Angst
Angst
Tanım
Varoluşsal belirsizliğin, radikal özgürlüğün ve kişisel sorumluluğun farkına varılmasıyla ortaya çıkan derin bir ıstırap, kaygı ve içsel sıkıntı durumu.
Örnek Vaka / Uygulama
Kariyerinde ve yaşamında her türlü dışsal başarıyı elde etmiş 35 yaşındaki bir danışanın, bir sabah uyanıp 'Yaptığım hiçbir seçimin kozmik bir anlamı yok, tamamen kendi yarattığım kurgulardan ibaretler' düşüncesiyle felç edici bir boşluk ve yönelim bozukluğu hissetmesi, tipik bir varoluşsal angst tablosudur.
Derin Analiz
Angst, klinik kaygıdan (anxiety) farklı olarak, belirli bir nesneye veya dışsal tehdide yönelmemiş ontolojik bir durumdur. Varoluşçu felsefe ve psikanalitik teoride (özellikle Søren Kierkegaard, Martin Heidegger ve Rollo May çizgisinde), bireyin evrendeki temelsatsızlığını ('Grundlosigkeit') ve anlam arayışındaki yalnızlığını deneyimlediği anlarda açığa çıkar. Nörobiyolojik düzlemde, belirli bir korku devresinin (amigdala tabanlı akut tehdit yanıtı) ötesinde, prefrontal korteksin ve varsayılan durum ağının (default mode network) benlik algısı, ölümlülük ve gelecek simülasyonu üzerindeki aşırı yüklenmesiyle ilişkilendirilebilir. Bireyin kendi seçimlerinin ağırlığı altında ezilmesi ve deterministik sığınaklardan yoksun kalması, ego bütünlüğünü tehdit eden yapısal bir gerilim yaratır.
Etimoloji
Almanca kökenli bir sözcük olup, Eski Yüksek Almanca'daki 'angust' (darlık, boğuntu) kelimesinden türetilmiştir. Hint-Avrupa kökenindeki *angh- (daraltmak, boğmak) köküne dayanır ve Latince 'angere' (boğmak, üzmek) ile 'anxietas' sözcükleriyle etimolojik akrabalık taşır.
Karıştırmayın
Anksiyete (genellikle gelecekteki somut veya soyut tehlikelere karşı verilen klinik veya fizyolojik tepkidir; angst ise varoluşun doğrudan kendisinden kaynaklanan temelsiz bir bunalımı ifade eder).
Keşfetmeye Devam Edin
Anomi
Anomia
Toplumsal kargaşa, kural erozyonu veya değerler sisteminin çökmesi sonucunda bireylerin deneyimlediği derin yabancılaşma, umutsuzluk ve rehbersizlik durumu.
Depersonalizasyon
Depersonalization
Bireyin kendi benliğinden, zihninden veya bedeninden yabancılaşması, kendini dışarıdan izleyen bir gözlemci gibi hissetmesi durumu.