Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

Birincil Derece Belirtiler

First-rank Symptoms

Tanım

Alman psikiyatrist Kurt Schneider tarafından şizofreninin ayırıcı tanısında kullanılmak üzere öne sürülen; işitsel hallüsinasyonlar, düşünce çekilmesi, sanrılı algılar ve somatik pasivite gibi ayırt edici klinik bulgular.

Örnek Vaka / Uygulama

Klinik görüşmeye getirilen 28 yaşındaki erkek hasta, televizyondaki spikerin doğrudan kendi gizli düşüncelerini seslendirdiğini (düşünce yayınlanması), sokakta yürürken dışarıdan bir gücün bacaklarını ip gibi çekiştirerek yönlendirdiğini (somatik pasivite) ve kafasının içindeki bir sesin sürekli yemek yeme eylemini eleştirdiğini ifade etmektedir.

Derin Analiz

Kurt Schneider, 20. yüzyılın ortalarında psikiyatri nosolojisine bu kavramı kazandırırken, şizofreniyi diğer psikotik bozukluklardan ayırmak için klinik olarak 'özel bir ağırlığa' sahip fenomenler arıyordu. Bu belirtiler; sesli düşünceler, kişinin eylemleri üzerine tartışan veya yorum yapan sesler, düşünce sokulması ya da çalınması, düşünce yayınlanması, sanrılı algılar ve dışsal güçlerin beden kontrolü (somatik pasivite) gibi benlik sınırlarının silikleşmesini içeren yaşantılardan oluşur. Her ne kadar tarihsel süreçte bu belirtilerin varlığı şizofreni tanısı için neredeyse patognomonik kabul edilmiş olsa da, güncel psikopatoloji ve ampirik araştırmalar, bu belirtilerin bipolar bozukluk, majör depresyonun psikotik özellikleri ve bazı nörolojik tablolarda da görülebildiğini kanıtlamıştır. Bu durum, psikiyatrik semptomların kategorik keskinliğinden ziyade transdiagnostik (tanılar arası) yapısını gözler önüne serer.

Etimoloji

İngilizce 'first' (birinci, öncelikli) + 'rank' (derece, sınıf) ve Yunanca 'symptōma' (düşen, gelen, hastalık belirtisi) sözcüklerinin birleşmesinden oluşur.

Karıştırmayın

İkincil derece belirtiler (second-rank symptoms); şizofrenide görülebilen ancak tanısal özgüllüğü çok daha düşük olan diğer psikotik bulguları (örneğin ani sanrılı fikirler, diğer duyusal varsanıları) ifade eder ve birincil belirtiler kadar keskin bir benlik sınırı bozukluğu içermez.