Danışan Odaklı Terapi
Client-centered Therapy
Tanım
Carl Rogers tarafından geliştirilen; terapistin koşulsuz kabul, empati ve bağdaşım sunduğu, danışanın kendi potansiyelini keşfetmesini ve iyileştirmesini hedefleyen hümanist bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Örnek Vaka / Uygulama
Kariyerinde sürekli başarısız olduğunu ve ailesinin beklentilerini karşılayamadığı için kaybolmuş hissettiğini belirterek başvuran bir danışana, terapist asla ne yapması gerektiğini söylemez veya akıl vermez. Bunun yerine, danışanın 'Aslında istedim ki...' diye başlayan cümlelerini ve arkasındaki derin hayal kırıklığını aynalayıp netleştirerek, danışanın kendi değersizlik inancının kökenini kendi içgörüsüyle fark etmesini sağlar.
Derin Analiz
Hümanist psikolojinin temel taşlarından biri olan bu ekol, insan doğasının doğuştan yapıcı, ileriye dönük ve kendini gerçekleştirme eğiliminde olduğu varsayımına dayanır. Geleneksel otoriter tıbbi modelin aksine, terapist bir uzman olarak yönlendirici tavır takınmaz; bunun yerine danışana 'şimdi ve burada' temelinde güvenli, yargılamayan bir psikolojik iklim sağlar. Rogers'ın teorik çerçevesinde üç temel koşul hayati önem taşır: Empatik anlayış (danışanın iç dünyasını kendi gözüyle görebilmek), koşulsuz olumlu kabul (danışanın birey olarak değerine halel getirmeksizin her yönüyle kabulü) ve bağdaşım/samimiyet (terapistin profesyonel maske arkasına saklanmadan, şeffaf bir insan olarak ilişkide var olması). Bu üçlü sarmal, danışanın ideal benliği ile gerçek benliği arasındaki uçurumu kapatarak savunma mekanizmalarını azaltır ve bireyin kendi içsel pusulasını yeniden yapılandırmasına olanak tanır.
Etimoloji
İngilizce 'client' (danışan, müşteri; Latince 'cliens' [korunmak isteyen kimse]) + 'centered' (merkezli) ve Yunanca 'therapeia' (iyileştirme, tedavi) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Psikanaliz ve Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ile sıkça karıştırılır. Psikanalizden farklı olarak geçmişteki çocukluk travmalarına veya bilinçdışı dürtülere odaklanmaz; BDT'den farklı olarak da düşünceyi yapılandırma, ev ödevi verme veya bilişsel çarpıtmaları aktif olarak düzeltme amacı gütmez. Tamamen danışanın öznel deneyimine ve duygusal yaşantısına odaklanır.