Duygusal Bağımlılık
Emotional Dependence
Tanım
Bireyin içsel regülasyon kapasitesinin yetersizliği nedeniyle duygusal destek, konfor ve şefkat için başkalarına aşırı düzeyde bel bağlaması durumu.
Örnek Vaka / Uygulama
32 yaşında danışan E., hayatındaki en ufak kararları dahi (iş seçimi, kıyafet tercihi, sosyal planlar) eşinin onayını almadan vermemekte, eşinin iş seyahatlerinde ise yoğun somatik belirtiler (mide bulantısı, panik benzeri çarpıntı) ve boşluk hissi yaşayarak sürekli telefonla güvence arama davranışı sergilemektedir.
Derin Analiz
Duygusal bağımlılık, erken dönem bağlanma örüntülerinin (özellikle kaygılı veya kararsız bağlanma) yetişkinlikteki tezahürü olarak ortaya çıkar. Birey, kendi duygusal durumunu düzenleme (self-regulation) kapasitesini geliştiremediğinde, dışsal bir düzenleyiciye (partner, ebeveyn veya otorite figürü) ihtiyaç duyar. Prefrontal korteksin üst düzey yönetici işlevleri altında, amigdala ve limbik sistemin yarattığı ayrılma kaygısı (separation anxiety) ile başa çıkmada yetersiz kalındığında, ilişkilerde sürekli bir onay ve güvence arayışı gözlemlenir. Klinik pratikte, bu durum sıklıkla kronik yalnızlık korkusu, terk edilme şemaları ve düşük öz-saygı ile karakterize edilen kişilik yapılanmalarında (örneğin bağımlı kişilik özellikleri) izlenmektedir.
Etimoloji
Fransızca 'émotion' [heyecan, duyuş] (Latince 'emovere' [dışarı çıkarmak, hareket ettirmek]) ve Latince 'dependere' [aşağı sarkmak, dayanmak, -e bağımlı olmak] kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Karşılıklı bağlanma ve sağlıklı yakınlık ile karıştırılır; ayırt edici nokta, duygusal bağımlılıkta bireyin kendi başına işlevsellik gösterememesi, terk edilme tehdidine karşı aşırı teslimiyet ve işlevsel olmayan yatışma stratejileri geliştirmesidir.

