Halüsinojen İntoksikasyonu
Hallucinogen İntoxication
Tanım
Belirli bir halüsinojen maddenin yakın zamanda alınmasına bağlı olarak gelişen; algısal yoğunlaşma, öfori, halüsinasyonlar ve otonom sinir sistemi bulgularıyla karakterize geri dönüşümlü klinik sendrom.
Örnek Vaka / Uygulama
Acil servis psikiyatri konsültasyonuna getirilen 24 yaşında bir birey, etraftaki renklerin aşırı derecede canlılaştığını, sesleri görsel olarak algıladığını (sinestezi), kalp atışlarının hızlandığını ve 'akli dengesini yitirme' korkusuyla yoğun bir panik yaşadığını bildirir. Yapılan toksikolojik tarama ve anamnezde, birkaç saat önce yüksek dozda sentetik halüsinojen alındığı doğrulanır; bulgular destekleyici bakım ve uyaranı az bir ortamda kademeli olarak geriler.
Derin Analiz
DSM-5 ve DSM-5-TR sınıflandırmasında feniklidin intoksikasyonu ve diğer halüsinojen intoksikasyonları olarak iki ana kategoriye ayrılan bu klinik tablo, serotonerjik sistemler (özellikle 5-HT2A reseptörleri) başta olmak üzere nörotransmitter dengesizlikleriyle tetiklenir. Madde alımını takiben miyodrizis (göz bebeği büyümesi), taşikardi, terleme ve koordinasyon bozukluğu gibi somatik belirtilerin yanı sıra; sinestezi, referans sanrıları, yoğun anksiyete, paranoid düşünceler ve yargılama bozukluğu gibi bilişsel-duyuşsal sapmalar görülür. Süreç, maddenin farmakokinetik yarı ömrüne bağlı olarak geçici bir seyir izler.
Etimoloji
Latince 'hallucinari' (zihnen dolaşmak, saçmalamak) fiilinden türetilen 'hallucinogen' ile Latince 'toxicum' (zehir) kökünden gelen 'intoxication' (zehirlenme/etkilenme) kelimelerinin birleşiminden oluşur.
Karıştırmayın
Madde yoksunluğu (madde eksikliğinde görülür, intoksikasyon ise alım sonrasıdır) ve primer psikotik bozukluklar (dışsal madde tetiklemesi olmaksızın, kronik bir seyir izler).

