Sağır-kör
Deaf-blind
Tanım
Hem işitme hem de görme duyularının eş zamanlı olarak yoksun olduğu veya ciddi derecede kısıtlandığı durumu ifade eden klinik ve gelişimsel terim.
Örnek Vaka / Uygulama
Doğuştan Usher sendromu tanısı almış yedi yaşındaki bir çocuğun, işitsel ve görsel uyaranları işleyememesi nedeniyle eğitsel süreçlerde sözlü dil yerine 'Tadoma' yöntemi veya eller üzerinden dokunsal işaret dilleriyle (tactile sign language) iletişim kurması sağlanır.
Derin Analiz
Sağır-körlük durumu, iki duyusal modalitenin aynı anda işlevini yitirmesinden ötürü sadece bu duyuların ayrı ayrı kayıplarının basit bir toplamı değildir; aksine, bireyin çevreyi algılama, dil edinme ve bilişsel haritalama süreçlerinde üstel bir kümülatif dezavantaj yaratır. Konjenital (örneğin konjenital kızamıkçık sendromu veya Usher sendromu) ya da edinilmiş (menenjit vb.) etiyolojilere dayanabilir. Duyusal girdinin eksikliği, beyindeki alternatif duyusal yolların (özellikle somatosensoriyel ve dokunsal sistemlerin) yeniden yapılandırılmasına neden olur. Bu nedenle, Braille alfabesi gibi dokunsal araçlar ve taktil iletişim yöntemleri, dış dünya ile kurulan bağın ana omurgasını oluşturur.
Etimoloji
İngilizce 'deaf' (Germen kökenli *daubaz: dilsiz, sersem, sağır) ve 'blind' (Germen kökenli *blindaz: karanlık, kör) kelimelerinin birleşiminden oluşan bileşik sıfat.
Karıştırmayın
Yalnızca görme engelli olmak veya yalnızca işitme engelli olmak; bu iki durum tek başına duyusal telafi mekanizmalarının diğer duyu üzerinden işletilmesine izin verirken, sağır-körlük her iki ana bilgi otobanının kapanması nedeniyle tamamen farklı bir nörogelişimsel rehabilitasyon yaklaşımı gerektirir.