Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

Ölüm Kaygısı

Death Anxiety

Tanım

Kişinin kendi ölümlülüğünü hatırlatan uyarıcılara karşı geliştirdiği, varoluşsal kökenli duygusal sıkıntı ve içsel güvensizlik durumu.

Örnek Vaka / Uygulama

48 yaşında, rutin bir kardiyolojik kontrolünden tamamen sağlıklı çıkan bir erkek hastanın, hekimin 'her şey yolunda' demesine rağmen, sokakta bir cenaze arabası gördüğünde kalbinin hızla çarpmaya başlaması, nefes darlığı yaşaması ve günlerce ölümün kaçınılmazlığı düşüncesiyle işine odakunamaması.

Derin Analiz

Varoluşsal psikoterapi ve psikodinamik teorilerde insan psikopatolojisinin merkezine yerleştirilen ölüm kaygısı, bireyin kaçınılmaz sonu ile yaşamını sürdürme güdüsü arasındaki temel çatışmadan beslenir. Klasik psikanalitik yaklaşım, bilinçdışının kendi yok oluşunu kavrayamadığını, bu nedenle ölüm korkusunun aslında daha derin, çözülmemiş erken dönem korkularının bir maskesi olduğunu savunur. Varoluşsal ekol ise bunu tüm nevrotik savunmaların ve korkuların kök nedeni olarak konumlandırır. Terör Yönetimi Kuramı (Terror Management Theory), insanların ölüm kaygısının yarattığı dehşetle başa çıkabilmek için kültürel dünya görüşlerine ve öz-saygı sistemlerine sımsıkı sarıldığını ampirik olarak göstermiştir. Yapılan öz-bildirim ölçekli araştırmalar, popülasyonun genelinde ortalama olarak düşük ila orta düzeyde bir ölüm kaygısı bulunduğunu, ancak bunun yaş, hastalık durumu ve yaşam evrelerine göre dalgalandığını kanıtlamaktadır.

Etimoloji

İngilizce 'death' (ölüm, Eski İngilizce 'dēap') ve 'anxiety' (kaygı, Latince 'anxietas' [darlık, sıkıntı, boğulma hissi]) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur.

Karıştırmayın

Nekrofobi (ölü bedenlerden veya ölümle ilişkili nesnelerden duyulan spesifik fobi) ile sıklıkla karıştırılır. Ölüm kaygısı spesifik bir nesneye veya cesede yönelik fobik kaçınma değil, varoluşun son bulacağına dair bilişsel ve duygusal bir endişedir.