Fotoreseptör
Photoreceptor
Tanım
Örnek Vaka / Uygulama
Karanlık bir sinema salonundan dışarıdaki parlak güneş ışığına adım atıldığında anlık bir kamaşma yaşanır ve bu durum birkaç saniye içinde netleşir; bu adaptasyon süreci, yüksek yoğunluklu ışıkta çubukçukların inaktive olup koniciklerin işleyişi devralmasıyla gerçekleşen fotoreseptör duyarsızlaşmasının bir sonucudur.
Derin Analiz
Fotoreseptörler, nörobiyolojik açıdan duyusal transdüksiyonun ilk basamağını oluşturur. Çubukçuklar (rodlar) ve konicikler (koniler) olmak üzere iki ana morfolojik sınıfa ayrılır. Rodlar düşük ışık yoğunluklarında (skotopik görüş) yüksek hassasiyet gösterirken, renk ve detay ayrımından yoksun oldukları halde hareket algısında kritik rol oynar. Koniler ise yüksek ışık koşullarında (fotopik görüş) etkinleşir; üç farklı fotopsin pigmenti (kırmızı, yeşil, mavi) aracılığıyla fotopik renk tayfını ve keskin merkezi görmeyi (foveal vizyon) sağlar. Işığın fotoreseptör hücre zarındaki rodopsin veya iyodopsin moleküllerine çarpması, sodyum iyon kanallarının kapanmasına ve hiperpolarizasyona yol açarak nöral iletimi tetikler.
Etimoloji
Antik Yunanca 'phōs' [ışık] + Latince 'receptare' [almak, kabul etmek] sözcüklerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Gangliyon hücreleri ile karıştırılır; gangliyon hücreleri ışığı doğrudan algılamaz, fotoreseptörlerden bipolar hücreler aracılığıyla gelen işlenmiş elektriksel sinyalleri optik sinir vasıtasıyla beyne iletir.
Keşfetmeye Devam Edin
Retina
Retina
Retina
Gözün arkasını kaplayan, ışığa duyarlı fotoreseptörleri ve nöron katmanlarını barındırarak görsel uyarıları sinirsel sinyallere dönüştüren ışığa duyarlı sinir dokusu.
İncele