Demoralizasyon
Demoralization
Tanım
Bireyin veya grubun değer sistemlerinin, standartlarının çökmesiyle ortaya çıkan; çaresizlik, yönelim bozukluğu ve derin güvensizlik hissiyle karakterize ruhsal durum.
Örnek Vaka / Uygulama
Kapanmak zorunda kalan küçük ölçekli bir aile işletmesinin sahibi, uzun süren ekonomik kriz ve borçlanma süreçlerinin ardından hiçbir çabasının sonuç vermeyeceğini fark eder. Sabahları yataktan kalkmakta güçlük çekme, geleceğe dair tüm planları askıya alma ve 'ne yapsam boşa' inancıyla çevresinden izole olma hali tam bir demoralizasyon tablosudur.
Derin Analiz
Demoralizasyon, klinik psikolojide ve psikiyatride sıklıkla majör depresyon ile karıştırılan ancak fenomenolojik olarak ayrışan bağımsız bir yapıdır. Frank'in psikoterapi kuramında merkezî bir yere sahip olan bu kavram; kişinin yaşam amaçlarına ulaşma yeteneğine olan inancını yitirmesi, baş etme mekanizmalarının iflas etmesi ve öz-yeterlik algısının sıfırlanmasıyla tetiklenir. Nörobiyolojik düzeyde, kronik ve çözülemez hissedilen stres faktörlerinin HPA (hipotalamus-hipofiz-adrenal) aksını sürekli aktive etmesi ve prefrontal korteksin yürütücü işlevlerindeki esnekliği azaltmasıyla ilişkilendirilir. Depresyondan farklı olarak anhedoni (zevk alamama) birincil belirti olmayabilir; buradaki temel motif 'anlamsızlık', 'çıkışsızlık' ve 'değerlerin erozyonudur'.
Etimoloji
Fransızca 'démoraliser' fiilinden türetilmiştir. Latince 'de-' (aşağı, uzaklaşma) ön eki ve 'moralis' (ahlaki, törel) kökünden gelmektedir; kelime anlamı olarak ahlaki ve ruhsal gücün düşürülmesi demektir.
Karıştırmayın
Majör Depresif Bozukluk (MDB). Ayrıcı tanıda; MDB'de biyolojik kökenli anhedoni, iştah ve uyku bozuklukları ön plandayken, demoralizasyonda durumsal bir çaresizlik, değer kaybı ve anlam arayışının tükenmesi hakimdir.