Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

İmmünosupresyon

İmmunosuppression

Tanım

Doğuştan ya da edinilmiş faktörlerle, tıbbi müdahalelerle veya kronik stresle tetiklenen, innat ve adaptif bağışıklık yanıtlarının etkinliğinin azalması durumu.

Örnek Vaka / Uygulama

Böbrek nakli geçiren bir hastaya, greft reddini (organ reddini) önlemek amacıyla kalsinörin inhibitörleri reçete edilir. Bu farmakolojik müdahale, T hücre aktivasyonunu kısıtlayarak bilinçli ve kontrollü bir immünosupresyon durumu yaratır; ancak hasta aynı zamanda fungal ve viral fırsatçı enfeksiyonlara açık hâle gelir.

Derin Analiz

İmmünosupresyon, bağışıklık sisteminin patojenlere karşı effektivite kaybetmesi halidir. İatrojenik olarak (kemoterapi veya transplantasyon sonrası antirejeksiyon ajanlarıyla) bilinçli olarak indüklenebileceği gibi; HIV gibi enfeksiyonlar, malnütrisyon, kalıtsal immün yetmezlikler veya yaşlanma süreciyle de ortaya çıkabilir. Psikonevroimmünoloji alanındaki bulgular, hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) aksının kronik aktivasyonu ve glukokortikoid salınımının da lenfosit proliferasyonunu baskılayarak benzer bir immünolojik zafiyet yaratabileceğini göstermektedir. Bu tablodaki bireyler fırsatçı enfeksiyonlara ve malignitelere karşı yüksek hassasiyet gösterir.

Etimoloji

Latince 'immunis' (bağışık, serbest) + 'supprimere' (baskılamak, alt etmek) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.

Karıştırmayın

İmmün yetmezlik (genellikle genetik veya edinilmiş patolojiler sonucu bağışıklık elemanlarının kalıcı eksikliği veya yokluğudur; immünosupresyon ise farmakolojik, fizyolojik veya çevresel faktörlerle indüklenen geçici veya yönetilen baskılanma durumunu da kapsar).