Fırsat Eşitliği
Equal Opportunity
Tanım
Bireylerin ırk, yaş, cinsiyet, din, engellilik veya ulusal köken gibi dışsal etkenlerden bağımsız olarak istihdam, eğitim ve kamusal hizmetlere erişimde adil ve eşit koşullara sahip olması ilkesi.
Örnek Vaka / Uygulama
Bir teknoloji şirketinin işe alım sürecinde, adayların isim, yaş ve cinsiyet bilgilerini sistemden gizleyerek sadece yetkinlik testleri üzerinden değerlendirme yapması, fırsat eşitliğinin kurumsal düzeyde uygulanmasına somut bir örnektir.
Derin Analiz
Endüstriyel ve örgütsel psikoloji ile sosyal psikolojinin kesişim kümesinde yer alan fırsat eşitliği, meritokrasi (liyakat) kavramının operasyonel hale gelmesini sağlar. Bireysel yetenek ve motivasyon dışındaki demografik değişkenlerin kariyer veya eğitim çıktılarında varyans yaratmasını engellemek üzere yapılandırılmıştır. Örgütsel adaletin dağıtılmacı (distributive) ve prosedürel (procedural) boyutlarının temelini oluşturur. Ölçümlemede dörtte biri kuralı (four-fifths rule) gibi istatistiksel yöntemler kullanılarak seçim süreçlerindeki olası ayrımcılık eğilimleri tespit edilir.
Etimoloji
İngilizce 'equal' (Latince 'aequus': düz, eşit) ve 'opportunity' (Latince 'opportunitas': uygun zaman, elverişli durum, 'ob-' [önünde] + 'portus' [liman] kökünden) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Sonuç eşitliği (equality of outcome) ile sıklıkla karıştırılır. Fırsat eşitliği sürecin adilliğini ve başlangıç çizgisindeki tarafsızlığı hedeflerken, sonuç eşitliği tüm bireylerin nihai konumlarda aynı payı almasını savunur.

