Serebral Anemi
Cerebral Anemia
Tanım
Beyin dokularına ulaşan kandaki hemoglobin veya kırmızı kan hücrelerinin anormal derecede düşük seviyede olması durumu.
Örnek Vaka / Uygulama
68 yaşındaki bir hastanın ilerleyici halsizlik, bilişsel yavaşlama, baş dönmesi ve kısa süreli bellek kusurları ile başvurması; yapılan laboratuvar tetkiklerinde derin demir eksikliği anemisi saptanması ve transkraniyal Doppler ultrasonografi incelemesinde serebral perfüzyon hızlarının sistemik hipoksiye sekonder bozulmuş olduğunun gösterilmesi.
Derin Analiz
Serebral anemi, nörovasküler dinamiklerin ve oksijen homeostazının bozulduğu kritik bir patofizyolojik tablodur. Beyin, tüm vücut ağırlığının yaklaşık %2'sini oluşturmasına rağmen istirahat halindeki kardiyak debinin %15-20'sini ve oksijen tüketiminin %20-25'ini gerektiren yüksek metabolik hıza sahip bir organdır. Bu durum, doku düzeyinde yeterli parsiyel oksijen basıncının ($PO_2$) sürdürülebilmesini eritrosit kalitesine ve volümüne doğrudan bağımlı kılar. Hemoglobin konsantrasyonunun veya eritrosit kütlesinin kritik eşiğin altına düşmesi, nöronal hipoksiye yol açar. Kronik veya akut vakalarda, hücresel düzeyde adenozin trifosfat (ATP) üretiminin aksaması sodyum-potasyum pompası ($Na^+/K^+$ ATPase) fonksiyon bozukluğunu tetikler. Bu da sitotoksik ödem, eksitotoksisite ve nihayetinde serebral enfarktüs riski ile sonuçlanabilir.
Etimoloji
Latince 'cerebrum' [beyin] + Yunanca 'anemia' [a-, olumsuzluk eki + haima, kan; yani 'kansızlık'] kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
İskemi (yerel kan akımı azalması veya durması) ile sıklıkla karıştırılır; ancak serebral anemi doğrudan kanın oksijen taşıma kapasitesinin veya volümünün sistemik ya da bölgesel yetersizliğidir, her zaman vasküler bir oklüzyonu içermez.