Cannon-bard Teorisi
Bard–cannon Theory
Tanım
Duygusal uyaranların aynı anda hem otonom sinir sisteminde fizyolojik uyarılmaya hem de kortekste öznel duygu deneyimine eş zamanlı olarak yol açtığını savunan nörobiyolojik duygu modeli.
Örnek Vaka / Uygulama
Karanlık bir sokakta ansızın önünüze çıkan bir köpek karşısında, otonom sinir sisteminiz (sempatik sistem) milisaniyeler içinde adrenalin salgılarken ve kalp atışınız hızlanırken, tam bu fizyolojik uyarılmayla eş anlı olarak beyninizde 'korku' hissi bilinç düzeyinde belirir. Bu süreçte duygu, bedensel tepkinin bir sonucu değil, onunla eş zamanlı gerçekleşen paralel bir nöral çıktıdır.
Derin Analiz
Tarihsel süreçte James-Lange teorisinin 'önce fizyolojik tepki, sonra duygu' varsayımına bir antitez olarak geliştirilmiştir. Bu modele göre, talamus çevresel bir uyaran aldığında sinyalleri iki kollu bir yolakla eş zamanlı olarak iletir: Bir kol otonom sinir sistemini harekete geçirerek bedensel tepkileri (kalp atış hızı artışı, kas gerginliği) tetiklerken, diğer kol serebral kortekse ulaşarak bilinçli duygu deneyimini oluşturur. Bu mekanizma, bedensel tepkilerin hızı ile hissedilen duyguların anlık doğası arasındaki temporal çelişkiyi nöroanatomik düzeyde çözmeyi hedefler. Modern nörobilim, talamusun tek başına merkezi bir duygu röle istasyonundan ziyade limbik sistem (özelikle amigdala) ile karmaşık bir entegrasyon ağının parçası olduğunu gösterse de, Cannon-Bard teorisi merkezi işleme ve paralel sinyal iletimi kavramlarıyla bilişsel nörolojiye öncülük etmiştir.
Etimoloji
Walter Cannon ve Philip Bard soyadlarından türetilmiştir; fizyolog Walter Cannon'ın otonom uyarılma bulguları ile anatomist Philip Bard'ın talamik süreç üzerindeki nörolojik katkılarını onurlandıran eponym bir yapıdır.
Karıştırmayın
James-Lange Teorisi (duygunun bedensel tepkilerin doğrudan sonucu olduğunu savunur) ve İki Faktörlü Duygu Teorisi - Schachter-Singer (bilişsel etiketlemenin rolünü vurgular).