Sansür
Censor
Tanım
Klasik psikoanalitik kuramda, yasak veya tehdit edici içeriklerin bilinç dışından bilinç düzeyine çıkmasını engelleyen zihinsel denetim mekanizması.
Örnek Vaka / Uygulama
Klinik pratikte, hastanın rüyalarında rahatsız edici cinsel ya da agresif temaların sembolik kılıklar altında gizlenmesi (örneğin bir öfke patlamasının sıradan bir nesneyle sembolize edilmesi), sansür mekanizmasının rüya çalışmasındaki (dream-work) aktif rolünü gösterir.
Derin Analiz
Psikanalizin erken dönem formülasyonlarında öne çıkan sansür, bireyin vicdani süzgeci veya toplumsal standartlarıyla çatışan arzuların, düşüncelerin ve dürtülerin bilince erişimini sınırlayan prekonosiyel (bilinçöncesi) bir işleve karşılık gelir. Freudyen topografik modelde, bu yapı özellikle rüyaların manifest içeriğinde görülen deformasyonlardan ve sansürleme süreçlerinden (dream censorship) sorumlu tutulmuştur. İlerleyen dönemde yapısal modelin geliştirilmesiyle birlikte, bu işlev doğrudan Süperego ve Ego savunma mekanizmalarının (özellikle bastırma / repression) kapsamına entegre edilmiştir. Nörobiyolojik ya da ampirik olarak katı bir anatomik karşılığı bulunmamakla birlikte, yürütücü işlevlerin ketleme (inhibition) devreleriyle metaforik bir paralellik taşır.
Etimoloji
Latince 'censere' (değerlendirmek, denetlemek, resmi olarak incelemek) fiilinden türetilmiş olup, antik Roma'da ahlakı ve kamu düzenini denetleyen memur (censor) makamına dayanır.
Karıştırmayın
Süperego ile sıklıkla karıştırılır; sansür erken dönem topografik modelde dinamik bir süreç veya işlev iken, süperego daha sonra tanımlanan yapısal modelin ahlaki ve eleştirel alt sistemidir.