Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

Katarakt

Cataract

Tanım

Göz merceğinin saydamlığını kaybederek opaklaşması ve buna bağlı olarak ilerleyici görme kaybına yol açması durumu.

Örnek Vaka / Uygulama

Yetmiş iki yaşındaki bir bireyin akşam saatlerinde araç kullanırken karşıdan gelen araçların far ışıklarında aşırı parlama (glare) ve göz kamaşması yaşaması, ayrıca merkezi görme alanındaki bulanıklık nedeniyle yüzleri tanımakta zorlanması tipik bir katarakt tablosudur.

Derin Analiz

Katarakt, kristalin lensin protein yapısındaki yaşa bağlı bozulmalar, oksidatif stres, genetik yatkınlık veya travmalar sonucunda lif yapısını kaybetmesi ve ışık geçirgenliğinin azalmasıyla karakterizedir. Nörolojik olarak, retina ve görsel kortekse ulaşan foton sayısının ve kontrastın azalması, görsel işleme süreçlerinde çözünürlük kaybına neden olur. Özellikle yaşlı popülasyonda duyusal yoksunluğa ve buna bağlı olarak bilişsel gerileme, depresyon ve sosyal izolasyon riskine zemin hazırlaması klinik psikoloji ve gerontoloji açısından kritik öneme sahiptir.

Etimoloji

Latince 'catarracta' (şelale, çağlayan) kelimesinden türetilmiştir. Antik çağlarda görme bulanıklığı, gözün önünden akan bir şelalenin arkasından bakmaya benzetildiği için bu terim kullanılmaya başlanmıştır.

Karıştırmayın

Glokom (göz içi basıncının artmasıyla optik sinirin hasar görmesi) ile sıklıkla karıştırılır; katarakt optik ortamın şeffaflık kaybıdır, glokom ise doğrudan nöral iletim hattının (optik sinir) zarar görmesidir.