Anlam Arayışı İstenci
Will To Meaning
Tanım
Bireyin yaşamında uygun bir anlam ve amaç bulma yönündeki en temel ve doğuştan gelen motivasyonel güdüsü.
Örnek Vaka / Uygulama
Klinik ortamda, uzun süredir kronik bir hastalıkla mücadele eden ve hayatının kontrolünü kaybettiğini hisseden bir danışanın, yaşadığı acıyı başkalarına yardım etmek için bir rehber olarak kullanmaya başlaması ve bu sayede günlük rutinine yeniden bir amaç yüklemesi anlam arayışı istencinin somut bir tezahürüdür.
Derin Analiz
Varoluşçu psikoloji ve logoterapi perspektifinden bakıldığında, anlam arayışı istenci insan davranışlarının ikincil bir rasyonalizasyonu değil, primer motivasyonel kaynağıdır. Psikanalitik kuramın haz arayışı (will to pleasure) veya bireysel psikolojinin güç arayışı (will to power) kavramlarının ötesine geçerek, insanın acı, çile ve varoluşsal boşluk karşısında dahi anlam üretme kapasitesine odaklanır. Nörobiyolojik ve bilişsel düzeyde, bu istemin doyurulması veya engellenmesi, bireyin anlam yoksunluğu (existential vacuum) yaşayıp yaşamadığını belirler. Klinik pratikte, bu motivasyonun bastırılması veya karşılanamaması noojenik nevrozlara (ruhsal kökenli olmayan, varoluşsal çatışmalardan kaynaklanan nevrozlar) zemin hazırlar.
Etimoloji
İngilizce 'will' (irade, istek, istinç) ve 'meaning' (anlam, mana) kelimelerinin birleşiminden oluşur. Köken olarak Viktor Frankl'ın logoterapi kuramında merkezi bir kavramdır ve Almanca 'Wille zum Sinn' ifadesinin karşılığıdır.
Karıştırmayın
Freud'cu 'haz ilkesi' (pleasure principle) ve Adler'ci 'üstünlük çabası' (striving for superiority) ile sıkça karıştırılır. Bu kavramlar biyolojik ve sosyal dengeyi hedeflerken, anlam arayışı istenci nesnel veya öznel aşkın bir amaç bulma yönündeki tözsel varoluşsal yönelimi ifade eder.
Keşfetmeye Devam Edin
Logoterapi
Logoterapi
Logotherapy
İnsanın varoluşsal krizlerini ve anlam arayışını merkeze alan, Viktor Frankl tarafından geliştirilmiş bir psikoterapi yaklaşımı.
İncele
Varoluşsal Boşluk
Varoluşsal Boşluk
Existential Vacuum
Bireyin yaşamında anlam bulamaması veya anlam yaratamaması sonucu ortaya çıkan; boşluk, yabancılaşma, beyhudelik ve amaçsızlık hissi.
İncele