Blues
Blues
Tanım
Hafif şiddetteki veya geçici seyirli depresif belirtileri, özellikle üzüntü ve anhedoni halini tanımlayan kolokyal terim.
Örnek Vaka / Uygulama
Yirmili yaşlarının sonundaki bir danışan, iş yerindeki projelerin yoğunluğu ve uyku düzeninin bozulması sonrasında yaklaşık iki haftadır süren bir keyifsizlik, hafif çökkünlük ve hiçbir şeyden zevk alamama yakınmalarıyla başvurur. Klinik değerlendirmede, belirtilerin günlük işlevselliği bozmadığı, herhangi bir intihar düşüncesi içermediği ve spontan olarak gerileme eğiliminde olduğu görülür; bu tablo psikopatolojik bir tanıdan ziyade 'blues' olarak kategorize edilir.
Derin Analiz
Klinik psikoloji ve psikopatoloji bağlamında 'blues', majör depresyonun tanı kriterlerini karşılamayan, subklinik düzeyde ve kısa süreli duygudurum dalgalanmalarını ifade eder. Nörobiyolojik temelde, prefrontal korteks ile limbik sistem arasındaki homeostatik dengenin geçici olarak bozulması, monoaminerjik nörotransmitter iletiminde (özellikle serotonin ve dopamin) hafif düzeyde aksamalara yol açar. Bu durum patolojik bir bozukluktan ziyade, çevresel stresörlere veya hormonal dalgalanmalara verilen normal bir adaptif tepki spektrumunun parçasıdır. Doğum sonrasında görülen 'baby blues' tablosu bunun en klasik örneğidir.
Etimoloji
İngilizce kökenli 'blue' (mavi, hüzünlü) sıfatından türetilmiş, 19. yüzyıl Afro-Amerikan kültüründe melankoli ve keder durumunu niteleyen deyimsel bir ifadeden köken alır.
Karıştırmayın
Majör Depresif Bozukluk (en az iki hafta süren, işlevselliği belirgin şekilde boğan klinik tablo) ve Distimi (kronik, en az iki yıl süren hafif şiddetli depresyon). 'Blues' ise bunlardan farklı olarak çok daha kısa süreli ve hafif seyirlidir.