Koruma Yükümlülüğü
Duty To Protect
Tanım
Ruh sağlığı profesyonellerinin, danışanlarının kendilerine ya da üçüncü şahıslara zarar vermesini önleme konusundaki hukuki ve etik sorumluluğudur.
Örnek Vaka / Uygulama
Klinik seans sırasında danışan, eski eşini öldürmek için somut bir plan yaptığını ve hafta sonu bunu gerçekleştireceğini söyler. Terapist, bu ifadenin hayali bir öfke boşalmasından öte net bir niyet barındırdığını değerlendirir. Gizlilik sınırlarını aşarak hem potansiyel kurbanı hem de yetkili mercileri derhal bilgilendirir.
Derin Analiz
Koruma yükümlülüğü, gizlilik ilkesinin mutlak olmadığı noktada devreye giren kritik bir klinik ve adli psikoloji konseptidir. Tarihsel temeli, Kaliforniya Yüksek Mahkemesi'nin çığır açan *Tarasoff v. Regents of the University of California* (1976) davasına dayanır. Bu karar, 'gizlilik ayrıcalığı hastanın tehdidi sona erdiği yerde biter' ilkesini getirmiştir. Klinisyen, danışanın açık, yakın ve öngörülebilir bir şiddet eğilimi (hinsid veya suisid) sergilediğini saptadığında; potansiyel kurbanı uyarma, kolluk kuvvetlerini bilgilendirme veya zorunlu yatış sürecini başlatma gibi adımları atmakla yükümlüdür. Bu durum, hasta gizliliği ile kamu güvenliği arasındaki hassas etik dengenin hukuki karşılığıdır.
Etimoloji
İngilizce 'duty' (ödev, yükümlülük, kökeni Eski Fransızca 'deue' ve Latince 'debitum') ve 'protect' (korumak, muhafaza etmek, kökeni Latince 'protectus', *pro-*[ön] + *tegere*[örtmek, korumak]) kelimelerinin birleşiminden oluşur.
Karıştırmayın
Uyarma yükümlülüğü (Duty to warn) ile sıklıkla karıştırılır. Uyarma yükümlülüğü, doğrudan potansiyel kurbanı tehlike hakkında bilgilendirmeyi kapsarken; koruma yükümlülüğü daha geniş bir şemsiye terimdir ve kurbanı uyarmanın yanı sıra hastayı hastaneye yatırma veya kolluk kuvvetlerine bildirerek genel bir güvenlik ağı oluşturma eylemlerinin tümünü içerir.