Depresif Anksiyete
Depressive Anxiety
Tanım
Psikanalitik kuramda, bireyin başkalarına yönelik kendi düşmanca duygularından duyduğu korkunun tetiklediği endişe durumu.
Örnek Vaka / Uygulama
Klinik seanslarda, annesini yakın zamanda kaybeden bir danışanın, kaybın hemen ardından derin bir melankoli ve felç edici bir suçluluk yaşaması gözlenir. Derinlemesine çalışmalarda, danışanın geçmişte annesine karşı duyduğu bilinçdışı öfke ve reddetme isteğinin, anne öldükten sonra 'benim öfkeli düşüncelerim onun ölümüne sebep oldu' şeklinde bir depresif anksiyeteye dönüştüğü ve hastayı öz-cezalandırıcı bir depresyona sarstığı fark edilir.
Derin Analiz
Psikanalitik ve nesne ilişkileri teorisinde, özellikle Melanie Klein'ın teorik çerçevesinde depresif anksiyete, bireyin sevgi nesnesine karşı duyduğu saldırgan, yıkıcı dürtülerin o nesneyi yok edeceği korkusuyla şekillenir. Bu mekanizma, depresyonun temelinde yatan saldırganlığın içselleştirilerek bireyin kendisine yöneltilmesi (hostility turned inward) olgusunun duygusal eşiğidir. Süper egonun baskısı altında, yıkıcı arzuların suçluluk yaratması ve bu suçluluğun getirdiği cezalandırılma veya nesneyi kaybetme korkusu, klinik düzeyde yoğun bir içsel huzursuzluk tablosu doğurur. Bilişsel ve davranışsal ekollerden farklı olarak burada odak noktası, bilinçdışı içsel nesne tasarımları ve libidinal çatışmalardır.
Etimoloji
Latince 'deprimere' [aşağı bastırmak, çökertmek] ve 'anxietas' [boğulma hissi, daralma, endişe] kelimelerinin psikanalitik teorideki birleşimi.
Karıştırmayın
Perseküsatuvar anksiyete (paranoid anksiyete) ile sıklıkla karıştırılır; paranoid anksiyete dışsal kötü nesnelerden zarar görme korkusuyken, depresif anksiyete kişinin kendi içsel yıkıcılığından ötürü sevdiği nesneye zarar vermiş olmasından duyulan suçluluk ve kayıp korkusudur.