunları çözme ya da yönetme süreci.
Direct Suggestion
Destekleyici psikoterapi veya hipnoterapi süreçlerinde, hastanın duygusal sıkıntılarını hafifletmek amacıyla terapistin açık telkinler, güvence ve net yönergeler vermesini içeren klinik teknik.
Direct Suggestibility
Bireyin, otorite figürleri veya dış kaynaklar tarafından yapılan açık ve dolaysız yönlendirmelere, hipnotik komutlara veya taleplere eleştirel süzgeçten geçirmeden uyum sağlama eğilimi.
Accuracy Standards
Bir değerlendirme raporunda sunulan bilgilerin ve sonuçların bilimsel değerini ve isabetini sınamak için kullanılan metodolojik kıstaslar bütünü.
Delivery
Çocuk doğurma sürecinin, bebeğin doğum kanalından geçerek dış dünyaya çıktığı ikinci evresi.
Birth Weight
Yenidoğan bir bebeğin doğumdan sonraki ilk bir saat içinde ölçülen ilk vücut ağırlığı.
Birth Control
Yavruların sayısının ve aralarındaki mesafenin gönüllü olarak düzenlenmesi; gebeliği önleyici yöntemler veya tıbbi müdahaleler yoluyla gebeliğin engellenmesi sürecidir.
Labor
Doğumun ilk evresini oluşturan, servikal dilatasyonun (rahim ağzı açılmasının) başlangıcından bebeğin başının doğum kanalına girmesine kadar geçen fizyolojik süreçtir.
Birth Trauma
Psikanalitik teoride, anne karnındaki güvenli ortamdan dış dünyanın uyaran bombardımanına ani geçişin yarattığı psikolojik şok.
Birth İnjury
Doğum esnasında ortaya çıkan, özellikle beyin hasarı veya gelişimsel kusurlarla karakterize fiziksel doku ve organ hasarı.
Sex Assigned At Birth
Bir bebeğin doğum anındaki görünür fiziksel organları, anatomik ve genetik özellikleri baz alınarak erkek, kadın veya interses olarak sınıflandırılması.
Assigned Male At Birth (AMAB)
Bir bireye doğduğu anda dış genital organlarının görsel incelemesine dayanarak tıbbi veya yasal otoriteler tarafından erkek cinsiyetinin atanması durumu.
Assigned Female At Birth (AFAB)
Bir bireyin doğduğu anda dış genital organlarının görünümüne dayanarak tıbbi otoriteler tarafından resmi olarak kadın olarak sınıflandırılması ve cinsiyet kaydedilmesi durumunu ifade eden kapsayıcı terim.
İnborn Error Of Metabolism
Genetik bir kusur nedeniyle ortaya çıkan ve protein yapısını, enzim fonksiyonunu ya da hücre zarından madde taşınımını bozarak biyokimyasal işleyişi aksatan kalıtsal bozukluk.
Doxepin
Güçlü sedatif ve antikolinerjik profile sahip, günümüzde daha çok düşük dozlarda insomni, kronik ağrı ve dermatolojik kaşıntı tedavisinde kullanılan trisiklik antidepresan sınıfı bir ajan.
Doxylamine
Güçlü sedatif özellikler sergileyen ve reçetesiz uyku yardımcılarında sıkça yer alan birinci nesil bir etanolamin antihistaminiktir.
Touch Therapy
Fiziksel ağrıyı hafifletmek, gevşemeyi teşvik etmek ve genel iyilik halini artırmak amacıyla bireyin vücudunun belirli bölgelerine dokunulmasını veya manipüle edilmesini içeren tedavi yöntemi.
Tactile Hallucination
Herhangi dışsal bir uyarıcı olmaksızın, ten üzerinde hissedilen sahte dokunma, kaşıntı, elektrik çarpması veya böcek yürümesi algısı.
Circumstantiality
Bireyin asıl merkeze varana kadar gereksiz ve alakasız detaylarla lafı uzattığı, ancak nihayetinde hedeflenen ana noktaya ulaşabildiği dolambaçlı konuşma biçimidir.
İndirect Associations
Şizofrenide görülen; düşünceler arasındaki bağın dışarıdan bakanlar için belirgin ve anlaşılır olmadُığı, bu nedenle kişinin ifadelerinin garip ve tutarsız algılandığı bir semptomdur.
Circumstantial Evidence
Doğrudan bir kanıt olmaksızın, bir olayın veya olgunun varlığını mantıksal çıkarımlar yoluyla destekleyen kanıt türü.
Vicarious Extinction
Bireyin doğrudan bir deneyim yaşamaksızın, bir modelin korkulan uyaranla olumsuz sonuçlar olmaksızın etkileşime girdiğini gözlemlemesi yoluyla davranışsal engellemelerini ve korku tepkilerini ortadan kaldırması.
İndirect Method Of Therapy
Terapistin danışanın iletişimini yönlendirmeye veya değerlendirmeye çalışmadığı, bunun yerine yansıtma ve yeniden ifade etme teknikleriyle süreci danışana bıraktığı psikoterapi yaklaşımı.
VT
Travmatik olaylara maruz kalan bireylerle çalışan profesyonellerin, bu kişilerin acılarına tanıklık etmeleri sonucunda kendi dünya algı اینکه ve psikolojik bütünlüklerinde yaşadıkları dönüşüm.
Dolophine
Metadon hidroklorürün sentetik opiyot agonist sınıfındaki farmakolojik ajanlar için kullanılan tescilli ticari adı.
Dolorimeter
Bireylerin ağrı eşiğini ve ağrı toleransını standardize edilmiş uyaranlar aracılığıyla kantitatif olarak ölçen klinik ve deneysel araç.
DOM
Sakinlik ve huzur uyandırdığı iddiasıyla STP olarak da bilinen, fenilizopropilamin ailesine mensup sentetik bir halüsinojendir.
Tomato Effect
Geçerli ve etkili bir tedavi yönteminin, mevcut kabul gören tıbbi veya teorik modellere uymadığı ya da mantıklı gelmediği gerekçesiyle reddedilmesi durumu.
Dominance–submission
Kişilerarası davranışların, aktif-kontrolcü konumdan pasif-itaatkar konuma uzanan sürekli bir eksende değerlendirildiği temel bir boyut.
Dominatrix
Cinsel aktivitede, özellikle BDSM, tahakküm-disiplin ve sadohazoşizm bağlamında baskın rolü üstlenen kadın.
Domino Effect
Tek bir olayın, benzer olaylar zincirini tetikleyerek birbirini izleyen ardışık sonuçlar dalgası yaratması durumu.
Don Juan
Kadınları yalnızca cinsel birer zafer olarak gören, onları av gibi avlayan ve fethettikten sonra aniden ilgi kaybeden erkekleri tanımlayan psikodinamik örüntü.
Aricept / Donepezil
🔹 1. (Aricept): Alzheimer hastalığına bağlı hafif ila orta dereceli demans semptomlarının tedavisinde kullanılan, geri dönüşümlü ve seçici bir asetilkolinesteraz inhibitörüdür. 🔹 2. (donepezil): Hafif ila orta şiddetteki demans olgularında bilişsel işlevleri desteklemek amacıyla kullanılan, reversibl bir asetilkolinesteraz inhibitörüdür.
Dong Quai
Angelica sinensis bitkisinden elde edilen ve özellikle kadın üreme sağlığı ile menopoz semptomlarının hafifletilmesinde kullanılan bitkisel bir ajandır.
Donor İnsemination
Üniter bir üreme yardımı yöntemi olup, gebelik elde etmek amacıyla anonim ya da bilinen bir donörden alınan sperm hücrelerinin kadının üreme sistemine tıbbi yollarla verilmesidir.
Dopamine-receptor Agonist
Dopamin reseptörlerine bağlanarak doğrudan onları aktive eden ve endojen dopamin nörotransmitterinin fizyolojik etkilerini taklit eden farmakolojik ajan.
Dopar
Levodopa etkin maddesinin ticari adı olup, parkinsonizm tedavisinde kullanılan öncü bir dopaminerjik ajandır.
Doping
Sporcuların fiziksel veya zihinsel performanslarını yapay yollarla artırmak amacıyla yasaklı madde veya yöntemleri kullanması durumu.
Doppelganger Phenomenon
Kişinin, fiziksel olarak tamamen kendisine benzeyen, aynı şekilde hareket eden ve var olan bir ikizine sahip olduğuna dair inandığı klinik sanrısal durum.
Dora Case
Sigmund Freud'un 1905 tarihli 'Bir Histeri Vakasının Analizi Üzerine Parçalar' adlı çalışmasında incelediği, bastırma, rüya analizi ve aktarım kavramlarının temellerini attığı ünlü klinik vaka.
Doral
Quazepam etken maddesinin ticari adı olup, benzodiazepin türevi sedatif ve hipnotik bir farmasötik ajandır.
Doriden
Glutetimid adlı sedatif-hipnotik sınıfı ilacın ticarî adı olup, barbitüratların alternatifi olarak geliştirilen ancak yüksek kötüye kullanım ve bağımlılık potansiyeli taşıyan bir ajandır.
Double
Psikodramada, protagonistin varsayılan içsel düşüncelerini ve duygularını onun adına seslendiren veya eyleme döken yardımcı egolardan biri.
Doula
Gebelik, doğum ve doğum sonrasında aileye kesintisiz duygusal, fiziksel ve bilgilendirici sosyal destek sağlayan profesyonel doğum koçu.
Down Syndrome
21. kromozomun fazladan bir kopya içermesiyle (trizomi 21) karakterize edilen, fiziksel ve nörogelişimsel farklılıklara yol açan genetik bir bozukluktur.
Mongolism
Down sendromunun güncelliğini yitirmiş ve bilimsel olarak reddedilmiş eski klinik tanımı.
Downer
Merkezi sinir sistemini baskılayarak sedasyon, hipnoz ve kaygı azalması sağlayan yatıştırıcı, hipnotik ve anksiyolitik ilaçlar için kullanılan yaygın bir klinik argo ifadedir.
Dose–response Relationship
Bir maddenin (örneğin bir ilacın veya toksinin) uygulanan miktarı ile bu maddenin biyolojik sistem veya hedef organda yarattığı etki büyüklüğü arasındaki matematiksel ve fonksiyonel bağıntı.
Revolving-door Phenomenon
Kronik ruh sağlığı sorunları yaşayan bireylerin, yetersiz iyileşme veya toplumsal destek eksikliği nedeniyle hastanelere sık ve mükerrer yatış yapması durumu.
Circular Causality
Neden ve sonuç zincirinin geri bildirim döngüleri aracılığıyla başladığı noktaya geri dönerek orijinal durumu değiştirdiği veya pekiştirdiği sistemik süreç.
Transmuting İnternalization
Öz-psikolojisinde, terapistin empatik yetersizlikleri ve bu durumun tanınması aracılığıyla hastanın erken dönem gelişimsel eksiklerini telafi ederek yapısal büyüme kaydetmesi sürecidir.
Change Therapy / Conversion Therapy
🔹 1. (change therapy): Bireylerin cinsel yönelimlerini eşcinsel veya biseksüelden heteroseksüele, ya da cinsiyet kimliklerini atfedilen cinsiyetle uyumlu hale getirmeye çalışan, bilimsel geçerliliği bulunmayan sözde-klinik müdahale. 🔹 2. (conversion therapy): Bireylerin cinsel yönelimlerini veya cinsiyet kimliklerini heteroseksüel veya cisgender normlara dönüştürmeyi iddia eden, kanıta dayalı olmayan ve psikiyatrik kuruluşlarca tamamen reddedilen sözdebilimsel uygulamalar bütünü.
Beating Fantasy
Klasik psikanalitik teoride, bireyin bir ebeveyn tarafından dövüldüğünü hayal etmesiyle cinsel uyarılma ve doyum yaşamasını içeren bilinçdışı fantezi yapısı.
Drama Therapy
Bireylerin öz-farkındalık kazanmasını ve duygusal dışavurumunu artırmak amacıyla grup terapisi bağlamında tiyatro ve doğaçlama tekniklerinin sistematik kullanımı.
Dramamine
Dimenhidrinat etken maddesinin tescilli ticari adı olup, ağırlıklı olarak taşıt tutması (kinetoz) ve vestibüler bozuklukların tedavisinde kullanılan bir antihistaminiktir.
Dramatics
Tiyatro sanatının icrası veya hastaların performans sergileyen bireyler olarak konumlandırıldığı bir rehabilitasyon ve terapi tekniği.
Dramatization
Bir hastalığın semptomlarını olduğundan daha şiddetli göstererek ilgi çekme davranışı veya psikanalitik teoride baskılanmış arzuların rüyalarda simgesel olarak sahnelenmesi.
DRO
Hedeflenen uygunsuz davranışın dışındaki tüm olumlu veya nötr davranışların pekiştirilmesi yoluyla hedef davranışı söndürmeyi amaçlayan operant koşullanma prosedürü.
Dromomania
Yeni deneyimler yaşama arzusuyla, kişinin maddi imkânlarını aşarak, işini, ilişkilerini ve sosyal güvenliğini hiçe sayıp seyahat etmesine yol açan kontrol edilemeyen psikolojik dürtü.
Dronabinol
Kenevir bitkisinden elde edilen delta-9-tetrahidrokanabinolün (THC) sentetik veya saflaştırılmış farmasötik formülasyonu.
Drone
APA sözlüğünde doğrudan 'mefedrone' maddesine yönlendirilen, farmakolojik bağlamda ise sentetik bir uyarıcıyı ifade eden argotik kısaltma.
Droperidol
Cerrahi premedikasyon, anestezi idamesi ve akut psikotik ajitasyonun acil tedavisinde kullanılan, hızla etki eden butirofenon sınıfı bir antidopaminerjik ajan.
Dropout
Bir öğrencinin mezun olmadan okulu bırakması veya bir hastanın tedavisi tamamlanmadan terapiyi sonlandırması durumu.
DSM–5
Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayımlanan, ruhsal bozuklukların sınıflandırılması ve tanı ölçütlerinin belirlenmesinde uluslararası düzeyde standart kabul edilen kılavuz.
DSM–IV–TR
Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından 2000 yılında yayımlanan ve zihinsel bozuklukları etiyolojik teorilerden bağımsız olarak kategorize eden tanı kılavuzunun metin revizyonu.
DST
HPA (hipotalamus-hipofiz-adrenal) aksının işlevselliğini değerlendirmek ve özellikle hiperkortisolemi durumlarını saptamak amacıyla uygulanan endokrinolojik bir baskılama testidir.
Prayer
Bir ilah veya aşkın bir varlıkla sesli ya da zihinsel olarak kurulan, övgü, şükran, yakarış veya iç gözlem amaçlı iletişim biçimi.
Lip Pursing
Dudakların dışa doğru çıkıntı yaparak büzülmesi veya öne doğru uzatılması şeklinde beliren, çoğunlukla katatonik şizofreni ile ilişkilendirilen istemsiz bir yüz kasılması.
Lip Eroticism
Cinsel uyarılma veya tatmin elde etmek amacıyla dudakların ve ağız bölgesinin aktif olarak kullanılması.
Widow-to-widow Program
Eşini kaybeden bireylerin yas süreçleriyle baş etmesini sağlamak amacıyla, benzer kayıp travmasını deneyimlemiş kişilerin sağladığı yapılandırılmış akran destek modeli.
Duragesic
Fentanil etkin maddesini içeren, opioid reseptörleri üzerinden etki gösteren transdermal flaster formundaki güçlü bir analjezik ticari markasıdır.
Durham Rule
Yasadışı bir eylemin ruhsal bir hastalık veya kusurun ürünü olması durumunda sanığın cezai ehliyetinin olmadığını öngören hukuki ve psikiyatrik test.
Clairvoyance
Normal duyusal yolların ötesinde, uzak veya gizli nesneleri, olayları ya da durumları zihinsel olarak algılama iddiası.
Situation / State
🔹 1. (situation): Bir bireyin davranışını nedensel olarak etkileme potansiyeline sahip çevresel koşulların, durumların veya varlıkların tamamı. 🔹 2. (state): Bir sistemin veya varlığın belirli bir zaman kesitindeki, temel bileşenlerinin nispi istikrarıyla karakterize edilen koşulu veya statüsü.
Switch Process
Bipolar bozuklukta, bireyin major depresif epizod ile manik epizod arasında veya tam tersi yönde ani geçiş yaşamasını karakterize eden nörodavranışsal dönüşüm mekanizması.
Situation Ethics
Bir eylemin ahlaki değerinin, katı evrensel kurallara göre değil, içinde bulunulan durumun somut koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunan etik yaklaşım.
State Anxiety
Bireyin belirli bir an veya tehdit algısı yaratan spesifik bir durum karşısında yaşadığı, yoğunluğu zamansal olarak dalgalanan geçici kaygı hali.
State–trait Anxiety Inventory (STAI)
Bireylerin anlık durumsal kaygı düzeyleri ile genel kişilik özellikleri olarak sürekli kaygı eğilimlerini iki ayrı alt ölçekle ölçen öz-bildirim aracıdır.
Situational Homosexuality
Bireyin normal cinsel yöneliminden bağımsız olarak, belirli çevresel kısıtlamalar veya izole sosyal yapılar altında sergilediği hemcins cinsel davranış biçimidir.
Situational Restraint
Ruhsal veya duygusal sorunları olan bireylerin tehlikeli veya yıkıcı eylem riskini en aza indirmek için doğrudan bedensel müdahale yerine çevresel unsurların kullanılması.
Situational Psychosis
Travmatik bir olay veya hapis gibi olağan dışı çevresel koşullara karşı gelişen, varsanı ve sanrılarla karakterize şiddetli ancak geçici tepki.
Situation Test
Bireyin doğal bir ortamda ya da gerçeğe yakın deneysel bir koşulda, stresli uyarıcılara ve adaptif problem çözme gereksinimlerine verdiği tepkileri değerlendiren psikolojik ölçüm yöntemi.
Situationally Predisposed Panic Attack
Belirli bir çevresel veya durumsal tetikleyiciye yanıt olarak ortaya çıkan ancak her seferinde kaçınılmaz olarak aynı tetikleyiciyle tetiklenmeyen panik atak türüdür.
Trial Consultant
Avukatlara dava stratejisi oluşturma, jüri seçimi ve tanık hazırlığı gibi konularda sosyal bilimsel yöntemlerle destek veren uzman.
Pretrial Publicity
Bir dava hakkında, yargılama süreci başlamadan önce medyada yer alan ve potansiyel jüri üyelerinin delilleri mahkemede dinlemeden önce davaya ilişkin önyargılı kanaatler oluşturmasına yol açabilen haber ve yayın faaliyetleridir.
Change Of Venue
Adil ve tarafsız bir jüri seçimini engelleme potansiyeli taşıyan yoğun medya propagandası veya toplumsal önyargı durumlarında, bir davanın başka bir yargı bölgesine nakledilmesi.
Dusky Standard
Sanığın yargılanmayı sürdürme ehliyetini, aleyhindeki suçlamaları anlama ve avukatıyla rasyonel bir şekilde iş birliği yapabilme kapasitesi üzerinden belirleyen hukuki ve psikiyatrik ölçüttür.
Responsiveness / Sensitivity
🔹 1. (responsiveness): Etkileşimdeki tarafların birbirlerinin ihtiyaç, arzu ve koşullarına destekleyici biçimde dikkat edip karşılık vermesi süreci. 🔹 2. (sensitivity): Canlıların iç ve dış çevredeki değişiklikleri algılama, uyarıları ayırt etme yetisi ve psikometrik ölçümlerde gerçek pozitif vakaları yakalama oranı.
Desensitization / Desensitizing
🔹 1. (desensitization): Uyarıcılara karşı verilen duygusal veya fizyolojik tepki şiddetinin, çeşitli koşullandırma ve maruz bırakma teknikleriyle azalması durumu. 🔹 2. (desensitizing): Bir organizmanın, tekrarlanan uyaranlar karşısında gösterdiği fizyolojik veya psikolojik tepkinin zamanla azalması ya da ortadan kalkması süreci.
Affect-block
Duyguların düşüncelerden ya da fikirlerden kopması nedeniyle, bireyin özellikle yoğun olanlar başta olmak üzere duyguları uygun şekilde deneyimleme veya dışa vurma yeteneğinden yoksun kalması durumu.
Feelings Wheel
Bireylerin duygularını daha hassas bir şekilde tanımlamasını, anlamasını ve ifade etmesini sağlayan dairesel görsel araç.
Affect Display
Bireyin içsel duygusal durumunu yüz ifadeleri, ses tonu veya bedensel jestler aracılığıyla dış dünyaya yansıtma biçimidir.
Emotion Regulation
Bir bireyin, belirli bir duygunun ya da duygu setinin yoğunluğunu, süresini ve ifade biçimini bilinçli veya otomatik süreçlerle modüle etme kapasitesi.
Process Model Of Emotion Regulation
Duygu düzenleme süreçlerinin, duygu üretim zincirinin hangi aşamasında devreye girdiğine bağlı olarak öncül odaklı ve tepki odaklı olmak üzere iki ana kategoride incelendiğini öne süren teorik çerçeve.
Loss Of Affect
Bireyin duygusal uyaranlara yanıt verme yeteneğini yitirmesi ve bunun sonucunda düz, tepkisiz bir duygulanım sergilemesidir.
Emotion-focused Coping
Bireyin stres kaynağını değiştirmek yerine, bu stresörün tetiklediği olumsuz duygusal reaksiyonları ve fizyolojik uyarılmışlığı düzenlemeye odaklandığı stres yönetimi stratejisidir.
Emotion-focused Couples Therapy
İlişkisel çatışmaların temelinde yatan karşılanmamış bağlanma ve duygu ihtiyaçlarını hedef alan, Leslie Greenberg ve Susan Johnson tarafından geliştirilmiş ampirik temelli bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Emotion-focused Therapy (EFT)
Duyguların hem kişiliğin gelişiminde hem de psikoterapötik değişimde merkezi bir belirleyici olduğu varsayımına dayanan entegratif bireysel terapi yaklaşımı.
Affect Scale
Ruh hallerinin veya duygusal durumların yoğunluğunu nicelleştirmek için kullanılan öz-bildirim ölçüm araçlarının genel adı.
Affect İnversion
Bireyin yaşadığı gerçek duygusal durumun veya dürtünün, bilinçdışı bir savunma mekanizmasıyla tam zıttı olan duygu veya tutumla dışa vurulması durumu.
Feeling Type
Carl Jung'un analitik psikolojisinde, deneyimlerin ve dış dünyanın temel olarak duygu ve duygulanım süzgecinden geçirilerek değerlendirildiği, rasyonel işlev baskınlığına sahip kişilik tipidir.
Mood Congruent
Bireyin sergilediği belirli bir duygunun veya davranışın, içinde bulunduğu genel duygu durumu ya da klinik tabloyla tam bir tutarlılık göstermesi.
Reflection Of Feeling
Terapistin, danışanın iletişiminde örtük olarak ifade ettiği duygu veya tutumları açığa çıkarmak ve netleştirmek amacıyla yaptığı sözlü geri bildirim.
Transposition Of Affect
Belirli bir düşünce veya nesneye eşlik eden duygusal yükün, bununla hiçbir ilişkisi olmayan farklı bir düşünceye veya nesneye aktarılması süreci.
Mood-congruent Psychotic Feature
Major depresif veya manik epizodlar sırasında ortaya çıkan sanrı ve/veya halüsinasyonların, egemen duygu-durumun ana temalarıyla (örneğin çökkünlük veya coşku) mantıksal ve duygusal olarak tam bir paralellik göstermesini belirten klinik niteleyicidir.
Mood
Genellikle düşük yoğunluklu, saatler veya günler sürebilen, belirli bir nesnesi veya tetikleyicisi olmayan süregiden öznel duygusal durum.
Affective Disorder / Mood Disorder
🔹 1. (affective disorder): Bireyin duygusal durumunda ve içsel yaşantısında belirgin, uzun süreli ve işlevselliği bozacak düzeyde dalgalanmalar veya çökkünlüklerle karakterize psikiyatrik bozukluklar grubu. 🔹 2. (mood disorder): Bireyin duygusal iç dünyasının uzun süreli ve ezici bir biçimde altüst olmasıyla karakterize, çökkünlük veya coşku uçları arasında salınımlarla seyreden psikiyatrik durumlar kategorisidir.
Mood Stabilizer
Bipolar bozukluk ve siklotimi gibi döngüsel duygudurum bozukluklarının tedavisinde kullanılan, mani ve depresyon dalgalanmalarını baskılayan psikiyatrik ilaç grubu.
Affect
Acıdan coşkuya kadar uzanan, en basitten en karmaşığa tüm his ve duygu deneyimlerinin genel ifadesidir.
Schedule For Affective Disorders And Schizophrenia (SADS)
Yetişkinlerde standardize ve güvenilir psikiyatrik tanılar koymak amacıyla çok sayıda psikopatolojik belirtiyi ayrıntılı biçimde tanımlayan ve derecelendiren yapılandırılmış klinik görüşme aracıdır.
Emotional İnstability
Bireyin duygudurumunda öngörülemez, ani ve sert dalgalanmalar sergileme eğilimidir.
Affective Tone
Belirli bir yaşantıya veya uyarıcıya eşlik eden öznel ruh hali ya da duygu kalitesi.
Affective
Duygu, duyulanım veya his üretme kapasitesine sahip olma ya da bunlarla doğrudan ilişkili bulunma durumu.
Affective Assessment
Bir bireyin güncel duygusal durumunun ve hissettiği duygusal yoğunluk derecesinin sistematik olarak incelenmesi ve ölçülmesi.
Affective Hallucination
Duygulanımsal psikoz bağlamında ortaya çıkan, içeriği tamamen manik veya depresif duygu durum temalarıyla şekillenmiş algı yanılsamasıdır.
Affective Theory
Psikoterapötik değişim sürecinde duygu ve duygulanımların birincil derecede merkezi rol oynadığını vurgulayan kuramsal çerçevedir.
Affective Discordance
Bireyin dışsal uyaranlar veya bilişsel durumlar karşısında sergilediği duygusal tepki ile içsel deneyimleri, fizyolojik yansımaları veya sosyal bağlam beklentileri arasındaki belirgin tutarsızlık durumu.
İsolation Of Affect
Bireyin, travmatik veya acı verici bir olayı hatılarken o anıyla ilişkili duygusal tepkiyi bastırarak yalnızca bilişsel içeriği bilince getirmesini sağlayan bir savunma mekanizması.
Reversal Of Affect
Psikanalitik kuramda, bir dürtünün amacının tam zıttına dönüştürülmesi süreci.
Displacement Of Affect
Yoğun bir duygusal tepkinin, asıl tetikleyicisinden uzaklaştırılarak daha tehditsiz, nötr veya kabul edilebilir bir nesne ya da kişiye yönlendirilmesi savunma mekanizması.
Emotional İnoculation
Kaygı uyandıracak bir deneyimin zihinsel olarak prova edilmesi veya hayal edilmesi süreci olup, bireyin olası tepkilerini öngörmesini sağlayarak anksiyeteyi azaltır.
Emotional Dependence
Bireyin içsel regülasyon kapasitesinin yetersizliği nedeniyle duygusal destek, konfor ve şefkat için başkalarına aşırı düzeyde bel bağlaması durumu.
Affective Discharge
Terapötik süreçte geçmiş yaşantıların derinlemesine incelenmesiyle birlikte, yoğun üzüntü veya öfke gibi güçlü duyguların dışavurumu ve psişik enerjinin serbest bırakılması.
Emotional Release
Uzun süre bastırılmış veya kontrol altında tutulmuş duyguların, ani ve yoğun bir şekilde dışa vurularak rahatlama sağlanması süreci.
Emotional Divorce
Eşlerin aynı çatı altında ya da yasal evlilik bağını sürdürmelerine rağmen aralarındaki tüm normal etkileşimin, samimiyetin ve duygusal yatırımın ortadan kalktığı yabancılaşma durumu.
Emotional Disorder / Emotional Disturbance
🔹 1. (emotional disorder): Sebebiyle orantısız veya duruma uygun olmayan, uyum bozucu duygusal tepkilerle karakterize edilen psikolojik rahatsızlıkların genel sınıflandırması. 🔹 2. (emotional disturbance): Bireyin akademik ve sosyal işlevselliğini olumsuz yönde etkileyen; geri çekilme ve izolasyondan dışa vurum ile saldırganlığa kadar uzanan uyumsuz davranışlarla sonuçlanan korku, kaygı veya diğer duygusal kökenli durumlardır.
Emotional Deterioration
Kişinin öz bakımına karşı kayıtsızlık, çevresine ve diğer bireylere karşı derin bir ilgisizlik ve duruma uygun olmayan duygusal tepkilerle kendini gösteren psikolojik durum.
Emotional Conflict
Sevgi ve nefret ya da başarı arzusu ile başarısızlık korkusu gibi birbiriyle bağdaşmayan yoğun duyguların aynı anda var olmasıyla ortaya çıkan ve bireyde klinik düzeyde sıkıntı yaratan içsel uyumsuzluk durumu.
Affective Ambivalence
Aynı uyaran, nesne veya duruma yönelik olarak eş zamanlı veya hızlı bir şekilde hem olumlu hem de olumsuz duygusal tepkiler barındırma durumu.
Emotional Support
Bir bireyin diğerine şefkat, empati, onay ve güven vererek bakım ve ilgi göstermesini sağlayan sözel ve sözel olmayan süreçler bütünü.
Emotional Expression
İntrapsikik (içsel) bir duygu durumunun ses tonu, yüz mimikleri, duruş veya somatik işaretler aracılığıyla dış dünyaya fiziksel olarak yansıtılması.
Emotional İncest
Bir ebeveyn figürü ile çocuk arasında fiziksel temas içermeyen ancak cinsel ve sınır ihlal edici dinamikler barındıran örtük bir istismar biçimi.
Affective İnteraction
Bireyler arası ilişkilerde yoğun duygulanımların paylaşıldığı süreçleri veya insan-bilgisayar arayüzlerinde duygu verilerinin karşılıklı aktarımını ifade eden kavram.
Emotional Security
Bireyin korku, kaygı ve tehdit algısından uzak, içsel bir emniyet, özgüven ve sükûnet hissetme durumu.
Emotional İnsight
Bireyin kendi ya da başkalarının duygusal tepkilerinin ve bu tepkileri besleyen içsel çatışmaların derinden farkına varması durumudur.
Emotional Abuse
Bir kişinin diğerini, davranışsal, duyuşsal işlevselliğini ve genel zihinsel sağlığını bozan, kasıtlı ve tekrarlayıcı non-fiziksel eylemlere maruz bırakması.
Emotional Processing Theory
Travmatik anıların yeniden ele alınması ve duyguyla anlamlandırılması yoluyla korku tepkilerinin azaltılmasını öngören psikolojik model.
Emotional İnsulation
Hayal kırıklığı yaratan olaylar veya stresli durumlar karşısında bireyin görünür bir kayıtsızlık ve kopuş sergileyerek geliştirdiği ilkel bir savunma mekanizmasıdır.
Affective Rigidity
Bireyin değişen çevresel ve sosyal koşullara rağmen duygusal tepki kalıplarını esnetememesi ve aynı duygulanım durumunu sürdürmesi durumu.
Emotional İmmaturity
Duyguların durumla orantısız şekilde veya herhangi bir ketleme olmaksızın fevri bir biçimde dışavurulması eğilimidir; klinik olarak malador (uyumsuz) bir başa çıkma örüntüsüdür.
Coldness
Başkalarına karşı empati ve duygusal desteğin belirgin bir şekilde eksik olmasıyla karakterize edilen psikolojik özellik.
Emotional Stress
Tehdit, kayıp, içsel çatışmalar veya özsaygı zedelenmesi gibi durumların tetiklediği psikolojik gerginlik ve huzursuzluk hali.
Emotional Stupor
Depresyon veya yoğun anksiyetenin eşlik ettiği, mutizm (konuşmama) ile karakterize derin bir duygu ve irade yitim halidir.
Emotional Flooding
Bireyin başa çıkma kapasitesini aşan, kontrol edilemeyen ve ezici bir yoğunluğa sahip ani duygu seli.
Emotional Adjustment
Bireyin içsel durumunu ve tutumlarını mevcut yaşam koşullarına göre yeniden biçimlendirerek içinde bulunduğu duruma uygun duygusal tepkiler verme ve kişisel kabul sağlama süreci.
Emotional Reeducation
Danışanın duygu durum bozukluklarından kaynaklanan içsel çatışmalarını ve yıkıcı davranış kalıplarını kavrayarak tutum, duygu ve tepkilerini yeniden yapılandırmayı hedefleyen psikoterapi süreci.
Emotional Deprivation
Gelişim yıllarında, özellikle birincil bakım veren tarafından onay, sevgi, şefkat ve ilgi sağlayan yeterli kişilerarası bağların eksikliği.
Emotional Charge
Baskı altında birikerek patlamaya hazır hale gelen veya olumlu/olumsuz kutupsallık gösteren yoğun duygusal enerji durumu.
Emotional İntelligence Quotient
Bireylerin kendi duygularını ve başkalarının duygularını anlama, ayırt etme, yönetme ve bu bilgileri düşünce ile eylemleri yönlendirmede kullanma kapasitesini ölçen niceliksel indeks.
Emotionality / Sentimentality
🔹 1. (emotionality): Bir bireyin, deneyimlenen duygulanımın kalitesinden (pozitif veya negatif olmasından) bağımsız olarak, duyguları yaşama ve dışa vurma derecesi ile reaktivite yoğunluğudur. 🔹 2. (sentimentality): Bireyin, özellikle romantik veya melankolik bağlamlarda, akılcı değerlendirmeleri göz ardı ederek aşırı ya da yapay duygu dalgalanmalarına kapılma eğilimi.
Sensation-seeking Scale (SSS)
Ergen ve yetişkin bireylerin optimal uyarılma düzeylerini ve yeni, yoğun yaşantılara olan bireysel farklılıklarını nicel olarak ölçen 40 maddelik, zorunlu tercihli bir psikometrik envanterdir.
Sensory Conversion Symptoms
Konversiyon bozukluğunun iki ana belirti grubundan biri olup, organik bir nörolojik temele dayanmayan duyusal işlev kayıplarını veya bozulmalarını ifade eder.
Sensate Focus
Cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde kullanılan, bireylerin hedef odaklı performans kaygısını ortadan kaldırarak kendi doğal duyusal ipuçlarına ve temas zevkine odaklanmasını sağlayan aşamalı bir cinsel terapi tekniğidir.
Sensory Paralysis
Motor işlevlerin korunduğu ancak somatosasensoryal girdilerin ve duyu algısının kayba uğradığı nörolojik durum.
World Regions
Martin Heidegger'in felsefi antropolojisinde Dasein'ın (varlık-orada) eş zamanlı olarak içinde bulunduğu ve deneyimlediği Eigenwelt (öz-dünya), Mitwelt (ortak-dünya) ve Umwelt (çevre-dünya) olmak üzere üç temel yaşantısal alanı.
World Federation For Mental Health
1948 yılında kurulan; ruhsal bozuklukların önlenmesi, doğru bakımın yaygınlaştırılması ve küresel çapta ruh sağlığının teşvik edilmesi amacıyla faaliyet gösteren uluslararası sivil toplum kuruluşu.
World Health Organization (WHO)
Birleşmiş Milletler bünyesinde küresel sağlığı yönlendiren, uluslararası sağlık standartlarını belirleyen ve kanıta dayalı politikalar oluşturan merkezi koordinasyon otoritesi.
World Design
Varoluşçu psikolojide bireyin evrene, yaşama ve varoluşa yönelik temel yönelimi; onun dünyadaki varoluş biçimini (dasein) ve kişiliğinin bütünlüğünü deneyimlediği evrensel çerçevedir.
Being-in-the-world
İnsanın varoluşunu sadece pasif bir durum değil, çevreyle sürekli etkileşim, anlam arayışı ve yönelim içeren dinamik bir eylemsellik olarak tanımlayan varoluşçu kavram.
Being-beyond-the-world
Varoluşçu psikolojide, insan bireyin 'dünyada-oluş' sınırlarını ve ontolojik kısıtlamalarını, özellikle fedakar sevgi ve aşkın deneyimler aracılığıyla aşma potansiyelidir.
Drive / İmpulsion
🔹 1. (drive): Bir faaliyeti veya eylem dizisini tetikleyen, genellikle fizyolojik yoksunluklar veya olumsuz uyaranlar tarafından oluşturulan genelleştirilmiş bir hazır olma durumu. 🔹 2. (impulsion): Herhangi bir bilinçli düşünce veya uzun vadeli planlama süreci olmaksızın, ani ve zorlayıcı bir şekilde harekete geçme eğilimi.
İmpulse-control Disorder
Kendine veya başkalarına zarar verebilecek eylemlerde bulunma yönündeki dürtülere, isteklere veya baştan çıkarıcı cazibelere direnememe durumuyla karakterize edilen psikiyatrik bozukluklar sınıfı.
Drive Theory
Organizmanın içsel fizyolojik ihtiyaçlardan kaynaklanan gerilimi azaltmak amacıyla belirli davranışlara yöneldiğini savunan motivational ve psikanalitik kuramsal çerçeve.
İmpulsive
Eylemlerin sonuçları ve olası riskler önceden tartılmaksızın, ani bir yönelimle ve yetersiz zihinsel süzgeçten geçirilerek sergilenen davranış örüntüsü.
Honesty
Genel anlamda doğruluk, dürüstlük ve bütünlük; psikoterapide ise bireyin çatışmalı, ambivalan veya suçluluk içeren tutumları dahi kapsayacak şekilde gerçek duygu ve deneyimlerini ifade etme becerisidir.
Downward Mobility
Bir bireyin veya grubun ekonomik, mesleki ya da toplumsal basamaklarda daha alt bir sosyoekonomik statüye gerilemesi.
Hostile Work Environment
Bir çalışanın iş yerinde taciz, ayrımcılık veya saldırgan davranışlar nedeniyle sürekli olarak tehditkar, aşağılayıcı veya rahatsız edici koşullara maruz kaldığı psikososyal durum.
Hostile–engaged Marriage
Eşlerin uzun ve sık tartışmalar yaşadığı, ancak uzun ömürlü çalkantılı (volatile) evliliklerdeki sevgi ve mizah dengesinden yoksun olan istikrarsız bir evlilik türüdür.
Hostile–detached Marriage
Eşler arasında kısa süreli ancak kötü niyetli ve yıkıcı anlaşmazlıkların yaşandığı, duygusal bağın kopuk olduğu istikrarsız bir evlilik türüdür.
Hostility
Duygu, düşünce ve eylemlerde açıkça ifade edilen yoğun şiddetli karşıtlık, nefret ve yıkıcı antagonism.
Miscarriage
Dölütün, gebeliğin 20. haftasından önce veya 500 gramın altında bir ağırlıkta, anne karnında yaşayabilirlik sınırına ulaşamadan dışarı atılmasıyla sonuçlanan tıbbi durum.
Low-functioning Autism (LFA)
Düşük IQ düzeyleri ve şiddetli işlevsellik kayıplarıyla karakterize, günümüzde DSM-5 ile otizm spektrum bozukluğu altında birleştirilmiş eski ve tartışmalı bir klinik sınıflandırma.
DRL
İstenmeyen ancak tamamen ortadan kaldırılması gerekmeyen aşırı sıklıktaki davranışların, belirli bir zaman aralığında sadece önceden belirlenmiş düşük bir frekansta sergilendiğinde pekiştirilmesini içeren uygulamalı davranış analizi prosedürü.
Low-technology Assistive Device
Engelli bireylerin işlevsel kapasitelerini artırmak, sürdürmek veya geliştirmek için ucuz ve yaygın olarak bulunan teknolojileri kullanan araçlardır.
Thought Transference
Bir kişinin zihinsel faaliyetlerinin, bilinen hiçbir fiziksel veya duyusal araç olmaksızın bir başkasının zihnine aktarıldığı öne sürülen varsayımsal olgu.
Thought Suppression
Bireyin zihinsel süreçlerinin içeriğini kontrol etme ve istenmeyen düşünce ya da imajları bilinçli olarak zihinden uzaklaştırma girişimidir.
Thought Disorder
İletişimi, dili veya düşünce içeriğini etkileyen; fikir fakirliği, neolojizm, paraloji, kelime salatası ve sanrıları içeren bilişsel bozukluk.
Thought Withdrawal
Bireyin, zihnindeki düşüncelerin dışarıdaki diğer insanlar veya harici güçler tarafından çekilip alındığına dair yaşadığı yanılsamalı inanç.
Thought Stopping
İşlevsel olmayan ya da sıkıntı veren olumsuz düşünce döngülerini fiziksel veya zihinsel bir uyaran yardımıyla kesintiye uğratıp nötr veya olumlu bir yöne kanalize etme becerisidir.
Thought Monitoring
Bireyin kendi zihinsel süreçlerini ve akışındaki düşünceleri aktif olarak fark etme ve takip etme becerisidir.
Thought Avoidance
Rahatsız edici veya bilişsel uyumsuzluk yaratan istenmeyen zihinsel içeriklerin farkındalığından bilinçli ya da yarı bilinçli olarak kaçınma süreci.
Thought Record
Bireylerin işlevsel olmayan, gerçek dışı ve uyum bozucu otomatik düşüncelerini tanımlamasını, kanıt temelli olarak değerlendirmesini ve daha dengeli alternatif bilişler üretmesini sağlayan temel bir bilişsel yeniden yapılandırma aracıdır.
Thought Derailment
Bireyin konuşma veya düşünce akışında, bir konudan diğeriyle dolaylı olarak ilişkili ya da tamamen alakasız başka bir konuya ani ve mantıksız geçişler yapmasıyla karakterize biçimsel düşünce bozukluğu.
Scattering
Bireyin konuşma veya düşünce akışında teğetsel, alakasız ve mantıksal bağdan yoksun yönelimler sergilemesiyle beliren, genellikle anlaşılmazlıkla sonuçlanan bir formel düşünce bozukluğudur.
Thought İnsertion
Bireyin kendi zihnindeki düşüncelerin kendisine ait olmadığını, dışsal bir kaynak tarafından zorla zihnine yerleştirildiğine inandığı bir sanrı türüdür.
Écho Des Pensées
Bireyin kendi düşüncelerini, yüksek sesle ya da işitsel bir uyaran olarak zihninin dışında, kulaklarında yankılanır biçimde algılamasıyla karakterize bir işitsel halüsinasyon türüdür.
Thought–action Fusion (TAF)
Rahatsız edici bir zihinsel içeriğin (düşüncenin) gerçekleşme olasılığını artırdığına veya ahlaken o eylemi fiilen gerçekleştirmekle eşdeğer olduğuna dair bilişsel bir yanılgıdır.
Thought Broadcasting
Bireyin kendi içsel düşüncelerinin, televizyon, radyo veya doğrudan zihin yoluyla çevredeki diğer insanlar tarafından duyulduğu veya yayıldığı yönündeki katı ve mantık dışı inancı.
Unthought Known
Nesne ilişkileri kuramında, erken dönem deneyimlerin sözel olmayan, henüz bilişselleştirilmemiş ancak sonraki düşünce ve davranışları örtük olarak yönlendiren bilinçdışı farkındalığı.
Flat Affect
Durumlara ve olaylara karşı uygun duygusal tepkilerin tamamen veya yakın oranda yokluğu durumu.
Corrective Emotional Experience
Danışanın geçmişteki çözümlenmemiş travmatik veya işlevsiz ilişkisel örüntülerini, terapist ile kurduğu güvenli ve yeni duygusal etkileşimler aracılığıyla yeniden yapılandırması ve anlamlandırması süreci.
Corrective Advertising
Aldatıcı veya yanıltıcı ticari uygulamalarda bulunan şirketlerin, tüketicilerde oluşan yanlış algıları ve hatalı çıkarımları ortadan kaldırmak amacıyla yasal mercilerca yayımlanması zorunlu tutulan resmi reklam türüdür.
Disorganized Behavior
Kişinin amaca yönelik eylemlerini sürdürme, planlama ve duruma uygun tepki verme kapasitesini düşüren, kendi içinde tutarsız veya mantıksız motor ve duygusal eylemler bütünü.
Orderliness
Bireyin eşyalarını ve çevresini derli toplu, temiz ve yerli yerinde tutma eğilimi olup aşırı derecede sergilenmesi obsesif-kompulsif bozukluk veya obsesif-kompulsif kişilik bozukluğunun bir belirtisi olabilir.
Dyadic Relationship
İki kişi arasında kurulan, taahhüt ve yakınlık içeren her türlü karşılıklı etkileşimli bağ; psikoterapi bağlamında ise terapist ile danışan arasındaki dinamik ilişki.
Dys-
Tıbbi, psikolojik ve biyolojik terminolojide işlev bozukluğunu, anomalileri, güçlüğü veya patolojik sapmaları belirten yaygın bir birleşik önek.
E Trisomy
İnsan karyotipindeki 16, 17 ve 18 numaralı kromozomları içeren E grubundaki otozomal bir kromozomun fazladan bir kopyaya (trizomi) sahip olması durumu.
E-therapy
Geleneksel yüz yüze klinik hizmetlerin coğrafi ve fiziksel engelleri aşmak amacıyla internet tabanlı teknolojiler aracılığıyla sunulduğu uzaktan psikoterapi biçimi.
EAHCA
ABD'de engelli çocukların kamusal okullarda ücretsiz ve uygun eğitime erişim haklarını güvence altına alan tarihi federal yasa tasarısı.
Midwife
Sağlıklı kadınların perinatal dönemi, aile planlaması ve jinekolojik bakım süreçlerinde uzmanlaşmış, birinci basamak sağlık hizmeti sunan profesyonel sağlık personeli.
Parent Report
Ebeveynlerin veya bakım verenlerin çocuklarının fiziksel, zihinsel, davranışsal durumları ve gelişimsel geçmişleri hakkında sağladıkları yapılandırılmış bildirimler veya derecelendirmeler bütünü.
Parenting Training
Ebeveynlere ve bakım verenlere, çocuklardaki problem davranışlarla başa çıkma ve olumlu davranışları pekiştirme konusunda kanıta dayalı teknikler öğreten yapılandırılmış müdahale programları.
Parent Effectiveness Training (PET)
Ebeveynlerin çocuk yetiştirme sürecindeki iletişim ve problem çözme becerilerini geliştirerek, ebeveyn-çocuk arasında olumlu ve prososyal etkileşimler kurmayı amaçlayan yapılandırılmış bir eğitim programıdır.
Coparenting
Ebeveynlerin, çocuk yetiştirme tutum ve davranışlarını koordine etme ve ortaklaşa yürütme süreci.
Mommy And Daddy İssues
Erken çocukluk döneminde bakım veren ebeveynlerle yaşanan çözümlenmemiş bağlanma travmalarının ve ihmal dinamiklerinin, bireyin yetişkinlikteki romantik ilişkilerine ve duygusal düzenleme becerilerine yansıyan kalıcı zorlukları.
Parental Rejection
Bir veya her iki ebeveynin, çocuğa onay, şefkat veya bakım sunmayı sürekli olarak reddetmesi; bu durumun aşırı hoşgörü veya aşırı korumacılık maskesi altında gizlenebilmesi.
Parental Alienation Syndrome (PAS)
Bir çocuğun, boşanma veya velayet süreçlerinde ebeveynlerden biri tarafından manipüle edilerek diğer ebeveyne karşı mantıksız bir nefret geliştirmesi ve onunla iletişim kurmaktan kaçınması durumu.
Parent Management Training (PMT)
Operant koşullama ilkelerine dayanan, çocuk ve ergenlerdeki uyum ve davranım sorunlarını azaltmak amacıyla ebeveynlere yönelik geliştirilmiş yapılandırılmış bir müdahale yaklaşımıdır.
Parent–child İnteraction Therapy (PCIT)
Okul öncesi dönemdeki çocuklarda davranış bozukluğu riskini azaltmak ve ebeveyn-çocuk ilişkisini güçlendirmek amacıyla geliştirilmiş, iki aşamalı kanıta dayalı bir psikolojik müdahale yöntemidir.
PCIT
2-7 yaş arası çocuklarda görülen yıkıcı davranış sorunlarını azaltmak amacıyla ebeveyn ile çocuk arasındaki iletişim kalitesini ve bağlanma dinamiklerini doğrudan eş zamanlı koçlukla iyileştiren kanıta dayalı bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Child–parent Relationship Therapy (CPRT)
3-10 yaş arası duygusal veya davranışsal güçlükler yaşayan çocukların ebeveynlerine yönelik, oyun terapisi temelli yapılandırılmış bir müdahale programıdır.
Parent–child Psychotherapy
Bebek, yürümeye başlayan çocuk ve okul öncesi dönemdeki bireylerin, ebeveynleriyle yaşadıkları olumsuz ilişkilerden ötürü bozulmuş davranış ve duygu dünyalarını onarmayı hedefleyen, psikanalitik ve bağlanma kuramı temelli klinik müdahale.
Parenting Stress Index (PSI)
Ebeveyn-çocuk etkileşimindeki stres düzeyini değerlendirmek ve olası işlevsiz ebeveynlik davranışlarını ya da çocuktaki davranış sorunlarını belirlemek için geliştirilmiş 120 maddelik öz-bildirim ölçeğidir.
ECA Survey
Epidemiyolojik Havza Araştırması'nın kısaltması olup, belirli coğrafi bölgelerdeki psikiyatrik bozuklukların yaygınlığını ve dağılımını inceleyen çığır açıcı bir toplumsal ruh sağlığı taramasıdır.
İndecency
Belirli bir kültürün normlarına göre saldırgan, müstehcen, uygunsuz veya ahlaka aykırı kabul edilen davranış biçimi.
Operant Conditioning
Bir davranışın ardından gelen sonuçların (ödül veya ceza), o davranışın ileride tekrarlanma olasılığını artırması veya azaltması sürecidir.
Operant Conditioning Therapy
Davranışları şekillendirmek ve değiştirmek amacıyla öncüllerin, davranışların ve sonuçların sistematik manipülasyonuna dayanan kanıta dayalı bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Acquired İmmune Deficiency Syndrome
İnsan immün yetmezlik virüsünün (HIV) yol açtığı, bağışıklık sisteminin çökmesiyle karakterize ilerleyici klinik durum.
AIDS
İnsan immün yetmezlik virüsünün (HIV) yol açtığı enfeksiyonun geç evresinde, bağışıklık sisteminin ciddi düzeyde harabiyete uğramasıyla ortaya çıkan fırsatçı enfeksiyonlar ve hastalıklar tablosudur.
Opponent Process Theory Of Acquired Motivation
Bir uyarıcının eşzamanlı olarak hem birincil duygusal duruma (haz veya acı) hem de bu durumu dengelemeye çalışan zıt bir ikincil duygusal duruma yol açtığını savunan motivasyon kuramı.
Acquisitiveness
Nesne veya mülk edinme ve bunları biriktirme yönündeki kalıcı eğilim veya arzu.
Edrophonium / Enlon
🔹 1. (edrophonium): Hızlı başlangıçlı ve kısa etki süresine sahip bir antikolinesteraz ajanı olup, özellikle miyastenia gravis tanısında ve nöromüsküler blokajın tersine çevrilmesinde kullanılır. 🔹 2. (Enlon): Asetilkolinesteraz enzimini yarışmalı bir şekilde inhibe ederek sinaptik aralıktaki asetilkolin miktarını geçici olarak artıran kısa etkili bir farmakolojik ajandır.
Edwards Personal Preference Schedule (EPPS)
Üniversite öğrencileri ile yetişkinlerin 15 temel 'açık ihtiyacını' zorunlu tercih formatında ölçen ve Henry A. Murray'in ihtiyaçlar kuramına dayanan yapılandırılmış bir kişilik envanteri.
Edwards Syndrome
18 numaralı kromozomun tamamının veya bir kısmının fazladan kopyalanmasıyla (trizomi 18) karakterize, çoklu organ anomalileri ve ağır gelişimsel gerilikle seyreden genetik bir bozukluktur.
Edwards Social Desirability Scale
Bireylerin öz-bildirimlerinde ne ölçüde dürüst olduklarını veya kendilerini başkalarına olumlu gösterecek şekilde manipüle ettiklerini ölçen 39 maddelik envanter.
Ephebophilia
Ergenlik çağındaki gençlere duyulan birincil cinsel ilgi ve uyarılma durumu.
Effeminacy
Bir erkekte, toplumun atfedilen erkek cinsiyet rolü beklentileriyle uyuşmayan kadınsı davranış veya dış görünüş özellikleri sergilenmesi durumu.
Effexor
Etkin maddesi venlafaksin olan, seratonin-norepinefrin geri alım inhibitörü (SNRI) sınıfına ait yaygın bir antidepresan ve anksiyolitik ilaç ticari adı.
Effort Syndrome
Günümüzde panik bozukluk ve panik atak kapsamında değerlendirilen, kardiyovasküler ve otonomik semptomlarla karakterize eski tarihli bir klinik tanı.
EFPPA
Avrupa genelindeki ulusal psikoloji derneklerini temsil eden ve kıta çapında mesleki standartları, etik kuralları ve bilimsel işbirliğini koordine eden üst çatı kuruluştur.
Educable Mentally Retarded (EMR)
Özel eğitim tarihindع hafif düzeyde zihinsel engelli bireyleri tanımlamak için kullanılan, günümüzde ise saldırgan ve modası geçmiş kabul edilen tarihi bir terimdir.
Ego
Bireyin bilinçli benlik algısı olup psikanalitik kuramda dış dünya ile etkileşimi yöneten ve id ile süperego arasında arabuluculuk yapan yapısal bileşendir.
Ego Analysis
Egonun savunma mekanizmalarını, güçlü ve zayıf yönlerini açığa çıkarmayı amaçlayan psikanalitik teknikler bütünü.
Ego-splitting
Psikanalitik kuramda, bireyin bir olguya veya nesneye karşı zıt ancak aynı anda var olabilen tutumlar geliştirmesi ya da benliğin koruyucu bir mekanizma olarak parçalanması durumu.
Ego Defect
Psikanalitik kuramda, gerçekliği algılama ve dış dünyaya uyum sağlama gibi temel ego işlevlerinin yokluğu veya yapısal sınırlılığı.
Ego Resistance
Bireyin bilinçdışı dürtülerin, travmatik anıların veya kabul edilemez arzuların bilince çıkmasını engellemek amacıyla sergilediği psikoanalitik savunma mekanizmasıdır.
Ego State
Psikanalitik ve transaksiyonel analitik teoride, bireyin çevreyle ve diğer insanlarla olan ilişkilerini belirleyen entegre zihin ve duygu durumu.
Ego İntegration
Kişiliğin dürtüler, tutumlar ve amaçlar gibi farklı yönlerinin dengeli bir bütün halinde organize edilmesi süreci.
Ego Development / Ego Formation
🔹 1. (ego development): Bebeklik döneminde bireyin kendini ebeveynlerinden ayrı, özerk bir varlık olarak fark etmesiyle başlayan ve çevresel talepler doğrultusunda idin ego evrilmesiyle olgunlaşan dinamik süreç. 🔹 2. (ego formation): Bireyin benlik algısının, kimlik yapısının ve psikolojik olgunlaşma süreçlerinin zaman içinde yapılandığı dinamik gelişimsel aşamadır.
Ego Strength
Egonun; idin içsel dürtüleri, süperegonun ahlaki baskıları ve dış gerçekliğin kısıtlamaları arasında işlevsel bir denge kurabilme ve sürdürebilme kapasitesi.
Ego Functions
Psikanalitik kuramda dış dünya algısı, öz-farkındalık, dürtü kontrolü, gerçeği değerlendirme ve duygu düzenleme gibi kişiliğin yürütücü işlevlerini kapsayan bilişsel ve adaptif aktiviteler bütünü.
Ego Anxiety
Psikanalitik kuramda id, süperego ve dış gerçekliğin çelişen talepleriyle baş etmeye çalışan egonun yaşadığı içsel gerilim ve tehdit durumu.
Ego İdentity
Bireyin kendi benliğini tanınabilir, kalıcı ve tutarlı bir varlık olarak deneyimlemesi; yaşam rollerinin, ego-idealinin ve gerçekliğe uyum biçimlerinin entegrasyonu.
Ego Psychology
Egonun dürtüleri denetleme, plan yapma ve dış çevreye uyum sağlama işlevlerini merkeze alan psikoanalitik ekol.
Ego Defense
Psikanalitik kuramda, benliğin (egonun) içsel çatışmalardan, tehditkar dürtülerden ve dış kaynaklı kaygıdan korunmak için devreye soktuğu bilinç dışı mekanizmalar.
Ego Boundary
Bireyin kendisini dış dünyadan ve diğer ötekilerden ayırt etme kapasitesini belirleyen psikolojik sınırdır.
Ego-boundary Loss
Bireyin kendi bedeni, zihni ve etki alanı ile dış dünyadaki diğer canlı veya cansız nesneler arasındaki ayrımı ayırt edemez hale geldiği klinik durum.
Ego Stress
Bireyin içsel veya dışsal kaynaklı talepler karşısında benlik bütünlüğünün zorlanması ve buna bağlı olarak adaptasyon süreçlerinin devreye girmesiyle oluşan gerilim durumu.
Ego Structure
Psikanalitik kuramda, bireyin içsel dürtüleri, dış gerçeklik ve süperegonun ahlaki baskıları arasında arabuluculuk yapan ego bileşenlerinin organize olmuş bütünü.
Ego Weakness
Psikanalitik kuramda egonun dürtüleri denetleme, engellenme, hayal kırıklığı ve stresle başa çıkma kapasitesinden yoksun olma durumu.
Ego-alien / Ego-dystonic
🔹 1. (ego-alien): Bireyin inanç değerleriyle, ahlaki yapısıyla veya benlik algısıyla çatışan, bu nedenle kendinden dışlanmış ve yabancı hissedilen düşünce, dürtü veya davranışları ifade eden klinik sıfat. 🔹 2. (ego-dystonic): Bireyin benlik algısıyla, değerleriyle veya bilinçli idealleriyle çelişen, bu nedenle yabancı, rahatsız edici ve kabul edilemez bulunan düşünce, dürtü veya davranışları tanımlayan klinik sıfat.
Ego-dystonic Homosexuality
Bireyin kendi eşcinsel yöneliminden veya cinsel uyarılma örüntüsünden rahatsızlık duyması, bu durumu istemediğini belirtmesi ve buna eşlik eden kalıcı bir içsel huzursuzluk yaşaması durumu.
Ego-ideal
Bireyin ebeveyn figürlerine ve benimsediği değerlere dayalı olarak ulaşmak istediği kusursuz benlik tasarımı ve içsel mükemmeliyet modelidir.
Ego-syntonic
Bireyin benlik algısı, değerleri ve bilinçli inançlarıyla tam bir uyum içinde olan düşünce, dürtü ve davranışlar bütünü.
Egomania
Kişinin kendi benliğine, yeteneklerine ve değerine karşı patolojik, aşırı bir hayranlık ve odaklanma duyması; başkalarının ihtiyaçlarına karşı tamamen duyarsızlaşması durumudur.
Regression İn The Service Of The Ego
Sanatsal yaratıcılık, mizah veya problem çözme gibi adaptif amaçlarla, ego işlevlerinin geçici ve kontrollü bir şekilde daha ilkel düzeylere gerilemesine izin verilmesi.
Egopathy
Abartılı bir öz-önem duygusundan kaynaklanan, genellikle başkalarını aşağılama zorlantısıyla kendini gösteren düşmanca tutum ve davranışlar bütünü.
Egotheism
Bireyin kendi benliğini bir tanrı olarak tanımlaması ya da tanrısal niteliklerle özdeşleştirmesi durumu.
Exercise Addiction
Fiziksel ve psikolojik olumsuz sonuçlara ve yaralanmalara rağmen, fiziksel egzersiz yapma dürtüsüne karşı koyamama ve bu süreçte yoksunluk belirtileri yaşama durumu.
Exercise İntolerance
Fiziksel eforun nefes darlığı, ağrı, aşırı yorgunluk veya bulantı gibi semptomlara yol açması nedeniyle, bireyin yaşına ve kondisyonuna uygun normal düzeyde egzersiz yapamaması veya bu kapasitede azalma yaşanması durumu.
Exercise Psychology
Fiziksel egzersiz süreçlerinin psikolojik öncüllerini ve sonuçlarını inceleyen multidisipliner bir uygulamalı bilim dalıdır.
Exercise Therapy
Düzenli ve tekrarlayıcı fiziksel aktivite yoluyla bozuklukların ve kronik hastalıkların önlenmesi veya tedavi edilmesidir.
Exhibitionism
Rızası olmayan yabancılara cinsel organların gösterilmesiyle cinsel uyarılma ve doyum sağlanmasını içeren bir parafili türü.
Existential Anxiety
Bireyin özgürlüğü, sorumluluğu, ölümün kaçınılmazlığı ve yaşamın nihai bir anlamdan yoksun olduğu idrakinden kaynaklanan derin varoluşsal ıstırap.
Exopsychic
Bireyin zihinsel faaliyetlerinin, kendi iç dünyasının sınırlarını aşarak dış çevre veya diğer bireyler üzerinde etki yarattığını niteleyen kavram.
Exorcism
Kötü ruhlar veya cinler tarafından ele geçirildiği düşünülen bir kişinin bedeninden ya da mekândan, belirli ayinler, dualar ve yakarışlar aracılığıyla bu varlıkları kovma uygulaması.
Susceptibility
Bir bireyin enfeksiyon, yaralanma, psikopatoloji veya dışsal stres faktörlerinden kolayca etkilenme ya da bu durumları geliştirme açısından taşıdığı artmış risk ve hassasiyet durumu.
Educable
Bireyin akademik öğrenme ve formal eğitim süreçlerinden yararlanabilme potansiyeline sahip olduğunu belirten sıfat.
EMR
Hafif düzeyde zihinsel yetersizliğe sahip bireyleri tanımlamak için geçmişte kullanılan, akademik becerilerden ziyade pratik ve mesleki becerilerle eğitsel yönlendirme sağlayan tarihi bir sınıflandırma kısaltması.
Trainable Mentally Retarded
Özel eğitim tarihind genellikle 35 ila 49 arasında IQ skoruna sahip, akademik eğitimden ziyade öz bakım ve mesleki beceriler edinebilen bireyleri tanımlamak için kullanılan, günümüzde ise hakaret kabul edilerek terkedilmiş eski bir klinik kategoridir.
Training Analysis
Psikanaliz eğitimi alan adayların, süreci ve hastalarını kendi duygusal dinamiklerinden korumak amacıyla deneyimli bir eğitim analisti tarafından psikanalizden geçirilmesidir.
Training School
Geçmişte entelektüel veya gelişimsel yetersizlikleri bulunan çocuk ya da yetişkinlere hem yatılı bakım hem de mesleki ve tıbbi rehabilitasyon hizmetleri sunan kurumlara verilen tarihsel addır.
Educational Guidance
Bireylerin akademik potansiyellerini keşfetmeleri, uygun öğrenme yollarını seçmeleri ve okul hayatındaki uyum sorunlarını aşmaları için sağlanan sistematik ve profesyonel destek süreci.
Trainer
Ruh sağlığı bağlamında, hassasiyet eğitimi gruplarını yöneten profesyonel kolaylaştırıcı veya psikoterapi uygulayıcılarını denetleyen ve eğiten süpervizör.
Educational Counseling
Öğrencilerin akademik planlama yapması, uygun ders ve okul seçmesi, çalışma becerilerini geliştirmesi ve öğrenme engelleri gibi performans düşürücü sorunları aşması için sağlanan uzmanlık desteğidir.
Educational Retardation
Öğrencinin bilgi edinme sürecindeki gecikmesini ifade etmek için kullanılan, günümüzde ise damgalayıcı ve hakaret niteliğinde kabul edilen tarihi bir terimdir.
Educational Diagnosis
Akademik performans veya okul uyumunu etkileyen bilişsel, algısal, duygusal ve diğer faktörlerin analitik olarak incelenmesi ve bu inceleme sonucuna varılması sürecidir.
Educational Therapy
Öğrenme güçlükleri ile akademik başarıyı ve kişisel gelişimi engelleyen duygusal veya davranışsal sorunları ele almak üzere tasarlanmış bireyselleştirilmiş müdahale yaklaşımıdır.
Educational Placement
Öğrencilerin yaş, yetenek ve gereksinimlerine en uygun akademik program veya öğrenme ortamıyla eşleştirilme süreci.
EHA
Amerika Birleşik Devletleri'nde engelli çocukların kamusal eğitime erişim hakkını güvence altına alan tarihi federal yasanın (Public Law 94-142) kısaltması.
Eigenwelt
Bireyin kendi benliğiyle, içsel gerçekliğiyle ve öz-farkındalığıyla kurduğu ilişkileri kapsayan varoluşsal boyut.
Echinacea
Bağışıklık sistemini uyarıcı ve soğuk algınlığını önleyici/tedavi edici halk inanışıyla kullanılan, Kuzey Amerika kökene sahip şifalı bir bitki cinsi.
Eclampsia
Gebelik sürecinde, daha önce epilepsi veya başka bir serebral bozukluğu bulunmayan kadınlarda preeklampsiyi takip eden, tonik-klonik nöbetler ve bunu izleyen bilinç kaybı veya koma durumudur.
Eclectic Counseling
Çeşitli teorik sistemlerden seçilen doktrin, bulgu ve teknikleri bireyin özgün ihtiyaçları doğrultusunda sentezleyen psikolojik danışma yaklaşımı.
Eclectic Behaviorism
Tek bir kuramsal modele bağlı kalmaksızın, klasik koşullanma, edimsel koşullanma, model alma ve bilişsel yeniden yapılandırma gibi farklı davranış terapisi tekniklerini gereksinim doğrultusunda harmanlayan esnek klinik yaklaşım.
Eclectic Psychotherapy
Farklı teorik yaklaşımların tekniklerini ve kavramlarını hastanın özgün ihtiyaçlarına göre harmanlayan esnek bir psikoterapi yönelimidir.
Eclecticism
Farklı teorik formülasyonları, ekolleri veya teknikleri katı bir dogmatizme bağlı kalmaksızın bütünleştiren teorik ve pratik yaklaşım.
Articulation Disorder
Konuşma seslerinin (fonemlerin) üretimi sırasında ortaya çıkan; seslerin hatalı olarak eklenmesi, çıkarılması, ikame edilmesi veya bozulmasıyla karakterize bir konuşma bozukluğudur.
Eclima
Bulimia nervosa ile sıklıkla ilişkilendirilen, artmış iştah ve doymak bilmez aşırı açlık durumu.
Echophrasia
Karşınızdaki kişinin kurduğu cümleleri veya kelime öbeklerini, istem dışı ve anlamsız bir papağan gibi yineleme durumu.
Echocardiography
Yüksek frekanslı ultrason dalgaları aracılığıyla kalbin iç yapısının, kapakçıklarının ve pompalama mekanizmasının grafiksel olarak görüntülenmesini sağlayan tanısal bir yöntemdir.
Ecosystemic Approach
Bireyin veya ailenin psikolojik dinamiklerini; okul, iş yeri ve toplumsal kurumlar gibi daha geniş ekolojik bağlamlardaki karşılıklı etkileşim ağları içinde inceleyen terapi ve müdahale yaklaşımıdır.
Echolalia
Bir bireyin karşısındaki kişi tarafından sarf edilen kelimeleri, sesleri veya cümleleri istemsiz ve yineleyici bir biçimde taklit etmesiyle karakterize edilen nörogelişimsel ve klinik belirti.
Ecological Momentary Assessment (EMA)
Bireylerin gerçek dünya ortamlarındaki davranış, duygu ve durumlarının rastgele ve birden fazla zaman diliminde anlık olarak incelenmesi süreci.
Ecological Assessment
Bireylerin veya yapıların davranışsal paternlerini farklı çevresel bağlamlarda gözlemleyerek ortam değişimlerinin davranış üzerindeki etkisini inceleyen kapsamlı değerlendirme süreci.
Ecomania
Bireyin aile bireylerine karşı hastalıklı bir zihinsel meşguliyet ve tahakkümcü, huzursuz bir tutum sergilemesi durumu.
Economic Model
Psikanalitik kuramda, zihinsel süreçlerin ve durumların arkasındaki psişik enerjinin miktarını ve dağılımını inceleyen metapsikolojik çerçeve.
Screen Defense
Psikanalitik kuramda, bireyin rahatsız edici ve gerçek duygusal nesnesini bilinçdışı olarak gizlemek amacıyla bir hatırayı, fanteziyi veya rüya imgesini bir perde gibi kullanması.
Exaltation
Dürtü kontrolünün kaybolduğu, aşırı öfori ve psikomotor ajitasyonla karakterize uç klinik durum.
Axis
Bireyin klinik değerlendirmesini yapılandırmak için kullanılan çok boyutlu sınıflandırma sistemi, anatomik referans çizgisi veya birbirine bağlı fizyolojik döngü.
Absent Grief
Bireyin sevilen birinin kaybı sonrasında hiç ya da çok az üzüntü belirtisi göstermesiyle karakterize, inkar veya kaçınma temelli karmaşık bir yas biçimidir.
D-love
Abraham Maslow'un motivasyon teorisinde yer alan; bireyin karşılanmamış temel psikolojik veya fizyolojik eksikliklerini gidermek amacıyla başkalarına yöneldiği bencil ve bağımlı sevgi biçimi.
Deficiency Cognition (d-cognition)
Bireyin henüz giderilmemiş temel psikolojik veya fizyolojik ihtiyaçlarının güdümünde gerçekleşen, dünyayı ve diğer insanları bu eksiklikleri giderme veya tehditleri bertaraf etme aracı olarak algıladığı güdüsel biliş biçimi.
Deficiency Motive
Organizmanın biyolojik ya da psikolojik bir yoksunluğu telafi etmek ve homeostazı yeniden sağlamak amacıyla aktive olan güdülenme biçimidir.
Deficiency Need
Biyolojik veya psikolojik hayatta kalma ve denge halinin (homeostazi) sürdürülebilmesi için gerekli olan maddelerin ya da durumların yokluğunda ortaya çıkan motivasyonel gereksinim.
Deficiency Motivation
Abraham Maslow'un insancıl psikoloji kuramında, ihtiyaçlar hiyerarşisinin ilk dört basamağındaki fizyolojik veya psikolojik yoksunlukları giderme çabasıyla çalışan güdülenme türü.
Deficiency Love (d-love)
Bireyin karşılanmamış temel psikolojik gereksinimlerini gidermek amacıyla geliştirdiği; bağımlılık, sahiplenme ve karşılıklılık eksikliği ile karakterize edilen bir sevgi biçimidir.
Existential Living
Bireyin geçmişin pişmanlıkları veya geleceğin kaygıları olmaksızın, tamamen şimdi ve burada (here-and-now) kalabilmesi ve yeni deneyimlere esnek, önyargısız bir biçimde tepki verebilmesi yetisidir.
Excoriation (skin-picking) Disorder
Bireyin kendi derisini yineleyici şekilde yolması, bu davranışı durdurmak için başarısız girişimlerde bulunması ve durumun cilt lezyonlarına ile klinik düzeyde strese yol açmasıyla karakterize ruhsal bozukluk.
Ecstasy
Mistik, estetik, kimyasal veya patolojik süreçlerle tetiklenen; normal bilinç halinin sınırlarını aşan yoğun zevk, coşku ve aşkınlık durumu.
Extrapyramidal Symptoms (EPS)
Genellikle antipsikotik ilaçların yan etkisi olarak ortaya çıkan; kas sertliği, istem dışı hareketler, tremor ve motor huzursuzluk gibi ekstrapiramidal sistem disfonksiyonuna bağlı gelişen klinik bulgular kümesidir.
Extrapsychic
Zihnin dışında, bireyin iç dünyasının haricinde kökenlenen veya zihin ile çevresel dış dünya arasında meydana gelen süreçleri tanımlayan sıfat.
Extrapsychic Conflict
Bireyin iç dünyası ile dış çevre veya sosyal gerçeklik arasında ortaya çıkan çatışma durumu.
Extrapunitive
Bireyin yaşadığı hayal kırıklığı, öfke ve suçluluk duygularını kendi üzerine yönlendirmek yerine, dış faktörlere, durumlara veya diğer insanlara yöneltme eğilimi gösteren savunma mekanizması veya kişilik yönelimi.
ECT
Genellikle dirençli majör depresyon vakalarında, kontrollü elektrik akımı aracılığıyla beyinde kısa süreli nöbetler uyandırılarak uygulanan biyolojik bir psikiyatrik tedavi yöntemidir.
Ect-induced Amnesia
Elektrokonvülsif terapi (EKT) uygulaması sonrasında ortaya çıkan, genellikle anterograd ve retrograd özellikleri barındıran geçici ya da kalıcı bellek defisitidir.
Eccyesis / Ectopic Pregnancy / Paracyesis
🔹 1. (eccyesis): Döllenmiş yumurtanın rahim boşluğunun endotel tabakası dışında, genellikle fallop tüplerinde implantasyon göstermesiyle karakterize, acil tıbbi müdahale gerektiren gebelik komplikasyonu. 🔹 2. (ectopic pregnancy): Döllenmiş yumurtanın rahim (uterus) kavitesinin dışında, en sık olarak Fallop tüplerinde implante olmasıyla karakterize patolojik gebelik durumu. 🔹 3. (paracyesis): Döllenmiş yumurtanın rahim boşluğu dışındaki bir dokuya, en sık fallop tüplerine yerleşmesiyle karakterize obstetrik ve klinik durum.
Ectopic Testis
Testisin normal iniş rotasından saparak skrotum dışındaki anormal bir anatomik bölgeye (örneğin uyluk veya perine) yerleşmesi durumu.
Exophthalmos
Göz küresinin göz çukurundan (orbita) öne doğru anormal bir şekilde protrüzyonu, yani dışarı doğru çıkıntı yapması durumu.
Divergent Strabismus / Exotropia
🔹 1. (divergent strabismus): Gözlerden birinin veya her ikisinin aynı anda düz bakış hattından dışarıya (temporal yöne) doğru kaymasıyla karakterize olan bir şaşılık türüdür. 🔹 2. (exotropia): Gözlerden birinin kalıcı olarak dışa doğru kaymasıyla karakterize edilen bir strabismus (şaşılık) türüdür.
Arts And Crafts
Boyama, dokuma, ahşap veya deri işleme gibi becerikli el üretimi gerektiren yaratıcı aktiviteler bütünü.
Hand-washing Compulsion
Kirlenme veya bulaşma korkusunu hafifletmek amacıyla elleri aşırı, ritüelistik ve mantık dışı bir sıklıkta yıkama dürtüsüyle gerçekleştirilen yineleyici davranış.
Hand–arm Vibration Syndrome (HAVS)
Elde tutulan titreşimli ekipmanların aşırı kullanımına bağlı olarak gelişen ve nörovasküler yapılarda hasarla karakterize mesleki bir hastalıktır.
Elavil
Trisiklik antidepresan sınıfına ait amitriptilin hidroklorürün en bilinen ticari müstahzar adı.
Glove Anesthesia
El ve ön kolun bir kısmında, sanki bir eldiven giyilmiş gibi sınırları belirlenmiş olan, organik bir nörolojik anatomiye uymayan işlevsel duyu kaybı.
Elective Abortion
Gebelikte fetüsün, cerrahi müdahale veya farmakolojik ajanlar yoluyla isteğe bağlı ve planlı olarak erken sonlandırılması.
Electra Complex
Fallik dönemde kız çocuğunun babasına libidinal bir bağlılık geliştirmesi ve anneyi bir rakip olarak görmesiyle karakterize edilen psikanalitik kavram.
Electrocardiographic Effect
Elektrokardiyogram (EKG) ile kaydedilen, özellikle farmakolojik ajanların (antipsikotikler ve trisiklik antidepresanlar gibi) kullanımına bağlı olarak kalbin elektriksel aktivitesinde ortaya çıkan değişim.
ECS
Elektrokonvülsif tedavinin (ECT) temelini oluşturan, deneysel veya klinik amaçlı uygulanan elektrik kaynaklı konvülsif şok uyarımıdır.
Electroconvulsive Therapy (ECT)
Şiddetli ve dirençli depresyon vakalarında, anestezi ve kas gevşetici altında beyne kontrollü elektrik akımı verilerek epileptik benzeri nöbet indükleme esasına dayanan somatik tedavi yöntemi.
Electric Shock Method
Trandisiyonel olarak 'elektroşok yöntemi' biçiminde bilinen, tedaviye dirençli majör depresyon ve katatoni vakalarında beyne kontrollü elektrik akımı verilerek nöbet oluşturulması esasına dayanan somatik bir psikiyatrik tedavi yöntemidir.
Electrolyte İmbalance
Vücut sıvılarındaki sodyum, potasyum ve kalsiyum gibi hayati iyonların normal referans aralıklarının dışına çıkarak homeostaziyi bozması durumudur.
Electronarcosis
Konvülsif terapide nöbetin tonik fazını tetikleyecek ancak klonik fazını sınırlayacak veya önleyecek şekilde uygulanan elektrokonvülsif terapi formu.
Electronic Health Record (EHR)
Bireylerin sağlık geçmişiyle ilgili bilgilerin dijital ortamlarda toplanmasını, yönetilmesini ve yetkili sağlık personeli arasında güvenli bir şekilde paylaşılmasını sağlayan entegre veri sistemidir.
Electrostimulation
Elektrik şoku uygulanmasını içeren, genelde kaçınma veya olumsuz pekiştirme ilkelerine dayanan bir müdahale tekniği.
Elephant Man’s Disease
19. yüzyılda 'Fil Adam' olarak bilinen Joseph Carey Merrick'in adıyla anılan, geçmişte Nörofibromatozis Tip 1 ile ilişkilendirilen ancak günümüzde Proteus sendromu olduğu düşünülen nadir klinik durum.
Uncriticalness
Terapistin danışana karşı yargılayıcı olmayan, tamamen kabul edici bir tutum takınması; Carl Rogers'ın danışan merkezli yaklaşımının temel taşı.
Ellipsis
Dilbilgisel veya mantıksal olarak gerekli olan bir ya da birden fazla sözcüğün, ifadeyi kısaltmak veya vurgulamak amacıyla kasıtlı olarak çıkarılması durumu.
Ellis–van Creveld Syndrome
Polidaktili, ektoermal yapılarda displazi (saç, diş ve tırnak bozuklukları), cücelik ve sıklıkla konjenital kalp defektleriyle karakterize otozomal resesif bir genetik bozukluk.
ELSI Program
İnsan Genom Projesi kapsamında genetik araştırmaların doğurduğu etik, yasal ve toplumsal meseleleri incelemek ve politikalar üretmek amacıyla hayata geçirilen çatı program.
Emasculation
Fiziksel olarak erkek dış cinsel organlarının uzaklaştırılması ya da mecazi olarak bir erkeğin kültürel ve toplumsal olarak onaylanmış erkeklik rollerinden ve ayrıcalıklarından mahrum bırakılması.
Embalming Fluid
Sokak dilinde fenisiklidin (PCP) içeren veya doğrudan yasadışı bir madde olarak PCP yerine kullanılan kimyasal karışımların genel adı.
Embolism
Vücudun bir kısmında oluşan bir kütlenin (embolus) kan akımıyla taşınarak başka bir bölgedeki kan damarını tıkaması sonucu kan akışının kesilmesi durumudur.
Embryo Transfer
İn vitro fertilizasyon (IVF) süreci sonucunda laboratuvar ortamında döllenmiş olan embriyonun, gebelik elde etmek amacıyla kadının uterusuna yerleştirilmesi prosedürüdür.
Eye-movement Desensitization And Reprocessing (EMDR)
Travma kaynaklı anksiyete, kabus ve morbid izlenimlerin duygusal yükünü azaltmak amacıyla çift yönlü uyarım ve danışanın göz hareketlerini kullanan yapılandırılmış bir psikoterapi ekolü.
Retirement Counseling
Bireylerin çalışma yaşamından ayrılış sürecine uyum sağlamalarını, psikolojik, finansal ve sosyal geçiş evresini sağlıklı yönetmelerini amaçlayan bireysel veya grup odaklı profesyonel rehberlik hizmeti.
Emetic Therapy
Problemli davranışlar veya uyarıcılarla eşleştirildiğinde hoş olmayan, bulantı ve kusma gibi aversif durumlar yaratan farmakolojik müdahale yöntemi.
Emory Dyssemia Index (EDI)
Bireylerin sözel olmayan ipuçlarını algılama ve bunlara uygun tepki verme becerisindeki eksiklikleri taramak için kullanılan gözlem temelli değerlendirme ölçeğidir.
EDI
Sözel olmayan sosyal iletişim becerilerindeki yetersizlikleri ve bozuklukları saptamak için geliştirilmiş klinik değerlendirme aracıdır.
Emotive İmagery
Danışanın güvenli ve rahat bir ortamda gevşemiş durumdayken, duygu uyandıran sahneleri zihninde canlandırmasını içeren davranışçı ve bilişsel davranışçı bir müdahale prosedürüdür.
Emotive Technique
Danışanların düşünce ve duygularını yoğun ve canlı bir biçimde ifade etmelerini sağlayarak onları terapötik süreçte görünür kılan çeşitli psikoterapi yöntemlerinin genel adıdır.
Empathy
Bir bireyin, olayları ve dünyayı kendi referans çerçevesinden çıkarak başkasının bilişsel ve duygusal perspektifinden deneyimleme yetisidir.
Empathy Training
Bir bireyin empatik duygu ve iletişim becerilerini sistematik prosedürlerle artırmayı amaçlayan yapılandırılmış müdahale programıdır.
Empathic Failure
Bir bireyin, diğer kişinin duygularını, algılarını ve düşüncelerini anlamada veya yansıtma becerisinde sergilediği yetersizlik ya da yoksunluk durumu.
Empowerment
Bireylerin veya toplulukların yaşamları üzerinde kontrol sahibi olmalarını sağlayan özerklik, öz-belenim ve yetkinlik kazanma süreci.
EMSAM
Monoaminooksidaz inhibitörleri sınıfına ait selegilinin, oral biyoyararlanım kısıtlılıklarını ve karaciğer ilk geçiş etkisini bypass etmek amacıyla geliştirilmiş transdermal flaster formunun ticari adıdır.
Breast-feeding
Annenin memesinden salgılanan anne sütü ile bebeğin beslenmesi ve bununla kurulan erken dönem fizyolojik ve psikolojik bağ süreci.
Least Restrictive Alternative
Kronik ruhsal bozukluğu olan bireylerin tedavisinde, kişisel özgürlükleri en üst düzeyde korurken güvenliği sağlayan, en az müdahaleci ve kısıtlayıcı yaklaşımın tercih edilmesi gerektiğini savunan yasal ve klinik ilke.
Least Restrictive Environment (LRE)
Engelli bireylerin öğrenme ve fiziksel gereksinimlerini karşılayan, aynı zamanda engeli olmayan akranlarıyla en üst düzeyde etkileşim kurmasını sağlayan eğitim ortamıdır.
MCL
İşitme testlerinde, bireyin kulaklık veya hoparlör aracılığıyla dinlediği konuşma ya da sesleri en rahat, zorlanmadan algıladığı desibel seviyesi.
Endemic
Belirli bir coğrafi bölgede veya belirli bir popülasyonda sürekli ve öngörülebilir oranlarda varlığını sürdüren hastalık veya olgu durumu.
Worry
Yaklaşan ya da öngörülen bir tehlike, tehdit veya olumsuz duruma ilişkin zihinsel sıkıntı, huzursuzluk ve ajitasyon durumu.
Endogenous Depression
Bariz dışsal psikolojik tetikleyiciler olmaksızın ortaya çıkan, büyük ölçüde genetik ve nörobiyolojik etkenlere dayandırılan depresif bozukluk alt türü.
Endocarditis
Kalbin iç yüzeyini ve kapakçıklarını döşeyen endokard tabakasının, tipik olarak bakteriyel veya fungal etkenlerle inflamatuar enfeksiyonudur.
Endometriosis
Rahim iç tabakasını döşeyen endometrium dokusunun rahim dışında (genellikle pelvik bölgede) konumlanmasıyla karakterize, kronik ağrı ve infertilitetle ilişkilendirilen bir tıbbi durumdur.
Endomorph
William H. Sheldon'ın somatotip kişilik kuramında, yumuşak ve yuvarlak vücut hatlarıyla karakterize edilen fiziksel yapı tipi.
Endopsychic
Bilinç dışı materyalleri veya zihinsel yapı içinde gerçekleşen intrapsişik süreçleri ifade eden sıfat.
Endopsychic Structure
Psikanalitik teoride zihnin veya ruhsal aygıtın içsel bölümlenmesini ve organize yapısını tanımlayan kavram.
Enema Addiction
Bağırsakları boşaltmak için sürekli ve zorlayıcı bir şekilde lavman yapma ihtiyacı duyma durumu.
Energy-flow System
Bileşen organizmaların ya da yapıların enerjiyi diğer unsurların kullanabileceği formlara dönüştürdüğü, sistem boyunca kesintisiz bir enerji akışının sirküle olduğu dinamik yapı.
Energy Drink
Yüksek konsantrasyonda kafein, şeker, taurin, B vitaminleri ve çeşitli uyarıcı bileşenler içeren; fiziksel ve zihinsel uyanıklığı artırmayı vaat eden ticari içecek sınıfı.
Barrier / Handicap
🔹 1. (barrier): İlerlemenin, bir hedefe ulaşmanın veya eylemin gerçekleşmesinin önündeki her türlü fiziksel, zihinsel, duygusal veya davranışsal kısıtlama ya da direnç. 🔹 2. (handicap): Bir bireyin fiziksel, bilişsel veya sosyal görevleri yerine getirmesini ya da toplumsal rollerini ifa etmesini kısıtlayan çevresel veya bireysel dezavantaj.
Frustration Tolerance
Bireyin hedefe ulaşma yolunda engellerle karşılaştığında anlık doyumdan vazgeçebilme veya duygusal dengesini koruyabilme kapasitesidir.
Education For All Handicapped Children Act (EAHCA; EHA)
1975 yılında ABD Kongresi tarafından çıkarılan ve engelli çocukların en az kısıtlayıcı ortamlarda eşit eğitim hakkına erişimini güvence altına alan yasal düzenlemedir.
Disability
Bireyin temel yaşam aktivitelerinde işlevselliğini önemli ölçüde kısıtlayan kalıcı fiziksel, duyusal veya zihinsel bozukluk durumu.
Disability Rating Scale (DRS)
Orta ila şiddetli travmatik beyin hasarı geçiren bireylerin rehabilitasyon sürecindeki ilerlemesini, uyanıklık, farkındalık, bilişsel yetiler, başkalarına bağımlılık ve psikososyal uyum eksenlerinde izlemek için kullanılan sekiz maddelik standart değerlendirme aracı.
Disability Laws
Fiziksel veya zihinsel engelli bireylerin haklarını korumayı, toplumsal hayata tam katılımını sağlamayı ve ayrımcılığı önlemeyi amaçlayan yasal düzenlemeler bütünü.
Encapsulation
Sanrısal inançların, bireyin günlük işlevselliğini ve genel bilişsel durumunu istila etmesini önleyen koruyucu bir sınır içinde izole edilmesi süreci.
Encopresis
Gelişimsel olarak tuvalet eğitimi kazanılmış olması beklenen yaştan (genellikle 4 yaş) sonra, istemli veya istemsiz olarak uygunsuz yerlere tekrarlayıcı biçimde dışkı kaçırma veya bırakma durumudur.
Nuchal Rigidity
Boynun arka kısmında ortaya çıkan, öne doğru bükülmeyi (fleksiyonu) kısıtlayan ve genellikle merkezi sinir sistemi enfeksiyonlarına ya da travmalara işaret eden istem dışı kas katılığı.
Encephalitis
Beyin parankiminin akut enflamasyonu olup, genellikle viral etkenlere bağlı olarak gelişen ve nörolojik tablolara yol açabilen klinik durum.
Encephalitis Lethargica
1915-1926 yılları arasında küresel çapta epidemiler yaratan, patolojik uyku hali, apati ve oküler paralizi ile karakterize atipik bir beyin iltihabı formu.
Encephalopathy
Beyin fonksiyon veya yapısını değiştiren, özellikle konfüzyon başta olmak üzere değişmiş zihinsel durumlarla karakterize yaygın beyin bozuklukları veya hastalıkları.
İncest
Yakın akrabalar arasında, aralarındaki kan bağına veya yasal/geleneksel statüye bakılmaksızın gerçekleşen cinsel ilişki.
İncest Barrier
Psikanalitik kuramda, bireyin ensestöz dürtü ve fantezilerine karşı benlik (ego) tarafından geliştirilen ve toplumsal yasakların içselleştirilmesiyle oluşan savunma mekanizmasıdır.
İncestuous Ties
Bireyin anneye, aileye veya bunların sembolik ikamelerine karşı psikolojik bağımlılığını sürdürmesi ve bu durumun sağlıklı toplumsal ilişkiler kurmasını engellemesi durumu.
İntegrated Care
Farklı disiplinlerden sağlık profesyonellerinin, hastaların klinik sonuçlarını ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla koordineli ve sistemli bir şekilde ortak hizmet sunması yaklaşımıdır.
IDS
Sağlık hizmeti sunucularını ve sigorta finansmanını tek bir organizasyonel çatı altında birleştiren yapı.
İntegrated Behavioral Health Care (IBHC)
Davranışsal sağlık uzmanlarının birinci basamak sağlık hizmetleri içine entegre edilerek, hekimler ve diğer klinisyenlerle yakın iş birliği içinde bütüncül hasta bakımı sunduğu klinik model.
İntellectualization
Bireyin, içsel çatışmaların ve duygusal sıkıntıların yarattığı anksiyeteden kaçınmak için olayları aşırı derecede soyut, mantıksal ve zihinsel terimlerle ele alması.
İntellectual İnsight
Psikoterapide bireyin deneyimlerini ya da ilişkilerini yalnızca nesnel ve rasyonel düzeyde kavraması, ancak bu kavrayışın duygusal bir karşılık bulmaması durumu.
İntellectual İmpoverishment
Problem çözme ve konsantrasyon gibi bilişsel yetilerde gözlenen belirgin kapasite düşüşü.
İntellectual Subaverage Functioning
Bir zeka testinde elde edilen IQ puanının, popülasyon ortalamasının iki standart sapmadan daha düşük olması durumu.
Enteric Virus İnfection
Picornaviridae ailesine ait enterovirüslerin (polio, coxsackie ve echovirüsler) insan gastrointestinal kanalında çoğalmasıyla ortaya çıkan patolojik durum.
Enucleation
Bütün bir organik yapının, tümörün veya organın —özellikle göz küresinin— çevre dokulara zarar vermeden bütün halinde çıkarılması.
Aconuresis / Enuresis
🔹 1. (aconuresis): İstem dışı idrar kaçırma durumu olup, nadiren kullanılan enürezis eş anlamlısıdır. 🔹 2. (enuresis): Mesane kontrolünün beklendiği yaşın üzerinde olmasına rağmen, istemli veya istemdışı olarak tekrarlayıcı biçimde uygunsuz yerlere idrar kaçırma durumu.
Bed-wetting
Uyku sırasında, mesane kontrolünün kronolojik yaşa ve gelişim düzeyine uygun olmayan bir şekilde sağlanamaması sonucu istemsiz idrar kaçırma durumu.
İnventory
Bireylerin davranışlarını, ilgi alanlarını, tutumlarını ve kişilik özelliklerini betimlemek ve incelemek amacıyla kullanılan soru temelli madde listesidir.
Enzyme İnduction
İlaçların veya yabancı maddelerin, özellikle karaciğerdeki metabolik enzimleri aktive ederek bu maddelerin yıkım hızını artırma süreci.
Eonism
Bir bireyin, genellikle karşı cinse ait sosyal rolleri, giyim tarzını ve davranış biçimlerini benimsemesi durumu.
Epena / Nyakwana / Parica
🔹 1. (epena): Güney Amerika'da yaygın olarak kullanılan, ana etken maddesi DMT olan ve LSD'ye benzer varsanısal etkiler üreten bitkisel bir halüsinojenik enfiye türüdür. 🔹 2. (nyakwana): Kültüre özgü bir sendrom olan epena teriminin alternatif veya yerel adlandırması. 🔹 3. (parica): Güney Amerika yerlileri tarafından ritüel ve şamanik amaçlarla kullanılan, genellikle nefes yoluyla alınan psikoaktif bitkisel toz karışımı.
Epidemic
Bir hastalığın veya bozukluğun, belirli bir coğrafi bölgede veya popülasyonda olağan oranların çok üzerinde ve aniden geniş kitleleri etkilemesi durumu.
Epidemic Catalepsy
Özdeşleşme veya taklit mekanizmaları yoluyla, aynı zaman diliminde birden fazla bireyde eşzamanlı olarak ortaya çıkan katalepsi durumu.
Center For Epidemiologic Studies Depression Scale (CES-D)
Bireylerin geçmiş hafta içindeki depresif duygu ve davranışlarını nicel olarak değerlendiren, 20 maddeden oluşan öz bildirim ölçeği.
Epidemiologic Catchment Area Survey (ECA Survey)
1980-1985 yılları arasında ABD'de gerçekleştirilen, DSM-III kriterlerine dayalı ruhsal bozuklukların yaygınlık ve insidansını inceleyen çığır açıcı geniş ölçekli saha araştırması.
Extradural Hemorrhage
Beyni çevreleyen en dıştaki koruyucu zar olan dura mater ile kafatası kemiği arasında meydana gelen, genellikle şiddetli kafa travmalarına ve arter yırtılmalarına bağlı hayat kurarıcı kanama.
Epilepsy Surgery
Medikal tedaviye dirençli epileptik nöbetlerin kaynağı olan beyin dokusunun, sıklıkla anterior temporal lobun, cerrahi yöntemlerle çıkarılması veya izole edilmesidir.
Epileptic Cry
Tonik-klonik nöbetin tonik evresinde göğüs ve gırtlak kaslarının ani kasılmasıyla ortaya çıkan kısa süreli seslenme.
Epimenorrhagia
Menstrüel döngülerin hem 21 günden daha kısa aralıklarla (polimenore) sık gerçekleşmesi hem de kanama miktarının aşırı derecede yüksek olması (menoraji) durumunu tanımlayan klinik bir terimdir.
Epistemophilia
Bilgiye karşı duyulan yoğun sevgi ve her şeyi araştırma, soruşturma dürtüsü.
Epithelioma
Vücut yüzeylerini ve organları kaplayan epitel hücrelerinden köken alan herhangi bir anormal tümöral oluşumdur.
Episodic Disorder
Semptomların sürekli bir seyir izlemek yerine, belirgin başlangıç ve bitişleri olan kesintili, genellikle kısa süreli nöbetler veya dönemler halinde ortaya çıktığı her türlü klinik tablo.
Episode
Daha büyük bir bütün içerisinde yer alan, belirgin özelliklere sahip izole olay veya olaylar silsilesi.
EPQ
Bireylerin temel kişilik boyutlarını (psikotisizm, dışadönüklük ve nörotisizm) ölçmek amacıyla geliştirilmiş psikometrik bir envanterdir.
EPSDT
21 yaş altındaki Medicaid kapsamındaki çocukların gelişimsel, fiziksel ve ruhsal sağlık sorunlarını erken dönemde tespit etmeyi ve müdahale etmeyi amaçlayan federal çocuk sağlığı programı bileşeni.
Epstein–barr Virus (EBV)
İnsan popülasyonunun büyük kısmını enfekte eden, çocukluk çağında genellikle asemptomatik seyreden ancak ergenlikte bulaşıcı mononükleoza yol açabilen bir herpesvirüs türüdür.
Erectile Dysfunction / İmpotence
🔹 1. (erectile dysfunction): Cinsel ilişki için yeterli sertleşmeyi sağlayamama veya bunu sürdürememe durumu. 🔹 2. (impotence): Bir erkeğin cinsel birleşmeyi tamamlayabilmek için gerekli olan ereksiyonu elde etmede veya sürdürmede kısmi ya da tamamen başarısız olması durumu.
Eremophilia
Bireyin sosyal çevreden kronik ve patolojik düzeyde kaçınarak sürekli bir yalnızlık içinde olma arzusu.
Ergasiology
Amerikalı psikiyatrist Adolf Meyer tarafından insan organizmasının bütüncül işlevlerini ve davranışlarını incelemek amacıyla ortaya atılan psychobiology (psikobiyoloji) teriminin erken dönemdeki eş anlamlı karşılığıdır.
Adolescent Pregnancy
Çocukluktan yetişkinliğe geçiş evresi olan ergenlik döneminde gerçekleşen gebelik durumudur.
Adolescent Psychotherapy
Sosyal, duygusal veya davranışsal güçlükler yaşayan ergen bireylere yönelik uygulanan yapılandırılmış psikolojik müdahale süreci.
Ergomania
Bireyin işine karşı durdurulamaz, aşırı ve patolojik bir düşkünlük sergilemesiyle karakterize edilen kompulsif çalışma durumu.
Ergot Derivative
Çavdar mahmuzu alkaloidlerinden türetilen ve seçici adrenerjik bloke edici aktiviteye sahip, merkezi sinir sistemi ile vasküler yapılar üzerinde karmaşık etki gösteren ajan grubu.
Occupational Therapy (OT)
Yaralanma, hastalık veya engellilik nedeniyle işlevselliği azalan bireylerin günlük yaşam aktivitelerine katılımını amaçlı amaca yönelik görevler aracılığıyla restore eden ve bağımsızlığını artıran rehabilitasyon sürecidir.
Erhard Seminar Training (est; EST)
1971 yılında Werner Erhard tarafından geliştirilen, iş dünyası motivasyon teknikleri ile çeşitli psikoloji kuramlarını harmanlayan ve bilinç genişletmeyi amaçlayan tartışmalı bir kişisel gelişim eğitim sistemidir.
Ericksonian Psychotherapy
Hipnoz ve dolaylı telkin tekniklerini kullanarak bireyin içsel kaynaklarını aktive etmeyi amaçlayan, Milton Erickson'ın geliştirdiği stratejik bir psikoterapi ekolüdür.
Accessible
Kişisel etkileşimlere, dış uyaranlara, bilişsel süreçlere veya fiziksel mekanlara açık ve yanıt vermeye hazır olma durumu.
Accessibility
Fiziksel, duyusal, bilişsel veya teknolojik engelleri bulunan bireylerin, çevreye, ürünlere, hizmetlere ve bilgiye engelsiz biçimde ulaşabilme ve bunları kullanabilme durumu.
İnaccessibility
Ulaşılamaz, yaklaşılmaz veya kullanılamaz olma durumu; en yaygın şekilde otizm spektrum bozukluğu ve şizofrenide görülen içe çekilme durumlarında dış uyaranlara yanıt vermeme halidir.
Adult-onset Diabetes
Genellikle orta veya ileri yaşlarda ortaya çıkan, vücudun insülin direnci geliştirmesi veya yeterli insülin üretememesiyle karakterize metabolik bozukluk.
Erythema Multiforme Major
Belirli enfeksiyonlara ve ilaçlara verilen aşırı duyarlılık reaksiyonu sonucu ortaya çıkan, deri döküntüleri ve epidermal ayrışmayla karakterize akut bir dermatolojik durumdur.
Male Erectile Disorder
Cinsel aktivitenin tamamlanması için yeterli bir ereksiyonu elde etmede veya sürdürmede yaşanan, belirgin sıkıntıya yol açan kalıcı ya da tekrarlayıcı zorluk.
Bar Hustler / Male Homosexual Prostitution
🔹 1. (bar hustler): Genellikle barlarda veya gece kulüplerinde vakit geçirerek para karşılığı erkek müşterilerle cinsel ilişkiye giren erkekleri tanımlamakta kullanılan tarihsel bir sosyolojik kavramdır. 🔹 2. (male homosexual prostitution): Erkekler arasında ekonomik veya maddi çıkar karşılığında gerçekleştirilen cinsel temas.
Male Climacteric
Erkeklerde yaşla birlikte görülen testosteron ve diğer hormon seviyelerindeki düşüşe bağlı olarak ortaya çıkan, kadınlardaki menopoz dönemine benzetilen hipotetik yaşam evresi.
Andropause
Erkeklerde yaşlanmaya bağlı olarak androjen hormonu düzeylerinin kademeli biçimde düşmesiyle ortaya çıkan fiziksel ve psikolojik değişimler süreci.
Premature Ejaculation
Minimal cinsel uyarılma ile veya penetrasyondan hemen önce ya da sonra, kişinin istemli kontrolü olmaksızın ejakülasyonun gerçekleştiği yaygın cinsel işlev bozukluğudur.
Early İnfantile Autism
Yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan, sosyal etkileşimde belirgin yetersizlik, iletişim bozuklukları ve sınırlı, tekrarlayıcı davranış kalıplarıyla karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur.
Precocious Puberty
Cinsel olgunlaşmanın kızlarda 8, erkeklerde ise 9 yaşından daha erken bir yaşta anormal derecede erken başlaması durumu.
Early Years Of Marriage Project (EYM Project)
Siyah ve Beyaz Amerikalı çiftlerin evlilik dinamiklerini, ilişki doyumu ve boşanma yordayıcılarını incelemek üzere 1986 yılında başlatılmış kapsamlı boylamsal bir araştırmadır.
Premature Death
Bir bireyin demografik grubunun ortalama yaşam beklentisinden önce, sıklıkla önlenebilir davranışsal veya çevresel faktörler nedeniyle gerçekleşen ölüm.
Early Detection
Bir hastalık veya bozukluğun, henüz tüm klinik belirtileriyle gelişmeden ve ilerlemeden önce saptanması süreci.
Early And Periodic Screening, Diagnosis, And Treatment (EPSDT)
ABD'de Medicaid kapsamındaki çocuk ve gençlerin gelişimsel, fiziksel ve ruhsal sağlık sorunlarını erken evrede saptamak ve müdahale etmek amacıyla yürütülen zorunlu koruyucu sağlık programıdır.
Premature Aging
Çevresel faktörler, genetik sendromlar veya hastalıklar nedeniyle normal biyolojik süreçten daha hızlı ve erken gerçekleşen fizyolojik yaşlanma durumu.
Heroin
Morfinin yarı-sentetik bir analoğu olan, çok yüksek bağımlılık potansiyeline sahip, güçlü bir opioid analjezik.
Eros
Sigmund Freud'un ikili içgüdü kuramında cinselliği, gelişimi, organizmanın bütünleşmesini ve yaşam aktivitesini artıran dürtülerin tamamını kapsayan yaşam içgüdüsü.
Erotic Asphyxiation
Cinsel aktivite veya mastürbasyon sırasında, beyne giden oksijen miktarını bilinçli olarak kısıtlayarak veya keserek cinsel uyarılmayı ve hazzı artırma amacıyla gerçekleştirilen tehlikeli davranış biçimi.
Erotic İnstinct
Psikanalitik kuramda bireyin yaşamı sürdürmesini, üremesini ve haz arayışını organize eden temel cinsel dürtü veya libido.
Erotic Paranoia
Bireyin, genellikle yüksek sosyal statüde veya erişilmez bir kişinin kendisine aşık olduğuna dair sarsılmaz ve gerçek dışı inançlar (erotomanik sanrılar) geliştirdiği bir psikiyatrik durumdur.
Erotic Plasticity
Cinsel arzu ve davranışların kültürel, toplumsal ve durumsal faktörler tarafından şekillendirilme derecesi ve esneklik kapasitesi.
Erotic Delusion
Bireyin, genellikle yüksek statülü, ünlü veya ulaşılmaz bir kişinin kendisine karşı derin bir aşk beslediğine ya da gizli bir ilişki yaşadıklarına dair sarsılmaz ve mantık dışı inancı.
Erotica
Cinselliği estetik, olumlu ve duygusal bir uyarıcılık çerçevesinde ele alan edebi, görsel veya sanatsal materyaller bütünü.
Eroticization / Erotization
🔹 1. (eroticization): Kişinin travmatik, korkutucu veya nötr yaşantıları ve nesneleri cinsel bir niteliğe büründürerek savunma mekanizması olarak kullanması. 🔹 2. (erotization): Vücut organlarının, işlevlerinin veya nesnelerin cinselleştirilerek yoğun bir cinsel haz ve doyum kaynağı haline getirilmesi süreci.
Eroticism / Erotism
🔹 1. (eroticism): Cinsel uyarılma, haz ve bu uyarıma duyarlılık durumu ile sanat ve eğlencede cinsel temaların işlenmesi. 🔹 2. (erotism): Cinsel arzu, uyarılma ve cinselliğin estetik, psikolojik veya duygusal boyutlarıyla deneyimlenmesi durumu.
Erotophonophilia
Cinsel uyarılma ve doyumun, bir başkasını öldürme edimiyle doğrudan ilişkili olduğu ve bu yolla sağlandığı nadir bir parafilik sapmadır.
Erotogenesis
Klasik psikanalitik kuramda, anal, oral ve genital bölgeler dahil olmak üzere erotik dürtülerin bedensel kaynaklardan doğuş süreci.
Erotographomania
Cinsel içerikli metinler yazma veya cinsel görseller çizme konusunda patolojik bir dürtüyle karakterize edilen nadir bir obsesif-kompulsif eğilimdir.
Erotogenic
Cinsel duygu veya tepkileri uyandıran ya da tetikleyen herhangi bir uyarıcıyı veya bölgeyi tanımlayan sıfat.
Erotolalia
Cinsel ilişki sırasında hazzı artırmak amacıyla müstehcen, kaba veya cinsel içerikli ifadelerin sesli olarak dile getirilmesi durumu.
Erotomania
Bir bireyin, genellikle kendisinden yüksek sosyal veya mesleki statüye sahip başka bir kişinin kendisine aşık olduğuna dair sarsılmaz ve gerçeğe dayanmayan bir inanca sahip olmasıyla karakterize edilen psikiyatrik durum.
Deferred Prosecution
Suç şüphelisi bir bireyin mahkeme sürecine girmesini belirli şartları (tedavi, kamu hizmeti vb.) yerine getirmesi koşuluyla geçici olarak durduran adli ve klinik yönelimli bir yönlendirme programıdır.
Esalen Institute
Kaliforniya'da 1962 yılında kurulan ve alternatif eğitim, meditasyon ile New Age terapileri yoluyla bireysel iyilik halini ve insan potansiyelini geliştirmeyi amaçlayan araştırma ve topluluk merkezi.
Essential Hypertension
İkincil bir tıbbi duruma ikincil olarak gelişmeyen ve saptanabilir belirgin bir organik nedene sahip olmayan, tüm hipertansiyon vakalarının en az yüzde 85'ini oluşturan primer kan basıncı yüksekliği.
Captivity
Bireyin veya bir hayvanın özgürce hareket etmesinin engellenmesi, belirli bir alana kapatılması veya tutsak edilmesi durumu.
Postcaptivity Health Problems
Savaş esirliği gibi uzun süreli mahrumiyet ve tecrit dönemlerinin ardından ortaya çıkan; somatik yaralanmaları, travma sonrası stres tepkilerini ve duygulanım bozukluklarını kapsayan kronik sağlık tablosudur.
Escalating Aggression
Düşmanca veya yıkıcı davranışların sıklığının, şiddetinin ve tahrip edici etkisinin zaman içinde kademeli olarak artarak çoğu zaman fiziksel şiddet boyutuna ulaşması süreci.
Eskalith
Bipolar bozuklukta duygu durum dengeleyici olarak kullanılan lityum karbonatın en bilinen ticari müstahzar adlarından biridir.
Ex-patient Club
Psikiyatri hastanesinden taburcu edilen bireylere sosyal ve rekreatif deneyimler sunarak topluma yeniden uyumlarını ve rehabilitasyonlarını destekleyen akran odaklı kuruluş.
Marijuana (marihuana)
Kenevir bitkisinin (Cannabis sativa) kurutulmuş çiçekleri ve yapraklarından elde edilen, psikoaktif bileşenler içeren madde.
Cannabis Dependence
Bilişsel, davranışsal ve fizyolojik sorunlara rağmen esrar kullanımının sürdürülmesi ve kullanım kesildiğinde tolerans veya yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması durumu.
Cannabis-induced Psychotic Disorder
Esrar kullanımına veya intoksikasyonuna bağlı olarak gelişen, genellikle takip edilme sanrıları (persekütuvar delüzyonlar) ve anksiyete ile karakterize nadir klinik tablo.
Cannabis Abuse
Kenevirin (esrar) tekrarlayan biçimde tüketimine bağlı olarak ortaya çıkan, kişinin işlevselliğini ve sosyal yaşamını olumsuz yönde etkileyen yineleyici olumsuz sonuçlar örüntüsü.
Cannabis Psychosis
Yüksek dozda veya kronik kenevir kullanımının tetiklediği, varsanı, sanrı ve gerçeği değerlendirme yetisinin geçici veya kalıcı olarak kaybıyla karakterize edilen psikiyatrik bir tablodur.
Hashish
Kenevir bitkisinin dişi çiçeklerinin reçinesinden elde edilen, yüksek konsantrasyonda delta-9-tetrahidrokanabinol (THC) içeren güçlü psikoaktif madde.
Est
1970'lerde popülerlik kazanan, bireysel dönüşüm ve potansiyel artırımı hedefleyen yoğun bir kişisel gelişim seminerleri dizisi.
Estazolam
Uykusuzluğun kısa süreli tedavisinde kullanılan, triazolobenzodiazepin sınıfına ait yüksek potansiyelli, orta etkili bir sedatif-hipnotik ajan.
Eszopiclone
İnsomni tedavisinde kısa süreli kullanılan, GABA-A reseptör kompleksine selektif bağlanarak sedatif etki gösteren nonbenzodiazepin sınıfı hipnotik ajan.
Codependency
Bireyin kendi gereksinimlerini tamamen bastırarak, kronik sorunları veya bağımlılıkları olan bir başka kişinin davranışlarını yönetmeye ve sürdürmeye odaklandığı disfonksiyonel ilişki örüntüsü.
Coleadership
İki veya daha fazla bireyin, özellikle grup terapisi gibi ortamlarda, organizasyonel, yönlendirici ve motivasyonel liderlik görevlerini paylaşması durumu.
Concurrent Therapy
İki veya daha fazla müdahalenin veya bireysel seansların aynı zaman diliminde yürütüldüğü psikoterapi yaklaşımıdır.
Concurrent Medical Audit
Sağlık hizmetlerinin sunumu sırasında, hastanın tedavisi devam ederken yapılan ve klinik süreçlerin kalite, uygunluk ve maliyet açısından eş zamanlı olarak incelendiği denetim yöntemi.
Coconsciousness
Bireyin ana bilinç akışının hemen kıyısında yer alan ancak doğrudan erişilemeyen deneyimler bütünü ya da dissosiyatif kimlik bozukluğunda farklı kişiliklerin eş zamanlı olarak varlık sürdürme durumu.
Cofacilitator
Bir psikoterapi grubunun yönetiminde ana terapiste yardımcı olan, gözlem yapan veya liderlik yaklaşımını dengeleyen terapist veya stajyer.
Gay
Aynı cinsiyetten bireylere fiziksel, romantik ve/veya duygusal çekim duyan kişileri ifade eden sıfat veya ad.
Homosexual Love
Aynı cinsiyetten bireyler arasında yaşanan; erotik, duygusal ve cinsel yönelimlerin tamamını kapsayan romantik ilişki biçimi.
Homosexual Behavior
Aynı cinsiyetten bireyler arasında, bireylerin cinsel kimlik beyanlarından bağımsız olarak gerçekleşen cinsel veya romantik etkileşimlerin bütünü.
Same-sex Marriage
Aynı cinsiyete sahip iki bireyin, yasal, sosyal ve duygusal olarak tanınan uzun süreli ve istikrarlı birlikteliğidir.
Homosexual Panic
Bireyin kendi eşcinsel dürtülerine ya da hemcinsleri tarafından saldırıya uğrama korkusuna karşı geliştirdiği ani, akut kaygı atağı.
Homosexuality
Aynı cinsiyetten bireyler arasındaki romantik, duygusal veya cinsel çekim.
Equivalence Paradox
Farklı sayıltılara, temellere veya teknik özelliklere sahip iki farklı prosedürün, şaşırtıcı biçimde neredeyse aynı sonuçları üretmesi durumu.
TTA
Kesintili veya kategorik fenotipik özelliklerin arkasındaki altta yatan sürekli genetik dağılımı (eşik modelini) incelemek için kullanılan kantitatif genetik yöntem.
Attending Behavior
Bir bireyin konuşmacıyı etkin bir şekilde dinlerken ve gözlemlerken sergilediği; açık duruş, ilgi göstergesi ve göz teması gibi unsurları içeren gözlenebilir tepkiler bütünü.
Concurrent Review
Bir psikiyatri hastanesine veya kliniğine yatış yapılan süreçte, tedavi hizmeti devam ederken gerçekleştirilen analitik durum tespiti.
Ether
19. yüzyılın ortalarında genel anestezik olarak tıbba kazandırılan, ilerleyici fizyolojik ve psikolojik tepki evrelerine yol açan uçucu bir kimyasal maddedir.
Ethics / Etic
🔹 1. (ethics): Ahlaki yargıların içeriğini ve doğasını inceleyen felsefe dalı ile belirli bir meslek veya araştırma alanında kabul edilen doğru davranış ilkeleri bütünü. 🔹 2. (etic): İnsan kültürlerinin evrensel ve kültürler arası uygulanabilir kavramlar temelinde, dışarıdan bir gözlemci perspektifiyle incelenmesini ifade eden yaklaşım.
Ethical Dilemma
İki veya daha fazla ahlaki ilkenin birbiriyle çatıştığı, her seçeneğin hem haklı gerekçelere hem de olumsuz sonuçlara sahip olduğu karar verme durumu.
Ethics Committee
Hastane veya araştırma kurumlarında, insan katılımcıların haklarını korumak ve etik ikilemleri çözmek amacıyla çok disiplinli bir perspektifle danışmanlık sağlayan kurul.
Ethical İmperative
Bir bireyin mantıksal, rasyonel veya ampirik temellere dayanarak ahlaki açıdan yerine getirmekle yükümlü olduğu bağlayıcı ilke veya eylem.
Labeling
Psikolojik değerlendirmede hastanın belirli bir tanı kategorisine göre sınıflandırılması veya ilaç ambalajlarında kullanım talimatlarının yer alması süreci.
Labeling Theory
Bireylerin belirli davranışsal özelliklerle nitelendirilmesinin, kendilerini gerçekleştiren kehanet biçiminde davranışlarını ve kimliklerini doğrudan etkilediğini öne süren sosyolojik ve psikolojik hipotez.
Possession
Bireyin iradesinin, kimliğinin ve bedensel kontrolünün harici bir varlık, ruh veya entite tarafından ele geçirildiğine dair inanç veya klinik durum.
Ethinamate
Karbamat sınıfına ait, hızlı başlangıçlı ve kısa yarı ömürlü bir merkezi sinir sistemi depresanı; geçmişte kısa süreli uykusuzluk tedavisinde hipnotik olarak reçete edilmiştir.
Etiology
Fiziksel ve ruhsal bozuklukların kökenini, gelişim süreçlerini ve nedensellik bağlarını sistematik olarak inceleyen bilim dalı.
Activity–passivity
Psikanalitik kuramda içgüdüsel dürtülerin hedeflerini niteleyen ve sonradan kişilik kuramlarına entegre edilen zıt kutuplar.
Onset Of Action
Bir ilacın veya farmakolojik ajanın vücuda verilmesi ile farmakolojik etkilerinin klinik olarak görünür hale gelmesi arasında geçen süre.
Affect Regulation
Bireyin hoş deneyimleri maksimize etmek ve hoş olmayanları minimize etmek amacıyla ruh halini veya duygusal durumunu değiştirme ya da kontrol etme girişimi.
İnfluencing Machine
Bireyin, harici bir mekanizma veya cihaz tarafından zihinsel ve bedensel olarak kontrol edildiğine inandığı zulüm sanrısının merkezindeki hayali araç.
Delusion Of İnfluence
Bireyin düşüncelerinin, dürtülerinin veya eylemlerinin dış güçler, kişiler ya da ajanlar tarafından gizlice kontrol edildiğine veya yönlendirildiğine dair inanç.
İnteraction / Transaction
🔹 1. (interaction): İki ya da daha fazla sistem, birey veya grubun karşılıklı olarak birbirini etkilediği ve karşılıklı etki ürettiği süreç. 🔹 2. (transaction): Bireyin sosyal veya fiziksel çevresiyle, özellikle de diğer insanlarla gerçekleştirdiği karşılıklı her türlü eylemsel ve iletişimsel alışveriş.
Effective Dose (ED)
Bir ilacın veya terapötik müdahalenin, belirtilen spesifik bir etkiyi üretmek için gereken minimum miktarı veya seans sayısı.
Efficacy
Bir bireyin, müdahalenin ya da farmakolojik ajanın kontrollü ve ideal koşullar altında arzulanan, yeterli veya beklenen çıktıyı üretme kapasitesi.
Effectiveness Research / Efficacy Research
🔹 1. (effectiveness research): Mevcut ve yeni tedavilerin gerçek dünya koşullarında ne kadar işe yaradığını değerlendirmek ve hasta bakım kalitesini artırmak amacıyla geçmiş çalışmaların incelenmesi veya yeni araştırmaların yürütülmesidir. 🔹 2. (efficacy research): Spesifik bir müdahale veya tedavinin plasebo kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, ideal ve kontrollü koşullar altında işe yarayıp yaramadığını inceleyen ampirik çalışma.
Effectiveness Evaluation
Bir programın önceden belirlenen hedeflerine ulaşma derecesinin ve başarısının sistematik olarak ölçülmesi ve analiz edilmesidir.
Active Analytic Psychotherapy
Viyanalı psikanalist Wilhelm Stekel tarafından geliştirilen; klasik psikanalize kıyasla erken çocukluk anılarından ziyade hastanın güncel yaşamındaki içsel çatışmalara odaklanan, terapistin aktif rol üstlendiği ve tedavi sürecini kısaltmayı amaçlayan psikoterapi yaklaşımıdır.
Active Coping
Bireyin bir stres kaynağını kontrol etmek veya ortadan kaldırmak için doğrudan hedef odaklı davranışlar sergilemesi ve içsel kaynaklarını kullanarak duruma müdahale etme sorumluluğunu üstlenmesi.
Activity Group Therapy
6-12 yaş arası çocukların oyun, el sanatları ve yaşlarına uygun diğer etkinliklere katılımını vurgulayan, yorum yapılmaksızın yürütülen bir grup psikoterapisi türüdür.
Activity Log
Araştırmacıların veya katılımcıların çeşitli ortamlardaki eylemlerini, zaman dilimlerini ve sosyal bağlamlarını eş zamanlı olarak kaydettikleri yapılandırılmış veri toplama aracı.
Activity-interview Group Psychotherapy
6-12 yaş aralığındaki, yoğun korku, kaygı ve suçluluk duyguları nedeniyle geleneksel etkinlik gruplarından faydalanamayan çocuklara yönelik analitik odaklı bir grup psikoterapisi yöntemidir.
Ethchlorvynol
1950'lerde barbitürat dışı bir sedatif olarak geliştirilen, hızlı etkili ancak yüksek toksisite profili nedeniyle klinik kullanım dışı kalmış bir hipnotik ajandır.
Ethnic Bias
Bireylerin aidiyet hissettikleri etnik grup temelinde maruz kaldıkları ayrımcılık ve psikometrik ölçümlerde farklı kültürel grupların puanlarını sistematik olarak saptıran yapısal hata.
Ethnopsychopharmacology
Psikoaktif ajanların farklı etnik ve kültürel gruplardaki kullanım biçimlerini, bu ajanlara verilen tepkilerdeki çeşitlilikleri ve bu farklılıkların altında yatan mekanizmaları inceleyen farmakoloji alt dalıdır.
Ethotoin
Hidantoin sınıfına ait, özellikle jeneralize tonik-klonik nöbetlerin tedavisinde kullanılan antikonvülsan bir ilaç etken maddesidir.
Etrafon
Eşzamanlı anksiyete ve depresyon tedavisinde kullanılan, amitriptilin ve perfenazin içeren kombine bir farmakolojik ajan ticari adıdır.
Euergasia
Bireyin zihinsel ve psikobiyolojik süreçlerinin optimal, sağlıklı ve dengeli bir şekilde işlev görmesini ifade eden klinik durum.
Domestic Partnership
İki bireyin evlilik bağı olmaksızın aynı evi paylaşarak istikrarlı, samimi ve ekonomik sorumlulukları ortak üstlendikleri yasal ve sosyal statü.
Homework
Terapi seansları arasında danışanın gerçekleştirmesi amacıyla atanan; okuma, araştırma veya yeni davranış kalıplarını pratik etmeyi içeren yapılandırılmış görevlerdir.
Home-based Reinforcement
Öğretmenin öğrencinin sınıf içi davranışları veya akademik performansı hakkında ebeveynlere geri bildirimde bulunması ve ebeveynlerin bu doğrultuda ev ortamında ödül ve yaptırımlar uygulaması yöntemi.
Home And Community-based Services (HCBS)
Engelli veya kronik bakıma ihtiyacı olan bireylerin kurumsal bakım evleri yerine kendi evlerinde veya toplum içinde desteklenmesini amaçlayan bakım modelleridir.
Home Visit
Psikolog, hekim, hemşire veya sosyal hizmet uzmanı gibi profesyonellerin, kriz müdahalesi, izleme (aftercare) veya kişisel sorunların çözümüne destek olmak amacıyla bireyleri kendi ikametgahlarında ziyaret etmesi.
Evasion
Düşünce zincirinde mantıksal olarak sıradaki fikrin, onunla yakın ancak doğru veya uygun olmayan bir başka fikirle değiştirildiği bir paraloji biçimi, kaçınma veya savuşturma hali.
Home Care
Fiziksel veya zihinsel yetersizliği olan bireylerin, tanıdık bir çevrede yaşamalarını sürdürmeleri ve aile bağlarını korumaları amacıyla evlerinde aldıkları profesyonel sağlık ve destek hizmetidir.
Homemaker Home Health Aide
Özel ya da kamu ajansları aracılığıyla engelli veya kronik rahatsızlığı olan bireylerin kendi evlerinde ev işleri, kişisel bakım ve rehabilitasyon rutinlerine destek sağlayan profesyonel sağlık ve bakım yardımcısı.
Home Health Aide
Engelli, kronik hastalıklı veya yaşlı bireylere meskenlerinde kişisel bakım, hijyen ve günlük yaşam aktivitelerinde destek sağlayan özel eğitimli sağlık çalışanı.
Home-service Agency
Fiziksel veya zihinsel engelli bireylere ev ortamında bakım, sağlık ve günlük yaşam desteği sağlayan kamusal veya gönüllü kuruluş.
Eviration
Erkek bir bireyin iğdiş edilmesi veya kendisinin kadına dönüştürüldüğüne dair yaşadığı sanrısal inanç.
Filial Responsibility
Bireylerin, özellikle çocukların yaşlanan veya bakıma muhtaç ebeveynlerine karşı hissettikleri ahlaki, yasal ve sosyal yükümlülük bilinci.
Foster-child Fantasy
Çocuğun, mevcut ebeveynlerinin gerçek biyolojik ebeveynleri olmadığı ve aslında soylu, üstün ya da farklı bir aile tarafından evlat edinildiği yönündeki bilinçdışı inancı veya hayali.
Marriage
İki veya daha fazla bireyin sosyal, yasal ve cinsel açıdan onaylanmış, karşılıklı sorumluluklar içeren kalıcı birlikteliğidir.
Marital Subsystem
Aile sistemleri teorisinde iki eş veya partner arasındaki ilişkiyi, iş birliği, çatışma ve çatışma çözümü dinamiklerini barındıran temel etkileşim ağı.
Marital Separation
Evli bir çiftin boşanmaksızın aynı evi paylaşmayı sonlandırması, bireysel yaşam alanları ve finansal düzenler kurması durumu.
Marital Conflict
Evli çiftler arasında görülen, doğası ve şiddeti değişebilen açık ya da örtük antagonizma durumu.
Marriage Counseling
Evli çiftler arasındaki kişilerarası çatışmaları çözmek, iletişim dinamiklerini iyileştirmek ve ilişki doyumunu artırmak amacıyla yürütülen profesyonel psikolojik müdahale süreci.
Premarital Sex
Yasal veya dini bir evlilik bağı ile birbirine bağlanmamış bireyler arasında gerçekleşen cinsel ilişkiler bütünü.
Premarital Counseling
Evlilik planı yapan bireylere, olası çatışma alanlarını belirlemek ve ilişki dinamiklerini güçlendirmek amacıyla uzmanlar tarafından sağlanan eğitsel ve destekleyici rehberlik süreci.
Marital Adjustment
Evli çiftlerin, bireyselliklerini korurken karşılıklı tatmin sağlama ve ortak hedeflere ulaşma sürecidir.
Marriage-enrichment Group
Evli çiftlerin, profesyonel ya da profesyonel olmayan bir lider rehberliğinde evlilikle ilgili sorunları ve meseleleri tartışmak üzere bir araya geldiği destek veya terapi grubu.
Marital Skew
Bir çift ilişkisinde, baskın eşin patolojik davranışlarının diğer eş tarafından tamamen kabullenildiği sağlıksız bir dinamiktir.
Marital Schism
Evlilik ortaklığının açık bir uyuşmazlık, çatışma ve kronik husumet nedeniyle derinlemesine bölünmesi ve ayrışması durumu.
Evocative Therapy
Uyum bozucu davranışların altında yatan kök etkenlerin uyarılarak açığa çıkarılmasını ve ardından kişisel ile çevresel düzenlemelerle bu davranışların dönüştürülmesini hedefleyen psikoterapi yaklaşımı.
Universality
Bireyin kendi özelliklerinin, tutumlarının veya sorunlarının tüm grup ya da toplum tarafından paylaşıldığına dair inancı.
Homelessness
Ekonomik yetersizlikler, yapısal krizler ya da bireysel kapasite kısıtlılıkları nedeniyle kalıcı ve güvenli bir barınma imkanından yoksun olma durumu.
Ex-
Psikoloji ve psikopatoloji literatüründe bir durumun, yapının veya ilişkinin 'dışında' kalmayı ya da 'eski' durumu (örneğin evlilik veya terapötik ilişki sonrasını) ifade etmek için kullanılan bir önektir.
EX/RP
Obsesif-Kompülsif Bozukluk (OKB) tedavisinde altın standart olarak kabul edilen, hastanın korku uyandıran uyaranlarla yüzleştirilip ardından kompulsif davranışları sergilemesinin engellendiği Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) protokolü.
Exelon
Hafif ve orta şiddetli Alzheimer tipi demans ile Parkinson hastalarında görülen demans semptomlarının tedavisinde kullanılan bir kolinesteraz inhibitörünün (rivastigmin) ticarî adıdır.
Existential Dread
İnsanın varoluşsal koşulları ve yaşamın anlamı karşısında yaşadığı derin güvensizlik, anlam arayışı krizi ve ontolojik umutsuzluk halidir.
Existential Neurosis
Bireyin yaşamında anlam bulamaması, inautantik (özden yoksun) bir yaşam sürmesi ve kendi varoluşsal sorumluluklarını üstlenmekten kaçınması sonucunda beliren umutsuzluk ve kaygı durumu.
Existential Phenomenology
Bilinç nesnelerinden ziyade doğrudan yaşanan deneyimin (lived experience) anlamını sistematik olarak inceleyen felsefi ve psikolojik yönelim.
Expansiveness
Çok konuşkanlık, aşırı sıcakkanlılık, hiperaktivite ve dürtü kontrol eksikliği ile kendini gösteren bir kişilik özelliğidir.
Expressive Therapy
Danışanların duygusal çatışmalarını ve travmalarını sözlü olmayan yöntemler (sanat, dans, müzik, hareket) aracılığıyla dışa vurmalarını ve işlemlemelerini sağlayan bir psikoterapi yaklaşımı.
Action-oriented Therapy
Sözel iletişim veya tartışmadan ziyade, somut davranışlara ve eyleme geçmeye odaklanan her türlü psikoterapi yaklaşımı.
Acting Out
Bilinçdışı çatışmaların, kaygı yaratan itkilerin veya duyguların sözel olarak ifade edilmesi yerine, doğrudan yıkıcı ya da uygunsuz davranışlarla dışa vurulması.
Self As Agent
Amaçlar belirleyen, planlar yapan ve istemli eylemler üzerinde kontrol sahibi olan benlik boyutu.
EYM Project
Evliliğin ilk aşamalarındaki dyadik dinamikleri, ilişki doyumu değişimlerini ve çatışma çözüm süreçlerini inceleyen boylamsal psikolojik araştırma projesi.
Eysenck Personality Inventory (EPI)
Ergen ve yetişkinlerde dışadönüklük ile nevrotisizm boyutlarını ölçen ve yanıt bozulmalarını saptamak için bir Yalan alt ölçeği içeren öz-bildirim türü kişilik envanteri.
Fabulation
Bireyin gerçekte yaşanmamış, tamamen hayali olayları doğru olduğuna inatla inanarak aktardığı rastgele konuşma biçimi.
FAE
Gebelik süresince anne adayının alkol tüketimine bağlı olarak gelişen, ancak fetal alkol sendromunun (FAS) tam tanı kriterlerini karşılamayan nörogelişimsel ve fizyolojik bozukluklar bütünü.
Batterer’s Excuses
Eşlerine ya da aile içi partnerlerine fiziksel veya psikolojik şiddet uygulayan bireylerin, saldırgan davranışlarını haklı çıkarmak veya sorumluluktan kaçmak için öne sürdükleri rasyonalizasyonlar ve bahaneler bütünü.
Fairbairnian Theory
Kişilik yapısının Freud'un dürtü temelli id-ego-süperego üçlüsü yerine, nesne ilişkileri ve erken dönem anne-bebek dinamikleri üzerinden şekillendiğini savunan psikanalitik kuram.
Phagomania
Doydurulamaz bir açlık hissi veya yemek yeme yönünde morbid, kontrol edilemeyen bir arzu durumu.
Phallic Mother
Klasik psikanalitik kuramda, çocuğun annenin de bir penise sahip olduğu yönündeki bilinçdışı fantezisi veya erkeksi kişilik özelliklerine sahip otoriter anne deneyimi.
Phallic Stage
Klasik psikanalitik kuramda, libidonun cinsel organlarda odaklandığı ve psikoseksüel gelişimin üçüncü evresini oluşturduğu yaklaşık 3 ila 6 yaş arasındaki dönem.
Phallic Pride
Klasik psikanalitik kuramda, erkek çocukların bir penise sahip olduklarını ve kızların olmadığını fark etmeleriyle deneyimledikleri üstünlük ve güç duygusudur.
Phallic Personality
Klasik psikanalitik kuramda, kibir, aşırı özgüven, kendini beğenmişlik, kompulsif cinsel davranışlar ve rekabetçi-agresif eğilimlerle karakterize narsistik bir kişilik örüntüsüdür.
Phallic Sadism
Klasik psikanalitik kuramda, psikoseksüel gelişimin fallik evresiyle ilişkilendirilen ve cinselliği saldırgan bir edim olarak algılama eğilimi.
Phallic Symbol
Pipo, kalem, ağaç, gökdelen, yılan veya çekiç gibi eril cinsel organı andıran veya onun temsili olarak algılanan herhangi bir nesne.
Falling Out
ABD ve Karayipler'e özgü kültüre bağlı bir sendrom olup, ani yere yığılma, baş dönmesi, geçici görme kaybı ve çevreyi algılayıp hareket edememe durumuyla karakterizedir.
Phallicism
Erkek cinsel organının, özellikle doğanın üretken ve yaratıcı güçlerinin bir sembolü olarak kabul edilerek tapınılması veya kutsallaştırılması durumu.
Phallocentric
Erkeklik organını (fallusu) yaşamın kutsal kaynağı, iktidar simgesi ve kültürel üstünlük ölçütü olarak merkeze koyan inanç sistemlerini ve kültürel yapıları nitelendiren sıfat.
Phallus
Erkek cinsel organını (penis) veya bu formu taklit eden sembolik nesneleri ifade eden anatomik ve psikanalitik kavram.
FMS
Gerçekte hiç yaşanmamış olayların, kişi tarafından kesin bir inançla gerçek anılar olarak hatırlanması durumu.
Familiar
Halk bilimi ve demonolojide, genellikle bir hayvan biçimini alarak cadılara hizmet ettiği iddia edilen doğaüstü varlık.
Family Smoking Prevention And Tobacco Control Act
ABD Gıda ve İlaç Dairesi'ne (FDA) tütün ürünlerinin üretim, dağıtım, pazarlama ve içeriklerini denetleme yetkisi veren 2009 tarihli federal yasa.
Familial Factor
Bir aile içinde belirli bir hastalığın, bozukluğun veya karakteristiğin ortaya çıkmasından sorumlu olan ve kalıtsal olabileceği gibi çevresel olarak da aktarılabilen etken veya koşul.
Fanapt
Şizofreni tedavisinde kullanılan atipik (ikinci nesil) bir antipsikotik ilaç olan iloperidonun ticari adı.
Phantasy
Melanie Klein nesne ilişkileri kuramında, tüm düşünce ve duyguların temelinde yattığı varsayılan bilinçdışı imge, arzu ve dürtü yapıları.
Phantasmagoria
Rüyalarda veya halüsinasyonlarda görüldüğü gibi, sürekli yer değiştiren, zihinsel olarak karmaşık, aldatıcı ve üst üste binmiş tutarsız imgeler dizisi.
Flight İnto Fantasy
Bireyin, yıkıcı dürtü veya rahatsız edici düşünceleri eyleme dökerek kendine ya da başkalarına zarar vermesini önlemek amacıyla gündüz düşlerine ve hayal dünyasına sığınmasını içeren ilkel bir savunma mekanizmasıdır.
Farber’s Lipogranulomatosis
Asit seramidaz enzim eksikliğinden kaynaklanan, ciltte nodüller, eklemlerde artritik şişlikler ve dokularda köpük hücrelerinin birikimiyle seyreden nadir bir otozomal resesif lipid metabolizması bozukluğu.
Mouse-movement Adapter
Motor beceri kısıtlılığı bulunan bireylerin standart bilgisayar faresini manuel olarak kullanamadıkları durumlarda imleç kontrolünü sağlamak amacıyla tasarlanmış uyarlamalı donanım aygıtıdır.
Awareness Training
Bireyin içsel süreçlerine, beden duyumlarına, duygularına velararası dinamiklere yönelik öz-gözlem kapasitesini artırmayı amaçlayan psikolojik ve eğitimsel yaklaşım.
Undifferentiated Schizophrenia
Bireyin sanrı, varsanı ve dağınık düşünce gibi belirgin psikotik özellikler sergilediği, ancak paranoid, katatonik veya hebeferenik gibi diğer spesifik şizofreni alt tiplerinin kriterlerini karşılamadığı klinik tablo.
Pharmacokinetics
Farmakolojik ajanların canlı bir sistem içerisinde emilim, dağılım, metabolizma ve eliminasyon süreçlerini inceleyen farmakoloji dalıdır.
Pharmacopeia (pharmacopoeia)
İlaçların kimyasal özelliklerini, formülasyonlarını, dozajlarını, uygulama yöntemlerini ve güvenlilik profillerini listeleyen, otorite kurumlarca yayımlanan resmi başvuru kitabı.
Drug Therapy / Pharmacotherapy
🔹 1. (drug therapy): Çeşitli psikiyatrik ve somatik bozuklukların tedavisinde farmakolojik ajanların (ilaçların) kullanıldığı klinik müdahale yöntemidir. 🔹 2. (pharmacotherapy): Bir bozukluğun cerrahi, psikoterapi veya tamamlayıcı yöntemler yerine farmakolojik ajanlar (ilaçlar) uygulanarak tedavi edilmesi.
Pharmacotherapeutic Regimen
Bir tıbbi durumun ilaç kullanımıyla tedavi edilmesini amaçlayan; kullanılacak etken maddeleri, dozajları, uygulama sıklığını ve tedavi süresini detaylıca belirleyen yapılandırılmış tedavi planıdır.
Facies
Kişinin yüz hatlarının, tıbbi bir durumu veya sendromu işaret eden sıra dışı veya karakteristik görünümü.
Utility Standards
Bir değerlendirme araştırmasının, çalışmanın yürütüldüğü kişilerin ve paydaşların bilgi ihtiyaçlarını karşılamasını ve bulguların maksimum düzeyde kullanılmasını zorunlu kılan metodolojik ölçütler bütünü.
Overweight
Bireyin yaş, yapı ve boyuna göre sağlıklı veya normal kabul edilenden daha yüksek oranda vücut yağ dokusuna sahip olması durumudur.
FDA
Bağlama göre, ABD'de gıda ve tıbbi ürünlerin güvenliğini denetleyen federal kurum ya da istatistikte fonksiyonel eğrileri ve süreçleri modelleyen ileri düzey bir veri analizi yöntemi.
Febrile Delirium
Yüksek ateşin tetiklediği, ani başlangıçlı akut konfüzyonel durum, bilişsel dalgalanmalar ve bilinç bulanıklığı ile karakterize nöropsikiyatrik tablo.
Feeblemindedness
Günümüzde hakaret niteliğinde kabul edilen ve artık kullanılmayan, entelektüel gelişim bozukluğu için geçmişte başvurulmuş eski bir terim.
Feighner Criteria
Psikiyatrik tanılarda güvenilirliği artırmak ve semptom temelli standardizasyon sağlamak amacıyla 1972 yılında yayımlanan ilk resmi tanı ölçütleri seti.
Bowel İncontinence / Fecal İncontinence
🔹 1. (bowel incontinence): Bağırsak içeriğinin istem dışı olarak tutulamaması ve anal sfinkter kontrolünün kaybıyla karakterize fizyolojik durum. 🔹 2. (fecal incontinence): Bağırsak kontrolünün kaybına bağlı olarak, gaz veya dışkının uygunsuz yerlerde istemsiz olarak dışarı çıkması durumu.
Awfulize / Catastrophize
🔹 1. (awfulize): Bir durumu veya olayı olabilecek en kötü, katlanılamaz ve felaket senaryosu olarak zihinsel olarak abartma eğilimi. 🔹 2. (catastrophize): Olayların veya kararların olumsuz sonuçlarını aşırı derecede abartma ve her durumun en kötü senaryoyla sonuçlanacağını varsayma eğilimi.
Decatastrophizing
Bireyin irrasyonel veya abartılı korkularının gerçekçi bir şekilde incelenerek, zihinde tasarlanan tehlike algısının azaltılmasını hedefleyen bilişsel yeniden yapılandırma tekniği.
Felbamate
Epilepsi tedavisinde kullanılan, GABAerjik aktiviteyi artırıp glutamaterjik sistemleri inhibe eden antikonvülsan ajan.
Fellatio
Penis stimülasyonu amacıyla ağız, dudak ve dil kullanımını içeren erotik ve cinsel davranış biçimi.
Philosophical Psychotherapy
Bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçleri ele alırken belirli felsefi ekollerin veya prensiplerin rehberliğinden yararlanan psikoterapi yaklaşımı.
Feminist Family Therapy
Toplumsal cinsiyet politikalarını ve ataerkil dinamikleri merkeze alarak, aile içi güç dengesizliklerini ve işlevsiz rolleri ortadan kaldırmayı amaçlayan sistemik bir müdahale biçimidir.
Feminist Psychology
Bireysel düşünce, eylem ve duygularda kadın perspektifinin rolünü vurgulayan; geleneksel eril psikoloji modellerini dengelemeyi amaçlayan bir psikolojik yaklaşım.
Feminist Therapy
Cinsiyet politikalarını, toplumsal cinsiyet rollerini ve kesişimselliği psikoterapi sürecinin merkezine koyan, terapist ile danışan arasındaki hiyerarşiyi ortadan kaldırmayı amaçlayan eklektik bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Femininity
Biyolojik cinsiyetten bağımsız olarak, kadın ve kız çocuklarıyla bağdaştırılan davranışsal, kültürel ve sosyal rollerin bütünü.
Femininity Complex
Psikanalitik teoride, erkeklerin kadınların üreme güçlerine duyduğu derin kıskançlığı ve bu durumun çocukluk dönemindeki anne bedenine yönelik hasetle olan köklerini tanımlayan kavram.
Femininity Phase
Melanie Klein'ın nesne ilişkileri teorisinde, hem erkek hem de kız çocuklarının babaya karşı feminen bir tutum benimseyip ondan çocuk sahibi olmayı arzuladığı erken Oidipus dönemi evresi.
Feminism
Kadınların toplumsal, siyasi, ekonomik ve psikolojik haklarını güvence altına almayı ve cinsiyet temelli eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı amaçlayan çok boyutlu perspektifler bütünü.
Phenelzine
Monoamin oksidaz enzimlerine geri dönüşsüz olarak bağlanıp yıkımlarını engelleyerek monoaminerjik nörotransmitter seviyelerini artıran, hidrazin sınıfına ait seçici olmayan bir monoamin oksidaz inhibitörü (MAOI) antidepresandır.
Fenestration
Cerrahi olarak yeni bir açıklık oluşturulması veya bir dokuda/yapıda pencere tarzı bir delik açılması işlemi.
Phenylketonuria (PKU)
Fenilalanin amino asidini metabolize eden enzimin eksikliğiyle karakterize, otozomal resesif kalıtılan kalıtsal bir metabolik bozukluktur.
Phenobarbital
Yaygın tonik-klonik ve parsiyel nöbetlerin tedavisinde kullanılan, GABAerjik sistemi modüle eden antikonvülsan barbitürat sınıfı ilaç.
Phenomenal Space
Bireyin belirli bir zaman kesitinde deneyimlediği, nesnel gerçekliği değil, öznel algı ve farkındalık alanının tamamını kapsayan içsel çevre.
Phenomenology
Zihinsel olayların ve bilinç deneyimlerinin dış dünya veya bedensel süreçlerle olan neden-sonuç bağlarından bağımsız olarak, doğrudan kendi içkin yapıları içinde incelenmesini savunan felsefi ve yöntemsel yaklaşım.
Phenomenological Death
Bireyin eylemsiz, duyarsız ve tepkisiz hale geldiğine dair derin ve öznel inancı; kişinin kendini tamamen ölmüş olarak deneyimlemesi durumu.
Phenomenological Theory
Bireyin kişiliğinin gelişimini ve değişimini anlamada, onun kendi içsel dünyasını ve anlık yaşantılarını merkeze alan kuramsal yaklaşımdır.
Phenomenological Therapy
Terapistin psikanalitik yorumları yerine danışanın kendi öz-keşif sürecini merkeze alan deneyimsel psikoterapi yaklaşımıdır.
Phenothiazine
Şizofreni, akut mani ve psikotik ajitasyon tedavisinde kullanılan, kökeni 1950'li yıllara dayanan birinci nesil (konvansiyonel) antipsikotik ilaç grubu.
Phencyclidine
Yaygın olarak PCP veya melek tozu olarak bilinen, disosiyatif ve halüsinojenik etkileri bulunan sentetik bir arylsikloheksilamin türevidir.
Phencyclidine İntoxication Delirium
Yüksek dozda fensiklidin (PCP) veya benzer maddelerin alımını takiben saatler ya da günler içinde gelişen, bilinç bulanıklığı, dikkat eksikliği ve belirgin kognitif yıkımlarla karakterize reversibl nöropsikiyatrik sendrom.
Phencyclidine İntoxication
Fensiklidin (PCP) veya benzer farmakolojik maddelerin alımını takip eden; belirgin davranışsal, psikolojik ve fizyolojik bozukluklarla karakterize geri dönüşümlü klinik sendrom.
Fentanyl
Cerrahi anestezi ve şiddetli kronik ağrıların yönetiminde kullanılan, morfinden katbekat güçlü, sentetik bir opioid analjeziktir.
Phentermine
Amfetaminlere benzer etki mekanizmasına sahip, kısa süreli obezite tedavisinde kullanılan sentetik bir iştah baskılayıcı ajan.
Pheochromocytoma
Genellikle adrenal medullada yerleşen, epinefrin ve norepinefrin gibi katekolaminleri aşırı salgılayarak şiddetli hipertansiyon ve taşikardiye yol açan nadir bir nöroendokrin tümör.
Festinating Gait
Parkinson hastalığında sıklıkla görülen, yavaş ve kısa adımlarla başlayıp giderek hızlanan, hastanın adeta kendi ayaklarını yakalamaya çalıştığı bir ilerleyici yürüyüş bozukluğudur.
Fetal Abnormality
Fetüsün gelişim sürecindeki yapısal, kromozomal veya metabolik sapmaları ifade eden ve genellikle prenatal tarama testleriyle saptanan tıbbi durum.
Fetal Distress
Plasenta yoluyla sağlanan oksijen arzının yetersiz kalması neticesinde, fetüsün yaşamının veya sağlığının tehlikeye girdiği durum.
Fetal İnfection
Ankeden plasenta yoluyla bulaşan etkenlerin fetüste hastalık veya gelişimsel bozukluk yaratması durumu.
Fetal Monitoring
Doğum öncesinde ve sırasında fetüsün fizyolojik parametrelerinin (özellikle kalp atım hızının) sürekli ya da aralıklı olarak ölçülmesi ve değerlendirilmesi sürecidir.
Fetal Presentation
Doğum eylemi sırasında fetüsün doğum kanalına hangi kısmının önde girdiğini belirten anatomik yönelim durumudur.
Fetal Tobacco Syndrome (FTS)
Gebelik süresince annenin tütün mamulleri tüketimine bağlı olarak gelişen; düşük doğum ağırlığı, büyüme geriliği, prematürite ve nörogelişimsel defisitlerle karakterize edinilmiş bir grup olumsuz sağlık etkisidir.
Feticide
Rahim içindeki embriyonun veya fetüsün kasıtlı olarak imha edilmesi veya yaşamına son verilmesi durumu.
Fetish
Cinsel uyarılma için tipik olarak cansız bir nesneye veya vücudun cinsel olmayan bir bölgesine duyulan yoğun ve zorlayıcı yönelim.
Fetishism
Cinsel uyarılma sağlamak amacıyla cansız nesnelerin veya beden dışı ögelerin ardışık veya dışlayıcı olarak kullanılmasıyla karakterize edilen bir parafilidir.
Fetoscopy
Gebelik sürecinde fetusun doğrudan görsel olarak incelenmesi amacıyla, karın duvarından amniyotik kese içine ince bir görüntüleme cihazının (fetoskop) ilerletildiği girişimsel prosedür.
FFDE
Bir çalışanın, psikolojik veya fiziksel sağlık sorunlarının mesleki görevlerini güvenli ve etkili bir şekilde yerine getirme kapasitesini tehlikeye atıp atmadığını belirlemek amacıyla yapılan kapsamlı klinik değerlendirme.
Opportunity Structure
Bireysel özelliklerin, bireyin yaşam boyu erişebileceği kültürel ve sosyal imkânlarla ilişkisini belirleyen sosyopsikolojik matris.
Fibrillation
Hasarlı sinir kaynaklarıyla uyarılan kas hücrelerinin veya liflerinin istemsiz ve koordinasyonsuz kasılması; özellikle kalbin bireysel kas liflerinin hızlı ve anormal kasılma durumu.
Fibromyalgia
Yaygın kas-iskelet sistemi ağrısı, kronik yorgunluk ve vücudun belirli hassas noktalarında artmış ağrı duyarlılığı ile karakterize, etiyolojisi tam olarak netleşmemiş bir sendrom.
Fidgetiness
Anksiyete, tık, kore veya can sıkıntısı ile ilişkili, artmış motor aktivite ve sürekli kıpırdanma hali.
Fiduciary
Bir kişinin, diğerinin çıkarlarını kendi menfaatlerinin üstünde tutmakla yasal ve etik olarak yükümlü olduğu güven temelli ilişki biçimi.
Pressure Of İdeas
Manik epizotların ayırt edici bir belirtisi olan; düşünce akışının olağan dışı bir hız ve yoğunlukla üretilerek zihni adeta abluka altına alması durumu.
Flight Of İdeas
Yüzeysel çağrışımlarla birbirine bağlanan, olağanüstü hızlı ve kesintisiz düşünce akışı; sıklıkla hızlı, baskılı ve konudan konuya atlayan bir konuşmayla kendini gösterir.
Poverty Of İdeas
Düşünce süreçlerindeki üretkenliğin ve spontanlığın belirgin şekilde azalmasıyla karakterize edilen, genellikle belirsiz, basmakalıp veya tekrarlayıcı konuşmalarla kendini gösteren bir düşünce içeriği bozukluğudur.
Complex Of İdeas
Duygular, anılar ve diğer psişik etmenlerle sıkı bir şekilde örülmüş, birinin tetiklenmesiyle bütünün çağrıldığı ilişkili fikirler kümesi.
Filial Anxiety
Yetişkin çocukların, yaşlanan ebeveynlerine bakım verme sorumluluğunu üstlenme beklentisi veya ebeveyn-çocuk ilişkisinin dinamiklerinden kaynaklanan yoğun korku ve endişe durumu.
Filicide
Bir ebeveynin kendi çocuğunu kasıtlı olarak öldürmesi eylemi.
Phimosis
Penisin sünnet derisinin glans penis (penis başı) üzerinden geriye doğru çekilemeyecek kadar dar olması durumu.
Desertion
Bir bireyin, yasal, mesleki veya askerî yükümlülüklerini geri dönme niyeti olmaksızın kalıcı olarak terk etmesi durumu.
Fistula
İki iç organ arasında ya da bir iç organ ile vücut yüzeyi arasında gelişen anormal tüpsü geçit veya bağlantı.
Physical Dependence
Bir bireyin tekrarlayan madde kullanımına bağlı olarak, madde alımı durdurulduğunda ortaya çıkan nahoş fizyolojik yoksunluk belirtileriyle karakterize bedensel adaptasyon durumu.
Physical Disorder
Doğrudan bilinen bir somatik ya da nörobiyolojik patolojiye dayanan, organik kökenli tıbbi durumların genel tanımı.
Physical Abuse
Bir kişinin bir başkasına karşı kasıtlı olarak sergilediği, bedensel yaralanma, travma veya ölümle sonuçlanabilen saldırgan ve şiddet içeren davranışlar bütünü.
Physical Modality
Vücut yaralanmalarını veya ağrıyı tedavi etmek amacıyla ısı, soğuk, elektrik veya ses dalgaları gibi fiziksel ajanların kullanılmasını içeren terapötik müdahale.
Physical Examination
Bir sağlık profesyonelinin inspeksiyon, palpasyon, perküsyon ve oskültasyon yöntemleriyle bedensel işlevleri değerlendirdiği ve fizyolojik anomalileri taradığı klinik inceleme süreci.
Physiatrics (physiatry) / Physical Medicine And Rehabilitation
🔹 1. (physiatrics (physiatry)): Kas-iskelet sistemi, sinir sistemi ve kardiyopulmoner bozukluklardan kaynaklanan fiziksel ve işlevsel kayıpları restore etmeyi amaçlayan tıbbi uzmanlık dalıdır. 🔹 2. (physical medicine and rehabilitation): Fiziksel bozuklukların ve yetersizliklerin tanı ve konservatif tedavisinde uzmanlaşmış, hastanın işlevselliğini artırmayı hedefleyen tıp dalıdır.
Physiogenic
Fizyolojik bir kökene veya fiziksel bir nedene dayanan bozuklukları veya durumları tanımlamak için kullanılan sıfat.
Physiological Assessment
Vücudun, dokuların veya organların fonksiyonlarının; fiziksel ve kimyasal etkenler ile süreçler göz önüne alınarak sistematik olarak incelenmesi.
Physiological Saline
Memeli hücre dışı sıvısı ile izotonik olan %0.9 ağırlık/hacim oranında sodyum klorür içeren sulu çözeltidir.
Physiognomy
Bir bireyin yüz hatları ve fiziksel görünüşüne bakarak kişilik özelliklerini, karakterini veya gizli eğilimlerini çözme iddiasında bulunan tarihsel ve psödosentifik gelenek.
Physiopathology
Hastalık süreçlerinde ve durumlarında ortaya çıkan fizyolojik bozuklukları, organ sistemlerindeki işlevsel değişiklikleri ve bunların altta yatan mekanizmalarını inceleyen disiplin.
Flagellation
Başka birine veya kendine kırbaçla vurma ya da bu eyleme boyun eğme davranışı olup, dini kefaret veya cinsel uyarılma aracı olarak ortaya çıkabilir.
Phlebotomy / Venesection
🔹 1. (phlebotomy): Tanısal veya terapötik amaçlarla vücuttan, genellikle bir ven veya kateter aracılığıyla negatif basınç uygulanarak kan alınması prosedürü. 🔹 2. (venesection): Tanısal veya terapötik amaçlarla bir damarın cerrahi olarak açılması veya delinmesi yoluyla kan alınması işlemidir.
Flexeril
Siskelet kası spazmlarını tedavi etmek amacıyla kullanılan siklobenzaprin etken maddeli bir kas gevşeticinin ticari adı.
Floccillation
Demans, deliryum veya yüksek ateş durumlarında görülen, hastanın amaçsızca giysilerini veya yatak örtülerini çekiştirmesi ve yolar tarzda tutması halidir.
Fluorescent Treponemal Antibody-absorption Test
Sifiliz (frengi) tanısında kullanılan, hastanın serumundaki spesifik antikorları Treponema pallidum bakterisiyle reaksiyona sokarak floresan mikroskop altında görünür kılan yüksek özgüllüğe sahip bir immünfloresans testidir.
Flotation-rest
Bireyin ışık ve ses gibi dış uyaranlardan arındırılmış yüksek tuz oranlı bir su havuzunda yüzdürülerek duyusal girdilerin minimuma indirildiği bir gevşeme ve terapi yöntemidir.
Date Rape
Kurbanın önceden tanıdığı, arkadaşlık veya romantik bir ilişki içinde olduğu kişi tarafından gerçekleştirilen ve genellikle rıza gösterme kapasitesini engelleyen maddelerin kullanıldığı cinsel saldırı biçimi.
Date-rape Drug
Bir bireyin iradesini kırmak, bilinç veya hafıza kaybı yaratarak cinsel saldırıya karşı savunmasız bırakmak amacıyla gizlice içeceklere karıştırılan psikoaktif maddelerin genel adı.
Fluphenazine
Yüksek potensli tipik bir fenotiyazin antipsikotik ilacı olup, özellikle şizofreni tedavisinde ve uzun etkili depo formülasyonlarıyla klinik pratikte yer bulur.
Flumazenil
Benzodiazepin reseptörlerine bağlanarak bu maddelerin etkilerini ve aşırı doz semptomlarını hızla tersine çeviren, seçici bir $GABA_A$ reseptör antagonistidir.
Flunitrazepam
Şiddetli uykusuzluk tedavisinde ve anestezik premedikasyonda kullanılan, güçlü sedatif, amnezik ve disinhibitör özelliklere sahip bir benzodiazepin türevidir.
Fluoxetine
Seçici serotonin geri alım inhibitörlerinin (SSRI) prototipi olan ve sinaptik aralıktaki serotonin biyoyararlanımını artıran uzun yarı ömürlü bir antidepresan etken maddesidir.
Flurazepam
Uykusuzluğun (insomnia) kısa süreli tedavisinde kullanılan, benzodiazepin türevi sedatif-hipnotik bir ajan.
Fluvoxamine
Güçlü bir seçici serotonin geri alım inhibitörü (SSRI) olup, primer olarak obsesif-kompulsif bozukluk ve sosyal anksiyete bozukluğu tedavisinde endikedir.
-phobia
Belirli nesnelere, durumlara veya bağlamlara karşı gelişen, mantık dışı, aşırı ve sürekli korku ya da kaçınma tepkisi yaratan son ek ve klinik durum.
Phobic Anxiety
Gerçekte çok az tehlike arz eden ya da hiç tehlike barındırmayan belirli nesnelere veya durumlara yöneltilmiş yoğun ve mantık dışı endişe durumu.
Phobic Avoidance
Fobiye sahip bireylerin, korku uyandıran nesnelerden, durumlardan veya ortamlardan aktif ve bilinçli olarak uzak durması durumudur.
Phobic Character
Psikanalitik teoride, temel kaygı ve çatışmalarla başa çıkmak için aşırı veya korku dolu kaçınma stratejilerini sürekli bir kişilik örüntüsü olarak kullanan birey.
Phobic Attitude
Şimdiki zamanın acı veren gerçekliğinden kaçınmak amacıyla geleceğe dair fantezilere sığınma veya deneyimin farkındalığında ve dikkatinde belirgin kesintilerle karakterize edilen davranış örüntüsü.
Phocomelia
Üst veya alt uzuvların proksimal bölümlerinin konjenital olarak eksik olması ve ellerin veya ayakların gövdeye küçük, düzensiz şekilli kemiklerle bağlanması durumu.
Double İnsanity / Folie À Deux
🔹 1. (double insanity): İki ya da daha fazla yakın birey arasında paylaşılan, aynı psikotik sanrıların ve inanç sistemlerinin eş zamanlı görüldüğü klinik bir tablodur. 🔹 2. (folie à deux): Aralarında yakın duygusal bağ bulunan iki kişinin, aynı sanrısal inanç sistemini eşzamanlı olarak paylaşması veya birinden diğerine aktarmasıyla karakterize nadir psikiyatrik sendrom.
Phonasthenia
Aşırı kullanım, genel fiziksel halsizlik veya yaşlılığa bağlı olarak ortaya çıkan ses yorgunluğu durumu.
Phonemic Disorder
Kelimelerin anlamlarını birbirinden ayıran en küçük ses birimleri olan fonemlerin kullanımında ve zihinsel temsilinde ortaya çıkan işlevsel konuşma bozukluğu.
Functional
Bilinen somut bir fizyolojik ya da yapısal bozukluğa dayanmayan, ancak organ veya sistemlerin kullanımında ya da işleyişinde ortaya çıkan bozuklukları veya durumları ifade eden terim.
Functional Pain
Altta yatan somatik, mekanik veya biyokimyasal herhangi bir fizyolojik ya da yapısal neden saptanamayan, ancak hastanın deneyimlediği öznel acı durumu.
Functional Family Therapy
Aile içi etkileşim kalıplarına ve problemli davranışların aile üyelerine sağladığı işlevsel kazançlara odaklanan, özellikle risk altındaki ergenleri ve ailelerini hedef alan kanıta dayalı bir aile terapisi yaklaşımıdır.
Functional Analytic Causal Model (FACM)
Bir bireyin uyumsuz davranışlarını, bu davranışların işlevlerini ve bunları etkileyen değişkenleri görsel olarak sunan vektör diyagramı.
FAP
Danışanın seans içinde sergilediği davranışların bağlamsal ve işlevsel analizine odaklanan, radikal davranışçı kökenli bir çağdaş psikoterapi yaklaşımıdır.
Functional Dyspareunia
Cinsel birleşme sırasında ortaya çıkan, herhangi organik, yapısal veya anatomik bir anormallikle açıklanamayan tekrarlayıcı ve kalıcı genital ağrı durumu.
FES
Felçli veya merkezi sinir sistemi hasarlı bireylerde kas hareketlerini yeniden kazandırmak amacıyla periferik sinirlere düşük enerjili elektrik akımları uygulanması.
Functional Blindness
Görsel sistemin yapısal bütünlüğünü bozacak organik bir patoloji olmaksızın ortaya çıkan, somatizasyon bozukluğunun en sık görülen belirtilerinden biri olan görme kaybı ve bozukluğudur.
Functional Psychosis
Belirgin bir nörolojik veya somatik patoloji saptanamayan, organik kökenli olmayan ciddi psikotik bozuklukları tanımlamak için kullanılan eskimiş bir klinik terimdir.
Functional Deafness
İşitme sisteminde bilinen herhangi bir yapısal veya anatomik anormallik olmaksızın ortaya çıkan işitme kaybı durumu.
Functional Vaginismus
Cinsel birleşmeyi engelleyen, vajinanın dış üçte birlik bölümündeki kasların tekrarlayan ve kalıcı istemsiz spazmlarıyla karakterize cinsel işlev bozukluğu.
Phonopathy
Herhangi bir ses bozukluğunu ifade etmek için kullanılan, günümüzde geçerliliğini yitirmiş (obsolescent) tarihi bir klinik terimdir.
Formication
Cilt üzerinde veya altında böceklerin gezindiğine dair yoğun, rahatsız edici ve gerçek dışı bir dokunsal duyumdur.
Formicophilia
Küçük hayvanların, böceklerin veya salyangozların beden üzerinde gezinmesinden duyulan cinsel ilgi ve haz.
Forceps İnjury
Doğum eylemi sırasında bebeği annenin uterusundan çıkarmak için forseps kullanımına bağlı olarak gelişen geçici veya kalıcı doku ve sinir hasarıdır.
Phosphodiesterase Type 5 İnhibitor (PDE5 İnhibitor)
Siklik GMP'nin yıkımını engelleyerek nitrik oksit aracılı vazodilatasyonu güçlendiren, düz kas gevşemesini ve kan akışını artıran bir ilaç sınıfı.
Photocounseling
Danışanın yaşamına ait fotoğrafların veya dijital görsellerin, içgörü kazandırmak ve terapötik bağı güçlendirmek amacıyla danışmanlık sürecinde aktif olarak kullanılması.
Distorting-photograph Procedure
Bireylerin kendi beden boyutlarını algılama biçimlerini değerlendiren; kişilerin kendi fotoğraflarını gerçek boyutlarının %20 altı veya üstü aralığında ayarlayarak algısal sapmalarını ölçmeyi amaçlayan deneysel bir yöntemdir.
Photocoagulation
Doku içindeki protein maddelerini yoğunlaştırmak ve termal hasar yoluyla hedeflenen alanı koagüle etmek amacıyla lazer veya ksenon ark ışını gibi radyant enerjinin kullanıldığı tıbbi prosedür.
Photomania
Işığa, özellikle güneş ışığına karşı duyulan patolojik ve karşı konulamaz istek, aşırı yönelim durumu.
Photosensitivity
Cildin veya gözlerin güneş ışığına ve diğer ışık kaynaklarına karşı gösterdiği anormal fizyolojik ve immünolojik aşırı duyarlılık durumu.
Phototherapy
Belirli tıbbi durumların ve duygu durum bozukluklarının tedavisinde, hastanın kontrollü olarak ultraviyole, kızılötesi veya yüksek şiddetli yapay ışığa maruz bırakılması yöntemi.
Freebase
Kokain hidroklorürün eter ve amonyak gibi kimyasallarla işlenerek tuz formundan arındırılmış, sigara yoluyla içilmeye uygun yüksek konsantre ve saf alkaloid halidir.
Syphilis
Spiroket bakterisi Treponema pallidum'un yol açtığı; genellikle cinsel yolla bulaşan, tedavi edilmediğinde kardiyovasküler ve merkezi sinir sistemini ilerleyici şekilde tahrip eden sistemik bir enfeksiyondur.
Frenzy
Geçici şiddetli heyecan, zihinsel ajitasyon ve kimi zaman şiddet içeren davranışlarla karakterize taşkınlık durumu.
Freudian Theory Of Personality
Karakter ve kişilik yapısının, erken çocukluk dönemindeki psikoseksüel gelişim evrelerinde yaşanan deneyimlerin ve bu evrelerdeki saplanmaların (fiksasyonların) bir ürünü olduğunu öne süren psikanalitik model.
Freudian Slip
Konuşma, yazı veya eylemlerde meydana gelen, psikanalitik kurama göre bastırılmış bilinçdışı arzuların veya dürtülerin ego savunmalarını delerek açığa çıkmasına neden olan istemsiz hata.
Friedreich’s Ataxia
Omurilik ve çevresel sinirlerin dejenerasyonu sonucu ortaya çıkan, kas koordinasyon kaybı, yürüme güçlüğü ve ilerleyici nörolojik bozukluklarla karakterize kalıtsal bir hastalıktır.
Frigidity
Kadınlarda cinsel isteğin bozulması, cinsel uyarılma yaşayamama veya orgazma ulaşamama durumu; günümüzde bu terim stigmatize edici ve aşağılayıcı kabul edildiği için büyük ölçüde terk edilmiştir.
Frontotemporal Dementia (FTD)
Beynin frontal ve anterior temporal loblarının atrofiye uğramasıyla karakterize, sosyal davranış bozuklukları ve dil işlev kayıplarıyla kendini gösteren nörodejeneratif bir klinik sendromdur.
Frotteurism
Kişinin, rızası olmayan diğer bireylere sürtünerek veya dokunarak cinsel uyarılma ve tatmin elde etmesiyle karakterize bir parafilik bozukluktur.
Fry
PCP (fensiklidin) içeren sıvıya batırıldıktan sonra kurutulup içilen tütün sigarası veya esrar sarmağı.
Frye Test
Amerikan mahkemelerinde bilimsel kanıtların kabul edilebilirliğini belirlemek için kullanılan ve söz konusu delilin ilgili bilim dalında 'genel kabul' görmüş olmasını şart koşan yasal standart.
Phthinoid
Kretschmer tipolojisinde, özellikle düz ve dar bir göğüs kafesi ile gelişmemiş fiziksel yapı ile karakterize edilen astenik büro tipinin bir varyantını tanımlayan sıfat.
Phthisic Type
Tüberküloz gibi yıpratıcı hastalıkların tetiklediği, ince yapılı ve düz göğüslü somatotip formunu tanımlayan tarihsel bir vücut tipi sınıflandırması.
FTS
Gebelik sürecinde anne adayının tütün mamulleri tüketimine bağlı olarak fetüste gelişen fiziksel gelişim geriliği ve sağlık sorunları tablosu.
Full Outline Of Unresponsiveness Score (FOUR)
Beyin hasarı olan hastalarda bilinç düzeyini değerlendirmek için kullanılan, 0 ile 16 arasında puanlanan ve özellikle entübe hastalarda verbal (sözel) yanıt zorunluluğunu ortadan kaldıran klinik derecelendirme ölçeği.
Fulvestrant
Hormon reseptörü pozitif meme kanseri tedavisinde kullanılan, seçici östrojen reseptörü indirgeyici (SERD) sınıfı antineoplastik ajan.
Furor
Aniden ortaya çıkan, mantıksız şiddet eylemlerinin eşlik edebildiği yoğun bir öfke veya taşkınlık patlaması.
Future Shock
Çok hızlı gerçekleşen teknolojik ve toplumsal değişimlerin bireylerde yarattığı kişisel kafa karışıklığı ve sosyal yönelim bozukluğu hali.
Fugue
Bireyin yarı bilinçli bir durumda rutin aktiviteler gerçekleştirdiği ve sonrasında bu döneme ait anıları hatırlayamadığı kısa süreli dissosiyatif durum.
Graefenberg Spot (gräfenberg Spot; G-spot)
Vajinanın ön duvarında, girişten yaklaşık 4 cm içeride yer alan ve uyarılması bazı kadınlarda yüksek düzeyde cinsel haz ile orgazm tetikleyebilen erojen bölge.
Gabapentin
Epilepsi tedavisinde nöbetleri kontrol altına almak ve postherpetik nevralji gibi durumlarla ilişkili nöropatik ağrıyı hafifletmek için reçete edilen bir antikonvülzan ajandır.
GAF Scale
Klinisyenlerin bireyin psikolojik, sosyal ve mesleki işlevsellik düzeyini 1 ile 100 arasında bir süreklilik üzerinde derecelendirmesini sağlayan sayısal bir değerlendirme aracıdır.
Galactorrhea
Emzirme dönemi dışında kadınlarda veya erkeklerde anormal meme sütü salgılanması durumu.
Galactosemia
Vücudun laktozun yapı taşlarından biri olan galaktoz şekerini metabolize edememesiyle karakterize, otozomal resesif geçişli doğumsal metabolizma hatası.
GA
Kumar bağımlılığından kurtulmak isteyen bireylerin karşılıklı destek ve paylaşımla iyileşmesini amaçlayan 12 basamaklı uluslararası bir dayanışma grubu.
Gamblers Anonymous (GA)
Kompülsif kumar davranışından kurtulmayı hedefleyen kişilerin deneyim, güç ve umutlarını paylaştığı, on iki basamaklı programı temel alan karşılıklı destek topluluğu.
Pathological Gambling
Kişisel, mesleki ve finansal yıkımlara yol açmasına rağmen durdurulamayan, kronik ve uyum bozucu bir dürtüsel kumar oynama örüntüsüdür.
Gamete İntrafallopian Transfer (GIFT)
Oositler ve spermlerin laboratuvarda döllenmesi yerine, doğrudan Fallop tüplerine verilerek döllenmenin doğal ortamında gerçekleşmesini sağlayan bir yardımcı üreme tekniğidir.
Gamma-hydroxybutyrate
Merkezi sinir sisteminde hem nörotransmitter hem de psikoaktif ajan olarak işlev gören, endojen olarak üretilen bir yağ asidi türevidir.
Gamonomania
Evlenmeye veya ardı ardına evlilik teklif etmeye yönelik anormal düzeyde güçlü bir arzu ve dürtü ile karakterize psikopatolojik durum.
Gangliosidosis
Sinir sisteminde aşırı gangliosit birikimiyle karakterize, kalıtsal lipid metabolizması bozuklukları grubu.
Ganser Syndrome
Bireyin katlanılamaz bir durumdan kaçınmak için bilinçsizce psikotik tabloyu taklit ettiği ya da disosiyatif bir duruma girdiğiyse, en belirgin özelliği basit sorulara 'yaklaşık cevaplar' vermek olan nadir bir klinik tablodur.
Gardner–diamond Syndrome
Şiddetli duygusal stresin tetiklediği, bireyin kendi kırmızı kan hücrelerine karşı geliştirdiği otoimmün hassasiyet sonucu deride kendiliğinden ve ağrılı morlukların (ekimoz) oluştuğu nadir bir klinik tablodur.
Gargoylism
Hurler sendromuna sahip bireylerde görülen, iskelet ve yüz deformasyonlarıyla karakterize tipik dismorfik görünüm.
Gaslight
Bir bireyin algılarını, anılarını veya olayları anlamlandırma biçimini sistematik olarak manipüle ederek kendi akıl sağlığından ve gerçeklik algısından şüphe etmesine yol açan psikolojik taciz biçimi.
Gastroduodenal Ulceration
Mide ve on iki parmak bağırsağı mukoza tabakasının hidroklorik asit ve pepsin enzimi tarafından hasara uğratılmasıyla karakterize, mukozal bütünlüğün kaybı durumu.
Gastroenteritis
Mide ve ince bağırsak mukozasının enflamasyonu olup, enfeksiyöz, toksik veya psikolojik etkenlerle tetiklenebilen bulantı, kusma ve ishal tablosudur.
Gastrointestinal Problems
Gastrointestinal sistemin motilite, salgı veya emilim bozukluklarıyla karakterize olan, ishal, kolit, disfaji ve peptik ülser gibi klinik bulgularla seyreden işlevsel ve organik disfonksiyonlar bütünü.
Gatekeeper
Sağlık hizmetleri sisteminde hastaların uzman hekimlere erişimini ve ileri düzey tetkiklerini denetleyen ve onay veren birincil bakım sağlayıcısı.
Fetation / Pregnancy
🔹 1. (fetation): Döllenmiş yumurtanın rahim içindeki gelişim süreci olup, klinik psikoloji ve gelişim psikolojisinde prenatal dönemin temelini oluşturur. 🔹 2. (pregnancy): Döllenmeden doğuma kadar geçen ortalama 266 günlük süreçte, gelişmekte olan bir embriyo veya fetüsün maternal organizma içinde barındığı fizyolojik durum.
Abortion
Embriyo veya fetüsün bağımsız olarak hayatta kalabilme kapasitesine erişmeden önce rahimden, kendiliğinden ya da yapay müdahalelerle dışarı atılması süreci.
Toxemia Of Pregnancy
Gebeliğin son üç ayında ortaya çıkabilen; ödem, hipertansiyon ve proteinüri ile karakterize bir klinik sendromdur.
Small For Gestational Age (SGA)
Cinsiyeti ve gebelik yaşına göre beklenen 10. persentilin altında ağırlıkla doğan yenidoğan bebek.
Night Hospital
Hastaların psikiyatrik bakım ve gözetim amacıyla geceleri klinikte kaldığı, gündüzleri ise toplumsal yaşamlarına ve rutinlerine devam ettiği kısmi yatarak tedavi birimidir.
Night-eating Syndrome
En az üç ay süren; insomnia (uykusuzluk), gece aşırı yeme (nocturnal hyperphagia) ve sabah iştahsızlığı (morning anorexia) üçlüsüyle karakterize bir yeme bozukluğudur.
Delayed Posttraumatic Stress Disorder
Travmatik olay ile semptomların ilk ortaya çıkışı arasında en az 6 aylık birlatent (gizil) sürenin geçtiği travma sonrası stres bozukluğu alt türüdür.
Male Orgasmic Disorder
Yeterli cinsel uyarım ve arzuya rağmen erkek orgazmının sürekli veya yineliyeci bir şekilde gecikmesi ya da hiç gerçekleşmemesi durumu.
Delayed Effect
Bir olayın ya da etmenin neden olduğu sonucun, aradan belirli bir zaman geçtikten sonra gözlemlenmesi durumu.
Delayed-type Hypersensitivity (DTH)
Antantene maruz kaldıktan sonra gelişmesi 48 ila 72 saat süren, antikorlar yerine T hücreleri ve makrofajların aracılık ettiği hücresel bağışıklık yanıtı.
Delayed Sleep Phase Disorder
Bireyin uyku-uyanıklık döngüsünün istenen veya toplumsal olarak kabul gören saatlere göre kronik olarak birkaç saat gecikmesiyle karakterize sirkadiyen ritim uyku bozukluğu.
Late Paraphrenia
Altmış yaş ve sonrasında ortaya çıkan, genellikle entelektüel yıkım eşlik etmeyen sanrılı bozuklukları tanımlamakta kullanılan klinik bir tanı kategorisidir.
Late-onset Schizophrenia
Orta yaş sonrasında, tipik olarak 45 yaşından sonra ortaya çıkan ve erken başlangıçlı formuna kıyasla daha yoğun pozitif belirtilerle seyreden psikotik bir durum.
Delayed Ejaculation
Erkek cinsel yanıt döngüsünde, yeterli cinsel uyarılmaya rağmen orgazmın aşırı derecede gecikmesi veya hiç gerçekleşmemesi durumudur.
Tardive Dysmentia
Uzun süreli antipsikotik ilaç kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan; duygu durum, sosyal davranış, aktivite düzeyi ve düşünce süreçlerinde bozulmalarla karakterize iatrojenik bir davranış bozukluğudur.
Transient Global Amnesia (TGA)
Genellikle 24 saat içinde tamamen iyileşen, diğer nörolojik bulguların eşlik etmediği, ani başlangıçlı ve geçici bellek kaybı tablosudur.
Transient Tic Disorder
En az 4 hafta, en fazla 1 yıl süreyle günde birçok kez tekrarlayan, bir veya daha fazla motor ya da vokal tikin varlığıyla karakterize klinik durum.
Temporary Commitment
Akıl bozukluğu bulunan bir bireyin, sınırlı bir gözlem veya tedavi süresi boyunca acil olarak rızası dışında hastaneye yatırılması.
Transience
Her türlü deneyim, nesne veya ilişkinin kalıcı olmadığını kavrama halinin doğurduğu, kaçınılmaz bir kayıp beklentisi ve geçicilik hissi.
Permeable Family
Geleneksel çekirdek ailenin katı sınırlarının esnediği; boşanma, yeniden evlenme, birliktelikler ve değişen toplumsal rollerle şekillenen akışkan bir aile yapısı.
Transitional Object
Çocuğun anneden ayrılma kaygısını hafifletmek ve güven hissi sağlamak için, özellikle uykuya geçiş süreçlerinde spontane olarak benimsediği pelüş oyuncak veya battaniye gibi özel nesneler.
Transitional Employment
Engelli veya dezavantajlı bireylerin rekabetçi iş gücü piyasasına kalıcı olarak katılabilmeleri için beceri ve deneyim kazanmalarını sağlayan geçici, giriş düzeyindeki mesleki rehabilitasyon programıdır.
Transitional Living
Psikiyatrik veya nörolojik bozuklukları olan bireylerin, hastane ortamının bağımlılığından tam bağımsız yaşama geçiş sürecinde desteklendiği denetimli konut düzenlemesidir.
Transitional Phenomenon
Bireyin içsel öznel dünyası ile dışsal nesnel gerçeklik arasındaki ilişkiyi köprüleyen, ilk kez Donald Winnicott tarafından tanımlanan zihinsel ve deneyimsel alan.
Gateway Drug
Daha tehlikeli ve bağımlılık potansiyeli yüksek maddelerin kullanımına zemin hazırladığına inanılan başlangıç maddesi.
Flashback
Travmatik bir olayın veya psikoaktif madde deneyiminin, aradan uzun zaman geçmesine rağmen çevresel tetikleyicilerle zihinde sanki şu anda yaşanıyormuşçasına canlı ve istemsiz bir şekilde yeniden tecrübe edilmesi.
Past-pointing
Bireyin gözleri kapalı şekilde belirli bir noktaya parmağıyla dokunması istendiğinde, parmağın hedef noktanın yanına veya ötesine sapması durumu.
Nontraditional Marriage
Bir toplumun egemen evlilik normlarından ve rollerinden sapma gösteren, taraflar arası cinsel veya yapısal anlaşmalar içerebilen evlilik biçimlerini tanımlayan çatı kavram.
Traditional Healer
Kültürel kökenli bilgi sistemleri ve toplumsal iyileştirme geleneklerine dayalı bakım sağlayan uygulayıcı.
Growth Group
Bireysel üyelerin kişisel farkındalıklarını, potansiyellerini ve psikolojik olgunlaşmalarını artırmayı hedefleyen yapılandırılmış etkileşim grubu.
Growth Principle
Baskı ve çarpıtmadan uzak bir ortamda, bireyin yaratıcı ve bütünleştirici güçlerinin daha eksiksiz bir uyuma, kavrayışa, özsaygıya ve potansiyelin gerçekleştirilmesine öncülük edeceği yönündeki hümanist varsayım.
Developmental Aphasia
Çocukluk çağında, bilinen herhangi bir nörolojik hasar, işitme kaybı veya zeka geriliği olmaksızın ortaya çıkan, dil ediniminde ve gelişiminde yaşanan kalıcı bozukluk.
Developmental Anomaly
Organizmanın prenatal (doğum öncesi) gelişimi sırasında ortaya çıkan, yapısal veya işlevsel sapmalarla karakterize durum.
Developmental Articulation Disorder
Çocukluk çağında fonemlerin fiziksel üretiminde görülen, nöromotor koordinasyon eksikliklerine veya anatomik gelişim gecikmelerine bağlı kalıcı sesletim hataları.
Developmental Assessment
Bir çocuğun fiziksel, bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim düzeyinin, standartlaştırılmış özel ölçekler aracılığıyla sistematik olarak incelenmesi sürecidir.
Developmental Language Disorder
Çocukluk çağında başlayan ve okul yıllarında de devam eden, herhangi bir nörolojik, işitsel veya zihinsel engelle açıklanamayan kalıcı dil edinimi ve kullanım güçlüğüdür.
Developmental Delay / Maturational Lag
🔹 1. (developmental delay): Bir çocuğun gelişimsel basamaklara ulaşma yaşındaki veya iletişim, sosyal ve günlük yaşam becerilerindeki anlamlı gecikme durumudur. 🔹 2. (maturational lag): Nörolojik gelişimin bazı veçhelerinde görülen, bilişsel, algısal ve davranışsal işlevleri etkileyebilen yavaşlama veya gecikme durumu.
Developmental Retardation
Bireyin entelektüel, motor, algısal, dilsel veya sosyal alanların herhangi birinde ya da tamamında normal yaş beklentilerinin belirgin şekilde gerisinde kalması durumu.
Developmental Coordination Disorder
Bireyin kronolojik yaşına ve zeka düzeyine kıyasla motor koordinasyon becerilerinde belirgin gerilik ve aksama ile karakterize edilen nörogelişimsel bir bozukluktur.
Developmental Crisis / Maturational Crisis
🔹 1. (developmental crisis): Bireyin yaşam döngüsü boyunca bir gelişim evresinden diğerine geçerken karşılaştığı, normal ve öngörülebilir adaptasyon zorluklarını içeren psikolojik dönüm noktası. 🔹 2. (maturational crisis): Evlilik, emeklilik veya ebeveynlik gibi tipik gelişim seyri içerisinde karşılaşılan, bireyin psikolojik, davranışsal ve adaptif mekanizmalarında köklü ayarlamalar yapmasını zorunlu kılan yaşam değiştirici olay.
Developmental Reading Disorder
Bireyin zeka düzeyi, görme keskinliği ve aldığı eğitim olanakları normal olmasına rağmen, okuma becerilerini edinmede yaşadığı nörogelişimsel zorluk.
Developmental Psychopathology
Psikolojik bozuklukların kökenini ve gelişim seyrini, tipik insan büyüme ve olgunlaşma süreçleriyle bütüncül bir yaşam boyu perspektifinde inceleyen bilim dalıdır.
Developmental Therapy
Çocuk ve ergenlerdeki duygusal, sosyal veya davranışsal sorunları aşmak amacıyla basamaklandırılmış deneyimler dizisi kullanan yapılandırılmış bir müdahale yöntemidir.
Developmental Trauma Disorder (DTD)
Erken yaşam döneminde yaşanan yineleyici kişilerarası travmaların (istismar, ihmal, terk edilme) çocukların duygusal, bilişsel ve psikobiyolojik işlevselliğinde yarattığı, mevcut travma tanılarıyla tam olarak karşılanamayan çok boyutlu örselenme tablosudur.
Developmental-behavioral Pediatrics
Çocukların ve ergenlerin fiziksel, motor, bilişsel, dil ve sosyal-duygusal gelişim süreçlerini, davranışsal uyum problemleriyle birlikte bütüncül olarak inceleyen ve yöneten pediatri alt dalı.
Developmental Disability
Yetişkinlik dönemi öncesinde ortaya çıkan, bilişsel veya fiziksel bozukluklara bağlı olarak yaşam boyu süren ve işlevsel sınırlamalara yol açan kronik durumlar bütünü.
Developmental Orientation
Hizmet planlama süreçlerinde, engelli gençlerin eksikliklerine değil; yeteneklerine, güçlü yönlerine ve tipik gelişim gösteren akranlarının edinimleriyle performans düzeylerine odaklanan normatif yaklaşım.
Failure To Thrive (FTT)
Bebek ve küçük çocuklarda boy ve kilo artışının yaşa göre anlamlı düzeyde yetersiz kalmasıyla karakterize, çok etkenli bir gelişimsel duraksama tablosudur.
Gemeinschaftsgefühl
Bireyin insanlığın bütünüyle bağ kurma, başkalarının refahını gözetme ve sosyal bütünleşme kapasitesini ifade eden Adlerçi psikoloji kavramı.
Juvenile Delinquency
Reşit olma yaşının altındaki bireylerin, yetişkinler tarafından işlendiğinde suç teşkil edecek yasa dışı ve antisosyal eylemlerde bulunma durumu.
Youth Counseling
Ergenlik veya hemen öncesindeki dönemde bulunan bireylere akademik, ailesel, cinsel kimlik ve akran ilişkileri gibi konularda rehberlik, bilgi ve psikolojik destek sağlayan profesyonel müdahale sürecidir.
Gender Fluid
Bireyin sabit bir sosyal cinsiyet kimliğine bağlı kalmayarak, zaman içinde farklı cinsiyetler arasında geçiş yapması durumu.
General Neurotic Syndrome
Anksiyete, depresyon ve kişilik bozukluğu belirtilerinin tek bir çatı altında birleştiği, yüksek düzeyde olumsuz duygulanım ile karakterize klinik sınıflandırma.
General Health Questionnaire (GHQ)
Toplum ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde psikiyatrik bozuklukları taramak ve tarama dışı bırakmak amacıyla geliştirilmiş, çoklu versiyonlara sahip öz-bildirim ölçeğidir.
General Systems Theory
Olguları ve varlıkları indirgemeci yaklaşımlar yerine, karşılıklı etkileşim içindeki ögelerden oluşan organize bir bütün olarak inceleyen disiplinlerarası kuramsal çerçevedir.
General Medical Condition
Bilinen somatik kökenleri olan ve gözlemlenebilir psikopatolojiye yol açabilen tıbbi bozuklukları tanımlayan tanısal üst kategori.
General Paresis
Beynin ilerleyici nörosifilitik enfeksiyonuyla ilişkili, tedavi edilmediğinde demans, paralizi ve nihayetinde vejetatif duruma yol açan geç evre sifiliz tablosu.
Genetic Information Nondiscrimination Act (GINA)
Bireylerin genetik test sonuçları nedeniyle sağlık sigortası ve işe alım süreçlerinde ayrımcılığa uğramasını federal düzeyde yasaklayan 2008 tarihli ABD yasası.
Genetic Counseling
Bireylerin ve ailelerin kalıtsal hastalık risklerini, genetik test sonuçlarını ve bu süreçlerin psikolojik etkilerini anlamalarını sağlayan interaktif bir rehberlik ve eğitim sürecidir.
Genetic Testing
Kalıtsal durumları, taşıyıcılığı veya belirli hastalıklara yatkınlığı belirlemek amacıyla bir bireyin DNA, RNA, kromozom, protein veya metabolitlerinin analiz edilme süreci.
GP
Genel tıp uygulamaları alanında çalışan ve her yaştan hastaya birinci basamak sağlık hizmeti sunan aile hekimi veya pratisyen hekim.
Wide Range Achievement Test (WRAT)
Okuma, yazım ve aritmetik becerilerini hızlı ve standart bir şekilde değerlendirmek için kullanılan psikometrik başarı testidir.
Expansive Mood
Bireyin benlik saygısında aşırı artış, büyüklük düşünceleri (grandiyozite) ve sınırları ihlal eden bir taşkınlıkla karakterize, taşkın ve taçlandırılmış duygu durum hali.
Extended-family Therapy
Sadece çekirdek aileyi değil; büyükanaba, büyükbaba, teyze, amca, dayı ve kuzenler gibi geniş aile üyelerini de sürece dahil eden çok kuşaklı bir grup terapisi yaklaşımıdır.
ECF
Akut hastane tedavisinin ardından uzun süreli tıbbi bakım, rehabilitasyon ve gözetim gerektiren hastalar için tasarlanmış yatılı sağlık kuruluşu.
Extended Suicide
Failin, kendi intihar sürecinin bir parçası olarak, genellikle kimliğinin veya genişletilmiş benliğinin bir uzantısı olarak algıladığı kişileri öldürdükten sonra kendi yaşamına son vermesiyle karakterize cinayet-intihar vakası.
Expansive Delusion
Bireyin olağanüstü güç, zenginlik, yetenek, statü veya tanrısal bir kimliğe sahip olduğuna dair gerçeği değerlendirme yetisinin bozulmasıyla ortaya çıkan inanç sistemi.
Genital
Üreme organları ile ilgili veya bunlara ait olan yapıları ve durumları tanımlayan anatomik ve fizyolojik sıfat.
Genital Disorder
Genital organları etkileyen; konjenital, enfeksiyon kaynaklı, cinsel yolla bulaşan veya travmatik kökenli her türlü olumsuz tıbbi durum.
Genital Zone
Erotik veya cinsel duyumlar üretme kapasitesine sahip dış üreme organları ve bu organların komşu alanlarının tamamı.
Genital Stage
Klasik psikanalitik kuramda ergenlikle birlikte başlayan ve cinsel enerjinin üreme organlarına ve olgun cinsel ilişkilere yöneldiği son psikoseksüel gelişim evresi.
Genital Herpes
Genellikle herpes simpleks virüsü tip 2 (HSV-2) kaynaklı, genital bölgeyi etkileyen ve kronik seyir gösteren viral bir enfeksiyondur.
Genital Personality
Klasik psikanalitik kurama göre, psikoseksüel gelişim evrelerinin son aşamasında ortaya çıkan, Odipus kompleksinin çözümlendiği ve olgun cinsellik ile karşılıklı tatminin hedeflendiği erişkin kişilik yapısıdır.
Genital Mutilation
Dış genital organların kültürel, ritüelistik veya psikopatolojik nedenlerle tahrip edilmesi ya da fiziksel olarak modifiye edilmesidir.
Genital Love
Klasik psikanalitik kuramda, psikoseksüel gelişimin genital evresinde ulaşılan, nesne yönelimli ve olgun başkası sevgisi biçimi.
Genitality
Ergenlik dönemiyle birlikte olgunlaşan, genital organlarda erotik haz deneyimleme ve bunu yetişkin cinselliğiyle bütünleştirme kapasitesi.
Genogram
Bireylerin soy kütüğü bilgilerini, tıbbi geçmişlerini ve aile üyeleri arasındaki karmaşık psikososyal ilişkileri sembolik olarak gösteren ayrıntılı bir aile diyagramıdır.
Geodon
Ziprasidon etken maddeli, atipik (ikinci nesil) antipsikotik ilaçların tescilli ticari adı.
Real
Fransız psikanalist Jacques Lacan'ın teorisinde, simgeleştirilemeyen, dille ifade edilemeyen ve öznelerin tamamen erişemediği, doğanın ve mutlak gerçekliğin alanı.
Actual Self / Real Self / True Self
🔹 1. (actual self): Bireyin idealize edilmiş veya çarpıtılmış benlik tasarımlarının aksine, belirli bir zamanda var olduğu şekliyle deneyimlediği otantik özüdür. 🔹 2. (real self): Bireyin doğuştan gelen gerçek arzularını, duygularını ve sürekli gelişim potansiyelini içeren öznel kimlik çekirdeği. 🔹 3. (true self): Bireyin potansiyellerinin ideal sosyal koşullar altında gelişebilen, dış baskılardan bağımsız özgün ve otantik özü.
Real-life Test
Cinsiyet uyum operasyonu geçirmek isteyen bireylerin, ameliyat öncesinde kimliklerinde hedeflenen cinsiyetle sosyal ve kamusal alanda 1 ila 2 yıl boyunca yaşamalarını zorunlu kılan klinik değerlendirme süreci.
Real–ideal Self Congruence
Bir bireyin sahip olduğu gerçek benlik algısı ile olmak istediği ideal benlik tasarımı arasındaki örtüşme derecesidir.
Realistic Anxiety
Gerçek dünyadaki tanımlanabilir bir tehdit veya tehlikeye karşı gelişen, bireyi zarardan korumak için kaynakları harekete geçiren normal ve adaptif bir tepki.
Derealization
Bireyin dış dünyayı ve çevresini yabancı, yapay, sisli veya rüyadaymış gibi gerçek dışı algılamasıyla karakterize dissosiyatif bir durum.
Fulfillment Model
Bireyin temel davranış motivasyonunun, doğuştan gelen potansiyelini gerçekleştirme ve kendini tamamlama dürtüsü olduğunu savunan kişilik kuramı.
Flight İnto Reality
Tehdit edici durumlardan veya acı verici düşüncelerden kaçınmak amacıyla bireyin aşırı iş ve aktivite yüklenmesiyle kendini gösteren bilinçdışı savunma tepkisi.
Reality
Zihinsel algı ve tasarımlardan bağımsız olarak sahici biçimde var olan her şeyin bütünlüğü.
Reality Awareness
Dışsal nesnelerin benlikten ve birbirlerinden ayrı varlıklar olarak algılanması durumu; gerçeklik teması.
Feeling Of Reality
Çevrenin ve dış dünyanın sahici, somut ve varoluşsal olarak gerçek olduğu yönündeki temel duyusal ve bilişsel algı.
Reality Principle
Klasik psikoanalitik kuramda, dış dünyanın kısıtlamalarını dikkate alarak içgüdüsel doyumun ertelenmesini veya uyarlanmasını sağlayan ego denetim mekanizmasıdır.
Bridge To Reality
Psikiyatrik kurumlardaki kronik veya geri çekilmiş hastaların dış dünya ile bağ kurmasını sağlamak amacıyla kullanılan yapılandırılmış etkileşim tekniği.
Reality Testing
Bireyin içsel fantezileri ile dışsal nesnel gerçekliği ayırt etme, ben ile ben-olmayanı sınırlandırma kapasitesidir.
Reality Therapy
Bireylerin etkisiz davranışlarına odaklanan, gerçekliğin stresleriyle başa çıkma becerilerini geliştirmeyi ve temel ihtiyaçların karşılanmasında sorumluluk almayı hedefleyen kısa süreli bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Reality Orientation
Bilişsel işlev yitimine uğramış bireylerin zaman, mekan ve kişi farkındalığını artırmak amacıyla kullanılan sistematik bir klinik rehabilitasyon müdahalesidir.
Reality Confrontation
Terapistin, hastanın olayları veya başkalarının niyetlerini yanlış yapılandırmış olabileceği olasılığını açıkça dile getirdiği klinik müdahale.
Escape From Reality / Flight From Reality
🔹 1. (escape from reality): Günlük yaşamın çatışmalarından ve çözülemeyen problemlerden kurtulmak amacıyla fantezi ve düş kurma süreçlerine sığınmayı içeren savunma mekanizması. 🔹 2. (flight from reality): Anksiyete yaratan durumlara karşı bilinçdışı bir savunma olarak eylemsizliğe, soyutlanmaya veya fanteziye çekilmeyi içeren defansif bir tepki.
Justification
Etik, epistemoloji ve klinik psikolojide eylemlerin, inançların veya duyguların doğruluğunu savunma ve temellendirme süreci.
Challenge For Cause
Voir dire (jüri seçim süreci) aşamasında, aday bir jüri üyesinin tarafsızlık şüphesi yaratan somut bir neden dolayısıyla davadan çıkarılması yönündeki hukuki talep.
Tense
Fizyolojik veya psikolojik düzeyde artmış sempatik sinir sistemi aktivitesiyle karakterize, kas tonusunda yükselme ve huzursuzluk durumu.
Tension Reduction
Fizyolojik veya psikolojik düzeydeki uyarılmışlık ve gerginlik hissinin çeşitli somatik ya da zihinsel müdahalelerle hafifletilmesi.
Reuptake İnhibitor
Nörotransmitterlerin salındıkları presinaptik nöronlar tarafından yeniden emilimini (geri alımını) engelleyerek sinaptik aralıktaki kimyasal konsantrasyonlarını artıran farmakolojik ajan.
Recall Bias
Bireylerin geçmişteki olayları veya davranışları rapor ederken anısal belleklerindeki sistematik eksiklikler veya çarpıtmalar nedeniyle gerçeği yansıtamayan veri sunması.
Reversible Dementia
Yaşlı bireylerde depresyon, madde kullanımı, normal basınçlı hidrosefali, tiroid disfonksiyonu ve B12 vitamini eksikliği gibi nörolojik olmayan tıbbi durumların tetiklediği, altta yatan nedenin tedavisiyle kısmen veya tamamen iyileşebilen bilişsel işlev bozukluğudur.
Recovered Memory Therapy
Danışanın çocukluk dönemine ait bastırılmış veya unutulmuş travmatik anılarını; hipnoz ve rehberli imgeleme gibi teknikler kullanarak ortaya çıkarmayı amaçlayan tartışmalı bir psikoterapi biçimidir.
Geriatrics
İleri yaş grubundaki bireylerin fizyolojik, psikolojik ve sosyal sağlık sorunlarının tanı, tedavi ve önlenmesiyle ilgilenen tıp ve gerontoloji alt dalıdır.
Geriatric Disorder
Genellikle ancak münhasıran olmamak kaydıyla yaşlı bireylerde sıklıkla görülen herhangi bir kronik durum veya hastalık.
Geriatric Assessment
İleri yaştaki bireylerin tıbbi geçmişini, fiziksel ve ruhsal sağlığını, işlevsel ve bilişsel kapasitesini ve psiko-sosyal stres etkenlerini inceleyen çok disiplinli değerlendirme süreci.
GDS
Yaşlı popülasyonda depresyon belirtilerini taramak ve tarama sonucunda semptom şiddetini değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş, somatik yakınlıkları minimuma indiren öz-bildirim ölçeğidir.
Geriatric Depression Scale (GDS)
65 yaş ve üzeri bireylerde yaşlılığa özgü somatik belirtileri dışarıda bırakarak depresyon semptomlarını değerlendiren 30 maddelik öz bildirim ölçeği.
Geriatric Psychopharmacology
İleri yaştaki bireylerde psikoaktif ajanların kullanımını, yanıt mekanizmalarını, farmakokinetik ve farmakodinamik değişimleri inceleyen alt dal.
Geriatric Psychotherapy
Yaşlı yetişkinlerin ruhsal bozukluklarını tedavi etmek amacıyla uygulanan, yaşa ve kuşak dinamiklerine özel olarak uyarlanmış konuşma terapisi yaklaşımıdır.
Geriatric Rehabilitation
Yaşlı bireylerin geçirdikleri hastalık veya yaralanma sonrasında kaybettikleri bağımsızlık ve işlevsel yeteneklerini somatik ve mesleki terapilerle mümkün olan en üst düzeye çıkarma sürecidir.
Geriatric Screening
Yaşlı yetişkinlerin fiziksel muayene, psikolojik değerlendirme ve finansal danışmanlık gibi çok yönlü ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sağlık kuruluşları tarafından yürütülen sistematik bir değerlendirme programıdır.
Geriatrician
Yaşlı yetişkinlerin biyopsikososyal bakımı, tedavisi ve yaşlılık dönemi sağlık yönetimi konusunda uzmanlaşmış hekim veya klinisyen.
Feedback
Bir sistemin ya da organizmanın çıktısının, girdi mekanizmasını etkilemek ve performansı optimize etmek amacıyla tekrar sisteme bilgi olarak dönmesi süreci.
Tension
Fiziksel ve psikolojik zorlanmanın eşlik ettiği, rahatsızlık, huzursuzluk ve bu baskıyı eylem ya da ifade yoluyla hafifletme dürtüsü yaratan durum.
Tension Headache
Akut veya uzun süreli duygusal ve fiziksel zorlanma sonucunda ortaya çıkan, boyun kaslarında ağrılı kasılmaların eşlik ettiği en yaygın primer baş ağrısı türü.
Gerophilia
Cinsel yönelimin kendisinden yaşça çok büyük bireylere yönelik olması durumu.
Geront- (gero-)
Yaşlılık, yaşlı insan veya yaşlanma süreçlerini ifade etmek amacıyla bileşik kelimelerin başında kullanılan önek kökü.
Gerontology
İleri yetişkinlik dönemini ve yaşlanma sürecini biyolojik, psikolojik ve sosyolojik boyutlarıyla ele alan interdisipliner bilim dalıdır.
Geropsychology
Yaşlı yetişkinlerin ruh sağlığını iyileştirmeye ve yaşam kalitesini artırmaya odaklanan psikoloji uzmanlık dalı.
Gestalt Therapy
Geçmişin deşifresinden ziyade, bireyin 'şimdi ve burada' (here and now) deneyimlediği bütünsel farkındalığa, çevreyle temasına ve sorumluluk almasına odaklanan hümanist-varoluşçu bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Gestational Diabetes
Daha önce diyabet tanısı almamış bir kadında, gebeliğin genellikle 24. haftasından sonra ortaya çıkan ve glukoz intoleransı ile karakterize metabolik bir durumdur.
Relaxation
Yoğunluk, enerji veya gerginliğin azalmasıyla zihinde ve bedende ortaya çıkan dinginlik hali ile kasların kasılma periyodunun ardından dinlenme durumuna dönmesi.
Relaxation Technique
Bireyde sakinlik halini artırmak, stres, kaygı, ağrı ve öfke düzeylerini azaltmak amacıyla uygulanan her türlü terapötik yöntem veya süreç.
Relaxation Therapy
Duygusal gerilimi ve somatik uyarılmışlığı azaltmak amacıyla çeşitli kas gevşetme ve zihinsel odaklanma tekniklerinin sistematik olarak uygulanmasıdır.
Gay-related İmmune Deficiency
HIV/AIDS salgınının ilk evrelerinde, hastalığın yalnızca eşcinsel ve biseksüel erkeklerde görüldüğü yönündeki hatalı varsayımla kullanılan başlangıçtaki yanıltıcı terim.
GHB
Merkezi sinir sistemini baskılayan, hem tıbbi tedavilerde kullanılan hem de kötüye kullanım potansiyeli yüksek olan güçlü bir sedatif ve GABA metaboliti.
Gheel Colony
Ağır ruhsal rahatsızlığı olan bireylerin ayrı evlerde barındırıldığı ve çeşitli işlerde istihdam edildiği, 13. yüzyıla uzanan tarihi Belçika sığınak kasabası ve topluluk temelli bakım modeli.
GIFT
Oositlerin ve spermlerin laboratuvarda birleştirilmek yerine doğrudan laparoskopik yöntemle kadının fallop tüplerine verildiği bir yardımcı üreme teknolojisi prosedürüdür.
Gigantism
Çocukluk çağında hipofiz bezinden aşırı büyüme hormonu salgılanması sonucu ortaya çıkan anormal derecede büyük vücut boyutu.
Gigolo
Kadın bir müşteriye sosyal refakatçilik yapan, eskortluk sağlayan veya cinsel hizmetlerde bulunan ve bu karşılıkta maddi destek gören erkek.
Gindler Method
Kişisel gelişimi desteklemek ve duyusal farkındalığı artırmak amacıyla nefes, nazik dokunuş ve postür egzersizlerini içeren somatik bir uygulamadır.
Gynemimetophilia
Erkeklerin kadın kıyafetleri giymesi ve kadın rollerini üstlenmesi durumuna karşı duyulan cinsel ilgi ve uyarılma hali.
Ginseng
Panax cinsine ait bitkilerin köklerinden elde edilen, geleneksel Asya tıbbında afrodizyak ve adaptojen olarak kullanılan, ancak klinik etkinliği tartışmalı olan bitkisel bir maddedir.
Vestured Genital Apposition
Katılımcıların giysileri üzerindeyken genital bölgelerini birbirine temas ettirerek sürtünme ve itme hareketleriyle cinsel birleşmeyi simüle ettikleri seksüel aktivite.
Latency Stage
Klasik psikanalitik kurama göre, Oedipus kompleksinin çözülmesinden ergenliğe kadar süren, cinsel enerjinin ve ilginin bastırılarak sosyal becerilere ve hemcinslerle ilişkilere kanalize edildiği dördüncü psikoseksüel gelişim evresi.
Latent Content
Rüyaların, fantezilerin veya her türlü iletinin yüzeyde görünen kısmının ardında yatan, bilinçdışı arzuları, dürtüleri ve çatışmaları barındıran örtük anlam katmanı.
Latent Homosexuality
Açıkça ifade edilmeyen, bireyin kendisi tarafından genellikle fark edilmeyen veya aktif olarak reddedilen (bastırılan) aynı cinsten çekim.
Covert Conditioning
Bireyin hayal gücünü kullanarak gözlemlenemeyen zihinsel süreçler üzerinden davranış değiştirmesini hedefleyen ve öğrenme ilkelerine dayanan bir davranış terapisi tekniğidir.
Stealth Juror
Voir dire (jüri seçim ve sorgulama) sürecinde, dava sonucunu kasıtlı olarak manipüle etme, şöhret kazanma veya finansal çıkar sağlama amacıyla kişisel önyargılarını hakimden ve avukatlardan bilinçli olarak saklayan jüri üyesidir.
Confidentiality
Ruh sağlığı ve tıp uzmanlarının, değerlendirme, tanılama ve tedavi süreçlerinde hastanın kimliğini, tıbbi durumunu ve paylaşılan verileri üçüncü taraflara karşı koruma yükümlülüğünü belirten mesleki etik ilke.
GCS
Travmatik beyin hasarı geçiren veya akut bilinç kaybı yaşayan bireylerin nörolojik durumunu ve bilinç düzeyini değerlendirmek için kullanılan standart klinik derecelendirme ölçeği.
Globus Pharyngeus
Boğazda tıbbi bir neden olmaksızın bir kitle, hap veya yabancı cisim takıldığı hissedilmesine rağmen yutkunmanın fiziksel olarak normal gerçekleştiği somatik durum.
Glossodynia
Herhangi bir gözlenebilir lezyon veya somatik patoloji olmaksızın, dilde ve yanak mukozasında ortaya çıkan kronik ağrı veya yanma hissi.
Glossosynthesis
Bireyin herhangi bir anlamsal karşılığı olmayan, tamamen uydurma ve kurmaca sözcükler üretmesi durumu.
Glottal
Ses tellerinin bulunduğu glottis bölgesiyle ilgili olan veya bu bölgede daralma yoluyla üretilen ses birimi.
Glue Sniffing
Uyarıcı ve öforik etkiler elde etmek amacıyla plastik model yapıştırıcıları gibi belirli yapıştırıcıların dumanının solunmasıyla karakterize edilen bir madde kötüye kullanım biçimidir.
Glutethimide
1950'lerin başlarında barbitüratlara alternatif olarak piyasaya sürülen, kimyasal olarak benzer ancak klinik açıdan hiçbir üstünlük sunmayan nonbarbitürat sedatif ajandır.
Gnothi Se Auton
Antik Delphi'deki Apollo Tapınağı'nın alınlığında yer alan ve modern psikolojinin nihai hedefi olan 'kendini bil' ilkesi.
Go-around
Grup psikoterapisinde, tüm katılımcıların sırayla belirli bir uyarıcıya, temaya veya diğer bir üyeye tepki vermesini zorunlu kılan yapılandırılmış etkileşim tekniği.
Golem
Orta Çağ Yahudi folklorunda kilden veya cansız maddelerden yaratılan, iradesi ve konuşma yetisi bulunmayan yapay hizmetkar varlık; modern psikolojide ise düşüncesiz, hantal otomat veya beklentileri yansıtan nesne anlamında kullanılan metafor.
Goltz Syndrome
Göz anomalileri, parmak eksiklikleri veya fazlalıkları ve özellikle deri lezyonları ile karakterize konjenital multisistemik bir bozukluktur.
Gonadotropin-releasing Hormone Analogues (gnrha)
Ön hipofiz bezindeki GnRH reseptörlerini uyararak veya bloke ederek hipotalamik-hipofiz-gonadal (HPG) aksını modüle eden ve cinsiyet hormonu üretimini kontrol eden sentetik moleküllerdir.
Gonorrhea
Neisseria gonorrhoeae bakterisinin neden olduğu, başta genital sistem olmak üzere mukozal dokuları etkileyen yaygın bir cinsel yolla bulaşan enfeksiyondur.
Goniometer (goneometer)
Eklem hareket açıklığını veya vücut bölümlerinin açısal hareket arayüzlerini ölçmek için kullanılan hassas klinik enstrüman.
Gordon Diagnostic System (GDS)
Dikkat eksikliklerini değerlendirmeye ve bireylerin sürekli performans testlerinde dikkat sürdürme ile öz-kontrol yeteneklerini ölçmeye yarayan mikro işlemci tabanlı, taşınabilir bir değerlendirme aracıdır.
Nomadism
Bireyin belirli bir ikametgâhı olmaksızın sürekli yer değiştirmesi, meslek ve evini sık sık değiştirmesiyle karakterize edilen patolojik veya uyum bozucu eğilim.
Shadow
Analitik psikolojide, bireyin bilinçli egosunun kabul edemediği, bastırılmış veya entegre edilmemiş arzu, dürtü ve nitelikleri barındıran bilinçdışı arketip.
Shadow Jury
Dava danışmanları tarafından asıl jürinin demografik özelliklerine benzer şekilde seçilen ve duruşmaları izleyerek delillere ilişkin izlenimlerini raporlayan simüle edilmiş jüri grubu.
Voluntary Agencies And Organizations
Kamu veya özel bağışlarla desteklenen, devlet kurumlarından bağımsız olarak halk sağlığı ve sosyal refah sorunlarını çözmeyi amaçlayan kâr amacı gütmeyen kuruluşlar.
Voluntary Admission
Bir bireyin kendi özgür iradesiyle, herhangi bir yasal zorlama veya baskı olmaksızın psikiyatri hastanesine veya yataklı tedavi kurumuna kabul edilme sürecidir.
Fitness For Duty Evaluation (FFDE)
Bir çalışanın mevcut zihinsel durumunun ve işlevselliğinin, görevlerini güvenli ve etkili bir şekilde yerine getirip getiremeyeceğini belirlemek amacıyla yapılan kapsamlı psikolojik değerlendirme.
Vision Rehabilitation
Az görme veya tam görme kaybı yaşayan bireylerin bağımsız yaşam becerilerini, işlevselliğini ve yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen kapsamlı müdahale süreci.
Visual Apperception Test
Çocuk ve ergenlerin görsel uyaranlar aracılığıyla çizim yapma, tamamlama veya hikâye oluşturma süreçlerini inceleyen projektif bir değerlendirme tekniğidir.
Visual Analogue Scale
Sübjektif ve doğrudan ölçülemeyen özellikleri sürekli bir doğru üzerinde konumlandırarak nicelleştiren psikometrik ölçüm aracı.
Visual Hallucination
Herhangi dışsal bir uyarıcı olmaksızın gerçekleşen, otantik bir görsel algıyı birebir taklit eden canlı ve istemsiz görsel deneyim.
Visual Screening
Bireylerin görme keskinliğini, göz sağlığını veya işlevsel performansını değerlendiren tanısal süreç ya da gelişimsel yetersizlik gösteren çocuklarda görsel girdiyi geçici olarak kesmek amacıyla uygulanan caydırıcı davranış yönetimi prosedürü.
Developmental Test Of Visual–motor Integration (VMI)
Bireylerin giderek zorlaşan geometrik şekilleri kâğıda kopya etme becerisini ölçerek görsel-motor koordinasyon ve algı düzeyini değerlendiren standart psikometrik testtir.
Appearance And Performance Enhancing Drug
Fiziksel görünümü veya atletik kapasiteyi, genellikle tıbbi endikasyonlar dışındayken iyileştirmek amacıyla kullanılan farmakolojik maddeler kümesidir.
İnterview
Bir araştırmacının, terapistin veya uzmanın, bireyin bilişsel, duygulanımsal veya davranışsal verilerini toplamak amacıyla gerçekleştirdiği yapılandırılmış ya da yapılandırılmamış yönlendirilmiş diyalog.
İnterview Group Psychotherapy
Ergen ve yetişkinlerin libido fiksasyonları ile zorluklarına odaklanan, kişilik değişimi için katarsis, kavrayış ve gerçeği değerlendirme süreçlerine dayanan analitik bir grup psikoterapisi biçimi.
İnterview Schedule
Bir araştırmacının veya klinisyenin, katılımcıya veya hastaya yönelteceği soruları standart bir sıra ve formatta içeren yapılandırılmış rehber metin.
İnterviewer Training
Bireylerin etkili görüşmeciler olabilmesi için uygulanan; grup tartışmaları, rol yapma ve gerçek ya da simüle edilmiş kayıtların analizini içeren öğretimsel yöntemler bütünü.
İnterviewer Effect
Görüşmecinin demografik özellikleri, deneyimi, tutumları ve sözsüz ipuçlarının, görüşülen kişinin verdiği yanıtların içeriğini ve doğruluğunu istem dışı biçimde şekillendirmesi durumu.
Sign
Klinik pratikte bir bozukluğun dışarıdan gözlemlenebilir nesnel belirtisi; yarıiyotik ve dilbilimsel bağlamda ise anlam taşıyan her türlü sözlü ya da sözsüz iletim birimi.
Eye Bank
Tıbbi ve immünolojik açıdan uygun alıcılara cerrahi nakil yapılmak üzere insan gözünün kornea ve diğer dokularının bağışlandığı, işlendiği ve saklandığı biyolojik depolama merkezi.
İntraocular Pressure (IOP)
Tonometri yöntemiyle ölçülen ve göz küresi içerisindeki sıvının oluşturduğu hidrostatik basınç.
Eye Contact
İki bireyin etkileşim sırasında doğrudan birbirlerinin bakışlarını buluşturmasıyla gerçekleşen, sözel olmayan temel bir iletişim biçimidir.
Children İn Need Of Supervision (CHINS)
Ebeveynleri veya vasileri tarafından yeterince kontrol edilemeyen ve mahkemenin koruma ve müdahale amacıyla devreye girmesine yol açacak statü suçları işleyen reşit olmayan bireyler.
Observation Hold
Bir bireyin, özellikle mahkemede yargılanma ehliyetini veya genel yasal yeterliliğini değerlendirmek amacıyla mahkeme kararıyla sınırlı bir süre hastanede alıkonulması.
Delusion Of Observation
Bireyin çevresindeki diğer kişiler tarafından sürekli olarak gözetlendiği, izlendiği veya denetlendiği yönündeki inatçı ve gerçeğe dayanmayan inanç.
Graphology
El yazısının fiziksel özelliklerini inceleyerek yazarın kişilik özelliklerini ve ruhsal durumunu belirlemeyi amaçlayan sözdebilimsel inceleme alanı.
Graphomania
Yazma yönünde karşı konulamaz, patolojik dürtü; sıklıkla anlamsız ve dağınık sözcük dizileri üretimiyle karakterize klinik tablo.
Graphopathology
El yazısı örneklerinin incelenmesi yoluyla kişilik bozuklukları ve psikopatolojik örüntülerin yorumlanmasını amaçlayan, geçerliği ve güvenirliği tartışmalı sözdebilimsel analiz alanı.
Grandiosity
Kişinin kendi büyüklüğünü, önemini, gücünü veya yeteneklerini gerçek dışı ve abartılı bir şekilde algılaması durumu.
Graves’ Disease
Tiroid bezinin aşırı büyümesi ve aşırı hormon üretimiyle karakterize olan; boyunda şişlik, göz kürelerinin dışarı fırlaması ve taşikardi gibi tirotoksikoz bulgularıyla kendini gösteren otoimmün bir bozukluktur.
Gravida
Gebelik durumunda olan kadınları tanımlamakta kullanılan ve yanında kullanılan Romen rakamlarıyla toplam gebelik sayısını belirten klinik terim.
Gravidity
Bir kadının daha önce yaşayıp yaşamadığına bakılmaksızın, rahminde kaç kez gebelik taşımış olduğunu belirten obstetrik terim.
Great İmitator
Spesifik olmayan belirtileri nedeniyle diğer patolojileri taklit ederek teşhis edilmesi son derece güç olan hastalıkları tanımlamakta kullanılan klinik terim.
Flu
Orthomyxoviridae familyasından influenza virüslerinin neden olduğu, solunum yollarını hedef alan akut ve bulaşıcı viral enfeksiyon.
Grisi Siknis
Nikaragua'daki Miskito halkı arasında görülen, baş ağrısı, ani öfke patlamaları ve tehlikeli bir koşma davranışı ile karakterize kültür-baskın bir disosiyatif trans bozukluğudur.
Visual İmpairment
Görme işlevinin kısmi veya tam kaybı ya da yokluğu nedeniyle normal görme yetisinin bulunmaması durumu.
GROW
Depresyon, anksiyete ve benzeri ruh sağlığı sorunları yaşayan bireylere on iki basamaklı bir program aracılığıyla karşılıklı destek ve iyileşme ortamı sunan uluslararası bir yardımlaşma organizasyonu.
Group Counseling
Bireysel danışmanlığa alternatif olarak, ortak bir amacı veya benzer yaşantıları paylaşan danışanların bir araya getirildiği rehberlik ve destek yöntemi.
Group Experience
Grup psikoterapisi ve danışmanlığında, bireylerin diğer üyelerle etkileşim kurarak kendi sorunlarına dair içgörü kazanmasını ve başkaları tarafından nasıl algılandıklarını anlamasını sağlayan ortak süreç.
Group Home
Yemek, gözetim ve ulaşım gibi barınma ve kişisel bakım hizmetleri sunan yapılandırılmış ikamet tesisi.
Group İnterview
Bir veya birden fazla araştırmacının, deneysel ya da gerçek yaşam koşullarında birden fazla katılımcıdan eş zamanlı olarak bilgi topladığı araştırma ve değerlendirme yöntemi.
Group Hypnosis
Tek bir uygulayıcının aynı anda birden fazla bireyi hipnotik bir trans durumuna soktuğu psikoterapötik ve deneysel yöntem.
Group Climate
Bir danışmanlık veya terapi grubunun ilişkilerini karakterize eden göreceli kabul, hoşgörü ve ifade özgürlüğü derecesidir.
Group Sex
İkiden fazla bireyin, eş zamanlı veya ardışık olarak cinsel uyarılma, gözlem ya da çoklu partner deneyimi amacıyla gerçekleştirdiği ortak cinsel etkinlik.
Group Process
Bir grup seansında alınan kararlar veya paylaşılan bilgiler gibi içerikten ziyade, üyeler arasındaki etkileşimlerin ve dinamiklerin bütünü.
Group Therapy
İki veya daha fazla katılımcının, bir ya da daha fazla psikoterapistin kolaylaştırıcı liderliğinde duygusal ve bilişsel düzeyde etkileşime girerek psikolojik sorunlarını ele aldığı tedavi biçimidir.
Group Medical Practice
Birden fazla hekimin, genellikle farklı uzmanlık dallarından, idari kolaylığın ötesinde ortak teşhis, tedavi ve koruyucu hekimlik amacıyla organize olduğu tıbbi çalışma modeli.
Group-analytic Psychotherapy
Bireysel odaklı yaklaşımlar yerine tüm grubun etkileşim ve iletişim süreçlerini ana şifa ajanı olarak kullanan bir grup psikoterapisi ekolüdür.
Guanfacine
Hipertansiyon ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tedavisinde kullanılan, seçici bir alfa-2 adrenerjik reseptör agonisti.
Goiter
Tiroid bezinin anormal bir şekilde büyümesi sonucu boynun ön kısmında meydana gelen belirgin şişlik.
GAI
Rehberli duygusal imgeleme, bilinçdışı süreçleri ve bastırılmış duyguları su yüzüne çıkarmak için kullanılan yapılandırılmış bir psikoterapi ve imgelem tekniğidir.
Guilford–zimmerman Temperament Survey (GZTS)
16 yaş ve üzeri bireylerin mizaç özelliklerini faktör analiziyle belirlenmiş 10 alt boyutta ölçen, 300 maddelik öz-bildirim türünde bir kişilik envanteridir.
Pride
Bir hedefe ulaşıldığında ve bu başarı başkaları tarafından onaylandığında ortaya çıkan öz-bilinçli bir duygudur.
Gutturophonia
Boğazdan gelen veya alışılmadık derecede düşük perdeli bir ses kalitesiyle karakterize edilen bir disfoni (ses bozukluğu) biçimidir.
Will To Power
Bireyin üstünlük kurma, kendini aşma ve varoluşsal olarak etki yaratma yönündeki temel güdüsel yönelimi.
Augmentation
Nörofizyolojide ortalama uyarılmış potansiyel genliğindeki artışı, genel psikofarmakolojide ise birincil tedavinin etkisini artırmak için eklenen müdahaleyi ifade eder.
Powerlessness
Bireyin fiziksel veya zihinsel sağlığını, yaşamını ya da toplumsal çevresini etkileyen etkenler üzerinde kontrol sahibi olmadığını veya olamayacağını hissettiği psikolojik yoksunluk durumu.
Scapegoating
Bireyin veya grubun kendi öfke, hayal kırıklığı ve saldırganlığını başkalarına yönelterek, onları yaşanan talihsizliklerin ve sorunların sorumlusu olarak hedef göstermesi süreci.
Delusion Of Sin
Bireyin bağışlanamaz günahlar işlediğine, savaşlar veya kıtlıklar gibi küresel felaketlerin baş sorumlusu olduğuna dair sarsılmaz ve mantık dışı inancı.
Day Care Center
Gözetim veya yardım olmaksızın günlük yaşam aktivitelerini tek başına gerçekleştiremeyen bireylere topluluk ortamında sağlık ve sosyal hizmetler sunan yatılı olmayan tesis.
Drop-in Center
Bireylerin önceden randevu aleksizin profesyonel destek, danışmanlık ve sosyal hizmet alabildikleri düşük eşikli topluluk tesisi.
Day Hospital
Ruhsal bozuklukları olan bireylere gündüz saatlerinde yoğun tedavi ve rehabilitasyon hizmeti sunup, gece evlerine dönmelerini sağlayan yatak dışı sağlık kuruluşu.
Day Habilitation
Entelektüel veya gelişimsel yetersizliği olan bireyler için ev ve toplum temelli, bireyselleştirilmiş planlamaya dayalı üretken günlük yaşam ve beceri kazandırma hizmeti.
Day Treatment
Engeli, ruhsal veya fiziksel bozukluğu ya da madde kullanım sorunu olan bireylere, genellikle tek bir merkezde günde 6 saat veya daha uzun süreyle koordine, disiplinlerarası değerlendirme ve rehabilitasyon hizmeti sunan program.
Diurnal Mood Variation
Bipolar bozukluk ve major depresyon gibi tablolarda görülen, duygudurumun günün saatlerine bağlı olarak öngörülebilir ve düzenli bir salınım göstermesi durumudur.
Daily Stressor
Fiziksel ve zihinsel sağlığı etkileyen, esenliği tehdit eden iş yoğunluğu, mali baskı veya aile içi anlaşmazlıklar gibi normatif ve rutin günlük olaylardır.
Diary Method
Bireylerin günlük davranışlarını, aktivitelerini ve öznel deneyimlerini eş zamanlı olarak kaydetmelerini sağlayan veri toplama tekniği.
Günther’s Disease
Kemik iliğinde aşırı porfirin üretimiyle karakterize, fotosensitivite ve nöropsikiyatrik bulgularla seyreden konjenital bir porfiri türüdür.
Trust
Bir bireyin ya da grubun, bir başkasının tutarlılığına, öngörülebilirliğine ve taahhütlerini yerine getireceğine duyduğu inanç ve dayanma kapasitesi.
Circle Of Security
Çocuklardaki güvensiz bağlanma risklerini azaltmayı ve bakım veren ile çocuk arasındaki duygusal bağı güçlendirmeyi amaçlayan, 20 haftalık video destekli bir müdahale modelidir.
Trust Exercise
Grup terapisi ve kişisel gelişim süreçlerinde katılımcıların karşılıklı güven inşa etmesini amaçlayan, genellikle fiziksel veya duygusal hassasiyet gerektiren yapılandırılmış uygulamalar bütünü.
Reassurance
Psikoterapide danışanın kaygısını hafifletmek ve yeni duygular ile ilişkileri keşfetmesini teşvik etmek amacıyla kullanılan destekleyici teknik.
Safe Sex
İstemeyen gebeliklerin ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların riskini minimize etmek amacıyla bedensel sıvı alışverişini engelleyen önlem ve bariyer yöntemlerinin kullanıldığı cinsel aktivite.
Secure Treatment Setting
Entelektüel veya gelişimsel yetersizlikleri olan adli suçlulara güvenlik ve rehabilitasyon hizmetleri sunan kilitli, yatılı kurum.
Security
Kişinin endişeden uzak, emniyetli ve özgüvenli bir varoluş durumu hissetmesi.
Safety Device
Karen Horney'nin psikanalitik teorisinde, bireyin çevredeki düşmanca unsurlardan ve tehditlerden korunmak için geliştirdiği bilinçdışı psişik savunma araçları.
Safety Behavior
Kaygı bozukluğu yaşayan bireylerin korkulan bir felaketi önlemek veya en aza indirmek amacıyla sergilediği dışsal eylemler veya içsel zihinsel süreçlerdir.
Safety Need
Bireyin hastalık, tehlike ve tehditlerden uzak, güvenli, tanıdık ve öngörülebilir bir çevrede yaşama yönündeki temel motivasyonel dürtüsüdür.
Security Operations
Harry Stack Sullivan'ın kişilerarası yaklaşımında, bireyin kaygıya veya özsaygı kaybına karşı geliştirdiği kibir, can sıkıntısı veya öfke gibi çeşitli savunmacı önlemler bütünü.
Safety Signal
Bir organizmaya, olumsuz veya cezalandırıcı bir olayın gerçekleşmeyeceğini bildiren uyarıcıdır.
İnsecure Attachment
Bireyin birincil bakım verenle kurduğu ilişkide güven duygusunun zedelenmesi sonucu ortaya çıkan; kaygı, kaçınma veya çelişkili tutumlarla karakterize, sağlıklı olmayan bağlanma örüntüsü.
İnsecurity / Mistrust
🔹 1. (insecurity): Yetersizlik hissi, özgüven eksikliği ve baş etme becerilerinin yetersizliğiyle birlikte bireyin hedefleri, yetenekleri ve kişilerarası ilişkileri hakkında yaşadığı genel belirsizlik ve kaygı durumu. 🔹 2. (mistrust): Bireyin başkalarının niyetlerine, güvenilirliğine veya dürüstlüğüne karşı geliştirdiği sürekli şüphe, inançsızlık ve ihtiyat durumu.
Deadly Nightshade
Antikolinerjik etkileriyle bilinen, atropin, skopolamin ve hyosiyamin gibi alkaloidler içeren son derece zehirli bir bitki türü ve nörotoksik ajandır.
Habeas Corpus
Bir bireyin hukuka aykırı gözaltına alınmasını veya hapsedilmesini denetlemek ve yetkili merciin tutuklunun haklı gerekçeyle alıkonulup alıkonulmadığını incelemesini talep eden temel yasal güvence.
Habilitation
Doğuştan veya gelişimsel yetersizlikleri bulunan bireylerin daha önce hiç edinemedikleri beceri ve işlevselliği kazanmalarını sağlayan süreç.
Mild Neurocognitive Disorder
Bireyin önceki işlevsellik düzeyine kıyasla bir veya daha fazla bilişsel alanda ılımlı bir gerileme gösterdiği, ancak bağımsız günlük yaşam aktivitelerini sürdürme yetisini engellemeyen klinik durum.
Mild Mental Retardation
Geçmişte IQ 50-69 aralığını ve zihinsel engelli popülasyonun %85'ini tanımlamakta kullanılan, günümüzde yerini 'hafif düzeyde zihinsel gelişimsel bozukluğa' bırakan klinik sınıflandırma kategorisi.
Abatement
Bir hastalığın semptomlarının veya ağrının şiddetinde ve sıklığında görülen belirgin azalma veya gerileme durumu.
Mitigating Factor
Bir suçun işleniş bağlamını veya sanığın sorumluluğunu azaltarak daha hafif bir ceza verilmesini destekleyen olgu veya koşul.
Weekend Alcoholic
Hafta içi çok az alkol tüketen veya hiç tüketmeyen, ancak hafta sonları aşırı miktarda alkol alarak zarar verici içme örüntüleri sergileyen birey.
Weekend Hospitalization
Psiyatrik hastaların hafta içi toplum içinde işlevselliklerini sürdürmelerini, hafta sonlarını ise hastane ortamında geçirmelerini sağlayan kısmi bir hastaneye yatış biçimidir.
Entitlement
Yasal veya sözleşmeye dayalı hakların yanı sıra, özellikle narsisistik kişilik bozukluğunda benlik algısının bozulmasının bir sonucu olarak ortaya çıkan, özel muamele görme yönündeki mantıksız ve aşırı talepler.
Entitlement Program
Yasal gereklilikleri karşılayan bireylere finansal destek ve refah yardımı sağlayan resmi devlet programıdır.
Bench Trial
Jürinin bulunmadığı, sanığın suçluluk veya masumiyet kararının yalnızca hâkim tarafından verildiği yargılama türü.
Tort
Sözleşme ihlali dışındaki durumlarda, hukuka aykırı bir eylem sonucunda başkasına verilen ve tazminat davasına konu olabilen zarar.
Halazepam
Anksiyete bozukluklarının yönetimi ve uykusuzluğun kısa süreli tedavisi için kullanılan uzun etkili bir benzodiazepin türevidir.
Halcion
Triazolam etken maddeli, kısa yarı ömürlü, güçlü bir benzodiazepin türevi sedatif-hipnotik ilaç.
Haldol
Haloperidol etken maddesinin en yaygın ticari adı olan ve özellikle akut psikotik durumların tedavisinde kullanılan birinci kuşak (tipik) bir antipsikotik ilaçtır.
Public Health Nurse
Toplumun genel sağlık düzeyini yükseltmek, hastalıkları önlemek ve sağlık eğitimleri vermek amacıyla sosyal ve halk sağlığı bilimleri alanında özel eğitim almış tescilli hemşire veya hemşire uygulayıcısı.
Public Health Approach
Topluluk temelli, bireylerin sağlıklı yaşam sürdürebilmeleri için gerekli koşulları güvence altına alarak ruhsal ve fiziksel iyilik halini korumayı ve geliştirmeyi hedefleyen multidisipliner bir yaklaşımdır.
Hallermann–streiff Syndrome
Kraniyofasiyal anomaliler, gagamsı küçük burun, mikrosefali ve büyüme geriliği ile karakterize son derece nadir görülen konjenital bir bozukluktur.
Hallucinosis
Bilinçte herhangi bir bulanıklık veya bozulma olmaksızın, belirgin ve kalıcı halüsinasyonların görüldüğü, genellikle madde kullanımı veya nörolojik faktörlere bağlı patolojik durum.
Haloperidol
Butirofenon sınıfına ait, dopamin D2 reseptör blokajı yoluyla etki gösteren yüksek potensli tipik bir antipsikotik ajan.
Hallucinogen Dependence
Bireyin algı, düşünce ve duygu durumunu değiştiren maddeleri, yol açtığı ciddi psikososyal ve fizyolojik zararlara rağmen zorlantılı bir şekilde tüketmeye devam etmesi durumu.
Hallucinogen İntoxication
Belirli bir halüsinojen maddenin yakın zamanda alınmasına bağlı olarak gelişen; algısal yoğunlaşma, öfori, halüsinasyonlar ve otonom sinir sistemi bulgularıyla karakterize geri dönüşümlü klinik sendrom.
Hallucinogen-induced Mood Disorder
Halüsinojen kullanımı sonrasında ortaya çıkan ve madde entoksikasyonu veya yoksunluğu dönemini aşarak kalıcılık gösteren belirgin duygu durum bozukluğudur.
Hallucinogen-induced Psychotic Disorder
Halüsinojen kullanımı veya zehirlenmesi sonrasında ortaya çıkan, bireyin maddeden kaynaklandığını idrak edemediği, klinik müdahale gerektirecek şiddette belirgin hallüsinasyonlar ve sanrılarla karakterize tablodur.
Hallucinogen Abuse
Halüsinojenik maddelerin sürekli alımına bağlı olarak ortaya çıkan, kişinin işlevselliğini ve sosyal uyumunu bozan yineleyici olumsuz sonuçlar örüntüsüdür.
Hamilton Rating Scale For Depression (HAM-D; HRSD)
Klinisyen tarafından uygulanan bu yapılandırılmış mülakat ölçeği, depresyon tanısı almış bireylerde disfori, uykusuzluk, kilo kaybı ve eşlik eden somatik ile psikolojik semptomların şiddetini nicel olarak değerlendirmek amacıyla kullanılır.
Hand–christian–schüller Syndrome
Membranöz kemik defektleri, şekersiz şeker hastalığı (diabetes insipidus) ve gözlerin öne fırlaması (ekzoftalmi) klasik üçlüsüyle karakterize, nadir bir lipit metabolizması bozukluğudur.
Hans
Psikoloji tarihinde hayvanlarda zeka yanılgısı ve gözlemci etkisi bağlamında ikonikleşmiş iki vakaya (Clever Hans ve Küçük Hans) atıfta bulunan temel bir referans terimdir.
Decarceration
Suçluların veya mahkumların ıslah evleri ve hapishaneler gibi kapalı ceza infaz kurumlarından çıkarılarak topluluk temelli tesislere veya sosyal hayata nakledilmesi süreci.
Hyphenophilia
Cinsel uyarılma ve doyumun; deri, kürk, saç, deri kıyafetler veya çeşitli kumaş dokularına dokunma yoluyla elde edildiği özel bir parafilik yönelimdir.
Movement Therapy
Bireylerin bedensel farkındalıklarını, sosyal etkileşimlerini ve psikolojik işlevselliklerini artırmak amacıyla ritmik egzersizler ve bedensel hareketleri kullandığı somatik bir müdahale yöntemidir.
Harris V. Forklift Systems Inc.
Cinsel taciz davalarında mağdurun psikolojik zarar kanıtlama zorunluluğunu ortadan kaldıran ve makul insan standardını getiren 1993 tarihli ABD Yüksek Mahkemesi kararı.
Harrisburg Seven
1972 yılında Vietnam Savaşı karşıtı eylemleri nedeniyle yargılanan ve bilimsel jüri seçimi yönteminin ilk kez uygulandığı dava grubu.
HIPS
Bireylerin başarılarını içselleştiremeyip sahtekar gibi hissetme durumlarını ölçmek için geliştirilmiş öz bildirime dayalı bir psikometrik değerlendirme ölçeği.
Envy
Bir başkasının arzulanan niteliklerine, mülklerine veya başarılarına duyulan, hoşnutsuzluk ve içerleme barındıran negatif duygudur.
Patient
Lisanslı bir sağlık profesyonelinden tıbbi veya psikolojik bakım alan birey.
Patient Variable
Tedavi sürecindeki bir bireyin cinsiyet, yaş, kişilik, sosyoekonomik durum ve bilişsel düzey gibi, terapötik süreci ve klinik sonuçları doğrudan etkileyebilecek her türlü karakteristik özelliği.
Patient History
Terapi ve danışmanlık süreçlerinde bireyin doğumundan günümüze kadar geçirdiği duygusal, sosyal ve entelektüel gelişimin sistematik kaydı.
Patients’ Rights
Sağlık hizmeti sunucularının, hizmet alan bireylere etik ve yasal olarak sağlamakla yükümlü olduğu bilgilendirme, adil muamele, özerklik ve mahremiyet gibi temel hakların bütünü.
Bill Of Rights
Sağlık hizmeti sunucularına, kurumlara ve üçüncü taraf ödeyicilere karşı hastaların sahip olduğu yasal ve etik yetkileri ve ayrıcalıkları listeleyen resmi belge.
Patient Abuse
Tedavi sağlayıcıların, hastaların kırılganlığından ve kendi güvenilir konumlarından faydalanarak onlara zarar vermesiyle ortaya çıkan profesyonel ihlal.
Patient Protection And Affordable Care Act (PPACA)
Amerika Birleşik Devletleri'nde tüm vatandaşların kaliteli ve uygun maliyetli sağlık hizmetlerine erişimini güvence altına alan ve kamu sağlığı yatırımlarını artıran 2010 tarihli federal reform yasası.
Patient Violence
Bir hastanın ruh sağlığı çalışanlarına, diğer hastalara veya kendine karşı ölüm, sakatlık ya da yaralanma potansiyeli taşıyan kasıtlı fiziksel güç uygulaması.
Patient–client İssue
Psikolojik yardım alan bireyin 'hasta' mı yoksa 'danışan' mı olarak adlandırılması gerektiğini belirleyen mesleki, etik ve terminolojik ikilem.
Person İn The Patient
Psikosomatik terapi yaklaşımında, hastanın kişiliğinin, karakter özelliklerinin ve duygulanım biçimlerinin somatik semptomların etiyolojik birincil etkeni olarak ele alınması.
Disease-prone Personality
Kronik stres reaktivitesi, düşmanlık ve uyumsuz başa çıkma stilleri gibi kalıcı kişilik özelliklerinin, fizyolojik ve bağışıklık sistemini olumsuz etkileyerek bireyin fiziksel hastalıklara karşı savunmasızlığını artırdığını öne süren teorik yapı.
Flight İnto İllness
Bireyin stresli durumlar, çatışmalar veya zorlu duygulardan bilinçsizce kaçınmak için hafif fiziksel yakınmaları abartması veya ani nörotik belirtiler geliştirmesidir.
Disease
Tüm vücudu ya da bir kısmını etkileyen, işlevselliği bozan ve karakteristik belirtilerle kendini gösteren organik kökenli kesin patolojik süreç.
İllness Behavior / Sickness Behavior
🔹 1. (illness behavior): Bireylerin fiziksel ya da ruhsal bir rahatsızlık sürecinde sergiledikleri algı, tutum ve eylemlerin bütünüdür. 🔹 2. (sickness behavior): Enfeksiyon veya yaralanmaya yanıt olarak proinflamatuar sitokinler tarafından tetiklenen; ateş, yorgunluk, anhedoni ve sosyal çekilme gibi adaptif fizyolojik ve davranışsal değişiklikler seti.
İllness
Bireyin bedeninde veya zihninde deneyimlediği rahatsızlık, hastalanma hali ve genel esenlik yoksunluğu.
Disease Phobia
Genel olarak hastalıklara veya belirli bir patolojiye karşı duyulan, işlevselliği bozan kalıcı ve irrasyonel korku durumu.
İllness Anxiety Disorder
Bedensel belirtilerin bulunmamasına veya çok hafif düzeyde olmasına rağmen, ciddi bir hastalığa yakalanma veya sahip olma yönünde aşırı zihinsel meşguliyet ve yoğun sağlık kaygısı ile karakterize DSM-5 kökenli ruhsal bozukluk.
Disease Model
Patolojik bir durumun veya sürecin nedenlerini ve seyrini açıklayan teorik çerçevelerin bütünü.
Disease Course
Patolojik bir durumun başlangıcından klinik belirtilere, tanıdan tedaviye ve nihai çözüme veya kronikleşmeye kadar geçen süreçteki ilerleyişidir.
Hospital Phobia
Hastanelere ve sağlık kuruluşlarına karşı duyulan, işlevselliği ciddi oranda düşüren kalıcı ve irrasyonel korku durumu.
Length Of Stay (LOS)
Bir hastanın yatarak tedavi gördüğü sağlık kurumundaki kesintisiz yatış süresinin gün cinsinden ifade edilen ölçümüdür.
Certifiable
Ruhsal hastalığı nedeniyle kendine veya başkalarına zarar verme riski taşıyan ve bu nedenle yasal olarak zorunlu psikiyatrik yatırıma uygun görülen bireyleri tanımlayan klinik ve adli terim.
Hospitalization
Bir bireyin tedavi, bakım veya gözlem amacıyla bir hastaneye ya da ruh sağlığı tesisine kabul edilmesi ve bu süreç boyunca orada kalması durumu.
Failure Modes And Effects Analysis (FMEA)
Bir sistemin bileşenlerinin potansiyel arıza biçimlerini ve bu arızaların sistem üzerindeki olası sonuçlarını sistematik olarak inceleyen nitel bir güvenlik analiz yöntemidir.
Recovered Memory
Daha önce bilinçli hatırlamaya kapalı olan, genellikle çocukluk çağı cinsel veya fiziksel istismarı gibi travmatik bir olayın öznel olarak yeniden deneyimlenmesi ve hatırlandığı iddia edilmesi durumu.
Hawthorne Effect
Bireylerin izlendiklerini veya bir araştırmanın parçası olduklarını bildiklerinde davranışlarında, genellikle olumlu yönde, istem dışı bir değişim göstermeleri.
Fantasy
Canlı imgelemin, yoğun duygulanımın ve mantıksal kısıtlamalardan bağımsızlığın karakterize ettiği zihinsel süreçler bütünü.
Frustration
Bireyin güdüsel bir hedefe ulaşmasının engellenmesi veya beklentilerinin boşa çıkarılması sonucu ortaya çıkan hem durum hem de buna eşlik eden duygusal tepki.
Ghost / Phantom
🔹 1. (ghost): Daha önce yaşamış bir bireyin bedensiz figürünün, genellikle duygusal kriz dönemlerinde ortaya çıkan duyusal Apparition (görüntü veya tezahür) formudur. 🔹 2. (phantom): Maddi bir temeli olmayan duyusal illüzyon; özellikle amputasyon sonrası kaybedilen bir vücut kısmının hâlâ yerinde olduğu hissi.
Apparition
Algılanan bir nesnenin bozulmasından kaynaklanan görsel yanılsama veya bir hayalet ya da ruhun algılanan tezahürü.
Ghost Sickness
Kuzey Amerika yerli topluluklarında görülen, ölen bir kişinin ruhu veya cadılıkla ilişkilendirilen; kabuslar, iştahsızlık, boğulma hissi ve yoğun kaygı ile karakterize kültüre özgü bir sendromdur.
Phantom-lover Syndrome
Gerçekte var olmayan bir kişiye karşı beslenen, ayrıntılı ve sarsılmaz bir erotik sanrı örüntüsüyle karakterize klinik bir durum.
Survivor Guilt
Felaket niteliğindeki olaylardan sağ kurtulan bireylerin, başkaları hayatını kaybederken veya acı çekerken kendilerinin sağ kalmış olmasından ötürü deneyimledikleri yoğun vicdan azabı ve suçluluk durumu.
Survivorship
Şiddetli bir hastalık, travmatik yaşam olayı veya çevresel felaket sonrasında hayatta kalma süreci ve bu deneyimin sürdürüldüğü durum.
Ethics Of Animal Research
İnsan dışı canlıların deneysel amaçlarla manipüle edilmesi, hapsedilmesi ve bilimsel araştırmalarda kullanılmasının doğurduğu karmaşık ahlaki ve hukuki meseleler bütünü.
Animal-assisted Therapy
Bireylerin fiziksel, sosyal, duygusal veya bilişsel işlevselliğini artırmak amacıyla evcil hayvanların klinik bir müdahale aracı olarak kullanıldığı tamamlayıcı terapi yaklaşımı.
Animal Phobia
Yılan, köpek, örümcek veya böcek gibi belirli bir hayvan türüne karşı duyulan, sürekli, irrasyonel ve işlevselliği bozacak düzeyde yoğun korku durumu.
Bestiality
Bir insanın insan dışı bir hayvanla anal veya genital yoldan cinsel ilişkiye girmesi veya benzer bir cinsel temas yoluyla uyarılma veya tatmin elde etmesi.
Animal Magnetism
Franz Anton Mesmer tarafından ortaya atılan; tüm canlılarda bulunduğu iddia edilen ve mıknatıslar veya çubuklar aracılığıyla odaklanarak çeşitli rahatsızlıkları iyileştirdiği öne sürülen sözdebilimsel fiziksel güç.
Pleasure Principle
İnsan zihninin acıdan kaçınma ve anlık doyum arama eğilimini yöneten temel psişik güç.
HDI
Hamilton Depresyon Envanteri'nin kısaltması olup, depresyon belirtilerinin şiddetini ölçmek için geliştirilmiş öz bildirim ölçeğidir.
Health Coaching
Bireylerin sağlıkla ilgili hedeflerine ulaşmaları için motivasyonel mülakat ve hedef belirleme gibi yöntemler kullanan bire bir destek ve rehberlik süreci.
Hearing Mute
İşitme duyusu yerinde olmasına rağmen konuşamayan veya konuşmayı reddeden bireyler için geçmişte kullanılan, günümüzde ise eskimiş ve pejoratif nitelik taşıyan bir terim.
Hebephrenia
Genellikle ergenlik döneminde başlayan, duygulanımda bariz uygunsuzluk, darmadağınık düşünce süreçleri ve amaçsız davranışlarla karakterize bir şizofreni alt tipidir.
Hebetude
Şiddetli duygusal donukluk, derin uyuşukluk ve yaşamsal uyaranlara karşı tam bir ilgi yoksunluğu ile karakterize ruhsal durum.
Target Behavior
Davranış terapisinde veya müdahale programlarında değiştirilmesi, azaltılması ya da kazandırılması amacıyla özellikle seçilen spesifik eylem veya davranış örüntüsü.
Target Patient
Yapılandırılmış etkileşimsel grup psikoterapisinde, grubun tüm dikkat ve tartışmalarının odağı haline gelen grup üyesidir.
Goal-based Evaluation
Bir programın önceden belirlenmiş hedeflerine ne ölçüde ulaştığını saptamak amacıyla yürütülen sistematik değerlendirme yaklaşımı.
Goal-attainment Model
Değerlendirme araştırmalarında, belirli ve zaman sınırlı bir hedefin gerçekleştirilme derecesini ölçmeye odaklanan sistematik süreç.
Goal-free Evaluation
Bir programın önceden belirlenmiş resmi amaç ve hedeflerinden habersiz şekilde, yalnızca gerçek sonuçlarına ve yan etkilerine odaklanan bağımsız değerlendirme yaklaşımı.
HEDIS
ABD'de sağlık sigortası planlarının performansını, kalitesini ve hasta bakım standartlarını objektif olarak değerlendirmek için kullanılan geniş kapsamlı bir veri ve performans ölçüm seti.
Hedonic Treadmill
İnsanların olumlu veya olumsuz yaşam olayları sonrasında yaşadıkları geçici duygu dalgalanmalarının ardından, mutluluk düzeylerinin kaçınılmaz olarak genetik ve çevresel olarak belirlenen önsel taban çizgisine (baseline) geri dönme eğilimini ifade eden metaforik hipotez.
Hedonism
Haz ve acıdan kaçınmanın, insan davranışlarını yönlendiren temel ve en baskın motivasyon gücü olduğunu savunan psikolojik ve felsefi ilke.
Physician Assistant (PA)
Süpervizör bir hekimin gözetimi ve yönlendirmesi altında tanı, tedavi ve bakım hizmetleri sunma yetkisine sahip lisanslı sağlık profesyoneli.
Physician–hospital Organization (PHO)
Hastaneler ile hekim gruplarının ortak sağlık sigortası poliçeleri (payer contracts) elde etmek ve ortak çıkarları gözetmek amacıyla oluşturdukları resmi entegrasyon yapısı.
Hematophobia
Kan görmeye karşı gelişen aşırı, mantıksız ve sürekli korku ile karakterize spesifik fobi türüdür.
Hemeraphonia
Bireyin gündüz saatlerinde sesli konuşma yetisini geçici olarak kaybetmesine rağmen, gece vakti normal bir şekilde konuşabilmesiyle karakterize psikojenik bir ses bozukluğudur.
Hemicrania
Başın yalnızca tek bir tarafını etkileyen, sıklıkla tipik migren baş ağrısının karakteristik bir belirtisi olan tek taraflı ağrı durumu.
Hemophobia
Kana karşı duyulan, mantık dışı, yoğun ve sürekli korku ile karakterize spesifik bir fobidir.
Hemorrhage
Atardamar veya toplardamarlardan herhangi bir nedenle kan kaybı yaşanması durumu, kanama.
Hemothymia
Kan dökme arzusu ve cinayet işlemeye yönelik hastalıklı, morbid bir istek duyma durumu.
Nurse’s Aide
Hastanelerde veya bakım evlerinde hemşirelik ekibine hasta bakımında destek olan, temel sağlık bakımı eğitimi almış sağlık personeli.
Hepatic Encephalopathy
Karaciğer fonksiyon bozukluğuna bağlı olarak kanda ve dokularda amonyak birikimiyle ortaya çıkan, bilişsel işlevlerde ve motor becerilerde bozulmayla seyreden metabolik beyin bozukluğu.
Hepatitis
Karaciğer dokusunda yaygın ya da odaksal hücre nekrozu ve inflamasyonla karakterize, viral, toksik veya otoimmün etkenlerle ortaya çıkan tıbbi durum.
Herbal Ecstasy
Genellikle posta siparişi veya reçetesiz olarak temin edilen, kimyasal olarak MDMA ile karıştırılan ancak çoğunlukla bitkisel uyarıcılar içeren psikoaktif madde karışımı.
Herpes İnfection
Herpes virüs ailesinin neden olduğu; suçiçeği, uçuk, zona ve genital lezyonlar gibi geniş bir klinik tablo yelpazesi sunan viral enfeksiyon.
Herpetic Neuralgia
Suçiçeği etkeni olan herpes varicella-zoster virüsünün yıllar sonra yeniden aktifleşmesiyle dorsal kök ganglionunda meydana gelen, şiddetli yanıcı ve bıçak saplanır tarzda akut nöropatik ağrı tablosudur.
Hetaeral Fantasy
Bir kadının entelektüel ve cinsel açıdan bağımsız bir kurtizan rolünü üstlendiği ya da erkek versiyonunda erkeğin böyle bir kadına sahip olma arzusunu barındıran psikodinamik fantezi türü.
Heteroeroticism
Karşı cinsten bireylere yönelik duyulan cinsel ve erotik çekim durumu.
Heterophilia / Heterophily
🔹 1. (heterophilia): Karşı cinsiyete duyulan cinsel, romantik veya duygusal yönelim ve çekim. 🔹 2. (heterophily): Farklı özelliklere, arka planlara veya niteliklere sahip bireylerin sosyal bağlar kurma eğilimi; homofilinin zıttı.
Heterohypnosis
Bir bireyin, bir başka kişi (hipnotist) tarafından hipnotik bir duruma sokulması sürecidir.
Heterogeneous
Farklı, çeşitli veya nitelikçe bağdaşmayan unsurlardan oluşan yapı.
Heteronomy
Bireyin kendi kararlarını alma kapasitesinden yoksun olması ve davranışlarını dışsal etkenlere, otoritelere veya diğer bireylere bağımlı olarak şekillendirmesi durumu.
Heteronormativity
Heteroseksüelliğin normatif, doğal ve yegane geçerli insan davranışı biçimi olduğu varsayımına dayanan; ikili cinsiyet rollerini ve biyolojik cinsiyet ile toplumsal cinsiyetin mutlak uyumunu dayatan ideolojik ve kültürel çerçeve.
Heterosexism
Heterosekselliği tek norm ve üstün kabul ederek gay, lezbiyen, biseksüel ve diğer LGBTQ+ bireylere yönelik geliştirilen sistematik önyargı ve ayrımcılık düzenidir.
Straight
Karşı cinsten bireylere karşı romantik veya cinsel çekilim duyan kişileri tanımlayan yaygın ve argo kökenli sosyolojik terim.
Heterocyclic Antidepressant
Serotonin ve norepinefrin geri alımını inhibe ederek sinaptik aralıktaki nörotransmitter miktarını artıran, kimyasal yapılarında üç veya daha fazla atom halkası barındıran birinci kuşak antidepresan sınıfı.
HGPRT
Pürinlerin kurtarma yolağında (salvage pathway) hipoksantin ve guanini nükleotide dönüştüren kritik bir enzimdir.
Battered-child Syndrome (BCS)
Ebeveynler veya bakım verenler tarafından çocukta kasıtlı ve tekrarlayan fiziksel istismar sonucu oluşan somatik ve psikolojik travmalar bütünü.
Battered-woman Syndrome (BWS)
Süreğen aile içi veya yakın partner şiddetine maruz kalmanın yarattığı, travma sonrası stres belirtileri ve öğrenilmiş çaresizlikle karakterize psikolojik durum.
Hıv-associated Dementia
İleri evre HIV enfeksiyonunun beyin dokusunda, özellikle beyaz maddede yarattığı hasara bağlı olarak gelişen; ilerleyici Bilişsel, davranışsal ve motor kayıplarla karakterize en şiddetli nörokognitif bozukluk formu.
AIDS Counseling
HIV/AIDS tanısı alan veya risk altındaki bireylere, enfeksiyondan korunma, test süreçleri, tedavi uyucu davranışlar ve psikososyal zorluklarla başa çıkma stratejileri sunan profesyonel rehberlik sürecidir.
Rapid Cycling
On iki aylık bir süre zarfında en az dört duygu durum epizodunun (mani, hipomani, majör depresyon veya miks) ortaya çıkmasıyla karakterize, bipolar bozukluk seyrini niteleyen klinik bir belirteçtir.
Cluttering
Konuşma hızının aşırı yüksek olduğu, buna eşlik eden düzensiz ritim, ses yutma ve belirsiz eklemlenmeyle belirginleşen bir iletişim bozukluğudur.
Quick Test (QT)
Sözel ifade yeteneği kısıtlı veya ciddi engelleri bulunan bireylerin taranması amacıyla geliştirilmiş, hedef kelimeyi siyah-beyaz dört çizim arasından işaretleme veya baş hareketleriyle seçmeye dayanan 50 maddelik bir zeka testidir.
Hi-wa İtck
Mohave Kızılderili popülasyonunda görülen; sevilen birinden istenmeyen ayrılık sonrası ortaya çıkan depresyon, uykusuzluk, iştah kaybı ve intihar eğilimiyle karakterize kültüre özgü bir sendromdur.
Nothingness
Varoluşun arkasında nesnel veya aşkın bir yapı bulunmadığı inancıyla ilişkili olan varoluşsal boşluk ve anlam yokluğu durumu.
Hydantoin
Epileptik nöbetleri kontrol etmek amacıyla geliştirilmiş, barbitüratlarla benzer yapısal özellikler gösteren ancak minimal nöbet eşiğini değiştirmeme avantajına sahip farmakolojik bileşik grubu.
Rage
Genellikle yıkıcı eylemlerden ziyade aşırı dışavurumlarla karakterize edilen, yoğun ve kontrolsüz öfke durumu.
Hydrophobia
Suya karşı duyulan kalıcı ve mantıksız korku ile bu durumun tetiklediği kaçınma davranışı; aynı zamanda kuduz hastalığının tarihsel adı.
Hydrocodone
Orta ila orta-şiddetli ağrıların tedavisinde ve öksürük baskılayıcı olarak oral yolla kullanılan, hafif-orta potansiyelli bir opioid analjezik.
Hydroxyzine
Dipenilmetan sınıfına ait, sedatif ve antikolinerjik özellikler sergileyen birinci kuşak bir antihistaminik ajan.
Hydrotherapy
Hastalık veya yaralanmalardan iyileşme sürecini desteklemek amacıyla suyun termal ve mekanik özelliklerinin terapötik olarak kullanılmasıdır.
High
Psikoaktif maddelerin alımını takiben yaşanan, genellikle öfori, algısal değişimler ve disinhibisyon ile karakterize öznel entoksikasyon (zehirlenme) durumu.
Hygiene
Sağlığın korunması ve sürdürülmesi bilimini kapsayan, temizliği ve hastalıklardan korunma uygulamalarını merkeze alan disiplin.
Storytelling
Danışanın tedavi sürecine başvurmasına yol açan olayları, kaygıları ve sorunları aktarması veya terapistin danışanın içgörü kazanmasını desteklemek için alegorik anlatılar kullanması.
Hymen
Vajinal açıklığı kısmen çevreleyen veya örten ince mukozal doku.
Hyperaggressivity
Öfke ve düşmanlığı şiddet veya saldırı içeren eylemlerle dışa vurma eğiliminde gözlenen belirgin ve aşırı artış durumu.
Hyperactivity
Bireyin yaşına ve gelişim düzeyine göre aşırı, kontrolsüz ve spontane kaba motor hareketlilik veya huzursuzluk durumu.
Hyperacusis
Sıradan çevresel seslerin dahi alışılmadık derecede keskin algılanması ve yüksek sese karşı tolerans eşiğinin belirgin şekilde düşmesi durumu.
Hyperaldosteronism
Böbrek üstü bezlerinin (adrenal bezler) aşırı miktarda aldosteron hormonu salgılaması sonucu ortaya çıkan klinik tablo.
Hyperarousal
Travma sonrası stres bozukluğu ve akut stres bozukluğunun tanı kriterlerinden biri olan, abartılı irkilme, uyku bozuklukları ve aşırı tetikte olma haliyle karakterize kronik fizyolojik uyarılmışlık.
Hyperphilia
Belirli bir aktiviteye veya uyarıcı türüne karşı duyulan cinsel uyarılma ve yanıt düzeyinin normatif aralığın belirgin şekilde üzerinde olması durumu.
Hyperphrenia
Artmış zihinsel aktivitenin konsantrasyon güçlüğü ve dikkat dağınıklığı ile karakterize olduğu, günümüzde antika nitelik kazanan bir psikiyatrik durum.
Hypergenitalism
Üreme sisteminin ve dış genital organların normal gelişim sınırlarını aşacak şekilde aşırı büyümesi ve gelişmesi durumudur.
Hyperglycemia
Kan plazmasındaki glukoz seviyesinin normal fizyolojik sınırların üzerine çıkması durumu.
Hyperhedonia
Herhangi bir eylem veya olaydan elde edilen zevk duygusunun patolojik ve işlevsellik bozucu düzeyde artması durumu.
Hyperhidrosis
Çevresel sıcaklık veya fiziksel efor gereksinimlerinden bağımsız olarak ortaya çıkan aşırı terleme durumu.
Hyperingestion
Ağız yoluyla aşırı gıda, sıvı veya ilaç alımı, özellikle de bu alımın güvenli üst sınırları aşması durumu.
Hyperintensity
Manyetik rezonans görüntüleme (MRG) taramalarında, beyaz veya gri maddedeki vasküler lezyonlara işaret eden parlak alan.
Hypercathexis
Psikanalitik kuramda, belirli bir nesneye, fikre veya fanteziye aşırı miktarda psikolojik enerji (libidonal ya da agresif) yatırılması durumu.
Hyperkinetic Syndrome
Günümüzde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olarak bilinen tablonun, yirminci yüzyılın ortalarında kullanılan eski klinik tanımı.
Hyperkinesthesia / Hyperkinesis
🔹 1. (hyperkinesthesia): Somatosensoriyel sistemde dokunma, ağırlık, basınç, hareket ve vücut pozisyonuna karşı aşırı derecede yüksek duyarlılık durumu. 🔹 2. (hyperkinesis): Aşırı istemsiz hareket, huzursuzluk veya hiperaktivite ile karakterize edilen nöromotor durum.
Hypercritical
Bireylerin veya durumların en küçük kusurlarını dahi sürekli ve aşırı bir eğilimle inceleyip eleştirme durumu.
Hyperlipidemia
Kanda kolesterol ve trigliserit gibi lipidlerin normal sınırların üzerinde yer alması durumu olup, ateroskleroz gelişimine zemin hazırlayan metabolik bir bozukluktur.
Hypermania
Sürekli fiziksel aktivite, düzensiz davranışlar, yönelim bozukluğu ve tutarsız konuşmayla karakterize aşırı manik durum.
Hyperobesity
Bireyin boy, yaş ve vücut yapısına göre kabul edilen ideal kilosunun en az 45 kilogram (100 libre) üzerinde olduğu, aşırı derecede ileri düzey kilo fazlalığı durumu.
Hyperorexia
Patolojik düzeyde artmış iştah durumu olup, bireyin normal fizyolojik ihtiyaçların çok ötesinde sürekli bir yeme isteği ve açlık hissi yaşamasıyla karakterizedir.
Hyperparathyroidism
Paratiroid bezlerinin parathormonu aşırı düzeyde salgılamasıyla karakterize, kandaki kalsiyum regülasyonunun bozulmasına yol açan endokrin ve metabolik bir tablodur.
Hyperplasia
Bir organ veya dokuyu oluşturan normal hücrelerin sayısındaki anormal artışa bağlı olarak, ilgili dokunun hacim veya kütle olarak büyümesi durumu.
Hyperpnea
Solunumun hem hızında hem de derinliğinde, metabolik gereksinimlerdeki artışa veya patolojik süreçlere bağlı olarak ortaya çıkan anormal artış.
Hyperprosexia
Bireyin dikkatini tek bir uyarıcıya veya düşünceye, çevredeki diğer tüm uyaranları dışarıda bırakacak düzeyde aşırı derecede odaklaması durumu.
Hypersexuality
Cinsel aktivite sıklığında aşırılık veya cinsel istekte olağan dışı, kontrol edilemez bir yoğunluk hali.
Hypersensitivity
Bağışıklık sisteminin yabancı maddelere aşırı yanıt vermesi veya bireyin duyusal uyaranlar ile sosyal eleştirilere karşı aşırı reaktif olma durumu.
Hypersomnia
Gündüz saatlerinde aşırı uyku hali veya anormal derecede uzamış gece uykusu epizotlarıyla karakterize klinik durum.
Hypertensive Crisis
Kan basıncının ani ve aşırı derecede yükselerek hedef organ hasarı riski oluşturduğu akut tıbbi acil durum.
Hypertension
Atardamarlardaki kan basıncının standart eşik değerlerinin (genellikle 140/90 mmHg) sürekli olarak üzerine çıkmasıyla karakterize dolaşım bozukluğu.
Hyperthermia
Vücudun ısı düzenleme mekanizmalarının yetersiz kalması sonucu çekirdek sıcaklığının tehlikeli düzeylerde artması durumu.
Hyperthymia
Uyarıcının niteliğiyle orantısız, taşkın ve aşırı bir duygusal tepki verme durumu olup, özellikle manik ve hipomanik evrelerin karakteristik bir belirtisidir.
Hyperthyroidism
Tiroit bezinin aşırı aktivite göstermesiyle aşırı tiroit hormonu üretilmesi ve bazal metabolizma hızının patolojik olarak artmasıyla karakterize endokrin bozukluk.
Hyperventilation / Overbreathing
🔹 1. (hyperventilation): Genellikle anksiyete veya duygusal stres kaynaklı ortaya çıkan, normalden anormal derecede hızlı ve derin nefes alma durumudur. 🔹 2. (overbreathing): Metabolik gereksinimin üzerine çıkarak alveoler ventilasyonun artması ve buna bağlı olarak arteriyel karbon dioksit ($PaCO_2$) basıncının düşmesi durumu.
Hypervigilance
Bireyin çevresindeki olası tehditleri veya tehlikeli uyaranları saptamak üzere gösterdiği anormal derecede artmış uyanıklık ve tarama durumu.
Hyphedonia
Normal koşullarda haz veren deneyimlerden alınan zevkte patolojik düzeyde azalma görülmesi durumu.
Hypnalgia
Uykuda veya rüya esnasında deneyimlenen somatik ağrı hissi.
Hypnoanalysis
Psikanalitik tedavinin dirençleri aşmak, aktarım sürecini hızlandırmak ve baskılanmış anıları bilinç düzeyine çıkarmak amacıyla hipnoz teknikleriyle entegre edildiği modifiye edilmiş bir psikoterapi yöntemidir.
Hypnodontics
Diş hekimliği uygulamalarında gergin hastaları rahatlatmak, anksiyeteyi hafifletmek, anestezinin yerini almak veya etkisini güçlendirmek amacıyla hipnotik önerilerin kullanılmasıdır.
Hypnodrama
Danışanın hipnotik trans altına sokularak travmatik yaşantılarını ve kişilerarası ilişkilerini yardımcı egolar eşliğinde sahnede canlandırmasını amaçlayan psikodrama tekniği.
Hypnophrenosis
Her türlü uyku bozukluğunu veya uykunun mimarisindeki işlevsel sapmaları ifade eden genel klinik terim.
Hypnoid State
Hipnozu andıran, hafif bir trans halini veya tıbbi bağlamda uykuyu taklit eden bilinç durumunu ifade eden psikolojik ve fizyolojik konfigürasyon.
Hypnogenic Spot
Yüksek telkine yatkın bireylerde dokunulduğunda hipnotik bir duruma geçişi tetiklediği varsayılan anatomik veya somatik bölgedir.
Hypnotherapy
Semptomların hafifletilmesi, davranış kalıplarının değiştirilmesi veya kişilik adaptasyonu amacıyla hipnozun psikolojik tedavilerde kullanılması.
Hypnotic Amnesia
Hipnotik telkin yoluyla indüklenen ve bireyin belirli yaşantıları ya da olayları geçici olarak hatırlayamamasıyla karakterize bellek silinmesi.
Hypnotic Susceptibility
Bir bireyin hipnotik bir duruma girme ve telkinlere yanıt verme kapasitesinin derecesidir.
Hypnotic İnduction
Bireyin elin yukarı doğru süzülmesi gibi basit görevler aracılığıyla telkine yatkınlık durumuna girmesini sağlayan başlangıç süreci.
Hypnotic Regression
Bireyin hipnoz altındayken, mevcut duygusal sorunlarına katkıda bulunduğu düşünülen geçmişteki bir deneyimi yeniden yaşaması için yönlendirildiği psikoterapötik bir tekniktir.
Hypnotic Rigidity
Hipnoz sırasında verilen telkinler neticesinde bireyin iskelet kası sisteminde ortaya çıkan istem dışı, işlevsel katılık ve hareket kısıtlılığı durumu.
Hypnotism
Hipnoz durumunu tetikleme eylemi ve bu durumun uygulanmasına yönelik pratiklerin bütünü.
Hypnosis
Telkin yoluyla duyum, algı, biliş ve motor davranışlarda değişimler tetikleyen, uyanıklıktan farklılaşmış bir bilinç ve alıcılık halidir.
Posthypnotic Amnesia
Bir bireyin, hipnotik seans sırasında gerçekleşen olayları, genellikle hipnotistçinin yönlendirmesiyle hatırlayamaması durumu.
Hypo- (hyp-)
Normal seviyenin altında, eksik veya yetersiz durumu bildiren birleşik kelime önekidir.
Hypoactive Sexual Desire Disorder
Cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma arzusunun kalıcı veya tekrarlayıcı bir biçimde yetersizliği ya da yokluğu durumu.
Hypoactivity
Motor becerilerde veya genel işlevsellikte gözlenen, normatif düzeyin altında seyreden anormal derecede yavaşlama ya da eylemsizlik durumu.
Hypoesthesia (hypoaesthesia)
Dokunma, ağrı veya sıcaklık gibi somatosensoriyel uyaranlara karşı duyarlılığın ya da eşiğin azalması durumu.
Hypophagia
Patolojik düzeyde azalmış gıda alımı ve iştah baskılanması durumu.
Hypophilia
Cinsel uyarılma düzeyinin, istekliliğin ve yanıt verme kapasitesinin normal popülasyon ortalamasının belirgin şekilde altında olması durumudur.
Hypophyseal Cachexia
Hipofiz bezinin tamamen işlevsiz kalması sonucu adrenal korteks, tiroid bezi ve gonadlarda ikincil atrofi gelişmesiyle karakterize, aşırı zayıflama ve endokrin yetmezlikle seyreden klinik tablo.
Hypocathexis
Psikanalitik kuramda, zihinsel enerjinin (libido) belirli bir nesneye, fikre veya kişiye anormal derecede düşük düzeyde yatırılması durumu.
Hypochondria / Hypochondriasis
🔹 1. (hypochondria): Kişinin, bedenindeki olağan fizyolojik duyumları yanlış yorumlayarak ciddi veya ölümcül bir hastalığa yakalandığına dair inatçı ve temelsiz bir inanç taşımış olması durumu. 🔹 2. (hypochondriasis): Kişinin, bedensel belirtileri yanlış ve abartılı bir şekilde yorumlayarak ciddi bir fiziksel hastalığa sahip olduğu ya da olacağı yönünde persistent (kalıcı) ve aşırı bir korku veya inanç duyması durumu.
Hypoxyphilia
Beyne giden oksijen akışının azaltılmasıyla elde edilen cinsel uyarılma ve fantezi örüntüsü.
Hypolipemia
Kandaki lipid (yağ) seviyelerinin normal referans değerlerinin anormal derecede altında olması durumu.
Hypomania
Manzer benzeri bir tablo sunan ancak tam şiddete ulaşmayan, enerji, aktivite ve duygu durumunda belirgin artışla karakterize klinik durum.
Hypomanic Episode
En az dört gün süren, taşkın, öforik ya dairritabl duygu durumun eşlik ettiği; enerji, dürtüsellik ve psikomotor aktivitede belirgin artışla karakterize psikiyatrik ve davranışsal durum.
Hypomenorrhea
Menstrual kanama miktarının anormal derecede az olması veya kanama süresinin olağandışı kısa sürmesi durumudur.
Hypomotility
Organizmanın genelinde veya belirli organ/kas sistemlerinde gözlenen anormal derecede azalmış hareket veya aktivite düzeyi.
Hyponasality
Nazal yolaktaki kısmi veya tam tıkanıklığa bağlı olarak konuşma sırasında nasal rezonansın yetersiz kalması durumu.
Hypoparathyroidism
Vücuttaki kalsiyum ve fosfor dengesini düzenleyen paratiroid hormonunun yetersiz salgılanmasıyla karakterize olan endokrin durum.
Hypoprosexia
Dikkat kapasitesinde ve odaklanma yetisinde gözlenen belirgin, patolojik düzeydeki azalma durumu.
Hyporexia
İştahın patolojik düzeyde azalması durumu olup, besin alımında belirgin bir düşüşle karakterizedir.
Hyposexuality
Cinsel davranışlarda ve dürtülerde gözlenen, normatif düzeyin belirgin şekilde altında seyreden anormal düşük cinsel ilgi ve aktivite durumu.
Hyposomnia
Bireyin uyku süresinde, sıklıkla uykusuzluk veya diğer uyku bozukluklarına ikincil olarak ortaya çıkan belirgin azalma durumu.
Hypospadias
Üretral açıklığın normal anatomik pozisyonundan daha aşağıda, erkeklerde penisin ventral yüzeyinde veya kadınlarda vajina içinde yer almasıyla karakterize konjenital bir anomalidir.
Hypothermia
Merkezi vücut sıcaklığının 35 °C'nin altına düşmesiyle karakterize edilen, termoregülasyon mekanizmalarının yetersiz kalması sonucu ortaya çıkan tıbbi durum.
Hypothymia
Major depresif epizodun şiddetli vakalarında görülen, duygulanım aralığının belirgin şekilde daralmasını ve kısıtlanmasını tanımlayan eskimiş bir klinik terim.
Hypothyroidism
Tiroit bezinin yetersiz çalışması sonucu tiroit hormonlarının az üretilmesi ve bazal metabolizma hızının düşmesiyle karakterize endokrinolojik bozukluk.
Felt Sense
Bedenin eşik altı düzeyde deneyimlediği, henüz kavramsallaşmamış ancak çözülmemiş duygusal çatışmalara ve bütüncül yaşantılara karşılık gelen somatik ve belirsiz duyum.
Histamine
Histidin amino asidinden sentezlenen; periferik dokularda enflamasyon ve alerjik yanıtları, merkezi sinir sisteminde ise uyarılmışlık, iştah ve otonomik fonksiyonları düzenleyen biyoaktif bir amin ve nörotransmitterdir.
Hysterectomy
Rahmin cerrahi yöntemle vücuttan çıkarılması işlemidir; total, subtotal veya radikal biçimlerde uygulanabilir.
Hysteria
Günümüzde büyük ölçüde konversiyon bozukluğu, disosiyatif bozukluklar ve histriyonik kişilik özellikleri olarak yeniden sınıflandırılan, somatik semptomlar ve aşırı duygusal tepkilerle karakterize tarihi psikiyatri terimi.
Hysteriform
Histeri ile ilişkilendirilen semptomları andıran ancak güncel klinik nosolojide artık kullanılmayan tarihsel bir niteleme.
Hysterical Amnesia
Travmatik veya yoğun kaygı yaratan olayların hatırlanamaması ile karakterize edilen, günümüzde büyük ölçüde terk edilmiş eski bir psikiyatrik terim.
Hysterical Disorder
Duyusal, motor veya visseral aktivitelerde istemsiz psikojenik işlev bozukluklarıyla karakterize edilen, güncelliğini yitirmiş klinik terim.
Hysterical Paralysis
Tıbbi veya nörolojik bir organik temeli bulunmaksızın, psikolojik çatışmaların bedensel belirtilere dönüştüğü konversiyon bozukluğunun eski adıdır.
Hysterical Psychosis
Histriyonik kişilik özelliklerine sahip bireylerde, şiddetli stresörler sonrasında ani ortaya çıkan, iki haftadan kısa süren ve tam iyileşmeyle sonuçlanan geçici psikotik belirti tablosu.
Hystero- (hyster-)
Tıbbi ve klinik terminolojide rahim (uterus) yapısını veya durumunu niteleyen birleşik kelime öneki.
Historical Method
Bireyin kişisel geçmişine odaklanarak analiz, danışmanlık veya psikoterapi hizmeti sunma tekniğidir.
Histrionic Personality Disorder
Erken yetişkinlikte başlayan, aşırı duygusallık, sürekli dikkat çekme arayışı ve teatral davranış kalıplarıyla karakterize Küme B kişilik bozukluğu.
Catchment Area
Bir sağlık bakım programının, toplum ruh sağlığı merkezinin veya hastanenin doğrudan hizmet sunduğu coğrafi bölge.
Fee-for-service
Sağlık hizmeti sunucularının gerçekleştirdikleri her bir işlem veya muayene için ayrı ayrı ücretlendirildiği geleneksel geri ödeme yöntemi.
Point-of-service Plan (POS Plan)
Sağlık sigortası sağlayıcısının anlaşmalı olduğu ağ içi veya ağ dışı hekim tercihlerine göre poliçe kapsamındaki teminat oranlarının değişkenlik gösterdiği hibrit bir sigorta modelidir.
Service Delivery System
Ruh sağlığı, halk sağlığı, sosyal refah ve eğitim gibi hizmetlerin sağlanmasını amaçlayan örgütsel, beşeri ve teknolojik girdi ve süreçlerin karmaşık, karşılıklı bağımlı ağı.
Hmg
Menopoz sonrası kadınların idrarından elde edilen, follikül uyarıcı hormon (FSH) ve lüteinleştirici hormon (LH) aktivitesi içeren gonadotropin preparatıdır.
Ho’oponopono
Hawaii kültürüne özgü, bireyler arası çatışmaları çözmek, aile içi bağları onarmak ve ruhsal dengeyi yeniden sağlamak amacıyla uygulanan geleneksel bir grup süreci ve uzlaşı terapisidir.
Holistic Education
Bireyin zihinsel, duygusal, fiziksel, sosyal ve ruhsal tüm boyutlarıyla bir bütün olarak gelişimini hedefleyen pedagojik ve terapötik yaklaşım.
Holistic Healing
Beden, zihin ve ruh üçlüsünün karşılıklı etkileşim içinde bir bütün oluşturduğu varsayımına dayanan ve tek bir boyuttaki bozulmanın tüm sistemi etkilediğini savunan sağlık yaklaşımı.
Holistic Health
Hastalık belirtilerinin ötesinde; bireyin fiziksel, zihinsel, ruhsal, sosyal ve çevresel boyutlarını bir bütün olarak ele alan sağlık ve iyilik hali yaklaşımı.
Hollingshead Scales
Bireylerin sosyoekonomik statüsünü eğitim ve meslek gibi temel değişkenler aracılığıyla nicel olarak değerlendiren standartlaştırılmış ölçüm araçlarıdır.
Holtzman Inkblot Technique (HIT)
Algı ve kişiliğe ilişkin 22 değişken üzerinden puanlanan, her biri 45 mürekkep lekeli iki paralel formdan oluşan projektif bir kişilik değerlendirme aracıdır.
Homeopathy
Sağlıklı bireylerde belirli semptomlar yaratan maddelerin, son derece seyreltilmiş dozlarda verilerek aynı semptomları gösteren hastaları iyileştirebileceğini savunan tamamlayıcı ve alternatif tıp sistemidir.
Homicide
Bir kişinin yaşamına bir başka insan tarafından son verilmesi eylemidir.
Homicidophilia
Cinayet eyleminden veya cinayetle ilgili unsurlardan cinsel ilgi duyma ve uyarılma elde etme durumu.
Homicidomania
Bireyde başkalarını öldürme yönünde karşı konulmaz bir dürtü ve yoğun arzu ile karakterize edilen, genellikle fiili saldırı girişimleriyle kendini gösteren psikiyatrik bozukluk tablosu.
Homoeroticism
Aynı cinsiyete sahip bireyler arasındaki cinsel veya romantik çekim durumu; anlık ya da durumsal arzu hallerini kapsayan ancak kalıcı bir cinsel yönelimi zorunlu kılmayan kavram.
Homophile
1950'ler ve 1960'lardaki ilk eşcinsel hakları hareketinde, cinsel yönelimden ziyade romantik ve insani bağa vurgu yapmak amacıyla kullanılan tarihsel bir terim.
Homogenitality
Bir bireyin kendi cinsiyetine ait cinsel organlara ilgi duyması veya yönelim göstermesi durumu.
Homosexual Community
Belirli bir coğrafi bölgede yaşayan, kendine özgü buluşma mekanlarına, kültürel normlara, dilsel ifadelere ve örgütlenmelere sahip eşcinsel bireyler bütününü tanımlamakta geçmişte yaygın olarak kullanılan ancak günümüzde miadını doldurmuş bir sosyolojik terim.
Homocystinuria
L-homosisteinin L-sistationine dönüşümünü sağlayan enzimin eksikliğinden kaynaklanan, zihinsel yetersizlikler, yürüme bozuklukları ve tromboembolik olaylarla karakterize kalıtsal metabolik bozukluk.
Hookup
Tarafların ilişkiyi romantik veya taahhütlü bir boyuta taşıma beklentisi olmaksızın gerçekleştirdiği cinsel etkileşim türü.
Hoover’s Sign
Organik kökenli hemiplejiyi psikojenik veya simüle edilmiş (malingering) motor kayıplardan ayırt etmek için kullanılan klinik bir nörolojik muayene manevrasıdır.
Hopkins Symptom Checklist (HSCL)
Obsesif-kompulsif davranış, anksiyete, depresyon, somatizasyon ve kişilerarası duyarlılık olmak üzere beş boyutta belirti örüntülerini belirlemek ve toplam sıkıntı skoru elde etmek için tasarlanmış 58 maddelik öz-bildirim envanteri.
Hormic Psychology
İnsan davranışının temel belirleyicisinin mekanik uyarılar değil, amaca yönelik içgüdüler ve geleceği öngörme yetisi olduğunu savunan tarihsel psikoloji ekolü.
Hormone Replacement Therapy (HRT)
Vücutta eksilen veya üretimi azalan cinsiyet ya da diğer metabolik hormonların dışarıdan farmakolojik yollarla takviye edilerek fizyolojik dengenin yeniden sağlanması işlemidir.
Hormone Therapy
Endokrin sistemin işlevlerini farmakolojik, cerrahi veya radyolojik müdahalelerle manipüle ederek hormon seviyelerini artıran, baskılayan veya bloke eden tıbbi yaklaşım.
Horner’s Syndrome
Yüzün aynı tarafında parsiyel pitozis, miyozis ve sıklıkla anhidroz ile karakterize, beyin sapındaki pons bölgesinin veya sempatik yolların hasarlanması sonucu oluşan nörolojik tablo.
Hospice
İyileştirme umudu kalmamış, yaşam beklentisi sınırlı terminal dönemdeki hastaların yaşam kalitesini artırmayı, ağrıyı dindirmeyi ve psikolojik-ruhsal konfor sağlamayı hedefleyen disiplinler arası bakım yaklaşımı.
Hospitalitis
Hastane ortamına psikolojik bağımlılık geliştiren bireylerin, taburculukları gündeme geldiğinde semptomlarının ani bir şekilde yeniden nüksetmesi durumu.
Hospitalism
Bebeklerde anne ayrılığı ve uzun süreli kurumsal bakım (hastanete veya yetimhane) ortamında kalmanın tetiklediği; psikomotor tepki yokluğu, kilo alımında duraksama ve amaçlı davranış geliştirememe durumu.
Hostile Witness
Mahkemede ifade vermeye istekli olmayan veya doğrudan sorguyu yapan tarafa karşı açık bir önyargı ve düşmanlık sergileyen tanık.
Hot Flash
Östrojen seviyelerindeki düşüşe bağlı olarak menopoz döneminde ortaya çıkan, boyun, yüz ve gövdede ani ısı artışı ve terleme ile karakterize 30 saniye ile 5 dakika arası süren vazomotor semptom.
HPA
Kanda fenilalanin amino asidinin normal düzeyin üzerinde bulunması durumunu ifade eden tıbbi kısaltma.
HRSD
Majör depresif bozukluk şiddetini ve tedavi yanıtını değerlendirmek üzere klinik pratikte en yaygın kullanılan yarı yapılandırılmış derecelendirme ölçeği.
HRT
Vücudun artık yeterli düzeyde üretemediği veya tıbbi olarak baskılandığı durumlarda dışarıdan hormon verilerek eksikliğin giderilmesini amaçlayan medikal tedavi protokolü.
HSCL
Anksiyete ve depresyon belirtilerinin şiddetini taramak ve ölçmek için geliştirilmiş öz bildirime dayalı klinik ölçek.
Hsieh-ping
Çin ve Tayvan kültürlerinde gözlenen, bireyin ataların ruhları tarafından ele geçirildiğine inanılan geçici trans halleriyle karakterize kültüre özgü bir sendromdur.
HSPQ
12-18 yaş arası ergenlerin kişilik özelliklerini değerlendirmek amacıyla Raymond Cattell tarafından geliştirilmiş psikometrik bir envanterdir.
Hubris
Kişinin kendi yetki, kudret ve önemini gerçek dışı bir şekilde abartmasıyla karakterize aşırı kibir ve tehlikeli özgüven durumu.
Human Menopausal Gonadotropin (hmg)
Postmenopozal kadınların idrarından elde edilen ve folikül stimüle edici hormon (FSH) ile luteinizan hormon (LH) karışımını içeren, özellikle infertilite tedavisinde ovulasyonu uyarmak için kullanılan hormonal preparat.
Human Papillomavirus (HPV)
Ten temas yoluyla bulaşan ve 200'den fazla tipi bulunan, bazı türleri genital siğillere veya hücresel mutasyonlar yoluyla çeşitli kanser türlerine yol açabilen yaygın bir viral enfeksiyon grubudur.
Hunter Syndrome
Vücut dokularında mukopolisakkaritlerin (glikozaminoglikanlar) birikmesine yol açan ve X'e bağlı çekinik kalıtım gösteren nadir bir lizozomal depo hastalığı.
Restlessness
Amaca yönelik görünmeyen, süresi ve yoğunluğu sınırlı, sürekli hareket etme, odağın dağılması veya yerinde duramayarak mekân içinde gidip gelmeyle karakterize somatik ve davranışsal bir durum.
Humanistic Perspective
İnsan doğasının temelde iyi, yapıcı ve öz-gerçekleştirme eğilimine sahip olduğunu, uygun çevresel koşullar sağlandığında potansiyelini en üst düzeye çıkaracağını savunan psikolojik yaklaşım.
Humanistic Psychology
Bireyin özgür iradesine, kendi yaşam tarzını kurma kapasitesine ve potansiyelini gerçekleştirmesine odaklanan, psikanaliz ve davranışçılığa alternatif olarak doğmuş psikolojik yaklaşım.
Humanistic Therapy
Psikanalitik ve davranışçı ekolleri reddeden; bireysel potansiyele, şimdi ve buradalığa, kişisel sorumluluğa ve doğal süreçlere odaklanan psikoterapi yaklaşımlarının şemsiye terimidir.
Humanistic Conscience
Dışsal otoritelerin cezalandırma korkusundan bağımsız olarak, bireyin kendi içsel standartları ve değerleriyle yönlenen vicdan biçimidir.
Humanism
İnsanın içsel değerini, potansiyelini ve özgür iradesini merkeze alan; insan deneyimini ve değerlerini indirgemeci yaklaşımlara karşı savunan felsefi ve psikolojik perspektif.
Classical Humors / Humoral Theory
🔹 1. (classical humors): İnsan vücudunun ve mizaç yapısının dört temel bedensel sıvının dengesine veya dengesizliğine dayandığını öne süren antik tıp ve psikoloji modeli. 🔹 2. (humoral theory): Fiziksel ve psikolojik sağlığı ya da hastalıkları vücuttaki temel sıvıların (hümörlerin) dengesine veya dengesizliğine bağlayan, tarihteki en eski açıklayıcı tıp ve kişilik modellerinden biri.
Hwa-byung
Kronik ve bastırılmış öfkenin somatic (bedensel) ve psikolojik belirtilerle kendini gösterdiği, Kore kültürüne özgü bir kültüre özgü sendromdur.
Hyalophagia
Besin değeri taşımayan maddelerin sürekli ve zorlantılı bir biçimde tüketilmesiyle karakterize pika bozukluğunun bir alt tipi olarak, cam yemek eylemidir.
Hybristophilia
Suç işlemiş, özellikle ağır suçlar (cinayet, tecavüz veya soygun gibi)ten hüküm giymiş kişilere karşı duyulan cinsel ilgi ve çekim parafili türüdür.
Hyp-
Tıbbi, anatomik ve psikolojik terminolojide normal seviyenin altında, eksik veya bir şeyin altında olmayı belirten birleştirici kök ön ek.
IBS
Altta yatan organik bir patoloji olmaksızın, bağırsak motilitesinde bozulma ve visseral aşırı duyarlılık ile karakterize kronik gastrointestinal fonksiyonel bozukluk.
ICD
Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayımlanan, hastalıkların ve sağlık sorunlarının uluslararası standartta sınıflandırılmasını sağlayan resmi tanı kataloğu.
İce
Yüksek derecede bağımlılık yapıcı, serbest baz formundaki konsantre metamfetaminin sokak adıdır; yoğun ve kalıcı stimülan etkilere sahiptir.
ICF
Akut hastane yatışı ile tam bağımsız yaşam veya evde bakım arasında köprü görevi gören, 24 saat hemşirelik hizmeti ve rehabilitasyon sağlayan ara basamak sağlık kurumu.
IHS
Amerika Birleşik Devletleri'nde yerli halklara (American Indians ve Alaska Natives) kapsamlı sağlık ve psikiyatri hizmetleri sunmaktan sorumlu federal ajans.
İich’aa
Navaho topluluklarında görülen, amok benzeri ani şiddet patlamaları ve çözülme durumlarıyla karakterize kültüre özgü bir sendrom.
İkota
Kültüre özgü bir psikiyatrik sendrom olup, genellikle ani ve şiddetli irkilme tepkileri, ekolali (karşısındakinin sözlerini yineleme) ve otomatizm benzeri davranışlarla karakterizedir.
ITPA
Çocuklarda işitsel-sözel ve görsel-motor kanallardaki dil ve iletişim bozukluklarını saptamak amacıyla geliştirilmiş standartlaştırılmış bir psikodiagnostik bataryadır.
Illinois Test Of Psycholinguistic Abilities (ITPA)
5 ila 13 yaş arası çocuklarda iletişim ve öğrenme bozukluklarıyla ilişkili sözlü ve yazılı dil becerilerini değerlendiren norm referanslı bir bataryadır.
İlluminism
Bireyin hayali ve sıklıkla doğaüstü varlıklarla karşılıklı diyaloglar yürüttüğü, coşkulu ve varsayımsal bir esrime halidir.
İmu
Ainu kadınlarında görülen; aşırı irkilme tepkisi, otomatik hareketler, ekolali, ekopraksi ve telkine aşırı itaat ile karakterize kültüre özgü bir sendrom.
Imuran
Azatioprin etken maddesinin tescilli ticari adı; immünosupresan ve antineoplastik özellik gösteren bir farmakolojik ajan.
İn Absentia
Bir kişinin, ilgili süreçlerin veya duruşmaların yürütüldüğü fiziksel ortamda bulunmadığı durumu ifade eden hukuki ve idari terim.
İn Re Gault
1967 tarihli dönüm noktası niteliğindeki ABD Yüksek Mahkemesi kararı; suça sürüklenen çocukların adli süreçlerde yetişkinlerle benzer anayasal haklara ve usul güvencelerine sahip olması gerektiğini hükme bağlamıştır.
İn Vitro Fertilization (IVF)
Kadın yumurtasının vücut dışında sperm ile laboratuvar koşullarında döllendirilmesi ve ardından uterusa transfer edilmesi işlemidir.
İnappetence
Beslenme veya gıda alımına yönelik arzu ve isteğin azalması durumu olup, sıklıkla majör depresyon ve somatik rahatsızlıkların eşlik eden bir belirtisidir.
Inapsine
Droperidol etken maddesinin ticari adı olup, antipsikotik ve antiemetik özelliklere sahip bir bütirofenon türevidir.
Inderal
Propranolol etken maddesinin en yaygın ticari adı olan, sempatik sinir sistemindeki beta-adrenerjik reseptörleri bloke eden non-selektif bir beta bloker ajandır.
Indian Health Service (IHS)
ABD'deki Kızılderili ve Alaska Yerlisi nüfusa öncelikli sağlık hizmeti sunmak ve sağlık savunuculuğu yapmakla sorumlu federal devlet ajansıdır.
Individuals With Disabilities Education Act (IDEA)
ABD'de özel eğitim hizmetleri için kamusal fon sağlayan ve bu hizmetlerin en kısıtlayıcı olmayan ortamda verilmesini zorunlu kılan 1990 tarihli federal yasa.
Inocybe
Yapısında yüksek oranlarda muskarin alkaloidi barındıran, otonom sinir sistemi üzerinde toksik etki gösteren bir mantar cinsi.
IDRA
1984 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde kabul edilen ve adli psikiyatride akıl sağlığı savunması (cezai ehliyet) kriterlerini önemli ölçüde daraltan federal yasal düzenlemedir.
İnsensible
Duyu, bilinç veya duygusal tepkisellikten yoksun olma durumu.
Coma Therapy
Şizofreni tedavisinde geçmişte, hastaya kasıtlı olarak hipoglisemi ve koma hali indüklemek amacıyla yüksek dozda insülin enjekte edilmesini içeren tarihsel bir psikiyatrik tedavi yöntemi.
Interamerican Society Of Psychology
Kuzey, Orta ve Güney Amerika ile Karayipler'deki psikologlar arasında iletişim, iş birliği ve bilimsel araştırmaları teşvik etmek amacıyla 1951 yılında kurulmuş uluslararası mesleki kuruluştur.
Coitus İntra Mammas
Erkek cinsel organının kadının iki memesi arasına yerleştirilerek gerçekleştirildiği bir cinsel aktivite biçimi.
IPR
Kişilerarası süreçlerin hatırlanması anlamına gelen IPR, özellikle danışmanlık ve psikoterapide, danışan ile terapist arasındaki etkileşimin video kaydı eşliğinde derinlemesine incelenmesini sağlayan yapılandırılmış bir süreç inceleme yöntemidir.
İnterpret
Bir dilden diğerine sözlü olarak aktarım yapma eylemi veya psikoterapide hastanın bilinçdışı materyallerine anlam yükleme süreci.
İnterventionist
Bir hastanın veya danışanın semptomlarını, çevresel koşullarını ya da davranış kalıplarını değiştirmek amacıyla sürece müdahil olan hekim, davranış bilimci veya terapist.
Intuniv
Guanfasin hidroklorürün uzatılmış salınımlı formülasyonunun ticari adı; özellikle DEHB tedavisinde kullanılan seçici bir alfa-2A adrenerjik reseptör agonistidir.
IPPA
Pozitif psikoloji biliminin küresel düzeyde gelişimini, araştırmalarını ve mesleki standartlarını destekleyen uluslararası akademik kuruluş.
Breed / Race
🔹 1. (breed): Aynı türün üyelerinden belirli fenotipik, davranışsal ve genetik özellikleriyle ayrılan, genellikle yapay seçilim yoluyla elde edilmiş alt grup. 🔹 2. (race): Algılanan ortak fiziksel özelliklere dayanarak insanları sınıflandıran ve sosyopolitik hiyerarşileri koruyan toplumsal bir kurgudur.
Racism
Fenotipik özelliklere dayalı olarak fırsatları yapılandıran ve değer atfeden, dezavantajlı gruplara yönelik önyargı, ayrımcılık ve sistemik eşitsizlikler bütünü.
Racial Socialization
Ebeveynlerin ve bakım verenlerin çocuklarına kendi ırksal kimlikleri hakkında bilgi, değer ve perspektif aktararak ırksal miras bilinci aşılaması ve ayrımcılıkla başa çıkma stratejileri kazandırması sürecidir.
İrkunii
Güneydoğu Asya ve Sibirya'da görülen, ani ve şaşırtıcı uyaranlar karşısında otomatik itaat, ekolali ve ekopraksi ile karakterize kültüre özgü bir disosiyatif reaksiyondur.
Correctional Psychology
Ceza infaz kurumlarındaki suçlu ve hükümlülere klinik ve danışmanlık tekniklerinin uygulanmasını, rehabilitasyon süreçlerinin yürütülmesini sağlayan adli psikoloji alt dalıdır.
Correctional Facility
Ceza veya adalet sistemi tarafından resmi olarak işleme alınmış bireylerin, ıslah ve rehabilitasyon amacıyla barındırıldığı veya gözaltında tutulduğu kurum.
Isopto Carpine
Glokom tedavisinde ve pupil konstriksiyonu sağlamak amacıyla kullanılan pilokarpin hidroklorür etken maddeli göz damlasının tescilli ticari adıdır.
Stalking
Bir bireyin başka bir kişiyi obsesif, müdahaleci ve tacizkâr bir biçimde, korku veya zarar verme kastıyla sürekli izlemesi ya da gözlemlemesi durumu.
Suffering
Fiziksel travma veya tehdit edici kayıplar karşısında hissedilen akut fiziksel veya psikolojik sıkıntı ve acı deneyimi.
IVF
Oositlerin (yumurta hücrelerinin) vücut dışında, laboratuvar koşullarında sperm ile döllendirilmesini sağlayan yardımcı üreme teknolojisi.
Restitutionary Damages
Haksız bir eylem sonucu elde edilen kazancın davalıdan alınarak mağdura iade edilmesi amacıyla mahkeme tarafından hükmedilen parasal tazminat türü.
-iatry (-iatrics)
Tıbbi bakım, sağaltım veya klinik tedavi süreçlerini ifade eden bir etimolojik son ektir.
İatro-
Tıp, hekimlik veya tedavi süreçleriyle ilgili durumları ifade etmek için kullanılan birleşik kelime ön eki.
Withdrawal-destructiveness
Erich Fromm'un psikanalitik kuramında, bireyin bağımlılık korkusundan kaçınmak ve duygusal mesafe yaratmak amacıyla başkalarından izole olması ya da yıkıcı davranışlar sergilemesiyle karakterize edilen uyumsuz bir ilişki kurma biçimidir.
İnner Dialogue
Bireyin herhangi bir mesele üzerine zihinsel düzeyde gerçekleştirdiği içsel tartışma ve kendisiyle konuşma süreci.
Enmeshment
İki veya daha fazla kişinin, özellikle aile üyelerinin, kişisel sınırların belirsizleştiği aşırı bağımlı bir ilişki ağı içinde bireysel özerkliklerini kaybetmesi durumu.
İnternal Boundary
Psikanalitik kuramda ego ile id arasında yer alan, dürtüsel taleplerin bilinçli zihne geçişini düzenleyen psikolojik ve yapısal ayrım.
İnner Estrangement
Dış nesnelerin ve çevrenin yabancı, gerçek dışı ve tuhaf algılanması durumu.
İncorporation
Psikanalitik kuramda, dışsal bir nesnenin fiziksel olarak bedene alındığına dair ilkel ve bilinçdışı fantezi.
İntrojection
Bireyin, dış dünyadaki başka bir figürün tutumlarını, değerlerini ve kişilik özelliklerini bilinçdışı bir süreçle kendi benliğine entegre etmesidir.
İntroversion
İlgi ve enerjinin dış dünyadaki uyaranlar yerine bireyin kendi içsel dünyasına, düşünce ve duygularına yönelmesini karakterize eden geniş kapsamlı bir kişilik boyutu.
Content-thought Disorder
Şizofreni ve benzeri ruhsal bozukluklarda görülen, zihinsel içeriğin birden fazla parçalanmış sanrı ile karakterize olduğu bir düşünce bozukluğu türüdür.
Resentment
Algılanan bir haksızlık, hakaret veya zarar karşısında deneyimlenen; hayal kırıklığı, öfke ve iğrenme bileşenlerini barındıran karmaşık ve kalıcı bir acı duygusudur.
İnsight
Bir problemin çözümüne belirgin ve ani bir şekilde varılması veya bireyin kendi psikolojik dinamiklerini, duygusal durumunu ve davranışlarının kökenini net bir şekilde fark etmesi.
İnsight Therapy
Danışanın psikolojik problemlerinin kökenine dair derin bir öz-anlayış kazanmasını ve bu farkındalıkla iyileşmesini hedefleyen psikoterapi yaklaşımı.
Object Of İnstinct
Klasik psikanalitik kuramda, içgüdüsel gerilimi azaltmak ve haz elde etmek amacıyla yönelinen dışsal hedef, kişi veya maddedir.
Satisfaction Of İnstincts
Klasik psikanalitik kuramda açlık, susuzluk, cinsellik ve saldırganlık gibi temel dürtülerin doyurulmasıyla organizmadaki gerilimin boşalması ve homeostatik dengenin yeniden kurulması süreci.
İnner Audience
Bireyin kendi sessiz ve içsel konuşmasına eşlik eden, sıklıkla erken dönem otoritelerle ilişkilendirilen hayali dinleyici figürü.
İnternal Frustration
Klasik psikanalitik teoride, dışsal etkenlerden ziyade süperego gibi içsel faktörler nedeniyle içgüdüsel dürtülerin tatmininin engellenmesi.
İnternal Object
Bireyin zihninde içselleştirilmiş bir 'varlık' olarak deneyimlenen, genellikle anne veya birincil bakım veren gibi önemli bir figürün zihinsel imgesi veya temsilidir.
İmpulse
Bilinçli bir muhakeme veya planlama süreci olmaksızın, ani ve karşı konulamaz bir hareket etme isteği veya dürtüsü.
Case Law
Mahkeme kararlarının ve yargısal içtihatların oluşturduğu, yasamadan bağımsız gelişen hukuk bütünü.
İd
Psikanalitik kuramda psişenin en ilkel bileşeni olup, temel biyolojik dürtüleri ve libidinal enerjiyi barındıran, tamamen bilinçdışında işlev gören yapı.
İd Resistance
Psikanalizde, bilinçdışı id dürtüleri ve temeldeki yineleme zorlantısı (repetition compulsion) tarafından motive edilen, terapötik değişime ve içgörüye karşı geliştirilen bir direnç biçimi.
İd Anxiety
Psikanalitik kuramda, bastırılmış içgüdüsel dürtülerin ve libido enerjisinin bilinç yüzeyine çıkma veya benliği istila etme tehdidinden kaynaklanan birincil kaygı türü.
İd Psychology
Psikanalizde, ilkel gereksinimlerin anlık ve haz odaklı doyumunu arayan, örgütlenmemiş ve içgüdüsel dürtülere odaklanan yaklaşım.
Maintenance Therapy
Kronik veya nüksetme eğilimi gösteren psikiyatrik ve tıbbi durumlarda, hastanın mevcut stabil durumunu korumak ve nüksü önlemek amacıyla uygulanan uzun süreli farmakolojik veya psikoterapötik müdahale.
Administration
Bir bozukluğun tanı veya tedavisinde ilaç ya da başka bir ajanın uygulanması veya veri elde etmek amacıyla standart bir psikometrik testin uygulanması.
Affirmative Defense
Sanığın veya davalının isnat edilen eylemi gerçekleştirdiğini kabul etmekle birlikte, suç kastını (mens rea) ortadan kaldıran veya yasal sorumluluğu hafifleten yeni vakıalar ve kanıtlar sunması durumu.
Assertion
Bireyin inançlarını, haklarını veya iddialarını başkalarının haklarını ihlal etmeden net, kararlı ve güçlü bir biçimde ifade etmesi.
İndictment
Bir büyük jüri veya yetkili adli merci tarafından, kişinin suç işlediğine dair resmi ve yazılı suçlamada bulunulması.
İdeal Self
Bireyin sahip olmayı arzuladığı, ulaşmak için çaba gösterdiği örnek psikolojik ve kişisel özelliklerin zihinsel temsilidir.
İdealization
Bir kişinin, nesnenin veya durumun olumlu niteliklerini abartıp kusurlarını yok sayarak zihinsel olarak mükemmel konumuna getirme süreci.
İdealizing Transference
Öz psikolojisinde, hastanın analisti güçlü ve sevecen bir ebeveyn figürü olarak algıladığı, kendisini koruma altında hissederek terapistin gücünden ve kapasitesinden güç aldığı narsistik bir aktarım türüdür.
İdeation
Zihinsel süreçler yoluyla fikirlerin, imgelerin ve kavramların oluşturulması ve biçimlendirilmesi faaliyeti.
İdiophrenic
Doğrudan bir beyin hastalığı veya patolojisinden kaynaklanan zihinsel bozuklukları nitelendiren tıbbi ve psikiyatrik terim.
İdiogamist
Cinsel yanıt döngüsünü yalnızca ve yalnızca partneriyle tam olarak deneyimleyebilen, diğer partnerlerle ise cinsel işlev bozukluğu veya yetersizliği yaşayan birey.
İdiot
Tarihsel süreçte ağır düzeydeki zihinsel gelişim bozukluğunu tanımlamak için kullanılan, günümüzde ise hakaret içerdiği için klinik literatürden tamamen çıkarılmış eskimiş bir terimdir.
İdiocy
Geçmişte zeka geriliğinin en ağır formunu tanımlamak için kullanılan, günümüzde ise hem klinik olarak eskimiş hem de pejoratif kabul edilen tarihsel bir terimdir.
İdioverse
Bir bireyin kendine has duyumlarının, algılarının ve anlamlandırmalarının bütünü; kişinin benzersiz yaşantısal evreni.
İdiodynamics
Bireyin çevredeki her uyarıcıya otomatik tepki vermek yerine, kendi benzersiz yaşam deneyimleri (idiovers) doğrultusunda uyarıcıları seçmesini ve organize etmesini savunan kişilik kuramı.
İdiogenesis
Dışsal veya açıkça tespit edilebilir bir neden olmaksızın, tamamen içsel dinamiklerle ortaya çıkan bir durumun veya idiyopatik bir hastalığın kökeni.
İdioglossia
Yalnızca bir veya iki kişi tarafından konuşulan, dışarıdan bakanlar için anlaşılmaz ses bozulmaları, ikameler ve eksiltmeler içeren kendine özgü gizli dil.
İdiographic
Bireyin tekil ve benzersiz özelliklerini, evrensel yasalar aramak yerine derinlemesine incelemeyi amaçlayan araştırma ve klinik yaklaşım.
İdiopathic
Tıbbi veya psikolojik bir durumun veya semptomun bilinen, net bir nedene bağlanamadığı, kendiliğinden ortaya çıktığı durumları ifade eden tıbbi ve klinik niteleme.
İdiosyncratic İntoxication
Oldukça küçük miktarda alkol alımının ardından ortaya çıkan; ani kişilik değişimleri, dürtüsel şiddet ve sonrasında gelişen amnezi ile karakterize sıra dışı klinik durum.
İdiosyncratic Reaction
Bir ilaca veya kimyasal ajana karşı, öngörülen farmakolojik etkilerin tamamen dışında, bireyin genetik yapısına bağlı olarak gelişen beklenmedik ve olağan dışı aşırı duyarlılık veya direnç durumudur.
İdiosyncrasy
Bir bireye özgü olan, başka insanlarda görülmeyen fiziksel veya zihinsel alışkanlık, davranış biçimi ya da maddelere karşı verilen sıra dışı tepki.
Expressive Language Disorder
Normal dil alrama ve kavrama becerilerine rağmen, kişinin duygu ve düşüncelerini sözlü ya da yazılı olarak etkili bir şekilde aktarmakta zorlanmasıyla karakterize gelişimsel bir iletişim bozukluğudur.
Expressed Emotion (EE)
Aile üyelerinin ruhsal bozukluğu olan bir bireye yönelik sergilediği eleştiri, düşmanlık ve duygusal aşırı katılım içeren olumsuz tutumlar bütünü.
Statement Validity Analysis
Adli soruşturmalarda, özellikle çocuk istismarı iddialarında, ifadelerin doğruluğunu değerlendirmek amacıyla kullanılan analitik teknikler bütünü.
Chastity
Yasadışı cinsel ilişki veya genişletilmiş tanımıyla her türlü cinsel aktiviteden kaçınma durumu.
Castration Anxiety
Cinsel organların zarar göreceği veya kaybedileceği yönünde yaşanan yoğun ve ezici korkudur; psikanalitik kuramda oedipal dönemin merkezinde yer alır.
Needle Exchange Program
İntravenöz madde kullanan bireylerin kullanılmış enjektörlerini steril ve yeni ekipmanlarla ücretsiz değiştirmesini sağlayarak kan yoluyla bulaşan hastalıkların yayılımını azaltmayı hedefleyen halk sağlığı girişimi.
Aversive Therapy
Uyumsuz bir davranışı ortadan kaldırmak amacıyla, bu davranışın hafif elektrik şoku, kötü koku veya mide bulandırıcı maddeler gibi hoş olmayan bir uyarıcıyla (aversion) eşleştirildiği klasik koşullanma temelli bir davranış değiştirme tekniğidir.
Betrayal
Bir ilişki ortağının, diğerinin güvenini, refahını gözetme beklentilerini ve örtük ya da açık sözleşmelerini ihlal eden herhangi bir eylemidir.
Betrayal Trauma Theory
Çocukluk çağında birincil bakım verenler tarafından uygulanan istismarın, hayatta kalma ve bağlanma gereksinimi nedeniyle zihin tarafından bilinçten uzak tutulmasını açıklayan kavramsal model.
Neglect / Negligence
🔹 1. (neglect): Bakım yükümlülüğü altında olunan bir bireyin temel fiziksel, duygusal, tıbbi veya eğitimsel gereksinimlerinin kronik olarak karşılanmaması ya da nörolojik düzeyde bedenin veya çevrenin bir tarafının farkındalığının kaybolması durumu. 🔹 2. (negligence): Durumsal olarak beklenen makul özen, dikkat veya bakım düzeyinin sağlanamaması ya da sorumlulukların yerine getirilmemesi durumu.
Need–fear Dilemma
Bireyin başkalarıyla yakın ilişki kurma yönündeki yoğun arzu ile bu yakınlığın yaratacağı tehlikelere karşı duyduğu aşırı korkunun eş zamanlı olarak çatışması durumu.
Substitution
Bir nesnenin, duygunun veya hedefin kabul edilebilir ya da ulaşılabilir bir başka alternatifle değiştirilmesi sürecidir.
Bigamy
Bir kimse yasal olarak evliyken, mevcut evliliğini feshetmeden bir başkasıyla evlenme eylemi ve hukuki suç.
Two-person Psychology
Psikanalitik teorinin hastanın yalnızca içsel zihinsel dünyasına odaklanan geleneksel yaklaşımdan, hasta ve analist arasındaki etkileşimsel dyada (ikiliye) odaklanan perspektife evrilmesini ifade eden kavram.
Bipolar Disorder
Kişinin duygudurumunun, enerji düzeyinin ve işlevselliğinin mani/hipomani ile majör depresyon evreleri arasında belirgin salınımlar gösterdiği kronik bir duygudurum bozukluğudur.
Dual Antimicrobial Therapy
Bir enfeksiyonu tedavi etmek amacıyla eş zamanlı olarak birden fazla antibiyotik türünün kullanılması.
Double Consciousness / Dual Consciousness
🔹 1. (double consciousness): Aynı bireyin zihninde iki farklı ve ilişkisiz zihinsel durumun eş zamanlı olarak var olması ya da ezilen grupların kendilerini hem kendi içsel deneyimleriyle hem de baskın toplumun gözünden algılama hali. 🔹 2. (dual consciousness): Tek bir beyin içerisinde, özellikle korpus kallozumun cerrahi olarak kesilmesi sonrasında iki ayrı ve bağımsız bilinç öznesinin ortaya çıkabileceğini öne süren nörolojik hipotez.
Dual-action Antidepressant
Nörotransmitter sistemlerinden aynı anda iki farklı mekanizma (genellikle serotonin ve norepinefrin geri alım inhibisyonu) yoluyla etki gösteren psikotrop ajan.
Dual Relationship
Bir ruh sağlığı uzmanının danışanıyla profesyonel rolün ötesinde ikinci bir sosyal, ticari veya duygusal ilişki barındırması durumu.
Dual Personality
Bireyin içinde, her biri görece bağımsız ve genellikle zıt özellikler sergileyen iki farklı kişilik sisteminin var olması durumu.
Dyadic Session
Bir terapistin, çift veya aile seanslarından farklı olarak, yalnızca tek bir danışanla birebir gerçekleştirdiği klinik görüşmedir.
Dual Diagnosis
Bir bireyde aynı anda iki farklı klinik bozukluğun, özellikle de bir ruhsal sağaltım sorunu ile madde kullanım bozukluğunun bir arada bulunması durumu.
Dyadic Therapy
İki birey arasındaki ilişkisel örüntüleri, bağlanma stillerini ve iletişim dinamiklerini iyileştirmeye odaklanan psikoterapi türü.
Second-line Medication
Birincil (first-line) tedavinin yetersiz kaldığı veya yan etkiler nedeniyle tolere edilemediği durumlarda reçete edilen ikincil farmakolojik ajan sınıfı.
Second-rank Symptoms
Şizofrenide sıklıkla görülen ancak diğer psikiyatrik bozukluklarda da ortaya çıkabilen; duygulanımda kısıtlanma, zihin karışıklığı ve ani paranoid sanrıları içeren klinik bulgulardır.
Second-degree Relative
Büyükbaba, büyükanne, teyze, hala, amca, dayı ve kuzenleri kapsayan; genetik paylaşımları ortalama yüzde 25 olan akrabalık kategorisidir.
Secondary Care
Birinci basamak sağlık hizmeti sağlayıcılarının yönlendirmesiyle, tıp uzmanları tarafından sunulan branşlaşmış sağlık hizmetleridir.
Secondary Coping
Bireyin doğrudan değiştiremediği stresörlere uyum sağlamak amacıyla kendi içsel süreçlerini, beklentilerini ve bilişsel çerçevesini yeniden yapılandırmasını içeren iç odaklı başa çıkma stratejisi.
Accessory Symptoms
Birincil bir bozukluğun temel patolojisinden doğrudan kaynaklanmayan, ancak ana klinik tabloya eşlik eden veya onun bir sonucu olarak ortaya çıkan ek belirtiler.
Secondary Mood Disorder
Başka bir birincil tıbbi, nörolojik veya psikiyatrik durumun doğrudan etiyolojik sonucu olarak ortaya çıkan, uzamış ve yaygın duygulanım bozukluğu.
Advantage By İllness
Fiziksel veya psikolojik bir rahatsızlığın semptomları yoluyla hastanın elde ettiği ek fayda, dikkat veya sorumluluktan kaçınma durumu.
Secondary Stuttering
Konuşmadaki akıcısızlığa eşlik eden rahatsızlık farkındalığı, kaçınma davranışları ve yüzde, baş veya bedende görülen istemsiz fiziksel gerginlik hareketleriyle karakterize durum.
Secondary Personality
Çözülme kimlik bozukluğunda bireyin davranışlarını sıklıkla kontrol eden, asıl birincil kimlikten keskin bir şekilde ayrılan ve genellikle farklı tutum, isim ile konuşma tarzına sahip olan alternatif kimlik.
Secondary Narcissism
Klasik psikanalitik kuramda, dış nesnelere yöneltilmiş libidinal enerjinin (nesne libidosu) hayal kırıklıkları veya engellenmeler nedeniyle çekilerek yeniden egoya yatırılmasıyla ortaya çıkan öz-sevgi durumu.
Secondary Cause
Bir bozukluğun belirtilerinin ortaya çıkmasına katkıda bulunan ancak tek başına o bozukluğa yol açmak için yeterli olmayan etken.
Secondary Prevention
Subklinik düzeyde erken psikolojik veya fiziksel belirti gösteren birey ya da gruplarda daha ciddi işlev bozuklukları veya hastalıkların gelişimini engellemek amacıyla yapılan erken müdahale stratejisidir.
Secondary İdentification
Psikanalitik kuramda, bireyin erken dönemde ebeveynleri dışındaki hayranlık duyulan figürlerle özdeşim kurma sürecidir.
Secondary Defense Symptoms
Bireyin bastırılmış anılara karşı geliştirdiği birincil psikolojik savunmaların yetersiz kaldığı durumlarda devreye soktuğu takıntılı koruma mekanizmaları bütünüdür.
Secondary Symptoms
Birincil bozukluğun doğrudan nörobiyolojik bir sonucu olmaktan ziyade, o bozukluğa eşlik eden, ikincil olarak gelişen veya bireyin temel patolojiye verdiği reaksiyonlarla ortaya çıkan klinik belirtiler.
Vicarious Traumatization (VT)
Travmatize bireylerle kurulan yoğun ve yinelenen duygusal temas sonucunda, ruh sağlığı uzmanının kendi dünya görüşünde, adalet ve güvenlik algısında meydana gelen köklü değişim.
Alter-ego Transference
Danışanın, analisti kendi benliğinin bir ikizi veya tam bir benzeri olarak deneyimlemesi ve bu yolla temel kendilik eksikliklerini telafi etmeye çalışması durumudur.
Twinship Transference
Öz psikolojisinde, hastanın analisti kendisinin bir benzeri, ikizi veyaalter-egosu olarak algılamasıyla belirginleşen, anlaşılma ve değer görülme yaşantısını güçlendiren narsistik aktarım türü.
Persuasion Therapy
Terapistin, danışanın akıl yürütme, irade ve öz-eleştiri yeteneklerine hitap ederek hatalı tutum ve davranış kalıplarını değiştirmeye çalıştığı destekleyici bir psikoterapi türüdür.
İconomania
Görselleri ve imgeleri biriktirme ve onlara tapınma derecesinde bağlanma ile karakterize edilen patolojik dürtü.
İctus
Ani başlangıçlı medikal olay, özellikle epileptik nöbet veya inme gibi akut atak.
Drug
Besin maddeleri dışında kalan, motor, duyusal, bilişsel veya fizyolojik süreçleri etkileyen her türlü kimyasal maddedir.
Drug İnteractions
İki veya daha fazla ilacın eş zamanlı olarak kullanımının, farmakolojik etkilerini, kinetik süreçlerini ya da hedef organ yanıtlarını değiştirmesi durumu.
İnhalation Of Drugs
Bir ilacın veya maddenin gaz, buhar veya aerosol formunda ağız ya da burun yoluyla solunarak, alveoler kılcal damarlar aracılığıyla doğrudan kana karışmasını sağlayan uygulama yöntemi.
Drug-induced Amnesia
Farmakolojik ajanların, anesteziklerin veya psikoaktif maddelerin nörokimyasal etkileriyle tetiklenen geçici bellek kaybı durumu.
Drug-induced Lactation
Farmakolojik ajanların nöroendokrin sistemi manipüle ederek süt bezlerini uyardığı ve gebelik/emzirme dönemi haricinde meme başından süt akıntısına yol açtığı klinik durum.
Medication-induced Movement Disorder
Farmakolojik ajanların, özellikle antipsikotiklerin advers bir etkisi olarak ortaya çıkan; rigitidite, tremor ve hipertoni gibi motor semptomlarla karakterize klinik tablo.
Drug-induced Parkinsonism
Çeşitli farmakolojik ajanların, özellikle dopamin reseptör antagonistlerinin kullanımına bağlı olarak gelişen, idiyopatik Parkinson hastalığının klinik tablosunu taklit eden ekstrapiramidal motor bozukluk.
Drug Synergism
İki veya daha fazla ilacın eş zamanlı uygulanmasıyla, bireysel etkilerinin toplamından daha büyük bir farmakolojik veya klinik etki ortaya çıkması durumu.
Drug Holiday
İlaç dozajını ayarlamak, yan etkileri minimize etmek ve hastanın ilacın varlığına ile yokluğuna verdiği yanıtı değerlendirmek amacıyla tedaviye geçici olarak ara verilmesidir.
Drug Tolerance
Bir maddenin tekrar eden kullanımları sonrasında, organizmanın o maddeye karşı gösterdiği fizyolojik ve davranışsal tepkinin giderek azalması durumu.
Medication Management Capacity
Reçete edilen ilaçları talimatlara uygun şekilde, bilişsel ve fiziksel olarak doğru zaman ve dozda kullanabilme becerisidir.
Advanced HIV Disease
Bağışıklık sisteminin CD4+ T lenfosit sayısının belirli bir eşik değerinin altına düştüğü veya fırsatçı enfeksiyonların klinik olarak ortaya çıktığı, edinilmiş immün yetmezlik sendromunun (AIDS) ilerlemiş evresini ifade eden tıbbi durum.
Later Life Adjustment
Yaşlılık dönemine özgü kronik hastalıklar, kayıplar ve yaşam tarzı dönüşümleri gibi stresörlerle başa çıkma ve dengeyi yeniden kurma süreci.
Communication
Bilginin, duygunun, tutumun veya zihinsel durumun sözel ya da sözel olmayan yollarla bir kaynaktan alıcıya aktarılması ve ortak bir anlam üretilmesi sürecidir.
Communication Skills Training
Bireylerin kendilerini net ve doğrudan ifade etmelerini, aktif ve empatik dinleme geliştirmelerini sağlayan, geri bildirim ve modelleme tekniklerini kullanan yapılandırılmış müdahale programıdır.
Communication Disorder
Konuşma, ses, işitme veya dilin algılanması, üretilmesi ve etkin kullanımındaki işlevsel yetersizlikleri kapsayan gelişimsel bozukluklar grubudur.
Communication Apprehension
Bireylerin başkalarıyla iletişim kurma veya bu eylemi sürdürme düşüncesi karşısında deneyimledikleri yoğun ve işlev bozucu anksiyete durumu.
Communication Deviance (CD)
Dinleyicinin konuşmacıyla ortak bir odak ve anlam paylaşmasını zorlaştıran, iletişimdeki netlik ve tutarlılık eksikliğidir.
Relevant–irrelevant Test
Yalan dedektörü incelemelerinde, suçla doğrudan ilgili sorulara verilen fizyolojik tepkilerin, suçla hiçbir bağı olmayan nötr sorulara verilen tepkilerle kıyaslandığı bir sorgulama formatıdır.
ITBS
Diz ekleminin dış kısmında, özellikle koşu ve tekrarlayıcı bükme hareketleri sırasında iliotibial bandın femur kondiline sürtünmesiyle oluşan aşırı kullanım yaralanması.
Relation / Relationship
🔹 1. (relation): İki veya daha fazla olay, nesne veya özne arasında kurulan her türlü anlamlı bağ ve bağlantı durumu. 🔹 2. (relationship): Nesneler, olaylar, değişkenler veya bireyler arasında karşılıklı etkileşim ve bağ kurma durumu.
Relationship Training
Bireyler arası etkileşimi, iletişim dinamiklerini ve kişiler arası bağları güçlendirmek amacıyla tasarlanmış yapılandırılmış müdahale teknikleri bütünü.
Relationship System
Belirli bir kültür, toplum veya grup içinde tanınan kişilerarası bağların tamamıdır; akrabalık veya kan bağına dayanmayan ilişkileri de kapsayacak şekilde akrabalık ağlarından daha geniş bir kapsam sunar.
Relationship Therapy
Bireyler arası çatışmaları çözmek, uyumsuz etkileşim kalıplarını değiştirmek ve sağlıklı psikososyal gelişimi desteklemek amacıyla uygulanan psikoterapi yaklaşımı.
Associative Anamnesis / Associative Linkage
🔹 1. (associative anamnesis): Terapistin, hastanın otobiyografik anlatımı içerisindeki kilithtar kelime ve ifadeleri yakalayarak bilinç dışı köprüler kurmasını sağlayan psikanalitik görüşme tekniği. 🔹 2. (associative linkage): Bireyin zihinsel süreçlerinde iki veya daha fazla uyarıcı, kavram ya da anı arasında kurulan işlevsel bağlantı.
Relational Frame Theory (RFT)
İnsan dili ve bilişini, uyaranlar arasında keyfi olarak uygulanabilen ilişkisel tepki verme becerisi üzerinden inceleyen ve Kabul ve Kararlılık Terapisi'nin (ACT) teorik temelini oluşturan kapsamlı bir davranışsal kuramdır.
Relational World
Bireyin, özellikle erken dönem nesne ilişkileri ve kendilik psikolojisi bağlamında, geçmişteki birincil figürlerle kurduğu bağlar temelinde başkalarını algılama ve onlarla yönelimlenme biçimi.
Relational Psychoanalysis
Bireyin içsel psikolojik yapısının, erken dönem ilişkileri ve terapist ile kurulan şimdiki zamandaki bağlar ekseninde şekillendiğini savunan psikanalitik ekol.
First-episode Schizophrenia
Bir bireyin yaşamında şizofreni tanı kriterlerini ilk kez karşıladığı, erken müdahalenin hastalığın uzun vadeli seyrini belirlemede kritik önem taşıdığı başlangıç evresi.
İnitial İnterview / İntake İnterview
🔹 1. (initial interview): Psikoterapide danışanla gerçekleştirilen, terapötik ittifakın temellerinin atıldığı, sorunun ana hatlarıyla ele alındığı ve geçici bir formülasyonun yapıldığı ilk klinik buluşmadır. 🔹 2. (intake interview): Bir danışanın ya da hastanın bir ruh sağlığı merkezine veya uzmana ilk başvurusunda gerçekleştirilen, sorunların niteliğini ve geçmiş öyküyü yapılandırılmış ya da yarı yapılandırılmış biçimde inceleyen ilk değerlendirme oturumu.
First Admission
Bir bireyin psikiyatri kurumuna veya akıl sağlığı merkezine yaşamı boyunca ilk kez kabul edilme durumu.
Primitive
Herhangi bir organizmanın, dilin, kültürün veya psikolojik yapının gelişim evrelerinin en erken aşamasında bulunduğunu ifade eden sıfat.
Primal Father
Sigmund Freud'un Totem ve Tabu eserinde kurguladığı, kıskançlığı ve mutlak gücü nedeniyle oğulları tarafından katledilip yenilen ve sonrasında ilahlaştırılan kabile reisi.
Primal Fantasy
Klasik psikanalitik kuramda, çocukların cinsellik, köken, ebeveynler arası ilişki ve iğdiş edilme gibi bilgi boşluklarını doldurmak için geliştirdikleri kökensel hayaller bütünü.
Primal Envy
Melanie Klein'ın nesne ilişkileri kuramında, bebeğin annenin memesine yönelik ilk ve en köksel kıskançlık/haset dürtüsüdür.
Primitive Defense Mechanism
Psikanalitik kuramda, ölüm içgüdüsüyle ilişkili anksiyeteye karşı benliği koruyan ve gelişimsel olarak ilk ortaya çıkan, gerçeği en az düzeyde test eden savunma biçimleri.
Primitive Superego
Nesne ilişkileri kuramında, pregenital evrede özellikle katı ve korkutucu kötü nesnelerin içselleştirilmesiyle gelişen erken dönem sert vicdan yapısıdır.
Primal-horde Theory
Sigmund Freud'un 'Totem ve Tabu' adlı eserinde öne sürdüğü, baskın bir babanın tekelindeki alt kademe erkekler ve kadınlardan oluşan ilk insan topluluğu ve bu yapının uygarlığın temellerini nasıl attığını açıklayan spekülatif köken kuramıdır.
Primal Trauma
Psikanalitik kuramda, bireyin yaşamın erken evrelerinde maruz kaldığı ve ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan nevrozların temelini oluşturduğu varsayılan acı verici yaşantı.
İllicit
Yasal olmayan, meşru kabul edilmeyen veya toplumsal normlarla yasaklanmış olan durum, madde kullanımı ya da davranışları tanımlayan sıfattır.
İlly (illie)
Amerikan psikiyatri ve APA sözlük terminolojisinde 'fry' girdisine yönlendirilen, genellikle madde kullanımı veya dürtü kontrol bozukluklarıyla ilişkili geçici ya da kalıcı işlevsellik kaybını ifade eden argo kökenli bir terimdir.
İloperidone
Şizofreni tedavisinde kullanılan, benzizoksazol sınıfına ait ve özellikle dopamin ile serotonin reseptörleri üzerinde antagonist etki gösteren atipik bir antipsikotik ajan.
İmago
Bireyin diğer insanlarla kurduğu ilişkileri biçimlendiren, özellikle ebeveynlere yönelik erken çocukluk döneminde oluşmuş bilinçdışı ve genellikle idealleştirilmiş zihinsel imajı.
İmago Therapy
Bireylerin erken dönem bakım verenlerinin bilinçdışı kalıplarını yeniden sahneleyen eş seçimlerini anlamlandırarak ilişkisel yaraları onarmayı amaçlayan psikoterapi yaklaşımı.
İmaginal Exposure
Anksiyete bozukluklarının tedavisinde, korku uyandıran uyarıcının veya travmatik anının danışanın zihninde canlı bir şekilde canlandırılarak ele alınmasını içeren bilişsel-davranışçı bir maruz bırakma terapisi tekniğidir.
Imaginary
Jacques Lacan'ın psikanalitik kuramında, bireyin henüz benlik sınırlarını ve öteki ile ayrışmasını deneyimlemediği, yanılsamalı bütünlük ve imajlar saltanatına dayalı erken gelişim evresi ve kayıt alanı.
İmbecility
IQ seviyesi 25 ile 50-55 arasında değişen, orta ila ağır düzeydeki zihinsel gelişim bozukluğunu tanımlamak için kullanılan tarihi ve hakaret içeren terim.
İmagery Rehearsal Therapy
Kronik kabusları olan bireylerin, rahatsız edici rüya senaryolarını yazıp daha olumlu imgelerle yeniden kurgulayarak zihinsel olarak prova etmelerini sağlayan kısa süreli bir bilişsel davranışçı müdahaledir.
İmagery Technique
Stres ve kaygıyı azaltmak amacıyla hipnoterapi ve gevşeme egzersizlerinde zihinsel sahnelerin bilinçli olarak tasarlanmasını içeren terapötik yöntem.
İmipramine
Tertiyer amin moleküler yapısına sahip, trisiklik antidepresanlar sınıfının prototipi olan ve günümüzde başta nöropatik ağrı olmak üzere çeşitli klinik endikasyonlarda kullanılan farmakolojik ajandır.
Allusive Thinking
Geleneksel mantık ve doğrudan iletişim yerine, çağrışımlar, imalar ve örtük bağlantılarla ilerleyen, sınırları bulanık ve dağınık düşünce biçimi.
İmmune Disorder
Bağışıklık sisteminin aşırı aktif, yetersiz, yanlış yönlendirilmiş veya düzensiz çalışmasıyla karakterize edilen geniş patolojik durumlar kategorisidir.
İmmunodeficiency Disorder
Vücudun virüs, bakteri ve kanser hücreleri gibi antijenlerle savaşma yeteneğini bozan konjenital veya edinilmiş klinik durum.
Imodium
Opioid reseptörleri üzerinden etki göstererek bağırsak peristaltizmini yavaşlatan ve akut ishali semptomatik olarak tedavi eden loperamid hidroklorürün tescilli ticari adıdır.
İmperative
Kritik veya acil nitelikteki her türlü buyruk, zorunluluk ya da psikodinamik düzeyde süperegonun talepkar baskısı.
İmpingement
Donald Winnicott'ın nesne ilişkileri teorisinde, annelik çevresinden gelen ve bebeğin içsel bütünlüğünü ya da akışını sekteye uğratan rahatsız edici müdahale veya çarpmalar.
İmplosive Therapy
Danışanın korkulan uyaranlarla zihinsel düzeyde, hayal gücü yoluyla ve yoğun bir anksiyete uyarımı hedeflenerek yüzleştirildiği bir davranış terapisi tekniğidir.
İmpostor Phenomenon
Yüksek başarı sahibi bireylerin, dışsal kanıtlara rağmen başarılarını içselleştiremeyip kendilerini birer sahtekar olarak hissetmeleri ve bir gün yetersizliklerinin açığa çıkacağı korkusuyla yaşamaları durumu.
İmpostor Syndrome
Bireyin elde ettiği başarıları içselleştiremeyerek kendisini sürekli bir sahtekar gibi hissetmesi ve başarılarını dışsal etkenlere ya da şansa bağlaması durumu.
İmpulsive Character
Olası sonuçları yeterince değerlendirmeden ve düşünmeden, ani hareket etme eğilimiyle karakterize bir kişilik örüntüsüdür.
Privileged Communication
Bir bireyin, mesleki veya yasal bir ilişki bağlamında (hekim, psikolog, avukat vb.) bir profesyonelle paylaştığı ve rızası olmaksızın üçüncü taraflarla paylaşılamayacak yasal olarak korunan gizli bilgiler.
Calling Card
Bir failin veya bireyin suç eylemlerinde ya da belirli davranış örüntülerinde tekrar eden, kişisel tarzını yansıtan ayırt edici imza niteliğindeki davranış.
İn Vivo Exposure
Fobi, OKB ve kaygı bozukluklarının tedavisinde, danışanın kaygı uyandıran uyarıcılarla güvenli ve kontrollü bir şekilde gerçek dünyada doğrudan yüzleştirildiği maruz bırakma terapisi türüdür.
Faith Healing
Fiziksel veya psikolojik rahatsızlıkların, dua etme veya el koyma gibi dini uygulamalar aracılığıyla tedavi edilmeye çalışılması.
İncendiarism
Piromani bozukluğunun tarihsel literatürdeki daha eski ve klinik öncesi adlandırması.
İnduced Hypothermia
Tıbbi gerekçelerle, yapay yöntemler battaniyeleri, soğutma cihazları veya ilaçlar aracılığıyla vücut ısısının kontrollü ve kademeli olarak düşürülmesi işlemidir.
İnfantile Speech
Normal gelişim evresinin aşılmış olmasına rağmen, bebeklerin veya çok küçük çocukların sesletim ve dilbilgisel formlarının sergilendiği atipik konuşma biçimi.
İnfantile Neurosis
Freudyen psikanalitik teoride, ileride yetişkinlik nevrozlarının temelini oluşturacak olan erken çocukluk dönemindeki içsel gelişim ve psişik yapılanmadır.
İnfantilization
Daha olgun bir bireyin bağımsızlık, özerklik ve yetişkinlik kapasitesinin küçmsenerek çocuksu davranışlara ve bağımlı pozisyonlara itilmesi süreci.
İnfantilism
Daha büyük çocuklarda veya yetişkinlerde, bebeklere ya da küçük çocuklara özgü davranışsal, fiziksel veya zihinsel işlevsellik özelliklerinin görülmesi.
İnfanticide
Bir bebeğin veya küçük çocuğun kasıtlı olarak yaşamına son verilmesi eylemidir.
İnfarction
Besleyici bir atardamarın tıkanması sonucunda ortaya çıkan yerel doku nekrozu (doku ölümü).
İnfecundity
Canlının genetik soyunu devam ettirecek yavrular üretme yeteneğinden yoksun olması durumu.
İnfertility
Erkek, kadın veya her iki partnerin biyolojik faktörlerine bağlı olarak çocuk sahibi olma kapasitesinin düşüklüğü veya yokluğu.
İnfibulation
Klitorisin tamamının ve labiumların büyük kısmının cerrahi olarak çıkarılması ve kalan dokuların adet kanaması ile idrar için küçük bir açıklık bırakılarak dikilmesiyle karakterize en şiddetli kadın sünneti türüdür.
İnflammatory Bowel Disease (IBD)
Sindirim kanalının kronik inflamasyonuyla seyreden, remisyon ve relaps döngüleriyle karakterize, ülseratif kolit ve Crohn hastalığını kapsayan patolojik durum.
İnfluenza
İnfluenza virüslerinin (tip A ve B) yol açtığı, solunum damlacıkları ve aerosollerle yayılan, ani başlangıçlı ve yüksek bulaşıcılığa sahip akut bir solunum yolu enfeksiyonudur.
İnhabitance
Hayalet veya ruhların belirli mekanları mesken tutması ya da insanları, hayvanları ve nesneleri ele geçirmesi inancını ifade eden parapsikolojik kavram.
İnhalant
Sarhoşluk verici etkiler elde etmek amacıyla solunan, uçucu kimyasal maddelerin ve gazların genel adıdır.
İnhalant Dependence
Uçucu maddelerin yol açtığı sosyal, psikolojik ve fizyolojik yıkımlara rağmen, tolerans ve yoksunluk belirtileri eşliğinde sergilenen kompulsif kullanım örüntüsü.
İnhalant Abuse
Uçucu maddelerin (yapıştırıcı, tiner, çözücü vb.) tekrarlayan bir şekilde solunmasına bağlı olarak ortaya çıkan ve bireyin işlevselliğinde belirgin olumsuz sosyal, mesleki veya fizyolojik sonuçlar doğuran maladaptif kullanım modeli.
İnimical
Psikolojik iyi oluşa, gelişime veya adaptif işlevselliğe zarar veren, elverişsiz ve olumsuz koşul, davranış ya da sonuçları tanımlayan klinik sıfat.
Denial
Hoş olmayan düşüncelerin, duyguların, isteklerin veya gerçeklerin bilinçli farkındalıktan dışlandığı veya yok sayıldığı bilinçdışı bir savunma mekanizmasıdır.
Disavowal
Bireyin, benliği tehdit eden veya anksiyete üreten bir gerçekliği ya da kendi dürtülerini bilinç düzeyinde reddetmesi ve sahiplenmemesi durumu.
Denial Stage
Elisabeth Kübler-Ross'un yas modellerinin ilki olan bu evre, kişinin ölüm, büyük bir kayıp ya da travma gerçeğini bilinçli veya bilinçsiz olarak kabul edememesi ya da reddetmesi durumudur.
Delusion Of Negation
Bireyin kendi bedeninin, organlarının, zihninin veya dış dünyanın var olmadığını, yok olduğunu ya da öldüğünü iddia ettiği bizar psikotik inanç.
İncoherence
Bireyin kendini net ve düzenli bir şekilde ifade edememesi, en yaygın biçimiyle dağınık ve anlaşılmaz konuşmayla kendini gösteren bilişsel ve sözel bozukluk.
İncontinence
İdrar, dışkı veya cinsel dürtüler gibi temel fizyolojik ve biyolojik işlevleri istemli olarak kontrol edememe ya da tutamama durumu.
İnositol Phosphates
Hücre zarındaki reseptörlerden gelen sinyalleri hücre içindeki hedef bölgelere ileten ikincil haberci (second messenger) moleküllerdir.
HIV
Kan, semen ve vajinal sıvıda bulunan; bağışıklık sisteminde kritik rol oynayan lenfositleri hedef alarak zamanla tahrip eden parazitik karakterli retrovirüstür.
Figure-drawing Test
Katılımcıdan bir insan figürü çizmesinin istendiği, entelektüel gelişimi ölçmek veya projektif bir teknik olarak kişilik özelliklerini incelemek amacıyla kullanılan psikolojik değerlendirme yöntemi.
Human-potential Movement
Bireysel büyüme, kişilerarası duyarlılık ve yaşamda daha fazla özgürlük ile spontaneliği vurgulayan hümanist psikoloji tabanlı psikoterapi ve psikoloji yaklaşımı.
Trafficking
İnsanların veya yasadışı emtiaların, zorlama, tehdit veya kandırma yoluyla bir yerden başka bir yere taşınarak başkalarının kârı için zorla sömürülmesi.
Humanity
Bireyler arası ilişkilerde şefkat, merhamet, nezaket, gözetme ve sevgi gösterme erdemidir.
İnsemination
Spermin, doğal cinsel birleşme yoluyla veya tıbbi müdahalelerle dişi üreme kanalına (vajina, rahim veya fallop tüpleri) bırakılması süreci.
İncidence
Belirli bir popülasyonda ve belirli bir zaman diliminde ortaya çıkan yeni vaka sayısını ifade eden epidemiyolojik ve istatistiksel ölçüttür.
İnsomnia
Uykuya dalma veya uykuyu sürdürmede yaşanan, işlevsellikte klinik düzeyde bozulmaya ve gün içi yorgunluğa yol açan kalıcı uyku bozukluğu.
İnstability
Bireyin öz-denetim eksikliği, düzensiz davranışlar, değişken tutumlar ve aşırı dalgalanan duygular sergileme eğilimi.
İnsufflation
Herhangi bir maddenin, gazın veya ilacın solunum yoluyla veya burun mukozası aracılığıyla vücut boşluklarına üflenmesi ya da çekilmesi eylemi.
İnsulin-shock Therapy
Şizofreni semptomlarını hafifletmek amacıyla 1927'de Manfred J. Sakel tarafından geliştirilen, hastaya yüksek doz insülin verilerek kasıtlı olarak hipoglisemi ve geçici koma hali indüklenmesine dayanan tarihi bir biyiyatrik tedavi yöntemidir.
IDDM
Pankreastaki Langerhans adacıklarındaki beta hücrelerinin yıkımı sonucu mutlak insülin eksikliği ile karakterize, dışarıdan insülin alımını zorunlu kılan endokrin bozukluk.
NIDDM
Pankreasın yeterli insülin ürettiği ancak hücrelerin bu hormona karşı direnç geliştirdiği (insülin direnci) metabolik bir bozukluktur.
İntegrative Behavioral Couples Therapy
Çiftlerin birbirlerini değiştirmeye çalışmaktan ziyade karşılıklı kabul ve duygusal anlayış geliştirmesini, bu anlayışı problem çözme stratejileriyle bütünleştirmesini hedefleyen modern bir psikoterapi yaklaşımı.
İntegrative Psychotherapy
Danışanın özgün ihtiyaçlarına ve patolojisine en uygun müdahaleyi sağlamak amacıyla, farklı psikoterapi ekollerinden teorik modellerin ve tekniklerin harmanlandığı bütüncül bir klinik yaklaşımdır.
İntegrative Medicine
Konvansiyonel tıbbi tedavilerin, etkinlik ve güvenilirlikleri bilimsel kanıtlarla doğrulanmış tamamlayıcı terapilerle birlikte kullanıldığı bütüncül yaklaşım.
İntegrity
Bireyin ahlaki tutarlılık, dürüstlük ve kendi değerleriyle eylemleri arasında uyum sergileme niteliği.
İntegrity Group Psychotherapy
Tüm katılımcılardan mutlak bir açıklık ve dürüstlük talep edilen, deneyimli üyelerin samimiyet ve katılım konusunda model olduğu bir grup terapisi yaklaşımıdır.
İnterfemoral Sex
Penisin bir diğer bireyin uylukları arasına yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen cinsel temas biçimi.
İntergluteal Sex
Penisin vajina ya da anüse penetrasyon olmaksızın, iki kalça yanak aralığına yerleştirilmesi suretiyle gerçekleştirilen cinsel birleşim biçimi.
İntermetamorphosis Syndrome
Bireylerin, tanıdıkları kişilerin hem fiziksel hem de psikolojik olarak başka insanlara dönüştüğüne inandığı nadir bir sanrısal yanlış tanıma sendromudur.
Internet Addiction
Çevrimiçi ve çevrimdışı bilgisayar kullanımının bireyin işlevselliğini ve psikolojik iyilik halini bozacak düzeyde aşırı ve kontrolsüz bir örüntü sergilemesi.
Internet-based Group Contingency
Madde kullanımını bırakmayı teşvik etmek amacıyla, küçük grupların ortak hedeflere ulaşarak dijital platformlar üzerinden ödüllendirildiği çok kişili bir pekiştirme yönetimi uygulamasıdır.
İntersex
Bireyin birincil veya ikincil cinsiyet özelliklerinin, kromozomal dağılımlarının veya üreme organlarının tipik erkek veya dişi ikili (binary) tanımlarına uymadığı tıbbi durumların ve varyasyonların bütünü.
Suicide
Bir bireyin, sonucun ölüm olacağının bilincinde olarak yaşamına bilerek ve isteyerek son vermesi.
Suicidal İdeation
Kişinin kendi yaşamına son verme yönünde zihinsel uğraş, niyet veya planlar barındıran düşünce süreçlerinin bütünüdür.
No-suicide Contract
Terapist ile intihar riski taşıyan danışan arasında, danışanın belirli bir süre boyunca kendi hayatına son vermeyeceğine dair yaptığı sözlü veya yazılı taahhüttür.
Suicidal Crisis
Bireyin intihar girişiminde bulunduğu veya açıkça intihar tehdidinde sergilediği, acil müdahale gerektiren akut psikiyatrik acil durum.
Suicidology
İntihar olgusunu, intihar davranışının altında yatan nedenleri ve önleme stratejilerini çok disiplinli bir perspektifle inceleyen bilim dalıdır.
Suicide-prevention Center
İntihar düşüncesi taşıyan, tehdidinde bulunan veya girişimde bulunan bireylere kriz müdahalesi sağlayan uzmanlaşmış destek tesisi.
İntimacy Problem
Fiziksel ya da psikolojik düzeyde başkalarıyla yakın ilişkiler kurmada ve sürdürmede yaşanan kronik zorluk.
İntoxicant
Zihinsel işlevlerde geçici değişimler üretme kapasitesine sahip herhangi bir psikoaktif maddedir.
İntoxication
Psikoaktif maddelerin vücuda alımını takiben ortaya çıkan, merkezi sinir sisteminin işlevlerinde belirgin maladaptif davranışsal veya psikolojik değişikliklerle karakterize klinik durum.
İm
İlaç veya aşıların doğrudan iskelet kası dokusu içine enjekte edilmesi suretiyle uygulandığını belirten farmakolojik ve klinik kısaltmadır.
İntramuscular İnjection (im İnjection)
Bir maddenin, hipodermik şırınga yardımıyla doğrudan kas dokusuna verilmesi işlemidir.
İntrapsychic Conflict
Psikanalitik teoride, id, ego ve süperego gibi zihinsel yapılar veya çelişkili dürtüler ile arzular arasında psyche içinde yaşanan karşıt güçlerin çatışması.
İntrapsychic
Zihnin veya ruhsal aygıtın sınırları içinde meydana gelen dürtü, fikir, çatışma ve diğer psikolojik fenomenleri nitelendiren sıfat.
İntrapsychic Ataxia
Duygular, düşünceler ve irade arasındaki eşgüdümün ve uyumun ciddi biçimde bozulması durumu.
IUD
Rahim içi sterilizasyon ve gebeliği önleme amacıyla uterin kaviteye yerleştirilen küçük, T şeklindeki tıbbi aygıt.
IV
İlaçların, sıvıların veya diğer maddelerin doğrudan bir toplardamar (ven) içine enjekte edilmesi veya infüze edilmesi yöntemi.
İntravenous İnjection (iv İnjection)
Bir maddenin hipodermik şırınga veya kanül yardımıyla doğrudan bir toplardamara (vene) verilmesi işlemi.
İntravenous Drug Use
Psikoaktif maddelerin etkisini hızlandırmak ve maksimize etmek amacıyla hipodermik iğne ve enjektör yardımıyla doğrudan bir toplardamara enjekte edilmesi.
İntrojective Depression
Ulaşılması imkansız derecede yüksek standartlar, ezici bir öz-eleştiri, suçluluk ve cezalandırıcı bir üstbenlik baskısıyla karakterize edilen, öz-değer odaklı depresif alt tür.
İntrojective Personality
Başarı, mükemmeliyetçilik ve dışsal değerlendirmelere aşırı odaklanan; bu standartlar karşılanamadığında ise derin bir değersizlik ve patolojik öz-eleştiri ile karakterize olan psikodinamik bir kişilik gelişim çizgisi.
İntromission
Bir nesnenin veya organın başka bir yapı içerisine sokulması eylemi; özellikle cinsel birleşme bağlamında penislerin vajinaya girişini tanımlayan fizyolojik terim.
İntropunitive
Früstrasyon, hayal kırıklığı veya çatışma durumlarında öfke, suçluluk ve düşmanlığı dış dünyaya yöneltmek yerine doğrudan benliğe karşı yöneltme ve kendini cezalandırma eğilimi.
İnvalid
Tarihsel olarak kronik rahatsızlığı veya engelliliği nedeniyle eve bağımlı yaşayan bireyleri tanımlamakta kullanılan, günümüzde ise saldırgan ve modası geçmiş kabul edilen terim; ayrıca metodolojik olarak geçerlilikten yoksun olma durumu.
İnvasive
Tıbbi bağlamda vücut bütünlüğünü bozan (cilt delme, kesi yapma veya yabancı cisim yerleştirme) prosedürleri; patolojide ise dokudan dokuya yayılan neoplazm veya enfeksiyonları tanımlayan sıfattır.
Jocasta Complex
Psikanalitik kuramda, bir annenin oğluna karşı duyduğu aşırı yakın, sahiplenici ve ensestöz nitelik taşıyan bağlanma biçimi.
Ionamin
Fentermin etken maddesinin reçine kompleksi şeklinde formüle edilmiş, iştah bastırıcı ve sempatomimetik etkili merkezi sinir sistemi uyarıcısı ticari müstahzarı.
İproniazid
1950'lerde tüberküloz tedavisi sırasında ruh halini yükselttiği fark edilerek psikofarmakoloji tarihine geçen ilk nesil, geri dönüşümsüz bir monoamin oksidaz inhibitörüdür (MAOI).
Annulment
Psikanalitik kuramda, rahatsız edici düşünce veya olayların gündüz düşlerine ve fantezilere dönüştürülerek etkisiz hâle getirilmesi süreci.
Cue-controlled Relaxation
Danışanın özel bir anahtar kelimeyi veya fiziksel işareti derin bir gevşeme yanıtıyla koşullandırmasını öğreten davranışçı bir müdahale tekniğidir.
Cue Exposure
Madde bağımlılığı tedavisinde, bireyin aşerme (craving) tetikleyen uyarıcılara kontrollü biçimde maruz bırakılarak bu uyarıcıların pekiştirici etkisinin sönümlenmesini hedefleyen bir davranış terapisi tekniğidir.
Cue Reactivity
Bir madde, davranış veya ödülle ilişkili uyarıcılara maruz kalındığında ortaya çıkan koşullu psikolojik ve fizyolojik tepkiler bütünü.
Will Disturbance
Eugen Bleuler tarafından şizofreninin temel belirtilerinden biri olarak tanımlanan; irade gücünde, amaç yönelimli davranışlarda ve motivasyonda belirgin yetersizlik veya aşırı, amaçsız aktiviteyle karakterize bozukluk.
Will Therapy
Nörozların, iradenin savunulması ve bağımsızlığın kazanılması yoluyla aşılabileceğini savunan, Otto Rank tarafından geliştirilmiş bir psikoterapi ekolü.
İridology
Bireyin göz irisindeki renk varyasyonlarını, desenleri ve dokusal özellikleri inceleyerek genel sağlık durumunu ve bedensel bozuklukları teşhis etmeyi iddia eden tartışmalı bir alternatif tıp yöntemidir.
İrritability
Aşırı, kolayca tetiklenen öfke, kızgınlık veya sabırsızlık durumu; fizyolojik bağlamda ise hücre veya dokuların uyaranlara yanıt verebilme kapasitesi.
İrrational
Mantıksal tutarlılıktan, sağlam muhakemeden veya nesnel gerçeklikten yoksun olma durumu; akıldışılık.
İrrational Belief
Nesnel ve çelişkili kanıtlara rağmen ısrarla sürdürülen, mantıksız, hatalı veya çarpıtılmış düşünce kalıbı.
İrritable Bowel Syndrome (IBS)
Karın ağrısı veya rahatsızlığı ile dışkılama alışkanlıklarındaki değişimlerle karakterize, organik bir lezyonun saptanamadığı yaygın bir işlevsel bağırsak bozukluğudur.
INH
İzoniazid (INH) için kullanılan, tüberküloz tedavisinde birincil derecede önemli olan antimikrobiyal ajanı ifade eden standart klinik kısaltma.
İnvoluntary Civil Commitment
Bir bireyin kendi rızası olmaksızın, yasal kararla ve mahkeme denetiminde bir ruh sağlığı merkezine yatırılması süreci.
ADE
Bir ilacın kullanımı sırasında ortaya çıkan ancak mutlaka nedensel bir ilişki gerektirmeyen her türlü olumsuz tıbbi olay.
Adverse Drug Reaction (ADR)
Bir ilacın, normal dozlarda kullanıldığında dahi ortaya çıkan, istenmeyen, zararlı ve potansiyel olarak ölümcül olabilen klinik yanıtıdır.
Hoarding Orientation
Erich Fromm'un varoluşsal psikanalizinde, bireyin kişisel ihtiyaçlarının asla tam olarak karşılanamayacağına dair derin bir güvensizlik duyması ve güvenlik algısını yalnızca biriktirdiklerine ve sahip olduklarına dayandırmasıyla karakterize edilen kişilik örüntüsüdür.
Hoarding
Gerekli olmayan veya değeri son derece düşük nesneleri aşırı düzeyde biriktirme ve bunları elden çıkarmada yaşanan kronik güçlük.
Employment Counseling
Bireylerin iş arama, kariyer uyumu, iş verimliliği ve iş performansını etkileyen dış baskılarla başa çıkma süreçlerini optimize etmeyi amaçlayan profesyonel rehberlik hizmeti.
Postemployment Services
Yeni işe başlayan engelli veya ekonomik dezavantajlı bireylerin iş yaşamına uyum sağlamalarını, kalıcı istihdamlarını ve kariyer gelişimlerini desteklemek amacıyla sunulan takip ve rehabilitasyon programları.
Resting Tremor
Etkilenen vücut kısmı tam bir istirahat halindeyken, yerçekimine karşı desteklenmiş ve istemli bir hareket yapılmıyorken ortaya çıkan istemsiz, ritmik salınım.
Abuse
Bir bireyin veya hayvanın haklarını ihlal eden, fiziksel, cinsel, psikolojik ya da ekonomik zararla sonuçlanan zalimane, zorlayıcı ve istilacı davranış biçimi.
Abuse Excuse
Geçmişte yaşanan fiziksel, zihinsel veya cinsel istismar deneyimlerinin, sanığın işlediği şiddet eylemleri için bir savunma veya hafifletici neden olarak öne sürülmesi durumu.
Abusive Punishment
Çocuğu disipline etmek amacıyla aşırı fiziksel güç kullanımı sonucu vücut yaralanmaları, belirgin izler, morluklar, kesikler veya kabarıklıklarla sonuçlanan eylemler bütünü.
Work Rehabilitation Center
Yaralanan çalışanların iyileşmesini sağlayan, onları simüle edilmiş iş aktiviteleri ve eğitimlerle yeniden istihdama hazırlayan uzmanlaşmış sağlık ve meslek tesisi.
Occupational Health Psychology
Çalışma ortamındaki fiziksel ve psikososyal etkenlerin çalışanların ruhsal ve bedensel sağlığı üzerindeki etkilerini inceleyen ve iyileştirme stratejileri geliştiren disiplinlerarası uzmanlık alanıdır.
Work Therapy
Ruhsal veya fiziksel bozuklukları olan bireyler için tedavi edici bir araç olarak ücretli veya ücretsiz çalışma aktivitelerinin kullanılması.
Collaborative Family Health Care
Sağlık olaylarının biyolojik, psikolojik ve sosyal düzeylerde eş zamanlı gerçekleştiği inancına dayanan, klinisyenlerin hastalar ve aileleriyle sorumluluk ve karar alma süreçlerini paylaştığı disiplinler arası bir bakım modelidir.
Collaborative Empiricism
Terapist ile danışanın, sorunları ele almak ve değişimi teşvik etmek amacıyla karşılıklı anlayış, iletişim ve saygı çerçevesinde eşit ortaklar olarak çalıştığı psikoterapi yaklaşımıdır.
Collaborative Care
İki veya daha fazla disiplinin ya da uzmanın, bir danışanın sorunlarını değerlendirmek, bir tedavi planı geliştirmek ve süreci izlemek amacıyla ortaklaşa yürüttüğü multidisipliner klinik yaklaşım.
Collaborative Stepped Care
Ruh sağlığı hizmetlerinin birinci basamak sağlık çalışanları ve toplum sağlığı görevlileri tarafından başlatıldığı, yetersiz kaldığı durumlarda ise hastanın uzman kademelere sevk edildiği basamaklandırılmış bir müdahale modelidir.
Collaborative Primary Care
Farklı disiplinlerden sağlık profesyonellerinin, hastanın fiziksel ve ruhsal sağlığını optimize etmek amacıyla entegre bir şekilde ortaklaşa yürüttüğü birinci basamak sağlık hizmeti modeli.
Collaborative Therapy
Terapist ve danışanın uzmanlıkları arasında hiyerarşik olmayan, ortak bir araştırma süreci yürüttüğü postmodern bir psikoterapi yaklaşımı.
Cooperativeness
Cloninger'in psikobiyolojik kişilik modelinde, bireyin diğer insanlarla empati kurabilme, toplumsal uyum sağlama ve ortak amaçlar uğruna fedakarlık yapabilme kapasitesini ölçen karakter boyutudur.
Job-placement Stage
Engelli veya dezavantajlı bireylerin rehabilitasyon ve işe hazırlık eğitimlerini tamamlayarak rekabetçi iş piyasasına gvemeye hazır kabul edildikleri kritik evre.
Audible Thought
Bireyin kendi düşüncelerini, zihinsel bir iç ses yerine dışsal, işitsel bir ses olarak algıladığı bir tür işitsel halüsinasyon biçimidir.
Hearing Aid
İşitme kaybı yaşayan bireyler için sesleri elektronik olarak yükselten ve kulak kanalına ileten tıbbi cihaz.
Auditory Hallucination
Herhangi dışsal bir işitsel uyarıcı olmaksızın, seslerin veya gürültülerin zihin tarafından gerçekmiş gibi algılanması durumudur.
Torture
Bireylere bilinçli olarak şiddetli fiziksel veya psikolojik acı ve ıstırap çektirilmesi.
Processing Speed Index
Wechsler zeka ölçeklerinde yer alan, bireyin görsel bilgiyi ne kadar hızlı ve verimli bir şekilde algılayıp ayırt edebildiğini ve üzerinde işlem yapabildiğini ölçen bilişsel gösterge.
Dysfunction
Biyolojik, psikolojik veya sosyal bir sistemin, organın ya da davranışsal sürecin normal operasyonel kapasitesindeki her türlü bozulma, yetersizlik veya aksama.
İmpairment
Vücudun tipik fizyolojik veya psikolojik işleyişinde meydana gelen gerileme veya bozulma durumu.
Functional Activities
Temel günlük ev ve iş gereksinimleriyle ilişkili eylemleri kapsayan; günlük yaşam aktiviteleri ile araçsal günlük yaşam aktivitelerini içeren üst kavram.
Functional Amnesia
Herhangi bir nörolojik patoloji saptanamaksızın, kişinin bizzat deneyimlediği olaylara ilişkin anılarını kaybetmesi durumudur.
Functional Analytic Psychotherapy (FAP)
Radikal davranışçılık çerçevesine dayanan ve terapist ile danışan arasındaki doğrudan ilişkiyi tedavi aracı olarak kullanan kişilerarası bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Functional Analysis
Bir davranışın sürdürülmesinde rol oynayan çevresel ve içsel koşulları (koşullanmaları) belirlemek amacıyla yapılan ayrıntılı davranışsal inceleme.
Functional Independence Measure (FIM)
Rehabilitasyon süreçlerinde bireylerin motor, bilişsel ve öz bakım becerilerindeki günlük işlevsellik düzeyini 18 maddelik 7'li derecelendirme ölçeğiyle değerlendiren klinik ölçüm aracıdır.
Functional Disorder
Bilinen herhangi bir yapısal veya fizyolojik patolojiye dayanmaksızın, organ sistemlerinin çalışma mekanizmalarındaki düzensizlikler sonucu ortaya çıkan tıbbi durumlar.
Functional Behavioral Assessment (FBA)
Uygulamalı davranış analizinde, uyumsuz ya da problemli bir davranışın ortaya çıkmasına neden olan çevresel koşulları, tetikleyicileri ve sonuçları ampirik olarak inceleyerek davranışın hizmet ettiği işlevi belirleme yaklaşımı.
Functional Status
Bir bireyin günlük yaşam aktivitelerini ve araçsal günlük yaşam aktivitelerini bağımsız olarak sürdürebilme kapasitesinin derecesidir.
Functional Communication Training
Otizm spektrum bozukluğu veya zihinsel gelişim bozukluğu olan bireylerin sergilediği yıkıcı, agresif ya da kendine zarar verici davranışların ardındaki işlevi belirleyerek, bu davranışları aynı ihtiyacı karşılayan adaptif iletişim becerileriyle değiştirmeyi amaçlayan bir davranış terapisi tekniğidir.
Functional Limitation
Bir engellilik veya bozukluk sonucunda, bireyin belirli bir eylemi veya aktiviteyi gerçekleştirme yeteneğinde ortaya çıkan kısıtlanma ya da yokluk durumu.
Dysfunctional Family
İlişkilerin ve iletişim kanallarının kalıcı olarak bozulduğu, bireylerin duygusal yakınlık ve öz-ifade geliştiremediği, sıklıkla patolojik örüntülerin beslendiği aile birimi.
Unemployment
Bireyin aktif olarak iş aradığı ve çalışmaya hazır olduğu halde ücretli bir işten yoksun olması durumu.
Appetite Suppressant
Besin alma arzusunu azaltarak vücut ağırlığının kontrol edilmesini sağlayan, amfetaminler, uyarıcılar ve serotonin agonistleri gibi ajanların genel sınıfı.
Child Support
Boşanma veya ayrılık sonrasında ebeveynlerin, çocuklarının ekonomik ve eğitimsel ihtiyaçlarını karşılamakla yasal olarak yükümlü oldukları periyodik mali destek.
-itis
Tıp ve patoloji terminolojisinde genellikle dokulardaki iltihaplanma (enflamasyon) veya hastalıklı durumu ifade eden son ek.
İatrogenic
Bir sağlık profesyonelinin tutumu, tanı yöntemleri veya reçete ettiği tedaviler sonucunda hastada bilmeden ortaya çıkan veya şiddetlenen patolojik durum.
Good Me
Harry Stack Sullivan'ın benlik kuramında, ebeveynler tarafından onaylanan ve ödüllendirilen davranış ile dürtülerin çocuk tarafından içselleştirilmiş kişiselleştirmesidir.
Good Behavior Game
İlkokul sınıf ortamında yıkıcı ve kural dışı davranışları azaltmak, akran grupları arası işbirliğini artırmak amacıyla uygulanan, takım temelli bir davranış değiştirme müdahalesidir.
Benign
Ruh sağlığı veya tıp bağlamında, ciddiyet arz etmeyen, ilerleyici olmayan ve prognozu son derece olumlu olan durum veya bozuklukları tanımlayan klinik sıfat.
Good Breast
Melanie Klein'ın psikanalitik kuramında, annenin şefkatli, doyum sağlayan ve haz veren yönünün bebek tarafından içselleştirilmiş ilk temsilidir.
Good Object
Melanie Klein'ın nesne ilişkileri kuramında, bebeğin haz verici ve şefkatli deneyimlerini, özellikle de anne memesini içselleştirerek oluşturduğu hayırhah ve tatmin edici nitelikteki erken dönem içsel parça-nesnesidir.
Good Death
Bireyin kişisel değerleri, inançları ve tercihleri doğrultusunda, ağrının kontrol altına alındığı, onurlu ve özerkliğin korunduğu yaşam sonu süreci.
Amelioration / Recovery
🔹 1. (amelioration): Bir durumun, özellikle bir hastalık veya bozukluğun daha iyiye doğru gitmesi yönündeki değişimi. 🔹 2. (recovery): Hastalık veya yaralanma sonrasında yeteneklerin ölçülebilir şekilde geri kazanılmasında tutarlı ilerleme kaydedilmesi ve madde kullanım bozukluklarında sürdürülebilir bir uyanıklık ve arınma hali.
Curative Damages
Medeni hukuk davalarında, davacının maddi zararını gidermek veya sanığı cezalandırmak yerine, verilen para ödülünün toplumsal bir fayda sağlamak amacıyla doğrudan bir hayır kurumuna bağışlandığı alternatif bir tazminat türüdür.
Well-being / Wellness
🔹 1. (well-being): Bireyin mutluluk, doyum, düşük düzeyde sıkıntı, optimum fiziksel ve zihinsel sağlık ile tatmin edici bir yaşam kalitesine sahip olduğu çok boyutlu durum. 🔹 2. (wellness): Fiziksel, zihinsel ve sosyal esenliği kapsayan; yalnızca hastalık veya rahatsızlığın yokluğunu değil, aktif bir sağlık ve yaşam kalitesi optimizasyonunu ifade eden dinamik durum.
Elopement
Bir psikiyatri hastanesinden veya ünitesinden hastanın izinsiz ve yetkisiz olarak ayrılması durumu.
Absence Without Leave (AWOL) / AWOL
🔹 1. (absence without leave (AWOL)): Yetkilendirilmemiş veya bildirilmemiş, genellikle disiplin soruşturmasına gerekçe teşkil eden geçici görev yeri terk durumu. 🔹 2. (AWOL): Askeri veya kurumsal bir yapıda, yetkili makamlardan resmi izin almaksızın görev yerini veya birliği terk etme durumu.
İsophilia
Kişinin kendi cinsiyetinden bireylere karşı, cinsel birleşme unsuru barındırmayan yoğun şefkat, sevgi ve yakınlık duyguları beslemesi durumu.
İsocarboxazid
Tedaviye dirençli depresyon vakalarında ikinci basamak ajan olarak kullanılan, geri dönüşümsüz ve seçici olmayan bir monoaminooksidaz inhibitörüdür.
İsolated Explosive Disorder
Bireyin tetikleyici stres faktörleriyle hiçbir şekilde orantılı olmayan, ani bir öfke nöbetiyle tek ve münferit bir şiddet eylemi gerçekleştirdiği dürtü kontrol bozukluğudur.
İsopropyl Alcohol
Çözücü, antiseptik ve temizleme sıvısı olarak kullanılan, yutulduğunda aşırı toksik etki gösteren bir propil alkol izomeridir.
Accutane / İsotretinoin
🔹 1. (Accutane): Şiddetli kistik aknelerin tedavisinde kullanılan, A vitamini türevi (retinoid) olan sistemik bir farmakolojik ajandır. 🔹 2. (isotretinoin): Diğer tedavilere yanıt vermeyen şiddetli nodüler aknelerin tedavisinde kullanılan, güçlü teratojenik özelliklere ve nöropsikiyatrik yan etki tartışmalarına sahip bir A vitamini analogudur.
Jactitation
Sık hareketler ve yatakta sağa sola dönme ile karakterize aşırı huzursuzluk durumu.
Janet’s Test
Bireylerin muayene edenin parmak dokunuşunu hissedip hissetmediğine sadece 'evet' veya 'hayır' şeklinde yanıt vermesine dayanan temel bir taktil duyarlılık testidir.
JAS
Tip A kişilik paternini, özellikle rekabetçi dürtü, sabırsızlık, zaman aciliyeti ve düşmanca saldırganlık bileşenlerini ölçmek için tasarlanmış standartlaştırılmış bir öz-bildirim anketi.
JCAHO
Sağlık Kuruluşlarını Akredite Etme Ortak Komisyonu'nun kısaltılmış uluslararası akademik ve idari tanımı.
Jehovah Complex
Bireyin kendisini Tanrı ile özdeşleştirerek uluhiyet nitelikleri atfettiği ve grandiyöz sanrılarla karakterize bir megalomani biçimidir.
Jellinek’s Alcoholism Species
1960 yılında fizyolog Elvin M. Jellinek tarafından tanımlanan ve alkol kullanım bozukluklarını alfa, beta, gama gibi farklı klinik görünümlere ayıran erken dönem sınıflandırma modeli.
Genealogy
Bireylerin veya grupların atalarını, aile geçmişini ve kuşaklar arası akrabalık bağlarını inceleyen tarihsel ve analitik araştırma alanı.
Generalized Seizure
Anormal elektriksel aktivitenin belirli bir odakta sınırlı kalmayıp, talamokortikal devreler aracılığıyla tüm beyin hemisferlerini aynı anda etkilediği epileptik nöbet türüdür.
Generic Name
Bir farmasötik bileşiğin tescilli olmayan ve kimyasal/etkin maddesini tanımlayan resmi ortak adı.
Jenkins Activity Survey (JAS)
Tip A davranış örüntüsünü nesnel bir psikometrik prosedürle ölçmek amacıyla geliştirilmiş, bireyin kendi kendine uyguladığı çoktan seçmeli bir ankettir.
Geophagy
Toprak, kil veya kum gibi toprak benzeri maddelerin istemsiz veya zorlayıcı bir şekilde tüketilmesi durumu.
Token Reinforcer
Kendi içinde hiçbir birincil pekiştirici değeri bulunmayan, ancak birincil veya ikincil pekiştireçlerle değiştirilebilen nesne veya sembol.
Token Economy
İstendik davranışların simgesel nesnelerle ödüllendirildiği ve bu simgelerin daha sonra birincil pekiştireçlerle takas edilmesine dayanan operant koşullanma temelli davranış değiştirme programıdır.
Gynecology
Kadın üreme organlarının hastalıklarını ve bozukluklarını inceleyen tıp dalıdır.
Gynecomastia
Erkeklerde glandular meme dokusunun anormal ve benign (iyi huylu) proliferasyonu durumu.
Gynemimesis
Bir erkeğin veya erkek çocuğunun, biyolojik cinsiyetinden bağımsız olarak tipik dişil fiziksel görünümü, giyim tarzını ve davranış kalıplarını benimsemesi ve sosyal olarak kadın rolünü üstlenmesi durumu.
Gynetresia
Kadın dış genital organlarının veya vajinanın normal bir açıklığa sahip olmaması, kapalı veya tıkanık olması durumu.
Jiryan
Hindistan kültürüne özgü bir sendrom olup, idrarla birlikte sperm veya hayati sıvıların istem dışı kaybına atfedilen endişe, yorgunluk ve somatik belirtilerle karakterizedir.
Johnson V. Louisiana
1972 tarihli ABD Yüksek Mahkemesi kararı olup, idam cezası gerektirmeyen suçlarda jüri kararının oybirliğiyle alınmasının anayasal bir zorunluluk olmadığını hükme bağlamıştır.
Joint Commission
ABD merkezli, özel ve kâr amacı gütmeyen bu kuruluş; hastanelerden davranışsal sağlık merkezlerine kadar geniş bir yelpazede kurumsal tıbbi bakım standartlarını değerlendiren ve akredite eden ulusal otoritedir.
Jonah Complex
Bireyin potansiyelini tam olarak gerçekleştirmekten, yani kendini gerçekleştirmeden, yeni zorluklarla yüzleşme korkusu nedeniyle kaçınması.
Jouissance
Jacques Lacan'ın psikanalitik kuramında, içgüdüsel doyum sınırlarını aşarak acı ile zevkin iç içe geçtiği, psişik yapıyı sarsıcı ve yıkıcı bir aşırılık halini ifade eden kavram.
Jungian Psychology
Carl Gustav Jung tarafından geliştirilen; kolektif bilinçdışı, arketipler ve bireyleşme süreçlerini merkeze alan psikanalitik kuram ve psikoterapi yaklaşımı.
Jungian Typology
Bireyleri içe dönüklük/dışa dönüklük tutumları ve psikolojinin baskın işlevleri aracılığıyla sınıflandıran analitik psikoloji kuramı.
Junkie
Madde kullanım bozukluğu olan bireyler için kullanılan, günümüzde klinik olarak demode ve aşağılayıcı kabul edilen argotik bir terim.
Juvenilism
Çocuklara veya ergenlere duyulan cinsel çekimi ifade eden klinik terim.
Jury Nullification
Bir jürinin, sanığın suçlu olduğuna dair açık kanıtlara rağmen, yasanın veya cezalandırma sürecinin adaletsiz olduğuna kanaat getirerek beraat kararı vermesi.
Coarse Tremor
Genellikle düşük frekanslı (4-8 Hz) ve geniş genlikli, vücudun belirli kısımlarında görülen istemsiz salınımsal hareket.
Acceptance / Admission
🔹 1. (acceptance): Bir durumun, fikrin veya duygunun gerçekliğini, onu değiştirmeye veya bastırmaya çalışmaksızın yargılamadan tanıma ve onaylama tutumu. 🔹 2. (admission): Bir bireyin tıbbi bir kuruma tedavi veya gözlem amacıyla resmi olarak kaydettirilmesi veya bir eğitim programına kabul edilme uygunluğunun belirlenmesi sürecidir.
Acceptance Stage
Elisabeth Kübler-Ross'un beş yas evresi modelinin son aşaması olup, yaklaşan ölüm veya büyük kayıp gerçekliğine karşı duygusal bir mesafe, nesnellik ve kabulleniş gelişmesiyle karakterizedir.
Receiving Hospital
Yeni hastaların tanı ve ilk tedavilerini gerçekleştirmek üzere donanım ve personele sahip olan sağlık kuruluşu.
Acceptance-based Behavioral Therapy (ABBT)
İşlevselliği artırmak ve amaca yönelik davranışı teşvik etmek amacıyla kabul, farkındalık ve değer odaklı eylemleri bütünleştiren geniş bir davranışsal ve Bilişsel-Davranışsal müdahaleler sınıfıdır.
Admission Procedures
Bir bireyin sağlık kurumuna yatan hasta statüsünde kabul edilmesini sağlayan idari ve tıbbi süreçlerin tamamı.
Admission Certification
Bir hastanın sağlık kurumuna yatışının tıbbi açıdan zorunlu olup olmadığının belirlendiği kullanım incelemesi süreci.
Acceptance And Commitment Therapy (ACT)
Düşünce ve duyguları bastırmaya çalışmak yerine onları olduğu gibi kabullenmeyi ve kişisel değerler doğrultusunda eyleme geçmeyi amaçlayan, ilişkisel çerçeve kuramına dayalı bir üçüncü kuşak Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımıdır.
Nightmare
Korku, üzüntü, umutsuzluk veya iğrenme gibi yoğun olumsuz duygular barındıran, genellikle REM uykusunda gerçekleşen ve bireyin ani bir uyanıklıkla çevresinin bilincine vardığı rahatsız edici rüya.
Dream Anxiety Disorder
Uykunun REM evresinde ortaya çıkan, bireyi uykudan uyandıran, yoğun korku, dehşet veya kaygı uyandıran canlı ve rahatsız edici rüyalarla karakterize parasomnia türüdür.
Nightmare Disorder
Uykunun özellikle ikinci yarısında ortaya çıkan, yoğun korku ve dysphoria yaratan, uyanıldığında canlı bir şekilde hatırlanan tekrarlayıcı rüyalarla karakterize bir parasomnidir.
Nightmare-death Syndrome
Görünüşte sağlıklı Güneydoğu Asyalı mültecilerin uykuda ani ve açıklanamayan gizemli ölümü.
Avoidant Attachment
Bireyin ebeveyn veya bakım veren ile ayrılık sonrasında yakınlık aramaması, aksine geri dönen bakım verenden kaçınması ve duygusal distres sergilememesi ile karakterize güvensiz bağlanma biçimi.
Dismissive Attachment
Bireyin kendisini değerli ve yeterli, başkalarını ise güvenilmez ve gereksiz olarak algıladığı, yakın ilişkileri küçümseyerek katı bir kendi kendine yeterlilik sürdürdüğü yetişkin bağlanma stili.
Avoidant Attachment Style
Bireyin yakın ilişkilerde bulunmaktan kaçındığı, duygusal bağımlılığı tehdit olarak algıladığı ve otarinin korunmasını özsaygının temel koşulu saydığı güvensiz bağlanma biçimidir.
Avoidant Marriage
Eşlerin olası çatışmaları bastırmak ve uyumu korumak adına 'anlaşamamaya anlaşarak' derin tartışmalardan kaçındığı, uzun süreli bir evlilik biçimidir.
Avoidant Personality
Bireylerin psikolojik yakınlık kurmaktan rahatsızlık duyması ve bunun sonucunda yakın ilişkiler geliştirmekten kaçınmasıyla belirginleşen kişilik özelliği.
Avoidant Personality Disorder
Sosyal inhibisyon, yetersizlik duyguları ve olumsuz değerlendirilmeye karşı aşırı duyarlılık ile karakterize, ergenlik veya erken yetişkinlik döneminde başlayan kronik kişilik örüntüsü.
Avoidant Paruresis
Bireyin, diğer insanların varlığında veya yakınında tuvaleti kullanma yetisini psikolojik olarak kaybetmesi durumu.
Avoidance
Bireyin korku, kaygı, utanç gibi olumsuz duygusal yaşantılardan veya olası olumsuz sonuçlardan korunmak amacıyla belirli durum, uyarıcı veya kişilerden uzak durması durumu.
Avoidance Behavior
Bireyin hoş olmayan, acı veren veya tehdit edici durumlar, uyaranlar ve olaylarla karşılaşmaktan kaçınmasını ya da bunları önlemesini sağlayan her türlü eylem veya eylem dizisidir.
Aversion Conditioning / Avoidance Conditioning / Avoidance Training / Escape Conditioning
🔹 1. (aversion conditioning): İstenmeyen bir davranışın, bu davranışla eşzamanlı olarak sunulan zararlı veya hoş olmayan bir uyarıcıyla ilişkilendirilmesi süreci. 🔹 2. (avoidance conditioning): Organizmanın, aversif (itici/cezalandırıcı) bir uyarıcının ortaya çıkmasını önleyen veya geciktiren belirli bir davranışı edinmesi süreci. 🔹 3. (avoidance training): Organizmanın olumsuz veya cezalandırıcı bir uyarıcıyla karşılaşmamak için belirli bir davranışı sergilemeyi öğrendiği bir operant koşullama prosedürüdür. 🔹 4. (escape conditioning): Canlının halihazırda mevcut olan rahatsız edici veya itici (aversif) bir uyaranı sonlandırmasını sağlayan davranışın pekiştirilmesi süreci.
Avoidance Coping
Bireyin stresli bir durumla doğrudan yüzleşmek yerine, problemden uzaklaşma, durumu görmezden gelme ve tehdit edici bilgilerin işlenmesinden kaçınma stratejilerini devreye sokmasıdır.
Escapism
Bireyin günlük yaşamın baskılarından, stresinden veya gerçeklikle başa çıkma güçlüklerinden hayal dünyasına, fantezilere ya da zihinsel uğraşlara sığınarak uzaklaşma eğilimi.
Graded Activation
Kronik ağrı veya yorgunluk nedeniyle hareket kısıtlılığı yaşayan bireylerin işlevselliğini artırmak amacıyla, zorluk derecesi ve tekrar sayısı zamana yayrılarak yavaşça artırılan hassas bir rehabilitasyon ve egzersiz programıdır.
Tapering
Farmakolojik bir ajanın ani kesilmesine bağlı gelişebilecek yoksunluk sendromlarını ve olumsuz fizyolojik reaksiyonları önlemek amacıyla dozun kontrollü ve kademeli olarak düşürülmesi.
Fate Neurosis
Bireyin başarısızlık ve yenilgiyi kaçınılmaz kılacak şekilde yaşam deneyimlerini bilinçdışı ve cezalandırıcı bir kompülsiyonla kurguladığı psikanalitik durum.
Fatalistic Suicide
Émile Durkheim'ın sosyolojik tipolojisinde yer alan, bireyin üzerine binen aşırı toplumsal baskı ve tahakküm nedeniyle geleceğe dair tüm umudunu yitirmesi sonucu gerçekleşen intihar türüdür.
WSID
Kadınlarda cinsel ilgi ve uyarılma bozukluklarını değerlendirmek ve tanı koymak amacıyla geliştirilmiş yapılandırılmış klinik görüşme aracı.
Women’s Sexual Interest Diagnostic Interview (WSID)
Hipoaktif cinsel istek bozukluğunu tanılamak amacıyla geliştirilmiş, 39 maddeden oluşan yapılandırılmış klinik görüşme ve değerlendirme aracıdır.
Female Sexual Dysfunction (FSD)
Kadınlarda cinsel yanıt döngüsünü aksatan, cinsel yakınlaşmayı zorlaştıran ve bireyde klinik düzeyde belirgin bir sıkıntı yaratan çeşitli cinsel zorlukların genel adıdır.
Female Sexual Arousal Disorder
Kadınlarda cinsel etkinlik sırasında yeterli vajinal ıslanma ve vazokongestif şişme tepkisini sürekli veya tekrarlayıcı biçimde sağlayamama veya sürdürememe durumudur.
Female Genital Mutilation (FGM)
Kadınların dış genital organlarının tıbbi olmayan nedenlerle kısmen veya tamamen çıkarılması ya da yaralanmasıyla sonuçlanan kültürel veya dini temelli uygulamalar bütünü.
Woman-centered Psychology
Kadınların fiziksel, psikolojik ve sosyal deneyimlerini merkeze alan ve bu yaşantıların özgül karakterini vurgulayan psikolojik yaklaşım.
FGM
Tıbbi bir gerekçe olmaksızın kadın dış genital organlarının kısmen veya tamamen çıkarılması ya da yaralanmasıyla sonuçlanan kültürel veya geleneksel uygulamaların genel adıdır.
Female Orgasmic Disorder
Yeterli cinsel uyarım ve isteğe rağmen orgazmın sürekli ya da yinelenen biçimde gecikmesi, seyrekleşmesi, hiç gerçekleşmemesi veya orgazmik duyum yoğunluğunun belirgin şekilde düşük olması durumudur.
Female Ejaculation
Cinsel uyarılma ve orgazm sırasında kadının Skene bezlerinden (paraüretral bezler) dışarıya gözle görülür miktarda sıvı salgılaması.
Muliebrity
Bir bireyin kadın olma durumu ve kadınlara özgü olduğu kabul edilen fiziksel, psikolojik ve sosyokültürel özelliklerin bütünü.
Headshrinking
Güneydoğu Asya ve Güney Amerika'daki çeşitli yerli topluluklarda, kesilmiş insan kafalarının ısı veya bitkisel sıvılar uygulanarak ritüel amaçlarla büzüştürülmesi uygulaması.
Head Banging
Bebeklerde ve küçük çocuklarda, genellikle bir öfke nöbeti sırasında ya da stereotipik bir hareket olarak başın beşiğe, duvara veya benzer nesnelere defalarca çarpılması eylemidir.
Caffeine
Kahve, çay ve benzeri bitkilerde bulunan, merkezi sinir sistemini uyaran ve adenozin reseptörlerini bloke eden psikoaktif bir alkaloiddir.
Caffeine İntoxication
Genellikle 250 mg üzerindeki yüksek miktarda kafein alımını takiben ortaya çıkan, huzursuzluk, uykusuzluk, taşikardi ve psikomotor ajitasyon gibi en az beş semptomla karakterize klinik durum.
Capitation
Sağlık hizmeti sağlayıcılarına, risk sözleşmesi kapsamındaki her bir birey için verilen sabit ve önceden belirlenmiş ödeme yöntemi.
Rhyming Delirium
Bireyin konuşurken veya sorulara yanıt verirken zorlayıcı bir şekilde sürekli kafiye yapması durumu olup, sıklıkla manik ataklarla ilişkilendirilir.
Hero
Psikodramada, çözümlenmesi gereken çatışmayı veya problemi sahnede canlandıran ana karakter (protagonist).
KAIT
Ergen ve yetişkin bireylerin bilişsel yeteneklerini, kristalize ve akışkan zeka bileşenleri üzerinden değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş standartlaştırılmış bir psikometrik test bataryasıdır.
Kairos
Varoluşsal psikolojide, bireyin önemli bir olayın anlamını kavradığı ve derin bir içgörü elde ettiği, yoğunlaşmış farkındalık anı.
Chronic Motor Or Vocal Tic Disorder
En az bir yıl süresince yalnızca motor veya yalnızca vokal tiklerin görüldüğü, başlangıcı 18 yaşından önce olan nörogelişimsel bir bozukluktur.
Persistent Complex Bereavement Disorder
Sevilen birinin kaybından sonra ortaya çıkan, ölen kişiye aşırı odaklanma, ölümü kabullenmede belirgin güçlük ve en az 12 ay süren klinik düzeyde işlevsellik kaybı ile karakterize durum.
Persistent Puberism
İkincil cinsiyet özelliklerinin gelişiminin durduğu ve bireylerin yaşamları boyunca ergenlik evresinde kaldığı klinik durum.
PVS
Koma sonrası gelişen, beyin sapı fonksiyonlarının korunduğu ancak üst kortikal işlevlerin ve farkındalığın kalıcı olarak kaybolduğu klinik bir bilinç bozukluğu tablosudur.
Durable Power Of Attorney
Bireyin yetisini yitirmesi durumunda dahi hukuki ve tıbbi kararları alması için güvendiği bir temsilciye yetki devretmesini sağlayan yasal belgedir.
Permanency Planning
İhmal veya istismara uğramış çocukların öz aileleriyle, akrabalarıyla ya da evlat edinme yoluyla güvenli ve kalıcı bir yuvaya yerleştirilmesini amaçlayan zamana duyarlı, hedef odaklı müdahale süreci.
Quality Adjusted Life Years (qalys)
Hayatın süresini ve kalitesini tek bir indeks değerinde birleştiren; tam sağlığın 1, ölümün 0 olarak kabul edildiği sağlık, maliyet ve müdahale etkinlik ölçütü.
Quality Assurance
Sağlık yönetimi ve hizmet sunumunda, sunulan hizmetlerin etkinliğini, uygunluğunu ve kabul edilebilirliğini izlemek ve sürekli iyileştirmek amacıyla kullanılan sistematik süreçtir.
Kallikak
20. yüzyılın başlarında zekâ geriliğinin ve ahlaki yozlaşmanın kalıtımsal olduğunu kanıtlamak amacıyla yürütülen, günümüzde ise metodolojik hataları ve öjenik sapmalarıyla bilinen tarihsel bir vaka çalışmasıdır.
Heart Attack
Koroner arterlerin birinin tıkanması sonucunda ortaya çıkan, şiddetli göğüs ağrısıyla karakterize akut kardiyovasküler kriz.
Cardiac Pacemaker / Pacemaker
🔹 1. (cardiac pacemaker): Anormal kalp ritmini düzenlemek amacıyla göğüs kafesine cerrahi olarak yerleştirilen, kalp kasına elektrik uyarıları gönderen elektronik bir cihaz. 🔹 2. (pacemaker): Biyolojik veya yapay yollarla organizmanın, özellikle kalbin belirli ritmik elektriksel aktivitelerini başlatan ve sürdüren düzenleyici odak veya cihaz.
Calcium-channel Blocker
Vasküler düz kas hücreleri ile miyokard hücrelerine kalsiyum iyonu akışını engelleyerek vazodilatasyon ve kas gevşemesi sağlayan farmakolojik ajan sınıfı.
Camptocormia
Ayaktayken omurganın torakolomber bölgesinde 30 ila 90 derece arasında keskin bir şekilde öne doğru bükülmesiyle karakterize postural bozukluk.
Campus Crisis Center
Yükseköğretim kurumlarında öğrencilerin yaşadığı akut travmalar, psikolojik krizler ve kişisel zorluklarla başa çıkabilmeleri için acil destek, danışmanlık ve rehberlik hizmeti sunan kurumsal birim.
Public Mental Hospital
Eyalet, yerel yönetimler veya federal kurumlar tarafından finanse edilen ve işletilen resmi psikiyatrik tedavi kurumudur.
Public Sociology
Akademik fildişi kulelerin dışına çıkarak, bireyler ve topluluk gruplarıyla ortaklaşa yürütülen, somut toplumsal değişimi ve problem çözmeyi hedefleyen uygulamalı bir sosyoloji alt dalıdır.
Public Service Psychology
Devlet kurumlarında ve kamusal ajanslarda görev yapan psikologların faaliyetlerini ve bu kurumların hizmet sunduğu popülasyonların ruhsal durumunu inceleyen uygulamalı psikoloji alanı.
Public Residential Facility
Entelektüel veya gelişimsel yetersizlikleri olan bireyler için devlet veya yerel yönetimler tarafından doğrudan işletilen her türlü yatılı bakım ortamı.
BAL
Vücut sıvılarındaki, özellikle kan dolaşımındaki etanol konsantrasyonunu ifade eden farmakokinetik ve adli tıp ölçütüdür.
BAC
Bir bireyin kan dolaşımındaki alkol miktarının hacim başına oranla ölçümü olup, genellikle yüzde (örneğin %0.08) olarak ifade edilir.
Blood Alcohol Concentration (BAC)
Alkol alımı sonrasında kan dolaşımındaki etanol miktarının yüzde olarak ifade edilen nicel ölçümüdür.
Bloodletting
Hastalıkları tedavi etmek amacıyla antik çağlardan on dokuzuncu yüzyıla kadar hastadan kasıtlı olarak belirli miktarda kan akıtılması prosedürü.
Blood Phobia
Kan görmeye veya yaralanma durumlarına karşı gelişen, yoğun kaygı, tiksinti ve sıklıkla vazovagal senkopla (bayılma) sonuçlanan kalıcı ve irrasyonel korku.
Canadian Psychological Association (CPA)
Kanada'daki psikologları temsil eden, psikolojinin bir bilim ve meslek olarak ilerlemesini savunan, 1939'da kurulmuş mesleki ve bilimsel kuruluş.
Consanguineous Family
Bireylerin ortak bir atadan gelen kan bağıyla birbirine bağlandığı geniş aile yapısıdır.
Candidiasis
Candida cinsine ait maya benzeri mantarların, özellikle de Candida albicans'ın aşırı çoğalmasıyla ortaya çıkan lokalize veya sistemik fungal enfeksiyon.
Moniliasis
Candida türü mantarların neden olduğu mukozal, kutanöz veya sistemik enfeksiyon durumlarının genel adı.
Evidence-based Practice (EBP)
En güncel ampirik araştırmaların, klinik uzmanlığın ve hastanın kültürel ve bireysel özelliklerinin entegrasyonuna dayanan profesyonel sağlık ve psikoterapi yaklaşımıdır.
Cannabis
Delta-9-tetrahidrokanabinol (THC) başta olmak üzere psikoaktif bileşenler içeren, Cannabaceae familyasına ait bitki cinsi ve bu bitkilerden elde edilen keyif verici madde.
Kansas V. Hendricks
Cinsel suçluların cezalarını tamamlamalarının ardından, toplumsal tehdit oluşturmaya devam ettikleri gerekçesiyle psikiyatrik kurumlarda irade dışı hukuki yatılı gözetime (involuntary civil commitment) tabi tutulmalarını anayasaya uygun bulan 1997 tarihli tartışmalı U.S. Supreme Court kararı.
Cancer
Hücrelerin kontrolsüz ve anormal bir şekilde çoğalarak malign tümörler oluşturduğu, komşu dokuları istila etme ve metastaz yapma potansiyeline sahip hastalıklar grubu.
Cancer Phobia
Kişinin kansere yakalanma veya kanser olma ihtimaline karşı duyduğu kalıcı, irrasyonel ve işlevselliği bozucu düzeydeki yoğun korku durumu.
Carcinogen
Canlı dokularda kanser gelişimini tetikleyen veya teşvik eden her türlü fiziko-kimyasal ya da biyolojik ajan.
Cannula
Vücut boşluklarından sıvı tahliyesi sağlamak ya da damar yoluyla ilaç vermek ve kan örneklemek amacıyla doku içerisine yerleştirilen esnek veya sert tüp yapısındaki medikal araç.
Closed Marriage
Yıllar içinde asgari düzeyde dönüşüme uğrayan, bireysel partnerlerin gelişimsel değişimlerini kısıtlayan ve kalıcılık ile cinsel münhasırlığı yasal bağlara dayandıran evlilik biçimidir.
Closed Group
Süreç boyunca dışarıdan yeni katılımcı kabul etmeyen ve yalnızca orijinal üyelerle başlayan ve biten danışmanlık veya terapi grubu.
Gatekeeper Role
Yargıçların, mahkemeye sunulan bilimsel veya bilimsel olmayan uzman tanıklıklarının güvenilirlik kriterlerine uygunluğunu ve kabul edilebilirliğini belirleme sorumluluğu.
Kaposi Sarcoma (KS)
Kaposi sarkomu, insan herpes virüsü 8 (HHV-8) etkeniyle gelişen, özellikle immün sistemi baskılanmış bireylerde deride ve mukozalarda kırmızı, mor veya kahverengi lezyonlarla kendini gösteren malign bir endotel hücre tümörüdür.
Containment
Nesne ilişkileri kuramında, anne ya da analistin, çocuğun veya hastanın baş edemediği projeksiyon yoluyla dışarı aktardığı kaygı ve dürtüleri güvenli bir ortamda taşıyıp anlamlandırarak sindirilebilir hale getirmesi.
Comprehensive Functional Assessment
Özellikle zihinsel veya gelişimsel yetersizlikleri olan bireylerin güçlü yönlerini, beceri eksikliklerini ve hizmet gereksinimlerini çok boyutlu olarak inceleyen disiplinler arası değerlendirme süreci.
Comprehensive Mental Health Center
Bireylere psikiyatrik değerlendirme, psikoterapi, kriz müdahalesi ve rehabilitasyon dahil olmak üzere geniş bir yelpazede entegre ruh sağlığı hizmetleri sunan sağlık kuruluşu.
Workup
Sağlık hizmetlerinde bir hastanın durumunu netleştirmek amacıyla laboratuvar testleri, radyolojik incelemeler, tıbbi öykü ve tanısal prosedürlerin tamamını içeren kapsamlı değerlendirme süreci.
Wraparound Services
Bireyin ve ailesinin etrafını saran; çoklu disiplinleri, aile üyelerini ve doğal destek ağlarını bir araya getiren son derece bireyselleştirilmiş ve koordine edilmiş bir bakım planlama süreci.
İnclusion / İnclusiveness
🔹 1. (inclusion): Farklı bireylerin ve grupların özelliklerine bakılmaksızın tüm ortamlara, sistemlere ve toplumsal süreçlere tam olarak dahil edilmesi ve değer görmesi durumu. 🔹 2. (inclusiveness): Daha küçük bir figürün tamamen daha büyük bir figürün içinde yer aldığı durumlarda, yalnızca büyük figürün algılanma eğilimini açıklayan temel Gestalt örgütlenme ilkesi.
Character
Bir bireyin ahlaki, sosyal ve dini tutumlarını odak noktasına alan, tüm kişilik özelliklerinin ve ayıredici niteliklerinin toplamı.
Character Analysis
Wilhelm Reich tarafından geliştirilen, semptomların ortadan kaldırılmasından ziyade hastanın nevrozlarına karşı geliştirdiği zırhlanmayı kırmak amacıyla karakter yapısının bütüncül olarak yeniden yapılandırılmasını hedefleyen psikanalitik tedavi yöntemi.
Character Disorder
Psikanalitik gelenekte, bireyin tüm kişilik yapısına entegre olmuş, egonun savunma mekanizmalarıyla şekillenen ve günümüzde kişilik bozukluğu olarak adlandırılan kronik uyumsuzluk durumu.
Character Neurosis
Psikanalitik kuramda günümüzdeki kişilik bozuklukları kavramının erken dönemdeki karşılığı olan, bireyin ego yapısına entegre olmuş ve ben-yabancı (egosyntonic) nitelik taşıyan kalıcı davranış örüntüsü.
Character Type
Psikanalitik kuramda, bireyin kullandığı baskın savunma mekanizmalarına ya da psikoseksüel gelişim evrelerindeki saplantılara bağlı olarak şekillenen kişilik sınıflandırması.
Character Structure
Bir bireyin kişiliğini oluşturan, kalıcı niteliklerin ve özelliklerin organize olmuş bütünü.
Armoring
Bireyin, yaşamı onaylayan temel duyguların (üzüntü, neşe, öfke, keder ve korku) deneyimlenmesini ve ifade edilmesini kronik kas gerginlikleriyle engellemesini sağlayan psikolojik ve somatik bir savunma mekanizmasıdır.
Darkness Fear / Fear Of Darkness
🔹 1. (darkness fear): Karanlık ortamlarda veya geceleri ortaya çıkan, işlevselliği bozabilecek düzeydeki yoğun endişe ve kaçınma tepkisidir. 🔹 2. (fear of darkness): Karanlığa veya geceye karşı gelişen, çaresizlik ve tehdit algısıyla tetiklenen normal gelişimsel kaygı veya spesifik fobi.
Decisive Moment
Psikoterapide danışanın bir sırrı açığa vurmak veya köklü bir yaşam değişikliği yapmak gibi kritik bir eşiği aştığı dönüm noktası.
Decisional Balance
Yeni bir davranışın benimsenmesi sürecinde, kişinin kendisi ve çevresi üzerindeki olumlu ve olumsuz sonuçlarını sistematik olarak tartma ve değerlendirme yöntemi.
Dispositional Hearing
Çocuk mahkemelerinde, bir suçun işlendiğinin tespit edilmesinin ardından suça sürüklenen çocuk hakkında uygulanacak yaptırım veya tedbirin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen yargılama aşaması.
Decisional Competence
Bir bireyin, özellikle ceza yargılaması sürecinde savunmaya ilişkin (suçu kabul veya reddetme gibi) kritik kararları bilinçli ve rasyonel bir şekilde alabilme bilişsel ve yasal kapasitesi.
Ambivalent Attachment
Bireyin yakın ilişkilerde terk edilme korkusuyla karakterize, hem yakınlık arayışı hem de bu yakınlığa karşı direnç veya öfke göstermesiyle kendini gösteren güvensiz bağlanma biçimi.
Carbamazepine (CBZ)
Trisiklik antidepresanlarla yapısal akrabalık gösteren, temel olarak antikonvülsan, trigeminal nevralji ağrı kesici ve manide duygu durum dengeleyici olarak kullanılan farmakolojik ajan.
Carbon Dioxide Therapy
1920'lerde patolojik beyin devrelerini kesintiye uğratmak amacıyla hastalarında geçici bilinç kaybı yaratmak için kullanılan ve günümüzde geçerliliğini yitirmiş bir inhalasyon tedavisi.
Carbonic Anhydrase İnhibitor
Vücutta karbonik anhydraz enziminin aktivitesini baskılayarak bikarbonat ve sıvı dengesini değiştiren, glokom, dağ hastalığı ve epilepsi tedavisinde kullanılan farmakolojik ajan grubu.
Carbon Monoxide Poisoning
Renksiz ve kokusuz karbonmonoksit gazının solunmasıyla ortaya çıkan, hücresel düzeyde oksijen yoksunluğuna ve buna bağlı nörolojik ile sistemik hasarlara yol açan toksik bir tablodur.
Cardinal Virtues
Ortaçağ felsefesi ve ahlak psikolojisinde diğer tüm ahlaki davranışların dayandığı dört temel erdem: İhtiyat, cesaret, itidal ve adalet.
Cardinal Humors
Antik Yunan ve Roma tıbbında, insanın fizyolojik yapısını ve mizaç özelliklerini belirlediğine inanılan dört temel vücut sıvısıdır.
Cardiac Neurosis
Gerçek veya hayali bir kalp rahatsızlığı şüphesiyle tetiklenen, yoğun ölüm korkusu ve kardiyovasküler semptomlara odaklanma ile karakterize anksiyete tepkisi.
Cardiac Death
Solunumun ve kan dolaşımının kalıcı ve geri döndürülemez şekilde durmasıyla gerçekleşen somatik ölüm durumu.
Cardiac Psychology
Davranışsal, duygusal ve sosyal faktörlerin koroner kalp hastalığının gelişimini, seyrini ve tedavisini nasıl etkilediğini inceleyen davranış tıbbının alt uzmanlık dalıdır.
Cardiac Rehabilitation
Kalp rahatsızlığı geçiren veya kardiyovasküler cerrahi operasyon geçiren bireylerin fiziksel, psikolojik ve sosyal işlevselliğini en üst düzeye çıkarmak amacıyla tasarlanmış, çok disiplinli kişiselleştirilmiş müdahale programı.
Cardiophobia
Kalp fonksiyonlarına veya kalp hastası olmaya ya da geliştirmeye yönelik aşırı, irrasyonel ve kalıcı korku.
Cardiomyopathy
Kalp kası dokusunu etkileyen, genellikle spesifik etiyolojisi belirsiz olan ve miyokardın morfolojik ve işlevsel bozukluklarıyla karakterize edilen hastalık grubu.
Cardiopulmonary Bypass Machine
Açık kalp cerrahisi sırasında kalbin ve akciğerlerin fizyolojik pompalama ve gaz değişim fonksiyonlarını geçici olarak üstlenen mekanik yaşam destek sistemidir.
Cardiopulmonary Resuscitation (CPR)
Kardiyak arrest veya ciddi solunum durması geçiren bireylerde, beyin hasarını önlemek ve hayatta kalma oranını artırmak amacıyla göğüs kompresyonları ve suni solunum uygulanan hayat kurtarıcı acil müdahale tekniğidir.
Cardiovascular Disease
Kalbi ve kan damarlarını etkileyen, doğuştan veya sonradan kazanılmış her türlü patolojik durumu kapsayan geniş klinik kategori.
Karezza
Cinsel birleşmenin orgazmla sonuçlanmadığı, derin şefkat, duygusal senkronizasyon ve sürekli fiziksel temas yoluyla yüksek bir bilinç ve bağ kurma hali.
Carphology
Ağır ateşli hastalıkların, deliriumun veya metabolik ensefalopatinin son evrelerinde görülen, hastanın yatak çarşaflarını, giysilerini veya hayali nesneleri çekiştirmesi, yolması ya da topluyormuş gibi hareketler yapması ile karakterize istemsiz motor davranıştır.
Bloating
Karın bölgesinde organik veya psikojenik kökenli olabilen, gerginlik, dolgunluk ve distansiyon hissiyle karakterize somatik belirti.
Mixed Receptive-expressive Language Disorder
Hem sözel girdileri (anlama) hem de sözel çıktıları (ifade etme) etkileyen, kelime dağarcığı ve işitsel işleme süreçlerinde belirgin zorluklarla kendini gösteren gelişimsel bir iletişim bozukluğudur.
Karma
Hinduizm ve Budizm'de zihinsel, sözel ya da bedensel eylemlerin ve niyetlerin, evrensel bir nedensellik zinciri çerçevesinde kişinin gelecekteki deneyimlerini belirleme ilkesi.
Mixed Episode
Major depresif epizot ve manik epizot kriterlerinin aynı zaman dilimi içinde eş zamanlı ve belirgin bir şekilde bir arada görüldüğü duygudurum bozukluğu tablosudur.
Carnal
Bedenin fiziksel ve içgüdüsel arzuları ile iştahlarıyla, özellikle de cinsel dürtüleriyle ilişkili olan durum.
Carotodynia
Şah damarı (common carotid artery) üzerine basınç uygulanması sonucunda yanak, boyun ve göz çevresinde ortaya çıkan lokalize ağrı durumu.
Carotid-sinus Syndrome
Karotis sinüsün aşırı duyarlılığı sonucu ortaya çıkan; ani kan basıncı düşüşü, kalp atımında yavaşlama ve buna bağlı olarak gelişen senkop veya presenkop ataklarıyla karakterize klinik tablo.
Carcinoma
Vücudun iç veya dış yüzeylerini döşeyen epitel hücrelerinden köken alan habis tümöral kütle.
Countersuggestion
Psikoterapide, terapistin hastanın daha önceki bir telkinini veya saplantılı sabit fikrini çürüten ya da zayıflatan karşıt bir yönlendirme sunmasıdır.
Countertransference
Psikoterapistin, danışanın aktarımına ve genel varoluşuna verdiği bilinçdışı ya da bilinçli duygusal ve bilişsel tepkiler bütünü.
Counteridentification
Analistin veya terapistin, danışanın bilinçdışı nesne ilişkilerine karşı bir savunma mekanizması olarak, danışanın benimsediği rolün tam zıttı bir konumu üstlenmesi durumu.
Countercompulsion
Birincil zorlantının sürdürülemediği durumlarda, bu orijinal zorlantıya direnmek amacıyla ikincil olarak gelişen ve nihayetinde kompulsif döngünün devam etmesini sağlayan yeni zorlantı davranışı.
Encounter
İki veya daha fazla bireyin doğrudan yüzleşmesi veya dolaysız etkileşim kurması hali.
Encounter Group
Bireylerin duygusal ve sosyal düzeyde doğrudan etkileşim kurarak içgörü, başkalarına karşı duyarlılık ve kişisel gelişim kazandığı deneysel bir grup dinamiği yaklaşımıdır.
Encounter Movement
Bireylerin farkındalığını, kişisel gelişimini ve üretken etkileşimlerini artırmak amacıyla yüzleşme, oyunlar ve canlandırma gibi çeşitli tekniklerin kullanıldığı küçük grup oluşumlarını savunan sosyal ve psikolojik akım.
Zone Of Comparison Test
Yalan dedektörü (poligraf) incelemelerinde, fizyolojik tepkilerin nesnel analizini kolaylaştırmak ve denektenin soru formatına alışmasını (habituasyon) engellemek amacıyla kontrol sorularının stratejik olarak konumlandırıldığı bir yöntemdir.
Comparative Effectiveness Research (CER)
Mevcut önleme, tanı, tedavi ve izlem yöntemlerinin birbirleriyle kıyaslanarak hangisinin kimler için en iyi sonucu verdiğini belirlemeyi amaçlayan ampirik değerlendirme süreci.
Comparative Risk
Birey veya grupların belirli bir sonuca maruz kalma olasılığının, genel popülasyon ya da referans gruplarla kıyaslanarak özel risk faktörleri ışığında değerlendirilmesidir.
Mutual Support Group
Ortak bir yaşam sorunla başa çıkmak için düzenli olarak bir araya gelen ve karşılıklı dayanışmayı esas alan bireyler topluluğu.
Mutual Storytelling Technique
Çocuklarla metaforik iletişim kurmak ve uyumsuz başa çıkma mekanizmalarını değiştirmek amacıyla uygulanan bir oyun terapisi yöntemidir.
Reciprocal İnhibition
İstenmeyen bir fizyolojik ya da davranışsal tepkinin, onunla aynı anda gerçekleşmesi imkansız olan adaptif ve baskın bir başka tepkiyle yer değiştirmesini sağlayan nörofizyolojik ve davranışsal süreç.
Psychotherapy By Reciprocal İnhibition
Anksiyete tepkilerini zayıflatmak amacıyla, kaygı uyandıran uyarıcıların kas gevşemesi gibi anksiyete ile bağdaşmayan uyumsuz tepkilerle eşleştirildiği bir davranış terapisi türüdür.
Mutual Masturbation
İki veya daha fazla bireyin, cinsel doyum sağlamak amacıyla birbirlerinin genital bölgelerini eş zamanlı olarak uyardığı davranış biçimi.
Mutual Pretense
Tüm katılımcıların, bir durumdaki en hayati gerçeklerin farkında değilmiş gibi davranarak etkileşim kurduğu savunmacı bir iletişim örüntüsüdür.
Mutual Help
Benzer yaşam zorluklarıyla mücadele eden bireylerin, profesyonel bir yönlendirme olmaksızın bir araya gelerek başa çıkma stratejileri geliştirdiği öz-yardım biçimi.
Counterconditioning
Var olan bir koşullu tepkinin, aynı uyarıcıya karşı onunla bağdaşmayan yeni ve uyumlu bir tepkinin kazandırılması yoluyla ortadan kaldırılması süreci.
Oppositional Defiant Disorder
Çocukluk döneminde otorite figürlerine karşı sergilenen, en az altı ay süren; öfke, kural tanımamazlık, tartışmacılık ve alınganlık gibi belirtilerle karakterize yıkıcı bir davranış bozukluğudur.
Counterattitudinal Role Play
Bireylerin kendi inanç ve tutumlarıyla çelişen görüşleri veya rolleri benimseyerek ifade etmelerini gerektiren psikodrama ve davranış değiştirmede kullanılan bir tekniktir.
Bigorexia / Muscle Dysmorphia
🔹 1. (bigorexia): Bireyin ne kadar kaslı veya iri olursa olsun, kendini sürekli olarak zayıf, çelimsiz ve yetersiz algılamasıyla karakterize, obsessif-kompülsif spektruma yakın bir beden algısı bozukluğudur. 🔹 2. (muscle dysmorphia): Bireyin kas kütlesinin yetersiz, zıska veya sıska olduğu yönündeki yoğun ve gerçek dışı algısıyla karakterize, aşırı egzersiz ve steroid kullanımına yol açabilen bir beden algısı bozukluğu.
Muscle Relaxation
Kas gerginliğinin salıverilmesi; yani kasın durumunun tam kasılmadan gevşekliğe (flasiditeye) uzanan bir süreklilik boyunca değişmesi.
Muscle Relaxant
İskelet kası tonusunu azaltmak ve mekanik travma, inme ya da nörolojik durumlardan kaynaklanan kas spazmlarını yönetmek amacıyla kullanılan farmakolojik ajan.
Musculoskeletal Disorder
Kasları, kemikleri, eklemleri ve destekleyici yumuşak dokuları etkileyen her türlü hastalık, yaralanma veya belirgin işlev kaybı.
Muscle-contraction Headache
Genellikle boyun, omuz ve kafa derisi kaslarındaki artmış tonus ve gerilimden kaynaklanan, sık görülen bir baş ağrısı türüdür.
Deliberate Self-harm (DSH)
Bilinçli bir intihar niyeti olmaksızın, doku hasarına yol açacak düzeyde beden dokusunun doğrudan ve kasıtlı olarak tahrip edilmesidir.
Mens Rea
Bir suçun işlenmesi esnasında sanığın sahip olduğu, suç teşkil eden eylemi bilerek ve isteyerek gerçekleştirme iradesini veya kusurlu zihinsel durumu ifade eden adli psikoloji kavramıdır.
Criminal İntent
Yasadışı bir eylemi gerçekleştirmeden önce zihinde tasarlanan bilinçli niyet ve kusur kastı.
Castration
Testislerin veya yumurtalıkların cerrahi, kimyasal ya da radyolojik yöntemlerle işlevsiz hale getirilmesi veya çıkarılması.
Castration Complex
Çocuğun anatomik cinsiyet farklarını keşfetmesiyle birlikte beliren; erkek çocuklarda penisin kaybedileceği korkusunu, kız çocuklarda ise bu kaybın zaten gerçekleşmiş olduğu inancını barındıran bilinçdışı fantezi ve kaygılar bütünüdür.
Cachexia
Kronik hastalıklara ikincil olarak gelişen; standart beslenme desteğiyle tersine çevrilemeyen, şiddetli kas kütlesi kaybı, kasılsal zayıflık ve metabolik yıkımla karakterize sendrom.
Khat (chat; Kat; Qat)
Doğu Afrika ve Arap Yarımadası'na özgü, amfetamin benzeri uyarıcı etkilere sahip Catha edulis bitkisinin yapraklarından elde edilen bitkisel bir merkezi sinir sistemi uyarıcısıdır.
Cathectic Discharge
Psikanalitik kuramda, bastırılmış bir duyguya veya temsile bağlanmış olan libidinal enerjinin (kateksis) yoğun bir duygusal tepki yoluyla serbest bırakılması ve boşaltılması süreci.
Catatonic Rigidity
Bireyin dışarıdan gelen hareket ettirme girişimlerine karşı direnç göstermesi ve vücudunu uzun süre rijit, sabit bir pozisyonda tutmasıyla karakterize psikomotor bozukluk.
Catalogia
Anlamsız kelimelerin veya cümlelerin, genellikle ritmik ve tekdüze bir şekilde, sürekli ve ardışık olarak tekrarlanması durumu.
Catatonic State
Motor aktivitede belirgin azalma, hareketsizlik, çevreye karşı duyarsızlık veya aşırı, amaçsız motor ajitasyonla karakterize, nöropsikiyatrik bir sendromdur.
Catatonic Stupor
Çevresel uyaranlara ve olaylara karşı reaktivitenin belirgin biçimde azaldığı, spontan hareketlerin ve konuşmanın neredeyse tamamen ortadan kalktığı psikomotor bir inhibisyon durumudur.
Catamite
Antik Yunan ve Roma'da yetişkin bir erkeğin ergenlik çağındaki eşcinsel veya pederastik ilişkideki genç erkek partnerini tanımlayan tarihsel terim.
Catamnesis
Bir hastanın ruhsal veya bedensel rahatsızlığının başlangıcından, ilk muayenesinden veya taburculuğundan sonraki dönemi kapsayan tıbbi ve psikolojik izlem geçmişidir.
Catarrhal Ophthalmia
Konjonktival dokunun inflamasyonu ile karakterize, mukopürülan akıntı ve hiperemiye yol açan akut göz iltihabıdır.
Catharsis
Psikanalitik kuramda, travmatik olaylara eşlik eden ve bastırılmış duygulanımların bilinç düzeyine getirilerek yeniden yaşanması yoluyla deşarj edilmesi ve duygusal rahatlama sağlanması.
Catastrophic İllness
Ciddi sakatlık veya ölümle sonuçlanma olasılığı yüksek, uzun süreli, yoğun ve yüksek maliyetli tıbbi müdahale gerektiren akut veya kronik ağır rahatsızlık.
Catastrophic Stress
Normal yaşam sınırlarının ötesindeki tecavüz, işkence, soykırım veya şiddetli savaş deneyimleri gibi travmatik bir olaya verilen ezici ve yıkıcı psikolojik tepki.
Catathymic Crisis
Yoğun duygusal yüklerin ve çözülmemiş içsel çatışmaların tetiklediği, genellikle ani ve şiddetli yıkıcı davranışsal patlamalarla karakterize akut psikiyatrik durum.
Catatonia
İstemli hareketlerin ve motor davranışların belirgin biçimde bozulması, aşırı motor aktivite, hareketsizlik veya tuhaf postürlerin benimsenmesiyle kendini gösteren klinik bir sendromdur.
Catatonic Excitement
Amaca yönelik görünmeyen, aşırı huzursuzluk ve kontrolsüz motor aktivite nöbetleriyle karakterize psikomotor bozukluk tablosu.
Catatonic Schizophrenia
Motor becerilerde belirgin bozulma, aşırı hareketlilik ya da tam hareketsizlik (stupor), negativizm ve ekolali gibi belirtilerle karakterize edilen, güncel tanı kılavuzlarında şizofreni için bir belirteç (specifier) olarak yer alan tarihsel alt tip.
Categorical Classification
Bireylerin, nesnelerin veya verilerin sayısal derecelendirmeler yerine belirli niteliksel gruplara veya tanı kategorilerine atandığı sınıflandırma yöntemi.
Catecholamine Hypothesis
Beyindeki norepinefrin, epinefrin ve dopamin gibi katekolamin nörotransmitterlerinin reseptör sitelerindeki yetersizliğin depresyona, fazlalığın ise mani tablosuna yol açtığını savunan biyolojik psikiyatri varsayımı.
Cathexis
Psikanalitik kuramda, zihinsel ya da libidinal enerjinin belirli bir nesneye, kişiye, fanteziye veya fikre yönlendirilmesi ve orada yoğunlaştırılması süreci.
Cathected
Psikanalitik kuramda, zihinsel enerjinin (libidonun) belirli bir nesne, imge veya düşünceye yatırım yapılmış ve bağlanmış olma durumu.
Catheter
Vücut boşluklarına, damarlara veya kanallara sıvı aktarmak, boşaltmak ya da anatomik geçişleri açık tutmak amacıyla yerleştirilen esnek tüp formundaki tıbbi araç.
Rigid Family
Kuralların asla sorgulanmadığı, istisnalara yer verilmeyen ve bireysel özerkliğin bastırıldığı otokratik aile yapısı.
Participants’ Rights
Araştırmaya katılan bireylerin özerkliğini korumak, fiziksel ve psikolojik güvenliğini güvence altına almak amacıyla kurumsal inceleme kurulları tarafından onaylanmış yasal ve etik koşullar bütünü.
Participant Modeling
Bireyin, terapist eşliğinde adım adım sergilenen ve analiz edilen uyarlank davranışları gözlemledikten sonra bizzat pratik yaparak öğrendiği davranış değiştirme prosedürü.
Contributing Cause
Tek başına bir sonucu ortaya çıkarmak için yeterli olmayan ancak sürecin gerçekleşmesine kısmen zemin hazırlayan ya da diğer koşulları etkileyerek olasılığı artıran nedensel faktör.
Katz Index Of Activities Of Daily Living
Yaşlı bireylerin ve kronik rahatsızlığı olan kişilerin banyo yapma, giyinme, beslenme ve tuvalet gibi altı temel öz bakım işlevindeki bağımlılık düzeyini değerlendiren gözlem temelli bir ölçektir.
Kaufman Assessment Battery For Children (KABC)
Alexander Luria'nın eşzamanlı ve ardışık bilgi işleme kuramına dayanarak geliştirilen, çocukların bilişsel yeteneklerini ölçen klinik bir zeka testidir.
Kaufman Adolescent And Adult Intelligence Test (KAIT)
Akışkan ve kristalize zeka kuramına dayanan, 11 yaş ve üzeri bireylerin bilişsel yeteneklerini değerlendirmek amacıyla standart ve genişletilmiş formlarda uygulanan bir zeka testidir.
Fighting
İki birey arasında gerçekleşen doğrudan fiziksel saldırganlık eylemidir.
Contentiousness
Bireyin sürekli anlaşmazlık ve çatışma çıkarma eğilimi, kavgacılık durumu.
Conceptual Disorder
Düşünce sürecinde ortaya çıkan, genelleştirilmiş kavramlardan soyut fikirler üretme ve bunları organize etme yetisinin bozulması durumu.
Conceptual Disorganization
Alakasız, dağınık veya tutarsız sözel ifadelerle karakterize edilen; genellikle neolojizmler ve kalıp ifadeler içeren majör bir düşünce süreci bozukluğu.
Conceptualization
Deneyimlerden veya öğrenilen materyallerden yola çıkarخصوصle, özellikle soyut nitelikteki kavramları zihinsel olarak biçimlendirme süreci.
Anxiety / Apprehension
🔹 1. (anxiety): Gelecekteki belirsiz veya yayılan bir tehdit beklentisiyle ortaya çıkan, bilişsel endişe ile somatik gerilim belirtilerinin eşlik ettiği geleceğe yönelik duygu durumu. 🔹 2. (apprehension): Gelecekteki olası bir olay veya genel olarak gelecek zamanla ilgili hissedilen huzursuzluk, hafif korku veya tedirginlik durumu.
Anxiety State
Freudyen psikanalitik teoride, savaş deneyimleri veya travmatik yaşantılar neticesinde bireyin benlik idealleri ile çatışan ve akut bir anksiyete tablosu yaratan travmatik nevroz formu.
Anxiety Object
Psikanalitik kuramda, asıl kaynağı başka bir yerde olan ve bilinç dışı bir süreçle yer değiştiren kaygının üzerine yüklendiği ikincil odak.
Anxious Depression
Yüksek düzeyde anksiyete belirtilerinin eşlik ettiği büyük depresif nöbet tablosu.
Anxious–avoidant Attachment
Bireyin yakın ilişkilerde bulunmaktan rahatsızlık duyduğu ve samimiyetten kaçınma eğilimi gösterdiği güvensiz bağlanma biçimi.
Anxious–ambivalent Attachment Style
Bireyin erken dönem bakım veren tutarsızlıkları nedeniyle geliştirdiği, sürekli terk edilme korkusu ile yoğun yakınlık arayışının çatıştığı güvensiz bağlanma biçimi.
İnteractional Model Of Anxiety
Durumsal faktörler ile bireysel özelliklerin karşılıklı etkileşiminin durumsal kaygıyı (state anxiety) belirlediğini öne süren teorik model.
Record Keeping
Klinisyenlerin hastalarla veya danışanlarla gerçekleştirdikleri seanslara dair bilgileri, gelecekteki referanslar, hukuki zorunluluklar veya mesleki eğitim amacıyla sistematik olarak muhafaza etmesi süreci.
Registered Nurse (RN)
Akredite bir eğitim programını tamamlayıp ulusal lisans sınavını geçerek hasta bakımı, semptom gözlemi, tedavi planlaması ve klinik uygulama yetkisi kazanmış profesyonel sağlık personeli.
Chiropractic
Omurga hizalanması ile hastalık süreçleri arasındaki ilişkiyi inceleyen, omurga ve eklemlere yönelik manipülatif müdahaleleri içeren alternatif sağlık bakım sistemi.
Accident
Beklenmeyen, kasıtsız gerçekleşen; sıklıkla yaralanma, ölüm veya sistemik hasarla sonuçlanan olay.
Accident Proneness
Bireylerin iş kazaları veya trafik çarpışmaları gibi kazalara maruz kalma konusunda gösterdikleri kronik ve yapısal yatkınlık.
Accidental Hypothermia
Merkezi vücut sıcaklığının çevresel faktörler veya istemsiz maruziyetler nedeniyle 35 °C'nin altına düşmesi durumu.
Benefit Finding
Stresli veya travmatik yaşam olaylarının ardından olumlu anlamlar ya da kişisel kazanımlar çıkarma süreci.
Grief
Sevilen birinin ölümü gibi önemli bir kaybın ardından ortaya çıkan; yoğun fizyolojik stres, ayrılık kaynanası ve zihinsel meşguliyetle karakterize derin ruhsal acı.
Cat’s-eye Syndrome
22 numaralı kromozomun ek genetik materyal taşımasıyla karakterize, oküler kolobom, anal atrezi ve kulak önü deri uzantıları gibi malformasyonlara yol açan nadir bir konjenital genetik bozukluktur.
Expiatory Punishment
Suçlunun, eyleminin doğasını yansıtması gerekmeksizin, yalnızca suçun işlenme ağırlığıyla orantılı bir ıstırap çekmesini amaçlayan ceza biçimi.
Kegel Exercises
Pelvik taban kaslarını güçlendirmek ve bu kaslar üzerindeki istemli kontrolü artırmak amacıyla tasarlanan kasılma-gevşeme egzersizleridir.
Stammering / Stuttering
🔹 1. (stammering): Konuşmanın normal akışını, zamanlamasını ve ritmini bozan, seslerin, hecelerin veya sözcüklerin tekrarları, uzatılması ya da bloklarla karakterize nörogelişimsel bir akıcılık bozukluğudur. 🔹 2. (stuttering): Konuşmanın normal akışında ve zamanlama diziliminde görülen, ses, hece veya sözcüklerin tekrarları, uzatmaları ve bloklarla karakterize, nörogelişimsel bir akıcılık bozukluğudur.
Word-association Test
Katılımcının, verilen bir uyaran kelimeye zihnine ilk gelen kelimeyle yanıt vermesini içeren deneysel ve klinik değerlendirme tekniği.
Word Salad
Kelime ve morfemlerin gramer kurallarına veya mantıksal bağlamlara uyulmaksızın, tamamen anlamsız bir bütün oluşturacak şekilde rastgele ard arda sıralandığı ağır disorganize konuşma bozukluğudur.
Kemadrin
Prosiklikidin etken maddesinin ticari ismi olup, özellikle antiparkinson ve antikolinerjik etkileriyle bilinen bir farmakolojik ajandır.
Bone-conduction Testing
İşitme kayıplarının iletisel mi yoksa sensorinöral kökenli mi olduğunu ayırt etmek amacıyla temporal kemik üzerinden doğrudan kokleayı uyaran Odyolojik değerlendirme prosedürü.
Bone Pointing
Kültürel olarak lanetlendiğine inanan bireylerde, aşırı sempatik sinir sistemi uyarılması ve yoğun korku nedeniyle ortaya çıkan ölümcül psikofizyolojik durum.
CTZ
Medulla oblongata tabanında yer alan ve kana veya beyin omurilik sıvısına karışan toksik maddeleri algılayarak kusma refleksini başlatan nöral merkez.
Chemotherapy
Hastalıkları, özellikle kanseri, kimyasal ajanlar kullanarak tedavi etme yöntemi.
Edge Theory
Ölüm kaygısının, hayati tehlike içeren durumlarda bireyi koruyan işlevsel bir hayatta kalma mekanizması olduğunu öne süren varoluşsal psikoloji kuramı.
Self-referral
Bir bireyin, tıbbi veya yasal bir yönlendirme olmaksızın, tamamen kendi iradesiyle bir sağlık profesyoneline başvurması durumu.
Self-detoxification
Bir bireyin tıbbi gözetim veya profesyonel destek almaksızın, kendi başına maddeden ya da alkolden arınma sürecine girmesi durumu.
Self-help Clearinghouse
Belirli bir coğrafi bölgedeki öz-yardım grupları hakkında bilgi ve yönlendirme sağlayan, güncel rehberler sunan ve bu gruplar ile profesyoneller arasında köprü kuran merkez.
Self-help Group
Profesyonel bir yönlendirici olmaksızın, ortak bir yaşam sorunla başa çıkmak amacıyla düzenli olarak toplanan bireylerin oluşturduğu akran destek topluluğu.
Self-instructional Training
Bireyin işlevsel olmayan inanç ve bilişlerini değiştirmek, yeni beceriler kazandırmak amacıyla, terapistin model olduğu ve danışanın sesli yapıcı talimatları yineleyerek içselleştirdiği bir bilişsel davranışçı terapi tekniğidir.
Self-healing Personality
Stres, zorluk veya hastalıktan kurtulma kapasitesiyle ilişkili, adaptif başa çıkma stratejileri, pozitif duygulanım ve proaktif sağlık davranışları barındıran bir özellikler kümesidir.
Single Mothers By Choice
Romantik bir partner olmaksızın, bilinçli bir planlama, evlat edinme veya sürpriz bir gebelik sonrası çocuğu tek başına büyütmeyi tercih eden kadınları tanımlayan sosyopsikolojik kavram.
Self
Bireyin bilinçli ve bilinçdışı, zihinsel ve fiziksel tüm özelliklerini kapsayan, onu başkalarından ayıran bütüncül öz varlığı ve deneyim merkezi.
Self-denial
Bireyin kendi arzularını bastırması ve anlık tatminlerden feragat etmesi durumu.
Self-destructiveness
Bireyin kendi çıkarlarına aykırı, fiziksel veya psikolojik zararla sonuçlanan, sıklıkla yineleyici ve tedaviye direngen eylemlerde bulunma durumu.
Self-defeating Personality Disorder
Bireyin kendi başarılarını sabote etmesi, haz veren durumlardan kaçınması ve sürekli olarak istismar edilmeye zemin hazırlamasıyla karakterize, DSM-III-R ekinde yer almış ancak daha sonra resmi sınıflamadan çıkarılmış alternatif bir tanı kategorisidir.
Self-harm / Self-mutilation
🔹 1. (self-harm): Bir bireyin, intihar kastı olmaksızın, vücut dokularına doğrudan ve kasıtlı olarak zarar vermesiyle karakterize davranışsal örüntü. 🔹 2. (self-mutilation): Bireyin kasıtlı olarak kendi bedenine fiziksel zarar vermesi veya şeklini bozuşudur.
Self-disclosure
Bir bireyin kendi hakkındaki kişisel, mahrem veya özel bilgileri bilinçli bir şekilde başkalarıyla paylaşması.
Self-handicapping
Bireyin, gelecekteki olası bir başarısızlığı yetersizliğinden ziyade dışsal etkenlere bağlayabilmek amacıyla bilerek veya bilmeyerek kendi performansına engeller koyması stratejisidir.
Self-realization
Bireyin sahip olduğu potansiyeli, yetenekleri ve karakter özelliklerini eksiksiz bir biçimde ortaya koyma ve geliştirme süreci.
Self-effacement
Kişinin dikkat çekmekten kaçınmak amacıyla kendini arka plana atması, silikleştirmesi veya benliğini örtbas etmesi durumu.
Self-defeating Behavior
Bireyin kendi amaçlarına ulaşmasını ve arzularını gerçekleştirmesini engelleyen, başarısızlık veya talihsizlik davet eden tekrarlayıcı eylemler bütünü.
Self-monitoring
Bireyin kendi davranışlarını, duygularını ve çevresel ipuçlarını bilinçli olarak gözlemleyip kaydetmesi ve bu doğrultuda davranışsal düzenlemeler yapması süreci.
Cenesthopathy
Vücudun belirli bir bölgesine lokalize edilemeyen, organların veya genel bedensel varlığın işleyişine dair yaygın bir hastalık, tuhaflık veya yoksunluk hissi.
Cannabis İntoxication
Kenevir kullanımını takiben ortaya çıkan, klinik açıdan belirgin davranışsal, psikolojik ve fizyolojik değişikliklerle karakterize geçici bir sendrom.
Keratitis
Gözün ön kısmındaki saydam tabaka olan korneanın inflamasyonu olup, enfeksiyöz veya immünolojik kökenli gelişebilir.
Keratoconus
Korneanın incelerek öne doğru koni biçiminde sivrileşmesiyle karakterize, genellikle iki gözü de etkileyen ilerleyici non-inflamatuar bir göz rahatsızlığıdır.
Kernig’s Sign
Menenjit teşhisinde kullanılan, kalça bükülmüş pozisyondayken dizin uzatılması sırasında ortaya çıkan direnç ve ağrıyı değerlendiren klasik bir nörolojik refleks testidir.
İntermittent İnsomnia
Gece boyunca birden fazla kez uyanma ve tekrar uykuya dalmada zorluklarla karakterize edilen, süreklilik arz etmeyen uyku bozukluğu örüntüsü.
Broken Sleep
Gece boyunca sık sık uyanma ve uykuyu sürdürmede güçlük çekme durumu.
Cutting
Genellikle bilek veya ön kolun iç kısmında olmak üzere, bireyin kendi vücuduna kesici aletlerle kasıtlı olarak zarar vermesi eylemidir.
Discovery
Hukuki uyuşmazlıklarda, tarafların dava ile ilgili tüm belge, kayıt ve delilleri karşı tarafa sunmasını zorunlu kılan resmi bilgi paylaşım süreci.
Ketamine
NMDA reseptör antagonistleri sınıfına giren, disosiyatif anestezi, halüsinojenik etkiler ve hızlı etkili antidepresan özellikler sergileyen bir farmakolojik ajan.
Quetiapine
Şizofreni, bipolar bozukluk ve unipolar depresyon tedavisinde kullanılan, dopamin ve serotonin reseptörlerini bloke edici etkiye sahip atipik antipsikotik ilaç.
Ketoconazole
Steroid biyosentezini baskılama ve sitokrom P450 enzimlerini inhibe etme özellikleriyle bilinen, psikotropik ilaç etkileşimleri ve hepatotoksisite riski nedeniyle psikiyatride sınırlı/tartışmalı bir kullanım geçmişine sahip antifungal ajan.
Arbitrary İnference
Bireyin, ortada hiçbir kanıt yokken ya da elde edilen kanıtlar varılan sonucu doğrudan yalanlarken, olumsuz bir sonuca varmasıyla karakterize edilen temel bir bilişsel çarpıtmadır.
Chat
Doğal bir amfetamin benzeri uyarıcı olan cathinone ve cathine içeren, Doğu Afrika ve Orta Doğu'da çiğnenerek kullanılan yapraklı bitki ve içerdiği psikoaktif maddeler bütünü.
Practice Guidelines
Sağlık ve ruh sağlığı uzmanlarının belirli bozuklukları tanı ve tedavi etmesinde, ayrıca etik uygulamaları belirlemesinde yol gösteren sistematik kriterler ve stratejiler bütünü.
Frail Elderly
Günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmede ciddi zorluklar yaşayan, bağımsızlığını büyük ölçüde kaybetmiş ve yoğun destekleyici bakıma ihtiyaç duyan yaşlı bireyler.
Vulnerability
Bireyin belirli çevresel, biyolojik veya psikolojik stresörlere maruz kaldığında bir bozukluk, hastalık ya da travmatik reaksiyon geliştirme eğilimi.
Breakthrough / Refraction
🔹 1. (breakthrough): Terapötik süreçte veya araştırma faaliyetlerinde, uzun süren verimsiz durgunluk dönemlerinin ardından kaydedilen ani ve anlamlı ilerleme. 🔹 2. (refraction): Işık ışınlarının farklı yoğunluktaki ortamlardan geçerken hız değişimi nedeniyle yön değiştirmesi ve göz içi optik yapılar aracılığıyla retinada odaklanması.
Rural Health Clinic (RHC)
Tıbbi açıdan yoksun bölgelerde birinci basamak ayaktan sağlık hizmeti sunmak amacıyla yasal düzenlemelerle yapılandırılmış klinik veya hekim muayenehanesidir.
Brief İntervention
Bireylerin riskli veya sorunlu davranışlarını değiştirmelerini hedefleyen, 5 ile 20 dakika arasında değişebilen, zamana dayalı ve yapılandırılmış kısa süreli klinik uygulamalardır.
Brief Psychiatric Rating Scale (BPRS)
Bizar davranış, düşmanlık ve duygusal çekilme gibi 24 klinik psikiyatrik belirtinin varlığını ve şiddetini değerlendiren, eğitimli gözlemciler tarafından uygulanan 7 dereceli bir psikometrik ölçektir.
Brief Psychosocial Screening
Bireylerin olası psikolojik, sosyal ya da davranışsal sorunlarını tespit ederek ileri düzey değerlendirme veya müdahale gereksinimini belirleyen kısa süreli değerlendirme aracı.
Brief Psychotic Disorder
Aniden ortaya çıkan, en az bir psikotik belirti içeren ve bir günden az olmamak kaydıyla bir aydan kısa süren, tam iyileşmeyle sonuçlanan akut ruhsal bozukluk.
Brief Group Therapy
Belirli bir tedavi hedefine odaklanan, oturum veya süre açısından sınırlandırılmış, kriz müdahalesi ya da kısa vadeli psikoterapi temeline dayanan grup seansları.
Brief Psychodynamic Psychotherapy
Danışanın öz-farkındalığını ve geçmişin bugünkü davranışlar üzerindeki etkisini anlamasını hedefleyen, genellikle 25 seansla sınırlı ve belirli bir odak etrafında yapılandırılmış zaman kısıtlı psikoterapi yaklaşımı.
Brief Psychotherapy
Genellikle 10-20 seansla sınırlı, aktif teknikler, odaklanma ve hedef belirleme yoluyla olumlu değişim sağlamayı amaçlayan semptom odaklı psikoterapi yaklaşımı.
Brief İntensive Group Cognitive Behavior Therapy
Göreceli olarak kısa bir zaman diliminde, ancak tüm gün süren uzun seanslar ve ardışık günler halinde uygulanan grup temelli yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır.
BST
Elektrokonvülsif terapi (EKT) uygulamalarında, nöbet eşiğini en aza indirmek ve bilişsel yan etkileri azaltmak amacıyla kullanılan kısa süreli elektriksel uyarı yöntemidir.
Brief Stimulus Therapy (BST)
Nöbet oluşturmak için gereken uyarı süresini azaltmak amacıyla elektrik akımının önemli ölçüde modifiye edildiği bir elektrokonvülsif terapi (EKT) çeşididir.
Hoarseness
Vokal kordların optimal adduksiyonundaki herhangi bir aksama nedeniyle seste ortaya çıkan anormal derecede pürüzlü, sert veya zorlanmış nitelik.
Vicious Circle
Bireyin ya da grubun problemlerini, işlevsiz savunma mekanizmalarıyla sürekli tetikleyerek veya görmezden gelerek durumu daha da çıkmaza soktuğu kendi kendini besleyen olumsuz davranış örüntüsü.
Brooding Compulsion
Sıkıntıyı azaltmak veya korkulan bir olayı engellemek amacıyla önemsiz detayları zihinsel olarak gözden geçirme ya da soyut kavramlar üzerinde aşırı derecede kafa yorma yönündeki karşı konulamaz dürtüdür.
Peremptory Challenge
Mahkeme jüri seçimi sürecinde (voir dire), avukatların belirli bir gerekçe göstermeksizin bir aday jüri üyesini reddetme yetkisidir.
Restricted Environmental Stimulation Technique (REST)
Bir organizmanın veya bireyin maruz kaldığı dışsal duyusal uyarımların düzeyini bilinçli ve kontrollü bir şekilde azaltmayı amaçlayan deneysel ve klinik müdahale yöntemi.
Restricted Affect
Duygusal dışavurumun çeşitlilik ve yoğunluk bakımından normalin alt sınırında veya azalmış olması durumu.
Limited Guardianship
Zihinsel ya da gelişimsel yetersizliği bulunan çocuk veya yetişkinlerin yalnızca belirli yaşam alanlarında (finansal, hukuki veya sağlık) karar alma yetkisini kapsayan yasal koruma statüsü.
Jealousy
Sevilen bir kişinin sevgisini kaybetme veya üçüncü bir şahıs tarafından gasp edilme tehdidine karşı gelişen negatif duygusal durum.
Partial İnsanity
Bireyin bilişsel ve ruhsal işlevlerinde bozulma olmasına rağmen, bu durumun fiili tamamen sorumsuz kılacak düzeyde ağır olmadığı sınırdaki hukuki ve klinik durumu ifade eder.
Partial-interval Recording
Önceden belirlenmiş gözlem zaman aralıklarının, davranışın tüm aralık boyunca değil, yalnızca o sürenin herhangi bir anında gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılarak kodlandığı bir davranışsal ölçüm yöntemidir.
Partial Hospitalization
Hastaların tam gün (24 saat) yatılı kalmaksızın, günün belirli saatlerinde hastane ortamında yoğun psikiyatrik tedavi ve rehabilitasyon hizmeti alması.
Part-object
Psikanalitik teoride ve nesne ilişkilerinde, bütün bir bireyin yerine, bir dürtünün yöneldiği veya benliğin ilkel bölünme mekanizmalarıyla algıladığı beden parçası ya da nesne.
German Measles
Rubella virüsünün neden olduğu, kızamığa benzer ancak daha az bulaşıcı olan döküntülü viral enfeksiyon; gebeliğin ilk trimesterinde fetüste ciddi konjenital anomalilere yol açma riski taşır.
Hot-seat Technique
Danışanın terapist tarafından yönlendirilerek stresli deneyimleri yeniden yaşaması ve bastırılmış duygularını açığa çıkarması amacıyla uygulanan bir Gestalt terapi tekniğidir.
Clay Therapy
Çocukların kil manipülasyonu yoluyla duygularını dışavurmasını, kaygıyı azaltmasını ve fiziksel/duyuşsal rehabilitasyon sağlamasını amaçlayan dışavurumcu bir psikoterapi yöntemidir.
Locked Ward
Şiddetli ruhsal bozuklukları olan bireylerin barındığı, güvenlik önlemleriyle dış dünyaya kapatılmış hastane ünitesidir.
Weight Discrimination
Bireylerin beden ölçüleri ve kiloları nedeniyle eşitsiz, olumsuz veya dışlayıcı muameleye maruz kalması.
Weight Loss
Vücut ağırlığının, enerji alımı ile harcanması arasındaki dengesizlik, tıbbi müdahaleler, iştahsızlık veya altta yatan sistemik hastalıklar nedeniyle azalması.
Chilophagia
Kişinin sıklıkla kendi dudaklarını ısırması, çiğnemesi veya bu dokuları yemesiyle karakterize, dürtü kontrolü ile ilişkili tekrarlayıcı bir beden odaklı yineleyici davranış.
İmpersonation
Bir kimsenin, genellikle statü veya menfaat elde etmek amacıyla kasıtlı olarak başka bir bireyin kimliğini üstlenmesi veya davranışlarını taklit etmesi.
İdentity Diffusion
Bireyin benlik algısında, değerlerinde ve gelecek hedeflerinde istikrar veya odaklanma yoksunluğu yaşaması durumudur.
Credentialing
Bir sağlık hizmeti sağlayıcısının mesleki niteliklerini, uygulama geçmişini ve lisans durumunu inceleyerek klinik yetki kriterlerini karşılayıp karşılamadığını belirleyen idari süreç.
İdentity Need
Erich Fromm'un psikanalitik sosyal psikoloji teorisinde, bireyin kendine özgülük, bireysellik ve benlik bilinci geliştirme yönündeki temel psikolojik gereksinimidir.
İnter-identity Amnesia
Farklı kimlik durumlarının baskın olduğu dönemlerde kodlanan anılara, bilgilere veya deneyimlere erişilememe durumuyla karakterize dissosiyatif bir bellek süreksizliğidir.
Chemical Dependence
Bireyin merkezi sinir sistemini etkileyen psikoaktif maddeleri, artan tolerans ve yoksunluk belirtileri eşliğinde zorlantılı bir şekilde kullanma hali.
Chemical Castration
Androjen etkilerini bloke eden veya testiküler hormon üretimini baskılayan farmakolojik ajanların uygulanmasıdır.
Chemical Warfare
Etkisizleştirici veya öldürücü zehirler, kirleticiler ve tahriş ediciler gibi kimyasal maddelerin askeri operasyonlarda ve muharebede kullanılmasıdır.
Kinetic İnformation
Hareket halindeki nesnelerin ve canlıların sergilediği jestler, postürler ve diğer gözlenebilir beden dili unsurları aracılığıyla algılanan nitelikler bütünü.
Kinesics Technique
Bir bireyin jest, mimik ve duruş gibi bedensel dil verilerinin sistematik olarak analiz edilmesi yöntemi.
Corrective Therapy
Fiziksel bozuklukların, yaralanmaların veya işlevsel kayıpların rehabilitasyonunda özel egzersiz tekniklerinin kullanıldığı tedavi yaklaşımıdır.
Kinesiotherapy
İşlevsel kısıtlamaları olan bireyleri tedavi etmek ya da fiziksel ve duygusal sağlığı geliştirmek amacıyla ilerleyici fiziksel egzersiz ve aktivitelerin sistematik olarak uygulanması.
Kinsey Institute For Research İn Sex, Gender, And Reproduction
Indiana Üniversitesi'ne bağlı olarak insan cinselliği, toplumsal cinsiyet ve üreme alanlarında disiplinler arası bilimsel araştırmalar yürütmek amacıyla 1947 yılında kurulan özel kar amacı gütmeyen araştırma kurumu.
Kinsey Scale
Bireylerin cinsel yönelimini 0 ile 6 arasında değişen 7 basamaklı bir süreklilik üzerinde değerlendiren indeks.
Eyelash Sign
Kirpiklerin nazikçe uyarılmasına karşı göz kapağının verdiği motor tepki olup, organik ile fonksiyonel bilinç kaybını ayırt etmede kullanılan klinik bir muayene bulgusudur.
Cystathionine Synthetase Deficiency
Metiyonin metabolizmasında rol oynayan sistatiyonin beta-sentezaz enziminin eksikliği ile karakterize, homosistinüriye yol açan kalıtsal bir metabolik bozukluk.
Person-centered Team
Engelli bir bireyin yaşam tarzını ve kendi kaderini tayin hakkını desteklemek amacıyla, bireyin kendi davetiyle bir araya gelen ve hizmet planları geliştiren disiplinler arası gayriresmi veya profesyonel çalışma grubu.
Person-centered Planning
Bireyin hizmet planlamasında kendi güçlü yönlerini, tercihlerini ve benzersiz yaşam koşullarını merkeze alan, eylem odaklı ve katılımcı bir süreç.
İntrapersonal
Bireyin kendi zihinsel sınırları içinde gerçekleşen, dışsal bir etkileşime dayanmayan bilişsel, duygusal ve motivasyonel süreçlerin tamamını tanımlayan sıfat.
Personalism
İnsan kişiliğini gerçekliğin anlaşılmasındaki yegane temel araç ve indirsterilemez benzersiz bir bütün olarak ele alan felsefi ve psikolojik yaklaşım.
İnterpersonal
İki veya daha fazla birey arasındaki eylemleri, olayları, duyguları ve iletişim biçimlerini niteleyen temel sosyal ve klinik kavram.
İnterpersonal Factor
İki veya daha fazla birey arasındaki ilişkilerden kaynaklanan ya da bu ilişkileri etkileyen her türlü potansiyel etken.
İnterpersonal Group Psychotherapy
Psikolojik sorunların tedavisinde, grup üyelerinin birbirleriyle olan etkileşimlerinin iyileştirici gücünü ve 'şimdi ve burada' yaşanan deneyimleri merkeze alan psikoterapi yaklaşımı.
İnterpersonal Theory
Harry Stack Sullivan tarafından geliştirilen; bireyin kişilik yapısının, benlik algısının ve davranışsal dinamiklerinin temel olarak başkalarıyla kurduğu etkileşimler ve sosyal ilişkiler yoluyla biçimlendiğini savunan teorik çerçeve.
İnterpersonal Learning Group
Bireylerin öz-anlayışlarını derinleştirmelerini ve diğerleriyle olan ilişkilerini geliştirmelerini amaçlayan deneysel, T-grubu veya gelişim grubu niteliğindeki yapılandırılmış topluluklardır.
İnterpersonal Psychotherapy (IPT)
Harry Stack Sullivan'ın kişilerarası teorisine dayanan, danışanın önemli diğer kişileriyle olan etkileşimlerini netleştirmeyi amaçlayan, süresi sınırlı bir psikoterapi ekolüdür.
İnterpersonal Reconstructive Psychotherapy
Kişilik bozukluklarının tedavisinde kullanılan; bağlanma temelli süreçleri, psikodinamik içgörüyü ve bilişsel-davranışsal teknikleri entegre eden yapılandırılmış bir bütüncül psikoterapi yöntemidir.
İnterpersonal Stress
İlişkilerdeki çatışmalar, uyumsuzluklar veya beklenti uyuşmazlıkları nedeniyle bireyler arasında doğan ve ruhsal ile bedensel sağlığı tehdit eden gerilim durumu.
İnterpersonal Process Recall (IPR)
Psikoterapi seanslarının video veya ses kayıtları üzerinden, süpervizör eşliğinde danışman ve danışanın içsel süreçlerini yeniden deneyimleyerek analiz etmesini sağlayan deneysel bir eğitim ve araştırma yöntemidir.
Personification
Harry Stack Sullivan'ın interpersonal yaklaşımında bireyin başkalarıyla kurduğu ilişkilerden doğan duygu ve tutum örüntüsü; genel ve edebi bağlamda ise soyut kavramlara veya nesnelere insan özelliklerinin atfedilmesi.
Personality
Bireyin çevreye özgün uyumunu sağlayan; kalıtım, gelişim ve çevresel dinamiklerin karmaşık birleşimiyle oluşan kalıcı özellikler ve davranışlar bütünüdür.
Personality Disorder (PD)
Bireyin içinde bulunduğu kültürün beklentilerinden büyük ölçüde sapan, katı, işlevsellik bozucu ve ergenlik ya da erken erişkinlik döneminde belirginleşen kalıcı içsel deneyim ve davranış örüntüleri.
Personality Deterioration
Bireyin kimlik bilincinde, öz değerinde, motivasyon kaynaklarında ve duygusal yaşamında ortaya çıkan, kişinin neredeyse tamamen farklı bir insana dönüştüğü ilerleyici gerileme süreci.
Personality Assessment
Bireyin bilişsel, duygusal, davranışsal ve motivasyonel özelliklerini; gözlem, mülakat, standart envanterler ve projektif teknikler aracılığıyla sistematik olarak ölçme süreci.
Personality Change
Bir bireyin psikolojik işlevselliğinde, sosyal yönelimlerinde veya olayları içsel/dışsal odakla değerlendirme biçiminde gözlenen kalıcı farklılaşma.
Personality İnventory
Bireylerin çeşitli özelliklerini, tutumlarını ve davranış kalıplarını ölçmek amacıyla sabit yanıt seçenekleri içeren ifadelerden oluşan objektif kişilik değerlendirme aracı.
Personality Dysfunction
Bir bireyin kişilik özelliklerinin, bilişsel, duygulanımsal ve kişilerarası süreçlerde kronik olarak işlevselliği bozacak biçimde maladaptif (uyum bozucu) bir örüntü sergilemesi durumu.
Personality Correlates
Belirli bir klinik durum, hastalık, bozukluk veya gözlenen davranışlarla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde birlikte değişen kişilik özellikleri.
Personality-guided Therapy
Bireyin benzersiz bilişsel, duygusal ve davranışsal özelliklerini merkeze alarak psikopatolojinin kökenindeki işlevsiz kişilik sistemlerini değiştirmeyi amaçlayan bütüncül bir psikoterapi çerçevesidir.
Trait Rating
Belirli bir davranışsal özelliğin veya karakter vasfının gözlemlenmesi, derecelendirilmesi ve sistematik olarak kaydedilmesi tekniğidir.
Trait Rumination
Bireyin olumsuz düşünce ve duygulara odaklanma eğiliminin kronikleşmiş ve durumsal olmayan bir kişilik bileşeni haline gelmesi.
Trait Organization
Bireyin kişilik özelliklerinin birbiriyle ilişkilenerek benzersiz ve entegre bir bütün oluşturma biçimi.
Personality Disintegration
Bireyin inanç, tutum, özellik ve davranış kalıplarının tutarlı ve öngörülebilir bir bütün sunamayacak düzeyde parçalanması durumu.
Personality Profile
Psikolojik test sonuçlarının grafiksel bir sunumu olup, bir bireyin özelliklerinin, benzersiz niteliklerinin ve eğilimlerinin özetini sağlar.
Personality Psychology
Bireylerin kendilerine özgü kalıcı düşünce, duygu ve davranış kalıplarını, bu yapıların gelişimini ve bireyler arası farklılıkları inceleyen psikoloji alt dalıdır.
Personality Test
Bireylerin kalıcı kişilik özelliklerini, davranış örüntülerini, duygulanım biçimlerini ve başa çıkma stratejilerini değerlendirmek amacıyla kullanılan standartlaştırılmış ölçüm araçları.
Personality Structure
Kişiliğin temel, kalıcı bileşenlerinin ve bu bileşenlerin birbirleriyle olan ilişkilerinin organizasyon biçimi.
Personalistic Psychology
Kişiliği psikolojik incelemenin merkezine koyan; her insanın benzersizliğini ve özellikler sistemini bireysel uyumun anahtarı olarak inceleyen yaklaşım.
Personal Disjunction
Bireyin mevcut ya da olası yaşantısı ile nesnel gerçeklik arasındaki algısal uyumsuzluk ve farklılık hissi.
Grooming
Bireyin bedenini, saçını, kıyafetlerini ve genel görünümünü korumayı içeren temel öz bakım işlevidir.
Personal-care Attendant
Engelli veya kronik rahatsızlığı bulunan bireylere giyinme ve beslenme gibi günlük yaşam aktivitelerinde doğrudan destek sağlamak üzere istihdam edilen profesyonel veya gayriresmi bakım verendir.
Personal Documents
Bir bireyin ürettiği günlükler, mektuplar, denemeler ve kayıtlar gibi materyallerin bütünü olup, içerik analizi yoluyla kişilik yapıları, değerler ve inanç sistemleri hakkında derinlemesine içgörü sağlar.
Personal Unconscious
Analitik psikolojide, bireyin kendi yaşam deneyimleri sonucunda unuttuğu, bastırdığı ya da eşikaltı algıladığı içerikleri barındıran, evrensel kolektif bilinçdışından farklı olan katmandır.
Personal Audit
Bireylerin kendi güçlü ve zayıf yönlerini sistematik olarak değerlendirmelerini teşvik etmek amacıyla tasarlanmış sözlü veya yazılı mülakat ve anket süreçleri.
Personal-history Questionnaire
Bir bireyin özel yeteneklerini, ilgi alanlarını, aile yaşamını, tıbbi ve duygusal geçmişini sistematik olarak kaydeden kapsamlı değerlendirme aracı.
Personal-growth Group
Bireylerin öz-keşif yapmasını ve potansiyellerini geliştirmesini hedefleyen, yüzleşme, oyunlar ve canlandırma gibi etkileşimsel yöntemler kullanan küçük psikolojik grup.
Personal Control
Bireyin kendi yaşamında gerçekleşen olayları yönlendirebileceğine ve şekillendirebileceğine dair sahip olduğu öznel inanç ve yetkinlik algısı.
Personal Protective Equipment
Bireylerin tehlikeli maddelere, patojenlere, aşırı sese veya fiziksel zararlara maruz kalmasını engellemek amacıyla kullanılan eldiven, maske, kask gibi bariyer oluşturucu donanımlar.
Personal Plan
Bireyin geleceğe yönelik hedeflerini içeren zihinsel tasarımı ve psikoterapide tüm tarafların katılımıyla oluşturulan yazılı müdahale stratejisidir.
PHR
Bireylerin kendi tıbbi geçmişlerini, laboratuvar sonuçlarını ve sağlık verilerini bizzat topladığı ve yönettiği dijital veya fiziki sistem.
Personal Adjustment
Bireyin aile ve toplum içindeki koşullara, özellikle de zorunlu sosyal etkileşimlere uyum sağlama kapasitesi ve yaşamın talepleriyle başa çıkabilme derecesidir.
Personal Construct Therapy
George A. Kelly tarafından 1950'lerde geliştirilen, bireylerin dünyayı anlamlandırmada kullandıkları zihinsel yapıların geçerliliğini test etmeyi ve revize etmeyi amaçlayan bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Personal Orientation Inventory (POI)
Bireylerin kendilerini gerçekleştirme düzeylerini, değerlerini ve davranış kalıplarını ölçmek amacıyla geliştirilmiş 150 maddelik öz-bildirim ölçeği.
Personalized Medicine
Standartlaştırılmış protokoller yerine, bireylerin genetik, biyobelirteç, yaşam tarzı ve çevresel özelliklerine dayalı tıbbi müdahale ve önleme modelidir.
Collective Suicide
Birden fazla bireyin, genellikle paylaşılan ideolojik, dini veya politik bir inanç sistemi doğrultusunda, eş zamanlı ya da organize bir şekilde yaşamlarına son vermesi durumu.
Mass Murder
Tek bir olayda veya çok kısa bir zaman diliminde, aynı coğrafi yakınlık içinde birden fazla insanın kasıtlı olarak öldürülmesi eylemidir.
Clang Association
Kelime seçiminin mantıksal veya anlamsal bir bağlam yerine, sözcüklerin işitsel benzerliklerine ve kafiye özelliklerine dayanarak yapıldığı patolojik bir düşünce ve konuşma bozukluğudur.
Classic Categorical Approach
Psikiyatrik bozuklukların birbirinden keskin, niteliksel sınırlarla ayrıldığını ve her bireyin ya belirli bir tanı kriterini tam olarak karşıladığını ya da karşılamadığını savunan sınıflandırma modeli.
Classical Paranoia
Mantıksal ve düzenli düşünce yapısının büyük ölçüde korunduğu, genellikle zulüm, büyüklük veya kıskançlık temalı, sinsi başlangıçlı ve sabit sistematik sanrılarla karakterize nadir psikiyatrik bozukluk.
Classical Psychoanalysis
Libidoya, psikoseksüel gelişim evrelerine ve id dürtülerine odaklanan; rüya analizi, serbest çağrışım ve direnç analizi yoluyla bilinç dışı çatışmaları içgörüye dönüştürmeyi amaçlayan Sigmund Freud kökenli teorik ve klinik ekol.
Classical Theory
Psikanalitik kuramın temellerini oluşturan ve Sigmund Freud'un ilk dönem formülasyonlarına dayanan klasik psikanaliz ekolü.
Kleine–levin Syndrome
Genellikle ergenlik döneminde görülen, günde 20 saate varan aşırı uyku atakları, hiperfaji ve davranışsal disinhibisyon ile karakterize nadir bir nörolojik bozukluktur.
Kleptolagnia
Hırsızlık eylemi veya bu eylemin yarattığı risk ve heyecanla tetiklenen cinsel uyarılma durumu.
Compulsive Stealing / Kleptomania
🔹 1. (compulsive stealing): Kişisel olarak gereksiz veya maddi değeri düşük nesneleri çalmaya yönelik karşı konulamaz dürtü ve bu eylem gerçekleşmeden önce yaşanan yoğun içsel gerilim. 🔹 2. (kleptomania): Kişisel gereksinimi veya maddi değeri olmayan nesneleri çalma dürtüsüne karşı koyamama ile karakterize edilen bir dürtü kontrol bozukluğudur.
Clearance (CL)
Bir ilacın veya metabolitin belirli bir vücut sıvısındaki konsantrasyonuna oranla vücuttan uzaklaştırılma hızı.
Kleinian
Melanie Klein'ın kurucusu olduğu, nesne ilişkileri teorisini ve erken dönem psikoseksüel gelişimi (paranoid-şizoid ve depresif pozisyonlar) merkeze alan psikanalitik okul ve bu ekole ait olan.
Change Of Life / Climacteric
🔹 1. (change of life): Üreme yeteneğinin azalmasından tamamen yitirilmesine geçişi işaret eden, hem fizyolojik hem de psikolojik adaptasyon gerektiren kritik yaşam dönemi. 🔹 2. (climacteric): Üreme yeteneğinin azalarak tamamen sona erdiği, kadınlarda menopozu da kapsayan biyolojik geçiş evresi.
Klinefelter’s Syndrome
Erkek bireylerde fazladan bir X kromozomunun (genotipik olarak 47,XXY) varlığıyla karakterize edilen, hipogonadizm, infertilite ve hafif düzeyde bilişsel veya davranışsal farklılıklarla seyreden genetik bir bozukluktur.
Clinical / Clinic
🔹 1. (clinical): Psikolojik, tıbbi veya diğer bozuklukların tanı ve tedavisiyle ilgili olan, doğrudan gözlem ile biyolojik ve istatistiksel verileri harmanlayan uygulamalı alan. 🔹 2. (clinic): Akut veya ayaktan hastaların tanı, tedavi ve bakım süreçlerinin yürütüldüğü, ayrıca ruhsal ve bedensel sağlık alanlarında uygulamalı eğitimlerin verildiği sağlık tesisi.
Clinical Significance
Bir araştırma bulgusunun veya müdahale etkisinin, bireylerin yaşamında, tanı veya tedavisinde gerçek ve hissedilebilir bir karşılığının olup olmadığını gösteren pratik önem ölçütü.
Trial Design
Yeni bir tedavi veya müdahalenin etkinliğini ve güvenilirliğini değerlendirmek amacıyla yürütülen klinik araştırmanın stratejik ve metodolojik planı.
Clinical Marker
Bir psikopatolojinin veya tıbbi bozukluğun varlığını gösteren, doğrudan gözlemlenebilir ve ölçülebilir klinik işaret.
Clinical Trial
Yeni bir tıbbi tedavinin, ilacın veya müdahalenin güvenliğini ve etkinliğini standart bakım koşulları veya kontrol gruplarıyla karşılaştırmak amacıyla insan katılımcılar üzerinde yürütülen prospektif araştırma çalışmasıdır.
Clinical Counseling
Bireylerin kişisel ve duygusal zorluklarını ele alarak öz-kabul, gerçeklik oryantasyonu ve kişilerarası işlevselliği artırmayı amaçlayan profesyonel psikolojik müdahale süreci.
Clinical Assessment / Clinical Evaluation
🔹 1. (clinical assessment): Olası bir ruhsal bozuklukla başvuran bireyin psikolojik, biyolojik ve sosyal faktörlerinin sistematik olarak değerlendirilmesi ve ölçülmesi. 🔹 2. (clinical evaluation): Bir hastanın tıbbi veya psikolojik durumunun ve tedaviye verdiği yanıtın sistematik olarak incelenmesi ve değerlendirilmesidir.
Clinical Depression
Ruh sağlığı uzmanları arasında Majör Depresif Bozukluk ile eşanlamlı olarak kullanılan, bireyin işlevselliğini ciddi biçimde bozan klinik düzeydeki çöküntü durumu.
Clinical Validation
Belirli tanı veya tedavi prosedürlerinin etkililiğini ve faydasını destekleyecek ampirik kanıtların toplanması süreci.
Clinical Efficacy
Kontrollü bilimsel çalışmaların kanıtlarına dayanan klinik müdahalelerin sağladığı sistematik ve ölçülebilir tedavi başarısı.
Clinical Utility
Tanısal testlerin ve bunlara dayalı müdahalelerin, hastanın sağlık sonuçlarını iyileştirme, mortaliteyi azaltma ve maliyet-etkinlik sağlama derecesi.
Clinical Utility Research
Bir müdahale, tanı yöntemi veya tedavinin yalnızca kontrollü koşullarda değil, gerçek dünya klinik uygulamalarında ne ölçüde işe yaradığını ve uygulayıcılar tarafından benimsendiğini inceleyen araştırma dalı.
Clinical Geropsychology
Yaşam boyu gelişim perspektifini temel alarak yaşlı yetişkinlerin ruh sağlığı gereksinimlerini inceleyen ve müdahale hizmetleri sunan disiplinlerarası bir araştırma ve uygulama alanıdır.
Clinical Hypnosis
Kişinin telkine yatkınlığının artırıldığı, odaklanmış dikkat ve azalmış periferik farkındalıkla karakterize, terapötik amaçlı değiştirilmiş bilinç durumu.
Clinical İnvestigation
Bir hastanın mülakatlar, psikolojik testler, davranışsal gözlemler veya doküman analizi yoluyla kapsamlı ve sistematik olarak incelenmesidir.
Clinical Evidence
Klinik tanı ve tedavi süreçlerine rehberlik eden; doğrudan sorgulama, psikolojik testler, davranışsal gözlemler veya vaka geçmişleri aracılığıyla elde edilen ampirik hasta verileridir.
Clinical Decision Support (CDS)
Sağlık profesyonellerinin bireysel hasta bakımı ve tedavi süreçlerinde en doğru kararı almasını, hasta verilerini algoritmik tıbbi bilgiyle birleştirerek optimize eden sağlık bilgi teknolojisidir.
CRB
İşlevsel Analitik Psikoterapi'de (FAP), danışanın seans sırasında sergilediği ve terapötik değişimin doğrudan odağını oluşturan anlık davranış örüntüleridir.
Clinically Relevant Behavior (CRB)
Fonksiyonel Analitik Psikoterapi'de (FAP), danışanın seans içinde sergilediği ve doğrudan terapötik ilişkiye yansıyan problematik veya gelişime açık davranışların genel adıdır.
Clinical Prediction
Klinisyenin semptomları, bulguları ve anamnezi inceleyerek tanı koyma ve hastanın gelecekteki seyrini tahmin etme süreci.
Clinical Psychopharmacology
İlaçların beyin işlevleri ve davranışlar üzerindeki etkilerini inceleyen, ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan farmakolojik ajanların klinik değerlendirme ve yönetimini ele alan tıp ve psikoloji alt dalıdır.
Clinical Psychophysiology
Psikofizyolojik kuram ve ilkelerin biyogeriibildirim, meditasyon ve hipnoz gibi teknikler aracılığıyla terapötik amaçla uygulanmasıdır.
Clinical Psychology
Duygusal, zihinsel ve davranışsal bozuklukların araştırılması, tanılanması, değerlendirilmesi, önlenmesi ve tedavisiyle ilgilenen kapsamlı psikoloji uzmanlık dalıdır.
Clinical Risk Assessment
Bir bireyin belirli bir zaman diliminde başkalarına zarar verme veya şiddet gibi riskli davranışlarda bulunma olasılığının, klinisyenin mesleki deneyimi, klinik muhakemesi ve bireyin öyküsü temelinde öngörülmesi.
Clinical Health Psychology
Fiziki sağlığı geliştirmek ve tıbbi durumların yarattığı psikolojik sorunları çözmek amacıyla biyopsikososyal modeli uygulayan uzmanlık alanı.
Clinical Social Work
Bireylerin, ailelerin ve grupların ruh sağlığı ile psikososyal refahını artırmak amacıyla psiko-sosyal perspektifle tedavi, danışmanlık ve hak savunuculuğu sunan uzmanlık alanı.
Clinical Sport Psychology
Sporcuların performans tutarlılığını artırmanın yanı sıra, depresyon ve yeme bozuklukları gibi klinik düzeydeki ruh sağlığı sorunlarıyla da ilgilenen uygulamalı psikoloji alt uzmanlık dalıdır.
Clinical Diagnosis
Semptom örüntülerinin incelenmesi, tıbbi geçmişin taranması ve psikolojik testlerin uygulanması yoluyla bir bozukluğun doğasının belirlenmesi ve sınıflandırılması süreci.
Clinical Type
Semptom ve davranış örüntüleri, klinik psikoloji ve psikiyatride tanımlanmış tanısal bir bozuklukla doğrudan uyuşan bireyi tanımlayan sınıflandırma kategorisi.
Clinical Practice
Hastalara veya danışanlara doğrudan sağlık ya da ruh sağlığı hizmeti sunma süreci.
Clinical Practice Guidelines
Belirli klinik durumlarda en uygun sağlık bakım kararlarının alınabilmesi için hem uygulayıcılara hem de hastalara rehberlik eden, sistematik olarak geliştirilmiş kanıta dayalı beyanlar.
Vampirism
Canlıların kanını içme dürtüsüyle karakterize edilen, cinsel uyarılma (parafili) veya şizofreni gibi ağır psikotik tabloların bir belirtisi olarak ortaya çıkan son derece nadir bir klinik durum.
Clinical Judgment
Bir uzmanın, hastalık veya bozukluk belirtilerini analiz ederek tanı koyması, tedavi uyumunu değerlendirmesi ve klinik gidişatı öngörmesi sürecidir.
Clinical Judgment Research
Ruh sağlığı uzmanlarının değerlendirme, tedavi, öngörü ve prognoz süreçlerinde verdikleri kararları etkileyen bilişsel, sosyal ve bireysel faktörleri inceleyen deneysel araştırma alanı.
Clinical Method
Bir ruh sağlığı profesyonelinin, klinik bir bağlamda danışan veya hasta hakkında veri toplayarak çıkarım yapması, klinik yargıya varması ve tanı koyması sürecidir.
Clinician
Hastaların tanı, bakım ve tedavi süreçlerinde doğrudan rol alan tıp veya ruh sağlığı profesyoneli.
Clinician Rating
Bir sağlık profesyonelinin, genellikle yapılandırılmış ölçekler aracılığıyla bir bireyin sağlık durumunu veya davranışlarını nesnel ya da klinik gözleme dayalı olarak derecelendirmesidir.
Clitoral Circumcision
Kadın sünnetinin (FGM) birinci tipini ifade eden, klitoris başının veya klitoral prepusunun kısmen ya da tamamen çıkarılmasıyla sonuçlanan cerrahi müdahale.
Clitoridectomy
Klitorisin tamamının veya bir kısmının cerrahi olarak çıkarılması işlemi olup, genellikle etnik veya dini ritüeller bağlamında kız çocuklarına uygulanan kadym bir kadının cinsel organının sakatlanması (FGM) biçimidir.
Klismaphilia
Cinsel aktivite sırasında lavman (enema) uygulanmasından duyulan haz ve bu eylemle tetiklenen cinsel uyarılma durumu.
Clinical İnterview
Ruh sağlığı uzmanlarının danışanın psikolojik durumunu değerlendirmek, tanı koymak ve tedavi planı oluşturmak amacıyla yürüttüğü, esnek ve yapılandırılmış ya da yarı yapılandırılmış yönlendirilmiş konuşma süreci.
Claudication
Genellikle bacak kaslarında, özellikle baldırda yürürken ortaya çıkan, dinlenmeyle azalan kramp tarzı ağrı ve yürüme bozukluğu.
Clomipramine
Özellikle obsesif-kompulsif bozukluk, depresyon ve panik bozukluk tedavisinde kullanılan, güçlü bir serotonin ve norepinefrin gerialım inhibitörü olan trisiklik antidepresan.
Clonazepam
Güçlü bir benzodiazepin türevi; özellikle panik bozukluk, anksiyete durumları ve belirli nöbet türlerinin tedavisinde kullanılan, uzun yarı ömürlü bir farmakolojik ajandır.
Clonidine
Beyin sapındaki alfa-adrenerjik reseptörleri doğrudan uyararak sempatik sinir sistemi aktivitesini baskılayan, hipertansiyon, DEHB ve yoksunluk tedavisinde kullanılan bir alfa-2 agonist ilaçtır.
Klonopin
Klonazepam etken maddesinin ticari adı olup, santral sinir sistemini baskılayan bir benzodiazepin türevidir.
Aquachloral / Chloral Hydrate
🔹 1. (Aquachloral): Kloral hidrat etken maddesinin ticari adı olup, genellikle sedatif ve hipnotik etkileri nedeniyle kullanılan eski nesil bir farmasötik ajandır. 🔹 2. (chloral hydrate): Merkezi sinir sistemini baskılayan, ilk kez 19. yüzyılda sentezlenmiş ve ağırlıklı olarak sedatif-hipnotik amaçla kullanılan kısa etkili bir ajandır.
Clorazepate
Anksiyete, alkol yoksunluğu ve parsiyel nöbetlerin tedavisinde kullanılan, uzun etkili bir benzodiazepin türevidir.
Chlordiazepoxide
Ticari olarak piyasaya sürülen ilk benzodiazepin türevi anksiyolitik ajan olup, günümüzde ağırlıklı olarak alkol yoksunluk sendromunun yönetiminde kullanılmaktadır.
Chlorpromazine (CPZ)
1952 yılında Avrupa'da klinik kullanıma giren ve psikofarmakolojide modern dönemi başlatan ilk sentetik antipsikotik ajan.
Chlorprothixene
Tioksanten sınıfına ait, düşük potaslı tipik bir antipsikotik ajan.
Claustrophobia
Kapalı veya dar alanlarda bulunmaktan ya da hapsolmaktan duyulan, yoğun anksiyete ve panik belirtileriyle karakterize kalıcı ve mantıksız korku.
Clozapine
Dirençli şizofreni vakalarında kullanılan, ilk atipik (ikinci kuşak) antipsikotik ajan.
COPD
İlerleyici hava akımı kısıtlanması ve kronik inflamatuar yanıtla karakterize, tam olarak geri dönüşümlü olmayan sistemik bir solunum yolu hastalığıdır.
Debré–sémélaigne Syndrome / Kocher–debré–sémélaigne Syndrome
🔹 1. (Debré–Sémélaigne syndrome): Doğumsal hipotiroidizmin eşlik ettiği, çocukluk çağında iskelet kaslarında belirgin hipertrofi ve psödomiyotonik bulgularla karakterize nadir bir endokrin miyopati tablosudur. 🔹 2. (Kocher–Debré–Sémélaigne syndrome): Bebek ve çocuklarda kas güçsüzlüğü ve kas hipertrofisi (psevdohipertrofi) ile karakterize, konjenital hipotiroidizme eşlik eden nadir bir klinik tablodur.
Codeine
Afyondan elde edilen, ağrı kesici ve öksürük baskılayıcı olarak kullanılan morfin türevi bir opiyat.
Slippage
Düşünce süreçlerinin mantıksal tutarlılığını yitirerek birbiriyle alakasız konulara kayması ve bağlamın bozulması durumu.
Sense Of Coherence
Dünyayı ve yaşam olaylarını anlaşılabilir, yönetilebilir ve anlamlı olarak algılama derecesini belirten, stresin olumsuz etkilerine karşı koruyucu bir faktör olan psikolojik yönelim.
Kohnstamm Test
Bireyi hipnoza hazırlamak amacıyla kullanılan, kolun duvara karşı bir süre bastırıldıktan sonra serbest bırakıldığında kendiliğinden yukarı kalkması ilkesine dayanan telkine yatkınlık prosedürü.
Coital Anorgasmia
Bir kadının penis-vajinal penetrasyon sırasında orgazma ulaşamaması durumu.
Coitus
Genellikle penisin vajinaya penetrasyonu ve ardından ejakülasyon ile sonuçlanan cinsel birleşim eylemi.
Coca
Peru, Bolivya ve diğer Güney Amerika ülkelerine özgü olan ve yaprakları yüzyıllardır kokain üretiminin hammaddesi olarak kullanılan Erythroxylum coca çubuğu.
Cocaine
Koka bitkisinin yapraklarından elde edilen, merkezi sinir sistemini uyaran ve dopamin, serotonin ile norepinefrin geri alımını bloke eden güçlü bir alkaloid.
Cocaine Dependence
Fizyolojik tolerans, yoksunluk belirtileri ve ağır psiko-sosyal yıkımlara rağmen kokain kullanımının kompulsif bir şekilde sürdürülmesi durumu.
Cocaine İntoxication Delirium
Yoğun kokain alımını takiben kısa sürede gelişen, bilinç bulanıklığı, dikkat eksikliği ve kognitif bozukluklarla karakterize geçici klinik sendrom.
Cocaine İntoxication
Kokainin yakın zamanda alımını takip eden; klinik açıdan belirgin davranışsal, psikolojik ve fizyolojik değişikliklerle karakterize, geri dönüşümlü klinik sendrom.
Cocaine Abuse
Kokainin tekrarlayan biçimde alımına bağlı olarak ortaya çıkan, kişinin sosyal, mesleki veya yasal yaşamında yineleyen olumsuz sonuçlar doğurmasına rağmen madde kullanımının sürdürülmesi örüntüsü.
Cocaine Withdrawal
Uzun süreli ve yüksek miktarda kokain kullanımının ardından, madde alımının ani olarak kesilmesi veya azaltılmasıyla ortaya çıkan; disfori, yorgunluk ve psikomotor değişikliklerle karakterize spesifik bir klinik sendrom.
İnstinctualization Of Smell
Koku duyusunun, koprofili veya anal fiksasyonlar gibi psikoseksüel dinamiklerde rol oynaması ve beden kokularının cinsel ön sevişmede uyarıcı bir faktör olarak işlev görmesi kapasitesi.
Enabling
Bir bireyin, yakınındaki bir kişinin uyumsuz veya patolojik davranışlarının (örneğin madde bağımlılığı) sürdürülmesine bilerek ya da bilmeyerek katkıda bulunması süreci.
Facilitated Communication
Şiddetli gelişimsel bozuklukları olan bireylerin, bir uygulayıcının fiziksel desteğiyle klavye veya benzeri araçlar aracılığıyla iletişim kurmasını sağladığı iddia edilen ancak bilimsel olarak itibarsızlaştırılmış bir yöntem.
Collegial Model
Statü farklarını en aza indirerek tüm paydaşların eşit katılımını ve iş birliğini teşvik eden etkileşim ve araştırma yaklaşımı.
Collective Experience
Grup psikoterapisinde, üyelerin birbirlerinin sorunlarıyla özdeşleşmesi, karşılıklı destek ve empati kurması sonucu ortaya çıkan ortak duygusal yaşantı bütünü.
Collective Hysteria
Bir grup insan arasında kendiliğinden yayılan, organik bir tıbbi temeli bulunmayan atipik düşünce, duygu veya davranışsal patlamadır.
Colera
Amerikan Psikoloji Derneği (APA) sözlüğünde doğrudan 'bilis' (safra) maddesine yönlendirilen, antik tıp ve psikopatoloji terminolojisinde mizaç teorileriyle ilişkilendirilen tarihi bir kavramdır.
Choleric Type
Galen'in hümoral teorisine dayanan, çabuk öfkelenme, yüksek irritabilite ve dürtüsel tepkilerle karakterize mizaç tipi.
Colic
Genellikle aksi takdirde sağlıklı bir bebekte, haftada en az 3 gün, günde en az 3 saat süren ve nedeni tam olarak anlaşılamayan şiddetli ağlama nöbetleri; tıp dilinde ise ani başlayıp sonlanan düz kas spazmı ağrısı.
Cholinergic Drug
Asetilkolin nörotransmiterinin aktivitesini potansiyalize ederek ya da taklit ederek parasempatik sinir sistemini uyaran farmakolojik ajan.
Colitis
Kalın bağırsağın ana bölümü olan kolonun iltihaplanması ile karakterize klinik tablo; duygusal bozukluklar ve kronik stres ile tetiklenebilir.
Crutch
Fiziksel yetersizliklerde alt ekstremite yükünü üst gövdeye aktaran destek aracı; mecazi anlamda ise bireyin işlevselliğini sürdürmek için başvurduğu geçici psikolojik veya farmakolojik başa çıkma mekanizması.
Cane
Görme engelli bireylerin yönelimini sağlamak veya nöromüsküler kısıtlılığı olan kişilerin ağırlık aktarımını desteklemek amacıyla kullanılan taşınabilir mobilite yardımcısı.
Coma
Yükselen retiküler aktive edici sistemin, serebral korteksin ve uyanıklık ile biliş için kritik diğer beyin bölgelerinin işlev bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan derin bilinçsizlik durumu.
Combination Antibiotic Therapy
Enfeksiyon hastalıklarıyla mücadele etmek ve direnç gelişimini engellemek amacıyla iki veya daha fazla farklı antibakteriyel ajan eşzamanlı olarak uygulanır.
Combination Antiretroviral Therapy (cart)
HIV enfeksiyonunu baskılamak ve viral yükü tespit edilemeyen seviyelere düşürmek amacıyla farklı mekanizmalara sahip en az üç antiretroviral ilacın eşzamanlı kullanımı.
Combination Therapy
Aynı terapist tarafından bir danışanın sorununa yönelik iki veya daha fazla farklı tedavi yaklaşımının eş zamanlı olarak uygulanmasıdır.
Combined Therapy
Danışanın aynı anda iki veya daha fazla farklı tedavi yöntemine ya da terapiste tabi tutulduğu çok boyutlu psikoterapi yaklaşımı.
Comorbidity
Bir bireyde eş zamanlı olarak birden fazla hastalık, bozukluk veya tıbbi durumun bir arada bulunma durumu.
Compartmentalization
Çatışan veya birbiriyle bağdaşmayan düşünce ve duyguların, geçirmez zihinsel bölmelerde izole edilmesini sağlayan bir savunma mekanizması.
Compazine
Proklorperazin etken maddesinin ticari adı olup, özellikle bulantı, kusma ve şiddetli psikiyatrik durumların tedavisinde kullanılan fenotiyazin sınıfı bir ilaçtır.
Complex
Ortak bir duygusal ton etrafında organize olmuş, bireyin tutum ve davranışlarını çoğunlukla bilinçdışı düzeyde yönlendiren birbiriyle ilişkili fikir ve dürtüler sistemi.
Complex Regional Pain Syndrome
Genellikle bir uzvu etkileyen, tetikleyen yaralanma veya olayla orantısız derecede şiddetli, kalıcı bölgesel ağrı ve otonomik bozukluklarla karakterize kronik bir ağrı bozukluğudur.
Complex Trauma
Bireyin, genellikle erken çocukluk döneminde başlayan ve birincil bakım verenlerle ilişkiler bağlamında gerçekleşen, uzun süreli, tekrarlayıcı ve kaçınılmaz kişilerarası travmalara maruz kalması sonucunda ortaya çıkan çok boyutlu ruhsal durum.
Complementary İdentification
Psikanalizde analistin, hastanın içsel dünyasındaki önemli bir nesneyle özdeşleşerek o nesnenin hastayla ilişkide deneyimleyeceği duyguları kendi içinde yeniden üretmesidir.
Complementarity
İki kişi, nesne veya durum arasındaki, farklı özelliklerin birbirini karşılıklı olarak desteklemesi ve bütünlük sağlaması durumu.
Complication
Mevcut bir hastalık, bozukluk veya tıbbi müdahale sürecinde ortaya çıkan ek patolojik durum veya ikincil sorun.
Abnormal Grief / Complicated Grief
🔹 1. (abnormal grief): Kayıp sonrasında ortaya çıkan, normal yas süreçlerinin zamansal ve işlevsel sınırlarını aşarak sü kronik, yıkıcı ve işlevselliği felç eden bir ruhsal durumdur. 🔹 2. (complicated grief): Önemli bir kayıp sonrasında normal beklentilerden ve kültürel normlardan büyük ölçüde sapan, zamanla hafiflemeyen ve işlevselliği kalıcı olarak bozan şiddetli yas tepkisidir.
Compulsive Personality
Aşırı düzenlilik, mükemmeliyetçilik, zihinsel ve kişisel kontrol arayışı ile esneklikten yoksunluk katılık karakter özellikleri gösteren kişilik yapılanması.
Compulsive Gambling
Olumsuz sonuçlarına rağmen durdurulamayan, yoğun bir dürtüyle tekrarlanan aşırı kumar oynama davranışı ve dürtü kontrol bozukluğu.
Compulsive Repetition
Kapının kilitli olup olmadığını defalarca kontrol etmek gibi, mantıksız ve işlevsiz eylemleri gerçekleştirme yönündeki karşı konulamaz dürtü.
Compulsiveness
Obsesif-kompulsif bozukluk veya kişilik bozukluğu ile ilişkili, bireyin içsel bir baskıyla yineleyici davranışlar sergileme eğilimi gösterdiği davranış örüntüsü.
Compulsive Disorder
Bireyin kendi isteklerine, değerlerine veya daha iyi muhakemesine aykırı olmasına rağmen gerçekleştirmek zorunda hissettiği yineleyici eylemlerle karakterize bozukluklar sınıfı.
Compulsive Orderliness
Günlük düzenlemelere aşırı derecede odaklanma ve bu düzenin bozulması durumunda katlanılması güç bir kaygı yaşama hali.
Compulsive Exerciser
Düzenli, sıklıkla günlük olarak orta ila yüksek düzeyde fiziksel aktiviteye katılımı zorunluluk olarak algılayan ve bu eylemi gerçekleştiremediğinde yoğun anksiyete yaşayan birey.
Compulsive Drinker
Alkol tüketimine karşı koyulamayan, yoğun ve kontrol edilemez bir dürtüye sahip bireyleri tanımlayan klinik kavram.
Compulsive Character
Katı mükemmeliyetçilik, aşırı görev bilinci, detaycılık ve esneklik yoksunluğu ile karakterize edilen bir kişilik örüntüsüdür.
Compulsive Eating
Hayal kırıklığı veya hayal kırıklığı gibi duygusal tetikleyicilere bir tepki olarak ya da öğrenilmiş bir davranış sonucunda ortaya çıkan kronik ve aşırı yemek yeme dürtüsüdür.
Compulsion
Obsesyonların yarattığı yoğun kaygı ve stresi azaltmak ya da felaket senaryolarını engellemek amacıyla, bireyin kendini yapmak zorunda hissettiği yineleyici davranışlar veya zihinsel eylemler.
Communicology
Odyoloji, konuşma ve dil patolojisi ile fikir alışverişi, deneyim aktarımı ve duyguların seslendirilmesi yoluyla iletişimin geliştirilmesini kapsayan teorik ve pratik disiplindir.
Rubber
Halk dilinde prezervatif veya kondom anlamında kullanılan, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonları ve istenmeyen gebelikleri önlemeye yarayan bariyer yöntemi.
Chondroectodermal Dysplasia
Kıkırdak ve ektodermal dokuların gelişimini etkileyen, sıklıkla orantısız cücelik, polidaktili ve konjenital kalp defektleriyle karakterize otozomal resesif bir sendromdur.
Configurational Analysis
Mardi J. Horowitz tarafından geliştirilen; danışanın maladaptif zihin durumlarını, savunmalarını, kimlik örüntülerini ve ilişkisel dinamiklerini bütünsel olarak ele alan bir entegratif psikodinamik vaka formülasyonu ve psikoterapi modelidir.
Confrontation
Bireyin çelişkili inançları, tutumları veya davranışlarıyla doğrudan yüzleştirilmesi süreci olup, hem terapötik bir müdahale aracı hem de kişilerarası bir çatışma dinamiktir.
Confusion
Bireyin net düşünme, karar verme ve çevresel uyaranları anlama yetisinde bozulma ile karakterize, zaman, yer ve kişi oryantasyonunun kaybolduğu zihinsel bulanıklık durumu.
Confusional State
Bilinç açık kalmakla birlikte, bilişsel uyumun, zaman, mekân ve bazen kimlik oryantasyonunun bozulduğu bir zihinsel işlev bozukluğu durumu.
Confusional Psychosis
Bilişsel süreçlerde belirgin bozulmaların, labil bir duygu durumunun, anksiyete, geçici yabancılaşma ile mutizm ve motor yavaşlamanın eşlik ettiği sikloid psikoz formu.
Confusional Arousal
Bireyin NREM uykusundan kısmi olarak uyandığı, dış uyaranlara yanıt vermediği veya yönelim bozukluğu sergilediği ve atak sonrasında amnezi yaşadığı bir parasomni türüdür.
Congenital / Connate
🔹 1. (congenital): Doğum anında mevcut olan, intrauterin gelişim sürecinde veya genetik faktörler neticesinde ortaya çıkan durum, bozukluk veya anomalileri nitelendiren sıfat. 🔹 2. (connate): Doğuştan var olan, bireyin gelişim süreçlerinde sonradan edinilmeyip gebelik veya doğum anında mevcut bulunan özellik veya durumları nitelendiren sıfat.
Congenital Adrenal Hyperplasia (CAH)
Böbreküstü bezlerinde steroid hormon sentezinden sorumlu enzimlerin genetik mutasyonlar nedeniyle eksikliğiyle karakterize, kortizol üretiminin düşmesine ve buna bağlı androjen fazlalığına yol açan kalıtsal bir bozukluk.
Congenital Anomaly
Doğum öncesi gelişim sürecinde ortaya çıkan ve doğum anında mevcut olan yapısal, işlevsel veya metabolik organ ve doku kusurlarıdır.
Congenital Glaucoma
Doğuştan var olan, göz içi basıncının sürekli ve anormal derecede yüksek olması nedeniyle optik sinir hasarına ve göz küresinin büyümesine yol açan gelişimsel bir göz hastalığıdır.
Congenital Hypothyroidism
Yeni doğan döneminde tiroid bezinin gelişmemesi veya işlev görememesi sonucu ortaya çıkan, erken müdahale edilmediğinde entelektüel gelişim bozukluğu ve büyüme geriliğine yol açabilen endokrinolojik bir durumdur.
Congenital Trichomegaly
Doğuştan gelen, kirpiklerin aşırı uzun, kalın ve kıvrık olmasıyla karakterize nadir görülen genetik bir durumdur.
Conjunctive Motivation
Geçici veya ikame doyumlar yerine, kalıcı ve gerçek tatmine ulaşma yönündeki dinamik dürtü.
Conjoint Therapy
Bir ilişkinin taraflarının veya aile bireylerinin, ayrı ayrı seanslar yerine tek veya birden fazla terapist eşliğinde ortak seanslarda birlikte tedavi edildiği psikoterapi yaklaşımıdır.
Concretization
Bireyin soyut düşünme becerisindeki kayıp nedeniyle kavramları yalnızca fiziksel, ayrıntılı ve anlık deneyimler temelinde algılaması durumu.
Concretism
Bireyin soyutlama kapasitesinin yetersiz kalması nedeniyle, düşünce ve duygularını tamamen anlık fiziksel duyumlara ve maddi olgulara bağımlı olarak şekillendirmesi durumu.
İrresistible İmpulse Rule
Sanığın, işlediği fiilin yasal olarak yanlış olduğunu bilmesine rağmen, dürtülerine karşı koyma yeteneğini tamamen kaybetmiş olması durumunda cezai ehliyetten muaf tutulmasını öngören eski bir adli psikiyatri ve hukuk doktrinidir.
Constipation
Dışkılamanın zorlaşması veya bağırsak hareketlerinin seyrelmesi durumu olup, fizyolojik nedenlerin yanı sıra psikojenik etkenlerle de tetiklenebilir.
Constitutional Disorder
Bireyin fiziksel yapısının veya fizyolojik özelliklerinin doğasında bulunan ya da bunlardan kaynaklanan tıbbi durum, hastalık veya davranış biçimi.
Constitutional Psychopathic İnferior
Antisosyal kişilik bozukluğunun tarihteki eski adlandırmalarından biri olup, bireyin derinlere kök salmış, değişime dirençli ahlaki ve davranışsal yetersizliklerini ifade etmekte kullanılan klinik bir terimdir.
Constitutional Type
Bireylerin fiziksel yapıları ile mizaç, kişilik özellikleri ve belirli psikolojik bozukluklara yatkınlıkları arasındaki varsayımsal veya gözlemsel ilişkilere dayanan sınıflandırma sistemi.
Consultation-liaison Psychiatry
Tıbbi veya cerrahi birincil tedaviler gören hastalarda ortaya çıkan psikiyatrik bozuklukların değerlendirilmesi, tanı ve yönetimiyle ilgilenen psikiyatri alt uzmanlık dalıdır.
Consultee
Davranışsal veya ruh sağlığı konsültasyonu sürecinde, bir uzman profesyonelden (konsültandan) destek alan öğretmen, ebeveyn veya klinisyen gibi birey.
Contamination
Bilimsel araştırmalarda veri bütünlüğünün bozulması, projektif testlerde algıların birbirine karışması veya dilbilimsel olarak iki kelime parçasının birleşip anlamsız neolojizmler üretmesi durumu.
Continence
İdrar, dışkı veya cinsel dürtüleri istemli olarak kontrol edebilme ve tutabilme fizyolojik kapasitesi.
Contra-
Psikoloji, tıp ve farmakolojide 'karşı', 'zıt' veya 'engelleyici' anlamlarını taşıyan ve bir kavramın ya da işlemin tam tersi yönelimi bildiren ön ek.
Counterphobic Character
Bireyin, normal şartlarda yüksek düzeyde kaygı ve korku uyandırması beklenen tehlikeli veya riskli durumların üzerine özellikle giderek haz aldığı, psikanalitik düzlemde ise kaygı üzerinde egemenlik kurma illüzyonu yaratan bir manik savunma mekanizması.
Contraception
Erkek spermatozoonlarının dişi yumurtasını doğal yollarla döllemesini engellemeyi amaçlayan herhangi bir yöntem.
Contract
Taraflar veya bireyler arasında yapılan, hakları, sorumlulukları ve kuralları açıkça belirleyen yazılı yasal ve klinik anlaşma.
Contravolitional
Bir bireyin iradesine, isteklerine aykırı olan veya onun kontrol mekanizmalarının ötesinde gerçekleşen durumları tanımlayan sıfat.
Control
Olaylar, davranışlar veya durumlar üzerinde otorite, güç ya da etki kurma kapasitesi; deneysel araştırmalarda ise dışsal değişkenlerin sistematik olarak regüle edilmesidir.
Control Analysis
Psikanaliz eğitimindeki bir adayın, yetkili bir analistin gözetimi ve rehberliği altında yürüttüğü klinik tedavi süreci.
Delusion Of Being Controlled
Bireyin düşüncelerinin, duygularının veya eylemlerinin dış güçler, makineler ya da diğer insanlar tarafından denetlendiğine dair sarsılmaz ve gerçeğe dayanmayan inancı.
CQT
Yalan makinesi (poligraf) incelemelerinde, suçla doğrudan ilgisi olmayan ancak duygusal uyarılma yaratması amaçlanan kontrol soruları ile ilgili suç sorularını karşılaştırmak için kullanılan standart sorgulama yöntemi.
Control Question Test (CQT)
Yalan dedektörü (poligraf) incelemelerinde, suçla ilgili kritik soruları, kişinin geçmişindeki olası ahlaki ihlalleri irdeleyen kontrol sorularıyla karşılaştırarak fizyolojik tepki kalıplarını analiz etmeye yarayan teknik.
Control-mastery Theory
Joseph Weiss tarafından geliştirilen bu bütüncül psikoterapi yaklaşımı, danışanların çocuklukta bağlanma ve güvenlik ihtiyaçlarının engellenmesiyle oluşan bilinçdışı uyumsuz inançlarını test etme ve aşma süreçlerini inceler.
Controlled Trial
Belirli bir tıbbi veya psikolojik duruma sahip katılımcıların yeni bir müdahaleyi alan deney grubu ile standart bakım veya plasebo alan kontrol grubuna ayrılarak kıyaslandığı araştırma yöntemi.
Controlled Drinking
Hafif düzeyde alkol sorunları yaşayan bireyler için mutlak sakınım (total abstinence) yerine tüketim miktarını güvenli sınırlarda tutmayı hedefleyen tartışmalı bir zararı azaltma yaklaşımıdır.
Controlled Substances Act (CSA)
1970 tarihli Kapsamlı Madde Bağımlılığını Önleme ve Kontrol Yasası'nın, belirli kimyasal maddelerin üretimini, dağıtımını ve kullanımını kötüye kullanım potansiyelleri ile bağımlılık risklerine göre sınıflandırarak düzenleyen bölümüdür.
Contusion
Künt travma sonucu kılcal damarların yırtılmasıyla doku içinde kan birikmesine yol açan, deri bütünlüğünün bozulmadığı ezilme veya morarma durumu.
Standpoint Theory
Bireyin dünya algısının, sosyal grup üyelikleri, deneyimleri ve toplumsal konumlandırmaları tarafından şekillendiğini savunan postmodern epistemolojik çerçevedir.
Deployment Psychology
Silahlı kuvvetler personelinin ve ailelerinin, çatışma bölgelerine yapılan görevlendirmeler öncesinde, sırasında ve sonrasında yaşadıkları ruhsal ve davranışsal süreçleri inceleyen askeri psikoloji alt dalıdır.
Center For Deployment Psychology
Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı tarafından 2006 yılında kurulan; askeri personel, gaziler ve ailelerinin ruh sağlığı ihtiyaçlarını karşılamak üzere kanıta dayalı protokoller geliştiren ve eğiticileri eğiten organizasyon.
Speech Amplification System
Ses bozuklukları veya solunum problemleri nedeniyle yüksek sesle konuşamayan bireylerin ses şiddetini artırmak amacıyla kulaklığa entegre bir mikrofon ve küçük bir amplifikatörden oluşan taşınabilir ses yükseltme düzeneği.
Speech İmpairment / Speech İmpediment
🔹 1. (speech impairment): Bireyin anlaşılır ve akıcı bir şekilde ses üretmesini, konuşma seslerini (fonemleri) doğru biçimde artiküle etmesini engelleyen her türlü işlevsel veya organik sorunu tanımlayan üst kategoridir. 🔹 2. (speech impediment): Halk arasında herhangi bir konuşma bozukluğunu veya kusurunu tanımlamak için kullanılan ancak modern klinik ve akademik literatürde geçerliliğini yitirmiş eski bir terim.
Poverty Of Speech
Şizofreni veya majör depresif ataklarda görülen, ayrıntılardan arınmış, aşırı kısa ve kısıtlı söz üretim durumu.
Poverty Of Content Of Speech
Miktar olarak yeterli ancak aşırı belirsiz, tekrara dayalı ve niteliksel olarak bilgi ile içerikten yoksun olma durumu.
Phonological Disorder / Speech Sound Disorder
🔹 1. (phonological disorder): Çocuğun gelişimsel düzeyine ve yaşına uygun ses birimlerini (fonemleri) üretmede ve tutarlı bir şekilde kullanmada başarısız olmasıyla karakterize iletişim bozukluğu. 🔹 2. (speech sound disorder): Erken gelişim döneminde ortaya çıkan, sözcükleri oluşturan bireysel seslerin net bir şekilde çıkarılmasında veya algılanmasında yaşanan kalıcı güçlük.
Talking Cure
İçgörü yönelimli psikoterapinin, hastanın problemlerini terapist ile konuşarak çözmesini ifade eden ve kökeni psikanalize dayanan sinonimi.
Speech Therapy
Konuşma ve dil bozukluklarının iyileştirilmesi amacıyla uygulanan klinik tedavi, müdahale ve danışmanlık süreçlerinin bütünü.
Speech, Language, And Hearing Center
İletişim bozuklukları yaşayan bireylere tanı ve tedavi hizmetleri sunan, odiyoloji, dil ve konuşma patolojisi uzmanlarının görev yaptığı profesyonel klinik tesis.
Residential Habilitation
Engelli veya özel gereksinimli bireylere ev ve toplum temelli ortamlarda bakım, gözetim ve beceri kazandırma hizmeti sunan destekleyici yaşam modelidir.
Convalescent Center
Hastalık veyaameliyat sonrası dönemdeki bireylerin eski sağlıklarına kavuşmaları için tıbbi gözetim ve rehabilitasyon hizmeti aldıkları yatılı sağlık tesisi.
Conventionalism
Sosyal normlara, geleneklere ve kabul görmüş değer standartlarına aşırı derecede bağlılık gösterme ve bu kuralları esnetememe eğilimiyle karakterize edilen bir kişilik özelliği.
Conventional Antipsychotic
Şizofreni ve diğer psikotik bozuklukların tedavisinde ilk geliştirilen, temel olarak dopamin D2 reseptör blokajı yoluyla etki gösteren birinci nesil psikotrop ilaç grubu.
Unconventional Therapy
Sağlık meslek mensupları tarafından geleneksel olarak kabul görmeyen, genellikle benzersiz, tartışmalı veya deneysel nitelik taşıyan müdahale yöntemleri bütünü.
Conversion
Psikolojik çatışmaların veya kaygının, bilincin müdahalesi olmaksızın somatik (bedensel) belirtilere dönüştürülmesi süreci.
Conversion Anesthesia
Tanımlanabilir herhangi bir biyolojik patoloji veya sinir sistemi hasarıyla açıklanamayan, vücudun belirli bölgelerinde duyum kaybıyla karakterize somatik konversiyon belirtisidir.
Conversion Disorder
İstemli motor veya duyusal işlevlerde ortaya çıkan, nörolojik bir tıbbi duruma bağlanamayan ancak psikolojik kökenli olduğuna dair net kanıtlar bulunan işlevsel bozukluk.
Conversion Hysteria
Psikolojik stresin veya travmanın, altta yatan organik bir tıbbi neden olmaksızın fiziksel nörolojik belirtilere (körlük, felç vb.) dönüştüğü tarihi klinik tanı.
Conversion Paralysis
Altta yatan organik veya nörolojik bir neden bulunmaksızın, psikolojik çatışmaların istemli kas işlevlerinde fiziksel kayıp olarak ortaya çıktığı psikojenik bir bozukluk belirtisidir.
Conversion Symptom
Psikolojik stresin veya bilinçdışı çatışmaların, nörolojik bir hastalığı taklit eden istemli motor veya duyusal işlev bozukluklarına dönüşmesi durumu.
Conversion Nonepileptic Seizure
Elektroensefalografide (EEG) epileptik aktiviteyle ilişkili olmayan, tanı almış bir konversiyon bozukluğunun sonucu olarak ortaya çıkan psikojenik epileptik olmayan nöbet formu.
Conversion Seizure
Epileptik nöbetleri taklit eden ancak anormal elektriksel beyin aktivitesiyle ilişkili olmayan, psikojenik kökenli istemsiz hareket veya bilinç değişikliği durumudur.
Convulsive Therapy
Elektriksel veya kimyasal yöntemlerle hastada jeneralize nöbet (konvülsiyon) indüklenmesine dayanan tıbbi tedavi yaklaşımı.
Convulsion
İskelet kaslarının istemsiz, ani ve şiddetli bir şekilde kasılmasıyla karakterize, sıklıkla bilinç kaybına eşlik eden nörolojik durum.
Detachment / Disengagement
🔹 1. (detachment): Bir durumdan, problemden veya kişiden duygusal katılımın kesilmesiyle ortaya çıkan özgürleşme, nesnellik ve mesafe alma Hali. 🔹 2. (disengagement): Bir bağlılıktan, ilişkiden ya da hoş olmayan bir durumdan bilinçli veya istemsiz olarak geri çekilme ve duygusal bağını koparma eylemi.
Copro- (copr-; Kopro-; Kopr-)
Tıbbi, psikiyatrik ve psikodinamik terminolojide dışkı, pislik veya müstehcenlikle ilgili durumları niteleyen birleşik kelime kökü.
Coprophagia
Bir canlının kendi dışkısını veya başka bir bireyin dışkısını tüketmesi durumu.
Coprophilia
Dışkıya karşı duyulan aşırı ve patolojik ilgi, fiksasyon veya dışkı uyaranları aracılığıyla cinsel uyarılma yaşanması durumu.
Coprolagnia (koprolagnia)
Dışkıyı görme, koklama veya düşünme eyleminin cinsel uyarılma ve doyum sağladığı bir parafilik bozukluk türüdür.
Coprolalia / Coprophrasia
🔹 1. (coprolalia): Özellikle dışkı veya dışkılama ile ilgili olanlar başta olmak üzere, müstehcen, küfürlü ve sosyal açıdan kabul edilemez sözcüklerin istemsiz, spontane ve kontrol edilemez bir biçimde dışavurulması. 🔹 2. (coprophrasia): Sosyal olarak uygunsuz, müstehcen veya küfürlü kelimelerin istem dışı ve kontrol edilemez bir şekilde ardışık olarak ifade edilmesidir.
Coprophemia (koprophemia)
Cinsel uyarılma sağlamak amacıyla müstehcen, küfürlü veya dışkısal içerikli kelime ve ifadelerin bilerek kullanılması.
Cordocentesis
Fetal anormallikleri ve kan hastalıklarını teşhis etmek amacıyla gebelik sırasında göbek kordonundan doğrudan kan örneklemesi yapılması işlemidir.
Choreomania / Dancing Mania / Dancing Madness
🔹 1. (choreomania): Bireylerin kontrol edemedikleri, genellikle konvülsif ve kendinden geçmiş bir halde dans etme dürtüsüyle karakterize edilen nadir psikomotor olgu. 🔹 2. (dancing mania): Orta Çağ Avrupa'sında topluluklar halinde görülen, bireylerin bitkin düşene, bayılana veya fiziksel sınırlarını aşana kadar durmaksızın çılgınca dans etmesiyle karakterize kitlesel psikojenik hastalık olayı. 🔹 3. (dancing madness): Orta Çağ Avrupa'sında topluluklar halinde görülen, bireylerin yorgunluktan bayılana veya sakatlanana kadar durmaksızın çılgınca dans etmelerine yol açan tarihsel bir kitlesel psikojenik hastalık vakası.
Fear
Yaklaşan ya da mevcut, somut bir tehdidin algılanmasıyla tetiklenen; hayatta kalmayı sağlamak üzere fizyolojik alarm sistemlerini devreye sokan temel ve şiddetli bir duygudur.
FSS
Bireylerin çeşitli nesne, durum ve durumsal uyaranlar karşısında yaşadıkları korku derecelerini ve özgül fobik kaçınma düzeylerini nicel olarak değerlendiren standartlaştırılmış öz-bildirim ölçeğidir.
Fear Survey Schedule (FSS)
Korku, fobik davranışlar ve yaygın kaygı düzeyini ölçmek amacıyla Joseph Wolpe ve Peter J. Lang tarafından geliştirilmiş, likert tipi maddelerden oluşan standart psikometrik envanter.
Feared Self
Bireyin gelecekte sahip olmaktan şiddetle kaçındığı, kaygı ve dehşet uyandıran olumsuz psikolojik özellikler ve durumlar bütününe dair zihinsel temsilidir.
Fearful Attachment
Hem benliğe hem de başkalarına yönelik olumsuz içsel çalışma modelleriyle tanımlanan; bireyin yakınlıktan kaçınırken aynı zamanda reddedilme korkusuyla aşırı derecede onay aradığı düzensiz bir yetişkin bağlanma stili.
Koro / Rok-joo / Suk-yeong
🔹 1. (koro): Erkeklerin penislerinin, kadınların ise vulva ve meme uçlarının küçülerek karın içine çekileceği ve bunun ölümle sonuçlanacağı yönündeki ani ve yoğun korkuyla karakterize kültüre özgü akut anksiyete sendromu. 🔹 2. (rok-joo): Erkeklerde penis veya kadınlarda göğüs uçlarının vücut içine çekileceği ve bunun ölümcül olacağı yönündeki yoğun, ani anksiyete ve panikle karakterize kültüre özgü bir sendromdur. 🔹 3. (suk-yeong): Kişinin cinsel organlarının küçülerek karın boşluğuna çekileceği ve öleceği yönünde ani ve yoğun bir panik yaratan, kültüre özgü bir somatopsişik bozukluktur.
Coronavirus
İnsanlarda ve çeşitli hayvan türlerinde solunum, sindirim, karaciğer ve nörolojik sistem hastalıklarına yol açabilen, zarflı, pozitif duyulu tek sarmallı RNA virüsleri ailesinin (Coronaviridae) bir üyesi.
Coronary Artery Bypass Graft (CABG)
Koroner arterlerin sertleşmiş plaklar nedeniyle tıkandığı durumlarda, vücudun başka bir bölgesinden alınan sağlıklı damarın tıkalı bölgeye köprülenerek miyokarda oksijenli kan akışını yeniden sağlayan cerrahi prosedür.
CABG
Daralmış veya tıkanmış koroner arterlerin akışını yeniden sağlamak amacıyla vücudun başka bir bölgesinden alınan damarın kullanıldığı cerrahi bypass prosedürü.
Coronary Heart Disease (CHD)
Kalp kasını besleyen koroner arterlerdeki kan akışının kısıtlanmasıyla karakterize, genellikle ateroskleroz kaynaklı kardiyovasküler bozukluk.
Coronary-prone Behavior
Bireylerin koroner kalp hastalığı gelişme riskini artıran spesifik eylemler ve davranış kalıpları bütünü.
Coronary Thrombosis
Kalbi besleyen koroner arterlerden birinin lümeninde trombus (kan pıhtısı) gelişmesiyle kan akışının ani olarak kısıtlanması veya kesilmesidir.
Corticosteroid Therapy
Doğal adrenal korteks hormonlarının eksikliğini gidermek veya güçlü anti-enflamatuar ve immünosüpresif etkilerinden yararlanmak amacıyla sentetik kortikosteroidlerin tıbbi olarak uygulanmasıdır.
Courtesan Fantasy
Bireyin, kendisini üst düzey sosyal statüye sahip, arzulanan ve erişilmesi güç bir entelektüel veya cinsel figür olarak hayal ettiği psikolojik savunma veya kaçış mekanizması.
Dependency Court
Çocuk istismarı ve ihmali vakalarını ele almak, çocukların devlet koruması altına alınmasıyla ilgili hukuki süreçleri ve müdahaleleri yönetmekle yetkili ihtisas mahkemesidir.
Care-and-protection Proceedings
Ebeveynlerin ya da bakıcıların çocuğun temel refahını ve ihtiyaçlarını yeterince karşılayamadığı durumlarda, çocuğun üstün yararını korumak amacıyla devreye giren yasal ve adli müdahale süreçleridir.
Duty To Protect
Ruh sağlığı profesyonellerinin, danışanlarının kendilerine ya da üçüncü şahıslara zarar vermesini önleme konusundaki hukuki ve etik sorumluluğudur.
Sheltered Workshop
Engelli bireyler için tasarlanmış, kontrollü, rekabetçi olmayan ve destekleyici çalışma ortamı sunan rehabilitasyon tesisi.
Corumination
İki kişi arasındaki ilişkilerde, kişisel sorunların ve olumsuz duygulanımların aşırı düzeyde ve diğer tüm konuları dışarıda bırakacak şekilde sürekli olarak tartışılması.
Protected Relationship
Profesyonel bir uygulayıcı ile danışan arasında, kayıtların, seans içeriklerinin ve ilişkinin varlığının gizliliğine yönelik etik standartlarla yasal güvence altına alınmış mesleki temas.
Foster Care
Öz ailelerinin bakımı sağlayamayacağı veya çocuk için tehlike arz ettiği durumlarda, devlet denetimindeki sertifikalı bireyler veya kurumlar tarafından sağlanan geçici alternatif bakım sistemi.
Fostering
Biyolojik bağı bulunmayan korunmaya muhtaç çocuk veya yetişkinlere aile ortamında bakım ve barınma sağlama süreci.
Protective Factor
Bir bireyin belirli bir psikopatoloji, hastalık veya stresörün olumsuz etkileriyle karşılaşma olasılığını ya da şiddetini azaltan genetik, psikolojik, çevresel veya davranışsal niteliklerin tümüdür.
Preventive Care
Hastalıkların ortaya çıkışını veya olası komplikasyonlarını henüz başlangıç aşamasındayken engellemeyi ve erken teşhis ile müdahaleyi merkeze alan tıbbi bakım yaklaşımıdır.
CVS
Gebelikte genetik anormallikleri saptamak amacıyla koryon villus adı verilen plasenta dokusundan örnek alınmasını sağlayan prenatal tanı yöntemidir.
Chorionic Villus Sampling (CVS)
Fetal gelişimin ilk trimesteri içerisinde, genetik ve kromozomal anormallikleri teşhis etmek amacıyla plasentanın mikroskobik uzantılarından doku örneği alınması prosedürü.
Deconditioning
Önceden öğrenilmiş davranışsal tepkilerin ve fobik reaksiyonların, sistematik müdahalelerle ortadan kaldırılmasını veya tersine çevrilmesini amaçlayan davranış terapisi tekniğidir.
Conditioned Avoidance Response (CAR)
Organizmanın hoş olmayan (aversif) bir uyaranla karşılaşmayı önlemek, ertelemek veya etkisini azaltmak amacıyla edindiği öğrenilmiş davranış kalıbıdır.
Conditional Positive Regard
Bireyin yalnızca belirli davranışsal standartları veya beklentileri karşıladığı durumlarda başkaları tarafından gösterilen onay, saygı ve kabul tutumu.
Contingency Contract
İki taraf arasında belirli davranış değişikliklerini ve bu davranışların olumlu ya da olumsuz sonuçlarını yazılı olarak bağlayan karşılıklı mutabakat belgesi.
Unconditional Positive Regard
Bir bireyin davranışlarından veya kişisel standartlardan bağımsız olarak, karşısındaki kişi tarafından tamamen kabul görmesi, değer verilmesi ve önemsenmesi durumu.
Cotherapy
Bir danışanın, çiftin, ailenin veya grubun tedavisini optimize etmek, içgörüyü artırmak ve ilişkisel dinamikleri dönüştürmek amacıyla iki terapistin eş zamanlı olarak sürece liderlik etmesi.
Coulrophobia
Palyaçolara karşı duyulan aşırı, kalıcı ve mantıksız korku; bu figürlerin bulunduğu ortamlardan kaçınma veya yoğun kaygıyla katlanma durumu.
Delirium Of Persecution
Bireyin yoğun güvensizlik duyguları ve sürekli olarak tehdit edildiği, takip edildiği ya da zarar göreceği yönünde varsanı ve sanrılarla karakterize klinik durum.
Delusion Of Persecution
Bireyin başkaları tarafından tehdit edildiği, komplo kurulduğu veya zulüm gördüğüne dair mantıksal kanıtlara karşı dirençli, yanlış inancı.
Cosmetic Surgery
Fiziksel görünümü iyileştirmek veya estetik olarak zenginleştirmek amacıyla uygulanan çeşitli cerrahi prosedürlerin genel kategorisi.
Family Of Origin
Bir bireyin çocukluk çağında yetiştirildiği, biyolojik, evlat edinen veya koruyucu aile olabilen birincil sosyal sistem.
Rootedness
Erich Fromm'un psikanalitik teorisinde, insanın varoluşsal yalnızlığını ve anlamsızlık hissini azaltmak amacıyla başkalarıyla duygusal bağlar kurma ve güvenli bir zemin edinme ihtiyacı.
Blind Analysis
Araştırmacı veya değerlendiricinin, incelenen konu ya da veriler hakkında ön bilgiye veya spesifik bağlama sahip olmaksızın değerlendirme yapması.
Blind Spot
Görsel alanda fotoreseptörlerin bulunmaması nedeniyle uyarının algılanamadığı optik disk bölgesi veya bireyin kendi davranış ve motivasyonlarındaki ısrarcı farkındalık eksikliği.
Blind Walk
Grup üyelerinin karşılıklı güven geliştirmesini ve empati kurmasını amaçlayan, katılımcıların yarısının gözlerini kapatıp diğer yarısının rehberlik ettiği yapılandırılmış bir güven egzersizidir.
Gulf War Syndrome
1991 Körfez Savaşı'na katılan gazilerde görülen; yorgunluk, baş ağrısı, eklem ağrısı ve hafıza kaybı gibi çoklu ve açıklanamayan fiziksel semptomlar kümesi.
Bad Me
Harry Stack Sullivan'ın kendilik sistemi teorisinde, bireyin olumsuz olarak algıladığı ve bu nedenle başkalarından ya da kendi bilinçli farkındalığından saklama gereksinimi duyduğu dürtü ve davranışların içselleştirilmiş kişiselleştirilmesidir.
Bad Breast
Melanie Klein'ın psikanalitik teorisinde, bebeğin doyum sağlamayan, yok olan ya da frustrasyon yaratan anne memesini içselleştirilmiş bir nesne olarak algılama biçimi.
Maltreatment
Bir bireyin başka bir kişi tarafından fiziksel, cinsel veya duygusal açıdan istismara ya da ihmale uğraması, temel ihtiyaçlarının karşılanmaması durumu.
Bad Object
Melanie Klein'ın psikanalitik kuramında, hayal kırıklığı ve yıkıcı dürtülerin yönetilmesi amacıyla egonun nesneyi bölmesi sonucu ortaya çıkan, olumsuz nitelikler atfedilmiş içselleştirilmiş kısmi nesne.
Bad Faith
Bireyin kendi özgürlüğünü reddetmesi, eylemlerinin sorumluluğundan kaçınması ve bilerek kendi gerçekliğini manipüle etmesi.
Malevolent Transformation
Bireyin çevresindekilerin düşman olduğuna ve kimseye güvenilemeyeceğine dair kökleşmiş inancı; genellikle çocukluk dönemindeki sert, adaletsiz veya örseleyici muamelelerin bir sonucu olarak ortaya çıkar.
Deterioration
Duygusal, muhakeme, entelektüel, kassal ve bellek gibi temel işlevlerde ortaya çıkan ilerleyici bozulma veya kayıp durumu.
Deterioration Effect
Psikoterapi müdahaleleri sonrasında bireyin ruhsal işlevselliğinde, terapi sürecine başlamadan önceki durumuna kıyasla görülen olumsuz gerileme veya iatrojenik kötüleşmedir.
Pessimism
Olayların kötü gideceğine, engellerin aşılmazlığına ve amaçların gerçekleştirilemeyeceğine dair kronikleşmiş bilişsel bir beklenti ve tutum.
Abuse Potential
Bir psikoaktif maddenin, bireyde madde kullanım davranışını pekiştirerek kötüye kullanım boyutuna taşıma olasılığının derecesidir.
Causalgia
Periferik sinirlerin kısmi yaralanmalarını takip eden, sıklıkla hiperaljezi ve otonomik disfonksiyonla karakterize şiddetli ve kalıcı yanıcı ağrı durumu.
Kraepelin’s Theory
Emil Kraepelin tarafından 1898 yılında ortaya atılan; bugün şizofreni olarak bilinen 'dementia praecox' (erken bunama) bozukluğunun ilerleyici entelektüel yıkım ve erken başlangıç özelliklerine dayandığını savunan nosolojik model.
Craniofacial Dysostosis
Kafatası kemiklerinin erken kapanması (kraniosinostoz) sonucunda yüz ve kafa yapısında belirgin deformitelerle karakterize, genellikle otozomal dominant geçişli kalıtsal bir sendromdur.
Crepitation
Akciğerlerin oskültasyonunda duyulan çıtırtı sesi veya artrit gibi dejeneratif iskelet durumlarında kemik ya da kıkırdak yüzeylerinin birbirine sürtünmesiyle ortaya çıkan ses.
Cretinism
Doğuştan iyot eksikliği ve tiroit hormon yetersizliğine bağlı olarak gelişen, ağır zihinsel ve fiziksel gerilikle karakterize tarihi bir klinik tanıdır.
Kretschmer Typology
Bireylerin fiziksel yapıları ile belirli kişilik eğilimleri ve psikiyatrik yatkınlıkları arasında biyolojik bir bağ kuran tarihsel bir sınıflandırma sistemidir.
Criminology
Suçun, suçlu davranışın, bu davranışların nedenlerinin, önlenmesinin ve toplumsal cezalandırma mekanizmalarının bilimsel ve ampirik olarak incelenmesi.
Criminal Anthropology
Suçluluğu kalıtsal kusurlar ve atavistik fiziksel özelliklerle ilişkilendiren, Cesare Lombroso'nun teorilerine dayanan erken dönem pozitivist kriminoloji yaklaşımıdır.
Cryptophoric Symbolism
Bireylerin içsel çatışmalarını veya karmaşık yaşam deneyimlerini doğrudan ifade etmek yerine metaforlar aracılığıyla dolaylı olarak dışa vurduğu temsil biçimi.
Cryptophthalmos Syndrome
Cildin gözün önünü kısmen veya tamamen örtmesiyle karakterize, göz kapakları ve kirpiklerin gelişmediği, nadir görülen kalıtsal bir gelişimsel bozukluktur.
Crystal Gazing
Parlak, şeffaf nesnelere veya kristal kürelere odaklanarak çağrışımlar üretme, geçmiş deneyimleri görselleştirme veya alternatif terapilerde trans benzeri bir durum indükleme tekniği.
Crystal Healing
İnsan enerji alanlarını etkilediği iddia edilen belirli minerallerin ve kristallerin fiziksel veya zihinsel rahatsızlıkları tedavi etmek amacıyla kullanıldığı sözdebilimsel bir uygulamadır.
Criterion-based Content Analysis (CBCA)
Çocukların iddia edilen istismar vakalarındaki ifadelerinin gerçeğe uygunluğunu değerlendirmek amacıyla belirli içerik kriterlerine göre incelendiği bir ifade geçerliliği analiz yöntemidir.
CBCA
İddia edilen anıların, özellikle de çocuk istismarı vakalarında, gerçek deneyime dayanıp dayanmadığını değerlendirmek için kullanılan yapılandırılmış bir adli ifade analizi yöntemi.
Critical Point
Danışanın psikoterapi sürecinde sorununu net bir şekilde idrak ettiği ve bu sorunu çözmek üzere uygun bir eylem planına karar verdiği kilit dönüm noktası.
CISD
Travmatik veya kritik olaylara maruz kalan bireylerde akut stres tepkilerini azaltmak ve psikopatoloji gelişimini önlemek amacıyla tasarlanmış, olay sonrasında uygulanan yapılandırılmış tek oturumluk bir müdahale protokolüdür.
Critical-incident Stress Debriefing (CISD)
Afet veya travmatik olaylara tanıklık eden ya da müdahale eden bireylere yönelik, olayın hemen ardından uygulanan yapılandırılmış grup temelli psikolojik müdahale süreci.
Critical Life Event
Bireyin yaşamında majör uyum süreçleri ve adaptif davranışlar gerektiren, tutum ve inançları biçimlendirmede dönüm noktası niteliği taşıyan yaşantı.
Crisis
Bireylerin bilişsel ve duygusal dengesini sarsan, ani gelişen travmatik değişimler veya bir sistemin işleyişini tehdit eden kritik dönüm noktası.
Crisis Counseling
Travmatik bir olay veya ani stres faktörünün ardından, acil durumlar veya afet sonrasında sağlanan anlık profesyonel müdahale ve destek süreci.
Crisis Team
Doğal afetler, intihar girişimleri veya akut ruh sağlığı acil durumları sırasında bireylerin psikolojik tepkileriyle başa çıkmalarına yardımcı olmak üzere eğitilmiş profesyonel ve yarı profesyonel müdahale grubu.
Hotline
Eğitimli personel tarafından yürütülen ve akut psikolojik kriz anındaki bireylere acil müdahale hizmeti sunan özel telefon hattı.
Crisis Center
Akut psikolojik sıkıntı, travma veya acil ruh sağlığı gereksinimleri olan bireylere anlık müdahale, değerlendirme ve yönlendirme hizmeti sunan özel sağlık tesisi.
Crisis İntervention Service
Acil durumlar, afetler ve bireysel krizler sırasında kamu veya sosyal ajanslar tarafından sağlanan telefon hatları, danışma merkezleri ve yerinde müdahale gibi acil destek hizmetleridir.
Crisis İntervention
Şiddetli bir sarsıntı veya felaket yaşayan bireylerin akut psikolojik dengesini hızla yeniden sağlamak amacıyla uygulanan kısa süreli, yapılandırılmış destek süreci.
Crisis Theory
Bir krizin doğasını, tetikleyicilerini, önlenmesini, çözümünü ve bu süreçte sergilenen davranışsal örüntüleri inceleyen kavramsal çerçeve.
Crisis Management
Ani ve beklenmedik tehditlerin yarattığı zorlukların üstesinden gelmek amacıyla kaynakların organize edilmesi ve harekete geçirilmesi sürecidir.
Chromotherapy
Farklı renklerin ve ışık spektrumlarının insan fizyolojisi ve ruh hâli üzerinde iyileştirici etkileri olduğunu öne süren, ampirik temellerden yoksun alternatif tıp uygulaması.
Chromosome Disorder
Bir veya daha fazla kromozomun yapısındaki ya da sayısındaki anormalliklerden kaynaklanan genetik tıbbi durum.
Chromosomal Aberration
Kromozomların yapısında veya sayısal diziliminde meydana gelen, kalıtsal veya edinsel kökenli yapısal sapma ve bozulmalar.
Chronic
Uzun bir süre devam eden, yavaş seyirli ve genellikle tam iyileşmeye dirençli durum veya belirtileri tanımlayan sıfat.
Chronic Pain
Tüm tıbbi ve farmakolojik müdahalelere rağmen devam eden, genellikle merkezi sinir sistemindeki patolojik değişikliklerle kalıcılaşan uzun süreli ağrı durumu.
Chronic Alcoholism
Alkol tüketimi üzerinde kontrol sağlayamamak ve uzun süreli, alışkanlık haline gelmiş bir bağımlılık sergilemekle karakterize edilen klinik durum.
Chronic Anxiety
Çeşitli anksiyete bozukluklarının altında yatan, kalıcı, yaygın ve kontrol edilemeyen bir huzursuzluk ile endişe halidir.
Chronic Care
Uzun süreli sağlık sorunları olan hastaların sürekli gözetimini, yönetimini ve tedavisini içeren kapsamlı sağlık hizmeti süreci.
Chronic Mood Disorder
Bireyin duygusal durumundaki dalgalanmaların veya çökkünlüğün uzun süreli, kalıcı ve işlevselliği sürekli biçimde bozacak düzeyde seyrettiği psikiyatrik kategori.
Chronic İllness
Uzun süre devam eden, genellikle yavaş ilerleyen ve tam iyileşme gösteremeyen kalıcı sağlık durumudur.
Chronically Suicidal
Geçmişinde birden fazla intihar girişimi, ciddi düşüncesi veya planı bulunan bireyleri tanımlayan klinik durum.
Chronic Obstructive Pulmonary Disease (COPD)
Akciğer içi hava akımının kısıtlanması, doku harabiyeti ve alveoler genişleme ile karakterize, en sık kronik bronşit ve amfizem formlarında görülen ilerleyici solunum yolu hastalığı.
Chronic Psychosis
Sanrılar veya halüsinasyonların kalıcı ve uzun süreli bir seyir izlediği, sıklıkla kronik şizofreni ile eş tutulan psikiyatrik durum.
Chronic Stress
İçsel veya dışsal stres faktörlerinin uzun süre devam etmesi sonucunda ortaya çıkan, bedensel ve ruhsal uyum mekanizmalarının tükenmesiyle karakterize sürekli uyarılmışlık halidir.
Chronic Schizophrenia
Belirtilerin uzun bir süre boyunca kalıcı olarak devam ettiği, genellikle akut epizodların tersine sinsi bir seyir izleyen şizofreni formudur.
Chronic Posttraumatic Stress Disorder
Travmatik bir olay sonrasında ortaya çıkan stres bozukluğu semptomlarının üç aydan uzun süre boyunca kalıcı olması durumu.
Chronic Adjustment Disorder
Tanımlanabilir bir psikososyal stres etkenine karşı gelişen ve altı aydan uzun süredir devam eden, belirgin işlevsellik kaybı ve klinik düzeyde sıkıntı ile karakterize ruhsal durum.
Chronic Fatigue Syndrome (CFS)
Fiziksel aktivitede belirgin düşüşe yol açan, grip benzeri semptomlarla kendini gösteren ve en az birkaç ay süren kalıcı, işlev bozucu bitkinlik hali.
Chronicity
Bir hastalığın, bozukluğun veya semptom kümesinin uzun süreli, kalıcı ve genellikle tedaviye dirençli bir seyir izleme durumu.
KSADS
Çocuk ve ergenlerde duygu durum bozuklukları, psikozlar ve diğer psikiyatrik tanıların DSM kriterlerine göre taranmasını ve değerlendirilmesini sağlayan yarı yapılandırılmış klinik görüşme aracıdır.
Xanthomatosis
Metabolik bozukluklar sonucunda kolesteroleji gibi lipidlerin vücutta aşırı birikmesiyle karakterize olan ve köpük hücrelerinin oluşumuna yol açan bir grup bozukluk.
Xerophthalmia
Kornea ve konjunktivanın histolojik değişikliklerine bağlı olarak gelişen, gözlerin aşırı kuruması durumu.
Xylene
Kronik solunması durumunda böbrek yetmezliğine ve ölüme yol açabilen uçucu bir organik solventtir.
Quazepam
Kan-beyin bariyerini hızlıca aşarak uyku indükleyici etki gösteren, yüksek lipit çözünürlüğüne sahip orta güçte bir benzodiazepin türevidir.
Rabies
Merkezi sinir sistemini hedef alan, enfekte hayvanların ısırmasıyla bulaşan ve semptomlar geliştikten sonra neredeyse her zaman ölümcül olan akut viral zoonoz.
Querulent
Sürekli şikayet eden, kavgacı, kolayca sinirlenen ve etrafındakilere karşı aşırı derecede kuşkucu bir tutum sergileyen kişilik yönelimi.
Queer
Heteronormatif ve cisseksüel normların dışındaki cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimliklerini kapsayan, aynı zamanda bu normatif yapıları eleştirel bir düzlemde masaya yatıran şemsiye kavram.
Puppetry Therapy
Kuklaların projektif bir oyun terapisi formu olarak kullanıldığı, bireylerin içsel çatışmalarını ve duygularını dışsallaştırmasına olanak tanıyan bir klinik müdahale yöntemidir.
Utilization Review (UR)
Bir hastane, klinik veya bağımsız bir sağlayıcı tarafından sunulan sağlık hizmetlerinin gerekliliğini ve kalitesini değerlendiren resmi denetim süreci.
Club Drug
Genç yetişkinler tarafından gece kulüpleri, barlar ve rave partilerinde yaygın olarak kullanılan; MDMA, ketamin ve GHB gibi maddeleri kapsayan psikoaktif kategori.
Gambling Disorder
Kişinin günlük yaşamını, mesleki işlevselliğini ve sosyal ilişkilerini tahrip eden, yineleyici ve kontrol edilemeyen kumar oynama dürtüsüyle karakterize klinik bir tablodur.
Kumho Tire Co. V. Patrick Carmichael
Hakimlerin bilirkişi incelemesindeki 'kapı bekçiliği' rolünü sadece bilimsel değil, teknik ve diğer uzmanlık alanlarındaki tanıklıkları da kapsayacak şekilde genişleten 1999 tarihli ABD Yüksek Mahkemesi kararı.
Victim
Başka bir bireyin şiddet, ayrımcılık, taciz veya saldırı içeren davranışlarının hedefi olan ya da kaza veya doğal afet gibi yıkıcı olaylar deneyimleyen kişi.
Fictional Finalism
Alfred Adler'in bireysel psikoloji kuramında, bireylerin geçmişteki çocukluk yaşantılarından ziyade, kendi zihinlerinde yarattıkları geleceğe yönelik amaçlar ve ideal kurgular tarafından motive edildiğini savunan kavram.
Lead-pipe Rigidity
Parkinsonizm veya serebral palsi vakalarında, eklemlere pasif hareket uygulandığında baştan sona kadar kesintisiz, pürüzsüz ve homojen bir direnç hissi yaratan kas katılığı türüdür.
Wolf Man
Sigmund Freud'un 1918 yılında yayımladığı, konversiyon semptomları, fobiler, dinsel saplantılar ve yeme bozukluğu gösteren hastası Sergei Pankejeff'in vakası ve bu vakaya verilen isim.
Board Certified
Bir tıp doktorunun veya sağlık profesyonelinin, ilgili uzmanlık kurulu tarafından düzenlenen zorlu sınavları geçerek belirli bir alanda uzman olarak belgelendirildiğini ifade eden mesleki unvan.
İnstitutional Care
Hastane, huzurevi veya benzeri konut tipi kurumlarda yatarak alınan tıbbi ya da ruh sağlığı hizmetlerinin bütünü.
İnstitutional Review Board (IRB)
Araştırma tekliflerinin etik kabul edilebilirliğini ve yasal uyumluluğunu değerlendirmekle yükümlü kurumsal kurul.
İnstitutionalism
Uzun süreli kurumsal bakım veya hastane ortamında kalan bireylerde görülen, özerkliğin yitirilmesi, pasifleşme ve dış dünyaya uyum sağlayamama durumu.
İnstitutionalization
Bir bireyin tedavi, ıslah veya bağımsız yaşayamama durumları nedeniyle bir kuruma yerleştirilmesi ve uzun süreli bu yaşam koşullarına bağlı olarak pasifleşip bağımlı hale gelmesi sürecidir.
Deinstitutionalization
Gelişimsel veya psikiyatrik engelli bireylerin büyük ölçekli yatılı kurumlardan taburcu edilerek kendi topluluklarına entegre edilmesi ve yerel destek sistemleriyle desteklenmesi süreci.
Custodial Care
Yürüyemeyen veya temel yaşam aktivitelerini yerine getiremeyen kronik hastaların beslenme ve temizlik gibi günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik, doğrudan ruh sağlığı veya tıbbi tedavi barındırmayan bakım hizmeti.
Vomiting
Mide içeriğinin ağız yoluyla istemsiz ve güçlü bir şekilde dışarı atılmasıyla karakterize, otonom sinir sistemi kaynaklı fizyolojik bir tepki.
Defect Orientation
Hizmet planlama süreçlerinde, engelli veya dezavantajlı bireylerin beceri ve güçlü yönlerini göz ardı ederek yalnızca işlevsellikteki eksiklik ve bozukluklara odaklanan yaklaşım.
Multigenerational Transmission
Psikolojik sorunların ve özellikle kronik kaygının, aile ilişkileri yoluyla bilinçdışı mekanizmalarla ardışık nesillere aktarılması sürecidir.
Transgenerational Patterns
Ardışık nesiller boyunca aktarılan, çoğunlukla uyum bozucu veya patolojik nitelikteki davranış, duygu ve kişilik örüntüleri.
İntergenerational Trauma
Şiddet, yoksulluk veya büyük felaketler gibi yaşantısal travmaların psikolojik ve epigenetik mekanizmalarla ilk maruz kalan kuşaktan sonraki nesillere aktarılması.
Doubting Obsession
En bariz ve kesin durumlarda bile aşırı derecede belirsizlik hissetme durumu olup, genellikle obsesif-kompulsif bozukluğun (OKB) çekirdek belirtileri arasında yer alır.
Suspiciousness
Başkalarının niyetlerine veya samimiyetine yönelik kronik güvensizlik ve şüphe durumu.
Sacred Disease
Antik Yunan döneminde epilepsinin ilahi bir ziyaret veya tanrıların gazabı olarak değerlendirilen teolojik tanımı.
Boxed Warning
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından, ciddi veya yaşamı tehdit eden yan etkileri olan ya da belirli hasta gruplarında yüksek risk taşıyan reçeteli ilaçların ambalajlarına konulması zorunlu kılınan en üst düzey güvenlik ikazıdır.
Black Box Warning
Bir ilacın kullanımı sırasında ortaya çıkabilecek ciddi, yaşamı tehdit edici veya ölümcül riskleri vurgulamak amacıyla ilaç ambalajlarının üzerine konulan en üst düzey FDA uyarı sistemi.
Minor
Yasal olarak reşit sayılmayan, hak ve sorumlulukları yaş sınırına göre kısıtlanmış birey.
Little Albert
John B. Watson ve Rosalie Rayner'ın, insanlarda klasik koşullama yoluyla fobilerin ve duygusal tepkilerin nasıl edinilebileceğini göstermek amacıyla beyaz bir fareye karşı korku koşulladığı dokuz aylık erkek bebek denek.
Little Hans
Sigmund Freud'un Odi kompleksini ve çocukluk fobilerini ampirik olarak temellendirmek amacıyla incelediği, doğrudan görmeden babanın mektupları üzerinden analiz ettiği çığır açıcı klinik vaka.
Belittling
Bir bireyin algılanan değerini, yetkinliğini veya statüsünü düşürmeyi amaçlayan her türlü davranışsal, sözel veya zihinsel eylem.
Cinderella Syndrome
Çocukluk döneminde ebeveynleri tarafından reddedildiği, ihmal edildiği veya istismara uğradığı inancına dayanan ve mağduriyet algısıyla şekillenen davranış örüntüsü.
Culture Shock
Bireylerin veya grupların, yeni veya yabancı bir kültürel çevreyle karşılaştıklarında ya da radikal bir kültürel değişim yaşadıklarında deneyimledikleri yalnızlık, anksiyete, karmaşa ve psikolojik sıkıntı durumu.
Culture-bias Theory
Psikolojik ölçüm ve test araçlarının, belirli kültürel grupların lehine, diğer grupların ise aleyhine sistematik olarak sapma gösterme eğiliminde olduğunu öne süren psikometrik yaklaşımdır.
Culture-bound Syndrome
Belirli bir etnik veya kültürel gruba özgü olan, evrensel psikiyatrik sınıflandırmalara tam olarak uymayan mental hastalık ve sıkıntı örüntüsü.
Culture-specific Syndrome
Belirli bir kültürel grubun veya topluluğun üyeleri tarafından tanınan, genellikle yerel bir etiyolojik çerçeveye sahip ve Batı psikiyatrik nosolojisinde doğrudan karşılığı bulunmayan, coğrafi ve kültürel olarak sınırlı klinik belirtiler kümesidir.
Cultural Sensitivity
Bir bireyin kendi kültüründen farklı olan kültürel, etnik veya ırksal grupların değerlerini, normlarını ve inançlarını fark etmesi, takdir etmesi ve davranışlarını buna göre uyarlama eğilimi.
Culturally Loaded İtem
Psikolojik testlerde, yanıtlayıcının bilişsel kapasitesinden ziyade test hazırlayıcısının sosyokültürel arka planını yansıttığı için geçerliliği zedeleyen soru tipi.
Cultural Tailoring
Bir ölçeğin, psikolojik müdahalenin veya araştırma prosedürünün, hedef popülasyonun değerleri, tutumları ve tarihsel arka planıyla uyumlu hale getirilmesi sürecidir.
Cultural Bias
Bireyin, kendi topluluğunun değer ve inançlarını norm kabul ederek diğer fenomenleri bu dar perspektifle yorumlama ve yargılama eğilimidir.
Cultural Competence
Farklı kültürel arka plana sahip bireylerle etkili bir şekilde iletişim kurma, iş birliği yapma ve profesyonel hizmet sunma becerilerini barındıran çok boyutlu yetkinlik bütünü.
Cross-cultural Treatment
Terapist ve danışanın ırk, etnisite, dil veya yaşam tarzı açısından farklılık gösterdiği durumlarda yürütülen psikolojik müdahale ve iyileştirme sürecidir.
Cluster Headache
Genellikle tek taraflı, göz çevresinde yoğunlaşan, 15 dakika ile 3 saat arası süren ve belirli periyotlar halinde kümeler şeklinde tekrarlayan şiddetli nörolojik baş ağrısı türü.
Cluster Suicide
Belirli bir coğrafi bölgede, sosyal grupta veya zaman diliminde intihar vakalarının istatistiksel olarak beklenenden yüksek bir sıklıkla kümeleşmesi durumu.
Global Deterioration Scale (GDS)
Yaşlı bireylerde Alzheimer hastalığı başta olmak üzere birincil dejeneratif demansların şiddetini, bakım verenlerin gözlemlerine dayalı olarak 7 aşamada değerlendiren klinik ölçek.
Global Assessment Of Functioning Scale (GAF Scale)
Klinisyenin bir hastanın psikolojik, sosyal ve mesleki işlevsellik düzeyini 1 ile 100 arasında derecelendirmesini sağlayan bütüncül bir değerlendirme aracıdır.
Abortion Laws
Kadınların gebeliği sonlandırma (kürtaj) haklarını ve bu tıbbi müdahalenin yasal çerçevesini belirleyen hukuki düzenlemeler bütünü.
Blunted Affect
Çevresel uyaranlara ve yaşam olaylarına karşı gösterilen duygusal tepkilerin bariz ve belirgin bir şekilde zayıflaması veya körelmesi durumudur.
Kwashiorkor
Yetersiz protein alımından kaynaklanan, ödem, karaciğer büyümesi ve büyüme geriliği ile karakterize şiddetli bir malnütrisyon formu.
L-alpha-acetyl-methadol
Opiyat bağımlılığının tedavisinde kullanılan, metadone kıyasla çok daha uzun yarı ömre sahip sentetik bir opioid agonisti.
L-methylfolate
B9 vitamininin (folat) hücresel düzeyde doğrudan kullanılabilen aktif formu olup, özellikle tedaviye dirençli depresyon ve şizofreni vakalarında antidepresan ve antipsikotiklerin etkinliğini artıran tıbbi bir ajandır.
Belle İndifférence / La Belle İndifférence
🔹 1. (belle indifférence): Bireyin ciddi nörolojik veya bedensel belirtilere (örneğin felç, körlük, istem dışı hareketler) rağmen alışılmadık ve şaşırtıcı bir dinginlik, kayıtsızlık ya da duygu durum flörtsüzlüğü sergilemesi durumudur. 🔹 2. (la belle indifférence): Kişinin ciddi fiziksel semptomlarına (örneğin ani görme kaybı veya paralizi) rağmen olağan dışı bir sakinlik, huzur ve duygusal tepkisizlik sergilemesi durumu.
LAAM
Metadondan daha uzun yarı ömre sahip, uzun etkili sentetik bir opioid agonisti.
Labile
Duygulanım, bellek veya fizyolojik süreçlerde gözlenen, dış veya iç uyaranlarla kolayca değişebilen ve kararsızlık gösteren durum.
Labile Affect
Duygusal dışavurumun son derece değişken olması ve ani, öngörülemez dalgalanmalarla hızla yön değiştirmesi durumu.
Laxative Addiction
Bağırsak hareketlerini tetiklemek amacıyla müshil ilaçlarının kullanımına karşı gelişen, fizyolojik tolerans ve psikolojik zorlantı döngüsüyle karakterize bağımlılık durumu.
Lalling
Çocukluk döneminde [l] sesinin zor üretilen diğer seslerin yerine geçmesi veya seslerin yutulmasıyla karakterize bebeksi konuşma biçimi.
Lalopathy
Her türlü konuşma bozukluğunu veya dil üretim kusurunu tanımlayan genel klinik şemsiye terim.
Lamaze Method
Gebelerin doğum anatomisi ve fizyolojisini öğrenerek gevşeme, masaj ve nefes teknikleriyle ağrı yönetimi pratik ettiği doğal doğum hazırlığı yaklaşımı.
Lamotrigine
Fokal ve jeneralize nöbetlerin kontrolü ile bipolar bozuklukta depresif atakların önlenmesinde kullanılan fenil triazin sınıfı bir antikonvülsan ve duygudurum dengeleyicidir.
Languishing
Ruh sağlığının yokluğu veya düşük seviyesi olarak tanımlanan; can sıkıntısı, ilgisizlik, atalet ve hayata karşı zevk alma kapasitesinin azalmasıyla karakterize durağan durum.
Lanterman Developmental Disabilities Act
Kaliforniya'da gelişimsel engelli bireylerin haklarını güvence altına alan ve onlara sunulan hizmetlerin sistematiğini belirleyen 1969 tarihli çığır açıcı dönüm noktası niteliğinde yasal mevzuat.
Alaryngeal
Ses tellerini barındıran ve soluk borusunun tepesinde yer alan gırtlak (larynx) yapısının bulunmadığı veya bu yapıyı içermeyen durumları tanımlayan sıfat.
Laryngectomy
Gırtlağın tamamının veya bir kısmının, çoğunlukla laringeal kanser vakalarında cerrahi olarak çıkarılması işlemidir.
Lariam
Sıtma (malarya) tedavisinde ve profilaksisinde kullanılan meflokin etken maddesinin tescilli ticari adı.
Laryngeal Neoplasm
Gırtlakta veya yapısal bölümlerinde ortaya çıkan, solunumu, yutmayı ya da ses üretimini olumsuz etkileyebilen iyi veya kötü huylu doku büyümesi.
Larodopa
Levodopa maddesinin Parkinson hastalığı tedavisinde kullanılan yaygın ticari müstahzar adıdır.
Laceration
Kenarları düzensiz ve pürüzlü olan, genellikle künt travma veya doku gerilme sınırlarının aşılması sonucu oluşan yırtık tipinde yaralanma.
Lasthénie De Ferjol Syndrome
Hastaların gizlice kendi vücutlarına verdikleri zararlarla hayatı tehdit eden kanamalara yol açtığı, yas patolojisi ve içselleştirme süreçleriyle tetiklenen nadir bir patomimikri türüdür.
Latah (lattah)
Genellikle Güneydoğu Asya kültürlerinde görülen, abartılı irkilme tepkisi, ekolali, ekopraksi ve koprolali ile karakterize kültüre özgü bir sendromdur.
Latuda
Şizofreni ve bipolar depresyon tedavisinde kullanılan ikinci nesil (atipik) bir antipsikotik ilaç olan lurasidonun tescilli ticari markasıdır.
Laudanum
Alkol içinde çözündürülmüş, ağırlıklı olarak afyon alkaloidleri (morfin ve kodein) içeren, geçmişte analjezik ve sedatif olarak yaygın biçimde reçetelendirilmiş tarihi bir afyon tentürü.
Laurence–moon–bardet–biedl Syndrome
Progresif görme kaybı, obezite, polidaktili, hipogonadizm ve bilişsel yetersizliklerle karakterize, otozomal resesif geçişli kalıtsal bir sendrom.
Enema
Anüs yoluyla rektuma sıvı enjekte etme işlemidir; çoğunlukla bağırsak temizliği, konstipasyon tedavisi veya radyolojik görüntüleme amacıyla uygulanır.
Leboyer Technique
Doğumun bebeğin duygu ve duyusal deneyimlerine odaklanarak, sessiz, loş ışıklı bir ortamda ve ani travmaları en aza indiren müdahalelerle gerçekleştirilmesini savunan obstetrik yaklaşım.
Lectopam
Bromazepam etken maddeli, anksiyolitik, sedatif ve kas gevşetici özelliklere sahip bir benzodiazepin türevinin tescilli ticari adıdır.
Lesch’s Alcoholism Typology (LAT)
Alkol bağımlılığı tanısı almış bireyleri metabolik, psikiyatrik ve nörogelişimsel kökenlerine göre dört farklı alt tipe ayıran klinik sınıflandırma modeli.
Lesch–nyhan Syndrome
Hipoksantin-guanin fosforiboziltransferaz (HGPRT) enziminin eksikliğine yol açan, X kromozomuna bağlı resesif kalıtımlı nadir bir genetik bozukluktur.
Lethal Dose (LD)
Bir maddenin, canlı organizmada ölüme yol açabilen minimum miktarını ifade eden toksikolojik ölçüt.
Deadly Catatonia / Lethal Catatonia
🔹 1. (deadly catatonia): Hızlı ilerleyen, otonom sinir sistemi yetmezliği, hipertermi ve kardiyovasküler kollaps ile karakterize, acil müdahale edilmediğinde yüksek oranda ölümcül olan akut katatoni tablosudur. 🔹 2. (lethal catatonia): Acımasız bir mani tablosu ve akut otonomik instabilite ile karakterize, tıbbi müdahale edilmediğinde hızla ölümle sonuçlanabilen nadir ve acil bir psikiyatrik sendrom.
Lethality Scale
İntihar veya intihar girişiminde bulunma olasılığını öngörmek amacıyla kullanılan yapılandırılmış klinik değerlendirme kriterleri seti.
Lethargy
Düşük enerji seviyesi ve güdümlü davranış eksikliği ile karakterize edilen, sıklıkla depresyon ve çeşitli tıbbi tablolarla birlikte görülen psikomotor yavaşlama durumu.
Letting Go
Ölüm sürecindeki yoğun çaba ve ıstırabın ardından yaşam için verilen mücadeleyi bırakma ve kabullenme hali.
Leuprolide
Gonadotropin salgılatıcı hormonun (GnRH) analoğu olan; androjen ve östrojen salgılanmasını baskılayan sentetik bir peptid türevidir.
Levo-dromoran
Levorfanol tartarat etken maddesini içeren, güçlü opiyat reseptör agonist profiline sahip sentetik bir analjezik müstahzarının tescilli ticari adıdır.
Levomepromazine
Güçlü sedatif, analjezik ve antiemetik özellikler gösteren, fenotiyazin sınıfına ait düşük potaslı bir tipik antipsikotik ajandır.
Levoprome
Metotrimeprazinin ticari adı olan Levoprome, genellikle şiddetli ağrıların yönetiminde ve psikiyatrik bozukluklarda kullanılan bir fenotiyazin türevidir.
Levorphanol
Morfin molekülünün modifikasyonuyla üretilen, morfinden yaklaşık dört ila altı kat daha güçlü analjezik etkiye sahip sentetik bir opioid agonistidir.
Lewy Body Dementia
Beyinde anormal alfa-sinüklein protein birikimleriyle (Lewy cisimcikleri) karakterize edilen; erken evrede görsel hallüsinasyonlar, bilişsel dalgalanmalar ve parkinsonizm bulgularıyla seyreden nörodejeneratif bir demans türüdür.
Lesbianism
Kadınlar arasındaki fiziksel, romantik ve/eller duygu temelli çekim veya davranış örüntüsü.
LGBTQ
Çeşitli cinsiyet kimliklerini ve cinsel yönelimleri ifade etmek için kullanılan kapsayıcı bir çatı terimdir.
Libidinal Transference
Klasik psikanalizde hastanın ebeveynlerine veya erken dönem nesnelerine duyduğu libidinal enerjiyi ve sevgi bağlarını analiste yönlendirmesi.
Libidinal Stage
Klasik psikanalitik teoride, bireyin psikoseksüel gelişim sürecinde libidinal enerjinin belirli bir bedensel bölgeye odaklandığı evrelerin bütünü.
Libidinal Types
Klasik psikanalitik kuramda, psikedelikteki libidinal enerjinin (cinsel enerjinin) ego, süperego ve id arasında dağılım biçimine dayanan bir kişilik sınıflandırması.
Libidinization
Normalde cinsel olmayan nesnelerin, eylemlerin, beden kısımlarının veya zihinsel süreçlerin cinsel bir anlam veya değer kazanması süreci.
Libido
Psikanalitik kuramda yaşam ve üreme içgüdülerinin arkasındaki temel psişik enerji veya genel yaşam kuvveti.
Libido-binding Activity
Grup terapisi üyelerinin, libidinal enerjilerini cinsel dürtüleri uyandıran faaliyetler yerine belirli bir ilgi alanına veya mesleki uğraşa yönlendirdikleri süreçtir.
Librium
Klordiazepoksit etken maddesinin ticarî adı olup, benzodiazepin sınıfına ait anksiyolitik, sedatif ve kas gevşetici özellikler sergileyen ilk farmakolojik ajanlardan biridir.
Leaderless Group Therapy
Resmi ve atanmış bir terapist veya kolaylaştırıcı barındırmayan, katılımcıların tamamen öz yönetimli veya geleneksel sürecin tamamlayıcısı olarak toplandığı bir grup terapisi biçimidir.
Lygophilia
Karanlık veya loş mekanlarda bulunmaya karşı duyulan anormal ve yoğun arzu, eğilim.
Lycanthropy
Bir bireyin fiziksel veya ruhsal olarak bir kurda ya da başka bir hayvana dönüştüğüne veya dönüştürülebileceğine dair katı ve sarsılmaz sanrısal inancı.
Limbitrol
Trisiklik antidepresan amitriptilin ile benzodiazepin sınıfından klordiazepoksid kombinasyonunu içeren, eş zamanlı anksiyete ve depresyon tedavisinde geçmişte yaygın olarak reçete edilmiş tescilli psikotrop ajan.
Limerence
Romantik bir ilişkide karşı taraftan karşılık bulma arzusuyla, diğer kişinin tepkilerine karşı aşırı derecede duyarlı olma ve yoğun bir zihinsel meşguliyet yaşama durumu.
Limophthisis
Şiddetli yetersiz beslenmenin tetiklediği, hem bedensel zayıflama (kaşeksi) hem de ruhsal çöküntü bulgularıyla karakterize klinik tablo.
Lip Biting
Genellikle anksiyete, stres veya otomatik motor döngülerin tetiklediği, dudak mukozasının kronik ve istemsiz bir şekilde ısırılması durumu.
Lipodystrophy
Vücudun sağlıklı yağ dokusu üretememesi veya bu dokuların devamlılığını sağlayamamasıyla karakterize, lipid metabolizmasının genetik veya edinilmiş bozukluklar grubu.
License
Bir devlet ajansı veya yetkili merci tarafından, bireylerin veya kuruluşların eğitim ve sınav kanıtlarına dayanarak belirli bir mesleği icra etmesine verilen yasal izin.
Licensed Practical Nurse (LPN)
Akredite bir pratik hemşirelik okulundan mezun olmuş ve yasal olarak hemşirelik uygulaması yapma yetkisi kazanmış sağlık profesyoneli.
Lisdexamfetamine
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve tıkınırcasına yeme bozukluğunun tedavisinde kullanılan, dekstroamfetaminin inaktif ön ilacı (prodrug).
Litigious Paranoia
Bireyin haklarının sürekli ihlal edildiği inancıyla hareket ederek, abartılı ya da hayali haksızlıkları gidermek için sürekli mahkemelere başvurduğu ve uzlaşmaz bir iddia biçimi sergilediği paranoid bozukluk alt türü.
Lithium
Bipolar bozuklukta duygu durum dengeleyici olarak kullanılan, alkali metal grubuna ait bir farmakolojik ajan.
-lysis / Lysis
🔹 1. (-lysis): Hücre zarının parçalanması, erimesi veya biyolojik bir yapının kimyasal ya da fiziksel yollarla çözünmesi sürecini belirten sonek. 🔹 2. (lysis): Bir hastalığın semptomlarının ani bir kriz yerine kademeli olarak hafiflemesi ve gerilemesi ya da hücresel bütünlüğün bozularak parçalanması durumu.
Lysinuric Protein İntolerance
SLC7A7 genindeki mutasyonlar nedeniyle lizin, arjinin ve ornitin amino asitlerinin sindirilemediği ve metabolize edilemediği, otozomal resesif kalıtımlı nadir bir metabolik bozukluktur.
Lobectomy
Vücuttaki herhangi bir organın (özellikle beyin veya akciğerin) bir lobunun cerrahi yöntemle kısmen veya tamamen çıkarılması işlemi.
Lobotomy
Şiddetli psikiyatrik bozuklukları tedavi etmek amacıyla beynin frontal lobunun diğer beyin bölgeleriyle olan sinir bağlantılarının cerrahi olarak kesilmesi veya tahrip edilmesi işlemidir.
Lockhart V. Mccree
Ölüm cezasına karşı olan potansiyel jüri üyelerinin davanın suçluluk (conviction) aşamasından dışlanmasının (death qualification) anayasaya uygun olduğuna hükmeden 1986 tarihli dönüm noktası niteliğinde ABD Yüksek Mahkemesi kararı.
Locura
Amerika Birleşik Devletleri ve Latin Amerika'daki Latin gruplar arasında görülen, kalıtsal yatkınlık ve stresli yaşam olaylarına bağlanan kültüre özgü bir sendromdur.
Logopathy
Her tür konuşma bozukluğunu veya dil üretim kusurunu ifade eden genel çatı klinik terim.
Logorrhea
Bireyin durdurulamaz, hızlı, aşırı ve sıklıkla tutarsız ya da anlamsız bir konuşma akışı sergilemesiyle karakterize edilen sözel iletişim bozukluğudur.
Logotherapy
İnsanın varoluşsal krizlerini ve anlam arayışını merkeze alan, Viktor Frankl tarafından geliştirilmiş bir psikoterapi yaklaşımı.
Postpartum Period
Doğumdan sonraki yaklaşık altı haftalık süreç olup, annenin üreme ve endokrin sisteminin gebelik öncesi durumuna kademeli olarak döndüğü fizyolojik ve psikolojik evredir.
Baby Blues
Doğumdan sonraki ilk 10 gün içinde kadınların çoğunluğunda görülen, geçici depresif belirtiler.
Lokian Personality
Başkalarına kasıtlı olarak huzursuzluk ve ıstırap verme arzusu, manipülatif davranışlar ve yoğun aldatma eğilimiyle karakterize edilen bir kişilik örüntüsüdür.
Locomotor Ataxia
Yürüyüş sırasında dengesiz bir adım yapısına neden olan, hareketlerin hassas kontrolünün kaybıyla karakterize şiddetli koordinasyon bozukluğu.
Loxapine
Şizofreni ve bipolar bozukluk tedavisinde kullanılan, hem dopaminerjik hem de serotonerjik reseptörlere güçlü afinite gösteren trisiklik yapılı bir antipsikotik ilaçtır.
Lumbar Puncture
Beyin omurilik sıvısı (BOS) örneği elde etmek veya kafa içi basıncını düşürmek amacıyla, iki lomber omur arasındaki subaraknoid mesafeye iğne sokularak yapılan tıbbi prosedür.
London Syndrome
Rehine krizlerinde, rehinelerin alıkoyan kişilerin emirlerine ve beklentilerine açık, sürekli ve inatçı bir şekilde direnmesi ve itaatsizlik etmesi durumu.
Lorazepam
Anksiyete, ajitasyon ve nöbet durumlarının tedavisinde kullanılan, aktif metabolit üretmeyen yüksek güçlü bir benzodiazepin türevidir.
LPAD
Reuven Feuerstein tarafından geliştirilen, bireylerin bilişsel değiştirilebilirlik düzeyini ve öğrenme kapasitesini statik testler yerine dinamik bir yaklaşımla ölçen standartlaştırılmış bir değerlendirme bataryasıdır.
LPN
Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'da, kayıtlı hemşirelerin (RN) gözetimi altında temel hemşirelik bakım hizmetleri sunan lisanslı sağlık profesyoneli.
LRE
Özel eğitime gereksinim duyan bireylerin, akademik ve sosyal gelişimleri için akranlarıyla en üst düzeyde etkileşim kurabileceği en az kısıtlayıcı eğitim ortamını ifade eden hukuki ve pedagojik ilke.
Acid Trip
LSD (liserjik asit dietilamid) alımından kaynaklanan, geçici bir bilinç değişimi ve psikedelik deneyim durumu.
Lude
Metakualon (methaqualone) için kullanılan argo terim; sedatif-hipnotik etkili sentetik bir yatıştırıcı maddedir.
Ludiomil
Tetrasiklik antidepresan sınıfına ait maprotilin etken maddesinin uluslararası tescilli ticari markasıdır.
Lues
Treponema pallidum bakterisinin neden olduğu sistemik bir enfeksiyon olan frengi (syphilis) hastalığının klinik ve tarihsel adlandırması.
Luminal
Fenobarbital etken maddesinin yaygın bilinen ticari adı olup, santral sinir sistemini baskılayan barbitürat sınıfı bir sedatif ve antikonvülsandır.
Lunacy
Tarihsel olarak herhangi bir akıl hastalığını veya yasal ehliyetsizliği tanımlamak için kullanılan, günümüzde geçerliliğini yitirmiş eskimiş bir terimdir.
Lunesta
Eszopiklon etken maddesinin tescilli ticari adı olup, özellikle uyku başlangıcını ve sürdürülmesini desteklemek amacıyla reçete edilen bir non-benzodiyazepin hipnotik ajandır.
Lupron
Leuprolide asetatın ticari adı olan Lupron, gonat hormonlarının üretimini baskılayan bir GnRH agonistidir ve sıklıkla üreme endokrinolojisi ile hormona duyarlı malignitelerin tedavisinde kullanılır.
Lupus Erythematosus (LE)
Bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırdığı, eklem ağrıları, yüzde kelebek tarzı döküntü ve iç organ tutulumuyla karakterize kronik inflamatuar otoimmün bozukluk.
Lurasidone
Şizofreni ve bipolar depresyon tedavisinde kullanılan, benzoizotiazol türevi atipik bir antipsikotik ajan.
Luvox
Seçici serotonin geri alım inhibitörü (SSRI) sınıfına ait, özellikle obsesif-kompulsif bozukluk ve sosyal anksiyete tedavisinde reçete edilen antidepresan ilaç.
Lucidity
Bireyin karmaşık meseleleri tam olarak muhakeme etme yeteneğinden yoksun olmasına rağmen, eylemlerinden yasal olarak sorumlu tutulabilecek düzeyde yeterli zihinsel kapasiteye ve farkındalığa sahip olduğu mental durum.
LVN
Amerika Birleşik Devletleri'nin bazı eyaletlerinde (özellikle Kaliforniya ve Teksas) temel hemşirelik bakımını doktor veya kayıtlı hemşire (RN) gözetiminde yürüten lisanslı sağlık profesyonelini ifade eden kısaltma.
Lyme Disease
Enfekte geyik kenelerinin ısırmasıyla bulaşan ve spiroket bakterilerin yol açtığı; fiziksel, nörolojik ve psikiyatrik belirtilerle kendini gösteren çok sistemli bir hastalıktır.
M-cat
Methedrone veya yaygın olarak mefedron için kullanılan sokak adı; merkezi sinir sistemini güçlü bir şekilde uyaran sentetik bir psikoaktif maddedir.
M’naghten Rule (mcnaghten Rule; Mcnaughten Rule; Mcnaughton Rule)
Sanığın, suç işlediği sırada zihinsel bir kusur nedeniyle fiilin doğasını veya yanlışlığını idrak edip edemediğini değerlendiren akli dengesizlik testi.
Mach Scale
Bireylerin maddi veya kişisel hedeflerine ulaşmak için manipülasyon ve aldatmayı onaylama, hoş görme veya kınama derecesini ölçen psikometrik araç.
Machover Draw-a-person Test (DAP Test)
Katılımcıdan cinsiyet ve yaş belirtilmeden insan figürleri çizmesinin istendiği, çizgi özelliklerinin ve detayların analizi yoluyla kişilik dinamiklerini ve patolojileri ortaya koymayı amaçlayan projektif bir tekniktir.
Mad Hatter’s Disease
Kronik cıva zehirlenmesinin tetiklediği; nöropsikiyatrik bozukluklar, eretizm, duygu durum dalgalanmaları ve motor yetersizliklerle karakterize mesleki bir patolojidir.
MADD
Alkollü araç kullanımının önlenmesi, mağdurlara destek olunması ve bu konuda yasal düzenlemelerin sıkılaştırılması amacıyla kurulan uluslararası sivil toplum kuruluşu.
Substance
Psikolojide kötüye kullanılan, toksik veya farmakolojik etkiler doğuran kimyasal bileşikleri; felsefede ise özellikleri değişse dahi bağımsız ve kendiliğinden var olan özü tanımlar.
Drug Subculture
Psikoaktif maddelerin kullanımını, paylaşımını ve teminini normalleştiren, merkeze alan ve kendine has norm, değer, dil ile ritüeller geliştiren sosyal grupların oluşturduğu altkültür.
Drug-seeking Behavior
Bir bireyin kötüye kullandığı veya bağımlısı olduğu bir maddeyi elde etmek amacıyla sergilediği amaçlı ve ısrarcı eylemler bütünü.
Drug Addiction / Drug Dependence / Substance Dependence
🔹 1. (drug addiction): Olumsuz sonuçlarına rağmen zorlantılı bir şekilde psikoaktif madde arama ve kullanma davranışı ile karakterize kronik, nüksetmeyle seyreden bir beyin bozukluğudur. 🔹 2. (drug dependence): Bireyin belirli bir psikoaktif maddeyi kompulsif bir şekilde arama ve kullanma zorlantısı yaşaması, maddeye karşı tolerans geliştirmesi ve kullanımın kesilmesi durumunda yoksunluk belirtileri göstermesiyle karakterize kronik beyin durumu. 🔹 3. (substance dependence): Bireyin ciddi olumsuz sosyal, mesleki veya fiziksel sorunlara rağmen psikoaktif bir maddeyi kullanmaya devam etmesi; tolerans gelişimi ve yoksunluk belirtileriyle karakterize edilen klinik durum.
Drug Abuse Treatment
Psikoaktif maddelerin kötüye kullanımı veya bağımlılığı olan bireylerin fiziksel, psikolojik ve sosyal işlevselliğini yeniden kazandırmayı amaçlayan çok disiplinli klinik müdahaleler bütünü.
Substance Abuse And Mental Health Services Administration (SAMHSA)
Amerika Birleşik Devletleri Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı'na bağlı olarak madde bağımlılığı ve ruh sağlığı hizmetlerinin kalitesini artırmayı ve yaygınlaştırmayı amaçlayan federal kurum.
Substance-related Disorder
Bir ilaç, toksin ya da psikoaktif maddenin kullanımına, entoksikasyonuna veya yoksunluğuna bağlı olarak ortaya çıkan bilişsel, davranışsal ve fizyolojik bozukluklar kategorisi.
Drug Education
Bireylere ya da topluluklara çeşitli kimyasal ajanların insan bedeni üzerindeki fizyolojik ve psikolojik etkilerini aktarma süreci.
Substance İntoxication Delirium
Yoğun psikoaktif madde kullanımını takiben saatler veya günler içinde gelişen, dikkat, bilinç ve bilişsel işlevlerde dalgalanmalarla karakterize geri dönüşümlü organik beyin sendromu.
Substance İntoxication
Belirli bir psikoaktif maddenin yakın zamanda alınmasına bağlı olarak ortaya çıkan, geri dönüşümlü, klinik açıdan belirgin davranışsal, psikolojik veya fizyolojik değişikliklerle karakterize geçici sendrom.
Drug-induced Psychosis
Çeşitli yasadışı maddelerin ya da farmakolojik ajanların kullanımı veya kötüye kullanımı sonucunda ortaya çıkan akut veya kronik psikotik durum.
Drug Abuse / Substance Abuse
🔹 1. (drug abuse): Yasal veya yasadışı kimyasal maddelerin, tıbbi veya toplumsal normların dışına çıkarak, bireyin fizyolojik, psikolojik ve sosyal işlevselliğine zarar verecek düzeyde aşırı ve tekrarlayıcı biçimde tüketilmesi. 🔹 2. (substance abuse): Psikoaktif maddelerin, yasal, mesleki veya sosyal işlevsellikte belirgin olumsuz sonuçlar doğurmasına rağmen zorlantılı bir şekilde kullanılmaya devam edilmesi durumu.
Drug Abuse Screening Test (DAST)
Alkol dışındaki psikoaktif maddelerin kötüye kullanımını veya bağımlılığını saptamak amacıyla geliştirilmiş, 28 maddeden oluşan, evet-hayır formatındaki öz-bildirim ölçeğidir.
Substance Abuse Treatment
Madde kullanım bozukluğu veya bağımlılığı tanısı almış bireylerin uyuşturucu ya da alkol bağımlılığını yenmelerini ve iyileşme sağlamalarını amaçlayan yatarak ve ayakta yürütülen kapsamlı klinik programlar.
Substance Use Disorder
Maddeye bağlı olumsuz sonuçlara ve işlevsellikte belirgin bozulmaya rağmen devam eden fizyolojik, davranışsal ve bilişsel belirtiler kümesi.
Substance-induced Persisting Amnestic Disorder
Bir psikoaktif maddenin veya ilacın kalıcı etkileri sonucunda ortaya çıkan, sosyal ve mesleki işlevselliği belirgin şekilde bozan ciddi bellek bozukluğudur.
Drug Abuse Resistance Education
Genellikle kolluk kuvvetleri tarafından okullarda yürütülen, gençlerin madde kullanımı, çete katılımı ve şiddetten kaçınmasını amaçlayan önleyici bir eğitim programıdır.
Substance-induced Anxiety Disorder
Bir ilacın, toksinin, medikal ajanın ya da uyuşturucu maddenin doğrudan fizyolojik etkileriyle ortaya çıkan klinik düzeyde belirgin anksiyete, panik atak veya fobik semptomlar tablosudur.
Drug Culture
Kötüye kullanılan maddeleri alışkanlık halinde kullanan bireylerin paylaştığı yaşam tarzı, değerler bütünü ve sosyal pratikler.
Drug Rehabilitation
Madde bağımlılığı olan bir bireyin, kullanımını sonlandırmasını ve bu yoksunluğu kalıcı kılmasını sağlayan çok boyutlu müdahaleler bütünü.
Drug Screening İnstrument
Bireylerin madde kullanımı açısından derinlemesine bir değerlendirmeye gerek duyup duymadığını hızlı bir şekilde tespit etmek için kullanılan kısa mülakat veya öz-bildirim ölçeği.
Drug Withdrawal / Substance Withdrawal
🔹 1. (drug withdrawal): Kronik ve ağır düzeyde madde veya ilaç kullanımının ani olarak kesilmesi ya da azaltılması sonucunda ortaya çıkan, fizyolojik ve psikolojik bulgularla karakterize klinik sendrom. 🔹 2. (substance withdrawal): Uzun süreli ve yoğun madde kullanımının ani olarak kesilmesi veya azaltılması sonucunda ortaya çıkan, fizyolojik, davranışsal ve bilişsel belirtilerle karakterize klinik sendrom.
Substance-induced Mood Disorder
Bir kimyasal maddenin, ilacın, toksinin veya yoksunluk durumunun doğrudan fizyolojik etkileriyle ortaya çıkan belirgin ve kalıcı duygu durum bozukluğu.
Substance-induced Psychotic Disorder
Bir maddenin veya ilacın doğrudan fizyolojik etkileriyle ortaya çıkan, yoksunluk sendromuyla açıklanamayan belirgin halüsinasyon veya sanrılarla karakterize klinik tablo.
Substance-induced Persisting Dementia
Psikoaktif maddelerin veya toksinlerin kullanımının bırakılmasından sonra bile kalıcılığını koruyan, çoklu bilişsel yetersizliklerle karakterize nörobiyolojik bozukluk.
Trier Of Fact
Bir mahkeme davasında sunulan delilleri dinleyerek hangi olayların gerçekten gerçekleştiğine karar veren hakim ya da jüri.
Victimology
Suç eylemlerinin mağdurlar üzerindeki fiziksel, psikolojik ve sosyal etkilerini, fail-mağdur etkileşimini ve mağdurun suç sürecindeki rolünü inceleyen disiplinler arası bilim dalıdır.
Victim İmpact Statement
Bir suçun mağdurunun veya maktulün yakınlarının, mahkemenin ceza tayini aşamasında sanığın fiillerinden duydukları acıyı ve zararı sözlü veya yazılı olarak doğrudan mahkemeye aktardığı hukuki ve psikolojik süreç.
Victimization
Bir bireyin fiziksel veya duygusal istismar yoluyla, zalimce ya da haksız muameleye maruz bırakılması eylemi veya süreci.
Neighborhood Control
Epidemiyolojik ve klinik araştırmalarda, hedef çalışma grubuyla aynı coğrafi bölgeden seçilen ve çevresel maruziyetler ile sosyoekonomik özellikleri eşleştirmek amacıyla kullanılan karşılaştırma grubu.
Embarrassment
Bireyin başkalarının yanında ya da onların dikkati üzerindeyken hafif bir onaylamama durumunda veya sosyal pot kırmalar sonucunda hissettiği, kendine dönük farkındalık ve huzursuzluk yaratan öz-bilinçli bir duygudur.
İmpeachment Evidence
Mahkemede bir tanığın verdiği ifadenin güvenilirliğini, tutarlılığını veya doğruluğunu sarsmak ya da çürütmek amacıyla sunulan delil türüdür.
Court-ordered Treatment
Bir yargıç veya sulh hâkimi tarafından yasal olarak zorunlu kılınan her türlü değerlendirme, danışmanlık, müdahale veya klinik hizmet.
Amicus Curiae
Davanın doğrudan tarafı olmayan, ancak hukuki ihtilafla ilgili uzmanlık alanına giren konularda mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla mütalaa sunan üçüncü taraftır.
Remand
Bir dava dosyasının üst mahkemeden bir alt mahkemeye talimatlarla iade edilmesi ya da sanığın yargılama süreci tamamlanana kadar tutuklu yargılanmak üzere cezaevine geri gönderilmesi veya kefaletle serbest bırakılması durumu.
Prisoner Abuse
Hapsedilmiş veya gözaltına alınmış bir bireye, üzerlerinde otorite sahibi olan kişiler tarafından uygulanan fiziksel veya psikolojik zarardır.
İntimacy / Privacy
🔹 1. (intimacy): Bireylerin karşılıklı olarak kişisel alanlarına rahatça girebilecekleri, derin bir duygusal yakınlık, aşinalık ve birbirini ayrıntılı düzeyde tanıma durumu. 🔹 2. (privacy): Bireyin veya grubun sosyal etkileşim düzeyini ve kişisel alanlarına dışarıdan erişimi psikolojik ve fiziksel sınırlar yoluyla kontrol etme hakkı ve durumu.
Avoidance Of İntimacy
Bireylerin kişilerarası ilişkilerde yakınlıktan kaçınma, fiziksel veya duygusal olarak yakınlaşmaktan korkma ve sığ bağlar kurma eğilimidir.
Disenfranchised Grief
Toplum tarafından sosyal olarak onaylanmayan, önemsenmeyen veya açıkça ifade edilmesine izin verilmeyen kayıp ve yas durumudur.
Jumping Frenchmen Of Maine Syndrome
Quebec ve Maine'deki Fransız-Kanadalı oduncular arasında görülen, aşırı irkilme tepkisi, ekolali (ses yineleme), ekopraksi (davranış taklidi) ve ani komuta itaatçiliği ile karakterize kültüre özgü bir sendrom.
Mainlining
Yasadışı psikoaktif maddelerin doğrudan damar yoluyla (intravenöz) enjekte edilerek alınmasını ifade eden klinik ve sosyolojik bir argo terimdir.
Major Depressive Episode
En az iki hafta süreyle sürekli çökkün duygu durum ya da ilgi/zevk kaybının yanı sıra bilişsel, iştahsal ve somatik belirtilerin eşlik ettiği klinik dönemeç.
Major Depressive Disorder
En az iki hafta süren, mani veya hipomani öyküsü olmaksızın sürekli çökkün duygu durum ve anhedoni ile karakterize, işlevselliği ciddi düzeyde bozan klinik tablodur.
Major Neurocognitive Disorder
Yürütücü işlevler, öğrenme, bellek ve sosyal biliş gibi alanlarda önceki işlevsellik düzeyine kıyasla belirgin bir gerilemeye yol açan, bağımsız günlük yaşam aktivitelerini sürdürme kapasitesini düşüren klinik sendromdur.
Scissors Gait
Yürüme esnasında kalça ve uyluk kaslarındaki aşırı kasılma (spastisite) nedeniyle dizlerin ve bacakların birbirine sürtünerek ya da çaprazlanarak ilerlemesine yol açan anormal bir yürüyüş bozukluğu.
Breech Birth
Bebeğin doğum kanalına baş yerine kalça veya ayakları öncelikli olarak gelecek şekilde konumlandığı ve bu pozisyonda doğurtulduğu obstetrik durum.
Macroenvironmental Factor
Bireyin dış dünyasında yer alan, bireysel kontrolün ötesinde bulunan ve doğrudan spesifik olmamasına rağmen yaşam koşullarını dolaylı yoldan etkileyen genel çevresel koşul.
Macroglossia
Dilin anatomik olarak normalden anormal derecede büyük olması durumu olup, özellikle lingual seslerin artikülasyonunu ve konuşma üretimini doğrudan bozar.
Macromastia
Kadınlarda meme dokusunun aşırı ve anormal derecede büyümesi durumu.
Macrocephaly
Baş çevresinin yaş, cinsiyet, ırk ve gebelik yaşı ortalamasının iki standart sapmadan fazla üzerinde olması durumu.
Reasonable Person Standard
Bir bireyin davranışlarının yerindeliğini, aynı koşullar altındaki varsayımsal ve sağduyulu bir 'makul insan'ın sergileyeceği tepkilerle karşılaştırarak değerlendiren hukuki ve adli psikolojik ölçüttür.
Beyond Reasonable Doubt
Ceza yargılamalarında bir sanığın suçluluğuna hükmetmek için gereken en yüksek ispat standardı olup, jürinin kararını sarsacak rasyonel ve haklı hiçbir gerekçenin kalmamasını ifade eder.
Reasonable Accommodations
Fiziksel, bilişsel veya psikiyatrik engeli bulunan bireylerin iş ya da eğitim ortamındaki temel görevleri yerine getirebilmesini sağlamak amacıyla yapılan işlevsel düzenlemeler.
Machiavellianism
İnsan ilişkilerinde hesapçı bir tutumu, çıkarlar doğrultusunda her yolu mübah gören bir anlayışı ve başkalarını manipüle etme eğilimini tanımlayan bir kişilik özelliğidir.
Mal De Ojo
Özellikle Akdeniz ve Latin Amerika kültürlerinde, kıskanç ya da hayranlık dolu bir bakışın çocuklarda ateş, uyku bozukluğu ve gastrointestinal sıkıntılara yol açtığına inanılan kültüre özgü bir sendromdur.
Mal De Pelea
Porto Riko kültürüne özgü, amok sendromuna benzer şekilde, kişinin içine kapanık bir kuluçka evresinin ardından ani ve şiddetli bir öfke patlamasıyla çevresindekilere saldırmasıyla karakterize kültüre özgü bir sendrom.
Mal-
Kötü, yanlış, bozuk veya anormal durumları nitelendirmek üzere kullanılan birincil türetim öneki.
Maladaptation
Biyolojik özelliklerin veya davranış kalıplarının bireyin çevresiyle etkileşimini, optimal işlevselliğini ve stresle başa çıkma kapasitesini bozacak şekilde zararlı veya işlevsiz hale gelmesi durumu.
Malaise
Somut bir nedene bağlanamayan, bedensel ve ruhsal bir genel rahatsızlık, huzursuzluk ve halsizlik hali.
Mali-mali
Filipinler kültürüne özgü, ani korkutma veya şok edici uyaranlar sonrasında ortaya çıkan; ekolali (ses taklidi), ekopraksi (hareket taklidi) ve otomatik itaatle karakterize kültüre özgü bir sendromdur.
Malignant
Giderek kötüleşen, tedaviye direnç gösteren ve dokuları istila ederek yıkıma yol açan patolojik durumları tanımlayan sıfat.
Cost Analysis
Bir programın veya hizmetin hayata geçirilmesiyle ilişkili tüm doğrudan personel, materyal ve idari masrafların sistematik olarak hesaplanması süreci.
Cost-offset Analysis
Sağlık müdahalelerinin, doğrudan sağlık kazanımlarından bağımsız olarak, genel sağlık bakım kullanımını ve maliyetlerini düşürme yoluyla sağladığı ekonomik tasarrufu ölçen analitik yöntem.
Cost Containment
Sağlık hizmetleri veya klinik programların sunumu sırasında ortaya çıkan harcamaları, kaliteyi düşürmeden belirli bir bütçe dahilinde tutmayı hedefleyen mali ve idari stratejiler bütünü.
Cost-effectiveness Analysis
Alternatif müdahale veya programların ekonomik maliyetlerini, elde edilen klinik veya sağlamsal çıktı birimleriyle (örneğin kazanılan yaşam yılı) kıyaslayan nicel bir değerlendirme yöntemidir.
Cost-minimization Analysis
Doza ve klinik etkinliğe eşdeğer olan alternatif tedaviler arasından en düşük maliyetli olanı belirlemek amacıyla yürütülen karşılaştırmalı ekonomik değerlendirme yöntemi.
Malleation
Ellerin uyluklara karşı çekiç benzeri bir hareketle titrediği veya vurduğu spazmodik bir tik.
Malnutrition
Diyetteki karbonhidrat, yağ, protein, vitamin ve minerallerin dengesiz veya yetersiz/aşırı alımıyla karakterize edilen patolojik durum.
Malpractice
Bir profesyonelin (hekim, psikoterapist, avukat vb.) mesleki standartlara uymayan hatalı veya ihmalkar uygulamaları sonucu zarara yol açması.
Disability Evaluation
Bir işlev kaybının veya bozukluğun, bireyin yetenekleri ve özellikle gelir getirici bir işte çalışabilme kapasitesi üzerindeki etkisinin sistematik olarak incelenmesi.
Malum
Yaşlanma sürecinin doğal bir sonucu olarak eklemlerde ortaya çıkan ağrılı ve dejeneratif durum.
Malum İn Se
Toplumsal sözleşmeden veya yazılı yasalardan bağımsız olarak, doğası gereği ahlaka ve evrensel adalet duygusuna aykırı kabul edilen eylemleri tanımlayan hukuki ve adli psikoloji kavramıdır.
Malum Prohibitum
Yalnızca yasal bir kural veya kanun tarafından yasaklandığı için suç sayılan, özünde ahlaki bir ihlal barındırmayan eylemleri tanımlayan hukuki ve kriminolojik kavram.
Mammalingus
Cinsel ilişki sırasında göğüsleri emme eylemi olup, Britanyalı psikanalist Ernest Jones tarafından fellatio (oral seks) türünün bir varyasyonu olarak kavramsallaştırılmıştır.
Spiritual Factor
Bireyin davranışlarını, duygularını ve düşüncelerini şekillendirmede rol oynayan her türlü ahlaki, dini veya mistik inanç bütünü.
Mania
Genellikle aşırı uyarılmışlık, psikomotor ajitasyon, taşkın duygu durum, grandiyozite ve bozulmuş muhakeme yeteneği ile karakterize psikiyatrik bir sendromdur.
Manic
Taşkınlık, aşırı enerji, azalmış uyku ihtiyacı ve taşkın duygu durumu ile karakterize olan mani durumuna ilişkin veya bu durumu deneyimleyen kişi.
Manic Episode
Yükselmiş, coşkulu ya da irrite duygu durumunun hakim olduğu, enerji ve psikomotor aktivitede belirgin artışla karakterize psikiyatrik bir epizottur.
Manipulation
Bireylerin kendi çıkarları doğrultusunda başkalarını sömürme, kontrol etme veya yönlendirme amacıyla sergiledikleri bilinçli davranışlar bütünü ve deneysel araştırmalarda bağımsız değişkenin araştırmacı tarafından kasıtlı olarak ayarlanması süreci.
Mannerism
Bir bireye özgü, tekrarlayıcı ve olağandışı jest, mimik veya sözel alışkanlıklar bütünü.
İllogicality
Dayanaksız veya hatalı çıkarımlar yapma eğilimi; sıklıkla sanrısal düşünce ve konuşmanın ayırt edici bir özelliğidir.
Manual Arts Therapy
Rehabilitasyon sürecinin bir parçası olarak ahşap ve metal işleri gibi endüstriyel sanat dallarında verilen uygulamalı eğitimlerin terapötik amaçlarla kullanılması.
Manualized Therapy
Farklı ortamlar, terapistler ve danışanlar arasında tutarlılığı maksimize etmek amacıyla belirli uygulama yönergelerine göre yürütülen yapılandırılmış psikolojik müdahaleler bütünü.
Maniac
Tarihsel olarak maniyi deneyimleyen bireyleri tanımlamakta kullanılan, günümüzde ise genellikle tehlikeli derecede düşüncesiz veya aşırı davranışlar sergileyen kişileri nitelendiren pejöratif bir terim.
MAOI (MAO İnhibitor)
Monoamin oksidaz enzimini bloke ederek norepinefrin, serotonin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin yıkımını azaltan ve sinaptik aralıktaki konsantrasyonlarını artıran bir psikofarmakolojik ajan sınıfı.
Maprotiline
Trisiklik antidepresanlarla yakın akraba olan, depresyon tedavisinde kullanılan tetrasiklik yapılı bir antidepresan ajandır.
Marathon Group
Kesintisiz olarak birkaç saatten günlerce sürebilen, katılımcıların derinlemesine etkileşim kurmasını ve duygusal savunmalarını aşmasını hedefleyen yoğunlaştırılmış grup terapisi formatı.
Marasmus
Genellikle bebeklik döneminde ortaya çıkan; şiddetli kalori ve besin eksikliğine bağlı olarak gelişen, apati, sosyal içe çekilme ve aşırı zayıflama (kaşeksi) ile karakterize ağır malnütrisyon durumu.
Marfan’s Syndrome
Vücudun bağ dokusunu etkileyen, otozomal dominant kalıtım gösteren; iskelet, göz ve kardiyovasküler sistem anomalileriyle karakterize genetik bir bozukluktur.
Marinesco–sjögren Syndrome
Katarakt, serebellar ataksi, kısa boy ve hafif ila orta derecede zihinsel gelişim bozukluğu ile karakterize nadir görülen otozomal resesif kalıtımlı bir hastalıktır.
Marinol
Dronabinol etken maddesinin ticari adı olan ve tıbbi amaçlarla kullanılan sentetik kannabinoid preparatı.
Marginal İntelligence
Ortalama zeka aralığının altında kalan ancak zihinsel gelişim bozukluğu (zeka geriliği) tanısı için gerekli eşiğe ulaşmayan eski psikometrik sınıflandırma terimi.
Maroteaux–lamy Syndrome
Gövde ve ekstremite cüceliği, kraniyal sütürlerin geç kapanması, yüz kemiklerinin gelişim bozuklukları ve işitme kaybı ile karakterize kalıtsal bir bağ dokusu ve iskelet gelişim bozukluğudur.
Marplan
İzokaroksazit etken maddesini içeren, özellikle dirençli depresyon vakalarında kullanılan monoaminooksidaz inhibitörü (MAOI) sınıfı bir antidepresan ilaç.
Exposure Therapy
Anksiyete bozukluklarının tedavisinde kullanılan; bireyin korkulan uyaranla kontrollü, sistematik ve yinelenen biçimde yüzleştirilmesini amaçlayan kanıt temelli bir davranışçı terapi yöntemidir.
Exposure And Response Prevention (ERP; EX/RP)
Obsesif-kompulsif bozukluğun tedavisinde kullanılan, bireyin kaygı tetikleyicileriyle yüzleştirilip ardından kompulsif ritüelleri gerçekleştirmesinin engellendiği, kanıta dayalı yoğun bir davranış terapisi yaklaşımıdır.
Massage
Vücut dokularının eller, mekanik ya da elektrikli cihazlar aracılığıyla sistematik olarak ovulması, yoğrulması ve manipüle edilmesidir.
Cracking Facades
Bireylerin sosyal rollerini, savunma mekanizmalarını ve sahte kişilik örtülerini bir kenara bırakarak öz benliklerini ortaya koymalarını teşvik eden terapötik süreç.
Masked Depression
Bireyin klasik duygudurum çöküntüsü veya mutsuzluk yerine baş ağrısı, sırt ağrısı gibi somatik şikayetler deneyimlediği ve bu fiziksel belirtilerin tıbbi bir nedenine ulaşılamadığı klinik tablo.
MBI
İş yaşamındaki kronik stresin yarattığı tükenmişlik sendromunu ölçmek için kullanılan standartlaştırılmış psikometrik öz-bildirim ölçeğidir.
Maslach Burnout Inventory (MBI)
Duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarıda düşüş olmak üzere üç boyutta iş tükenmişliğini değerlendiren 22 maddelik standart psikometrik ölçektir.
Maslow’s Theory Of Human Motivation
Abraham Maslow tarafından öne sürülen; insan gereksinimlerinin hiyerarşik bir düzene sahip olduğunu ve bireyin temel eksiklik giderme güdülerinden üst düzey anlama, estetik ve kendini gerçekleştirme potansiyeline doğru evrildiğini savunan hümanist motivasyon kuramı.
Maslow’s Motivational Hierarchy
İnsan davranışlarını şekillendiren temel güdülerin, fizyolojik gereksinimlerden en üst düzeydeki kendini gerçekleştirme ve meta-ihtiyaçlara doğru azalan bir öncelik sırasıyla sıralandığı motivasyon modelidir.
MAST
Bireylerin alkol kullanım bozukluklarını ve ilişkili sorunlarını tespit etmek amacıyla geliştirilmiş, 24 maddeden oluşan standart öz-bildirim ölçeği.
Masturbation
Cinsel doyum sağlamak amacıyla kişinin kendi cinsel organlarını (genellikle penis veya klitoris) manipüle etmesi veya uyarması eylemidir.
Masturbatory Satiation
Cinsel suç faillerinin sapkın cinsel tercihlerini değiştirmeyi amaçlayan, orgazm sonrasında da uzatılmış mastürbasyon eyleminin sürdürülmesiyle bu davranışın uyarıcı etkisini yok etmeyi hedefleyen davranışçı bir tedavi tekniğidir.
Masculinity–femininity Test
Katılımcıların geleneksel olarak erkeksi veya kadınsı olarak nitelendirilen özelliklerini, tutumlarını ve ilgi alanlarını ölçmek amacıyla geliştirilmiş psikometrik araçların genel adıdır.
Matching Patients
Tedavi etkinliğini ve hastanın sürece uyumunu artırmak amacıyla, hastanın özgül tanısal ve bireysel özelliklerinin, terapist nitelikleri ve klinik ortam değişkenleriyle eşleştirilmesi süreci.
Mathematics Disorder
Bireyin kronolojik yaşı, zeka düzeyi ve aldığı eğitim göz önüne alındığında matematiksel yeteneğinin, beklenenden önemli ölçüde düşük olmasıyla karakterize edilen gelişimsel öğrenme güçlüğü.
Maternal PKU
Fenilketonüri (PKU) hastası gebelerin kanında yüksek fenilalanin düzeylerine bağlı olarak gelişen ve fetüste konjenital anomalilere, mikrosefaliye ve entelektüel gelişim bozukluğuna yol açan klinik tablo.
Materialization
Spirtüalizm bağlamında, bir seans sırasında ruhun veya doğaüstü yollarla herhangi bir nesnenin bedensel ve fiziksel formda belirdiği iddiası.
Matricide
Bir bireyin kendi annesini öldürmesi eylemi.
No Excuse
Gerçeklik terapisinde, sorumsuz davranışları meşrulaştıracak veya dış etkenlere bağlayacak hiçbir kabul edilebilir gerekçenin bulunmadığını savunan temel ilke.
Masochistic Personality Disorder
Bireyin sürekli olarak aşağılanma, öz-yıkım, fedakarlık ve acı çekme yoluyla tatmin veya suçluluk duygularından kurtulma arayışı sergilediği tartışmalı kişilik örüntüsü.
Masochistic Fantasies
Cinsel uyarılma sağlamak veya mazoşistik eğilimleri dışavurmak amacıyla kırbaçlanma, boğulma ya da fiziksel istismara uğrama düşlemleri.
Masochism
Acı, ezilme veya aşağılanma deneyimlerinden haz duyulması durumu.
MBHO
Ruh sağlığı ve madde kullanımı hizmetlerinin maliyetini, erişimini ve kalitesini denetleyen ve optimize eden özel sağlık sigortası veya yönetim kuruluşu.
MBT
Özellikle sınırda kişilik bozukluğu vakalarında, bireylerin hem kendi hem de başkalarının zihinsel durumlarını anlamlandırma ve ayırt etme kapasitesini artıran psikodinamik kökenli bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Mccarthy Scales Of Children’s Abilities
2 buçuk ila 8 buçuk yaş arasındaki çocukların bilişsel ve motor yeteneklerini 6 örtüşen ölçek ve 18 alt test aracılığıyla kapsamlı bir şekilde değerlendiren standartlaştırılmış psikometrik ölçüm aracı.
Mccarthy Screening Test (MST)
Çocukların erken yaşta okul çalışmalarına uyum sağlama ve başa çıkma kapasitesini öngören; bilişsel ve duyusal-motor işlevleri değerlendiren altı alt testten oluşan bir tarama aracıdır.
MCMI
Kişilik bozukluklarını ve klinik sendromları değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş, DSM eksenleriyle uyumlu öz-bildirim türünde standart bir psikolojik testtir.
MDMA
Katekolamin benzeri hallüsinojenik ve amfetamin benzeri uyarıcı özellikler gösteren, öfori ve empati hissi uyandıran sentetik bir psikoaktif maddedir.
Meckel’s Syndrome
Mikrosefali, duyu organı kusurları ve beyin dokusu anomalileri ile karakterize, erken bebeklik döneminde veya ölü doğumla sonuçlanan konjenital bir bozukluktur.
Medea Complex
Bir annenin, babaya karşı duyduğu öfke ve intikam arzusu nedeniyle kendi çocuklarını öldürme veya zarar verme yönündeki psikolojik dürtüsü.
Medicaid
Düşük gelirli ve sınırlı kaynaklara sahip bireyler ile aileler için finansmanı federal devlet ve eyaletler tarafından ortaklaşa sağlanan, ABD merkezli kamusal sağlık sigortası programıdır.
Medical Family Therapy
Biyopsikososyal sistem yaklaşımını aile sistemleri teorisiyle harmanlayarak, bir aile üyesinin sağlık sorunuyla baş etmesinde çok disiplinli bir iş birliği sunan psikoterapi biçimidir.
MCE
Sağlık hizmetlerinin kalitesini, etkinliğini ve sunum biçimini sistematik olarak inceleyip denetleyen resmi değerlendirme süreci.
Medical Audit
Teşhis ve tedavi prosedürlerinin etkililiğinin sistematik olarak değerlendirilmesi ve kalite güvence süreci.
Medical Psychotherapy
Ruhsal hastalıkların tedavisinde farmakolojik ajanların ve tıbbi tekniklerin psikoterapi süreçleriyle entegre biçimde kullanıldığı klinik yaklaşım.
Medication
Bir hastalığı, bozukluğu veya tıbbi durumu teşhis etmek, tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek amacıyla kullanılan reçeteli ya da reçetesiz her türlü farmakolojik ajan.
Mephedrone (4-methyl-n-methylcathinone)
Metamfetamin ile kimyasal akrabalığı bulunan, oral yolla, enjeksiyon veya inhalasyon yoluyla alınabilen; öfori, halüsinasyon, ajitasyon ve taşikardi gibi akut psikoaktif etkilere yol açan yasa dışı sentetik uyarıcı maddedir.
Mephenytoin
Epilepsi tedavisinde kullanılan hidantoin sınıfı bir antikonvülsan ajandır.
Megalomania
Bireyin kendi önemini, gücünü veya yeteneklerini aşırı derecede abarttığı, gerçekle bağı kopmuş bir üstünlük algısıdır.
Megan’s Law
Hükümlü cinsel suçluların serbest bırakıldıktan sonra yaşadıkları mahallelerin ve yerel toplulukların bilgilendirilmesini zorunlu kılan federal yasal düzenleme.
Megavitamin Therapy
Belirli psikiyatrik ve nölojik rahatsızlıkları tedavi etmek amacıyla, önerilen günlük alım miktarlarının (RDA) çok üzerinde vitamin ve mineral takviyelerinin yüksek dozlarda uygulanması.
Mechanism
Bir olgunun, sürecin ya da sistemin gerçekleşmesini sağlayan fiziksel veya kavramsal süreçler bütünü.
Melancholia Agitata
19. yüzyılda katatonik taşkınlığı tanımlamak için kullanılan, günümüzde ise esas olarak taşkınlık ve huzursuzluğun eşlik ettiği ajite depresyon vakalarını ifade etmekte kullanılan tarihsel ve klinik bir terimdir.
Melancholia
Tarihsel olarak depresyonun atası sayılan, derin üzüntü, zihinsel ve bedensel yavaşlama ile karakterize klinik durum.
Melancholic Features
Majör depresif epizodun belirli bir alt tipini niteleyen; haz kaybı, sabahları artan çökkünlük, erken uyanma ve aşırı suçluluk gibi somatik ve duygulanımsal belirtiler bütünüdür.
Melancholic Type
Galen'in hıltlar teorisine göre vücutta kara safranın aşırı bulunmasıyla ilişkilendirilen, karamsar, kederli ve içe dönük kişilik yönelimi.
Angel Dust
Fenisiklidin (PCP) maddesinin sokak dilindeki adı olup, genellikle oregano veya maydanoz üzerine serpiştirilerek esrar adı altında satılan halüsinojenik bir maddedir.
Mellaril
Şizofreni ve diğer psikotik bozuklukların tedavisinde kullanılan, fenotiyazin sınıfına ait tipik bir antipsikotik ilaçtır.
Breast Envy
Melanie Klein'ın psikanalitik kuramında, bebeğin annenin besleyici kapasitesine ve yaratıcı gücüne duyduğu doğuştan gelen haset.
Ménage À Trois
Aynı evde yaşayan ve aralarında üçlü cinsel ve duygusal ilişkiler ağı bulunan üç bireylik ilişki biçimi.
Menacme
Bir kadının yaşam döngüsünde menstrüel siklusların aktif olarak devam ettiği, puberteden menopoza kadar uzanan üreme çağı dönemi.
Meningitis
Beyni ve omuriliği çevreleyen üç katmanlı koruyucu zarların (meninges) genellikle bakteriyel, viral veya fungal ajanlarla enfekte olması sonucu gelişen akut enflamatuar tablodur.
Menkeiti
Kültüre özgü bir nevrotik bozukluk formu olup, bireyin ani ve şiddetli uyaranlar karşısında kontrolsüz motor ve sözlü tepkiler vermesiyle karakterizedir.
Menopause
Kadınlarda over fonksiyonlarının azalmasına bağlı olarak menstrüel kanamaların kalıcı olarak sona ermesi ve üreme döneminin tamamlanması durumu.
Menopausal Depression
Kadınların klimakterik (menopoz) dönemi veya perimenopoz sürecinde, özellikle geçmişte depresif eğilimleri olanlarda görülen şiddetli disfori durumu.
Menorrhagia
Menstrual siklus boyunca normalden fazla miktar ve sürede gerçekleşen aşırı uterin kanama durumu.
Menstrual Taboo
Menstrüasyon döngüsündeki kadınlarla ilgili, toplumsal cinsiyet rolleri ve ritüeller üzerinden şekillenen kültürel yasaklar ve kısıtlamalar bütünüdür.
Mental Aberration
Normal zihinsel işlevsellikten ve bilişsel süreçlerden patolojik sapma durumu; genellikle duygusal veya zihinsel bir bozukluğun semptomu olarak ortaya çıkar.
Diagnostic And Statistical Manual Of Mental Disorders
Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayımlanan, ruhsal bozuklukların sınıflandırılması, tanımlanması ve tanı ölçütlerinin belirlenmesi konusunda küresel standart kabul edilen başvuru kaynağıdır.
Mental Defective
Geçmişte entelektüel gelişim bozukluğu veya öğrenme güçlüğü olan bireyleri tanımlamak için kullanılan, günümüzde ise tamamen dışlayıcı, hor görücü ve klinik olarak geçersiz kabul edilen tarihi bir terimdir.
Mental Deficiency
Geçmişte entelektüel gelişim bozukluklarını tanımlamak için kullanılan, günümüzde ise hem arkaik hem de onur kırıcı niteliği nedeniyle klinik literatürden çıkarılmış tarihsel bir terimdir.
Mental Diplopia
Bireyin eşzamanlı olarak illüzyonlar, halüsinasyonlar veya sahte anılar deneyimlerken, aynı anda bu algıların gerçek dışı ve anormal bir durum olduğunun bilincinde olması hali.
Mental Status
Bir bireyin klinik muayene sırasındaki bilişsel, duygusal ve davranışsal işlevselliğinin bütüncül bir dökümüdür.
Mental Status Examination (MSE)
Bir bireyin o anki psikolojik, duygusal ve bilişsel işlevsellik düzeyini sistematik olarak değerlendiren klinik muayene yöntemi.
Mental History
Bir bireyin ve aile üyelerinin ruh sağlığı geçmişine ilişkin yapılandırılmış veya yapılandırılmamış görüşmeler yoluyla derlenen sistematik bilgi kaydı.
Mental Handicap
Bireyin topluluk içinde bağımsız işlevselliğini engelleyen bozulmuş bilişsel yetenekleri tanımlamak için kullanılan, günümüzde ise tarihsel, modası geçmiş ve hakaret niteliği taşıdığı kabul edilen terim.
Mental Disease
Günümüzde geçerliliğini yitirmiş olup, ruhsal bozukluklar için geçmişte yaygın olarak kullanılan eskimiş bir terimdir.
Mental Healing
Görselleştirme, telkin ve zihinsel odaklanma teknikleri aracılığıyla zihinsel veya fiziksel rahatsızlıkları hafifletme süreci.
Mental Health America (MHA)
1909 yılında kurulan, Amerika Birleşik Devletleri merkezli ve ruh sağlığı ile hastalıklarının tüm yönleriyle ele alınmasını amaçlayan öncü kâr amacı gütmeyen kuruluş.
Mental Health Parity
Sigorta şirketlerinin ruh sağlığı ve madde kullanım bozuklukları tedavisine uyguladığı finansal kısıtlamaların ve tedavi sınırlarının, fiziksel sağlık ve cerrahi branşlardakilerden daha katı olmamasını zorunlu kılan yasal ilke.
Mental Hygiene
Ruh sağlığını korumak ve zihinsel bozuklukları önlemek amacıyla geliştirilen eğitim, koruyucu tedavi ve toplumsal sağlık önlemlerini kapsayan genel yaklaşımdır.
Mentalization
Kendi ve başkalarının zihinsel durumlarını anlama, bu yolla niyet ve duygu durumlarını kavrama yetisi.
Mentally Defective
Amerika Birleşik Devletleri'nin bazı yasal yargı bölgelerinde, bireyin davranışlarının doğasını değerlendirme yeteneğini ortadan kaldıran ruhsal hastalık veya nörolojik bozukluğu tanımlamak için kullanılan, günümüzde ise tamamen miadını doldurmuş, hakaret içerdiği kabul edilen eski bir yasal ve tıbbi tanıttır.
Meperidine
Orta ve şiddetli ağrıların akut tedavisinde kullanılan, miu-opioid reseptör agonisti sentetik bir opioid analjezik.
Meprobamate
1950'li yıllarda barbitüratlara alternatif olarak geliştirilen, anksiyete tedavisi ve sedasyon amacıyla yaygın biçimde reçetelendirilmiş eski nesil bir merkezi sinir sistemi depresan propriyetar ilacıdır.
Mercy
Bir kuralı çiğneyene, güç veya otorite sahibi olunan birine ya da sıkıntı içindeki bir bireye karşı gösterilen şefkat, merhamet veya hoşgörüdür.
Meridia
Obezite tedavisinde kullanılan anorektik etkili sibutramin hidroklorür monohidrat etkin maddesinin eski tescilli ticari adıdır.
Merital
Geçmişte majör depresyon tedavisinde kullanılan, noradrenalin ve dopamin geri alım inhibitörü sınıfına ait nomifensine etken maddesinin eski ticari adı.
Decentering / Decentration
🔹 1. (decentering): Bireyin kendi düşünce, duygu ve deneyimleriyle özdeşleşmekten vazgeçerek onları zihinsel olaylar olarak dışarıdan gözlemleyebilme becerisi. 🔹 2. (decentration): Bireyin benmerkezci bakış açısını terk ederek dış gerçekliği ve başkalarının perspektiflerini hesaba katma yeteneğini geliştirdiği bilişsel gelişim süreci.
Central Conflict
Gerçek benliğin sağlıklı ve yapıcı yönleri ile idealize edilmiş benlik imgesinin engelleyici, nevrotik güçleri arasındaki derin içsel mücadele.
Central Precocious Puberty (CPP)
Hipotalamus-hipofiz-gonad aksının normalden çok daha erken bir yaşta aktive olmasıyla karakterize, gonadotropin bağımlı bir erken ergenlik tablosudur.
CNS Depressant
Düşük dozlarda beynin inhibitör merkezlerini baskılayan, yüksek dozlarda ise vital bulguları yavaşlatarak komaya ve ölüme yol açabilen psikoaktif maddeler grubu.
Centered
Bir organizmanın çevresiyle kusursuz bir uyum ve bütünleşme içinde olduğu, bireyin gerçeklikle sağlam bir bağ kurduğu psikolojik ve fiziksel denge durumu.
Mers-cov
Şiddetli solunum yolu enfeksiyonlarına ve sistemik komplikasyonlara yol açabilen zoonotik kökenli bir betakoronavirüs türü.
Merycism
Mide içeriğinin isteğe bağlı veya istemsiz olarak ağza geri getirilmesi, ardından yeniden çiğnenmesi, yutulması veya tükürülmesi ile karakterize yeme bozukluğu.
Messiah Complex
Bireyin başkalarını veya dünyayı kurtarmakla görevli olduğuna dair karşı konulamaz bir dürtüye sahip olması ve sıklıkla ilahi bir misyon taşıdığı yönünde grandiyöz sanrısal inançlar barındırması durumu.
Occupational Disease
Bireyin mesleki faaliyetleri sırasında maruz kaldığı fiziksel, kimyasal, biyolojik veya psikososyal etkenler sonucunda tedrici olarak gelişen bedensel veya ruhsal sağlık bozulması.
Prevocational Training
Bireyleri rekabetçi bir çalışma ortamına hazırlamak, genel iş alışkanlıkları ve temel istihdam becerileri kazandırmak amacıyla tasarlanmış yapılandırılmış programlar.
Code Of Ethics
Profesyonel conduct süreçlerini, hakları ve sorumlulukları düzenleyen, meslek icrasının sınırlarını çizen standartlar ve ilkeler bütünü.
Occupational Counseling / Vocational Counseling
🔹 1. (occupational counseling): Bireylerin kendilerini tanımasını, meslekleri gerçekçi bir şekilde değerlendirmesini ve mantıklı kariyer seçimleri yapmasını hedefleyen erken dönem mesleki rehberlik yaklaşımı. 🔹 2. (vocational counseling): Çalışanların iş uyumu, kariyer gelişimi ve iş tatmini ile performansını etkileyen kişisel veya örgütsel sorunlarını çözmek amacıyla sağlanan profesyonel rehberlik hizmetidir.
Vocational Appraisal
Bir bireyin kişilik özellikleri, zekası, yetenekleri ve ilgi alanlarının analiz edilerek belirli bir meslekte başarı ve tatmin sağlama potansiyelinin yordanması süreci.
Vocational Training
Bireyleri belirli iş kollarında veya mesleklerde istihdam edilebilir kılmak amacıyla gerekli beceri ve niteliklerle donatan yapılandırılmış öğretim programı.
Professional Ethics
Belirli bir meslek grubunun üyelerinin uyması beklenen, kabul edilebilir davranış kuralları ve ahlaki standartlar bütünü.
Vocational Services
Bireylerin iş bulmasını, yetenek testleri ve mesleki eğitim yoluyla uygun kariyer alanlarına yönlendirilmesini sağlayan kapsamlı destek sistemidir.
Professional Licensing
Belirli bir mesleği yasal olarak icra edebilmek için devlet tarafından düzenlenen minimum yeterlilik standartlarının zorunlu kılınması süreci.
Occupational Neurosis
Bireyin iş ortamına karşı giderek artan bir kaçınma, sıkıntı ve işlevsellik kaybı yaşamasıyla karakterize, somatik belirtilerle kendini gösteren psikojenik ketlenme.
Vocational Rehabilitation
Fiziksel, zihinsel veya ruhsal yetersizlikleri bulunan bireylerin mesleki becerilerini geliştirmeyi, kaybettikleri üretkenliği yeniden kazandırmayı ve onları rekabetçi iş piyasasına entegre etmeyi amaçlayan kapsamlı bir müdahale sürecidir.
Vocational Guidance
Bireyin derinlemesine mülakatlar, yetenek, ilgi ve kişilik testleri aracılığıyla kendi potansiyeline en uygun mesleği seçmesini ve bu alandaki iş gereksinimlerini anlamasını sağlayan sistematik yardım süreci.
Professional Standards
Belirli bir meslek grubunda icra edilen performansın ve sergilenen davranışların uyması zorunlu olan asgari kalite ve etik eşikleri.
Occupational Stress
İş yerindeki olay veya koşulların bireyin sağlığı ve esenliği üzerinde oluşturduğu olumsuz fizyolojik ve psikolojik tepki bütünü.
Mesmerism
18. yüzyılın sonlarında Franz Anton Mesmer tarafından evrensel bir akışkan ve 'hayvansal manyetizma' iddiasıyla geliştirilen, trans benzeri durumlar ve telkin yoluyla şifa bulma iddiasındaki erken dönem tedavi tekniği.
Mesoridazine
Piperidin fenotiyazin sınıfına ait, düşük potansiyelli konvansiyonel bir antipsikotik ajan ve tioridazinin ana metabolitidir.
Mestinon
Pyridostigmine bromürün ticari adı olup, nöromüsküler kavşakta asetilkolin yıkımını engelleyen bir asetilkolinesteraz inhibitörüdür.
MET / Meth
🔹 1. (MET): İstirahat halindeki oksijen tüketiminin katları cinsinden fiziksel aktivitelerin enerji maliyetini ifade eden fizyolojik birim. 🔹 2. (meth): Metamfetamin maddesinin sokak dilindeki ve klinik literatürdeki yaygın kısaltması.
Metaemotion
Bireyin kendi ya da başkalarının duygularına yönelik farkındalığı, değerlendirmesi ve bunlara karşı geliştirdiği tutumlar bütünü.
Metabolic Encephalopathy
Sistemik bir metabolik bozukluk veya toksisiteye ikincil olarak gelişen, serebral fonksiyon bozukluğu ve değişmiş bilinç durumu ile karakterize yaygın beyin disfonksiyonu.
Dysmetabolic Syndrome
Kardiyovasküler hastalık ve tip 2 diyabet riskini artıran obezite, hipertansiyon ve dislipidemi gibi bir dizi metabolik bozukluğun bir arada görülmesi durumu.
Metabolic Screening
Doğuştan gelen metabolizma kusurlarını (örneğin fenilketonüri) öngörmek veya teşhis etmek amacıyla yürütülen inceleme ve laboratuvar prosedürleridir.
Metadate
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ve narkolepsi tedavisinde kullanılan metilfenidat hidroklorürün uzatılmış salınımlı ticari formülasyonlarından biri.
Methadone
Kronik ağrı yönetimi ve opioid bağımlılığı tedavisinde yoksunluk belirtilerini baskılamak amacıyla kullanılan sentetik bir opioid analjezik.
Methadone Maintenance Therapy
Eroin veya opioid kullanım bozukluğu olan bireylere, yoksunluk belirtilerini bastırmak ve madde aşermesini azaltmak amacıyla günlük oral dozlarda metadon reçete edilen bir rehabilitasyon tedavisidir.
Metaphor Therapy
Dilin sembolik anlamına odaklanan ve tedavi sürecinde bilişsel yapılandırma ile problem çözme yaklaşımlarını dönüştürmek için metaforların kullanılmasını amaçlayan psikoterapi sistemi.
Metaworry
Bireyin kendi düşünceleri ve bilişsel süreçleri hakkında, özellikle endişelenmenin kendisinin zararlı etkilerine odaklanarak sürekli bir endişe duyması durumu.
Metachromatic Leukodystrophy
Arilsülfataz A enziminin eksikliği veya yokluğuyla karakterize, merkezi ve periferik sinir sistemindeki miyelin yıkımı ile sülfatid birikimine yol açan otozomal resesif kalıtımlı nadir bir lizozomal depolama hastalığıdır.
Methaqualone
Barbitüratlara kimyasal olarak benzemeyen, güçlü sedatif ve hipnotik etkilere sahip sentetik bir merkezi sinir sistemi baskılayıcıdır.
Methamphetamine
Merkezi sinir sistemini güçlü bir şekilde uyaran, kimyasal olarak amfetaminle benzerlik gösteren ve yüksek suistimal potansiyeli barındıran sentetik bir stimülandır.
Metapsychology
Herhangi bir psikolojik sistemin temel ilkelerini, özellikle de Freudyen teoride psikolojik olguları dinamik, topolojik ve ekonomik boyutlarıyla ele alan kapsamlı teorik çerçeve.
Metapsychological Profile
Psikanalizde, bir hastanın yalnızca semptomlarını listelemek yerine intrapsişik işleyişini ve tüm kişiliğini sistematik olarak haritalandıran klinik değerlendirme tekniği.
Metapsychics
Ortodoks psikolojinin sınırlarını aşan telepati ve ölüm sonrası ruhsal devamlılık gibi iddia edilen zihinsel olguları inceleyen eski tarihli disiplin.
Metastasis
Kanser hücrelerinin orijinal odaklandıkları dokudan veya organdan, kan ve lenf sistemi aracılığıyla vücudun uzak bölgelerine yayılması ve orada yeni tümör kolonileri oluşturması sürecidir.
Metempsychosis
Ölümün ardından ruhun insan, hayvan veya başka bir varlık formunda yeni bir bedene geçerek varlığını sürdürmesi inancı.
Methylphenidate
Katekolamin geri alımını bloke ederek dopamin ve norepinefrin sinyalizasyonunu artıran, DEHB ve narkolepsi tedavisinde kullanılan sentetik bir psikostimülandır.
Methocarbamol
İskelet kası spazmlarını ve bunlara eşlik eden akut ağrıları hafifletmek amacıyla kullanılan, merkezi sinir sistemi (MSS) baskılayıcı etkiye sahip sentetik bir kas gevşeticidir.
Methotrimeprazine
Alifatik fenotiyazin sınıfına ait, düşük potensli bir antipsikotik ajan; ABD'de günümüzde primer olarak ağrı yönetimi amacıyla kullanılan farmakolojik bileşik.
Metrazol Shock Treatment
Metrazol adlı güçlü merkezi sinir sistemi uyarıcısının intravenöz enjeksiyonu yoluyla yapay nöbetler ve koma hali indüklemeyi amaçlayan tarihi bir biyolojik psikiyatri tedavi yöntemidir.
Seasonal Affective Disorder (SAD)
Yılın belirli dönemlerinde, özellikle sonbahar ve kış aylarında düzenli olarak tekrarlayan majör depresif epizodlarla karakterize bir duygudurum bozukluğudur.
SAD
Yılın belirli dönemlerinde, özellikle sonbahar ve kış aylarında tekrarlayan, majör depresif epizodlarla karakterize psikiyatrik bir tablodur.
Seasonality Effect
Şizofreni tanısı alan bireylerin, yılın belirli bir döneminde (özellikle Ocak ve Nisan ayları arasında) doğma olasılığının istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olmasını ifade eden epidemiyolojik gözlem.
Challenge Suggestion
Bireyin hipnotik duyarlılığını test etmek ve derinleştirmek amacıyla tasarlanan, genellikle basit bir fiziksel komut içeren telkin türüdür.
Meyer’s Theory
Ruhsal bozuklukların, bireyin belirli yaşam durumlarına karşı geliştirdiği hatalı davranış örüntülerinin bir sonucu olarak ortaya çıktığını savunan bütüncül psikobiyolojik yaklaşım.
Mianserin
Avrupa ve çeşitli ülkelerde depresyon tedavisinde kullanılan, mirtazapin ile yakın kimyasal ve farmakolojik akrabalığa sahip tetrasiklik yapılı atipik bir antidepresandır.
Michigan Alcoholism Screening Test (MAST)
Problemli alkol kullanımı ve alkol kullanım bozukluklarını hızlı ve güvenilir bir şekilde taramak amacıyla 1971 yılında geliştirilmiş 25 maddelik evet-hayır formatındaki öz bildirim ölçeği.
Midazolam / Versed
🔹 1. (midazolam): Anestezi indüksiyonu, prosedürel sedasyon ve akut ajitasyon kontrolünde kullanılan, güçlü anksiyolitik ve amnestik özelliklere sahip kısa etkili bir benzodiazepin türevidir. 🔹 2. (Versed): Kısa etkili bir benzodiazepin türevi olup, sedasyon, anksiyoliz ve anterograd amnezi oluşturmak amacıyla kullanılan güçlü bir farmakolojik ajandır.
Midget
Olağanüstü kısa boylu bireyleri tanımlamakta kullanılan, ancak türevsel kökeni ve tarihsel bağlamı nedeniyle günümüzde pejoratif (aşağılayıcı) kabul edilen tanım.
Mignon Delusion
Çocukların mevcut ebeveynlerinin gerçek aileleri olmadığını, aslında çok daha asil veya üstün bir soy gruptan gelip evlat edinildiklerine inanmalarıyla kendini gösteren bir aile-romansı varyasyonudur.
Migranal
Migren ve küme baş ağrılarının akut tedavisinde kullanılan dihidroergotamin (DHE) etken maddeli bir ilaç markasıdır.
Migraine Headache
Genellikle tek taraflı, şiddetli, tekrarlayıcı ve bulantı, kusma, fotofobi gibi vejetatif belirtilerle seyreden nörolojik bir baş ağrısı bozukluğudur.
Microtraining
Karmaşık becerilerin, özellikle danışmanlık ve mülakat yetkinliklerinin, yönetilebilir küçük davranışsal birimlere bölünerek öğretildiği yapılandırılmış beceri geliştirme yaklaşımıdır.
Microphonia
Konuşma sırasında ses hacminin ve yüksekliğinin patolojik olarak zayıf veya anormal derecede düşük olması durumu.
Micromastia
Ergenlik sonrası dönemde kadın meme dokusunun anatomik olarak anormal derecede az gelişmesi durumu.
Microorchidism
Bir veya her iki testisin normal gelişim sınırlarının altında, anormal derecede küçük olması durumu.
Microcounseling
Yardım mesleği adaylarına temel psikolojik danışmanlık becerilerini, karmaşık süreçleri küçük ve yönetilebilir parçalara bölerek videolu geri bildirim eşliğinde öğreten konsantre bir eğitim yaklaşımıdır.
Germ Theory
Bulaşıcı hastalıkların, vücut dokularında bakteri, virüs veya mantar gibi mikroorganizmaların varlığı ve faaliyeti sonucunda ortaya çıktığını savunan tıbbi ve bilimsel doktrin.
Micropsychosis
Şiddetli stres dönemlerinde ortaya çıkan, birkaç dakika veya saat süren çok kısa süreli psikotik epizodlar.
Microsocial Engineering
Aile üyeleri arasındaki çatışmaları çözmek amacıyla sorumlulukların, ayrıcalıkların, ihlal yaptırımlarının ve uyum ödüllerinin belirli bir takvime bağlanarak davranış sözleşmesi oluşturulduğu teknik.
Mixed Schizophrenia
Pozitif ve negatif semptomların her ikisinin de belirgin olarak görüldüğü veya klinik tablonun hiçbirinin baskınlığıyla sınırlanamadığı şizofreni alt türü.
Mixoscopia
Sevilen bir kişinin başka biriyle cinsel ilişkiye girmesini izleyerek cinsel doyum ve orgazm elde etme biçimi olan bir voyörizm türüdür.
Mixoscopia Bestialis
Bir bireyin başka bir kişinin hayvanla cinsel ilişkiye girmesini izleyerek cinsel uyarılma ve doyum yaşaması durumunu tanımlayan parafili türü.
Myxedema
Yetişkinlik döneminde tiroid hormonlarının yetersizliğine bağlı olarak gelişen, metabolik hızda yavaşlama ve deride mukopolisakkarit birikimiyle karakterize metabolik bozukluk.
Milieu
Bireyin kişiliğini, gelişimini ve psikolojik uyumunu etkileyen genel sosyal, fiziksel ve kültürel çevre.
Milieu Therapy
Bireyin içinde bulunduğu sosyal ve fiziksel çevrenin, daha sağlıklı bilişsel, duygusal ve davranışsal örüntüleri teşvik edecek biçimde bilinçli olarak yeniden yapılandırıldığı psikoterapötik tedavi yaklaşımı.
Millon Clinical Multiaxial Inventory (MCMI)
Psikiyatrik hasta popülasyonlarında kişilik bozukluklarını ve klinik sendromları değerlendirmek için geliştirilmiş, 175 maddeden oluşan doğru-yanlış formatındaki öz bildirim ölçeği.
Miltown
Meprobromat etkin maddeli anksiyolitik (kaygı giderici) ilacın tescilli ticari adı.
Mind Reading
Bir bireyin başka bir kişinin düşüncelerine doğrudan erişimi olduğunu iddia ettiği, duyusal olmayan algı (ESP) biçimi.
Mindfulness
Bireyin içsel durumlarını ve çevresini, şimdiki an deneyimlerini yargılamadan veya tepki vermeden gözlemleyerek fark etme kapasitesi.
Mindfulness Meditation
Bireyin dikkatini nefesine odakladığı ve ortaya çıkan düşünce, duygu ile duyusal uyaranları yargılamadan, sadece olduğu gibi deneyimlediği bir meditasyon türüdür.
Mini-mental State Examination (MMSE)
Bilişsel işlev bozukluklarını hızlı bir şekilde taramak ve değerlendirmek amacıyla kullanılan standartlaştırılmış kısa klinik test.
Minimization
Bireyin olayların veya yaşantıların önemini, etkisini ya da ciddiyetini sistematik olarak küçümsemesiyle karakterize edilen yaygın bir bilişsel çarpıtmadır.
MMPI
Bireylerin psikopatolojik belirtilerini, kişilik özelliklerini ve test alma tutumlarını değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş, ampirik temelli en yaygın öz-bildirim ölçeğidir.
Minnesota Multiphasic Personality Inventory (MMPI)
Bireylerin psikolojik uyumsuzluklarını ve kişilik profillerini değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş, en yaygın kullanılan kendini değerlendirme temelli ölçeklerden biridir.
Minor Depressive Disorder
Majör depresif bozukluk veya distimi tanı ölçütlerini tam olarak karşılamayan, ancak en az iki depresif belirtinin uzun süreli varlığıyla seyreden duygudurum bozukluğu.
Miranda Warning
Amerika Birleşik Devletleri'nde kolluk kuvvetlerinin, gözaltına alınan şüphelilere sorgu öncesinde kendilerini suçlamama ve yasal temsilci bulundurma haklarını hatırlatmakla yükümlü olduğu yasal uyarı.
Mirtazapine
Presinaptik alfa-2 adrenerjik reseptörleri bloke ederek norepinefrin ve serotoninerjik nörotransmisyonu artıran, sedatif ve iştah açıcı özelliklere sahip atipik bir antidepresandır.
Misattunement
Bebek ile ebeveyn veya danışan ile terapist arasında, bireyin duygu ve iletişim çabalarının karşı tarafça anlaşılmasını sağlayacak şekilde yanıt bulamaması durumu.
Mysophilia
Kirliliğe, pisliğe veya kirli nesnelere karşı duyulan patolojik ilgi ve bu unsurlardan cinsel uyarılma elde etme durumu.
Misogamy
Evliliğe karşı duyulan derin nefret, kaçınma veya patolojik düzeyde evlilik korkusu.
Misologia
Konuşmaktan, tartışmaktan ve entelektüel diyalogdan kaçınma ya da derin bir nefret duyma durumu.
Misopedia
Çocuklara karşı duyulan derin, irrasyonel ve kalıcı nefret veya düşmanlık.
Mistress
Evli bir erkeğin eşinin bilgisi dışında düzenli cinsel ve duygusal ilişkide bulunduğu kadın.
Mythology
Belirli bir kültürün erken tarihini, doğa olaylarını ve insani deneyimleri aşkın varlıklar aracılığıyla açıklayan geleneksel öyküler bütünü ve bu öykülerin inceleme alanı.
Mythomania
Bireyin sıklıkla hayali deneyimler rapor etmesi, olayları abartması ve kendi kendini de kandırarak inanılmaz hikayeler uydurma eğilimidir.
Term
İnsan gebeliğinde doğumun normal şartlarda gerçekleşmesinin bekletildiği, son adet tarihinden itibaren 37 ila 42 haftalık süreci kapsayan zaman aralığı.
MPS
İskelet kaslarında tetik noktaların (trigger points) varlığı ve yansıyan ağrılarla karakterize kronik bir ağrı sendromudur.
Myoclonus
Bir veya birden fazla kasta meydana gelen, ani, kısa süreli ve istemsiz seğirme veya kasılma durumu.
Miosis (myosis)
Göz bebeğinin (pupil) normalden daha fazla daralarak küçülmesi durumu.
Temperament And Character Inventory (TCI)
Cloninger'in psikobiyolojik modeline dayanan; bireyin kalıtımsal mizaç boyutları ile sosyokültürel deneyimlerle şekillenen karakter boyutlarını ölçen 240 maddelik öz-bildirim ölçeğidir.
Release Theory Of Humor
İnsanların, bastırılmış psikolojik enerjiyi veya sosyal olarak tabu olan dürtüleri güvenli bir şekilde dışa vurarak rahatlamak amacıyla gülmesini savunan kuram.
Misanthropy
İnsan türüne, insan doğasına ve toplumsal davranış kalıplarına karşı duyulan kökleşmiş nefret, güvensizlik veya kaçınma tutumu.
Miso- (mis-)
Nefret, hoşnutsuzluk veya kaçınma anlamı veren ve birleşik kelimelerin başında yer alan birleştirici ek.
Misoneism
Değişime karşı gösterilen aşırı direnç ve yeni olan her türlü duruma karşı tahammülsüzlük, mevcut statükoyu koruma adına sergilenen obsesif bir yönelim.
MLH1
İnsanlarda 3. kromozomun kısa kolunda yer alan ve kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanser ile ilişkili olan germ hattı mutasyonlarını barındıran DNA uyumsuzluk onarım (mismatch repair) genidir.
MMECT
Tek bir seans anestezi altında birden fazla elektrokonvülsif tedavi (EKT) uygulanmasını ifade eden tıbbi kısaltmadır.
Moban
Molindone hidroklorürün eski ticari adı olup, şizofreni tedavisinde kullanılan tipik (birinci kuşak) bir antipsikotik ilaçtır.
Mobbing
Bir veya birden fazla kişinin, hedef alınan bir bireye karşı uzun süreli, sistematik ve düşmanca davranışlar sergileyerek onu alt etmeyi veya iş ortamından uzaklaştırmayı amaçlayan psikolojik terör biçimi.
Modality
Bir deneyimin, duyumun, tedbirin veya ifadenin ortaya çıktığı spesifik kanal, biçim veya yöntem.
Model Psychosis
Araştırma amacıyla LSD gibi psikotomimetik ajanlar kullanılarak kasıtlı olarak tetiklenen sanrı, halüsinasyon ve disoryantasyon gibi psikotik belirtiler durumu.
Modeling
Bireyin, bir başkasının davranışlarını, tutumlarını veya duygusal tepkilerini gözlemleyip taklit ederek yeni davranış biçimleri edinmesi süreci.
Modus Operandi
Bir bireyin, belirli bir görevi yerine getirirken veya bir eylemi gerçekleştirirken sergilediği kendine özgü davranış kalıbı ve çalışma yöntemi.
Mogadon
Nitrazepam adlı benzodiazepin türevi ilacın piyasadaki en bilinen ticari adı.
Mogilalia
Konuşma eylemi sırasında ortaya çıkan belirgin zorluk veya duraksama hali.
Moclobemide
Monoamin oksidaz A (MAO-A) enzimini seçici ve geri dönüşümlü (reversible) olarak inhibe eden, depresyon ve sosyal anksiyete tedavisinde kullanılan bir antidepresan ajandır.
Time Out (TO)
İstenmeyen davranışı pekiştiren çevresel uyarıcıların aniden ortadan kaldırılması veya bireyin pekiştireç sağlayan ortamdan geçici olarak uzaklaştırılması suretiyle o davranışın sıklığını azaltmayı hedefleyen edimsel koşullama tekniği.
Molilalia
Konuşma üretimi sırasında zayıflık, yavaşlık veya belirgin bir ağırlık hissi ile karakterize edilen nadir bir konuşma bozukluğudur.
Molindone
Şizofreni ve tıbbi durumlara eşlik eden psikozların tedavisinde kullanılan, birinci kuşak (tipik) antipsikotik ilaç.
Monoamine Oxidase İnhibitor (MAOI; MAO İnhibitor)
Presinaptik nöronlarda monoamin oksidaz enzimini inhibe ederek serotonin, norepinefrin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin yıkımını engelleyen ve sinaptik aralıktaki konsantrasyonlarını artıran bir grup antidepresan ilaç sınıfı.
Monodrama
Grup terapisinde bir bireyin, diğer grup üyelerinin gözü önünde tek başına bir sahneyi veya çatışmayı canlandırdığı ve ardından gruptan geri bildirim aldığı bir rol yapma tekniği.
Monophagism
Bireyin alışkanlık olarak yalnızca tek bir besin türünü tükettiği veya günde yalnızca tek bir öğünla beslendiği patolojik yeme davranışı.
Monoideism
Bireyin, diğer tüm uyaranları ve düşünceleri dışarıda bırakarak yalnızca tek bir fikre zihinsel olarak aşırı odaklanması ve saplanması durumu.
Monomania
Bireyin akli melekeleri genel olarak yerinde görünmesine rağmen, tek bir fikir, nesne veya konuya karşı gösterdiği aşırı, irrasyonel ve saplantılı odaklanma hali.
Monopediomania
Yalnızca tek bacağı olan bireylere duyulan cinsel ilgi ve bu durumla tetiklenen uyarılma hali.
Monosymptomatic
Tek bir belirgin semptom veya klinik bulgu ile kendini gösteren bir bozukluk veya durumu ifade eden sıfat.
Monotherapy
Belirli bir bozukluğun ya da semptomun tedavisinde, kombinasyon yaklaşımları yerine tek bir yöntem veya ajan kullanılması.
Monosomy
Bir çift kromozomdan birinin eksik olması durumunu ifade eden anöploidi biçimi.
Morbid
Fiziksel veya psikolojik olarak sağlıksız, hastalıklı, hastalıktan kaynaklanan veya ölüm ve çürüme gibi temalara karşı aşırı, anormal bir ilgi duyan durumu ifade eden sıfat.
Morbid Dependency
Bireyin işlevselliğini bağımsız olarak sürdüremediği, başka bir kişiye veya duruma aşırı ve sağlıksız bir şekilde dayandığı patolojik bir bağımlılık halidir.
Morbid Obesity
Vücut kitle indeksinin (VKİ) 39 üzerinde olması ya da ideal ağırlığın yüzde 50 ila 100 oranında aşılmasıyla karakterize, yaşam süresini ve kalitesini doğrudan tehdit eden klinik obezite evresi.
Morbidity
Bir popülasyonda belirli bir hastalığın veya patolojik durumun görülme sıklığı ya da bireyin sahip olduğu hastalık durumu.
Morbidity Risk
Epidemiyolojide ve klinik istatistikte, bir bireyin belirli bir hastalığa veya bozukluğa yakalanma ihtimalini ifade eden olasılık ölçüsüdür.
Morbidity Rate
Belirli bir popülasyonda belirli bir hastalığa yakalanmış veya hasta olan kişilerin sayısının, sağ veya risksiz popülasyona oranını gösteren epidemiyolojik ölçüttür.
Morphine
Afyondan elde edilen, mu opioid reseptörleri üzerinden etki gösteren, yüksek potentli bir analjezik ve merkezi sinir sistemi depresanıdır.
Morphophilia
Cinsel partnerlerde, kişinin kendi beden özelliklerinden (boy, kilo, ten ve saç rengi gibi) belirgin şekilde farklı fiziksel niteliklerin aranması ve bunlara duyulan cinsel ilgi.
Morita Therapy
Şinkeishitsu (anksiyete bozuklukları ve nevrotik durumlar) tedavisinde kullanılan; sıkı yatak istirahati, aşamalı iş terapisi ve 'arugamama' (duyguları olduğu gibi kabul etme) felsefesine dayanan klinik bir müdahale yöntemidir.
Morning-after Pill
Cinsel ilişkiden sonraki ilk 72 saat içinde alınan, yüksek doz progestin veya progestin-östrojen kombinasyonu içeren acil oral doğum kontrol hapıdır.
Moron
Geçmişte hafif düzeyde zeka geriliğini tanımlamak için kullanılan, günümüzde ise tamamen terk edilmiş ve hakaret içerikli bir sıfat halini almış olan tarihi bir klinik sınıflandırmadır.
Morsicatio Buccarum
Yanak mukozasının istem dışı veya alışkanlık haline gelmiş bir şekilde sürekli ısırılması ya da çiğnenmesi durumu.
Mort Douce
Edebi bağlamlarda sıklıkla karşımıza çıkan, tüm gerginliklerin cinsel birleşimin doruk noktasına benzer şekilde çözüldüğü, huzurlu ve sükûnet dolu ölümü tanımlayan kavram.
Mortality
Canlı bir organizmanın hastalanma, fiziksel çöküş ve nihayetinde ölüm durumuna tabi olması ya da belirli bir popülasyondaki ölüm oranı.
Mortality Effect
Çevresel koşulların, yaşam tarzının veya spesifik davranış biçimlerinin bireylerdeki ölüm insidansını artırma ya da azaltma derecesidir.
Mothers Against Drunk Driving (MADD)
Alkol veya diğer maddelerin etkisi altında araç kullanımını (DUI) önlemeyi, mağdurlara ve ailelerine destek olmayı amaçlayan uluslararası sivil toplum kuruluşu.
Motion İn Limine
Duruşma öncesinde mahkemeye sunulan ve belirli delillerin, ifadelerin veya soruların yargılama sürecine dahil edilmesini engellemeyi amaçlayan resmi hukuki talep.
Motivation Research
Tüketici psikolojisinde, bireylerin bir ürünü satın alma veya satın almayı reddetme arkasındaki bilinçdışı ve gerçek motivasyonlarını ortaya çıkarmak için klinik, yoğun ve nitel yaklaşımlar kullanan araştırma alanı.
Motivational Enhancement Therapy
Danışanların değişime olan bireysel hazırlık düzeylerini dikkate alarak, değişim aşamalarına uygun müdahaleleri eşleştiren transtetik bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Motivational İnterviewing
Bireylerin değişim konusundaki kararsızlıklarını çözmelerine ve içsel motivasyonlarını keşfetmelerine yardımcı olmayı amaçlayan, danışan merkezli ancak yönlendirici bir klinik iletişim yaklaşımıdır.
Motor Disorder / Motor Disturbance
🔹 1. (motor disorder): Merkezi sinir sisteminin premotor veya motor alanlarındaki hasara bağlı olarak basit ya da karmaşık hareket becerilerinin yitirilmesi durumu. 🔹 2. (motor disturbance): Hiperaktivite, retardasyon, otomatizm, stereotipik hareketler, katatoni, grimacing veya tikler gibi motor davranışlardaki her türlü işlevsel kesinti veya sapma.
Motor Tension
Bireyin huzursuzluk hissettiği, çabuk yorulduğu ve kas tonusunun kronik olarak artış gösterdiği bedensel durum.
Motor Conversion Symptoms
Konversiyon bozukluğunun iki temel belirti grubundan biri olup, nörolojik bir temeli olmaksızın ortaya çıkan istemli kas hareketlerinde kayıp, zayıflık veya koordinasyon bozukluklarıdır.
Motor Neuron Disease
Üst ve/veya alt motor nöronların ilerleyici dejenerasyonu ile karakterize, iskelet kaslarında kuvvetsizlik, erime (atrofi) ve paraliziyle seyreden nörodejeneratif bozukluklar grubu.
Mosaic Test
Çocukların yaklaşık 400 farklı renk ve şekle sahip parçayı kullanarak serbestçe bir kompozisyon oluşturmasını isteyen projektif bir değerlendirme tekniğidir.
MR
Tarihsel olarak genel zeka işlevselliğinin ortalamanın anlamlı derecede altında olması ve uyumsal becerilerde eşzamanlı yetersizlik bulunması durumu.
MSE
Bir bireyin o anki bilişsel, duygusal ve davranışsal işlevselliğini sistematik olarak değerlendirmeye yarayan klinik muayene yöntemi.
MSIS
Amerika Birleşik Devletleri'nde psikiyatri hastalarının klinik verilerini ve demografik bilgilerini eyaletler arası düzeyde toplayan ve izleyen merkezi bilgisayar tabanlı bilgi sistemi.
Examination
Fiziksel veya zihinsel sağlığı değerlendirmek, hastalık ya da bozukluk belirtilerinin varlığını veya yokluğunu saptamak amacıyla hastaya uygulanan test, gözlem ve araştırma süreçlerinin bütünü.
Battle Fatigue
Savaş ortamının yarattığı yoğun ve ezici stresin akut bir sonucu olarak ortaya çıkan; yorgunluk, yavaşlamış reaksiyon süresi ve kararsızlıkla karakterize psikolojik durum.
Combat Stress Reaction (CSR)
Askeri operasyonlar sırasında yaşanan travmatik olaylara karşı hafiften şiddetliye kadar değişebilen psikolojik ve fizyolojik tepki bütünü.
Battle Shock
Savaş alanı stres reaksiyonlarının tetiklediği, askerin artık askeri operasyonları sürdüremeyecek düzeyde işlevsel ve psikolojik kayıp yaşaması durumu.
Muina
Kültüre özgü bir sendrom veya psikolojik sıkıntı ifadesi olup, genellikle yoğun üzüntü, öfke ve buna eşlik eden fiziksel belirtilerle karakterizedir.
Mucopolysaccharidosis (MPS)
Dokularda mukopolisakkaritlerin (glikozaminoglikanların) aşırı birikimiyle karakterize olan, bazı formlarında zihinsel gelişim bozukluklarının da görüldüğü kalıtsal metabolik bozukluklar grubu.
Multidisciplinary Team
Farklı uzmanlık alanlarına sahip profesyonellerin, ortak bir hedef doğrultusunda karmaşık sorunları çözmek veya bireylere kapsamlı destek sağlamak amacıyla bir araya gelmesiyle oluşan çalışma grubu.
Multiphilia
Bireyin uzun süreli ilişkiler veya duygusal bağlılık arzusu olmaksızın, birden fazla kısa süreli cinsel ilişkiye yönelik süreğin yönelimi.
Multifunctional Antidepressant
Etkisini birden fazla temel nörotransmitter sistemi üzerinden gösteren, serotonin ve norepinefrin gibi monoaminlerin geri alımını eş zamanlı inhibe eden gelişmiş psikofarmakolojik ajan.
Multigravida
İki veya daha fazla kez gebelik deneyimi yaşamış olan kadınları tanımlamakta kullanılan obstetrik ve klinik sınıflandırma terimi.
Multicultural Psychology
Bireylerin dünya görüşünü şekillendiren ırk, etnisite, dil, cinsiyet, yaş, engellilik, sınıf ve din gibi çoklu kimlik boyutlarını merkeze alan ve hem evrensel hem de kültüre özgü olguları inceleyen genel psikolojinin bir uzantısıdır.
Multimodal Treatment
Bir hastalığı, bozukluğu veya sendromu, sıklıkla farklı disiplinlerden veya geleneklerden gelen birkaç farklı yöntemi eş zamanlı uygulayarak tedavi etme yaklaşımı.
Multimodal Therapy (MMT)
Danışanın sorunlarını davranışsal, duygusal, duyusal, imgesel, bilişsel, kişilerarası ve biyolojik olmak üzere yedi etkileşimli boyutta (BASIC ID) ele alan eklektik bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Multiparous
Canlı doğumla sonuçlanan iki veya daha fazla gebelik yaşamış kadını veya tek bir doğumda birden fazla yavru dünyaya getiren organizmayı tanımlayan sıfat.
Nutmeg
Myristica türü ağaçların tohumlarından elde edilen, yüksek dozlarda uçucu yağları (elemisin ve miristisin) nedeniyle kannabis benzeri psikoaktif ve toksik etkiler doğuran baharat.
Mussitation
İşitilebilir bir konuşma olmaksızın dudakların hareket etmesi veya anlaşılmaz, boğuk mırıltılar çıkarılması durumu.
Musturbation
Bireyin başarı, onay veya konfor elde etmek için kusursuz ve mutlak hedeflere ulaşması gerektiğine dair geliştirdiği katı ve maladaptif inanç sistemi.
Mutilation
Bir uzvun veya hayati bir vücut parçasının yok edilmesi, çıkarılması ya da işlevini yitirecek ölçüde ağır hasar görmesi durumu.
Mutism
Fiziksel, nörolojik veya psikolojik etkenlere bağlı olarak konuşmanın tamamen yokluğu veya eksikliği durumu.
Muttering Delirium
Bireyin konuşmasının düşük sesli mırıldanmalar, peltekleşme, yineleme, dizartri ve perseverasyon ile karakterize olduğu, huzursuzluk ve titremenin eşlik ettiği bir delirium alt tipidir.
İntervention
Patolojik bir süreci durdurmak, yönetmek ya da değiştirmek amacıyla bir sürece bilinçli olarak dahil olma ve eylemde bulunma eylemi.
İntervention Research
Sistematik bir değişiklik uygulandıktan sonra bireyde veya durumda meydana gelen değişimleri ölçmek ya da farklı programların etkilerini karşılaştırmak amacıyla tasarlanan araştırma stratejileridir.
Obtrusive İdea
Bireyin normal düşünce akışına zorla ve istenmeyen şekilde giren, obsesif nitelikteki yabancı zihinsel içerik.
İntrusive Thoughts
Bireyin bilinçli niyetine ve çabasına rağmen, işle ilgili düşünce akışını aniden kesintiye uğratan istenmeyen zihinsel olaylardır.
MRH
Müllerian-inhibiting hormone teriminin kısaltması olup, erkek embriyosunda Müller kanallarının gerilemesini sağlayan glikoprotein yapılı hormondur.
Münchausen Syndrome
Bireyin, hasta rolünü üstlenme ve tıbbi ilgi görme amacıyla fiziksel belirtileri bilinçli olarak uydurduğu, kronik ve şiddetli bir yapay bozukluk formudur.
MSP
Bakım veren kişinin (genellikle ebeveyn), bakmakla yükümlü olduğu bireyde tıbbi semptomlar uydurması veya kasıtlı olarak hastalık yaratmasıyla karakterize ciddi bir psikiyatrik bozukluktur.
Proprietary Drug
Ticari marka veya patent koruması altında tescilli bir isimle üretilen ve pazarlanan tıbbi kimyasal bileşim.
Obscenity
Verilen bir toplumun kabul gören görgü ve ahlak normlarını ağır biçimde ihlal eden sözel ifadeler, çizimler, jestler ve yazılı materyaller bütünü.
Allied Health Professional (AHP)
Hekim, hemşire, diş hekimi ve eczacı dışındaki özel eğitimli, önleyici, tedavi edici ve rehabilite edici sağlık hizmeti sunucusu.
Music Therapy
Bireylerin psikolojik, fiziksel, bilişsel ve sosyal işlevselliklerini geliştirmek amacıyla müziğin klinik ve kanıta dayalı bir müdahale aracı olarak kullanılması.
Myasthenia Gravis
Vücudun asetilkolin reseptörlerine karşı otoantikorlar üreterek nöromüsküler kavşaktaki sinir iletimini bozduğu, ilerleyici ve kas yorgunluğuyla karakterize kronik bir otoimmün bozukluktur.
Myers–briggs Type Indicator (MBTI)
Bireyleri Carl Jung'un tipoloji teorisine dayanan dört ikili kategorideki tercihlerine göre sınıflandıran popüler bir kişilik envanteridir.
Myriachit
Sibirya popülasyonlarında görülen, bireyin karşılaştığı diğer kişilerin hareketlerini istemsiz ve ayrım gözetmeksizin taklit etmesiyle karakterize kültüre özgü bir sendromdur.
Mysoline
Primidon etken maddesinin tescilli ticari adı olup, özellikle epilepsi tedavisinde kullanılan antikonvülsan bir ajandır.
Mytelase
Ambenonyum klorürün ticarî adı olup, miyastenia gravis tedavisinde kullanılan asetilkolinesteraz inhibitörüdür.
NA
Klinik psikolojide bağımlılık alanında 'Narcotics Anonymous' örgütlenmesini, psikometride ise Pozitif ve Negatif Duygulanım Skalası kapsamındaki 'Negatif Duygulanım' alt boyutunu simgeleyen standart kısaltma.
Nabilone
Tetrahidrokanabinolü (THC) taklit eden, cerrahi anestezi sonrası veya kemoterapi gören hastalarda bulantı ve kusmayı yönetmek için klinik olarak kullanılan sentetik bir kannabinoiddir.
Naikan
Bireyin başkalarından aldıklarını, başkalarına verdiklerini ve başkalarına verdiği zararları katı bir öz-değerlendirme yoluyla incelemesini sağlayarak karakter gelişimi ve sorumluluk bilinci oluşturan Japon kökenli bir terapi yöntemidir.
Nalline Test
Yakın zamanda opiyat kullanımı olup olmadığını belirlemek amacıyla opioid antagonisti nalorfin enjeksiyonu yapılarak yoksunluk belirtilerinin tetiklendiği tıbbi ve adli bir tarama testidir.
Nalmefene
Opioid reseptörleri üzerinde yüksek afiniteye sahip, özellikle alkol bağımlılığı ve opioid doz aşımı tedavisinde kullanılan sentetik bir opioid antagonistidir.
Naloxone
Opioid reseptörlerine bağlanarak bu maddelerin etkilerini hızla bloke eden ve özellikle opioid aşırı dozunda gelişen solunum depresyonunu tersine çeviren opioid antagonistidir.
Nalorphine
Opiyat reseptörleri üzerinde hem agonist hem de antagonist etki gösteren, aşırı dozda opiyat etkisini tersine çevirmek ve bağımlılığı saptamak için geliştirilmiş sentetik bir bileşiktir.
Naltrexone
Opioid reseptörlerini bloke ederek opioidlerin ve alkolün pekiştirici, öforik etkilerini ortadan kaldıran sentetik bir opioid antagonistidir.
NAMI
Amerika Birleşik Devletleri merkezli, ruhsal bozukluklardan etkilenen bireylerin ve ailelerinin haklarını savunan, destek ve eğitim sağlayan en büyük ülkesel tabanlı sivil toplum kuruluşudur.
Narcan
Opioid aşırı dozlarının etkilerini hızla tersine çevirmek için kullanılan saf bir opioid reseptör antagonisti olan naloksonun ticari adıdır.
Narcotics Anonymous (NA)
Opiyot ve diğer psikoaktif madde kullanım bozukluğu olan bireylerin, on iki basamaklı bir program çerçevesinde karşılıklı destek ve iyileşme sağladığı uluslararası öz-yardım kuruluşu.
Nardil
Fenelzin etken maddesini içeren, monoamin oksidaz inhibitörü (MAOI) sınıfına ait ilk nesil bir antidepresan ve anksiyolitik ajandır.
NARHC
ABD'de kırsal bölgelerdeki sağlık kliniklerini temsil eden, savunuculuk yapan ve standartları belirleyen ulusal mesleki kuruluştur.
Narcoanalysis
Psikanalitik süreci kolaylaştırmak ve baskılanmış travmatik anıları açığa çıkarmak amacıyla farmakolojik olarak yarı hipnotik bir durumun indüklenmesini içeren tarihsel bir psikoterapi yöntemidir.
Narcomania
Narkotik maddelere karşı duyulan patolojik istek ve bu maddelerin uzun süreli kötüye kullanımı sonucunda ortaya çıkan psikotik tabloyu tanımlayan, günümüzde eskimiş klinik terim.
Narcosynthesis
Psikoterapi süreçlerinde bastırılmış duygusal travmaların hatırda canlandırılmasını kolaylaştırmak amacıyla narkotik veya sedatif ajanların kontrollü olarak uygulandığı ve ardından elde edilen materyalin uyanık durumda işlendiği bir klinik tedavi tekniğidir.
Narcotherapy
Amobarbital veya tiopental gibi narkotik ve barbitürat ajanlar aracılığıyla bireyde oluşturulan yarı bilinçli bir sedasyon hali eşliğinde yürütülen psikoterapi yöntemi.
Narcotic
Orijinal anlamıyla uyuşma, stupor veya duyarsızlık yaratan herhangi bir maddeyi ifade eden, günümüzde ise klinik olarak opioidler ve yasal bağlamda suistimal edilen maddeler için kullanılan terim.
Narcotic Stupor
Opioid grubu ilaçların etkisine bağlı olarak ortaya çıkan; derin uyuşukluk, sınırlı hareketlilik ve çevresel uyaranlara karşı belirgin yanıt azalmasıyla karakterize klinik durum.
Narrotophilia
Cinsel aktivite esnasında açık cinsel içerikli kelimeler konuşmaktan veya işitmekten cinsel ilgi ve uyarılma elde etme durumu.
Narcissistic Personality Disorder
Kişinin kendini aşırı derecede önemsediği, sürekli hayranlık beklediği, empati yoksunluğu ve büyüklenme örüntüsüyle karakterize DSM-5-TR B Kümesi kişilik bozukluğudur.
Narcissism
Aşırı öz-sevgi, benmerkezcilik ve psikanalitik teoride libidonun nesnesi olarak kendi egosunu veya bedenini konumlandırma durumu.
Narcissistic Transference
Heinz Kohut'un benlik psikolojisinde, hastanın erken dönem narsistik ihtiyaçlarını terapist üzerinde yeniden canlandırdığı ve tedavi sürecinde yapılandırıcı bir araç olarak kullandığı özel bir aktarım türü.
Narcissistic Vulnerability
Kırılgan özsaygı ve benlik değerine dayanan, sürekli onay ihtiyacı, eleştiriye aşırı duyarlılık, utanç ve sosyal içe çekilme ile kendini gösteren içselleştirilmiş narsizm alt türü.
Narcissistic Personality
Aşırı öz-ilgi, kendini dev aynasında görme ve onaylanma ihtiyacıyla belirginleşen kalıcı kişilik özellikleridir.
NASW
Sosyal hizmet mesleğinin standartlarını, etik ilkelerini ve profesyonel gelişimini belirleyen ulusal mesleki kuruluşun kısaltması.
National Alliance On Mental Illness (NAMI)
Ruhsal hastalıklardan etkilenen bireylere ve yakınlarına duygusal ile eğitimsel destek sağlayan, aynı zamanda ruh sağlığı hizmetlerine erişimi ve araştırmaları savunan ulusal tabanlı dayanışma ağı.
National Association Of Rural Health Clinics (NARHC)
Yetersiz hizmet alan kırsal bölgelerde kaliteli ve maliyet-etkin sağlık hizmetlerinin sunumunu savunmak, genişletmek ve korumak amacıyla faaliyet gösteren mesleki ve kurumsal birliktir.
National Association Of Social Workers (NASW)
1955 yılında kurulan, profesyonel sosyal hizmet uzmanlarının haklarını savunan, mesleki gelişimi destekleyen ve etik standartları belirleyen dünyanın en büyük meslek örgütüdür.
National Chronic Fatigue Syndrome And Fibromyalgia Association (NCFSFA)
Merkezi Missouri eyaletinin Kansas City şehrinde bulunan; kronik yorgunluk sendromu, fibromiyalji ve ilişkili rahatsızlıklar konusunda kamusal eğitimi ve bilgi paylaşımını amaçlayan sivil toplum kuruluşu.
National Committee For Quality Assurance (NCQA)
Yönetilen bakım planlarını denetleyen ve bu planların sunduğu sağlık hizmeti kalitesini ölçerek akredite eden, 1990 yılında kurulmuş ulusal kar amacı gütmeyen kuruluş.
National Eating Disorders Association (NEDA)
Yeme bozukluklarıyla mücadele eden bireylere, ailelerine ve yakınlarına eğitim, destek grupları ve kaynak sağlayan, Washington merkezli kâr amacı gütmeyen ulusal kuruluş.
National Mental Health Association (NMHA)
Mental Health America kuruluşunun eski adı olan, Amerika Birleşik Devletleri merkezli köklü ruh sağlığı savunuculuk örgütüdür.
National Register Of Health Service Providers İn Psychology
Profesyonel psikologların ulusal düzeyde akreditasyonunu ve sicil tutulmasını sağlayarak halk sağlığı hizmetlerinin kalitesini artırmayı amaçlayan 1974 kurumlu kar amacı gütmeyen kuruluş.
Navane
Tiotiksen etken maddesinin ticarî adı olup, özellikle şizofreni tedavisinde kullanılan tipik bir antipsikotik ilaçtır.
NCFSFA
Kronik yorgunluk sendromu ve fibromiyalji alanlarında hasta haklarını savunan, araştırmaları destekleyen ve toplumsal farkındalık yaratan ulusal düzeydeki kurumsal bir birliğin kısaltması.
NCQA
Sağlık bakım kalitesini değerlendiren, ölçen ve iyileştiren bağımsız, kâr amacı gütmeyen bir kuruluşun uluslararası kabul görmüş kısaltması.
Necro- (necr-)
Ölüm, ceset veya hücresel çözülme durumlarını ifade eden birleşik form ve ön ek.
NEDA
Yeme bozukluklarıyla mücadele eden bireylere ve ailelerine destek sağlayan, alanındaki en büyük ABD merkezli sivil toplum ve savunuculuk kuruluşu.
Causal Latency
Bir neden ile bunun ürettiği etki arasındaki zamansal ayrışma veya aradaki süre aralığı.
Nefazodone
Trazodona kimyasal olarak yakın, 5-HT2 serotonin reseptör antagonisti ve serotonin-norepinefrin geri alım inhibitörü mekanizmalarına sahip atipik bir antidepresan.
Breathwork
Fiziksel, zihinsel veya ruhsal iyilik halini desteklemek amacıyla solunum hızını, derinliğini ve desenini bilinçli olarak manipüle etmeyi içeren çeşitli nefes teknikleri bütünü.
Breath Control
Öfke, stres veya fizyolojik uyarılmışlığı azaltmak amacıyla solunum döngüsünün (nefes alma, tutma ve verme) bilinçli olarak yönlendirilmesidir.
Hate
Yoğun tiksinti, öfke ve sıklıkla zarar verme arzusunu birleştiren düşmanca bir duygusal durum.
Nephrogenic Diabetes İnsipidus
Böbrek tübüllerinin hipofiz bezinden salgılanan vazopressin (antidiüretik hormon) sinyallerine yanıt verememesi sonucu, organın idrarı normal yoğunlukta konsantre edemediği ve aşırı miktarda seyreltik idrar üretimiyle karakterize klinik tablo.
Negative Transference
Psikanalitik süreçte danışanın, çocukluk döneminde ebeveynlerine veya önemli figürlere karşı duyduğu öfke, düşmanlık ve kırgınlık gibi olumsuz duyguları analiste veya terapiste yöneltmesi.
Negative Symptom
Normal yaşam fonksiyonlarını, duygusal dışavurumu ve motivasyonu yerine getirme yeteneğindeki yapısal ve kalıcı eksiklikler.
Negative Exercise Addiction
Fiziksel, psikolojik veya sosyal iyilik hali üzerinde zararlı etkilere yol açmasına rağmen habitual (alışkanlık haline gelmiş) fiziksel egzersize karşı gelişen kompulsif bağımlılık ve saplantı.
Negative Hallucination
Kişinin doğrudan baktığı halde çevresindeki belirli bir nesneyi, kişiyi veya uyarıcıyı algılamada başarısız olduğu, var olan bir uyaranın yok sayılmasıyla karakterize yanlış algısal deneyim.
Negative Suggestion
Başka bir bireyin belirli bir duygu, düşünce veya eylemini engellemek ya da bastırmak amacıyla yönlendirilen ketleyici ifade.
Negative Schizophrenia
Normal bir bireyin davranış repertuarında bulunması gereken duygusal ve davranışsal işlevlerin yoksunluğu veya belirgin eksikliğiyle karakterize şizofreni alt tipi.
Negative Response
Bir uyarıcıdan kaçınmayı veya geri çekilmeyi içeren her türlü davranışsal ya da fizyolojik tepki.
Negativism
Başkalarının önerilerine, ricalarına veya emirlerine karşı belirgin bir neden olmaksızın sergilenen sürekli direnç veya zıt hareket etme eğilimi.
Neil V. Biggers
Tanık teşhislerinin güvenilirliğini ve geçerliliğini değerlendirirken mahkemelerin ve uzmanların dikkate alması gereken beş temel kriteri belirleyen dönüm noktası niteliğindeki Yüksek Mahkeme kararıdır.
Necrophilia
Ölü bedenlere duyulan cinsel ilgi veya cesetlerle cinsel temas kurma davranışını içeren nadir bir parafilidir.
Necrophilic Fantasies
Cinsel uyarılma sağlamak amacıyla bir cesedi izleme veya onunla cinsel temasta bulunma arzusu içeren zihinsel düşlemlerdir.
Corpse Phobia / Necrophobia
🔹 1. (corpse phobia): Ölü bedenlere, cesetlere veya ölümle ilgili nesnelere karşı duyulan aşırı, irrasyonel ve kalıcı korku durumudur. 🔹 2. (necrophobia): Ölü bedenlere veya cesetlere karşı duyulan, işlevselliği bozma derecesinde yoğun, sürekli ve mantıksız korku durumu.
Necromania
Cesetlere karşı hastalıklı bir zihinsel meşguliyet, genellikle ölü bedenlere duyulan cinsel arzu ile cenaze, morg, otopsi ve mezarlıklara yönelik patolojik ilgi durumu.
Necromancy
Gelecekteki olaylar hakkında bilgi edinmek veya saklı bilgileri ortaya çıkarmak amacıyla ölülerin ruhlarıyla iletişim kurma ya da onları çağırma pratiği.
Nembutal
Barbitürat sınıfından, güçlü sedatif, hipnotik ve anticonvulsan özellikler gösteren pentobarbital sodyumun ticari adı.
Clamminess
Ciltte eş zamanlı olarak algılanan soğukluk, nemlilik ve yapışkanlık duyusal karışımı.
NEO Personality Inventory (NEO-PI)
Beş Faktör Kişilik Modeli'nin alt boyutlarını ölçmek amacıyla Paul T. Costa Jr. ve Robert R. McCrae tarafından geliştirilmiş 240 maddelik öz ve gözlemci raporuna dayalı standart psikometrik envanter.
Neophasia
Bir kişinin tamamen kendisine özgü sözcük dağarcığı ve dilbilgisi kurallarıyla yarattığı karmaşık, idiosinkratik dil sistemi.
Neophenomenology
Bireyin anlık ve bilinçli öznel yaşantılarının, davranışların belirlenmesindeki merkezi rolünü vurgulayan psikolojik yaklaşım.
Neophobia
Değişime, yeni durumlara, yabancı nesnelere veya bilinmeyen uyaranlara karşı gelişen inatçı ve işlevsellik bozucu kaçınma tepkisi.
Neolalia
Konuşma sırasında kişinin daha önce var olmayan, kendine özgü yeni ve anlamsız kelimeler üretme eğilimi.
Neologistic Jargon
Konuşmacı tarafından uydurulan garip ifadeler ile uygunsuz şekilde birleştirilmiş sözcüklerin karışımından oluşan, anlaşılmaz konuşma biçimi.
Neologism
Bireyin kendi yarattığı, genellikle kökeni ve anlamı anlaşılamayan, çoğunlukla şizofreni veya afazi ile ilişkilendirilen yeni türetilmiş kelime.
Neonaticide
Bir ebeveynin, yaşamının ilk 24 saati içindeki bir bebeği bilerek öldürmesi eylemi.
Neoplasm
Hücresel proliferasyonun kontrolsüz ve anormal bir şekilde devam etmesiyle ortaya çıkan, yapısal organizasyondan yoksun iyi veya kötü huylu yeni doku büyümesidir.
Nepiophilia
Bebeklere karşı duyulan cinsel ilgi ve uyarılma ile karakterize bir parafilik bozukluk türüdür.
Nervios
Latin Amerika ve ABD'deki Latino gruplarda stresli yaşam koşullarına verilen, baş ağrısı, mide bulantısı ve uyku bozuklukları gibi geniş bir somatik ve duygusal belirti yelpazesini içeren kültürel bir sendromdur.
Nervous Habit
Anksiyete kaynaklı olduğu düşünülen ve gerginliği azaltmak amacıyla sergilenen tırnak yeme veya tikler gibi stereotipik davranış kalıbıdır.
Nervousness
Titreme, endişe hissi ve korku belirtileriyle karakterize, huzursuz bir gerginlik ve duygusallık durumu.
Object
Organizmanın duyusal tepki gösterdiği çevresel uyarıcı, dikkatin odak noktası veya psikanalitik kuramda dürtü doyumunun yöneldiği hedef.
Object Constancy
Nesne ilişkileri kuramında, birincil bakım veren kişinin fiziksel yokluğunda bile olumlu içsel temsilinin ve duygusal bağın korunabilmesi kapasitesi.
Object Relations
Bireyin dış dünya ve diğer insanlarla kurduğu ilişkilerin, özellikle erken dönem çocukluk yaşantıları ve içselleştirilmiş figürler üzerinden şekillenen yapısı.
Object Relations Theory
Kişilik gelişimini ve motivasyonu, içgüdüsel dürtülerin tatmininden ziyade, diğer insanlarla (nesnelerle) kurulan erken dönem ilişkilerin içselleştirilmiş temsillerine dayandıran psikanalitik yaklaşım.
Object Relations Psychotherapy
Bireyin erken dönemdeki önemli ötekilerle (nesneler) kurduğu deneyimleri ve fantezilerini merkeze alarak, hastanın içselleştirilmiş nesne temsillerini ve ilişkisel kalıplarını dönüştürmeyi amaçlayan bir psikanalitik psikoterapi biçimidir.
Object Cathexis
Klasik psikanalitik kuramda, libidinal enerjinin veya psikolojik yatırımın ben-dışı nesnelere (kişi, hedef, fikir veya etkinlik) yönlendirilmesi.
Object Loss
Psikanalitik kuramda, iyi nesne işlevi gören bir figürün fiilen yitirilmesi olup içselleştirmeden önce gerçekleşir ve ayrılık anksiyetesini tetikler.
Object Choice
Psikanalitik kuramda, bireyin libidosunun veya psişik enerjisinin yöneltileceği kişiyi bilinc dışı dinamiklerle belirlemesi ve seçmesi süreci.
Object Love
Psikanalitik kuramda, bireyin kendi benliği dışındaki bir başka kişiye yönelttiği libidinal yatırım ve sevgi biçimi.
Objective Psychotherapy
Terapist ile danışan arasındaki kişisel ve duygusal öznelliği en aza indirmek amacıyla tüm iletişimin yazılı olarak yürütüldüğü, Benjamin Karpman tarafından geliştirilmiş klinik tedavi prosedürü.
Objective Scoring
Bir testin, önceden belirlenmiş bir anahtar veya formül aracılığıyla, uygulayıcıdan bağımsız olarak her defasında aynı sonucun elde edilmesini sağlayan standart değerlendirme yöntemi.
Elation
Yükselmiş neşe, abartılı iyimserlik ve huzursuz bir heyecanla karakterize duygu durumu.
Clarification
Terapistin, danışanın ifade ettiği duygu veya düşünceleri, onay ya da yergi bildirmeksizin daha anlaşılır ve berrak bir biçimde yeniden formüle etmesi.
Neudexta
Psödobulbar etki ve kontrol edilemeyen ağlama veya gülme nöbetlerinin tedavisinde kullanılan dekstrometorfan hidrobromür ve kinidin sülfat kombinasyonunun tescilli ticari adıdır.
Neurontin
Gabapentin etkin maddesinin tescilli ticari adı olup, antikonvülzan ve nöropatik ağrı tedavisinde kullanılan bir farmakolojik ajandır.
Neutralizer
Grup psikoterapisinde diğer üyelerin dürtüsel, agresif veya yıkıcı davranışlarını modere eden ve kontrol altında tutan üyenin üstlendiği klinik rol.
Neurasthenia
Kronik yorgunluk, bedensel ve ruhsal tükenmişlik, uyku bozuklukları ve yaygın ağrılarla karakterize, 19. yüzyılda popülerleşmiş tarihi bir klinik tanı.
Neurotic Anxiety
Psikanalitik kuramda, bilinçdışı çatışmalardan kaynaklanan, uyum bozucu nitelikteki ve kişinin duygu-davranış dengesini sarsarak tedaviye direncini artıran kaygı türü.
Neurotic Conflict
Psikanalitik kuramda, bireyin zihinsel yapısındaki rakip güçlerin (id, ego, süperego) veya Karen Horney yaklaşımında zıt nevrotik ihtiyaçların uzlaştırılamaz mücadelesi sonucu ortaya çıkan kronik içsel gerilim.
Neurotic Solution
Nevrotik bir çatışmayı bilinçten uzaklaştırarak ortadan kaldırma yönünde başvurulan savunmasal yöntemdir.
Neurotic Depression
Reaktif depresyon veya distimik bozukluk için kullanılan, dışsal stres faktörlerine ve kişilik özelliklerine dayalı daha az yaygın bir klinik tanımlama.
Neurotic İnventory
Bir bireyin nevrotizm eğilimini ortaya çıkarmak amacıyla geliştirilmiş, olgu sunumlarından derlenen maddelerden oluşan öz-bildirim ölçeğidir.
Neurotic Need
Temel kaygı ile başa çıkmak için geliştirilen savunma stratejilerinden doğan, gerçekçi olmayan, aşırı ve kompülsif güdü veya talep.
Neurotic Trend
Karen Horney'nin psikanalitik teorisinde, bireyin temel kaygıyla başa çıkmak için geliştirdiği ve doyumsuz nevrotik ihtiyaçlar doğuran üç temel stratejiden biri.
Neurosis
Gerçeklikle bağın kopmadığı, sanrı veya varsayımların görülmediği, yoğun kaygı ve duygusal sıkıntılarla karakterize işlevsel ruhsal bozukluklar sınıfı.
New Age Therapy
Bilimsel kanıt temelinden yoksun olan, geçerliliği sağlık otoritelerince kabul edilmeyen ve etkinliği kurucularının öznel içgörülerine dayanan popüler alternatif tedavi yöntemlerinin genel adıdır.
NGRI
Suç eyleminin gerçekleştirildiği esnada ağır bir akıl hastalığı veya bozukluk nedeniyle failin eyleminin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı ya da davranışlarını yönlendirme yeteneğinin ciddi ölçüde ortadan kalktığı gerekçesiyle verilen adli tıp ve hukuk kararı.
NGU
Neisseria gonorrhoeae dışındaki etkenlerin neden olduğu üretra enflamasyonunu tanımlayan klinik kısaltma.
NIMH
Amerika Birleşik Devletleri'nin ruh sağlığı ve akıl hastalıkları araştırmalarını finanse eden ve koordine eden ana federal kurumudur.
Nicotine Fading
Sigara bağımlılığını azaltmak ve bırakma sürecindeki yoksunluk belirtilerini hafifletmek amacıyla, tüketilen sigaraların nikotin oranının veya içilme sıklığının zaman içinde kademeli olarak düşürülmesine dayanan bir bırakma tedavisidir.
Niemann–pick Disease
Asit sfingomiyelinaz enzim eksikliği ve lizozomlarda lipid birikimi ile karakterize, kalıtsal bir metabolik depo hastalığı grubudur.
Ultimate Opinion Testimony
Bir bilirkişinin, mahkemedeki uyuşmazlığın doğrudan özünü oluşturan temel mesele hakkında mahkemeye sunduğu nihai nitelikteki uzman görüşü.
Nihilism
Varlığın, bilginin, ahlakın veya değerlerin anlamını ve temelini tamamen reddeden felsefi ve klinik tutum.
Nicotine Dependence
Fiziksel ve psikososyal sorunlara rağmen tekrarlayan ve zorlantılı nikotin kullanımı; tolerans gelişimi ve yoksunluk belirtileriyle karakterize kronik bir durumdur.
Nicotine Replacement Therapy
Tütün kullanım bozukluğu ve sigarayı bırakma sürecinde, yoksunluk belirtilerini hafifletmek amacıyla sakız, bant, spreyler veya inhalerler aracılığıyla tıbbi olarak kontrollü nikotin alımını sağlayan kanıta dayalı bir müdahale yöntemidir.
Nicotine Withdrawal
Uzun süreli ve yoğun nikotin tüketiminin birdenbire kesilmesi veya azaltılması sonrasında ortaya çıkan karakteristik nörodavranışsal ve fizyolojik yoksunluk sendromu.
Nilutamide
Testosteron reseptörlerine bağlanarak androjenlerin etkisini bloke eden non-steroid yapıdaki bir antiandrojen ajandır.
Nympholepsy
Ulaşılamaz bir ideale, genellikle erotik veya mistik nitelikteki ilahi bir nesneye duyulan, kişiyi taşkınlığa ve vecde sürükleyen yoğun tutku veya manik özlem hali.
Nymphomania
Kadınlarda görülen aşırı ve kontrol edilemeyen cinsel uyarılma ve doyum arayışı.
Nirvana Principle
Klasik psikanalitik kuramda, tüm içgüdülerin ve yaşam süreçlerinin organizmadaki gerilimi tamamen ortadan kaldırarak inorganik duruma, yani mutlak dinginliğe ve ölüme dönme eğilimi.
Nitoman
Tetrabenazin etkin maddesinin Kanada'daki tescilli ticari adı olup, özellikle kore (istem dışı hareketler) tedavisinde kullanılan bir veziküler monoamin taşıyıcı 2 (VMAT2) inhibitörüdür.
Nitrazepam
Yarı ömrü 24 saatin üzerinde olan, hipnotik (uyku verici) amaçla kullanılan uzun etkili bir benzodiazepin türevidir.
Nizoral
Ketokonazol aktif maddesini içeren antifungal (mantar karşıtı) ilaçların yaygın ticari adı.
NLP
Bireylerin düşünce kalıplarını, dil kullanımını ve davranış biçimlerini gözlemleyerek istenen psikolojik ve davranışsal değişimleri yaratmayı amaçlayan alternatif bir iletişim ve kişisel gelişim yaklaşımı.
NMHA
Amerika Birleşik Devletleri'nde ruh sağlığı savunuculuğu, önleme, araştırma ve hasta hakları alanlarında faaliyet gösteren köklü kuruluşun (günümüzdeki adıyla Mental Health America) tarihi kısaltması.
Nodal Behavior
Grup psikoterapisinde, kişisel arası çatışmaların, artan ajitasyonun veya kaotik etkileşimlerin yoğunlaştığı dönemsel aktivite artışı.
Nosogenesis
Bir hastalığın kökenini, gelişim süreçlerini ve ortaya çıkış mekanizmalarını inceleyen nosolojinin alt dalı.
Nocturia
Bireyin gece uykusundan idrar yapmak amacıyla bir veya daha fazla kez uyanması durumu.
Non Compos Mentis
Hukuki ve klinik bağlamda, bireyin akıl sağlığının yerinde olmaması nedeniyle kendi eylemlerinden yasal olarak sorumlu tutulamayacağı durumu ifade eden kavram.
Nonbinary
Bireyin içsel cinsiyet algısının geleneksel erkek veya kadın ikili kategorilerinin hiçbirine münhasıran sığmadığı kimlikleri kapsayan üst kavram.
Nonepileptic Seizure (NES)
Beyindeki anormal elektriksel deşarjlarla ilişkili olmayan ancak epileptik bir nöbeti taklit eden klinik epizotlar bütünü.
Nongonococcal Urethritis (NGU)
Gonore dışındaki etkenler, sıklıkla Chlamydia suşları tarafından tetiklenen, üretranın iltihaplanmasıyla karakterize cinsel yolla bulaşan enfeksiyon.
Noncardiac Chest Pain
Kalp hastalıklarıyla açıklanamayan, sıklıkla özofagus kaynaklı motilite bozuklukları, kas-iskelet sistemi problemleri veya psikiyatrik etkenlerle tetiklenen tekrarlayıcı göğüs ağrısı tablosu.
Nonadherence
Bir bireyin, klinisyen tarafından reçete edilen terapötik rejime, ilaç kullanım talimatlarına veya sağlık önerilerine uymamasım ifade eden klinik psikoloji ve sağlık psikolojisi kavramıdır.
Noninvasive
Tanı veya tedavi süreçlerinde derinin delinmesini, kesilmesini ya da vücut bütünlüğünün fiziksel bir araçla ihlal edilmesini gerektirmeyen yöntemleri tanımlar.
Noncompliance
Hastanın, hekimin veya sağlık profesyonelinin önerdiği tedavi rejimine, ilaç kullanım talimatlarına ya da tıbbi tavsiyelere bilerek veya bilmeyerek uymama durumu.
Noology
İnsan zihninin, aklının ve özellikle insan ruhsallığının ya da noetik boyutun bilimsel incelemesidir.
Norflex
İskelet kası spazmlarını ve ağrılarını tedavi etmek amacıyla kullanılan, merkezi sinir sistemi üzerinde etkili bir orfenadrin sitrat ticari formülasyonudur.
Normal
Standart, ortalama, tipik, sağlıklı veya kültürel olarak kabul edilen normlara uygun olan durumu ifade eden çok disiplinli terim.
Normalization Principle
Engelli bireylerin, toplumdaki diğer bireylerle eşit yaşam koşullarına, sosyal ilişkilere ve toplumsal katılım haklarına sahip olması gerektiğini savunan sosyolojik ve klinik yaklaşımdır.
Normality
Ruh sağlığı ile büyük ölçüde eşdeğer olan geniş bir kavram olup, bireyin içsel çatışmalardan arınmış, işlevsel ve çevreye uyum sağlayabilir kapasitede olmasını ifade eder.
Normative Male Alexithymia
Geleneksel erkeklik normlarına uyum sağlama baskısıyla erkeklerde görülen, kırılgan duyguları tanıma ve ifade etme kapasitesinin ikincil olarak körelmesini ifade eden subklinik durum.
Normotensive
Kan basıncı yaş grubuna ait normal referans aralığında bulunan bireyleri tanımlamakta kullanılan klinik sıfat.
Norpramin
Trisiklik antidepresan sınıfından desipramin hidroklorürün aktif bileşenini içeren ve özellikle norepinefrin geri alımını seçici olarak inhibe eden psikotropik ilaç markası.
Aventyl / Nortriptyline
🔹 1. (Aventyl): Major depresif bozukluk, kronik ağrı sendromları ve nöropatilerde kullanılan ikinci nesil trisiklik antidepresan grubuna ait nortriptilin etken maddesinin tescilli ticari adı. 🔹 2. (nortriptyline): Amitriptilinin başlıca metabolit ürünü olan ve noradrenalin ile serotonin geri alımını inhibe eden ikincil amin yapılı bir trisiklik antidepresandır.
Nocebo
Farmakolojik olarak etkisiz inert bir maddenin veya tıbbi müdahalenin, bireyin olumsuz beklentileri nedeniyle gerçek fiziksel veya duygusal yan etkilere yol açması durumu.
Noso- (nos-)
Tıp, psikiyatri ve patoloji terminolojisinde 'hastalık' kavramını nitelendiren ve bileşik kelimelerin oluşturulmasında kullanılan bir önektir.
Nostalgia
Geçmişin idealize edilmiş bir dönemine, yaşantısına veya mekânına duyulan, hem tatlı bir özlem hem de uykusuzluk ve hüzün barındıran duygusal bir durum.
Not Me
Harry Stack Sullivan'ın benlik sistemi kuramında, aşırı kaygı ve dehşet uyandıran geçmiş yaşantıların bastırılmasıyla oluşan ve bilinçten uzak tutulandissosiyatif benlik parçasıdır.
Nosocomial
Hastanın hastaneye yatışından önce mevcut olmayan, kuluçka evresinde bulunmayan ve genellikle hastane ortamındaki mikroorganizmalara maruz kalma sonucu sonradan ortaya çıkan enfeksiyonları tanımlayan sıfat.
Nosology
Hastalıkların ve bozuklukların, zihinsel ve fiziksel olarak, bilimsel incelenmesi ve sistematik olarak sınıflandırılması.
Nosological Approach
Bozuklukların adlandırılması, sınıflandırılması, patognomonik belirtilerin tespiti ve tanısal amaçlarla sendromlar halinde gruplandırılmasına odaklanan klinik yöntem.
Nosomania
Kişinin, somatik hiçbir tıbbi bulgu veya geçerli patolojik temel olmamasına rağmen, belirli ve genellikle ağır bir hastalığa yakalandığına dair sarsılmaz, anormal bir inanca kapılması durumu.
Neuritis
Genellikle enfeksiyon, travma veya otoimmün süreçler sonucunda ortaya çıkan bir veya birden fazla sinirin enflamatuar durumu.
Neurodermatitis
Psikolojik stresle tetiklenen, bireyin etkilenen bölgeyi kaşıması veya ovuşturmasıyla şiddetlenen ekzematöz deri lezyonu.
Neurofibromatosis
Periferal sinir sisteminde tümör gelişimine ve çeşitli nörolojik ile dermatolojik bulgulara yol açan otozomal dominant kalıtımlı bir genetik bozukluktur.
Neurodevelopmental Hypothesis
Şizofreninin, fetal veya neonatal dönemdeki erken beyin lezyonlarının normal nörolojik gelişimi bozması ve yıllar sonra psikotik semptomlar olarak ortaya çıkmasıyla oluştuğunu savunan teori.
Neuroleptic
Şizofreni ve diğer psikotik bozuklukların tedavisinde kullanılan, dopamin reseptör antagonisti etkili antipsikotik ilaç sınıfı.
Neuroleptic Malignant Syndrome
Tipik antipsikotik ilaçların kullanımı veya ani doz artışlarıyla tetiklenen; hipertermi, otonomik instabilite, kas rijiditesi ve bilinç değişiklikleriyle seyreden, yüksek mortalite oranına sahip nadir ve acil bir klinik tablodur.
Neuroleptic Syndrome
Antipsikotik ilaç kullanımına bağlı olarak gelişen; motor aktivitede azalma, duygulanımda küntleşme ve dış uyaranlara karşı kayıtsızlıkla karakterize klinik tablo.
Neurolinguistic Programming (NLP)
Bireylerin dış dünyayı algılama biçimlerini, zihinsel modellerini ve davranış kalıplarını dili ve duyusal sistemleri aracılığıyla yeniden yapılandırmayı amaçlayan teknikler bütünü.
Neurological Disorder
Merkezi ve periferik sinir sisteminin yapısını veya işlevini etkileyen; konjenital ya da edinsel kökenli olabilen patolojik durumların genel adı.
Neurological Evaluation
Bir bireyin zihinsel durumu ile duyusal ve motor işlevlerinin hekim tarafından sistematik olarak incelenmesi ve verilerin analizi.
Neuropathy
Sinir sisteminin, özellikle de merkezi sinir sistemi dışında kalan periferik sinirlerin işlev bozukluğu veya hastalığı.
Neurosyphilis
Tedavi edilmemiş veya yetersiz tedavi edilmiş frengi enfeksiyonunun yıllar sonra merkezi sinir sistemine yerleşerek beyin ve omurilik dokusunda yıkıcı hasarlar oluşturmasıyla karakterize geç dönem klinik tablosudur.
Neutralization
Klasik psikanalitik kuramda, cinsel ya da agresif içgüdüsel enerjinin ilkel doyum amaçlarından arındırılarak egonun hizmetinde (problem çözme, yaratıcılık, bilimsel araştırma) kullanılmak üzere dönüştürülmesi.
NPDB
Amerika Birleşik Devletleri'nde sağlık profesyonellerinin tıbbi malpraktis ödemelerini, olumsuz mesleki eylemlerini ve lisans disiplin cezalarını takip eden merkezi federal veri tabanı.
NPI
Raskin ve Hall (1979) tarafından geliştirilen, klinik olmayan popülasyonda narsisistik kişilik özelliklerini ve grandiyoziteyi ölçmek için en yaygın kullanılan öz-bildirim ölçeği.
NSAID
Aspirin, ibuprofen ve naproksen gibi analjezik ve antienflamatuar özellik gösteren, prostaglandin sentezini bloke ederek etki eden geniş ilaç sınıfı.
NSU
Gonore (bel soğukluğu) dışındaki etkenlerle ortaya çıkan, üretra iltihabını tanımlayan tıbbi kısaltma.
Nurse Practitioner
İleri düzey lisansüstü eğitim alarak tanı koyma, tedavi planlama ve reçete yazma dahil olmak üzere hekim yetkilerinin bir kısmını yasal olarak yürütebilen tescilli hemşire.
Nursing
Hastalık, yaralanma ve acı çekme durumlarının hafifletilmesi yoluyla sağlığın korunmasını ve geliştirilmesini hedefleyen sağlık mesleği ve bakım süreci.
Nursing Home
Kronik engeli, hastalığı veya yaşlılığa bağlı öz bakım yetersizlikleri bulunan bireylere 24 saat kesintisiz hemşirelik bakımı ve destekleyici hizmetler sunan uzun süreli bakım tesisi.
Nutraceutical
Sağlığı iyileştirmek, hastalıkları tedavi etmek veya önlemek amacıyla tüketilen, besin ve farmasötik özelliklerin sınırında yer alan gıda veya gıda bileşeni.
Nuvigil
Armodafinil etken maddesinin ticarî adı olup, aşırı uykululuk halini tedavi etmek için kullanılan bir uyarıcı ajandır.
Nux Vomica
Tropikal Asya'da yetişen Strychnos nux vomica bitkisinin tohumu olup, yapısındaki güçlü striknin ve bruasin alkaloidleri nedeniyle yüksek dozlarda ölümcül konvülsiyonlara yol açan, düşük dozlarda ise homeopatide sindirim uyarıcısı olarak kullanılan toksik bir maddedir.
Nuclear Surety Personnel Reliability Program
Nükleer silahların güvenli yönetimini ve operasyonel hazırlığını sağlamak, kazaları en aza indirmek amacıyla kritik görevlerde yer alacak personelin zihinsel, duygusal ve davranışsal yeterliliklerini denetleyen özel değerlendirme programı.
Nuclear Warfare
Nükleer silahların çatışma ortamında kullanılmasıyla ortaya çıkan; hayatta kalanlar üzerinde devasa yıkım, fiziksel travma ve derin psikolojik etkiler bırakan topyekün yıkım hali.
Nuclear Schizophrenia
Emil Kraepelin'in 'dementia praecox' tanımına benzer şekilde erken ve sinsi başlangıçlı, sosyal içe çekilme, duygu küntlüğü ile giden ve ilerleyici, geri dönüşsüz bir kötü prognostik seyir izleyen şizofreni alt tipidir.
Relapse Rate
Tedaviyle iyileşme veya remisyon gösteren bireylerin belirli bir zaman diliminde aynı bozukluk belirtilerini yeniden yaşaması durumunun istatistiksel sıklığı.
Relapse Prevention
Bir rahatsızlığın, hastalığın veya bozukluğun tekrarlama riskini en aza indirmek amacıyla bilişsel ve davranışsal stratejilerin sistematik olarak uygulanmasıdır.
Nuremberg Code
İkinci Dünya Savaşı sonrasında nazi insan deneylerinin ortaya çıkmasıyla birlikte, insan katılımcılarla yürütülen araştırmaların etik sınırlarını belirlemek üzere 1949 yılında yayımlanan 10 maddelik ilkeler bütünü.
NVD
Bulantı, kusma ve ishal (nausea, vomiting, and diarrhea) semptom üçlüsünü ifade eden yaygın klinik kısaltma.
Noctiphilia (noctophilia)
Gecenin sessizliğine, karanlığına ve gece saatlerinde aktif olma durumuna duyulan aşırı psikolojik eğilim ve haz durumu.
O Data
Bireyi yakından tanıyan üçüncü tarafların gözlem, yargı ve değerlendirmelerinden elde edilen psikolojik bilgi.
O’connor V. Donaldson
1975 yılında ABD Yüksek Mahkemesi'nin, kendilerine veya başkalarına tehlike oluşturmayan ve kurum dışında güvenle yaşayabilecek akıl hastalarının yalnızca tanı konduğu gerekçesiyle rızaları dışında hastaneye kapatılamayacağına hükmettiği dönüm noktası niteliğindeki hukuki emsal.
O&M
Görme engelli veya az gören bireylerin çevrelerinde güvenle, bağımsız ve verimli bir şekilde hareket etme becerilerini geliştirmeyi amaçlayan uzmanlık alanı ve rehabilitasyon sürecidir.
OA
Tıkınırcasına yeme bozukluğu, aşırı yeme ve gıda bağımlılığı gibi kompulsif yeme davranışlarıyla mücadele eden bireyler için kurulan uluslararası karşılıklı yardımlaşma ve iyileşme topluluğunun resmi kısaltması.
Obesity
Vücutta sağlık üzerinde olumsuz etki yaratacak düzeyde aşırı yağ dokusu birikimiyle karakterize, genetik, çevresel ve davranışsal faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkan multifaktöriyel tıbbi durum.
Objective İndicator
Öznel önyargılardan arınmış, bireysel kanaat veya derecelendirmelere dayanmayan, bağımsız ve güvenilir ölçüm birimi ya da belirteç.
Objective Test
Puanlanmasında uygulayıcının öznel yargılarına, kanaatlerine veya yorumlarına yer bırakmayan, önceden belirlenmiş kesin doğru yanıtları veya sınırlı seçenek setlerini içeren standart değerlendirme aracı.
Obnubilation
Bilinç bulanıklığı, zihinsel uyanıklığın azalması ve algısal netliğin kısmen kaybolmasıyla karakterize hafif ila orta dereceli stupor durumu.
Obsessive Behavior
Zihinsel huzursuzluğu veya kaygıyı hafifletme amacı taşıyan, kişinin iradesine rağmen tekrarlayan, ısrarcı ve katı eylemsel örüntülerdir.
Obsessive-compulsive Personality Disorder
Erken yetişkinlikte başlayan; aşırı mükemmeliyetçilik, zihinsel ve kişilerarası kontrol, düzen tutkusu ve esneklik yoksunluğu ile karakterize kişilik bozukluğu.
Obsessive-compulsive Disorder (OCD)
Bireyin işlevselliğini ciddi ölçüde kısıtlayan, tekrarlayıcı ve istemsiz düşünceler (obsesyonlar) ile bu düşüncelerin yarattığı kaygıyı hafifletmek amacıyla yapılan ritüellerden (kompülsiyonlardan) oluşan kronik bir ruhsal bozukluktur.
Obstetrics
Gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemde anne ve bebek sağlığını yöneten, komplikasyonları önleyen ve doğum eylemini gerçekleştiren tıp dalıdır.
Obturator
Herhangi bir anatomik açıklığı veya boşluğu kapatmak amacıyla kullanılan tıkayıcı aygıt veya protez.
Focus / Focusing
🔹 1. (focus): Dikkat kaynaklarının seçici bir uyaran üzerinde yoğunlaştırılması ve diğer duyusal girdilerin bilinçli veya bilinçdışı olarak filtrelenmesi süreci. 🔹 2. (focusing): Deneyimsel psikoterapide, danışanın bir sorunun veya semptomun bedenleşmiş hissine yargılayıcı olmadan, sessizce ve sezgisel bir biçimde yönelmesini sağlayan süreç.
Focal Psychotherapy
Tüm tedavi sürecinin, danışanın yaşadığı spesifik bir problemin çözülmesine indirgendiği ve terapistin bu odaktan sapmaları sürekli olarak engellediği kısa süreli psikoterapi yaklaşımıdır.
Oedipal Phase
Klasik psikanalitik kuramda, psikoseksüel gelişimin fallik evresinin sonlarına denk gelen, Oedipus kompleksinin belirginleştiği 3 ila 5 yaş arasındaki kritik gelişim dönemi.
Off-label
Bir ilacın, düzenleyici sağlık otoriteleri (ör. FDA) tarafından onaylanmış endikasyonları, dozajları veya hasta popülasyonları dışında klinik amaçlarla reçete edilmesi ve kullanılması durumu.
Ophidiophilia
Yılanlara karşı duyulan anormal, yoğun ilgi, hayranlık veya çekim durumu.
Ophidiophobia
Yılanlara karşı gelişen, mantık dışı, yoğun ve sürekli bir korku ile karakterize spesifik fobi alt türü.
Ophthalmia
Konjonktivanın veya gözün daha derin yapılarının şiddetli iltihaplanması durumu.
Ophthalmology
Gözün anatomisi, fizyolojisi, patolojileri ve bu yapıların tıbbi ile cerrahi tedavisiyle ilgilenen tıp uzmanlık dalı.
Oikofugic
Evden uzaklaşma, seyahat etme veya sürekli olarak yersiz yurtsuz dolaşma yönündeki karşı konulamaz dürtüyü ifade eden sıfat.
Oikomania
Ev ortamına, evde kalmaya veya ev eşyalarına karşı duyulan hastalıklı, aşırı düşkünlük ya da evden kaçma dürtüsüyle seyreden nadir bir psikopatolojik durum.
OCD
İstemsiz, rahatsız edici düşüncelerin (obsesyon) yaratığı kaygıyı hafifletmek amacıyla tekrar edilen davranışlar veya zihinsel eylemlerle (kompulsiyon) karakterize kronik bir ruhsal bozukluktur.
Oxazepam
Diazepamın metabolizmasının son aktif ürünü olan, karaciğer yükü düşük, öngörülebilir yarı ömre sahip kısa ila orta etkili bir benzodiazepin türevidir.
Oxygen Therapy
Akut hipoksemi, kardiyopulmoner arrest veya kronik obstrüktif akciğer hastalıkları gibi durumlarda doku hipoksisini gidermek amacıyla ek oksijen uygulanması.
Oxycodone
Orta ila şiddetli düzeydeki ağrıların tedavisinde kullanılan, tebainden türetilen yarı sentetik güçlü bir opioid analjezik.
Oximetry
Kandaki oksijen miktarını non-invaziv veya invaziv yöntemlerle ölçmeye yarayan klinik değerlendirme prosedürü.
Oxycephaly
Koronal ve sagital sütürlerin erken kapanmasına bağlı olarak kafatasının tepe kısmının sivri ve yüksek gelişmesiyle karakterize konjenital bir kraniyosinostoz anomalisi.
Oxytocic
Uterus kaslarının kasılmasını uyaran ve doğumun başlatılması, tıbbi tahliye ile doğum sonrası kanamaların kontrolünde kullanılan farmakolojik ajanlar grubu.
Truancy
Bir öğrencinin mazeretsiz ve izinsiz olarak okuldan kaçması veya okula gitmemesi durumu.
School Counseling
Öğrencilerin akademik, kişisel, sosyal ve kariyer gelişimlerini desteklemek amacıyla sertifikalı uzmanlar tarafından okul ortamında sunulan profesyonel rehberlik ve danışmanlık hizmetidir.
School Psychology
İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında ortaya çıkan psiko-eğitimsel sorunları, öğrenme süreçlerini ve davranışsal dinamikleri inceleyen uygulamalı bir psikoloji dalıdır.
School Refusal
Çocuğun okula gitmeye karşı gösterdiği, sıklıkla sabah saatlerinde beliren somatik yakınmalar ve yoğun kaygı eşliğindeki ısrarlı direnç.
School-based İntervention
Öğrencilerin sağlık ve esenliğini artırmak, patolojileri ve problem davranışları önlemek amacıyla sınıf ortamında hayata geçirilen çok disiplinli stratejiler bütünü.
Reading Disorder / Reading Disability
🔹 1. (reading disorder): Bireyin kronolojik yaşı, zeka düzeyi ve aldığı eğitim kalitesiyle kıyaslandığında, okuma becerisinin, okuma hızı ve okuduğunu anlama dahil olmak üzere beklenenin belirgin şekilde altında kalması durumudur. 🔹 2. (reading disability): Yazılı veya basılı sözcükleri anlamlandırmada yaşanan güçlükleri tanımlayan ve günümüzde büyük ölçüde 'disleksi' terimiyle karşılanan eskimiş klinik tanı.
İlliteracy
Okuma, yazma veya her iki becerinin de bulunmaması durumu; işlevsel düzeyde ise günlük yaşamın olağan görevlerini yerine getiremeyecek derecede yetersiz okuryazarlık seviyesi.
Oculogyric Crisis
Göz kürelerinin dakikalardan saatlere kadar sürebilen, genellikle yukarı ve dışa doğru istem dışı ve sabit bir pozisyonda kilitlenmesiyle karakterize akut distonik reaksiyon.
Oculocerebrorenal Syndrome
Erkek çocuklarda görülen, konjenital katarakt, renal tübüler disfonksiyon ve değişen derecelerde zihinsel yetersizlikle karakterize nadir bir X'e bağlı çekinik genetik bozukluktur.
Occult
Gündelik mantıkla veya ampirik bilimsel yöntemlerle açıklanamayan, gizli tutulan ezoterik bilgi, inanç ve uygulamaları tanımlayan sıfat.
Oceanic State
Benlik sınırlarının ortadan kalktığı, bireyin evrenle, diğer insanlarla ya da yüce bir güçle bütünleştiği hissini içeren, huşu, vecd veya dissosiyatif nitelik taşıyabilen değişmiş bir bilinç halidir.
Olan
Görsel veya işitsel ani uyaranlar karşısında otomatik itaat, ekolali (ses tekrarı), ekopraksi (hareket taklidi) ve geçici bir disasosyal otomatizm durumuyla karakterize nadir bir kültür-bağlı sendrom.
Olanzapine
Şizofreni, akut mani ve diğer psikotik bozuklukların tedavisinde kullanılan, agranülositoz riski olmaksızın klozapine yapısal olarak benzeyen atipik bir antipsikotik ilaçtır.
Contingency Management
İstenen davranışın her sergilendiğinde bir pekiştireç veya ödülle desteklendiği, özellikle madde bağımlılığı tedavisinde kullanılan yapılandırılmış bir davranış terapisi tekniğidir.
Event Sampling
Doğrudan gözlem sürecinde, önceden belirlenmiş spesifik bir davranış her gerçekleştiğinde not edilmesini ve kaydedilmesini içeren sistematik veri toplama stratejisi.
Oleptro
Trazodon hidroklorürün uzatılmış salınımlı formunun ticarî adı olup, özellikle majör depresif bozukluk tedavisinde kullanılan bir serotonerjik antidepresandır.
Olfactophilia
Beden kokularının, özellikle genital bölge salgılarının, cinsel ilgi ve uyarılma tetikleyicisi olarak işlev görmesi durumu.
Autodysomophobia / Olfactory Reference Syndrome
🔹 1. (autodysomophobia): Bireyin çevresindekiler tarafından fark edilen ve aşağılanmasına yol açan kötü bir vücut kokusuna sahip olduğu yönündeki yoğun, yanlış inancıyla karakterize edilen psikiyatrik durum. 🔹 2. (olfactory reference syndrome): Bireyin çevresine hoş olmayan veya rahatsız edici bir vücut kokusu yaydığına dair aşırı ve mantıksız inancıyla karakterize, yoğun sıkıntı ve işlevsellik kaybına yol açan klinik durum.
Case Report
Tek bir bireyin psikolojik veya tıbbi durumuna ilişkin klinik verilerin ve gözlemlerin ayrıntılı ve sistematik bir biçimde belgelenmesidir.
Oligohydramnios
Amniyotik sıvı miktarının gebelik haftasına göre normal referans değerlerinin altına düşmesi durumu olup, fetal hareketlerin mekanik olarak kısıtlanmasına ve çeşitli gelişimsel anomalilere yol açabilir.
Oligospermia
Semen örneklerinde spermatozoa konsantrasyonunun anormal derecede düşük olması durumu olup, erkek infertilitesinin başlıca etiyolojik faktörleri arasında yer alır.
Olisbos
Antik Yunan döneminde kullanılan, genellikle deri, ahşap veya taştan yapılan fallik biçimli yapay cinsel objeyi ifade eden tarihi bir terimdir.
B-love
Bireyin karşısındakini değiştirmeye veya eksiklerini kapatmaya çalışmadan, onun varlığını olduğu gibi kabul edip takdir ettiği olgun sevgi biçimi.
Ought Self
Kişinin sosyal normlar, ahlaki yükümlülükler ve dışsal roller gereği sahip olması gerektiğine inandığı zihinsel benlik temsili.
Sine Qua Non
Herhangi bir olgunun, sistemin veya yasal sorumluluğun gerçekleşmesi için kesinlikle gerekli ve vazgeçilmez olan koşul ya da unsur.
Affirmative Therapy
Etnik köken, cinsiyet veya cinsel yönelim çeşitliliğinin baskılandığı ya da patolojize edildiği durumlarda bireylere ve topluluklarına kabul ve doğrulama sağlayan sosyokültürel tabanlı bir müdahaledir.
Positive Regard
Bir bireyin bir başkasına yönelttiği sıcaklık, şefkat, kabul ve değer verme hisleridir.
Adverse Childhood Experiences (aces)
Bireyin 18 yaşından önce maruz kaldığı; istismar, ihmal ve hane halkı işlev bozuklukları gibi kronik stres ve travma yaratan potansiyel yıkıcı yaşam olaylarıdır.
Negative Affect
Bir hedefe ulaşmada başarısızlık, tehditten kaçamama veya mevcut durumdan hoşnutsuzluk anlarında ortaya çıkan içsel ve öznel olumsuz duygulanım durumu.
Negative İmagery
Performans hatalarını, istenmeyen sonuçları, motivasyon kaybını veya öz-değersizleşme hislerini barındıran zihinsel canlandırmalar.
Adverse Event
Sağlık hizmeti, tıbbi müdahale veya klinik araştırmalar sırasında hastada ortaya çıkan, tıbbi olarak zararlı veya beklenmeyen her türlü olumsuz tıbbi durum.
Negative Attitude
Psikoterapi ve danışmanlık süreçlerinde danışanın; terapiste, terapötik sürece, bir başka bireye veya doğrudan kendi benliğine yönelik reddedici, onaylamayan ya da düşmanca duruş sergilemesi.
Nay-saying
Bireylerin, soruların içeriğine bakılmaksızın ölçeklerde sistematik olarak olumsuz yanıtlar verme eğilimi.
Sixteen Personality Factor Questionnaire (16PF)
Raymond B. Cattell ve meslektaşları tarafından geliştirilen; bireylerin kişilik yapısını 16 temel kaynak özellik ve 5 küresel faktör üzerinden değerlendiren kapsamlı bir öz-bildirim envanteridir.
Twelve-step Program
Alkol, madde ve davranışsal bağımlılıkların üstesinden gelmek amacıyla geliştirilmiş, karşılıklı yardımlaşma ve manevi ilkelere dayanan yapılandırılmış bir iyileşme modelidir.
Onanism
Tarihsel olarak coitus interruptus veya mastürbasyon eylemini ifade eden, günümüzde ise daha çok mastürbasyon anlamında kullanılan klinik ve kültürel bir terim.
Restorative Justice
Suç eylemi sonrasında cezalandırmaya odaklanmak yerine, mağdurun zararını gidermeyi, failin rehabilitasyonunu ve toplumsal barışı yeniden tesis etmeyi amaçlayan kriminolojik ve psikososyal yaklaşım.
Validating Marriage
Eşlerin temel değerlerde ve yaşam felsefesinde uyum içinde olduğu, fikir ayrılığı yaşadıkları anlarda bile birbirlerinin duygusal geçerliliğini ve bakış açısını saygıyla tanıdığı uzun süreli evlilik türü.
Oneirism
Uyanıklık halindeyken deneyimlenen, gerçeklikle bağın zayıfladığı rüya benzeri algısal ve bilinçsel durum.
Oneirodynia
Kişinin uykusunu bölen, yoğun korku, endişe veya rahatsızlık uyandıran kâbuslarla karakterize bir uyku bozukluğu biçimidir.
Oneirophrenia
Şizofreniyi taklit eden; uzun süreli uyku veya duyuyutumu yoksunluğu ile tetiklenen, bilinç bulanıklığı ve duyusal bozukluklarla karakterize rüya benzeri varsanısal durum.
Oneiromancy
Rüyaların gizli anlamlarını yorumlayarak gelecekteki olayları önceden tahmin etme iddiasına dayanan kehanet ve fal pratikleridir.
Nail Biting
Bireyin stres, kaygı veya gerginliği azaltmak amacıyla tırnaklarını ve çevresindeki dokuları istemsiz ve kompulsif bir şekilde kemirmesi.
Oniomania
İhtiyaç veya kullanım amacına bakılmaksızın para harcama ve satın alma yönünde karşı konulamaz, kompulsif bir dürtü.
Oncology
İyi ve kötü huylu tümörlerin gelişimini, tanı, tedavi ve epidemiyolojisini inceleyen tıp ve davranış bilimleri dalıdır.
Ontoanalysis
Varlığın nihai doğasını ve insanın dünyadaki varoluşsal konumunu inceleyen bir psikolojik analiz biçimidir.
Ontological Confrontation
Bireyin ölüm farkındalığına karşı geliştirdiği olağan savunma mekanizmalarının travmatik olaylar veya anılar yoluyla kırılarak, kişisel ölümlülüğünü keskin ve ani bir şekilde idrak etmesi.
Opioid
Doğal opiyatlar, yarı sentetik türevler, sentetik agonistler, antagonistler ve endojen peptidleri kapsayan, beyindeki opioid reseptörleri üzerinden etki gösteren geniş bileşik sınıfı.
Opioid Agonist
Merkezi sinir sistemindeki opioid reseptörleri üzerinde artırıcı ve uyarıcı etki gösteren kimyasal ajanların genel adıdır.
Opioid Analgesic
Ağrı duyumunu ve ağrıya verilen duygusal yanıtı azaltmak amacıyla kullanılan, temel olarak miu (μ) opioid reseptörlerinde agonist etki gösteren farmakolojik ajanlar.
Opioid Antagonist
Opioid reseptörlerine bağlanarak agonistlerin etkilerini bloke eden, ancak kendileri öfori, analjezi veya solunum depresyonu gibi ikincil etkiler üretmeyen farmakolojik ajan.
Opioid Dependence
Morfin ve eroin gibi opioid türevlerinin, yaşanan olumsuz psikososyal ve fizyolojik sonuçlara rağmen tekrarlayıcı ve zorlantısal kullanımı, tolerans gelişimi ve yoksunluk belirtileriyle karakterize durum.
Opioid Blockade
Metadon gibi antagonist ajanların kullanımıyla, eroin ve benzeri opioidlerin öforik ve pekiştirici etkilerinin farmakolojik olarak engellenmesi.
Opioid Abuse
Morfin, eroin veya kodein gibi opioid içerikli maddelerin tekrarlayan biçimde kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan, kişinin işlevselliğini ve sosyal yaşamını olumsuz etkileyen yineleyici olumsuz sonuçlar örüntüsü.
BBB/G Syndrome / Opitz G/BBB Syndrome
🔹 1. (BBB/G syndrome): Orta hat kusurları, hipertelorizm, hipospadias ve yutma güçlükleri ile karakterize, sıklıkla X'e bağlı veya otozomal dominant kalıtım gösteren nadir bir konjenital sendrom. 🔹 2. (Opitz G/BBB syndrome): Vücudun orta hattı boyunca gelişen yapısal anomalilerle karakterize; yüzde tipik bulgular, soluma ve yutma güçlükleri yaratan larenks, trakea ve özofagus kusurlarıyla seyreden genetik bir bozukluktur.
Opiate
Afyondan elde edilen doğal ve yarı sentetik alkaloitlerin genel adı olup, morfin, kodein ve eroin gibi bileşikleri kapsar.
Opioid İntoxication
Opioid grubundan bir maddenin yakın zamanda alınmasına bağlı olarak gelişen, geri dönüşümlü, klinik açıdan belirgin davranışsal, psikolojik ve fizyolojik değişikliklerle karakterize tablodur.
Opioid Use Disorder
Doğal, yarı sentetik veya sentetik opioidlerin kullanımına karşı gelişen tolerans, yoksunluk, yoğun aşerme ve kişinin işlevselliğinde belirgin bozulmalara yol açan kronik, tekrarlayıcı bir madde kullanım bozukluğudur.
Opioid Withdrawal
Uzun süreli ve yüksek miktarda opioid kullanımının ani olarak kesilmesi veya azaltılması sonucunda ortaya çıkan, otonom sinir sistemi hiperaktivitesi ve psikolojik sıkıntılarla karakterize klinik sendrom.
Optimal Adjustment
Yaşamın getirdiği stresörler veya belirli kriz olaylarıyla başa çıkmada bireyin sergilediği ideal derece ve nitelikteki adaptasyon düzeyi.
There-and-then Approach
Danışanın mevcut sıkıntılarının kökenini burada-ve-şimdi yerine geçmişteki yaşantılarında arayan tarihi ve analitik bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Oral Behavior
Baş parmak emme, sigara içme, yeme, tırnak yeme ve konuşma gibi ağız bölgesini ve bu bölgenin işlevlerini içeren her türlü eylemdir.
Oral Stage
Sigmund Freud'un psikoseksüel gelişim kuramının yaşamın ilk yılını kapsayan, libidonun ana erojen bölge olarak ağızda yoğunlaştığı ilk evresi.
Oral Eroticism
Psikanalitik kuramda, emme, çiğneme, ısırma, konuşma ve öpüşme gibi ağız merkezli aktivitelerden elde edilen haz.
Oral Personality
Klasik psikanalitik kuramda, psikoseksüel gelişimin oral dönemindeki saplanmalara bağlı olarak ortaya çıkan karakter örüntüsü.
Oral Contraceptive
Gebeliği önlemek amacıyla ağız yoluyla düzenli olarak alınan, genellikle sentetik östrojen ve progestin kombinasyonundan oluşan farmakolojik tablet.
Oral Sadism
Klasik psikanalitik kuramda, ağız, dudaklar ve dişlerin birer saldırganlık, hükmetme veya sadistçe haz aracı olarak kullanılmasına yönelik ilkel dürtü.
Blow Job / Oral Sex
🔹 1. (blow job): Bir partnerin penisi ağız, dudaklar ve dil yardımıyla uyararak haz almasını veya orgazma ulaşmasını sağlayan cinsel etkinlik türü. 🔹 2. (oral sex): Partnerin ağzı, dili ve dudakları yardımıyla dış genital organların uyarılmasını içeren cinsel davranış biçimidir.
Oral-sucking Phase
Klasik psikanalitik kuramda, psikoseksüel gelişimsel oral dönemin süt emme eylemiyle karakterize edilen ve nesneyle tam bir içselleşme hedeflenen en erken evresi.
Oral-biting Phase
Klasik psikanalitik kuramda, psikoseksüel gelişimin oral döneminin ikinci alt evresi olup, yaşamın 8. ve 18. ayları arasında dişlenmenin başlamasıyla ortaya çıkan ambivalan tutumlar evresidir.
Oral–motor Feeding Problem
Erken doğum veya nöromotor bozukluklara bağlı olarak emme, çiğneme ve yutma süreçlerinde ortaya çıkan şiddetli işlevsel zorluk.
Oralet
Fentanil etken maddesinin ticari veya piyasa bağlamındaki karşılığı olan sentetik bir opioid tanımlayıcısıdır.
Orality
Psikanalitik kuramda erotizm, nevroz ve davranış kalıplarının temelini oluşturan, ağız merkezli haz, emme, ısırma, aşırı yeme veya konuşma gibi işlevlerin bütünü.
Oralism
İşitme kaybu olan bireylerin iletişim becerilerini geliştirmek amacıyla dudak okuma, kalan işitmeyi kullanma ve konuşma eğitimine odaklanan, manuel işaret dillerini ise dışlayan veya yasaklayan eğitim yöntemi.
Principle Of Proportionality
Bir cezanın veya yaptırımın ağırlığının, işlenen suçun ciddiyetiyle doğrudan orantılı olması gerektiğini savunan temel adalet ve hukuk ilkesi.
Orap
Pimozid etken maddesinin tescilli ticari adı olup, özellikle Tourette sendromu ve kronik tik bozukluklarının tedavisinde kullanılan bir antipsikotiktir.
Orestes Complex
Klasik psikanalizde, bir erkeğin annesini öldürmeye yönelik bastırılmış dürtüsünü ve bunun nadiren de olsa maternal katle dönüşebilmesini ifade eden psikodinamik kavram.
Orphenadrine
Antikolinerjik ve merkezi sinir sistemi etkili bir kas gevşetici olup, ilaç kaynaklı parkinsonizm semptomlarının ve lokalize kas spazmlarının tedavisinde kullanılır.
Organ İnferiority
Bireyin herhangi bir organının gerçek veya hayali yapısal/işlevsel bozukluğuna ya da anormalliğine dayanarak kendisini diğer insanlardan eksik, zayıf veya yetersiz hissetmesi durumu.
Organ Language
Psikosomatik rahatsızlıkların klasik psikanalitik kuramında, duygusal çatışmaların veya bastırılmış dürtülerin bedensel semptomlar aracılığıyla sembolik olarak dışavurumu.
Organic
Bir organ veya dokunun yapısal değişikliklerinden kaynaklanan durum veya bozuklukları ifade eden terim.
Organic Disorder
Vücut dokularının veya organlarının yapısında ya da biyokimyas çağında kanıtlanabilir somut bir anormallikten kaynaklanan her türlü tıbbi veya ruhsal bozukluk.
Organic Retardation
Genetik kusurlar, beslenme yetersizlikleri veya hormonal bozukluklar nedeniyle bir organın ya da organ sisteminin normal gelişim gösterememesi durumu.
Organic Therapies
Şiddetli veya dirençli ruhsal bozuklukların tedavisinde uygulanan, elektrokonvülsif terapi, psikofarmakoterapi ve psikocerrahi gibi somatik müdahalelerin tümü.
Organic Approach / Organicism
🔹 1. (organic approach): Tüm psikiyatrik bozuklukların ve zihinsel işlev bozukluklarının yapısal beyin değişiklikleri ya da diğer bedensel organlardaki fizyolojik bozulmalardan kaynaklandığını savunan tıbbi perspektif. 🔹 2. (organicism): Toplumların, evrenin veya karmaşık sistemlerin tıpkı canlı bir organizma gibi işlev gördüğünü ve parçaların bütünten bağımsız düşünülemeyeceğini savunan felsefi ve bilimsel yaklaşım.
Organized Offender
Suçlarını titizlikle planlayan, genellikle dağınık suçlulara kıyasla daha yüksek zekaya sahip ve sosyal açıdan daha az izole olan suç faili tipi.
Organismic Valuing Process
Danışan merkezli terapide, bireyin öz-gerçekleşmesini sağlamak için kullandığı, doğuştan var olan sağlıklı ve içsel rehberlik mekanizması.
Organismic Variable
Davranışsal değerlendirmedeki SORC modelinin dört temel faktöründen biri olup, davranışları etkileyen bireyin fizyolojik ve psikolojik özelliklerini ifade eder.
Organismic Personality Theory
Kişisel işlevselliği, beden veya zihnin izole parçalarının toplamı olarak değil; bütün, tutarlı ve entegre bir organizmanın eylemi olarak ele alan bütüncül yaklaşım.
Climax / Orgasm
🔹 1. (climax): Cinsel yanıt döngüsünün, yoğun haz ve istemsiz kas kasılmalarıyla karakterize olan en üst düzey fizyolojik ve psikolojik doruk noktası. 🔹 2. (orgasm): Cinsel uyarılma döngüsünün zirve noktası olup, haz dalgalanmasının ardından perineal kasların ve üreme organlarının ritmik kasılmalarıyla gerilimin ani boşalımıdır.
Orgasmic Dysfunction
Cinsel uyarılma evresinin normal düzeyde deneyimlenmesine rağmen, cinsel yanıt döngüsünün orgazm aşamasına ulaşılamaması veya bu aşamanın sürekli olarak gecikmesi durumu.
Orgastic Potency
Bir bireyin cinsel ilişki esnasında, tüm bedensel ve psikosomatik katmanları kapsayan tam bir orgazm deneyimleme ve buna bağlı eksiksiz tatmine ulaşma kapasitesi.
Orgasmic Reconditioning
Sapkın cinsel tercihleri değiştirmeyi amaçlayan ve orgazm anındaki zihinsel imgelerin veya uyarıcıların kademeli olarak normatif uyarıcılarla değiştirilmesine dayanan davranışsal bir tedavi yöntemidir.
Orgone
Avusturyalı psikanalist Wilhelm Reich tarafından ortaya atılan, evreni doldurduğu ve tüm canlıların temel yaşam gücünü oluşturduğu iddia edilen sözdebilimsel evrensel enerji hipotezi.
Orgone Therapy
Wilhelm Reich tarafından geliştirilen; tam orgazmik potansiyelin psikolojik sağlığın anahtarı olduğu ve bedensel kasılmaların (zırhlanmanın) bu enerjinin akışını engellediği varsayımına dayanan heterodoks bir psikanalitik yaklaşımdır.
Original Cause
Bir olgu zincirini başlatan ilk ve birincil neden; belirli bir etkiyi üreten nedensel dizideki en eski tetikleyici.
Orgy
Bireylerin sosyal bir bağlamda, genellikle alkol ve dans gibi diğer eğlence biçimleriyle birlikte kısıtlamasız cinsel aktivitelere katıldığı grup buluşması.
Orofacial Dyskinesia
Çiğneme, ağız hareketleri ve dilin istemsiz, anormal ritmik hareketleriyle karakterize olan motor bozukluk.
Orogenital Activity
Ağız veya dil yardımıyla genital bölgenin uyarılması eylemidir.
Orchidectomy
Testislerden birinin veya her ikisinin cerrahi yöntemle çıkarılması prosedürüdür.
Middle Knowledge
Terminal dönemdeki hastaların ölümcül tehlikelerini mantıksal düzeyde kabul etmelerine rağmen, bu durumun yarattığı varoluşsal gerçeği tam anlamıyla idrak edemedikleri veya içselleştiremedikleri bilişsel ara durum.
Moderate Mental Retardation
IQ skorları 35 ila 49 arasında değişen, akademik becerilerde ikinci sınıf düzeyini aşamayan ve destekleyici ortamlarda basit işleri yürütebilecek düzeyde sosyal ve mesleki beceriler kazandıran, güncel DSM-5-TR sınıflandırmasında 'orta düzey zihinsel gelişim bozukluğu' olarak adlandırılan tarihi klinik kategoridir.
Middle İnsomnia
Normal bir şekilde uykuya dalındıktan sonra uykunun bölünmesi ve tekrar uykuya geçişte zorlanma yaşanmasıyla karakterize uyku bozukluğu semptomu.
Midlife Crisis
Yetişkinliğin orta evresinde (yaklaşık 35-65 yaşları arasında) ortaya çıkan, ölümlülük bilinci, kimlik sorgulamaları ve yaşamın yönüyle ilgili hissedilen yoğun psikolojik sıkıntı dönemi.
Co
Aralarında yakın bağlar bulunan grup üyelerinin paylaştığı ortak bilinç ve bilinçdışı yaşantı hali.
Common Factor
Farklı psikoterapi ekollerinin hepsinde bulunan ve kullanılan spesifik tekniklerden bağımsız olarak iyileşme sürecini ve terapötik başarıyı ortaklaşa destekleyen değişkenler.
Common Law
Yazılı tüzüklerden ziyade mahkemelerin önceki yargı kararlarına (emsal kararlara) dayanan Anglo-Sakson hukuk sistemi.
Shared Medical Appointment Model
Benzer tıbbi durumlara sahip bir grup hastanın, bir hekim ve çok disiplinli bir ekiple bir saatten uzun süre bir araya gelerek durumlarını ve yönetim stratejilerini tartıştığı sağlık bakım yaklaşımı.
Medium
İki faktör veya durum arasında yer alma durumu, mesajların iletildiği araç, fiziksel etkiyi taşıyan madde veya spiritüalizmde ölülerle yaşayanlar arasında köprü kurduğu iddia edilen kişi.
Orthergasia
Adolf Meyer'in psikobiyolojik yaklaşımında, herhangi bir yapısal bozukluk veya psikiyatrik hastalık olmaksızın sergilenen normal, sağlıklı ve entgre zihinsel ve davranışsal işlevsellik durumu.
Orthomolecular Medicine
Vücudun biyokimyasal dengesini optimize etmek amacıyla mega dozda vitaminler, mineraller ve doğal maddeler kullanan alternatif tıp yaklaşımıdır.
Orthopsychiatry
Ruh sağlığı bozukluklarının erken tedavisine ve özellikle önlenmesine odaklanan; psikiyatri, psikoloji, sosyal hizmetler ve eğitim gibi farklı disiplinlerin ortak çalışmasını esas alan interdisipliner bir yaklaşımdır.
Orthorexia Nervosa
Kişinin sağlıklı veya 'saf' gıdalarla beslenmeye yönelik aşırı, patolojik bir saplantı geliştirmesi; genellikle kilo kaybından ziyade 'sağlıklı olma' idealine odaklanan, katı diyet kısıtlamaları ve yetersiz beslenme riskiyle karakterize bir durumdur.
Orthostatic Hypotension
Yatar veya oturur pozisyondan ayağa kalkma anında kan basıncında ani ve belirgin bir düşüş yaşanması durumu.
Orthotics
Nöromüsküler ve iskelet sistemlerinin yapısal ile işlevsel özelliklerini dışarıdan müdahaleyle destekleyen, hizalayan veya düzelten tıbbi cihazların tasarımı ve kullanımıyla ilgilenen uzmanlık alanıdır.
Osphresiolagnia
Kokulardan veya belirli aromatik uyarıcılardan kaynaklanan cinsel uyarılma veya erotik deneyim yaşama durumu.
Osphresiophilia
Koku uyaranlarına karşı duyulan anormal ve yoğun cinsel veya psikolojik çekim durumu.
Oscillometer
Vücut fonksiyonlarına, özellikle arteriyel nabız dalgalanmalarına eşlik eden salınım ve değişimleri ölçmek için kullanılan tıbbi cihaz.
Auscultation
Hekimin, bir stetoskop yardımıyla veya doğrudan kulak vererek vücudun iç kısımlarında oluşan sesleri dinlemesi esasına dayanan temel bir tanı yöntemidir.
Osmolagnia
Beden kokularından, özellikle genital bölgeden yayılan kokulardan cinsel uyarılma ve haz duyma durumu.
Osteomalacia
Yetişkin bireylerde kemik matriksinin organik kısmının korunmasına karşın mineralizasyon kusuru nedeniyle kemiklerin yumuşamasıyla karakterize metabolik kemik hastalığı.
Osteoporosis
Kemik kütlesinde azalma ve kemik dokusunun mikro mimarisinde bozulmayla karakterize, kırılganlık ve kırık riskinde artışa yol açan sistemik bir iskelet hastalığıdır.
Authenticity
Psikoterapide terapistin yapmacıksız ve gerçek tutumu, egzersistansiyel felsefede ise bireyin kendi değerlerini özgürce inşa etme ve varoluşsal sorumluluğu üstlenme hâli.
OTC
Sağlık profesyoneli reçetesi gerektirmeksizin, doğrudan eczanelerden veya onaylı perakende noktalarından bireylerin temin edebileceği ilaç veya tedavi ürünlerini ifade eden kısaltma.
Autistic Disorder
Erken çocukluk döneminde ortaya çıkan, sosyal iletişimde kalıcı yetersizlikler ve sınırlı, yinelenen davranış kalıplarıyla karakterize nörogelişimsel bir bozukluk.
Autistic Thinking
Gerçeklikle bağı zayıf veya kopuk olan, kişinin kendi iç dünyasına ve fantezilerine odaklandığı narsisistik ve egosentrik zihinsel süreçleri tanımlayan eskimiş bir klinik terim.
Autistic Fantasy
Aktif problem çözme stratejilerinin yerine aşırı hayal kurmayı koyarak duygusal çatışmalarla başa çıkma amaçlı kullanılan ilkel bir savunma mekanizması.
Autistic-contiguous Position
Nesne ilişkileri kuramında, bebeğin başkalarıyla olan duyusal temasa odaklandığı, dil öncesi dönemdeki en ilkel deneyim biçimi.
Otitis Media
Orta kulağın mukozal astarlarını ve yapılarını etkileyen, sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonları veya öztaki borusu disfonksiyonu ile tetiklenen inflamatuar süreç.
Autism
Sosyal etkileşimde ve iletişimde belirgin farklılıklar, sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayan davranış kalıplarıyla karakterize nörogelişimsel bir durumdur.
Autism Spectrum Disorder (ASD)
Okul öncesi dönemde ortaya çıkan; sosyal iletişim ve etkileşim alanlarında kalıcı yetersizlikler ile sınırlı ve tekrarlayıcı davranış örüntüleriyle karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur.
Auto- (aut-)
Psikoloji ve tıp terminolojisinde bireyin kendi özüne, bedenine veya zihnine ait süreçleri ve eylemleri ifade eden birleşik biçim öneki.
Autoagonistophilia
Cinsel etkinlik sırasında başkaları tarafından izleniyor veya filme alınıyor olmaktan cinsel uyarılma duyma parafili türü.
Autoantigen
Vücudun bağışıklık sistemi tarafından yanlışlıkla yabancı bir patojen olarak algılanan, organizmanın kendi sağlıklı protein veya protein kompleksi.
Autoassassinatophilia
Bireyin suikasta uğrama, ölümcül tehlike altında kalma veya hayatını kaybetme riskiyle cinsel uyarılma ve orgazm deneyimlemesiyle karakterize nadir bir parafili türüdür.
Autassassinophilia
Cinsel uyarılma ve orgazmın, ölüm tehlikesi altında olma fantezisi veya inancıyla kolaylaştığı bir parafilik yönelim.
Autobiography
Terapi veya danışmanlık süreçlerinde danışanın kendi bakış açısıyla kaleme aldığı yaşam öyküsünün, davranış kalıpları ve duygusal örüntüleri tahlil etmek amacıyla kullanıldığı teknik.
Autoenucleation / Self-enucleation
🔹 1. (autoenucleation): Bir bireyin, genellikle ağır psikotik süreçler veya şiddetli sanrısal hezeyanlar eşliğinde, kendi vücudundan bir organı veya tümörü cerrahi müdahale olmaksızın kendi eliyle çıkarması eylemi. 🔹 2. (self-enucleation): Bir bireyin kendi gözünü veya gözlerini fiziksel olarak orbital yuvasından kendi kendine çıkarmasıyla karakterize, son derece nadir ve ağır psikiyatrik acil durum.
Autoerythrocyte Sensitization Syndrome
Bireyin kendi kırmızı kan hücrelerine (eritrositlere) karşı geliştirdiği otoimmün veya psikojenik kökenli aşırı duyarlılık sonucu, vücudun çeşitli bölgelerinde kendiliğinden gelişen ağrılı ekimozlar ve purpurayla karakterize nadir bir klinik tablo.
Autoerotic Asphyxia
Mastürbasyon esnasında solunumun bilinçli olarak kısıtlanması veya engellenmesi yoluyla elde edilen cinsel uyarılma ve haz durumu.
Autoeroticism
Herhangi dışsal bir uyaran veya başka bir birey olmaksızın, kişinin kendi bedeni, fantezileri veya zihinsel süreçleri aracılığıyla cinsel uyarılma ve doyum yaratması.
Autoflagellation
Bireyin kendi kendini dövmesi, kırbaçlaması veya darp etmesinden cinsel haz alması durumunu tanımlayan parafilik bir bozukluktur.
Self-censure
Bireyin kendi davranışlarını kişisel değerleri veya ahlaki standartlarıyla bağdaşmaz bulduğunda deneyimlediği bilinçli öz-suçlama, kınama veya suçluluk halidir.
Autognosis
Bireyin kendi içsel süreçlerini, motivasyonlarını, psikolojik dinamiklerini ve davranış kalıplarını bilinçli ve nesnel bir şekilde kavrama yetisi.
Otohemineurasthenia
Herhangi organik bir nedeni bulunamayan, yalnızca tek bir kulağı etkileyen işlevsel işitme kaybı durumu.
Autohypnotic Amnesia
Bireyin, hipnotik duruma benzer bir otatosinestezik süreç ve otosjeste ile belirli fikirleri ya da rahatsız edici anıları bilinçli veya örtük bir mekanizmayla 'unutması'nı ifade eden analitik psikoloji kavramı.
Autohypnosis / Self-hypnosis
🔹 1. (autohypnosis): Bireyin bir başkasının rehberliği olmaksızın, kendi kendine bilinçli bir telkin süreciyle indüklediği hipnotik trans durumu. 🔹 2. (self-hypnosis): Bireyin genellikle oto-sugestyon (öz-öneri) tekniklerini kullanarak kendi kendini trans benzeri odaklanmış bir duruma sokma süreci.
Autochthonous
Dışsal etkenlerden bağımsız olarak, bireyin kendi içsel süreçleri veya organizması tarafından üretilen, kökeni içsel olan durum veya olayları ifade eden sıfat.
Autogenic Training
Bireyin zihinsel imgeleme, nefes kontrolü ve bedensel duyumlara odaklanma egzersizleri aracılığıyla kendi kendine yarı hipnotik bir gevşeme durumu indüklediği psikoterapötik bir teknik.
Autocratic
Sınırsız gücü elinde bulunduran, muhalefete kesinlikle izin vermeyen, buyurgan ve diktatoryal yönetim veya kişilik yapısı.
Autosexuality
Başka bir bireyin katılımı olmaksızın gerçekleşen her türlü cinsel uyarılma veya uyarım biçimi.
Otolaryngology
Kulak, burun, boğaz ve baş-boyun bölgesinin ilişkili yapılarına ait hastalıkların tanı ve tedavisiyle ilgilenen tıp disiplini.
Automatic Drawing
Bireyin hipnotik bir trans durumundayken veya dikkatinin bilinçli olarak başka bir yöne odaklandığı anlarda, iradi kontrol olmaksızın görsel imge veya nesneleri çizmesi.
Device For Automated Desensitization
Odaklanmış fobik davranışların tedavisinde kullanılan, kas gevşetme talimatları ve hiyerarşik korku uyaranları sunan bilgisayarlaştırılmış sistem.
Automatic Thoughts
Bireyin herhangi bir çaba sarf etmeden, anlık, alışkanlık haline gelmiş ve bilinçdışı bir hızla zihnine gelen, ruh halini ve davranışları doğrudan etkileyen bilişsel içerikler.
Automatic Obedience
Bireyin başkalarının istek, öneri veya komutlarına karşı aşırı, eleştiriden uzak ve mekanik bir şekilde uyum sağlaması durumu.
Autosuggestion
Bireyin moralini yükseltmek, gevşemeyi tetiklemek veya iyileşme sürecini hızlandırmak amacıyla kendi kendine olumlu telkinlerde bulunma sürecidir.
Automatic Writing
Bireyin dikkati göreve odaklanmamış haldeyken ya da hipnotik trans gibi bilinçli farkındalığın devre dışı olduğu durumlarda gerçekleştirilen irade dışı yazma eylemidir.
Automated Desensitization
Sistematik duyarsızlaştırma sürecinde anksiyete tetikleyici ve gevşetici uyaranların sunumunu kolaylaştırmak amacıyla dijital medya ve teknolojik cihazların kullanıldığı klinik müdahale yöntemidir.
Automated Telephone Disease Management (ATDM)
Kronik hastalarla önceden kaydedilmiş veya etkileşimli telefon aramaları yoluyla iletişim kurarak tıbbi eğitim, hatırlatıcılar ve durum değerlendirmeleri sunan uzaktan sağlık müdahale yöntemidir.
Automatism Defense
Sanığın, suç eylemini işlediği sırada bilinçli kontrolünü yitirmiş ve disosiyatif bir durumda olduğunu öne sürerek cezai ehliyetinin olmadığını savunduğu bir hukuki savunma stratejisidir.
Automasochism
Mastürbasyon sırasında veya bir partnerle cinsel ilişki esnasında kişinin kendi kendine fiziksel acı vermesinden cinsel haz duyması durumu.
Automutilation
Bireyin kendi vücut kısımlarına zarar vermesinden ya da bu tür yaralanma fantezilerinden cinsel haz (parafilik uyarılma) elde etmesi durumudur.
Autonecrophilia
Bireyin, kendi ölümüne ve ölü bedeniyle cinsel ilişkiye girildiği fantezilerine dayalı cinsel uyarılma ve doyum yaşaması durumu.
Autonomous Depression
Herhangi bariz bir psikososyal tetikleyiciye veya dışsal stres faktörüne bağlı olmaksızın, içsel süreçlerle ortaya çıkan majör depresif epizod.
Autonomic Dysreflexia
Altıncı torasik vertebra veya üzerindeki düzeylerde omurilik yaralanması geçiren bireylerde, yaralanma seviyesinin altından gelen uyarıların tetiklediği aşırı ve yaşamı tehdit edici otonom sinir sistemi aktivasyonudur.
Autonomic Hyperactivity
Otonom sinir sisteminin, özellikle sempatik kolun aşırı uyarılması sonucu anksiyete ve korkuyla ilişkili fizyolojik belirtilerin ortaya çıkması durumu.
Autonomic Hyperreflexia
Genellikle omurilik yaralanmalarında görülen, lezyon seviyesinin altındaki zararlı uyaranlara karşı sempatik sinir sisteminin aşırı ve kontrolsüz tepki vermesiyle karakterize klinik acil durum.
Autemesia
Altta yatan herhangi bir somatik, anatomik veya organik patoloji saptanamayan psikojenik kusma durumu.
Autonomic Restrictors
Genelleşmiş anksiyete bozukluğu olan ve diğer anksiyete bozukluğu vakalarına kıyasla daha düşük kalp hızı, kan basıncı, deri iletkenliği ve solunum hızı sergileyen bireyler.
Autoplasty
Bireyin çevresini değiştirmek yerine, kendi davranış kalıplarını ve içsel yapısını değiştirerek gerçekliğe uyum sağlaması.
Autopsy
Ölümün kesin nedenini ve zamanını saptamak amacıyla bir cesedin doku diseksiyonu ve laboratuvar tetkikleriyle incelendiği tıbbi ve adli prosedür.
Autopsychosis
Bireyin kendi kimliği, varlığı veya statüsü hakkında dünyanın kurtarıcısı, şeytanın enkarnasyonu ya da anlaşılmamış bir dahi olduğu gibi ağır çarpık inançlar taşıdığı sanrısal bir durumdur.
Autopsychic Delusion
Bireyin kendi kişiliği, kimliği veya ruhsal durumu hakkında sahip olduğu, gerçekle bağdaşmayan ve mantıksal argümanlarla düzeltilemeyen sabit inançtır.
Authority Complex
Bireyin otorite figürlerine karşı kısmen veya tamamen bastırılmış, duygusal yükü yüksek kalıplar barındıran ve genellikle aşırı boyun eğme ya da yetersizlik hissiyle kendini gösteren bilinçdışı eğilimidir.
Authoritarian Personality
Geleneksel değerlere katı bağlılık, otorite figürlerine aşırı derecede boyun eğme ve alt statüde görülenlere karşı düşmanlık ile karakterize edilen bir kişilik örüntüsüdür.
Authoritarian Conscience
Dışsal bir otoritenin korkusu veya bu otoritenin içselleştirilmiş sesi (süperego) tarafından yönlendirilen vicdan biçimi.
Autoscopy
Bireyin kendi bedeninin ikizini dış uzayda görsel olarak algılamasıyla karakterize, genellikle kısa süreli, soluk ve renksiz hallüsinatuar deneyim.
Autoscopophilia
Kişinin kendi soyunurken, çıplakken veya cinsel aktivitede bulunurken kendini gözlemlemesinden cinsel haz alması durumu.
Self-suggestion
Bireyin dışarıdan bir etki olmaksızın, kendi düşünce, inanç veya imgelerini bilinçli ya da bilinçdışı bir süreçle kendi zihnine dayatması ve kabul ettirmesi.
Outercourse
Vajinal veya anal penetrasyon içermeyen, bunun dışındaki manuel stimülasyon, oral seks ve diğer erotik pratikleri kapsayan nonkoital cinsel etkinlik biçimidir.
Outing
Bir bireyin eşcinsel yönelimini ya da LGBTQ+ kimliğini, kendi rızası ve bilgisi olmaksızın başkalarına ifşa etme eylemi.
Outreach
Klinik, eğitimsel veya pratik sağlık hizmetlerini, bu kaynaklara erişimi olmayan dezavantajlı topluluklara doğrudan ulaştırma faaliyeti.
Overachiever
Yetenek ve genel zeka testleriyle hesaplanan ve öngörülen kapasitenin üzerinde başarı sergileyen birey.
Game / Play
🔹 1. (game): Belirli kurallarla sınırlandırılmış, sosyal etkileşim, strateji veya duygusal tetiklenme sağlayan yapılandırılmış etkinlik bütünü. 🔹 2. (play): Bireysel veya grup halinde keyif almak amacıyla özgürce aranan ve sürdürülen, evrensel nitelikteki bilişsel ve sosyal gelişim faaliyeti.
Play Group Psychotherapy
Okul öncesi ve erken ilkokul dönemindeki çocukların oyun materyalleri aracılığıyla içsel dürtülerini, duygularını ve düşüncelerini dışavurmalarını ve sosyalleşmelerini hedefleyen analitik grup terapisi biçimi.
Play Therapy
Çocuk psikoterapisinde kil, su, bloklar ve kuklalar gibi oyun materyallerinin kullanılarak, çocuğun içsel çatışmalarını ve duygularını sözel olmayan yollarla ifade etmesini sağlayan klinik müdahale yöntemidir.
Toy Test
Çocukların iç dünyalarını, bilinç dışı çatışmalarını ve duygusal durumlarını ortaya çıkarmak amacıyla bebekler, kuklalar veya çeşitli oyuncakların kullanıldığı projektif değerlendirme yöntemi.
Oedipus Complex
Klasik psikoanalitik kuramda, fallik dönemde çocuğun karşı cinsteki ebeveyne yönelik erotik yönelimi ve aynı cinsten ebeveyne beslediği rekabetçi, hostil duygular bütünü.
Eudemonism (eudaemonism)
Mutluluğun, erdemli yaşamanın ve insan potansiyelinin en üst düzeyde gerçekleştirilmesinin ahlakın ve insan davranışlarının nihai temeli olduğunu savunan felsefi ve psikolojik yaklaşım.
Eudemonia (eudaemonia)
Bireyin potansiyelini tam olarak gerçekleştirerek anlamlı, erdemli ve gelişen bir yaşam sürmesiyle elde ettiği derin refah ve mutluluk durumu.
Anger
Hayal kırıklığı, gerçek ya da hayali bir haksızlık veya algılanan bir tehdit karşısında beliren gerginlik ve düşmanlık odaklı bir temel duygu.
Rage Disorder
Bireyin öfke ve saldırganlık dürtülerini kontrol etmesini engelleyen, bir veya daha fazla aşırı patlama epizoduyla karakterize klinik durum.
Temper
Bireyin irritasyon veya öfke dışavurumu ya da hızlıca öfkelenme eğilimi gösteren mizaç özelliği ve ruh hali.
Anger Stage
Elisabeth Kübler-Ross'un yas sürecinin beş aşamasından ikincisi olup; bireyin yaklaşan ya da gerçekleşen kayıp, ölüm veya travma karşısında duyduğu derin öfke, kırgınlık ve isyan tepkileriyle karakterize edilen bir adaptasyon evresidir.
Anger Control Therapy
Öfke tetikleyicilerine kademeli maruz bırakma, terapist modellemesi, rol yapma ve başa çıkma becerileri eğitimini içeren yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Anger Management
Bireylerin öfkeyi tetikleyen uyarıcılara karşı uygunsuz tepkilerini kontrol etmek ve duygularını başkalarına saygılı biçimde ifade etmek amacıyla kullandıkları teknikler bütünü.
Euphoria
Gerçeklikle bağdaşmayan, kişinin içinde bulunduğu durumun nesnel koşullarını aşan aşırı mutluluk ve taşkın bir iyilik hali.
Student’s Disease
Bireylerin, okudukları veya hakkında bilgi edindikleri bir fiziksel ya da psikolojik rahatsızlığın semptomlarını kendi üzerlerinde taşıdıklarına dair gelişen güçlü ve yanıltıcı inanç durumu.
Learned Helplessness
Bireyin kontrol edemediği olumsuz uyarıcılara tekrar tekrar maruz kalması sonucunda, gelecekteki olası kaçınma veya kurtulma fırsatlarını değerlendirme motivasyonunu tamamen kaybetmesi durumu.
Learned Optimism
Olumsuz olayların dışsal, geçici ve duruma özel etkenlerden kaynaklandığına dair açıklama biçimini sonradan edinme süreci.
Learning Disorder (LD)
Bireyin yaş, zeka ve eğitim düzeyine göre beklenenin önemli ölçüde altında akademik başarıyla karakterize edilen, nörolojik temelli bilgi işleme bozukluğu.
Learning Disabilities Specialist
Okul temelli disiplinlerarası bir ekip içinde çalışan, öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencileri tanımlama ve destekleme konusunda özel eğitim almış profesyonel.
Learning Potential Assessment Device (LPAD)
Bireylerin sabit zeka puanlarını ölçmek yerine, aracılı öğrenme yoluyla yeni bilgileri edinme ve bilişsel becerilerini geliştirme kapasitesini dinamik olarak değerlendiren klinik test bataryası.
Eugenic / Eugenics
🔹 1. (eugenic): Kalıtsal özellikleri ve genetik havuzu olumlu yönde etkileyen, gelecek nesillerin biyolojik niteliklerini iyileştirmeye elverişli olan faktörleri tanımlayan sıfat. 🔹 2. (eugenics): İnsan popülasyonlarının genetik yapısını seçici çiftleştirme ve üreme kontrolü yoluyla iyileştirmeyi amaçlayan, bilimsel temelden yoksun sosyal ve politik felsefe.
Antitussive
Beynin medulla oblongata bölgesindeki öksürük kontrol merkezini etkileyerek öksürük refleksini baskılayan farmakolojik ajan.
Lethality
Belirli bir eylem planının veya yöntemin barındırdığı tehlike derecesi ve ölümle sonuçlanma olasılığı.
Right To Die
Terminal dönemdeki hastaların yaşamlarını kendi iradeleriyle, hekim yardımıyla veya ötanazi yoluyla sonlandırma yetkisine sahip olması gerektiğini savunan biyoetik ve hukuki kavram.
Death
Bir organizmadaki tüm fiziksel ve zihinsel süreçlerin kalıcı ve geri döndürülemez bir şekilde durması.
Death-qualified Jury
Bir ceza davasında, ölüm cezası verme konusunda tarafsız olabilecekleri ve bu cezayı uygulayabilecekleri yemin altında sorgulanarak onaylanmış jüri üyelerinden oluşan grup.
Deathbed Escorts And Visions
Yaşamın son evresindeki bireylerin, yalnızca kendileri tarafından algılanan ve genellikle ölmüş akrabalar veya ruhsal rehberler şeklinde tanımlanan işitsel ve/veya görsel algısal deneyimleri.
Death Education
Ölüm, yas, yas süreci ve kayıpla başa çıkma stratejileri konusunda bireyleri bilinçlendirmeyi amaçlayan yapılandırılmış öğrenme etkinlikleri ve programları bütünüdür.
Death İnstinct
Klasik psikoanalitik kuramda, psişik gerilimi mutlak sıfıra indirme ve organizmayı inorganik duruma döndürme yönündeki bilinçdışı eğilim.
Death Wish
Kişinin kendi ölümüne yönelik, genellikle kendini yıkıcı veya tehlikeli davranışlarla dışa vurulan bilinçdışı arzusu veya psikanalitik teoride başkasının ölümünü isteme durumu.
Death Anxiety
Kişinin kendi ölümlülüğünü hatırlatan uyarıcılara karşı geliştirdiği, varoluşsal kökenli duygusal sıkıntı ve içsel güvensizlik durumu.
Death-anxiety Scales
Bireylerin ölüm ve ölümlülük kavramına yönelik öz-bildirim dayalı kaygı düzeylerini nicel olarak ölçen psikometrik araçlar.
Dying Process
Hayati fonksiyonların ilerleyici ve geri döndürülemez bir şekilde kaybolarak yaşamın son bulmasıyla sonuçlanan geçiş evresidir.
Trajectories Of Dying
Yaşamı tehdit eden bir durumun başlangıcından ölüm gerçekleşene kadarki sürecin hızı, seyri ve zamanlaması.
Fatal Familial İnsomnia
Beyindeki prion proteinlerinin mutasyonu sonucu talamusun hasar görmesiyle karakterize, ilerleyici uykusuzluk, demans ve nihayetinde ölümle sonuçlanan nadir bir genetik bozukluktur.
Prelogical Thinking
Gerçeklik ilkesinden ziyade haz ilkesi tarafından yönlendirilen, erken çocukluk dönemine ve psikodinamik teoride birincil süreçlere özgü ilkel düşünce biçimi.
Advance Directive
Bireylerin gelecekte karar verme yetilerini kaybetmeleri durumunda tıbbi müdahalelere ilişkin tercihlerini yasal olarak önceden belirledikleri mekanizma.
Preselection
Yardımcı üreme teknolojilerinde genetik analizler yoluyla sağlıklı embriyo veya belirli özelliklere sahip dölyatak adayı seçimi ile aile sistemlerinde henüz genetik durum bilinmeden bir bireye taşıyıcı rolünün atanması.
Foreplay
Cinsel birleşme öncesinde gerçekleştirilen, hem psikolojik hem de fiziksel uyarılmayı artırmayı amaçlayan karşılıklı yakınlaşma ve uyarılma etkinlikleri bütünü.
Pcs
Şu anda bilinç merkezinde yer almayan ancak özel bir çaba gerektirmeden veya dikkat yöneltildiğinde kolayca bilinç alanına çağrılabilen anı, bilgi ve yaşantıların bulunduğu zihinsel katman.
People-first Language
Bireyleri sahip oldukları engel, kronik durum veya etiketlerle değil, öncelikle bir insan olarak tanımlayan sözdizimsel kural ve iletişim biçimi.
Premeditation
Şiddet içeren bir eylemi veya suçu işlemeden önce planlama, tasarlama ve zihinsel hazırlık süreci.
Malice Aforethought
Birinci dereceden cinayet suçlaması için gereken, eylemin önceden planlandığını veya insan hayatına karşı aşırı bir umursamazlık barındırdığını gösteren zihinsel durum.
Past-life Regression
Bireylerin varsayımsal önceki yaşamlarına ait travmaları ve çatışmaları yeniden deneyimlemesini amaçlayan, hipnotik telkine dayalı tartışmalı bir terapi tekniğidir.
Antecedent-focused Emotion Regulation
James J. Gross'un duygu düzenleme süreç modelinde, potansiyel olarak duygusal bir durumun tetiklenmesinden hemen önce, durumun bilişsel olarak yeniden değerlendirilerek duygusal etkisinin azaltılması sürecidir.
Anticipatory Coping
Yakın gelecekte gerçekleşme potansiyeli taşıyan kritik ve riskli olayların yaratacağı olumsuzlukları önlemek veya en aza indirmek amacıyla devreye sokulan proaktif bir stres yönetimi stratejisidir.
Prevention
Bireylerde veya tüm popülasyonlarda bozukluk, hastalık ve sosyal problemlerin ortaya çıkma riskini azaltmayı amaçlayan her türlü davranışsal, biyolojik veya sosyal müdahaleler bütünü.
Prevention Research
Gelecekte ortaya çıkabilecek patolojilerin, hastalıkların veya olumsuz durumların olasılığını azaltmaya yönelik müdahaleleri geliştiren ve inceleyen sistematik araştırma alanı.
Prevention Trial
Bir hastalığın veya sağlık durumunun ortaya çıkışını geciktirmek, azaltmak ya da önlemek amacıyla tasarlanmış stratejileri değerlendiren ampirik araştırma çalışmasıdır.
Prevention Psychology
Bireysel ve sistemik düzeylerde sağlık ile esenliği korumak ve ilerletmek amacıyla kanıta dayalı uygulamalara odaklanan psikoloji dalıdır.
Preventive Coping
Bireyin, gelecekte meydana gelmesi muhtemel belirsiz ve olumsuz olayların şiddetini hafifletmek amacıyla uzun vadeli kaynaklar biriktirdiği proaktif bir stres yönetimi stratejisidir.
Preventive Counseling
Beklenen sorunları veya çatışmaları henüz ortaya çıkmadan engellemeyi amaçlayan profesyonel rehberlik ve müdahale süreci.
Preventive Stress Management
Beklenen stresli durumların ortaya çıkmasından önce bireylere stresörler, başa çıkma stratejileri ve bu stratejileri uygulama fırsatları sunan proaktif bir müdahale yaklaşımıdır.
Disorganized Offender
Suçlarını fevri, düşünmeden ve düzensiz bir biçimde işleyen; genellikle düşük ila orta düzeyde zekaya sahip, sosyal açıdan içe dönük ve istikrarsız bir iş geçmişi sergileyen suç faili profili.
Cover Memory
Travmatik veya kabul edilemez bir çocukluk anısının bilinçten uzak tutulması amacıyla zihnin ürettiği, genellikle daha masum ve yüzeysel nitelikteki ikame bellek.
Covert
Doğrudan gözlemlenemeyen, açıkta olmayan, tesadüfen veya kasıtlı olarak gizlenmiş her türlü durumu veya davranışı tanımlayan sıfat.
Covert Desensitization / Covert Sensitization
🔹 1. (covert desensitization): Bireyin anksiyete yaratan bir uyaranla fiziksel olarak karşılaşmadan, sadece zihinsel imgeleme yoluyla ve eş zamanlı gevşeme teknikleri kullanarak korkularını yenmesini hedefleyen bir davranışçı terapi yöntemidir. 🔹 2. (covert sensitization): İstenmeyen bir davranışın zihinsel olarak canlandırılması ile bu davranışın ardından gelen nahoş bir sonucun hayal edilmesi yoluyla gerçekleştirilen bir davranış terapisi tekniğidir.
Covert Modeling
Danışanın bir rol modeli zihninde canlandırarak onun gibi davrandığını hayal etmesi ve ardından bu davranışın olumlu sonuçlarını görselleştirdiği örtük bir koondisyonlama prosedürüdür.
Covert Positive Reinforcement
Davranış terapisinde, bireyin arzu edilen bir davranışı gerçekleştirdiğini ve ardından olumlu bir sonuçla ödüllendirildiğini zihninde canlandırması ve bu süreci davranışın kalıcılaşması umuduyla tekrarlaması tekniği.
Covert Negative Reinforcement
Davranış terapisinde, danışanın itici bir zihinsel imgeyi hayal ettikten hemen sonra, bu olumsuzluğu ortadan kaldıran veya sonlandıran adaptif bir davranışı hayal etmesiyle gerçekleşen bilişsel pekiştirme tekniğidir.
Covert Reinforcement
Bireyin gerçekte dışsal bir uyaran almadan, istenen bir davranışı takip eden olumlu bir hayali veya zihinsel süreci kendi içinde canlandırarak davranışı pekiştirmesi.
Covert Extinction
Danışanların istenmeyen bir davranışı hayal etmelerinin ardından, bu davranışın pekiştireç veya ödül almadığı bir sonucu zihinsel olarak canlandırmalarını içeren bilişsel-davranışçı müdahale prosedürü.
Arachneophobia
Örümcekler ve eklembacaklıların diğer bazı akraba türleri karşısında yaşanan, işlevselliği belirgin şekilde bozan aşırı, mantıksız ve kalıcı korku durumudur.
Estrogen Replacement Therapy
Menopoz, overlerin cerrahi olarak çıkarılması veya gelişimsel yetersizlikleri durumunda kaybedilen östrojen hormonunu yerine koymak amacıyla doğal veya sentetik östrojenlerin uygulanmasıdır.
Euthanasia / Mercy Killing
🔹 1. (euthanasia): İyileştirilemez veya terminal dönemdeki bir hastanın, aşırı acı ve ıstırabını sonlandırmak amacıyla hayatının tıbbi müdahaleyle kasıtlı olarak sona erdirilmesidir. 🔹 2. (mercy killing): Ölüm döşeğindeki bir insan veya hayvanın uzun süren acılarına son vermek amacıyla gerçekleştirilen doğrudan müdahale.
Euthymia
Manik ya da depresif uçların bulunmadığı, bireyin duygusal esenlik, sakinlik ve işlevsellik sergilediği dengeli duygu durum hali.
History Taking
Bir danışanın, hastanın veya araştırma katılımının tıbbi, psikolojik ve sosyal geçmişine dair bilgilerin sistematik olarak derlenmesi süreci.
Story Model
Jürilerin, duruşma sırasında sunulan karmaşık kanıtları ve bilgileri anlama, hatırlama ve karar verme süreçlerini kolaylaştırmak amacıyla zihinsel birer anlatıya (öyküye) dönüştürdüğünü savunan bilişsel karar alma kuramı.
Self-analysis
Bireyin kendi düşünce, duygu ve davranışlarını daha iyi anlamak amacıyla bilinçli veya bilinçdışı düzeyde gerçekleştirdiği içsel inceleme ve keşif süreci.
Self-determination Theory
İnsan davranışının dışsal denetim odaklarından otonom ve içsel motivasyona uzanan bir süreklilik izlediğini savunan, bireyin özerklik, yetkinlik ve ilişkisellik temel psikolojik ihtiyaçlarına odaklanan makro bir motivasyon ve kişilik kuramıdır.
Self-determination
Bireyin dışsal baskılardan veya müdahalelerden bağımsız olarak kendi davranışlarını yönlendirmesi, kararlar alması ve yaşam koşullarını iyileştirecek adımlar atması sürecidir.
Self-appraisal / Self-assessment / Self-evaluation / Self-rating
🔹 1. (self-appraisal): Bireyin kendi yeteneklerini, davranışlarını, performansını ve niteliklerini bilinçli bir süzgeçten geçirerek yargılama ve değerlendirme süreci. 🔹 2. (self-assessment): Bireyin kendi yeteneklerini, niteliklerini, performansını veya kimliğini tarafsız bir şekilde anlama ve yargılama süreci. 🔹 3. (self-evaluation): Bireyin kendi yeteneklerini, performansını, değerlerini ve davranışlarını bilişsel ve duygusal ölçütlere göre inceleyip yargılaması süreci. 🔹 4. (self-rating): Psikolojik ölçüm süreçlerinde bireyin kendi özelliklerini, tutumlarını veya davranışlarını rapor etme ya da derecelendirme eylemidir.
Self-desensitization
Bireyin anksiyete tetikleyen uyaranlarla karşılaştığında, bilişsel başa çıkma stratejileri veya kas gevşetme teknikleri kullanarak kaygısını kendi başına azaltma süreci.
Self-regulation
Bireyin kendi davranışlarını öz-izleme, öz-değerlendirme ve öz-pekiştirme süreçleri aracılığıyla denetleme ve yönlendirme kapasitesi.
Self-criticism
Bireyin kendi davranışlarını ve niteliklerini zayıflıkları, hataları ile kusurları bağlamında değerlendirmesi süreci.
Self-confidence
Bireyin kendi yeteneklerine, kapasitelerine ve yargılarına duyduğu temel inanç ve güvence.
Self-discovery
Bireyin kendi benzersiz benliğini, potansiyelini ve kimliğini bilinçli bir arayış süreci sonunda ortaya çıkarma çabası.
Self-focus
Bilinçli dikkatin bireyin kendisine, düşüncelerine, gereksinimlerine, arzularına ve duygularına yöneltilme süreci.
Self-focused Coping
Stresli durumlarda kişinin tamamen kendini suçlaması ve sosyal etkileşimden kaçınarak içe kapanmasıyla karakterize maladaptatif başa çıkma stratejisidir.
Self-reinforcement
Bireyin istenen bir davranışı sergiledikten veya hedefine ulaştıktan sonra, dışsal bir yönlendirme olmaksızın kendisine bilinçli olarak ödül vermesi süreci.
Self Psychology
Heinz Kohut tarafından geliştirilen; bireyin benlik gelişiminde ötekilerle kurulan ilişkilerin merkezi rolünü vurgulayan ve psikopatolojinin kökenini bakım verenlerin duygusal ihtiyaçlara duyarsızlığında arayan psikanalitik teori.
Self-advocacy
Bireylerin kendi haklarını, gereksinimlerini ve tercihlerini başkalarının aracılığına gerek duymadan doğrudan savunma ve dile getirme süreci.
Self-statement Modification
Bilişsel davranışçı terapi sürecinde açığa çıkarılan, kişi hakkındaki uyum bozucu fikirleri değiştirmek amacıyla tasarlanmış bir müdahale tekniğidir.
Self-abasement / Self-debasement / Self-derogation
🔹 1. (self-abasement): Kişinin kendi değerini düşürmesi, kendisini küçük düşürmesi veya başka bir bireyin iradesine aşırı düzeyde boyun eğmesi durumu. 🔹 2. (self-debasement): Bireyin kendi değerini, yetkinliğini veya onurunu bilinçli ya da bilinçdışı olarak düşürmesi, aşağılaması veya küçümsemesidir. 🔹 3. (self-derogation): Bireyin genellikle gerçek dışı ve aşırı bir biçimde kendini küçük düşürme, eleştirme veya değersizleştirme eğilimidir.
Self-deception
Bireyin, yanlış veya geçersiz bir inancın doğruluğuna kendisini ikna etmesi; özellikle kendi kapasitesini aşırı tahmin ederken sınırlılıklarını fark edememesi sürecidir.
Self-understanding
Bireyin kendi tutumları, motivasyonları, davranışsal eğilimleri, güçlü ve zayıf yönleri hakkında bilgi ve içgörü edinme süreci.
Self-transcendence
Bireyin kendi benliğinin sınırlarının ötesine geçerek başkalarını kapsayan daha geniş bir perspektif benimsemesi ve evrensel bir bütünlük hissetmesi durumu.
Self-care
Bireyin kendi sağlığını, esenliğini ve işlevselliğini sürdürmek amacıyla bağımsız olarak gerçekleştirdiği temel yaşam ve bakım aktiviteleridir.
Self-report
Bireyin kendi içsel durumları, duyguları, düşünceleri ve geçmiş davranışları hakkında yöneltilen soru dizilerine kendi sağladığı yanıtların bütünü.
Self-report İnventory
Bireylerin kendi tutumlarını, duygularını, davranışlarını veya kişilik özelliklerini belirli derecelendirme ölçekleri üzerinden doğrudan yanıtladığı psikolojik değerlendirme aracı.
Self-report Bias
Araştırmacıların doğrudan ve nesnel ölçümler yapmak yerine bireylerin kendi düşünce, duygu veya davranışlarını sözlü ya da yazılı olarak aktarmalarına güvenmelerinden kaynaklanan metodolojik sapmadır.
Self-consciousness
Bireyin kendi içsel süreçleri veya dışsal özellikleri üzerinde düşünme eğilimini yansıtan bir kişilik özelliği.
Self-punishment
Bireyin algıladığı hatalı davranışları veya kusurları nedeniyle kendisine fiziksel ya da psikolojik zarar verme eylemidir.
Self-esteem / Self-worth
🔹 1. (self-esteem): Bireyin benlik kavramını oluşturan nitelikleri ne derece olumlu algıladığına ve kendi öz-değerine dair yaptığı öznel değerlendirmeye dayanır. 🔹 2. (self-worth): Bireyin kendisini değerli, yetkin, saygıya ve ilgiye layık bir insan olarak değerlendirmesi.
Self-dynamism
Bireyin benlik sistemini oluşturan, özellikle biyolojik doyum, güvenlik ve kaygıdan kurtulma çabalarını yönlendiren motivasyon ve dürtü örüntüsü.
Self-gratification
Bireyin kendi içsel gereksinimlerini, arzularını veya dürtülerini tatmin etme süreci.
Self-inventory
Bireylerin kendilerinde algıladıkları özellikleri, nitelikleri veya eğilimleri işaretledikleri soru formu veya ifade dizisi.
Self-differentiation
Bireyin sosyal grubundaki diğer üyelerle ilişkilerini sürdürürken, kendi bireyselliğini, özgünlüğünü ve özerkliğini koruma ve tanınma eğilimi.
Self-actualization
Bireyin sahip olduğu potansiyeli, yetenekleri ve becerileri en üst düzeyde geliştirerek eksiksiz bir varoluşa ulaşması ve yaşamı tüm derinliğiyle deneyimlemesi.
Self-hypnorelaxation
Bireyin, kendi kendine hipnotik telkinler vererek derin bir gevşeme ve otonom sinir sistemi regülasyonu sağlama becerisi.
Self-insight
Bireyin kendi motivasyonlarını, duygusal dinamiklerini ve davranış kalıplarını derinlemesine anlamasıdır; birçok psikoterapi ekolünde ara hedef veya nihai kazanımdır.
Self-assertion
Bireyin kendi haklarını, gereksinimlerini, görüşlerini ve arzularını açık, net ve kararlı bir biçimde ifade etme ve savunma eylemi.
Self-medication
Bireylerin fiziksel veya psikolojik semptomlarını hafifletmek amacıyla tıbbi bir yönlendirme veya reçete olmaksızın bilinçsizce ilaç, alkol veya psikoaktif madde kullanması durumu.
Self-image
Bireyin kendi fiziksel, zihinsel ve sosyal özelliklerine dair zihninde yapılandırdığı ve değişime karşı dirençli olan içsel tasviri.
Self-examination
Bireyin kendi düşüncelerini, duygularını, motivasyonlarını ve davranış kalıplarını eleştirel ve bilinçli bir gözle gözden geçirmesi süreci.
Self-repudiation
Genellikle suçluluk duygusu veya düşük benlik saygısı nedeniyle bireyin kendi hazlarından veya haklarından vazgeçmesi, bunları reddetmesi durumu.
Self-monitoring Observation
Bireyin kendi davranışlarını, tutumlarını veya duygularını zaman içinde sistematik olarak takip edip kaydetmesi süreci.
Self-acceptance
Bireyin kendi potansiyelini, başarılarını ve sınırlılıklarını nesnel bir biçimde değerlendirip olduğu gibi benimsemesi; ruhsal esenliğin temel yapı taşlarından biridir.
Self-concept
Bireyin psikolojik ve fiziksel özelliklerini, niteliklerini, becerilerini ve rollerini içeren, zaman içindeki kimlik duygusunu şekillendiren kendi tanım ve değerlendirme bütünlüklü sistemi.
Self-identity
Bireyin kendisini diğer insanlardan ayıran, yaşam boyu deneyimler, roller ve değerlerle inşa ettiği tutarlı benlik algısı.
Self-control Technique
Danışanların kendi davranışlarını değerlendirmeyi ve istenen davranışları uygun maddi ya da sosyal pekiştireçlerle ödüllendirmeyi öğrendiği davranış terapisi yöntemi.
Self-control Therapy
Bireyin kendi davranışlarını izleme, değerlendirme ve pekiştirme süreçlerini yapılandırarak otomasyonu değiştirmesini hedefleyen davranışçı bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Self-protection
Benlik saygısını veya başkalarının gözündeki itibarı kaybetmemek amacıyla geliştirilen stratejik kaçınma davranışlarının bütünü.
Self-objectification
Bireyin, kendi bedenini veya benliğini bütün bir insan olarak değil, başkalarının gözünden değerlendirilen ve kullanıma açık bir nesne olarak algılaması durumu.
Self-affirmation
Bireyin ahlaki ve uyumsal bütünlüğünü, temel değerlerini ve yetkinliğini pekiştirerek benlik algısını tehditlere karşı koruyan bilişsel ve davranışsal süreç.
Esteem Need
Kişinin kişisel değer, başarı ve sosyal prestij elde etme yönündeki, Maslow hiyerarşisinin dördüncü basamağını oluşturan motivasyonel dürtüsü.
Self-love
Kireçlenmiş benlik algısının ötesinde, bireyin kendi varlığına, gereksinimlerine ve ruhsal tatminine gösterdiği değer ve ilgi.
Self-system
Harry Stack Sullivan'ın kişilerarası teorisinde, ebeveynler ve önemli diğerfigürlerle kurulan ilişkiler neticesinde şekillenen, onaylanan tutum ve davranışların pekiştirilip onaylanmayanların bastırıldığı görece kalıcı kişilik yapısı.
Self-compassion
Kişinin kendi yetersizlikleri, başarısızlıkları ve acıları karşısında yargılayıcı bir tutum takınmak yerine, kendisine anlayış, nezaket ve şefkatle yaklaşma kapasitesidir.
Self-diagnosis
Bir bireyin, genellikle çevrim içi kaynaklar veya gayriresmi literatür taramaları aracılığıyla, bir sağlık veya ruh sağlığı sorununu profesyonel bir değerlendirme olmaksızın kendi kendine tanımlama süreci.
Self-definition / Self-identification
🔹 1. (self-definition): Bireyin kendi kimliğini, değerlerini, inançlarını ve kişisel sınırlarını bilinçli olarak şekillendirme ve yapılandırma süreci. 🔹 2. (self-identification): Bireyin kendi kimliğini; belirli sosyal gruplar, kategoriler, roller veya kişisel özellikler aracılığıyla bilinçli olarak inşa etmesi ve tanımlaması süreci.
Self-test
Eğitimli bir profesyonelin yardımına ihtiyaç duyulmaksızın bireyin kendi başına uygulayabileceği ve değerlendirebileceği tarama veya değerlendirme aracı.
Self-righting
Bireyin olumsuzluklar ve çevresel kısıtlamalar karşısında etkili adaptasyon stratejileri geliştirerek işlevsel bir dengeye ulaşma ve psikolojik olarak yeniden toparlanma kapasitesi.
Self-consistency
Bireyin davranışlarının, kişilik özelliklerinin ve tutumlarının kendi içinde yüksek düzeyde uyum ve istikrar gösterme durumu.
Self-alienation
Bireyin kendi içsel dünyasından, duygularından ve otantik benliğinden kopması ve önemli düzeyde duygusal bir mesafeleşme yaşaması durumudur.
Self-directedness
Bireyin kendi davranışlarını kişisel hedeflere ve değerlere göre düzenleme, irade gösterme ve sorumluluk alma kapasitesidir.
Self-management
Bireyin, özellikle belirli bir hedefe ulaşmak amacıyla kendi davranışlarını, dürtülerini ve bilişsel süreçlerini bilinçli olarak denetlemesi ve düzenlemesidir.
Self-confrontation
Bireyin tutumlarını, davranışlarını ve eksikliklerini eleştirel bir gözle inceleyerek değişim için motivasyon kazanması ve başkaları tarafından nasıl algılandığına dair içgörü elde etmesi sürecidir.
İdentification Transference
Grup psikoterapisinde danışanın, diğer grup üyeleriyle özdeşleşmesi ve onları taklit etme ya da model alma arzusunu deneyimlemesi durumu.
İdentification
Bireyin kendi benliğini bir başkasının özellikleri, tutumları veya değerleriyle, genellikle bilinçdışı bir düzeyde özdeşleştirerek benimseme süreci.
Special Care Unit (SCU)
Demans, kafa travması veya omurilik yaralanmaları gibi ağır ve karmaşık tıbbi/psikolojik gereksinimleri olan bireylere özel yapılandırılmış müdahale ve bakım sunan sağlık kuruluşu birimidir.
Special Education
Öğrenme, davranışsal veya fiziksel yetersizlikleri bulunan çocukların bağımsız, üretken bireyler olmalarını sağlamak amacıyla tasarlanmış bireyselleştirilmiş programlar, hizmetler ve öğretim bütünüdür.
Special School
Normal eğitim ortamlarının zihinsel ve sosyal talepleriyle başa çıkamayacak durumda olan engelli veya dezavantajlı çocuklar için odaklanmış ve bireyselleştirilmiş eğitim sağlayan uzmanlaşmış kurum.
Special Needs
Fiziksel, zihinsel, duygusal engelleri veya sosyoekonomik dezavantajları bulunan bireylerin toplumsal yaşama katılım ve gelişim için gereksinim duyduğu bireyselleştirilmiş destek ve hizmetler bütünü.
Child With Special Needs
Normal gelişim gösteren akranlarından farklı olarak eğitsel, tıbbi, fiziksel ya da duygusal alanda destekleyici özel hizmetlere ihtiyaç duyan bireyleri tanımlamakta kullanılan klinik ve pedagojik terim.
Private Practice
Bir tıp veya ruh sağlığı profesyonelinin herhangi bir kuruma bağlı olmaksızın, bağımsız ve serbest meslek erbabı olarak yürüttüğü mesleki uygulama alanı.
Special Psychiatric Rapid İntervention Team (SPRINT)
ABD Donanması bünyesinde faaliyet gösteren; kriz anlarının hemen ardından kısa süreli ruh sağlığı ve duygusal destek sağlamak amacıyla psikolog, psikiyatrist, sosyal hizmet uzmanı ve din görevlilerinden oluşan çok disiplinli müdahale birimi.
Private Mental Hospital
Ruhsal bozuklukları olan hastalara özel olarak hizmet veren, sağlık profesyonelleri tarafından işletilen ve genellikle kamu hastanelerine kıyasla daha yüksek hekim-hasta oranına sahip bağımsız tedavi merkezi.
Trait Anxiety
Bireylerin dünyayı sürekli bir tehdit olarak algılama ve stresli durumlarda kronik bir endişeyle tepki verme eğilimini tanımlayan kalıcı kişilik özelliğidir.
Trait–treatment İnteraction (TTI)
Bireysel özelliklerin (cinsiyet, zeka düzeyi, kişilik özellikleri) belirli bir müdahale veya tedavi koşuluyla etkileşime girerek bağımlı değişken üzerindeki ortak etkisini tanımlayan istatistiksel ve deneysel kavram.
Autonomy
Bireyin, grubun veya toplumun dışsal baskılardan bağımsız olarak kendi kararlarını alabilmesi, kendini yönetebilmesi ve eylemlerini kendi içsel değerleriyle belirlemesi durumu.
Specific Language İmpairment (SLI)
Nörolojik, duyusal, zihinsel veya çevresel herhangi bir açık neden bulunmaksızın, çocuklarda sözel dil becerilerinin edinimi ve kullanımında görülen gelişimsel gecikme ve bozukluk.
Specific Phobia
Belirli bir nesne, canlı ya da durumun varlığı veya beklentisiyle tetiklenen, aşırı ve sürekli korku veya kaygı ile karakterize bir anksiyete bozukluğudur.
Emancipation Disorder
Ergen veya genç yetişkinin, ebeveyn kontrolünden kurtulma arzusu ile bağımsızlığın getirdiği sorumluluklar arasında yaşadığı çatışma ve uyum güçlükleriyle karakterize durum.
Emancipated Minor
Yasal reşit olma yaşına henüz ulaşmamış olmasına rağmen mahkeme kararı veya belirli yasal statülerle kendi geçimini sağlayan ve yasal özerklik kazanan birey.
Escape From Freedom
Modern bireyin yalnızlık ve izolasyon anksiyetesinden kurtulmak amacıyla bireyselliğinden vazgeçip otoriterliğe, konformizme veya yıkıcılığa sığınmasını ifade eden sahte çözüm mekanizması.
Attempted Suicide
Bireyin kendi yaşamına son verme amacı taşıyan ancak ölümcül sonuçlanmayan kasıtlı eylemidir.
Suicidal Gesture
Ölüm riskinin düşük olduğu, bireyin çevresine yaşadığı psikolojik acıyı iletmek veya yardım istemek amacıyla gerçekleştirdiği kendine zarar verme davranışı.
Suicidality
Bireyin kendi yaşamına son verme riskini, niyetini ve bu doğrultudaki düşünce veya plan varlığını kapsayan klinik durum.
Subjective
Yalnızca bireyin zihninde var olan, başkaları tarafından doğrudan gözlemlenemeyen ve kişisel duygu, yorum ya da önyargılardan etkilenen yaşantı durumu.
Subjective Well-being (SWB)
Bireyin kendi yaşam kalitesini, mutluluk düzeyini ve doyumunu hem duygusal hem de bilişsel boyutlarıyla değerlendirdiği kişisel kanaatidir.
İntersubjectivity
İki veya daha fazla bireyin zihinsel durumları ve öznel deneyimleri arasında kurulan karşılıklı paylaşım ve ortak anlam alanı.
Self-object (selfobject)
Heinz Kohut'un öz psikolojisinde, bireyin başka bir kişiyi bağımsız bir birey olarak değil, kendi benliğinin tamamlayıcı ve narsistik dengesini koruyan bir uzantısı olarak deneyimlemesi durumu.
Self-respect
Bireyin kendi değerine, karakterine ve onuruna duyduğu derin saygı, özdeğer ve özsaygınlık hissi.
Padded Cell
Şiddet eğilimi gösteren veya kendine zarar verme riski bulunan psikiyatri hastalarının yaralanmasını engellemek amacıyla zemin ve duvarları kalın minderlerle kaplanmış, günümüzde tarihi değeri olan tecrit odası.
PAIR Project
Yeni evli çiftleri 14 yıl boyunca takip ederek mahkeme kayıtları ve ilişki dinamiklerini inceleyen, evlilik uyumu ve boşanma süreçlerini konu alan en kapsamlı ve öncü boylamsal araştırmalardan biridir.
Paleologic Thinking
Çocuklarda görülen ve mantıksal akıl yürütmeden yoksun, somut, rüya benzeri ve duygusal/algısal süreçlerle sınırlı ilkel düşünce biçimi.
Palpitation
Hastalık, kaygı, madde kullanımı veya fiziksel zorlanma nedeniyle ortaya çıkabilen, hızlı veya düzensiz kalp atımı.
Palsy
Genellikle kas zayıflığı, motor kontrol kaybı veya felç durumlarını tanımlamak için kullanılan, günümüzde daha çok özel bileşik tıbbi terimlerde (örn. serebral palsi, Bell palsisi) yaşayan eskimiş bir terimdir.
Palliative Care
Yaşamı tehdit eden veyaciddi hastalıklarla mücadele eden bireylerin semptom kontrolüne, ağrı yönetimine ve yaşam kalitesinin artırılmasına odaklanan disiplinlerarası klinik yaklaşım.
Pamelor
Nortriptilin etken maddesinin ticari adı olan, genellikle majör depresif bozukluk ve kronik ağrı tedavisinde kullanılan bir ikincil amin trisiklik antidepresandır.
Pan-
Biyomedikal, psikolojik ve psikiyatrik terminolojide 'bütün', 'tüm' veya 'her şeyi kapsayan' anlamlarını veren birleştirici bir önektir.
Panacea
Her türlü sorunu çözdüğü veya tüm hastalıklara ve zorluklara evrensel bir çare oluşturduğu iddia edilen efsanevi veya mecazi tedavi.
Panarteritis
Küçük ve orta büyüklükteki atardamar duvarlarında gelişen, kaslar, böbrekler, kalp ve sindirim sistemini tutabilen yaygın iltihabi durum.
PANAS
Bireylerin belirli bir zaman dilimindeki pozitif ve negatif duygu durumlarını bağımsız iki alt boyut altında ölçen, öz-bildirime dayalı psikometrik araç.
Panic
Algılanan ani bir tehdit karşısında ortaya çıkan; dehşet, zihinsel karışıklık ve irrasyonel davranışlarla karakterize ani ve kontrol edilemez korku tepkisi.
Anxiety Attack / Panic Attack
🔹 1. (anxiety attack): Beklenmedik bir anda ortaya çıkan, dakikalar içinde zirve yapan yoğun korku veya rahatsızlık nöbetidir. 🔹 2. (panic attack): Gerçek bir tehlikenin bulunmadığı durumlarda ani olarak ortaya çıkan, yoğun korku ve bedensel belirtilerle karakterize sınırlı süreli epizot.
Panic Disorder (PD)
Tekrarlayan, beklenmedik panik ataklar ve bu atakların geleceğine dair sürekli bir kaygı ya da davranışsal kaçınma ile karakterize edilen ruhsal bozukluk.
Panic Control Treatment
Panik bozukluk tedavisinde kullanılan; psikoegitim, diyafram solunumu eğitimi ve interoseptif/in vivo maruz bırakma tekniklerini içeren yapılandırılmış bir bilişsel davranışçı terapi protokolüdür.
Pancreatitis
Pankreas bezinin, biliyer sistem bozuklukları, alkol kullanımı veya belirli ilaç reaksiyonları tetikçiliğinde gelişen şiddetli abdominal ağrıyla karakterize enflamatuar durumu.
Pansexuality
Cinsiyet kimliği veya ifadesi ne olursa olsun, bireylere karşı cinsel, romantik veya duygusal çekim duyma kapasitesi olarak tanımlanan bir cinsel yönelim.
Pansexualism
İnsan davranışlarının, arzularının ve zihinsel süreçlerinin tamamının temelinde cinsel dürtünün (libido) yattığını öne süren psikanalitik hipotez.
Pantomime
Duygu ve tutumların kelimeler yerine jest ve mimiklerle ifade edilmesi; sözlü anlatımın tıkandığı durumlarda başvurulan sözel olmayan bir terapötik tekniktir.
Papaverine
Psikofarmakolojik etkisi bulunmayan, güçlü bir vazodilatatör ve antispazmotik özellik gösteren bir afyon alkaloididir.
Papilledema
Artmış kafa içi basıncına ikincil olarak optik diskin ödemlenmesi ve şişmesi durumudur.
Papworth Method
Nazal solunuma, diyafram kullanımına ve gevşeme egzersizlerine odaklanan, astım semptomlarını hafifletmeyi ve solunumu kontrol etmeyi amaçlayan bir solunum terapisi yaklaşımıdır.
Para- (par-)
Psikoloji ve tıp terminolojisinde bir şeyin yanında konumlanmayı, benzerini, normalin ötesindeki sapmaları veya sıra dışı durumları niteleyen işlevsel bir önektir.
Paradoxical İntention
Bireyin korktuğu veya kaçındığı semptomu bilinçli olarak abartması ya da o eylemi gerçekleştirmeyi istemesi esasına dayanan psikoterapotik tekniktir.
Paradoxical Reaction
Farmakolojide, bir ilacın hedeflenen fizyolojik veya psikolojik etkisinin tam tersi yönünde bir klinik yanıt doğurması durumu.
Paradoxical Technique
Terapistin, danışana istenmeyen semptomatik davranışını sürdürmesini veya şiddetlendirmesini doğrudan reçete ettiği, danışanın davranış üzerindeki istemli kontrolünü fark etmesini amaçlayan stratejik müdahale.
Paradoxical Directive
Terapistin, danışana sağduyunun emrettiğinin tam tersini yapmasını reçete ederek, danışanın kendi kendini sabote eden kalıplarınınabsürtlüğünü fark etmesini sağlayan stratejik müdahale.
Paraphasia / Paraphrasia
🔹 1. (paraphasia): Konuşma sırasında yanlış, bozulmuş veya alakasız kelime ya da seslerin istemsiz olarak kullanılmasıyla karakterize edilen bir dil üretim bozukluğudur. 🔹 2. (paraphrasia): Konuşma sırasında kelimelerin, hecelerin veya seslerin istemsiz olarak yanlış üretilmesiyle karakterize edilen bir nörodilbilimsel bozukluktur.
Paraphilia
Cinsel uyarılma ve doyum için tipik olmayan nesnelere, durumlara veya kişilere karşı duyulan yoğun ve sürekli fantezi, dürtü veya davranış örüntüsü.
Paraphonia
Ses kalitesinde, tonunda veya rezonansında ortaya çıkan anormal ve patolojik değişim.
Paraphrenia
Genellikle ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan, entelektüel yıkım veya kişilik bozulması eşlik etmeksizin belirgin sanrı ve halüsinasyonlarla karakterize psikotik bir durumdur.
Paralalia
Bir konuşma sesinin diğeriyle hatalı bir şekilde ikame edilmesiyle karakterize edilen nadir bir artikülasyon bozukluğudur.
Paraldehyde
Geçmişte ajitasyon ve deliryum tremens tedavisinde yaygın olarak kullanılan, karakteristik nefis kokusuna sahip sedatif ve hipnotik etkili farmakolojik ajan.
Hired Gun
Müvekkilinin çıkarlarına en uygun şekilde ifade veren ve maddi menfaat karşılığında nesnel gerçekliği göz ardı eden bilirkişi veya uzman tanım.
Paralysis
İstemli kasların motor fonksiyonlarının kısmen veya tamamen kaybı.
Paralogia
Bireyin mantık ilkelerine uymayan, ısrarcı biçimde mantıksız veya sanrılı düşünce ve sözel ifade biçimi.
Paralysis Agitans
Parkinson hastalığı için kullanılan tarihi ve eskimiş (archaic) tıbbi terminoloji.
Paramedic
Tıbbi profesyonellere yardımcı olmak ve hastaneye nakil öncesinde ile sırasında geniş kapsamlı acil sağlık hizmetleri sunmak üzere özel olarak eğitilmiş ve sertifikalandırılmış sağlık profesyoneli.
Paramimia
Bireyin içsel duygulanımı ile sergilediği jest, mimik ve bedensel dışavurumlar arasında gözlenen belirgin uyumsuzluk ve tutarsızlık durumu.
Paranoid
Aşırı güvensizlik, kuşkuculuk veya başkalarının kötü niyetli olduğuna dair temelsiz inançlar sergileme durumu.
Paranoid İdeation
Bireyin başkaları tarafından sürekli olarak izlendiği, tehdit edildiği, aldatıldığı veya haksızlığa uğratıldığı yönündeki kalıcı, temelsiz şüphe ve inanç süreçleri.
Paranoid Personality Disorder
Bireylerin başkalarının niyetlerini sürekli olarak kötü niyetli, tehditkar veya aldatıcı şeklinde yorumladığı, yaygın bir güvensizlik ve kuşkuculuk örüntüsüyle karakterize bir kişilik bozukluğudur.
Paranoid Psychosis
Kişilik organizasyonunda bozulma veya entelektüel çöküş olmaksızın, belirgin takip edilme ve zulüm görme sanrılarıyla (perseküsyon) karakterize psikotik bir durumdur.
Paranoid Delusion
Çelişkili ve kesin kanıtlara rağmen inatla sürdürülen, kişinin zarar göreceği, takip edildiği veya hedef alındığı yönündeki yanlış kişisel inançlardır.
Paranoid Schizophrenia
Genellikle geç başlangıçlı olan, baskın işitme hallüsinasyonları ve kötülük görme veya büyüklük sanrılarıyla karakterize edilen bir şizofreni alt tipidir.
Paranoid-schizoid Position
Melanie Klein'ın nesne ilişkileri kuramında, bebeğin yaşamının ilk altı ayında dünyayı bütünsel olmayan 'parça-nesneler' üzerinden algıladığı, ölüm içgüdüsünün yarattığı yok olma korkusuyla başa çıkmak için bölme ve yansıtma gibi ilkel savunmalar kullandığı erken gelişim evresi.
Paranormal
Mevcut bilimsel bilgi birikimi ve fizik yasalarıyla açıklanamayan, bilgi ya da enerji aktarımını içeren iddia edilen her türlü olguyu nitelendiren sıfat.
Paranoia
Bireyin yanlış bir öncülden hareketle mantıksal çıkarsamalar yaparak geliştirdiği, başkaları tarafından komploya uğradığı, zehirlendiği veya kötülendiği yönündeki kalıcı, sistemli ve zulüm görme odaklı sanrısal durumu.
Paranoid State
Sanrılı bozukluktaki kadar sistematik ve ayrıntılı, ya da paranoid şizofrenideki kadar bizar olmayan; zulüm veya büyüklük sanrılarının hakim olduğu klinik tablo.
Parapraxis
Bilinçdışı arzuların, tutumların veya dürtülerin dışavurumu olduğuna inanılan dil sürçmesi, kalem hatası veya unutkanlık gibi istemsiz hata biçimi.
Paraprofessional
Temel bir mesleki eğitime sahip olan ancak resmi lisans veya tam profesyonel yetki belgesi bulunmaksızın hastane ve toplum sağlığı gibi alanlarda profesyonellere destek veren çalışan.
Parareaction
Oldukça önemsiz bir olaya verilen, sanrusal yapılanmanın temellerini atabilecek düzeyde anormal veya aşırı tepki.
APAP / Paracetamol
🔹 1. (APAP): Hafif ve orta şiddetli ağrıları dindirmek ile ateşi düşürmek amacıyla kullanılan analjezik ve antipiretik etkili farmakolojik ajan. 🔹 2. (paracetamol): Hafif ila orta şiddetli ağrıların tedavisinde ve ateş düşürücü olarak kullanılan, opioid yapıda olmayan yaygın analjezik ve antipiretik ajan.
Parasomnia
Uykuya dalış, uyku esnasında veya uyanıklığa geçiş evrelerinde ortaya çıkan anormal davranışsal, fiziki veya algısal olaylarla karakterize bir uyku bozuklukları kategorisidir.
Dysfunctions Associated With Sleep, Sleep Stages, Or Partial Arousals
Uykunun evreleri veya kısmi uyanıklık halleri sırasında ortaya çıkan, uygunsuz fizyolojik aktivasyonlar ve istem dışı motor ya da davranışsal olaylarla karakterize uyku bozuklukları grubu.
Parasuicide
Ölümle sonuçlanma niyeti olsun ya da olmasın, kasıtsal kendine zarar verme davranışlarını kapsayan geniş bir eylem yelpazesidir.
Parataxis
Kişilik, bilişsel stil veya duygusal bileşenler arasında bütünleşme eksikliği; dilbilimsel bağlamda ise bağlaç kullanılmaksızın cümle veya yapıların ard arda dizilmesi durumu.
Parataxic Distortion
Geçmişteki ilişkisel yaşantıların veya bilinçdışı fantezilerin etkisiyle, diğer insanların algısının ve değerlendirilmesinin çarpıtılması durumu.
Paraverbal Therapy
Travma, otizm spektrum bozukluğu veya gelişimsel engeller nedeniyle sözel iletişim kurmakta zorlanan çocuklarda müzik, mimik, hareket ve sanat gibi dışavurumcu araçları kullanan bir psikoterapi yöntemidir.
Fragmentation
Bütünlüklü bir yapının, işlevsel veya yapısal olarak bağımsız parçalara bölünmesi ya da ayrışması durumu.
Broken Home
Ebeveynlerin boşanması veya ayrılması sonucunda ortaya çıkan tek ebeveynli veya yapısı değişmiş hane halkı yapısını ifade eder.
Fragmentary Delusion
Birbiriyle bağlantısız, tutarsız, mantıksal temelden yoksun ve organize olmamış dağınık yanlış inançlar bütünü.
Camphorated Tincture Of Opium / Paregoric
🔹 1. (camphorated tincture of opium): Afyon, kafur, benzoik asit ve anason yağı içeren, tarihsel olarak analjezik ve antitusif etkileri nedeniyle kullanılan bir opiyat solüsyonudur. 🔹 2. (paregoric): Şiddetli ishal vakalarını kontrol altına almak ve neonatal opioid yoksunluğunu tedavi etmek amacıyla kullanılan afyon tentürü içeren bir ilaçtır.
Parens Patriae
Devletin, kendi kendine bakamayacak durumda olan bireyleri ve reşit olmayanları korumak amacıyla onların yasal vasisi veya ebeveyni gibi hareket etme yetkisini ve yükümlülüğünü tanımlayan hukuki ve klinik doktrin.
Parents Anonymous
Çocuk istismarını önlemek, aile içi işlevselliği artırmak ve ebeveynlik becerilerini geliştirmek amacıyla profesyonel kolaylaştırıcılık eşliğinde yürütülen akran destek grubu modeli.
Parents Without Partners
Yalnız ebeveynlere ve çocuklarına karşılıklı sosyal destek, eğitim programları ve etkinlikler sunan uluslararası bir kuruluştur.
Parergasia
Bireyin amaçlanan eylemin tam tersini veya alakasız bir hareketini sergilemesiyle karakterize edilen, Adolf Meyer'in psikobiyolojik yaklaşımında 'dementia praecox' yerine önerdiği ve Emil Kraepelin tarafından istem dışı motor sapma olarak tanımlanan eski bir psikiyatrik terim.
Paris Medical School
Salpêtrière Hastanesi'nde Jean-Martin Charcot'un öncülüğünde, histeri ve hipnotizma arasındaki ilişkiyi inceleyen ve erken dönem psikanalizi derinden etkileyen hekimler ve araştırmacılar topluluğudur.
Parkinson’s Disease (PD)
Beynin substantia nigra bölgesindeki dopamin üreten nöronların kaybından kaynaklanan, ilerleyici bir nörodejeneratif hareket bozukluğudur.
Parkinsonian
Parkinson hastalığına veya parkinsonizme özgü olan ya da bu durumlarla ilişkili bulunan klinik belirtileri tanımlayan sıfat.
Parkinsonism
Parkinson hastalığının temel motor belirtilerini taklit eden ancak farklı etiyolojik kökenlere sahip olabilen klinik sendrom.
Bright Light Therapy
Bireylerin belirli bir dalga boyunda ve yoğunlukta yapay ışığa maruz bırakılması suretiyle sirkadiyen ritmi ve melatonin salınımını düzenleyen somatik bir tedavi yöntemidir.
Parlodel
Bromokriptin mezilatın ticari adı olup, dopamin reseptör agonisti olarak işlev gören bir ergot türevidir.
Paroxetine
Major depresyon, panik bozukluk, sosyal anksiyete ve obsesif-kompulsif bozukluk tedavisinde kullanılan, belirgin sedatif etkileriyle öne çıkan bir seçici serotonin geri alım inhibitörüdür (SSRI).
Paroxysm
Bir hastalığın semptomlarının ya da yoğun bir duygusal durumun ani ve şiddetli bir şekilde nüksetmesi veya patlama derecesinde yoğunlaşması.
Parole
Mahkeme kararıyla zorunlu tedavi gören ancak kısıtlı kurumsal ortamdan uzaklaştırılmış bir hastanın, sıkı gözetim altında dışarıda tutulması yöntemi.
Parorexia
Besin değeri olmayan maddeleri veya olağandışı gıdaları tüketme yönünde ortaya çıkan patolojik dürtü.
Partialism
Bireyin dudaklar, göğüsler ve cinsel organlar haricindeki vücut bölgelerine (örneğin ayaklar, bacaklar veya kulaklar) odaklanarak cinsel doyum sağlaması durumu.
Partial Lipodystrophy
Vücudun belirli bölgelerinde (yüz, ekstremiteler vb.) yağ dokusunun seçici olarak kaybı ve bazen diğer bölgelerde birikmesiyle karakterize, nadir görülen bir metabolik bozukluk.
Partner Swapping
İki veya daha fazla çiftin, cinsel ilişki amacıyla eşlerini karşılıklı rızayla değiştirmesini veya ortak cinsel aktivitelerde bulunmasını içeren alternatif bir cinsel pratiktir.
Bashful Bladder Syndrome / Paruresis
🔹 1. (bashful bladder syndrome): Bireyin diğer insanların yakınındayken veya umumi tuvaletlerde idrar yapamaması veya yapma konusunda aşırı derecede zorlanması durumu. 🔹 2. (paruresis): Başkalarının varlığında (gerçek veya hayali) tuvalete çıkamama korkusuyla karakterize, sosyal anksiyete bozukluğunun özgül bir alt türü.
Passive
Kendi iradesiyle eyleme geçmek yerine dışarıdan gelen etkilere boyun eğen, yönlendirilen veya tepki veren davranışsal ve kişilik örüntüsü.
Passive Coping
Bireyin stres kaynağını yönetme sorumluluğundan kaçınarak çözümü dışsal faktörlere ve diğer kişilere devrettiği uyumsuz bir başa çıkma stratejisidir.
Passive Listening
Psikoterapi ve danışmanlık süreçlerinde, terapistin danışanın sözünü kesmeden, araya girmeden ve yönlendirme yapmadan dikkatle ve sessizce kulak vermesi halidir.
Passive Suicide
Kişinin doğrudan kendine zarar verme eyleminde bulunmaksızın, hayatta kalma için gerekli temel öz-bakım ve beslenme gibi eylemleri bilinçli veya bilinçdışı şekilde ihmal etmesiyle karakterize, örtük öz-yıkım davranışı.
Secondhand Smoke
Tütün kullanan kişinin soluduğu ve ardından dışarı verdiği duman ile yanan tütün ürününden yayılan kimyasalların, çevredeki bireyler tarafından solunması durumu.
Passive Euthanasia
Ölümcül süreçte olan bir bireyin yaşamını uzatabilecek tıbbi müdahalelerin veya tedavilerin kasıtlı olarak uygulanmaması ya da kesilmesi durumu.
Passive Recreation
Bireyin fiziksel efor sarf etmekten ziyade, gözlemci veya dinleyici konumunda kalarak eğlence, dinlence ve estetik doyum elde ettiği rekreasyon biçimi.
Passive-aggressive
Zararsız, tesadüfi veya nötr gibi görünen ancak dolaylı yoldan bilinçdışı bir saldırgan motifi sergileyen davranış biçimi.
Passive-aggressive Personality Disorder
Kişinin kendisi ve diğerlerine yönelik kararsızlık ve çelişkilerini; erteleme, inatçılık, kasıtlı verimsizlik ve unutkanlık gibi dolaylı ve edilgen direnç biçimleriyle dışa vurmasıyla karakterize kronik kişilik örüntüsüdür.
Passivism
Özellikle cinsel ilişkiler başta olmak üzere, sosyal ve kişilerarası dinamiklerde sergilenen aşırı boyun eğici ve edilgen tutum.
Passivity
Bireyin dış etkenler karşısında boyun eğici, bağımlı ve eylemsizlik içine çekilen bir uyum ya da uyumsuzluk örüntüsü benimsemesi hali.
Passivity Phenomena
Bireyin kendi eylemlerinin, düşüncelerinin, dürtülerinin veya duygularının dışarıdan bir güç tarafından kontrol edildiği ya da yönetildiği yönündeki klinik yaşantılardır.
Pastoral Counseling
Teoloji ve davranış bilimlerinin içgörülerini birleştirerek bireylere, çiftlere ve ailelere ruhsal, duygusal ve psikolojik şifa sağlayan entegre bir psikoterapi ve danışmanlık dalıdır.
Paternalism
Bireylerin özerkliğini ve bireysel seçim hakkını, kendi iyilikleri veya korunmaları gerekçesiyle sınırlayan otoriter tutum veya politika.
Explosive Personality
Herhangi bir tetikleyici ile orantısız, sık ve kontrol edilemeyen öfke ve düşmanlık patlamaları sergileme eğilimiyle karakterize kişilik örüntüsü.
Patho- (path-)
Acı, hastalık, ıstırap veya bozukluk durumunu ifade eden ve klinik terminolojide bileşik kelimeler türetmek için kullanılan birleştirici ön ek.
Pathogenesis
Bir fiziksel veya mental bozukluğun kökenini ve gelişim süreci boyunca organizmada meydana gelen biyolojik ve psikolojik değişimler bütünü.
Pathognomonic
Belirli bir fiziksel ya da zihinsel bozukluğa özgü olan ve diğer bozukluklarda görülmeyerek kesin tanı koyduran belirti ya da bulgu.
Pathognomy
Duyguların, karakter özelliklerinin ve özellikle bir hastalığın ayırt edici belirtisi veya bulgusu olarak ortaya çıkan fiziksel ya da psikolojik işaretlerin tanınması.
Pathogeny
Bir hastalığın veya patolojik durumun kökenini, gelişim evrelerini ve organizmadaki ilerleme mekanizmalarını inceleyen süreç.
Pathogenic Family Pattern
Bireyde ruhsal ve davranışsal bozuklukların ortaya çıkışına zemin hazırlayan olumsuz, zararlı aile tutumları, standartları ve davranış biçimleridir.
Pathology
Fiziksel ve zihinsel bozukluklardaki işlevsel ve yapısal değişikliklerin bilimsel incelemesi; daha geniş anlamda ise sağlıklı veya adaptif kabul edilen durumdan her türlü sapma.
Pathological Doubt
Kişinin gerçekleştirdiği eylemlerin doğruluğundan ya da tamamlandığından sürekli ve mantık dışı bir biçimde şüphe duyması durumu.
Pathological Aggression
Gerçek veya algılanan bir provokasyona verilen şiddetli, yıkıcı tepki ya da uzun süreli zarar verme davranışları repertuvarının bir parçası olan, psikiyatrik veya nörolojik bozukluklarla ilişkili aşırı saldırganlık.
Pathological Lying
Görülebilir veya mantıklı herhangi bir kazanç sağlamaksızın sergilenen, kronik ve kompulsif nitelikteki ısrarcı yalan söyleme eğilimidir.
Pathomimicry
Bir hastalık veya bozukluk belirtilerinin bilinçli ya da bilinçdışı bir şekilde taklit edilmesi, üretilmesi veya sahte olarak sergilenmesi durumu.
Pathomiosis
Hastanın mevcut tıbbi veya psikiyatrik bir rahatsızlığın varlığını sistematik olarak en aza indirmesi ya da tamamen inkâr etmesi durumu.
Pathomorphism
Herhangi bir anormal veya aşırı vücut yapısını ifade eden morfolojik sapma.
Patricide
Bir bireyin kendi babasını öldürmesi eylemi.
Pavor
Uyanma anında kalıntı bir dehşet duygusu ve yüksek gerçekçilik hissiyle karakterize edilen korkutucu rüya deneyimi.
Paxil
Selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) sınıfına ait, başta majör depresif bozukluk ve Anksiyete bozuklukları olmak üzere çeşitli psikiyatrik durumların tedavisinde kullanılan paroksetin etken maddeli antidepresanın tescilli ticari markası.
Paxipam
Benzodiazepin türevi olan halazepam etken maddesinin tescilli ticari markası ve anksiyolitik ajan.
Shared Psychotic Disorder
Klinik olarak belirgin sanrıları olan birincil bir bireyle yakın ilişki içinde bulunan ve bu etkilenmeyle özdeş ya da benzer sanrılar geliştiren kişilerin tablosu.
Payne V. Tennessee
1991 yılında ABD Yüksek Mahkemesi'nin, mağdur etki beyanlarının (victim impact statements) mahkeme süreçlerinde duruma göre kabul edilebileceğine ve tüm ceza duruşmalarından kategorik olarak dışlanamayacağına hükmettiği dönüm noktası niteliğindeki dava.
Marketing Orientation
Erich Fromm'un varoluşsal psikanalizinde, bireyin insanları birer emtia (mal) olarak gördüğü ve kendi kişisel değerini satılabilirlik üzerinden değerlendirdiği karakter örüntüsü.
Bargaining Stage
Elisabeth Kübler-Ross'un beş aşamalı yas modelinin üçüncü evresi olup, bireyin kaçınılmaz kayıp veya ölümü ertelemek için daha yüksek bir güçle veya kaderle anlaşma yapma çabasıyla karakterizedir.
PCP
NMDA reseptör antagonistliği ve monoamin geri alım inhibitörlüğü yoluyla dissosiyatif ve halüsinojenik etki yaratan sentetik bir maddedir.
PD
Psikoloji, psikiyatri ve nöroloji literatüründe Panik Bozukluk, Parkinson Hastalığı, Kişilik Bozukluğu veya Psikolojik Bilgilendirme gibi kritik kavramları ifade etmekte kullanılan standart akademik kısaltma.
PDM
Ruhsal bozuklukları yalnızca semptomlar üzerinden değil, kişinin içsel dinamikleri, kişilik örgütlenmesi ve öznel deneyimleri bağlamında değerlendiren psikodinamik sınıflandırma sistemi.
Peabody Picture Vocabulary Test (PPVT)
Bireylerin alıcı dil kelime dağarcığını ve sözel yeteneğini ölçmek amacıyla geliştirilmiş, işitsel uyaranı görsel seçeneklerle eşleştirmeye dayalı norm tabanlı standardize bir testtir.
Pederasty
Yetişkin bir erkek ile ergenlik dönemindeki bir genç arasındaki cinsel ilişkiyi tanımlayan klinik ve tarihsel terim.
Pediatric Psychopharmacology
Çocukluk ve ergenlik dönemi ruhsal ve davranışsal bozukluklarının tedavisinde kullanılan farmakolojik ajanların etkilerini, endikasyonlarını ve yaşa özgü metabolik süreçlerini inceleyen alt dal.
Pediatric Psychology
Çocukların, ergenlerin ve ailelerin fiziksel, davranışsal ve duygusal gelişimini sağlık ve hastalık bağlamında inceleyen disiplinler arası bir araştırma ve klinik uygulama alanıdır.
Pediatric Therapy
Çocuklarda görülen duyusal bütünleme bozuklukları ve nörolojik defisitleri iyileştirmek amacıyla uygulanan ergoterapi, fizyoterapi ve dil-konuşma terapisi gibi klinik müdahale hizmetleridir.
Pediatric
Çocukların sağlığı, tıbbi bakımı, gelişimi ve bu yaş grubuna özgü hastalıkların tanı ve tedavisiyle ilgili olan dal veya durum.
Pediatric Psychosocial Preventative Health Model (PPPHM)
Akut veya kronik hasta çocukların ailelerindeki stres düzeyini değerlendiren ve kademeli psikososyal destek ihtiyaçlarını belirleyen üç katmanlı sağlık bakım çerçevesidir.
Pedophilia
Yetişkin bir bireyin, ergenlik öncesi çocuklara yönelik kalıcı ve dışlayıcı cinsel ilgi, fantezi veya eylemleri tercih etmesiyle karakterize bir parafilidir.
Pedomorphism
Yetişkin bireylere çocuksu davranış özelliklerinin atfedilmesi veya bu özelliklerin sergilenmesi durumu.
Peeping Tom
Cinsel uyarılma sağlamak amacıyla rızası olmayan kişileri gizlice gözetleme eylemini (voyörizm) tanımlayan kültürel ve klinik kökenli argot terim.
Reinforcing Cause
Sağlıklı veya maladaptif bir davranış kalıbının sürdürülmesine zemin hazırlayan ve bu davranışın devam etmesini sağlayan koşul veya uyarıcı.
Reinforcement Counseling
Davranışların öğrenildiğini ve pozitif veya negatif pekiştirme tarifeleri yoluyla sistematik olarak değiştirilebileceğini savunan davranışsal danışmanlık yaklaşımı.
Reinforcement Survey Schedule (RSS)
Bireylerin hangi uyarıcıları, etkinlikleri ve durumları ödüllendirici veya zevkli bulduğunu sistematik olarak belirleyen standart bir klinik değerlendirme aracıdır.
RSS
Bireylerin hangi uyarıcılara karşı olumlu pekiştireç tepkisi verdiğini sistematik olarak belirlemekte kullanılan klinik ve deneysel değerlendirme aracı.
Reinforcement Therapy
Edimsel koşullama ilkelerine ve olumlu pekiştireçlerin kullanımına dayanan, davranış değişikliği başlatmayı ve sürdürmeyi amaçlayan klinik bir müdahale sürecidir.
Pellagra
Niasin (B3 vitamini) eksikliğine bağlı olarak gelişen; dermatit, diyare, demans ve nihayetinde ölümle sonuçlanan sistemik bir yetersizlik hastalığıdır.
Lisp
Dilin yanlış konumlanması veya artikülasyon mekanizmasındaki anatomik bozukluklar nedeniyle sibilant seslerin hatalı üretilmesiyle karakterize edilen konuşma bozukluğu.
Pemoline
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tedavisinde geçmişte kullanılan, amfetamin benzeri etkiler gösteren ancak ciddi hepatotoksisite riskleri nedeniyle piyasadan çekilmiş non-amfetamin merkezi sinir sistemi uyarıcısıdır.
PEN
Hans Eysenck tarafından geliştirilen ve kişiliğin temel yapı taşlarını biyolojik temelli üç ana boyutta ele alan faktöriyel model.
Penetration
Cinsel birleşme bağlamında penis veya başka bir cismin vajinaya ya da diğer vücut boşluklarına girmesi durumu.
Penis Envy
Klasik psikanalitik kuramda, kız çocuklarının fallik dönemde erkeklik organından yoksun olduklarını fark ettiklerinde yaşadıkları varsayılan kıskançlık ve eksiklik hissi.
Penile Prosthesis
Erkek cinsel işlev bozukluğuna bağlı erektil disfonksiyonu tedavi etmek ve cinsel potansiyeli yeniden kazandırmak amacıyla cerrahi olarak yerleştirilen implante edilebilir medikal cihaz.
Pennhurst Consent Decree
Pennsylvania'daki Pennhurst Eyalet Okulu ve Hastanesi'nin kapatılmasını ve zihinsel gelişim bozukluğu olan bireylerin en az kısıtlayıcı toplumsal ortamlara nakledilmesini emreden dönüm noktası niteliğinde bir yargı kararıdır.
Penology
Cezaevlerinin yönetimi, suçluların cezalandırılması ve ıslahı süreçlerini, rehabilitasyon odaklı yöntemlerle inceleyen bilim dalıdır.
Pentazocine
Orta ila şiddetli ağrıların tedavisinde kullanılan, opioid reseptörleri üzerinde hem agonist hem de antagonist etkiler gösteren sentetik bir analjezik.
Pentobarbital
Kısa ve orta etkili, merkezi sinir sistemini baskılayıcı sedatif ve hipnotik özellik gösteren bir barbitürat türevidir.
Pentothal
Barbitürat sınıfından, güçlü sedatif ve anestezik özelliklere sahip olan tiyopental sodyumun ticarî adı.
Screen Memory
Bilinçdışında daha travmatik veya kabul edilemez nitelikteki bir çocukluk yaşantısını gizlemek amacıyla onun yerini alan, genellikle masum veya önemsiz görünümlü çarpıtılmış anı.
İtinerancy / Peregrination
🔹 1. (itinerancy): Bireyin sürekli ve amaçsız bir şekilde seyahat etmesi, yer değiştirmesi veya diyar diyar dolaşması durumu. 🔹 2. (peregrination): Bireyin, özellikle tıbbi veya psikolojik bir aldatmacanın açığa çıkmasını takiben, sürekli ve amaçsız bir şekilde şehirden şehre veya hastaneden hastaneye seyahat etme dürtüsü.
Perfectionism
Bireyin, durumun gerekliliklerinin çok ötesinde, kendisinden veya başkalarından aşırı yüksek ya da kusursuz bir performans talep etme eğilimi.
Perphenazine
Şizofreni tedavisinde kullanılan, piperazin fenotiyazin sınıfına ait konvansiyonel (tipik) bir antipsikotik ajandır.
Performance Enhancing Drug
Rekabetçi sporlarda fiziksel kapasiteyi yükseltmek veya bilişsel faaliyetlerde dikkati artırmak amacıyla reçetesiz ya da uygunsuz şekilde kullanılan kimyasal maddelerdir.
Performance Anxiety
Belirli bir görevi yerine getirememe veya gelecekteki beklentileri karşılayamayacak düzeyde başarısız olma korkusu ve endişe durumu.
Abstinence Violation Effect (AVE)
Bağımlılıktan kurtulma sürecindeki bireyin, perhizini tek bir kez bozmasının ardından yoğun suçluluk, utanç ve kişisel başarısızlık hissederek tam anlamıyla eski alışkanlığına geri dönme olasılığını artıran psikolojik olgu.
Abstinence Rule / Rule Of Abstinence
🔹 1. (abstinence rule): Psikanalistin hastanın aktarım arzularını doyurmaktan kaçınmasını ve tedavi edici nötrliği korumasını zorunlu kılan temel teknik ilkedir. 🔹 2. (rule of abstinence): Klasik psikanalizde, hastanın analitik süreci sekteye uğratabilecek veya terapötik ivme için gereken dürtüsel enerjiyi, kaygıyı ve frustrasyonu tüketebilecek her türlü hazdan kaçınmasını zorunlu kılan teknik kural.
Periactin
Siproheptadin hidroklorür etken maddesinin uluslararası alanda en bilinen ticari müstahzar adı.
Perinatal Herpes-virus İnfection
Gebelik veya doğum sürecinde anneden fetüse ya da yenidoğana geçen, genellikle Herpes Simplex Virüsü Tip 2 (HSV-2) kaynaklı ciddi viral enfeksiyon.
Peritraumatic Dissociation
Travmatik bir olay sırasında veya hemen sonrasında ortaya çıkan, bireyin çevresiyle veya kendi bedeniyle bağının geçici olarak kopması durumu.
Percutaneous Umbilical Cord Blood Sampling (PUBS)
Fetal kromozomal anomalileri, kan bozukluklarını veya enfeksiyonları teşhis etmek amacıyla annenin karın duvarından girilerek doğrudan göbek kordonundan kan alınması prosedürü.
Personology
Bireyin tüm eylemlerini, duygularını, düşüncelerini ve sosyal işlevselliğini bütünsel bir perspektifle inceleyen ve Henry A. Murray tarafından formüle edilen kişilik bilimi.
Perturbation
Bilişsel, duygusal veya fiziksel bir sistemin dengesini bozan, huzursuzluk, kaygı veya işlevsel kesinti yaratan durum.
Perversion
Kültürel veya toplumsal olarak kabul edilemeyen, normatif sınırların dışına çıkan ve özellikle cinsel alanda görülen sapkın davranış biçimi.
Pethidine
Merkezi sinir sistemini etkileyen, sentetik bir opioid analjezik (meperidin olarak da bilinir).
Petting Behavior
Orgazmla sonuçlanması zorunlu olmayan, öpüşme, memelerin ve genital bölgelerin okşanması, oral seks ve genital temas gibi erotik aktiviteleri kapsayan cinsel davranış biçimidir.
Peyote
Meksika ve Güney Teksas'ta yetişen, temel etken maddesi meskalin olan dikensiz küçük kaktüs türü ve bu bitkiden elde edilen halüsinojenik madde.
Pfeiffer’s Syndrome
Kranial kemiklerin erken birleşmesiyle (kraniyosinostoz) karakterize, yüz anomalileri, proptozis, geniş başparmaklar ve ayak başparmaklarıyla kendini gösteren kalıtsal bir sendrom.
Phaedra Complex
Üvey annenin üvey oğluna karşı duyduğu ensestöz arzu ve bu arzunun reddedilmesi sonucu gelişen yıkımdır.
Phallic
Penisle ilgili, penisi benzeyen ya da psikanalitik kuramda libidinal gelişimin üçüncü evresine atfedilen özellik.
Phantasm
Gerçekte var olmayan, genellikle hayalet veya ruh biçiminde beliren görsel illüzyon ya da hayalet.
Phenergan
Prometazin hidroklorür için kullanılan, sedatif, antiemetik ve antihistaminik özellikleriyle bilinen tescilli ticari ilaç adı.
Phoenix House
Ergenlerde ve yetişkinlerde madde kullanım bozukluklarının tedavisi ile önlenmesine odaklanan, hem yatarak tedavi (rezidansiyel) hem de ayaktan terapi programları sunan ulusal düzeyde kâr amacı gütmeyen kuruluş.
Arctic Hysteria / Piblokto
🔹 1. (arctic hysteria): Kuzey Kutup bölgesinde yaşayan yerli halklarda, özellikle İnyuit kadınlarında görülen, aniden ortaya çıkan disosiyatif fug ve ajitasyon nöbetleriyle karakterize kültüre özgü bir sendromdur. 🔹 2. (piblokto): Kuzey Kutup bölgesi yerlilerinde, özellikle kadınlarda görülen; ani disosiyatif heyecan dalgaları, kıyafetleri yırtarak karda çıplak koşma, konvülsiyonlar, koma ve ardından gelen amnezi ile karakterize kültüre bağlı bir sendromdur.
Pick’s Disease
Beynin frontal ve temporal loblarının ilerleyici dejenerasyonu ve nöron sitoplazmasında Pick cisimciklerinin varlığı ile karakterize, kişilik değişiklikleri ve sosyal becerilerde bozulmaya yol açan bir frontotemporal demans türü.
Pickwickian Syndrome
Morbid obeziteye eşlik eden alveolar hipoventilasyon, uyku apnesi, siyanoz ve konjestif kalp yetmezliği tablosuyle karakterize klinik sendrom.
Pierre Robin Sequence
Mandibular mikrognati, glossoptosis ve sıklıkla yarık damak ile karakterize, solunum ve beslenme güçlüklerine yol açan konjenital bir kraniyofasiyal anomali sekansıdır.
Cissa / Pica
🔹 1. (cissa): Gebelikte veya farklı klinik tablolarda ortaya çıkan, toprak, kil, kireç gibi besin değeri olmayan maddelere karşı gelişen aşırı aşerme ve yeme isteği. 🔹 2. (pica): Besin değeri olmayan ve yenmeyen maddelerin (toprak, sabun, kağıt vb.) en az bir ay boyunca ısrarlı ve uygunsuz bir şekilde tüketilmesiyle karakterize nadir bir beslenme ve yeme bozukluğudur.
Pike’s Peak Model
Yaşlı yetişkinlere psikolojik hizmet sunumunda profesyonel eğitimi standardize etmeyi amaçlayan, yetkinlik temelli bir eğitim ve gelişim çerçevesidir.
Pyknic Type
Ernst Kretschmer'in somatotip sınıflandırmasında kısa, tıknaz ve kalın yapılı vücut tipini ifade eden morfolojik tanım.
Pyknolepsy
Çocukluk çağında görülen, gün içinde yüzlerce kez tekrarlayabilen kısa süreli dalma nöbetleri ile karakterize bir absans epilepsi alt türüdür.
Pictophilia
Erkek veya kadın bireylerin erotik içerikli fotoğrafları, çizimleri veya filmleri izleyerek cinsel ilgi ve uyarılma duyması durumu.
Pimozide
Postsinaptik dopamin D2 reseptörlerini bloke ederek etkisini gösteren ve özellikle Tourette sendromuna bağlı vokal ve motor tiklerin tedavisinde kullanılan konvansiyonel bir antipsikotik.
Pinel’s System
On sekizinci yüzyılda Philippe Pinel tarafından geliştirilen ve akıl hastalıklarını melankoli, delirli mani, delirsiz mani ile demans olarak dört ana kategoride sınıflandıran erken dönem psikiyatrik tasnif sistemi.
Piperidinedione
Geçmişte gündüz sedasyonu veya uykusuzluk tedavisinde kullanılan, barbitürat benzeri etki mekanizmasına ve toksisite profiline sahip kimyasal ilaç sınıfı.
Pyridostigmine
Nöromüsküler kavşakta asetilkolin yıkımını engelleyerek kas gücünü artıran, başta miyastenia gravis olmak üzere çeşitli otonomik ve nörolojik durumların tedavisinde kullanılan bir antikolinesteraz ilaçtır.
Pyrolagnia
Büyük yangınlar çıkarmayı veya bu tür felaketleri izlemeyi cinsel uyarılma ve doyumun birincil kaynağı haline getiren parafilik bozukluk.
Pyromania
Maddi, sosyal ya da siyasi bir motivasyon olmaksızın, defalarca kasıtlı olarak yangın çıkarma ve bu eylemi izlemekten yoğun haz duyma ile karakterize bir dürtü kontrol bozukluğudur.
Pithiatism
Histeri teriminin yerine önerilen ve bazı semptomların telkin yoluyla ortaya çıkıp yine telkinle ortadan kaldırılabileceğini savunan tarihsel klinik kavram.
Pituitarism
Hipofiz bezinin aşırı (hiperpitüitarizm) veya yetersiz (hipopitüitarizm) çalışmasıyla karakterize, endokrin sistem bozukluğu.
Pyro- (pyr-)
Ateş, yanma, ısı veya ateşlenme durumlarını ifade etmek için kullanılan Yununca kökenli bir birleşik kelime önekidir.
Reinforced Practice
Bireylerin belirli ve arzulanan davranışları sergilemeleri durumunda teşvik veya ödüllerle desteklendiği deneysel ve uygulamalı bir öğrenme prosedürüdür.
Placidyl
Etkili bir sedatif ve hipnotik ajan olan etklorvinolün (ethchlorvynol) tescilli ticari adı.
Scheduled Gradual Reduction
Sigara veya tütün çiğneme alışkanlığını bırakmak amacıyla tütün kullanımının önceden belirlenmiş ve giderek uzayan düzenli zaman aralıklarına bağlanması stratejisidir.
Scheduled Awakening
Kalıcı kabusları veya uyku terörlerini ortadan kaldırmak amacıyla, bireyin REM uyku döngüleriyle ilişkili belirli zaman aralıklarında sistematik olarak uyandırılmasını içeren bir davranış terapisi prosedürüdür.
Dummy / Placebo
🔹 1. (dummy): Çift kör ilaç araştırmalarında, aktif ilaçla tamamen aynı fiziksel özelliklere sahip ancak farmakolojik olarak inert (etkisiz) olan madde. 🔹 2. (placebo): Farmakolojik veya biyolojik olarak inaktif olan, ancak hastanın beklentisi yoluyla somut fizyolojik ve psikolojik iyileşme sağlayabilen etkisiz maddedir.
Placebo Effect
Terapötik açıdan etkisiz bir maddenin veya spesifik olmayan bir müdahalenin, alıcının beklentileri ve inançları doğrultusunda klinik olarak anlamlı bir yanıt ortaya çıkarması.
Placebo Control Group
Deneysel çalışmalarda aktif tedavi yerine etkisiz (inert) bir madde alan, tedavi etkinliğini ve psikolojik beklenti faktörlerini izole etmek amacıyla kullanılan karşılaştırma grubu.
Placebo Controlled Trial
Yeni bir tedavi veya müdahalenin etkinliğini, aktif bir bileşen içermeyen inert bir madde (plasebo) alan kontrol grubuyla karşılaştırarak test eden deneysel klinik araştırma tasarımı.
Plastic Surgery
Hasarlı, hastalıklı veya kusurlu doku ve organların onarımı, yeniden yapılandırılması ve işlevlerinin iyileştirilmesiyle ilgilenen cerrahi disiplin.
Plastic Tonus
Ekstremitelerin dışarıdan verilen herhangi bir pozisyonu, bazen saatler boyunca koruyacak şekilde pasif hareket kabiliyetine izin verdiği iskelet kası gerilimi durumu.
Platonic Love
Açık bir cinsel davranış veya arzunun bulunmadığı, genellikle zihinsel ve tinsel bağa dayanan sevgi türü.
Pleniloquence
Durmaksızın, aralıksız ve aşırı derecede konuşma dürtüsü veya zorlantısı.
Pleonexia
Nesnelerin edinilmesine yönelik aşırı, patolojik açgözlülük veya doymak bilmez sahip olma arzusu.
Afterbirth
Doğumun plasenta, fetal membranlar ve amniyotik kesenin uterustan dışarı atıldığı üçüncü ve son evresidir.
PLISSIT
Cinsel sorunlar yaşayan danışanlara yönelik, basamaklı iletişim ve klinik müdahale stratejisi sunan hiyerarşik bir danışmanlık modelidir.
Pluralism
Herhangi bir olgunun, gerçekliğin veya kavramın tek bir nedene, boyuta ya da kökene indiraranameyeceğini, çoklu nedenlere ve anlamlara sahip olduğunu savunan felsefi ve metodolojik yaklaşım.
Plutomania
Para ve maddesel varlıklara karşı duyulan, kişinin işlevselliğini ve rasyonel karar verme süreçlerini domine eden aşırı ve kontrol edilemez hırs durumu.
PNES
Epileptik nöbetleri taklit eden ancak beyindeki elektriksel bir deşarjdan değil, psikolojik stresörlerin somatik bir ifade biçimi olarak ortaya çıkan somatoform bozukluk tezahürü.
Pneumo-
Hava, gaz veya akciğerlerle ilgili durumları belirtmek için kullanılan tıbbi ve bilimsel birleştirici ön ek.
Poly-
Çokluk, fazlalık veya çok sayıda olma durumunu belirten ve klinik terminolojide patolojik artışları tanımlamak için kullanılan birleşik biçim.
Polyamory
Tüm tarafların açık rızası ve bilgisi dahilinde, eş zamanlı olarak birden fazla romantik veya cinsel ilişki sürdürme yönelimi ya da uygulaması.
Polydipsia
Sıvı alımı veya susuzluk homeostazındaki bozulmalara bağlı olarak ortaya çıkan, aşırı su tüketimi ve durdurulamaz susuzluk hissi ile karakterize klinik belirti.
Polydrug Abuse
Bireyin aynı anda ya da ardışık olarak birden fazla psikoaktif maddeyi eşik üstü düzeyde kötüye kullanması durumu.
Polydrug Dependence
Birden fazla bağımlılık yapıcı maddenin eş zamanlı veya ardışık olarak kullanımı sonucu gelişen, hem fizyolojik hem de psikolojik düzeyde kendini gösteren karmaşık bir bağımlılık tablosudur.
Polyphagia
Normal homeostatik enerji dengesinin ötesinde, kişinin sürekli ve doymak bilmez bir aşırı yemek yeme dürtüsü yaşaması durumu.
Polypharmacy
Daha güçlü bir tedavi yanıtı elde etmek amacıyla, aynı veya farklı sınıflardan birden fazla ilacın eş zamanlı olarak kullanılması durumu.
Polyneuritis
Enfeksiyonlar veya sistemik toksisite neticesinde eş zamanlı olarak birden fazla periferik sinirde meydana gelen yaygın iltihabi durum.
Polyneuropathy
Vücudun farklı bölgelerindeki çok sayıda periferik siniri eşzamanlı olarak etkileyen sistemik nörolojik bozukluk.
Suicide By Cop
İntihara meyilli bir bireyin, kendi hayatına son vermek amacıyla kolluk kuvvetlerini ölümcül güç kullanmaya kasıtlı olarak kışkırtması durumu.
Copicide
Bireyin, doğrudan kolluk kuvvetlerini ölümcül güç kullanmaya provoke etmek amacıyla kasıtlı olarak tehlikeli eylemlerde bulunmasıyla gerçekleşen intihar biçimidir.
Police Psychology
Kolluk kuvvetlerine özel psikolojik destek, personel seçimi ve mesleki yeterlilik değerlendirmeleri sağlayan uygulamalı bir psikoloji alt dalıdır.
Polysomnography
Uykuya ilişkin bozuklukların tanısı amacıyla tüm gece boyunca beyin dalgaları, göz hareketleri, kalp atımı ve solunum gibi çeşitli fizyolojik süreçlerin eşzamanlı olarak kaydedildiği çok parametreli inceleme yöntemi.
Polysurgical Addiction
Organik bir patoloji saptanamamasına rağmen, kişinin ardı arkası kesilmeyen cerrahi operasyonlar geçirme yönünde kompulsif bir dürtü sergilemesi durumu.
Poltergeist
Ev ortamında kapıların çarpması, eşyaların devrilmesi ve nesnelerin kırılması gibi gürültülü fiziksel bozulmalara yol açan, parapsikolojide genellikle psikokinezi ile ilişkilendirilen iddia edilen paranormal olgu.
POR
Klinik uygulamalarda hasta bakımını, değerlendirmesini ve tedavi süreçlerini belirli problemler etrafında yapılandıran standart bir hasta kayıt sistemi kısaltmasıdır.
Porphyria
Hemoglobinin yıkım ürünleri olan porfirinlerin aşırı üretimi ve idrarla atılımı ile karakterize, nöropsikiyatrik ve somatik belirtilerle seyreden metabolik bozukluk.
Pornography
Cinsel uyarılma sağlamak ve izleyicinin cinsel dürtülerini tatmin etmek amacıyla üretilmiş, doğrudan ve genellikle sömürücü cinsel içerikli yazılı, görsel veya dijital materyaller bütünü.
Pornographomania
Müstehcen, pornografik mektuplar yazma yönünde karşı konulamaz, morbid bir dürtü ve bu yazma eylemiyle tetiklenen cinsel uyarılma durumu.
Pornolagnia
Karşılıklı ilgi veya duygusal bağ temelli cinsel ilişkiler yerine, cinsel emekçilere (sex workers) karşı duyulan özel cinsel çekim ve yönelimi tanımlayan arkaik bir klinik terimdir.
PORT
Şizofreni hastaları için kanıta dayalı tedavi kılavuzları geliştirmeyi ve klinik sonuçları optimize etmeyi amaçlayan ulusötesi bir araştırma ve konsorsiyum girişimi.
Portman Clinic
1933 yılında Londra'da suçu, sapkınlığı ve ağır davranış bozukluklarını psikanalitik perspektifle değerlendirmek ve tedavi etmek amacıyla kurulan öncü klinik.
Post-exposure Prophylaxis (PEP)
İnsan immün yetmezlik virüsüne (HIV) olası bir maruziyetin ardından enfeksiyon riskini düşürmek amacıyla kısa süreli antiretroviral ilaçların kullanılmasını içeren acil koruyucu tıbbi müdahaledir.
Posthypnotic Suggestion
Hipnoz altındaki bir bireye, trans durumu sona erdikten sonra belirli bir davranışı sergilemesi için verilen telkindir.
Postictal
Epileptik nöbet veya inme gibi ani bir atağın hemen sonrasında ortaya çıkan, bilinç bulanıklığı ve yönelim bozukluğu ile karakterize geçici durum.
Postconcussion Syndrome
Hafif kafa travması veya sarsıntı sonrasında ortaya çıkan; bilişsel, duygulanımsal ve somatik yakınmaların kalıcı bir örüntü oluşturduğu klinik tablo.
Postoperative Complication
Cerrahi bir operasyonu takip eden süreçte ortaya çıkan, anesteziye, altta yatan hastalığa, komorbiditelere veya cerrahi stresin kendisine bağlı olarak gelişebilen sağlık sorunları.
Postpartum Depression
Doğumu takip eden ilk haftalar ile aylar içerisinde ortaya çıkan, işlevselliği ciddi düzeyde düşüren majör veya minör depresif epizod.
Postpartum Psychosis
Doğumdan kısa süre sonra ortaya çıkan; gerçeği değerlendirme yetisinin bozulması, sanrılar, varsanılar ve akut psikotik belirtilerle karakterize acil tıbbi müdahale gerektiren klinik tablo.
Posttest Counseling
Genetik test sonuçlarının açıklanmasını takip eden ve bireyin bu sonuçları anlamlandırmasını, tarama seçeneklerini değerlendirmesini ve psikolojik destek ihtiyaçlarının saptanmasını hedefleyen klinik danışmanlık süreci.
Postural Arm Drift
Bireyin gözleri kapalı ve kolları uzatılmış statik bir pozisyonda tutması istendiğinde, kolların orijinal konumundan istemsiz olarak sapması durumudur.
Posturing
Bireyin, dış uyaranlardan bağımsız olarak, tuhaf veya uygunsuz bir beden pozisyonunu uzun süreler boyunca sergilemesi durumu.
Postural İnstability
Vücudun dengesini koruma yeteneğinde meydana gelen bozulma olup, özellikle Parkinson hastalığının orta evrelerinde görülen kritik bir klinik belirtidir.
Postvention
İntihar veya travmatik bir ölüm sonrasında geride kalan yas tutan yakınlara sunulan organize psikolojik müdahale ve destek hizmetleridir.
Pot
Marihuana için kullanılan yaygın bir sokak argosu terimidir.
Potentiation
İkinci bir maddenin veya etkenin eklenmesiyle, ilk maddenin belirli özelliklerinin veya etkilerinin şiddetlenmesi biçimindeki etkileşim biçimi.
Potency
Erkek bireyin cinsel birleşmeyi gerçekleştirebilme, ereksiyonu sürdürebilme ve ejakülasyona ulaşabilme fizyolojik kapasitesi.
Positive Family History
Bireyin biyolojik akrabalarında, belirli bir genetik sendromun veya kalıtsal bozukluğun klinik kriterlerini karşılamaya yetecek düzeyde hastalık öyküsünün bulunması durumu.
Positive Transference
Danışanın, çocuklukta ebeveynlerine veya önemli figürlere duyduğu bağlanma, sevgi, idealizasyon ve hayranlık gibi olumlu duyguları analiste ya da terapiste yönlendirmesi durumu.
Positive Addiction
Bireyin yaşam kalitesini ve psikolojik direncini artıran, meditasyon veya koşu gibi yapıcı etkinliklere karşı geliştirilen sağlıklı zorlantı hali.
Positive Symptom
Şizofreni gibi psikiyatrik bozukluklarda, sağlıklı bireylerin normal işlevlerine ek olarak ortaya çıkan; varsanı, sanrı ve örgütsüz düşünce gibi aşırılık veya sapmaları içeren klinik belirtiler kümesidir.
PA
Bireyin hevesli, aktif, uyanık ve zinde hissetme derecesini yansıtan duygusal durum boyutu.
Positive Exercise Addiction
Fiziksel ve psikolojik iyilik halini artıran, alışılmış fiziksel egzersize karşı duyulan sağlıklı bir bağlılık veya takıntı durumu.
Positive Hallucination
Fiziksel gerçeklikte var olmayan bir nesnenin, olayın veya sesin duyusal olarak algılanmasıyla karakterize yanlış algısal deneyim.
Positive Psychology
Bireylerin patolojilerine odaklanmak yerine öznel iyi oluşlarını, erdemlerini ve yaşam kalitelerini artıran psikolojik durumları inceleyen bilimsel araştırma alanı.
Positive Schizophrenia
Sanrılar, halüsinasyonlar ve dağınık konuşma gibi psikotik belirtilerin baskın olduğu şizofreni alt formu.
Positive Attitude
Psikoterapi ve danışmanlık süreçlerinde danışanın, terapiste, sürece, başka bir bireye veya kendi benliğine yönelik kabullenme ve onaylama içeren olumlu duygusal yönelimi.
Positive And Negative Affect Schedule (PANAS)
Bireylerin belirli bir zaman dilimindeki öznel duygu durumlarını ve duygu yapılanmasını onar maddelik iki ayrı alt boyutla ölçen en yaygın öz-bildirim aracıdır.
Positivist Criminology
Suç davranışını özgür irade veya rasyonel seçim yerine biyolojik, psikolojik ve sosyolojik içsel ve dışsal belirleyicilerin bir sonucu olarak açıklayan bilimsel yaklaşım.
PPFA
Amerika Birleşik Devletleri'nde üreme sağlığı hizmetleri sunan, aile planlaması ve cinsel sağlık eğitimleri veren en büyük kar amacı gütmeyen kuruluş olan Planned Parenthood Federation of America'nın resmî kısaltması.
PPO
Hastanelerin, hekimlerin ve işverenlerin veya sigorta şirketlerinin sözleşme yoluyla oluşturduğu, katılımcılara indirimli fiyatlarla sağlık hizmeti sunan resmi bir organizasyondur.
PPVT
Bireylerin işitsel kelime dağarcığını ve alıcı dil becerilerini ölçmek amacıyla geliştirilmiş, standardize edilmiş bir psikometrik değerlendirme testidir.
Prader–willi Syndrome (PWS)
Kısa boy, hipotoni, hipogonadizm, obezite ve hiperfaji (doyma hissinin olmaması) ile karakterize, genellikle 15 numaralı babasal kromozomun delesyonundan kaynaklanan konjenital bir spektrum bozukluğudur.
Pragmatic Language
Dilin belirli bir sosyal bağlamda, duruma ve muhataba uygun olarak işlevsel bir biçimde kullanılmasını sağlayan iletişimsel beceriler bütünü.
Pre-exposure Prophylaxis (prep)
HIV negatif bireylerin, virüse olası maruziyetten önce antiretroviral ilaçlar kullanarak enfeksiyon riskini önlemeyi amaçlayan sürekli farmakolojik koruma stratejisidir.
Predator
Besin elde etmek için diğer canlıları avlayan hayvan veya başkalarının zayıflıklarından faydalanarak sömüren, zarar veren kişi ya da organizma.
Predatory Paraphilia
Rızası olmayan bireylere yönelik cinsel ilgi ve uyarılma odaklı sapkın dürtü örüntüsü.
Preeclampsia
Gebeliğin yirminci haftasından sonra ortaya çıkan, yüksek kan basıncı (hipertansiyon) ile birlikte ödem ve proteinüri (idrarda protein kaybı) bulgularıyla karakterize tıbbi bir durumdur.
Prephallic
Klasik psikanalitik kuramda, fallik evreden önce gelen oral ve anal psikoseksüel gelişim dönemlerini tanımlayan sıfat.
Pregenital Phase
Klasik psikanalitik kuramda libidonun henüz genital bölge etrafında organize olmadığı, oral ve anal evreleri (ve bazı kuramcılara göre fallik evreyi) kapsayan psikoseksüel gelişim dönemi.
Pregenital Organization
Klasik psikanalitik kuramda, psikoseksüel gelişimin genital evresinden önceki dönemde libido işlevlerinin yapılanması.
Premenstrual Dysphoric Disorder
Menstrüel döngünün luteal fazının son haftasında ortaya çıkan, adet başlangıcıyla birlikte gerileyen; işlevselliği, sosyal ilişkileri ve mesleki üretkenliği ciddi düzeyde bozan şiddetli duygudurum ve davranış bozukluğudur.
Premenstrual Syndrome (PMS)
Menstrüel kanamanın başlamasından önceki hafta görülen ve kanamanın ilk günlerinde azalan, psikolojik ve fiziksel belirtilerden oluşan klinik tablo.
PMS
Menstrüel döngünün luteal fazında ortaya çıkan, hem somatik hem de psikolojik belirtilerle karakterize, yineleyici klinik tablo.
Premorbid
Herhangi bir hastalık, bozukluk veya travmatik süreç ortaya çıkmadan önceki bireysel durum, işlevsellik düzeyi veya kişilik özellikleri.
Premorbid Personality
Fiziksel bir travmanın, hastalığın veya psikiyatrik bozukluğun başlangıcından hemen önce var olan kişilik özellikleri ve psikolojik örüntüler bütünü.
Premorbid Adjustment
Bir bireyin akut bir psikolojik bozukluğun başlangıcından önceki dönemde gösterdiği sosyal, akademik ve mesleki işlevsellik düzeyidir.
Premortem Clarity
Ölüm sürecindeki bir bireyde, genellikle yoğun bir konfüzyon veya içe kapanma döneminin ardından, yaşamın son anlarında görülen ani zihinsel berraklık ve uyanıklık halidir.
Prenatal Care
Gebelik süresince anneye sunulan, maternal ve fetal komplikasyonları önlemeyi ve perinatal sağlığı optimize etmeyi amaçlayan koruyucu sağlık ve eğitim hizmetleri bütünüdür.
Prenatal Counseling
Gebelik planlayan veya bekleyen çiftlere ya da bireylere sunulan; gebelik süreci, sonlandırma seçenekleri veya evlat edinme gibi kritik kararları kapsayan profesyonel rehberlik hizmeti.
Prenatal Diagnosis
Gebelik sürecinde, fetüste herhangi bir patolojik durumun, genetik anormalliğin veya tıbbi hastalığın doğum öncesinde saptanması amacıyla yapılan tıbbi değerlendirmeler bütünü.
Prenatal Screening
Embriyo veya fötüste olası hastalıkları veya anomalileri doğumdan önce saptamak amacıyla uygulanan ultrason, amniyosentez ve maternal serum taramaları gibi invaziv ve non-invaziv testlerin bütünü.
Preoedipal
Klasik psikanalitik kuramda, fallik dönemdeki Oidipus karmaşasının ortaya çıkışından önceki psikoseksüel gelişim evrelerini ve bu döneme ait organizasyonları tanımlayan sıfat.
Preorgasmic
Cinsel yanıt döngüsünde orgazmdan hemen önceki fizyolojik durumu veya henüz hiç orgazm deneyimlememiş bir bireyin durumunu ifade eden terim.
Prepsychotic Personality
İlerleyen süreçte psikotik bir bozukluğun gelişimine işaret edebilecek ekzantriklik, sosyal içe çekilme, litigözlük (hak iddia etme/dava açma eğilimi), apatia veya aşırı duyarlılık gibi karakteristik davranış kalıpları.
Prepsychotic Panic
Şizofreninin gelişim sürecinde, benlik algısının bozulduğu ancak henüz varsanı ve sanrı gibi net psikotik belirtilerin ortaya çıkmadığı prodromal evrede yaşanan yoğun anksiyete ve değersizlik durumu.
Press
Henry A. Murray'in kişilik kuramında, bireyde belirli bir gereksinimi (need) uyandıran veya harekete geçiren çevresel uyarıcı ya da durum.
Prestige Suggestion
İkna ediciliğini, mesajı ileten veya atfedilen kişinin toplumsal veya mesleki statüsünden alan telkin süreci.
Pretest Counseling
Bireylerin genetik test yaptırma kararı almadan önce aldıkları, genetik risklerin değerlendirildiği ve testin olası psikososyal sonuçlarının ele alındığı yapılandırılmış klinik danışmanlık süreci.
Prevalence
Belirli bir popülasyonda, belirli bir zaman kesitinde veya aralığında, bir durumun, hastalığın veya olgunun var olan tüm vakalarının toplam oranıdır.
Condom
Cinsel ilişki sırasında gebeliği ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonları önlemek amacıyla erekte olmuş penise takılan lateks veya benzeri esnek malzemelerden üretilen bariyer kılıf.
PRIME Theory
Davranışın, planlar, tepkiler, dürtüler, güdüler ve değerlendirmeler olmak üzere beş temel sürecin anlık etkileşimiyle şekillendiğini öne süren motivasyon modelidir.
Priapism
Cinsel uyarılmadan bağımsız olarak ortaya çıkan, orgazm sonrasında bile devam eden ve genellikle ağrılı olan kalıcı penis ereksiyonu durumu.
Primal Therapy
Bireyin erken çocukluk dönemi travmalarını fiziksel ve vokal tepkilerle yeniden deneyimleyerek bastırılmış ruhsal acıyı boşaltmasını amaçlayan, Arthur Janov tarafından geliştirilmiş alternatif bir psikoterapi yöntemidir.
Primary Anxiety
Psikanalitik kuramda, egonun bütünlüğünün çözülmesine neden olan herhangi bir uyarıcıya karşı verilen spontane kaygı tepkisidir.
Primary İnsomnia
Herhangi bir tıbbi, psikiyatrik ya da maddesel nedene ikincil olarak gelişmeyen, başlı başına uyku başlatma veya sürdürme güçlüğüyle karakterize uyku bozukluğu.
Primary Stuttering
Küçük çocukların konuşmalarında görülen, farkındalık, kaygı veya duygusal gerginlik belirtisi taşımayan basit akıcısızlık durumu.
Primary İdentification
Psikanalitik kuramda, bebeğin psikoseksüel gelişimin oral döneminde anne ile kendisini bir bütün olarak algıladığı, en temel ve ilkel özdeşim biçimi.
Primal Sadism
Klasik psikanalitik kuramda, ölüm içgüdüsünün bir veçhesi olan ve birincil narsistik dönemde doğrudan benliğe veya nesneye yönelen sadistik dürtü bileşeni.
Primary Obsessional Slowness
Obsesif-kompulsif bozukluğun, belirgin bir takıntı veya kompulsiyon eşlik etmeksizin günlük öz bakım aktivitelerinin aşırı derecede uzun sürmesiyle karakterize nadir ve şiddetli bir alt türüdür.
Primary Symptoms
Bir bozukluğun doğrudan sonucu olarak ortaya çıkan ve o bozukluğun teşhisi için zorunlu olan temel belirtilerdir.
Primidone
Başlıca metaboliti fenobarbital olan, kısmi ve tonik-klonik nöbetlerin yanı sıra esansiyel tremor tedavisinde kullanılan bir barbitürat türevi antikonvülzan.
Primigravida
İlk defa gebelik yaşayan kadını ifade eden obstetrik ve klinik terim.
Primiparous
Daha önce bir kez gebelik yaşamış ve canlı doğum gerçekleştirmiş kadınları tanımlayan obstetrik ve klinik terim.
Para I
Daha önce canlı veya ölü herhangi bir gebeliği 20. gebelik haftasından sonra başarıyla sonlandırmış ve doğum yapmış olan kadını tanımlayan klinik kısaltma.
Primitivization
Psikanalitik teoride nesnel düşünce, gerçeği değerlendirme ve amaca yönelik davranış gibi üst düzey ego işlevlerinin gerileyerek majik düşünce ve duygusal bağımlılık gibi ilkel gelişim evrelerine dönmesi.
Prion Disease
Beyindeki normal prion proteinlerinin kendi kendini kopyalayan anormal formlara dönüşmesiyle karakterize, fatal seyirli bir grup nörodejeneratif bozukluk.
Pro-choice
Kadınların güvenli, yasal kürtaj hakkı dahil olmak üzere üreme seçenekleri ve doğurganlık kararları üzerinde özgürce ve bilinçli tasarrufta bulunma hakkını savunan tutum veya ideolojik duruş.
Proactive Coping
Bireyin gelecekteki olası zorlukları birer tehdit olarak değil gelişim fırsatı olarak görüp, bu doğrultuda kişisel kaynaklarını önceden inşa etmesi ve hedeflerine yönelik yapay eylem yolları başlatması süreci.
Problem-solving Skills Training (PSST)
Yıkıcı davranış bozuklukları gösteren çocukların bilişsel süreçlerindeki çarpıtma ve eksiklikleri hedef alan, kişilerarası çatışmaları adım adım çözme becerisi kazandıran klinik bir müdahaledir.
Problem-solving Therapy (PST)
Bireylerin stresli yaşam olaylarıyla baş etme kapasitesini artırmayı hedefleyen, ampirik destekli bir bilişsel davranışçı müdahale yaklaşımıdır.
Problem-solving Approach
Güçlüklerin, engellerin veya stresli olayların başa çıkma stratejileri kullanılarak ele alınması süreci ve psikopatoloji semptomlarını etkisiz başa çıkmanın bir sonucu olarak gören bilişsel-davranışsal teorik temel.
Problem Behavior
Bireyin gelişimsel düzeyine, içinde bulunduğu sosyal normlara veya kurumsal beklentilere aykırı olan; uyum bozucu, yıkıcı veya antisosyal nitelik taşıyan her türlü eylem biçimi.
Problem Checklist
Bireylerin kişisel, sosyal, akademik ve mesleki zorluklarını kendi bildirimleriyle sistematik olarak işaretledikleri bir tarama ölçeğidir.
Problem-focused Coping
Bireyin stres kaynağıyla doğrudan yüzleşerek onu azaltmaya veya ortadan kaldırmaya çalıştığı, araçsal eylemlere dayalı bir stres yönetimi stratejisidir.
POMR
Hasta bakımını ve klinik takibini organize etmek amacıyla, tıbbi bilgilerin kronolojik sıradan ziyade hastanın spesifik sorunları etrafında yapılandırıldığı sistematik bir kayıt tutma yaklaşımıdır.
Problem-oriented Record (POR)
Hasta bakımını standardize edilmiş bir veri tabanı, problem listesi, tedavi planı ve ilerleme notları olmak üzere dört temel bileşen altında yapılandıran klinik dokümantasyon yöntemi.
Prodrome
Bir ruhsal veya fiziksel rahatsızlığın tam olarak ortaya çıkmasından hemen önce görülen erken dönem belirti ve uyarı işaretleri evresi.
Scale Of Prodromal Symptoms (SOPS)
Şizofreni ve diğer psikotik bozuklukların prodromal (öncül) sendromunu tanımlamak ve değerlendirmek için kullanılan, davranışsal olarak tanımlanmış tanı kriterleri içeren 6'lı derecelendirme ölçeği.
Prodromal Syndrome
Tam gelişmiş bir psikolojik ya da nörolojik bozukluğun klinik tablosu ortaya çıkmadan evvel gözlemlenen erken dönem belirti ve nörolojik açıklar kümesidir.
Professional–client Sexual Relations
Bir sağlık profesyonelinin veya terapistin, bakım veya tedavi sağladığı danışanıyla cinsel etkileşime girmesini ifade eden ağır bir sınır ihlalidir.
Prophylaxis
Fiziksel veya ruhsal bir hastalığın ya da bozukluğun ortaya çıkmasını önlemek amacıyla uygulanan yöntem veya prosedürlerin bütünü.
Prophylactic Surgery
Kanser gelişme riski yüksek olan sağlıklı bir organın, henüz malignite (kanser) odakları oluşmadan cerrahi olarak çıkarılması işlemi.
Progeria
Çocukluk çağında son derece hızlı ve erken biyolojik yaşlanma belirtileriyle karakterize, nadir görülen genetik bir bozukluk.
Prognosis
Tıpta ve ruh sağlığı bilimlerinde, bir hastalık veya bozukluğun olası seyrinin, süresinin, şiddetinin ve nihai sonucunun profesyonel olarak öngörülmesidir.
Program İntegrity
Bir müdahale veya tedavi programının, tasarlandığı ve planlandığı şekilde ne ölçüde uygulandığını ifade eden metodolojik geçerlilik ölçütüdür.
Program Effectiveness / Program Efficacy
🔹 1. (program effectiveness): Bir müdahale programının, rutin günlük hizmet sunumu bağlamında fiilen uygulandığı haliyle sonuçlarına dair varılan yargılar ve çıkarımlar. 🔹 2. (program efficacy): Bir müdahalenin veya programın, sıkı bir şekilde kontrol edilen deneysel koşullar altında istenen sonuçları üretme kapasitesi.
Programmed Practice
Canlı maruz bırakma (in vivo exposure) terapisinin ev ödevi bileşeni olup, danışanın seanslar dışında korkulan uyaranlarla doğrudan yüzleşmesini ifade eder.
Progressive Relaxation
Bireyin çeşitli kas gruplarındaki gerginliği fark ederek ve sırayla bu kasları gevşeterek tüm bedeni sakinleştirmesini sağlayan somatik bir müdahale tekniğidir.
Progressive Teleologic Regression
Şizofreni hastalarının, stres, kaygı ve tehditkâr benlik algısından kaçınmak amacıyla birincil süreç düşüncesine amaca yönelik (teleolojik) olarak geri dönmesi; ancak bu regresyonun amacına ulaşamayarak giderek derinleşmesi ve radikalleşmesidir.
Projective Play
Çocukların oyuncaklar, bebekler ve minyatür figürler aracılığıyla içsel çatışmalarını, bastırılmış duygularını ve bilinçdışı dürtülerini dış dünyaya aktardığı klinik bir oyun terapisi yöntemidir.
Projective Psychotherapy
Molly Harrower tarafından geliştirilen; projektif testlerde verilen yanıtların danışana geri bildirilerek psikanalitik serbest çağrışıma benzer bir süreçle bilinçdışı materyallerin açığa çıkarılmasını hedefleyen bir psikoterapi yöntemidir.
Projective Technique
Bireyin belirsiz uyarıcılara verdiği öznel ve benzersiz tepkiler aracılığıyla kişilik yapısını, bilişsel tarzını ve bilinçdışı dinamiklerini ortaya çıkarmayı amaçlayan psikolojik değerlendirme yöntemidir.
Procaine
Tıbbi ve diş hekimliği uygulamalarında ağrıyı bloke etmek amacıyla kullanılan, amino ester sınıfına ait sentetik bir lokal anesteziktir.
Prochlorperazine
Bulantı, kusma ve akut anksiyete durumlarının tedavisinde kullanılan, düşük potensli bir fenotiyazin sınıfı antipsikotiktir.
Procrastination
Olası olumsuz sonuçların bilinmesine rağmen, niyet edilen işlerin gereksiz ve gönüllü olarak ertelenmesi.
Prolixin
Flufenazin etken maddesinin ticari adı olan, özellikle şizofreni ve psikotik bozuklukların tedavisinde kullanılan tipik bir antipsikotik ilaçtır.
Promethazine
Bulantı, hareket hastalığı ve alerjilerin tedavisinde kullanılan, aynı zamanda sedatif ve antiemetik özellikler sergileyen birinci nesil bir fenotiazin türevi antihistaminiktir.
Patient-reported Outcome Measurement Information System (PROMIS)
Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) finansmanıyla geliştirilen; hastaların fiziksel, zihinsel ve sosyal sağlık durumlarını standardize edilmiş ve geçerliği kanıtlanmış araçlarla kendi bildirimlerine dayanarak ölçen bir değerlendirme sistemidir.
Promiscuity
Çeşitli partnerlerle geçici, gündelik ve seçici olmayan cinsel ilişkilere girme eğilimi.
Propanediol
Propil alkol türevi olan ve geçmişte anksiyolitik, kas gevşetici ve merkezi sinir sistemini baskılayıcı etkileri nedeniyle geliştirilmiş kimyasal bileşikler grubu.
Propoxyphene
Kodeinin analjezik etkinliğinin yaklaşık yarısına sahip, orta şiddetli ağrıların yönetimi için geliştirilmiş sentetik bir opioid analjeziktir.
Proposita
Genetik araştırmalarda, kalıtımsal bir özelliğin veya bozukluğun saptanmasıyla soyağacı (pedigri) incelemesinin başlatılmasına vesile olan dişi indeks vaka.
Propositus
Genetik ve soy ağacı analizlerinde, aile geçmişinin incelenmesine öncülük eden erkek birey.
Process Schizophrenia
Yaşamın erken evrelerinde sinsi bir şekilde başlayan, endojen biyolojik faktörlere dayanan ve premorbid sosyal işlevselliğin zayıflığı ile kötü bir prognoz seyri gösteren şizofreni alt tipidir.
Process–reactive
Şizofrenide semptomların başlangıç hızına ve gelişim seyrine dayalı olarak yapılan sınıflandırma modeli; yavaş ve sinsi başlangıçlı form ile ani başlangıçlı formu birbirinden ayırır.
Procyclidine
Parkinson hastalığı ve antipsikotik ilaçların yol açtığı ekstramidat belirtilerin tedavisinde kullanılan sentetik bir antikolinerjik ajandır.
Prosom
Etken maddesi estazolam olan, kısa süreli uyku bozukluklarının ve uykusuzluğun tedavisinde reçete edilen benzodiazepin türevi bir sedatif-hipnotik ilaç markasıdır.
Prostigmin
Asetilkolinesteraz enzimini inhibe ederek sinaptik aralıktaki asetilkolin miktarını artıran neostigmin etken maddesinin tescilli ticari adı.
Protagonist
Psikodramada dramatik eylemin merkezine yerleştirilen ve kendi yaşam öyküsünü veya çatışmalarını sahneleyen ana karakter.
Protease İnhibitor
Viral proteaz enzimlerine bağlanarak bunların polipeptitleri ve proteinleri parçalamasını ve böylece yeni enfeksiyöz partiküllerin oluşmasını engelleyen antiviral ilaç sınıfı.
Protein Deficiency
Diyette veya vücut dokularında normal miktarda protein bulunmaması durumu; yorgunluk, kas kaybı, büyüme geriliği ve hormonal düzensizliklerle karakterizedir.
Proteus Syndrome
Kemiklerin, derinin ve diğer dokuların aşırı, asimetrik ve ilerleyici büyümesiyle karakterize, kalıtsal olmayan son derece nadir bir genetik bozukluktur.
Prosthesis / Prosthetics
🔹 1. (prosthesis): Eksik bir vücut kısmını ikame etmek veya işlevini yitirmiş bir yapıyı iyileştirmek amacıyla vücuda implante edilen veya dışarıdan takılan yapay aygıt. 🔹 2. (prosthetics): Eksik ya da işlevini yitirmiş vücut bölümlerinin yerine geçen yapay uzuv ve organların tasarımını, üretimini ve uygulama süreçlerini inceleyen tıbbi ve teknik uzmanlık alanıdır.
Protocol
Bir araştırma, klinik seans veya deney sırasında ya da hemen sonrasında kaydedilen orijinal notlar, vaka inceleme dökümleri ve yapılandırılmış tedavi planı.
Proton-pump İnhibitor (PPI)
Mide parietal hücrelerindeki asit salgılayan enzimleri bloke ederek gastrik asit üretimini baskılayan bir ilaç sınıfıdır.
Prototypal Approach To Classification
Anormal davranışların, birlikte düzenli olarak görülme eğiliminde olan belirli özellik kombinasyonlarını (davranış bozukluğu prototipleri) temel alarak sınıflandırılması süreci.
Protriptyline
Noradrenalin ve serotonin geri alımını inhibe ederek sedatif etkiden ziyade belirgin bir psikomotor aktivasyon sağlayan ikincil amin yapılı trisiklik antidepresan maddedir.
Provigil
Modafinil etken maddesinin ticari adı olup, aşırı uykululuk halini tedavi etmek ve uyanıklığı artırmak amacıyla reçete edilen bir nörolojik uyarıcıdır.
Provocative Testing
Bir durumun semptomlarının, değerlendirme amacıyla hastada kasıtlı olarak tetiklenmesi veya yeniden üretilmesi sürecidir.
Prozac
Fluoksetin hidroklorür bileşiğinin en yaygın ticari adı olan, seçici serotonin gerialım inhibitörleri (SSRI) sınıfına ait bir antidepresan ilaç.
Prudery
Cinsel konular başta olmak üzere, ahlaki ve sosyal alanlarda aşırı derecede mütevazı veya bağnaz bir tutum sergileme eğilimi.
Prurient İnterest
Hukuk ve psikopatolojide, cinsellikle ilgili konulara duyulan morbid, aşağılayıcı, utanç verici veya aşırı düzeydeki hastalıklı ilgi.
Pruritus
Fizyolojik veya psikolojik etkenlerden kaynaklanabilen, deri yüzeyinde tahriş edici ve kaşıma isteği uyandıran duyusal deneyim.
PSE
Psikofizikte iki uyarıcının deneysel olarak eşit algılandığı noktayı, psikiyatride ise standartlaştırılmış klinik mülakat ölçeğini ifade eden çok anlamlı kısaltma.
Pseudocyesis
Geçerli bir gebelik oluşmamasına rağmen bir kadında gebeliğin somatik ve psikolojik belirtilerinin bir kısmının veya tamamının gözlendiği klinik durum.
Pseudodementia
Nörolojik bir hasar veya organik bir beyin hastalığı olmaksızın, bilişsel işlevlerde demansı taklit eden ancak genellikle geri çevrilebilir nitelikteki psikiyatrik bozukluk tablosu.
Pseudologia Fantastica
Bireyin başkalarını etkilemek, zor durumlardan kaçınmak veya egosunu tatmin etmek amacıyla ürettiği, karmaşık, süslü ve abartılı yalanlar söyleme eğilimiyle karakterize klinik sendrom.
Psi Beta
Amerika Birleşik Devletleri'nde iki yıllık yüksekokullarda eğitim gören psikoloji öğrencilerinin akademik başarılarını, liderlik potansiyellerini ve araştırma yetkinliklerini tescil eden ulusal onur topluluğudur.
Psychalgia
Zihinsel süreçlere eşlik eden ve hastalar tarafından ruhsal kökenli olduğu belirtilen, genellikle baş bölgesinde hissedilen obsolete (eski) bir ağrı veya rahatsızlık tanımı.
Psychoanalyst
Sigmund Freud ve ardıllarının geliştirdiği bilinçdışı süreçler kuramına dayanan özel bir eğitimden geçmiş ve zihinsel bozuklukların tedavisinde psikanalitik teknikleri uygulayan ruh sağlığı uzmanı.
Psychoanalytic Group Psychotherapy
Serbest çağrışım, direnç analizi ve rüya yorumlaması gibi temel psikanalitik tekniklerin bir grup ortamına uyarlanarak uygulandığı ve çoklu aktarım süreçlerinin incelendiği dinamik psikoterapi yöntemidir.
Psychoanalytic Play Technique
Melanie Klein tarafından 1920'lerde geliştirilen; çocuk analizinde oyun aktivitesini serbest çağrışımın bir ikamesi olarak ele alarak bilinç dışı fantezi ve çatışmaları sembolik düzeyde yorumlama yöntemi.
Psychoanalytic Psychotherapy
İnsan davranışlarının belirleyicisi olarak bilinçdışı motivasyonların ve çatışmaların önemini vurgulayan, serbest çağrışım ve terapist yorumlamasına dayalı sistematik bireysel tedavi yaklaşımı.
Psychoanalysis
Zihinsel faaliyetin büyük ölçüde bilinçdışı süreçlerle yönetildiğini savunan, Sigmund Freud tarafından geliştirilmiş hem bir kişilik kuramı hem de bir psikoterapi yöntemidir.
Psychasthenia
Pierre Janet tarafından ortaya atılan, anksiyete bozukluklarını kapsayan ve günümüzde ağırlıklı olarak Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri'nin (MMPI) temel klinik alt ölçeklerinden biri olarak yaşayan arkayık bir psikiyatri terimidir.
Psychache
İnsanın katlanmakta zorlandığı, dayanılmaz ve yoğun psikolojik acı durumu; intihar riskinin en güçlü öncüllerinden biri.
Psychedelic Drug
Algıyı, duygu durumunu ve bilişsel süreçleri kökten değiştiren, çoğunlukla 5-HT2A serotonin reseptörleri üzerinden etki gösteren doğal veya sentetik psikoaktif maddeler sınıfı.
Psychiatrist
Ruhsal, davranışsal ve kişilik bozukluklarının tanı, tedavi, önleme ve bilimsel incelemesinde uzmanlaşmış hekim.
Psychiatry
Ruhsal, davranışsal ve kişilik bozukluklarının incelenmesi, teşhisi, tedavisi ve önlenmesiyle ilgilenen tıp uzmanlık dalıdır.
Psychiatric Hospital
Ruhsal bozukluktan muzdarip bireylere yataklı tedavi ve kapsamlı psikiyatrik bakım hizmeti sunan kamu veya özel kurumlardır.
Psychiatric Nursing
Ruhsal bozukluk veya davranışsal sorunlar yaşayan bireylere holistik bakım sunan, kişisel ilişkileri terapötik bir araç olarak kullanan ve çevresel etkenleri gözeten uzmanlık dalı.
Psychiatric Unit
Genel bir hastane bünyesinde, psikiyatrik rahatsızlıkları bulunan bireylerin yatarak tedavi edilmesini ve rehabilite edilmesini sağlayan özel klinik birim.
Psychiatric Evaluation
Bireyin biyolojik, zihinsel ve sosyal işlevselliğinin mevcut semptomlar temelinde kapsamlı bir şekilde incelenmesi süreci.
Psychiatric Disability
Bir ruhsal bozukluğa bağlı olarak işlevselliğin kronik kaybı veya bozulması, bireyin yaşam gereksinimlerini karşılamasında ciddi zorluklara yol açar.
Psychiatric İnterview
Ruh sağlığı uzmanı ile danışan arasında, davranışsal bozuklukların ve psikolojik sorunların değerlendirilmesi, tanı konulması ve tedavi planının oluşturulması amacıyla gerçekleştirilen ilk bilgi toplama seansıdır.
Psychiatric Classification
Ruhsal bozuklukların ve psikolojik işlev bozukluklarının, tedavi ve araştırmaları optimize etmek amacıyla belirli tanı kategorileri altında sistematik olarak gruplandırılması.
Psychiatric Diagnosis
Güncel sınıflandırma sistemlerine dayalı olarak mental bozuklukların klinik olarak tanımlanması ve kategorize edilmesi süreci.
Psychooncology / Psychosocial Oncology
🔹 1. (psychooncology): Kanser tanısının konulmasından itibaren tedavi sürecine ve hayatta kalma evresine kadar hastaların, ailelerin ve bakım verenlerin yaşadığı psikolojik, davranışsal ve psikososyal süreçleri inceleyen disiplinler arası alan. 🔹 2. (psychosocial oncology): Kanser tanısının birey ve ailesi üzerindeki psikolojik, davranışsal ve sosyal etkilerini inceleyen ve bu süreçte klinik destek sunan multidisipliner uzmanlık alanıdır.
Psychoactive Drug
Düşünce, algı, duygu ve bilinç gibi psikolojik süreçler üzerinde belirgin etkiler yaratan kimyasal bileşik.
Psychoanalytic Theory
Erken çocukluk yaşantıları, bilinçdışı süreçler ve içsel çatışmaların kişiliğin yapılanmasındaki merkezi rolünü inceleyen kapsamlı varsayımlar bütünü.
Psychobiography
Tarihsel veya kültürel açıdan önemli figürlerin yaşam öykülerini, kişilik kuramları ve psikolojik dinamikler aracılığıyla derinlemesine inceleyen akademik ve edebî yöntem.
Psychosurgery
Seçici beyin bölgelerinin cerrahi olarak çıkarılması veya tahrip edilmesi yoluyla ruhsal bozuklukların tedavi edilmesidir.
Psychodermatology
Deri sağlığı ile ruh sağlığı arasındaki çift yönlü etkileşimi inceleyen, dermatoloji, psikiyatri ve psikoloji disiplinlerini bir araya getiren interaktif alan.
Psychodynamics
Zihinsel ve duygusal süreçlerin, motivasyonların ve dürtülerin gelişimini, etkileşimini ve bu süreçlerin yarattığı psikolojik durumları inceleyen teorik ve klinik perspektif.
Psychodynamic Group Psychotherapy
Bireylerin, grup etkileşimi yoluyla kişiliklerinin ve davranışlarının daha önce göz ardı edilmiş ya da bilinçdışı yönlerine dair farkındalık kazanmalarını sağlayan psikodinamik yönelimli tedavi yöntemi.
Psychodynamic Theory
İnsan zihnindeki bilinçdışı süreçlerin, içsel dürtülerin ve çatışmaların kişilik gelişimini ve davranışları şekillendirdiğini savunan kuramsal yaklaşımlar bütünü.
Psychodynamic Psychotherapy
Psikanalitik gelenekten türeyen, bireylerin bilinçdışı motivasyonlarını, içsel çatışmalarını ve aktarım süreçlerini ele alarak içgörü ve anlam üretmeyi amaçlayan bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Psychodynamic Diagnostic Manual (PDM)
Bireylerin kişilik yapılarını, duygusal dünyalarını ve sosyal işlevselliklerini hem sağlıklı hem de uyumsuz biçimleriyle ele alarak zihinsel sağlık bozukluklarını tanı ve tedavi etmeyi amaçlayan kapsamlı bir el kitabıdır.
Psychodynamic Approach
İnsan davranışını, kişiliği biçimlendiren, tutumları etkileyen ve duygusal bozukluklara yol açan bilinçdışı motivasyonlar perspektifinden inceleyen psikolojik ve psikiyatrik ekol.
Psychodiagnosis
Bireyin davranışsal örüntülerini ve özellikle patolojik durumları açıklayan altta yatan etkenleri ortaya çıkarmaya yarayan psikolojik yöntem ve test temelli tanı süreci.
Psychodrama
Danışanların iç çatışmalarını, duygusal sorunlarını ve geçmiş yaşantılarını tiyatral teknikler ve rol oynama yoluyla sahnede canlandırarak yeni içgörüler elde etmesini sağlayan bir grup psikoterapisi yöntemidir.
Psychoeducation
Ruhsal bozukluklar veya psikolojik etkileri olan sağlık durumları hakkında hastalar ile yakınlarına sunulan; hastalığın doğasını, tedavisini ve başa çıkma stratejilerini içeren yapılandırılmış bilgilendirme sürecidir.
Psychoeducational Diagnostician
Öğrenme güçlükleri ve gelişimsel farklılıklar gösteren çocukların eğitsel ve bilişsel değerlendirmesini yaparak tanı süreçlerini yürüten uzman.
Psychoeducational Problems
Bireyin akademik işlevselliğinde, belirgin duygusal veya psikolojik sıkıntı yaratacak düzeyde ortaya çıkan akademik ve eğitsel sorunlar.
Psychopharmacological Drug
Ruhsal veya davranışsal bozuklukların tedavisinde kullanılan her türlü farmakolojik ajan.
Psychopharmacotherapy
Ruhsal bozuklukların tedavisinde psikoaktif farmakolojik ajanların kullanıldığı tıbbi müdahale yöntemidir.
Psychogenesis
Kişiliğin, davranışların ve zihinsel süreçlerin psikolojik faktörlere dayanan kökeni ve gelişimi.
Psychography
Zihinsel olguların doğal tarihini ve betimlemesini içeren, gerçek ya da kurgusal bireylerin psikolojik kategoriler ve teoriler aracılığıyla edebi ve analitik karakterizasyonu.
Psychogenic
Fiziksel bir bedensel işlev bozukluğuyla açıklanamayan, tamamen zihinsel veya psikolojik etkenlerden kaynaklanan durumları ifade eden sıfat.
Psychogenic Disorder
Tanımlanabilir herhangi bir organik işlev bozukluğu ile açıklanamayan ve duygusal çatışma veya stres gibi psikolojik faktörlere atfedilen klinik tablolardır.
Psychogenic Hypersomnia
Tehdit edici veya anksiyete uyurucu durumdan kaçınma isteği gibi psikolojik faktörlerin tetiklediği aşırı uyku epizotları.
Psychogenic Cardiovascular Disorder
Tanımlanabilir somatik bir disfonksiyon veya tıbbi duruma bağlanamayan, psikolojik faktörlerle ilişkili olduğu düşünülen kalp veya dolaşım sistemi bozukluğudur.
Psychogenic Pruritus
Dermatolojik veya sistemik bir patolojiyle açıklanamayan, primer olarak psikiyatrik etkenlere dayanan ve geleneksel kaşıntı tedavilerine direnç gösteren psikosomatik bir deri bozukluğudur.
Psychogenic Mutism
Herhangi bir organik veya fiziksel bozukluğa bağlı olmaksızın, tamamen psikolojik etkenler neticesinde konuşma yetisinin veya eyleminin kaybolması durumu.
Psychogenic Nocturnal Polydipsia
Fizyolojik bir susuzluk olmaksızın, tamamen psikolojik dinamiklerle tetiklenen ve gece boyunca aşırı miktarda su tüketimiyle karakterize klinik tablo.
Psychogenic Nonepileptic Seizure (PNES)
Beyindeki anormal elektriksel deşarjlarla karakterize epileptik nöbetleri taklit eden, ancak temelinde psikolojik sıkıntı, çatışma veya travmanın yattığı davranışsal ve duygusal tezahür.
Psychogenic Vertigo
Tanımlanabilir somatik veya nörolojik bir disfonksiyonla açıklanamayan, psikolojik etkenlere ikincil olarak gelişen illüzyonel hareket veya dönme hissidir.
Psychocardiology
Kardiyovasküler hastalıklar ile psikolojik ve psikiyatrik durumlar arasındaki çift yönlü etkileşimleri inceleyen disiplinler arası bir tıp ve psikoloji alt dalıdır.
Psychocutaneous Disorder
Psikolojik faktörlerin etiyolojisinde, gelişiminde veya alevlenmesinde belirgin rol oynadığı tüm dermatolojik rahatsızlıkları kapsayan klinik üst kategori.
Psychologist
İnsan davranışlarını, zihinsel süreçleri ve bilişsel işleyişi inceleyen; akademik, klinik veya endüstriyel alanlarda bilimsel yöntemlerle uygulama yapan ruh sağlığı ve davranışı profesyoneli.
Psychological Network
Bireylerin anlamlı etkileşimde bulunduğu, fikirlerine değer verdiği ve duygusal destek aldığı kişisel ilişkiler kümesidir.
Psychological Debriefing (PD)
Travmatik bir olayın hemen ardından, uzun süreli psikolojik sıkıntıları hafifletmek ve travma sonrası stres bozukluğu gelişimini önlemek amacıyla uygulanan yapılandırılmış müdahale süreci.
Psychological Dependence
Psikoaktif bir maddenin veya belirli davranışların yarattığı haz verici etkiler nedeniyle duyulan aşırı güven ve idame ettirme zorunluluğu.
Psychological Counseling
Danışanın duyuşsal, bilişsel veya davranışsal sorunlarını keşfetmek ve çözüm yolları sunmak amacıyla uzmanla gerçekleştirdiği yapılandırılmış etkileşim süreci.
Psychological Assessment
Bir bireyin davranışlarını, yeteneklerini ve zihinsel özelliklerini tanı veya tedavi amacıyla incelemek için veri toplama ve entegrasyon sürecidir.
Psychological Factors
Kişiliğin gelişiminde, sağlığın sürdürülmesinde ve ruhsal bozuklukların etiyolojisinde rol oynayan biyolojik olmayan işlevsel etkenlerdir.
Psychological Need
Ruh sağlığını sürdürmek için kritik olan, doğrudan biyolojik bir zorunluluk taşımayan ancak içsel veya çevresel etkileşimlerle ortaya çıkan temel güdüsel gereksinimlerdir.
Psychological Examination
Bireyin kişilik yapısının, uyum düzeyinin, bilişsel yeteneklerinin ve ruhsal işlevselliğinin; mülakatlar, davranış gözlemleri ve standart testler aracılığıyla sistematik olarak değerlendirilmesi sürecidir.
Psychological Dysfunction
Bireyin bilişsel, duygusal veya davranışsal süreçlerinde ortaya çıkan, adaptasyonu engelleyen ve içsel sıkıntı yaratan aksama.
Psychological Kidnapping
Bir bireyin kişiliğinin özgürce işlev görmesini engelleme ve iradesini baskı altına alma durumu; genellikle tarikatların uyguladığı zihin kontrolü bağlamında kullanılır.
Psychological Masquerade
Somatik, nörolojik veya tıbbi bir rahatsızlığın, birincil derecede psikiyatrik bir bozukluk olarak kendini göstermesi durumu.
Psychological Distance
Bir bireyin, diğer insanlarla olan duygusal etkileşiminden ve bağından bilinçli ya da bilinçdışı olarak uzaklaşma veya kopma derecesi.
Psychological Autopsy
Bir kişinin ölümünden sonra, ölüm öncesi zihinsel durumunu ve niyetini yeniden yapılandırmak amacıyla yürütülen sistematik adli ve klinik inceleme.
Psychological Rapport
Bireyler arasında düşünce, duygusal tepki ve davranış kalıplarında görülen karşılıklı uyum, yakınlık ve mutabakat hali.
Psychological Rehabilitation
Doğuştan veya sonradan kazanılmış bedensel yetersizlikleri bulunan bireylerin; işlevsel, uyumlu ve bütüncül bir kimlik geliştirmesini veya yeniden kazanmasını amaçlayan çok boyutlu klinik müdahale süreci.
Psychological Distress
Bireylerin günlük yaşamlarındaki duygusal dalgalanmalarla ilişkili, acı verici zihinsel ve fiziksel belirtiler kümesidir.
Psychological Screening Inventory (PSI)
Daha kapsamlı bir ruh sağlığı değerlendirmesine ihtiyaç duyan bireyleri hızlıca belirlemek amacıyla geliştirilmiş, 130 maddeden oluşan öz-bildirim tipi tarama aracıdır.
Psychological Treatment
Bireyin adaptif ve bağımsız zihinsel ile davranışsal işlevselliğini artırmayı amaçlayan; psikoterapi ve davranış modifikasyonu gibi farklı formları içeren profesyonel müdahaleler bütünü.
Psychological Test
Bireylerin davranışlarını, zihinsel niteliklerini, duygusal işlevselliklerini ve kişilik özelliklerini ölçmek için geliştirilmiş standardize edilmiş araçların genel adıdır.
Association For The Advancement Of Psychology (AAP)
Psikoloji mesleğinin ve biliminin ilerlemesini sağlayarak insan refahını artırmak amacıyla 1974 yılında kurulmuş olan mesleki ve politik savunuculuk kuruluşu.
AAP
Amerika Birleşik Devletleri'nde psikologların mesleki haklarını, klinik uygulamalarını ve yasal düzenlemelerini savunan profesyonel bir kuruluş olan Association for the Advancement of Psychology'nin resmi kısaltması.
Psychologistic
Karmaşık olguları, bağlamsal veya yapısal dinamikleri göz ardı ederek aşırı ve yüzeysel bir şekilde psikolojik terimlerle açıklama eğilimi gösteren durum.
Psychometric Examination
Zekâ, el becerileri, kişilik özellikleri, ilgi alanları ve diğer zihinsel faktörleri belirlemek amacıyla uygulanan bir dizi psikolojik test ve değerlendirme süreci.
Psychomimic Syndrome
Bir bireyin, herhangi bir fiziksel hastalık bulgusu olmaksızın, genellikle vefat etmiş başka bir kişinin deneyimlediği hastalık belirtilerini, çoğunlukla ölüm yıl dönümünde, taklit edercesine geliştirdiği klinik durum.
Psychomotor Agitation
Zihinsel gerginlik veya huzursuzluk kaynaklı, amaçsız ve tekrarlayıcı fiziksel hareketlilik hali.
Psychomotor Disorder
Zihinsel ve duygusal süreçlerin motor hareketler üzerindeki düzenleyici kontrolünün bozulmasıyla ortaya çıkan hareket ve davranış bozuklukları bütünü.
Psychomotor Hallucination
Bireyin, vücudunun belirli bölgelerinin istem dışı olarak farklı konumlara veya alanlara taşındığına ya da hareket ettirildiğine dair yaşadığı yanlış duyusal deneyim.
Psychomotor Retardation
Zihinsel ve fiziksel aktivitelerin belirgin şekilde yavaşlaması veya inhibe olması durumu; konuşma, düşünce akışı ve motor hareketlerdeki durgunlukla karakterizedir.
Psychonosology
Ruhsal bozuklukların sistematik olarak sınıflandırılması ve kategorize edilmesi bilimidir.
Psychoneurosis
Organik kökenli bir beyin patolojisine dayanmayan, psikolojik dinamikler ve içsel çatışmalarla ortaya çıkan işlevsellik kaybı ve anksiyete durumlarını ifade eden eski tarihli klinik şemsiye terim.
Psychopath
Günümüzde klinik psikolojide doğrudan karşılığı bulunmayan, antisosyal kişilik bozukluğunun eski terminolojideki karşılığı olan ve duygusal yalıtılmışlık, vicdan yoksunluğu ile karakterize tarihsel yapı.
Psychopathy
Empati yoksunluğu, yüzeysel çekicilik, manipülatif davranışlar, derin pişmanlık duymama ve antisosyal eğilimlerle karakterize, gelişimsel kökenli bir kişilik yapılanmasıdır.
Psychopathology
Ruhsal bozuklukların etiyolojisini, semptomatolojisini, seyrini ve nörobiyolojik temellerini inceleyen bilim dalı ile bu bozuklukların neden olduğu davranışsal ve bilişsel dışavurumların bütünü.
Psychosexual
Genetik ve kimyasal biyolojik temellerden ziyade, psikolojik etkenlere dayanan veya bunlardan etkilenen insan cinselliği ve yönelimlerini ifade eden sıfat.
Psychosexual Development
Sigmund Freud'un klasik psikanalitik kuramına göre, libidinal enerjinin vücudun farklı erojen bölgelerinde odaklanmasıyla evreler halinde ilerleyen kişilik ve dürtü gelişim süreci.
Psychosexual Trauma
Erken yaşam döneminde deneyimlenen; korkutucu, onur kırıcı veya örseleyici nitelikteki cinsel yaşantıların, bireyin güncel duygusal ve kişilerarası işlevselliğini sekteye uğratması durumu.
Psychosynthesis
Bireyin bilinçdışı bileşenlerini, rüyalarını ve içgüdüsel dürtülerini kişiliğin bütünüyle birleştirmeyi amaçlayan yapıcı psikolojik yaklaşım.
Psychosomatic
Zihinsel ve psikolojik süreçlerin fiziksel hastalıkların ortaya çıkışındaki, gelişimindeki veya seyrindeki rolünü ifade eden tıbbi ve psikolojik kavram.
Psychosomatic Disorder
Psikolojik etkenlerin, duygusal çatışmaların veya stresin somatik (fiziksel) rahatsızlıkların ortaya çıkışında veya seyrinde belirleyici rol oynadığı klinik durum.
Psychosomatic Medicine
Psikolojik faktörlerin bedensel hastalıkların etiyolojisindeki, gelişimindeki ve tedavisindeki rolünü inceleyen disiplinler arası tıp dalı.
Psychosocial
Bireyin zihinsel süreçleri ile içinde yaşadığı toplumsal ve kültürel çevrenin karşılıklı etkileşimini tanımlayan çatı kavram.
Psychosocial Support
Ciddi hastalıklar veya afetler sonrasında bireylerin ve toplulukların acılarını hafifletmek ve başa çıkma becerilerini geliştirmek amacıyla sunulan geniş kapsamlı profesyonel hizmetler.
Psychosocial Factors
Bireyin zihinsel sağlığını, duygusal durumunu ve davranış kalıplarını etkileyen sosyal, kültürel ve çevresel etkenlerin bütünü.
Psychosocial İntervention
Bir sağlık veya ruh sağlığı durumunun psikolojik, kişilerarası ve toplumsal boyutlarını hafifletmeyi amaçlayan farmakolojik olmayan stratejiler bütünü.
Psychosocial Rehabilitation
Şiddetli ruhsal rahatsızlıkları olan bireylerin toplumsal işlevselliklerini yeniden kazandırmak amacıyla psikolojik, davranışsal ve mesleki becerilerini geliştiren kapsamlı bir müdahale sürecidir.
Psychosocial Stressor
Bireyin psikolojik dayanıklılığını zorlayan, ruhsal bozuklukların gelişimine veya kötüleşmesine zemin hazırlayan olağandışı yoğunluktaki yaşam olayları ve çevresel koşullar.
Psychosocial Therapy
Duygusal veya davranışsal bozuklukları olan bireylerin aile, iş ve toplum gibi sosyal çevrelerine uyum sağlamasını hedefleyen psikolojik tedavi yöntemidir.
Psychosocial Deprivation
Bireyin, özellikle kritik gelişim dönemlerinde yeterli sosyal, duygusal ve entelektüel uyarıcıdan mahrum kalması durumu.
Psychostimulant
Merkezi sinir sisteminin aktivitesini artırarak uyanıklığı, enerjiyi, dikkat düzeyini ve motor aktiviteyi yükselten farmakolojik ajan sınıfı.
Psychohistory
Psikanalitik teorinin tarihsel figürlere, olaylara ve toplumsal hareketlere uygulanmasını inceleyen disiplinler arası alan.
Psychotherapy
Eğitimli bir ruh sağlığı uzmanının, iletişim ve etkileşim tekniklerini kullanarak işlevsel olmayan duygusal, bilişsel ve davranışsal örüntüleri değerlendirdiği, tanı koyduğu ve tedavi ettiği profesyonel psikolojik hizmettir.
Psychotherapy Research
Psikoterapötik tekniklerin, süreçlerin ve müdahale etkinliklerinin betimlenmesi, açıklanması ve değerlendirilmesinde bilimsel yöntemlerin sistematik kullanımı.
Society For Psychotherapy Research
Psikoterapinin tüm biçimlerinin bilimsel olarak incelenmesine adanmış uluslararası ve disiplinler arası akademik kuruluş.
Psychotherapeutic Process
Psikoterapi seansları süresince hem danışanın hem de terapistin zihinsel, duygusal ve davranışsal dünyasında meydana gelen tüm etkileşimler ve değişimler bütünü.
Psychotic
Gerçekliği değerlendirme yetisinin bozulduğu, varsanıların ve sanrıların görüldüğü psikoz durumuyla ilgili veya bu durumdan etkilenmiş olmayı ifade eden klinik sıfat.
Psychotic Episode
Bireyin gerçeği değerlendirme yetisinin geçici olarak bozulduğu; halüsinasyonlar, sanrılar ve dezorganize konuşma gibi psikotik semptomların yoğun biçimde sergilendiği klinik dönem.
Psychotic Disorder
Gerçekliği test etme yetisinin ağır düzeyde bozulduğu, sanrı ve hallüsinasyonlar gibi klinik belirtilerle karakterize, etiyolojiden bağımsız ağır ruhsal bozukluklar kategorisi.
Psychotic Feature
Bireyin gerçeklikle bağının belirgin ölçüde kopmasını temsil eden; sanrıları, varsanıları, dezorganize konuşma veya davranışları içeren klinik belirtiler bütünü.
Psychoticism
Hans Eysenck'in P-E-N kişilik modelinde yer alan; saldırganlık, dürtüsellik, soğukluk ve antisosyal eğilimlerle karakterize edilen kişilik boyutu.
Psychotogenic
Duyu illüzyonları, halüsinasyonlar, sanrılar ve duygusal bozulmalarla karakterize, psikoz benzeri bir durum tetikleyen maddeleri veya bu durumun kendisini tanımlayan sıfat.
Psychomimetic / Psychotomimetic
🔹 1. (psychomimetic): Normal bireylerde psikotik belirtileri (halüsinasyonlar, sanrılar,bilişsel çözülmeler) taklit eden veya tetikleyen maddeleri veya durumları tanımlayan sıfat. 🔹 2. (psychotomimetic): Halüsinasyonlar, sanrılar veya diğer psikotik semptomları indükleme eğiliminde olan ajan veya durum.
Psychosis
Gerçeklik testinin ciddi düzeyde bozulduğu; algı, biliş ve duygu alanlarında köklü sapmalarla karakterize majör zihinsel durum.
Psyche
Fiziksel organizmadan ayrı olarak, zihinsel süreçlerin, bilinçli ve bilinçdışı dinamiklerin bütünlüğünü ifade eden temel psikolojik yapı.
Psychic
Genel tanımıyla zihinsel olaylara ve süreçlere atıfta bulunan; parapsikolojik bağlamda ise bilinen doğa kanunlarıyla açıklanamayan paranormal yetenekleri ifade eden kavram.
Psychic Pain
Fiziksel bir işlev bozukluğundan ziyade, yoğun psikolojik ıstıraptan kaynaklanan ve bireyin tahammül sınırlarını zorlayan katlanılamaz ruhsal acı.
Psychic Determinism
Zihinsel olayların ve davranışların tesadüfi olmadığını, bilinçdışı süreçler ve geçmiş yaşantılar tarafından kaçınılmaz olarak belirlendiğini öne süren psikanalitik ilke.
Psychic Energizer
Antidepresan etki gösteren farmakolojik ajanları tanımlamak için 1950'lerin sonlarında ortaya atılmış, günümüzde nadiren kullanılan tarihi bir terim.
Psychic Tension
Acil durumlar veya içsel çatışmalar yaratan diğer yaşam koşulları sırasında deneyimlenen duygusal zorlanma ve baskı hali.
Psychic Suicide
Bireyin hiçbir fiziksel araç veya eyleme başvurmaksızın, yalnızca ölme kararı alması ve buna bağlı olarak fizyolojik olarak yaşamını yitirmesi şeklinde öne sürülen fenomen.
Psychic Healing
Fiziksel veya ruhsal hastalıkların parapsikolojik, zihinsel veya spiritüel yöntemlerle tedavi edilmesini savunan alternatif tıp yaklaşımı.
Psychic Trauma
Bireyin başa çıkma mekanizmalarını altüst eden, ruhsal bütünlüğe zarar veren ve genellikle kalıcı izler bırakan ezici yaşantı.
Psychic Numbing
Bireyin travmatik yaşantılar veya devasa tehditler karşısında duygusal tepki verme, sevgi duyma ya da başkalarıyla yakınlık kurma kapasitesini yitirdiği bir posttravmatik belirti örüntüsüdür.
Pseudo- (pseud-)
Bilimsel terminolojide 'yalancı', 'sahte' veya 'gerçeğini taklit eden ancak özünde farklı olan' anlamlarına gelen birleşik ön ek.
Pseudoachondroplasia
Genellikle yaşamın ikinci veya üçüncü yılında fark edilen, normal baş büyüklüğü, kısa uzuvlar, ördek yürüyüşü ve erken başlangıçlı osteoartrit ile karakterize otozomal dominant kısa uzuv cüceliği formudur.
Pseudoasthma
Organik bir temeli bulunmamasına rağmen astım semptomlarını ve bulgularını taklit eden somatik durum.
Pseudoparkinsonism
Genellikle dopamin reseptör antagonistlerinin (nöroleptikler) kullanımına ikincil olarak ortaya çıkan, idiyopatik Parkinson hastalığı ile birebir aynı motor bulguları taklit eden ilaç kaynaklı ekstrapiramidal sendrom.
Pseudobulbar Affect (PBA)
Nörolojik hasarlara ikincil olarak gelişen, tetikleyici olayla orantısız veya tamamen bağımsız, ani ve kontrol edilemeyen aşırı gülme ya da ağlama nöbetleriyle karakterize nöropsikiyatrik bir bozukluktur.
Pseudoephedrine (pseudephedrine)
Ephedra bitkisinin etken maddesi olan ve reçetesiz satılan dekonjestanlarda (burun açıcılarda) kullanılan bir alkaloid.
Pseudoepilepsy
Epileptik nöbetleri taklit eden ancak epileptik nöbetlerle ilişkili anormal beyin elektrik dalgaları (epileptiform deşarjlar) barındırmayan paroksismal olaylar.
Pseudohallucination
Bireyin deneyimlediği duyusal girdinin gerçek olmadığını bildiği, genellikle görsel ağırlıklı, psikotik nitelik taşımayan canlı algısal yaşantı.
Pseudonomania
Kişinin belirgin bir dışsal kazanç veya zorunluluk olmaksızın, sürekli ve kompülsif bir şekilde yalan söyleme veya bilgileri çarpıtma dürtüsü.
Pseudoseizure
Epileptik nöbetleri taklit eden ancak elektroensefalografide (EEG) epileptiform deşarjlarla karakterize edilmeyen, genellikle psikojenik kökenli istemsiz hareket veya durum.
Psychic Reality
Bireyin iç dünyasındaki fantezilerin, arzuların, korkuların, düşlerin, anıların ve beklentilerin oluşturduğu, nesnel dış gerçeklikten ayrı ve kendine has bir geçerliliğe sahip olan zihinsel gerçeklik alanı.
Psychopathia Sexualis
Alman psikiyatrist Richard von Krafft-Ebing tarafından 1886 yılında icat edilen ve dönemin cinsel sapkınlık veya patolojilerini inceleyen klasik eser ile bu alandaki tarihsel patolojik cinsel yönelimleri tanımlamakta kullanılan terim.
Ptyalism
Aşırı tükürük üretimi veya yutma güçlüğüne bağlı olarak ağızda salya birikmesi durumu.
Ptosis
Bir organın veya vücut kısmının, özellikle üst göz kapağının anormal bir şekilde aşağı sarkması veya düşmesi durumu.
PTSD
Şiddetli bir travmatik olaya maruz kalma veya buna tanıklık etme sonrasında ortaya çıkan; yeniden yaşantılama, kaçınma, bilişsel/duygulanımsal olumsuz değişimler ve uyarılmışlık artışıyla karakterize ruhsal bozukluk.
PUBS
Fetal anomalileri, genetik bozuklukları ve kan hastalıklarını teşhis etmek amacıyla göbek kordonu damarından doğrudan kan örneği alınması prosedürü.
Puer Aeternus
Büyümeyi, sorumluluk almayı ve yetişkinliğe geçişi reddeden, psikolojik gelişimi ergenlik düzeyinde sabitlenmiş 'ebedi çocuk' arketipidir.
Puerilism
Yetişkin bir bireyin, gelişimsel düzeyine uymayan, belirgin şekilde çocuksu ve ilkel davranışlar sergilemesi durumu.
Puerperal Disorder
Doğumdan sonraki lohusalık evresinde ortaya çıkan; psikotik, depresif, manik veya deliryum tabanlı belirtilerle karakterize klinik durum.
Puerperium
Doğumdan sonraki plasenta atılımıyla başlayan ve maternal organların gebelik öncesi anatomik ve fizyolojik durumuna geri döndüğü ortalama altı haftalık evre.
Pulmonary Embolism
Genellikle alt ekstremite kaynaklı bir kan pıhtısının pulmoner arterleri tıkayarak akciğer dokusuna kan akışını engellemesi durumu.
Pygmalionism
Bir bireyin kendi yarattığı bir nesneye, esere veya ideale karşı romantik veya cinsel bir çekim duyması ve aşık olması durumu.
Q Sort
Katılımcıların veya bağımsız değerlendiricilerin belirli uyaran setlerini önceden belirlenmiş kural ve kategorilere göre derecelendirerek sıraladığı, özellikle kişilik ve öz-algı ölçümünde kullanılan ipsatif bir veri toplama tekniğidir.
Qalys
Sağlık ekonomisinde ve klinik karar vermede kullanılan, bir müdahalenin hem kazandırdığı yaşam süresini hem de bu sürenin kalitesini aynı anda nicelleştiren evrensel ölçüt.
Quaalude
Metakualon içeren, GABA-erjik sistem üzerinde merkezi sinir sistemini baskılayarak sedasyon, kas gevşemesi ve öfori yaratan sentetik bir sedatif-hipnotik ajan.
QT
Bilişsel yetenekleri ve zekayı hızlı bir şekilde taramak amacıyla geliştirilmiş kısa süreli klinik değerlendirme testi.
Quid Pro Quo
Bir şeyin karşılığında başka bir şeyin verilmesini veya yapılmasını öngören karşılıklı değişim veya mübadele ilkesidir.
Radical Feminism
Kadın ezilmişliğinin tüm tarihsel baskı biçimlerinin temelini oluşturduğunu savunan ve patriyarkanın kökten sökülüp atılmasını savunan feminist teori kolu.
Radical Therapy
Toplumsal problemlerin bireyler üzerindeki zararlı psikolojik etkilerine odaklanan ve kişileri toplumu değiştirerek kendilerine yardım etmeye teşvik eden klinik müdahale yaklaşımı.
Radiation Therapy / Radiotherapy
🔹 1. (radiation therapy): İyonlaştırıcı radyasyonun, kanser hücrelerini yok etmek veya büyümelerini durdurmak amacıyla hedeflenen dokulara uygulanması. 🔹 2. (radiotherapy): İyonizan radyasyonun malign neoplazmları ve belirli patolojik durumları tedavi etmek amacıyla hedef odaklı kullanımı.
Discomfort Anxiety
İyilik haline yönelik algılanan tehditlere dair irrasyonel inançlardan kaynaklanan gerginlik ve buna eşlik eden düşük hayal kırıklığı toleransı durumudur.
Womb Fantasy
Psikanalitik kuramda, bireyin ana rahmine geri dönme veya rahim içinde var olma yönündeki regresif arzusu.
İntrauterine Device (IUD)
Serviks aracılığıyla rahime yerleştirilen; bakır veya hormon salgılayan yapılarıyla embriyonun uterin duvara implantasyonunu engelleyen etkili bir doğum kontrol aracıdır.
Womb Envy
Psikanalitik kuramda, erkeklerin kadınların üreme kapasitesine ve biyolojik işlevlerine duydukları bilinçdışı kıskançlık.
Competing Response Training
Alışkanlık bozukluklarında problemli davranışla eş zamanlı olarak yapılamayacak, fiziksel açıdan uyumsuz alternatif bir davranışın belirlenmesi ve pratik edilmesine dayanan davranış terapisi tekniği.
Walk-in Clinic
Önceden randevu alma zorunluluğu olmaksızın tanı ve tedavi hizmeti sunan birinci basamak sağlık kuruluşu.
RCT
Araştırma katılımcılarının rastgele bir şekilde deney veya kontrol gruplarına atanarak bir mücadelenin, ilacın veya terapötik yöntemin etkinlik ve güvenilirliğini sınayan altın standart deneysel araştırma tasarımı.
Rapunzel Syndrome
Trikofaji (saç yeme) davranışı sonucunda mide ve bağırsaklarda biriken kıl yumaklarının (trikobezoar) oluşturduğu, son derece nadir ve cerrahi müdahale gerektiren klinik bir tablodur.
Randomized Clinical Trial (RCT)
Katılımcıların deneysel bir müdahaleye veya kontrol grubuna tesadüfi olarak atandığı, nedensellik çıkarımı yapmada altın standart kabul edilen deneysel araştırma tasarımı.
Rationalization
Bireyin kabul edilemeyen dürtülerini veya davranışlarını, bilinçdışı motivasyonlarını gizlemek amacıyla mantıklı ve sosyal olarak kabul edilebilir bahanelerle açıklamaya çalıştığı bir ego savunma mekanizmasıdır.
RET
Bireylerin irrasyonel inançlarını ve bilişsel çarpıtmalarını hedef alarak duygusal ve davranışsal tepkilerini yeniden yapılandırmayı amaçlayan erken dönem bilişsel-davranışçı terapi yaklaşımı.
Rational Suicide
Terminal dönemdeki hastalıklar, kronik şiddetli ağız veya bilişsel çöküş gibi durumlar karşısında, kişinin kendi yaşamını sonlandırma kararının akıl yürütülerek verilmiş anlaşılabilir bir tepki olabileceğini öne süren tartışmalı kavram.
Rational Type
Carl Jung'un analitik psikolojisinde, düşünce ve duygu olmak üzere iki akıl yürütme ve yargılama işlevine dayanan temel kişilik kategorisi.
Derailment
Şizofreni gibi düşünce bozukluklarında sıklıkla görülen, bireyin düşünce akışının kesintiye uğraması ve birbiriyle ilgisiz ya da dolaylı olarak ilişkili fikirlere anlamsız sıçramalar yapması belirtisi.
Raynaud’s Disease
El ve ayak parmakları gibi uç bölgelerdeki kan damarlarının ağrılı vazokonstriksiyon ataklarıyla karakterize, soğuk maruziyeti veya stresle tetiklenen fonksiyonel bozukluk.
Razadyne
Hafif ila orta şiddetli Alzheimer hastalığının semptomatik tedavisinde kullanılan galantamin hidrobromürün ticarî adı.
RCMAS
Çocuk ve ergenlerde kaygı düzeyini, semptomların doğasını ve şiddetini öz-bildirim yoluyla ölçmek için geliştirilmiş psikometrik bir değerlendirme aracıdır.
RDC
Psikiyatri ve klinik psikoloji araştırmalarında tanı standart birliğini sağlamak amacıyla 1970'lerde geliştirilmiş öncül tanısal kriterler sistemi.
Reactive
Belirli bir dış uyarıcıya veya duruma ikincil olarak ortaya çıkan, kendiliğinden (endojen) değil tetikleyici bir olay sonucunda gelişen durum.
Reactive Attachment Disorder
Bebeklik veya erken çocukluk döneminde kronik yetersiz bakım ve ihmale bağlı olarak gelişen, çocuğun sosyal etkileşimlerde bulunma ve bağlanma kurma yeteneğinin ciddi biçimde bozulduğu bir klinik tablodur.
Reactive Coping
Geçmişte gerçekleşmiş veya hâlihazırda yaşanmakta olan stresli bir olayın yarattığı zararı telafi etmeye ya da kaybı kabullenmeye yönelik yürütülen stres yönetimi stratejisidir.
Reactive Disorder
Şiddetli çevresel baskılar veya travmatik olaylar sonucunda tetiklendiği düşünülen psikiyatrik tablolar için kullanılan eski tarihli bir üst kategori tanımlaması.
Depressive Reaction / Reactive Depression
🔹 1. (depressive reaction): Belirli bir dışsal stresör veya travmatik yaşam olayına doğrudan yanıt olarak ortaya çıkan klinik düzeyde depresif duygu durum tablosu. 🔹 2. (reactive depression): Kariyer kaybı veya ilişki bitişi gibi belirgin ve stresli çevresel bir olay tetiklenen büyük depresif epizod.
Reactive Jealousy
Bir ilişkinin geleceğine yönelik somut, doğrulanmış ve gerçek bir tehdide karşı verilen duygusal ve davranışsal tepki.
Reactive Mania
Dışsal bir olay veya çevresel bir tetikleyici tarafından doğrudan başlatılan hipomanik veya manik nöbet durumu.
Reactive Schizophrenia
Aşırı stres gibi tetikleyici çevresel faktörlere yanıt olarak aniden ortaya çıkan ve genellikle sürece dayalı şizofreniye kıyasla daha olumlu bir prognoza sahip olan akut şizofreni formu.
Reboxetine
Serotonin, dopamin veya diğer nörotransmitter sistemlerini etkilemeksizin, norepinefrin geri alımını seçici olarak inhibe eden ilkkuşak selektif noradrenalin geri alım inhibitörü (SNRI/NRI) sınıfı antidepresan ilaç.
REBT
Bireylerin mantık dışı inançlarını sorgulayarak ve yeniden yapılandırarak duygusal ve davranışsal sıkıntılarını azaltmayı amaçlayan öncü bir bilişsel-davranışçı terapi ekolüdür.
Recidivism
Islah edici müdahalelere ve cezai yaptırımlara rağmen bireyin suç veya suç teşkil eden davranışları yineleme eğilimi.
Recovery, Inc.
Abraham A. Low tarafından 1937 yılında kurulan; ciddî ruh sağlığı sorunları yaşayan bireylerin irade eğitimi teknikleriyle öfke ve mizaç temelli davranışlarını kontrol etmelerini amaçlayan öncü bir uluslararası kendi kendine yardım (self-help) organizasyonudur.
Prescribing Psychology
Klinik psikologların, gerekli ileri düzey psikofarmakoloji eğitimlerini tamamlayarak duygusal ve zihinsel bozuklukların tedavisi için yasal olarak reçeteli ilaç yazma yetkisi kazandığı uzmanlık alanıdır.
Prescription Privilege
Klinik psikologların veya ruh sağlığı profesyonellerinin, tıbbi veya psikiyatrik bozuklukların tedavisi için gerekli olan ilaçları reçete etme yasal hakkı.
Prescriptive Authority (rxp)
Özel eğitim almış klinik psikologların, danışanlarına psikotrop ilaç reçete etme konusunda yasal olarak tanınan yetkisidir.
Prescribing
Bir hastanın kullanımı için tıbbi bir ilacın sipariş edilmesi veya psikoterapi ve tıpta belirli durumlarda yapılması gerekenlerin yönlendirilmesi.
Prescription Drug
Yalnızca yetkili bir hekimin yazılı, faks, telefon veya elektronik yolla ilettiği talimat (reçete) temelinde ve eczanelerden yasal olarak temin edilebilen farmasötik ajan.
Over-the-counter (OTC)
Bir hekim reçetesi gerektirmeksizin, doğrudan eczanelerden veya yetkili perakende noktalarından yasal olarak satın alınabilen farmakolojik ajanları ve tedavi ürünlerini ifade eden sıfat.
Rejection
Sevgi, ilgi veya onay talebinin karşı tarafça reddedilmesi ya da bir bireyin sosyal bir grup tarafından dışlanması ve antagonistik tutuma maruz kalması durumu.
Fear Of Rejection
Sosyal olarak dışlanma veya gruptan tecrit edilmeye yönelik kalıcı, irrasyonel endişe ve kaygı durumu.
Redundant Prepuce
Sünnet derisinin (prepusun) anatomik olarak aşırı büyümesi veya normalden uzun olması durumu.
Attendant Care
Fiziksel veya gelişimsel engelli bireylerin günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmeleri için ev ortamında sağlanan tıbbi olmayan birebir destek ve denetim hizmeti.
İdea Of Reference
Çevredeki sıradan olayların, nesnelerin veya diğer insanların eylemlerinin (fısıldaşma, gülümseme, konuşma gibi) doğrudan kişinin kendisine yönelik olduğuna dair yanlış ve öznel bir inanç.
Delusion Of Reference
Başkalarının eylemlerinin ve dış dünyada meydana gelen sıradan olayların, kişiye özel ve genellikle tehditkâr veya olumsuz bir anlam taşıdığına dair sarsılmaz ve gerçeğe dayanmayan inanç.
Referential Attitude
Şizofreni ve benzeri psikopatolojilerde bireyin, çevresel unsurları kendi referans fikir veya sanrılarına gerekçe olarak arama yönündeki beklenti ve yönelimi.
Reflex Epilepsy
Nöbetlerin, işitsel, dokunsal veya görsel gibi spesifik dış duyusal uyaranlar tarafından tetiklendiği epileptik bozukluk türü.
Reflexology
İnsan davranışlarını yalnızca dışarıdan gözlemlenebilir refleks birimleriyle açıklayan erken dönem psikoloji ekolü ve ellerdeki/ayaklardaki refleks noktalarına bası uygulanarak yapılan tamamlayıcı tıp yaklaşımı.
Reformatory Paranoia
Dünyayı yeniden şekillendirme ve düzeltme yönünde grandiyöz planlar tasarlayan, başkalarını bu fikirlerin peşinden gitmeye ikna etme çabasıyla karakterize bir megalomani türüdür.
Refractory
Standart ve etkililığı kanıtlanmış tedavilere ya da uyarılara yanıt vermeyen, dirençli durum veya hücresel özellik.
Refractory Phase
Erkek cinsel tepki döngüsünde, orgazmın hemen ardından başlayan ve fiziksel olarak yeni bir uyarılma veya orgazmın gerçekleşmesini imkansız kılan mutlak dinlenme süresidir.
Regitine
Fentolamin bileşiğinin ticari adı olan ve alfa-adrenerjik reseptör antagonistleri sınıfına giren farmakolojik bir ajandır.
Regressive Reconstructive Approach
Danışanın geçmişteki travmatik yaşantılarını yoğun bir duygusal katarsis eşliğinde yeniden deneyimlemesini ve bu süreçte aktarım ile yorumlama mekanizmaları aracılığıyla duygusal olgunlaşma kazanmasını hedefleyen psikoterapi tekniğidir.
Regression
Bireyin, yoğun stres, tehdit veya içsel çatışmalarla baş etmekte zorlandığı durumlarda, gelişimsel olarak daha erken, daha az olgun ve daha güvenli bulduğu bir işlevsellik düzeyine geri dönmesidir.
Rehabilitation
Yaralanma, hastalık veya bozukluk sonrası bireyin sağlığını, bağımsızlığını, esenliğini ve işlevsellik düzeyini en üst seviyeye geri kazandırma süreci.
Rehabilitation Counseling
Fiziksel, zihinsel, duygusal veya bilişsel engelleri ya da kronik rahatsızlıkları bulunan bireylerin bağımsız, üretken ve tatmin edici bir yaşam sürmelerini sağlamak amacıyla uzmanlaşmış müdahaleler ve kariyer yönlendirmesi sunan mesleki disiplin.
Rehabilitation Team
Hastanın bireysel ihtiyaçları doğrultusunda iş birliği yaparak iyileşme sürecini koordine eden çok disiplinli sağlık profesyonelleri grubu.
Rehabilitation Center
Fiziksel, zihinsel veya ruhsal bozuklukları bulunan bireylerin işlevsellik düzeyini maksimize ederek toplumsal yaşama yeniden kazandırılmasını amaçlayan kapsamlı sağlık ve bakım tesisi.
Rehabilitation Program
Bir hastalık, yaralanma ya da bedensel veya zihinsel yetersizlik yaşayan bireylerin işlevselliğini en üst düzeye çıkarmak amacıyla tasarlanan kapsamlı ve kişiselleştirilmiş hizmet sistemi.
Rehabilitation Psychology
Engellilik ve kronik sağlık koşullarına sahip bireylerin yaşam boyu işlevselliğini, bağımsızlığını ve yaşam kalitesini maksimize etmeyi amaçlayan uzmanlık dalıdır.
Guidance
Alıcıyla iş birliği içinde sağlanan; kişisel veriler ve mülakatların yardımcı testler olarak kullanıldığı yönlendirme, tavsiye ve danışmanlık süreci.
Guidance Program
Öğrencilerin akademik, kişisel ve sosyal sorunlarını çözmelerine destek olmak amacıyla bir eğitim kurumunun sunduğu personeller ve teknikler bütünü.
Guidance Specialist
Danışmanlık eğitimi programında yetkinleşmiş veya kimlik bilgileri ile deneyimi rehberlik hizmeti sunmaya yeterli olan profesyonel.
Reichenbach Phenomenon
Kristallerden, mıknatıslardan ve canlı organizmalardan yayıldığı öne sürülen, yalnızca belirli hassas bireyler tarafından algılanabildiği iddia edilen varsayımsal bir enerji alanıdır.
Reichian Analysis
Orgazmik potansiyeli ruh sağlığının temel ölçütü olarak gören ve bedensel zırhlanma kavramına odaklanan, günümüzde ampirik desteği bulunmayan tartışmalı bir psikoterapi sistemidir.
Reiki
Uygulayıcının ellerini vücut üzerine hafifçe değdirerek veya yakın tutarak evrensel yaşam enerjisini aktardığına inanılan tamamlayıcı bir şifa yöntemidir.
Regimen
Belirli bir amaca ulaşmak için tasarlanmış sistematik eylem planı veya tedavi programı.
Competition Tolerance
Bireylerin karşılıklı etkileşim ve rekabet gerektiren hedef yapılarını kabullenme kapasitesi ve rekabet koşulları altında sergiledikleri sağlıklı, adaptif tepki biçimidir.
Reconstruction
Psikanalizde duygusal bozukluklara yol açan geçmiş deneyimlerin analitik yorumla yeniden canlandırılması ve bellekte eksik kalan olayların mantıksal çıkarımlarla yeniden yapılandırılması.
Reconstructive Surgery
Travma, hastalık, doğumsal anomaliler veya cerrahi müdahaleler sonucunda bozulmuş vücut yapılarının fiziksel görünümünü ve işlevini yeniden kazandırmayı amaçlayan cerrahi uzmanlık dalı.
Reconstructive Psychotherapy
Bireyin kişilik yapısında temel ve kapsamlı bir değişiklik yaratmayı hedefleyen; içgörüyü, bilinçdışı çatışmaları ve adaptif yanıtları merkeze alan derinlemesine psikoterapi yaklaşımıdır.
Recreation
Bireyin zorunlu yaşam faaliyetleri ve iş dışındaki serbest zamanında, içsel motivasyonla ve gönüllü olarak gerçekleştirdiği, fiziksel ve psikolojik yenilenme sağlayan etkinlikler bütünü.
Recreational Therapy
Fiziksel veya psikolojik rahatsızlıkları bulunan bireylerin rehabilitasyon sürecinde, işlevselliği ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla kişiselleştirilmiş sanatsal, sportif ve sosyal aktivitelerin sistematik bir müdahale aracı olarak kullanılmasıdır.
Recreational Drug
Motor, duyusal, bilişsel aktiviteleri veya duygusal durumu değiştirmek amacıyla tıbbi bir gerekçe olmaksızın kullanılan her türlü kimyasal ya da bitkisel madde.
Rectal Administration
İlaçların veya sıvıların genellikle bir supozituvar (fitil) formunda rektal mukozadan emilim sağlamak amacıyla rektum yoluyla verilmesi yöntemi.
Relapse
Klinik iyileşme veya remisyon döneminin ardından, bir bozukluk ya da hastalığın semptomlarının yeniden ortaya çıkması durumu.
REM Sleep Behavior Disorder (RBD)
REM uykusu esnasında fizyolojik olarak gerçekleşmesi gereken kas atonisinin (felcinin) kaybolması sonucu, bireyin gördüğü rüyaları fiziksel olarak (yumruk atma, bağırarak uyanma, tekmeleme) fiilen hayata geçirmesiyle karakterize bir parasomnidir.
Remeron
Mirtazapin adlı tetrasiklik antidepresan sınıfı farmakolojik ajanın yaygın ticari markası.
Reminiscence Therapy
Yaşlı bireylerin psikolojik iyilik halini artırmak ve benlik bütünlüğünü desteklemek amacıyla yazılı, sözlü veya görsel yaşam öykülerinin sistematik olarak kullanıldığı klinik müdahale yöntemidir.
Remission
Bir hastalık veya bozukluk semptomlarında görülen belirgin hafifleme veya azalma durumu ya da bu sürecin yaşandığı zaman aralığı.
Remitted-disorder Study
Şiddetli psikiyatrik veya somatik semptomları hafifleme (remisyon) döneminde olan hastaların incelendiği ampirik araştırmalardır.
Renard Diagnostic Interview
15 psikiyatrik bozukluğun tanısı için Feighner kriterlerine dayalı veri elde etmek amacıyla geliştirilmiş yapılandırılmış klinik görüşme aracı.
Renifleur
Vücut kokularına karşı morbid düzeyde ilgi duyan ve bu kokuları cinsel uyarılma aracı olarak kullanan birey.
Renpenning Syndrome
Neredeyse yalnızca erkekleri etkileyen, X kromozomuna bağlı kalıtımla aktarılan; mikroensefali, psikomotor gecikme, kısa boy ve entelektüel gelişim bozukluğu ile karakterize kalıtsal bir durum.
Reparation
Geçmişte verilen zararın telafi edilmesi, onarılması veya günahının keffaretinin ödenmesi süreci.
Repertory Grid
Bireylerin dünyayı anlamlandırmada kullandığı kişisel yapıları ve bu yapıların birbiriyle olan ilişkilerini matematiksel bir matris formunda analiz etmeye yarayan yapılandırılmış bir değerlendirme tekniğidir.
Replacement Therapy
Bireyde eksik ya da yetersiz olan doğal veya sentetik bir maddenin dışarıdan verilerek ikame edilmesi veya işlevsel olmayan düşünce ve davranışların yapıcı aktivitelerle değiştirilmesi süreci.
Residential Care
Kendi başına işlevsellik gösteremeyen kronik hastaların veya rehabilitasyon sürecindeki bireylerin konaklama, beslenme, tıbbi ve sosyal gereksinimlerinin karşılandığı uzun süreli kurumsal bakım modeli.
Picture-interpretation Test
Katılımcıların çizim, fotoğraf veya tablo gibi görsel uyarıcıları yorumlamasını isteyerek zeka veya kişilik özelliklerini değerlendirmeyi amaçlayan projektif ve psikometrik ölçüm aracı.
Picture-world Test
Çocukların gerçekçi sahneler üzerine istedikleri nesne veya figürleri ekleyerek mevcut ya da hayal ettikleri bir dünyayı kurguladıkları, tematik hikaye anlatımına dayalı projektif bir değerlendirme tekniğidir.
Respiratory Distress Syndrome
Yenidoğan bebeklerde, özellikle prematüre doğanlarda, alveollerin sönmesini önleyen doğal sürfaktan eksikliğine bağlı olarak akciğerlerin genişleyememesiyle karakterize klinik tablo.
REST
Bireyin dışarıdan gelen duyusal girdileri en aza indirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla izole edilmiş bir ortamda tutulduğu deneysel ve terapötik prosedür.
Restitution
Önceki zararlı eylemler veya olaylar yoluyla kaybedilen bir şeyi telafi etme veya onarma eylemi.
Restoration Therapy
Hastalık veya yaralanma sonrasında bir vücut bölgesinin ya da sistemin yapı ve işlevini yeniden tesis etmeye yönelik tedavi yaklaşımı.
Restoril
Temazepam etken maddesinin tescilli ticari adı olup, genellikle uykusuzluk (insomnia) tedavisinde kısa süreli kullanılan bir benzodiazepin türevidir.
Restraint
Zararlı veya istenmeyen eylem ve davranışları kontrol etme ya da engelleme kapasitesi ve bu amaçla uygulanan kontrol önlemleri.
Do Not Resuscitate (DNR)
Kalbi veya solunumu duran bir hastaya kardiyopulmoner resüsitasyon (KPR) uygulanmamasını emreden yasal ve tıbbi direktif.
Underage
Yasal olarak belirlenmiş yetişkinlik veya reşit olma yaşının altında olan bireyleri tanımlamakta kullanılan hukuki ve gelişimsel bir terimdir.
Statutory Rape
Yasal rüşt yaşının altındaki bir bireyle, rızası olsa dahi gerçekleşen cinsel ilişkinin kanunen suç kabul edilmesidir.
Retardation
Herhangi bir fizyolojik, bilişsel veya davranıssal sürecin normalden daha yavaş bir hızda gerçekleşmesi ya da gecikmesi durumu.
Retarded Depression
Psikomotor yavaşlama ve iştah kaybının eşlik ettiği büyük depresif atağın eskimiş klinik adıdır.
Retinitis Pigmentosa
Fotoreseptörlerin ilerleyici atrofisi ve retinal pigment epitelindeki bozulmalarla karakterize, başta gece körlüğü ve periferik görme kaybına yol açan kalıtsal bir retina bozukluğu.
Retrograde Ejaculation
Sermenin normalde üretra yoluyla dışarı atılması yerine, mesanenin boyun kaslarının yetersiz kapanması nedeniyle mesanenin içine doğru akması durumu.
Retrogression
Yetişkin baş etme mekanizmalarının bir çatışmayı çözmede yetersiz kaldığı durumlarda, bireyin daha erken bir gelişim evresine veya uygunsuz geçmiş davranış kalıplarına geri dönmesi.
Retrospective Audit
Sağlık hizmetlerinde, daha önce sunulmuş tıbbi müdahalelerin tıbbi gerekliliğini ve faturalandırma uygunluğunu geriye dönük olarak değerlendirme yöntemi.
Retrospective Sampling
Araştırmaya dahil edilecek olgu veya katılımcıların, geçmişteki belirli bir risk faktörüne maruz kalma durumlarına ya da süreçleri tamamlama geçmişlerine göre bugünde seçildiği bir araştırma tekniğidir.
Rett Syndrome
Neredeyse yalnızca kız çocuklarını etkileyen, erken bebeklik dönemindeki normal gelişimin ardından motor, bilişsel ve sosyal becerilerde hızla gerilemeyle karakterize genetik bir nörogelişimsel bozukluktur.
Revia
Naltrekson hidroklorür etken maddesinin alkol ve opioid bağımlılığı tedavisinde kullanılan, opiyoit reseptör antagonist sınıfına ait tescilli ticari adıdır.
Residual Schizophrenia
En az bir şizofreni atağı geçirmiş ancak aktif pozitif semptomların silinip yalnızca negatif bulguların veya hafif bilişsel/davranışsal kalıntıların hüküm sürdüğü tarihsel bir klinik alt tip.
Resilience
Zorlu, travmatik veya stresli yaşam olayları karşısında bireyin zihinsel, duygusal ve davranışsal esneklik göstererek işlevselliğini koruma, hatta bu süreçten güçlenerek çıkma süreci ve kapasitesi.
RHC
Kırsal ve dezavantajlı bölgelerde temel sağlık hizmetlerine erişimi artırmak amacıyla federal yasalarla finanse edilen ve yapılandırılmış klinik birim.
RIMA
Monoamin oksidaz-A enziminin geri dönüşümlü inhibitörlerini tanımlayan farmakolojik kısaltmadır.
Consent
Bir bireyin tıbbi bir müdahaleye, psikolojik tedaviye veya araştırma sürecine katılmak amacıyla sunduğu gönüllü, bilinçli ve özgür onay.
Consensual Validation
Bireyin kendi algı, düşünce ve deneyimlerinin doğruluğunu, bunları başkalarının tepkileri ve deneyimleriyle kıyaslayarak test etme ve onaylama süreci.
Rhinolalia
Nazal kavitedeki yapısal bozukluklar veya tıkanıklıklar nedeniyle ortaya çıkan olağandışı nazal rezonansla karakterize konuşma bozukluğudur.
Risk
Olumsuz bir olayın, kaybın veya zararın gerçekleşme olasılığı ile belirsizlik derecesinin nicel veya nitel ifadesi.
At Risk
Bir bozukluğa, hastalığa veya olumsuz psikopatolojik sonuca karşı genetik, fiziksel veya davranışsal faktörler nedeniyle artmış duyarlılık ve yatkınlık durumu.
İnfant At Risk
Doğum esnasında yaşanan hipoksi gibi komplikasyonlar veya postnatal dönemdeki yetersiz beslenme gibi çevresel yoksunluklar nedeniyle gelişimsel sapma tehdidi altında olan bebek.
FAR
Fetus at risk (FAR), intrauterin gelişme geriliği veya çevresel stresörler nedeniyle perinatal dönemde morbidite veya mortalite riski taşıyan fetusu tanımlayan obstetrik bir kısaltmadır.
At-risk Mental States
Bireyleri ruhsal hastalıklara veya şiddet gibi olumsuz davranışlara karşı duyarlı hale getiren psikolojik belirtiler veya zihinsel süreçler.
Risk-assessment Matrix
Tehlikelerin olasılığı ile sonuçlarının şiddetinin kesişim kümesine dayanarak önceliklendirilmesini sağlayan analitik tablo.
Risk Assessment
Bir bireyin ruhsal bozukluk veya suç içeren eylemleri nedeniyle kapatıldığı kurumdan salıverilmesi durumunda çevreye ve topluma yöneltebileceği tehlike potansiyelinin sistematik olarak saptanması sürecidir.
Risk Factor
Bir bireyde belirli bir hastalığın, bozukluğun veya olumsuz sağlık sonucunun ortaya çıkma olasılığını artıran genetik, çevresel, davranışsal veya fizyolojik her türlü değişken.
Risk Metrics
Bir hastalık veya bozukluk geliştirme olasılığını ya da olasılıksal eğilimini sunmak veya betimlemek için kullanılan sayılar, formüller, grafikler veya diğer ifade biçimleridir.
Risk Prediction
Belirli bir olayın veya klinik sonucun (hastalık gelişimi, nüks veya cerrahi komplikasyon) gerçekleşme olasılığını sistematik ve nicel verilerle değerlendirme girişimi.
Risk–rescue Rating
Bir intihar girişiminde kullanılan yöntemin içsel tehlikesi ile o yöntemde keşfedilme ve kurtarılma olasılığını karşılaştıran sayısal formül ve klinik değerlendirme ölçeği.
Risperidone
Dopamin D2 ve serotonin 5-HT2 reseptörleri üzerinde güçlü antagonist etki gösteren, şizofreni ve bipolar bozukluk tedavisinde kullanılan atipik bir antipsikotiktir.
Ritalin
Metilfenidat etken maddesinin en yaygın ticari markası olup, merkezi sinir sistemini uyaran bir psikostimülândır.
Ritual
Mantıksal bir temeli bulunmayan, katı kurallara bağlı, tekrarlayıcı ve stereotipik eylemler bütünü.
Ritual Abuse
Genellikle çocuklara yönelik, dinî, ezoterik veya gizli cemiyet aygıtları ve sembolleri kullanılarak gerçekleştirilen organize, tekrarlayıcı ve yüksek düzeyde sadist istismar biçimi.
RN
Sağlık sisteminde yasal olarak lisanslandırılmış ve hasta bakım süreçlerini yönetme yetkisine sahip profesyonel hemşire unvanı.
Robaxin
Metokarbamolün ticari adı olan ve iskelet kası spazmlarını hafifletmek amacıyla kullanılan merkezi sinir sistemi depresanı bir farmasötik ajandır.
Appelt–gerken–lenz Syndrome / Roberts Syndrome
🔹 1. (Appelt–Gerken–Lenz syndrome): Tetrakromatik kusurlar, kraniofasiyal anomaliler ve uzun kemiklerin simetrik olarak etkilendiği, erken gelişimsel bozukluklarla karakterize nadir bir otozomal resesif genetik sendrom. 🔹 2. (Roberts syndrome): Anormal derecede kısa uzuvlar, yarık dudak ve damak, mikrosefali gibi bulgularla karakterize, otosomal resesif geçişli nadir bir kalıtsal bozukluk.
Robitussin
Etken maddesi dextromethorphan olan, genellikle öksürük baskılayıcı olarak kullanılan yaygın bir farmasötik preparat ticari adıdır.
Robot
İnsan işlevlerini taklit eden elektro-mekanik makine veya katı, duyarsız ve mekanik davranış kalıpları sergileyen insan.
Robot-assisted Gait Training
Nörolojik hasar veya hastalıklar nedeniyle yürüme yetisi bozulmuş bireylerin, bilgisayar kontrollü robotik sistemler aracılığıyla doğal yürüme hareketini tekrarlayarak yeniden kazanmasını hedefleyen rehabilitasyon yöntemidir.
Rock V. Arkansas
Sanığın hipnoz altında elde edilen anılarına dayalı delil sunmasının yasaklanmasının, adil yargılanma hakkının ihlali olduğuna hükmeden 1987 tarihli ABD Yüksek Mahkemesi kararı.
Rohypnol
Flunitrazepam etken maddesinin ticari adı olan, güçlü yatıştırıcı ve amnezi yapıcı etkileriyle bilinen benzodiazepin türevi bir psikoaktif madde.
Rokeach Value Survey (RVS)
Bireylerin yaşamlarında neyin önemli olduğunu belirlemek ve kişisel seçimlerine rehberlik etmek amacıyla araçsal ve nihai değerleri değerlendiren standartlaştırılmış bir psikometrik ölçektir.
Role Reversal / Role Shift
🔹 1. (role reversal): Bir bireyin, alternatif bilişsel stilleri, duyguları ve davranışsal yaklaşımları deneyimlemek amacıyla başka bir kişiyle rollerini karşılıklı olarak değiştirmesini içeren terapötik ve eğitimsel teknik. 🔹 2. (role shift): İki kişilik bir ilişkide, taraflardan birinin diğerinin karakteristik davranış kalıplarını ve işlevini üstlenmesi durumu.
Playacting
Çocukların, ergenlerin veya yetişkinlerin güvenli bir simülasyon ortamında farklı rolleri üstlenerek ilişkileri test ettiği ve duygusal durumları prova ettiği dramatik oyun süreci.
Role Play
Katılımcıların dramatik durumlarda belirli sosyal rolleri canlandırdığı; hem insan ilişkileri eğitiminde hem de psikoterapide aktif olarak kullanılan deneysel bir müdahale tekniğidir.
Rolfing
Vücut yapılarını yeniden hizalayarak kas gerginliğini azaltmayı, duruşu iyileştirmeyi ve kişisel işlevselliği artırmayı amaçlayan derin doku manipülasyon tekniği.
Romazicon
Benzodiazepin reseptör antagonistidir; esas olarak benzodiazepin aşırı dozlarının etkilerini tersine çevirmek ve anestezi etkilerini sonlandırmak için kullanılan spesifik bir antidottur.
Roofie
Flunitrazepam adlı güçlü benzodiazepin türevi sedatif ilacın sokak dilindeki karşılığı olup, sıklıkla irade dışı cinsel saldırılarda (date-rape) kullanılan bir amnezik ajandır.
Rootwork
Güney Amerika ve Karayipler'de yaygın olan, hastalıkların büyü, lanet veya sihirli 'kökler' yüzünden ortaya çıktığına inanılan kültürel bir halk sağlığı ve inanç sistemidir.
ROP
Prematüre bebeklerde, gelişmekte olan retinal kan damarlarının normal olmayan şekilde çoğalmasıyla karakterize edilen ve erken müdahale edilmediğinde görme kaybına yol açabilen vazoproliferatif bir göz hastalığıdır.
Rorschach Inkblot Test
Bireyin belirsiz mürekkep lekelerine verdiği yanıtları analiz ederek kişilik yapısını, duygusal tepki biçimlerini ve savunma mekanizmalarını ortaya koymayı amaçlayan projektif bir değerlendirme tekniğidir.
Rotation System
Grup psikoterapisinde, terapistin diğer üyelerin gözü ve mevcudiyeti altında her bir danışanla sırayla ve bireysel olarak çalıştığı yapılandırılmış teknik.
Rotter Internal–external Locus Of Control Scale
Bireylerin yaşamlarındaki olayların sonuçlarını kendi davranışlarına mı (içsel) yoksa dışsal etkenlere mi (dışsal) bağladıklarını ölçen 29 maddelik zorunlu tercihli psikometrik ölçek.
Rubella
Rubella virüsünün neden olduğu, genellikle hafif seyirli ancak gebelikte bulaştığında fetüs üzerinde ağır teratojenik etkiler yaratabilen viral bir enfeksiyondur.
Soul / Spirit
🔹 1. (soul): İnsan varlığının zihinsel işlevlerden ve bireysel kişiden sorumlu, fiziksel bedenin ölümünden sonra da varlığını sürdürdüğü düşünülen maddi olmayan yönü. 🔹 2. (spirit): Bir bireyin kimliğinin çekirdeğini oluşturan zihinsel, ahlaki ve duygusal özelliklerin bütünü ile canlılara hayat veren immaterial (fiziksel olmayan) öz.
Spirit Photography
19. yüzyılın sonlarında popülerlik kazanan, ölen kişilerin ruhlarını fotoğraflar aracılığıyla görünür kılma iddiası ve girişimidir.
Mood Swing
Mutluluk ve üzüntü gibi duygulanım durumları arasında, normal dalgalanmalardan patolojik bozukluklara kadar değişen yoğunlukta görülen ani ve belirgin salınım.
Mood-altering Drug
Bilinç bulanıklığı yaratmaksızın, farmakolojik etkiler yoluyla bireyin duygulanım durumunu değiştiren kimyasal maddeler.
Profile Of Mood States (POMS)
Bireylerin geçici ve dalgalanan duygusal durumlarını gerilim, depresyon, öfke, canlılık, yorgunluk ve şaşkınlık olmak üzere altı alt boyutta ölçen standart öz-bildirim aracıdır.
Mood-incongruent Psychotic Feature
Major depresif veya manik nöbetler sırasında görülen sanrı ve/veya halüsinasyonların, o anki duygu durumunun temel tema ve beklentileriyle mantıksal veya tematik bir bağ kurmaması durumu.
Mental Health
Duygusal esenlik, davranışsal uyum, anksiyete semptomlarından uzak olma ve yaşamın stresleriyle başa çıkabilme kapasitesiyle karakterize zihinsel denge durumu.
Mental Health Worker
Ruh sağlığı tedavi ekibinin bir üyesi olarak, profesyonel personele geniş bir yelpazede bakım ve destek hizmetleri sunan uygulayıcı.
Mental Health Counselor
Bireylerin ve grupların optimal zihinsel ve duygusal sağlığını desteklemek amacıyla bağımsız olarak veya bir tedavi ekibinin parçası olarak danışmanlık hizmeti sunan sertifikalı profesyonel.
Mental Health Consultation
Klinik olarak eğitilmiş bir ruh sağlığı uzmanının, öğretmenler veya ebeveynler gibi uygulayıcılara, bakım verdikleri kişilerin yaşadığı psikolojik sorunları çözmede rehberlik ettiği ve onların kapasitesini artıran profesyonel bir destek modeli.
Mental Health Care
Psikolojik değerlendirme, müdahale, psikoterapi ve nöropsikolojik rehabilitasyon gibi alanları kapsayan çok disiplinli sağlık hizmeti sunum kategorisi.
Mental Health Services
Bireysel ya da grup bağlamlarında ruh sağlığını korumak, geliştirmek veya ruhsal/davranışsal bozuklukları tedavi etmek amacıyla özel, kamusal, yatarak veya ayakta tedavi ortamlarında sunulan değerlendirme, tanı, tedavi veya danışmanlık müdahalelerinin tümü.
Mental Health Clinic
Psikolojik ve davranışsal sorunların tanı ve tedavisinin yürütüldüğü ayakta tedavi tesisi.
Mental Health Program
Bireylerin veya toplulukların psikolojik iyilik halini korumak, iyileştirmek ya da ruhsal bozuklukları önlemek amacıyla yapılandırılmış tedavi, rehabilitasyon ve eğitim hizmetlerinin bütünü.
Psychic Apparatus
Klasik psikanalitik kuramda zihinsel süreçlerin, yapıların ve mekanizmaların işleyişini açıklayan metaforik sistemler bütünü.
Mental Disorder
Bilişsel, duygusal veya davranışsal düzeyde belirgin işlevsellik kaybı ve sıkıntı yaratan, genetik, çevresel ve nörobiyolojik etkenlerin karmaşık etkileşimiyle ortaya çıkan klinik tablo.
Rush
Amfetamin, kokain veya metamfetamin gibi maddelerin intravenöz yolla alınmasının ardından ortaya çıkan, ani bir öfori ve çarpıcı bir uyanış haliyle karakterize ani etki dalgası.
Rush Memory And Aging Project
Alzheimer hastalığı ile ilişkili risk faktörlerini incelemek ve bilişsel rezervin nörobiyolojik temellerini anlamak amacıyla 1997'den beri yürütülen kapsamlı ve devam eden bir boylamsal yaşlılık çalışması.
Rumination
Aynı stresli, olumsuz veya travmatik düşünce temalarının zihinde aşırı ve tekrarlayıcı biçimde, işlevselliği bozacak derecede döndürülmesi süreci.
Age Of Consent
Bir bireyin tıbbi tedavi, araştırma katılımı, evlilik veya cinsel ilişki gibi hukuki konularda yasal olarak geçerli rıza verme ehliyetine ulaştığı yasal sınır.
Dream Analysis
Rüyaların açık içeriğinin ardında yatan latent (gizil) motivasyonları, bastırılmış dürtüleri ve simgesel anlamları açığa çıkarmak amacıyla kullanılan klinik yorumlama tekniğidir.
Dream-work
Psikanalitik teoride, rüyanın örtük içeriğinin (latent content) rüya görenin deneyimlediği açık içeriğe (manifest content) dönüştürülme süreci.
Dream Content
Bir rüya esnasında deneyimlenen imgelerin, düşüncelerin ve dürtülerin tamamı.
Dream Suggestion
Hipnoterapi sürecinde, danışanın hipnotik durumdayken veya doğal uykusunda belirli bir sorun ya da kaynağı üzerine rüya görmesini amaçlayan özel telkin tekniği.
Dream İnterpretation
Bilinç dışı materyallerin, gizli arzuların ve bastırılmış çatışmaların rüya içerisindeki sembolik dışavurumlarını çözme ve anlamlandırma süreci.
Rxp
Klinik psikologların belirli psikotrop ilaçları reçete etme yetkisini ifade eden mesleki ve yasal kısaltma.
S-adenosylmethionine (SAM)
Proteinler, fosfolipidler, nörotransmiterler ve nükleik asitleri içeren sayısız metabolik reaksiyonda metil grubu aktarıcısı olarak görev yapan, protein dışı bir kimyasal bileşiktir.
Morning Sickness
Gebeliğin ilk trimesterinde veya sürecin tamamında görülen, adının aksine günün herhangi bir saatinde ortaya çıkabilen bulantı ve kusma tablosudur.
İdée Fixe
Aksine dair açık kanıtlara rağmen sürdürülen, kişinin zihnini meşgul eden ve rasyonel eleştirilere kapalı olan katı inanç veya düşünce kalıbı.
Braid Cutting Fetish
Cinsel uyarılma ve doyumun, bir başkasının saçının kesilmesi eylemiyle ya da bu sürece tanık olunmasıyla tetiklendiği özel bir parafilik yönelim.
Fidelity / Loyalty
🔹 1. (fidelity): Bir kişiye, gruba veya inanca gösterilen bağlılık ile bir ölçüm aracının, istatistiksel modelin ya da elektronik sistemin veri ve sinyal reprodüksiyonundaki doğruluk derecesi. 🔹 2. (loyalty): Bireylerin belirli kişilere, gruplara, kurumlara veya soyut değer sistemlerine karşı gösterdiği kararlı bağlılık ve aidiyet hali.
İnfidelity
Evli veya yakın ilişkideki bir bireyin, partnerinin bilgisi ve rızası dışında üçüncü bir kişiyle cinsel veya duygusal bağ kurması.
Plain English Law
Avukatların yasal belgeleri karmaşık ve anlaşılmaz mesleki jargon yerine halkın rahatça anlayabileceği sade bir dille kaleme almasını zorunlu kılan yasal düzenlemedir.
Sadism
Başlıca diğer bireylere acı, eziyet, aşağılanma ve ıstırap çektirerek haz elde etme durumu; klinik olarak sıklıkla cinsel sadizm bağlamında değerlendirilir.
S And M
Cinsel uyarılma ve doyumun, acı verme (sadizm) veya acı çekme (mazoşizm) eylemleriyle ilişkilendirildiği psikoseksüel dinamiklerin genel kısaltmasıdır.
Sadomasochistic Personality
Psikanalitik tarihte, saldırgan davranışlar sergilemekten ve bu tür davranışların hedefi olmaktan eş zamanlı olarak haz alma örüntüsü gösteren kişilik karakterizasyonu.
Sadomasochism
Partnerlerin rızaya dayalı olarak acı vermekten veya acı deneyimlemekten cinsel uyarılma ve haz elde ettiği parafilik yönelim.
SADS
Duygulanım bozuklukları ve şizofreni başta olmak üzere, majör psikiyatrik bozuklukların tanı ve değerlendirmesinde kullanılan yarı yapılandırılmış klinik görüşme aracıdır.
Sapphism
Cinsel yönelim ve kimlikten bağımsız olarak kadınların kadınlara duyduğu romantik, duygusal veya erotik ilgiyi ve sevgiyi kapsayan şemsiye kavram.
Commonsense Justice
Sıradan bireylerin adil ve hakkaniyetli olarak kabul ettiği pratik ve prosedürler bütünü olup, bu yaklaşım sıklıkla resmi hukuki adalet anlayışından farklılık gösterir.
Deaf-mute
Doğuştan veya erken yaşta edinilen ileri derece işitme kaybı nedeniyle konuşamayan veya konuşmayı tercih etmeyen bireyler için kullanılan, günümüzde geçerliliğini yitirmiş ve pejoratif nitelik taşıyan eski bir terim.
Deaf-blind
Hem işitme hem de görme duyularının eş zamanlı olarak yoksun olduğu veya ciddi derecede kısıtlandığı durumu ifade eden klinik ve gelişimsel terim.
Well-child Care
Bebek, çocuk ve ergenlerin sağlıklı büyüme ve gelişimini desteklemek amacıyla düzenlenen düzenli ve planlı koruyucu sağlık kontrolleridir.
Flight İnto Health
Psikoterapi sürecinde veya seanslar öncesinde, bireyin bilişsel, duygusal ya da davranışsal yüzleşmelerden kaçınmak amacıyla ani ve sahte bir iyileşme hali sergilemesi.
Health Promotion
Bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlıkları üzerindeki kontrollerini artırarak genel iyilik hallerini yükseltmeyi amaçlayan eğitim, politika ve toplumsal eylemlerin bütünü.
Health
Bireyin zihinsel, bedensel ve ruhsal düzeyde hastalıktan, sakatlıktan ve akut ızdıraptan bağımsız olarak tam bir iyilik halinde bulunması durumu.
Health Care Organization / HMO
🔹 1. (health care organization): Hastaların geniş bir yelpazedeki sağlık hizmetlerine erişimini sağlamak amacıyla bir yönetim organı ve kıdemli yöneticiler liderliğinde organize olan profesyonel ve yarı profesyonel grupların bütünü. 🔹 2. (HMO): Üyelerine sabit bir ücret karşılığında belirli bir sağlık profesyonelleri ve tesisleri ağı üzerinden kapsamlı sağlık hizmetleri sunan, birinci basamak koordinasyonuna dayalı bir sağlık planı organizasyonudur.
Health Care System
Bir coğrafi bölgedeki veya ulustaki vatandaşların sağlık gereksinimlerini karşılamak üzere örgütlenmiş, birbiriyle ilişkili sağlık kuruluşları ve hizmet sunum felsefesi ağı.
HIS
Sağlık kuruluşlarında hasta bakım kalitesini, idari süreçleri ve klinik karar verme mekanizmalarını optimize etmek amacıyla tasarlanmış bütünleşik veri toplama, depolama ve işleme altyapısı.
Health İnformation Technology
Hasta verilerinin toplanması, saklanması, yönetilmesi ve paylaşılması süreçlerini optimize eden dijital araçların, yazılımların ve telekomünikasyon sistemlerinin bütünü.
Health Behavior
Bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığını korumak, geliştirmek ya da hastalıkları önlemek amacıyla gerçekleştirdikleri bilinçli veya bilinçdışı eylemler bütünü.
Health Status
Bir bireyin tıbbi koşullarının ve genel sağlığının öz bildirime dayalı veya nesnel ölçüm araçlarıyla değerlendirilen anlık tablosudur.
Health Education
İnsan bedeninin bakımı, hijyeni ve hastalıkların önlenmesine odaklanan; fiziksel, zihinsel ve duygusal refahı artırmayı amaçlayan sistematik öğretim süreci.
Health Disparity
Sosyoekonomik, etnik veya coğrafi olarak dezavantajlı gruplar arasında sağlık sonuçlarında, hastalık yükünde ve bakım kalitesinde gözlenen sistematik ve ölçülebilir farklar.
Health Home
Her hastanın kişisel bir hekim önderliğinde sürekli, kapsamlı, koordineli ve aile merkezli sağlık hizmeti almasını sağlayan entegre bakım modeli.
Health Care
Bireylerin ve toplulukların fiziksel ve ruhsal esenliğini korumak, iyileştirmek ve sürdürmek amacıyla sunulan önleyici, tanısal, tedavi edici ve rehabilite edici profesyonel hizmetler bütünü.
Health Care Reform Movement
Sağlık ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimi iyileştirmeyi, bakım kalitesini artırmayı ve maliyetleri kontrol altında tutmayı amaçlayan sosyal ve politik çabaların bütünüdür.
Provider
Hastaya sağlık bakım hizmeti sunan profesyonelleri veya kurumsal tesisleri tanımlayan genel klinik ve idari terim.
Health Anxiety
Bedenel belirtilerin (ağrı, gastrointestinal rahatsızlıklar vb.) ciddi bir hastalığın habercisi olduğu yönündeki yanlış yorumlamalara dayanan aşırı veya işlevsel olmayan endişe.
Health Literacy
Bireylerin temel sağlık ve ruh sağlığı bilgilerini edinme, iletişim kurma, anlama ve bu bilgileri uygun sağlık kararları almak için kullanma kapasitesidir.
Health Professional
Doğrudan hasta bakımı, idari yönetim veya destekleyici sağlık hizmetleri alanlarında ileri düzey eğitim ve uzmanlık almış yetkin uygulayıcı.
Health Psychology
Davranışsal, bilişsel, psikofizyolojik ve sosyal etkenlerin sağlığın korunması, sürdürülmesi ve hastalıkların önlenmesindeki rolünü inceleyen disiplinlerarası psikoloji altdalı.
Health Risk Appraisal
Bireylerin çeşitli tıbbi durumlara ve sağlık tehditlerine karşı sahip oldukları risklerin, anket verileri ve biyometrik ölçümler aracılığıyla sistematik olarak belirlenmesi süreci.
Health İnsurance
Sigortalının düzenli prim ödemeleri karşılığında, tıbbi bakım ve tedavi masraflarının sigorta şirketi tarafından poliçe şartları çerçevesinde karşılandığı sözleşmesel ilişki.
Coverage
Belirli bir sağlık sigortası planı kapsamında finanse edilen ve sunulan sağlık hizmetleri ile yan hakların bütünü.
Health Screening
Belirti göstermeyen ancak risk altında bulunan bireyler üzerinde, olası bir hastalık veya bozukluğu erken evrede tespit etmek amacıyla uygulanan test ve muayene prosedürleri.
Health Visitor
Özellikle çocuk istismarı veya ihmalinin önlenmesi amacıyla, risk altındaki aileleri evlerinde ziyaret ederek sağlık denetimi sağlayan uzman sağlık profesyonelidir.
Health-related Quality Of Life (HRQL)
Fiziksel sağlık ve zihinsel esenliğin, bireyin günlük yaşamında işlevsellik gösterme, duygusal dengesini koruma ve tatmin edici bir yaşam sürdürme kapasitesine etkisini inceleyen çok boyutlu bir kavramdır.
Field Work
Klinik pratik eğitiminde, öğrencilerin sınıf içi teorik bilgileri pekiştirmek amacıyla deneyimli süpervizörler eşliğinde gerçek vakalarla sorumluluk üstlendiği uygulamalı saha eğitimi.
Possessiveness
Genel anlamda aşırı mülkiyet iddia etme çabası olup; bireylerin sosyal ilişkilerini kısıtlayarak başkalarını kontrol etme veya tahakküm altına alma eğilimidir.
Stage Fright
Topluluk önünde konuşma veya performans sergileme sırasında ortaya çıkan, bireyin gerginlik, endişe ve panik belirtileri yaşamasına yol açan yoğun bir kaygı reaksiyonudur.
False Self
Bireyin çevresel baskılara ve erken dönem bakım verenlerin yetersiz ya da aşırı müdahaleci tutumlarına karşı bir savunma mekanizması olarak geliştirdiği, otantik olmayan uyum biçimidir.
Sham Surgery
Deneysel cerrahi müdahalelerin etkinliğini test etmek amacıyla kullanılan, hastaya anestezi uygulanması ve kesi yapılması gibi cerrahi prosedürlerin taklit edildiği ancak terapötik olduğu düşünülen asıl müdahalenin gerçekleştirilmediği kontrollü klinik araştırma yöntemidir.
Saint Dymphna’s Disease
Ruhsal hastalıkların tarihsel bağlamdaki erken dönem adlandırmalarından biri olup, adını sinir bozuklukları ve akıl hastalarının koruyucu azizesinden almıştır.
Disability Adjusted Life Years (dalys)
Bir hastalığın veya yaralanmanın, erken ölüm ve sakatlıkla kaybedilen sağlıklı yaşam yılları üzerindeki kümülatif etkisini ölçen epidemiyolojik bir bileşik indeks.
Tranquilizer Chair
Erken dönem psikiyatrisinde, hastaların hareketini kısıtlamak ve fizyolojik uyarılmayı azaltmak amacıyla göğüs, karın, ayak bilekleri ve dizlerden sabitlendiği, başın ise ahşap bir kutunun içine yerleştirildiği ağır ahşap kısıtlama sandalyesidir.
İdentification With The Aggressor
Bireyin, kendisine tehdit oluşturan ya da başa çıkamayacağı kadar güçlü bir saldırganın özelliklerini, davranışlarını veya tutumlarını bilinçdışı olarak benimseyerek onunla bütünleşmesi savunma mekanizmasıdır.
Aggression
Başka bir canlıya veya nesneye fiziksel ya da psikolojik zarar verme amacıyla gerçekleştirilen kasıtlı davranış biçimi.
Assault
Bir bireye yönelik şiddet içeren fiziksel saldırı ya da başkasını yaralama girişimi veya bu tehdidin eyleme dökülme kapasitesi.
Release
Fiziksel, zihinsel veya duygusal gerilimin ve birikmiş enerjinin bırakılması; aynı zamanda bir bireyin kurumsal bir tesisten taburcu edilmesi veya salıverilmesi süreci.
Release Therapy
Derine kök salmış, unutulmuş veya baskılanmış psişik acıların; öfke, keder ya da düşmanlığın güvenli bir klinik ortamda doğrudan deneyimlenerek dışavurumuyla sağaltılmasını amaçlayan psikoterapi yaklaşımı.
Saliromania
Kirli, iğrenç, pis veya deforme olmuş nesneler ya da durumlar karşısında cinsel ilgi ve uyarılma yaşanması durumu.
Aspirin Poisoning / Salicylism
🔹 1. (aspirin poisoning): Yüksek dozlarda asetilsalisilik asit veya diğer salisilatların alımına bağlı olarak gelişen, merkezi sinir sistemi ve metabolik dengeyi bozan akut veya kronik zehirlenme durumu. 🔹 2. (salicylism): Salisilat grubu ilaçların (özellikle aspirin) aşırı dozda alımı sonucu ortaya çıkan akut veya kronik zehirlenme durumu.
Salpêtrière
Paris'te 1656 yılında kurulan, başta yoksul ve ruh sağlığı bozulmuş bireylerin barındığı bir kurum olup, Philippe Pinel'in reformları ve Jean-Martin Charcot'nun hipnoz temelli psikopatoloji çalışmalarıyla modern psikiyatrinin doğuşuna ev sahipliği yapmıştır.
Salpingectomy / Tubectomy
🔹 1. (salpingectomy): Fallop tüpünün bir veya her ikisinin cerrahi yöntemle çıkarılması prosedürüdür. 🔹 2. (tubectomy): Fallop tüplerinin cerrahi olarak çıkarılması işlemi olup, sıklıkla sterilizasyon veya tıbbi endikasyonlar amacıyla uygulanır.
SAMHSA
Amerika Birleşik Devletleri Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı'na bağlı olarak faaliyet gösteren, halk sağlığını iyileştirmek amacıyla madde kullanım bozuklukları ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimi düzenleyen federal ajans.
Virtual Reality Therapy
Danışanların, sunum yaptıkları ya da korku duydukları problemleriyle ilişkili üç boyutlu, bilgisayar üretimi etkileşimli senaryolarda aktif katılımcı oldukları bir in vivo maruz bırakma terapisi biçimidir.
Art Therapy
Resim, heykel ve kil modelleme gibi yaratıcı görsel sanat süreçlerinin psikoterapi ve rehabilitasyon bağlamında kullanılarak duygusal ifade, onarım ve içgörü sağlaması.
Sanatorium / Sanitarium
🔹 1. (sanatorium): Kronik rahatsızlıkları ve uzun süreli tedavi gerektiren hastalıkları olan bireylerin bakım, tecrit ve iyileşme süreçlerinin yürütüldüğü tarihsel sağlık kurumu. 🔹 2. (sanitarium): Kronik hastalıkların, özellikle tüberkülozun uzun süreli bakım ve tedavisinin yapıldığı sağlık kuruluşu.
Sandimmune
Bağışıklık sistemini baskılayıcı (immünosüpresan) etkisiyle bilinen siklosporin etken maddesinin tescilli ticari adı.
Sandwich Generation
Orta yaş yetişkinlerinin hem bağımlı çocuklarının bakımını üstlenmesi hem de yaşlanan ve desteğe ihtiyaç duyan ebeveynlerine aynı anda bakım veren konumunda olması durumu.
Sanfilippo Syndrome
Vücudun heparan sülfatı parçalayamaması sonucu ortaya çıkan, ilerleyici demans ve ağır nörolojik bulgularla seyreden otozomal resesif bir lizozomal depolama hastalığıdır.
Sangue Dormido
Cape Verde yerlileri ve göçmenleri arasında görülen, ağrı, uyuşma, felç ve nöbetler gibi geniş bir somatik semptom yelpazesiyle kendini gösteren kültüre özgü bir sendromdur.
Sanguine Type
Antik hümoral teoriye dayanan, neşeli, iyimser ve canlı bir dış görünüş ile karakterize edilen dört temel mizaç tipinden biri.
Delusion
Kişinin kültürünün veya alt kültürünün ortak inanç sistemiyle bağdaşmayan, aksine somut ve rasyonel kanıtlar bulunmasına rağmen sarsılmaz bir inançla sürdürülen sabit yanlış inanıştır.
Delusional System
Aynı birey tarafından sürdürülen, mantıksal olarak birbiriyle bağlantılı veya örüntülü hale getirilmiş birden fazla sanrı kümesidir.
Delusional Disorder
Kişinin, gerçeğe uygun olmayan ancak en az bir ay süren ve şizofreni ile açıklanamayan organize sanrılarla karakterize olduğu psikotik bir bozukluktur.
Delusion System
Bireyin gerçeklikle bağdaşmayan, mantıksal argümanlara ve düzeltici kanıtlara direnen bir dizi birbiriyle ilişkili ve organize sanrılar bütünüdür.
Delusional Jealousy
Bir eşin veya partnerin sadakatsiz olduğuna dair, somut kanıtlardan bağımsız, sarsılmaz ve yanlış bir inançla karakterize psikiyatrik durum.
Delusional Mania
Psikotik özellikler gösteren manik atağın daha az kullanılan klinik tanımıdır.
Delusional Parasitosis
Bireyin bedeninin parazitler, böcekler veya mikroorganizmalar tarafından istila edildiğine dair sarsılmaz, gerçeğe aykırı ve sürekli bir inanca sahip olduğu nadir bir sanrısal bozukluk tablosudur.
Sansert
Metiserjit etkin maddesinin migren ve vasküler baş ağrılarının önlenmesinde kullanılan eski ticari adı.
Censor
Klasik psikoanalitik kuramda, yasak veya tehdit edici içeriklerin bilinç dışından bilinç düzeyine çıkmasını engelleyen zihinsel denetim mekanizması.
Saphris
Şizofreni ve bipolar I bozukluk ile ilişkili akut manik veya mikser epizodların tedavisinde kullanılan atipik (ikinci kuşak) bir antipsikotikin ticari adıdır.
Fixation
Tek bir düşünceye, dürtüye veya nesneye karşı gelişen takıntılı meşguliyet hali ya da psikoanalitik kuramda bireyin gelişimsel bir evrede takılı kalması.
Preoccupied Attachment
Bireyin kendi öz-yeterliliğine dair olumsuz, başkalarının güvenilirliğine dair ise olumlu içsel çalışma modellerine sahip olduğu; reddedilme korkusu ve kronik onay arayışıyla karakterize güvensiz bağlanma biçimidir.
Deviation IQ
Bireysel olarak uygulanan bir zeka testinde, kişinin elde ettiği puanın yaş grubunun ortalamasından ne kadar uzaklaştığını gösteren standartlaştırılmış puan ölçüsüdür.
Deviant Verbalization
Bireyin dil ve iletişim kurallarından, mantıksal bağlamdan ve normatif düşünce akışından sapma gösteren, genellikle şizofrenik spektrum bozukluklarında görülen sıra dışı sözel üretim biçimi.
Sarafem
Fluoksetin etken maddesinin premenstrüel disforik bozukluk (PMDB) tedavisi için özel olarak markalaşmış ticari adıdır.
İntoxication Defense
Suç işlendiği sırada failin alkol veya psikoaktif madde etkisinde olduğunu öne sürerek cezai ehliyeti ortadan kaldırmayı veya hafifletmeyi amaçlayan yasal savunma stratejisidir.
St. John’s Wort
Hafif ve orta şiddetli depresyon, anksiyete ve uyku bozukluklarının tedavisinde yaygın olarak kullanılan, aktif bileşenleri arasında hiperisin barındıran çok yıllık tıbbi bitki.
İcterus / Jaundice
🔹 1. (icterus): Cildin, skleraların (göz akı) ve mukoza zarlarının, kanda bilirubin pigmentinin aşırı birikmesine bağlı olarak sarı renge bürünmesi durumu. 🔹 2. (jaundice): Karaciğer, safra kesesi veya kan bozuklukları nedeniyle kanda bilirubin birikmesiyle deri ve göz aklarının sarı renge bürünmesi durumu.
Sarcoma
Mezenkimal hücrelerden, yani kemik, kıkırdak, yağ, kas ve kan damarları gibi bağ dokusu elemanlarından köken alan nadir bir kanser türüdür.
Sars-cov
Şiddetli akut solunum sendromuna (SARS) yol açan, koronavirüs ailesine ait zoonotik kökenli bir RNA virüsü.
Shaken Baby Syndrome (SBS)
Küçük bir çocuğun ya da bebeğin şiddetli bir şekilde sarsılması sonucu ortaya çıkan, yaygın beyin hasarı ve nörolojik yıkımla karakterize bir çocuk istismarı türüdür.
SRA
1980'lerde ve 1990'ların başında ABD'de sıklıkla gündeme gelen, organize tarikatlar tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen sistematik fiziksel, psikolojik ve cinsel istismar vakaları bütünü.
Satanism
Şeytan figürünü bir ilke, varlık veya felsefi simge olarak merkeze alan; teistik inanışlardan ateistik bireysel felsefelere kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan inanç ve ideolojiler bütünü.
Satyriasis
Erkek bireylerde görülen, doyumsuz ve aşırı düzeydeki cinsel istek bozukluğu.
Battlefield Recovery
Silahlı çatışma sonrasında yaralıların tahliyesi, cesetlerin toplanması, kimlik tespiti ve cenaze işlemlerinin yürütülmesiyle ilişkili stresli görevler bütünü.
Shell Shock
I. Dünya Savaşı sırasında muharebe stresi reaksiyonu için kullanılan, başlangıçta top mermisi patlamalarına bağlı beyin sarsıntısı veya kanaması olarak sanılan ancak günümüzde travma sonrası stres bozukluğunun (TSSB) tarihi öncülü kabul edilen klinik durum.
Prisoner Of War (POW)
Silahlı bir çatışma sırasında düşman tarafça yakalanarak özgürlüğü kısıtlanan ve hapsedilen birey.
War Psychology
Askeri bağlamlarda ve savaş dönemlerinde psikolojik ilke ve yöntemlerin uygulanarak bireysel ve grup işlevselliğinin incelenmesidir.
Stress Casualty
Operasyonel stres veya risk faktörlerine maruz kalma nedeniyle görevlerini yerine getiremeyen silahlı kuvvetler mensubudur.
CSR
Askeri personelin muharebe koşullarında maruz kaldığı yoğun travmatik stresörler sonucu gösterdiği akut ve geçici psikolojik maladaptasyon tepkisi.
Combat And Operational Stress Control (COSC)
Askeri birliklerde, operasyonel ve muharebe kaynaklı olumsuz stres tepkilerini önlemek, erken evrede tespit etmek ve yönetmek amacıyla uygulanan sistematik müdahale programları bütünü.
COSR
Askeri personelin muharebe veya yüksek stresli operasyonel koşullar altında sergilediği normal dışı çevresel ve psikolojik zorlanma tepkileridir.
Defense Mechanism
Egonun, psişik çatışmaların yarattığı kaygıdan ve tehdit edici bilinçdışı dürtülerden kendini korumak için devreye soktuğu bilinçdışı uyum süreçleridir.
Defense İnterpretation
Psikanalizde, hastanın kaygıdan korunmak için başvurduğu psikolojik savunma mekanizmalarını fark etmesini ve bu savunmaların ardındaki intrapsişik çatışmayı açığa çıkarmayı hedefleyen klinik müdahaledir.
Defensive Behavior
Gerçek veya algılanan tehlikelere karşı bireyin fiziksel bütünlüğünü veya psikolojik benliğini korumak amacıyla sergilediği agresif ya da kaçıngan tepkiler bütünü.
Defensive İdentification
Bir bireyin, maruz kaldığı tehdit veya istismara karşı kırılganlık hissini bastırmak amacıyla, saldırganın tutum, değer veya kimliğini psikolojik olarak benimseme savunma mekanizması.
Case Advocate
Bireylerin haklarını, çıkarlarını ve refahını korumak, sistemik engelleri aşmalarına yardımcı olmak amacıyla onların adına aktif bir şekilde müdahalede bulunan profesyonel veya kişi.
Advocacy
Bir bireyin veya grubun haklarını savunmak, haklarını korumak ya da bakış açılarını açıklamak amacıyla onlar adına konuşma, temsil etme veya eylemde bulunma süreci.
Defensiveness
Bireyin eksikliklerine, hatalarına veya kusurlarına yönelik eleştiri ve yorumlara karşı aşırı duyarlılık göstererek bunları inkâr etme ya da karşı saldırıyla bastırma eğilimi.
Respect
Bir bireye ya da nesneye yönelik olumlu değer, hürmet, itibar ve özen gösterilmesi; kişilerarası ilişkilerde yapıcı iletişimi ve çift yönlü güveni tesis eden temel tutum.
Psychedelic Therapy
Bilişsel ve psikolojik süreçlerin farkındalığını artırmak ve çeşitli ruhsal rahatsızlıkları tedavi etmek amacıyla halüsinojenik veya saykodelik maddelerin psikoterapi eşliğinde kontrollü kullanımı.
Schnauzkrampf
Dudakların büzülmesi ve ileri doğru çıkıntılı bir form almasıyla karakterize, istemsiz bir ağız çevresi kas spazmıdır.
Scientology
Geçmiş travmatik deneyimlerin izleri olan engramların etkilerini ortadan kaldırmayı ve 'dianetics' pratikleriyle bireyi arındırmayı amaçlayan, L. Ron Hubbard tarafından kurulan inanç ve uygulama sistemi.
SCL-90–R
Bireylerin son bir haftadaki psikolojik belirti ve semptom yükünü çok boyutlu olarak değerlendiren, 90 maddeden oluşan öz bildirim ölçeğidir.
Scrivener’s Palsy
Yazar krampının (writer's cramp) tarihsel ve arklik karşılığı olan, el ve parmak kaslarının tekrarlayıcı aktiviteler sonucunda istemsiz kasılmasıyla beliren fokal distoni türüdür.
Acting İn
Psikanalitik seans sırasında hastanın, bastırılmış anı veya arzuların bilince çıkmasını engellemek amacıyla sergilediği ve serbest çağrışım akışını kesintiye uğratan bedensel veya fiziksel tepkiler bütünü.
Seckel Syndrome
Kromozom 3'teki genetik bir kusura bağlı olarak gelişen; mikrosefali, kuş benzeri yüz görünümü, intrauterin büyüme geriliği ve zihinsel gelişim bozukluğu ile karakterize nadir bir otozomal resesif kalıtsal sendrom.
Seclusiveness
Bireyin sosyal temaslardan ve kişilerarası ilişkilerden aktif olarak kaçınma ve kendini soyutlama eğilimi.
Second Sight
Bireylerin zaman veya mekansal olarak uzak olayları olağan dışı yollarla algıladığına inanılan paranormal görü yetisi.
Section 504 Plan
Engelli öğrencilerin genel eğitim ortamında, engeli olmayan akranlarıyla eşit düzeyde akademik ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanmış yazılı uyarlama ve destek belgesidir.
Selective Amnesia
Bireyin belirli olayları, kişileri veya konuları, normal unutkanlık sınırlarını aşacak biçimde ve zamansal değil duygusal parametrelere göre organize olarak hatırlayamaması durumu.
Selective İnattention
Bireyin anksiyete, tehdit veya içsel çatışma yaratan belirli fiziksel ya da duygusal uyaranları bilinçdışı olarak görmezden gelmesi veya algısal savunma mekanizmasıyla bastırması.
Elective Mutism
Çocukların dili anlama ve konuşma becerilerine sahip olmalarına rağmen, belirli sosyal ortamlarda (örneğin okulda) sürekli olarak konuşmayı reddetmesiyle karakterize, kaygı temelli bir durumdur.
Selective Mutism
Çocuğun anlama ve konuşma becerilerine sahip olmasına rağmen, okul gibi belirli sosyal ortamlarda sürekli olarak konuşmayı reddetmesiyle karakterize nadir bir anksiyete bozukluğu.
Selective Silence
Psikoterapistin, danışanda gerilim yaratarak konuşmayı teşvik etmek ve seanstaki iletişimi yeniden başlatmak amacıyla bilinçli olarak sürdürdüğü uzun süreli sessizlik.
Sedative
Merkezi sinir sisteminin aktivitesini baskılayarak anksiyeteyi azaltan, ajitasyonu gideren ve yatıştırıcı etki oluşturan farmakolojik madde.
Sedative, Hypnotic, And Anxiolytic Drug
Merkezi sinir sistemini baskılayarak sakinleşme sağlayan, uyku indükleyen ve kaygıyı azaltan farmakolojik ajanlar sınıfı.
Sedative, Hypnotic, Or Anxiolytic Dependence
Fizyolojik tolerans ve yoksunluk belirtilerine rağmen, sedatif, hipnotik veya anksiyolitik ajanların zorlantılı bir biçimde (kompulsif) kullanımını sürdürme paterni.
Sedative, Hypnotic, Or Anxiolytic İntoxication
Sedatif, hipnotik veya anksiyolitik ilaçların yakın zamanda alınmasına bağlı olarak gelişen, geri dönüşümlü, klinik açıdan belirgin davranışsal ve fizyolojik bozukluklarla karakterize bir sendromdur.
Sedative-, Hypnotic-, Or Anxiolytic-induced Persisting Amnestic Disorder
Sedatif, hipnotik veya anksiyolitik türü maddelerin kalıcı etkilerine bağlı olarak ortaya çıkan, yeni bilgi öğrenme veya geçmiş bilgileri hatırlama becerisinde işlevselliği düşürecek düzeyde bozulmayla karakterize klinik tablo.
Sedative, Hypnotic, Or Anxiolytic Abuse
Sedatif, hipnotik veya anksiyolitik ilaçların tekrar eden kullanımı sonucunda ortaya çıkan, işlevsellikte düşüş ve olumsuz sosyal sonuçlarla karakterize, DSM-IV-TR dönemine ait bir maladaptif kullanım tanımıdır.
Sedative, Hypnotic, Or Anxiolytic Withdrawal
Uzun süreli ve yüksek dozda sedatif, hipnotik veya anksiyolitik ilaç kullanımının ani kesilmesi veya azaltılmasıyla ortaya çıkan, potansiyel olarak yaşamı tehdit eden karakterize yoksunluk sendromu.
Sedative, Hypnotic, Or Anxiolytic Withdrawal Delirium
Uzun süreli ve yüksek dozda sedatif, hipnotik veya anksiyolitik kullanımının ani kesilmesi veya azaltılması sonrasında ortaya çıkan, bilinç bulanıklığı, dikkat eksikliği ve kognitif yıkımla karakterize geri dönüşümlü sendrom.
Sequela
Bir hastalık, yaralanma veya travmanın ardından kalan ve genellikle kalıcı veya kronik nitelik taşıyan kalıntı patolojik etki.
Sex Work
Yetişkin bireyler arasında cinsel hizmetlerin, performansların veya mahremiyet temelli aktivitelerin para ya da maddi karşılıkla rızaya dayalı olarak değişimi.
Sex-positivity
Rızaya dayalı bireyler arasındaki cinsel aktiviteleri sağlıklı ilişkilerin ve öz ifade biçimlerinin bir parçası olarak destekleyen olumlu tutum.
Sexology
İnsan cinselliğini; anatomik, fizyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarıyla sistematik olarak inceleyen disiplinler arası bilim dalıdır.
Sexological Examination
Bireyin cinsel davranışlarının fizyolojik, psikolojik, sosyolojik, genetik ve çevresel etkenler bağlamında kapsamlı olarak değerlendirilmesi ve incelenmesi süreci.
Sexual Anesthesia
Cinsel aktivite ve koitus sırasında normal duyusal algının ve hazzın yokluğu durumu olup, sıklıkla psikojenik kökenlidir.
Sexual Erethism
Cinsel organların uyarılmasına karşı gelişen anormal düzeyde yüksek irritabilite veya hoş olmayan, ağrılı hassasiyet durumu.
Selegiline
Parkinson hastalığı ve majör depresyon tedavisinde kullanılan, monoamin oksidaz enzimini seçici ve geri dönüşsüz olarak inhibe eden bir ilaçtır.
Self-abuse
Tarihsel olarak mastürbasyon için kullanılan, günümüzde ise ağırlıklı olarak fiziksel veya duygusal kendine zarar verme davranışlarını ifade eden eskimiş ve bilim dışı terim.
Self-expression
Bireyin içsel duygu, düşünce, yetenek ve arzularını sözel iletişim, sanat veya günlük aktiviteler aracılığıyla özgürce dışa vurması.
Self-extinction
Bireyin kendi özbenliğini bağımsız bir varlık olarak deneyimleyememesi ve bunun yerine başkalarının yaşamlarıyla dolaylı yoldan özdeşleşerek kendi varoluşunu silikleştirmesi durumu.
Self-help
Bireylerin profesyonel bir rehberlik almaksızın, yaşam problemlerinin üstesinden gelmek için kendi başlarına veya benzer sorunları paylaşan akran gruplarıyla yürüttükleri öz-yönelimli çabalardır.
Self-ideal Q Sort
Bireyin mevcut benlik algısı ile ideal benlik tasviri arasındaki uyumsuzluğu veya mesafeyi ölçmek için kullanılan yapılandırılmış bir psikometrik sıralama tekniğidir.
Self-statement Training (SST)
Bireyin kendisine yönelik olumlu ve yapıcı ifadeleri düzenli olarak düşünmesi veya seslendirmesi esasına dayanan bir bilişsel prova yöntemidir.
Benign Stupor
Kalıcı olma ihtimali düşük olan, genellikle şiddetli majör depresif epizodlara eşlik eden derin psikomotor yavaşlama, apati, çevresel uyaranlara karşı kayıtsızlık, hareketsizlik ve yanıtsızlık durumu.
Symbol
Başka bir şeyi, soyut bir fikri, nesneyi veya durumuuzlaşımsal olarak temsil eden nesne, figür, imge veya kelimedir.
Symbolic
Jacques Lacan'ın psikanalitik kuramında, dilin, kültürel kuralların ve toplumsal yasanın egemen olduğu; bireyin ötekilerle ilişkisini ve bilinçdışının yapılandığı düzen.
Symbolic Displacement
Duygusal veya dürtüsel bir tepkinin, asıl uyarıcısından koparılarak onu simgeleyen ikincil bir nesneye veya duruma yönlendirilmesi süreci.
Sem-
Bilimsel ve klinik terminolojide 'yarım', 'yarı' veya 'kısmen' anlamlarına gelen, bir durumun ya da sürecin tam olmadığını, belirli bir oranda gerçekleştiğini bildiren birleştirici ön ek.
Semiology
İşaretlerin ve sembollerin doğasını, kullanımını ve anlam üretim süreçlerini inceleyen bilim dalıdır.
Symptom
Fiziksel veya zihinsel patolojinin göstergesi kabul edilen, normal işlevsellikteki her türlü sapma.
Symptom Removal
Psikoterapide, altta yatan dinamik sorunları ve bilinçdışı motivasyonları ele almadan, doğrudan müdahalelerle yalnızca yüzeydeki belirtilerin ortadan kaldırılması.
Symptom Checklist
Bireylerin belirli bir bozukluğun veya geniş bir yelpazedeki psikopatolojilerin şiddetini öz-bildirim yoluyla derecelendirmesine olanak tanıyan standartlaştırılmış psikometrik envanter.
Symptom Cluster
Bir sendromda olduğu gibi, genellikle birlikte ortaya çıkan ilişkili semptomlar grubu.
Symptom Formation
Psikanalitik kuramda, bilinçdışı bir dürtünün veya çatışmanın yarattığı kaygıyla başa çıkabilmek amacıyla somatik ya da davranışsal bir belirtinin geliştiği savunma süreci.
Symptom Specificity
Psikosomatik bozuklukları olan bireylerin stres karşısında tüm vücutta genel bir tepki vermek yerine, belirli bir fizyolojik sistem veya organda anormal yanıtlar sergileyeceğini öne süren hipotez.
Symptom-context Method
Psikoterapi seansı sırasında semptomların 'in vivo' (canlı olarak, o anda) ortaya çıktığı bağlamda veri toplanmasını sağlayan klinik araştırma ve formülasyon sistemidir.
Symptomatic Act
Görünüşte belirli bir amacı olmayan veya başka bir niyetle yapıldığı sanılan, ancak bireyin bilinçdışı dürtülerini, çatışmalarını veya gizli niyetlerini ele veren istem dışı davranış.
Symptomatic Treatment
Altta yatan etiyolojik nedenleri ortadan kaldırmayı değil, hastanın yaşam kalitesini artırmak amacıyla yalnızca mevcut rahatsız edici belirtileri hafifletmeyi hedefleyen tıbbi yaklaşım.
Symptomatology
Bir hastalığın veya bozukluğun bir arada bulunan tüm işaret, belirti ve klinik bulgularının bütünü ile bunların bilimsel incelemesi.
Scenario Analysis / Script Analysis
🔹 1. (scenario analysis): Gelecekte ortaya çıkabilecek olası mantıksal durumların ve senaryoların zihinsel veya sistematik olarak kurgulanarak, sistemlerin esneklik ve karar verme kapasitelerinin incelenmesi süreci. 🔹 2. (script analysis): Transaksiyonel analize danışanın erken dönem deneyimlerine dayanan, fantezi ve oyunlarla örülü bilinçdışı yaşam planının incelenmesi.
Script Theory
Bireylerin sosyal durumlar ve yaşam olayları karşısındaki yaklaşım ve tepkilerinin, erken yaşlarda öğrenilen ve içselleştirilen duyuşsal sahneler ile senaryolar zinciri tarafından belirlendiğini öne süren teorik yaklaşım.
Syndrome
Genellikle ortak bir nedene bağlı olarak birlikte ortaya çıkan ve belirli bir fiziksel ya da zihinsel bozukluğa işaret eden belirti ve bulgular kümesi.
Senile
İleri yaşla ilişkili olan, özellikle yaşlılık döneminde ortaya çıkan bilişsel veya davranışsal bozulmaları niteleyen eskimekte olan bir klinik terim.
Senility
İlerleyen yaşla birlikte görülen demans durumunu tanımlamak için geçmişte kullanılan, günümüzde ise geçerliliğini yitirmiş eskimiş bir klinik terimdir.
Fainting / Syncope
🔹 1. (fainting): Serebral perfüzyonun (beyin kan akımının) geçici olarak azalmasına bağlı olarak ortaya çıkan, ani, kısa süreli ve kendiliğinden düzelen bilinç kaybı durumu. 🔹 2. (syncope): Beyne giden kan akışının ani ve geçici olarak azalmasına bağlı olarak gelişen geçici bilinç kaybı durumu.
Sentinel Event
Sağlık hizmeti sunumunda hastanın ölümü veya ciddi fiziksel/psikolojik zararıyla sonuçlanan, hastanın doğal hastalık gidişatıyla ilişkisiz olan ve acil müdahale sinyali veren beklenmedik olay.
Sepsis
Vücudun bir enfeksiyona karşı gösterdiği aşırı ve düzensiz immün yanıtın kendi doku ve organlarına zarar vererek hayatı tehdit eden bir tablo oluşturması.
Blood Poisoning / Septicemia
🔹 1. (blood poisoning): Patojenlerin veya bunların toksinlerinin kan dolaşımına karışarak sistemik bir inflamatuar yanıt ve hayatı tehdit eden organ yetmezliği tetiklemesi. 🔹 2. (septicemia): Vücudun başka bir bölgesindeki enfeksiyon odağından mikroorganizmaların kan dolaşımına yayılmasıyla ortaya çıkan şiddetli bakteriyel kan enfeksiyonu.
Serax
Oxazepam etken maddesinin tescilli ticari adı olup, anksiyete bozukluklarının kısa süreli tedavisinde kullanılan kısa-orta etkili bir benzodiazepin türevidir.
Free Love
Yasal bağlar, sadakat zorunluluğu veya kalıcılık taahhüdü olmaksızın cinsel ve romantik ilişkiler kurma uygulaması ve felsefesi.
Free Association
Psikanaliz ve psikodinamik terapilerde hastanın aklına gelen her düşünceyi, utanç verici veya mantıksız olsa bile hiçbir sansür uygulamadan dile getirmesini amaçlayan temel teknik.
Free-association Test
Katılımcılara bir uyaran sözcük sunulan ve bu sözcükle zihinlerinde ilk eşleşen kelimeyi olabildiğince hızlı şekilde söylemelerinin istendiği psikolojik değerlendirme yöntemidir.
Free Energy
Klasik psikanalitik kuramda, alt benlikte (id) yer alan, birincil süreçlerle ilişkili ve serbestçe hareket edebilen psişik enerji.
Free-floating Attention
Psikanalist ve psikodinamik psikoterapistlerin, danışanın anlattığı hiçbir konuyu özellikle öne çıkarmadan, tüm materyali eşit bir mesafeden dinlemesini sağlayan askıya alınmış dikkat durumu.
Free-floating Anxiety
Herhangi somut bir nesneye, duruma veya tetikleyiciye bağlı olmayan, bireyin yaşamına yayılmış yaygın ve kronik bir huzursuzluk ile endişe halidir.
Free-floating Emotion
Herhangi somut, tetikleyici veya spesifik bir nesneye bağlanamayan, bireyin zihninde bütünüyle yayılan diffüz ve genel duygu durumudur.
Cerebral Gigantism
Erken çocukluk döneminde aşırı büyüme, kendine has yüz özellikleri ve zihinsel gelişim geriliği ile karakterize nadir görülen genetik bir sendromdur.
Cerebral Syphilis
Tedavi edilmemiş sifiliz enfeksiyonunun beyin korteksi ve meningeal zarları istila etmesiyle ortaya çıkan, yaklaşık on yıl sonra genel parezi ve belirgin nöropsikiyatrik bozulmalarla kendini gösteren ilerleyici bir durum.
Cerebromacular
Beyin fonksiyonlarında bozulma ve sıklıkla retinada dejenerasyon ile karakterize edilen durumları (örneğin Tay-Sachs hastalığı) tanımlayan klinik sıfat.
Serentil
Şizofreni ve diğer psikotik bozuklukların tedavisinde kullanılan piperidin sınıfı bir fenotiyazin antipsikotik olan mesoridazinin tescilli ticari adıdır.
Spree Murder
Çok kısa bir zaman dilimi içinde, aralarında herhangi bir soğuma süresi olmaksızın, iki veya daha fazla farklı lokasyonda birden fazla kişinin öldürülmesi eylemidir.
Serial Killer
Arada soğutma devreleri (cooling-off periods) bulunan, genellikle en az üç cinayeti belirli bir örüntü ve motif doğrultusunda işleyen fail.
Serial İnterpretation
Psikanalizde, analistin tek bir rüyayı izole bir şekilde ele almak yerine ardışık bir rüya dizisini bütüncül olarak inceleyerek gözden kaçabilecek bilinçdışı ipuçlarını yakaladığı teknik.
SERM
Vücuttaki farklı dokularda östrojen reseptörleri üzerinde hem agonist hem de antagonist olarak seçici bir şekilde etki gösteren farmakolojik ajan sınıfı.
Sernyl
Fenisiklidin hidroklorürün (PCP) ticari adı olup, başlangıçta veteriner anesteziki olarak geliştirilen ancak dissosiyatif ve halüsinojenik etkileri nedeniyle sonradan kötüye kullanım maddesi olarak sınıflandırılan sentetik bir ajandır.
Seroquel
Atipik antipsikotik sınıfına ait olan, temel olarak quetiapine fumarat etken maddesini içeren bir farmasötik preparatın tescilli ticari adıdır.
Serotonin Syndrome
Merkezi ve periferik sinir sistemindeki aşırı serotonin aktivitesine bağlı olarak gelişen, hafif titremeden ölümcül hiperpireksiye kadar değişen tablolara yol açabilen potansiyel olarak hayatı tehdit edici bir klinik durumdur.
Hard Drug
Fiziksel bağımlılık yapma potansiyeli yüksek, ciddi olumsuz tıbbi ve sosyal sonuçlarla ilişkili psikoaktif kötüye kullanım maddesi.
Academy Of Certified Social Workers (ACSW)
Ulusal Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği tarafından 1960 yılında kurulan; sosyal hizmet uzmanlarının bağımsız ve kendi kendini denetleyen klinik pratik yapabilme yeterliliklerini sertifikalandıran profesyonel kuruluştur.
Certification
Harici bir otoritenin, bir bireyin belirli bir alanda önceden belirlenmiş yeterlilik standartlarını karşıladığını resmi olarak belgelediği denetim ve onay sürecidir.
Certification Laws
Bireylerin ruh sağlığı kurumlarına kabulünü düzenleyen ve psikolog unvanı kullanma hakkını yasal çerçeveye bağlayan mevzuat bütünü.
Sertraline
Majör depresyon, panik bozukluk, TSSB ve OKB tedavisinde kullanılan seçici serotonin gerialım inhibitörü (SSRI) sınıfı psikotrop ilaç.
SES / Sound / Voice
🔹 1. (SES): Sosyoekonomik durum; bireylerin veya hane halklarının gelir, eğitim ve mesleki prestij düzeylerine göre toplumsal hiyerarşideki konumlarını belirleyen çok boyutlu göstergedir. 🔹 2. (sound): Elastik bir ortamda zamanla yayılan basınç değişimleri olup, psikolojide genellikle bir organizma tarafından işitilebilen uyarıcıyı ifade eder. 🔹 3. (voice): Larenks tarafından üretilen ve ağızdan çıkmadan önce vokal traktın diğer bileşenleri tarafından şekillendirilen akustik çıktı.
Voice Disorder
Sesin perdesini, gürültüsünü, tonunu veya rezonansını olumsuz yönde etkileyen her türlü akustik ve fizyolojik işlev bozukluğudur.
Voiceprint
Elektronik kayıt yoluyla üretilen ve bireylerin kimlik tespiti ile doğrulama amacıyla kullanılan dijital ses görselleştirmesidir.
Voice Therapy
Ses üretim fizyolojisi ve patolojisi uzmanları tarafından ses bozukluklarının tanılanması ve iyileştirilmesine yönelik teknik ve prosedürlerin bütünü.
Love Need
Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinin üçüncü basamağını oluşturan, bireyin sosyal gruplara aidiyet kurma, kabul görme ve sevgi alma yönündeki temel güdüsel yönelimidir.
Love Object
Bir bireyin şefkat, bağlılık ve cinsel yönelimini yönlendirdiği kişi ya da psikanalitik teoride egonun sevgi atfettiği özne.
Referral
Bir hastanın değerlendirme, konsültasyon veya tedavi amacıyla başka bir uzmana, hekime, kuruma veya merkeze yönlendirilmesi sürecidir.
Prostitution
Finansal veya maddi karşılık amacıyla gerçekleştirilen ticari cinsel etkinliklerin bütünü.
Sexting
Dijital cihazlar aracılığıyla cinsel içerikli mesaj, fotoğraf veya video oluşturma, gönderme ve alma eylemidir.
Sexuality Information And Education Council Of The United States (SIECUS)
1964 yılında kurulan, cinsel sağlık eğitimi politikasını savunan ve cinsel haklar konusunda bilgi derleyip yayan kâr amacı gütmeyen kuruluş.
Course
Bir bozukluğun, hastalığın veya tedavinin tipik olarak süregeldiği zaman dilimini, doğal ilerleme paternini ve zaman içindeki nüks eğilimini ifade eden klinik kavram.
Course Modifier
Bir psikiyatrik ya da tıbbi bozukluğun gelecekteki gidişatını öngörmeye yarayan veya onun olağan seyrini değiştiren belirgin patern veya özellik.
Spectator Role
Cinsel etkinlik sırasında bireyin tam olarak deneyime odaklanmak yerine, performans kaygısıyla kendi bedenini ve edimini dışarıdan bir gözlemci gibi denetlemesi ve bu durumun cinsel uyarılmayı engellemesi.
Spectator Therapy
Grup terapisi üyelerinin, benzer ya da ilişkili sorunlara sahip diğer katılımcıların tedavi sürecini gözlemlemesinden elde ettiği iyileştirici ve sağaltıcı fayda.
Cesarean Section (caesarean Section; C-section)
Vajinal doğumun sakıncalı olduğu durumlarda, annenin karın ve rahim duvarına yapılan cerrahi insizyonlarla bebeğin dünyaya getirilmesi prosedürü.
İntuitive Type
Carl Jung'un analitik psikolojisinde, bilinçdışı işaretler ve silik uyarıcıların keskin bir algıyla yorumlanması yoluyla uyum sağlayan irrasyonel kişilik tipi.
Shen-k’uei (shenkui)
Çin ve Tayvan kültürlerinde erkeklerde görülen; aşırı sperm kaybına (cinsel etkinlik veya nocturnal emisyon yoluyla) bağlanarak kaygı, panik ve cinsel işlev bozukluğu gibi somatik belirtilerle kendini gösteren kültüre özgü bir sendromdur.
Sherm
Fensiklikidin (PCP) veya benzer psikoaktif maddelerle emdirilerek içilen sigaraları ifade etmek için kullanılan sokak ve klinik argosu terimi.
Shin-byung
Kore kültürüne özgü kültüre özgü bir sendrom olup; anksiyete, somatik yakınmalar ve disosiyasyon ile başlayarak ataların ruhları tarafından ele geçirilme inancıyla karakterize edilen ve şamanik dönüşümle iyileştiğine inanılan ruhsal durum.
Shipley Institute Of Living Scale (SILS)
Genel bilişsel işlevselliği değerlendirmek amacıyla kelime bilgisi ve soyutlama olmak üzere iki alt testten oluşan kısa ve pratik bir tarama ölçeğidir.
Showup
Tekli şüpheli teşhisi; tanık veya mağdura bir suç şıkkı olarak birden fazla kişinin değil, yalnızca tek bir şüphelinin gösterildiği adli kimlik tespit prosedürü.
Shrink
Psikoterapi uygulayan bir psikolog, psikiyatrist veya diğer ruh sağlığı profesyonellerini tanımlamakta kullanılan yaygın bir argo ifade.
Heatstroke
Vücudun termoregülasyon mekanizmasının aşırı sıcak maruziyeti sonucunda tamamen çökmesiyle ortaya çıkan, acil müdahale edilmediğinde kalıcı beyin hasarına veya ölüme yol açabilen hayati tehlike tablosudur.
Heat Exhaustion
Aşırı sıcak maruziyeti, dehidrasyon ve tuz kaybına bağlı olarak gelişen; baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi ve bulanık görmeyle kendini gösteren geçici bir fizyolojik durum.
Rat Man
Sigmund Freud'un obsesyonel nevroz kuramını temellendirdiği, babasına yönelik bastırılmış ölüm dileklerini sıçanlarla ilgili kabuslar ve kompulsiyonlar yoluyla dışa vuran otuz yaşındaki hukukçu hastasının ikonik vakasıdır.
SIECUS
Amerika Birleşik Devletleri Cinsellik Bilgisi ve Eğitimi Konseyi anlamına gelen, kapsamlı cinsel sağlık eğitimi ve savunuculuğu yürüten ulusal sivil toplum kuruluşu.
Adjective Checklist
Bireylerin kendilerini, diğer kişileri veya ürün ve markaları tanımlamak için bir dizi sıfatı işaretlediği yapılandırılmış bir öz-bildirim envanteridir.
Strict Scrutiny
Anayasal temel hakları ihlal eden yasaların geçerliliğini test etmek için mahkemelerin uyguladığı en yüksek yargısal denetim standardıdır.
Distress Tolerance
Bireyin istenmeyen hedeflere ulaşma sürecinde duygusal sıkıntıları deneyimleme konusundaki isteksizliği veya yoğun sıkıntı anında amaca yönelik davranışları sürdürebilme kapasitesindeki yetersizlik.
Urge İncontinence
Mesanedeki idrar miktarından bağımsız olarak gelişen ani, şiddetli idrara çıkma arzusu ve bunu takip eden istem dışı mesane kasılmalarıyla karakterize bir inkontinans türüdür.
Squeeze Technique
Erken boşalmayı tedavi etmek amacıyla uygulanan, uyarılma eşiğini düşürmek için glans penis ile gövdenin birleştiği bölgeye belirli bir ritimle manuel baskı uygulanmasını içeren davranışsal bir seksoterapi yöntemidir.
Homesickness
Evden veya doğum yerinden uzak kalmanın tetiklediği yoğun üzüntü ve özlem durumu.
SILS
Bilişsel bozulmayı, zeka geriliğini ve genel zihinsel işlevselliği hızlı bir şekilde taramak için kullanılan standartlaştırılmış bir psikometrik testtir.
Test Anxiety
Sınav süreçleriyle tetiklenen, fizyolojik uyarılma ve bilişsel endişeyle karakterize olan ve sıklıkla akademik performansta düşüşe yol açan durum özgül bir kaygı tepkisidir.
Classroom-behavior Modification
Bir eğitimcinin, öğrenme ortamındaki öğrencilerin davranışlarını biçimlendirmek veya uyarlamak amacıyla edimsel koşullama ve Bilişsel Davranışçı ilkeleri uygulama sürecidir.
Classification
Nesnelerin, olguların veya psikiyatrik semptomların ortak özellikleri doğrultusunda önceden belirlenmiş kategori sistemlerine atanması süreci.
Boundary
Bireyin veya grubun bütünlüğünü koruyan, ilişkilerde ve aktivitelerde gerçekçi katılım limitleri belirleyen psikolojik ve davranışsal ayrımlar.
Boundary Ambiguity
Bir aile sisteminde, bireylerin kimin aile içinde olup olmadığına veya rollerin kime ait olduğuna dair yaşadığı, genellikle ayrılık, boşanma veya yeniden evlenme gibi süreçlerle tetiklenen kronik belirsizlik durumu.
Borderline State
Bireyin semptomlarının belirli bir tanı kategorisine kolayca yerleştirilemediği ve gerçeği değerlendirme yetisinin korunmakla birlikte stres altında psikotik kırılmalara açık olduğu klinik durum.
Boundary İssues
Bir profesyonel ile danışan arasındaki mesleki ilişkinin güvenli ve etik sınırlarının aşılması veya belirsizleşmesi durumudur.
Boundary System
Genel sistem teorisinde, canlı sistemler ile çevreleri veya diğer alt sistemler arasında yer alan, bilgi ve madde alışverişine izin veren ancak geçirgenliği derecelendiren yarı geçirgen sınırdır.
Borderline Case
Kesin tanı kriterlerini tam olarak karşılamayan ancak iki farklı klinik kategori veya norm arasında belirsiz bir konumda yer alan klinik veya istatistiksel durum.
Borderline Disorder / Borderline Personality Disorder
🔹 1. (borderline disorder): Duygulanımda, benlik algısında ve kişilerarası ilişkilerde belirgin istikrarsızlık, dürtüsellik ve terkedilme korkusuyla karakterize kronik bir kişilik yapılanmasıdır. 🔹 2. (borderline personality disorder): Duygulanımda, kişilerarası ilişkilerde, benlik algısında aşırı istikrarsızlık ve dürtüsellikle karakterize, erken yetişkinlikte başlayan kronik bir kişilik bozukluğudur.
Borderline Schizophrenia
Bireyin gerçeklikle bağını çoğunlukla koruduğu, ancak özellikle yoğun stres altında şizofreni benzeri tutarsız psikotik semptomlar sergilediği tarihsel klinik durum.
Borderline İntelligence / Dull Normal
🔹 1. (borderline intelligence): Ortalama zeka düzeyi ile önemli ölçüde ortalamanın altındaki zeka seviyesi arasında yer alan, genellikle 70-85 IQ aralığına denk gelen ölçülmüş bilişsel performans düzeyi. 🔹 2. (dull normal): Bireyin zeka düzeyinin ortalamanın altında ancak klinik anlamda zeka geriliği (mental retardasyon / entelektüel yetersizlik) tanısı alacak kadar düşük olmadığı, standart zeka testlerinde ortalama aralığın hemen altındaki dilimi ifade eden psikometrik terim.
Circumscribed Amnesia
Bireyin belirli bir zaman diliminde veya travmatik bir olay anında yaşananları hatırlayamaması ile karakterize, lokalize bellek kaybı biçimi.
Limited Competency
Bir bireyin bazı hukuki ve yaşamsal aktiviteleri yönetme kapasitesine sahipken, diğerleri için desteğe ihtiyaç duyduğuna mahkeme tarafından karar verilmesi durumu.
Circumscribed Belief
Kişinin diğer inanç sistemlerinden yalıtılmış halde işlev gören, kendi içinde tutarlı ancak yanlışlamaya karşı son derece dirençli dar kapsamlı sanrısal inanç.
Time-limited Day Treatment
Kişilik bozukluğu tanısı alan bireylere yönelik, grubun sağaltıcı dinamiklerini merkeze alan ve tam gün süren yapılandırılmış bir dış hasta terapötik topluluk yaklaşımıdır.
Time-limited Psychotherapy (TLP)
Önceden belirlenmiş belirli bir seans sayısı ve zaman aralığıyla sınırlandırılmış yapılandırılmış psikoterapi yaklaşımı.
Disinhibited Social Engagement Disorder
Çocukların tanıdık olmayan yetişkinlere karşı belirgin bir çekingenlik göstermeksizin aşırı ve gelişigüzel yaklaşmasıyla karakterize, erken dönem travma ve ihmal kökenli bir bağlanma bozukluğu.
SIP
Kuzey, Orta ve Güney Amerika'daki psikologları temsil eden Sociedad Interamericana de Psicologia (Interamerican Society of Psychology) veya Society of Indian Psychologists kurumlarının resmî kısaltması.
Supine
Vücudun yüzü yukarıya bakacak şekilde, sırt üstü yatış pozisyonunu ifade eden anatomik yönelim terimi.
Leakage
Bir bireyin iletmek istediği duygu veya motivasyondan farklı bir içsel durumu, konuşma duraksamaları, mikro ifadeler veya bedensel ipuçları aracılığıyla istem dışı olarak dışa vurması.
Sialorrhea
Tükürük salgısının aşırı derecede artması veya yutma mekanizmasındaki bozukluklar nedeniyle ağız dışına sızması durumudur.
Cybersex
Fiziksel olarak bir arada bulunmayan bireylerin, dijital teknolojiler ve internet ağları aracılığıyla eş zamanlı cinsel içerikli iletişim kurması, uyarılması veya etkileşimde bulunması.
Cyberbullying
Dijital iletişim teknolojileri ve ağları aracılığıyla, bir birey veya gruba yönelik kasıtlı, tekrarlayıcı ve zarar verici agresif davranışlar bütünü.
Sibutramine
Merkezi sinir sisteminde norepinefrin, serotonin ve dopamin geri alımını engelleyerek iştahı bastıran ve obezite yönetiminde kullanılan anorektik ajan.
Smoking Cessation Treatment
Bireylerin sigara bağımlılığından kurtulmasını sağlamak amacıyla uygulanan; davranışçı teknikleri, sosyal desteği, çevresel düzenlemeleri ve farmakoterapiyi entegre eden çok boyutlu klinik müdahaleler bütünü.
Smoking
Yanan tütün veya diğer maddelerin dumanının solunum yoluyla ağza ve akciğerlere çekilmesi suretiyle hızlı farmakolojik etki elde etme davranışı.
Sigmatism
[s] ve [z] seslerinin hatalı üretilmesiyle karakterize edilen, eskimiş bir pelteklik (lisping) türü ve konuşma bozukluğu.
Magic Circle
Genellikle çocuklarla çalışılan, bireysel meselelerin ve kaygıların güvenli bir çember ortamında tartışıldığı grup müdahale tekniği.
Cicatrization
Bir yaranın iyileşmesini takiben fibröz doku veya yara izinin (sikatris) oluşum sürecidir.
Cyclic
Birbirini takip eden, düzenli aralıklarla tekrarlanan fazlar veya evrelerle karakterize edilen durum.
Cyclical Vomiting Syndrome
Tamamen sağlıklı geçen arınma evreleriyle birbirinden ayrılan, saatler veya günler sürebilen, şiddetli ve tekrarlayıcı kusma nöbetleriyle karakterize fonksiyonel bir gastrointestinal bozukluk.
Cyclobenzaprine
Akut kas-iskelet sistemi spazmlarının tedavisinde kullanılan, trisiklik antidepresanlarla yapısal benzerlikler taşıyan merkezi sinir sistemi etkili bir kas gevşeticidir.
Cycloid Psychosis
Şizoafektif bozukluğu andıran, fazik ve hızlı değişim gösteren, epizodik seyirli atipik ve tartışmalı bir psikiyatrik bozukluktur.
Cyclosporine (cyclosporin)
Organ nakillerinde rejeksiyonu önlemek ve bazı otoimmün bozuklukları tedavi etmek amacıyla kullanılan, sitokrom P450 3A4 enzimi üzerinden metabolize olan güçlü bir immünosupresan ajan.
Cyclothymic Disorder
En az iki yıl süren, tam kriterleri karşılamayan hafif düzeyde hipomanik ve depresif dalgalanmalarla karakterize kronik bir duygu durum bozukluğudur.
Silenor
Uykunun sürdürülmesi zorluğu ile karakterize insomni tedavisinde düşük dozlarda kullanılan, trisiklik antidepressant sınıfına ait doksepin hidroklorürün tescilli ticari adı.
Silok
Filipinler'de gözlenen, klinik semptomları ve tetiklenme biçimi bakımından 'latah' sendromuyla büyük benzerlikler gösteren kültüre özgü bir reaksiyon.
Silver–russell Syndrome
Doğuştan gelen, kısa boy, vücudun bir tarafında hipertrofi (asimetri) ve karakteristik kafa-yüz oranı ile karakterize nadir bir genetik sendrom.
Symbiotic Marriage
Bireylerin belirli psikolojik ihtiyaçlarının karşılanması için tamamen birbirlerine bağımlı olduğu, eş bağımlılık temelli evlilik veya ortaklık biçimi.
Symbiotic Psychosis
2 ila 5 yaş arasındaki çocuklarda görülen, anneye karşı tam bir duygusal bağımlılık, ayrılığa tahammülsüzlük ve gelişimsel gecikmeyle karakterize, günümüzde tarihe karışmış eski bir klinik tanımlama.
Symbiosis
İki farklı organizmanın yakın ve uzun süreli fiziksel veya psikolojik birlikteliği; gelişimsel ve ekolojik bağlamda karşılıklı bağımlılık durumu.
Simenon’s Syndrome
Bir kişinin, özellikle kamusal figür veya tanınmış başka bir birey tarafından sevildiğine veya onunla gizli bir cinsel ilişkisi olduğuna dair sarsılmaz ve yanlış bir inançla karakterize sanrılı durum.
Symmetry Compulsion
Nesneleri belirli bir düzen, oran veya simetriye göre kusursuzca konumlandırma yönündeki karşı konulamaz dürtü ve yineleyici davranış.
Symbolism
Bastırılmış dürtülerin ya da tehdit edici içeriklerin, süperegonun sansür mekanizmalarını aşmak amacıyla zihinsel süreçlerde kılık değiştirerek simgesel formlarda ifade edilmesidir.
Symbolization
Klasik psikanalitik kuramda sansürden kaçınmak için bastırılmış dürtülerin bir sembolle yer değiştirmesi, sosyal-bilişsel kuramda ise sosyal davranışların sözcük ve imgeler aracılığıyla zihinselleştirilmesi kapasitesi.
Simmonds’ Disease
Hipofiz bezinin ön lobunun nekrozu ve yetmezliği sonucu gelişen, buna bağlı olarak ikincil hedef bezlerin (gonadlar, adrenal korteks ve tiroid) işlevini yitirmesiyle karakterize nadir bir endokrin bozukluktur.
Faking / Simulation
🔹 1. (faking): Bireylerin psikolojik değerlendirme veya testlerde, kendi çıkarları doğrultusunda olumlu ya da olumsuz izlenimler yaratmak amacıyla kasıtlı olarak gerçeğe aykırı yanıtlar vermesi. 🔹 2. (simulation): Sosyal, psikolojik veya sayısal bir sistemin, gerçekçi koşulların veya verilerin kontrollü bir ortamda yapay olarak yeniden üretilmesi ve taklit edilmesi yöntemi.
Simulated Family
Varsayımsal aile dinamiklerinin, klinisyenler veya aile üyeleri tarafından roller üstlenilerek canlandırıldığı bir eğitim ve terapi tekniğidir.
Sinemet
Levodopa ve karbidopa kombinasyonunu içeren, striatal dopamin eksikliğine bağlı Parkinson hastalığı semptomlarını tedavi etmekte kullanılan bir ilaç etken madde kombinasyonunun ticari adı.
Sinequan
Trisiklik antidepresan sınıfına ait olan doksepin hidroklorür etken maddesinin yaygın ticari adıdır.
Synergic Marriage
Eşlerin birbirlerinin psikolojik gereksinimlerini olumlu yönde ve karşılıklı olarak tatmin etmesiyle güçlenen, ortak potansiyelin bireysel toplamdan yüksek olduğu işlevsel birliktelik.
Nervous Breakdown
Ani başlangıçlı, akut sıkıntı yaratan ve bireyin işlevselliğini ciddi ölçüde bozan, klinik olarak standardize edilmemiş genel bir duygusal ve zihinsel çöküntü durumu.
Ataque De Nervios
Latin kökenli kültürlerde görülen, titreme, kontrol edilemeyen çığlık atma, ağlama, sıcak basması ve geçici bilinç veya motor kontrol kaybıyla karakterize kültüre özgü bir sendromdur.
Nervous Exhaustion
Duygusal ve zihinsel zorlanmaların ardından ortaya çıkan, işlevselliği ciddi düzeyde düşüren şiddetli bitkinlik halini tanımlayan halk tabiri.
Syntaxic Mode
Harry Stack Sullivan'ın Kişilerarası Psikiyatri kuramında, bireyin dünyayı uzlaşımsal doğrulama, mantıksal ve gerçeğe dayalı düşünce ile ortak kabul gören bir dille deneyimlediği en üst gelişim evresi.
Syntonia
Bireyin dış çevresindeki duygusal değişimlere ve uyaranlara karşı yüksek derecede rezonans göstermesi, çevresiyle duygu birliği içinde olması durumudur.
Signal Anxiety
İçsel çatışmaların veya yasaklanmış dürtülerin bilince yaklaşmasına karşı egonun tehlikeyi erkenden fark edip uyarı sinyali üretmesi ve savunma mekanizmalarını devreye sokması durumudur.
Cyproheptadine
Birinci nesil antihistaminik, antiserotonerjik ve antikolinerjik özelliklere sahip; alerji, iştah kaybı, migren profilaksisi ve serotonin sendromu tedavisinde kullanılan farmakolojik ajan.
Disorders Of The Sleep–wake Cycle Schedule
Bireyin içsel sirkadiyen saati ile dış çevresel gereklilikler veya istenen uyku programı arasındaki kronik uyumsuzluktan kaynaklanan temel uyku bozukluğu kategorisi.
Circumthanatology
Ölüme yakın deneyimlerin (near-death experiences) fenomenolojik, nörobiyolojik ve psikolojik boyutlarını inceleyen akademik çalışma alanı.
Circadian Rhythm Sleep Disorder
Bireyin içsel sirküadiyen ritmi ile çevresel ya da mesleki koşulların dayattığı uyku-uyanıklık döngüsü arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanan, aşırı uyku hali veya uykusuzlukla karakterize uyku bozukluğu.
Cirrhosis
Kronik karaciğer hastalığının bir sonucu olarak normal karaciğer dokusunun yaygın fibrozis ile yer değiştirmesi ve organ fonksiyonlarının kaybıyla karakterize ilerleyici klinik tablo.
Cissexism
Cisgender bireyleri ayrıcalıklı kılan ve transseksüel ile ikili cinsiyet dışı kimlikleri ötekileştiren sistemli veya bireyler arası önyargı.
Cystathioninuria
Sistatiyonez enziminin eksikliğiyle karakterize, plazma ve idrarda sistatinyon birikimine yol açan kalıtsal bir amino asit metabolizma bozukluğu.
System
Belirli bir işlevi yerine getirmek üzere organize edilmiş, birbirleriyle etkileşim içindeki unsurlardan oluşan bütüncül yapı.
Systems Analysis
Herhangi bir karmaşık yapının (biyolojik, örgütsel veya ailevi) iç işleyişini, amaçlarını ve alt bileşenler arasındaki etkileşimleri anlamak ve optimize etmek amacıyla yürütülen bütüncül inceleme süreci.
Systematic Desensitization
Joseph Wolpe tarafından geliştirilen; derin kas gevşetme teknikleri ile kaygı uyandıran uyaranların kademeli olarak eşleştirilmesi temeline dayanan bir davranış terapisi yöntemidir.
Systematic Rational Restructuring
Danışanın anksiyete uyandıran durumları zihninde hayal ederken, bu durumları gerçekçi ve mantıksal bir dille ele alarak korkularını azaltmasını hedefleyen bir psikoterapi sistemidir.
Systematized Delusion
Çok sayıda ayrıntıyla zenginleştirilmiş, kendi içinde tutarlı, mantıksal bir yapı arz eden ve yüksek düzeyde organize olmuş yanlış inanç.
Systemic
Bütün bir sistemi, yapıyı veya organizmayı bütünüyle etkileyen, yerel veya münferit olmayan durumları ifade eden sıfat.
Cytomegalovirus
Genellikle asemptomatik seyreden ancak gebelik sürecinde vertikal geçiş yoluyla fetüste ciddi nörogelişimsel bozukluklara ve işitme kayıplarına yol açabilen bir herpes virüsü cinsidir.
Civil Emergency
Sivil nüfusu tehdit eden, doğal ya da insan kaynaklı yıkıcı olaylar bütünü.
Scato- (scat-)
Dışkı, dışkılama veya genel olarak organik pislik ile ilişkili durumları, yapıları veya davranışsal sapmaları nitelendiren birleştirici akademik önektir.
Scatophilia
Dışkıdan bahsetmekten veya müstehcen ve dışkı ile ilgili dil kullanmaktan cinsel ilgi duyma ve uyarılma durumu.
Scatologia
Dışkı, dışkısal içerikler ve müstehcenliğe karşı duyulan aşırı zihinsel meşguliyet ve ilgi durumu.
Skin Popping
Opiyoidlerin, özellikle eroinin, damar içine (intravenöz) vermek yerine doğrudan derialtına enjekte edilmesi yöntemi.
Scopo- (scop-)
Gözlemleme, izleme veya görme eylemini bildiren psikiyatrik ve psikolojik terimlerin oluşumunda kullanılan birleşik biçim öneki.
Scopophilia
Başka bireylerin çıplaklık, soyunma veya cinsel eylem hallerini gözlemlemekten türetilen cinsel haz biçimidir.
Hyoscine / Scopolamine
🔹 1. (hyoscine): Tropan alkaloidleri sınıfına ait, antikolinerjik etki gösteren ve genellikle bulantı, kusma ile mide kramplarının tedavisinde kullanılan bir farmakolojik ajan. 🔹 2. (scopolamine): Muskarinik asetilkolin reseptörlerini bloke ederek antikatabolik ve sedatif etkiler gösteren, hareket hastalığı ve bulantı tedavisinde kullanılan doğal bir tropan alkaloididir.
Scotophilia
Karanlığa veya geceye duyulan aşırı ilgi, sevgi ya da karanlık ortamlarda bulunmaktan zevk alma durumu.
Scotomization
Bireyin egosunu tehdit eden dürtü, anı veya istenmeyen algıları bilinçdışı olarak engelleme veya görmezden gelme eğilimi.
Scrupulosity
Doğru ve yanlış kavramlarına karşı aşırı vicdanlı olma durumu; genellikle ahlaki veya dini meselelerle ilgili takıntılar ve bunlardan kaynaklanan kompulsif ritüellerle karakterizedir.
SLE
Sistemik lupus eritematozus teriminin yaygın klinik kısaltması olup, vücudun kendi dokularına saldırdığı kronik, otoimmün bir romatizmal hastalığı ifade eder.
Slosson Intelligence Test (SIT)
4 yaş ve üzeri bireylerin sözel zeka düzeyini hızlı bir şekilde değerlendirmek için tasarlanmış bireysel bir psikometrik testtir.
SMART
Ciddi beyin hasarı sonrası vejetatif durumda veya minimal bilinç durumundaki hastaların duyusal tepkilerini değerlendirmek ve rehabilite etmek için kullanılan klinik bir değerlendirme aracıdır.
SNF
Akut bakım sonrası dönemde, hastane taburculuğu sonrasında 24 saat boyunca profesyonel hemşirelik bakımı ve rehabilitasyon hizmeti sunan lisanslı sağlık kuruluşu.
Snow
Madde bağımlılığı argosunda kokain, eroin veya amfetamin türü uyarıcı/uyuşturucu maddeleri tanımlamak için kullanılan sokak terimi.
SNRI
Serotonin ve norepinefrin geri alımını inhibe ederek sinaptik aralıktaki nörotransmitter konsantrasyonunu artıran bir antidepresan sınıfı.
Sobriety
Bireyin belirli bir süre boyunca alkol veya psikoaktif maddelerden tamamen kaçınması, yani perhiz hali.
Society Of Indian Psychologists (SIP)
American Indian ve Alaska Yerlilerinin ruh sağlığı refahını, eğitimini ve haklarını savunan; bu topluluklara hizmet eden psikologları ve ruh sağlığı uzmanlarını bir araya getiren mesleki ve bilimsel kuruluştur.
Sodomy
Tarihsel ve yasal literatürde anal veya oral cinsel ilişkileri ya da insanlar ile hayvanlar arasındaki cinsel aktiviteleri tanımlamak için kullanılan terim.
Divalproex Sodium
Valproik asit türevi olan; özellikle bipolar bozuklukta manik epizodların stabilizasyonunda, profilakside ve absans nöbetlerin tedavisinde kullanılan antikonvülzan ve duygu durum düzenleyici ilaç.
Sophrosyne
Platonik felsefede karakterin mükemmelliğini, zihinsel dengeyi, ölçülülüğü ve sağduyulu olmayı temsil eden ideal erdem durumu.
Sohval–soffer Syndrome
Entelektüel gelişim bozukluğu, testiküler yetmezlik, iskelet anomalileri ve diabetes mellitus ile karakterize nadir görülen konjenital bir sendrom.
Socratic Dialogue
Bireylerin temel inançlarını, değerlerini ve örtük varsayımlarını incelemek, çelişkileri ortaya çıkarmak ve bilişsel içgörü sağlamak amacıyla kullanılan yapılandırılmış sorgulama ve tartışma süreci.
Solipsism
Yalnızca öznel bilincin varlığından kesin olarak emin olunabileceğini, dış dünyanın ve diğer zihinlerin ise yalnızca bu bilincin birer ürünü ya da tasviri olabileceğini öne süren epistemolojik ve ontolojik pozisyon.
Respiratory Disorder
Diyafram, akciğerler, trakea, larenks veya nazal boşluklar dahil olmak üzere solunum sisteminin bir veya daha fazla bileşenini etkileyen her türlü patolojik durumu kapsayan üst kategori terimidir.
Respiratory Depression
Opioidler ve diğer sedatiflerin beyinsapındaki solunum merkezlerinin duyarlılığını düşürmesi sonucu ortaya çıkan yavaş ve sığ solunum tablosudur.
Breathing Retraining
Bilişsel davranışçı terapilerde hiperventilasyon ve kaygı bozukluklarını yönetmek amacıyla danışanlara yavaş ve diyafragmatik nefes almayı öğreten yapılandırılmış bir müdahale tekniğidir.
Breathing-related Sleep Disorder
Uykuda ortaya çıkan solunum güçlükleri nedeniyle uyku mimarisinin bozulması ve buna bağlı olarak aşırı gündüz uykululuğu ya da uykusuzlukla karakterize edilen klinik durum.
Somat-
Beden veya vücut anlamına gelen, psikoloji ve tıp terminolojisinde birleşik kelimelerin başında kullanılan bir kök biçimidir.
Somatic
Zihinsel veya ruhsal kökenli olmaktan ziyade, doğrudan bedene ait, bedenle ilgili veya bedende ortaya çıkan durumları ifade eden sıfat.
Somatic Anxiety
Bireyin belirli bir durumda sempatik sinir sisteminin tepki düzeyini doğrudan deneyimlediği bedensel ve fizyolojik kaygı tezahürü.
Somatic Symptom Disorder
Kişinin günlük yaşamını aksatan bedensel belirtilerle birlikte, bu belirtilere karşı aşırı, uyum bozucu düşünce, duygu ve kaygı duymasıyla karakterize DSM-5 ruhsal bozukluğudur.
Somatic Symptom And Related Disorders
Şiddetli sıkıntı ve işlevsellik kaybına yol açan, belirgin bedensel belirtilerle karakterize psikiyatrik tanı kategorisidir.
Somatic Disorder
İşlevsel veya psikojenik kökenli durumlardan ayrılan, doğrudan organik temele dayanan fiziksel bozukluk.
Somatic Depression
Yorgunluk, iştah ve uyku değişiklikleri gibi fiziksel belirtilerin ön plana çıktığı majör depresif epizod formu.
Somatic Hallucination
Vücudun içinde veya yüzeyinde meydana gelen, herhangi bir dış fiziksel uyarıcıya dayanmayan, elektrik akımı veya organların yer değiştirmesi gibi tamamen yanılsamalı bedensel algılar.
Somatic Concern
Bireyin göğüs ağrısı, bulantı veya baş ağrısı gibi bedensel belirtilere odaklanarak, ciddi bir fiziksel hastalığı veya işlev bozukluğu olduğuna dair duyduğu yoğun endişe.
Somatic Delusion
Bireyin organlarının işlevini yitirdiği, hastalandığı, zarar gördüğü ya da tuhaf bir biçimde değiştiği yönündeki tıbbi kanıtlarla çürütülemeyen sabit ve yanlış inancıdır.
Somatic Obsession
Bireyin kendi bedenine ya da bedenin belirli bir bölgesine aşırı düzeyde odaklanması ve zihinsel olarak bu durumla meşgul olması halidir.
Somatic Therapy
Ruhsal bozuklukların, doğrudan bedeni etkileyen farmakoterapi veya elektrokonvülsif terapi gibi fiziksel yöntemlerle tedavi edilmesidir.
Somatic Weakness
Konjenital yatkınlıklar nedeniyle belirli bir organ veya organ sisteminin psikolojik strese karşı gösterdiği varsayılan biyolojik hassasiyet.
Somatist
Ruhsal bozuklukların ve psikiyatrik patolojilerin temelinde fiziksel veya biyolojik hastalıkların yattığını savunan kişi ya da yaklaşım.
Somatization
Psikolojik kökenli sıkıntıların, duygusal çatışmaların veya stresin bedensel semptomlar ve somatik yakınmalar yoluyla ifade edilmesi.
Somatization Disorder
Tıbbi olarak açıklanamayan, yıllar süren ve birden fazla organ sistemini tutan çok sayıda fiziksel şikayetle karakterize ruhsal durum.
Somato- (somat-)
Beden veya vücut anlamına gelen, karmaşık tıp, psikiyatri ve nörobiyoloji terimlerinin oluşturulmasında kullanılan bir ön ek formudur.
Somatoform Disorder
Organik bir temeli bulunmayan ancak belirgin fiziksel yakınmalarla kendini gösteren ve psikolojik etkenlerle bağlantılı olan ruhsal bozukluklar grubu.
Somatophrenia
Beden sağlığına yönelik kuşkucu bir eğilimle, fiziksel rahatsızlıkları hayal etme veya mevcut bedensel kusurları aşırı derecede abartma durumu.
Somatopsychosis
Kişinin kendi bedeni veya vücut bölümleriyle ilgili aşırı değer verilmiş sanrılar veya fiziksel bir hastalığa ikincil olarak gelişen psikotik durum.
Somatotherapy
Fiziksel veya somatik bozuklukların tedavisini ifade eden genel klinik terim.
Noctambulation / Somnambulism
🔹 1. (noctambulation): Uykunun derin evrelerinde (NREM) ortaya çıkan, karmaşık motor becerilerin ve yürüyüşün eşlik ettiği parasomnia bozukluğudur. 🔹 2. (somnambulism): Genellikle yavaş dalga uykusu (NREM) esnasında ortaya çıkan, karmaşık motor becerilerin ve yürüme eyleminin sergilenmesiyle karakterize parasomnia türü.
Sleep Talking
Uykunun farklı evrelerinde, çoğunlukla NREM döneminde mırıldanma veya anlaşılır cümleler kurma şeklinde ortaya çıkan parasomnia türüdür.
Somnophilia
Uyuyan veya bilinçsiz bir bireyi gözlemleme ya da bu kişiye fiziksel temasta bulunma yoluyla cinsel uyarılma ve doyum elde etme eğilimi.
Somnolence
Bireyin uyanık kalmakta zorlandığı, gün içinde aşırı uyku hali veya patolojik düzeyde uykululuk sergilediği klinik durum.
Somnolentia
Uyanma ile tam uyanıklık hali arasında ortaya çıkan, doğal olmayan derin uykululuk ve sersemlik durumu.
End-stage Renal Disease
Kronik böbrek yetmezliğinin yaşamla bağdaşmayan son evresi olup, hastanın hayatta kalabilmesi için hemodiyaliz, periton diyalizi veya böbrek nakli gibi idame tedavilerine bağımlı olduğu klinik tablodur.
Sonata
Zaleplon etken maddeli sedatif-hipnotik sınıfı bir uyku ilacının tescilli ticari adı; müzikolojide ise çok bölümlü enstrümantal form.
Probing
Psikoterapide, ilgili bilgileri açığa çıkarmak veya danışanın belirli bir içgörüye ulaşmasını sağlamak amacıyla kullanılan doğrudan soru sorma tekniğidir.
Termination
Psikoterapi sürecinin resmi olarak tamamlanması ve tedavinin karşılıklı veya tek taraflı bir kararla sonlandırılması.
Outcome
Bir deney, tedavi, müdahale veya herhangi bir sürecin sonunda elde edilen nihai sonuç veya ürün.
Adventitious Visual İmpairment
Normal görme yeteneği döneminden sonra bir yaralanma veya hastalık sonucunda ortaya çıkan kısmi veya tam görme kaybı.
Outcome Research
Bir müdahale türünün veya tekniğinin etkinliğini ya da farklı müdahale yöntemlerinin karşılaştırmalı etkinliğini sistematik olarak inceleyen ampirik araştırma alanı.
Outcome Measures
Bir müdahalenin etkinliğini, müdahale öncesinde, sırasında ve sonrasında alınan ölçümler aracılığıyla değerlendiren nicel veya nitel parametreler.
Soporific
Derin bir uyku hali indükleme kapasitesine sahip olan farmakolojik ajan veya uyaran.
SOPS
Şizofreni ve diğer psikotik bozuklukların başlangıç evresindeki prodromal belirtileri saptamak ve şiddetini derecelendirmek için geliştirilmiş klinik değerlendirme ölçeği.
SORC
Davranış analizinde işlevsel değerlendirme yapmak amacıyla kullanılan; uyarıcı, organizmik değişkenler, tepki ve sonuç bileşenlerini sistematik olarak inceleyen dört değişkenli model.
İnterrogative Suggestibility
Bir bireyin, sorgulama sırasında yönlendirici sorulara ve olumsuz geri bildirimlere maruz kaldığında telkine açık olma ve beyanlarını değiştirme derecesi.
Problem Drinking
Bireyin işlevselliğini, sosyal ilişkilerini ve sağlığını olumsuz yönde etkileyen ancak henüz tam bağımlılık kriterlerini karşılamayabilen geniş bir alkol kullanım yelpazesidir.
Sociotropy
Bireyin kişisel bağımsızlığından ziyade kişilerarası ilişkilere aşırı değer vermesi ve ilişki kayıplarına karşıونک duyarlı olması durumu.
Sociopathy
Toplumsal normlara ve kurallara sürekli bir uyumsuzluk gösteren, güncel psikiyatride antisosyal kişilik bozukluğu olarak sınıflandırılan eski bir klinik addır.
Sociotherapy
Bireyin çevresine uyum sağlamasında sosyo-çevresel ve kişilerarası faktörleri merkeze alan destekleyici bir klinik yaklaşımdır.
Sociodrama
Bireyler arası ilişkileri, kolektif dinamikleri ve sosyal problemleri rol yapma ve dramatizasyon teknikleriyle inceleyip iyileştirmeyi amaçlayan grup temelli bir eylem yöntemidir.
Social (pragmatic) Communication Disorder
Dilin bağlamsal ve toplumsal kurallarına uygun kullanımında görülen, sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerindeki gelişimsel yetersizlik.
Social-network Therapy
Danışanın yaşamında kritik öneme sahip ilişkisel bağları bulunan akraba, arkadaş ve meslektaş gibi bireylerin, danışanın da katılımıyla ortak grup seanslarında bir araya getirildiği bir psikoterapi yaklaşımı.
Social Agency
Bireylerin sağlık, refah ve rehabilitasyon alanlarındaki yaşam kalitesini artırmak amacıyla kişisel hizmetler sunan veya denetleyen özel ya da resmi kuruluş.
Social Anxiety
Sosyal ortamlarda utanma veya başkaları tarafından olumsuz değerlendirilme korkusundan kaynaklanan yoğun endişe durumu.
Social Discrimination
Bireylerin kültürel kökenleri, sosyal sınıfları, eğitim düzeyleri veya diğer sosyokültürel ayrımları temelinde farklı muameleye maruz kalması.
Social Coping
Bireyin zorlayıcı yaşam olayları ve stresörlerle başa çıkabilmek için aile, arkadaş veya resmi destek sistemleri gibi kişilerarası kaynaklara yönelme stratejisidir.
Social Skills Training (SST)
Sosyal inhibisyonu veya yetersizliği aşmayı hedefleyen, bireysel ya da grup formatında uygulanan davranışçı ve bilişsel müdahale yöntemi.
Social Skills
Bireyin belirli bir sosyal bağlamda yetkin ve uygun bir şekilde etkileşim kurmasını sağlayan, sonradan kazanılmış davranışsal yetenekler kümesidir.
Social Desirability
Bireylerin kendilerini sosyal açıdan kabul edilebilir, erdemli ve normlara uygun gösterme eğilimi.
Social Quotient
Sosyal yaşın kronolojik yaşa oranlanmasıyla elde edilen ve bireyin toplumsal olgunluk ile uyum becerilerini nicelendiren bir indeks ölçüsüdür.
Social Support
Bireylerin biyolojik, psikolojik ve sosyokültürel stres faktörleriyle başa çıkabilmesi amacıyla kişilerarası ağlardan aldığı pratik, maddi ve duygulardan arındırılmış ya da onarıcı yardımların bütünü.
Socially Sensitive Research
Toplumda tartışma yaratabilecek, katılımcılarda güçlü duygusal tepkiler uyandırabilecek veya savunmasız alt gruplar üzerinde etik sonuçlar doğurabilecek bilimsel çalışmalardır.
Social Physique Anxiety
Bireyin, başkalarının kendi fiziksel görünümünü olumsuz algılayacağı yönündeki yoğun endişe ve kaygı durumu.
Social Phobia
Bireyin başkaları tarafından değerlendirileceği veya inceleneceği durumlarda belirgin korku veya kaygı duyduğu, toplumsal etkileşimlerden kaçınmasına veya yoğun bir huzursuzlukla bunlara katlanmasına yol açan ruhsal bozukluk.
Social Work
Bireylerin, ailelerin ve toplulukların kişisel, sosyal ve pratik sorunlarını çözerek sosyal işlevselliği ve yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen uygulamalı bir disiplin ve meslektir.
Social Services
Düşük gelirli, hasta, engelli, yaşlı ve çocuklar gibi dezavantajlı grupların refahını artırmak amacıyla devlet veya sivil toplum kuruluşları tarafından sağlanan destekleyici hizmetler bütünü.
Social Drinker / Social Smoker
🔹 1. (social drinker): Alkolü genellikle ölçülü bir şekilde tükettiği varsayılan bireyleri tanımlamak için kullanılan ancak klinik olarak belirsiz ve sıklıkla yanıltıcı olan kategorizasyon. 🔹 2. (social smoker): Yalnızca sosyal ortamlarda, özellikle diğer insanlarla birlikteyken veya alkol tüketirken ara sıra sigara içen, nikotin bağımlılığı klinik ölçütlerini karşılamayan birey.
Social İnhibition
Bireyin başkalarının olumsuz değerlendirmesinden veya onaylamamasından kaçınmak amacıyla duygu, tutum ve motivasyonlarının dışavurumunu bilinçli ya da bilinçsiz olarak kısıtlaması.
Social Constructionism
Gerçeklik bilgisinin nesnel ve evrensel bir temele dayanmadığı, aksine dil, kültür ve toplumsal etkileşimler aracılığıyla kolektif olarak üretildiğini savunan epistemolojik yaklaşım.
Social Functioning
Bireyin aile, arkadaşlar, iş arkadaşları ve sağlık hizmeti sunucuları dahil olmak üzere diğer insanlarla etkili bir şekilde etkileşim kurma, ilişkileri sürdürme ve sosyal rolleri yerine getirme kapasitesidir.
Social Recovery
Sosyal terapi ve beceri geliştirme müdahaleleri aracılığıyla bireyin uyumlu ve yüksek düzeyde işlevsel bir zihinsel duruma yeniden kavuşması.
Social İsolation / Social Withdrawal
🔹 1. (social isolation): Bir bireyin diğer insanlarla olan temasının gönüllü veya gönülsüz olarak tamamen ya da yakın bir düzeyde yoksun olması durumu. 🔹 2. (social withdrawal): Bireyin kişilerarası ilişkilerden aktif olarak uzaklaşması, genellikle kayıtsızlık, duygusal kopukluk ve mesafeli bir tutumla karakterize edilen davranışsal yönelimdir.
Social Limitation
Bireylerin, özellikle engellilik durumuna sahip olanların, toplumsal hayata tam katılımını engelleyen yapısal, tutumsal veya politik bariyerler bütünü.
Social Maturity Scale
Bireyin yaş grubuna uygun davranışları sergileme derecesini, özellikle aile ve toplum içinde işlevselliğini değerlendiren standartlaştırılmış ölçüm aracı.
Social Learning Theory
Bireylerin yeni davranışları, tutumları ve duygusal tepkileri doğrudan deneyim yaşamaksızın, başkalarını gözlemleyerek, taklit ederek ve sosyal etkileşimler yoluyla edindiğini savunan psikolojik kuram.
Countermeasure-intervention Program / Social Reform Program
🔹 1. (countermeasure-intervention program): Toplumsal düzeydeki olumsuz yapıları, suç oranlarını veya halk sağlığı krizlerini ortadan kaldırmak ya da minimize etmek amacıyla tasarlanan sistematik ve müdahaleci politika girişimi. 🔹 2. (social reform program): Toplumsal sistemin zararlı yönlerini ortadan kaldırmak ve sistemik aksaklıkların etkilerini azaltmak amacıyla geliştirilen yapılandırılmış müdahale programı.
Social Rehabilitation
Ruhsal, fiziksel veya kriminolojik engeller nedeniyle toplumdan kopan bireylerin işlevselliklerini ve toplumsal katılım düzeylerini yeniden kazanmalarını sağlayan multidisipliner müdahale süreçleri bütünü.
Social Role Valorization
Toplumda dezavantajlı veya dışlanmış bireylerin yaşam kalitesini artırmak amacıyla, onların sosyal olarak değer atfedilen roller edinmesini ve desteklenmesini savunan temel ilke.
Social Class
Sosyoekonomik statü, güç ve itibar temelinde ortak bir konumu paylaşan, benzer değer ve davranış örüntülerine sahip toplumsal tabaka.
Social Therapy
Bireylerin kişilerarası işlevselliğini artırmak amacıyla sosyal yapıların ve grup deneyimlerinin kullanıldığı terapötik ve rehabilitatif yaklaşımlar bütünü.
Social Adjustment
Bireyin içinde yaşadığı toplumun taleplerine, kısıtlamalarına ve normlarına uyum sağlama, başkalarıyla uyumlu bir şekilde yaşama ve tatmin edici ilişkiler kurabilme kapasitesi.
Social Maladjustment
Bireyin aidiyet ihtiyaçlarını karşılayacak doyumlu ilişkiler geliştirememesi ve yapıcı sosyal bağları sürdürme sürecindeki kalıcı sekteye uğraması durumu.
Casework
Bir bireyin ve ailesinin ihtiyaçlarını belirleyip değerlendiren, ardından psikolojik danışmanlık, kurumsal bakım veya kamusal destek gibi hizmetleri koordine eden profesyonel müdahale süreci.
Social Constructivism
Bilginin, duygunun ve hatta gerçekliğin ta kendisinin dış dünyayla ve kültürel dinamiklerle girilen karşılıklı etkileşim süreçleri aracılığıyla ortaklaşa inşa edildiğini savunan epistemolojik ve teorik yaklaşım.
Social Competence Program
Bireylerin olumlu ilişkiler kurmasını, kimlik ve benlik algısını güçlendirmesini amaçlayan yapılandırılmış müdahale programıdır.
Social Deficit
Kronolojik yaş, zeka düzeyi ve fiziksel koşullara uygun sosyal aktiviteleri gerçekleştirmede yaşanan beceri eksikliği, isteksizlik veya zayıf muhakeme durumu.
Social Competence
Kişilerarası ilişkilerde ve sosyal bağlamlarda etkili olabilme, çevresel ipuçlarını doğru okuma ve amaca uygun davranış sergileme kapasitesi.
Social Breakdown Syndrome
Uzun süreli kurumsal yaşam, kronik hastalık veya çevresel stresörler neticesinde bireyin içselleştirdiği olumsuz etiketlemelerle birlikte gelişen çekilme, apati, boyun eğicilik ve işlevsellik kaybı tablosu.
Social Deprivation
Yoksulluk, ayrımcılık veya dezavantajlı yaşam koşulları nedeniyle bireyin toplumun kaynaklarına ve normatif sosyal deneyimlere erişiminin sınırlanması.
Socialized Delinquency
18 yaş altındaki bireylerin, çete gibi suç veya antisosyal davranışları yücelten bir alt kültürün değer ve tutumlarını benimsemesi sonucu yasaları ihlal etme durumu.
Sociosexual Assessment
Bireylerin kültürel ilişki normları, cinsel bilgi düzeyleri, cinsel pratikleri ve risk alma eğilimlerinin sistematik olarak incelenmesi.
Sociodemographic Factor
Bireylerin veya popülasyonların sosyal ve demografik niteliklerini betimleyen; sağlık, davranış ve sosyal sonuçları doğrudan etkileyebilen karakteristik değişkenler bütünü.
Sociogenic
Biyolojik veya kalıtımsal etkenlerden ziyade, doğrudan çevresel ve sosyal faktörlerin ya da koşulların ürünü olan durum veya patolojileri tanımlayan sıfat.
Sociocultural Factors
Bireyin sağlıklı gelişimini, psikolojik iyi oluşunu ya da psikopatoloji etiyolojisini etkileyen çevresel, toplumsal ve kültürel koşulların tamamı.
Sociological Measure
Davranışların gelişimini veya ruh sağlığı sorunlarının sürekliliğini etkileyebilecek toplumsal yapıların ve insanlar arası ilişkilerin biçimsel olarak değerlendirilmesidir.
Sociopath
Toplumsal normlara, kurallara ve başkalarının haklarına karşı kronik bir saygısızlık gösteren, günümüzdeantisosyal kişilik bozukluğu çatısı altında değerlendirilen eski bir klinik adlandırmadır.
Sotos Syndrome
Makrosefali, karakteristik yüz özellikleri ve gelişimsel gecikmelerle karakterize, otozomal dominant kalıtım gösteren nadir bir aşırı büyüme sendromudur.
Pedigree
Bir ailenin sağlık geçmişini, genetik özelliklerini ve kuşaklar arası hastalık aktarımını standart sembollerle grafiksel olarak gösteren tıbbi ve genetik şema.
Genocide
Belirli bir ırksal, etnik, ulusal veya dinsel grubun kasıtlı ve sistematik olarak imha edilmesi süreci.
Exploitative Orientation
Erich Fromm'un varoluşsal psikanalizinde, bireyin isteklerini elde etmek için kurnazlık, aldatma, güç veya şiddet kullandığı, üretkenlikten yoksun ve başkalarının eserlerine/kaynaklarına el koymaya dayalı karakter örüntüsü.
Pseudoidentification
Bireylerin olası saldırı veya eleştirilerden korunmak amacıyla başkalarının görüş, değer veya yönelimlerini benimsediği bir savunma mekanizması.
Pseudopsychology
Zihinsel süreçleri ve insan davranışlarını ampirik kanıtlardan yoksun, bilimsel metodolojiye dayanmayan ve genellikle hileli yöntemlerle açıklamaya çalışan inanç veya uygulama sistemidir.
Pseudocommunity
Bireyin, zulüm sanrısı (persecutory delusion) bağlamında kendisini hedef almak, komplo kurmak veya taciz etmek amacıyla örgütlendiğine inandığı gerçek ya da hayali insan gruplaması.
Pseudoneurological
Organik bir nörolojik lezyon veya hasarla açıklanamayan, ancak nörolojik bir bozukluğu taklit eden fiziksel belirtileri tanımlayan sıfat.
Verbalization
Düşüncelerin, duyguların ve fantezilerin kelimeler aracılığıyla dışavurumu ve ifade edilmesi süreci.
Verbal Narrative
Bir olayın, deneyimin veya anının konuşma diliyle sözlü olarak aktarılması; bireyin benlik algısını ve yaşam tarihini yapılandırmasını sağlayan sözel bir dışavurum biçimidir.
Verbal Behavior Therapy
Uygulamalı davranış analizi ilkelerine ve B. F. Skinner'ın sözel davranış modeline dayanarak, özellikle otizm spektrum bozukluğu olan sözel olmayan çocuklara konuşma ve dil becerilerini kazandırmayı amaçlayan bir müdahale yöntemidir.
Verbal Abuse
Alıcısını küçük düşürmek, korkutmak veya aşağılamak amacıyla sözlü ya da yazılı formda iletilen son derece eleştirel, tehditkar ve hakaret içeren ifadeler.
Verbal Leakage
Bireyin gizlemeye çalıştığı motivasyonları, niyetleri veya içsel çatışmaları istem dışı bir şekilde kelimelere dökmesi durumudur.
Nonverbal Communication (NVC)
Kelime kullanılmaksızın, yüz ifadeleri, jestler, beden dili ve ses tonu gibi fiziksel ve paralengüistik göstergeler aracılığıyla bilgi aktarımı eylemidir.
Nonverbal Learning Disorder (NLD)
Sözel olmayan bilgileri işleme, görsel-uzlamsal yetiler, motor koordinasyon ve sosyal yetkinliklerde belirgin eksikliklerle karakterize, akademik ve işlevsel ilerlemeyi kısıtlayan bir nörogelişimsel öğrenme bozukluğudur.
Test Of Nonverbal Intelligence (TONI)
6 ila 89 yaş aralığındaki bireylerin dil becerilerinden bağımsız olarak soyut akıl yürütme ve problem çözme kapasitelerini ölçen standardize edilmiş psikometrik araç.
Preverbal Construct
Dil edinimi gerçekleşmeden önce biçimlendirilmiş, bireyin daha sonraki yaşam deneyimlerini kelimesel semboller olmaksızın anlamlandırmasını ve yorumlamasını sağlayan bilişsel şablon.
Contract Plan
Bireyin belirli bir davranışı değiştirme veya akademik performansını artırma taahhüdünü resmi bir anlaşmayla kayıt altına alan, genellikle pekiştireçler ve ceza maliyetleri içeren yapılandırılmış bir müdahale stratejisidir.
Oral History
Bireylerin yaşam öykülerine, deneyimlerine ve belleğe dayalı anlatılarına dayanarak geçmişi toplama ve analiz etme yöntemi.
Spastic Hemiparesis
Vücudun tek bir tarafını etkileyen, ilgili ekstremitelerde eşlik eden spastisite ve ağrılı kas tonusu artışıyla karakterize kısmi felç tablosu.
Spastic Paralysis
Üst motor nöron hasarı sonucunda ortaya çıkan, tonik kas spazmları ve artmış tendon refleksleri ile karakterize bir motor işlev bozukluğudur.
Spasticity
Dinlenme halindeki kaslarda gerginliğin artması ve pasif esnetmeye karşı direnç oluşmasıyla karakterize, üst motor nöron hasarına bağlı nörolojik bir bozukluktur.
Spasm
Bir kasın, kas grubunun veya içi boş bir organın ani, istem dışı ve genellikle ağrılı kasılması.
Dysphagia Spastica
Boğaz kaslarının istemsiz spazmları nedeniyle yutkunma eyleminin ağrılı veya güç hale gelmesi durumu; sıklıkla somatizasyon bozukluğunun somatik bir belirtisi olarak ortaya çıkar.
Spasmodic Dysphonia
Ses tellerini kontrol eden kasların istem dışı spazmları nedeniyle sesin kesintili, gergin, boğuk veya fısıltı şeklinde çıkmasına yol açan nadir bir ses bozukluğudur.
Speed
Klinik argoda amfetamin, özellikle de metamfetamin sınıfı uyarıcı maddeleri tanımlamak için kullanılan terim.
Speedball
Erorin gibi bir opiyat ile kokain veya amfetamin gibi güçlü bir uyarıcının eş zamanlı olarak (genellikle intravenöz yolla) kullanımını tanımlayan klinik argo kavram.
Spectrum
Özellikleri keskin sınırlarla ayrılmak yerine bir süreklilik arz eden ilişkili elemanlar, durumlar veya olgular dizisi.
Spell
Bir kişinin diğeri üzerindeki hipnotik veya açıklanamaz derecede güçlü etkisi, büyü veya tılsım ile fiziksel ya da ruhsal bir rahatsızlığın ani nöbet halini tanımlayan halk dilindeki terim.
Sperm Analysis
Ejakülatın mililitre başına sperm sayısı, morfolojisi ve motilitesi üzerinden erkek doğurganlığının değerlendirildiği laboratuvar prosedürü.
Spermatorrhea
Orgazm olmaksızın, istemsiz ve aşırı miktarda seminal sıvının dışarı atılması durumu.
Nonspecific Effect
Nedensel mekanizmaları veya tetikleyici faktörleri doğrudan bilinmeyen, belirli bir müdahalenin özgül bileşenlerine atfedilemeyen sonuç veya etki.
Specific-reaction Theory
Otonom sinir sisteminin stres durumlarına karşı doğuştan gelen belirli bir biçimde tepki verme eğiliminin, psikosomatik semptomları açıkladığını öne süren kavram.
Specific-attitudes Theory
Belirli psikosomatik bozuklukların, bireyin kendine özgü spesifik zihinsel tutumları ve duygusal tepkileriyle doğrudan ilişkili olduğunu öne süren teorik yaklaşım.
K2 / Spice
🔹 1. (K2): Doğal esrar etkisini taklit etmek amacıyla laboratuvar ortamında üretilen sentetik kannabinoidlerin genel adı; klinik psikiyatride akut psikotik ataklar ve ağır anksiyete tablolarıyla ilişkilendirilen bir maddedir. 🔹 2. (spice): Kurutulmuş bitki yapraklarının üzerine sentetik kimyasaller püskürtülmesiyle elde edilen, genellikle tütsü adı altında pazarlanan ve esrar benzeri etki yaratan psikoaktif bir maddedir.
Spinal Muscular Atrophy (SMA)
Omuriliğin ön boynuzundaki motor nöronların dejenerasyonu ile karakterize, iskelet kaslarında ilerleyici güç kaybı ve atrofiye yol açan kalıtsal bir motor nöron hastalığıdır.
Spirometer
Akciğerlerin hava kapasitesini ve solunum akış hızını ölçmek için kullanılan standart tıbbi ve fizyolojik ölçüm cihazı.
Spontaneous Regression
Bir bireyin, çocukluk gibi daha erken bir gelişim dönemine ait anıları ani ve istemsiz bir şekilde yeniden yaşayarak o döneme özgü davranış kalıpları sergilemesi olgusu.
Spontaneous Remission
Herhangi bir tıbbi veya terapötik müdahale olmaksızın, bir hastalığın belirtilerinin geçici ya da kalıcı olarak azalması veya tamamen ortadan kalkması durumu.
Spontaneity Test
Bireyin bir terapi grubunda, duygusal olarak ilişkili olduğu diğer üyelerle birlikte tipik yaşam durumlarını doğaçlama olarak yeniden canlandırmasını teşvik eden sosyometrik bir değerlendirme yöntemidir.
Spontaneity Training
Danışanın gerçek yaşam durumlarında daha doğal ve spontan davranabilmesini, kademeli oturumlar aracılığıyla pratik yaparak geliştirmesini amaçlayan bir kişilik eğitimi programıdır.
Theater Of Spontaneity
Jacob L. Moreno tarafından 1921'de Viyana'da kurulan; önceden prova edilmemiş ve doğaçlama rollerin sergilendiği deneysel tiyatro formatıdır.
Sports Hypnosis
Atletik performansın önündeki zihinsel engelleri ortadan kaldırmak veya performansı artıracak zihinsel setler geliştirmek amacıyla sporculara uygulanan hipnoterapi.
SPRINT
Afetler, toplumsal travmalar veya akut kriz durumlarında sahada hızlı psikiyatrik ve psikolojik müdahale sağlamak üzere organize edilmiş uzman ekip.
SQAW
Uyku bozukluklarını ve uyanıklık durumunu öz bildirime dayalı olarak değerlendiren standartlaştırılmış klinik tarama aracıdır.
SRI
Serotonin taşıyıcı proteinlerini bloke ederek sinaptik aralıktaki serotonin konsantrasyonunu artıran farmakolojik ajanların üst sınıfı; temel olarak SSRI'ları ve trisiklik türevleri kapsar.
SSRI
Merkezi sinir sisteminde serotonin nörotransmitterinin presinaptik nörona geri alımını bloke ederek sinaptik aralıktaki mantıksal konsantrasyonunu artıran bir antidepresan sınıfı.
SSS
Bireylerin yeni, karmaşık, yoğun ve heyecan verici duyusal deneyimler yaşama eğilimini ve bu uğurda fiziksel, sosyal ve mali riskleri göze alma motivasyonunu ölçen psikometrik değerlendirme aracı.
Stablon
Tiyaneptin sodyum bileşiğinin farmasötik ticari adı.
Stadol
Butorphanol tartrat adlı sentetik opioid agonist-antagonisti analjezik ajanın tescilli ticari adı.
STAI
Bireylerin anlık durumsal kaygı düzeyleri ile genel kişilik özellikleri halindeki sürekli kaygı eğilimlerini iki ayrı alt ölçekle ölçen, klinik ve araştırmalarda altın standart kabul edilen öz-bildirim envanteri.
Stalevo
Levodopa, karbidopa ve entakapon etken maddelerini içeren; striatal dopamin eksikliğine bağlı Parkinson hastalığı semptomlarının tedavisinde kullanılan kombine ilaç preparatı.
Standard Treatment Control
Klinik araştırmalarda, deneysel müdahalenin etkinliğini ölçmek amacıyla, katılımcılara belirli bir tıbbi durum için halihazırda en yaygın kabul gören ve uygulanan standart bakımın verildiği kontrol koşulu.
Stanford Hypnotic Susceptibility Scale
Bireylerin hipnotik telkinlere verme tepkilerini ölçmek amacıyla Ernest R. Hilgard tarafından geliştirilmiş, standartlaştırılmış 12 maddelik klinik ve deneysel değerlendirme aracı.
Stanford V. Kentucky
Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi'nin, 16 ve 17 yaşındaki suçlulara idam cezası verilmesinin Anayasa'nın zalimane ve olağandışı cezalandırma yasasını ihlal etmediğine hükmettiği 1989 tarihli emsal dava kararı.
Stanford–binet Intelligence Scale (SB)
2 ila 89 yaş aralarındaki bireylerin bilişsel yeteneklerini ve genel zeka düzeyini standardize edilmiş yöntemlerle değerlendiren psikometrik araç.
Stanolone
Dihydrotestosteronun yarı sentetik bir analoğu olup, tümör baskılayıcı özellikleri sayesinde belirli meme kanseri türlerinin tedavisinde kullanılan androjenik bir ajandır.
State V. Mack
Hipnoz altında veya hipnotik telkin sonrasında geri çağrılan tanık anılarının, yöntemin güvenilmezliği nedeniyle mahkemede delil olarak kabul edilemeyeceğini hükme bağlayan 1980 tarihli Minnesota Yüksek Mahkemesi emsal davasıdır.
Status Epilepticus
Beş dakikadan uzun süren tek bir nöbet veya bilinç aralığı olmaksızın art arda tekrarlayan, acil müdahale gerektiren hayati tehlike oluşturan bir nöbet durumudur.
Status Offense
Yetişkinler için yasal olan ancak failin belirli bir sosyal grupta (özellikle reşit olmayanlar) yer alması nedeniyle suç teşkil eden eylemler.
Stasis
Değişim veya akış durumunun aksine, kararlılık, denge veya eylemsizlik durumu.
Stealing Thunder
Bir avukatın, zararlı olabilecek bir gerçeği rakip taraf ortaya çıkarmadan önce jüriye kendi inisiyatifiyle açıklayarak bu bilginin olumsuz etkisini zayıflatma stratejisidir.
Stelazine
Trifluoperazin etken maddesinin ticari adı olup, genellikle şizofreni ve şiddetli anksiyete durumlarının tedavisinde kullanılan tipik bir antipsikotik ilaçtır.
Stereotyped Movement
Herhangi bir amaca hizmet etmeyen, istemsiz veya yarı-istemsiz şekilde sürekli yinelenen, ritmik ve kalıplaşmış motor eylemlerdir.
Stereotypy
Herhangi bir belirgin işlevsel amacı olmaksızın, aynı kelimelerin, hareketlerin veya davranışların istikrarlı ve inatçı bir biçimde tekrarlanması durumu.
Stereotypic Movement Disorder
Erken çocukluk döneminde başlayan; baş vurma, sallanma veya kendini ısırma gibi amaçsız, yineleyici ve işlevsel olmayan motor davranışlarla karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur.
Sterility
Canlı bir organizmanın üreme hücresi üretememesi nedeniyle yavrulamaya elverişsiz olması veya bir ortamın her türlü mikroorganizmadan tamamen arındırılmış durumu.
Sterilization
Bir organizmanın cinsel yolla üreme yeteneğinden yoksun bırakılmasına yol açan cerrahi, kimyasal veya çevresel süreç.
Steroid Use
Fiziksel performansı, kondisyonu veya dış görünümü artırmak amacıyla anabolik-androjenik steroidlerin tüketilmesi.
Stevens–johnson Syndrome
Ciltte ve mukoza zarlarında sıvı dolu kabarcıkların döküntüleriyle karakterize, genellikle ilaç reaksiyonlarına bağlı olarak gelişen ciddi ve potansiyel olarak ölümcül bir durumdur.
Stewart–morel Syndrome
Kafatası frontal kemiğinin aşırı kalınlaşması (hiperostoz frontalis interna), obezite, baş ağrısı ve bilişsel işlev bozukluklarıyla karakterize nadir bir nöroendokrin ve nöropsikiyatrik sendrom.
SIS
Nörolojik veya kronik rahatsızlıkları bulunan bireylerin yaşadığı sosyal damgalanmanın (stigma) psikososyal ve fiziksel yaşam kalitesi üzerindeki öznel etkisini ölçen klinik değerlendirme aracı.
Stigmatophilia
Vücudunda dövme veya yara izi bulunan partnerlere duyulan cinsel ilgi ve bu durumdan uyarılma hali.
Stim Test
Yalan dedektörü (poligraf) incelemeleri öncesinde, test edicilerin hata yapmaz ve mutlak doğrulukta olduğu izlenimini yaratmak amacıyla uygulanan hileli bir kalibrasyon ve inandırıcılık tekniğidir.
Stockholm Syndrome
Rehine veya mağdurun, kendisini hapseden, tehdit eden veya istismar eden kişiye karşı zamanla mantık dışı bir sadakat, sempati ve duygusal bağ geliştirdiği psikolojik tepki.
Camisole / Straitjacket
🔹 1. (camisole): Psikiyatri tarihinde ajite veya kendine zarar verme riski taşıyan hastaları fiziksel olarak sabitlemek için kullanılan kolları uzun ve bağlanabilir kısıtlayıcı gömlek. 🔹 2. (straitjacket): Psikiyatri hastanelerinde ve cezaevlerinde, bireylerin kendilerine veya başkalarına zarar vermesini engellemek amacıyla kollarını göğse bağlayarak hareket özgürlüğünü kısıtlayan kanvas giysi.
Strategic Family Therapy
Aile üyelerinin problemlerin kaynağına dair içgörü kazanmasını hedeflemek yerine, davranışsal değişimi tetikleyecek özgün ve pratik müdahalelerin uygulanmasına odaklanan bir aile terapisi yaklaşımıdır.
Strategic Therapy
Bireyin içsel psikodinamik süreçlerini analiz etmek yerine, sorunu sürdüren etkisiz döngüleri kırmaya ve hedefe yönelik davranışsal değişimler yaratmaya odaklanan kısa süreli bir müdahale yaklaşımıdır.
Stress-inoculation Training (SIT)
Bireylerin kademeli ve kontrollü stresörlere maruz bırakılarak psikolojik dayanıklılık ve başa çıkma becerileri geliştirmesini amaçlayan, dört aşamalı bir bilişsel davranışçı terapi programıdır.
Stress-buffering Theory
Sosyal desteğin, bireyleri stresin zararlı psikolojik ve fizyolojik etkilerinden koruyan yapısal bir kalkan işlevi gördüğünü öne süren kuramsal model.
Stress İmmunity
Duygusal zorlanmalara karşı yüksek düzeyde geliştirilmiş tolerans kapasitesi ve stresli durum veya olaylara karşı reaksiyon vermeme durumu.
Stress Training
Yüksek riskli meslek gruplarındaki bireylerin stres kaynaklarını anlamalarını ve simüle edilmiş ya da gerçek yaşam koşullarında başa çıkma stratejileri geliştirmelerini amaçlayan yapılandırılmış müdahale programları.
Stress Spillover
Bir bireyin yaşadığı stresin, aralarındaki etkileşim yoluyla doğrudan stres kaynağına maruz kalmayan partnerine veya aile üyesine geçerek onun da psikolojik ve fiziksel iyilik halini olumsuz etkilemesi olgusudur.
Stress Test
Bir bireyin kasıtlı olarak oluşturulmuş zorlu koşullar altındaki karmaşık görevleri yerine getirme kapasitesini değerlendiren inceleme.
Stress Tolerance
Bireyin baskı ve zorlanmalara direnebilme, stresli koşullar altında minimum kaygıyle ve işlevselliğini koruyarak hareket edebilme kapasitesi.
Stress İncontinence
Karın içi basıncını artıran öksürme, hapşırma veya fiziksel efor gibi durumlar sırasında mesane çıkış direncinin yetersiz kalması sonucu istemsiz idrar kaçırma durumu.
Transactional Model Of Stress And Coping
Stres tepkisini çevresel uyaran ile bireyin bilişsel değerlendirmeleri arasındaki sürekli ve karşılıklı bir işlem süreci olarak ele alan teorik çerçeve.
Stress Management
Bireylerin stres verici durumlarla başa çıkabilmesi ve stres durumunu düzenleyebilmesi amacıyla gevşeme eğitimi, nefes teknikleri ve bilişsel stratejiler gibi yöntemleri sistematik olarak kullanmasıdır.
Stress-decompensation Model
Yüksek düzeydeki kronik veya akut stresin, bireyin normal başa çıkma mekanizmalarını aşarak zamanla ilerleyici bir işlevsellik kaybına ve düzensiz davranış kalıplarına yol açmasını inceleyen teorik çerçeve.
Stress–vulnerability Model
Psikopatolojinin, genetik veya biyolojik yatkınlıkların çevresel stres faktörleriyle etkileşime girmesi sonucu ortaya çıktığını savunan multidisipliner teorik çerçeve.
SIT
Bireylerin gelecekteki stres etkenleriyle başa çıkabilme dirençlerini artırmak amacıyla bilişsel ve davranışsal becerileri kademeli olarak kazandıran psikoterapötik bir müdahale programıdır.
Stressor
Bireyde fiziksel ya da duygusal gerilime yol açan, uyum veya başa çıkma stratejileri gerektiren içsel ya da dışsal her türlü olay, güç veya koşul.
Stria Atrophica
Cildin dermis tabakasındaki kollajen ve elastin liflerinin gerilme veya hormonal baskı nedeniyle yırtılması sonucu meme, uyluk, karın ve kalça bölgelerinde beliren, başlangıçta morumsu ilerleyen dönemde beyazlaşan skarsı lezyonlar.
SCII
Bireylerin mesleki ilgi alanlarını, değerlerini ve tercihlerini ölçerek kariyer danışmanlığı ve yönlendirmesinde kullanılan standartlaştırılmış psikometrik bir envanterdir.
Stupor
Bireyin dış dünyaya karşı neredeyse tamamen tepkisiz kaldığı, dezoryante olduğu, konuşamadığı ve yalnızca şiddetli ağrılı uyaranlara minimal düzeyde yanıt verebildiği derin bir bilinç ve letarji bozukluğudur.
Sturge–weber Syndrome
Yüzde karakteristik porto şarabı lekeleri, leptomeningeal anjiyomlar, glokom ve fokal motor nöbetlerle karakterize konjenital nörokutanöz bir bozukluktur.
Subdelirious State
Tam gelişmiş bir delyum tablosunun habercisi olan; huzursuzluk, baş ağrısı, duyusal aşırı uyarılabilirlik ve duygusal istikrarsızlıkla karakterize prodromal nöropsikiyatrik durum.
Subfecundity
Bir bireyin veya çiftin biyolojik olarak üreme kapasitesinin normal popülasyon ortalamasının altında olması durumu.
Subjective Test
Değerlendirmesi kişisel yargılara, klinisyenin kanaatine veya standartlaştırılmamış kıstaslara dayanan, kesin doğru ya da yanlış yanıtların bulunmadığı ölçüm aracı.
Subcortical Dementia
Beynin kabuk altı (subkortikal) yapılarının hasar görmesi veya işlev bozukluğuyla ortaya çıkan; bilişsel yavaşlama, bellek kodlama güçlüğü ve duygu durum bozukluklarıyla karakterize nörokognitif sendrom.
Subcutaneous İnjection
İlacın veya sıvının, epidermis ve dermis katmanları geçilerek genellikle üst kol veya uyluk bölgesindeki gevşek bağ dokusu içeren subkutan tabakaya verilmesi işlemi.
Sublimaze
Fentanil sitratın intravenöz veya intramüsküler uygulamalar için geliştirilmiş tescilli ticari formülasyonudur.
Subnormal
Herhangi bir ölçülebilir parametrenin, özelliğin veya işlevsellik düzeyinin ortalamanın veya beklenen standartların altında kalma durumunu niteleyen sıfat.
Suboxone
Opioid kullanım bozukluğunun tedavisinde aşerme ve yoksunluk semptomlarını baskılamak amacıyla kullanılan buprenorfin ve nalokson kombinasyonunu içeren reçeteli ilaç.
Substitution Pharmacotherapy
Yasa dışı madde bağımlılığını, özellikle opioid kullanımını kontrol altına almak ve yoksunluk semptomlarını önlemek amacıyla yasal ve kontrollü farmakolojik ajanların reçete edilmesidir.
Subtherapeutic Dose
Bir ilacın, hedeflenen ana klinik etkiyi oluşturmak için yetersiz kalan ancak farklı ikincil etkiler doğurabilen düşük miktarıdır.
Subutex
Buprenorfin etkin maddesini içeren, özellikle opiyolit bağımlılığının tedavisinde ve yoksunluk semptomlarının yönetiminde kullanılan opioid parsiyel agonistidir.
Signature
Failin suç mahallinde bıraktığı, eylemin icrası için zorunlu olmayan ancak psikolojik tatmin sağlayan ve failin benzersiz kimliğine ya da motivasyonuna işaret eden ayırt edici simgesel kalıp.
Crime Control Model
Toplumsal düzenin korunmasını, kamu güvenliğini ve suçluların hızlıca yakalanıp cezalandırılmasını hukuki süreçlerin merkezine koyan adli yaklaşım.
Decriminalization
Daha önce cezai kovuşturmaya tabi olan eylemlere yönelik yasal yaptırımların hafifletilmesi veya tamamen kaldırılması süreci.
Criminal Profiling
Bir suçun işleniş biçimi, yeri ve kurbanın özellikleri (viktimoloji) analiz edilerek şüphelinin muhtemel kişilik ve davranış kalıplarını belirlemeye yarayan soruşturma tekniği.
Criminal Psychology
Suç işleyen bireylerin zihinsel süreçlerini, motivasyonlarını ve davranış kalıplarını inceleyen; adli sistemin değerlendirme, rehabilitasyon ve önleme süreçlerine bilimsel katkı sunan uzmanlık dalı.
Actus Reus
Suç teşkil eden bir suçun işlendiğini kanıtlamak için gereken ve suç kastı (mens rea) ile birleştiğinde suçu oluşturan yasadışı fiziksel eylem.
Chicken Pox / Varicella
🔹 1. (chicken pox): Varicella-zoster virüsünün neden olduğu, ateş, halsizlik ve deride kaşıntılı, sıvı dolu kabarcıklarla karakterize son derece bulaşıcı viral enfeksiyon. 🔹 2. (varicella): Varisella-zoster virüsünün (VZV) etken olduğu, deride kaşıntılı makülopapüler ve veziküler döküntülerle karakterize son derece bulaşıcı akut viral enfeksiyon.
GBMI
Sanığın işlediği suçtan sorumlu tutulurken, yargılama anında veya suç işlendiği sırada ciddi bir akıl hastalığından muzdarip olduğunu belirten yasal ve adli tıp statüsü.
Guilty But Mentally İll (GBMI)
Sanığın cezai ehliyetinin tam olduğu ancak suç işlendiği sırada bir ruhsal bozukluk yaşandığının mahkemece kabul edildiği, hapis cezasının öncelikle psikiyatrik bir kurumda infaz edilmesini öngören bir adli karar türüdür.
Criminal Psychopath
Yasalara ve toplumsal normlara karşı sürekli ve yineleyici ihlallerde bulunan, antisosyal kişilik bozukluğu özelliklerini barındıran birey.
Criminal Type
Genetik bir yatkınlık nedeniyle sürekli olarak yasa dışı ve suç teşkil eden eylemlerde bulunan bireyleri kategorize eden tarihsel sınıflandırma modeli.
Culpability / Delinquency / Guilt
🔹 1. (culpability): Bir bireyin eylemlerinden veya ihmallerinden ötürü ahlaki veya yasal olarak sorumlu tutulabilme ve yaptırıma tabi olma durumu. 🔹 2. (delinquency): Toplumsal kuralları, normları veya yasal düzenlemeleri ihlal eden davranış biçimi olup, sıklıkla çocuk ve ergenlerin uyumsuz ya da yasadışı eylemlerini tanımlamak için kullanılır. 🔹 3. (guilt): Ahlaki veya etik bir ihlalde bulunulduğuna dair acı veren bilişsel değerlendirme ve bu hatayı telafi etme dürtüsüyle karakterize öz-bilinçli bir duygu.
Guilty Knowledge Test
Suç mahalline ait gizli detayların bilinip bilinmediğini, şüphelinin otonom sinir sistemi tepkilerini ölçerek test eden bir yalan dedektörü yöntemi.
Sufentanil
Dengeli genel anestezinin idamesinde analjezik destek olarak kullanılan, opioid reseptörlerine bağlanan kısa etkili sentetik bir opioid.
Suggestion
Bir düşüncenin veya eylem planının, dolaylı ya da örtük yollarla başkalarının zihnine yerleştirilmesi ve kabul görmesinin sağlanması psikolojik süreci.
Suggestion Therapy
Sıkıntı veren semptomların doğrudan telkin ve güvence verilerek hafifletilmesini amaçlayan bir psikoterapi türüdür.
Sui Juris
Yasal kararlar alabilme ehliyetine ve tam medeni haklara sahip, tam zihinsel yetkinlikteki reşit birey durumu.
Succubus
Folklorik mitolojide uyuyan erkeklerle cinsel ilişkiye girdiği inancına dayanan dişi iblis veya kötü ruh.
Sukra Prameha
Sri Lanka kültürüne özgü bir kültüre bağımlı sendrom olup, idrarla birlikte semen kaybı yaşandığına dair yoğun anksiyete ve somatik yakınmalarla karakterizedir.
Sumatriptan
Migren ve küme baş ağrısı ataklarının akut tedavisinde kullanılan, selektif serotonin (5-HT1B/1D) reseptör agonisti sınıfından bir vazoaktif ilaçtır.
Sundown Syndrome
Özellikle demans hastalarında veya kurumsal bakım altındaki bireylerde, günün geç saatlerinde ortaya çıkan ajitasyon, konfüzyon ve psikolojik işlevsellikte düşüş eğilimi.
Supervalent Thought
Bireyin tek bir düşünce zincirine karşı gösterdiği aşırı düzeydeki zihinsel meşguliyet ve odaklanma halidir.
Superwoman Syndrome
Bir kadının çalışan, anne, ev hanımı ve eş gibi birden fazla tam zamanlı rolün sorumluluklarını aynı anda ve kusursuz bir şekilde yerine getirme çabasından doğan tükenmişlik ve rol çatışması durumu.
Suppository
Vücut sıcaklığında eriyerek veya çözünerek etken maddesini mukozaya salgılayan, rektal, vajinal veya üretral yolla uygulanan katı dozaj formu.
Chibih / Espanto / Pasmo / Susto
🔹 1. (chibih): Latin Amerika kültürüne özgü, genellikle korkutucu veya travmatik bir olay sonrasında ortaya çıkan somatik ve psikolojik belirtilerle karakterize kültüre özgü bir sendromdur. 🔹 2. (espanto): Latin Amerika kültürüne özgü, genellikle korkutucu veya travmatik bir olay sonrası ortaya çıkan, somatik ve ruhsal belirtilerle karakterize kültüre özgü bir sendromdur. 🔹 3. (pasmo): Latin Amerika kültürlerinde travmatik bir korku veya şok olayının ardından ortaya çıkan, somatik ve psikolojik belirtilerle karakterize kültürel bir sendromdur. 🔹 4. (susto): Latin Amerika kültürlerinde ve ABD'deki Latin popülasyonlarda görülen, ani bir korku olayının ardından ruhun bedeni terk ettiğine inanılmasıyla ortaya çıkan kültüre özgü bir sendromdur.
Subception
Bilinç düzeyine çıkmaksızın, bireyin benlik kavramıyla çelişen veya onu tehdit eden duygusal uyaranları ampirik olarak algılama ve buna tepki verme süreci.
Superego Sadism
Klasik psikanalitik teoride, süeregonun veya vicdanın yıkıcı, katı ve cezalandırıcı yönünü ifade eden; enerjisini İd'in ilkel saldırgan dürtülerinden alan klinik kavram.
Anectine / Succinylcholine
🔹 1. (Anectine): Hızlı başlangıçlı ve kısa etkili, depolarizan tipte bir nöromüsküler bloke edici ajan ve kas gevşeticidir. 🔹 2. (succinylcholine): Anestezi uygulamalarında ve elektrokonvülsif tedavide iskelet kaslarını geçici olarak gevşetmek amacıyla intravenöz yolla kullanılan, analjezi veya sedasyon etkisi bulunmayan nöromüsküler blokaj ajan.
Circumcision
Penisin prepus (sünnet derisi) kısmının cerrahi olarak çıkarılması işlemi; genellikle dini, kültürel veya tıbbi gerekçelerle bebeklik veya ilerleyen yaşlarda uygulanır.
Superego
Psikoanalitik kuramda kişiliğin ahlaki ve vicdani boyutunu oluşturan, ebeveyn ve toplumsal standartları içselleştiren yapı.
Superego Resistance
Psikanalitik teoride, süperego kaynaklı suçluluk duyguları ve cezalandırılma ihtiyacı nedeniyle hastanın iyileşmeye karşı gösterdiği bilinçdışı direnç türü.
Superego Anxiety
Psikanalitik kuramda, bilinçdışı süperego etkinliklerinin yol açtığı, bireyde yoğun suçluluk duyguları ve kefaret talepleri uyandıran içsel kaygı türü.
Superman
Friedrich Nietzsche'nin felsefesinde, geleneksel değerleri aşan, kendi değerlerini yaratan ve güç istencini olumlayan ideal insan tipi.
Supersensitivity
Nöronal reseptörlerin belirli bir nörotransmitter veya ilaç molekülüne karşı normalin çok üzerinde aşırı duyarlılık ve yanıt verme kapasitesi kazanması durumu.
Supervision
Kıdemli ve yetkin bir profesyonelin, bir görevin öğrenilmesi veya yürütülmesi sürecindeki uygulayıcıya sağladığı eleştirel değerlendirme, rehberlik ve gözetim süreci.
Suppression
Rahatsız edici düşünce ve deneyimleri bilinçli bir çabayla zihinden uzaklaştırma ya da kabul edilemeyen dürtü ve duyguların ifadesini kontrol edip engelleme süreci.
Maintaining Cause
Bir bireyin çevresinde yer alan ve uyumsuz ya da patolojik davranışların devam etmesini ve pekişmesini sağlayan etkenlerin bütünü.
Process Analysis
Psikoterapide terapist-danışan etkileşiminin incelenmesi, program değerlendirmede ise operasyonel iyileştirme amacıyla sistem unsurlarının analizi.
Process Research
Psikoterapide tedavi sonuçlarını etkileyen mekanizmaların, terapist-danışan etkileşimlerinin ve müdahale süreçlerinin incelenmesidir.
Process Study
Belirli bir faaliyetin veya müdahalenin sonucuna katkı sağlayan ve bu sonucu etkileyen mekanizmaları ile değişkenleri değerlendirmek amacıyla yürütülen her türlü ampirik araştırma.
Process Evaluation
Değerlendirme araştırmalarında, bir programın uygulama aşamasını yakından inceleyen, bulguları anlık olarak yöneticilere aktaran ve gerektiğinde eş zamanlı müdahalelere imkan tanımayan dahili bir denetim mekanizmasıdır.
Process Variable
Psikoterapi veya danışmanlık sürecinde, zaman içinde gelişimi etkileyen ve değişimi modifiye eden kişilerarası, duyuşsal, bilişsel veya davranışsal etkenlerin bütünü.
Process Experiential Psychotherapy
Danışanın andaki yaşantısına odaklanarak bilişsel ve duygusal işlemlerini kendi belirlediği hedefler doğrultusunda yapılandıran insan merkezli ekol.
Continuing Education
Yetişkinlerin daha önce kazandıkları mesleki becerileri, bilgi tabanını veya uzmanlık alanlarını güncellemelerini ve genişletmelerini sağlayan formel eğitim süreçlerinin bütünü.
Continuous Group
Üye alımının veya katılımcı dahil etme sürecinin zamansal olarak belirli bir başlangıç ve bitiş sınırına bağlı olmaksızın, esnek ve sürekli bir biçimde devam ettiği grup yapısı.
Continuing Medical Education (CME)
Hekimlerin mezuniyet sonrası dönemde mesleki bilgi, beceri ve klinik yetkinliklerini güncel tutmak ve geliştirmek amacıyla katıldıkları yapılandırılmış eğitim faaliyetleridir.
Constancy Principle / Principle Of Constancy
🔹 1. (constancy principle): Psişik güçlerin ve enerjinin kararlı veya dengeli bir durumda kalma ya da düşük enerji düzeyine dönme eğilimini ifade eden genel ilke. 🔹 2. (principle of constancy): Klasik psikanalitik teoride, zihinsel süreçlerin her zaman bir denge durumuna ve inorganik durumun kararlılığına ulaşma eğiliminde olduğunu savunan temel ilke.
Continuum Approach
Davranışların ve psikolojik durumların kategorik olarak birbirinden kesin çizgilerle ayrılmadığını, etkili işlevsellikteki normallikten şiddetli patolojiye kadar kesintisiz bir derecelenme gösterdiğini savunan metodolojik ve teorik bakış açısı.
Continuing Bond
Yas tutan bir bireyin, ölümün üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen kaybettiği kişiyle sürdürdüğü duygusal ve sembolik bağ.
Driver Training
Rehabilitasyon sürecinde, engelli bireylerin uyarlanmış kontrol mekanizmaları gibi yardımcı teknolojilerle donatılmış bir otomobili güvenle kullanabilmesi için verilen özel beceri kazandırma eğitimi.
Drift Hypothesis
Kentsel yoksulluk bölgelerinde şizofreni gibi ciddi ruhsal bozuklukların neden daha yüksek oranlarda görüldüğünü açıklayan; bireylerin hastalık öncesi prodromal dönemde işlevsellik kaybı yaşayarak alt sosyoekonomik katmanlara ve sosyal izolasyona doğru 'sürüklendiğini' öne süren model.
Swinging
Partnerlerin, karşılıklı rıza ve anlaşmaya dayalı olarak başka bireylerle veya çiftlerle cinsel ve sosyal deneyimler paylaşması.
Switching
Psikoterapide tartışma konusunun aniden değiştirilmesi veya disosiyatif kimlik bozukluğunda bir kişilik durumundan diğerine hızlı geçiş yapılması.
SWLS
Bireyin kendi yaşam kalitesini ve doyumunu öznel kriterlerine göre değerlendirdiği 5 maddeli, 7'li Likert tipi öz-bildirim ölçeğidir.
Symmetrel
Amantadin hidroklorürün orijinal ticari adı olup, dopaminerjik aktiviteyi artıran ve antiviral özellikler sergileyen bir farmasötik ajandır.
Symphorophilia
Afet veya felaket sahnelerini bizzat kurgulayıp yönetme ve sonrasında bunları izleyerek cinsel uyarılma ve doyum elde etme durumudur.
Symptom Checklist-90–revised (SCL-90–R)
Bireylerin psikolojik belirtilerini ve yaşadıkları sıkıntı düzeyini dokuz birincil boyut ile üç global endeks üzerinden değerlendiren, 90 maddeden oluşan standartlaştırılmış bir öz-bildirim envanteridir.
Synanon
1958 yılında Kaliforniya'da alkol ve madde bağımlılığı tedavisi için kurulan, sert yüzleşme teknikleri ve akran baskısına dayanan ancak zamanla otoriter bir kült yapısına dönüşerek feshedilen radikal rehabilitasyon programıdır.
Charlatan / Quack
🔹 1. (charlatan): Sahip olmadığı uzmanlık, bilgi veya becerilere sahipmiş gibi davranarak özellikle tıp ve parapsikoloji alanlarında bilinçli aldatma eylemi gerçekleştiren kimse. 🔹 2. (quack): Tıbbi veya ruh sağlığı alanında yetkinliği olmadığı hâlde sahte iddialarda bulunan, kanıta dayalı olmayan tanı ve tedavi yöntemleri uygulayan kişi.
Conditional Discharge
Bir psikiyatri merkezindeki hastanın, belirli yükümlülükler ve kısıtlamalara (düzenli kontrol veya farmakoterapi gibi) uyma koşuluyla taburcu edilmesi.
Network Effect
Bir bireyin çevresindeki kişilerarası etkileşimler ve ilişkiler ağının, o bireyde psikopatolojinin gelişimine olan etkisi.
Network Therapy
Bireysel veya aile terapisinde, yalnızca çekirdek ailenin değil; akrabaların, arkadaşların ve komşuların da duygusal destek ve mesleki fırsat kaynağı olarak sürece dâhil edildiği psikoterapi yaklaşımı.
Transparency
Kişilerarası ilişkilerde olumlu bir izlenim bırakma çabasını en aza indirerek açık olma durumu ve belirli sosyal ortamlarda görünmez hissetme veya fark edilmeme çabası.
Need For Affection
Bir bireyin diğer insanlarla olan ilişkilerinde yakınlık veya mesafe arzulama derecesi olup, yakın ilişkilerde somut olarak dokunulma, sarılma veya sözlü övgü alma isteğiyle kendini gösterir.
Tender Years Doctrine
Çocuk velayeti davalarında, gelişimin kritik erken yıllarında annenin bakım önceliğine sahip olması gerektiğini öngören hukuki ve hukuki-psikolojik varsayım.
Compassion Fatigue
Travmaya maruz kalan bireylere uzun süreli bakım veren ve yardım eden profesyonellerde görülen tükenmişlik ve kronik stres belirtileri tablosudur.
Lust Murder
Failin, cinsel bir partnerin öldürülmesi eyleminden veya sonrasındaki beden bütünlüğünün bozulmasından cinsel uyarılma ve tatmin elde ettiği ekstrem bir cinsel sadizm formudur.
Schema Therapy
Bilişsel davranışçı teknikleri derinlik odaklı ve duygu odaklı yaklaşımlarla harmanlayarak, erken dönem yaşantılardan kaynaklanan kökleşmiş işlevsiz inanç kalıplarını değiştirmeyi amaçlayan bütüncül bir psikoterapi modelidir.
Devil’s Trumpet
Tropikal ve subtropikal bölgelerde yetişen, antikoriner alkaloidler içeren ve halüsinojenik etkilere sahip Datura cinsine ait zehirli bir bitki türünü ifade eder.
Demonic Possession
Kötü bir ruhun veya iblisin bir bireyin bedenini ve zihnini istila ederek davranışları kontrol etmesi ve çeşitli psikolojik ya da fiziksel rahatsızlıklar üretmesi inancı.
Violence
Kişilere veya mülkiyete zarar verme kastıyla fiziksel güç veya baskı uygulama durumu.
Cycle Of Violence
Yakın partner şiddetinde görülen ve balayı, gerginlik birikimi ve şiddet aşamalarından oluşan, zamanla tekrarlayan ve tırmanan davranışsal model.
Battered Women
Partnerleri, eşleri veya akrabaları tarafından fiziksel, cinsel, psikolojik ya da diğer kötü muamele biçimlerine maruz kalan kadınları tanımlayan klinik ve sosyolojik terim.
Severe Acute Respiratory Syndrome (SARS)
SARS-CoV koronavirüsünün neden olduğu; yüksek ateş, kas ağrısı ve pnömoni ile karakterize, yüksek bulaç oranına sahip akut solunum yolu hastalığı.
Severe Mental Retardation
Geçmişte IQ skorları 20 ile 34 arasında olan bireyleri tanımlamak için kullanılan, günümüzde ise yerini 'şiddetli zihinsel yetersizlik' terimine bırakan klinik bir sınıflandırmadır.
Healing Group
Üyelerinin zihinsel, duygulasal ve interpersonal refahını artırmak amacıyla oluşturulmuş her türlü yapılandırılmış veya yapılandırılmamış destek kümesidir.
Poetry Therapy
Bireylerin duygusal ifadeyi kolaylaştırmak, iyileşmeyi ve kişisel gelişimi desteklemek amacıyla şiir okuma ya da yazma süreçlerini kullandığı bir bibliyoterapi biçimi.
Present State Examination (PSE)
İşlevsel psikozların akut evrelerinde görülen geniş bir semptom yelpazesini değerlendirmek üzere geliştirilmiş, yaklaşık 400 maddeden oluşan yapılandırılmış klinik görüşme aracıdır.
Shinkeishitsu
Obsesyonlar, mükemmeliyetçilik, ambivalans, sosyal içe çekilme, kronik yorgunluk ve hipokondriyazis ile karakterize, Japonya'ya özgü kültüre bağlı sendrom.
Schizo- (schiz-)
Bölünme, yarılma veya yarık durumunu belirten, özellikle psikopatoloji terminolojisinde zihinsel süreçlerin parçalanmasını ifade etmek için kullanılan birleştirici ön ek.
Schizoaffective Disorder
Şizofreninin karakteristik psikotik belirtileri ile majör depresyon veya mani gibi duygudurum epizodlarının eş zamanlı ya da ardışık olarak görüldüğü, iki haftalık psikoz-safhalarıyla karakterize psikiyatrik bir tablodur.
Schizophrenia
Düşünce, duygu ve davranış alanlarında belirgin disintegrasyon, gerçeği değerlendirme yetisinde kayıp ve işlevsellik düşüşüyle karakterize kronik psikotik bozukluk.
Schizophrenia Patient Outcomes Research Team (PORT)
1992 yılında şizofreni tedavisini ve yönetimini optimize etmek amacıyla kurulan, kanıta dayalı 15 klinik öneri geliştiren çığır açıcı araştırma konsorsiyumu.
Postschizophrenic Depression
Akut bir şizofreni atağının hemen ardından ortaya çıkan, depresif belirtilerle karakterize klinik tablo.
Phillips Rating Scale Of Premorbid Adjustment İn Schizophrenia
Şizofreni tanısı almış bireylerin klinik tablosu ortaya çıkmadan önceki sosyal, akademik ve cinsel işlevsellik düzeylerini geriye dönük vaka öyküleriyle değerlendirerek prognozu yordayan yapılandırılmış bir derecelendirme yöntemidir.
Schizophreniform Disorder
Şizofreni ile birebir aynı klinik belirti paternini gösteren, ancak süresi 1 aydan uzun ve 6 aydan kısa süren psikotik tablodur.
Schizophreniform Psychosis
Nükleer şizofreni belirtilerinin görüldüğü, ancak ani başlangıçlı, tetikleyici bir olaya bağlı gelişen, premorbid uyumu iyi ve tam işlevselliğe dönüş olasılığı yüksek olan bir psikotik bozukluk türüdür.
Schizophrenic Episode
Bir bireyin hallüsinasyonlar, sanrılar, dağınık düşünce yapısı ve duygusal tepkisizlik gibi belirgin şizofreni semptomlarını yoğun bir şekilde sergilediği klinik durum.
Schizophrenic Thinking
Şizofreninin pozitif belirtisi olarak çağrışımlarda gevşeme, negatif belirtisi olarak ise düşünce yavaşlaması ile karakterize, belirgin ve yaygın düşünce bozukluğudur.
Schizophrenic Reaction
Adolf Meyer tarafından 1911 civarında ortaya atılan, şizofreni benzeri uyum bozucu bozuklukların psikososyal stresörlere karşı gelişen bir tepki olduğunu savunan, güncelliğini yitirmiş tarihi bir klinik tanı.
Schizophrenogenic
Şizofreninin ortaya çıkışına veya gelişimine neden olduğu ya da katkıda bulunduğu düşünülen etkenleri veya çevresel dinamikleri nitelendiren terim.
Schizophrenogenic Mother
1940'lar ve 50'lerde çocuklarında şizofreni gelişimine doğrudan neden olduğu iddia edilen; soğuk, reddedici, aynı zamanda aşırı korumacı ve çelişkili ebeveynlik özelliklerine sahip olduğu öne sürülen psikanalitik anne arketipi.
Schizoid
Şizofreninin daha hafif, içgörü gerektirmeyen ve duygulanım yoksunluğu, sosyal pasiflikle kendini gösteren özelliklerini tanımlayan sıfat.
Schizoid Phenomena
Nesne ilişkileri kuramında, bireyin terk edilme veya yutulma korkularıyla sosyal ilişkilerden fantezi dünyasına çekilmesi ve aynı zamanda dış dünyaya karşı derin bir bağ kurma arzu ve açlığı hissetmesi durumu.
Schizoid Personality Disorder
Sosyal ilişkilerden sürekli kaçınma, duygusal dışavurumda kısıtlılık ve yakın ilişki kurma arzusunun yokluğuyla karakterize kronik kişilik bozukluğu.
Schizoid–manic State
Manik coşku ile şizofrenik taşkınlık ve duygulanımsal kopuş unsurlarını aynı anda barındıran karmaşık psikotik durum.
Schizoidism
Bireyin çevresinden belirgin bir şekilde kopması, sosyal izolasyon, sessizlik ve psikik yatırımların yalnızca iç dünyaya yöneltilmesiyle karakterize karmaşık davranışsal özellikler kümesidir.
Schizomania
Şizoid kişilik özellikleri ile manik taşkınlık tablosunun aynı anda gözlendiği psikiyatrik durumu ifade eder.
Schizotaxia
Şizofreninin ortaya çıkması için gerekli olan, genetik temelli nörolojik yatkınlık ve hassasiyet durumu.
Schizotypal Personality Disorder
Şizofreninin tipik şiddetine ulaşmayan; bilişsel ve algısal çarpıtmalar, büyüsel düşünceler, tuhaf davranışlar ve derin sosyal izolasyonla karakterize kronik bir kişilik bozukluğudur.
Schizotypy
Şizofreninin hafif düzeydeki pozitif ve negatif belirtilerini içeren, süreklilik arz eden bir kişilik organizasyonu ve yatkınlık biçimidir.
Shock
Fizyolojik sistemlerin ani bir travma, kan kaybı veya elektriksel uyarı nedeniyle işlevsel çöküş yaşaması ve denge kaybı durumu.
Shock Probation
Suçlunun kısa bir süre cezaevinde tutulduktan sonra, hapisliğin yarattığı caydırıcı şok etkisinden yararlanarak tahliye edilip denetimli serbestliğe tabi tutulduğu cezai yaptırım yöntemi.
Shock Therapy
Şiddetli ruhsal bozuklukların tedavisinde, merkezi sinir sistemini uyararak bilinç kaybı veya konvülsiyon oluşturmak amacıyla ilaç veya elektrik akımı uygulanması.
Doubt
Bir kişi, durum ya da benliğin kendisine yönelik güven eksikliği ve emin olamama halini barındıran, genellikle güçlü bir duygusal bileşene sahip bilişsel belirsizlik.
Suspicious Jealousy
Partnerin herhangi bir kusuru veya ihaneti olmamasına ve nesnel bir temel bulunmamasına rağmen, değerli bir ilişkinin bir rakibe kaybedileceği yönündeki yersiz korku ve kuruntular.
T Data
Bireylerin biçimsel bilimsel ölçümler ve nesnel testler aracılığıyla elde edilen performans veya tepki bilgileri.
Tabanka (tabanca)
Trinidad kültürüne özgü, genellikle cinsel bir partnerin veya eşin terk etmesi sonucu ortaya çıkan ve majör depresyon benzeri ağır psikolojik belirtilerle karakterize kültüre özgü bir sendrom.
Subjection / Subordination
🔹 1. (subjection): Bir bireyin, hükümetin veya otoritenin baskısı altında kontrolü kaybetme ve boyun eğme durumu. 🔹 2. (subordination): Bir unsuru daha düşük bir dereceye, kategoriye veya gruba yerleştirme durumu; başkalarına bağımlı ve daha az önemli görülme hali.
Discharge Rate
Belirli bir zaman zarfında hastane veya benzeri bir sağlık kurumundan taburcu edilen hasta sayısının, aynı dönemde kabul edilen hasta sayısına oranıdır.
Discharge Planning
Bir bireyin hastane veya yataklı tedavi kurumundan toplum yaşamına güvenli ve kesintisiz geçişini sağlamak amacıyla yapılandırılmış sistematik hazırlık süreci.
Discharge Procedure
Yatarak tedavi gören bir hastanın klinik ortamdan tabur edilerek topluma yeniden entegre edilmesini sağlayan yapılandırılmış süreçtir.
Aftercare
Yatarak tedavi kurumlarından taburcu edilen bireylerin topluma uyum sağlamasını, kazanılan klinik ilerlemenin korunmasını ve nükslerin önlenmesini amaçlayan organize ayaktan destek programı.
Taphophilia
Mezarlara, mezar taşlarına ve ölümle ilgili ritüellere duyulan alışılagelmemiş, yoğun ilgi ve çekim durumu.
Arbitration
Taraflar arasındaki uyuşmazlıkların bağımsız ve tarafsız bir hakem veya kurul tarafından, bağlayıcı bir kararla çözüldüğü alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir.
Taijin Kyofusho
Bireyin bedeninin, görünümünün, kokusunun veya hareketlerinin başkalarını rahatsız edeceği, utandıracağı ya da rencide edeceği yönünde yoğun bir kaygı ve kaçınma ile karakterize kültüre özgü bir psikopatolojidir.
Obsession
Bireyin istem dışı zihnine giren, yoğun kaygı ve rahatsızlık yaratan, benlikle uyumsuz (ego-distonik) ısrarcı düşünce, dürtü veya imaj.
Tachyphylaxis
Bir ilacın ardışık dozlarının tekrarlanan uygulamalarına karşı organizmanın geliştirdiği akut, hızlı ve ilerleyici duyarsızlaşma veya yanıt azalması durumu.
Follow-up Counseling
Terapötik sürecin tamamlanmasının veya ara verilmesinin ardından, danışanın gelişimini izlemek ve kalıcılığı desteklemek amacıyla yürütülen yapılandırılmış değerlendirme ve destek seansları.
Persecution Delusional Disorder
Bireyin başkaları tarafından sürekli olarak komplo kurulduğuna, izlendiğine, aldatıldığına veya zarar göreceğine dair mantık dışı, sarsılmaz bir inanca sahip olduğu klinik bir tablodur.
Tachypsychia
Zihinsel süreçlerin ve düşünce akışının olağandışı bir hız kazanması sonucu, bireyin zaman algısının belirgin şekilde bozulması ve dış dünyanın çok yavaş akıyormuş gibi algılanması durumu.
Tachisme
Sanat terimi olarak aksiyon resmine (action painting) eşdeğer, bilinçdışı dürtülerin tuvale spontane lekeler ve fırça darbeleriyle aktarıldığı yaklaşım.
Taxonomy
Nesnelerin, olguların veya kavramların hiyerarşik veya mantıksal gruplar halinde organize edilmesini sağlayan sınıflandırma bilimi ve şemasıdır.
Rhythm Method
Kadının adet döngüsünde ovulasyonun (yumurtlama) gerçekleşme olasılığının en yüksek olduğu günlerde cinsel ilişkiden kaçınmayı içeren bir doğal doğum kontrol tekniğidir.
Nondemand Pleasuring
Cinsel uyarılma veya cinsel birleşme beklentisi olmaksızın, yalnızca tensel zevk ve temas amacıyla eşin bedenini okşama pratiğidir.
Demand Reduction
Madde bağımlılığı potansiyeli taşıyan tütün, alkol ve yasadışı maddelerin kullanımını, toplumsal düzeyde eğitim, farkındalık kampanyaları ve yasal düzenlemeler yoluyla bireylerin tüketim iştahını düşürerek önlemeyi amaçlayan halk sağlığı yaklaşımı.
Claims Review
Tıbbi veya ruh sağlığı hizmetleri için sunulan bir ödeme talebinin uygunluğunun, gerekliliğinin ve maliyet tutarlılığının sistematik olarak değerlendirilmesi.
Demand–withdraw Pattern
Bir partnerin eleştiri, talep veya değişim çağrısıyla başlattığı, diğer partnerin ise savunmaya geçerek, konuyu değiştirerek veya fiziksel/duygusal olarak uzaklaşarak karşılık verdiği işlevsiz iletişim döngüsüdür.
Demandment
Bireyin kendi istek, arzu ve hedeflerini esnek olmayan, mutlak zorunluluklara dönüştürdüğü, sıklıkla öz-yıkıcı sonuçlar doğuran bilinçdışı veya yarı-bilinçli imperatif yapıdır.
Demandingness
Bireyin başkalarından sürekli ve aşırı düzeyde ilgi, yardım ya da tavsiye talep etmesiyle karakterize edilen davranışsal yönelim.
Thalidomide
Geçmişte gebelikte bulantı tedavisinde kullanılan ancak teratojenik etkileri nedeniyle yasaklanan, günümüzde ise belirli kanser türleri ve inflamatuar dermatolojik durumlarda sıkı kontrol altında kullanılan immünosupresan bir ajandır.
Talipes
Doğuştan ya da gelişimsel süreçte ayağın ve ayak bileğinin normal anatomik hizasından saparak çeşitli yönlerde bükülmesiyle karakterize deformite.
Talion
Misilleme esasına dayanan, özellikle yapılan bir haksızlığın veya suçun aynısıyla cezalandırılması gerektiği ilkesi.
Fully Functioning Person
Carl Rogers'ın danışan merkezli terapisinde tanımlanan; potansiyelini tam olarak kullanan, deneyime açık ve varoluşsal bir yaşam süren sağlıklı kişilik yapısına sahip insan.
Complementary And Alternative Medicine (CAM)
Konvansiyonel Batı tıbbının uygulama alanı dışında kalan, akupunktur, meditasyon, homeopati ve bitkisel takviyeler gibi geniş bir terapi ve sağlık bakım sistemleri yelpazesi.
Tamoxifen
Östrojen reseptörleri üzerinden etki gösteren, meme kanseri tedavisinde yaygın olarak kullanılan seçici bir östrojen reseptör modülatörüdür (SERM).
Buffering
Bireyin sosyal destek ağları vasıtasıyla stresli yaşam deneyimlerinin zararlı etkilerine karşı korunması veya organizasyonel süreçlerin dışsal belirsizliklerden yalıtılması.
Thanatophobia
Ölüm veya ölüş sürecine karşı duyulan, işlevselliği bozacak düzeyde kalıcı ve irrasyonel korku.
Thanatology
Ölüm, ölmek ve yas süreçleriyle ilgili davranışların, düşüncelerin, duyguların ve toplumsal olguların bilimsel incelemesidir.
Tandem Therapy
Evlilik ve çift terapisinde, terapistin her bir eşle ayrı ayrı bireysel seanslar yürütme pratikidir.
Diagnosis (dx)
Bir hastalığın, bozukluğun veya patolojik durumun belirti ve bulgular aracılığıyla, standart değerlendirme teknikleri kullanılarak belirlenmesi ve sınıflandırılması süreci.
Drgs
Hastanelerin sunduğu hizmetleri ve maliyetleri standardize etmek amacıyla hastaları klinik özelliklerine ve kaynak kullanımına göre sınıflandıran hasta sınıflandırma sistemi.
Diagnostic Center
Fiziksel veya psikolojik bozuklukların nedenini belirlemek ve hastanın durumunu değerlendirmek amacıyla uzman personel ve laboratuvar donanımıyla yapılandırılmış sağlık tesisi.
Acquaintance Rape
Mağdurun faili tanıdığı (arkadaş, iş arkadaşı, aile üyesi veya romantik partner) durumlarda gerçekleşen cinsel saldırı.
Eyewitness Memory
Bir bireyin bizzat gördüğü veya deneyimlediği, genellikle bir suç ya da kaza gibi kritik olaylara dair epizodik bellek kayıtlarıdır.
Testimony
Bir bireyin yemin altında mahkemeye veya resmi makamlara sunduğu sözlü ya da yazılı kanıt niteliğindeki beyan.
Diagnostic Adaptive Behavior Scale (DABS)
Günlük işlevsellik için gereken kavramsal, sosyal ve pratik becerileri ölçen, zihinsel gelişim bozukluğu tanısında kritik öneme sahip standardize edilmiş klinik değerlendirme aracı.
Diagnostic Formulation
Hastanın tüm öyküsünün, semptomlarının ve klinik bulgularının bireyselleştirilmiş, bütüncül bir bağlamda sentezlenerek açıklanması ve tedavi planına dönüştürülmesidir.
Diagnostic Overshadowing
Çoklu engelliliğe veya bilinen birincil bir tanıya sahip bireylerde, ortaya çıkan yeni semptomların mevcut birincil duruma yorulması nedeniyle eşlik eden ek bir bozukluğun gözden kaçırılması.
Diagnostic İnterview
Bir ruh sağlığı uzmanının, hastanın başvuru şikayetlerini, mevcut yaşam koşullarını ve geçmiş öyküsünü inceleyerek tanı, prognoz ve tedavi planı oluşturmasını sağlayan yapılandırılmış ya da yarı yapılandırılmış klinik değerlendirme sürecidir.
Diagnostic Interview Schedule (DIS)
Bireylerin geçmiş ve mevcut psikiyatrik bozukluk belirtilerini nesnel bir şekilde değerlendirmek için geliştirilmiş, minimum klinik yargı gerektiren yapılandırılmış görüşme aracı.
Diagnostic Prescriptive Education
Engelli çocuklara yönelik sınıf içi öğretimin etkinliğinin, öğretmenin öğrencilerin yetersizliklerini derinlemesine anlamasına ve buna dayalı bireyselleştirilmiş müfredat tasarlamasına bağlı olduğunu savunan eğitim ve klinik psikoloji yaklaşımı.
Diagnostic Test
Bir bireyin fiziksel, zihinsel veya davranışsal sorunlarının doğasını ve kaynağını ortaya çıkarmaya yardımcı olan her türlü muayene veya değerlendirme ölçümüdür.
Diagnosis-related Groups (drgs)
Yatan hasta maliyetlerini standardize etmek ve sağlık hizmeti sağlayıcılarına yapılacak geri ödemeleri düzenlemek amacıyla hastaları tanı, yaş, cinsiyet ve tıbbi prosedürlere göre kategorize eden hastane sınıflandırma sistemidir.
Tantric Sex
Taoist ve Doğu felsefi sistemlerine dayanan, cinsel aktiviteyi meditasyon ve enerji yönetimi aracı olarak kullanan bütüncül bir yaklaşım.
Tantrum
Genellikle çocuklarda görülen ancak duygusal regülasyon kapasitesinin zorlandığı durumlarda her yaşta ortaya çıkabilen; ağlama, çığlık atma, tepinme ve fiziksel saldırganlıkla karakterize şiddetli öfke ve duygu durum patlaması.
Taractan
Klorprotiksen etken maddesinin ticarî adı olan Taractan, tipik antipsikotikler sınıfına ait bir farmasötik ajandır.
Neutrality
Bir profesyonelin, özellikle psikoterapistin, danışanın değerleri veya eylemleri hakkında yargıdan kaçınarak tarafsız, mesafeli ve yönlendirici olmayan bir duruş sergilemesi.
Screening
Bir hastalık, risk faktörü veya belirli bir nitelik açısından birey veya popülasyonları değerlendirmek amacıyla kullanılan sistematik ön inceleme prosedürü.
Screening Test
Belirli bir özelliğe, hastalığa veya klinik duruma sahip bireyleri genel popülasyondan hızla ayırmak amacıyla tasarlanmış kısa ve duyarlı değerlendirme prosedürü.
Screening Audiometry
Sabit şiddetli ton veya tonlar kullanılarak işitme hassasiyetinin büyük gruplar halinde hızlı bir şekilde ölçülmesini sağlayan tarama yöntemi.
Tarasoff Decision
Ruh sağlığı uzmanlarının, danışanlarının üçüncü bir şahsa yönelik açık ve yakın bir tehlike oluşturduğunu bildikleri veya bilmeleri gerektiği durumlarda gizlilik ilkesini ihlal ederek potansiyel kurbanı uyarma ve koruma yükümlülüğünü doğuran mahkeme kararı.
Tardive
Kronik farmakolojik veya çevresel etkenlere bağlı olarak, bir hastalığın veya semptomun uzun süreli maruziyet sonrasında gecikmeli biçimde ortaya çıkışını tanımlayan klinik sıfattır.
Tardive Dyskinesia
Uzun süreli antipsikotik ilaç kullanımına ikincil olarak gelişen, özellikle orofasiyal bölgede ve ekstremitelerde ortaya çıkan istemsiz, ritmik ve stereotipik hareket bozukluğudur.
Historical Analysis
Mevcut veya gelecekteki olgu ve davranışları anlamlandırmak amacıyla geçmiş olayların sistematik bir biçimde incelenmesi ve değerlendirilmesidir.
Ahistorical
Davranışları veya olguları geçmişteki kökenlerinden bağımsız olarak, yalnızca güncel ve anlık etkenler temelinde inceleyen perspektif.
Designer Drug
Mevcut yasal kısıtlamaları ve standart tarama testlerini atlatmak amacıyla, yasaklı maddelerin kimyasal yapısının değiştirilmesiyle laboratuvarlarda sentezlenen yepyeni psikoaktif bileşiklerdir.
Flooding
Bireyin anksiyete üreten bir uyaranla veya durumla, herhangi bir kaçınma veya rahatlatma girişimi olmaksızın, doğrudan ve maksimum yoğunlukta maruz bırakıldığı bir davranış terapisi tekniğidir.
Gestational Surrogate
Başka bir çiftin in vitro fertilizasyon (IVF) yöntemiyle elde edilen embriyosunu rahminde taşıyarak doğuran kadın.
Taste / TAT
🔹 1. (taste): Sıvı içinde çözünen moleküllerin dildeki ve ağız boşluğundaki tat reseptörleri tarafından algılanmasını sağlayan temel duyusal sistem. 🔹 2. (TAT): Bireylerin belirsiz görsellere karşı ürettikleri hikayeler aracılığıyla bilinçdışı dürtülerini, çatışmalarını ve kişilik özelliklerini ortaya çıkarmayı amaçlayan projektif bir psikolojik testtir.
Holiday Syndrome
Başlıca tatil ve bayram dönemlerinde ortaya çıkan; üzüntü, kaygı, karamsarlık ve bazen şiddetli depresyon ile seyreden psikolojik durum.
Tavistock Clinic
1919 yılında Londra'da kurulan, psikoanalitik yaklaşım ve çocuk gelişimi odaklı hizmet veren, Birleşik Krallık'ın en köklü ve öncü klinik ruh sağlığı merkezlerinden biridir.
Advice Giving
Terapistin danışana değerlendirmesi için alternatifler veya seçenekler sunduğu bir danışmanlık tekniğidir.
Taylor Manifest Anxiety Scale
Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri'nden (MMPI) türetilen, bireylerin kronik anksiyete düzeylerini 'doğru' veya 'yanlış' formatındaki 50 maddelik öz-bildirimle ölçen psikometrik araç.
Compensatory Damages
Hukuki bir kusur veya ihlal sonucunda zarar gören tarafın, zarara uğramadan önceki maddi ve manevi refah düzeyine geri döndürülmesi amacıyla hükmedilen parasal telafi ödemesidir.
İndemnity Plan
Sigortacının, sağlık hizmeti alındıktan sonra masrafları geri ödediği; katılımcılara hekim ve sağlık kuruluşu seçme konusunda geniş özgürlük tanınan bir sağlık sigortası sistemi.
TCA
Nöronal geri alım mekanizmalarını inhibe ederek sinaptik aralıktaki norepinefrin ve serotonin konsantrasyonlarını artıran üç halkalı yapıya sahip geleneksel bir antidepresan sınıfı.
TCI
Bireylerin kalıtımsal mizaç özelliklerini ve sonradan kazanılan karakter olgunluğunu biyopsikososyal bir model çerçevesinde değerlendiren psikometrik envanter.
TDD
İşitme veya konuşma bozukluğu olan bireylerin telefon hatları üzerinden yazılı iletişim kurmasını sağlayan elektronik terminal cihazı.
Rape
Bir bireyin rızası olmaksızın, fiziksel kuvvet, tehdit, zorlama veya rıza veremeyecek durumda olmasından yararlanarak gerçekleştirilen oral, anal ya da vajinal penetrasyonu içeren en ağır cinsel saldırı biçimi.
Rape Counseling
Cinsel saldırı ve tecavüz mağdurları ile yakınlarına, travma sonrası stres tepkileriyle başa çıkabilmeleri için sağlanan uzmanlaşmış psikolojik rehberlik ve kriz müdahale hizmetidir.
Rape-trauma Syndrome
Cinsel saldırıya maruz kalan bireylerin deneyimlediği, travma sonrası stres bozukluğu ile örtüşen ve somatik, psikolojik ile davranışsal belirtiler kümesi.
Technostress
Bireylerin bilgi ve iletişim teknolojilerini (İİT) kullanırken yaşadıkları, sürekli bilgi akışı ve dijital ortamlara uyum sağlama zorluğundan kaynaklanan bir mesleki stres biçimidir.
Treatment
Patolojik bir durumu hafifletmek amacıyla uygulanan farmakolojik, cerrahi veya psikoterapötik girişimler bütünü ve deneysel tasarımlarda manipülasyona maruz kalan grubun deney koşulu.
Treatment-seeking Behavior
Bir bireyin ruhsal veya fiziksel işlevselliğini artırmak ya da mevcut bir bozukluğu gidermek amacıyla aktif bir şekilde profesyonel sağlık yardımı talep etme süreci.
Treatment Trial
Deneysel bir müdahalenin etkinliğini, olası yan etkilerini ve gelecekteki kullanım potansiyelini değerlendirmek üzere tasarlanmış sistematik araştırma çalışmasıdır.
Treatment Audit
Sağlık hizmetlerinde sunulan bakım kalitesini yapı, süreç ve sonuç bileşenleri üzerinden sistematik ve döngüsel olarak değerlendiren bir kalite güvence prosedürüdür.
Treatment Resistance
Bir hastalığın standart tıbbi veya psikolojik müdahalelere anlamlı yanıt vermemesi ya da bireyin tedavi süreçlerine ve terapötik rejime bilinçli/bilinçdışı düzeyde direnç göstermesidir.
Duration Of Untreated İllness
Bir patolojinin veya klinik tablonun ilk semptom başlangıcı ile ilk profesyonel farmakolojik ya da psikoterapötik müdahalenin gerçekleştirildiği ana kadar geçen zaman dilimi.
Treatment Effectiveness Evaluation
Psikoterapi veya tıbbi müdahalelerin başarısının, önceden belirlenmiş hedefler veya ampirik ölçütler doğrultusunda sistematik olarak incelenmesi ve ölçülmesidir.
Treatment Validity
Bir psikometrik ölçüm aracının veya değerlendirme yönteminin, belirli bir müdahaleden veya tedaviden fayda görecek bireyleri doğru bir şekilde belirleme derecesi.
Treatment Facility
Fiziksel veya ruhsal bozukluklar için kısa ya da uzun vadeli terapatik hizmetler sunan yapılandırılmış sağlık ve bakım kuruluşu.
Right To Treatment
Kronik veya kalıcı rahatsızlıkları bulunan bireylerin, gereksinimlerine uygun nitelikli bakım ve tedavi hizmetine yasal olarak erişebilmesini güvence altına alan temel hasta hakkıdır.
Treatment Plan
Klinik değerlendirme tamamlandıktan sonra terapist veya danışman tarafından tasarlanan, hastaya özgü önerilen müdahale adımları bütünü.
Treatment Protocol
Bir psikoterapi sisteminde veya klinik müdahalede izlenecek resmi, yapılandırılmış prosedürlerin bütünü.
Posttreatment Follow-up
Psikoterapi veya tıbbi müdahale almış bireylerin ilerlemesini izlemek ve terapötik kazançların kalıcılığını değerlendirmek amacıyla yürütülen periyodik klinik ve ampirik değerlendirme süreci.
Treatment Outcome Research
Psikoterapi ve tıbbi müdahalelerin etkililiğini değerlendirmek ve bu müdahalelerin değişim yaratan mekanizmalarını incelemek amacıyla yürütülen ampirik çalışmalar bütünü.
Treatment Process Research
Klinik müdahalelerin davranış değişikliği mekanizmalarını nasıl aktive ettiğini inceleyen ampirik araştırma dalı.
Treatment Bias
Hastanın demografik özelliklerinin, uygulayıcının müdahale tercihlerinin veya hastanın sağlayıcıya atfettiği aşırı olumlu algının klinik karar süreçlerini sistematik olarak saptırması durumu.
Treatment Withholding
Hastanın nihai bir iyileşme veya semptomların kısa vadeli hafifletilmesi açısından hiçbir fayda sağlamayan tıbbi bir müdahalenin başlatılmaması veya uygulanmaktan kaçınılması durumu.
Adherence
Bir bireyin, sağlık hizmeti sağlayıcısı tarafından önerilen ilaç tedavisi ve diğer tıbbi yönergelere bilinçli ve istekli bir şekilde uyması durumu.
Treatment Refusal
Bir hastanın veya danışanın, önerilen tıbbi ya da psikolojik müdahaleyi kabul etme yönündeki isteksizliği veya kararlı reddi.
Right To Refuse Treatment
Hastaların, potansiyel olarak tehlikeli, müdahaleci veya yarar sağlamayacağı düşünülen tıbbi ve psikiyatrik müdahaleleri reddetme yönündeki yasal ve etik otonomi hakkı.
Tegretol
Karbamazepin için kullanılan, başta epilepsi ve bipolar bozukluk olmak üzere nörolojik ve psikiyatrik durumların tedavisinde reçete edilen bir ticari ilaç adı.
Tangentiality
Bireyin, sorulan sorulara ya da ana temaya mantıksal olarak ilgili ancak giderek uzaklaşan yan konularla yanıt vermesi ve hiçbir zaman asıl sonuca ulaşamamasıyla karakterize bir düşünce biçimi bozukluğu.
Hazard Rate
Belirli bir zaman kesitinde, o ana kadar hayatta kalmış veya olayı tecrübe etmemiş bir bireyin, ilgili olayı (nüks, ölüm, iyileşme vb.) o an deneyimleme olasılığının anlık göstergesidir.
Dangerousness
Bireyin kendisine veya başkalarına fiziksel ya da psikolojik zarar verme olasılığının yüksek olduğu, çevresel ve kişisel güvenlik tehdidi yaratan klinik ve adli durum.
Tangential Speech
Bireyin konuşma esnasında sürekli olarak orijinal konudan uzaklaşması ve hiçbir zaman ana merkeze geri dönememesiyle karakterize iletişim bozukluğu.
Single-episode Depression
Bireyin geçmişinde başka bir majör depresif atak öyküsü bulunmayan, ilk ve tek depresif dönemi yaşamasını ifade eden klinik tanıdır.
Single Parent
Bir çocuğun bakımını, yetiştirilmesini ve gelişimsel sorumluluğunu herhangi bir eş veya partner desteği olmaksızın tek başına üstlenen birey.
Single-gene Disorder
Tek bir mutasyona uğramış genin doğrudan neden olduğu, genellikle metabolik veya doku sentezi kusurlarıyla kendini gösteren kalıtımsal hastalık veya durum.
One-person Psychology
Klasik psikanalizde hastanın içsel yaşamına odaklanan ve analisti hastanın dinamiklerinin objektif bir gözlemcisi olarak konumlandıran teorik çerçeve.
Single-session Therapy (SST)
Danışanın tercihi veya müdahale türünün gereği olarak, tek bir buluşma ile sonlandırılan ve danışanın mevcut işlevselliğini artırmayı hedefleyen yapılandırılmış psikoterapi yaklaşımı.
Unilateral Couple Counseling
İlişkinin diğer tarafı seanslarda yer almasa dahi, tek bir partnerin ilişki dinamiklerini dönüştürmek amacıyla aldığı bireysel psikolojik danışmanlık sürecidir.
Single-case Method And Evaluation
Tek bir danışanın müdahale öncesinde, sırasında ve sonrasında sistematik olarak incelenmesine dayanan psikoterapi araştırma yöntemidir.
Recidivism Rate
Suç veya nükseden davranışların belirli bir zaman diliminde tekrarlanma sıklığını ifade eden istatistiksel ölçüttür.
Single-case Design
Tek bir analiz biriminin (birey, aile, kurum vb.) zaman içindeki değişimini derinlemesine inceleyen ampirik bir araştırma yaklaşımıdır.
Technical Eclecticism
İintegratif psikoterapide, danışanın karmaşık sorunlarını çözmek amacıyla farklı kuramsal çerçevelerden tekniklerin sistematik ve özenle planlanmış bir yaklaşımla harmanlanarak kullanılması.
RMD
Aynı kas grubunun veya eklemin uzun süre boyunca aralıksız ve zorlayıcı bir şekilde tekrarlayan hareketlere maruz kalması sonucu gelişen kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının genel adı.
RMI
Aynı kas grubunun veya eklemin uzun süre dinlenmeksizin zorlanmasıyla ortaya çıkan kas-iskelet sistemi hasarlarını tanımlayan genel bir klinik kısaltmadır.
Recurrent
Belirli bir zaman aralığından veya remisyon döneminden sonra yeniden ortaya çıkan veya yinelenen durum, semptom ya da epizotları tanımlayan sıfat.
Compensation
Bireyin gerçek ya da hayali bir eksikliğini veya yetersizliğini örtmek ya da dengelemek amacıyla başka bir alanda güç, başarı veya yetenek geliştirmesi süreci.
Tele- (tel-)
Fiziksel temas olmaksızın mesafe aşımını, uzaklığı veya uzaktan gerçekleşen süreçleri ifade eden birleştirici ön ek.
Telephone Counseling
Danışanların problemlerini telefon aracılığıyla ele alıp yönetme yöntemi olup, aktif dinleme ve sözel becerilerin bu ortama uyarlanmasını gerektirir.
Telephone Scatologia
Bireyin, tanımadığı kişilere telefon aracılığıyla müstehcen, cinsel içerikli veya küfürlü sözler söyleyerek cinsel uyarılma ve doyum elde etmesiyle karakterize bir parafilidir.
Telemedicine
Elektronik bilgi ve telekomünikasyon teknolojileri aracılığıyla uzaktan klinik sağlık hizmeti sunumu.
Teleconferencing
Fiziksel olarak farklı konumlarda bulunan bireylerin, telekomünikasyon teknolojileri ve görsel-işitsel sistemler aracılığıyla gerçek zamanlı olarak grup toplantıları gerçekleştirmesini sağlayan yöntem.
Teleplasm
Spiritüalist bağlamda, medyumların bedeninden yayıldığı iddia edilen ve ruhsal tezahürleri maddeleştirdiği öne sürülen hipotetik madde; ektoplazm ile eş anlamlı kullanım.
Telepsychotherapy
Dijital iletişim teknolojileri aracılığıyla uzaktan yürütülen psikoterapi ve psikolojik müdahale süreci.
Telehealth
Uzaktan sağlık değerlendirmesi, tanısı, müdahalesi ve bilgisi sağlamak için telekomünikasyon ve bilgi teknolojilerinin yüz yüze etkileşim yerine kullanılmasıdır.
Telesupervision
Klinik süpervizyon süreçlerinin, bilgi ve iletişim teknolojileri aracılığıyla uzaktan, eşzamanlı veya eşzamanlı olmayan video konferans sistemleriyle gerçekleştirilmesi.
Telfaire İnstructions
Görgü tanığı teşhislerinin daddedilen en kritik delil olduğu davalarda, jürinin yanılgı potansiyeline karşı dikkatli olmasını sağlayan ihtiyati talimatlar.
Tellegen Absorption Scale (TAS)
Bireyin duyusal, imgesel ve zihinsel yaşantılara tam olarak odaklanabilme, sıradan gerçeklik algısını askıya alarak bir uyarıcıya veya göreve bütünüyle dalabilme eğilimini ölçen 34 maddelik öz-bildirim ölçeğidir.
Thema
Henry A. Murray'in personoloji kuramında, bireyin ihtiyaçları ile çevresel baskıların (press) etkileşimi sonucu ortaya çıkan birleştirici yaşantı ve etkileşim birimi.
Malingering
Belirli bir dışsal kazanç elde etmek amacıyla, bedensel veya ruhsal bir hastalığın belirtilerinin bilinçli ve kasıtlı olarak taklit edilmesi veya abartılması durumu.
Contact Desensitization
Sistematik duyarsızlaştırma yönteminin, gevşeme eğitimi yerine katılımcı modelleme ile uygulanan ve kaygı bozukluklarının tedavisinde kullanılan bir varyasyonudur.
Thematic Apperception Test (TAT)
Bireylerin belirsiz siyah-beyaz görseller hakkında oluşturdukları öyküler yoluyla bilinçdışı dürtülerini, çatışmalarını ve kişilik özelliklerini açığa çıkarmayı amaçlayan projektif bir kişilik testidir.
Thematic Analysis
Nitel veriler içindeki örüntüleri veya temaları tanımlamak, analiz etmek ve raporlamak için kullanılan sistematik bir nitel araştırma stratejisidir.
Thematic Paralogia
Bireyin tek bir konuya veya temaya saplanarak, anlatımı bozacak ve sürekli yineleyecek şekilde konuşma sergilemesiyle karakterize edilen sözel patoloji.
Thematic Test
Katılımcının belirsiz görsel uyaranlara bakarak hikaye anlatması istenen ve bu anlatılar üzerinden bilinç dışı arzularının, ihtiyaçlarının ve psikolojik işleyişinin yorumlandığı projektif muayene yöntemi.
Temazepam
İnsomnianın kısa süreli tedavisinde kullanılan, orta etki süresine sahip bir benzodiazepin türevi hipnotik ajan.
Fundamental Symptoms
Eugen Bleuler'in şizofreni kuramında, hastalığın doğasını belirleyen ve 'Dört A' olarak bilinen birincil nitelikteki dört temel psikopatolojik bulgu.
Core Gender İdentity
Bireyin kendi cinsiyetine ait ilk ve en derin öz-algısı; genellikle yaşamın ikinci yılında belirginleşen kökensel kimlik yapısı.
Basic Conflict
Ego psikolojisinde, bireyin baskın nevrotik eğilimi ile bununla bağdaşmayan ve bastırılması gereken baskın olmayan nevrotik ihtiyaçları arasındaki çelişkidir.
Baseline
Bir araştırmada veya klinik değerlendirmede, herhangi bir müdahale, manipülasyon veya deneysel koşul uygulanmadan önceki başlangıç ölçüm değeri.
Basic Mistake
Alfred Adler'in bireysel psikoloji kuramında, erken çocukluk döneminde geliştirilen ve kişinin yaşam tarzını olumsuz yönlendiren yanlış varsayımlar bütünü.
Basic Nordic Sleep Questionnaire (BNSQ)
Geçmiş üç aydaki çeşitli uyku bozukluklarının ve yakınmalarının sıklığını 1'den 5'e kadar derecelendiren standartlaştırılmış öz-bildirim ölçeğidir.
Baseline Functioning
Bir bireyin herhangi bir klinik bozulma, akut travma, müdahale veya hastalık öncesindeki olağan bilişsel, duygusal ve davranışsal yeterlilik düzeyidir.
Basic Encounter
İki birey arasında karşılıklı güven ve empatiyle karakterize edilen, anlamlı ve dönüştürücü ilişki deneyimi.
Basic Anxiety
Bireyin, özellikle çocukluk döneminde, düşmancıl bir dünyada kendini tamamen çaresiz, yalnız ve tehlikede hissetmesini tanımlayan psikanalitik kavram.
Fundamental Interpersonal Relations Orientation–behavior Scale (FIRO–B)
Bireylerin grup ortamlarındaki etkileşimsel ihtiyaçlarını; sevgi, kontrol ve aidiyet boyutlarında, ifade edilen ve istenen düzeylerde değerlendiren öz-bildirim envanteri.
Basic Rule
Psikanalizde hastanın sansür uygulamaksızın akışa bırakılan tüm düşünce, duygu ve anıları zihinsel süzgeçten geçirmeden dile getirmesini zorunlu kılan temel teknik ilke.
Ground Rules
Psikoterapide terapötik çerçevenin sınırlarını, seans sıklığını, ücret politikasını ve gizlilik esaslarını belirleyen yapılandırılmış kurallar bütünü.
Tenex
Guanfacine etken maddesinin ticari adı olup, ağırlıklı olarak hipertansiyon tedavisinde ve pediatrik popülasyonda DEHB ile ilişkili semptomların yönetiminde kullanılan merkezi etkili alfa-2A adrenerjik reseptör agonistidir.
TSCS
Bireylerin kendilik algılarını, benlik saygılarını ve psikolojik uyum düzeylerini çok boyutlu olarak değerlendiren standartlaştırılmış bir öz-bildirim ölçeğidir.
Tennessee Self-concept Scale (TSCS)
Bireylerin kendilik algısını fiziksel, ahlaki, kişisel, ailevi, sosyal ve akademik/mesleki boyutlarda 5'li likert tipi derecelendirme ile ölçen, kimlik, memnuniyet ve davranış olmak üzere üç ana alanı irdeleyen köklü bir öz-bildirim ölçeğidir.
Tenting
Kadın cinsel tepki döngüsünün uyarılma ve plato evrelerinde vajinanın iç üçte ikisinin uzayıp genişlemesi ve uterusta gözlenen yukarı doğru elevasyon süreci.
Theophagy
Tanrısal bir figürün bedeninin veya kanının sembolik ya da ritüelistik olarak yenmesi suretiyle ilahi olanla bütünleşme eylemidir.
Theophylline
Astım ve KOAH gibi solunum yolu hastalıklarının tedavisinde bronkodilatör olarak kullanılan, metilksantin sınıfına ait farmakolojik bir ajandır.
Theomania
Bireyin kendisinin ilahi bir güç tarafından esinlendirildiğine, peygamber olduğuna ya da bizzat tanrısal bir kimlik taşıdığına inandığı grandiyöz sanrıdır.
Theoretical İntegration
Tek bir geleneksel kuramsal yaklaşımın bireyin davranış dinamiklerini açıklamada yetersiz kaldığı durumlarda, farklı terapötik yaklaşımlardan kavramların birleştirilerek anlamlı çerçeveler oluşturulması.
Theoretical Orientation
Bir klinisyenin danışan ihtiyaçlarını anlamasını ve müdahalelerini biçimlendirmesini sağlayan organize varsayımlar ve tercihler bütünü.
Response Cost
Edimsel koşullamada, belirli bir davranışın ardından halihazırda sahip olunan değerli bir pekiştirecin veya ödülün geri alınması ya da kaybettirilmesi süreci.
Response-focused Emotion Regulation
Duygusal bir tepki tetiklendikten sonra, bu tepkinin dışavurumunu değiştirmek veya bastırmak amacıyla sürecin geç aşamalarında devreye giren duygu düzenleme stratejisidir.
Response Style
Bireylerin durumsal etkenlerden ziyade, durumlar arası ve zaman içinde tutarlılık gösteren eğilimsel faktörlerden kaynaklanan sistematik yanıt verme biçimidir.
Reaction Type
Psikiyatrik sendromların baskın semptomlarına göre sınıflandırıldığı kategorileri veya psikomotor deneylerde katılımcının hazırlık setinin niteliğini ifade eden kavram.
Therapy
Fiziksel, zihinsel veya davranışsal bozuklukların ve hastalıkların iyileştirilmesi veya hafifletilmesi sürecidir.
Therapy Puppet
Çocuklarla yürütülen psikoterapi seanslarında rol oynama teknikleri aracılığıyla duygu ve düşüncelerin yansıtılmasını kolaylaştıran nesnel aracı.
Therapy Outcome Research
Psikoterapi veya diğer klinik müdahalelerin hastalar üzerindeki son etkilerini, iyileşme oranlarını, hasta deneyimlerini ve toplumsal yansımalarını ampirik olarak inceleyen araştırma dalı.
Therapeutist / Therapist
🔹 1. (therapeutist): Terapist kelimesinin günümüzde artık kullanılmayan, tarihsel ve arkayik karşılığıdır. 🔹 2. (therapist): Ruhsal veya fiziksel bozuklukları tedavi etmek amacıyla özel eğitim almış ve klinik müdahale pratikleri uygulayan profesyonel.
Therapist–patient Relationship
Psikoterapi sürecinde ruh sağlığı uzmanı ile danışan arasında gelişen, tedavinin seyrini ve başarısını doğrudan etkileyen profesyonel ve dinamik etkileşim.
Therapeutic
Hastalıkların tedavisini, iyileştirilmesini veya semptomların hafifletilmesini amaçlayan iyileştirici, sağaltıcı etki veya yöntem.
Therapeutic Atmosphere
Danışanın kabul, empatik anlayış ve koulsuz olumlu kabul içinde düşüncelerini ve duygularını özgürce ifade edebildiği güvenli iyileştirici çevre.
Therapeutic Exercise
Bir klinisyen veya fizyoterapist tarafından cerrahi sonrası iyileşme, kronik rahatsızlık veya yaralanma rehabilitasyonu amacıyla reçete edilen, hedefe yönelik fiziksel hareket rejimidir.
Curative Factors / Therapeutic Factors
🔹 1. (curative factors): Psikoterapi sürecinde değişimi, iyileşmeyi ve kişisel dönüşümü katalize eden ortak mekanizmaların bütünü. 🔹 2. (therapeutic factors): Grup psikoterapisinde değişim ve iyileşmeyi tetikleyen; özgecilik, katarsis ve evrensellik gibi mekanizmaların bütünü.
Therapeutic Group
Bir terapist liderliğinde, üyelerin ruhsal ve duygusal sağlıklarını iyileştirmek amacıyla ortaklaşa çalışan bireylerden oluşan yapılandırılmış topluluk.
Therapeutic Jurisprudence
Hukuk kurallarının, yasal süreçlerin ve adli aktörlerin bireylerin psikolojik sağlığı ile refahı üzerindeki iyileştirici veya zararlı etkilerini inceleyen disiplinler arası yaklaşımdır.
Therapeutic Communication
Terapistin, danışanın öz farkındalığını ve içgörüsünü artırmak amacıyla kullandığı her türlü sözel gözlem veya müdahaledir.
Therapeutic İndex
Bir ilacın klinik etkililiğini güvenilirlik faktörüne, yani toksisite riskine oranlayan niceliksel ölçüm.
Therapeutic Alliance
Danışan ve ruh sağlığı uzmanı arasında kurulan, ortak hedeflere ulaşmayı ve görevleri paylaşmayı sağlayan işbirlikçi ve güven temelli iyileştirici bağ.
Therapeutic Camp
Özellikle çocuk ve ergenlerde görülen nörogelişimsel, davranışsal veya edinsel bozukluklar için kısmi bakım, rehabilitasyon ve klinik müdahaleleri entegre eden özel açık alan tedavi ortamıdır.
Therapeutic Crisis
Danışanın ani bir kavrayış veya derin bir farkındalık yaşaması sonucunda ortaya çıkan, tedavinin seyrini değiştiren kritik bir dönüm noktasıdır.
Therapeutic Abortion
Annenin fiziksel veya ruhsal sağlığını korumak ya da hayati tehlikeyi ortadan kaldırmak amacıyla tıbbi endikasyonlarla gerçekleştirilen gebelik sonlandırma prosedürü.
Therapeutic Matrix
Çift terapisinde, seanslarda yer alan terapistlerin ve danışanların oluşturduğu benzersiz yapısal ve dinamik kombinasyon.
Therapeutic Ratio
Bir ilacın klinik etkinliği ile güvenilirlik faktörü arasındaki ilişkiyi nicelendiren; ortalama öldürücü dozun ortalama etkili doza bölünmesiyle elde edilen farmakolojik indeks.
Therapeutic Window
Bir ilacın optimum iyileştirici etkilerini gösterdiği, toksisite veya etkisizlik riskinin minimumda olduğu plazma konsantrasyon aralığı.
Therapeutic Role
Terapistin veya müdahale eden diğer aktörlerin, psikolojik bozuklukları tedavi etmek, sıkıntı yaratan semptomları hafifletmek veya uyum bozucu biliş ve davranışları değiştirmek amacıyla üstlendiği profesyonel işlev.
Therapeutic Soliloquy
Danışanın bir grup terapi seansında, kesintiye uğratılmaksızın kendi içsel dünyası ve yaşantıları üzerine sesli olarak konuşmasını içeren psikodrama prosedürü.
Therapeutic Community
Psikososyal bozukluklar ve bağımlılıkların tedavisinde, bireylerin ve personelin karşılıklı sosyal etkileşimini ve 'topluluğun kendisini' bir iyileştirme aracı olarak kullanan yatılı veya gündüzlü tedavi ortamı.
Therapeutic Writing
Hastanın terapötik süreci desteklemek amacıyla gerçekleştirdiği her türlü yapılandırılmış yazma eylemidir.
Teratology
Organizmalarda gebelik ve gelişim süreçlerinde ortaya çıkan konjenital (doğuştan) anormallikleri, yapısal bozuklukları ve bunların etiyolojik nedenlerini inceleyen bilim dalıdır.
Abandonment
Bir ebeveynin veya birincil bakım verenin, bağımlı bir bireye karşı yasal ve duygusal sorumluluklarını büyük ölçüde askıya alarak onu yüzüstü bırakması.
Abandonment Reaction
Bir ebeveyn, birincil bakım veren veya bağımlı olunan bir yakının kaybı ya da ihmali sonrasında çocuklarda ve yetişkinlerde ortaya çıkan yoğun duygusal yoksunluk, destek kaybı ve derin yalnızlık hissi.
Terminal Care
İyileşme umudu kalmayan ölümcül hastalara, yaşamlarının son evresinde konfor, huzur ve onur sağlamayı amaçlayan multidisipliner palyatif bakım hizmetleri bütünü.
Terminal İnsomnia
Bireyin sabaha karşı, normalden çok daha erken saatlerde uyanması, dinlenmemiş hissetmesi ve uykuya tekrar dönememesi durumudur.
Terminal Event
Birbiriyle ilişkili olaylar serisinde, yalnızca bir kez gerçekleşebilen ve ardından ilgi alanındaki başka hiçbir olayın meydana gelmesine izin vermeyen nihai durum.
Early-morning Awakening İnsomnia
Bireyin gece boyunca normal bir uyku süresi geçirmesine rağmen, sabahın çok erken saatlerinde uyanması ve tekrar uykuya dalamaması ile karakterize bir sirkadiyen ritim ve uyku bozukluğudur.
Antiterrorist Activities
Potansiyel kimyasal ve biyolojik saldırılar dahil olmak üzere terör eylemlerini tespit etmek ve etkisiz hale getirmek amacıyla yürütülen güvenlik programlarıdır.
Reaction Formation
Kabul edilemeyen veya kaygı yaratan bilinçdışı dürtülerin, bunların tam zıttı olan aşırı vurgulanmış tutum ve davranışlarla bastırılarak maskelenmesi savunma mekanizmasıdır.
Reversed Dependency Trap
Ebeveynlerin kendi kişisel öz-değerlerini ve benlik saygılarımı doğrudan çocuklarının akademik, sportif veya sosyal başarılarına bağladıkları toksik aile dinamisidir.
Tertiary Prevention
Hlihazırda var olan fiziksel veya psikolojik rahatsızlıkların kronikleşmesini, nüksetmesini ve komplikasyonları önleyerek bireyin işlevselliğini olabilecek en üst düzeye çıkarma müdahaleleridir.
Ascertainment Bias
Bir örneklem için bireylerin veya birimlerin seçilmesinde yapılan, seçilen birimlerin ilgili popülasyonu temsil etmemesine yol açan sistematik hata.
Test Battery
Belirli bir psikolojik, nörolojik veya bilişsel fenomeni kapsamlı biçimde değerlendirmek amacıyla bir bütün olarak uygulanan bir dizi standardize testin tamamı.
Test Profile
Bir bireyin bir dizi test veya alt testten elde edilen bulgularının derlenmesiyle oluşturulan göreceli durum veya özelliklerinin genel bir betimlemesi veya özeti.
Test Selection
Doğru tanısal veya psikolojik bilgi sağlamak amacıyla en işlevsel testin veya değerlendirme araçları setinin belirlenmesi süreci.
Test Sophistication
Bireyin belirli bir teste veya test türüne aşinalık kazanması sayesinde, ölçülen yapıcı özellikten bağımsız olarak test performansını ve puanını yapay biçimde artırabilme becerisidir.
Test İnterpretation
Klinik, eğitim veya mesleki bağlamlarda elde edilen test sonuçlarına pratik anlam ve çıkarımlar yükleme sürecidir.
Testicular Atrophy
Testislerin kan akışının engellenmesi, travma, enfeksiyon, hormonal baskılanma veya inmemiş testis gibi etkenler sonucunda hacimce küçülmesi ve işlev kaybetmesi durumu.
Lineup
Bir suçun tanığına, faili teşhis etmesi amacıyla aralarında şüphelinin de bulunduğu benzer özelliklere sahip birden fazla kişinin aynı anda veya sırayla gösterildiği adli prosedür.
Diagnostic Baseline
Bir hastalığın veya bozukluğun tedavisinden ya da klinik tanımlamasından önceki semptomların başlangıç düzeyi.
Diagnostic Orphan
Bir bozukluğun tanı kriterlerini karşılamak için gerekli semptom eşiğinin altında kalan ancak yine de klinik olarak anlamlı düzeyde belirti gösteren birey.
İnstigation Therapy
Terapistin pozitif bir model oluşturduğu ve danışanın öz-düzenleme ile öz-değerlendirme süreçlerindeki ilerlemesini pekiştirdiği bir davranış terapisi yaklaşımıdır.
Uncued Panic Attack
Hiçbir belirgin dışsal tetikleyici veya çevresel uyaran olmaksızın, tamamen beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan akut anksiyete nöbetidir.
Trigger
Duygusal, fizyolojik veya davranışsal bir tepkiyi ya da anıyı ani biçimde başlatan herhangi bir dışsal veya içsel uyarıcı.
Precipitating Cause / Triggering Cause
🔹 1. (precipitating cause): Gizil haldeki bir durumu veya patolojiyi akut ve tezahür eden bir bozukluğa dönüştüren anlık, genellikle stresli veya travmatik deneyim. 🔹 2. (triggering cause): Bir davranışsal veya psikolojik problemin ani başlangıcını başlatan dışsal veya içsel uyarıcı ya da olgu.
Activating Event
Rasyonel Duygusal Davranışçı Terapi'de, bireyin mantık dışı inançlarını ve buna eşlik eden yıkıcı duygularını harekete geçiren mevcut, geçmişteki veya gelecekteki herhangi bir durum.
Tetrabenazine
Huntington hastalığı ve diğer hiperkinetik hareket bozukluklarının semptomatik tedavisinde kullanılan, monoamin tükenmesine yol açan veziküler monoamin taşıyıcı 2 (VMAT2) inhibitörü bir ilaçtır.
Thanato- (thanat-)
Ölüm, irtihal veya ölümcül süreçleri belirten bilimsel ve tıbbi birleşik kelime öneki.
Thanatomania
Bireyin ölümcül bir tıbbi durumu olmamasına rağmen, ölüm büyüsüne maruz kaldığına veya kaçınılmaz bir ölümle karşı karşıya olduğuna inandığı için psikojenik olarak yaşamını yitirmesi durumu.
Death Phobia / Dying Phobia
🔹 1. (death phobia): Ölümün kendisine veya ölme sürecine karşı duyulan, bireyin işlevselliğini ve yaşam kalitesini ciddi biçimde düşüren aşırı, mantıksız ve sürekli korku hali. 🔹 2. (dying phobia): Ölümün kendisinden veya ölme sürecinden duyulan, bireyin işlevselliğini ve günlük yaşamını ciddi düzeyde kısıtlayan aşırı ve irrasyonel korku.
Thanatos
Sigmund Freud'un ikili dürtü kuramında, yaşam aktivitesini ve gerilimi sıfırlayarak cansız duruma dönme eğilimini temsil eden teorik ölüm dürtüsü.
Theraplay
Ebeveyn-çocuk bağlarını güçlendirmek, güvenli bağlanmayı teşvik etmek ve çocuklarda öz-dügülgeleme becerilerini geliştirmek amacıyla kullanılan kısa süreli, bağlanma odaklı bir oyun terapisi müdahalesidir.
Thomas S. Class Action
Kuzey Eyaletindeki psikiyatrik hastanelerde hem zihinsel engel hem de ağır ruhsal rahatsızlığı (MR/MI) bulunan bireylerin haklarını ve zorunlu destek hizmetlerini tescil eden dönüm noktası niteliğinde bir toplu davadır.
Thomistic Psychology
Thomas Aquinas'ın Aristoteles mantığı, akıl-inanç uyumu ve insan iradesi temelli yazılarından beslenen ve 20. yüzyılda Katolik düşünürler tarafından yeniden canlandırılan felsefi-psikolojik sistem.
Thorazine
Klorpromazin etken maddesinin ticari adı olup, 20. yüzyıl ortalarında psikofarmakolojide devrim yaratan ilk tipik antipsikotik ilaçtır.
Medical Care Evaluation (MCE)
Sağlık hizmetlerinin kalitesinin ve kullanım etkinliğinin sistematik olarak incelenmesi, sorunların analizi ve düzeltici eylem planlarının oluşturulması sürecidir.
Psychological Factors Affecting Medical Condition
Genel bir tıbbi durumun seyrini, tedavisini veya iyileşme sürecini olumsuz yönde etkileyen psikolojik ve davranışsal etmenleri kapsayan klinik kategori.
Medical Food
Standart gıdalarla beslenemeyen veya özel besinsel gereksinimleri olan hastaların diyet yönetimi için hekim gözetiminde tüketilmek üzere formüle edilmiş özel besin ürünü.
Medical Model
Zihinsel ve duygusal sorunların somut, fizyolojik ve biyolojik nedenlere dayandığını savunan ve bu sorunların tıbbi müdahalelerle tedavi edilebileceğini öngören analitik yaklaşım.
Medical History
Bireyin yaşam boyu geçirdiği konjenital veya edinilmiş hastalıkları, tıbbi müdahaleleri ve sağlık durumunu kapsayan, tanı sürecinin temelini oluşturan sistematik anamnez verisidir.
Medical Psychology
Tıbbi uygulamalar sırasında ortaya çıkan psikolojik meselelerle ilgilenen ve psikolojik prensipleri tıp pratiğine entegre eden uygulamalı psikoloji alt dalıdır.
Medical Rehabilitation
Fizyolojik veya anatomik bir yetersizliği bulunan bir bireyin fiziksel işlevselliğini olabilecek en üst düzeyde yeniden kazandırma süreci.
Medical Social Worker
Hastaların ve ailelerinin sağlık krizleri, kronik rahatsızlıklar veya travmalar sürecinde karşılaştıkları psikososyal, ekonomik ve organizasyonel engelleri aşmalarına yardımcı olan lisanslı profesyonel.
Binge Drinking
Kısa bir zaman dilimi içinde, doğrudan sarhoş olma amacıyla yüksek miktarda alkol tüketilmesi durumu.
Binge Eating
Kısıtlı bir zaman diliminde, normal şartlarda tüketilemeyecek kadar büyük miktarda gıdanın tüketilmesi ve bu süreçte kontrol kaybı yaşanması durumu.
Binge-eating Disorder
Telafi edici davranışlar olmaksızın, yineleyici kontrolsüz aşırı yemek yeme nöbetleri ve bu durumun yarattığı belirgin sıkıntıyla karakterize yeme bozukluğu.
Tic
Ani, istem dışı, tekrarlayıcı ve ritmik olmayan kas kasılmaları veya vokalizasyonlardır.
Tic Disorder
Gün içerisinde defalarca tekrarlayan, herhangi bir tıbbi duruma veya ilaca bağlı olmayan motor veya vokal tiklerin varlığıyla karakterize nörogelişimsel bozukluklar grubu.
TO
Pekiştireç kaynaklarından geçici olarak mahrum bırakma yoluyla istenmeyen davranışı azaltmayı hedefleyen bir davranış değiştirme tekniği.
Tympanoplasty
Kulak zarının veya orta kulak kemikçiklerinin yapısal bütünlüğünü yeniden sağlamak amacıyla gerçekleştirilen cerrahi operasyon.
Type D Personality
Yüksek düzeyde olumsuz duygulanım ve sosyal ketlenmenin bir arada görülmesiyle karakterize edilen 'sıkıntılı' kişilik paterni.
Type-changing Plastic Surgery
Kişinin fiziksel özelliklerini önceki haline döndürmekten ziyade, bunları tamamen farklı bir tipe veya forma dönüştüren estetik cerrahi müdahaleler.
Typology
Fenomenlerin, bireylerin veya nesnelerin ortak özelliklerine dayanarak belirli sınıflara veya kategorilere ayrılmasına yönelik analitik sınıflandırma sistemi.
Tyramine
Tirozin amino asidinden türeyen, sempatomimetik etki gösteren ve özellikle monoamin oksidaz inhibitörleri (MAOI) kullanan bireylerde hipertansif krize yol açabilen biojenik bir amindir.
Thyroid-stimulating Hormone (TSH)
Ön hipofiz bezinden salgılanarak tiroid bezini uyaran ve tiroid hormonlarının sentez ile salınımını kontrol eden ana glikoprotein yapılı adenohipofizer hormon.
Thyroplasty
Ses kalitesini ve üretimini iyileştirmek amacıyla ses tellerinin uzunluğunu veya konumunu değiştirmek için gırtlak kıkırdaklarına uygulanan cerrahi prosedür.
Thyrotoxicosis
Tiroid hormonlarının aşırı salgılanması veya farmakolojik olarak yüksek dozda alınması sonucu ortaya çıkan, metabolik hızın tehlikeli düzeyde artışıyla karakterize klinik durum.
Titration
Bir bireyde istenen klinik etkiyi en az yan etkiyle elde etmek veya tedaviyi güvenle sonlandırmak amacıyla ilaç dozunun kademeli olarak artırılması veya azaltılması tekniği.
Titubation
Serebellar patoloji veya hasara bağlı olarak ortaya çıkan, genellikle başın ritmik ve istemsiz sallanması şeklinde izlenen bir postural tremor türüdür.
Tianeptine
Glutamaterjik mekanizmaları modüle ederek beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF) salınımını artıran ve geleneksel trisiklik antidepresanlardan farklı olarak serotonerjik geri alımı azaltmak yerine ters yönlü etki gösteren atipik bir antidepresan bileşiktir.
Thiazide Diuretic
1950'lerde geliştirilen ve sodyum ile klorür atılımını artırarak kan basıncını düşüren sentetik kimyasal diüretik grubu.
Thioxanthene
Fenotiyazinlerle benzer moleküler yapıya ve farmakolojik aktiviteye sahip, dopamin reseptörlerini bloke ederek etki gösteren orta potensli bir tipik antipsikotik ilaç sınıfı.
Thioridazine
Düşük potensli bir piperidin fenotiyazin antipsikotik ilaç olup, belirgin sedasyon ve antikolinerjik etkileriyle bilinir; yüksek dozlarda retinal hasar ve QT uzamasına bağlı kardiyak aritmi riski taşır.
TMA
Bağlama ve alana göre iki farklı temel kavramı temsil eden bir kısaltmadır: Nörolojide transkortikal motor afaziyi, psikofarmakoloji ve toksikolojide ise trimetoksiamfetamini ifade eder.
TMJ Syndrome
Temporomandibular eklemi ve alt çeneyi hareket ettiren kasları etkileyen; yüzde ağrı, çene hareketlerinde kısıtlılık ve eklemden ses gelmesiyle karakterize bozukluk.
Tofranil
Trisiklik antidepresan sınıfına ait imipramin hidroklorür bileşiğinin en bilinen orijinal ticari adı.
Tox- (toxic-; Toxo-; Toxico-)
Canlı organizmalarda zehir, zehirlenme veya toksik maddelerle ilgili durumları ifade etmek için kullanılan birleştirici ön ek ve bileşen formu.
Toxic Delirium
Bir zehirin, aşırı doz ilacın, advers ilaç etkileşiminin veya toksik bir ajanın beyin üzerindeki doğrudan yıkıcı etkisiyle ortaya çıkan akut konfüzyonel durum.
Toxic Relationship
Duygusal manipülasyon, zorlayıcı kontrol ve istismar kalıplarıyla karakterize olan; bireylerin psikolojik esenliğini ve ilişki doyumunu sistematik olarak zedeleyen işlevsiz kişilerarası etkileşim biçimi.
Toxic Psychosis
Endojen toksinler veya dış kaynaklı maddelerin (ilaç, uyuşturucu, zehir) metabolizma yoluyla merkezi sinir sistemini etkilemesiyle ortaya çıkan organik tablolara verilen addır.
Toxicology Screen (tox Screen)
Bir bireyin vücut sıvılarında veya dokularında yasal ya da yasadışı maddelerin varlığını tespit etmek amacıyla gerçekleştirilen analitik laboratuvar prosedürü.
Toxicomania
Zehirli veya zararlı maddeleri tüketmeye yönelik hastalıklı bir arzu ve ağır madde bağımlılığı durumu.
Toxicosis
Herhangi bir zehirlenme olayının sonucunda ortaya çıkan hastalık veya patolojik sağlık durumu.
Toxoplasmosis
Memeli ve kuş dokularını istila eden protozoon parazit Toxoplasma gondii'nin neden olduğu, insanlara kedi dışkısı veya az pişmiş et yoluyla bulaşabilen paraziter enfeksiyon.
Tolerance
Bir kimyasal maddenin sürekli kullanımına bağlı olarak aynı dozun etkisinin azalması ve istenen etkiyi elde etmek için dozun artırılması zorunluluğu ya da farklılıklara karşı hoşgörü durumu.
Toluene
Kronik olarak solunduğunda böbrek yetmezliğine ve ölüme yol açabilen uçucu bir solventtir.
Tolvon
Tetrasiklik antidepresan sınıfında yer alan ve esas etken maddesi mianserin olan farmasötik preparatların tescilli ticari adı.
Tomomania
Bireyin tıbbi bir gereklilik olmaksızın, cerrahi operasyon geçirmek için karşı konulamaz bir dürtü ve morbid bir arzu duyması durumudur.
TONI
Dil becerilerinden ve sözel ifadelerden bağımsız olarak bireylerin soyut akıl yürütme, problem çözme ve figüratif zeka kapasitelerini ölçmek için geliştirilmiş standardize edilmiş bir psikometrik test bataryasıdır.
Tonic–clonic Seizure
İstemli kasların ani kasılması (tonik faz) ve bunu izleyen ritmik sarsılma hareketleriyle (klonik faz) karakterize, bilinç kaybının eşlik ettiği jeneralize epileptik nöbet tipi.
Tonometry
Göz içi basıncını ölçmek ve glokom ile oküler hipertansiyon gibi patolojileri teşhis etmek amacıyla kullanılan klinik ölçüm yöntemi.
Topalgia
Herhangi bir lezyon, travma veya anatomik bozukluk olmaksızın, vücudun küçük ve sınırlı bir bölgesinde ortaya çıkan lokalize ağrı.
Topamax
Epilepsi ve migren tedavisinde kullanılan, sinir sistemindeki nöronal aşırı uyarılabilirliği baskılayan antikonvülsan ve nöromodülatör bir farmasötik ajanın ticari adı.
Topdog
Bireyin içsel dünyasında yer alan, katı ahlaki standartlar dayatan, mükemmeliyetçi ve cezalandırıcı üst benlik benzeri ego durumu.
Topical Application
Bir ilacın, derinin veya mukoza zarı gibi diğer dokuların yüzeyine doğrudan uygulanarak emilmesini ve alt dokularda etki göstermesini sağlayan farmakolojik uygulama yöntemi.
Topiramate
Nöbetleri önlemek, migren ataklarını azaltmak ve bipolar bozukluklarda duygu durum dengeleyici olarak reçete edilen, nörotransmisyonu modüle eden antikonvülsan ajan.
Concentration-camp Syndrome
Toplama kampı kurtulanlarında görülen, şiddetli anksiyete, obsesif rüminasyon, depresyon ve hayatta kalma suçluluğu ile karakterize travma sonrası stres bozukluğu varyantıdır.
Mass Suicide
Bütünleşik bir sosyal grubun üyelerinin, çoğunlukla karizmatik bir liderin yönlendirmesiyle veya paylaşılan ideolojik/dinsel inançlar doğrultusunda, kendi hayatlarını kasti olarak toplu şekilde sonlandırması.
Public-speaking Anxiety
Bireylerin topluluk önünde konuşma veya sunum yaparken, başkaları tarafından olumsuz değerlendirilme veya utandırılma beklentisiyle yaşadığı yoğun korku durumu.
Community Residence
Entelektüel veya gelişimsel yetersizlikleri olan bireyler için ev ortamında bakım, gözetim ve beceri eğitimi sunan, genellikle 3 ila 15 kişinin yaşadığı denetimli evler.
Assertive Community Treatment
Şiddetli ruhsal bozukluktan muzdarip bireylere, kendi yaşam alanlarında (evde, işte, sokakta) mobil ve çok disiplinli bir ekip tarafından sunulan kapsamlı tedavi, rehabilitasyon ve destek hizmetleri sistemi.
Community Speech And Hearing Center
Topluluk temelli, bireylerin iletişim, dil, konuşma ve işitme bozukluklarının tanı, değerlendirme ve rehabilitasyon hizmetlerini yürüten uzmanlaşmış klinik sağlık merkezi.
Community Services
Bireylerin sağlığını ve refahını korumak ve sürdürmek amacıyla tasarlanmış, ruh sağlığı klinikleri, halk sağlığı, rehabilitasyon ve barınma tesislerini içeren karmaşık yerel destek ağları.
Community Mental Health
Ruh sağlığı hizmetlerinin kapalı kurumlar yerine doğrudan toplum içinde verilmesini, önleyici müdahaleleri ve bölgesel demografik analizleri merkeze alan halk sağlığı yaklaşımıdır.
Community Mental Health Center (CMHC)
Geleneksel hastane temelli yatılı bakımın pratik bir alternatifi olarak, yerel düzeyde önleme, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri sunan topluluk tabanlı tesis.
Community Social Worker
Yerel, eyalet ve federal düzeydeki hükümet yetkilileri ile halk arasında köprü kurarak toplumsal sorunları çözen ve kamusal farkındalık yaratan profesyonel.
Community Care
Gelişimsel, psikiyatrik veya fiziksel engelli bireylere kurumsal hastane duvarları dışında sunulan kapsamlı, topluluk temelli hizmetler ve destekler ağıdır.
Community Correction
Suçluların cezaevine kapatılmak yerine, toplum içinde belirli denetim, rehabilitasyon ve gözetim koşulları altında cezalarını çektikleri veya rehabilite edildikleri adli uygulamalar bütünüdür.
Community-based Participatory Research
Araştırmacılar ile topluluk üyelerinin bir projenin tüm aşamalarında ortak olarak karar aldığı, eşitlikçi ve eylem odaklı bir araştırma yaklaşımı.
Gender
Bir toplumun kadınlar ve erkekler için uygun gördüğü sosyal olarak inşa edilmiş roller, davranışlar, aktiviteler ve nitelikler bütünüdür.
Gender İdentity
Bireyin kendi cinsiyetine dair derinlemesine hissettiği psikolojik benlik algısı ve içsel aidiyet bilincidir.
Gender Role
Belirli bir kültürde kadınlığı ve erkekliği tanımlayan; davranış örüntüleri, kişilik özellikleri ve tutumların bütünüdür.
Theory Of Gender And Power (TGP)
Toplumsal cinsiyete dayalı güç ve kaynak eşitsizliklerinin sosyal yapılar, çevresel faktörler ve günlük etkileşimler aracılığıyla nasıl üretildiğini ve bireylerin sağlık ile davranış kalıplarını nasıl şekillendirdiğini inceleyen teorik çerçeve.
Community İnclusion
Özellikle entelektüel ve gelişimsel engelli bireylerin sosyal, eğitimsel, mesleki ve kamusal yaşamın tüm alanlarında aktif olarak yer almasını ve kabul görmesini sağlayan pratikler bütünü.
Community İntegration
Özellikle gelişimsel veya fiziksel yetersizlikleri olan bireylerin, toplumsal etkinliklere aktif katılımını, sosyal ağlar kurmasını ve bağımsız yaşam pratiklerini destekleyen uygulamalı yaklaşım.
Social İnterest
Bireyin diğer insanlarla empati kurabilme, toplumun refahına katkı sağlama ve insanlığın bir parçası olduğunu hissetme yönündeki doğuştan gelen potansiyeli ve bunun aktif olarak geliştirilmesi gerekliliği.
Community Prevention And İntervention
Madde bağımlılığı, evsizlik ve suç oranları gibi toplumsal sorunlarla başa çıkmak amacıyla profesyonellerin ve yerel aktörlerin ortaklaşa yürüttüğü organize önleme ve müdahale çalışmaları.
Community Notification Act
Cinsel suçluların salıverilmeleri veya ikametgah değişiklikleri hakkında yerel toplulukların resmi olarak bilgilendirilmesini zorunlu kılan yasal düzenlemeler bütünü.
Topographic Model
Sigmund Freud'un zihni bilinç, ön bilinç ve bilinçdışı olmak üzere üç farklı bölgeye veya sisteme ayıran erken dönem kuramsal modeli.
Topographical Psychology
Zihinsel süreçlerin ve yapıların zihnin farklı bölgelerinde yerelleştirilerek haritalandırılmasını savunan teorik yaklaşımdır.
Toremifene
Postmenopozal dönemdeki ileri evre meme kanseri tedavisinde kullanılan, seçici östrojen reseptör modülatörü (SERM) sınıfına ait oral bir antiöstrojen ajan.
Torticollis
Boyun kaslarının sürekli veya spazmodik kasılması sonucu başın bir yana dönmesi ve bükülmesiyle karakterize durum.
Total Lipodystrophy
Deri altı, böbrek çevresi, epikardiyum ve mezenter dahil olmak üzere vücuttaki tüm yağ dokusunun yaygın olarak yokluğuyla karakterize, genellikle konjenital ancak bazen edinilmiş nadir bir lipodistrofi formu.
Totem
Bir topluluğun, klanın veya kabilenin atası, koruyucusu ya da simgesi olarak kabul edilen; kutsal addedilen hayvan, bitki, doğa gücü veya nesne.
Toucherism
Yabancı bir bireyin rızası olmaksızın vücudunun erotik bölgelerine dokunulmasından ya da sürtünülmesinden cinsel uyarılma ve doyum sağlanması durumu.
Tough Love
Bireyin sorumluluk almasını ve profesyonel yardım aramasını sağlamak amacıyla uygulanan katı, sınırlandırıcı ancak temelde şefkat barındıran ebeveynlik ve müdahale tutumudur.
Tourette’s Disorder
Birden fazla motor tik ve en az bir vokal tikin bir yıldan uzun süredir devam ettiği, 18 yaşından önce başlayan nörogelişimsel bir hareket bozukluğudur.
TPA
Sağlık sigortası veya emeklilik fonu gibi organizasyonların idari, operasyonel ve tazminat süreçlerini sigorta şirketinin kendisi yerine dışarıdan yöneten bağımsız kurum veya kuruluş.
Trachoma
Chlamydia trachomatis bakterisinin etken olduğu, konjonktiva ve korneayı tutarak tedavi edilmediğinde kalıcı körlüğe yol açabilen kronik bir göz enfeksiyonudur.
Tracheotomy
Üst solunum yolu obstrüksiyonunu baypas etmek ve ventilasyonu sağlamak amacıyla boyun ön duvarından trakeaya cerrahi kesi yapılarak açıklık oluşturulması prosedürüdür.
Tranylcypromine
Monoamin oksidaz enzimini seçici olmayan ve geri dönüşümsüz bir şekilde bloke ederek sinaptik aralıktaki serotonin, norepinefrin ve dopamin konsantrasyonlarını artıran birinci nesil bir monoamin oksidaz inhibitörü (MAOI) antidepresandır.
Tranquilizer
Anksiyetenin fizyolojik ve öznel belirtilerini azaltmak amacıyla kullanılan farmakolojik ajan.
Trance
Çevresel uyaranlara karşı duyarlılığın ve farkındalığın azaldığı, istemli hareket kontrolünün zayıfladığı değiştirilmiş bir bilinç durumu.
TPD
Kimliğin geçici olarak kaybolduğu ve bireyin çevresindeki uyaranlara karşı duyarsızlaşarak farklı bir kimlik veya dışsal bir varlık tarafından yönetildiği hissiyle karakterize dissosiyatif bozukluk.
Transactional Analysis (TA)
Eric Berne tarafından geliştirilen; bireylerin içsel ego durumlarını, sosyal etkileşim kalıplarını ve bilinçsiz yaşam senaryolarını inceleyen bir kişilik kuramı ve dinamik psikoterapi ekolüdür.
Transactional Psychotherapy
Danışanın yaşamındaki diğer bireylerle gerçekleştirdiği günlük etkileşimleri ve işlevsel olmayan iletişim kalıplarını merkeze alan bir psikoterapi ekolüdür.
Transcendence Therapy
Bireylerin yaşamın büyük resmi içerisindeki rollerini idrak etmelerini sağlayarak içsel huzura ulaşmalarını ve varoluşsal zorlukları aşmalarını hedefleyen spiritüel yönelimli bir psikoterapi biçimidir.
Transcendent Counseling
Davranışların bireyin yaşam tarzının bir ürünü olduğu ve davranış değişikliğinin ancak yaşam tarzı dönüşümüyle mümkün olabileceği varsayımına dayanan psikolojik danışmanlık yaklaşımıdır.
Transcendental Meditation (TM)
Bireyin gözleri kapalı şekilde belirli bir mantrayı tekrarlayarak dikkati odakladığı ve değiştirilmiş bir bilinç durumu ile derin gevşeme elde etmeyi amaçlayan konsantratif meditasyon tekniği.
Transderm-scop
Skopolamin etken maddesini içeren, özellikle taşıt tutması ve postoperatif bulantı-kusmayı önlemek amacıyla deri yoluyla sistemik salınım sağlayan transdermal flaster formülasyonu.
Transdermal Patch
İlacın deri yoluyla emilerek doğrudan kan dolaşımına kontrollü bir hızla salınmasını sağlayan yapışkan tıbbi uygulama.
Transgender
Cinsiyet kimliği ve/veya cinsiyet rolleri, doğumta atanan cinsiyetleriyle uyumlu olmayan kişileri tanımlamak için kullanılan kapsayıcı bir şemsiye terim.
Transitivism
Bir bireyin kendi semptomlarını, hallüsinasyonlarını veya psikolojik özelliklerini, başkalarının da paylaştığına dair yanılsamalı varsayımı.
Transcultural Psychotherapy
Duyguların, dürtülerin ve davranışların kültürel olarak tanımlanan bileşenlerini merkeze alarak kültürel duyarlılık ve farkındalık vurgusu yapan psikodinamik psikoterapi formu.
Transpersonal Psychology
Bireysel kimliğin ötesindeki aşkın deneyimleri, yüksek bilinç hallerini ve manevi yönelimleri inceleyen insan merkezli bir psikoloji alt dalıdır.
Transplantation
Bir doku veya organın vücudun bir bölgesinden diğerine ya da bir donörden alıcıya cerrahi olarak nakledilmesi işlemidir.
Transsexualism
Bireyin atfedilen biyolojik cinsiyeti ile öznel cinsiyet kimliği arasındaki uyumsuzluğu ve bu uyumsuzluğu bedensel olarak giderme eğilimini tanımlayan klinik durum.
Transtheoretical Model (TTM)
Bireylerin sağlık davranışlarındaki değişim sürecini beş evre üzerinden açıklayan ve değişimin doğrusal değil döngüsel bir zaman gerektirdiğini savunan bütüncül bir kuramdır.
Transvestic Fetishism
Heteroseksüel bir erkeğin, cinsel uyarılma ve heyecan elde etmek amacıyla karşı cinsin kıyafetlerini giymesiyle karakterize edilen, DSM-IV-TR'de yer almış ancak güncel sınıflandırmalarda işlevsellik kriteriyle yeniden yapılandırılmış tarihsel bir tanı kategorisidir.
Tranxene
Etken maddesi klorazepat (clorazepate) olan, benzodiazepin sınıfına ait anksiyolitik, sedatif ve antikonvülsan etkili farmasötik ajan ticari adı.
Transvestism
Bir bireyin, genellikle kimlik olarak benimsediğinden farklı bir cinsiyetle geleneksel olarak özdeşleştirilen giysileri giyme pratiklerini tanımlayan, günümüzde kısmen tarihselleşmiş ve bazı çevrelerce hakaret kabul edilen terim.
Trauma
Bireyin baş etme mekanizmalarını aşarak yoğun korku, çaresizlik ve dissosiyasyona yol açan, algı ve işlevselliği kalıcı biçimde sarsan sarsıcı deneyim.
Trauma-focused Cognitive Behavior Therapy
Çocuk ve ergenlerde travma sonrası stres belirtilerini hafifletmek amacıyla bilişsel yeniden yapılandırma, maruz bırakma ve aile katılımını entegre eden bileşen tabanlı, kısa süreli bir psikoterapidir.
Pretraumatic Stress Disorder
Henüz meydana gelmemiş ancak yıkıcı olması beklenen potansiyel bir olay karşısında yaşanan, işlevselliği bozan kronik kaygı ve sürekli tetikte olma hali.
Posttraumatic Disorders
Bireyin maruz kaldığı şiddetli travmatik bir deneyimin ardından ortaya çıkan duygusal ve ruhsal bozukluklar sınıfı.
Posttraumatic Growth
Derin zorluklar ve yaşam krizleriyle doğrudan mücadele sonucunda ortaya çıkan pozitif psikolojik ve fizyolojik dönüşüm.
Posttraumatic Stress Disorder (PTSD)
Ölüm, ciddi yaralanma veya fiziksel bütünlüğe tehdit içeren travmatik bir olayın yaşanmasının veya tanık olunmasının ardından ortaya çıkan; yeniden yaşantılama, kaçınma ve kronik fizyolojik uyarılmışlık belirtileriyle karakterize ruhsal bozukluk.
Trauma Management Therapy
Muharip gazilerde travma sonrası stres bozukluğunun (TSSB) semptomlarını hafifletmek, öfkeyi kontrol altına almak ve sosyal işlevselliği artırmak amacıyla tasarlanmış, ardışık çok bileşenli bir klinik müdahale programıdır.
Traumagenic
Travmatik bir olayın, bireyde uzun vadeli olumsuz sonuçların ve ruhsal bozuklukların gelişimine yol açan dinamiklerini betimleyen sıfattır.
Traumatic Disorder
Fiziksel veya psikolojik kökenli bir travmanın ardından ortaya çıkan ve bireyin işlevselliğini bozan ruhsal rahatsızlıkların genel sınıflandırması.
Traumatic Grief
Sevilen bir kişinin ani ve beklenmeyen kaybı sonrasında ortaya çıkan, yoğun ayrılık acısı, uyuşma, şok ve yaşamın anlamını yitirdiği inancıyla karakterize ağır bir yas formu.
Trazodone
Trisiklik antidepresanlara daha güvenli bir alternatif olarak geliştirilen, güçlü 5-HT2 serotonin reseptör antagonisti ve sedatif özellik gösteren kimyasal açıdan benzersiz bir antidepresan ajandır.
Berry Syndrome / Treacher Collins Syndrome
🔹 1. (Berry syndrome): Kraniyofasiyal gelişim kusurlarıyla karakterize, birinci ve ikinci yutak kemerlerinin anormal gelişimi sonucu ortaya çıkan konjenital bir sendrom. 🔹 2. (Treacher Collins syndrome): Yüz kemiklerinin gelişimini etkileyen, genellikle TCOF1 gen mutasyonlarıyla aktarılan ve kofasiyal anomalilerle karakterize otozomal dominant bir sendrom.
TRICARE
Amerika Birleşik Devletleri Uniformalı Hizmetler Mensupları Sivil Sağlık ve Tıp Programı'nın (CHAMPUS) modern yapılandırması olan, askeri personele ve bakmakla yükümlü oldukları kişilere sunulan kapsamlı sağlık sigortası ve bakım sistemidir.
Triad
Dinamik bir ilişki ağında yer alan, aralarında benzersiz grup özellikleri ve içsel ittifaklar barındıran üç bireyden oluşan yapı.
Triavil
Trisiklik antidepresan amitriptilin ve antipsikotik perfenazin kombinasyonunun eşzamanlı anksiyete ve depresyon tedavisinde kullanılan tescilli ticari adı.
Triazolam
Genellikle kısa süreli uykusuzluk tedavisinde ve diş hekimliği işlemlerine bağlı anksiyeteyi yönetmekte kullanılan, kısa etkili bir triazolobenzodiazepin türevidir.
Tribade
Bir kadının genital bölgesini bir başka kadının genital bölgesine sürterek cinsel haz elde etmesi eylemi ve bu eylemi gerçekleştiren kişi.
Trifluoperazine
Postsinaptik dopamin D2 reseptörlerini bloke ederek etki gösteren, piperazin fenotiyazin sınıfına ait yüksek potentli tipik bir antipsikotiktir.
Artane / Trihexyphenidyl
🔹 1. (Artane): Parkinson hastalığı semptomlarını ve antipsikotik kullanımına bağlı ekstrapiramidal bozuklukları tedavi etmek amacıyla kullanılan antikolinerjik bir ajan. 🔹 2. (trihexyphenidyl): Konvansiyonel antipsikotiklerin yol açtığı ilaç kaynaklı parkinsonizm belirtilerini ve Parkinson hastalığını tedavi etmek amacıyla kullanılan antikolinerjik, antimuskarinik bir ajandır.
Trichobezoar
Mide veya bağırsak kanalında biriken, sindirilemeyen saç yumağının oluşturduğu kitle.
Trichophagia
Kendi saçını veya başkalarının saçını kronik olarak yeme davranışı olup, genellikle trikotillomani ile eş zamanlı ortaya çıkan nadir bir dürtü kontrol bozukluğudur.
Trichotillomania
Kişinin kendi saçını, kaşlarını veya diğer vücut kıllarını belirgin kıl kaybına yol açacak şekilde tekrarlayıcı ve durdurulamaz bir biçimde yolmasıyla karakterize psikiyatrik bozukluk.
Trilafon
Perfenazin etkin maddesinin ticari adı olup, özellikle şizofreni ve şiddetli bulantı/kusma durumlarının tedavisinde kullanılan tipik bir fenotiyazin antipsikotiktir.
Trimethoxyamphetamine (TMA)
Merkezi sinir sistemini uyaran, LSD ve meskaline benzer hallüsinojenik özellikler gösteren sentetik amfetamin türevi psikoaktif bileşik.
Trimipramine
Majör depresyon, anksiyete ve uyku bozukluklarının tedavisinde kullanılan, atipik etki mekanizmasına sahip ikinci nesil bir trisiklik antidepresandır.
Trip
LSD veya benzeri halüsinojenik maddelerin kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan akut intoksikasyon epizodu ve zihinsel durum değişikliği.
Triptan
Migren ve küme baş ağrısı ataklarını abortif (durdurucu) olarak tedavi etmekte kullanılan, serebral vazokonstriksiyona yol açan serotonin reseptör agonistleri sınıfı.
Tricyclic Antidepressant (TCA)
1950'lerde geliştirilen ve presinaptik nöron tarafından monoamin nörotransmitterlerin geri alımını bloke ederek sinaptik aralıktaki miktarını artıran üç halkalı kimyasal yapıya sahip orijinal birinci basamak antidepresan grubu.
XXX Syndrome
Normalde iki olması gereken X kromozomunun yerine üç X kromozomunun (47,XXX) bulunmasıyla karakterize, kadınlarda görülen nadir bir genetik durumdur.
Triage
Sınırlı kaynakların ve zamanın bulunduğu kriz veya acil durumlarda, hastaların tıbbi durumlarının ciddiyetine ve yaşama şanslarına göre öncelik sırasına konulması ve uygun tedavi birimlerine yönlendirilmesi süreci.
Trisomy
Diploit hücrelerde normalde çift olması gereken bir kromozomun üç kopya halinde bulunmasıyla karakterize anöploidi durumu.
Trisomy 13
13 numaralı kromozomun fazladan bir kopyasının varlığıyla karakterize edilen; şiddetli zihinsel gelişim bozukluğu, yarık dudak-damak ve ciddi organ anomalilerine yol açan kromozomal bir sendromdur.
Trisomy 18
18 numaralı kromozomun fazladan bir kopyasının varlığıyla karakterize edilen, çoklu sistem anomalileri ve ağır gelişimsel gerilikle seyreden konjenital bir genetik bozukluktur.
Troilism
Bir bireyin, daimi partnerinin üçüncü bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesini gözlemlemekten cinsel haz alması veya üç kişinin eş zamanlı olarak katıldığı cinsel aktiviteleri tanımlayan parafili türü.
Truman Show Delusion
Bireyin hayatının kesintisiz bir şekilde kameralar aracılığıyla tüm dünyaya reality show olarak yayınlandığına ve çevresindeki herkesin bu kurgunun birer oyuncusu olduğuna dair inatçı, sarsılmaz inancı.
Truth Serum
Bireylerin inhibisyonlarını azaltarak rahatlamış, yarı hipnotik bir durumda bilgi vermelerini kolaylaştıran barbitürat grubu intravenöz ajanların popüler adıdır.
TTY
İşitme veya konuşma engelli bireylerin telefon hatları üzerinden yazılı iletişim kurmasını sağlayan telekomünikasyon cihazı ve sistemidir.
Tubal Pregnancy
Döllenmiş yumurtanın rahim iç duvarı yerine fallop tüplerinin duvarına yerleşmesiyle oluşan ve ektopik gebeliğin en yaygın formunu temsil eden tıbbi durum.
Tuberoinfundibular Tract
Hipotalamustan salgı bezine kısa aksonlar uzatarak dopamin aracılığıyla hipofiz hormon salınımını, özellikle prolaktini kontrol eden temel nöral yoldur.
Turner Syndrome
İki X kromozomundan birinin tamamen veya kısmen eksikliği ile karakterize edilen, yalnızca kadınları etkileyen spesifik bir kromozomal bozukluk.
Passion
Kişinin iradesinden bağımsız olarak zihnini ve davranışlarını ele geçiren, yoğun cinsel arzu ya da sarsıcı bir inanç ve faaliyet adanmışlığıyla kendini gösteren baskın psikolojik durum.
Addiction
Alkol, madde veya belirli davranışlara karşı gelişen, olumsuz sonuçlara rağmen engellenemeyen psikolojik ve/or fizyolojik bağımlılık durumu.
Holding Environment
Bebekte birincil bakım verenin, yetişkinde ise terapistin sağladığı; bireyin duygusal olarak güvende hissetmesini ve ezici duygularla başa çıkmasını mümkün kılan psikanalitik güvenli alan.
Attitude Scale / Attitude Measure
🔹 1. (attitude scale): Bireylerin belirli bir nesne, olay, kişi veya soyut kavrama yönelik tutumlarını, inançlarını ve eğilimlerini nicel olarak değerlendirmek amacıyla kullanılan öz-bildirim ölçüm aracı. 🔹 2. (attitude measure): Bireylerin belirli bir nesne, olay veya duruma yönelik altta yatan tutumlarındaki sistematik değişimleri nicel değerlere dönüştüren prosedürlerin bütünü.
Attitudinal Types
Carl Jung’un analitik psikolojisinde, bireyin libido veya psişik enerjisinin yönelimine bağlı olarak dış dünyaya (ekstroversiyon) veya iç dünyaya (introversiyon) odaklanmasını tanımlayan iki temel kişilik kategorisidir.
Tuberculous Meningitis
Tüberküloz basilinin akciğerlerden kan yoluyla beyne yayılması ve ara zarların iltihaplanmasıyla karakterize ciddi bir merkezi sinir sistemi enfeksiyonudur.
Bottoming Out
Odaklanma yetersizliği, motivasyon eksikliği ve öz saygıda düşüşle karakterize edilen aşırı fiziksel ve zihinsel tükenmişlik durumu.
Exhaustion Delirium
Uzun süreli aşırı efor, uykusuzluk ve çevresel stresörlerin tetiklediği, şiddetli yorgunluk zemininde ortaya çıkan akut konfüzyonel durum.
Burned Out
Bir bireyin zihinsel, duygusal veya fiziksel olarak tamamen tükenmiş, aşırı yüklenmiş ve tükenmişlik sendromunun akut veya kronik etkileri altında olduğunu tanımlayan terim.
Burnout
Yoğun ve uzun süreli stresin ardından ortaya çıkan; fiziksel, duygusal ve zihinsel düzeyde derin bir yorgunluk, motivasyon kaybı ve işlevsellikte düşüşle karakterize durum.
Consumer Counseling
Bireylerin kişisel para yönetimi ve bütçe planlamasında rasyonel ve sağlıklı finansal kararlar alabilmesini hedefleyen yapılandırılmış psikolojik ve pratik rehberlik süreci.
Consumer-driven Health Care
Bireylerin sağlık ve ruh sağlığı harcamaları üzerinde doğrudan finansal kontrol sahibi olmasını ve yüksek muafiyetli sigorta poliçeleri ile vergi avantajlı tasarruf hesaplarını birleştiren bir maliyet kontrol yaklaşımı.
Depletive Treatment
Organizmanın kasıtlı olarak zayıflatılması ve zararlı olduğuna inanılan maddelerin vücuttan kanama, kusma, müshil veya bül oluşturma yoluyla atılmasını amaçlayan tarihsel tıp yaklaşımı.
Whole-interval Recording
Hedef davranışın belirlenen zaman aralığının yalnızca bir kısmında değil, aralığın başından sonuna kadar kesintisiz bir şekilde devam edip etmediğini değerlendiren dolaylı bir gözlem yöntemidir.
Tumescence
Cinsel uyarılma sonucunda penis veya klitoris başta olmak üzere erektil dokuların kanla dolarak şişmesi ve sertleşmesi durumu.
Omnipotence
Bireyin yalnızca düşünce, arzu veya niyet gücüyle dış gerçekliği yönlendirebileceği ya da kontrol edebileceği yönündeki mutlak güç ve yetke inancı.
Test-tube Baby
In vitro fertilizasyon (IVF) yöntemiyle, yani vücut dışında döllenme yoluyla dünyaya gelen bebekler için kullanılan yaygın ve popüler bir terimdir.
Tubal Ligation
Fallop tüplerinin kesilmesi, koterize edilmesi, bağlanması veya tıkanması yoluyla kalıcı kadın sterilizasyonu sağlayan cerrahi bir prosedür.
Tobacco
Nicotiana cinsine ait bitkilerin kurutulmuş yapraklarının sigara, puro veya çiğneme yoluyla tüketilmesiyle bilinen, temel etken maddesi nikotin olan yüksek derecede bağımlılık yapıcı bitkisel maddedir.
Tobacco Dependence
Nikotine duyulan kompulsif ihtiyacın, yoksunluk semptomlarının ve tütün ürünleri kullanımının kontrol edilememesiyle karakterize kronik beyin bozukluğu.
Nadle
Kuzey Amerika Kızılderili kültürlerinde hem erkek hem de kadın ruhunu aynı bedende barındırdığına inanılan geleneksel üçüncü cinsiyet ve toplumsal rol tanımı.
Tylenol
Etken maddesi asetaminofen (parasetamol) olan, analjezik ve antipiretik özelliklere sahip yaygın bir farmakolojik ürün markası.
U.S. Drug Enforcement Administration (DEA)
Amerika Birleşik Devletleri'nde kontrollü maddeler yasalarını uygulamak ve uyuşturucu suçlarıyla mücadele etmekle sorumlu federal devlet kurumu.
U.S. Food And Drug Administration (FDA)
Amerika Birleşik Devletleri'nde reçeteli ve reçetesiz ilaçların, aşıların, tıbbi cihazların, gıda ürünlerinin ve tütün mamullerinin güvenliğini, etkinliğini ve halk sağlığı uyumluluğunu denetleyen ve onaylayan federal düzenleyici kurum.
UCLA Loneliness Scale
Bireylerin öznel yalnızlık ve sosyal izolasyon düzeylerini değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş, 20 maddeden oluşan öz bildirim tipi psikometrik ölçektir.
Customary, Prevailing, And Reasonable Fees (CPR Fees) / UCR Fees
🔹 1. (customary, prevailing, and reasonable fees (CPR fees)): Sağlık hizmeti sağlayıcılarının geri ödemelerinde kullanılan, belirli bir coğrafi bölgedeki piyasa ortalamalarına ve makuliyet ölçütlerine dayanan ücretlendirme kriteridir. 🔹 2. (UCR fees): Sağlık sigortası şirketlerinin ve sağlayıcıların, belirli bir coğrafi bölgedeki tıbbi hizmetler için ödemeyi veya tazmin etmeyi kabul ettiği standart ücret aralığını belirleyen ölçüttür.
Fear Of Flying
Uçak veya helikopter gibi hava taşıtlarıyla seyahat etmekten duyulan, işlevselliği düşüren kalıcı ve mantıksız korku.
İnhalant İntoxication
Uçucu kimyasal maddelerin solunmasını takiben ortaya çıkan, geri dönüşümlü, merkezi sinir sistemi depresyonu ve belirgin davranışsal-fizyolojik değişikliklerle karakterize klinik sendrom.
Aviophobia
Uçağa binme veya uçuş esnasında yaşanan yoğun, irrasyonel ve kalıcı korku durumu.
Uxoricide
Bir erkeğin kendi eşini veya kız arkadaşını öldürmesi eylemi.
Ultiva
Remifentanil hidroklorürün tescilli ticari adı; cerrahi prosedürlerde kullanılan, ultra kısa etkili sentetik bir opioid analjezik.
Ultrabrief Screening Scale
Genellikle bir ila dört maddeden oluşan, bireylerin ruh sağlığı risklerini hızla tespit etmek amacıyla birinci basamak sağlık hizmetlerinde kullanılan kısa ve valide edilmiş tarama aracı.
National Institute Of Mental Health (NIMH)
Zihin, beyin ve davranış mekanizmalarını anlamak, ruhsal hastalıkların yükünü hafifletmek amacıyla 1949 yılında kurulan ABD federal araştırma ajansıdır.
National Practitioner Data Bank (NPDB)
Sağlık profesyonelleri hakkında ödenen tazminatları ve disiplin cezalarını kaydeden, yetkili kurumların erişimine açık federal bilgisayarlaştırılmış denetim veritabanıdır.
International Classification Of Diseases (ICD)
Dünya Sağlık Örgütü tarafından derlenen; klinik, epidemiyolojik ve sağlık yönetimi amaçlı tüm sağlık durumlarının küresel standart tanısal sınıflandırma sistemidir.
International Council Of Psychologists
1941 yılında psikoloji disiplinini ilerletmek ve dünya çapındaki psikologlar arasında küresel iş birliğini güçlendirmek amacıyla kurulan profesyonel uluslararası kuruluş.
Iupsys
Dünya genelinde psikoloji disiplinini temsil eden ve ulusal psikoloji kuruluşlarını çatısı altında birleştiren en üst düzey küresel otorite.
International Pilot Study Of Schizophrenia (IPSS)
Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1973 yılında başlatılan; dokuz farklı ülkede 1.119 hastanın değerlendirildiği, şizofreni tanısında kültürel ve evrensel semptom sınırlarını belirlemeyi amaçlayan çığır açıcı tanısal araştırma projesi.
International Association Of Applied Psychology (IAAP)
1920 yılında kurulan, uygulamalı psikoloji bilimini ve mesleki pratiğini küresel düzeyde ilerletmeyi ve uygulayıcılar arası etkileşimi artırmayı amaçlayan en eski uluslararası psikoloji derneğidir.
Hope
Bireyin olumlu deneyimler yaşayacağına ya da potansiyel olarak tehditkâr veya olumsuz durumların gerçekleşmeyeceğine ya da lehe sonuçlanacağına dair bilişsel ve duygusal beklentisi.
Despair / Hopelessness
🔹 1. (despair): Şeylerin kökten yanlış olduğu ve asla daha iyiye doğru değişmeyeceği inancıyla karakterize edilen, en yıkıcı ve olumsuz insan duygusal yaşantısı. 🔹 2. (hopelessness): Bireyin gelecekte olumlu duygular deneyimleyemeyeceği veya mevcut olumsuz koşullarının hiçbir zaman iyileşmeyeceği yönündeki derin inancı ve Bilişsel sapması.
Uncovering
Psikoterapide, bireyin savunma mekanizmalarını ortadan kaldırarak yüzeydeki semptomların ötesine geçme ve problemin bilinçdışı köklerine ulaşma süreci.
Uncus
Hipokampal oluşumun rinal sulkusunun kanca şeklindeki ön uzantısı olup, özellikle koku yolu projeksiyonları ve limbik devreler açısından kritik bir nöroanatomik dönemeçtir.
Uniform Crime Reports
Amerika Birleşik Devletleri genelindeki yerel, eyalet ve federal kolluk kuvvetlerinin bildirdiği suç verilerini derleyen ulusal bir suç istatistikleri veritabanıdır.
Unipolar Disorder
Manik, hipomanik veya karışık episkotlar içermeyen, yalnızca kalıcı ya da yaygın depresif dönemlerle karakterize duygudurum bozukluğudur.
Unipolar Mania
Depresif evreler olmaksızın, yalnızca taşkınlık, aşırı hareketlilik ve öforik belirtilerin görüldüğü son derece nadir klinik tablo.
Unpleasure
Klasik psikanalitik kuramda, içgüdüsel dürtülerin ego tarafından engellenmesi ve doyumun reddedilmesi sonucunda bilinçli olarak deneyimlenen ruhsal acı, gerilim ve ego ıstırabı.
Unsociable
Bireyin başkalarıyla etkileşim kurma ve ilişki biçimlendirme yönünde belirgin bir istek duymaması nedeniyle sosyal bağlardan yoksun olması durumu.
Upper
Merkezi sinir sistemini uyararak uyanıklık, enerji ve öfori halini artıran amfetamin ve benzeri uyarıcı maddeler için kullanılan klinik dışı argot niteleme.
Ur-
Bir terimin en ilkel, orijinal veya kökensel formunu belirtmek için kullanılan, psikoloji ve antropolojide prototipik başlangıçları ifade eden birleştirici önek.
Urecholine
Parasempatomimetik etkili, özellikle üriner retansiyon ve gastrointestinal atoni tedavisinde kullanılan betanekolün ticari adıdır.
Mastery Training
Bireyleri olumsuz durumlara ve çatışmalara karşı hazırlamak amacıyla iddialı iletişim yöntemlerini ve çevresel koşullar üzerinde yapıcı kontrol sağlamayı öğreten deneysel veya gerçek dünya eğitimi.
Shame
Bireyin kendi eylemlerini veya koşullarını onursuz, ahlaka aykırı ya da kusurlu bulmasıyla ortaya çıkan, yoğun kaçınma ve sosyal geri çekilmeyle karakterize öz-bilinçli duygu.
Shamelessness
Bireyin sosyal ve ahlaki normlara aykırı davranışlar sergilerken normal koşullarda utanç duygusu üretmesi beklenen durumlarda bu duygudan yoksun olması durumu.
Waking Hypnosis
Geleneksel uyku veya trans referansı olmaksızın, doğal kelime seçimleri,jestler ve yönlendirici direktifler aracılığıyla hipnotik etkilerin elde edildiği teknik.
Stimulant / Stimulus
🔹 1. (stimulant): Organizmanın veya belirli bir organ sisteminin işlevsel aktivitesini artıran, psikolojide ise özellikle merkezi sinir sistemini uyararak uyanıklık ve odaklanmayı artıran maddeler. 🔹 2. (stimulus): Bir organizmada fizyolojik ya da davranışsal bir tepki ortaya çıkaran her türlü içsel veya dışsal etken, olay ya da durum.
Stimulating Occupation
Bireyin fizyolojik ve psikolojik uyarılma düzeyini artıran, dans gibi dinamik fiziksel etkinlikler veya görevler.
Stimulus Control Therapy
İstenmeyen koşullanmış tepkileri yeni ve işlevsel tepkilerle değiştirmeyi amaçlayan, özellikle kronik uykusuzluk tedavisinde kullanılan davranışsal bir müdahale yöntemidir.
Stimulant Use Disorder
Amfetamin tipi maddeler, kokain veya diğer uyarıcıların aşırı ve denetimsiz kullanımı sonucunda ortaya çıkan; yoğun istek, tolerans, yoksunluk ve klinik açıdan belirgin işlevsellik kaybı ile karakterize bir maddeden yararlanma bozukluğudur.
Arousal Regulation
Bireyin bilişsel ve fizyolojik aktivasyon seviyelerini, bilişsel-davranışsal yöntemler kullanarak optimum düzeyde tutma ve kontrol etme becerisidir.
Arousal Training
Danışanlara fizyolojik uyarılma düzeylerini fark etmeyi ve terapötik hedeflere bağlı olarak bu düzeyleri artırmayı veya azaltmayı öğreten bir davranış terapisi tekniğidir.
Arousal Phase
Cinsel tepki döngüsünün, psikolojik veya fiziksel uyaranlar neticesinde otonom sinir sisteminin aktivasyonuyla başlayan ve vazokonstrüksiyon ile miyotoninin görüldüğü ilk aşaması.
İnduced Abortion
Fetusun rahim dışındak yaşayabilirlik sınırına ulaşmasından önce, ilaçlar veya mekanik araçlar gibi yapay yöntemlerle rahimden kasıtlı ve erken olarak uzaklaştırılması.
Cued Panic Attack
Belirli bir durumsal tetikleyiciye maruz kalındığında veya bu durum beklendiğinde neredeyse istisnasız olarak ortaya çıkan panik atak türüdür.
Duty To Warn
Ruh sağlığı uzmanlarının, danışanlarının zarar vermeyi planladığı üçüncü şahısları veya kendine zarar verme riski bulunan danışanı koruyabilecek kişileri haberdar etme yasal ve etik zorunluluğudur.
Satellite Clinic
Ana bir tıp merkezine idari olarak bağlı olan ancak coğrafi ve fiziksel olarak ayrı konumlanan bağımsız dış kaynaklı sağlık tesisi.
Fabrication
Genellikle aldatma niyetiyle, bir hikayenin tamamının veya bir kısmının kasten uydurulması ya da icat edilmesi.
İmplementation Evaluation
Bir müdahale veya programın planlandığı gibi sunulup sunulmadığını ve hedef kitlesine ulaşıp ulaşmadığını inceleyen sistematik değerlendirme yaklaşımı.
Standards Of Practice
Psikolojik, tıbbi veya eğitsel müdahalelerde izlenecek yöntemleri ve işlem sırasını belirleyen, meslek örgütleri tarafından yayımlanan rehber ilkeler bütünü.
Applied Research
Temel bilgi üretmek veya kuram geliştirmek yerine, günlük yaşamda karşılaşılan somut ve pratik sorunları çözmek amacıyla yürütülen sistematik araştırma türü.
Applied Science
Bilimsel ilke ve kuramların, saf bilgi üretimi yerine pratik insan amaçlarına hizmet etmek ve somut sorunları çözmek amacıyla kullanılması.
Applied Behavior Analysis (ABA)
B. F. Skinner'ın edimsel koşullama ilkelerinin, pratik ve toplumsal açıdan anlamlı insan davranışlarını değiştirmek amacıyla kontrollü ortamlara uyarlanması.
Applied Tension
Kan, enjeksiyon ve yara fobilerinde bayılmayı tetikleyen düşük kan basıncını önlemek amacıyla iskelet kaslarının istemli olarak kasılıp gevşetildiği bir davranış terapisi tekniğidir.
Applied Relaxation
Danışanlara, panik, anksiyete, fobiler ve ağrı gibi semptomları kontrol altına almak amacıyla seanslar boyunca kademeli olarak daha hızlı gevşemeyi öğreten davranışsal bir müdahale tekniğidir.
Applied Psychoanalysis
Psikanalitik kuram ve ilke ve formülasyonların, klinik ortamın dışına çıkarak sanat, edebiyat, din, antropoloji ve tarih gibi beşeri bilimler alanına uyarlanmasıdır.
American Association Of Applied Psychology (AAAP)
1937 yılında Amerikan Psikoloji Derneği'nden (APA) ayrılarak danışmanlık, klinik, eğitim ve endüstri psikologlarının uygulamalı çıkarlarını temsil etmek amacıyla kurulan ve 1944'te tekrar APA bünyesine katılan profesyonel kuruluş.
Practicum
Bir eğitim programının parçası olarak sunulan, yerinde ve yüz yüze mesleki eğitimi amaçlayan denetimli klinik deneyim.
Feasibility Standards
Herhangi bir girişimin veya projenin pratikliğini, uygulanabilirliğini ve maliyet etkinliğini değerlendirmek için kullanılan kriterler bütünü.
Appropriate Affect
Bireyin içsel duygu durumunun veya ruh halinin, dışsal düşünce, eylem, sözel ifade ya da içinde bulunulan durumla tam bir uyum ve tutarlılık göstermesi durumu.
Appropriate Death
Bireyin yaşamın son evresinde, kendi değerleri ve tercihleri doğrultusunda seçebileceği, bireyselliğini koruyan ölüm biçimidir.
Propriety Standards
Bir değerlendirme araştırma çalışmasının yasal ve etik gerekliliklerini belirleyen, katılımcı haklarını korumayı ve çıkar çatışmalarını önlemeyi amaçlayan normatif standartlar bütünü.
İnappropriate Affect
Kişinin sergilediği duygusal tepkilerin içinde bulunduğu durumla, düşünce içeriğiyle veya dile getirdiği arzularla uyumsuz olması durumu.
Unfitness
Fiziksel veya zihinsel sağlık ya da zindelikten yoksun olma durumu; biyolojide ise bir organizmanın belirli bir çevrede yaşayabilir yavrular üretememe kapasitesi.
Sleep Apnea
Uykuda solunumun geçici olarak durması veya ciddi ölçüde azalmasıyla karakterize; üst hava yollarının tıkanmasına (obstrüktif) ya da beyin sapındaki solunum merkezlerinin sinyal üretememesine (merkezi) bağlı gelişen uyku bozukluğu.
Sleep Disorder
Uyku düzeninde, süresinde, kalitesinde veya zamanlamasında ortaya çıkan kalıcı bozulmalar ile uyku esnasında görülen anormal olay veya davranışların genel adı.
Sleep Efficiency
Yatakta geçirilen toplam süre ile bu süre zarfında gerçekten uyuyarak geçirilen zamanın oranını ifade eden temel bir uyku sağlığı göstergesidir.
Sleep Stages
Gece uykusunun fizyolojik ölçümler, özellikle elektroensefalografi (EEG) yardımıyla ayırt edilen ardışık evreleridir.
Sleep Hygiene
Uyku düzenini ve kalitesini optimize etmek amacıyla bireyin çevresel faktörlerini ve günlük davranış kalıplarını düzenleyen davranışsal müdahale teknikleri bütünüdür.
Sleep Restriction Therapy
İnsomni tedavisinde, yatakta geçirilen uyanık süreyi azaltarak uyku verimliliğini artırmayı vehomeostatik uyku baskısını yeniden optimize etmeyi hedefleyen davranışsal bir müdahaledir.
Sleep Psychology
Lisanslı bir psikolog tarafından yürütüldüğünde davranışsal uyku tıpası ile eşanlamlı olarak kullanılan uzmanlık alanı.
Sleep Terror Disorder
NREM uykusunun ilk üçte birlik derin evresinden ani ve çığlıklarla uyanma, otonom sinir sistemi aşırı uyarılması ve olay sonrasında amnezi ile karakterize parasomnia türüdür.
Sleep Medicine
Uyku fizyolojisini, sirkadiyen biyolojiyi ve uyku bozukluklarının patofizyolojisini inceleyen, tanı ve tedavi süreçlerine odaklanan tıp uzmanlık alanıdır.
Nocturnal Emission
Uyku esnasında, genellikle erotik içerikli rüyaların eşlik ettiği istemsiz orgazm ve ejakülasyon durumu.
Genital Arousal İn Sleep
REM uykusu evresinde erkeklerde penis sertleşmesi, kadınlarda ise klitoris büyümesi ve vajinal ıslanma ile karakterize istemsiz fizyolojik uyarılma durumu.
Sleepwalking Disorder
Yavaş dalga NREM uykusu sırasında ortaya çıkan, bireyin yataktan kalkıp karmaşık motor aktiviteler sergilediği ancak uyanma anında bu olayları hatırlamadığı parasomnia türü.
Ahypnosia / Sleeplessness
🔹 1. (ahypnosia): Uykuya dalmada, uykuyu sürdürmede sürekli zorluk yaşama veya kalitesiz uyku ile karakterize klinik durum. 🔹 2. (sleeplessness): Uykuya dalmada, uykuyu sürdürmede güçlük çekme veya dinlendirici olmayan uyku deneyimiyle karakterize durum.
Sleep Questionnaire And Assessment Of Wakefulness (SQAW)
Stanford Üniversitesi'nde geliştirilen, uyku davranışlarını ve uyku bozukluklarını kapsamlı biçimde değerlendiren standartlaştırılmış klinik anket.
Disorders Of İnitiating And Maintaining Sleep (DIMS)
Uykuya dalmakta veya uykuyu sürdürmekte yaşanan kalıcı zorluklarla karakterize edilen, dört temel uyku bozukluğu sınıfından biri.
Adaptation / Adjustment / Agreement
🔹 1. (adaptation): Duyu organlarının sürekli uyarım karşısında duyarlılığını azaltması veya organizmanın değişen çevresel koşullara işlevsel yanıtlar verebilmek için davranışsal ve fizyolojik mekanizmalarını düzenlemesi. 🔹 2. (adjustment): Bireyin, içsel gereksinimleri ile değişen çevresel koşullar ve beklenmedik dış talepler arasında denge kurmak amacıyla tutum, davranış veya her ikisinde gerçekleştirdiği bilinçli değişim süreci. 🔹 3. (agreement): Dilbilim ve bilişsel işlekleme süreçlerinde, bir cümlenin farklı dilbilgisel unsurları arasındaki doğru yapısal ilişkiyi ifade eder.
Adjustment Disorder
Tanımlanabilir bir yaşam stresörünün ardından üç ay içinde ortaya çıkan, beklenenden daha şiddetli duygusal veya davranışsal tepkilerle karakterize klinik tablo.
Adjustment İnventory
Bireyin yaşamının çeşitli alanlarındaki (duygusal, sosyal, akademik ve mesleki) uyum düzeyini ve olası uyumsuzluk örüntülerini sistematik olarak değerlendiren psikometrik ölçme aracıdır.
Adjustment Process
İnsanların çevresel talepler ve uyarıcılara karşı tutum ile davranışlarını değiştirerek içsel ihtiyaçları ile dışsal koşullar arasında denge kurma mekanizması.
Adjustment Reaction
Stresli bir yaşam olayına karşı gelişen, işlevselliği geçici olarak bozan uyum sağlayamamış psikolojik tepki.
Accommodative Coping
Bireyin, değiştirilemeyen dışsal kısıtlamalar ve çevresel baskılar karşısında kendi hedeflerini, beklentilerini ve standartlarını duruma uyarlayarak stresle başa çıkmasını sağlayan birincil düzenleme stratejisidir.
Adapted Child
Transaksiyonel analizde, ebeveyn figürlerinin beklentilerine ve kurallarına göre şekillenen; itaatkar, düzenli ancak aynı zamanda manipülatif özellikler barındırabilen bir ego durumudur.
Compliant Character
Temel kaygıya karşı bir savunma mekanizması olarak, başkalarından onay ve sevgi aramayı temel motivasyon edinen itaatkar kişilik yapısı.
Concordant İdentification
Psikanalizde analistin, hastanın içsel deneyimini ve benlik durumunu doğrudan kendi içinde yaşayarak onunla tam bir empatik rezonans kurduğu karşı-aktarım biçimidir.
Rapport
Bireyler arasında karşılıklı anlayış, kabullenme ve sempatik uyum üzerine kurulu, empati eksenli sıcak ve güvenli ilişki dinamiği.
Adaptive Hypothesis
Heinz Hartmann’ın ego psikolojisinde, birincil otonom egonun temel işlevinin algı, bellek, duygu düzenleme ve hareketlilik yoluyla 'ortalama beklenebilir çevre' ile başa çıkmak olduğunu savunan analitik görüş.
İncompatible Response
Bir başka tepkiyle aynı anda gerçekleşmesi imkansız olan veya diğeriyle doğrudan çelişen davranışsal ya da fizyolojik tepki.
İncompatible Response Method
İstenmeyen bir alışkanlığı kırmak için, bu alışkanlıkla aynı anda gerçekleştirilmesi imkansız olan daha kabul edilebilir alternatif bir tepkinin devreye sokulduğu davranış değiştirme tekniği.
İncompatibility / İncongruence / İncongruity / Maladjustment
🔹 1. (incompatibility): İki veya daha fazla kişinin birbiriyle uyumlu bir şekilde etkileşim kuramaması durumu; felsefi bağlamda ise özgür irade ile determinizmin aynı anda var olamayacağı tezi. 🔹 2. (incongruence): Bireyin öznel algıları, gerçeklik algısı veya deneyimleri ile benlik tasarımı arasındaki tutarsızlık veya uyuşmazlık durumu. 🔹 3. (incongruity): Kabul edilmiş normlar, beklentiler veya standartlarla tutarsız, uyumsuz veya çelişkili olma durumu. 🔹 4. (maladjustment): Bireyin etkili ilişkiler sürdürme, farklı yaşam alanlarında işlevsel olma veya çevresel stresörlerle başa çıkma becerisindeki yetersizlik.
Drug Trafficking
Yasadışı psikoaktif maddelerin, ulusal veya uluslararası yasal düzenlemeleri ihlal ederek üretimi, taşınması, dağıtımı ve satışı.
Drug Court
Şiddet içermeyen madde suçluları için cezai yaptırımlar yerine tedavi ve rehabilitasyon odaklı alternatif bir yargısal süreç sunan uzmanlaşmış mahkeme sistemi.
Drug İnterdiction
Yasadışı uyuşturucu maddelerin sevkiyatı sırasında kolluk kuvvetleri tarafından durdurulması, engellenmesi ve el konulması süreci.
Drug Dealer
Yasadışı maddeleri ticari amaçla satan veya yasal maddeleri ruhsatsız ya da usulsüz bir şekilde piyasaya süren kişi.
Congruence
Psikolojik nitelikler ile dışsal davranışlar, yaşantılar veya benlik algısı arasındaki tutarlılık ve uyum durumu.
Remote Effect
Bir eylemin ya da patolojik sürecin doğrudan tetiklendiği odağın dışında, anatomik veya işlevsel olarak uzak bir bölgede ortaya çıkan gecikmeli veya dolaylı sonucu.
Remote Cause
Zaman veya uzamsal olarak etkisinden uzakta yer alan ancak olay zincirini başlatan nihai ve baskın kökensel neden.
Detached Character
Aşırı öz-yeterlilik ve başkalarına karşı duygusal bir bağ kuramamış olma durumuyla belirginleşen, temel kaygıya karşı geliştirilmiş nevrotik bir savunma stili.
Disengaged Family
Üyelerinin psikolojik ve duygusal olarak birbirlerinden karşılıklı olarak uzaklaştığı ve bağlarını kopardığı aile yapısı.
Distance Therapy
Hareket kabiliyeti kısıtlılığı, coğrafi izolasyon veya benzeri engelleyici faktörler nedeniyle yüz yüze yürütülemeyen, telefon, sesli veya görüntülü konferans gibi teknolojik araçlar vasıtasıyla gerçekleştirilen psikoterapi türü.
Time-extended Therapy
Standart seans sürelerinin yerine veya bu sürelerle değişmeli olarak uygulanan, yorgunluk faktöründen yararlanarak savunma mekanizmalarını zayıflatan uzun süreli grup terapisi formu.
Extended-stay Review
Sürekli bir hastane yatışının, kurum veya üçüncü taraf kullanım incelemesi tarafından belirlenen eşik süreyi aşması veya bu süreye eşit olması durumunda gerçekleştirilen sistematik klinik değerlendirme süreci.
Alien Abduction
Bireylerin dünya dışı varlıklar tarafından kaçırıldıklarına ve çeşitli fiziksel ile psikolojik deneylere maruz kaldıklarına dair inandıkları, ancak nesnel kanıtı bulunmayan öznel deneyimler fenomenidir.
Learned Treatise Exception
Duruşmada tanıklık eden uzman tanığın, kendi alanındaki genel kabul görmüş bilimsel makaleleri, dergileri ve akademik incelemeleri mahkemeye delil olarak sunabilmesine olanak tanıyan duyum hearsay kuralı istisnası.
Battle Of The Experts
Yasal bir uyuşmazlığın karşıt taraflarınca mahkemeye sunulan bilirkişi veya uzman tanıkların, davanın çözümü için kritik olan bir mesele üzerinde birbirine zıt görüşler bildirmesi durumu.
Specialty Care
Tıp veya sağlığın belirli bir alt dalında ileri eğitim, özel eğitim ve uzmanlığa sahip klinisyenler tarafından sunulan, genellikle karmaşık, kronik veya nadir durumların değerlendirilmesini ve yönetimini içeren sağlık hizmetidir.
Extended Care / Long-term Care
🔹 1. (extended care): Akut bir hastaneye yatış sürecinin ardından, 24 saat hemşirelik hizmeti ve rehabilitasyon terapisi sunan yatılı sağlık tesislerinde sağlanan kapsamlı bakım hizmeti. 🔹 2. (long-term care): Kronik fiziksel veya ruhsal rahatsızlığı ya da engelliliği bulunan bireylere, uzun bir süre boyunca sağlanan tıbbi, ruh sağlığı ve günlük yaşam destek hizmetlerinin bütünü.
Long-term Care Facility
Bağımsız yaşayamayan ancak hastane yatışı gerektirmeyen bireylere medikal ve kişisel hizmetler sunan huzurevi benzeri genişletilmiş bakım kurumu.
Prolonged Exposure Therapy
Yetişkinlerde travma sonrası stres bozukluğunun tedavisinde kullanılan, duygusal işleme teorisine dayanan ve kademeli hayali ile gerçeğe dayalı maruz bırakmayı içeren kısa süreli bir bilişsel davranışçı terapi formudur.
Long-term Therapy
Aylar veya yıllar boyunca sürdürülen, bireyin kişilik yapısını ve kökleşmiş savunma mekanizmalarını dönüştürmeyi amaçlayan kapsamlı psikoterapi süreci.
Work-for-pay Unit
Ruhsal bozuklukları olan bireylere yönelik kapsamlı rehabilitasyon programlarının bir parçasını oluşturan, gözetim altında yapılan basit veya karmaşık işler karşılığında ücret ödenen yatan hasta veya sonrasında takip çalışma tesisidir.
Triad Training Model
Terapist adaylarının farklı kültürlerden gelen danışanları anlamalarını ve çok kültürlü danışmanlık yetkinliklerini geliştirmelerini amaçlayan deneysel bir simülasyon eğitim yaklaşımı.
Tertiary Care
Sakatlık veya ölüm riski taşıyan hastalar için ileri düzey teknoloji ve uzmanlık gerektiren yüksek ihtisaslı sağlık hizmeti.
Third-party Payer
Sigorta şirketi, ön ödeme planı veya devlet kurumu gibi, sağlık hizmeti alan bireyin masraflarını sağlayan taraf.
Third-party Administrator (TPA)
Sigorta şirketleri veya işverenler adına poliçe yükümlülüğü üstlenmeksizin hak talebi işleme ve sigorta primi yönetimi gibi idari hizmetler sunan mali aracı kuruluş.
Ulcer
Sindirim kanalının mukozal yüzeyi gibi doku bütünlüğünün bozulduğu, erozyon ve nekrozla karakterize doku kaybı.
Procreative Sex
Gebelikle sonuçlanma potansiyeli taşıyan, biyolojik ve neslin devamını sağlamaya yönelik cinsel aktivite biçimi.
Reproductive Failure
Gebeliğin gerçekleşememesi ya da yavruların olgunlaşma evresine kadar hayatta kalmasını sağlayacak şekilde doğurulamaması durumu.
Reproductive Disorder
Üreme sisteminin yapısını veya işlevini etkileyen; hormonları, organları veya doğurganlık süreçlerini bozan konjenital, edinilmiş ya da patolojik durumların tamamıdır.
Reproductive Rights
Bireylerin üreme ve üreme sağlığı konularında ayrımcılığa, baskıya veya şiddete maruz kalmaksızın özerk ve bilinçli kararlar alabilmesini güvence altına alan uluslararası insan hakları bütünüdür.
Productive Thinking
Erich Fromm'un teorisinde, bir sorunun ya da meselenin bütünsel bir ilgi, saygı ve tam nesnellikle ele alındığı bilişsel süreç.
Productive Love
Sağlıklı bireylerin, bireyselliklerini yitirmeden yakın ve karşılıklı bağımlılığa dayalı ilişkiler kurma kapasitesi.
Generativity Versus Stagnation
Erik Erikson'ın psikososyal gelişim kuramının yedinci evresi olup, orta yetişkinlik döneminde bireyin gelecek nesillere rehberlik etme, üretme ve toplumsal sorumluluk üstlenme arzusu ile benmerkezcilik ve kısır bir içe kapanma arasındaki çatışmayı tanımlar.
Urethral Eroticism
Psikanalitik kuramda, işeme sürecinden ve üretra mukozasının uyarılmasından elde edilen libidinal haz.
Urethritis
İdrar kesesinden idrarı vücut dışına taşıyan kanalın (üretra) iltihaplanması durumu.
Urinary İncontinence
Nörolojik bozukluklar veya yaşlanmaya bağlı fizyolojik değişimler gibi organik etkenler sonucunda, idrar yapma üzerindeki istemli kontrolün kaybolması durumu.
Urolagnia
Cinsel uyarılma ve doyumun idrar ve işeme eylemiyle odaklandığı bir parafilik ilgi biçimidir.
Hives / Urticaria
🔹 1. (hives): Ciltte ani olarak ortaya çıkan, yanma ve şiddetli kaşıntıyla karakterize, geçici inflamatuar kabarıklıklar. 🔹 2. (urticaria): Ciltte ani olarak ortaya çıkan, genellikle şiddetli kaşıntılı, kabarıq ve eritemli lezyonlarla karakterize dermatolojik durum.
Product İmage
Tüketici psikolojisinde belirli bir marka veya ürünle ilgili zihinde uyandırılan ve dikkatle tasarlanmış çağrışımlar bütünü.
Overdetermination
Gözlemlenen tek bir psikolojik belirti, rüya veya davranışın, her biri tek başına bu sonucu doğurmaya yeterli birden fazla bilinçaltı etken tarafından eş zamanlı olarak belirlenmesi durumu.
Metacommunication
Sözel mesajın içeriğinden ziyade, bu mesajın nasıl yorumlanması gerektiğini belirten gizli veya incelikli sözsüz ipuçları ve dinamikler bütünü.
Superior Function
Carl Jung'un analitik psikolojisinde, bilinçli egoyu yöneten ve diğer üç işlevi baskılayarak bireyin tipolojisini belirleyen baskın zihinsel işlev.
Striving For Superiority
Alfred Adler'in bireysel psikolojisinde, bireylerin sosyal statü veya başkalarını tahakküm altına alma arzusundan ziyade, potansiyellerini tam anlamıyla gerçekleştirme, bütünleşme ve mükemmelliğe ulaşma yönündeki doğuştan gelen egemen yönelimi.
Superiority Complex
Alfred Adler'in bireysel psikolojisinde, kişinin altta yatan yetersizlik ve aşağılık duygularını aşırı telafi etmek amacıyla geliştirdiği abartılı benlik algısı ve üstünlük iddiası.
Blended Family / Stepfamily
🔹 1. (blended family): Eşlerden en az birinin önceki ilişkisinden veya evliliğinden olan çocuklarıyla birlikte oluşturduğu karma aile yapısı. 🔹 2. (stepfamily): Ebeveynlerden birinin veya her ikisinin önceki birlikteliklerinden olan çocuklarını yeni bir hanede bir araya getirmesiyle oluşan aile birimidir.
Sadness
Şiddeti hafiften aşırıya değişebilen, genellikle yüksek değerli bir kaybın (örneğin bir ilişkinin bitişi) tetiklediği mutsuzluk duygusal durumu.
VA
Amerika Birleşik Devletleri'nde askeri gazilerin sağlık, sosyal hizmetler ve tazminat haklarını yöneten federal departmanın kısaltılmış adı.
VABS
Bireylerin günlük yaşam becerilerini, toplumsal uyumunu ve bağımsız işlevsellik düzeyini değerlendiren standartlaştırılmış psikometrik değerlendirme aracıdır.
Vagina Dentata
Halk bilimi mitlerinde ve klasik psikanalitik teoride cinsel birleşme sırasında erkek partneri yaralayabileceği ya da iğdiş edebileceği inancına dayanan dişli vajina motifi.
Vagina Envy
Erkeklerin gebelik ve çocuk doğurma yeteneğine sahip olma arzusunu ve bu biyolojik kapasitenin yokluğundan ötürü yaşadıkları psikolojik dinamikleri tanımlayan psikanalitik kavram.
Vaginal Orgasm
Kadınlarda doğrudan vajinal uyarımla elde edilen orgazm deneyimi; erken psikanalitik teoride 'olgun kadınsılığın' göstergesi olarak kabul edilmiş ancak modern sexoloji ve nörobiyolojik araştırmalarla çürütülmüştür.
Vaginal Sex
Erkek cinsel organının vajinal yolla penetrasyonunu içeren temel cinsel ilişki biçimi.
Vaginismus
Cinsel ilişki sırasında pelvik taban kaslarının istemsiz ve spazmodik kasılması nedeniyle birleşmenin ağrılı ya da imkansız hale gelmesiyle karakterize bir cinsel işlev bozukluğudur.
Case
Genellikle bireysel bir hastadaki belirli bir hastalığı, bozukluğu veya analitik bir araştırmada veri toplanan temel gözlem birimini ifade eden klinik ve metodolojik terim.
Case Study
Tek bir bireyin, grubun, olayın veya sistemin; çoklu veri kaynakları kullanılarak gerçek dünya bağlamında derinlemesine ve bütüncül olarak incelenmesi.
Case History
Bir bireyin tıbbi, psikolojik, sosyal ve gelişimsel geçmişini kapsayan, tanı ve tedavi süreçlerine rehberlik eden kapsamlı bilgi kaydı.
Case-finding
Ruhsal bozukluklar açısından tedaviye gereksinim duyan bireylerin; tarama testleri, sosyal kurum kayıtları, pratisyen hekim yönlendirmeleri veya kriz triyajı yoluyla sistematik olarak belirlenmesi süreci.
Case Manager
Hastaların sağlık hizmetlerine kesintisiz ve maliyet etkin bir şekilde erişimini sağlamak amacıyla hastalar, sağlık sağlayıcıları ve sigorta şirketleri arasında koordinasyon kuran profesyonel.
Case Management
Sağlık hizmetlerinin sürekliliğini ve kalitesini artırırken maliyetleri düşürmek amacıyla bakım süreçlerinin planlanması, koordine edilmesi ve yürütülmesidir.
Case Load
Bir psikoterapist, psikiyatrist veya sosyal hizmet uzmanının belirli bir zaman diliminde yönetmekle sorumlu olduğu toplam danışan sayısı ve bu vakaların karmaşıklık derecesi.
Case-control Study
Belirli bir hastalığa veya duruma sahip bireylerin (vaka), bu duruma sahip olmayan benzer bireylerle (kontrol), geçmişteki belirli risk faktörlerine maruziyet oranları açısından geriye dönük olarak karşılaştırıldığı gözlemsel bir araştırma yöntemidir.
Validation
Bir olgunun, hipotezin veya ölçüm aracının mantıksal tutarlılığını, gerçeğe uygunluğunu veya metodolojik geçerliliğini kanıtlama süreci; psikoterapide ise danışanın duygu ve deneyimlerinin gerçekçi bir zeminde kabul edilmesi.
Valium
Diazepam etken maddeli, merkezi sinir sistemi üzerinde inhibitör etki gösteren benzodiazepin sınıfı bir anksiyolitik ve sedatif ilaçtır.
Valproic Acid
Nöbetleri kontrol altına almak ve bipolar bozukluğa eşlik eden manik epizodları yönetmek amacıyla kullanılan bir antikonvülzan ve duygudurum dengeleyicidir.
Vandalism
Özel veya kamuya ait mülklerin bilinçli ve kasıtlı olarak tahrif edilmesi veya imha edilmesi durumu.
Vaping
Elektronik sigara veya benzeri buharlaştırıcı cihazlar aracılığıyla nikotin, aroma ve diğer kimyasalların solunması eylemi.
Being Value
Bireyin eksiklik gidermeye yönelik motivasyonlar ötesinde, kendi varoluşunu ve potansiyelini gerçekleştirmeye atfettiği içsel değer.
Being Psychology
Bireyleri kendi başlarına birer amaç olarak ele alan, her insanın kutsallığını, benzersizliğini ve kıyaslanamaz özünü merkeze alan hümanist psikoloji alt dalı.
Being Love (b-love)
Karşılıklılık, diğerinin iyiliğine duyulan saf ilgi, azalmış bağımlılık ve bencil olmayan bir doğa ile karakterize edilen hümanist psikoloji temelli sevgi biçimi.
Being–not Being
Alman filozof Martin Heidegger'in görüşlerine dayanarak, insanın varoluşunu ve ölümlülüğünü sorgulamasını tetikleyen temel ontolojik mesele.
Existence
Bir şeyin gerçekliğe sahip olma durumu, var olma niteliği ve felsefi/psikolojik düzlemde somut yaşantılanmış deneyimlerin bütünü.
Existential Psychology
İnsan deneyiminin öznel anlamını, bireyin benzersizliğini ve seçimlerle şekillenen kişisel sorumluluğu merkeze alan psikolojik yaklaşım.
Existential Psychotherapy
Danışanın geçmişindeki kök nedenler yerine 'şimdi ve burada'ki toplam durumuna odaklanan; yaşamın anlamı, ölüm, özgürlük ve sorumluluk gibi evrensel varoluşsal meseleleri merkeze alan bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Existentialism
İnsanın kendi özünü kendi eylemleri ve seçimleriyle yarattığını, evrende önceden belirlenmiş bir insan özünün bulunmadığını savunan felsefi ve edebi akım.
Existential Analysis
Anlam arayışında bilinçdışı dürtüler yerine bilinçli algı ve deneyimi merkeze alan, bireyin geleceğe yönelik seçimlerini ve sorumluluklarını hedefleyen bir psikoterapi yaklaşımı.
Existential Vacuum
Bireyin yaşamında anlam bulamaması veya anlam yaratamaması sonucu ortaya çıkan; boşluk, yabancılaşma, beyhudelik ve amaçsızlık hissi.
Existential Crisis
Bireyin yaşamın anlamını, amacını ve kendi seçimlerinin sorumluluğunu kökten sorgulamasına yol açan derin içsel çatışma ve dönüm noktası.
Existential–humanistic Therapy
İnsanı yalnızca davranış, biliş veya kökensel dürtülerin bir ürünü olarak indirgemek yerine; öznel yaşantıları, irade özgürlüğü ve kendi yaşam yönünü tayin etme kapasitesi ekseninde ele alan bütüncül bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Hallucination
Herhangi bir dışsal uyarıcı bulunmaksızın, gerçeklik hissiyle yaşanan ve beş duyudan herhangi birini etkileyebilen yanıltıcı duyusal algı.
Guardianship
Mahkeme kararıyla, kendi bakımlarını üstlenemeyen veya hukuki ehliyeti bulunmayan bireylerin kişisel ve mal varlığına ilişkin kararları almak üzere yasal bir temsilcinin atandığı hukuki ve koruyucu düzenleme.
Testamentary Capacity
Bir bireyin geçerli bir vasiyetname hazırlama veya değiştirme konusundaki zihinsel ve hukuki yetkinliğidir.
Vascular Depression
Kardiyovasküler hastalıkların tetiklediği veya bu süreçlerle eş zamanlı ortaya çıkan, genellikle klasik çökkün ruh halinden ziyade anhedoni ile karakterize majör depresif epizod.
Vasectomy
Erkeklerde vas deferens kanallarının kesilmesi, bağlanması veya bloke edilmesi suretiyle spermin meni sıvısına karışmasını engelleyen cerrahi sterilizasyon prosedürü.
Renunciation
Genel anlamda bir şeyden gönüllü olarak vazgeçme veya arzuları reddetme eylemidir; klasik psikanalitik kuramda ise egonun id dürtülerine direnmesi ya da bu dürtüleri yüceltmesidir.
Vegetarian Diet
Et, kümes hayvanları ve deniz ürünlerinin hariç tutulduğu, ağırlıklı olarak bitkisel besinlere dayanan beslenme düzeni.
Vegetative
Büyüme, solunum, sindirim gibi temel fizyolojik işlevleri ve otonom sinir sistemi tarafından yönetilen bilinç dışı yaşamsal faaliyetleri ifade eden terim.
Vegetative State
Bireyin uyanık görünmesine karşın öz farkındalıktan, çevresel farkındalıktan ve tüm üst düzey bilişsel işlevlerden yoksun olduğu bir bilinç bozukluğu durumu.
Vegetotherapy
Wilhelm Reich tarafından geliştirilen, duygusal blokajları çözmek amacıyla bedensel kas zırhlanmasını ve otonom sinir sistemi tepkilerini hedef alan Reichyen bir psikoterapi yöntemidir.
Surrogate Decision Making
Tıbbi veya cerrahi müdahalelere onay verme ehliyetini kaybetmiş bireyler adına, yasal olarak atanmış bir vekilin karar alma sürecini yürütmesidir.
Münchausen Syndrome By Proxy (MSP)
Bakım veren bireyin, ilgi, sempati ve takdir toplamak amacıyla bakımından sorumlu olduğu kişide (genellikle çocukta) kasıtlı olarak hastalık semptomları uydurması veya fiziksel rahatsızlık yaratması ile karakterize klinik tablo.
Surrogate
Bir aile sisteminde veya sosyal grupta kilit bir konuma sahip bireyin yerini alan kişi veya nesne.
Custodial Case
Boşanma veya ayrılık süreçlerinde, bir çocuğun yasal velayetinin ve bakım sorumluluğunun hangi ebeveyne verileceğini belirlemek üzere açılan mahkeme davası.
Venire
Toplumdan rastgele yöntemlerle seçilen ve jüri heyetinin oluşturulması için mahkemeye getirilen potansiyel jüri adayları havuzu.
Venlafaxine
Serotonin ve norepinefrin geri alımını eş zamanlı inhibe ederek etkisini gösteren, SNRI sınıfına ait ikinci nesil bir antidepresan ajandır.
Ventilation
Psikoterapi ve danışmanlık süreçlerinde danışanın, bastırılmış duygu ve düşüncelerini seans esnasında tam, engelsiz ve açık bir biçimde ifade etmesi.
Ventricular Puncture
İntrakraniyal basıncı düşürmek, beyin omurilik sıvısı elde etmek veya ilaçları doğrudan lateral ventriküllere enjekte etmek amacıyla beyin karıncıklarına cerrahi olarak bir açıklık oluşturma işlemidir.
Verbal Masochism
Bireyin aşağılayıcı, hakaret içeren sözleri işitmekten ve bu sözel tacizden cinsel veya psikolojik heyecan, haz duyması durumu.
Verbigeration
Spesifik sözcüklerin veya tümce parçalarının, görünürde hiçbir işlevsel veya iletişimsel amaç olmaksızın anlamsız bir biçimde sürekli ve monoton bir şekilde yinelenmesi durumu.
Verstehende Psychologie
İnsan davranışını doğa kanunlarıyla açıklamak yerine, yaşanan deneyimi (Erlebnis) öznenin kendi perspektifinden anlamlandırmayı amaçlayan hermenötik ve fenomenolojik psikoloji yaklaşımıdır.
Conservatorship
Fiziksel veya zihinsel bir rahatsızlık nedeniyle kendi işlerini yürütemeyecek durumda olan bireylerin mülklerini ve kişisel çıkarlarını korumak üzere mahkeme tarafından atanan yasal koruma düzenlemesidir.
Vibration Disease
Akustik veya mekanik titreşimlerin vücuda ve dokulara uzun süreli maruz kalması sonucu ortaya çıkan mesleki bir sağlık sorunudur.
Vibrator
Mastürbasyon veya partnerli cinsel aktivite sırasında genital bölgeyi ve diğer erojen bölgeleri uyarmak amacıyla elektrik motoruyla titreşim üreten mekanik cihaz.
Conscience
Bireyin kendi niyet, eylem ve tutumlarını ahlaki değerler ekseninde yargılayan, doğru ile yanlışı ayırt etmesini sağlayan içsel bilişsel ve duygusal süreçtir.
Compunction / Remorse
🔹 1. (compunction): Hatalı bir eylemden ya da henüz gerçekleştirilmemiş fakat zarar doğurması beklenen bir davranıştan kaynaklanan içsel huzursuzluk ve suçluluk hali. 🔹 2. (remorse): Geçmişte gerçekleştirilen bir eylem veya eylemsizlikten ötürü duyulan, bireyin öz-değerini sarsan yoğun suçluluk ve pişmanlık hali.
Vicodin
Hidrokodon ve asetaminofen içeren, orta ila şiddetli ağrıların tedavisinde kullanılan güçlü bir opioid kombinasyon ilaç markası.
Videotape Method
Psikoterapi seanslarının video kayda alınarak klinik süpervizyon, eğitim veya doğrudan hasta geri bildirimi amacıyla incelenmesi tekniğidir.
Vineland Adaptive Behavior Scales (VABS)
Bireylerin kişisel ve sosyal işlevsellik düzeylerini değerlendirerek iletişim, günlük yaşam becerileri, sosyalleşme ve motor beceriler alanlarındaki uyumsal yetkinliklerini ölçen standartlaştırılmış klinik değerlendirme aracı.
Viral Hypothesis
Şizofreni benzeri psikotik bozuklukların, özellikle prenatal dönemde veya erken yaşamda viral enfeksiyonlara maruz kalma ile ilişkili olduğunu öne süren etiyolojik model.
Virgin
Hiçbir cinsel birleşme veya türdeş cinsel temas deneyimi yaşamamış bireyi tanımlayan klinik ve antropolojik terim.
Virility
Yetişkin bir erkeğin karakteristik özelliklerini ve özellikle cinsel birleşme kapasitesini barındırma durumu.
Virilism
Kadınlarda kas kütlesi artışı ve hirsutizm gibi erkeksi ikincil cinsiyet karakterlerinin ortaya çıkması durumu.
Visceral Hypersensitivity
İç organlarda algılanan ağrı eşiğinin anormal derecede düşmesi ve en ufak fizyolojik uyarıların dahi şiddetli ağrı olarak deneyimlenmesi durumu.
Vistaril
Hidroksizin, anksiyete tedavisinde ve sedasyon amacıyla kullanılan, birinci nesil antihistaminik ve piperazin türevi bir farmakolojik maddedir.
Vital Exhaustion
Aşırı yorgunluk, enerji yoksunluğu, sinirlilik ve demoralizasyon hissiyle karakterize, özellikle kardiyovasküler risk artışıyla ilişkilendirilen psikofizyolojik bir durum.
Vitamin Deficiency
Normal vücut fonksiyonlarının sürdürülebilmesi için hayati önem taşıyan bir ya da birden fazla vitaminin organizmada yetersiz düzeyde bulunması durumu.
Vitamin And Mineral Therapy
Mental veya fiziksel rahatsızlıkların, tanıya özel vitamin ve mineral takviyelerinin belirli dozlarda günlük alımıyla tedavi edilmesidir.
Vitreous Hemorrhage
Göz küresinin arkasındaki jölemsi vitreus jeline retina kılcallarının yırtılması sonucu kan sızması veya dolması durumu.
Vivitrol
Alkol ve opioid bağımlılığının tedavisinde kullanılan, uzun salınımlı naltrekson enjeksiyonunun tescilli ticari adıdır.
Viennese School
20. yüzyılın başlarında Sigmund Freud'un kuramlarını takip eden ve Viyana'da konumlanan ilk kuşak psikanalistler grubu.
Voice–stress Analyzer
İnsan kulağının algılayamayacağı düzeydeki mikro ses değişimlerini saptayarak bireyin stres altında olup olmadığını belirlemeyi amaçlayan ölçüm aracı.
Voir Dire
Mahkeme sürecinde tarafsızlığı test etmek amacıyla potansiyel jüri üyelerinin, tanıkların veya delillerin sorgulanması ve taranması süreci.
Volatile Marriage
Tutkulu tartışmalar ile yoğun şefkat ifadelerinin bir arada bulunduğu, ancak genel etkileşim dengesinde olumlu anların olumsuzları aştığı uzun süreli evlilik biçimi.
Volubility
Aşırı, durdurulamaz ve baskın bir şekilde konuşma eğilimi; manik atağın temel semptomlarından biridir.
Von Domarus Principle
Bireyin, iki farklı nesneyi veya durumu, yalnızca ortak bir yüke veya özelliğe sahip oldukları için tamamen aynı olarak algıladığı mantıksal yanılgı.
Voyeurism
Rızası olmayan bireylerin gizlice gözetlenmesinden cinsel uyarılma ve doyum elde etmeyi içeren bir parafilik bozukluk türüdür.
İnspectionalism
Cinsel uyarılma sağlamak amacıyla başka bireylerin çıplaklığını, soyunmasını veya cinsel aktivitelerini gizlice izleme eylemini ifade eden psikoseksüel yönelim.
VPS
Bireylerin özellikle sağlık hizmetleri, tedavi süreçleri ve yaşam sonu kararlarındaki kişisel değerlerini ve önceliklerini sistematik olarak değerlendiren psikometrik ölçektir.
Voodoo Death
Güçlü bir inanç, kültürel lanet veya şiddetli duygusal şok (korku) neticesinde, görünürde organik bir patoloji olmaksızın, otonom sinir sisteminin aşırı uyarılmasıyla gerçekleşen ani psikojenik ölüm.
Vulval Orgasm
Klitoris ve labialar dahil olmak üzere vulvanın uyarılmasıyla elde edilen orgazm türü.
Vulvectomy
Vulvanın tamamının veya bir kısmının cerrahi olarak çıkarılması işlemidir; genellikle vulvar kanser tedavisinde veya belirli patolojik durumlarda uygulanır.
Bends / Decompression Sickness
🔹 1. (bends): Yüksek basınç ortamından düşük basınç ortamına hızla geçilmesi sonucu vücut sıvılarında ve dokularda gaz kabarcıklarının (özellikle nitrojen) oluşmasıyla karakterize akut fizyolojik durum. 🔹 2. (decompression sickness): Yüksek basınçlı bir ortamdan hızla düşük basınçlı bir ortama geçilmesiyle vücut dokularında ve kan dolaşımında nitrojen kabarcıklarının oluşmasına yol açan fizyolojik bozukluk.
Vyvanse
Lisdeksamfetamin etkin maddesinin tescilli ticari adı olup, ağırlıklı olarak Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ve Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu tedavisinde kullanılan merkezi sinir sistemi stimülanıdır.
WAIS
Ergen ve yetişkinlerin bilişsel yeteneklerini ve zeka düzeylerini klinik olarak değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş, standartlaştırılmış en yaygın bireysel zeka testidir.
Wainwright V. Witt
1985 tarihli ABD Yüksek Mahkemesi kararı olup, savcılığın ölüm cezasına uygun jürilerden kişileri hariç tutma yetkisini genişleten hukuki emsal.
Walter Reed Army Institute Of Research (WRAIR)
Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan, askeri tıp, bulaşıcı hastalıklar ve nöropsikiyatri alanlarında öncü araştırmalar yürüten en büyük biyomedikal araştırma kuruluşudur.
Warehousing
Ruhsal bozukluğu olan bireylerin tedavi edilmeksizin, yalnızca barınma ve beslenme amacıyla büyük kurumlara uzun süreli veya ömür boyu kapatılması uygulaması.
Wechsler Intelligence Scale For Children (WISC)
6 yaş 0 ay ile 16 yaş 11 aylık çocukların bilişsel yeteneklerini ölçmek için geliştirilmiş, sözel kavrama, algısal akıl yürütme, çalışma belleği ve işlemleme hızı indeksleri veren standartlaştırılmış klinik zeka testidir.
Wechsler Preschool And Primary Scale Of Intelligence (WPPSI)
2 yaş 6 ay ile 7 yaş 7 ay arasındaki çocukların bilişsel yeteneklerini değerlendirmek üzere tasarlanmış kapsamlı bir bireysel zekâ testidir.
WBIS
Yetişkinler için geliştirilmiş ilk modern bireysel zeka testlerinden biri olan ve Wechsler Adult Intelligence Scale (WAIS) serisinin temelini oluşturan psikometrik araç.
Weight Watchers
Hem sosyal destek gruplarının hem de bireysel öz-yardım mekanizmalarının unsurlarını içeren, geniş çapta erişilebilir bir kilo kaybı ve kontrol programı.
Wellbutrin
Atipik antidepresan sınıfında yer alan ve esas olarak norepinefrin-dopamin gerialım inhibitörü (NDRI) olarak görev yapan bupropionun tescilli ticari adı.
Wellness Program
Bireylerin fiziksel, zihinsel ve ruhsal iyilik hallerini optimize etmeyi amaçlayan, koruyucu sağlık ve yaşam tarzı müdahalelerini içeren yapılandırılmış sağlık bakım programı.
Welsh Figure Preference Test (WFPT)
Katılımcıların karmaşıklık dereceleri farklı 400 siyah-beyaz soyut çizimi beğenip beğenmeme durumlarını belirledikleri sözel olmayan bir kişilik değerlendirme aracıdır.
Weltanschauung
Bir bireyin, kültürün veya alt kültürün evreni ve insanlığın bu evrendeki yerini anlamlandırma biçimi olan kapsayıcı dünya görüşü.
Werther Syndrome
Medyanın geniş şekilde yer verdiği tanınmış bir figürün intiharının ardından, toplumda aynı yöntemlerin taklit edilmesiyle tetiklenen küme intihar olgusu.
WHO
Birleşmiş Milletler'e bağlı olarak uluslararası halk sağlığı sorunlarını koordine eden ve küresel sağlık standartlarını belirleyen otorite.
WHO (10) Well-being Index
Dünya Sağlık Örgütü tarafından geliştirilen, kronik hastalıklara sahip bireylerin pozitif ve negatif iyi oluş boyutlarını tek bir boyutta değerlendiren 10 maddelik öz-bildirim ölçeğidir.
WISC
6 ile 16 yaş arasındaki çocuk ve ergenlerin bilişsel yeteneklerini ve zeka düzeyini değerlendirmek için standartlaştırılmış klinik batarya.
Williams V. Florida
ABD Yüksek Mahkemesi'nin 1970 tarihli bu kararı, ceza davalarında jüri üye sayısının 12'den az (örneğin 6) olabileceğini ve sanığın mahkeme öncesinde alibi tanıklarının detaylarını savcılığa bildirmek zorunda olduğunu anayasalara uygun bulmuştur.
Willie M. Class Action
Kuzey Karolina'da 1979 yılında mahkeme dışı uzlaşmayla sonuçlanan ve duygusal, zihinsel ya da nörolojik engelleri ile şiddet geçmişi bulunan 18 yaş ve altındaki çocukların uygun tedavi ve eğitim programlarından yasal olarak yararlanmasını güvence altına alan tarihi sınıf davası.
Willowbrook Consent Judgment
1975 yılında New York Eyaleti ile Willowbrook Devlet Okulu'ndaki zihinsel yetersizliği olan bireylerin hak savunucuları arasında imzalanan, kurumsal bakım standartlarını kökten değiştiren dönüm noktası niteliğindeki hukuki uzlaşı.
Wihtigo (wihtiko) / Whitiko / Windigo Psychosis
🔹 1. (wihtigo (wihtiko)): Algonkin yerli halk kültürüne özgü, bireyin insan eti yeme (yamyamlık) yönünde aşırı bir arzu duyduğu ve bir windigo ruhu tarafından ele geçirildiğine inandığı kültürel olarak belirlenmiş bir psikiyatrik sendromdur. 🔹 2. (whitiko): Kişinin insan eti yemeye yönelik karşı konulmaz bir istek duyacağı ve yavaş yavaş bir canavara dönüşeceği inancıyla karakterize, kültüre özgü bir ilişkisel psikopatolojidir. 🔹 3. (windigo psychosis): Kuzey Amerika'nın Algonkin yerli halklarında görülen, kişinin insan eti yiyen bir canavara dönüştüğü sanrısıyla karakterize kültüre özgü bir sendromdur.
Witherspoon Excludables
Ölüm cezasını kati surette reddettikleri için, bu cezayı bir infaz seçeneği olarak değerlendiremeyecek potansiyel jüri üyelerini tanımlar.
WMS
Ergen ve yetişkinlerde bellek işlevlerini kapsamlı bir şekilde değerlendirmek için geliştirilmiş standartlaştırılmış nöropsikolojik batarya.
Wobble Switch
Fiziksel engelli bireylerin kaba vücut hareketleriyle bir cihazı kontrol etmesini sağlayan, çubuğun merkezden herhangi bir yöne itilmesiyle aktive olan joystick benzeri bir arayüz.
Wolman’s Disease
Asit lipaz enziminin eksikliğine bağlı olarak hücre içinde lipid moleküllerinin birikmesiyle karakterize, nadir görülen kalıtsal bir metabolik bozukluktur.
Woodcock–johnson Psychoeducational Battery
Çocuklarda, gençlerde ve yetişkinlerde bilişsel yetenekleri ve akademik başarıyı kapsamlı bir şekilde ölçen, özellikle özgül öğrenme güçlüklerinin tanılanmasında kullanılan standartlaştırılmış bir test bataryasıdır.
Workaholism
Aşırı derecede ve kompülsif bir şekilde çalışmaya duyulan durdurulamaz ihtiyaç; bireyin işten uzaklaşmakta zorlanması ve bu durumun işlevselliğini bozması hali.
WPPSI
2 yaş 6 ay ile 7 yaş 7 ay arasındaki çocukların bilişsel yeteneklerini ve zekâ düzeylerini değerlendirmek için geliştirilmiş klinik yönelimli standartlaştırılmış bir bataryadır.
Wyatt V. Stickney Decision
1972 yılında Alabama Bölge Mahkemesi'nin, devletin uygun standartları (insani çevre, yeterli personel ve uygun tedavi) karşılamayan hastane tesislerinde kişileri istemsiz olarak tutamayacağına hükmettiği dönüm noktası niteliğindeki hukuki karardır.
Xanax
Alprazolam etken maddeli, yüksek potensli bir benzodiazepin türevi olup, anksiyete ve panik bozuklukların kısa süreli tedavisinde kullanılan merkezi sinir sistemi depresanıdır.
Xenazine
Tetrabenzin etkin maddesinin ABD'deki tescilli ticari adı olup, ağırlıklı olarak Huntington koresine bağlı istemsiz hareketlerin tedavisinde kullanılan bir veziküler monoamin taşıyıcı 2 (VMAT2) inhibitörüdür.
XXXX Syndrome
Bir kadının normaldeki iki X kromozomu yerine dört adet X kromozomuna sahip olmasıyla karakterize, nadir görülen genetik bir kromozomal bozukluktur.
Xyrem
Narkolepsi hastalarında katapleksi ve aşırı gündüz uykululuğu tedavisinde kullanılan, gama-hidroksibütirat (GHB) içeren reçeteli bir merkezi sinir sistemi depresanıdır.
Alienation / Estrangement
🔹 1. (alienation): Bireyin çevresindeki sosyal gruptan, kendi toplumsal rolünden veya öz benliğinden duygusal ve bilişsel olarak kopması, derin bir tatminsizlik ve güvensizlik durumu yaşaması. 🔹 2. (estrangement): Bireyin daha önceden yakın ilişkide olduğu kişilerle bağlarını apatis veya antagonism nedeniyle önemli ölçüde azaltması ya da koparması durumu.
İntimate Partner Violence
Romantik bir ilişkide mevcut veya eski eş/partner tarafından uygulanan; fiziksel, psikolojik, cinsel zarar veya kontrol edici davranışlar bütünü.
Proximate Cause
Bir olayın ortaya çıkmasındaki en doğrudan ve dolaysız tetikleyici neden; nedensellik zincirinde sonucu doğrudan üreten son faktör.
Approach Coping
Stres yaratıcı bir olay veya durumla aktif olarak yüzleşmeyi, problemi doğrudan ele almayı ya da durumsal tehdide bilişsel ve davranışsal olarak yönelmeyi içeren başa çıkma stratejisidir.
Lie Scale
Kişilik envanterlerinde, katılımcının test maddelerini ne kadar dürüst yanıtladığını veya kendisini bilinçli/bilinçdışı olarak sosyal açıdan arzu edilir biçimde gösterip göstermediğini saptayan geçerlilik alt testidir.
Pseudoforgiveness
Failin davranışını dış dünyada affetmiş gibi görünürken, içsel düzeyde öfke, intikam arzusu ve olumsuz duyguları barındırmaya devam etme durumu.
False Dementia
Demansın klinik belirtilerini taklit eden ancak duyusal yoksunluk, hareket kısıtlılığı veya kurumsallaşma gibi çevresel etkenlere verilen fizyolojik ve psikolojik bir tepki durumudur.
Pseudoparalysis
Sinir sisteminde tespit edilebilir yapısal veya işlevsel bir bozukluk olmaksızın, tamamen ağrı kaynaklı ekstremite hareket veya güç kaybı durumu.
Pseudoretardation
Doğuştan gelen etmenler yerine; maternal yoksunluk, ağır duygusal travmalar veya kültürel yoksunluk gibi çevresel ve psikolojik koşullardan kaynaklanan yavaş zihinsel gelişim durumunu tanımlayan tarihsel ve günümüzde hakaret niteliği taşıdığı kabul edilen terim.
Pseudohermaphroditism
Bireyin kromozomal ve gonadal cinsiyeti ile dış genital organlarının fenotipik özellikleri arasında çelişki bulunması durumudur.
Pseudohydrocephalus
Kafa içi basınç artışı veya ventriküler genişleme olmaksızın, artmış kafa boyutunun (makrosefali) hidrosefaliyi taklit ettiği klinik durum.
Pseudohypoparathyroidism
Paratiroid hormon eksikliğine benzeyen ancak hormon eksikliğinden değil, hedef dokuların bu hormona yanıt verememesinden kaynaklanan genetik bir bozukluktur.
Pseudocommunication
Kelime parçaları, anlamsız sesler ve çözülemez jestler biçimindeki bozulmuş iletişim girişimleri veya iletişim kalıntıları.
False Belief
Gerçeklikle bağı bulunmayan, ampirik temellerden yoksun olmasına rağmen birey tarafından mutlak bir özgüven ve kesinlikle savunulan zihinsel önerme.
Pseudomutuality
Aile içi ilişkilerde, gerçekte katı, örseleyici ve bireyselliği yok edici bir yapının hâkim olmasına rağmen yüzeyde yoğun bir açıklık ve karşılıklı anlayış varmış gibi görünmesi durumu.
Pseudopersonality
Bir bireyin, gerçek benliğine dair gerçekleri başkalarından gizlemek amacıyla bilinçli veya bilinçdışı bir çabayla kurguladığı sahte karakter yapısı.
Pseudoconvulsion
Epileptik nöbetleri taklit eden ancak nörofizyolojik bir karşılığı bulunmayan, genellikle psikojenik kökenli kas kasılması ve çökme durumudur.
Pseudopsychopathic Schizophrenia
Şizofreniye özgü psikotik eğilimlerin; patolojik yalancılık, cinsel sapmalar ve dürtüsel şiddet gibi antisosyal davranışlarca maskelendiği veya örtüldüğü, güncel sınıflandırmalarda daha ziyade kişilik bozukluklarıyla ilişkilendirilen bir tablodur.
Pseudoinsomnia
Bireyin yeterli süre ve kalitede uyumasına rağmen, kronik bir uykusuzluk çektiğini iddia etmesiyle karakterize uyku bozukluğu.
Pseudosenility
Organik bir nörodejeneratif sürece bağlı olmaksızın, yaşlılık demansını taklit eden klinik tablo.
Pseudoneurotic Schizophrenia
Her yeri kaplayan şiddetli anksiyete ve yaygın nörotik belirtilerle karakterize, stres altında kısa süreli psikotik kırılmaların eşlik ettiği tarihi bir psikiyatrik tanı.
Sham Disorder
Yapay bozukluk (factitious disorder) için kullanılan halk arasındaki gayri resmi terimdir; bireyin dışsal bir kazanç elde etmeksizin psikolojik veya fiziksel belirtileri bilerek uydurması ya da sahte tıbbi durumlar yaratmasıyla karakterizedir.
İsolation
Bireyin sosyal çevresinden fiziksel ya da duygusal olarak ayrılması durumu veya psikoanalitik bağlamda istenmeyen düşünceleri duygularından kopararak bilinç dışı bağları engelleme savunma mekanizması.
Loneliness
Bireyin sahip olduğu sosyal ilişkiler ile arzuladığı bağlar arasındaki algılanan tutarsızlıktan kaynaklanan, duygusal ve bilişsel düzeyde rahatsızlık veren öznel bir durum.
Cannibalism
Bir organizmanın kendi türünden başka bir bireyi besin olarak tüketmesi eylemi olup, psikopatolojik bağlamda insan eti yeme yönündeki patolojik dürtüyü ifade eder.
Side Effect
Bir ilacın veya tıbbi müdahalenin hedeflenen birincil terapötik etkisinin ötesinde ortaya çıkan, genellikle istenmeyen fakat çoğu zaman katlanılabilir nitelikteki ikincil reaksiyon.
Fire-setting Behavior
Kasıtlı olarak ateş yakma eğilimi olup, erken çocukluk döneminde merak ve sonuç muhakemesindeki eksiklikle, ileri yaşlarda ise çeşitli psikopatolojilerle ilişkili bir eylemdir.
Burn İnjuries
Alev, yoğun ısı, elektrik, kimyasal maddeler veya ultraviyole radyasyona maruz kalma sonucu dokularda meydana gelen hasar.
Delusional Misidentification Syndrome
Kişilerin, nesnelerin veya yerlerin kimliklerinin bir şekilde değiştirildiği ya da başkalaştığı yönündeki sabit, yanlış inançlarla karakterize edilen bir şemsiye psikiyatrik bozukluklar grubudur.
Response Set
Bireylerin anket veya test sorularını, maddelerin içeriklerinden bağımsız olarak sistematik bir örüntüye göre yanıtlamaya yönelik bilişsel eğilimi.
False Negative
Mevcut bir durumun, hastalığın veya özelliğin test ya da ölçüm aracı tarafından saptanamayarak yok sayılması durumu.
False Positive
Test sonuçlarının, gerçekte var olmayan bir durumu, hastalığı veya etkiyi varmış gibi hatalı bir şekilde pozitif göstermesi durumu.
Misidentification Syndrome
Kişinin kendisini, diğer insanları, yerleri veya nesneleri sanrusal bir şekilde yanlış tanıması veya kimlik değiştirdiklerine inanmasıyla karakterize nöropsikiyatrik bozukluklar grubu.
Misarticulation
Konuşma seslerinin kusurlu veya hatalı üretilmesi sonucunda anlaşılamaz, boğuk ve net olmayan bir hitabetin ortaya çıkması durumu.
Misdiagnosis
Bir hastalık, bozukluk veya durumun hatalı, yanlış ya da eksik bir şekilde tanımlanması durumu.
Reflection Response
Rorschach Mürekkep Lekesi Testi'nde, deneyi uygulanan kişinin kartın bir yarısındaki lekenin diğer yarıda simetrik bir yansıması veya ayna görüntüsü olduğunu belirttiği skorlama kategorisi.
Projection / Reflectance
🔹 1. (projection): Bireyin kendi kabul edilemeyen dürtülerini, duygularını veya kusurlarını bilinçdışı bir süreçle başka bir kişiye ya da gruba atfetmesi. 🔹 2. (reflectance): Bir yüzeyden yansıyan ışık yoğunluğunun, o yüzeye düşen gelen ışık yoğunluğuna oranıdır.
Projected Jealousy
Bireyin kendi sadakatsizlik dürtülerini veya fiili sadakatsizliğini bastırarak veya reddederek, bunu eşine atfetmesi ve suçlamasıyla karakterize edilen bir savunma mekanizmasıdır.
Projective İdentification
Bireyin kendi kabul edilemeyen dürtü veya yönlerini başka birine yansıtması ve karşı tarafın bu özellikleri içselleştirerek o şekilde davranmaya başlamasını sağlayan bilinç dışı savunma ve iletişim mekanizması.
Factitious Disorder
Bireyin, dışsal bir kazanç (maddi çıkar, yasal kurtuluş vb.) amacı gütmeksizin, yalnızca hasta rolünü benimsemek amacıyla fiziksel veya psikolojik belirtileri kasıtlı olarak uydurması, üretmesi veya abartmasıyla karakterize ruhsal bozukluk.
Artificial İnsemination (AI)
Spermanın kadın üreme sistemine tıbbi veya cerrahi tekniklerle, cinsel ilişki olmaksızın doğrudan yerleştirilmesi suretiyle gebe kalmayı sağlama yöntemi.
Constructive Alternativism
George A. Kelly'nin kişilik kuramında, bireyin dünyayı ve olayları tek bir mutlak gerçeklik yerine birden fazla farklı perspektiften ve alternatif yapıdan görebilme kapasitesi.
Constructive Coping
Stres yönetimine yönelik, durumsal gerçekçiliğe dayanan, uyum sağlayıcı ve problem çözme odaklı araçsal yaklaşımların tümü.
Constructive Thinking Inventory (CTI)
Seymour Epstein tarafından geliştirilen; batıl inanç, kategorik düşünme, saf iyimserlik ve savunmacılık gibi deneyimsel zeka boyutlarını ölçen 108 maddelik öz-bildirim ölçeği.
Unstructured
Belirli bir desene, kural kümesine veya organizasyon şemasına sahip olmayan nesne, durum ya da fikirleri nitelendiren sıfat.
Unstructured İnterview
Soruların, yanıt türlerinin ve değerlendirme kriterlerinin önceden belirlenmediği, yüksek esneklik ve spontanlığa dayalı mülakat türü.
Unstructured Stimulus
Rorschach mürekkep lekeleri gibi, belirgin bir formu ve net organized yapısı bulunmayan, bireyin içsel dinamiklerini yansıtmasına zemin hazırlayan belirsiz uyarıcı.
Structured İnteractional Group Psychotherapy
Terapistin grup etkileşimleri için belirgin bir yapısal matris sağladığı ve genellikle her oturumda odak noktası olarak bir hedef hastanın seçildiği özel bir grup terapisi formu.
Structured İnterview
Soruların, ifade biçimlerinin ve uygulama sırasının önceden katı bir şekilde belirlendiği, genellikle sabit seçenekli yanıtlar içeren nicel bilgi toplama yöntemidir.
Structured Learning
Sağlıklı ve tatmin edici bir yaşam sürdürmek için gerekli psikolojik becerilerin, modelleme, rol yapma ve geri bildirim gibi aşamalı tekniklerle bireylere kazandırılmasını amaçlayan psikoterapi sistemidir.
Structured Learning Group
Katılımcıların öz-içgörü kazanmasını, sosyal becerilerini geliştirmesini ve kişilerarası sorunları belirli egzersizler yoluyla çözmesini amaçlayan müdahale grubudur.
Structuring
Psikoterapide ilk seans sırasında terapistin, tedavi sürecinin koşullarını, rollerini, süre kısıtlamalarını ve ücretleri danışana açıkça açıklamasıdır.
Constructivist Psychotherapy
Danışanların yaşam deneyimlerine anlam yükleme süreçlerini inceleyen ve hikayeler, mitler ile metaforlar aracılığıyla sorunlarını daha işlevsel biçimde yeniden yapılandırmalarını hedefleyen psikoterapi yaklaşımı.
Structural Family Therapy
Aile içindeki alt sistemleri, sınırları, hiyerarşileri ve koalisyonları inceleyerek doğrudan etkileşimler yoluyla işlevsel olmayan ilişki kalıplarını değiştirmeyi amaçlayan psikoterapi yaklaşımı.
Constraint Commitment / Structural Commitment
🔹 1. (constraint commitment): Bilişsel veya yapısal modellerde, belirli bir kısıtlamaya veya varsayıma erken aşamada bağlanılması ve işlem sürecinin bu doğrultuda sınırlandırılması durumu. 🔹 2. (structural commitment): Bireyin, ilişkisini sonlandırması durumunda karşılaşacağı dışsal maliyetler, sosyal kayıplar ve çevresel engeller nedeniyle kendini ilişkiye devam etmek zorunda hissettiği bağlılık türüdür.
Structural Group
Terapi hedeflerine ulaşma olasılığı en yüksek özellikleri taşıyan bireylerin seçilmesiyle oluşturulan, heterojen yapılı bilinçli bir psikoterapi grubudur.
Structural Model
Psikanalizde kişiliğin id, ego ve süperego olarak üç işleve ayrıldığını öne süren kuramsal çerçeve; istatistikte ise bağımlı ve birden fazla bağımsız değişken arasındaki ilişkileri temsil eden matematiksel model.
Structuralist
Bir grup veya sistemin organizasyonel yapısının değiştirilmesinin, etkileşim kalıplarını iyileştireceğine inanan terapist veya yapısalcılık akımının savunucusu.
Adhesive Otitis Media
Orta kulak boşluğundaki kronik negatif basınç ve ezeli mukozal inflamasyon nedeniyle timpanik membran ile kemikçik zincirinin birbirine veya orta kulak duvarına yapışmasıyla karakterize patolojik durum.
As-if Personality
Bireyin çevresine uyum sağlamış gibi davrandığı, ancak aslında yalnızca dışsal beklentileri taklit ettiği, otantik ve spontane bir benlik hissinden yoksun olduğu bir kişilik örüntüsüdür.
İnjury Denial
Bir yaralanmanın varlığını veya klinik ciddiyetini kabullenmekten kaçınma ve bunu tamamen reddetme durumu.
Utilitarianism
Eylemlerin doğruluğunu, en fazla sayıda insan için en yüksek düzeyde mutluluk ve fayda sağlama kapasitesine göre değerlendiren normatif etik teorisidir.
Principle Of Beneficence
Araştırma etiğinde, yürütülen çalışmanın katılımcılara ve topluma azami fayda sağlamasını ve olası zararların en aza indirilmesini zorunlu kılan temel etik ilkedir.
Creative Dramatics
Özellikle çocuklarda yaratıcılığı, hayal gücünü ve sosyal becerileri geliştirmek amacıyla kullanılan, süreç odaklı spontane oyun ve doğaçlama teknikleri bütünü.
Creative Arts Therapy
Müzik, dans, drama ve şiir gibi sanatsal mecraları kullanarak iletişimi kolaylaştıran, duygusal dışavurumu artıran ve bireysel dönüşümü destekleyen bütüncül klinik müdahale biçimi.
Help-seeking Behavior
Bireylerin psikolojik, fiziksel veya sosyal bir zorlukla başa çıkabilmek amacıyla resmi (ruh sağlığı uzmanları, klinikler) ya da resmi olmayan (arkadaşlar, aile, dini liderler) kaynaklardan destek talep etme süreci.
Helping Relationship
Taraflardan en az birinin diğerinin gelişimini, olgunlaşmasını, işlevselliğini veya psikolojik sağlığını artırmayı amaçladığı profesyonel ve yapılandırılmış etkileşim biçimi.
Helping Professions
Bireylerin ve grupların fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal refahını artırmak amacıyla sağlık ve eğitim hizmetleri sunan meslek gruplarının genel adı.
Ancillary / Auxiliary
🔹 1. (ancillary): Birincil işlevi veya süreci destekleyen, tamamlayıcı nitelikte olan ancak yaşamsal veya merkezi bir zorunluluk taşımayan durum, veri veya prosedürleri tanımlayan sıfat. 🔹 2. (auxiliary): Ana yapıyı veya süreci destekleyen, tali veya ikincil konumda bulunan kişi, unsur ya da işlev.
Auxiliary Ego
Psikodramada, terapist dışında, ana karakterin (protagonistin) hayatındaki önemli bir figürün rolünü üstlenen grup üyesi.
Adjunct
Birincil tedavinin etkinliğini artırmak veya ek terapötik fayda sağlamak amacıyla ana ilaçla eş zamanlı olarak kullanılan ikincil farmakolojik ajan.
Adjuvant Therapy
Birincil tedavinin etkinliğini artırmak veya iyileşme şansını yükseltmek amacıyla birincil müdahaleden sonra uygulanan ikincil tıbbi veya psikoterapötik destek.
Auxiliary Therapist
Eş-terapi (cotherapy) sürecinde ana uygulayıcıya destek olan ve tedavi dinamiklerine aktif olarak katılan klinisyen.
Assisted Reproductive Technology (ART)
İnfertilite tedavisinde hem oositlerin (yumurta) hem de spermatozoa (sperm) hücrelerinin laboratuvar ortamında doğrudan manipüle edildiği tıbbi müdahalelerin tamamı.
Assisted Suicide
Bir bireyin, hayatına son vermesi için gerekli araçların (örneğin reçete edilmiş lethal dozda ilaç) bir başkası tarafından sağlandığı ve nihai eylemin bireyin kendisi tarafından gerçekleştirildiği ölüm biçimi.
Adjudication
Bir mahkemenin veya yetkili merciin, taraflar arasındaki uyuşmazlığı delil ve argümanları inceleyerek resmi ve bağlayıcı bir karara bağlama süreci.
Adjudicative Competence
Ceza adalet sistemi süreçlerinde anlamlı bir şekilde katılım gösterme, yargılanma, suçunu kabul etme ve yasal haklardan feragat etme kapasitelerini kapsayan üst kavram.
Competency To Stand Trial
Bir sanığın, yargılama sürecindeki suçlamaları kavrama, savunma avukatıyla iş birliği yapabilme ve hukuki seçenekleri değerlendirme zihinsel kapasitesi.
Competency Evaluation
Bir sanığın mahkemede kendini etkili bir şekilde savunabilme ve yargılama sürecini anlayabilme zihinsel kapasitesini belirlemek amacıyla klinik psikolog veya psikiyatristler tarafından gerçekleştirilen adli değerlendirme.
Nonjudgmental Approach
Psikoterapistin danışanın düşünce, duygu ve davranışlarına karşı tarafsız, eleştirel olmayan bir tutum sergilemesi.
Half-show
Çocuğun psikolojik çatışmalarının bir kukla gösterisi aracılığıyla sahnelendiği, kilit bir noktada durdurularak çocuktan hikayenin sonunu tamamlamasının istendiği bir çocuk psikoterapisi yöntemidir.
Half-life
Farmakokinetikte, uygulanan bir ilacın kan konsantrasyonunun %50 oranında düşmesi için geçen süre.
Open-ended İnterview
Katılımcıların 'evet' veya 'hayır' gibi ikili yanıtlar yerine, kendi kelimeleriyle ayrıntılı ve serbestçe açıklama yapmasını gerektiren soru formatına dayalı görüşme tekniği.
Halfway House
Hastane veya rehabilitasyon sürecini tamamlamış ancak topluma yeniden entegrasyon için desteğe ihtiyaç duyan bireylerin kaldığı geçici yaşam tesisi.
Unfinished Story
Katılımcıların rol yapma, tartışma veya yazma yoluyla eksik bırakılmış bir anlatıyı tamamlamasının istendiği projektif bir değerlendirme tekniğidir.
Unfinished Business
Kişinin korkulan duygusal veya kişilerarası etkiler nedeniyle bastırdığı, ertelediği ya da kaçındığı tamamlanmamış yaşantılar ve çözülmemiş meseleler bütünü.
Grief Work (griefwork)
Yas tutan bireyin, ölen kişiyle olan duygusal bağını kademeli olarak dönüştürerek kendi yaşamına yeniden odaklanmasını sağlayan teorik psikolojik süreçtir.
Grief Counseling
Bir yakının ölümü başta olmak üzere, derin kayıplar yaşayan bireylerin işlevselliklerini yeniden kazanmalarını ve yas sürecini sağlıklı şekilde tamamlamalarını destekleyen psikolojik danışmanlık hizmetidir.
Bereavement Program
Sevdiği bir kişinin ölümünün ardından psikolojik uyum sağlamakta zorlanan bireylere sunulan destek grupları ve danışmanlık hizmetlerini kapsayan yapılandırılmış müdahale servisleridir.
Bereavement Exclusion
DSM-IV-TR'de, sevilen birinin kaybından sonraki ilk iki ay içinde ortaya çıkan depresif belirtilerin, aksi belirtilmedikçe majör depresif epizod teşhisinden dışlanmasını öngören klinik kural.
Stages Of Grief
Elisabeth Kübler-Ross tarafından tanımlanan; ölüm, yas, travma veya büyük kayıplar sürecinde ortaya çıkan, inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabul aşamalarından oluşan doğrusal olmayan hipotetik baş etme modeli.
Bereavement Therapy
Sevilen birinin ölümünün ardından yaşanan kayıp sürecindeki bireylere sunulan, ayrılık, yas tutma ve hayata yeniden uyum sağlama süreçlerini ele alan psikolojik danışmanlık ve terapi türüdür.
Legal Capacity
Yasal sonuçları olan herhangi bir konuda (sözleşme yapma, vasiyet hazırlama, mahkemede yargılanma gibi) rasyonel bir karar vermek için gereken bilgi ve kavrayışa sahip olma yeteneği.
Civil Commitment
Cezai bir suçla itham edilmemiş ancak akıl hastalığı bulunan bir bireyin, kendi rızası dışında yasal bir prosedürle psikiyatrik bir kuruma kapatılması süreci.
Liability
Bir bireyin veya kurumun, başkalarına verdiği zararlar veya mesleki ihmaller nedeniyle yasal ve mali olarak tazminat ödemekle yükümlü olduğu hukuki ve klinik sorumluluk durumu.
Due Process
Devletin, bireylerin haklarını korumak ve doğal adaleti sağlamak amacıyla önceden belirlenmiş yasal kurallara ve usullere tam bağlılıkla hareket etmesini zorunlu kılan hukuki ve etik güvencedir.
Due Process Model
Suçla itham edilen kişilerin anayasal haklarına ve adil yargılanma ilkelerine en yüksek önceliği veren ceza adaleti yaklaşımı.
Legal Testimony
Bir bireyin mahkemede yemin veya tasdik altında sözlü ya da yazılı olarak sunduğu resmi delil niteliğindeki beyan.
Guardian Ad Litem
Mahkeme tarafından, yaş, zihinsel veya fiziksel engeller nedeniyle kendini savunamayacak durumdaki bir bireyi yalnızca ilgili dava süresince temsil etmek üzere atanan geçici yasal temsilci.
Age Regression
Terapistin, danışanın şimdiki zamana ait bellek izlerini baskılayarak ve telkin yoluyla belirli bir geçmiş yaş dilimine dönmesini sağladığı hipnotik bir tekniktir.
Age Norm
Belirli bir kronolojik yaştaki bireylerin ortalama başarı veya gelişim düzeyini temsil eden standart puan veya puan aralığı.
Life-space İnterview
Gündüz veya yatılı tedavi merkezindeki çocukların, kriz ya da yoğun stres anlarında (örneğin akran saldırısı veya sarsıcı bir olay sonrasında) doğrudan olay yerinde ve anında kadro personeli tarafından gerçekleştirilen yapılandırılmış kriz müdahale formudur.
Purpose İn Life
Bireyin yaşam sürecinde ve varoluşunun özünde hissettiği hedef veya yönelim zihinsel farkındalığı.
Lifespan Epidemiological Personality Approach
Fiziksel ve psikolojik sağlığı; bireyin tüm yaşam yörüngesini, kişiliğini, biyolojik değişkenlerini ve dinamik sosyal çevresini bir bütün olarak ele alan interdisipliner bir çerçevedir.
Lifetime Risk
Bir bireyin, genellikle 70 ila 85 yıllık tipik bir ömür süreci boyunca belirli bir tıbbi tanıyı veya durumu alma olasılığını ifade eden epidemiyolojik ölçüttür.
Lifeline
Bireylerin geçmişteki kritik dönüm noktalarını ve geleceğe yönelik beklentilerini, işlevsellik düzeylerindeki değişimleri gösteren açılarla görselleştirdikleri bir psikoterapi tekniğidir.
LCU
Stres ve hastalık riskini nicel olarak ölçmek amacıyla, bireylerin yaşamlarında deneyimledikleri çeşitli stresli olaylara atfedilen sayısal ağırlık değeridir.
Life-change Unit (LCU)
Yaşam Olayları Derecelendirme Ölçeği'nde, çeşitli yaşam deneyimlerinin stres üretme potansiyellerine göre atanan sayısal değerleri ölçen birim.
Life Satisfaction
Bireyin yaşamını genel olarak zengin, anlamlı, dolu ve yüksek kalitede bulma derecesini yansıtan bilişsel değerlendirme süreci.
Satisfaction With Life Scale (SWLS)
Bireyin kendi yaşam kalitesini ve genel öznel iyi oluşunu kendi belirlediği kriterlere göre değerlendiren 5 maddelik, 7'li Likert tipi öz-bildirim ölçeğidir.
Life Review
Bireylerin, özellikle yaşlı yetişkinlerin, geçmiş yaşam deneyimlerini bilinçli olarak değerlendirdikleri ve anlamlandırdıkları psikolojik süreç.
Life Goal
Alfred Adler'in bireysel psikolojisinde, bireyin gerçek ya da hayali aşağılık duygularını telafi etme aracı olarak hayatta elde edebileceğine inandığı nihai amaçlar konseptidir.
Life İnstinct
Bireyin hayatta kalmasını ve türün devamını sağlamayı amaçlayan, kendini koruma ve üreme dürtülerini kapsayan psikanalitik kavram.
Quality Of Life
Bireyin yaşamından elde ettiği genel hoşnutluk derecesini ve fiziksel, duygusal, maddi refah ile toplumsal katılım düzeyini kapsayan çok boyutlu bir yapıdır.
Life Coaching
Bireylerin kişisel ve mesleki yaşamlarındaki hedeflerini belirlemelerine ve bu hedeflere ulaşmalarını sağlayacak becerileri geliştirmelerine yardımcı olan birebir veya grup temelli rehberlik süreci.
Life Crisis
Boşanma veya bir aile bireyinin kaybı gibi majör yaşam deneyimleriyle tetiklenen, yoğun sıkıntı ve kapsamlı uyum süreçleri gerektiren kritik dönem.
Life Events
Bireyin yaşam döngüsü boyunca karşılaştığı, yaşa bağlı ve beklenen ya da yaşla ilişkisiz ve beklenmedik nitelikteki kritik dönüm noktaları ve deneyimlerdir.
Life Events Rating Scale
Stres üreten yaşam deneyimlerinin, değişikliklerin ve krizlerin göreceli etkisini ölçmek için kullanılan ve sonuçları yaşam-değişiklik birimleriyle ifade edilen psikometrik araç.
Life History
Terapi ve danışmanlık süreçlerinde, danışanın doğumundan bugüne kadar geçirdiği duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimin sistematik bir dökümüdür.
Life-history Method
Bireyin güncel işlevselliğini değerlendirmek amacıyla geçmişteki kritik olayları ve dönüm noktalarını sistematik olarak özetleyen yapılandırılmış mülakat yaklaşımı.
Life Plan
Alfred Adler'in bireysel psikolojisinde, bireyin yaşam amacına ulaşmaya çalışırken benimsediği yaşam tarzı ve yönlendirici kurgusu.
Problems İn Living
Kronik ruhsal bozuklukları olan bireylerin, semptomları ilaçla stabil hale geldikten sonra iş bulma veya barınma gibi günlük yaşamda karşılaştıkları somut ve pratik zorluklar.
End Of Life
Ölümün kaçınılmaz olduğu ve yaklaşmakta olduğu süreçte, bireyin ve yakın çevresinin tıbbi, psikolojik ve sosyal tüm meselelerle yüzleştiği kritik dönem.
Life Stress
Kritik yaşam olayları veya iş kaybı, boşanma gibi benzer deneyimler sonucunda ortaya çıkan şiddetli psikolojik ve fizyolojik gerilim.
Lifestyle
Bir bireyin veya grubun davranışları, tutumları, ilgi alanları ve değerleriyle şekillenen tipik yaşam biçimi.
Life Lie
Bireyin, kişisel sorumluluktan kaçmak amacıyla kendi yaşam planının başkaları veya kontrol dışı koşullar yüzünden başarısızlığa mahkum olduğuna inandığı yanılsamalı inanç sistemi.
Will To Survive
Şiddetli hastalıklar, engellilik durumları veya ekstrem yoksunluklar gibi olumsuz koşullara rağmen kişinin hayatta kalma kararlılığı ve direncidir.
Lifetime Personality
Bir bireyin doğumundan ölümüne kadar yaşamına egemen olan, tutarlı davranış, duygu ve düşünce kalıplarının tamamıdır.
Aging Disorder
Zamanla meydana gelen kademeli yapısal ve immünolojik değişikliklerin erken yaşlanma ve artmış erken ölüm olasılığı ile sonuçlanacak şekilde sekteye uğraması durumudur.
Elder Care
Fiziksel yetersizlikler, bilişsel gerilemeler veya kronik rahatsızlıklar nedeniyle günlük yaşam aktivitelerinde desteğe ihtiyaç duyan yaşlı bireylere sunulan sağlık, kişisel bakım, gözetim ve sosyal hizmetlerin bütünüdür.
Elder Neglect
Bir bakıcının, yardıma muhtaç yaşlı bir bireye sağlaması gereken temel bakım, destek ve gözetimi kasıtlı veya ihmalkar bir şekilde yerine getirmemesi durumu.
Elder Abuse
Altmış yaş ve üzeri yetişkinlere yönelik, güven ilişkisi içinde gerçekleştirilen ve fiziksel, cinsel, psikolojik zarar, maddi kayıp veya ihmalle sonuçlanan kasıtlı eylem ya da eylemsizlik durumudur.
Older Adult Resources And Services
Yaşlı bireylerin beş temel yaşam alanındaki işlevsellik düzeyini ve gereksinimlerini belirlemek amacıyla eğitimli uygulayıcılar tarafından yürütülen multidisipliner bir topluluk değerlendirme aracıdır.
İnpatient
Gözlem, tanı veya tedavi amacıyla bir hastaneye resmi olarak kabul edilen ve en az 24 saat kurumda kalan birey.
Recumbent
Vücudun yatay konumda, sırtüstü, yüzüstü veya yan yatar pozisyonda bulunduğu durumu tanımlayan postüral terim.
Inpatient Multidimensional Psychiatric Scale (IMPS)
Psikotik bozuklukları olan bireylerin hastaneye kabul anındaki tutum ve davranışlarını değerlendirmek, semptom şiddetini ölçmek ve alt tipleri sınıflandırmak amacıyla geliştirilmiş yapılandırılmış klinik görüşme ölçeği.
IMPS
Yatarak tedavi gören psikiyatrik hastaların belirti örüntülerini ve davranışsal değişimlerini nicel olarak değerlendirmek için geliştirilmiş standartlaştırılmış klinik derecelendirme ölçeği.
İnpatient Services
Hastanede yatan hastalara sağlanan; sürekli gözetim, tıbbi bakım ve uzmanlaşmış tedavi tekniklerini kapsayan tanı ve tedavi hizmetleridir.
Domiciliary Care
Bireyin kendi evinde bakımının imkansız veya uygun olmadığını durumlarda sağlanan yataklı kurum bakım hizmetidir.
Commitment
Mahkeme kararı ve ruh sağlığı otoritelerinin onayıyla bir bireyin psikiyatri kurumuna kapatılması süreci ve genel anlamda bir kişiye, ilişkiye veya amaca duyulan yükümlülük ya da bağlılık.
Outpatient Commitment
Şiddetli ruhsal bozukluk tanısı almış bireylerin, toplum içinde yaşamaya devam ederken yakın takip ve zorunlu tedavi planına uymasını gerektiren mahkeme kararlı yasal süreç.
Residential School
Özel ihtiyaçları veya davranışsal sorunları olan gençlere barınma ve eğitim hizmetini bir arada sunan uzmanlaşmış yatılı eğitim kurumu.
Residential Treatment
Bireylerin bir hastane, ihtisas merkezi veya benzeri bir tesiste barınarak, kapsamlı ve sürekli bir iyileştirme programına tabi tutulduğu klinik müdahale biçimi.
İnvoluntary Hospitalization
Ciddi ruhsal rahatsızlığı bulunan bireylerin, kendilerine veya başkalarına zarar verme riski taşıdıkları ya da kendi temel ihtiyaçlarını karşılayamadıkları durumlarda, tıbbi yetki ve yasal kararla rızaları olmaksızın bir psikiyatri kliniğine kapatılarak tedavi altına alınması.
Continued-stay Review (CSR)
Yatan hasta bakımının tıbbi olarak hâlâ gerekli olup olmadığını veya mevcut sağlık tesisinin hastanın ihtiyaç duyduğu bakım düzeyini sağlamak için en uygun yer kalıp kalmadığını belirleyen bir kullanım incelemesi türüdür.
LOS
Bir hastanın hastaneye yatış anından taburculuk veya nakil işlemine kadar geçen toplam gün sayısını ifade eden sağlık hizmetleri ve klinik yönetim metriğidir.
Commitment Laws
Bir hastanın tıbbi veya hukuki belgelendirme yoluyla, rızası olmaksızın bir ruh sağlığı hastanesinde zorunlu olarak tutulmasını düzenleyen yasal mevzuat.
Sedative Occupation
Örgü gibi tekrarlayıcı doğası sayesinde sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı ve sakinleştirici bir etki yaratan her türlü aktivite veya görev.
Disposition / Predisposition
🔹 1. (disposition): Bir bireyi diğerlerinden ayırt eden, tekrarlayan davranışsal, bilişsel veya duyuşsal eğilimler bütünü. 🔹 2. (predisposition): Bir bireyin belirli bir bozukluğa, hastalığa veya özelliğe karşı geliştirdiği biyolojik veya psikolojik duyarlılık durumu.
Vulnerability Factor
Bir bireyin belirli bir klinik tablo, bozukluk veya hastalık geliştirme olasılığını artıran biyolojik, psikolojik veya çevresel değişken.
Predisposing Cause
Mental ya da fiziksel bir bozukluğun ortaya çıkma olasılığını artıran ancak doğrudan tetikleyici olmayan zemin hazırlayıcı faktör.
Slow Learner
IQ düzeyi ortalamanın altında yer alan ancak klinik düzeyde bir zihinsel yetersizlik tanısı taşımayan çocukları tanımlamakta kullanılan, güncelliğini yitirmiş bir pedagojik ve psikolojik kategoridir.
Slow Euthanasia
Terminal dönemdeki bir hastaya, yaşamının son saatlerinde veya günlerinde konfor sağlamak amacıyla yüksek dozda opiyat verilerek ağır sedasyon uygulanması ve bu uygulamanın ölümü hızlandırabileceği yönündeki tartışmalı pratik.
Slow-release Preparation
Etken maddesini vücuda bir kerede değil, transdermal yamalar, özel kaplı kapsüller veya yağ bazlı enjeksiyonlar aracılığıyla uzun bir zaman diliminde yavaşça salıveren farmakolojik formülasyon.
Generalized Anxiety Disorder (GAD)
Çeşitli yaşam olayları ve aktiviteler hakkında, en az 6 ay boyunca kontrol edilmesi güç, aşırı kaygı ve kuruntu durumu.
Pervasive Developmental Disorder
Sosyal etkileşimde, sözel ve sözel olmayan iletişimde ciddi bozulmalar ve kalıplaşmış davranışlarla karakterize, erken çocukluk döneminde ortaya çıkan bir grup nörogelişimsel bozukluk kategorisi.
Summer Depression
Majör depresif epizodların yaz aylarında ortaya çıkma eğilimi gösterdiği, mevsimsel duygu durum bozukluğunun atipik bir varyantıdır.
Disorder Of Written Expression
Bireyin kronolojik yaşı, zeka düzeyi ve aldığı eğitimle kıyaslandığında yazma becerilerinin belirgin şekilde geride kalmasıyla karakterize edilen gelişimsel öğrenme bozukluğu.
İnterrogatories
Bir dava öncesi aşamada, taraflardan birinin karşı tarafa yönelttiği ve yazılı olarak yanıtlanması zorunlu olan resmi hukuki soru dizisidir.
Correspondence Training
Çocuk ve ergenlerde sözel beyanlar (söz verme veya raporlama) ile gözlenebilir eylemler arasındaki tutarlılığı pekiştirmeyi amaçlayan davranışsal bir müdahale yöntemidir.
Food Addiction
Yüksek şeker ve yağ içeren gıdaların kompulsif tüketimi, beden imajıyla aşırı meşguliyet ve gıda alımı kısıtlandığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkmasıyla karakterize edilen davranışsal bir bozukluktur.
Eating Disorder
Gıda alımında ve buna eşlik eden tutumlarda, fiziksel sağlığı veya psikososyal işlevselliği ciddi biçimde tehdit eden patolojik bozulmalarla karakterize ruhsal durumlar kategorisi.
Academy For Eating Disorders (AED)
Yeme bozuklukları alanında bilimsel araştırma, eğitim, tedavi ve önleme çalışmalarını küresel düzeyde koordine eden uluslararası profesyonel meslek örgütüdür.
Eating Disorders Awareness And Prevention, Inc.
Yeme bozuklukları konusunda toplumsal bilinç oluşturmak ve önleyici müdahaleler geliştirmek amacıyla kurulmuş olan ve günümüzde Ulusal Yeme Bozuklukları Derneği (NEDA) bünyesinde varlığını sürdüren tarihi sivil toplum kuruluşu.
Eating Compulsion
Anormal yeme davranışı tetikleyen, direnilmesi imkansız dürtüsel yönelim.
Neo-freudian
Sigmund Freud'un klasik psikoanalitik kuramını biyolojik dürtüler yerine sosyal, kültürel ve kişilerarası unsurları ön plana alarak revize eden yaklaşım ve bu yaklaşımı benimseyen kuramcı.
Novel Antidepressant
1990'ların sonundan itibaren, klasik monoamin oksidaz inhibitörleri, trisiklikler ve SSRI'lardan farklı nörobiyolojik mekanizmalarla etki etmek üzere geliştirilmiş modern psikofarmakolojik ajan sınıfı.
Reassociation
Hipnoanalizde, unutulmuş veya bastırılmış travmatik bir anının bilinç düzeyinde yeniden ele alınarak bireyin kişilik yapısı ve bilinç akışıyla bütünleştirilmesi süreci.
Reenactment
Psikoterapide, travmatik olayların ve geçmiş ilişkisel örüntülerin, bunlara eşlik eden orijinal duygularla birlikte yeniden yaşanması süreci.
Reframing
Bir problemin kavramsal veya duygusal bağlamını değiştirerek, onu farklı bir bakış açısıyla yeniden ele alma ve algılanan zorluğunu dönüştürme süreci.
Reevaluation Counseling
İki bireyin sırayla hem danışan hem de danışman rollerini üstlenerek karşılıklı duygusal boşalım ve bilişsel yeniden yapılandırma sağladığı akran temelli bir terapötik yaklaşımdır.
Rebirthing
Bireyin doğum travmalarını yeniden deneyimleyerek veya yoğun odaklı solunum teknikleri kullanarak kişisel ve ruhsal bir arınma amaçladığı, günümüzde bilimsel geçerliliğini yitirmiş tartışmalı bir psikoterapi yöntemidir.
Reparenting
Danışana çocuklukta karşılanmamış gelişimsel ihtiyaçlarını sağlamak amacıyla uygulanan tartışmalı bir psikoterapi ve kişisel gelişim tekniğidir.
Reeducation
Uyum bozucu bilişlerin, duyguların veya davranışların daha sağlıklı ve işlevsel olanlarla değiştirilmesine ya da unutulmuş becerilerin yeniden kazanılmasına odaklanan psikolojik müdahale süreci.
Reintegration
Bireyin veya ayrışmış bilişsel süreçlerin, sosyal yapılara veya zihinsel sisteme yeniden uyum sağlayarak bütünleşme süreci.
Readmission / Rehospitalization
🔹 1. (readmission): Bir hastanın, aynı veya ilişkili bir tıbbi/psikiyatrik durum nedeniyle daha önce taburcu edildiği sağlık kuruluşuna yeniden kabul edilmesi. 🔹 2. (rehospitalization): Bir hastanın taburcu edildikten sonra, aynı veya ilgili bir sağlık durumu nedeniyle belirli bir zaman zarfında tekrar akut bakım tesisine kabul edilmesidir.
Restatement
Psikoterapi ve danışmanlık süreçlerinde, terapistin danışanın ifadelerini kelimesi kelimesine veya anlamı koruyarak farklı kelimelerle tekrarlamasıdır.
Working Through
Danışanın psikolojik meselelerini hem zihinsel hem de duygusal düzeyde tekrar tekrar ele alarak içselleştirmesi ve kalıcı bir değişim sağlaması sürecidir.
Decision–redecision Method
Danışanların çocukluk dönemindeki kritik karar anlarını yeniden deneyimleyerek ebeveyn kaynaklı erken dönem yasaklamalarını değiştirmelerini hedefleyen transaksiyonel analitik bir tekniktir.
Reconditioning Therapy
Danışanın istenmeyen davranışsal tepkilerini istenen ve işlevsel olanlarla değiştirmesini amaçlayan bir davranışçı terapi biçimidir.
Remotivation
Psikiyatrik hastanelerde yatan içe kapanık hastaların tedaviye uyumunu artırmak ve dış dünyayla bağlarını yeniden kurmak amacıyla uygulanan grup temelli müdahale.
Resocialization
Bireyin geçmişteki uyumsuz tutum ve davranışlarını unutup, yeni ve işlevsel sosyal beceriler kazanarak toplumsal hayata yeniden entegre olması süreci.
Reentry
Bir bireyin psikiyatri hastanesi veya cezaevi gibi kurumsal bir yaşamdan sonra topluma dönmesi ya da bir ruh sağlığı uzmanının travma bölgesinden görev tamamlandıktan sonra geri çekilme sürecidir.
Recompensation
Bireyin çevresel taleplere uyum sağlama kapasitesindeki artış ve stresli durumların yarattığı baskıyı hafifletme becerisinin yeniden kazanılması.
Neonatal Drug Dependency Syndrome
Gebelik sürecinde annenin bağımlılık yapıcı maddelere maruz kalmasına bağlı olarak, yenidoğanın fizyolojik, nörolojik ve davranışsal yoksunluk belirtileriyle dünyaya gelmesi durumu.
İnnovative Therapies
Geleneksel psikoterapi yaklaşımlarından farklı olan, henüz ampirik olarak tam anlamıyla doğrulanmamış ancak klinik pratikte yeni bir alternatif sunan çağdaş müdahale teknikleri.
Displacement
Dürtü, duygu veya davranışların asıl hedeften, daha az tehdit edici ve kabul edilebilir alternatif bir nesne veya kişiye aktarılmasını içeren bilinçdışı savunma mekanizması.
Displaced Aggression
Hayal kırıklığı veya öfke yaratan orijinal kaynaktan yönün değiştirilerek, bu duygunun kendiliğinden ya da başka bir hedefe veya nesneye yöneltilmesi süreci.
Localized Amnesia
Bireyin belirli, sınırlı bir zaman dilimine veya travmatik olaya ait anılarını hatırlayamamasıyla karakterize, seçici bir bellek kaybı türü.
Aging İn Place
Yaşlı bireylerin, sağlık durumları ve gereksinimleri değişse bile, uzun süreli kurumsal bakım tesislerine ihtiyaç duymadan kendi evlerinde ve topluluklarında güvenli, bağımsız ve konforlu bir şekilde yaşamaya devam etme yeteneğidir.
Placement Counseling
Bireylerin uygun istihdam, eğitim programı veya evlat edinme süreçlerine uyum sağlaması amacıyla sunulan yapılandırılmış rehberlik ve destek hizmetidir.
Ability–achievement Discrepancy
Bir bireyin potansiyel zihinsel yeteneği veya yatkınlığı ile belirli bir akademik alandaki fiili performans veya başarısı arasındaki belirgin fark.
Good Enough Mother
Donald Winnicott'un nesne ilişkileri kuramında, bebeğin gerçek benliğini geliştirmesine yetecek düzeyde duyarlı bakım sunan ve kademeli hayal kırıklıklarıyla onu gerçekliğe hazırlayan ebeveyn modeli.
Skilled Nursing Facility (SNF)
Akut bakım hastanelerine kıyasla daha düşük yoğunlukta ancak sürekli tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmeti sunan lisanslı sağlık tesisi.
Undernutrition
Yetersiz gıda alımı veya tüketilen gıdaların uygun şekilde metabolize edilememesi sonucu hayati vitamin, mineral ve besin öğelerinin tehlikeli düzeyde düşük olması durumudur.
İncompetence
Gerekli bir görevi veya aktiviteyi yeterli düzeyde yerine getirme becerisinden yoksun olma durumu.
Adult Attachment Interview (AAI)
Bireylerin erken dönem bakım verenleriyle olan ilişkilerini değerlendiren, söylem tutarlılığına odaklanan yaklaşık bir saatlik yarı yapılandırılmış klinik görüşme.
Adult Attachment
Yetişkin bireylerin romantik ve yakın ilişkilerinde sergiledikleri, bebeklik dönemindeki bakım veren etkileşimlerinden köken alan içsel çalışma modellerine dayalı duygusal ve davranışsal bağlanma eğilimleri.
Adult Home
Bağımsız yaşayamayan yetişkinlere paylaşımlı odalar, ortak yemekler, kişisel bakım ve koruyucu gözetim hizmetleri sunan destekli yaşam tesisi.
Adult Day Care
İşlevsel yetersizlikleri bulunan yetişkinlerin sağlık, sosyal ve günlük yaşam gereksinimlerini kendi evleri dışındaki bir kurumda gün boyu karşılayan ve gözetim altında tutan grup temelli program.
Adult Foster Care
Bağımsız yaşayamayan yetişkinlere, ev ortamında 24 saat gözetim, kişisel bakım ve günlük yaşam desteği sağlayan topluluk temelli bakım modeli.
Juvenile Transfer Hearing
Suç işleyen bir küçüğün davasının çocuk mahkemesinden alınıp yetişkin ceza mahkemesinde görülüp görülmeyeceğine karar verilen resmi hukuki ve psikolojik değerlendirme duruşması.
Adultomorphism
Çocuklara yetişkin özelliklerinin, güdülerinin veya düşünce kalıplarının atfedilmesi ve gelişimsel evrelerin yetişkin psikopatolojisinden yola çıkılarak tersine mühendislikle açıklanma eğilimidir.
Competence
Bireyin yaşamı üzerinde kontrol kurabilme, çevresel taleplerle etkili bir şekilde başa çıkabilme ve belirli görevleri yerine getirme kapasitesi.
Disruptive Behavior
Başkalarını kronik olarak tehdit eden, göz korkutan veya toplumsal normları ve kuralları ihlal eden uyumsuz eylemsel kalıp.
Disruptive Behavior Disorder
Toplumsal kuralların ihlali, otoriteye karşı gelme ve düşmanca tutumlarla karakterize edilen, bireyin işlevselliğini klinik düzeyde bozan davranışsal sorunlar kümesidir.
Disruptive Mood Dysregulation Disorder
6-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenlerde görülen, gelişim düzeyine uymayan, haftada en az üç kez tekrarlayan şiddetli öfke patlamaları ve sürekli irritabl duygudurumla karakterize klinik bir tablodur.
Destructiveness
Nesnelere zarar verme, onları tahrip etme veya biçimini bozma yoluyla agresif davranışlar sergileme eğilimi.
Snake Phobia
Yılanlara karşı duyulan, nesnel bir tehlike barındırmayan durumlarda dahi ortaya çıkan, sürekli ve irrasyonel korku durumu.
Anniversary Reaction
Önemli bir travmatik veya kayıp olayının yıldönümünde ortaya çıkan, genellikle depresif belirtiler ve somatik sıkıntılarla kendini gösteren yoğun duygusal tepki.
Resignation
Bireyin içinde bulunduğu zorlu duruma ya da hafifletilemeyen semptomlara karşı direnç göstermeyi bırakarak tam bir teslimiyet ve kabulleniş sergilediği tutumsal durum.
Compulsion To Repeat / Repetition Compulsion
🔹 1. (compulsion to repeat): Bireyin, erken dönemde yaşanmış travmatik veya çözümlenmemiş çatışma içeren deneyimlerini, bilinçdışı bir dürtüyle benzer koşullar altında defalarca yeniden sahnelemesi eğilimi. 🔹 2. (repetition compulsion): Bireyin erken dönem travmatik yaşantılarını, bunların üzeresinden gelmek veya ustalaşmak amacıyla bilinç dışı bir dürtüyle yeni ilişki ve durumlarda sürekli olarak yeniden sahnelemesi hali.
Recurrent Dream
Bireyin hayatı boyunca benzer temalar, olay örgüleri veya duygulanımlarla defalarca deneyimlediği, genellikle çözülmemiş içsel çatışmalara işaret eden uyku içeriğidir.
Yoga
Bireysel bilincin evrensel bilinçle bütünleşmesini amaçlayan; zihinsel disiplin, nefes regülasyonu ve bedensel duruşları içeren köklü bir felsefi ve pratik gelenek.
İntensive Care Syndrome
Yoğun bakım ünitesinde izole, alışılmadık ve duyusal yoksunluk yaratan bir ortamda hareketsiz kalan bireylerde görülen psikotik durum.
İntensive Care Unit (ICU)
Kritik durumdaki hastaların sürekli tıbbi gözetim altında tutulduğu, ileri düzey yaşam desteği ve izleme ekipmanlarıyla donatılmış hastane birimi.
İntensive Psychotherapy
Bireyin derinlemesine yaşam öyküsünün, çatışmalarının ve kökleşmiş meselelerinin kapsamlı, uzun soluklu ve yüksek frekanslı bir şekilde ele alındığı geniş kapsamlı psikolojik tedavi yaklaşımıdır.
Condensation
Birden fazla anlamın, kavramın, arzunun veya duygusal dürtünün tek bir imge, sembol ya da figür altında birleşmesi süreci.
Yohimbine
Afrika kökenli Pausinystalia yohimbe ağacının kabuğundan elde edilen, seçici alfa-2 adrenerjik reseptör antagonist etkili bir uyarıcı alkaloid.
Annihilation
Tam bir yıkım veya yok olma durumu olup, psikanalitik kuramda benliğin bütünlüğünün yitirilmesini ve mutlak imhasını ifade eder.
Poverty
Bireylerin veya ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılayacak ve topluma tam katılım sağlayacak yeterli maddi ve finansal kaynaklardan yoksun olduğu sosyoekonomik durum.
Delusion Of Poverty
Kişinin maddi varlığını tamamen kaybettiğine veya yakında mutlak bir sefalet içine düşeceğine dair sarsılmaz, gerçeği değerlendirme yetisini bozan yanlış inancı.
Abstinence / Deprivation
🔹 1. (abstinence): Alkol, uyuşturucu, cinsel aktivite veya diğer pekiştireçler gibi zararlı veya bağımlılık yapıcı davranışlardan bilinçli ve iradi olarak kaçınma eylemidir. 🔹 2. (deprivation): Gerekli, arzulanan veya hayati öneme sahip bir uyaranın, nesnenin ya da koşulun ortadan kaldırılması, engellenmesi veya erişilemez hale gelmesi durumu.
Abstinence Delirium
Alkol veya kötüye kullanılan maddelerin ani kesilmesi ya da azaltılması sonrasında ortaya çıkan, akut konfüzyon, otonomik hiperaktivite ve algısal bozukluklarla karakterize klinik bir tablodur.
Abstinence Syndrome
Bağımlılık yapıcı maddelerin ani kesilmesi veya azaltılması sonucunda ortaya çıkan karakteristik fizyolojik ve davranışsal bulgular kümesidir.
Road Rage
Sürücülerin trafikte karşılaştıkları gerçek veya hayali ihlaller karşısında sergiledikleri saldırgan, düşmanca ve tehlikeli davranışlar bütünüdür.
Companionate Marriage
Eşler arasında sıcaklık, şefkat, güven ve rollerin değiştirilebilirliğine dayanan, hiyerarşik olmayan eşitlikçi evlilik biçimi.
Prediction
Geçmişteki gözlemlere, kabul edilen ilkelere veya kuramsal ilişkilere dayanarak gelecekteki bir durumu veya davranışı bilimsel temelde kestirme girişimidir.
Exhaustion / Fatigue
🔹 1. (exhaustion): Fiziksel veya zihinsel kapasitenin aşırı kullanımı sonucunda ortaya çıkan derin ve tükenmişlik halidir. 🔹 2. (fatigue): Fiziksel veya zihinsel efor, stres ya da yetersiz uyku sonucunda ortaya çıkan, işlevsellikte azalma ile karakterize geçici veya patolojik bitkinlik durumu.
İnterpretation
Psikoterapide, danışanın sorunlarının, davranışlarının veya duygularının terapist tarafından anlamlı terimlerle açıklanması ve yapılandırılması süreci.
İnterpretive Phenomenological Analysis (IPA)
Bireylerin öznel yaşam deneyimlerini ve bu deneyimlere yükledikleri anlamları derinlemesine incelemeyi amaçlayan nitel bir araştırma yaklaşımıdır.
İnterpretive Response
Terapistin, danışanın kurduğu cümlenin ardındaki örtük anlamı, temel motivasyonu veya gizli motifi aydınlatmak ya da özetlemek amacıyla verdiği profesyonel geri bildirim.
İnterpretive Therapy
Terapistin danışanın çatışmalarını, bastırılmış materyallerini, rüyalarını ve dirençlerini ortaya çıkararak bunları bireyin yaşam deneyimleri ışığında açıkladığı bir psikoterapi biçimidir.
Youngberg V. Romeo
ABD Yüksek Mahkemesinin, devlet kurumlarına istemsiz olarak yatırılan entelektüel yetersizliğe sahip bireylerin makul güvenlik, kısıtlamalardan muafiyet ve temel habilitasyon haklarına sahip olduğunu karara bağladığı dönüm noktası niteliğindeki hukuki emsal.
Hostility Displacement
Öfkeye veya provokasyona neden olan asıl kaynaktan başka bir hedefe düşmanlık veya saldırganlığın yönlendirilmesi sürecidir.
İllusion Of Orientation
Bozulmuş bilinç durumları nedeniyle kişinin bulunduğu konumu, çevresel uyaranları veya çevresindeki kişilerin kimliğini yanlış tanımlaması durumu.
Directedness
Olgun bireye kalıcı motivasyon, süreklilik ve geleceğe yönelik bir oryantasyon sağlayan, birleştirici bir amaç duygusu.
Directive
Danışanın belirli bir sorun veya durumla karşılaştığında nasıl hareket etmesi, hissetmesi veya düşünmesi gerektiğini doğrudan belirten terapötik talimat veya komut.
Executive Stress
Büyük ölçekli kararlar alma, astların performansından sorumlu olma ve rekabetçi piyasa koşullarında şirketin başarısını sürdürme baskısı altında kalan yönetim kademesindeki personelin deneyimlediği yoğun psikolojik ve fizyolojik gerilim.
Managed Care
Sağlık hizmeti sunumunda maliyetleri düşürmek ve masrafları kontrol altında tutmak amacıyla üye haklarının kullanımını düzenleyen ve denetleyen sistemlerin bütünü.
MCO
Sağlık hizmeti sunucuları ve hastalar arasında maliyetleri optimize etmek ve bakım kalitesini denetlemek amacıyla aracılık eden sağlık sigortası yapısı.
Managed Behavioral Health Organization (MBHO)
Özellikle ruh sağlığı ve davranışsal sağlık hizmetlerinin sunumunu, yönetimini ve idari koordinasyonunu optimize etmek üzere özelleşmiş bir sağlık bakım kuruluşudur.
Director
Psikodramada senaryoyu ya da rol yapma sürecini kuran ve bu süreçteki etkileşimleri yöneten terapist.
Directive Discipline
Topluma ve bireysel yaşamın sürdürülmesine ilişkin kural koyucu sorulara açık veya örtük yanıtlar sunan, ideal insan davranışı veya işlevselliği tanımlayan ve bu ideallere ulaşmak için müdahalelerde bulunan akademik veya uygulamalı bilgi alanı.
Directive Group Psychotherapy
Bireylerin eğitimsel görevler, grup rehberliği ve terapötik rekreasyon aracılığıyla çevrelerine uyum sağlamalarını amaçlayan yapılandırılmış bir grup terapisi yaklaşımıdır.
Guiding Fiction
Bireylerin yaşam deneyimlerini anlamlandırmasını, değerlendirmesini ve yaşam tarzını belirlemesini sağlayan kişisel kılavuz ilke.
Directive Leader
Grubun planlama, etkinlik ve karar alma süreçlerini aktif bir şekilde yöneten, yapılandırılmış müdahalelerde bulunan grup lideri.
Directive Play Therapy
Terapistin aktif bir rol üstlenerek çocuğun oyun etkinliklerini yapılandırdığı, seçilmiş materyaller sunduğu ve çocuğu duygularını ifade etmeye teşvik ettiği kontrollü bir oyun terapisi yaklaşımıdır.
Directive Counseling
Terapistin tedavi sürecini aktif olarak yönlendirdiği, danışanın davranış ve düşüncelerini uzman bilgisiyle şekillendirdiği psikoterapi yaklaşımıdır.
Directive Therapy
Terapistin aktif bir rol üstlendiği, danışana açık tavsiyeler, rehberlik ve yapılandırılmış ödevler verdiği psikoterapi yaklaşımı.
Guided Affective İmagery (GAI)
Psikodinamik psikoterapide, danışanın doğrudan ifade etmekte zorlandığı acı verici duygusal fantezileri ve uyanık rüyaları ortaya çıkarmak için kullanılan imgeleme tekniği.
Directed Reverie
Bireysel veya grup terapilerinde, danışanın bir rüyayı ya da erken yaşam anısını zihinsel bir görselleştirme yoluyla yeniden deneyimlemesini sağlayan teknik.
Guided İmagery
Stres yönetimi, ağrı kontrolü ve iyileşme süreçlerini desteklemek amacıyla, zihinsel imgelerin bilinçli olarak tetiklenerek gevşemiş ve odaklanmış bir durum indüklenmesini sağlayan zihin-beden müdahalesidir.
Directed Masturbation
Anorgazmi veya kadın orgazm bozukluğunun tedavisinde kullanılan, kadının kendi cinsel uyarılmasını ve orgazm kapasitesini artırmayı amaçlayan yapılandırılmış bir davranışsal terapi prosedürüdür.
Prompting
Psikoterapide, danışanın belirli konuları ele almasını teşvik etmek amacıyla terapistin ipuçları veya imalarda bulunması.
Diversion Program
Suç işleyen veya ilk kez suçlanan bireylerin, özellikle gençlerin, ceza yargılaması ve hapis cezası yerine rehabilitasyon, tedavi veya toplumsal uyum programlarına yönlendirilmesini sağlayan adli psikoloji uygulaması.
Nondirective Play Therapy
Çocuğun kendi tutum ve davranışlarını iyileştirme kapasitesine sahip olduğu ilkesine dayanan, terapistin doğrudan telkin veya yorum yapmaktan kaçındığı oyun temelli psikoterapi yaklaşımıdır.
Nondirective Approach
Terapistin süreci yönetmek yerine, danışanın kendi duygu, düşünce ve çözümlerini kendi hızıyla ifade etmesi için güvenli bir atmosfer oluşturduğu psikoterapi yaklaşımı.
Trajectory Analysis
Bir hastalığın veya psikolojik durumun zaman içindeki seyrinin, kişisel özellikler ve çevresel faktörler hesaba katılarak istatistiksel modellerle öngörülmesi süreci.
Engulfment
Bireyin dışsal bir güç tarafından ele geçirilme veya yakın ilişkilerde bağımsızlığını ve benliğini tamamen yitirme korkusuyla deneyimlediği aşırı kaygı durumu.
Sublimation
Klasik psikanalitik kuramda, kabul edilemez cinsel veya agresif dürtülerin bilinçdışı bir süreçle toplum tarafından onaylanan ve saygın kabul edilen etkinliklere kanalize edilmesidir.
Highly Active Antiretroviral Therapy (HAART)
İnsan immün yetmezlik virüsünün (HIV) vücuttaki replikasyonunu yavaşlatmak veya durdurmak amacıyla en az bir proteaz inhibitörü dahil olmak üzere üç veya daha fazla HIV baskılayıcı ilacın eşzamanlı olarak reçete edildiği antiretroviral tedavi stratejisidir.
Overdose (OD)
Bir maddenin toksik ve potansiyel olarak ölümcül etkilere yol açacak miktarda aşırı alımı.
Megadose Pharmacotherapy
1970'ler ve 1980'lerde psikotik semptomların çözümünü hızlandırmak amacıyla antipsikotik ilaçların çok yüksek dozlarda hızla uygulanmasını içeren etkisiz ve riskli bir dozaj stratejisidir.
Maximum-security Unit
Ruh sağlığı kurumlarında, kendilerine veya başkalarına zarar verme riski son derece yüksek olan hastaların barındırıldığı sıkı fiziksel ve prosedürel önlemlerle korunan özel bölüm.
High-functioning Autism (HFA)
DSM-IV-TR kriterlerini karşılayan ancak klasik otizm tablosuna kıyasla daha yüksek IQ seviyelerine ve daha az şiddetli işlevsellik kayıplarına sahip bireyleri tanımlamakta kullanılan, günümüzde geçerliliğini yitirmiş ve tartışmalı resmi olmayan klinik sınıflandırma.
DRH
Belirli bir hedef davranışın, önceden belirlenmiş bir zaman diliminde belirli bir eşiğin üzerinde sıklıkla gerçekleşmesi durumunda uygulanan edimsel koşullama prosedürü.
High-potency Antipsychotic
Dopamin D2 reseptörlerine karşı nispeten yüksek afiniteye sahip olan ve genellikle belirgin ekstrapiramidal yan etkilere yol açan konvansiyonel antipsikotik ajan sınıfı.
High Risk
Bir bozukluğa, hastalığa veya olumsuz sonuca karşı genetik, fizyolojik ve davranışsal faktörler nedeniyle belirgin biçimde artmış duyarlılık ve yatkınlık durumu.
High-risk Design
Belirli bir bozukluk veya patoloji gelişme olasılığı istatistiksel olarak yüksek olan bireylerin veya grupların prospektif olarak incelendiği araştırma modelidir.
Elevated Mood
Öfori, coşku ve genel bir iyilik hali duygularıyla karakterize edilmiş, olağandışı düzeyde yüksek duygu durumu.
Facial Disfigurement
Yaralanma, hastalık veya konjenital anomaliler sonucunda yüz hatlarında meydana gelen her türlü bozulma, malformasyon veya anormalliktir.
FACS
İnsan yüz kası hareketlerini anatomik temelde en küçük bileşenlerine (Action Units) ayıran ve gözlem yoluyla kodlayan standartlaşmış bir davranışsal analiz metodolojisidir.
Direct-contact Group / Face-to-face Group / Offline Group
🔹 1. (direct-contact group): Üyelerinin fiziksel olarak aynı ortamda bulundukları ve aracısız, doğrudan etkileşim kurdukları sosyal topluluk. 🔹 2. (face-to-face group): Üyelerinin kişisel temas halinde olduğu, birbirlerinin ihtiyaçlarını ve tepkilerini doğrudan algılayabildiği ve karşılıklı etkileşim yürütebildiği her türlü grup. 🔹 3. (offline group): Bilgisayar tabanlı teknolojiler yerine geleneksel iletişim yöntemlerini kullanarak, geleneksel bir ortamda yüz yüze bir araya gelen insan topluluğudur.
Floating-limb Response
Standart hipnotik indüksiyonlar sırasında, el ve kolun yukarı doğru süzülmesine izin verilmesi yönündeki suggestion'a (öneriye) verilen olumlu yanıt.
Surface Therapy
Danışanın bilinçdışı motivasyonlarını incelemek yerine; güvence, telkin ve doğrudan tutum-davranış değiştirme yöntemleriyle mevcut semptomlarını ve duygusal stresini hafifletmeyi amaçlayan psikoterapi yaklaşımı.
Shallow Affect
Durumlar ve olaylar karşısında uygun duygusal tepkilerde gözlenen belirgin azalma ve kısıtlanma durumu.
Confrontational Method
Bireylerin başarısızlıklarını ve zayıflıklarını agresif bir şekilde kabul etmeye zorlayarak davranışlarını değiştirmeyi amaçlayan, güncel ampirik destekten yoksun müdahale yaklaşımı.
Ring-finger Dermatitis
Genellikle yüzük takılan parmak bölgesinde görülen, kaşıntı, kuruluk, kızarıklık veya küçük kabarcıkların döküntüsüyle karakterize inflamatuar bir deri hastalığıdır.
Prone
Vücudun göğüs ve karın kısmı alt tarafa gelecek şekilde, yüz üstü yatış pozisyonunu ifade eden anatomik ve postural terim.
TLP
Belirli ve önceden kararlaştırılmış bir seans sayısı veya süre çerçevesinde yürütülen, odaklı ve yapılandırılmış klinik psikoterapi yaklaşımı.
Zaleplon
İnsomnianın kısa süreli tedavisinde kullanılan, hızlı başlangıçlı ancak kısa etki süresine sahip nonbenzodiazepin sınıfı hipnotik ajan.
Time Sampling
Doğrudan gözlem sürecinde, hedef davranışın önceden belirlenmiş belirli zaman aralıklarında gözlemlenip kaydedilmesini içeren bir veri toplama stratejisidir.
Time Perspective
Bireyin geçmiş, şimdiki zaman ve geleceğe yönelik bilişsel yönelimi olup; planlama, motivasyon ve karar alma süreçlerini şekillendiren temel zamansal çerçevedir.
Time And Rhythm Disorders
Seslerin ve hecelerin zamanlamasıyla ilgili, tekrarlar, uzatmalar ve kekemeliği içeren konuşma ve dil bozuklukları.
Zar (zaar)
Kuzey Afrika ve Orta Doğu kültürlerinde görülen, ruhlar tarafından sahiplenilme inancına atfedilen ve dissosiyatif, somatik ile afektif belirtilerle kendini gösteren kültüre özgü bir sendromdur.
Harm Reduction
Riskli davranışları tamamen ortadan kaldırmak yerine, bu davranışların yol açabileceği olumsuz ve yıkıcı sonuçları minimize etmeyi amaçlayan pragmatik yaklaşım.
Freedom From Harm
Araştırma katılımcılarının, yürütülen bir çalışmaya katılım sürecinde aşırı veya gereksiz risklerle karşılaşmamasını garanti altına alan temel etik haktır.
Principle Of Nonmaleficence
Araştırma etiğinde ve klinik uygulamalarda, katılımcılara veya hastalara kasıtlı ya da ihmalkar bir şekilde zarar vermeme yükümlülüğüdür.
Removing Harmful Consequences
Araştırmacıların, özellikle yanıltma içeren veya potansiyel olarak yıpratıcı deneysel süreçlerin ardından, katılımcıları çalışmaya başladıkları duygusal ve psikolojik duruma geri döndürme zorunluluğunu belirten temel araştırma etiği kuralıdır.
Zarontin
Etosüksimid etken maddesinin ticarî adı olup, özellikle absans (dalma) nöbetlerinin tedavisinde kullanılan antikonvülzan bir ilaçtır.
Attenuated Positive Symptoms
Şizofreni spektrumunda, halüsinasyon, sanrı, bizar davranış veya kavramsal düşünce bozukluklarının tam klinik eşiğin altında, hafifletilmiş veya zayıflatılmış formda seyretmesi durumu.
Attenuated Psychotic Symptoms
Şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar bağlamında, sanrı ve hallüsinasyon gibi tam teşekküllü psikotik belirtilerin klinik eşiğin altında, daha hafif ve gerçeği değerlendirme yetisinin büyük ölçüde korunduğu düzeyde deneyimlenmesi durumu.
IQ
Bireylerin bilişsel yeteneklerini standardize edilmiş psikolojik testler aracılığıyla ölçen ve normatif popülasyona oranlayan sayısal indeks.
Assessment Of İntelligence
Bireyin öğrenme, akıl yürütme, kavramları anlama ve bilgi edinme kapasitesini belirlemek amacıyla standartlaştırılmış testlerin uygulanması sürecidir.
Mental Retardation (MR)
Günümüzde dışlayıcı ve demode kabul edilerek yerini 'Zihinsel Yetersizlik' (Intellectual Disability) tanımına bırakan, gelişim döneminde ortaya çıkan belirgin düşük zeka ve uyumsal işlev bozukluğu.
İntelligence Test
Bireylerin problem çözme, kavram oluşturma, akıl yürütme ve entelektüel görevleri yerine getirme kapasitelerini standartize görevler aracılığıyla ölçen bireysel değerlendirme aracı.
Zelotypia
Herhangi bir dava, inanç veya ideolojiyi savunmada gösterilen aşırı bağnazlık, fanatik gayretkeslik ve patolojik aşırılık.
Zen Therapy
Zen Budizmi'nin felsefe ve pratiklerini entegre eden; bireyin semptomlarını ortadan kaldırmaktan ziyade evrensel bağlamda yaşamının benzersiz anlamını keşfetmesini hedefleyen bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Xenorexia
Yenilemeyen, besin değeri taşımayan veya yabancı nesnelerin patolojik olarak tüketilmesi durumu.
Zest
Bireyin yaşamı heves, enerji, coşku ve yüksek düzeyde öznel canlılıkla deneyimleme eğilimi.
ZIFT
Zigotun Fallop tüplerine transferi; in vitro döllenme (IVF) ile tüp bebek tekniklerinin birleştirildiği, döl yatağına ulaşmadan hemen önceki evredeki zigotun doğrudan kadının Fallop tüplerine cerrahi olarak nakledildiği yardımcı üreme teknolojisi prosedürü.
Zygote İntrafallopian Transfer (ZIFT)
Laboratuvar ortamında döllenen yumurtaların (zigotların) tüp bebek tedavisinin bir varyasyonu olarak doğrudan fallop tüplerine cerrahi yardımla aktarıldığı bir üreme teknolojisi prosedürüdür.
Preoccupation
Bireyin dikkatini ve zihinsel kaynaklarını belirli bir düşünce, nesne veya fantezi üzerinde yoğunlaştırması, dış gerçeklikten uzaklaşarak içsel dünyaya yönelmesi hali.
Mind–body İntervention
Zihnin gücünü kullanarak bedensel değişimler yaratmayı ve hastalık belirtilerini hafifletmeyi amaçlayan terapötik yaklaşımlardır.
Rights Of People With Mental Disabilities
Zihinsel, entelektüel veya gelişimsel yetersizlikleri bulunan bireylerin tıbbi bakım, ekonomik güvence, aile yanında yaşam ve istismardan korunma gibi evrensel standartlarla güvence altına alınmış temel insan haklarıdır.
United Nations Declaration On The Rights Of Mentally Retarded Persons
Birleşmiş Milletler tarafından 1971 yılında kabul edilen ve entelektüel yetersizliği bulunan bireylerin temel insan haklarını ve onurunu güvence altına alan uluslararası metin.
Mental Mechanism
Bireyin çevresel talepleri karşılamasını, içsel gereksinimlerini tatmin etmesini ve çatışmalarla başa çıkmasını sağlayan psikolojik işlevlerin bütünü.
İntellectual Disability
Bilişsel işlevlerde ve kavramsal, sosyal ile pratik uyumsal becerilerde gelişimsel dönemde ortaya çıkan anlamlı sınırlılıklar durumu.
Bell And Pad
Çocuklarda nokturnal enürezis (gece altını ıslatma) tedavisinde kullanılan, ilk idrar temasını algılayarak alarm veren elektro-mekanik bir cihazdır.
Adultery
Evli bir bireyin, yasal eşi dışındaki bir kişiyle rızaya dayalı cinsel ilişkiye girmesi durumudur.
Ziprasidone
Şizofreni ve bipolar bozukluğa eşlik eden akut manik veya miks epizotların tedavisinde kullanılan, serotonin-dopamin antagonist profiline sahip atipik bir antipsikotik ilaç.
Zoanthropy
Bir bireyin kendisini bir hayvan olarak gördüğü ve davrandığı nadir bir monomanikal psikiyatrik sanrı türüdür.
Zofran
Ondansetron etken maddesinin en bilinen ticari adı olup, ağırlıklı olarak bulantı ve kusmayı önlemede kullanılan güçlü bir antiemetiktir.
Zoloft
Seçici serotonin geri alım inhibitörü (SSRI) sınıfına ait, başta majör depresif bozukluk, anksiyete ve obsesif-kompulsif bozukluk olmak üzere çeşitli ruhsal durumların tedavisinde kullanılan etken madde sertralinin tescilli ticari adıdır.
Zolpidem
İnsomniyanın kısa süreli tedavisinde kullanılan, yapısal olarak benzodiazepinlerden farklı olmasına rağmen GABA-A reseptörüne bağlanarak benzer farmakolojik etki gösteren nonbenzodiazepin sınıfı hipnotik ilaç.
Zoophilia
İnsanın cinsel uyarılma ve doyum elde etmek için tekrar eden bir şekilde insan dışı hayvanları tercih etmesi veya kullanmasıyla karakterize edilen bir parafili türüdür.
Zoolagnia
İnsan dışındaki hayvanlara yönelik cinsel yönelim veya çekim duyma durumu.
Zoosadism
İnsan dışındaki hayvanlara eziyet etmekten veya işkence etemekten cinsel uyarılma ve doyum elde etmeyi içeren bir parafilidir.
Bullying
Daha dezavantajlı veya savunmasız konumdaki bireylere yöneltilen, tekrarlayıcı, tehditkâr, agresif fiziksel davranışlar veya sözel taciz bütünü.
Coerced Confession
Şüphelinin veya sanığın tehdit, işkence, psikolojik baskı veya yanıltıcı vaatler yoluyla suçunu kabul etmeye zorlandığı beyandır.
Strain
Bir sisteme aşırı yük bindirilmesi sonucunda ortaya çıkan fiziksel veya psikolojik gerginlik ve deformasyon durumu.
Challenging Behavior
Bireyin veya çevresindekilerin güvenliğini tehlikeye atan ya da eğitim, iş veya günlük yaşam hizmetlerine katılımını engelleyen, genellikle özel müdahale gerektiren davranış biçimidir.
Mandated Reporting
Psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve sağlık personelinin çocuk, bağımlı yetişkin veya yaşlı istismarı/ihmali şüphesini ya da bilgisini yasal olarak yetkili mercilere bildirmekle yükümlü olmaları durumu.
Coercive Treatment / Forced Treatment
🔹 1. (coercive treatment): Bireyin rızası olmaksızın, yasal ya da kurumsal yetkiler dayanılarak uygulanan tıbbi veya psikiyatrik müdahale süreci. 🔹 2. (forced treatment): Bireyin bilgilendirilmiş onamı olmaksızın, genellikle mahkeme kararı veya yasal zorunluluklar çerçevesinde uygulanan psikiyatrik veya tıbbi müdahale.
Zuclopenthixol
Tiyoksanten sınıfından gelen, şizofreni ve akut psikotik atakların tedavisinde kullanılan birinci nesil (tipik) bir antipsikotik ajan.
Zung Self-rating Depression Scale (SDS)
Yetişkinlerde depresif belirtilerin şiddetini ölçmek ve tedavi sürecindeki değişimi izlemek amacıyla geliştirilmiş, 20 maddeden oluşan öz bildirim tarama aracıdır.
SDS
Bireylerin depresif belirtilerinin yaygınlığını ve şiddetini öz-bildirim yoluyla hızlı biçimde ölçen 20 maddelik psychometric tarama aracı.
Zurich School
Sigmund Freud'un Viyana Okulu'na karşıt olarak, 20. yüzyılın başlarında Carl Jung'un liderliğinde toplanan erken dönem psikanalistler grubu.
Zyban
Nikotin yoksunluk belirtilerini hafifletmek ve sigara bırakma başarısını artırmak amacıyla reçete edilen, aynı zamanda atipik antidepresan sınıfında yer alan bupropion etken maddesinin ticarî adıdır.
Zydis
Olanzapin gibi antipsikotik ajanların ağız içinde su gerektirmeden saniyeler içinde erimesini sağlayan özel bir farmasötik tablet teknolojisinin ticari adıdır.
Zyprexa
Olanzapin etken maddesinin tescilli ticari adı olup, ağırlıklı olarak şizofreni ve bipolar bozukluk tedavisinde kullanılan atipik bir antipsikotiktir.