Kitle Eylemi İlkesi
Mass Action
Tanım
Serebral korteksteki lezyonların spesifik yerleşiminden ziyade büyüklüğünün, karmaşık performans kayıplarının derecesini belirlediğini öne süren klasik nöropsikolojik ilke.
Örnek Vaka / Uygulama
Sol parietal korteksinde belirli bir milimetrelik inme (infarkt) geçiren bir hastanın konuşma yetisinde lokal bir kayıp yaşanması lokalizasyon modelini desteklerken; travmatik beyin yaralanması veya tümör rezeksiyonu nedeniyle frontal ve temporal korteksin geniş bir kısmını kaybeden bir bireyin tüm bilişsel hızında, yürütücü işlevlerinde ve problem çözme kapasitesinde ortaya çıkan genel ve yaygın düşüş, kitle eylemi ilkesinin tarihsel bağlamdaki gözlemlenebilir klinik yansımasıdır.
Derin Analiz
Karl S. Lashley tarafından 1929 yılında sıçanlar üzerinde yürütülen labirent öğrenme deneylerine dayanılarak formüle edilen kitle eylemi ilkesi, öğrenme ve bellek gibi yüksek bilişsel süreçlerin beynin izole ve dar alanlarına lokalize olmadığını, aksine geniş kortikal sahaların ortak ve bütüncül bir işlevsellik gösterdiğini savunur. Bu yaklaşım, beyin işlevlerinde lokalizasyon görüşüne bir tepki olarak doğmuş ve kortikal doku kaybının yarattığı işlevsel bozulmanın, kaybedilen dokunun miktarıyla doğrudan orantılı olduğunu iddia etmiştir. Günümüz modern nörobilimi ve konnektomik verileri ışığında bu ilke saf haliyle geçerliliğini yitirmiştir; çünkü beyin işlevleri hem dağıtık ağlar (distributed networks) hem de son derece özelleşmiş nodlar aracılığıyla yürütülmektedir. Ancak Lashley'nin bu erken dönem bulguları, modern sinirbilimde nöral esneklik (nöroplastisite) ve yedeklilik (redundancy) kavramlarının anlaşılmasına tarihsel bir zemin hazırlamıştır.
Etimoloji
Karıştırmayın
Eşdeğerlik (equipotentiality) ilkesi ile sıklıkla karıştırılır; equipotentiality, korteksin tüm kısımlarının öğrenme sürecinde eşit derecede katkı sağlama yeteneğine sahip olduğunu belirtirken, kitle eylemi doğrudan lezyonun hacmine ve bütüncül performans düşüşüne odaklanır.

