Zorla Elde Edilmiş İtiraf
Coerced Confession
Tanım
Şüphelinin veya sanığın tehdit, işkence, psikolojik baskı veya yanıltıcı vaatler yoluyla suçunu kabul etmeye zorlandığı beyandır.
Örnek Vaka / Uygulama
18 saat boyunca uykusuz bırakılan, avukatına erişimi engellenen ve ailesine zarar verilmekle tehdit edilen bir cinayet şüphelisinin, sorgucuların baskısına dayanamayarak aslında bulunmadığı bir olay yerini işlemiş gibi detaylıca anlatması ve bu beyanın mahkemede delil olarak sunulması.
Derin Analiz
Adli psikoloji ve nörokriminoloji bağlamında zorla elde edilmiş itiraf, sorgulama sırasında kullanılan baskıcı taktiklerin (Reid tekniğinin kötüye kullanımı, uzun süreli tecrit, uykusuz bırakma ve tehdit) şüphelinin bilişsel kaynaklarını tüketmesi sonucu ortaya çıkar. Bu süreç, bireyin bilişsel tükenmişlik (cognitive exhaustion) yaşamasına, gerçeklik denetimi (reality monitoring) mekanizmalarının bozulmasına ve nihayetinde gerçeğe aykırı bir suçu üstlenme (internalized ya da compliant false confession) eğilimine girmesine yol açar. Adli mülakatlarda, özellikle telkine yatkın (suggestibility) bireylerde bu tür beyanlar adli yanlışlıkların (miscarriages of justice) en kritik tetikleyicisidir.
Etimoloji
Latince 'coercere' (bir araya getirmek, zaptetmek, baskı yapmak; 'co-' [birlikte] + 'arcere' [kuşatmak, engellemek]) fiilinden türetilen 'coercion' ile, Latince 'confiteri' ('con-' [tamamen] + 'fateri' [itiraf etmek, açığa vurmak]) kökünden gelen 'confession' kelimelerinin birleşiminden oluşur.
Karıştırmayın
Gönüllü itiraf (voluntary confession) ve içselleştirilmiş yanlış itiraf (internalized false confession) ile karıştırılır; ayırt edici unsur, iradenin dışsal tehdit veya cebir yoluyla sakatlanmış (vitiated) olmasıdır.