Depersonalizasyon Sendromu
Depersonalization Syndrome
Tanım
Kişinin kendi bedeninden, zihinsel süreçlerinden veya benliğinden kopuk hissettiği, dış bir gözlemci konumundaymış gibi deneyimlediği birdissosiyatif bozukluk.
Örnek Vaka / Uygulama
24 yaşında bir üniversite öğrencisi, sınav haftasında yaşadığı yoğun stresin ardından, kendi sesinin kendisine yabancı geldiğini, ellerini hareket ettirirken sanki başka birinin bedenini uzaktan izliyormuş gibi hissettiğini belirtir. Gerçeklik testleri bozulmamıştır, yani odada gerçekten var olduğunu bilir ancak varoluşsal bir kopukluk ve duygusal donukluk içindedir.
Derin Analiz
Klinik psikoloji ve psikopatoloji bağlamında depersonalizasyon, benlik algısının entegrasyonundaki yapısal bir bozulmayı temsil eder. Birey, kendi düşüncelerinin, duygularının ve motor hareketlerinin sahibi olduğunu hissetmekte zorlanır; bedenini bir robot gibi veya dışarıdan izlenen bir film karakteri gibi algılar. Nörobiyolojik düzeyde, bu durum genellikle temporoparietal bileşke, insula ve amigdala arasındaki işlevsel bağlantısızlıkla ilişkilendirilir. Kortikal üst düzey bilişsel kontrol merkezlerinin, limbik sistemin yarattığı duygusal tonu baskılaması veya duygusal tepkisizliğe yol açması sonucu ortaya çıkar. DSM-5 kapsamında dissosiyatif bozukluklar spektrumunda, sıklıkla derealizasyon (çevreden kopma) ile birlikte veya bağımsız bir klinik tablo olarak değerlendirilir.
Etimoloji
Latince 'de-' (uzaklaşma, yoksunluk) + persona (kişi, maske, karakter) sözcüklerinin birleşiminden türetilmiştir. Bireyin kendi öz benliğinden ve kişiliğinden kopmasını ifade eder.
Karıştırmayın
Derealizasyon ile sıkça karıştırılır; derealizasyon dış dünyanın ve çevrenin gerçek dışı algılanmasıyken, depersonalizasyon doğrudan benliğe ve bedene yöneliktir. Şizofrenide görülen sanrılardan farklı olarak, buradaki gerçeklik değerlendirmesi (reality testing) korunmuştur; kişi yaşadığının bir hissel yanılsama olduğunu bilir.