O Data
Bireyi yakından tanıyan üçüncü tarafların gözlem, yargı ve değerlendirmelerinden elde edilen psikolojik bilgi.
O-X-O
Tek gruplu öntest-sontest araştırma desenini ifade eden; müdahale öncesi ve sonrası ölçüm yapmayı sağlayan standart metodolojik kısaltmadır.
O’connor V. Donaldson
1975 yılında ABD Yüksek Mahkemesi'nin, kendilerine veya başkalarına tehlike oluşturmayan ve kurum dışında güvenle yaşayabilecek akıl hastalarının yalnızca tanı konduğu gerekçesiyle rızaları dışında hastaneye kapatılamayacağına hükmettiği dönüm noktası niteliğindeki hukuki emsal.
O&M
Görme engelli veya az gören bireylerin çevrelerinde güvenle, bağımsız ve verimli bir şekilde hareket etme becerilerini geliştirmeyi amaçlayan uzmanlık alanı ve rehabilitasyon sürecidir.
OA
Tıkınırcasına yeme bozukluğu, aşırı yeme ve gıda bağımlılığı gibi kompulsif yeme davranışlarıyla mücadele eden bireyler için kurulan uluslararası karşılıklı yardımlaşma ve iyileşme topluluğunun resmi kısaltması.
Obamacare
Resmi adıyla Hasta Koruma ve Uygun Fiyatlı Sağlık Yasası (Patient Protection and Affordable Care Act), ABD'de sağlık sigortası kapsamını genişletmeyi ve sağlık hizmetleri maliyetini düşürmeyi amaçlayan federal reform paketidir.
Obesity
Vücutta sağlık üzerinde olumsuz etki yaratacak düzeyde aşırı yağ dokusu birikimiyle karakterize, genetik, çevresel ve davranışsal faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkan multifaktöriyel tıbbi durum.
Objective İndicator
Öznel önyargılardan arınmış, bireysel kanaat veya derecelendirmelere dayanmayan, bağımsız ve güvenilir ölçüm birimi ya da belirteç.
Objective Set
Gestalt psikolojisinde, bir görsel uyarıcı dizisindeki nesnelerin başlangıçtaki nesnel özelliklerine (örneğin konumsal yakınlık) dayalı gruplama modelinin, uyarıcı değişse ve belirsizleşse bile algısal olarak sürdürülme eğilimi.
Objective Psychology
Zihinsel süreçlerin ve içsel deneyimlerin soyut yorumları yerine, davranışsal süreçlerin ve gözlemlenebilir fenomenlerin ölçümüne odaklanan psikolojik yaklaşım.
Objective Test
Puanlanmasında uygulayıcının öznel yargılarına, kanaatlerine veya yorumlarına yer bırakmayan, önceden belirlenmiş kesin doğru yanıtları veya sınırlı seçenek setlerini içeren standart değerlendirme aracı.
Objectivity İllusion
Bireylerin kendilerini başkalarına kıyasla daha tarafsız, öngörülü ve önyargısız olarak algılama eğilimidir.
Objectivism
Dış dünya hakkındaki yargıların ve etik önermelerin kişisel duygulardan, inançlardan bağımsız olarak doğru veya yanlış kabul edilebileceğini savunan felsefi ve psikolojik konum.
Obnubilation
Bilinç bulanıklığı, zihinsel uyanıklığın azalması ve algısal netliğin kısmen kaybolmasıyla karakterize hafif ila orta dereceli stupor durumu.
Obsessive Behavior
Zihinsel huzursuzluğu veya kaygıyı hafifletme amacı taşıyan, kişinin iradesine rağmen tekrarlayan, ısrarcı ve katı eylemsel örüntülerdir.
Obsessive-compulsive Personality Disorder
Erken yetişkinlikte başlayan; aşırı mükemmeliyetçilik, zihinsel ve kişilerarası kontrol, düzen tutkusu ve esneklik yoksunluğu ile karakterize kişilik bozukluğu.
Obsessive-compulsive Disorder (OCD)
Bireyin işlevselliğini ciddi ölçüde kısıtlayan, tekrarlayıcı ve istemsiz düşünceler (obsesyonlar) ile bu düşüncelerin yarattığı kaygıyı hafifletmek amacıyla yapılan ritüellerden (kompülsiyonlardan) oluşan kronik bir ruhsal bozukluktur.
Obscurantism
Bilimsel araştırmalara, akılcı argümanlara ve bilginin ilerlemesine karşı gösterilen bilinçli direniş; ifade ve düşüncede kasıtlı bir anlaşılmazlık politikası.
Obstetrics
Gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemde anne ve bebek sağlığını yöneten, komplikasyonları önleyen ve doğum eylemini gerçekleştiren tıp dalıdır.
Obstruent
Konuşma sırasında ses yolundaki havanın tamamen veya kısmen engellenmesiyle üretilen ünsüz sesleri tanımlayan fonetik ve psikolinguistik terim.
Obturator
Herhangi bir anatomik açıklığı veya boşluğu kapatmak amacıyla kullanılan tıkayıcı aygıt veya protez.
Occam’s Razor
İki eşit derecede geçerli hipotez arasında seçim yapılması gerektiğinde, daha az varsayım veya karmaşık önerme içeren açıklamanın tercih edilmesi gerektiğini savunan ilke.
Ocul-
Göz yapısını, işlevini veya optik sistemi ifade eden birleştirici önek.
Od
Tüm evrene nüfuz ettiği öne sürülen, canlılar ile mıknatıslar arasında aktarıldığı iddia edilen hipoteze dayalı, sözdebilimsel bir yaşam enerjisi biçimi.
Focus Group
Belirli demografik veya deneyimsel ortak özelliklere sahip, genellikle 8 ila 12 kişiden oluşan katılımcıların bir moderatör eşliğinde belirli bir konuyu tartıştığı nitel araştırma yöntemidir.
Focal Length
Bir merceğin yüzeyi ile içerisinden geçen ışığı odakladığı nokta arasındaki mesafe.
Focusing Power
Yakınsak bir merceğin paralel ışık ışınlarını kırma derecesi olup dioptri cinsinden ölçülür.
Focus / Focusing
🔹 1. (focus): Dikkat kaynaklarının seçici bir uyaran üzerinde yoğunlaştırılması ve diğer duyusal girdilerin bilinçli veya bilinçdışı olarak filtrelenmesi süreci. 🔹 2. (focusing): Deneyimsel psikoterapide, danışanın bir sorunun veya semptomun bedenleşmiş hissine yargılayıcı olmadan, sessizce ve sezgisel bir biçimde yönelmesini sağlayan süreç.
Focusing Effect
Hedef uyaranın özel bir dikkatsel odağın nesnesi olduğu durumlarda performansın daha iyi olması durumu.
Focusing Mechanism
Gözün retinada net bir görüntü elde etmek için siliyer kaslar, lens elastisitesi ve göz içi sıvı basıncını kullanarak gerçekleştirdiği uyum sistemidir.