Karşı-aktarım
Countertransference
Tanım
Psikoterapistin, danışanın aktarımına ve genel varoluşuna verdiği bilinçdışı ya da bilinçli duygusal ve bilişsel tepkiler bütünü.
Örnek Vaka / Uygulama
Sınır kişilik örgütlenmesine sahip bir danışanın, terapistini sürekli olarak aşırı idealize edip ardından hiçbir neden yokken yerin dibine sokması karşısında, genellikle soğukkanlı ve mesafeli kalması beklenen terapistin içinde ani bir öfke veya kurtarıcılık dürtüsü belirmesi; bu durumun supervision sürecinde incelenerek danışanın nesne ilişkileri dünyasına dair klinik bir veriye dönüştürülmesi.
Derin Analiz
Klasik psikanalitik kuramda başlangıçta analistin tarafsızlığını bozan bir engel ve çözümlenmesi gereken bir direnç odağı olarak ele alınan karşı-aktarım, çağdaş psikodinamik yaklaşımlarda terapötik sürecin en değerli enstrümanlarından birine dönüşmüştür. Terapistin kendi geçmiş yaşantılarından, çözümlenmemiş çatışmalarından veya karakter savunmalarından kaynaklanabileceği gibi, doğrudan danışanın projeksiyonlarının terapist üzerinde yarattığı 'tümevarımsal' bir etki (tamamlayıcı karşı-aktarım) olarak da ortaya çıkabilir. Nörobiyolojik düzeyde, bu olgu ayna nöron sisteminin ve limbik rezonansın klinik ortamdaki yansımasıdır; terapistin kendi içsel dünyasını bir anlamslandırma filtresi olarak kullanmasını sağlar.
Etimoloji
Almanca 'Gegenübertragung' teriminden İngilizceye uyarlanmıştır. Almanca 'gegen' (karşı, -e doğru) ve 'Übertragung' (aktarım, taşıma) sözcüklerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Aktarım (transference) ile sıklıkla karıştırılır; aktarım danışanın terapiste yönelttiği geçmiş kökenli duygularken, karşı-aktarım tam tersi yönde, terapistten danışana akar. Empati ile de karıştırılsa da, karşı-aktarım terapistin kendi içsel çatışmalarını da içerdiği için daha karmaşık bir reaktif süreçtir.