Duygusallık
Emotionality
Tanım
Bir bireyin, deneyimlenen duygulanımın kalitesinden (pozitif veya negatif olmasından) bağımsız olarak, duyguları yaşama ve dışa vurma derecesi ile reaktivite yoğunluğudur.
Örnek Vaka / Uygulama
Klinik mizaç değerlendirmesi sırasında, iki farklı danışanın aynı düzeyde iş stresiyle karşılaştıklarında verdikleri tepkiler gözlemlenmektedir. Danışan A, projede küçük bir gecikme yaşandığında ağlama, ellerde titreme ve ses tonunda yükselme (yüksek duygusallık) sergilerken; Danışan B, aynı kriz karşısında sakin kalıp analitik çözümler üretebilmektedir (düşük duygusallık). İki bireyin de hissettiği stres 'olumsuz' bir duygu olmasına rağmen, reaksiyonun şiddeti ve dışavurum derecesi aralarındaki temel duygusallık farkını ortaya koyar.
Derin Analiz
Duygusallık, kişilik psikolojisi ve temperament (mizaç) literatüründe, bireyler arası farklılıkları inceleyen temel boyutlardan biridir. Biyolojik psikoloji perspektifinden bakıldığında, limbic sistemin (özellikle amigdalanın) çevresel uyaranlara karşı verdiği otonom sinir sistemi tepkilerinin eşik değeriyle doğrudan ilişkilidir. Burada kritik nokta, duygulanımın valansının (değerli/değersiz, olumlu/olumsuz) değil, sistemin verdiği reaksiyonun amplitüdünün (genliğinin) ölçülmesidir. Yüksek duygusallık gösteren bireyler, en ufak bir uyarıcı karşısında dahi yüksek fizyolojik uyarılma (arousal) ve gözlemlenebilir davranışsal çıktı sergilerken, düşük duygusallık gösterenler homeostatik dengeyi daha kolay korur.
Etimoloji
Latince 'emovere' (dışarı çıkarmak, sarsmak, harekete geçirmek) fiilinden türetilen 'emotio' köküne, kapasite ve durum bildiren '-al' ve '-ity' eklerinin getirilmesiyle oluşmuştur.
Karıştırmayın
Duygu Durumu (Mood) ile sıkça karıştırılır. Duygu durumu, daha uzun süreli, arka planda kalan ve spesifik bir tetikleyicisi olmayan bir hal iken; duygusallık, uyaranlara verilen reaksiyonların genel yoğunluk eğilimidir. Ayrıca 'duygusal zeka' (EQ) kavramından farklı olarak bilişsel bir beceriyi değil, reaktif bir mizaç eğilimini ifade eder.

