Bilişsel Tutarlılık Teorisi
Cognitive Consistency Theory
Tanım
Bireylerin bilişsel sistemlerindeki unsurlar arasında uyum ve tutarlılık sağlama arzusuyla tutum değiştirdiklerini öne süren geniş kapsamlı teoriler sınıfıdır.
Örnek Vaka / Uygulama
Sigara içmenin sağlığa zararlı olduğunu bilmesine rağmen her gün paket tüketen bir birey, 'Hayat zaten kısa, stresten öleceğimize sigaradan ölelim' şeklinde rasyonalizasyon yaparak bilişsel çelişkisini azaltır ve sisteminde geçici bir tutarlılık sağlar.
Derin Analiz
Bilişsel tutarlılık teorileri, insan zihninin çelişkilerden doğal olarak rahatsızlık duyduğu varsayımına dayanır. Sosyal psikoloji ve bilişsel bilimler literatüründe bu çatı altında toplanan modeller (örneğin Heider'in denge teorisi, Festinger'in bilişsel çelişki teorisi ve Osgood ile Tannenbaum'un uygunluk teorisi), inançlar, tutumlar ve davranışlar arasında bir dengesizlik veya çelişki belirdiğinde zihinsel bir gerilim (diskontinüite) oluştuğunu savunur. Birey, bu psikolojik baskıyı azaltmak ve homeostatik bir dengeye ulaşmak için ya tutumlarını yeniden yapılandırır ya da yeni bilişsel verileri rasyonalize eder. Nöral düzeyde, bu uyumsuzluk durumu anterior singulat korteks (ACC) gibi hata tespiti ve çatışma izlemeden sorumlu beyin bölgelerini aktive ederek davranışsal uyum mekanizmalarını tetikler.
Etimoloji
Latince 'cognoscere' (bilmek, öğrenmek) kökünden türetilen 'cognitio' (biliş) ile yine Latince 'consistere' (bir arada durmak, sağlam durmak) fiilinden türetilen 'consistentia' (tutarlılık) kelimelerinin birleşiminden oluşur.
Karıştırmayın
Doğrudan bilişsel çelişki teorisi (cognitive dissonance theory) ile karıştırılır; ancak çelişki teorisi, tutarlılık teorileri çatısı altındaki özel alt modellerden yalnızca biridir. Tutarlılık teorileri çok daha geniş bir üst şemsiyeyi ifade eder.