Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

Beklenti Bulantısı

Anticipatory Nausea

Tanım

Kemoterapi seansından hemen önce veya tedavi odasının kokusu ve görüntüsü gibi çevresel tetikleyicilerle karşılaşılması sonucunda ortaya çıkan, henüz ilaçlar vücuda verilmeden tetiklenen bulantı durumu.

Örnek Vaka / Uygulama

Üçüncü kür kemoterapi tedavisini almak üzere hastane koridorunda yürüyen evre 2 meme kanseri tanılı 45 yaşındaki bir hastanın, tedavi salonunun kapısını gördüğü an şiddetli mide krampları ve öğürtü hissi yaşaması; oysa henüz kan dolaşımına herhangi bir sitostatik ajan verilmemiştir.

Derin Analiz

Beklenti bulantısı, klasik (Pavlovsal) koşullama prensiplerinin somut bir klinik tezahürüdür. Kemoterapi ajanlarının (koşulsuz uyarıcı) doğrudan yarattığı bulantı ve kusma (koşulsuz tepki), tedavi ortamındaki nötr uyarıcılarla (hastane kokusu, hemşire kıyafeti, infüzyon pompası sesi) defalarca eşleştiğinde, bu nötr uyarıcılar birer koşullu uyarıcıya dönüşür. Sonuç olarak, ilaç infüzyonu henüz başlamamış olsa dahi sempatik sinir sisteminin aktive olması ve şartlı öğrenme devrelerinin tetiklenmesiyle fizyolojik bulantı yanıtı ortaya çıkar. Limbik sistem ve amigdala, bu duygusal ve duyusal eşleşmenin pekişmesinde kritik rol oynar. Klasik antiemetik (bulantı önleyici) ilaçlar bu duruma karşı sıklıkla dirençlidir; zira mekanizma farmakolojik olmaktan ziyade nörodavranışsaldır.

Etimoloji

Latince 'anticipare' (önceden almak, önce davranmak; ante [ön] + capere [almak]) ve Yunanca 'nausia' (deniz tutması, midenin bulanması, 'naus' [gemi] kökünden) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.

Karıştırmayın

Akut kemoterapiye bağlı bulantı (ilaç verildikten sonraki ilk 24 saat içinde görülen ve doğrudan farmakolojik toksisiteye bağlı olan durum) ve gecikmiş bulantı (ilaç uygulamasından 24 saat ila günler sonra ortaya çıkan durum) ile sıklıkla karıştırılır. Beklenti bulantısını bunlardan ayıran temel özellik, ilaç verilmeden ÖNCE ortaya çıkması ve psikofizyolojik öğrenme süreciyle tetiklenmesidir.