Otoradyografi
Autoradiography
Tanım
Doku örneklerindeki radyoaktif işaretli kimyasalların dağılımını, kendi yaydıkları radyasyon aracılığıyla fotografik emülsiyon üzerinde görüntüleyen histolojik tekniktir.
Örnek Vaka / Uygulama
Bir nörobiyoloji laboratuvarında, opiat reseptörlerinin beyin içerisindeki yoğunluğunu incelemek isteyen bir araştırmacı, radyoaktif olarak işaretlenmiş nalokson ligandını beyin kesitlerine uygular. Yıkama adımlarının ardından mikroskop slaytına alınan doku, x-ışını filmine maruz bırakılır. Elde edilen otoradiogramda koyu gri-siyah yoğunluk alanları, spesifik reseptörlerin en yoğun bulunduğu talamik çekirdekleri işaret eder.
Derin Analiz
Otoradyografi, nörobilim ve moleküler biyolojide reseptör haritalaması, nörotransmitter dağılımı ve gen ekspresyonunun incelenmesinde kritik bir rol oynar. Temel mantığı, radyoaktif izotoplarla (örneğin trityum veya karbon-14) işaretlenmiş ligandların hedef doku reseptörlerine bağlanmasının ardından, doku kesitlerinin X-ışını filmi veya nükleer emülsiyonla temas ettirilmesine dayanır. Radyoaktif bozunum sonucu yayılan partiküller gümüş halojenür kristallerini indirgeyerek siyahlaşmaya neden olur; bu sayede mikroskobik düzeyde hassas bir lokasyon tespiti sağlanır. Günümüzde kantitatif dijital görüntüleme sistemleri ile entegre edilerek sinir sistemindeki nörokimyasal mimarinin yüksek çözünürlükle haritalandırılmasında kullanılmaya devam etmektedir.
Etimoloji
Latince 'auto-' [kendi kendine] + Yunanca 'radium' [ışın/radyoaktif] + 'graphē' [yazı/çizim/kayıt] kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
İmmünohistokimya ile karıştırılabilir; ancak immünohistokimya antikor-antijen etkileşimini ve enzim veya florofor işaretleyicileri kullanırken, otoradyografi doğrudan radyoaktif bozunumun yaydığı radyasyonun emülsiyonu tetiklemesi prensibine dayanır.