Gelişimsel Sistemler Yaklaşımı
Developmental Systems Approach
Tanım
Gelişimin, genetik düzeyden kültürel düzeye kadar tüm biyolojik ve yaşantısal değişkenlerin karşılıklı (iki yönlü) etkileşimi sonucunda şekillendiğini savunan teorik çerçeve.
Örnek Vaka / Uygulama
Yoksul bir mahallede büyüyen bir çocuğun dil gelişimi incelenirken, sadece genetik zeka potansiyeli veya sadece ebeveynin eğitim düzeyi tek başına ele alınmaz. Çocuğun maruz kaldığı kronik stres (çevresel faktör), HPA aksının işleyişini ve kortizol salınımını etkiler; bu biyolojik durum ise dil öğreniminden sorumlu nöral ağların sinaptik budanma süreçlerini doğrudan biçimlendirir ve nihayetinde akademik başarıyı şekillendirir.
Derin Analiz
Gelişimsel sistemler yaklaşımı, gelişim psikolojisinde indirgemeci doğa-çevre (nature-nurture) ikiliğini kökten reddeden bütüncül bir meta-teoridir. Biyolojik yapıların çevresel girdileri şekillendirdiği, eş zamanlı olarak çevresel ve kültürel deneyimlerin de gen ekspresyonunu (epigenetik mekanizmalar aracılığıyla) doğrudan modifiye ettiği dinamik bir süreç öngörür. Bu yaklaşımda organizma ve bağlam, ayrı iki varlık değil, birbirini sürekli olarak oluşturan entegre bir sistemin ayrılmaz bileşenleridir. Epigenetik, ekolojik sistemler teorisi ve nörobiyolojik plastisite bulguları bu yaklaşımın ampirik temelini oluşturur.
Etimoloji
İngilizce 'development' (Fransızca *développer* [açmak, sarmını çözmek] kökünden) + 'system' (Yunanca *sustēma* [birleştirilmiş bütün, parça bütünü] sözcüğünden) terimlerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Genetik determinizm ile karıştırılır; ancak gelişimsel sistemler yaklaşımı genleri kader olarak değil, çevresel sinyallere duyarlı potansiyeller olarak ele alır. Klasik ekolojik sistemler teorisinden farkı ise biyolojik ve genetik alt sistemleri de denklemin merkezine eşit ağırlıkla dahil etmesidir.