Klinik Yargı Araştırmaları
Clinical Judgment Research
Tanım
Ruh sağlığı uzmanlarının değerlendirme, tedavi, öngörü ve prognoz süreçlerinde verdikleri kararları etkileyen bilişsel, sosyal ve bireysel faktörleri inceleyen deneysel araştırma alanı.
Örnek Vaka / Uygulama
Bir psikiyatristin, geçmişinde şiddet öyküsü olan iki farklı danışandan birine ırksal veya cinsiyet temelli örtük önyargılar nedeniyle istatistiksel verilerden bağımsız olarak daha yüksek 'tehlikelilik' atfetmesi durumu, klinik yargı araştırmalarının ampirik olarak incelediği tipik bir bilişsel sapma vakasıdır.
Derin Analiz
Klinik yargı araştırmaları, sezgisel önyargılar (heuristics), doğrulama eğilimi (confirmation bias) ve karmaşık bilgi işleme mekanizmalarının klinisyen kararları üzerindeki etkisini ampirik olarak inceler. Bu alan, özellikle tehlikelilik veya intihar riski gibi yüksek riskli adli ve terapötik bağlamlarda, uzmanların karar verme süreçlerindeki tutarsızlıkları ve rasyonel olmayan bilişsel kestirmeleri (short-cuts) ortaya çıkarmayı amaçlar. Araştırmalar, klinisyenin cinsiyeti, değer sistemleri ve sosyal bağlamın yanı sıra, aşırı özgüven (overconfidence effect) gibi bilişsel tuzakların tanısal doğruluğu nasıl manipüle ettiğini irdeler.
Etimoloji
Latince 'clinicus' (yatağın başındaki hekim/klinisyen) + 'judicium' (yargı, karar verme) ve Eski İngilizce 're-' (tekrar) + Fransızca 'chercher' (aramak, incelemek) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Aktarım-karşı aktarım (klinisyenin duygusal tepkileriyle sınırlıdır; klinik yargı ise tüm bilişsel ve karar verme süreçlerini kapsar) ve klinik tanı (sonucun kendisidir, oraya varış süreci değil).