Holografik Beyin Teorisi
Holographic Brain Theory
Tanım
Örnek Vaka / Uygulama
Temporal lobunun büyük bir kısmı cerrahi olarak çıkarılan bir hastanın, geçmişteki anılarına hâlâ bütünlüklü olarak erişebilmesi ve yüzleri tanımaya devam etmesi, holografik beyin teorisinin 'dağıtık bilgi depolama' prensibiyle açıklanır; çünkü bilgi tek bir hücrede değil, tüm ağın dalga spektrumunda saklanmaktadır.
Derin Analiz
Holografik beyin teorisi, Karl Pribram ve fizikçi David Bohm'un kuantum mekaniği ile nörofizyolojiyi sentezleme çabasından doğmuştur. Bu modele göre, beyindeki hafıza ve algı, sinaptik bağlantıların lokalize noktalarında değil, beynin tamamına yayılmış dalga formları ve interferans desenleri şeklinde kodlanır. Nasıl ki bir hologramın her küçük parçası bütünün tamamına ait bilgiyi barındırıyorsa, beyin korteksindeki sinirsel ağlar da bilgiyi dağıtık bir biçimde depolar. Bu yaklaşım, geleneksel lokalizasyonist (yerelleştirmeci) nöroloji anlayışına meydan okuyarak, beynin plastisitesini, örüntü tanıma kapasitesini ve hafızanın lokal hasarlara karşı direncini dalga mekaniği perspektifinden açıklar.
Etimoloji
Antik Yunanca 'holos' (bütün, tüm) + 'gramma' (yazılı şey, kayıt) kelimelerinden türetilen 'hologram' kavramı ile 'beyin' sözcüğünün birleşiminden türetilmiştir; Karl H. Pribram tarafından 20. yüzyılın sonlarında ortaya atılmıştır.
Karıştırmayın
Lokalizasyonist Beyin Modeli; işlevlerin beyinde belirli ve izole merkezlerde toplandığını savunur, oysa holografik teori bilginin tüm sisteme yayıldığını iddia eder.

