Davranışsal Koşulluluk
Behavioral Contingency
Tanım
Belirli bir davranışsal tepki ile bu tepkiyi izleyen pekiştirmenin sıklığı, düzenliliği ve düzeyi arasındaki nedensel ve zamansal ilişki.
Örnek Vaka / Uygulama
Bir otizmli çocuğun eğitim sürecinde, çocuk terapistin yönergesine sözlü olarak doğru yanıt verdiğinde (tepki), terapist anında bir parça çikolata sunar (pekiştirme). Bu iki olay arasındaki tutarlı ve gecikmesiz ilişki (davranışsal koşulluluk), çocuğun doğru yanıt verme sıklığını belirgin biçimde artırır.
Derin Analiz
Operant koşullama paradigmasının temelini oluşturan bu kavram, organizmanın verdiği spesifik bir yanıt ile çevresel sonuçları (pekiştireç veya cezalandırıcı) birbirine bağlayan işlevsel bağı tanımlar. Deneysel analizde, bir davranışın gelecekteki olasılığını belirleyen en kritik parametre, uyaran-tepki-sonuç (ABC) zincirindeki bu koşulluluk ilişkisinin niteliğidir. Skinnerci gelenekte, davranışın serbest bırakılma oranı ile pekiştirme tarifeleri arasındaki matematiksel ve zamansal eşgüdüm, bu mekanizmanın gücünü doğrudan etkiler. Nörobiyolojik düzeyde ise bu süreç, bazal ganglionlar ve dopaminerjik ödül devreleri arasındaki sinaptik plastisite ve pekiştirme öğrenmesi döngüleri üzerinden aracılık edilir.
Etimoloji
Latince 'contingere' (dokunmak, meydana gelmek, bağlı olmak) fiilinden türetilen 'contingentia' sözcüğünden modern psikoloji literatürüne geçmiştir.
Karıştırmayın
Edimsel koşullama (operant conditioning) süreci kapsayan genel teorik çatıktır; davranışsal koşulluluk ise bu çatışma içindeki spesifik bağıntı ve kuralı ifade eder.