Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

Oruç

Fasting

Tanım

Yiyecek ve/veya içecek alımından gönüllü olarak kaçınma eylemi olup, metabolik adaptasyonu ve sindirim sisteminin dinlenmesini tetikleyen fizyolojik bir süreçtir.

Örnek Vaka / Uygulama

Bilişsel esneklik araştırmalarına katılan bir grup deneğe uygulanan 16/8 aralıklı oruç protokolünde, katılımcıların açlık pencerelerinde ilk birkaç gün hafif irritabilite ve odaklanma güçlüğü yaşaması, ardından 4. günden sonra prefrontal kortikal aktivasyonda artış ve dikkat sürelerinde stabilizasyon gözlenmesi.

Derin Analiz

Fizyolojik ve davranışsal bağlamda oruç, vücudun enerji homeostazisini yeniden düzenlediği bir metabolik evredir. Son öğünden sonraki 8 ila 12 saatlik eşikte sindirim tamamlanır ve glikojen depoları tükenmeye başlar; bu noktada karaciğer glikoneogeneze yönelir ve keton cisimcikleri dolaşıma salınır. Klinik psikoloji ve nörobiyoloji literatüründe, aralıklı oruç (intermittent fasting) gibi uygulamaların hipotalamik yollar ve BDNF (beyin kaynaklı nörotrofik faktör) salınımı üzerinden nöroplastisiteyi desteklediği, kortizol dalgalanmalarını dengeleyerek stres direncini artırdığı ampirik olarak gösterilmiştir. Yemek yeme dürtüsünün bilinçli ve kuralcı bir şekilde bastırılması, prefrontal korteksin yürütücü işlevlerinin aktif katılımını gerektirir.

Etimoloji

Eski İngilizce 'fæstan' (oruç tutmak, sıkı tutmak, kararlı olmak) fiilinden türetilmiştir; Proto-Cermenik kökenli 'fastuz' (sağlam, sabit) sıfatına dayanır.

Karıştırmayın

Anoreksiya nervoza ile sıklıkla karıştırılır; aradaki temel fark, orucun kontrollü, amaca yönelik (dini, tıbbi veya metabolik) ve psikopatolojik bir beden algısı bozukluğu barındırmamasıdır.