Cross-cuing
Birincil duyusal modalitenin erişilebilir olmadığı durumlarda, nesneyi ya da uyaranı tanımlamak için ikincil veya alternatif bir duyusal modalitenin kullanılması süreci.
-acusia (-acusis; -cusis)
Tıbbi terminolojide işitme bozukluklarını, işitme duyusuna ait durumları veya anomalileri nitelendirmek için kullanılan birincil birleştirici son ek.
-algia
Tıpta ve psikolojide belirli bir bölgede veya organda hissedilen ağrı durumunu belirten son ek.
-ase
Biyokimyasal reaksiyonları katalize eden enzimleri belirtmek için kullanılan standart kimyasal ve biyolojik son ek.
-gen
Biyolojik veya kimyasal süreçlerde belirli bir maddenin veya durumun üretimini, salgılanmasını ya da oluşumunu tetikleyen unsurları tanımlamakta kullanılan yapım eki.
-genesis
Biyolojik, psikolojik veya patolojik bir sürecin ya da yapının doğumunu, kökenini ve gelişimini belirten son ek.
-cusis
Tıbbi ve odyolojik terminolojide işitme durumu veya işitme kaybı türlerini belirtmek için kullanılan bir sonek.
-opia
Göz veya görme bozukluklarını belirten tıbbi son ek.
-facient
Belli bir durumun, sürecin veya etkinin ortaya çıkmasını sağlayan, oluşturan veya tetikleyen anlamına gelen Latince kökenli türetme eki.
Ten–twenty System
Elektroensefalografi (EEG) kayıtlarında elektrotların kafa derisi üzerine standart ve anatomik referanslara dayalı olarak yerleştirilmesini sağlayan evrensel bir koordinat sistemi.
2-AG
Memeli merkezi sinir sisteminde en yüksek konsantrasyonda bulunan ve CB1 reseptörlerinin temel endojen agonist ligandi olan ana endokannabinoid bileşik.
2-arachidonoylglycerol (2-AG)
Merkezi sinir sisteminde yüksek konsantrasyonda bulunan, CB1 ve CB2 cannabinoid reseptörlerinin endojen agonist ligandi olan temel bir endocannabinoiddir.
3,4-dihydroxyphenylalanine
Katekolamin biyosentez yolğunda tirozin ile dopamin arasında yer alan, dopaminerjik nörotransmisyonda kritik öneme sahip amino asit türevi öncü molekül.
3,4-methylenedioxyamphetamine
Amfetamin sınıfına ait, güçlü empatojen, entaktojen, psikostimülan ve psikedelik etkiler doğuran, monoamin salgılatıcı ajan.
3,4-methylene-dioxymethamphetamine
Genellikle MDMA olarak bilinen, entaktojenik ve empatojenik etkilere sahip sentetik bir amfetamin türevi.
5 Alpha-reductase
Testosteron hormonunu daha güçlü bir androjen olan dihidrotestosterona (DHT) dönüştüren steroid metabolizma enzimidir.
5-hydroxyindoleacetic Acid (5-HIAA)
Serotonin nörotransmitterinin ana metabolik yıkım ürünü olup, nörokimyasal ve nöropsikiyatrik araştırmalarda serotonerjik aktivitenin bir biyobelirteci olarak kullanılır.
5-hydroxytryptamine (5-HT)
Merkezi ve periferik sinir sisteminde yaygın olarak bulunan, duygu durum, vazokonstriksiyon, uyku-uyanıklık döngüsü ve gastrointestinal motilite gibi pek çok fizyolojik süreci regüle eden bir monoamin nörotransmitterdir.
5-HTP
Serotonin biyosentezinde triptofandan sonra gelen ve ara basamağı oluşturan doğal türevli aminoasit bileşiği.
5-hydroxytryptophan (5-HTP)
Nörotransmitter serotoninin biyosentezinde rol oynayan doğal bir prekürsör amino asit ve metabolik ara maddedir.
5-HT
Monoamin sınıfından bir nörotransmitter olan 5-hidroksitriptaminin (serotonin) uluslararası yaygın kimyasal ve farmakolojik kısaltması.
5-HTTLPR
Serotonin taşıyıcı geninin (SLC6A4) promoter bölgesinde yer alan ve transkripsiyonel aktiviteyi etkileyen uzun (L) ve kısa (S) allellere sahip genetik polimorfizm.
6-hydroxydopamine (6-OHDA)
Katesolaminerjik sinir hücresi gövdelerini seçici olarak tahrip eden, laboratuvar hayvanlarında Parkinson hastalığı modelleri oluşturmakta kullanılan sentetik bir monoaminerjik nörotoksin.
6-OHDA
Katekolaminerjik nöronlarda seçici hasar oluşturmak suretiyle deneysel Parkinson hastalığı modelleri geliştirmekte kullanılan nörotoksik bir dopamin analoğu.
A Fiber
Somatosensoriyel sistemin miyelinli sinir liflerindendir ve kalınlıklarına göre alt tiplere ayrılarak propriosepsiyon, dokunma, ısı ile keskin ağrı sinyallerini yüksek hızla iletir.
Vitamin A
Retinada fotopigmentlerin yapısına katılan, görme işlevi ve bağışıklık sistemi için kritik öneme sahip yağda çözünen bir vitamin türü.
Vitamin A Toxicity
Aşırı retinol alımına bağlı olarak gelişen; akut durumlarda baş ağrısı ve kusma, kronik durumlarda ise kemik kalınlaşması, saç dökülmesi ve hepatomegali ile karakterize hipervitaminoz durumu.
A-alpha Fiber
Omurgalıların periferik sinir sisteminde yer alan, miyelinli, en yüksek iletim hızına ve en geniş çapa sahip somatosensoriyel ve motor sinir lifi sınıfı.
A-beta Fiber
Miyelinli, geniş çaplı ve yüksek iletim hızına sahip somatosensoriyel sinir lifleri.
A-delta Fiber
Hafif miyelinli, orta çaplı ve yüksek iletim hızına sahip afferent sinir lifleri olup, esas olarak keskin ve batıcı ağrı ile ısı duyusunu iletir.
Ab-
Bir kelimenin başına gelerek 'uzaklaşma', '...den ayrılma' veya 'zıtlık' anlamı katan Latince kökenli ön ek.
Abducens Nerve
Gözü dışarıya doğru döndüren lateral rektus kasını motor olarak kontrol eden altıncı kranial sinirdir (CN VI).
Abducens Nucleus
Beyin sapında, dördüncü ventrikül tabanında yer alan ve gözü dışa döndüren altıncı kraniyel sinirin (n. abducens) köken aldığı somatik motor çekirdektir.
Abduction
Bir uzvun veya vücut bölümünün anatomik orta hattan uzaklaşma hareketidir; aynı zamanda Peirceçı mantıkta gözlemlenen bir olguyu açıklamak üzere olası hipotez üretme sürecini (çıkarım) tanımlar.
Abiotic
Ekolojik sistemlerin yapı taşını oluşturan, canlı organizmalar içermeyen ancak ekosistemin işleyişini ve sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen fiziksel ve kimyasal çevresel faktörlerin bütünü.
Abiotrophy
Vücut dokularının, organlarının veya sistemlerinin dejenerasyonu veya işlev kaybı; özellikle genetik bir kusura bağlı erken yaşlanma ve yıkım durumu.
Ablation
Biyolojik bir dokunun veya yapının cerrahi yolla, lazerle ya da toksik maddelerle kasıtlı olarak çıkarılması veya tahrip edilmesi sürecidir.
Absurdities Test
Katılımcıların bir görseldeki, öyküdeki veya yazılı materyaldeki mantıksal uyumsuzlukları ve tutarsızlıkları tespit etmesini gerektiren bir değerlendirme aracıdır.
Aboulia
Bireyin eylem başlatma, karar verme ve amaca yönelik davranışları sürdürme kapasitesinde meydana gelen derin ve kalıcı azalma durumu.
Accumbens
Bazal ön beynin ventral striatal bölgesinde yer alan, dopaminerjik yolakların odak noktası olan ve pekiştirme süreçlerini yöneten subkortikal yapı.
Ach
Merkezi ve periferik sinir sisteminde sinaptik iletimi sağlayan, öğrenme, hafıza ve kas kasılmasında kritik rol oynayan birincil bir nörotransmitter olan asetilkolinin standart kısaltmasıdır.
Bitter
Alkaloidler, glikozitler ve bazı tuzlar tarafından uyarılan, evrimsel olarak toksisite sinyali taşıyan temel tat algısı.
Acoa
Beynin tabanında, Willis poligonunu oluşturan ve her iki ön serebral arteri birbirine bağlayan kritik kısa damar.
Acoma
Beynin tabanındaki Willis poligonunda sağ ve sol ön serebral arterleri birbirine bağlayan kritik kısa damar segmenti.
Acosta’s Syndrome
Yüksek rakımlı bölgelerde oksijen basıncının düşmesine bağlı olarak ortaya çıkan fizyolojik ve nörolojik bozukluklar tablosu, akut dağ hastalığı.
Open-field Chamber
Laboratuvar hayvanlarının motor aktivitesini, keşif dürtüsünü ve anksiyete benzeri davranışlarını ölçmek için kullanılan çevresel olarak kontrollü kapalı test alanı.
Open-field Test
Kemirgenlerde lokomotor aktiviteyi, keşif davranışını ve anksiyete benzeri durumları ölçmek için kullanılan standart bir davranışsal test düzeneğidir.
Explicit Memory
Bireyin bilinçli bir çaba ve farkındalıkla geri çağırdığı, sözel olarak ifade edilebilen uzun süreli bellek sistemi.
Open Head İnjury
Kafatasının delinebildiği veya kırıldığı, mermi çekirdeği yaralanmaları gibi bütçesel bütünlüğün bozulduğu kafa travması türü.
Hunger Drive
Besin yoksunluğunun tetiklediği, organizmayı besin arama ve tüketme davranışına yönlendiren fizyolojik ve psikolojik uyarılmışlık halidir.
Ad-
Bir şeyin yönünü, yönelimini ya da başka bir yapıya yakınlığını ve bitişikliğini bildiren anatomik ve morfolojik önek.
Disease Of Adaptation
Uzun süreli fizyolojik veya psikolojik stres tepkilerinin kısmen tetiklediği ya da şiddetlendirdiği hipertansiyon ve miyokard enfarktüsü gibi patolojik durumlar grubu.
Adaptive Act
Bir organizmanın, çevresel koşullara uyum sağlamak amacıyla gerekli ve uygun tepkileri vermeyi öğrendiği süreç.
Nonadaptive Trait
Doğal seçilim açısından üreme başarısında herhangi bir avantaj ya da dezavantaj sağlamayan, nötr karakteristiktir.
Adaptometer
Gözün belirli bir ışık miktarına uyum sağlaması için geçen süreyi ölçen ve gece körlüğü ile diğer görme bozukluklarının tanısında kullanılan optometrik ve tıbbi cihaz.
Candidate Gene
Önceden bilinen biyolojik işlevleri veya ilgili yollardaki rolleri nedeniyle, belirli bir özellik ya da hastalıkla ilişkili olduğu varsayılarak incelenmek üzere önceden seçilmiş spesifik gen.
Adduction
Bir uzvun veya vücut kısmının anatomik orta hatta doğru yaklaştırılması hareketi.
Adendritic
Dendritik uzantılardan yoksun olan, hücresel yapısında bu alıcı dalları barındırmayan nöronları tanımlayan sıfat.
Adenylate Cyclase
ATP molekülünü hücre içi sinyal iletiminde kritik bir ikincil haberci olan siklik AMP'ye (cAMP) dönüştüren katalitik bir enzimdir.
Adenine
DNA ve RNA yapı taşlarını oluşturan, genetik kodun aktarımında ve hücresel enerji metabolizmasında kritik rol oynayan azotlu pürin bazı.
Adeno- (aden-)
Tıp ve biyoloji terminolojisinde bez veya glandüler dokuları nitelemek için kullanılan birleşik biçim ekidir.
Adenohypophysis
Hipofiz bezinin ön ve orta loblarını kapsayan, somatotropin, tirotropin ve adrenokortikotropin gibi temel peptit hormonları sentezleyip salgılayan glandüler (salgısal) ön bölüm.
Adenoma
Glandüler (salgı bezine ait) epitelden köken alan, sitolojik olarak iyi huylu (benign) nitelikteki neoplazilerdir.
Adenosine
Adenin ve ribozdan oluşan, merkezi sinir sisteminde nöromodülatör rolü üstlenen, ayrıca hücresel enerji metabolizmasında (ATP) kilit konuma sahip endojen bir nükleozittir.
Adenosine 3’,5’-monophosphate
Hücre içi sinyal iletiminde (ikincil haberci) merkezi bir rol oynayan, hormonların ve nörotransmitterlerin hücre dışı sinyallerini sitoplazmaya ve çekirdeğe taşıyan nükleotit türevidir.
Adenosine Triphosphate / ATP
🔹 1. (adenosine triphosphate): Hücre içi biyokimyasal reaksiyonlar, sinir iletimi ve kas kasılması için gereken kimyasal enerjiyi sağlayan temel nükleotittir. 🔹 2. (ATP): Canlı hücrelerde biyolojik süreçler için kimyasal enerji kaynağı olan ve üç fosfat grubundan oluşan bir nükleotittir.
Tonic Pupil Of Adie
Gözün iç kaslarını besleyen sinirlerdeki hasar sonucunda ortaya çıkan, ışığa zayıf yanıt veren ve konverjans (yakınlaşma) karşısında çok yavaş daralan tek taraflı oküler defekt.
Adipo- (adip-)
Biyolojide ve tıpta yağ veya yağ dokusunu ifade eden birleştirici ön ek.
Adipsia
Sıvı alımını tetikleyen fizyolojik susuzluk hissiyatının tam veya kısmi yokluğu durumu.
Adience
Bir uyarıcıya fiziksel olarak yaklaşma veya uyarıcıyla teması artıran herhangi bir eylemle sonuçlanan davranışsal tepki.
Naming Task
Bireyin bir nesnenin görselini, tanımını ya da belirli bir kategorideki örneklerini (örneğin kuşlar) sözlü olarak ifade etmesini gerektiren bilişsel değerlendirme yöntemi.
Forensic Neuroscience
Suç, antisosyal, sosyopatik ve psikopatik davranışların arka planındaki nöral mekanizmaları inceleyerek hukuk sistemiyle sinirbilimi buluşturan gelişmekte olan alan.
Forensic Neuropsychology
Klinik nöropsikoloji ilkelerinin, özellikle beyin hasarı iddialarını içeren medeni ve ceza hukuku davalarına uygulanması.
Adren-
Böbrek üstü bezleriyle (adrenal bezler) ilgili yapıları, dokuları veya süreçleri nitelendiren birleşik tıbbi ve bilimsel önek.
Adrenal Cortical Hyperfunction
Böbrek üstü bezlerinin kabuk (korteks) bölgesinden bir veya birden fazla hormonun aşırı miktarda salgılanmasıyla karakterize klinik durum.
Adrenalectomy
Böbreküstü bezlerinin (adrenal bezler) birinin veya her ikisinin cerrahi olarak çıkarılması operasyonudur.
Adrenaline
Böbrek üstü bezlerinin medulla tabakasından salgılanan ve sempatik sinir sistemini aktive ederek akut stres tepkilerini yöneten bir katekolamin hormonu ve nörotransmiterdir.
Adrenarche
İnsanlarda ve bazı yüksek primatlarda, adrenal korteksten androjen salgılanmasının başlamasıyla karakterize edilen prepubertal gelişim evresidir.
Adrenergic
Epinefrin (adrenalin) veya norepinefrin (noradrenalin) salgılayan, bunlara yanıt veren ya da bu katekolaminlerin etkilerini taklit eden biyolojik yapılara ve süreçlere verilen tanım.
Adrenergic Blocking Agent
Norepinefrin ve epinefrin nörotransmitterlerinin adrenerjik reseptörlere bağlanmasını kısmen veya tamamen engelleyerek sempatik sinir sistemi aktivitesini baskılayan farmakolojik maddeler sınıfıdır.
Adrenergic Reaction
Sempatik sinir sistemi tarafından innerve edilen organların, norepinefrin veya epinefrin hormonlarının uyarısına karşı gösterdiği fizyolojik tepkiler bütünü.
Adrenoceptor / Adrenergic Receptor / Adrenoreceptor
🔹 1. (adrenoceptor): Katekolaminler olan adrenalin (epinefrin) ve noradrenalinin (norepinefrin) bağlanarak fizyolojik tepkileri tetiklediği G-protein kenetli reseptör sınıfı. 🔹 2. (adrenergic receptor): Sempatik sinir sisteminin nörotransmitterleri olan norepinefrin ve epinefrine spesifik olarak bağlanıp yanıt oluşturan hücre zarı molekülleridir. 🔹 3. (adrenoreceptor): Katekolaminler olan adrenalin (epinefrin) ve noradrenalin (norepinefrin) tarafından aktive edilen, G-protein kenetli reseptör sınıfı.
Adrenergic System
Otonom sinir sisteminin, adrenalin ve noradrenalin gibi katekolamin nörotransmitterler ile bunların reseptörleri aracılığıyla işlev gören alt sistemidir.
Adreno- (adren-)
Böbreküstü bezlerini (adrenal bezler) ifade eden ve bu bezlerin yapısal, işlevsel veya salgısal durumlarını belirten birleşik kelime ön eki.
ACTH
Adenohipofiz tarafından salgılanarak adrenal korteksi uyaran ve steroid hormon sentezini tetikleyen bir tropik polipeptit hormondur.
Adrenoleukodystrophy
Beyin nöronlarını çevreleyen miyelin kılıfının yıkımı ve adrenal bezin ilerleyici işlev bozukluğu ile karakterize genetik bir hastalıktır.
Aero- (aer-)
Hava, gaz veya atmosferik basınçla ilişkili durumları belirten birleşik kelime oluşturma kökü.
Aerobic Activity
Kalp atım hızını ve solunum kapasitesini artıran, büyük kas gruplarının ritmik ve sürekli olarak çalışmasını sağlayan oksijen odaklı dayanıklılık egzersizidir.
Aerobic Exercise
Kasların enerji ihtiyacını karşılamak üzere oksijen kullanımını içeren, genellikle uzun süreli ve orta yoğunluktaki fiziksel aktivite.
Aphakia
Göz merceğinin (lensin) konjenital anomali, travma, hastalık veya cerrahi müdahale sonucunda gözde bulunmaması durumudur.
Aphasia
Genellikle sol hemisferdeki serebral hasar sonucunda ortaya çıkan, dil işleme, anlama ve ifade etme becerilerinin kazanılmış kaybıdır.
Aphemia
Paul Broca tarafından orijinal olarak tanımlanan; yazma becerilerinin korunmuş olmasına rağmen, akıcı olmayan konuşma ile karakterize edilen bir motor afazi türüdür.
Afferent Nerve Fiber
Çevresel dokulardan veya duyu organlarından merkezi sinir sistemine (beyin veya omurilik) elektriksel uyarılar ve duyusal bilgi ileten sinir lifidir.
Afferent Sensory Neuron
Duyu organlarından veya çevresel dokulardan aldığı elektrokimyasal impulsları merkezi sinir sistemine (beyin ve omurilik) ileten birincil sinir hücresi türüdür.
Afferent Stimulation
Bir duyusal sistemin uyarılması sonucunda sinirsel impulsların merkezi sinir sistemine (beyin veya omurilik) doğru iletilmesi sürecidir.
Afferent Pathway
Duyu organlarından veya çevre birimlerinden alınan uyarıları merkezî sinir sistemine (beyin veya omurilik) ya da bir beyin bölgesinden diğerine ileten sinirsel yoldur.
Affinity
Belirli bir kişiye, nesneye veya duruma karşı duyulan, çoğunlukla ortak özelliklere dayanan doğuştan gelen çekim veya eğilim.
African Trypanosomiasis
Çeçe sineği sokmasıyla bulaşan, sinir sistemi tutulumuna yol açarak uyku döngüsünü bozan ve tedavi edilmediğinde ölümcül seyredebilen paraziter bir enfeksiyon hastalığıdır.
Sleeping Sickness
Çeçe sineklerinin sokmasıyla bulaşan, Trypanosoma cinsi parazitlerin yol açtığı ve merkezi sinir sistemini etkileyerek şiddetli uyku bozukluklarına, komaya ve tedavi edilmediğinde ölüme neden olan tropikal bir enfeksiyondur.
Aphrodisiac
Cinsel isteği, libidoyu veya cinsel uyarılmayı artıran her türlü dış ajan, kimyasal madde veya besin.
Agenitalism
Cinsiyet organlarının konjenital (doğuştan) yokluğu ve cinsiyet hormonlarının salgılanmasındaki yetersizlik sonucu ortaya çıkan gelişimsel durum.
Ageusia (aguesia)
Tat alma duyusunun kısmen veya tamamen kaybı.
Aglossia
Dilin doğuştan yokluğu durumu olup, genellikle damak yarığı ve ekstremite anomalileri gibi diğer sistemik gelişim bozuklukları ile birlikte görülür.
Agnosic Alexia
Yazılı materyalleri görme yetisinin korunmasına rağmen harf ve kelimelerin görsel olarak tanınamaması ve okunamaması ile karakterize nörolojik bir okuma bozukluğudur.
Agnosia
Primer duyu organlarında veya genel zeka düzeyinde bir kayıp olmaksızın, beyin hasarı nedeniyle duyusal uyarıcıları tanıma ve anlamlandırma yetisinin yitirilmesidir.
Agnus Castus
Hayıt ağacı çiçeklerinden elde edilen, özellikle premenstrüel dönem semptomları ve menstrual düzensizliklerin tedavisinde kullanılan fitoterapötik bir bileşendir.
Agonist
Bir hücre reseptörüne bağlanarak onu aktive eden ve doğal bir molekülün veya nörotransmitterin etkisini taklit eden kimyasal ajan ya da istenen yönde hareket üreten kas.
Agonist–antagonist
Birden fazla reseptör tipine aynı anda bağlanarak birinde endojen nörotransmitterin etkisini taklit eden (agonist), diğerinde ise bloke eden farmakolojik ajan.
Agonistic Behavior
Korku ve saldırganlık bileşenlerinin her ikisini de içeren, rekabetçi ve çatışmacı sosyal etkileşimlerin bütünü.
Agraphia
Nörolojik bir hasar veya bozukluk sonucunda, daha önceden var olan yazma yeteneğinin kısmen ya da tamamen kaybolması durumu.
Alexia With Agraphia
Hem okuma hem de yazma becerilerinin bozulduğu edinilmiş bir disleksi formu olup, sıklıkla konuşma üretimi veya anlamasında görülen güçlüklerle birlikte seyreder.
Agrammatism
Dilbilgisi kurallarına uygun konuşma yeteneğinin kaybı veya bozulmasıyla kendini gösteren bir afazi tezahürüdür.
Agrammatic Comprehension
Bireylerin münferit kelimelerin anlamlarını doğru kavrayabilmesine rağmen, cümlelerin bütünsel anlamını çözmede yaşadığı dilbilgisel (sentaktik) anlama yetersizliğidir.
Agranular Cortex
Serebral kortekste küçük granül hücrelerinden yoksun olan, özellikle birinci motor korteksi kapsayan ve kalın beşinci tabakasıyla karakterize edilen selyüler bölgedir.
Aggressive Mimicry
Yırtıcı veya parazit türlerin, potulyel avlarını ya da konakçılarını kandırmak amacıyla zararsız türlerin fiziksel veya davranışsal özelliklerini taklit etme stratejisidir.
Agrypnia
Uykuya dalmada veya uykuyu sürdürmede kronik zorluk yaşanması durumu; klinik literatürde doğrudan insomnia (uykusuzluk) ile eş anlamlı kullanılan tarihsel ve tıbbi bir terim.
Arborization
Nöronların dendritleri gibi ağacı andıran dallı yapıların oluşum sürecidir ve nöronal devrelerin karmaşıklığını artırır.
Center Of Gravity
Bir cismin kütlesinin uzayda eşit olarak dağıldığı ve tüm yerçekimi kuvvetinin bileşkesinin etki ettiği denge noktasıdır.
Mouthstick
Hareket kısıtlılığı olan bireylerin nesneleri kavramak, itmek veya işaret etmek amacıyla ağızlarında tuttukları ergonomik uzantı cihazı.
Pain Perception
Dokunma veya doku hasarı tehdidi oluşturan uyarıcılar neticesinde ortaya çıkan fizyolojik ağrının merkezi sinir sisteminde işlenmesi ve öznel olarak deneyimlenmesidir.
Pain Sense
Vücut yüzeyinde ve bazı iç organlarda bulunan serbest sinir uçları aracılığıyla doku hasarı oluştuğunda veya oluşma riskinde ortaya çıkan özgül duyusal deneyim.
Pain Threshold
Bir bireyin, uygulanan bir uyarıcıyı ağrılı olarak algılamaya başladığı minimum şiddet seviyesidir.
Pain Mechanisms
Periferik sinir uçlarından serebral kortekse, özellikle singulat kortekse kadar uzanan ve somatosensoriyel uyarıların algılanmasını aracılık eden nöral düzenekler.
Pain Pathway
Ağrı duyusunu periferik dokulardan merkezi sinir sistemine ileten ve bu sinyalleri modüle eden nöral devreler bütünüdür.
Ahylognosia
Dokunma yoluyla nesnelerin yapıldığı malzemeyi, ağırlığını, yoğunluğunu veya dokusal özelliklerini ayırt edememe durumuyla karakterize edilen bir somatosensoriyel agnozi türüdür.
AIDS Dementia Complex (ADC)
HIV enfeksiyonuna doğrudan bağlı olarak gelişen ve kortikal atrofi ile karakterize; bilişsel, davranışsal, motor ve duygusal alanlarda bozulmalarla kendini gösteren nöropsikolojik sendrom.
AIM Model
Bilinç durumlarını beyin aktivitesinin aktivasyon, girdi-çıktı kapılama ve modülasyon olmak üzere üç temel eksen üzerindeki konumlarıyla tanımlayan nörobiyolojik model.
Family Study
Sağlık, davranış veya hastalık ile ilgili özelliklerin genetik bağlantılarını değerlendirmek amacıyla kardeşler, ebeveynler veya çocuklar üzerinde yürütülen genetik epidemiyoloji araştırmasıdır.
Agenesis
Bir organın veya vücut kısmının embriyonik gelişim sırasında hiç oluşmaması ya da tam olarak gelişememesi durumu.
Agyria
Serebral korteksin normal kıvrımlı yapısını geliştirememesi ve beynin düz bir görünüm almasıyla karakterize ciddi bir nörogelişimsel bozukluk.
Agitophasia
Seslerin, kelimelerin veya kelime parçalarının atlandığı veya bozulduğu, aşırı hızlı ve dağınık konuşma bozukluğudur.
Agitographia
Bireyin harfleri, sözcükleri veya sözcük parçalarını bilinçdışı olarak atlayıp bozarak son derece hızlı bir şekilde yazı yazması durumu.
White Matter
Merkezi sinir sisteminde miyelin kılıflarla kaplı akson demetlerinden oluşan, farklı beyin bölgeleri arasındaki iletişimi sağlayan sinir dokusu.
Acalculia
Beyin hasarı veya hastalığı (genellikle paryetal lob lezyonları) sonrasında, daha önceden var olan aritmetik becerilerin yitirilmesiyle karakterize edinilmiş bir bozukluktur.
Acatamathesia (akatamathesia)
Genel olarak duyusal uyaranları, özelde ise konuşulan dili kavrama ve anlamlandırma yeteneğinin nörolojik kökenli kaybı.
Akatamathesia
İşitilen, görülen veya okunan uyaranların anlamını kavrayamama, algılanan verileri zihinsel olarak anlamlandıramama durumu.
Acmesthesia
Normalde ağrı uyandıran kütanöz bir uyarının, ağrı yerine keskin bir dokunma veya basınç olarak algılandığı bir parestezi biçimi.
Fluent Speech
Nicelik, vurgu, ton, ritim ve intonasyon açısından tamamen normal sınırlarda gerçekleşen, efor sarf edilmeden üretilen sözel performans.
Dysfluency
Konuşmanın normal akışında ve ritmik kalıplarında görülen; tekrarlar, ses uzatmaları ve duraksamalarla karakterize her türlü kesinti.
Smart House
Kullanıcının tek bir merkezden kontrol edebildiği, cihazların programlanarak otomatik görevler yürüttüğü ve çevresel sensörlerle entegre çalışan konut teknolojisi.
Akinetic
Felce bağlı olmaksızın, istemli hareketlerin gerçekleştirilmesinde belirgin kayıp veya yoklukla karakterize durum.
Akinetic Mutism
Bireyin göz hareketlerini korumasına karşın istemli hareketlerin ve konuşmanın ileri derecede azalması veya tamamen ortadan kalkmasıyla karakterize nörolojik durum.
Akinetopsia
Görsel korteksin V5/MT bölgesindeki hasara bağlı olarak nesnelerin hareketini algılayamama durumudur.
Akinesthesia / Akinesia
🔹 1. (akinesthesia): Kaslardan, tendonlardan ve eklemlerden gelen proprioseptif girdilerin kaybı veya bozulması sonucu hareket farkındalığının ortadan kalkması durumu. 🔹 2. (akinesia): Kas gücünde bir kayıp veya paralizi olmaksızın, istemli hareketlerin azalması ya da hareketi başlatma yeteneğinin yitirilmesidir.
Achiria
Hastanın kendi bedeninin bir tarafını tanıyamadığı, algılayamadığı veya uyaranın hangi taraftan geldiğini ayırt edemediği nadir bir nörolojik bozukluktur.
Accommodative Spasm
Yakın odaklanmanın ardından gözün akkomodasyon kaslarının gevşeyememesi ve sürekli kasılı kalarak geçici miyopiye yol açması durumu.
Acclimatization
Bir organizmanın yeni çevresel koşullara veya iklimsel değişikliklere, özellikle fizyolojik tolerans kapasitesini artıracak şekilde uyum sağlaması süreci.
Accommodation Time
Gözün, görsel bir uyaranın sunulmasından sonra o uyarana odaklanabilmesi için geçen süre.
Accommodative İnsufficiency
Gözün farklı mesafelerdeki nesnelere odaklanma yeteneğindeki verimliliğin azalması durumu olup, temel olarak yakın görüşün bulanıklaşmasıyla kendini gösterir.
Achondroplasia
Kıkırdak dokudan gelişen kemiklerin bağ dokudan gelişenlere göre daha yavaş büyümesiyle karakterize, otozomal dominant geçişli bir orantısız cücelik formudur.
Akoria
Göz bebeğinin (pupilla) konjenital olarak bulunmaması ya da gelişim gösterememesi durumu.
İnbreeding Avoidance
Genetik çeşitliliği korumak ve homozigotluk riskini minimize etmek amacıyla yakın akrabalarla üremeden kaçınmayı sağlayan evrimsel ve davranışsal mekanizmalar bütünü.
Kindred
Ortak bir soydan gelen bireyleri kapsayan genişletilmiş aile bağı ve akrabalık ağı.
Kin Selection
Bireylerin, kendi doğrudan üreme başarılarını tehlikeye atma pahasına genetik akrabalarının hayatta kalmasını ve üremesini destekleyen özgecil davranışları sergilemesini açıklayan evrimsel süreç.
Kin Recognition
Bir organizmanın, genetik olarak yakın akrabaları ile akraba olmayan bireyleri görsel, işitsel, kimyasal veya deneyimsel ipuçları aracılığıyla ayırt etme kapasitesidir.
İnbreeding
Genetik olarak yakın akraba olan bireylerin çiftleşmesi sonucu yavrular dünyaya getirmesi süreci.
Coefficient Of Relatedness
İki akraba birey arasında genetik olarak paylaşılan ortalama allel oranını sayısal olarak ifade eden istatistiksel metrik.
Acroanesthesia
Bir veya daha fazla ekstremitede (el, ayak, parmak uçları) duyarlılığın tam veya kısmi olarak ortadan kalkması durumu.
Acroesthesia
El ve ayak gibi vücut ekstremitelerinde uygulanan uyaranlara karşı artmış duyarlılık veya aşırı duyarlılık durumu.
Acrocinesis
Ekstremitelerde, özellikle ellerde ve ayaklarda görülen aşırı hareketlilik veya istemsiz motor aktivite durumu.
Achromatic İnterval
Monokromatik bir uyarıcının ilk kez fark edilmesi için gereken ışık şiddeti ile bu uyarıcının renginin tam olarak algılanması için gereken ışık şiddeti arasındaki fotometrik aralıktır.
Achromatism
Hiçbir rengin algılanamaması ve çevrenin yalnızca gri tonlarında deneyimlenmesiyle karakterize konjenital renk körlüğü durumu.
Acromegaly
Yetişkinlik döneminde hipofiz bezinin aşırı büyüme hormonu salgılaması sonucu ellerde, ayaklarda, yüzde ve kafatasında görülen anormal kemik büyümesi.
Acromicria
El parmaklarının, ayak parmaklarının veya yüz hatlarının anormal derecede küçük olmasıyla karakterize edilen bir gelişimsel kusur.
Acroparesthesia
Bir veya daha fazla ekstremitede (el ve ayak parmaklarında, uç bölgelerde) ortaya çıkan uyuşma, karıncalanma veya anormal duyusal parestezi tablosu.
Acrocephaly
Kafatasının koronal ve diğer sütürlerin erken kapanması (kraniyosiyanoz) sonucunda koni veya kubbe şeklinde sivrileşmesiyle karakterize doğumsal anatomik bir bozukluktur.
Acrocephalopolysyndactyly
Kranial sütürlerin erken kemikleşmesi sonucu ortaya çıkan kafa şekli bozukluklarının (kraniyosinoztoz) ellerdeki ve ayaklardaki parmak anomalileriyle (polidaktili ve sindaktili) karakterize olduğu konjenital bir sendrom grubudur.
Acrocephalosyndactyly
Kafatası, yüz, eller ve ayaklarda şekil bozukluklarına neden olan, kalıtsal ve dominant karakterli doğumsal sendromlar grubu.
Acrocentric Chromosome
Sentromeri bir ucuna oldukça yakın konumlanmış, bu nedenle replikasyon sırasında biri çok kısa (p kolu), diğeri oldukça uzun (q kolu) iki kola sahip olan kromozom türü.
Axis Cylinder
Bir aksonun sitoplazmayı (aksoplazma) ve bunu çevreleyen plazma membranını (aksolemma) içeren merkezi çekirdek kısmıdır.
Accessory Nerve
Boyundaki sternokleidomastoid ve trapezius kaslarını motor olarak inerve eden 11. kranial sinirdir (CN XI).
Axial
Vücudun, bir yapının ya da geometrik şeklin uzunlamasına veya merkezî ekseniyle ilgili olan durumu ifade eder.
Action Potential (AP)
Bir nöronun aksonu boyunca sinirsel iletimi sağlayan, hücre zarındaki elektriksel potansiyelin hızlı ve geçici bir şekilde depolarize olup yeniden dinlenme durumuna dönmesi sürecidir.
Axo-axonal Synapse
Bir sinir hücresinin aksonu ile diğer bir sinir hücresinin aksonu arasında kurulan ve genellikle presinaptik inhibisyon veya fasilitasyon yoluyla nörotransmitter salınımını doğrudan modüle eden özel sinaptik temas noktası.
Axolemma
Nöronların akson süreçlerini çevreleyen, aksiyon potansiyellerinin yayılımını ve iyon dengesini yöneten özelleşmiş hücre zarı.
Axon
Nöron gövdesinde üretilen elektriksel ve kimyasal sinir impulse'larını hücre dışına, diğer nöronlara, kaslara veya bezlere taşıyan uzun, silindirik sinir lifi uzantısı.
Axonal Bundle
Merkezi veya periferik sinir sisteminde paralel seyreden aksonların oluşturduğu anatomik lif grubu.
Axon Collateral
Bir nöronun aksonundan ayrılan ve sinyal iletimini birden fazla hedef hücreye eş zamanlı olarak dağıtmasını sağlayan yan dal.
Axon Reflex
Merkezi sinir sistemine uğramaksızın, periferik sinir liflerinin uç dalları aracılığıyla gerçekleşen ve genellikle vazodilatasyon ile ağrı yanıtına yol açan lokal nöral mekanizma.
Axon Hillock
Nöronun hücre gövdesinden aksonun çıktığı koni şeklindeki özelleşmiş bölgedir ve sinirsel iletinin tetiklendiği kritik bir eşik noktasıdır.
Axonal Myelination
Merkezi ve periferik sinir sistemi aksonlarının etrafının oligodendrositler veya Schwann hücreleri tarafından lipid açısından zengin miyelin kılıfla sarılması süreci.
Axoplasmic Flow (axoplasmic Transport)
Nöron gövdesinden akson ucuna ve tersi yönünde, hücresel bileşenlerin ve organellerin aktif olarak taşınmasını sağlayan hücresel iletim mekanizmasıdır.
Axonal Transport
Nöron gövdesi ile sinaptik uçlar arasında organellerin, proteinlerin ve lipidlerin akoplazma boyunca aktif olarak hareket ettirilmesi sürecidir.
Axonal Varicosities
Aksonlar boyunca yer alan, sinaptik veziküller barındıran ve nörotransmitter salınımı gerçekleştiren genişlemiş alanlardır.
Axoplasm
Nöronların akson gövdesi içinde yer alan ve hücresel taşıma süreçleri ile organel dağılımı açısından soma sitoplazmasından farklılık gösteren özel sitoplazmik bileşen.
Axosomatic Synapse
Bir nöronun akson terminalinin, hedef nöronun hücre gövdesine (soma) bağlandığı ve genellikle inhibe edici (durdurucu) sinyallerin iletildiği temel sinaptik bağlantı türüdür.
Active Touch
Bireyin kendi inisiyatifiyle ve istemli kas hareketleriyle bir nesnenin fiziksel özelliklerini (şekil, doku, ağırlık) keşfetme sürecidir.
Active Noise Reduction (ANR)
İstenmeyen çevresel akustik uyarıcıları sönümlemek veya yalıtmak amacıyla ses emiciler ya da akustik ayrıştırıcılar kullanan mühendislik ve psikoakustik yöntem.
Active Noise Protection (ANP)
İstenmeyen veya aşırı sesleri, pasif bariyerler yerine aktif gürültü engelleme ve azaltma teknolojilerini kullanarak bertaraf etme yöntemi.
Active Transport
İyonların veya moleküllerin bir hücre zarından metabolik enerji (ATP) harcanarak, genellikle konsantrasyon gradyanının tersi yönünde hareket ettirilmesi süreçidir.
Actigraphy
İnsan dinlenme-aktivite döngülerini ve uyku-uyanıklık paternlerini doğal ortamında, genellikle bileğe takılan ivmeölçerler aracılığıyla kesintisiz olarak kaydeden invazif olmayan bir yöntemdir.
Actin
Ökaryotik hücrelerde hücresel iskeletin (sitoskeleton) temelini oluşturan, mikrofilamentlerin yapı taşını teşkil eden globüler ve multifonksiyonel bir protein ailesidir.
Activation Pattern
Elektroensefalografi kayıtlarında, bireyin gözlerini açarak görsel bir uyaranla etkileşime girmesi sonucu alfa dalgalarının baskılanması ve düşük voltajlı, hızlı aktiviteye geçiş yapması durumu.
Activational Effect
Hormonların yetişkin organizmalarda geçici fizyolojik değişimlere veya kısa süreli davranış kalıplarına yol açan anlık etkisidir.
Activation Hypothesis
Bilişsel ağ modellerindeki düğümlerin sayısal ağırlıklarının aktivasyon derecelerini temsil ettiğini ve yüksek metabolik aktivitenin zihinsel görevleri destekleyen beyin bölgelerini yansıttığını öne süren varsayım.
Activation–synthesis Hypothesis
Rüyaları, beyin sapından (özellikle pons bölgesinden) kaynaklanan rastgele nöral aktivitenin korteks tarafından yorumlanmasının bir ürünü olarak açıklayan hipotez.
Activity Wheel
İçerisinde koşan bir hayvanın ağırlığıyla dönen ve devir sayısını kaydederek temel olarak araştırma amaçlı kullanılan döner silindir.
Activity Drive
Organizmanın, herhangi dışsal bir uyaran olmaksızın fiziksel olarak aktif olma yönündeki varsayımsal doğuştan gelen eğilimi ve bu yoksun bırakıldığında sıkıntı yaratan dürtü hali.
Activity Cage
Laboratuvar hayvanlarının serbestçe hareket ettiği ve davranışlarının gözlemlenip kaydedildiği kapalı deney alanı.
Activity Deprivation
Kısıtlayıcı koşullar nedeniyle bireyin fiziksel aktiviteye katılım fırsatından yoksun kalması durumu.
Activity Rhythm
Bireysel davranışların gün, ay veya yıl gibi zaman döngüleri içerisinde, çevresel zaman ipuçlarıyla senkronize bir şekilde sergilediği düzenli ve tekrarlayan örüntüdür.
Actomyosin
Kas liflerinin kasılmasını ve gevşemesini sağlayan, aktin ve miyozin proteinlerinin birleşmesiyle oluşan kompleks yapı.
Aculalia
Yazılı veya sözel dili kavrama yetersizliğiyle karakterize, anlamsız ve bozulmuş konuşma üretimidir.
Acupuncture
Vücuttaki belirli anatomik noktalara ince iğnelerin batırılmasıyla uygulanan ve özellikle analjezi ile ağrı modülasyonunu hedefleyen tamamlayıcı tıp yöntemidir.
Acupuncture Anesthesia
Vücudun belirli anatomik noktalarına akupunktur iğnelerinin batırılması yoluyla sağlanan, cerrahi müdahaleler sırasında ağrı dahil her türlü duyunun baskılanması veya ortadan kaldırılması durumu.
Acoustic / Acoustics
🔹 1. (acoustic): Ses dalgalarının üretimi, yayılımı, özellikleri ve etkileşimleriyle ilişkili olan durumları nitelendiren sıfat. 🔹 2. (acoustics): Ses dalgalarının fiziksel özelliklerini, üretimini, iletimini ve alımını inceleyen multidisipliner fizik ve dalga mekaniği dalıdır.
Acoustic Pressure
Bir ses dalgasının yayılımı sırasında, ortamdaki statik atmosfer basıncında meydana getirdiği yerel ve anlık dalgalanma veya sapma miktarıdır.
Sound Shadow
Başı anımsatan geçirgen olmayan bir engelin, ses dalgalarının yayılmasını engelleyerek oluşturduğu düşük yoğunluklu akustik alan.
Acoustic Neuroma
Koklea ile beyin sapı arasındaki işitme sinirinden kaynaklanan, genellikle iyi huylu vestibüler schwannom.
Acoustic Reflex
Şiddetli ses uyarılarına yanıt olarak orta kulak kaslarının (tensor timpani ve stapedius) istemsiz kasılmasıyla, işitme kemikçiklerinin hareketini kısıtlayan ve iç kulağı yüksek akustik enerjiden koruyan koruyucu bir homeostatik mekanizma.
Acoustic Resonance
Bir akustik sistemin, kendi doğal titreşim frekanslarından biriyle eşleşen dışsal frekanslara maruz kaldığında genlik ve enerji absorbsiyonunda maksimizasyon yaşaması durumu.
Acoustic Spectrum
Bir ses dalgasının bileşenlerini oluşturan farklı frekansların ve bunlara karşılık gelen genliklerin dağılımını gösteren niceliksel temsil.
Acoustic Trauma
Şiddetli patlamalar veya sürekli yüksek sesli gürültülere maruz kalma sonucunda iç kulakta meydana gelen fiziki doku hasarıdır.
Acoustic-mnestic Aphasia
Sol temporal lob lezyonlarından kaynaklanan, özellikle sözlü materyalleri hatırlamada, kelime listelerini anımsamada ve uzun cümleleri yinelemede yaşanan işitsel-bellek temelli bir dil bozukluğudur.
Acute Mountain Sickness
Deniz seviyesinden 2.400 metrenin üzerindeki rakımlara çok hızlı bir şekilde çıkan bireylerde, düşük atmosfer basıncı ve hipoksiye bağlı olarak gelişen klinik tablo.
Acute Otitis Media
Orta kulak boşluğunun ani başlangıçlı inflamasyonu ve efüzyonu ile karakterize, sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben gelişen akut enfeksiyöz durum.
Acute Preparation
Bir deneysel hayvanın cerrahi bir müdahaleye tabi tutulduğu ve genellikle anestezi altında, öldürülmeden önce kısa bir süre boyunca incelendiği araştırma prosedürü.
Acute Cerebellar Ataxia
Genellikle çocuklarda viral bir enfeksiyonu takiben ani olarak ortaya çıkan; kas koordinasyon bozukluğu, konuşma güçlüğü, nistagmus ve amaçlı tremor ile karakterize nörolojik bir bozukluk.
Acute Cerebrovascular Accident
Beyin dokusunu besleyen kan akışının ani olarak kesilmesi veya azalması ya da serebral kanama sonucu ortaya çıkan akut nörolojik defisit tablosudur.
Acute Stress Response
Canlının ani ve tehdit edici bir çevresel uyaranla karşılaştığında hayatta kalmasını sağlamak amacıyla devreye giren, otonom sinir sisteminin hızlı fizyolojik ve hormonal tepki mekanizmasıdır.
Acute Tolerance
Tek bir küçük dozun bile ardından bazen hızla gelişen ve ilaç etkisine karşı duyarsızlaşmayı işaret eden bir tolerans türüdür.
Axotomy
Bir sinir hücresinin (nöron) aksonunun cerrahi olarak kesilmesi veya bütünlüğünün bozulması işlemi.
Crepuscular Animals
Şafak ve alacakaranlık gibi loş ışık ortamlarında en yüksek aktivite gösteren canlı türleridir.
Alalia
Vokal kordların nöromüsküler paralizisiyle ilişkili olan, kısmi veya tam konuşma yetersizliği durumu.
Alanine
Plazmada bulunan, şeker ve asit metabolizmasında kritik rol oynayan, organlara enerji sağlayan ve protein yapısında sıklıkla yer alan esansiyel olmayan bir amino asittir.
Alarm Call
İnsan dışı hayvanların, genellikle potansiyel bir avcıyı fark ettiklerinde çıkardıkları ve türdeşlerini kaçış ya da ortak savunmaya yönlendiren vokalizasyon.
Alarm Reaction
Organizmanın ani bir stres faktörüyle karşılaştığında gösterdiği ilk, akut fizyolojik ve psikolojik tepki evresi.
Albinism
Vücutta melanin pigmentinin yokluğu veya yetersiz üretimi nedeniyle göz, saç ve deride pigmentasyon eksikliğiyle karakterize genetik bozukluk.
Algesimeter
Bireylerin ağrı duyarlılığını ve ağrı eşiğini ölçmek için kullanılan kalibre edilmiş iğne veya uç içeren klinik ölçüm cihazı.
Aldolase (ALS)
Kas dokusunda yoğun olarak bulunan ve karmaşık şeker moleküllerinin metabolik yıkımını katalize eden bir enzimdir.
Aldosterone
Böbrek üstü bezlerinin kabuk katmanından salgılanan, sodyum tutulumunu ve potasyum atılımını sağlayarak elektrolit ve su dengesini düzenleyen temel mineralokortikoid hormondur.
Alexia
Serebral lezyonlar, inmeler veya nörolojik hasarlar sonucunda önceden var olan okuma yeteneğinin yitirilmesi veya ağır derecede bozulması durumu.
Allele
Bir genin, homolog kromozomların belirli bir lokusunda bulunan ve kalıtsal özelliklerdeki çeşitliliği belirleyen alternatif formlarından her biri.
Kingdom
Biyolojik taksonomide, alanlar (domains) altında yer alan ve yakın akraba şubeleri (phyla) içeren en üst düzey sınıflandırma kategorisi.
Allergy
Vücudun, normal koşullarda zararsız olan polen, ev tozu veya gıda gibi maddelere karşı anormal ve aşırı bir bağışıklık yanıtı ürettiği hipersensitivite durumudur.
Alpha Biofeedback
Bireylerin elektroensefalografi (EEG) yoluyla kendi beyinlerinin alfa dalgası aktivitesini (8-12 Hz) gözlemleyip işitsel veya görsel uyarıcılar aracılığıyla bu aktiviteyi istemli olarak düzenlemeyi öğrendikleri nöroterapi yöntemi.
Alpha Blocking
Bireyin gözlerini beklenmedik bir uyarıcıya odaklaması veya aktif bir zihinsel görev gerçekleştirmesi durumunda, elektroensefalografi (EEG) kayıtlarında alfa dalgası aktivitesinin ani bir düşüş veya baskılanma göstermesi olgusudur.
Alpha Blocker
Alfa-adrenerjik reseptörlerin etkisini bloke ederek sempatik sinir sistemi aktivitesini baskılayan ve damar düz kaslarını gevşeten farmakolojik ajan sınıfı.
Alpha Wave
Kafa derisi elektroensefalografisinde (EEG) saptanan, 8-12 Hz frekans aralığına sahip, uyanık ancak zihinsel olarak dinlenme ve gevşeme durumunda ortaya çıkan düşük genlikli nöral salınım.
Alpha-wave Training
Bireylerin oksipital korteks üzerindeki alfa bandı aktivitesini artırarak huzurlu bir uyanıklık ve gevşeme durumu elde etmesini amaçlayan bir nörogeriçatı (nörofeedback) yöntemidir.
Alpha-block Conditioning
İnsanların veya diğer hayvanların, pekiştireçler veya biyoferi (biofeedback) yöntemleri aracılığıyla beyinlerinin alfa dalgalarını bilinçli veya edimsel olarak bastırmasının öğretilmesi süreci.
Alpha Female
Sosyal bir grup veya hiyerarşide en yüksek statüye, baskınlığa ve kaynaklara erişim önceliğine sahip olan dişi bireydir.
Alpha State
Bireyin artan alfa dalgası üretimiyle ilişkili, sakin uyanıklık ve odaklanmış dinginlik hali.
Alpha Male
Bir sosyal grup içinde en yüksek hiyerarşik konuma sahip, kaynaklara ve eşleşme fırsatlarına öncelikli erişimi olan baskın birey.
Alpha Motor Neuron
Omurilik ve beyinsapında yerleşen, çizgili kaslardaki ekstrafusal kas liflerini doğrudan innerve ederek iskelet kası kasılmasını başlatan büyük çaplı alt motor nörondur.
Alpha Neurofeedback
Bireyin elektroensefalografi (EEG) yoluyla kendi beyin dalgalarını, özellikle 8-12 Hz frekansındaki alfa ritmini izleyerek ve işitsel/görsel uyaranlar aracılığıyla bu ritmi istemli olarak değiştirmesini sağlayan bir düzenleme yöntemidir.
Alpha Receptor
Katekolaminler olan epinefrin ve norepinefrine bağlanan ve sempatik sinir sistemi aktivasyonunda kritik rol oynayan bir adrenerjik reseptör sınıfı.
Alpha Rhythm
Uyanık bireylerin gözleri kapalı ve zihinsel olarak dinlenme durumundayken occipital korteks başta olmak üzere beyin genelinde kaydedilen 8-12 Hz frekansındaki elektrofizyolojik osilasyondur.
Alpha-adrenergic Receptor
Norepinefrin bağlandığında sempatik sinir sistemi yanıtı olarak düz kaslarda uyarılmaya yol açan, pupil dilatasyonu ve vasküler direnç artışını tetikleyen bir reseptör sınıfıdır.
Alpha-endorphin
Hipofiz bezinde ve merkezi sinir sisteminde sentezlenen, opioid reseptörlerine bağlanarak ağrı modülasyonu ve duygu durum düzenlenmesinde rol oynayan endojen bir neuropeptittir.
Alpha-fetoprotein (α-fetoprotein; AFP)
Fetal kan plazmasında bulunan ve erişkin bireylerde bazı malign tümörler tarafından sentezlenen, gelişimsel süreçlerde ve onkolojik taramalarda kritik bir biyobelirteç olan plazma proteini.
Alpha-melanocyte Stimulating Hormone (α-msh; Alpha-msh) / Alpha-msh (α-msh)
🔹 1. (alpha-melanocyte stimulating hormone (α-MSH; alpha-MSH)): Melankortin-4 reseptörlerine bağlanarak beslenme davranışı, enerji dengesi ve cinsel işlevlerin düzenlenmesinde kritik rol oynayan bir nöropeptit hormondur. 🔹 2. (alpha-MSH (α-MSH)): Pro-opiomelanokortinin (POMC) molekülünün işlenmesiyle oluşan ve enerji dengesi, melanosit aktivasyonu ile melanogenezi düzenleyen tridekapeptid yapısındaki nöropeptittir.
Alpha-methylparatyrosine (AMPT)
Katekolamin nörotransmiterlerin tirozin amino asidinden sentezini bloke eden farmakolojik bir ajandır.
Alfentanil
Fentanil türevi, hızlı başlangıçlı ve kısa etki süresine sahip sentetik bir opioid analjeziktir.
Algedonic
Haz ile acının iç içe geçmiş olduğu durumları veya deneyimlerin hoşluk-nahoşluk boyutunu ifade eden terim.
Algedonic Aesthetics
Duyu organlarının aşırı uyarılabilir (hipernormal) duruma hazır olmasından haz, yetersiz (hiponormal) uyarılabilirlik durumundan ise acı veya hoşnutsuzluk doğduğunu savunan kavram.
Algometer
Deri veya diğer dokular üzerindeki mekanik basınç veya uyarı eşiklerini nicel olarak değerlendirmek ve ağrı duyarlılığını ölçmek için kullanılan kalibre edilmiş klinik cihaz.
Perceptual / Perceptive
🔹 1. (perceptual): Duyusal uyaranların farkına varılması, yorumlanması ve organize edilmesiyle ilgili olan süreçleri niteleyen temel bilişsel sıfat. 🔹 2. (perceptive): Bireyin çevresel uyaranları, insan davranışlarını ve sanatsal eserleri yüksek bir duyarlılık ve ayırt etme kapasitesiyle gözlemleyip yorumlama yetisi.
Perceptual Disturbance
Duyusal girdilerin merkezi sinir sisteminde hatalı işlenmesi sonucunda ortaya çıkan; boyut, yön, figür-zemin ayrımı veya beden imgesi gibi alanlarda görülen algısal yetersizlikler tablosudur.
Perceptual Deficit
Duyusal deneyimleri organize etme ve yorumlama yeteneğinde bozulma olup, bireyin çevresindeki uyaranları gözlemleme, tanıma ve anlamlandırma süreçlerini güçleştiren nöropsikolojik durum.
Perception Deafness
İç kulak veya işitme siniri yollarındaki patolojilere bağlı olarak seslerin normal bir şekilde analiz edilememesi veya algılanamaması durumu.
Perceptual Extinction
Paryeto-oksipital bölge lezyonlarına bağlı olarak, iki uyaran aynı anda sunulduğunda lezyonun karşı tarafındaki uyaranın fark edilememesi durumu.
Perceptual Representation System (PRS)
Önceden deneyimlenen uyarıcıların (görsel, işitsel vb.) biçimsel özelliklerini anlamsal içeriğinden bağımsız olarak hızlıca tanımayı ve tanımlamayı sağlayan örtük bellek alt sistemidir.
Perceptual–motor Match
Algısal girdilerin önceden öğrenilmiş motor tepki setleriyle otomatik olarak ilişkilendirilme yeteneği.
Perceptual–motor Coordination
Süregiden fiziksel hareketlerin kontrolünde, duyusal sistemlerden (görme, dokunma, propriosepsiyon vb.) elde edilen bilgilerin anlık olarak kullanılma kapasitesi.
Perceptual–motor Learning
Önemli uyarıcıların algısal olarak ayırt edilmesini uygun motor yanıtlarla ilişkilendirmeyi gerektiren becerilerin edinilme sürecidir.
Acceptor / Receiver
🔹 1. (acceptor): Kimya, fizik ve bilişsel modellemede bir başka birimden molekül, elektron ya da veri girdisi kabul eden yapı veya sistem. 🔹 2. (receiver): İletişim kuramlarında ve bilgi işleme modellerinde, bir sinyali veya uyarıcıyı alıp anlamlı bir mesaja dönüştüren cihaz, duyu organı veya organizma.
Receptive Language
Bir bireyin dışarıdan gelen işitsel veya görsel dilsel uyaranları algılama, zihinsel olarak işleme ve anlamlandırma kapasitesidir.
Habit
Bilişsel veya güdüsel süreçlere artık ihtiyaç duymayan, tekrara dayalı olarak otomatikleşmiş ve durumsal ipuçlarıyla tetiklenen iyi öğrenilmiş davranış kalıbıdır.
Dishabituation
Tekrarlayan uyarıcılar sonucu zayıflamış veya sönmüş alışılmış bir tepkinin, araya yeni ve farklı bir uyarıcının girmesiyle yeniden eski şiddetine kavuşması veya artması durumu.
Algesia
Organizmanın zararlı uyaranları ağrı olarak deneyimleme ve algılama yeteneğinin tamamı.
Alkalosis
Kan ve dokulardaki bikarbonat iyonu konsantrasyonunun anormal derecede artarak vücudun asit-baz dengesini bozması durumudur.
Alcohol Flush Reaction (AFR)
Alkol tüketimini takiben yüz, boyun ve vücudun diğer bölgelerinde görülen kızarıklık; buna eşlik eden hipotansiyon, taşikardi, terleme ve bulantı tablosudur.
AFR
Alkol tüketimini takiben yüz, boyun ve göğüs bölgesinde belirgin kızarma, taşikardi ve bulantıyla karakterize metabolik bir aşırı duyarlılık durumudur.
Alcoholic Korsakoff’s Syndrome
Uzun süreli ve ağır alkol kullanımına bağlı olarak gelişen, özellikle yeni bilgi öğrenme yeteneğinin ciddi biçimde bozulduğu ve hafıza boşluklarının uydurma anılarla doldurulduğu bir amnestik sendromdur.
Alcoholic Myopathy
Kronik veya akut aşırı alkol tüketimine bağlı olarak gelişen, iskelet kaslarında güçsüzlük, atrofi ve ağrı ile karakterize edinilen bir miyopatidir.
Alcoholic Neuropathy
Kronik ve aşırı alkol kullanımına ikincil olarak gelişen; güçsüzlük, uyuşma, karıncalanma ve yanma gibi anormal deri duyumlarıyla karakterize nörolojik bozukluklar grubu.
Alcoholic Cerebellar Degeneration
Uzun süreli ve aşırı alkol kullanımına bağlı olarak beyincik orta hattındaki Purkinje hücrelerinin kaybıyla karakterize nörodejeneratif durum.
Allesthesia (allaesthesia; Alloesthesia)
Bireyin, vücudunun bir tarafına uygulanan duyusal bir uyaranı, sanki karşı tarafına uygulanmış gibi algıladığı nörolojik bir yerleşim bozukluğudur.
Allo- (all-)
Farklılık, başkalık veya ötekilik anlamlarını ifade eden ve özellikle biyoloji, tıp ve psikolojide bileşik kelimeler türetmekte kullanılan bir önektir.
Alloesthesia
Vücudun bir tarafına uygulanan duyusal bir uyaranın, hastanın sanki karşı taraftaki simetrik noktaya uygulanmış gibi algılaması durumu.
Allogrooming
İki veya daha fazla hayvanın birbirlerinin kürkünü, kılını veya tüylerini ayıklayarak temizlemesi ve bu yolla sosyal bağları güçlendirmesi.
Allocheiria (allochiria)
Bireyin, vücudunun bir bölgesine uygulanan dokunma veya ağrı uyaranını, uyaranın verildiği tarafın tam karşı simetriğinde hissettiği nörolojik bir duyusal algı bozukluğudur.
Allocortex
Serebral korteksin filogenetik olarak daha yaşlı, altı katmandan daha az tabakaya sahip ve ağırlıklı olarak koku, bellek ve duygu işlevleriyle ilişkili olan bölgesidir.
Allochthonous
Belirli bir sistemin kendi iç dinamiklerinden değil, dışsal kaynaklardan veya güçlerden türeyen; yerli veya içsel olmayan durum.
Allomone
Bir türün bireyleri tarafından vücut dışına salgılanan ve başka bir türün bireylerinin davranışlarını etkileyen kimyasal sinyal.
Allonursing
Bir dişi memelinin, kendi biyolojik yavrusu olmayan diğer bireylerin yavrularına süt sağlaması ve onları beslemesi olgusudur.
Communal Nursing
Bir annenin kendi biyolojik yavrularının yanı sıra gruptaki diğer annelerin yavrularını da emzirmesi ve bakımını üstlenmesi durumu.
Alloparenting / Helper
🔹 1. (alloparenting): Yavruların kendi biyolojik ebeveynleri dışındaki bireyler tarafından bakımı ve gözetilmesi sürecidir. 🔹 2. (helper): Ebeveyn olmayan bireylerin, yavruların bakımına, beslenmesine ve korunmasına doğrudan katkı sağladığı evrimsel ve davranışsal bir işbirliği stratejisidir.
Allopatric
Aynı atadan gelen iki veya daha fazla popülasyonun, coğrafi engeller nedeniyle birbirinden ayrı düşmesi ve zamanla üreme izolasyonu geliştirerek farklı türlere evrilmesi durumu.
Allopregnenolone
Progesteronun endojen bir nörosteroid metaboliti olup, GABA-A reseptörlerini pozitif allosterik modülasyona uğratarak anksiyolitik ve sedatif etkiler gösteren biyolojik bileşiktir.
Allostasis
Fizyolojik regülasyon sistemlerinin çevresel taleplere uyum sağlamak amacıyla parametrelerini değiştirerek kararlılık kazanması süreci.
Allosteric Modulation
Bir maddenin, reseptörün aktif bölgesi dışındaki bir konuma bağlanarak reseptörün moleküler konformasyonunu değiştirmesi ve diğer moleküllere olan affinitiesini artırması veya azaltması süreci.
Alport Syndrome
Tip IV kolajen genlerindeki mutasyonlar sonucu ortaya çıkan; hematüri, ilerleyici nefropati, sensörinöral işitme kaybı ve çeşitli göz anomalileriyle karakterize kalıtımsal bir bağ dokusu bozukluğudur.
Alternate Binaural Loudness-balance Test
Yüksek seslere karşı anormal duyarlılığı ve recruitment (ödünç alma) fenomenini saptamak amacıyla iki kulağa eş zamanlı veya ardışık olarak farklı yoğunluklarda saf seslerin verildiği klinik bir odyometri testidir.
Goldenseal
Kuzey Amerika'ya özgü, tıbbi özelliklere sahip ve aktif bileşenleri arasında berberin ile hidrastin barındıran Hydrastis canadensis çalı türü bitki.
Altricial
Doğumda henüz gelişmemiş, duyusal ve motor yetersizlikleri bulunan, hayatta kalabilmek için uzun süreli ve yoğun ebeveyn bakımına mutlak surette bağımlı olan canlı türlerini tanımlayan gelişimsel sıfat.
Subspecies
Bir türün coğrafi izolasyon ve çevresel baskılar nedeniyle morfolojik veya genetik olarak farklılaşmış ancak kendi aralarında verimli yavrular üretebilen alt popülasyonlarından her biri.
Alveolar
Dilin üst diş etine (alveolar çıkıntı) temas etmesi veya yaklaşmasıyla üretilen ses birimlerini veya bu bölgeye ait anatomik yapıları tanımlayan sıfat.
Alveolar Ridge
Üst veya alt çene kemiklerinin diş yuvalarını (alveolleri) içeren kavisli kemik çıkıntısıdır.
Alzheimer’s Disease
Hafıza, düşünce, davranış ve işlevsel yetilerde ilerleyici bir yıkımla karakterize, ekstraselüler amiloid plaklar ve intraselüler nörofibriler yumakların birikimiyle seyreden ilerleyici bir nörodejeneratif hastalıktır.
Amacrine Cell
Retinada yer alan, aksonu bulunmayan, bipolar hücreler ile ganglion hücreleri arasında sinaptik bağlantı kurarak görsel sinyallerin lateral inhibisyonunu ve merkez-çevre antagonizmasını sağlayan internöron sınıfı.
Amalric’s Syndrome
Genellikle maküla dejeneresansı, pigmenter retinopati ve optik atrofi bulgularıyla karakterize, nadir görülen kalıtsal veya edinsel bir göz patolojisidir.
Amantadine
Parkinson hastalığı semptomlarını hafifletmek ve antipsikotik ilaçların yol açtığı ekstrapiramidal yan etkileri gidermek amacıyla kullanılan antiviral ve nörolojik ajan.
Amaurosis Fugax
Genellikle tek taraflı, ağrısız ve geçici görme kaybı atağı olup, retinaya veya optik sinire giden kan akışındaki ani kesintilerden kaynaklanır.
Amaurosis
Etkilenen gözde veya gözlerde herhangi bir organik anormallik saptanmaksızın ortaya çıkan kısmi veya tam görme kaybı.
Ambenomium
Myasthenia gravis semptomlarını hafifletmek amacıyla ağız yoluyla kullanılan, uzun etkili bir antikolinesteraz ajanıdır.
Ambi-
Her iki yönü, tarafı veya durumu kapsayan durumsal ve işlevsel ikiliği belirten bir birleşik kelime öneki.
Ambly-
Tıbbi ve biyolojik terminolojide eksik, yetersiz, zayıflamış veya bozulmuş işlevi bildiren bir ön ek veya birleştirici form.
Amblyacousia
İşitme duyusunda meydana gelen küntleşme veya genel keskinlik kaybı durumu.
Amblyoscope
Gözlerin sapma açısını ölçmek ve iki gözün koordine kullanım kapasitesini değerlendirmek için kullanılan optik bir muayene cihazıdır.
Ambrosiac
Zwaardemaker koku sınıflandırma sisteminde, misk ve sandal ağacı notalarını barındıran koku kalitesini niteleyen terim.
Ambulation
Bir bireyin bir yerden başka bir yere yürüyerek yer değiştirme eylemidir.
Acoustical Society Of America (ASA)
Amerika Birleşik Devletleri merkezli; psikolojik ve fizyolojik akustik, konuşma iletişimleri ve müzikal akustik dahil olmak üzere akustik biliminin tüm alt disiplinlerini bünyesinde barındıran temel profesyonel meslek örgütü.
American Sign Language (ASL)
Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'nın Anglophone bölgelerindeki işitme engelli bireylerin ve sağır toplulukların temel iletişim aracı olan, kendine özgü gramer yapısına ve morfolojiye sahip görsel-uzamsal doğal bir dildir.
American Manual Alphabet
Amerikan İşaret Dilinde (ASL) harfleri ve sayıları tek elle temsil etmek için kullanılan parmak alfabesi sistemi.
American Parkinson Disease Association, Inc. (APDA)
Parkinson hastalarına ve yakınlarına destek grupları, bilgilendirme ve yönlendirme hizmetleri sunan, alanında öncü sivil sağlık kuruluşu.
American Psychosomatic Society (APS)
İnsan sağlığı ve hastalıklarında biyolojik, psikolojik, sosyal ve davranışsal faktörlerin karşılıklı etkileşimlerinin bilimsel olarak anlaşılmasını teşvik etmek amacıyla 1942 yılında kurulmuş disiplinler arası profesyonel bir kuruluştur.
American Society For Psychical Research (ASPR)
Parapsikolojik ve paranormal fenomenlerin ampirik ve akademik yöntemlerle incelenmesini amaçlayan öncü bilimsel araştırma kurumu.
American Alliance For Health, Physical Education, Recreation And Dance (AAHPERD)
Amerika Birleşik Devletleri'nde beden eğitimi, rekreasyon, fitness, dans ve sağlık eğitimi alanlarındaki araştırma ve profesyonel uygulamaları destekleyen en büyük mesleki çatı örgüttür.
American College Of Sports Medicine (ACSM)
Egzersiz fizyolojisi, spor hekimliği ve sağlık eğitimcilerini bir araya getiren, fiziksel aktivite ve fitness alanında güncel bilimsel bilgileri üreten ve mesleki sertifikasyonlar sunan uluslararası multidisipliner bir kuruluştur.
Ametropia
Gözün ışığı retinada kusursuz bir odak noktasına getirme yeteneğini kaybetmesiyle oluşan her türlü kırıcılık (refraksiyon) bozukluğudur.
Amphetamine
Merkezi sinir sistemini uyaran, katekolamin salınımını artırarak uyanıklık, odaklanma ve enerji yükselmesine yol açan sentetik stimülan prototipidir.
Amphi-
Her iki tarafta bulunma, iki yönlü olma ya da belirsizlik bildiren Yunanca kökenli ön ek.
Amygdala
Temporal lobun derinlerinde yer alan, limbik sistemin kritik bir bileşeni olup duygusal işleme, tehdit algısı ve korku koşullanmasında merkezi rol oynayan badem şeklindeki nükleer kompleks.
Amygdaloid Stimulation
Amigdalanın elektriksel olarak aktive edilmesiyle duygusal, davranışsal ve motivasyonel tepkilerde değişimler meydana getiren nörofizyolojik süreç.
Amyloid
Nöronlar ve diğer vücut hücreleri arasında anormal bir şekilde birikerek normal hücresel işlevleri bozan, fibriler yapılı kimyasal açıdan çeşitlilik gösteren bir protein kümesidir.
Amyloid Precursor Protein (APP)
Nöronal büyüme, hayatta kalma ve sinaptik onarım süreçlerinde rol oynayan, Alzheimer hastalığı patogenezinde kritik öneme sahip transmembran glikoproteindir.
APP
Nöronal büyüme, hayatta kalma ve sinaptik onarım süreçlerinde rol oynayan, Alzheimer hastalığının patofizyolojisinde kilit rol oynamasıyla bilinen transmembran proteini.
Amyloid Plaque
Serebral kortekste dejenere olmuş dendritlerle çevrili beta-amiloid proteinlerinin kümelenmesiyle oluşan ve Alzheimer hastalığının nöropatolojik belirtileriyle doğrudan ilişkili ekstrasellüler birikim.
Amyloid-beta (amyloid-β Or Aβ)
Amiloid öncül proteinin (APP) enzimatik olarak parçalanmasıyla oluşan ve Alzheimer hastalığında hücre dışı plaklar oluşturarak nöronal yıkıma katkı sağlayan bir peptit ailesidir.
Amyloidosis
Anormal katlanmış proteinlerin (amiloid) doku ve organlarda birikerek normal fizyolojik fonksiyonları bozmasıyla karakterize ilerleyici bir bozukluktur.
Amiloride
Böbreklerde sodyum emilimini engelleyerek kan basıncını düşüren ve tat araştırmalarında tuzluluk algısını incelemek için kullanılan potasyum tutucu heterosiklik bir karboksi-guanidinyum bileşiğidir.
Amimia
Uygun jestler aracılığıyla anlam aktarma veya başkalarının jestlerini yorumlama yeteneğinin kaybolmasıyla karakterize edilen dil ve iletişim bozukluğu.
Amine
Bir veya daha fazla amino grubu (–NH2) içeren organik kimyasal bileşikler sınıfı olup, nörobilimde nörotransmitterlerin yapı taşını oluşturur.
Amine Hormone
Tek bir amino asidin modifiye edilmesiyle oluşan ve endokrin sistemde sinyal iletici olarak işlev gören kimyasal bileşik sınıfı.
Amino Acid
Yapısında bir amino grubu, bir karboksil grubu ve kendine özgü bir yan zincir barındıran, proteinlerin temel yapı taşı ve nörotransmitter öncüsü olan organik bileşik.
Amino Acid İmbalance
Belirli esansiyel amino asitlerin diğerlerine oranla yetersiz olduğu, metabolik, nörolojik ve gelişimsel süreçleri olumsuz etkileyen fizyolojik durum.
Aminoketone
Yapısı ve etki mekanizması diğer pazarlanan antidepresanlardan farklı olan, bupropion gibi ajanların ait olduğu kimyasal sınıflandırma.
Aminopterin
Metotreksata yapısal olarak benzeyen; lösemi tedavisinde antineoplastik, immünosupresif olarak ve geçmişte abortus indüksiyonunda kullanılmış folik asit antagonisti bir ilaçtır.
Ammon’s Horn
Hippokampusun, CA1 ile CA3 alanlarını kapsayan ve histolojik olarak belirgin Ammon katmanlarını içeren temel anatomik alt bölgesidir.
Amnestic Mild Cognitive İmpairment
Bireyin yaş ve eğitim düzeyine göre beklenenden daha belirgin bellek bozukluğu yaşamasına rağmen genel bilişsel işlevselliğin ve günlük yaşam aktivitelerinin büyük ölçüde korunduğu geçişsel klinik durum.
Amnesia
Fizyolojik, farmakolojik veya psikolojik etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan, geçici veya kalıcı kısmi ya da tam bellek yitimi.
Amnestic Apraxia
Motor beceriler veya fiziksel kapasite yerinde olmasına rağmen, verilen bir komutu veya görevi hatırlayamama ve dolayısıyla yerine getirememe durumu.
Amnesic Syndrome
Yeni anı oluşturma kapasitesinde ciddi bozulma ile karakterize, eski anıların da bir kısmının etkilendiği organik bellek kaybı tablosudur.
Amniocentesis
Fetal kromozomal anomalileri ve cinsiyeti belirlemek amacıyla, gebelik sırasında karın duvarından uterus içine iğneyle girilerek amniyotik sıvının toplanması yöntemi.
Amorphagnosia (amorphognosia)
Bireyin nesnelerin dokunsal yolla boyut, form ve şekil özelliklerini ayırt edememesiyle karakterize edilen bir somatosensoriyel agnozidir.
Amorphosynthesis
Vücudun belirli bir tarafına, sıklıkla da sağ tarafına ait çoklu duyusal girdilerin bütünleştirilebilmesi yeteneğindeki bozulmadır.
AMPA
Merkezi sinir sistemindeki AMPA reseptörlerine seçici olarak bağlanarak glutamatın etkilerini taklit eden sentetik bir agonist.
AMPA Receptor
Glutamat ve AMPA'ya bağlanan, ligand kapılı iyon kanallarıyla eşleşmiş ve glutamaterjik sinapslardaki hızlı sinaptik iletimin çoğundan sorumlu olan iyonotropik glutamat reseptörü alt tipi.
Empyreumatic
Zwaardemaker koku sınıflandırma sisteminde, kavrulmuş kahve ve katran gibi maddelerde algılanan yanık ve tütsümsü koku niteliğini belirten sıfat.
Empiric-risk Figure
Genetik danışmanlıkta, mekanizması tam olarak bilinmeyen genetik yatkınlıklara sahip yaygın bozuklukların geniş aile serilerindeki görülme sıklığına dayanılarak hesaplanan yüzde cinsinden risk oranı.
Ampulla
Bir kanalın veya geçidin kese benzeri genişlemiş ucu; iç kulaktaki yarım daire kanallarında yer alan formasyonlar denge duyusunun düzenlenmesinde kritik rol oynar.
Amputation
Bir uzvun veya vücut ekinin cerrahi müdahale ya da travmatik bir olay neticesinde vücuttan ayrılmasıdır.
Amusia / Asonia
🔹 1. (amusia): Genellikle temporal lob lezyonları veya nörogelişimsel anomaliler sonucu ortaya çıkan, müzikal algılama, icra etme veya tonları ayırt etme yetisinin kaybı. 🔹 2. (asonia): Bireylerin müzikal tonları algılama, ayırt etme ve üretme yeteneğinde ortaya çıkan nörolojik kökenli bir bozukluktur.
ALS
Merkezi sinir sistemindeki motor nöronların ilerleyici kaybıyla karakterize, istemli kas hareketlerinin yitimine ve kas atrofisine yol açan nörodejeneratif bir hastalıktır.
Ana-
Biyolojik, psikolojik ve tıbbi terminolojide yön, yineleme, artış veya geriye dönüş bildiren kök oluşturucu ön ek.
Anabolism
Basit kimyasal moleküllerin enerji harcanarak daha karmaşık yapıdaki hücresel bileşiklere dönüştürüldüğü yapımsal metabolik süreçlerin bütünü.
Anaerobic Exercise
Ağırlık antrenmanı ve sprint gibi, sınırlı oksijen alımıyla kısa ve yüksek yoğunluklu patlamalar halinde gerçekleşen kuvvete dayalı fiziksel aktivite.
Anhaphia
Dokunma duyusunun tam veya kısmi olarak kaybolması durumu, dokunma yitimi.
Anaphia
Dokunma duyumlarının veya uyaranlarının algılanma yeteneğinin kısmen veya tamamen ortadan kalkması durumudur.
Switch Device
Bir bireyin çevresel kontrol sistemlerini veya yardımcı teknolojileri aktive etmesini sağlayan fiziksel veya dijital girdi mekanizması.
Anacusis (anakusis)
Her iki kulakta da işitme duyusunun tamamen kaybolması durumu, tam sağırlık.
Analyzer
Merkezi sinir sisteminin belirli duyusal uyarıcıları değerlendirmekle sorumlu teorik işlevsel birimi.
Analgesia
Ağrı duyusunun tamamen yok olması veya önemli ölçüde azalması durumu.
Anandamide / Arachidonoylethanolamide (AEA)
🔹 1. (anandamide): Vücudun kendi içsel kannabinoid sisteminde (endokannabinoid sistem) işlev gören, yağ asidi türevi bir nörotransmitterdir. 🔹 2. (arachidonoylethanolamide (AEA)): Vücut tarafından doğal olarak üretilen ve merkezi sinir sistemi ile periferik dokulardaki kannabinoid reseptörlerine bağlanan bir endojen kannabinoid nörotransmitterdir.
Anaplastic Astrocytoma
Merkezi sinir sisteminde glial hücrelerden (astrositler) kaynaklanan, WHO sınıflamasına göre Evre III kabul edilen malign ve agresif karakterli bir nöroonkolojik lezyondur.
Anaplasia
Hücrelerin maligniteye özgü olarak özelleşmiş işlevlerini kaybetmesi (dediferansiyasyon) ve morfolojik olarak ilkel bir yapıya gerilemesi durumu.
Anarthria
Merkezi sinir sistemindeki hasar veya bozulmalar nedeniyle bireyin konuşma kaslarını kontrol edememesi ve sesli konuşma yetisini tamamen yitirmesiyle karakterize, motor temelli bir konuşma bozukluğudur.
Anastomosis
Normalde ayrı olan iki anatomik yapının (kan damarları, sinirler veya lenf yolları) cerrahi olarak veya doğal dallanma yoluyla birbirine bağlanması.
Anatomical Age
Bireyin belirli iskelet özelliklerinin durumu baz alınarak, kronolojik yaşındaki normal kemik gelişimiyle kıyaslanan fiziksel gelişim evresi ölçütü.
Andrade’s Syndrome
Gevşek tip paralizi, duyusal bozukluklar, impotans ve erken menopoz ile karakterize, kalıtsal bir sistemik amiloidoz formudur.
Andro- (andr-)
Bileşik kelimelerde erkek cinsiyetini, erkekliğe ait özellikleri veya androjenik yapıları ifade eden birleştirici ön ek.
Androgen
Başlıcası testosteron olan, başlıca erkek cinsiyet özelliklerinin gelişimini ve idamesini sağlayan steroid hormonlar sınıfının genel adıdır.
Androgen Antagonist
Vücuttaki androjen hormonlarının (testosteron ve dihidrotestosteron gibi) reseptörlerine bağlanarak etkilerini bloke eden farmakolojik ajanlar veya kimyasal bileşikler.
Androgen-insensitivity Syndrome (AIS)
X kromozomuna bağlı resesif kalıtımla aktarılan, androjen hormonlarına karşı gelişen duyarsızlık nedeniyle genital gelişimi etkileyen kalıtsal bir durumdur.
Androgenization
Androjenlerin, özellikle testosteronun, duyarlı vücut dokuları ve organları üzerindeki maskülanize edici etkisi.
Androstenedione
Böbrek üstü bezleri ve gonadlar tarafından salgılanan, testosteron ve östron gibi temel cinsiyet hormonlarının öncülü olan endojen bir zayıf androjen steroid hormondur.
Androsterone
Böbrek üstü bezleri ve testisler tarafından salgılanan, zayıf androjenik etkilere sahip endojen bir steroid hormonu ve nörosteroid.
Anencephaly
Kranial vaultun (kafatasının arka kısmını oluşturan kemikler) konjenital yokluğu ve serebral hemisferlerin tamamen eksik veya küçük kütleler halinde kalmasıyla karakterize ciddi bir nöral tüp defektidir.
Anesthesia (anaesthesia)
Vücudun tamamında veya belirli bir bölgesinde uyaranlara karşı duyarlılığın, sıklıkla bilinç kaybının eşlik ettiği ya da etmediği geçici kaybı.
Aneurysm (aneurism)
Atardamar duvarının zayıflamış bir bölgesinde, kan basıncının etkisiyle oluşan balonlaşma veya anormal genişleme durumu.
Angelman Syndrome
15. kromozomdaki genetik bir bozukluktan kaynaklanan; şiddetli öğrenme güçlükleri, konuşma yokluğu, ataksik yürüyüş ve sürekli neşeli hal, uygunsuz gülme nöbetleriyle karakterize konjenital nörogenetik bozukluk.
Angular Gyrus
Parietal lobun alt yüzeyinde, superior ve orta temporal girusların birleşim yerinde yer alan; okuma, yazma, sayı işleme ve cross-modal (duyular arası) entegrasyonda kritik rol oynayan Brodmann 39 alanı.
İmmediate Recall Test
Uyarıcıların sunumunun hemen ardından katılımcının bu uyarıcıları ne kadar doğru hatırlandığını ölçen standart bellek değerlendirme prosedürü.
Episodic Memory
Kişinin belirli bir zaman ve mekânda deneyimlediği olayları, otobiyografik bir farkındalık ve öznel bilinç eşliğinde hatırlamasını sağlayan uzun süreli açık bellek sistemidir.
Aniconia
Bireyin bilinçli zihninde görsel hayal kurma, nesneleri veya sahneleri zihinde canlandırma yetisinin tam veya kısmi yokluğudur.
Anilide
Analjezik ve antipiretik özelliklere sahip anilin türevi organik bileşikler sınıfı.
Aniridia
İris tabakasının kısmi ya da tama yakın yokluğu ile makula lutea ve optik sinirdeki gelişimsel anomalilerle karakterize nadir görülen konjenital bir bozukluktur.
Aniridia, Cerebellar Ataxia, And Mental Deficiency
İrisin kısmî veya tam yokluğu, kas koordinasyon bozukluğu ve entelektüel gelişim geriliği ile karakterize nadir görülen genetik sendrom.
Aniseikonia
Her iki gözün retinaya düşen görüntüleri algılarken boyut veya şekil bakımından belirgin eşitsizlikler yaşaması durumudur.
Aniso- (anis-)
Biyolojik yapılarda, ölçümlerde veya klinik bulgularda eşitsizliği, asimetriyi ya da farklılığı bildiren birleşik ön ek.
Anisocoria
Göz bebeklerinin (pupillaların) boyutlarının birbirine eşit olmaması durumu.
Anisometropia
İki gözün kırma güçlerinin birbirinden farklı olduğu, dolayısıyla retinada oluşan görüntü boyutları ve netliklerinin eşit olmadığı optik durum.
Anisometropic Amblyopia
İki göz arasında anlamlı kırma kusuru farklılığı (anizometropi) bulunması durumunda, odaklanma eşitsizliğine bağlı olarak gelişen ve genellikle tek taraflı olan görme keskinliği azlığı.
Anisotropy
Fiziksel, yapısal veya işlevsel özelliklerin ölçüm yapılan yöne bağlı olarak değişiklik göstermesi durumu.
Angio- (angi-)
Kan damarlarını veya lenf damarlarını ifade eden tıbbi ve anatomik birleştirici ön ek.
Angiography
Dolaşım sistemindeki damarların iç lümenini radyolojik kontrast maddeler ve X-ışını yardımıyla görselleştiren medikal görüntüleme tekniğidir.
Angioma
Vasküler sistemin iyi huylu bir tümörü olup, kan veya lenf damarlarının anormal bir kitle oluşturacak şekilde çoğalmasıyla karakterizedir.
Angioscotoma
Retinadaki kan damarlarının gölgelerinin oluşturduğu fizyolojik bir görme alanı kusurudur.
Angiotensin
Kan damarlarını daraltarak kan basıncını artıran, susama hissini tetikleyen ve aldosteron salınımını uyaran bir peptid hormon ailesidir.
Ankylo- (ankyl-)
Tıbbi ve anatomi terminolojisinde eklemlerdeki sertleşmeyi, kaynaşmayı veya bükülme bozukluklarını tanımlamak için kullanılan birleşik kök.
Ankyloglossia
Lingual frenulumun anormal derecede kısa ve kalın olması nedeniyle dilin hareket alanının kısıtlandığı konjenital bir oral anomalidir.
Semantic Aphasia
Konuşma esnasında anlamı aktaracak en uygun sözcükleri bulma yeteneğinin kaybı veya ciddi ölçüde bozulmasıyla karakterize bir afazi türüdür.
Semantic Fluency
Bireyin belirli bir kategoride (örneğin hayvanlar veya meyveler) sınırlandırılmış bir zaman dilimi içinde, genellikle bir dakika içinde, mümkün olduğunca çok kelime üretme becerisidir.
Semantic Anomia
Kelimelerin anlamlarını kavrama veya onları ilgili kavramsal kategorilere yerleştirme yeteneğinin bozulması ya da tamamen yitirilmesi durumu.
Semantic Jargon
Akıcı afazilerde görülen, bireyin gerçek sözcükleri ve gramer açısından doğru cümleleri kullanmasına rağmen, bunların bir araya geldiğinde çok az anlam ifade etmesi veya tamamen anlamsızlaşması durumudur.
Semantic Paraphasia
Bireyin konuşma akıcılığının korunduğu ancak nesne isimlerinin yerine aynı anlamsal kategoriden veya ilişkili başka bir kelimenin hatalı olarak kullanıldığı bir afazi türüdür.
İmmediate Memory
Yeni sunulan işitsel veya görsel uyarıcıların, herhangi bir kodlama derinleştirme süreci olmaksızın saniyeler mertebesinde hatırda tutulmasını sağlayan erken evre bellek sistemidir.
Maternal Memory
Dişi bir bireyin gebelik ve yavru bakımı deneyimleri sonrasında, yavruların bakımına yönelik davranış kalıplarını uzun süreli olarak saklama ve yeniden harekete geçirme kapasitesidir.
Maternal Behavior
Dişi bireylerin yavrularını besleme, koruma, ısı düzenlemesini sağlama ve hayatta kalma becerilerini öğretme yönündeki eylemlerinin bütünü.
Anodal Polarization
Elektrik akımının pozitif kutba doğru yöneldiği ve sinir hücrelerinde akımın hücre içi sıvıdan hücre dışı sıvıya doğru hareket ettiği durum.
Anoetic
Entelektüel, bilişsel ya da üstbilişsel süreçleri içermeyen; bilginin veya belleğin farkındalığına varılmaksızın deneyimlendiği zihinsel durumu tanımlayan sıfat.
Anogenital
Anüs ve dış üreme organlarının (genitalya) bulunduğu anatomik bölgeyi tanımlayan sıfattır.
Anosognosia (anosagnosia)
Nörolojik hasara bağlı olarak bireyin kendi bedensel ya da bilişsel yetersizliklerini (örneğin felç, körlük veya amnezi) idrak edememesi, varlıklarını inkâr etmesi durumu.
Anoxemia
Arteriyel kanda oksijenin şiddetli bir şekilde azalması veya tamamen yok olması durumu; bilinç kaybı ve kalıcı beyin hasarına yol açabilir.
Anoxia
Vücut dokularında, özellikle de beyinde oksijen seviyesinin sıfıra yakın bir oranda azalması veya tamamen tükenmesi durumudur.
Anomalopia
Üç temel renk reseptöründen birinin spektral duyarlılığındaki anormallik nedeniyle normalden farklı renk algısıyla karakterize edilen renk görme kusurudur.
Amnestic Aphasia / Anomic Aphasia
🔹 1. (amnestic aphasia): Bireyin nesnelerin veya kavramların adlarını hatırlayamadığı, ancak akıcı konuşma ve anlama yeteneğini büyük ölçüde koruduğu bir dil bozukluğudur. 🔹 2. (anomic aphasia): Nesne isimlendirmede ve kelime hatırlamada belirgin güçlükle karakterize edilen, ancak akıcı konuşma ve işitsel anlama yetisinin büyük ölçüde korunduğu hafif bir afazi türüdür.
Anopia (anopsia)
Periferik veya merkezi görsel sistemdeki bir bozukluk sonucunda, görme alanının bir veya her iki yarısında ortaya çıkan körlük durumu.
Anomalous Experience
Genelde kabul gören gerçeklik açıklamalarıyla tutarsız gibi görünen çeşitli deneyimlerin genel adı.
Anomalous Dichromatism
Bireyin renk spektrumunu yalnızca iki temel renk (genellikle mavi ve sarı) üzerinden algılayabildiği kısmi renk körlüğü formu.
Abnormal Fixation
Görme alanında, hedeflenen ilgi odağına odaklanma ve bu odaklanmayı sürdürme becerisinin nörolojik veya mekanik nedenlerle bozulması durumu.
Anomalous Trichromatism
Bireyin retinada üç farklı koni hücresi tipine sahip olmasına rağmen, bunlardan birinin normalden farklı bir spektral duyarlılığa sahip olduğu bir renk görme bozukluğudur.
Anomalous Stimulus
Bir organizmanın yakın geçmişteki deneyimleriyle bağdaşmayan, bu nedenle beklenti ihlaline yol açarak standart uyarıcılardan farklı nöral aktivasyonları tetikleyen beklenmedik uyarıcı.
Anorthopia
Görsel alanın asimetrik veya biçimsiz algılanmasıyla karakterize edilen, sıklıkla şaşılık (strabismus) ile ilişkilendirilen görme bozukluğu.
Anosmia
Koku alma yeteneğinin kısmen veya tamamen ortadan kalkması durumu olup, genel veya spesifik koku moleküllerine karşı hissedilebilir.
Aneuploidy
Bir hücre veya organizmanın, normal kromozom sayısından eksik veya fazla kromozoma sahip olması durumu.
Antagonist
Biyokimyada bir reseptörün veya kimyasal maddenin etkisini engelleyen ajan; kas fizyolojisinde ise hedeflenen hareketin zıttı yönünde kuvvet üreterek hareketi kontrol eden veya yavaşlatan kas.
Antagonistic Muscles
Fonksiyonel olarak birbirine zıt hareketler üreten, biri kasılırken diğeri gevşeyen kas çiftleridir.
Ante- (ant-)
Anatomik, gelişimsel veya zamansal olarak bir yapının, olayın veya evrenin 'önünde' ya da 'öncesinde' bulunduğunu belirten bilimsel bir önektir.
Anterior
Anatomik bir yapının ön tarafında bulunan veya vücudun ön yüzeyine doğru olan konumu ifade eden yönsel sıfat.
Anterior Horn
Beyindeki lateral ventriküllerin frontal lob içine uzanan ön bölümü veya omuriliğin iskelet kaslarını kontrol eden motor nöronları içeren ön gri madde sütunu.
Anterior Commissure
Serebral hemisferlerin iki temporal lobunu orta hat boyunca birbirine bağlayan kalın miyelinli akson demetidir.
Anterior Communicating Artery (acoa, Acoma)
Serebral arterin sol ve sağ taraflarını birbirine bağlayan, Willis poligonunun kritik bir bileşeni olan kısa çaplı damar.
Anterior Choroidal Artery
İnternal karotid arterin arka dalı olarak uzanan, lateral ventrikülün koroid pleksusu ile birlikte hipokampus, talamus ve amigdala gibi derin limbik yapılara oksijenli kan taşıyan nispeten dar çaplı serebral arter.
Anterior Corticospinal Tract
Serebral korteksten omuriliğe inen ve özellikle gövde ile boyun kaslarının istemli hareketlerini koordine eden inen motor sinir lifi demeti.
Anterior Rhizotomy
Omuriliğin ön (ventral) köklerinin cerrahi olarak kesilmesiyle gerçekleştirilen, genellikle şiddetli spastisite veya kronik ağrı tedavisinde kullanılan nörocerrahi bir prosedürdür.
Anterior Cerebral Artery
Internal karotid arterin bir dalı olup, Willis poligonunu oluşturan ve beynin frontal ile parietal loblarının medial yüzeylerini besleyen temel atardamardır.
Anterior Cingulate Cortex (ACC)
Korpus kallozumun etrafını saran singulat korteksin ön kısmı olup, bilişsel kontrol, hata tespiti, duygulanım ve ağrı regülasyonunda merkezi rol oynayan nöral bir odak noktasıdır.
Anterior Spinothalamic Tract
Omurilikten talamusa doğru ilerleyen ve esas olarak kaba dokunma ile basınca ilişkin duyusal bilgileri ileten yükselen bir aksonal yolaktır.
Anterior–posterior Axis
Vücudun ön kısmından arka kısmına doğru uzanan hayali hat veya düzlemdir.
Anterior–posterior Development Gradient
Fetal gelişim sürecinde baş bölgesinin arka ve alt vücut bölgelerine kıyasla anatomik olarak çok daha hızlı büyümesi ve öncelikli olgunlaşma göstermesi süreci.
Antergic
Bir eklemin bükülmesi veya uzatılması gibi hareketlerde birbirine zıt yönlü kuvvet uygulayan kas çiftleri veya grupları için kullanılan anatomi ve fizyoloji terimi.
Anterograde
Zatında veya uzayda ileriye doğru hareket eden ya da yayılan durumu ifade eden yönelimsel sıfat.
Anterograde Amnesia
Kritik bir nörolojik travma veya olay anından sonra yeni anıların kodlanması ve kalıcı belleğe aktarılmasının engellenmesiyle karakterize bellek bozukluğu.
Anterograde Memory
Belirli bir zaman noktasından sonra yaşanan olayları, deneyimleri ve yeni bilgileri kaydetme ve hatırda tutma yeteneği.
Anterograde Degeneration
Aksonal hasarı takiben, sinir hücresi gövdesinden uzağa, yani akson boyunca ileriye doğru yayılan nöronal yıkım örüntüsü.
Anterograde Transport
Nöron gövdesinden (soma) akson ucuna doğru proteinlerin, organellerin ve sinaptik veziküllerin motor proteinler aracılığıyla taşınma sürecidir.
Anterolateral System
Ağrı, sıcaklık ve kaba dokunma duyularını omurilikten üst beyin merkezlerine ileten temel somatosensoriyel yükselici yol sistemidir.
Ant- / Anti- (ant-)
🔹 1. (ant-): Bir kavramın, durumun, yapının veya sürecin tam zıttını, karşısında konumlanan pozisyonunu ya da inhibitör etkisini belirten bilimsel bir önektir. 🔹 2. (anti- (ant-)): Psikoloji ve tıp terminolojisinde bir duruma, sürece, yapıya veya etkiye karşıtlığı, zıtlığı ya da baskılamayı ifade eden ön ek.
Anti-intoxicant
Alkolün sarhoş edici etkilerini nötralize etme veya tersine çevirme potansiyeline sahip teorik farmakolojik ajan.
Anti-müllerian Hormone (AMH)
Embriyogenez sürecinde erkek cinsiyet karakterlerinin gelişimini sağlamak üzere Müller kanallarının gerilemesini tetikleyen ve yetişkinlikte over rezervinin değerlendirilmesinde kritik bir biyobelirteç olarak kullanılan glikoprotein yapılı bir hormon.
Antidiuretic Hormone (ADH)
Hipotalamusun supraoptik ve paraventriküler çekirdeklerinde sentezlenen, nörohipofizden salgılanarak böbrek tübüllerinden suyun geri emilimini ve vazokonstriksiyonu sağlayan peptid yapılı hormon.
Antidromic Conduction
Bir sinir impulsunun akson ucundan hücre gövdesine (soma) doğru ters yönde ilerlemesi süreci.
Antiepileptic
Epileptik nöbetlerin sıklığını ve şiddetini azaltmak veya önlemek amacıyla kullanılan farmakolojik ajan.
Antigonadal Action
Hipofiz bezindeki veya amigdalamdaki bir lezyon gibi etken veya süreçler nedeniyle gonadal fonksiyonların bloke edilmesidir.
Antigen
Bağışıklık sistemi tarafından yabancı olarak algılanan ve spesifik antikorların üretimini tetikleyerek bağışıklık tepkisi uyandıran her türlü moleküler yapı.
Antigen–antibody Reaction
Vücudun yabancı maddelere karşı doğal savunmasının bir parçası olarak, bir antikorun kendine özgü antijenine yüksek spesifisiteyle bağlanma süreci.
Anticholinergic Drug
Nörotransmitter asetilkolinin salınımını veya reseptör bağlanmasını bloke ederek parasempatik sinir sistemi iletimini engelleyen farmakolojik ajan.
Anticholinesterase
Asetilkolinesteraz enziminin aktivitesini inhibe ederek sinaps boşluğundaki asetilkolin konsantrasyonunu artıran farmakolojik ajan.
Antibody
B lenfositleri tarafından üretilen ve spesifik antijenlerle etkileşime girerek onları etkisiz hale getiren modifiye edilmiş glikoprotein yapısındaki molekül.
Antibody-mediated İmmunity
B lenfositlerinin plazma hücrelerine dönüşerek vücut sıvılarında serbest halde antikor salgılaması yoluyla patojenleri etkisiz hâle getirdiği edinsel bağışıklık yanıtı.
Antimetabolite
Normal bir fizyolojik işlev için gereken bir moleküle moleküler yapısı aşırı derecede benzeyen, bu nedenle hücre tarafından yanlışlıkla kabul edilerek normal metabolik süreçleri bozan kimyasal madde.
Antimetropia
Bir gözün miyop (uzağı göremeyen), diğer gözün ise hipermetrop (yakını göremeyen) olduğu nadir bir kırılma kusurudur.
Antimuscarinic Drug
Asetilkolinin muskarinik reseptörlere bağlanmasını rekabetçi bir şekilde bloke ederek parasempatik sinir sisteminin etkilerini baskılayan farmakolojik ajan.
Antinicotinic Drug
Otonom gangliyonlarda veya iskelet kası nöromüsküler kavşaklarındaki nikotinik asetilkolin reseptörlerini bloke ederek sinirsel iletimi engelleyen farmakolojik ajandır.
Antinociceptive
Zararlı uyaranlara karşı duyarlılığı azaltan veya bu uyaranlara karşı toleransı artıran mekanizmaları ve etkenleri tanımlayan sıfat.
Antioxidant
Serbest radikallerin neden olduğu oksidatif stresi inhibe ederek veya ortadan kaldırarak hücreleri koruyan kimyasal bileşik.
Antiparkinsonian Drug
Parkinson hastalığının veya antipsikotik ilaç kullanımına bağlı gelişen parkinsonizm tablosunun titreme, kas rijiditesi ve yürüyüş bozuklukları gibi motor semptomlarını hafifleten farmakolojik ajan.
Amethystic
Alkol zehirlenmesini önleyen veya sarhoşluk etkilerini ortadan kaldıran madde ya da etken.
Antivitamin
Vitaminlerin normal biyolojik işlevlerini engelleyen ve genellikle yapısal olarak hedef vitaminle büyük benzerlik gösteren kimyasal maddeler.
Anton’s Syndrome
Klinik olarak kanıtlanmış görme kaybına rağmen hastanın körlüğünü tamamen reddetmesi ve görebildiğine inatla inanmasıyla karakterize nadir bir nörolojik bozukluk.
Anthropo-
İnsan cinsini veya özelliklerini belirten, bilimsel ve klinik terminolojide bileşik kelimelerin oluşturulmasında kullanılan ön ek kökü.
Anthropogenesis
İnsan türünün (Homo sapiens) kökenini ve evrimsel gelişim sürecini inceleyen bilimsel çalışma alanıdır.
Anthropology
İnsan türünün geçmişten günümüze biyolojik, kültürel, toplumsal ve coğrafi çeşitliliğini, evrimsel süreçlerini ve topluluklar arası benzerlik ile farklılıklarını inceleyen kapsamlı bilim dalı.
Anthropometry
İnsan vücudunun boyut ve oranlarının yaş, cinsiyet ve etnisite gibi değişkenlerden nasıl etkilendiğini inceleyen bilimsel ölçüm dalıdır.
Anthroposcopy
Bireysel vücut yapısının, sayısal ve antropometrik ölçüm teknikleri kullanılmaksızın, yalnızca gözlemsel inceleme yoluyla değerlendirilmesi uygulaması.
Anion
Elektron kazanarak net negatif elektrik yükü kazanmış atom veya moleküldür.
Aortic Arch Syndrome
Aort yayından çıkan ana dalların arteriyoskleroz, anevrizma veya benzeri patolojiler nedeniyle ilerleyici tıkanıklığı sonucu bölgesel kan akışının bozulmasıyla ortaya çıkan klinik tablo.
Aortic Stenosis
Sol ventrikül çıkım yolunun veya aort kapağının yapısal olarak daralması sonucu kalbin sistolik atım hacminin kısıtlandığı kardiyovasküler bir patolojidir.
Apparatus
Bir deney veya araştırmada kullanılan her türlü araç, gereç ya da biyolojide belirli bir işlevi yerine getiren yapı grubu.
Apathy Syndrome
Bilişsel, davranışsal ve duygusal düzeyde belirgin bir motivasyon, ilgi ve hedef yönelimli eylem eksikliğiyle karakterize, nörolojik ve psikiyatrik bir sendrom.
Apperceptive Visual Agnosia
Bireyin temel görme yetileri (keskinlik, renk ve parlaklık algısı) korunduğu halde, görsel uyaranları anlamlı bir nesne biçiminde bütünleştirme ve ayırt etme yetisini kaybetmesiyle karakterize edilen nadir bir görsel işleme bozukluğudur.
Apert Syndrome
Kafatası sütürlerinin erken kapanması (kraniyosinostoz) ve eller ile ayaklarda kemik veya deri füzyonu (sindaktili) ile karakterize, otozomal dominant kalıtım gösteren konjenital bir sendromdur.
Apical Dendrite
Piramidal hücrelerin tepesinden çıkarak serebral korteksin en dış yüzeyine doğru uzanan temel dendritik yapıdır.
Aplasia
Bir vücut dokusunun veya organın gelişimini durdurması ya da hiç oluşturamaması durumudur.
Aplysia
Çok basit bir sinir sistemine ve dev nöronlara sahip olması nedeniyle öğrenme ve hafızanın nörofizyolojik temellerini incelemek için kullanılan bir deniz yumuşakçası cinsi.
Apnea (apnoea)
Solunumun geçici olarak durması veya askıya alınması durumudur; uzun sürdüğü takdirde bradikardiye ve elektroensefalografik aktivite değişikliklerine yol açabilir.
Apo-
Biyolojide, tıp bilimlerinde ve psikiyatrik terminolojide bir durumdan, yapıdan veya işlevden uzaklaşmayı, ayrılmayı ya da kopmayı ifade eden ön ek.
Apodia
Doğuştan tek ayağın bulunmaması veya her iki ayağın birden yokluğuyla karakterize konjenital bir anatomik gelişim anomalisi.
Apoe
Lipid metabolizmasında ve nöronal onarım süreçlerinde kritik rol oynayan, özellikle Alzheimer hastalığı etiyolojisinde genetik bir risk faktörü olarak öne çıkan bir apolipoprotein türüdür.
Apoenzyme
Bir enzimin katalitik olarak inaktif olan protein bileşenidir; işlevsel hale gelebilmesi için bir kofaktör veya koenzimle birleşmesi gerekir.
Apolipoprotein E (apoe)
Merkezi sinir sisteminde lipid metabolizmasını düzenleyen ve beta-amiloid plaklarının temizlenmesinde görev yapan, özellikle ApoE4 varyantı ile Alzheimer hastalığı riskini artıran kritik bir plazma proteini.
Apomorphine
Seçici olmayan bir dopamin agonisti olan, Parkinson hastalığındaki diskinezi ve motor kilitlenmelerin tedavisinde kullanılan güçlü bir farmakolojik ajandır.
Apoplexy
Tarihsel olarak hemorajik inmeyi ifade eden, günümüzde ise herhangi bir iç organda ani kanama ve doku hasarını tanımlamakta kullanılan eskimiş bir tıbbi terim.
Apoptosis
Hücrenin genetik olarak kodlanmış program dahilinde, kendi kendini kontrollü ve düzenli bir şekilde ortadan kaldırması süreçidir.
Aposematic Coloration
Potansiyel avcılara zehirli, acı veya tehlikeli olduklarını bildiren canlılardaki yüksek kontrastlı ve dikkat çekici uyarıcı renklenme örüntüsüdür.
Apostilb / Asb
🔹 1. (apostilb): Metrekare başına 1/π kandela (cd/m²) değerindeki üniform bir yayıcının parlaklığına eşit olan fotometrik bir parlaklık birimidir (sembolü: asb). 🔹 2. (asb): Metrekare başına birnit'in 1/π'sine (pi) eşit olan, parlaklık veya lüminans ölçümü için kullanılan CGS sistemine ait fotometrik birimdir.
Apport
Spiritüalist seanslar sırasında doğaüstü yollarla fiziksel nesnelerin ani tezahürü veya ortaya çıkışı.
Apraxia
Motor güç, duyu kaybı veya komutları kavrama yetisi tam olmasına rağmen, öğrenilmiş amaçlı ve becerikli hareketlerin planlanıp icra edilememesi durumu.
Apraxic Agraphia
Yazı yazma mekaniğini ve harf formülasyonunu yöneten motor programların bozulmasıyla ortaya çıkan, motor beceri kaybına bağlı yazma yetersizliğidir.
Apractagnosia
Ardışık motor hareketleri organize etme, hatırlama ve gerçekleştirme becerisi ile mekansal ilişkileri analiz etme yeteneğinin bozulduğu nöropsikolojik durum.
Aprosody
Konuşmanın ritminde, vurgusunda ve tonlamasındaki normal varyasyonların yokluğu olup, tekdüze (monoton) bir ses tonuyla konuşulmasına neden olur.
Aprosexia
Dikkati belirli bir uyarıcıya odaklama ve sürdürme yeteneğinin mutlak kaybı veya ileri düzeyde yokluğu.
Abscess
İrin ve ölü doku birikimiyle karakterize, sınırlanmış ancak sıklıkla genişleme eğilimi gösteren lokalize bir enfeksiyon alanıdır.
Instrumental Enrichment
Bireylerin bilişsel ve üstbilişsel becerilerini geliştirerek zihinsel performanslarını artırmayı hedefleyen yapılandırılmış bir müdahale programıdır.
Arago Phenomenon
Zayıf aydınlatma koşullarında (skotopik koşullar) görsel alanın merkezinde ortaya çıkan belirgin ışık duyarlılığı kaybıdır.
Arachnoid
Merkezi sinir sistemini çevreleyen üç beyin zarından (meninks) ortada yer alanı ve bu dokunun mikroskobik ağsı mimarisi.
Arachnoid Granulations
Beyin-omurilik sıvısının dura mater dış tabakasını geçerek kan dolaşımına emilmesini sağlayan meninkslerin orta katmanına ait yapısal uzantılardır.
Arachnoid Mater
Beyin ve omuriliği saran üç zar katmanından (meninks) ortada yer alanı, ince ve ağsı yapısıyla karakterize koruyucu tabaka.
Range Fractionation
Geniş bir uyaran şiddeti aralığının, her biri dar bir alt aralığa duyarlı olan bir grup reseptör hücre tarafından paylaşılarak kodlandığını savunan duyusal algı hipotezi.
Rooting Reflex
Yeni doğan bir bebeğin yanağına veya ağız köşesine dokunulduğunda, başını o yöne çevirip emme hareketleri yapmasıyla kendini gösteren istem dışı ve doğuştan gelen bir primer refleks.
Aran–duchenne Disease
Omuriliğin ön boynuz motor nöronlarının ilerleyici kaybı ile karakterize edilen, distal kas güçsüzlüğü ve atrofisiyle kendini gösteren bir motor nöron hastalığı türüdür.
ARAS
Beyin sapından başlayıp talamus aracılığıyla serebral kortekse uzanan, uyanıklığı, dikkat süreçlerini ve bilinç durumunu düzenleyen nöronal ağdır.
Arachidonic Acid
Hücre zarının yapısında bulunan, salınım yaptığında eikozanoidlerin ve endokanabinoidlerin sentezine öncülük eden çoklu doymamış bir omega-6 yağ asididir.
İnvestigatory Behavior
Yeni bir nesnenin veya çevresel unsurun dışsal bir ödüle bağlı olmaksızın, tamamen keşif amaçlı incelenmesi ve tetkik edilmesidir.
SEEKING System
Mezolimbik ve mezokortikal dopaminerjik yollarla ilişkili, bireyi amaca yönelik davranışlara ve çevreyi keşfetmeye yönlendiren temel nörodavranışsal sistem.
Successive İnduction
Antagonist refleks eylemlerinin deseninde, bacakların veya diğer vücut kısımlarının hareketlerinin ardışık bir şekilde birbirini takip etmesi durumu.
Area Postrema
Dördüncü ventrikülün tabanında yer alan, kan-beyin bariyerinin geçirgen olduğu ve dolaşımdaki toksik maddeleri algılayarak kusma refleksini tetikleyen kemoreseptör tetikleme bölgesidir.
Areflexia
İskelet kaslarının derin tendon reflekslerinin istem dışı ve kalıcı olarak alınamaması durumu.
Arecoline
Postgangliyonik kolinerjik ajanlara yanıt veren düz kasları ve bezleri uyaran, muskarin benzeri etkiler gösteren bir alkaloid ilaçtır.
Arginine Vasopressin (AVP)
Hipotalamusta üretilen, hipofiz arka lobundan salgılanan ve hem böbreklerde su tutulumunu (antidiüretik etki) hem de sosyal bağlanma, stres yanıtı ve eş seçimi gibi karmaşık davranışsal süreçleri düzenleyen bir neuropeptiddir.
Argyll Robertson Pupil
Parlak ışığa yanıt vermeyen ancak yakın odaklanma (akomodasyon) sırasında küçülebilen, genellikle nörolojik patolojilerle ilişkili bilateral miyotik göz bebeği bulgusu.
Arhinencephaly
Olfaktor ampul ve yolların gelişmemesi veya yokluğu ile karakterize, sıklıkla holoproensefali ile birlikte görülen nadir bir konjenital beyin malformasyonudur.
Bee Communication
Bal arılarının, besin kaynaklarının veya yeni yuva yerlerinin yönünü ve mesafesini diğer işçi arılara aktarmak için sergiledikleri karmaşık hareket kalıpları ve dans sistemidir.
Aristotle’s İllusion
İşaret ve orta parmaklar birbirinin üzerine çaprazlandığında, aralarına yerleştirilen tek bir nesnenin (örneğin bir bilyenin) iki ayrı nesne olarak algılanmasına neden olan dokunsal somatosensoriyel yanılsama.
Arithmetic Disability
Matematiksel hesaplamalar ve aritmetik işlemlerle ilişkili, günümüzde gelişimsel formda diskalkuli, edinilmiş formda ise akalkuli olarak adlandırılan eski bir klinik terim.
Arrhythmia
Kalbin normal sinüs ritmindeki her türlü sapma, düzensizlik veya hız ve frekans bozukluğu.
Archaic İnheritance
Bireyin zihinsel süreçlerinin gelişiminde etkili olduğu varsayılan, türün evrimsel geçmişine dayanan filogenetik kalıntılar ve kolektif bellek kalıpları.
Arcuate Nucleus
Hipotalamusta bulunan ve enerji dengesi, iştah ve hormon salınımını düzenleyen kavis şeklindeki nöron kümesi.
Archipallium
Filogenetik açıdan beyin korteksinin en eski evrimsel katmanını ve yapısal olarak allocortex ile eşanlamlı olan alanı ifade eden nöroanatomik terim.
Arcuate Fasciculus
Beynin dili anlama merkezi ile ifade merkezi arasında köprü kuran, kavisli beyaz madde sinir lifi demetidir.
Armodafinil
Uyanıklığı artırıcı (nötropik/eugeroik) sınıfından, modafinilin R-enantiyomeri olan ve aşırı gündüz uykululuğunu tedavi etmekte kullanılan merkezi sinir sistemi uyarıcısı.
Arnold–chiari Malformation
Beyincik ve beyin sapının (medulla oblongata) foramen magnumdan omurilik kanalına doğru aşağı sarkmasıyla karakterize konjenital bir malformasyondur.
Aromachology
Koku teknolojisi ile insan psikolojisi arasındaki ilişkileri, koku uyarıcılarının bilişsel ve olfaktör yollarla yarattığı geçici etkileri inceleyen bilim dalıdır.
Aromatase
Androjenleri (erkek eşey hormonlarını) östrojenlere (dişi eşey hormonlarına) dönüştüren sitokrom P450 ailesine ait bir enzim.
Aromatherapy
Tohum, ot, çiçek, meyve ve ağaçlardan elde edilen uçucu yağların koklanması veya topikal olarak uygulanması yoluyla psikolojik ve fiziksel sağlığı iyileştirmeyi amaçlayan tamamlayıcı bir uygulamadır.
Aromatic
Zwaardemaker koku sınıflandırma sisteminde baharat ve kafur benzeri koku niteliklerini tanımlayan duyusal sıfat.
Aromatic L-amino Acid Decarboxylase
Dopamin ve serotonin gibi temel monoamin nörotransmitterlerin biyosentezinde rol oynayan kritik bir liyaz enzimidir.
Aromatization Hypothesis
Testiküler androjenlerin beyne girerek nöronal aromataz enzimi aracılığıyla östrojenlere dönüştüğünü ve gelişmekte olan sinir sistemini maskülenize ettiğini öne süren nörobiyolojik varsayım.
Arpeggio Paradox
Usta piyanistlerin arpejleri çalma hızı ile uyarıcı-tepki kuramının uyuşmazlığını ortaya koyan, sinir iletim hızının yetersiz kaldığı durumlarda motor eylemlerin nasıl gerçekleştiğini sorgulayan görünürdeki çelişkidir.
Archicerebellum
Beyinciğin filogenetik olarak en eski evrimsel katmanını oluşturan, esas olarak vestübüler sistemle bağlantılı biçimde denge ve postural koordinasyonu yöneten anatomik alt bölgedir.
Archicortex
Filogenetik olarak en eski ikinci serebral korteks bölgesi olup, insan beyninde hipokampusu oluşturan üç katmanlı yapıyı ifade eder.
Hindbrain
Embriyonik nöral tüpün gelişim sürecinde oluşan üç ana keseden arkada yer alanı; medulla oblongata, pons ve serebellumun gelişim zeminini oluşturur.
Afterdischarge
Bir sinir lifinin ya da nöron ağının, kendisini tetikleyen uyarıcı ortadan kalktıktan sonra bile sinir impulsları üretmeye ve iletmeye devam etmesi durumu.
Arterio-
Atardamarları (arterleri) ifade eden ve tıbbi bileşik kelimelerin başında yer alan birleştirici formdur.
Arteriography
Atardamarların iç lümenini ve damar mimarisini radyoopak kontrast madde enjeksiyonu eşliğinde X-ışını yardımıyla görselleştiren medikal görüntüleme yöntemidir.
Arteriole Reaction
Otonom sinir sistemi tarafından kontrol edilen ve arterlerden kılcal damarlara kan akışını düzenleyen arteriyollerin çapındaki değişimle karakterize olan fizyolojik yanıttır.
Arteriosclerosis
Atardamar duvarlarının esnekliğini yitirerek kalınlaşması ve sertleşmesiyle karakterize edilen patolojik durumlar grubu.
AVM
Atardamarlar ile toplardamarların aralarındaki normal kılcal damar ağı (kapiler yatak) olmaksızın doğrudan anormal bir şekilde birbirine bağlanması durumu.
Arteriovenous Malformation (AVM)
Atar ve toplardamarların aralarındaki kılcal damar ağı (kapiler yatak) olmaksızın doğrudan, konjenital olarak birbirine dolandığı anormal vasküler yapı.
Aftereffect
Uzun süreli bir uyarıcıya maruz kalındıktan sonra ortaya çıkan ve genellikle ilk uyarıcının tersi yönünde algısal değişimle sonuçlanan duyusal tepki.
Plus Maze
Kemirgenlerde ve diğer insan dışı canlılarda öğrenme, mekansal hafıza ve karar verme süreçlerini değerlendirmek için kullanılan, birbirini dik açıyla kesen dört kola sahip haç biçimindeki deney düzeneğidir.
Articulation
Anlaşılır konuşma için gerekli seslerin, vokal trakt aparatlarının hassas koordinasyonu, zamanlaması ve nöral entegrasyonu yoluyla şekillendirilmesi ve üretilmesi sürecidir.
Afterimage
Bir görsel uyarıcı ortadan kalktıktan sonra bile retina ve sinir sistemindeki aktivitenin devam etmesi nedeniyle algılanmaya devam eden görsel iz.
Aftercurrent / Afterpotential
🔹 1. (aftercurrent): Bir aksiyon potansiyelinin hemen ardından sinir veya kas hücresi zarında meydana gelen uzun süreli zar potansiyeli dalgalanmasıdır. 🔹 2. (afterpotential): Bir eylem potansiyelinin zirve noktasına ulaşıp düşüşe geçmesinin ardından geride kalan ve zar potansiyelinin istirahat seviyesine dönme sürecini belirleyen elektriksel dalgalanma.
Arthro- (arthr-)
Vücuttaki eklemleri ifade eden ve tıp terminolojisinde birleşik kelimelerin başında kullanılan ön ek.
Arthrometer
Eklem instabilitesini ve eklem yüzeyleri arasındaki doğrusal veya açısal yer değiştirmeyi hassas bir şekilde ölçmeye yarayan biyomekanik cihaz.
Arthropathy
Herhangi bir eklemi etkileyen iltihabi, nöropatik veya diğer patolojik durumların genel adıdır.
Asemia
Her türlü işaret, sembol veya dili anlama ya da ifade etme yeteneğinin tam kaybıyla karakterize edilen nörolojik durum.
Acenesthesia
Fiziksel varoluş hissinin ve bedenin kendine ait olduğuna dair somatosensoriyel farkındalığın kaybolması durumu.
Asynchronous Brood
Yavruların (genellikle kuşların) aynı anda değil, ardışık zaman aralıklarıyla yumurtadan çıkması durumu.
Aseptic Meningitis
Serebrospinal sıvı (BOS) rutin bakteriyel kültürlerinde üreme saptanmayan, genellikle viral etkenler, ilaçlar veya maligniteler kaynaklı meninks enflamasyonudur.
Acetaldehyde
Etanol metabolizmasının toksik ve uçucu ara ürünü olup, alkol kızarıklık tepkisi ile akşamdan kalma semptomlarının başlıca fizyolojik tetikleyicisidir.
Acetazolamide
Karbonik anhidraz enzimini inhibe ederek omurilik sıvısı üretimini, göz içi basıncını ve bikarbonat reabsorpsiyonunu azaltan sulfonamid türevi bir ilaçtır.
Acetylcholine (ach)
Merkezi ve periferik sinir sisteminde sinaptik iletimi sağlayan, öğrenme, hafıza ve kas kasılmalarında kritik işlevleri bulunan birincil nörotransmiter.
Acetylcholine Receptor (achr)
Merkezi ve periferik sinir sistemindeki hücresel zar üzerinde yer alan ve asetilkolin nörotransmiteri tarafından uyarım alan entegral membran proteinleridir.
Acetylcholinesterase (ache)
Sinaptik aralıktaki asetilkolin nörotransmitterini hidroliz yoluyla inaktive ederek kolinerjik sinapslardaki sinyal iletimini sonlandıran temel enzim.
Acetylcholinesterase İnhibitor (acheı)
Asetilkolinesteraz enziminin aktivitesini baskılayarak sinaptik aralıktaki asetilkolin konsantrasyonunu ve etki süresini artıran farmakolojik ajan sınıfı.
Acetyl-para-aminophenol
Yaygın analjezik ve antipiretik etkileriyle bilinen, tıbbi literatürde yaygın olarak asetaminofen veya parasetamol adıyla anılan aktif farmasötik bileşik.
Acetylurea
Fokal (parsiyel) nöbetlerin tedavisinde kullanılan hidantoin analogları grubundan antikonvülsan ilaç sınıfı.
Acetone
Tatlı ve meyvemsi kokulu, uçucu ve renksiz bir organik sıvı olup, glikoz yerine yağ metabolizmasının kullanıldığı diyabet veya diğer metabolik bozukluk durumlarında kanda aşırı miktarlarda birikebilen bir keton cisciğidir.
Asphyxia
Kandaki oksijen seviyesinin normalin altına düşerken karbondioksit oranının tehlikeli biçimde artması, solunum güçlüğü ve doku hipoksemisiyle karakterize klinik tablo.
Asyllabia
Bireyin alfabedeki bireysel harfleri görsel olarak tanımasına rağmen, bu harfleri bir araya getirerek hece veya sözcük oluşturamaması ya da bunları anlayamamasıyla karakterize bir afazi türüdür.
Asymbolia
Sözcükler, jestler, sinyaller, müzik notaları veya kimyasal formüller dahil olmak üzere herhangi bir türdeki sembolü anlama veya kullanma yeteneğinin kaybı.
Asynergia
Kompleks motor hareketlerin gerçekleştirilmesinde rol oynayan kas gruplarının eşgüdümünün bozulması durumu.
Acid
Crocker-Henderson koku sisteminde dört temel koku kalitesinden birini niteleyen sıfat ve halk dilinde LSD için kullanılan yaygın terim.
Ascorbic Acid
C vitamininin kimyasal adı olan askorbik asit; bağ dokusu sentezinde rol oynayan, hücresel oksidasyonu önleyen ve insan organizmasının dışarıdan almak zorunda olduğu esansiyel bir mikro besindir.
Asomatognosia
Kişinin kendi bedeninin tamamına veya bir kısmına yönelik duyusal farkındalığını kaybetmesi ve o vücut parçasını kendine ait olarak tanımaması durumudur.
Association Nuclei
Talamusun, yükselen duyusal sistemlerden doğrudan girdi almayan; bunun diğer talamik çekirdeklerle geniş ağlar kurarak asosiasyon korteksine akson gönderen alt bölgeleridir.
Aspartate
Merkezi sinir sisteminde pek çok sinapsta uyarıcı (eksitatör) etki gösteren temel bir amino asit nörotransmiterdir.
ASR
İnsan sesini ve konuşmasını yazılı metne dönüştüren hesaplamalı algoritmalar bütünü.
Association Cortex
Serebral korteksin birincil duyusal ve motor alanları dışında kalan, duyusal girdilerin bütünleştirilmesinden ve üst düzey bilişsel işlevlerden sorumlu geniş sahası.
Astasia
Motor koordinasyon bozukluklarına bağlı olarak ayakta durabilme yeteneğinin ciddi düzeyde kısıtlanması veya tamamen kaybolması durumudur.
Asthenopia
Genellikle göz kaslarının aşırı zorlanması ve yorulmasına bağlı olarak ortaya çıkan göz güçsüzlüğü veya yorgunluğu durumu.
Asterixis
Ellerin veya kolların belirli bir pozisyonda sabit tutulamaması ve ardından ani, düzensiz sıçrama hareketlerinin, genellikle metabolik bozukluklara bağlı olarak ortaya çıkması durumu.
Astigmatism
Korneanın veya göz merceğinin kusurlu ve düzensiz kavislenmesi sonucu ışığın retinada tek bir noktada odaklanamamasıyla beliren görme bozukluğu.
Astigmatoscope
Gözdeki astigmatizma kusurunu teşhis etmek ve derecesini ölçmek için kullanılan optik tanı aracı.
Astral Projection
Bireyin fiziksel bedeninden ayrılarak ruhsal veya zihinsel bir düzlemde (astral düzlem) varlık gösterdiği iddia edilen trans benzeri bilinç durumu.
Astroblastoma
Astroblast adı verilen hücrelerden köken alan ve serebrumun supratentorial bölgesinde nadiren görülen glial tümör türü.
Astrocyte
Merkezi sinir sisteminde yer alan, nöronlara yapısal destek sağlayan, homeostazis kontrolü ve kan-beyin bariyerinin idamesinde kritik rol oynayan yıldız biçimli glial hücre.
Astrocytoma
Merkezi sinir sisteminde, yıldız biçimli destek hücreleri olan astrositlerden köken alan primer bir glial tümör türü.
Astrocytosis
Merkezi sinir sisteminde nöron kaybına yol açan hipoksi veya hipoglisemi gibi patolojik durumlara yanıt olarak astrositlerin çoğalması ve büyümesi durumu.
Acheiria (achiria)
Doğuştan bir ya da her iki elin bulunmaması durumu veya beden farkındalığı bağlamında bedenin hangi tarafına dokunulduğunu ayırt edememe ile karakterize somatosensoriyel bozukluk.
Sensory Overload
Bireyin duyusal sisteminin çevresel uyaranlar tarafından kapasitesinin ötesinde uyarılması ve bu verilerin işlenemez hale gelmesi durumu.
Overshooting
Gözlerin bir hedefe odaklanırken, gerekli olandan daha uzak bir noktaya sıçrama yapma eğilimi.
Overheating
Çevresel sıcaklığın organizmanın termoregülasyon kapasitesini aşarak fizyolojik homeostazı bozacak düzeyde aşırı yükselmesi durumu.
Ancestral Trait
Ortak bir atadan evrimleşerek nesiller boyu aktarılan ve o soy hattındaki çok sayıda türde ortak olarak bulunan evrimsel nitelik.
Ataxia
İstemli kas hareketlerinin uyum ve koordinasyonunun bozulmasıyla karakterize edilen nörolojik bir bulgudur.
Ataxia Telangiectasia
İstemli kas hareketlerinin koordinasyonunda bozulma ve göz ile ciltteki küçük kan damarlarının dilatasyonuyla karakterize, otozomal resesif geçişli ilerleyici bir genetik bozukluktur.
Ataxiagraph
Ayakta dik dururken ve gözler kapalıyken bireyin vücut salınımlarını ve postural dengesizliklerini nicel olarak ölçen ve kaydeden cihaz.
Ataxic Dysarthria
Konuşma motor kontrolünün serebellar sistem bozukluğuna bağlı olarak zarar görmesiyle ortaya çıkan; kelimelerin yayvanlaşması, kontrolsüz ses yüksekliği ve vokal kural düzensizlikleriyle karakterize bir motor konuşma bozukluğudur.
Ataxic Speech
Serebellar sistemin hasarına bağlı olarak ortaya çıkan, konuşma hızında düzensizlikler, ritim bozuklukları ve fonemik belirsizliklerle karakterize bir motor konuşma bozukluğudur.
Ataxic Writing
Beyin hasarına bağlı olarak ortaya çıkan, ince motor koordinasyon bozukluğu nedeniyle düzensiz, orantısız ve eşgüdümsüz şekillerde beliren yazı yazma bozukluğu.
Ataxic Gait
Serebellar hasar, hastalık veya dejenerasyona bağlı olarak ortaya çıkan, geniş tabanlı ve dengesiz adımlarla karakterize bir yürüyüş bozukluğudur.
Proverb Test
Katılımcının çeşitli atasözlerinin mecazi anlamlarını açıklama becerisini değerlendiren, ağırlıklı olarak zeka ve bilgelik ölçümünde kullanılan sözel bir değerlendirme yöntemidir.
Atavism
Uzak geçmişteki atalara ait genetik veya davranışsal bir özelliğin, aradaki nesillerde kaybolduktan sonra ani bir şekilde yeniden ortaya çıkması.
Atherosclerosis
Atardamar iç duvarlarında kolesterol ve diğer lipidlerin birikerek aterom plakları oluşturması ve damar esnekliğini kaybetmesiyle karakterize yaygın bir vasküler patoloji.
Antipyretic
Hipotalamustaki termoregülasyon merkezini hedef alarak yükselmiş vücut sıcaklığını (ateş veya hipertermi) düşüren farmakolojik ajan.
Athetosis
Özellikle parmaklar, eller ve ayaklarda görülen, yavaş, istemsiz, kıvrılıcı ve akıcı nitelikteki bükülme hareketleridir.
Athyreosis
Yenidoğanlarda tiroid bezinin gelişim gösterememesi veya doğuştan yokluğu ile karakterize edilen bir konjenital hipotiroidi formu.
Athletic Type
Kaslı, orantılı ve geniş omuzlu fiziksel yapı ile karakterize edilen somatotip.
Atonia
İskelet kaslarının normal dinlenme tonüsünden ve gerginliğinden yoksun olması durumu.
Atrium
Vücut içerisindeki anatomik boşluk veya oda; özellikle kalbin üst kısmında yer alan iki odacıktan (kulakçık) her biri.
Atrial Flutter
Kalbin üst odacıklarının (atriyumların) dakikada 250-300 kez gibi olağanüstü yüksek ve düzenli bir hızla kasılmasıyla karakterize, ritmik bir supraventriküler taşikardi türüdür.
ANP
Kalbin kulakçık miyositleri tarafından salgılanan; vücuttaki sodyum ve su atılımını hızlandırarak kan basıncını düşüren, peptit yapılı bir endokrin hormondur.
Atrophy
Beslenme yetersizliği, inaktivite, dejeneratif süreçler veya yaşlanmaya bağlı olarak bir organın ya da dokunun hacim ve kütle kaybederek küçülmesi durumu.
Atropine
Belladonna bitkisinden elde edilen veya sentetik olarak üretilen, parasempatik sinir sistemini bloke ederek etki gösteren antikolinerjik bir alkaloid ilaçtır.
Aubert Phenomenon
Kişinin başı eğik durumdayken dikey bir çizgiyi, başın eğilme yönünün tersi istikametinde eğilmiş gibi algılamasına neden olan görsel yanılsamadır.
Audio-
Ses dalgalarını veya işitme duyusunu ifade eden, klinik ve teknolojik terminolojide sıklıkla kullanılan birleştirici kök.
Aura
Epileptik nöbet veya migren baş ağrısından hemen önce ortaya çıkan; duyusal, görsel veya algısal değişikliklerle kendini gösteren öznel duyu.
Aut-
Biyolojik ve psikolojik terminolojide kişinin kendisini, kendi organizmasını veya otomatizmini ifade eden birleşik kelime öneki.
Prey
Predasyon (avlanma) ilişkisinde, bir başka organizma (avcı) tarafından besin kaynağı olarak hedef alınan ve tüketilen canlı.
Predator Pressure
Avcıların av popülasyonları üzerindeki seçici ve demografik baskısı; avın hem bireysel hayatta kalma oranını hem de üreme başarılarını doğrudan etkileyen ekolojik ve davranışsal güç.
Antipredator Behavior
Bir organizmanın başka bir canlı tarafından yakalanmayı, yaralanmayı veya öldürülmeyi önlemek amacıyla sergilediği kaçınma, savunma ve uyanıklık tepkilerinin tümü.
Antipredatory Aggression
Potansiyel bir avcıya karşı savunma formu olarak yöneltilen saldırı davranışıdır.
Predatory Aggression
Bir avın yakalanmasına yönelik yöneltilen, özünde duygusal bir öfkeden ziyade bir beslenme (foraging) davranışı olan saldırganlık biçimi.
Hunting Behavior
Besin veya spor amacıyla diğer canlıların takip edilmesi, izlenmesi ve yakalanmasını içeren, bireysel ya da kooperatif olarak sergilenen karmaşık hayatta kalma davranışı.
Antipredator Defense
Av hayvanlarının yırtıcılar tarafından avlanmaktan kaçınmak veya bu olasılığı en aza indirmek için sergilediği evrimleşmiş morfolojik, fizyolojik ve davranışsal uyarlamaların bütünüdür.
Ayahuasca
Güney Amerika'ya özgü bitki türlerinin kaynatılmasıyla elde edilen, güçlü halüsinojenik ve psikoaktif bileşenler içeren geleneksel bir bitkisel dekoksiyondur.
Foot Drop
Ayak ve parmak hareketlerini kontrol eden kasların zayıflaması veya felci nedeniyle ayağın yukarı kaldırılamaması ve yürürken yere sürtünmesiyle karakterize nöromüsküler durum.
Toe Drop
Ayak parmaklarını yukarı kaldıran kasların kontrolünün kaybı olup, genellikle periferik sinir dejenerasyonunun erken bir işareti olarak ortaya çıkar.
Footedness
Bireyin nesnelere vurma, denge kurma veya yönlenme gibi motor aktivitelerde iki ayağından birini diğerine kıyasla tutarlı ve baskın bir şekilde tercih etme durumu.
Set Zone
Bir geri bildirim sisteminin kararlılığını korumak için bir değişkenin sınırları içinde kalması gereken değerler aralığıdır.
Set Point
Bir organizmanın veya fizyolojik sistemin homeostazi ya da kararlı durumunu korumaya çalıştığı hedeflenen tercih edilen işlevsellik veya durum düzeyi.
Tuning Curve
Bir nöronun yanıt verme sıklığının, yönelim, dalga boyu veya frekans gibi sürekli bir uyaran özelliğine bağlı olarak değişimini gösteren grafiksel işlev.
İlluminance
Bir yüzeyin birim alanına düşen ışık akısının miktarını ifade eden fotometrik büyüklüktür.
Light Adaptation
Gözün düşük ışıktan yüksek aydınlatma koşullarına geçişte duyarlılığını hızla ayarlayarak fotopik görüşe geçiş yapma fizyolojik sürecidir.
Light–dark Cycle
Laboratuvar hayvanlarının barındırıldığı ortamlarda ışıkların açılıp kapanma zamanlamasını düzenleyen, sirkadiyen ritim araştırmalarının temel çevresel değişkenidir.
Mirror Sign
Bireyin yansıtıcı yüzeylere aşırı ve uzun süreli bakma eğilimi ya da aynadaki yansımasını tanıyamama durumu olarak kendini gösteren klinik bulgu.
Mirror Drawing
İyi öğrenilmiş el-göz koordinasyonu kalıplarını değiştirebilme yeteneğini ölçen ve katılımcının yalnızca bir ayna yansıması üzerinden çizim yapmasını gerektiren geleneksel bir psikomotor beceri testidir.
Mirror İmaging
Özellikle tek yumurta ikizlerinde görülen, karakteristik özelliklerin tersine dönmüş asimetri durumu.
Mirror-box Technique
İnme veya ampütasyon sonrasında kaybedilen uzuv algısını yeniden yapılandırmak, motor işlevleri geri kazandırmak ve fantom uzuv ağrılarını hafifletmek amacıyla iki adet karşılıklı aynanın kullanıldığı görsel bir rehabilitasyon yöntemidir.
Mirror Neuron
Bir canlının hem bir eylemi bizzat gerçekleştirdiği hem de aynı eylemi başka bir bireyde gözlemlediği anda ateşlenen özel sınıf sinir hücreleridir.
Mirror Reading
Metinlerin veya harflerin ayna görüntüsü şeklinde, normal okuma yönünün tersine çevrilerek okunması veya bu şekilde okuma becerisi.
Mirror Writing
Bireysel harflerin ve tam kelime dizilerinin, ayna yansıması olmadan normal okunamayacak şekilde ters yönde üretilmesi durumu.
Nondisjunction
Hücre bölünmesi sırasında kromozom çiftlerinin veya kardeş kromatitlerin düzgün bir şekilde ayrılamaması durumu.
Disparate Sensations
Tek bir nesne veya fikirden kaynaklanan, beynin bütünsel bir algı oluşturmak üzere entegre ettiği farklı duyusal veya bilişsel tepkiler.
Low Vision
Gözlük, kontakt lens veya tıbbi ve cerrahi tedavilerle normal düzeye getirilemeyen, altta yatan nedenden bağımsız olarak görsel kapasitedeki (özellikle görme keskinliği ve alanı) kalıcı azalma.
Decremental Conduction
Eşik altı bir uyaran aksona uygulandığında, zar potansiyeli büyüklüğünün uyarı bölgesinden uzaklaştıkça üstel olarak azalması durumu.
Nondecremental Conduction
Bir sinir impulsu boyunca aksiyon potansiyeli genliğinin, akson boyunca ilerlerken zayıflamadan ve sabit kalarak ilerlemesi süreci.
B Cell
Humoral bağışıklık yanıtının merkezinde yer alan, antikor üreterek patojenleri etkisiz hâle getiren adaptif bağışıklık sistemi lenfositidir.
B Lymphocyte
Kemik iliğinde olgunlaşan, antikor aracılı (humoral) bağışıklık sisteminin temelini oluşturan ve antijenleri tanıyarak plazma hücrelerine dönüşen adaptif bağışıklık hücresi.
B Fiber
Otonom sinir sistemine ait, miyelinli ve yaklaşık 2 mikrometre veya daha küçük çaplı akson sınıfı.
Vitamin B
Hücresel metabolizmada koenzim olarak işlev gören, besinlerin enerjiye dönüşümünde ve sinir sistemi fonksiyonlarında kilit rol oynayan suda çözünür organik bileşikler grubu.
Paternal Behavior
Erkek bireylerin yavrularının bakımına ve hayatta kalmasına yönelik doğrudan ya da dolaylı olarak sergilediği eylemler bütünüdür.
Babinski Reflex
Ayak tabanına hafifçe uyarım uygulandığında başparmağın yukarı doğru kalkması ve diğer parmakların yelpaze gibi açılmasıyla karakterize, bebeklerde normal kabul edilen ancak yetişkinlerde üst motor nöron lezyonuna işaret eden nörolojik bir bulgudur.
Babkin Reflex
Yenidoğanlarda avuç içlerine uygulanan basınca yanıt olarak ağzın açılması ve başın yana döndürülmesiyle karakterize primitif bir motor yanıttır.
Gut Hormone
Mide veya bağırsaklar tarafından, genellikle besin alımına bir tepki olarak salgılanan peptit yapılı kimyasal salgılardır.
İmmunity
Vücudun enfeksiyonlara direnç gösterme ve patojenleri etkisiz hale getirme yeteneğidir.
İmmune System
Omurgalılarda patojenleri, virüsleri ve yabancı antijenleri tanıyarak vücudu koruyan; sinir ve endokrin sistemleriyle dinamik bir etkileşim içinde çalışan karmaşık biyolojik savunma ağı.
İmmune Response
Bağışıklık sisteminin, yabancı maddelerin ve antijenlerin vücuda girmesine karşı oluşturduğu özgül veya özgül olmayan savunma tepkisidir.
Binding Hypothesis
Farklı kortikal bölgelerden gelen ayrı duyusal özelliklerin, nöronal aktivitenin zamansal eşzimliliği aracılığıyla nasıl tekil ve bütüncül bir algıya dönüştürüldüğünü açıklayan nörobiyolojik teori.
Binding Affinity
Belirli bir ligandın (nörotransmitter veya ilaç gibi) belirli bir reseptöre bağlanma eğilimi olup, ligand tarafından işgal edilen reseptör yüzdesiyle ölçülür.
Binding Problem
Beynin bir uyarıcının farklı özelliklerini (renk, hareket, biçim) serebral korteksin ayrı bölgelerinde işlemesine rağmen, bunları nasıl olup da tek ve bütüncül bir bilinç deneyimi olarak birleştirdiğini inceleyen teorik sorun.
Connector Neuron
Merkezi sinir sisteminde duyusal nöronlar ile motor nöronlar arasında köprü kurarak sinyalleri ileten ve interöron olarak da bilinen sinir hücresi.
Disconnection Syndrome
Kortikal alanlar arası bilgi akışını sağlayan beyaz madde yollarının lezyonları sonucu ortaya çıkan nörolojik ve nörodavranışsal bozukluklar tablosu.
Gaze Palsy
Göz kaslarının fiziksel olarak sağlam olmasına rağmen, beyin kaynaklı sinirsel iletim kusurları nedeniyle gözlerin istemli olarak belirli bir yöne (yatay veya dikey) hareket ettirilememesi durumu.
Baclofen
Omurilik düzeyindeki sinaptik refleks iletimini inhibe eden, GABAB reseptör agonisti etkili bir iskelet kası gevşeticisidir.
Bacterium
Nükleer zarı bulunmayan, kromozomu sitoplazmada serbest halde yer alan tek hücreli prokaryot mikroorganizma.
Bacterial Meningitis
Beyin ve omuriliği çevreleyen koruyucu zarların (meninksler) bakteriyel etkenler sonucunda iltihaplanmasıyla karakterize, acil müdahale gerektiren ciddi bir nörolojik tablodur.
Baldwin Effect
Bireysel öğrenme ve davranış değişikliğinin, doğal seçilim süreçlerini yönlendirerek nesiller boyunca genetik adaptasyona dönüşmesini savunan evrimsel mekanizma.
Balint's Syndrome / Bálint’s Syndrome
🔹 1. (Balint's syndrome): Beynin parietooksipital bölgelerinin çift taraflı lezyonlarından kaynaklanan; optik ataksi, okülomotor apraksi ve simültanagnozi triadıyla karakterize nöropsikolojik bir bozukluktur. 🔹 2. (Bálint’s syndrome): Beynin paryeto-oksipital bölgelerindeki bilateral lezyonlardan kaynaklanan; optik ataksi, okülomotor apraksi ve simültanoagnozi triadıyla karakterize nadir bir uzamsal ve dikkatsel bozukluktur.
Ballistic
Başlatıldıktan sonra anlık geri bildirim mekanizmalarıyla değiştirilemeyen, açık döngülü motor kontrolüne dayanan hızlı hareket türü.
Ballet’s Disease
Otonom göz içi refleksleri korunurken, göz ve göz bebeği hareketlerinin kaybıyla karakterize nadir bir okülomotor bozukluk.
Ballismus
Nörolojik hasara bağlı şiddetli kas kasılmalarından kaynaklanan, uzuvların istemsiz ve savurgan biçimde fırlatılması hareket bozukluğudur.
Bhang
Cannabis sativa bitkisinin kurutulup toz haline getirilmiş yaprak ve çiçeklerinden elde edilen, genellikle yiyecek ve içeceklere karıştırılan hafif psikedelik bir kenevir preparatıdır.
Bandpass Filter
Belirli bir frekans aralığındaki sinyallerin geçişine izin verirken, bu aralığın dışındaki düşük ve yüksek frekanslı sinyalleri zayıflatan veya filtreleyen elektronik veya dijital sinyal işleme aracı.
Band Symmetry
Veri setlerinde veya istatistiksel dağılımlarda belirli bant aralıklarının gösterdiği simetrik yapı ve dengedir.
Bar-
Terminolojide basınç, ağırlık veya barometrik ölçümleri ifade eden kelimelerin başında yer alan bir kök önekidir.
Baragnosis
Elde tutulan nesnelerin ağırlıklarını doğru bir şekilde tahmin etme ve kıyaslama yeteneğinin nörolojik hasara bağlı olarak yitirilmesi durumu.
Bárány Test
İç kulaktaki yarım daire kanallarının işlevselliğini değerlendirmek amacıyla hastanın özel bir sandalyede döndürülmesi ve ortaya çıkan nistagmusun incelenmesi esasına dayanan klinik vestibüler test.
Baresthesia
Vücut yüzeyine uygulanan ağırlık veya basınç uyarılarını algılama yeteneği ve somatosensoriyel duyusu.
Baro- (bar-)
Fiziksel basınç veya ağırlık bildiren bileşik kelime kökü.
Barognosis
Elde tutulan nesnelerin ağırlığını doğru bir şekilde tahmin etme ve ayırt etme yeteneği.
Barona Equation
Beyin hasarı veya nörolojik hastalıklar öncesindeki zeka düzeyini (premorbid IQ) tahmin etmek amacıyla yaş, eğitim ve mesleki geçmiş gibi demografik değişkenleri kullanan istatistiksel bir formüldür.
Baroreceptor
Kalpte ve büyük arterlerde yer alan, kan basıncındaki değişimleri algılayan ve bu bilgiyi otonom sinir sistemi aracılığıyla beyne ileten basınç reseptörüdür.
Barotitis
Atmosferik basınç değişikliklerinin ani ve dengesiz maruziyeti sonucu orta kulak yapılarında ortaya çıkan bozukluk ve enflamatuar durum.
Barr Body
Dişi memelilerin somatik hücre çekirdeğinde yer alan, dozaj kompensasyonunu sağlamak üzere inaktive edilmiş ve yoğunlaşmış X kromozomudur.
Stepdown Test
Kemirgenlerde korku koşullanması ve sakınma öğrenmesini değerlendirmek amacıyla yüksek bir platformdan tabana inme süresini ölçen davranışsal hafıza testi.
İmprinting
Hayatın erken evrelerindeki hassas bir kritik dönemde gerçekleşen, geri döndürülemez ve deneyimle kalıcı hale gelen hızlı öğrenme ve bağlanma süreci.
Pressure Sense
Çevresel faktörlerin neden olduğu stres, gerilme, sıkışma, genleşme veya kayma kuvvetlerinin derideki mekanoreseptörler aracılığıyla algılanması.
Pressure-threshold Test
Derecelendirilmiş sertliğe sahip bir dizi kıl veya filament kullanılarak bireyin mekanik basınç duyarlılığının ölçüldüğü duyusal bir değerlendirme prosedürüdür.
Pressure Gradient
Cildin herhangi bir bölgesine bir uyarıcı uygulandığında, her yöne doğru yayılan kademeli basınç azalışı.
Pressure Spot
Vücut yüzeyinde mekanik basınç uyarılarına karşı özellikle yüksek duyarlılık gösteren hassas anatomik bölgeler.
Simple Eye
Omurgalıların çoğunda ve bazı omurgasızlarda bulunan, tek bir odaklama elemanı ve bir veya daha fazla fotosensitif hücreden oluşan ışık algılama organı.
Simple Cell
Striat kortekste bulunan ve görsel alandaki belirli bir yönelim ve konuma sahip çizgi veya kenarlara en yüksek yanıtı veren nöron türü.
Dominant Allele
Aynı genin iki farklı versiyonu bir arada bulunduğunda, diğer versiyonun (çekinik alel) etkisini baskılayarak fenotipte kendini gösteren gen varyantıdır.
Dominance Hierarchy
Grup üyeleri arasında prestij, statü, otorite ve kaynaklara erişim açısından karasal veya doğrusal bir düzen oluşturan sosyal öncelik sistemi.
Head Retraction
Nazal mukozadaki reseptörlerin keskin bir şekilde irrite edilmesi durumunda başın istemsiz ve refleksif olarak geriye doğru çekilmesi.
Dizziness
Hafif sersemlik, dengesizlik, bayılma korkusu veya bulantıyla karakterize, uzaysal yönelim bozukluğu hissi.
Head Nystagmus
Bir bireyin döndürülmesinin ardından başın önce zıt yönde yavaş bir hareket yapması, bunu takiben rotasyon yönünde hızlı bir hareketle başlangıç pozisyonuna dönmesiyle karakterize istemsiz baş salınımı.
Dominance
Diğerleri üzerinde etki veya kontrol kurma eğilimi; nörolojide serebral hemisferlerin, genetikte ise alellerin fenotipik üstünlüğünü ifade eden çok boyutlu kavram.
Thumb Opposition
Başparmak ile işaret parmağının cımbız tutuşu hareketini koordine etme becerisidir; insan evriminde alet kullanımının temel motor ön koşuludur.
Henbane
Akdeniz ve Güney Avrupa'ya özgü, antikanser ve antikolinerjik alkaloidler içeren, yüksek dozlarda deliryum ve halüsinasyonlara yol açabilen zehirli bir bitki türüdür (Hyoscyamus niger).
Batesian Mimicry
Zararsız veya yenilebilir bir türün, avcılardan korunmak amacıyla zehirli veya tehlikeli bir türün fiziksel renk ve form özelliklerini taklit ettiği evrimsel bir adaptasyon biçimidir.
Western Aphasia Battery (WAB)
Spontan konuşma, anlama, tekrarlama ve adlandırma gibi dil becerilerinin çok yönlü değerlendirilmesini sağlayarak afazinin tipini ve şiddetini saptayan standart bir nöropsikolojik test bataryasıdır.
Bathy-
Biyolojik, anatomik veya coğrafi terminolojide 'derinlik' ya da 'derin' anlamını veren birleşik sözcük kökü.
Bathyesthesia
Vücudun deri altı ve derin dokularındaki duyumların algılanması durumu; derin duyarlılık.
Base Pair
DNA veya RNA'nın çift sarmal yapısında hidrojen bağlarıyla birbirine tutunan iki nükleobazdan oluşan temel moleküler birim.
Basal Nuclei
Serebral hemisferlerin derinliklerinde yer alan, istemli hareketlerin başlatılması, modülasyonu ve motor öğrenmede kritik rol oynayan birbirine bağlı subkortikal nükleuslar grubu.
Basal Dendrite
Piramidal hücrelerin soma tabanından yatay düzlemde uzanan ve sinaptik girdileri alan ağaçsı sinir hücresi uzantısıdır.
Basal Skin Resistance
Deri tabanının elektriksel akıma karşı gösterdiği sürekli direnç miktarıdır ve otonom sinir sistemi uyarılma düzeyinin göstergesidir.
Basal Ganglia
Serebral hemisferlerin derinerinde yer alan ve hedefe yönelik istemli hareketlerin planlanması, başlatılması ve modülasyonunda kritik rol oynayan nükleer yapılar kümesi.
Basal Cell
Vücuttaki birçok epitel dokunun en alt tabakasında, bazal membran ile diğer hücreler arasında yer alan ve doku homeostazını koruyan kök hücre benzeri temel hücre tipi.
Basal Metabolism
Uyanık haldeyken, istirahat durumundayken ve termoregülasyon için enerji harcanmıyorken vücudun hayati fonksiyonlarını sürdürmesi için gereken minimum enerji harcamasıdır.
Basal Forebrain
Serebral kortekse ve hipokampusa yaygın kolinerjik projeksiyonlar gönderen; hafıza, öğrenme ve dikkat süreçlerinde kritik rol oynayan ventral ön beyin bölgesi.
Basilar Membrane
Salyangozun içinde yer alan ve Corti organını destekleyerek ses dalgalarını mekanik olarak frekanslarına göre ayrıştıran lifli yapı.
Basilar Artery
İki vertebral arterin birleşmesiyle oluşan ve beyin sapı ile serebrumun arka kısımlarına oksijen zengini kan taşıyan ana kafa tabanı atardamarı.
Basolateral Group
Amigdala kompleksinin en büyük kısmını oluşturan, duyusal girdileri işleyerek korku koşullanması ve duygusal öğrenmede kritik rol oynayan nükleer yapı kümesidir.
Bcl-2
Programlı hücre ölümünü (apoptozu) düzenleyen protein ürünlerini kodlayan gen ailesidir.
Sauce Béarnaise Effect
Bireyin yeni veya belirli bir yiyeceği tükettikten kısa süre sonra hastalanması durumunda, hastalığın gerçek sebebinden bağımsız olarak o yiyeceğe karşı kalıcı bir koşullu tat kaçınması geliştirmesidir.
İnfant Consciousness
Yeni doğanların ve bebeklerin duyusal farkındalık, istemli eylem ve fenomenal deneyim kapasitelerinin bütünüdür.
İnfant States Of Arousal
Bebeklerin yaşamın ilk evrelerinde deneyimledikleri; düzenli/düzensiz uyku, ağlama, uyanık hareketlilik ve uyanık inaktivite gibi öngörülebilir davranışsal durumların döngüsel bütünüdür.
Skill Learning
Kapsamlı pratik yoluyla kazanılan; performansın kolaylığı, hızı ve doğruluğu ile tanımlanan bir görevi yetkinlikle yerine getirme yeteneğinin edinilmesidir.
Bechara Gambling Task
Iowa Kumar Görevi ile eşdeğer olan, bireylerin belirsizlik, ödül ve ceza dengesi altındaki karar verme süreçlerini ve ventromedial prefrontal korteks işlevselliğini ölçen deneysel bir testtir.
Body
Bir organizmanın, özellikle insan ve hayvanların zihinsel süreçlerden bağımsız olarak sahip olduğu fiziksel yapısının tamamı.
Body Percept
Bireyin kendi fiziksel özelliklerine dair zihninde biçimlendirdiği; zayıflık, güç, çekicilik veya boy gibi nitelikleri içeren mental imaj.
Out-of-body Experience
Bireyin zihninin, ruhunun veya bilinç odağının fiziksel bedenini terk ettiğini ve dışarıdan bağımsız bir şekilde algılamaya devam ettiğini hissettiği dissosiyatif bir yaşantıdır.
Body Awareness
Bireyin herhangi bir anda kendi fiziksel benliğini ve bedenini algılama kapasitesidir.
Body Odor
Cilt salgılarının, özellikle terin, derideki bakteriler tarafından parçalanmasıyla ortaya çıkan özgün koku.
Body Schema
Organizmanın uzuvlarının konumunu ve anlık duruşunu bilinçaltı düzeyde organize eden, kesintisiz güncellenen içsel sensomotorik model.
Body Type
Bireylerin fiziksel yapısına veya vücut formuna göre sınıflandırılması.
Békésy Audiometer
Hastanın işitme eşiğini kendi kontrolündeki buton yanıtlarıyla mürekkep kaydedici üzerine grafiksel olarak çıkaran ilk otomatik odyometredir.
Békésy Traveling Wave
Kokleanedeki baziler membran boyunca ses frekanslarına bağlı olarak hareket eden, Georg von Békésy tarafından keşfedilmiş mekanik ilerleyen dalgadır.
Bekhterev’s Nystagmus
İkinci labirentin kaybının ardından, kompanzatuar mekanizmaların bozulmasıyla ortaya çıkan özel bir nistagmus formudur.
Anticipation / Expectancy / Expectation
🔹 1. (anticipation): Gelecekteki bir olayın veya durumun, genellikle duygu (haz veya kaygı) yüklü olarak zihinsel düzeyde önceden tasarlanması ve beklenmesi. 🔹 2. (expectancy): Uyarıcılar veya tepkiler arasındaki öngörülebilir ilişkilerden doğan ve bireyin bir duruma yaklaşımını ya da belirli bir sonuca ulaşma inancını şekillendiren içsel durum. 🔹 3. (expectation): Gelecekteki belirli bir olayın veya durumun gerçekleşmesine yönelik gergin, duygusal bir öngörü hali ya da olasılık kuramında rastgele bir değişkenin uzun vadeli ortalaması.
Anticipatory Response
Uyarıcı henüz sunulmadan önce ortaya çıkan fizyolojik veya davranışsal tepki.
Waist-to-hips Ratio
Bel çevresi ölçümünün kalça çevresi ölçümüne bölünmesiyle elde edilen ve evrimsel psikolojide çekicilik algısı, tıp biliminde ise kardiyovasküler risk değerlendirmesinde kullanılan oran.
Emergent Evolution
Yeni biyolojik türlerin ve adaptasyonların atasal kaynaklardan evrildiğini ancak bu kaynakların basit bir toplamına veya indirgeyici mekanizmalarına indirgenaemeyeceğini öne süren teoridir.
Expression
İçsel bir durumun, özelliğin veya genetik bilginin dış dünyada gözlemlenebilir bir biçimde tezahür etmesi.
Bell’s Palsy
Yüz sinirinin (VII. kranial sinir) idiyopatik inflamasyonu veya sıkışması sonucu yüzün tek taraflı kas güçsüzlüğü veya tam felci.
Bell’s Phenomenon
Gözleri kapatma girişimi sırasında göz kürelerinin istemsiz olarak yukarı ve dışa doğru yukarı kaymasıyla karakterize koruyucu bir refleks.
Bell–magendie Law
Omuriliğin ventral (ön) köklerinin motor işlev taşıdığını, dorsal (arka) köklerinin ise duyusal iletim sağladığını belirten nörofizyolojik ilke.
Belladonna Alkaloid
Atropa belladonna bitkisinden elde edilen ve periferik ile merkezi sinir sisteminde antikolinerjik (parasempatolitik) etki gösteren doğal bileşikler grubu.
Attribute Model Of Memory
Öğrenme ve bellek deneyimlerinin farklı boyutlarının veya niteliklerinin (uzay, zaman, duyusal özellikler, tepki ve duygusal unsurlar) beynin farklı bölgeleri tarafından işlendiğini öne süren kuramsal model.
Reactivation Of Memory
Kodlanmış bir anının, orijinal edinildiği koşullara benzer çevresel uyaranlar veya ipuçları aracılığıyla yeniden çağrılması ve işlevsel duruma getirilmesi süreci.
Memory Storage
Kodlanan bilginin sinirsel ağlar ve sinaptik değişiklikler aracılığıyla organizmanın sinir sisteminde muhafaza edilme süreci.
Memory Training
Genel bellek performansını yinelemeli pratikler, strateji öğretimi ve beceri geliştirme yoluyla artırmayı hedefleyen yapılandırılmış müdahalelerin genel adıdır.
Memory Trace
Sinir sisteminde bir öğrenme deneyimini veya bilgiyi kodladığı varsyılan, nöral değişiklikleri temsil eden hipotetik yapı.
Memory Rehabilitation
Edinilmiş beyin hasarı veya nörolojik rahatsızlıklar sonrasında ortaya çıkan bellek bozukluklarının günlük yaşam üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmayı ve işlevselliği artırmayı hedefleyen yapılandırılmış klinik müdahale.
Memory Retraining
Nörolojik defisitleri olan bireylerin çalışan bellek süreçlerini geliştirmek amacıyla bilişsel rehabilitasyon kapsamında uygulanan sistematik stratejiler bütünüdür.
Selfish Gene Hypothesis
Genlerin temel varlık amacının kendilerini kopyalamak olduğunu ve doğal seçilimin birincil biriminin organizmalar değil genler olduğunu öne süren evrimsel biyoloji hipotezi.
Selfish Herd
Bireylerin karşılıklı yardımlaşma veya sosyal aidiyet amacıyla değil, diğerini tehlikeye karşı bir kalkan olarak kullanma motivasyonuyla oluşturduğu kümelenme.
Bender Visual–motor Gestalt Test
Bireylerin görsel-motor işlevselliğini, algısal yeteneklerini ve yapılandırma becerilerini değerlendirmek amacıyla geometrik figürlerin kopyalanması ve hafızadan yeniden çizilmesi esasına dayanan nöropsikolojik bir testtir.
Benton Visual Retention Test (BVRT)
Katılımcıların geometrik tasarımları kısa bir süre gördükten sonra bellekten yeniden çizmesini sağlayarak görsel algı, kısa süreli görsel bellek ve yapılandırma becerilerini değerlendiren standart bir nöropsikolojik testtir.
Benzene
Kronik olarak solunduğunda böbrek yetmezliğine ve ölüme yol açabilen uçucu bir organik çözücüdür.
Similarities Test
Katılımcının iki veya daha fazla uyaran arasındaki ortak özellikleri belirtmesini veya nesneleri benzerliklerine göre kategorize etmesini gerektiren bilişsel değerlendirme aracı.
Benzisoxazole
Risperidon ve iloperidon gibi atipik antipsikotik ilaçların kimyasal yapısında temel iskelet olarak yer alan aromatik organik bileşik sınıfı.
Benzodiazepine Agonist
Benzodiazepin reseptör kompleksinin alt birimlerine bağlanmayı kolaylaştırarak gama-aminobütirik asit (GABA) sisteminin inhibitör etkilerini güçlendiren psikoaktif ajan.
Benzothiadiazide
Tiyazid tipi diüretiklerin temel kimyasal yapısını oluşturan, özellikle böbrek tübüllerinde sodyum ve klorür reabsorpsiyonunu inhibe eden heterosiklik bileşik sınıfı.
BP
İstemli bir hareketin gerçekleştirilmesinden hemen önce kortekste meydana gelen yavaş negatif beyin potansiyeli değişimidir.
Berger Rhythm
İnsan beyninde uyanık fakat gözler kapalı dinlenme durumunda, özellikle oksipital kortekste baskın olarak ortaya çıkan 8-12 Hz frekansındaki elektriksel salınımdır; yaygın adıyla alfa dalgasıdır.
Beriberi
Tiamin (B1 vitamini) eksikliğine bağlı olarak gelişen; sinir sistemi ve kardiyovasküler sistemi, nörolojik bulgular ile kardiyak anomalilerle karakterize eden beslenme kaynaklı bir hastalıktır.
Nutrient
Vücut dokularının büyümesi, onarımı ve idamesi ile metabolik enerji üretimi için dışarıdan alınması zorunlu olan kimyasal maddelerin bütünü.
Food-intake Regulation
Günlük kalori ve besin öğesi alımının; çevresel sıcaklık, harcanan enerji ve metabolik gereksinimler doğrultusunda dengede tutulmasını sağlayan homeostatik süreç.
Food Caching
Hayvanların ileride tüketmek üzere yiyecekleri saklaması veya depolaması süreci.
Dietary Selection
Bir organizmanın kalori, yağ, protein, mineral ve vitaminler açısından optimal besin dengesini koruyacak gıdaları tercihen seçme kapasitesidir.
Nutrition
Sağlıklı işlevsellik için gerekli besin maddelerinin organizma tarafından edinilmesi ve kullanılması süreci.
Feeding Center
Lateral hipotalamusta yer alan ve uyarldığında beslenme davranışı ile yeme dürtüsünü tetikleyen klasik beyin bölgesi.
Beta Wave
Elektroensefalografide (EEG) 13–30 Hz frekans aralığında ölçülen, uyanık farkındalık, aktif zihinsel çaba ve odaklanmış dikkat durumlarıyla ilişkilendirilen elektriksel beyin aktivitesi.
Beta Receptor
Sempatik sinir sisteminin katekolaminler (adrenalin ve noradrenalin) tarafından uyarılmasını sağlayan ve hücre zarında yer alan bir grup G-protein kenetli reseptördür.
Beta Rhythm
13-30 Hz frekans aralığında değişen, uyanıklık, aktif zihinsel çaba ve odaklanma durumlarında öne çıkan yüksek frekanslı elektroensefalografik (EEG) beyin dalgası paterni.
Beta-adrenergic Receptor
Norepinefrin ve epinefrin gibi katekolaminleri bağlayan, sempatik sinir sistemi aktivasyonunu ve buna bağlı fizyolojik yanıtları tetikleyen transmembran reseptör sınıfıdır.
Beta-adrenoreceptor Blocking Agent
Sempatik sinir sistemindeki beta-adrenerjik reseptörlere bağlanarak katekolaminlerin (adrenalin ve noradrenalin) etkilerini bloke eden farmakolojik ajan sınıfı.
Beta-adrenergic Receptor Kinase (bark)
Beta-adrenerjik reseptörleri inaktive ederek hücre içi ikincil haberci yolaçlarını bloke eden siklik AMP bağımlı bir G protein kenetli reseptör kinazdır.
Beta-endorphin
Ağrı ve açlık süreçlerinde rol oynayan, opioid reseptörlerine bağlanarak analjezik etki yaratan ve dopaminerjik yolların inhibisyonunu kaldıran endojen bir nöropeptittir.
Beta-secretase (β-secretase)
Amiloid öncü proteinini (APP) keserek beyin dokusunda Alzheimer hastalığına yol açabilen beta-amiloid plaklarının oluşumunu başlatan bir enzimdir.
Betel Nut
Areca catechu ağacının, Hindistan ve Pasifik Okyanusu kıyılarındaki yerel halklar tarafından uyarıcı olarak çiğnenen tohumudur.
Betz Cell
Serebral korteksin beşinci tabakasında, özellikle motor kortekste yer alan ve istemli kas hareketlerini yöneten büyük piramidal nöron türüdür.
White Commissure
Omuriliğin her iki tarafındaki yükselen ve alçalan beyaz madde lif sütunlarını birbirine bağlayan, hem duyu hem de motor miyelinli lif demetidir.
Brain
Merkezi sinir sisteminin kafatası içerisinde yer alan, omurgalılarda en karmaşık yapıya sahip ve tüm duyusal, bilişsel ve motor süreçleri koordine eden ana organıdır.
Brain Weight
Genç bir yetişkin insanda ortalama 1.450 gram olan, fil ve balina gibi bazı memelilerde ise 9.000 gramı aşabilen merkezi sinir sistemi organının kütlesel ölçüsüdür.
Brain Abscess
Beyin dokusu içinde yer alan, genellikle ikincil enfeksiyonlar sonucu gelişen ve sınırlı bir alanda irin toplanmasıyla karakterize, nörolojik işlev bozukluklarına yol açabilen patolojik durum.
Brain Research
Beynin yapı ve işlevlerini anatomik, histopatolojik, nörokimyasal, elektrofizyolojik ve nörogörüntüleme yöntemleriyle inceleyen çok disiplinli araştırma alanı.
Brain Asymmetry
Beynin sol ve sağ yarımküreleri arasında yapısal, işlevsel veya nörokimyasal mimaride görülen sistematik farklılıklar bütünüdür.
Brain Atlas
Beynin anatomik yapılarını, bölgelerini ve nükleuslarını mikro veya makro düzeyde detaylı illüstrasyonlar ve koordinat sistemleriyle haritalandıran kapsamlı başvuru koleksiyonu.
Brain Atrophy
Nöronların ve bunlar arasındaki sinaptik bağlantıların kaybına bağlı olarak beyin dokusunda ve hacminde meydana gelen yapısal küçülme.
Brain Bank
Nörolojik ve psikiyatrik bozuklukların postmortem histopatolojik incelemelerini, moleküler analizlerini ve beyin haritalama çalışmalarını mümkün kılmak amacıyla nörodejeneratif hastalık geçmişi olan bireylerin beyin dokularının toplandığı ve saklandığı sistematik biyolojik arşiv programı.
Brain Disorder
Normal beyin fonksiyonlarının aksamasıyla karakterize edilen; bilişsel, duygusal ve davranışsal bozulmalara yol açan her türlü klinik tablo.
Brain Splitting
Beynin iki serebral hemisferinin cerrahi olarak birbirinden ayrılması işlemi olup, genellikle corpus callosum'un kesilmesini ifade eder.
Brain Growth
Beynin hacminde, kütlesinde ve nöral karmaşıklığında gebelik döneminden erken yetişkinliğe kadar gerçekleşen gelişimsel artış.
Brain Nucleus
Serebrum veya serebellum içerisinde belirli bir işlev ya da işlevler grubunu koordine etmekle görevli, iyi sınırlanmış nöron hücre gövdeleri kümesi.
Brain Waves
Beynin farklı bölgelerinden yayılan, uyku evrelerini ve bilişsel süreçleri incelemede kullanılan spontan ve ritmik elektriksel impulslardır.
Brainwave Entrainment
Beyin dalgalarının, işitsel veya görsel gibi dış çevresel uyarıcıların frekansı ile doğal olarak uyumlanması ve senkronize olması sürecidir.
Brain-wave Therapy
Öğrenme, bellek ve terapötik içgörü süreçlerinde kritik rol oynadığı öne sürülen alfa ve teta dalgalarını uyarmayı amaçlayan alternatif veya tamamlayıcı bir müdahale yöntemidir.
Brain Electrical Activity Mapping (BEAM)
Beynin elektriksel aktivitesini analiz etmek ve topografik olarak renkli haritalar halinde görüntülemek için kullanılan bilgisayarlı elektroensefalografi sistemi.
ESB
Beyin dokusunun belirli bölgelerine elektrotlar aracılığıyla elektrik akımı verilerek nöronal aktivitenin yapay olarak tetiklenmesi veya baskılanması süreci.
Brain İmaging
Sağlam bir kafatası yapısı bozulmaksızın, manyetik rezonans, bilgisayarlı tomografi ve pozitron emisyon tomografisi gibi non-invaziv bilgisayarlı teknikler aracılığıyla beynin anatomisinin veya aktivitesinin incelenmesi.
Brain Graft
Hasar görmüş veya işlevini yitirmiş beyin dokusunu onarmak ya da eksik nörolojik işlevleri telafi etmek amacıyla gerçekleştirilen cerrahi doku nakli veya implantasyonu.
Brain Mapping
Farklı işlevlerin belirli beyin bölgelerine atandığı, beynin görsel ve mekânsal bir temsilini oluşturma süreci.
Brain Damage / Brain İnjury
🔹 1. (brain damage): Doğum öncesi enfeksiyonlardan travmalara, inmelerden toksik ajanlara kadar pek çok farklı etiyolojik faktöre bağlı olarak beyin dokusunda meydana gelen ve kognitif, motor veya duyusal işlevlerde bozulmayla kendini gösteren yapısal zarar. 🔹 2. (brain injury): Beyin dokusunda yapısal veya işlevsel bozulmaya yol açan, travmatik, vasküler veya nörodejeneratif etkenlerle ortaya çıkan hasar durumu.
Brain Comparator
Planlanan motor eylem ile bu eylemin sonucunda ortaya çıkan duyusal geri bildirimi eşzamanlı olarak kıyaslayan varsayımsal sinirsel yapı.
BDNF
Nöronların hayatta kalmasını, gelişimini ve sinaptik plastisiteyi destekleyen temel bir protein ve büyüme faktörüdür.
Brain-derived Neurotrophic Factor (BDNF)
Sinaptik plastisiteyi, nörojenezi ve nöronal hayatta kalmayı düzenleyen, nöronların karmaşıklığını destekleyen temel bir nörotrofindir.
Brain Contusion
Kafatası travması sonucu beyin parankiminin doğrudan darbe alan veya 'contre-coup' (karşı darbe) mekanizmasıyla kafatası içi kemik çıkıntılara çarparak ezilmesi ve kılcal damar hasarına bağlı kanama geçirmesi durumudur.
Brain Lesion
Travma, hastalık, cerrahi, tümör, inme veya enfeksiyon kaynaklı herhangi bir beyin dokusu hasarı.
Brain Localization Theory
Beynin farklı anatomik bölgelerinin belirli ve özgül zihinsel ya da fizyolojik işlevleri yönettiğini öne süren nöroloji ve psikoloji kuramı.
Brain Center
Beyin dokusu içinde belirli duyusal, motor veya bilişsel işlevleri koordine etmekten sorumlu anatomik veya işlevsel olarak özelleşmiş bölgeler bütünü.
CSF
Merkezi sinir sistemini çevreleyen, mekanik ve immünolojik koruma sağlayan berrak ve renksiz fizyolojik sıvı.
Cerebral Edema
Beyin dokusunun hücresel içi veya dışı boşluklarında patolojik sıvı birikimi ve buna bağlı olarak kafa içi basıncın tehlikeli düzeyde artması durumu.
Brain Fingerprinting
Suç mahalline ait detayların sunulmasıyla ortaya çıkan tanısal beyin dalgası tepkilerini ölçerek bilginin bireyin hafızasında yer alıp almadığını inceleyen adli nöroloji tekniği.
Brain Pathology
Beyni etkileyen, yapısal veya işlevsel bozulmalara yol açan her türlü hastalık, tümör, travmatik yaralanma ya da patolojik durum.
Brain Plasticity
Beynin, deneyimler, öğrenme, çevresel uyarıcılar ya da travmatik hasarlar sonrasında sinaptik bağlantılarını ve yapısal organizasyonunu yeniden biçimlendirme kapasitesidir.
Brain Potential
Beyin hücrelerinin elektriksel aktivitesi sonucu ortaya çıkan ve elektroensefalografi gibi yöntemlerle ölçülebilen elektriksel potansiyel farkıdır.
Brain Reserve
Merkezi sinir sistemindeki nöronal kapasitenin ve sinaptik yoğunluğun, beyin dokusunda meydana gelen hasar veya dejeneratif kayıplara karşı bir tampon görevi görerek klinik semptomların ortaya çıkışını geciktirme kapasitesi.
Brainstem
Serebrum ile omuriliği birbirine bağlayan; orta beyin, pons ve medulla oblongata yapılarını içeren ve hayati otonom fonksiyonları yöneten alt beyin bölgesidir.
Brainstem Auditory Evoked Response
İşitsel bir uyarıcının ardından beyin sapından kaydedilen ve sinir sisteminin bütünlüğünü değerlendirmede kullanılan olaya ilişkin potansiyel.
Brain Syndrome
Beynin yapısal veya işlevsel bozukluklarına bağlı olarak ortaya çıkan ve genellikle bilişsel, davranışsal ve nörolojik bulgularla karakterize edilen klinik belirtiler kümesidir.
Brain Scan
Hasarlı beyindeki yapısal veya işlevsel anormallikleri ortaya çıkarmak ya da sağlıklı beynin aktivitesini ölçmek amacıyla kullanılan çeşitli görüntüleme tekniklerinin genel adıdır.
Brain Trauma
Kafaya alınan darbe, mermi yaralanması veya serebrovasküler olaylar gibi etkenler sonucunda beyin dokusunda meydana gelen fiziksel hasar.
Brain Tumor
Kafatası içinde gelişen, sağlıklı dokuları tahrip ederek ya da kafa içi basıncı artırarak nörolojik işlev bozukluklarına yol açan anormal doku büyümesidir.
Brain Stimulation
Nöral devrelerin işlevlerini haritalandırmak veya nöropsikiyatrik bozuklukları tedavi etmek amacıyla beynin belirli bölgelerine elektriksel, manyetik ya da cerrahi yöntemlerle müdahale edilmesidir.
Brain Volumetry
Manyetik rezonans görüntüleme (MRG) kullanılarak beynin ve yapısal bileşenlerinin hacimsel olarak ölçülmesini sağlayan kantitatif nörogörüntüleme yöntemidir.
Brain–computer İnterface (BCI)
Beynin elektriksel aktivitesini harici cihazları veya ekranları kontrol edebilen sinyallere dönüştüren ve kas aktivitesine ihtiyaç duymayan iletişim/kontrol sistemidir.
Brain–machine İnterface (BMI)
Merkezi sinir sistemi ile harici bir yapay cihaz veya bilgisayar sistemi arasında doğrudan iletişim yolu kuran donanım ve yazılım mimarisi.
Arcuate Zone Of The Brain
Omurilikten pons bölgesine kadar uzanan, retiküler formasyonun yay şeklindeki kısımlarını, iç/dış arkus liflerini ve arkus çekirdeklerini içeren anatomik bölge.
Electrical Activity Of The Brain
Beyin potansiyellerindeki spontan veya uyarılmış elektriksel değişimler; saç derisine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla 1 ile 50 Hz arası frekanslarda kaydedilen salınımlardır.
Electrical Self-stimulation Of The Brain (ESSB)
Canlının, beyninin belirli ödül devrelerine elektrotlar aracılığıyla kendi iradesiyle elektrik akımı vermesi ve bu durumun aşırı pekiştireç etkisi yaratması süreci.
Electrostimulation Of The Brain (ESB)
Beynin belirli bir bölgesinin işlevlerini haritalandırmak veya tedavi etmek amacıyla bu bölgeye elektrik akımı uygulanması.
Evolution Of The Brain
Kompleks canlıların beyinlerinin, milyonlarca yıl içinde basit sinir ağlarından omuriliğe ve nihayetinde kıvrımlı serebral kortekse sahip gelişmiş ön beyne evrilmesini inceleyen kavram.
Gland
Vücut içi veya dışı kullanım için kimyasal maddeler sentezleyip salgılayan özelleşmiş organ veya doku.
Whisker Barrel
Kemirgenlerin somatosensoryal korteksinde yer alan, her bir yüz bıyığından gelen duyusal bilgiyi somut bir haritalandırmayla işleyen silindirik nöron kolonları.
Bielschowsky’s Disease
Gözlerin yukarı veya aşağı yönde senkronize bir şekilde dikey hareket etme yeteneğinin geçici olarak kaybolmasıyla karakterize nörooftalmolojik durum.
Bicuculline
GABA_A reseptörleri üzerinde rekabetçi antagonist olarak etki gösteren, bitkisel kökenli güçlü konvülsan alkaloid.
Declarative Memory
Olguların ve olayların bilinçli olarak hatırlanmasını ve sözel olarak ifade edilmesini sağlayan uzun süreli bellek sistemidir.
Nondeclarative Memory
Bilinçli hatırlama gerektirmeyen, otomatik olarak çalışan ve deneyimlerle beceri veya performans düzeyini artıran bellek türüdür.
Compound Eye
Böcekler ve kabuklular gibi bazı eklembacaklılarda bulunan, 'ommatidyum' adı verilen çok sayıda bağımsız görsel üniteden oluşan vizyon organı.
İnformation Test
Farklı alanlarda ve çeşitli karmaşıklık düzeylerinde bireyin genel kültür ve bilgi birikimini ölçen psikometrik araç.
Computer-assisted Diagnosis
Klinisyenlerin tıbbi görüntüleri ve klinik verileri analiz ederek tanı koyma süreçlerini optimize etmek amacıyla algoritmik sistemlerden yararlandığı teknolojik yaklaşım.
BT / Computed Tomography (CT) / CT Scan
🔹 1. (BT): X-ışını ve gelişmiş bilgisayar algoritmaları kullanarak vücudun yapısal ve anatomik kesitsel görüntülerini elde etmeyi sağlayan tanısal görüntüleme yöntemi. 🔹 2. (computed tomography (CT)): X-ışını demetlerinin farklı açılardan dokulardan geçirilmesi ve bilgisayar algoritmalarıyla kesitsel üç boyutlu görüntüler oluşturulmasını sağlayan radyografik görüntüleme tekniği. 🔹 3. (CT scan): X-ışını projeksiyonlarını bilgisayar destekli algoritmalarla birleştirerek vücudun kesitsel üç boyutlu anatomik haritasını çıkaran gelişmiş nörogörüntüleme ve radyolojik yöntem.
Conscious (cs) / Consciousness
🔹 1. (conscious (Cs)): Bireyin içsel ve dışsal çevresine dair anlık farkındalığını ve deneyimlediği algı, düşünce ve duygu akışını içeren zihinsel durum. 🔹 2. (consciousness): Bir organizmanın içsel ve dışsal çevresine dair sahip olduğu öznel farkındalık hâli ve deneyimlerin zihinsel olarak yaşanması.
Dimensions Of Consciousness
Bir bireyin bilinçlilik halinin genel niteliğinin; duygu durum, dikkat odağı, mekansal farkındalık, öz-bilinç ve kimliklenme gibi değişkenler üzerinden değerlendirilmesini sağlayan çok boyutlu yapı.
ASC
Bireyin normal uyanıklık halinden belirgin şekilde farklılaşan, algı, biliş, duygu ve zaman-mekan oryantasyonunda sapmalarla karakterize öznel zihinsel durum.
Ontogeny Of Conscious Experience
Bir organizmada bilinçli farkındalığın gelişimsel süreçte ortaya çıkışı ve evrimleşme evreleridir.
Levels Of Consciousness
Bireyin çevresel uyaranlara verdiği yanıt verme kapasitesini ve uyanıklık derecesini belirleyen, normal uyanıklıktan derin komaya kadar uzanan nörofizyolojik spektrum.
Evolution Of Consciousness
Bilincin, hayvanlarda biyolojik bir adaptasyon olarak ortaya çıkma ve gelişme süreci.
Loss Of Consciousness (LOC)
Normalde bilinçli olan bir organizmanın dış dünya deneyimleme ve istemli kontrol uygulama yeteneğini yitirdiği durum.
Spectrum Of Consciousness
Transpersonel psikolojide insan deneyiminin ruhsal ve zihinsel katmanlarını, nörolojide ise uyanıklık ve farkındalığın bütünsel aralığını ifade eden multidisipliner bir kavramdır.
Bilirubin
Kırmızı kan hücrelerinin hemoglobin yıkımı sonucunda oluşan, safranın turuncu-sarı renkli ana pigmenti.
Bilirubin Encephalopathy
Safra pigmenti olan bilirubinin bazal ganglionlarda ve beyin sapı çekirdeklerinde birikmesi sonucu ortaya çıkan nörodejeneratif tablo.
Cognitive Training
Dikkat, çalışma belleği, yürütücü işlevler ve problem çözme gibi temel bilişsel yetileri geliştirmeyi ya da korumayı amaçlayan, yapılandırılmış ve zihinsel açıdan uyarıcı egzersizler bütünü.
Cognitive İmpairment
Algılama, öğrenme, bellek, dil veya düşünme yeteneklerinde ortaya çıkan her türlü işlevsel kayıp veya zayıflama.
Cognitive Assessment
Öğrenme, bellek, yargılama ve akıl yürütme gibi üst düzey zihinsel işlevlerin sistematik ve standartlaştırılmış yöntemlerle ölçülmesi ve değerlendirilmesi süreci.
Cognitive Assessment System (CAS)
Bireylerin bilişsel yeteneklerini PASS modeline (Planlama, Dikkat, Eşzamanlı ve Ardışık İşlem) dayalı olarak değerlendiren kapsamlı bir klinik test bataryasıdır.
Cognitive Deficit
Bireyin kronolojik yaşı ve aldığı örgün eğitim düzeyi göz önüne alındığında beklenenin oldukça altında kalan, standardize edilmiş testlerle ölçülebilen zihinsel ve entelektüel performans düşüklüğüdür.
Cognitive Electrophysiology
Sinir sisteminin elektriksel aktivitesini ve bunun bilişsel süreçlerle zamansal ilişkisini inceleyen disiplin.
Cognitive Ethology
İnsan dışı hayvanlardaki bilinç, niyet ve zihinsel deneyimlerin doğal ortamlarındaki davranışlar üzerindeki etkisini inceleyen disiplinler arası bilim dalıdır.
Cognitive Enhancer
Alzheimer gibi ilerleyici demans türlerinde veya travmatik beyin hasarlarında bilişsel işlevleri iyileştirmek ve yavaşlatmak amacıyla kullanılan farmakolojik ajanlar.
Cognitive Decline
Yetişkinlik yaşam döyüsü boyunca bellek, farkındalık, muhakeme ve zihinsel keskinlik gibi bir veya daha fazla bilişsel yetenekte görülen işlevsel azalmadır.
Cognitive Functioning
Algılama, öğrenme, bellek, kavrayış, akıl yürütme ve dil gibi üst düzey zihinsel süreçlerin yürütülme performansıdır.
Cognitive Dysfunction
Düşünme, bilgi edinme ve hatırlama ile ilgili mental süreçlerde ortaya çıkan her türlü işlevsel aksama.
Cognitive Remediation
Travmatik beyin hasarı, inme veya şizofreni gibi ciddi ruhsal bozukluklar nedeniyle bozulmuş olan dikkat ve bellek gibi nöropsikolojik işlevleri geliştirmeyi amaçlayan yapılandırılmış müdahale programı.
Cognitive Neuroscience
Bilişsel süreçlerin ve zihinsel işlevlerin temelinde yatan sinirsel mekanizmaları ve beyin devrelerini inceleyen disiplinler arası bilim dalıdır.
Cognitive Neuropsychology
Beyin hasarının zihinsel süreçler üzerindeki etkilerini inceleyerek normal bilişsel işlevsellik modelleri oluşturmayı amaçlayan disiplin.
Cognitive Aging
Yaşam boyu devam eden süreçte dikkat, bellek ve karar verme gibi bilişsel yetilerde ortaya çıkan yaşa bağlı değişimlerdir.
Binasal Hemianopia
Her iki gözün görsel alanının iç (nazal) yarılarında meydana gelen görme kaybı durumu olup, optik kiyazmanın lateral kısımlarındaki lezyonlar veya bası nedeniyle ortaya çıkar.
BMLD
İki kulağa gelen işitsel uyarıcılar arasındaki faz veya şiddet farklarının, arka plan gürültüsü (maskeleme) içindeki bir sinyali fark etme eşiğini ne ölçüde iyileştirdiğini gösteren psikofakustik ölçüm.
Binaural Summation Effect
İki kulağın aynı anda uyarılması sonucunda işitsel eşiklerin ve algılanan ses şiddetinin, tek bir kulağın uyarılmasına kıyasla belirgin biçimde artması durumu.
Binaural Beat
Frekansları birbirinden çok az farklı iki saf tonun, her bir kulağa ayrı ayrı ve aynı anda sunulmasıyla işitsel sistemde ortaya çıkan periyodik dalgalanma.
Consciousness-altering Substance
Bilinçli deneyimi, algıyı, duygu durumunu ve bilişsel süreçleri doğrudan etkileyen herhangi bir psikoaktif maddedir.
Binocular
Her iki gözün aynı anda kullanılmasıyla ilgili olan durum veya yapı.
Binaural
Her iki kulağa birden ait olan veya her iki kulak tarafından aynı anda algılanan işitsel uyarıcı durumudur.
Binocular Perception
Her iki gözün eşzamanlı olarak uyarılmasıyla ortaya çıkan ve derinlik ile uzaysal farkındalığı sağlayan birleşik görsel deneyim.
Binocular Suppression
Bir gözden gelen görsel uyarıcının, diğer gözden gelen uyarıcıya verdiğimiz yanıtı veya duyarlılığı geçici olarak baskılama yeteneği ya da nöral mekanizmasıdır.
Binocular Fusion
Her iki gözün retinasına düşen iki ayrı görsel görüntünün, merkezi sinir sistemi tarafından tek ve tutarlı bir üç boyutlu algı halinde birleştirilmesi süreci.
Binocular Vision
Çevrenin üç boyutlu olarak algılanmasını sağlayan, iki gözün normal ve koordine işlevselliği.
Binocular Cell
Sol veya sağ gözün herhangi birine sunulan görsel uyarıcıya yanıt verebilen bir kortikal nörondur.
Binocular Cue
Üç boyutlu uzay algısını ve derinlik hesaplamasını sağlamak amacıyla her iki retinanın eş zamanlı görsel girdilerine dayanan derinlik ipuçları.
Binocular Flicker
Her bir gözün aralıklı bir ışık uyaranıyla ayrı ayrı uyarıldığı ve iki göz arasındaki etkileşimleri incelemek amacıyla aydınlatma faz ilişkilerinin değiştirilebildiği deneysel bir paradigma.
Binocular Summation
Her iki gözün eş zamanlı uyarılmasıyla elde edilen algısal tepki büyüklüğünün veya duyusal hassasiyetin, tek gözün uyarılmasına kıyasla artış göstermesi olgusudur.
Binocular Deprivation
Her iki gözün de ışık almasının, örneğin göz kapaklarının dikilmesi veya kapatılması yoluyla, deneysel veya patolojik olarak engellenmesi.
Bio-
Canlılığı, yaşamı ve organizmaların biyolojik süreçlerini niteleyen bileşik kelime ön eki.
Biotaxis
Canlı organizmaların anatomik özelliklerine göre sınıflandırılması veya canlı hücrelerin çevreleriyle ilişkili olarak yönelme yeteneği.
Bipolar Electrode
Elektriksel sinyalleri kaydetmek veya uyarmak amacıyla aynı uçta veya yakın mesafede iki iletken temas noktası barındıran biyo-potansiyel sensör yapılandırmasıdır.
Bipolar Cell
Retinada fotoreseptörler ile ganglion hücreleri arasında yer alarak görsel bilgiyi ileten ve işleyen iki kutuplu nöron sınıfı.
Bipolar Neuron
Hücre gövdesinin zıt yönlerinden uzanan yalnızca iki uzantıya (bir akson ve bir dendrit) sahip olan özel bir nöron tipi.
Bipolar Stimulation
Bir katot ve anot çiftinin birbirine yakın yerleştirilmesiyle oluşturulan elektrik akımı aracılığıyla belirli bir nöronun veya beyin bölgesinin uyarılması.
İndividual Selection
Doğal seçilimin, bir organizmanın hayatta kalma ve üreme başarısını doğrudan artıran kalıtsal özelliklerin gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan mekanizması.
F1
Saf ırk ebeveynlerin (P kuşağı) çiftleştirilmesi sonucu elde edilen ilk nesil yavruların bütünü.
Primary Consciousness
Gözlemlenen olayların bellek ile bütünleştirilerek şimdiki zaman ve yakın geçmişe dair öznel duyusal farkındalık yaratma kapasitesi.
Primary Skin Senses
Sıcaklık, soğuk, temas ve ağrı olmak üzere deriden kaynaklanan temel modaliteler.
Basic Emotion / Core Emotion / Primary Emotion
🔹 1. (basic emotion): Kültürlerarası evrenselliğe sahip, kendine özgü yüz ifadeleriyle eşleşen ve doğuştan gelen temel duyuşsal tepki kategorileri. 🔹 2. (core emotion): Çevresel uyarıcılara karşı doğuştan gelen, evrensel ve otomatik olarak tetiklenen temel duygusal tepki. 🔹 3. (primary emotion): Kültürler arası evrensel olarak deneyimlenen ve tanınan, biyolojik kökenli sınırlı sayıdaki temel duygu kümesinden her biri.
Primary Drive
Organizmanın hayatta kalmasını ve homeostazisini sağlamak adına, yoksunluk ya da türe özgü biyolojik zorunluluklar temelinde ortaya çıkan doğuştan güdülenme halidir.
Primary Need
Biyolojik süreçlerden doğan ve su, uyku gibi fiziksel doyum sağlayarak organizmanın hayatta kalmasınıce güvence altına alan doğuştan gelen gereksinim.
A1
Kokleadan gelen işitsel bilgilerin serebral kortekste ulaştığı ilk ve temel işleme merkezi olan primer işitsel korteksin standart nöroanatomik kısaltmasıdır.
Primary Motivation
Temel hayatta kalma ve biyolojik gereksinimlerin varlığıyla tetiklenen doğuştan gelen yönlendirici güç.
First-order Neuron
Bir sinir iletim yolundaki veya zincirindeki ilk nöron olup, periferik reseptörlerden aldığı duyusal girdileri merkezi sinir sistemine aktarır.
Primary Reward
Su, yiyecek veya üreme gibi herhangi bir öğrenme süreci gerektirmeden doğuştan pekiştirici ve hayatta kalma değeri taşıyan uyarıcı.
S1
Parietal lobda yer alan ve vücudun farklı bölgelerinden gelen somatik duyusal bilgilerin ilk işlenme merkezini ifade eden kortikal bölgedir.
Primary Somatosensory Area (S1)
Serebral kortekste yer alan ve merkezi sulkusun hemen arkasındaki parietal lobda bulunan, dokunma, sıcaklık ve propriosepsiyon gibi somatosensoriyel bilgilerin kortikal düzeyde ilk işleme tabi tutulduğu anatomik bölgedir.
Primary Taste
Tüm diğer karmaşık lezzet algılarının kombinasyonlarıyla oluştuğu varsayılan, temel ve indirgenemez nitelikteki tat bileşenleridir.
Primary Aging
İçsel biyolojik ve genetik faktörler tarafından tetiklenen, normal yaşlanma sürecine eşlik eden kaçınılmaz fiziksel ve fizyolojik değişimler.
Compound Action Potential
Bir sinir veya kas lifi grubunun eşzamanlı olarak uyarılması sonucu, birden fazla aksonun ürettiği bireysel aksiyon potansiyellerinin toplamını gösteren elektriksel kayıt.
Compound Reflex
Tek bir uyarıcıya veya uyarıcı kümesine yanıt olarak eş zamanlı ya da ardışık bir dizi refleksin tetiklendiği karmaşık nörolojik tepki kümesidir.
Unified Tri-service Cognitive Performance Assessment Battery (UTCPAB)
Sinir sisteminin bütünlüğünü hızla değerlendirmek amacıyla 1984 yılında deneysel araştırma psikologları tarafından derlenen bilgisayarlı psikomotor ve nöropsikolojik test bataryası.
Association Fiber
Aynı serebral hemisfer içerisindeki farklı kortikal alanları birbirine bağlayan akson demetidir.
Assembly Test
Katılımcıların bulmaca parçaları veya nesneler gibi dağınık unsurları belirli bir bütün oluşturacak şekilde bir araya getirmesini gerektiren performans testidir.
Coevolution
İki veya daha fazla türün, karşılıklı seçilim baskıları altında birbirlerinin evrimsel süreçlerini eş zamanlı olarak etkilemesi ve şekillendirmesi.
Bisphenol A (BPA)
Polikarbonat plastiklerin ve epoksi reçinelerin üretiminde kullanılan, endokrin sistem üzerinde bozucu etkiler gösterebilen sentetik bir kimyasal bileşiktir.
Bitemporal Hemianopia
Her iki gözün dış (temporal) görsel alanlarının kaybıyla karakterize, optik kiyazma lezyonları veya basıları sonucu ortaya çıkan nörooftalmolojik bir görme alanı bozukluğudur.
Law Of Contiguity
Fikirler, uyarıcılar veya olaylar arasındaki zihinsel bağlantıların kurulmasının, onların uzaysal veya zamansal olarak birbirine yakın olmasına bağlı olduğunu savunan öğrenme ilkesi.
Bioacoustics
İnsan dışı canlıların sesli iletişimini, ses üretim ve algılama mekanizmalarını, sinyallerin fiziksel yapısını ve ekolojik dinamiklerini inceleyen disiplinler arası bilim dalıdır.
Biomarker
Normal biyolojik süreçlerin, patolojik durumların veya farmakolojik müdahalelere verilen yanıtların objektif olarak ölçülebilen ve değerlendirilebilen göstergesi.
Biobehavioral
Biyolojik sistemlerin, çevresel etkenlerin, psikososyal dinamiklerin ve insan davranışının karşılıklı etkileşimini inceleyen multidisipliner çerçeve.
Biodynamics
Canlı organizmalar içerisindeki dinamik süreçlerin ve enerji akışlarının incelenmesini konu alan bilimsel çalışma alanı.
Bioelectric Potential
Sinir, kas ve diğer canlı dokuların hücre zarlarındaki iyon konsantrasyon farklarından doğan elektriksel potansiyel farkıdır.
Bioinformatics
Tıp ve yaşam bilimlerindeki karmaşık büyük verilerin, özellikle genomik ve halk sağlığı araştırmalarının analizi için bilişim teknolojilerinin uygulanmasıdır.
Biophysics
Biyolojik yapıların ve süreçlerin işleyişini fizik prensipleri ve nicel yöntemler aracılığıyla inceleyen disiplinler arası bilim dalı.
Biophysical System
Fiziksel yasalar ve teknikler çerçevesinde tanımlanan ya da incelenen her türlü biyolojik organizasyon veya süreç.
Biogenesis
Canlı organizmaların yalnızca önceden var olan diğer canlı organizmalardan türeyebileceğini savunan temel biyolojik ilke.
Biogram
Biyoferi geri bildirim (biofeedback) deneyimlerinin öğrenilmesinde rol oynayan olası olaylar örüntüsüdür.
Biogenic
Canlı organizmalar ya da biyolojik süreçler tarafından üretilen ve yaşamın sürdürülebilmesi için zorunlu olan maddesel veya işlevsel durum.
Biogenic Amine
Vücut süreçlerini ve merkezi sinir sistemi işlevlerini düzenleyen, amino asitlerin dekarboksilasyonu ile oluşan azotlu organik bileşikler grubu.
Biochemistry
Canlı organizmaların yapısında yer alan kimyasal maddeleri ve yaşam döngüsü boyunca gerçekleşen kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalıdır.
Biochemical Marker
Bir organizmanın kimyasal aktivitesinde, doğrudan bozukluğa neden olup olmamasından bağımsız olarak, bir patolojiye eşlik eden kimyasal varyasyon.
Biochemical Defect
Beyindeki nörolojik veya psikiyatrik bozukluklarla ilişkili olabilen, nörotransmitter üretimi veya işlevsel biyokimyasal maddelerin mevcudiyetindeki kimyasal dengesizlik veya sapmalar.
Biochemical Approach
Davranışsal kalıpları ve zihinsel bozuklukları, sinir sistemindeki kimyasal değişimler ve nörotransmiter dengesizlikleri temelinde inceleyen bilimsel perspektif.
Biocultural
Biyolojik faktörler ile sosyokültürel dinamiklerin karşılıklı etkileşimini ve bu etkileşimin insan sağlığı, gelişimi ve davranışı üzerindeki dönüştürücü rolünü inceleyen çatı kavram.
Biology
Canlı organizmaları, yaşam süreçlerini ve bunların çevreleriyle olan etkileşimlerini inceleyen temel doğal bilim dalıdır.
Biological Determinism
İnsan davranışının, zekasının ve psikolojik özelliklerinin tamamen genetik ve fizyolojik yapılar tarafından belirlendiğini, çevrenin ise bu potansiyelin yalnızca görünürlük kazanması için pasif bir zemin sunduğunu savunan yaklaşım.
Biological Transducing System
Enerjiyi veya bilgiyi bir formdan diğerine dönüştüren biyolojik mekanizma.
Biological Drive
Fizyolojik dengeyi yeniden kurmak amacıyla, gerekli bir maddenin (su, oksijen vb.) eksikliğinden doğan doğuştan motivasyonel durum.
Biological Factor
Psikolojik bozukluklar ve davranışsal örüntülerle ilişkilendirilen her türlü fiziksel, kimyasal, genetik veya nörolojik durum.
Biological Marker
Bir organizmanın fizyolojik süreçlerinde, doğrudan nedensel olması gerekmeksizin belirli bir bozukluğa eşlik eden ölçülebilir değişim.
Biological Measures
Vücut aktivitesinden veya doğal biyolojik sistemlerden elde edilen süreç veya sonuçların sayısal ya da nitel değerlendirmeleridir.
Biological Perspective
Anormal davranışı ve psikolojik bozuklukları beyin kimyası, genetik yatkınlıklar ve nörolojik yapılar gibi fizyolojik kökenli etkenlerle açıklayan ve tedavide biyomedikal yöntemleri önceleyen yaklaşım.
Biological Psychology
Davranışların, düşüncelerin ve duyguların biyolojik temelini ve bu süreçler ile nörobiyolojik mekanizmalar arasındaki karşılıklı etkileşimi inceleyen bilim dalıdır.
Biological Rhythm
Canlı organizmaların fizyolojik ve psikolojik işlevlerinde görülen, çevresel ya da içsel döngülere bağlı periyodik değişimlerdir.
Biological Clock
Organizmaların dış çevresel ipuçlarından bağımsız olarak fizyolojik ve davranışsal ritimlerini düzenleyen içsel zaman ölçüm mekanizması.
Biological Symbiosis
İki farklı türden organizmanın hayatta kalmak, beslenmek veya çoğalmak amacıyla fiziksel veya metabolik olarak yakın ve uzun süreli ilişki kurması.
Biological Stress
Organizmanın fiziksel ve psikolojik savunma mekanizmalarına aşırı yük bindiren, içsel veya dışsal kaynaklı fizyolojik baskı durumu.
Biological Taxonomy
Organizmaların hiyerarşik bir sistem içinde sınıflandırılması ve adlandırılması bilimidir.
Biological Age
Bireyin takvimsel yaşından bağımsız olarak, hücresel, yapısal ve işlevsel fizyolojik bozulma ile kapasite değişimleri üzerinden belirlenen yaş düzeyidir.
Biological Aging
Organizmanın hücresel, dokusal ve fizyolojik düzeyde zamanla işlevsel kapasitesini kaybetmesi ve homeostatik direncinin azalması süreçlerinin tamamı.
Biological İntelligence
Ward C. Halstead tarafından ön beyin fonksiyonlarını geleneksel zeka kavramlarından ayırmak için tanımlanan, bilişsel aktivite için gerekli olan ve varsayılan kökeni biyolojik olan zihinsel yetenek düzeyi.
Biomedical Engineering
Sağlık hizmetlerinde teşhis, izleme, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerini iyileştirmek amacıyla tıbbi cihaz ve sistemlerin araştırma, geliştirme ve tasarımıyla ilgilenen multidisipliner mühendislik dalıdır.
Biomechanics
Canlı sistemlerin yapı ve işlevlerini incelemek için mekanik prensiplerin ve mühendislik yöntemlerinin uygulanmasıdır.
Biometrics (biometry)
Canlı organizmaların fiziksel, fizyolojik ve davranışsal özelliklerinin istatistiksel ve matematiksel yöntemlerle ölçülmesi ve analiz edilmesi.
Bioengineering
Canlı organizmaların ve biyolojik süreçlerin işlevlerini anlamak veya onarmak amacıyla mühendislik ilkelerinin uygulanması.
Biopsychology
Davranışın, zihinsel süreçlerin ve duygulanımın biyolojik temellerini, özellikle sinir sisteminin yapısı ve işlevleri bağlamında inceleyen disiplinler arası bilim dalı.
Biosynthesis
Canlı organizmaların, besin maddelerini enzim katalizörlü reaksiyonlar aracılığıyla kimyasal bileşiklere dönüştürme süreci.
Biocybernetics
Biyolojik organizmalardaki iletişim ve öz-düzenleme süreçlerini, bilgi biliminden türetilen ilkelerle inceleyen disiplinler arası bilim dalı.
Biosocial
İnsan davranışının, gelişiminin ve psikopatolojisinin biyolojik süreçler ile çevresel-sosyal etmenlerin sürekli karşılıklı etkileşimi sonucunda şekillendiğini savunan yaklaşım.
Biotransport
Maddelerin hücre içinde, hücreler arasında ya da biyolojik membranlar boyunca hücre içine ve dışına hareket etme sürecidir.
Biotechnology
Canlı organizmaları, hücreleri veya biyolojik süreçleri insan ihtiyaçlarına yönelik ürün ve hizmetler üretmek amacıyla kullanan multidisipliner uygulama alanı.
Biotype
Genotipik yapıları neredeyse aynı veya özdeş olan, fenotipik olarak farklılık gösterebilen bireyler grubu.
Biotypology
İnsanları yapısal, anatomik, fizyolojik ve psikolojik özelliklerine göre sınıflandıran bilim dalı.
Biotransformation
Canlı bir organizma içerisinde, bir maddenin (örneğin bir ilacın) kimyasal reaksiyonlar yoluyla bir başka kimyasal forma dönüştürülmesi metabolik süreci.
Blast Olfactometer
Nazal boşluklara ani bir hava dalgası aracılığıyla koku molekülleri pompalayan psikofiziksel ölçüm cihazıdır.
Blastula
Döllenmiş yumurtanın (zigot) erken embriyonik gelişim evresinde hücre bölünmeleriyle oluşan, içi sıvı dolu bir boşluğu çevreleyen küresel hücre kümesidir.
Blepharospasm
Göz kapağı kaslarının istemsiz, tonik kasılmasıyla karakterize, tekrarlayıcı göz kırpma veya göz kapanma nöbetleridir.
BDS
Demans hastalarında günlük yaşam aktivitelerini ve davranışsal değişiklikleri nicel olarak değerlendirmek için kullanılan klinik derecelendirme ölçeğidir.
Block-design Test
Bireyin görsel-uzamsal algısını, motor koordinasyonunu ve analitik düşünme becerilerini ölçmek amacıyla renkli küpleri belirli bir modeli taklit edecek şekilde bir araya getirmesini gerektiren standart zeka alt testi.
BLSA
1958 yılında başlatılan ve insan yaşlanmasının normal süreçlerini biyolojik, psikolojik ve fizyolojik boyutlarıyla inceleyen dünyanın en uzun soluklu boylamsal çalışmalarından biridir.
BMR
Canlının tam dinlenme halindeyken, yaşamı sürdüren hayati organların işlevlerini devam ettirebilmesi için harcadığı minimum enerji miktarını ifade eden fizyolojik göstergedir.
Articulatory Phonetics
İnsan konuşma seslerinin üretiminde rol oynayan fizyolojik yapıların hareketleri ile bu seslerin fiziksel özellikleri arasındaki ilişkiyi inceleyen fonetik alt dalıdır.
Boilermaker’s Deafness
Yüksek şiddetli endüstriyel gürültüye uzun süreli maruz kalma sonucu gelişen, özellikle yüksek frekansları etkileyen edinilmiş sensörinöral işitme kaybı.
BOLD
Kan oksijen düzeyine bağlı kontrast anlamına gelen, fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI) teknolojisinin temelini oluşturan fizyolojik ölçüm yöntemidir.
Bombesin
Memelilerde düz kas kasılmasını regüle eden, iştahı baskılayan ve belirli malign neoplazmların patofizyolojisinde rol oynayan bir nöropeptittir.
Boston Naming Test (BNT)
Afazi değerlendirmesinde kullanılan, bireylerin görsel uyaranları (nesne çizimlerini) adlandırma ve kelime erişim becerilerini ölçen standart bir nöropsikolojik testtir.
Boston Process Approach
Nöropsikolojik değerlendirmede niceliksel test skorlarından ziyade hastanın teste ulaşırken sergilediği bilişsel stratejilere, hata örüntülerine ve problem çözme süreçlerine odaklanan klinik yaklaşım.
BDAE
Nörolojik hasar sonrasında ortaya çıkan dil bozukluklarının (afazi) türünü ve şiddetini saptamak amacıyla geliştirilmiş kapsamlı bir nöropsikolojik değerlendirme bataryasıdır.
Empty Speech
Dilbilgisi ve akıcılık açısından kusursuz görünen ancak iletilen bilgi veya anlam içeriği neredeyse hiç olmayan konuşma örüntüsü.
Gap Detection
Yarı sürekli bir ses akışı içerisindeki zamansal kesintilerin veya sessizlik aralıklarının işitsel sistem tarafından ayırt edilme yeteneği.
Botany
Bitkilerin fizyolojisini, yapısını, genetiğini, ekolojisini, dağılımını, sınıflandırmasını ve evrimsel süreçlerini inceleyen kapsamlı biyoloji alt dalıdır.
Longitudinal Fissure
Omurgalı beyninin sol ve sağ serebral hemisferlerini birbirinden ayıran derin anatomik oluk.
Submissive Signal
Hayvanlar aleminde düşük statülü bireylerin, dominant bireylere karşı kaynak rekabetinden vazgeçtiklerini ve saldırganlık niyetinde olmadıklarını belirterek fiziksel çatışmayı önleyen iletişimsel davranış kalıbıdır.
Neck–eye Reflex
Baş hareket ederken sabit bir hedef üzerindeki bakışı korumak amacıyla gözlerin eş zamanlı ve telafi edici hareketler sergilemesini sağlayan somatik refleks yay.
Size Principle
Kas kuvvetini artırmak için motor nöronların küçükten büyüğe, düşük eşikten yüksek eşiğe doğru belirli bir sıra ile işe koşulmasını öngören fizyolojik kural.
Deterioration İndex / İmpairment İndex
🔹 1. (deterioration index): Wechsler Yetişkin Zeka Ölçeği'ndeki (WAIS) alt test skorlarının, bireyin temel işlevselliğindeki nörolojik veya psikiyatrik kökenli kayıpları saptamak amacıyla karşılaştırıldığı formüle edilmiş oran. 🔹 2. (impairment index): Bir dizi bilişsel testteki performans düşüşlerinin yüzdesini hesaplayarak nörolojik işlev bozukluğunun olasılığını değerlendiren kantitatif bir ölçüttür.
Deterioration Quotient
Bireyin bilişsel işlevlerindeki genel yıkım veya gerileme miktarını, özellikle yaşlanma veya organik beyin hasarı bağlamında nicel olarak hesaplayan psikometrik oran.
Distorted Speech Test
İşitsel ve algısal işleme problemlerini değerlendirmek amacıyla akustik sinyalin belirli öğelerinin çıkarıldığı veya değiştirildiği bir test yöntemidir.
Adrenal Gland
Böbreklerin superiorunda konumlanan, dış katmanında steroid hormonlar (kortizol, aldosteron), iç katmanında ise katekolaminler (epinefrin, norepinefrin) salgılayan hayati bir endokrin bez.
Territorial Marking
Canlıların kendi yaşam alanlarının sınırlarını belirlemek ve yabancıları uyarmak amacıyla koku, idrar veya dışkı gibi kimyasal izler bırakması.
Territorial Aggression
Aynı türden davetsiz misafirleri uzak tutmak veya alan savunması yapmak amacıyla gerçekleştirilen, tehdit edici davranışlar ya da fiziksel çatışmayla karakterize saldırganlık türüdür.
Regional Cerebral Blood Flow (rcbf; RCBF)
Beynin belirli bir bölgesinden birim zamanda geçen kan miktarını ifade eden ve nöral aktiviteyi haritalandırmak için kullanılan fizyolojik parametredir.
Regional Localization Theory
Serebral korteksin belirli duyusal ve motor işlevlerden sorumlu özelleşmiş bölgelere sahip olduğunu savunan nörolojik teoridir.
Divided Brain / Split Brain
🔹 1. (divided brain): Epilepsi tedavisinde korpus kallozumun cerrahi olarak kesilmesi sonucu iki serebral hemisfer arasındaki doğrudan iletişimin ortadan kalktığı nöropsikolojik durumu ifade eder. 🔹 2. (split brain): Corpus callosum'un kısmen veya tamamen cerrahi olarak yok edilmesiyle iki serebral hemisfer arasındaki doğrudan iletişimin kesildiği nörolojik durum.
BPA
Plastik üretiminde yaygın olarak kullanılan ve insan endokrin sistemi üzerinde olumsuz etkileri olabilen sentetik bir kimyasal bileşiktir.
BRAC
İnsanlarda ve diğer memelilerde uyanıklık ve uyku durumlarında gözlenen, yaklaşık 90 ila 120 dakikalık ultradiyen biyolojik ritim döngüsü.
Brachium
Omuz ile dirsek arasındaki üst kol bölgesi ya da nöroantomide bir kola benzeyen lif demeti yapısı.
Brachium Conjunctivum
Serebellar hemisferleri pons ve mesensefalona bağlayan, ağırlıklı olarak efferent lifler içeren superior serebellar pedinkülün tarihi ve anatomik adı.
Brachyskeletal
Özellikle bacak kemiklerinde olmak üzere, iskelet yapısının anormal derecede kısa olması durumunu tanımlayan anatomik sıfat.
Bradyphrenia
Düşünce içeriğinden bağımsız olarak, bilişsel işlem hızının ve enformasyon işleme kapasitesinin belirgin şekilde yavaşlaması durumu.
Bradycardia
Dinlenme halindeki kalp atış hızının dakikada 60 atımın (BPM) altına düşmesi durumudur.
Bradykinesia
İstemli hareketlerin gerçekleştirilmesinde görülen anormal yavaşlık ve motor aktivitede belirgin azalma durumu.
Bradylalia
Konuşma hızında anormal derecede yavaşlama veya duraksama ile karakterize edilen nörolojik ve psikiyatrik bir belirtidir.
Bradylexia
Zekâ geriliğine atfedilemeyen, okuma hızında görülen aşırı ve patolojik yavaşlık durumu.
Bradyarthria
Konuşma hızının belirgin şekilde yavaşlaması ve artikülasyon bozukluklarıyla karakterize motor konuşma bozukluğudur.
Brady-
Tıbbi, nörolojik ve fizyolojik terminolojide 'yavaşlık' durumunu niteleyen birleşik form ve ön ek.
Bradyesthesia
Duyusal uyaranların algılanmasında ve işlenmesinde görülen yavaşlama veya körelme durumu.
Braid’s Strabismus
Gözlerin içe ve yukarı doğru odaklanmasıyla bireyin hipnotik bir trans durumuna girebildiği özel bir şaşılık formu.
Braille
Şiddetli görme kaybı olan bireylerin dokunma duyusunu kullanarak okuyup yazmasını sağlayan, iki paralel sütun halinde düzenlenen altı kabartılmış noktadan oluşan dokunsal bir yazı sistemidir.
Brachy-
Tıbbi ve anatomik terminolojide 'kısa' veya 'bodur' anlamını veren birleşik kelime ön eki.
Brachial Plexus
Omurilikten çıkan sinir köklerinin birleşerek omuz, kol ve elin motor ve duyusal kontrolünü sağlayan karmaşık sinir ağı.
Brachymorph
Anormal derecede kısa ve geniş vücut tipi ile karakterize edilen somatotip.
Brachycephalic
Kafatası genişliğinin ön-arka uzunluğuna oranının yüksek olması nedeniyle başın arkadan basık ve kısa görünmesine yol açan anatomik durum.
Brattleboro Rat
Vasopressin hormonunu işlevsel olarak üretememesine neden olan genetik bir mutasyon taşıyan ve diabetes insipidus (şekersiz şeker hastalığı) belirtileri gösteren laboratuvar sıçanı soyu.
Brazelton Neonatal Behavioral Assessment Scale
Yenidoğanların ve iki aylığa kadar olan bebeklerin nörolojik ve davranışsal durumlarını, çeşitli çevresel uyaranlara verdikleri tepkiler üzerinden değerlendiren klinik ve araştırma aracı.
Bregma
Kafatasında frontal kemik ile iki parietal kemiği birleştiren sütürlerin (koronal ve sagittal sütürlerin) kesiştiği anatomik referans noktası.
Broca’s Aphasia
Frontal lob hasarına bağlı olarak gelişen, akıcı olmayan, yavaş ve duraksamalı konuşma üretimiyle karakterize ekspresif bir dil bozukluğudur.
Broca’s Area
Serebral hemisferin inferior frontal girusunun posterior kısmında yer alan ve konuşma üretimi ile motor konuşma planlamasından sorumlu kortikal bölgedir.
Brodmann’s Area
Serebral korteksin hücre katmanlarının mimari dizilimine (sitoarkitektonik) göre numaralandırılmış bölgesel bölümlenmesidir.
Bronchus
Soluk borusunun (trachea) iki ana kola ayrılarak havayı her iki akciğere ileten ana hava yollarından her biri.
Brown-séquard’s Syndrome
Omuriliğin bir yarısının (hemiseksiyon) lezyona uğraması sonucu ortaya çıkan, lezyon tarafinda motor ve derin duyu kaybı, karşı tarafta ise ağrı ve ısı duyusu kaybı ile karakterize nörolojik tablo.
Bruce Effect
Gebe dişi kemirgenlerin, yabancı bir erkeğin kokusuna maruz kalmaları durumunda gebeliklerini sonlandırması fenomeni.
Brugsch’s İndex
Antropolojik ve biyometrik çalışmalarda göğüs çevresinin boy uzunluğuna oranlanmasıyla elde edilen bir vücut oran indeksidir.
BOT
Çocuklarda ve gençlerde ince ve kaba motor becerileri değerlendirmek için kullanılan standartlaştırılmış bir psikomotor batarya.
Brucine
Brucea cinsi çalılar ve nux vomica bitkisinde bulunan, glisin reseptörlerinde antagonist olarak görev yapan, striknine benzer ancak ondan daha düşük potensli bir alkaloid.
Buccinator
Yanağı sıkıştıran, çiğneme, konuşma ve gülümseme sırasında ağız köşesini geri çeken yüzün derin kası.
Pruning
Beyin gelişim aşamaları ve ergenlik dönemi boyunca, daha verimli nöral işleme imkan tanımak amacıyla fazla veya gereksiz nöron ve sinaptik bağlantıların ortadan kaldırılması sürecidir.
Bufotenin
Bazı kurbağa türlerinin derisinde ve belirli bitkilerde doğal olarak bulunan, kimyasal olarak LSD, psilosin ve DMT ile akraba olan hafif halüsinojenik bir triptamin türevidir.
Buccal Speech
Larengeal ses üretimine ihtiyaç duyulmaksızın, yanaklar ile üst çene arasında oluşturulan bir hava cebinin şekillendirilmesiyle sağlanan alternatif fonasyon türüdür.
Buccofacial Apraxia
Yüz, yanak, dudak, dil ve çene kaslarının istemli hareketlerinin koordine edilememesi durumu, ancak otomatik hareketlerin korunması ile karakterize nöropsikolojik bir bozukluk.
Blurred Vision
Görsel keskinliğin azalması ve nesnelerin netliğini yitirerek bulanık algılanması durumu.
Blur Point
Bir görsel uyarıcının net görünebilmesi için göze yaklaştırılabileceği minimum mesafeyi ifade eden optik eşik.
Nauseous
Koku sınıflandırma sistemlerinde dışkı ve leş çiçeklerinde algılanan koku niteliğini tanımlayan sıfat.
Communicable Disease / İnfectious Disease (ID)
🔹 1. (communicable disease): Bir bireyden diğerine hava yoluyla yayılan etkenler, enfekte kan veya diğer vücut sıvıları aracılığıyla geçebilen hastalık. 🔹 2. (infectious disease (ID)): Bakteri, virüs veya diğer patojenlerin hava, su, toprak ya da vücut sıvıları yoluyla bulaşmasıyla ortaya çıkan fiziksel hastalık tablosudur.
Bulbar
Anatomide bir soğana veya bulbus benzeri bir yapıya, özellikle de medulla oblongataya (omurilik soğanına) ait veya ilişkin olma durumunu belirten sıfat.
Bulbar Retraction Reflex
Hayvanlarda konjonktiva veya korneaya dokunulduğunda göz küresinin istemsiz olarak içeri çekilmesi ve niktitans zarlarının kapanmasıyla karakterize koruyucu refleks mekanizması.
Bulbar Paralysis
Medulla oblongata içerisindeki motor çekirdeklerin ve bunlardan çıkan sinirlerin hasarı sonucu dudak, dil, yutak ve gırtlak kaslarında ortaya çıkan ilerleyici felç durumu.
Bulbocavernosus Muscle
Erkeklerde ejakülasyona ve idrarın son damlalarının atılmasına yardımcı olan, kadınlarda ise vajinal sfinkter görevi gören perine kası.
Bulbocavernous Reflex
Penis başının uyarılmasına yanıt olarak penis bulbokavernöz kasının istem dışı kasılmasıyla karakterize olan spinal refleks.
Bulbopontine Region
Beyin sapının pons yapısı ile bu yapıya komşu olan medulla oblongata bölümünü kapsayan anatomik bölge.
Bulbospongiosus Muscle
Perine bölgesininyüzeyel kas grubuna ait olan, cinsiyete göre anatomik varyasyonlar göstererek pelvik taban fonksiyonlarında ve ürogenital mekanizmalarda rol oynayan çizgili kastır.
Bulbotegmental Reticular Formation
Medulla oblongata içerisinden geçen ve beyinsapı boyunca uzanan retiküler formasyon bölgesidir.
Bulbourethral Glands / Cowper’s Glands
🔹 1. (bulbourethral glands): Erkek üreme sisteminde, penisin köküne yakın konumda bulunan ve üretraya açılan kanallara sahip, seminal sıvının içeriğine katkı sağlayan çift halindeki bezlerdir. 🔹 2. (Cowper’s glands): Erkek üreme sisteminde, membranöz üretranın tabanında yer alan ve cinsel uyarılma sırasında üretrayı koruyucu alkali bir salgı üreten çift halindeki bezler.
Bulb
Nöroanatomide küre veya soğan biçimli yapıları tanımlamakta kullanılan, özellikle koku soğancığı (olfactory bulb) gibi merkezi sinir sistemi bileşenlerini ifade eden anatomik terim.
Bunsen–roscoe Law
Fotokimyasal bir reaksiyonda veya görsel sistemde oluşan etkinin, ışık şiddeti ile maruz kalma süresinin çarpımıyla (enerji ile) doğru orantılı olduğunu belirten yasa.
Burst–pause Firing
Talamokortikal sistem nöronlarının saniyede 1 ila 4 kez toplu halde ateşleme yapması ve ardından suskunluk evrelerine girmesiyle karakterize, yavaş dalga uykusu sırasında beyin genelinde senkronize olan osilatuar bir model.
Nose
Solunum havasının sıcaklığını ve nemini düzenleyen, aynı zamanda koku duyusunun algılanmasını sağlayan duyusal ve respiratuar organ.
Buschke–fuld Selective Reminding Test
Sözel bellek süreçlerini, özellikle çoklu denemelerde hatırlanamayan öğelere odaklanarak değerlendiren nöropsikolojik bir testtir.
Buche
Bütirilkolinesteraz (BuChE), esas olarak karaciğerde sentezlenen ve bütirilkolin dahil olmak üzere çeşitli esterleri hidrolize eden non-spesifik bir kolinesteraz enzim türüdür.
Butyrylcholinesterase (buche)
Psevdekolinesteraz olarak da bilinen, özellikle karaciğerde sentezlenen ve ester bağlarını hidrolize eden non-spesifik bir serin hidrolaz enzimidir.
Constitution
Bir bireyin kalıtımsal yatkınlıklar, çevresel faktörler ve yaşam deneyimlerinin etkileşimiyle şekillenen temel fiziksel ve psikolojik organizasyonunun tamamı.
Sorcery Drug
Belladonna, afyon alkaloidleri, mandrake, akonit ve baldıran otu gibi antik çağlardan beri şifa, kehanet veya zehirlenme amaçlı kullanılan bitkisel alkaloid grubu.
Greater Superficial Petrosal Nerve (GSP Nerve)
Yumuşak damaktan tat duyusu bilgilerini taşıyan ve fasial sinirin (VII. kranial sinir) duyusal bileşenine katkı sağlayan önemli bir kraniyal sinir dalıdır.
Grandmother Cell
Görsel assosiasyon korteksinde yer aldığı varsayılan; yalnızca belirli bir birey veya nesne gibi son derece karmaşık ve anlamlı tek bir uyaranla aktive olduğu öne sürülen hipotetik nöron.
Growth Factor
Çeşitli dokular tarafından doğal olarak üretilen ve hücre büyümesini, çoğalmasını ve hayatta kalmasını uyarıp düzenleyen protein yapısındaki moleküler sinyal ileticileridir.
Growth Hormone (GH)
Anterior hipofiz bezinden salgılanan; hücresel çoğalmayı, doku gelişimini, protein sentezini ve metabolik düzenlemeleri katalize eden temel peptit hormon.
Growth Cone
Gelişmekte ya da yenilenmekte olan bir akson veya dendritin ucunda bulunan, aktin destekli ve hareketli genişlemedir.
C Fiber
Ağrı sinyallerini yavaş ileten, miyelinsiz periferik sinir akonudur.
CA1, CA2, CA3, And CA4
Hipokampusun Ammon boynuzu yapısını oluşturan ve her biri farklı sinaptik bağlantılara ve işlevsel özelliklere sahip dört farklı sitolojik alt bölgesi.
Caapi
Amazon havzasına özgü, monoamin oksidaz inhibitörü (MAOI) alkaloidler içeren ve geleneksel ayahuasca brews (demlemeleri) için temel oluşturan sarılıcı bir bitki türü.
Caco- (cac-)
Tıp, psikiyatri ve biyoloji terminolojisinde patolojik, bozuk, kötü veya nahoş durumları ifade etmek için kullanılan birleştirici bir önektir.
Calamus Scriptorius
Medulla oblongata'nın dorsal yüzeyinde, dördüncü ventrikül tabanının en alt ve sivri kaudal ucu.
California Verbal Learning Test (CVLT)
Sözel bellek süreçlerini, öğrenme stratejilerini ve hatırlama performansını çok boyutlu olarak değerlendiren standartlaştırılmış bir nöropsikolojik testtir.
Callosal Sulcus
Her bir serebral hemisferin medial yüzeyinde, corpus callosum ile cingulate korteks'i birbirinden ayıran belirgin anatomik oluk.
Camp
Hücre içi sinyal iletiminde birincil mesajcıların dış sinyallerini hücre içine taşıyan kritik bir ikincil haberci (secondary messenger) moleküldür.
Viviparity
Embriyonun dişi organizmanın vücudu içinde, genellikle plasenta aracılığıyla beslenerek geliştiği ve olgunlaşmış bir birey olarak dünyaya getirildiği üreme biçimi.
Cannabidiol (CBD)
Delta-9-tetrahidrokannabinolün (THC) aksine psikoaktif özellikler taşımayan, ancak antiinflamatuar ve analjezik potansiyele sahip temel kenevir türevi cannabinoid.
Bard–cannon Theory / Cannon–bard Theory
🔹 1. (Bard–Cannon theory): Duygusal uyaranların aynı anda hem otonom sinir sisteminde fizyolojik uyarılmaya hem de kortekste öznel duygu deneyimine eş zamanlı olarak yol açtığını savunan nörobiyolojik duygu modeli. 🔹 2. (Cannon–Bard theory): Duygusal deneyim ve fizyolojik uyarılmanın periferik organlardan bağımsız olarak, alt beyin merkezlerinin üst merkezleri etkilemesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktığını savunan klasik duygu kuramı.
CAPD
Merkezi sinir sisteminin işitsel bilgiyi işleme ve yorumlama yeteneğinde görülen nörogelişimsel bir bozukluk.
Capgras Syndrome
Bireyin yakın akrabalarının veya eşinin fiziksel olarak birebir aynı ikizleri veya sahtekarlarıyla değiştirildiği yönündeki sarsılmaz sanrısal inancıyla karakterize edilen nadir bir yanılgı sendromudur.
Carbidopa
Levodopanın beyin dışındaki dokularda dopaminge dönüşmesini engelleyen ve periferik DOPA dekarboksilaz enzimini inhibe eden farmakolojik ajan.
Caspar Hauser Experiment
Bir canlının doğumdan itibaren doğal çevresinden ve her türlü duyusal uyarandan mahrum bırakıldığı deneysel yoksunluk prosedürü.
Cassina
Kuzey Amerika'nın doğusuna özgü, yapraklarında kafein barındıran ve yerli halklar tarafından hem şifa hem de ritüel amaçlı tüketilen her dem yeşil çalı formu.
CAT
Psikoloji, psikometri ve nöroloji literatüründe sıklıkla kullanılan; Children's Apperception Test, Computer Adaptive Testing veya Computed Axial Tomography gibi kritik kavramları karşılayan çok anlamlı bir kısaltmadır.
Cata- (cat-; Kata-; Kat-)
Biyoloji, tıp ve psikopatolojide 'aşağıya doğru', 'yıkım' veya 'tersine dönme/çökme' anlamlarını veren önek formudur.
Cauda Equina
Omuriliğin tabanından aşağıya doğru uzanan ve bir atın kuyruğunu andıran sinir kökleri demetidir.
CAVLT
Çocuklarda işitsel-sözel bellek süreçlerini, öğrenme eğrilerini, hatırlama performansını ve müdahale etkilerini değerlendiren standartlaştırılmış bir nöropsikolojik test bataryası.
CBD
Kenevir bitkisinde bulunan, psikoaktif etki yaratmayan ve farmakolojik potansiyeli nedeniyle nöroloji ile psikofarmakolojide yoğun olarak incelenen ana fitokanabinoid bileşen.
Algebraic Summation
Nöronal membran üzerinde, uyarıcı (EPSP) ve durdurucu (IPSP) postsinaptik potansiyellerin işaretlerini (+ ve -) hesaba katarak gerçekleştirilen net elektriksel birikim sürecidir.
Cerebrospinal Fluid (CSF)
Merkezi sinir sistemini mekanik travmalardan koruyan, nöronal doku ile kan damarları arasında madde alışverişini sağlayan berrak ve renksiz vücut sıvısı.
Cerveau İsolé
Deneysel amaçlarla, orta beynin inferior ve superior colliculus yapıları arasından enine kesilmesiyle omurilik ve alt beyin sapı girdilerinden yoksun bırakılmış hayvan beyni preparatı.
Charcot–marie–tooth Disease
Periferik motor ve duyusal sinirlerin dejenerasyonu sonucu ortaya çıkan, özellikle alt bacak ve kollarda kademeli kas atrofisi ve güçsüzlükle karakterize yavaş ilerleyen nöromüsküler bir bozukluk.
Charles Bonnet Syndrome
Ciddi görme kaybı yaşayan bireylerde, kişinin halüsinasyonların gerçek dışı olduğunu bildiği (içgörünün korunduğu), genellikle figür, desen veya manzaralardan oluşan karmaşık görsel varsanı durumudur.
Chi (qi)
Doğu felsefesinde tüm canlılarda bulunduğuna inanılan ve tıkanıklıklarının hastalığa yol açtığı varsayılan temel yaşam gücü enerjisidir.
Chotzen’s Syndrome
Kraniosinostoz, kafa tasındaki sütürlerin erken kapanması, parmak aralarında deri yapışıklığı (sindaktili) ve yüz asimetrisi ile karakterize nadir görülen otozomal dominant genetik sendrom.
CHRN Genes
Nikotinik asetilkolin reseptörlerinin (nAChR) alt birimlerini kodlayan ve nörotransmitter iletiminde kritik rol oynayan gen ailesi.
Chron-
Zaman kavramına atıfta bulunan, zamanla ilgili bileşik kelimeler oluşturmak için kullanılan latinceleşmiş kök form.
Cichlid
Davranışsal ve evrimsel biyoloji çalışmalarında, özellikle territorialite (bölge savunma) ve sosyal hiyerarşi araştırmalarında sıklıkla kullanılan tropikal, dikenli yüzgeçli bir tatlı su balığı.
Cingulate Sulcus
Serebral hemisferlerin medial yüzeyinde yer alan ve singulat korteksi superior frontal gyrustan ayıran belirgin anatomik oluk.
Cingulum Bundle
Frontal lobu temporal lobdaki parahipokampal girus ve komşu bölgelere bağlayan, singulat korteksin hemen altında yer alan uzunlamasına sinir lifi demeti.
Genus
Biyolojik taksonomide familyanın altında, benzer ve akraba türleri gruplandıran temel sınıflandırma basamağıdır.
Sexual Attraction
Bir organizmanın, potansiyel bir cinsel partner olarak gördüğü diğer bireylere yönelik duyduğu fizyolojik ve psikolojik ilgi, motivasyon veya uyarılma süreci.
Sexual Sensation
Genital organların ve diğer erojen bölgelerin uyarılmasıyla ortaya çıkan somatosensoriyel deneyim.
Sex Drive
Cinsel doyum sağlama ve türün devamını getirme arzusunu tetikleyen bir uyarılma hali.
Sexual Feeling
Cinsel birleşme veya diğer erotik temaslar sırasında deneyimlenen hedonik ve fizyolojik zevk durumu.
Sexual İmprinting
Kritik veya duyarlı bir gelişimsel dönemde edinilen erken deneyimler aracılığıyla gelecekteki cinsel eş tercihinin şekillenmesi süreci.
Sexual Conditioning
Çiftleşme fırsatlarını önceden haber veren çevresel ipuçlarının öğrenilmesi ve bu öğrenilen ipuçlarının daha sonra cinsel davranışı kontrol etmesi sürecidir.
Sexual Maturation
Üreme sisteminin cinsel birleşme ve üremeyi gerçekleştirebilecek işlevsel ve anatomik kapasiteye ulaştığı gelişim evresidir.
Sexual Reflex
Erkeklerde penis ereksiyonu, kadınlarda ise vajinal sekretuar aktivite, lubrikasyon ve klitoral şişme gibi genital uyarıma bağlı gelişen, üst beyin kontrolünden bağımsız olarak omurilik veya bulber sinir bağlantıları aracılığıyla tetiklenen istemsiz fizyolojik yanıtlar bütünü.
Sexual Arousal
Cinsel temas veya erotik uyarıcılar neticesinde merkezi sinir sisteminin devreye girmesiyle ortaya çıkan fizyolojik ve psikolojik hazırlık halidir.
Sex
Organizmaların biyolojik ve fizyolojik özelliklerini belirleyen, üreme ve erotik zevk süreçleriyle ilişkili genetik ve anatomik nitelikler bütünü.
Sex Determination
Yavrunun biyolojik cinsiyetini tayin eden genetik mekanizma; insanlarda dölüte aktarılan kromozom kombinasyonlarıyla gerçekleşir.
Sex Differentiation
Gelişim süreci boyunca belirgin cinsel özelliklerin kazanılması süreci.
Sex Differences
Biyolojik cinsiyetleri farklı bireyler arasındaki fiziksel, fizyolojik, anatomik, genetik ve buna bağlı davranışsal-bilişsel farklılıkların bütünü.
Sex Hormone
Üreme fonksiyonlarını ve ikincil cinsiyet özelliklerini uyaran, başlıca kaynakları gonadlar olan steroid yapılı kimyasal elçiler.
Sex Chromatin
Bölünmeyen dişi somatik hücrelerinin çekirdeğinde gözlenen, inaktif X kromozomunu temsil eden yoğunlaşmış kromatid kütlesidir.
Sex Ratio
Belirli bir popülasyonda, yaşamın herhangi bir evresinde (özellikle döllenme, doğum veya ergenlikte) erkeklerin kadınlara oranını ifade eden demografik ve biyolojik ölçüt.
Sex Characteristic
Cinsel kimlik ve biyolojik organizasyonla ilişkilendirilen, birincil ve ikincil olmak üzere iki ana kategoride incelenen anatomik ve fizyolojik ayırt edici özellikler bütünü.
Sex-role Reversal
Her iki cinsiyetin de davranışsal olarak türün tipik genellemelerinin aksine, karşı cinsiyete özgü rolleri üstlendiği evrimsel ve etolojik bir fenomendir.
Sex-linked
Cinsiyet kromozomları, tipik olarak X kromozomu üzerinde yer alan bir gen veya bu gen tarafından belirlenen karakteristiği tanımlayan sıfat.
Sexually Dimorphic Nucleus
Merkezi sinir sisteminde, erkek ve dişi bireyler arasında hacim, hücre sayısı veya aktivite düzeyi açısından yapısal farklılıklar gösteren nöronal küme.
Sex-limited
Otozomal kromozomlar üzerinde taşınmasına rağmen, genetik potansiyelin yalnızca tek bir cinsiyette fenotipik olarak dışavurulduğu kalıtımsal özellik.
Sex-influenced Character
Bir cinsiyette baskın, diğer cinsiyette ise çekinik olarak ortaya çıkan kalıtsal özellik.
Cisterna Magna
Beyincik ile beyin sapının (medulla oblongata) alt yüzeyi arasında yer alan, beyin-omurilik sıvısı (BOS) depolayan subaraknoid boşlukların en büyüğüdür.
Claustrum
İnsular korteks ile putamen arasında yer alan, serebral korteks ve subkortikal yapılarla yoğun bağlantılara sahip ince, yaprak biçimli gri madde katmanı.
Clava
Medulla oblongata'nın arka yüzünde, fasciculus gracilis'in sonlandığı alanda yer alan ve gracile nucleus'un oluşturduğu dış kabarıklık.
Cloninger’s Psychobiological Model Of Personality
Kişiliği dört mizaç (biyolojik temelli) ve üç karakter (sosyo-bilişsel temelli) olmak üzere toplam yedi boyutta inceleyen kapsamlı bir nöropsikiyatrik model.
CNS
Beyin ve omurilikten oluşan, vücudun tüm duyusal girdilerini işleyen ve motor çıktılarını koordine eden merkezi sinir sistemi bileşeni.
CO Blob
Primer görsel kortekste (V1) bulunan, yüksek sitokrom oksidaz enzim aktivitesi gösteren ve renk işleme süreçlerinde kritik rol oynayan silindirik hücre kümeleridir.
Cockayne Syndrome
Mikrosefali, cücelik, erken yaşlanma, şiddetli fotosensitivite ve nörodejenerasyon ile karakterize, otozomal çekinik kalıtımlı nadir ve fatal bir kalıtsal bozukluk.
Coeno- (coen-; Cene-; Ceno-)
Biyolojik, psikolojik ve tıbbi terminolojide 'ortak', 'umumî' veya 'genel' anlamına gelen bir birleştirme formu.
Coma Vigil
Bireyin gözlerini açıp hareket ettirerek uyanık gibi göründüğü ancak dış uyaranlara karşı anlamlı veya adaptif bir yanıt vermediği, günümüzde sıklıkla vejetatif durum olarak sınıflandırılan eskimiş bir klinik terim.
Common Chemical Sense
Trigeminal sinir uçlarının mekanik veya termal olmayan, doğrudan kimyasal maddeler tarafından uyarılmasıyla ortaya çıkan duyusal algılama kapasitesi.
COMT
Katekolamin nörotransmiterlerini (dopamin, adrenalin ve noradrenalin) bir metil grubu transfer ederek inaktive eden temel enzimi ifade eden biyokimyasal kısaltmadır.
COMT Gene
Katekol-O-metiltransferaz enzimini kodlayan; dopamin, norepinefrin ve epinefrin gibi katekolaminlerin yıkımından sorumlu genetik birim.
Coolidge Effect
Bir hayvanın veya insanın, aynı partnerle azalan cinsel isteğe rağmen yeni ve farklı bir cinsel partnerle karşılaştığında cinsel ilgi ve enerjisinde gözlenen ani ve belirgin artış.
Corino De Andrade’s Paramyloidosis
Genellikle otonomik ve periferik sinir sistemini etkileyen, sistemik bir amiloidoz formu olan kalıtsal nöropati.
Cornu Ammonis
Hippokampusun iç kısmındaki, Ammon boynuzunu andıran kavisli hücresel katmanların ve alt bölgelerin (CA1-CA4) tamamını kapsayan anatomik yapı.
Corona Glandis
Glans penis'in arka sınırını çevreleyen, anatomik olarak belirgin ve kabarık dairesel kenar.
Corp-
Tıbbi ve anatomik terminolojide 'gövde', 'vücut' veya 'yapı' anlamlarına gelen kök biçimidir.
Corpora
Anatomide ve nörolojide, belirgin bir işlevi veya yapısı olan birden fazla anatomik gövdeyi ya da kütleyi tanımlayan çoğul terim.
Callosum / Great Commissure
🔹 1. (callosum): Beynin sağ ve sol hemisferleri arasında çift yönlü iletişim ve bilgi transferini sağlayan en büyük ak madde komissürü. 🔹 2. (great commissure): Omurgalı beyinlerinde sol ve sağ serebral hemisferleri birbirine bağlayan en büyük ak madde komissürüdür.
Corpus Callosum Agenesis
Beyin yarımkürelerini birbirine bağlayan ana komissural yol olan corpus callosum'un prenatal gelişim sırasında konjenital olarak hiç oluşmaması durumu.
Corpus Cavernosum
Penis gövdesinin üst kısmını oluşturan, cinsel uyarılma sırasında kanla dolarak ereksiyonu sağlayan çift sütun şeklindeki erektil doku yapısı.
Corpus Luteum
Graaf folikülünün yırtılıp yumurtayı serbest bırakmasının ardından yumurtalıkta beliren ve progesteron salgılayan geçici endokrin yapı.
Corpus Mammillare
Hipotalamusun tabanında yer alan, limbik sistemin bellek ve yön bulma süreçlerinde kritik rol oynayan çift taraflı nöral yapıdır.
Corpus Spongiosum
Erkeklik organında üretrayı çevreleyen ve glans penis boyunca uzanan süngerimsi doku sütunudur.
Corpus Striatum
Bazal ganglionların en büyük ve ana subkortikal girdi çekirdeği olup, istemli hareketlerin planlanması ve motor kontrolünde kritik rol oynayan anatomik yapı.
Rods Of Corti
İç kulaktaki Corti organında yer alan, kemiksi veya sert sütun yapıları oluşturarak bir kemer meydana getiren iki sıra hücre uzantısı.
Arch Of Corti
İç kulaktaki salyangozda (koklea) bulunan, iç ve dış tüy hücreleri arasındaki mesafeyi koruyan ve işitsel iletimi destekleyen kemerli anatomik yapı.
Organ Of Corti
İç kulaktaki kokleanın baziler membranı üzerinde yer alan, ses dalgalarını sinirsel impulslara dönüştüren özelleşmiş işitsel reseptör yapısı.
Generosity
Bireyin kendi kaynaklarını veya desteğini ihtiyaç duyan diğer kişilere karşılıksız ve gönüllü olarak sunma eğilimi ve erdemidir.
CRH
Hipotalamus tarafından salgılanarak vücudun stres yanıtını (HPA aksı) başlatan ana düzenleyici nöropeptittir.
Crista (crysta)
Her bir yarım daire kanalının ucundaki ampulla içinde yer alan, başın hareketlerinin yönüne ve hızına duyarlı tüy hücrelerini barındıran anatomik yapı.
Cro-magnon
Geç Paleolitik dönemde Avrupa'da yaşamış olan ve günümüz modern insanının (Homo sapiens) anatomik özelliklerini taşıyan erken dönem popülasyonu.
Crouzon Syndrome
Kafatası sütürlerinin erken kapanması (kraniyosinoztoz) sonucu ortaya çıkan, gagamsı burun, ocular anomaliler ve kafa içi basınç artışına bağlı nörolojik komplikasyonlarla karakterize otozomal dominant genetik bozukluk.
Crus
Anatomide, diz ile ayak bileği arasındaki bacak kısmını veya vücutta bacak benzeri uzantı gösteren çeşitli yapıları (örneğin crus cerebri) ifade eden terim.
Crus Cerebri
Orta beynin (mesensefalon) ventral kısmını oluşturan, serebral pedinküllerin ön bölümündeki büyük motor lif demetidir.
Cuneate Fasciculus
Omuriliğin arka kordonlarının yanal bölümünü oluşturan, enine kesitte kama biçiminde görünen ve üst ekstremiteden gelen proprioseptif ile dokunma duyusu liflerini taşıyan yükselen bir sinir lifi demetidir.
Cuneate Nucleus
Medulla oblongata'da yer alan ve üst ekstremiteden gelen proprioseptif ile ince dokunma duyusu sinyallerini işleyerek talamusa ileten somatosensoriyel röle merkezi.
Cuneus
Oksipital lobun medial yüzeyinde yer alan, kalkarin fissürün üzerinde bulunan kama biçimli anatomik kortikal bölge.
Cupula
Yarım daire kanallarının ampullalarındaki crista yapısının üzerinde yer alan ve uzaysal yönelim algısında kritik rol oynayan jelatinimsi kubbe şeklindeki yapı.
Sentence-repetition Test
Katılımcının, uygulayıcı tarafından okunan artan zorluk ve karmaşıklıktaki cümleleri dinledikten hemen sonra kelimesi kelimesine tekrarlamasını gerektiren bir bellek değerlendirme aracıdır.
Cytomel
Tiroid hormon replasman tedavisinde kullanılan sentetik tiroid hormonu liotirozoninin (T3) en yaygın ticari adıdır.
Chakra
Doğu felsefesinde insan bedeninde bulunduğu kabul edilen ve endokrin sistemle ilişkilendirilen yedi ana enerji merkezinden her biri.
Working Memory Index
Wechsler zeka ve bellek ölçeklerinde, bireyin görsel ve işitsel uyarıcıları kısa süreli veya çalışma belleğinde manipüle etme ve işleme kapasitesini değerlendiren standartlaştırılmış alt test puanı bileşkesidir.
Cross-adaptation
Bir uyarıcıya maruz kalıp adapte olmanın, farklı ancak ilişkili ikinci bir uyarıcıya karşı duyarlılığı değiştirme durumu.
Cross-activation Theory
Sinestezi olgusunu, bitişik beyin bölgeleri arasındaki anormal derecede yüksek nöral bağlantılar veya yetersiz budanma süreçleriyle açıklayan nörobiyolojik model.
Cross-linkage Theory
Biyolojik yaşlanmanın, kolajen ve benzeri kritik protein moleküllerinin aralarında kimyasal çapraz bağlar oluşturarak yapısal ve işlevsel bozulmaya uğraması sonucunda gerçekleştiğini savunan yaşlanma teorisi.
Crossed Dominance
Vücudun motor veya duyu organlarındaki dominant tarafın (örneğin el veya ayak), kontralateral yarı küre kontrolü yerine ipsilateral veya çapraz bir organizasyon sergilemesi durumu.
Cross-education
Bir uzuvun (örneğin sol kol) kuvvet veya beceri antrenmanına tabi tutulmasının, karşıktaki kontralateral uzuvda (sağ kol) da benzer nöromüsküler adaptasyonlar ve güç artışı sağlaması durumu.
Crossed-extension Reflex
Bir uzuv ağrılı bir uyarandan geri çekildiğinde, vücut dengesini korumak ve destek kaybını telafi etmek için karşı taraftaki uzvun otomatik olarak ekstansiyona (gerilmeye) geçmesini sağlayan omurilik refleksidir.
Cross-correlation
İki veya daha fazla zaman serisi ya da değişken arasındaki eşleşen değerlerin, birbirlerine göre kaydırılmak suretiyle ölçülen benzerlik ve ilişki derecesidir.
Cross-correlation Mechanism
Kulaklar arası zaman farklarına dayalı ses lokalizasyonunun temelini oluşturduğu düşünülen işitsel sinirsel işlemleme düzeneğidir.
Cross-modal Association
Farklı beyin bölgelerini ve duyu modalitelerini içeren duyusal girdilerin koordinasyon süreci.
Crossed Reflex
Vücudun bir tarafına uygulanan uyarıcının, omurilikteki sinir devreleri aracılığıyla vücudun karşı tarafında motor bir yanıtsa yol açması durumu.
Cross-tolerance
Bir maddeye karşı gelişen toleransın, aynı veya benzer mekanizmalarla etki eden ilişkili başka bir maddeye karşı da azaltılmış yanıt (artmış direnç) oluşturması durumu.
Decussation
Merkezi sinir sisteminde sinir liflerinin veya yolların orta hatta bir taraftan diğer tarafa 'X' harfi formunda çapraz geçiş yapması.
Passionflower
Güneydoğu Kuzey Amerika'ya özgü, halk arasında sedatif ve anksiyolitik amaçlarla kullanılan tırmanıcı bitki türü Passiflora incarnata.
Conflict Behavior
Aynı anda deneyimlenen iki uyumsuz motivasyonel durumun tetiklediği davranışsal tepki örüntüsüdür.
Hammer
Orta kulaktaki işitme kemikçiklerinin en dışta yer alanı olan, kulak zarından aldığı akustik titreşimleri örse (incus) ileten maki şeklindeki ossikül.
Nucleus
Ökaryotik hücrelerde genetik materyali barındıran zarla çevrili merkezi organel ve merkezi sinir sisteminde benzer işlevlere sahip nöron hücre gövdelerinin kümelendiği anatomik yapı.
Core Area
Bir hayvan grubunun veya organizmanın yaşam alanının en yoğun kullanılan, besin ve barınak gibi hayati kaynakların yoğunlaştığı merkezi bölgesi.
Core Temperature
Vücudun göğüs, karın ve merkezi sinir sistemi gibi iç organlarını barındıran kritik bölgelerinin iç sıcaklığıdır.
Nucleolus
Ökaryot hücre çekirdeğinde yer alan, zarsız ve yoğun yapıdaki bu bölge, protein sentezinin temel taşları olan ribozomların üretim ve montaj merkezidir.
Chin Reflex
Alt çeneye hafifçe vurulduğunda masseter kasının ani kasılmasıyla ortaya çıkan monosinaptik derin tendon refleksidir.
Jaw Jerk
Alt çenenin hafifçe açık olduğu pozisyonda mentuma yapılan ani vuruşla masseter kasının istemsiz kasılmasını tetikleyen ve üst motor nöron lezyonlarını saptamakta kullanılan monosinaptik bir derin tendon refleksidir.
Environment / Nurture
🔹 1. (environment): Bir organizmanın işlevlerini ve gelişimini etkileyen fiziksel, biyolojik, sosyal ve kültürel dış etkenler ile koşulların bütünü. 🔹 2. (nurture): Bir bireyin gelişimini ve davranışlarını biçimlendiren sosyokültürel, ekolojik ve ebeveynlik uygulamaları dahil tüm çevresel etkenlerin bütünü.
Environmental Agnosia
Beyin hasarı sonrasında bireyin evini, mahallesini ve önceden çok iyi bildiği coğrafi çevreleri tanıyamaması, topoğrafik aşinalığını tamamen yitirmesi durumu.
Peripheral Vision
Fovea centralis alanı dışındaki retinal stimülasyonlar yoluyla elde edilen, odak noktasının dışındaki detayları ve hareketleri algılayan görme biçimidir.
Environmental Control Device
Bireylerin fiziksel çevrelerindeki unsurları (ışıklar, kapılar, ev aletleri) bağımsız olarak düzenlemesini ve manipüle etmesini sağlayan yardımcı teknoloji aygıtı.
Avalanche Conduction
Bir reseptörden çıkan sinirsel impulsların çok sayıda başka nörona yayılarak başlangıçtaki uyaranla orantısız derecede büyük bir etki yaratması süreci.
Ascending Pathway / Ascending Tract
🔹 1. (ascending pathway): Sinir sisteminin alt kademelerinden beyne doğru sinir impulslarını ileten sinir liflerinden oluşan anatomik ve işlevsel güzergah. 🔹 2. (ascending tract): Omurilik boyunca duyusal girdileri beyne doğru taşıyan sinir lifi demeti.
Double Dissociation
İki ayrı psikolojik veya biyolojik sistemin birbirinden bağımsız olarak işlev gördüğünü kanıtlamak amacıyla kullanılan deneysel ve nöropsikolojik araştırma stratejisidir.
Bilabial
Her iki dudağın bir araya gelerek hava akımını durdurması veya biçimlendirmesiyle üretilen sesleri ve dudaklarla ilgili yapıları tanımlayan terim.
Double-simultaneous Tactile Sensation
Vücudun farklı iki bölgesine aynı anda uygulanan dokunsal uyaranları eş zamanlı olarak algılama yeteneği.
Double-simultaneous Stimulation
Vücudun farklı taraflarına aynı anda iki duyusal uyaran verilerek parietal lob lezyonlarını ve duyusal ihmal sendromlarını saptamakta kullanılan klinik muayene yöntemi.
Double İmage
Göz kusurları veya yanlış odaklanma sonucunda aynı nesnenin retinada iki ayrı kopya olarak algılanması durumu.
Double-aspect Theory
Zihin ve bedenin tek bir tözün iki farklı görünümü veya perspektifi olduğunu savunan felsefi ve nöropsikolojik yaklaşım.
Dual Trace Hypothesis
Kısa süreli belleğin yankılanan sinirsel devreler aracılığıyla, uzun süreli belleğin ise kalıcı sinaptik değişiklikler yoluyla kodlandığını öne süren bellek oluşum modeli.
Mating Behavior
Üremeyi ve genetik aktarımı optimize etmek amacıyla gerçekleştirilen kur yapma, eş seçimi ve çiftleşme faaliyetlerinin bütünü.
Mating System
Bir tür içerisindeki tipik üreme ve çiftleşme örüntülerinin sosyal ve biyolojik organizasyon biçimi.
Zinc
Normal fizyolojik ve nörolojik fonksiyonların sürdürülebilmesi için diyetle eser miktarda alınması zorunlu olan hayati bir metalik elementtir.
Graph Theory
Düğümler ve bu düğümleri birbirine bağlayan kenarlardan oluşan ağ yapılarını ve bunların ilişkisel dinamiklerini inceleyen matematiksel ve analitik çerçeve.
Judgment Of Line Orientation (JLO)
Açısal ilişkilerin görsel algısını ve özellikle sağ hemisfer işlev bozukluklarını değerlendiren standart bir nöropsikolojik testtir.
Children’s Embedded Figures Test (CEFT)
5 ila 12 yaş arasındaki çocukların alan bağımlılığı ve alan bağımsızlığı gibi bilişsel stillerini değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş performans tabanlı algısal test.
Children’s Auditory Verbal Learning Test (CAVLT)
7-17 yaş aralığındaki çocukların işitsel bilgiyi öğrenme, bellekte depolama ve uzun süreli geri getirme becerilerini değerlendiren nöropsikolojik test bataryası.
Children’s Complex Figure Test
Gelişimsel süreçte çocukların visuo-spasyal (görsel-mekansal) algı, yapılandırma becerileri ve görsel bellek kapasitelerini ölçmek için kullanılan standartlaştırılmış bir nöropsikolojik testtir.
Childhood Apraxia Of Speech
Çocuğun konuşma organlarında herhangi bir kas zayıflığı olmamasına rağmen, beyinden gelen motor komutların planlanmasındaki kusur nedeniyle ses, hece ve kelimeleri istemli olarak üretmekte yaşadığı nörogelişimsel motor konuşma bozukluğudur.
Childhood Sensorineural Lesion
Gelişmekte olan duyu organları veya bu organları merkezi sinir sistemine bağlayan sinir yollarında, çocukluk evresinde meydana gelen kalıcı doku hasarı.
Multilingual Aphasia Examination (MAE)
Afazinin varlığını, türünü ve derecesini saptamak için geliştirilmiş, alıcı ve ifade edici dil işlevlerini değerlendiren kapsamlı bir nöropsikolojik test bataryasıdır.
Multisensory Method
Okuma ve yazma becerilerini kazandırmak amacıyla görsel, işitsel, kinestetik ve dokunsal algı modalitelerini eş zamanlı olarak entegre eden pedagojik ve klinik yaklaşım.
VLBW
Yeni doğan bir bebeğin gebelik süresinden bağımsız olarak 1.500 gramın altında bir ağırlıkla dünyaya gelmesini tanımlayan klinik kategorizasyon.
Multifactorial İnheritance
Boy veya belirli hastalıklara yatkınlık gibi fenotipik özelliklerin, tek bir gen yerine kümülatif etki gösteren çok sayıda gen ve çevresel faktörlerin ortak etkileşimiyle aktarıldığı kalıtım biçimidir.
Multifactorial Model
Bir özelliğin veya patolojinin ortaya çıkışını, genetik yatkınlıklar ile çevresel tetikleyicilerin kümülatif bir eşik değişkeni (liability) üzerinden ortaklaşa belirlediğini savunan kalıtım modeli.
Multiple Mating
Dişi bireylerin, babalık kesinliğini ortadan kaldırarak yavru korumasını maksimize etmek ve üstün genetik hatları seçmek amacıyla birden fazla erkekle çiftleşmesi stratejisi.
Multiple Trace Hypothesis
Bir uyarıcının her tekrarlandığında mevcut bellek izini güçlendirmek yerine bellekte tamamen yeni ve bağımsız bir kayıt oluşturduğunu savunan bellek kuramı.
Multiple-spike Recording
Mikroelektrotlar ve bilgisayar donanımı yardımıyla hızla ateşlenen nöronlardan yayılan elektriksel potansiyellerin eşzamanlı olarak kaydedilmesi ve analiz edilmesidir.
Multiple Sleep Latency Test (MSLT)
Bireyin gündüz uykululuk eğilimini ve uykuya dalma süresini laboratuvar ortamında, belirli aralıklarla planlanan beş şekerleme seansıyla nicel olarak değerlendiren standart bir nörofizyolojik testtir.
Depressed Skull Fracture
Kafatası kemiğinin bir kısmının beyin dokusuna doğru içe doğru çöktüğü, sıklıkla nörolojik değerlendirme ve cerrahi müdahale gerektiren künt kafa travması türüdür.
Celiac Plexus
On ikinci torasik ve birinci lomber omurlar düzeyinde, aortun önünde yer alan ve batın içindeki organların otonom sinir lifleri ile visseral afferent yollarını organize eden en büyük sempatik sinir ağı.
Solute
Bir çözücü içerisinde çözünerekhomojen bir karışım (çözelti) oluşturan katı, sıvı veya gaz halindeki maddedir.
Rod Vision
Yalnızca düşük ışık koşullarında aktif olan retinal çubuk hücrelerine dayanan, renkleri ayırt edemeyen ancak harekete karşı yüksek hassasiyet gösteren görme biçimi.
Retinal Rod
Retinada düşük ışık seviyelerine yanıt veren, renk bilgisi sağlamayan ve scotopik görmeden sorumlu silindirik fotoreseptör hücreler.
Rod–cone Break
Karanlık adaptasyonu sırasında, retinadaki koni hücrelerinin duyarlılık artışının sona erip, rod hücrelerinin daha yüksek duyarlılıkla devraldığı eşik geçiş noktasıdır.
D Trisomy Syndrome
13 numaralı kromozomun fazladan bir kopyasının (trizomi 13) varlığıyla karakterize, ağır çoklu sistem malformasyonları ve nörogelişimsel bozukluklarla seyreden kromozomal bir sendrom.
Vitamin D
Kalsiyum emilimi, kemik metabolizması ve immünolojik fonksiyonlarda kritik rollere sahip, güneş ışığı etkisiyle deride sentezlenebilen ve yağda çözünen bir steroid türevidir.
D–KEFS
Frontal lob işlevlerini ve yürütücü kontrol süreçlerini çocukluktan yaşlılığa kadar kapsamlı biçimde değerlendiren standart bir nöropsikolojik test bataryası.
Dacc
Anterior singulat korteksin sırt tarafında yer alan; bilişsel kontrol, çatışma izleme ve ağrı algısının duygu-durum bileşeninde kritik rol oynayan nöral bölge.
D’acosta’s Syndrome
Yüksek rakımlı bölgelerde atmosferik basıncın ve oksijen kısmi basıncının düşmesine bağlı olarak ortaya çıkan fizyolojik ve nörolojik bozukluk.
Dispersal / Distribution
🔹 1. (dispersal): Hayvanların doğdukları gruptan ayrılarak başka bir gruba katılması veya yeni bir yaşam alanında eş araması süreci. 🔹 2. (distribution): Bir değişkenin alabileceği değerler ile bu değerlerin gözlenme sıklıkları arasındaki matematiksel veya ampirik ilişki.
Volume Of Distribution
Verilen bir ilacın vücuttaki toplam miktarının, kan plazmasındaki konsantrasyonuna oranını gösteren teorik farmakokinetik parametre.
Distributed Processing
Bilgilerin ve hesaplamaların, tek ve merkezi bir birim yerine birbirine bağlı bir dizi işlemci veya nöral ağ ünitesi üzerinde eş zamanlı olarak paylaştırılarak işlenmesi.
Spleen
Lenfosit üreten, kanı filtreleyip depolayan ve yaşlı eritrositleri yok eden; aynı zamanda tarihsel olarak melankoli kavramıyla bağdaştırılmış bir iç organdır.
Dale’s Law
Bir nöronun tüm akson uçlarının yalnızca tek bir nörotransmitter salgıladığını öne süren, günümüzde ise pek çok nöron için geçersiz olduğu bilinen klasik nörofizyoloji hipotezi.
Wavelength
Belirli bir frekanstaki dalga hareketinde, art arda gelen iki tepe veya çukur noktası arasındaki uzamsal mesafe.
Fluctuating Asymmetry
Bireylerin vücut parçalarındaki simetrinin, verilen bir türün normundan gösterdiği küçük ve rastgele sapma derecesi.
Dallenbach Stimulator
Cilt üzerine kontrollü termal uyarılar sağlamak için kullanılan deneysel psikofizik cihazı.
Absent State
Kompleks parsiyel nöbetler sırasında ortaya çıkabilen, boş bakışlar ve gerçeklikten kopuşla karakterize rüya benzeri yabancılaşma hali.
Palate
Ağız boşluğunun tavanını oluşturan, oral kaviteyi nazal kaviteden ayıran ve ön kısmı kemiksi (sert damak), arka kısmı fibromüsküler (yumuşak damak) yapılardan oluşan anatomik bölge.
Checkerboard Pattern
Görsel psikofizik testlerinde ve beyindeki görsel olarak duyarlı hücreleri uyarmak için kullanılan, alternatif açık ve koyu karelerden oluşan geometrik desen.
Dandy–walker Syndrome
Fetal beyin gelişimi sırasında arka çukurdaki büyük bir kist, dördüncü ventrikülün tıkanması ve serebellar vermisin tam veya kısmi yokluğu ile karakterize konjenital bir anomalidir.
Dancing Language
Bal arılarının besin kaynaklarının yerini, uzaklığını ve kalitesini diğer koloni üyelerine aktarmak amacıyla sergiledikleri karmaşık, ritmik ve stereotipik hareket kalıplarıdır.
Dancing Mouse
İç kulak yapısal kusurlarına bağlı olarak sağırlık ve vestibüler sistem bozukluğu gösteren, bu nedenle daireler çizme ve sallanma gibi dansı andıran motor hareketler sergileyen bir mutant fare suşudur.
Darwinian Reflex
Yeni doğan bebeklerde görülen, avuç içine dokunulduğunda parmakların otomatik olarak kapanmasıyla karakterize edilen ilkel tutma tepkisi.
Darwinian Fitness
Belirli bir organizmanın veya genotipin, doğal seçilim yoluyla canlı ve doğurgan yavrular meydana getirmedeki göreceli üreme başarısı.
Darwinism
Canlı türlerinin doğal seçilim ve adaptasyon mekanizmalarıyla evrimleştiğini savunan biyolojik ve teorik çerçeve.
DAT
Nöroloji ve psikometride sıklıkla kullanılan, sırasıyla Alzheimer tipi demansı veya diferansiyel yetenek test bataryasını ifade eden standart kısaltma.
Solicitation Behavior
Hayvanlar aleminde, genellikle dişilerin çiftleşme isteğini ve ilgisini potansiyel bir eşe aktarmak amacıyla sergilediği spesifik sinyaller ve eylemler bütünü.
Behavior Genetics / Behavioral Genetics
🔹 1. (behavior genetics): Bireysel davranış farklılıklarında genetik ve çevresel faktörlerin göreceli katkılarını inceleyen disiplinler arası bilim dalı. 🔹 2. (behavioral genetics): Ailesel ve kalıtsal davranış kalıpları ile psikolojik özelliklerin genetik mekanizmalarını inceleyen disiplinlerarası bilim dalıdır.
Behavioral Sink
Aşırı nüfus yoğunluğu ve kalabalıklaşma ortamında, hayvan popülasyonlarında ortaya çıkan patolojik ve yıkıcı davranışsal bozulmalar.
Behavioral Ecology
Organizmaların çevreleriyle olan etkileşimlerinin ve bu etkileşimleri şekillendiren davranışsal kalıpların evrimsel ve adaptif temellerini inceleyen alt disiplindir.
Behavioral Embryology
Doğum veya yumurtadan çıkış öncesindeki dönemde embriyo ve fetüslerin davranışsal gelişimini, duyusal tepkiselliğini ve motor kapasitelerini inceleyen disiplinler arası alan.
Behavioral Endocrinology
Endokrin bezlerin ve nöroendokrin hücrelerin salgı faaliyetleri ile organizmanın davranışı arasındaki karşılıklı etkileşimleri inceleyen disiplinler arası bilim dalıdır.
Behavioral Pharmacology
İlaçların fizyolojik ve davranışsal mekanizmalarını, ilaçların davranış üzerindeki etkilerini ve davranışsal faktörlerin ilaç etki mekanizmalarına katkısını inceleyen bilim dalıdır.
Behavioral Phenotype
Belirli bir bozuklukla tutarlı biçimde ilişkilendirilen gözlemlenebilir motor, bilişsel, dilsel ve sosyal anormallikler örüntüsüdür.
Behavior Homeostasis / Behavioral Homeostasis
🔹 1. (behavior homeostasis): Organizmanın içsel fizyolojik dengesini korumak amacıyla davranış kalıplarını çevresel değişikliklere tepki olarak aktif bir şekilde ayarlaması süreci. 🔹 2. (behavioral homeostasis): Bir organizmanın, içsel ve dışsal çevresel dalgalanmalara karşı çeşitli davranışsal süreçler aracılığıyla fizyolojik istikrarını ve dengesini koruma eğilimidir.
Behavior Homology / Behavioral Homology
🔹 1. (behavior homology): Farklı türlerin ortak bir atadan genetik olarak devraldığı, evrimsel kökenleri aynı olan benzer davranış kalıplarıdır. 🔹 2. (behavioral homology): Farklı türler arasında paylaşılan ortak bir atadan miras kalındığını düşündüren işlevsel ve biçimsel davranış benzerliğidir.
Behavioral İnhibition
Yabancı durumlara ve kişilere karşı çekingenlik sergileme, çevredeki olası tehditleri sürekli tarama ve yeni uyaranlardan kaçınma eğilimiyle tanımlanan mizaçsal yatkınlık.
Behavioral İnhibition System (BIS)
Pekiştirme duyarlılığı kuramında ceza, cezasız kalma ve yenilik sinyallerine yanıt vererek olumsuz sonuç doğurabilecek davranışları ve hedefe yönelik hareketleri durdıran nörobiyolojik mekanizma.
Behavioral Neuroscience
Davranışsal eğilimlerin ve kapasitelerin altında yatan spesifik sinirsel devreleri ve mekanizmaları inceleyen sinirbilim ve biyolojik psikoloji dalı.
Behavioral Neurochemistry
Davranış ile biyokimyasal etkiler arasındaki ilişkileri, özellikle ilaçların beyindeki metabolik süreçlere etkilerini ve nörotransmitterlerin rollerini inceleyen disiplin.
Behavioral Neuropsychology
Beyin hasarı olan bireylerin tedavisinde davranış terapisi tekniklerini klinik nöropsikoloji yaklaşımıyla entegre eden uzmanlık alt dalıdır.
Behavioral Plasticity
Bir organizmanın davranışlarının sosyal deneyimler, öğrenme ve çevresel uyarıcılar doğrultusunda şekillenebilme ve değişebilme derecesidir.
Behavioral Teratology
Gelişmekte olan organizmanın embriyonik veya fetal dönemde toksik maddelere maruz kalması sonucunda ortaya çıkan davranışsal bozuklukları inceleyen bilim dalıdır.
Behavioral Toxicology
Toksik maddelere maruz kalmanın organizmanın davranışsal çıktıları üzerindeki etkilerini inceleyen disiplinler arası bilim dalıdır.
Behavioral Specialization
Organizmaların habitat seçimi, beslenme ve eş bulma süreçlerinde belirli çevresel koşullara ve baskılara uyum sağlayarak dar bir davranış repertuarında uzmanlaşması durumu.
Behavioral Approach System (BAS)
Pekiştirme duyarlılığı teorisinde iştahsal motivasyonu kontrol ettiği ve bireyi ödül sinyallerine doğru harekete geçirdiği varsörülen fizyolojik mekanizma.
Endurance Activity
Oksijen kullanımı yoluyla kaslar için uzun süreli enerji üretme kapasitesine, yani aerobik kapasiteye dayanan fiziksel aktivitelerdir.
Db
Akustik ve elektronik sistemlerde ses şiddetini veya sinyal gücünü oranlamak için kullanılan logaritmik birim olan desibel'in uluslararası sembolü.
DC Amplifier
Nöral membranlar arasındaki potansiyel farkı yükselterek kortikal akımların kaydedilmesini ve incelenmesini sağlayan doğru akım cihazı.
Deafferentation
Merkezi sinir sistemine çevreden duyusal bilgi taşıyan duyusal nöronların veya aksonların cerrahi olarak kesilmesi veya işlevsel olarak ortadan kaldırılması süreci.
Defecation Reflex
Rektumun dışkı ile dolması sonucu tetiklenen ve gastrointestinal içeriğin vücut dışına atılmasını sağlayan otonom ve istemli bileşenleri olan nörofizyolojik bir yanıttır.
Deficiency
Bir işlevin, becerinin, biyolojik yapının veya kaynağın normal veya gerekli düzeyin altında olması durumu.
Valence
Bir uyarıcının, nesnenin, olayın veya durumun birey üzerindeki öznel çekicilik veya iticilik derecesi, başka bir deyişle güdüsel ve duygulanımsal değeri.
Variable Rate Theory
Yaşlanmanın, genetik programlamadan ziyade içsel ve dışsal faktörlerin bireysel farklılıklar yaratması sonucu farklı hızlarda gerçekleştiğini savunan teoriler grubudur.
Altered State Of Consciousness (ASC)
Bireyin olağan uyanıklık halinden belirgin biçimde farklılaşan; algı, benlik bilinci, duygu durum ve zaman-mekan yöneliminde sapmalarla karakterize psikolojik işlevsellik durumu.
Dehydration Reactions
Vücudun su dengesinin kritik seviyenin altına düşmesiyle ortaya çıkan, bilişsel işlev bozuklukları, apati, anksiyete ve ilerleyen vakalarda deliryum ile ölümcül tablolarla karakterize metabolik ve psikolojik reaksiyonlar.
Dehydration
Vücut dokularında ve sıvılarında metabolik süreçlerin bozulmasına yol açacak düzeyde anormal su noksanlığı durumu.
Dehydrogenase
Biyolojik reaksiyonlarda bir substrattan hidrojen atomlarının uzaklaştırılmasını katalize eden bir oksidoredüktaz enzimi.
Deiters Cells
Corti organındaki dış tüy hücrelerini fiziksel olarak destekleyen ve onlara tutunma yüzeyi sağlayan özel destekleyici hücrelerdir.
Déjà Vécu
Yeni karşılaşılan durumların ve olayların, daha önce birebir yaşandığına dair yoğun ve sarsıcı bir inançla birlikte, garip bir aşinalık duygusuyla deneyimlenmesi.
Déjà Vu
Yeni deneyimlenen bir durumun, yerin veya olayın daha önce birebir yaşandığına dair yoğun ve yanıltıcı bir aşinalık hissi.
Degenerative Status
Tek başına patolojik bir anlam taşımayan, ancak normal kabul edilen standarttan sapmaların birikmesiyle karakterize edilen anayasal bedensel yapı.
Degenerating Axon
Hasar görmüş veya ölmüş bir aksonun geride kalan kalıntısı olup, belirli histolojik boyaları absorbe etme özelliğiyle karakterizedir.
Decarboxylase
Bir bileşikten karboksil grubunu (–COOH) uzaklaştırarak karbon dioksit açığa çıkaran kimyasal reaksiyonları katalize eden enzim sınıfıdır.
Decortication
Anatomik bir yapının, özellikle de serebral korteksin dış tabakasının cerrahi olarak çıkarılması.
Dexamethasone Suppression Test (DST)
Kortizolün sentetik bir analoğu olan deksametazonun, kortikotropin salgılanmasını ve dolayısıyla kandaki kortizol seviyelerini baskılama kapasitesini ölçen klinik laboratuvar testi.
Dextrosinistral
Vücudun veya uzuvların hareket, yönelim ya da duysal tarama ekseninin sağ taraftan sol tarafa doğru yöneldiğini belirten nöroloji ve psikomotor terimi.
Deletion
Genetik materyalin bir kromozomdan kaybolmasıyla karakterize mutasyon türü veya üretken dilbilgisinde derin yapıdaki bir ögenin yüzey yapısından düşürülmesi süreci.
Loco Plant
Kuzey Amerika'nın batısında yetişen, içeriğindeki mizerotoksin, swainsonine ve selenyum nedeniyle sinir dokusuna kalıcı hasar veren Astragalus ve Oxytropis cinsine ait zehirli bitki grubu.
Delis–kaplan Executive Function System (D–KEFS)
Çocuklarda ve yetişkinlerde planlama, problem çözme ve soyut düşünme gibi üst düzey bilişsel süreçleri değerlendiren dokuz testten oluşan kapsamlı bir nöropsikolojik batarya.
Delta Wave
Elektroensefalografi (EEG) kayıtlarında tespit edilen, 0.5 ile 4 Hz frekans aralığına sahip en düşük frekanslı ve yüksek genlikli beyin dalgasıdır.
Delta Opioid Receptor
Merkezi ve periferik sinir sisteminde yer alan, endojen opioid peptitlerin bağlandığı ve özellikle ağrı modülasyonu, duygudurum düzenlemesi ile motor fonksiyonda rol oynayan G protein kenetli reseptör alt tipidir.
Delta-9-tetrahydrocannabinol
Kenevir bitkisinin (Cannabis sativa) ana psikoaktif bileşeni olan ve insan merkezi sinir sistemindeki kannabinoid reseptörlerine bağlanan fitokannabinoid.
Deltoid
Omuz eklemini örten, kolun abduksiyon (yana açma) hareketini sağlayan üçgen biçimli iskelet kası.
Dementia Rating Scale (DRS)
Beyin patolojileri kaynaklı bilişsel bozuklukları olan yetişkinlerin bilişsel durumunu ve işlevsellik düzeyini ölçmek için kullanılan kapsamlı bir nöropsikolojik değerlendirme aracıdır.
Dementia Pugilistica
Boks ve Amerikan futbolu gibi temas sporlarında başa alınan tekrarlayan darbeler sonucunda gelişen, kronik ve ylerleyici bir nörodejeneratif demans tablosudur.
Demasculinization
Testislerin alınması veya fetal gelişim sürecinde androjen yetersizliği nedeniyle erkeksel gelişim özelliklerinin engellenmesi durumu.
Boxer’s Dementia
Tekrarlayan kafa travmalarına bağlı olarak gelişen, kronik nörodejeneratif süreçler ve kognitif yıkımla karakterize bir tablo.
Demyelinating Disease
Merkezi ve periferik sinir sistemindeki aksonları saran miyelin kılıfının hasar görmesi veya yıkılmasıyla karakterize olan patolojik durumların genel sınıfı.
Demyelination
Sinir liflerini yalıtan ve elektriksel iletinin hızını artıran miyelin kılıfının hasar görmesi veya yıkılması süreci.
Demyelination Plaque
Merkezi sinir sisteminde aksonları saran miyelin kılıfının bağışıklık sistemi kaynaklı harabiyeti sonucu oluşan, gliotik ve sklerotik odaklı yapısal hasar alanları.
Dendrite
Nöronda diğer hücrelerden gelen elektrokimyasal sinyalleri toplayarak hücre gövdesine (somaya) ileten, ağaç dallarını andıran lifli uzantılardır.
Dendritic Zone
Nöronun, hücre gövdesinin zarı dahil olmak üzere, diğer sinir hücrelerinden gelen kimyasal ve elektriksel sinyalleri alan alıcı yüzeylerinin tamamı.
Dendritic Spine
Nöronların dendritleri üzerinde yer alan, komşu akson uçlarıyla sinaps oluşturan ve öğrenme sürecinde biçimlenen mantar şeklindeki membran çıkıntılarıdır.
Dendritic Pathology
Nöronların sinyalleri almakla sorumlu dallı uzantısı olan dendritlerde görülen, nöral iletişim ağlarını bozan yapısal ve işlevsel anormallikler bütünü.
Dendritic Potential
Bir nöronun dendrit zarının iki yüzü arasındaki elektriksel gerilim farkı olup, çoğunlukla zarın istirahat potansiyeli durumunu ifade eder.
Dendrodendritic Synapse
İki nöronun dendritleri arasında, akson aracı olmaksızın gerçekleşen özel sinaptik iletişim noktası.
Denervation Sensitivity
Bir sinir hücresinin girdi kaybı (denervasyon) yaşaması sonrasında, hedef dokunun veya postsinaptik hücrenin nörotransmitterlere karşı gösterdiği anormal derecedeki artmış tepki kapasitesi.
Animal Care And Use
Araştırma ve deneylerde kullanılan insan dışı hayvanların refahını korumak ve onlara insani ve etik standartlara uygun muamele edilmesini sağlamak amacıyla geliştirilen düzenleme, standart ve ilkeler bütünüdür.
Experience-expectant Process
Beyin gelişiminde, türün tüm üyelerinde ortak olan kritik dönemlerde, çevreden standart duyusal girdilerin alınmasıyla sinaptik bağlantıların kurulmasını zorunlu kılan önceden belirlenmiş olgunlaşma mekanizmasıdır.
Experience-dependent Process
Bireyin yaşam boyu edindiği benzersiz yaşantılar neticesinde beyin anatomisinde, nörokimyasında ve sinaptik mimarisinde meydana gelen kalıcı yapısal değişim süreçleridir.
Experimental Epilepsy
İnsan dışı hayvan modellerinde elektriksel, kimyasal ya da tekrarlayıcı duyusal uyaranlar aracılığıyla anormal nöral aktivite ataklarının (nöbetlerin) yapay olarak tetiklenmesi.
Experimental Neuropsychology
Sinir sisteminin fizyolojik yapı ve süreçlerinin biliş ve davranışla ilişkisini ampirik ve deneysel yöntemlerle inceleyen bilim dalıdır.
Balance / Equilibrium
🔹 1. (balance): Karşıt güçlerin veya unsurların uyumlu bir ilişki ya da eşitlik içinde bulunması durumu ve vestibüler sistem tarafından aracılık edilen denge duyusu. 🔹 2. (equilibrium): Fiziksel, fizyolojik veya psikolojik düzeyde sürdürülen kararlılık ve denge durumu.
Sense Of Equilibrium
Otururken, ayakta dururken veya hareket halindeyken vücut dengesini korumayı sağlayan, temel olarak iç kulaktaki vestibüler sistem tarafından yönetilen duyusal alt sistem.
Balance Training
Denge kontrolü sağlamakta güçlük çeken bireyler için kas kontrolünü artırmayı ve duyusal bilgilerin işlenmesini geliştirmeyi amaçlayan fiziksel veya mesleki terapi türüdür.
Balance Control
Vücut ağırlık merkezinin destek yüzeyi içinde tutulmasını sağlayan karmaşık nöromüsküler süreç.
Equilibrium-point Model
Bir uzuv hareketinin, agonist ve antagonist kas grupları arasındaki mekanik bir denge noktasının hedeflenmesi suretiyle kontrol edildiğini savunan motor kontrol modeli.
Equilibrium Potential
İyonların hücre zarından konsantrasyon gradyanı boyunca net hareketinin, oluşan elektriksel potansiyel farkı tarafından tam olarak dengelendiği elektrokimyasal denge durumu.
Seasickness
Deniz yolculuğu sırasında meydana gelen hareket hastalığı (motion sickness) tablosudur.
Dent-
Diş ile ilgili anatomik yapıları, dokuları veya diş hekimliği bağlamındaki oluşumları nitelemek üzere kullanılan önek kökenli birleştirme biçimi.
Dentate Nucleus
Beyinciğin beyaz maddesi içinde yer alan, dişli kenar yapısına sahip ve özellikle becerikli, hızlı motor hareketlerin planlanması ile yürütülmesinde kritik rol oynayan en büyük derin beyincik çekirdeğidir.
Dentate Gyrus
Hipokampal formasyonun bir parçası olan, entorinal korteks ile CA3 bölgesini birbirine bağlayan ve yetişkin beyninde nörojenezin gerçekleştiği nadir bölgelerden biri olan gri madde şeridi.
Denti- (dent-)
Diş anlamına gelen ve anatomik veya patolojik yapılarda niteleyici ön ek olarak kullanılan birleştirici kök.
Deoxyglucose
Glukoz yapısal analoğu olan, hücre içine taşınabilen ancak glikolitik yolla metabolize edilemeyen ve özellikle nörogörüntüleme tekniklerinde hücresel metabolik aktiviteyi izlemek için kullanılan bir bileşiktir.
Deoxycorticosterone
Adrenal bezler tarafından sentezlenen ve kortikosteronun öncülü olan güçlü bir mineralokortikoid hormondur.
Deoxyribonucleic Acid
Tüm bilinen canlı organizmaların ve birçok virüsün hayatsal gelişimi, işleyişi, büyümesi ve üremesi için gerekli genetik talimatları taşıyan çift sarmallı biyomolekül.
Depolarization
Hücre zarının iç kısmının dış kısmına göre daha az negatif bir elektrik potansiyeline ulaşması durumu.
Deprenyl
Monoamin oksidaz B (MAO-B) enzimini seçici olarak inhibe eden ve genellikle selegilin olarak bilinen farmakolojik ajan.
Depressant
Bir organ sisteminin veya merkezi sinir sisteminin işlevsel aktivitesini ve uyarılma düzeyini yavaşlatan ya da azaltan kimyasal ajan veya farmakolojik maddedir.
Depressor Nerve
Uyarlandığında motor veya sekretuar aktiviteyi baskılayan, beyin sapı refleksleri aracılığıyla kan basıncında düşüşe neden olan afferent sinir lifidir.
Rate Coding
Nöronların uyarıcı girdinin şiddetini veya özelliklerini, birim zamanda ürettikleri aksiyon potansiyellerinin (sinir impulslarının) frekansıyla temsil ettiği temel sinirsel kodlama mekanizması.
Graded Potential
Nöron zarında, uyarının şiddetiyle doğru orantılı olarak büyüklüğü değişen ve akson boyunca ilerlemek yerine kaynak mesafesinden uzaklaştıkça azalan lokal elektrik potansiyeli değişimidir.
Skin
Vücudun dış yüzeyini kaplayan, epidermis ve dermis tabakalarından oluşan; duyusal algı, termoregülasyon ve patojen bariyeri işlevlerini yürüten en büyük entegre organ sistemidir.
Skin Resistance
Cildin elektrik akımının geçişine karşı gösterdiği elektriksel direnç olup, sempatik sinir sistemi aktivitesinin ve fizyolojik uyarılmışlık düzeyinin dolaylı bir göstergesidir.
Skin Conductance
Cildin iki elektrot arasında zayıf bir elektrik akımını iletme derecesi olup, bireyin uyarılmışlık veya enerji mobilizasyon düzeyini ölçmekte kullanılan fizyolojik bir göstergedir.
Skin Stimulation
Derideki sinir reseptörleri aracılığıyla ağrı, basınç, soğukluk, sıcaklık, gıdıklanma veya kaşıntı olarak deneyimlenen kütanöz duyum.
Deep-pressure Sensitivity
Vücut derinliklerindeki dokulardan, kaslardan, tendonlardan ve eklemlerden gelen mekanik basınç uyaranlarını algılama ve ayırt etme yeteneğidir.
Deep Brain Stimulation (DBS)
Parkinson ve benzeri nörolojik rahatsızlıkların motor semptomlarını kontrol etmek amacıyla beynin belirli bölgelerine cerrahi olarak elektrot yerleştirilmesi işlemidir.
Deep Dyslexia
Edinilmiş bir beyin hasarı sonrasında ortaya çıkan; okuma sırasında semantik hataların yapıldığı, soyut ve işlev sözcüklerinin okunamadığı, fonolojik okuma yolunun ise tamamen çöktüğü ağır bir disleksi alt tipidir.
Deep Sensibility
Vücudun uzaydaki konumunu, eklemlerin hareketini ve kas tonusunu algılamasını sağlayan içsel duyusal sistem.
Deep Cerebellar Nucleus
Beyinciğin tabanında yer alan ve serebellar korteksten gelen sinyalleri işleyerek beyin sapı ile motor kortekse ileten ana gri madde çekirdekleri grubudur.
Deep Reflex
Kas tendonlarına vurulduğunda, kas iğciklerindeki gerilimin algılanmasıyla tetiklenen ve monosinaptik yolla gerçekleşen istemsiz kasılma.
Deep Sleep
Uyanma eşiğinin en yüksek, bilinç düzeyinin ise en alt seviyede olduğu, elektroensefalografide yüksek genlikli yavaş dalgaların baskın olduğu uyku evresi.
Deep Body Temperature
Vücudun iç organlarının ve merkezi sinir sisteminin barındırdığı, metabolik faaliyetler sonucunda oluşan temel termal düzey. Core temperature olarak da bilinir.
Derma
Vücudun dış yüzeyini kaplayan, özellikle dermis tabakasını ifade eden anatomik yapı.
Dermal Sensation
Deri yüzeyindeki reseptörler aracılığıyla algılanan sıcaklık, basınç, dokunma ve ağrı gibi somatosensoriyel deneyimlerin bütünü.
Dermal Sensitivity
Ciltte yer alan sinir reseptörleri aracılığıyla algılanan kütanöz duyumların bütünü.
Dermatoglyphics
Parmak uçları, avuç içleri ve tabanlardaki epidermal kıvrım ve çizgi desenlerinin bilimsel incelemesi.
Dermatome
Belirli bir omurilik sinirinin dorsal kökünden çıkan lifler tarafından duyusal olarak innarve edilen spesifik deri alanı veya deri grefti ile lezyon eksizyonunda kullanılan cerrahi kesi aleti.
Dermis
Epidermisin hemen altında yer alan; kan damarları, lenfatik yapılar, sinir uçları ve kıl köklerini barındıran bağ dokusu katmanı.
Pattern Vision
Çevredeki nesnelerin şekillerini, boyutlarını ve diğer özelliklerini görsel kalıplar aracılığıyla ayırt etme kapasitesidir.
Desynchronization
Elektroensefalografide (EEG), düzenli ve senkronize beyin dalgalarının (özellikle oksipital alfa dalgaları) yerini hızlı, düşük genlikli ve düzensiz dalga formlarının alması durumu.
Desynchronized Sleep
Elektroensefalografide (EEG) uyanıklık halini andıran hızlı, düşük voltajlı ve düzensiz beyin dalgalarının görüldüğü, kas tonusunun kaybolduğu ve hızlı göz hareketleriyle (REM) karakterize uyku evresi.
Decerebration
Beyin sapının kesilmesi, serebrumun cerrahi olarak çıkarılması veya serebral kan akışının kesilmesi sonucu diskriminasyon, öğrenme ve istemli hareket kontrolünün yitirilmesi durumu.
Decerebrate Rigidity
Beyin sapının serebral korteksten işlevsel olarak ayrılması sonucu ortaya çıkan; üst ve alt ekstremitelerin ekstansiyon, adduksiyon ve hiperpronasyon pozisyonu aldığı şiddetli bir katılık durumudur.
Decibel
Akustik veya elektrik gücünün oranını ifade etmekte kullanılan logaritmik ve boyutsuz bir ölçü birimidir.
Assistive Listening Device
İşitme kaybı olan bireylerin gürültülü ortamlarda arka plan seslerini filtreleyerek belirli bir ses kaynağına odaklanmasını sağlayan özel teknolojik sistem.
Discharge
Nörofizyolojide bir nöron grubunun aksiyon potansiyeli üretmesi, klinik psikolojide ise psikolojik gerilimin ani bir biçimde boşalması veya hastanın kurumdan taburcu edilmesidir.
Spike-wave Activity
Bir nöronun aksiyon potansiyelinin osiloskop veya bilgisayar ekranında sivri bir tepe ve bunu izleyen bir çöküntü oluşturarak oluşturduğu elektrofizyolojik örüntü.
Deutan Color Blindness
Yeşil tonlarının kusurlu algılandığı veya yeşilin kırmızı ile karıştırıldığı bir kalıtsal renk görme bozukluğu türüdür.
Deuteranomaly
Yeşil koni hücrelerinin spektral duyarlılığındaki anormallik nedeniyle yeşil ve tonlarının zayıf algılandığı kalıtımsal bir kırmızı-yeşil renk körlüğü türüdür.
Deuteranopia
Yeşil ışığa duyarlı koni fotopigmentinin bulunmamasından kaynaklanan, kırmızı-yeşil renk körlüğünün bir türü.
Deutero- (deuter-; Deut-)
Biyolojik, psikolojik ve tıbbi terminolojide 'ikinci' veya 'ikincil' durumu bildiren birleşik kelime öneki.
DEX
Yürütücü işlev bozukluklarının günlük yaşamdaki yansımalarını değerlendirmek amacıyla geliştirilen öz bildirim ve gözlem ölçeğidir.
Dextro- (dextr-)
Biyolojik, anatomik veya kimyasal yapılarda sağ tarafı veya sağa yönelimi ifade eden bir birleşik form eki.
DHT
Serotonerjik nöronları seçici olarak tahrip eden veya nörotoksik etki gösteren sentetik bir hidroksitriptamin türevi.
External Capsule
Klaustrum'u putamen'den ayıran ve kortikokortikal aksonal lifler içeren ince miyelinli sinir lifi katmanı.
External Ear
Kulak kepçesi (pinna), dış kulak yolu (external auditory meatus) ve kulak zarının dış yüzeyinden oluşan işitme sisteminin en dıştaki anatomik bölümü.
Auditory Canal / External Auditory Meatus
🔹 1. (auditory canal): Kulak kepçesini timpan zarına (kulak zarına) bağlayan, ses dalgalarının iletimini sağlayan anatomik tünel yapısı. 🔹 2. (external auditory meatus): Kulak kepçesinden (pinna) timpanik zara (kulak zarı) kadar uzanan ve ses dalgalarını ileten anatomik kanaldır.
Outer Nuclear Layer
Retinada fotoreseptör hücrelerin (koni ve çubukçuklar) hücre gövdelerini barındıran nükleer katmandır.
Outer Plexiform Layer
Retinada fotoreseptörler, bipolar hücreler ve horizontal hücreler arasındaki sinaptik bağlantıları içeren lifli tabaka.
Extraversion (extroversion)
Bireyin enerjisini ve ilgisini içsel yaşantılardan ziyade dış dünyaya, sosyal ilişkilere ve nesnelara yöneltmesini karakterize eden geniş spektrumlu bir kişilik boyutu.
External Chemical Messenger (ECM)
Bir organizma tarafından salgılanan veya salıverilen, aynı türün veya farklı türlerin diğer bireylerini etkileyen koku verici ya da kimyasal maddeler.
Exocrine Gland
Salgıladığı ürünleri bir kanal aracılığıyla vücudun dış yüzeyine veya iç boşluklara aktaran özelleşmiş bez yapıları.
Di-
Biyolojik, kimyasal ve psikolojik terminolojide iki katı, çift yapıyı veya iki kez gerçekleşen süreçleri nitelendiren ön ek.
Dia-
Psikoloji, tıp ve bilişsel bilimler literatüründe 'boyunca', 'arasından', 'ötesine' veya 'karşılıklı' anlamlarını katan temel bir bilimsel birleşim ön ekidir.
Diabetic Enteropathy
Diabetes mellitusun, sıklıkla gece görülen dışkı inkontinansı ile karakterize edilen ve otonom nöropati ile ilişkilendirilen gastrointestinal komplikasyonudur.
Diadochokinesis
Parmak vurma veya dudakları hızlıca uzatıp geri çekme gibi tekrarlayıcı kas hareketlerini seri ve eşgüdümlü bir şekilde gerçekleştirme yeteneğidir.
Diachronic Universal
İnsan türünün tarihsel süreç ve evrimsel zaman çizelgesi boyunca değişmeyen, tüm kültürlerde ve çağlarda ortak olarak var olan biyopsikolojik özellikler.
Deaf Mutism–retinal Degeneration Syndrome / Diallinas–amalric Syndrome
🔹 1. (deaf mutism–retinal degeneration syndrome): Konjenital sensörinöral işitme kaybı, dilsizlik ve ilerleyici retina dejenerasyonu ile karakterize, otozomal resesif geçişli nadir bir nöro-oftalmolojik sendrom. 🔹 2. (Diallinas–Amalric syndrome): İşitme kaybının merkezi görme kusurları ve retina dejenerasyonu ile karakterize edildiği, otozomal resesif kalıtım gösteren nadir bir kalıtsal sendrom.
Diamorphine
Afyon alkaloidi olan morfinin diasetil türevi olan, güçlü analjezik ve öforizan etkiler gösteren opioid agonist maddedir.
Diaschisis
Lokalize beyin hasarının, bu hasar alanına anatomik olarak bağlı veya çevresinde yer alan uzak bölgelerde fonksiyon kaybına veya eksikliğine yol açması durumu.
Diastolic Blood Pressure
Kalp kasılmaları arasında kısa bir süre dinlenirken ana arterlerde akan kanın oluşturduğu basınçtır.
Diazepam-binding İnhibitor (DBI)
Benzodiazepin reseptörlerine bağlanarak bu ilaçların etkisini antagonize eden, endojen anksiyeteyi artırıcı ve madde bağımlılığı süreçlerinde rol oynayan endojen bir nöropeptittir.
Dibenzodiazepine
Klozapin dahil olmak üzere ilk atipik antipsikotiklerin ve ilgili farmakolojik ajanların türediği trisiklik kimyasal bileşik sınıfı.
Dibenzoxazepine
Fenotiyazin sınıfına ait olmayan, loxapine gibi birinci nesil antipsikotikleri de içeren kimyasal olarak ilişkili bileşikler sınıfı.
Dibenzothiazepine
Ketiapin gibi atipik antipsikotikleri içeren ve iki benzen halkasına sahip tiyazepin türevi kimyasal bileşikler sınıfı.
Diencephalic Amnesia
Paramedian arter enfarktı, travma veya Wernicke-Korsakoff sendromu gibi diensefalik lezyonların tetiklediği bellek kaybı tablosudur.
Diencephalon
Ön beynin arka bölümünü oluşturan; talamus, hipotalamus, epitalamus ve subtalamus yapılarını barındıran anatomik merkez.
Diestrus
Çoklu östrus döngüsüne sahip memeli dişilerde, iki kızgınlık dönemi arasında yer alan ve üreme sisteminin olası bir gebeliğe hazırlandığı cinsel inaktivite evresi.
Diethylstilbestrol (DES)
Östrojen aktivitesine sahip sentetik, steroidal olmayan bir bileşiktir; geçmişte düşükleri önlemek için gebelere reçete edilmiş, ancak transgenerasyonel ciddi sağlık riskleri nedeniyle kullanımı durdurulmuştur.
Diethyltryptamine
Triptamin ailesine mensup, serotonerjik sistem üzerinde agonist etki gösteren sentetik bir psikedelik maddedir.
DET
LSD, psilosin ve DMT ile aynı kimyasal aileden gelen, sentetik bir indolalkilamin halüsinojen.
Diphenylbutylpiperidine
Konvansiyonel antipsikotik ajan pimozid gibi kimyasal olarak ilişkili bileşikler sınıfından herhangi birini ifade eden farmakolojik terim.
Differential Growth
Bir organizmadaki belirli bir organ veya dokunun, vücudun diğer kısımlarına kıyasla farklı ve genellikle orantısız bir oranda büyüme göstermesi sürecidir.
Differential Ability Scales (DAS)
Bilişsel yeteneklerin geniş bir indeksini sunmak üzere tasarlanmış, yaşa göre yapılandırılmış alt testlerden oluşan bireysel zeka testidir.
Differential Amplifier
İki giriş ucu arasındaki voltaj farkını güçlendiren ve ortak modlu gürültüyü bastıran elektronik bir devre bileşenidir.
Diffuse Bipolar Cell
Retinada birden fazla fotoreseptörden (koni veya çubukçuk) sinaptik girdi alan ve bu bilgiyi gangliyon hücrelerine ileten retinal bipolar hücre tipi.
DTPS
Beyin sapından kaynaklanan ve talamusun intralaminar ile orta hat nükleusları aracılığıyla serebral korteksin geniş alanlarına yayılarak bilinç durumunu ve uyanıklığı regüle eden nöral ağ.
Diffusion
Bilginin, yeniliğin veya kültürün topluluklar içinde yayılması süreci ya da biyolojik ve fiziki sistemlerde maddelerin yüksek konsantrasyondan düşük konsantrasyona doğru hareket etmesi.
Diffusion Magnetic Resonance İmaging (dmrı)
Vücuttaki su moleküllerinin rastgele moleküler hareketlerinin (difüzyon) ölçülerek doku mikro yapısının yüksek çözünürlüklü haritalandırılmasını sağlayan invaziv olmayan bir nöroradyolojik görüntüleme yöntemidir.
Diffusion Tensor İmaging (DTI)
Beyindeki su moleküllerinin rastgele hareket yönelimini (difüzyon) ölçerek ak madde yollarını ve sinirsel bağlantıları 3 boyutlu haritalandıran ileri düzey bir manyetik rezonans görüntüleme yöntemidir.
Dihydroxyphenylacetic Acid
Dopamin metabolizmasının temel ve en önemli majör yıkım ürünlerinden (metabolitlerinden) biri olan katekolamin türevi organik asittir.
Dihydroxytryptamine (DHT)
Beyindeki serotonerjik nörotransmisyonu deneysel olarak azaltmak ve serotonin tükenmesinin davranışsal ile nöral etkilerini incelemek için kullanılan seçici bir serotonerjik nörotoksin.
Dihydromorphine
Başlıca opioid reseptör araştırmalarında kullanılan ve dihidrokodeinin metabolik bir ürünü olan yarı sentetik opioid analjezik.
Dihydrotestosterone
Testosteronun metabolik parçalanmasıyla üretilen ve hedef dokularda androjenik etkileri aracılık eden güçlü bir steroid hormon.
ANT
Bilişsel sinirbilimde dikkat sistemlerinin üç ayrı alt bileşenini (uyarılma, yönelme ve yürütücü kontrol) eş zamanlı olarak ölçen bilgisayar tabanlı bir reaksiyon süresi testi.
Attention Network Theory
Dikkat olgusunun; uyarılma, yönelme ve yürütücü kontrol olmak üzere üç ayrı ancak birbiriyle etkileşim içinde çalışan sinirsel ağ tarafından yönetildiğini öne süren bilişsel nörobilim modeli.
Attention Network Test (ANT)
Dikkat kuramının uyarılma, yönelme ve yürütücü kontrol alt bileşenlerinin verimliliğini bağımsız olarak ölçen bilgisayar tabanlı nöropsikolojik test.
Deterioration Of Attention
Dış gerçekliğe odaklanma becerisinin azalmasıyla karakterize olan, değişken ve dalgalanan dikkat durumu.
Freedom From Distractibility Index
Wechsler Çocuklar için Zeka Ölçeği'nde kısa süreli dikkat ve konsantrasyon kapasitesini ölçmek için tarihsel olarak hesaplanmış, günümüzde Çalışma Belleği İndeksi adını almış psikometrik gösterge.
Test Of Variables Of Attention (TOVA)
Sürdürülebilir dikkat ve dürtüselliği objektif olarak ölçen, özellikle dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) taramasında kullanılan bilgisayar tabanlı sürekli performans testidir.
ADD
Hiperaktivite belirtilerinin eşlik etmediği, öncelikli olarak dikkat süresi kısalığı, odaklanma güçlüğü ve sürdürülebilir zihinsel çaba gerektiren görevlerde zorlanma ile karakterize nörogelişimsel durum.
Attention-span Test
Bir bireyin belirli bir göreve odaklanabilme kapasitesini veya çeldiricilere karşı duyarlılığını nicel olarak değerlendiren ölçüm araçlarının genel adı.
Attentional Dyslexia
Bireyin kelimeleri bütünsel olarak okuyabildiği ancak harf-kelime bağlama mekanizmasındaki bir kusur nedeniyle harfleri doğru tanımlayamadığı ve harflerin kelimeler arasında yer değiştirdiği bir görsel kelime biçimi disleksisidir.
Premotor Theory Of Attention
Dikkat kaymalarının, doğrudan göz veya beden hareketlerini programlayan motor devrelerin aktivasyonunun bir sonucu ve öncülü olduğunu savunan bilişsel sinirbilim teorisi.
Dichoptic Stimulation
Her iki göze eş zamanlı olarak birbirinden farklı görsel uyaranların sunulması işlemidir.
Dichorhinic
Her bir burun deliğine bir olfaktometre aracılığıyla farklı koku uyarıcılarının eşzamanlı veya bağımsız olarak sunulmasını ifade eden duyusal terim.
Dichromic
Spektral olarak yalnızca iki ana rengi veya bu renklerin kombinasyonlarını ayırt edebilme yeteneğini ya da durumunu ifade eden duyusal terim.
Dichromatism (dichromacy; Dichromasy; Dichromatopsia)
Gözdeki üç temel koni fotopigmentinden birinin eksikliği nedeniyle ortaya çıkan, belirli renklerin ayırt edilemediği kısmi renk körlüğü türü.
Language
Duygu, düşünce ve bilgilerin sesli, yazılı veya sözsüz semboller sistemi aracılığıyla ifade edilmesini ve aktarılmasını sağlayan yapılandırılmış iletişim sistemi.
Language Deficit
Nörolojik işlev bozukluğuna bağlı olarak bir çocukta normal konuşma ve dil gelişiminin olmaması, kaybolması veya gecikmesi durumu.
Prelingually Deafened
Bireyin doğuştan sağır olması veya sözel dili edinme sürecinden (genellikle yaşamın ilk birkaç yılı) önce işitme duyusunu tamamen yitirmesi durumudur.
Postlingually Deafened
Bireyin konuşma ve dil edinimi tamamlandıktan sonra işitme duyusunu kaybetmesi durumu.
Language Localization
Konuşulan ve yazılan kelimelerin işlenmesiyle ilgili çeşitli beyin fonksiyonlarının korteksteki belirli anatomik bölgelere anatomik ve işlevsel olarak dağılımı.
Language Center
Serebral kortekste konuşma ve yazma gibi dilsel işlevlerin yürütülmesinden sorumlu olan Broca ve Wernicke alanları gibi nöral bölgelerin genel adıdır.
Speech And Language Pathology
Yetersiz ya da uyumsuz iletişim davranışları ile konuşma, dil, ses ve işitme bozukluklarının incelenmesini, değerlendirilmesini ve tedavisini amaçlayan klinik disiplin.
Language Disability
Dil gelişiminde veya dilsel işlevlerde ortaya çıkan, özel bir alanla sınırlı kalabilen ya da genel yayılım gösterebilen belirgin güçlük veya bozukluk.
Dilation
Bir açıklığın, kanalın veya organın çapının fizyolojik veya patolojik olarak genişlemesi süreci.
Dilator
Vücuttaki bir yapının, kanalın veya deliğin açıklığını artıran kas, sinir, tıbbi alet veya farmakolojik ajandır.
Dimenhydrinate
H1 reseptörlerinde antagonist olarak görev yapan, ağırlıklı olarak taşıt tutması, vertigo ve mide bulantısını baskılamak için kullanılan birinci nesil bir antihistaminik ajandır.
Dimer
İki benzer makromoleküler alt birimin (örneğin proteinlerin veya nükleik asitlerin) bağlanmasıyla oluşan kimyasal ve yapısal kompleks.
Dimethyl Ketone
Formülü (CH3)2CO olan, endüstriyel çözücü olarak kullanılan ve insan metabolizmasında yağ asitlerinin oksidasyonu sonucu doğal olarak üretilen en basit keton bileşiği.
Dimethyltryptamine
Endojen olarak insan dahil çeşitli canlılarda sentezlenen, triptamin sınıfına ait güçlü ve hızlı etki gösteren psikedelik bir moleküldür.
Dimorphism
Aynı türün üyeleri arasında boyut, şekil veya renk gibi bir veya daha fazla karakteristik özellik bakımından görülen iki farklı formun varlığı.
Dynamic Core
Bilinçli yaşantıların ortaya çıkmasını sağlayan, talamokortikal sistem içindeki esnek ve bilgi açısından zengin nöron alt kümesidir.
Dynamogenesis
Kas veya sinir dokularında kuvvetin gelişimi ve duyusal aktivitedeki değişimlerin motor yanıtları doğrudan tetiklediği duyusal-motor ilke.
Dynamometry
Kas çabası veya gücü dahil olmak üzere harcanan kuvvetin veya gücün ölçülmesini sağlayan yöntem.
Dinitrogen Monoxide
Yaygın olarak 'gülme gazı' olarak bilinen, analjezik ve anestezik etkileri nedeniyle tıp ve diş hekimliğinde kullanılan inorganik bir bileşiktir.
Dynorphin
Prodinorfin öncül proteininden türeyen, özellikle kappa opioid reseptörleri üzerine etki ederek ağrı modülasyonu, stres yanıtı ve duygudurum düzenlemesinde rol oynayan bir sınıf endojen opioid peptittir.
Diopter
Bir merceğin veya kavisli aynanın kırma gücünü ifade eden ve odak uzaklığının metre cinsinden tersine eşit olan fiziksel ölçü birimidir.
Dioptrics
Işığın saydam ortamlar ve mercekler aracılığıyla kırılma ilkelerini inceleyen fiziksel optik ve görsel algı bilimi dalı.
Diotic
Her iki kulağa da eş zamanlı ve özdeş akustik uyaranların (sesin) sunulmasını ifade eden işitsel algı terimidir.
Diplacusis
Tek bir ses frekansının, her iki kulakta farklı algılanması veya tek kulak tarafından aynı anda iki farklı ton olarak duyulmasıyla karakterize işitme bozukluğu.
Diplegia
Vücudun her iki tarafındaki simetrik ve karşılık gelen bölgeleri (örneğin her iki kol veya her iki bacak) etkileyen felç durumu.
Diplo- (dipl-)
Tıbbi ve biyolojik terminolojide 'çift' veya 'iki kat' anlamını veren birleşik biçim öneki.
Diploid
Hücre çekirdeğinde her bir kromozomdan ikişer adet (homolog çiftler halinde) bulunduran durum.
Diplopia / Double Vision / Doubling
🔹 1. (diplopia): Nesnelerin tek bir odak noktası yerine aynı anda iki ayrı görüntü olarak algılanmasıyla karakterize edilen görsel algı bozukluğu. 🔹 2. (double vision): Tek bir nesnenin her bir göz tarafından ayrı birer görüntü olarak algılanması durumu, yaygın adıyla çift görme. 🔹 3. (doubling): Tek bir nesnenin iki ayrı görüntü olarak algılanmasıyla karakterize edilen görsel ve nörolojik bir semptomdur.
Direct Dyslexia
Bireylerin yazılı sözcükleri sesli olarak kusursuz bir şekilde okuyabildiği, ancak okudukları metnin anlamını kavrayamadığı edinilmiş bir okuma bozukluğudur.
Dirhinic
Her iki burun deliğine bir olfaktometre aracılığıyla aynı koku maddesinin eş zamanlı veya kontrollü bir şekilde verilmesini ifade eden duyusal terim.
Dysbasia
Nörolojik hastalıklara veya psikolojik bozukluklara bağlı olarak ortaya çıkan, bozulmuş ya da güçleşmiş yürüme yeteneği.
Dysbulia
Düşünme, dikkat sürdürme ya da bir düşünce akışını takip etme süreçlerinde yaşanan güçlük ile karakterize irade zayıflığı durumu.
Dysdiadochokinesis
Ardışık ve hızlı alternatif hareketleri (örneğin elleri hızla ters yüz çevirerek dizlere vurma) koordine etme becerisinin nörolojik kökenli kaybı veya bozulması.
Dyseidetic Dyslexia
Bütün kelimeleri görsel olarak tanımakta zorlanma ve her seferinde harfleri seslendirerek okumaya aşırı bağımlılıkla karakterize edilen, Elena Boder tarafından 1973'te öne sürülen ancak günümüzde güvenilir ampirik kanıt bulamamış bir disleksi alt tipi.
Dysesthesia (disesthesia; Dysaesthesia)
Herhangi bir duyuda, özellikle de dokunma duyusunda ortaya çıkan, genellikle hoş olmayan ve kendiliğinden gelişen anormal duyusal bozukluk.
Dysphagia
Katı veya sıvı gıdaların ağızdan mideye geçiş sürecinde yaşanan bozulmuş yutma yeteneği ve mekanik zorluk durumu.
Dysphasia
Beyin hasarına bağlı olarak ortaya çıkan, konuşma, anlama, okuma veya yazma gibi dil yetilerinde yaşanan kısmi bozukluk veya yetersizlik.
Dysphemia
Duygusal ya da zihinsel bozukluklarla bağlantılı olan, sıklıkla nörolojik bir yatkınlığı da içeren fonasyon, artikülasyon veya işitme bozukluğudur.
Dysphonetic Dyslexia
Bireylerin sözcüklerin harf ve hecelerini seslendirmekte ve ses-sembol ilişkilerini kurmakta zorlandığı, Elena Boder tarafından 1973'te öne sürülen ancak güvenilir ampirik kanıtı bulunmayan tarihsel bir alt tiptir.
Dysphrasia
Merkezi sinir sistemi hasarına bağlı olarak ortaya çıkan dil ve konuşma bozukluğunu ifade etmekte kullanılan eskimiş ve günümüzde nadiren tercih edilen bir klinik terimdir.
Dysexecutive Syndrome (DES)
Frontal lob hasarına bağlı olarak ortaya çıkan; planlama, işleme koyma, set değiştirme ve amaca yönelik davranışları sürdürme gibi üst düzey bilişsel kontrol işlevlerinin bozulmasıyla karakterize klinik tablo.
Dysgenic
Kalıtsal materyal veya gen havuzu üzerinde zararlı etki yaratan, nesiller boyunca genetik kalitenin düşmesine yol açan faktörleri tanımlayan sıfat.
Dysgnosia
Agnozi tablosunun daha hafif, kısmi veya alt düzey formunu tanımlayan nöropsikolojik durum.
Dysgrammatism
Cümle yapısını kurarken veya gramer kurallarını kullanırken ortaya çıkan, genellikle edatların, zamirlerin ve çekim eklerinin atılması ya da yanlış kullanılmasıyla kendini gösteren bir ifade bozukluğudur.
Disynaptic Arc
Duyu nöronu ile motor nöron arasında bir ara nöronun (interneuron) bulunduğu ve sinyalin devreyi tamamlamak için iki sinaps geçmesini gerektiren nöral yay.
Disinhibited Feedback Theory
Sinirsel iletim yollarındaki normal inhibitör (baskılayıcı) mekanizmaların zayıflaması veya ortadan kalkması sonucunda, kortikal geri bildirim sinyallerinin aşırı aktif hale gelerek farklı duyusal modalitelerin birbirini tetiklemesini açıklayan nörolojik model.
Dysnomia
Sözcük erişimini ve nesne adlandırmayı bozan, özellikle Alzheimer hastalığı ve temporal lob epilepsisinde görülen semantik bellek defisitidir.
Dyscalculia
Sayısal bilgileri işleme, temel aritmetik işlemleri yapma ve matematiksel akıl yürütme becerilerindeki nörogelişimsel kökenli kalıcı güçlük.
Dyskinetic Dysarthria
Bazal ganglion devrelerinin işlev bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan, istemsiz hareketlerin konuşma kaslarının tonusunu ve koordinasyonunu bozduğu bir motor konuşma bozukluğudur.
Dyscheiria (dyschiria)
Vücudun hangi tarafına uyaran verildiğini ayırt etmede ortaya çıkan nörolojik algı bozukluğu.
Dysconjugate Gaze
İki gözün hareketlerinin eşgüdümlü olmaması ve aynı noktaya odaklanamaması durumudur.
Dyscontrol
İrade, duygu, davranış veya biliş süreçlerini yönlendirme ya da düzenleme becerisinde ortaya çıkan, sıklıkla dürtülere direnç gösterememe ve belirgin bir kışkırtma olmaksızın anormal davranışlarla sonuçlanan işlevsellik kaybı.
Dyschromatopsia
Renklerin ayırt edilmesinde konjenital (doğuştan) veya edinilmiş olarak ortaya çıkan her türlü algısal kusur.
Dischronation
Bireyin zaman algısını, zamanın akışını veya kronolojik yönelimi kaybetmesiyle karakterize bir oryantasyon bozukluğu ve dekompansasyon biçimi.
Dyslexia
Normal veya üstün zeka düzeyine sahip bireylerde görülen, yazılı sembolleri seslere dönüştürmede ve akıcı okumada yaşanan nörogelişimsel bir öğrenme bozukluğudur.
Dysmetropsia
Nesnelerin ne olduğu tanınabildiği halde, boyutlarını veya şekillerini doğru değerlendirme yeteneğinin bozulması durumu.
Dysmnesia
Geçici bir atak olarak ortaya çıkabilen ya da kronikleşebilen, delirium, beyin hasarı veya akut/kronik nörolojik bozukluklara bağlı olarak gelişen bellek bozukluğu.
Dysorthographia
Yazılı ifade sırasında kelimeleri doğru kodlama ve heceleme becerisinde görülen kalıcı bozukluk.
Dysostosis
Genetik ve çevresel faktörlerin tetiklediği, özellikle kemikleşme süreçlerindeki anormallikler sonucu ortaya çıkan iskelet sistemi gelişim bozukluğudur.
Dysautonomia
Otonom sinir sisteminin (ANS) istemsiz vücut fonksiyonlarını düzenleme kapasitesinin bozulduğu klinik durum.
Dysponesis
Bireyin çevresel uyaranlara veya içsel stresörlere karşı istemsiz ve alışkanlık haline gelmiş bir kas-iskelet gerilimiyle tepki vermesi, böylece somatik patolojilere zemin hazırlaması durumu.
Dyspraxia
Kas veya duyu defisitlerine bağlı olmaksızın, nörolojik temelli becerikli ve koordine hareketleri gerçekleştirmede bozulmuş yetenek.
Dysprosody (dysprosodia)
Konuşmanın ritminde, tonlamasında, vurgusunda ve ezgisel melodi yapısında (prosodi) ortaya çıkan, nörolojik kökenli ifade ve algı bozukluğu.
Dysrhythmia
Konuşmada veya beyin dalgalarında tespit edilebilen her türlü ritmik anormallik veya düzensizlik durumu.
Dissociative Anesthetic
Bilinç kaybına yol açmaksızın amnezi, analjezi ve sedasyon üretebilen farmakolojik ajan sınıfı.
Dystaxia
İstemli kas hareketlerinin koordinasyonunda görülen hafif dereceli bozukluk veya yetersizlik durumu.
Distal
Vücudun merkezinden veya referans alınan bir başlangıç noktasından uzakta, uç kısma doğru konumlanmış olan yapıları betimleyen anatomik ve yönsel sıfat.
Dystrophy
Hatalı veya yetersiz beslenme, genetik faktörler ya da hücresel düzeydeki metabolik bozukluklar sonucunda dokularda ortaya çıkan dejeneratif yapı bozukluğu ve kas erimesi.
Dystrophin
Normal kas fonksiyonu için hayati önem taşıyan, kas lifi sitoplazmatisחשını hücre dışı matrikse bağlayan çubuk şeklindeki yapısal protein.
Teething
Bebeklerde süt dişlerinin diş etini delerek ağız boşluğuna sürme süreci olup, tipik olarak 4 ila 9 aylık dönemde başlar ve huzursuzluk, salya artışı ile uyku düzeninde bozulmalara yol açabilir.
Bite Bar
Görsel algı çalışmalarında veya nörofizyolojik deneylerde katılımcıların veya deneklerin baş hareketlerini sıfıra indirmek amacıyla ısırdığı kalıplı sabitleme aygıtı.
Dental Pattern
Ağzın her bir kadranında yer alan kesici, köpek, küçük azı ve büyük azı dişlerinin önden arkaya doğru tür özgü dizilim düzeni.
Dental Age
Ağız içindeki kalıcı dişlerin sürüt ve gelişim sayısına dayanarak bireyin fizyolojik olgunlaşma düzeyini saptayan bir biyolojik yaş ölçütüdür.
Female Choice
Dişilerin çiftleşme eşi seçiminde gösterdiği seçicilik eğilimi olup, üreme maliyetlerinin asimetrik dağılımına dayanan bir evrimsel stratejidir.
Female Sperm
X kromozomu taşıyan ve döllediği yumurtanın dişi bir embriyo (XX) olmasını belirleyen spermatozoa.
Femaleness
Anatomik ve fizyolojik bağlamda, tipik olarak iki X kromozomunu barındıran ve dişi biyolojik yapıya sahip olma niteliği.
Cogwheel Rigidity
Ekstremitelere pasif hareket ettirildiğinde hissedilen, çarkın dişleri üzerinden atlamasına benzer kesintili ve basamaklı direnç tablosudur.
Diurnal
24 saatlik bir döngü içerisinde özellikle gündüz saatlerinde aktif olan veya meydana gelen biyolojik ve davranışsal süreçleri tanımlayan sıfat.
Diuretic
İdrar akışını ve hacmini artıran, endojen maddeleri veya farmakolojik ajanları kapsayan her türlü madde.
Divergence
Yakındaki bir hedef nesneden uzaktakine odaklanma anında her iki gözün eş zamanlı olarak dışa doğru dönmesini ifade eden optomotor hareket.
Diaphragm
Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran kubbe biçimindeki ana solunum kası ve aynı zamanda servikal bariyer sağlayan bir doğum kontrol aracı.
Dialysis Dementia
Uzun süreli diyaliz tedavisi gören hastatlarda, özellikle alüminyum toksisitesine bağlı olarak gelişen ilerleyici nörodejeneratif bir beyin hastalığı.
Dichotic
Sol ve sağ kulağa eş zamanlı olarak farklı işitsel uyaranların sunulması durumunu ifade eden işitsel nöropsikoloji terimi.
Dysacusis
Koklear veya timpanik kaynaklı patolojilere bağlı olarak, seslerin veya tonların rahatsız edici, distorsiyona uğramış bir duyum şeklinde algılanması durumu.
Dizygotic Twins (DZ Twins)
İki ayrı yumurtanın iki ayrı sperm tarafından ayrı ayrı döllenmesiyle oluşan ve genetik olarak standart kardeşler kadar benzerlik gösteren çift yumurta ikizleri.
Dysmetria
Bireyin beden hareketlerinin mesafesini, hızını ve gücünü doğru bir şekilde ayarlama yeteneğinin bozulması durumu.
Dysmorphism
Vücudun herhangi bir organ ya da bölgesinin şekil veya yapısında görülen anatomik anormallik.
DLPFC
Frontal lobun en üst ve yan kısmında yer alan; çalışma belleği, planlama ve üstbilişsel kontrol gibi üst düzey yürütücü işlevleri yöneten kritik prefrontal korteks alanı.
Dmrı
Su moleküllerinin dokulardaki rastgele termal hareketini (difüzyonunu) ölçerek beyindeki beyaz madde yollarını ve mikro yapısal organizasyonu haritalandıran gelişmiş bir manyetik rezonans görüntüleme tekniğidir.
DMT
LSD ve psilosin ile aynı aileden gelen, güçlü hallüsinojenik etkileriyle bilinen bir indolalkilamin türevidir.
DNA
Canlı organizmaların genetik bilgilerini depolayan ve kromozomların temelini oluşturan çift sarmal yapılı nükleik asittir.
DNA Methylation
DNA'nın sitozin veya adenin bazlarına bir metil grubunun eklenmesiyle gerçekleşen ve gen ekspresyonunu baskılayan temel epigenetik mekanizma.
Doerfler–stewart Test
İkinci Dünya Savaşı döneminde işlevsel işitme kaybını taramak amacıyla geliştirilmiş bir odyolojik değerlendirme prosedürüdür.
Nature
Fiziki evrenin tüm unsurlarını kapsayan kendiliğinden var olan gerçeklik ve bireyin genetik olarak belirlenmiş doğuştan gelen özellikleri.
Natural Fertility
Herhangi bir doğum kontrol yöntemi, yapay müdahale veya düşük olmaksızın, insan popülasyonlarının veya hayvanların sahip olduğu biyolojik üreme kapasitesidir.
Natural Killer Cell (NK Cell)
Enfekte olmuş veya kanserleşmiş hücreleri hedef antijen sunumuna ihtiyaç duymaksızın yok eden doğuştan gelen bağışıklık sistemi lenfosit alt tipidir.
Natural Selection
Çevresel baskılar karşısında avantaja sahip kalıtsal özellikler barındıran bireylerin hayatta kalma ve üreme başarısının artmasıyla popülasyonun genetik yapısının nesiller boyu değiştiği temel evrimsel mekanizma.
Naturalistic Environment
Laboratuvar koşullarında, doğal ekosistemlerin temel özelliklerini taklit ederek tür-özgü davranışların gözlemlenmesine olanak tanıyan kontrollü araştırma alanı.
Correct Rejection
Sinyal tespit kuramında, hedef bir uyarıcının bulunmadığı dururumda katılımcının uyarıcının yokluğunu doğru bir şekilde rapor etmesi.
Direct Odor Effect
Koku yolu ve ilgili beyin yapı اینکه doğrudan uyarılmasıyla merkezi sinir sisteminde meydana gelen fizyolojik değişim.
Direct Glare
Görsel alan içerisindeki bir ışık kaynağından gelen yoğun parlaklığın, yansıtılmış parlaklıktan farklı olarak doğrudan görme yetisini engellemesi ve rahatsızlık yaratması durumu.
Direct Reflex
Vücudun aynı tarafında yer alan bir reseptör ile bir efektörün katılımıyla gerçekleşen sinirsel refleks yayı.
Direct Selection
Bir bireyin davranışsal, fiziksel veya fizyolojik özelliklerinin, doğrudan kendi soyundan gelenlerin hayatta kalma ve üreme olasılığını artırdığı evrimsel süreç.
Righting Reflex
Bir organizmanın dengesini kaybettiğinde veya sırtüstü pozisyona getirildiğinde vücudunu otomatik olarak dikey konuma getirme eğilimi.
Birth Asphyxia
Yenidoğanın doğum öncesinde, sırasında veya hemen sonrasında yeterli oksijen alamaması ve buna bağlı olarak doku hipoksisizasyonu ve hiperkapni yaşaması durumu.
Fertility
Bir bireyin canlı yavrular üretme konusundaki biyolojik ve demografik kapasitesi.
İnnate / Native
🔹 1. (innate): Bir organizmada doğumdan itibaren var olan, bedensel veya zihinsel öz yapıya ait kapasite veya özellik. 🔹 2. (native): Bireyin genetik yapısıyla var olan, öğrenilmiş değil biyolojik olarak aktarılmış özellik veya eğilimleri tanımlayan sıfat.
İnnate Behavior
Özel bir eğitim veya deneyime gerek duyulmaksızın gelişen ve güçlü bir genetik temele sahip olan davranış kalıbıdır.
İnborn
Organizmanın genetik koduyla aktarılan, herhangi bir öğrenme süreci veya çevresel deneyim olmaksızın var olan anatomik, fizyolojik veya davranışsal özellikler.
İnnate Releasing Mechanism (IRM)
Organizmaların belirli bir uyarıcıyla karşılaştıklarında karmaşık ve türe özgü sabit bir davranış kalıbını sergilemelerini sağlayan hipoteze dayalı nörolojik düzenektir.
Tissue
Benzer yapıya ve ortak işleve sahip hücrelerin oluşturduğu organize hücresel yapı birimi.
Texture Perception
Bir nesnenin veya maddenin yüzey özelliklerinin, çoğunlukla dokunma (somatosasensöyel) veya görme (görsel) yollarıyla ayırt edilmesi ve zihinsel olarak modellenmesi süreci.
Tissue Damage
Vücut dokularında işlev kaybına yol açan, sinir veya radyasyon kaynaklı olabilen ve sıklıkla ağrı tetikleyen fiziksel bozulma.
Touch
Cildin yüzeyiyle bir nesnenin teması sonucu üretilen duyusal algı.
Tactile Perception
Cilt üzerindeki mekanik, termal veya mekansal uyarıcıların pasif temas yoluyla algılanması ve değerlendirilmesi yeteneği.
Tactile Circle
Cilt üzerinde, aynı anda uygulanan iki ayrı dokunsal uyaranın tek bir uyaran olarak algılandığı anatomik ve duyusal alan.
Touch Sense
Ten yüzeyine temas eden basınç, titreşim veya sıvazlama gibi uyarıcıların algılanmasını sağlayan somatosasensör yetenek.
Tactual Display
Bilgiyi görme veya işitme duyularını baypas ederek tamamen dokunma duyusu aracılığıyla aktaran, kabartma veya titreşim temelli arayüz aygıtıdır.
Tactile Form Recognition
Bir nesnenin yalnızca dokunma duyusu kullanılarak, görsel ipuçları olmaksızın tanınması ve ayırt edilmesi becerisi.
Tactual Shape Discrimination
Görsel ipuçları olmaksızın, yalnızca dokunma duyusu aracılığıyla nesnelerin geometrik formlarını algılama ve birbir ayırt etme yeteneğidir.
Touch Fiber
Sürtünme veya hafif basınç gibi temas uyarıcılarını algılayan bir reseptör görevi gören sinir lifidir.
Touch Spot
Cildin hafif temas uyarılarına karşı özellikle yüksek duyarlılık gösteren küçük, lokalize alanlarından her biri.
Tactile Receptor
Somatosasoriyal sistemin bir parçası olan, deride ve diğer dokularda yer alarak mekanik uyarıları algılayan özelleşmiş duyusal reseptörlerin genel adıdır.
Tactile İllusion
Dokunma duyusunu etkileyen, deriye uygulanan uyarıcıların beyin tarafından yanlış yorumlanmasına yol açan algısal yanılgıdır.
Tactile Agnosia
Somatosensoriyel korteks ve ilişkisel alanların hasarına bağlı olarak, primer dokunma duyusu korunmasına rağmen nesnelerin dokunma yoluyla tanınamaması ve anlamlandırılamaması durumu.
Tactile Perceptual Disorder
Beyin hasarına bağlı olarak, dokunma reseptörlerinden gelen duyusal uyaranların ayırt edilmesinde ve yorumlanmasında yaşanan nörolojik işlev bozukluğudur.
Tactual Size Discrimination
Görsel ipuçları olmaksızın, yalnızca dokunma duyusu aracılığıyla iki nesnenin göreceli boyutlarını kıyaslama ve ayırt etme yeteneğidir.
Tactile Sensory Aid
İşitme veya görme kaybı yaşayan bireylerin çevresel uyaranları algılamasına ve günlük yaşam aktivitelerine uyum sağlamasına destek olmak amacıyla dokunma duyusunu kullanan cihaz.
Tactile Form Perception
Bireylerin görme duyusunu kullanmadan, yalnızca dokunma yoluyla elde ettikleri somut verileri işleyerek geometrik formları tanımasını ve ayırt etmesini ölçen nöropsikolojik test yöntemi.
Tactile Communication
Bireyler arasında bilgi, niyet veya duygusal durum aktarımı sağlamak amacıyla dokunma duyusunun birincil kanal olarak kullanılması.
TPT
Haptik algıyı, motor koordinasyonu ve sağ-sol hemisfer işlevlerini değerlendirmek amacıyla kullanılan nöropsikolojik bir performans testidir.
Tactile Stimulation
Cilt üzerindeki mekanoreseptörlerin fiziksel bir temas uyarısıyla aktive edilerek merkezi sinir sistemine elektriksel sinyaller göndermesi süreci.
Dol
Ağrı duyumunu nicel olarak ölçmek amacıyla önerilmiş subjektif bir ağrı birimi.
Home Range
Bir hayvanın normal faaliyetlerini sürdürürken hareket ettiği, sınırları kesin olarak savunulmak zorunda olmayan coğrafi ve mekansal bütündür.
Circulating Levels
Bir maddenin, hormonun, ilacın veya biyobelirtecin kan akımında veya diğer vücut sıvılarında belirli bir zaman kesitinde ölçülen konsantrasyonu.
Dolichomorphic
Boyunun uzunluğu ve vücut yapısının inceliği ile karakterize edilen somatotipik özellik.
Dolichocephalic
Kafatası genişliğinin ön-arka uzunluğuna oranını ifade eden sefalik indeksin düşük olduğu, önden arkaya doğru uzun ve dar kafa yapısını tanımlayan anatomik sıfat.
Dominance–subordination
Grup içi sosyal organizasyonda kaynaklara erişim önceliği sağlayan hiyerarşik üstünlük ve astlık ilişkisi.
Dominant Eye
Görsel görevler sırasında beynin bilgi işleme sürecinde öncelikli olarak tercih ettiği ve görsel girdiyi daha baskın şekilde işleyen göz.
Dominant Hemisphere
Tarihsel olarak dil işlevleri ve el tercihi üzerinde birincil kontrol sahibi olduğu düşünülen beyin yarımküresi.
Donders’s Law
Gözlerin belirli bir noktaya baktığındaki son konumunun, oraya ulaşırken izlediği hareket yolundan bağımsız olduğunu belirten fizyolojik ilke.
Freezing Behavior
Tehdit edici bir duruma karşı verilen, bireyin herhangi bir kaçma veya sakınma çabası olmaksızın tamamen hareketsiz kaldığı pasif bir kaçınma ve şiddetli korku tepkisidir.
Dopa (DOPA)
Dopamin ve diğer katekolaminlerin biyosentetik öncüsü olan doğal bir amino asit türevidir.
Dopa Decarboxylase
Diyetle alınan tirozin amino asidinin katekolamin metabolizmasındaki ara basamakta L-dopa'yı dopamine dönüştüren kritik bir enzimdir.
Dopac (DOPAC)
Dihidroksifenilasetik asit; dopaminin ana metabolitlerinden biri olup, santral sinir sistemindeki dopaminerjik aktivitenin bir göstergesi olarak incelenir.
Dopamine (DA)
Motor davranışların düzenlenmesinde kritik rol oynamasının yanı sıra, motivasyon, ödül mekanizmaları ve sayısız psikiyatrik durumla ilişkili olan bir katekolamin nörotransmiterdir.
Dopamine Hypothesis
Şizofreni gibi psikiyatrik bozuklukların, beyindeki dopaminerjik aktivitenin bozulmasından (özellikle mezolimbik aşırı ve prefrontal yetersiz aktiviteden) kaynaklandığını öne süren nörobiyolojik model.
Dopamine-receptor Antagonist
Dopamin reseptörlerine yarışmalı olarak bağlanıp onları bloke ederek nörotransmitter dopaminin etkilerini azaltan veya ortadan kaldıran farmakolojik ajan.
Dopamine Receptor
Dopamin ve kimyasal olarak ilişkili bileşiklere duyarlı olan, sinir sistemi ve periferik dokularda yer alan bir G protein-bağlı reseptör sınıfıdır.
Dopamine System
Memeli beyninde motor kontrol, pekiştirme, hormonal düzenleme ve üst düzey bilişsel süreçleri yöneten yaygın nörokimyasal düzenleme ağı.
Dopaminergic
Dopamin nörotransmitterine yanıt veren, dopamin salgılayan veya dopaminerjik iletim süreçlerine katılan sinirsel yapıları ve yollakları tanımlayan sıfattır.
Dopaminergic Agent
Merkezi sinir sistemindeki dopaminerjik nörotransmisyonu artıran, taklit eden veya modüle eden farmakolojik bileşikler sınıfı.
Doppler Effect
Dalga kaynağı ile gözlemcinin birbirine göre hareket etmesi durumunda, algılanan frekans ve dalga boyunda meydana gelen değişimdir.
Doppler Ultrasonography
Damarlar içindeki kan akışının yönünü, hızını ve türbülansını yüksek frekanslı ses dalgaları yardımıyla non-invaziv olarak değerlendiren tıbbi görüntüleme yöntemidir.
Dorsal
Vücudun ya da beynin sırt bölgesini veya arka yüzeyini niteleyen anatomik yönelim terimi.
Action Stream / Dorsal Stream
🔹 1. (action stream): Görsel bilgiyi mekansal farkındalık ve hareketi yönlendirmek üzere işleyen, oksipital korteksten parietal kortekse uzanan iki ana görsel işleticiden biri. 🔹 2. (dorsal stream): Birincil görsel korteksten parietal lobun üst ve ön kısımlarına uzanan; görsel girdilerin uzaysal konumunu ve hareketini işleyen kortikal haritalar dizisidir.
Dorsal Anterior Cingulate Cortex
Bilişsel kontrol, çatışma izleme, hata saptama ve acının duygusal bileşenlerinin işlenmesinde merkezi rol oynayan frontal lob bölgesi.
Dorsal Horn
Omurilikteki gri maddenin arka bölümünde yer alan ve ağırlıklı olarak somatosasensorinöz sinyallerin işlenmesinden sorumlu olan anatomik yapı.
Dorsal Column
Omuriliğin arka (dorsal) beyaz maddesinde yer alan ve somatosasensoryel bilgiyi beyne taşıyan yükselici sinir lifi demetleri.
Dorsal Column System
Dokunma, iki nokta ayrımı ve propriyosepsiyon duyularına ait bilgileri omuriliğin arka sütunları aracılığıyla beyin sapına ve oradan somatosensoriyel kortekse ileten ana somatosensoriyel yoldur.
Dorsal Root
Omurilik ipliğinin arka yüzeyine dorsal taraftan giren ve çevresel sinir sisteminden merkezi sinir sistemine duysal sinir liflerini taşıyan omurilik köklerinden her biri.
Dorsal Posterior Cingulate Cortex
Posterior singulat korteksin (PCC) sırt (dorsal) kısmında yer alan; dikkat, yönelim ve varsayılan durum ağı (default mode network) ile bilişsel kontrol süreçlerinin kesişim noktasında bulunan anatomik bölge.
Dorsal Tegmental Bundle
Locus ceruleus'tan kaynaklanan ve merkezi tegmental yol ile birleşerek medial önbeyin demetini oluşturan assosiyatif sinir lifi demeti.
Dorsiflexion
Ayak bileğinin veya el bileğinin, ilgili uzvun üst (dorsal) yüzeyine doğru bükülmesini sağlayan hareket açıklığı.
Dorsolateral
Anatomide hem sırt (arka/üst) hem de yan tarafta bulunan yapıları veya bölgeleri tanımlamakta kullanılan yönelimsel terim.
Dorsolateral Column
Motor korteks kaynaklı hareket emirlerini omuriliğe taşıyan ve motor nöronlarda sonlanan inen motor lif demetidir.
Dorsolateral Prefrontal Cortex (DLPFC)
İnsan beyninde Brodmann 9 ve 46 numaralı alanları kapsayan; çalışan bellek, istemli dikkatsel kontrol ve yürütücü işlevlerden sorumlu frontal lob bölgesi.
Dorsomedial Nucleus (DMN)
Talamustan frontal loblara uzanan ve bellek süreçleri ile kaygı ve korku gibi duygusal ifadelerin düzenlenmesinde kritik rol oynayan nükleer yapı.
Dorsoventral
Vücudun veya bir yapının sırt (dorsal) bölgesinden karın (ventral) bölgesine doğru uzanan veya yönelen eksen.
Down-regulation
Belirli bir hücre yüzeyindeki reseptör moleküllerinin sayısının, aşırı uyarılmaya karşı bir adaptasyon mekanizması olarak azalması durumu.
Satiety / Saturation
🔹 1. (satiety): Açlık veya susuzluk dürtülerinin tamamen giderilmesiyle ortaya çıkan, daha fazla yeme ya da içme isteğini baskılayan eksiksiz tatmin ve doluluk hali. 🔹 2. (saturation): Bir rengin saflık derecesini ve beyaza olan uzaklığını, başka bir deyişle ne kadar yoğun veya soluk olduğunu belirten görsel algı boyutu.
Satiety Mechanism
Besin ve sıvı alımının sona erdirilmesini ve tokluk halinin sürdürülmesini düzenleyen fizyolojik ve nörobiyolojik süreçlerin bütünü.
Fertilization
Bir sperm ile bir yumurta hücresinin birleşerek genetik materyallerini harmanlaması ve yeni bir diploid organizmanın (zigot) ilk temellerini atması süreç.
Dpcc
Dorsal posterior singulat korteks; beynin default mode network (varsayılan durum ağı) içinde yer alan, öz-gönderimli düşünceler ve dikkat odaklanmasında kritik rol oynayan anatomik alt bölgedir.
DRC
Endüstriyel veya çevresel gürültü maruziyetinin işitme kaybı yaratma olasılığını belirlemek için kullanılan kantitatif eşik değerler sistemi.
DRD2 Gene
Dopamin D2 reseptör alt tipini kodlayan; madde bağımlılığı, obezite ve şizofreni gibi nöropsikiyatrik bozukluklarla güçlü genetik varyasyon ilişkileri barındıran kritik bir genetik bileşendir.
Drinkometer
Laboratuvar hayvanlarının bir içim tüpünü yalama sıklığını ve süresini hassas bir şekilde kaydetmek için kullanılan elektromekanik düzenek.
Drosophila
Genetik ve davranışsal araştırmalarda model organizma olarak sıklıkla kullanılan, yaklaşık bin türü barındıran küçük meyve sineği cinsi.
DRS
Nöropsikolojik değerlendirmede kognitif yıkımın derecesini veya travmatik beyin hasarı sonrasındaki engellilik düzeyini ölçmek amacıyla kullanılan standardize ölçeklerin genel kısaltması.
Dry Eyes
Göz yüzeyini nemli ve sağlıklı tutmak için yeterli gözyaşı üretilememesi veya gözyaşının çok hızlı buharlaşması durumudur.
DTI
Beyindeki beyaz madde yollarının mikroyapısını ve yönelimini su moleküllerinin difüzyon hareketlerini ölçerek haritalandıran gelişmiş bir manyetik rezonans görüntüleme tekniği.
Duchenne Smile
Dudakların yukarı kıvrılmasıyla birlikte göz çevresindeki orbicularis oculi kaslarının istemsizce kasılması sonucu oluşan, gerçek ve samimi duygulanımı yansıtan otantik gülümseme biçimi.
Duchenne Muscular Dystrophy
X kromozomuna bağlı resesif geçiş gösteren, distrofin proteinin eksikliğinden kaynaklanan ve iskelet kaslarında ilerleyici yıkımla karakterize genetik bir kas hastalığıdır.
Ductus Deferens
Testislerde üretilen spermleri epididimisten ejakülatör kanala taşıyan müsküler tübüler yapı.
Lipreading
İşitme kayıplı bireylerin, konuşanın dudak hareketlerini, yüz ifadelerini ve beden dilini görsel olarak yorumlayarak sözlü mesajları anlamlandırma yöntemidir.
Duplex Theory
Görme yetisinin, az ışıkta aktif olan çubukçuklar ile parlak ışıkta aktif olan koni hücreleri olmak üzere iki farklı reseptör tipinin faaliyetine dayandığını öne süren teori.
Dura Mater
Beyni ve omuriliği çevreleyen üç meningeal katmanın en dışta yer alan, en kalın ve mekanik olarak en dirençli zarıdır.
Arrest Reaction
Genellikle hayvan modellerinde, özellikle kedilerde, belirli beyin bölgelerinin elektriksel uyarımıyla ortaya çıkan ani hareketsizlik veya donma hali.
Clairaudience
Normal işitsel eşiklerin ötesindeki sesleri veya gaipten gelen mesajları işittiği iddia edilen paranormal algı biçimi.
Stance Reflex
Ayakta duruş posturel dengesini ve kararlılığını korumak amacıyla iskelet kaslarının sergilediği otomatik aktivite yanıtı.
Sentience
Uyaranların herhangi bir bilişsel ilişkilendirme veya yoruma tabi tutulmaksızın, en yalın biçimde bilinçli olarak deneyimlenmesi.
Sensitization
Organizmanın olağan dışı güçlü veya ağrılı bir uyarıcıya maruz kalmasının ardından, genel olarak tüm uyarıcılara karşı verdiği tepkinin artmasıyla karakterize, ilişkisel olmayan bir öğrenme biçimidir.
Susceptibility Rhythms
Enfeksiyonlara veya alerjik tepkimelere karşı gösterilen duyarlılığın organizmanın içsel saatine bağlı olarak sergilediği döngüsel dalgalanmalardır.
Hemispheral Roles İn Emotion
Beynin sol ve sağ yarıkürelerinin, özellikle frontal lob düzeyinde, duygu üretimi ve regülasyonunda üstlendiği farklı işlevsel roller.
Affective Neuroscience
Duyguların ortaya çıkışı, deneyimlenmesi ve düzenlenmesinden sorumlu olan subkortikal ve kortikal beyin mekanizmalarını inceleyen disiplin.
Affective Concordance
Bireyler arası veya bireyin içsel durumları arasındaki duygulanımsal tepki örtüşmesini ve senkronizasyonunu ifade eden psikolojik kavram.
Activation Theory Of Emotion
Duyguların, elektroensefalografi ile ölçülebilen retiküler formasyon nöral uyarılması ile buna eşlik eden kortikal ve talamik uyanıklık düzeylerindeki değişimler olarak tanımlandığı teorik yaklaşımdır.
Affective Memory / Emotional Memory
🔹 1. (affective memory): Bireyin geçmişte deneyimlediği duygusal yaşantıları ve bu yaşantılara eşlik eden somatik duyumları, benzer tetikleyicilerle yeniden deneyimlemesini sağlayan uzun süreli bellek alt sistemi. 🔹 2. (emotional memory): Duygusal tepki uyandıran olayların zihinsel olarak kodlanması, saklanması ve hatırlanması süreci; hem bilinçli açık hem de bilinçdışı örtük formları barındırır.
Emotional Cognition
Bireyin hem kendi içsel duygu durumlarını doğru bir şekilde ayırt etme hem de başkalarının yüz ifadesi ve ses tonu gibi ipuçlarındaki duygusal işaretleri tanıyıp yorumlama kapasitesi.
Emotional Blocking
Şiddetli duygu durumlarının, özellikle de yoğun korku ve paniğin etkisiyle düşünce, konuşma veya motor tepkilerin ani ve istemsiz olarak durması.
Affective Aggression
Yüksek fizyolojik uyarılma, öfke ve tehdit algısıyla tetiklenen, genellikle birincil amacı zarar vermek veya acı çektirmek olan fevri ve dürtüsel saldırganlık türüdür.
Emotional Response
Verilen bir uyarıcıya karşı mutluluk, korku veya üzüntü gibi anlık ve gözlemlenebilir biçimde ortaya çıkan duygu temelli reaksiyon.
Sensory Neglect
Genellikle sağ hemisfer hasarı sonrasında, bireyin çoğunlukla bedeninin sol tarafı olmak üzere, belirli bir uzaysal veya duysal alandan gelen uyaranlara dikkatini verememesi durumu.
Sensory Area
Serebral korteksin, genellikle talamus yoluyla duyu nöronlarından gelen girdileri alan ve farklı duyusal modaliteleri işleyen spesifik bölgesi.
Sensation Level
Belirli bir duyusal uyarıcının bir birey tarafından algılanan öznel yoğunluk derecesidir.
Sensory Neuron
Çevresel uyaranları özel reseptör hücreler aracılığıyla alıp sinirsel impulslara dönüştürerek merkezi sinir sistemine ileten afferent sinir hücresi.
Sense Organ
Göz veya kulak gibi, belirli uyarıcılara duyarlı reseptör hücreleri ve bu duyusal girdiyi almaya özelleşmiş ilişkili yapıları içeren vücut parçası.
Sensory Nerve
Çevresel duyu reseptörlerinden algılanan uyarıları elektriksel impulslar aracılığıyla merkezi sinir sistemine ileten afferent sinir lifi demeti.
İntersensory Perception
Farklı duyu modalitelerinden gelen ayrı bilgilerin beyinde koordine edilerek tutarlı ve bütünleşik tek bir deneyime dönüştürülmesi süreci.
Sense
Duyu organlarının dış çevreden veya bedenin iç durumundan uyarıcıları alarak beyne iletmesiyle oluşan en temel, işlenmemiş duyusal deneyim.
Sensory / Sensuous
🔹 1. (sensory): Canlıların iç ve dış uyarıcıları almasını sağlayan duyu organları, reseptörler ve bunlara eşlik eden nöral yapılarla ilgili olan süreçlerin bütünü. 🔹 2. (sensuous): Bir deneyimin duyusal yönünü tanımlayan veya duyuları harekete geçirme kapasitesine sahip olan uyaranları nitelendiren sıfat.
Sensory Field
Belirli bir anda bireyin reseptörlerine veya organizmanın tamamına etki eden uyaranların bütünlüklü kümesidir.
Sensory Ataxia
Propriyoseptif duyu girdilerinin kaybına bağlı olarak ortaya çıkan ve kas koordinasyonunun bozulmasıyla karakterize nörolojik bulgu.
Sensory Suppression
Aynı anda sunulan iki farklı duyusal girdiden yalnızca birinin algılanması ve diğerinin merkezi sinir sistemi tarafından filtrelenerek devre dışı bırakılması olgusu.
Sensory Consciousness
Görsel, dokunsal, koku, işitsel ve tat uyarıcılarının niteliklerine dair anlık farkındalık durumu.
Sensory Disorder
Bir duyu organından beyin veya omuriliğe bilgi iletimindeki optimal akışın anatomik ya da fizyolojik bir anormallik nedeniyle kesintiye uğraması.
Sensory İntegration
Çevreden ve vücuttan gelen işitsel, görsel, dokunsal ve proprioseptif gibi farklı duyusal girdilerin sinir sistemi tarafından algılanması, organize edilmesi ve buna yönelik adaptif bir motor yanıt üretilmesi sürecidir.
Sensory İntegration Dysfunction
Merkezi sinir sisteminin çevreden ve bedenden gelen duyusal girdileri organize etme, işleme ve bunlara uygun adaptif yanıtlar üretme becerisindeki nörolojik yetersizlik.
Sensory Circle
Uyarlandığında sinirsel aktivite üreten deri bölgesi olup, alıcı alan kavramına analojik bir yapı sergiler.
Sense Experience
Bir duyu reseptörünün uyarılmasıyla ortaya çıkan bilinçli farkındalık durumu.
Sensory İnteraction
Farklı duyusal sistemlerden gelen bilgilerin, karmaşık bir görevi yerine getirmek veya birleşik bir algı oluşturmak amacıyla merkezi sinir sisteminde eş zamanlı olarak bütünleştirilmesi süreci.
Sensory Awareness Training
Bireyin kendi beden duyumlarına, duygusal tepkilerine ve uyarılma düzeyine ilişkin içsel algısını artırmayı amaçlayan yapılandırılmış müdahale yöntemidir.
Sensory İnput
Duyu organlarının uyarılmasıyla başlayan ve sinirsel impulsun beyin ya da omuriliğe iletilmesini sağlayan çevresel bilgi akışıdır.
Sensory Substitution
Normalde bir duyu tarafından analiz edilen bir uyarıcının, başka bir duyunun aktivitesi yoluyla algılanması sürecidir.
Sensory Modulation Dysfunction
Bireyin çevreden gelen duyusal uyaranlara (dokunma, hareket, işitme, görme vb.) uygun ve adaptif tepkiler verme yeteneğinde görülen kronik düzenleme bozukluğudur.
Sensory Spot
Deride dokunma, sıcaklık veya ağrı uyarılarına karşı yüksek hassasiyet gösteren özel reseptör konumları.
Sensory Organization
Anlamlı bir algının ortaya çıkabilmesi amacıyla duyusal reseptörlerden gelen uyarıcı impuls akışının sinir sistemi tarafından yapılandırılması ve entegre edilmesidir.
Sensory Psychophysiology
Duyusal uyaranlar ve algı süreçleri ile bu süreçlerin eşlik ettiği bedensel ve fizyolojik tepkiler arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalıdır.
Sensory System
Çevresel ve dahili uyarıcıları algılayan duyu organları, reseptörler, afferent sinir lifleri ve serebral korteksteki ilgili merkezlerin tamamını kapsayan nörobiyolojik ağ.
Sensory Exploitation
Canlıların, potansiyel eşlerin halihazırdaki evrimsel duyusal önyargılarından yararlanarak üreme başarılarını artırması.
Sensory Test
Görsel keskinlik, derinlik algısı, renk ayrımı veya işitsel hassasiyet dahil olmak üzere çeşitli duyusal yetenekleri ölçmek için tasarlanmış standartlaştırılmış değerlendirme prosedürü.
Sensory Summation
Sinir sisteminin farklı seviyelerinde gelen duyusal girdilerin birleştirilerek entegre edilmesi süreci.
Sensory Evoked Potential
Çeşitli duyusal uyaranların sunulması sonrasında, serebral korteksin üzerindeki kafa derisi elektrotlarından kaydedilen elektriksel beyin aktivitesi yanıtıdır.
Sensory Stimulation
Bir duyu reseptöründe fizyolojik veya davranışsal bir yanıt ortaya çıkaran çevresel veya içsel uyarıcı girdisidir.
Sensory Bias
Organizmaların tür-tipik sinyallerle doğrudan ilişkili olması gerekmeyen belirli uyarıcı tercihler sergilemesi durumu.
Sensory Deficit
Görme, işitme, tat alma, dokunma veya koku alma duyularından birinde veya birkaçında ortaya çıkan kayıp, yokluk veya belirgin işlevsel bozulma.
Sensory Deprivation
Çevresel uyaranların minimum düzeye indirilmesi veya tamamen ortadan kaldırılmasıyla ortaya çıkan duyu yalıtımı durumu.
Sensory Pathway
Duyu organlarından kaynaklanan sinir uyarılarını beyindeki ilgili duyusal merkezlere taşıyan nöronal güzergahların tamamı.
Sensorimotor
Afferent (duyusal) ve efferent (motor) işlevlerin, sinir sisteminde entegre bir şekilde hem girdiyi hem de çıktıyı yönettiği süreçleri ve yapıları tanımlayan sıfat.
Sensorimotor Arc
Afferent duyusal bir kol ile efferent motor bir koldan oluşan, refleksif ve otomatize hareketleri sağlayan sinirsel devre.
Drive State
Organizmayı açlık, susuzluk veya cinsellik gibi hayatta kalma ve homeostazis odaklı belirli davranışları tetiklemeye yönlendiren motivasyonel uyarılmışlık hali.
İmpulse Control
Bir dürtüyü, arzuyu veya baştan çıkarıcı durumu bastırma ve bunun eyleme dönüşmesini bilinçli olarak regüle etme kapasitesidir.
İmpulse-timing Model
Bir motor programın organizasyonunu, agonist ve antagonist kaslarca üretilen kuvvet dürtülerinin genliği ve zamanlamasıyla açıklayan hareket kontrol modeli.
Dishonest Signal
İnsan dışı hayvanlar aleminde, bir bireyin fiziksel büyüklüğünü, kalitesini veya niyetini yanlış aktararak karşı tarafa yanıltıcı bilgi veren iletişimsel davranış.
Honest Signal
Bireyin içsel durumunu veya niyetlerini, fiziksel veya davranışsal özellikleriyle yüksek korelasyon göstererek yanıltmasız biçimde aktaran biyolojik iletişim işareti.
Low Birth Weight (LBW)
Gestasyonel yaşa bakılmaksızın, bir bebeğin doğumdaki ağırlığının 2.500 gramın (5.5 libre) altında olması durumu.
Smooth Muscle
Otonom sinir sistemi tarafından kontrol edilen, çizgisiz yapıda olan ve yorulmaksızın uzun süreli kasılma ya da ritmik hareketler sergileyebilen istemsiz kas dokusudur.
Corrective Lens
Gözün kırılma kusurlarını telafi etmek ve görme keskinliğini artırmak amacıyla doğrudan göz üzerine veya önüne yerleştirilen optik araç.
Regulatory Behavior
Bir organizmanın birincil gereksinimlerini karşılayarak fizyolojik dengesini (homeostaz) korumaya yönelik sergilediği eylemler bütünü.
Regulatory Drive
Bireyin fizyolojik homeostazisini korumasına yardımcı olan ve açlık ile susuzluk gibi organizmanın hayatta kalması için zorunlu olan genelleştirilmiş uyarılma veya motivasyon durumu.
Nonregulatory Drive
Bireysel organizmanın hayatta kalması için doğrudan elzem olmayan, fizyolojik homeostazı koruma işlevi taşımayan ancak uyarılma ve motivasyon sağlayan genel güdüsel durum.
Smooth-pursuit Eye Movement
Hareket eden bir nesnenin görsel alanda kesintisiz ve net bir şekilde takip edilmesini sağlayan yavaş, sürekli ve istemsiz kontrol edilebilen göz hareketleridir.
DVD
Çocukluk çağında ortaya çıkan, konuşma organlarının istemli hareketlerini koordine etme becerisinde yaşanan nörogelişimsel bir motor planlama bozukluğudur.
DES
Prefrontal korteks hasarı veya işlev bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan; planlama, dikkat, dürtü kontrolü ve soyut düşünme becerilerindeki yıkımla karakterize nöropsikolojik sendrom.
Vitamin E
Hücre zarlarını oksidatif hasardan koruyan, yağda çözünen tokol ve tokotrienol türevi antioksidan bileşikler grubu.
Parental Behavior
Yavruların hayatta kalmasını ve gelişimini sağlamak amacıyla ebeveynler tarafından sergilenen yuva yapma, besleme, koruma ve bakım süreçlerinin tamamıdır.
Midparent
Her iki ebeveynin boy, zeka veya diğer fenotipik özellikleri üzerindeki ölçümlerinin aritmetik ya da ölçeklendirilmiş ortalamasını tanımlayan nicel genetik değer.
Parent–offspring Conflict
Ebeveynlerin genetik yatırımı yeni yavrulara yönlendirme eğilimi ile mevcut yavruların ebeveyn bakımını uzun süre talep etmesi arasındaki evrimsel çıkar çatışması.
EBV
İnsanlarda enfeksiyöz mononükleozun ve bazı malignitelerin etiyolojisinde yer alan, yaygın bir herpesvirüs türü olan Epstein-Barr virüsünün uluslararası kısaltması.
ECM
Organizmanın dış çevresinden veya diğer organizmalardan salgılanarak hedef hücrelerde fizyolojik ya da davranışsal tepkileri tetikleyen kimyasal moleküllerin genel kısaltması.
Economo’s Disease
Genellikle ensefalit letarjik ile eşanlamlı tutulan, şiddetli uyku hali, akinetik mutizm ve Parkinson benzeri motor semptomlarla karakterize akut bir nörolojik sendrom.
Edinger–westphal Nucleus
Orta beyinde yer alan ve gözün siliyer kası ile göz bebeği büzücü kasına parasempatik lifler sağlayarak görsel akomodasyonu ve pupilla refleksini yöneten küçük sinir hücreleri kümesidir.
Acquired
Spesifik yaşantılar, deneyimler veya öğrenme süreçleri temelinde sonradan geliştirilen ya da kazanılan her türlü yanıt, davranış, fikir veya bilgiyi tanımlayan sıfat.
Acquired Dyslexia
Daha önceden normal okuma becerilerine sahip bir bireyin, beyin hasarı veya nörolojik travma sonrasında okuma yetisini kısmen veya tamamen kaybetmesi durumu.
Acquired Dyspraxia
Daha önceden kazanılmış koordineli hareket etme yeteneğinin beyin hasarı veya inme sonrasında kaybolmasıyla ortaya çıkan motor planlama bozukluğudur.
Acquired Visual İmpairment
Bireyin gelişim sürecinde veya yetişkinlikte, tıbbi durumlar, travmalar ya da dejeneratif süreçler sonucunda sonradan deneyimlediği kısmi veya tam görme kaybı.
Adventitious Deafness
Normal işitme yeteneğine sahip olunan bir dönemin ardından, geçirilen bir hastalık veya fiziksel travma sonucunda meydana gelen işitme kaybı.
Acquired Speech Disorder
Normal dil edinimi ve konuşma yeteneği geliştikten sonra, genellikle yaşamın ilerleyen evrelerinde ortaya çıkan ve eklemlenmiş konuşma seslerinin üretimini etkileyen iletişim bozukluğudur.
Acquired Characteristic
Genetik faktörler yerine doğrudan deneyim, çevresel etkileşimler veya yaşam olayları sonucunda ortaya çıkan yapısal, işlevsel veya psikolojik özellik.
Acquired Color Blindness
Daha önce normal renk görme yetisine sahip bir bireyde, retinadaki, optik sinirdeki veya oksipitotemporal korteksteki patolojiler sonucunda sonradan gelişen renk görme yetersizliği.
Adventitious
Beklenmedik bir şekilde, olağandışı bir konumda ortaya çıkan veya bir travma ya da hastalık sonucunda sonradan edinilen durum.
EEG
Beynin elektriksel aktivitesini kafa derisi üzerine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla kaydeden non-invaziv elektrofizyolojik yöntem.
Effector
Sinirsel uyarılara yanıt vererek kasılma veya salgılama gibi fiziksel ya da fizyolojik bir tepki oluşturan kas veya bez gibi organ.
Efferent Motor Aphasia
Sol premotor korteksin alt kısımlarındaki lezyonlara bağlı olarak ortaya çıkan; seslerin ve konuşma dizilerinin artikülasyonunda belirgin zorlukla karakterize bir dışavurumcu afazi türüdür.
Efferent Nerve Fiber
Merkezi sinir sisteminden çevresel dokulara, organlara ve kaslara elektriksel ve kimyasal sinyaller taşıyan akson uzantısı.
Efferent Pathway
Merkezî sinir sisteminden kaynaklanan sinirsel impuls ve uyarıları kaslar, bezler veya diğer efektör organlara taşıyan sinirsel iletim hattıdır.
Efferent
Merkezi sinir sisteminden hedef organlara, kaslara veya salgı bezlerine doğru sinirsel iletim sağlayan motor yapıları tanımlayan terim.
Efferent Neuron
Merkezi sinir sisteminden aldığı elektrokimyasal impulsları kaslar veya bezler gibi çevresel efektör organlara ileten sinir hücresi.
Effluvium
Doğrudan duyusal mekanizmalarla algılanamayacak kadar ince, varsayımsal fiziksel partiküllerin akışı; tarihsel olarak manyetizma, elektrik ve paranormal olguları açıklamakta kullanılan kavram.
Efference Copy
Motor sistemin kaslara gönderdiği hareket emrinin, beyin içinde bırakılan ikincil ve dahili bir kopyasıdır.
Egersis
Şiddetli veya aşırı uyanıklık halini ifade eden nöropsikolojik durum.
Exercise
Fiziksel kondisyonu artırmak veya korumak amacıyla planlı, tekrarlayıcı nitelikteki bedensel aktivite.
Exercise High
Fiziksel egzersiz sırasında veya hemen sonrasında deneyimlenen yoğun öfori, zihinsel berraklık ve haz durumu.
Nonexercise Activity Thermogenesis (NEAT)
Planlı ve yapılandırılmış egzersiz seansları dışında, yürümek, merdiven çıkmak, ev işleri yapmak hatta kıpırdanmak gibi günlük yaşam aktiviteleri sırasında harcanan toplam enerji miktarıdır.
Exosomatic Method
Psikogalvanik yanıt çalışmalarında, derinin dış bir kaynaktan sağlanan küçük bir elektrik akımına karşı gösterdiği direncin ölçüldüğü teknik.
Educational Neuroscience
Bilişsel sinirbilim, gelişim psikolojisi ve eğitim uygulamalarını entegre ederek öğrenme süreçlerinin nörobiyolojik temellerini inceleyen disiplinler arası alan.
Train
Bir bireye belirli davranışları kazandırmak amacıyla uygulanan koşullama süreci veya nörofizyolojide hafif elektrik uyarımlarının art arda gelen dizilimi.
Ejaculatory Duct
Vas deferens ile seminal vezikülün kanalının birleşmesiyle oluşan ve prostat bezi içinden geçerek üretraya açılan çift taraflı üreme kanalı.
Ejaculation
Erkek üreme sisteminden meni sıvısının, istemli ve istemsiz kas gruplarının ritmik kasılmaları yoluyla penis üretrasından dışarı atılması süreci.
Ekbom’s Syndrome
İstirahat halindeyken bacaklarda ortaya çıkan, hareket ettirme dürtüsüyle karakterize, rahatsızlık, karıncalanma veya huzursuzluk hissi.
ECG / EKG
🔹 1. (ECG): Kalbin elektriksel aktivitesinin deri üzerine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla grafiksel olarak kaydedilmesi yöntemi olan elektrokardiyogramın uluslararası kısaltması. 🔹 2. (EKG): Kalbin elektriksel aktivitesinin deri üzerine yerleştirilen elektrotlar vasıtasıyla kaydedilmesini sağlayan temel tıbbi ve psikofizyolojik değerlendirme yöntemi.
Articular Sensation
Vücuttaki eklemlerin konumuna ve hareket açısına ilişkin olarak eklem kapsülü ile bağlarından kaynaklanan somatosensoriyel duyu.
Range Of Motion (ROM)
Bir eklemin, doku hasarı olmaksızın, kapsül bağları, kemik yapıları ve eklem konturları tarafından belirlenen maksimum hareket derecesidir.
Articulatory Apraxia
Konuşma kaslarında herhangi bir paralizi veya zayıflık olmaksızın, konuşma seslerini üretmek için gereken motor planlama ve programlama süreçlerinin bozulmasıyla karakterize nörolojik bir konuşma bozukluğudur.
Articulator
Konuşma seslerinin şekillendirilmesi ve üretilmesinde görev alan ses yolunun anatomik yapıları.
Echoencephalography
Ultrason dalgaları kullanarak kafa içi yapıların haritalandırılmasını ve tanısal amaçlı görselleştirilmesini sağlayan bir nörogörüntüleme yöntemidir.
Echographia
Bireyin, duyduğu veya gördüğü kelime ve cümleleri anlamlarını kavramaksızın mekanik bir şekilde kopyalayarak veya taklit ederek yazmasıyla karakterize edilen nöropsikolojik bozukluk.
Ecology
Canlı organizmaların hem kendi aralarındaki hem de fiziksel ve sosyal çevreleriyle olan karmaşık ilişkilerini inceleyen bilim dalı.
Echolocation
Akustik sinyallerin nesnelerden yansıyan yankılarını kullanarak yön ve mesafe hesaplama yeteneği.
Echopraxia
Bir başka bireyin fiziksel hareketlerinin, jestlerinin veya mimiklerinin istem dışı ve otomatik olarak taklit edilmesi durumu.
Echovirus
Enterovirüs cinsine ait, insan bağırsak sisteminde çoğalan ve asemptomatik seyirden menenjit gibi ağır nörolojik tablolara kadar geniş bir klinik yelpaze sunabilen bir grup virüstür.
Screen Magnifier
Grme yetersizliği olan bireylerin kişisel bilgisayar ekranlarındaki metin ve grafik bilgileri net bir şekilde görebilmesi için büyüten donanım veya yazılım tabanlı adaptasyon aracı.
Eccentric Projection
Duyu reseptörlerinde oluşan uyarımların, reseptörün bulunduğu yerde değil, dış dünyada algılanması olgusu.
Exaptation
Bir canlının belirli bir işlev için evrimleşmiş anatomik veya davranışsal özelliğinin, zamanla tamamen farklı yeni bir işlev kazanması süreci.
Axial Gradient
Bir canlının vücut ekseni boyunca dokuların gelişim hızında veya metabolik aktivitesinde gözlenen kademeli değişim ve farklılaşma oranı.
İncomplete Spinal Cord İnjury
Omuriliğin hasar aldığı seviyenin altında motor veya duyusal işlevlerin kısmi olarak korunmasıyla karakterize edilen nörolojik durum.
Missing-parts Test
Katılımcının görsel bir illüstrasyonda eksik olan öğeyi tespit edip göstermesini gerektiren bir zeka testi alt ölçeğidir.
Excitant
Bir biyolojik ya da psikolojik yanıtı tetikleme veya ortaya çıkarma kapasitesine sahip herhangi bir etken veya ajan.
Excitotoxic Lesion
Nöronların paroksismal aşırı aktivitesi veya uyarıcı amino asitlerin aşırı uyarımı sonucu ortaya çıkan beyin dokusu harabiyetidir.
Excitotoxicity
Nöronların, özellikle glutamat gibi uyarıcı nörotransmitterlerin aşırı uyarılması sonucu hasar görmesi ve ölmesidir.
Exophoria
Gözlerin istirahat veya füzyonun engellendiği durumlarda dışa doğru eğilim göstermesi durumu.
Exogenous
Vücudun veya sistemin dışından kaynaklanan; dış etkenlerin, maddelerin veya çevresel koşulların organizma üzerindeki etkilerini tanımlayan terim.
Exon
Bir genin RNA transkriptinde kalan ve protein kodlama sürecinde işlev gören nükleik asit dizisidir.
Explant
Deneysel veya kültivasyon amaçlarıyla canlı bir organizmadan izole edilerek yapay bir besiyerinde büyütülen küçük doku parçası.
Extension
Bir eklemin iki segmenti arasındaki açının artırılarak uzvun düzleştirilmesi veya gerilmesi süreci.
Extension Reflex
Bir uzvun veya uzuv parçasının gövdeden uzaklaşarak dışa doğru açılmasına neden olan istemsiz motor refleks eylemidir.
Extensor
Kasılması sonucunda vücudun bir kısmını uzatan, geren veya iki kemik arasındaki açıyı artıran iskelet kası grubu.
Extensor Thrust
Ayak tabanına uygulanan bir uyarıcının ardından bacağın refleksif olarak uzaması ve yere basma anında vücut desteği ile sonraki adım için itme kuvveti sağlaması.
Extensor Motor Neuron
Vücudun bir kısmını kasılarak uzatan veya açan ekstansör kaslarla sinaps yaparak hareket emrini ileten efferent sinir hücresi.
Extensor Rigidity
Ekstansör kasların istem dışı ve kalıcı olarak sertleşmesi durumu olup, genellikle üst motor nöron lezyonlarının veya beyincik hasarının lokalizasyonunu belirlemede kritik bir nörolojik göstergedir.
Exteroception
Vücudun dışındaki uyaranlara karşı duyarlılık gösteren ve çevresel olayları algılamamızı sağlayan duyusal süreç.
Exteroceptor
Organizmanın dış çevresindeki fiziksel ve kimyasal uyarıcıları algılayarak bunları merkezi sinir sistemine ileten duyusal reseptör sınıfı.
Emc
İnsuler korteksi claustrum ve putamen'den ayıran, beyaz maddeden oluşan ince bir sinir lifi demetidir.
Extirpation
Bir organın, dokunun veya patolojik yapının cerrahi olarak tamamen çıkarılması veya yok edilmesi işlemidir.
Extrafusal Fiber
Kas iğciklerinin dışında yer alan ve kasılma kuvvetinin çok büyük kısmını sağlayan iskelet kası lifleridir.
Extrapyramidal Dyskinesia
Piramidal sistem dışındaki motor yolların veya bazal ganglion devrelerinin işlev bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan, istemli hareketlerin bozulmasıyla karakterize titreme, spazm, tik ve kas katılığı gibi durumların bütünü.
Extrapyramidal Tract
Merkezi sinir sisteminin bazal ganglionlar ve ilişkili yapılarını kapsayan, kas tonusunu düzenleyen, postürü koruyan ve istem dışı motor koordinasyonu sağlayan inen motor yol.
Extrastriate Visual Area
Primer görsel korteksin (striat korteks) dışında yer alan ve görsel bilgilerin işlenmesinde rol oynayan serebral korteks bölgelerinin bütünü.
Extreme Capsule (emc)
Inferior frontal bölgeyi, superior temporal girusu ve inferior parietal lobu birbirine bağlayan uzun beyaz madde lif yolu.
Sour
Asitlerin uyardığı, pH düşüşüyle yoğunluğu artan temel tat algısı.
Ecto-
Biyolojik ve anatomik terminolojide 'dış' veya 'dış kısım' anlamına gelen birleştirici ön ek.
Ectoderm
Gelişmekte olan embriyonun en dıştaki primer germ yaprağı olup, başta sinir sistemi ve deri olmak üzere organizmanın dış çevreyle temas eden kritik yapılarını oluşturan embriyonik tabakadır.
Ectohormone
Vücut dışına salgılanarak aynı türün diğer bireyleri üzerinde fizyolojik veya davranışsal tepkiler uyandıran kimyasal mesajcı; feromon için kullanılan alternatif terim.
Ectomorph
William Herbert Sheldon'ın somatotip kişilik teorisinde, ince, uzun, narin kemik yapısı ve düşük vücut yağıyla karakterize edilen fiziksel yapı tipi.
Ectopia
Bir organın, dokunun veya hücresel yapının vücut içindeki olağan anatomik konumundan başka bir yerde bulunması durumu.
Cold-blooded Animal / Ectotherm
🔹 1. (cold-blooded animal): Vücut sıcaklığını içsel metabolik süreçler yerine dış çevredeki ısı kaynaklarını kullanarak düzenleyen canlı. 🔹 2. (ectotherm): Vücut ısısını kendi iç metabolik süreçleriyle değil, büyük ölçüde dış çevrenin sıcaklığına bağlı olarak düzenleyen canlı organizma.
Hand-tool Dexterity Test
Bireylerin el aletlerini işlevsel ve etkili bir şekilde kullanma yeteneğini ölçen psikomotor performans testidir.
Dexterity Test
İnce motor becerilerinin, el-göz koordinasyonunun ve manipülatif hız ile doğruluğun ölçülmesinde kullanılan standardize edilmiş psikomotor değerlendirme aracı.
Handedness
Bireyin belirli görevleri yerine getirirken iki elinden birini diğerine kıyasla tutarlı, üstün ve becerikli bir şekilde tercih etme eğilimidir.
Élan Vital
Fransız filozof Henri Bergson'un felsefesinde, canlı organizmalara can veren ve evrimsel süreci belirli bir amaca doğru iten hayati güç veya yaşam atılımı.
ELBW
1000 gramın altında bir doğum ağırlığıyla dünyaya gelen yenidoğanları tanımlamak için kullanılan klinik bir sınıflandırma ölçütüdür.
Eldepryl
Selegilin etken maddesinin ticari adı olup, özellikle Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılan bir monoamin oksidaz inhibitörüdür (MAOI).
Electric Sink
Elektrik enerjisini toplayan, emen veya dağıtan cihaz ya da bölge; elektrik kaynağının tam zıttı.
Electric Sense
Bazı türlerin çevresel elektrik alanlarını üretme ve algılama kapasitesidir.
Electric Ophthalmia
Elektrik arkı veya yüksek yoğunluklu ultraviyole radyasyona maruz kalma sonucu kornea epitelinde meydana gelen fototravmatik hasar.
Electric Potential
Bir elektrik alan içindeki herhangi bir noktada birim pozitif yük başına düşen potansiyel enerjidir ve skaler bir büyüklük olarak ifade edilir.
Electrical İntracranial Stimulation
Kafatasının cerrahi olarak açılması veya stereotaktik yöntemlerle doğrudan beyin dokusu içerisine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla elektriksel akım verilmesi prosedürüdür.
Electrical Synapse
Nöronların sinaptik boşluk olmaksızın, gap junction (açıklık bağlantısı) adı verilen özel protein kanalları aracılığıyla iyonları doğrudan ve kesintisiz ilettiği hızlı hücresel iletişim noktası.
Electrical Transcranial Stimulation (ETS)
Kafatası dışından düşük şiddetli elektrik akımları uygulanarak beyin korteksindeki nöronal aktiviteyi modüle etmeyi amaçlayan nöromodülasyon tekniği.
Electrical Stimulation
Nöronların membran potansiyellerini değiştirerek aksiyon potansiyeli tetiklemek amacıyla dış kaynaklı elektrik enerjisiyle uyarılması.
Electroacupuncture
Geleneksel akupunktur iğnelerine hafif elektriksel akımların uygulanarak nöromodülasyon ve analjezi sağlandığı klinik teknik.
Electrodermal Response (EDR)
Cildin elektriksel özelliklerindeki anlık değişimleri ifade eden ve sempatik sinir sistemi aktivitesinin bir göstergesi olan fizyolojik ölçüm.
EDR
Cildin elektriksel özelliklerindeki anlık değişimleri ifade eden, otonom sinir sistemi aktivitesinin ve sempatik uyarılmanın dolaylı göstergesi olan fizyolojik bir ölçüm.
Electrodiagnosis
Sinir ve kas sistemlerinin elektriksel aktivitelerini değerlendirmek veya bu dokulara elektriksel akım uygulamak suretiyle gerçekleştirilen tanısal inceleme yöntemi.
Electroencephalography (EEG)
Kafa derisine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla beynin elektriksel aktivitesini amplifiye ederek kaydeden ve beyin dalgalarını incelemeyi sağlayan elektrofizyolojik yöntem.
Electroencephalographic Audiometry
İşitme duyarlılığının, eşik üstü ses uyaranları karşısında beyin dalgalarındaki değişimlerin elektroensefalografi yardımıyla ölçülmesine dayanan objektif odyolojik değerlendirme yöntemi.
Electrophysiology
Hücre, doku ve organların elektriksel özelliklerini ve bu süreçlerin fizyolojik temellerini inceleyen alt disiplindir.
Electrophysiologic Audiometry
İşitsel uyaranlar aracılığıyla ortaya çıkan elektriksel potansiyelleri ölçerek işlevsel kapasiteyi değerlendiren geniş kapsamlı prosedürler sınıfıdır.
Electrocardiogram (ECG; EKG)
Kalp kasının kasılma ve gevşeme döngüsü boyunca iletim sisteminden geçen elektriksel impulsların dalga biçimindeki izini kağıda veya monitöre yansıtan kayıt.
Ecochg
Koklea ve işitme sinirinin ilk bölümlerinden akustik uyarılar sonrasında ortaya çıkan elektriksel potansiyellerin kaydedilmesini sağlayan elektrofizyolojik test yöntemi.
Electrocochleography (ecochg)
İç kulak ve işitme sinirinin elektriksel potansiyellerini, akustik uyaranlara yanıt olarak ölçen elektrofizyolojik test yöntemi.
Electrocorticography (ecog)
Elektrotların saç derisi yerine doğrudan serebral korteks üzerine yerleştirilmesiyle beynin elektriksel aktivitesini inceleme yöntemi.
Electromagnetic Spectrum
Gama ışınlarından radyo dalgalarına kadar uzanan tüm elektromanyetik radyasyon dalga boyları ve frekansları aralığı.
Electromyography (EMG)
Kasların kasılması sırasında ürettiği elektriksel potansiyellerin elektrotlar aracılığıyla kaydedilmesini ve incelenmesini sağlayan nörofizyolojik tetkik yöntemidir.
Electronic Nose
Gazları ve kokuları algılamak üzere tasarlanmış, sensör dizileri ve örüntü tanıma sistemleri kullanan elektronik algılama cihazı.
Electronystagmography
Göz kaslarının istemsiz hareketlerini ve nistagmus varlığını kaydetmek amacıyla kullanılan nörolojik ve vestibüler bir tanı testidir.
Electrooculography (EOG)
Gözün kornea ile retina arasındaki kalıcı elektriksel potansiyel farkını, fiksasyon noktaları değiştiğinde kaydetme yöntemidir.
Electroolfactography (EOG)
Koku alma sinir uçlarının çeşitli uyarıcı koku maddelerine verdiği elektriksel yanıtın kaydedilmesi süreci.
Electroplethysmography
Organlardaki veya organ sistemlerindeki kan hacmi değişimlerinin elektriksel yöntemlerle ölçülmesini sağlayan test prosedürü.
Electroretinography
Görsel uyaranlar eşliğinde, anestezi uygulanmış göz yüzeyine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla retinanın elektriksel aktivitesinin kaydedilmesi yöntemi.
B Wave Of Electroretinogram
Retinanın ışıkla uyarılması sonucu göz yüzeyine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla kaydedilen büyük, pozitif polariteli elektriksel yanıt.
Electrostimulator
Vücudun belirli bir bölgesine kontrollü elektriksel uyarılar ileten tıbbi ve deneysel cihaz.
Electrode
Biyolojik dokulardaki elektriksel aktiviteyi kaydetmek veya bu dokuları elektriksel akımla uyarmak amacıyla kullanılan, iletken yapılı araç.
Electrode Placement
Nöral aktiviteden kaynaklanan elektriksel potansiyel değişimlerini kaydetmek amacıyla elektrotların kafa derisine veya nöronların içine konumlandırılması.
Electrotherapy
Çeşitli hastalıkların veya semptomların tedavisi amacıyla insan vücuduna kontrollü elektrik akımlarının uygulanmasını içeren tıbbi müdahale.
Electrotonic Conduction
Sinir veya kas zarında aktif bir aksiyon potansiyeli tetiklemeye yetmeyen eşik altı uyarıların, elektrik potansiyelindeki pasif ve hızla sönümlenen akış yoluyla yayılmasıdır.
Electrotonus
Bir sinir veya kas lifine elektrik akımı uygulandığında, dokunun uyarılabilirlik, iletkenlik veya elektriksel durumunda meydana gelen değişiklik.
Electrosleep Therapy
Düşük voltajlı transkraniyal elektriksel stimülasyon yoluyla gevşeme veya uyku durumu indükleyerek depresyon, kronik anksiyete ve insomniayı tedavi etmeyi amaçlayan eski bir yöntem.
Elimination Drive
Vücuttan dışkı veya idrarı atma yönündeki temel biyolojik dürtü; psikolojik faktörler ve otonom sinir sistemi gerginliklerinden doğrudan etkilenir.
Embolic Stroke
Vücudun başka bir bölgesinde, çoğunlukla kalpte veya ana arter duvarlarında oluşan bir materyalin kan akımıyla beyne taşıınarak serebral arterleri ani olarak tıkaması sonucu gelişen iskemik inme türü.
Embolus
Kan akımı yoluyla vücudun başka bir bölgesine taşınarak damar tıkanıklığına yol açabilen serbest haldeki katı, sıvı veya gaz kütlesidir.
Embryo
Döllenmiş yumurtanın bölünme evresinden doğum veya yumurtadan çıkışa kadar olan gelişim aşamasındaki canlı; insan prenatal gelişiminde gebeliğin ilk 8 haftasını kapsayan yapı.
Embryology
Organizmaların döllenmeden doğuma veya yumurtadan çıkışa kadar geçen süreçteki oluşumunu, erken büyümesini ve gelişimini inceleyen biyoloji alt dalıdır.
EMG
İskelet kaslarının dinlenme ve kasılma durumlarındaki elektriksel aktivitesini ölçen ve kaydeden nörofizyolojik değerlendirme yöntemi.
Sucking Reflex
Yeni doğan memelilerde, ağız içine temas eden herhangi bir nesneyi dudaklar ve dil aracılığıyla otomatik olarak emme eylemiyle karşılama niteliğindeki doğuştan gelen temel refleks.
Emmetropia
Gözün optik sisteminin kusursuz bir uyum içinde olduğu, uzaktaki nesnelerin kornea ve lensin kırıcılığı sayesinde ek koruyucu merceklere ihtiyaç duyulmaksızın doğrudan retina üzerine odaklandığı ideal görme durumudur.
Emotive
Duygu uyandıran, duygusal tepkileri tetikleyen veya doğrudan duygulanımla ilgili olan uyarıcı veya durum.
BF
İşitsel sistemdeki bir nöronun veya reseptörün en düşük eşik şiddetiyle tepki verdiği spesifik ses frekansıdır.
Survival Of The Fittest
Belirli bir çevreye en üst düzeyde uyum sağlayan bireylerin, hayatta kalma ve döl vermede daha yüksek başarı gösterme eğilimi.
Most Comfortable Loudness (MCL)
Konuşma seslerinin bir birey için en rahat, işlevsel ve yorulmadan algılandığı desibel cinsinden ses düzeyi.
Best Frequency (BF)
Tek bir işitsel sinir lifinin veya işitsel korteks nöronunun uyarılabilmesi için en düşük şiddet eşiğine (maksimum hassasiyete) sahip olduğu saf ses frekansıdır.
Enantiomers
Birbirinin üst üste çakıştırılamayan, ayna görüntüleri olan ve kiral merkezlere sahip bir çift stereoizomerdir.
Encéphale İsolé
Omurilik ile medulla oblongata bileşkesinden cerrahi olarak kesilerek bedenden işlevsel olarak ayrılmış ancak kranial sinir girdilerini koruyan hayvan hazırlığı.
End Brush
Bir aksonun sinaptik bağlantı yapabilmek adına ince dallara ayrılan en son terminal segmentidir.
Endarterectomy
Aterosklerotik plakların bir atardamarın iç tabakasından cerrahi olarak çıkarılması işlemi.
İndirect Agonist
Bir reseptör bölgesine doğrudan bağlanmaksızın, endojen nörotransmitterlerin salınımını artıran, yıkımını engelleyen veya geri alımını bloke ederek agonist aktiviteyi dolaylı yoldan güçlendiren kimyasal ajan.
Endo- (end-)
Biyolojik, tıbbi ve psikolojik terminolojide organizmanın iç yapısını, kökenini veya süreçlerini ifade eden birincil birleştirici önektir.
Endoderm
Gelişmekte olan embriyonun üç birincil germ tabakasından en içte yer alanı olup, gastrointestinal ve solunum sistemlerinin epitel örtüsünü oluşturur.
Endophenotype
Genetik altyapı ile dışsal davranışsal belirtiler arasındaki boşluğu dolduran, genetik olarak belirlenmiş ölçülebilir biyolojik belirteçtir.
Endogenous
Vücut içi normal biyokimyasal, fizyolojik süreçler veya genetik yatkınlıklar yoluyla organizmanın kendi içinde, dışsal bir uyarıcıya ihtiyaç duymaksızın ortaya çıkan durum.
Endogenous Smile
Yeni doğan bebeklerde, dışsal sosyal uyaranlara bağlı olmaksızın, genellikle REM uykusu sırasında görülen istemsiz ve refleksif gülümseme biçimi.
AEA / Endogenous Cannabinoid (ecb)
🔹 1. (AEA): Araşidonoiletanolamid olarak bilinen ve memeli beyninde doğal olarak sentezlenen başlıca endojen kannabinoid (anandamid) molekülünün yaygın kısaltmasıdır. 🔹 2. (endogenous cannabinoid (eCB)): Omurgalıların vücudunda doğal olarak üretilen, sinir sisteminde nöromodülatör olarak görev yapan ve sinaptik iletişimi düzenleyen lipit bazlı moleküller.
Endogenous Opioid
Vücut tarafından doğal olarak üretilen, morfin benzeri analjezik ve öforik etkilere sahip neuropeptit grubu.
Endogenous Oscillator
Harici bir uyarıcıya ihtiyaç duymaksızın, düzenli ve tekrarlayan sinirsel aktivite ya da davranış dizileri üreten sinir devresi.
Ecb / Endocannabinoid
🔹 1. (eCB): Vücut tarafından doğal olarak üretilen ve kannabinoid reseptörlerine bağlanarak nöromodülasyon sağlayan moleküler sinyal ileticidir. 🔹 2. (endocannabinoid): Omurgalılarda merkezi ve periferik sinir sisteminin işlevini düzenleyen, endojen (vücut içi) ligandlar olarak görev yapan doğal nöromodülatör lipid molekülleridir.
Endocast
Bir kafatasının iç boşluğunun döküm kalıbı olup, özellikle nesli tükenmiş türlerin beyin boyutunu ve morfolojisini incelemede kritik bir rol oynar.
Endocrine
Hücrelerin ürettiği kimyasal habercilerin (hormonların) kana salınarak uzak mesafedeki hedef hücreler üzerinde etki gösterdiği bir kimyasal sinyalleşme türü.
Ductless Gland / Endocrine Gland
🔹 1. (ductless gland): Salgı kanalları bulunmayan ve ürettiği hormonları doğrudan hücre dışı sıvıya ve kan dolaşımına salgılayan bezlerin genel adı. 🔹 2. (endocrine gland): Salgılarını bir kanal yardımıyla dışarı veya vücut boşluklarına değil, doğrudan kan dolaşımına vererek uzak hedef organları etkileyen kanalsız bez.
Endocrine Disruptor
Endokrin sistemdeki hormonları bloke eden, taklit eden, uyaran veya bu yolla hormon dengesini bozan doğal ya da sentetik kimyasal maddelerdir.
Endocrinology
Endokrin bezlerin morfolojisini, fizyolojisini, biyokimyasını ve patolojisini inceleyen tıp ve biyoloji dalıdır.
Endolymph
İç kulağın membranöz labirentini dolduran, potasyumdan zengin özel iç kulak sıvısıdır.
Endolymphatic Potential
Scala media içerisindeki endolenfa sıvısına elektrotlar yerleştirilerek ölçülebilen, yaklaşık 80 mV değerindeki doğru akım (DC) elektrik potansiyelidir.
Endometrium
Memelilerde uterusun iç yüzeyini döşeyen, siklik hormonal dalgalanmalara bağlı olarak kalınlaşan ve gebelik gerçekleşmediğinde dökülerek menstrüel akışı oluşturan mukozal tabaka.
Endomorphin
Vücut tarafından doğal olarak üretilen, mü-opioid reseptörlerine yüksek afinite ve spesifisiteyle bağlanarak güçlü analjezi sağlayan endojen opioid nöropeptit.
Endoplasm
Hücrenin periferisinden uzakta, çekirdeği hariç tutan ve genellikle sitoplazmanın büyük kısmını dolduran daha az yoğun iç bölgesi.
Endoplasmic Reticulum (ER)
Hücre çekirdeğinden hücre zarına kadar uzanan, protein ve lipid sentezi ile modifikasyonundan sorumlu zar yapılaşmalı tübül ve kesecikler ağı.
Endoradiosonde
Canlı organizmaların iç tepkilerini ve fizyolojik süreçlerini incelemek amacıyla yutulan veya implante edilen, kayıt cihazı ve radyo vericisi içeren minyatür tıbbi/biyolojik alet.
Endorphin
Başlıca hipofiz bezinde bulunan ve endojen opioidler olarak işlev gören nöropeptid sınıfının genel adı.
Endosomatic Current
Canlı bir organizmanın metabolik ve fizyolojik süreçleri sonucunda kendi bünyesinde ürettiği elektriksel akım.
Endotherm
Vücut sıcaklığını esas olarak iç metabolik süreçler yoluyla düzenleyen, halk arasında sıcakkanlı olarak bilinen canlı.
Enervate
Bir organizmanın fiziksel veya mental enerjisini tüketme, gücünü kırma veya cerrahi olarak bir sinir dokusunu devre dışı bırakma durumu.
Obstruction Method
Hayvan deneklerin belirli güdülere (açlık, susuzluk vb.) ulaşabilmek için elektrikli ızgara gibi fiziksel bir engeli aşmaya zorlandığı deneysel motivasyon ölçüm tekniği.
Engram
Beyinde deneyim sonucunda fiziksel veya kimyasal bir değişiklik olarak depolandığı varsayılan hipotetik bellek izidir.
Cross Section
Herhangi bir nesnenin veya organın incelenmek üzere herhangi bir düzlemden kesilerek elde edilen dilimi.
Enkephalin
Merkezi sinir sisteminde ağrı sinyallerini modüle eden ve opresif analjezik etki gösteren endojen bir nöropeptittir.
Encephalization
Bir türün vücut büyüklüğüne kıyasla beklenenden daha büyük bir beyin hacmine veya kütlesine sahip olması durumu.
Encephalomalacia
Serebral dokunun, yetersiz kan akımı, kanama veya iltihabi süreçler sonucunda nekroza uğrayarak lokalize bir şekilde yumuşaması durumu.
Encephalomyelitis
Beyin ve omurilik dokusunun eş zamanlı inflamasyonu ile karakterize nörolojik durum.
Encephalon
Omurgalıların kafatası boşluğu içinde yer alan ve merkezi sinir sisteminin ana yönetim merkezi olan beyin yapısı.
Encephalocele
Beyin dokusu ve zarının kafatasındaki konjenital bir açıklıktan dışarı doğru fıtıklaşmasıyla karakterize nöral tüp defekti.
Iadls
Bir bireyin toplumda ve ev ortamında bağımsız bir şekilde yaşayabilmesi için gerekli olan, temel öz bakım becerilerinden daha karmaşık araçsal günlük yaşam işlevleridir.
İntegrated System
Engelli bireylerin bilgisayar işlevlerini, çevresel kontrollerini, telefon iletişimini ve motorlu hareketliliği merkezi bir arayüzden yönetmesini sağlayan teknolojik program.
Enterogastrone
İnce bağırsak mukozası tarafından salgılanan ve midenin asit ile enzim salgılanmasını, aynı zamanda mide motilitesini inhibe eden gastrointestinal bir hormondur.
Entoptic
Göz küresinin kendi iç yapılarından kaynaklanan ve dışsal bir uyaran olmaksızın algılanan görsel duyusal olaylardır.
Entorhinal Cortex
Temporal lobun ventromedyal kısmında yer alan ve neokorteks ile hipokampus arasında ana köprü görevi görerek bellek ile mekansal navigasyon süreçlerini yöneten kritik bir beyin merkezidir.
Entrainment
Biyolojik bir ritmin, çevresel veya harici bir zamanlama işareti (zeitgeber) tarafından senkronize edilerek bu ritme uyum sağlaması süreci.
Enzyme
Biyokimyasal reaksiyonların hızını artıran, reaksiyon sonucunda kalıcı olarak değişime uğramayan biyolojik katalizör niteliğindeki protein yapılı makromolekül.
Enzyme İnhibition
İlaçların veya diğer kimyasal maddelerin, özellikle karaciğerdeki sitokrom P450 sistemine ait olanlar başta olmak üzere, enzimatik metabolik aktiviteleri bozma veya durdurma kapasitesidir.
EOG
Elektrookülografi veya elektroolfaktografi terimlerinin kısaltması olup, sırasıyla göz hareketlerinin korneoretinal potansiyel değişimleriyle ya da olfaktör sistemin elektriksel yanıtlarıyla ölçülüp kaydedilmesini ifade eden elektrofizyolojik yöntem.
Ependyma
Beyin ventriküllerini ve omuriliğin merkezi kanalını döşeyen tek katlı silindirik nöroepitelyal zar.
Ependymal Cell
Merkezi sinir sisteminde yer alan, ventrikülleri döşeyen ve beyin-omurilik sıvısının sirkülasyonunu sağlayan özelleşmiş bir glial hücre tipidir.
Ependymoma
Merkezi sinir sistemindeki ventrikülleri ve omurilik kanalını döşeyen epandim hücrelerinden köken alan nadir bir glial tümör türüdür.
Epi-
Biyoloji, tıp ve davranış bilimlerinde 'üzerinde', 'üst katmanında' veya 'ilişkili' anlamlarına gelen işlevsel bir önektir.
Epidermis
Omurgalıların derisinin ve bazı omurgasızlar ile bitkilerin en dış kısmını örten, damarsız ve koruyucu dış katman.
Epididymis
Testislerin arka üst kısmında yer alan, seminifer tübüllerden gelen spermatozoa hücrelerini depolayan, olgunlaştıran ve vas deferens kanalına ileten kıvrımlı tübüler yapı.
Epidural Hematoma
Genellikle kafa travmasına bağlı olarak, dura mater ile kafatası kemiği arasındaki boşlukta arter veya ven kaynaklı kanın birikmesiyle oluşan klinik tablodur.
Epiphenomenalism
Fiziksel süreçlerin zihinsel durumlar ürettiğini, ancak zihinsel durumların fiziksel dünya üzerinde hiçbir nedensel etkiye sahip olmadığını savunan zihin felsefesi görüşüdür.
Epiphora
Gözyaşı drenaj sistemindeki anatomik bir yetersizlik veya kronik anksiyete gibi duygusal stresörler nedeniyle aşırı gözyaşı salgılanması ve gözden dışarı taşması durumudur.
Epigastric Reflex
Meme ucundan aşağıya doğru sivri bir nesneyle yapılan hızlı bir darbeyle tetiklenen, karın duvarının üst orta bölgesinin içeri doğru çekilmesine neden olan omurilik refleksi.
Epigenetics
DNA'nın nükleotid diziliminde herhangi bir değişiklik yaratmaksızın, gen aktivitesini ve ifadesini değiştiren kalıtımsal kimyasal modifikasyonları inceleyen bilim dalıdır.
Epigenesis
Organizmanın hem fiziksel hem de davranışsal özelliklerinin, genetik altyapı ile çevresel etkenlerin dinamik etkileşimi sonucunda aşamalı ve kümülatif olarak ortaya çıkmasını savunan gelişimsel model.
Epicritic
Cildin çok küçük sıcaklık ve dokunma varyasyonlarını yüksek bir hassasiyetle ayırt etmesini sağlayan sinir lifleriyle ilgili duyusal işlevleri tanımlayan sıfat.
Epilepsy
Beyin hücrelerindeki ani, aşırı ve senkronize elektriksel deşarjların neden olduğu kronik nörolojik bozukluk.
Epileptiform
Epilepsi nöbetlerindekine benzer elektroensefalografik (EEG) özellikler veya klinik görünüm sergileyen ancak epilepsi tanısı için tek başına yeterli olmayan bulgu.
Epileptiform Seizure
Epileptik bir nöbetin klinik veya elektrofizyolojik özelliklerini taklit eden ancak gerçek bir epileptik nöbet kriterlerini tam olarak karşılamayan epizodik olay.
Epileptogenic
Epileptik nöbetleri tetikleme veya epileptik aktiviteyi başlatma potansiyeline sahip etken veya faktör.
Epileptogenic Lesion
Beyin dokusunda epileptik nöbetlerin tetiklenmesine yol açan yapısal hasar veya patolojik bozulma alanı.
Epileptogenic Focus
Nöbet aktivitesini tetikleyen elektriksel deşarjların başladığı, beyin dokusu içerisindeki sınırlı ve patolojik bölgedir.
Epinephrine
Adrenal medullada tirozin amino asidinden sentezlenen, hem bir katekolamin nörotransmitter hem de organizmanın akut stres tepkisini yöneten bir adrenal hormondur.
Epithalamus
Talamusun hemen üzerinde ve arkasında yer alan, epifiz bezi ile habenüler çekirdekleri barındıran diensefalon segmenti.
Epithelium
Vücudun dış yüzeyini ve iç organların boşluklarını döşeyen, hücreler arası boşluğun minimum düzeyde olduğu sıkı hücresel tabaka.
Episodic Amnesia
Yalnızca belirli ve yaşamsal öneme sahip olaylara yönelik, seçici bir bellek kaybı durumu.
EPSP
Sinaps sonrası nöronda aksiyon potansiyeli tetiklenme olasılığını artıran, zarın depolarizasyonuyla sonuçlanan geçici membran potansiyeli değişimidir.
Erect
Fiziksel bir yapının veya dokunun yer çekimine meydan okuyarak dikey, dik veya gergin konuma gelmesini ifade eden anatomik ve fizyolojik durum.
Erethism
Vücudun bazı veya tüm bölgelerinde, duyusal uyaranlara karşı anormal derecede yüksek hassasiyet, uyarılabilirlik veya huzursuzluk durumu.
ERF
Manyetoensefalografi (MEG) kullanılarak, belirli bir duyusal, motor veya bilişsel uyarıcıya yanıt olarak beyin korteksinde oluşan manyetik alan değişikliklerinin kaydedilmesi.
Adolescent Growth Spurt
Ergenlik döneminde boy ve kilo artışının yanı sıra iskelet yapısında görülen, ani ve hızlı fizyolojik ivmelenme evresidir.
Ergograph
Bir kasın veya kas grubunun iş kapasitesini ve yorgunluk derecesini grafiksel olarak kaydetmeye yarayan laboratuvar cihazıdır.
Ergometry
Farklı görev talepleri altında kaslar tarafından gerçekleştirilen fiziksel işin miktarının ve kalorisinin ölçülmesi.
Ergonomics
İnsan yeteneklerinin ve sınırlarının fizyoloji, biyomekanik ve antropometri ışığında incelenerek sistemlerin, ekipmanların ve çalışma süreçlerinin güvenli ve verimli performans için tasarlanmasını sağlayan bilim dalıdır.
Ergonovine
Doğum sonrası uterin atoni ve kanamaları kontrol altına almak amacıyla kullanılan, çavdar mahmuzundan elde edilen güçlü bir oksitosik ajan.
Ergot Alkaloid
Çavdar mahmuzu mantarından elde edilen, güçlü farmakolojik etkilere ve vazokonstriktif özelliklere sahip, hem toksik zehirlenmelere yol açabilen hem de nörokimyasal türevleriyle psikedelik araştırmalara ilham veren biyolojik olarak aktif maddeler grubu.
Ergotamine
Vasküler baş ağrılarının ve özellikle migren ataklarının tedavisinde kullanılan, güçlü vazokonstriktör etkiye sahip bir ergot alkaloid türevidir.
Ergotropic
Organizmanın enerji harcamasını, iş yapmasını, fiziksel veya zihinsel çaba göstermesini sağlayan fizyolojik ve davranışsal yönelimi ifade eden sıfat.
Adult Progeria
Normal yaşlanma sürecinin erken erişkinlik evresinde aşırı hızlanmış bir şekilde ortaya çıkmasıyla karakterize, nadir görülen genetik bir bozukluktur.
Erythro- (erythr-)
Kırmızı rengi, kızarıklığı veya özellikle eritrositleri (kırmızı kan hücrelerini) ifade eden tıbbi ve biyolojik birleştirici önek.
Erythropoietin
Böbrekler ve karaciğer tarafından salgılanarak kemik iliğinde alyuvar üretimini tetikleyen glikoprotein yapılı bir hormondur.
Erythropsia
Nesnelerin ve çevrenin geçici olarak kırmızı renkte algılanmasıyla karakterize bir görme bozukluğudur.
İntermale Aggression
İnsan dışı hayvan türlerinde, genellikle hiyerarşik üstünlük ilişkisi kurmak, bunu sürdürmek veya mevcut dominansı sarsmak amacıyla erkek bireyler arasında sergilenen rekabetçi saldırganlık biçimi.
Maleness
Anatomik ve fizyolojik bağlamda erkek olma niteliği ve özellikleri olup, tipik olarak XY eşey kromozomu kombinasyonunu içerir.
Early-onset Alzheimer’s Disease
65 yaşından önce, genellikle 40'lı veya 50'li yaşlarda ortaya çıkan, ilerleyici nörodejeneratif ve kognitif yıkımla karakterize nadir bir demans türü.
Presenile Dementia Of The Alzheimer’s Type (PDAT)
65 yaşından önce ortaya çıkan ve Alzheimer tipi demansın erken başlangıçlı formunu tanımlayan tarihsel klinik terim.
Early Bilingualism
Çocukluk evresinin ilk yıllarında, genellikle birinci dil edinim süreci henüz tamamlanmadan iki dilin eşzamanlı veya ardışık olarak kazanılması durumu.
Early Years Cognitive Battery
Okul öncesi dönemdeki çocukların genel bilişsel yeteneklerini, gelişimsel izleme ve olası öğrenme güçlüklerini erken teşhis etmek amacıyla uygulanan standardize edilmiş çoklu test bataryası.
Erogenous Zone
Vücut üzerinde, dokunma veya stimülasyon yoluyla cinsel uyarılma, haz ve erotik duyarlılık tetikleme potansiyeli yüksek olan spesifik anatomik alanlar.
Essential Tremor
Genellikle elleri, başı veya sesi etkileyen, kalıtsal geçiş gösteren en yaygın istemsiz hareket bozukluğu.
Leaf Switch
Hafif bir bükülmeyle aktive olan, fiziksel engelli bireylerin kullanımına olanak tanıyan esnek ve katı olmayan bir kaldıraç anahtarıdır.
Yawning
Normal solunum hacmini aşan derin bir hava alımıyla karakterize edilen, beyin oksijenlenmesini artırmanın yanı sıra nörotransmitter aktivasyonu ve sosyal iletişim işlevleri gören istemsiz bir fizyolojik eylemdir.
Esotropia
Gözlerden birinin veya her ikisinin içe (burun köküne doğru) kaymasıyla karakterize edilen bir şaşılık türüdür.
ESSB
Bireyin beyninin belirli bölgelerine elektrotlar aracılığıyla kendi kendine elektrik akımı vererek nöral devreleri uyardığı deneysel bir yöntemdir.
Aesthetic Emotion
Doğal güzelliklerin ya da sanat eserlerinin, soyut görsel sunumların, müziğin ve dansın deneyimlenmesiyle tetiklenen özgün duygusal tepki.
Esthesiometry (aesthesiometry)
Deri ve mukoza zarlarının mekanik uyarılara karşı duyarlılığının kantitatif olarak ölçülmesi yöntemi.
Aesthesiometer
Cildin dokunma, basınç ve iki nokta ayrım eşiklerini kantitatif olarak ölçmek için kullanılan klinik ve deneysel araç.
Aesthesiometry
Cildin veya diğer duyu organlarının mekanik uyaranlara karşı hassasiyet eşiğini nicel olarak ölçme yöntemi.
Estradiol
Doğal olarak salgılanan ve östrojen grubu steroid hormonların en güçlüsü olan,incelenen türlerde üreme ve ikincil cinsiyet özelliklerini regüle eden temel hormon.
Estrone
Over folikülleri ve diğer dokular tarafından sentezlenen, menopozal semptomlar ile östrojen eksikliği durumlarının tedavisinde kullanılan birincil östrojen türlerinden biridir.
Pairmate
Bir çift bağı (pair bond) içerisinde yer alan bireylerden her biri.
Extrapair Mating
Sosyal olarak monogamik türlerde, bireylerin kendi resmi eşleri dışındaki üyelerle gerçekleştirdiği üreme veya cinsel ilişki biçimi.
Codominance
Belirli hayvan popülasyonlarında, tekil bir hiyerarşi yerine birden fazla bireyin aynı yüksek statüyü paylaşarak grubu yönetmesi durumu.
Sex Chromosome
Bir bireyin cinsiyetini ve cinsiyete bağlı kalıtımsal özellikleri belirleyen özelleşmiş kromozom çiftidir.
Sexual Dimorphism
Bir türün erkek ve dişi bireylerinin, üreme organları dışındaki ikincil cinsiyet özellikleri, boyut, renk ve biçim bakımından belirgin şekilde farklılaşması durumu.
Threshold Shift
Adaptasyon seviyesi veya bağlamsal değişkenlerdeki değişimler sonucunda, bir uyaranı algılama veya yanıtlama eşiğinde meydana gelen miktar veya yön değiştirmedir.
Subthreshold Potential
Bir nöronun zar potansiyelini değiştiren ancak aksiyon potansiyeli tetiklemek için gereken eşik değerine ulaşamayan dereceli elektriksel yanıttır.
Pair Bond
İki birey arasında gelişen; yakın afiliatif davranışlar, ayrılık veya kayıp durumunda ortaya çıkan duygusal tepkiler ve yeniden birleşmede artmış sosyal duyarlılıkla karakterize kalıcı bağ.
Coupled Oscillators
Lokomotor hareketlerdeki ritmik bacak hareketleri gibi ritmik süreçlerin birçok yönünü temsil etmek için kullanılan dinamik bir sistem modelidir.
Equipotentiality
Karl S. Lashley tarafından öne sürülen; serebral korteksin farklı bölgelerinin öğrenme ve karmaşık bilişsel süreçler gibi belirli işlevleri yerine getirmede benzer potansiyele sahip olduğunu savunan nöropsikolojik hipotez.
Coactivation
İki farklı uyaranın aynı anda aynı yanıtı tetiklemesi veya iki agonist/antagonist kas grubunun motor kontrol sırasında birlikte kasılması durumu.
Cocontraction
Bir eklemi kontrol eden agonist ve antagonist kasların aynı anda devreye girerek eşzamanlı aktivite göstermesi durumu.
Ethanol
Glikozun fermantasyonuyla doğal ya da sentetik olarak üretilen, alkollü içeceklerin etken maddesi olan ve merkezi sinir sistemini baskılayan psikoaktif bir maddedir.
Ethereal
Zwaardemaker koku sınıflandırma sisteminde ve stereokimyasal koku teorisinde, meyvelerde ve şaraplarda algılanan uçucu ve hafif koku niteliğini belirten sıfat.
Labeled-line Theory Of Taste Coding
Her bir tat siniri hücresinin belirli bir temel tat kalitesini beyne ileten özel ve izole bir devre oluşturduğunu savunan nörofizyolojik model.
Labeled Lines
Beyne giden ve her biri yalnızca tek bir belirli bilgi türünü (örneğin sadece tat veya sadece sıcaklık) ilettiği varsurulan sinirsel girdilerdir.
Effective Stimulus
Duyu reseptörlerini spesifik olarak uyararak belirli bir fizyolojik veya davranışsal tepki açığa çıkaran en uygun fiziksel enerji biçimi.
Activity Cycle
Dalgalanan etkinlik düzeyleriyle karakterize edilen, düzenli olarak tekrarlayan herhangi bir olaylar dizisidir.
Ethmocephaly
Koku sistemini etkileyen, burun yerine hortum benzeri bir yapı ve genellikle hipotelorizm ile karakterize, holoprozensefalinin en nadir görülen ve en ağır fenotipik varyantı olan konjenital bir malformasyondur.
Ethology
Hayvan davranışlarını, öncelikli olarak doğal yaşam ortamlarında evrimsel ve uyumsal bağlamda inceleyen karşılaştırmalı biyoloji alt dalıdır.
Ethosuximide
Genellikle absans nöbetlerinin tedavisinde kullanılan, T tipi kalsiyum kanallarını bloke ederek etki gösteren süksinimit sınıfı antiepileptik ilaç.
ETS
Psikometri alanında eğitim değerlendirmeleri yürüten kurumu veya nöromodülasyon bağlamında transkraniyal elektriksel stimülasyon yöntemini ifade eden akronim.
Eu-
Tıbbi, psikolojik ve biyolojik terminolojide 'iyi', 'normal' veya 'hoş' anlamı veren ön ek.
Home Cage
Deney hayvanlarının deneysel oturumlar veya testler dışında barındırıldığı, standart yaşam koşullarının sağlandığı temel kafes.
Domestication
Canlıların insanlarla yakın bir ilişki içinde yaşayabilmesi amacıyla nesiller boyu yapay seçilime tabi tutulması ve genetik olarak evcilleştirilmesidir.
Adoption Study
Kişilik, davranış veya bozuklukların gelişiminde genetik ve çevresel faktörlerin rollerini ayrıştırmak amacıyla, biyolojik ebeveyn-çocuk çiftleri ile evlat edinen ebeveyn-çocuk çiftlerinin benzerliklerini karşılaştıran klasik bir davranış genetiği araştırma tasarımıdır.
Law Of Filial Regression
Kalıtımsal özelliklerin, nesiller boyunca türün popülasyon ortalamasına doğru yaklaşma eğiliminde olduğunu belirten istatistiksel ve genetik ilke.
Stage 1 Sleep
Uyanıklıktan uykuya geçişin en hafif ve ilk aşaması olup düşük genlikli, düzensiz frekanslı beyin dalgaları, yavaşlayan kalp hızı ve azalan kas tonusu ile karakterize NREM uykusu evresidir.
Stage 2 Sleep
Uyku iğcikleri ve K-kompleksleri ile karakterize edilen, toplam gece uykusunun yaklaşık yüzde ellisini oluşturan orta derinlikteki NREM uyku evresi.
Stage 3 Sleep
Evre 2 uykusuna özgü iğciklerin (sleep spindles) daha yüksek genlikli delta dalgalarıyla (1–4 Hz yavaş dalgalar) harmanlandığı, derin Non-REM (NREM) uyku evresi.
Stage 4 Sleep
Yüksek genlikli delta dalgalarının (%50'den fazla oranda) dominansı ile karakterize edilen, en derin non-REM (NREM) uyku evresidir.
Evolution
Canlı popülasyonlarının genetik ve kalıtsal özelliklerinin nesiller boyunca seçilim baskılarıyla değişmesi süreci.
Evolutionary Theory
Canlı organizmaların zaman içinde doğal seçilim ve genetik varyasyonlar yoluyla nasıl değiştiğini ve çeşitlendiğini inceleyen kapsamlı bilimsel çerçeve.
Eurymorph
Bireyin boyuna oranla enine gelişim gösterdiği, genellikle kısa ve sağlam yapılı somatotip özelliklerini tanımlayan morfolojik indeks terimidir.
Evolutionarily Stable Strategy (ESS)
Bir popülasyonda yer alan farklı adaptif stratejilerin, doğal seçilimin baskısı altında karşılıklı bir denge kurarak bir arada kalmasını ve tür içi çeşitliliğin korunmasını sağlayan oyun teorisi tabanlı denge durumudur.
ESS
Bir popülasyondaki tüm bireyler tarafından benimsendiğinde, alternatif herhangi bir mutant stratejinin istila edemeyeceği, doğal seçilim yoluyla korunan davranışsal veya fizyolojik strateji.
Evolutionary Psychology
İnsan bilişini ve davranışını, Darwinci uyarlanma, doğal seçilim ve evrilen çevreler bağlamında inceleyen kuramsal yaklaşımdır.
Ex Vivo
Canlı bir organizmadan alınan hücre, doku veya organların, organizmanın dışında ancak doğal fizyolojik ortamını taklit eden yapay koşullarda incelenmesi veya işleme tabi tutulması sürecidir.
Exo- (ex-)
Biyolojik, psikolojik veya sistemik bağlamlarda organizmanın veya yapının dışındakini, harici olanı ifade eden bir önektir.
Action Disorganization Syndrome (ADS)
Frontal lob hasarına bağlı olarak, çok aşamalı ve tanıdık günlük görevlerin yerine getirilmesinde adımların unutulması, karıştırılması veya yanlış sıralanmasıyla kendini gösteren bilişsel bozukluk.
ADS
Çok aşamalı günlük eylemlerin ve karmaşık motor görevlerin sıralanmasında, koordinasyonunda ve mantıksal akışında gözlenen bilişsel ve nörolojik bozukluk.
Action Readiness
Duygusal tepkinin bir parçası olarak ortaya çıkan, kalp atış hızı, solunum hızı ve kas gerginliği gibi fizyolojik göstergelerle ilişkili olan eyleme geçme hazırlık durumu.
Action Pattern
Belirli ve zorunlu uyarıcılar tarafından tetiklenen, önceden tahmin edilebilir davranışsal dizi.
Action Tremor
Bireyin istemli ve amaca yönelik bir hareket gerçekleştirdiği sırada ortaya çıkan ve hareketin ilerlemesiyle şiddeti artan vücut uzvu titremesi.
Action-specific Energy
Klasik etolojide, doğuştan gelen sabit eylem kalıplarını tetikleyen, organizmada biriken ve uygun uyarıcının varlığıyla boşalan varsayımsal motivasyonel enerji kaynağı.
Eysenck’s Dimensions
Bireysel farklılıkları psikotisizm, dışadönüklük ve nevrotisizm (PEN) olmak üzere üç temel biyolojik tabanlı boyutta sınıflandıran kişilik modeli.
Esophoria
Göz kaslarının dengesizliğine bağlı olarak, gözlerden birinin istirahat halindeyken buruna doğru içe yönelme eğilimi göstermesi durumu.
F2
Gregor Mendel'in kalıtım deneylerinde ebeveynlerin (P) çiftleşmesinden doğan ilk neslin (F1) kendi arasında çaprazlanmasıyla elde edilen ikinci filial (kuşak) nesil.
FAAH
Endokannabinoidlerin, özellikle anandamidin yıkımından sorumlu olan başlıca intracellüler enzimdir.
Phago- (phag-)
Hücresel düzeyde besin, doku artığı veya yabancı partiküllerin yutulması ve sindirilmesi süreçlerini niteleyen birleşik biçim öneki.
Phagocytosis
Hücrelerin, bakteri, virüs ve hücresel atık gibi büyük katı partikülleri zarla çevirerek hücre içine alması ve lizozomal enzimler yardımıyla sindirmesi süreçidir.
Agency
Bir bireyin kendi amaçları doğrultusunda hareket etme, bilinçli eylemde bulunma ve çevresi üzerinde etki yaratma kapasitesi.
Phakomatosis (phacomatosis)
Beyin, göz ve deri gibi farklı organ sistemlerinde benign (iyi huylu) nodüler tümörlerin gelişimiyle karakterize kalıtsal hastalık grubu.
Phakoscope (phacoscope)
Göz merceğinin şeklini ve akomodasyon sırasında geçirdiği biçimsel değişimleri gözlemlemeyi sağlayan optik enstrüman.
Fallopian Tube
Memelilerde yumurtalıkları rahme bağlayan, yumurta hücrelerinin aktarıldığı ve genellikle döllenmenin gerçekleştiği ince kaslı tüpler.
Falsetto
Vokal kıvrımların yalnızca ligamentöz kenarlarının hava akımıyla titreşmesiyle üretilen, normal konuşma veya şarkı söyleme aralığının (modal ses) üzerine çıkan ince, yüksek perdeli vokal register.
Familial Dysautonomia
Vücut genelindeki sinir fonksiyonlarını etkileyen, ağrı duyarsızlığı, gözyaşı eksikliği ve otonomik instabilite ile karakterize otozomal resesif kalıtımlı bir bozukluktur.
Phantosmia
Ortada herhangi bir koku uyarıcısı olmaksızın, sıklıkla çürümüş, yanık veya bozulmuş nitelikte bir koku algılanması durumu (olfaktör hallüsinasyon).
Difference Tone
İki yüksek frekanslı saf ses aynı anda çalındığında, koklear mekanizmaların doğrusal olmayan (non-lineer) tepkisi nedeniyle iç kulakta algılanan üçüncü, daha düşük frekanslı hayali ses.
Pharmacodynamics
İlaçların canlı organizma üzerindeki biyokimyasal ve fizyolojik etkileri ile etki mekanizmalarını inceleyen farmakoloji dalıdır.
Pharmacodynamic Tolerance
Beyin kimyasının sürekli ilaç varlığına uyum sağlaması sonucu, ilacın nöral aktiviteyi değiştirme kapasitesini yitirdiği bir hücresel adaptasyon sürecidir.
Pharmacogenetics
Bireylerin ilaçlara ve ilaç dozajlarına verdikleri yanıtı etkileyen genetik faktörlerin incelenmesi.
Pharmacogenomics
Genetik varyasyonların bireylerin ilaçlara verdiği metabolik ve terapötik yanıtları nasıl etkilediğini inceleyen disiplinler arası bilim dalı.
Pharmacology
Canlı organizmalar ile bu organizmaların işlevlerini değiştiren kimyasal maddeler arasındaki etkileşimleri inceleyen çok disiplinli bilim dalı.
Fartlek Training
Yoğun fiziksel efor gerektiren yüksek tempolu intervaller ile düşük tempolu dinlenme periyotlarının bireyin anlık dayanıklılığına göre serpiştirildiği esnek bir egzersiz modelidir.
Fasciolus Gyrus
Hipokampal formasyonun bir parçasını oluşturan ve corpus callosum üzerindeki indusium griseum ile bağlantı kuran ince doku bandı şeklindeki beyin kıvrımı.
Fasciculus
Sinir liflerinin, kas liflerinin veya tendon liflerinin anatomik olarak bir araya gelerek oluşturduğu yapısal demet.
Fasciculation
Tek bir motor ünitesine ait kas liflerinin istemsiz, kendiliğinden ve hafif sıçrama tarzındaki kasılmalarıdır.
Facial Nerve
Yüz kaslarının motor kontrolünü sağlayan, tat duyusu ve parasempatik lifler taşıyan yedinci kranial sinirdir.
Fastigial Nucleus
Serebellumun derininde, vermis bölgesinin altında yer alan ve vestibüler çekirdekler ile beyin sapı retiküler formasyonuna projeksiyonlar gönderen anahtar bir nükleustur.
Fascia
Cilt altında yer alan; kasları, organları ve diğer yumuşak doku yapılarını saran, ayıran ve birbirine bağlayan lifli bağ dokusu tabakası.
Useful Field Of View
Bireyin başını veya gözlerini hareket ettirmeden, görsel çevrenin merkezinden periferine kadar olan alanda seçici dikkati ve bilgiyi işleme hızını ölçen bilişsel performans metriğidir.
Phase Shift
Normal uyku-uyanıklık döngüsünün bozulması sonucu bireyin uyuması gereken saatlerde uyanık, uyanık olması gereken saatlerde ise uykulu olması durumudur.
Phase Locking
Nöronal aksiyon potansiyellerinin, işitsel uyaranın saf tonundaki belirli bir faz ile zamansal olarak senkronize olma ve eşleşme eğilimi.
Phasic Activation
Dikkati çeken ani çevresel uyarıcılara yanıt olarak ortaya çıkan, yaygın talamik projeksiyon sistemiyle ilişkili, kısa süreli ve geçici beyin aktivasyon örüntüsüdür.
Phasic Receptor
Sürekli uygulanan bir uyarı karşısında sinirsel deşarj sıklığını hızla düşüren duyusal reseptör tipi.
Febrile Seizure
Çocukluk çağında yüksek ateşle tetiklenen, genellikle iyi huylu seyreden ancak altta yatan ciddi bir merkezi sinir sistemi enfeksiyonu barındırmayan konvülsif nöbet türüdür.
Fechner’s Colors
Siyah ve beyaz sektörlerden oluşan bir diskin kendi ekseni etrafında döndürülmesiyle ortaya çıkan, tamamen illüzyon niteliğindeki öznel renk algılarıdır.
Feedforward
Bir sistemin ya da organizmanın gelecekteki girdileri veya eylemleri önceden öngörerek, henüz gerçekleşmeden önce hazırlık yapmasını sağlayan ileri beslemeli kontrol mekanizmasıdır.
Fecundity
Biyolojide bir bireyin belirli bir zaman diliminde ürettiği yavru sayısı, demografide ise bir insan popülasyonunun biyolojik olarak üreme kapasitesidir.
Feldenkrais Method
Psikolojik işlevselliği ve beden farkındalığını artırmak amacıyla tasarlanmış, dinamik bedensel hareketleri zihinsel farkındalıkla birleştiren somatik eğitim süreci.
Feminization
Bireyin biyolojik cinsiyetinden bağımsız olarak dişil fiziksel, hormonal veya davranışsal özellikler kazanma süreci.
Fenfluramine
Amfetaminlerle yapısal olarak ilişkili, serotonerjik sistem üzerinden etki gösteren ve tarihsel olarak obezite yönetiminde, günümüzde ise nadir epileptik sendromların tedavisinde kullanılan sempatomimetik bir ajandır.
Phenylalkylamine
Halüsinojenik etkiler uyandırabilen doğal ve sentetik kökenli kimyasal bileşikler sınıfı.
Phenylethylamine
Halüsinojenik etkilere ve ortak bir temel kimyasal yapıya sahip, meskalin ve amfetamin türevlerini (MDA, MDMA gibi) içeren bileşikler grubu.
Phenylpyruvic Acid
Fenilalanin metabolizmasının ara ürünü olan ve fenilketonüri (PKU) hastalarında tirozin yerine birikerek idrarla atılan keto asittir.
Phenylcyclohexyl Derivative
1960'larda genel anestezik olarak geliştirilen ancak hastalarda ciddi psikolojik bozukluklara yol açması nedeniyle insan kullanımından kaldırılan, prototip örneği PCP olan farmakolojik ajan sınıfı.
Phenytoin
Fokal ve tonik-klonik nöbetlerin yönetiminde birincil prototip olarak kullanılan, hidantoin sınıfı antikonvülsan ajan.
Phenocopy
Çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan ve genetik olarak belirlenmiş bir fenotipi birebir taklit eden özellik veya varyasyondur.
Phenotype
Bir organizmanın genetik yapısı ile çevresel faktörlerin etkileşimi sonucunda ortaya çıkan gözlemlenebilir fiziksel, biyokimyasal ve davranışsal özelliklerinin tamamı.
Phentolamine
Kalp ve düz kaslar üzerinde doğrudan etkisi bulunan, non-selektif bir alfa-adrenerjik bloker ve potent vazodilatatördür.
Fernald Method
Metinlerin öğrenilmesinde görme, işitme, kinestetik ve dokunma duyularının (VAKT) eşzamanlı kullanımını savunan çok duyulu bir okuma ve öğrenme yaklaşımıdır.
Pheromone
Bir organizma tarafından dışarı salgılanan ve aynı türün diğer bireylerinde belirli bir davranışsal ya da fizyolojik tepki uyandıran kimyasal sinyal.
Ferree–rand Double Broken Circles
Görsel keskinliği ve astigmatizmi aynı anda test etmek için tasarlanmış, çevrelerinde 90 derece arayla iki küçük boşluk bulunan özel optik çember figürleridir.
Fetal Activity
İntrauterin gelişim süreci boyunca fetusun tekmeleme, esneme ve pozisyon değiştirme gibi motor hareketlilik düzeyini ifade eden gelişimsel gösterge.
Fetal Alcohol Syndrome (FAS)
Gebelik sürecinde yoğun anne alkol kullanımıyla tetiklenen; düşük doğum ağırlığı, kraniyofasiyal anomaliler, nörodavranışsal bozukluklar ve kognitif yetersizliklerle karakterize gelişimsel durum.
Fetal Stage
İnsan prenatal gelişiminin, döllenmeden sonraki 8. veya 9. haftadan doğuma kadar süren son ve en uzun evresidir.
Fetal Hypoxia
Fetüse yeterli oksijen ulaşımının, gebelik veya doğum sürecinde belirgin şekilde azalması durumu.
Fetal Programming
Prenatal gelişim sürecinde fetusun çevresel uyaranlara ve annenin fizyolojik koşullarına karşı utero ortamında geliştirdiği adaptasyonların, bireyin yetişkinlik dönemindeki fiziksel ve ruhsal sağlık yörüngesini kalıcı olarak şekillendirmesi süreci.
Fetal–maternal Exchange
Gebelik süresince plasenta aracılığıyla anne ve fetüs arasında gerçekleşen madde alışverişidir.
FFFS
Tehdit edici uyaranlara karşı otomatik olarak devreye giren; savaşma, kaçma veya donma tepkilerini yöneten nörobiyolojik savunma sistemidir.
FIM
Fiziksel ve bilişsel yetersizliği olan bireylerin günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlık düzeyini nicel olarak değerlendiren standart bir klinik ölçektir.
Fibril
Hücrelerin veya dokuların yapısal bütünlüğünü sağlayan, mikroskobik boyutlardaki küçük lifli ve ipliksi yapılardır.
Figure–ground Distortion
Bir nesnenin arka planının, nesnenin algılanmasını engellemesi ve bireyin nesneye odaklanamaması durumu.
Line Of Fixation
Görsel odak nesnesi ile retinadaki fovea centralis arasından geçtiği varsörülen hayali düz çizgi.
Fixation Reflex
Gözlerin görsel bir hedef üzerinde odaklanmasını ve bu odaklanmanın sürdürülmesini sağlayan istemsiz yönelim refleksi.
Filial Generation
Orijinal ebeveyn kuşaktan türeyen ardışık soy kuşaklarının genel adıdır.
Filiform Papillae
İnsan dilinin sırt yüzeyinin çoğunu kaplayan, organa pürüzlü dokusunu kazandıran ancak tat tomurcukları içermeyen en yaygın papilla türüdür.
Phylogenetic Principle
Birey oluşumunun (ontogeni) soy oluşumunu (filogeni) tekrar ettiği yönündeki, günümüzde çürütülmüş olan gelişimsel biyoloji ve psikoloji teorisidir.
Phylogeny
Belirli bir organizma grubunun evrimsel kökeni, gelişimi ve soy hattı.
Philopatry
Bir bireyin doğduğu veya yumurtadan çıktığı coğrafi konuma veya gruba sadık kalma ve oraya bağlılık gösterme eğilimi.
Filopodium
Hücre zarından dışarı doğru uzanan, özellikle nöronal büyüme konilerinde yoğunlaşan çok ince, tübüler yapılı sitoplazmik uzantıdır.
Filtered Speech
Yalnızca belirli frekans bantlarının geçmesine izin verecek şekilde filtrelenmiş kelimelerin, işitsel işleme yeteneklerini değerlendirmek amacıyla kulağa sunulduğu bir test uyaranıdır.
Fimbria
Hipokampusun ventriküler yüzeyinin medial kenarı boyunca uzanan, saçak benzeri beyaz cevher şeridi.
Final Free Recall
Bir bellek değerlendirme seansının sonunda, bireyin o seans boyunca çalışılan ve test edilen tüm materyalleri herhangi bir ipucu olmaksızın hatırlamasının istendiği beklenmedik bellek testidir.
Finasteride
Testosteronun dihidrotestosterona (DHT) dönüşümünü katalize eden tip 2 5-alfa redüktaz enzimini seçici olarak inhibe eden sentetik bir antiandrojen bileşiktir.
Fissure
Bir yüzeydeki derin yarık, oluk veya çentik; özellikle serebral korteksteki derin olukları tanımlamak için kullanılır.
Fitness
Bireyin günlük görevleri yorulmadan ve zindelikle yerine getirme kapasitesi veya evrimsel bağlamda genetik materyali gelecek nesillere aktarabilme başarısı.
Phytoestrogen
Bitkisel kaynaklı, endokrin sistem dışında üretilen ve östradiole olan yapısal benzerliği sayesinde hem östrojenik hem de antiöstrojenik etkiler gösterebilen doğal nonsteroid bileşikler grubu.
Fitts Movement Task
Hız ve hareket doğruluğu arasındaki ters orantılı ilişkiyi inceleyen, Paul Fitts tarafından geliştirilmiş temel bir motor beceri testidir.
Physical Therapy (PT)
Ağrı, yaralanma veya hastalıkların egzersiz, ısı, su, masaj ve elektrik akımı gibi fiziksel ve mekanik yöntemlerle tedavisini içeren sağlık disiplinidir.
Physique Type
Bir bireyin anayasal tipine ve genetik predispozisyonuna bağlı olarak şekillenen temel bedensel yapısı, iskelet çatısı ve vücut kompozisyonu.
Physical Activity
İskelet kaslarının kasılmasıyla üretilen ve bazal seviyenin üzerinde enerji harcamasına neden olan her türlü bedensel hareket.
Physical Determinism
Psikolojik olayların ve davranışların tamamen fiziksel nedenlere dayandığını ve doğa bilimlerinin modelleriyle açıklanabileceğini öne süren felsefi ve bilimsel varsayım.
Physical Map
Kromozomlar üzerindeki genlerin ve genetik belirteçlerin baz çifti cinsinden gerçek fiziksel mesafelerini ve kesin konumlarını gösteren şematik gösterim.
Physical Abilities
Bireyin bedensel yapısı ve fiziki özellikleriyle ilişkili olan güç, hız ve çeviklik gibi kişisel kapasitelerdir.
Physiotherapy
Fiziksel ajanlar, egzersizler ve manuel teknikler kullanarak hareket bozukluklarını ve işlevsel yetersizlikleri tedavi eden sağlık disiplini.
Physostigmine
Glokom tedavisinde ve antikolinerjik ajan zehirlenmelerinde kullanılan tersinir bir kolinesteraz inhibitörüdür.
Physiology
Canlı organizmaların, hücrelerin, dokuların ve organların mekanik, fiziksel ve biyokimyasal işlevlerini inceleyen bilim dalıdır.
Physiological Dysfunction
Statik anatomik yapının bozulmasından ziyade, hücre, doku veya organların biyokimyasal ve işlevsel süreçlerindeki aksama, düzensizlik veya yetersizlik durumu.
Physiological Cycle
Vücut aktivitelerinde düzenli aralıklarla tekrarlanan ve homeostatik dengenin korunmasını sağlayan biyolojik değişimler dizisi.
Physiological Factors
Canlı organizmaların organ ile doku işlevlerini, buna eşlik eden kimyasal ve fiziksel süreçlerin bütününü nitelendiren etkenler bütünü.
Physiological Motive
Yemek, su ve barınma gibi temel biyolojik gereksinimlerden kaynaklanan, organizmanın hayatta kalmasını ve homeostazisini sürdürmesini sağlayan birincil dürtüdür.
Physiological Need
Organizmanın hayatta kalabilmesi ve homeostazisini sürdürebilmesi için vazgeçilmez olan besin, su, oksijen ve uyku gibi biyolojik gereksinimlerdir.
Physiological Correlate
Fizyolojik bir ölçüm ile davranışsal bir ölçüm arasındaki istatistiksel ve ampirik ilişki.
Physiological Nystagmus
Görsel bir sahnenin kesintisiz ve net bir şekilde algılanmasını sağlayan, gözlerin sürekli olarak sergilediği normal, küçük ve hızlı istemsiz hareketleridir.
Physiological Measure
Kalp hızı, deri iletkenliği ve kortizol seviyeleri gibi bireyin bedensel işlevleri hakkında hassas veriler sağlayan araç ve yöntemler bütünü.
Physiological Paradigm
Ruhsal bozuklukların nörolojik yapılardaki ve süreçlerdeki işlev bozukluklarından kaynaklandığını öne süren temel bilimsel modeldir.
Physiological Psychology
Davranışın ve zihinsel süreçlerin sinirsel mekanizmalarını, genellikle hayvan modelleri üzerinde deneysel ve doğrudan müdahaleler yoluyla inceleyen disiplinlerarası alt dal.
Physiological Zero
Cilt ile temas eden bir nesnenin ne sıcak ne de soğuk olarak algılandığı, eller ve ayaklar için ortalama 32 °C olan eşik sıcaklık noktası.
Physiological Response Specificity
Bir bireyin farklı uyarıcılara karşı gösterdiği fizyolojik tepkilerin, uyarıcının türünden bağımsız olarak kendi içinde tutarlı ve benzer bir örüntü izleme eğilimi.
Physiological Arousal
Kan basıncı artışı, solunum hızlanması ve sindirim yavaşlaması gibi somatik ve otonomik yanıtlarla karakterize edilen birincil bedensel aktivasyon durumu.
Physiological Age
Bir bireyin çeşitli vücut sistemlerinin işlevsel normları açısından gelişim, sağlık veya yıpranma düzeyinin kronolojik yaştan bağımsız olarak ölçümüdür.
Flaccid Paralysis
Alt motor nöron hasarına bağlı olarak gelişen, kas tonusunun kaybı ve tendon reflekslerinin yokluğuyla karakterize bir felç durumudur.
Flehmen
Hayvanların başını yukarı kaldırıp dudaklarını kıvırarak kimyasal ipuçlarını vomeronazal sisteme taşımasını sağlayan ayırt edici duruş ve solunum davranışı.
Flexion
Bir eklemin iki kemik arasındaki açıyı daraltacak ve uzuvların birbirine yaklaşmasını sağlayacak şekilde bükülmesi durumu.
Flexion Reflex
Ağrılı bir uyarımla karşılaşıldığında, etkilenen uzvun aniden ve istemsiz olarak vücuda doğru çekilmesini sağlayan koruyucu spinal refleks.
Flexor
Kasılması sonucunda vücudun bir kısmını veya bir eklemi büken veya katlayan iskelet kasıdır.
Flicker Stimulus
Hızla değişen ve ardışık bir duyusal algı üreten, periyodik olarak değişen görsel veya işitsel uyarıcı.
Flocculonodular Lobe
Beyinciğin (serebellum) posterior lobunun altında yer alan, eşleşmemiş nodül ve iki flokulustan oluşan ve temel olarak vestibüler sistemle birlikte denge, postür ve göz hareketlerini koordine eden anatomik bölgesi.
Fluorescein Angiography
Retina damar yapısını incelemek amacıyla sistemik dolaşıma floresan boya enjekte edilerek özel bir kamera ile fotoğraflanmasını sağlayan tanısal prosedür.
Flotation Tank
Işık, ses ve yer çekimi girdilerini en aza indirerek dış uyaranları izole eden, yüksek yoğunluklu tuzlu suyla dolu kapalı tecrit ünitesi.
Flower-spray Ending
Kas iğciğinin ince uçlarında yer alan ve iğcik yüzeyi boyunca dallanarak uzanan ikincil duyusal sinir lifi ucu.
Flutamide
Prostat kanseri ve androjene bağlı klinik tabloların tedavisinde kullanılan, steroid olmayan bir antiandrojendir.
Flutter
Algısal ve psikofiziksel bağlamda, uyarıcının eşik değerler civarındaki hızlı ve düzensiz salınımını veya kabalığını ifade eden bir terimdir.
Fmrı
Beyin hücrelerinin oksijen tüketimindeki bölgesel değişimleri güçlü bir manyetik alan ve kan oksijen seviyesine bağımlı (BOLD) sinyaller aracılığıyla haritalandıran nörogörüntüleme tekniği.
Fmrı Measures Of İntelligence
Bilişsel görevlerin çözümü sırasında beynin hangi bölgelerinin aktif olduğunu hassasiyetle belirleyen fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme temelli zeka değerlendirme yöntemleridir.
Focal Degeneration
Beynin belirli ve sınırlı bir bölgesinde, demans gibi dejeneratif süreçler sonucunda lezyon veya işlev bozukluğu gelişmesi durumu.
Focal Lesion
Vücudun genelini etkilemek yerine, merkezi sinir sistemi veya diğer dokular içerisinde belirli ve sınırlı bir bölgeye hapsolmuş doku hasarı veya bozulmasıdır.
Focal Motor Seizure
Beynin motor korteksindeki lokalize epileptik deşarjlar sonucunda ortaya çıkan, bedenin belirli bir bölgesinde istemsiz hareketlerle kendini gösteren basit parsiyel nöbet türüdür.
Partial Seizure
Beynin belirli ve lokalize bir bölgesinde başlayan, bilinç durumunun etkilenip etkilenmemesine göre basit veya kompleks olarak ayrılan epileptik nöbet türü.
Focal Pathology
Bir hastalığın odak noktasında yer alan vücut dokularında ve organlarında meydana gelen yapısal değişikliklerin incelenmesi.
Focal Symptoms
Vücudun veya merkezi sinir sisteminin belirli, sınırlı bir bölgesine lokalize olmuş klinik bulgular.
Folic Acid
Yeni hücrelerin üretilmesinde kritik rol oynayan, yeşil yapraklı sebzeler ve narenciyelerde bulunan temel bir B vitamini (B9) formudur.
Follicle
Vücut içindeki belirli hücreleri veya yapıları çevreleyerek onları koruyan, besleyen ve işlevsel bütünlüklerini destekleyen kümeleşmiş hücre kesesidir.
Follicle-stimulating Hormone (FSH)
Ön hipofiz bezinden salgılanan ve kadınlarda yumurtalık içi folikül gelişimini, erkeklerde ise testislerde sperm üretimini tetikleyen temel bir gonadotropindir.
Folium
Serebellar korteksin yaprak benzeri katlantılarından her biri olan anatomik yapı.
Phon-
Dilbilimde, akustikte ve nörolinguistikte ses, ses birimi ve işitsel algı süreçlerini ifade eden birincil bileşen öneki.
Phonation
Ses tellerinin titreşimi yoluyla sesli ses birimlerinin üretilmesi sürecidir.
Phonism
Gorme, koklama, tatma veya dokunma gibi isitsel olmayan duyusal girdilerin otomatik olarak bir isitsel algi (ses veya gurultu) tetikledigi bir sinestezi bicimi.
Functional Amblyopia
Erken yaşam dönemindeki görsel uyarı eksikliği veya hatalı kullanımı nedeniyle, organik bir hasar olmaksızın gelişen görme keskinliği düşüklüğü.
Functional Connectivity Mapping
Beynin farklı ve birbirine bitişik olmayan bölgeleri arasındaki işlevsel etkileşimlerin, dinlenim veya belirli görevler sırasında nörogörüntüleme teknikleriyle kaydedilip istatistiksel yöntemlerle haritalandırılması sürecidir.
Functional Electric Stimulation (FES)
Periferik sinirlere elektrotlar aracılığıyla kontrollü elektrik akımı uygulanarak, felçli veya işlevini yitirmiş uzuvlarda istemli hareketlerin yeniden üretilmesini sağlayan nöroteknolojik yöntem.
Functional Magnetic Resonance İmaging (fmrı; Functional MRI)
Beyin aktivitesi ile yerel kan akışı değişiklikleri arasındaki korelasyona dayalı olarak, bilişsel aktivasyon alanlarını lokalize etmek için kullanılan bir manyetik rezonans görüntüleme biçimidir.
Functional Reorganization
Beyin hasarı sonrasında, sağlam kalan diğer alanların zarar gören bölgenin işlevlerini kısmen veya tamamen devralmasını sağlayan sinirsel yeniden yapılanma süreci.
Localization Of Function
Serebral korteksteki belirli anatomik bölgelerin, belirli bilişsel ve davranışsal süreçlerde uzmanlaşmış olduğu nörobiyolojik ilke.
Phono- (phon-)
Ses, konuşma veya işitsel frekanslarla ilgili bileşik sözcükler oluşturmakta kullanılan kök biçim.
Phonosurgery
Ses üretimini korumak, iyileştirmek veya fonasyon konforunu artırmak amacıyla ses tellerine ve larengeal yapılara uygulanan cerrahi müdahaleler bütünü.
Phonological Dysgraphia
Bireylerin aşina olmadıkları kelimeleri veya anlamsız heceleri fonolojik aracılık yoluyla sesletme ve fonetik olarak yazma yeteneğinin bozulması veya tamamen yitirilmesi durumudur.
Phonological Dyslexia
Tanıdık kelimeleri okuma becerisi korunurken, yeni veya anlamlı olmayan kelimeleri (nonword) seslendirme yeteneğinin seçici olarak bozulduğu edinilmiş veya gelişimsel bir okuma bozukluğudur.
Phonopsia
İşitsel uyaranların otomatik ve istemsiz olarak görsel algılara (renkler, şekiller veya ışık patlamaları) neden olduğu bir tür sinestezi biçimi.
Fontanel (fontanelle)
Yeni doğan bir bebeğin henüz kemikleşmemiş kafatası kemikleri arasındaki bağ dokusuyla kaplı yumuşak membranöz bölgelerdir.
Foot-candle
Artık lux ile değiştirilmiş olan, bir fit karelik yüzeye düşen bir lümenlik ışık akısını temsil eden eski bir aydınlık şiddeti birimi.
Foramen
Anatomik yapılarda, özellikle kemiklerde bulunan delik veya geçit.
Foraminotomy
Omurgalar arasındaki sinir çıkış deliklerinin (foramen) cerrahi olarak genişletilmesiyle sinir kökü üzerindeki basıncın azaltılması prosedürü.
Phoria
Binoküler görme esnasında, iki gözün bir hedefe odaklandığı ve tek bir görüntü algıladığı andaki gizli göz hizalanma pozisyonudur.
Formboard Test
Bireyin çeşitli şekillerdeki blokları veya kesik parça kalıplarını bir tahta üzerindeki uygun boşluklara yerleştirmesini içeren bir performans testidir.
Fornix
Hipokampusu hipotalamusa ve memecik cisimciklerine (mammiller cisimler) bağlayan, beyindeki limbik devrenin (Papez devreleri) en kritik kavisli ak madde (white matter) demetlerinden biridir.
Phosphene
Gözün retinasına herhangi bir ışık uyaranı gelmeksizin, mekanik, elektriksel ya da manyetik uyarımlar sonucunda deneyimlenen öznel ışık çakması veya renkli halka hissi.
Phosphoinositide
Postsinaptik hücrelerde yaygın olarak bulunan ve sinirsel sinyal iletiminde ikinci haberci olarak işlev gören fosfolipid sınıfı.
Phosphorylation
Bir moleküle, özellikle proteinlere, bir veya daha fazla fosfat grubunun (PO4) kovalent bağlarla eklenmesi sürecidir.
Fossil
Geçmiş jeolojik zamanlarda yaşamış, genellikle sert kısımları (kemik, kabuk, odun) mineralleşme yoluyla korunmuş organizmaların kalıntıları veya izleridir.
Fossa
Anatomide, özellikle nöroanatomide, kemiklerde veya dokularda yer alan çukur, çöküntü veya depresyon alanı.
Photic Driving
Ritmik olarak sunulan ışık uyaranlarının, elektroensefalografi (EEG) ile ölçülen kortikal nöronların elektriksel aktivitesini etkileyerek bu aktiviteyi ışık yanıp sönmelerinin frekansıyla senkronize etmesi olgusudur.
Photism
Fiziksel bir ışık uyarısı olmaksızın algılanan öznel ışık veya renk duyumu; sıklıkla sinestezi olgusunda bir duyunun diğerini tetiklemesiyle ortaya çıkar.
Photo- (phot-)
Bileşik kelimelerde 'ışık' anlamı veren ve özellikle biyolojik ile psikolojik süreçlerde ışık uyarıcılarını tanımlamakta kullanılan ön ek.
Photobiology
Işığın organizmalar üzerindeki etkilerini, özellikle renklerin duygu durum, biliş, fizyoloji ve davranış üzerindeki yansımalarını inceleyen bilim dalıdır.
Photophobia
Işığa karşı gelişen, genellikle ağrılı ve aşırı düzeydeki duyarsızlık veya intolerans durumu.
Photogenic Epilepsy
Yanıp sönen ışıklar veya belirli görsel uyaranlar gibi spesifik görsel sapmaların nöbetleri tetiklediği bir refleks epilepsi türü.
Photoma
Dışarıdan herhangi bir uyaran olmaksızın, kişinin görüş alanında kıvılcım veya ışık çakmaları şeklinde deneyimlediği görsel hallüsinasyon.
Photon
Elektromanyetik radyasyonun bireysel kuantumu ve ışık ile diğer tüm elektromanyetik dalgaların temel birimidir.
Photoperiodism
Organizmaların gün uzunluğundaki veya çevresel ışık yoğunluğundaki değişimlere gösterdiği fizyolojik ve davranışsal tepki bütünü.
Photopigment
Retinadaki çubuk ve koni hücrelerinde bulunan, ışığı absorbe ederek kimyasal bir reaksiyon başlatan ve ışık enerjisini elektriksel sinyale dönüştüren ışığa duyarlı moleküler maddedir.
Photopic
Parlak ışık koşullarında, özellikle gün ışığında gerçekleşen görme sistemi işlevselliğini ifade eden terim.
Photopic Vision
Gün ışığı ve yüksek aydınlatma düzeylerinde, retinadaki koni hücreleri aracılığıyla sağlanan, renk algısı ve yüksek görsel keskinliğe sahip görme türüdür.
Daylight Vision
Yüksek ışık koşullarında (gün ışığı) retina koni hücrelerinin aktifleşmesiyle sağlanan, renk ve detay algısının en üst düzeyde olduğu görme biçimidir.
Photopic Stimulation
Gün ışığı veya yüksek aydınlatma koşulları altında gerçekleştirilen görsel uyarımdır.
Photopsia
Dışarıdan gelen herhangi bir görsel uyarıcı olmaksızın, kişinin görme alanında ışık çakmaları, parlamalar veya lekelenmeler algılaması durumudur.
Photopsin
Retinadaki koni hücrelerinde 11-cis-retinal ile birleşerek fotoreseptör pigmentleri oluşturan ve renkli görmeyi sağlayan protein ailesidir.
Photoreceptor
Retinada yer alan ve ışık uyarılarını elektrokimyasal sinyallere dönüştüren özelleşmiş bir görsel duyusal reseptördür.
Phototaxis
Bir organizmanın bir ışık kaynağına doğru veya bu kaynaktan uzaklaşacak şekilde yönelimsel lokomotor hareketidir.
Phototropism
Bir organizmanın, özellikle bitkilerin, ışık uyaranına karşı yönelme veya ışıktan uzaklaşma biçiminde gösterdiği yönelim tepkisidir.
FOUR
Koma halindeki hastaların nörolojik durumunu ve bilinç düzeyini değerlendirmek için kullanılan, beyin sapı reflekslerini de kapsayan modern bir klinik derecelendirme ölçeğidir.
Fourier Analysis
Karmaşık dalga formlarının, farklı frekans ve genliklere sahip basit sinüs ve kosinüs fonksiyonlarının toplamı olarak ayrıştırılmasını sağlayan matematiksel yöntemdir.
Fovea Centralis
Retinanın merkezinde yer alan, koni fotoreseptör hücrelerinin en yüksek yoğunlukta bulunduğu ve yüksek görsel keskinliğin sağlandığı anatomik çukurluk.
Fragile X Syndrome
FMR1 genindeki trinükleotid tekrar genişlemelerinden kaynaklanan, öğrenme güçlükleri, Bilişsel bozukluklar ve karakteristik fiziksel bulgularla karakterize kalıtsal bir genetik sendromdur.
Framingham Heart Study
1948 yılından bu yana devam eden, kardiyovasküler hastalıkların epidemiyolojisini, birincil risk faktörlerini ve uzun vadeli seyrini inceleyen çığır açıcı prospektif kohort çalışması.
French Kiss
Katılımcıların ağızlarını açık tutarak ve dillerini karşılıklı olarak partnerin ağzına uzatarak gerçekleştirdikleri derin tensel etkileşim.
Fregoli’s Phenomenon
Bireyin, çevresindeki farklı kişilerin aslında tek bir takipçi veya zulmeden kişinin kılık değiştirmiş hâli olduğuna inanmasıyla karakterize nadir bir yanlış tanıma sendromudur.
Frequency Analysis
Olayla ilişkili potansiyellerdeki (ERP) frekans değişimlerinin matematiksel ve sayısal olarak incelenmesi.
Frequency Principle
Uyarının şiddeti arttıkça sinir impulslarının frekansının ve organizmanın verdiği tepkinin yoğunluğunun da arttığını belirten fizyolojik ve davranışı yöneten temel ilkedir.
Bandwidth Selectivity / Frequency Selectivity
🔹 1. (bandwidth selectivity): İşitsel sistemin veya nöral devrelerin farklı frekanslardaki uyaranları birbirinden ayırt etme ve belirli bir frekans aralığına odaklanma kapasitesidir. 🔹 2. (frequency selectivity): Bir sistemin belirli frekanslara diğerlerinden daha güçlü yanıt verecek şekilde ayarlanma (tuning) özelliği.
Frequency Theory
Ses perdesinin, baziler membran üzerindeki işitsel nöronların ürettiği aksiyon potansiyeli hızıyla kodlandığını öne süren 19. yüzyıl sonlarına ait işitme teorisi.
Phrenic Nerve
Servikal pleksustan (C3-C5) köken alan ve özellikle diyaframın motor ve duyusal innervasyonunu sağlayarak solunumu hayati düzeyde kontrol eden karışık periferik sinir.
Phreno- (phren-)
Zihni, aklı veya beyni ifade eden birleştirici ön ek (kombinasyon formu).
Phrenology
Kafatasındaki dış yüzey girinti ve çıkıntılarının ölçülmesiyle kişinin kişilik özelliklerinin ve zihinsel yeteneklerinin belirlenebileceğini öne süren 18. ve 19. yüzyıl psödobilimsel teorisidir.
Frenulum
Vücutta anatomik bir yapıyı destekleyen veya hareketini sınırlayan her türlü membranöz kıvrım veya doku bağı.
Frontal
Vücudun, bir organın ya da kafatasının ön kısmına ve özellikle alın kemiğine ait olanı niteleyen anatomik ve nörolojik sıfat.
Frontal Eye Field
Motor alanın önünde yer alan, baş ve göz hareketlerinin istemli kontrolünden sorumlu frontal korteks bölgesi.
Frontal Gyrus
Serebral yarımkürenin frontal bölgesinde yer alan; alt, orta ve üst olmak üzere alt bölümlere ayrılan beyin kıvrımıdır.
Frontal Cortex
Frontal lobun serebral korteksini oluşturan; karar verme, planlama, içgörü ve dürtü kontrolü gibi üst düzey yürütücü işlevleri yöneten beyin bölgesi.
Frontal Lobe
Serebral hemisferlerin merkez arkı önünde yer alan, motor işlevler, istemli hareket kontrolü ve üst düzey yürütücü işlevlerden sorumlu en büyük beyin lobu.
Frontal Lobe Syndrome
Frontal lob lezyonları sonucunda ortaya çıkan; kişilik değişiklikleri, davranışsal disinhibisyon, yürütücü işlev kayıpları ve duygu durum dalgalanmalarıyla karakterize nöropsikolojik tablo.
Frontal Release Signs
Frontal lob lezyonları olan yetişkinlerde, normalde yalnızca bebeklerde bulunan ve yaşamın ilk birkaç ayında kaybolan ilkel reflekslerin yeniden ortaya çıkması.
Frontalis Muscle
Alın derisinin altında, kafa derisini örten ve kaşların yukarı kalkmasını sağlayan ince, kas-aponevrotik yapılı yüz kasıdır.
Frontonasal Dysplasia
Yüzün orta hattındaki anatomik yapıların anormal füzyonuyla karakterize, gözleri, burun ucunu ve damak yapısını etkileyen konjenital bir gelişimsel bozukluktur.
Frontotemporal Lobar Degeneration
Frontal ve/veya temporal loblarda ilerleyici fokal atrofi ve özgül proteinopatilerle karakterize, sosyal davranış ve dil bozukluklarıyla seyreden heterojen nörodejeneratif süreç.
Fröhlich’s Syndrome
Hipotalamik tümörler veya hipofiz ön lobunun hipofonksiyonu (hipopitüitarizm) kaynaklı; obezite, genital gelişimsizlik ve metabolik yavaşlama ile karakterize nöroendokrin bozukluk.
Fruity
Hans Henning'in koku prizmasında yer alan altı temel koku kalibresinden biri olan meyvemsi koku niteliğini betimleyen sıfat.
FSH
Gonadotropin ailesine ait, hipofiz bezinin ön lobu tarafından salgılanarak üreme sistemindeki olgunlaşma ve gamet üretimini tetikleyen temel glikoprotein yapılı hormon.
Phthalate
Plastiklerin esnekliğini artırmak amacıyla endüstriyel olarak üretilen ve endokrin sistem üzerinde bozucu etkiler gösterebilen kimyasal bileşik grubu.
Fungiform Papillae
İnsan dilinin ön yüzeyinde yer alan, yaklaşık 200 adet bulunan ve mantar formunu andıran küçük anatomik kabarcıklardır.
Fusiform Gyrus
Serebral korteksin temporal ve oksipital loblarının alt yüzeyinde yer alan, özellikle yüz ve nesne tanıma gibi üst düzey görsel işlemlerden sorumlu iğ şeklindeki anatomik kıvrım.
Autosomal Trisomy Of Group G
21 veya 22 numaralı G grubu otozom çiftlerinden birinde ekstra bir kromozomun bulunması durumu.
G Protein
Hücre zarındaki reseptörler aracılığıyla hücre dışından gelen kimyasal sinyalleri hücre içine ileten guanin nükleotid bağlayıcı protein ailesidir.
G-protection Device
Havacılıkta, yüksek ivmelenme sırasında oluşan aşırı yerçekimi kuvvetlerinin (G-kuvveti) pilotun fizyolojisi üzerindeki olumsuz etkilerini ve bilinç kaybını engellemek için kullanılan basınçlı havacılık teçhizatı.
G-LOC
Yüksek ve sürekli yerçekimi kuvvetlerinin (G-kuvveti) kanı beyinden uzaklaştırarak serebral hipoksiye yol açması sonucu gelişen akut bilinç kaybı durumu.
G-tolerance Limits
Bir bireyin, özellikle baş bölgesinden ayaklara doğru yönelen ivmelenme etkisiyle kan akışının bozulup bayılma (blackout) gerçekleşmeden önce dayanabileceği maksimum yerçekimi (G-kuvveti) eşiğidir.
GABA
Merkezi sinir sisteminde nöronal uyarılabilirliği baskılayan, memeli beynindeki en temel ana inhibitör nörotransmiterdir.
GABA Agonist
Merkezi sinir sisteminin ana inhibitör nörotransmiteri olan gama-aminobütirik asidin (GABA) reseptörlerinde agonist etki göstererek nöronal aktiviteyi baskılayan kimyasal bileşik.
GABA Antagonist
Gama-aminobütirik asit (GABA) reseptörlerinde veya GABA'nın etkisinde inhibe edici (antagonistik) etki gösteren kimyasal madde.
GABAA Receptor
Merkezi sinir sistemindeki ana inhibitör nörotransmiter olan GABA'yı bağlayan, klor iyonu geçişini sağlayarak nöronal aktiviteyi hiperpolarizasyon yoluyla baskılayan inotropik reseptör.
GABAB Receptor
Merkezi ve otonom sinir sisteminde yer alan, gama-aminobütirik asite (GABA) bağlanan ve G proteinine kenetli (metabotropik) iki ana reseptör tipinden biri.
Galactopoiesis
Doğum sonrası dönemde meme bezlerinde halihazırda başlamış olan süt salgısının (laktasyon) hormonal olarak sürdürülmesi ve idame ettirilmesi sürecidir.
Galanin
Sinir sisteminin gelişimi, sinir hasarı sonrası onarım süreçleri ve iştah regülasyonu gibi kritik işlevlerde rol oynayan yaygın bir nöropeptittir.
Galantamine
Hafif ila orta dereceli Alzheimer hastalığının semptomlarını hafifletmek amacıyla kullanılan, tersinir bir asetilkolinesteraz inhibitörü ve nikotinik reseptör modülatörüdür.
Winner Effect
Bir bireyin geçmişteki çatışmalarda elde ettiği zaferler sayesinde, gelecekteki agresif karşılaşmaları kazanma olasılığının artması durumu.
Galvanic Skin Response (GSR)
Parmaklar ve avuç içlerindeki ter bezlerinin aktivitesine bağlı olarak derinin elektriksel iletkenlik veya direncindeki değişim.
Galvanic Vestibular Stimulation (GVS)
Denge, vücut oryantasyonu ve hareketi kontrol etmek amacıyla iç kulaktaki sinirlere harici elektrotlar aracılığıyla düşük seviyeli elektrik akımlarının iletildiği nörofizyolojik bir uyarı prosedürü.
Galvanotropism
Bir organizmanın elektriksel bir uyarana karşı gösterdiği yönelme tepkisidir.
Gamma Wave
Beynin elektromanyetik alan aktivitesinde, genellikle 25 ile 100 Hz aralığında değişen, algı, öğrenme ve üst düzey bilişsel süreçlerle ilişkilendirilen düşük genlikli yüksek frekanslı nöral salınımdır.
Gamma Synchrony
Kortikal nöron popülasyonlarının 25 ila 60 Hz frekans aralığında sergilediği, odaklanmış zihinsel aktiviteler sırasında baskın olan koordine elektriksel salınımlardır.
Gamma-aminobutyric Acid (GABA)
Memeli sinir sistemindeki en yaygın ve baskın ana inhibitör nörotransmiterdir.
Gamma-endorphin
Hipofiz bezinde ve merkezi sinir sisteminde üretilen, opiyat reseptörlerine bağlanarak ağrı modülasyonu ve duygu durum düzenlenmesinde rol oynayan endojen bir nöropeptittir.
Gamete
Döllenme sürecinde bir başka üreme hücresiyle birleşerek zigot oluşturan dişi veya erkek üreme hücresidir.
Gametogenesis
Germ hücrelerinden, genellikle mayoz bölünme yoluyla olgun gametlerin (üreme hücrelerinin) oluşum süreci.
Ganglioside
Merkezi sinir sistemi dokularında ağırlıklı olarak bulunan, oligosakarit zincirleri içeren karmaşık glikosfingolipit sınıfı.
Ganglion
Merkezi sinir sisteminin dışında yer alan nöron hücre gövdelerinin (soma) oluşturduğu küme.
Ganglionic Blocking Agent
Otonom gangliyonlardaki sinapslarda asetilkolinin etkisini inhibe ederek kalp hızını düşüren ve kan basıncını azaltan farmakolojik ajanlar grubu.
Ganja
Dişi kenevir bitkisinin kurutulmuş çiçekli tepelerinden elde edilen, yüksek potensli bir kenevir formudur.
Gap Junction
İki hücrenin plazma zarları arasında yaklaşık 2 ila 4 nanometrelik bir boşluk bırakan ve iyonlar ile küçük moleküllerin doğrudan geçişine izin veren intersellüler (hücreler arası) bağlantı türüdür.
Garcia Effect
Bir yiyeceğin tüketilmesinden saatler sonra bile mide bulantısı yaşanması durumunda, o yiyeceğe karşı ani ve kalıcı bir kaçınma tepkisinin gelişmesi.
GAS
Organizmanın kronik ya da akut stres faktörleriyle karşılaştığında verdiği evrensel ve sistemli fizyolojik tepki modeli.
Gastric Neuropathy
Midenin motor ve sekretuar fonksiyonlarını düzenleyen otonom sinir liflerinin hasarına bağlı olarak gelişen, gecikmiş mide boşalması ve düzensiz besin emilimi ile karakterize bir diyabetik gastropati formudur.
Gastrin
Mide duvarındaki G hücreleri tarafından sentezlenen ve mide asidi (gastrik suyu) salınımını regüle eden peptit yapılı bir hormondur.
Gastro- (gastr-)
Mide ile ilgili yapıları, işlevleri veya durumları belirtmek için kullanılan anatomik ve tıbbi birleşik ek biçimidir.
Gastrointestinal Motility
Gastrointestinal kanal duvarlarındaki dairesel ve uzunlamasına kas liflerinin eş güdümlü kasılıp gevşemesiyle sindirim içeriğinin istemsiz olarak ilerletilmesidir.
Gastrocolic Reflex
Midenin besinle dolması veya yemek beklentisiyle tetiklenen, kalın bağırsağın motilitesini ve peristaltik dalgalarını artıran fizyolojik refleks.
Gastrula
Tek katmanlı blastulanın hücre hareketleriyle içe doğru katlanarak üç temel germ katmanını (ektoderm, mezoderm, endoderm) oluşturduğu erken embriyo evresi.
Gastrulation
Tek katmanlı blastulanın hücre göçü ve katlanma hareketleriyle üç temel germ tabakasına (ektoderm, mezoderm, endoderm) sahip gastrulaya dönüştüğü erken embriyonik gelişim evresi.
Baby Brain
Gebelik sürecinde ve sonrasında kadınlarda görüldüğü iddia edilen bellek zayıflığı, muhakeme güçlükleri ve uzaysal öğrenme sorunlarını tanımlayan kolokyal bir kavramdır.
Night Blindness
Az ışıklı veya loş ortamlarda nesneleri görmede yaşanan kısmi veya tam yetersizlik durumu.
Delayed Alternation Task
Denek hayvanının, ödülün konumunu her denemede yer değiştiren bir düzenekte, iki deneme arasındaki zaman aralığını (gecikmeyi) hesaba katarak önceki terciatinin zıt yönünü seçmesini gerektiren bir bilişsel işlev testidir.
DMTS
Bir organizmanın, kısa bir gecikme süresinin ardından, daha önce sunulan hedef uyarıcıyı (örneği) birden fazla seçenek arasından tanıyıp eşleştirmesini gerektiren standart bilişsel test paradigması.
Delayed Response Alternation
Denayın, bir uyaranın ardından belirli bir süre geçmesini takiben önceki tepkisinin tersini seçmesini gerektiren, çalışan bellek ve yürütücü işlevleri ölçen deneysel bir görev veya paradigma.
Delayed Feedback
Motor hareketleri yönlendirmek ve izlemek amacıyla duyulardan gelen geri bildirimin zamansal olarak geciktirilmesi olgusudur.
Delayed Recall
Daha önce edinilmiş bilgilerin, araya çeldirici görevler veya belirli bir zaman aralığı sokulduktan sonra ne kadarının hatırlandığını ölçen bilişsel süreç.
Delayed Auditory Feedback (DAF)
Konuşmacının kendi sesini kulaklık aracılığıyla milisaniyelik bir gecikmeyle duymasını sağlayan ve konuşma akışını doğrudan manipüle eden deneysel ve klinik bir tekniktir.
Delayed Reflex
Bir uyarıcının uygulanması ile buna verilen istemsiz refleks yanıtı arasında normal fizyolojik sınırlardan belirgin şekilde daha uzun bir gecikme (latans) süresinin gözlendiği nörolojik durum.
Temporary Threshold Shift (TTS)
Şiddetli veya uzun süreli duyusal maruziyet sonrasında, işitme veya görme duyarlılığının geçici olarak azalması ve algı eşiğinin yükselmesi durumu.
Transient İschemic Attack (TIA)
Beynin bir bölgesine giden kan akışının geçici olarak kesilmesi sonucu ortaya çıkan ve genellikle 24 saat içinde tamamen düzelen akut nörolojik defisit tablosudur.
Temporary Lesion
Belirli bir beyin bölgesindeki normal işlevselliğin, farmakolojik ajanlar veya elektromanyetik uyarım yoluyla kalıcı olmayan bir şekilde kesintiye uğratılması.
Permeability
Gazların, sıvıların veya çözünmüş moleküllerin gözenekli bir yapı veya membran boyunca hareket edebilme derecesidir.
Passband
Elektronik ve sinyal işlemeciliğinde, bir filtrenin zayıflatmadan veya minimum kayıpla geçmesine izin verdiği frekans aralığı.
Gate
Bir maddenin, sinyalin veya bilginin geçişini kontrol eden veya düzenleyen hücresel, nöral ya da devre temelli mekanizma.
Gegenhalten
Nörolojide, ekstremitelerin pasif hareketine karşı gelişen ve hastanın iradesinden bağımsız, artmış direnç durumu.
Gelasmus
Bazı psikojenik bozukluklar, şizofreni ve beyin sapı patolojilerinde görülen istem dışı, spazmodik kahkaha nöbeti.
İnstructional Theory Of Development
Organizasyondan yoksun nörolojik unsurların farklılaşmış sinirsel yapılara dönüşmesinin çevresel etkenler tarafından biçimlendirildiğini öne süren kuramsal yaklaşımdır.
Developmental Amblyopia
Foveal görüntünün yetersiz detay içermesi nedeniyle ince örüntü ayrımından sorumlu sinir devrelerinin erken gelişiminin aksamasıyla ortaya çıkan merkezi görme bozukluğu.
Developmental Amnesia
Yaşamın erken evrelerinde geçirilen hipokampal hasara bağlı olarak ortaya çıkan, epizodik bellek bozukluğu ile karakterize ancak anlamsal belleğin korunduğu özel bir bellek patolojisidir.
Developmental Cognitive Neuroscience
Zihin ve beyin gelişiminin eş zamanlı olarak nasıl gerçekleştiğini, moleküler biyolojiden evrimsel teoriye kadar geniş bir yelpazede inceleyen disiplinler arası bilim dalı.
Developmental Dysphasia
Beyin hasarı veya serebral olgunlaşma gecikmesiyle ilişkili olduğu düşünülen, ifade edici dil, artikülasyon ve bazen dil comprehension (anlama) süreçlerindeki gelişimsel gecikme.
Developmental Dysgraphia
Bireyin zeka düzeyine ve uygun eğitim olanaklarına rağmen, kronolojik yaşına göre yazma becerilerinin beklenenin belirgin şekilde altında kalmasıyla karakterize nörogelişimsel bir öğrenme bozukluğudur.
Developmental Dyslexia
Erken gelişim döneminde ortaya çıkan, bireyin zeka düzeyinden bağımsız olarak tekli kelimeleri okuma ve heceleme becerilerinde belirgin güçlük yaşamasıyla karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur.
Developmental Dyspraxia
Doğuştan gelen ve erken çocukluk döneminde ortaya çıkan, istemli ve koordineli motor hareketlerin planlanması ile yürütülmesindeki nörogelişimsel zorluk.
Developmental Pharmacokinetics
İlaçların vücuttaki emilim, dağılım, metabolizma ve atılım süreçlerinin gebelik, yenidoğan, çocukluk ve ergenlik boyunca yaşa ve organ olgunlaşmasına bağlı olarak nasıl değiştiğini inceleyen alt disiplindir.
Developmental Visual Agnosia
Doğuştan veya erken gelişim evrelerinde ortaya çıkan, edinilmiş bir beyin hasarına bağlı olmaksızın nesneleri, formları veya yüzleri görsel yolla tanıma yeteneğinin kalıcı olarak bozulması durumu.
Developmental Apraxia Of Speech (DAS)
Çocuğun konuşma kaslarında herhangi bir felç veya zayıflık olmaksızın, söylemek istediklerini tutarlı ve doğru bir şekilde sesletmekte yaşadığı nörogelişimsel motor konuşma bozukluğudur.
Developmental Verbal Dyspraxia (DVD)
Çocuğun konuşma organlarını (dil, dudak, çene) hareket ettirmek için beyinden kaslara giden sinirsel komutları planlamakta zorlanmasıyla karakterize, nörogelişimsel bir motor konuşturma bozukluğudur.
Developmental Toxicology
Toksik maddelerin, bebeklerin ve çocukların normal gelişimi ile in utero dönemde maruz kaldıkları advers (olumsuz) etkileri inceleyen bilim dalıdır.
Gemellology
İkizleri ve ikiz oluşum fenomenini inceleyen çok disiplinli bilim dalı.
Gene Linkage
Aynı kromozom üzerinde birbirine fiziksel olarak yakın konumda bulunan genlerin veya genetik belirteçlerin, mayoz bölünme sırasında birlikte kalıtılma eğilimi.
Gene Splicing
Genetik materyalin, DNA formunda mevcut bir DNA molekülüne entegre edilmesini sağlayan biyoteknolojik teknik.
Gene Mapping
Bir organizmanın genetik materyali içindeki genlerin, genetik belirteçlerin veya her ikisinin düzenini şematik olarak temsil etme yöntemi.
Gene Pool
Belirli bir türün, belirli bir coğrafi popülasyonunda eş zamanlı olarak bulunan tüm genlerin ve bunların varyantlarının (alellerinin) tamamıdır.
Gene İmprinting
Gen ifadesinin, genin anneden mi yoksa babadan mı kalıtıldığına bağlı olarak farklılık gösterdiği epigenetik bir fenomendir.
Knockout
Bir organizmanın belirli bir geninin işlevini anlamak amacıyla genetik mühendisliği yöntemleriyle inaktive edilmesi veya ortadan kaldırılması süreci.
Knockdown
Bir organizmadaki belirli bir genin deneysel müdahaleyle varlığını sürdürmesine rağmen işlevsel ürünlerinin (protein veya mRNA) üretiminin baskılanması süreci.
Gene Therapy
Hastalık gelişiminden sorumlu kusurlu DNA segmentlerini düzeltmek veya değiştirmek amacıyla sağlıklı DNA'nın insan vücudu hücrelerine, tipik olarak bir viral vektör aracılığıyla entegre edilmesidir.
Gene–environment İnteraction
Genetik yatkınlıkların belirli çevresel faktörlerle tetiklenmesi veya baskılanması sonucu fenotipik özelliklerin ya da klinik tabloların ortaya çıkma olasılığını inceleyen biyopsikososyal süreç.
Gene–gene İnteraction
İki veya daha fazla genin fenotipik bir karakterin, durumun veya hastalığın ortaya çıkışında birbirlerinin etkilerini modifiye etmesi durumu.
General Neuropsychological Deficit Scale
Halstead-Reitan Nöropsikolojik Bataryası içerisindeki bir dizi test sonucunu birleştirerek genel bilişsel bozulma düzeyini tek bir skorla tahmin eden standartlaştırılmış klinik değerlendirme ölçeğidir.
General Arousal
Organizmanın enerji harcama düzeyi olup, yaklaşma-kaçınma ile birlikte tüm insan davranışlarını açıklayan iki temel boyuttan biri olarak öne sürülür.
Arousal
Duyusal uyarım ve retiküler aktive edici sistemin (RAS) faaliyetiyle ortaya çıkan, fizyolojik aktivasyon ve kortikal tepkililik durumu.
General Adaptation Syndrome (GAS)
Organizmanın şiddetli ve sürekli strese karşı gösterdiği, sırasıyla alarm, direnç ve tükenme aşamalarından oluşan evrensel fizyolojik tepki kalıbı.
General Slowing
Yaşlanma sürecinde, çeşitli bilişsel görevlerdeki performans düşüşünü bilgi işleme hızındaki genel bir azalmayla açıklayan nöropsikolojik model.
Genera
Biyolojik ve psikolojik sınıflandırma sistemlerinde, türlerin üstünde yer alan ve benzer türleri kendi bünyesinde gruplayan 'cins' kategorisinin çoğul formu.
Genetic / Genetics
🔹 1. (genetic): Genler, kalıtım ve organizmaların biyolojik çeşitliliği ile ilgili olan durumları ifade eden sıfat. 🔹 2. (genetics): Organizmalardaki kalıtım mekanizmalarını ve genetik varyasyonları inceleyen temel biyoloji dalıdır.
Genetic Marker
Kromozom üzerinde saptanabilir bir konuma sahip olan ve nesiller boyunca kalıtımı kolaylıkla takip edilebilen bir gen veya DNA segmentidir.
Genetic Disorder
Genlerde veya kromozomlardaki anormallikler neticesinde ortaya çıkan, kalıtımsal ya da edinilmiş olabilen patolojik durumların bütünüdür.
Genetic Determinism
Canlıların tüm davranışsal ve zihinsel süreçlerinin tamamen bireyin genetik yapısı tarafından yönetildiğini ve çevresel etmenlerin ikincil düzeyde kaldığını öne süren indirgemeci dogma.
Genetic Sequence
Bir DNA veya haberci RNA (mRNA) molekülünün belirli bir sarmalındaki baz çiftlerinin spesifik sıralanıș düzenidir.
Genetic Map
Bir türün kromozomları üzerinde bilinen genlerin veya genetik belirteçlerin birbirlerine göre konumlarını ve göreceli mesafelerini gösteren şematik gösterim.
Genetic Error
Tek bir genin DNA kodunda meydana gelen, spontan veya radyasyon gibi çevresel faktörlerle tetiklenebilen moleküler bozulmadır.
Genetic Code
DNA veya RNA moleküllerindeki nükleotit dizilimlerinin, hücre tarafından protein sentezinde kullanılmak üzere amino asit sıralamasına dönüştürülmesini sağlayan evrensel kurallar kümesi.
Genetic Defect
Gen veya kromozom yapısında meydana gelen ve genellikle hücresel işlevler ya da metabolik süreçler için hayati önem taşıyan enzimlerin sentezini engelleyen her türlü anormallik veya mutasyon.
Gene Mosaicism
Tek bir zigotun mitoz bölünmeleri sırasındaki mutasyonlar nedeniyle, aynı bireyin vücudunda farklı genetik profillere sahip iki veya daha fazla hücre popülasyonunun bulunması durumu.
Genetic Engineering
Canlı hücrelerin veya virüslerin genetik materyalinin, mevcut genlerin değiştirilmesi ya da yeni genetik materyal eklenmesi suretiyle kasıtlı olarak manipüle edilmesidir.
Nongenetic İnheritance
Davranışsal veya fizyolojik işlevlerin, doğrudan herhangi bir genetik temel olmaksızın nesiller arası aktarımı.
Genetic Programming Theory
Yaşlanmanın, bireyin DNA'sındaki genetik kodlama nedeniyle önceden belirlenmiş bir gelişimsel zaman çizelgesini takip ettiğini savunan teoriler grubu.
Genetic Theory
Davranışların ve fenotipik özelliklerin kalıtımsal ve gelişimsel süreçlerle açıklanabileceğini savunan teorik çerçeve.
Genetic Variant
Bir genomik konumdaki DNA nükleotid diziliminin, referans diziye kıyasla sahip olduğu spesifik ve tanımlanabilir farktır.
Genetic Variation
Bir popülasyon veya tür içindeki bireylerin gözlemlenebilir fenotipik özelliklerindeki farklılıkların temelini oluşturan DNA düzeyindeki çeşitliliktir.
Genetic Predisposition
Çoklu genlerin kümülatif etkileri ve bunların çevresel faktörlerle etkileşimi sonucunda, bir bireyin belirli bir hastalığı veya fenotipik özelliği geliştirme yönündeki kalıtsal eğilimi.
Genetic Method
Psikolojik süreçlerin kalıtımsal kökenler ve gelişimsel tarih bağlamında, genlerin açıklayıcı birer araç rolüne odaklanılarak incelenmesi.
Geneticist
Genetik, kalıtım ve organizmalardaki biyolojik çeşitlilik üzerine uzmanlaşmış, bu alanda araştırma yürüten veya klinik değerlendirmeler yapan sağlık profesyoneli veya bilim insanı.
Genetotrophic Disease
Enzimlerin organizmanın metabolik gereksinimlerini karşılayacak besinleri parçalayamamasından kaynaklanan kalıtsal hastalık.
Geniculate Nucleus
Talamusun alt yüzeyinde yer alan ve sırasıyla görme ile işitme duyusal uyarılarını serebral kortekse iletmekten sorumlu dört küçük oval nöron kümesinden oluşan yapı.
Genistein
Soya fasulyesi ve diğer baklagillerde doğal olarak bulunan, östrojen benzeri aktivite gösteren bitkisel kaynaklı bir izoflavon (fitoöstrojen).
Broadband
Çok yüksek veri iletim kapasitesine sahip, saniyede milyonlarca bit aktarabilen ve birden fazla sinyalin eşzamanlı iletimini sağlayan telekomünikasyon iletim ortamı.
Broadband Noise
Geniş bir frekans spektrumu boyunca eşit veya benzer enerji dağılımına sahip olan akustik veya sinyal bazlı gürültü türü.
Genital Stimulation
Cinsel haz ve fizyolojik yanıt üretmek amacıyla genital bölgenin uyandırılması veya uyarılması süreci.
Genitalia
Bireylerin üreme ve cinsellik süreçlerinde rol oynayan iç ve dış cinsel organların tamamı.
Genitofemoral Nerve
Genital bölgeden ve bacaktan duyusal uyarılar alan, aynı zamanda erkeklerde kremaster kasının motor kontrolünü sağlayan lomber pleksus kökenli karışık bir sinirdir.
Amplitude
Bir periyodik dalga veya salınımın denge (taban) çizgisinden ulaştığı maksimum sapma veya tepe değeri.
Amplitude Distortion
Yüksek seslerin bozulmuş veya yanlış algılanmasına yol açan, işitsel iletim ya da sinirsel kodlama düzensizlikleriyle karakterize bir işitme bozukluğudur.
Amplitude Modulation
Bir taşıyıcı dalganın genliğinin, iletilmek istenen bilgi sinyaline orantılı olarak değiştirilmesi süreci.
Genocopy
Bir kromozomun farklı bir lokasyonundaki genotipin, başka bir lokasyondaki genotip ile neredeyse aynı gözlenebilir fenotipik özelliği üretmesi durumu.
Genome
Bir organizmanın veya hücrenin sahip olduğu genetik materyalin tamamıdır.
Genomics
Organizmaların tüm DNA setini, genlerin birbirleriyle ve çevreyle etkileşimlerini moleküler düzeyde inceleyen biyoloji dalıdır.
Genotype
Bir organizmanın kalıtımsal materyalinin tamamı ya da kromozom üzerindeki belirli lokuslardaki genetik kompozisyonu.
Genotype–environment Effects
Genetik yapının, bireyin karşılaştığı çevreyi ve yaşadığı deneyimleri şekillendirme derecesini açıklayan gelişimsel süreçtir.
Genotype–phenotype Correlation
Bir gen mutasyonunun lokasyonu veya doğası ile bu mutasyonun bireydeki fenotipik dışavurumu arasındaki istatistiksel ve gözlemsel ilişki.
Genu
Anatomide diz eklemini veya diz formunu andıran, özellikle korpus kallozumun öne doğru bükülen ön kısmını ifade eden yapı.
Real-time Amplification
Bireylerin ses kalitesini ve diksiyonunu geliştirmek amacıyla, konuşma örüntülerini gecikmesiz ve filtrelenmiş olarak kulaklığa geri yansıtan işitsel geri bildirim tekniği.
Tightrope Test
Sıçanların besine ulaşmak amacıyla eğimli bir tel üzerinde dengelerini koruma becerilerini değerlendiren davranışsal bir motor koordinasyon ve denge testidir.
Reuptake
Salınan nörotransmiter moleküllerinin sinaps boşluğundan presyonotik nöron tarafından taşıyıcı proteinler aracılığıyla yeniden emilmesi sürecidir.
Feedback System
Çıkış bilgisinin, aynı devrenin girişini modifiye etmek üzere kullanıldığı döngüsel devre mekanizması.
Backcrossing
Bir melezin, ebeveynlerinden biriyle veya genetik olarak ebeveyne benzeyen bir bireyle tekrar çaprazlanması süreci.
Rebound Phenomenon
Daha önce baskılanmış veya engellenmiş bir davranış, fizyolojik süreç ya da semptomun, kısıtlamalar kalktığında veya farmakolojik ajan ani olarak kesildiğinde eskisinden de şiddetli biçimde yeniden ortaya çıkması durumu.
Geriatric Neuropsychology
Yaşlı bireylerdeki bilişsel işlev bozukluklarının değerlendirilmesi ve müdahalesine odaklanan uygulamalı bir nöropsikoloji alt dalıdır.
Tension Law
Bir organizmanın çevresel koşullardaki optimal seviyeden her türlü sapmasının içsel bir gerilim durumu yaratacağını öne süren kavram.
Stretch Receptor
Kasların, organların ve damar duvarlarının gerilmesine veya uzamasına duyarlı olarak yanıt veren özelleşmiş bir mekanoreseptör hücre tipidir.
Backward Reading
Harflerin veya kelimelerin 'bed' yerine 'deb' şeklinde veya kelime diziliminin tamamen ters sırada algılanıp seslendirilmesiyle karakterize edilen okuma ve çözme sapması.
Germ Line
Ardışık nesiller boyunca devamlılığı sağlayan, yumurta ve spermatozoa gibi üreme hücrelerini oluşturan hücre soy hattıdır.
Germ Cell
Gonadlarda yer alan ve büyüme ile mayoz bölünme süreçleri sonucunda gametleri (yumurta veya sperm) oluşturan öncül hücresel yapıdır.
Germ Plasm
Yumurta hücresinde, ilerleyen embriyolojik gelişim sürecinde eşey hücrelerini (germ hücrelerini) oluşturmaya aday olan sitoplazma bölgesi ve kalıtımsal materyal.
Continuity Of Germ Plasm
Çok hücreli organizmalarda kalıtsal bilginin somatik hücrelerden bağımsız olarak, yalnızca eşey hücreleri (germ plazması) aracılığıyla nesilden nesile kesintisiz aktarıldığını savunan biyolojik ilke.
Germ Layer
Hayvan embriyosunun gastrula evresinde oluşan ve tüm organ ile dokuların geliştiği üç temel hücre tabakasından her biri.
Stretch Reflex
Bir kasın gerilmesine yanıt olarak refleksif olarak kasılmasıyla karakterize edilen, yer çekimine karşı duruşu destekleyen monosinaptik spinal refleks.
Gerstmann’s Syndrome
Genellikle sol parietal lob lezyonlarıyla ilişkili olan; parmak agnozisi, sağ-sol dezoryantasyonu, akalküli ve agrafi olmak üzere dört temel semptomla karakterize nörolojik durum.
Geschwind’s Theory
Rahim içi dönemde aşırı androjen maruziyetinin timüs bezini ve sol serebral hemisfer gelişimini baskılayarak öğrenme güçlükleri ile otoimmün bozukluklar arasındaki ilişkiyi açıkladığını öne süren nörogelişimsel hipotez.
Gestalt Completion Test
Katılımcıların parçalı ve belirsiz görsel uyaranları birleştirerek bütünlüklü bir nesne algısı oluşturmasını gerektiren bir görsel-algısal testtir.
Gestation
Embriyo ve fetüsün rahim içinde doğumla sonuçlanan gelişim süreci.
Afferent
Periferden alınan duyusal bilgileri veya uyarıları merkezi sinir sistemine doğru ileten sinir lifleri ve yollarını tanımlayan nörolojik terim.
Gating Mechanism
Omurilikteki ağrı iletimini veya yapay sinir ağlarındaki aktivasyon akışını denetleyen seçici filtreleme mekanizması.
Wandering Attention
Bireyin tam uyanık görünmesine karşın, neredeyse her dış uyaranla kolayca dikkatinin dağıldığı bir dikkat bozukluğudur.
GH
Adenohipofizden salgılanan, somatotrop hücreler tarafından üretilen ve somatik büyüme, hücre reprodüksiyonu ile rejenerasyonunu düzenleyen ana peptid hormon.
Ghrelin
Midedeki endokrin hücreler tarafından salgılanan, hipotalamusa etki ederek iştahı ve büyüme hormonu salınımını tetikleyen oreksijenik peptit hormondur.
Tickle Experience
Bitişik deri reseptörlerinin hızlı ardışıklıkla hafifçe uyarılmasıyla ortaya çıkan ve kaşıntı ile ağrı duyularıyla ortak nöral yolları paylaşan somatosasensoriyel algı.
Gynandromorph
Vücudunun bir kısmında dişi, diğer kısmında ise erkek fiziksel ve genetik özelliklerini aynı anda barındıran organizma.
Ginkgo
Asya kökenli Ginkgo biloba ağacından elde edilen ve bilişsel işlevleri ile dolaşım sistemini desteklemek amacıyla yaygın olarak kullanılan bitkisel takviye.
Whirl Sensation
Vestibüler sistem aracılığıyla algılanan, kişinin kendisinin veya çevresinin dairesel bir hareketle döndüğüne dair yanıltıcı ve öznel hissi.
Gyrus
Serebral korteksin yüzeyinde yer alan, iki yandaki oluklarla (sulcus) sınırlandırılmış kıvrımlı çıkıntılı doku.
Dressing Apraxia
Motor becerilerde veya kas gücünde herhangi bir kayıp olmaksızın, bireyin giysilerini normal bir şekilde giyme veya üzerini değiştirme becerisini yitirmesi durumudur.
Sneak Mating
Baskın ve bölgesel erkeklerin dikkatinden kaçarak dişilere gizlice yaklaşan ve dominant bireylerle karşılaşmadan üreme gerçekleştiren alt kademe erkeklerin alternatif üreme stratejisi.
Latent Addition Period
İkinci bir uyaranın, kendinden önce gelen bir uyaranın kalıntı etkileriyle birleşebileceği çok kısa zaman aralığıdır.
Glans Penis
Penisin ucunda yer alan, mantar formundaki genişlemiş yapı olup yoğun duyu siniri uçları barındıran hassas anatomik bölgedir.
Glasgow Coma Scale (GCS)
Kafa travması sonrası bilinç düzeyini göz açma, motor yanıt ve sözel yanıt olmak üzere üç temel parametrede 3 ile 15 arasında puanlayan standart klinik gözlem aracıdır.
Glasgow Outcome Scale (GOS)
Travmatik beyin hasarı sonrası hastaların sosyal aktivite düzeyini ve bağımsız işlevselliğini değerlendiren beş kategorili standart bir derecelendirme ölçeğidir.
GOS
Travmatik beyin hasarı geçiren hastaların iyileşme süreçlerini ve işlevsellik düzeylerini sınıflandırmak için kullanılan standartlaştırılmış klinik bir derecelendirme ölçeğidir.
Animal Starch / Glycogen
🔹 1. (animal starch): Hayvan mantar ve bakterilerde glikozun ana depolama formu olan, dallanmış yapıdaki yüksek molekül ağırlıklı bir polisakkarittir. 🔹 2. (glycogen): Karaciğer ve iskelet kaslarında depolanan, ihtiyaç duyulduğunda hızla glikoza dönüşerek kimyasal enerji sağlayan bir polisakkarittir.
Glucose Transporter
Hücre plazma zarını kat eden ve glikoz moleküllerinin zar boyunca taşınmasını kolaylaştıran bir membran proteinidir.
Glycosaminoglycan
Hücre dışı matrisin temel yapı taşını oluşturan, tekrarlayan disakkarit birimlerinden oluşan yüksek molekül ağırlıklı uzun zincirli heteropolisakkaritler.
Glioma
Merkezî sinir sisteminin destek hücrelerinden (glial hücreler) köken alan ve nörolojik işlev bozukluklarına yol açabilen en yaygın primer beyin tümörü formudur.
Glycemic
Kan dolaşımındaki glikoz varlığıyla, seviyesiyle ve bu seviyelerin düzenlenmesiyle ilgili durumları tanımlayan fizyolojik sıfat.
Glycine
Merkezi sinir sisteminde, özellikle omurilikte, GABA ile birlikte iki ana inhisari (inhibatör) nörotransmitterden biri olarak görev yapan ve protein yapısındaki en basit amino asit.
Glia
Sinir sisteminde nöronal olmayan, nöronlara yapısal çatı, metabolik destek, koruma ve homeostaz sağlayan hücre topluluğudur.
Gliosis
Merkezi sinir sistemi yaralanmalarına yanıt olarak, hasarlı bölgede nöron dışı destek hücrelerinin (glia) aşırı çoğalması veya büyümesi durumu.
Global Aphasia
Sol perisylvian dil bölgesindeki yaygın lezyonlar nedeniyle hem ifade edici hem de alıcı dil becerilerinin neredeyse tamamen kaybolduğu, en ağır ve akıcı olmayan afazi formu.
Global Amnesia
Yakın geçmişe ait olayların hatırlanamaması (geriye dönük bellek yitimi) ile yeni bilgilerin kalıcı olarak kaydedilememesi (ileriye dönük bellek yitimi) durumlarının eş zamanlı olarak görüldüğü, nadir bir nöropsikolojik tablodur.
Global Neuronal Workspace
Uzun mesafeli nöronların özelleşmiş beyin işlemcilerini birleştirerek bilinçli deneyimi üreten merkezi bir hesaplama alanı oluşturduğunu öne süren bilişsel mimari modeli.
Globus Pallidus
Bazal gangliyonların ana çıkış bölgesini oluşturan, istemli hareketlerin modülasyonunda ve motor programların yürütülmesinde kritik rol oynayan subkortikal nükleustur.
Glaucoma
Göz içi basıncının (intraoküler basınç) patolojik olarak artması sonucu optik sinirin hasar görmesiyle karakterize, tedavi edilmediğinde kalıcı periferik görme kaybına yol açan yaygın bir göz patolojisidir.
Glomerulus
Böbreklerde kanı filtreleyen kılcal damar yumağı veya koku soğancığında olfaktör sinir liflerinin sonlandığı küme.
Glosso- (gloss-)
Anatomi ve tıbbi terminolojide dil organını veya konuşma edimini niteleyen birleşik kelime ön ekidir.
Glossopharyngeal Nerve
Farenks, yumuşak damak ve dilin arka üçte birlik kısmını innerve eden, hem motor hem de duyusal lifler içeren dokuzuncu kranial sinirdir.
Glossolalia
İnsan dilinin fonetik yapısını taklit eden ancak anlaşılabilir bir anlamsal içerikten yoksun ses dizgileri üretme durumu.
Glottis
Ses tellerinin arasında yer alan açıklık ve ses üretiminde rol oynayan larenks bileşenleri.
Glucagon
Pankreastaki alfa hücreleri tarafından salgılanan, glikojenolizi ve glukoneogenezi tetikleyerek kan şekeri seviyesini artıran bir peptid hormondur.
Glucocorticoid
Başlıca karbonhidrat metabolizması üzerinde etkili olan ve adrenal korteksten salgılanan kortikosteroid hormon sınıfıdır.
Glucoreceptor
Hipotalamusta yer alan ve kandaki glikoz seviyelerini bağlayarak tespit eden, böylece beyin bölgelerine metabolik bilgi ileten özelleşmiş hücrelerdir.
Glucostat
Kan glikoz seviyelerini algılayan ve homeostatik mekanizmaları tetikleyerek enerji metabolizmasını düzenleyen nöral veya hormonal reseptör sistemidir.
Glucostatic Theory
Besin alımının kısa vadeli düzenlenmesinin, genel kan glikoz seviyelerinden ziyade glikozun hücre içi metabolizma ve kullanım hızı tarafından yönetildiğini öne süren fizyolojik iştah modeli.
Glucose
Beden dokuları ve özellikle merkezi sinir sistemi için temel bir enerji kaynağı olan, karbonhidrat metabolizmasının merkezindeki ana monosakkarit.
Glucuronidation
İlaçların ve diğer lipofilik maddelerin glukuronik asit ile birleştirilerek daha suda çözünür hale getirilmesini ve böylece böbrekler veya safra yoluyla vücuttan atılmasını sağlayan Faz II metabolik reaksiyon süreçtir.
Glutamate
Merkezi sinir sistemindeki en baskın uyarıcı nörotransmitter olup, sinaptik plastisite, öğrenme ve bellek süreçlerinde temel bir rol oynar.
Glutamate Hypothesis
Şizofreninin klinik semptomlarının, merkezi sinir sistemindeki ana uyarıcı nörotransmitter olan glutamatın ve özellikle NMDA reseptörlerinin işlev bozukluğundan (hipofonksiyon) kaynaklandığını öne süren nörobiyolojik kuram.
Glutamate Receptor
Merkezi sinir sisteminin temel eksitatör nörotransmitteri olan glutamatı bağlayan ve nöronal uyarılmayı tetikleyen membran proteinleridir.
Glutamatergic
Glutamat nörotransmiterine tepki veren, salgılayan veya bu molekülle doğrudan işlev gören nöronal yapıları ve süreçleri tanımlayan sıfat.
Glutamic Acid
Merkezi sinir sisteminde temel eksitatör (uyarıcı) nörotransmitter olan glutamatın öncülü ve protein yapısında yer alan polar, asidik bir amino asittir.
Glutamic Acid Decarboxylase
Glutamik asitten, merkezi sinir sisteminin ana inhibitör nörotransmiteri olan gama-aminobütirik asidin (GABA) sentezlenmesini katalize eden temel enzim.
Gnrh
Hipotalamus tarafından pulsatil (atımlı) olarak salgılanarak hipofiz bezini uyaran ve üreme eksenini (HPG ekseni) yöneten anahtar nörohormon.
Go/no-go
Bireyin önceden pekiştirilmiş bir motor yanıtı başlatma (go) ve beklenmeyen bir uyarıcıyla bu yanıtı baskılama veya durdurma (no-go) becerisini ölçen davranışsal ve nöropsikolojik paradigma.
Golgi Apparatus
Ökaryotik hücrelerde yer alan, hücresel proteinlerin modifikasyonundan, sınıflandırılmasından ve paketlenmesinden sorumlu zar yapılarına sahip temel bir organeldir.
Golgi Tendon Organ
Kas kasılması ve gerginliğini algılayarak merkezi sinir sistemine sinyaller gönderen, doku hasarını önlemek adına koruyucu inhibitör refleksleri devreye sokan bir proprioseptör.
Gompertz Hypothesis
İnsan ölüm olasılığının 20 ile 80 yaşları arasında her 8 yılda bir iki katına çıkarak yaşla birlikte geometrik oranda üstel olarak arttığını öne süren aktüeryal ve biyogerontolojik hipotez.
Gonad
Erkeklerde testisleri, kadınlarda ise yumurtalıkları (overleri) kapsayan birincil üreme organı.
Gonadal Hormones
Testisler ve yumurtalıklar gibi eşey bezleri tarafından salgılanan, birincil ve ikincil cinsiyet özelliklerini, üreme fizyolojisini ve buna bağlı nörodavranışsal süreçleri düzenleyen birincil erkek ve dişi cinsiyet hormonlarıdır.
Gonadopause
İleri yaşla birlikte her iki cinsiyette de endokrin kaynaklı üreme fonksiyonlarının kademeli olarak durması veya azalması durumu.
Gonadostat Theory
Ergenlik başlangıcını açıklayan, over veya testiküler hormonların hipotalamik ve hipofizer salgılarını geri besleme yoluyla düzenlediği nöroendokrin mekanizma.
Gonadotropin
Gonadların (eşey bezlerinin) fonksiyonlarını ve hormon sentezini uyaran, temel olarak ön hipofiz bezi ve plasenta tarafından salgılanan glikoprotein yapısındaki hormon sınıfı.
Gonadotropin-releasing Hormone (gnrh)
Hipotalamus tarafından salgılanarak ön hipofiz bezinden luteinleştirici hormon (LH) ve folikül uyarıcı hormon (FSH) salınımını kontrol eden temel nöropeptit hormondur.
Migration
Hayvanlarda üreme ve beslenme bölgeleri arasında gerçekleşen uzun mesafeli yer değiştirme davranışı ve nörobiyolojik gelişim sürecinde sinir hücrelerinin hedef bölgelerine göç etmesi.
Migratory Restlessness
Hayvanlarda yıllık göç dönemi başlamadan hemen önce görülen, çevresel ipuçlarına verilen yanıtla ortaya çıkan artmış motor aktivite ve ajitasyon hali.
Chest Voice
Konuşma veya şarkı söyleme esnasında, ses tellerinin kalın ve kısa bir salınım rejimiyle çalışarak göğüs kafesi rezonansını baskın kıldığı alt vokal kayıt aralığı.
Bust-to-waist Ratio
Göğüs çevresinin bel çevresine bölünmesiyle elde edilen ve vücut kıvrımlılığını nicelendiren antropometrik bir orandır.
Embedded Figures Test (EFT)
Karmaşık bir görsel alan içine gizlenmiş basit bir geometrik şeklin buldurulmasını amaçlayan, bireylerin alan bağımlılığı ve alan bağımsızlığı gibi bilişsel stillerini ölçen nöropsikolojik test.
Vision
Gözün reseptör görevi üstlendiği, görünür spektrumdaki ışıtsal enerjinin algısal bir deneyime dönüştüğü temel duyusal süreç.
Visual Field Sparing
Görme bozukluğu veya yoksunluğu yaşanan bir görme alanı yarısında, normal görme yetisinin derece cinsinden korunma derecesidir.
Visual Field Defect
Retinadan primer görsel kortekse kadar uzanan nöral iletim yolundaki hasarlara bağlı olarak, görme alanının normal sınırlarında kısmi veya tam kayıp meydana gelmesi.
Visual Blurring
Merkezi görme alanında form algısının bozulması, düşük görsel keskinlik ve azalan uzamsal kontrast duyarlılığıyla karakterize duyusal bozukluk.
Visual System
Işık uyarıcılarını algısal ve motor yanıtlara dönüştüren, gözün non-nöral yapıları ile merkezi sinir sisteminin entegre bileşenler bütünü.
Visual Agnosia
Primer görme keskinliği, bellek veya genel zeka bozukluğuna bağlanamayan, görsel uyarıcıları tanıma ve anlamlandırma yeteneğinin yitimi ya da kısıtlanması durumu.
Visual Agraphia
Harfleri, sayıları veya kelimeleri görsel olarak tanıma becerisinin yitirilmesine bağlı olarak ortaya çıkan yazma bozukluğu.
Visual Area / Visual Field
🔹 1. (visual area): Serebral kortekste nöronları öncelikli olarak görsel uyarıcılara duyarlı olan ve birlikte görsel korteksi oluşturan bölgelerin her biri. 🔹 2. (visual field): Gözler sabit bir pozisyonda tutulurken, algısal farkındalığın ve görmenin mümkün olduğu uzaysal alanın tamamıdır.
Visual Receptive Field
Retinadaki bir nöronun ateşleme yanıtı vermesini tetikleyen görsel uzay bölgesi.
Visual Amnesia
Nörolojik hasar veya hastalıklar neticesinde, daha önceden aşina olunan nesneleri, basılı kelimeleri veya el yazısını görme yoluyla tanıma yetisinin yitirilmesi durumu.
Visual Anomia
Bireyin görsel uyaranları eksiksiz bir şekilde tanımasına rağmen, bu nesneleri veya sembolleri sözel olarak adlandırmada yaşadığı spesifik nörolojik yetmezlik.
Visual Form Discrimination
Farklı geometrik şekilleri ve görsel yapıları detay düzeyinde birbirinden ayırt edebilme becerisi.
Visual Association Cortex
Serebral kortekste çizgisel (striat) korteksin dışında kalan ve görsel uyarıcıların karmaşık algısal özelliklerini işleyen V2, V3, V4 ve V5 gibi alanların bütünü.
Visual Cycle
Fotoreseptör hücrelerindeki fotopigmentlerin ışıkla ağartılması ve ardından fotorepsiyon kapasitesini yeniden kazanmak için enzimatik olarak eski haline döndürülmesini sağlayan biyofiziksel ve biyokimyasal olaylar dizisidir.
Visual Attention Disorder
Bireyin görsel uyaranları saptama ve bu uyaranlara dikkatini yöneltme yeteneğinde ortaya çıkan her türlü işlevsel bozukluk.
Visual Dyslexia
Kelimeler içindeki harflerin yer değiştirmesi veya birbirinin yerine konulması gibi çok sayıda okuma hatasıyla karakterize edimlmiş kazanılmış disleksi formu.
Visual-righting Reflex
Başın ve vücudun anlık görsel odak noktasına otomatik olarak hizalanmasını sağlayan istemsiz postural refleks.
Visual Axis
Dış sabitleme noktasından gözün nodal noktasından geçerek foveaya kadar uzanan hayali düz çizgi.
VFDT
Görsel uzamsal algıyı, şekil diskriminasyonunu ve sağ hemisfer parietal lob işlevlerini değerlendiren nöropsikolojik bir testtir.
Psychic Paralysis Of Visual İdeation
Mekansal lokalizasyon güçlüğü, sakkadik göz hareketlerini yürütmede veya hareketli nesneleri takip etmede zorluk ve görsel algının tek bir nesne tarafından domine edilmesiyle karakterize görsel defisit kümesi.
Visual Neglect
Bireyin görsel alanının bir tarafındaki uyaranları fark edememesi veya bunlara tepki verememesiyle karakterize nöropsikolojik bozukluk.
Visual Communication
Bireyler arası etkileşimde, görsel sistem tarafından algılanan ayırt edici renk, biçim veya hareketlerin bir aktarım aracı olarak kullanılması.
Visual İmagery
Duyusal bir uyarıcı olmaksızın, zihinsel süreçler aracılığıyla görsel sahnelerin, nesnelerin veya deneyimlerin bilinçli olarak yeniden yaratılması veya üretilmesidir.
Visual Hearing
İşitsel girdinin yokluğunda veya yetersizliğinde, görsel sistemin (dudak okuma ve jest yorumlama yoluyla) işitme fonksiyonunun yerini alması durumu.
Visual Processing
Görsel sistemin tüm kademelerinde ışık sinyallerinin algılanması, dönüştürülmesi ve bilişsel olarak anlamlandırılması süreci.
Visual Function
Görsel uyaranları algılama, işleme ve yorumlama kapasitesi.
Visual Encoding
Dış dünyadan gelen görsel uyarıcıların, beynin bellekte işleyip depolayabileceği içsel zihinsel temsallara dönüştürülmesini sağlayan nöral süreçlerdir.
Visual Cortex
Oksipital lobda yer alan ve lateral genikülan çekirdekten gelen sinyalleri işleyerek görsel algının temel ve karmaşık bileşenlerini oluşturan serebral korteks bölgesi.
Visual Organization Test
Görsel ve sözel olmayan uyarıcıların yapılandırılmasını, bütünleştirilmesini ve anlamlandırılmasını değerlendiren nöropsikolojik test kategorisidir.
Visually Guided Reaching
Eş zamanlı görsel bilgilerin kullanılarak bir hedefin konumlandırılması ve engellerin bertaraf edilmesiyle gerçekleştirilen motor hareketler bütünü.
Visual Reproduction
Görsel olarak sunulan bir uyaranın, algılandıktan sonra bellekten geri çağrılarak çizim veya benzeri yollarla yeniden, hatasız bir şekilde üretilmesi yeteneği.
Visual Yellow
Rodopsin fotopigmentinin ışıkla ağartılması sonucu oluşan, all-trans-retinal formunun yaygın adıdır; xanthopsin olarak da bilinir.
Visual Extinction
Kontrlateral görsel alandaki tekli uyarıcılar fark edilebilirken, iki hemisfere aynı anda uyarı verildiğinde hasarlı tarafın karşıtı olan alandaki uyarıcının algılanamaması durumu.
Visual Word-form Dyslexia
Yazılı sözcüklerin görsel özniteliklerini analiz etme süreçlerindeki bozulmayla karakterize edilen edinilmiş bir okuma bozukluğudur.
Visual Stimulation
Retinadaki reseptör hücrelerinde bir tepki tetikleyen ışık tabanlı uyarımdır.
Visual Pursuit
Hareket eden bir hedef üzerine fiksasyonu korumak amacıyla gerçekleştirilen istemsiz ve istemli göz hareketleridir.
Visual Closure
Eksik veya parçalı sunulan görsel bir uyarıcıya dayanarak, tanıdık bir nesneyi zihinsel olarak tamamlama ve tanıma yeteneği.
Visual Recognition
Bir görsel uyarıcının duyusal olarak alınıp, bellekteki mevcut kategori ve yapılarla eşleştirilerek nesnenin kimliğinin ve anlamının zihinsel olarak belirlenmesi yeteneği.
Visual Recognition Test
Katılımcıların, tekli veya çoklu görsel sunumlar sırasında bir dizi tanıdık nesneyi teşhis etmesinin istendiği her türlü değerlendirme prosedürü.
Visual Transduction
Işık enerjisinin fotoreseptör hücrelerde biyokimyasal ve biyofiziksel mekanizmalarla elektriksel sinir sinyallerine dönüştürüldüğü temel duyusal süreçtir.
VEP
Retinadan başlayıp oksipital kortekse kadar uzanan görsel sinir yolağının fonksiyonel bütünlüğünü değerlendirmek amacıyla, görsel uyaranlar (örn. flaş veya satranç tahtası deseni) verilerek kafa derisinden kaydedilen elektriksel potansiyel değişimler.
Visual Evoked Potential (VEP)
Görsel uyaranlara yanıt olarak oksipital korteksin üzerindeki kafa derisinden kaydedilen elektriksel potansiyel değişimidir.
Visual-placing Reflex
Hayvanların, gördükleri bir yüzeye ayaklarını temas ettirmek için otomatik olarak bacaklarını uzatmasını sağlayan motor refleks eylemidir.
Visual Fatigue
Görsel uyaranların solması veya silikleşmesi durumu olup, genellikle optik nevrit hastalarında ve kafa travmaları sonrasında yoğun görsel dikkat gerektiren aktivitelerde ortaya çıkar.
Visual-search Perceptual Disorder
Serebral hemisfer lezyonları neticesinde, karmaşık veya rastgele uyarıcı dizileri içinde belirli bir hedefi (örneğin bir sayıyı) bulmada yaşanan nöropsikolojik arama güçlüğüdür.
Visuospatial Agnosia
Bireyin nesneleri görsel olarak görebildiği ancak bu nesnelerin uzaysal konumlarını ve birbirleriyle olan coğrafi ilişkilerini algılayamadığı nörolojik bir algı bozukluğudur.
Visuospatial Function
Bir figürün veya nesnenin iki ve üç boyutlu uzamsal ilişkilerini algılama ve işleme kapasitesi.
Visuomotor Behavior Rehearsal
Performans artışı sağlamak amacıyla ilerleyici kas gevşetme teknikleri ile zihinsel imgelerin (görselleştirme) sistematik olarak bir araya getirildiği yapılandırılmış bir müdahale programıdır.
Visual–motor Coordination
Görsel girdilerin işlenmesi ile bedensel hareketlerin zaman ve mekân düzleminde eş zamanlı olarak uyumlandırılarak gerçekleştirilme kapasitesi.
Visuoconstructive Test
Görsel algı ile motor becerilerin eş zamanlı kullanımını gerektiren ve sözel olmayan yapılandırma kapasitesini değerlendiren testler grubu.
Visuoconstructional İmpairment
Bireyin nesnelerin parçalarını bir araya getirme veya çizim yapma gibi iki veya üç boyutlu yapılandırma görevlerini yerine getirmekte yaşadığı bilişsel ve motor yetersizlik.
İmaging
Tıbbi ve araştırma amaçlarıyla beyin, organ veya dokuların optik veya dijital haritalarını çıkarma süreci.
İmaging Genetics
Genetik varyasyonların beyin yapısı, işlevi ve bağlantısallığı üzerindeki etkilerini, nörogörüntüleme verilerini genetik veri setleriyle entegre ederek inceleyen disiplinler arası araştırma alanı.
Sighting Line
Fiksasyon noktasından retinadaki en net görme merkezine kadar uzanan hayali görsel eksen.
Visual Acuity
Görsel algının netliğini ve ince detayları hassasiyetle ayırt etme derecesini ifade eden psikofiziksel ölçüt.
Body Rocking
Bireyin gövdesini öne-arkaya veya bir yandan diğer yana tekrarlayıcı ve ritmik bir şekilde sallamasıyla karakterize, sıklıkla otizm spektrum bozukluğu veya erken çocukluk dönemindeki yoksunluk hallerinde görülen bir stereotipi biçimidir.
Eye
Işığı algılayarak görsel bilgiyi neural sinyallere dönüştüren, üç ana tabakadan oluşan küremsi görme organı.
Eye Dominance
Bireyin iki gözünden birini diğerine kıyasla görsel görevlerde istemsiz veya bilinçsiz olarak daha fazla tercih etme eğilimi.
Pupil
Gözün iris tabakasının merkezinde yer alan ve ışığın göze girmesine izin veren optik açıklık.
Pupillary Reflex
Retinaya düşen ışık miktarındaki değişmelere yanıt olarak göz bebeği çapının otonom sinir sistemi aracılığıyla istemsiz ve otomatik olarak daralması veya genişlemesidir.
Eye-roll Sign
Uykuya geçiş evresinde veya hipnotik induksiyon sırasında gözlerin istemsiz ya da istemli olarak yukarı doğru kayma eğilimi gösterdiği nörofizyolojik belirti.
Eye Movements
Ekstrinsik göz kaslarının kasılmasıyla gerçekleşen; fiksasyon, düz takip, verjans, sakkad ve refleksif döngüleri içeren istemli veya istem dışı göz yer değiştirmeleridir.
Grayout
Kafaya giden kan akışının azalmasına bağlı olarak gelişen, periferik (çevresel) görme alanının daralması ve dünyanın grileşmesiyle karakterize geçici görsel yetiyitimi.
Eye Muscles
Göz küresinin yörünge içindeki hareketini sağlayan ekstrinsik kaslar ile göz içi yapıların (lens ve iris) işlevini düzenleyen intrinsik kasların tamamı.
Eyelid Conditioning
Koşullu uyarana karşı göz kırpma tepkisinin oluşturulmasını amaçlayan, klasik koşullanma süreçlerini incelemede kullanılan deneysel bir prosedür.
Blink Response
Parlak ışık, dikkat kayması veya gözün tahriş olması gibi uyarıcılara karşı göz kapaklarının istem dışı ve ani bir şekilde kapanması.
Aqueous Humor
Gözün ön ve arka kamaralarını dolduran, silier cisimcik tarafından üretilen berrak sıvı.
Amblyopia
Erken yaşam dönemindeki anormal görsel deneyimler sonucunda, gözün fiziksel bir kusuru olmaksızın gelişen ve beyin ile göz arasındaki sinaptik entegrasyonun aksamasıyla ortaya çıkan görme azalması.
Floaters
Görüş alanında kayan küçük ipliksi, nokta veya örümcek ağı benzeri gölgeler.
Eye–hand Coordination
Görsel bilgi işleme süreçleri ile ellerin motor yanıtlarının nesneleri kavramak ve manipüle etmek amacıyla bütünleştirilmesidir.
GPT
El-göz koordinasyonunu, ince motor hızını ve manipülatif el becerisini değerlendiren standartlaştırılmış nöropsikolojik performans testidir.
Graafian Follicle
Memeli yumurtalığında olgunlaşmakta olan oositin etrafını saran ve ovulasyon evresine hazırlayan sıvı dolu ikincil/üçüncül evredeki kesecik yapısıdır.
Gracile Fasciculus
Omuriliğin arka kordonlarının medial kısmını oluşturan, alt ekstremite ve gövdenin alt kısmından gelen propriyosepsiyon, vibrasyon ve iki noktalı ayrım duyusu bilgilerini medulla oblongata'daki nucleus gracilis'e taşıyan yükselen akson demeti.
Gracile Tubercle
Medulla oblongata'nın arka yüzünde, gracile fasikülün üst ucunda yer alan ve bacaklardan gelen somatosensoriyel bilgiyi işleyen nucleus gracilis'i barındıran anatomik kabarıklık.
Grady Coma Scale
Bilinç düzeyini konfüzyondan komaya kadar değişen beş derecede sınıflandırmak için kullanılan klinik derecelendirme ölçeği.
Graphesthesia
Deri üzerine parmak ucu veya kör uçlu bir nesneyle yazılan harf ve sayıların, yalnızca dokunma duyusu yardımıyla tanınması yeteneği.
Graphomotor Apraxia
Yazı yazma veya çizim yapma eylemlerini gerçekleştiren motor planlamanın, yazma aracını tutma yetisinde herhangi bir sorun olmamasına rağmen bozulması durumu.
Graphospasm
Yazı yazma eylemi sırasında el ve parmak kaslarında ortaya çıkan istemsiz, ağrılı kasılmalarla karakterize odaklı bir distoni türüdür.
Granit Theory Of Color Vision
Renk algısının retinada bulunan üç farklı hücre grubunun —skotopik dominantlar, fotopik dominantlar ve fotopik modulatörler— aktivasyonuna dayandığını savunan fizyolojik model.
Granule Cell
Serebellar korteks ve serebral korteksin belirli katmanlarında bulunan, küçük boyutlu ve tahıl tanesini andıran morfolojiye sahip bir nöron türüdür.
Granular Cortex
Serebral korteksin II ve IV. tabakalarında yoğun olarak küçük granül hücreleri barındıran, özellikle primer duyusal alanlarda kalın bir girdi katmanı oluşturan histolojik bölgesi.
Granulocyte
Sitoplazmalarında spesifik enzim ve aracı moleküller barındıran granüller içeren ve immün yanıtın doğuştan gelen (innat) kolunda görev yapan bir lökosit (akyuvar) alt sınıfıdır.
Graviceptor
İç kulak, eklemler, kaslar ve tendonlarda yer alan; beyne vücut pozisyonu, denge ve yerçekimi kuvvetleri hakkında bilgi ileten özelleşmiş sinir uçları ve reseptörlerdir.
Gray Ramus
Otonom sinir sisteminde sempatik gangliyonlardan bitişikteki spinal sinirlere miyelinsiz postgangliyonik lifleri taşıyan kısa sinir.
Gray Commissure
Omuriliğin merkez kanalını çevreleyen ve omuriliğin her iki yarısındaki ön ve arka gri madde boynuzlarını birbirine bağlayan sinir lifi demeti.
Gray Matter
Merkezi sinir sisteminde miyelinsiz aksonlar, nöron gövdeleri (soma), dendritler ve glial hücrelerden oluşan, bilgi işleme ve bilişsel kontrolün merkezini teşkil eden sinir dokusu.
Group Selection
Sosyal grupların, doğal seçilim sürecinde bireylerin ötesinde adaptif birer birim olarak işlev görebileceğini öne süren evrimsel mekanizma.
GSP Nerve
Büyük yüzeyel petrozal sinirin (greater superficial petrosal nerve) klinik ve anatomik literatürde sıklıkla kullanılan kısaltılmış adıdır.
GSR
Ter bezlerinin otonom sinir sistemi uyarılmasıyla salgıladığı sıvının derinin elektriksel iletkenliğini değiştirmesini ölçen fizyolojik gösterge.
Guanine
DNA ve RNA'nın nükleik asit yapısında yer alan, sitozin ile üçlü hidrojen bağı kurarak genetik kodun istikrarını sağlayan azotlu pürin bazı.
Guarana
Brezilya Amazonu'na özgü, yüksek konsantrasyonda kafein içeren küçük kırmızı meyveli bir bitki (Paullinia cupana) ve bu bitkiden elde edilen merkezi sinir sistemi uyarıcısı.
Guillain–barré Syndrome
Bağışıklık sisteminin çevresel sinir sistemine saldırmasıyla ortaya çıkan, uç organlardan merkeze doğru yayılan akut ve ilerleyici bir demiyelinizan polinöropati tablosudur.
Gustometer
Dil üzerine belirlenmiş süre zarfında, belirli konsantrasyon ve hacimde tat uyaranı iletmeyi sağlayan deneysel ölçüm aracı.
Power Grip
Nesnelerin parmak uçları ile avuç içi arasında sıkıştırılarak yüksek kuvvetle kavranmasını sağlayan motor beceri kalıbıdır.
Motivation
İnsan ve diğer canlılarda davranışa amaç ya da yön veren, bilinçli veya bilinçdışı düzeyde işlev gören itici güç.
Laughter
Eğlence, neşe veya alay durumlarının vokal ve fiziksel dışavurumu; hızlı ardışık inspiratuar ve ekspiratuar solunum hareketleriyle karakterize reaksiyon.
Sun Compass
Canlıların yönelim ve navigasyon süreçlerinde güneşi yönsel bir uyarıcı olarak kullanma yeteneği.
Ultradian Rhythm
Fizyolojik veya psikolojik işlevlerde yirmi dört saatlik döngüden daha kısa sürede tekrarlayan periyodik değişimlerdir.
Activities Of Daily Living (adls)
Bir bireyin kendi kendine yetebilmesi ve temel öz bakımını sağlayabilmesi için her gün gerçekleştirdiği yataktan kalkma, giyinme, yemek yeme ve banyo yapma gibi temel bedensel eylemlerdir.
İnstrumental Activities Of Daily Living (ıadls)
Bir bireyin toplum içinde bağımsız ve otonom bir şekilde işlev görebilmesi için gerekli olan, yemek pişirme, finans yönetimi ve alışveriş gibi karmaşık beceriler bütünü.
İnfradian Rhythm
Fizyolojik veya psikolojik işlevlerde yirmi dört saatten daha uzun periyotlarla tekrarlayan döngüsel değişimlerdir.
Noise-induced Hearing Loss
Sürekli ve uzun süreli gürültü maruziyeti sonucunda zamanla gelişen sensörinöral işitme kaybı türü.
Gymnemic Acid
Hint bitkisi Gymnema sylvestris yapraklarından elde edilen ve dil üzerindeki tat reseptörlerini geçici olarak bloke ederek tatlı algısını ortadan kaldıran bir triterpenoid glikozit sınıfı.
Haab’s Pupillary Reflex
Karanlık bir odada bulunan bir bireyin gözlerini parlak bir nesneye odaklamasıyla birlikte her iki gözbebeğinin de normal olarak küçülmesi.
Habitat
Bir organizmanın hayatta kalması, büyümesi ve üremesi için gerekli biyotik ve abiyotik bileşenleri barındıran dış çevre ve yaşam alanı.
Eunuch
Ergenlik öncesi dönemde testislerin alınması (kastrasyon) suretiyle erkeklerde tipik ikincil cinsiyet karakterlerinin gelişiminin engellendiği durum ve bu duruma sahip birey.
Mild Cognitive İmpairment (MCI)
Normal yaşlanma süreci ile demans kriterleri arasında yer alan, günlük işlevselliği bozmayacak düzeydeki ölçülebilir bilişsel gerileme durumudur.
Mild Traumatic Brain İnjury (mtbı)
Harici bir fiziksel kuvvetin başa ani darbe veya sarsıntı vermesiyle oluşan, kısa süreli bilinç kaybı veya amnezi ile karakterize nörolojik işlev bozukluğu.
Ring Chromosome 18
18 numaralı kromozomun her iki ucunun koparak halka formu oluşturmasıyla karakterize, mikrosefali ve bilişsel yetersizlikle seyreden konjenital genetik bozukluk.
Annulospiral Ending
Kas iğciklerinin merkezine sarılarak kas boyundaki değişimleri ve gerilme hızını algılayan birincil duyusal sinir lifi sonlanmasıdır.
Halstead–reitan Neuropsychological Battery (HRNB)
Bilişsel işlevselliğin kapsamlı bir değerlendirmesini sunarak beyin hasarını teşhis etmek ve lokalize etmek amacıyla kullanılan standartlaştırılmış testler bütünü.
Hallucinogen
Gerçek bir dış uyarıcı olmaksızın duyusal etkiler (görsel, işitsel, koku, tat veya dokunma) üretebilme kapasitesine sahip kimyasal maddeler.
Handicap Principle
Hayvanlar aleminde, bireylerin eş seçimi sürecinde genetik kalitelerini kanıtlamak için enerji açısından maliyetli ve hayatta kalma şansını düşüren dezavantajlı fiziksel özellikleri dürüst sinyaller olarak sergilemesini savunan evrimsel biyoloji hipotezi.
Tower Of Hanoi
Problem çözme becerilerini ve yürütücü işlevleri değerlendirmek amacıyla kullanılan, disklerin belirli kurallara göre farklı çubuklara taşınmasını gerektiren klasik bir bilişsel bulmaca ve nöropsikolojik test aracıdır.
Haplodiploidy
Cinsiyetin kromozom sayısı üzerinden belirlendiği, bireylerden bir cinsiyetin döllenmemiş yumurtadan haploid, diğer cinsiyetin ise döllenmiş yumurtadan diploid olarak geliştiği sistem.
Haploid
Her kromozom çiftinden yalnızca tek bir temsilci barındıran çekirdek, hücre veya organizmayı tanımlayan sıfat.
Haptic / Haptics
🔹 1. (haptic): Deri ve kütanöz duyu sistemine dayanan, bireyin nesneler veya yüzeyler hakkında bilgi edinmek amacıyla aktif olarak dokunma ve uzuvlarını hareket ettirme süreci. 🔹 2. (haptics): Bireylerin çevreyi aktif olarak keşfetme, nesneleri algılama ve bilgi edinme aracı olarak dokunma duyusunu inceleyen bilim dalı.
Haptic Perception
Nesnelerin ve yüzeylerin aktif dokunma ve kasıtlı keşif yoluyla algılanması süreci.
Haptic Map
Görme engelli bireylerin dokunma duyusu aracılığıyla çevreyi algılamasını ve yön bulmasını sağlayan, kabartma çizgiler veya üç boyutlu simgeler içeren dokunsal haritadır.
Haptic Picture
Görsel engelli bireylerin parmak uçlarıyla dokunarak algılayabilmesi için kabartmalı çizgilerle üretilmiş görsel tasvirdir.
Haptic Horizontal–vertical İllusion
Dokunma duyusu aracılığıyla algılanan dikey çizgilerin, aynı uzunluktaki yatay çizgilere kıyasla farklı uzunlukta, genellikle daha uzun değerlendirildiği bir somatosensoriyel yanılsamadır.
Hardy–rand–rittler Pseudoisochromatic Plates (H–R–R Plates)
Renk körlüğünü ve renk görme kusurlarını saptamak amacıyla kullanılan, arka planla aynı boyuttaki küçük renkli elemanların ton farkıyla ayrıştığı şekillerden oluşan optik test levhaları.
American Optical H–R–R Plates
Kırmızı-yeşil ve mavi-sarı renk körlüğünün yanı sıra bu defektlerin derecelerini saptamak için geliştirilmiş özel bir renk görme test levhası sistemidir.
Movement
Bir kasın veya vücut bölümünün karmaşık bir eylemden daha basit düzeydeki, kısa ve birincil düzeydeki aktivitesi.
Movement Disorder
Postür, koordinasyon veya lokomosyonu birincil düzeyde etkileyen her türlü motor süreç anormalliğidir.
Movement İllusion
Fiziksel olarak tamamen hareketsiz duran nesnelerin, duyusal ve algısal işlemleme hataları nedeniyle hareket ediyormuş gibi algılanması durumu.
Composition Of Movement
Yürüme gibi karmaşık motor eylemleri gerçekleştiren nöromüsküler aktivitelerin ardışık deseni ve beyin bölgelerindeki sinyal entegrasyonu süreci.
Movement Chaining
Kompleks hareket dizilerinin üretim biçimi olup, dizideki her bir hareketin yarattığı duyusal geri bildirim veya bizzat hareketin kendisi, bir sonraki hareketi tetikleyen uyarıcı işlevi görür.
Movement-sensitive Retinal Cells
Görsel alan boyunca gerçekleşen spesifik hareketlere seçici olarak yanıt veren, özellikle omurgasızlarda ve alt omurgalılarda yoğunlaşmış özelleşmiş fotoreseptör ve ganglion hücreleri grubu.
Decomposition Of Movement
Jest ve hareketlerin akıcı bir bütünlük içinde gerçekleştirilemeyip, birbirini izleyen ayrı segmentlere bölünmesi durumu.
Moving-edge Detector
Görsel sistemde, reseptif alanından geçirilen koyu-açık sınırlarına ve bu sınırın hareket yönü ile hızına en yüksek oranda tepki veren nöronal yapıdır.
Mobility
Bireylerin fiziksel uzayda, coğrafi konumlarda, mesleklerde veya sosyal sınıflarda yer değiştirme, hareket etme veya taşınma kapasitesi.
İmmobility
Bir organizmanın, ölüm taklidi veya donma davranışı sergileyerek hiçbir hareket belirtisi göstermediği fizyolojik ve davranışsal durum.
Harem
Hayvan davranışlarında ve evrimsel biyolojide, yüksek düzeyde poligin türlerde bir veya iki erkek tarafından kontrol edilen ya da ilişkilendirilen dişi grubu.
Letter-by-letter Reading
Bireylerin bir kelimeyi bütünsel olarak tanımak yerine, onu oluşturan harfleri sırayla ve tek tek birleştirerek tanımladığı okuma sürecidir.
Spelling Dyslexia
Görsel kelime formu bozukluğunun bir alt türü olup, bireyin kelimeleri bütünsel olarak algılayamayarak harf harf deşifre etmesiyle karakterize nöropsikolojik bir okuma bozukluğudur.
Letter Cancellation Test
Katılımcıdan, rastgele harf dizilimleri arasından belirli bir hedef harfi defalarかが bulup üstünü çizmesinin istendiği dikkat ve visüomotor işlevler bataryası.
Letter–number Sequencing
Wechsler zeka ölçeklerinin modern versiyonlarında yer alan; bireyin karmaşık bir şekilde sunulan karışık harf ve sayı dizilerini, sayıları küçükten büyüğe sayısal sırayla, harfleri ise alfabetik sırayla yeniden organize etmesini gerektiren bir sözel çalışma belleği ve dikkat alt testidir.
Map-tracing Test
Bireylerin uzamsal ilişkileri görselleştirme ve dış referans noktalarının bulunmadığı durumlarda uzayda yönelme becerilerini değerlendiren nöropsikolojik test.
Harmaline
Peganum harmala ve Banisteriopsis caapi gibi bitkilerde doğal olarak bulunan, merkezi sinir sistemi üzerinde güçlü psikoaktif etkiler gösteren bir beta-karbolin alkaloididir.
Harmine
Orta Doğu ve Güney Amerika kökenli bazı bitkilerden elde edilen, güçlü bir monoamin oksidaz inhibitörü (MAOI) olan doğal bir psikoaktif ve halüsinojen bileşiktir.
HAROLD
Yaşlanma sürecinde prefrontal korteksteki nöral aktivasyonun, genç yetişkinlere kıyasla daha iki taraflı (bilateral) bir dağılım gösterme eğilimini açıklayan nörobiyolojik model.
Damage-risk Criteria (DRC)
Kalıcı işitme kaybına yol açma ihtimali bulunan ses maruziyet seviyelerini ve sürelerini belirleyen standartlaştırılmış ölçütler.
Sensitive Zone
Vücut üzerinde dokunma veya ağrı gibi belirli uyarıcılara karşı olağanüstü yüksek düzeyde duyarlılık gösteren herhangi bir nokta.
Precision Grip
Nesnelerin başparmak ucu ile diğer parmak uçlarının karşılıklı temas yüzeyleri arasında, ince motor kontrol gerektirecek şekilde tutulması.
Errorless Learning
Öğrenme süreci boyunca yanlış yanıt üretimini tamamen engelleyerek doğru bilginin doğrudan pekiştirilmesini amaçlayan bir öğretim ve edinim yöntemidir.
Recall / Recollection / Remembrance / Remembering
🔹 1. (recall): Önceden öğrenilmiş bilgileri veya geçmiş deneyimleri ipucu olmaksızın veya minimum ipucuyla bilinç düzeyine geri getirme ve yeniden üretme sürecidir. 🔹 2. (recollection): Geçmişte yaşanan olayların veya edinilen bilgilerin, belirli bir zaman ve mekan bağlamıyla birlikte canlı ve ayrıntılı bir biçimde zihinde yeniden canlandırılması süreci. 🔹 3. (remembrance): Geçmişteki yaşantıların, bilgilerin veya eski grup üyelerinin katkılarının bilinçli bir şekilde zihne çağrılması ve anılması süreci. 🔹 4. (remembering): Geçmişteki olayların, deneyimlerin veya bilgilerin bilinçli bir şekilde zihne çağrılması ve farkındalık düzeyine getirilmesi sürecidir.
Recall Score Method
Bireylerin belirli bir uyaran listesinden hatırlayabildiği öğe sayısının veya oranının sayısal bir değere dönüştürülerek ölçüldüğü değerlendirme tekniği.
Air-pressure Effects
Atmosferik basınçtaki belirgin değişimlerin, insan fizyolojisi ve mental işlevsellik üzerinde yarattığı olumsuz etkiler bütünü.
Air Conduction
Ses dalgalarının kulak kanalı aracılığıyla kulak zarına iletilmesi ve zarın hava basıncındaki değişimlere tepki olarak titreşmesini sağlayan fizyolojik süreç.
Air-conduction Testing
Bireyin her iki kulağında, farklı frekanslardaki saf seslere karşı işitme eşiğini belirlemek amacıyla kulaklıklar yardımıyla gerçekleştirilen temel odyolojik prosedür.
Air–bone Gap
Hava yolu ve kemik yolu işitme eşikleri arasındaki desibel cinsinden fark olup, dış veya orta kulaktaki iletim tipi işitme kayıplarının göstergesidir.
Aviation Clinical Psychology Program
Askeri ve sivil havacılık ortamlarında görev yapan personelin psikolojik dayanıklılığını artırmak, uçuş tıbbı araştırmaları yürütmek ve havacılık psikologları yetiştirmek amacıyla geliştirilen özel eğitim ve araştırma programı.
HAVS
El aletlerinden yayılan mekanik titreşimlerin uzun süreli kullanımına bağlı olarak gelişen vasküler, nörolojik ve kas-iskelet sistemi bozuklukları tablosudur.
Breast-phantom Phenomenon
Meme dokusunun cerrahi olarak çıkarılmasından sonra, organın hâlâ yerinde durduğu yanılsaması ve sıklıkla karıncalanma ya da ağrı gibi duyusal algılarla kendini gösteren somatosensoriyel durum.
Phantom Limb
Ampute edilmiş veya cerrahi olarak çıkarılmış bir uzvun, normal somestezik uyarımların yokluğuna rağmen hala yerindeymiş gibi algılanması ve sıklıkla karıncalanma, ağrı veya kaşıntı gibi duyusal deneyimlerle kendini göstermesidir.
Vital Functions
Solunum ve kan dolaşımı gibi, yaşamın sürdürülebilmesi için mutlak surette gerekli olan temel fizyolojik süreçler.
Survival Value
Davranışsal, fizyolojik veya fiziksel bir özelliğin organizmanın üreme başarısına ve neslini devam ettirmesine sağladığı katkı derecesi.
Hayflick Limit
Normal somatik hücrelerin programlanmış hücre ölümüne veya yaşlanmaya girmeden önce geçirebileceği maksimum bölünme sayısı.
Animal
Genellikle hareket kabiliyetine ve dış etkenlere hızlı tepki mekanizmalarına sahip, bitkilerden ayrılan çok hücreli ökaryot canlı organizma.
Animal Open-field Behavior
Bir hayvanın, açık alan odası gibi sınırlandırılmış ancak nispeten kısıtsız bir laboratuvar ortamına bırakıldığında sergilediği keşif, hareket ve dışkılama sayısı cinsinden ölçülen aktivite bütünü.
Animal Behavior
Genellikle insan dışı hayvanların davranışlarının; etoloji, karşılaştırmalı psikoloji ve davranışsal ekoloji disiplinleri aracılığıyla bilimsel olarak incelenmesidir.
Animal Dominance
Grup içindeki bireylerin besin, barınak ve eş gibi kaynaklara erişimde öncelik kazanmasını sağlayan, tür içi sosyal güç ve öncelik ilişkisidir.
Animal Hypnosis
Hayvanların fiziksel kısıtlama, belirgin uyarıcılar veya okşama yoluyla sokulduğu, motor yanıt vermeme ve hareketsizlik durumu.
Animal Communication
İnsan dışı hayvanların birbirleriyle dürüst sinyaller iletmek veya diğerlerinin davranışlarını yönlendirmek ve manipüle etmek amacıyla bilgi aktarımını inceleyen bilimsel çalışma alanıdır.
Animal Cooperation
İki veya daha fazla insan dışı hayvanın, karşılıklı fayda sağlayacak şekilde ortak bir amaca yönelik birlikte hareket etmesi.
Animal Escape Behavior
İnsan dışı canlıların ağrı, tat alımını bozan yiyecekler, avcılar veya aynı türün tehditkar bireyleri gibi itici (aversif) uyaranlardan uzaklaşma girişimi.
Animal Model
İnsan davranışları, biyolojik süreçler, psikiyatrik bozukluklar veya hastalıkları incelemek amacıyla fizyolojik veya davranışsal özellikleri insanlara benzerlik gösteren canlıların kullanıldığı deneysel sistem.
Animal Learning
İnsan dışı canlıların yeni davranışları edinme, çevresel uyaranlara uyum sağlama ve bilgiyi işleme süreçlerini inceleyen psikoloji alt disiplini.
Animal–human Comparison
İnsan dışı hayvanların davranışlarına ilişkin verilerin, insan davranışına dair genellemeler yapmak amacıyla metodolojik bir araç olarak kullanılması.
Animal Spirits
Galen fizyolojisinde beyinden vücuda içi boş sinirler aracılığıyla aktarıldığına inanılan ve zihin ile beden arasındaki iletişimi sağladığı düşünülen hipotetik akışkan maddedir.
Animal Courtship
Hayvanlar aleminde, üreme başarısını maksimize etmek ve genetik uyumu doğrulamak amacıyla çiftleşme öncesinde sergilenen karmaşık davranışsal, görsel, işitsel ve kimyasal sinyalleşme süreçleridir.
Animal Aggression
Hayvanlarda tür içi veya türler arası çatışmalara yol açan, hayatta kalma, kaynak savunması ve üreme başarısını artırmaya hizmet eden doğuştan gelme davranışsal örüntü.
Animal Defensive Behavior
İnsan dışındaki canlıların potansiyel zararlardan, avcılardan veya tür içi tehditlerden kaçınmak, sakınmak ya da caydırmak amacıyla sergilediği evrimsel hayatta kalma tepkilerinin bütünüdür.
Animal Vocalization
İnsan dışı hayvanlar tarafından üretilen; içsel durumları, gelecekteki eylem olasılıklarını bildiren veya diğer bireylerin davranışlarını yöneten her türlü çağrı veya ses.
Animal Social Behavior
İnsan dışı hayvan gruplarının veya ailelerinin üyeleri arasında gerçekleşen; saldırganlık, iletişim, işbirliği ve kur yapma gibi etkileşimlerin tamamıdır.
Pleasure
İyi ya da arzu edilir olarak algılanan bir durumun deneyimlenmesi veya beklentisiyle tetiklenen olumlu duygu veya duyum.
Pleasure Center
Beyin içi kendi kendine uyarım deneyimlerinde haz duygusu tetiklediği öne sürülen, hipotalamus ve limbic sistem dahil olmak üzere çeşitli beyin bölgelerini kapsayan yapı.
Preparatory Adjustment
Bir görevi gerçekleştirmek üzere beyin ve bedenin sergilediği, optimal performans çıktısını sağlayan fizyolojik ve nöral değişimler bütünü.
Bereitschaftspotential (BP)
İstemli bir hareketin gerçekleştirilmesinden hemen önceincelenebilen, birincil motor kortekste ortaya çıkan elektriksel beyin potansiyeli değişimidir.
Preparedness
Organizmaların, türün hayatta kalma şansını artırmak amacıyla evrimsel süreçte seçilmiş genetik özellikler sayesinde, bazı uyarıcı, tepki ve pekiştireçler arasındaki bağları hızla öğrenebilme biyolojik yatkınlığı.
Headstick
Yeterli baş kontrolüne sahip bedensel engelli bireylerin nesneleri itmek, çekmek, kavramak veya işaret etmek amacıyla başlık üzerine monte edilen fiziksel uzantı cihazı.
Heat-induced Asthenia
Uzun süreli sıcak maruziyetine bağlı olarak gelişen; genel fiziksel ve zihinsel işlev bozukluğu, yorgunluk, letarji, irritabilite ve uyku bozukluklarıyla karakterize klinik durum.
Hebbian Synapse
İki nöron arasındaki sinaptik bağlantının, pre-sinaptik hücrenin post-sinaptik hücreyi ardışık ve sürekli olarak tetiklemesi sonucunda güçlenmesini ifade eden nörofizyolojik yapıdır.
Hecht’s Theory Of Vision
Işık şiddetindeki kademeli ayrımcılığın, fotoreeptörlerde bulunan rodopsin gibi fotokimyasal maddelerdeki artımlı değişimlerden kaynaklandığını savunan biyofiziksel görme teorisi.
Target Device
Bir kontrol cihazından gelen komutlara yanıt veren veya bu komutlar doğrultusunda fiziksel ya da dijital bir işlem gerçekleştiren donanım, ekipman veya donatı.
Hedonics
İnsan motivasyonunda kritik bir rol oynayan hoş ve nahoş duyumlar ile düşüncelerin incelenmesini konu alan psikoloji dalı.
Helicotrema
Kokleanın tepesinde (apeksinde) yer alan ve scala vestibuli ile scala tympani sıvı kanallarını birbirine bağlayan küçük açıklıktır.
Hellebore
Kuzey Amerika ve Avrasya kökenli, analjezik ve hipotansif etkilere sahip alkaloidler içeren ancak yüksek toksisite potansiyeli barındıran zehirli bitki cinsi.
Helmholtz Theory
İşitme duyusunda, ses perdesinin (pitch) baziller membran üzerindeki uyarılma noktasına göre belirlendiğini savunan teoridir.
Heliotropism
Canlı organizmaların, özellikle bitkilerin, güneşin gökyüzündeki konumunu takip ederek yön değiştirme hareketi.
Hem-
Tıpta ve biyolojide 'kan' ile ilgili bileşikleri ve yapıları belirtmek için kullanılan birleştirici ön ek kökü.
Hematoma
Vasküler yapıların bütünlüğünün bozulması veya yırtılması sonucunda, kanın damar dışına sızarak doku içinde lokalize bir şekilde birikmesi durumu.
Day Blindness / Hemeralopia
🔹 1. (day blindness): Şiddetli gün ışığında veya aydınlık ortamlarda görme keskinliğinin belirgin şekilde azalması durumu. 🔹 2. (hemeralopia): Parlak ışıkta görme güçlüğü yaşanırken loş ışıkta görme yetisinin korunduğu bir görme bozukluğudur.
Hemi-
Nöroloji ve anatomi terminolojisinde bir yapının veya vücudun sadece bir yarısını (sol veya sağ) ifade eden ön ek.
Hemiachromatopsia
Beynin oksipitotemporal bölgesinde meydana gelen hasar sonucunda, her iki gözün görme alanının kontralateral yarısında renk algısının seçici olarak kaybolmasıyla karakterize edilen görsel alan defektidir.
Hemiamblyopia
Her iki gözün görme alanının aynı yarısında renk, form ve ışık algısının zayıflaması veya kaybıyla karakterize nörolojik görme alanı defektidir.
Hemianalgesia
Vücudun sagittal düzlemde yalnızca tek bir tarafını etkileyen, ağrı uyaranlarına karşı duyarlılığın tam veya kısmi olarak ortadan kalkması durumu.
Hemianesthesia
Vücudun sagittal düzleme göre yalnızca tek bir tarafında (sağ veya sol) ortaya çıkan tam duyusal kayıp durumu.
Hemiopia
Her iki gözün görme alanının dikey eksende sağ veya sol yarısının kaybıyla karakterize nörolojik bir görme bozukluğudur.
Hemianopia (hemianopsia; Hemiopia)
Normal görme alanının tam ortadan ikiye bölünmüş şekilde, sağ veya sol yarısında meydana gelen kalıcı veya geçici görme kaybı durumu.
Hemiasomatognosia
Nörolojik hasara bağlı olarak bireyin bedeninin bir tarafına ait (genellikle sol) varlık bilincini ve sahiplik duygusunu yitirmesi durumu.
Hemiballismus
Vücudun tek bir yarısında (sağ veya sol) ortaya çıkan, geniş amplitüdlü, şiddetli, vurucu ve istemsiz kasılmalarla karakterize nadir bir hiperkinetik hareket bozukluğudur.
Hemidecortication
Beyin yarımkürelerinden birinin serebral korteksinin cerrahi olarak tamamen çıkarılması operasyonudur.
Hemichorea
Vücudun yalnızca tek bir yanını etkileyen, istemsiz, ani, akışkan ve sıçrayıcı nitelikteki koreik hareketlerle karakterize nörolojik bir bozukluktur.
Hemimegalencephaly
Beyin yarımkürelerinden (hemisferlerden) birinin diğerine kıyasla aşırı büyümesi ve yapısal olarak bozulmasıyla karakterize, genellikle ağır epilepsi ve gelişimsel geriliğe yol açan konjenital bir malformasyondur.
Hemineglect
Genellikle sağ parietal korteks lezyonları sonrasında görülen, hastanın beyin hasarının karşı tarafındaki (genellikle sol) uyaranları fark etme, onlara yönelme veya onlardan haberdar olma yetisini yitirdiği nöropsikolojik sendrom.
Hemiparesis
Vücudun yalnızca tek bir yanını (sağ veya sol) etkileyen, tam olmayan kas güçsüzlüğü veya parsiyel paralizi durumu.
Hemiplegia
Vücudun bir tarafında, genellikle serebrovasküler olaylar (inme) sonucunda ortaya çıkan tam kas felci durumu.
Hemisphere
Serebrumun veya serebellumun simetrik iki yarısından her biri.
Hemispherectomy
İlaç tedavisine dirençli epilepsi gibi şiddetli nörolojik patolojileri durdurmak amacıyla, beyin yarımkürelerinden birinin cerrahi olarak çıkarılması veya işlevsel olarak ayrılması işlemidir.
Hemispheric Asymmetry
Beynin sağ ve sol serebral hemisferlerinin anatomik, yapısal ve işlevsel olarak birbirinin aynısı olmayıp farklılaşma göstermesi durumu.
Hemispheric Encoding–retrieval Asymmetry (HERA)
Sol serebral hemisferin bellek kodlama sürecinde, sağ hemisferin ise bellekten geri getirme sürecinde daha baskın olduğunu öne süren nörobiyolojik hipotez.
Hemispheric Lateralization
Bilişsel, motor veya duyusal işlevlerin beynin sağ veya sol serebral hemisferlerinden biri tarafından daha baskın şekilde kontrol edilmesi veya organize edilmesi durumu.
Hemispheric Communication
Serebral korteksin sağ ve sol iki yarımküresi arasında, başta korpus kallozum olmak üzere çeşitli komissural yollar aracılığıyla gerçekleştirilen kesintisiz sinaptik ve nöral sinyal alışverişidir.
Hemlock
Maydanozgiller familyasından, içerdiği zehirli alkaloidler nedeniyle nörotoksik etki yaratan ve antik çağlardan beri infaz ile intihar amaçlı kullanılan zehirli bir bitki türü.
Hemo- (hem-; Haemo-; Haem-)
Tıp, psikofizyoloji ve nörobilimde kan ile ilgili yapıları, süreçleri veya durumları nitelendiren birleştirici ön ek.
Hemodynamic Response
Nöronal aktivasyonun ardından beyin dokusundaki kan akışı, hacmi ve oksijenlenmesinde meydana gelen fizyolojik değişimler bütünü.
Hemoglobin (hb)
Kırmızı kan hücrelerinde bulunan, akciğerlerden dokulara oksijen taşıyan ve kana kırmızı rengini veren demir zengini pigment.
Hemoglobinopathy
Hemoglobin molekülünün genetik defektleri veya globin zinciri sentez bozukluklarıyla karakterize, kalıtsal anemi gruplarını kapsayan patolojik durum.
Hemorrhagic Stroke
Serebral bir damarın yırtılması sonucu intrakraniyal kanamaya yol açan akut vasküler beyin olayı.
Henle Fiber
Fovea centralis bölgesindeki retinal koni hücrelerinin, bu çukurun dışına yanal olarak itilmiş bipolar hücrelerle sinaptik bağlantı kurmasını sağlayan uzun sitoplazmik uzantılarıdır.
HERA
Epizodik bellek süreçlerinde prefrontal korteksin her iki yarımküresinin farklı işlevsel roller üstlendiğini belirten nörogörüntüleme modeli.
Hering Theory Of Color Vision
Renk algısının, birbirine zıt üç renk çiftinin (siyah-beyaz, kırmızı-yeşil, sarı-mavi) hücre içi katabolik ve anabolik süreçleriyle oluştuğunu savunan fizyolojik kuram.
Hering–breuer Reflex
Akciğerlerin aşırı şişmesini veya sönmesini engelleyerek normal solunum döngüsünü koruyan, vagus siniri aracılı pulmoner gerilme refleksi.
Hermaphroditism
Bir organizmanın hem işlevsel erkek hem de dişi üreme organlarına ve hücrelerine aynı anda sahip olması durumu.
Hermeneutics
Metinlerin, insan eylemlerinin ve kültürel simgelerin anlamını çözme ve yorumlama teorisi ve metodolojisidir.
Herniation
Bir organın veya dokunun, normalde bulunduğu anatomik boşluğun dışına çıkarak zayıf bir noktadan veya delikten anormal bir şekilde protrüzyon (fıtıklaşma) yapması durumu.
Herpes-simplex Encephalitis
Herpes simpleks virüsünün neden olduğu, özellikle temporal ve frontal lobları hedef alarak ağır nöbetlere ve ciddi bellek bozukluklarına yol açan viral beyin iltihabıdır.
Hertz
Saniyedeki bir devir veya salınım sayısına eşit olan uluslararası standart frekans birimi.
Heschl’s Gyrus
Temporal lobun üst kısmında yer alan ve insanlarda işitsel duygunun işlenmesinden sorumlu olan birincil işitsel korteksi barındıran transvers beyin kıvrımıdır.
Hetero-
Biyoloji, psikoloji ve bileşik kelimelerde 'farklı', 'diğer' veya 'başkası' anlamlarını veren önek.
Heterophemy
Kişinin söylemek veya yazmak istediği kelimeden tamamen farklı bir kelimeyi seslendirmesi ya da kaleme alması durumu.
Heterophoria
Ekstraoküler göz kaslarındaki dengesizlik nedeniyle, gözlerin normalde tek bir noktaya odaklanma halini sürdürürken serbest veya örtülü kaldığı durumlarda dışa, içe, yukarı veya aşağı doğru kayma eğilimi göstermesi durumu.
Heterogametic
Farklı türde iki cinsiyet kromozomuna (örneğin memelilerde XY) sahip olan cinsiyeti tanımlayan sıfat.
Heterochrony
Bir organizmanın evrimsel veya ontogenetik gelişim süreçlerinin hızında ya da zamanlamasında atalarına veya diğer türlere kıyasla meydana gelen farklılaşma.
Heterolalia
Kişinin zihninden geçeni veya söylemek istediğini değil, istemsiz olarak farklı bir kelimeyi veya ifadeyi seslendirmesiyle karakterize edilen sözel ifade bozukluğudur.
Heteromorphosis
Kayıp bir doku veya organın onarıcı rejenerasyon sürecinde, orijinalinden farklı bir yapıda veya formda yeniden gelişmesi durumu.
Heteronymous Hemianopia
Optik kiyazmadaki bir lezyon nedeniyle her iki gözün aynı tarafını değil, farklı yarılarını (ya iki gözün dış temporal yarılarını ya da iç nazal yarılarını) etkileyen görme alanı kaybı.
Heteronymous Reflex
Sinerjistik bir kas grubundaki bir kasın uyarılmasıyla, aynı grubun başka bir kasında ortaya çıkan refleks kasılmasıdır.
Heterosexuality
Bireylerin karşı cinsiyetteki kişilere karşı duyduğu cinsel, romantik veya duygusal çekim ve bu yöndeki etkinlik.
Hybrid Vigor
Genetik olarak farklı bireylerin melezlenmesi sonucu ortaya çıkan yavruların, ebeveynlerine kıyasla daha yüksek canlılık, direnç ve verimlilik göstermesi durumu.
Heterotopia
Gri maddesnin normalde sadece beyaz maddenin bulunduğu beyin ve omurilik bölgelerinde, embriyolojik gelişim bozukluğuna bağlı olarak anormal bir şekilde yerleşmesi durumudur.
Heterotropia
Gözlerin aynı fixation (fiksasyon) noktasını aynı anda odaklayamaması, yani bakış eksenlerinin kalıcı olarak dışa, içe, yukarı veya aşağı kayması durumu.
Heterozygous
Homolog kromozom çiftlerinin belirli bir gen lokusunda birbirinden farklı iki alel (biri anneden, diğeri babadan gelen) taşıyan genetik durum.
Heterosis
Genetik olarak farklı iki bireyin melezlenmesi sonucunda, yavruların ebeveynlerine kıyasla hayatta kalma, büyüme ve verimlilik gibi biyolojik özelliklerde üstün performans sergilemesi durumu.
Excitement
Coşku, heves, beklenti ve genel uyarılmışlık haliyle karakterize edilen duygusal durum.
Sensation Seeking
Bireylerin optimal uyarılma düzeyine ulaşmak amacıyla yeni, yoğun ve karmaşık duyum ile deneyimleri aktif olarak arama eğilimidir.
Hıv-associated Neurocognitive Disorder (HAND)
İnsan immün yetmezlik virüsü (HIV) enfeksiyonunun merkezi sinir sistemini doğrudan veya dolaylı olarak etkilemesi sonucu ortaya çıkan; hafif düzeydeki bilişsel aksamalardan şiddetli bunamaya kadar uzanan bir nörokognitif bozukluklar yelpazesidir.
Rate Law
Bir uyaranın şiddetinin, sinir liflerinde tetiklenen sinir impulslarının (aksiyon potansiyelleri) ateşlenme hızıyla kodlandığını belirten nörofizyolojik ilke.
Rapid Alternating Movements
Serebellar işlevselliği ve motor kontrolü değerlendirmek amacıyla, el pozisyonlarının ardışık bir düzende hızla değiştirilmesini içeren nörolojik test görevidir.
Accelerated Aging
Normal yaşlanma süreçlerinin veya biyolojik yıpranmanın, çevresel ya da deneysel stres faktörleri aracılığıyla olağan akışından daha kısa bir zaman diliminde yapay olarak tetiklenmesi veya gözlemlenmesi.
Fast Muscle Fiber
İskelet kaslarında bulunan, hızla kasılan ancak çabuk yorulan beyaz kas lifi türüdür.
Hydration
Canlı dokuların ve hücrelerin su biriktirme veya moleküler düzeyde su ile birleşme süreci.
Hydro- (hydr-)
Su veya sıvı anlamına gelen, bilimsel ve klinik terminolojide bileşik kelimeler oluşturmak için kullanılan kök önek.
Hydrogen-ion Concentration
Bir maddenin asitlik veya alkalilik derecesini belirleyen ve çözeltideki serbest hidrojen iyonlarının (H+) miktarını ifade eden ölçüm.
Hydrocortisone
Endokrin sistemde salgılanan ana glukokortikoid olan kortizolün farmakolojik, sentetik formudur.
Hydrocephalus / Water On The Brain
🔹 1. (hydrocephalus): Beyin ventriküllerinde serebrospinal sıvının (BOS) aşırı birikmesi ve buna bağlı olarak artan intrakraniyal basınçla karakterize nörolojik durum. 🔹 2. (water on the brain): Serebrospinal sıvının (BOS) ventriküllerde aşırı birikmesi ve intrakraniyal basıncın artmasıyla karakterize, nörolojik tablodur.
Story-recall Test
Bireye sesli olarak okunan veya anlatılan bir öykünün detaylarının ne kadarının hafızada tutulabildiğini ve geri çağrılabildiğini ölçen nöropsikolojik bir bellek değerlendirme aracıdır.
Hilus
Anatomik bir yapının damar, sinir ve kanalların girip çıktığı girintili veya çukurluk bölgesi.
Hyper-
Bir niteliğin, sürecin veya anatomik yapının normal sınırların üzerinde, aşırı veya üst düzeyde olduğunu belirten önek.
Hyperalgesia
Normalde ağrı uyandırmaması gereken veya hafif düzeyde ağrı yaratması beklenen uyaranlara karşı duyulan anormal derecede artmış ağrı hassasiyetidir.
Hyperbulimia
Kontrol edilemeyen aşırı iştah ve patolojik düzeyde yüksek gıda alımı ile karakterize durum.
Hyperemia
Vücudun belirli bir bölgesindeki dokularda kan miktarının fizyolojik veya patolojik olarak artması durumu.
Hyperesthesia
Herhangi bir duyu modalitesinde, özellikle de dokunma duyusunda görülen aşırı duyarlılık durumu.
Hyperphagia
Metabolik bozukluklar veya serebral lezyonlar kaynaklı gelişen, durdurulamaz ve patolojik düzeydeki aşırı yemek yeme durumu.
Hyperphenylalaninemia (HPA)
Kanda anormal derecede yüksek düzeyde fenilalanin metabolitlerinin bulunması durumu olup, fenilketonürinin temel belirtecidir.
Hyperfunction
Bir organın, dokunun veya bedensel işlevin normal fizyolojik sınırların çok üzerinde aşırı aktivite göstermesi durumu.
Hyperphoria
Göz kaslarının dengesizliği nedeniyle bir gözün diğerine kıyasla dikey düzlemde yukarı doğru sapma eğilimi göstermesi durumu.
Hypergeusia
Tat alma duyusunun normal eşiklerin çok üzerinde, patolojik veya yapısal olarak aşırı duyarlı olması durumu.
Hypericin
Sarı Kantaron bitkisinde bulunan ve bitkinin farmakolojik olarak en aktif psikoaktif bileşenlerinden biri kabul edilen karbopolisiklik yapıda bir bileşik.
Hypercalcemia
Kan dolaşımındaki serum kalsiyum konsantrasyonunun normal fizyolojik referans aralığının üzerine çıkması durumu.
Hypercolumn
Striat korteksin (birincil görsel korteks), her iki gözden gelen girdileri işleyen ve tüm yönelim sütunlarını içeren yaklaşık 1 milimetrekarelik tekrarlayan alt birimidir.
Hypercomplex Cell
Görsel kortekste yer alan ve optimal uyarını belirli bir uzunluktaki hareketli çizgi veya köşe olan özel bir nöron türüdür.
Hyperlexia
Çocuğun kelime anlama veya genel bilişsel kapasitesinin çok ötesinde, erken çocukluk döneminde son derece gelişmiş okuma becerisi geliştirmesi durumu.
Hyperlordosis
Omurganın lomber (bel) bölgesindeki içe doğru doğal kavisin aşırı derecede artmasıyla karakterize postural bozukluk.
Hypermetria
İstemli bir motor hareket sırasında, serebellar disfonksiyona bağlı olarak kişinin hedef nesneyi aşması ve hedefi geçerek konumlanması durumu.
Farsightedness / Hyperopia
🔹 1. (farsightedness): Uzağın net görülmesine karşın yakın nesnelerden gelen ışınların retinanın arkasında odaklanması nedeniyle yakının bulanık algılanmasıyla karakterize bir kırma kusurudur. 🔹 2. (hyperopia): Göz küresinin ön-arka çapının normalden kısa olması veya kornea/lens kırıcılığının yetersizliği nedeniyle ışığın retinanın arkasında odaklandığı, yakını net görememe durumudur.
Hypermobile Testes
Skrotum ile karın boşluğu arasında anormal ve aşırı hareketlilik gösteren, genellikle düzeltilmemiş bir kasık fıtığına bağlı olarak gelişen testis durumudur.
Hypermotility
Özellikle sindirim sisteminde görülen, anormal derecede artmış veya aşırı kasılma ve hareketlilik durumu.
Hyperosmia
Koku uyarıcılarına (odorantlara) karşı gösterilen, olağan dışı ve patolojik düzeyde yüksek koku duyarlılığı.
Hyperpolarization
Hücre zarının iç yüzeyinin dış yüzeyine göre daha negatif bir elektrik potansiyeline ulaştığı, nöronal ateşlemenin geçici olarak baskılandığı membran potansiyeli değişimidir.
Hyperreactivity
Bir uyarıcıya karşı fiziksel veya duygusal tepkinin abartılı, orantısız ve aşırı büyük bir biçimde ortaya çıkması durumu.
Hypersthenia
Kas gücünün ve tonusunun aşırı derecede artmış olduğu fizyolojik ve nöromüsküler durum.
Arteriopathia Hypertonica
Hipertansiyon ile ilişkili, arter duvarındaki kas ve elastik dokunun kalınlaşarak bağ dokusu lifleriyle yer değiştirdiği bir arteriyel dejenerasyon formudur.
Hypertelorism
Vücuttaki iki organ veya anatomik bölge arasındaki mesafenin anormal derecede büyük olması durumu; en sık göz çukurlarının (orbitalar) normalden daha uzakta konumlandığı oküler hipertelorizm bağlamında görülür.
Hypertonia
Kas gerginliğinde veya tonusunda anormal artış durumu. Genellikle merkezi sinir sistemi hasarlarından kaynaklanır.
Hypertrophy
Bir organın veya dokunun, yapı taşını oluşturan hücrelerin hacimsel olarak büyümesiyle ortaya çıkan hacim artışıdır.
Hypertropia
Gözlerin hizalanma bozukluğu (şaşılık) olup, bir gözün görsel ekseninin diğerine göre daha yüksekte konumlandığı durumdur.
Hypesthesia (hypaesthesia)
Herhangi bir duyu modalitesinde, özellikle de dokunma duyusunda, eşik değerinin belirgin şekilde azalması veya duyarlılığın ciddi oranda düşmesi durumu.
Hypn-
Psikoloji, tıp ve nörobiyolojide uyku, uyku halleri ve trans durumları ile ilgili bileşik kelimeler türetmekte kullanılan temel bir ek.
Hypnagogic
Uyanıklıktan uyku evresine geçişteki alacakaranlık evresini tanımlayan, sıklıkla birincil süreç düşüncesinin ve hipnagojik hallüsinasyonların eşlik ettiği geçişsel durum.
Hypno- (hypn-)
Tıbbi ve psikolojik terminolojide 'uyku' veya 'hipnoz' durumunu ifade eden birleşik form.
Hypnogenic
Uyku uyandıran, uyku tetikleyen veya tarihsel bağlamda hipnotik durumu indükleyen anlamına gelen fizyolojik ve psikolojik sıfat.
Hypnopompic
Uykudan tam uyanıklık haline geçiş evresini tanımlayan ve bu geçiş esnasında ortaya çıkan duyusal algıları ifade eden sıfat.
Hypnotic Analgesia
Hipnotik telkinler aracılığıyla bireyin ağrı duyarlılığında ve algısında gerçekleşen, fizyolojik temelli kayda değer azalma.
Hypnotizability
Bir bireyin telkinlere yanıt verme, hipnotik duruma geçme ve algı, hafıza ile motor kontrolünde değişimler yaşama kapasitesini ölçen istikrarlı nöropsikolojik özellik.
State Theories Of Hypnosis
Hipnozun, bireyin bilincinde sıradan uyanıklık hallerinden niteliksel olarak farklı, kendine özgü ve değiştirilmiş bir bilinç durumu (altered state of consciousness) yarattığını öne süren kuramlar bütünü.
Hypacusia / Hypoacusia
🔹 1. (hypacusia): İşitme duyusunun normal eşik değerlerinin altına düşmesiyle karakterize edilen duyusal hassasiyet azalması. 🔹 2. (hypoacusia): İşitme duyarlılığında azalma veya hafiflemiş işitme eşiği durumu.
Hypalgesia / Hypoalgesia
🔹 1. (hypalgesia): Nörolojik veya farmakolojik etkenler nedeniyle ağrı uyaranlarına karşı normalden daha az duyarlılık gösterme durumu. 🔹 2. (hypoalgesia): Ağrı uyarılarına karşı duyarlılığın azalması veya zayıflaması durumu.
Hypobaropathy
Yüksek rakımlı bölgelerde atmosfer basıncının düşmesine bağlı olarak ortaya çıkan fizyolojik ve nörolojik bozuklukların genel adı.
Hypophysis (hypophysis Cerebri)
Endokrin sistemin temel kontrol merkezi olan, sella turcica içinde yer alan ve 'master bez' olarak bilinen temel iç salgı bezi.
Pituitary Gland
Beyin tabanında hipotalamusun altında yer alan, tüm endokrin sistemi koordine eden ve 'efendi bez' olarak bilinen bezelye büyüklüğündeki ana iç salgı bezidir.
Hypophysectomy / Pituitectomy
🔹 1. (hypophysectomy): Hipofiz bezinin cerrahi yolla çıkarılması operasyonudur. 🔹 2. (pituitectomy): Hipofiz bezinin tamamının veya bir kısmının cerrahi olarak çıkarılması prosedürü.
Hypophonia
Konuşma kaslarının zayıf veya yetersiz koordinasyonu sonucunda ortaya çıkan, fısıltı düzeyinde aşırı zayıf ses üretimiyle karakterize ses bozukluğu.
Hypofunction
Bir organın, bezin veya biyolojik sistemin normal düzeyin altında işlev görmesi veya aktivite üretmesi durumu.
Hypophoria
Gözlerden birinin istemsiz olarak dikey düzlemde aşağı doğru kayması durumuyla karakterize edilen latent şaşılık (fori) türü.
Hypofrontality
Beynin frontal lob korteksinde gözlenen düşük aktivasyon veya yetersiz işlevsellik durumu.
Hypogastric Nerve
Pelvik bölgeye uzanan, mesane, rektum ve dış genital organları inerve eden postgangliyonik sempatik lifleri taşıyan çift sinir demeti.
Hypoglycemia
Kan glikoz düzeyinin normal fizyolojik sınırların altına düşmesiyle ortaya çıkan ve otonom sinir sistemi ile nöroglikopenik bulgularla karakterize klinik durum.
Hypoglossia
Dilin konjenital olarak eksik veya tam gelişmemiş olması durumu; sıklıkla aglossia ile birlikte değerlendirilen anatomik bir malformasyondur.
Hypoglossal Nerve
Dördüncü ventrikül tabanındaki çekirdekten köken alan ve dil kaslarının motor innervasyonunu sağlayan on ikinci kafa çiftidir.
Hypogonadism
Gonadların fonksiyonel aktivitesinde düşüş yaşanması ve buna bağlı olarak büyüme ile cinsel gelişimin gecikmesi veya yetersiz kalması durumu.
Hypogeusia
Tat alma duyusunda meydana gelen kısmi azalma veya duyarlılık kaybı.
Hippocampal Formation
Medyal temporal lobda yer alan; uzun süreli belleğin pekiştirilmesi, mekânsal navigasyon ve dikkat kontrolünden sorumlu karmaşık anatomik yapı.
Hippocampal Sclerosis
Hipokampüste yoğun nöron kaybı ve reaktif gliyozis ile karakterize, beyin dokusunda atrofi ve epileptik nöbetlerle kendini gösteren nöropatolojik durum.
Hypokinesis / Hypokinesthesia
🔹 1. (hypokinesis): İstemli hareketlerin başlatılmasında ve icra edilmesinde görülen anormal yavaşlık ve azalma durumu. 🔹 2. (hypokinesthesia): Somatosensoriyel sistemde dokunma, ağırlık, basınç, hareket ve konum algısına yönelik hassasiyetin azalması durumu.
Hypocretin
Hipotalamustaki lateral çekirdekten salgılanan ve uyanıklık döngüsünü, iştahı ve enerji metabolizmasını regüle eden neuropeptit. (Oresin olarak da bilinir.)
Hypoxanthine–guanine Phosphoribosyltransferase (HGPRT)
Pürin kurtarma yolunda görev yapan ve eksikliği maladaptif davranışlar ile entelektüel gelişim bozukluklarına yol açan temel bir enzimdir.
Hypoxemia
Arteriyel kanda oksijen seviyesinin anormal derecede düşük olması durumu. Oksijen yetersizliğinin doku düzeyindeki karşılığı olan hipoksiye zemin hazırlar.
Hypoxia
Vücut dokularında ve özellikle beyinde oksijen seviyesinin fizyolojik gereksinimin altına düşmesi durumu.
Hypoxic Hypoxia
Yüksek rakımlarda düşen barometrik basınç gibi etkenler nedeniyle kana yeterli oksijenin ulaşamamasından kaynaklanan hipoksi türüdür.
Hypometria
İstemli motor aktivite sırasında, serebellar disfonksiyona bağlı olarak kişinin uzandığı nesneye veya hedefe ulaşamaması, hareketin erken sonlanması durumu.
Hypoplasia
Bir organın veya dokunun, yapısal hücre sayısının yetersizliği ya da hücre boyutlarının küçüklüğü nedeniyle doğumsal olarak az gelişmesi durumu.
Hyposmia
Bazı ya da tüm koku uyarıcılarına karşı duyarlılığın azalması durumu, kısmi koku kaybı.
Hypothalamic Hormone
Hipotalamustaki nöronlar ve nöroendokrin hücreler tarafından salgılanarak hipofiz bezinin çalışmasını ve dolayısıyla tüm endokrin sistemi kontrol eden kimyasal aracılardır.
Hypothalamic Syndrome
Hipotalamusun hasar görmesi veya işlev bozukluğuna uğraması sonucu ortaya çıkan; yeme, içme, uyku, su dengesi, termoregülasyon ve sekonder cinsiyet karakteristikleri gibi otonomik ve endokrin süreçlerdeki çeşitli bozukluklar tablosudur.
Hypothalamic–pituitary Portal System
Hipotalamustan salgılanan salgılatıcı hormonları adenohipofize (ön hipofiz) taşıyan özelleşmiş kılcal damar ağı.
Hypothalamic–pituitary–adrenal Axis (HPA Axis)
Vücudun homeostazını koruyan ve nöroendokrin, sempatik sinir sistemi ile bağışıklık fonksiyonlarını düzenleyen temel memeli stres tepki sistemidir.
Hypothalamus
Diensefalonun ventralinde yer alan, otonom sinir sistemi ve endokrin sistemin entegrasyonunu sağlayarak homeostazisi düzenleyen kritik beyin merkezi.
Hypotension
Sistolik kan basıncının normal eşik değerlerin altına düşmesiyle karakterize edilen, sıklıkla serebral perfüzyon azalmasına bağlı baş dönmesi ve senkopla seyreden fizyolojik durum.
Hippotherapy
Fiziksel, zihinsel ve gelişimsel yetersizlikleri olan bireylerde denge, koordinasyon, duruş ve hareketliliği geliştirmek amacıyla atın hareketlerinden yararlanılan terapötik bir müdahaledir.
Hypotonia
İskelet kaslarında dinlenme halindeki gerginliğin (kas tonusunun) ve hareket direncinn anormal düzeyde azalması durumu.
Hypotropia
Gözlerden birinin diğerine kıyasla dikey düzlemde aşağı doğru kayması durumunu ifade eden bir şaşılık (strabismus) türüdür.
Hypovolemic Thirst
Hücre dışı sıvı hacminin, kan kaybı veya kusma gibi nedenlerle azalması sonucu ortaya çıkan susuzluk türü.
Hippocampus
Temporal lobun medial bölgesinde yer alan, deklaratif bellek, öğrenme ve uzaysal yön bulma süreçlerinde kritik işlev gören deniz atı şeklindeki forebrain yapısı.
Histo- (hist-)
Biyolojide ve tıpta 'doku' anlamına gelen ve karmaşık yapıların adlandırılmasında kullanılan birleşik ön ek.
Histogenesis
Embriyonik germ tabakalarından farklılaşan hücrelerin, organizmanın spesifik vücut dokularını oluşturma süreçlerinin tamamı.
Histology
Vücut dokularının mikroskobik yapısını ve organizasyonunu inceleyen bilim dalıdır.
Hierarchy
Bireylerin veya unsurların egemenlik, statü, işlev veya kontrol sistemlerine göre dikey bir süreklilik üzerinde katmanlar halinde sıralanma düzeni.
HM
1953 yılında geçirdiği bilateral medial temporal lobektomi operasyonu sonucunda kalıcı anterograd amnezi geliştiren ve bellek araştırmalarının seyrini değiştiren çığır açıcı klinik vaka.
Hoffmann’s Sign
İkinci, üçüncü veya dördüncü parmağın tırnağının hafifçe bükülüp ani bir şekilde bırakılmasıyla başparmakta ve diğer parmaklarda refleksif bir fleksiyon (bükülme) görülmesi durumu.
Dutch Hunger Winter
İkinci Dünya Savaşı sonlarında Hollanda'da Nazi ablukası nedeniyle yaşanan kıtlık dönemidir ve bu süreçte prenatal dönemde açlığa maruz kalan bireylerde ilerleyen yaşamda şizofreni dahil çeşitli psikiyatrik bozukluk riskinin arttığını gösteren epidemiyolojik çalışmalarla ünlüdür.
Holmgren Test For Color Blindness
Katılımcının renkli iplik çilelerini standart renkli ipliklerle eşleştirmesini gerektiren, renk körlüğünü saptamaya yönelik ilk standartlaştırılmış klinik testlerden biridir.
Holographic Brain Theory
Nöronal süreçlerin, holograma benzer dalga girişimi alanı durumları aracılığıyla işlev gördüğünü öne süren bir beyin fonksiyonu modeli.
Hologram
Bir nesnenin üç boyutlu optik görüntüsünü oluşturan girişim deseni kaydı.
Homeo-
Benzer veya aynı anlamına gelen, karmaşık biyolojik ve tıbbi terimlerin başında kullanılan birleşik kök.
Homeostasis
Canlının iç ortamındaki biyolojik ve kimyasal parametrelerin kararlı bir dengede tutulmasını sağlayan aktif düzenleme mekanizması.
Homeotherm (homoiotherm)
Vücut sıcaklığını çevresel koşullardan bağımsız olarak, içsel metabolik süreçler yoluyla dar ve sabit bir aralıkta tutabilen canlı.
Hominid
İnsanları (Homo sapiens) ve onların soyu tükenmiş tüm doğrudan atalarını kapsayan Hominidae familyasına ait primat.
Homo- (hom-)
Psikoloji ve tıp terminolojisinde 'aynı', 'benzer' veya 'eşit' anlamlarını taşıyan; aynı zamanda kökenbilimsel olarak insan türünü (Homo sapiens) niteleyen bir birleştirici ek.
Homogametic
Her biri aynı tipte cinsiyet kromozomunu taşıyan gametler üreten bireyin cinsiyet durumunu ifade eden sıfat.
Homogamy
Benzer etnik, ırksal, dini, eğitimsel veya sosyoekonomik kökenlere sahip bireyler arasındaki evlilik veya eş seçimi örüntüsü.
Homolateral
Vücudun aynı tarafında yer alan yapıları veya durumları ifade eden anatomik ve nörolojik sıfat.
Homologous
Ortak bir evrimsel atadan gelen yapısal veya genetik benzerlikleri ifade eden biyolojik ve genetik sıfat.
Homology
Ortak bir atadan gelen farklı türlerin vücut yapıları arasındaki biçimsel ve yapısal benzerliktir.
Homonymous Hemianopia
Her iki gözün görme alanının aynı yarısında (örneğin her iki gözün de sol ya da sağ tarafında) meydana gelen tam görme kaybı durumu.
Homonymous Reflex
Bir kasın uyarılmasının, doğrudan aynı kasın kasılmasıyla sonuçlandığı refleks türü.
Homoplasy
Ortak bir atadan gelmeyen farklı türlerin, benzer çevresel baskılar altında bağımsız olarak benzer yapısal veya işlevsel özellikler kazanması durumu.
Homocysteine
Metionin amino asidinin metabolize edilmesiyle oluşan ve yüksek seviyeleri kardiyovasküler ile nörodejeneratif risk artışıyla ilişkilendirilen protein dışı bir alfa-amino asittir.
Homovanillic Acid (HVA)
Dopamin nörotransmitterinin ana katabolik yıkım ürünü olup, merkezi sinir sistemindeki dopaminerjik aktivitenin dolaylı bir biyobelirteci olarak kabul edilir.
Homozygous
Bir organizmanın homolog kromozom çiftinin belirli bir gen lokusunda aynı gen formlarına (aynı alellere) sahip olması durumudur.
Homunculus
Zihinsel süreçleri açıklamak için insan zihninde veya sinir sisteminde varsayılan içsel bir ajan, ya da serebral korteksteki somatotopik organizasyonun deforme insan figürüyle temsili.
Hooper Visual Organization Test (VOT)
Tanıdık nesnelere ait çizimlerin parçalara ayrılarak katılımcıya sunulduğu, bu parçaları zihinsel olarak birleştirip nesneyi tanımlamasını gerektiren nöropsikolojik tarama aracıdır.
Hopkins Verbal Learning Test (HVLT)
16 yaş ve üzeri bireylerin sözel öğrenme, anlık hatırlama, gecikmeli hatırlama ve gecikmeli tanıma becerilerini değerlendiren standartlaştırılmış kısa nöropsikolojik test.
Horizontal Plane
Vücudu veya beyni üst ve alt segmentlere ayıran hayali, düzlemsel kesitsel yüzey.
Hormone
Endokrin bezler veya diğer dokular tarafından doğrudan kan dolaşımına salgılanarak uzak hedef organların fizyolojik süreçlerini ve davranışlarını düzenleyen kimyasal sinyal molekülleri.
Hormone Feedback
Dolaşımdaki hormonların diğer hormonların salınımını pozitif ya da negatif yönlü mekanizmalarla denetlediği biyolojik düzenleme sistemi.
Horner’s Law
Kırmızı-yeşil renk körlüğünün, etkilenen bir erkekten kız çocuğu yoluyla bir sonraki kuşağın erkek bireylerine dolaylı olarak aktarıldığını belirten kalıtım ilkesi.
Horopter
Uzayda, her iki retinanın karşılık gelen noktalarına düşen ve bu sayede tek ve net bir görsel algı (füzyon) yaratan noktaların oluşturduğu geometrik konum.
Horseradish Peroxidase (HRP)
Bayırturpu bitkisinden ve diğer bitkilerden elde edilen, özellikle nörobilimde aksonların köken aldığı nöronları haritalandırmak için izleyici (tracer) olarak kullanılan bir enzim.
Hot Plate
Laboratuvar hayvanlarında ısı ve ağrı duyarlılığını ölçmek amacıyla kullanılan, sıcaklığı hassas bir şekilde kontrol edilebilen elektriğe bağlı metal yüzey düzeneği.
HPA Axis
Hipotalamus, hipofiz bezi ve adrenal korteks arasındaki karmaşık geri bildirim döngüsünü ifade eden, vücudun strese verdiği ana hormonal yanıt sistemidir.
HRNB
Beyin hasarının varlığını, lokalizasyonunu ve işlevsel bozulmanın derecesini değerlendirmek amacıyla kullanılan kapsamlı nöropsikolojik batarya.
HRP
Nörobilimde nöronal bağlantıların haritalandırılmasında retrograd ve anterograd izleyici olarak kullanılan horseradish peroxidase enziminin standart kısaltmasıdır.
H–R–R Plates
Kırmızı-yeşil ve mavi-sarı renk görme kusurlarını saptamak ve derecelendirmek amacıyla kullanılan psödoizokromatik test levhaları.
HRTF
İnsan başının, dış kulak kepçesinin ve vücudun ses dalgalarını kulak zarımıza ulaşmadan önce nasıl filtreleyip değiştirdiğini matematiksel olarak modellendiren işitsel transfer fonksiyonudur.
Huntington’s Disease (HD)
Bazal ganglionların kaudat çekirdeğini ve serebral korteksi etkileyen, ilerleyici motor bozukluklar, koreik hareketler, kognitif yıkım ve psikiyatrik bulgularla karakterize otozomal dominant kalıtımlı nörodejeneratif bir hastalıktır.
Hurler Syndrome
Lizozomal bir enzim eksikliği nedeniyle dokularda glikozaminoglikan birikimine yol açan, ilerleyici nörogelişimsel gerilik ve iskelet bozukluklarıyla karakterize otozomal resesif genetik hastalık.
Cell
Canlı organizmaların temel yapısal ve işlevsel birimi; aynı zamanda istatistiksel tablolarda satır ve sütunların kesişimiyle oluşan veri alanı.
Cell Adhesion Molecule (CAM)
Hücrelerin birbirine ve hücre dışı matrikse bağlanmasını sağlayan, gelişimsel süreçlerde ve nöronal migrasyonda kritik rol oynayan yüzey proteinleri.
Cell Division
Bir ana hücrenin bölünerek yavru hücreler oluşturması süreci; genellikle nükleus bölünmesini ve ardından sitoplazmanın paylaşılmasını kapsar.
Cell Nucleus
Ökaryot hücrelerde genetik materyali çevreleyen ve gen ekspresyonunu düzenleyerek hücrenin fizyolojik işlevlerini yöneten zarla kaplı temel organel.
Cell Proliferation
Hücrelerin mitoz bölünme süreciyle sayısal olarak artması ve çoğalması.
Extracellular Deposit
Hücrelerin arasında veya çevresinde anormal maddelerin birikmesiyle oluşan, doku elastikiyetini ve işlevselliğini bozan yapı.
Extracellular Space
Çok hücreli organizmalarda plazma zarının dışında kalan ve sıvı ile dolu olan anatomik ve fizyolojik kompartmandır.
Cell İnteractions
Hücrelerin birbirleriyle veya hücre dışı matrisle, fiziksel temas veya kimyasal sinyaller aracılığıyla gerçekleştirdiği karşılıklı moleküler alışveriş ve iletişim süreçleri.
Cell Differentiation
Genelleşmiş, totipotent veya pluripotent bir hücrenin, yapısal ve işlevsel olarak özelleşmiş, belirli bir doku veya organ tipine dönüşüm süreci.
Cell Migration
Hücrelerin gelişimsel süreçte ya da fizyolojik uyarılara yanıt olarak, köken aldıkları dokudan organizma içindeki nihai konumlarına doğru gerçekleştirdikleri aktif yer değiştirme süreci.
Cell Body
Nöronun çekirdeğini ve çoğu organelini barındıran, metabolik merkeze ve ana entegrasyon bölgesine karşılık gelen hücresel kısımdır.
İntracellular Fluid
Organizmanın hücrelerinin plazma zarı içerisinde yer alan ve hücresel metabolizmanın temelini oluşturan sıvı kompartmanı.
Cytoskeleton
Tüm hücrelerin sitoplazmasında yer alan; filamentler ve mikrotübüllerden oluşan, hücresel şekli koruyan ve moleküler taşımayı yöneten dinamik iç çatı ağı.
Cell Death
Bir hücrenin hayati işlevlerini kalıcı olarak yitirmesi ve biyolojik bütünlüğünün sonlanması süreci.
Cell Theory
Tüm canlı organizmaların bir veya daha fazla hücreden oluştuğunu, hücrenin yaşamın temel yapısal ve işlevsel birimi olduğunu ve yeni hücrelerin yalnızca önceden var olan hücrelerin bölünmesiyle meydana geldiğini savunan temel biyolojik kuram.
Cell Assembly
Donald O. Hebb tarafından 1949'da öne sürülen; eşzamanlı ve yinelenen biçimde aktive olarak tek bir işlevsel birim haline gelen, herhangi bir bileşeninin uyarılmasıyla bütünüyle tetiklenebilen nöron grubudur.
Cell–cell İnteractions
Embriyolojik gelişim sürecinde, bir hücrenin genellikle komşu diğer hücrelerin farklılaşma kaderini doğrudan etkilediği temel biyolojik süreçler.
Cell-mediated İmmunity
Antikor salınımı yerine, antijenle reaksiyona giren T lenfositleri ve makrofajlar aracılığıyla gerçekleşen spesifik bağışıklık yanıtı.
Cellular Fluid
Hücre zarı içinde bulunan ve hücre içi metabolik süreçlerin gerçekleştiği ana sulu ortam.
Cellular Respiration
Canlı hücrelerin organik besinleri parçalayarak metabolik faaliyetler için kullanılabilir formda adenozin trifosfat (ATP) enerjisi ürettiği biyokimyasal süreçler bütünü.
Humoral Reflex
Vücut sıvıları içerisindeki iyon veya besin konsantrasyonlarındaki değişikliklerin doğrudan tetiklediği endokrin salgılama süreci.
HVA
Homovanillik asidin kısaltmasıdır; dopamin nörotransmitterinin ana metabolik son ürünü olan organik bir bileşiktir.
HVLT
Sözel bellek performansını, öğrenme eğrisini ve gecikmeli hatırlama kapasitesini değerlendiren standart nöropsikolojik test bataryası.
Hz
Saniyedeki devir veya salınım sayısını ifade eden frekans birimi olan hertz'in uluslararası sembolüdür.
I/E Ratio
Solunum döngüsünde inspirasyon süresinin ekspirasyon süresine olan zamansal oranı.
IACUC
Hayvan deneklerin kullanıldığı bilimsel araştırmaların etik, yasal ve insani standartlara uygunluğunu denetlemekle sorumlu kurumsal kurul.
ILD
İki kulak arasındaki ses şiddeti farkını ifade eden ve beynin sesin yatay düzlemdeki konumunu tespit etmesini sağlayan temel işitsel ipucu.
İn Situ Hybridization
Doku kesitlerinde belirli DNA veya RNA nükleotit dizilerini, tamamlayıcı ve etiketli bir prob yardımıyla kendi orijinal hücresel konumunda tespit etmeye yarayan moleküler biyoloji yöntemi.
İn Utero
Canlının doğum öncesi dönemde rahim içerisinde geçirdiği gelişim evresini ve bu süreçteki durumu tanımlayan gelişimsel ve obstetrik bir terimdir.
İnfundibulum
Beyin tabanında, üçüncü ventrikülün hemen altında yer alan ve hipofiz bezini hipotalamusa bağlayan huni şeklindeki anatomik sap.
İnspiration–expiration Ratio (I/E Ratio)
Solunum döngüsündeki nefes alma (inspirasyon) süresinin nefes verme (ekspirasyon) süresine oranını ifade eden fizyolojik parametredir.
Central Lobe / İnsula
🔹 1. (central lobe): Serebral hemisferlerin lateral sulkusunun derinliklerinde yer alan ve interoseptif farkındalık, duygu işleme ve somatik duyumların entegrasyonundan sorumlu kortikal bölge. 🔹 2. (insula): Lateral sulkusun derinliklerinde gömülü bulunan ve primat serebral korteksinin bir bölgesini oluşturan, özellikle duygu, tat alma, öz-farkındalık ve içsel durumların işlenmesinde rol oynayan yapı.
IPD
İki kulak zarının ses dalgalarının varış zamanındaki faz açısı farklarını ifade eden ve düşük frekanslı seslerin yönünün tayin edilmesinde kritik rol oynayan binaural işitsel ipucu.
İnterhemispheric Transfer
Bellek izlerinin veya öğrenme deneyimlerinin bir serebral yarımküreden diğerine geçiş sürecidir.
İnterhemispheric İnteraction
Serebral hemisferler arasında gerçekleşen her türlü nörofizyolojik, elektrofizyolojik veya nörokimyasal bilgi alışverişidir.
Ground Bundle
Omurilikin farklı veya komşu seviyelerini birbirine bağlayan kısa seyirli sinir lifi demeti.
İnterstripes
Prestriat kortekste sitokrom oksidaz aktivitesi düşük olan ve striat korteksteki interblob'larla bağlantı kuran özel şerit biçimsel bölgeler.
İnterventricular Foramen
Beynin üçüncü ventrikülünü her iki lateral ventriküle bağlayan ve beyin-omurilik sıvısının geçişine izin veren anatomik açıklık.
Iowa Gambling Task (IGT)
Katılımcıların anlık büyük kazançlar ile uzun vadeli kümülatif ödüller arasında denge kurarak karar verme becerilerini ölçen bilgisayar tabanlı bir nöropsikolojik testtir.
IPSP
Bir nöronun zar potansiyelini hiperpolarize ederek (dinlenim potansiyelinden daha negatif bir duruma getirerek) ateşlenme olasılığını azaltan sinaptik potansiyel değişimi.
Divergent Evolution
Ortak bir atadan gelen popülasyonların, farklı çevresel baskılar ve habitatlar nedeniyle zamanla birbirinden uzaklaşarak farklılaşması ve yeni türlerin ortaya çıkması sürecidir.
Ishihara Test For Color Blindness
Farklı renk ve parlaklıktaki noktalardan oluşan özel levhalar (Ishihara plakaları) aracılığıyla kırmızı-yeşil renk körlüğünü saptamak için kullanılan standart klinik tarama aracıdır.
Heat
Vücut sıcaklığının üzerindeki bir uyaran tarafından üretilen termal duyum.
Heat Dolorimeter
Isı kaynaklı ağrıyı ve bireylerin ısı eşiklerini hassas bir şekilde ölçmek için tasarlanmış deneysel bir cihaz.
Heat Shock Protein
Fizyolojik strese yanıt olarak üretilen ve protein homeostazını, katlanmasını ve hücresel hayatta kalmayı destekleyen moleküler şaperon grubu.
Warm-up
Fiziksel zorlanmaya ve spesifik motor becerilerin sergilenmesine bedeni fizyolojik olarak hazırlamak amacıyla uygulanan fiziksel rutin.
Isopto Eserine
Fizostigmin etken maddesinin göz damlası formundaki ticari adı olup, asetilkolinesteraz enzimini inhibe ederek parasempatomimetik etki gösterir.
Luminous Flux
Bir ışık kaynağından yayılan ya da bir yüzeyden yansıyan toplam ışık enerjisinin zaman birimindeki hızı olup, insan gözünün duyarlılık eğrisine göre ağırlıklandırılmış ölçüsüdür.
Light Pointer
Motor becerileri kısıtlı bireylerin yardımcı teknoloji cihazlarını baş hareketleriyle kontrol etmesini sağlayan, baş çubuğuna monte edilmiş ışık kaynağı.
İrradiation Effects
İyonlaştırıcı radyasyona maruz kalmanın biyolojik ve nörogelişimsel sonuçlarıdır.
ITD
Bir ses dalgasının iki kulağa ulaşması arasındaki milisaniyelik zaman farkını ifade eden temel işitsel konumlandırma ipucu.
Grid Cell
Medyal entorhinal kortekste bulunan ve organizmanın çevresinde uzaysal koordinatları altıgen (heksagonal) bir kafes düzeninde kodlayan özel bir nöron türüdür.
İatrophysical School Of Thought
17. yüzyılda tıp bilimini matematiksel ilkeler ve mekanik yasalar temelinde açıklamaya çalışan, insan bedenini ise kartezyen bir makine olarak ele alan düşünce akımıdır.
İbogaine
Afrika kökenli *Tabernanthe iboga* bitkisinin kök kabuğundan elde edilen; halüsinojenik, oneirojenik ve karmaşık nörotransmiter profiline sahip psikoaktif bir indol alkaloittir.
İbotenic Acid
Uyarıcı Nörotransmiter glutamatın etkisini taklit eden ve NMDA reseptörlerinde agonist olarak işlev gören, Amanita cinsi mantarlarda bulunan güçlü bir nörotoksik ve psikoaktif amino asittir.
İnternal Capsule
Serebral korteksi alt beyin yapılarına ve omuriliğe bağlayan, yükselen ve alçalan sinir liflerini içeren çift taraflı beyaz madde demetidir.
İnner Ear
Kemik ve membranöz labirentlerden oluşan, işitme ve somatosasial dengeden sorumlu duyu organlarını barındıran en içteki kulak bölümüdür.
INL
Retinanın dış nükleer tabakası ile ganglion hücresi tabakası arasında yer alan; bipolar, horizontal, amakrin ve Müller glial hücre gövdelerini barındıran temel hücresel katmandır.
İnternal Environment
Vücut dokularının ve organlarının normal fonksiyonlarını sürdürebilmesi için sıcaklık, kan basıncı ve kimyasal dengenin korunduğu fizyolojik iç koşulların bütünü.
IPL
Retinada, bipolar hücreler ile ganglion ve amakrin hücreler arasında sinaptik bağlantıların ve sinyal iletiminin gerçekleştiği ağsı yapidaki sinirsel tabaka.
Cross-eye
Gözlerden birinin veya her ikisinin iç dünyaya ya da burun köküne doğru içe yönelmesiyle karakterize edilen bir strabismus türüdür.
İnstinct
Canlıyı belirli bir uyarıcıya karşı önceden öğrenilmemiş, türe özgü karmaşık bir davranış sergilemeye iten doğuştan gelen biyolojik güç.
İnstinctive Knowledge
Daha önce hiç deneyimlenmemiş bir uyarıcıya karşı, genetik olarak kodlanmış ve değiştirilmesi güç afektif ve davranışsal tepki ortaya çıkaran kalıtsal bilgi formu.
İnstinctive Behavior
Sinir sisteminin kalıtsal özellikleri ve genetik faktörler tarafından sınırlandırılmış, öğrenilmemiş, türe özgü stereotipik uyarıcı-bağımlı adaptif eylem kalıbıdır.
İntrinsic Behavior
Spesifik bir organ aracılığıyla dışsal uyarıcıdan bağımsız olarak ifade edilen ya da bizzat gerçekleştirilmesiyle kendi içinde ödüllendirici olan davranış biçimi.
İnteroception
Visseral organlar, kaslar ve bağ dokulardan gelen içsel uyarıcıların özel duyusal reseptörler aracılığıyla algılanması ve beyin tarafından işlenmesi süreci.
Maintenance Function
Bir organizmanın fizyolojik aktivitelerini homeostazide tutan düzenleyici süreçlerin bütünü.
İdeational Agnosia
Bir nesnenin kullanım amacını veya taşıdığı kavramsal anlamı algılama ve nesneyle ilişkilendirme yeteneğinin, temel duyusal bozukluklarla açıklanamayan kaybı.
İdeomotor Activity
Bilinçli bir irade veya niyet olmaksızın, devam eden düşünce süreçlerine bağlı olarak ortaya çıkan istemsiz kas hareketleridir.
İdio-
Biyoloji, tıp ve psikolojide kendine özgü, bireysel, başkalarında görülmeyen veya kaynağı dışarıdan değil içeriden olan durumları niteleyen bir birleşik ek formudur.
İdioretinal Light
Karanlık bir ortamda gözlemlenen, görünür ışık dalga boylarından bağımsız olarak retina veya beyin hücrelerindeki kimyasal değişimlerden kaynaklanan gri tonlarındaki illüzyondur.
Expressive Language
Bir konuşucunun veya yazarın düşünce, duygu ve niyetlerini kelimeler, işaretler veya yazılı semboller aracılığıyla dış dünyaya aktarma kapasitesidir.
Spindle Waves
Elektroensefalografi (EEG) kayıtlarında hafif uyku evresinde (Özellikle Evre 2 NREM) ortaya çıkan, 11-16 Hz frekans aralığında, kısa süreli yüksek amplitüdlü salınımlar.
Prick Experience
Cildin bir reseptör bölgesine iğne, iğne ucu veya küçük bir elektriksel uyaran uygulandığında ortaya çıkan somatik duyum.
Spike-and-wave Discharges
Elektroensefalogramda (EEG) absans nöbetlerinin karakteristik göstergesi olan, saniyede üç kez tekrarlayan keskin bir iğne formunu takip eden düşük genlikli delta dalgası örüntüsü.
Disgust
Bozulmuş, zehirli veya potansiyel olarak kontamine olmuş maddeler ile ahlaki açıdan kabul edilemez davranışlara karşı gelişen güçlü kaçınma ve iticilik tepkisi.
Spindle Cell
Hücre gövdesi orta kısımda geniş, iki uçta ise sivrileşen iğ şekilli küçük bir nöron türüdür.
FFA
İğsi girus içerisinde yer alan ve özellikle yüzlerin görsel olarak tanınmasında kritik rol oynayan özel bir beyin bölgesidir.
Neglect Dyslexia
Nörolojik hasara bağlı görsel ihmal sendromunun eşlik ettiği, hastanın kelimelerin belirli bir yarısını (genellikle sol) okuyamaması veya yanlış okumasıyla karakterize edinimsiz bir okuma bozukluğudur.
Need Reduction
Organizmanın yoksunluk duyduğu bir gereksiniminin, genellikle tüketimsel bir tepki (consummatory response) yoluyla azalması veya giderilmesi durumu.
Bipedal Locomotion
İki ayak üzerinde, dik bir postürle yürüme veya koşma yeteneği.
Bimanual İnterference
İki elin eş zamanlı olarak farklı hareketler yürütmesi veya aynı hareketi farklı zamanlamalarla icra etmesi gerektiğinde ortaya çıkan motor kontrol güçlüğü.
Bimanual Coordination
Her iki elin karmaşık görevleri yerine getirmek üzere motor komutlarını zamansal ve mekânsal olarak senkronize etme yeteneğidir.
Ambidextrous
Her iki eli de eşit beceri ve ustalıkla kullanabilme yeteneğini ifade eden nöropsikolojik durum.
Biphasic Sleep
Günlük 24 saatlik periyodun iki ayrı uyku seansına bölündüğü, genellikle gece uykusu ve gündüz kısa bir şekerlemeden (siesta) oluşan uyku paternidir.
Binaural İnteraction
İki kulaktan gelen işitsel sinyallerin merkezi sinir sisteminde birleşmesi ve karşılıklı etkileşime girmesi sürecidir.
Binaural Hearing
Her iki kulaktan gelen işitsel uyarıcıların merkezi sinir sistemi tarafından entegre edilerek sesin yönünün, uzaklığının ve kaynağının uzamsal olarak algılanmasını sağlayan nörolojik süreç.
Binaural Cue
Ses kaynağının yönünü ve konumunu saptamak amacıyla her iki kulağa ulaşan ses dalgaları arasındaki fiziksel farkların bütünü.
Two-point Discrimination
Cilt üzerine aynı anda uygulanan iki ayrı dokunma uyaranının tek bir uyaran olarak değil, iki farklı nokta olarak algılanabilme yeteneğidir.
Bilateral
Vücudun, bir organın ya da nörolojik yapıların her iki yanını birden ifade eden veya kapsayan anatomik ve işlevsel durum.
Bilateral Lesion
Bir organın, özellikle her iki serebral hemisferin her iki tarafını da etkileyen doku hasarı veya patolojik bozulma.
Two-point Threshold
Deri yüzeyine eşzamanlı olarak uygulanan iki ayrı mekanik uyaranın, tek bir uyaran olarak değil de iki farklı nokta olarak algılanabilmesi için aralarında bulunması gereken minimum mesafe.
Binomial Nomenclature
Canlı türlerinin uluslararası kabul görmüş kurallara dayanarak cins adı ve tanımlayıcı epitet olmak üzere iki Latince sözcükle adlandırılması sistemidir.
Double Helix
Deoksiribonükleik asidin (DNA) uzaysal üç boyutlu konformasyonunu ve eş merkezli iki polimer zincirinin birbirine sarılmasıyla oluşan geometrik yapısını tanımlayan moleküler biyoloji terimi.
Second-order Neuron
Herhangi bir sinir yolağındaki sırasıyla ikinci sırada yer alan, ilk nörondan (birinci dereceden) sinaptik girdi alarak bilgiyi üst merkezlere ileten nöron.
Second Messenger
Hücre zarındaki bir reseptörün uyarılmasına yanıt olarak hücre içinde konsantrasyonu değişen ve birincil sinyali hücre içine iletip güçlendiren iyon veya molekül.
Secondary Sensory Area
Serebral kortekste, herhangi bir duyu modalitesine ait birincil duyu alanından doğrudan projeksiyonlar alan kortikal bölgeler.
V2
Primatlarda birincil görsel korteksin (V1) hemen bitişiğinde yer alan, Brodmann Alanı 18 ile eşdeğer ve V1'den gelen sinyalleri işleyen ikinci düzey görsel işleme merkezi.
Secondary Visual Cortex (V2)
Oksipital lobda primer görsel korteksi çevreleyen, birincil düzeyden gelen görsel girdileri hareket, karmaşık şekil ve mekânsal konum analizleri için ikincil olarak işleyen kortikal alan.
Secondary Visual System
Primer görsel sistemden filogenetik olarak daha eski olan ve retinadan superior colliculus ile talamusun lateral genikulat çekirdeği dışındaki nükleuslarına uzanan alternatif görsel işleme yolu.
A2
Primer işitsel korteksin çevresinde yer alan ve işitsel uyarıcıların daha üst düzeyde algılanması, anlamlandırılması ve sınıflandırılmasından sorumlu ikincil işitsel korteks (Brodmann alanı 22'nin komşuluğundaki işitsel ilişkisel alanlar) kısaltması.
Secondary Position
Gözlerin birincil (primer) konumun dışında, başın düz karşıya baktığı varsayılan referans düzlemine göre tam dikey veya tam yatay eksenler üzerindeki herhangi bir sabitleme konumu.
Secondary Somatosensory Area (S2)
Lateral sulkusun üst bankasında, paryetal lobda yer alan ve birincil somatosensoriyel korteksten doğrudan girdiler alarak dokunma ve somatik duyuların üst düzey işlenmesini sağlayan kortikal bölge.
Secondary Aging
Hastalıklar, stres, travma ve çevresel faktörler gibi dışsal etkenlerin tetiklediği veya hızlandırdığı biyolojik yaşlanma süreci.
Twin Study
Kalıtım ve çevrenin insan özelliklerine, fenotiplere ve davranışsal bozukluklara olan göreceli katkılarını incelemek amacıyla tek yumurta ve çift yumurta ikizlerinin karşılaştırıldığı genetik araştırma yöntemi.
Cotwin Control
Genetik ve çevresel faktörlerin fenotipik varyans üzerindeki etkilerini izole etmek amacıyla tek yumurta ve çift yumurta ikizlerinin karşılaştırıldığı deneysel olmayan araştırma tasarımı.
Twin Control
Bir ikiz çalışmasında, belirli bir deneysel müdahaleye, eğitime veya yaşantıya maruz kalan hedef ikizin, bu koşullara maruz kalmamış ve kontrol işlevi gören diğer ikiziyle karşılaştırılması yöntemidir.
Twinning
Tek bir uterus içinde aynı anda iki embriyonun gelişimi ya da tek bir nesnenin bölünerek iki simetrik nesne oluşturması süreci.
Twins
Tek bir gebelik sürecinde aynı anda dünyaya gelen iki bireyin genel tanımıdır.
Drug Discrimination
Bir organizmanın, farklı farmakolojik ajanların ya da bir ajanın plaseboyla oluşturduğu içsel nörobiyolojik durumları ayırt etme yeteneğini ölçen davranışsal paradigma.
Drug Self-administration
Laboratuvar hayvanlarının veya insanların, bir operant koşullama düzeneği aracılığıyla kendi iradeleriyle psikoaktif maddeyi (örneğin bir düğmeye basarak infüzyon yoluyla) alması süreci.
Drug Metabolism
Canlı organizmanın yabancı kimyasal bileşikleri ve ilaçları, genellikle karaciğer başta olmak üzere çeşitli organlarda enzimatik yollarla kimyasal olarak değiştirerek vücuttan atılmaya hazır hale getirdiği biyotransformasyon sürecidir.
Law Of Forward Conduction
Sinir uyarılarının doğal koşullar altında yalnızca akson tepeciğinden uç düğmesine doğru tek yönlü ilerlediğini belirten nörofizyolojik kural.
Progressive Supranuclear Palsy
Altıncı dekatta sıklıkla başlayan; özellikle aşağı bakış kısıtlılığı, okülomotor felç, postural instabilite ve beyin sapı ile bazal gangliyalarda nöron kaybı ile karakterize ilerleyici nörodejeneratif bir bozukluk.
Velocity Of Conduction
Sinir impulslarının bir nöronun aksonu boyunca kat ettiği yayılım hızıdır.
Conduction
Fizyolojide, uyarılmanın bir sinir, kas veya diğer dokular boyunca ilerlemesi ve aktarılması süreci.
Conduction Aphasia
Dil kavrama yeteneğinin korunmuş olmasına karşın, işitilen kelimelerin ve cümlelerin tam olarak tekrar edilmesinde belirgin güçlükle karakterize edinilmiş bir lisan bozukluğudur.
Conduction Velocity
Bir aksiyon potansiyelinin bir akson boyunca yayılma hızı.
Conduction Time (CT)
Bir aksiyon potansiyeli gibi elektriksel veya kimyasal bir aktivitenin, nöral yolak üzerinde belirlenmiş iki anatomik nokta arasındaki mesafeyi kat etmesi için geçen milisaniye cinsinden süre.
Conduction Deafness
Ses dalgalarının dış kulaktan kokleaya iletilmesinden sorumlu anatomik yapılardaki bozukluklar veya hastalıklar sonucunda ortaya çıkan işitme kaybı türüdür.
Conductivity
Bir maddenin veya dokunun elektrik, ısı ya da uyarıcı sinyallerini iletme yeteneği.
İliohypogastric Nerve
Lomber pleksustan köken alan; gluteal ve alt karın bölgelerinin deri duyusunu sağlayan, aynı zamanda bazı karın duvarı kaslarını inerve eden karışık bir periferik sinirdir.
İlioinguinal Nerve
Birinci lumbar sinirden (L1) köken alarak batın arka duvarından kasık kanalına seyreden ve dış genital organların duyusunu sağlayan karma sinir.
Association Study
Belirli bir hastalığa veya bozukluğa sahip olan ve olmayan bireyler arasındaki olası genetik ilişkileri ve varyasyonları belirlemek amacıyla tasarlanan araştırma yöntemidir.
Associated Movement
İstemli bir hareketin icrası sırasında, hedeflenen eylemle doğrudan ilgisi olmayan kas gruplarında beliren istemsiz ve gereksiz kasılmalardır.
Associative Memory
Bir uyarıcı, davranış, mekân veya geçmiş olaya ait anının, onunla ilişkili başka bir ipucunun hatırlanması veya sunulmasıyla tetiklenme ya da geri çağrılma yeteneği.
Associative Visual Agnosia
Duyusal olarak eksiksiz algılanan görsel uyaranların anlamının kavranamaması veya daha önceki bellek izleriyle ilişkilendirilememesi durumu.
Birth Cry
Yeni doğan bir bebeğin solunumun başlamasıyla birlikte çıkardığı ilk refleksif sestir.
Law Of İnitial Values
Fizyolojik bir sistemin verdiği sonraki tepkinin büyüklüğünün, o sistemin uyarılma öncesi başlangıç durumuna bağlı olduğunu savunan biyolojik ilke.
İmagery
Karşılık gelen fiziksel uyarıcıların yokluğunda, nesnelerin, duyumların, duyguların ve olayların zihinde çok modlu olarak yeniden deneyimlenmesi veya temsil edilmesi süreci.
İmmunization
Bir bireyin bağışıklık sisteminin, doğal olmayan yollarla (aşı veya antikor transferiyle) belirli bir enfeksiyon etkenine karşı güçlendirilmesi ve bağışık kılınması sürecidir.
İmmunology
Organizmaların bağışıklık sistemini, bağışıklık tepkilerini, savunma mekanizmalarını ve bu sistemin normal dışı fonksiyonlarını inceleyen tıp ve biyoloji alt dalıdır.
İmmunocytochemistry
Hücre veya dokulardaki spesifik proteinleri, bunlara bağlanan işaretlenmiş antikorlar aracılığıyla mikroskop altında görselleştirmeyi sağlayan laboratuvar tekniğidir.
İmmunosuppression
Doğuştan ya da edinilmiş faktörlerle, tıbbi müdahalelerle veya kronik stresle tetiklenen, innat ve adaptif bağışıklık yanıtlarının etkinliğinin azalması durumu.
İmmunotherapy
Doğal veya laboratuvar ortamında üretilen maddeler aracılığıyla bağışıklık sisteminin hastalıklara karşı verdiği tepkiyi değiştiren, aktive eden veya baskılayan biyolojik tedavidir.
İmplantation
Döllenmiş yumurtanın (blastosist evresinde) rahim duvarına tutunması veya tıbbi bir maddenin ya da cihazın doku içine yerleştirilmesi.
İn Vitro
Biyolojik süreçlerin canlı organizmanın dışında, genellikle laboratuvar ortamında yapay koşullar altında incelenmesini ifade eden deneysel yöntem.
İn Vivo
Biyolojik süreçlerin, deneylerin veya gözlemlerin, yapay bir laboratuvar düzeneğinde değil, doğrudan bütün ve yaşayan bir organizmanın içinde gerçekleştirildiğini ifade eden bilimsel terim.
Fine Motor
El ve yüzde bulunan küçük kas gruplarının koordinasyonunu ve hassas hareket kontrolünü gerektiren becerileri tanımlayan terim.
Thin Stripes
V2 korteksinde yer alan, sitokrom oksidaz aktivitesinin arttığı ve V1'deki 'blob' bölgelerinden gelen renk duyarlı parvoselüler girdileri işleyen anatomik alt kompartmanlar.
İndole
LSD, serotonin, melatonin ve triptofan gibi sinir sistemi aktivitesinde kritik rol oynayan birçok bileşiğin temelini oluşturan aromatik, heterosiklik bir organik bileşiktir.
İndolealkylamine
Kimyasal yapısında indol halkası barındıran ve genellikle serotonerjik sistem üzerinde etkili olan, aralarında DMT ve psilosibin gibi güçlü hallüsinojenlerin de bulunduğu bir amin sınıfı.
İndoleamine
Triptofanın yıkım metaboliti olan bir indol molekülü ile bir amin grubunun birleşmesinden oluşan biyojenik aminler sınıfı.
İnduced Color
Görsel alanın belirli bir bölgesindeki renk değişiminin, o bölgenin doğrudan uyarılmasıyla değil, komşu alanların uyarılması sonucunda ortaya çıkması durumu.
Descending Reticular System
Hipotalamustan gelen sinyalleri işleyerek otonom sinir sistemi aktivitesini ve motor fonksiyonları düzenleyen retiküler formasyonun inen yolak bileşeni.
Descending Tract / Descending Pathway
🔹 1. (descending tract): Beyinden omuriliğe doğru motor impulsları taşıyan ve istemli ya da istemsiz hareketlerin yürütülmesini sağlayan sinir lifi demeti. 🔹 2. (descending pathway): Üst merkezlerden (beyin kabuğu veya beyin sapı gibi) omuriliğe ya da alt sinir merkezlerine doğru uzanan ve duyusal girdileri, motor işlevleri modüle eden sinirsel yol.
İnferior
Anatomide ve morfolojide, yapıların konumunu belirten; vücudun diğer bir kısmına kıyasla daha aşağıda veya ayaklara daha yakın olan bölgeyi ifade eden yönsel sıfat.
İnferior Colliculus
Beyin sapında, işitsel sinir sisteminin ana çekirdeği konumunda yer alan ve işitsel uyarıları işleyerek talamustaki medial genikulat çekirdeğe ileten caudal yapı.
İnferior Frontal Gyrus
Frontal lobun en alt kısmında yer alan; dil üretimi, riskten kaçınma ve yüz ifadelerine karşı empatik tepki süreçlerinde kritik roller üstlenen anatomik yapı.
İnferior Longitudinal Fasciculus
Oksipital lobu temporal kutba bağlayan, görsel işleme ve yüz tanıma süreçlerinde kritik rol oynayan major bir asosiyasyon sinir lifi demetidir.
İnferior Oblique
Gözü yukarı ve dışa doğru hareket ettiren, yörüngenin (orbita) ön iç tabanından başlayıp göz küresinin altına çapraz olarak uzanan dış göz kasıdır.
İnferior Rectus
Gözü aşağıya ve içe doğru hareket ettiren, ayrıca göz düz karşıya bakarken yukarı doğru harekete de katkı sağlayan dış göz kasıdır.
İnferior Temporal Gyrus
Temporal lobun alt yüzeyinde yer alan ve orta temporal sulkusun altında konumlanan girus; görsel işleme, yüz tanıma ve semantik bellek süreçlerinde işlev gören temel kortikal yapıdır.
İnferotemporal Cortex (IT Cortex)
Temporal lobun alt kısmında yer alan ve özellikle form, nesne ve yüz algısında kritik rol oynayan görsel asosyasyon korteksidir.
İnflammation
Vücut dokularının enfeksiyon, yaralanma veya otoimmün saldırılara karşı gösterdiği bağışıklık kaynaklı damar ve hücre yanıtı.
İnfra-
Anatomi, nöroloji ve klinik terminolojide yapıların veya işlevlerin konumsal olarak 'altında' ya da 'aşağısında' bulunduğunu belirten birleştirici ön ek.
İnfrasound
İnsan kulağının işitme eşiğinin altında kalan, genellikle 20 Hz ile 0.001 Hz frekans aralığına sahip akustik dalgalardır.
İnfrasonic Communication
İnsan işitme eşiğinin altında kalan (20 Hz'in altındaki) düşük frekanslı ses dalgalarının tür içi veya türler arası bilgi aktarımı amacıyla kullanılması.
British Manual Alphabet
İşaret dilinde harflerin ve kelimelerin iki elin eş zamanlı kullanımıyla fiziksel olarak kodlanmasını sağlayan daktilolojik sistem.
İnguinal
İnsan anatomisinde kasık (inguen) bölgesine veya karın alt yanal alanlarına ait olanı tanımlayan sıfat.
İnhibition Mechanisms
Uyarıcı sinirsel dürtülerin akışını kısıtlayan, presinaptik ve postsinaptik etkiler ile hücre hiperpolarizasyonunu içeren nöral süreçler bütünü.
İnhibitor
Herhangi bir biyolojik, kimyasal ya da davranışsal aktiviteyi, süreci veya işlevi yavaşlatan ya da baskılayan mekanizma veya uyarıcı.
İnhibitory Synapse
Bir nörondaki aktivitenin, salgılanan nörotransmitterler aracılığıyla komşu nöronda hiperpolarizasyon yaratarak aksiyon potansiyeli üretme olasılığını düşürdüğü özelleşmiş sinaptik bağlantı.
İnhibitory Process
Bireyin çevresel uyaranlara veya içsel dürtülere karşı problem yaratabilecek eylemlerini, istenmeyen anılarını ve irkiltici bilgileri bilinçli veya otomatik olarak baskılayan ya da bloke eden bilişsel ve nörobiyolojik mekanizmadır.
İnhibitory Postsynaptic Potential (IPSP)
Nöron zarındaki elektrik yükü farkını geçici olarak artırarak (hiperpolarizasyon), hedef hücrenin aksiyon potansiyeli üretme olasılığını düşüren sinaptik iletişim mekanizması.
İncoordination
İstemli hareketlerin gerçekleştirilmesinde uyum, eş güdüm ve organizasyon eksikliği durumu.
İncubus
Tarihsel folklor ve mitolojide uyuyan kişilerin üzerine çöken ve cinsel ilişki kurduğuna inanılan erkek formundaki iblis; günümüz klinik psikolojisinde ise benzer fiziksel baskı ve boğulma hissiyle karakterize uyku paralizisi deneyimlerinin kültürel ve tarihsel izdüşümüdür.
Stroke
Beyin dokusuna oksijen ve besin taşıyan kan akışının ani olarak kesilmesi veya azalması sonucu hücre hasarı ve nörolojik işlev kaybı ile karakterize acil tıbbi durum.
Arrested Testis
Testislerin fetal gelişim sürecindeki normal göç yolculuğunun kesintiye uğraması ve skrotuma (torbaya) inememesi durumunu ifade eden gelişimsel bir anomalidir.
İnner Plexiform Layer (IPL)
Retinada gangliyon hücreleri, bipolar nöronlar ve amakrin hücrelerin dendritleri arasındaki sinaptik bağlantıların yer aldığı ağ tabakası.
İnnervation
Bir organın, kasın veya vücut bölgesinin sinir sistemi tarafından sinir lifleriyle beslenmesi ve uyarılması durumu.
İnnervation Ratio
Tek bir motor akson tarafından uyarılan kas lifi sayısını belirten nicel oran.
İnositol
Hücre zarının fosfolipid yapısında yer alan, glikoza benzer yapısıyla ikincil haberci mekanizmalarında kritik roller üstlenen bir sikloheksanhekzoldür.
Human Genome Project
İnsan DNA'sındaki tüm baz çiftlerinin dizilimini belirlemek ve gen haritasını çıkarmak amacıyla 1990-2003 yılları arasında yürütülen uluslararası uluslararası büyük ölçekli bilimsel araştırma girişimi.
Human Chorionic Gonadotropin
İnsan plasentası tarafından üretilen, gebelik boyunca korpus luteumun aktivitesini sürdüren ve idrarda varlığı tespit edilerek gebelik testlerine temel oluşturan glikoprotein yapılı bir hormondur.
Anthropoid
Anatomik, fizyolojik veya davranışsal olarak insan formuna benzeyen canlıları, özellikle büyük kuyruksuz maymunları tanımlamakta kullanılan terim.
İnsert Headphone
Mühürlü bir kulak kanalına ses iletmek amacıyla yumuşak bir köpük tıkaç ve ince tüp aracılığıyla yerleştirilen özel akustik dönüştürücü cihaz.
İnsulin
Pankreasın beta hücreleri tarafından salgılanan ve glukozun hücre zarından geçişini kolaylaştırarak kan şekerini düzenleyen polipeptit yapılı bir hormondur.
İntegrative Agnosia
Bireylerin bir nesnenin ayrıntılarını ve öğelerini algılayabildiği, ancak bunları bütünsel bir algısal forma dönüştürmekte zorlandığı görsel agnozi alt türüdür.
İnterblobs
Çizgili kortekste sitokrom oksidaz blob'ları arasında yer alan ve dalga boyuna duyarlılığı daha düşük olan nöronal bölgelerdir.
İnterphase
Hücre döngüsünde iki bölünme evresi arasında geçen, metabolik olarak son derece aktif olunan ve DNA'nın kopyalandığı hazırlık evresi.
İnterleukin
Lenfositler, monositler ve makrofajlar tarafından salgılanarak bağışıklık sistemini düzenleyen, enflamatuar yanıtları ve hematopoezi yöneten bir sitokin alt grubudur.
İnternal Carotid Artery
Boynun her iki yanında ortak şah damarından ayrılıp kafatası içine girerek ön ve orta beyin sirkülasyonunu sağlayan ana arter.
İnterneuron
Merkezi sinir sisteminde duyusal ve motor nöronları birbirine bağlayan, ne doğrudan duyusal ne de motor özellik taşıyan entegratör sinir hücreleridir.
İnteroceptive Conditioning
İç organlara doğrudan müdahale edilerek (örneğin fistüller veya implantlar aracılığıyla) koşullu uyaranın sunulduğu ve klasik koşullama ilkelerinin içsel uyarılara uygulandığı deneysel süreç.
İnterocular Distance
Her iki göz normal fiksasyon halindeyken sağ ve sol göz bebekleri arasındaki milimetrik uzaklıktır.
İnterocular Transfer
Bir gözün uyarılmasıyla ortaya çıkan ardıl etkinin, yalnızca diğer gözle bakıldığında da deneyimlenebilmesi olgusudur.
İnteroceptive System
Vücudun iç organlarından, kaslarından ve dokularından gelen duyusal bilgileri toplayarak merkezi sinir sistemine ileten karmaşık duyusal ağ.
İnteroceptive Stimulus
Organizmanın iç organlarından, viseral dokularından ve iç ortamından kaynaklanan her türlü duyusal uyarıcı.
İnteroceptor
Vücudun iç organlarından, kan damarlarından ve viseral dokulardan gelen duyusal uyarıları algılayan özelleşmiş alıcı reseptörlerdir.
İntersegmental Arc Reflex
Duyusal nöron liflerinin ya da ara nöronların omuriliğin bir segmentinden diğerine seyahat ederek motor nöronlarla iletişim kurmasını sağlayan refleks yayı.
İnterstitial Cell
Farklı doku ve yapıların arasındaki boşlukları dolduran ve bulundukları organa göre spesifik salgı veya destek işlevleri gören hücre topluluğudur.
ICSH
Erkeklerde testislerdeki Leydig hücrelerini uyararak testosteron salgılanmasını sağlayan ve kadınlarda luteinize edici hormon (LH) ile aynı moleküler yapıyı paylaşan gonadotropik hormon.
İnterthalamic Adhesion
Üçüncü ventrikülün orta hattı boyunca, sağ ve sol talamusun medial yüzeylerini birbirine bağlayan gri madde kütlesidir.
İntrafusal Fiber
Kas iğcikleri içinde yer alan, kas uzunluğundaki değişimlere ve gerilime duyarlı olan özelleşmiş küçük kas lifleridir.
İntracranial
Kafatası boşluğunun içerisinde bulunan veya gerçekleşen her türlü yapısal ya da fizyolojik durumu ifade eden anatomik ve tıbbi sıfat.
İntracranial Pressure (ICP)
Kafatası içinde yer alan beyin dokusu, beyin-omurilik sıvısı (BOS) ve kan hacminin oluşturduğu hidrostatik basınç.
İntracranial Hemorrhage
Kafatası boşluğu içerisinde, beyin dokusunu veya meninksleri etkileyen herhangi bir kanama türüdür.
Brain Self-stimulation / ICS
🔹 1. (brain self-stimulation): Canlının, beynin belirli ödül devrelerine doğrudan elektrik akımı gönderecek bir mekanizmayı kendi iradesiyle tetiklemesi durumudur. 🔹 2. (ICS): Kafatasının cerrahi olarak açılması veya minimal invaziv yöntemlerle doğrudan beyin dokusuna ya da yüzeyine elektrotlar yerleştirilerek elektriksel akım verilmesi prosedürüdür.
İntracranial Stimulation (ICS)
Beyin içi dokulara cerrahi olarak yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla doğrudan elektrik akımı uygulanması yöntemi.
İntralaminar Nucleus
Talamusun iç medüller laminası içinde yer alan ve uyanıklık, dikkat ile kortikal aktivasyonun düzenlenmesinde kritik rol oynayan nükleer grup.
İntralaminar System
Talamusun iç medüller laminaları içinde yer alan, uyanıklık, uyku döngüleri ve kortikal aktivasyon süreçleriyle yakından ilişkili dağınık sinir hücresi ağı.
IOP
Göz içi sıvılarının (hümör aköz) oluşturduğu ve göz küresinin şeklini korumasını sağlayan sıvı basıncı.
İp
Karın zarı (periton) boşluğunun içi anlamına gelen ve genellikle farmakolojik uygulamalarda kullanılan tıbbi bir kısaltmadır.
İnteraural Rivalry
Her iki kulağa aynı anda sunulan çelişkili işitsel girdileri anlamlandırmak için işitsel sistem içinde gerçekleşen sinirsel ve algısal rekabet.
İntroitus
Vücuttaki boş bir organa veya kanala açılan giriş veya orifis.
İntron
Bir gen içinde yer alan, herhangi bir protein ürünü kodlamayan ve mRNA olgunlaşma sürecinde kesilip çıkarılan DNA dizisi.
İnvolutional
Artan yaşa bağlı olarak bedenin veya organların optimal işlevsellik düzeyinden gerilemesini ve küçülmesini tanımlayan sıfat.
İodopsin
Retinadaki koni hücrelerinde bulunan ve renkli görmeyi sağlayan üç farklı fotopigmentten her biri.
İpsilateral
Vücudun aynı tarafında yer alan veya aynı tarafı etkileyen durumları tanımlamakta kullanılan anatomik ve nörolojik yönelim sıfatıdır.
İpsilateral Deficit
Beyin lezyonu veya hasarının olduğu taraftaki beden yarısında ortaya çıkan normal işlev kaybı.
İpsilateral Eye
Vücudun veya beynin herhangi bir referans yapısıyla aynı tarafında bulunan gözü tanımlayan Nöroanatomik terim.
Cancellation Test
Katılımcının kağıt veya ekranda rastgele dağılmış sembolleri belirli bir kurala göre bularak üzerini çizmesi veya silmesi esasına dayanan algısal ve motor hız ölçüm testi.
Abulia (aboulia)
İnisiyatif ve irade gücünün aşırı derecede kaybolması, bireyin karar vermesini veya istemli eylemleri başlatmasını imkansız hale getiren nöropsikiyatrik bir durumdur.
İridocyclitis
Gözün iris tabakasının ve siliyer cisminin eş zamanlı enflamasyonu ile karakterize üveit tablosu.
İris
Göz bebeğini çevreleyen ve kasılma ya da gevşeme yoluyla göze giren ışık miktarını kontrol eden musküler disk.
İris Coloboma
Gözbebeği kenarından dışa doğru uzanan bir yarık veya çentik şeklinde görülen, iris tabakasının konjenital bir kusurudur.
Startle Response
Ani ve şiddetli uyarıcılara karşı gelişen, hayatta kalmayı ve fiziksel korunmayı amaçlayan istemsiz, refleksif ve öğrenilmemiş motor yanıt.
İrradiation
Bir organizmanın veya nesnenin, genellikle iyonlaştırıcı nitelikteki radyasyona maruz bırakılması süreci.
Altitude Sickness
Yüksek rakımlarda atmosfer basıncının ve oksijen parsiyel basıncının düşmesine bağlı olarak ortaya çıkan fizyolojik ve nörolojik bozukluk.
ISA
İntrakarotid sodyum amital testinin kısaltması olup, cerrahi müdahale öncesi serebral lateralizasyonu belirlemek amacıyla uygulanan bir klinik nöroloji ve nöropsikoloji prosedürüdür.
Skeletal Muscle
Kemiklere tendonlar aracılığıyla tutunarak iskelet sistemine hareket sağlayan, mikroskobik düzeyde çizgili bir görünüm sergileyen ve temel olarak somatik sinir sistemi tarafından istemli olarak kontrol edilen kas dokusu türüdür.
İschemia
Bir organ veya dokudaki kanlanmanın, damarsal darlık veya tıkanıklıklar nedeniyle hücresel gereksinimleri karşılayamayacak düzeyde azalması veya kesilmesi.
İschemic Stroke
Serebral damarların tıkanması sonucunda beyin dokusuna yeterli kan ve oksijen gidememesiyle oluşan ve tüm inme vakalarının yüzde 80'inden fazlasını oluşturan akut nörolojik vasküler tablo.
İschemic Penumbra
İnme sırasında ana hasar odağını çevreleyen, yetersiz kan akışına rağmen metabolik olarak canlı kalan ve erken müdahale ile kurtarılabilir doku bölgesi.
Circuit Resistance Training
Belirli bir sıra, süre veya tekrar sayısına göre düzenlenen farklı direnç egzersizlerinin aralıksız veya kısa dinlenmelerle ard arda uygulanması yöntemi.
İnvoluntary Response
Bireyin bilinçli kontrolü veya iradesi olmaksızın, otonom sinir sistemi ya da omurilik refleks yayları aracılığıyla ortaya çıkan otomatik fizyolojik veya motor tepki.
Voluntary
Seçim veya niyetle üretilen ve kortikal kontrol altında gerçekleşen eylem, hareket veya süreçleri tanımlayan sıfat.
Voluntary Response
Bir uyarıcıya karşı, görsel, motor ve diğer duyusal sistemlerden gelen geri bildirimler eşliğinde karmaşık uyarıcı ve baskılayıcı sinirsel süreçlerin koordinasyonuyla bilinçli olarak seçilen tepki.
İnvoluntary
Bilinçli bir niyet, irade veya seçim olmaksızın, otonom ya da refleksif olarak gerçekleşen her türlü fizyolojik veya davranışsal süreç.
İnvoluntary Attention
Bireyin bilinçli çabası olmaksızın, çevredeki belirgin veya ani uyarıcılar tarafından otomatik olarak yakalanan dikkat türü.
Resting Potential
Uyarılmamış bir nöronun plazma zarı boyunca, hücre içinde negatif iyon birikimiyle oluşan ve genellikle -50 ile -100 mV arasında değişen statik elektrik potansiyelidir.
Cued Speech
İşitme engelli bireylerin konuşulan dili dudaktan okuma yoluyla anlamalarını kolaylaştırmak amacıyla, el hareketleri ve konumlarıyla fonemik ayrım yaratan görsel bir iletişim sistemidir.
Sign Language
El konfigürasyonları, hareketleri ve yüz ifadeleri kullanılarak oluşturulan, işitme engelli bireylerin iletişim kurmasını sağlayan tam teşekküllü doğal dil sistemi.
Pointing
Katılımcının gözleri açıkken uygulayıcının parmağına dokunduktan sonra, gözlerini kapatarak aynı noktayı hatasız bir şekilde bulmasını gerektiren nörolojik değerlendirme testi.
Tagging
Bir molekülü etiketlemek ve radyoaktif bir izleyici oluşturmak amacıyla radyoaktif bir izotopun bağlanması süreci.
Urination
İdrarın mesaneden üretra aracılığıyla vücut dışına atılması süreci olup, istemli sfinkter gevşemesi ve refleks mesane duvarı kasılmasıyla gerçekleşir.
Audibility Curve
Saf tonlar için işitme eşiğinin desibel ses basınç seviyesi (dB SPL) ile tonun frekansı arasındaki matematiksel ve fizyolojik ilişkiyi gösteren grafiksel temsil.
Audition
Havada yayılan akustik dalgaların kulak yapısı tarafından toplanarak nörolojik sinyallere dönüştürülmesi süreci.
Audibility Range
İşitme duyusunu uyandırabilen ses frekanslarının alt ve üst sınırlarını belirten akustik aralıktır.
Tonal Gap
Bireyin, bu aralığın her iki yanındaki frekansları duyabilmesine rağmen, belirli bir frekans aralığındaki seslere kısmen veya tamamen duyarsız olması durumu.
Hearing Disorder
İşitme kaybı veya sağırlıkla sonuçlanan her türlü hastalık, yaralanma veya konjenital (doğuştan) durumu kapsayan klinik tanımlama.
Auditory Threshold
Bir organizmanın güvenilir ve tutarlı bir şekilde fark edebildiği en düşük ses şiddeti seviyesi.
Hearing Loss
Normal bir ton frekans aralığının, normal algılanan bir ses şiddeti seviyesinin veya her ikisinin birden algılanamaması durumu.
Auditory Ossicles
Memelilerin orta kulak boşluğunda yer alan, kulak zarı titreşimlerini iç kulaktaki sıvı dalgalarına mekanik olarak ileten insan vücudunun en küçük üç kemiğidir.
Hearing Protection
Kulak zarını ve iç kulak yapılarını aşırı akustik travmadan ve gürültü kaynaklı işitme kaybından korumak amacıyla kullanılan fiziksel bariyerler veya aktif akustik sistemler.
Acoustic Nerve / Auditory Nerve
🔹 1. (acoustic nerve): İç kulaktaki kokleadan beyine işitsel duyusal bilgileri iletmekle sorumlu olan sekizinci kranial sinirin (vestibulokoklear sinir) işitsel bileşeni. 🔹 2. (auditory nerve): Sekizinci kranial sinirin işitme duyusundan sorumlu olan ve kokleadan beyin sapına işitsel uyarıları taşıyan ana sinir dalıdır.
Aural
Kulağa ait olan veya kulak aracılığıyla algılanan her türlü işitsel uyarıcıyı niteleyen duyusal terim.
Auditory Aphasia
İşitme yetisi tamamen normal olmasına karşın, söylenen dili anlama ve idrak etme becerisinin ileri düzeyde bozulması veya tamamen yitirilmesiyle karakterize bir afazi türüdür.
Auditory Agnosia
İşitsel duyu yolları ve temel işitme eşikleri sağlam olmasına karşın, bireyin işitsel uyaranları (konuşma, çevresel sesler, müzik) tanıma ve anlamlandırma yeteneğinin kaybı veya bozulmasıdır.
Auditory Perceptual Disorder
Merkezi işitsel işleme bozukluğunun eski adı olup, seslerin beyin tarafından normal işitme eşiklerine rağmen anlamsal olarak çözümlenememesini ifade eden tarihsel bir klinik tanımdır.
Auditory Skills
İşitsel bilgiyi alma, ayırt etme, dikkat etme ve bellekte tutma süreçlerini kapsayan bilişsel ve duyusal yetenekler bütünü.
Auditory Brainstem Response (ABR)
Akustik bir uyarana karşı işitsel sinir ve beyinsapı yollarından kaynaklanan elektriksel aktivitenin yüzey elektrotlarıyla kaydedilmesidir.
Auditory Sensation
Ses dalgalarının veya diğer işitsel uyarıcıların periferik işitme sisteminde tetiklediği temel duyusal alımlama süreci.
Auditory Sensation Unit
Ses şiddetindeki fark edilebilir en küçük değişimi ifade eden psikofiziksel eşik birimidir.
Auditory Training
İşitme kaybı yaşayan bireylerin kalan işitme kapasitelerini en verimli şekilde kullanmalarını, sesleri ayırt etmelerini ve konuşulan dili daha iyi anlamalarını sağlayan sistematik rehabilitasyon süreci.
Auditory Filter
İşitsel sistemin frekans seçiciliğini sağlayan ve kokleada başlayan erken evre işleme mekanizmalarını modelleyen analitik süzgeç kümesi.
Auditory Fusion / Binaural Fusion
🔹 1. (auditory fusion): Ayrı ayrı gelen akustik uyarıcıların, merkezi sinir sisteminde bütüncül tek bir algısal imge olarak birleştirilmesi süreci. 🔹 2. (binaural fusion): Her iki kulağa iletilen farklı işitsel uyarıcıların merkezi sinir sisteminde tek bir tutarlı ses algısı olarak birleştirilmesi süreci.
Auditory Feedback
Bireyin konuşurken veya şarkı söylerken kendi sesini duyması ve bu sayede ses yüksekliği, hızı ve netliğini anlık olarak ayarlayabilmesini sağlayan duyusal döngüdür.
Aural Harmonic
Kulak içi mekanizmaların, özellikle koklear non-lineerliğin bir sonucu olarak işitsel sistem içinde üretilen distorsiyon ürünü.
Auditory Processing
İşitme duyusunun temelini oluşturan nöral süreçler ve mekanizmaların bütünüdür.
Auditory Processing Disorder
Kulak yapısı ve işitme eşikleri normal olmasına rağmen, bireyin merkezi sinir sistemindeki işitsel sinyalleri çözme ve yorumlama becerisindeki nörogelişimsel yetersizlik.
Auditory Acuity
Bireyin işitme duyusunun hassasiyeti; özellikle birbirine çok benzeyen sesleri ayırt edebilme ve ince frekans değişikliklerini algılayabilme kapasitesi.
Auditory Cortex / Auditory Projection Area
🔹 1. (auditory cortex): Serebral korteksin temporal lobunda yer alan, talamustaki medial genikülat çekirdekten gelen işitsel girdileri alan ve tonotopik organizasyonla işleyen birincil duyusal bölgedir. 🔹 2. (auditory projection area): Kulaktan gelen işitsel sinyallerin ilk işleme tabi tutulduğu ve projeksiyon yoluyla ulaştığı primer beyin bölgesi.
Auditory Labyrinth
İç kulakta yer alan, işitme sinyallerinin iletiminden ve algılanmasından sorumlu olan karmaşık membranöz ve kemik yapıların bütünü.
Auditory Masking
Bir sesin varlığının, başka bir sesin (hedef sinyal) işitsel eşiğini yükselterek algılanabilirliğini azaltması veya tamamen ortadan kaldırması olgusu.
Binaural Masking Level Difference
İki kulağa ulaşan seslerin faz veya zaman özelliklerindeki değişikliklerin, arka plan gürültüsünün maskeleme etkisini azaltarak sinyal algısını iyileştirmesi durumu.
Auditory System
Ses dalgalarını fiziksel enerjiden nörolojik sinyallere dönüştürerek işitme duyusunu oluşturan biyolojik yapılar ve süreçler bütünü.
Auditory Verbal Learning Test (AVLT)
Sözel bellek, öğrenme eğrisi, anlık hatırlama, gecikmiş hatırlama ve tanıma performansını değerlendiren nöropsikolojik test bataryası.
Auditory Spectrum
İnsan kulaklarının veya bir organizmanın algılayabildiği frekans ve yoğunluk aralığının tamamını ifade eden psikofiziksel kavram.
Auditory Continuous Performance Test (ACPT)
Çocukların uzun süreli işitsel uyarıcılara odaklanma ve dikkat sürdürme kapasitesini ölçen standartlaştırılmış bir nöropsikolojik değerlendirme aracıdır.
Auditory Closure
İşitsel sunumda eksik bırakılan veya bozulan ses birimlerini, kelimeleri ya da cümle parçalarını zihinsel olarak tamamlama yeteneğidir; genellikle otomatik olarak gerçekleşir.
Auditory Thrombosis
İç kulak atardamarında kan pıhtısı oluşumu ile karakterize, ani işitme kayınlarına yol açan vasküler bir patolojidir.
Auditory Sensation Level
Belirli bir sesin, bireyin o frekanstaki işitme eşiğinin desibel (dB SL) cinsinden ne kadar üzerinde olduğunu ifade eden odyolojik ölçüm parametresi.
Auditory Stimulus
İşitsel duyum meydana getirme kapasitesine sahip olan, genellikle havayla yayılan ses dalgalarını kapsayan ancak kemik iletimi veya içsel olaylarla da oluşabilen fiziksel enerji formu.
Auditory Evoked Potential
İşitsel uyaranlara yanıt olarak merkezi sinir sistemi tarafından üretilen biyolojik temelli elektriksel potansiyel değişimleridir.
Auditory Stimulation
İşitsel sistemi aktive etmek ve organizmada fizyolojik ya da davranışsal bir tepki tetiklemek amacıyla ses dalgalarının kullanılması.
Auditory Space Perception
Bir ses kaynağının uzaydaki yönünün, mesafesinin ve yüksekliğinin nöral sistem tarafından hesaplanarak algılanması sürecidir.
Auditory Localization
Akustik bilgileri kullanarak ses kaynaklarının uzaysal konumunu ve bu konumdaki değişimleri belirleme yeteneği.
Auditory Pathway
İşitsel bilgilerin koklear tüy hücrelerinden birincil işitsel kortekse kadar iletildiği sinirsel güzergahtır.
Auditory Fatigue
Yüksek şiddetli sese kısa veya uzun süreli maruz kalma sonucunda ortaya çıkan, geçici işitme kaybı durumu.
Audiotactile Device
Dokunmaya duyarlı bir yüzey ile konuşma sentezleyicisini birleştirerek dokunsal girdileri sesli çıktıya dönüştüren yardımcı bir teknoloji aracıdır.
Procedural Memory
Motor becerilerin ve alışkanlıkların kazanılmasından sorumlu olan, bilinçli hatırlama gerektirmeyen uzun süreli örtük bellek sistemidir.
Recovery Of Function
Merkezi veya periferik sinir sistemindeki yahut organlardaki hasar sonucunda yitirilen bir yetinin kısmen veya tamamen yeniden kazanılması sürecidir.
Functional Asymmetry
İki serebral hemisferin, çeşitli davranışsal ve bilişsel yetkinliklerde belirgin farklılıklar veya uzmanlaşmalar gösterdiği yapısal ve işlevsel farklılaşma durumu.
Functional Brain İmaging
Bilişsel veya duygusal süreçlerin tetiklendiği beyin bölgelerini yerelleştirmek ve haritalandırmak amacıyla kullanılan nörogörüntüleme tekniklerinin bütünü.
Functional Unity
Bir dizi yapı, özellik veya sürecin bütünleşik bir sistem olarak eş güdüm içinde çalışma durumu.
Functional Neuroimaging
Farklı uyaranlar ve görevler altındaki nöronal aktiviteyi ölçerek beyin bölgelerini işlevleriyle ilişkilendiren görüntüleme tekniklerinin bütünüdür.
Functional Plasticity
Beynin, hasar gören dokuların işlevlerini sağlam kalan diğer bölgelere aktararak adapte olma ve yeniden organize olma kapasitesi.
Functional Plateau
Bireyin belirli bir gelişimsel evrede veya çevresel koşullar altında sergilediği fiziksel ya da psikolojik yetkinlik düzeyinin geçici olarak sabitlendiği duraklama evresi.
Functional Deficit
Bireyin hücresel, sistemik veya yürütücü işlevleri yerine getirme kapasitesinde ortaya çıkan ve yaşam kalitesini düşüren her türlü performans düşüklüğü.
Appetite
Herhangi bir fizyolojik gereksinimin tatminine yönelik arzu, özellikle de besin alımını güdüleyen psikobiyolojik istek.
Appestat
Beyinde iştahı ve gıda alımını düzenlediği varsayılan varsayımsal bir regülasyon merkezidir.
Appetitive Behavior
Tüketim davranışı ile sonuçlanan, öğrenme ve deneyimle şekillenen, yüksek düzeyde esnek ve amaca yönelik aktif arayış süreci.
Appetitive System
Bireyin çevredeki olumlu veya ödüllendirici ipuçlarına karşı duyarlılığını ve bu uyarıcılara yaklaşma süreçlerini yöneten motivasyonel ve nörodavranışsal sistem.
Acceleration Forces
Bir nesnenin veya insan vücudunun hızındaki değişim oranının, maruz kaldığı sistem üzerinde yarattığı mekanik kuvvetlerin bütünüdür.
Acceleration Effects
1 g'den büyük yerçekimi kuvvetleri oluşturan ivmelenmenin bedende tetiklediği fizyolojik, biyokimyasal ve psikolojik değişimler bütünü.
Acceleration–deceleration İnjury
Başın ani bir şekilde harekete geçmesi veya aniden durması sonucu oluşan ve ak madde yollarında yaygın gerilmeye, kanamaya ve nörolojik bozulmalara yol açan bir kafa travması türüdür.
Good Genes Hypothesis
Dişilerin, eş seçiminde erkeklerin sağlık ve güç gibi genetik üstünlük göstergelerine sahip bireyleri tercih ederek yavrularının hayatta kalma şansını artırdığını öne süren evrimsel biyoloji hipotezi.
Benign Familial Macrocephaly
Kranial çevrenin yaş ve cinsiyete göre ortalamanın iki standart sapma üzerinde olması durumuyla karakterize edilen, genellikle otozomal dominant geçiş gösteren ve altta yatan patolojik bir nörolojik bozukluk barındırmayan kalıtsal bir varyant.
Remedial Therapy
Bireyin belirli bir alandaki performansının beklentilerin altında kaldığı durumlarda, normal veya artırılmış işlevsellik düzeyine ulaşmasını hedefleyen yapılandırılmış müdahale süreci.
İon
Bir veya daha fazla elektron kazanarak ya da kaybederek net bir elektrik yükü edinmiş olan atom veya molekül.
İon Channel
Hücre zarını boydan boya kat ederek belirli iyonların sitoplazma ile hücre dışı ortam arasında geçişine izin veren özgül membran protein kompleksidir.
İon Pump
Hücre zarından iyonların aktif taşınmasını, yani elektrokimyasal gradyanın tersi yönde enerji harcayarak gerçekleştiren transmembran protein molekülüdür.
İonotropic Receptor
Ligand bağlanmasıyla doğrudan bir iyon kanalını açarak hücre zarından iyon geçişine izin veren transmembran reseptör protein sınıfı.
Trace
Çok değişkenli istatistikte ve doğrusal cebirde kare matrisin ana köşegen üzerindeki elemanların toplamı; psikolojide ise deneyimlerin sinir sisteminde bıraktığı kalıcı iz.
İsolating Mechanism
İki popülasyonun çiftleşmesini engelleyerek gen akışını durdıran ve böylece yeni türlerin evrimleşmesine olanak tanıyan biyolojik ve ekolojik engeller bütünü.
İsomerization
Bir molekülün içerdiği atomların toplam sayısı değişmeksizin, uzamsal veya yapısal düzenlenmesinde meydana gelen dönüşüm süreci.
İsomers
Kimyasal bileşimleri aynı olmasına rağmen atomlarının uzaysal yönelimleri veya yapısal düzenlenişleri farklılık gösteren molekül formları.
İsometric Contraction
Kas boyunun değişmediği, ancak kas içi gerilimin (tension) maksimum düzeyde arttığı kasılma türüdür.
İsoniazid
Tüberküloz tedavisinde birincil tercih olarak kullanılan, piridoksin metabolizmasını bloke ederek nörolojik yan etkilere yol açabilen bakterisidal bir antibiyotiktir.
İsotonic Contraction
Kasın üzerindeki yükün sabit kaldığı, kas boyunun kısalıp kalınlaşarak hareket ürettiği dinamik bir kasılma türüdür.
İsotropy
Bir sistemin ya da modelin fiziksel veya yapısal özelliklerinin yön veya oryantasyondan bağımsız olarak her doğrultuda aynı olması durumu.
Jackson’s Law
Nörolojik hastalıklarda kognitif bozulmanın, en son evrimleşen ve en üst düzey fonksiyonlardan başlayarak geriye doğru kaybolduğunu savunan ilke.
Jacksonian March
Basit parsiyel motor nöbetler sırasında, klonik kasılmaların tek bir kas grubundan başlayarak bitişik motor alanlara sistematik bir şekilde yayılması durumu.
Jargon Aphasia
Dinleyici için tamamen anlamsız, sentaks ve gramer kurallarına uymayan, neolojizmler ve anlamsız kelime öbekleriyle karakterize akıcı bir afazi türü.
Jensenism
Zeka testlerinde görülen ırksal veya grup temelli skor farklılıklarının kısmen kalıtımsal olduğunu ve çevresel müdahalelerle bu farkların kalıcı olarak kapatılamayacağını öne süren tartışmalı psikometri teorisi.
Geotaxis
Bir organizmanın yerçekimi kuvvetine yanıt olarak gerçekleştirdiği istemsiz yönelimsel hareket.
Jet Lag
Kısa süre içinde birden fazla saat diliminin aşılması sonucu vücudun sirkadiyen ritimlerinin uyumsuzluk yaşaması durumu.
Gyno- (gyn-)
Tıp ve biyoloji terminolojisinde kadın veya dişi cinsiyetine atıfta bulunan birleşik kelime öneki.
JLO
Görsel-uzamsal algıyı ve çizgilerin açısal yönelimini ayırt etme becerisini değerlendiren standart bir nöropsikolojik testtir.
Juvenile Period
Bir canlının ebeveyn bakımına veya beslenmesine bağımlı olmadığı ancak henüz cinsel olgunluğa erişmediği gelişimsel evredir.
K Complex
Uykunun başlangıç evrelerinde ve özellikle Evre 2 NREM uykusunda elektroensefalografide (EEG) kaydedilen, kısa süreli, yüksek genlikli keskin dalga ve onu izleyen yavaş bileşen formundaki dalga biçimi.
Vitamin K
Kan pıhtılaşması ve protein ile kalsiyum aktivasyonunda kritik rol oynayan, bağırsak bakterileri tarafından da sentezlenebilen yağda çözünür bir vitamindir.
K-strategy
Bireylerin çok sayıda yavru üretmek yerine, görece az sayıda yavruya yoğun ebeveyn yatırımı yaparak hayatta kalma ve üreme başarısını maksimize ettiği evrimsel üreme stratejisidir.
Gross Motor
Gövdeyi veya uzuvları hareket ettirmek, duruşu kontrol etmek ve dengeyi korumak için büyük kas gruplarını kullanan aktivite ve beceriler.
KABC
Çocukların ve ergenlerin bilişsel işlevlerini ve bilgi işleme süreçlerini ölçmek için geliştirilmiş kapsamlı bir nöropsikolojik ve psikometrik zeka testidir.
Cable Properties
Aksonun, elektrik sinyallerini iletken bir kablo gibi fiziksel yasalar çerçevesinde taşıma kapasitesi; sinyalin mesafeyle birlikte üstel olarak zayıflaması durumu.
Cable Tensiometry
Bir katılımcının kabloyu çekmesi ve kablodaki gerilim değişiminin tensiyometre ile ölçülmesi yoluyla kas kuvvetini değerlendirme yöntemi.
Withdrawal Reflex
Acı veren bir uyarıcıya veya ani bir tehdide karşı, dokunun hasar görmesini engellemek amacıyla ilgili vücut kısmının hızla uzaklaşmasını sağlayan istemsiz omurilik refleksi.
Aversive System
Bireyin olumsuz, cezalandırıcı veya tehdit edici uyaranlara karşı gösterdiği duyarlılığı ve bu uyaranlardan kaçınma süreçlerini yöneten nörodavranışsal düzenek.
Graceful Degradation
Bilişsel ağların veya yapay sinir ağlarının, bir kısmının zarar görmesine rağmen genel işlevselliğini büyük ölçüde koruyabilme kapasitesi.
Quadrantanopia
Grme alanının dörtte birinde (tek bir kadranda) meydana gelen kısmi görme kaybı.
Head Voice
Konuşma veya şarkı söyleme sesinin, rezonansın ağız, burun boşluğu ve kafatası kemiklerinde yoğunlaştığı üst ses aralığıdır.
Head İnjury
Kafatası derisi, kemikleri veya beyin dokusunda meydana gelen, künt kuvvetler ya da ivmelenme-yavaşlama dinamikleriyle oluşan fiziksel hasarların bütünü.
Head-direction Cell
Canlının kafasının uzaydaki yönelimine bağlı olarak belirli bir açısal doğrultuda aksiyon potansiyeli üreten özel bir nöron sınıfıdır.
Head-related Transfer Function (HRTF)
Üç boyutlu uzaydaki bir ses kaynağının, kulak zarına ulaşana kadar dış kulak, baş ve gövde tarafından nasıl akustik filtrelemeye uğradığını betimleyen matematiksel fonksiyondur.
Cafeteria Feeding
Çocuklarda ve deney hayvanlarında açlık dürtüsünü incelemek amacıyla, deneklere geniş bir besin yelpazesi sunularak dengeli ve yaşamı sürdürülebilir beslenmeyi seçme eğilimlerinin gözlemlendiği deneysel bir tekniktir.
Camphoraceous
Stereokimyasal koku teorisinde yer alan yedi temel koku sınıfından birini tanımlayan sıfat.
Coffee
Coffea cinsine ait tropikal ağaçların kavrulmuş çekirdeklerinden elde edilen ve içerdiği kafein nedeniyle güçlü uyarıcı etkiye sahip popüler bir içecek.
Brown Fat
Trunk bölgesindeki hayati organların çevresinde ve boyun-göğüs omurgası boyunca yerleşen, yoğun mitokondri içeriği sayesinde ısı üretmek amacıyla yüksek metabolik aktivite gerçekleştiren özel bir yağ dokusu türüdür.
Kainic Acid
Kırmızı alglerden elde edilen, merkezi sinir sistemindeki glutamat reseptörlerini (özellikle kainat reseptörlerini) aşırı uyararak nörotoksik etki gösteren güçlü bir nöroeksitatör bileşik.
Cocoa
Theobroma cacao bitkisinin tohumlarının kavrulup öğütülmesi ve yağının uzaklaştırılmasıyla elde edilen, teobromin ve kafein içeren farmakolojik olarak aktif ürün.
Lever Switch
Bir ucu sabitlenmiş, serbest ucu belirli sınırlar içinde hareket eden ve ince motor becerileri kısıtlı bireylerin elektrikli cihazları çalıştırmasına olanak tanıyan mekanik bir anahtardır.
Stylus Maze
Katılımcının yolları bir kalemi (stylus) hareket ettirerek kat ettiği, görsel veya dokunsal modalitelerde uygulanan deneysel bir labirent testidir.
Thick Stripes
Primer görsel korteksin V1 alanının IVb tabakasından girdi alan, prestriat korteksin V2 bölgesindeki sitokrom oksidaz aktivitesi artmış geniş bantlar.
Vestigial Body İmage
Bireyin dış görünüşündeki radikal fiziksel değişikliklere rağmen, zihnindeki eski bedensel formunu ve algısını korumaya devam etmesi durumu.
Heritability
Bir popülasyondaki fenotipik varyansın ne kadarının genetik faktörlerden kaynaklandığını gösteren istatistiksel tahmin.
Heredity / İnheritance
🔹 1. (heredity): Genetik özelliklerin, ebeveynlerden kromozomlar ve DNA üzerindeki genetik kodlar aracılığıyla yavrulara aktarılması. 🔹 2. (inheritance): Fiziksel veya psikolojik özelliklerin ebeveynlerden yavrulara biyolojik ve genetik yollarla aktarımı.
Hereditarianism
Davranışı, zekayı ve bireysel farklılıkları şekillendiren en temel ve baskın gücün genetik miras olduğunu savunan epistemolojik ve teorik yaklaşım.
Hereditary Ataxia
Koordineli istemli hareketlerin gerçekleştirilememesi ile karakterize, genetik geçişli nörodejeneratif bozukluklar grubu.
CVLT
Sözel bellek, öğrenme stratejileri, hatırlama ve tanıma performansını detaylı olarak değerlendiren standartlaştırılmış bir nöropsikolojik test bataryası.
Calcarine Area
Beynin oksipital lobunun medial yüzeyinde, kalkarin fissürü çevreleyen ve birincil görsel korteksi içeren anatomik bölge.
Calcarine Fissure
Her bir serebral hemisferin medial yüzeyinde yer alan, oksipital lobun posterior ucundan parieto-oksipital sulkusa kadar uzanan derin oluk.
Kallmann’s Syndrome
Hipogonadizm, tam anosmi (koku duyusu yokluğu), renk körlüğü ve motor taşma gibi bulgularla karakterize kalıtsal bir genetik bozukluktur.
Callosal Apraxia
Corpus callosum lezyonları sonucunda, öğrenilmiş ve amaca yönelik motor hareketlerin sol ekstremite ile gerçekleştirilememesi durumu.
Callosectomy
Korpus kallozumun cerrahi olarak tamamen veya kısmen çıkarılması veya kesilmesi prosedürüdür.
Callosotomy
Epilepsi nöbetlerinin yayılımını engellemek amacıyla corpus callosum'un cerrahi olarak kesilmesi işlemidir.
Calorie
Atmosfer basıncında 1 gram suyun sıcaklığını 1 °C artırmak için gereken enerji miktarı; beslenme biliminde ise metabolik enerji değerlerini ifade etmekte kullanılan temel ölçü birimi.
Caloric İntake
Organizmanın besin ve içecekler yoluyla dış ortamdan aldığı toplam enerji miktarının kalori cinsinden ifadesidir.
Caloric Restriction
Besin yetersizliğine veya hipoglisemi gibi patolojik metabolik uç noktalara yol açmaksızın, toplam günlük enerji alımının düşürülmesi sürecidir.
Caloric Nystagmus
Vücut sıcaklığının üstünde veya altında suyun kulağa verilmesiyle tetiklenen ve vestibüler fonksiyonu değerlendiren istemsiz göz hareketidir.
Heart Rate Reactivity
Belirli duygusal durumlar veya çevresel uyarıcılara yanıt olarak kalp atım hızında meydana gelen fizyolojik değişimler.
Heart Rate Variability (HRV)
Ardışık kalp atışları arasındaki zaman aralıklarının milisaniyelik dalgalanma miktarını ifade eden fizyolojik göstergedir.
Cardiac Muscle
Kalbin duvarını oluşturan, dallanan ve birbirine elektriksel olarak bağlı çizgili liflerden oluşan özelleşmiş istemsiz kas dokusu.
Calcitonin
Tiroid bezinin parafoliküler C hücreleri tarafından salgılanan, kandaki kalsiyum ve fosfat konsantrasyonlarını düşürücü yönde etki gösteren 32 amino asitlik bir peptit hormondur.
Calcium-deficiency Disorders
Dokulardaki yetersiz kalsiyum seviyelerinin neden olduğu; iskelet, kas ve sinir sistemini etkileyen fizyolojik patolojiler grubu.
Calcium Channel
Nöronların presinaptik membranında yer alan ve aksiyon potansiyeli etkisiyle açılıp kalsiyum iyonlarının hücre içine girişini sağlayarak nörotransmitter salınımını tetikleyen voltaj kapılı iyon kanalı.
Calmodulin
Canlı hücrelerde kalsiyum iyonlarına bağlanarak kas kasılması ve bellek oluşumu gibi birçok kalsiyum düzenlemeli süreci yöneten çok işlevli bir ikincil haberci proteindir.
Calcium Regulation
Kan ve hücre dışı sıvılardaki kalsiyum iyonu konsantrasyonunun, paratiroid hormonu ve kalsitonin gibi hormonal mekanizmalar aracılığıyla homeostatik dengede tutulması.
Glare
Görsel keskinliği ve netliği ciddi biçimde engelleyen, cam veya metal yüzeylerden yansıyan ya da doğrudan gelen aşırı yoğun parlaklık kalitesi.
Camouflage
Bir organizmanın kriptik renklenme ve akustik sinyaller kullanarak çevresiyle bütünleşmesi ve konumunun tespit edilmesini zorlaştırması.
Blood Pressure
Dolaşım sistemindeki kanın arter duvarlarına uyguladığı hidrodinamik kuvvet; kardiyovasküler dinamiklerin temel göstergesidir.
Blood Levels
Belirli bir miktar kandaki çeşitli maddelerin göreceli miktarlarının, normal veya toksik referans aralıklarıyla karşılaştırılarak ölçülmesi.
Blood Glucose
Dolaşım sisteminde, özellikle arter ve venlerde, hücresel solunum için ana enerji kaynağı olarak taşınan serbest şeker miktarı.
Blood Group / Blood Type
🔹 1. (blood group): Kırmızı kan hücrelerinin yüzeyinde bulunan belirli antijenlerin varlığına veya yokluğuna dayanan, immünolojik olarak farklı, genetik olarak belirlenmiş sınıflandırma kategorisi. 🔹 2. (blood type): Eritrosit yüzeyinde bulunan kalıtsal antijenler ile plazmadaki antikorların varlığına veya yokluğuna dayanan immünolojik sınıflandırma sistemi.
Consanguinity
Ortak bir atadan soy kütüğü yoluyla gelen iki veya daha fazla birey arasındaki biyolojik akrabalık bağı.
Blood Oxygenation Level-dependent (BOLD)
Fonksiyonel manyetik rezonans görüntülemede (fMRI), beyin aktivitesindeki artış veya azalışa bağlı olarak kan oksijen seviyelerindeki değişimleri saptayan kontrast mekanizması.
Blood Sugar
Kandaki glikoz konsantrasyonu olup, pankreas hormonu insülin ve glukagon tarafından düzenlenir; özellikle beyin olmak üzere vücut için temel bir enerji kaynağıdır.
Blood–brain Barrier
Merkezi sinir sistemini dolaşımdaki kanda bulunan zararlı maddelerden, patojenlerden ve toksinlerden koruyan, beyin kılcal damarlarının endotel hücreleri tarafından oluşturulan yüksek seçiciliğe sahip yarı geçirgen bir bariyerdir.
Channel / Duct
🔹 1. (channel): Duyusal reseptörlerden efektörlere kodlanmış mesajların iletimini sağlayan biyolojik veya soyut bilgi iletim sistemi. 🔹 2. (duct): Anatomide, bir salgıyı veya sıvıyı bir yerden başka bir yere taşıyan tübüler kanal veya geçit.
Canalization
Genetik, nöral veya davranışsal varyasyonların belirli dar sınırlar içinde tutularak çevresel dalgalanmalara karşı fenotipik veya işlevsel kararlılığın korunması süreci.
Cannabinoid
Kenevir bitkisinde bulunan ve beyindeki spesifik reseptörler üzerinde etki göstererek psikoaktif özellikler sergileyen yaklaşık 60 kimyasal bileşikten oluşan sınıf.
Cannabinoid Receptor
Hücre zarında yer alan ve hem bitkisel kenevir bileşiklerinin hem de vücut tarafından üretilen endokannabinoidlerin bağlanarak hücre içi sinyal iletimini başlattığı G proteini kenetli özelleşmiş reseptör ailesidir.
Quantitative Electroencephalograph (qeeg)
Standart elektroensefalografinin (EEG) sayısal verilere dönüştürülerek gelişmiş istatistiksel yöntemlerle analiz edilmesini sağlayan kantitatif nörogörüntüleme teknolojisi.
Quantitative Trait Loci (QTL)
Boy veya zeka gibi sürekli dağılım gösteren fenotipik özelliklerdeki varyasyona katkıda bulunan birden fazla gen barındıran genomik bölgelerdir.
QTL
Fenotipik olarak sürekli dağılım gösteren nicel özelliklerin varyasyonundan sorumlu olan genomik bölgeler.
Closed Call System
Bir organizmanın yaşam boyu kullandığı sesli iletişim birimlerinin sayıca sınırlı olduğu ve belirli bir kritik gelişim döneminden sonra modifiye edilemediği iletişim sistemi.
Closed-circuit Television System (CCTV System)
Az gören bireylerin basılı veya el yazısı metinleri okuyabilmesini sağlamak amacıyla, bir video kamera aracılığıyla görüntüyü büyüterek bir monitöre yansıtan optik-elektronik yardımcı teknoloji sistemidir.
Closed Head İnjury
Kafatasının bütünlüğünün bozulmadığı, delinmediği veya kırılmadığı, sarsılma veya ivmelenme-yavaşlama mekanizmalarıyla beyin dokusunda hasar oluşturan kafa yaralanması.
Gate-control Theory
Öznel ağrı deneyiminin omurilikteki nöral mekanizmalar tarafından bir 'kapı' gibi açılıp kapatılarak modüle edildiğini savunan fizyolojik ve psikolojik kuram.
Gating
Dikkatin belirli bir uyarıcıya odaklandığı durumlarda, diğer duyusal girdilerin otomatik olarak engellenmesi veya bilinçten hariç tutulması süreci.
Gated Channel
Hücre zarlarında yer alan ve belirli iyon ya da moleküllerin geçişini düzenlemek üzere açılıp kapanabilme yeteneğine sahip özelleşmiş protein yapılı transmembran geçitleridir.
Kappa Wave
Alfa dalgalarıyla benzer frekansa (8-12 Hz) sahip ancak çok daha düşük genlikli olan, özellikle problem çözme ve karmaşık zihinsel geri çağırma süreçlerinde beliren nadir bir beyin dalgası türüdür.
Caprylic
Duyusal algı ve koku sisteminde, Crocker-Henderson koku sınıflandırma sistemindeki dört birincil koku kalitesinden birini niteleyen terim.
Capsaicin
Acı biberlerin karakteristik yanma hissinden sorumlu olan, bitkisel kökenli hidrofobik bir alkaloid bileşiktir.
Scramble Competition
Dişilerin geniş bir coğrafyaya yayıldığı veya üreme zamanlamasının senkronize olduğu durumlarda erkeklerin bölge savunmak yerine geniş alanlarda eş arayarak hızla çiftleştiği bir üreme rekabeti türüdür.
İnclusive Fitness
Bir bireyin yalnızca kendi üreme başarısı değil, genetik akrabalarının üreme başarılarının da akrabalık katsayılarıyla ağırlıklandırılmış toplamıdır.
Snow Blindness
Yoğun beyaz ışık veya kardan yansıyan ultraviyole radyasyona maruz kalma sonucu ortaya çıkan; fotofobi, renk bozulmaları veya geçici görme kaybıyla karakterize görsel bozulmadır.
Character Displacement
Benzer ekolojik nişleri paylaşan iki veya daha fazla türün coğrafi olarak örtüştüğü bölgelerde, kaynak rekabetini azaltmak amacıyla fiziksel, fizyolojik veya davranışsal özelliklerinde belirginleşen evrimsel farklılaşma.
Characteristic Frequency (CF)
İşitsel sinir lifinin veya işitsel sistemin herhangi bir noktasındaki nöronun en düşük eşikle uyarılabildiği, yani en yüksek duyarlılık gösterdiği spesifik ses frekansıdır.
Dark Adaptation
Gözün düşük ışık koşullarında ışığa duyarlılığını artırarak karanlık ortama uyum sağlama fizyolojik süreci.
Dark-adaptation Curve
Tam karanlıkta bırakılan bir bireyin loş ışık flaşlarını saptama yeteneğinin zaman içindeki değişimini gösteren grafiksel temsil.
Predecisional Negative Shift
Bireyin bir eylem gerçekleştirme yönündeki bilinçli arzusunun, hatta kararının farkına varmasından yüzlerce milisaniye önce elektroensefalografi ile tespit edilebilen hazırlık potansiyeli bileşeni.
Steady State
Bir sistemin değişkenlerinin veya bir organizmanın davranışsal ve fizyolojik parametrelerinin zaman içinde sabit kaldığı denge hali.
Stabilizing Selection
Doğal seçilimin, bir popülasyondaki genetik ve fenotipik ortalamayı nesiller boyunca koruma eğilimi göstererek uç değerleri elenmesi.
Carbamate
Demans tedavisinde kullanılan ve bilişsel işlevlerdeki gerilemeyi yavaşlatan asetilkolinesteraz inhibitörleri sınıfından bir bileşik grubu.
Carbon Tetrachloride
Solunduğunda öfori, dezoryantasyon ve depersonalizasyon yaratan, kronik kullanımda ise kalıcı demans ve ölüme yol açabilen uçucu endüstriyel çözücü.
Carbon Dioxide
Solunum, organik maddelerin bozunması ve yanma süreçleri sonucunda açığa çıkan, renksiz, kokusuz ve yanıcı olmayan kimyasal bileşik.
Carbohydrate
Genel formülü $C_x(H_2O)_y$ olan, basit şekerlerden polisakkaritlere kadar uzanan ve canlı organizmalar için temel enerji kaynağı oluşturan organik bileşikler grubu.
Carbohydrate Metabolism
Vücudun nişasta, şeker ve diğer karbonhidratları çeşitli enzimler aracılığıyla glikoz moleküllerine parçalayarak hücresel enerji üretmekte kullanması süreci.
Sib-pair Method
Genetik aktarımın derecesini belirlemek amacıyla kan bağı olan kardeşler arasındaki bozukluk insidansının genel popülasyon dağılımıyla karşılaştırıldığı genetik araştırma tekniğidir.
Siblicide
Bir bireyin, genellikle kuşlar başta olmak üzere, kendi kardeşini (tam veya üvey) öldürmesi durumu.
Cardi-
Tıbbi ve anatomi terminolojisinde doğrudan 'kalp' anlamına gelen ve genellikle bir durum, yapı veya süreci nitelemek için kullanılan birleşik kök.
Cardiac İndex
Vücut yüzey alanının her bir metrekare başına düşen kalp debisi miktarını ifade eden hemodinamik bir ölçüttür.
Cardio- (cardi-)
Kalple ilgili yapıları, işlevleri veya durumları nitelendirmek üzere kullanılan tıbbi ve biyolojik birleştirici ön ek.
Cardiogram
Kalbin elektriksel veya mekanik aktivitelerinin grafiksel olarak kaydedilmesiyle elde edilen iz.
Cardiovascular (CV)
Kalbi, kan damarlarını ve genel kan dolaşım sistemini ilgilendiren yapısal veya işlevsel süreçleri tanımlayan tıbbi ve fizyolojik sıfat.
Cardiovascular Reactivity
Psikolojik veya fizyolojik bir stres faktörüne karşı kan basıncı ve kalp atım hızı gibi kardiyovasküler parametrelerde meydana gelen değişim derecesidir.
Cardiovascular System / Circulatory System
🔹 1. (cardiovascular system): Kalp ve kan damarlarından oluşan, kanın vücut içinde dolaşımını sağlayarak oksijen ve besin maddelerinin dokulara iletimini yöneten anatomik ve fizyolojik sistem. 🔹 2. (circulatory system): Vücut dokularına oksijen, besin ve hormon iletimini sağlayan, metabolik atıkları ise uzaklaştıran kalp, kan ve kan damarlarından oluşan fizyolojik organ sistemi.
Cardiovascular Fitness
Vücudun egzersiz sırasında oksijen kullanma kapasitesi olup kalbin, akciğerlerin, damarların ve kasların ortak işlevsel sağlığının bir göstergesidir.
Mixed Dementia
İki veya daha fazla nöropatolojik sürecin (en yaygın olarak Alzheimer hastalığı ve vasküler demans patolojisinin) eş zamanlı olarak beyinde varlık göstermesiyle karakterize heterojen bir nörokognitif bozukluktur.
Mixed Cerebral Dominance
Serebral hemisferlerden hiçbirinin motor işlevler üzerinde net bir üstünlük kuramaması durumu olup, konuşma bozukluklarına ve el tercihi çatışmalarına yol açabilmektedir.
Mtca
İzolasyon sendromu olarak da bilinen, spontan konuşmanın ve işitsel anlama yetisinin ileri derecede bozulduğu, buna karşın işitsel yineleme (repeating/echolalia) becerisinin izole bir şekilde korunduğu nadir bir kortikal dil bozukluğudur.
Mixed Laterality
Bireyin belirli aktiviteleri gerçekleştirirken vücudun sağ ve sol tarafı arasında tercih değiştirmesi ya da bazı eylemleri sağ, bazılarını ise sol tarafı önceliklendirerek yapması durumudur.
Disarranged-sentence Test
Karışık halde verilmiş kelimeleri gramer ve anlam açısından doğru bir sıraya koyarak anlamlı bir cümle oluşturmayı amaçlayan bilişsel değerlendirme aracıdır.
ACT* / Complex Behavior
🔹 1. (ACT*): Basit motor hareketlerden farklı olarak, bilişsel süreçleri, planlamayı ve amaca yönelik entegrasyonu içeren karmaşık eylem bütünü. 🔹 2. (complex behavior): Hızlı bir sıra halinde veya eş zamanlı olarak çok sayıda karar ve eylemi gerektiren entegre etkinlik.
Complex Figure Test
Bireylerin görsel-uzamsal bellek, yapılandırma becerileri ve görsel-motor işlevlerini değerlendirmek amacıyla karmaşık geometrik bir desensel figürün kopyalanması ve ardından hafızadan yeniden çizilmesine dayanan nöropsikolojik test.
Complexity Hypothesis
Bilinçli deneyimlerin, talamokortikal sistemdeki dinamik bir nöron çekirdeğinde nöronal entegrasyon ve farklılaşmanın matematiksel olarak yüksek bir eşiğe ulaşmasıyla ortaya çıktığını öne süren nörobiyolojik model.
Complexity Theory
Çok sayıda etkileşen değişkene sahip doğrusal olmayan sistemlerin matematiksel modelleme ve bilgisayar simülasyonlarıyla incelenmesini sağlayan disiplinlerarası bilim alanıdır.
Carotid Artery
Boynun sağ ve sol yanından geçerek baş ve beyne oksijenli kan taşıyan ana arter çiftlerinden her biri.
Carotid Sinus
Common carotid arterin çatallandığı bölgede yer alan, kan basıncındaki değişimleri algılayan baroreseptör zengini anatomik dilatasyon.
Carotid Stenosis
Boynun her iki yanında yer alan ve beyne oksijenli kan taşıyan ana şah damarlarının (karotis arterler) aterosklerotik plaklar nedeniyle daralması durumu.
Carpal Tunnel Syndrome (CTS)
El bileğindeki karpal tünel içinde median sinirin sıkışması sonucu ortaya çıkan, ellerde uyuşma, karıncalanma ve güç kaybıyla seyreden tuzak nöropati.
Carpal Age
Bireyin el bileği (karpal) kemiklerindeki ossifikasyon (kemikleşme) derecesine bakılarak tahmin edilen anatomik ve iskeletsel yaşı.
Contraprepared Learning
Organizmanın evrimsel ve genetik donanımı nedeniyle, pekiştireçlerle ilişkilendirmeyi veya öğrenmeyi biyolojik olarak en çok zor gerçekleştirdiği ya da hiç gerçekleştiremediği durum.
Comparator
Bir değişkeni standart bir ölçüt veya benzer bir değişkenle kıyaslayarak aradaki farkı hesaplayan ve sistemi istenen sınırlar içinde tutmak üzere tetikleyen bilgi işleme birimi.
Comparative Neuropsychology
İnsanlar dahil olmak üzere farklı hayvan türlerindeki davranış ile nöral mekanizmalar arasındaki ilişkileri, özellikle beyin hasarının etkileri bağlamında inceleyen disiplin.
Animal Psychology / Comparative Psychology
🔹 1. (animal psychology): İnsan dışındaki türlerin zihinsel süreçlerini, davranışlarını ve evrimsel kökenlerini inceleyen disiplinler arası bilim dalıdır. 🔹 2. (comparative psychology): İnsan dışı hayvan türlerinin davranışlarının hem kendi başlarına anlaşılması hem de insan davranışı ve bilişine ışık tutması amacıyla incelenmesini hedefleyen bilimsel alt disiplin.
Comparative Method
Farklı türlerin, kültürlerin veya yaş gruplarının davranış kalıplarını benzerlikleri ve farklılıkları saptamak amacıyla inceleyen deneysel araştırma stratejisi.
Reciprocal İnnervation
Bir kas grubuna refleks hareketi için uyarı sinyali iletildiğinde, antagonist (zıt çalışan) kas grubunun eş zamanlı olarak inhibe edilmesini sağlayan nörofizyolojik ilke.
Reciprocal Altruism
Bir bireyin, gelecekte aynı yardımı veya karşılığı göreceği beklentisiyle, anlık bir maliyeti göze alarak başka bir bireye yardım etmesini öngören evrimsel ve davranışsal bir süreçtir.
Countershading
Canlıların vücutlarının üst kısımlarının koyu, alt kısımlarının ise açık renkli olmasıyla karakterize edilen, üç boyutlu hacim algısını sıfırlayarak göze düz ve arka planla birleşik görünmeyi sağlayan evrimsel bir kamuflaj mekanizması.
Card-sorting Test
Katılımcının rastgele karışık kartları renk, şekil veya sayı gibi belirli kategorilere göre ayırmasını gerektiren ve bilişsel esnekliği ölçen nöropsikolojik değerlendirme aracı.
Karyotype
Bir hücredeki kromozomların sayısını, yapısal özelliklerini ve olası anormalliklerini gösteren düzenlenmiş ve numaralandırılmış kromozom dizilimidir.
Muscle
Vücut hareketini ve kuvvet üretimini sağlayan özelleşmiş kontraktil yumuşak doku.
Muscle Action Potential
Uyarılmış bir kas lifi boyunca yayılan elektriksel potansiyel dalgasıdır.
Muscle Sensation
Kasların, tendonların ve eklemlerin hareket ve gerilim durumuna ilişkin kinestetik farkındalığı.
Muscle Spindle
İskelet kaslarında bulunan, kas liflerinin uzunluğundaki değişimleri algılayarak merkezi sinir sistemine proprioseptif sinyaller ileten özelleşmiş gerilme reseptörleridir.
Muscle Contraction
Motor nöronlardan gelen elektriksel uyarılar sonucunda kas liflerinin kısalması ve dokulara kuvvet uygulaması süreci.
Muscle Fiber
Kimyasal enerjiyi kuvvete dönüştüren moleküler bir makine gibi çalışan, binlercesinin bağ dokuyla birleşerek kası oluşturduğu mikroskobik kas dokusu ipliği.
Muscular Rigidity
Pozisyon değişikliklerine direnç gösteren, genellikle normal kas gücünün korunmasına rağmen ortaya çıkan yaygın veya lokalize kas katılığı.
Muscle Twitch
Sürdürülen bir kasılmanın aksine, bir kasın küçük, ani ve kısa süreli istemsiz kasılma hareketidir.
Muscle-tension Gradient
Bir görevin gerçekleştirilmesi sırasında kas geriliminin zamanla değişim hızı olup, elektromiyografi (EMG) yardımıyla nicel olarak ölçülür.
Contractility
Canlı dokuların, özellikle kas liflerinin, bir uyarıcıya yanıt olarak boyutsal olarak kısılma ve gerilme kapasitesi.
Contraction
Kas liflerinin boyunun kısalması veya gerilmesi durumu; ya da dilbilimde iki veya daha fazla sözcüğün birleştirilerek bazı seslerin düşürülmesiyle yeni bir form oluşturulması.
İtch
Deride tırnağı sürtme veya ovuşturma istemi uyandıran, ağrı duyusuyla fizyolojik ve nöral yolları büyük ölçüde paylaşan kutanöz duyusal deneyim.
Kata-
Biyomedikal, psikiyatrik ve nörolojik terminolojide genellikle aşağı yönlü hareketi, azalmayı, düşüşü veya tersine çevirmeyi belirten bir önektir.
Catabolite
Metabolizmanın yıkım evresi olan katabolizm sürecinde, karmaşık moleküllerin daha basit birimlere parçalanması sonucunda ortaya çıkan ara veya son ürün.
Catabolism
Kompleks moleküllerin daha küçük birimlere hidroliz ve oksidasyon süreçleriyle parçalanarak enerji açığa çıkardığı yıkımsal metabolik evredir.
Cataphasia
Tek bir sözcüğün ardışık ve istemsiz bir şekilde, belirli bir ritimle sürekli olarak tekrarlanmasıyla kendini gösteren nadir bir dil bozukluğudur.
Cataphora
Kısmi bilinç aralıklarıyla bölünebilen, derin bir uyku veya stupor halini andıran özel bir koma türü.
Catalepsy
Vücudun dış uyaranlardan bağımsız olarak belirli bir duruşu uzun süre boyunca koruduğu, kas sertliği ve ağrı duyarlılığında azalmayla kendini gösteren nöropsikiyatrik bir durumdur.
Catalysis
Bir kimyasal reaksiyonun aktivasyon enerjisini düşürerek hızını artıran ve reaksiyon sonunda harcanmadan çıkan sürecin bütünü.
Catalyst
Kendisi harcanmaksızın veya kalıcı olarak değişmeksizin bir kimyasal reaksiyonun hızını artıran madde.
Cataplexy
Genellikle aşırı duygusal uyaranlar tetiklenen, istemli kas tonusunun ani ve geçici olarak kaybolması durumudur.
Cataract
Göz merceğinin saydamlığını kaybederek opaklaşması ve buna bağlı olarak ilerleyici görme kaybına yol açması durumu.
Catastrophic Reaction
Tehdit edici veya travmatik bir durumla başa çıkma kapasitesinin ani ve şiddetli bir şekilde çöкмеsi; bireyin yoğun yetersizlik, anksiyete ve çaresizlik hissetmesi.
Category Fluency
Bireyin belirli bir semantik kategoriye (örneğin hayvanlar veya meyveler) ait kelimeleri sınırlı bir süre içinde (genellikle 60 saniye) ne kadar hızlı ve doğru üretebildiğini ölçen bir nöropsikolojik test yöntemidir.
Category Test
Soyut akıl yürütme, kavram oluşturma ve zihinsel esneklik gibi üst düzey yürütücü işlevleri değerlendiren sözel olmayan bir nöropsikolojik problem çözme testidir.
Catechol-o-methyltransferase (COMT)
Nöronal sinapslarda katekolamin nörotransmitterlerini metabolize ederek inaktive eden temel bir enzimdir.
Catecholamine
Bir katekol halkası ve bir amin grubundan oluşan, tirozin amino asidinden türetilen biojenik amin sınıfı nörotransmitter ve hormonlar.
Catecholaminergic
Katekolamin nörotransmitterlerini salgılayan, bunlara yanıt veren veya bu moleküller tarafından aracılık edilen sistemleri ve yapıları tanımlayan sıfat.
Cathinone
Catha edulis (khat) çalıSının yapraklarında bulunan, kimyasal olarak amfetaminlere benzeyen ve merkezi sinir sistemini uyarıcı etki gösteren bir monoamin alkaloididir.
Additive Gene
Baskınlık veya çekiniklik özelliği göstermeyen, allellerin kümülatif etkileri yoluyla fenotipi belirleyen ve Mendel kalıtım kalıplarından sapma gösteren gen türüdür.
Cation
Proton sayısı elektron sayısından fazla olduğu için net pozitif elektrik yüküne sahip olan atom veya moleküldür.
Caudal
Bir organizmanın kuyruk ucuna doğru olan veya kuyrukla ilgili anatomik bölgeleri tanımlamak için kullanılan yönsel sıfat.
Caudate Nucleus
Bazal ganglionların temel bileşenlerinden biri olan, motor kontrol, ödül mekanizmaları ve prosedürel öğrenme süreçlerinde kritik işlevler üstlenen subkortikal bir beyin yapısı.
Kava
Güney Pasifik'e özgü Piper methysticum bitkisinin kökünden elde edilen; kavalakton bileşenleri sayesinde bilinç bulanıklığı yaratmaksızın anksiyolitik, sedatif ve kas gevşetici etki gösteren bitkisel ekstrakt.
Concept-formation Test
Bireylerin soyutlama, sınıflandırma ve yeni kategoriler öğrenme süreçlerini değerlendirmek ve kavram oluşturma becerisi seviyesini ölçmek amacıyla kullanılan standartlaştırılmış psikolojik ölçme aracı.
Prehension
Bir nesneyi el, ayak veya benzeri uzuvlarla kavrama, tutma ya da sıkıca yakalama eylemi.
Grip Strength Test
Bireyin el kavrama kuvvetini bir dinamometre yardımıyla ölçen ve genellikle nöropsikolojik bataryalarda motor işlevselliği değerlendirmek için kullanılan standartlaştırılmış klinik test.
Conceptual Apraxia
Nesnelerin işlevsel kullanımına dair zihinsel tasarımların ve araç-gereç bilgisi organizasyonunun bozulmasıyla ortaya çıkan, uygun alet kullanamama durumu.
Conceptual Nervous System
Davranışsal aktivitelerin analojilerini kurmak amacıyla sinir sisteminin nörolojik ve fizyolojik fonksiyonlarının varsayımsal bir modelle simüle edilmesidir.
Drifting Attention
Uyarılma anında dikkatin kısa süreliğine sürdürülebilmesi ancak hızla somnolan (uykulu) bir duruma geri kaymasıyla karakterize dikkat bozukluğu.
Loser Effect
Bir bireyin, kaynaklar üzerindeki mücadelelerde ardışık yenilgiler yaşamasının ardından gelecekteki çatışmalarda zafer kazanma olasılığının kayda değer ölçüde düşmesi durumu.
Vanishing Cues Methodology
Bellek bozukluğu olan bireylere yeni ve karmaşık bilgileri öğretmek amacıyla, başlangıçta bolca sağlanan ipuçlarının öğrenme denemeleri boyunca kademeli olarak azaltıldığı bilgisayar destekli bir eğitim tekniğidir.
Source Amnesia
Bilginin içeriğinin hatırlandığı ancak bu bilginin nerede, ne zaman veya kimden öğrenildiğinin hatırlanamaması durumu.
Competition For Resources / Resource Competition
🔹 1. (competition for resources): Aynı veya farklı türden bireylerin, sınırlı arz nedeniyle ortak bir kaynağı elde etmek için giriştiği ekolojik ve evrimsel mücadele. 🔹 2. (resource competition): Eşzamanlı olarak yürütülen çaba gerektiren görevler sırasında bilişsel kaynakların karşılıklı olarak birbirini engellemesi durumu.
Resource Defense Polygyny
Erkek bireylerin, birden fazla dişinin üremesini ve beslenmesini destekleyecek zengin coğrafi kaynakları (besin, barınak vb.) rakiplerine karşı savunarak birden çok dişiyle çiftleşme sistemidir.
Competition By Resource Defense
Bireylerin veya grupların, sınırlı kaynaklara erişimi kısıtlamak amacıyla doğrudan saldırganlık yerine bir bölgeyi veya alanı fiziksel olarak savunması.
Hircine
Zwaardemaker koku sınıflandırma sisteminde keçi benzeri kokuları ve ekşimiş yağları tanımlamakta kullanılan koku niteliği.
Cephalic
Anatomi ve biyolojide baş bölgesine ait olan, başla ilgili veya baş kısmında konumlanmış yapıları nitelendiren sıfat.
Word Fluency (WF)
Bireyin, belirli bir harfle başlayanlar gibi belirli kategorilerdeki sözcükleri hızlı ve akıcı bir şekilde listeleyebilme bilişsel yeteneğidir.
Chemesthesis
Göz, burun, ağız ve boğazdaki mukozal yüzeylerin, tat ve koku dışındaki kimyasal uyarıcılara (özellikle ağrı, dokunma ve ısı reseptörleri aracılığıyla) verdiği duyusal tepki.
Bone Conduction
Ses dalgalarının, kafatası kemiklerindeki mekanik titreşimler aracılığıyla havayolu atlanarak doğrudan iç kulaktaki kokleaya iletilmesi süreci.
Bone Age
Bireyin iskelet olgunlaşma derecesini, kemiklerin ossifikasyon (kemikleşme) evrelerine bakarak değerlendiren ve genellikle el-bilek radyografileriyle saptanan fizyolojik ölçüt.
Ossicles
Orta kulakta yer alan ve ses titreşimlerini kulak zarından iç kulağa ileten insan vücudundaki en küçük üç kemiğin (çekiç, örs, Üzengi) genel adı.
Bony Labyrinth
Temporal kemik içerisinde yer alan, iç kulağın zarsı yapısını çevreleyen sert ve kemiksi dış duvar.
Chemo Brain
Kanser tedavisi gören veya bu süreci tamamlamış bireylerde görülen; bellek, dikkat, yürütücü işlevler ve bilgi işleme hızındaki düşüşleri tanımlayan gayri resmi klinik terim.
Chemoattractant
Nöronal büyüme konilerini belirli bir yöne çekerek aksonların hedef dokuya doğru ilerlemesini yönlendiren kimyasal bileşik.
Chemoaffinity Hypothesis
Nöronların gelişim sürecinde doğru hedef hücreyle sinaps kurmasını sağlayan spesifik kimyasal kimliklere sahip olduğunu öne süren nörogelişimsel model.
Chemorepellant
Nöronal büyüme konilerini (growth cones) iten, aksonal rehberliği ve nöral devre oluşumunu yönlendiren kimyasal bileşik.
Chemoreceptor
Kimyasal uyaranları algılayarak bunları elektriksel veya kimyasal sinyallere dönüştüren özelleşmiş duyusal sinir ucu veya hücre.
Chemoreceptor Trigger Zone (CTZ)
Medulla oblongata'da yer alan ve toksik kimyasallar ile farmakolojik ajanları algılayarak kusma refleksini başlatan nöronal hücre kümesidir.
Chemosensory Event-related Potential (CSERP)
Kimyasal bir duysal uyaranın (koku, tat veya trigeminal tahriş) sunulmasına yanıt olarak beyin korteksinde tetiklenen elektriksel potansiyel değişiklikleridir.
Chemotaxis
Organizmaların veya hücrelerin, çevresel kimyasal uyaranlara yanıt olarak yönelimli hareket göstermesi süreci.
Self-exciting Circuit
Bir nöral devrede çıktı sinyalinin bir kısmının başlangıçtaki hücreye geri beslenmesiyle (feedback) elektriksel aktivitenin sürdürülmesini sağlayan mekanizma.
Self-stimulation
Bireyin kendi uyarılmışlık düzeyini (arousal) içsel veya dışsal eylemlerle tetikleme ya da artırma süreci.
Self-feeding
Bireyin başka bir kişinin doğrudan yardımı olmaksızın kendi besinini ağzına ulaştırma ve tüketme eylemi.
Hemp
Esrarın elde edildiği Cannabis sativa bitkisinin, genellikle endüstriyel veya tıbbi amaçlarla yetiştirilen botanik sınıfı ve halk arasındaki genel adıdır.
Kennard Principle
Yaşamın erken evrelerinde gerçekleşen beyin hasarlarının, olgun bir beyindeki benzer hasarlara kıyasla daha az işlevsel kayba yol açtığını öne süren nöropsikolojik varsayım.
Keratometer / Ophthalmometer
🔹 1. (keratometer): Gözün kornea eğriliğini ölçmek ve astigmatizmanın derecesini belirlemek için kullanılan tanısal optik alet. 🔹 2. (ophthalmometer): Korneanın ön yüzeyinin eğrilik yarıçapını ölçmek için kullanılan optik alet.
Kernicterus
Yenidoğan bebeklerde aşırı bilirubin birikimine bağlı olarak gelişen ve merkezi sinir sisteminde kalıcı hasara yol açabilen konjenital bir tablodur.
Marsupial
Yavruların çok erken gelişim evresinde, henüz embriyonik düzeydeyken doğduğu ve gelişimlerini maternal kesede sürdürdüğü plasentasız memeliler alt sınıfı.
Discrete Control
Sistem girdilerinin veya çıktı değerlerinin belirli ve sınırlı aralıklarla, süreklilik arz etmeyen zaman dilimlerinde güncellendiği denetim mekanizması.
Withdrawal Dyskinesia
İlaç veya maddelerin kullanımının kesilmesi veya dozunun azaltılmasıyla ortaya çıkan istemli hareket bozukluğu.
Crossed Disparity
Fikse edilen noktanın önünde yer alan nesnelerin, her iki retinada da horopterin içinde ve foveanın temporal yönüne düşmesiyle oluşan binoküler retinotopik eşitsizlik durumu.
Uncrossed Disparity
Görsel uzayda horopterin ötesinde yer alan nesnelerin retina üzerindeki izdüşümlerinin burun tarafına (nazal yöne) kaymasıyla oluşan iki gözlü (binoküler) derinlik ipucu.
Section
Mikroskop altında incelenmek üzere dokudan alınan ince dilim veya bilgisayarlı tomografi gibi tekniklerle elde edilen vücut yapısının düzlemsel görüntüsü.
Acuity
Algının, özellikle duyusal uyarımların çözünürlüğünü ve hassasiyetini belirleyen sinirsel ve fiziksel netlik derecesidir.
Acuity Grating
Bireyin görsel algı keskinliğini ölçmek amacıyla kullanılan; birbirine yakın yerleştirilmiş alternatif siyah ve beyaz çizgilerden oluşan uyarıcı desen.
Exploratory Behavior
İnsanların ve diğer hayvanların yeni çevrelerine uyum sağlamak ve yönelmek amacıyla, belirgin bir biyolojik ödül olmaksızın gerçekleştirdikleri hareket bütünü.
İnhibition
Bireyin dürtülerini, davranışlarını, bilişsel süreçlerini veya nöral sinyallerini bilinçli ya da bilinçdışı düzeyde kısıtlama, engelleme veya bastırma süreci.
Hair Esthesiometer
Cildin basınç duyarlılığını ve dokunsal eşikleri ölçmek için kullanılan hassas bir ölçüm cihazıdır.
Hair Follicle
Memelilerde kıl kökünü koruyan ve somatosensoriyel reseptörler barındıran karmaşık bir deri organıdır.
Refractive Error (refractive Disorder)
Gözün ışığı retinada net bir odak noktasında toplayamaması nedeniyle oluşan ve görme keskinliğini düşüren optik kusur.
Red Sage
Geleneksel Çin tıbbında kardiyovasküler rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan, kökleri kan pıhtılaşmasını azaltıcı etkiye sahip *Salvia miltiorrhiza* türü çalı formundaki bitki.
Red Nucleus
Beyin sapının mezensefalon bölgesinde yer alan, serebellumdan girdi alan ve özellikle motor koordinasyon ile bebeklik dönemindeki emekleme hareketlerinde rol oynayan subkortikal bir çekirdektir.
Red Reflex
Göz bebeğinden içeri doğru yönlendirilen ışığın vasküler retineden yansıyarak gözlemcinin görüş hattına kırmızımsı-turuncu bir parıltı olarak dönmesi olayı.
Red–green Blindness
Kırmızı ve yeşil renklerin tonlarının birbirinden ayırt edilememesiyle karakterize, X kromozomuna bağlı kalıtılan bir fotoreseptör anomalisi.
Red–green Responses
Retinadaki belirli koni reseptörlerinin aynı ışık dalga boyuna karşı eşzamanlı olarak bazı durumlarda uyarıcı (eksitatör), diğer durumlarda ise baskılayıcı (inhibitör) tepkiler verdiği renk görme mekanizması.
Short-wavelength Pigment
Retinadaki üç koni hücresi popülasyonundan birinde yer alan ve en yüksek hassasiyeti 419 nanometre dalga boyundaki ışığa gösteren fotopigment.
Brief Visuospatial Memory Test
Tekrarlanan görsel bilgilerin öğrenilmesini, depolanmasını ve uzun süreli geri çağrılmasını değerlendiren standart bir nöropsikolojik ölçektir.
Short Portable Mental Status Questionnaire (SPMSQ)
Özellikle yaşlı yetişkinlerde demans ve nörolojik kökenli bilişsel yetersizlikleri taramak ve bozulmanın derecesini saptamak amacıyla kullanılan 10 maddelik kısa klinik değerlendirme aracıdır.
Partial Agraphia
Yazı yazma yeteneğinin tam olarak değil, kısmen bozulması veya sınırlı düzeyde kaybolması durumunu ifade eden tarihsel bir nöropsikolojik terim.
Hibernation
Sıcak kanlı omurgalıların kış aylarında metabolizma hızını, kalp atımını ve vücut sıcaklığını ciddi oranda düşürerek gerçekleştirdikleri uzun süreli fizyolojik eylemsizlik hali.
Crossed Aphasia
Genelde sol hemisfer hasarına bağlı gelişen afazinin, yaygın olanın aksine, sağ hemisfer lezyonu sonucunda ortaya çıkması durumudur.
İnfrared
Görünür ışıktan daha uzun, mikrodalgalardan daha kısa dalga boyuna sahip, insan gözüyle görülemeyen ancak ısı olarak hissedilen elektromanyetik radyasyon.
ICP
Kafatası içindeki beyin dokusu, beyin-omurilik sıvısı (BOS) ve kan volümünün oluşturduğu hidrostatik basıncın genel ifadesidir.
Kyphosis
Omurganın servikal veya torakal düzeyde anormal derecede dışa doğru kavislenmesiyle karakterize, halk arasında 'kamburluk' olarak bilinen postural ve yapısal bozukluk.
Lock-and-key Theory
İki veya daha fazla bileşen arasında, tıpkı bir kilide uyan anahtar gibi kusursuz ve spesifik bir geometrik/kimyasal uyum olduğunu savunan genel model.
Locked-in Syndrome
Bireyin bilinç ve zihinsel farkındalığının tamamen yerinde olmasına karşın, göz hareketleri hariç tüm istemli kaslarının felç olması ve konuşamaması durumudur.
Weight Regulation
Organizmanın elde ettiği belirli bir vücut ağırlığını korumak amacıyla, hipotalamus başta olmak üzere karmaşık nöral mekanizmalar aracılığıyla besin alımı ile enerji harcaması arasında optimum denge kurma süreci.
Kilocalorie
Bir kilogram suyun sıcaklığını 1 derece Celsius yükseltmek için gereken ısı enerjisi miktarı olup, beslenme biliminde günlük enerji alımını ifade etmekte kullanılan temel birimdir.
Chimeric Stimulation
Bölünmüş beyin hastalarında iki serebral hemisferin bağımsız işlevlerini incelemek amacıyla, farklı iki yüzün yarılarının birleştirilmesiyle oluşturulan uyaranların görsel alana sunulduğu deneysel prosedür.
Chimerism / Chimera
🔹 1. (chimerism): Tek bir bireyin bünyesinde, farklı zigot kökenlerine sahip ve dolayısıyla farklı genotipler barındıran hücre popülasyonlarının bir arada bulunması durumu. 🔹 2. (chimera): Genetik olarak birbirinden farklı iki veya daha fazla hücre soyunu bünyesinde barındıran organizma.
Kymograph
Psikolojik ve fizyolojik araştırmalarda zamana bağlı verileri, dönen bir silindir üzerindeki kağıda çizerek kaydeden klasik bir laboratuvar cihazı ve modern biyolojide uzay-zaman verilerini görselleştiren iki boyutlu grafik.
Chemistry
Maddenin atomik ve moleküler düzeydeki bileşimini, özelliklerini, yapısal dönüşümlerini ve bu süreçlerde açığa çıkan ya da kullanılan enerji değişimlerini inceleyen temel bilim dalı.
Chemical Antagonism
İki maddenin doğrudan birbiriyle kimyasal reaksiyona girerek etkisiz bir kompleks oluşturması ve bu yolla farmakolojik bir etki üretmesini engellemesi durumu.
Chemical Brain Stimulation
Terapötik veya deneysel amaçlarla spesifik beyin bölgelerine nörotransmitterlerin veya diğer beyin-aktif kimyasalların doğrudan verilmesi prosedürü.
Chemical Senses
Kimyasal moleküllerin veya elektrolitlerin doğrudan temin ettiği uyarıcılara duyarlı olan, özellikle tat ve koku duyularını kapsayan somatosensöriyel alt sistemlerdir.
CSERP
Koku ve tat gibi kimyasal duyusal uyaranlara verilen yanıt olarak beyin kabuğunda ortaya çıkan elektriksel potansiyel değişikliklerini ölçen bir elektroensefalografi (EEG) yöntemidir.
Chemical Transmission
Nöronlar arasında sinaptik aralıkta nörotransmitter molekülleri aracılığıyla gerçekleştirilen sinirsel sinyal iletimi sürecidir.
Chemical Communication
Bireyler arasında bilgi aktarımı sağlamak amacıyla koku moleküllerinin ve diğer kimyasal maddelerin kullanıldığı temel duyusal ve davranışsal süreç.
Chemical Trail
Bazı hayvan türlerinin zemin veya yüzeyler üzerinde bıraktığı, diğer grup üyelerinin zamansal gecikmeyle de olsa aynı rotayı takip etmesini sağlayan kimyasal sinyal yolu.
Chemical Sympathectomy
Cerrahi bir müdahale olmaksızın, neurotoksik ajanlar (örneğin 6-hidroksidopamin) kullanılarak sempatik sinir uçlarının veya gangliyonlarının farmakolojik olarak tahrip edilmesi ve işlevsiz hale getirilmesi.
Chemical Synapse
Nöronlar arasında sinyallerin dar bir aralık (sinaptik yarık) üzerinden nörotransmitter salınımı ve difüzyonu yoluyla iletildiği özelleşmiş bağlantı noktası.
Chemical Stimulation
Koku ve tat alıcı hücrelerin, spesifik moleküller veya elektrolitlerle temas ederek elektriksel potansiyeller üretmesi ve bu sinyalleri merkezi sinir sistemine iletmesidir.
Kinase
Yüksek enerji verici moleküllerden hedef substratlara fosfat grubunun aktarımını (fosforilasyon) katalize eden bir enzim sınıfıdır.
Kindling
Tekrarlayan subklinik düzeydeki elektriksel veya kimyasal uyarımların, zamanla beyin eşiğini düşürerek spontan nöbetlere veya nörolojik alterasyonlara yol açması süreci.
Kinematics
Vücudun veya uzuvların hareketini, kuvvet unsurlarını hesaba katmadan konum, hız ve ivme parametreleri aracılığıyla inceleyen biomekanik alt dalıdır.
Kinesics
El hareketleri, göz temasları ve mimikler gibi bedensel hareketlerin anlam iletimindeki rolünü inceleyen disiplin.
Kinesimeter
Bir hareketin kapsamını veya vücudun kutanöz duyarlılığını ölçmek için tasarlanmış 19. yüzyıl laboratuvar cihazı.
Kinesthetic Feedback
Kas iğcikleri, tendonlar ve eklem reseptörleri aracılığıyla merkezi sinir sistemine iletilen, vücut parçalarının konumu, hareketi ve gerginliğine ilişkin duyusal bilgi akışıdır.
Kinesthetic Receptor
Kasların, tendonların ve eklemlerin konumunu ve hareketini izleyen özelleşmiş duyusal alıcılardır.
Kinesthesis / Kinesthetics
🔹 1. (kinesthesis): Kaslarda, tendonlarda ve eklemlerde yer alan reseptörler aracılığıyla beden üyelerinin konumunu, hareketini ve gerginliğini algılamayı sağlayan somatosasidik duyu. 🔹 2. (kinesthetics): Vücut bölümlerinin uzaydaki konumunu, duruşunu ve hareketini algılama yeteneğidir.
Motion Sickness
İç kulaktaki denge mekanizmaları ile görsel girdiler arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanan bulantı, baş dönmesi ve otonomik semptomlarla karakterize durum.
Kinesalgia (kinesialgia)
Kas hareketliliği ve fiziksel efor esnasında ortaya çıkan ağrı durumu.
Kinesia / Kinesis
🔹 1. (kinesia): Hareketin kendisini veya hareket algısının bedensel sistemler üzerயோ (özellikle vestibüler sistem) yarattığı etkileri ifade eden genel klinik ve fizyolojik kavram. 🔹 2. (kinesis): Bir organizmanın uyaranın şiddetine bağlı olarak hareketliliğini değiştirdiği, ancak uyarana yönelik belirli bir mekansal yönelim göstermediği yönlendirimsiz hareket biçimidir.
Kinesthetic Hallucination
Gerçekte herhangi bir fiziksel yer değiştirme veya hareket olmaksızın, vücudun hareket ettiğine dair yaşanan yanlış ve istemsiz duyusal algıdır.
Kinesiology
İnsan hareketlerinin mekaniğini, anatomik özelliklerini ve fizyolojik fonksiyonlarla olan ilişkilerini inceleyen multidisipliner bilim dalı.
Kirlian Photography
Yüksek voltajlı ve düşük amperli bir elektrik alanında nesnelerin etrafında oluşan korona deşarjını (ışımayı) fotoğrafik olarak kaydetme tekniği.
Ciliary Body
Gözün iris arkasında yer alan, mercek şeklini ve aköz hümör üretimini kontrol eden damar tabaka yapısı.
Personal Space
Bireyin çevresinde taşıdığı ve ihlal edildiğinde rahatsızlık yaratan, dinamik ve görünmez savunma sınırıdır.
Body Buffer Zone
Bir bireyin rahatsızlık hissetmemek için kendisi ile diğerleri arasında bırakmayı tercih ettiği fiziksel mesafe.
Mass Action
Serebral korteksteki lezyonların spesifik yerleşiminden ziyade büyüklüğünün, karmaşık performans kayıplarının derecesini belirlediğini öne süren klasik nöropsikolojik ilke.
Mass Reflex
Tek bir uyarıcının, omurilik lezyonları veya yoğun korku durumlarında çok sayıda beden efektöründe ayrım gözetmeksizin tetiklediği yaygın ve kontrolsüz yanıt bütünü.
Chiasmal Syndrome
Optik kiyazm ile komşu optik sinir veya optik traktus hasarına bağlı olarak gelişen görme keskinliği kaybı ve görme alanı bozuklukları tablosudur.
Cladistics
Organizmaların evrimsel akrabalık derecelerine ve ortak türemiş karakterlerine (sinapomorfi) dayalı olarak sınıflandırılmasını sağlayan filogenetik sistematik yöntemidir.
Klazomania
Şiddetli psikoz, Tourette bozukluğu veya nörolojik tablolarda görülen, kompulsif ve tekrarlayıcı nitelikteki yüksek sesle bağırma dürtüsüyle karakterize mental durum.
Cloverleaf Skull / Kleeblattschädel Syndrome
🔹 1. (cloverleaf skull): Kafatasının erken kapanması (kraniosinostoz) sonucunda başın üç yapraklı yonca biçimini aldığı nadir bir konjenital malformasyon. 🔹 2. (Kleeblattschädel syndrome): Kafatası sütürlerinin erken kapanmasına bağlı olarak beynin yukarı ve yana doğru çıkıntı yapmasıyla gelişen, üç loblu kafatası görünümü, hidrosefali ve ciddi zihinsel yetersizliklerle karakterize konjenital bir bozukluktur.
Clinical Pediatric Neuropsychology
Çocukluk ve ergenlik dönemindeki merkezi sinir sistemi bozukluklarının davranışsal ve bilişsel yansımalarını inceleyen ve klinik müdahale planlayan uygulamalı alt dal.
Clinical Neurology
Sinir sisteminin yapısal, işlevsel ve metabolik bozukluklarının tanı, tedavi ve yönetimini doğrudan hasta başında inceleyen tıp ve nörobilim dalıdır.
Clinical Neuropsychology
Beyin işlevleri ile insan davranışı arasındaki ilişkiyi inceleyen, beyin hasarları ve nörolojik bozuklukların değerlendirilmesi ve rehabilitasyonuna odaklanan klinik psikoloji uzmanlık dalıdır.
Preclinical Psychopharmacology
Yeni bir psikotrop ilacın insanlardaki klinik uygulamalarından önce gerçekleştirilen, farmakolojik mekanizmaları ve güvenliği inceleyen laboratuvar araştırmaları dalı.
Clinical Neuroscience
Temel sinirbilim verilerini klinik psikoloji, psikiyatri ve nöroloji ile birleştirerek zihinsel ve sinir sistemine ait bozuklukların nöral temellerini inceleyen disiplinler arası alan.
Clinodactyly
Bir veya birden fazla parmağın avuç içi düzlemine doğru kalıcı olarak lateral yönde kıvrık olması durumu.
Klinotaxis
Organizmaların bir uyaranın yoğunluk gradyanını tespit etmek için başını veya vücudunu ardışık olarak yan yana sallayarak yönelme hareketi.
Klippel–feil Syndrome
Servikal omurların konjenital olarak kaynaşmasıyla karakterize, boyun hareketlerinde kısıtlılık ve kısa boyun görünümüne yol açan kalıtsal bir iskelet bozukluğudur.
Clitoral Hood
Klitoris flaks durumdayken onu örten ve koruyan mukokutanöz deri katmanı.
Clitoris
Kadın anatomisinde, vestibülün anterior birleşkesinde yer alan, erektil dokudan oluşan ve yoğun olarak duyusal sinir uçları içeren hassas cinsel organ.
Cleavage
Döllenmiş bir yumurtanın (zigot), blastula evresine ulaşana kadar mitoz bölünmeyle sayıca artarken hacimce büyümediği ilk embriyonik gelişim evresi.
Clone
Başka bir organizma, hücre veya molekül ile tamamen aynı genetik yapıya sahip kopya.
Clonic
Kasların hızlı ve ritmik bir şekilde kasılıp gevşemesiyle karakterize olan nörolojik durum.
Clonic Phase
Jeneralize tonik-klonik nöbetlerin, kasların ardışık ve ritmik olarak kasılıp gevşediği karakteristik motor hareket evresidir.
Clonic Spasm
Kasların çok kısa süreler içinde ardışık olarak kasılması ve gevşemesiyle karakterize, istemsiz motor hareket nöbeti.
Cloning
Genetik olarak özdeş bir organizmanın veya belirli bir DNA parçasının yapay yollarla kopyalanması süreci.
Clonus
Alternatif kasılma ve gevşemelerin hızlı bir ardışıklığıyla karakterize, istem dışı ve ritmik hareket tipi.
Chloropsia
Nesnelerin ve görsel çevrenin geçici veya sürekli olarak yeşil renkte algılanmasıyla karakterize nadir bir görsel bozukluk.
Chloride Channel
Hücre zarından klorür iyonlarının geçişini seçici olarak düzenleyen geniş bir transmembran protein süper ailesidir.
Klüver–bucy Syndrome
Her iki temporal lobun medial kesimlerinin hasar görmesiyle ortaya çıkan; aşırı cinsellik, hipeoralite, görsel agnozi ve duygusal küntlükle karakterize nöropsikiyatrik bir sendromdur.
Coadaptation
Farklı türlerin karşılıklı evrimsel baskılar altında birbirine bağımlı davranışsal veya fizyolojik uyumlar geliştirmesi sürecidir.
Code Test
Katılımcıların belirli bir kural veya anahtar eşliğinde, bir sembol setini başka bir sembol setine dönüştürmesini gerektiren bilişsel performans ölçüm aracı.
Coenzyme
Enzimlerin protein kısmı olan apoenzim ile birlikte işlev gören, genellikle bir vitamin türevi olan protein dışı organik molekül.
Coenzyme Q10 (coq10)
Hücresel enerji üretiminde kritik rol oynayan, güçlü antioksidan özelliklere sahip endojen bir kofaktördür.
Cognitive Perseveration
Bir uyaran, görev veya strateji geçerliliğini yitirmesine rağmen, zihinsel esneklik eksikliği nedeniyle aynı düşünce veya davranış kalıbının uygunsuz bir şekilde tekrarlanması durumu.
Cognitive Reserve
Yetişkin beyninin, nörolojik hasar veya hastalıklara rağmen klinik semptom göstermeksizin işlevselliğini sürdürebilme kapasitesi ve alternatif sinirsel ağlar kullanabilme esnekliği.
Cochlea
İç kulakta yer alan, salyangoz kabuğu şeklindeki sıvıyla dolu kemik yapı; mekanik ses titreşimlerini sinirsel impulslara dönüştüren temel işitme organıdır.
Cochlear Echo
İç kulaktaki kokleanın dış tüy hücreleri tarafından üretilen ve dış kulak yolundan ölçülebilen düşük seviyeli akustik yansımalardır.
Cochlear İmplant
İleri veya çok ileri düzey işitme kayıplarında, ses dalgalarını doğrudan elektriksel sinyallere dönüştürerek işitme sinirini uyaran cerrahi olarak yerleştirilmiş elektronik nöroprotez.
Kohs Block Design Test
Katılımcıların 16 renkli küpü kullanarak test kartlarındaki görsel örüntüleri (desenleri) yeniden oluşturmasını gerektiren, sözel olmayan bir performans zekası ve görsel-uzamsal yetenek testidir.
Cochlear Aplasia
İç kulaktaki kokleanın embriyolojik gelişim sürecinde tamamen oluşmaması veya hiç bulunmaması durumu.
Cochlear Nucleus
Beyin sapında yer alan ve iç kulaktan gelen işitsel sinir uyarılarını ilk olarak işleyen ikinci derece nöronların hücre gövdesi kümesi.
Cochlear Emissions
İç kulaktaki dış tüylü hücrelerin metabolik aktivitesi sonucu üretilen ve kulak zarından dış kulak yoluna doğru yayılan düşük seviyeli akustik enerji.
Cochlear Duct
İç kulaktaki kokleanın içinde yer alan, endolenf sıvısıyla dolu ve işitme duyusunun temel alıcısı olan Corti organını barındıran membranöz kanal.
Cochlear Microphonic (CM)
İç kulaktaki tüy hücreleri tarafından akustik girdinin dalga biçimini doğrudan taklit ederek üretilen alternatif akım elektrik potansiyeli.
Cochlear Recruitment
Ses şiddetindeki küçük bir artışın, kokleada daha önce uyarılmamış nöronları da devreye sokması nedeniyle, sesin algılanan yüksekliğinde anormal derecede hızlı ve orantısız bir artış yaşanması durumu.
Cochlear Nerve
İç kulaktaki salyangoz benzeri yapısı olan kokleadan beyne işitsel duyusal bilgileri taşıyan duyusal sinir lifi demeti.
Coccygeal Nerve
Omuriliğin en caudal (alt) ucundan çıkan, insan anatomisindeki otuz birinci ve son spinal sinir çiftidir.
Coccyx
İnsan ve diğer kuyruksuz primatlarda omurganın en alt ucunu oluşturan, kaynaşmış omurlardan meydana gelen son segmenttir.
Odor / Olfaction / Smell
🔹 1. (odor): Koku maddelerinin olfaktör siniri uyararak duyusal bir deneyim oluşturmasıyla algılanan fiziksel özelliktir. 🔹 2. (olfaction): Havadaki uçucu kimyasal maddelerin (odorantların) burun boşluğundaki reseptör hücreleri uyarmasıyla ortaya çıkan duyusal algı. 🔹 3. (smell): Uçucu kimyasal moleküllerin burun mukozasındaki koku reseptörlerini uyarmasıyla algılanan duyusal deneyim.
Olfactory Adaptation
Koku alma duyusunun sürekli bir uyarıcıya maruz kalması sonucunda duyarlılığın geçici olarak azalması durumu.
Olfactory Area
Koku duyusunun algılanması ve işlenmesinden sorumlu beyin yapılarını kapsayan anatomik bölge.
Odorant-binding Protein
Koku moleküllerini bağlayarak olfaktör epiteldeki mukus kaplı nöronlara taşıyan küçük, çözünür protein ailesi.
Olfactory Cross-adaptation
Bir kokuya maruz kalıp duyarsızlaşmanın ardından, farklı ama yapısal veya reseptör düzeyinde ilişkili ikinci bir kokuya karşı hassasiyetin azalması durumu.
Scent Marking
İnsan dışı hayvanların, özel bezler aracılığıyla salgılanan kimyasal uyarıcıları bir yüzeye bırakarak tür, cinsiyet, üreme ve hiyerarşik statü gibi bilgileri çevreye yayma davranışıdır.
Olfactory Dysfunction
Koku niteliğinde veya hassasiyetinde ortaya çıkan anosmi, hiposmi, parosmi ve fantosmi gibi her türlü algısal sapma veya kaybı ifade eden klinik durum.
OEP
Koku alma sisteminin kimyasal uyaranlara karşı verdiği elektriksel yanıtların elektroensefalografi (EEG) ile kaydedilmesini sağlayan elektrofizyolojik ölçüm yöntemi.
İnfrared Theory Of Smell
Olfaktör reseptörlerin koku moleküllerini titreşimsel frekanslar yoluyla, bir kızılötesi spektrometre gibi işlev görerek algıladığını öne süren alternatif duyusal algı teorisidir.
Smell Compensation
Birden fazla koku verici ajanın (odorant) oluşturduğu karışımın algılanan şiddetinin, bu bileşenlerin tek başlarına uyandırdıkları şiddetlerin toplamından daha düşük olması durumu.
Odorant
Burun boşluğundaki koku reseptörlerini uyararak koku duyusuna yol açan havada taşınabilir uçucu kimyasal maddedir.
Olfactory Receptor
Nazal epitelde yer alan, koku moleküllerini (odorantları) algılayarak kimyasal sinyalleri nöral aktiviteye dönüştüren özelleşmiş duyusal reseptör hücreleridir.
Olfactory System
Canlıların çevredeki kimyasal molekülleri (odorantları) algılamasını, ayırt etmesini ve bunlara nörolojik yanıtlar üretmesini sağlayan birincil duyu sistemi.
Smell Identification Test (SIT)
5 yaş ve üzeri bireylerin koku alma ve ayırt etme yeteneğini değerlendiren, nörodejeneratif hastalıkların erken tanısında kritik bir klinik tarama aracıdır.
Olfactory Transduction
Koku moleküllerinin kimyasal sinyallerinin, olfaktör reseptörler aracılığıyla elektriksel sinapsta beyin tarafından koku olarak algılanan sinirsel iletilere dönüştürülme sürecidir.
Odorvector
Koku alma duyumunu tetikleyen uçucu koku maddesinin buhar fazı.
Facilitation
Çevresel destekler veya sinaptik yolların yinelenen uyarımı sonucunda bir tepkinin güçlenmesi ya da daha yüksek olasılıkla ortaya çıkması durumu.
CCK
Gİ sistemi ile merkezi sinir sisteminde salgılanan, sindirim süreçlerini düzenleyen ve anksiyojenik (kaygı tetikleyici) etkileriyle bilinen bir neuropeptiddir.
Cholecystokinin (CCK)
Duodenumdan salgılanarak açlığın doymaya evrilmesinde rol oynayan ve sinir sisteminde nörotransmitter olarak işlev gören bir peptit hormonu.
Cholesterol
Hayvansal dokuların plazma zarlarında bolca bulunan, steroid hormonların öncülü ve aterosklerotik plak gelişiminde kritik rol oynayan steroid türevidir.
Choline
Genellikle B vitamini kompleksine dahil edilen, hücre zarlarının yapısında yer alan ve temel bir nörotransmitter olan asetilkolinin öncülü biyojenik amin.
Choline Acetylase
Kolin ve asetil koenzim A'dan nörotransmitter asetilkolin sentezini katalize eden temel enzimatik katalizördür.
Cholinergic
Asetilkolin nörotransmitterine yanıt veren, onu salgılayan veya bu molekülle etkileşime giren yapıları ve süreçleri tanımlayan sıfat.
Cholinergic Receptor
Asetilkolin nörotransmitterini bağlayarak sinyalleri ileten ve sinir sisteminde hayati işlevleri yöneten hücre zarı reseptörleri.
Cholinergic Synapse
Nörotransmitter olarak asetilkolin kullanan ve sinyallerin nöronlar arası ya da nöron ile efektör organ arasında iletilmesini sağlayan özelleşmiş kimyasal sinaps türü.
Cholinergic System
Asetilkolin nörotransmiterini sentezleyen, salgılayan ve reseptörleri aracılığıyla sinyallerini ileten nöral ağların ve yolların bütünü.
Cholinesterase (che)
Asetilkolini kolin ve asetik aside parçalayarak sinaptik aralıktaki nörotransmitter etkinliğini sonlandıran kritik bir hidrolitik enzim.
Cheı
Asetilkolin (ACh) molekülünü yıkan kolinesteraz enziminin aktivitesini baskılayarak sinaptik aralıktaki nörotransmitter konsantrasyonunu artıran farmakolojik ajan sınıfı.
Collagen
Vücudun bağ dokusunun beyaz liflerini oluşturan, özellikle deri, kıkırdak, kemik ve tendonlarda bulunan temel yapısal proteindir.
Collateral
Ana yapının yanında yer alan, ona ikincil düzeyde eşlik eden veya alternatif bir güzergah oluşturan yapı veya süreç.
Collateral Heredity
Doğrudan ebeveyn-çocuk hattı üzerinden değil, ortak bir atadan gelen farklı ve yan soy kollarından aktarılan genetik geçiş biçimidir.
Collateral Sulcus
Serebral hemisferlerin inferior yüzeyinde, oksipital lobun arka ucundan temporal lobun ön ucuna kadar uzanan derin anatomik oluk.
Colliculus
Orta beyin dorsal yüzeyinde yer alan ve görme ile işitme bilgilerinin erken entegrasyonunu sağlayan iki çift küçük anatomik tümsektir.
Colloid
Bir maddenin diğer bir madde içerisinde, çözünmeden ancak askıda kalarak homojen görünümde dağıldığı heterojen karışım sistemi.
Callosal
Beynin iki hemisferini birbirine bağlayan temel komissural lif demeti olan corpus callosum ile ilgili veya bu yapıya ait olan anlamına gelen anatomik sıfat.
Alley Maze
Organizmaların uzamsal öğrenme ve hafıza performanslarını test etmek amacıyla kullanılan, duvarları opak malzemeden yapılmış ve yanlış tercihlerin çıkmaz sokaklarla sonuçlandığı kapalı labirent türü.
Coloboma
Fetal gelişimin erken evrelerinde göz yarığının (fetal fissür) tam olarak kapanamaması sonucu göz dokularında konjenital eksiklik veya defekt görülmesi durumu.
Colocalization
İki veya daha fazla farklı moleküler ya da nörokimyasal bileşenin, hücresel veya nöral bir yapıda aynı uzamsal konumu paylaşması durumu.
Column
Anatomide ve sinirbilimde, mimari bir sütunu andıran makroskobik veya mikroskobik yapısal oluşum.
Colony
Aynı türden canlıların veya insanların, ortak bir amaç, sosyal organizasyon ya da coğrafi yerleşim temelinde oluşturduğu topluluk veya bölge.
Colonial Species
Üreme gruplarının veya bireylerin yakın mekânsal yakınlık içinde, toplu halde yuvalandığı ve yaşam sürdürdüğü canlı türleri.
Columnar Organization
Serebral korteksin gri maddesi içindeki nöronların, yüzeye dik açıyla uzanan dikey silindirik sütunlar (kolonlar) halinde fonksiyonel olarak kümelenmesi.
Colostrum
Gebeliğin sonlanmasını takiben kadının meme bezlerinden salgılanan ilk süt olup, yüksek konsantrasyonda antikor ve immünoglobulin içererek yenidoğana pasif bağışıklık kazandırır.
Coma Stimulation
Komadaki bireylerin iyileşme sürecini hızlandırmak veya uyanıklık düzeyini artırmak amacıyla çoklu duyusal uyaranların (işitsel, görsel, dokunsal, tat, koku) sistematik olarak uygulanmasıdır.
Combination Test
Temel görevin, kelimeleri veya nesneleri daha karmaşık bir bütün oluşturacak şekilde bir araya getirmek veya monte etmek olduğu bir psikolojik değerlendirme türüdür.
Combination Tone
İki farklı saf tonun eş zamanlı olarak kulğa sunulmasıyla, iç kulaktaki nonlineer bozulmalar neticesinde algılanan ek hayali veya üretilmiş ses tonları.
Commissurotomy
Serebral hemisferler arasındaki ana lif köprüsü olan corpus callosum başta olmak üzere, bir komissürün cerrahi olarak kısmen kesilmesi prosedürü.
Commissural Fiber
Beynin sol ve sağ serebral yarımkürelerindeki aynı ya da eşdeğer yapıları birbirine bağlayan nöronal akson demetleri.
Commensalism
İki farklı türün yakın ilişki kurduğu, bir tarafın bu birliktelikten yarar sağladığı, diğer tarafın ise ne zarar ne de fayda gördüğü ekolojik ve biyolojik etkileşim türüdür.
Commissure
Merkezi sinir sisteminde iki anatomik bölgeyi, özellikle de iki serebral hemisferi veya omuriliğin karşılıklı yarımkürelerini birbirine bağlayan miyelinli akson demetlerinden oluşan köprü yapısı.
Communicating Hydrocephalus
Ventriküler sistem içerisinde beyin-omurilik sıvısının (BOS) akışını engelleyen anatomik bir blokaj olmaksızın, sıvının aşırı üretimi ya da yetersiz emilimi nedeniyle kafa içi basıncın artması durumu.
Compensatory Nystagmus
Vestibüler sistemin tek taraflı akut kaybı veya hasarı sonrasında, beyin sapı ve serebellumun dengeyi yeniden sağlamak amacıyla geliştirdiği istemsiz, ritmik göz hareketidir.
Complex Cell
Primer görsel kortekste yer alan ve görsel uyarıcının kontrast, yönelim ve hareket yönüne duyarlı olan ancak reseptif alan içindeki konuma karşı belirli bir esneklik (spatial invariance) gösteren nöron.
Complex Partial Seizure
Bilinç bulanıklığı, karmaşık duyusal deneyimler ve otomatizmlerle karakterize, genellikle temporal lob kaynaklı fokal nöbet türü.
Compression
Nörolojide beyin, omurilik veya sinir dokuları üzerinde oluşan mekanik basınç ve sıkışma durumu.
Compulsive Perseveration
Bir bireyin, uygun dış uyaran ortadan kalkmış veya bağlam değişmiş olmasına rağmen, bir davranışı, kelimeyi, düşünceyi veya motor eylemi mantıksız ve yineleyici bir biçimde sürdürme eğilimi.
Compulsive Laughter
Bireyin farkında olabileceği veya olmayabileceği, kalıcı, uygunsuz ve görünüşte kontrol edilemeyen gülme nöbetleridir.
Conarium
René Descartes'ın zihin-beden düalizminde ruh ile bedenin etkileşime girdiği varsayılan anatomik temas noktası; günümüz nöroanatomisinde epifiz bezi (pineal bez) ile eş tutulmaktadır.
Confabulation
Bireyin bilinçli bir aldatma niyeti olmaksızın, bellek boşluklarını yanlış veya uydurma anılarla doldurması ve bunlara mutlak bir gerçeklik atfetmesi durumudur.
Confrontation Naming
Bireyin görsel olarak sunulan bir nesneyi veya resmini doğrudan inceleyerek adlandırmasını gerektiren nöropsikolojik değerlendirme prosedürü.
Cone Opsin
Retinadaki koni fotoreseptör hücrelerinde bulunan ve insanlarda renkli görmeyi, fotopik koşullarda yüksek keskinliği sağlayan ışığa duyarlı transmembran proteinlerdir.
Congener
Alkolün fermantasyon süreci sırasında etanolün yanı sıra üretilen aseton, asetaldehit, propanol ve glikol gibi kimyasal yan ürünler.
Congenital Defect
Nedeni ne olursa olsun, doğum anında mevcut olan her türlü yapısal, işlevsel veya metabolik anormallik.
Congenital Visual İmpairment
Doğum anında veya doğumdan hemen sonra mevcut olan kısmi ya da toplam görme kaybı durumu.
Congenital Visual Agnosia
Doğuştan gelen, temel görme yetilerinde, genel bilişte veya dil becerilerinde bir eksiklik olmaksızın nesnelerin veya yüzlerin görsel olarak tanınmasını engelleyen nörogelişimsel bir bozukluktur.
Congenital Cataract
Doğumda veya doğumdan hemen sonra göz merceğinde (lens) ortaya çıkan bulanıklık veya opaklaşma.
Congenital Rubella Syndrome
Gebeliğin ilk trimesterinde rubella virüsü maruziyetine bağlı olarak gelişen; işitme kaybı, kardiyovasküler anomaliler ve nörogelişimsel gerilikle karakterize konjenital bir tablodur.
Arthrogryposis Multiplex Congenita
Doğuştan gelen, ilerleyici olmayan; çoklu eklem kontraktürleri ve anormal kas gelişimiyle karakterize bir durumlar grubu.
Congenital Oculomotor Apraxia
Doğuştan var olan, yatay düzlemde istemli sakat ve yumuşak takip (smooth-pursuit) göz hareketlerinin yokluğu ancak dikey göz hareketlerinin korunması ile karakterize nörolojik bir durumdur.
Congenital Color Blindness
Retinadaki fotoreseptör hücrelerin (koniler) genetik temelli işlev bozukluğu veya yokluğu nedeniyle bireyin belirli renkleri ayırt edememesi durumu.
Congenital Deafness
Nedeni ne olursa olsun, bireyin doğum anında var olan işitme kaybı durumu.
Conjunctival Reflex
Göz akının (skleranın) veya konjonktivanın uyarılmasıyla tetiklenen, göz kapağının ani ve istemsiz olarak kapanması durumu.
Conjugate Movements
İki gözün aynı yönde ve hedefi koruyacak şekilde eş zamanlı olarak hareket etmesini sağlayan koordineli motor işlev.
Turbinate
Nazal kavitede yer alan ve hava akımını türbülansa sokarak koku mukozasına dağılmasını sağlayan üç kemikli yapıdan her biri.
Concordance
İki veya daha fazla değişken, birey ya da ölçüm arasındaki uyum, mutabakat veya benzerlik durumu.
Concordance Rate
İkizlerin veya diğer kan akrabalarının belirli bir özelliği veya bozukluğu aynı anda taşıma yüzdesidir.
CS
Psikoloji ve tıp literatüründe 'bilinçli' (conscious) durumunu veya olgusunu ifade etmek için kullanılan standart kısaltma.
Consensual Eye Reflex
Bir gözün ışıkla uyarılması sonucunda, doğrudan ışık almayan diğer gözün pupillasının da eş zamanlı olarak daralması olgusudur.
Conception Ratio
İnsan demografisinde döllenme anındaki erkek ve dişi gamet birleşimi sonucu oluşan cinsiyet oranını, veterinerlikta ise gebelik sayısının çiftleşme sayısına oranını ifade eden demografik ve biyolojik bir ölçüttür.
Conservation Withdrawal
Kişinin aşırı duygusal veya fiziksel stresörlerle başa çıkabilmek amacıyla sosyal çevresinden uzaklaşması, enerji düzeyini düşürmesi ve aktiviteleri kısıtlamasıyla karakterize adaptif bir tepki.
Consolidation Period
Öğrenme deneyimini takip eden ve bu deneyime ait kalıcı bir belleğin geliştiği kritik zaman aralığı.
Conspecific
Aynı biyolojik türe ait olan birey veya organizmaları tanımlamakta kullanılan sıfat ve isim formundaki etolojik terim.
Constitutional Factor
Kişiliğin, mizaç özelliklerinin ve belirli ruhsal ile fiziksel bozuklukların etiyolojisine katkıda bulunduğuna inanılan temel fizyolojik ve kalıtsal eğilim.
Constructional Apraxia / Drawing Disability
🔹 1. (constructional apraxia): Bireyin motor becerileri ve görsel algısı yerinde olmasına rağmen, iki veya üç boyutlu nesneleri inşa etme, yapılandırma ya da karmaşık görsel figürleri kopya etme yeteneğini yitirdiği nöropsikolojik bir bozukluktur. 🔹 2. (drawing disability): Bireyin iki veya üç boyutlu nesneleri kopyalama, çizme veya inşa etme becerisindeki bozulma ile karakterize edilen nöropsikolojik bir işlev bozukluğudur.
Constructional Praxis
Uzaysal örüntüleri veya tasarımları çizme, kopyalama ya da fiziksel olarak manipüle etme becerisi.
CNV
Beklenti, dikkat ve hazırlık süreçlerinde ortaya çıkan ve kafa derisinden kaydedilen yavaş bir beyin potansiyeli değişimidir.
Contingent Negative Variation (CNV)
Kafa derisinden kaydedilen ve uyarıcı bir sinyal ile eylem gerektiren ikinci bir sinyal arasındaki süreçte ortaya çıkan, bilişsel hazırlık ve beklentiyi yansıtan yavaş olay ilişkili potansiyeldir.
Contracture
Kas, tendon ve çevre yumuşak dokuların anormal şekilde kısalarak gerilmesi ve buna bağlı olarak eklem hareket kısıtlılığına yol açması durumu.
Contralateral
Vücudun ya da merkezi sinir sisteminin karşı tarafında yer alan veya o tarafı etkileyen durumları tanımlayan anatomik ve nörolojik yönelim sıfatı.
Contralateral Hemisphere
Vücudun veya referans alınan bir organın karşı tarafındaki serebral yarım küreyi ifade eden nöroanatomik yönelim kavramı.
Contralateral Control
Beyin yarımkürelerinin her birinin, vücudun karşı (kontralateral) tarafındaki hareketleri ve duyusal girdileri organize edip yönettiği temel nörolojik organizasyon ilkesi.
Contrast Detector
Görsel sahnedeki ışık-karanlık sınırlarına ve parlaklık değişimlerine duyarlılık gösteren retinal ganglion hücreleri veya nöral yapılar.
Contrast Sensitivity
Sabit boyutlu bir nesne içindeki açık ve koyu tonlar arasındaki ince farkları ayırt edebilme yeteneğini ve bu yeteneğin ölçüsünü ifade eden görsel işleレビel kapasite.
Contrecoup
Kafatasına alınan bir darbenin, darbe alan noktanın tam karşısındaki beyin dokusunda oluşturduğu hasar türüdür.
Contralateral Deficit
Beynin bir yarımküresinde meydana gelen hasar sonucunda, vücudun karşı (kontrlateral) tarafında ortaya çıkan duyusal, motor veya bilişsel işlev kaybı.
Contralateral Eye
Vücudun veya beynin ilgili referans yapısının karşı tarafında yer alan gözü ifade eden nöroanatomik konum terimidir.
Control Device
Bir operatörün çevresel kontrol mekanizmasına komut ileterek hedef bir cihazın belirli bir işlevi yerine getirmesini sağlayan sistem bileşeni.
Control Adoptees
Genetik ve çevresel faktörlerin etkilerini ayrıştırmak amacıyla evlat edinme çalışmalarında, psikopatoloji veya risk faktörleri taşımayan biyolojik ebeveynlere sahip olan ve evlatlık verilen bireyleri ifade eden metodolojik kontrol grubu.
Controlled Oral Word Association Test (COWAT)
Katılımcılardan belirli harflerle (genellikle F, A ve S) başlayan ve özel isimler içermeyen olabildiğince çok kelimeyi sınırlı bir süre içinde üretmelerini isteyen temel bir yönetici işlevler ve sözel akıcılık testidir.
Runaway Selection
Dişilerin hayatta kalma avantajı sağlamayan hatta dezavantaj yaratan belirli erkek özelliklerini eş seçiminde cazip bulması sonucu bu özelliklerin nesiller boyu katlanarak ve hızla evrimleşmesini savunan teori.
Location-invariant Neuron
Ekstrastriat görsel alanlarda, özellikle inferotemporal kortekste yer alan ve bir uyarıcının reseptif alandaki konumundan bağımsız olarak ateşlenen nöron sınıfı.
Positional Cloning
Biyokimyasal temeli hakkında çok az şey bilinen bir hastalığa neden olan geni, genom içerisindeki fiziksel konumuna dayanarak haritalama ve izole etme tekniği.
Talking Book
Görme engelliler ve disleksi gibi öğrenme güçlüğü çeken bireyler için geliştirilmiş, gelişmiş navigasyon standartlarına sahip sesli ve senkronize multimedya kayıt sistemidir.
Conversation / Speech
🔹 1. (conversation): İki veya daha fazla insan arasında fikir ve bilgileri iletmek amacıyla gerçekleştirilen esnek, karşılıklı sözel etkileşim. 🔹 2. (speech): Dilsel içeriğin, ağız, gırtlak ve solunum sistemi kaslarının koordine motor hareketleriyle sesli ifadeye dönüştürülme sürecidir.
Speech Aphasia
İfade edici afazinin (Broca afazisi) daha az yaygın kullanılan alternatif terimi olup, kişinin konuşma üretimi ve sözlü ifade yeteneğinin bozulması durumudur.
Speech Area
Serebral kortekste dil algısı ve üretiminden sorumlu olan, hem sözlü hem de yazılı iletişimi yöneten nöral bölgeler bütünü.
Speech-reception Threshold (SRT)
Konuşmanın birey tarafından kısmen anlaşılabilir hale geldiği desibel cinsinden minimum ses şiddeti seviyesidir.
Speech İntelligibility
Konuşma seslerinin belirli bir çevredeki dinleyiciler tarafından ne ölçüde doğru bir şekilde tanınıp anlaşılabilme derecesidir.
Apraxia Of Speech
Duysal kayıp veya kas felci olmaksızın, konuşmayı sağlayan kasların koordinasyon eksikliğinden kaynaklanan bir konuşma-artikülasyon bozukluğudur.
Speech Processor
Mikrofondan veya diğer ses kaynaklarından gelen girdileri elektriksel uyarım örüntülerine dönüştüren elektronik cihaz.
Speech Lateralization
Konuşma üretiminin kontrolünde gözlenen hemisferik asimetri; bireylerin çoğunluğunda bu işlev sol serebral hemisfer tarafından yönetilir.
Speech Audiometry
Kontrollü şiddet seviyelerinde sunulan konuşma sözcüklerinin alımlanması yoluyla işitsel eşiklerin ve anlama kapasitesinin ölçülmesidir.
Speechreading
Konuşmacının dudak hareketlerini, yüz ifadelerini, mimiklerini ve bağlamı gözlemleyerek sözlü iletişimi anlamlama ve deşifre etme süreci.
Speech Rehabilitation
Kayıp ya da bozulmuş konuşma işlevini yeniden kazandırmayı amaçlayan sistematik eğitim ve tedavi süreci.
Speech Sounds Perception Test
Bireyin işitsel olarak sunulan anlamsız kelimeleri bunlara karşılık gelen yazılı formlarla eşleştirme becerisini ölçen standart bir nöropsikolojik batarya testidir.
Speech-tolerance Level
Sürekli konuşma seslerinin rahatsız edici derecede yüksek sesli olarak algılandığı desibel ses basıncı düzeyidir (dB SPL).
Speech Production
Bir bireyin, zihinsel bir kavramı veya niyeti akustik bir sinyale dönüştürmek için sinirsel, artikülatuar ve solunumsal kapasitelerini koordine ettiği psikofiziksel ve nörofizyolojik süreç.
Speech And Language Disorder
Sözlü ya da yazılı iletişimi olumsuz etkileyen; sesletim, akıcılık, ses kalitesi veya dilin alıcı ve ifade edici boyutlarındaki yapısal ve işlevsel yetersizlikleri kapsayan klinik durum.
Speech Discrimination Test
Bireyin işittiği fonetik açıdan dengelenmiş kelimeleri anlama ve birbirinden ayırt etme yeteneğini nicel olarak değerlendiren standart bir işitsel test yöntemidir.
Convergent Strabismus
Gözlerden birinin veya her ikisinin içe doğru (burun köküne doğru) yönelmesiyle karakterize edilen bir oküler motilite bozukluğudur.
Convergence
İki gözün, bir nesneyi net olarak görebilmek için fovealarda tek bir görüntü oluşturacak biçimde içe doğru yönelmesi süreci.
Convolution
Beyin korteksinin yüzeyinde görülen kıvrımlardan ve katlantılardan her biri; girus.
Convulsive Disorder
Tekrarlayan jeneralize nöbetler veya konvülsiyonlarla seyreden kısmi nöbetleri içeren herhangi bir epilepsi formu.
Convulsant
Genellikle inhibe edici nörotransmisyonu bloke ederek istemsiz kasılmalara veya epileptik nöbetlere neden olan herhangi bir kimyasal madde veya ilaç.
Cooperative Breeding
Yalnızca baskın bir çiftin ürediği, diğer grup üyelerinin ise kendi üreme haklarından feragat ederek yavruların bakımına ve korunmasına destek olduğu evrimsel bir üreme sistemidir.
Cooperativity
Bir enzim veya reseptör üzerindeki birden fazla bağlanma bölgesinden ilkinin ligand ile dolmasının, kalan bölgelerin bağlanma afinitesini artırması veya azaltması durumudur.
Coordination
Farklı anatomik yapıların, kas gruplarının veya dilbilimsel ögelerin belirli bir işlevsel uyum ve ortak amaç doğrultusunda birlikte çalışabilme kapasitesi.
Coordinative Structure
Motor becerilerin ve hareketlerin icrası sırasında, merkezi sinir sisteminin serbestlik derecelerini azaltmak amacıyla kas gruplarını işlevsel ve esnek bir bütünlük içinde organize etmesi.
Copulatory Lock
Çiftleşme esnasında erkek ve dişi üreme organlarının anatomik olarak birbirine kilitlenmesi ve bu durumun cinsel birleşme sonrasında da bir süre devam etmesi olgusu.
Copulation
Cinsel birleşme veya coitus; genellikle tırmanma, içerme ve ejakülasyon evrelerini içeren üreme amaçlı fiziksel etkileşim.
Corollary Discharge
Motor komutun bir kopyasını kodlayan ve hareketin duyusal geri bildirimiyle karşılaştırılarak algısal istikrarı sağlayan nöronal sinyal.
Chorda Tympani
Fasiyal sinirin (Kranial Sinir VII) dilin ön üçte ikisinden tat alma duyusunu beyne taşıyan ve submandibular ile sublingual tükürük bezlerini parasempatik olarak inerve eden dalı.
Chorea
Ekstremitelerde ve yüzde görülen, dizemsel olmayan, hızlı, amaçsız ve istemsiz sıçrayıcı hareketlerle karakterize bir motor bozukluktur.
Choreiform / Choreoid
🔹 1. (choreiform): Kore benzeri, istemsiz, ani, akışkan ve amaca yönelik olmayan motor hareketleri tanımlayan klinik bir sıfattır. 🔹 2. (choreoid): Kore (chorea) hareketlerini andıran, dans benzeri, istemsiz, ani ve düzensiz kas kasılmalarını nitelendiren klinik sıfat.
Choreoathetosis
Yüz, dil, eller ve ayaklarda ani, akıcı, istemsiz hareketlerin (korea) ve yavaş, kıvrıcı, ipliksi hareketlerin (atetoz) bir arada görülmesiyle karakterize nörolojik bir bozukluktur.
Coreometer
Gözbebeği çapındaki değişimleri ve dinamikleri hassas bir şekilde ölçmek için kullanılan optik cihaz.
Fear-induced Aggression
Canlının şiddetli bir tehdide maruz kaldığı veya kaçış yolunun kapanıp köşeye sıkıştırıldığı durumlarda hayatta kalma güdüsüyle sergilediği reaktif saldırı biçimidir.
Fear Response
Tehdit altındaki organizmanın hayati organlarını koruma, tehlikeden kaçınma veya durumla başa çıkma amacıyla sergilediği fizyolojik ve davranışsal tepki bütünü.
Cornea
Gözün en ön kısmında yer alan, ışığın geçiş yaptığı ilk saydam ve avasküler tabaka olup, gözün temel kırıcı gücünü sağlar.
Corneal Reflex
Korneaya hafif bir dokunma veya yabancı cisim temasında göz kapaklarının istem dışı ve ani bir şekilde kapanmasıyla karakterize koruyucu somatik refleks.
Choroid Plexus
Serebrospinal sıvının (BOS) üretiminden sorumlu, serebral ventriküllerin iç yüzeyini döşeyen yüksek düzeyde vaskülarize doku yapısı.
Choroid Layer
Retina ile skleranın arasında yer alan, gözü besleyen kan damarlarından ve ışığı emen pigmentlerden oluşan vasküler göz tabakası.
Coronal Plane
Vücudu veya beyni ön (anterior) ve arka (posterior) olmak üzere iki simetrik olmayan yarıya ayıran dikey anatomik düzlemdir.
Coronal Section
Vücudu veya beyni ön ve arka (anterior ve posterior) bölümlere ayıran dikey düzlem boyunca yapılan kesit.
Corpus
Anatomi bağlamında belirgin bir anatomik yapıyı, dilbilim ve psikolinguistikte ise analiz edilen geniş veri tabanlarını veya metin derlemelerini ifade eder.
Corpus Callosum
Beynin sağ ve sol serebral hemisferlerini birbirine bağlayan, interhemisferik iletişimden sorumlu en büyük beyaz madde komissural lif demetidir.
Korsakoff’s Syndrome
Şiddetli tiamin (B1 vitamini) eksikliği ve mammiller cisim hasarına bağlı olarak gelişen, yoğun anterograd ve retrograd amnezi ile karakterize nörobiyolojik bir bozukluktur.
Cortex
Bir organ veya anatomik yapının, iç çekirdek kısmından farklı olarak en dışta yer alan yüzeyel tabakası.
Cortical Activation
Serebral veya serebellar korteksteki belirli bölgelerin, duyusal uyarılar, bilişsel görevler ya da transkraniyal manyetik stimülasyon gibi dışsal müdahaleler yoluyla elektriksel ve metabolik olarak faaliyete geçmesi.
Cortical Area
Serebral korteksin belirli işlevsel özellikler, sitoarkitektonik yapılar veya bağlantısallık profilleriyle birbirine ayrılan anatomik bölgelerinden her biri.
Cortical Amaurosis
Gözlerin yapısal olarak sağlıklı ve ışıktan bağımsız reflekslere sahip olmasına rağmen, primer görsel korteksteki hasar nedeniyle ortaya çıkan tam görme kaybı.
Cortical Amnesia
Serebral korteksin hasar görmesi veya inme gibi nörolojik patolojiler sonucunda ortaya çıkan bellek kaybı biçimi.
Cortical Atrophy
Serebral korteksteki nöronal kaybın ve sinaptik budanmanın tetiklediği yapısal doku azalması ve beyin kabuğunun incelmesi durumu.
Cortical Magnification Factor
Birincil görsel kortekste, retinanın belirli bir derece görüş açısına karşılık gelen nöron popülasyon yoğunluğu ve yüzey alanı oranı.
Cortical Dementia
Beynin derin yapılarından ziyade kortikal alanlarının dejenerasyonundan kaynaklanan ve tipik olarak bellek, afazi ve agnozi gibi üst düzey bilişsel bozukluklarla seyreden demans türü.
Cortical Dysplasia
Serebral korteksin gelişim süreçlerindeki hücresel ve mimari bozuklukları ifade eden nörogelişimsel bir anomalidir.
Cortical Sensory Aphasia
Wernicke afazisi ile eşanlamlı olan, birincil işitsel korteksin ve çevresindeki assosiasyon alanlarının hasarına bağlı olarak gelişen, konuşmayı anlama ve idrak etme yetisinin kaybıyla karakterize nörolojik bozukluk.
Electrical Stimulation Of The Cortex
Serebral korteksteki beyin hücrelerine implante edilen elektrotlar aracılığıyla elektrik yüklerinin verilerek belirli nöral etkiler elde edilmesi yöntemi.
Cortical Map
Serebral kortekste duyusal reseptörlerin veya motor efektörlerin uzamsal düzenini ve topografik temsilini yansıtan sinirsel organizasyon.
Cortical İnhibition
Serebral veya serebellar korteksten kaynaklanan sinirsel aktivitenin baskılanması veya denetlenmesi süreci.
Cortical Hearing Loss
Beynin üst nörolojik merkezlerindeki hasara bağlı olarak gelişen ve periferik işitme mekanizmaları sağlam olmasına rağmen seslerin işlenemediği işitme bozukluğu.
Cortical Control
Serebral korteksin, uzuv hareketleri gibi fizyolojik aktiviteleri normal yollarla düzenlemesi veya beyin sinyallerinin bilgisayar destekli işlenmesiyle bir protezin idare edilmesidir.
Cortical Blindness
Normal pupil reflekslerinin korunduğu, optik radyasyonların veya striat korteksin tam harabiyetine bağlı olarak ortaya çıkan bilateral görme kaybı.
Cortical Lesion
Serebral kortekste yer alan, doğuştan veya sonradan edinilmiş herhangi bir nedene bağlı patolojik doku hasarı.
Cortical Localization
Beyin korteksinin farklı bölgelerinin belirli bilişsel, duyusal ve motor işlevlerle eşleştiğini savunan nöropsikolojik ilke.
Cortical Center
Serebral kortekste duyusal liflerin sonlandığı ya da motor liflerin başladığı, belirli bir işlev için özelleşmiş anatomik bölge.
Cortical Neuron
Hücre gövdesi beynin serebral korteksinde yer alan ve yüksek bilişsel işlevlerin yürütülmesinden sorumlu temel sinir hücresi.
Cortical Potential
Serebral korteksteki nöron topluluklarının eşzamanlı elektriksel aktivitesi sonucu ortaya çıkan biyoelektrik potansiyel değişimidir.
Cortical Deafness
Periferik işitsel sistem tamamen sağlam olmasına rağmen, beyin kabuğundaki işitsel merkezlerin hasar görmesi nedeniyle bireyin sesleri fark edememesi ve işitememesi durumu.
Cortical Process
Serebral korteksin bilişsel işlevlere aracılık eden mekanizmalarının tamamıdır; erken dönem duyuanalizinden üst düzey karmaşık işleyişlere kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.
Cortical Column
Neokorteksin temel işlevsel organizasyonunu oluşturan, kortikal katmanlar boyunca dikey olarak uzanan birbirine bağlı nöron gruplarıdır.
Cortical Lamina
Serebral korteksin histolojik olarak farklıleşmiş ve belirli nöronal tipleri içeren yatay hücre katmanlarının her biri.
Cortical Layers
Serebral ve serebellar korteksin yapısını oluşturan, nöronların farklı yoğunluk ve tiplerde organize olduğu katmansal tabakalar bütünü.
Cortical Evoked Potential
Duyusal bir uyaranın ardından serebral kortekste meydana gelen ve elektroensefalografi (EEG) yoluyla kaydedilen elektriksel voltaj değişimidir.
Cortical Barrel
Kemirgenlerin yüz bıyıklarından (vibrissae) gelen somatosensoriyel bilgiyi somatotopik bir düzende işleyen, birincil somatosensoriyel korteksteki silindirik nöronal kolon kümesidir.
Cortical–subcortical Motor Loop
Motor korteks ile bazal ganglionlar ve talamus arasındaki projeksiyonlardan oluşan ve devam eden motor davranışları izleyip sıralayan sinirsel devre.
Corticalization
Filogenetik ve ontogenetik gelişim sürecinde, duyusal, motor ve bilişsel işlevlerin alt beyin yapıları yerine serebral kortekse kayması veya korteks tarafından devralınması.
Cortico-
Serebral korteks veya herhangi bir organın kabuk (korteks) tabakası ile ilgili olduğunu belirten birleşik form.
Corticobasal Degeneration (CBD)
Serebral korteks ve bazal ganglionların selefatif yıkımı ile seyreden, nöron ve glialarda hiperfosforile tau proteinlerinin anormal birikimiyle karakterize ilerleyici bir nörodejeneratif tauopati.
CBGD
Serebral korteks ve bazal ganglionların ilerleyici dejenerasyonu ile karakterize, nadir görülen nörodejeneratif bir bozukluktur.
Corticobasal Syndrome
Beyinde belirgin asimetri, ekstrapiramidal ve kortikal bulguların bir arada görülmesiyle karakterize, genellikle tek bir uzvu diğerine göre daha şiddetli etkileyen ilerleyici nörolojik durum.
Corticobulbar Fiber
Primer motor korteksten çıkarak beyin sapındaki kraniyal sinir çekirdeklerine motor sinyaller ileten anahtar aksonal demet.
Corticofugal
Serebral veya serebellar korteksten kaynaklanarak merkezi sinir sisteminin diğer alt bölgelerine doğru sinyal ileten sinir liflerini ve yollarını tanımlayan nörolojik sıfat.
Corticomedial Group
Amigdalanın temel nükleer gruplarından biri olup, özellikle koku ve feromon bilgilerini işleyen, hipotalamus ile bazomedial ön beyne çıktı sağlayan anatomik bölgedir.
Corticonuclear Fiber
Serebral korteksten kaynaklanarak beyin sapındaki motor çekirdeklere uzanan ve piramidal traktüsün bir kısmını oluşturan akson demeti.
Corticopetal
Serebral ya da serebellar kortekse doğru yönelen sinir liflerini veya yollarını tanımlayan nörolojik sıfattır.
Corticopontine
Serebral korteks ile beyin sapındaki pons yapısını birbirine bağlayan sinirsel yolları ve lifleri tanımlayan anatomik terim.
Corticospinal Fiber
Primer motor korteksten başlayarak omuriliğe kadar uzanan ve istemli kas hareketlerini yöneten akson demetidir.
Corticospinal Tract
Serebral korteksten başlayarak omuriliğe kadar uzanan ve istemli kas hareketlerinin planlanıp yürütülmesinden sorumlu olan temel motor sinir yolu.
Adrenocorticoid / Corticosteroid
🔹 1. (adrenocorticoid): Böbreküstü bezinin (adrenal korteks) kabuk bölgesinden salgılanan veya sentetik olarak üretilen steroid yapılı hormonların genel sınıfıdır. 🔹 2. (corticosteroid): Böbrek üstü bezlerinin korteks tabakasından salgılanan veya sentetik olarak üretilen; karbonhidrat metabolizmasını, elektrolit dengesini ve bağışıklık tepkilerini düzenleyen steroid hormon sınıfı.
Corticosterone
Protein, yağ ve karbonhidrat metabolizmasını düzenleyen ve plazma konsantrasyonu stres indeksi olarak kullanılan glükokortikoid işlevli bir kortikosteroid hormondur.
Corticostriatonigral Degeneration
Serebral korteks, bazal ganglionlar (striatum) ve beyin sapındaki substantia nigra yapılarını eşzamanlı olarak etkileyen nörodejeneratif bir klinik tablodur.
Adrenocorticotropic Hormone (ACTH) / Corticotropin
🔹 1. (adrenocorticotropic hormone (ACTH)): Hipofiz bezinin ön lobundan salgılanan ve adrenal korteksi uyararak glukokortikoid sentezini tetikleyen anahtar peptit hormondur. 🔹 2. (corticotropin): Ön hipofiz bezinden salgılanan ve özellikle stres yanıtı sırasında adrenal korteksi uyararak kortikosteroid hormonların salınımını tetikleyen peptid yapılı bir hormondur.
Acth-releasing Factor / CRF
🔹 1. (ACTH-releasing factor): Hipotalamus tarafından salgılanan ve hipofiz bezini uyararak adrenokortikotropik hormon (ACTH) salınımını tetikleyen temel nöropeptittir. 🔹 2. (CRF): Hipotalamustan salgılanarak hipofiz-adrenal aksını (HPA) tetikleyen ve organizmanın stres yanıtını başlatan temel neuropeptiddir.
Corticotropin-releasing Factor (CRF)
Hipotalamus tarafından üretilen ve hipotalamik-hipofiz-adrenal (HHA) ekseninin stres yanıtını kontrol eden temel nöropeptittir.
Cortisol
Böbreküstü bezlerinin korteksinde üretilen, glikoneojenezi tetikleyerek kan şekerini artıran ve vücudun ana stres yanıtını yöneten bir glukokortikoid hormondur.
Cortisone
Böbrek üstü bezinin kabuk bölgesinden doğal olarak salgılanan veya sentetik olarak üretilen, karaciğerde aktif hormon olan kortizole dönüşen biyolojik olarak inaktif bir kortikosteroiddir.
Hold Functions
Yetişkinlik yaşamı boyunca büyük ölçüde sabit kalan veya yaşlanmayla birlikte gelişmeye devam eden, kelime dağarcığı ve sözel bilgi gibi bilişsel yeteneklerdir.
Protective Reflex
Vücudun veya bir vücut kısmının ağrılı ya da rahatsız edici uyaranlardan otomatik ve hızla uzaklaşmasını sağlayan istemsiz savunma mekanizmasıdır.
Runner’s High
Uzun süreli ve tempolu koşular sırasında ortaya çıkan; ağrı eşiğinin yükselmesi, çaba sarf etme kolaylığı ve derin bir öfori/zindelik hissiyle karakterize nörobiyolojik durum.
Conditional Strategy
Organizmaların, mevcut çevresel ve sosyal koşullara en uygun davranışsal stratejileri esnek bir şekilde geliştirme ve uygulama kapasitesi.
Conditioned Place Preference (CPP)
Belirli uyarıcıların deneyimlendiği mekanları pekiştirici kılan ve organizmanın o mekana karşı yönelim geliştirmesine yol açan bir klasik koşullama sürecidir.
Dark Cell
İç kulak vestibüler organlarında bulunan, endolenf sıvısının üretimi ve potasyum salgılanmasından sorumlu özelleşmiş non-sensoryal epitel hücresi.
Stem Cell
Kendini yenileme ve vücuttaki özelleşmiş farklı doku hücrelerine dönüşebilme yeteneğine sahip, farklılaşmamış ana hücre.
König Bars
Görsel keskinliği değerlendirmek için kullanılan, siyah ve beyaz çubuklardan oluşan ızgara desenidir.
Blindsight
Birincil görsel korteks (V1) hasarı nedeniyle görme alanının kör kalan kısmındaki uyaranları bilinçli olarak algılayamayan kişilerin, bu uyaranlara yine de doğru tepkiler verebilme yeteneğidir.
Blindness
Görsel uyarıcıları algılama yeteneğinin derin, neredeyse tam veya mutlak kaybı.
Cramp
İstem dışı, ani ve ağrılı iskelet kası kasılması.
Cranial Diameter
Kafatasının maksimum genişliğini ifade eden antropometrik ve anatomik ölçüm parametresi.
CES
Kafatasına düşük şiddette mikro akım uygulanarak serebral korteks ve subkortikal yapıların nöral aktivitesini modüle etmeyi amaçlayan nöromodülasyon yöntemi.
Cranial İndex
Kafatasının azami genişliğinin azami uzunluğuna olan oranını yüzde olarak ifade eden antropometrik bir ölçüdür.
Cranial Capacity
Kafatası iç boşluğunun hacmidir; genellikle santimetreküp (cm³) cinsinden ölçülür.
Cranial Pia Mater
Beyni ve omuriliği saran üç meninks katmanının en içte yerleşmiş olanı, nöral dokunun girintilerini ve çıkıntılarını birebir takip eden en ince vaskülarize zardır.
Cranial Reflex
Omuriliği esnetmeden, doğrudan kraniyal sinirler aracılığıyla aracı olunan hızlı ve istemsiz motor yanıt.
Cranial Nerve
Doğrudan beyinden çıkan ve baş ile boyun başta olmak üzere vücudun çeşitli bölgelerine dağılan 12 çift sinirden oluşan anatomik yapı.
Craniosynostosis Syndrome
Kafatası kemiklerinin erken füzyonu (kaynaşması) sonucunda ortaya çıkan ve tipik olarak kafatası deformiteleri ile karakterize edilen gelişimsel durum.
Craniotelencephalic Dysplasia
Kranial sütürlerin erken kapanması (kraniyosinostoz), frontal kemik çıkıntısı ve ensefalosel riskiyle seyreden nadir bir gelişimsel bozukluktur.
Cranium
Beyni, beyincği ve beyin sapını çevreleyerek dış etkenlerden koruyan, yüz kemikleri hariç kafatasının üst ve arka bölümünü oluşturan kemik yapı.
Cranial
Kafatasına (cranium) ait, kafatasıyla ilgili veya kafatasına yakın olan yapıları tanımlamakta kullanılan anatomik sıfat.
Cranial Anomaly
Konjenital (doğuştan) kusurlara bağlı olarak kafatasının normal gelişim gösterememesi, boyut veya şekil bozukluklarıyla karakterize yapısal sapmalardır.
Cranial Bifida
Prenatal gelişim sürecinde kafatasının iki yarısının normal bir şekilde birleşememesi sonucu ortaya çıkan ve anensefali ya da ensefalosel ile sonuçlanan nöral tüp defekti.
Cranial Division
Otonom sinir sisteminin parasempatik dalının, lifleri kranial sinirlerden (kafatası sinirlerinden) köken alan kısmıdır.
Cranial Electrical Stimulation
Kafatasına uygulanan düşük yoğunluklu mikro akımlarla merkezi sinir sistemini modüle etmeyi amaçlayan bir nöromodülasyon tekniğidir.
Craniofacial Anomaly
Yüzü ve kıkırdak/kemik kafatası yapısını etkileyen, genellikle konjenital (doğuştal) kökenli yapısal deformiteler bütünü.
Craniography
Kafatasının konfigürasyonunu, açısal ilişkilerini ve kraniyometrik noktalarını gösteren fotoğraf ve çizimler aracılığıyla incelenmesi.
Craniology
İnsan kafatasının boyutunu, şeklini ve diğer morfolojik özelliklerini inceleyen bilimsel disiplin.
Craniometry
İnsan kafatasının sistematik ve anatomik olarak ölçümlenmesini içeren antropolojik ve antropometrik yöntem.
Craniosacral System
Parasempatik sinir sisteminin az kullanılan bir alternatif tanımı olup, beyin ve omuriliği çevreleyen zarlar ile beyin omurilik sıvısının dinamiklerini ifade eder.
Craniostenosis
Kafatası sütürlerinin erken kapanmasıyla karakterize olan ve kafa tasının normal gelişimini kısıtlayan tıbbi durum.
Craniotomy
Beyin dokusuna erişmek, intrakraniyal basıncı düşürmek veya cerrahi müdahalede bulunmak amacıyla kafatasının geçici olarak cerrahi yöntemle açılması işlemidir.
Krause End Bulb
Deride yer alan, kapsülle çevrili özelleşmiş bir duyusal sinir ucu olup özellikle soğuk algısının duyumsanmasında rol oynar.
Cross-nasal Adaptation
Burnun bir tarafına koku verildikten sonra, diğer tarafında da koku duyarlılığının azalması durumu.
Creatine Kinase (CK)
Kalp kası, iskelet kası ve beyin dokularında yoğun olarak bulunan; hücresel enerji metabolizmasında ve ATP homeostazında kritik katalitik rol oynayan intraselüler bir enzim.
Cremasteric Reflex
Uyluğun iç kısmının uyarılmasıyla kremaster kasının ani kasılması sonucu testisin skrotum içinde yukarıya doğru çekilmesine yol açan yüzeyel bir refleks türüdür.
Cribriform Plate
Kafatası tabanında yer alan, kalburumsu delikli yapısıyla koku sinir liflerinin burun boşluğundan bulbus olfactorius'a geçişine izin veren kalbursu kemik lameli.
Crypsis
Bir organizmanın hareketsizlik, davranışsal adaptasyonlar veya morfolojik kamuflaj yoluyla çevresinde fark edilmez hâle gelme yeteneği.
Crypto- (crypt-)
Tıbbi, psikolojik ve bilimsel terminolojide 'gizli', 'örtülü' veya 'görünmeyen' anlamına gelen önek.
Cryptorchidism
Bir veya her iki testisin doğum öncesi gelişim sürecinde skrotal kese içine inememesi durumunu ifade eden konjenital bir anomalidir.
Critical Range
Organizmanın optimal fizyolojik işlevselliğini ve sağlığını sürdürebilmesi için biyolojik parametrelerin içinde kalması zorunlu olan dar eşik aralığı.
Critical Band
Belirli bir saf tonu maskelemede etkili olan gürültü frekanslarının oluşturduğu dar aralıktır.
Critical Period
Organizmanın yaşam döngüsünde, belirli çevresel uyaranlara karşı en yüksek duyarlılığa sahip olduğu ve bu pencere kaçırıldığında ilgili işlevin normal olarak kazanılamadığı hassas gelişim evresi.
Critical Flicker Frequency (CFF)
Şiddetli bir görsel uyarıcının periyodik titreşimlerinin, kesintisiz ve düz bir ışık algısına dönüştüğü eşik frekans değeridir.
Cryo-
Soğuk, donma veya düşük sıcaklıkları ifade eden tıbbi ve biyolojik birleştirici ek.
Cryogenics
Son derece düşük sıcaklıkların elde edilmesini ve bu sıcaklıklarda maddelerin gösterdiği fiziksel, kimyasal ve biyolojik değişimleri inceleyen fizik alt dalı.
Cryonic Suspension
Bir cesedin, gelecekte tıbbi teknolojinin gelişmesiyle hayata döndürülmesi ve sağlıklı yaşamına kavuşturulması amacıyla aşırı düşük sıcaklıklarda dondurularak muhafaza edilmesi girişimidir.
Cryostat
Mikroskobik inceleme için dokuların, özellikle beyin kesitlerinin donmuş halde çok ince dilimler halinde kesilmesini sağlayan laboratuvar cihazı.
Chrom-
Biyolojik dokularda boyaları tutma veya renklenme kapasitesini ifade eden birleşik biçim öneki.
Chromatic Audition
İşitsel uyaranların otomatik ve istemsiz olarak fotokromatik (renk) algılara yol açtığı nörolojik bir synesthesia (sinestezi) alt türüdür.
Chromatin
Hücre çekirdeğinde yer alan, DNA ve proteinlerin (başlıca histonlar) birleşiminden oluşan nükleoprotein yapı.
Chromatin Negative
İnsan somatik hücrelerinin çekirdeğinde cinsiyet kromatininin (Barr cisimciği) bulunmama durumu olup, hücrenin genetik olarak erkeğe ait olduğunu gösterir.
Chromatin Positive
İnsan somatik hücresinde cinsiyet kromatininin (Barr cisimciği) varlığını belirten ve hücrenin dişi kökenli olduğunu gösteren sitogenetik durum.
Chromatid
Hücre bölünmesi sırasında kendini eşleyen bir kromozomun, sentromerle birbirine bağlı iki özdeş ipliksi alt biriminden her biri.
Chromatopsia / Chromopsia
🔹 1. (chromatopsia): Nesnelerin belirli bir renge boyanmış gibi göründüğü, tek bir renge karşı aşırı görsel duyarlılıkla karakterize bir renkli görme bozukluğudur. 🔹 2. (chromopsia): Nesnelerin veya görsel alanın olağandışı bir renk tonuyla algılanmasına neden olan görsel algı bozukluğu.
Color Hearing
İşitsel uyaranların otomatik ve istem dışı olarak renk algısı tetiklediği, sinestezi türleri arasında en yaygın ve iyi belgelenmiş biçimi.
Pseudochromesthesia
İşitsel veya diğer duyusal uyarıcıların istemsiz olarak görsel renk algılarını tetiklediği bir sinestezi türü.
Chromic Myopia
Gözün optik sisteminin dalga boyuna bağlı kırıcılık kusurlarını ifade eden, genellikle renk sapmaları ve spektral odaklanma bozukluklarıyla ilişkilendirilen özel bir görme anomalisidir.
Chromo- (chrom-; Chromato-)
Renk anlamına gelen ve biyolojik, kimyasal bileşiklerde renk niteliğini belirten ön ek.
Chromosome
Hücre çekirdeğinde yer alan, DNA ve proteinlerin yoğunlaşmasıyla oluşan, kalıtsal bilgileri taşıyan ipliksi genetik birimdir.
Chromosome 18, Deletion Of Long Arm
18 numaralı kromozomun uzun kolunda (q kolu) meydana gelen genetik eksilmenin neden olduğu; mikrosefali, hipotoni ve entelektüel gelişim bozukluğu ile karakterize nadir bir kromozomal bozukluk.
Chromosome 4, Deletion Of Short Arm
Dördüncü kromozomun kısa kolunun eksikliği ile karakterize edilen; mikrosefali, büyüme geriliği, zihinsel yetersizlik ve nöbetlerle seyreden nadir bir kromozomal bozukluktur.
Chromosome 5, Deletion Of Short Arm
Beşinci kromozomun kısa kolunun (5p) koparak kaybolmasıyla karakterize, karakteristik ağlama sesi ve nörogelişimsel gerilikle kendini gösteren genetik bir aberasyondur.
Chromosome Abnormality
Hücre bölünmesi sırasındaki hatalara bağlı olarak ortaya çıkan, kromozomların sayısal veya yapısal olarak normalden sapma göstermesi durumudur.
Chromosomal Map
Mikroskop altında incelenen boyanmış bir kromozomun, karyotip testine olanak tanıyan kendine özgü açık ve koyu bantlı görünümü.
Chromosome Number
Bir bireyin somatik doku hücrelerinde bulunan toplam kromozom miktarıdır; sağlıklı insanlarda bu sayı tipik olarak 46'dır.
Chromosome Mosaicism
Erken embriyonik hücre bölünmeleri sırasında kromozomların yavru hücreler arasında hatalı dağılması sonucu, aynı bireyde farklı kromozom sayılarına sahip iki veya daha fazla hücre popülasyonunun bir arada bulunması durumu.
Chromosomal Mutation
Kromozomların yapısında veya sayısında meydana gelen, genetik materyalin kalıtsal olarak yeniden düzenlenmesine yol açan büyük ölçekli genetik değişiklikler.
Chronaxie (chronaxy)
Bir sinir ya da kas lifinin, reobaz eşik değerinin iki katı şiddetindeki bir elektrik akımıyla uyarılması için gereken minimum süre.
Chronic Brain Disorder
Beyin hasarıyla ilişkili olan ve bilişsel, motor, duyusal ya da duygusal işlevlerin bir veya daha fazla alanında kalıcı bozulmaya yol açan uzun süreli nörolojik durum.
Chronic Myofascial Pain (CMP)
Vücudun belirli bölgelerinde lokalize olmuş 'tetik noktalar' (trigger points) aracılığıyla ortaya çıkan, ilerleyici ve enflamatuar olmayan kas-iskelet sistemi bozukluğudur.
CMP
Kaslarda ve bunları saran bağ dokusunda (fasyada) gelişen, tetik noktaların eşlik ettiği ve uzun süreli yaygın ağrıyla karakterize kronik bir kas-iskelet sistemi bozukluğudur.
Chronic Preparation
Bir araştırma hayvanının cerrahi veya deneysel bir işleme tabi tutulduktan sonra iyileşmesine izin verilerek, uzun bir süre boyunca gözlemlenmesine olanak tanıyan deneysel hazırlık yöntemi.
Chronic Traumatic Encephalopathy
Tekrarlayan hafif kafa travmaları ve sarsıntıların tetiklediği, ilerleyici nörodejeneratif bir beyin hastalığıdır.
Chrono- (chron-)
Biyolojik, psikolojik ve fiziksel süreçlerde 'zaman' kavramını niteleyen veya zamana bağlı değişkenleri belirten birleştirici kök.
Chronobiology
Canlı organizmaların içsel zaman ölçüm mekanizmalarını ve biyolojik ritimlerini inceleyen disiplinler arası bilim dalıdır.
Chronopsychology
Sirkadiyen ritimlerdeki ve uyku-uyanıklık döngülerindeki değişimlerin, bireyin bilişsel ve duygusal işlevselliği üzerindeki etkilerini inceleyen bilim dalıdır.
Chronotaraxis
Bireyin zamanın akışını olduğundan az ya da çok tahmin etmesi veya günün saati ya da haftanın günü konusunda dezoryantasyon yaşaması durumu.
Chronotherapy
Sirkadiyen ritim uyku bozukluklarını tedavi etmek amacıyla, uyku vaktinin sistematik olarak (faz gecikmeleri yoluyla) istenen zamana yaklaşana dek kademeli olarak kaydırılması yöntemi.
Chronotopic Constraints
Beyin gelişiminin seyrinin, dil işleme gibi olgunlaşma süreçlerinin zamanlaması üzerinde dayattığı biyolojik sınırlamalar.
Crossing Over
Mayoz bölünme sırasında homolog kromozomların kardeş olmayan kromatitleri arasında karşılıklı gen alışverişinde bulunması olayıdır.
Xanthine
İnsan vücudundaki doku ve sıvılarda doğal olarak bulunan, kafein ve teofilin gibi uyarıcıların öncülü olan bir pürin bazıdır.
Xantho- (xanth-)
Tıbbi ve bilimsel terminolojide 'sarı' renk anlamını veren birleşik kök öneki.
Xanthopsia
Nesnelerin ve görsel çevrenin sarı renkte algılanmasına neden olan nadir bir görsel bozukluk ve kromatopsi türü.
Xanthopsin
Görsel mor maddenin (rodopsin) ışık etkisiyle ağartılması sürecinde ortaya çıkan sarı renkli ara pigment. Tarihsel literatürde 'görsel sarı' (visual yellow) olarak da adlandırılır.
Xanthocyanopsia
Kırmızı ve yeşil renklerin algılanamadığı, nesnelerin yalnızca sarı ve mavi tonlarında görüldüğü bir renk körlüğü biçimi.
Xenobiotic
Bir organizmada doğal olarak üretilmeyen ve dış kaynaklı olan kimyasal maddelerin genel adıdır.
Xenoglossy
Bir bireyin, daha önce hiçbir şekilde öğrenmediği, maruz kalmadığı veya edinmediği bir yabancı dilde konuşabilme ya da yazabilme iddiasını içeren paranormal fenomen.
Xeroderma Pigmentosum
Ultraviyole ışık hasarını onaran DNA onarım mekanizmalarındaki genetik defektler nedeniyle ortaya çıkan, aşırı fotosensitivite, erken yaşta deri kanserleri ve bazı vakalarda ilerleyici nörolojik bozulmalarla karakterize otozomal resesif bir sendromdur.
Quadriparesis
Dört uzvun tamamında görülen, nörolojik hasar veya bozukluklara bağlı kas zayıflığı ya da kısmi felç durumu.
Quadriplegia
Omurilik veya beyin hasarına bağlı olarak her iki kolun ve bacakların tamamında ortaya çıkan motor işlev kaybı ve felç durumudur.
Quantum
Fizikte bir ışıma enerjisinin, nörobilimde ise bir nöron tarafından belirli bir zamanda salınan minimum nörotransmitter miktarını ifade eden temel birimdir.
Quantum Mind
Nöronal ağlardaki klasik mekanik etkileşimlerin bilinç olgusunu açıklamada yetersiz kaldığını öne sürerek, kuantum mekaniksel fenomenlerin (süperpozisyon ve dolanıklık gibi) beyin işlevlerinde ve bilinçte temel bir mekanizma olduğunu savunan hipotezler grubu.
Ear
İşitme ve denge işlevlerini yerine getiren, dış, orta ve iç olmak üzere üç ana anatomik bölüme ayrılan karmaşık duyu organıdır.
Ear Canal
Dış kulak kepçesini timpan zarına bağlayan, ses dalgalarını iletmekle sorumlu yaklaşık 2.5 cm uzunluğundaki anatomik geçit.
Ear Ossicles
Orta kulak boşluğunda yer alan ve timpan zarındaki titreşimleri iç kulağa ileten insan vücudunun en küçük üç kemiği (malleus, incus, stapes).
Auricle
Anatomide dış kulağın görünen kepçe kısmını veya kalbin atriyumlarına komşu kulakçık şeklindeki kesecikleri tanımlayan yapı.
Eardrum
Dış kulağı orta kulaktan ayıran, ses dalgalarını mekanik titreşimlere dönüştüren ince, koni biçimindeki zar yapı.
Disuse Supersensitivity
Hedef hücrelerin sinirsel girdilerini kaybetmesi veya kronik antagonist maruziyeti sonucu normalden daha fazla reseptör molekülü üretmesi ve bir nörotransmitter uygulandığında abartılı bir yanıt vermesi durumudur.
Brood Parasitism
Bir hayvanın kendi yumurtalarını başka bir türün veya bireyin yuvasına bırakarak, yavrularının bakımını ve beslenmesini konakçı ebeveynlere yıkması evrimsel stratejisi.
Cuneate
Anatomi ve biyolojide kama biçiminde veya üçgenimsi yapıları tanımlamak için kullanılan morfolojik bir terim.
Cuneate Tubercle
Medulla oblongata'nın dorsal yüzeyinde yer alan ve derin duyu bilgilerini üst merkezlere taşıyan nukleus kuneatus'un oluşturduğu anatomik kabarıklık.
Kuru
Yeni Gine'deki Fore halkında tarihi olarak görülen, prion kaynaklı, ilerleyici ve ölümcül merkezi sinir sistemi hastalığı.
Founder Effect
Büyük bir ana popülasyondan ayrılan küçük bir grubun yeni bir koloni kurması sonucu, genetik çeşitliliğin daralması ve belirli genetik özelliklerin orantısız şekilde baskın hale gelmesi durumu.
Institutional Animal Care And Use Committee (IACUC)
Araştırmalarda kullanılan insan dışı denek hayvanlarının insani koşullarda barındırılmasını, bakılmasını ve yasal düzenlemelere uyulmasını denetlemekle yükümlü kurumsal kurul.
Kurzweil Personal Reader
Basılı metinleri tarayarak yapay ses senteziyle sesli okumaya dönüştüren, görme engelliler ve ağır disleksi vakaları için tasarlanmış öncü bir bilgisayar sistemidir.
Vomiting Center
Beyin sapındaki medulla oblongata bölgesinde yer alan ve emezis (kusma) eyleminin koordinasyonunda görev aldığı düşünülen nöral odak.
Avian İnfluenza / Bird Flu
🔹 1. (avian influenza): Evcil kümes hayvanlarında ve diğer kuş türlerinde görülen, göçmen kuşlar aracılığıyla yayılan ve insanlar dahil farklı türlere bulaş potansiyeli taşıyan son derece bulaşıcı viral bir enfeksiyondur. 🔹 2. (bird flu): Genellikle kuşları etkileyen, ancak zoonotik potansiyeli sayesinde insanlara ve diğer memelilere de bulaşabilen yüksek patojenik influenza A virüsü enfeksiyonudur.
Girdle Sensation
Gövde çevresinde sıkı bir bant veya kemer sarılı olduğu yönündeki somatosasensöral yanılsama; sıklıkla multipl skleroz gibi miyelin kaybettirici durumlarda görülür.
Cutaneous
Deriyle ilgili olan veya deriyi etkileyen anlamına gelen anatomik ve fizyolojik bir sıfat.
Cutaneous Perception
Deri içerisindeki duyu reseptörlerinin uyarılması yoluyla edinilen somatosensoriyel duyusal deneyim.
Cutaneous Experience
Deride yer alan reseptörlerin uyarılmasıyla ortaya çıkan sıcaklık, soğukluk, kaşıntı, iğnelenme ve ağrı gibi duyusal algıların tamamıdır.
Cutaneous Sense
Derideki reseptörler aracılığıyla temas, basınç, titreşim, sıcaklık ve ağrı uyaranlarını algılayan duyusal sistemlerin bütünü.
Cutaneous Receptive Field
Belirli bir periferik sinir lifi tarafından innerve edilen ve merkezi sinir sisteminde lokalize bir sinaptik dağılım gösteren özgül deri bölgesi.
Cutaneous Receptor
Deri içerisinde yer alan ve dokunma, basınç, sıcaklık ve ağrı gibi kutanöz duyumların algılanmasından sorumlu duyusal reseptör organlarıdır.
Cutaneous Rabbit İllusion
Bileğe ve ardından dirseğe ardışık olarak uygulanan hızlı dokunuşların, arada hiçbir fiziksel uyarı olmamasına rağmen kol boyunca zıplayan bir tavşan gibi hissedilmesiyle ortaya çıkan somatosensoriyel yanılsama.
Cutaneous-pupillary Reflex
Yanak veya çene derisinin hafifçe çizilmesi veya uyarılması sonucunda göz bebeğinde (pupilde) meydana gelen ani ve istemsiz genişleme (midriyazis) durumu.
Strength Training
Kas gruplarını geçici kas tükenmesine ulaştırmayı hedefleyen, ağırlık veya direnç unsurlarının çoklu tekrarlar halinde uygulandığı anaerobik egzersiz rejimidir.
Tail Flick Test
Kemirgenlerde ısı uyaranına karşı gelişen ani kuyruk çekme tepki süresini ölçerek nosiseptif duyarlılığı ve analjezik ajanların etkinliğini değerlendiren deneysel bir prosedürdür.
Cubic Difference Tone
İki farklı saf tonun işitsel sisteme aynı anda sunulmasıyla kokleanın non-lineer (doğrusal olmayan) mekanizmaları sonucunda algılanan matematiksel olarak türetilmiş üçüncü bir işitsel frekans.
Cultural Neuroscience
Çevresel faktörlerin ve kültürel değerlerin insan zihinsel işlevleri ile nöral devreleri nasıl şekillendirdiğini beyin görüntüleme teknolojileri aracılığıyla inceleyen disiplinler arası bir alandır.
CF
İstatistik bağlamında veri setindeki gözlemlerin birikimli toplamını, duyusal fizyolojide ise işitsel sistemin en duyarlı olduğu frekans değerini ifade eden kısaltma.
Cumulative Trauma Disorder (CTD)
Vücudun belirli kas, tendon ve sinir dokularında, uzun süreli ve tekrarlayan mikro travmaların zamanla birikmesiyle ortaya çıkan kronik kas-iskelet sistemi rahatsızlığıdır.
Curare
Amazon ve Orinoco havzasındaki yerli halkların ok uçlarına sürerek avlanmakta kullandığı, nöromüsküler kavşakta asetilkolin blokajı yoluyla iskelet kaslarında gevşeme ve felç yaratan bitkisel toksin karışımı.
Spherical Lens
Yüzeylerinden biri veya her ikisi bir kürenin parçası şeklinde kavislendirilmiş olan optik mercek türüdür.
L-dopa
Dopaminin öncül molekülü olan, kan-beyin bariyerini aşarak merkezi sinir sistemine geçebilen ve özellikle Parkinson hastalığı tedavisinde kullanılan farmakolojik ajandır.
Labia
Kadın dış genital organının (vulva) yapısını oluşturan, klitorisi, üretrayı ve vajinal açıklığı çevreleyen dört adet dudak şeklindeki doku kıvrımı.
Labio-
Anatomi ve tıbbi terminolojide 'dudak' veya dudak benzeri yapıları ifade eden birleşik kelimelerin oluşturulmasında kullanılan ön ek kökü.
Labyrinth / Maze
🔹 1. (labyrinth): Anatomide kafatasının temporal kemiğinde yer alan, işitme ve denge reseptörlerini barındıran karmaşık kemiksi ve zarsal kanallar sistemi. 🔹 2. (maze): Giriş ile çıkış arasında yer alan, birbirini kesen yollar ve çıkmaz sokaklardan oluşan, mekansal öğrenme ve bilişsel haritalamayı test etmek için kullanılan deneysel düzenek.
Maze Task
Katılımcıların çıkmaz sokaklara girmeden, gittikçe karmaşıklaşan bir rotayı takip ederek görsel planlama becerilerini ölçen nöropsikolojik test yöntemi.
Labyrinthitis
İç kulaktaki sıvı dolu labirent yapısının enfeksiyonu veya enflamasyonudur; baş dönmesi, denge kaybı ve işitme kaybına yol açar.
Ladd-franklin Theory
Retinadaki fotosensitive moleküllerin kimyasal ayrışımı yoluyla renkli görmeyi açıklayan, günümüzde geçerliliğini yitirmiş evrimsel renk teorisi.
Lagophthalmos (lagophthalmus)
Göz kapaklarının tam olarak kapatılamamasıyla karakterize edilen tıbbi bir durum.
Lacrimal Reflex
Gözyaşı bezlerinin, burun mukozasındaki reseptörlerin irritasyonu dahil çeşitli uyaranlara yanıt olarak gözyaşı salgılamasına neden olan otonom refleks arkıdır.
Lacrimation
Gözyaşı bezlerinden salgılanan sıvının artması durumu, özellikle aşırı ve istemsiz ağlama.
Lactation
Dişi memelilerde meme bezleri tarafından süt üretimi ve salgılanması süreci.
Lactate Dehydrogenase (LDH)
Laktatın pirüvata dönüşümünü tersinir olarak katalize eden, özellikle karaciğer, böbrek, iskelet kasları ve miyokard dokularında yoğun olarak bulunan bir enzim grubu.
Lacto-
Süt veya süt ürünleri ile ilgili durumları, maddeleri veya süreçleri belirtmek için kullanılan birleştirici ön ek.
Lactogenesis
Memeli bezlerinin süt sentezleme ve salgılama yeteneğini kazandığı, gebelik ve doğum sonrasında gerçekleşen fizyolojik süreç.
Lactotroph
Adenohipofizde yer alan ve süt salgılanmasından sorumlu olan prolaktin hormonunu sentezleyip salgılayan özel endokrin hücre tipidir.
Lacuna
Bellekteki bir boşluk veya süreklilik kesintisi; genel anlamda herhangi bir yapısal veya işlevsel eksiklik.
Lacunar Stroke
Beyindeki büyük damarlardan doğrudan dallanan küçük arteriyollerin tıkanması sonucu oluşan küçük infarktüslerin yol açtığı iskemik inme türü.
Lamarckism
Bir organizmanın yaşamı boyunca edindiği fiziksel ve işlevsel özelliklerin doğrudan yavrularına aktarıldığını savunan tarihi evrim teorisi.
Lamellipodium
Hücre göçünü ve hareketini sağlayan, özellikle nöronal büyüme konilerinde belirgin olan, yaprak benzeri yassı aktin filament ağı uzantısıdır.
Laminar Organization
Bazı beyin bölgelerinde, özellikle neokortekste hücrelerin yatay katmanlar halinde horizontal olarak tabakalanması durumu.
Landau Reflex
3 ila 12 aylık bebeklerde yüzüstü ve yatay pozisyonda tutulduklarında başın yükselmesi ve sırtın kavislenmesi şeklinde görülen normal bir postural refleks.
Landau–kleffner Syndrome
Genellikle 5-7 yaşları arasındaki çocuklarda görülen; normal dil gelişiminin ardından ani veya kademeli olarak dil becerilerinin yitirilmesi, afazi ve epileptik EEG anormallikleri ile karakterize nadir bir nörolojik bozukluktur.
Landolt Circles
Görsel keskinliği (visual acuity) test etmek amacıyla kullanılan, belirli yönlerde kesikleri olan standartlaştırılmış halka dizileridir.
İslets Of Langerhans
Pankreas içerisinde yer alan ve kan şekerini düzenleyen glukagon, insülin ile somatostatin hormonlarını salgılayan mikroskobik endokrin hücre kümesidir.
Langerhans Cells
Epidermis tabakasında yer alan, vücudun bağışıklık savunmasında kritik rol oynayan profesyonel antijen sunucu dendritik hücrelerdir.
Laryngeal Paralysis
Gırtlak sinirlerindeki hasar veya hastalık nedeniyle ses tellerinden birinin veya her ikisinin hareket ya da duyusunu kaybetmesi durumu.
Laryngeal Reflex
Gırtlak mukozasının irritasyonuna karşı istemsiz olarak gelişen ve tipik olarak öksürükle kendini gösteren koruyucu bir savunma mekanizmasıdır.
Laryngopharynx
Yutağın dil kıkırdağının (hyoid kemik) altında yer alan ve solunum ile sindirim sistemlerinin kesiştiği alt bölümü.
Larynx
Soluk borusunun üst ucunda, ses tellerini barındıran ve vokal frekans ile ton değişimini sağlayan kıkırdak ve kas yapısı.
Lateral
Vücudun veya bir organın orta hattından uzağa, dış yan tarafa doğru olan konumu belirten anatomik yön terimi.
Lateral Bundle
Omuriliğin dorsolateral bölgesinde yer alan ve ağrı ile sıcaklık duyularına ait uyarıları taşıyan sinir lifleri demetidir.
Lateral Difference
İki serebral hemisferin çeşitli davranışları kontrol etme veya bilişsel işlevleri yürütme üzerindeki yapısal ve işlevsel farklılık derecesidir.
Lateral Geniculate Nucleus (LGN)
Talamusun arka dış kısmında yer alan ve retinadan gelen görsel bilgiyi birincil görsel kortekse iletmekten sorumlu çift katmanlı ana röle merkezi.
Lateral Gyrus
Korpus kallozumun üzerinde yer alan singulat korteks bölgesindeki beyin yüzeyi kıvrımlarından biridir.
Lateral Hypothalamic Syndrome
Lateral hipotalamus lezyonlarını takiben hayvan modellerinde gözlenen ve afaji ile adipsiden başlayarak dört aşamalı bir iyileşme süreci izleyen nörolojik ve davranışsal bozukluk tablosu.
Lateral Hypothalamus (LH)
Hipotalamusun, enerji dengesi, açlık hissi ve yeme davranışının regülasyonunda merkezi rol oynayan yan anatomik bölgesidir.
Lateral İnhibition
Algısal kontrastı artırmak amacıyla, uyarılan bir duyusal nöronun komşu nöronların aktivitesini baskılaması mekanizmasıdır.
Lateral Corticospinal Tract
Serebral korteksteki motor alanlardan başlayarak medulla oblongata'daki piramitlerde çaprazlaşan ve omuriliğin karşı tarafında aşağı inerek özellikle distallerin ince motor hareketlerini kontrol eden ana sinir demeti.
Lateral Lemniscus
Beyin sapında yer alan ve işitsel bilgiyi koklear çekirdeklerden inferior kollikulusa ileten majör aksonal yol.
Lateral Olfactory Tract
Mitral hücrelerin aksonlarından oluşan ve koku sistemini beynin ilgili bölgeleriyle doğrudan buluşturan ana sinir demeti.
Lateral Posterior Nucleus
Talamusta yer alan, parlaklık ayrımında rol oynayan ve oksipital ile parietal loblara projeksiyon gönderen görsel duyarlı nöron grubu.
Lateral Preoptic Area (lpoa)
Anterior hipotalamusun, üreme fotoperiyodizmi ve uyku-uyanıklık döngüsünün düzenlenmesinde kritik roller üstlenen anatomik alt bölgesi.
Lateral Rectus
Göz küresini orta hattan uzaklaştırarak dışa (yana) doğru döndüren, gözün ekstrinsik kaslarından biridir.
Lateral Cervical Nucleus
Omuriliğin üst servikal segmentlerinin lateral funikulusunda yer alan ve somatosasensoryal bilgiyi talamusa ileten gri madde yapısı.
Lateral Sulcus
Serebral hemisferlerin lateral yüzeyinde uzanan, temporal lobu frontal ve parietal loblardan ayıran en belirgin anatomik oluk.
Lateral Thalamic Nucleus
Talamusun iki yanında yer alan ve duyusal girdilerin kortekse iletilmesinde kritik rol oynayan, filogenetik olarak talamusun en son evrimleşmiş bölgelerinden biri olan büyük hücre gövdesi kümesidir.
Lateral Ventricle
Beynin her bir serebral hemisferinin içinde yer alan, karmaşık şekilli ve beyin-omurilik sıvısı (BOS) rezervuarı görevi gören boşluk sistemidir.
Lateral Specialization / Lateralization
🔹 1. (lateral specialization): Beynin sağ ve sol hemisferlerinin belirli işlevsel ve bilişsel görevleri farklı düzeylerde üstlenme yönündeki nörofizyolojik farklılaşma sürecidir. 🔹 2. (lateralization): Vücudun organlarında veya beynin hemisferlerinde tek taraflı tercihlerin ve işlevsel baskınlığın görülmesi durumu.
LRP
Motor korteksin belirli bir el veya ayağı hareket ettirmeye yönelik hazırlık süreçlerini, elektroensefalografi (EEG) kayıtlarında motor hareketin hemen öncesinde gösteren yanal elektromanyetik voltaj değişimdir.
Lateralized Readiness Potential (LRP)
Beynin sağ ve sol motor alanları arasındaki aktivasyon farkını ölçen ve belirli bir eli kullanarak tepki verme hazırlığını gösteren olaya ilişkin potansiyel (ERP) bileşeni.
Laterality
Vücudun belirli işlevleri yerine getirirken iki taraftan birini (örneğin sol veya sağ) diğerine tercih etme durumu.
Lateropulsion
Merkezi sinir sistemi bozukluklarında görülen, bireyin istem dışı olarak yana doğru hareket etmesi veya düşme eğilimi göstermesi belirtisi.
Lateroventral Nucleus
Serebellumdan aldığı impulsları motor kortekse ileterek kas hareketlerinin koordinasyonunu sağlayan talamustaki röle çekirdeklerinden biri.
LDH
Vücuttaki hemen hemen tüm dokularda bulunan ve karbonhidrat metabolizmasında (glikoliz) görev alarak pirüvattan laktata dönüşümü katalize eden hücre içi bir enzim.
Leber’s Disease
Genellikle yaşamın üçüncü dekatında ortaya çıkan, merkezi görme kaybı ve optik atrofi ile karakterize kalıtımsal bir görme bozukluğudur.
Lee–boot Effect
Dişi kemirgenlerin erkek bireylerden izole edilip yalnızca diğer dişi bireylerle bir arada barındırılması durumunda östrus döngülerinin uzaması veya baskılanması olayıdır.
Legasthenia
Yeterli zeka ve algısal kapasiteye sahip bireylerde görülen, harfleri kelimelere dönüştürme ve kelimeleri bileşen harflerine ayırma süreçlerindeki işlevsel güçlükleri tanımlayan tarihsel ve tartışmalı bir sendrom.
Lek Mating
Erkeklerin belirli bir alanda toplanarak karmaşık görsel ve sesli gösteriler sergilediği, dişilerin ise bu alanı ziyaret ederek eş seçtiği bir çiftleşme sistemidir.
Lemniscal System
Uzun yükselen sinir yollarından oluşan ve somatosensoriyel bilgiyi talamusa ileten temel duyusal sistem.
Lymphokine
Lenfositler tarafından salgılanan ve bağışıklık sisteminin diğer hücrelerini bölünüp çoğalmaya yönlendirerek hücresel bağışıklıkta rol oynayan bir grup protein.
Lymphocyte
Edinsel bağışıklık sisteminin özgül yanıtlarında kilit rol oynayan ve iki ana sınıfı (B ve T hücreleri) bulunan bir akyuvar (lökosit) türüdür.
Lens
Gözde irisin hemen arkasında yer alan, ışığı kırarak net odaklama sağlayan saydam ve biconvex biyolojik yapı veya görme kusurlarını düzeltmek için kullanılan yapay optik araç.
Leptin
Adipoz doku tarafından sentezlenen ve hipotalamik reseptörler aracılığıyla merkezi sinir sistemine enerji rezervleri hakkında bilgi vererek iştahı baskılayan peptit yapılı bir hormon.
Leptomorph
Vücut ağırlığına kıyasla uzun ve ince ekstremitelere, dar bir göğse ve narin bir iskelet yapısına sahip olan somatotip formunu tanımlayan antropolojik ve biyometrik terim.
Scavenging
Canlıların, kendi avlamadıkları ölü organik maddelerle veya leş artıklarıyla beslenme davranışıdır.
Levitation
Fiziksel bir neden olmaksızın bir nesnenin veya kişinin havaya yükselmesi ve havada asılı kalmasıyla karakterize, paranormal inançlar ve rüya deneyimleriyle ilişkilendirilen fenomen.
Levodopa (l-dopa)
Nörotransmitter dopaminin doğal öncül molekülü olup, özellikle Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılan sentetik bir farmakolojik ajandır.
Lesion
Travma, hastalık veya cerrahi müdahale sonucunda bir organ ya da dokunun normal yapısında ve işlevinde meydana gelen her türlü anormal yapısal bozulma veya hasar.
LGN
Retinadan gelen görsel bilgileri primer görsel kortekse aktarmadan önce işleyen, talamusun ana duyusal röle çekirdeği.
Ligand
Başka bir moleküldeki, çoğunlukla bir hücre yüzeyi reseptöründeki spesifik bir bağlanma bölgesine reversibl olarak tutunan sinyal molekülü veya iyon.
Ligand-gated İon Channel
Özel bir kimyasal habercinin (ligandın) reseptöre bağlanmasıyla açılan veya kapanan transmembran protein kanalları.
Lilliputian Hallucination
Bireyin nesneleri, hayvanları veya insanları gerçek boyutlarından çok daha küçük (minyatür) olarak algıladığı görsel bir halüsinasyon türüdür.
Diminutive Visual Hallucination
Bireyin nesneleri, insanları veya hayvanları gerçek boyutlarından çok daha küçük (minyatür) algıladığı özel bir görsel halüsinasyon türüdür.
Limbic Epilepsy
Limbik sistem yapılarını etkileyen, hipokampal ve amigdaloid devrelerdeki nöronal aşırı uyarılabilirlikle karakterize, tekrarlayıcı nöbetlerin izlendiği nörolojik bir bozukluktur.
Limbic Cortex
Serebral korteksin, özellikle singulat korteks başta olmak üzere, limbik sistemle işlevsel ve anatomik olarak bütünleşmiş olan kısımlarıdır.
Limbic Lobe
Serebral yarımkürelerin dörtten fazla ana lobunun dışında, genellikle beşinci bir alt bölüm olarak kabul edilen; singulat korteks, parahippokampal girus ve hippokampal formasyonu içeren anatomik yapı.
Limbic System
Otonom süreçler, duygu, bellek ve öğrenme mekanizmalarında görev alan, kortikal ve subkortikal beyin yapılarını birbirine bağlayan yaygın sinir ağı.
Limulidae
Eklembacaklılar şubesinin merostomata sınıfına ait, milyonlarca yıldır morfolojik evrim geçirmeden günümüze ulaşmış deniz canlılarını kapsayan bir familya.
Linear Type
İnce, dar göğüslü, uzun boyunlu ve uzun burunlu fiziksel yapıya sahip beden tipi.
Lingual
Dille ilgili olan veya dil organına, ayrıca konuşma ve lisan edimine atfedilen anatomik ve işlevsel durumları tanımlayan sıfat.
Lingual Gland
Dilin yüzeyinde yer alan ve tat moleküllerinin reseptör hücreler arasında dolaşımını sağlayan seromuköz salgılar üreten bezler.
Lingual Gyrus
Oksipital ve temporal loblar arasında uzanan, yüz ve mekânsal işaretlerin tanınmasında ile rüya süreçlerinde rol oynayan alt beyin yüzeyi kıvrımı.
Lingual Nerve
Trigeminal sinirin mandibulER dalından (V3) köken alan, ağız mukozasına ve dilin ön üçte ikilik kısmına duyusal lifler taşıyan somatosensoriyel sinir dalı.
Lioresal
Omurilik seviyesinde GABA-B reseptörlerini agonize ederek iskelet kası spastisitesini azaltan, santral etkili bir kas gevşeticinin ticari adıdır.
Liothyronine
Tiroid eksikliği durumlarının tedavisinde kullanılan doğal tiroid hormonu L-triiyodotironinin farmasötik preparatı olup, aynı zamanda tedaviye dirençli depresyon vakalarında standart antidepresan terapiye ek olarak reçete edilir.
Lipid-metabolism Disorders
Kan veya diğer dokularda anormal yağ seviyeleriyle karakterize, genetik, endokrin veya çevresel faktörlerden kaynaklanan metabolik anomaliler grubu.
Lipostatic Hypothesis
Uzun vadeli gıda alımı ve enerji dengesinin, kanda dolaşan serbest yağ asitlerinin konsantrasyonu yoluyla fizyolojik bir geri bildirim mekanizmasıyla düzenlendiğini öne süren metabolik model.
Lissencephaly
Serebral korteksteki nöronal göç kusurları sonucunda girus ve sulkusların gelişimemesiyle ortaya çıkan, beynin pürüzsüz ve düz bir dış yüzeyle karakterize ağır bir nörogelişimsel malformasyonudur.
Literal Alexia
Bireylerin harfleri veya sayıları görsel olarak tanıyamadığı, özellikle 'd' ve 'b' gibi yapısal olarak benzer grafemleri ayırt edemediği edinsel okuma bozukluğudur.
Literal Paraphasia
Konuşma sırasında fonemlerin yer değiştirmesi, eklenmesi, çıkarılması veya başka fonemlerle değiştirilmesiyle karakterize edilen ve ifadenin anlaşılmasını güçleştiren bir dil bozukluğudur.
Lysine
Vücut tarafından sentezlenemeyen, bu nedenle diyetle dışarıdan alınması zorunlu olan esansiyel bir amino asittir.
LVP
Yapısal olarak insan antidiüretik hormonuna benzeyen, özellikle domuzgillerde doğal olarak bulunan ve farmakolojik olarak vazopresör ile antidiüretik etki gösteren bir peptid hormondur.
Lysosome
Ökaryotik hücrelerin sitoplazmasında yer alan, asidik pH ortamına sahip ve hücre içi makromolekülleri hidrolize eden zarla çevrili organel.
LLD
Bireyin sözlü veya yazılı dili edinme, anlama ve üretme becerilerinde belirgin ve kalıcı zorluklar yaşamasına neden olan nörogelişimsel bir bozukluktur.
Lloyd Morgan’s Canon
Hayvan davranışlarının, daha basit mekanizmalarla açıklanabildiği durumlarda karmaşık zihinsel veya psikolojik terimlerle yorumlanmaması gerektiğini savunan metodolojik ilke.
Lobe
Beyin veya akciğer gibi organların, fissür adı verilen belirgin yapısal sınırlarla birbirinden ayrılmış yuvarlak, anatomik alt bölümlerinden her biri.
Locus Ceruleus (locus Coeruleus; Locus Caeruleus)
Beyin sapında yer alan ve noradrenalin sentezleyerek ön beyin yapılarına salgılayan, uyanıklık, dikkat ve stres tepkilerinin düzenlenmesinde kritik rol oynayan mavimsi renkli çekirdek.
LOD Score
İki gen lokusunun bir kromozom üzerinde birbirine yakın konumlandığını ve dolayısıyla birlikte kalıtılma olasılığını istatistiksel olarak tahmin eden logaritma tabanlı bir olasılık ölçüsüdür.
Log-
Dil, konuşma veya sözcüklerle ilgili süreçleri ve yapıları belirten birleşik form öneki.
Logopedics
Konuşma ve dil bozukluklarının incelenmesi, teşhisi ve tedavisini kapsayan disiplin.
Local Potential
Yerel uyarımın eşik değerin üzerine çıkması durumunda eylem potansiyelinden önce gelen dereceli potansiyel evresidir.
Localization
Herhangi bir duyusal modalitedeki uyarıcının uzamsal konumunu saptama yeteneği ve nöropsikolojik işlevlerin serebral korteksteki belirli bölgelere fiziksel dağılımı.
Locomotion
Bir organizmanın veya bedenin bir konumdan diğerine fiziksel olarak yer değiştirmesi süreci.
Locomotor Arrest
İstemli kontrol, farmakolojik ajanlar veya hipokampal elektriksel stimülasyon yoluyla ortaya çıkabilen motor hareketin tam ya da kısmi inhibisyon durumu.
Locus
Anatomik, patolojik veya genetik bir yapının organizma ya da kromozom üzerindeki spesifik yerleşke konumu.
Lumbar
Sırtın alt bölgesini, bel kısmını veya omuriliğin bu segmentine karşılık gelen anatomik alanı ifade eden terim.
Longilineal
Genişten ziyade uzun yapılı, vücut geneline hakim olan ince ve uzun boyutsal oranlarla karakterize somatotip.
Loperamide
Gastrointestinal motiliteyi yavaşlatan ve esas olarak ishal tedavisinde kullanılan sentetik bir opioid reseptör agonistidir.
Lordosis
Omurganın servikal (boyun) ve lomber (bel) bölgelerinde görülen, anatomik olarak içe doğru olan fizyolojik eğrilik; aşırı formunda ise hiperlordoz olarak adlandırılan patolojik durum.
Leuco- (leuc-; Leuko-; Leuk-)
Biyomedikal terminolojide 'beyaz' veya 'renksiz' anlamına gelen, özellikle lökositleri ve miyelinli nöral dokuları nitelendirmede kullanılan birleşik kök.
Leukocyte (leucocyte)
Vücudun enfeksiyonlarla ve yabancı patojenlerle mücadelesinde birincil rol oynayan, kemik iliği kaynaklı bağışıklık sistemi hücrelerinin genel adı.
Leukotomy (leucotomy)
Prefrontal korteks ile beynin diğer bölgelerini birbirine bağlayan beyaz madde liflerinin cerrahi olarak kesilmesiyle gerçekleştirilen erken dönem nörocerrahi prosedürü.
Lpoa
Hipotalamusun ön kısmında yer alan, uyanıklık, uyku-uyanıklık döngüsü ve homeostatik regülasyonda kritik işlevler üstlenen nötral bir bölge.
LSD
Serotonin reseptörleri üzerinde agonist etki göstererek çarpık duyusal algılara, halüsinasyonlara ve derin bilişsel değişimlere yol açan son derece güçlü yarı sentetik bir psikoaktif maddedir.
LTD
Sinaptik iletkenliğin uzun süreli olarak azalması veya zayıflaması süreci.
Lumbosacral Plexus
Dördüncü ve beşinci lomber ile birinci ve dördüncü sakral omurilik köklerinden oluşan ve alt ekstremitenin motor ile duyusal innervasyonunu sağlayan kapsamlı bir sinir ağıdır.
Luria–nebraska Neuropsychological Battery (LNNB)
15 yaş ve üzeri bireylerin bilişsel işlevlerini değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş, Alexander Luria'nın klinik test prosedürlerinin standartlaştırılmış ve nicelleştirilmiş versiyonu olan kapsamlı nöropsikolojik batarya.
Luteinizing Hormone (LH)
Ön hipofiz bezinden salgılanan ve kadınlarda yumurtlamayı, erkeklerde ise androjen sentezini uyaran bir gonadotropindir.
LTH
Adenohipofizden salgılanan ve özellikle memelilerde süt üretimini ve corpus luteumun devamlılığını tetikleyen prolaktin hormonunun tarihi kısaltması.
Luteotropin
Adenohipofizden salgılanan ve günümüzde temel olarak prolaktin adıyla bilinen, özellikle meme bezi gelişimi ve laktasyon süreçlerini yöneten peptid yapılı hormon.
Lux
Metrekare başına düşen bir lümenlik ışık akısına eşdeğer olan, aydınlanma şiddetinin uluslararası standart (SI) ölçü birimidir.
Lumen
Işık akısının uluslararası birim sistemindeki (SI) türetilmiş ölçü birimi olup, bir ışık kaynağının yaydığı toplam görünür ışık miktarını niteler.
Lucid İnterval
Travmatik beyin hasarı, akut deliryum veya psikotik bir atak sonrasında hastanın geçici olarak zihinsel berraklık ve bilişsel işlevsellik kazandığı aldatıcı iyileşme evresi.
Lucid Dream
Uyuyanın rüya gördüğünün bilincinde olduğu ve rüya akışını iradi olarak yönlendirebildiği bilinç durumu.
M-cell
Lateral genikülat çekirdeğin en ventral iki katmanında bulunan ve magnoselüler sistemin kökenini oluşturan büyük nöron sınıfı.
Machr
Asetilkolin nörotransmitterine bağlanan ve hücresel yanıtta G proteinlerine kenetlenen bir metabotropik reseptör ailesidir.
Maclean’s Theory Of Emotion
Papez duygu kuramının genişletilmiş bir versiyonu olup, duygusal deneyimlerin kontrolünde limbik sistemin tüm bileşenlerinin, özellikle hipokampus ve amigdalanın hayati önemini vurgulayan nörolojik model.
Substance P
Periferik ve merkezi sinir sisteminde nörotransmitter ile nöromodülatör olarak işlev gören, özellikle ağrı modülasyonu ve duygu durum düzenlenmesinde kritik rol oynayan bir nöropeptittir.
Maddox Rod Test
Göz kaslarının dengesini ve olası heteroforileri tespit etmek amacıyla cam çubuklar aracılığıyla ışığı çizgiye dönüştürerek yapılan bir oftalmolojik değerlendirme testidir.
MAF
Kulaklığa ihtiyaç duyulmaksızın, serbest ses alanında bir dinleyicinin karşı duvarından verilen saf sesleri fark edebildiği en düşük ses basınç seviyesini ifade eden işitsel eşiktir.
MAGL
Endokannabinoid sistemin anahtar bileşeni olan 2-araşidonoilgliserolün (2-AG) hidrolizinden sorumlu ana enzimi ifade eden biyokimyasal kısaltma.
Magnocellular System
Lateral genikülat çekirdeğin ventral katmanlarındaki büyük nöronlardan oluşan, hareket, biçim ve parlaklık değişimlerinin hızlı algılanmasını sağlayan görsel işleme alt sistemidir.
Major Histocompatibility Complex (MHC)
Organizmanın bağışıklık sisteminin yanıtlarını düzenleyen ve bireyler arası doku uyumunu belirleyen gen kompleksidir.
Mechanical-man Concept
İnsanların, bilinç gibi fiziksel olmayan olgilerden bağımsız olarak, yalnızca fiziksel süreçlere tabi yaşayan makineler olarak anlaşılması gerektiğini savunan epistemolojik model.
Macro- (macr-)
Büyük, uzun veya hacimce genişlemiş yapıları ve sistemleri niteleyen ön ek.
Macroelectrode
Genellikle bir milimetre veya daha büyük çaplı bir elektrik akımı iletkeni olup, dokuları uyarmak veya bu dokulardan elektriksel aktivite kaydetmek amacıyla kullanılır.
Macrogyria
Beyin korteksindeki girusların (kıvrımların) normalden daha büyük ve kalın, sayıca ise daha az olduğu konjenital bir nörogelişimsel malformasyondur.
Macroglia
Merkezi sinir sisteminde nöronları destekleyen, besleyen ve yalıtan mikroglia dışındaki büyük glial hücre sınıfı.
Macropsia / Megalopsia
🔹 1. (macropsia): Nesnelerin gerçek boyutlarından daha büyük algılanmasıyla karakterize edilen görsel bir yanılsama. 🔹 2. (megalopsia): Nesnelerin gerçek boyutlarından daha büyük algılanmasıyla karakterize edilen görsel bir algı bozukluğudur.
Macroskelic
Vücut oranlarında bacakların boy veya gövdeye kıyasla anormal derecede uzun olduğu anayasal somatotip yapısını ifade eden antropometrik terim.
Macrosplanchnic Type
Gövdenin uzuvlara kıyasla orantısız biçimde büyük ve gelişkin olduğu somatotip (vücut tipi) sınıflandırması.
Macula
İç kulakta yer çekimi ve baş pozisyonunu algılayan duyusal doku yaması veya retinada keskin merkezi görmeden sorumlu sarı leke bölgesi.
Macular Degeneration
Merkezi görmeden sorumlu makula lutea tabakasının ilerleyici bozulmasıyla karakterize, iki taraflı görme kaybına yol açan dejeneratif bir durumdur.
Maculopathy
Merkezi görme keskinliğinde bozulmaya yol açan, retinanın merkezi bölgesi olan maküla lutea'nın hasar görmesi durumu.
Maldevelopment
Genetik, beslenmesel veya çevresel faktörler nedeniyle bir bireyin normal gelişim sürecinden saparak kusurlu veya anormal bir şekilde gelişmesi durumu.
Malformation
Herhangi bir organ veya vücut yapısının gelişimsel veya anatomik olarak kusurlu ya da anormal biçimde oluşması durumu.
Malleus
Orta kulakta yer alan, kulak zarından aldığı ses titreşimlerini örs (incus) kemikçiğine ileten çekiç şeklindeki en dıştaki işitme kemikçiğidir.
Mammillary Body
Beyin tabanında, infindibulumun biraz arkasında yer alan ve limbik sistem ile hipotalamusun işlevsel birleşkesini oluşturan bir çift küçük, küresel nöronal çekirdek.
Mammillothalamic Tract
Memecik cisimciklerini (mammillary bodies) talamusun anterior nükleuslarına bağlayan, yoğun miyelinli akson demetidir.
Manoptoscope
Göz dominansını (baskın gözü) saptamak amacıyla kullanılan, tabanı geniş ve ucu dar, kesik koni biçimindeki optik ölçüm aracı.
Logicogrammatical Disorder
Dominant parietal lob lezyonları sonucu ortaya çıkan, bireyin kelimeleri doğru seçmesine rağmen mantıksal ve sentaktik sıralamayı bozarak anlam kaymalarına yol açtığı bir semantik afazi tezahürü.
Mantle Layer
Nörogelişim sürecinde nöral tüpün iç ependimal tabakası ile dış marjinal tabakası arasında yer alan ve ilerleyen evrede serebral gri maddeyi (nöron gövdelerini) oluşturan embriyonik nöroanatomik katmandır.
Manualism
İleri derecede işitme kaybı olan bireylerin iletişim kurması için işaret dili ve parmak alfabesinin kullanımına dayanan bir eğitim ve iletişim yöntemidir.
Manual Communication
Konuşma yerine ellerin ve parmakların kullanımına dayanan, başta işitme engelli bireyler olmak üzere tercih edilen her türlü görsel-gestürel iletişim biçimi.
Manual-control Effects
Uçak veya uzay araçlarının elle kontrolü sırasında, görevin karmaşıklığı, G kuvvetleri ve aerodinamik özelliklerin insan performansına yansıyan etkileri.
Magnetic Sense
Bir organizmanın, dünyanın manyetik alan çizgilerini veya manyetik kuvvet hatlarını algılayarak yönünü bulma kapasitesi.
MSI
Manyetoensefalografi (MEG) verilerini anatomik yapı üzerinde haritalandırarak beyin içi elektriksel aktivitelerin kaynaklarını yüksek zamansal ve uzaysal çözünürlükle gösteren nörogörüntüleme yöntemi.
Magnetic Resonance İmaging (MRI)
Güçlü manyetik alanlar ve radyo dalgaları kullanarak dokulardaki hidrojen atomlarının tepkilerini ölçen ve vücut içi organların yüksek çözünürlüklü üç boyutlu haritasını çıkaran non-invaziv bir tanı yöntemidir.
Magnetoencephalography (MEG)
Beyindeki nöronal elektriksel aktivitenin yarattığı zayıf manyetik alanların yüksek hassasiyetli sensörlerle haritalandırılmasını sağlayan nörüntüleme tekniği.
MAO
Monoamin nörotransmitterlerin oksidatif deaminasyon yoluyla yıkımını katalize eden mitokondriyal bir enzim sınıfı.
Marche À Petits Pas
Parkinson hastalığı ve bazal gangliya patolojilerinde sıklıkla gözlenen, ayakların yerden kesilmediği, sürükleyici ve giderek hızlanan küçük adımlardan oluşan bir yürüyüş bozukluğudur.
Marginal Sulcus
Singulat sulkusun yukarı doğru kıvrılan bir dalı olup, medial hemisfer yüzeyinde parasentral lobül ile prekuneusu birbirinden ayıran anatomik oluk.
Exposure Deafness
Yüksek seslere uzun süre maruz kalma sonucunda ortaya çıkan, geçici veya kalıcı nitelikteki işitme kaybıdır.
Masking Level Difference (MLD)
İki kulağa sunulan ses ile maskeleyici gürültünün kulaklar arası (interaural) faz veya zaman özelliklerinin değiştirilmesiyle işitsel eşikte meydana gelen iyileşme.
Amount Of Masking
İşitsel bir uyarıcının eşiğinin, başka bir sesin (maskeleyici) varlığı nedeniyle ne kadar yükseltildiğini desibel cinsinden ifade eden psikoakustik ölçüm.
Masking Pattern
Sabit spektral özelliklere ve şiddete sahip bir sesin, saf ton sinyallerinin algılama eşiklerini frekansa bağlı olarak nasıl değiştirdiğini gösteren odyolojik grafiksel görünüm.
Masculinization
Genetik veya fizyolojik olarak dişi olan bir organizmada, androjen hormonlarının etkisiyle ikincil cinsiyet karakterlerinin ortaya çıkması ve erkek tipi bedensel gelişimin görülmesi süreci.
Mastoid
Temporal kemiğin alt-arka kısmında yer alan, orta kulak boşluğu ile bağlantılı hava hücrecikleri içeren kemik çıkıntı.
Maternal Aggression
Dişi memelilerin yavrularını potansiyel tehditlerden korumak amacıyla yabancılara veya yırtıcılara karşı sergilediği doğal savunma ve saldırı davranışıdır.
Maternal Brain
Memeli dişi sinir sisteminde, gebelik ve doğum sonrası dönemde yavruya yönelik biliş ve davranışları güçlendiren çok seviyeli nöroplastisite ve nöronal aktivite değişimleri bütünü.
Maternal Environment
Gebelik sürecinde annenin rahminde bulunan ve fetüsün gelişimini doğrudan etkileyerek çocuğun doğum sonrası sağlık durumunu uzun vadeli biçimde şekillendiren fiziksel ve kimyasal koşulların bütünü.
Maternal Drive
Dişi memelilerin yavrularını koruma, besleme ve bakım sağlama yönündeki doğuştan gelen motivasyonel eğilimidir.
Blue
Görünür ışık tayfının yaklaşık 445–500 nanometre dalga boyu aralığındaki kısa dalga boylu elektromanyetik enerjinin insan gözü tarafından algılanmasıyla deneyimlenen temel renk.
Blue-sighted
Mavi renkli uyaranlara karşı olağandışı bir duyarlılığa sahip olma durumu.
Blue–yellow Blindness
Mavi ve sarı renklerin ayırt edilmesinde güçlükle karakterize, nadir görülen kısmi bir renk körlüğü türüdür.
Meiosis
Eşey hücrelerinin oluşumu sırasında gerçekleşen, kromozom sayısını yarıya indiren ve genetik çeşitliliği sağlayan özel bir hücre çekirdeği bölünmesi türüdür.
MBE
Zihin, beyin ve eğitim disiplinlerini entegre ederek öğrenme süreçlerini nörobiyolojik temelde inceleyen alan.
MC4-R
İştah regülasyonu, enerji dengesi ve melanokortin sinyal yolağında kritik rol oynayan G-protein kenetli bir reseptör türüdür.
MCI
Bireyin yaş ve eğitim düzeyine göre beklenenden daha fazla bilişsel düşüş yaşamasına rağmen günlük yaşam aktivitelerini bağımsız olarak sürdürebildiği klinik bir geçiş evresidir.
MDA
Düşük dozlarda merkezi sinir sistemi uyarıcısı ve öforizan olarak işlev gören, yüksek dozlarda ise serotonerjik venoradrenerjik yollarla halüsinojenik etki yaratan sentetik bir fenilizopropilamin türevidir.
Medial
Vücudun veya bir organın orta hattına yakın olan veya orta hatta doğru yönelen anatomik konumu ifade eden sıfat.
Medial Amygdala
Amigdalanın koku ve feromon bilgilerini işleyerek doğuştan gelen korku, savunma ve üreme tepkilerini yöneten anatomik alt bölgesidir.
Medial Bundle
Bir vücut yapısının orta kesiminde yer alan somatosensoriyel lif grubu.
Medial Forebrain Bundle
Ön beyin ile beyin sapı yapılarını birbirine bağlayan ve özellikle beynin ödül, motivasyon ve pekiştirme devrelerinde kritik rol oynayan ana sinir lifi demeti.
Medial Geniculate Nucleus
Talamus içerisinde yer alan ve inferior kolikulus ile birincil işitsel korteks arasında işitsel bilgileri işleyip aktaran kritik bir röle merkezidir.
Medial Lemniscus
Beyin sapında yer alan, omurilikten ve medulla oblongata'daki arka kolon nükleuslarFrom kaynaklanan somatosensoryal aksonları talamusa taşıyan büyük ve miyelinli lif demeti.
Medial Prefrontal Cortex
Prefrontal korteksin iki kortikal hemisferin iç duvarlarının orta hattında yer alan ve yürütücü işlevler, duygu düzenleme ile sosyal bilişte kritik rol oynayan anatomik bölgesi.
Medial Preoptic Area (mpoa)
Ön hipotalamusta yer alan; termoregülasyon, cinsel davranışlar, ebeveynlik motivasyonu ve gonadotropin salınımının düzenlenmesinde kritik rol oynayan nöral merkez.
Medial Rectus
Gözü orta hatta (buruna doğru) çevirmekle görevli olan ekstraoküler göz kası.
Medial Temporal Amnesia
Medial temporal lob hasarına bağlı olarak ortaya çıkan, hem yeni anıların oluşturulmasını (anterograd) hem de geçmişteki bazı bilgilerin hatırlanmasını (retrograd) engelleyen bellek bozukluğu.
Medial Temporal Lobe
Serebral hemisferlerin şakak bölgesinin iç kısmında yer alan; amigdala, hipokampus ve ilişkili kortikal yapıları barındıran, özellikle yeni anıların kodlanması ve öğrenme süreçlerinde kritik rol oynayan anatomik bölge.
Meditation
Bireyin odaklanmış dikkat elde etmek, bilinç durumunu değiştirmek ve benlik ile dış dünya içgörüsü kazanmak amacıyla gerçekleştirdiği derin ve uzun süreli zihinsel tefekkür süreci.
Medulla
Bir organın, özellikle böbrek üstü bezleri veya beyin sapı gibi yapıların merkezî ya da en içteki bölgesi.
Medulla Oblongata
Arka beynin en alt ve kaudal uzvu olan, omurilik ile üst beyin merkezleri arasındaki sinir yollarını barındıran ve yaşamı destekleyen otonom refleksleri yöneten beyin sapı segmenti.
Medullary Reticular Formation
Beyin sapının en arka kısmında yer alan ve motor kontrol ile çiftleşme davranışlarının düzenlenmesinde rol oynayan nöral ağ.
Median Nerve
Üst ekstremitede kol, önkol ve ele motor ile duyusal lifler sağlayan, brakial pleksustan köken alan ana sinirlerden biridir.
Mefloquine
Sıtma enfeksiyonlarının tedavisinde ve profilaksisinde kullanılan, aynı zamanda nadiren de olsa ciddi nöropsikiyatrik yan etkileriyle bilinen sentetik bir antimalaryal ajandır.
MEG
Nöronal elektrik akımlarının oluşturduğu zayıf manyetik alanları eş zamanlı olarak ölçen yüksek temporal çözünürlüklü nörogörüntüleme yöntemi.
Megalencephaly
Anormal derecede büyük, ağır ve potansiyel olarak işlev bozukluğu gösteren bir beyinle karakterize gelişimsel nörolojik bozukluk.
Meissner’s Corpuscle
Parmak uçları, dudaklar ve dil ucu gibi hassas bölgelerde yoğunlaşan, hafif dokunma ve titreşim uyarılarına duyarlı küçük, oval yapılı duysal sinir ucu.
Mecamylamine
Nikotinik asetilkolin reseptörlerinin non-selektif ve non-kompetitif antagonisti olan, günümüzde sigara bırakma tedavisi, Tourette sendromu ve depresyonda SSRI'lara ek olarak araştırılan bir ajan.
Mechanoreceptor
Fiziksel basınç, gerilme veya dokunma gibi mekanik formdaki uyarıcıları algılayarak bunları elektriksel sinir sinyallerine dönüştüren duyusal reseptör.
Spatial Memory
Nesnelerin, yerlerin ve coğrafi konumların pozisyonunu, yönünü ve mesafesini kodlama, saklama ve geri çağırma kapasitesidir.
Perception Of Spatial Relations
Nesnelerin statik veya dinamik uzamsal özelliklerinin, biçimlerinin ve çevrelerindeki diğer nesnelere göre konum ve yönelimlerinin zihinsel olarak fark edilmesidir.
Spatial Learning
Çevredeki nesnelerin konumlarına ve birbirleriyle olan göreceli ilişkilerine dair bilgi edinme ve zihinsel haritalama sürecidir.
Spatial Orientation
Bireyin dış çevredeki nesnelere göre uzaydaki konumunu algılama ve bu konumu ayarlama kapasitesi.
Shuttle Box
Hayvanlarda kaçınma ve kaçma koşullamasını incelemek amacıyla kullanılan, genellikle bir bariyerle ayrılmış iki özdeş bölmeden oluşan deneysel düzenek.
Melano- (melan-)
Biyolojik ve tıp terminolojisinde 'siyah' veya 'koyu renkli' anlamı veren birleştirici bir önektir.
Melanocortin-4 Receptor (MC4-R)
Alfa-melanosit uyarıcı hormon tarafından aktive edilen ve enerji dengesi ile vücut ağırlığının homeostatik regülasyonunda kritik rol oynayan bir G protein kenetli reseptördür.
Melanocyte-stimulating Hormone (MSH)
Ön hipofiz bezinden salgılanan ve omurgalılarda deri pigmentasyonunu, memelilerde ise enerji dengesi ile yeme davranışını düzenleyen bir peptit hormondur.
Melatonin
Epifiz bezi tarafından serotonin metabolize edilerek özellikle karanlıkta salgılanan ve sirkadiyen ritmi, uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen amin yapılı bir hormon.
Hybrid
Genetik olarak farklı ebeveynlerin çiftleşmesi sonucu oluşan canlı veya moleküler yapı.
Hybridization
Farklı genetik özelliklere sahip bireylerin çiftleştirilerek yeni kombinasyonlar oluşturulması süreci.
MIT
Broca afazisi gibi sol yarımküre hasarlarından kaynaklanan ekspresif konuşma bozukluklarında, sağ yarımkürenin müzikal ve intonasyon kapasitesini kullanarak dil üretimini yeniden yapılandırmayı hedefleyen klinik bir rehabilitasyon yöntemidir.
Melodic İntonation Therapy (MIT)
Belirli afazi, motor konuşma bozuklukları veya ifade edici dil bozukluğu olan bireylerde konuşmayı yeniden kazandırmak veya geliştirmek için melodi ve ritmi kullanan bir konuşma terapisi yöntemidir.
Membrane
Bir yüzeyi örten, bir boşluğu çevreleyen veya anatomik yapıları ayıran ince doku tabakası.
Membrane Potential
Bir biyolojik hücrenin plazma zarının içi ile dışı arasındaki elektrik potansiyel farkıdır.
Breast
İnsanlarda süt salgılayan bezler, kanallar, yağ ve bağ dokusundan oluşan, primatların üst ventral bölgesinde yer alan anatomik yapı.
Mammary Gland
Dişi memelilerde yavruları beslemek amacıyla süt salgılayan özelleşmiş ekzokrin bez yapısı.
Mendelian İnheritance
Austuryalı rahip Gregor Mendel'in bezelye bitkileri üzerindeki deneylerine dayanan, genlerin kromozomlar aracılığıyla ebeveynlerden yavrulara aktarımını inceleyen temel kalıtım yasaları bütünü.
Meningioma
Beyin ve omuriliği çevreleyen koruyucu zarların ara katmanından (araknoid tabaka) köken alan, genellikle yavaş büyüme eğilimi gösteren kitle.
Ménière’s Disease
İç kulaktaki endolenfatik sıvının aşırı artışı (endolenfatik hidrops) nedeniyle ortaya çıkan; baş dönmesi, kulak çınlaması, işitme kaybı ve kulakta dolgunluk hissiyle karakterize kronik bir iç kulak bozukluğudur.
Meningoencephalitis
Beyni çevreleyen koruyucu zarların (meninksler) ve beyin parankiminin aynı anda iltihaplanmasıyla karakterize ciddi nörolojik durum.
Meningomyelocele
Omurga sütunundaki anatomik bir defekt nedeniyle omuriliğin ve onu saran meninks zarlarının dışarıya doğru fıtıklaşması durumudur.
Meningocele
Beyin veya omuriliği çevreleyen zarların, kafatası ya da omurgadaki anormal bir açıklıktan dışarı doğru fıtıklaşması ve bu kese içine beyin-omurilik sıvısının dolmasıyla karakterize konjenital bir malformasyon.
Meninges
Merkezi sinir sistemini (beyin ve omurilik) çevreleyen, koruyan ve beslenmesine aracılık eden üç katmanlı zar sistemi.
Menses
Kadın üreme sisteminin gebeliğe hazırlık amacıyla endometriyum tabakasını döngüsel olarak yenilemesi ve kanama yoluyla dışarı atması süreci.
Menstrual Synchrony
Birlikte yaşayan veya vakit geçiren kadınların menstrüel döngü başlangıçlarının zaman içinde birbirine yaklaşması yönündeki hipotez.
Menstrual Cycle
İnsanlar dahil çoğu primatta gebeliğe hazırlık amacıyla rahim ve yumurtalıklarda meydana gelen hormonal ve fizyolojik değişimlerin ortalama 28 günlük periyodik döngüsü.
Mental Asymmetry
Bilişsel yetiler arasında görülen, belirli alanlarda belirgin bir işlevsel gerilik bulunurken diğer alanlarda normal veya üstün düzeyde performans sergilenmesi durumu.
Mental Claudication
Beynin bir bölgesine giden kan akışının geçici olarak kesilmesi sonucu ortaya çıkan kısa süreli bilinç ve zihinsel durum değişiklikleridir.
Staircase Phenomenon / Treppe
🔹 1. (staircase phenomenon): Fiziksel veya fizyolojik sistemlerin, bir dizi ardışık uyarıma karşı kademeli ve basamaklar halinde artan bir yanıt sergilemesi durumu. 🔹 2. (treppe): İskelet kasının ardışık uyarılar aldığında, her kasılmada giderek artan bir kuvvet üretmesi durumu.
Meridional Amblyopia
Astigmatizmanın erken dönemde görsel korteksteki yönelim seçici mekanizmaları kalıcı olarak bozması sonucu, dikey ve yatay çizgilerin bulanık, eğik çizgilerin ise net algılandığı nadir bir görme bozukluğudur.
Merkel’s Tactile Disk
Ellerin ve ayakların tüysüz derisi ile tüylü deride bulunan, hafif dokunma ve şekil algısından sorumlu yavaş adapte olan mekanoreseptör sinir ucu.
Center
Nörofizyolojide, solunum veya kusma gibi belirli bir işlevi ya da davranışı koordine eden ve kontrol eden spesifik anatomik yapı veya hücre kümesi.
On-center Bipolar Cell
Reseptif alanının merkezine düşen ışıkla uyarılırken, çevresine düşen ışıkla inhibe edilen bir retina bipolar hücresi türüdür.
Center–surround Receptive Field
Görsel ve somatosensoriyel sistemlerde yaygın olarak görülen, uyarılma ve inhibisyon bölgelerinin zıtlık (antagonizma) prensibiyle dairesel bir düzende organize olduğu alıcı alan yapısı.
Center–surround Antagonism
Görsel ve somatosensoriyel nöronların alıcı alanlarında, merkez bölgesine gelen uyarımın çevre bölgesine gelen uyarım ile zıt nöral tepkiler (ateşleme hızı değişimi) tetiklediği temel bir sinirsel işleme organizasyonudur.
Off-center Bipolar Cell
Reseptif alanının merkezine düşen ışıktan inibe olan, çevresine düşen ışıktan ise eksebe olan retina bipolar hücresi.
Off-center Ganglion Cell
Reseptif alanının merkezine ışık düştüğünde inhibe olan, çevresine ışık düştüğünde ise uyarılma gösteren bir retina ganglion hücresidir.
Off-center/on-surround
Merkez uyarısının ilgili nöronu inhibe ettiği, çevresel uyarısının ise aktive ettiği konsantrik bir reseptif alan organizasyonudur.
Centripetal
Merkeze doğru yönelen veya odaklanan anlamına gelen, hem nörolojide iletim yönünü hem de psikoterapide içsel süreçlere odaklanan yaklaşımları tanımlayan terim.
Centripetal İmpulse
Periferden merkezi sinir sistemine doğru ilerleyen, duyusal ya da afferent nitelikteki sinirsel uyarımdır.
Centralism
Davranışın çevresel uyaranlardan ziyade, doğrudan merkezi sinir sistemi ve beyin tarafından işlenip üretildiğini savunan nöropsikolojik kavram.
On-center Ganglion Cell
Reseptif alanının merkezine düşen ışıktan uyarılırken, çevresine düşen ışıktan baskılanan retinal gangliyon hücresi.
Central Pain
Santral sinir sistemindeki bir bozukluk, lezyon veya yaralanma neticesinde ortaya çıkan nöropatik ağrı türüdür.
Central Anticholinergic Syndrome
Merkezi sinir sistemindeki muskarinik asetilkolin reseptörlerinin blokajı sonucu ortaya çıkan, kognitif bozulma, halüsinasyonlar ve bilinç değişiklikleriyle karakterize iatrojenik bir durum.
Central Dyslexia
Görsel analiz sisteminin sağlam olmasına karşın, yazılı kelimelerin telaffuzunu ve anlamlandırılmasını etkileyen edinilmiş bir okuma bozukluğudur.
Central State Theory
Zihinsel durumların ve bilinçli deneyimlerin, beyindeki merkezi sinir sisteminin nörofizyolojik süreçleri ile özdeş olduğunu savunan felsefi ve psikolojik yaklaşım.
Central Vision
Fiksasyon noktasını çevreleyen ve bu noktayı da kapsayan görsel alanın ortasındaki uyarıcıları algılama yeteneğidir.
Central İnhibition
Merkezi sinir sistemi içerisinde, davranışı kontrol eden sinirsel impulsların akışını engelleyen veya kesintiye uğratan nörofizyolojik süreç.
Central Auditory Processing Disorder (CAPD)
İşitme eşikleri normal sınırlarda olmasına rağmen, akustik uyarıcıların beyin tarafından anlamlı bilgiye dönüştürülmesinde ve konuşmanın çözümlenmesinde yaşanan işlevsel yetersizlik.
Central Auditory System
İşitsel bilgiyi koklear çekirdeklerden başlayarak beyinsapı, talamus ve nihayetinde birincil işitsel kortekse ileten ve işleyen sinirsel ağların tamamıdır.
Central Auditory Abilities
İşitsel bilgilerin beyin sapı, talamus ve işitsel korteks gibi merkezi sinir sistemi yapıları tarafından işlenme, ayırt edilme ve yorumlanma kapasitesi.
Central Processing Dysfunction
Bilginin analizi, depolanması, sentezi ve sembolik kullanımındaki nörobiyolojik kökenli yetersizlikleri tanımlayan klinik bir kavramdır.
Central Neuron
Tamamen merkezi sinir sistemi içerisinde yer alan, çevresel sinir sistemi ile doğrudan temas etmeyen sinir hücrelerinin genel tanımı.
Central Pattern Generator
Omurilikte yer alan ve dışarıdan duyusal bir girdi olmaksızın, yürüme ve çiğneme gibi ritmik ve koordine hareketleri üretebilen nöronal devreler ağı.
Central Reflex Time
Bir refleks yayında, uyaranın merkezi sinir sistemine ulaşmasından motor yanıtın omurilikten çıkışına kadar geçen sinirsel iletim ve sinaptik gecikme süresi.
Central Nervous System (CNS)
Beyin ve omuriliği oluşturan; duyusal girdileri bütünleştiren, motor çıktıları koordine eden ve zihinsel süreçlerin anatomik zeminini oluşturan sinir ağı.
CNS Abnormality
Beyin ve omurilik dahil olmak üzere merkezi sinir sistemini oluşturan dokuların yapısal veya işlevsel açıdan herhangi bir kusuru veya sapması.
Central Nervous System Disorder
Beyin ve omuriliği kapsayan merkezi sinir sisteminin işlevsel veya yapısal bozulmalarını tanımlayan üst çatı klinik kategori.
Central Scotoma
Görsel alanın merkezinde ortaya çıkan, mutlak veya göreceli görme kaybı ile karakterize skotoma türü.
Central Stimulation
Merkezi sinir sisteminin, özellikle beynin, elektriksel veya kimyasal yöntemlerle doğrudan uyarılması süreci.
Central Processes
Duyu organlarından gelen girdiler ile motor çıktılar arasında yer alan, bilgi işleme, karar verme ve yürütücü işlevleri yöneten üst düzey bilişsel mekanizmaların bütünü.
Central Sleep Apnea
Uyku sırasında solunum kaslarına iletilen merkezi sinir sistemi kaynaklı sinirsel uyarımın geçici olarak durması veya azalmasıyla karakterize solunumla ilişkili uyku bozukluğu.
Bladder Reflex
İdrar kesesinin (mesane) dolumuna yanıt olarak omurilik düzeyinde istemsizce tetiklenen ve idrar atılımını sağlayan otonomik refleks döngüsüdür.
Mesencephalon
Beyin sapının en üst kısmını oluşturan, işitsel ve görsel reflekslerin merkezlerini barındıran yapı.
Mescaline
Peyote ve bazı diğer kaktüs türlerinde doğal olarak bulunan, fenetilamin sınıfından klasik bir halüsinojenik alkaloid.
Occupational Cramp
Yazı yazma, enstrüman çalma veya dikiş dikme gibi mesleki aktiviteler sırasında el ve kolda ortaya çıkan, hareket kısıtlılığı yaratan ağrılı kas spazmı.
Mesontomorph
Geniş ve tıknaz bir fiziksel yapıya sahip olan, Sheldon'ın somatotip sınıflandırmasında mesomorfa denk gelen konstitüsyonel bir beden tipidir.
Messenger RNA (mrna)
Hücrenin genetik materyalindeki talimatları protein sentezleme mekanizmasına taşıyan ve genetik koda uygun olarak protein bileşenlerinin birleştirilmesini yöneten bir RNA türüdür.
Metabolic Disorder
Vücudun besinleri enerjiye dönüştüren kimyasal ve fiziksel işlemlerindeki bir aksama olup, organların işlev bozukluğundan kaynaklanan durum.
Metabolic Defect
Protein moleküllerinin yapısında, enzim fonksiyonlarında veya hücresel membran taşınımında ortaya çıkan, doğumsal hatalar ya da toksik ajanlar ile beslenme bozukluklarına bağlı her türlü işlevsel veya yapısal yetersizlik.
Metabolic Equivalent
Vücudun istirahat halindeki oksijen tüketimini ve ısı üretimini baz alarak fiziksel aktivitelerin enerji maliyetini quantify eden fizyolojik ölçüm birimidir.
Metabolic Rate
Bir organizmanın belirli bir zaman dilimi içinde harcadığı enerji miktarıdır; genellikle kilojul veya kilokalori cinsinden ifade edilir.
Metabolic–nutritional Model
Ruhsal bozuklukları, popülasyon düzeyinde toksinler ve yoksunluklar gibi çevresel ve fizyolojik etkenlerin uzun vadeli etkileri üzerinden inceleyen epidemiyolojik ve etiyolojik yaklaşım.
Metabolite
Canlı organizmalardaki metabolik süreçlerin bir ürünü, ara maddesi veya bu süreçler için zorunlu olan kimyasal bileşik.
Metabolism
Canlı bir hücre veya organizmada, yaşamı sürdürmek için gerçekleşen ve enerji salınımı ile sentez süreçlerini kapsayan fiziksel ve kimyasal reaksiyonların tamamıdır.
Metabotropic Receptor
Kendi yapısında bir iyon kanalı barındırmayan, bunun yerine sinyali hücre içindeki ikincil haberci sistemlerine ve dolaylı yoldan iyon kanallarına ileten bir nörotransmitter reseptör sınıfı.
Metaesthetic Range
Net ve belirgin ağrı eşiğinin hemen altında yer alan, henüz belirgin acı olarak algılanmayan zayıf nosiseptif duyumların aralığı.
Metamorphopsia
Nesnelerin boyut, kontur, pozisyon, mesafe veya renk açısından bozulmuş ve çarpıtılmış olarak algılandığı görsel bir algı bozukluğudur.
Metamorphosis
Bir organizmanın yaşam döngüsü içerisinde, genellikle larval veya gelişimsel bir evreden ergin forma geçişte geçirdiği köklü biyolojik ve yapısal dönüşüm.
Metencephalon
Embriyonik beyin gelişiminde pons ve serebellumu kapsayan, myelensefalon ile birlikte arka beyni (rombensefalon) oluşturan ana kesedir.
Methyldopa
Beyin sapındaki alfa-adrenerjik reseptörleri aktive ederek sempatik sinir sistemi tonusunu düşüren ve kan basıncını kontrol altına alan antihipertansif ajan.
Methylphenyl-tetrahydropyridine
Yaygın olarak bilinen nörotoksin MPTP'nin tam kimyasal adı olup, dopaminerjik nöronlarda seçici hasar yaratarak Parkinson hastalığı benzeri motor bozukluklara yol açan bir bileşiktir.
Methylxanthine
Merkezi sinir sistemini uyarıcı etkileriyle bilinen, ksantinin metillenmiş türevleri olan bitkisel alkaloid grubu.
Methysergide
Migren ve küme baş ağrılarının önlenmesinde kullanılan, ergot türevi monoaminerjik bir serotonin antagonisti.
Methoxyhydroxyphenylglycol (MHPG)
Endojen epinefrin ve norepinefrin metabolizmasının başlıca yıkım ürünlerinden biri olup, merkezi sinir sistemi katekolamin turnover'ının biyokimyasal bir göstergesidir.
Metronomic Pacing
Konuşma performansını iyileştirmek amacıyla taşınabilir bir elektronik metronom kullanarak kulaklık aracılığıyla işitsel geri bildirim sağlayan bir ritmik düzenleme tekniğidir.
Seasonal Variation
Organizmaların davranışsal, psikolojik veya fizyolojik özelliklerinde mevsim döngülerine ya da ışık süresi değişimlerine bağlı olarak ortaya çıkan periyodik dalgalanmalardır.
Basal Nucleus Of Meynert / Basal Magnocellular Nucleus
🔹 1. (basal nucleus of Meynert): Bazal ön beyinde yer alan ve neokorteksin birçok alanına kolinerjik innervasyon sağlayarak nöronal aktiviteyi modüle eden bir grup nöron. 🔹 2. (basal magnocellular nucleus): Ön beyin bazalinde yer alan, kortikal kolinerjik innervasyonun ana kaynağı olan ve dikkat, uyanıklık ile bellek süreçlerinde kritik rol oynayan büyük hücreli nöronal küme.
Mesencephalic Nucleus
Trigeminal sinirin pons'tan orta beyne kadar uzanan ve baş bölgesindeki kas ile eklemlerden gelen proprioseptif bilgileri işleyen üç çekirdeğinden biridir.
Mesencephalic Tegmentum
Serebrum, omurilik, talamus ve subtalamus arasında yaygın nöral bağlantılar kurarak dolaylı kortikospinal yolu oluşturan dorsal orta beynin (mesensefalon) örtü bölgesi.
Meso- (mes-)
Anatomi, embriyoloji ve nörobilimde yapıların orta konumunu veya ara tabakasını ifade eden birleştirici önek.
Mesocortical System
Ventral tegmental alandan medial prefrontal korteks ve anterior singulat kortekse uzanan, dopaminerjik nöronlardan oluşan beyin ağıdır.
Mesolimbic System
Ventral tegmental alandan nukleus akkumbens, amigdala ve olfaktör tüberküle uzanan, dopaminerjik nöronlardan oluşan ödül ve motivasyon devresidir.
Mesosomatic
Boy ve göğüs çevresi ölçümlerinin ağırlıklandırılmış skorlarına göre, vücut yapısı ortalamanın bir standart sapma aralığında yer alan bireyleri tanımlamakta kullanılan sıfat.
Mesopic Vision
Hem fotopik (aydınlık/konik) hem de skotopik (karanlık/çubuksal) görme sistemlerinin eş zamanlı olarak devreye girdiği, alacakaranlık veya loş ışık koşullarındaki görme biçimi.
Mesocephalic
Kafatası genişliğinin uzunluğuna oranının orta derecede olduğu, dolikosefalik (dar ve uzun) ile brakisefalik (geniş ve kısa) arasında yer alan kafa yapısı tipi.
Mesoskelic
Brachyskelic ve macroskelic vücut tipleri arasında yer alan, bacak ve gövde oranları bakımından orta uzunlukta olan konstitüsyonel yapı tipi.
Mesostriatal System
Orta beyinden kaynaklanan ve bazal ganglionları (özel olarak striatumu) innerve eden dopaminerjik nöronlar ağı.
MHC
Bağışıklık sisteminin, vücut hücrelerindeki yabancı antijenleri tanımasını ve ayırt etmesini sağlayan genetik molekül grubu.
MHPG
Nörotransmitter norepinefrinin başlıca ana metabolitlerinden biri olup, merkezi sinir sistemindeki noradrenerjik aktivitenin biyobelirteci olarak kullanılır.
MIS
Bağlama bağlı olarak ya fetal gelişimde Müller kanalının gerilemesini sağlayan hormonu (MIS/MIH) ya da kurumsal karar alma süreçlerini optimize eden yönetim bilişim sistemlerini ifade eden çok anlamlı bir kısaltmadır.
Middle Temporal Gyrus (MTG)
Üst ve alt temporal giruslar arasında yer alan, temporal lob üzerindeki anatomik kıvrım olup yüz tanıma, dil kavrama ve eylemlerin rasyonel mantığını değerlendirme süreçlerinde işlev görür.
Gastric Motility
Mide kaslarının, özellikle sindirim süreçleri sırasında veya stres gibi çevresel ve psikolojik faktörlerin etkisiyle gerçekleştirdiği kasılma ve hareket örüntüleridir.
Stomach Loading
Deney hayvanlarının midesinin su, inert bir madde ile doldurulması veya balon şişirilmesi suretiyle gerçekleştirilen deneysel manipülasyon.
Midget Bipolar Cell
Retinada yalnızca tek bir koni fotoreseptörüne bağlanarak yüksek çözünürlüklü ve detaylı görmeyi sağlayan özel bir bipolar hücre türüdür.
Mydriasis
Göz bebeğinin (pupillanın) ışık refleksinden bağımsız olarak, farmakolojik ajanlar, otonom sinir sistemi bozuklukları veya yoksunluk durumları sonucunda aşırı ve kalıcı olarak genişlemesidir.
Micro- (micr-)
Bilimsel terminolojide bir birimin milyonda birini ($10^{-6}$) veya genel olarak çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük ölçekleri niteleyen birleştirici ön ek.
Microsleep
Yorgun veya uykusuz bireylerde, özellikle tekdüze görevler sırasında ortaya çıkan, bir saniyeden birkaç dakikaya kadar sürebilen ani ve geçici farkındalık kaybı.
Microbiome
Belirli bir ekolojik çevrede, özellikle insan vücudunda yaşayan mikroorganizmaların tamamı ve bunların kolektif genetik materyali.
Microdialysis
Canlı dokulardaki veya organlardaki (özellikle beyin) intersitisyel sıvıda bulunan kimyasal maddelerin konsantrasyonunu, yarı geçirgen bir membran tüp aracılığıyla sürekli olarak örneklemeye ve ölçmeye yarayan minimal invaziv bir yöntem.
Microelectrode
Uç çapı birkaç mikrometreden küçük olan, tek bir hücrenin içine daldırılarak elektriksel aktiviteyi kaydetmeye veya uyarmaya yarayan hassas iletken araç.
Microfilament
Hücre iskeletinin yapı taşını oluşturan, yaklaşık 7 nanometre çapında ve tüm ökaryotik hücrelerde bulunan en ince protein filamentidir.
Microglia
Merkezi sinir sisteminde yer alan, kökenini mezodermden alan ve hasarlı ya da ölü hücre artıklarını fagosite ederek temizleyen en küçük glial hücre tipidir.
Microglossia
Dilin anatomik olarak normalden belirgin ölçüde küçük olması durumu; sıklıkla prenatal gelişim kusurlarına bağlı olarak ortaya çıkar ve artikülasyon bozukluklarına yol açar.
Micrographia
Çok küçük, sıkışık ve genellikle okunamaz el yazısı üretimiyle karakterize edilen, en sık Parkinson hastalığı ile ilişkilendirilen motor bir bozukluktur.
Micromelia
Ekstremitelerin (kolların ve bacakların) normal gelişim sınırlarının belirgin şekilde altında, anormal derecede kısa veya küçük olmasıyla karakterize konjenital bir gelişim kusurudur.
Micropolygyria
Serebral kortekste normalden çok sayıda ve anormal derecede küçük kıvrımların (girişlerin) oluşmasıyla karakterize gelişimsel bir nörolojik bozukluk.
Micropsia
Nesnelerin fiziksel boyutlarından daha küçük algılanmasına yol açan görsel bir yanılsama durumudur.
Microcephaly
Baş çevresinin yaş, cinsiyet, ırk ve gebelik yaşına göre ortalamanın en az iki standart sapma altında kaldığı konjenital veya sonradan gelişen nörogelişimsel bir bozukluktur.
Microsaccades
Bir hedefe odaklanma denemesi sırasında ortaya çıkan ve fiksasyon sağlandığında duran küçük, ani göz hareketleridir.
Microscopic Level
Analizin en küçük tanınabilir birimlerine odaklanan, genellikle hücresel veya moleküler düzeydeki fizyolojik süreçleri inceleyen araştırma yaklaşımı.
Microspectrophotometer
Çok küçük örneklerden geçen ışığın spektrum boyunca absorpsiyonunu ölçmeye yarayan optik cihaz.
Microsplanchnic Type
Küçük bir karın bölgesi ve uzamış, ince bir beden yapısıyla karakterize edilen somatik konstitüsyon tipi.
Microtome
Işık veya elektron mikroskobu altında incelenmek üzere biyolojik dokulardan son derece ince kesitler almaya yarayan mekanik laboratuvar cihazı.
Microtubule
Hücre iskeletini oluşturan, protein yapılı, içi boş silindirik ve dinamik yapılardır.
Microvillus
Hücre zarının dış yüzey alanını artırarak emilim, salgılama ve duyusal transdüksiyon kapasitesini maksimuma çıkaran parmak şeklindeki mikroskobik sitoplazmik çıkıntılardır.
Microsmia
Koku alma duyusunun normal düzeyin altına düşmesiyle karakterize edilen duyusal hassasiyet azalması.
Mixed Transcortical Aphasia (mtca)
Hem ön hem de arka konuşma alanlarının izole olması sonucu ortaya çıkan, kelime anlamının kavranamadığı ancak kelime tekrarı yeteneğinin korunduğu nadir bir afazi türüdür.
Micturition
Mesanenin dolmasıyla birlikte idrarın vücuttan dışarı atılması sürecini tanımlayan fizyolojik terim.
Micturition Reflex
Mesane duvarındaki germe reseptörlerinden gelen sinyallere yanıt olarak, mesanenin refleksif kasılması ve idrarın dışarı atılmasını tetikleyen omurilik merkezli süreç.
Mill Hill Vocabulary Scale (MHV)
Cattell-Horn zeka kuramındaki kristalize zeka yeteneklerini ölçmek amacıyla Raven Standard Matrisleri ile birlikte kullanılmak üzere tasarlanmış 88 maddelik standart bir kelime dağarcığı testidir.
Architectural Constraints
Beynin fiziksel ve anatomik yapısının, işleyebileceği bilgi türleri ve kullandığı işlemleme yöntemleri üzerinde oluşturduğu doğası gereği sınırlamalardır.
Mimetic
Canlıların davranışsal, işitsel veya fiziksel düzeyde başka bir modeli taklit etme ya da kopya etme eğilimini ifade eden sıfat.
Mimicry
Bir organizmanın, hayatta kalma avantajı sağlamak amacıyla başka bir türün fiziksel, davranışsal veya kimyasal özelliklerini taklit etmesi ya da insan etkileşimlerinde kişilerin farkında olmadan birbirlerinin hareketlerini kopyalaması.
Mineralocorticoid
Vücut dokularındaki iyon konsantrasyonlarını etkileyen, tuz ve su atılımını düzenleyerek elektrolit dengesini koruyan bir kortikosteroid hormon sınıfıdır.
MMSE
Bilişsel bozuklukları taramak ve zaman içindeki değişimini izlemek için kullanılan, 30 puan üzerinden değerlendirilen standartlaştırılmış kısa nöropsikolojik test bataryası.
Minimal Brain Dysfunction (MBD)
Çocukluk çağındaki öğrenme ve davranışsal bozuklukları açıklamak için kullanılan, beyin işlevindeki hafif dereceli yetersizlikleri ve yumuşak nörolojik belirtileri tanımlayan tarihi bir klinik terimdir.
MCS
Koma veya vejetatif durumdan farklı olarak, çevresel uyaranlara karşı tutarsız ancak tekrarlanabilir ve anlamlı bilinçli davranış belirtileri gösteren ciddi nörolojik bozukluk.
Minimal Audible Field (MAF)
Kulaklık kullanılmaksızın, serbest ses alanında sunulan bir saf sesin kulak dışı konumda ölçülen en düşük işitme eşiğidir.
Minimal Audible Pressure (MAP)
Kulaklık yoluyla sunulan saf bir tonun, kulak zarında oluşturduğu ve işitme eşiğini belirleyen en düşük ses basıncı seviyesi.
Minimally Conscious State (MCS)
Şiddetli beyin hasarı sonrasında, kişinin çevresine ve kendine dair sınırlı ancak tutarlı bir farkındalık sergilediği, istemli davranışların gözlemlenebildiği klinik bir bilinç bozukluğudur.
MAP
İnsan kulağının belirli bir frekansta işitebildiği en düşük ses basınç seviyesini ifade eden psikoakustik ölçüm birimidir.
Mysticism
Duyusal deneyim ve rasyonel çıkarımın ötesinde, ilham, vahiy veya kişisel aşkın deneyimler yoluyla nihai gerçekliğe ve bilgiye ulaşılabileceğini savunan felsefi ve ruhsal görüş.
Mitochondrion
Hücre içi enerji üretiminin (ATP sentezi) merkezi olan ve kendine ait DNA'sı bulunan zar yapıdaki temel organel.
Mitosis
Bir hücre çekirdeğinin, ana hücre ile aynı sayıda ve türde kromozoma sahip iki özdeş yavru çekirdek üretecek şekilde bölünmesi.
Mitral Cell
Koku soğanında yer alan ve koku epitelindeki binlerce reseptörden gelen duyusal sinyalleri toplayıp merkezi sinir sistemine aktaran temel çıkış nöronlarıdır.
Mittelschmerz
Menstrüel döngünün tam ortasında, ovulasyon (yumurtlama) sürecinde yumurtalığın bulunduğu bölgede hissedilen tek taraflı pelvik ağrı.
Myelin
Nöronların aksonlarını sararak elektriksel yalıtım sağlayan, büyük ölçüde fosfolipit ve özelleşmiş proteinlerden oluşan koruyucu kılıf.
Medullation
Nöronal aksonların etrafının miyelin kılıf ile sarılması süreci olup, APA sözlüğünde doğrudan miyelinizasyon terimine yönlendirilmektedir.
Myelination
Nöronların aksonları etrafında, Schwann hücreleri ve oligodendrositler aracılığıyla miyelin kılıfın oluşum ve gelişim süreci.
Myelinated Fiber
Etrafı Schwann hücreleri veya oligodendrositler tarafından oluşturulan miyelin kılıfıyla sarılmış, elektriksel iletim hızı yüksek akson veya sinir lifi.
Unmyelinated
Miyelin kılıftan yoksun olan, bu nedenle sinir impulslarını miyelinli liflere kıyasla daha yavaş ileten sinir liflerini tanımlayan sıfat.
Myelitis
Omurilik dokusunun iltihaplanması ile karakterize, beyin ile vücut arasındaki sinir sinyallerini kesintiye uğratabilen nörolojik durum.
Myeloarchitecture
Beyin korteksindeki sinir hücrelerinin lif süreçlerinin, özellikle de miyelinli liflerin gelişimsel dağılım ve organizasyon düzeni.
Myelomeningocele
Nöral tüp defektlerinin en şiddetli formu olup, omuriliğin ve zarının omurga açıklığından dışarı fıtıklaştığı konjenital bir anomalidir.
Myelocele
Omur omurgasındaki anormal bir açıklıktan omuriliğin dışarı doğru itilmesiyle karakterize, spina bifidanın en ağır formlarından biri.
Myelencephalon
Embriyonik arka beynin (rombensefalon) en kaudal (arkadaki) kesimi olup, ilerleyen gelişim evresinde medulla oblongata'yı (omurilik soğanını) oluşturan ana yapısal öncü.
Myesthesia
Kas kasılmaları sırasında hissedilen duyum ve kaslar ile eklemlerdeki hareket farkındalığını içeren somatosasentetik algı.
Myoelectric Prothesis
İstemli kas hareketlerinin ürettiği elektriksel sinyalleri algılayarak çalışan elektronik kontrollü yapay uzuv.
Myography
Kas aktivitesinin özelliklerini, kasılma kuvvetini, süresini ve gerilimini kaydetmek için özel aygıtlar kullanan elektrofizyolojik ölçüm tekniğidir.
Myoclonic
İstem dışı, ani ve kısa süreli kasılmalarla (miyoklonus) karakterize olan nörolojik durum veya durumları tanımlayan sıfat.
Myoclonic Epilepsy
Ani ve kısa süreli kas sıçramaları (miyokloni) ile karakterize, sıklıkla diğer nöbet türleriyle birlikte görülen bir epilepsi formudur.
Myoclonic Movements
Hızlı, istemsiz ve ani kas seğirmeleri veya sarsıntıları ile karakterize nörolojik hareket bozukluğu.
Myoclonic Seizure
Hızlı, istemsiz kas seğirmeleri veya sıçramaları ile karakterize nadir bir jeneralize nöbet türüdür.
Myopathy
Kalıtsal veya edinilmiş olabilen, kas liflerinin işlevini yitirmesiyle karakterize her türlü kas hastalığı veya bozukluğu.
Myopia / Nearsightedness
🔹 1. (myopia): Göz küresinin ön-arka çapının normalden uzun olması veya kornea/lens kırıcılığının yüksekliği nedeniyle, paralel ışınların retinaya ulaşmadan ön bir noktada odaklanmasıyla oluşan kırma kusurudur. 🔹 2. (nearsightedness): Ukstaki nesnelerin net olarak görülemediği, ışığın retinaya ulaşmadan odaklandığı yaygın bir kırma kusurudur.
Myotonia
İskelet kaslarının istemli kasılma veya elektriksel uyarım sonrasında gevşemesinde gecikme ve uzamış kasılma ile karakterize artmış kas tonusu durumu.
Myotonic Disorder
İstemli kasların kasıldıktan sonra gevşemede aşırı güçlük çekmesi ve artmış tonusla karakterize, sıklıkla kalıtsal geçiş gösteren nöromüsküler hastalık grubu.
Dystrophia Myotonica / Myotonic Muscular Dystrophy
🔹 1. (dystrophia myotonica): İskelet kaslarının kasılma sonrası gevşeyememesi (miyotoni) ve ilerleyici kas zayıflığı ile karakterize, birden fazla sistemi etkileyen genetik geçişli bir kas hastalığıdır. 🔹 2. (myotonic muscular dystrophy): Artmış kas tonusu, kas kasılması (miyotoni) ve ilerleyici kas erimesi ile karakterize, genellikle yüzde ve ellerde belirginleşen otozomal dominant geçişli genetik bozukluk.
Myosin
Hücre içi hareket, kasılma ve taşıma süreçlerinde kritik rol oynayan, ATP bağımlı büyük bir motor protein ailesi.
Myosis
Göz bebeğinin (pupilla) çapının 2 milimetrenin altına düşerek aşırı derecede daralması durumu.
Temperament Trait
Biyolojik temelli, kalıtsal olarak aktarılan ve duygusal tepkisellik ile davranışsal stilleri belirleyen kişilik özelliği.
MLD
İşitsel sistemin, sinyal ve gürültü arasındaki faz ilişkilerini değiştirerek gürültü içindeki sesleri ayırt etme yeteneğindeki eşik iyileşmesini ifade eden psikoakustik ölçüm.
Mneme
R. Semon'un belleğin kalıtımsal ve biyolojik temellerini açıklamak için ortaya attığı, engram kavramıyla eş anlamlı kullanılan hipotetik kalıcı hafıza izi.
Mnestic
Bellek, hafıza işlevleri veya süreçleriyle doğrudan ilişkili olan durumu ifade eden sıfat.
Moca
Hafif bilişsel bozukluğu ve erken evre nörodejeneratif süreçleri saptamak amacıyla geliştirilmiş, 30 puan üzerinden değerlendirilen hızlı tarama testidir.
Modal Action Pattern (MAP)
Belirli bir uyarıcıya yanıt olarak ortaya çıkan, tür özgü ancak bireyler arası ve birey içi varyasyon gösterebilen tipik davranış kalıbıdır.
Modifier
Genetik bağlamda diğer kalıtımsal faktörlerin fenotipik ifadesini değiştiren ancak tek başına belirgin bir etkisi olmayan gen.
Modified Rhyme Test (MRT)
Katılımcının tek heceli bir kelimeyi işitsel olarak dinleyip, sesli harfleri sabit tutulurken baş veya son ünsüzleri değiştirilmiş yazılı alternatifler arasından doğru olanı seçmesine dayanan işitsel algı ve konuşma anlaşılırlığı testidir.
Modulation
Bir taşıyıcı dalganın genlik, frekans veya faz gibi parametrelerinin, iletilmek istenen bilgiye göre değiştirilmesi süreci.
Modulatory Site
Bir reseptör molekülü üzerinde, bir ligand bağlandığında reseptörün ana agonistine karşı verdiği yanıtı değiştiren ikincil bağlanma noktası.
Modulatory Role
Hormonların nöral devrelerin ve biyolojik yapıların diğer hormonal etkilere karşı duyarlılığını sürdürmede üstlendiği düzenleyici işlev.
Mogigraphia
Yazı yazma eylemi sırasında el ve parmak kaslarında ortaya çıkan, istemsiz kasılmalar ve kramplarla karakterize nadir bir mesleki distoni türüdür.
Molecular Genetics
Canlıların kalıtım materyali olan genlerin yapılarını, organizasyonunu ve işlevsel süreçlerini moleküler düzeyde inceleyen biyoloji alt dalıdır.
Monaural
Yalnızca tek bir kulakla ilgili olan veya tek kulak aracılığıyla algılanan işitsel uyarıları tanımlayan terim.
Mono- (mon-)
Bilimsel ve klinik terminolojide 'tek', 'bir' veya 'yalnız' anlamlarını veren ve genellikle diğer köklerle birleşerek yeni kavramlar oluşturan önektir.
Monoamine
Yapısında yalnızca tek bir amin grubu barındıran ve merkezi ile periferik sinir sisteminde nörotransmiter olarak işlev gören organik molekül.
Monoamine Hypothesis
Depresyonun, serotonin, norepinefrin ve dopamin gibi amin bileşiklerinin üretimindeki veya geri alımındaki bir eksiklikten kaynaklandığını öne süren, günümüzde aşırı indirgemeci kabul edilen nörobiyolojik varsayım.
Monoamine Oxidase (MAO)
Serotonin, norepinefrin ve dopamin gibi monoamin nörotransmiterleri parçalayarak inaktive eden temel bir mitokondriyal enzim sınıfıdır.
Monophasic Sleep
Günde yalnızca tek bir uzun blok halinde, genellikle geceleri gerçekleşen uyku düzenidir.
Monomorphism
Bir türün erkek ve dişi bireyleri arasında vücut büyüklüğü, renklenme veya diğer fiziksel özellikler bakımından belirgin farkların bulunmaması durumudur.
Monogamy
İki bireyin aynı anda yalnızca birbirleriyle cinsel veya sosyal bir eşleşme, ortaklık kurduğu çiftleşme ve ilişki sistemi.
Monogenic
Tek bir genin varyasyonundan kaynaklanan veya bu varyasyonla ilişkili olan kalıtımsal durum.
Monogenism
Tüm insanlığın aynı iki atadan veya ortak bir tek kökenden geldiğini savunan teorik ve evrimsel görüş.
Monoclonal Antibody (mab)
Laboratuvar ortamında sentetik olarak üretilen ve vücuttaki spesifik bir moleküler hedefi veya reseptörü yüksek bir özgüllükle tanıyıp bağlanan laboratuvar kaynaklı antikor.
Monochorial Twins
Rahim içinde aynı dış embriyonik zarı (koryon) paylaşan ve her zaman tek yumurta (monozigotik) ikizleri olan ikiz bebek grubu.
Monochromatism (monochromacy; Monochromasy; Monochromatopsia)
Retinadaki üç tip koni fotopigmentinden yalnızca birinin bulunduğu, bireyin tüm görsel çevreyi tek bir rengin farklı tonları olarak algıladığı nadir bir tam renk körlüğü türü.
Monocular
Tek bir gözle ilgili olan veya tek gözün kullanımını gerektiren durumları ifade eden sıfat.
Monocular Suppression
Bir gözün baskın hale gelerek diğer gözden gelen görsel girdiyi nörolojik olarak bastırması ve böylece binoküler görmenin engellenmesi durumudur.
Monocular Vision
Çevrenin görsel olarak algılanmasında yalnızca tek bir gözün kullanılması durumu.
Monocular Deprivation
Görsel sistem gelişim kritik döneminde, tek bir gözün ışık veya görsel girdiden bilinçli olarak yoksun bırakılması yöntemi.
Monocular Rearing
Bir canlının göz kapaklarının dikilmesi veya opak lens takılması suretiyle doğumdan itibaren görme duyusunun tek bir gözle sınırlandırıldığı deneysel bir yetiştirme paradigmasıdır.
Monoplegia
Vücudun yalnızca tek bir bölgesini, uzvunu veya parmağını etkileyen lokalize motor kayıp ve felç durumu.
Monorhinic
Bir koku maddesinin (odorant) bir olfaktometre aracılığıyla yalnızca tek bir burun deliğine sunulması durumunu ifade eden sıfat.
Monorchidism
Skrotumda tek bir testis bulunması durumunu ifade eden anatomik ve gelişimsel bir varyasyondur.
Monosynaptic Arc
Araya başka bir nöron girmeksizin, duyusal ve motor nöronlar arasında yalnızca tek bir sinaps barındıran en basit yapılı refleks devresidir.
Monosynaptic Stretch Reflex
Bir tendonun ani gerilmesine yanıt olarak, omurilikte yalnızca bir duyusal ve bir motor nöron arasındaki tek bir sinaps üzerinden gerçekleşen kas kasılması.
Monosynaptic Transmission
Sinir impulslarının duyusal nöörondan motor nörona yalnızca tek bir sinaps aracılığıyla doğrudan aktarıldığı en basit sinirsel iletişim biçimi.
Monotic
Yalnızca tek bir kulağa işitsel uyaran sunulmasını veya bu durumla ilişkili olanı ifade eden işitsel terim.
Montreal Cognitive Assessment (moca)
Hafif bilişsel bozukluğu ve erken evre demansı saptamak amacıyla geliştirilmiş, yaklaşık 10 dakika süren kısa nöropsikolojik tarama aracıdır.
-morph
Biyolojik, anatomik veya yapısal bağlamlarda belirli bir form, biçim veya yapı tipini ifade etmek için kullanılan son ek.
Morpho- (morph-)
Biyolojik, anatomik veya psikolojik bağlamlarda biçim, şekil ve yapı ifade eden bileşik terimlerin ön ekidir.
Morphological İndex
Beden oranlarına dayanarak belirli bir vücut yapısını veya tipini betimleyen kantitatif indeks veya oran.
Morphometrics
Canlı organizmaların ve bunların yapısal bileşenlerinin boyut, şekil ve yapısal özelliklerinin nicel olarak incelenmesini ve ölçülmesini sağlayan teori ve teknikler bütünü.
Morphogenesis
Bir organizmanın, dokunun veya hücre grubunun büyüme sürecinde dış ve iç formunu kazandığı biyolojik gelişim süreci.
Moria
Özellikle demans gibi nörolojik tablolarda görülen, zamansız, uygunsuz ve hastalıklı bir şaka yapma dürtüsü ile karakterize psikopatolojik bir durum.
Moro Reflex
Yeni doğan bebeklerde ani destek kaybı veya yüksek ses gibi uyarıcılara karşı kolları açıp kapatma şeklinde beliren istemsiz ilkel refleks.
Morris Water Maze
Kemirgenlerde mekansal öğrenme ve hafıza süreçlerini değerlendirmek amacıyla kullanılan, içi suyla dolu dairesel bir havuz ve gizli kaçış platformundan oluşan davranışsal test düzeneği.
Morula
Zigotun ardışık mitoz bölünmeleriyle oluşan ve ortalama 16 blastomerden meydana gelen erken evre embriyonik hücre kümesi.
Mossy Fiber
Dentate gyrus granül hücrelerinden kaynaklanan ve CA3 bölgesindeki piramidal nöronlarla sinaps yapan, hipokampal devrelerin temel eksitatör yollarından biri.
Motility
Organizmaların, hücrelerin veya yapıların harici bir güç gerektirmeden, kendiliğinden ve bağımsız hareket edebilme kapasitesi.
Motivational Factor
Davranışı uyaran, sürdüren ve belirli bir amaca yönlendiren her türlü fizyolojik ya da psikolojik etken.
Motor
Kas hareketlerini kapsayan, üreten veya bu hareketlerle doğrudan ilişkili olan nöromüsküler süreçleri tanımlayan sıfat.
Motor Aphasia
Artiküle konuşma üretmede belirgin güçlükle karakterize edilen, akıcı olmayan bir afazi türüdür.
Motor Agraphia
El kaslarındaki koordinasyon bozukluğundan kaynaklanan ve harf ile kelime üretme mekanizmalarının motor çıkış aşamasında bozulduğu bir yazma bozukluğudur.
Motor Area
İskelet kaslarının istemli hareketlerini başlatan ve somatotopik organizasyona sahip olan primer motor korteks bölgesi.
Motor Aprosodia
Dilin duygusal tonlamalarını, ritmini ve perdesini üretme becerisinin, genellikle sağ frontal lob hasarına bağlı olarak kaybolması durumu.
Motor Memory
Önceden icra edilmiş bedensel hareketlerin ve becerilerin, bilinçli bir çaba gerektirmeksizin hatırlanmasını ve otomatik olarak yeniden üretilmesini sağlayan örtük bellek bileşenidir.
Motor Unit
Tek bir motor nöron ile onun akson uçları aracılığıyla uyardığı tüm kas liflerinin oluşturduğu işlevsel ve anatomik temel kasılma birimi.
Motor Behavior
İnsan hareketinin motor kontrol, motor gelişim ve motor öğrenme süreçlerini kapsayan çok yönlü bileşenleridir.
Motor Dominance
Yazı yazma veya top atma gibi motor aktivitelerde, iki serebral hemisferden birinin diğerine üstünlük kurarak hareketi kontrol etme eğilimi.
Motor Equivalence
Merkezi sinir sisteminin, aynı hedefi veya görevi farklı kas grupları ya da vücut bölgeleri kullanarak gerçekleştirebilme yeteneğidir.
Motor Homunculus
Primer motor korteksteki somatotopik organizasyonun, vücut kısımlarının gerçek fiziksel oranlarına göre değil, gerçekleştirdikleri hareketlerin işlevsel karmaşıklığına ve hassasiyetine göre orantısız biçimde temsil edildiği figüratif haritadır.
Motor Neglect
Normal kas gücüne, reflekslere ve duysal hassasiyete rağmen, bedenin bir tarafındaki motor işlevlerin kullanılamaması veya bu işlevlerden kaçınılması durumu.
Motor İmpersistence
Ağzı açık tutmak veya başı belirli bir yönde çevirmek gibi basit bir motor eylemi ya da duruş pozisyonunu birkaç saniyeden uzun süre devam ettirememe durumu.
Motor Function
Motor nöronların uyarılmasıyla ortaya çıkan, refleksleri, istemli ve istemsiz kas kasılmalarını ile bezsel aktiviteyi kapsayan her türlü fiziksel eylem.
Motor Control
Nörofizyolojik faktörlerin insan hareketleri üzerindeki düzenleyici ve yönlendirici etkisi.
Motor Speech Disorder
Konuşmada görev alan kasların güç, hız veya koordinasyon eksikliğine bağlı olarak seslerin hatalı üretimiyle ortaya çıkan iletişim bozuklukları grubu.
Motor Coordination
Karmaşık eylemleri gerçekleştirmek üzere refleksif (istem dışı) ve istemli hareketlerin uyumlu bir şekilde iş birliği yapmasıdır.
Motor Cortex
Beynin frontal lobunda yer alan ve istemli kas hareketlerinin planlanması, koordine edilmesi ve icra edilmesinden sorumlu olan anatomik bölgedir.
Motoneuron / Motor Neuron
🔹 1. (motoneuron): Merkezi sinir sisteminden kas veya bez gibi yürütücü organlara hareket emirlerini ileten efferent sinir hücresi. 🔹 2. (motor neuron): Aksonu doğrudan kas liflerine veya kas iciklerine bağlanarak merkezi sinir sisteminden gelen elektriksel emirleri mekanik kasılmaya dönüştüren efferent sinir hücresi.
Motor Neuron Pool
Aksonları aynı kası innüte etmek üzere birleşen, omuriliğin belirli segmentlerinde yer alan motor nöronların işlevsel topluluğu.
Motor Neuron Lesion
Bir motor nöronun, özellikle hücre gövdesini içeren herhangi bir hasarı veya patolojik lezyonu.
Motor Learning
Basit hareketlerden karmaşık sekanslara kadar motor becerilerin pratik, deneyim ve yaşantı yoluyla kazanılması ve mükemmelleştirilmesi sürecidir.
Motor Primacy Theory
Motor sinir fonksiyonlarıyla ilişkili bedensel mekanizmaların, duyusal sinir mekanizmalarından daha önce geliştiğini savunan gelişimsel nörobiyoloji kavramı.
Motor Planning
Beynin, daha önce deneyimlenmemiş veya aşina olunmayan bir hareket dizisini tasarlama, organize etme ve uygulama yeteneğidir.
Motor Program
Motor planlama sonucunda oluşan, pratik yoluyla rafine edilen ve koordine edilmiş bir hareket üretmek için kullanılan depolanmış sinirsel temsil.
Motor Set
Bireyin belirli bir hareketi gerçekleştirmek veya bir faaliyete başlamak üzere fiziko-nölojik ve psikolojik olarak hazır bulunma hali.
Motor Nerve
Beyin veya omurilikten aldığı sinirsel impuls ve uyarıları kaslara ya da bezlere ileterek hareketi veya salgıyı başlatan efferent sinir lifleri demetidir.
Motor System
İskelet kaslarını, kas dokusuyla olan nöral bağlantıları ve motor işlevlerle ilişkili merkezi sinir sistemi yapılarını kapsayan karmaşık biyolojik ağ.
End Plate
Bir motor nöronun akson ucu ile kas hücresi zarını buluşturan ve sinir-kas iletişimini sağlayan özelleşmiş sinaps bölgesi.
Motor İmitation
Bireyin, özellikle bebek ve çocuklarda belirgin şekilde görülen; gözlemlenen hareketleri ve yüz ifadelerini önceden herhangi bir pratik veya alıştırma yapmaksızın kopyalama yeteneği.
Motor Overflow
Bir kas grubundaki istemli motor aktivitenin, nörolojik işlev bozukluğu nedeniyle başka bir kas grubunda istemsiz hareketlere yol açması durumu.
Motor Test
Kaba ve ince motor becerilerini değerlendirmek amacıyla tasarlanmış her türlü standardize ölçüm aracı.
Motor Evoked Potential
Motor korteksin veya motor nöronların uyarılması sonucu kaslarda ya da omurilikte ortaya çıkan elektriksel yanıt.
Motor Tract
Beynin üst merkezlerinden omuriliğe sinyal taşıyan sinir liflerinin oluşturduğu her türlü demet.
Motor Pathway
Beyin veya beyin sapından başlayıp omurilikten aşağı inerek motor nöronları kontrol eden ve istemli hareketleri, duruşu ve refleksleri yöneten sinirsel iletim hattıdır.
Mowat Sensor
Görme engelli bireylerin bağımsız hareket etmesini (ambulation) kolaylaştıran, el feneri boyutunda ve yüksek frekanslı ses dalgalarıyla nesneleri algılayıp titreşim geri bildirimi sağlayan taşınabilir bir yardımcı cihaz.
Mosaicism
Tek bir zigottan türeyen ve bireyin vücudunda genetik olarak birbirinden farklı iki ya da daha fazla hücre soyunun (hats) bir arada bulunması durumu.
Mpoa
Hipotalamusun ön kısmında yer alan ve ebeveynlik davranışları, cinsel motivasyon ve termoregülasyon gibi temel hayatta kalma işlevlerini koordine eden kritik bir nöral merkez.
MPTP
Eroin sentezi sırasında yan ürün olarak ortaya çıkan ve monoaminooksidaz B enzimi aracılığıyla MPP+ toksinine dönüşerek laboratuvar hayvanlarında Parkinson hastalığı modeli oluşturmak için kullanılan bir öncül maddedir.
MRI
Güçlü bir manyetik alan ve radyo dalgaları kullanarak vücudun iç yapılarını, dokularını ve özellikle merkezi sinir sistemini yüksek çözünürlükle görselleştiren non-invaziv tıbbi görüntüleme yöntemi.
Mrna
DNA'daki genetik bilgiyi protein sentezinin gerçekleşeceği ribozomlara taşıyan tek zincirli nükleik asit molekülüdür.
MS
Merkezi sinir sistemini etkileyen; miyelin kılıfının harabiyeti, inflamasyon ve sklerotik plakların oluşumuyla karakterize, kronik ve otoimmün bir nörolojik bozukluktur.
MSH
Melanosit stimüle edici hormonun kısaltması olup, deride melanin pigment sentezini ve iştah regülasyonunu yöneten bir peptid hormonu grubudur.
MSH2
İnsan 2. kromozomunun kısa kolunda yer alan ve kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanser ile ilişkilendirilen germ hattı mutasyonu taşıyan tümör baskılayıcı gen.
Mucocutaneous Skin
Vücudun dış yüzeyi ile iç organların mukozal geçiş hatlarında yer alan, özellikle dudaklar gibi kıl folikülü barındırmayan özelleşmiş deri geçiş bölgesidir.
Multa Loca Tenens Principle
Bir ilacın doğal bir fizyolojik etkenin tek bir eylemini taklit edebilmesi durumunda, diğer doğal işlevlerini de simüle edebileceğini ve bu çoklu etkiler nedeniyle reseptörler ve enzimler için rekabet edeceğini öne süren farmakolojik ilke.
Multiple Sclerosis (MS)
Merkezi sinir sisteminde miyelin kılıfının iltihaplanma ve harabiyetiyle seyreden, sinir iletimini kesintiye uğratan kronik nörolojik bir hastalıktır.
Multipolar Neuron
Hücre gövdesinden (soma) yayılan çok sayıda dendrit ile bu gövdeden çıkan tek bir akson yapısına sahip temel sinir hücresi tipi.
Muscae Volitantes
Görüş alanında serbestçe hareket eden, genellikle ipliksi, benekli veya örümcek ağı benzeri küçük parçacıkların algılanması.
Musculoskeletal System
Vücudun hareketini sağlayan, şeklini koruyan ve iç organları koruma altına alan iskelet ve kasların oluşturduğu entegre biyolojik yapı.
Muscarine
Sinek mantarı ve bazı diğer mantar türlerinde bulunan, düz kasları, kalp kasını ve merkezi sinir sistemini etkileyen muskarinik asetilkolin reseptörlerini uyaran toksik bir alkaloittir.
Muscarinic Receptor (machr)
Asetilkolinin yanı sıra muskarine de yanıt veren ve özellikle merkezi sinir sistemi ile düz kaslarda inhibitör etkiler aracı eden bir asetilkolin reseptör tipi.
Mace
Muskat tohumunun lifli dış zarından elde edilen ve muskat zehirlenmesine atfedilen öforik etkilerle ilişkili olan aromatik baharat.
Musculocutaneous Nerve
Kolun ön kompartmanındaki kasları uyaran ve ön kolun dış yan tarafının duyusunu sağlayan brakiyal pleksus kökenli ana periferik sinirdir.
Muscular Dystrophy (MD)
Kas liflerinin yapısal bütünlüğünü koruyan distrofis proteinindeki anormallikler nedeniyle kasların kademeli olarak zayıflayıp erimesine yol açan kalıtsal bozukluklar grubudur.
Muscular Type
Kas ve hareket sistemlerinin diğer vücut sistemlerine üstünlüğü ile karakterize edilen somatik yapı türü.
Mutation
Bir organizmanın genetik materyalinde, DNA veya RNA diziliminde meydana gelen kalıcı değişiklik.
Absolute Pitch
Herhangi bir referans sese ihtiyaç duymadan, işitsel bir uyarıcının frekansını ve müzikal notasını mutlak olarak tanımlayabilme yeteneğidir.
Absolute Refractory Period
Bir aksiyon potansiyeli sırasında, voltaj kapılı sodyum kanallarının inaktivasyon kapıları kapalı olduğu için, hücrenin ne kadar güçlü bir uyarı alrsa alsın ikinci bir aksiyon potansiyeli üretemediği zaman aralığı.
Absolute Scotoma
Görme alanının belirli bir bölgesinde retinal ya da retroretinal patolojilere bağlı olarak ışık uyarısının tamamen algılanamadığı tam körlük alanı.
Mutualism
İki farklı türün yakın ilişki içinde bir arada yaşayarak her iki tarafın da karşılıklı yarar sağladığı ekolojik ve davranışsal etkileşim biçimidir.
Müller Cell
Retinanın tüm katmanlarını kateden, ışığı fotoreseptörlere yönlendiren ve retinaya mekanik ile metabolik destek sağlayan uzun, nöron dışı bir merkezi sinir sistemi glial hücresidir.
Müllerian Duct
Memeli embriyosunda testislerin bulunmaması durumunda dişi üreme organlarına (fallop tüpleri, uterus ve üst vajina) dönüşen çift kanaldan her biri.
Müllerian Mimicry
İki veya daha fazla zehirli ya da zararlı türün birbirine benzer uyarıcı renk desenleri geliştirerek ortak bir savunma mekanizması oluşturması durumu.
MIH
Emriyo gelişimi sırasında erkek bireylerde Müller kanallarının gerilemesini ve dişi üreme organlarının gelişimini engelleyen testiküler glikoprotein.
Müllerian-inhibiting Hormone (MIH)
Prenatal gelişim erken evrelerinde testisler tarafından salgılanarak dişi üreme organlarının gelişimini baskılayan ve erkekleşmeyi sağlayan peptit yapılı bir hormondur.
Muscimol
Amanita türü mantarlarda doğal olarak bulunan, GABA-A reseptörlerinin güçlü ve spesifik bir agonisti olan güçlü psikoaktif ve sedatif kimyasal bileşik.
Musicogenic Epilepsy
Belirli müzikal uyaranların veya işitsel örüntülerin nöbetleri tetiklediği nadir bir refleks epileptik nöbet türüdür.
Musician’s Cramp
Müzisyenlerde genellikle kol veya elde ortaya çıkan ve icra etme yetisini engelleyen mesleki bir kramp türüdür.
My-
Biyomedikal terminolojide 'kas' yapısını, dokusunu veya sistemini ifade etmek için kullanılan birleşik kelime ön ekidir.
Myasthenia
Kas zayıflığı veya kas dayanıklılığının azalması durumu.
Myel-
İlik veya omurilik ile ilgili yapıları niteleyen ve bileşik kelimelerin başında yer alan birleştirici önek biçimi.
Myelin Sheath
Merkezi ve periferik sinir sistemindeki aksonların etrafını sararak sinirsel iletim hızını artıran, yüksek oranda lipitten oluşan yalıtkan tabaka.
Myelo- (myel-)
Omurilik veya kemik iliği ile ilgili yapıları ve durumları niteleyen birleşik kelime öneki.
Myenteric Plexus
Sindirim kanalının iç ve dış kas katmanları arasında yer alan, gastrointestinal motiliteyi ve peristaltik hareketleri düzenleyen otonom sinir lifleri ve nöron hücre gövdeleri ağıdır.
Myo- (my-)
Tıbbi terminolojide ve biyolojide 'kas' anlamına gelen birleşik ön ek.
Myositis
İskelet kas dokusunda ortaya çıkan, lokal ya da sistemik bağışıklık yanıtı kaynaklı inflamatuar süreç.
MZ Twins
Tek bir zigotun (döllenmiş yumurta) ikiye bölünmesiyle oluşan ve genetik materyallerinin neredeyse yüzde yüzünü paylaşan monozigotik ikizlerin standart bilimsel kısaltmasıdır.
N-methyl-d-aspartate
Merkezi sinir sisteminde glutamaterjik nörotransmisyonu taklit eden ve NMDA reseptörlerinin agonist olarak aktive edilmesini sağlayan sentetik bir amino asit türevidir.
N/OFQ
Nosiseptin/orfanin FQ, beyin içi enjeksiyonlarda ağrı duyarlılığını artıran hiperaljezik etkileriyle bilinen ve opioid reseptör benzeri sistemle etkileşime giren endojen bir neuropeptittir.
N1 Component
Olaya ilişkin potansiyellerde (ERP) uyaranın verilmesinden yaklaşık 100 milisaniye sonra ortaya çıkan ilk negatif voltaj sapmasıdır.
NAB
Orta ila ileri yaş yetişkinlerde geniş bir yelpazedeki nöropsikolojik işlevleri değerlendirmek için tasarlanmış kapsamlı bir standart test bataryası.
Pulse
Kalbin pompalanmasıyla atardamar duvarlarında oluşan ritmik basınç dalgalanmasıdır.
Nachr
Asetilkolin ve nikotine yanıt veren, iyonotropik nitelikteki hücre zarı reseptör alt tiplerinin genel adıdır.
Nafe Pattern Theory
Deri duyularının niteliğinin, nöronların ateşlenme örüntüsü tarafından belirlendiğini savunan duysal fizyoloji kuramı.
Horseshoe Crab
Fizyolojik ve nörolojik araştırmalarda devasa bileşik gözleri ve kolay kaydedilebilir sinir hücreleri sayesinde model organizma olarak kullanılan deniz eklembacaklısı.
Nanometer
Metrenin milyarda birine (10⁻⁹ m) eşit olan ve elektromanyetik tayftaki dalga boyları ile hücresel ölçekteki yapıları ölçmekte kullanılan temel birim.
Narcolepsy
Uyanıklık halindeyken önlenemez gündüz uyku atakları, ani kas kontrol kaybı (katapleksi) ve REM uykusu regülasyon bozukluğu ile karakterize kronik nörolojik bir durumdur.
Narcolepsy–cataplexy Syndrome
Ani kas tonusu kaybı atakları (kataplepsi) ile tekrarlayan, karşı konulamaz gündüz uyku ataklarının (narkolepsi) bir arada görüldüğü nörolojik bir uyku bozukluğudur.
NASPSPA
Spor psikolojisi, motor gelişim ve motor öğrenme alanlarında akademik araştırmaları teşvik eden ve yayan uluslararası mesleki kuruluş.
Natural High
Herhangi bir kimyasal madde veya ilaç kullanımına gerek kalmaksızın, fiziksel ya da zihinsel çaba sonucunda ortaya çıkan derin zindelik, mutluluk ve öfori hali.
Naturopathy
Bedenin kendi kendine iyileşme potansiyelini (vis medicatrix naturae) merkeze alan, hastalıkların kökenine inmek için diyet, akupunktur ve bitkisel çareler gibi fizyolojik temelli terapiler kullanan bir tamamlayıcı sağlık sistemidir.
Nasal
Burunla ilgili olanı ifade eden sıfat veya hava akımının burun boşluğundan geçmesiyle üretilen ses birimi.
Nasal Cavity
Nazal septum ile ikiye ayrılan, dış ortamla burun delikleri aracılığıyla iletişim kuran ve nazofarenkse açılan yüzün orta hattındaki anatomik boşluk.
Nasopharynx
Yumuşak damağın üst seviyesinde yer alan ve yutak ile burun boşluğunu birleştiren anatomik farinks bölgesi.
Breathy Voice
Vokal kıvrımların normal şekilde titreşmesine rağmen glottal kapanmanın tam gerçekleşmemesi ve titreşim döngüsü boyunca aradan hava sızmasıyla karakterize fonasyon türü.
Negative Afterpotential
Sinir ve kas hücrelerinin aksiyon potansiyelinden iyileşme sürecinde gösterdiği küçük ek negatif membran potansiyelidir (hiperpolarizasyon).
Negative Tropism
Bir organizmanın veya hücrenin belirli bir uyaran kaynağından uzaklaşacak şekilde yönelim göstermesi.
Necrosis
Hücre, doku veya organların hastalık, yaralanma, toksinler veya kan akışının kesilmesi gibi patolojik etkenler nedeniyle geri dönüşümsüz olarak ölmesidir.
Neo-darwinism
Charles Darwin'in doğal seçilim yoluyla evrim teorisinin Gregor Mendel'in genetik ilkeleri ve modern popülasyon genetiği ile entegre edildiği evrimsel sentez çerçevesidir.
Neodissociation Theory
Hipnoz altındaki dissosiyatif fenomenleri, bilinç akışının eşzamanlı olarak iki veya daha fazla bağımsız alt sisteme bölünmesiyle açıklayan Ernest R. Hilgard kökenli kuram.
Neocortex
Serebral korteksin evrimsel süreçte en son gelişen, altı katmanlı hücresel mimariye sahip ve yüksek bilişsel işlevleri yöneten en dış bölgesidir.
Neopallium
Memelilerde beyin korteksinin evrimsel olarak en yeni ve en büyük kısmını oluşturan, yüksek bilişsel işlevlerden sorumlu neokorteksin embriyolojik ve filogenetik karşılığı.
Neocerebellum
Beyinciğin evrimsel olarak en son gelişmiş, memelilerde en geniş alanı kaplayan ve özellikle istemli motor hareketlerin planlanması ile zamanlamasından sorumlu dorsal bölgesi.
Neostigmine
Asetilkolinesteraz enzimini reversibl (geri dönüşümlü) olarak inhibe ederek sinaptik aralıktaki asetilkolin miktarını artıran sentetik bir parasempatomimetik maddedir.
Neostriatum
Bazal ganglionların filogenetik olarak daha yakın dönemde evrimleşmiş, putamen ve kaudat çekirdeği kapsayan alt bileşenidir.
Neoteny
Evrimsel süreçte atalara ait yavruluk özelliklerinin erişkinlik evresine kadar korunması ve olgunlaşma hızının yavaşlaması durumu.
Nernst Equation
Hücre zarındaki iyonların konsantrasyon gradyanlarını ve elektrik potansiyelini dengeleyen elektrokimyasal potansiyeli hesaplamaya yarayan temel matematiksel formülasyondur.
Nervous
Geçici kaygılı beklenti hali, kolay uyarılabilirlik veya sinir sisteminin yapısal/işlevsel özelliklerine atıfta bulunan durum.
Nervus Terminalis
Nazal mukozada sonlanan ve luteinize edici hormon salınımını etkileyerek üreme fizyolojisinde rol oynadığı düşünülen miyelinsiz sinir lifleri koleksiyonu.
Object Assembly Test
Wechsler Yetişkin Zeka Ölçeği'nin (WAIS) katılımcının parçaları doğru sırayla birleştirerek bütünlüklü bir nesne oluşturma becerisini değerlendiren performans alt testidir.
Object-location Memory
Bireyin çevresindeki nesnelerin mekânsal konumlarını kodlama, saklama ve geri çağırma kapasitesidir.
Neuraxis
Merkezi sinir sisteminin gelişimsel ve anatomik boyunca uzandığı hayali ana eksendir.
Neuralgia
Genellikle belirli bir sinir veya sinir grubunun anatomik izi boyunca meydana gelen, tekrarlayıcı, keskin ve spazmodik nitelikteki şiddetli ağrı.
Neuroticism
Bireylerin kronik düzeyde duygusal istikrarsızlık, kaygı ve psikolojik sıkıntıya yatkınlık gösterdiği temel kişilik boyutu.
NGF
Sinir hücrelerinin (nöronların) hayatta kalmasını, büyümesini ve farklılaşmasını destekleyen kritik bir nörotrofik protein.
Niacin
B3 vitamini olarak da bilinen; hücresel enerji metabolizmasında, DNA onarımında ve sinir sistemi fonksiyonlarında kofaktör olarak görev yapan esansiyel bir suda çözünür vitamin.
Nigrostriatal Tract
Substantia nigra'dan striatuma uzanan, dopaminerjik nöronlar barındıran ve istemli hareketlerin başlatılması ile koordinasyonunda kritik rol oynayan sinirsel yoldur.
Nyctalopia
Düşük ışık koşullarında veya karanlıkta görme yetisinin ciddi ölçüde azalması veya kaybolması durumu.
Nicotine
Tütün bitkisinde (Nicotiana tabacum) doğal olarak bulunan, merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı ve pekiştirici etkilere sahip güçlü bir psikoaktif alkaloid.
Nicotinic Acid
Enerji metabolizması için hayati önem taşıyan NAD ve NADP koenzimlerinin öncülü olan, B kompleks grubuna ait suda çözünür bir vitamin (B3 vitamini).
Nicotinic Receptor (nachr)
Hem nikotine hem de asetilkoline yanıt veren, özellikle nöromüsküler kavşaklardaki uyarıcı faaliyetlere aracılık eden bir asetilkolin reseptör tipi.
Nictitating Membrane
Birçok omurgalıda bulunan, gözü korumak ve nemlendirmek için lateral yönde hareket edebilen şeffaf veya yarı şeffaf üçüncü göz kapağı.
Nissl Bodies
Nöronların hücre gövdesinde (soma) ve dendritlerinde yer alan, granüllü endoplazmik retikulum ve serbest ribozomlardan oluşan mikroskobik partiküllerdir.
Nissl Method
Nöronların mikroskobik inceleme için boyanmasında kullanılan ve özellikle Nissl cisciklerini (kaba endoplazmik retikulum) ortaya çıkaran bir histolojik teknik.
Nystagmus
Göz kürelerinin istemsiz, hızlı ve ritmik hareket etmesi durumu; bu hareketler rotatuar, yatay, dikey veya bunların bir kombinasyonu şeklinde olabilir.
Aiming Test
Görsel-motor koordinasyon, hassasiyet ve hızı ölçmek için kullanılan standartlaştırılmış performans değerlendirme aracı.
Nitric Oxide
Vücut dokularında yaygın olarak bulunan, argininden sentezlenen ve hem merkezi sinir sisteminde nörotransmitter hem de periferik dokularda vazodilatatör olarak işlev gören bir sinyal molekülüdür.
Nitrous Oxide
Tıbbi anestezide analjezik olarak kullanılan, düşük dozlarda öfori ve hafif neşe hissi uyandırması nedeniyle 'güldürücü gaz' olarak da bilinen kimyasal bir bileşiktir.
NK Cell
Doğuştan gelen bağışıklık sisteminin bir parçası olan, virüs bulaşmış hücreleri ve tümör hücrelerini antijen duyarlılığına gerek duymadan doğrudan yok eden büyük granüler lenfosit türü.
NMDA
Ligand kapılı ve voltaj duyarlı glutamat reseptör alt tiplerine seçici olarak bağlanan sentetik bir agonist.
NMDA Receptor
Glutamat ve NMDA'ya bağlanarak hem ligand bağımlı hem de voltaj duyarlı iyon kanalları yoluyla sinaptik plastisite ve bilgi işlemeyi regüle eden iyonotropik bir glutamat reseptörüdür.
NMR
Nükleer manyetik rezonans, atom çekirdeklerinin güçlü bir manyetik alanda radyo frekans dalgalarını soğurması ve yeniden yayması esasına dayanan fiziko-kimyasal analiz yöntemidir.
Nocti- (noct-)
Gece, karanlık veya uyku evresiyle ilgili durumları, süreçleri veya davranışları nitelendirmek üzere kullanılan Latiner kökenli birleştirici ön ek.
Nodal Point
Gözün optik ekseni üzerinde yer alan ve görsel alandaki konumları retinadaki izdüşümleriyle birleştiren iki özel odak noktasıdır.
Point Localization
Cildin uyarılmış bir noktasını doğru bir şekilde belirleme yeteneği ve bunu test etmek için kullanılan somatosensoriyel değerlendirme yöntemi.
Dotting Test
Katılımcının belirli bir süre içinde rastgele veya hedef daireler içine mümkün olduğunca çok nokta koymasını gerektiren kağıt-kalem tabanlı bir motor performans testidir.
Punctate Sensitivity
Derideki duyu reseptörlerinin homojen olmayan dağılımı nedeniyle, vücut yüzeyindeki farklı noktaların belirli uyarıcılara karşı değişen oranlarda hassasiyet göstermesi durumu.
Nocturnal
Günlük döngünün karanlık evresinde aktif olma veya meydana gelme durumunu tanımlayan kronobiyolojik sıfat.
Nocturnal Myoclonus
Uykuya dalış evresinde bacaklarda ve kollarda ortaya çıkan, kişinin uykusunu bölebilecek şiddette tekrarlayıcı ve istemsiz kas seğirmeleri.
Nomifensine
Norepinefrin ve dopaminin sinaptik geri alımını seçici olarak inhibe eden, ancak serotonin sistemini etkilemeyen, şiddetli immünolojik yan etkileri nedeniyle 1986'da küresel olarak piyasadan çekilmiş bir aminoketon antidepresandır.
Nonfluency
Konuşma ritminde, tonlamasında, artikülasyonda bozulmalar ve sıklıkla gramer kurallarından sapmalar içeren bir konuşma bozukluğu türüdür.
Noncompetitive
Farmakolojide, bir ilacın endojen ligandın bağlandığı bölgeden farklı bir noktaya bağlanarak reseptör aktivitesini etkileme durumu.
Noncommunicating Hydrocephalus
Serebrospinal sıvının ventriküler sistem içindeki normal akışının ve emiliminin bir tıkanıklık nedeniyle engellenmesiyle ortaya çıkan hidrosefali türü.
NLD
Sözel becerilerin tipik veya üstün gelişmesine karşın; görsel-mekânsal, motor ve sosyal algı alanlarında belirgin yetersizliklerle karakterize nörogelişimsel bir bozukluk.
Noonan Syndrome
Cilt, kalp, gonadlar ve iskelet sistemini etkileyen, otozomal dominant geçiş gösteren ve değişken fenotipik özelliklerle karakterize genetik bir bozukluktur.
Nootropic
APA literatüründe bilişsel güçlendirici teriminin eskimiş karşılığı olan; modern kullanımda ise sağlıklı bireylerde dikkat, hafıza ve yürütücü işlevleri artırmayı hedefleyen maddeleri tanımlayan kavram.
Noradrenergic
Norepinefrin (noradrenalin) salgılayan, bu nörotransmiter duyarlı olan veya norepinefrin aracılığıyla işlev gören sinirsel yapıları ve mekanizmaları tanımlayan sıfat.
Noradrenergic Receptor
Merkezi ve otonom sinir sisteminde norepinefrin (noradrenalin) nörotransmitterini bağlayan ve bu moleküle yanıt vererek hücresel aktiviteyi düzenleyen özgül membran proteinleridir.
Noradrenergic System
Merkezi ve periferik sinir sisteminde norepinefrin (noradrenalin) sentezinden ve etkilerinden sorumlu nörokimyasal ağ.
Norepinephrine (NE)
Beyin sapı çekirdekleri ve adrenal medulla tarafından sentezlenen, hem bir katekolamin nörotransmitter hem de hormon olarak görev yapan kimyasal bileşik.
Normal-pressure Hydrocephalus (NPH)
İntrakraniyal basınç normal sınırlarda kalırken serebral ventriküllerin genişlemesiyle karakterize, özellikle yaşlılarda demans, yürüyüş bozukluğu ve üriner inkontinans üçlüsüyle kendini gösteren nörolojik bir tablodur.
Normosplanchnic Type
Kretschmer tipolojisindeki atletik yapıya kabaca karşılık gelen, orantılı ve dengeli somatotip vücut yapısı.
Normotype
Morfolojik olarak ortalama, standart ve ideal insan beden tipini ifade eden anayasasal yapı kategorisi.
Norrie Disease
Neredeyse yalnızca erkekleri etkileyen, X'e bağlı çekinik kalıtımla aktarılan, doğuştan körlük, işitme kaybı ve zaman zaman gelişimsel gecikmelerle karakterize nadir bir genetik bozukluktur.
Northern Blot
Doku ekstraktlarındaki belirli bir RNA molekülünü jel elektroforezi ve nükleotit prob hibridizasyonu yoluyla tespit etmek için kullanılan moleküler analiz yöntemidir.
Nociceptive Reflex
Organizma için tehdit oluşturan veya doku hasarına yol açan ağrılı bir uyarıcı tarafından tetiklenen savunma amaçlı istemsiz motor yanıttır.
Nociception
Duyusal sinir sisteminin zararlı veya potansiyel olarak zarar verici uyaranları kodlama ve işleme süreci.
Nociceptor
Vücut dokularında hasara yol açan veya açma potansiyeli bulunan zararlı uyarıları algılayarak merkezi sinir sistemine ileten özelleşmiş bir duyusal sinir hücresi ucudur.
Nociceptin
Ağrı duyumunu, korku öğrenmesini ve stres yanıtlarını modüle eden, endojen opioid sistemle ilişkili 17 amino asitli bir nöropeptittir.
Seizure
Beyindeki nöronların kontrolsüz, aşırı ve senkronize elektriksel deşarjları sonucunda ortaya çıkan ani klinik epizot.
Sentinel Behavior
Sosyal gruplar halinde yaşayan hayvanlarda, bir bireyin diğer üyeler beslenirken veya dinlenirken potansiyel avcıları gözlemek üzere yüksek bir konuma geçerek aktif olarak çevreyi taraması durumu.
Neural
Sinir sistemine, bu sistemin alt bileşenlerine ve işlevsel mekanizmalarına ait olan her şeyi tanımlayan temel biyolojik ve nörolojik sıfat.
Neural Darwinism
Beyin gelişimini ve işleyişini, nöronların ve sinapsların seçilim temelli çoğalması, budanması ve güçlenmesi süreçleriyle açıklayan nörobiyolojik teoridir.
Neural Circuit
Nöronların ve bunlar arasındaki ara bağlantıların oluşturduğu, negatif geri bildirim, pozitif geri bildirim veya osilatör gibi belirli sınırlı işlevleri yerine getiren organize sistem.
Neural İntegration
Nöron üzerindeki yarışan ve birbirini iptal eden elektrokimyasal membran potansiyellerinin ağırlıklandırılarak çözümlenmesi ve hücrenin ateşlenip ateşlenmeyeceğinin belirlendiği temel sinaptik süreçtir.
Neural İnduction
Bir nöronun veya nöron grubunun, diğer hücrelerin (özellikle diğer nöronların) gelişimini ve farklılaşmasını moleküler sinyaller yoluyla etkileme süreci.
Neural İrritability
Sinir dokusunun dışsal ya da içsel uyaranlara karşı duyarlı olma ve aksiyon potansiyeli üretip ileterek bu uyarılara yanıt verme kapasitesi.
Neural Folds
Gelişmekte olan embriyoda, nöral plak üzerindeki ektoderm kabartılarının nöral oluk etrafında şekillenerek birleşip nöral tüpü oluşturduğu yapılar.
Neural Coding
Nöronların iletişim kurmasını, duyusal ve bilişsel bilgileri aksiyon potansiyellerinin benzersiz örüntüleri, zamansal ilişkileri ve genlikleri aracılığıyla temsil etmesini sağlayan kural ve mekanizmalar bütünü.
Neural Crest
Nöral tüpün her iki yanında yer alan ve sempatik ile periferik sinir sistemlerinin yapısına katılan embriyonik ektodermal doku çıkıntısıdır.
Neural Parenchyma
Sinir sisteminin yapısal veya destekleyici stroma elemanlarından ayrı olarak, hayati işlevselliği yürüten asıl hücresel dokusu.
Neural Reinforcement
İkinci bir nöronal yanıtın eş zamanlı veya koşullu aktivitesi yoluyla, bir nöronun verdiği yanıtın güçlenme süreci.
Neural Plate
Embriyonik gelişim sırasında ektoderm tabakasının kalınlaşmasıyla oluşan ve nihayetinde merkezi sinir sistemini meydana getirecek olan yassı hücre bölgesi.
Neural Plasticity
Sinir sisteminin deneyimler, öğrenme veya çevresel uyaranlar doğrultusunda yapısal ve işlevsel olarak kendini yeniden organize etme kapasitesidir.
Neural Progenitor Cell (NPC)
Yalnızca sinir sistemi hücrelerine farklılaşabilme ve sınırlı sayıda replikasyon yeteneğine sahip olan, kök hücre benzeri özelleşmiş hücre popülasyonu.
NPC
Sinir sisteminin temel hücre tiplerine farklılaşma potansiyeli taşıyan ancak kök hücrelere kıyasla daha sınırlı bölünme kapasitesine sahip multipotent öncü hücre.
Neural Regeneration
Hasar gören nöronların ve aksonların onarılması ve yeniden büyümesi sürecidir; memelilerde oldukça yavaş ve sınırlı gerçekleşirken, bazı omurgasılarda daha yaygındır.
Neural Synchrony
Beynin farklı bölgelerindeki nöronların, özellikle aynı uyarıcıya yanıt olarak eşzamanlı ateşlenmesi veya aktivasyon göstermesidir.
Neural Set
Bir nöral yolğın belirli bir uyarıcıya ya da duruma belirli bir biçimde yanıt verme eğilimidir; genellikle geçici bir hazırlıksal konumlanmayı ifade eder.
Neural Substrate
Belirli bir davranışı, bilişsel süreci veya psikolojik durumu dolaysız olarak aracılık eden merkezi sinir sistemi bileşenidir.
Neural Representation
Beynin, dış dünyadaki nesneleri, olayları ve deneyimleri spesifik nöron topluluklarının aktivasyon kalıpları aracılığıyla içsel olarak modelleme kapasitesi.
Neural Tube
Embriyonik gelişimin erken evresinde nöral plakanın katlanıp birleşmesiyle oluşan ve gelecekte merkezi sinir sistemini meydana getiren yapıdır.
Neural Constructivism
Beyin gelişiminin ve buna bağlı olarak bilişsel gelişimin, sinirsel substrat ile çevresel uyarıcılar arasındaki dinamik etkileşimle ilerlediğini savunan gelişimsel kuram.
Neural Chain
Nöronların uç uca eklenmesiyle oluşan basit tipteki doğrusal bir sinir devresidir.
Neurulation
Erken embriyonik yaşamda, nöral plakadan nöral tüpün oluşumunu kapsayan ilkel sinir sisteminin gelişme sürecidir.
Neurite
Nöron gövdesinden (soma) çıkan ve henüz akson ya da dendrit olarak farklılaşmamış her türlü hücresel uzantının genel adıdır.
Neuro- (neur-)
Sinir sistemini veya sinirleri niteleyen, bilimsel terminolojide yapısal ve işlevsel bağlar kurmak için kullanılan birleşik ön ek.
Neural Axis
Omurilik ve beyinsapını içeren, serebral ve serebellar hemisferleri dışarıda bırakarak orta hat boyunca uzanan merkezi sinir sisteminin bütünsel ekseni.
Neuroanatomy
Sinir sisteminin çeşitli yapılarını ve bu yapılar arasındaki topografik ile işlevsel ilişkileri inceleyen bilim dalıdır.
Neuroscience
Sinir sistemini yapısal, işlevsel, kimyasal ve gelişimsel boyutlarıyla inceleyen disiplinler arası bilim dalıdır.
Neurobiofeedback
Bireyin elektroensefalografi (EEG) veya diğer fizyolojik parametreler aracılığıyla kendi beyin dalgası aktivitesini gerçek zamanlı gözlemleyip öz-düzenleme becerisi kazanmasını sağlayan nöroterapötik yöntem.
Neurobiology
Sinir sisteminin anatomik yapısını, hücresel organizasyonunu ve işlevsel süreçlerini inceleyen biyoloji dalı.
Neurobiotaxis
Embriyonik gelişme sırasında bir sinir lifinin, innere edeceği dokuya doğru büyüme ve yönelme sürecidir.
Law Of Neurobiotaxis
Gelişmekte olan nöronların dendritlerinin, yakınlardaki aktif nöronların aksonlarının bulunduğu yöne doğru uzandığını öne süren gelişimsel nörobiyoloji ilkesidir.
Neuroblast
Nörona dönüşme potansiyeline sahip, henüz farklılaşmamış ilkel hücre.
Neuroblastoma
Embriyonik dönemdeki ilkel nöral hücreleri andıran ve genellikle adrenal medulla ya da otonom sinir sisteminde gelişen nadir bir sinir sistemi tümörüdür.
Neurodivergent
Nörolojik çoğunluğun standart kabul edilen işleyişinden farklı bir nörokognitif yapıya ve bilişsel profile sahip olma durumudur.
Neurodegenerative Disease
Beyin ve/veya periferik sinir sistemindeki nöronların ilerleyici işlev kaybı ve ölümüyle karakterize, zamanla kötüleşen bir grup klinik bozukluk.
Neurodidactics
Nöroloji, pedagoji ve bilişsel bilimlerin buluşma noktasında yer alan; öğrenme süreçlerinin beyin temelli mekanizmalarını inceleyerek öğretim yöntemlerini optimize etmeyi amaçlayan disiplinler arası bir yaklaşımdır.
Neuroeffector Transmission
Sinir uyarılarının, nöroefektör kavşaklar aracılığıyla nöronlardan kaslar ve bezler gibi hedef efektör yapılara iletilme sürecidir.
Neuroeffector Junction
Bir motor nöronun akson ucu ile hedef efektör organ (düz kas, kalp kası veya bez dokusu) arasındaki işlevsel iletişim noktasıdır.
Neuroeconomics
Beynin maliyet-fayda analizlerini nasıl yürüttüğünü ve belirsizlik altında nasıl karar verdiğini nörobilim, psikoloji ve ekonomi perspektifleriyle inceleyen disiplinler arası alan.
Neuroendocrinology
Sinir sistemi ile endokrin sistem arasındaki karşılıklı etkileşimleri, özellikle beyin ile salgı bezleri arasındaki biyokimyasal iletişim ağını inceleyen disiplin.
Brain İnflammation / Neuroinflammation
🔹 1. (brain inflammation): Merkezi sinir sisteminin bağışıklık hücreleri olan mikroglia ve astrositlerin aktivasyonu ile karakterize, beyin dokusunda meydana gelen enflamatuar süreç. 🔹 2. (neuroinflammation): Merkezi sinir sisteminde yer alan glial hücrelerin aktivasyonu ve inflamatuar mediatörlerin salınımıyla karakterize edilen immün yanıt süreci.
Neuroethics
Sinirbilim araştırmalarının, beyin görüntüleme teknolojilerinin ve nörolojik müdahalelerin yarattığı ahlaki, yasal ve toplumsal sonuçları inceleyen disiplinler arası biyoetik alt kolu.
Neuroethology
Hayvan davranışlarının ardında yatan sinirsel süreçleri ve yapıları, evrimsel ve karşılaştırmalı bir perspektifle inceleyen disiplinler arası bilim dalı.
Neuropharmacology
İlaçların ve kimyasal ajanların sinir sistemi üzerindeki etkilerini inceleyen disiplinler arası bilim dalıdır.
EEG Biofeedback / Neurofeedback
🔹 1. (EEG biofeedback): Bireylerin elektroensefalografi (EEG) yoluyla kendi beyin dalgası aktivitelerini gerçek zamanlı olarak izleyerek ve işlevsel geri bildirimler alarak bu aktiviteleri istemli olarak düzenlemeyi öğrendikleri bir nönoterapötik müdahale yöntemidir. 🔹 2. (neurofeedback): EEG kayıtları aracılığıyla beyin dalgaları hakkında anlık görsel veya işitsel geri bildirim sunarak bireylerin kendi beyin aktivite modellerini istemli olarak değiştirmesini hedefleyen bir nöroterapi yöntemidir.
Neurofibril
Nöronların sitoplazmasında yer alan, mikroskobik protein filamentleri ve mikrotübüllerden oluşan ince yapısal lif.
Neurofibrillary Tangles
Nöronların içinde yer alan mikrotübül ilişkili tau proteinlerinin hiperfosforilasyon sonucu bükülerek oluşturduğu, Alzheimer hastalığının patolojik hallmark'larından biri olan mikroskobik lif düğümleridir.
Neurofibroma
Periferik sinirlerin kılıfındaki Schwann hücrelerinin anormal proliferasyonu sonucu gelişen, genellikle iyi huylu sinir kılıfı tümörüdür.
Neurofilament
Nöronların aksonlarında bulunan, sinir hücresine mekanik destek sağlayan ve hücresel içi madde taşınımında rol oynayan tip IV ara filament yapısındaki protein polimerleridir.
Neurophysiology
Sinir sisteminin normal ve patolojik işlevlerini, özellikle nöronların kimyasal ve elektriksel aktiviteleri temelinde inceleyen sinirbilim dalıdır.
Neurogenetics
Genetik varyasyonların sinir sisteminin gelişimini, yapısını ve işlevini nasıl etkilediğini inceleyen disiplinler arası bilim dalı.
Neuroglia
Merkezi ve periferik sinir sisteminde nöronları destekleyen, besleyen, yalıtan ve sinaptik homeostazı koruyan non-nöronal hücre topluluğudur.
Neuroglioma
Santral sinir sisteminin destek hücrelerinden (gliyal hücreler) köken alan neoplazmları tanımlamakta kullanılan tarihsel ve kapsayıcı bir tümör sınıflandırması.
Neuroimaging
Sinir sisteminin anatomik yapısını ve fizyolojik işlevlerini cerrahi olmayan yöntemlerle incelemek için kullanılan ileri teknolojik görüntüleme tekniklerinin bütünü.
Neurogram
Nöronların elektriksel impulslarını grafiksel olarak temsil eden dalga formundaki iz veya özelleşmiş MR teknikleriyle elde edilen sinir liflerinin üç boyutlu görüntüsü.
Neurohypophysis
Hipofiz bezinin arka bölümü olup, hipotalamusta üretilen oksitosin ve vazopressin (ADH) hormonlarını depolayan ve kan dolaşımına salgılayan nöroendokrin yapı.
Neurohormone
Nöral dokular tarafından üretilen ve doğrudan genel kan dolaşımına salınarak sistemik etki gösteren kimyasal mesafeli ileticidir.
Neurolaw
Nörobilim bulgularının, beyin görüntüleme teknolojilerinin ve sinir sistemine dair ampirik verilerin hukuk sistemi, suç, ceza ve yargılama süreçleri üzerindeki etkilerini inceleyen disiplinler arası alan.
Neuroimmune
Merkezi sinir sistemi ile bağışıklık sistemi arasındaki iki yönlü etkileşimleri ve bu sistemlerin birbirini modüle etme süreçlerini inceleyen disiplinler arası alan.
Neurosignature
Bireyin deneyimlediği ağrının veya bedensel duyumun kendine has, sinirsel ağlar tarafından üretilen benzersiz nöral aktivasyon örüntüsüdür.
Neurogenesis
Sinir kök hücrelerinden yeni nöronların üretilme süreci; erken gelişim evresinde ve yaşam boyu devam eden hücresel yenilenme mekanizması.
Neurogenic
Sinir sisteminin bir bileşeni veya işlev bozukluğu tarafından tetiklenen ya da üretilen durum veya olayları tanımlayan sıfat.
Neurogenic Communication Disorder
Sinir sistemi hasarına bağlı olarak ortaya çıkan, bireyler arası bilgi alışverişini güçleştiren veya imkansız kılan her türlü konuşma ve dil bozukluğudur.
Neurochemistry
Sinir sisteminin işleyişinde rol oynayan atomların, moleküllerin ve iyonların kimyasal temellerini inceleyen sinirbilim alt dalıdır.
Neurokinin
Madde P, nörokinin A ve nörokinin B olmak üzere üç ilişkili neuropeptitten oluşan; duygu durum düzenlemesi ve ağrı algısında işlev gören bir nörotransmitter ailesidir.
Neurocognition
Bilişsel süreçlerin, beyindeki spesifik sinirsel mekanizmalarla olan ilişkisini ve bu mekanizmalardaki işlev bozukluklarını inceleyen multidisipliner yapı.
Neurocognitive Testing
Dikkat, bellek, yürütücü işlevler ve işlemleme hızı gibi bilişsel yetileri inceleyen bilgisayar tabanlı veya geleneksel yöntemlerle yapılan invaziv olmayan değerlendirme süreci.
Neurocontrol
Nöral çıktıların dönüştürülmesiyle elektronik veya mekanik sistemlerin yönetilmesi ya da insan sinir sisteminden ilham alan algoritmik kontrol yöntemleridir.
Neurocrine
Nöronlar tarafından sinapslarda salgılanan agonistleri, özellikle nörotransmitterleri ve bu salgılama sürecini ifade eden sıfat.
Neurology
Sinir sisteminin sağlıklı ve hastalıklı durumlarını inceleyen, merkezi ve çevresel sinir sistemi patolojilerinin tıbbi tanı ve tedavisini yürüten tıp disiplinidir.
Neurological Amnesia
Sinir sistemindeki organik bir hastalık, travma veya lezyon sonucunda ortaya çıkan hafıza kaybı veya işlev bozukluğudur.
Neurological Evaluation Scale (NES)
Şizofreni ve diğer şiddetli ruhsal bozukluklarla ilişkilendirilen nörolojik anormallikleri ve işlev bozukluklarını standartlaştırılmış bir biçimde ölçmek amacıyla geliştirilmiş klinik değerlendirme aracı.
Neurological İmpairment
Hastalık, travma, toksik maddeler veya farmakolojik etkenler nedeniyle merkezi ya da periferik sinir sisteminin normal işlevselliğinde meydana gelen her türlü yapısal ve işlevsel bozulma.
Neuromatrix Theory
Ağrının yalnızca dışsal doku hasarının pasif bir yansıması olmayıp, beyindeki doğuştan gelen geniş nöral ağların (nörosim签署atürlerin) genetik ve deneyimsel olarak ürettiği çok boyutlu bir deneyim olduğunu öne süren teori.
Neuromyopathy
Periferik sinirleri ve kas liflerini aynı anda tutarak ilerleyici kas zayıflığı ve atrofiye yol açan nöromüsküler bozuklukların genel tanımı.
Neuromodulator
Bir nörotransmitterin salınımını veya reseptör yanıtını etkileyerek sinaptik etkinliği ve nöronal iletimin gücünü dolaylı olarak ayarlayan kimyasal maddedir.
Neuroregulator
Nöronlar üzerinde etki gösteren ve genel olarak nörohormonlar, nöromodülatörler ve nörotransmitterler şeklinde sınıflandırılan kimyasal maddelerin genel adıdır.
Neuromuscular Disorder
Periferik sinir sistemi ile iskelet kasları arasındaki yapısal veya işlevsel iletişimi bozan, kas zayıflığı ve felç gibi belirtilerle kendini gösteren patolojik durumların genel adı.
Neuromuscular Electrical Stimulation (NMES)
Kasları elektriksel darbeler aracılığıyla kasındırmak amacıyla elektronik bir cihazın kullanıldığı terapötik bir müdahale yöntemidir.
Neuromuscular Junction
Bir motor nöron ile onun uyardığı kas lifi arasındaki özelleşmiş kimyasal sinaps bölgesidir.
Neuron (neurone)
Sinir sisteminin bilgi işleme ve iletme yeteneğine sahip temel hücresel yapı birimidir.
Neuron Doctrine
Sinir sisteminin, birbirleriyle kaynaşmamış, aksine temas noktaları (sinapslar) aracılığıyla iletişim kuran bağımsız hücrelerden oluştuğunu savunan temel sinirbilim ilkesi.
Neuronal Differentiation
Nöronların gelişimindeki son evre olup; hücre boyutunun artması, daha fazla dendrit üretilmesi, aksonların hücre gövdesinden uzaklaşarak uzaması ve diğer hücrelerle yeni sinaptik bağlantılar kurması sürecidir.
Neuronal Cell Death
Sinir sisteminin gelişimi sürecinde gerçekleşen, genetik olarak programlanmış seçici sinir hücresi kaybı.
Subnormal Period Of Neuron
Bir nöronun uyarılabilirliğinin normal eşik değerlerinin altında olduğu, milisaniyelerle ölçülen fizyolojik toparlanma evresi.
Neuropathic Pain
Periferik ya da merkezi sinir sistemindeki yapısal hasar veya lezyonlar sonucu ortaya çıkan, genellikle kronik seyirli ve somatosensoriyel yolaklardaki işlev bozukluğuna bağlı ağrı türü.
Neuropathology
Sinir sistemi dokularının hastalıklarını ve bu bozuklukların altında yatan yapısal, patolojik süreçleri inceleyen tıp ve bilim dalı.
Neuromarketing
Ürün beğenisi, satın alma eğilimleri ve tüketici davranışları sırasında beyin aktivitesinde meydana gelen fizyolojik değişimleri inceleyen disiplinler arası pazar araştırması alt dalıdır.
Neuropedagogy
Nörobilim, bilişsel bilim ve eğitim teorilerini harmanlayarak öğrenme süreçlerini sinir sisteminin yapısal ve işlevsel özelliklerine göre optimize etmeyi amaçlayan disiplinler arası alan.
Neuropeptide
Nöronlar tarafından sinirsel iletimi veya modülasyonu sağlamak üzere salgılanan küçük amino asit zincirlerinden oluşan peptid molekülleridir.
Neuropeptide Y
Beyin, kalp ve adrenal bezlerde bulunan; vazokonstriksiyonu uyaran, beslenme davranışını düzenleyen ve otonom sinir sistemi homeostazında rol oynayan 36 amino asitlik bir nöropeptit.
Neuropil
Merkezi sinir sisteminin gri maddesinin büyük kısmını oluşturan; miyelinsiz aksonlar, dendritler ve glial uzantılardan oluşan karmaşık, ağsı sinaptik ağ.
Neuroplasticity
Merkezi sinir sisteminin, deneyim, öğrenme, çevresel uyarıcılar ve nöronal hasarlar sonrasında sinaptik bağlantılarını ve yapısal organizasyonunu yeniden biçimlendirme kapasitesi.
Neuroprotective
Beyin veya omurilik dokusunda meydana gelebilecek hücresel hasarı önlemeyi ya da yavaşlatmayı amaçlayan ajanların genel tanımı.
Neuropsychology
Sinir sisteminin fizyolojik süreçleri ile bu süreçlerin davranış ve biliş üzerindeki yansımalarını inceleyen, beyin hasarlarının yol açtığı işlev bozukluklarını hem normal işlevler hem de klinik patolojiler bağlamında ele alan bilim dalıdır.
Neuropsychological Assessment
Çeşitli standardize testler aracılığıyla beyin hasarı veya işlev bozukluğunun varlığını, doğasını ve kapsamını saptayan kapsamlı klinik değerlendirme süreci.
Neuropsychological Assessment Battery (NAB)
18-97 yaş arası yetişkinlerde nörolojik bozuklukların yol açtığıbilişsel işlev kayıplarını beş temel alan ve bir tarama modülü üzerinden inceleyen 33 testlik entegre batarya.
Neuropsychological Test
Bellek, dikkat, dil ve yürütücü işlevler gibi spesifik bilişsel yetileri ve bunların nöral altyapılarını sistematik olarak değerlendiren klinik ölçüm araçlarıdır.
Neuroreceptor
Nöron hücre zarında yer alan ve belirli nörotransmitterleri, hormonları veya farmakolojik ajanları bağlayarak hücre içinde spesifik bir biyokimyasal yanıt başlatan özgül makromoleküler yapı.
Neurosecretion
Sinir dokusu tarafından hormon veya nörotransmitter gibi kimyasal maddelerin salgılanması süreci.
Neurosurgery
Merkezi ve periferik sinir sistemi yapılarını etkileyen patolojileri mekanik müdahalelerle onarmayı, işlevi geri kazandırmayı veya bozulmayı önlemeyi amaçlayan cerrahi ihtisas dalıdır.
Neurotensin (NT)
Hipotalamustan dolaşıma salınan ve merkezi sinir sistemi genelinde geniş bir dağılım gösteren bir nöropeptittir.
Neurotherapy
Beyin dalgası aktivitesini elektroensefalografi (EEG) yoluyla izleyerek öz-düzenleme kapasitesini artırmayı hedefleyen bir biyofeedback alt türüdür.
Neurotoxicology
Sinir sistemi üzerinde toksinlerin ve zehirlerin etkilerini inceleyen çok disiplinli bilim dalıdır.
Neurotoxin
Merkezi veya periferik sinir sistemine zarar vererek geçici ya da kalıcı hasara yol açan eksojen kimyasal maddeler veya biyolojik zehirlerdir.
Neurotransmission
Bir nötronda üretilen elektriksel veya kimyasal sinyalin, sinapslar aracılığıyla komşu bir nörona, hedef hücreye, kasa veya salgı bezine aktarılması süreci.
Chemical Transmitter / Neurotransmitter
🔹 1. (chemical transmitter): Sinir hücreleri (nöronlar) arasında veya nöron ile hedef organ arasında kimyasal sinyal iletimini sağlayan molekül. 🔹 2. (neurotransmitter): Nöronlar arasında veya nöron ile hedef hücre arasında sinaptik aralık yoluyla kimyasal sinyal iletimini mediating eden endojen biyokimyasal molekül.
Neurotrophin
Nöronların gelişimini, hayatta kalmasını ve sinaptik plastisiteyi düzenleyen endojen protein ailesi.
Neur-
Sinir sistemi, sinir dokusu veya nöronal yapıları ifade eden kelime önek veya birleşik formu.
Neutral Point
Dikromasi (iki renkli görme) bozukluğuna sahip bireylerde, eksik olan fotopigmente bağlı olarak renksiz, yani beyaz veya gri algılanan tek dalga boyudur.
NREM Sleep
Hızlı göz hareketlerinin (REM) görülmediği, delta dalgalarının artış gösterdiği ve rüyaların nadiren hatırlandığı dört aşamalı uyku evresi.
Nucleus Accumbens
Ventral striatumun ana bileşeni olan, ventral tegmental alandan dopaminerjik girdi alan ve ödül, pekiştirme ile haz süreçlerini yöneten bazal ön beyin yapısıdır.
Nucleus Gracilis
Medulla oblongata'da yer alan ve omuriliğin arka sütunlarındaki fasciculus gracilis'ten gelen somatosensoriyel liflerin sonlandığı nükleustur.
Numbsense
Vücudun hissizleşmiş veya duyusunu yitirmiş bölgelerine gelen dokunsal uyaranları, bireyin bilinçli bir farkındalığı olmaksızın ayırt edebilmesi ve konumunu gösterebilmesi durumu.
Nuclear İmaging
Vücuda enjekte edilen radyoaktif izotoplardan yayılan emisyonların taranmasını içeren ve organların hem anatomik yapısı hem de fizyolojik fonksiyonları hakkında bilgi sağlayan görüntüleme tekniğidir.
Nuclear Complex
Beyinde işlevsel olarak bütünleşik bir ağ oluşturan birbirine bağlı çekirdekler kümesi veya erken çocukluk dönemine kök salmış merkezi bir psikodinamik çatışma.
Nuclear Magnetic Resonance (NMR)
Güçlü bir manyetik alan altındaki atom çekirdeklerinin elektromanyetik radyasyonu soğurarak rezonans sinyalleri yayması fiziksel olgusudur.
Nucleic Acid
Nükleotid zincirlerinden oluşan, canlı hücrelerin genetik materyalini depolayan ve aktaran temel biyopolimerlerdir.
Nucleoplasm
Ökaryotik hücrelerin çekirdeğini dolduran, nükleer zarla çevrili ve hücre sitoplazmasına benzer bir yapı sergileyen jel formundaki protoplazmik sıvı.
Nucleotide
Bir azotlu baz, beş karbonlu bir şeker (pentoz) ve bir veya daha fazla fosfat grubundan oluşan organik kimyasal bileşiktir.
Nucleus Cuneatus
Medulla oblongata'da yer alan ve omuriliğin arka kordonlarındaki fasciculus cuneatus liflerinin sonlandığı somatosensoriyel çekirdektir.
Nuclei
Merkezi sinir sisteminde, işlevsel veya anatomik olarak benzer özellikler taşıyan nöron gövdelerinin oluşturduğu kümelenmelerin genel çoğul adıdır.
Nyctophilia
Karanlığa veya geceye duyulan yoğun psikolojik eğilim ve tercih.
Ocul-
Göz yapısını, işlevini veya optik sistemi ifade eden birleştirici önek.
Od
Tüm evrene nüfuz ettiği öne sürülen, canlılar ile mıknatıslar arasında aktarıldığı iddia edilen hipoteze dayalı, sözdebilimsel bir yaşam enerjisi biçimi.
Focusing Mechanism
Gözün retinada net bir görüntü elde etmek için siliyer kaslar, lens elastisitesi ve göz içi sıvı basıncını kullanarak gerçekleştirdiği uyum sistemidir.
Odyle
19. yüzyılda Karl von Reichenbach tarafından evrenin her yerinde var olduğu öne sürülen, mıknatıslar, kristaller ve insan vücudundan yayıldığı iddia edilen hipotezsel yaşam enerjisi veya 'odik kuvvet'.
Audiogyral İllusion
Dinleyici kendi ekseni etrafında döndürüldüğü sırada, sabit bir ses kaynağının da hareket ediyormuş gibi algılanması durumu.
Audiogram
Bireyin belirli frekanslardaki saf ses eşiklerini normal işitme seviyeleriyle karşılaştıran ve x ekseninde frekans, y ekseninde desibel cinsinden işitme seviyesini gösteren grafiksel kayıttır.
Audiogravic İllusion
Vücut eğildiğinde veya yerçekiminin görünür yönü değiştirildiğinde ses kaynaklarının konumunun yanlış algılanması durumu.
Audiogenic Seizure
Şiddetli, yüksek desibelli veya ani işitsel uyarıcılar tarafından tetiklenen epileptik nöbet türüdür.
Audiology
İşitme ve denge bozukluklarının değerlendirilmesi, tedavisi ve işitme kayıplı bireylerin rehabilitasyonu ile ilgilenen bilim dalıdır.
Audiometer
İşitsel duyarlılığı ve işitme keskinliğini klinik standartlarda ölçmek amacıyla kullanılan elektronik cihaz.
Audiometry
İşitme kaybını teşhis etmek, bu kaybın türünü ve derecesini belirlemek amacıyla elektronik odyometreler aracılığıyla bireyin işitme yeteneğinin ölçülmesidir.
Audiometric Chamber
Dışarıdaki çevresel gürültüleri ve akustik titreşimleri izole ederek hassas işitme testlerinin yapılmasına olanak tanıyan özel yalıtımlı ses geçirmez oda.
Audiometric Zero
Sağlıklı işitmeye sahip genç bireylerin belirli bir frekanstaki saf sesi tam olarak fark edebildiği minimum fiziksel ses basıncı seviyesi.
OFA
Görsel girdilerdeki yüz özelliklerini işlemekten sorumlu, oksipital lobda yer alan erken evre yüz seçici kortikal bölge.
Off Cells (OFF Cells)
Retinada ve görsel sistemin sonraki aşamalarında, ışık şiddeti azaldığında veya ışık uyarısı sona erdiğinde (offset) depolarize olan, yani ateşleme hızını artıran nöronlardır.
Off Response (OFF Response)
Görsel sistemdeki bir nöronun, ışık şiddetindeki azalmaya (azalan foton akışına) yanıt olarak depolarsiyona uğraması ve ateşleme oranını artırması sürecidir.
Ophthalmic Nerve
Trigeminal sinirin (CN V) üç ana dalından birincisi (CN V1) olup, göz çukuru, burun boşluğunun ön kısmı, alın ve saçlı derinin ön bölgesine duyusal innervasyon sağlayan saf duyusal kraniyal sinir dalıdır.
Ophthalmoplegia
Gözün iç veya dış kaslarından bir veya daha fazlasının felç olması durumu.
Ophthalmoscope
Gözün iç yapılarını, özellikle de fundus bölgesini incelemek üzere tasarlanmış ışıklı el cihazı.
Oculomotor Nucleus
Beyinsapında, orta beyin düzeyinde yer alan ve üçüncü kranial sinir olan oklomotor sinirin (n. oculomotorius) liflerini kökenleyen motor çekirdek kompleksidir.
Occlusion
Herhangi bir anatomi kanalının, damarın veya sinirsel iletim yolunun kapanması ya da tıkanması durumu.
OKR
Görsel alanın geniş bir kısmının hareketine istemsiz olarak yanıt veren, gözlerin yavaş izleme ve hızlı düzeltme (sakad) hareketleriyle karakterize nistagmus benzeri göz refleksi.
Oxidation
Bir maddenin oksijenle birleşmesi veya elektron kaybetmesiyle gerçekleşen kimyasal reaksiyon.
Oxidative Stress
Hücre içi serbest radikal üretiminin, vücudun antioksidan savunma kapasitesini aşarak hücresel dejenerasyona ve patolojilere yol açtığı fizyolojik dengesizlik durumu.
Occipital Cortex
Beynin en arka lobunda yer alan ve gözlerden gelen görsel uyarıcıların işlenmesinden ve yorumlanmasından birincil derecede sorumlu olan serebral korteks bölgesi.
Occipital Lobe
Serebral hemisferlerin en posteriorunda yer alan, retinadan gelen görsel uyaranların birincil işlenmesinden ve üst düzey görsel algı süreçlerinden sorumlu anatomik merkez.
Oxytocin
Hipotalamusta sentezlenen ve nörohipofizden salınan; hem periferik hormon hem de merkezi nöromodülatör olarak doğum, emzirme, sosyal bağlanma ve güven süreçlerini düzenleyen bir neuropeptittir.
School Neuropsychology
Öğrencilerin bilişsel süreçlerindeki güçlü ve zayıf yönlerini saptayarak, bireyselleştirilmiş eğitim uygulamalarının geliştirilmesine rehberlik eden uygulamalı nöropsikoloji alt uzmanlık dalıdır.
Oculo- (ocul-)
Anatomi ve tıbbi terminolojide doğrudan 'göz' yapısını veya işlevini niteleyen birincil birleştirici ön ek.
Oculogyral İllusion
Karanlık bir odada hareketsiz duran zayıf bir ışık kaynağının, gözlemcinin başını veya bedenini döndürmesiyle birlikte istemsiz hızlı göz hareketleri (vestibüler nistagmus) sonucunda hareket ediyormuş gibi algılanması.
Oculovestibular Response
Baş hareketine bağlı olarak istemsiz biçimde gerçekleşen göz hareketleridir ve beyin hasarı sonrasında retiküler aktive edici sistemin bütünlüğünü test etmek için kullanılır.
Reading Epilepsy
Okuma eyleminin spesifik bir tetikleyici olarak epileptik nöbetleri başlattığı nadir bir refleks epilepsi türüdür.
Reading Delay
Bireyin kronolojik yaşı ve zeka düzeyine göre beklenen okuma becerisi seviyesinin altında kalması durumu.
Reading Retardation
Bireyin okuma başarısı düzeyinin, zihinsel yaş beklentisinin iki veya daha fazla yıl gerisinde kalması durumu.
Reading Machine
Optik tarayıcı, karakter tanıma yazılımı ve konuşma sentezleyici kullanarak basılı metinleri işitsel dile dönüştüren yardımcı bir teknolojik cihazdır.
Ocular
Gözle ilgili olan yapıları, işlevleri tanımlayan sıfat veya optik cihazlarda gözün yaklaştırıldığı mercek (göz merceği).
Oculomotor Apraxia
İstemli ve amaca yönelik göz hareketlerinin, özellikle sakatlanan sakadlar ve pürüzsüz takip mekanizmaları nedeniyle bozulması veya tamamen kaybolması durumudur.
Ocular Dysmetria
Sakkadik göz hareketlerinin hedefe tam olarak yönlendirilememesi; gözün hedefi ıskalayarak ya gerisinde kalması (hipometri) ya da ötesine geçmesi (hipermetri) durumu.
Ocular Dominance
Striat korteksteki nöronların, bir gözden gelen görsel uyarımlara diğer gözdekine kıyasla çok daha güçlü bir elektriksel yanıt verme eğilimi.
Ocular Dominance Histogram
Bir nöronun sol ya da sağ gözden gelen uyarıcılara verdiği yanıt güçlerini karşılaştırmalı olarak gösteren grafik.
Ocular Dominance Column
Birincil görsel kortekste, iki gözden gelen girdilere göre tercihli ve organize yanıt veren nöronların oluşturduğu dikey katmansal sütun yapısıdır.
Ocular Flutter
Doğrudan karşıya bakış sırasında veya sakkadik hareketlerin hemen ardından her iki gözde ortaya çıkan hızlı, istemsiz yatay osilasyon durumudur.
Oculogravic İllusion
Yerçekimi vektörünün yönü değiştiğinde, görsel uzaydaki nesnelerin konum veya yönelimlerinde algılanan yanıltıcı yer değiştirme halidir.
Oculomotor Changes
Görsel çevredeki manipülasyonlar veya prizmatik adaptasyonlar sonucunda göz hareketlerinin yörüngesinde ve dinamiklerinde ortaya çıkan geniş kapsamlı uyumsal değişimlerdir.
Oculomotor Palsy
Gözün ekstrensek kaslarının herhangi birinde ortaya çıkan tam veya kısmi hareket kaybı durumu.
Oculomotor Nerve
Göz hareketlerinin çoğunu, göz bebeği daralmasını ve lens uyumunu (akomodasyon) yöneten üçüncü kraniyal sinirdir (CN III).
Oculocerebral-hypopigmentation Syndrome
Göz anomalileri, saç ve cilt pigmentasyonunun yokluğu, zihinsel gelişim bozukluğu ve spastisite ile karakterize nadir görülen kalıtsal bir sendrom.
Event-related Potential (ERP)
Bilişsel bir eylem sırasında beynin ürettiği, elektroensefalografi (EEG) ile kaydedilen spesifik elektriksel aktivite düzenidir.
Event-related Magnetic Field (ERF)
Manyetoensefalografi (MEG) kullanılarak kafa derisinden tespit edilen, belirli bir bilişsel uyarıcı veya olay tarafından tetiklenen beyin manyetik alanındaki değişim.
Olfactometer
Koku uyaranlarının (odorantların) sunumunu, konsantrasyonunu ve zamanlamasını hassas bir şekilde kontrol etmek ve ölçmek için kullanılan laboratuvar cihazıdır.
Odorimetry / Olfactometry
🔹 1. (odorimetry): Koku duyusunun eşik değerlerini ve algı şiddetini nicel olarak ölçmeye yarayan psikofiziksel yöntemlerin bütünü. 🔹 2. (olfactometry): Koku duyusunun keskinliğini ve eşik değerlerini kantitatif olarak ölçme yöntemi.
Olfactorium
Koku alma duyarlılığını ve işlevini hassas bir şekilde ölçmek için tasarlanmış, çevresel faktörlerin sıkı kontrol altında tutulduğu özel test odası.
Olfactory Bulb
Her bir serebral yarımkürenin ön bölgesinde yer alan, burundan gelen koku uyarılarını ilk kez synaptic olarak işleyen soğan şeklindeki nöral yapıdır.
Olfactory Epithelium
Burun boşluğunun üst kısmında yer alan, koku moleküllerini algılayan reseptör hücreleri barındıran özelleşmiş mukozal dokudur.
Olfactory Eroticism
Koku duyusu ile uyarılan ve özellikle erotik nitelik taşıyan haz verici duyusal deneyimler bütünü.
Olfactory Hallucination
Gerçekte var olmayan koku uyaranlarının, dışsal bir kaynak olmaksızın zihinsel olarak algılanması durumu.
Olfactory Cortex
Temporal lobun tabanında yer alan, olfaktör soğanç ile bağlantılı ve koku duyusunun algılanıp işlenmesinden sorumlu üç katmanlı serebral korteks bölgesi.
Olfactory Mucosa
Nazal boşluğun üst kısmında yer alan, koku epitelini, olfaktör sinir liflerini ve mukus salgılayan hücreleri barındıran nöroepitelyal doku.
Olfactory Cilium
Koku al reseptör hücrelerinden yüzeye uzanan ve koku moleküllerini ilk yakalayan kıl benzeri mikroskobik yapılardır.
Olfactory Nerve
Burun mukozasındaki reseptörlerden aldığı koku duyusunu talamusa uğramaksızın doğrudan koku korteksine taşıyan birinci kraniyel sinirdir (CN I).
Olfactory Stimulation
Burun boşluğundaki inhale edilen koku moleküllerinin (odorantlar) mukus tabakasında çözünerek olfaktör reseptörlerin sillerini uyarılması süreci.
Olfactory Sulcus
Serebral hemisferlerin her birinin frontal lobunun alt yüzeyinde yer alan, olfaktör ampul ve traktusu barındıran anatomik oluk.
Olfactory Tract
Olfaktör bulttan kaynaklanan ve frontal lobun tabanı boyunca uzanarak koku sinyallerini beyin merkezlerine ileten bir sinir lifi demetidir.
Olfactory Tubercle
Koku soğancığının tabanına yakın konumlanan, ikincil koku siniri liflerini ve hücrelerini barındıran küçük oval yapıdaki beyin bölgesi.
Oligo- (olig-)
Biyoloji, tıp ve psikiyatride bir yapının, hücrenin veya işlevin normalin altında, yetersiz ya da az sayıda olduğunu belirten birleşik kelime ön ekidir.
Oligodendroglioma
Merkezi sinir sisteminde, özellikle serebral hemisferlerin beyaz maddesinde yer alan oligodendrositlerden köken alan ve nadir görülen bir primer beyin tümörü türüdür.
Oligodendrocyte
Merkezi sinir sistemindeki aksonlar etrafında miyelin kılıf üreterek elektriksel iletimin hızını ve verimliliğini artıran bir çeşit nöroglial hücredir.
Olivary Nucleus
Medulla oblongata ve pons bölgelerinde yer alan, motor kontrol ile işitsel algı ve ses lokalizasyonunda kritik işlevler üstlenen zeytin biçimindeki gri madde kitleleri.
Olivocochlear Bundle
Superior olivary kompleksten başlayıp koklear tüy hücrelerine kadar uzanan, beyinden kulağa doğru (eferent) sinyal ileten lifler demeti.
Olivopontocerebellar Atrophy
Pons, serebellum ve inferior olivary çekirdekteki nöronların ilerleyici dejenerasyonu ile karakterize, ataksi ve denge bozukluklarına yol açan yavaş ilerleyen nörolojik bir bozukluk.
Ololiuqui
Meksika yerlileri tarafından tıbbi ve dini ritüellerde kullanılan, kimyasal olarak LSD ile ilişkili ancak daha düşük potensli maddeler içeren Rivea corymbosa türü bir Latin Amerika sarmaşığının tohumu.
Positive Affect
Bir hedefe ulaşıldığında, tehdit bertaraf edildiğinde veya mevcut durumdan memnuniyet duyulduğunda ortaya çıkan içsel duygu durumu.
Omega-3 Fatty Acids (omega 3s)
Beyin gelişimi, hücre bölünmesi ve nörolojik fonksiyonlar için hayati önem taşıyan, alfa-linolenik asit, EPA ve DHA içeren çoklu doymamamış yağ asitleri grubu.
Backbone / Spine
🔹 1. (backbone): Merkezi sinir sistemini koruyan ve vücudun ana iskelet eksenini oluşturan kemik yapı, omur sütunu. 🔹 2. (spine): Vücudun ana destek eksenini oluşturan, omurlardan oluşan ve merkezi sinir sisteminin bir parçası olan omuriliği barındıran anatomik yapı.
Spinal Cord
Merkezi sinir sisteminin beyin sapından bel bölgesine uzanan, duyusal ve motor bilgileri ileten ve refleksleri yöneten silindirik ana sinir yolu.
Spinal Cord Disease
Enfeksiyon, travma veya konjenital kusurlar sonucunda omuriliğin yapısında ve işlevinde meydana gelen her türlü patolojik durum.
Spinal Cord İnjury
Ani ya da ilerleyici dış kuvvetler nedeniyle omurilik dokusunda meydana gelen, geçici veya kalıcı nörolojik işlev kayıplarına yol açan her türlü hasar.
On Cells (ON Cells)
Retinada ışık verildiğinde depolarize olan, yani ışık başlangıcına yanıt olarak ateşleme hızı artan görme sistemi nöronları.
On Response (ON Response)
Görsel sistemdeki bir nöronun, üzerine düşen ışık miktarının artışına (artımlı ışık uyarısına) depolarizasyon ile yanıt vermesi durumudur.
On-center/off-surround
Merkezi uyarım karşısında ateşleme hızı artan, çevresel uyarım karşısında ise baskılanan eş merkezli bir reseptif alan yapılanmasıdır.
On–off Cell
Görsel sistemde, özellikle retinasında yer alan ve hem ışığın başlangıcında (onset) hem de bitişinde (offset) depolarize olan özel bir nöron tipidir.
Recuperative Theory
Uykunun temel işlevinin zihinsel veya fiziksel yorgunluğu gidermek, tüketilen kaynakları yeniden toplamak ve içsel homeostaziyi yeniden tesis etmek olduğunu öne süren geleneksel ancak tartışmalı teori.
Oneiro- (oneir-)
Rüyalarla ilgili durumları, süreçleri veya nesneleri belirtmek üzere kullanılan birleşik kelime kökü.
Oophorectomy
Bir veya her iki yumurtalığın cerrahi olarak çıkarılması prosedürü.
Oogenesis
Germ hücrelerinin bölünerek ve farklılaşarak dişi gametleri (ovum) üretmesi süreçidir.
Oocyte
Yumurta hücresinin (ovum) oogenez süreci sonucunda geliştiği, ovaryumda yer alan olgunlaşmamış dişi germ hücresidir.
Operational Sex Ratio
Üreme için fiziksel olarak hazır ve çiftleşmeye istekli erkeklerin, aynı anda çiftleşmeye hazır dişilere oranıdır.
Opioid Receptor
Endojen opioidleri ve dışarıdan alınan opiyatları bağlayarak etkilerini G proteinleri aracılığıyla ileten geniş dağılımlı membran reseptör sınıfı.
Opioid System
Sinir sistemi ve gastrointestinal traktüste yer alan delta, kappa ve mu opioid reseptörlerinin oluşturduğu, ağrı kontrolü ve ödül mekanizmalarında kritik rol oynayan biyolojik ağ.
Opsin
Görsel ve non-görsel ışık algısında rol oynayan, retinadaki fotoreseptör hücrelerde yer alan ve kromoforlarla birleşerek ışığa duyarlı pigmentleri oluşturan G protein kenetli reseptör protein ailesi.
Optic Aphasia
Görsel olarak sunulan nesneleri isimlendirememe durumu; ancak aynı nesneler dokunma veya işitsel yolla kolaylıkla tanınıp adlandırılabilir.
Optic Apraxia
Görsel girdiler ile motor eylemler arasındaki bütünleşmenin bozulması sonucu, bireyin araç ve nesneleri uygun şekilde kullanamaması, yanlış nesne seçmesi veya karmaşık eylem dizilerini yanlış sırada gerçekleştirmesidir.
Optic Ataxia
Görsel rehberlik altında bir nesneye eli yönlendirmede yaşanan yetersizlik durumu olup, tipik olarak parietal lob korteksinin hasar görmesinden kaynaklanır.
Optic Atrophy
Optik sinir liflerinin dejenerasyonu ve buna bağlı olarak gelişen görme keskinliği kaybı ile görme alanı defisitleriyle karakterize nörolojik durum.
Optic Disk
Retinadaki ganglion hücre aksonlarının toplanarak optik siniri oluşturmak üzere gözü terk ettiği ve fotoreseptör barındırmadığı için görsel alanda kör noktaya neden olan dairesel anatomik bölge.
Optical Axis
Bir optik sistemin geometrik merkezinden geçen ve yüzey eğrilik merkezlerini birleştiren hayali doğru çizgisi.
Optic Chiasm
Beynin tabanında, her iki gözden gelen optik sinirlerin kısmen çaprazlaştığı (deküzasyon gösterdiği) anatomik yapı.
Optical Defect
Işık ışınlarının retinada uygun şekilde odaklanmasını engelleyen her türlü göz durumu veya kırılma kusurudur.
Optic Neuritis
Kranial sinir II'nin (optik sinir) enflamasyonu olup, tipik olarak ani gelişen, tek taraflı ve ağrılı görme kaybı ile karakterize nörolojik bir tablodur.
Optical Projection
Slayt projektörü veya benzeri bir aygıt aracılığıyla görsel bir görüntünün oluşturulması ve retinadaki görüntüye karşılık gelen nesnelerin uzayda lokalizasyonudur.
Optic Radiations
Lateral genikülat çekirdekten oksipital lobdaki birincil görsel kortekse ve orta beyindeki pretektoza uzanan, görsel bilgiyi ileten miyelinli akson demetleridir.
Optic Nerve
Retinadaki gangliyon hücrelerinin aksonlarını taşıyarak görsel bilgiyi gözden optik kiazmaya ve dolayısıyla beyne ileten ikinci kranial sinirdir.
Optical Scanner
Yansıyan veya yansıtılan ışık yardımıyla küçük ya da izole alanları inceleyen, ayrıca görsel materyalleri sayısal verilere dönüştüren laboratuvar ve veri işleme cihazı.
Optic Tectum
Orta beyinde yer alan ve memeliler dışındaki omurgalıklarda ana görsel işleme merkezi olarak görev yapan tektum bölgesidir.
Optic Tract
Optik kiyazmadaki kısmi çaprazlaşmanın (deküssasyon) ardından retinadan gelen görsel bilgiyi lateral genikülat çekirdeğe ve beyinsapındaki üst kollikulusa ileten sinir lifleri demetidir.
Optician
Göz sağlığı uzmanlarının yazdığı reçeteler doğrultusunda optik lens, gözlük çerçevesi ve görme yardımcılarının temini, uyarlanması ve montajını gerçekleştiren sağlık teknikeridir.
Opto- (opt-)
Görme, göz veya ışık ile ilgili bileşik kelimeler oluşturmakta kullanılan akademik ve klinik bir önektir.
Optogram
Görsel bir uyaranın retinadaki rodopsin pigmentini bleaching (ağartma) yoluyla fotoreseptör hücreler üzerinde oluşturduğu fiziksel görüntü.
Optokinetic Effect
Gözlerin çevredeki hareketli uyarıcılara istemsiz ve ritmik olarak verdiği algısal ve motor tepkiler bütünüdür.
Optokinetic Reflex (OKR)
Gözlemcinin görüş alanında hareket eden bir nesneye veya sahneye odaklanmayı sürdürmesini sağlayan istemsiz telafi edici göz hareketleridir.
Optometry
Gözün optik sistemini inceleyen, kırma kusurlarını tespit eden ve düzeltici lens veya egzersizler reçete eden klinik sağlık disiplini.
Ora Serrata
Retinanın en anterior (ön) kısmını oluşturan, silyer cisimciğe komşu ve testere dişine benzer görünüm sergileyen geçiş bölgesi.
Rate Dependency
Davranışsal farmakolojide, bir ilacın davranış hızı üzerindeki etkisinin yönünün ve büyüklüğünün, ilaç verilmeden önceki bazal davranış hızıyla doğrudan belirlendiği olgudur.
Orbitofrontal Cortex
Frontal lobun ventral yüzeyinde yer alan; karar verme, ödül-ceza dengesi, dürtü kontrolü ve sosyal biliş süreçlerini yöneten kritik prefrontal korteks bölgesidir.
Orexin
Lateral hipotalamusta sentezlenen, beslenme davranışını tetikleyen ve narkolepsi patofizyolojisinde kritik rol oynayan bir neuropeptit (hipokretin) ailesidir.
Organelle
Hücre içinde belirli yaşamsal işlevleri yerine getiren, çoğunlukla zarla çevrili özelleşmiş hücresel alt birim.
Organic Variable
Bir organizma içerisinde yer alan, dışarıdan gelen bir uyarıcı ile birleşerek belirli bir tepkinin ortaya çıkmasını sağlayan içsel süreç veya durum.
Organic Sensation
Vücudun derinliklerinden, iç organlardan ve dokulardan kaynaklanan, genellikle mide guruldaması, açlık veya iç organ baskısı gibi farkındalıklar yaratan duyusal deneyim.
Organic Hallucinations
Doğrudan somut bir beyin tabanlı faktör, nörolojik patoloji veya dışsal kimyasal ajanların nöronal yolları irrite etmesiyle ortaya çıkan algısal yanılmalardır.
Organic Defect
Genetik bir anomaliye bağlı olmayan, gebelik süresindeki çevresel etkenler, maternal hastalıklar veya teratojenik maruziyetler sonucu ortaya çıkan konjenital hastalık veya bozukluk.
Organic Paralysis
Sinir veya kas sistemindeki somatik lezyonlara bağlı olarak ortaya çıkan istemli kas işlevi kaybı.
Organicity
Geçmişte beyin hasarı veya işlev bozukluğunu tanımlamak için kullanılan eski bir klinik terim.
Organicity Test
Beyin hasarı veya disfonksiyonunun etkilerine karşı duyarlı olduğu varsayılan, günümüzde ise büyük ölçüde mülga olmuş bilişsel ve davranışsal değerlendirme testlerinin eski adı.
Organism
Üreme, büyüme ve metabolik süreçleri sürdürme kapasitesine sahip, bireysel olarak işlev gören herhangi bir canlı varlık.
Organismic
Bir organizmanın çeşitli işlevleri yerine getiren organ ve bileşenlerinin, bütünleşik ve eşgüdümlü bir toplam işlevsellik üretmek üzere etkileşim içinde olduğunu ifade eden sıfat.
Organogenesis
Embriyonik gelişim sürecinde, gastrulasyon evresinin ardından üç temel germ yaprağından organ ve dokuların oluştuğu evredir.
Organum Vasculosum Of The Lamina Terminalis (OVLT)
Kan-beyin bariyerinin geçirgen olduğu sirkümventriküler organlardan biri olup, nöronların koldaki veya dolaşımdaki kimyasal maddeleri ve ozmolariteyi doğrudan izlemesini sağlar.
Orgasmic Platform
Cinsel uyarılma ve koitus sırasında vajinanın dış üçte birlik bölümü ile küçük dudaklarda (labia minora) vasküler ejeksiyon ve doku engorjmanı (kanla dolarak şişme) ile karakterize anatomik yapı.
Ornithinemia
Kanda anormal derecede yüksek ornitin amino asit seviyelerinin bulunması durumu; genellikle kalıtsal metabolizma hatalarına veya hepatik patolojilere ikincildir.
Oro- (or-)
Tıbbi ve anatomik terminolojide 'ağız' anlamına gelen ön ek.
Oropharynx
Yutağın, yumuşak damak ile dil tabanındaki hiyoid kemik seviyesi arasında kalan, sindirim ve solunum yollarının kesiştiği anatomik bölgedir.
Midbrain
Ön beyin ile arka beyin arasında yer alan; görme, işitme, motor kontrol ve uyanıklık gibi hayati işlevleri koordine eden üst beyin sapı bölgesi.
Medium-wavelength Pigment
Retinadaki üç koni hücresi popülasyonundan birinde bulunan ve 531 nm dalga boyundaki ışığa maksimum duyarlılık gösteren fotopigmenttir.
Midline
Vücudu veya vücudun bir bölgesini sağ ve sol simetrik iki yarıya böldüğü varsayılan hayali simetri düzlemi veya ortanca çizgi.
Middle Ear
Kulak zarından iç kulağın oval penceresine kadar uzanan, ses dalgalarını mekanik titreşimlere dönüştürerek ileten hava dolu temporal kemik boşluğudur.
Middle Cerebral Artery
İnternal karotid arterin en büyük dalı olup, lateral sulkus ve insula üzerinden geçerek serebral hemisferlerin lateral yüzeyini besleyen ana beyin atardamarıdır.
MT (middle Temporal)
Vizyon alanında hareket algısının işlenmesinde kritik rol oynayan ve temel olarak V5 olarak da bilünen görsel korteks bölgesi.
MTG
Temporal lobun dış yüzeyinde, üst ve alt temporal giruslar arasında yer alan ve dil, anlamsal bellek ile yüz tanıma süreçlerinde kritik rol oynayan serebral korteks yapısıdır.
Common Cause Hypothesis
Yaşlılık döneminde duyusal yetiler ile zihinsel işlevlerde (bilişsel yaşlanma) görülen tüm gerilemelerin, beyin fonksiyonlarındaki genel bir bozulmadan kaynaklandığını öne süren teorik yaklaşım.
Average Evoked Potential (AEP)
Aynı uyaranın tekrar tekrar sunulmasına karşılık beyinde oluşan elektriksel yanıtların toplanıp ortalamasının alınmasıyla elde edilen ve arka plan gürültüsünü filtreleyen elektrofizyolojik ölçüm.
Below Average
Genel popülasyonun zeka ölçeklerinde tipik ortalamanın altında kalan ancak klinik düzeyde bir yetersizlik veya zihinsel engellilik eşiğine ulaşmayan 80 ile 90 arası IQ puanı aralığını ifade eden psikometrik sınıflandırma.
Computer Of Averaged Transients
Elektroensefalografi kayıtlarında sinyal-gürültü oranını artırarak olayla ilişkili potansiyellerin (ERP) arka plan gürültüsünden ayrılmasını sağlayan bilgisayarlı sinyal ortalaması alma cihazı.
Ortho- (orth-)
Biyolojik, tıbbi ve psikolojik terminolojide 'düz', 'doğru', 'kusursuz' veya 'dik' anlamlarını veren birleştirici ek.
Orthodox Sleep
Hızlı göz hareketlerinin (REM) görülmediği, beyin dalgalarının yavaşladığı ve 'paradoksal uyku'nun zıttı olarak nitelendirilen NREM uykusunun klasik bir terimle ifade edilişidir.
Orthogenesis
Evrimin, doğal seçilimden bağımsız olarak, organizmaların içsel faktörleri tarafından belirlenen önceden kabzedilmiş doğrusal bir yönde ilerlediğini savunan terk edilmiş teleolojik hipotez.
Orthokinesis
Bir organizmanın hareket hızının veya hareket frekansının, maruz kaldığı çevresel uyarım miktarındaki artış veya azalışa bağlı olarak doğrusal bir şekilde değişmesi durumu.
Orthonasal Olfaction
Koku verici moleküllerin burun deliklerinden doğrudan solunmasıyla ortaya çıkan temel koku alma duyusudur.
Orthoptics
Boküler görme bozukluklarının ve dış göz kası dengesizliklerinin tanı ve tedavisini inceleyen, cerrahi dışı egzersiz ve yöntemler bütünüdür.
Orthoptoscope
Şaşılık ve ambliyopi gibi binoküler görme bozukluklarını teşhis etmek ve tedavi etmek amacıyla kullanılan optik ve ortoptik cihaz.
Fasting
Yiyecek ve/veya içecek alımından gönüllü olarak kaçınma eylemi olup, metabolik adaptasyonu ve sindirim sisteminin dinlenmesini tetikleyen fizyolojik bir süreçtir.
Orientation Column
Birincil görsel kortekste yer alan, aynı açıdaki görsel uyarıcılara maksimum düzeyde yanıt veren nöronların dikey katmanlar halinde organize olduğu yapısal birimlerdir.
Oscillopsia
Çevredeki nesnelerin ve görsel alanın sürekli olarak sallandığı veya titreştiği yönündeki yanılsamalı algı bozukluğu.
Oscillograph / Oscilloscope
🔹 1. (oscillograph): Elektriksel enerji dalga formlarını grafiksel olarak kaydeden ve fizyolojik çalışmalar ile laboratuvar ortamlarında sıklıkla kullanılan ölçüm cihazı. 🔹 2. (oscilloscope): Elektriksel sinyallerin gerilim değişimlerini zamana bağlı olarak bir ekran üzerinde görsel dalga formları şeklinde çizen elektronik test cihazıdır.
Osmoregulation
Vücut hücrelerindeki ve hücredışı sıvılardaki su ile elektrolit dengesini optimum seviyede tutan homeostatik düzenleme mekanizması.
Osmoreceptor
Hücre dışı sıvının ozmotik basıncındaki ve iyon konsantrasyonlarındaki değişimleri algılayarak sıvı dengesini ve susama mekanizmasını yöneten hipotalamik duyusal reseptördür.
Osmotic Pressure
Yarı geçirgen bir zarla ayrılmış farklı konsantrasyondaki iki ortam arasında suyun geçişini engellemek için gereken minimum hidrostatik basınç.
Osmosis
Çözücü moleküllerinin seçici geçirgen bir zardan, düşük çözünen madde konsantrasyonundan yüksek çözünen madde konsantrasyonuna doğru pasif geçişidir.
Osteopathy
Kas-iskelet sistemindeki yapısal bozuklukların tüm vücut sağlığını etkilediği varsayımına dayanan ve eklem ile kas manipülasyonlarını içeren bütüncül bir tamamlayıcı tıp yaklaşımıdır.
Osteopetrosis
Kemik rezorpsiyonundaki anormallikler sonucu kemik yoğunluğunun aşırı artmasıyla karakterize, kemiklerin yoğun ancak kırılgan olmasına yol açan nadir bir genetik bozukluk.
Ostracism
Bir bireyin veya grubun, diğerleri tarafından kasıtlı olarak dışlanması ve yok sayılması şeklinde kendini gösteren en uç reddedilme biçimidir.
Ot-
Kulakla ilgili yapıları, işlevleri veya patolojileri belirtmek için kullanılan birleştirici bi tıbbi ve anatomik ön ek.
Otic
Doğrudan kulakla ilgili olan, kulak bölgesinde yer alan veya kulağa ait yapıları tanımlayan anatomik ve klinik sıfat.
Otoacoustic Emissions (oaes)
Kokleanın dış tüylü hücrelerinin mekanik aktivitesi sonucu üretilen ve dış kulak yoluna yerleştirilen hassas bir mikrofonla kaydedilebilen zayıf ses dalgaları.
Autobiographical Memory
Bireyin kendi yaşam öyküsüne ait epizodik deneyimler ile anlamsal bilgileri bütünleştiren, kimlik oluşumunun temelini atan kalıcı bellek sistemidir.
Autobiographical Memory Interview (AMI)
Retrograd amneziyi değerlendirmek amacıyla geliştirilen; çocukluk, erken yetişkinlik ve yakın döneme ait hem epizodik anıları hem de kişisel semantik bilgileri sistematik olarak sorgulayan yarı yapılandırılmış klinik görüşme aracı.
Autophagy
Hücrelerin kendi hasarlı bileşenlerini, organellerini ve proteinlerini lizozomal yolla degrade ederek geri dönüştürdüğü temel bir katabolik hayatta kalma mekanizmasıdır.
Autophony
Kişinin kendi sesinin, nefesinin veya çiğneme seslerinin başın içinde anormal derecede yüksek, yankılanan veya boğuk bir şekilde duyulması durumu.
Autoimmune Neurology
Bağışıklık sisteminin kendi sinir sistemi dokularına saldırarak hasar oluşturduğu hastalıkları ve paraneoplastik sendromları inceleyen nöroloji alt dalıdır.
Autoimmunity
Bağışıklık sisteminin organizmanın kendi dokularını 'yabancı' olarak algılaması ve bu yapılara karşı immünolojik bir saldırı başlatması durumu.
Autokinesis
Bireyin kendi iradesiyle gerçekleştirdiği her türlü istemli hareketi tanımlayan nörolojik ve davranışsal terim.
Otoconium
İç kulaktaki vestibüler sistemin utrikulus ve sakkulus bölgelerinde bulunan, kalsiyum karbonat ve protein matrisinden oluşan mikroskobik kristallerdir.
Autocrine
Bir hücrenin salgıladığı kimyasal habercinin, yine aynı hücre üzerindeki reseptörlere bağlanarak yanıt oluşturduğu hücresel sinyalleşme türü.
Association For Research İn Otolaryngology (ARO)
İşitme, denge, konuşma, tat ve koku duyularına ilişkin temel ve klinik araştırmalar yürüten bilim insanları ve hekimleri bir araya getiren mesleki ve akademik kuruluş.
Otolith
İç kulaktaki vestibüler keseciklerin jelatinimsi matrisine gömülü, başın uzaysal konumunu ve doğrusal ivmelenmesini algılamayı sağlayan kalsiyum karbonat yapısındaki mikroskobik partiküller.
Otology
Kulak anatomisi, fizyolojisi ve bu organa ait patolojilerin tanı ve tedavisiyle ilgilenen tıp disiplini.
ARO
Kulak, burun, boğaz ve işitsel sistem patolojileri üzerine uluslararası düzeyde temel ve klinik araştırmalar yürüten profesyonel bilimsel kuruluşun resmi kısaltması.
Automaton
Önceden programlanmış talimatlarla insan işlevlerini veya ardışık mekanik işlemleri taklit eden kendi kendine çalışan düzenek ya da dışsal bilinçli bir yönlendirici olmaksızın tamamen rutin ve mekanik biçimde eylemde bulunan insan.
Automatic Speech
Bilinçli bir çaba veya niyet olmaksızın, istemsiz veya aşırı derecede öğrenilmiş kalıpların rehberliğinde kendiliğinden ortaya çıkan sözlü üretim.
Automatic Performance
Bireyin yoğun bir bilinçli çaba veya dikkat harcamaksızın, daha önce kazanılmış becerileri akıcı ve hatasız bir şekilde yerine getirmesi durumu.
Automaticity
Bir davranış veya zihinsel sürecin, hızlı, zahmetsiz ve açık bir niyet olmaksızın gerçekleştirilebilme kalitesidir.
Automatism
Bireyin bilinçli farkındalığı ve niyeti olmaksızın mekanik olarak gerçekleştirdiği, amaçsız motor veya sözel davranışlar bütünü.
Automatograph
Bireyin elinin düz bir şekilde üzerine yerleştirildiği ve metal bilyeler üzerinde serbestçe hareket eden bir plaka aracılığıyla en küçük istemsiz hareketleri dahi kaydeden klasik bir psikofizyolojik ölçüm cihazıdır.
Autonomic / Autonomous
🔹 1. (autonomic): İstem dışı gerçekleşen, özellikle otonom sinir sistemiyle veya onun tarafından denetlenen fizyolojik süreçlerle ilgili olan durumları ifade eden sıfat. 🔹 2. (autonomous): Bağımsız bir varoluşa sahip olan, dışsal bir yönlendirme olmaksızın kendi kontrolü altında hareket eden ve öz-yönetim kapasitesi barındıran durum veya yapı.
Autonomic Apparatus
Otonom sinir sistemi tarafından kontrol edilen, endokrin bezler ve iç organlar dahil tüm vücut organlarını kapsayan fizyolojik sistem.
Autonomic Balance
Otonom sinir sisteminin sempatik ve parasempatik kısımlarının birbirini tamamlayan ve karşılıklı etkileşim içinde sürdürdükleri fizyolojik denge durumudur.
Autonomic Dysfunction
Sempatik veya parasempatik sistemlerin işleyişindeki bozulma, yetmezlik ya da aşırı aktivasyonla karakterize olan otonom sinir sistemi işlev bozukluğudur.
Autonomic Ganglia
Otonom sinir sistemine ait, merkezi sinir sistemi dışında yer alan ve pregangliyonik sinir liflerinin postgangliyonik nöronlarla sinaps yaptığı sinir hücresi gövdeleri kümesidir.
Autonomic Conditioning
Klasik koşullama ilkeleri temelinde, fizyolojik uyarılma göstergelerinin (deri iletkenliği veya kalp hızı gibi) istemsiz otonom sinir sistemi tepkileri olarak şekillendirilmesi süreci.
Autonomic Motor Pool
Beyin sapı ve omurilikte yer alan, otonom ganglionlara lif gönderen motor nöronların oluşturduğu işlevsel kümelenme.
Autonomic Neuropathy
Kalp atımı, sindirim ve mesane kontrolü gibi bilinçli irade dışı çalışan otonom sinir sistemi liflerinin hasar görmesiyle ortaya çıkan yaygın bir polinöropati türüdür.
Autonomic Learning
Kalp hızı ve kan basıncı gibi otonom sinir sistemi fonksiyonlarındaki değişimleri içeren tepkilerin edinildiği bir öğrenme türüdür.
Autonomic Reactivity
Bir organizmanın, özellikle stres etkenleri gibi uyaranlara karşı otonom sinir sistemi aracılığıyla gösterdiği fizyolojik tepki verme derecesi ve yaşam boyu bireysel özellik arz eden yanıt kalıbı.
Autonomic Nervous System (ANS)
Düz kasları, kalp kasını ve bezleri iç organlar düzeyinde inerve ederek kalp hızı, sindirim ve solunum gibi istemsiz fizyolojik süreçleri düzenleyen periferik sinir sistemi alt bölümüdür.
Autonomic Function Test
Otonom sinir sisteminin istemsiz bedensel işlevlere verdiği yanıtları değerlendirmek amacıyla klinik veya deneysel ortamda uygulanan büyük ölçüde non-invaziv prosedürler bütünü.
Autonomic Response
Otonom sinir sistemi tarafından istemsiz olarak tetiklenen; kalp atış hızı, solunum, terleme ve kan basıncı gibi hayati fizyolojik tepkilerin bütünü.
Otoneurology
İşitme, denge ve vestibüler sistem bozukluklarını nörolojik bir perspektifle inceleyen tıp ve sinirbilim alt dalıdır.
Otopalatodigital Spectrum Disorders
FLNA genindeki mutasyonların neden olduğu, işitme kaybı, damak anomalileri ve iskelet kusurlarıyla karakterize Xe bağlı dominant bir hastalıklar grubudur.
Autoradiography
Doku örneklerindeki radyoaktif işaretli kimyasalların dağılımını, kendi yaydıkları radyasyon aracılığıyla fotografik emülsiyon üzerinde görüntüleyen histolojik tekniktir.
Autoreceptor
Presinaptik nöronun zarında yer alan ve kendi salgıladığı nörotransmitter miktarını algılayarak salınım mekanizmasını negatif geri bildirim (feedback) döngüsüyle düzenleyen özel reseptör molekülüdür.
Otosclerosis
Orta kulaktaki kemikçiklerin, özellikle Üzengi (stapes) kemiğinin anormal süngerimsi kemik dokusuyla kaplanarak oval pencereye sabitlenmesi ve iletim tipi işitme kaybına yol açması durumudur.
Autoscope
Küçük kas hareketlerini kaydeden veya büyüten cihaz veya enstrüman.
Autostimulation Theory
Yeni doğan bebeklerde görülen hızlı göz hareketi (REM) uykusunun, görsel sistemin erken gelişimini kolaylaştırdığını öne süren gelişimsel nörobiyoloji teorisidir.
Ototoxic
Kulak yapısına, özellikle iç kulaktaki işitme ve denge mekanizmalarına zarar verme potansiyeli taşıyan ajanların genel niteliği.
Autotomy
Bir hayvanın, genellikle avcıdan kaçmak amacıyla kendi iradesiyle bir vücut uzvunu feda etmesi veya koparıp atması biçiminde kendini gösteren özkorunma davranışı.
Autopagnosia / Autotopagnosia
🔹 1. (autopagnosia): Bireyin kendi bedeninin parçalarını lokalize etme, adlandırma ve uzaysal ilişkilerini kavrama yetisini kaybetmesiyle karakterize nörolojik bir bozukluktur. 🔹 2. (autotopagnosia): Bireyin kendi vücut bölümlerini tanıyamaması, gösterememesi veya vücut topografyasını uzamsal olarak ayırt edememesi ile karakterize nörolojik bir agnozi türüdür.
Autosome
Cinsiyet belirleme sürecine doğrudan katılmayan, bir organizmanın somatik karakterlerini kodlayan herhangi bir eşeysel olmayan kromozom.
Autosomal
Cinsiyet kromozomları (gonozomlar) haricindeki herhangi bir genetik lokasyonu veya bu lokasyonlar üzerinden aktarılan kalıtsal özellikleri tanımlayan genetik kavramı.
Autosomal Aberration
Cinsiyet kromozomları dışındaki kromozom çiftlerinin yapı veya sayısındaki değişimlerle ilişkili yapısal, işlevsel veya her iki düzeydeki bozuklukların tümü.
Autosomal Dominant
Genetik bir özelliğin veya hastalığın, cinsiyet kromozomları dışındaki otozomlardan biri üzerinde yer alan tek bir mutant allelin kopyasıyla bile sonraki nesillere aktarılabilmesi durumu.
Autosomal Recessive
Bir genetik karakterin veya hastalığın ortaya çıkabilmesi için, ilgili mutasyona uğramış alelin hem anne hem de babadan aynı anda (homozigot durumda) aktarılmasını gerektiren kalıtım biçimi.
Crossbreeding / Outbreeding
🔹 1. (crossbreeding): Genetik olarak farklı bireylerin veya hatların çiftleştirilerek popülasyon içindeki genetik çeşitliliğin artırılması süreci. 🔹 2. (outbreeding): Genetik olarak akraba olmayan veya farklı popülasyonlardan gelen bireylerin çiftleşmesi süreci olup, inbreeding (akraba evliliği) kavramının zıttıdır.
Oval Window
Orta kulaktaki üzengi kemiğinin (stapes) titreşimlerini iç kulaktaki koklear sıvılara aktaran, kokleanın kemik duvarı üzerinde yer alan membran kaplı açıklık.
Ovariectomy
Bir veya her iki yumurtalığın cerrahi yöntemle çıkarılması prosedürüdür.
Spaying
Dişi memelilerde sterilizasyon amacıyla yumurtalıkların cerrahi olarak çıkarılması prosedürüdür.
Overshoot
Aksiyon potansiyeli sırasında zar potansiyelinin dinlenim potansiyeline göre geçici olarak pozitif değerlere ulaştığı ve depolarize olduğu evredir.
Overtraining Syndrome
Bireyin kapasitesini aşan fiziksel veya zihinsel antrenman yüklenmeleri sonucunda ortaya çıkan; performans düşüşü, kronik yorgunluk, motivasyon kaybı ve immün sistem baskılanmasıyla karakterize klinik durum.
Oviduct
Dişi hayvanlarda yumurtalıkta üretilen yumurta hücrelerini üreme sisteminin diğer bölgelerine taşıyan tübüler yapıdır.
Oviparity
Döllenmiş yumurtaların anne vücudunun dışında bırakıldığı ve gelişimini dış ortamda tamamladığı bir üreme stratejisidir.
OVLT
Lamina terminalis'in vasküler organı anlamına gelen, kan-beyin bariyerinin bulunmadığı ve sistemik sıvı ile ozmolarite değişikliklerini algılayan nöroendokrin yapı.
Ovulatory Cycle
Ovaryum içinde bir Graaf folikülünün gelişimiyle karakterize olan ve üreme sağlığını düzenleyen döngüsel biyolojik süreç.
Ova / Ovum
🔹 1. (ova): Dişi üreme sisteminde yer alan ve döllenmeye hazır olgunlaşmış gamet hücrelerinin genel adıdır. 🔹 2. (ovum): Yumurulama sırasında yumurtalıktan salınan ikincil oositin gelişmesiyle oluşan dişi üreme hücresi, gamet.
Ovulation
Olgunlaşmış ikincil oositin over yüzeyindeki Graaf folikülünden serbest bırakılarak fallopi tüpüne geçmesi süreci.
Osmolarity
Bir çözeltideki osmotik olarak aktif çözünen maddelerin toplam konsantrasyonunu litre başına osmol birimiyle ifade eden ölçü.
Osmometer
Farklı sıvılardaki ozmotik basıncı veya çözünen maddelerin yarı geçirgen zardan geçiş miktarını ölçmeye yarayan laboratuvar cihazı.
Osmometric Thirst
Hücresel sıvıların kaybı ve buna bağlı ozmotik basınç artışı sonucunda ortaya çıkan birincil susuzluk dürtüsü.
Edema
Vücut dokularında, hücreler arası boşluklarda veya organlarda aşırı sıvı birikimi sonucunda ortaya çıkan patolojik şişlik durumu.
Reward
Bireyin belirli bir davranışını izleyen, o davranışın ortaya çıkma olasılığını veya sıklığını artırma potansiyeline sahip her türlü uyarıcı ya da nesnel durum.
Reward System
Belirli bir uyaranı doyum veya haz duygusuyla ilişkilendiren birbiriyle bağlantılı faktörler ve nöral yapılar bütünüdür.
Euphenics
Genetik bir hastalığın dışavurumunu, çevresel koşulları değiştirerek en aza indirmeyi veya ortadan kaldırmayı amaçlayan müdahaleler bütünü.
Euphoriant
Güçlü bir öznel iyilik hali, neşe ve coşku hissi uyandırma kapasitesine sahip kimyasal madde veya farmakolojik ajan.
Euphorogenic
Öfori durumunu, yani aşırı neşe, zindelik ve ruhsal coşku halini tetikleyen veya üreten maddeleri, durumları veya uyaranları tanımlayan sıfat.
Learning Disability (LD)
Bireyin zeka düzeyine, yaşına ve aldığı eğitime rağmen okuma, yazma veya matematik gibi akademik becerileri edinmesinde ve sergilemesinde görülen nörogelişimsel kökenli belirgin yetersizlik.
Learning Difficulties
Bireylerin akademik becerileri edinme ve işleme süreçlerinde yaşadığı, bilişsel ve nörogelişimsel temelli engellenme durumu.
İrradiation Theory Of Learning
Her uyarıcının beyinde belirli bir hücre kümesini aktive ettiğini ve bu aktivasyonun çevredeki alanlara yayılarak çakışma yoluyla klasik koşullanmayı sağladığını öne süren nörofizyolojik öğrenme teorisi.
Death Gene
Hücre programlanmış hücre ölümüne (apoptoza) yönlendirildiğinde eksprese olan ve hücresel yıkımı tetikleyen gen.
Death Feigning
Canlıların, hayati bir tehdit karşısında ani ve hareketsiz bir duruma geçerek 'ölü taklidi' yapmasıyla karakterize evrimsel bir savunma mekanizmasıdır.
Near-death Experience (NDE)
Hayati tehlike arz eden durumlar atlatan bireylerin bildirdiği; beden dışı olma, huzur hissi, ışığa yönelme ve mistik varlıklarla karşılaşma gibi algısal ve duygusal örüntüler bütünü.
Eumorphic
Vücut yapısı ve iskelet oranlarının istatistiki popülasyon normlarına tam uygunluk gösterdiği konstitüsyonel tip.
Anterior White Commissure
Omuriliğin gri komissürünün hemen önünde, orta hattı çaprazlayan sinir liflerinden oluşan miyelinli akson demeti.
Forebrain
Embriyonik nöral tüpün anterior bölümünden gelişen, telensefalon ve diensefalon yapılarını kapsayan beynin en rostral anatomik ana bölümüdür.
Anterior Pituitary
Hipofiz bezinin ön lobu olup, prolaktin, büyüme hormonu ve çeşitli tropik hormonları sentezleyip salgılayan kritik bir endokrin yapıdır.
Anterior Chamber
Gözün kornea ile iris ve mercek arasında kalan, göz içi sıvısı (höz aköz) ile dolu anatomik boşluğudur.
Anterior Root
Omurilikten çıkan ve merkezi sinir sisteminden periferik dokulara motor sinir liflerini taşıyan omurilik sinir kökü.
Anterior Cranial Fossa
Kafatası tabanının ön bölümünde yer alan, beyin frontal loblarının yerleştiği anatomik çöküntü.
Prepulse İnhibition
Güçlü bir uyarıcıdan hemen önce verilen zayıf bir ön uyaranın, o uyarıcının yarattığı refleks tepkisini zayıflatması veya baskılaması durumu.
Preafference
Planlanan bir motor eylemin sonucunda oluşacak duyusal girdilerin beyin tarafından önceden tahmin edilerek somatosensoriyel alanların hazırlanmasını sağlayan merkezi sinir sistemi süreci.
Antecedent / Precursor / Premise
🔹 1. (antecedent): Başka bir olay, uyarıcı veya davranıştan hemen önce gerçekleşen ve genellikle bu davranışı tetikleyen, sinyalleyen ya da zemin hazırlayan olay veya uyarıcı. 🔹 2. (precursor): Biyokimyasal bir reaksiyon sonucunda başka bir bileşiğin oluşmasını sağlayan başlangıç maddesi veya moleküler öncel. 🔹 3. (premise): Daha büyük bir argümanın temelini oluşturan ve bir sonucun çıkarılmasına zemin hazırlayan önerme.
Prodrug
Biyolojik olarak başlangıçta inert veya düşük aktiviteye sahip olan, vücut içinde metabolize edilerek aktif farmakolojik türeve dönüşen bileşik.
Anticipatory Movement
Çevresel değişimler, postüral gereksinimler veya yaklaşan eylemler temelinde, uyaran gerçekleşmeden önce planlanan ve başlatılan prediktif motor yanıttır.
Preformism
Gelişimin, üreme hücresinde zaten eksiksiz ve prototipik formda bulunan özelliklerin ve kapasitelerin yalnızca büyüklük kazanarak olgunlaşmasından ibaret olduğunu savunan, günümüzde geçerliliğini yitirmiş biyolojik teoridir.
Preloading
Hayvanın serbest besin veya suya erişiminden hemen önce mideye besin ya da sıvı verilerek tüketim davranışındaki değişimlerin incelendiği deneysel bir prosedürdür.
Kissing
Dudakların başka bir bireyin vücudunun herhangi bir bölümüyle dostluk, şefkat veya romantik arzu işareti olarak temas etmesi eylemidir.
Organizational Effect
Hormonların, özellikle fetal gelişim veya erken postnatal dönemde sinir sistemi ve davranış üzerinde yarattığı kalıcı ve geri döndürülemez yapısal değişikliklerdir.
Organizational Hypothesis
Gelişimsel süreçte, özellikle erken evrede testislerden salgılanan steroidlerin gelişmekte olan beyni kalıcı olarak maskülinize ettiğini ve davranışı kalıcı biçimde şekillendirdiğini öne süren nörobiyolojik teori.
Euryplastic
Kretschmer tipolojisindeki piknik yapıya kabaca denk gelen, tıknaz ve geniş vücut tipini ifade eden anayasal yapı terimi.
Anvil / İncus
🔹 1. (anvil): Orta kulakta yer alan ve çekiç (malleus) ile Üzengi (stapes) kemikçikleri arasında bulunan, şekil itibarıyla demirci örsüne benzeyen küçük kulak kemikçisidir. 🔹 2. (incus): Orta kulakta yer alan, çekiç kemiğinden aldığı akustik titreşimleri üzengi kemiğine ileten örs şeklindeki kulak kemikçisidir.
İmplicit Memory
Geçmişteki deneyimlerin, bilinçli bir hatırlama çabası veya farkındalık olmaksızın davranışları ve performansları dolaylı olarak etkilediği uzun süreli bellek türü.
Pattern Coding
Duyusal sistemlerde bilginin, aksiyon potansiyellerinin zamansal örüntüsüne dayalı olarak kodlanması sürecidir.
Pattern Theory
Ağrı deneyiminin özgül lifler tarafından değil, spesifik olmayan reseptörlerin yoğun uyarılmasıyla oluşan sinir impulsu örüntüleriyle ortaya çıktığını savunan duyusal kuram.
Eusociality
İş bölümünün kesin çizgilerle ayrıldığı, üreme sorumluluğunu yalnızca belirli bireylerin üstlendiği, geri kalan popülasyonun ise yavru bakımı, yuva savunması ve besin toplama gibi görevleri yerine getirdiği en üst düzey hayvan toplumsal organizasyon biçimidir.
Eustachian Tube
Orta kulağı yutağa bağlayan ve kulak zarının iki tarafındaki hava basıncını eşitleyen ince, tüpsü anatomik kanal.
Eusthenic
Kretschmer'in somatotip sınıflandırmasında astenik tipe denk gelen, atletik tipe ise yapısal olarak yakın olan bir konstitüsyonel beden tipini ifade eden sıfat.
Eustress
Bireyin başa çıkabileceği düzeyde zorlayıcı fakat ulaşılabilir, ödüllendirici görevler karşısında deneyimlediği optimal uyarılma ve pozitif stres tepkisidir.
Estrogen
Temel olarak yumurtalıklar, adrenal korteks ve plasenta tarafından salgılanan; dişi memelilerde ikincil cinsel özelliklerin gelişimini ve üreme döngülerini yöneten bir steroid hormon sınıfıdır.
Estrus
Dişi memelilerin östrus döngüsünde erkek bireye karşı cinsel alıcılık gösterdiği ve çiftleşmeye istekli olduğu biyolojik evre.
Estrous Cycle
İnsan dışındaki dişi memelilerde hormonlar aracılığıyla gerçekleşen, üremeye hazırlık ve çiftleşme isteğinin döngüsel dizisidir.
Self-preservation İnstinct
İnsanların ve diğer canlıların yaralanmadan kaçınmak ve hayatta kalma şansını maksimize etmek amacıyla sergilediği temel eğilim.
İdentical Points
Sol ve sağ retinada, belirli bir mesafedeki aynı nesneden özdeş görüntüleri alan karşılıklı retinanın karşılıklı bölgeleridir.
SLI
Genel zeka, işitme ve nörolojik gelişim normal sınırlarda olmasına rağmen çocuklarda görülen gelişimsel dil edinimi ve kullanımı bozukluğu.
Specific-energy Doctrine
Duyusal bir deneyimin niteliğinin, uyaranın fiziksel doğasından ziyade hangi duyu reseptörünün ve sinir kanalının uyarılageldiğiyle belirlendiğini savunan nörofizyolojik ilke.
Specific Developmental Disorders
Erken çocukluk döneminden itibaren belirli ve sınırlı bir işlevsellik veya yetenek alanının, genel zeka geriliği, otizm spektrum bozukluğu ya da başka bir tıbbi duruma bağlanmaksızın, normal gelişim göstermemesi durumu.
Feature Detector
İnsan bilgi işleme sisteminde, duyusal uyarıcıların belirli ve ayırt edici niteliklerine seçici olarak yanıt veren varsayımsal ya da somut nöral mekanizma.
Altruism
Bireyin kendi çıkarlarından ödün vererek veya bir bedel ödeyerek başkalarının iyiliğini gözetmesi durumu.
Specific Learning Disability (SLD)
Genel zeka düzeyinin normal veya normalin üstünde olmasına rağmen, okuma, matematik veya yazılı anlatım gibi akademik becerilerin belirli bir alanında yaşanan belirgin ve kalıcı gelişimsel yetersizlik.
SLD
Bireyin akademik becerileri edinme ve kullanma yeteneğini etkileyen, zeka düzeyine rağmen okuma, yazma veya matematik alanlarında yaşanan nörogelişimsel farklılık.
Specific Thalamic Projection System
Görsel, işitsel ve somestezik uyarıcıları spesifik reseptörlerden talamusa ve oradan da ilgili duyusal kortekslere doğrudan ileten nöral yollar.
Specificity Theory
Ağrının, görme ve işitme duyularında olduğu gibi, kendine has merkezi ve periferik mekanizmaları bulunan, doku hasarıyla doğrudan aktive edilen müstakil bir duysal modalite olduğunu savunan klasik nörofizyolojik model.
Esophageal Speech
Larenksin bulunmadığı durumlarda, havanın özofagusun üst kısmından alınarak faringoözofageal segmentin titreştirilmesi yoluyla gerçekleştirilen bir fonasyon türüdür.
Altruistic Aggression
İnsan dışı türlerde bireyin kendi güvenliğini riske atarak bir grup veya aile üyesini korumak amacıyla sergilediği fedakâr saldırganlık biçimidir.
P-cell
Lateral genikülat çekirdeğin sırtsal katmanlarında yer alan, parvoselüler sistemin temelini oluşturan küçük nöron grubu.
P1 Component
Olayla ilişkili potansiyellerde (ERP) uyarıcı başlangıcından yaklaşık 100 milisaniye sonra ortaya çıkan ve ilk duyusal-dikkatsel işlemeyi yansıtan ilk pozitif voltaj dalgalanmasıdır.
P2 Component
Uyaranın sunulmasından yaklaşık 200 milisaniye sonra ortaya çıkan ve dikkati yönlendirme, özellik analizi ile erken dönem bilişsel değerlendirmeleri yansıtan elektroensefalografik (EEG) bir olay ilişkili potansiyel (ERP) bileşenidir.
P200
İnsan saç derisinden kaydedilen ve dış uyaranın sunulmasından yaklaşık 200 milisaniye sonra zirve yapan pozitif yönlü olayla ilişkili potansiyel (ERP) dalga bileşeni.
P3 Component
Olayla ilişkili potansiyellerin (ERP) uyarıcıdan yaklaşık 300 milisaniye sonra ortaya çıkan üçüncü pozitif voltaj sapmasıdır.
P300
İşitsel veya görsel uyarıcı diskriminasyonunda, uyaranın sunulmasından yaklaşık 300 milisaniye sonra ortaya çıkan endojen bir ERP (olaya ilişkin potansiyel) bileşenidir.
P53
Organizmanın hücre döngüsünü düzenleyen, hücre DNA'sını hasardan koruyan ve tümör oluşumunu baskılayan kritik bir transkripsiyon faktörü ve tümör baskılayıcı gendir.
Pacinian Corpuscle
Temas ve yüksek frekanslı titreşimlere karşı son derece duyarlı, deride ve derin dokularda yer alan soğan zarı benzeri lamelli mekanoreseptör.
Pachygyria
Serebral korteksin normalden daha az ve kalın giruslara sahip olmasıyla karakterize konjenital bir nöronal migrasyon bozukluğudur.
Paleo- (palaeo-)
Bilimsel terminolojide 'eski', 'ilk' veya 'tarih öncesi' anlamlarını türetmek amacıyla kullanılan birleştirici kök.
Paleocortex
Omurgalı beyinlerinin telensefalon bölgesinde yer alan, filogenetik olarak neokorteksten daha eski olan ve üç katmanlı nöronal yapıya sahip kortikal doku bölgesi.
Paleopallium
Evrimsel açıdan neopalliumdan daha eski olan ve memeli beynindeki allocortex yapısının bir kısmını oluşturan kortikal bölge.
Paleopsychology (palaeopsychology)
Modern insanın, insanlık tarihinin ve hatta insan dışı evrimin daha erken evrelerinde kök saldığı düşünülen bilinç dışı süreçler de dahil olmak üzere belirli psikolojik mekanizmalarını inceleyen disiplin.
Paleocerebellum
Flogenetik olarak eski beyincik bölgesi olup, vermis ve serebellar piramitleri kapsayan; gövde ve kuşak kaslarının tonus ile koordinasyonunu denetleyen yapı.
Paleostriatum
Omurgalıların evrimsel süreçte erken dönemde gelişen ve günümüz anatomisinde globus pallidus ile eş tutulan striatumun en eski alt bölgesidir.
Palilalia
Kelime ve deyimlerin istem dışı, artan bir hızla ve ard arda yinelendiği karmaşık bir konuşma bozukluğudur.
Palin- (pali-)
Yineleme, tekrarlama veya yön tersine çevrilmesini ifade eden birleşik kelime ön eki.
Palinphrasia
Konuşma sırasında kelimelerin veya cümle öbeklerinin istem dışı ve yineleyici bir şekilde tekrarlanması durumu.
Palinopsia
Görsel uyaran ortadan kalktıktan sonra bile aynı görüntünün zihinde veya algıda kalıcılığını sürdürmesi ya da yeniden belirmesi durumudur.
Pallidotomy
Globus pallidus'un elektrotlar yardımıyla seçici olarak lezyonlandığı (tahrip edildiği) bir nörocerrahi prosedürüdür.
Palmar
İnsanlarda elin iç yüzeyini (ayasını), diğer primatlarda ise herhangi bir uzvun iç tabanını ifade eden anatomik yönelim terimidir.
Palmar Conductance
El ayası derisinin elektrik iletkenliğini ifade eden ve sempatik sinir sistemi aktivitesinin bir göstergesi olarak kullanılan fizyolojik parametre.
Palmar Reflex
Avuç içi çizildiğinde veya uyarıldığında parmakların istemsiz olarak kapanmasıyla karakterize edilen ilkel bir refleks.
Palpebral Fissure
Göz kapakları açık durumdayken üst ve alt göz kapakları arasında oluşan eliptik açıklık.
Pancreas
Karın boşluğunun arka duvarında yer alan; hem sindirim enzimleri salgılayan dış salgı (ekzokrin) hem de insülin ve glukagon üreten iç salgı (endokrin) görevlerini birlikte yürüten karma bez.
Panum’s Fusional Area
Horopteri çevreleyen ve iki retinadaki farklı konumlardan gelen görüntülerin tek bir görsel nesne olarak algılanmasını sağlayan uzamsal alan.
Papez Circuit
Duygu ve bellek süreçlerinin yönetiminde kritik rol oynayan, beyin merkezleri ve liflerinden oluşan dairesel nöral ağ.
Papez’s Theory Of Emotion
Duygusal deneyimlerin ve dışavurumun beyindeki belirli bir anatomik devre (Papez devresi) aracılığıyla üst beyin merkezlerinde bütünleştirildiğini savunan nörobiyolojik kuram.
Choked Disk
Kafa içi basıncının artışına ikincil olarak optik sinir başının (optik disk) bilateral ödemi ve şişmesi durumu.
Papilla
Dil yüzeyinde yer alan ve tat alma işlevinde veya dokunma duyusunda rol oynayan dört farklı anatomik kabartı türünün genel adı.
Parabiotic Preparation
Genetik olarak benzer iki hayvanın cerrahi yöntemle anatomik olarak birleştirilerek ortak bir kan dolaşım sistemine sahip hale getirilmesiyle oluşturulan deneysel model.
Parabiosis
İki canlı organizmanın cerrahi olarak birleştirilerek ortak bir dolaşım sistemine sahip hale getirilmesi yöntemi.
Paradoxical Motion
Görüntüdeki bireysel öğelerin fiziksel olarak hareket etmemesine rağmen, hareket art-etkisi sırasında genel bir hareket algısının yaşanması durumu.
Paradoxical Warmth
Yaklaşık 30 °C sıcaklığındaki soğuk bir nesnenin soğuk reseptörlerini uyarmasıyla ortaya çıkan yanıltıcı sıcaklık hissi.
Paradoxical Cold
Hem soğuğa hem de sıcağa duyarlı termal sinir uçlarının uyarılmasıyla, sıcak bir nesneye dokunulduğunda hissedilen yanılsamalı soğuk algısıdır.
Paraphrasic Error
Mevcut sözcüklerin hatalı birleştirilmesi, hece yutulması veya neolojizmler üretilmesi yoluyla tutarsız konuşmaya yol açan dilsel üretim hatası.
Paraphemia
Uygunsuz kelimelerin alışkanlık haline gelmiş bir şekilde konuşmaya dahil edilmesi veya anlamsız kelime kombinasyonlarıyla karakterize edilen bir konuşma bozukluğudur.
Parafovea
Retinanın fovea centralis bölgesini hemen çevreleyen ve keskin merkezi görme alanının bir dış kuşağını oluşturan anatomik bölge.
Parageusia
Tat alma duyusunun bozulması veya tat halüsinasyonu yaşanması durumu.
PGN
Beyin sapında, özellikle retiküler formasyon içerisinde yer alan ve otonom sinir sistemi regülasyonu ile uyanıklık döngülerinde kritik rol oynayan nükleustur.
Paragigantocellular Nucleus (PGN)
Beyin sapı retiküler formasyonunda yer alan ve özellikle uykunun düzenlenmesinde kritik roller üstlenen nöral bir çekirdektir.
Paragraph-meaning Test
Katılımcının bir metin parçasının temel fikrini, özünü veya anlamını açıklamasını gerektiren, genellikle genel zeka testlerinin bir alt bileşeni olarak kullanılan psikometrik ölçüm aracı.
Paragraphia
Yazma eyleminin; harflerin yer değiştirmesi, atlanması veya yanlış ve alakasız kelimelerin eklenmesi suretiyle bozulduğu nörolojik bir yazılı ifade bozukluğudur.
Paragrammatism
Afazinin bir belirtisi olarak, kelime içindeki ses veya hecelerin değiştirilmesi, ters çevrilmesi ya da atılması ve cümle içindeki kelime diziliminin bozulması durumu.
Parahippocampal Gyrus
Serebral korteksin temporal lobunun medial yüzeyinde, hipokampusu çevreleyen ve mekansal bellek ile görsel sahnelerin işlenmesinde kritik rol oynayan gri madde kortikal kıvrımı.
PPA
İnsan beyninde binalar, manzaralar ve mekansal sahnelerin görsel işlenmesinde ve tanınmasında uzmanlaşmış kortikal bölgedir.
Parakinesia (paracinesia)
Hareketlerde görülen belirgin sakarlık, beceriksizlik ve motor koordinasyon bozukluğu.
Parachlorophenylalanine
Triptofandan serotonin sentezini bloke ederek beyin hücrelerindeki serotonin stoklarının tükenmesine yol açan farmakolojik bir maddedir.
Paracrine
Hücreler arası kimyasal iletişim biçimlerinden biri olup, bir hücrenin salgıladığı sinyalleme molekülünün hücre dışı boşlukta yay져arak komşu hedef hücreleri etkilemesi süreci.
Parachromatopsia
Kısmi renk körlüğünü tanımlayan, renk algısındaki kalitatif veya kantitatif bozuklukları ifade eden klinik terim.
Paracusia
Basit işitme kaybı tanımına uymayan, sesin yönünü tayin edememe veya özellikle düşük frekanslı tonlara karşı gelişen kısmi sağırlık gibi her türlü işitsel algı anormalliği.
Paralexia
Okuma sürecinde harflerin, hecelerin veya kelimelerin yer değiştirmesi ya da hatalı ikame edilmesi durumu.
Parallel Distributed Circuit
Aynı anda birden fazla farklı devreyi kapsayarak aynı uyaranları işleyen interaktif nöral ağ yapısı.
Parallel Fiber
Serebellar korteksin en dış katmanını oluşturan granül hücrelerinin aksonlarıdır.
Paramnesia
Gerçek anılar ile hayal ürünü veya çarpıtılmış zihinsel imgelerin birbirine karıştığı, belleğin kodlama ve geri çağırma süreçlerindeki yapısal bir yanılsamadır.
Parenchyma
Bir organ veya bezin destekleyici bağ dokusundan ayrı olarak, o organın asıl işlevsel ve spesifik görevini yerine getiren hücre topluluğu ve dokusudur.
Paraplegia
Bacakların ve gövdenin alt kısmının motor veya duyusal işlevlerinin kaybıyla karakterize edilen felç durumudur.
Parasympathetic Nervous System
Otonom sinir sisteminin istirahat, enerji koruma, sindirim ve onarım süreçlerini yöneten temel dalıdır.
Paracentral Vision
Fovea centralis hariç tutulmak kaydıyla, bu bölgeyi hemen çevreleyen retina alanını kullanan görme biçimi.
Paracentral Scotoma
Fovea centralis'i dışarıda bırakmakla birlikte, onu çevreleyen merkezi görme alanında küçük bir kör nokta (körlük adacığı) varlığıyla karakterize görme bozukluğu.
Paratype
Bir organizmanın genetik özelliklerinin bireysel ifadesini şekillendiren çevresel etkenlerin ve dış faktörlerin tamamıdır.
Paratypic
Bir organizmanın genetik donanımından ziyade, çevresel etkenlere maruz kalması sonucunda edindiği sonradan kazanılmış özelliklerini belirten sıfat.
Parathyroid Gland
Tiroid bezinin arka yüzeyinde yer alan ve kalsiyum-fosfat metabolizmasını paratiroid hormonu (PTH) salgılayarak regüle eden küçük endokrin bezlerdir.
Parathyroid Hormone
Kan kalsiyum seviyeleri düştüğünde paratiroid bezleri tarafından salgılanan ve kemik dokusunun çözünmesi ile bağırsaklardan kalsiyum emilimini artırarak kanda kalsiyum konsantrasyonunu yükselten peptid yapılı bir hormondur.
Paraventricular Nucleus (PVN)
Hipotalamusta yer alan; oksitosin, vazopressin ve kortikotropin salgılatıcı hormon gibi kritik nöropeptidleri sentezleyen temel nöronal kümedir.
Parasite
Hayatta kalmak için başka bir canlı türe (konakçıya) bağımlı olan, genellikle onu öldürmeden beslenen ve bazı durumlarda konakçının davranışlarını kendi yayılımı lehine manipüle edebilen organizma.
Segmented Sleep
Gece uykusunun, araya giren uzun bir uyanıklık dönemiyle iki ayrı parçaya bölündüğü sirkadiyen uyku düzeni.
Paresthesia
Dışarıdan fiziksel bir uyarı olmaksızın deride kendiliğinden ortaya çıkan iğnelenme, karıncalanma, yanma veya uyuşma gibi anormal duyusal deneyim.
Paretic
Kısmi felç durumu olan pareziyle ilişkili veya parezi deneyimleyen nöromüsküler durumu ifade eden sıfat.
Paresis
İstemli kas hareketlerinin kısmi veya eksik kaybı ile karakterize edilen hafif derece felç durumu.
Parietal Cortex
Somatosasoryal bilgilerin işlenmesinde, uzaysal farkındalıkta ve vücudun dış dünya ile koordinasyonunda kritik rol oynayan serebral korteks bölgesi.
Parietal Lobe
Serebral korteksin ön, arka ve alt lobları arasında konumlanan; somatosasoryal girdilerin işlenmesi, görsel-mekansal bütünleştirme ve dikkat süreçlerinden sorumlu dört ana lobdan biri.
Brightness Adaptation
Yüksek düzeyde aydınlatmaya maruz kaldıktan sonra bir uyarıcının yoğunluğunda görülen belirgin azalma sürecidir.
Fingerspelling
Alfabedeki harflerin ve sayıların eller ile parmaklar kullanılarak fiziksel olarak temsil edilme biçimi.
Finger Localization Test
Bireyin hangi parmağına dokunulduğunu görsel ipucu olmaksızın veya varlığında ayırt etme becerisini ölçen 60 maddelik standart bir nöropsikolojik değerlendirme aracıdır.
Finger Tapping Test
Bireyin işaret parmağıyla belirli bir sürede bir tuşa olabildiğince hızlı vurmasını sağlayarak ince motor hızını ve motor kontrol kapasitesini ölçen nöropsikolojik bir testtir.
Parosmia
Koku alma duyusunun bozulmasıyla karakterize edilen, bireylerin kokuları doğru bir şekilde ayırt edememesi ve genellikle tanıdık kokuları hoş olmayan, yanık, çürümüş veya kimyasal nitelikte algılaması durumu.
Partial Agonist
Bir reseptöre bağlanarak tam agonistlere kıyasla daha düşük düzeyde bir hücresel yanıt üreten veya endojen bir nörotransmitterin etkisinin yalnızca bir kısmını taklit eden farmakolojik madde.
Parthenogenesis
Yumurta hücrelerinin sperm tarafından döllenmeksizin gelişerek yeni bir birey oluşturduğu eşeysiz üreme biçimidir.
Parturition
Fetüsün, plasentanın ve zarınuterus dışına atılmasıyla sonuçlanan fizyolojik doğum eylemi sürecinin tamamı.
Parvocellular System
Lateral genikülat çekirdeğin dorsal katmanlarındaki küçük nöronlardan oluşan ve ince detaylar, renkler ile yüksek uzamsal frekanslı görsel bilgileri işleyen görsel alt sistem.
Parieto-occipital Sulcus
Serebral hemisferlerin medial yüzeyinde yukarı doğru uzanan, parietal lob ile oksipital lobu birbirinden ayıran derin anatomik oluk.
PASAT
İşitsel uyaranların belirli ve giderek hızlanan zaman aralıklarıyla sunulduğu, ardışık sayı toplama temeline dayanan nöropsikolojik bir dikkat ve işleyen bellek testidir.
Passive Touch
Gözlemcinin herhangi bir motor hareket gerçekleştirmeden, dışsal bir uyaranın doğrudan deriye temas etmesiyle ortaya çıkan duyusal deneyim biçimi.
Passive Avoidance
Bireyin, cezalandırıcı veya itici bir uyarıcıya yol açacak açık bir eylemde bulunmaktan kaçınmayı öğrendiği bir edimsel koşullama türüdür.
Passive Transport
Maddelerin hücre zarından herhangi bir hücresel enerji (ATP) harcanmaksızın, konsantrasyon gradyanı boyunca geçiş süreci.
PASS Model
Alexander Luria'nın beyin fonksiyonları kuramına dayanan; zekayı planlama, dikkat, eşzamanlı ve ardışık işlemleme olmak üzere dört temel bilişsel süreç üzerinden ele alan zeka modeli.
Patch-clamp Technique
Nöronların plazma zarı üzerindeki çok küçük bir alanda yer alan tekli iyon kanallarının elektriksel aktivitesini ve akımlarını kaydetmek için kullanılan son derece hassas bir mikroelektrot yöntemidir.
Patellar Reflex
Diz kapağının hemen altındaki tendona vurulduğunda bacağın istemsiz ve ani bir şekilde yukarı doğru sıçramasına neden olan monosinaptik germe refleksi.
Blast Noise
Kulak zarını yırtabilecek veya iç kulakta kalıcı hasara yol açabilecek aşırı düzeydeki akustik maruziyet.
Pathophysiology
Hastalıklar veya bozukluklar sonucunda organizmada veya organlarda ortaya çıkan işlevsel değişimleri inceleyen bilim dalıdır.
Pathogen
Hastalığa neden olan, konak organizmanın hücresel veya yapısal bütünlüğünü ve işlevsel dengesini bozan her türlü biyolojik ajan veya mikroorganizma.
Pathoclisis
Belirli toksinlerin ya da patolojik etkenlerin, vücuttaki belirli organları veya organ sistemlerini hedef alma ve bunlara karşı yüksek hassasiyet gösterme eğilimi.
Pathological İnertia
Beyin hasarı veya psikolojik durumlar nedeniyle zihinsel set değiştirmede, esneklik göstermekte ve eylemi başlatmakta yaşanan ağır kısıtlılık.
Pathological Aging
Yaşla birlikte kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sağlıklı biyolojik gerilemeden farklı şekilde, yaşa bağlı hastalıklar ve patolojik süreçler nedeniyle, gelişen bilişsel ve fizyolojik yıkım durumu.
Shared Environment
Aynı haneyi paylaşan bireylerin ortaklaşa maruz kaldığı ve genetik etkilerden bağımsız olarak aralarındaki benzerliği artıran çevresel faktörlerin bütünü.
Nonshared Environment
Davranışsal genetik analizlerde, aynı hane halkını veya aileyi paylaşan bireylerin ortaklaşa deneyimlemediği ve dolayısıyla aralarındaki fenotipik farklılıklara yol açan çevresel faktörlerin bütünü.
Pche
Pseudokolinesteraz (PChE) enziminin standart klinik ve biyokimyasal kısaltmasıdır.
Paedo- / Ped-
🔹 1. (paedo-): Bileşik kelimelerde çocuk olgusunu, gelişim evresini veya çocuklukla ilgili süreçleri niteleyen kök biçim. 🔹 2. (ped-): Tıbbi, anatomik ve davranış bilimleri terminolojisinde 'ayak' veya 'çocuk' anlamlarını türetmek üzere kelime başlarında kullanılan birleştirici kök.
Peduncular Hallucinosis
Üst beyin sapındaki patolojik süreçlerin merkezi görsel sistemi dolaylı yoldan etkilemesiyle ortaya çıkan, genellikle hastanın gerçek dışı olduğunu fark edebildiği canlı ve panoramik görsel hallüsinasyonlar.
Pediatric Neuropsychology
Çocuklarda beyin aktivitesi ile ortaya çıkan davranış ve bilişsel yetenekler arasındaki ilişkiyi, özellikle nörolojik bozukluklar bağlamında inceleyen uzmanlık dalı.
Pedomorphosis
Erişkin organizmalarda juvenil (çocuksu) fiziksel veya davranışsal özelliklerin kalıtımsal olarak korunması durumu.
Peduncle
Beynin farklı bölgelerini birbirine bağlayan kalın sinir lifi demeti veya sap benzeri anatomik yapı.
Pegboard Test
Bireyin baskın ve baskın olmayan ellerini kullanarak, delikli bir tahtaya küçük çivileri olabildiğince hızlı yerleştirmesini sağlayarak el becerisini ve ince motor hızını değerlendiren standart bir nöropsikolojik testtir.
Reinforcement Sensitivity Theory (RST)
Kişilik özelliklerinin, ödül ve cezalara verilen tepkileri düzenleyen bağımsız nörobiyolojik sistemlerin bireysel farklılıklarına dayandığını savunan psikobiyolojik bir modeldir.
RST
Bireylerin ödül ve ceza uyarıcılarına verdikleri temel nörodavranışsal tepkileri, beyin sistemlerinin fizyolojik eşikleri üzerinden açıklayan kişiliktir.
Consolidation Hypothesis
Yeni edinilen anıların, öğrenme sonrasındaki zaman zarfında beyinde fiziksel ve kimyasal olarak kalıcı hale gelme süreci olduğunu öne süren kuramsal model.
Pectus Carinatum
Sternumun (göğüs kemiğinin) öne doğru belirgin şekilde çıkıntı yapmasıyla karakterize konjenital bir göğüs duvarı deformitesidir.
Pelizaeus–merzbacher Disease
Merkezi sinir sistemindeki miyelin üretimini kontrol eden genin mutasyonu sonucu ortaya çıkan, nadir ve ilerleyici dejeneratif bir lökodistrofi türüdür.
Round Window
Orta kulak ile iç kulaktaki kohlea arasında yer alan, koklear sıvı basıncının dengelenmesini sağlayan zar kaplı anatomik açıklık.
Pendular Knee Jerk
Patellar tendon refleksinin ardından bacağın bir sarkaç gibi ileri geri salınmaya devam etmesiyle karakterize anormal nörolojik bulgu.
Penetrance
Genetik bir alele sahip bireylerin, bu alelle ilişkili fenotipik özelliği gösterme oranı veya olasılığı.
Penis
Erkeklerde idrarın vücuttan atılmasını ve çiftleşme sırasında spermin dişi üreme kanalına iletilmesini sağlayan dış üreme organı.
Pepsinogen
Proteinlerin sindiriminden sorumlu proteolitik enzim olan pepsinin aktif olmayan inaktif öncül formudur (zimojen).
Peptide
Peptit bağlarıyla birbirine bağlanmış kısa amino asit zincirleridir ve amino asit sayılarına göre dipeptit, tripeptit gibi sınıflandırılırlar.
Peptide Hormone
Kimyasal yapıları amino asit zincirlerinden (peptitler) oluşan ve hedef hücrelerin yüzeyindeki reseptörlere bağlanarak fizyolojik süreçleri düzenleyen bir hormon sınıfı.
Perforant Path
Entorinal korteksten çıkan aksonların subikulumu delerek hipokampal formasyona ana girdileri sağladığı temel nöral bağlantı yolu.
Peri-
Anatomi, embriyoloji ve klinik terminolojide bir yapının etrafını saran, kuşatan veya bir bölgeye yakın konumlanan yapıları nitelendiren ön ek.
Central Gray
Orta beyinde, Sylvius akuaduktusunu çevreleyen ve ağrı modülasyonu ile savunma tepkilerinde kritik rol oynayan gri madde bölgesidir.
PAG
Beyin sapında, özellikle ağrı modülasyonu, savunma tepkileri ve otonomik işlevlerin düzenlenmesinde kritik rol oynayan gri madde bölgesidir.
Periamygdaloid Cortex
Amigdalanın dış yüzeyini çevreleyen, koku duyusuyla doğrudan ilişkili paleokortikal yapı.
Periaqueductal Gray (PAG)
Serebral akueduktü çevreleyen ve özellikle savunma davranışları, analjezi ve otonomik yanıtların organizasyonunda kritik rol oynayan beyin sapı gri madde bölgesi.
Periphery
Görme alanında fovea centralis'in dışında kalan, retinanın çevresel bölgelerine denk gelen görsel uzay alanı.
Peripheral
Merkezi sinir sisteminin dışında yer alan, merkeze uzak veya ikincil önem taşıyan yapıları ve süreçleri tanımlayan sıfat.
Peripheral Neuropathy
Merkezi sinir sistemi dışındaki sinirlerin hasar görmesiyle ortaya çıkan; zayıflık, uyuşma, beceriksizlik ve duyusal kayıpla karakterize nöromüsküler bir bozukluktur.
Peripheral Nerve Fiber Classification
Periferik sinir liflerinin (aksonların) çaplarına, iletim hızlarına ve anatomik konumlarına göre A, B ve C olmak üzere üç ana sınıfa ayrılması.
Peripheral Nervous System (PNS)
Beyin ve omuriliğin dışında kalan, merkezi sinir sistemini vücudun geri kalanına bağlayan sinir ağıdır.
Perikaryon
Nöronun hücre gövdesini, yani akson ve dendritler hariç olmak üzere nükleusu ve çevresindeki metabolik olarak aktif sitoplazmayı kapsayan ana bölgesidir.
Perilymph
İç kulaktaki kemik labirent duvarları ile zarsı labirent arasındaki boşluğu dolduran, plazma ve beyin omurilik sıvısına benzer iyonik kompozisyona sahip ekstraselüler sıvı.
Perimenopause
Menopozun hemen öncesindeki, yumurtalık fonksiyonlarının kademeli olarak azaldığı ve endokrin dalgalanmaların doruğa ulaştığı fizyolojik geçiş evresidir.
Perimeter
Görme alanının sınırlarını haritalandırmak ve görsel duyarlılığı değerlendirmek için kullanılan yarım küre biçimindeki klinik aygıt.
Perimetry
Görsel alanın genişliğinin ve hassasiyetinin sistematik olarak ölçülmesi işlemi.
Perirhinal Cortex
Medial temporal lobda, hipokampusun komşuluğunda yer alan; görsel algı ile bellek süreçleri arasında kritik bir arayüz işlevi gören kortikal bölge.
Perisylvian Language Zone
Sol hemisferdeki lateral sulkusun (Sylvian yarığı) çevresinde yer alan ve konuşmanın üretimi ile algılanmasından sorumlu olan temel nöroanatomik merkezler ağı.
Periventricular White Matter
Lateral serebral ventriküllerin hemen etrafını çevreleyen, büyük ölçüde miyelinli sinir liflerinden (akson demetlerinden) oluşan doku.
Periodicity Theory
Seslerin perdesinin, işitsel sinir liflerinin deşarjlarının zamansal yapısında ve sinirsel uyarılmaların zamanlamasında kodlandığını öne süren işitsel algı teorisi.
Period
Ardışık döngülerin aynı noktaları arasındaki zaman aralığıdır.
Perseveration
Uygun bağlam veya uyarıcı ortadan kalkmış olmasına rağmen, bir davranışın, düşüncenin ya da sözel ifadenin uygunsuz ve yineleyici bir biçimde sürdürülmesi durumudur.
Perseveration–consolidation Hypothesis
Bilginin bellekte iki farklı aşamadan geçerek saklandığını öne süren; ilk aşamada sinirsel aktivitenin yinelenmesiyle (perseverasyon), ikinci aşamada ise bu izlerin kalıcı olarak sağlamlaşmasıyla (konsolidasyon) hafızanın oluştuğunu savunan klasik nöropsikolojik modeldir.
Perseverative Error
Geribildirim hatayı açıkça göstermesine veya soru değişmesine rağmen, daha önceki bir kuralı, yanıtı veya davranışı ısrarcı bir şekilde tekrarlama eğilimi.
Petechial Hemorrhage
Genellikle toplu iğne başı büyüklüğünde, deride veya mukozada beliren dakik (çok küçük) kanama odakları.
PGO Spikes
REM uykusu döneminde pons, lateral genikülat çekirdek ve oksipital kortekste elektrofizyolojik olarak kaydedilen yüksek voltajlı elektriksel potansiyel tepkileridir.
Ph
Sulu çözeltilerin asitlik veya bazlık derecesini belirlemede kullanılan logaritmik ölçek.
Phanerothyme
İngiliz yazar Aldous Huxley tarafından zihin değiştiren maddelerin (özellikle LSD gibi halüsinojenlerin) ruhsal ve bilişsel süreçleri açığa çıkarma etkisini tanımlamak için önerilen terim.
Phantasticum
1920'lerde Alman toksikolog Louis Lewin tarafından isimlendirilen ve halüsinasyon deneyimleri üretme kapasitesine sahip ilaçları tanımlayan tarihi kategori.
Phineas Gage
Demir bir çubuğun frontal lobunu tahrip etmesi sonucu bilişsel yetileri bozulmaksızın kişilik ve davranış değişiklikleri yaşayarak nöroloji literatürüne giren tarihi vaka.
Pia Mater
Beyin ve omuriliği doğrudan saran, serebral korteksin tüm sulkus ve giruslarını hassasiyetle takip eden üç meninks tabakasının en içteki vaskülarize zar.
Pia-arachnoid
Beyin ve omuriliği çevreleyen üç zar sisteminden içteki ikisinin, pia mater ve araknoid materin, fonksiyonel ve yapısal bir bütün olarak ele alınan halidir.
Pigment Bleaching
Rodopsin fotopigmentinin fotonları soğurduğunda geçirdiği ve renginin mordan şeffaf açık sarıya dönüştüğü moleküler değişim süreci.
Pigment Epithelium
Retinadaki fotoreseptörlerin uç kısımlarını çevreleyen ve ışık saçılmasını önleyerek fotoreseptör metabolizmasını destekleyen tek katmanlı pigmente hücre tabakası.
Pigment Regeneration
Görsel uyarım sonrasında fotoreseptör hücrelerindeki pigmentin (rodopsin) ağartılmasına takiben işlevsel yapısının yeniden oluşturulması sürecidir.
Pygmyism
Vücut oranları korunduğu halde, genetik ve anayasal faktörlere bağlı olarak gelişen orantılı bodurluk veya cücelik durumu.
Pycnodysostosis (pyknodysostosis)
CTSK genindeki mutasyonlar sonucu ortaya çıkan; artmış kemik yoğunluğu, kısa boy ve karakteristik kafa-yüz anomalileriyle seyreden otozomal resesif bir lizozomal depo hastalığıdır.
Picrotoxin
GABA-A reseptör kompleksine bağlanarak inhibitör nörotransmisyonu bloke eden ve güçlü konvülsan etkiler gösteren toksik bir bitkisel bileşiktir.
Piloerection
Sempatik sinir sisteminin istemsiz bir yanıtı olarak, kıl kökü kaslarının kasılmasıyla derideki tüylerin dikleşmesi ve 'kaz cildi' görünümünün oluşması durumu.
Pilocarpine
Pilocarpus cinsi bitkilerden elde edilen ve postgangliyonik kolinerjik reseptörleri etkileyerek güçlü parasempatomimetik etki gösteren bir alkaloid ilaçtır.
Piltz’s Reflex
Bir nesneye veya olaya odaklanıldığında göz bebeğinin (pupillanın) istemsiz ve otomatik olarak genişlemesidir.
Pineal Gland
Beynin üçüncü ventrikülünün arka duvarına bağlı, melatonini salgılayarak sirkadiyen ritimleri düzenleyen küçük, koni şeklindeki endokrin bez.
Pinna
Başın her iki yanında yer alan, kıkırdak dokudan oluşan ve ses dalgalarını toplayarak dış kulak yoluna yönlendiren huni şeklindeki dış kulak yapısı.
Piper’s Law
Foveanın dışındaki düzgün uyarılan retinal alanlarda, aydınlatma eşiğinin uyarılan alanın kareköküyle ters orantılı olduğunu savunan fizyolojik optik ilkesidir.
Pyramidal Cell
Serebral kortekste, hipokampus ve amigdalada yer alan, yaklaşık piramit biçimindeki gövdesi ve özelleşmiş dendritik yapısıyla dikkat çeken çok kutuplu büyük bir nöron türüdür.
Pyramidal Tract
Serebral korteksteki motor alanlardan kaynaklanarak istemli kas hareketlerini periferik kaslara ileten ana motor sinir lifi demetidir.
Pyramidotomy
Beyindeki piramidal (motor) yolun cerrahi olarak kesilmesi veya bölünmesi işlemidir.
Pyramid
Medulla oblongata'nın ön yüzeyinde yer alan ve üst merkezlerden gelen motor nöron liflerinin çaprazlaştığı kabarıklık.
Pyriform Area (piriform Area)
Medyal temporal lobun tabanında yer alan, kokusal bilgilerin işlenmesinde ve hipokampal formasyona iletilmesinde kritik rol oynayan armut biçimli kortikal yapıdır.
Pyrogen
Vücut sıcaklığında artışa, yani ateşe neden olan her türlü maddesel etken veya ajandır.
Foul
Zwaardemaker koku sisteminde tahtakuruları ve kadife çiçekleriyle ilişkilendirilen, Henning'in koku prizmasında ise birincil koku niteliklerinden biri olarak tanımlanan koku kalitesi.
Pitres’ Rule
Çok dilli bireylerde inme veya serebral hasar sonrası gelişen afaziden iyileşme sürecinde, ilk olarak en sık kullanılan ana dilin geri kazanıldığını belirten klinik genelleme.
Pituri
Avustralya yerli kabileleri tarafından uyarıcı, analjezik ve hallüsinojenik etkileri nedeniyle geleneksel olarak çiğnenen veya içilen, ana etken maddesi nikotin olan Duboisia hopwoodii çalısının yaprakları.
PKU
Fenilalanin hidroksilaz enziminin eksikliği veya yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan, fenilalaninin metabolize edilemediği kalıtsal bir metabolik bozukluktur.
Plaque
Vücut yapılarında veya içinde, madde birikimi ya da lokalize hasar sonucunda oluşan küçük anormal doku yaması.
Plantar Reflex
Sağlıklı bireylerde ayak tabanının künt bir cisimle uyarılması sonucu parmakların aşağı doğru kıvrılmasıyla karakterize edilen istemsiz yüzeyel refleks.
Planum Temporale
Primer işitsel korteksin bitişiğinde, superior temporal girusun arka üst yüzeyinde yer alan ve genellikle sol hemisferde daha büyük olarak dil lateralizasyonunun anatomik temelini oluşturan kortikal bölge.
Placenta
Memeli embriyosu tarafından üretilen; uterus duvarına tutunarak anne ile fetüs arasında besin, gaz ve atık alışverişini sağlayan geçici organdır.
Plasticity
Sinir sisteminin veya hormonal yapıların çevresel uyaranlar, deneyimler ve yaralanmalar doğrultusunda kendi yapısal ve işlevsel organizasyonunu değiştirme kapasitesidir.
Platycephaly
Kafatasının tepe kısmının anormal bir şekilde düzleşmesiyle karakterize edilen anatomik bir durum.
-plasia
Hücre veya dokuların gelişimini, büyümesini ve sayısal artış süreçlerini niteleyen biyolojik ve tıbbi bir ektir.
-plegia
Bir veya birden fazla kas grubunda istemli motor işlevin tam kaybını belirten tıbbi son ek.
Plexiform Layer
Retinada nöronlar arasındaki sinaptik bağlantıların yoğunlaştığı iki ana ağ tabakasından (iç ve dış pleksiform tabaka) her biri.
Plexus
Damarların, lenf damarlarının veya sinirlerin anatomik veya işlevsel olarak birbirine bağlandığı karmaşık dalgalı ağ yapısı.
Plethysmography
Organlardaki veya vücut dokularındaki hacim değişikliklerinin ve kan akışının ölçülerek grafiksel olarak kaydedilmesi işlemidir.
Pneumoencephalography
Serebrospinal sıvı boşaltılarak yerine hava enjekte edilmesiyle beyin ventriküllerinin X-ışını altında görünür kılınmasını sağlayan tarihi bir nöroradyolojik tanı yöntemidir.
Pneumograph
Solunum hareketleri sırasındaki göğüs kafesi hacim değişimlerini veya hareket hızını grafiksel olarak kaydeden ölçüm cihazı.
PNS
Merkezi sinir sistemini vücudun geri kalanına bağlayan, somatik ve otonom alt bölümlerden oluşan çevresel sinir ağı.
Poikilotherm
Vücut sıcaklığı dış çevrenin sıcaklığına bağlı olarak dalgalanan ve sabit bir iç ısıya sahip olmayan canlı.
Polarization
İki yüzey veya bir yüzeyin iki tarafı arasında kimyasal aktiviteye bağlı olarak oluşan elektrik potansiyeli farkıdır.
Polarized Membrane
Yüzeyinin bir tarafında pozitif, diğer tarafında ise negatif elektriksel yük barındıran hücre zarı durumu.
Polyethism
Sosyal organizma kolonilerinde, özellikle böceklerde, bireylerin yaş, morfoloji veya gelişim evrelerine göre farklı işlevler ve görevler üstlenmesi durumu.
Polyphasic Sleep
24 saatlik bir zaman dilimi içerisinde, uykunun tek bir uzun blok yerine birden fazla kısa şekerleme periyoduna bölündüğü uyku düzenidir.
Polygenic
Fenotipik bir özelliğin veya karakteristiğin ortaya çıkışında iki veya daha fazla genin ortak katkıda bulunduğunu belirten genetik sıfat.
Polyglot
Birden fazla dili ileri düzeyde anlama, konuşma ve yazma yeteneğine sahip olan birey.
Polyglot Reaction
Çok dilli bireylerin afazi (söz yitimi) iyileşme sürecinde, anadillerinden ziyade yabancı veya ikincil dillerinden birini öncelikli olarak yeniden kazanması durumu.
Polygraph
Kalp atış hızı, kan basıncı ve galvanik deri tepkisi gibi çeşitli fizyolojik stres göstergelerini eşzamanlı olarak ölçüp kaydeden cihaz.
Polygenic Disorder
Gelişimi tek bir genden ziyade çok sayıda genin kümülatif etkisiyle belirlenen, sıklıkلa çevresel faktörlerin ve yaşam tarzının da rol oynadığı karmaşık sağlık tablosu.
Polygenic Trait
Tek bir gen lokusundan ziyade, çok sayıda genin kümülatif etkisiyle ortaya çıkan fenotipik özellik.
Polygynandry
Birden fazla dişinin birden fazla erkekle çiftleştiği karmaşık bir üreme ve çiftleşme sistemi.
PCR
Çok küçük miktarlardaki DNA örneklerini enzimatik yolla milyonlarca veya milyarlarca kez çoğaltarak analiz edilebilir düzeye getiren moleküler biyoloji tekniği.
Polymerase Chain Reaction (PCR)
Belirli bir DNA veya RNA dizisinin laboratuvar ortamında milyonlarca kopya halinde çoğaltılmasını sağlayan moleküler biyoloji tekniği.
Polymicrogyria
Serebral korteksin normalden çok daha fazla sayıda ve anormal derecede küçük kıvrımlarla (gyri) karakterize gelişimsel malformasyonudur.
Polymodal
Birden fazla duyusal modaliteyi veya işlevsel kanalı aynı anda içeren nörolojik ve duyusal süreç.
Polymorphism
Bir tür veya popülasyon içinde, aynı genetik lokusta birden fazla gen varyantının veya fiziksel/davranışsal formun (morfun) eş zamanlı olarak bulunması durumu.
Polioencephalitis
Enfeksiyöz bir hastalık nedeniyle beynin gri maddesinde meydana gelen inflamatuar süreç.
Poliomyelitis
Viral bir enfeksiyon sonucunda omuriliğin gri maddesinde gelişen, hafif vakalarda ateş ve baş ağrısı ile seyrederken, ağır vakalarda iskelet ve otonom kaslarında kalıcı paraliziye yol açabilen akut enflamatuar süreç.
Polyorchidism
Skrotum içinde ikiye ek olarak üç veya daha fazla testisin bulunmasıyla karakterize, nadir görülen konjenital bir anatomik varyasyondur.
Polyestrous
Bir yıl içinde veya üreme mevsimi boyunca birden fazla kez östrus (kızgınlık) döngüsü geçiren dişi memelilerin üreme fizyolojisini tanımlayan sıfat.
Polypeptide
Peptid bağlarıyla birbirine bağlanmış çok sayıda amino asitten oluşan, proteinlerin temel yapı taşını veya öncül molekülünü teşkil eden zincir.
Polysensory Unit
Merkezi sinir sisteminde veya duyusal reseptörlerde, birden fazla farklı uyaran türüne aynı anda yanıt verebilme kapasitesine sahip nöronal birim.
Polysynaptic Arc
Duyu ve motor nöronlar arasında bir ya da daha fazla ara nöronun (interneuron) yer aldığı ve birden fazla sinaps barındıran sinirsel iletim devresi.
Polysynaptic Reflex
Sinirsel yolğunda duyusal ve motor nöronlar arasında bir veya daha fazla ara nöronun (interneuron) bulunduğu, birden fazla sinaptik geçiş içeren refleks türüdür.
Political Genetics
Siyasi teorilerin veya pratiklerin genetik biliminden türetilmesine yönelik her türlü girişim.
Polyopia
Tek bir nesnenin retinada birden fazla görüntüsünün oluşması durumu; genellikle optik kırılma kusurları, beyin hasarı, yorgunluk veya psikojenik etkenlerden kaynaklanır.
POMC
Proopiomelanokortinin kısaltması olan POMC; hipofiz bezinde ve hipotalamusta adrenokortikotropik hormon (ACTH), beta-endorfin ve melanosit uyarıcı hormonlar (MSH) gibi kritik peptit hormonların salınımını sağlayan büyük bir öncül polipeptittir.
Pons
Beyin sapının orta beyin ile medulla oblongata arasında yer alan, sinir liflerini ileten ve denge ile istemli hareketlerin koordinasyonuna katkı sağlayan anatomik yapısı.
Pontine Nucleus
Bazal pons içerisinde yer alan ve serebral korteksten aldıkları lifleri orta serebellar pedinküller aracılığıyla serebelluma ileten nükleer yapılar.
Pontine Sleep
Pons bölgesinden kaynaklanan PGO (pontin-genikulat-oksipital) dalgalarının varlığıyla karakterize edilen evre.
Pontocerebellar Pathway
Pons çekirdeklerinden başlayıp beyinciğe uzanan ve serebral korteksin başlattığı kas hareketlerini koordine edip ince ayar yapan ana sinirsel iletim hattı.
Population Vector
Motor korteksteki nöron popülasyonlarının ateşleme oranlarını ağırlıklandırarak, planlanan bir hareketin yönünü kodlayan nöral hesaplama mekanizması.
Porencephaly
Serebral yarımkürelerde kist veya boşlukların oluşumuyla karakterize, merkezi sinir sistemini etkileyen son derece nadir bir sefalik gelişim bozukluğudur.
Poriomania
Bireyin bilinçli olarak ya da amnezik bir durumda, karşı konulmaz bir dürtüyle bulundukları yeri terk edip amaçsızca ve uzun mesafeler boyunca dolaşma veya kaçma hali.
Port-wine Stain
Genellikle yüz veya boyun bölgesinde yerleşen, mavimsi-kırmızı renkli, kalıcı konjenital vasküler doğum lekesidir.
Porteus Maze Test
1913 yılında Stanley D. Porteus tarafından geliştirilen; bireylerin ileriye dönük planlama, akıl yürütme ve problem çözme becerilerini ölçen kağıt-kalem tabanlı nöropsikolojik testtir.
Postcentral Area
Beynin paryetal lobunda, merkezi arkın (sulcus centralis) hemen arkasında yer alan ve dokunma, propriosepsiyon, kinestezi ve tat algısından sorumlu duyusal beyin bölgesi.
Postcentral Gyrus
Beynin parietal lobunda, zentral sulkusun hemen arkasında yer alan ve birincil somatosensoryal korteksi barındıran belirgin kıvrım.
Postencephalitis Syndrome
Ensefalit (beyin dokusu enfeksiyonu) geçirdikten sonra ortaya çıkan nörolojik, psikiyatrik ve davranışsal bozukluklar tablosudur.
Postencephalitic Amnesia
Viral ensefalit geçirdikten sonra iyileşen bazı hastalarda görülen, genel zeka korundu halde belirgin yakın bellek kusuru ve hastalığın öncesindeki olayları kapsayan kısmi amnezi ile karakterize bellek bozukluğu.
Posterior
Vücudun, organın veya yapıların arkasında ya da sırt yönünde bulunan kısmını tanımlayan anatomik yön terimidir.
Posterior Horn
Beyindeki her bir lateral ventrikülün oksipital lobun içine doğru uzanan en arka bölümü.
Posterior Pituitary
Hipofiz bezinin arka lobu olup, glandüler bir yapıdan ziyade hipotalamik aksonların sonlanma noktası olarak oksitosin ve vazopressin salgılayan nöroendokrin merkez.
Posterior Communicating Artery
Internal karotid arter ile posterior serebral arter arasında köprü kurarak beyin tabanındaki Willis poligonunu tamamlayan kritik çaptaki anastomotik damar.
Posterior Cortex
Memelilerde serebral korteksin frontal lobun arkasında kalan; oksipital, parietal ve temporal bölgeleri kapsayan arka bölümü.
Posterior Cerebral Artery
Baziler arterin çatallanmasıyla oluşan ve beynin oksipital lobu, talamus ile temporal lobun alt yüzeyini oksijenize kanla besleyen çift başlıca beyin atardamarı.
Posterior Cingulate Cortex (PCC)
Korpus kallozumun etrafını saran singulat korteksin arka, daha düzleşmiş bölümüdür; epizodik hafıza, öz-referanslı işlemler ve varsayılan durum ağının (default mode network) merkezi düğümlerinden birini oluşturur.
Postganglionic Autonomic Neuron
Otonom sinir sisteminde, sinapsis merkezini (gangliyonu) terk ederek hedef organlara uyarı taşıyan ikincil motor nöron.
Postchiasmatic Visual Deficit
Optik kiyazmanın arkasında kalan görsel işleme alanlarının hasar görmesiyle ortaya çıkan, her iki gözü de etkileyen görme bozukluğudur.
Postcopulatory Behavior
İnsan dışı hayvanlarda cinsel birleşmeyi (kopulasyonu) doğrudan takip eden fizyolojik ve davranışsal tepkiler bütünü.
Postmenopause
Yumurta rezervinin tükenmesiyle birlikte over fonksiyonlarının kalıcı olarak durduğu ve son adet kanamasından itibaren kadının yaşamı boyunca süren biyolojik evre.
Postrotational Nystagmus
Vücudun hızlı dönme hareketinin ani olarak durdurulmasının ardından ortaya çıkan istemsiz ve hızlı göz hareketleridir.
Postsynaptic
Sinaps bölgesinde nörotransmitteri alan ve buna yanıt veren nöronal bölgeye veya hücreye ilişkin yapı.
Postsynaptic Potential (PSP)
Bir sinaps boyunca uyarıcının geçişinin ardından, nöronun dendritik veya soma yüzeyinde oluşan elektriksel değişimdir.
Postsynaptic Receptor
Sinaptik boşluğun karşı kıyısında, yani iletisi alan nöronun zarında ya da hücre içinde yer alan; nörotransmitter maddeleri bağlayarak elektriksel veya kimyasal sinyal iletimini başlatan özgül protein yapıdır.
Posttetanic Potentiation (PTP)
Presnöronal aksonun yüksek frekanslı bir uyarı dizisine (tetanizasyon) maruz kalmasının ardından, hedef nöronlarda postsinaptik potansiyelin geçici olarak artış gösterdiği bir sinaptik plastisite formudur.
Posttraumatic Amnesia (PTA)
Fiziksel bir beyin travması veya şiddetli psikolojik sarsıntıyı takip eden, olayların ya da travma anının bir kısmının veya tamamının hatırlanamadığı bellek bozukluğu tablosu.
Posttraumatic Epilepsy
Travmatik beyin hasarının bir komplikasyonu olarak ortaya çıkan ve yaralanmadan hemen sonra ya da aylar/yıllar sonra belirebilen epileptik nöbetler.
Postural Reflex
Vücut duruşunu ve dengesini korumayı, yer çekimine karşı otomatik olarak uyum sağlamayı amaçlayan istemsiz hareket zincirlerinin bütünü.
Postural Set
Bireyin belirli bir hareketi veya reaksiyonu gerçekleştirmek üzere kas tonüsünü artırarak benimsediği hazırlık amaçlı vücut duruşudur.
Posture
Vücudun uzaysal oryantasyonunu ve dengesini korumak amacıyla aldığı fiziksel konum veya tutum.
Postural Aftereffect
Önceki bir duyusal uyarımın veya hareket algısının sonlanmasının ardından bireyin vücut duruşunda (postüründe) geçici olarak beliren istemsiz sapma veya kompanzasyon.
Postural Control
Bireyin uzaydaki vücut pozisyonunu koruma ve dengeleme yeteneği.
Potential
Bir sistemin gelişme, var olma veya belirli bir işlevi yerine getirme kapasitesi; nörobilimde ise elektrokimyasal sinyal iletiminin temelini oluşturan elektriksel gerilim.
Position Effect
Bir genin kromozom üzerindeki fiziksel konumunun gen ekspresyonunu değiştirmesi veya parapsikoloji deneylerinde hedef uyarıcının zaman veya mekân dizisindeki yerinin tahmin doğruluğunu etkilemesi.
PAN
Vücut veya baş pozisyonuna bağlı olarak ortaya çıkan, tüketilen alkolün vestibüler sistem üzerindeki yoğunluk farkından kaynaklanan istemsiz ve ritmik göz hareketidir.
Positional Alcohol Nystagmus (PAN)
Alkol intoksikasyonunu takiben başın yatay konum değiştirmesiyle ortaya çıkan ve devam eden istemsiz, horizontal göz hareketidir.
Positive Afterpotential
Bir aksiyon potansiyelinin ardından, nöron veya kas hücresinin dinlenim zar potansiyeline dönerken sergilediği kısa süreli pozitif membran potansiyeli sapmasıdır.
Positive Tropism
Bir organizmanın bir uyaran kaynağına doğru yönelme veya büyüme gösterdiği yönetsel tepki.
PET / Positron Emission Tomography (PET)
🔹 1. (PET): Metabolik süreçleri, hücresel düzeyde radyoaktif izotoplar kullanarak üç boyutlu olarak haritalandıran gelişmiş bir nükleer tıp görüntüleme yöntemi. 🔹 2. (positron emission tomography (PET)): Flor-18 ile etiketlenmiş 2-deoksiglukoz gibi radyofarmasötik izleyiciler kullanarak serebral metabolizmayı, kan akışını ve nörotransmitter sistemlerini haritalandıran fonksiyonel nörogörüntüleme tekniği.
Pötzl Phenomenon (poetzl Phenomenon)
Bilinçaltı eşik altı (subliminal) sunulan uyarıcıların, kısa bir süre sonra kişinin rüyalarında veya mental imgelerinde belirmesini ifade eden psikodinamik ve algısal olgu.
Pötzl’s Syndrome
Dominant hemisferdeki lingual girusun medüller tabakası ile korpus kallozumun hasarına bağlı olarak ortaya çıkan; saf aleksi, görme alanı defektleri ve renk görme bozukluklarıyla karakterize nörolojik bir tablodur.
Pragmatic Aphasia
Beynin sağ hemisferindeki hasara bağlı olarak, bireyin belirli sosyal bağlamlarda ve durumlarda uygun iletişim kurma yeteneğini bozan bir bozukluklar grubu.
Praxis
Amaca yönelik motor hareketlerin ve becerilerin planlanması, organize edilmesi ve yürütülmesidir.
Prana
Doğu felsefesi ve geleneksel Hint tıbbında tüm evrene ve canlı organizmalara nüfuz eden temel yaşam enerjisi veya soluk.
Prandial Drinking
Beslenme eylemi esnasında veya hemen sonrasında ortaya çıkan, yemek yeme davranışı tarafından tetiklenen sıvı alım motivasyonudur.
Precentral Gyrus
Beynin frontal lobunda, merkezi arkusun hemen önünde yer alan ve istemli kas hareketlerinin kontrolünden sorumlu birincil motor korteksin bulunduğu anatomik kıvrım.
Preening
Kuşların gagalarını kullanarak kendi tüylerini veya grup üyelerinin tüylerini temizlemesi, düzenlemesi ve parazitlerden arındırması şeklindeki temel bakım davranışı.
Prefrontal Cortex
Serebral korteksin en ön kısmında yer alan ve dikkat, planlama, çalışma belleği ile yönetici işlevlerin yürütülmesinden sorumlu gelişmiş assosiasyon alanıdır.
Prefrontal Lobe
Serebral hemisferlerin en ön bölgesinde yer alan; bellek, öğrenme, duygu düzenleme ve sosyal davranış gibi yüksek bilişsel işlevlerden sorumlu anatomik alan.
Preganglionic Autonomic Neuron
Hücre gövdesi merkezi sinir sisteminde yer alan ve aksonunu otonom bir gangliya göndererek postgangliyonik nöronla sinaps yapan ilk otonom sinir hücresi.
Prechiasmatic Visual Deficit
Optik kiazmanın önünde yer alan görsel sistem yapılabilecek hasarlar sonucunda ortaya çıkan, tek veya çift taraflı görme kaybı.
Precocial
Doğum veya yumurtadan çıkış anında yüksek düzeyde fiziksel ve davranışsal gelişmişlik gösteren, ebeveyn bakımına en az düzeyde bağımlı olan canlıları tanımlayan gelişimsel sıfat.
Precuneus
Serebral hemisferlerin parietal lobunun medial yüzeyinde, kuneusun önünde yer alan ve öz-gönderimli (self-referential) süreçler ile epizodik bellek ağlarında merkezi rol oynayan anatomik bölge.
Retinopathy Of Prematurity (ROP)
Erken doğan bebeklerde retina kan damarlarının düzensiz gelişimi ve lifli doku artışıyla karakterize, ciddi vakalarda retina dekoltesine ve görme kaybına yol açabilen göz bozukluğu.
Prematurity
Normal gebelik süresi tamamlanmadan, genellikle 37. gestasyonel haftadan önce doğan bebeklerde görülen gelişimsel eksiklik ve olgunlaşmamışlık durumu.
Premorbid Functioning
Bireyin herhangi bir nörolojik travma, psikiyatrik hastalık veya beyin hasarı yaşamadan önceki bilişsel, sosyal ve mesleki kapasitesidir.
Premotor Area
Primer motor korteksin önünde yer alan ve özellikle dışsal görsel uyaranlar rehberliğinde hareket planlaması ve motor programlamadan sorumlu olan frontal lob sahası.
Premutation
DNA dizilimindeki nükleotid tekrar sayılarının normalin üzerinde ancak tam mutasyon eşiğinin altında olduğu, nesiller boyu genişleme potansiyeli taşıyan kararsız genetik varyant.
Prenatal İnfection
Gebelik sürecinde hamile bireyden gelişmekte olan fetüse bulaşan; sitomegalovirüs, HIV, sifiliz ve kızamıkçık gibi viral, bakteriyel veya diğer patojenlerin yol açtığı enfeksiyonlar.
Prenatal İnfluence
Fetal gelişimi olumsuz yönde etkileyen her türlü çevresel, biyolojik, kimyasal veya psikolojik faktör.
Prenatal Developmental Anomaly
Doğum öncesi gelişim sürecinde ortaya çıkan konjenital yapısal veya işlevsel bozukluk.
Prenatal Masculinization
Doğum öncesi dönemde androjen hormonlarının fetal cinsiyet anatomisi ve gelişmekte olan sinir sistemindeki nöral devreler üzerindeki erkekleştirici etkileri.
Prenatal Stress
Gebelikte anne adayının maruz kaldığı psikososyal ya da fiziksel baskıların, hormon seviyelerini değiştirerek hem gebelik seyrini hem de fetusun gelişimini etkilemesi durumu.
Preoptic Area
Optik kiyazmanın hemen önünde ve üstünde yer alan, homeostatik termoregülasyon ve hipotalamik hormon salınımında kritik rol oynayan hipotalamik bölge.
Prepyriform Area
Beynin temporal lobunun tabanında yer alan ve doğrudan koku projeksiyonlarını işleyen primer olfaktör korteks bileşeni.
Prepotency
Bir organizmanın, genetik aktarımda veya davranışsal etkide diğer unsurlara kıyasla üstün güç, baskınlık veya baskın etki gösterme kapasitesi.
Prepuce
Erkeklerde glans penisi, kadınlarda ise klitorisi örten ve koruyan katlantılı deri yapısı.
Foreskin
Penis başını (glans penis) örten, esnek çift katmanlı deri ve muköz membran kıvrımı.
Presbycusis
Yaşlanma süreciyle birlikte ortaya çıkan, iç kulak ve işitme siniri yapılarındaki dejenerasyona bağlı ilerleyici ve simetrik işitme kaybı.
Presbyopia
Yaşlanma sürecine bağlı olarak göz merceğinin esnekliğini yitirmesi ve uyum (akomodasyon) yeteneğinin azalmasıyla yakını odaklamada yaşanan fizyolojik görme kaybıdır.
Presenilin
Erken başlangıçlı ailesel Alzheimer hastalığı ile güçlü mutasyonel ilişkileri bulunan, gama-sekretaz kompleksinin katalitik alt birimlerini oluşturan bir transmembran protein ailesidir.
Presynaptic
Sinaps aralığından hemen önce yer alan, nörotransmitter maddeleri depolayan ve sinyali bir sonraki nörona aktarmakla sorumlu olan akson terminali bölgesidir.
Pressor Effect
Vazokonstriktörlerin, özellikle vazopressin gibi ajanların damar duvarları üzerindeki büzücü etkisiyle kan basıncını artırma fizyolojik tepkisi.
Prestriate Cortex
Birincil görsel korteksin çevresinde konumlanan ve Brodmann'ın 18 ile 19 numaralı alanlarını kapsayan ekstrastriat görsel işleme bölgesi.
Presenting
Dişi bir hayvanın çiftleşmeye hazır olduğunu belirtmek amacıyla arkasını erkeğe dönerek posteriorunu kaldırması davranışı ve bu postürün sosyal hiyerarşide alt kademedeki bireylerce baskın bireylere karşı yatıştırıcı bir sinyal olarak sergilenmesi.
Primate
Lemurlar, maymunlar, insansı maymunlar ve insanları içeren; kavrayabilen başparmak, gelişmiş beyin ve iki gözle görme (binoküler vizyon) özellikleriyle karakterize memeliler takımı.
Primary Sensory Area
Neokorteks içerisinde thalamus aracılığıyla gelen duyusal girdileri doğrudan alan ve ilk düzey işleme tabi tutan, modaliteye özgü anatomik bölgelerdir.
Primary Line Of Sight
Fiksasyon hedefi ile göz bebeğinin merkezi arasından geçen hayali optik doğrudur.
Primary Visual System
Primatlarda görsel bilginin fovea centralis aracılığıyla işlendiği, retinadan striat kortekse kadar uzanan ana ve filogenetik olarak daha yakın dönemde gelişmiş görsel sinir yolu.
Primary Cortex
Serebral korteksin, duyusal reseptörlerden gelen temel girdileri doğrudan alan veya kaslara ana motor çıktıyı gönderen birincil işleme merkezidir.
Primary Microcephaly
Fetal gelişim anomalilerinin birincil ve genellikle tek bulgusu olan, ortalama büyüklükteki bir yüz ile belirgin derecede küçük bir koryonun bir arada görüldüğü konjenital nörogelişimsel bozukluk.
Primary Position
Vücut ve baş dik konumdayken, gözlerin tam karşıya doğru yaptığı binoküler fiksasyonun temel görsel hizalanma konumu.
Primary Progressive Aphasia (PPA)
Dil becerilerinde kademeli ve geri dönüşsüz bir yıkımla karakterize, genellikle daha yaygın nörodejeneratif süreçlerin öncülü olan nörodejeneratif sendrom.
Primitive Reflex
Bebeklerde belirli uyaranlara karşı otomatik olarak gerçekleşen, merkezi sinir sisteminin olgunlaşmasıyla birlikte zamanla kaybolan istemsiz kas tepkileri.
Prion
Normal hücresel proteinlerin anormal bir şekilde katlanmış eşleniği olan ve beyin dokularında ilerleyici yıkıma yol açan bulaşıcı protein yapılı ajan.
Prism Adaptation
Görsel alanın yapay olarak yanal veya dikey olarak kaydırılmasına karşı gelişen duyusal-motor uyum mekanizması ve bu mekanizmanın tek taraflı ihmal tedavisinde kullanılan deneysel yöntemi.
Proband
Genetik bir bozukluk veya kalıtsal hastalığın araştırılmasında odak noktası olan, soy ağacının çıkarılmasına öncülük eden ilk birey.
Prophase
Hücre bölünmesinin (mitoz ve mayoz) kromatin ipliklerinin yoğunlaşarak görünür kromozomları oluşturduğu ve çekirdek zarının erimeye başladığı ilk evresidir.
Progesterone
Başlıca corpus luteum ve plasenta tarafından salgılanan; uterus endometriumunu gebeliğe hazırlayan, gebeliğin devamını sağlayan ve laktasyon sürecini destekleyen temel steroid hormondur.
Progestogen
Doğal hormon olan progesteronu ve progesteron benzeri fizyolojik etkilere sahip sentetik steroidleri (progestinleri) kapsayan steroid sınıfı.
Programmed Cell Death
Gelişimsel süreçler veya doku homeostazı sırasında, hücre içi genetik programlar aracılığıyla gerçekleşen düzenli ve kontrollü hücre yıkımı.
Projection Area
Serebral korteksin, belirli bir duyu organından gelen afferent sinyalleri doğrudan alan ve işleyen anatomik bölgesi.
Projection Fiber
Serebral korteks ile talamus, hipotalamus, bazal ganglionlar ve omurilik gibi subkortikal yapılar arasında sinirsel iletileri taşıyan akson demetleri.
Projection Neuron
Hücre gövdesinden uzak mesafelere uzanan uzun bir aksona sahip olan ve sinir sisteminin farklı bölgeleri arasında uzun mesafeli iletişim kuran sinir hücresi.
Proximal
Bir organizmanın merkezine, gövdesine veya ana referans noktasına en yakın olan anatomik veya uzamsal konumu ifade eden sıfattır.
Proximal Response
Bir organizmanın içinde, uyarıcıya doğrudan yakın bir konumda veya anında meydana gelen glandüler ya da müsküler düzeydeki içsel tepki.
Lactotropin / Prolactin
🔹 1. (lactotropin): Ön hipofiz bezinden salgılanan ve özellikle süt bezlerinin gelişimini ve laktasyonu tetikleyen peptit yapılı bir hormon. 🔹 2. (prolactin): Ön hipofiz bezindeki laktotroplar tarafından sentezlenen ve salgılanan; başta laktasyon olmak üzere üreme, homeostazi ve davranışsal süreçleri düzenleyen peptid yapılı bir hormondur.
Proliferation
Hücrelerin veya dokuların hızlı bir şekilde bölünerek çoğalması veya çoğaltılması süreci.
Pronation
Önkolun avuç içi aşağı bakacak şekilde veya ayağın tabanı dışa dönük ve medial kenarı çökecek şekilde yaptığı rotasyonel hareket.
Proopiomelanocortin (POMC)
Hipofiz bezinde sentezlenen ve beta-endorfinn, adrenokortikotropik hormon (ACTH) ve melanosit uyarıcı hormon gibi kritik biyolojik bileşiklerin öncülü olan anahtar bir polipeptit.
Proestrus
Memeli dişilerindeki östrus döngüsünün, kızgınlık evresinden hemen önce gelen ve foliküler gelişimin hızlandığı hazırlık safhasıdır.
Propranolol
Hipertansiyon ve kardiyak aritmilerin tedavisinde kullanılan, düşük dozlarda ise performans anksiyetesi ve somatik tremorları baskılayan selektif olmayan bir beta blokerdir.
Proprioception
Kaslardaki, tendonlardaki ve eklemlerdeki reseptörler aracılığıyla bedenin uzaydaki konumunu, hareketini ve duruşunu görsel ipuçlarına ihtiyaç duymadan algılamasını sağlayan somatosaspektif duyudur.
Proprioceptive Stimulus
Vücudun uzaydaki konumunu, hareketini ve eklemlerin durumunu algılayan proprioseptörlerden kaynaklanan içsel uyarıcı.
Proprioceptor
Vücudun uzaydaki konumunu, eklemlerin hareketini ve kasların gerginliğini algılayan özelleşmiş somatosensoryal reseptör.
Procedural Learning
Bildirgesel bellekten farklı olarak, zamanla otomatik olarak (dikkat gerektirmeden) gerçekleştirilebilen beceri ve eylemleri edinme süreci.
Prosencephalon
Embriyonik merkezi sinir sisteminin en rostral (ön) bölümünü oluşturan ve ilerleyen gelişim evrelerinde telensefalon ile diensefalona ayrılan ana beyin kesesi.
Proceptivity
Dişi bireyin çiftleşme davranışında erkekleri aktif olarak çiftleşmeye davet ettiği ve süreci başlattığı dönemdir.
Prosodic
Konuşmanın dilbilgisel olmayan; vurgu, tonlama, ezgi ve ritim gibi işitsel özelliklerini ifade eden sıfat.
Prosopagnosia
Bireyin nesneleri genel olarak tanıyabilmesine rağmen, kendi yüzü dahil olmak üzere insan yüzlerini algılama ve tanıma yeteneğinin bozulduğu nörolojik bir görsel agnozi türüdür.
Prostaglandin (PG)
Hayvan dokularında yerel hormonlar gibi işlev gören ve kan basıncından düz kas stimülasyonuna kadar pek çok fizyolojik etkiyi tetikleyen kimyasal olarak ilişkili maddeler grubu.
Prostate
Erkek memelilerde mesanenin altında üretrayı çevreleyen, ejakülasyon sırasında semen sıvısının alkali bileşenini salgılayan ceviz büyüklüğündeki aksesuar bez.
Prot-
Bilimsel terminolojide ve psikolojide karmaşık yapıların veya gelişim süreçlerinin ilk, temel ya da kökensel evresini belirtmek üzere kelime başında kullanılan ön ek biçimi.
Protanomaly
Kırmızıya duyarlı retinal koni hücrelerinin anormal işlev görmesiyle ortaya çıkan, kırmızı renk tonlarının algılanmasında zayıflıkla karakterize bir kalıtsal renk körlüğü türüdür.
Protanopia
Kırmızı ışığa duyarlı temel fotopigmentin yokluğundan kaynaklanan ve kırmızı ile yeşil renklerin ayırt edilemediği bir kalıtsal dikromazi türüdür.
Protein
Hücrelerin yapısal ve işlevsel temelini oluşturan, amino asitlerin uzun zincirli polimerlerinden oluşan büyük biyomoleküllerdir.
Protein Hormone
Kan dolaşımına salgılanarak uzak hedef organ ve dokulardaki fizyolojik süreçleri düzenleyen, amino asitlerin uzun zincirli polimerlerinden oluşan bir biyokimyasal molekül sınıfıdır.
Protein Kinase
Protein moleküllerine bir veya daha fazla fosfat grubu (PO4) kovalent bağlarla ekleyerek fosforilasyon süresini katalize eden enzim sınıfıdır.
Protein Metabolism
Proteinlerin ve amino asitlerin sentezi (anabolizma) ile yıkımını (katabolizma) kapsayan, organizmanın yapısal ve işlevsel sürekliliğini sağlayan temel biyokimyasal reaksiyonlar bütünü.
Protopathic
Ağrı, aşırı sıcaklık ve kaba dokunma gibi genel duyusal uyaranlara yanıt veren periferik sinir liflerini tanımlayan ilkel somatosasensoryel iletim modu.
Protoplasm
Bir hücrenin sitoplazma ve nükleoplazmayı içeren tüm canlı içeriğidir.
Proust Phenomenon
Olfaktör veya duyusal uyarıcılar aracılığıyla, otobiyografik anıların ani, istemsiz ve yoğun duygusal eşlikçilerle birlikte zihne çağrılması durumu.
Prosody
Konuşma akışındaki vurgu, tonlama, ses yüksekliği ve süre gibi fonolojik özelliklerin bütünü olup, sözcüklerin ötesinde sözel ifadenin duygusal ve pratik anlamını yapılandırır.
Pseudoangina
Kardiyak kökenli bir kalp krizi ağrısını (anjina pektoris) taklit eden ancak klinik olarak kalp hastalığı bulgusu içermeyen göğüs ağrısı.
Pseudobulbar Palsy
Üst motor nöron lezyonlarına bağlı olarak çene, ağız ve yutak kaslarının kontrol edilememesiyle karakterize, genellikle inme veya multipl skleroz gibi nörolojik tablolarla ilişkili bir nörolojik sendromdur.
Psi
Psikoloji biliminin evrensel sembolü olan ve parapsikolojide duyularötesi algı, öngörü ile psikokinezi gibi deneysel olarak kanıtlanmamış anormal zihinsel olguları tanımlayan çatı terim.
Psi-missing
Parapsikoloji deneylerinde, test performansının istatistiksel şans beklentisinin anlamlı düzeyde altında kalması durumu.
Psychoscience
Zihni, zihinsel davranışları, psikopatolojileri ve bunların sağaltımını inceleyen tüm disiplinlerin çatı terimidir.
Psychobiology
Bireyi biyolojik, psikolojik ve sosyolojik belirleyicilerin dinamik etkileşimiyle bütüncül bir birim olarak ele alan ve davranışları bu çerçevede inceleyen ekoldür.
Psychoendocrinology
Hormonal sistem ile biyolojik, davranışsal ve psikolojik süreçler arasındaki etkileşimleri inceleyen disiplinler arası bilim dalı.
Psychopharmacology
İlaçların zihinsel, duygusal ve davranışsal süreçler üzerindeki etkilerini ve bunların sinir sistemindeki etki mekanizmalarını inceleyen disiplinlerarası bilim dalıdır.
PTC
İşitsel sistemin frekans seçiciliğini ölçmek amacıyla, belirli bir test tonunu işitilebilir kılmak için gereken eşik seviyesinin maskeleyen sesin frekansına göre değişimini gösteren grafiksel işitsel fonksiyondur.
Psychophysiological Research
Bireyin bedensel tepkileri ile zihinsel süreçleri arasındaki ampirik bağlantıları inceleyen bilimsel araştırma yaklaşımı.
Psychophysiological Assessment
EEG, EKG, EMG ve EOG gibi elektrofizyolojik ölçüm araçları kullanılarak bedensel tepkilerin kaydedilmesi ve bu veriler aracılığıyla zihinsel süreçler ile duygusal durumların çıkarımsanması.
PGR
Duygusal veya fizyolojik uyarılma anlarında ter bezlerinin aktivitesine bağlı olarak derinin elektriksel direncinde meydana gelen değişimleri ifade eden psikofizyolojik bir kısaltmadır.
Psychogenetics
Bilişsel, duygusal ve davranışsal özelliklerin nesiller boyu aktarımını ve genetik temellerini inceleyen bilim dalı.
Psychochemistry
Kimyasal maddeler ile davranış, genetik/metabolik süreçler ve psikolojik işlevler arasındaki ilişkileri inceleyen disiplin.
Psychological Deficit
Bir bireyin bilişsel, davranışsal veya duygusal performansının normatif popülasyon ortalamasının belirgin şekilde altında kalması durumu.
Psychomotor
Zihinsel süreçler ile fiziksel hareketlerin entegrasyonu sonucu ortaya çıkan, bilişsel komutlarla yönlendirilen örgütlü kas etkinlikleri.
Psychomotor Skill
Bilişsel süreçler ile motor kontrolün eş güdümlü olarak çalışmasını gerektiren karmaşık fiziksel yeteneklerin bütünü.
Psychomotor Epilepsy
Kompleks parsiyel nöbetlerle karakterize edilen ve tarihsel olarak kullanılan eski bir epilepsi sınıflandırma terimidir.
Psychomotility
Zihinsel süreçlerin doğrudan etkisi veya kontrolü altında şekillenen; tik, el yazısı, yürüyüş bozukluğu veya kekemelik gibi her türlü motor eylem veya alışkanlık.
Psychomotor Test
Bilişsel işlemler ile motor becerilerin eşzamanlı ve koordineli bir şekilde yürütülmesini gerektiren, nöropsikolojik değerlendirme aracı.
Psychoneuroendocrinology
Davranış ve sağlığın belirlenmesinde psikolojik faktörler, sinir sistemi ve endokrin sistem arasındaki etkileşimleri inceleyen disiplinler arası bilim dalı.
Psychoneuroimmunology
Zihinsel süreçlerin, davranışların ve merkezi sinir sisteminin bağışıklık sistemi yanıtları üzerindeki etkilerini inceleyen disiplinler arası bilim dalı.
Psychoneuromuscular Theory
Zihinsel imgelemin, fiziksel hareketin gerçekleşmesinde rol oynayan sinir yollarını düşük yoğunluklu impulslarla aktive ederek motor becerileri geliştirdiğini savunan kuram.
Psychotoxic
Beyin dokusunda hasara yol açarak nörolojik ve psikiyatrik bozuklukları tetikleyen kimyasal ajanları, maddeleri veya çevresel etkenleri tanımlayan sıfat.
Psilocin
Sihirli mantarlarda bulunan, vücutta psilosibinin metabolize edilmesiyle ortaya çıkan ve özellikle 5-HT2A serotonin reseptörleri üzerinden psikedelik etki gösteren bir indolalkilamin türevidir.
Psychic Link
Parapsikoloji ve spiritüalizm bağlamında, herhangi bir duyusal kanal aracılığına dayanmaksızın iki zihin arasında kurulan doğrudan bağlantı.
Psychic Seizure
İllüzyonlar, halüsinasyonlar, duygusal dalgalanmalar veya déjà vu gibi bilişsel değişimler gibi ani psikolojik bozukluklarla karakterize edilen karmaşık parsiyel nöbet türü.
Psittacism
Sözcüklerin veya ifadelerin anlamları kavranmaksızın, tıpkı bir papağanın sesleri taklit etmesi gibi mekanik ve yineleyici bir biçimde, düşünsel içerikten yoksun olarak seslendirilmesi.
Pseudocholinesterase (pche)
Butirilkolinesteraz enziminin eş anlamlısı olan; karaciğerde sentezlenen ve özellikle ester bazlı lokal anesteziklerin hidrolizinde rol oynayan plazma kolinesterazı.
PSP
Nöronlar arası iletişimde, kimyasal ileticilerin sinaps sonrası zar üzerindeki reseptörlere bağlanmasıyla ortaya çıkan geçici elektriksel potansiyel değişimleridir.
PTP
Yüksek frekanslı elektriksel uyarılar (tetanos) sonrasında sinapslardaki iletim etkinliğinin geçici olarak artması durumu.
Puberty
Üreme organlarının işlevsel olgunluğa ulaştığı ve ikincil cinsiyet karakterlerinin belirmesiyle ergenlik evresini başlatan biyolojik gelişim dönemi.
Pubescence
Bireyin biyolojik olarak üreme yeteneği kazandığı ve ikincil cinsiyet karakterlerinin belirdiği ergenliğe erişme dönemi veya süreci.
Pudendal Nerve
Perine bölgesinin kas ve derisine duyu ve motor lifler taşıyan, ikinci, üçüncü ve dördüncü sakral sinir köklerinden çıkan karma bir sinirdir.
Pudendum
İnsanın dış genital organlarını, özellikle de kadın dış genital yapısını tanımlayan anatomik terim.
Pulvinar
Talamusun dorsal posterior bölgesini oluşturan, görsel işleme, dikkat ve göz hareketlerinin yönlendirilmesinde kritik rol oynayan en büyük nükleustur.
Punch-drunk
Tekrarlayan kafa travmalarına bağlı olarak gelişen, kronik nörolojik bozulma ve kognitif yıkımla karakterize klinik tablo.
Pungent
Stereokimyasal koku teorisine göre yedi temel koku sınıfından biri olan, burunda keskin ve batıcı bir iritasyon yaratan koku niteliği.
Purkinje Figures
Gözün sklerası üzerinden yönlendirilen yoğun bir ışık kaynağı aracılığıyla, bireyin kendi retinal kan damarı ağını doğrudan görselleştirme fenomeni.
Purkinje Cell
Beyincik korteksinde yer alan, vücudun uzaydaki konumuna ilişkin girdileri alarak motor koordinasyonu sağlayan spinal sinirlere sinyal ileten son derece dallanmış büyük nöronlar.
Purkinje Shift
Işık seviyesindeki azalmaya bağlı olarak insan gözünün renk hassasiyetinin kırmızı ucundan mavi ucuna doğru kayması olayı.
Purkinje–sanson İmages
Kornea ön yüzeyi ile göz merceğinin ön ve arka yüzeylerinden yansıyan üç (veya dört) ışık görüntüsünün oluşturduğu optik fenomen.
Putamen
Beynin bazal ganglia sisteminde yer alan, lentiküler çekirdeğin bir parçası olan ve motor kontrol ile hareketlerin düzenlenmesinde rol oynayan subkortikal bir yapıdır.
Putrid
Stereokimyasal koku teorisinde yer alan yedi temel koku sınıfından birini nitelendiren ve çürüme kokusunu ifade eden sıfat.
Roughness Discrimination Test
Katılımcıların dokunma duyusu aracılığıyla farklı yüzeylerin (örneğin zımpara kağıdı dereceleri) pürüzlülük derecelerini karşılaştırıp hangisinin daha pürüzlü olduğunu belirlemesini gerektiren somestezik duyarlılık testi.
Tufted Cell
Koku duyusunun erken evre işlenmesinden sorumlu, koku soğancığında yer alan özel efferent nöronlar.
Pyr-
Tıbbi ve bilimsel terminolojide 'ateş', 'ısı' veya 'sıcaklık' ile ilgili durumları belirten önek biçimi.
Qeeg
Standart elektroensefalografi verilerinin sayısal ve matematiksel algoritmalarla dönüştürülerek spektral analize tabi tutulduğu ileri düzey nicel beyin haritalama yöntemi.
Qi
Geleneksel Doğu Asya kozmolojisi ve tıbbında evrendeki tüm varlıklarda bulunan temel yaşam gücü, nefes ve enerji akışı.
Qigong
Belirli solunum paternlerini, postürleri ve bedensel hareketleri bilinçli dikkatle birleştiren geleneksel Çin kökenli bir öz-iyileşme ve sağlık koruma pratiğidir.
R-strategy
Düşük ebeveyn yatırımı karşılığında yüksek sayıda yavru üretimine odaklanan evrimsel bir üreme stratejisidir.
Radial Glia
Gelişmekte olan serebral hemisferlerin enine uzanarak göç eden nöronlara rehberlik eden, erken gelişim evresinde oluşan özel bir glia hücresi türüdür.
Radial Nerve
Brkiyal pleksustan köken alarak üst ekstremitenin arka kompartımanındaki kaslara motor ve ilgili cilt bölgelerine duyusal innervasyon sağlayan ana sinir.
Radiculitis
Omurilik sinir köklerinin, özellikle omurilik ile intervertebral kanal arasındaki kısmının inflamasyonudur.
Radiculopathy
Omurilikten çıkan sinir köklerinin herhangi bir bozukluğu veya hasarı olup, genellikle omurgadaki yapısal baskılardan kaynaklanır.
Radial Maze
Merkezi bir başlangıç noktasından dışarıya doğru ışınsal olarak uzanan kollara sahip, özellikle kemirgenlerde mekansal öğrenme ve belleği test etmek için tasarlanmış deneysel bir düzenektir.
Radiation
Enerjinin dalgalar veya parçacıklar biçiminde merkezî bir noktadan dışarıya doğru yayılması ya da aktarılması süreci.
Radiation Necrosis
İyonlaştırıcı radyasyona maruz kalan dokularda, özellikle beyin parankiminde, zamanla gelişen lokalize hücre ve doku ölümüdür.
Radioactive Tracer
Metabolik yolların ve kimyasal süreçlerin vücut dokularında izlenebilmesi amacıyla radyoaktif bir izotopla etiketlenmiş kimyasal bileşik.
Radioactive İsotope
Kararlı bir forma dönüşmek üzere bozunurken radyasyon yayan kimyasal element izotopudur.
Radiography
İyonlaştırıcı radyasyon kullanılarak nesnelerin veya dokuların iç yapılarının negatif görüntü filmleri ya da dijital dedektörler aracılığıyla kaydedilmesini sağlayan tanısal görüntüleme tekniği.
Radioimmunoassay (RIA)
Kan veya doku örneklerindeki hormon gibi spesifik maddelerin konsantrasyonunu radyoaktif izotoplar ve antikorlar kullanarak ölçen hassas bir immünolojik analiz tekniğidir.
Radioisotope
Atom çekirdeği kararsız olan ve kararlı bir yapıya ulaşmak amacıyla ışıma (radyasyon) yayan radyoaktif izotop türü.
Radiology
Radyant enerjinin, radyoaktif maddelerin ve çeşitli görüntüleme tekniklerinin hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılmasını inceleyen tıp disiplinidir.
Relief
Mevcut veya beklenen bir tehdidin ortadan kalkması, hafiflemesi ya da gerçekleşmemesi durumunda ortaya çıkan pozitif duygu.
Rami Communicantes
Sempatik zincirin ganglionlarını spinal sinirlere bağlayan sinir lifleridir ve beyaz ile gri rami communicantes olmak üzere ikiye ayrılır.
Ramp Movement
Bazal ganglionlar tarafından üretildiği düşünülen, ani olmayan, yavaş ve sürekli motor aktivasyon biçimi.
Ramus
Bir kan damarının veya sinirin ana gövdeden ayrılarak daha küçük dallara ayrılan ana kolu.
Rana Pipiens
Nörofizyoloji ve nöroanatomi çalışmalarında sinir sistemi araştırmaları için temel bir model organizma olarak kullanılan leopar kurbağası türü.
Node Of Ranvier
Miyelinli aksonlar üzerinde, miyelin kılıfın kesintiye uğradığı düzenli aralıklı boşluklardır.
Raphe Nucleus
Beyin sapının orta hattı boyunca uzanan ve merkezi sinir sistemine serotonin salgılayan nöron gruplarıdır.
RAS
Beyin sapından kortekse uzanan, uyanıklık, dikkat ve uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen nöronal ağ.
Random-dot Stereogram
Görsel sistemin yatay eşitsizliği işleyerek stereoskopik derinlik algısı üretmesini sağlamak amacıyla, yatay olarak kaydırılmış bir alt küme hariç tamamen rastgele siyah ve beyaz noktalardan oluşan çift görüntülü uyarıcı.
Rational Addiction
Madde kullanım bozukluğu olan bireylerin, bağımlılık yaratan maddelerin tüketimini anlık hazlar ile gelecekteki bedelleri (monomer, sağlık ve sosyal maliyetler) rasyonel bir maliyet-fayda analiziyle tartarak gerçekleştirdiğini savunan tartışmalı iktisadi model.
Rachischisis
Omurganın konjenital bir yarığı olup, nöral tüpün gelişimsel kusuru sonucu omurilik kordonunun açıkta kalmasıyla karakterize bir doğum defektidir.
Rickets
Çocukluk çağında D vitamini, kalsiyum veya fosfat metabolizmasının bozulması sonucu, büyüme plaklarının yetersiz mineralizasyonuyla karakterize iskelet sistemi bozukluğudur.
Rauwolfia Derivative
Antik Hindu tıbbından modern nöropsikofarmakolojiye uzanan, Rauwolfia bitki cinsinden elde edilen ve merkezi ile periferik sinir sistemindeki katekolamin depolarını tüketerek sedatif ile antihipertansif etki gösteren alkaloid grubu.
Raven’s Progressive Matrices
Soyut tasarımlardaki eksik parçaların bulunmasını gerektiren ve sözel olmayan materyalle genel zekayı (akışkan zeka) ölçen standart psikometrik test.
RAVLT
Sözel bellek, öğrenme eğrisi, gecikmeli hatırlama ve tanıma becerilerini değerlendiren standartlaştırılmış nöropsikolojik test bataryası.
Rayleigh Equation
Normal insan gözünün sarı rengi algılaması için gereken kırmızı ve yeşil uyaranların oranını belirten psikofiziksel ifade.
Rcbf (RCBF)
Beynin belirli anatomik bölgelerindeki kan akış hızı ve miktarını ifade eden fizyolojik ölçüt.
RCFT
Görsel-uzamsal bellek, yapılandırma becerileri ve yürütücü işlevlerin bozulmamışlığını değerlendirmek amacıyla kullanılan karmaşık bir geometrik çizim nöropsikolojik testidir.
Reafference
Duyu organının kendi hareketi sonucunda ortaya çıkan ve merkezi sinir sistemi tarafından hareketin planlanan komutlarıyla karşılaştırılan duyusal geri bildirim sinyalleridir.
Reafference Principle
İstemli hareketlerin kontrolünde, motor komutların bir kopyasının içsel referans oluşturarak duyusal geri bildirimi nasıl denetlediğini açıklayan nörobiyolojik model.
Norm Of Reaction
Belirli bir genotipin, olası tüm çevresel koşullar altında üretebileceği fenotipik varyasyon aralığını tanımlayan biyolojik kavram.
RMT
Tanıma hafızasını, özellikle sözel ve görsel uyaranlar üzerinden değerlendirmek için geliştirilmiş standartlaştırılmış nöropsikolojik test bataryası.
Redout
Negatif yerçekimi kuvvetlerinin (G-kuvveti) etkisiyle kanın vücudun alt kısımlarından baş ve göz bölgesine hızla pompalanması sonucu, görme alanının kırmızılaşmasıyla karakterize fizyolojik durum.
Reduplicative Paramnesia
Tanıdık bir yerin, kişinin veya nesnenin kopyalandığına ve aynı anda birden fazla yerde bulunduğuna dair sarsılmaz sanrısal inanç.
Reentrant
Sinir ağları arasında iki yönlü sinyal alışverişini ifade eden, beyin bölgelerindeki aktivitenin entegrasyonunu sağlayan nörolojik süreç.
Reflex
Bilinçli çaba veya değerlendirme gerektirmeyen, uyarıcılara karşı gelişen otomatik, öğrenilmemiş ve nispeten sabit fizyolojik yanıt.
Reflexive Behavior
Bilinçli kontrol veya iradeden bağımsız olarak belirli uyarıcılara karşı, sinir sisteminin otomatik ve istemsiz bir şekilde ürettiği motor veya otonom tepkiler.
Reflex İntegration
İki veya daha fazla bağımsız refleksin birleşerek daha karmaşık ve işlevsel tek bir motor yanıt oluşturması süreci.
Reflex Latency
Bir duyusal uyaranın uygulanması ile bu uyarana karşı başlayan istemsiz refleks yanıtın ortaya çıkması arasında geçen milisaniyelik zaman aralığı.
Reflex Strength
Bir refleks uyaranına karşı verilen yanıtsal potansiyelin büyüklüğü; genellikle refleks gecikme süresi ile ters orantılı olarak ölçülür.
Reflex İnhibition
Uyumsuz bir refleksin eş zamanlı veya hemen öncesinde tetiklenmesi nedeniyle, hedef refleksin zayıflatılması veya tamamen engellenmesi durumu.
Reflex Sympathetic Dystrophy
Genellikle bir travma veya cerrahi müdahale sonrasında bir uzuvda ortaya çıkan; şiddetli yanıcı ağrı, ödem, otonomik ve motor bozukluklarla karakterize kronik bir ağrı bozukluğudur.
Reflex Arc
Bir refleks eylemini yöneten ve duyusal girdiyi omurilik üzerinden doğrudan motor yanıta dönüştüren nöral devre.
Reflexogenous Zone
Vücutta belirli uyaranlarla karşılaştığında belirli bir refleks yanıtı tetikleyen özelleşmiş anatomik alan.
Refractory Period
Bir uyarılabilir hücrenin (nöron veya kas hücresi) bir aksiyon potansiyeli ürettikten sonra, yeni bir uyarıya tepki veremediği veya yanıt oluşturmak için normalden çok daha güçlü bir uyarıya ihtiyaç duyduğu dinlenme ve iyileşme evresi.
Regulatory System
Bir organizmada ya da organda homeostazı veya herhangi bir kararlı durumu korumak amacıyla işlev gören, birbirleriyle etkileşim içindeki mekanizmalar bütünü.
Rehabilitation Engineering
Engelli bireylerin yaşam kalitesini artırmak amacıyla ürün, süreç ve çevre geliştirmek için çok sayıda araştırma alanını ve tekniği entegre eden disiplin.
Rehabilitation Neuropsychology
İnme, travmatik beyin hasarı ve benzeri nörolojik yıkımlar sonrası bireylerin bilişsel, davranışsal, duygusal ve sosyal bozukluklarını değerlendiren ve tedavi eden uygulamalı nöropsikoloji alt uzmanlık alanıdır.
Reissner’s Membrane
İç kulaktaki kokleanın içinde yer alan, scala vestibuli'yi scala media'dan ayıran ince doku katmanı.
Reitan Indiana Aphasia Screening Test
Dil işlevleri, yapısal praksi, hesaplama becerileri ve sağ-sol yönelimini değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş 32 maddeden oluşan nöropsikolojik tarama aracıdır.
Reitan–klove Sensory Perceptual Examination
Halstead-Reitan Nöropsikolojik Bataryası'nın bir parçası olarak geliştirilen; vücudun her iki tarafındaki dokunsal, görsel ve işitsel duyusal fonksiyonları değerlendiren kapsamlı bir nöropsikolojik muayene yöntemidir.
Regenerative Medicine
Vücudun kendi kendini iyileştirme kapasitelerini ve süreçlerini inceleyen, ayrıca transplantasyon için yeni dokular üretmeyi hedefleyen uygulamalı tıp dalı.
Recombinant DNA
Farklı kaynaklardan veya türlerden elde edilen DNA parçalarının laboratuvar ortamında genetik mühendislik teknikleriyle birleştirilmesiyle oluşturulan yapay DNA molekülü.
Recombination
Sperm ve yumurta hücrelerinin oluşumu sırasında, eşleşmiş kromozomlar arasında genetik materyal alışverişinin gerçekleştiği hücresel süreçtir.
Postreconstructive Surgery
Birincil rekonstrüktif cerrahi operasyonunun ardından,optimal fonksiyonel kapasiteyi veya anatomik uyumu yakalamak amacıyla gerçekleştirilen ikincil cerrahi müdahaleler bütünü.
Relative Accommodation
Konverjans sabit tutulduğunda gerçekleştirilebilen göz akomodasyon (odaklanma) miktarı.
REM
Uykunun, hızlı göz hareketleri, yüksek beyin aktivitesi ve canlı rüyalarla karakterize edilen evresidir.
REM Storm
Uykunun hızlı göz hareketi (REM) evresinde, gözlerin yoğun ve ani patlamalar şeklinde yüksek frekanslı hareketler sergilemesi durumu.
REM Latency
Uyku başlangıcı ile ilk hızlı göz hareketi (REM) uykusunun ortaya çıkışı arasında geçen süre.
REM Rebound
REM uykusu yoksunluğunun ardından bu evrenin süresinde, sıklığında ve yoğunluğunda görülen telafi niteliğindeki belirgin artış.
Rapid Eye Movement (REM) / REM Sleep
🔹 1. (rapid eye movement (REM)): Göz kapaklarının altında gerçekleşen hızlı, süpürücü hareketlerle karakterize olan ve genellikle canlı rüyaların görüldüğü uyku evresi. 🔹 2. (REM sleep): Elektroensefalogramda uyanıklık halini andıran beta salınımlarının görüldüğü, iskelet kası tonusunun baskılandığı ve rüyaların yoğun olarak deneyimlendiği uyku evresi.
Rem-sleep Deprivation
Bireyin uykunun hızlı göz hareketi (REM) evresinden bilinçli veya deneysel olarak mahrum bırakılması işlemidir.
Remifentanil
Cerrahi operasyonlar sırasında analjezi sağlamak ve anestezinin etkisini güçlendirmek amacıyla kullanılan, yüksek potensli ve kısa etki süreli sentetik bir opioid analjeziktir.
Renal
Böbrek ile ilgili veya böbreğe ait yapıları ve süreçleri tanımlayan anatomi ve tıp terimi.
Renal System
Vücuttaki metabolik atıkların uzaklaştırılmasını, sıvı-elektrolit dengesinin ve kan basıncının düzenlenmesini sağlayan böbrekler, üreterler, mesane ve üretra dahil olmak üzere ilgili anatomik yapılar bütünü.
Renin
Kan basıncındaki düşüşe yanıt olarak böbrekler tarafından salgılanan ve renin-anjiyotensin-aldosteron sistemini (RAAS) başlatan aspartik proteaz yapısındaki enzim.
Renin–angiotensin System
Kan basıncını, sıvı dengesini ve vasküler tonusu düzenleyen; karaciğer, böbrek ve adrenal korteks etkileşimiyle çalışan hormonal kaskad.
Color Agnosia
Primer görme yetisi ve renkleri ayırt etme becerisi bozulmamış olmasına rağmen, bireyin renkleri tanıyamaması, renk adlarını nesnelerle eşleştirememesi veya renk kategorilerini ayırt edememesi durumudur.
Color Amnesia
Renkleri görme ve algılama yeteneğinde herhangi bir kusur olmamasına rağmen, nesnelerin karakteristik renklerini (örneğin itfaiye aracının kırmızı olduğunu) zihinsel olarak hatırlayamama durumudur.
Color Anomia
Kişinin sunulan bir rengin adını söyleyememesi, ancak verilen bir renk adını doğru şekilde gösterebilmesi ve renkleri kendi içinde başarıyla eşleştirebilmesi durumu.
Color Zones
Retinanın farklı renklere karşı değişen duyarlılık seviyelerine sahip olan anatomik ve işlevsel bölgeleridir.
Color Sensation
Görsel sistemin kromatik uyaranlara maruz kalmasıyla ortaya çıkan ham deneyim.
Color Vision
Görsel uyarıcıların yaydığı veya yansıttığı ışık dalga boylarındaki farklılıkları ayırt etme ve bunları renk nitelikleri olarak algılama kapasitesi.
Dual Process Theory Of Color Vision
Görsel sistemin renkleri birbirine zıt çiftler halinde (kırmızı-yeşil, mavi-sarı, siyah-beyaz) işlediğini öne süren nöropsikolojik model.
Color Cells
Retinada bulunan ve her biri kırmızı, yeşil ve mavi olmak üzere üç temel görsel renkten birine duyarlı olan üç tür koni hücresinin genel adı.
Color Blindness
Renk tonlarını algılama ve birbirinden ayırt etme yeteneğinin kısmi veya tam kaybı.
Color-blindness Test
Farklı renk uyarıcılarını ayırt etme yeteneğini ölçen ve renk algısındaki anomalileri tespit etmeyi amaçlayan her türlü görev veya araç.
Color Temperature
Bir ışık kaynağının yaydığı spektral dağılımın, teorik bir kara cismin (black body) yaydığı ışınımla kıyaslanarak Kelvin (K) cinsinden ifade edilen niteliğidir.
Color Scotoma
Bir veya her iki gözün görme alanında belirli bir bölgede renk algısının azalması veya tamamen kaybolması durumu.
Flight Of Colors
Karanlık bir ortamda kısa ve yoğun bir ışık patlamasına maruz kaldıktan hemen sonra algılanan ardışık renkli görüntüler dizisi.
Colored Progressive Matrices
Genellikle çocuklarda, yaşlılarda veya bilişsel gerileme gösteren bireylerde, sözel olmayan genel zekayı (akışkan zeka) ve görsel-uzamsal matris akıl yürütme becerisini ölçmek için tasarlanmış standartlaştırılmış bir test aracıdır.
Renshaw Cell
Omuriliğin gri maddesinde yer alan ve alfa motor nöronların aşırı uyarılmasını önlemek için negatif geri bildirim döngüsü sağlayan inhibe edici ara nöron.
Rheoencephalography
Serebral damarların elektrik akımına karşı direncini (empedansını) ölçerek beyin kan akışını sürekli olarak kaydeden non-invaziv bir fizyolojik ölçüm tekniğidir.
Receptive Field
Bir duyusal hücrenin maksimum düzeyde uyarılmasını sağlayan uzamsal bölge ve bu bölgeye ait uyarıcı özelliklerin bütünü.
Receptivity
Bir organizmanın, özellikle dişinin, çiftleşme çağrılarına veya uyaranlarına yanıt vermeye hazır olduğu fizyolojik ve davranışsal dönem.
Receptor
Duysal sistemde uyarıcı transdüksiyonundan sorumlu olan ve iç ya da dış çevredeki özgül uyarıcıları saptayıp bunlara yanıt vermek üzere özelleşmiş hücre veya protein yapısı.
Receptor Adaptation
Duyusal reseptörlerin, sabit ve değişmeyen bir uyarana karşı bir süre sonra yanıt vermeyi durdurma veya bu yanıtı azaltma eğilimi.
Receptor Site
Hücre zarında yer alan ve belirli haberci molekülleri seçici olarak tanıyıp bağlayarak hücresel tepkiyi başlatan özelleşmiş membran bölgesi.
Receptor Potential
Bir duyu reseptör hücresinin uyarılmasıyla ortaya çıkan ve duysal uyaranın şiddetiyle doğru orantılı olan dereceli transmembran potansiyel değişimi.
Recessive Allele
Fenotipik etkisini yalnızca homozigot durumda, yani homolog kromozom çiftinin her iki üyesinde de bulunduğunda gösteren gen varyantıdır.
Picture-anomalies Test
Karikatürize edilmiş görsellerdeki absürtlüklerin veya mantıksal uyumsuzlukların saptanmasına dayanan sözel olmayan bir algısal testtir.
Picture-arrangement Test
Wechsler Yetişkin Zeka Ölçeği'nin (WAIS) katılımcının kısa bir hikaye anlatan bir dizi çizimi mantıksal bir sıraya koymasını gerektiren performans alt testidir.
Picture-completion Test
Eksik kısımları bulunan tanıdık nesne çizimlerinin denekten gösterilerek eksik kısımları tanımasının ve belirtmesinin istendiği bir bilişsel değerlendirme testidir.
Respiratory Sinus Arrhythmia (RSA)
Kalp atım hızının solunum döngüsüyle senkronize şekilde, nefes alma sırasında artıp nefes verme sırasında azalma eğilimi.
Respiratory Type
Dolaşım ve solunum sistemlerinin diğer vücut sistemlerine kıyasla morfolojik ve işlevsel üstünlük gösterdiği konstitüsyonel (yapısal) tip.
Rete Mirabile
Yakındaki bir atardamar veya toplardamardan türetilen karmaşık bir kan damarları ağıdır.
Reticular Activating System (RAS)
Beyin sapından kortekse uzanan, uyanıklık, dikkat ve uyku-uyanıklık döngülerinin düzenlenmesinde kritik rol oynayan nöronal ağ.
Brainstem Reticular Formation
Beyin sapı boyunca uzanan, uyanıklık, dikkat, uyku-uyanıklık döngüsü ve otonomik fonksiyonların düzenlenmesinden sorumlu karmaşık nöron ağları bütünü.
Reticular Membrane
Corti organında yer alan, endolenf ve perilenf sıvılarını birbirinden ayıran ve kıl hücrelerinin stereosilyalarını destekleyen sert yapısal zar.
Retina
Gözün arkasını kaplayan, ışığa duyarlı fotoreseptörleri ve nöron katmanlarını barındırarak görsel uyarıları sinirsel sinyallere dönüştüren ışığa duyarlı sinir dokusu.
Detached Retina
Nöral retinanın iç tabakasının, dış pigment epitel tabakasından fiziksel olarak ayrılması durumu.
Retinal İmage
Gözün retin históriası üzerinde oluşan, dış dünyadaki nesnelerin ters çevrilmiş optik projeksiyonudur.
Retinal Cone
Retinada bulunan ve orta ila yüksek ışık şiddetinde aktifleşerek yüksek keskinlikte görmeyi ve renk algısını sağlayan fotoreseptör hücreler.
Cone
Retinada bulunan ve parlak ışık ile renkli görmeden sorumlu fotoreseptör hücreler.
RPE
Retinanın fotoreseptör hücrelerini dıştan çevreleyen, metabolik destek, fagositoz ve ışık emilimi sağlayan tek katlı pigmentli hücre tabakasıdır.
Retinal
Retinaya ait olan veya A vitamininin görme pigmenti rodopsinin yapısına katılan aldehit formu.
Retinal Field
Görsel bir hedef tarafından uyarılan fotoreseptörlerin oluşturduğu dizi veya kümedir.
Retinal Bipolar Cell
Retinanın iç nükleer tabakasında yer alan, fotoreseptörlerden aldığı sinyalleri gangliyon ve amakrin hücrelerine ileten iki kutuplu nöron sınıfı.
Retinal Densitometry
Retina fotopigmentlerinin ışığı soğurma özelliklerini, göze verilen ışık ile retinadan yansıyıp geri dönen ışığın karşılaştırılmasıyla ölçen optik bir yöntemdir.
Retinal Ganglion Cell
Retinadaki görsel uyarıları beyne ileten ve aksonları optik siniri oluşturan tek nöron türü.
Retinal Horizontal Cell
Retinada fotoreseptörler, bipolar hücreler ve birbirleri arasında yanal (lateral) bağlantılar kurarak görsel sinyal işleme sürecini modüle eden intersellüler nöronlardır.
Dark Light
Mutlak karanlıkta dahi retinanın kendiliğinden ürettiği fotoreseptör aktivitesi sonucu algılanan zayıf görsel gürültü.
Retinal Oscillations
Kısa süreli bir görsel uyaranın ortadan kalkmasından sonra bile devam eden alternatif duyumlar dizisi veya kalıcı görsel algılardır.
Retinene
A vitamini oksidasyon türevi olan ve fotoreseptör hücrelerde ışık sinyallerinin nöral iletimini başlatan temel aldehit bileşiği.
Retinitis
Gözün ışığa duyarlı sinir dokusu olan retinanın iltihaplanması durumu.
Retinol
A vitamini ailesine ait, retinoidlerin temel formunu oluşturan, vizyon döngüsünde ve hücresel proliferasyonda kritik rol oynayan lipofilik bir mikrobesin.
Retinoscope
Gözün kırılma kusurlarını değerlendirmek ve miyopi, hipermetropi ile astigmatizmi tespit etmek amacıyla göze ışık demeti yansıtan klinik bir optik cihazdır.
Retinotopy
Görsel korteksteki nöronal yanıtların, retinadaki fotoreseptörlerin uzamsal düzenini ve topografik yerleşimini birebir yansıtacak şekilde organize olma prensibi.
Retinotopic Map
Retina yüzeyindeki fotoreseptör diziliminin, primer görsel korteks dahil olmak üzere görsel sistemin sonraki yapılarına birebir ve uzamsal olarak korunarak yansıtılmasıdır.
Retrobulbar
Göz küresinin arkasında yer alan anatomik bölgeyi veya yapıyı tanımlayan sıfat.
Retrograde Memory
Belirli bir eşik anından, genellikle travma veya hastalık başlangıcından önce edinilmiş bilgileri ve yaşantıları geri çağırma yeteneği.
Retrograde Degeneration
Aksonal hasar sonrasında harabiyetin sinir lifi boyunca geriye doğru yayılarak nihayetinde nöronun hücre gövdesini (soma) etkilemesi süreci.
Retrocochlear Hearing Loss
İç kulaktaki salyangozun (kohlea) ötesinde, VIII. kranial sinir (işitme siniri) ve merkezi sinir sisteminin daha üst işitsel yollarındaki patolojilerden kaynaklanan işitme bozukluğudur.
Retronasal Olfaction
Ağızdaki bir koku verici molekülün nazofarenks yoluyla burun boşluğuna ulaşmasıyla oluşan koku alma duyusudur.
Retropulsion
Parkinsonizm hastalarında sıklıkla görülen, kısa adımlarla geriye doğru yürüme veya koşma eğilimiyle kendini gösteren motor bozukluk.
Reversion
Genetik bağlamda, her iki ebeveynde de dışavurulmayan kalıtsal bir özelliğin yavruda ortaya çıkması durumu.
Reversol
Edrofonyum maddesinin ticari adı olup, nöromüsküler blokajı hızla geri çevirmek için kullanılan bir asetilkolinesteraz inhibitörüdür.
Rey Auditory Verbal Learning Test (RAVLT)
Bireyin işitsel-sözel materyali öğrenme kapasitesini, anlık hatırlama, müdahale sonrası geri getirme ve gecikmeli bellek performansını ölçen standart nöropsikolojik test.
Reserpine
Rauwolfia serpentina bitkisinden elde edilen, monoamin tüketici etkisiyle hem hipertansiyon hem de tarihsel olarak psikiyatride antipsikotik ve sedatif amaçla kullanılan bir alkaloid.
Residual Vision
Doğuştan veya edinsel görme kayıplarında, striat korteks hasarlarına rağmen sağlam kalan işlevsel veya bilinç dışı görsel kapasite.
Rh Factor (rhesus Factor)
Bireylerin alyuvar yüzeyinde bulunan, genetik olarak belirlenen ve en az sekiz farklı antijenden oluşan protein yapısındaki kan grubu sistemi unsuru.
Rh Blood-group İncompatibility
Rh-pozitif bireye ait kanın, Rh-negatif bireyin kanıyla transfüzyon veya gebelik yoluyla karışması sonucu tetiklenen antijen-antikor reaksiyonudur.
Rhesus Monkey
Hindistan, Nepal ve Afganistan'a özgü, insanlarla olan fizyolojik ve genetik benzerlikleri nedeniyle psikolojik, biyolojik ve tıbbi araştırmalarda sıklıkla kullanılan küçük bir primat türüdür.
Rhinal Fissure
Beynin her bir temporal lobunun anterior medial yüzeyinde yer alan ve koku sistemiyle limbik yapıları ayıran anatomik oluk.
Rhinencephalon
Evrimsel süreçte koku duyusuyla ilişkilendirilmiş olan; günümüzde limbik sistemin yapı taşlarını, koku sinirlerini, bulbus olfactoriusu ve ilişkili kortikal alanları kapsayan beyin bölgesi.
Arrhinencephaly (arhinencephaly)
Koku soğancıkları, yolları ve koku duyusuyla ilişkili diğer yapıları içeren rhinensefalonun konjenital olarak bulunmayışı durumu.
Rhino- (rhin-)
Anatomi, tıp ve nöroloji terminolojisinde burun yapısını veya koku duyusunu niteleyen birleştirici kök.
Rhombencephalon
Embriyonik beyin keselerinin arka kısmını oluşturan, metensefalon ve miyelensefalonu kapsayan ana anatomik yapı; arka beyin.
RIA
Antikor-antijen reaksiyonlarını radyoaktif izotoplar kullanarak yüksek hassasiyetle ölçen in vitro bağışıklık tahlili yöntemidir.
Ribot’s Law
Beyin hasarı sonrasında ortaya çıkan retrograde amnezide, en son edinilen anıların en kırılgan, en eski anıların ise en dirençli olduğunu savunan ilke.
Ribosome
Hücre sitoplazmasında serbest halde veya endoplazmik retikulum üzerinde bulunan, RNA ve proteinlerden oluşan ve genetik şifreyi proteine çeviren temel hücresel organel.
Riddoch’s Phenomenon
Optik kiyazma sonrasında görsel sistem hasarı bulunan bireylerin, hareketsiz ışık uyaranlarını göremezken hareket eden ışık uyaranlarını algılayabilme yeteneğidir.
Rigidity
Fiziksel, bilişsel veya kişilik düzeyinde değişime karşı direnç gösterme, esneklik yoksunluğu ve aynı kalıpları tekrarlama eğilimi.
Rinne Test
İletim tipi ile duyusal-sinirsel tip işitme kayıplarını ayırt etmek amacıyla uygulanan standart bir diyapozon testidir.
Risk Taking
Fiziksel tehlike barındıran ya da yüksek belirsizlik içeren eylemlere yönelme eğilimi.
Risk Sensitivity
Bir organizmanın, kaynakların zaman içindeki kullanılabilirliğinin kararlı olduğu çevreyi seçme kapasitesi.
Rhythm
Biyolojik süreçlerde, bilişsel işlevlerde veya duyusal girdilerde gözlenen düzenli değişim, dalgalanma veya zamanlama örüntüsü.
Rhythmic Stereotypy
Görünürde hiçbir işlevi olmayan, vücut sallama veya ayak vurmaları gibi kaba motor hareketlerin tekrarı olup, genellikle yaşamın ilk yılında ortaya çıkan bir lokomotor oyun biçimidir.
Rhythmic Stimulation
Elektroensefalografi ile gözlemlendiği üzere, senkronize beyin aktivitesi üretmek amacıyla yinelenen işitsel veya görsel girdilerin kullanılması.
Ritualization
Normal bir davranışsal eylemin, zamanla evrilerek ya da öğrenilerek bir iletişim sinyaline veya sembolik bir mesaja dönüşmesi süreci.
Rivastigmine
Hafif ila orta şiddetli Alzheimer hastalığı ile ilişkili demansta kullanılan, geri dönüşümlü bir asetilkolinesteraz inhibitörüdür.
Rhizomelic
Kalça, omuz veya her iki eklemi birden etkileyen ya da bu bölgelerle ilgili olan durumu tanımlayan anatomik ve tıbbi sıfat.
Rhizotomy
Omurilik kanalındaki bir spinal sinir kökünün cerrahi olarak kesilmesi işlemidir; kronik ağrının hafifletilmesi veya kas spazmlarının kontrol altına alınması amacıyla uygulanır.
RMS
Değişken büyüklüklerin (özellikle sinyallerin veya dalga formlarının) etkin değerini hesaplamak için kullanılan istatistiksel ve matematiksel bir ortalama yöntemidir.
RNA
Canlı hücrelerde protein moleküllerinin sentezini yöneten ve genetik bilginin aktarımında kritik rol oynayan tek zincirli nükleik asit.
ROCFT
Görsel-uzamsal bellek ve visuo-konstruktif (görsel-yapısal) işlevleri değerlendirmek için kullanılan karmaşık bir geometrik şekil kopyalama ve hatırlama testi.
Rhodopsin
Retinadaki çubuk hücrelerinde yer alan, düşük ışıkta görmeyi sağlayan ve fotonları elektriksel sinyallere dönüştüren ışığa duyarlı bir G proteini kenetli reseptördür.
Rolandic Cortex
Serebral kortekste yer alan ve frontal ile parietal loblar arasındaki sınırı belirleyen sulcus centralis (Rolandik fissür) çevresindeki anatomik bölgedir.
Central Fissure
Beyin korteksinde frontal lobu parietal lobdan ayıran derin anatomik oluk.
ROM
Bir eklemin anatomik sınırları dahilinde, fleksiyondan ekstansiyona kadar kat edebildiği hareket açısının derece cinsinden ölçümüdür.
Romantic Love
Yakınlık ve tutkunun baskın olduğu, idealizasyon ve yüksek cinsel uyarılma ile karakterize edilen karmaşık bir duygusal bağ.
Romberg’s Sign
Bireyin ayakları bitişik, kolları açık ve gözleri kapalı şekilde ayakta durduğunda ortaya çıkan, salınımla karakterize denge kaybı ve proprioseptif işlev bozukluğu bulgusu.
Rostan Types
Vücudun iç yapısının anatomik ve gelişimsel özelliklerini temel alarak bireyleri farklı fizyolojik tiplere ayıran tarihi bir somatotip sınıflandırma sistemidir.
Rostral
Anatomide, özellikle nöroanatomide, bir yapının burna veya organizmanın ön ucuna yakın olan konumunu belirten yönsel terim.
Rostrum
Beyinde veya diğer anatomik yapılarda gagaya veya pruvaya benzeyen çıkıntılı ve sivri yapıların genel adıdır.
Rotarod
Kemirgenlerde motor koordinasyonu, dengeyi ve motor öğrenmeyi ölçmek için kullanılan yatay eksende dönen silindirik test cihazı.
After-nystagmus
Başın veya vücudun dairesel rotasyonu durduktan hemen sonra ortaya çıkan, dönme yönünün zımni istikametinde ani ve istemsiz göz hareketleriyle karakterize vestibüler nistagmus bileşenidir.
RAE
Uzun süreli dairesel hareketin durdurulmasının ardından, zıt yönde algılanan hareket illüzyonunu ifade eden nörolojik bir kısaltmadır.
Rotational Error
Kopyalanan bir görsel uyaranın çizim veya yapılandırma sırasında orijinal konumundan farklı bir açıyla döndürülerek aktarılması hatası.
Rotary Pursuit Test
Katılımcının, dönen veya düzensiz hareket eden bir hedefi imleç ya da çubuk yardımıyla sürekli olarak takip etmesini gerektiren motor beceri ve el-göz koordinasyonu ölçüm aracıdır.
Relay Nucleus
Merkezi sinir sisteminde bir sinir yolundan diğerine sinir uyarılarını aktaran ve özellikle talamusta belirgin olan nükleer yapılardır.
Roentgenogram
X-ışını maruziyeti yoluyla elde edilen fotografik kayıt veya görüntü.
RSI
Tekrarlayan hareketler, zorlayıcı duruşlar ve uzun süreli kas kasılmaları sonucu kas, sinir, tendon ve eklemlerde meydana gelen kronik hasar tablosudur.
Rtms
Beynin belirli kortikal bölgelerini hedef almak üzere kafatası dışından uygulanan, tekrarlayan elektromanyetik atımlarla nöronal aktiviteyi modüle eden non-invaziv nöromodülasyon tekniği.
Rubinstein–taybi Syndrome (RSTS; RTS)
Geniş başparmak ve ayak başparmakları, karakteristik yüz bulguları, mikrosefali ve entelektüel gelişim bozukluğu ile kendini gösteren genetik kökenli sendromik bozukluk.
Rubrospinal Tract
Beyin sapındaki kırmızı çekirdekten başlayarak omurilikte aşağı doğru ilerleyen, özellikle üst ekstremite fleksör kaslarını uyarıp ekstensör kaslarını inhibe eden bir motor kontrol yoludur.
Ruffini’s Corpuscle
İnsan parmaklarının deri altı dokularında yer alan, cildin gerilmesi, hareket algısı ve el pozisyonunun kodlanmasından sorumlu yavaş adapte olan bir duyusal sinir ucu.
Dream
Uyku esnasında ortaya çıkan; fizyolojik ve psikolojik olarak bilinçli, endojen duyusal, motor ve duygusal deneyimler dizisi.
Dreamy State
Bireyin görsel, işitsel veya olfaktör (koku) hallüsinasyonlar deneyimlediği, rüyaya benzer kısa süreli bilinç değişiklik durumu.
Dream Stimulus
Duyusal, içsel veya zihinsel kökenli, rüya içeriğinin ortaya çıkmasını ya da şekillenmesini tetikleyen her türlü uyarıcı faktör.
Dream Deprivation
Katılımcıların özellikle REM uykusu evresinde uyandırılarak rüya görmelerinin engellenmesini amaçlayan deneysel bir araştırma metodolojisidir.
Wind Tunnel
Kontrollü hız ve türbülans modelleriyle hava akımı üretecek şekilde tasarlanmış, nesnelerin veya canlıların aerodinamik performansını ve davranışlarını simüle etmek için kullanılan deneysel yapı.
Morning-glory Seeds
Psikoaktif bileşikler, özellikle ergot alkaloidleri içeren ve geleneksel olarak halüsinojenik amaçlarla kullanılan *Rivea corymbosa* bitkisinin tohumları.
Fixed Action Pattern (FAP)
Klasik etolojide, bir tetikleyici uyarıcı tarafından uyarılan ve duyusal geri bildirime ihtiyaç duyulmaksızın eksiksiz bir şekilde icra edilen, genetik olarak kodlanmış, türe özgü kalıplaşmış davranış dizisi.
Hard-wired
Bileşenler arasındaki bağlantıların kalıcı olarak kurulduğu ve değiştirilemediği elektronik devreleri veya nörofizyolojide değişmez, esnek olmayan sinir ağlarını ifade eden sıfat.
Constancy Law
Organizmanın içsel veya dışsal uyaranlar karşısında fizyolojik ve psikolojik dengesini (homeostazi) koruma eğilimini ve sinir sisteminin uyarıcı girdileri en düşük düzeyde tutma prensibini tanımlayan teorik yasa.
Saccadic Time
Gözlerin bir odak noktasından diğerine yaptığı hızlı, sıçramalı hareketin (sakkadın) süresi ve bu hareketler arasında geçmesi gereken refrakter zaman aralığıdır.
Pure Word Deafness
Bireyin işitme duyusu tamamen yerinde olmasına ve çevresel sesleri algılamasına rağmen, konuşulan dili anlamakta yaşadığı spesifik işitsel agnozi türüdür.
Pure Tone
Anlık ses basıncı zamanın sinüzoidal bir fonksiyonu olan ve yalnızca tek bir frekans bileşenine sahip akustik uyarıcı.
Sagittal
Vücudu veya bir organı sol ve sağ parçalara ayıran anatomik düzlemi tanımlayan sıfat.
Right Brain
Beynin iki ana serebral hemisferinden sağda yer alanı ifade eder; tarihsel olarak sezgisel, mekansal ve yaratıcı bilişsel süreçlerle ilişkilendirilir.
Right-handedness
Yemek yeme, yazma ve nesne fırlatma gibi temel motor aktivitelerde baskın olarak sağ elin tercih edilmesi durumu.
Dextrality
Motor aktivitelerde sağ el, kol veya bacağı kullanma yönündeki doğal ve baskın eğilim.
Right Hemisphere
Serebrumun, görsel-mekansal algı, sezgisel işleme, duygusal tonlama ve bütüncül (holistik) sentez süreçlerinde baskın rol oynayan sağ yarısı.
Right-hemisphere Consciousness
Beynin sağ serebral hemisferinin, özellikle sözel iletişimde ikincil bir rol oynamasına rağmen, başlı başına bağımsız bir bilinç sistemi oluşturduğunu öne süren hipotez.
Right–left Disorientation
Bireyin kendi bedeninin sağ ve sol taraflarını veya çevresel yönleri ayırt etmede yaşadığı sürekli ve belirgin güçlük.
Right–left Orientation Test
Bireyin sağ ve sol yönleri ayırt etme kapasitesini ve uzaysal lateralizasyon becerisini değerlendiren nöropsikolojik test.
Deaf Hearing
Tamamen sağır bireylerin, bilinçli bir işitme farkındalığı olmaksızın sesleri tespit etme ve yönünü belirleme kapasitesi.
Deafness
İşitme duyusunun kısmi veya tam olarak yokluğu ya da kaybı durumu.
Consolidation
Öğrenme deneyimi sonrasında geçici bellek izlerinin kalıcı nöral yapılara dönüştürüldüğü temel nörobiyolojik süreç.
Sham Feeding
Normal besin tüketimini taklit eden ancak alınan gıdanın sindirim sistemine ulaşmadan cerrahi yollarla vücuttan dışarı atıldığı deneysel prosedür.
Sham Rage
Zayıf veya zararsız bir uyarıcıya karşı aşırı ve orantısız bir şekilde ortaya çıkan ani agresif davranış ve motor aktivite tablosudur.
Saccadic Speed
Gözlerin bir hedeften diğerine sıçrama yaparak gerçekleştirdiği hızlı ve istemsiz topyekün hareketin (sakad)imaj değiştirme hızıdır.
Saccade
Görsel alanın bir noktasından diğerine hızla odaklanmayı sağlayan, başlatıldıktan sonra yönü değiştirilemeyen ani ve eş zamanlı göz hareketidir.
Sacral Division
Omurganın sakral bölgesinden köken alan ve parasempatik sinir sisteminin alt kısımlarını oluşturan sinir lifleri bütünüdür.
Saxitoxin (STX)
Hücre zarındaki voltaj kapılı sodyum kanallarını bloke ederek aksiyon potansiyeli oluşumunu engelleyen, deniz ürünleri zehirlenmelerine yol açan güçlü bir nörotoksin.
Saccule
İç kulaktaki vestibüler keselerin küçüğü olup, dikey düzlemdeki doğrusal ivmelenmeyi ve baş eğilmelerini algılayan duyusal yapıdır.
Attack Behavior
Bir rakibe karşı zarar verme kastıyla sergilenen agresif güç veya şiddet kullanımı; çoğunlukla uyarı sinyallerinin dikkate alınmadığı durumlarda ortaya çıkar.
Releasing Hormone
Hipotalamustan salgılanarak hipofiz ön lobunun belirli hormonları salgılamasını ya da salgılamayı durdurmasını uyaran peptid yapılı kimyasal mesajcılardır.
Release Zone
Presinaptik akson ucunda, sinaptik veziküllerin nörotransmitter moleküllerini sinaptik aralığa deşarj ettiği özelleşmiş membran bölgesi.
Release İnhibitor
Bezlerden veya doku hücrelerinden hormonların ya da diğer kimyasal etkenlerin salınımını önleyen veya engelleyen maddelerdir.
Release Phenomenon
Üst düzey nörolojik merkezlerin inhibitör kontrolünü yitirmesi veya hasar görmesi sonucunda, daha alt düzey beyin merkezlerinin denetimsiz ve serbest bir şekilde aktivite göstermesi durumu.
Saline
Tuz içeren veya tuzlu tada sahip olan kimyasal ve biyolojik çözeltileri tanımlayan sıfat.
Salicylate
Söğüt ağacı kabuğundan elde edilen salisinden türeyen; analjezik, antipyretik ve antiinflamatuar özellikler gösteren ilaç grubu.
Rocking
Bedenin sürekli olarak ileri geri veya yana doğru ritmik biçimde salınmasıyla karakterize, stereotipik ve otostimülatif bir motor davranıştır.
Saltation
Biyolojide, psikofizikte ve nörolojide ani sıçrama, kesintili ilerleme veya duyusal atlama hareketini tanımlayan çok disiplinli bir kavramdır.
Volley Theory
İşitme sinirindeki bireysel liflerin kendi maksimum ateşleme hızlarının ötesindeki yüksek frekanslı sesleri, nöron gruplarının nöbetleşe (eş zamanlı olmayan faz kaymalarıyla) ateşlenmesi suretiyle beyne ilettiğini savunan işitme teorisi.
Diviner’s Sage / Salvia
🔹 1. (diviner’s sage): Başlıca psikoaktif bileşeni Salvinorin A olan, güçlü disosiyatif ve halüsinojenik etkilere sahip nane familyasından (Lamiaceae) bir bitki türü. 🔹 2. (Salvia): Ballıbabagiller familyasına ait, aralarında yaygın baharat bitkilerinin yanı sıra güçlü psikoaktif ve halüsinojenik alkaloidler barındıran bir bitki cinsi.
SAM
Psikofizyoloji, bellek kuramları ve biyokimyada yaygın olarak kullanılan, bağlama göre nörokimyasal bir bileşiği, bilişsel bir arama algoritmasını ya da akut stres tepki mekanizmasını temsil eden çok katmanlı bir kısaltma.
Virtual Reality
Bilgisayar tabanlı grafikler, bellek süreçleri ve donanım araçları aracılığıyla oluşturulan, kullanıcıya gerçek zamanlı geri bildirimlerle sarmalayıcı üç boyutlu simüle edilmiş çevre deneyimi sunan teknoloji.
Central
Merkezi sinir sistemi (MSS) ile ilgili olan veya özellikle MSS'nin hasarı ya da disfonksiyonundan kaynaklanan bozuklukları nitelendiren sıfat.
Central Aphasia
Beyin lezyonları kaynaklı olarak gelişen, dilin ifade edilmesini veya anlamlandırılmasını sekteye uğratan tarihsel bir nörolojik bozukluk tanımı.
Central Nucleus
Amigdalanın kortikomedial grubunda yer alan, özellikle korku davranışları ve otonomik tepkilerin düzenlenmesinde kritik çıkış kapısı olan anahtar bir beyin sapı projeksiyon merkezi.
Central Deafness
İşitme sinirinin veya kulağın kendisinin sağlam olmasına rağmen, beynin merkezi işitme yapılarındaki hasar veya anormallikler nedeniyle ortaya çıkan işitme kaybı.
Central Canal
Omuriliğin merkezinde yer alan ve beyin-omurilik sıvısını (BOS) barındıran mikroskobik tübüler boşluk.
Central Sulcus
Serebral kortekste yer alan, frontal lob ile parietal lobu ve buna bağlı olarak istemli hareket merkezini somatosensoriyel alandan ayıran belirgin anatomik oluk.
Centrifugal
Merkezden dışarıya doğru yönelen veya hareket eden yapıları ve süreçleri tanımlayan sıfat.
Macula Lutea
Retinanın optik eksenle doğrudan hizalanmış, merkezi çukurluğu (fovea centralis) barındıran ve yüksek keskinlikte görmeyi sağlayan sarı pigmentli küçük bölgesidir.
Alliaceous
Zwaardemaker koku sisteminde, sarımsak ve klor gibi maddelerde algılanan koku niteliğini belirten sıfat.
Sars-cov-2
İnsanda COVID-19 hastalığına yol açan, pozitif yönelimli ve tek iplikçikli zarflı bir RNA virüsü.
Jiggle Cage
Deneysel araştırmalarda, içine konulan hayvanın hareketlerinden kaynaklanan küçük salınımları yaylar aracılığıyla kaydeden özel bir deney düzeneğidir.
Savant
Zihinsel veya nörogelişimsel bir yetersizliğe rağmen; takvim hesaplama, hızlı aritmetik veya müzikal virtüözlük gibi olağanüstü, izole bilişsel beceriler sergileyen birey.
Autistic Savant / İdiot Savant
🔹 1. (autistic savant): Genel zeka veya gelişimsel düzeydeki belirgin sınırlılıklara rağmen, otizm spektrum bozukluğu eşlik eden bireylerde görülen olağanüstü üstün zihinsel beceriler bütünü. 🔹 2. (idiot savant): Ciddi gelişimsel veya zihinsel yetersizliklere rağmen, bellek, sanat, takvim hesaplama veya müzik gibi belirli bir alanda olağanüstü üstün yetenekler sergileme durumu.
FFS
Tehdit edici uyarıcılara karşı organizmanın hayatta kalmasını sağlayan, anında kaçma veya savaşma tepkisini tetikleyen doğuştan gelen nörobiyolojik sistem.
Fight-or-flight Response
Tehdit edici veya stresli durumlarda sempatik sinir sisteminin ani aktivasyonuyla ortaya çıkan ve organizmayı fiziksel olarak savaşmaya ya da kaçmaya hazırlayan fizyolojik değişimler örüntüsüdür.
Defense
Bir bireyin başka bir canlı tarafından zarar görme olasılığını azaltan fiziksel özellikler veya davranışsal tepkiler bütünü.
Defense Reflex
Ağrılı veya beklenmedik bir uyarıcıya karşı istemsiz ve ani bir şekilde ortaya çıkan, organizmayı potansiyel tehlikelerden korumaya yönelik fizyolojik ve davranışsal tepki bütünü.
Defensive Conditioning
Koşulsuz uyarıcının zararlı, rahatsız edici veya acı verici bir uyarıcı olduğu klasik koşullanma biçimidir.
Defensive Aggression
Algılanan bir tehdit veya tehlike karşısında, esas olarak kaçışın imkansız olduğu durumlarda ortaya çıkan, hayatta kalma odaklı reaktif düşmanca davranış.
Digit Symbol
Wechsler Yetişkin Zeka Ölçeği'nde yer alan, katılımcıların belirli sembollerle eşleştirilmiş sayıları bir anahtar yardımıyla hızlıca işaretlemesini isteyerek işlem hızını ve akıl yürütme becerilerini ölçen performans alt testidir.
Digit Span
Bir bireyin, tek bir işitsel sunumun ardından ardışık olarak verilen rastgele sayı dizilerini doğru bir şekilde hatvebilme kapasitesini ölçen kısa süreli bellek ve dikkat metriği.
Psychedelics
Algıyı, bilinç durumlarını ve düşünce süreçlerini kökten değiştiren, duyusal girdileri ve içsel deneyimleri yoğunlaştıran psikoaktif maddeler sınıfı.
Scala Media
İç kulaktaki kokleanın uzunlamasına uzanan üç kanalından biri olan ve endolenf sıvısıyla dolu, Korti organını barındıran cochlear duct olarak da bilinen anatomik yapı.
Scala Tympani
İç kulaktaki kokleanın içinde yer alan, baziler membranla ayrılmış ve perilenf sıvısıyla dolu üç ana kanaldan en altta bulunanıdır.
Scala Vestibuli
İç kulaktaki kokleayı oluşturan üç sıvı dolu kanaldan biri olup, Reissner membranı ile scala mediadan ayrılır ve perilenfa sıvısı içerir.
Scanning
Tıpta ve psikolojide, bir hastalığı teşhis etmek veya biyolojik yapıları incelemek amacıyla radyolojik, manyetik ya da benzeri yöntemlerle vücudun tamamının veya bir bölümünün görselleştirilmesi süreci.
Schaffer Collateral
Hipokampusun CA3 bölgesindeki nöronların aksonlarından çıkarak CA1 bölgesine uzanan ve sinaptik plastisitede kritik rol oynayan aksonal yan daldır.
Schwann Cell
Çevresel sinir sisteminde aksonların etrafını sararak miyelin kılıfı oluşturan ve nöronal iletim hızını artıran temel glial hücre türü.
Schwannoma
Periferik sinirleri miyelinize eden Schwann hücrelerinden köken alan, genellikle benign karakterli ancak büyüdükçe çevre dokularda bası oluşturabilen kılıf tümörü.
SCN
Optik kiazmanın hemen üzerinde, hipotalamusta yer alan ve memelilerde sirkadiyen ritmi yöneten ana biyolojik saattir.
Seashore Audiometer
Eşik ses yoğunluğunu ölçmek için geliştirilmiş erken dönem psikofiziksel ölçüm enstrümanıdır.
Seashore Rhythm Test
Katılımcının işitsel olarak sundurulan ritmik kalıp çiftlerini dinleyerek bunların aynı mı yoksa farklı mı olduğunu ayırt etmesini gerektiren bir nöropsikolojik değerlendirme aracıdır.
Persistence
Başlangıçtaki uyarıcı ortadan kalksa veya engeller, zorluklar ve caydırıcı unsurlar ortaya çıksa bile belirli bir davranışı, süreci ya da hedef odaklı eylemi sürdürme kapasitesi.
Cebocephaly
Gözlerin anormal derecede birbirine yakın olduğu, burnun tam gelişmediği veya tek burun deliğine sahip olduğu, yüz özelliklerinin maymuna benzediği konjenital bir gelişimsel anomalidir.
Assortative Mating
Bireylerin rastgele yerine belirli fiziksel, genotipik veya davranışsal özelliklerde benzer ya da zıt eşleri tercih etmesiyle gerçekleşen çiftleşme eğilimi.
Selective Agent
Çevrede yer alan ve belirli organizmaların hayatta kalma ile üreme başarılarını doğrudan etkileyerek doğal seçilimi tetikleyen her türlü baskı unsuru.
Selective Reminding Test
Katılımcının hatırlayamadığı maddelerin sonraki denemelerde öğrenme olasılığını artırmak amacıyla sadece unuttuğu öğelerin yeniden sunulduğu bir bellek ve öğrenme değerlendirme prosedürüdür.
Selective Cell Death
Duyu ve motor deneyimlerle aktive edilemeyen nöronların erken gelişim evresinde ortadan kalktığı doğal bir nörogelişimsel süreçtir.
Selective Potentiation
Belirli nöral devrelerin duyarlılığının veya aktivite düzeyinin seçici olarak artırılması süreci.
Selective Rearing
Deney hayvanlarının duyusal deneyimlerini doğumdan itibaren kasıtlı olarak kısıtlayan veya manipüle eden deneysel bir paradigmadır.
Selection Pressure
Doğal seçilimin farklı genotiplerin hayatta kalma ve üreme başarısı üzerindeki etkisinin derecesini ve bunun nesiller boyu popülasyon genetiğini değiştirme gücünü ifade eden ölçüt.
Selective Value
Bir organizmanın genetik özelliklerinin, organlarının veya davranışsal niteliklerinin, doğal seçilim yoluyla üreme başarısına ve nesiller boyu hayatta kalma olasılığına yaptığı göreceli katkı.
Selective Permeability
Hücre zarlarının bazı moleküllerin geçişine izin verirken diğerlerinin geçişini engelleme yeteneğidir.
Sedentary
Uyanık saatlerde oturma, yaslanma veya uzanma pozisyonunda geçirilen, minimum fiziksel hareket ve düşük enerji harcamasıyla karakterize edilen davranış biçimidir.
Cephalalgia
Baş bölgesinde hissedilen her türlü ağrıyı ifade eden genel klinik ve tıbbi terim.
Cephalic İndex
Kafanın maksimum genişliğinin maksimum uzunluğuna oranlanıp 100 ile çarpılmasıyla elde edilen antropolojik ve kraniyometrik ölçüm.
Cephalization
Organizmaların evrimsel süreçte duyu organları ve merkezi sinir sistemini vücudun ön (anterior) ucunda yoğunlaştırma eğilimidir.
Cephalo- (cephal-)
Anatomi ve tıbbi terminolojide 'baş' veya 'kafa' bölgesini ifade eden ön ek.
Cephalogenesis
Embriyonik gelişim sürecinde baş bölgesinin ve kafatası yapılarının oluşum evresi.
Cephalometry
Kafatasının ve yüzün boyutlarının bilimsel olarak ölçülmesi ve analiz edilmesi yöntemi.
Segregation Analysis
Belirli fenotipik özelliklerin veya hastalıkların bir soy ağacı boyunca Mendel kalıtım kurallarına uyup uymadığını istatistiksel olarak test etme yöntemidir.
Twitching
Bir kas grubunun veya tek bir kas lifinin istem dışı, ani ve kısa süreli ardışık kasılmaları.
Secretion
Hücrelerin veya bezlerin belirli kimyasal maddeleri sentezleyerek vücudun diğer bölgelerine ya da dış ortama salgılaması süreci.
Secretin
Onikiparmak bağırsağından salgılanarak pankreas ve karaciğer salgılarını tetikleyen, tarihteki ilk keşfedilen peptit yapılı hormondur.
Sex Steroid
Gonadlar tarafından salgılanan ve cinsiyet özelliklerinin gelişimi ile üreme fonksiyonlarını regüle eden steroid hormonların genel sınıfı.
Semantic Dementia
Temporal lobların polar ve inferolateral bölgelerinin fokal dejenerasyonu sonucu ortaya çıkan, anlamsal belleğin seçici ve ilerleyici kaybıyla karakterize bir frontotemporal demans alt tipidir.
Symbol–digit Test
Bireyin belirli sembollerle eşleştirilmiş rakamları, kural tablosuna bakarak boş bırakılan sembollerin altına en kısa sürede ve hatasız biçimde yazmasını gerektiren nöropsikolojik hız testidir.
Semen
Ejakülasyon sırasında salgılanan, spermatozoa ile prostat, bulboüretral bezler ve seminal veziküllerin sıvı salgılarını içeren organik biyolojik sıvı.
Seminal Discharge
Cinsel birleşme, mastürbasyon veya nocturnal emisyon (gece boşalması) sırasında fizyolojik olarak gerçekleşen semen çıkışı.
Seminal Vesicle
İnsan erkeklerinde idrar torbası ile rektum arasında yer alan, meni hacminin büyük kısmını oluşturan salgı üreten ve depolayan çift halindeki membranöz kesecikler.
Seminiferous Tubule
Testis lobüllerinde yer alan, germ hücreleri ile döşeli ve spermatozoon üretiminin (spermatogenez) gerçekleştiği kıvrımlı ince tüpçikler.
Sympathectomy
Sempatik sinir sistemine ait liflerin veya ganglionların cerrahi olarak kesilmesi, çıkarılması ya da kimyasal ajanlarla devre dışı bırakılması işlemidir.
Sympathetic Ganglion
Otonom sinir sisteminin sempatik bölünmesine ait, pregangliyonik ve postgangliyonik sinir liflerinin sinaps yaptığı nöron gövdeleri kümesidir.
Sympathetic Nervous System
Otonom sinir sisteminin iki ana alt bölümünden biri olup, akut stres ve tehdit durumlarında bedeni 'savaş ya da kaç' tepkisine hazırlayan fizyolojik mekanizmadır.
Sympathetic Chain
Omurganın her iki yanında uzanan, sempatik sinir sistemi gangliyonlarının boncuk dizisi şeklindeki ikili zincir yapısıdır.
Sympathetic–adrenal–medullary Axis (SAM)
Çevresel stres faktörlerine karşı ani fizyolojik hazırlık sağlayan, sempatik sinir sistemi ve adrenal medullanın ortaklaşa devreye soktuğu hızlı nöroendokrin stres yanıt sistemidir.
Sympathomimetic Drug
Norepinefrin veya epinefrin etkilerini potansiyalize ederek sempatik sinir sisteminin aktivitesini uyaran farmakolojik ajan.
Sympatric
Aynı coğrafi bölgeyi veya örtüşen habitatları paylaşan iki ya da daha fazla biyolojik türü betimleyen evrimsel ve ekolojik terim.
Cenesthesia (coenesthesia)
Bireyin iç organlarından ve dokularından gelen sayısız bedensel duyumun zihinsel olarak bütünleşmesiyle oluşan, yaşama ve genel fiziksel duruma dair örtük farkındalık hali.
Senescence
Canlı organizmalarda yaşla birlikte ortaya çıkan hücresel ve fizyolojik fonksiyon kaybı ile biyolojik bozulma süreci.
Coenesthesia
Vücudun iç organlarından ve dokularından gelen duyusal uyarıların bütünleşerek oluşturduğu, bireyin genel bedensel varlık ve canlılık hissinin temelini oluşturan içsel farkındalık durumu.
Senium
İnsan yaşam döngüsünün, yaşlılık evresini ve bu evreye eşlik eden involutionel değişimleri tanımlamak için kullanılan tarihsel bir terim.
Synchronization
Elektroensefalografide (EEG) beyin dalgası aktivitesinin koordine ve eşgüdümlü görünmesi durumu.
Ceno-
Biyolojik ve psikolojik terminolojide 'ortak', 'müşterek' veya 'genel' anlamına gelen bir birleşik kelime önekidir.
Sensorineural Deafness
İç kulaktaki patolojiler veya iç kulaktan beyin sapına uzanan sinir yollarındaki hasarlar nedeniyle ortaya çıkan işitme kaybı türü.
Sensorineural Lesion
İç kulaktan ilişkili beyin merkezlerine uzanan işitme sinir yolağındaki işitme sistemi yapılarına gelen her türlü hasardır.
Sensorimotor Memory
Travmatik veya erken çocukluk dönemine ait anıların, sözel olarak ifade edilmek yerine bedensel duyumlar ve eylemler biçiminde kodlanıp hatırlanması.
Sensorimotor Rhythm (SMR)
Rolandik korteks üzerinden kaydedilen, 12 ila 14 Hz frekans aralığındaki ritmik elektriksel beyin aktivitesidir ve nörogeri bildirim protokollerinde sıklıkla kullanılır.
Sensorium
İnsanın duyusal aygıtının ve bunlara bağlı zihinsel yetilerinin bir bütün olarak işlev gördüğü entegratif algı merkezidir.
Sensorium Commune
İnsanlarda ve hayvanlarda duyusal girdilerin bütünleştirildiği ve bilinçli deneyimin merkezi olduğu varsayılan, tarihe mal olmuş varsayımsal beyin bölgesi.
Sensory Aprosodia
Konuşmanın ritmi, perde yüksekliği ve melodik ezgisi gibi duygusal tonlamalarını anlamada ortaya çıkan nörolojik ve bilişsel yetersizlik.
Sensory Epilepsy
Karıncalanma, uyuşma veya yanma gibi anormal somatosensoriyel deri duyumlarıyla karakterize olan ve sıklıkla bilinç kaybı olmaksızın seyreden bir epilepsi türüdür.
Sensory Homunculus
Beynin somatosensoriyel korteksindeki vücut bölgelerinin izdüşümünü gösteren, vücut oranlarının duyusal hassasiyete göre çarpıtıldığı figüratif bir insan temsili.
Sensorimotor Aphasia
Hem dilin algılanması ve anlaşılmasında (reseptif) hem de üretilip ifade edilmesinde (ekspresif) eş zamanlı olarak görülen ağır kayıp veya bozulma durumu.
Sensorimotor Cortex
Serebral kortekste somatosensoriyel ve motor işlevlerin koordine edildiği, merkezi arkın (central sulcus) hemen önünde ve arkasında yer alan yapısal alan.
Sensor
Fiziksel, kimyasal veya biyolojik çevresel uyarıcıları tespit ederek bunları ölçülebilir bir sinyale (genellikle elektrik sinyaline) dönüştüren reseptör veya cihaz.
Centrencephalic
Beynin anatomik merkezinde veya bu bölgeye yakın konumda bulunan yapıları ifade eden nörolojik sıfat.
Centrencephalic System
Kanadalı nöroşirürjyen Wilder Penfield tarafından ortaya atılan; zihinsel süreçlerin bütünlüğünü sağlayan ve iradenin merkezi olduğu öne sürülen anatomik beyin bölgesi.
Center Median
Beyindeki talamusun intralaminar nükleuslarının en büyüğü olup, serebral korteksle bağlantı kurmaksızın doğrudan bazal gangliyonlarla iletişim kuran kritik bir nükleustur.
Centromedian Nucleus
Talamusun intralaminar çekirdek kompleksinin posterior grubunda yer alan, uyarılmışlık, motor kontrol ve retiküler aktive edici sistem (RAS) ile kortikal senkronizasyonda kritik rol oynayan bilateral nükleus.
Centromere
Kromozom bölünmesi esnasında kardeş kromatitlerin birbirine bağlandığı ve iğ ipliklerinin tutunduğu daralmış kromozomal bölge.
Centrencephalic Epilepsy
Beynin derin merkezlerindeki yapılardan kaynaklandığı düşünülen ve her iki serebral hemisfere aynı anda yayılan jeneralize nöbetlerle karakterize tarihi bir epilepsi sınıflandırması.
Basket Cell
Beyincik ve kortekste bulunan, hedef nöronların soması üzerinde sepet benzeri aksonal terminal ağları oluşturan inhibitör GABAerjik internöron türü.
Basket Ending
Kıl foliküllerini sararak temas ve basınç duyularını algılayan mekanoreseptif sinir uçları ağı.
Septal Area
Ön beyinde, lateral ventrikülleri birbirinden ayıran ve limbik sistemin yapısal bir bileşeni olarak haz üretimi ile öfke kontrolünde kritik roller üstlenen anatomik bölge.
Septum
Anatomi ve biyolojide, organları, boşlukları veya dokuları birbirinden ayıran ince bölme veya perde.
Septum Pellucidum
Beynin sağ ve sol lateral ventriküllerinin ön boynuzlarını birbirinden ayıran, corpus callosum ile fornix arasında yer alan ince, üçgen biçimli ve iki katmanlı saydam zar.
Ad Lib
Canlıların yiyecek, su veya diğer uyarıcılara hiçbir sınırlama olmaksızın, tamamen kendi istekleri doğrultusunda sınırsız erişim sağladığı deneysel veya fizyolojik durumu ifade eder.
Free Radical
Dış yörüngesinde en az bir eşleşmemiş elektron bulunduran, bu nedenle son derece reaktif olan ve hücresel yapılarda zincirleme oksidatif hasara yol açabilen atom veya moleküler yapı.
Free-running Rhythm
Dışsal zaman vericilerin (zeitgeber) yokluğunda, organizmanın içsel sirkadiyen saatinin kendi doğal frekansında işleyişini sürdürdüğü biyolojik salınım.
Free Nerve Ending
Duyusal bir nöronun, özellikle deri tabakalarında yoğunlaşan ve miyelinsiz yapısıyla nosisepsiyon ile termosepsiyona aracılık eden en yaygın dallanmış uç bölgesi.
Degrees Of Freedom Problem
Merkezi sinir sisteminin, belirli bir motor hedefi gerçekleştirmek için mevcut olan çok sayıda biyomekanik hareket seçeneği arasından nasıl seçim yaptığını açıklayan motor kontrol meselesidir.
Cerebellar
Beyincik ile ilgili olan veya onun yapısına, işlevlerine ait bulunan anatomik ve fizyolojik yapıları tanımlamakta kullanılan sıfat.
Cerebellar Ataxia
Beyincik hasarına bağlı olarak istemli kas hareketlerinin uyum ve koordinasyonunun bozulması durumu.
Cerebellar Folia
Beyincik korteksini alt bölümlere ayıran ince ve paralel yaprak biçimli kıvrımların bütünü.
Cerebellar Hemisphere
Beyinciğin iki ana lobundan her biri; motor koordinasyon, denge ve karmaşık bilişsel süreçlerin regülasyonunda kritik rol oynayan anatomik alt yapı.
Asynergic Speech / Cerebellar Speech
🔹 1. (asynergic speech): Serebellumun motor koordinasyon işlevini yitirmesine bağlı olarak, konuşma kaslarının eş zamanlı ve uyumlu çalışamamasıyla ortaya çıkan motor konuşma bozukluğu. 🔹 2. (cerebellar speech): Beyincik lezyonlarına bağlı olarak ortaya çıkan; kesik kesik, düzensiz ve koordinasyonu bozulmuş bir konuşma türüdür.
Cerebellar Cortex
Beyinciğin dış yüzeyini kaplayan, miyelinsiz sinir hücreleri ve gri maddeden oluşan çok katmanlı yapı.
Cerebellar Nucleus
Beyinciğin beyaz maddesi içine gömülü olarak yerleşen ve serebellar korteksten gelen sinyalleri işleyerek beyin sapı ile talamusa ileten küçük nöron kümeleri.
Cerebellar Peduncle
Beyinciği (cerebellum) beynin diğer temel bölgelerine (orta beyin, pons ve medulla oblongata) bağlayan üç ana sinir lifi demeti.
Cerebellar Rigidity
Serebellumun hasar görmesi veya işlevini yitirmesi sonucu ortaya çıkan, kas tonusunun aşırı artması ve ekstremitelerde direnç oluşması durumudur.
Cerebellar Gait
Beyincik lezyonları veya disfonksiyonu ile ilişkili; alkollü bir bireyin yürüyüşüne benzeyen, dengesiz, sallantılı ve geniş tabanlı bir yürüme bozukluğudur.
Cerebellopontine Angle
Beyincik ile ponsun birbirine temas ettiği ve kraniyal sinirlerin beyin sapına giriş yaptığı kritik anatomik bölge.
Cerebellum
Beyin sapının dorsalinde yer alan, motor kontrol, hareketlerin zamanlaması ve dengenin sağlanmasında kritik işlevler üstlenen arka beyin yapısı.
Cerebral
Beyne, özellikle de beyin yarımkürelerini oluşturan serebruma ait veya onunla ilgili olan durumları ifade eden anatomik ve tıbbi sıfat.
Cerebral Achromatopsia
Retina fotoreseptörleri sağlam olmasına karşın, merkezi sinir sistemindeki hasara (genellikle V4 alanı ve ventral oksipitelotemporal korteks) bağlı olarak ortaya çıkan edinilmiş tam renk körlüğü durumudur.
Cerebral Aqueduct
Beynin üçüncü ve dördüncü ventriküllerini birbirine bağlayan, beyinsapı (midbrain) içerisinden uzanan ve beyin-omurilik sıvısı (BOS) akışını sağlayan dar kanal.
Cerebral Amblyopia
Göz yapılarında organik bir hasar olmaksızın, görsel korteksteki işlevsel bozukluklar nedeniyle form ve renk algısının kaybolması, buna karşın hareket vizyonunun korunması durumudur.
Cerebral Anemia
Beyin dokularına ulaşan kandaki hemoglobin veya kırmızı kan hücrelerinin anormal derecede düşük seviyede olması durumu.
Cerebral Angiography
Serebral kan damarlarına kontrast madde enjekte edilerek X-ışınları yardımıyla beyin vaskülatörünün incelenmesini sağlayan görüntüleme tekniğidir.
Cerebral Angiomatosis
Beyin dokusunu besleyen kan damarlarında çok sayıda tümör benzeri lezyonun oluşumuyla karakterize edilen nadir bir vasküler patolojidir.
Cerebral Arteriography
Serebral damar yapısının radyolojik olarak incelenmesini sağlayan kontrast madde destekli anjiyografik görüntüleme yöntemi.
Cerebral Arteriosclerosis
Beyni besleyen arterlerin duvarlarının kalınlaşması ve esnekliğini kaybetmesiyle karakterize, vasküler yapı bozukluğu.
Cerebral Atrophy
Beyin dokusunu oluşturan nöronların ve sinaptik bağlantıların kaybı sonucunda beyin hacminin azalması ve kortikal yüzeydeki sulkuslar ile ventriküllerin genişlemesidir.
Cerebral Beriberi
Tiamin (B1 vitamini) eksikliğine bağlı olarak gelişen ve klinik olarak Wernicke ensefalopatisi ile eşanlamlı kabul edilen akut nörolojik sendrom.
Cerebral Diplopia
Oküler kaslarda veya kraniyal sinirlerde bir bozukluk olmaksızın, görsel korteksteki veya ilgili üst düzey işleme merkezlerindeki patolojiler nedeniyle ortaya çıkan merkezi kaynaklı çift görme durumu.
Cerebral Dysfunction
Bellek, dil, dikkat veya yürütücü işlevlerdeki bozulmalar dahil olmak üzere serebral süreçlerdeki herhangi bir yetersizlik veya işlev bozukluğudur.
Cerebral Dyschromatopsia
Gözlerin fotoreseptör hücrelerinde bir hasar olmaksızın, merkezi sinir sistemindeki renk işleme merkezlerinin bozulması sonucu ortaya çıkan ve kişinin dünyayı sürekli renkli bir filtre arkasından görüyormuş gibi algılamasına yol açan görsel distorsiyon.
Cerebral Dysplasia
Beynin gelişim sürecindeki herhangi bir yapısal anormalliği veya kusuru ifade eden üst düzey klinik çatı kavram.
Cerebral Dysrhythmia
Nörolojik hastalıklar, toksisite veya patolojik durumlar neticesinde beyin dalgası ritimlerinde ortaya çıkan anormal ve düzensiz elektriksel aktivite durumudur.
Cerebral Dominance
Beynin iki hemisferinden birinin belirli işlevler (özellikle dil ve motor kontrol) üzerindeki yapısal ve işlevsel üstünlüğü veya baskınlığı durumu.
CET
Beyne düşük yoğunluklu elektrik akımları uygulanarak nörofizyolojik aktiviteyi modüle etmeyi amaçlayan tedavi yöntemi.
Cerebral Electrotherapy (CET)
Depresyon, anksiyete ve uykusuzluk tedavisinde zaman zaman kullanılan, beyne düşük voltajlı doğru akım darbelerinin uygulanması.
Cerebral Embolism
Beyin damarlarında dolaşan katı, sıvı veya gaz halindeki materyallerin (embolus) vasküler lümeni tıkayarak bölgesel kan akımını kesmesi ve akut nörolojik defisit yaratması durumu.
Cerebral İnfarction
Beyin dokusunun, kan akışının kesilmesi (iskemi) sonucu oksijen ve glukoz yoksunluğundan nekroza uğraması (ölmesi) durumudur.
Cerebral İnfection
Patojenik mikroorganizmaların beyin dokusunu istila etmesiyle ortaya çıkan nörolojik durum.
Cerebral Hemisphere
Serebrumun derin bir longitudinal fissürle birbirinden ayrılan, komissüral liflerle birbirine bağlı sol ve sağ olmak üzere iki simetrik yarı küresinden her biri.
Cerebral Hemorrhage
Hasar görmüş bir kan damarı nedeniyle beyin dokusu içine gerçekleşen her türlü kanama durumu.
Cerebral Hyperplasia
Beyin dokusu hacminde, tipik olarak yeni ve normal hücrelerin proliferasyonuna bağlı olarak gerçekleşen anormal artış.
Cerebral Hypoplasia
Serebral hemisferlerin eksik veya tam tamamlanmamış gelişimiyle karakterize nörogelişimsel durum.
Cerebral İschemia
Beyin dokusunun yeterli kan akışından mahrum kalması nedeniyle oksijen ve besin maddelerinden yoksun kalması durumudur.
Cerebral Contusion
Kafa travması sonucunda beyin dokusunda meydana gelen, kan damarlarının hasar gördüğü ancak yırtılmadığı doku ezilmesi ve çürğüdür.
Cerebral Cortex
Serebral hemisferlerin dış yüzeyini kaplayan, dil, öğrenme, algı ve planlama gibi üst düzey bilişsel işlevlerden sorumlu gri madde katmanı.
Cerebral Blindness
Gözlerin optik yapısı sağlam olmasına karşın, primer görsel korteksin hasar görmesi nedeniyle ortaya çıkan merkezi görmü yitimi.
Cerebral Lateralization
Beynin sağ ve sol yarım kürelerinin belirli bilişsel, duyusal ve motor işlevleri farklı düzeylerde üstlenme uzmanlaşmasıdır.
Cerebral Lesion
Serebral hemisferlerdeki nöronal dokunun travma, iskemi, enfeksiyon veya neoplazm gibi etkenlerle hasar görmesi sonucu ortaya çıkan yapısal bozukluk.
Cerebral Specialization
İki serebral hemisferin (beyin yarımküresinin) çeşitli bilişsel ve işlevsel süreçlere farklı ve asimetrik katkı sağlama durumu.
Cerebral Palsy (CP)
Doğum öncesi, doğum sırası veya yaşamın ilk beş yılında beyinde meydana gelen hasar sonucu ortaya çıkan, ilerleyici olmayan hareket ve duruş bozuklukları kümesidir.
Cerebral Peduncle
Serebral hemisferleri beyin sapına bağlayan, ponsun ön kısmından yukarı doğru uzanan büyük sinir lifi demetleri.
Cerebral Pacemaker
Serebral hemisferlerdeki beyin dalgalarının ritmini düzenlediği varsayılan hipotetik sinir hücresi kümesidir.
Cerebral Stimulation
Beyin dokusunun elektriksel, manyetik veya kimyasal yöntemlerle dışarıdan uyarılması sürecini ifade eden üst kavramdır.
Cerebral Type
Merkezi sinir sisteminin dominant rol oynadığı, belirgin entelektüel ve bilişsel yeteneklerle karakterize edilen somatik ve psikolojik tip.
Cerebral Trauma
Yeterli şiddette bir kafa darbesi sonucunda beyinde meydana gelen, sarsıntı (konküzyon), ezilme (kontüzyon) veya yırtılma (laserasyon) ile sonuçlanabilen geçici veya kalıcı hasar.
Cerebral Thrombosis
Beyni besleyen arterlerin duvarındaki aterosklerotik plaklar üzerinde lokal kan pıhtısı (trombüs) oluşumu nedeniyle serebral kan akışının kesilmesi.
Cerebral Ventricle
Beyin içinde yer alan, beyin-omurilik sıvısı (BOS) ile dolu birbiriyle bağlantılı boşluklar sistemi.
Cerebral Vesicle
Emriyonik nöral tüpün büyümesiyle oluşan ve beynin üç ana bölgesinden birine dönüşen yapısal kabarcık.
Cerebritis
Beyin parankiminin, henüz tam anlamıyla sınırlandırılmış bir apse formasyonu oluşturmamış, fokal veya yaygın bakteriyel ya da viral kaynaklı erken evre enfeksiyonudur.
Cereb-
Tıbbi ve anatomi terminolojisinde beyin ile ilgili yapıları veya işlevleri niteleyen kök ön ek.
Cerebro- (cereb-)
Beyin ile ilgili veya beyne ait yapıları ve durumları belirtmek için kullanılan birleştirici ön ek.
Cerebrocranial Defect
Serebrum ile bunu koruyan sekiz kafatası kemiğini ilgilendiren her türlü gelişimsel deformite, yapısal bozukluk veya işlevsel disfonksiyon.
Cerebroside
Sinir liflerinin miyelin kılıfında ve hücre zarlarında bulunan, bir seramid ve tek bir şeker kalıntısından oluşan temel bir glikosfingolipid türü.
Cerebral Vascular Disease / Cerebrovascular Disease
🔹 1. (cerebral vascular disease): Beyni besleyen kan damarlarının yapısını, işlevini veya lümen çapını etkileyen, iskemi veya kanama ile sonuçlanabilen nörovasküler bozukluklar grubu. 🔹 2. (cerebrovascular disease): Beyni besleyen kan damarlarının patolojik durumlarını ve serebral dolaşım bozukluklarını kapsayan geniş bir tıbbi durumlar grubudur.
Cerebrovascular Accident (CVA)
Serebral hemoraji, emboli veya tromboz gibi vasküler patolojiler nedeniyle beyin dokusunda oksijen ve besin akışının kesilmesiyle ortaya çıkan, bilişsel, motor, duyusal ve bilinçsel işlevlerde kalıcı veya geçici kayıplarla karakterize nörolojik bozukluk.
Cerebral Vascular İnsufficiency / Cerebrovascular İnsufficiency
🔹 1. (cerebral vascular insufficiency): Beyin dokusuna yeterli kan, oksijen ve besin maddesi ulaştırılamaması durumunu tanımlayan klinik bir terimdir. 🔹 2. (cerebrovascular insufficiency): Kardiyovasküler sistemin beyin dokularına yeterli düzeyde oksijenli kan sağlayamaması durumu.
Cerebrum
İnsan beyninin en büyük kısmını oluşturan, corpus callosum ile birleşen iki hemisferden meydana gelen ve yüksek bilişsel işlevleri yöneten ana merkezi sinir sistemi yapısı.
Display
Herhangi bir duyuya yönelik uyarıcıların sunulması veya diğer bireylerde belirli bir yanıt uyandıran, kalıplaşmış fiziksel ve vokal eylemler bütünü.
Serotonergic
Serotonin salgılayan, serotonine tepki veren veya serotonin sistemini hedef alan nörobiyolojik süreçleri ve yapıları tanımlayan sıfat.
Serotonin
Merkezi sinir sistemi, gastrointestinal sistem ve trombositlerde bulunan, duygudurum, iştah, uyku ve ağrı regülasyonunda kritik roller üstlenen indolamin yapılı monoamin nörotransmitter.
Serotonin Agonist
Beyinde veya periferik dokularda serotonin reseptörlerine bağlanarak ya da bu nörotransmitterin kullanılabilirliğini artırarak serotonerjik aktiviteyi taklit eden veya artıran ajan.
Serotonin Antagonist
Serotonin reseptörlerine bağlanarak bu nörotransmitterin normal fizyolojik veya farmakolojik etkilerini bloke eden veya engelleyen ajanlar.
Serotonin Receptor
Serotonin (5-hidroksitriptamin; 5-HT) nörotransmitterine bağlanan ve fizyolojik ile psikolojik süreçleri modüle eden membran proteinleridir.
Serotonin Transporter (SERT)
Merkezi sinir sisteminde serotonin geri alımını (reuptake) sağlayarak sinaptik aralıktaki serotonin miktarını ve sinyalizasyonunu regüle eden transmembran proteindir.
SERT
Serotonin taşıyıcısı (SERT), sinaptik aralıktaki serotonin moleküllerini presinaptik nörona geri alarak nörotransmitter sinyalini sonlandıran integral membran proteinidir.
Hard Palate
Ağız boşluğunun tavanını oluşturan, mukozal membranlarla örtülü öndeki kemik yapı.
Sertoli Cell
Testislerdeki seminifer tübülleri döşeyen, gelişmekte olan sperm hücrelerini koruyan, besleyen ve destekleyen uzun yapıdaki somatik hücre.
Cerumen / Earwax
🔹 1. (cerumen): Dış kulak yolunda yer alan bezler tarafından salgılanan, kulak kanalını koruyan ve nemlendiren mumsu yapıdaki doğal salgı. 🔹 2. (earwax): Dış kulak yolunda yer alan bezler tarafından salgılanan, kulak kanalını koruyan ve nemlendiren mumsu organik salgı.
Cervical
Anatomik olarak boyun bölgesine veya boyun benzeri yapılara, özellikle de uterusun serviksine ait olan veya bu bölgeleri etkileyen durumları tanımlayan sıfat.
Cervical Angina
Servikal omurganın patolojilerinden kaynaklanan ve gerçek bir kardiyak iskemi olmaksızın göğüs ağrısı, kol uyuşması ve anjina benzeri semptomlarla kendini gösteren klinik durum.
Cervical Sprain Syndrome
Genellikle ani hızlanma ve yavaşlama (fleksiyon-ekstansiyon) mekanizmalarıyla boyun omurgasındaki bağların ve kasların zorlanması sonucu ortaya çıkan klinik tablodur.
Cervical Ganglion
Boyun bölgesinde yer alan ve sempatik sinir sistemine ait nöron gövdelerinin oluşturduğu sinir düğümleri kümesidir.
Cervical Plexus
Üstteki dört servikal sinirin ventral köklerinden oluşan ve boyun ile omuz bölgesinin motor ve duyusalinnervasyonunu sağlayan sinir ağı.
Cervical Nerve
Boyun bölgesinde yer alan, her biri duyusal işlevli bir dorsal kök ile motor işlevli bir ventral köke sahip olan sekiz çift omurilik sinirinden her biri.
Cervix
Anatomide, özellikle uterusun vajinaya uzanan boyun kısmını veya bir dişin taç ile kök arasındaki daralmış bölgesini tanımlayan boyun benzeri yapı.
Sound Pressure
Bir ses dalgasının yayılımı sırasında, ortamdaki statik veya atmosferik basınca ek olarak birim alana uyguladığı anlık kuvvet değişimi.
SPL
Bir ortamda ses dalgalarının neden olduğu statik dış basınç üzerindeki yerel basınç sapmasının desibel cinsinden ölçüsüdür.
Sound-level Meter
Akustik basıncı algılayıp bunu desibel cinsinden nicelleştiren ve insan işitme eğrilerini taklit edebilen elektronik ölçüm cihazı.
Sound Cage
Deneklerin seslerin uzaysal konumunu ve yönünü hangi hassasiyetle algıladığını ölçmek amacıyla kullanılan akustik laboratuvar düzeneğidir.
Vocal Cords
Gırtlak duvarından uzanan ve solunan havanın titreşimiyle ses üreten iki mukozal doku kıvrımıdır.
Vocal Tract
Gırtlak bölgesindeki ses tellerinden başlayıp ağız ve burun deliklerine kadar uzanan, fonasyon sırasında üretilen ses dalgalarının rezonansa uğrayarak filtrelendiği anatomik yapılar bütünü.
Voice-activated Switch
Kullanıcının sesli komutlarıyla bir cihazı veya sistemi kontrol etmesini sağlayan, özellikle motor kısıtlılığı bulunan bireyler için bağımsız yaşamı destekleyen bir arayüz mekanizması.
Sessile
Bir organizmanın, yapının veya lezyonun herhangi bir sapa (pedikül) sahip olmaksızın, tabanından doğrudan bulunduğu yüzeye geniş bir şekilde tutunduğunu belirten anatomik ve biyolojik sıfat.
Sphygmograph
Nabzın gücünü, hızını ve diğer karakteristik özelliklerini mekanik olarak ölçen ve kağıt üzerine grafiksel olarak çizen tarihsel tıbbi cihaz.
Sphygmomanometer
Arteryel kan basıncını (tansiyonu) ölçmek için kullanılan tıbbi cihaz.
Sphingomyelin
Hayvan hücresi zarlarında bolca bulunan ve beyin lipidlerinin yaklaşık onda birini oluşturan bir fosfolipid türü.
Sphincter
Vücuttaki doğal geçitleri ve delikleri çember biçiminde sararak kısmen veya tamamen kapatma işlevi gören halka şeklindeki kas yapısıdır.
Sphincter Control
Vücut açıklıklarını, özellikle anal ve üriner sfinkterleri açıp kapayan kasların istemli olarak idare edilme yeteneği.
Warm Stimulus
Cilt sıcaklığının üzerinde bir termal değere sahip olan ve derideki termoreseptörleri aktive eden her türlü fiziksel uyarıcıdır.
Temperature Sense
Somatosensoriyel sistemin çevresel veya içsel ısı değişimlerini, sıcaklık ve soğukluk algısı şeklinde beyne ileten duyusal alt sistemidir.
Heat Effects
Normal konfor aralığının üzerindeki algılanan veya gerçek ortam sıcaklıklarının zihinsel ve fiziksel durumlarda yarattığı değişimler.
Temperature Spot / Warm Spot
🔹 1. (temperature spot): Deride termal duyarlılığa sahip reseptörleri barındıran özelleşmiş küçük cilt bölgeleridir. 🔹 2. (warm spot): Cilt yüzeyinde termal uyaranlara, özellikle ısı duyusuna karşı olağanüstü yüksek duyarlılık gösteren özgül anatomik odak.
Heat Stress
Organizmanın aşırı çevresel sıcaklıklara maruz kalması sonucu ortaya çıkan ve asteni, ısı bitkinliği ve sıcak çarpması gibi klinik tablolara yol açabilen fizyolojik yüklenme durumu.
Temperature İllusion
Termal uyaranların somatosensoriyel sistem tarafından hatalı kodlanması ve yanlış yorumlanması sonucu ortaya çıkan duyusal yanılgı.
Punctuated Equilibrium
Türlerin veya sosyal grupların uzun süreli durağanlık (staz) dönemlerinin, çok kısa ve radikal değişim patlamalarıyla kesintiye uğradığını savunan gelişim ve evrim teorisi.
Saltatory Conduction
Miyelinli sinir liflerinde aksiyon potansiyelinin miyelin kılıf üzerindeki boğumlardan boğumlara atlayarak miyelinsiz liflere kıyasla çok daha yüksek bir hızla ilerlemesini sağlayan iletim türüdür.
Sorting Test
Bireylerin nesneleri ya da uyarıcıları belirli mantıksal kategorilere ayırma becerisini ölçen ve özellikle yürütücü işlevleri değerlendirmede kullanılan nöropsikolojik bir ölçüm formatıdır.
Boundary Detector
Retinada yer alan ve parlaklık ile kontrast farkından bağımsız olarak reseptif alandaki keskin kenarlara yanıt veren retinal ganglion hücreleri veya yapay görmede kenar tespiti yapan algoritmalar.
Sigma Receptor
Nörotransmitter salınımını, immün ve endokrin sistemleri modüle eden; opiyat reseptörlerinden ayrı, sigma-1 ve sigma-2 olmak üzere iki alt tipi bulunan özgün bir membran reseptör sınıfıdır.
Cyclic Adenosine Monophosphate
Hücre içi sinyal iletiminde birincil sinyallerin etkisini hücre içine taşıyan kritik bir ikincil haberci moleküldür.
Cyclic AMP (camp; Cyclic Adenosine Monophosphate)
Nöronal sinapslarda dopamin, norepinefrin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin sinyal iletiminde görev yapan kritik bir ikincil haberci moleküldür.
Cyclic GMP (cgmp; Cyclic Guanosine Monophosphate)
Postsinaptik nöronlarda ve düz kas hücrelerinde sinyal iletiminde kritik rol oynayan yaygın bir ikincil haberci moleküldür.
Cyclic Nucleotide
Hücre içi sinyal iletiminde ikinci haberci olarak görev yapan, hormon veya nörotransmitter gibi dış kaynaklı sinyalleri hücre içi spesifik aktivitelere dönüştüren halkasal yapılı nükleotit türevi.
Cyclophoria
Gözler bir nesneye odaklanmadığı durumlarda ekstrinsik göz kaslarındaki dengesizlik nedeniyle gözün dikey eksen etrafında dönme eğilimi göstermesi durumu.
Cyclopia
İki göz çukurunun tek bir boşlukta birleşerek tek bir gözün gelişmesiyle karakterize, embriyonik gelişim bozukluğuna dayalı nadir ve şiddetli bir konjenital anomalidir.
Cyclotropia
Göz küresinin görsel eksen etrafında torsional (dönme) bir sapma gösterdiği manifest bir şaşılık türüdür.
Cilia
Hücre yüzeyinden dışarı uzanan, mikroskobik boyutlardaki kıl benzeri hareketli uzantılardır.
Ciliary Muscle
Gözün siliyer cisimciğinde bulunan ve akomodasyon sürecini yöneterek lensin şeklini değiştiren düz kas halkasıdır.
Ciliary Processes
Gözün arka kamarasına doğru uzanan, siliyer cismin katlantılı yapıları olup aköz hümör üretiminden ve lens zonüllerinin tutunma yüzeyini sağlamaktan sorumlu anatomik yapıdır.
Cilium
Ökaryotik hücrelerin serbest yüzeyinden dışarı doğru uzanan, genellikle hareket veya duyusal algılama işlevi gören saç teli benzeri mikroskobik uzantı.
Simultanapraxia
İki veya daha fazla motor eylemi aynı anda gerçekleştirememe durumuyla karakterize, motor persistanlığın bir alt kümesi olan nörolojik bir apraksi türüdür.
Simultanagnosia
Bireyin aynı anda birden fazla nesneyi görsel olarak algılayamaması ile karakterize, nadir görülen nörolojik bir bozukluk.
Simulator Sickness
Fiziksel bir hareket olmaksızın, sanal ortamlar veya simülatörler deneyimlenirken ortaya çıkan bir tür hareket hastalığı (kinetoz) durumu.
Synapse
Nöronların birbirleriyle veya hedef efektör hücrelerle iletişim kurmasını sağlayan özelleşmiş kimyasal ve elektriksel bağlantı noktasıdır.
Synapse Rearrangement
Gelişimsel süreçlerde veya nöronal hasar sonrasında bazı sinapsların kaybolması ve yenilerinin kurulmasıyla sinaptik bağlantı ağının rafine edilmesidir.
Synaptic Pruning
Gelişim sürecinde nöronlar arasındaki zayıf veya işlevsiz sinapsların ortadan kaldırılarak sinir ağlarının optimize edilmesi süreci.
Synaptic Depression
Bir sinapsın nöral sinyal iletme kapasitesinin geçici olarak azalması durumu olup, nöral plastisitenin temel formlarından biridir.
Synaptic Vesicle
Presnöronal akson ucundaki sitoplazmada yer alan ve sinyal iletimi için gerekli nörotransmiter moleküllerini depolayan küçük küresel kesecikler.
Synaptic Cleft
Bir nöronun akson ucundaki yumru benzeri çıkıntı ile komşu nöronun dendriti veya hücresel gövdesi arasındaki sinaps boşluğudur.
Synaptogenesis
Nöronlar arasında, akson ve dendritlerin uzamasıyla yeni sinapsların oluşum sürecidir.
Digestion
Besinlerin, vücut tarafından emilip özümsenebilecek ve enerji ile besin öğesi sağlayabilecek küçük moleküllere parçalandığı katabolik süreç.
Digestive Type
Gastrointestinal sistemin diğer anatomik sistemlere kıyasla morfolojik ve fizyolojik olarak baskın olduğu anayasal vücut tipi.
Fly Agaric
Yüksek düzeyde zehirli ve psikoaktif bileşenler içeren, insan merkezi sinir sistemini önce uyarıp ardından sedasyon ve derin uykuya yönlendiren *Amanita muscaria* türü mantar.
Encephalopsy
Bireyin rakamları, harfleri, kokuları veya diğer duyusal boyutları renklerle ilişkilendirmesine neden olan nörolojik bir durumdur.
Synergistic Muscles
Bir eklemin belirli bir hareketi (fleksiyon veya ekstansiyon gibi) gerçekleştirebilmesi için ana hareketi (agonist) destekleyen ve koordine eden kas gruplarıdır.
Synergism
Farklı unsurların ortak eylemi sonucunda, bireysel etkilerinin toplamından daha büyük bir kombine etki ortaya çıkaran dinamik etkileşim.
Synesthesia (synaesthesia)
Bir duyu organının uyarılmasının, eşzamanlı olarak istemsiz ve otomatik bir şekilde başka bir duyuda algı yaratması durumudur.
Single-nucleotide Polymorphism (SNP)
İnsan DNA diziliminde yaklaşık her 1.000 bazda bir ortaya çıkan ve tek bir nükleotidin farklılık gösterdiği en yaygın genetik varyasyon biçimidir.
Callosal Gyrus / Cingulate Cortex
🔹 1. (callosal gyrus): Korpus kallozumun dorsal yüzeyi boyunca uzanan, limbik sistemin merkezi bileşenlerinden biri olan ve 'cingulate cortex' olarak da bilinen girus. 🔹 2. (cingulate cortex): Serebral hemisferlerin medial yüzeyinde, corpus callosum'un hemen üzerinde yer alan ve limbik sistemin yapısal bir bileşeni olarak duygu, bellek ve motor planlamada kritik işlevler üstlenen kortikal kuşak.
Cingulotomy
Dirençli kronik ağrı ve diğer tedavilere yanıt vermeyen bazı şiddetli psikiyatrik bozuklukların tedavisinde cingulum demetinin lezyonlanmasını içeren stereotaktik bir nörocerrahi prosedürüdür.
Nerve Block
Sinir uyarılarının farmakolojik ajanlar veya mekanik müdahaleler yoluyla geçici olarak durdurulması işlemidir.
Nerve Growth Factor (NGF)
Omurilik gangliyonlarında ve sempatik sinir sistemi gangliyonlarında nöronların büyümesini, gelişmesini ve hayatta kalmasını uyaran endojen bir polipeptittir.
Nerve Tissue
Sinir sisteminin işlevsel bileşenlerini oluşturan nöronların hücre gövdeleri ve lifli uzantıları ile destekleyici hücrelerden oluşan biyolojik doku.
Nerve Trunk
Tüm aksonların bir arada seyrettiği, tipik olarak omurilik köklerinin birleşmesiyle oluşan ve dallar aracılığıyla periferik organlara dağılan ana sinir yapısı.
Nerve İmpulse
Sinir sisteminde sinyallerin iletilmesini sağlayan, bir nöron veya nöron zinciri boyunca yayılan bir eylem potansiyeli biçimindeki depolarizasyon dalgası.
Nerve Root
Merkezi sinir sistemine doğrudan bağlanan veya oradan ayrılan bir sinirin başlangıç segmentidir.
Nerve Fiber
Bir nöronun hücre gövdesinden uzanan aksonunu ifade eden, geniş anlamda ise nöronun kendisini tanımlayan yapı.
Nerve Ending
Bir aksonun sonlanma noktası olup, çevresel uyarıları algılayan veya hedef dokularla sinaptik bağlantı kuran özelleşmiş yapıdır.
Neural Arc
Sinir uyarılarının bir reseptörden bir efektöre kadar izlediği anatomik ve işlevsel yol.
Neural Pathway
Merkezi veya periferik sinir sisteminde, sinir impulslarının nöronlar boyunca izlediği anatomik ve işlevsel iletim güzergahı.
Nerve–muscle Preparation
Fizyolojik deneyler gerçekleştirmek amacıyla, vücuttan kısmen veya tamamen izole edilmiş bir iskelet kası ve onu uyaran motor sinirden oluşan biyolojik düzenek.
Neurolinguistics
İnsan beyninde dilin işlenmesi, kavranması, üretimi ve edinilmesini denetleyen nöral mekanizmaları inceleyen disiplinlerarası bilim dalıdır.
Neural Satiation
Bir beyin bölgesinin aşırı uyarılmasını takip eden süreçte, aynı bölgenin veya komşu alanların tepki verme kapasitesinde görülen geçici azalma veya inhibisyon durumu.
Neural Conduction
Bir sinir lifi boyunca elektriksel ve kimyasal sinyallerin (sinir impulsu) boydan boya geçiş süreci.
Neural Correlate
Sinir sistemindeki fiziksel bir süreç ile spesifik bir zihinsel durum veya yaşantı arasındaki doğrulanabilir ilişki.
Sinistral
Biyolojik ve nörolojik düzeyde sol elini kullanma durumunu veya vücudun sol tarafına ait olma özelliğini tanımlayan terim.
Sinistrality
Bireyin motor aktivitelerde sol elini, kolunu veya bacağını kullanma eğilimi; sol elini kullanma durumu.
Sinistro- (sinistr-)
Anatomi ve tıbbi terminolojide sol tarafa ya da sola yönelimi bildiren birleşik form ön eki.
Syncheiria (synchiria)
Vücudun yalnızca tek bir tarafına uygulanan dokunma veya ağrı uyaranının, birey tarafından hem uyaralan tarafta hem de simetrik olan karşı tarafta eş zamanlı olarak algılandığı nadir bir duysal bozukluktur.
Synkinesis (synkinesia)
İstemli bir kas hareketinin gerçekleştirilmesi sırasında, kişinin kontrolü dışında istem dışı başka bir kas grubunun da kasılmasıyla karakterize nörolojik bir olgu.
Synopsia
Belirli işitsel tonların istemsiz ve tutarlı bir şekilde belirli renk algılarıyla eşleştiği özel bir sinestezi biçimidir.
Sine Wave
Frekans, genlik ve faz parametreleriyle tanımlanan, tek bir frekans bileşenine sahip en temel trigonometrik dalga biçimi.
Signal-to-noise Ratio (S/N)
İletilmek istenen anlamlı sinyal gücünün, sistemdeki rastgele arka plan gürültü gücüne oranını desibel cinsinden ifade eden ölçüt.
Syringomyelia
Omurilik içerisinde zamanla genişleyen ve uzayan sıvı dolu bir kavalitenin (siring) oluşumuyla karakterize, ilerleyici nörolojik hasar tablosudur.
Syrinx
Kuşlarda trake ile bronşların birleşim bölgesinde yer alan, ses üretiminden sorumlu ana vokal organ.
Circadian Dysrhythmia
Uyanıklık ve uyku döngülerini düzenleyen sirkadiyen ritmin normal işleyişindeki aksama veya bozulma durumu.
Circadian Oscillator
Yaklaşık 24 saatlik periyotlarla tekrarlayan bir çıkış üreten ve uyku-uyanıklık döngülerini düzenleyen sinirsel devre veya biyolojik saat mekanizması.
Diurnal Rhythm
Canlıların yaklaşık 24 saatlik bir döngü içinde sergiledikleri fiziksel, zihinsel ve davranışsal değişikliklerin tümüdür.
Circadian Rhythm
Canlıların fizyolojik ve davranışsal süreçlerinde yaklaşık 24 saatlik bir periyotla tekrarlayan döngüsel değişimlerdir.
Circannual Rhythm
Davranışta, büyümede veya diğer fizyolojik değişkenlerde yaklaşık bir yıllık periyotlarla kendini tekrarlayan biyolojik ritim.
Circumvallate Papillae
Dilin arka kısmında 'V' şeklinde dizilen, her biri derin bir hendekle çevrili ve yoğun şekilde acı tat reseptörleri barındıran büyük mukoza kabarıklıklarıdır.
Circumventricular Organs
Beynin üçüncü ve dördüncü ventriküllerinin tabanında yer alan, kan-beyin bariyerinin dışında kalan ve yüksek geçirgenliğe sahip kılcal damarlar barındıran dört küçük nörolojik yapı.
Circumstriate Cortex
Birincil görsel korteksin (V1) hemen etrafında konumlanan ve görsel bilginin işlenmesinde ikincil ve üçüncül aşamaları üstlenen ekstrastriat korteks bölgelerinin tarihsel ve anatomik tanımı.
Cistern Puncture
Magna sisternasına iğne ile girilerek beyin omurilik sıvısı (BOS) elde etme veya tanısal/tedavi amaçlı girişimde bulunma işlemidir.
Seismic Communication
Hayvanların, bireyler arası sinyal iletimi amacıyla toprağı veya diğer substratları sismik titreşimler yoluyla aracı olarak kullanması.
Systematics
Canlı organizmaların çeşitliliğini ve aralarındaki evrimsel ile soyoluşsal ilişkileri inceleyen disiplin.
Cisterna
Anatomide genişlemiş bir boşluğu (beyindeki cisterna magna gibi), hücresel biyolojide ise Golgi aygıtı ve endoplazmik retikulum içindeki yassılaşmış membranöz kesecikleri ifade eden terim.
Systolic Blood Pressure
Kalp kaslarının kasılmasıyla kanın aort ve pulmoner arterlere pompalanması esnasında atardamar duvarlarında oluşan maksimum kan basıncıdır.
Cyto-
Hücre anlamına gelen ve biyolojik ile sitolojik terminolojide yapıları veya süreçleri tanımlamak için kullanılan birleştirici ön ek.
Architectonic Structure
Merkezi sinir sistemindeki nöronların ve hücre katmanlarının sitolojik özelliklerine ve dağılım biçimlerine göre sergilediği mikroskobik organizasyon düzeni.
Cytoarchitecture
Organ ve dokulardaki, özellikle de neokorteksteki hücrelerin mikroskobik düzeydeki organizasyon ve yerleşim düzenidir.
Cytogenetic Map
Kromozomların belirli sitolojik boyalarla işleme sokulması sonucu oluşan farklı boyanma bantlarının örüntüsünü gösteren ve bu bantları spesifik genlerin fiziksel konumlarıyla ilişkilendiren kromozom haritası türü.
Cytokine
Hücreler arası sinyalleşmeyi aracı eden ve bağışıklık ile enflamasyon süreçlerini düzenleyen küçük protein veya peptid molekülleridir.
Cytochrome Oxidase
Mitokondri iç zarında yer alan, aerobik solunumun son basamağında rol oynayan ve görsel korteksteki yapısal 'blob' (leke/küme) bölgelerinin haritalandırılmasında kullanılan temel enzim.
Blob
Birincil görsel korteksin (V1) 2. ve 3. katmanlarında yer alan, yüksek sitokrom oksidaz aktivitesine sahip, renk işleme ve biçim analizinden sorumlu nöronal kümeler.
Cytochrome Oxidase Blob (CO Blob)
Striat kortekste (V1), sitokrom oksidaz enzim aktivitesi çevre dokuya göre belirgin şekilde yüksek olan ve renk algısından sorumlu nöronal yama kümeleri.
Cytochrome P450 (CYP)
Karaciğer ve diğer dokulardaki düz endoplazmik retikulumda yer alan; psikotrop ilaçlar dahil pek çok kimyasalın Faz I metabolizmasından sorumlu oksidatif enzim protein grubu.
Cytology
Hücrelerin yapısal gelişimini, işlevlerini ve morfolojik özelliklerini inceleyen biyoloji alt dalıdır.
Cytoplasm
Hücre zarı ile çekirdek arasında yer alan, hücre içi organelleri barındıran ve yaşamsal metabolik faaliyetlerin çoğunun gerçekleştiği yarı akışkan jelatinimsi matriks.
Cytosine
DNA ve RNA'nın genetik kodunu oluşturan, guanin ile üçlü hidrojen bağı kurarak baz çifti oluşturan temel pirimidin bazlarından biridir.
Cyanopsia
Nesnelerin ve görsel çevrenin geçici veya sürekli olarak mavi tonlarında algılanmasıyla karakterize nadir bir görme bozukluğudur.
Sciatic Nerve
İnsan vücudundaki en kalın ve en uzun periferik sinir olup, omurilikten başlayarak kalça yoluyla bacaklara motor ve duyusal sinyaller iletir.
Sjögren–larsson Syndrome
Konjenital iktiyositozis, spastisite ve entelektüel gelişim bozukluğu triadı ile karakterize, otozomal resesif geçişli nadir bir nörokutanöz hastalıktır.
Scapular Reflex
Kürek kemiği üzerindeki derinin uyarıılmasıyla ortaya çıkan istemsiz kas kasılması.
Skelic İndex
Bacak uzunluğunun gövde uzunluğuna oranını ifade eden antropometrik bir ölçüttür.
Scieropia
Nesnelerin sürekli olarak gölge altında veya karanlıkta gibi algılandığı nadir bir görsel anomali durumudur.
Sclera
Göz küresini dıştan saran, korneanın arkasından optik sinir kılıfına kadar uzanan sert ve beyaz lifli dış tabaka.
Sclero- (scler-)
Tıp ve biyoloji terminolojisinde 'sertleşme' veya 'katılaşma' durumunu ifade eden birleşik form.
Sclerosis
Genellikle hastalık veya yaşlanma süreçlerinin bir sonucu olarak dokularda meydana gelen anormal sertleşme tablosudur.
Scoliosis
Omurganın koronal düzlemde yana doğru anormal eğriliği ve sıklıkla aksiyel rotasyonu ile karakterize ortopedik ve nöromüsküler bir durumdur.
-scope
Gözlem yapmak, incelemek veya görüntülemek amacıyla kullanılan optik veya elektronik aletleri tanımlayan bilimsel sonek.
Scoterythrous Vision
Spektrumun kırmızı ucunu algılamadaki bir eksiklik nedeniyle kırmızı renklerin koyulaşmış veya soluk göründüğü bir renk körlüğü türü.
Scoto- (scot-)
Karanlık, görme kaybı veya skotom durumlarını ifade etmek için kullanılan birleşik kelime kökü.
Scotoma
Grme alanının bir kısmında, sağlam dokularla çevrili kısmi ya da tam görme kaybı veya bozulması.
Scotopic
Düşük ışık seviyeleriyle ilgili olan ve işlevsellik açısından tamamen retina çubuk hücre sistemine (rod hücreleri) dayanan görme koşulunu ifade eder.
Scotopic Vision
Retinadaki çubuk (rod) sisteminin aracılık ettiği, düşük ışık koşullarında gerçekleşen ve renk ayrımı sağlamadığı için görsel sahneyi gri tonlarda sunan görme biçimidir.
Scotopic Stimulation
Retinanın çubuk (rod) sistemini seçici olarak aktive eden, loş ve zayıf hedeflerle gerçekleştirilen görsel uyarımdır.
Scotopsin
Retinadaki çubuk (rod) fotoreseptör hücrelerinde bulunan ve 11-cis retinal ile birleşerek rodopsin pigmentini oluşturan spesifik opsin proteini.
SMA
Bağlama göre değişmekle birlikte, klinik psikoloji ve nörobilimde sıklıkla ya omurilikteki motor nöronların kaybıyla seyreden genetik kas hastalığını (Spinal Müsküler Atrofi) ya da motor planlamadan sorumlu kortikal bölgeyi (Ek Motor Alan) ifade eden temel bir akronimdir.
Smith–lemli–opitz Syndrome
Kolesterol sentezindeki bir enzim defektine bağlı olarak gelişen, mikrosefali, entelektüel gelişim bozukluğu ve karakteristik fiziksel anomalilerle karakterize otozomal resesif bir genetik bozukluktur.
SMR
Sensorimotor ritim (SMR), sensörimotor korteksten kaynaklanan, elektroensefalografide (EEG) özellikle 12-15 Hz frekans bandında gözlenen bir beyin dalgası salınımıdır.
Snellen Chart
Görsel keskinliği ölçmek amacıyla kullanılan, en büyüğünden en küçüğüne kadar değişen boyutlarda basılı harfler içeren standart optometrik test aracı.
SNP
Genomdaki tek bir nükleotid bazının (A, T, C veya G) bireyler arasında farklılık gösterdiği en yaygın genetik varyasyon türüdür.
CNS Vasodilation
Serebral kan akımının artmasına yol açacak şekilde beyin kan damarlarının çapının genişlemesidir.
SOAP Test
Afazili bireylerin farklı sözdizimsel karmaşıklığa sahip cümleleri (özne-bağlı, nesne-bağlı, etken ve edilgen) anlama becerisini değerlendiren nöropsikolojik test.
Society For Neuroscience
Beyin ve sinir sistemi araştırmalarını ilerletmek amacıyla 1969 yılında kurulan, temel bilim insanları ve hekimleri bünyesinde barındıran uluslararası kar amacı gütmeyen mesleki kuruluş.
Sodium Pump
Hücre zarından sodyum iyonlarını enerji harcayarak dışarı, potasyum iyonlarını ise içeri aktif olarak taşıyan temel membran protein kompleksi.
Sodium Regulation
Kan plazmasındaki sodyum iyonu konsantrasyonunun homeostatik sınırlar içerisinde tutulması süreci.
Cold Pressor Pain Test
Bir uzvun (genellikle el veya ön kolun) buzlu suya daldırılmasıyla deneysel olarak akut ağrı ve fizyolojik stres yaratan standart bir laboratuvar testidir.
Cold Emotion
Tanımlanabilir öznel bir duygulanım kökeni olmaksızın, bazı uyaranların tetiklediği fizyolojik uyarılma hali.
Cold Spot
Cilt yüzeyinde, düşük sıcaklık uyaranlarına karşı duyarlı sinir reseptörlerini barındıran herhangi bir nokta.
Absorption Curve
Farklı dalga boylarındaki ışık fotonlarının bir fotopigment tarafından emilme miktarını gösteren grafiksel temsil.
Left Brain
İnsan beyninin sol serebral hemisferi olup, analitik düşünme, dil işleme ve sıralı mantıksal işlemlerle ilişkilendirilen anatomik ve işlevsel birimdir.
Left-hemisphere Consciousness
Beynin çoğunlukla dil ve konuşma işlevlerini yürüten sol yarımküresinin, insan bilincinin ve benlik algısının temel merkezi olduğu hipotezi.
Left Hemisphere
Serebrumun, dil, sözel bellek, analitik düşünce ve karmaşık motor kontrol süreçlerinde baskın rol oynayan sol yarısı.
Left-handedness
Yeme, yazma ve nesne fırlatma gibi temel motor aktivitelerde sol elin baskın olarak tercih edilmesi durumu.
Solitary Nucleus
Medulla oblongata içinde yer alan ve fasial, glossofaringeal ve vagus sinirlerinden gelen visseral duyu ile tat bilgilerini işleyen merkezi duyusal çekirdektir.
NST
Beyin sapında yer alan ve viseral duyusal bilgilerin [tat, kardiyovasküler, solunumsal ve gastrointestinal sistemden gelen] beyne ilk giriş kapısı olan ana Nöral merkezdir.
Breathing / Respiration
🔹 1. (breathing): Akciğerlerin havalandırılmasını sağlayan, ardışık inhalasyon (içeri alma) ve ekshalasyon (dışarı verme) döngülerinden oluşan fizyolojik mekanizma. 🔹 2. (respiration): Organizmaların besinlerdeki kimyasal enerjiyi hücre içi kullanım için dönüştürdüğü hücresel süreç ve canlıların çevresiyle oksijen ile karbondioksit alışverişi yaptığı mekanizma.
Solvent
Bir çözüneni (solute) çözerek homojen bir çözelti oluşturan sıvı, gaz veya katı fazdaki maddedir.
Soma
Fiziksel bedeni zihin veya ruhtan ayıran yapı; nörobilimde ise nöronun çekirdeği ve metabolik merkezini içeren hücre gövdesidir.
Somesthesia (somaesthesia)
Deri, kaslar, eklemler ve iç organlardan gelen tüm somatik duyusal uyarıların bütüncül algılanması.
Body Cell
Üreme hücreleri (gametler) dışındaki tüm vücut dokularını oluşturan ve genellikle diploid sayıda kromozom taşıyan biyolojik birim.
Somatic Function
Somatik sinir sisteminin aracılık ettiği her türlü duyu alımı ve istemli ya da refleksif kas kasılması süreci.
Somatic Receptor
Deri içinde yer alan ve daha derin kinestetik duyu organlarını kapsayan, mekanik, termal veya noksiseptif uyarıları algılayan duyusal yapılar.
Somatic Nervous System
Çevresel sinir sisteminin duyusal reseptörlerden merkezi sinir sistemine bilgi taşıyan ve istemli hareketleri kontrol eden iskelet kaslarını innarve eden alt bölümüdür.
Somatogenesis
Germ hücrelerinin vücut hücrelerine dönüşüm sürecini veya davranışsal ve kişilik özelliklerinin bedensel değişimler sonucunda ortaya çıkışını ifade eden gelişimsel terim.
Somatognosia
Kişinin kendi bedeninin ve beden kısımlarının farkında olma, onları tanıma ve uzaysal olarak konumlandırma yeteneği.
Somatomedin
Karaciğer tarafından büyüme hormonunun uyarımıyla salgılanan ve protein sentezini tetikleyerek doku büyümesini destekleyen polipeptit yapılı maddeler sınıfıdır.
Somatometry
İnsan vücudunun nicel ölçümlerinin yapılması ve bu fiziksel özelliklerin psikolojik karakteristiklerle ilişkilendirilmesi süreci.
Somatoplasm
Üreme hücreleri (germ hücreleri) dışındaki tüm vücut hücrelerini ve dokularını oluşturan biyolojik materyalin bütünü.
Somatosense
Dokunma, propriosepsiyon, viseral ve eklem duyularını içeren, bedensel uyarıcıların tamamını kapsayan duyusal sistem.
Somatosensory Area
Serebral kortekste, vücudun çeşitli bölgelerinden gelen dokunma, sıcaklık, ağrı ve propriosepsiyon gibi somatik duyusal bilgileri alan ve işleyen primer ve sekonder kortikal bölgeler.
Somatosensory Disorder
Deriden ve derin dokulardan gelen duyusal bilgilerin işlenmesinde veya iletilmesinde görülen, somatik duyarlılığın bozulması ya da anormalleşmesiyle karakterize durum.
Somatosensory System
Dokunma, titreşim, ağrı, sıcaklık ve propriosepsiyon gibi bedensel uyaranların algılanmasını sağlayan karmaşık sinir sistemi ağı.
SEP
Periferik sinirlerin uyarılması sonucu merkezi sinir sisteminde (kortekste) oluşan elektrik potansiyellerinin kaydedilmesini sağlayan nörofizyolojik inceleme yöntemi.
Somatosensory Evoked Potential (SEP)
Ağrı, dokunma, ısı, vibrasyon veya pozisyon değişiklikleri gibi somatosensoriyel uyaranlara karşı beyinde ortaya çıkan elektriksel yanıt.
Somatostatin
Hipotalamustan ve pankreastan salgılanarak büyüme hormonu, insülin ve glukagon dahil olmak üzere çeşitli peptid hormonların salınımını baskılayan düzenleyici bir peptit hormondur.
Somatotype
Bir bireyin bedensel yapısı ve fiziksel formunun, mizaç ve davranışsal özellikleriyle ilişkili olarak sınıflandırılması.
Somatotopagnosia
Bireyin kendi vücut parçalarının yanı sıra başkalarının vücut kısımlarını veya vücut temsillerini lokalize etme ve yönlendirme yeteneğini kaybetmesiyle karakterize bir agnozi türüdür.
Somatotopic Organization
Beyin korteksinin belirli bölgelerinin, vücudun belirli kas grupları ve duyu alanlarıyla birebir topografik bir harita ilişkisi içinde organize olması durumu.
Somatotropin
Anterior hipofiz bezinin asidofil hücreleri tarafından salgılanan ve somatik büyüme ile metabolik süreçleri düzenleyen ana peptit hormon.
SRIF
Hipotalamustan salgılanan ve ön hipofiz bezinden büyüme hormonu (somatotropin) salınımını baskılayan nöropeptit hormon; somatostatin ile eş anlamlıdır.
Somesthetic Disorder
Postüral farkındalığı sürdürmede zorluk veya ağrı, dokunma ve sıcaklık duyularına karşı duyarsızlık gibi somatosensör sistem işlev bozukluklarını kapsayan klinik durum.
Somesthetic Stimulation
Kinestetik, kutanöz veya visseral reseptörlerin uyarılmasıyla bedensel ve duyusal girdilerin tetiklenmesi sürecidir.
Somniloquy
Uyku esnasında, genellikle uykunun REM dışı (NREM) evrelerinde meydana gelen, bilinçsiz vokalizasyon veya konuşma eylemidir.
Somnology
Uykuyu, uyku evrelerini ve uyku bozukluklarını bilimsel ve klinik düzeyde inceleyen disiplin.
Concrete Thinking
Anlık deneyimlere, fiziksel nesnelere ve somut olgulara odaklanan, metaforik ve soyut bağlamları kurmakta zorlanan bilişsel yönelim.
Concrete Attitude
Bireyin soyut kıyaslamalar yapmaktan kaçınarak, yalnızca belirli nesnelere ve anlık uyarıcılara odaklandığı bilişsel yönelim.
Sonic Pathfinder
Görme engelli bireylerin çevresel farkındalığını artırmak amacıyla ultrasonik dalgalar yayarak nesneleri işitsel melodilere dönüştüren başa takılabilir bir mobilite destek cihazıdır.
Sonic Boom
Bir nesnenin ses hızından daha yüksek bir hızda hareket etmesiyle oluşan yüksek basınçlı akustik şok dalgalarının yarattığı şiddetli sestir.
Sonography
Yüksek frekanslı ses dalgalarının (ultrason) dokulardan yansımasıyla iç organların ve yapıların eş zamanlı görüntülenmesini sağlayan tanısal yöntem.
Sopite Syndrome
Uzun süreli ve hafif hareketlere maruz kalma sonucunda ortaya çıkan, baş döndürücü etkilerden ziyade baskın bir uyku hali, yorgunluk ve motivasyon kaybı ile karakterize bir hareket hastalığı formudur.
Social İmperception Disorder
Yaygın sosyal etkileşim süreçlerinin ve kişilerarası davranışların farkında olmama, başkalarının duygu ve hislerini tanımada ve anlamakta güçlük çekme durumu.
Social Memory
Bireylerin diğer insanlara dair edindikleri biyografik, ilişkisel ve bağlamsal bilgileri kodlama, saklama ve geri çağırma kapasitesidir.
Social İnsects
Üreme işbölümü, yavruların bakımında yardımlaşma ve çoklu nesillerin bir arada yaşama özellikleri gösteren, en üst düzeyde organize olmuş koloni hayatı süren böcekler.
Social Emotion
Bireyin başkalarının düşüncelerini, duygularını veya eylemlerini değerlendirmesine ya da dikkate almasına bağlı olarak ortaya çıkan karmaşık duygusal tepki.
Social İsolation Syndrome
Hayvanların türdeşleriyle temastan tamamen mahrum bırakılarak büyütülmesi sonucu ortaya çıkan; ciddi anormal davranışlar, stereotipiler ve cinsel işlev bozukluklarıyla karakterize deneysel bir sendromdur.
Social Neuroscience
İnsan davranışının sosyal ve biyolojik boyutlarını entegre ederek beyin yapıları ile sosyal çevre arasındaki karşılıklı etkileşimleri inceleyen disiplinlerarası bilim dalı.
Sociability / Sociality
🔹 1. (sociability): Bireyin başkalarıyla arkadaşlık kurma, kişilerarası ilişkilere katılım sağlama ve sosyal aktivitelerde yer alma yönündeki doğuştan gelen eğilimi ve buna eşlik eden becerileri. 🔹 2. (sociality): Bireylerin, yapılandırılmış sosyal etkileşimler ve işbirliği yeteneği temelinde bir grup halinde yaşama eğilimi.
Sociobiology
Sosyal davranışların biyolojik ve evrimsel temellerini sistematik olarak inceleyen disiplinler arası bilim dalıdır.
Sociogenetics
Toplumların ve sosyal yapıların kökenini, evrimsel gelişim süreçlerini inceleyen disiplinler arası alan.
Southern Blot
DNA molekül karışımları içindeki spesifik bir DNA dizilimini jel elektroforezi ve nükleik asit hibridizasyonu yoluyla tespit etmeye yarayan laboratuvar yöntemidir.
Pedigree Method
Kalıtsal olabilecek özellikleri ve hastalıkları izlemek amacıyla aile geçmişinin ve genelleştirilmiş nesep bağlarının incelenmesidir.
Abstract Attitude
Durumların özünü kavrama, ortak özellikleri fark etme, farklı bağlamlar arasında zihinsel geçiş yapabilme ve sembolik düzeyde planlama yürütebilme becerisi.
Abstract İntelligence
Somut nesnelerden ve doğrudan algısal deneyimlerden bağımsız olarak soyut kavramları, sembolleri ve mantıksal ilişkileri kavrama ve işleme kapasitesi.
Pseudesthesia / Pseudoesthesia
🔹 1. (pseudesthesia): Fiziksel bir uyarıcı olmaksızın, dış dünyadan veya bedenden geliyormuş gibi hissedilen hayali duyusal deneyim. 🔹 2. (pseudoesthesia): Amputasyon sonrası kaybedilen uzuvda hissedilen tahriş veya kaşıntı gibi illüzyonel duyusal deneyim.
Damping / Fading
🔹 1. (damping): Salınım yapan bir sistemin enerjisini kaybederek titreşim genliğinin zamanla azalması veya tamamen sönmesi süreci. 🔹 2. (fading): Edimsel ve klasik koşullamada, bir uyarıcının kademeli olarak değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması suretiyle uyarıcı kontrolünün başka bir uyarıcıya aktarılması süreci.
WF
Bireyin belirli fonetik veya semantik kısıtlamalar altında, belirli bir süre içinde üretebildiği benzersiz sözcük miktarını ölçen bilişsel performans kısaltması.
Word Approximation
Geleneksel sözcüklerin alışılmadık bağlamlarda kullanıldığı veya sıradan kelimelerden yeni ama anlaşılabilir türetmelerin yapıldığı bir konuşma bozukluğudur.
Verbal Aphasia
Bireyin düşüncelerini kelimelere dökme ve konuşmayı ifade etme becerisinin bozulduğu, ekspresif afazinin bir diğer adıdır.
Verbal Fluency Test
Katılımcıların belirli bir süre içinde, verilen fonemik veya semantik kurallara uygun olarak olabildiğince çok kelime üretmesini gerektiren nöropsikolojik değerlendirme aracı.
Verbal Memory
Önceden öğrenilmiş yazılı veya sözlü materyallerin (örneğin kelimeler, listeler, öyküler) kodlanması, depolanması ve gerektiğinde geri çağrılması kapasitesidir.
Verbal Comprehension Index
Wechsler zeka ölçeklerinde bireyin sözel bilgi dağarcığını, dilsel muhakemesini ve işitsel bilgiyi kavrayıp ifade etme kapasitesini ölçen temel bilişsel alt indeks.
Nonverbal Auditory Perception Test
Ritim, ton analizi ve çevresel seslerin tanınması gibi sözel olmayan işitsel becerileri değerlendiren standartlaştırılmış psikometrik ölçüm aracı.
Nonverbal Vocabulary Test
Bireyin sözlü yanıt vermesini gerektirmeyen, genellikle basılı bir kelimeye karşılık gelen görseli işaretlemesi temeline dayanan kelime dağarcığı değerlendirme aracı.
Nonverbal Test
Soruların, problemlerin, yönergelerin ve olası yanıt çözümlerinin kelimelerle iletilmediği, performans ve manipülasyona dayalı psikolojik değerlendirme aracı.
Verbal Test
Performansın, bireyin kelimeleri anlamlandırma, kullanma veya dilsel verileri manipüle etme kapasitesine doğrudan bağlı olduğu her türlü psikometrik test veya ölçek.
Verbal IQ
Standardize edilmiş zeka testleri aracılığıyla ölçülen, ana dili becerileri, yaşam deneyimi, eğitim düzeyi ve motivasyondan etkilenen geniş kapsamlı bir sözel yetenek ölçütüdür.
Paced Auditory Serial Addition Test (PASAT)
Bilgi işleme hızı, çalışma belleği, sürdürülebilir ve bölünmüş dikkati değerlendirmek için kullanılan işitsel tempolu bir nöropsikolojik testtir.
Circumlocution
Algılanan ve tanınan bir nesnenin adını veya doğru kelimeyi bulmakta yaşanan güçlük nedeniyle, dolaylı ifadeler ve uzun tanımlar kullanarak meram anlatma biçimi.
Spandrel
Bir başka özelliğin (örneğin kemerlerin birleşmesinin) zorunlu bir yan ürünü olarak ortaya çıkan ve doğrudan doğal seçilimle amaçlanmamış biyolojik veya yapısal özellik.
Spastic
İstem dışı kas kasılmalarıyla ve artmış kas tonusuyla karakterize olan durum veya bu durumla ilişkili olan.
Spastic Paraplegia
Bacak kaslarında belirgin spastisite ve tonus artışıyla karakterize, alt ekstremite felç durumu.
Spasmodic Fixation
Bireyin, odaklandığı görsel hedef ortadan kaldırılıncaya kadar bakış yönünü değiştiremediği patolojik oculomotor durum.
SPECT
Radyofarmasötik ajanlar kullanarak bölgesel serebral kan akımını ve metabolik aktiviteyi üç boyutlu olarak haritalandıran nükleer tıp görüntüleme yöntemi.
Spectral Absorption
Kimyasal maddelerin veya biyolojik moleküllerin ışığı belirli dalga boylarında soğurma kapasitesi.
Spectral Sensitivity
Farklı dalga boylarındaki ışığın retinadaki fotopigmentler tarafından absorbe edilme ve tespit edilme göreceli etkinliğidir.
Spectral Color
Beyaz ışığın bir prizmadan kırılmasıyla veya monokromatik (tek dalga boylu) ışıkla üretilen, görünen tayftaki renklerin her biri.
Spectrally Opponent Cell
Görsel sistemde, görünür ışık tayfının belirli bölgelerindeki dalga boylarıyla uyarılırken, diğer bölgelerindeki dalga boylarıyla inhibe olan özel bir nöron tipi.
Spectroscopy
Elektromanyetik radyasyonun madde ile etkileşimini, dalga boyu veya frekans fonksiyonu olarak inceleyen ve ölçümleyen bilim dalı.
Spectrum Level
Bir sesin her bir hertz başına düşen güç yoğunluğunu desibel ses basınç seviyesi cinsinden ifade eden fiziksel ve akustik ölçüttür.
Sperm
Anizogamous eşeyli üremede erkek birey tarafından üretilen ve diploid döllere nükleer genetik materyalin yarısını aktaran erkek üreme hücresi (gamet).
Sperm Competition
Birden fazla erkekle çiftleşen dişilerin yumurtalarını döllemek amacıyla, farklı erkeklere ait spermatozoa hücreleri arasında gerçekleşen evrimsel ve fizyolojik yarış.
Semenarche / Spermarche
🔹 1. (semenarche): Erkek bireylerin yaşamında ilk kez spermatozoa içeren ejakülasyonu deneyimlediği gelişimsel eşiktir. 🔹 2. (spermarche): Erkeklerde seminal sıvının ilk defa ejekülasyon yoluyla dışarı atıldığı gelişimsel dönüm noktası.
Spermatogenesis
Erkek üreme organlarında, seminifer tübüllerde, diploid germ hücrelerinin mayoz ve mitoz bölünmeler yoluyla haploid spermatozoonlara dönüşüm sürecidir.
Spermatocyte
Erkek testislerinde spermatogenez sürecinin ara evresinde beliren, mayoz bölünmeyle sperm hücrelerine dönüşen öncül üreme hücresidir.
Spermatozoon
Seminifer tübüllerdeki spermatogonyumların gelişimi sonucunda ikincil spermatositlerden oluşan ve dölleme işlevini yerine getiren tekil erkek gameti.
Specific Hunger
Organizmanın, vücudun o an yoksunluk çektiği belirli bir besin öğesini içeren gıdalara karşı geliştirdiği içgüdüsel ve biyolojik yönelimli iştah biçimi.
Spike
Nörobilimde bireysel bir nörondan kaydedilen elektriksel eylem potansiyeli treni, zaman serisi analizinde ise bağımlı değişkendeki ani sıçrama ve ardından gelen hızlı düşüş noktası.
Spina Bifida
Embriyonik gelişim sürecinde nöral tüpün tam olarak kapanamaması sonucu ortaya çıkan konjenital bir omurga ve omurilik gelişim bozukluğudur.
Spinal Ganglion
Her bir omurga sinirinin dorsal kökünde yer alan ve duyusal nöronların hücre gövdelerini barındıran küme.
Spinal Animal
Omuriliği beyniyle olan bağlantısı cerrahi olarak kesilmiş, böylece periferik işlevleri yalnızca omurilik refleksleriyle yönetilen deney hayvanı.
Spinal Canal
Omur sütunu boyunca uzanan ve merkezi sinir sisteminin temel yapı taşlarından biri olan omuriliği barındıran anatomik geçit.
Spinal Gate
Kapı kontrol teorisinde, omurilik düzeyinde ağrı sinyallerinin beyne iletimini açılıp kapanarak düzenleyen nöral geçit mekanizması.
Spinal Column
Kraniyumdan koksikse kadar uzanan, intervertebral disklerle birbirine bağlanan omurlardan oluşan ve merkezi sinir sisteminin temel yapısal eksenini oluşturan kemik yapıdır.
Spinal Root
Omurilik ile spinal sinirlerin birleştiği noktayı oluşturan, duyu ve motor lifleri ayıran anatomik köprü.
Spinal Reflex
Beyin müdahalesine gerek kalmaksızın, yalnızca omurilikteki sinir devreleri tarafından kontrol edilen otomatize motor veya otonomik yanıt.
Spinal Nerve
Omurilikten köken alarak omurganın vertebralar arası açıklıklarından vücuda dağılan ve motor, duyu ile otonomik sinyalleri taşıyan 31 çift karışık sinirdir.
Spinal Shock
Omurilik yaralanmasını takiben, lezyon seviyesinin altında kalan refleks fonksiyonlarının ve motor tonusun geçici olarak kaybolması durumudur.
Spinocerebellar Tract
Kaslardan ve diğer proprioseptörlerden gelen impulsları omurilik yoluyla beyinciğe ileten büyük sinir lifi demeti.
Spinothalamic Tract
Omurilikten talamusa doğru yükselen ve özellikle ağrı, sıcaklık ile kaba dokunma duyularını taşıyan somatosensoriyel ana Yükseltici sinir yoludur.
Spiral Ganglion
Kokleanın modiolus adı verilen merkezi ekseninde yer alan ve akustik bilgiyi işleyerek işitme sinirini oluşturan bipolar nöron hücre gövdeleri kümesidir.
Spirograph
Solunum hızını ve hacmini ölçmek ve kaydetmek için kullanılan klinik ve fizyolojik ölçüm aracı.
Splanchnic
Karın içi organları veya viserayı ifade eden anatomik ve fizyolojik sıfat.
Splanchnic Nerve
Karın içi organların innervasyonunu sağlayan ve sempatik zincir ganglionlarından köken alan otonom sinir lifleri.
Splenium
Corpus callosum'un en arka ucunda yer alan, oksipital ve temporal loblar arasındaki interhemisferik (hemisferler arası) bağlantıları sağlayan kalınlaşmış anatomik yapı.
SPMSQ
Geriatrik popülasyonda organik beyin sendromu ve kognitif bozulmanın taranması amacıyla kullanılan, on maddeden oluşan pratik ve hızlı bir nöropsikolojik değerlendirme aracıdır.
Spongioblast
Nöral tüpün ektodermal katmanından köken alan ve ilerleyen gelişim evrelerinde merkezi sinir sisteminin destek dokusu olan glial hücrelere dönüşme potansiyeli taşıyan embriyonik öncül hücre.
Spontaneous Discharge
Sinir hücrelerinin, herhangi bir dış uyaranın doğrudan etkisi olmaksızın aksiyon potansiyeli üretmesi ve ateşlemesidir.
Spontaneous Movement
Herhangi bir dış uyarıcıya, ön tasarıya veya bilinçli planlamaya dayanmaksızın, içsel dürtülerle ortaya çıkan motor aktivite.
Spontaneous İmagery
Bireyin bilinçli çabası olmaksızın, özellikle uykuya geçiş veya hipnagojik durumlarda kendiliğinden beliren zihinsel görseller.
Spontaneous Speech
Herhangi bir spesifik soruya, yönergeye veya dışsal uyarıcıya bağlı kalmaksızın bireyin kendi inisiyatifiyle ürettiği sözel ifade.
Spontaneous Neural Activity
Herhangi bir gözlenebilir dış uyaran olmaksızın, nöronların kendi dinamikleriyle kendiliğinden ateşlenme süreci.
Spontaneous Alternation
Organizmaların ayrık seçimler veya keşif içeren durumlarda, mevcut seçenekler arasında içgüdüsel ve ardışık olarak yön değiştirme eğilimi.
Sport
Kodlanmış kurallara tabi olan, dış katılımcılar tarafından denetlenen ve tek bir kazananı bulunabilen bireysel veya takım halindeki fiziksel yarışma.
Sport Science
Biyofiziksel ve sosyal bilimsel yöntemlerin spor davranışı üzerindeki etkilerini inceleyen ve atletik performansı optimize etmeyi amaçlayan çok disiplinli araştırma alanı.
SQUID
Josephson eklemleri içeren süper iletken halkalardan oluşan ve çok küçük manyetik alanların hassas bir şekilde ölçülmesini sağlayan ultra hassas bir manyetometredir.
SRT
Bilişsel psikolojide basit reaksiyon süresini (simple reaction time), odyolojide ise konuşma alıkoyma veya alma eşiğini (speech-reception threshold) ifade eden standart akademik ve klinik kısaltma.
SRY
Memmallerde testis gelişimini tetikleyen ve embriyonik dönemde erkek cinsiyet farklılaşmasını başlatan Y kromozomu üzerindeki temel gen.
CNS Stimulant
Düşük ila orta dozlarda uyanıklığı, dikkati ve enerji düzeyini artıran; yüksek dozlarda ise ajitasyon, panik ve psikotik belirtilere yol açabilen psikoaktif ajan grubu.
SSW
Merkezi işitsel işlev bozukluklarını ve beyin sapı ile hemisferler arası etkileşimi değerlendirmek için kullanılan dikotik dinleme testidir.
Stabilized İmage
Göz hareket ettirildiğinde dahi retina üzerinde konum değiştirmeyen ve görsel sistemin değişime duyarlı yapısı nedeniyle hızla silinen optik uyarıcı.
Staggered Spondaic Word Test (SSW)
İşitsel işleme bozukluklarını değerlendirmek amacıyla, iki kulğa eş zamanlı ve kademeli olarak farklı iki heceli spondee kelimelerin sunulduğu bir odyolojik test yöntemidir.
Stain
Mikroskobik inceleme sırasında hücrelerin ve doku kesitlerinin görünürlüğünü artırmak için uygulanan kimyasal boya.
Stapedius Muscle
İnsan vücudundaki en küçük iskelet kası olup, orta kulaktaki üzengi kemiğinin hareketini kontrol eder ve akustik refleksin temel bileşenini oluşturur.
Stapes
İnsan vücudundaki en küçük ve en hafif kemik olup, orta kulakta ses titreşimlerinin iç kulağa iletilmesinde kritik rol oynayan üzengi şeklindeki işitsel kemikçiktir.
Static Ataxia
Ayaktayken veya belirli bir sabit pozisyonu korumaya çalışırken gözler kapalıyken aşırı sallanma, dengesizlik ve vücut duruşunu sürdürememe durumu.
Static Response
Vücudun yerçekimi gibi sürekli bir kuvvete karşı duruşunu ve dengesini korumasını sağlayan postüral refleks.
Statoconium
İç kulaktaki otolit organlarında (utrikulus ve sakkulus) bulunan, yerçekimi ve doğrusal ivmelenmeyi algılamayı sağlayan mikro boyutlu kalsiyum karbonat kristalleri.
Steatopygia
Kalça ve uyluk bölgesinde genetik veya antropolojik olarak aşırı yağ dokusu birikimi karakteristiği.
Sthenic Type
Fiziksel güç, enerji ve yüksek canlılıkla karakterize edilen somatik yapı tipi.
Steno-
Anatomik, fizyolojik veya patolojik bağlamlarda daralma, büzülme ya da çap küçülmesini ifade eden birleşik form.
Sthenometer
Kas gücünü nicel olarak ölçmek amacıyla geliştirilmiş eski dönem tarihsel bir fizyolojik ölçüm aletidir.
Stenosis
Vücuttaki herhangi bir anatomik kanalın, damarın veya geçidin anormal bir şekilde daralarak akışı kısıtlaması durumu.
Stereoacuity
İki gözün retinaya düşen hafif farklı görüntüleri birleştirerek derinlik algısı (stereopsis) oluşturma yeteneğinin en küçük eşik derecesidir.
Stereognosis
Görsel ve işitsel ipuçları olmaksızın, yalnızca dokunma ve somatosensoryal geri bildirim yoluyla bir nesnenin formunu, dokusunu ve kimliğini algılama yeteneği.
Astereognosis
Görsel veya işitsel ipuçları olmaksızın, yalnızca dokunma ve nesneyi manipüle etme yoluyla bir objenin formunu ve doğasını tanımlayamama durumu.
Stereoisomers
Atomlarının birbirine bağlanma sırası aynı olmasına rağmen, uzaydaki üç boyutlu düzenlenişleri (konfigürasyonları) farklı olan kimyasal bileşiklerdir.
Stereochemical Smell Theory
Koku algısının, moleküllerin üç boyutlu uzaysal yapıları ile koku reseptörleri arasındaki anahtar-kilit uyumuna dayandığını savunan duyusal kuram.
Stereoblindness
İki gözün retinaya düşen görüntülerini birleştirerek derinlik algısı (stereopsis) oluşturma yeteneğinin kalıcı olarak bulunmayışı.
Stereopsis
İki gözün retinasına düşen iki boyutlu retinal imgelerin hafifçe farklı açılardan gelmesi (binoküler eşitsizlik) sayesinde oluşan derinlik ve üç boyutlu uzay algısı.
Stereocilia
İç kulaktaki tüy hücrelerinin apikal yüzeyinde yer alan, mekanik uyarıları elektriksel sinyallere dönüştüren aktin flamentleri açısından zengin, hareket etmeyen mikrovillüs benzeri uzantılardır.
Stereoscopic Acuity
İki gözün eş zamanlı kullanımı (binoküler vizyon) yoluyla algılanabilen en küçük derinlik farkını saptama eşiğidir.
Stereotaxy / Stereotaxis
🔹 1. (stereotaxy): Üç boyutlu koordinat sistemleri ve özel bir atlas yardımıyla, vücut veya beyin içerisindeki spesifik bir anatomik noktanın milimetrik olarak belirlenmesini ve hedeflenmesini sağlayan cerrahi ve deneysel yöntem. 🔹 2. (stereotaxis): Bir organizmanın katı bir nesne veya yüzeyle fiziksel temas ya da dokunma uyarısına yanıt olarak gerçekleştirdiği yönelimsel aktif hareketi.
Stereotyped Behavior
Değişen çevresel koşullara uyum sağlamayan, belirli bir kalıbı katı bir şekilde takip eden yineleyici davranış örüntüsü.
Stereotropism
Bir organizmanın katı bir nesne veya yüzeyle fiziksel temas ya da dokunma yoluyla gösterdiği yönelimsel yanıt.
Steroid
Birbiriyle kaynaşmış dört hidrokarbon halkasından oluşan karbon iskeletine sahip organik molekül sınıfı.
Steroid Hormone
Moleküler yapısı dört birbirine bağlı karbon halkasından oluşan steroid çekirdeğine dayanan ve hücre zarını doğrudan geçerek gen ekspresyonunu düzenleyen lipofilik kimyasal mesajcılar.
Stethograph
Solunum hareketlerinin genliğini ve frekansını grafiksel olarak kaydetmeye yarayan fizyolojik ölçüm aracıdır.
Stiffness
Yaralanma, distoni veya kasların aşırı ya da yetersiz kullanımına bağlı olarak kas ve eklemlerde ortaya çıkan esneklik kaybı ve katılık durumu.
Stiles–crawford Effect
Işık ışınlarının göz bebeğinin merkezinden mi yoksa kenarından mı girdiğine bağlı olarak bir uyarıcının algılanan parlaklığında veya renginde meydana gelen değişimdir.
Stilling Color Vision Test
Anormal renk algısını tespit etmek amacıyla geliştirilmiş, çeşitli ton, doygunluk ve yoğunluktaki noktalar içeren psödoizokromatik tablolardan oluşan tarihi bir tarama testidir.
Stimulator
Reseptörleri veya sinir dokusunu elektrik akımı kullanarak uyarmak ve heyecanlandırmak amacıyla tasarlanan elektronik veya elektromekanik cihaz.
Stimulate
Bir organizmayı, organı, hücreyi veya fizyolojik sistemi normal işlev seviyesinin üzerine çıkması için harekete geçirmek veya uyarmak.
Stotting
Ceylan ve antilop gibi bazı tırnaklı memelilerin, dört bacağı da aynı anda yerden kesilerek sergilediği sert bacaklı zıplama davranışı.
Strephosymbolia
Nesnelerin ayna görüntüsü gibi ters algılanması ve okuma-yazma sırasında harflerin yer değiştirmesi veya ters çevrilmesiyle karakterize edilen algısal bozukluk.
Stress
İçsel veya dışsal stresörlerin organizmanın homeostazını tehdit etmesi sonucu ortaya çıkan fizyolojik ve psikolojik tepki örüntüsü.
Stress Hormone
Vücudun tehditlere ve stres faktörlerine karşı verdiği fizyolojik yanıtın aracıları olan; kortizol, epinefrin, norepinefrin ve kortikotropin gibi kimyasal bileşiklerin genel adıdır.
Stress İmmunization
Yaşamın erken evrelerinde deneyimlenen hafif ve yönetilebilir düzeydeki stresin, bireyin ilerleyen yaşamında ortaya çıkabilecek stresörlerle başa çıkma kapasitesini artırdığı yönündeki nörobiyolojik ve psikolojik model.
Stress-induced Analgesia
Şiddetli fiziksel travma veya akut stresörlere maruz kalan organizmanın, acı eşiğini geçici olarak yükselterek ağrı duyarlılığını azaltması durumu.
Stress Reaction
Gerçek veya algılanan bir tehdit, meydan okuma ya da zarar verici olaya karşı gelişen, organizmanın hayatta kalmasını sağlayan psikofizyolojik, bilişsel, nöroendokrin, kardiyovasküler ve metabolik değişimlerin bütüncül adaptif tepkisidir.
Stria Terminalis
Amigdalanın ana efferent yollarından biri olup, limbik sistemi hipotalamus ve septal bölgelere bağlayan önemli bir beyaz madde demetidir.
Striate Cortex
Talamustan, özellikle lateral genikülat çekirdekten gelen görsel girdileri doğrudan alan ve IVb tabakasındaki yoğun miyelinli lif bantları nedeniyle mikroskopta çizgili bir görünüm sergileyen primer görsel korteks.
Nonstriate Visual Cortex
Primer görsel korteksin (V1/striat korteks) dışındaki, görsel uyarıcıların ileri düzey analizinden, nesne tanımından ve visüospatial işlevlerden sorumlu geniş kortikal bölgeler bütünü.
Stridulation
Canlıların belirli vücut bölümlerini (örneğin kazıyıcı ve törpü yapılarını) birbirine sürtmesi yoluyla akustik sinyal üretmesi süreci.
Strychnine
Nux vomica bitkisinden elde edilen, merkezi sinir sistemini glisin reseptörlerini bloke ederek aşırı uyarım yoluyla felç eden son derece toksik bir alkaloid ve konvülsan.
Striatum
Telensefalonun ve bazal gangliyonların en büyük alt kortikal bileşeni olup motor planlama, ödül mekanizmaları ve karar alma süreçlerini koordine eden nükleer yapıdır.
Stroop Color–word Interference Test
Bireylerin otomatik okuma alışkanlıklarını bastırarak çelişkili uyarıcılara karşı seçici dikkatini, bilişsel esnekliğini ve tepki inhibisyonunu ölçen nöropsikolojik bir testtir.
Stuttering Gait
Adım atmada belirgin duraksamalar, tutukluklar ve ritim bozukluklarıyla karakterize edilen anormal bir yürüyüş paterni.
STX
Denizel dinoflagellatlar tarafından üretilen ve voltaj kapılı sodyum kanallarını bloke ederek felce yol açan güçlü bir denizel nörotoksini ifade eden standart kısaltma.
Subarachnoid Space
Beyni ve omuriliği çevreleyen üç zarın ortasındaki ince ara zarın (araknoid mater) altında yer alan ve beyin-omurilik sıvısı ile dolu olan anatomik aralıktır.
Subarachnoid Hemorrhage
Beyni çevreleyen araknoid membran ile pia mater arasındaki subaraknoid boşlukta meydana gelen akut ve hayatı tehdit edici kanama durumu.
Subdural
Beyni ve omuriliği çevreleyen zar tabakalarından en dıştaki (dura mater) yapının hemen altında yer alan anatomik katmanı veya bu bölgeyle ilgili durumları tanımlayan sıfat.
Subdural Hematoma
Sert beyin zarı ile beynin yüzeyi arasında kan birikmesiyle oluşan, kafa içi basıncını artıran ve beyin yapılarında deformasyona yol açan klinik tablo.
Subdural Hemorrhage
Beyni çevreleyen zar tabakalarının en dıştaki katmanı olan dura mater ile araknoid mater arasında meydana gelen kanama türüdür.
Subfornical Organ
Beynin üçüncü ventrikülü yakınında yer alan, kan-beyin bariyerinin dışarıda bıraktığı sirkümventriküler organlardan biri olup anjiyotensin II duyarlılığıyla susama ve içme davranışını tetikler.
Subiculum
Hipokampüsün hemen komşuluğunda yer alan, dentat girus ve hipokampus ile karşılıklı sinaptik bağlantılara sahip olan ve hipokampal formasyonun en alt bileşenini oluşturan forebrain (ön beyin) bölgesi.
Subjective Tone
Fiziksel akustik uyarıcıda bulunmamasına rağmen yalnızca bireyin kendisi tarafından algılanan her türlü ses benzeri işitsel algıdır.
Subcallosal Gyrus
Corpus callosum'un rostrumunun altında ve limbic sistemin bir parçası olarak konumlanan, motor nöron aktivitesini inhibe etme işlevine sahip dar kortikal tabaka.
Subcommissural Organ
Beynin üçüncü ventrikülünün dorsal duvarında, serebral akuaduktus yakınında bulunan ve sirkümventriküler organlardan biri olan sekretuvar epandimal hücre grubu.
Subcortical
Serebral korteksin anatomik olarak altında konumlanan beyin yapılarını ve bu bölgelerde gerçekleşen nöral süreçleri tanımlayan sıfattır.
Subcortical Aphasia
Beynin kortikal alanlarından ziyade bazal ganglionlar gibi subkortikal (derin) bölgelerinin hasar görmesinden kaynaklanan dil ve konuşma bozukluğudur.
Subcortical Center
Serebral korteksin altında yer alan ve belirli yaşamsal, duyusal veya motor işlevleri koordine eden beyin bölgelerinin genel tanımıdır.
Subcortical Learning
Serebral korteksin altındaki beyin bölgelerinde, bilinçli farkındalık gerektirmeyen basit alışkanlıkların ve motor birlikteliklerin edinildiği öğrenme türüdür.
Subcutaneous Sensibility
Cilt altı dokularda yer alan sinir reseptörlerinin (örneğin Pacini cisimcikleri) mekanik, basınç ve titreşim uyarılarına karşı gösterdiği duyarlılık kapasitesi.
Suboccipital Puncture
Serebrospinal sıvı elde etmek veya tanısal/terapötik amaçlarla subaraknoid mesafeye erişmek için lumbar ponksiyona alternatif olarak uygulanan ve iğnenin cisterna magna'ya batırıldığı girişimsel prosedür.
Substantia Gelatinosa
Omuriliğin arka boynuzunun ucunda yer alan, yoğun biçimde birbirine bağlı küçük nöronlardan oluşan jelatinimsi kitle.
Substantia Nigra
Orta beyinde yer alan, dopaminerjik nöron yoğunluğuyla dikkat çeken ve bazal ganglia devreleri üzerinden motor kontrolü ve ödül mekanizmalarını yöneten gri madde çekirdeği.
Substrate
Enflüansıyla kimyasal reaksiyonların gerçekleştiği, enzimlerin spesifik olarak bağlandığı temel kimyasal bileşik veya bir organizmanın üzerinde yaşayıp geliştiği fiziksel zemin.
Subthalamic Nucleus
Talamusun ventralinde yer alan, bazal gangliya devrelerinin motor kontrol ve hareket modülasyonunda kritik bir rol oynayan mercimek şeklindeki küçük nükleustur.
Subthalamus
Beynin diensefalon bölgesinde, talamus ile hipotalamus arasında yer alan ve iskelet kası hareketlerinin kontrolünde bazal gangliya ile birlikte işlev gören anatomik yapı.
Subventricular Zone
Lateral ventriküllerin dış duvarında yer alan ve yetişkin memeli beyinlerinde nörogenezin en yoğun gerçekleştiği primer proliferatif alandır.
Sulcus
Serebral korteksin yüzeyinde bulunan, giruslar arasında yer alan ve beyin dokusunu kıvrımlı bir yapıya kavuşturan anatomik oluk veya yarıntı.
Sulcus Principalis
Pratikte primat beyninde dorsolateral ve ventrolateral frontal korteks sınırlarını ayıran, çalışan bellek ve uzamsal algı süreçleriyle kritik düzeyde ilişkili anatomik oluk.
Summation Effect
İki duyu organının eş zamanlı uyarılması sonucunda, tek bir organın uyarılmasına kıyasla çok daha güçlü bir sinirsel yanıt veya algısal yoğunluk ortaya çıkması durumu.
Superior
Anatomi terminolojisinde yapıların başa yakın, üst veya yukarı pozisyonda bulunduğunu belirten yönsel sıfattır.
Superior Canal Dehiscence
İç kulaktaki üst semisirküler kanalın üzerindeki kemik örtünün incelmesi veya yok olması sonucu ortaya çıkan, sese ve harekete karşı aşırı duyarlılıkla karakterize nadir bir işitme ve denge bozukluğu.
Superior Colliculus
Orta beynin dorsalinde yer alan ve özellikle görsel ile işitsel uyaranlara yönelik baş ve göz yönelim hareketlerini koordine eden iki simetrik sinir dokusu tümseğidir.
Superior Longitudinal Fasciculus
Serebral korteksin frontal, parietal, temporal ve oksipital loblarını birbirine bağlayan, beyin yarımkürelerindeki en büyük asosyasyon sinir lifi demetidir.
Superior Oblique
Göz küresinin üst kısmında yer alan ve özellikle göz burna doğru baktığında iç rotasyon (intorsiyon), aşağı ve dışa hareket sağlayan ekstrinsik göz kası.
Superior Olivary Complex (superior Olivary Nucleus; Superior Olive)
Pons bölgesinde yer alan ve işitsel yolda sesin yönünün tespit edilmesinde kritik rol oynayan ana çekirdekler topluluğudur.
Superior Rectus
Gözü yukarı ve dışarı doğru hareket ettiren, ayrıca doğrudan karşıya bakarken yukarı yönlü göz hareketine katkı sağlayan dışsal göz kasıdır.
Superior Sagittal Sinus
Serebral dokulardan venöz kanı ve beyin omurilik sıvısını drene eden, falx cerebri'nin üst yaprakları arasında yer alan en büyük dural venöz sinüstür.
Supination
Ön kolun avuç içi yukarı bakacak şekilde dışa döndürülmesi veya ayağın tabanı içe bakacak şekilde iç kenarın yükseltilmesi hareketi.
Supplementary Motor Area (SMA)
Koordineli hareket sekanslarının planlanması ve öğrenilmesinde rol oynayan, dışsal uyaranlardan ziyade içsel niyetlerle tetiklenen somatotopik organizasyonlu motor korteks alanı.
Suprachiasmatic Nucleus (SCN)
Hipotalamusta, optik kiyazmanın üzerinde yer alan ve memelilerde sirkadiyen ritimleri yöneten ana biyolojik saatin bulunduğu küçük nöronal çekirdektir.
Supramarginal Gyrus
Alt parietal lobda yer alan ve kelimelerin sesbilgisel (fonolojik) işlenmesinde, eklemlemesinde ve dil algısında kritik rol oynayan kortikal yapı.
Supraoptic Nucleus
Optik kiyazmanın hemen üzerinde yer alan ve hipotalamusta bulunan, oksitosin ile vazopressin hormonlarını sentezleyen magnoselüler nörosekresyon hücreleri kümesidir.
Surgency
Neşe, tepkisellik, spontanlık ve sosyallikle karakterize edilen, ancak dışa dönüklük veya mani düzeyine ulaşmayan bir kişilik ve mizaç boyutu.
Sursumvergence
Gözlerden birinin diğerine kıyasla yukarı doğru sapması veya dönmesi durumu.
Thirst
Vücut dokularındaki su ve elektrolit dengesini korumak amacıyla artmış sıvı alımı gereksinimini tetikleyen içsel duyum.
Subjective Visual Field
Bireyin dış dünyadaki fiziksel uyaranlardan bağımsız olarak, kendi bilinçli deneyimi dahilinde algıladığı görme uzamıdır.
Succinimide
Absans nöbetlerinin tedavisinde kullanılan, kimyasal olarak ilişkili antiepileptik ilaç grubu.
Supertaster
Ortalamanın çok altında tat eşiklerine ve tat uyarıcılarına karşı olağandışı düzeyde yoğun nörolojik tepkilere sahip birey.
Superbug
Çeşitli antibiyotik türlerine karşı direnç geliştirmiş, tedavisi son derece güç veya imkansız hale gelen bakteri suşları.
Superconducting Quantum İnterference Device (SQUID)
Beyindeki en küçük manyetik alan dalgalarını dahi hassasiyetle tespit edebilmek amacıyla magnetoensefalografide kullanılan son derece duyarlı bir ölçüm cihazıdır.
Supernormal Stimulus
Doğal karşılıklarından daha büyük, yoğun veya abartılı biçimde tasarlanmış, bu nedenle evrimsel olarak gelişen normal yanıttan çok daha güçlü bir davranışsal tepki ortaya çıkaran uyarıcı.
Sustained Attention
Bireyin belirli bir göreve veya uyarıcıya uzun bir zaman dilimi boyunca odaklanabilme ve bu dikkati kaybetmeden sürdürebilme kapasitesidir.
Time Score
Belirli bir görevi tamamlamak için harcanan zaman miktarına dayalı olarak elde edilen nicel performans ölçümüdür.
Process Approach
Nöropsikolojik değerlendirmede standart test skorlarının ötesine geçerek hastanın davranışsal ve nitel performans süreçlerini sistematik biçimde inceleyen klinik yaklaşım.
Continuous Operations (CONOPS)
Sıkı disiplin, planlama ve zaman yönetimi gerektiren, kesintisiz bir şekilde yürütülen askeri operasyonlar.
Sustained Operations (SUSOPS)
Yorucu ve zorlu koşullar altında, uyku yoksunluğu ve bilişsel yükü artıran, uzatılmış çalışma programları.
Continuous Performance Test (CPT)
Bireyin hedef uyaranları yakalarken hedef dışı uyaranları baskılama yeteneğini ölçen, dikkat ve konsantrasyon odaklı standart bilgisayarlı nöropsikolojik test.
Flocking
Sosyal çekim ve etkileşim gücüyle bireylerin bir araya gelerek organize bir grup oluşturması.
Milk Letdown Reflex
Emziren annelerde bebeğin emmesi veya ilişkili uyarıcılara yanıt olarak meme bezlerindeki keseciklerden süt salınmasını tetikleyen otomatik nöroendokrin mekanizma.
Weaning Aggression
Annelerin, yavrularını emzirmeyi sonlandırmak ve bağımsızlaşmalarını sağlamak amacıyla onlara yönelttiği adaptif saldırganlık türü.
Aqueduct Of Sylvius
Orta beyin düzeyinde yer alan ve üçüncü karıncığı dördüncü karıncığa bağlayan, beyin-omurilik sıvısının akışını sağlayan dar anatomik kanal.
Stenosis Of Aqueduct Of Sylvius
Serebral su kanalının daralmasına bağlı olarak beyin-omurilik sıvısının akışının engellenmesi ve buna sekonder gelişen hidrosefali tablosu.
Sym-
Terminolojide iki veya daha fazla yapının eş zamanlı işlev gördüğünü, bir arada bulunduğunu veya yapısal bir uyum içinde olduğunu belirten birleştirici önek.
Syn- (sym-)
Birliktelik, eşzamanlılık, entegrasyon veya füzyonu ifade eden kök ve önek yapısı.
Shamanic Trance
Yerli topluluklarda şamanlar tarafından deneyimlenen ve genellikle ritüelistik uyaranlarla tetiklenen bilinç durumudur.
Chance Variation
Kalıtsal özelliklerde bilinen hiçbir dış etken olmaksızın, tamamen rastlantısal faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan değişim.
Shunt
Vücut sıvı ۱arısının (kan veya omurilik sıvısı gibi) bir organdan diğerine veya farklı bir anatomik bölgeye akışını yönlendirmek için doğuştan var olan ya da cerrahi olarak oluşturulan geçit.
Song
Hayvan davranışlarında, aynı türün bireylerine karşı sınır savunması yapmak ve eş çekmek amacıyla üretilen, karmaşık ve yapılandırılmış vokalizasyon dizisi.
Squint / Strabismus
🔹 1. (squint): Gözlerin her birinin aynı noktaya odaklanamaması, bakış eksenlerinin paralel olmama durumu; strabismus. 🔹 2. (strabismus): Gözlerin normal binoküler fiksasyonu ve görmeyi imkansız kılan kronik anormal hizalanma bozukluğudur.
Form Discrimination
Bir nesnenin şeklini, boyutunu, dokusunu ve diğer özelliklerini değerlendirmek için başta görme ve dokunma olmak üzere duyuları kullanma yeteneği.
Chelation
Metal iyonları ile iki veya daha fazla nonmetalik iyon arasında kimyasal bağların (koordinasyon bileşikleri) oluşturularak iyonların etkisizleştirilmesi veya vücuttan uzaklaştırılması sürecidir.
Shiatsu
Parmaklar, avuç içleri ve eklemler aracılığıyla bedenin belirli enerji meridyenlerine basınç, germe ve manipülasyon uygulayan Japon kökenli bütünsel bir tamamlayıcı tıp terapisidir.
Schizencephalic
Beyin dokusunda anormal yarıntıların veya bölünmelerin varlığını belirten ya da bunlarla ilişkili olan durum.
Countershock Phase
Genel uyum sendromunun ilk evresi olan şok evresini izleyen ve organizmanın stresörle başa çıkabilmek için sempatik sinir sistemini ve hormonal mekanizmaları devreye sokarak savunma tepkilerini mobilize ettiği aşama.
Strabismometer
Şaşılığın (strabismus) derecesini ve göz kaslarındaki sapma miktarını milimetrik veya açısal olarak ölçmek için kullanılan klinik bir gözlem aracıdır.
Phylum
Biyolojik taksonomide, âlem (regnum) kategorisinin hemen altında yer alan ve benzer sınıfları gruplandıran ana sınıflandırma basamağıdır.
Schwannomatosis
Periferik sinirleri saran miyelin kılıf hücrelerinden (Schwann hücreleri) köken alan birden fazla benign sinir kılıfı tümörünün (şvannom) gelişimiyle karakterize nadir bir nörogenetik bozukluktur.
T3
Tiroid bezi tarafından salgılanan ve dokularda hücresel metabolizma hızını doğrudan regüle eden triiyodotironin hormonunun standart klinik kısaltması.
T4
Tiroid bezinin salgıladığı ana hormon olan tiroksinin tıbbi ve farmakolojik kısaltması.
Tact-
Dokunma duyusunu veya dokunmaya dair yapıları ifade eden morfolojik birleştirici ek.
Tadoma Method
Hem işitme hem de görme yetisini kaybetmiş bireylerin, konuşan kişinin ağzına başparmaklarını, yanak ve boyun bölgesine ise diğer parmaklarını yerleştirerek konuşmayı havadaki titreşimler ve kas hareketleri yoluyla algılamasını sağlayan dokunsal bir iletişim tekniğidir.
Takayasu’s Disease
Aort yayından kalbe ve beyne kan taşıyan büyük arterleri tutan, lümen daralmasına (oklüzyon) ve iskemiye yol açan kronik enflamatuar bir dolaşım bozukluğudur.
Order
Biyolojik taksonomide, benzer ve akraba aileleri içeren bir sınıfın ana alt bölümü.
Tachy-
Tıp ve biyolojide 'hızlı', 'süratli' veya 'ivmelenmiş' anlamlarını taşıyan bir ön ek formudur.
Tachyphemia
Israrcı bir akıcılık ve aşırı konuşma hızıyla karakterize edilen, düşünce ve lisan üretiminin hızlanması durumu.
Pursuitmeter
Bir test katılımcısının hareket eden bir hedefi görsel ve motor koordinasyonla takip etme becerisini ölçen klasik psikomotor test aracı.
Tachyathetosis
Atetoid hareketlerin daha hızlı, akışkan ve geniş amplitüdlü varyasyonlarıyla karakterize, bazal gangliyon kaynaklı bir istemsiz hareket bozukluğudur.
Tacrine
Alzheimer hastalığı ile ilişkili hafif ila orta dereceli demansın tedavisinde kullanılan, merkezi sinir sistemi etkili ilk asetilkolinesteraz inhibitörü.
Taxis
Motil organizmaların bir uyarıcıya yanıt olarak gerçekleştirdiği aktif yönelimli hareket.
Tactual Performance Test (TPT)
Gözleri bağlı bir bireyin, dokunma duyusu ve uzamsal algısını kullanarak tahta formları uygun yuvalarına yerleştirmesini ve ardından bu formları hafızadan kağıda çizmesini gerektiren bir Halstead-Reitan Nöropsikolojik Batarya alt testidir.
Calendar Calculation
Herhangi bir tarihi, geçmiş veya gelecektekiler dahil olmak üzere, saniyeler içinde haftanın ilgili günüyle eşleme becerisidir.
Thalamic Nucleus
Talamusun içerisinde yer alan, duyusal, motor ve limbik bilgileri kortekse aktarmadan önce entegre eden ve röle görevi gören nöron kümeleridir.
Thalamic Sensory Gating
Talamusun, beyne gelen duyusal uyarı akışını nörotransmitter sistemler aracılığıyla kısıtlayarak veya genişleterek filtreleme ve düzenleme mekanizması.
Thalamic Lesion
Talamusun bir kısmındaki doku veya işlev kaybı olup, kaçınma öğrenmesi ve yeni becerilerin kazanılmasında belirgin eksikliklere yol açar.
Thalamic Pacemaker
Serebral kortekste elektriksel aktivite dalgalarını tetikleyen ve senkronize eden talamik çekirdek grubudur.
Thalamic Taste Area
Yalnız çekirdekten gelen tat bilgilerini birincil tat korteksine aktaran talamus bölgesidir.
Thalamocortical System
Talamus ile serebral korteksin karşılıklı ve yoğun bağlantılarla birleşerek oluşturduğu, bilinçli deneyimlerin ve istemli hareketlerin sürdürülmesinde kritik rol oynayan nöral ağ.
Thalamotomy
Talamusun belirli bir kısmının cerrahi olarak tahrip edilmesiyle gerçekleştirilen nörocerrahi prosedürüdür.
Thalamus
Diensefalon içerisinde yer alan ve koku duyusu hariç tüm duyusal ve motor sinyallerin serebral kortekse iletilmesinden sorumlu merkezi röle istasyonu.
Talbot
Bir lümen-saniyeye eşit ışık enerjisi birimi; yani bir lümenlik akının bir saniyede taşıdığı enerji miktarı.
Demand
Bir organizmada dürtü uyandıran, içsel veya dışsal kaynaklı her türlü acil gereksinim ya da zorunluluk.
İncomplete-pictures Test
Katılımcının, eksik çizgilerle veya aşamalı detay eksikliğiyle sunulan görsel uyarıcıları, serinin en erken aşamasında tanımaya ve yorumlamaya çalıştığı bir görsel tanıma testidir.
Recognition Memory
Daha önce karşılaşılan bir uyarıcının (kişi, nesne veya olay) bellek iziyle eşleştirilerek 'tanıdık' olarak ayırt edilmesini sağlayan açık bellek alt kategorisi.
Recognition Memory Test (RMT)
Nöropsikolojik bozuklukları saptamak amacıyla geliştirilmiş, hem sözel hem de sözel olmayan (görsel) tanıma belleği performansını değerlendiren standart bir klinik bataryadır.
İdentification Test
Katılımcının bir görseldeki nesneleri veya nesne parçalarını teşhis edip adlandırmasını gerektiren sözel zekâ ölçme aracı.
İdentifiable Neuron
Farklı bireylerde yapısal ve konumsal olarak birebir aynı kalan, bu sayede araştırmacılar tarafından kolayca ayırt edilip kodlanabilen büyük boyutlu sinir hücresi.
Diagnostic Audiometry
İşitme kaybının tipini, derecesini ve işitsel sistemin patolojik yerini belirlemek amacıyla kullanılan bir dizi objektif ve subjektif değerlendirme yöntemi.
Tapetum
Retinanın arkasında yer alan ve bazı omurgalılarda fotonları retina hücrelerine geri yansıtarak gece görüş duyarlılığını artıran ışık yansıtıcı tabaka.
TAR Dna-binding Protein 43 (TDP-43)
Gen ekspresyonu ve RNA metabolizmasında kritik roller üstlenen, patolojik durumlarda çekirdekten sitoplazmaya nükleer translokasyon göstererek çözünmez inklüzyonlar oluşturan nükleer RNA bağlayıcı bir proteindir.
Scanning Hypothesis
REM uykusu sırasındaki hızlı göz hareketlerinin, uyanyormuşçasına rüya sahnesindeki öznel bakış kaymalarına karşılık geldiğini öne süren spekülatif kavram.
Scanning Speech
Hecelerin arasında istemsiz duraklamaların olduğu, tonlamanın değişken ve konuşmanın yavaş seyrettiği bir ataksik dizartri türüdür.
Design Fluency Test
Katılımcıların belirli zaman kısıtlamaları altında, belirli kurallara uyan özgün ve soyut figürler üretmesini gerektiren nöropsikolojik değerlendirme aracı.
Tastant
Tat alma duyusunu uyaran, dildeki reseptörlerle kimyasal etkileşime giren çözünebilir herhangi bir maddedir.
Carrier / Transporter
🔹 1. (carrier): Fenotipik olarak sağlıklı kalmasına rağmen çekinik bir gen mutantını, genetik yatkınlığı veya bulaşıcı bir patojeni bünyesinde barındırarak nesillere ya da diğer bireylere aktarma kapasitesine sahip organizma. 🔹 2. (transporter): Hücre zarından iyonların, nörotransmitterlerin ve diğer moleküllerin geçişini sağlayan, zar boyunca uzanan protein kompleksidir.
Tachycardia
Yetişkin bir bireyde istirahat halindeki kalp atım hızının dakikada 100 atımın üzerine çıkması durumudur.
Petrification
Organik maddelerin minerallerle yer değiştirerek taş benzeri bir yapıya dönüşmesi süreci.
Taste Adaptation
Tat sistemine sürekli olarak sunulan bir uyarıcıya karşı hassasiyetin zamanla azalması veya tamamen kaybolması durumudur.
Gustatory Agnosia
Bireyin tat alma duyusu fiziksel olarak yerinde olmasına rağmen, ağzına aldğı uyarıcıları tanıyamaması ve kategorize edememesi durumu.
Gustation
Organizmanın besin ihtiyaçlarını karşılamasını ve zehirli maddelerden korunmasını sağlayan kimyasal duyu.
Gustatory System
Organizmanın tat uyarıcılarını algılamasını ve bunlara yanıt vermesini sağlayan dil papillalarından primer tat korteksine uzanan nöral yapı ve süreçler ağı.
Taste Pore
Her bir tat tomurcuğunun tepesinde yer alan ve tat hücrelerinin mikrovilluslerinin kimyasal çevreyi örneklemek üzere dışarı uzandığı yaklaşık 6 mikrometre çapındaki açıklık.
Gustatory Hallucination
Herhangi bir dışsal tat uyarıcısı olmaksızın, sıklıkla acı veya ekşi karakterde ortaya çıkan sahte ve kalıcı tat algısı.
Taste Cell
Gustatuar uyarıcıları algılayan ve tat tomurcuklarında yer alan özelleşmiş reseptör hücre.
Gustatory Qualities
İnsan duyusal sisteminin algılayabildiği tat duyularının tamamı; tatlı, tuzlu, umami, ekşi ve acı olmak üzere temel kategorilere ayrılan duyusal spektrum.
Pattern Theory Of Taste Coding
Her bir tat uyarıcısının tat hücresi popülasyonunda eşsiz bir nöral aktivite örüntüsü uyandırdığını ve tat kalitesinin bu örüntünün geometrisiyle, yoğunluğun ise toplam deşarj hızıyla temsil edildiğini savunan duyu fizyolojisi kuramıdır.
Taste Cortex
Serebral kortekste tat algısının işlenmesinden, entegrasyonundan ve ödül-ceza değerinin belirlenmesinden sorumlu olan anatomik bölgedir.
Taste Blindness
Feniltiyokarbamid (PTC) veya propiltiyourasil (PROP) gibi maddelerin acı tatlarına karşı duyarlılığın azalması veya tamamen kaybolması durumu.
Gustatory Neuron Types
Periferik ve merkezi sinir sistemindeki tat nöronlarının, temel tat kalitelerine olan duyarlılıklarına göre sınıflandırıldığı kategorilerdir.
Taste Bud
İnsan ağzında bulunan, portakal dilimleri gibi dizilmiş yaklaşık 50 tat alma hücresinden oluşan, kadeh şeklindeki mikroskobik reseptör yapısıdır.
Taste Transduction
Kimyasal moleküllerin algılanmasının elektriksel ve kimyasal sinyallere dönüştürülmesini sağlayan hücresel olaylar dizisidir.
Gustatory Stimulus
Tat reseptör hücrelerini aktive etme kapasitesine sahip kimyasal maddelerin bütünü.
Sweet
Şekerler gibi hızlı bir enerji kaynağıyla ilişkili olan ve dilin ön kısmındaki özelleşmiş reseptör hücreleri tarafından algılanan haz verici tat.
Tau Proteins
MAPT geninden kodlanan ve nöronal mikrotübüllerin stabilizasyonunu sağlayarak aksonal taşınımı yöneten nöral fosfoprotein grubu.
Tauopathies
Beyinde anormal tau proteininin patolojik olarak kümelenmesiyle karakterize, mikrotübül disfonksiyonu ve ilerleyici nörolojik kayba yol açan bir nörodejeneratif bozukluklar sınıfı.
Taurine
Hayvansal dokularda bolca bulunan, safra tuzu oluşumundan nörotransmiter modülasyonuna kadar pek çok biyolojik sürece katılan sülfür içerikli bir amino asittir.
Tay–sachs Disease (TSD)
Otozomal resesif geçişli, hexosaminidase A enzim eksikliği nedeniyle nöronlarda GM2 gangliosit birikimine ve erken çocukluk döneminde ölümcül nörodejenerasyona yol açan kalıtsal bir metabolik bozukluktur.
TCF7L2 Gene
Transkripsiyon faktörü 7 benzeri 2 proteinini kodlayan ve özellikle Tip 2 diyabet riskiyle en güçlü istatistiksel ve genetik ilişki gösteren majör gen.
Thebaine
Kimyasal olarak morfine benzeyen ancak analjezik etkiden ziyade uyarıcı nörofizyolojik etkilere sahip, doğal bir opiat alkaloididir.
Tegmentum
Beyin sapının, özellikle orta beyin ve ponsun merkezi çekirdeğini oluşturan; duyusal ve motor yolları barındıran çok sinapslı karmaşık nöral ağ.
Tangent Screen
Nöronal bir görsel alıcı alanın konumunu saptamak amacıyla kullanılan, üzerindeki ışık uyarıcısının maksimum yanıt oluşturduğu bölgelerin kaydedildiği dikey ekran.
Threat Display
İnsan dışı hayvanların, bir saldırı veya agresif eylemin gelebileceğini bildirmek amacıyla sergilediği ritüelleşmiş iletişim sinyalleridir.
Uniparous
Tek bir gebelikte yalnızca tek bir yavrulanma veya doğum gerçekleştirme durumu.
Single Photon Emission Computed Tomography (SPECT)
Vücut içi kan akışını ve doku metabolizmasını radyoaktif izotoplar ve gama radyasyonu yardımıyla üç boyutlu haritalandıran işlevsel nörogörüntüleme tekniği.
Uniocular
Yalnızca tek bir gözün kullanımıyla ilgili olan veya tek gözü içeren durumları tanımlamakta kullanılan anatomik ve optik sıfat.
Monestrous
Yılda yalnızca bir kez üreme döngüsü (östrus) geçiren memeli organizmaların üreme fizyolojisini tanımlayan sıfattır.
Unilateral
Vücudun, bir organın veya ikili ilişkilerin yalnızca tek bir tarafını belirten veya bununla ilgili olan durum.
Unilateral Neglect
Beynin paryetal lobundaki hasar nedeniyle, lezyonun karşı tarafında kalan uyarıcıların ve uzayın bilinçli olarak algılanamamasıyla karakterize nöropsikolojik bozukluk.
Unilateral Lesion
Bir organın veya vücut kısmının yalnızca tek bir tarafında ya da lobunda meydana gelen doku hasarı veya bozulması.
Monozygotic Twins (MZ Twins)
Tek bir döllenmiş yumurtanın (zigot) mitozun erken evrelerinde ikiye bölünmesiyle oluşan, aynı cinsiyete sahip ve genetik olarak özdeş bireyler.
Singles Test
Parapsikoloji deneylerinde, katılımcının zihinsel niyetle tek bir zarın atış sonucunu etkilemeye çalıştığı deneysel bir tekniktir.
Tectospinal Tract
Üst colliculus'tan köken alıp omuriliğin servikal segmentlerinde sonlanan, görsel, işitsel ve somatosensoriyel uyaranlara yanıt olarak baş ve boyun hareketlerini koordine eden ekstrapiramidal sinir yolu.
Recurrent Collateral İnhibition
Motor nöronların aşırı ve kontrolsüz bir şekilde art arda ateşlenmesini engelleyen, geri bildirim (negative-feedback) temelli nöral bir düzenleme mekanizmasıdır.
Repetitive Strain İnjury (RSI)
Spesifik bir vücut bölgesinin aşırı ya da yanlış kullanımı sonucu kas, tendon veya sinirlerde kronik enflamasyonla seyreden kas-iskelet sistemi bozuklukları grubu.
Tectal Nucleus
Orta beynin dorsal kısmındaki superior ve inferior kollikuluslarda yer alan, görsel ve işitsel sistemler için röle işlevi gören ve refleksleri entegre eden çekirdek kümesi.
Tectorial Membrane
İç kulaktaki kokleada, Corti organının üzerinde yer alan ve dış tüy hücrelerinin stereosilyalarını içine gömen yarı jelatinöz yapı.
Tectum
Orta beynin serebral akuaduktusunun dorsalinde yer alan ve üstün ile inferior kollikulusları barındırarak görsel ve işitsel reflekslerin entegrasyonunu sağlayan tavan yapısı.
Compensatory Eye Movements
Başın hareketlerini dengeleyerek retinada istikrarlı bir görsel görüntü oluşturmayı sağlayan istemsiz göz hareketleridir.
Compensatory Reflex
Organizmanın içsel dengesini (homeostazi) korumak amacıyla bir uyarıcıya veya baskılayıcı etkiye karşı gösterdiği zıt yönlü fizyolojik veya davranışsal tepki.
Telemetry
Nicel verilerin uzaktaki bir konuma kablolu veya kablosuz yolla aktarılarak kaydedilmesi ve yorumlanması süreci.
Telencephalon
Gelişmekte olan embriyonik beyin kesesinin ön kısmından türeyen ve erişkin bireyde serebral hemisferleri, bazal ganglionları ve limbik sistemi kapsayan en üst düzey nöral yapı.
Teleonomy
Canlı organizmaların yapı, işlev ve davranışlarında görülen, doğal seçilim yoluyla şekillenmiş hedefe yönelik olma özelliği.
Teleopsia
Nesnelerin gerçekte olduklarından daha uzakta algılanmasına neden olan görsel bir illüzyondur.
Telepathic Dream
Uyanık yaşamda erişilmesi imkansız olan bir kişi veya olay hakkında, rüya aracılığıyla bilgi veya içgörü kazanıldığı izlenimini yaratan deneyim.
Telodendron
Aksonun en uzak ucunda yer alan ve sinir hücresinin diğer nöronlarla veya efektör organlarla iletişim kurmasını sağlayan ince terminal dallanmalar kümesidir.
Telomere
Ökaryotik doğrusal kromozomların uçlarında yer alan ve hücre bölünmesiyle birlikte kademeli olarak kısalarak hücresel yaşlanmayı düzenleyen özelleşmiş nükleoprotein yapı.
Thematic Paraphasia
Bireyin konuşma esnasında temel konudan saparak tutarsız, dağınık ve ana temayla bağını yitirmiş ifadeler üretmesiyle karakterize edilen dil bozukluğu.
Basic Rest–activity Cycle (BRAC)
Uyanıklık ve uyku sırasında yaklaşık 90 dakikalık periyotlarla tekrarlayan, nörofizyolojik aktivite ve inaktivite arasındaki siklik dalgalanmalardır.
Basic Need
Organizmanın hayatta kalması, biyolojik bütünlüğünü koruması ve homeostazisini sürdürmesi için mutlak surette karşılanması gereken en alt düzeydeki fizyolojik gereksinimler.
Temporal Perceptual Disorder
Beynin sol hemisferindeki lezyonlara bağlı olarak, görsel ve işitsel uyaranların zaman içerisindeki sıralamasını ve akışını algılamada ortaya çıkan nöropsikolojik yetersizlik.
Temporal Bone
Kafatasının yan ve taban kısmında yer alan, orta ve iç kulak yapılarını barındıran çiftli kafa tas kemiğidir.
Temporal Lobe
Serebral hemisferlerin lateral sulkusunun altında yer alan; işitsel işleme, üst düzey görsel tanıma ve bellek formasyonundan sorumlu primer kortikal bölgedir.
Temporal Lobe Amnesia
Temporal lobun, özellikle hipokampus dahil medial yapıların hasarlanması ikincil olarak gelişen ve yeni bellek kayıtlarının oluşumunu engelleyen bellek bozukluğu.
Temporal Lobe Epilepsy
Beynin şakak lobu kökenli, tekrarlayıcı kompleks parsiyel nöbetlerle karakterize kronik nörolojik bir bozukluktur.
Temporal Lobe Syndrome
Temporal lob epilepsisi vakalarında görülebilen; aşırı dindarlık, ayrıntılara takıntı, grafik veya yazı kompulsiyonları ve kişilik değişimleriyle karakterize nöropsikiyatrik belirtiler kümesi.
Temporal Lobe İllusions
Temporal lob içindeki nöronal anormal deşarjların tetiklediği karmaşık kısmi nöbetlerle ilişkili, algısal çarpıtmalar ve duyu anomalileridir.
Temporal Lobectomy
Temporal lobun tamamının veya bir kısmının cerrahi olarak çıkarılması işlemi.
Temporal Summation
Tek başına aksiyon potansiyeli üretmeye yetmeyen iki ardışık postsinaptik potansiyelin, kısa bir zaman aralığında arka arkaya gelerek birikici (additif) etkiyle eşik değerini aşması nöral mekanizmasıdır.
Tendinitis
Kirişlerin (tendonların) aşırı kullanım, zorlanma veya tekrarlayıcı hareketler sonucunda iltihaplanması ve mikrotravmalara uğraması durumu.
Tendon
Kasları kemiklere bağlayan ve kasılma kuvvetini iskelet sistemine aktaran dayanıklı, fibröz bağ doku şeridi.
Tendon Sensation
Bir tendonun gerilmesi gibi uyaranlar aracılığıyla tendon içerisindeki reseptörlerin uyarılmasıyla ortaya çıkan kinestetik duyu.
Tendon Reflex
Bir tendonun gerilmesiyle tetiklenen ve kasın istemsiz olarak kasılmasıyla sonuçlanan otomatize omurilik refleksi.
TENS
Cilde yerleştirilen küçük elektrotlar aracılığıyla hafif elektriksel darbeler vererek kronik ağrıyı hafifletmeyi amaçlayan non-invaziv bir nöromodülasyon prosedürüdür.
Tensor Tympani
Kulak zarını gererek orta kulaktaki kemikçik zincirinin gerginliğini ayarlayan ve akustik refleksin bir parçasını oluşturan iç kulak kasıdır.
Tentorium Cerebelli
Serebellumun üst yüzeyini serebrumun oksipital ve temporal loblarından ayıran dura mater kıvrımıdır.
Theobromine
Kakao bitkisinin tohumlarında doğal olarak bulunan, kafeine yapısal olarak benzeyen ancak daha düşük farmakolojik etkiye sahip bir metilksantin alkaloididir.
Peak Clipping
Konuşma dalgalarının yüksek genlikli kısımlarının elektronik yollarla ortadan kaldırılması süreci.
Response Magnitude
Bir organizmanın uyarıcıya karşı verdiği tepkinin genliği, süresi veya yoğunluğunun niceliksel ölçüsüdür.
Perspiration / Sweating
🔹 1. (perspiration): Derideki ter bezleri aracılığıyla salgılanan ve başlıca termoregülasyon işlevi gören fizyolojik sıvı salınımı. 🔹 2. (sweating): Ciltteki ter bezlerinden su, tuz ve çeşitli kimyasallardan oluşan salgının dışarı atılması süreci.
Thermal Discrimination
Farklı uyaranlar arasındaki sıcaklık derecesi değişimlerini veya farklarını algılama ve ayırt etme yeteneğidir.
Thermal Sensitivity
Organizmanın, vücut sıcaklığına göre bağıl olarak sıcaklık değişimlerini algılama ve ayırt etme yeteneği.
Thermal Stimulation
Cildin ısı veya soğuk uygulanarak uyarılması ve buna bağlı olarak duyu reseptörlerinin aktive edilmesi süreci.
Thermalgesia
Ilık veya hafif sıcak bir uyaranın normal dışı bir şekilde ağrı olarak algılandığı somatosensoriyel aşırı duyarlılık durumu.
Thermalgia
Şiddetli ve yakıcı nitelikteki ağrı karakteristiğiyle tanımlanan somatosensoriyel durum.
Terminal
Herhangi bir biyolojik, anatomik veya sistemsel yapının sonlanma bölgesini veya uç noktasını ifade eden sıfat ve ad.
Thermistor
Yarı iletken malzemelerin elektriksel direncinin sıcaklıkla değişimi ilkesine dayanarak sıcaklık ölçümü yapan ve biyolojik araştırmalarda nöronal aktiviteyi izlemek için kullanılan hassas bir sensördür.
Thermo- (therm-)
Isı veya sıcaklık kavramını belirten ve bilimsel terminolojide diğer köklerle birleşerek termodinamik, termoreseptör gibi yapıları oluşturan birleşik form.
Thermoanesthesia
Dokunma yoluyla sıcaklık ve soğukluk arasındaki farkı ayırt edebilme yeteneğinin tam kaybı veya ısıya karşı duyarsızlık durumu.
Thermode
Kontrollü sıcaklıkta su sirkülasyonu sağlayarak doku ve organların termal uyarımını gerçekleştiren bakır esaslı laboratuvar cihazı.
Thermoesthesia (thermesthesia)
Vücudun çevredeki veya nesnelerdeki sıcaklık değişimlerini algılama ve ayırt etme duyusu.
Thermography
Vücut yüzeyindeki sıcaklık değişimlerini kızılötesi ışınım veya termosensitif kristaller aracılığıyla tespit ederek görselleştiren tanısal bir teknik.
Thermoregulation
Bir organizmanın çevresel sıcaklık dalgalanmalarına rağmen iç vücut sıcaklığını fizyolojik ve davranışsal mekanizmalarla belirli bir denge aralığında tutma yeteneğidir.
Thermoreceptor
Sıcaklık değişimlerini algılayarak somatosensoriyel sisteme ileten, periferik ve merkezi sinir sisteminde yer alan özelleşmiş duyusal reseptör.
Reversal Error
Bir harf veya kelimenin tersten okunması veya yazılması (örneğin 'pit' yerine 'tip' veya 'b' harfini 'd' olarak algılama) biçiminde ortaya çıkan algısal-motor yanılgıdır.
İnverse Kinematics
Uzaydaki bir hedef pozisyondan veya yörüngeden hareket ederek, bu hedefe ulaşmayı sağlayacak eklem açıları ve parametrelerinin hesaplanması süreci.
İnverted Retina
Omurgalıların gözünde, ışığa duyarlı fotoreseptör hücrelerin en arkada yer alması nedeniyle ışığın fotoreseptörlere ulaşmadan önce retinanın diğer tüm hücresel katmanlarından geçmesini zorunlu kılan anatomik yapı.
Reverse Tolerance
Psikoaktif maddelerin tekrar eden kullanımının, vücudun duyarlılığını artırarak ilacın etkilerini zamanla şiddetlendirmesi durumu.
Reversal Learning
Daha önce pekiştirilen bir uyarıcı-tepki eşleşmesinin tersine çevrilmesi durumunda, organizmanın eski alışkanlığını bastırarak yeni kurala uyum sağlama sürecidir.
Seamstress’s Cramp
İğne iplik geçirme ve makas kullanma gibi hassas manuel işlemleri gerçekleştirebilme yetisini ortadan kaldıran, elleri etkileyen bir mesleki kramp türüdür.
Sawtooth Waves
Elektroensefalogram kayıtlarında, fazik REM uykusunun başlangıcından hemen önce ortaya çıkan, 1.5 ila 5 Hz frekans aralığına sahip sivri uçlu elektriksel dalga serisidir.
Testicle / Testis
🔹 1. (testicle): Erkek üreme sisteminin bir parçası olan, skrotum içinde yer alan ve hem steroidogenez (testosteron üretimi) hem de spermatogenezden sorumlu çift halindeki ana gonad. 🔹 2. (testis): Erkek üreme sisteminin temel organı olup, skrotum içinde yer alan ve spermatozoon ile androjen sentezinden sorumlu çiftli gonad yapısı.
Testosterone
Testisler tarafından üretilen, erkek üreme organlarının gelişimini ve ikincil cinsiyet özelliklerini destekleyen en güçlü endojen androjen ve birincil erkek cinsiyet hormonu.
Theta Wave
Elektroensefalografide (EEG) 4 ila 7 Hz frekans aralığında ölçülen, özellikle derin olmayan uyku, hipnotik trans ve hipnagogik durumlarda belirginleşen düzenli beyin dalgası.
Tetany
Kas hücrelerini veya onları uyandıran sinirleri tetikleyen aksiyon potansiyeli frekansındaki artışa bağlı olarak ortaya çıkan, istemsiz ve ağrılı kas kasılmalarıyla karakterize medikal belirti.
Tetanic Contraction
İskelet kasının, yinelenen ve yüksek frekanslı uyarılar sonucunda gevşemeye fırsat bulmaksızın sürekli ve maksimum düzeyde kasılı kalma durumu.
Tetanizing Shock
İskelet kaslarında gevşemeye izin vermeksizin sürekli ve kalıcı kasılmalara (tetani) yol açan elektriksel uyarımdır.
Tetartanopia
Sarı ve mavi renkleri ayırt etme yeteneğinde ciddi güçlükle karakterize, son derece nadir görülen ve varlığı bilimsel çevrelerde tartışmalı olan kısmi renk körlüğü biçimi.
Trigger Zone
Bir hücrede veya organizmada belirli bir tepkiyi tetikleyen, eşik değeri düşük özel anatomik veya bölgesel alan.
Trigger Feature
Bir duyusal uyarıcının, belirli bir nöronun ateşleme tepkisini tetiklemek zorunda olduğu basit ya da karmaşık spesifik niteliği.
Releaser
Etolojide, uygun koşullar altında sunulduğunda doğuştan gelen sabit hareket kalıplarını (fixed action pattern) başlatan duyusal uyarıcı.
Tetra- (tetr-)
Dört sayısını veya dört birimi ifade eden, bilimsel ve klinik terminolojide bileşik kelimeler türetmek için kullanılan ön ek.
Tetrahydrocannabinol (THC; Delta-9-tetrahydrocannabinol)
Kenevir bitkisinin psikoaktif özelliklerinden sorumlu temel kannabinoid bileşiği ve aynı zamanda medikal amaçlı kullanılan sentetik türevleri bulunan farmakolojik ajan.
Tetrachromatism
Organizmaların farklı dalga boylarına tepki veren dört farklı koni hücresi tipine sahip olması durumunu ifade eden renkli görme biçimi.
Tetraparesis
Vücuttaki dört uzvun (iki kol ve iki bacak) tamamında görülen kısmi felç veya motor güç kaybı durumu.
Tetraplegia
Servikal omurilik yaralanmaları neticesinde kolların, gövdenin ve bacakların dördünün birden işlevini yitirmesiyle karakterize, tam veya kısmi motor ve duyusal kayıp durumu.
Tetrodotoxin (TTX)
Balon balığı yumurtalıklarında bulunan ve nöron plazma zarındaki voltaj kapılı sodyum kanallarını bloke ederek aksiyon potansiyeli iletimini engelleyen güçlü bir nörotoksin.
Thanatomimesis
Canlıların bir avcı karşısında hayatta kalma stratejisi olarak ölüm durumunu kusursuz bir şekilde taklit etmesi davranışı.
THC
Cannabis sativa bitkisinin ana psikoaktif bileşeni olan tetrahidrokanabinolün yaygın kısaltmasıdır.
Theta Feedback
4 ile 7 Hz frekans aralığındaki theta dalgalarının beyin-bilgisayar arayüzü ile modüle edilmesini sağlayan bir nörogeribildirim türüdür.
TIA
Beynin bir bölgesine giden kan akışının geçici olarak kesilmesi sonucu ortaya çıkan ve kalıcı nörolojik hasar bırakmayan akut serebrovasküler olay.
Thiamine (thiamin)
Karbonhidrat metabolizmasında kritik kofaktör rolü oynayan, B kompleks grubu suda çözünebilir bir vitamin.
Thigmesthesia
Vücut yüzeyine uygulanan mekanik basınca duyarlılık gösteren somatosensoriyel algı kapasitesi.
Thymine
DNA'nın genetik kodunu oluşturan dört ana nükleotit bazından biri olan ve adenin ile spesifik hidrojen bağları kurarak ikili sarmal yapıyı kararlı hale getiren pirimidin türevi.
Tympanic Membrane
Dış kulağı orta kulaktan ayıran, ses basınç dalgalarını kemikçiklerin mekanik titreşimlerine dönüştüren koni biçimli ince zar.
Tympanometry
Kulak kanalındaki hava basıncı varyasyonları yoluyla kulak zarının hareketliliğini ve orta kulak fonksiyonunu değerlendiren akustik bir ölçüm prosedürüdür.
Thymus
Alt boyun ve üst mediastende yer alan, bağışıklık sisteminin birincil merkezi olan ve özellikle T lenfositlerinin olgunlaşmasında kritik rol oynayan lenfoid organ.
Tinnitus
Dışarıdan gelen akustik bir uyaran olmaksızın, kulaklarda veya kafaiçinde çınlama, uğultu, vızıltı veya tıkırtı şeklinde algılanan hayali ses algısı.
Type I Cell
Tat tomurcuklarının yaklaşık yüzde altmışını oluşturan, elektron mikroskobunda koyu görünen ve tomurcuk yapısının korunmasına destek olan periferik duyu epitel hücresi.
Type II Cell
Tat tomurcuklarının yaklaşık yüzde yirmisini oluşturan, elektron mikroskobunda açık renkli görünen ve kimyasal çevreyi örneklemek için kısa, küt mikrovilluslar gönderen tat hücresi.
Type III Cell
Tat tomurcuklarının yaklaşık yüzde 15'ini oluşturan, bazal bölgesinde yoğun çekirdekli veziküller barındıran ve periferik sinir liflerini aktive etmek için asetilkolin ile serotonin salgılayan duyusal bir tat hücresi türüdür.
Type IV Cell
Tat tomurcuklarının bazal laminasında yer alan ve diğer tat reseptör hücrelerinin yenilenmesini sağlayan kök hücre niteliğindeki bazal hücre tipidir.
Type–token Ratio (TTR)
Metin içerisindeki benzersiz sözcük türlerinin (tiplerin) toplam sözcük sayısına (belirteçlere) oranlanmasıyla elde edilen dilsel çeşitlilik indeksidir.
Thyro-
Tiroid beziyle ilgili veya tiroid bezinden türeyen durumları bildiren birleşik form.
Thyroid Gland
Boynun ön alt kısmında yer alan, tiroksin ve triiyodotironin salgılayarak bazal metabolizma hızını ve enerji dengesini yöneten endokrin bez.
Thyroid Hormone
Tiroid bezi tarafından sentezlenen ve salgılanan, bazal metabolizma hızını ve erken beyin gelişimini düzenleyen birincil biyokimyasal düzenleyicilerdir.
Thyroxine (T4)
Tiroid bezi tarafından salgılanan, hücrelerin oksidasyon hızını denetleyerek bazal metabolizmayı ve enerji üretimini yöneten iyot içerikli temel hormon.
Thyrotropin
Tiroid bezinin hormonal salınımını ve büyümesini uyarlayan ön hipofiz hormonu; tiroid stimüle edici hormon (TSH) olarak da bilinir.
Thyrotropin-releasing Hormone (TRH)
Hipotalamus tarafından üretilen ve hipofiz bezinden tiroid uyarıcı hormonun (TSH) salınımını tetikleyen tripeptit yapısındaki nörohormon.
Tyrosine
Pek çok proteinin yapısında bulunan, fenilalaninden sentezlenen ve katekolamin tipi nörotransmitterlerin öncülü olan esansiyel olmayan bir amino asittir.
Tyrosine Hydroxylase
Katekolamin nörotransmitterlerin biyosentezindeki ilk ve hız kısıtlayıcı basamağı katalize eden temel enzimdir.
Flicker Discrimination
Bir ışık kaynağının parlaklığındaki değişimleri algılama ve bu değişim frekanslarını birbirinden ayırabilme kapasitesi.
Vibration Environment
Hareket halindeki bir aracın salınımlarının koltuklar, zeminler, duvarlar ve kollar aracılığıyla insan vücuduna aktarıldığı fiziksel ve mekanik çevresel koşul.
Vibration Receptor
Çeşitli frekanslardaki mekanik titreşimlere yanıt veren, deriden kemik yüzeyindeki bağ dokuya kadar farklı derinliklerde konumlanmış özelleşmiş sinir ucu.
Thienobenzodiazepine
Yapısal olarak tiyofen, benzen ve diazepin halkalarının füzyonundan oluşan, atipik antipsikotik ajanların (örn. olanzapin) çekirdek kimyasal iskeletini teşkil eden heterosiklik bileşik sınıfı.
Thiopental
Damar içi yoldan uygulandığında saniyeler içinde bilinç kaybı yaratan, ultra kısa etkili bir barbitürat türevidir.
TMI
Canlıların aşırı güçlü veya uzun süreli uyarıcılara maruz kaldığında sinir sisteminin koruyucu bir mekanizma olarak verdiği tepkiyi durdurması veya tersine çevirmesi durumu.
TMTF
İşitsel sistemin genlik modülasyonlu sesleri zaman içinde çözme ve takip etme yeteneğini frekansın bir fonksiyonu olarak nicelendiren psychophysical ölçüm.
Token Test
Farklı şekil, boyut ve renkteki materyallerin (jetonların) karmaşık sözlü yönergelere göre manipüle edilmesini sağlayarak işitsel dil işleme bozukluklarını ve afaziyi değerlendiren nöropsikolojik bir testtir.
Toxic Disorder
Cıva, kurşun, alkol, barbitüratlar veya diğer maddelerin akut ya da kronik zehirlenmesine bağlı olarak ortaya çıkan beyin işlev bozukluğudur.
Toxicology
Zehirlerin yapısını, etki mekanizmalarını, organizma üzerindeki olumsuz sonuçlarını, saptanmasını ve tedavi yöntemlerini inceleyen multidisipliner bilim dalı.
Toxin
Canlı organizmalar tarafından üretilen, biyolojik sistemlerde zehirli etki yaratan zehirli maddedir.
Toxicity
Bir maddenin bir organizmada zehirli etkiler üretme kapasitesi olup, genellikle vücut ağırlığı başına düşen doz miktarı veya LD50 değeriyle ifade edilir.
Toxo-
Biyolojik ve tıbbi terminolojide zehir, zehirlenme veya toksisite durumlarını ifade etmek için kullanılan birleştirici ön ek.
Toloache
Güçlü antikolinerjik etkilere sahip alkaloidler içeren ve Kuzey ile Orta Amerika yerli halkları tarafından ritüellerde kullanılan Datura innoxia türü bitki.
Tomography
Birden fazla açıdan alınan görüntü serilerinin derlenmesiyle, bir dokunun veya organın belirli bir düzlemdeki ayrıntılı yapısını ortaya çıkaran görüntüleme tekniği.
Ton-
Gerginlik, tonus veya basınç belirten birleşik kelime öneki.
Tonal İsland
Genel bir işitme kaydı veya frekans kaybı tablosunun (tonal gap) ortasında, sağlam kalan normal pitch keskinliğine sahip izole işitme frekansı bölgesi.
Tone Deafness
Müzikal tonlar arasındaki frekans ve perde farklarını ayırt etme yeteneğinin nörolojik veya gelişimsel olarak bulunmayışı durumu; tıbbi literatürdeki adıyla asonia.
Tonic
Kas tonusu ile ilgili olan veya sürekli kas gerginliği ya da kasılma durumunu ifade eden fizyolojik terim.
Tonic Activation
Riküler formasyon aracılığıyla düzenlenen, kalıcı ve sürekli nitelik taşıyan bir uyarılmışlık halidir.
Tonic Epilepsy
Yalnızca istem dışı kas kasılmalarının (tonik kontraksiyonların) görüldüğü, iskelet kaslarında ani ve sürekli bir sertleşmeyle karakterize bir nöbet tipi.
Tonic Contraction
Bir kas içindeki farklı lif gruplarının sürekli kasılma durumunu koruyarak sürekli bir kas gerginliği (tonus) sağlaması.
Tonic Labyrinth Reflex
Başın pozisyonuna bağlı olarak kas tonusunu ve ekstremite hareketlerini ayarlayan, bebeklik döneminde normal olan ancak patolojik olarak kalıcılaşabilen bir ilkel refleks.
Tonic Reflex
Kas kasılması ile gevşemesi arasında belirgin bir gecikme barındıran ve bir kas grubunun belirli bir gerginlik seviyesini korumasını sağlayan refleks türüdür.
Tonic Receptor
Devam eden bir uyaran karşısında sinir impulsu deşarj sıklığını yavaşça azaltan veya hiç azaltmayan, sürekli sinyal iletimi sağlayan duyusal reseptör tipi.
Tono- (ton-)
Ses, tını veya dokulardaki gerilim ve basınç durumlarını ifade eden tıbbi ve bilimsel birleştirici kök.
Tonometer
Belirli bir frekansta ses üretebilen ya da diğer seslerin perdesini hassas bir şekilde ölçen laboratuvar veya klinik cihazı.
Tonotopic Organization
Memeli işitsel sisteminin farklı frekanslardaki ses dalgalarını kokleadan işitsel kortekse kadar belirli ve düzenli konumsal bölgelerde işleme prensibidir.
Tonus
İstirahat halindeki kasların sergilediği sürekli, hafif gerginlik veya kasılma durumu.
Recovery Time
Bir nöral birimin ya da fizyolojik sürecin, bir uyarıcıya verdiği yanıtın ardından taban çizgisine (baseline) dönebilmesi ve yeniden uyarılabilir hale gelmesi için geçen süre.
Topectomy
Şiddetli ve dirençli ruhsal rahatsızlıkların tedavisinde frontal korteksteki belirli alanların cerrahi olarak çıkarılmasını içeren eski bir psiko-cerrahi yöntemidir.
Summation
Tek başına bir nöronu tetiklemeye yetmeyecek iki veya daha fazla uyarıcının kümülatif etkileriyle nöral impulsu iletmesini sağlayan nörofizyolojik süreç ve matematiksel toplama işlemi.
Summating Potential
Kokleada ses uyarısıyla kaydedilen ve işitsel uyaran süresince yavaş değişim gösteren doğru akım (DC) elektriksel potansiyelidir.
Topo- (top-)
Yer, konum veya mekân bildiren ve bileşik kelimelerin oluşturulmasında kullanılan kök önek.
Topoanesthesia
Dokunma localization (yer belirleme) yeteneğinin kaybı olup, bu durumu yaşayan bireyler vücutlarına uygulanan dokunsal uyaranların tam olarak nereye temas ettiğini hissedemezler.
Topagnosis
Bireyin dokunma duyusunu hissetmesine rağmen, uyarana maruz kalan vücut bölgesini lokalize etme yeteneğini kaybetmesi durumudur.
Topographagnosia
Bireyin daha önceden aşina olduğu çevrelerde yönünü bulamaması ve mekansal haritalama yetisini yitirmesiyle karakterize nöropsikolojik bir bozukluk.
Topographic
Yapısal bir varlığın yüzey özelliklerini ve parçaları arasındaki uzamsal ilişkileri detaylı bir şekilde açıklayan sıfat.
Topographical Amnesia
Coğrafi yerleri, mekansal düzenleri ve aşina olunan çevresel rotaları hatırlama veya bu alanlarda yön bulma yetisinin bozulması durumudur.
Topographical Memory
Uzaysal bir çevrede bulunan nesnelerin düzenini ve aralarındaki coğrafi ilişkileri akılda tutma ve geri çağırma kapasitesidir.
Topographical Disorientation
Kişinin kendi evi, mahallesi veya tanıdık çevresi içindeki mekanları, odaları, eşyaları ya da belirgin coğrafi işaretleri hatırlayamaması ve yönünü bulamaması durumu.
Topographic Organization
Sinir sistemindeki yapıların, vücuttaki duyusal reseptörlerin veya işlevsel alanların uzaysal düzenini kortikal düzeyde birebir yansıtması durumu.
Thoracolumbar System
Sempatik sinir sisteminin, omuriliğin torasik ve lumbal segmentlerinden köken alması nedeniyle kullanılan alternatif anatomik ve fizyolojik tanımı.
Thoracic
Memelilerde kaburgalar, omuzlar ve diyafram ile sınırlanan göğüs boşluğuna (toraks) veya bu bölgede yer alan yapılara ait olma durumunu ifade eden anatomik sıfat.
Torpor
Bireyin çevresel uyaranlara karşı duyarlılığının ve motor aktivitesinin ciddi biçimde azaldığı, yalnızca çok güçlü uyaranlarla geçici bir yanıtın uyarılabildiği derin bir uyuşukluk ve eylemsizlik durumu.
Torsion
Görme fizyolojisinde, göz küresinin göz bebeğinden geçerek arkaya uzanan yatay bir eksen etrafındaki dönme hareketi.
TOVA
Dikkat eksikliği ve dürtüsellik düzeylerini objektif olarak ölçmek amacıyla geliştirilen, bilgisayar tabanlı sürekli performans testidir.
TPQ
C. Robert Cloninger tarafından geliştirilen ve kişiliğin nörobiyolojik temellerini yenilik aralığı, zarardan kaçınma ve ödül bağımlılığı olmak üzere üç temel boyutta inceleyen öz-bildirim ölçeğidir.
Trail Making Test (TMT)
Bireyin görsel arama, motor hız, ardışıklık ve özellikle bilişsel esneklik ile alternatifli dikkat becerilerini değerlendiren nöropsikolojik bir testtir.
Tract
Merkezi sinir sistemi içinde ortak bir kökene ve sonlanım noktasına sahip miyelinli akson demetlerinin oluşturduğu anatomo-fonksiyonel yol.
Tractotomy
Beyin sapı veya omurilikteki belirli bir sinir yolunun (traktus) cerrahi olarak kesilerek kesintiye uğratılması işlemidir.
Transduction
Bir enerji formunun başka bir enerji formuna dönüştürülme süreci; özellikle duyusal uyarıcıların reseptör hücre zarında elektriksel potansiyel değişimine dönüştürülmesi.
Transducer
Bir enerji biçimini başka bir enerji biçimine dönüştüren cihaz veya biyolojik sistem.
Transection
Sinir lifi, sinir demeti veya omurilik gibi anatomik yapıların enlemesine kesilmesi veya ayrılması.
Transfer Function Model
Bir sistemdeki girdilerin çıktıya dönüşüm dinamiklerini ve zaman serileri arasındaki nedensel ilişkileri modellemek için kullanılan matematiksel ve istatistiksel bir yapıdır.
Transferase
Bir molekülden diğerine spesifik fonksiyonel grupların transferini katalize eden enzim sınıfı.
Transformation Theory
Zaman içerisinde tek bir biyolojik türün farklı bir türe dönüşebileceğini öne süren evrimsel hipotez.
Transgenic
Yabancı veya değiştirilmiş bir genin kasıtlı olarak genomuna entegre edildiği organizmayı tanımlayan sıfat.
Transcortical
Serebral korteksin farklı bölgeleri arasındaki nöral aktivite geçişini veya anatomik bağlantıyı tanımlayan nörolojik sıfat.
Transcortical Aphasia
Broca ve Wernicke alanlarının dışındaki lezyonlardan kaynaklanan, işitilen sözcükleri yineleme (ekolali) yeteneğinin korunduğu ancak bağımsız konuşma üretimi ve anlamanın bozulduğu bir afazi türüdür.
Transcortical Sensory Aphasia (TSA)
Bireylerin başkalarının konuşmalarını anlayamadığı ancak duydukları kelimeleri mükemmel bir şekilde tekrar edebildikleri (ekolali sergileyebildikleri), Broca alanının hemen arkasındaki lezyonlardan kaynaklanan bir afazi türü.
Transcortical Motor Aphasia (TMA)
Bireylerin spontan konuşma başlatmakta zorlandığı, buna karşın işitilen kelimeleri ve cümleleri kusursuz bir şekilde yineleyebildiği (ekolali benzeri yetinin korunduğu) bir ön beyin lezyonu tablosudur.
Transcranial Direct Current Stimulation (tdcs)
Kafatası derisi üzerine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla beyne düşük yoğunluklu elektrik akımı vererek nöronal aktiviteyi modüle eden non-invaziv bir beyin stimülasyon yöntemidir.
Transcranial Doppler Ultrasonography (TCD)
Kafatası kemiklerinin en ince bölgelerinden ultrason dalgaları göndererek beyin içi büyük arterlerdeki kan akım hızını non-invaziv olarak ölçen tanısal bir yöntemdir.
TMS
Kafatası dışından uygulanan manyetik alanlar aracılığıyla serebral korteksteki nöronal aktiviteyi hedefli ve temassız bir şekilde modüle eden nöromodülasyon tekniği.
Transcranial Magnetic Stimulation (TMS)
Kafatası dışına yerleştirilen elektromanyetik bobinler aracılığıyla yaratılan manyetik alan değişimleriyle beyin korteksindeki nöronların lokal olarak uyarılması veya baskılanması tekniğidir.
Transcription
Genetik bilginin DNA'dan haberci RNA'ya (mRNA) aktarılması süreci.
Translocation
Büyük bir DNA segmentinin bir kromozomdan koparak farklı bir kromozoma bağlanmasıyla oluşan kromozomal mutasyon türü.
Transmarginal İnhibition (TMI)
Canlıların aşırı yoğun veya stresli uyaranlar karşısında sinir sistemini korumak için tepki vermeyi durdurduğu veya azalttığı koruyucu bir nörolojik ve davranışsal eşik noktasıdır.
Transmission
Bir maddenin, bilginin, genetik materyalin, davranışın veya patojenin bir odak noktasından, bireyden ya da nesilden diğerine aktarılma süreci.
Transmitter
Bir mesajı, sinyali veya impulsu kodlayarak alıcıya ileten herhangi bir araç, cihaz ya da biyolojik iletici.
Transsynaptic Degeneration
Bir nöronda sinaptik bağ kurduğu komşu nöronun ölümüne bağlı olarak gelişen yapısal bozulma ve yıkım süreci.
Transtentorial Herniation
Kafa içi basıncının artması sonucu medial temporal lobun veya derin hemisfer yapılarının tentoryal çentikten aşağı doğru yer değiştirmesiyle karakterize, hayati tehlike arz eden nörolojik bir acil durumdur.
Trapezoid Body
Pons bölgesinde yer alan ve koklear çekirdeklerden gelen işitsel liflerin karşı tarafa çaprazlaşarak (dekussasyon) üst zeytuni kompleksine iletilmesini sağlayan enine sinir lifi demeti.
PTA
Şiddetli bir kafa travmasını takiben, hastanın yeni anılar oluşturma yeteneğini kaybettiği ve genellikle travma anını ve sonrasındaki bir süreci hatırlayamadığı klinik durum.
Posttraumatic Personality Disorder
Şiddetli kafa travmalarını takiben ortaya çıkan, bireyin duygusal tepkiselliğinde, dürtü kontrolünde ve sosyal uyumunda kalıcı değişimlerle karakterize organik kökenli bir kişilik bozukluğudur.
Traumatic Brain İnjury (TBI)
Kafaya alınan dışsal bir darbe, sarsıntı veya penetran yaralanma sonucunda beyin fonksiyonlarında meydana gelen değişim veya patolojik bulgu.
Traumatic Hemorrhage
Şiddetli kafa travmaları sonucunda beyin parankiminde veya meninksler arasında meydana gelen kanama türüdür.
Traumatic Encephalopathy
Ciddi bir kafa travmasına ikincil olarak gelişen beyin hasarı ve işlev bozukluğu.
Tremor
Vücudun tamamında veya belirli bir bölgesinde (özellikle ellerde), nörolojik, psikolojik veya toksikolojik etkenler kaynaklı ortaya çıkan istemsiz, ritmik kas kasılması ve titreme.
Trephination
Trefin adı verilen testere kenarlı dairesel bir cerrahi alet kullanılarak kafatasından kemik diskinin çıkarıldığı en eski cerrahi prosedürlerden biridir.
TRH
Hipotalamus tarafından sentezlenen ve ön hipofiz bezinden tiroid stimülan hormon (TSH) ile prolaktin salınımını tetikleyen üç amino asitlik bir nöropeptit hormon.
Trigeminal Nucleus
Trigeminal sinirin üç ana köküyle ilişkili olan ve yüz bölgesinden gelen duyusal ve proprioseptif bilgileri işleyen beyin sapındaki çekirdekler topluluğudur.
Trigeminal Chemoreception
Nazal kavitedeki trigeminal sinir serbest sinir uçlarının koku verici kimyasallar tarafından uyarılmasıyla karıncalanma, batma, ısınma veya soğuma duyularının ortaya çıkmasıdır.
Trigeminal Neuralgia
Trigeminal sinirin dağılım alanında ortaya çıkan, ani başlangıçlı, şiddetli ve paroksismal tek taraflı yüz ağrısı ile karakterize nöropatik bir bozukluktur.
Trigeminal Nerve
Beşinci ve en büyük kraniyal sinir olup, yüz bölgesinin duyusal innervasyonunu ve çiğneme kaslarının motor kontrolünü sağlar.
Triiodothyronine (T3)
Tiroid bezi tarafından salgılanan ve tiroksin (T4) ile birlikte bazal metabolizma hızını, hücresel oksijen tüketimini ve enerji homeostazını düzenleyen temel iyotlu tiroid hormonu.
Tricho- (trich-)
Saç, kıl veya kıl benzeri yapıları niteleyen ve tıbbi/biyolojik terminolojide kök olarak kullanılan birleştirici ek.
Trichomegaly-retinal Degeneration Syndrome
Anormal derecede uzun kirpik ve kaşlar, retina pigment dejenerasyonuna bağlı görme kayıpları, büyüme geriliği ve entelektüel gelişim bozukluğu ile karakterize nadir görülen konjenital bir sendrom.
Trichromatism
Işığın üç temel renk sistemini (karanlık-aydınlık, kırmızı-yeşil ve mavi-sarı) ayırt etme kapasitesi olan normal renkli görme yetisi.
Trinucleotide Repeat
Nükleik asit moleküllerinde (DNA veya RNA) aynı üç nükleotit dizisinin ardışık olarak tekrar etmesi durumu.
Tryptamine
Triptofandan türeyen ve memeli beyninde eser miktarda bulunarak bir nöromodülatör gibi işlev görebilen monoamin alkaloittir.
Tryptamine Derivative
Serotonin ile kimyasal akrabalık gösteren, doğal veya sentetik kökenli, genellikle halüsinojenik etkilere sahip triptamin bazlı psikoaktif maddeler grubu.
Tryptophan
İnsan vücudu tarafından sentezlenemeyen, diyetle alınması zorunlu esansiyel bir amino asit olup; serotonin ve melatonin biyosentezinin temel prekürsörüdür.
Tryptophan Hydroxylase
Serotonin biyosentezindeki ilk ve hız kısıtlayıcı basamağı katalize eden temel enzimdir.
Tritanopia
Kısa dalga boylu pigmentlerin eksikliğine bağlı olarak mavi ve yeşil renklerin ayırt edilemediği, görsel spektrumun mavi bölgesinde parlaklık kaybıyla karakterize nadir bir renk körlüğü türüdür.
Trophic
Beslenme, metabolizma veya hücre gövdesinin besleyici ve destekleyici işlevleriyle ilgili olan durum.
Trophic Nerve
Bir dokunun beslenmesini, metabolizmasını ve besinsel bütünlüğünü düzenleyen sinir lifidir.
Trophotropic
Enerjinin yenilenmesini, dinlenmeyi, onarımı ve parasempatik sinir sistemi hakimiyetini destekleyen fizyolojik süreçlerle ilgili durum.
Trochlear Nerve
Kraniyal sinirlerin dördüncüsü (CN IV) olup, gözün süperior oblik kasını innerve eden ve beyin sapından dorsal olarak çıkan tek motor sinirdir.
Troland
Retinaya ulaşan ışık akısının etkin miktarını ölçen, pupil (bebek) alanı ve kaynak parlaklığını hesaba katan fizyolojik optik aydınlanma birimidir.
Thrombotic Stroke
Beyni besleyen büyük bir kan damarında ateroskleroza bağlı damar daralması ve yerel pıhtı oluşumu (tromboz) nedeniyle kan akışının kesilmesiyle ortaya çıkan en yaygın inme türüdür.
Thrombosis
Canlı bir organizmada kalp veya kan damarlarının iç yüzeyinde kan elemanlarının bir araya gelerek kitle halinde pıhtı (trombüs) oluşturması durumudur.
Thrombus
Damar içi lümeninde hemostatik mekanizmaların bozulması veya endotel hasarı sonucu kanın katılaşmasıyla oluşan hemostatik pıhtı.
Tropia
Tek bir hedefe iki gözle bakarken görsel eksenlerin kalıcı olarak sapması ve konverjansın bunu düzeltememesi durumu.
Tropic Hormone (trophic Hormone)
Ön hipofiz bezinden salgılanarak diğer hedef endokrin bezlerin salgı faaliyetlerini ve büyümesini uyaran hormonlar sınıfı.
Tropism
Bitkilerde ve insan dışı canlılarda, güneş ışığı veya yer çekimi gibi dış bir uyaranın yönüne doğru ya da o uyarandan uzaklaşacak şekilde gözlemlenen yönelim biçimi.
Troposmia
Var olan bir koku uyarıcısının algısında meydana gelen bozulma; genellikle hoş ya da nötr kokuların rahatsız edici veya kötü olarak algılanması durumu.
Tropotaxis
Organizmanya ait simetrik duyu organlarından gelen uyarıların yoğunluk farkının karşılaştırılmasıyla gerçekleştirilen yönelimsel hareket biçimidir.
TSH
Tiroid bezini uyararak tiroid hormonlarının salgılanmasını ve sentezini düzenleyen, ön hipofiz bezinden salgılanan glikoprotein yapısındaki tropik hormon.
TTX
Tetrodotoksinin kısaltması; özellikle kirpi balığı (pufferfish) gibi bazı deniz canlılarında bulunan, voltaj kapılı sodyum kanallarını bloke ederek sinir iletimini durduran potent bir nörotoksindir.
Tuberomammillary Nucleus
Hipotalamusta yer alan ve histamin salgılayan nöronları barındırarak uyanıklık ile uyarılmışlık halinin sürdürülmesinde kritik rol oynamayan yapı.
Don’t-hold Functions
Normatif yaşlanma sürecinde veya travmatik beyin hasarı, şizofreni ve demans gibi patolojik durumlarda, uzun süreli bilgi birikiminden ziyade akışkan zekaya dayandığı için erken ve belirgin düşüş gösteren bilişsel yeteneklerdir.
ERP Measure Of Attitudes
Bireylerin tutumlarını, beyin elektriksel aktivitesindeki olay ilişkili potansiyelleri (özellikle geç pozitif potansiyel veya P300 bileşenini) kullanarak fizyolojik olarak inceleyen bir değerlendirme yöntemidir.
Attitudinal Reflex
Bir organizmanın karmaşık bir eyleme veya yanıta, örneğin bir saldırgana karşı konumlanmaya hazırlanmasını sağlayan otomatik duruşsal tepki.
Salty
Sodyum klorür, lityum klorür ve belirli amino asitlerin dil üzerindeki reseptörler aracılığıyla uyarmasıyla ortaya çıkan temel tat algısı.
Consumer Neuroscience
Tüketici davranışlarının altında yatan nörobiyolojik mekanizmaları ve beyin tepkilerini inceleyen disiplinler arası bir araştırma alanıdır.
Consummatory Response
Bir amaca yönelik doğal davranış zincirindeki, içgüdüsel tatmini sağlayan ve motivasyonel döngüyü sonlandıran nihai eylem.
Consummatory Pleasure
Bir ödül veya uyarıcı fiilen deneyimlenirken hissedilen anlık zevk ve tatmin durumu.
Salivary Gland
Ağız boşluğunda yer alan, sindirimi başlatıcı enzimler içeren mukozal salgı (tükürük) üreten ekzokrin bezler.
Salivary Reflex
Tükürük bezlerinin efektör sinirlerinin koșulsuz veya koşullu uyarımlarıyla tetiklenen salgılama miktarındaki fizyolojik değişim.
Salivation
Tükürük bezleri tarafından genellikle besinle ilişkili uyarıcılara karşı bir refleks yanıtı olarak salgı üretilmesi.
Tumor
Vücudun herhangi bir doku veya organında hücrelerin kontrolsüz ve kuralsız biçimde çoğalmasıyla oluşan anormal kitle veya şişlik.
Tunnel Vision
Periferik görme alanının tamamen ya da kısmen kaybolmasıyla, bireyin dünyayı dar bir borunun içinden bakıyormuş gibi yalnızca merkezi alandan algılamasına yol açan görsel ve bilişsel defekt.
Species
Biyolojik taksonomide, kendi aralarında çiftleşerek verimli yavrular üretebilen organizmalar grubunu tanımlayan temel sınıflandırma birimi.
SSDR
Tehdit edici uyarıcılara karşı organizmanın öğrenme sürecinden bağımsız olarak sergilediği, türe özgü kalıtsal savunma repertuvarıdır.
Species Recognition
Bir bireyin, başka bir canlı organizmanın kendi türünden mi yoksa farklı bir türden mi olduğunu ayırt etme kapasitesidir.
Species-specific Behavior
Belirli bir türün neredeyse tüm üyelerinde ortak olarak bulunan ve temelde aynı biçimde sergilenen kalıtsal davranış kalıbıdır.
Species-specific Defense Reaction (SSDR)
Bir türün üyelerinin, daha önce herhangi bir deneyimi veya öğrenme geçmişi olmaksızın, aversive (itici/korkutucu) uyaranlara karşı sergilediği kalıtsal ve karakteristik tepkiler.
İnterspecies İnteraction
Farklı biyolojik türlerin bireyleri arasında gözlenen ve ekolojik, davranışsal ya da evrimsel sonuçlar doğuran her türlü karşılıklı ilişki biçimi.
Hair Cell
İç kulaktaki koklea ve vestibüler sistemde yer alan, mekanik titreşimleri ve hareketleri elektriksel sinyallere dönüştüren özelleşmiş duyusal reseptör hücrelerdir.
Glabrous Skin
Ayak tabanlarında ve ellerin avuç içlerinde bulunan, sert, kalın ve kıl barındırmayan özel dermis yapısı.
U Fiber
Serebral korteksin altındaki beyaz maddede kıvrılarak bir kortikal alanı diğeriyle bağlayan kısa mesafeli sinir lifleridir.
End Feet
Nöronal aksonların veya astrositlerin hedef dokuyla temas eden özelleşmiş terminal genişlemeleridir.
End-stopped Cell
Serebral korteksin görsel alanlarında yer alan ve belirli bir uzunluğa sahip çizgileri veya köşeleri işlemekle birlikte, bu uyarıcının boyutu eşik değerini aştığında yanıtı azalan veya tamamen kaybolan özelleşmiş nöron.
End Organ
Motor veya duyusal bir sinirin sonlandığı, kas plakları veya duyusal reseptörler gibi işlevsel yapı.
EPP
Nöromüsküler kavşakta, motor nöron tarafından salınan asetilkolinin kas lifi zarındaki reseptörleri aktive etmesiyle oluşan yerel depolarizasyon potansiyeli.
Air Sickness
Hava yolculuğu sırasında ortaya çıkan, vestibüler sistem ile görsel uyaranlar arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanan bir kinetozis (hareket hastalığı) türüdür.
Flight
Canlıların havalanarak mesafe kat etmesini sağlayan lokomosyon biçimi ve tehlikeden hızla uzaklaşma tepkisi.
Ulnar Nerve
Ön kolun ve elin medial tarafını duyusal ve motor olarak innerve eden, sekizinci servikal ve birinci torasik spinal köklerden köken alan ana periferal sinir.
Ultimatum Game
İki oyuncunun bir miktar kaynağı paylaşmak üzere etkileşime girdiği, bir oyuncunun teklif sunduğu ve diğerinin bu teklifi kabul veya reddederek her iki tarafın da sıfır almasına yol açabildiği deneysel bir ekonomik karar alma oyunudur.
Ultrasound
İnsan işitme aralığının üst sınırı olan 20 kHz'den daha yüksek frekansa sahip akustik dalgalardır ve biyolojik dokuların görüntülenmesinde yaygın olarak kullanılır.
Ultrasonic Communication
Bazı hayvan türlerinin, insan kulağının işitme aralığının üstünde kalan (20 kHz üzeri) ses frekanslarını kullanarak gerçekleştirdiği tür içi bilgi alışverişi.
Ultrasonic İrradiation
Prefrontal lobotomiye alternatif olarak kafatasındaki deliklerden beyin dokusuna yüksek frekanslı ses dalgalarının yönlendirildiği tarihi bir psikoşirürji yöntemidir.
Ultraviolet (UV)
Elektromanyetik spektrumda 0.5 nm ile 400 nm arasında yer alan, insan gözünün algılayamadığı ancak bazı böcek ve balık türlerinin fotopigmentleri aracılığıyla görebildiği ışınım aralığı.
Ululation
Çeşitli kültürlerde duygusal dışavurum ve ritüel davranışlarla ilişkili, yüksek perdeli, titrek ve tiz bir ağlama veya çığlık sesi.
Umami
Tatlı, tuzlu, ekşi ve acı ile birlikte beş temel tat kalıbından biri olan, özellikle protein zengini gıdalarda bulunan ve monosodyum glutamat tarafından temsil edilen etimolojik olarak 'hoşa giden tat' anlamına gelen duyusal algı.
Undershoot
Aksiyon potansiyeli sırasında zar potansiyelinin, dinlenim potansiyeline kıyasla geçici olarak aşırı kutuplaşarak (hiperpolarizasyon) dinlenim seviyesinin altına inmesi evresi.
Undulatio Reflexa
René Descartes'ın, zihinsel iradenin kontrolünde olmayan, çevresel uyaranlara karşı otomatik olarak gerçekleşen bedensel hareketleri açıklamakta kullandığı tarihi kavram.
Unipolar Neuron
Hücre gövdesinden tek bir uzantı çıkan ve bu uzantının iki kola ayrılmasıyla hem alıcı uç hem de iletken akson işlevi gören duyusal sinir hücresi.
Unipolar Stimulation
Elektrik akımının hedef doku üzerine veya içine yerleştirilen tek bir elektrot ile dokunun dışındaki ikinci bir referans elektrot arasında sağlandığı stimülasyon biçimi.
Uncinate Fasciculus
Frontal lobun ön ve alt kısımlarını temporal lobun yapılarına (amigdala ve hipokampus dahil) bağlayan kanca biçimli beyaz madde demetidir.
Up-regulation
Hedef hücrelerin, hücre dışı sinyal moleküllerinin veya hormonların miktarındaki artışa tepki olarak daha fazla reseptör molekülü sentezlemesi süreci.
UPSIT
Koku alma fonksiyonunu nicel olarak değerlendiren, mikrokapsüllü koku uyarıcıları içeren standartlaştırılmış klinik test bataryası.
Uranoschisis
Sert damağın embriyonik gelişim sırasında birleşememesi sonucu oluşan konjenital (doğuştan) bir yarık damak anomalisi.
Uracil
RNA'nın yapısında yer alan ve genetik kodun oluşumuna katılan dört ana nükleotit bazından biri olan bir pirimidin bileşiğidir.
Usher Syndrome
Otozomal resesif kalıtım gösteren; duyusal işitme kaybı, retinitis pigmentosa nedeniyle kademeli görme bozukluğu ve sıklıkla denge kusurlarıyla karakterize genetik bir bozukluk.
Shy–bold Continuum
Bireylerin yeni uyaranlara karşı temkinli ve korkulu yaklaşması ile yenilikleri aktif olarak keşfetmesi arasında değişen evrensel davranışsal varyasyon boyutu.
UTCPAB
Askeri personel ve operasyonel ortamlardaki bireylerin bilişsel işlevlerini, uyanıklığını ve performansını değerlendirmek için geliştirilmiş standartlaştırılmış test bataryası.
Utero- (uter-)
Tıbbi terminolojide rahim (uterus) ile ilgili durumları, yapıları veya süreçleri belirtmek için kullanılan birleştirici ön ek.
Uterus
Dişi memelilerde embriyonun implantasyon evresinden doğuma kadar gelişimini sürdürdüğü, kalın kas dokusundan oluşan içi boş üreme organı.
Utricle
İç kulaktaki vestibüler sistemin iki kesesinden büyük olanı; başın yerçekimine göre konumunu, doğrusal ivmelenme ve yavaşlamayı algılar.
UV
Görünür ışığın mor ucunun ötesinde yer alan, insan gözüyle görülemeyen elektromanyetik radyasyon dalga boylarını ifade eden kısaltma.
Uvula
Yumuşak damaktan sarkan etli uzantı olup ses üretimi, yutma ve tükürük salgılanmasında kritik işlevler gören anatomik yapı.
Uvular
Küçük dile (uvula) ait olan ya da arka dil kökünün küçük dile temas etmesiyle üretilen sesleri tanımlayan anatomik ve fonetik terim.
Waking Dream
Uyku halinde olunmadığı halde deneyimlenen, rüya benzeri canlı görsel imgeler ve algısal yaşantılar bütünü.
Alertness / Wakefulness
🔹 1. (alertness): Bireyin uyanık, çevresel uyaranların farkında, dikkatli ve eyleme ya da tepkiye hazır olma durumu. 🔹 2. (wakefulness): Bireyin çevresine karşı farkındalık sahibi olduğu, dış uyaranlara tutarlı bilişsel ve davranışsal tepkiler verebildiği, elektroensefalogramda düşük genlikli ve hızlı dalga aktivitesiyle karakterize fizyolojik durum.
Waking Center
Posterior hipotalamusta yer aldığı ve uykudan uyanmayı tek başına kontrol ettiği düşünülen, günümüzde ise geçerliliğini yitirmiş eski bir nörolojik kavram.
Excitatory Field
Uyarılmış bir duyusal alanın çevresini saran ve bu alanın yanıt özelliklerini paylaşan kortikal veya nöral bölge.
Alerting Device
İşitme kaybı olan bireylerin, kapı zili, çalar saat veya duman dedektörü gibi normalde işitsel yolla bildirilen olayları fark etmesini sağlayan görsel, titreşimsel veya diğer işitsel olmayan uyaranlar kullanan yardımcı teknolojidir.
Warning Coloration
Bir organizmanın zehirli, tehlikeli veya tatsız olduğunu avcılarına bildiren parlak renkler veya belirgin desenler bütünü.
Excitatory Synapse
Presinaptik nörandaki aktivitenin postsinaptik hücrede uyarıcı postsinaptik potansiyel (EPSP) başlatarak bir eylem potansiyeli tetikleme olasılığını artırdığı özelleşmiş nöronal bağlantı noktasıdır.
Stimulus Filtering
Sinir sisteminin, çevresel uyarıcılardan yalnızca yaşamsal öneme sahip kritik girdileri seçip işlemesi, önemsiz sinyalleri ise elemesi yönündeki evrimsel uzmanlaşması.
Excitatory–inhibitory Processes
Nöronal sinyallerin postsinaptik membran üzerinde aktive edilmesini ya da baskılanmasını sağlayan, Ivan Pavlov’un sinir sistemi dinamikleri temeline dayanan antagonist süreçler.
Excitability
Bireylerin duygusal tepkilere kolayca uyarılma eğilimi; nörofizyolojide ise nöron ve kas hücrelerinin dış uyaranlara elektriksel olarak yanıt verme kapasitesi.
Excitatory Postsynaptic Potential (EPSP)
Komşu nörondan salınan nörotransmitterlerin etkisiyle postsynaptik zarın elektriksel yük farkının geçici olarak azalması ve hücrenin aksiyon potansiyeli üretme olasılığının artması durumu.
Excitation
Bir nöron veya kas hücresinin dışsal bir uyarıcıya yanıt olarak elektriksel aktivite üretmesi ve aksiyon potansiyelinin yayılması süreci.
Arousal-reduction Mechanism
Bir bireyin uyarılma düzeyinin rahatsız edici derecede yüksek bir seviyeye ulaştıktan sonra düşmesini sağlayan her türlü uyarıcı veya inhibe edici tepki.
Wave Of Excitation
Fizyolojide, sinir veya kas dokusu boyunca elektriksel aktivitenin yayılım göstererek ilerlemesi süreci.
Arousal Level
Bir organizmanın dış veya iç uyaranlara karşı duyarlılık, uyanıklık ve fizyolojik tepki verme derecesidir.
Excitatory Threshold
Bir sinir impulsunu tetiklemek için gereken minimum stimulus şiddeti.
Stimulation Effects
Bir uyaranın nöron veya kas hücresinin membran potansiyelini değiştirerek sinir impulsu veya kas kasılması üretmesiyle ortaya çıkan fizyolojik değişimler.
Alerting Mechanisms
Merkezi sinir sisteminde yer alan ve üst beyin merkezlerinin dikkatini olası tehditlere yönlendiren ya da bir tepkiyi tetikleyen nörofizyolojik sistemlerdir.
Excitation Pattern
İşitsel sistemin sese karşı verdiği tepkilerin uzamsal dağılımı olup, genellikle baziller membran üzerindeki yer değiştirme zarfını veya işitsel sinirdeki temsilini ifade eder.
Arousal Jag
Fizyolojik uyarılma düzeyindeki ani bir artışı takip eden hızlı düşüşün, gerilimin gülme yoluyla boşalmasıyla birlikte bireyde haz tepkisi yaratması durumu.
Arousal System
Merkezi sinir sistemi ile otonom sinir sistemini aktive ederek uyarılmışlık halini kontrol eden yaygın bir sinir hücresi ağıdır.
Activation–arousal Theory
Duygusal deneyimlerin ve davranışsal tepkilerin, merkezi ve otonom sinir sistemindeki genel fizyolojik uyarılma düzeyinin bilişsel olarak yorumlanmasıyla ortaya çıktığını savunan psikofizyolojik yaklaşım.
Anxiety–performance Relationship / Arousal–performance Relationship
🔹 1. (anxiety–performance relationship): Bireyin yaşadığı kaygı düzeyi ile bilişsel veya motor görevlerdeki performans kalitesi arasındaki doğrusal olmayan, genellikle ters-U şeklindeki fonksiyonel bağıntıdır. 🔹 2. (arousal–performance relationship): Bilişsel veya fizyolojik uyarılma düzeyi ile fiziksel ya da zihinsel görevlerdeki başarı derecesi arasındaki örüntüsel ilişki.
İnduced Hallucination
Yüksek telkine yatkın bireylerde hipnotik öneriler yoluyla tetiklenen algısal yaşantıdır.
Evoked Potential (EP)
Işık çakması veya ses gibi dış uyaranlara yanıt olarak sinir sisteminde, özellikle beyinde üretilen spesifik elektriksel aktivite düzenidir.
İnduced Aggression
Farmakolojik maddeler, beyin bölgelerinin elektriksel uyarımı veya aversif (itici/kaçınılan) uyaranlar yoluyla ortaya çıkarılan şiddet veya düşmanca davranış hali.
İnduced Tonus
Vücudun bir başka bölgesindeki hareketin tetiklemesiyle ortaya çıkan, istemsiz ve sürekli kas gerginliği durumu.
Stimulation
Bir organizmanın, organın, nöronun veya dokunun etkinlik düzeyini artıran her türlü fiziksel veya kimyasal girdinin eylemi veya süreci.
Adaptability
Değişen durumlara ve koşullara karşı uygun tepkiler verme ve bireyin davranışlarını farklı ortamlara veya kişilere göre ayarlayabilme kapasitesi.
Applied Psychophysiology
Fizyolojik süreçlerin bilinçli olarak regüle edilmesini ve sağlığın optimize edilmesini amaçlayan psikofizyolojik ilke ve tekniklerin pratik alana uyarlanmasıdır.
İnappropriate Stimulus
Normal koşullarda ilgili reseptör grubu tarafından tetiklenmeyen bir yanıtı ortaya çıkaran anormal fiziksel veya kimyasal uyarıcı türü.
Sleep
Bilinç durumunun kısmen veya tamamen askıya alındığı, istemli kas inhibisyonunun ve duyusal duyarsızlaşmanın görüldüğü sirkadiyen bir durum.
Sleep Cycle
İnsanlarda ortalama 90 dakika süren, yavaş dalga uykusu (NREM) ile hızlı göz hareketi (REM) evrelerinin ardışık bir düzen içinde tekrarlandığı sirkadiyen altı biyolojik salınımdır.
Sleep Drive
Uyanık kalınan süre uzadıkça biriken ve vücudu uykuya zorlayan temel fizyolojik baskı ve homeostatik yönelim.
Sleep Pattern
Bireyin, günün yirmi dört saatlik döngüsü içerisindeki uyku ve uyanıklık sürelerinin alışılagelmiş, kişiye özgü dağılım modeli.
Sleep Epilepsy
Nöbetlerin münhasıran veya ağırlıklı olarak uyku evrelerinde tetiklendiği, nörofizyolojik kökenli bir epileptik bozukluk türüdür.
Sleep İnversion
Gündüzleri uyku veya somnolans hali sergilerken, geceleri uyanık kalma eğilimiyle karakterize olan sirkadiyen ritim bozukluğudur.
Sleep Paralysis
Uykuya dalış veya uyanış evresinde ortaya çıkan, istemli kas hareketlerinin geçici olarak kaybı ve sıklıkla korkutucu hipnagogik/hipnopompik hallüsinasyonlarla karakterize bir parasomnidir.
Sleep Spindles
Evre 2 NREM uykusu sırasında ortaya çıkan, yaklaşık 11-16 Hz frekans aralığında, iğ formunda simetrik salınımlar gösteren elektroensefalografik dalgalardır.
Sleep Laboratory
Uykudaki beyin dalgaları, göz hareketleri, kas tonusu, solunum ve kalp atımı gibi fizyolojik süreçlerin eşzamanlı olarak izlenip kaydedildiği özel araştırma ve klinik birimidir.
Sleep Latency
Bir bireyin uyumaya karar verip yatağa girmesinden uyku evresine geçiş yapıncaya kadar geçen süre.
Sleep Center
Hipotalamusta yer aldığı ve uykuyu tek başına kontrol ettiği düşünülen, günümüzde ise geçerliliğini yitirmiş eski bir nörolojik kavram.
Sleep Recovery
Uyku yoksunluğu döneminin ardından, bedenin homeostatik dengesini yeniden sağlamak amacıyla olağandan daha uzun veya derin uyuması durumu.
Sleep Deprivation
Fizyolojik veya psikolojik gereksinimleri karşılayacak düzeyde uyku alınamaması durumu.
Sleep–wake Cycle
Beyin tarafından düzenlenen ve alternatif uyku ile uyanıklık periyotlarıyla karakterize, doğal ve sirkadiyen temelli bedensel ritim.
Drowsiness / Sleepiness
🔹 1. (drowsiness): Frontal lob işlevlerinin baskılandığı, zihinsel çaba sarf etmenin güçleştiği ve iskelet kası inhibisyonunun istemsizce belirdiği düşük uyanıklık hali. 🔹 2. (sleepiness): Bireyin uyanık kalmakta zorlandığı, uykuya geçiş eğiliminin ve baskısının belirgin şekilde arttığı fizyolojik bir durum.
Docility
Bireyin pasif, sakin, idare edilmesi kolay ve saldırganlık eğiliminden uzak olma durumu.
Adaptive Skills
Bireyin yeni zorluklarla başa çıkmasını, değişen ortamlara uyum sağlamasını ve dürtü kontrolü gibi öz yönetim işlevlerini yerine getirmesini sağlayan yetenekler bütünü.
Adaptation Stage
Genel uyum sendromunun, ilk alarm tepkisinin ardından gelen ve organizmanın stresörle başa çıkmak için direnç geliştirdiği ikinci evresidir.
Adaptive Nonresponding Theory
Uykunun, türlerin günün yırtıcı tehdidinin en yüksek olduğu tehlikeli saatlerinde Hareketsiz kalmasını sağlayarak hayatta kalma oranını artıran evrimsel bir mekanizma olarak geliştiğini öne süren teori.
Remote Memory
Geçmişin çok uzak dönemlerine, genellikle aylar veya yıllar öncesine ait deneyimlerin ya da bilgilerin hatırlanması veya tanınması süreci.
Distance Vision
Gözlemciden 6 metreden (20 feet) daha uzak nesnelerin ayırt edilmesine olanak tanıyan görme kapasitesidir.
Remote Masking
Daha yüksek frekanslı bir maskeleyicinin, kendisinden frekans olarak oldukça düşük bir sinyalin işitilebilirlik eşiğini yükseltmesi durumu.
Far Point
Gözün siliyer kasları tamamen gevşemiş (akomodasyon olmamış) durumdayken net olarak görebildiği en uzak mesafedir.
Abience
Bir uyarıcıdan fiziksel olarak uzaklaşma veya uyarıcıdan tamamen kaçınmaya yönelik eylemsel bir tepki.
Action At A Distance
Fiziksel temas veya aracı bir mekanik ortam olmaksızın, uzayda ayrık duran cisimlerin alanlar aracılığıyla birbirleriyle etkileşime girmesi durumu.
Spatial Discrimination
Çok boyutlu uzay içerisindeki uyarıcıların konumsal farklarını algılama ve ayırt etme kapasitesidir.
Spatial Disorder
Genellikle beynin parietal lob lezyonlarıyla ilişkili olan; konum belleği, rota bulma, yapısal işlevler ve uyarıcıların uzaysal konumunu değerlendirme becerilerinde ortaya çıkan algısal ve işlevsel bozukluk.
Spatial Vision
Göz ve beynin, ışığın uzamsal örüntülerini kodlama ve temsil etme kapasitesidir.
Spatial Summation
Tek başına bir sinapsın uyarısının nöronu tetiklemeye yetmediği durumlarda, farklı sinapslardan gelen eşzamanlı uyarıların birleşerek aksiyon potansiyeli üretmesini sağlayan nöral mekanizma.
Space Adaptation Syndrome
Astronotların yörüngedeyken yerçekimsiz ortama uyum sağlama sürecinde deneyimledikleri, yukarı ve aşağı yön algısının yitirilmesine bağlı olarak gelişen bir tür hareket hastalığıdır.
Space Perception
Duyusal girdilerden elde edilen ve çevredeki nesnelerin şekil, boyut, derinlik ile mesafe gibi uzaysal özelliklerinin farkında olma durumudur.
Space Psychology
İnsanların dünya atmosferi dışındaki aşırı ortamlarda zihinsel işlevselliğini, uyumunu ve performansını inceleyen uygulamalı disiplin.
Space Motion Sickness
Uzay seyahati sırasında sıfır yerçekimi ve vestibüler uyumsuzluğa bağlı olarak ortaya çıkan, bulantı ve yönelim bozukluğuyla karakterize bir hareket hastalığı formu.
Long-wavelength Pigment
Retinadaki üç koni hücresi popülasyonundan birinde bulunan ve en yüksek hassasiyeti 558 nanometre dalga boyundaki ışığa gösteren fotopigment.
Longevity
Bir bireyin doğumundan ölümüne kadar geçen gerçek yaşam süresi.
Long-term Depression (LTD)
Nöronal yanıt genliğinde, kalıcı zayıf veya güçlü sinaptik uyarım sonucunda ortaya çıkan uzun süreli azalmadır.
LTP
İki nöron arasındaki sinaptik iletişimin, yüksek frekanslı bir uyarı sonrasında saatlerce hatta günlerce güçlenmesini sağlayan kalıcı nörofizyolojik süreç.
Long-term Potentiation (LTP)
Sinaptik iletkenliğin, tekrarlayan uyarımlar sonucunda haftalarca veya daha uzun süre boyunca kalıcı olarak güçlenmesi sürecidir.
Triphasic Pattern
Hedefe yönelik hızlı ve tek yönlü hareketler sırasında ortaya çıkan, sırasıyla agonist, antagonist ve tekrar agonist kas aktivasyonlarından oluşan karakteristik sıralama.
Triune Brain
Beynin evrimsel süreçte sırasıyla üst üste eklenmiş üç katmandan (sürüngen beyin, limbik sistem ve neokorteks) oluştuğunu öne süren, günümüzde ise büyük ölçüde geçerliliğini yitirmiş nörolojik model.
Triple-code Model Of İmagery
Zihinsel imgelemenin performans artışındaki işleyişini, imgenin kendisi, somatik yanıt ve imgenin bireye özgü anlamı olmak üzere üç temel boyutta inceleyen teorik model.
Third Ventricle
Serebral hemisferlerin altında, talamusun iki lobu arasında yer alan ve beyin-omurilik sıvısı (BOS) ile dolu dar, dikey bir beyin boşluğudur.
Reproductive Suppression
Üreme olgunluğuna erişmiş sağlıklı bireylerin, sosyal veya fizyolojik mekanizmalar nedeniyle grup içinde üreme yetisini geçici veya kalıcı olarak yitirmesi durumu.
Reproductive Success
Bir bireyin, kendisi gibi üreme yeteneğine sahip sağlıklı yavrular dünyaya getirme ve bu soy hattını sürdürme derecesi.
Breeding Behavior / Reproductive Behavior
🔹 1. (breeding behavior): Canlıların eş seçimi, çiftleşme, yuva yapma, yavruların bakımı ve korunmasını kapsayan biyolojik ve etolojik faaliyetlerin tamamıdır. 🔹 2. (reproductive behavior): Bireylerin ve türün devamını sağlamaya yönelik, hücre bölünmesinden ebeveynliğe kadar uzanan biyolojik ve davranışsal faaliyetlerin bütünü.
Reproductive Function
Yeni bir organizmanın meydana getirilmesini sağlayan biyolojik süreçlerin ve bu süreç içindeki cinsel ilişki gibi spesifik eylemlerin bütünü.
Reproductive Type
Bireyin vücut sistemleri içinde üreme sisteminin diğer sistemlere kıyasla baskın ve ön planda olduğu anayasal/somatik tip.
Urethra
İdrarın üriner mesaneden vücut dışına atılmasını sağlayan membran astarlı tübüler yapı.
Uro- (ur-)
İdrarı veya üriner sistemi ifade eden biatıp ve klinik terminoloji önekidir.
Urogenital
Hem idrarın atılımı hem de üreme ile ilgili organları ve yapıları ifade eden anatomik ve fizyolojik terim.
Higher Brain Center
Öğrenme ve bellek gibi karmaşık bilişsel süreçlerle ilişkili olan serebrumun herhangi bir bölgesini tanımlayan genel ifade.
Higher Order Consciousness
Soyut fikirleri, dile dayalı düşünceyi ve öz-bilinci içeren duyusal dışı bilinç deneyimleridir.
Superior Temporal Gyrus
Temporal lobun üst yüzeyinde uzanan ve özellikle işitsel işleme ile konuşma algısında kritik işlevler üstlenen anatomik kıvrım.
Stirrup
İnsan kulağının orta kulak boşluğunda yer alan ve ses titreşimlerini iç kulağa ileten en küçük ve en hafif kemikçiktir.
V1
Primatlarda striat korteks ile eşanlamlı olan, retinadan gelen görsel bilgiyi işleyen ilk ve en temel primer görsel korteks.
V3
Primatlarda V2'nin önünde, striat korteksin dışında yer alan ve monokromatik örüntü algısı ile form analizinde uzmanlaşmış ikincil görsel korteks alanı.
V4
Primatların oksipitotemporal korteksinde yer alan ve özellikle dalga boyu (renk) duyarlılığı ile form işlemleme süreçlerinden sorumlu ikincil görsel korteks alanı.
V5
Primatlarda temporal kortekste yer alan ve temel olarak bir uyarıcının hareket yönüne ve hızına duyarlı nöronları barındıran ikincil görsel korteks alanı.
Vacc
Ventral anterior singulat korteksin kısaltması olup, beynin duygusal düzenleme ve otonomik yanıtların entegrasyonunda kritik rol oynayan alt ön kuşaksal bölgesidir.
Vagal Tone
Onuncu kranial sinir olan vagus sinirinin parasempatik sistem üzerindeki aktivite seviyesini ve kalbin solunum döngüsüne verdiği adaptif yanıtın değişkenliğini yansıtan fizyolojik gösterge.
Vagotomy
Motor, duyusal ve otonomik işlevlere sahip olan vagus sinirinin cerrahi olarak kesilmesi veya kesintiye uğratılması işlemidir.
Vagus Nerve
Beyinden çıkarak boyun, göğüs ve karın boşluğundaki organlara kadar uzanan, hem duyusal hem de motor lifler içeren onuncu kranial sinirdir.
Vagina
Dişi memelilerde uterusa açılan, mukozal zarla kaplı esnek ve kaslı tübüler yapı.
VAKT
Görsel, işitsel, kinestetik ve dokunsal duyu modalitelerini ifade eden ve özellikle özel eğitim ile okuma güçlüklerinin tedavisinde kullanılan çoklu duyu yaklaşımının kısaltmasıdır.
Vacuum Activity
Klasik etolojide, normalde davranışı tetikleyen dışsal bir uyarıcının (tetikleyicinin) bulunmadığı durumlarda ortaya çıkan sabit eylem kalıbıdır.
Van Buchem’s Syndrome
Yüz, kafatası ve gövde kemiklerinde kalınlaşma ve osteoskleroz ile karakterize, ergenlik döneminde başlayan otozomal geçişli nadir bir kalıtsal bozukluk.
Vandenbergh Effect
Kemirgen popülasyonlarında kimyasal sinyallerin (feromonların) dişi bireylerin ergenlik yaşı ve üreme olgunluğu üzerindeki hızlandırıcı veya geciktirici etkisi.
Shift Work
Geleneksel gündüz saatleri dışındaki zaman dilimlerini (ikinci vardiya, gece vardiyası veya rotasyonel sistemler) kapsayan istihdam düzenidir.
Varicella-zoster
Suçiçeği ve zona hastalıklarına yol açan, sinir ganglionlarında latent kalabilen herpesvirüs türü.
Default-mode Network (DMN)
Birey dış dünya ile etkileşimde değilken, zihin serbest dolaşım halindeyken veya içsel odaklı görevler yürütülürken yüksek aktivite gösteren birleşik beyin bölgeleri şebekesi.
Variation
Bir popülasyondaki bireyler arasında genetik, yapısal, fizyolojik veya davranışsal düzeyde gözlenen niteliksel ve niceliksel çeşitlilik.
Variety
Biyolojik taksonomide tür içi alt sınıflandırmayı, dilbilimde ise standart dilden belirgin şekilde ayrılan bölgesel veya sosyokültürel dil versiyonlarını ifade eden kavram.
Vas Deferens
Epididimisde olgunlaşan spermatozoa hücrelerini ejakülatuar kanala iletmekle görevli olan kas tabakalı çift tübüler yapıdır.
Vas-
Anatomi, fizyoloji ve tıp bilimlerinde damar, kanal veya tüp yapılarını ifade etmek için kullanılan birleştirici ön ek biçimidir.
Vascular Dementia
Serebrovasküler hastalıklar neticesinde beyin dokusunda meydana gelen iskemi ve enfarktüsler sonucu gelişen, bilişsel işlevlerdeki şiddetli kayıp tablosudur.
Vascular Sclerosis
Kan damarı duvarlarının kalınlaşması ve esnekliğini yitirmesi durumu olup, hipertansiyon ve yaşlanmaya bağlı işitme kaybıyla ilişkilendirilebilir.
Vascular İnsufficiency
Kardiyovasküler sistemin, vücut dokularına yeterli kan akışını ve dolayısıyla oksijen ile besin maddelerini sağlayamaması durumudur.
Vasculitis
Kan damarlarının duvarlarında ortaya çıkan, lökosit infiltrasyonu ve doku hasarıyla karakterize inflamatuar durum.
Vaso- (vas-)
Kan damarlarını veya vas deferens yapısını ifade eden, bileşik kelimelerin başında yer alan anatomik birleştirme formu.
Vasodilator
Atardamar duvarlarındaki düz kasları gevşeterek kan damarlarının çapını artıran ve böylece kan akışını kolaylaştıran her türlü ajan veya ilaç.
Vasodilation
Kan damarlarının duvarlarındaki düz kasların gevşemesiyle lümenin genişlemesi ve buna bağlı olarak kan basıncının düşmesi süreci.
Vasoconstriction
Sempatik sinir sistemi ve vazopressin gibi ajanlarca kontrol edilen, kan damarlarının lümen çapının daralarak kan basıncını artırma süreci.
Vasoconstrictor
Kan damarlarının çapını daraltarak lümen genişliğini azaltan ve buna bağlı olarak kan basıncını yükselten farmakolojik ajan veya fizyolojik mekanizma.
Vasomotor
Kan damarlarının, özellikle küçük arterlerin çapını düz kas kasılması veya gevşemesi yoluyla etkileyen sinir liflerini, ilaçları veya etkenleri tanımlayan sıfat.
Vasopressin
Hipotalamusta sentezlenen, arka hipofiz bezinden salgılanan ve vücuttaki su dengesi ile vazokonstriksiyonu düzenleyen bir peptid hormondur.
Vasopressor
Kan damarlarının daralmasına (vazokonstriksiyon) neden olarak sistemik kan basıncını yükselten farmakolojik ajan veya fizyolojik etken.
Vegetative Soul
Aristotelesçi biyoloji ve felsefede, bitkilerin sahip olduğu; beslenme, büyüme ve üreme gibi temel canlılık işlevlerini yöneten en alt düzey ruhsal ilke.
Vicarious Function
Beyin hasarı sonrasında, zarar gören bir alanın yürüttüğü işlevlerin sağlıklı diğer bölgeler tarafından üstlenilerek kapasitenin geri kazanılmasını açıklayan nörobiyolojik teoridir.
Velar
Yumuşak damağa (velum) ilişkin olan ya da dil sırtının yumuşak damağa temas etmesi veya yaklaşmasıyla üretilen ses birimlerini tanımlayan sıfat.
Velum
Vücutta tül veya perde benzeri bir yapı oluşturan, özellikle dördüncü ventrikülün tavanını yapan beyaz madde tabakasını veya yumuşak damağı ifade eden anatomik terim.
Ventr-
Anatomik terminolojide karın bölgesini, karın tarafını veya vücudun ön yüzeyini ifade eden önek.
Ventral
Canlının karın bölgesini veya anatomik olarak ön yüzeyini tanımlayan yönsel sıfat.
Ventral Stream
Oksipital korteksten temporal loba kadar uzanan ve nesnelerin kimliğini, rengini, dokusunu ve biçimini işlemleyerek algılamayı sağlayan görsel işleme yolu; gayriresmi olarak 'ne' yolu.
Ventral Amygdalofugal Pathway
Amigdaladan çıkan ve hipotalamusa, ön beynin çeşitli bölgelerine ile beyin sapına lif taşıyan iki büyük efferent yoldan daha büyük olanıdır.
Ventral Anterior Nucleus
Bazal ganglionlardan aldığı motor planlama sinyallerini işleyerek prekarsentral kortekse ileten talamik nükleus.
Ventral Horn
Omuriliğin iç kısmındaki kelebek veya H şeklindeki gri maddenin ön bölgelerini oluşturan ve somatik motor nöronları barındıran yapı.
Ventral Root
Omuriliğin ön yüzeyinden çıkarak motor sinir liflerini taşıyan ve efferent sinyalleri periferik dokulara ileten omurilik köklerinden her biri.
Ventral Tegmental Area
Orta beyinde yer alan ve mezokortikolimbik dopaminerjik yolların ana kaynağını oluşturarak ödül, pekiştirme ve motivasyon süreçlerini yöneten kritik nöral yapıdır.
Ventricle
Vücutta, özellikle kalpte ve beyin içerisinde yer alan, sıvı sirkülasyonunu ve rezervuar işlevini sağlayan anatomik boşluklar veya karıncıklar.
Ventricular System
Beyin omurilik sıvısının (BOS) üretildiği, dolaştığı ve merkezi sinir sisteminin besin dengesini sağladığı birbiriyle bağlantılı ventriküller ve geçitler ağ.
Ventricular Zone
Serebral ventrikülleri çevreleyen, erken gelişim evresinde nöronları ve yaşam boyu glial hücreleri üreten aktif bölünen doku tabakası.
Ventriculomegaly
Beyin ventriküllerinin (karıncıklarının) normal anatomik boyutlarının üzerinde anormal bir şekilde genişlemesi durumu.
Ventriculostomy
Beyin omurilik sıvısının serbest akışını sağlamak amacıyla üçüncü ventrikül tabanı ile subaraknoid sisternalar arasında cerrahi bir açıklık oluşturma prosedürüdür.
Ventro- (ventr-)
Anatomi ve nöroanatomide yapıların ön (anterior) veya karın bölgesine yakın konumunu belirten ön ek.
Ventrodorsal
Vücudun ventral (ön) bölgesinden dorsal (arka) bölgesine doğru yönelmiş olan yapısal veya anatomik eksen.
Ventromedial Hypothalamic Syndrome
Deneysel hayvan modellerinde hipotalamusun ventromedial çekirdeğindeki lezyonlar sonucu ortaya çıkan; hiperfaji, obezite ve besin seçiciliği ile karakterize nörobiyolojik bir sendromdur.
Ventromedial Hypothalamus (VMH)
Başlıca tokluk hissinden sorumlu olan ve lezyon durumunda aşırı yeme ile obeziteye yol açan hipotalamik çekirdek.
Ventromedial Nucleus
Hipotalamusun ventromedial bölgesinde yer alan, özellikle yeme davranışı, tokluk ve seksüel motivasyonun düzenlenmesinde kritik işlevleri bulunan bir nükleer yapıdır.
Ventromedial Pathway
Serebral korteks, orta beyin ve beyincikten gelen motor komutları omuriliğe ileterek duruş, denge ve kaba motor hareketleri koordine eden dört ana inen sinir lifi grubudur.
Ventroposterior Nucleus
Omurilikten gelen somatosensoriyel uyarıları birincil somatosensoriyel kortekse iletmekle sorumlu temel talamik röle istasyonudur.
Verapamil
Hipertansiyon, angina ve migren profilaksisinde kullanılan, L-tipi kalsiyum kanallarını bloke ederek kardiyovasküler ve düz kas tonusunu düzenleyen bir kalsiyum kanal blokeridir.
Veratrine
Veratrum türü bitkilerden elde edilen, sodyum iyon kanallarının inaktivasyonunu geciktirerek nöronal uyarılabilirliği artıran güçlü bir alkaloid karışımı.
Verbal Alexia
Bireyin tek harfleri tanıyabildiği ancak bütün kelimeleri veya harf kombinasyonlarını okuyamadığı bir agnozi biçimi.
Verbal Amnesia
Nörolojik bir bozukluk veya hastalık sonucunda, bireyin kelimeleri hatırlama yeteneğini kaybetmesi durumu.
Verbal Paraphasia
Bireyin konuşması esnasında bağlama uygun olmayan kelime ve ifadeleri istem dışı olarak araya sokmasıyla karakterize bir dil bozukluğu biçimidir.
Vergence
Tekli binoküler görmeyi sağlamak veya korumak amacıyla iki gözün aynı anda zıt yönlerde yaptığı dönme hareketidir.
Vermis
Serebellumun iki hemisferini birbirine bağlayan, gövde dengesini, postürü ve lokomotor koordinasyonu regüle eden medyan lob.
Vertebral Artery
Boyun omurlarının yanındaki kanallardan geçerek kafatası tabanına yükselen ve beyin sapı önünde birleşerek baziler arteri oluşturan çift halindeki ana atardamardır.
Vertex Potential
Kafatasının tepe noktasından (vertex) yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla kaydedilen ve çeşitli duyusal uyaranlar tarafından tetiklenmekle birlikte özellikle dikkat süreçleriyle yakından ilişkili olan beyin potansiyeli.
Vertigo
İç kulaktaki labirent organının bozulması, nörolojik rahatsızlıklar veya psikolojik stres kaynaklı ortaya çıkan, kişinin kendisinin veya çevresindekilerin döndüğü yönünde yaşadığı yanıltıcı ve hoş olmayan algı.
Vestibulo-ocular Reflex (VOR)
Başın ani ve kısa hareketleri sırasında görsel odaklanmayı korumak amacıyla gözlerin baş hareketinin tersi yönde istemsiz olarak kaymasını sağlayan temel nörolojik refleks.
Eighth Cranial Nerve
İç kulaktan beyin sapına işitme ve denge duyularını ileten sekizinci kranial sinir.
Vestibulospinal Tract
Vestibüler çekirdeklerden omuriliğe sinir impulsları ileterek uzayda dengeyi ve vücut oryantasyonunu kontrol eden inen bir motor yoldur.
Vestibule
Bir vücut boşluğuna açılan ya da iki farklı anatomik boşluğu birbirine bağlayan anatomik geçit veya giriş odacığı.
Vestibular Adaptation
Tekrarlayan uyarımlar sonucunda vestibüler denge fonksiyonunun baskılanması ve duyusal girdilere karşı duyarsızlaşma gelişmesi durumu.
Vestibular Apparatus
İç kulakta yer alan; başın uzaydaki yönelimini, konum değişikliklerini ve dengesini algılayan duyu organları sistemi.
Vestibular Glands
Vajinal orifisin her iki yanında yer alan, salgılarıyla vulva ve vajinayı lubrike eden ve cinsel birleşmeyi kolaylaştıran çiftler halinde bez yapısı.
Vestibular Nuclei
Pons ve medulla oblongata bölgelerinde yer alan ve vestibüler sinirden gelen lifleri alarak uzamsal yönelim, denge ve otonomik refleksleri koordine eden kraniyal sinir çekirdekleri kümesidir.
Vestibular Sacs
İç kulakta yer alan ve başın yerçekimine göre konumunu ve doğrusal ivmelenmesini algılayan utrikulus ve sakkulus yapıları.
Vestibular Nystagmus
Başın dönmesi sırasında vestibüler sistemin uyarılmasıyla ortaya çıkan; bir yöne doğru yavaş kayma ve ardından zıt yöne doğru hızlı sıçrama hareketiyle karakterize istemsiz göz hareketleri.
Vestibular Receptors
İç kulakta yer alan, başın konumunu ve hareketini algılayarak denge duyusunu sağlayan özel duyusal sinir hücreleridir.
Vestibular Nerve
İç kulaktaki denge sisteminden aldığı duyusal bilgileri beyin sapındaki vestibüler çekirdeklere ileten vestibülokoklear sinirin iki ana dalından biridir.
Vestibular System
Vücudun dengesini, postürünü ve uzaysal yönelimini korumaktan sorumlu, iç kulaktaki yapılar, vestibüler sinir ve ilgili kortikal bölgelerden oluşan duyusal sistem.
Vestibular İllusion
Vestibüler reseptörlerin adaptasyonu veya hatalı sinyal üretimi sonucunda ortaya çıkan bir mekansal oryantasyon bozukluğudur.
Vesicle
Hücre içinde veya hücre zarında sıvı veya gaz dolu, zarla çevrili küçük kesecik yapı.
Vibration Experience
Pulsatif veya hızla titreşen bir nesneyle temas sonucunda derideki reseptörlerin uyarılmasıyla ortaya çıkan duyusal algı.
Vibrotactile Threshold
Bir titreşimin bir birey tarafından algılanabildiği en düşük uyarılma şiddeti düzeyidir.
Vibrotactile Masking
Bir vibrotaktil uyarıcının, zamansal olarak çok yakın sunulan başka bir vibrotaktil uyarıcının algılanmasını engellemesi veya baskılaması durumu.
Vierordt’s Law
Hareketli vücut bölgelerinde iki nokta eşiğinin (two-point threshold), daha az hareketli bölgelere kıyasla daha düşük olduğunu belirten fizyolojik ilke.
Vieth–müller Circle
Fiksasyon noktası ile her iki gözün nodül noktalarından geçen, retinadaki karşılık gelen noktalara (korrespondans noktalara) düşen uzaydaki teorik çember.
Virus
Genetik materyalini koruyan bir protein kılıfla çevrili, yalnızca canlı bir konak hücre içinde çoğalabilen mikroskobik parazit ajan.
Viscera
Vücudun ana boşluklarında, özellikle karın bölgesinde yer alan iç organların tamamı.
Visceral Brain
Paul MacLean'in duygu teorisinde, duygusal davranışların ve deneyimlerin nörofizyolojik kontrolünden sorumlu olan ve günümüzde yaygın olarak limbik sistem olarak adlandırılan beyin bölgesi.
Visceral Sense
İç organların fizyolojik durumunu ve aktivitelerini beyne bildiren, interosepsiyonun temelini oluşturan somatik ve otonom duyusal algı.
Visceral Drive
Doğrudan bedensel ve fizyolojik bir gereksinimden doğan, hayatta kalmayı ve homeostazı korumayı amaçlayan temel motivasyonel güç.
Visceral Learning
Bireyin, kalp atış hızı ve kan basıncı gibi normalde otonom sinir sistemi tarafından istemsizce düzenlenen fizyolojik süreçleri, enstrümantal koşullama ve biyolojik geri bildirim (biofeedback) teknikleriyle bilinçli olarak değiştirmeyi öğrenmesidir.
Visceral Reaction
Mide kasılmaları ve kalp atım hızındaki değişimler gibi iç organların (viscera) otonom sinir sistemi aracılığıyla verdiği istemsiz fizyolojik yanıt.
Viscus
Karın veya göğüs boşluğunda bulunan iç organlardan herhangi birini tanımlayan anatomik terim.
Vital Capacity
Maksimum düzeyde nefes alındıktan sonra akciğerlerden dışarı verilebilecek en büyük hava hacmi.
Vitalism
Canlı organizmaların işlevlerinin, mekanik ve indirgemeci yasalardan bağımsız olarak, kendine has bir yaşam gücü veya ilkesi tarafından belirlendiğini savunan teori.
Vitamin
Normal büyüme, metabolizma ve fizyolojik sağlığın sürdürülebilmesi için çok küçük miktarlarda gereksinim duyulan, organizma tarafından genellikle sentezlenemediği için dışarıdan alınması zorunlu olan esansiyel organik moleküller.
Vitreous Humor
Göz merceği ile retina arasındaki boşluğu dolduran, gözün küresel şeklini korumasını sağlayan şeffaf, jelatinimsi yapı.
Vivisection
Araştırma ve deneysel amaçlar doğrultusunda, canlı bir hayvan üzerinde yapılan cerrahi müdahale veya diseksiyon.
VMI
Görsel algı ile ince motor becerilerinin ne derece eş güdümlü çalıştığını değerlendiren standartlaştırılmış klinik test kısaltması.
VNO
Vomeronasal organın (Jacobson organı) kısaltması olup, omurgalıların çoğunda kimyasal uyarıcıları ve feromonları algılayan ikincil bir koku alma yapısıdır.
Vocal Communication
Memelilerdeki gırtlak (larinks) veya kuşlardaki syrinx gibi organların titreşimiyle üretilen işitsel sinyaller aracılığıyla gerçekleştirilen bilgi ve duygu aktarımı.
Vocal Register
Bir bireyin ses telinin belirli vibrasyon modelleri ve anatomik ayarları sonucunda üretebildiği ton veya frekans aralığı.
Vocal-image Voice
İleri derece işitme kaybı olan bireylerin okuyabilmesi amacıyla işitsel konuşma kalıplarının elektronik olarak görsel formlara dönüştürüldüğü sistem.
Vocalization
Konuşma, mırıldanma, şarkı söyleme veya çığlık atma gibi eylemlerde ses tellerinin titreşimi yoluyla ses üretilmesidir.
Voxel-based Morphometry (VBM)
Birey gruplarının beyin anatomisindeki farklılıkları istatistiksel haritalama ve üç boyutlu piksel birimleri (voksel) aracılığıyla inceleyen gelişmiş bir manyetik rezonans görüntüleme (MRG) analiz yöntemidir.
Volley
Farklı sinir lifleri boyunca sinir impulslarının faz halinde ve eş zamanlı olarak deşarj olması durumu.
Volt
İki nokta arasındaki elektrik potansiyel farkını veya elektromotor kuvvetini ölçmek için kullanılan Uluslararası Birimler Sistemi (SI) birimidir.
Voltage-gated İon Channel
Hücre zarındaki potansiyel farkına (voltaj değişimine) duyarlı olarak açılıp kapanan ve aksiyon potansiyelinin yayılmasını medite eden transmembran protein kanalları.
Vomeronasal System
Kemirgenler ve diğer memelilerde feromon algısını sağlayarak üreme ve cinsel davranışları doğrudan düzenleyen, insanlarda ise işlevselliği tartışmalı olan anatomik ve duyusal sistem.
Von Frey Specificity Theory
Soğuk, sıcak, temas ve ağrı gibi somatosasensör duyuların derideki farklı ve özel reseptörlerle birebir eşleştiğini öne süren, günümüzde geçerliliğini yitirmiş 19. yüzyıl fizyolojik modeli.
Vpcc
Ventral posterior singulat korteks ifadesinin kısaltması olup, beynin varsayılan durum ağı (default mode network) içinde yer alan ve öz-gönderimli bilişsel süreçlerle otobiyografik bellekte kilit rol oynayan anatomik alt bölgedir.
Vulva
Klitoris, labialar ve vajina vestibülü dahil olmak üzere dişinin dış cinsel organlarının tamamını ifade eden anatomik yapı.
Body Electrode Placement
Kalp, beyin, deri veya diğer organların elektriksel özelliklerini ölçmek amacıyla kullanılan bireysel elektrotların kalıbı veya anatomik konumu.
Bodybuilding
İskelet kası kütlesini artırmak ve kas hipertrofisini belirginleştirmek amacıyla uygulanan ilerleyici direnç antrenmanı disiplinidir.
Body Temperature
Organizmanın iç ortamında üretilen ve yayılan ısı enerjisinin ölçüsü olup, insanlarda normal koşullarda ortalama 37°C (98.6°F) civarında seyreder.
Body-build İndex
Bireylerin boy ve enine göğüs çapı oranını kullanarak anayasal somatotip tiplerini sınıflandırmaya yarayan antropometrik bir formüldür.
Body Build
Gövde yapısı, uzuv uzunlukları ve çevre ölçülerini hesaba katarak bedenin genel yapısal oranlarını değerlendiren ölçüm.
Waardenburg’s Syndrome
Saçlarda erken beyazlaşma, iris pigment bozuklukları, işitme kaybı ve göz kapaklarının anormal yerleşimi ile karakterize kalıtsal bir bozukluktur.
Wada Test
Karotis arteri yoluyla barbitürat enjekte edilerek beyin yarıkürelerinin dil ve bellek gibi işlevsel lateralizasyonunu belirleyen bir klinik nöroloji prosedürüdür.
Wake-promoting Agent
Aktif bileşen olarak kafein içeren, reçetesiz temin edilebilen ve uyanıklık halini artırmayı amaçlayan uyarıcı hap.
Walleye
APA sözlüğünde exotropia (dışa şaşılık) terimine yönlendirilen, aynı zamanda Kuzey Amerika'ya özgü tatlı su levreği türünü (Sander vitreus) tanımlayan çok anlamlı bir terim.
Wandering
Yönsüz ve yönelimsiz hareketlerle karakterize olan, motor aktivitedeki belirgin bozulma durumu.
Watershed Zone
İki farklı arterin vasküler dağılım alanları arasında kalan ve uç nokta olmaları nedeniyle iskemiye en duyarlı olan anatomik sınır bölgesi.
Watershed İnfarction
İki ana arteriyel sulama alanının sınırında (uç bölgede) yer alan dokuların, kan akışının yetersiz kalması sonucu nekroza uğraması durumu.
WCST
Bireylerin değişen kurallara uyum sağlama, soyut düşünme ve bilişsel esneklik becerilerini ölçen nöropsikolojik test.
Wechsler Memory Scale (WMS)
16 ila 90 yaş arasındaki bireylerin farklı bellek işlevlerini değerlendirmek için kullanılan standartlaştırılmış, çok alt testli klinik batarya.
Wechsler Adult Intelligence Scale (WAIS)
16 ila 90 yaş arasındaki bireylerin bilişsel yeteneklerini ve zekâ düzeyini (IQ) değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş, klinik ve akademik standartlara sahip en yaygın bireysel zekâ testidir.
Weismannism
Kalıtımın yalnızca eşey hücreleri (germ plazm) aracılığıyla aktarıldığını, somatik hücrelerde meydana gelen sonradan kazanılmış karakterlerin gelecek nesillere aktarılamayacağını savunan evrim teorisi.
Wernicke’s Aphasia
İşitsel uyaranları ve konuşulan dili kavrama yeteneğinin kaybıyla karakterize, akıcı ancak anlamdan yoksun konuşma çıktısının görüldüğü bir nörolinguistik bozukluk.
Wernicke’s Area
Serebrumun sol hemisferindeki superior temporal girusun arka kısmında yer alan ve işitsel uyarıcıların, özellikle konuşma seslerinin anlamlandırılmasından sorumlu olan nöral bölge.
Wernicke’s Encephalopathy
B1 vitamini (tiamin) eksikliğine bağlı olarak gelişen, konfüzyon, okülomotor bozukluklar ve ataksi ile karakterize akut nörolojik bir bozukluktur.
Wernicke–geschwind Model
Alıcı dil korteksi (Wernicke alanı) ile ifade edici dil korteksinin (Broca alanı) işlevsel etkileşimini açıklayan erken dönem nöroloji teorisi.
Wernicke–korsakoff Syndrome
Genellikle kronik alkolizm veya malnütrisyona bağlı B1 vitamini (tiyamin) eksikliğinden kaynaklanan; akut konfüzyon, ataksi ve kalıcı bellek bozukluklarıyla karakterize nöropsikiyatrik bir tablodur.
WHIM
Şiddetli kafa travması geçiren ve bilinç bozukluğu (vejetatif durum veya minimal bilinç durumu) yaşayan hastaların nörodavranışsal gelişimini izlemek için kullanılan standartlaştırılmış bir gözlem ölçeğidir.
WAB
Sözel olmayan ve sözel becerileri değerlendirerek afazi sendromlarını sınıflandıran ve şiddetini belirleyen standartlaştırılmış nöropsikolojik test bataryası.
Western Blot
Karmaşık bir biyolojik örnek içerisindeki belirli bir protein molekülünü jel elektroforezi ve spesifik antikor etkileşimi yoluyla tespit etmeye yarayan analitik bir laboratuvar tekniğidir.
Whiplash
Vücudun ani hareket değişimine uğraması sonucunda boyun yumuşak dokularında meydana gelen ve aylarca sürebilen ağrılı yaralanmadır.
White Light
Spektrumdaki tüm görünür dalga boylarının bir karışımı olan ışık türü; ayrıca yakın ölüm deneyimlerinde sıklıkla rapor edilen parlak ışık fenomeni.
White Rami Communicantes
Torasik ve üst iki lomber omurga segmentlerinde, spinal köklerden sempatik zincir ganglionlarına uzanan miyelinli pregangliyonik liflerdir.
Whitten Effect
Yetişkin dişi kemirgenlerde, erkek bireylerin salgıladığı feromonların (koku sinyallerinin) etkisiyle östrus (kızgınlık) döngüsünün senkronize olması ve ovulasyonun tetiklenmesi olayıdır.
Wildervanck Syndrome
Klippel-Feil sendromu, işitme kaybı ve abducens sinir paralizisi (veya Duane sendromu) üçlüsüyle karakterize, neredeyse yalnızca kadınlarda görülen konjenital bir genetik bozukluktur.
Williams Syndrome (williams–barratt Syndrome; Williams–beuren Syndrome)
7. kromozomdaki genetik delesyon sonucu ortaya çıkan; karakteristik yüz anomalileri, kardiyovasküler sorunlar, üstün sözel beceriler ve aşırı sosyal mizaçla karakterize nadir bir otozomal dominant bozukluk.
Arterial Circle / Circle Of Willis
🔹 1. (arterial circle): Beynin tabanında yer alan ve serebral hemisferleri besleyen ana atardamar halkasını oluşturan anastomoz ağı. 🔹 2. (circle of Willis): Beynin tabanında yer alan, ana arterlerin birleşerek oluşturduğu ve serebral dokuya yedekli kan akışı sağlayan koruyucu vasküler halka.
Wisconsin Card Sorting Test (WCST)
Bireylerin değişen kuralara uyum sağlama, soyut akıl yürütme ve bilişsel esneklik becerilerini ölçen standart nöropsikolojik test.
Witzelsucht
Frontal lob hasarına bağlı olarak gelişen, hastalıklı bir şaka yapma dürtüsü ve sosyal ortamlarda uygunsuz, anlamsız fıkralar anlatma eğilimi ile karakterize nöropsikiyatrik bir semptomdur.
Wolffian Duct
Embriyonik dönemde her iki cinsiyette de bulunan, erkek bireylerde epididim, vaz deferens ve seminal vezikül gibi üreme sistemi yapılarına dönüşen, dişi bireylerde ise gerileyen rudimenter kanal sistemi.
X-ray
Vakum tüpünde yüksek enerjili elektronların ağır bir metal hedefle bombardımanı sonucu oluşan, kısa dalga boylu yüksek enerjili elektromanyetik radyasyon.
X Chromosome
İnsanlarda ve diğer memelilerde cinsiyetin belirlenmesinde rol oynayan, binlerce gen barındıran ve kalıtsal hastalıkların aktarımında kritik öneme sahip cinsiyet kromozomudur.
X-linked
Genetik materyalin veya kalıtımsal özelliklerin dişi eşey kromozomu olan X kromozomu üzerinde taşınmasını ve aktarılmasını ifade eden genetik ve biyolojik terim.
XXXXX Syndrome
Bir kadının normalde bulunması gereken iki yerine beş adet X kromozomuna sahip olmasıyla karakterize, zihinsel gelişim bozukluğu ve çeşitli fiziksel anomalilerle seyreden son derece nadir bir genetik bozukluk.
XXXXY Syndrome
Erkek bireylerde normal bir X ve bir Y kromozomuna ek olarak üç adet fazladan X kromozomunun (49,XXXXY) kalıtıldığı, nadir görülen sitogenetik ve gelişimsel bir bozukluktur.
XXXY Syndrome
Erkeklerde normalde bulunması gerekenden iki fazla X kromozomunun (toplamda 48,XXXY karyotipi) varlığıyla karakterize, nadir görülen genetik anöploidi bozukluğu.
XXYY Syndrome
Erkek bireylerde normal XY çiftine ek olarak fazladan bir X ve bir Y kromozomunun bulunmasıyla (48,XXYY) karakterize edilen nadir bir cinsiyet kromozomu anomalisi.
Double-y Condition
Erkeklerde standart XY kromozom dizilimi yerine fazladan bir Y kromozomunun bulunmasıyla (47,XYY) karakterize edilen konjenital bir genetik varyasyondur.
Y Chromosome
İnsanlarda ve diğer memelilerde erkek cinsiyetinin belirlenmesinden sorumlu olan ve daha küçük yapısıyla dikkat çeken heterolog eşey kromozomu.
Y Maze
Hayvan bilişini, uzaysal belleği ve karar verme süreçlerini test etmek için kullanılan, Y harfi şeklinde üç kollu deneysel bir labirent düzeneği.
Y-linked
Genetik materyalin veya kalıtımsal özelliklerin erkek cinsiyetini belirleyen Y kromozomu üzerinden aktarıldığını ifade eden sıfat.
All-or-none Law
Bir nöronun veya kas lifinin, eşik değerin üzerindeki herhangi bir uyarıya her zaman aynı maksimum şiddette tepki vermesi, eşik altı uyarılarda ise hiç tepki vermemesi ilkesidir.
Alien Hand Syndrome / Strange-hand Sign
🔹 1. (alien hand syndrome): Bireyin bir elinin kendi iradesi ve bilincinden bağımsız olarak amaca yönelik hareketler sergilemesi, kişinin o uzvu kendisine ait değilmiş gibi algılamasıyla karakterize nörolojik bir tablodur. 🔹 2. (strange-hand sign): Kişinin kendi elini tanıyamaması, ona yabancılaşması ve elin irade dışı otonom hareketler sergilemesi ile karakterize dokunsal algı bozukluğu.
Alien Limb Syndrome
Bireyin kendi uzvu üzerinde istemli kontrolü yitirdiği ve hatta o uzvu kendisine ait olarak tanıyamadığı nörolojik bir bozukluktur.
Fat
Genellikle oda sıcaklığında katı formda bulunan, başta trigliseritler olmak üzere lipitlerin oluşturduğu karmaşık bir karışım.
Fatty Acid
Genellikle dallanmamış hidrokarbon zincirine ve çift sayıda karbon atomuna sahip, lipidlerin temel yapı taşını oluşturan bir organik asittir.
Adipose Tissue
Deri altında ve ana organların çevresinde yer alan, büyük ölçüde adiposit adı verilen yağ hücrelerinden oluşan ve enerji rezervi, koruma ile izolasyon işlevleri gören özelleşmiş bağ dokusu.
Adipocyte
Trigliserit sentezi ve depolanmasında uzmanlaşmış, yağ dokusunu oluşturan temel hücre birimidir.
Fat Metabolism
Vücutta yağın parçalanması, üretimi ve depolanmasıyla ilgili tüm biyokimyasal süreçlerin bütünü.
Grasp Reflex
Avuç içine temas eden herhangi bir nesneyi bireyin istemsiz olarak sıkıca kavramasıyla karakterize edilen ilkel nörolojik refleks.
Near Point
Tek bir gözün bir nesneyi net olarak odaklayabildiği en kısa mesafe.
Convergent Evolution
Aralarında yakın soybağı bulunmayan farklı canlı türlerinin, benzer çevresel baskılar altında bağımsız olarak benzer anatomik veya fizyolojik özellikler geliştirmesi sürecidir.
Proximate Explanation
Bir davranışın veya biyolojik özelliğin gelişimsel süreçler ya da fizyolojik mekanizmalar açısından anlık açıklaması.
Near Point Of Convergence
İki gözün, görüntüyü çift görmeden (diplopi) odaklayabildiği en kısa mesafe sınırı.
Approach Gradient
Bir organizmanın hedefe olan fiziksel ya da zamansal yakınlığı arttıkça motivasyonel dürtüsünün (drive) gücünde meydana gelen doğrusal artış eğilimi.
Approach Control Test
Hava trafik kontrolörlerinin yaklaşma yönetim becerilerini simüle eden ve zaman baskısı gibi stres faktörlerinin performans üzerindeki etkilerini değerlendiren psikometrik ve simülasyon tabanlı bir testtir.
Approach Motivation
Olumlu bir ödül beklentisi veya pozitif duygusal deneyimle tetiklenen, amaca yönelik davranışları harekete geçiren psikolojik süreç.
Approach Response
Bir organizmanın herhangi bir uyaranla arasındaki fiziksel mesafeyi azaltmasını veya uyarana yönelmesini sağlayan davranışsal tepkilerin tamamıdır.
Licking Behavior
Bir hayvanın kendini, bir hemcinsini veya özellikle yavrularını yalama eylemi olup, birçok memelide temel bir maternal bakım ve sosyal bağ kurma bileşenidir.
Pseudopregnancy
Fetüsün varlığı olmaksızın, gebeliğe eşlik eden tüm fizyolojik ve somatik belirtilerin sergilendiği yalancı gebelik durumu.
Pseudoisochromatic Charts
Renk görme bozukluklarını ve diskromatopsi türlerini tespit etmek amacıyla kullanılan, belirli bir arka plan üzerinde farklı renk tonlarıyla gizlenmiş sayı veya şekillerden oluşan standart test kartları.
Pseudoconditioning
Klasik koşullanma süreçlerinde, daha önce nötr olan bir uyarıcının, güçlü bir koşullu uyarıcının arka arkaya sunulmasının ardından bir tepki tetiklemesi durumu.
Lateral-line System
Balıklarda ve bazı amfibilerde bulunan, suyun vücut yüzeyindeki hareketini ve basınç değişimlerini algılayan özel bir duyusal sistem.
Burnt
Henning'in koku prizması ve Crocker-Henderson koku sisteminde yer alan birincil koku niteliklerinden biri.
Response Circuit
Bir reseptörden (alıcı) başlayıp merkezi sinir sistemi üzerinden bir efektöre (tepki organına) uzanan nöral iletişim ve iletim yolu.
Response İntegration
Reflekslerin ve basit motor hareketlerin daha karmaşık, amaca yönelik davranışsal yanıtlar halinde bir araya getirilme nörobiyolojik süreci.
Reverberating Circuit
Sinirsel impulsların sürekli olarak kendi kendini tetikleyerek aktif kalmasını sağlayan ve bilgi depolama süreçleriyle ilişkilendirilen döngüsel sinir ağı.
Misidentification
Bozulmuş bellek, demans, alkol intoksikasyonu veya mani gibi durumların yol açtığı konfüzyon nedeniyle bireylerin kimliğini doğru şekilde saptayamama durumu.
Referred Sensation
Uyarılmanın gerçekleştiği bölgeden farklı bir anatomik noktada hissedilen ağrı, soğuk veya karıncalanma gibi duyusal deneyim.
Artificial Consciousness
Biyolojik bir organizmaya dayanmayan tamamen sentetik sistemlerin öznel deneyim, fenomenal farkındalık ve öz-bilinç kapasitesi geliştirme potansiyelini inceleyen disiplinler arası alan.
Artificial Pupil
Göz içine giren ışık miktarını sınırlamak ve optik kusurları azaltmak amacıyla kullanılan yapay bir diyafram açıklığı.
Artificial Selection / Selective Breeding
🔹 1. (artificial selection): Sonraki nesillerin ekonomik, estetik veya işlevsel değerini artırmak amacıyla insan eliyle hayvan veya bitki üremesinin yönlendirilmesidir. 🔹 2. (selective breeding): İnsan müdahalesiyle belirli genetik özelliklerin gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak amacıyla, arzu edilen karakteristikteki organizmaların bilinçli olarak çiftleştirilmesi süreci.
Bidirectionality Of Structure And Function
Bir organizmanın fiziksel yapısı ile bu yapıdan doğan işlev arasındaki karşılıklı ve dinamik etkileşim süreci.
Structural Disorder
Sinir sistemi dahil olmak üzere, bir organın veya dokunun yapısındaki bir kusur ya da hasardan kaynaklanan patolojik durum.
Conjoined Twins
Emriyonik yaşam sırasında tamamen ayrılamayarak fiziksel olarak birbirine bağlı kalan monozigotik ikizler.
Foliate Papillae
İnsan dilinin yan kenarlarında yer alan, her birinde yaklaşık 100 tat tomurcuğu barındıran yaprak benzeri mukozal kabarıklıklar.
İnjury Feigning
Bazı kuş türlerinin, potansiyel avcıları yuvadan uzaklaştırmak ve kolay av izlenimi yaratarak dikkat dağıtmak amacıyla sergilediği evrimsel adaptasyon ürünü aldatıcı davranış.
Assistive Device
Fiziksel, duyusal veya bilişsel kısıtlamaları olan bireylerin günlük yaşam aktivitelerini bağımsız şekilde sürdürebilmelerini ve işlevselliklerini artırmalarını sağlayan her türlü ekipman veya teknolojik araç.
Auxiliary Organ
Temel bir sistemin veya işlevin yürütülmesini destekleyen, asıl organa ikincil olarak eşlik eden anatomik veya işlevsel yapı.
Assistive Technology (AT)
Sınırlılıkları veya yetersizlikleri bulunan bireylerin işlevselliğini sürdürmesini ya da geliştirmesini sağlayan her türlü araç, donanım ve sistemlerin geliştirilmesi ve sunulmasıyla ilgilenen alan.
Accessory Structure
Biyolojide, birincil bir yapının işlevine yardımcı olan ya da bu işlevi kısmen veya tamamen devralabilen anatomik oluşum.
Judgment
Bireyin kanıtlar arasındaki ilişkileri kavrama, kanıtlardan mantıksal sonuçlar çıkarma ve olaylar ile kişiler hakkında eleştirel değerlendirmeler yapabilme bilişsel kapasitesidir.
Semiconscious
Uyanıklık halinin ve çevresel farkındalığın tam olmadığı, uyku hali, stupor veya aralıklı koma gibi durumları tanımlayan kısmi bilinç durumu.
Semipermeable Membrane
Bazı moleküllerin ve iyonların geçişine izin verirken diğerlerinin geçişini engelleyen seçici bariyer.
Semicircular Canals
İç kulakta yer alan, başın üç boyutlu uzaydaki hareketlerini algılayarak dinamik dengeyi ve uzaysal yönelimi sağlayan birbirine dik üç tübüler yapı.
Age-related Change
Yaşlanma sürecinin bir özelliği olarak ortaya çıkan her türlü işlevsel dönüşüm veya farklılaşma.
Benign Senescence (benign Senescent Forgetfulness)
İleri yaşla birlikte ortaya çıkan, günlük yaşam aktivitelerini ve genel bilişsel işlevselliği bozmayan, iyi huylu doğal hafıza gerilemesi durumu.
Lifetime Of Experiences Questionnaire (LEQ)
Yaşlı yetişkinlerin yaşam boyu maruz kaldıkları zihinsel, eğitsel, mesleki ve sosyal uyarıcıları nicelleştirerek bilişsel rezervi tahmin etmek amacıyla geliştirilmiş retrospektif bir değerlendirme aracıdır.
LEQ
Bireylerin yaşam boyunca zihinsel, fiziksel ve sosyal olarak katıldıkları uyarıcı aktiviteleri nicel olarak değerlendiren bir bilişsel rezerv ölçüm aracıdır.
Age Dedifferentiation Hypothesis
İlerleyen yaşla birlikte bilişsel yetenekler ve beyin işlevleri arasındaki yapısal ve işlevsel farklılıkların azalarak daha homojen ve daha az özelleşmiş bir yapıya dönüştüğünü savunan bilişsel yaşlanma modelidir.
Aging
Kronolojik yaşa eşlik eden biyolojik, psikolojik ve nörobiyolojik değişimlerin tamamı.
Antiaging Remedy
Yaşlanmanın fizyolojik ve bilişsel etkilerini yavaşlatmayı veya tersine çevirmeyi amaçlayan farmakolojik veya yaşam tarzı temelli her türlü müdahaledir.
Theory Of Aging
Yaşlanma sürecinin biyolojik, psikolojik veya sosyal nedenlerini açıklayan hipotezlerin ve modellerin bütünü.
Wear-and-tear Theory Of Aging
Hücrelerin, dokuların ve organların metabolik yan ürünler, diyet toksinleri ve çevresel ajanlar nedeniyle zamanla hasar biriktirmesi sonucu yaşlanmanın kaçınılmaz hale geldiğini savunan biyolojik yaşlanma teorisi.
Biological Theory Of Aging
Organizmanın yaşlanma sürecini genetik olarak programlanmış biyolojik değişiklikler veya birikimsel DNA hasarı gibi öngörülemez hücresel bozulmalar yoluyla açıklayan teoriler bütünü.
Hemispheric Asymmetry Reduction İn Older Adults (HAROLD)
Yaşlanma sürecinde bilişsel görevler sırasında prefrontal korteks aktivitesinin genç yetişkinlere kıyasla daha iki taraflı (bilateral) ve daha az lateralize olma eğilimi gösterdiğini öne süren nöropsikolojik model.
Senile Miosis
İleri yaşla birlikte göz bebeği dilatasyonunu kontrol eden kasların atrofiye uğraması sonucu pupil çapının kalıcı olarak küçülmesi.
Horizontal Transmission
Bir enfeksiyon etkeninin ya da davranışsal özelliğin, ebeveyn-yavru ilişkisi olmaksızın, aynı nesil içindeki bireyler veya ilişkisiz konaklar arasında yayılma süreci.
Horizontal Section
Vücudun veya bir organın (özellikle beynin) dorsal-ventral eksene dik bir düzlemde, yatay olarak dilimlenmesiyle elde edilen anatomik kesittir.
Appeasement Behavior
Bir hayvanın, türdeşinin olası saldırgan veya tehditkar davranışlarının olasılığını azaltmak amacıyla sergilediği boyun eğici eylemler bütünü.
Susceptibility Gene
Bireyin belirli bir hasteliğe veya fenotipik özelliğe yakalanma olasılığını artıran ancak tek başına bu durumu tetiklemeyen genetik varyant.
Yaupon
Kuzey Amerika'ya özgü, doğal kafein içeren yapraklarıyla bilinen ve geleneksel olarak uyarıcı etki yaratan *Ilex* cinsi bir bitki türü.
Slow-wave Sleep
Elektroensefalogramda delta dalgalarının baskın olduğu, NREM uykusunun derin evrelerini kapsayan fizyolojik uyku evresi.
Slow Muscle Fiber
İskelet kaslarında bulunan, yavaş kasılan ancak yorulmaya karşı yüksek direnç gösteren tip I kas lifi türüdür.
Care Of Young
Yavruların hayatta kalmasını, büyümesini ve gelişmesini sağlamak amacıyla ebeveynler veya alloparentler tarafından sergilenen içgüdüsel ve fizyolojik temelli davranışlar bütünü.
Filial İmprinting
Yenidoğan veya kuluçkadan yeni çıkmış yavruların, yaşamlarının kritik bir evresinde ilk gördükleri hareketli nesneye ya da canlıya karşı güçlü bir sosyal bağ geliştirmesi ve onu ebeveyn olarak benimsemesi süreci.
Cross-fostering
Genetik etkileri erken dönem çevresel deneyimlerden ayırmak amacıyla, farklı ebeveynlere ait yavruların doğum sonrasında karşılıklı olarak değiştirilerek başka ebeveynler tarafından büyütülmesi yöntemi.
Diffuse Axonal İnjury (DAI)
Kafaya gelen ani ivmelenme veya yavaşlama kuvvetleri sonucunda, beynin beyaz cevher liflerinin geniş çaplı gerilmesi ve harabiyetiyle karakterize travmatik beyin hasarı türü.
Diffuse Thalamic Projection System (DTPS)
Serebral korteksin tüm bölgelerine çok sayıda lif gönderen ve retiküler formasyonun projeksiyon yolu olarak kortikal tonusu ayarlayan talamik çekirdekler kümesidir.
Spreading Depression
Serebral korteks ve hipokampus gibi gri madde bölgelerinde, nöronal aktivitede geçici bir suskunluk dalgasının yayılması ve bunu takip eden negatif elektrik potansiyeli değişimidir.
Print Enlargement System
Az gören bireylerin basılı metinleri ve grafikleri bilgisayar veya benzeri ekranlarda okuyabilmesi için görüntüleri optik ve dijital olarak büyüten donanım ve yazılım sistemidir.
Writer’s Cramp
Yazı yazma veya klavye kullanma eylemi sırasında ortaya çıkan, elleri ve parmakları etkileyen ağrılı kas spazmı.
Writing Disorder
Yazma becerisini olumsuz yönde etkileyen her türlü motor, duyusal veya dilsel işlev bozukluğudur.
Writing Test
Motor yazma becerilerini, imla kurallarını, gramer bilgisini ve metin içeriğini örnekleyip ölçmek amacıyla tasarlanmış herhangi bir değerlendirme aracıdır.
Redundancy
Bir sistemin, minimum işlevsellik için gerekenden daha fazla yapı, bileşen veya bilgi barındırma özelliği.
Reconsolidation
Aktive edilmiş bir belleğin nörobiyolojik olarak yenidenstabilize edilmesi süreci; bu evrede bellek geçici olarak labil (hassas ve değiştirilebilir) bir duruma gelir.
NBAS
Yenidoğan bebeklerin nörolojik bütünlüğünü, davranışsal tepkilerini ve çevresel uyaranlara verdikleri yanıtları değerlendirmek için kullanılan standart klinik muayene ölçeğidir.
R-rst
Gray ve McNaughton tarafından geliştirilen, kişilik ve duygudurumun temelini oluşturan motivasyonel ve nörodavranışsal sistemleri açıklayan kuramsal model.
Novelty Seeking
Bireylerin yeni, yoğun ve karmaşık uyaranlara karşı gösterdiği doğuştan gelen yönelim ve keşif dürtüsü.
Displacement Behavior
Birincil motivasyon engellendiğinde veya birbiriyle çelişen iki eşzamanlı dürtü ortaya çıktığında, bu çatışmanın yarattığı gerilimi azaltmak için sergilenen ikincil, bağlam dışı eylem.
Substitution Test
Test edilecek kişinin belirli bir kodlama kuralına dayanarak bir sembol kümesini başka bir sembol kümesiyle değiştirmesini gerektiren nöropsikolojik değerlendirme yöntemi.
Place Cell
Hipokampusta yer alan ve bir organizma çevresindeki belirli bir konuma geldiğinde seçici olarak aksiyon potansiyeli üreten piramidal nöron türüdür.
Place Theory
Farklı frekanstaki seslerin baziller membran üzerinde farklı noktaları uyardığını ve perdenin bu maksimum uyarılma konumuna göre kodlandığını savunan işitme kuramı.
Place Learning
Organizmanın belirli bir hedefin ya da ödülün mekânsal konumunu, çevresel ipuçlarını kullanarak bilişsel bir harita temelinde edinmesi süreci.
Gravity-induced Loss Of Consciousness (G-LOC)
Yüksek ivmelenme kuvvetlerinin (G-kuvveti) etkisiyle beyin kan akışının ani olarak azalması sonucu ortaya çıkan hızlı bilinç kaybı durumu.
Local Circuit Neuron
Hücre gövdesinden çok uzağa uzanmayan kısa uzantılara sahip, genellikle bölgesel sinir ağlarında bilgi işleme ve entegrasyon sağlayan nöron türü.
Local Excitatory State (LES)
Bir nöronun yüzeyinde, eşik altı uyarım sonucunda oluşan ve geçici olarak nöronal duyarlılığı artıran lokalize negatif potansiyel artışı.
Residential Maze
Deney hayvanının yalnızca test seansları boyunca değil, günün 24 saati boyunca içinde barındığı, kesişen yollardan ve çıkmaz sokaklardan oluşan öğrenme ve bellek düzeneği.
Placing
Bebeklerin doğumdan sonraki ilk 3 ay boyunca, ayak sırtı bir masaya veya sert bir yüzeye değdirildiğinde ayağını kaldırıp o yüzeyin üzerine basma eğilimi gösterdiği ilkel bir refleks hareketidir.
Adequate Stimulus
Belirli bir duyu organının veya reseptörün en düşük eşikle tepki verecek şekilde evrimsel ve fizyolojik olarak özelleştiği spesifik enerji türü.
Underintensity
Uyarılma, bağlılık, çaba, atılganlık ve dikkat odaklanmasının optimal eşik değerinin altında kaldığı işlevsel düşüklük durumudur.
Adult Stem Cell
Vücuttaki çeşitli dokularda bulunan, kendini yenileme ve bulunduğu dokunun özelleşmiş hücre tiplerine farklılaşma kapasitesine sahip undifferansiye (farklılaşmamış) hücreler.
Adult Sensorineural Lesion
Yetişkin bireylerin periferik veya merkezi sinir sisteminin duyusal yollarında meydana gelen yapısal hasar veya bozulma.
Competent Reservoir
Bir patojenin popülasyon içinde hayatta kalmasını, çoğalmasını ve diğer konakçılara bulaşmasını, hastalığa karşı yüksek bir duyarlılık göstererek sağlayan konakçı organizma.
Degradation
Nörofizyolojide nörotransmitter moleküllerinin inaktif metabolitlere parçalanma süreci; genel anlamda ise herhangi bir değerin, kalitenin veya işlevsel düzeyin azalması ya da düşmesi.
Stellate Cell
Merkezi sinir sisteminde ve çeşitli organlarda bulunan, yıldız benzeri çok sayıda dallanmaya (dendritik uzantılara) sahip küçük nöronal ve glial hücre tiplerinin genel adıdır.
Annual Cycle
Bir yıl boyunca periyodik olarak tekrarlanan, davranışsal, fizyolojik ve metabolik değişiklikler dizisi.
Predation
Bir canlının (avcının) besin elde etmek amacıyla başka bir canlıyı (avı) takip edip yakalayarak öldürmesiyle karakterize, ekolojik ve evrimsel temel bir biyolojik etkileşimdir.
Recurrent Circuit
Bir sinir impulsunun tam bir yol katederek başladığı noktaya geri dönmesini sağlayan sinaps ve nöron ağı.
Recurring-figures Test
Katılımcıların, genellikle anlamsız geometrik formlar içeren bir seri kartı inceleyerek daha önceki kartlarda yer almış bir figürü tanıyıp hatırlamasını gerektiren bir bellek testidir.
Grooved Pegboard Test (GPT)
Psikomotor hızı, ince motor kontrolünü ve hızlı görsel-motor koordinasyonu değerlendiren standardize edilmiş bir nöropsikolojik testtir.
Begging
Genç hayvanların, genellikle ebeveynlerini beslenmeye teşvik etmek amacıyla çıkardıkları sesli ve görsel sinyaller dizisidir.
İmpoverished
Uyarıcı karmaşıklığı, bilgi değeri veya niteliksel zenginliği açısından yetersiz, temel unsurlardan yoksun bırakılmış uyarıcı veya çevre.
Pathway
Bilginin, sinyallerin veya maddelerin organizma içinde izlediği belirli anatomik ya da işlevsel güzergah.
Fatigability
Bir organın ya da bireyin, diğerleriyle kıyaslandığında yorgunluğa karşı sahip olduğu hassasiyet ve yatkınlık derecesidir.
Young–helmholtz Theory Of Color Vision
İnsan renkli görme yetisinin retinada bulunan ve kırmızı, yeşil, mavi olmak üzere üç farklı spektral bölgeye duyarlı olan üç ayrı reseptör mekanizmasının aktivasyon oranlarıyla açıklandığı klasik psikofizik teori.
Direction Perception
Hareket eden görsel bir hedefin veya işitsel bir uyarıcının uzaydaki konumunu ve hareket yönünü saptama yeteneği.
Tend-and-befriend Response
Klasik 'savaş ya da kaç' (fight-or-flight) modeline alternatif olarak önerilen; özellikle dişilerde baskın olan, bakım verme ve sosyal ağlar kurma yoluyla stresi düzenleme fizyolojik ve davranışsal sistemi.
Disorientation
Kişinin kendi kimliğini, zamanı, mekânı veya çevresel koşulları doğru bir şekilde algılama ve ayırt etme yeteneğinin bozulması durumu.
Orientation And Mobility Training (O&M Training)
Görme engelli bireylerin uzamsal farkındalık kazanarak çevrelerinde güvenle hareket etmelerini sağlayan bilişsel ve motor beceriler rehberliğidir.
Orienting Response
Canlının çevresindeki yenilikçi, ani veya değişen bir uyarıcıya karşı gösterdiği, dikkatini o yöne odaklamasını sağlayan istemsiz davranışsal ve fizyolojik tepki.
Directions Test
Katılımcının bir dizi görev üzerindeki talimatları kavrama ve uygulama becerisini değerlendiren bir zeka testi türüdür.
Executive Functions
Planlama, karar verme, problem çözme ve amaca yönelik davranışları koordine eden üst düzey bilişsel süreçler kümesidir.
Redirected Behavior
Birincil uyarıcının veya hedefin engellenmesi sonucunda, tamamen farklı ve mevcut bağlamla ilgisiz gibi görünen alternatif bir hedefe yöneltilen eylemler bütünü.
Orientation
Bireyin kendi benliğinin, zamanın, mekanın ve dış çevresel uyarıcıların farkında olma, bunlara uyum sağlama yetisi.
Directional Confusion
Sağ ile solu ayırt etmede ve yukarı-aşağı gibi temel uzamsal ilişkileri algılamada yaşanan nörogelişsel güçlük.
Egg Cell
Dişi organizmanın üreme organlarında üretilen, hapoit kromozom setine sahip ve sperm hücresiyle birleşerek yeni bir birey oluşturma potansiyeli taşıyan ana gamet hücresi.
Ovary
Dişi üreme hücrelerini (oositleri) ve cinsiyet hormonlarını (östrojen, progesteron) üreten çift simetrik gonad organıdır.
Soft Palate
Sert damağın gerisinde yer alan, kemik doku içermeyen; yutma ve konuşma esnasında nazofarenksi kapatarak hava ve besin akışını yönlendiren fibromüsküler yapı.
Soft Sign
Nörolojik hasara işaret edebilen ancak özgül olmayan, hafif ve belirsiz klinik, davranışsal ya da nörolojik bulgudur.
Greek Cross
Tüm kolları eşit uzunlukta olan artı (+) biçimindeki basit figür; nöropsikolojik değerlendirmelerde yapılandırma becerisini ölçmek veya tek taraflı ihmal sendromunu taramak için kullanılır.
Youpon
Kuzey Amerika'ya özgü, yüksek oranda kafein içeren ve geleneksel olarak uyarıcı ve arındırıcı amaçlarla tüketilen bir bitki türü (*Ilex vomitoria*).
Pharynx
Ağız ve burun boşluğunun arkasından yemek borusu ve gırtlağa kadar uzanan, hem sindirim hem de solunum sistemine hizmet eden kaslı ve membranöz tüp yapı.
Deglutition / Swallowing
🔹 1. (deglutition): Besinlerin, sıvıların veya tükürüğün ağız boşluğundan yutak ve yemek borusu aracılığıyla mideye aktarıldığı karmaşık nöromüsküler süreç. 🔹 2. (swallowing): Ağız boşluğundaki katı veya sıvı maddelerin, karmaşık refleks kas kasılmaları ve gevşemeleri dizisi aracılığıyla mideye aktarılma süreci.
Nest Building
Balıklarda, kuşlarda ve insan dışı memelilerde yumurtlamak veya doğum yapmak amacıyla güvenli bir alan bulma ve hazırlama sürecini içeren içgüdüsel ebeveynlik davranışı.
Homing
Canlıların, görsel ipuçlarının tamamen yok olduğu uzak mesafelerden dahi kendi orijinal yuvalarına veya yaşam alanlarına kusursuz bir şekilde geri dönebilme yeteneğidir.
Retrieving Behavior
İnsan dışı memeli ve kuş türlerinde, yuvadan uzaklaşan ya da dışarıda doğan yavruların ebeveyn tarafından ağız, gagayla kavranarak veya taşınarak güvenli alana geri getirilmesini içeren içgüdüsel ebeveynlik bileşeni.
Overload Principle
Kas liflerinin boyutunu veya işlevsel kapasitesini artırmak için, mevcut kapasitelerinin sınırına yakın bir dirençle zorlanmaları gerektiğini savunan temel fizyolojik ilke.
Elevated Maze
Yan duvarları bulunmayan, zeminden yüksekte konumlandırılmış ve deneklerin boşluk korkusu ile keşif dürtüsü arasındaki çatışmayı ölçmek için kullanılan standart bir davranışsal test düzeneğidir.
High-technology Assistive Device
Engelli bireylerin işlevsel kapasitelerini artırmak için bilgisayarlı iletişim sistemleri veya motorlu tekerlekli sandalyeler gibi karmaşık elektronikler kullanan araç.
Ascending Reticular Activating System (ARAS)
Orta beyindeki retiküler formasyondan talamusa ve oradan serebral korteksin tüm bölgelerine sinirsel uyarılar ileterek uyanıklık ve uyku-uyanıklık döngülerini düzenleyen nöral yollar ağıdır.
Elevated Plus Maze
Laboratuvar kemirgenlerinde anksiyete düzeyini ve anksiyolitik ajanların etkinliğini ölçmekta kullanılan, yerden yüksekte konumlandırılmış artı (+) şeklindeki test düzeneği.
Gait Apraxia
Duyusal kayıp, kas güçsüzlüğü veya paralizi olmaksızın, motor planlama kusuruna bağlı olarak yürüme yeteneğinin bozulması veya tamamen yitirilmesi.
Stepping Reflex
Yeni doğan bir bebeğin dik tutulup ayak tabanları düz bir zemine değdirildiğinde otomatik olarak adım atma hareketleri yapmasıyla karakterize edilen ilkel motor refleks.
Executive Area
Düşünme ve muhakeme gibi üst düzey beyin işlevlerini yürüttüğü varsayılan ve yaygın olarak frontal lobla ilişkilendirilen kortikal bölge.
Executive Self
İradi eylemlerin düzenlenmesi ve hayata geçirilmesinin atfedildiği öznel fail konumundaki benlik bileşenidir.
Executive Dysfunction
Soyut düşünme, plan yapma, problem çözme, bilgi sentezleme ve karmaşık davranışları başlatıp sürdürme yetilerinde görülen bilişsel bozulma.
Executive Organ
Bir duyusal uyarıcıya karşı verilen fiziksel veya fizyolojik yanıtta birincil rol oynayan, eylemi gerçekleştiren temel bedensel uzuv.
Gait
Bireyin ilerleme amacıyla gerçekleştirdiği kendine özgü ayak basma, ağırlık aktarma ve bacak hareketleri döngüsü.
Apraxia Of Gait
Temel motor, duysal veya serebellar fonksiyonlarda belirgin bir kayıp olmamasına rağmen, daha önceden öğrenilmiş yürüme motor programlarının ardışık olarak icra edilememesi durumu.
Facial Angle
Frontonazal birleşim, çenenin en çıkıntılı noktası ve horizontal göz-kulak düzlemi referans alınarak yüzün öne doğru çıkıklık derecesini nicelendiren kraniyometrik açı.
Face Perception
Bireysel yüzlerin tanınmasını ve yüz ifadelerinin yorumlanmasını sağlayan, insanlarda erken evrede gelişen son derece gelişmiş nörobilişsel süreçtir.
Facial Electromyography
Yüz kaslarının kasılması sırasında ürettiği çok küçük elektriksel potansiyellerin elektrotlar aracılığıyla ölçülmesini ve kaydedilmesini sağlayan biyometrik tekniktir.
Facial Feedback Hypothesis
Yüz kası hareketlerinden beyne giden duyusal bilginin, korku, öfke ve neşe gibi içsel duygu durumlarını doğrudan belirleyen temel bir etken olduğunu öne süren hipotez.
Facial Action Coding System (FACS)
Bireylerin yüz ifadelerini, belirli yüz kaslarının anatomik hareketlerine (hareket birimlerine) dayalı olarak objektif biçimde sınıflandıran standartlaştırılmış bir gözlem sistemidir.
Facial Expression
Yüz kaslarının hareketiyle gerçekleştirilen, hem duygusal durumların evrensel bir yansıması hem de sözel olmayan iletişimin kritik bir bileşeni.
Facial Muscle
İnsan yüzünde yer alan, hem çiğneme ve yutma gibi temel işlevsel hareketleri hem de zengin duygusal ifadeleri kontrol eden kas grubu.
Blushing
Utanma, çekingenlik, mahcubiyet veya utanç duygularıyla istemsiz olarak yüz bölgesinde ortaya çıkan kızarma reaksiyonu.
Face Recognition
Bireysel yüzlerin görsel olarak ayırt edilmesi ve kimliklerinin tespit edilmesi süreci.
Face–hand Test
Bireyin yüzüne ve elinin sırtına aynı anda dokunularak gerçekleştirilen, taktil sönme (taktilextinction) varlığını değerlendiren bir nöropsikolojik duyu testidir.
Superficial
Anatomide vücudun ya da bir organın dış yüzeyine yakın konumda bulunan yapıları tanımlarken; psikoloji ve bilişsel bilimlerde ise derinlikten, kalıcı anlamdan veya gerçek içerikten yoksun durumu ifade eder.
Surface Dyslexia
Bireylerin harf-ses uyumuna aşırı bağımlı hale gelmesi ve bu nedenle düzensiz hecelenen sözcükleri okumada güçlük yaşamasıyla karakterize edinçsel veya gelişimsel bir okuma bozukluğudur.
Lexical Agraphia
Düzensiz veya fonetik olarak öngörülemeyen sözcükleri heceleme yeteneğinin bozulduğu, ancak düzenli kelimeler ile anlamsız sözcüklerin (nonwords) yazımının korunduğu bir nörolojik yazma bozukluğudur.
Facial Affect Program
İnsanlardaki evrensel temel duygu ifadelerinin mimarisini düzenleyen hipotetik merkezi sinir sistemi yapıları bütünü.
Z-axis
Kartezyen koordinat sisteminde yatay x-eksenine ve dikey y-eksenine dik olan, üç boyutlu uzaydaki derinliği veya yüksekliği temsil eden üçüncü eksen.
Time Agnosia
Zamanın akışını ve süresini algılama yeteneğinin, genellikle temporal lob hasarları veya nörolojik travmalar sonucunda bozulması durumu.
Time-compressed Speech
İşitsel algı yeteneklerini ölçmek amacıyla, konuşma akışındaki küçük ses öğelerinin çıkarılmasıyla sunum hızının artırıldığı işitsel uyarıcı türü.
Temporal
Zamanla, bir sürecin zamansal dinamikleriyle veya anatomik olarak şakak bölgesiyle ilişkili olanı tanımlayan çok yönlü terim.
Temporal Gradient
Retrograd amnezide, yakın geçmişe ait anıların uzak geçmişe ait anılara kıyasla çok daha şiddetli bir şekilde kaybolmasını tanımlayan klinik örüntü.
Temporal Coding
Nöronların ateşlenme (aksiyon potansiyeli) anlarının kesin zamanlamasına dayanan sinirsel bilgi işleme mekanizmasıdır.
Temporal Modulation Transfer Function (TMTF)
Bir sistemin veya duyusal mekanizmanın, zaman içinde bir uyaranın genlik değişimlerini takip edebilme yeteneğini matematiksel olarak betimleyen işlev.
Pronoun Reversal
Çocukların kendilerini ifade ederken birinci tekil şahıs yerine ikinci veya üçüncü şahıs zamirlerini kullanması olgusu.
Noxious Stimulus
Organizmanın bütünlüğüne zarar verme, doku hasarı oluşturma veya şiddetli rahatsızlık uyandırma kapasitesine sahip, kaçınma davranışlarını tetikleyen olumsuz pekiştireç.
Attenuator
Elektronik veya optik enstrümanlarda ses, ışık ya da sinyal şiddetini kalibre edilmiş bir biçimde azaltan devre veya cihaz.
Zeitgeber
Işık, ısı ve sosyal etkileşimler gibi, organizmaların sirkadiyen ritimlerini çevresel döngülere senkronize eden dış çevresel ipuçları.
Genetics Of İntelligence
Bireylerin zeka düzeylerindeki ve bilişsel yeteneklerindeki bireysel farklılıkların genetik yapı ile kalıtımsal temellerini inceleyen multidisipliner araştırma alanı.
EEG Measures Of İntelligence
Beynin elektriksel aktivitesini inceleyen elektroensefalografi kayıtlarından elde edilen ve genel zeka düzeyini yansıttığı öne sürülen kantitatif parametrelerdir.
ERP Measures Of İntelligence
Beynin çeşitli uyarıcılara karşı ürettiği olay ilişkili potansiyellerin (ERP) gözlenmesiyle elde edilen ve geleneksel zeka testleriyle güvenilir korelasyonlar gösteren nörofizyolojik ölçümler.
Evolution Of İntelligence
Zekanın, daha basit canlı türlerinden daha karmaşık organizmalara doğru evreler halinde, çevresel uyumu artırma yönünde geliştiği filogenetik süreçtir.
Xeno- (xen-)
Farklı, yabancı, alışılmadık veya dışsal olanı ifade etmek üzere kullanılan birleşik ön ek.
Antonym Test
Bireye sunulan bir kelimenin tam tersi anlama sahip karşılığını bulmasının istendiği bir bilişsel değerlendirme sınavıdır.
Opponent Cell
Görsel sistemde, reseptif alanının merkezinde ve çevresinde belirli renk veya kontrast uyarıcılarına zıt yönlü elektriksel yanıtlar veren özel bir nöron türüdür.
Antagonistic Colors / Complementary Colors
🔹 1. (antagonistic colors): Renk çemberinde birbirinin tam karşısında yer alan, eşzamanlı kontrast yaratan ve birbirini nötrleyen kırmızı-yeşil veya mavi-sarı gibi renk çiftleri. 🔹 2. (complementary colors): Renk uzayında birbiriyle karıştırıldığında veya bir araya getirildiğinde nötr bir gri ya da siyah-beyaz ton oluşturarak kromatör etkilerini yok eden renk çiftleridir.
Opponent Process Theory Of Color Vision
Renk görmenin, kırmızı-yeşil, mavi-sarı ve siyah-beyaz olmak üzere birbirine zıt üç mekanizmanın veya hücre grubunun etkileşimine dayandığını savunan fizyolojik model.
Zygote
Anneden gelen yumurta ile babadan gelen spermin birleşmesiyle oluşan ve tam bir diploid kromozom seti barındıran ilk evre hücredir.
Mindblindness
Bireylerin diğer insanların zihinsel durumlarını, niyetlerini, inançlarını ve arzularını sezme ve bunlardan anlam çıkarma yeteneğindeki (zihin kuramı) doğuştan veya gelişimsel açık.
Mental Rehearsal
Bireyin gerçekte fiziksel eylemde bulunmaksızın, belirli davranış kalıplarını, motor becerileri veya tepkileri zihinsel imgeler aracılığıyla defalarca deneyimlemesi ve çalıştırması.
Mental Housecleaning Hypothesis
Rüyaların, uyanıklık döneminde öğrenilen bilgilerin yeniden organize edilmesini, özellikle örtüşen verilerin basitleştirilip azaltılmasını desteklediğini öne süren nörobiyolojik varsayım.
Mental Test
Bir veya daha fazla bilişsel yeteneği ve zeka düzeyini ölçmek amacıyla tasarlanmış standartlaştırılmış psikolojik değerlendirme aracı.
Seat Of Mind
Zihnin bedensel olarak konumlandığı veya zihin-beden etkileşiminin gerçekleştiği varsayılan fiziksel odak noktası.
Zonules
Göz merceğinin kapsülünü siliyer cisimciklere bağlayan narin elastik lifler.
Zoo-
Hayvanlar alemine, hayvanların doğasına veya canlı organizmalara atıfta bulunan bilimsel birleştirme eki.
Zoopharmacognosy
İnsan dışındaki hayvanların, patojenleri, toksinleri veya parazitleri uzaklaştırmak ya da hastalıkları tedavi etmek amacıyla doğadan bilinçli olarak bitki, toprak ve böcek seçip tüketmesi veya vücuduna sürmesi davranışı.
Forced Copulation
Bir erkeğin, dişinin rızası olmaksızın onunla gerçekleştirdiği cinsel birleşme eylemi.
Obligate Carrier
Aile geçmişi ve genetik geçiş kuralları gereği, kendisi klinik olarak etkilenmemiş veya test edilmemiş olsa bile belirli bir genetik mutasyonu taşıması istatistiksel ve biyolojik olarak kesin olan birey.
Zugunruhe
Göçmen kuşlarda ve bazı hayvan türlerinde, mevsimsel göç dönemlerinin yaklaşmasıyla ortaya çıkan yoğun ajitasyon, yönelim bozukluğu ve huzursuzluk hali.
Zwaardemaker Olfactometer
Koklama duyusunun eşik değerlerini ve hassasiyetini ölçmek amacıyla geliştirilmiş, iki uçlu cam tüpten oluşan erken dönem bir koku ölçüm cihazıdır.
Zygomaticus
Yüz siniri tarafından innere edilen ve üst dudağın dışa, yukarı ve arkaya hareketini sağlayarak mimik oluşumunda kritik rol oynayan kas grubu.