Demoralizasyon Hipotezi
Demoralization Hypothesis
Tanım
Etkili psikoterapinin temel başarısının, terapistin danışanın umutsuzluk ve çaresizlik durumunu aşmasını sağlamasına dayandığını öne süren ortak faktörler modeli hipotezi.
Örnek Vaka / Uygulama
Uzun süredir yaşadığı iş ve ilişki kayıpları nedeniyle derin bir tükenmişlik ve 'artık hiçbir şeyin düzelmeyeceğine' dair inançla terapiye başvuran bir danışanın, terapistin yaşadığı sıkıntıları anlaşılır bir modele oturtması ve düzenli seans ritüeli sayesinde yeniden eyleme geçme umudu kazanması.
Derin Analiz
Jerome D. Frank tarafından ortaya atılan bu hipotez, psikoterapötik okulların teknik farklılıklarından ziyade, tüm başarılı terapilerde ortak olan iyileştirici mekanizmalara odaklanır. Demoralizasyon; bireyin yaşam krizleri, kronik stres veya çözülemeyen çatışmalar karşısında kendi sorunlarıyla başa çıkamayacağına dair inancı, yetersizlik hissi ve demoralize ruh halidir. Frank'e göre psikoterapi, danışanın bu yabancılaşmış ve çaresiz pozisyonundan çıkmasını; terapistle kurulan güven ilişkisi (confiding), semptomların rasyonel bir çerçevede açıklanması ve yapılandırılmış bir iyileşme ritüelinin (terapötik süreç) sağlanması yoluyla başarır. Bu bağlamda, psikoterapistin sunduğu umut ve anlam çerçevesi, tüm spesifik tekniklerin üzerinde bir etkiye sahiptir.
Etimoloji
Fransızca 'démoraliser' (maneviyatını bozmak, cesaretini kırmak) fiilinden türetilmiştir; kökeni Latincede 'de-' (uzaklaşma, yoksunluk) ve 'moralis' (ahlaki, ruhsal durum) kelimelerine dayanır.
Karıştırmayın
Majör Depresif Bozukluk (klinik bir duygu durum bozukluğudur; demoralizasyon ise spesifik olarak umutsuzluk, çaresizlik ve başa çıkma yetersizliği algısını ifade eder, her demoralize birey klinik depresyonda olmayabilir).