Kodlama Özgüllüğü
Encoding Specificity
Tanım
Anıların hatırlanma performansının, kodlama (öğrenme) anındaki bağlamsal koşullarla geri çağırma anındaki koşulların örtüştüğü ölçüde artacağını savunan bellek ilkesidir.
Örnek Vaka / Uygulama
Sınavına çalıştığı dersliği aynı zamanda sınav salonu olarak kullanan bir öğrencinin, ders çalışırken bulunduğu odadaki koku, ışık ve masa düzeni gibi çevresel ipuçlarının tetikleyici etkisi sayesinde soruları daha rahat hatırlaması ve yüksek puan alması.
Derin Analiz
Bilişsel psikoloji ve bellek araştırmalarında Endel Tulving tarafından 1983 yılında literatüre kazandırılan bu ilke, insan belleğinin saf bir kayıt cihazı değil, bağlama duyarlı bir yeniden yapılanma sistemi olduğunu ortaya koyar. Bilgi belleğe kaydedilirken çevresel ipuçları, fizyolojik durumlar ve zihinsel bağlamlar da iz (trace) ile birlikte kodlanır. Geri çağırma sürecinde bu ipuçlarının varlığı, arama kümesini daraltarak hedef bilgiye erişimi kolaylaştırır. Nörobiyolojik düzeyde, hipokampüs ile kortikal ağlar arasındaki sinaptik bağlantıların güçlenmesi, kodlama sırasındaki sinyallerin eş zamanlı olarak yeniden tetiklenmesine dayanır. Bu durum, bilgiye ulaşmanın yalnızca bilginin kendisine değil, onun depolandığı çevresel ve içsel ekosisteme ne kadar sadık kalındığıyla doğrudan ilişkili olduğunu gösterir.
Etimoloji
Latince 'codex' (yazılı belge/kod) ve 'specificus' (belirli bir türe veya duruma özgü olan) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Duruma bağlı öğrenme (state-dependent learning) ile sıklıkla karıştırılır; duruma bağlı öğrenme daha çok bireyin içsel fizyolojik veya duygusal durumuna (örn. alkollüyken ya da kaygılıyken öğrenilenlerin benzer durumda hatırlanması) odaklanırken, kodlama özgüllüğü dışsal çevresel ipuçlarını ve daha geniş bağlamsal faktörleri de kapsayan üst kategori bir ilkedir.

