Anton Sendromu
Anton’s Syndrome
Tanım
Klinik olarak kanıtlanmış görme kaybına rağmen hastanın körlüğünü tamamen reddetmesi ve görebildiğine inatla inanmasıyla karakterize nadir bir nörolojik bozukluk.
Örnek Vaka / Uygulama
72 yaşında iskemik inme geçiren bir hasta, gözleri tamamen görmemesine rağmen hastane odasında rahatça dolaşabildiğini, duvardaki tablonun renklerini seçebildiğini iddia eder. Hemşirenin 'Lütfen elime dokunun' talimatı üzerine boşlukta elini sallar ancak eline dokunduğunu savunarak durumunu rasyonelleştirmeye devam eder.
Derin Analiz
Anton sendromu, temel olarak primer görsel korteksi (oksipital lob) içeren iki taraflı lezyonlar sonucunda ortaya çıkan bir görsel anozognozi formudur. Hasar gören sadece görme duyusu değil, aynı zamanda bireyin kendi duyusal eksikliğini fark etmesini sağlayan üst düzey üstbilişsel (metakognitif) izleme mekanizmalarıdır. Beyin, görsel girdinin eksikliğini telafi etmek için mitomanik bir konfabülasyon süreci üretir; kişi nesneleri gördüğünü iddia eder ve engellere çarptığında bile bunu çevresel faktörlere ya da yetersiz ışığa bağlar. Bu durum, bilinç ve farkındalık süreçlerinin entegrasyonunda parietal ve frontal lob ağlarının rolünü incelemek açısından kritik bir nöropsikolojik model sunar.
Etimoloji
1899 yılında durumu ilk kez tanımlayan Avusturya nörolog ve psikiyatrist Gabriel Anton’un (1858–1933) soyadından türetilmiştir; klinik literatürde görsel anozognozi olarak da adlandırılır.
Karıştırmayın
Kortikal körlük (kişiler kör olduklarını bilir ve bunu kabul eder); hemianopsi (görme alanının sadece bir kısmının kaybı olup hasta eksikliğin farkındadır); konfabülasyon (genel hafıza bozukluklarında görülen uydurma anılar, Anton sendromunda ise spesifik olarak görme yetisinin varlığına dair üretilen inançlardır).
Keşfetmeye Devam Edin
Kortikal Körlük
Cortical Blindness
Normal pupil reflekslerinin korunduğu, optik radyasyonların veya striat korteksin tam harabiyetine bağlı olarak ortaya çıkan bilateral görme kaybı.
Konfabulasyon
Confabulation
Bireyin bilinçli bir aldatma niyeti olmaksızın, bellek boşluklarını yanlış veya uydurma anılarla doldurması ve bunlara mutlak bir gerçeklik atfetmesi durumudur.