Anksiyete Duyarlılığı
Anxiety Sensitivity
Tanım
Anksiyetenin bedensel belirtilerinin felaketle sonuçlanacağı inancından kaynaklanan, bu duyumlara karşı duyulan yoğun korku.
Örnek Vaka / Uygulama
Kafede oturan bir bireyde kahve tüketimine bağlı hafif bir çarpıntı başlar. Düşük anksiyete duyarlılığına sahip bir kişi bunu 'fazla kafein içtim' şeklinde nötr biçimde değerlendirirken; yüksek anksiyete duyarlılığına sahip birey aynı bedensel sinyali 'kalp krizi geçiriyorum, birazdan öleceğim' şeklinde felaketleştirerek akut bir panik atağı tetikler.
Derin Analiz
Bilişsel model çerçevesinde anksiyete duyarlılığı, bireylerin otonom sinir sistemi uyarılma belirtilerini (örneğin artmış kalp hızı, hafif baş dönmesi, nefes darlığı) yanlış yorumlama eğilimidir. Steven Reiss ve Richard J. McNally tarafından 1985 yılında kavramsallaştırılan bu yapı, belirtilerin kendisinden ziyade, bu belirtilerin sosyal, fiziksel veya zihinsel yıkım getireceğine dair meta-bilişsel bir inancı ifade eder. Panik bozukluk gelişiminde kritik bir yatkınlık faktörü olup, interoseptif koşullandırma süreçlerini besler.
Etimoloji
Latince 'anxietas' (daralma, boğulma hissi, endişe) ve 'sensibilitas' (duyarlılık, hissetme kapasitesi) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Genel Anksiyete Bozukluğu (GAD) ve Durumluk/Süreklilik Anksiyete ile sıklıkla karıştırılır. Temel fark, anksiyete duyarlılığının dışsal olaylardan ziyade, doğrudan içsel bedensel duyumların algısına odaklanan spesifik bir bilişsel yatkınlık olmasıdır.